<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Trafik Güvenliği Derneği &amp; : Kişisel Gelişim</title>
<link>https://trafikdernegi.com/rss/category/kisisel-gelisim</link>
<description>Trafik Güvenliği Derneği &amp; : Kişisel Gelişim</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>TRAFİK GÜVENLİĞİ DERNEĞİ GENEL MERKEZİ   DERNEK KÜTÜK NO : 06&amp;160&amp;108</dc:rights>

<item>
<title>Daha mutlu bir yaşama: HAYIR!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/daha-mutlu-bir-yasama-hayir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/daha-mutlu-bir-yasama-hayir</guid>
<description><![CDATA[ “Zenginler ne zaman isterlerse fakirler ne zaman yiyebilirlerse yerler. İnsanlar yemek için yaşıyorlar, ben ise yaşamak için yiyorum” Diyojen Şimdi elinizdeki telefonu, laptopu, tableti ya da karşınızdaki bilgisayarı, televizyonu artık her nereden izliyorsanız, bırakın desem size. Sonra çıkın, sadece üzerinize bir palto alın. Ben de alayım, ayağımıza da bir çift ayakkabı. Sonra çıkalım bu dört […]
Daha mutlu bir yaşama: HAYIR! yazısı ilk önce Holosen üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/Bastein-Lepage_Diogenes.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:54:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Daha, mutlu, bir, yaşama:, HAYIR</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<blockquote class="td_quote_box td_box_center">
<p>“Zenginler ne zaman isterlerse fakirler ne zaman yiyebilirlerse yerler. İnsanlar yemek için yaşıyorlar, ben ise yaşamak için yiyorum” <strong>Diyojen</strong></p>
</blockquote>
<p>Şimdi elinizdeki telefonu, laptopu, tableti ya da karşınızdaki bilgisayarı, televizyonu artık her nereden izliyorsanız, bırakın desem size. Sonra çıkın, sadece üzerinize bir palto alın. Ben de alayım, ayağımıza da bir çift ayakkabı. Sonra çıkalım bu dört duvar arasından. Sahip olduğumuz her şeyi arkamızda bırakalım. Yapabilir miyiz? Yapamayız değil mi?</p>
<p>Biz yapamayız ama geçmişte bunu yapabilen bir filozof vardı. Belki adını duymuşsunuzdur. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Diyojen" target="_blank" rel="noopener">Diyojen</a>. Kendi deyimiyle bir köpek gibi yaşamaya gönüllü olduğu için “Köpek” Diyojen.</p>
<p></p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-256" class="wp-caption alignright"><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1800x1322_px_Classic_Art_cynicism_diogenes_dog_greek_philosophers_jean_leon_gerome-520110.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-256" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1800x1322_px_Classic_Art_cynicism_diogenes_dog_greek_philosophers_jean_leon_gerome-520110-300x220.jpg" alt="" width="300" height="220" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1800x1322_px_Classic_Art_cynicism_diogenes_dog_greek_philosophers_jean_leon_gerome-520110-300x220.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1800x1322_px_Classic_Art_cynicism_diogenes_dog_greek_philosophers_jean_leon_gerome-520110-1024x752.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1800x1322_px_Classic_Art_cynicism_diogenes_dog_greek_philosophers_jean_leon_gerome-520110-768x564.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1800x1322_px_Classic_Art_cynicism_diogenes_dog_greek_philosophers_jean_leon_gerome-520110-1536x1128.jpg 1536w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1800x1322_px_Classic_Art_cynicism_diogenes_dog_greek_philosophers_jean_leon_gerome-520110-696x511.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1800x1322_px_Classic_Art_cynicism_diogenes_dog_greek_philosophers_jean_leon_gerome-520110-1068x784.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1800x1322_px_Classic_Art_cynicism_diogenes_dog_greek_philosophers_jean_leon_gerome-520110-572x420.jpg 572w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1800x1322_px_Classic_Art_cynicism_diogenes_dog_greek_philosophers_jean_leon_gerome-520110-80x60.jpg 80w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1800x1322_px_Classic_Art_cynicism_diogenes_dog_greek_philosophers_jean_leon_gerome-520110.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px"></a>
<figcaption class="wp-caption-text">Fıçı içinde yaşayan Diyojen. Ressam Jean-Léon Gérôme, 1860</figcaption>
</figure>
<p>Bir gün Diyojen aç karnını doyurmak için bulduğu az sebzeyi yıkıyormuş. Platon yanına gelmiş ve dönemin hükümdarına atıfta bulunarak “Tiran Dionysios’a boyun eğseydin böyle sebze yıkamak zorunda kalmazdın” demiş. Diyojen cevap vermiş: “Sen sebze yıkasaydın Dionysios’a boyun eğmek zorunda kalmazdın.”</p>
<h2><strong>Özgürlük ne demek</strong></h2>
<p>Size özgürlüğün tanımını sorsam nasıl bir cevap verirdiniz? Çoğumuzun aklına özgürlük deyince hemen tüm sınırların ortadan kalktığı her şeyi yapabildiğimiz, her şeye gücümüzün yettiği bir dünya gelir.</p>
<p>Ama biliyor musunuz özgür olmak sınırların ortadan kalkmasıyla değil aksine net ve güçlü sınırlara sahip olmakla ilgili. Ne demek istediğimi biraz daha açayım.</p>
<p>Demek istediğim, her insan hayır diyebildiği ölçüde özgürlük alanına sahip çıkar. Hayır diyemediği her konuda sınırlarının ihlal edilmesine izin verir. Benlik kaybı ve psikolojik sorunlar baş gösterir. Bu yüzden sınırlarımızı oluşturup onları kararlı bir şekilde korumaya almazsak, vay halimize…</p>
<p>İşte Diyojen, her şeyi arkasında bırakarak, malı mülkü reddederek, insanlardan kendini soyutlayarak kimsesiz, evsiz bir meczup gibi yaşadığı için onu, tüm sınırları ortadan kaldırarak özgürleşmiş bir filozof gibi düşünebilirsiniz.</p>
<p>Halbuki Diyojen’in sahip olduğu özgürlüğün temelinde net ve güçlü sınırlara sahip olması yatıyordu. Hayır diyebilmeyi çok iyi biliyordu. Riyakarlığa, çıkarcılığa, dedikoduya hayır. Mal düşkünlüğüne, makam ve mevki sahibi olmaya, hayır. İstemediğim şeyi yapmaya, kimse kırılmasın diye kendimi yıpratmaya, hakkımda yanlış şeyler düşünmesinler, arkamdan konuşmasınlar diye kasılmaya hayır. Aman kötü biri olduğumu zannetmesinler, sevecen iyi huylu olmadığımı sanmasınlar düşüncesine hayır.</p>
<h2><strong>Konfüçyüs’ten güzel bir özdeyiş</strong></h2>
<p>Şimdi burada size sınırları korumak, hayır diyebilmek gibi konularla ilgili oturmuş ahkam kesiyorum ama ben net ve güçlü sınırlara sahip miyim? Hayır değilim. Ama bu konuda kendimi geliştirmeye karar verdim. Bu yüzden öğrendiklerimi sizlere de anlatmak istiyorum. Bu kişisel gelişim videosu bir başlangıç olsun ve devamını da yapalım. Ben öğrendiklerimi size anlatayım. Siz de öğrendiklerinizi bana. Yorumlar kısmında. Böyle yapalım. Neden biliyor musunuz? Çünkü <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Konf%C3%BC%C3%A7y%C3%BCs" target="_blank" rel="noopener">Konfüçyüs’ten</a> güzel bir şey öğrendim.</p>
<p>Diyelim ki bende bir yumurta var ve sizde de bir yumurta var. Eğer ben size bir yumurta verirsem ve siz de bana bir yumurta verirseniz. Sizde de bir yumurta olur bende de. Ama bende bir bilgi var ve sizde de bir bilgi varsa… Siz bana bir bilgi verdiğinizde artık bende iki bilgi olur ve ben size bir bilgi verdiğimde sizde de iki bilgi.</p>
<h2><strong>Diyojen kimdir?</strong></h2>
<p>Hepimiz hayatımızda bir şeylere hayır diyemediğimiz için ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Söylediğimiz evetler bazen en değerli şeyimiz olan zamanımızı çalıyor bizden, bazen de sağlığımızı. İşte bu yüzden size Diyojen’in hayatından bahsetmek istiyorum biraz. Elbette onun gibi yaşamak zorunda değiliz ama ondan çok şey öğrenebiliriz.</p>
<p>Diyojen öyle bir adamdı ki onu sokakta görseniz evinize almakta tereddüt ederdiniz. Atinalılar için de durum aynıydı. Çoğu tiksinerek bakardı. Küçük bir fıçıda yaşardı. Bir şey bulursa yer, bulursa içer, bulamazsa da canını sıkmazdı. Dilenmek kinik felsefede gayet normal karşılanırdı. Bu yüzden kimseye, ona bir şey verdiği için ya da yemeğe davet ettiği için teşekkür etmezdi. Çünkü bunu hak ettiğini düşünürdü. Dünyada var olması yeterliydi. Halkın bir kısmı onu, aklını kaçırmış bir deli olarak görse de onun bilgeliğinin farkında olanlar da vardı.</p>
<p>Bütün lükslerden arınmış, fakirliği dibine kadar tatmış, eski püskü bir abadan başka hiçbir şeyi olmayan, para bulsa tenezzül edip yerden almayan, insanların riyakarlıklarına zerre tahammülü olmayan, inatçı, kararlı, dobra bir adamdı. Karşısında kral olsa sıradan bir insana söyleyeceğini aynı şekilde çekinmeden söyleyen bir adam. Olmadığı biri gibi davranmayan bir adam.</p>
<p>Bakın size bir hikâye anlatayım. Bir gün Diyojen zengin bir adamın güzel döşenmiş evine girdiğinde adam ona kesinlikle yere tükürmemesini tembihlemiş. Bir süre sonra tükürme ihtiyacı duyan Diyojen adamın suratına tükürmüş. Adam sebebini sorunca da “Senin suratından daha kirli bir yer bulamadım” demiş. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f60a.png" alt="????" class="wp-smiley"></p>
<p>Böyle bir adam hayır demekten çekinir mi? <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f60a.png" alt="????" class="wp-smiley"> Ölmekten bile korkmuyordu o. Ya biz? “Aman kimse kırılmasın. Aman beni yanlış anlamasınlar. Hayır dersem aynı ortamda bir daha nasıl çalışırım onunla. Ooo müdür Bey gelmiş.” diye diye kendimizi yıprattık üç günlük dünyada.</p>
<h2><strong>Tutku, istek ve korkularımız bizi köleleri yapar</strong></h2>
<p>Diyojen’e göre tutku, istek ve korkularımız bizim efendimiz. Biz de onların kölesi. Daha uygun fiyatlısı varken gider en lüks arabayı almak için yıllarca patronumuza çalışırız. Evsiz kalmaktan, işsiz kalmaktan, yalnız kalmaktan, toplumda kabul görmemekten, terk edilmekten, malımızı kaybetmekten hep korkarız. Peki bunun sonucunda ne olur biliyor musunuz? Hayır diyemeyiz kimseye. Sonra da yüzümüzde sahte bir gülümsemeyle ortalarda dolaşırız.</p>
<p>Hayır demeyi öğrenmemiz lazım. En basit şeylerde bile.</p>
<h2><strong>Varlık ve benlik sınırlarınızı koruyun</strong></h2>
<p>Basit şeylere dahi hayır diyemeyen, gerçek benliğini ortaya koyamayan bir insan olduğumuzda bulunduğumuz ortamda flulaşır ve zamanla görünmez oluruz. Peki ya sonra ne olur?</p>
<p>Fikirlerimiz önemini yitirir, ben kimim sorularını sormaya başlarız kendimize. Düşüncelerimizi kabul ettirmek için vereceğimiz mücadele artar, kimseyi ikna edemez oluruz. Herkes tarafından vur ensesine al ekmeğini denen bir insan olur çıkarız.</p>
<p>Tamam kabul. Çoğumuz ailemizin, sosyal arkadaşlarımızın, iş arkadaşlarımızın hatta tanımadığımız insanların gözünde dahi kibar, uyumlu, iyi niyetli biri olarak görünmek isteriz. Zaten bunda bir yanlışlık yok, kötü bir şey de değil.</p>
<p>Fakat herkesin ilgisini, beğenisini, hakkındaki olumlu görüşleri yitirmemek için kendimiz gibi davranmayı bıraktığımızda, yersiz fedakarlıklarda bulunduğumuzda, gelen her talebi karşılamaya çalıştığımızda ne oluyor biliyor musunuz? İş giderek herkesi memnun etme çabasına dönüşüyor ve sonunda ne başkalarını ne de kendimizi memnun edebiliyoruz.</p>
<p>Her şeye evet dediğimizde dünyanın en sevecen insanı olmuyoruz. En yorgun ve stresli insanı oluyoruz.</p>
<h2><strong>Etkili hayır diyebilmek</strong></h2>
<p>Elbette burada anlattıklarımın hepsinden şöyle bir sonuç çıkmasın. Her şeye hayır diyen, insanları azarlayan, aşağılayan bir insan olup da çıkmayalım. Doğru şekilde hayır demeyi öğrenelim. Hem karşımızdaki insanı kırmadan hem de tereddüde imkân vermeyecek ve arkasından gelebilecek ısrarları da karşılayacak bir hayıra ihtiyacımız var.</p>
<p>Mesela arkadaşımız telefonla aradı ve: “Akşam sana geliyoruz sakın bir yere gitme bizimkileri de alıp geleceğim” mi dedi. Biz de kimse gelsin istemiyoruz diyelim ki. Çok yorulmuşuz o gün işte. Peki nasıl cevap vermeliyiz.</p>
<p>-Ya çok üzgünüm ama başka zaman yapsak daha iyi olacak sanırım biraz yorgunum. YANLIŞ!</p>
<p>-Sen bu cüreti kendinde nasıl buluyorsun? Bana sormadan emrivaki yapman çok yanlış. Hiçbirinizi istemiyorum bugün dinleneceğim. YANLIŞ!</p>
<p>-Bugün işte çok yoruldum. Dinlenmem gerek. Sizi başka bir gün ağırlayabilirim ama bu akşam değil. Hoşça kal.</p>
<p>İŞTE BU BİNGO. AÇIK, NET, KENDİNDEN EMİN, NE KENDİNİ NE DE KARŞI TARAFI SUÇLAMADAN. VİCDAN AZABI ÇEKMEDEN.</p>
<h2><strong>Özgüven sahibi olun</strong></h2>
<p>Unutmayın özgüveniniz tam olsun. Bugünden itibaren denemeye başlayın. Ben bir süredir deniyorum. İşe yarıyor. Başlarda zorlanacaksınız. Bazı insanların sert tepkilerine ya da mağdur rolü oynamalarına maruz kalacaksınız ama zamanla alışacaklar.</p>
<p>Hayır demeyi öğrenelim. Yoksa varlık ve benlik sınırlarımız kolayca aşılır. Sınırlarımız olmadığındaysa sağlıklı bir psikolojiye ve beden sağlığına ulaşmamız mümkün değil. Yaşam kalitemiz hep baş aşağı gider. Hep yıpranan biz oluruz. Yorgun ve stresli insanların hayatındaysa kimse fazla kalmaz.</p>
<h2><strong>Sonuç</strong></h2>
<p>Son sözü de Diyojen söylesin yine. Krallara bile eyvallah etmemiş “Hayırların Kralı” Diyojen.</p>
<p>“Hiçbir şeyi olmayan bir kişi bir şey kaybedemez.” Galiba bu söz ile Diyojen bize şunu anlatıyor. Hayatınızda sahip olduğunuz ne varsa onları yarın kaybedecekmişsiniz gibi yaşayın. Hatta onlara hiç sahip olmamışsınızcasına. Hayır demeniz gereken yerde hayır deyin. Yoksa başkalarına yaranamadığınız gibi kendinize de sürekli kızarsınız. Zengin olan insan kendine yeten insandır.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-258" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1_IRmYAooWBIZJc1NxOsPlFQ.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-258" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1_IRmYAooWBIZJc1NxOsPlFQ-1024x704.jpeg" alt="" width="696" height="479" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1_IRmYAooWBIZJc1NxOsPlFQ-1024x704.jpeg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1_IRmYAooWBIZJc1NxOsPlFQ-300x206.jpeg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1_IRmYAooWBIZJc1NxOsPlFQ-768x528.jpeg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1_IRmYAooWBIZJc1NxOsPlFQ-218x150.jpeg 218w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1_IRmYAooWBIZJc1NxOsPlFQ-696x478.jpeg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1_IRmYAooWBIZJc1NxOsPlFQ-1068x734.jpeg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1_IRmYAooWBIZJc1NxOsPlFQ-611x420.jpeg 611w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1_IRmYAooWBIZJc1NxOsPlFQ-100x70.jpeg 100w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/1_IRmYAooWBIZJc1NxOsPlFQ.jpeg 1310w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a>
<figcaption class="wp-caption-text">Büyük İskender ve Diyojen’in, Gaspare Dizian tarafından resmedilişi</figcaption>
</figure>
<p>Kapanışı da şu meşhur hikâye ile yapalım. Bir gün Diyojen günümüzde Yunanistan’da bulunan Corinth şehrinde yatmış her zamanki gibi güneşleniyormuş. Diyojen’in methini duyan <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0skender" target="_blank" rel="noopener">Büyük İskender</a> kendisini görmeye gelmiş. Tepesine dikilmiş ve hiç istifini bozmayan Diyojen’e sormuş:</p>
<p>“Benden korkmuyor musun?”</p>
<p>Cevaba bakın çok zekice <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f60a.png" alt="????" class="wp-smiley"></p>
<p>Sen demiş Diyojen “İyi biri misin yoksa kötü biri mi?”</p>
<p>“İyi biriyim” demiş İskender.</p>
<p>“O zaman neden korkayım. İyi birinden kim korkar?”</p>
<p>İskender’in çok hoşuna gitmiş ve bonkörlüğünü göstermek için:</p>
<p>“Dile benden ne dilersen” demiş.</p>
<p>Eee ne de olsa dünyaları fethetmiş herkesi korkudan tir tir titreten büyük bir kral. Diyojen hiç istifini bozmadan dönmüş ve güneşini engelleyen İskender’e cevap vermiş:</p>
<p>“Gölge etme başka ihsan istemem”</p>
<p></p>
<h2><strong>Kaynaklar ve İleri Okuma:</strong></h2>
<p><strong>Hayır Diyebilme Sanatı – MÜTHİŞ PSİKOLOJİ</strong></p>
<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Diyojen" target="_blank" rel="noopener">https://tr.wikipedia.org/wiki/Diyojen</a></p>
<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Konf%C3%BC%C3%A7y%C3%BCs" target="_blank" rel="noopener">https://tr.wikipedia.org/wiki/Konfüçyüs</a></p>
<p><a href="https://holosen.org/daha-mutlu-bir-yasama-hayir/">Daha mutlu bir yaşama: HAYIR!</a> yazısı ilk önce <a href="https://holosen.org/">Holosen</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Einstein’ın hayat felsefesi: Nasıl mutlu yaşanır?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/einsteinin-hayat-felsefesi-nasil-mutlu-yasanir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/einsteinin-hayat-felsefesi-nasil-mutlu-yasanir</guid>
<description><![CDATA[ Bir asırdan bile önce, İsviçre’de tanınmayan bir memur, fizik alanında var olan teorilerin birtakım eksiklikleri olduğunu fark etti. Dedi ki acaba ben bunları düzeltebilir miyim? Yaptığı şey o kadar önemliydi ki Time Dergisi onu krallar, kraliçeler, devlet başkanları, ressamlar, film yıldızları ve din liderleri arasından 20. yüzyılın insanı seçti. Onun neler yaptığını az çok biliyorsunuz. […]
Einstein’ın hayat felsefesi: Nasıl mutlu yaşanır? yazısı ilk önce Holosen üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/F9677825-FA96-4B1A-8CAD2C536F17632D_source.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:44:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Einstein’ın, hayat, felsefesi:, Nasıl, mutlu, yaşanır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir asırdan bile önce, İsviçre’de tanınmayan bir memur, fizik alanında var olan teorilerin birtakım eksiklikleri olduğunu fark etti. Dedi ki acaba ben bunları düzeltebilir miyim? Yaptığı şey o kadar önemliydi ki Time Dergisi onu krallar, kraliçeler, devlet başkanları, ressamlar, film yıldızları ve din liderleri arasından 20. yüzyılın insanı seçti.</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/8f97c4b2b55246d09d930d9583082180.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-562" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/8f97c4b2b55246d09d930d9583082180-228x300.jpg" alt="" width="228" height="300" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/8f97c4b2b55246d09d930d9583082180-228x300.jpg 228w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/8f97c4b2b55246d09d930d9583082180-779x1024.jpg 779w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/8f97c4b2b55246d09d930d9583082180-768x1010.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/8f97c4b2b55246d09d930d9583082180-696x915.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/8f97c4b2b55246d09d930d9583082180-319x420.jpg 319w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/8f97c4b2b55246d09d930d9583082180.jpg 950w" sizes="auto, (max-width: 228px) 100vw, 228px"></a>Onun neler yaptığını az çok biliyorsunuz. Fizik alanında bir devrim yaparak evrenin sırlarını açığa çıkardı. Genel ve Özel Görelilik Kuramları ile Newton’un fiziğini geliştirdi ve doğa yasalarını kusursuz bir biçimde ortaya koydu. Fotoelektrik etkiyi açıklayarak Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı.</p>
<p>Ben bugün Einstein’ın o muazzam matematik zekasını, fizikteki başarılarını, Nobel ödülünü falan bir kenara bırakıp onun hayat görüşüyle ilgili birkaç söz edeceğim.</p>
<h2><strong>Einstein’ın Japonya’da Kuryeye Bahşiş Olarak Verdiği 1.560.000 Dolara Satılan Not</strong></h2>
<p>Einstein, 1922 yılında Japonya’da bir kuryeye bahşiş olarak bir not verdi. Akademik bir gezi için Japonya’ya gitmişti. Yoldayken 1921 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandığını öğrendi. Seyahatine devam etme kararı aldı ve Tokyo’daki Imperial Otel’de duygu ve düşüncelerini kağıda döktü. Odasına mesaj getiren kuryeye para vermek yerine bir kağıt uzattı. Dedi ki: “Bu not ileride çok değerlenebilir.”</p>
<p>Not aslında yazıldığı anda zaten paha biçilmezdi. Fakat illa ki maddi bir değerden bahsediyorsak, evet Einstein’ın söylediği gibi o not bir gün çok değerlendi. Ekim 2017’de Kudüs’te çıkarıldığı açık artırmada tam 1 milyon 560 bin dolara satıldı. Notu satan kişi kuryenin yeğeniydi.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-563" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/e7Wufhjyd3MkewvCe4gc4K.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-563" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/e7Wufhjyd3MkewvCe4gc4K.jpeg" alt="" width="1000" height="667" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/e7Wufhjyd3MkewvCe4gc4K.jpeg 1000w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/e7Wufhjyd3MkewvCe4gc4K-300x200.jpeg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/e7Wufhjyd3MkewvCe4gc4K-768x512.jpeg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/e7Wufhjyd3MkewvCe4gc4K-696x464.jpeg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/e7Wufhjyd3MkewvCe4gc4K-630x420.jpeg 630w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px"></a>
<figcaption class="wp-caption-text">19 Ekim 2017’de çekilen bu fotoğraftaki not, Japonya’da bulunan Imperial Hotel’de Einstein tarafından yazıldı.</figcaption>
</figure>
<p>Notta Almanca olarak şöyle yazıyordu:</p>
<p><strong><em>“Başarı peşinde koşmak ve bununla birlikte gelen devamlı huzursuzluğa karşın sakin ve mütevazı bir yaşantı daha fazla mutluluk getirecektir.”</em></strong></p>
<p>“Bunu Einstein mı söylemiş?” dediğinizi duyar gibiyim. Hayatı boyunca başarıdan başarıya koşan, evrenin sırlarını çözebilmek adına uykusuz geceler yaşayan Einstein.</p>
<p>Evet o söylemiş. 43 yaşındayken…</p>
<p>Belki tam da bu yüzden söylemiş.</p>
<p>Kendini gerçekleştirmeyi başarmış, bilim alanında alabileceği en büyük ödülü almış ve daha yaşarken efsaneleşen bir insanın söyleyebileceği türden bir söz değil mi bu sizce de?</p>
<p>Bence kesinlikle öyle.</p>
<p>Fakat burada Einstein’ı doğru anlamamız lazım. Einstein bu cümlesiyle tembelliğe bir övgüde bulunmuyor. Aksine mutluluğun başarıya, başarının da daha fazla paraya, eşyaya, üne ve statüye endekslendiği günümüzde bize çok değerli bir tavsiyede bulunuyor.</p>
<p>Bize diyor ki: “Azla memnun kalmayan, hiçbir şeyle memnun kalmaz. Başarı ile mutluluk sürekli başarıyı gerektirir. Sürekli başarı da imkansız olduğuna göre, bazen durup dinlenmek ve bulunduğumuz konumun tadını çıkarmak gerekir.”</p>
<h2><strong>Epikür ve Buda’dan Tavsiyeler</strong></h2>
<figure aria-describedby="caption-attachment-564" class="wp-caption alignright"><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Epikur_Statue.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-564 size-medium" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Epikur_Statue-244x300.jpg" alt="" width="244" height="300" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Epikur_Statue-244x300.jpg 244w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Epikur_Statue-834x1024.jpg 834w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Epikur_Statue-768x943.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Epikur_Statue-324x400.jpg 324w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Epikur_Statue-696x855.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Epikur_Statue-342x420.jpg 342w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Epikur_Statue.jpg 977w" sizes="auto, (max-width: 244px) 100vw, 244px"></a>
<figcaption class="wp-caption-text">Epikuros (kısaca Epikür) (d. MÖ 341 Sisam – ö. MÖ 270), Helenistik felsefenin en önemli düşünürlerinden birisidir.</figcaption>
</figure>
<p>Helenistik felsefenin en önemli düşünürlerinden biri olan Epikür de, 2300 yıl önce benzer bir tavsiyede bulunarak, ölçüsüz bir haz arayışının mutluluktan çok, sefalete yol açacağı konusunda uyarmıştı bizi.</p>
<p>Ondan birkaç yüzyıl önce Buda, daha da radikal bir iddiayla haz peşinde koşmanın sefaletin ve ıstırabın kaynağı olduğunu öne sürüyordu.</p>
<p>Aslında bu düşünürlerin ve bilim insanlarının temelde anlatmak istediği şey aynı. Eğer hazlar geçici ve anlamsız bir takım hormanal faaliyetlerse, sürekli tatmine ulaşmak imkansızdır. Her yeni deneyim sadece daha fazla arzuya sebep olur. Bitip tükenmek bilmeyen bir arayışa girerim. Onlara eriştiğim anda da kolayca yok olurlar. Geçmişte yaşadığım hazların anıları beni tatmin etmeyeceğine göre sürekli yeniden başlamam gerekir. Eğer insanlar gerçek mutluluğa erişmek istiyorlarsa arayışlarını hızlandırmak yerine yavaşlatmalıdır.</p>
<p>Peki bu günümüzde mümkün mü? Hiç sanmıyorum.</p>
<p>Sebebini siz benden çok daha iyi biliyorsunuz.</p>
<h2><strong>Tüketimcilik Kültürü</strong></h2>
<p>Tarih boyunca insanların çoğu yokluk içinde yaşadılar, dolayısıyla tutumluluk altın kelimeydi. İyi bir insan lüksten kaçınmalı, asla gıdayı ziyan etmemeli, eski kıyafetlerini atıp yenilerini almak yerine yırtıklarını yamamalıydı.</p>
<p>Fakat günümüzde tüketimcilik adeta bir çılgınlık haline dönüştü. İnsanların kendilerini ödüllendirmesi, şımartması, hatta aşırı tüketimden kendilerini hasta edene kadar haz duyması teşvik ediliyor. Artık tutumluluk tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Hazzın peşinden koşmayan bir insan ise en hafif tabiriyle aptal.</p>
<p>Şimdi anlıyor musunuz o hayatlarına özenip ağzımızın suları aka aka izlediğimiz ünlülerin ya da iş insanlarının neden intihar ettiklerini? Çünkü başarı ve haz peşinde koşmanın bir sonu yok ve bir noktadan sonra tükenmişlik sendromuna tutuluyorlar. Eğer olurda bulundukları konumun biraz altına düşerlerse bunu kaldıramıyorlar.</p>
<h2><strong>Einstein’ın Mutluluk Tarifi</strong></h2>
<p>İşte Einstein tam da bu yüzden kuryeye o bahşişi verdi ve kendisine göre mutluluğun tanımını şöyle yaptı:</p>
<p>“Bir masa, bir sandalye, bir kâse meyve ve bir keman: Mutlu olmak için başka ne istenir ki?”</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/02-einstein-violin-genius.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-565" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/02-einstein-violin-genius-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/02-einstein-violin-genius-1024x683.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/02-einstein-violin-genius-300x200.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/02-einstein-violin-genius-768x512.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/02-einstein-violin-genius-1536x1025.jpg 1536w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/02-einstein-violin-genius-696x464.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/02-einstein-violin-genius-1068x712.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/02-einstein-violin-genius-630x420.jpg 630w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/02-einstein-violin-genius.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<p>Einstein müzikle yakından ilgiliydi ve kendisi de keman çalabiliyordu. Onun öznel deneyiminde mutluluk tarifi bu kadar basitti. Bir başka insan içinse bu tarif, kahvenin yanında okunan bir kitap olabilir. Ya da çocuğunun oyun oynamasını seyretmek, göl kenarında bir ev satın almak, en sevdiği yemeği yapmak, gün batımında yürüyüşe çıkmak da olabilir.</p>
<p>Belki aranızdan bazıları geçen paylaştığım <a href="https://youtu.be/rL2K2qcQd8c" target="_blank" rel="noopener">videoyu</a> aklına getirip: “Ya daha geçenlerde pes etme deyip, başarmanın azim ve sabırla geldiğinden falan bahsediyordun şimdi ise kalkmış mütevazı bir yaşamdan bahsediyorsun” diyor olabilir. Ve bu iki videonun çeliştiğini de zannedebilir. Fakat aslında ikisi çelişmiyor.</p>
<p>Benim Einstein’ın sözü ile anlatmak istediğim şey, ne istediğimizi bilmemiz ve elimizdekilerin kıymetini anlamamız ile alakalı. Başarı, sadece para ve statü getirdiğinde başarı değildir. İşçi bir babanın çocuğunu en iyi üniversitede okutabilmek için yıllarca fazla mesai yapması da bir başarıdır. Patileri kesilmiş bir kedinin tedavisini üstlenip ona ölene kadar bebek gibi bakan bir hayvanseverin yaptığı da başarıdır. Hayatı boyunca yüz binlerce ağaç dikip, yaşadığı yeri bir cennet bahçesine çeviren çiftin yaptığı da…</p>
<p>Hem de ne başarı!</p>
<h2><strong>Heinrich Böll’ün Balıkçı ve Turist Hikayesi</strong></h2>
<p>Şimdi dostlarım, Einstein’ın öğüdünün uygulanmış hali olan bir hikâye ile bu videoyu bitirmek istiyorum. Bir balıkçı ve turistin hikayesi. Altını çizerek söylüyorum ki bu bir tembelliğe övgü hikayesi değil. Hayattan ne beklediğini bilen bir balıkçı, sürekli başarı peşinde koşmak yerine sakin ve mütevazı bir hayatın getirdiği mutluluğu yaşıyor. Hikaye şöyle:</p>
<p>Günlük balığını tutmuş olan balıkçı, balıktan dönmüş, eski kıyafetleriyle teknesinde uyuyormuş. Turist onu görünce güzel bir kare yakaladığını düşünerek fotoğraf makinesine sarılmış. Manzarayı kaybetmeden iyi bir fotoğraf çekebilmek için ardı ardına deklanşöre basmış. Ne var ki deklanşörden çıkan sesler balıkçıyı uyandırmış. Sigarasını aramaya başlamış balıkçı. Bunu gören turist bir kare daha alır mıyım düşüncesiyle kendi paketini uzatmış:</p>
<p>“Buradan yakmaz mısınız?”</p>
<p>Balıkçı teklifi geri çevirmeyerek teşekkür etmiş. Turist havadan söz açmış:</p>
<p>“Hava da bugün çok güzel…” demiş. “Birçok balık yakalayabileceksiniz.”</p>
<p>Sabahtan beri balıkta olduğunu, günlük balığını tuttuğunu ve bir daha çıkmayacağını söylemiş balıkçı.</p>
<p>Karşısındakinin elindeki fırsatı değerlendirmemesine şaşırmış turist.</p>
<p>“Ama bugün üç sefer daha yapabilirsiniz” demiş.</p>
<p>Balıkçı sigarasını yakmış ve sormuş:</p>
<p>“Ne için?”</p>
<p>Turist kendinden fikir isteyen yoksul bir insana akıl verecek olmanın gururu içerisinde anlatmaya başlamış:</p>
<p>“Daha çok balık tutarsanız motorlu bir tekne alabilirsiniz.”</p>
<p>Balıkçı aynı soruyu tekrarlamış:</p>
<p>“Ne için?”</p>
<p>Turist:</p>
<p>“Daha büyük tekneler için.”</p>
<p>Balıkçı:</p>
<p>“Daha büyük tekneler ne için?”</p>
<p>Turist balıkçının ilgisini çektiğini düşünmüş. Onu fakirlikten kurtaracak fikirlerini sıralamaya devam etmiş:</p>
<p>“Bir buzhane ve balık fabrikası kurabilirsiniz.”</p>
<p>Balıkçı istifini bozmadan aynı soruyu sormaya devam etmiş:</p>
<p>“Peki, fabrika ne için?”</p>
<p>Turist:</p>
<p>“Zengin olmak için.”</p>
<p>Balıkçı:</p>
<p>“Zenginlik ne için?”</p>
<p>Turist:</p>
<p>“Bir sahil kasabasında balık tutup ailene ve arkadaşlarına daha fazla vakit ayırabilmek için.”</p>
<p>Balıkçı gülümsemiş:</p>
<p>“Ben zaten şu an bu dediğinizi yapıyorum. Sabah balığa çıkıyorum. Öğleye doğru güneşte uyuyorum. Akşama kadar ailemle vakit geçirip, akşam da arkadaşlarımla buluşuyorum.”</p>
<p>Yeni yılda her şey gönlünüzce olsun. Mutlu yıllar!</p>
<h2><strong>Kaynaklar ve İleri Okuma:</strong></h2>
<p><strong>İnsanın Merak Yolculuğu – Kerem Kına / Umut Kına</strong></p>
<p><strong>Homo Deus – Yuval Noah Harari</strong></p>
<p><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41744469">https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41744469</a></p>
<p><a href="https://www.edn.com/einstein-wins-1921-nobel-prize-in-physics-november-9-1922/" target="_blank" rel="noopener">https://www.edn.com/einstein-wins-1921-nobel-prize-in-physics-november-9-1922/</a></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Asla Vazgeçme! Stephen King’in Felsefesi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/asla-vazgecme-stephen-kingin-felsefesi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/asla-vazgecme-stephen-kingin-felsefesi</guid>
<description><![CDATA[ “Asla vazgeçme. Çünkü kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin!” Che Guevara “Sadece güneşli günlerde yürürsen hedefine asla ulaşamazsın.” Paulo Coelho “Keşke başkalarının benden beklediği hayatı sürmek yerine düşlerimi gerçekleştirme cesaretim olsaydı. Keşke kendime daha çok mutlu olmak için izin verseydim. Duygularımı dile getirmeye korkmasaydım.” Bu cümleleri kimler kuruyor biliyor musunuz? Ölüm döşeğindeki hastalar. Nereden mi biliyorum? Çünkü […]
Asla Vazgeçme! Stephen King’in Felsefesi yazısı ilk önce Holosen üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/xBKGJQsAIeweesB79KC89FpBrVr-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:34:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Asla, Vazgeçme, Stephen, King’in, Felsefesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<blockquote class="td_quote_box td_box_center">
<p>“Asla vazgeçme. Çünkü kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin!” <strong>Che Guevara</strong></p>
<p>“Sadece güneşli günlerde yürürsen hedefine asla ulaşamazsın.” <strong>Paulo Coelho</strong></p>
</blockquote>
<p>“Keşke başkalarının benden beklediği hayatı sürmek yerine düşlerimi gerçekleştirme cesaretim olsaydı. Keşke kendime daha çok mutlu olmak için izin verseydim. Duygularımı dile getirmeye korkmasaydım.”</p>
<p>Bu cümleleri kimler kuruyor biliyor musunuz?</p>
<p>Ölüm döşeğindeki hastalar.</p>
<p>Nereden mi biliyorum? Çünkü onları, hayatlarının son demlerinde hasta insanlara refakat etmiş olan Bronnie Ware’in kitabından aldım. Ölmeden önce en çok pişman olduğumuz 5 şey.</p>
<p>Biz insanlar ölmeden önce bu cümleleri neden kuruyoruz biliyor musunuz? Çünkü hayallerimize kendi ayakları üzerinde duracağı zamanı ve şartları vermiyoruz. Hata yapmaktan korkuyoruz. Konfor alanımızdan çıkmıyoruz. Kendimiz için değil başkaları için yaşıyoruz. Mutluluğun varılacak bir hedef olduğunu zannediyoruz. Cesaretin, esareti ortadan kaldırabileceğini, duyguları ifade etmenin insan ilişkilerini düzeltebileceğini unutuyoruz.</p>
<p>Aslında bir bakıma pes ediyoruz.</p>
<p></p>
<h2><strong>Bambu ağacının hikayesi</strong></h2>
<p>Bana birisi pes etmemenin ne demek olduğunu anlat deseydi bunu tek bir hikâye ile anlatırdım. Bambu ağacının hikayesi ile. Doğa çok zaman bir filozof edası ile yaşama dair böyle öğretiler sunar.</p>
<p>Çinli köylüler bambu tohumlarını toprağa ektikten sonra toprağı sulayıp gübrelerler. Bir yıl beklerler. Toprakta hiçbir hayat belirtisi yoktur. Yine de toprağı temizleyip gübrelemeye devam ederler. İkinci yıl da geçer. Yine bir hayat belirtisi yoktur. Fakat vazgeçmezler. Üçüncü yıl, dördüncü yıl derken aradan neredeyse beş yıl geçer. Fakat çiftçiler sabırla ve azimle toprağı temizlemeye, sulamaya ve gübrelemeye devam eder.</p>
<p>Beşinci yılın sonunda mucizevi bir şey olmaya başlar. Onca emeğin sonunda toprakta görülmeye başlanan küçük bambu filizleri. Bundan sonra öyle bir şey olur ki sanki o bambu filizleri onca zaman toprak altında kalmanın acısını çıkarırcasına büyümeye başlarlar. 6 haftada tam 27 metre uzunluğa ulaşırlar.</p>
<p>Şimdi size bir şey sormak istiyorum: Sizce bambular 27 metre uzunluğa 6 haftada mı ulaşmışlardır yoksa beş yılda mı?</p>
<p>Cevap elbette ki beş yıldır. Fakat burada hemen ikinci bir soru sorma ihtiyacı hissediyorum: Neden insanlar birileri bir şey başardığında hep o altı haftayı görür de hiç beş yılı hesaba katmaz?</p>
<p>Sorunun cevabı basittir. Çünkü insan tembeldir. İnsan kibirlidir. İnsan sabırsızdır.</p>
<p>Bir hevesle yola çıkar ve karşısına çıkan ilk tepeyi tırmandıktan sonra ikincisini tırmanmak zor gelir. Üçüncüsünde ise pes eder. Kendisini o 6 haftaya ulaştıracak 5 yılın zahmetini çekmez. Bunun yerine hep söylenir: “Bak o altı haftada nerelere geldi. O şanslı. Ona yardım ettiler. Onun yaptığını ben de yapardım. Ne var ki bunda?”</p>
<p>Halbuki kimse 6 haftada bir yere gelmemiştir. Orası sadece buzdağının görünen kısmıdır. Görünmeyen kısmında ise emek, zahmet, azim, ter, göz yaşı ve sabır vardır.</p>
<h2><strong>Bambu hikayesinin insan uyarlaması Stephen King</strong></h2>
<p>Şimdi size bu bambu hikayesinin adeta insan uyarlaması olan bir adamdan bahsetmek istiyorum. Hepinizin tanıdığını düşündüğüm bir yazarın hikayesi. <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Stephen_King" target="_blank" rel="noopener">Stephen King.</a></p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-359" class="wp-caption alignright"><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/stephen-king.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-359" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/stephen-king-300x193.jpg" alt="" width="300" height="193" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/stephen-king-300x193.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/stephen-king-768x495.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/stephen-king-696x449.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/stephen-king-652x420.jpg 652w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/stephen-king.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px"></a>
<figcaption class="wp-caption-text">Stephen King</figcaption>
</figure>
<p>King yazarlığa küçük hikayelerle başlamıştı. Kayda değer bir başarısı yoktu. Bir gün yazdığı hikayelerden birini yine bir başarı elde edemeyeceği düşüncesiyle çöpe attı. Pes etmişti. Neyse ki o pes etse de pes etmeyen bir eşi vardı. Hikâyeyi çöpten aldı ve eşini ikna ederek yazmaya devam etmesi için gayretlendirdi. Böylece başlarda küçük bir hikâye olan “Carrie” yazarın ilk kabul edilen romanı olacaktı.</p>
<p>Fakat bu kolay olmadı. Defalarca kez revizesi istenen Carrie, yayınevi tarafından bir türlü beğenilmiyordu. Tam 30 defa geri gönderildi ve Stephen 30 defa onu tekrar yazdı. Sonunda yayınevi tamam dedi. Basalım. Ve kitap ciddi bir başarı elde etti.</p>
<p>Burada yazar pes etmiş olsa da, ona pes etmeyip mücadele etmesini söyleyen eşini, bambu tohumlarına sabırla bakan çiftçiler gibi düşünebiliriz. Cevher bambunun tohumundadır. Fakat eğer onu sulayacak bir çiftçi yoksa tohumlar filizlenemez.</p>
<p>Stephen ilk romanını yayınlamıştı, ama sınavı daha yeni başlıyordu. Henüz bırakın büyümeyi tohum filizlenmemişti bile. Hayatının önemli bir kırılma anını eşinin yardımıyla atlatmış olsa da daha çok gübre, çok su isteyecekti.</p>
<h2><strong>King’in başarı hikayesi</strong></h2>
<p>King, 80’li ve 90’lı yıllar boyunca basitlikle suçlandı. Bu basitlikle popüler olması, insanlar tarafından küçümsenmesine neden oldu. Bu öyle uzun sürdü ki bir insan ömrünün hiç de azımsanmayacak bir kısmına karşılık geliyordu. Ama pes etmedi. Başka kitaplar yazmaya devam etti. Sonunda uzun yıllar verdiği sınavların karşılığını alan yazar filizlenmeye başlamıştı.</p>
<p>İşte şimdi Stephen King’in zorlu geçen filizlenme sürecinden, metrelerce uzunluktaki bir bambuya dönüşmesinin hikayesine geldik. Dinlemeye hazır mısınız? Kararı siz verin bakalım kaç metre uzamış:</p>
<p>-61 roman ve beş kurgusal olmayan kitap yazdı ve tüm kitapları 350 milyondan fazla kopya sattı.</p>
<p>-Eserleri Avrupa’nın ve dünyanın pek çok yayınevinde klasikler bölümünde sergilendi.</p>
<p>-9,2 puanla IMDB’nin zirvesinde bulunan Esaretin Bedeli filminin (ki benimde hayatımda izlediğim en iyi filmler listesinde ilk beşe girer) yazarı.</p>
<p>-Yeşil Yol, Cinnet, O, Günah Tohumu, Benimle Kal, Ölüm Kitabı gibi birçok ünlü filmin yazarı.</p>
<p>-39’u uzun metrajlı film olmak üzere 200’den fazla romanı veya hikayesi ekrana uyarlandı ve böylece tarihin en çok film uyarlamasına sahip yazarı olarak Guinness rekorlar kitabına girdi.</p>
<p>-Kitap satışlarından ve uyarlanan filmlerin teliflerinden kazandığı paralarla 400 milyon dolarlık bir servet elde ederek gelmiş geçmiş en zengin 4.yazar oldu.</p>
<p>-Çeşitli dallarda 191 kez aday gösterildiği ödüllerin 51’ini kazandı.</p>
<p>-1995’te “NY Times En İyi Satanlar Listesi”ne dört kitabı ile birlikte girerek kendi rekorunu kırdı.</p>
<h2><strong>Öğrenilmiş çaresizlik</strong></h2>
<p>Öğrenilmiş çaresizlik kelimelerini hiç duydunuz mu? Eminim ki duydunuz. Zamanla oluşan başarısızlıklar karşısında insanın bir şeyleri başarma isteğini yitirmesi. Biliyor musunuz bu sadece insana özgü bir durum değil. Hayvanlar da öğrenilmiş çaresizliğin kurbanı oluyorlar ki, zaten kavramın ortaya konması da bir hayvan deneyine dayanıyor.</p>
<p>Psikolog Martin Seligman 60’lı yıllarda bir deney <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kazan%C4%B1lm%C4%B1%C5%9F_ba%C5%9Far%C4%B1s%C4%B1zl%C4%B1k_sendromu_(psikoloji)" target="_blank" rel="noopener">yapar.</a> Kısaca anlatmak gerekirse deneyde bir grup köpeğin önüne bir çit engeli konur ve köpekler bu çiti aşamasın diye bağlanır. Daha sonra zeminden küçük elektrik akımları verilir. Köpekler çektikleri acıdan çiti aşarak kurtulmaya çalışsada bağlı oldukları için kurtulamazlar.</p>
<p>Deneyde ikinci tura geçilir. Artık bağları çözülmüş olan köpeklere yeniden elektrik akımı verilir. Fakat bu sefer köpekler çiti aşmak yerine oldukları yerde acı çekmeye devam ederler. Çünkü daha önceden çiti aşamayacaklarını öğrenmişlerdir. Fakat aslında öğrendikleri çiti aşamayacakları değil, çaresizliktir.</p>
<p>Burada insanların hayvanlardan farklı bilişsel yetenekleri olduğunu söyleyip hayvanlarla aynı koşullandırmalara tabi olmayacaklarını söyleyebilirsiniz. Fakat farklı bilimsel çalışmalarda insanların da aynen hayvanlarda olduğu gibi öğrenilmiş çaresizlik sendromuna tutulduğu kanıtlandı.</p>
<p>Hayatınıza şöyle bir bakın mutlaka öğrenilmiş çaresizliğin bir versiyonunu yaşamışsınızdır. Belki defalarca kırık not aldığınız bir dersi başaramayacağınız için çalışmaktan vazgeçtiniz. Ya da yeni bir yetenek kazanmak için bir kursa katıldınız ama bir iki denemeden sonra yapamayacağınıza kanaat getirdiniz. Belki de ilişkinizi düzeltmek adına yeterince çaba göstermediniz, pes ettiniz. Çaresizliği öğrendiniz.</p>
<h2><strong>Öğretilmiş çaresizlik</strong></h2>
<p>Ne acıdır ki insanlarda durum hayvanlardan biraz daha vahim. İnsanlar sadece kendi öğrenilmiş çaresizlikleriyle baş başa kalmıyor aynı zamanda çaresizliği bir de öğretiyor.</p>
<p>Yani deneyip başarısız olan insanların, çevrelerindeki diğer insanların da benzer denemeyi yapmalarını engellediklerini görüyoruz. Bu kaybetmişlik kültüründe çevre tarafından bireylere neleri yapamayacakları o kadar güçlü bir biçimde aktarılıyor ki insanlar içindeki başarma gücüne, önlerindeki fırsatlara ve karşılaştıkları koşullara bakmaksınız hiçbir denemede bulunmadan peşinen kaybetmeyi kabul ediyor.</p>
<h2><strong>Sonuç:</strong></h2>
<p>Size ilk hatanızda kapıyı gösteren bir patronunuz olsaydı ona kızardınız değil mi? Sizi birkaç başarısızlığınızda sınıftan atan bir öğretmeniniz olsa ona da kızardınız. Böyle bir aileniz olsa o evden kaçardınız.</p>
<p>O zaman neden kendi hayallerimize bir-iki şans tanıyıp sonra onu kapının önüne koyuyoruz? Bir şeyleri başarmak istediğimizde karşımıza çıkan ilk engelde bırakıp kaçıyoruz? Biz kendimize patronumuzdan da, öğretmenimizden de, ailemizden de daha acımasızız. Ve eğer biz kendimize şans vermiyorsak başkaları hiç vermez.</p>
<p>Çaresizliği öğrenmeyin. Pes etmemeyi öğrenin. Çaresizliği öğretmeyin. Ayağa kalkmasına yardım edin. Bambu ağacı 6 haftada büyümez, 61 roman 6 yılda yazılmaz. Bazen bir kütüphane kurmak 6 yılını alır insanın. Bazen de esaretin bedelini ödetmek 19.</p>
<p>Şunu unutmayın 6 yıl da yaşasanız 600 yıl da, insanın ömrü bittiğinde ardından kullanılan kelime hiç değişmez. Öldü. O yüzden ne kadar yaşadığınıza değil, nasıl yaşadığınıza önem verin. Hatta niçin yaşadığınıza…</p>
<p></p>
<h2><strong>Kaynaklar ve İleri Okuma:</strong></h2>
<p><strong>*The Top Five Regrets of Dying – BRONNIE WARE</strong></p>
<p><a href="https://www.businessinsider.com/stephen-king-novels-and-stories-adapted-movies-tv-shows#:~:text=King's%20website%20also%20lists%20the,some%20form%20of%20screen%20adaptation">https://www.businessinsider.com/stephen-king-novels-and-stories-adapted-movies-tv-shows#:~:text=King’s%20website%20also%20lists%20the,some%20form%20of%20screen%20adaptation</a>.</p>
<p><a href="https://www.imdb.com/list/ls020914418/?sort=moviemeter,asc&amp;st_dt=&amp;mode=detail&amp;page=1">https://www.imdb.com/list/ls020914418/?sort=moviemeter,asc&amp;st_dt=&amp;mode=detail&amp;page=1</a></p>
<p><a href="https://wealthygorilla.com/richest-authors-world/">https://wealthygorilla.com/richest-authors-world/</a></p>
<p><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Stephen_King" target="_blank" rel="noopener">https://en.wikipedia.org/wiki/Stephen_King</a></p>
<p><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Stephen_King_bibliography#Screenplays" target="_blank" rel="noopener">https://en.wikipedia.org/wiki/Stephen_King_bibliography#Screenplays</a></p>
<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kazan%C4%B1lm%C4%B1%C5%9F_ba%C5%9Far%C4%B1s%C4%B1zl%C4%B1k_sendromu_(psikoloji)" target="_blank" rel="noopener">https://tr.wikipedia.org/wiki/Kazan%C4%B1lm%C4%B1%C5%9F_ba%C5%9Far%C4%B1s%C4%B1zl%C4%B1k_sendromu_(psikoloji)</a></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erteleme Hastalığından Kurtulmak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/erteleme-hastaligindan-kurtulmak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/erteleme-hastaligindan-kurtulmak</guid>
<description><![CDATA[ 1830 yazında hepinizin tanıdığını düşündüğüm dünyaca ünlü Fransız yazar Victor Hugo, bir çeşit erteleme hastalığının pençesindeymiş. Herkes gibi. Yayımcısıyla bir yıl içerisinde “Notre Dame’ın Kamburu” kitabını yazmak üzere anlaşmış. Anlaşmış anlaşmasına fakat Hugo bu bir yılı, başka projelerle, misafirlerini ağırlamakla, sürekli yazmayı erteleyip durmakla geçirmiş. Sonra yayımcısı almış karşısına Victor Hugo’yu ve ona demiş ki: […]
Erteleme Hastalığından Kurtulmak yazısı ilk önce Holosen üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/place-name-sign-1865304_1280.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:10:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erteleme, Hastalığından, Kurtulmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<figure aria-describedby="caption-attachment-306" class="wp-caption alignright"><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Victor_Hugo.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-306 size-medium" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Victor_Hugo-227x300.jpg" alt="" width="227" height="300" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Victor_Hugo-227x300.jpg 227w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Victor_Hugo-318x420.jpg 318w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Victor_Hugo.jpg 403w" sizes="auto, (max-width: 227px) 100vw, 227px"></a>
<figcaption class="wp-caption-text">Victor Hugo</figcaption>
</figure>
<p>1830 yazında hepinizin tanıdığını düşündüğüm dünyaca ünlü Fransız yazar Victor Hugo, bir çeşit erteleme hastalığının pençesindeymiş. Herkes gibi. Yayımcısıyla bir yıl içerisinde “Notre Dame’ın Kamburu” kitabını yazmak <a href="https://www.huffpost.com/entry/the-akrasia-effect-why-we_b_10576458?utm_source=pocket&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=pockethits" target="_blank" rel="noopener">üzere anlaşmış.</a></p>
<p>Anlaşmış anlaşmasına fakat Hugo bu bir yılı, başka projelerle, misafirlerini ağırlamakla, sürekli yazmayı erteleyip durmakla geçirmiş. Sonra yayımcısı almış karşısına Victor Hugo’yu ve ona demiş ki: “Bak birader sana ek altı ay daha veriyorum. Şubat 1831’e kadar bu kitabı bitirdin bitirdin, bitirmezsen…” Bir dakika ya! Bu başka hikayeydi galiba. Şöyle demiş de olabilir:</p>
<p>“Bonjour mösyö Victor, sizi buraya çağırma gayem kitabınızı niçin geciktirdiğinizi bir türlü anlayamamış olmamdır. Mamafih bu kitabı istediğimiz tarihe yetiştirmek muvaffakiyetini elde etmemiz mümkün değil. Size altı ay kadar daha mühlet vermeyi muvafık buldum. Şubat ayında bu kitabı ikmal ediniz ki neşredebilelim. Silvuple.”</p>
<p>Her neyse artık nasıl bir dil kullandıysa…</p>
<p></p>
<p>Victor Hugo bu anlaşma üzerine çareyi şöyle bir yöntem uygulamakta bulmuş. Tüm giysilerini koymuş bir giysi dolabına bir güzel kilitlemiş hepsini anahtarını da fırlatmış atmış. Sadece bir tane geniş bir şal bırakmış mahrem yerlerini kapatacak. Bu şekilde dışarı çıkmasını ve insanlarla görüşmesini imkânsız hale getirmiş ki odaklanıp yazabilsin. Yöntem işe yaramış olacak ki kitap gerçekten de planlanandan iki hafta önce yayımlanabilmiş.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-307" class="wp-caption alignright"><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/image-placeholder-title.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-307 " src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/image-placeholder-title-150x150.jpg" alt="" width="207" height="207" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/image-placeholder-title-150x150.jpg 150w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/image-placeholder-title-300x300.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/image-placeholder-title-1024x1024.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/image-placeholder-title-768x768.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/image-placeholder-title-696x696.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/image-placeholder-title-1068x1068.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/image-placeholder-title-420x420.jpg 420w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/image-placeholder-title.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 207px) 100vw, 207px"></a>
<figcaption class="wp-caption-text">Douglas Adams</figcaption>
</figure>
<p>Benzer başka bir hikâye de İngiliz bilim kurgu yazarı Douglas Adams ile ilgili. Adams da aynı dertten muzdaripmiş. Yazmaktan nefret edermiş. İşlerini hep ertelermiş. Ama yine de hayatı boyunca 9 kitap yazmayı başarmış. Ama nasıl biliyor musunuz? Kendisini bir odaya kilitleyip, editörlerini ve yayımcılarını gerçekten çalıştığından emin olmaları için kendisini izlemeye zorlayarak.</p>
<h2><strong>Harekete geç</strong></h2>
<p>Dünyaya iz bırakmış bu tür dâhiler bile hayatlarının amacı olan bu eserlerini yazarken ertelemeyi tercih ediyorsa ohoo o zaman biz sıradan insanlar neler yaparız değil mi? Erteleme hastası olmamız gayet normal.</p>
<p>Evet doğru, ertelemek herkes için gayet normal bir davranış biçimi. Peki bizim de bir şeyleri ertelemeden bitirebilmek, başarabilmek için bu yazarların kullandıkları gibi yöntemler mi kullanmamız gerekiyor? Kendimizi odaya kilitleyip bitirme tezimizi hazırlamak için günlerce, aylarca çıkmayalım mı? Ya da kıyafetlerimizi bir tenekeye doldurup yakalım mı? Çünkü dolabı kilitlemek bizi kurtarmaz, kırarız o kilidi.</p>
<p>Hayır, bunların hiçbirini yapmamıza gerek yok.</p>
<p>Yapmamız gereken sadece tek bir şey var. Çok basit bir şey. Belki diyeceksiniz ki bu muydu yani? Saçma gelecek size. Ama evet sadece bu.</p>
<p>Harekete geçmek!</p>
<p>İşte bu kadar basit. Basit dedim ama kolay demedim. Çünkü hepimizin sıkıntı yaşadığı nokta zaten burası. Peki nasıl harekete geçeceğiz?</p>
<h2><strong>Harekete geçmeni engelleyen üç madde</strong></h2>
<p>Harekete geçmemizi engelleyen 3 ana faktör var. Bunları ortadan kaldırarak.</p>
<p>1-Mükemmel zamanın gelmesini ya da mükemmel olmayı beklemeyi bırakarak.</p>
<p>2-Önümüzdeki işi bir bütün olarak düşünmek yerine onu parçalara bölerek.</p>
<p>3-Elde edilen bu parçaları haftalık ve günlük olarak planlayarak.</p>
<p>Bu 3 madde benim kendi hayatımda da yaşadığım problemlerden yola çıkarak ortaya koyduğum maddeler. Çeşitli kişisel gelişim kitaplarında ya da internet sitelerinde farklı teknikler bulabilirsiniz. Ya da bu dostunuzun fikirlerine de kulak verebilirsiniz. O zaman birincisi ile başlayalım.</p>
<h2><strong>1-Mükemmeli beklemeyi bırak</strong></h2>
<p>Motivasyon konuşmacısı ve yazar Zig Ziglar’ın çok sevdiğim bir sözü var. Diyor ki: “Başlamak için mükemmel olmak zorunda değilsin, ama mükemmel olmak için başlamak zorundasın.”</p>
<p>Gerçekten benim hayatımı değiştiren sözlerden biri. Hepimiz ister iş hayatımızda, ister okul hayatımızda, isterse de günlük yaşamımızla ilgili olsun bir işe başlamak için hep o mükemmel anın gelmesini bekleriz. Ama size kötü bir haberim var. O mükemmel an hiçbir zaman gelmeyecek.</p>
<p>Masayı topladıktan sonra değil, hemen oturun ve kitabınızı açın. Önümüzdeki pazartesi ya da yarın değil, şimdi koşmaya başlayın. “Daha mutlu bir yaşama…” <a href="https://youtu.be/6GrjUUuxlco" target="_blank" rel="noopener">videosunda</a> daha mutlu olmak için öğrenmemiz gereken bir kelimeden bahsetmiştim size “<strong>Hayır</strong>” işte bu videoda da öğrenmemiz gereken kelime “<strong>Şimdi</strong>.”</p>
<h4><strong>10 saniye kuralı</strong></h4>
<p>Şimdi kelimesinin daha etkili olması açısından bir teknik önereceğim size. 10 saniye kuralı. Aklınıza yapmanız gereken bir iş geldiğinde içinizden 10’dan geriye doğru saymaya başlayın ve sıfıra gelmeden o iş neyse onun için harekete geçin. Sadece bir şey yapın. Göreceksiniz devamı gelecek.</p>
<p>Mesela ödevinizi mi hazırlamanız gerekiyor? Telefonunuzu elinizden bırakın ve masanın başına oturup kitabınızı açın, devamı gelecek. Zayıflamak için koşmanız mı lazım? İçinizde bir istek uyandığı anda harekete geçin. Mesela eşofmanlarınızı giymeye başlayın, devamı gelecek.</p>
<p>Bakın size Richard Wiseman’ın 59 saniye isimli kitabında geçen bir hikâyeyi anlatayım:</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-308" class="wp-caption alignright"><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/1_rTvRXqMHhCkuD9-Lfl1o0w.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-308" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/1_rTvRXqMHhCkuD9-Lfl1o0w-218x300.jpeg" alt="" width="218" height="300" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/1_rTvRXqMHhCkuD9-Lfl1o0w-218x300.jpeg 218w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/1_rTvRXqMHhCkuD9-Lfl1o0w-305x420.jpeg 305w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/1_rTvRXqMHhCkuD9-Lfl1o0w.jpeg 363w" sizes="auto, (max-width: 218px) 100vw, 218px"></a>
<figcaption class="wp-caption-text">Bluma Zeigarnik</figcaption>
</figure>
<h4><strong>Zeigarnik Etkisi</strong></h4>
<p>1920’li yıllarda Sovyet psikolog Bluma Zeigarnik, bir kafede oturmuş hocası ve arkadaşlarıyla çay içiyormuş. Psikoloji eğitiminin doğası gereği garsonların ve müşterilerin nasıl davrandıklarını seyrederlerken tesadüfen bugün <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Zeigarnik_etkisi" target="_blank" rel="noopener">“Zeigarnik Etkisi”</a> olarak bilinen ilginç bir olguyu fark etmişler.</p>
<p>Bir müşteri hesabı istediğinde, garsonlar sipariş edilmiş olan yiyecekleri kolaylıkla hatırlayabiliyormuş. Ancak müşteri parayı ödedikten bir iki dakika sonra sorduklarında, garsonlar siparişle ilgili bir şey hatırlamakta çok zorlanıyorlarmış.</p>
<p>Yani hesabın ödenmiş olması garsonun zihninde bir tür “bu hesap kapandı” hissi yaratarak siparişi hafızasından siliyor. Zeigarnik’e göre herhangi bir aktiviteye başlamak, zihnin bir tür ruhsal endişe yaşamasına neden oluyor.</p>
<p>Bu demek oluyor ki insan beyni bir görev üzerinde sadece birkaç dakika çalışmaya bir şekilde ikna edilirse, işin tamamlanması yönünde içsel bir dürtü duyuyor. “Sadece birkaç dakika” kuralı olarak bilinen bu kural erteleme hastalığını yenmenin son derece etkili bir yolu.</p>
<p>Bundan sonra bir işe başlamaya karar verdiğinizde 10 saniye içinde harekete geçin ve “birkaç dakika” kuralını hatırlayın. Motive olmayı beklemeden başlarsanız, motivasyon sonrasında gelecektir. Ama motive olmayı beklerseniz, çok beklersiniz. Çölde su bulmak istiyorsanız yürümeye başlamanız gerekiyor.</p>
<h2><strong>2-Hedefini parçalara böl</strong></h2>
<p>Kanadalı kişisel gelişim yazarı Brian Tracy, “Ye o kurbağayı!” isimli kitabının giriş bölümünde yapmamız gereken işleri çok güzel bir kurbağa imgesiyle anlatıyor. Tracy diyor ki: “Her sabah ilk iş olarak bir kurbağayı canlı canlı yutacak olsaydınız günün geri kalanını başınıza bundan daha kötü bir şey gelmeyeceğinin iç rahatlığıyla geçirirdiniz.”</p>
<p>Hepimizin bir kurbağası var. O bizim en büyük ve en önemli görevimiz. Onunla ilgili hemen bir şeyler yapmaya başlamazsak, onu savsaklayıp ertelememiz kaçınılmaz. Ama diğer yandan o kurbağa bizim hayatımız ve işimiz üzerinde en büyük değişimi yapacak olan şey. Öyleyse bizim kurbağayı yemeyi kolaylaştıracak bir yönteme ihtiyacımız var. Nedir o? Parçalara bölmek.</p>
<p>Hepimiz bir işi yapmak istediğimizde o işi gözümüzde o kadar büyütüyoruz ki bununla baş edebilmek için bir çeşit kaçış yolu arıyoruz. Böyle olduğunda da o kaçış yolunu bulmak hiç de zor olmuyor. Çünkü çevremizdeki bir sürü şey bize sürekli bir davette bulunuyor. Telefon, sosyal medya, abur cubur, dizi-film, dışarı çıkıp gezme dürtüsü… örnekleri çoğaltabilirsiniz.</p>
<p>İşte tam da bu yüzden önümüzdeki işi parçalara bölmemiz gerek. Örneğin ben bu videoyu hazırlamak için şöyle bir yol izledim. Elimde iki tane kitap vardı. Önce dedim ilk kitabı bitir ve önemli bulduğun noktaları işaretle. Bu kurbağamın ilk lokmasıydı. Sonra ikinci kitabı bitir ve önemli noktaları işaretle. İkinci lokma. Sonra dijital kaynakları araştır ve önemli gördüğün noktaları not al. Üçüncü lokma. Video metninin giriş kısmı için bir hikâye bul ve bunu kendi tarzında anlat. Dördüncü lokma. Metnin gelişme kısmını okuduğun kitaplardan ve dijital kaynaklardan çıkardığın notlarla beraber üç maddeye indirgeyerek açıkla. Beşinci lokma. Ve en nihayetinde sonuç kısmı için yine araştırmalarından faydalanarak videonun ana fikrini yansıtacak bir kapanış metni yaz. Altıncı lokma.</p>
<p>Eğer tüm bu anlattıklarımı parçalara bölmeseydim bu video için asla bir metin hazırlayamazdım. Çünkü nereden başlayacağımı bilmezsem; tüm bu bilgilerin, kitapların, internet sitelerinin, hikayelerin içinde kaybolurum. Bu aynı, en büyük kurbağayı bir bütün halinde ve canlı canlı yemeye benzerdi. Onun yerine kurbağayı parçalara böldüm ve öyle yedim.</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki e hani videonun çekim aşaması, montajı, kurgusu, müziği, renderı, yüklemesi, kapak fotoğrafı nerede? Onlar da var tabii ki ve çok da fazla vakit alıyorlar. Ama benim en büyük kurbağam bunlar değil. Bunlar bir video hazırlamanın nispeten daha basit tarafı. Yani diğer küçük kurbağalar.</p>
<p>Bunların bir kısmını hiç bölmeden tek lokmada yiyebileceğim gibi, bazılarını gerek gördüğüm durumlarda yine bölüyorum. Mesela montaj ve kurgu aşaması da bazen çok uzayabiliyor ve sıkıcı bir hal alabiliyor. Böyle olduğunda da o kurbağayı da parçalara bölüyorum. Mesela 12 dakikalık bir video montajını üç parçaya bölüp kendime şöyle diyorum. “Her bir parçayı bitirdiğimde ara verip kendime küçük bir ödül vereceğim. Mesela kahve içmek gibi.”</p>
<h2><strong>3-Haftalık ve günlük plan yap</strong></h2>
<p>Pekiii şimdi… Erteleme hastalığından kurtulmak için mükemmel zamanı ve mükemmel benliğimizi beklemeyi bıraktık. Hedefimizi parçalara da böldük. Sırada ne var? Plan yapmak. Çok önemli.</p>
<p>Hepimiz bir çeşit öğrenilmiş çaresizlik sendromuna tutulmuş durumdayız. Yani şöyle bir düşünce, bilinç altımızda bizlerin beynini kemirip duruyor. “Bugüne kadar neyi başardım ki bundan sonra neyi başarayım?”</p>
<p>Bir de etrafımızdaki olumsuz birtakım insanlar bize: “Boş ver çok kafaya takma, ben zamanında çok denedim o işler öyle kolay değil falan diyorsa eyvaaahh” Hadi gel de başla o işe. Hadi gel de kendine yeni bir hedef koy.</p>
<p>Bir şeyi başarmanın ve zamanı doğru kullanmanın en etkili yolu o işi planlamak. Bunun gerçekten çok önemli olduğuna başlarda inanmıyordum ta ki deneyene kadar. Her günü önceden planlamak çok önemli, çünkü plan yapmak geleceği bugüne taşımak demek. Böylece gelecekle ilgili şimdiden bir şeyler yapmış olursunuz.</p>
<p>Araştırmalara göre planlamaya harcanan her bir dakika, uygulamada 10 dakika tasarruf sağlıyor. Yani bir gününüzü planlamak için harcayacağınız 10-12 dakika sizin 2 saatinizi heba olmaktan kurtarır.</p>
<p>Planlama yaparken bunu kafanızdan değil de yazılı bir şekilde yaparsanız eğer, hedeflerinizi somut hale getirmiş olursunuz böylece onları ertelememek konusundaki motivasyonunuz artar. Ayrıca hedeflerinize zaman sınırı koyun. Yani bitiş tarihini belirleyin. Bu da aynı şekilde sizi iten bir güç oluşturacak göreceksiniz.</p>
<p>Yapmanız gereken şey çok basit. Elinize bir kağıt alın ve onu sekiz parçaya bölün. En sola o hafta içerisinde yapmanız gereken aklınıza gelen ne varsa yazın. Sonra onları günlere dağıtın ve hangi gün hangi işi yapacağınızı öğleden önce ve öğleden sonra şeklinde yazın. Dakikası dakikasına plan yapmanız gerekmiyor. Sadece planınıza sadık kalmanız gerekeceğinden gerçekçi olmaya çalışın. Ve her bir işi bitirdiğinizde, yani kurbağanızın her bir parçasını yediğinizde kendinize küçük bir ödül koyun.</p>
<h2><strong>Sonuç:</strong></h2>
<p>Evet. Geldik sonuç kısmına. Bu konularla ilgili araştırma yapıp kendimi bu konuda değiştirmeye söz verirken bile anlattığım tekniklerin faydasını görmeye başladım arkadaşlar ve nihayetinde (biliyorsunuz ki Pazar günleri video yayınlıyorum) bu video (Perşembe) günü yayına girmiş oldu. Pazar günü bir video daha gelecek.</p>
<p>Size verebileceğim son birkaç tavsiye daha var. Eğer kendinize uzun vadeli birtakım hedefler koymak istiyorsanız bu hedeflerinizden arkadaşlarınıza ya da ailenize bahsedin. Ama bunu yaparken açık ve özgüvenli olun. Tereddüt etmeyin.</p>
<p>Çevrenizdekilere hedeflerinizden bahsettiğinizde o hedefleri gerçekleştirmek konusunda daha azimli olacaksınız. Çünkü artık onlara, mesela annenize, babanıza ya da eşinize karşı mahcup olmak istemeyeceksiniz.</p>
<p>Unutmayın 5 sene sonra olacağınız insan bugün vereceğiniz kararlara bağlı. O yüzden kendinize şu soruyu sorun: “Kendi hayatımın seyircisi mi olacağım? Yoksa dümenin başına geçip kontrolü ele mi alacağım?”</p>
<p>Geçmişinize takılıp kalmayın. Geçmiş geçmişte kaldı. İyisiyle kötüsüyle. “Hayat geriye bakarak anlaşılır ileriye bakarak yaşanır.” Demiş ünlü filozof Soren Kierkegaard.</p>
<p>Şimdi sizden bir söz vermenizi istiyorum. Hayal ettiğiniz hayatı yaşamak için harekete geçmenin zamanı geldi.</p>
<blockquote class="td_quote_box td_box_center">
<p>Bir şey yap.<br>Güzel olsun.<br>Çok mu zor?<br>O vakit güzel bir şey söyle.<br>Dilin mi dönmüyor?<br>Güzel bir şey gör.<br>Veya, güzel bir şey yaz.<br>Beceremez misin?<br>Öyleyse güzel bir şeye başla.<br>Ama hep güzel olsun.<br>Çünkü her insan ölecek yaşta.<br>Geç kalmayasın…</p>
<p><strong>Şems-i Tebrizi</strong></p>
</blockquote>
<p></p>
<h2><strong>Kaynaklar ve İleri Okuma:</strong></h2>
<p><strong>59 Saniye – Richard Wiseman</strong></p>
<p><strong>Ye O Kurbağayı! – Brian Tracy</strong></p>
<p><a href="https://www.huffpost.com/entry/the-akrasia-effect-why-we_b_10576458?utm_source=pocket&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=pockethits">https://www.huffpost.com/entry/the-akrasia-effect-why-we_b_10576458?utm_source=pocket&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=pockethits</a></p>
<p><a href="http://www.pariste.net/hayatinizi-kolaylastiracak-birkac-fransizca-kelime/">http://www.pariste.net/hayatinizi-kolaylastiracak-birkac-fransizca-kelime/</a></p>
<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Zeigarnik_etkisi" target="_blank" rel="noopener">https://tr.wikipedia.org/wiki/Zeigarnik_etkisi</a></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pilot nasıl olunur? Pilot maaşları ne kadar?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/pilot-nasil-olunur-pilot-maaslari-ne-kadar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/pilot-nasil-olunur-pilot-maaslari-ne-kadar</guid>
<description><![CDATA[ Özellikle heyecan verici bir meslek olması, çalışma koşulları, dudak uçuklatan maaşı ve sunduğu imkanlar düşünüldüğünde, pilotluğun en ilgi gören meslekler arasında olmasına neden oluyor. Peki, pilot nasıl olunur? Pilot maaşları ne kadar? sorularının cevapları nelerdir? Pilot Nedir? Pilot; kelime anlamı olarak, bir hava taşını kullanma ve yönetme yetkisine ve yetisine sahip kişi demektir. Pilotlar, farklı …
Bu yazı Pilot nasıl olunur? Pilot maaşları ne kadar? ilk olarak Blog Artı yayınlanmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/03/pilot-kokpit.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:03:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pilot, nasıl, olunur, Pilot, maaşları, kadar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle heyecan verici bir meslek olması, çalışma koşulları, dudak uçuklatan maaşı ve sunduğu imkanlar düşünüldüğünde, pilotluğun en ilgi gören meslekler arasında olmasına neden oluyor. Peki, <strong>pilot nasıl olunur? Pilot maaşları ne kadar? </strong>sorularının cevapları nelerdir?</p>
<p><span></span></p>
<h2>Pilot Nedir?</h2>
<p><strong>Pilot</strong>; kelime anlamı olarak, bir hava taşını kullanma ve yönetme yetkisine ve yetisine sahip kişi demektir. Pilotlar, farklı amaca hizmet eden <strong>hava taşıtlarının</strong> sorunsuz bir şekilde belirli kurallara bağlı olarak kullanılmasında ana sorumlu kişilerdir. Pilotluğun <strong>saygın bir meslek</strong> olması ve <em>dolgun maaş</em> olanakları ile <strong>pilotluk</strong> son yılların en fazla tercih edilen meslekleri arasında yerini almış durumda.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8931" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/03/pilot.jpg" alt="pilot" width="1280" height="760" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/03/pilot.jpg 1280w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/03/pilot-300x178.jpg 300w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/03/pilot-808x480.jpg 808w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/03/pilot-92x55.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/03/pilot-768x456.jpg 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px"></p>
<p>Bunun yanında pilotların mesleğe başlamadan önce <strong>zorlu bir eğitimden</strong> geçmeleri sebebiyle sayılarının az olması, ayrıca hava sektöründeki gelişmelerin artması da mesleği gözde yapan diğer nedenler arasında.</p>
<h2>Pilotlar ne iş yapar?</h2>
<p>Bir pilot hava durumu, yolcular, rota ve <a href="https://www.blogarti.com/etiket/ucak">uçak</a> hakkında gereken tüm bilgilere hakim olmalıdır. Uçağın teknik performansı, güvenlik sistemi ve konumu ile ilgili tüm kontrolleri yaparak sorunsuz çalıştığından emin olmalıdır. Uçağın kayıt defterini tutmalıdır.</p>
<p>Pilotun her uçuş öncesi kabin ekibini koordine edip gereken bilgileri vermesi gerekir. Pilotlar uçuş öncesinde rapor ve haritaları inceleyerek uçuş planı hazırlarlar.  Yakıt, kalkış, iniş, alçalma ile ilgili hesaplamaları yaparlar ve belirtilen plana sadık kalırlar. Uçuş sonrasında inişe geçilip uçak park edildikten sonra pilot görevini tamamlamış olur.</p>
<p>Pek çok insanın düşündüğü gibi uçağın motorları durduğu anda uçak hemen düşmez. Ağırlığa, yüksekliğe ve o andaki hızına bağlı olarak uçmaya devam eder. 2001 yılında yaşanan bir olayda havada iki motoru birden duran Kanada’nın Air Transat havayollarına ait bir uçağı okyanus üzerinde tam 45 dakika uçarak Azores adasında bulunan bir havaalanına inmiştir. Uçağın gövdesinde herhangi bir deformasyon olmadığı sürece uçağın motorları dursa dahi hala güvenli bir şekilde inme imkânı vardır.</p>
<p>Elbette uçaklar hiç kaza yapmaz şeklinde bir teoriyi savunmak da doğru değildir. Ancak uçak kazalarının tamamına yakını birden fazla etkenin bir araya gelmesiyle oluşan kazalardır. Bununla birlikte en çok kazalar ise ihmalden yaşanmakta. Uçuş öncesi uçağın bakımları ya da uçuş sırasında pilotların ihmalleri geçmişte kazaların olmasındaki önemli etkenlerdendir.</p>
<h2>Pilot nasıl olunur?</h2>
<p>Öncelikle birçok insanın hayali olan pilotluk için en az lise eğitiminin tamamlanmış olması gereklidir. Bununla birlikte çeşitli özel pilotluk kurslarına başvurularak, ücretli olarak pilotluk eğitimi ve lisans diploması alınabilir.</p>
<p>Üniversitelerin pilotaj bölümünde okunabilir ya da 4 yıllık herhangi bir üniversite eğitiminin ardından, THY’nin Uçuş Akademisi’ne ücretsiz olarak başvuru yapılabilir. Pilotluğa artan ilgi ve artan pilot ihtiyacı nedeniyle birçok özel üniversitede de pilotluk bölümü açıldı. Özyeğin Üniversitesi, Okan Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Girne Amerikan Üniversitesi bu örnekler arasında.</p>
<blockquote><p>Pilotluk eğitimleri genel olarak 18 ay sürmektedir. Eğitim sürecinde matematik, fizik ve İngilizce dersleri oldukça önemlidir. Bu derslerde başarılı olunması beklenir. Eğitimleri boyunca yoğun olarak teori, uçuş ve simülatör dersleri almaktadırlar.</p></blockquote>
<p>Pilot olmak isteyenlerin en az 400 bin lirayı gözden çıkarması gerekir. Adayların disiplinli, özgüvenli ve çalışkan olması gerekir. Kesin komutlar verebilmek için iletişim yeteneği ve liderlik vasfına sahip olmak önemli bir kriterdir. Pilotlar uyumlu ve takım çalışmasına yatkın olmalıdır. Pilotların stres yönetimi güçlü olmalıdır, olası bir kriz anında sakin kalıp stres yönetimi yapabilmelilerdir. Bu, meslekte hayati derecede önemli bir kriterdir.</p>
<h2>Pilotların maaşı ne kadar?</h2>
<p>Türkiye’de pilotluk mesleği en yüksek maaş alan meslekler arasında yer almaktadır. Fakat pilotların maaşlarını belirleyen farklı faktörler vardır. Genel olarak hava yolu şirketinin imkan ve olanaklarına göre belirlenmektedir.</p>
<p>Hemen hemen bütün hava yolu şirketleri pilotların gittikleri yerlerdeki konaklama ücretlerini, yapacakları pek çok masrafı karşılamaktadır. <strong>Pilot maaşları</strong>, aylık uçuş saatlerine, uçuş rotalarına, tatil günlerine ve tatil günlerinde yaptıkları mesailere göre değişiklik göstermektedir. Yeni işe başlayan bir pilotun alabileceği minimum maaş düzeyi aylık 21 bin lira, ortalama 26 bin lira olup, zaman için deneyim kazanmış, tecrübeli bir pilotun maaşı ise 60, hatta 95 bin liraya kadar çıkabiliyor.</p>
<p>THY kaptan pilotluk maaşlarının aylık ortalama 50 bin Türk lirası olduğu bilinmektedir. İkinci pilotların maaşı ise 40 bin Türk lirası civarındadır. Bu sayede özel üniversitede eğitim için yapılan masrafın kısa sürede ödenebileceği net olarak anlaşılıyor.</p>
<h3>Pilot Olma Şartları Nelerdir?</h3>
<p>Pilot olabilmek için aranan belli başlı özellikler vardır. Bunlar;</p>
<ul>
<li>Vatandaşı olmak</li>
<li>En az liseyi bitirmiş olmak</li>
<li>Askerliği ile ilişiği bulunmamak</li>
<li>Adli sicil kaydının olmaması</li>
<li>Boyun kadın adaylar için 1.60, erkek adaylar için ise 165 santimetreden kısa ve her iki cinsiyet için de 195 santimetreden uzun olmamak</li>
<li>Gereken eğitimlerin alınmış olması</li>
<li>Belirli uçuş testlerinden başarıyla geçmiş olmak</li>
<li>Alkol ve uyuşturucu kullanmıyor olmak.</li>
<li>Adayların pilotluk yapmaya dair engel teşkil edici herhangi bir sağlık sorunu olmadığını gösteren sağlık raporu sunulması</li>
<li>CPL, yani ticari pilot lisansının alınmış olması</li>
</ul>


	<figure class="ilgili">
		<a href="https://www.blogarti.com/bekci-nasil-olunur-bekci-maaslari-ne-kadar.html" title="Bekçi nasıl olunur? Bekçi maaşları ne kadar?" target="_blank">
			<img decoding="async" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/06/bekci.jpg" alt="Bekçi nasıl olunur? Bekçi maaşları ne kadar?" width="166" height="78">
			<div class="title">
				<span>İlginizi Çekebilir</span>
				<strong>Bekçi nasıl olunur? Bekçi maaşları ne kadar?</strong>
			</div>
		</a>
	</figure>


<h3>Pilot olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?</h3>
<h4>Avantajları:</h4>
<ul>
<li>Türkiye’nin coğrafi konumuyla birlikte hava yolu taşımacılığı potansiyelinin artması ancak nitelikli ve donanımlı pilot eksikliği nedeniyle bu meslekte iş bulmak garantidir.</li>
<li>Yüksek maaşıyla konforlu bir <a href="https://www.blogarti.com/kategori/yasam" target="_blank" rel="noopener">yaşam</a> sunar.</li>
<li>Çalışma saatleri esnektir.</li>
<li>Çok fazla seyahat ederler. Gezgin ruhlu insanlar için en eğlenceli meslekler arasındadır. Görevleri sırasındaki uçuşlarında, gittikleri yerlerde dinlenme ve seyahat etme olanağına sahiptirler. Ayrıca bu seyahat ve konaklama masraflarının önemli kısmı, havayolu şirketi tarafından karşılanır.</li>
<li>Keyifli bir meslek olması da pilot olmanın avantajları arasındadır.</li>
</ul>
<h4>Dezavantajları:</h4>
<ul>
<li>Eğitim süreci zordur.</li>
<li>Masraflı bir eğitim gerektirir.</li>
<li>Mesleki anlamda her zaman gelişime açık olmak durumundadırlar.</li>
<li>Özel hayat kısıtlanabilir. Çünkü pilotlar uzun uçuşlar nedeniyle, ailelerinden sıklıkla uzak kalabilirler.</li>
</ul>
<p>Bu yazı <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/pilot-nasil-olunur-pilot-maaslari-ne-kadar.html">Pilot nasıl olunur? Pilot maaşları ne kadar?</a> ilk olarak <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/">Blog Artı</a> yayınlanmıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Z kuşağında sosyal fobilerin artmasının nedeni sosyal medya mı?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/z-kusaginda-sosyal-fobilerin-artmasinin-nedeni-sosyal-medya-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/z-kusaginda-sosyal-fobilerin-artmasinin-nedeni-sosyal-medya-mi</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde iletişim teknolojilerinin vazgeçilmez unsurlarından biri sosyal medyadır. Sözcüklerin, sesin, resimlerin ve videoların kullanıcılar tarafından hazırlanan içeriklerle yaratılan ve çevrimiçi olarak başka kullanıcılar ile paylaşılan web tabanlı uygulamalar olarak nitelendirilen sosyal medya, etkileşimli bir iletişim aracıdır. Gelişen teknoloji ile küresel anlamda ortadan kalkan sınırlar ve hızlı geribildirim sayesinde toplum içinde bilgi edinme, iletişim biçimleri de …
Bu yazı Z kuşağında sosyal fobilerin artmasının nedeni sosyal medya mı? ilk olarak Blog Artı yayınlanmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/11/sosyal-fobi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:03:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>kuşağında, sosyal, fobilerin, artmasının, nedeni, sosyal, medya, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde <strong>iletişim teknolojilerinin</strong> vazgeçilmez unsurlarından biri <strong>sosyal medya</strong>dır. Sözcüklerin, sesin, resimlerin ve videoların kullanıcılar tarafından hazırlanan içeriklerle yaratılan ve çevrimiçi olarak başka kullanıcılar ile paylaşılan web tabanlı uygulamalar olarak nitelendirilen <a href="https://www.blogarti.com/kategori/sosyal-medya">sosyal medya</a>, etkileşimli bir iletişim aracıdır.</p>
<p>Gelişen teknoloji ile küresel anlamda ortadan kalkan sınırlar ve hızlı geribildirim sayesinde toplum içinde bilgi edinme, iletişim biçimleri de sürekli değişmektedir. Önemli iletişim kuramcılarından Mc Luhan’ın yeni iletişim araçlarının toplumda yarattığı durumu adlandırdığı “<strong>küresel köy</strong>” ve “<strong>teknolojik belirleyicilik</strong>” kavramlarını da günümüzde toplumda hissetmemek olanaksızdır. Ona göre teknoloji başlangıçta insanlar tarafından şekillendirilmekte ancak sonra <strong>teknoloji insanları şekillendirmektedir</strong>. Bu kanı bir çok doğruyu içermektedir. Öyle ki içinde bulunduğumuz sosyal ortamlarda <strong>fikir, davranış, giyim tarzı, yaşam tarzı, hatta seyahat tarzına kadar</strong> bireyleri etkilediğini görebiliriz.</p>
<p><span></span></p>
<h2>Sosyal medya ve Z kuşağı</h2>
<p>Sosyal paylaşım sitelerinin sosyolojik olarak toplumların eğilimleri üzerindeki etkilerini anlayabilmek için <strong>incelenmesi gereken kuşak</strong> hiç kuşkusuz Z jenerasyonudur. 1996 yılından sonra doğanları ifade eden Z jenerasyonu <strong>teknoloji içinde doğan</strong>, akıllı telefon ve bilgisayar ile tanışan, çocukluğunu sokak oyunlarıyla geçiremeyen, ev ortamındaki akranlarıyla ya da kreş ya da okul ortamlarında sosyalleşen günümüz gençlerini ifade etmektedir. Bu genç nesil diğer jenerasyona nazaran bilgi edinme, oyun oynama, eğlence ve insanlarla tanışma gibi ihtiyaçlarını <strong>sosyal medya aracılığıyla</strong> karşılamaktadır.</p>
<blockquote><p>Araştırmalara göre gençler burada ortalama <strong>6 saatin üzerinde</strong> zaman harcamaktadır. Sosyal medya bir çok açıdan avantaj sağlasa da sosyolojik açıdan olumsuzluklara da yol açabilmektedir.</p></blockquote>
<p>Yapılan araştırmalarda sosyal medya kullanıcısı Z kuşağında kaygı, endişe duygularının arttığı görülmektedir. Sosyal kaygısı olan gençler bu endişeyi daha az hissettikleri <strong>sosyal medyaya yönelmektedir</strong>. Bu gençlerde kendini mükemmel sunma, arkadaşlık ilişkileri ön plandadır. Diğer insanların onları nasıl algıladıkları, nasıl bir izlenim sundukları konusunda hassastırlar.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4407" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/11/iletisim-ve-sosyal-medya.jpg" alt="iletişim ve sosyal medya" width="622" height="294" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/11/iletisim-ve-sosyal-medya.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/11/iletisim-ve-sosyal-medya-260x123.jpg 260w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<h2>Sosyal fobilerin artması</h2>
<p>Gerçek yaşamda ilişkilerde yüz yüze kendini açma, karşılıklı kabul görme, duygu paylaşımı doğrudan gerçekleştiğinden kendini ifade etme becerisi gelişir. Ancak <strong>sosyal medyada bunu sağlıklı bir şekilde yapamazlar</strong>. Orada kullanıcılar kendilerini daha özgür hissettikleri için kendilerini olduğu gibi değil olmasını istediği gibi bir karakterde sunabilmenin rahatlığı ile iletişim kurabilmektedirler.</p>
<p>Sosyal mecrada kendini ifade etme becerileri geliştirememiş gençler için kendilerini sosyal açıdan daha yeterli algıladıkları bir pekiştireç olmakta bu da önemli bir paradoks oluşturmaktadır. Özellikle kaygısı daha yüksek olan bireyler bu mecralarda daha fazla vakit geçirerek <strong>sosyal fobi</strong> rahatsızlığına sebep sunmaktadır.</p>
<h3>Sosyal fobi nedir?</h3>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2483" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/01/facebook-sosyal-medya.jpg" alt="facebook sosyal medya" width="622" height="294" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/01/facebook-sosyal-medya.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/01/facebook-sosyal-medya-30x14.jpg 30w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/01/facebook-sosyal-medya-260x123.jpg 260w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<p><strong>Sosyal fobi</strong> bireyin sosyal bir ortamda başkaları tarafından olumsuz yargılanacağı, onlar üzerinde olumsuz bir izlenim bırakacağı, rezil olacağına dair bir <strong>korku, kaygı, endişe içinde olma durumudur</strong>. Bu hislerinden dolayı bireylerle aynı ortamda olmaktan, iletişim kurmaktan ve gerçekleştireceği eylemlerden kaçınırlar.</p>
<p>Bunun sonucunda <strong>iyi arkadaşlık ilişkileri kuramaz</strong>, yalnız kalırlar. Dolayısıyla eğitim, kariyer ve evlilik hayatlarında da bazı sorunlar yaşarlar.</p>
<h4>Sosyal fobi nasıl oluşur?</h4>
<p>Sosyal fobinin oluşum nedenlerinden bazıları; <strong>bireyin fiziksel gelişiminde</strong> beyindeki serotonin hormonu eksikliği, psikolojik gelişimde baskın, mükemmelliyetçi aile yaklaşımlarıdır.</p>
<blockquote><p>Sosyal medyanın aşırı kullanımı da <em>sosyal fobinin oluşmasında</em> önemli sebeplerden biridir.</p></blockquote>
<p>Bu sitelerde daha uzun zaman geçiren gençler çeşitli kaygılarını yok sayabildikleri için gerçek yaşamdaki karşılıklı konuşma, duygu ve düşünceleri yüz yüze paylaşma davranışlarından kaçınırlar. Bu durumda yüz yüze tanışmaktan utanmakta, sürekli ilişkiler geliştirememektedirler. Dolayısıyla Z jenerasyonunda <strong>sosyal fobinin artmasında</strong> tek sebep olmasa da kaygı durumunu pekiştireç bir unsur olması sebebiyle sosyal medyanın önemi büyüktür.</p>
<p><strong>Sonuç olarak</strong>, sosyal mecra araçlarında aşırı zaman harcama <strong>sosyal fobiyi arttırmaktadır</strong>.</p>
<p>Bu yazı <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/z-kusaginda-sosyal-fobilerin-artmasinin-nedeni-sosyal-medya-mi.html">Z kuşağında sosyal fobilerin artmasının nedeni sosyal medya mı?</a> ilk olarak <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/">Blog Artı</a> yayınlanmıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşverenlerin çalışanlarda aradığı 8 özellik</title>
<link>https://trafikdernegi.com/isverenlerin-calisanlarda-aradigi-8-oezellik</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/isverenlerin-calisanlarda-aradigi-8-oezellik</guid>
<description><![CDATA[ Günümüz dünyasında binlerce aday güzel bir işe girmek için ter dökmektedir. Ama bir işe girebilmenin ilk koşulu mülakatı geçmektir ya da işverenlere kendini ispatlamaktır. (Bkz. Mülakatlarda insan kaynaklarını etkilemenin 6 yolu) Lakin, iş yeri sahipleri altında çalışan personelde aradığı bazı özellikler vardır. Bundan dolayı iş sahipleri ya da insan kaynakları departmanı işe alırken mutlaka bu …
Bu yazı İşverenlerin çalışanlarda aradığı 8 özellik ilk olarak Blog Artı yayınlanmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/basari.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:03:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İşverenlerin, çalışanlarda, aradığı, özellik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz dünyasında binlerce aday <strong>güzel bir işe girmek</strong> için ter dökmektedir. Ama bir işe girebilmenin ilk koşulu mülakatı geçmektir ya da işverenlere kendini ispatlamaktır. (Bkz. <a href="https://www.blogarti.com/mulakatlarda-insan-kaynaklarini-etkilemenin-6-yolu.html" target="_blank" rel="noopener">Mülakatlarda insan kaynaklarını etkilemenin 6 yolu</a>) Lakin, iş yeri sahipleri altında çalışan personelde aradığı bazı özellikler vardır. Bundan dolayı iş sahipleri ya da insan kaynakları departmanı işe alırken mutlaka bu özelliklere göre seçim yapar ve işe alır. Dolayısıyla tüm işverenler, altında çalıştırdığı personelde istediği 8 özellik ister. İşte, <strong>işverenlerin çalışanlarda aradığı 8 özellik…</strong></p>
<p><span></span></p>
<h2><strong>1. Zekâ </strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6991" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/evden-calisma.jpg" alt="evden çalışma" width="728" height="344" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/evden-calisma.jpg 728w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/evden-calisma-260x123.jpg 260w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/evden-calisma-622x294.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/evden-calisma-80x38.jpg 80w" sizes="(max-width: 728px) 100vw, 728px"></p>
<p><strong>Zekâ</strong>, iş yeri sahiplerinin aradığı ilk özelliktir. Çünkü yapılan araştırmalar neticesinde işyeri verimliliğinin artmasında zekanın payı yüzde yetmiş altmış (%76) olarak saptanmıştır. Bu oran oldukça yüksek sayılır. Bundan dolayıdır ki, tüm işverenlerin aradığı birinci kriter zekâ düzeyidir. Bunun için işverenlerin farklı mülakat teknikleri vardır ve bu orada insan kaynakları tarafından ölçülmektedir. Bir anlamda sizin sorularınızda zekâ seviyenizi gösteren bir unsurdur.</p>
<blockquote><p>Unutmamak gerekir ki, zekice sorulan sorular ve can kulağı ile dinlenilen cevaplar, sizin zeki olarak gösterilmesine imkân verir.</p></blockquote>
<h2><strong>2. Güvenirlik </strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9397" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari.jpg" alt="insan kaynakları mülakat" width="1024" height="683" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari.jpg 1024w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-267x178.jpg 267w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-720x480.jpg 720w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-92x61.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></p>
<p>Çalışan ortamda kişilerin birbirine güvenmesi önemli bir husustur. Bundan ötürü işverenler altında çalıştıkları personelin güvenilir olmasını ister ve kadrosunu ona göre şekillendirilir. <strong>Güven ortamı</strong> olmayan yerde iş verimliliği ve performans beklenmez.</p>
<h2><strong>3. Liderlik</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7004" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/teknoloji-insan.jpg" alt="teknoloji insan" width="728" height="344" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/teknoloji-insan.jpg 728w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/teknoloji-insan-260x123.jpg 260w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/teknoloji-insan-622x294.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/teknoloji-insan-80x38.jpg 80w" sizes="(max-width: 728px) 100vw, 728px"></p>
<p>Liderlik, yapılacak ya da yerine getirilecek bir sorumluluğun sonuçlarına katlanmak gayesidir. <strong>Liderlik</strong>, aynı zamanda bir yetenek göstergesidir. Size verilen işleri korkusuzca kabul etmek ve yerine getirmek liderliğin vasıflarından bir tanesidir. Göstereceğin yüksek performans ile liderlik yönünü ortaya atabilirsiniz.</p>
<h2><strong>4. Dürüstlük</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6990" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/bilgisayar-kadin.jpg" alt="bilgisayar kadın" width="728" height="344" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/bilgisayar-kadin.jpg 728w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/bilgisayar-kadin-260x123.jpg 260w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/bilgisayar-kadin-622x294.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/bilgisayar-kadin-80x38.jpg 80w" sizes="(max-width: 728px) 100vw, 728px"></p>
<p><strong>Dürüstlük</strong>, tüm işverenlerin aradığı ortak özelliklerden bir tanesidir. Hem iş yaşamında olsun hem de sosyal hayatında olsun size her zaman ileriye taşıyacak olan şey dürüstlüğünüzdür. Dürüstlükten uzak her iş sonu hüsrandır.</p>
<h2><strong>5. Sempatik olmak</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2200" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2016/12/umut-mutluluk.jpg" alt="umut mutluluk" width="622" height="294" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2016/12/umut-mutluluk.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2016/12/umut-mutluluk-30x14.jpg 30w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2016/12/umut-mutluluk-260x123.jpg 260w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<p>İşverenler yanlarında çalıştırdığı kişilerin iş birliği içinde sıcak, samimi, içten ve sempatik olmasını ister. Dolayısıyla işverenler <strong>takıma ayak uyduracak</strong> iş birliği kuracak samimi ve sempatik kişileri işe almada öncelik tanımaktadır.</p>
<h2><strong>6. Yetkinlik / Yetenek</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8503" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/01/yapay-zeka-robot.jpg" alt="yapay zeka robot" width="900" height="461" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/01/yapay-zeka-robot.jpg 900w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/01/yapay-zeka-robot-348x178.jpg 348w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/01/yapay-zeka-robot-92x47.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/01/yapay-zeka-robot-768x393.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px"></p>
<p>Kariyerin temel taşı olan yetkinlik olmazsa olmaz özelliklerdin bir tanesidir. Yeteneğinizi olmadan bir işi başarmanız çok zordur. Hatta bir yerde kendinizi uzun süre tutmanız da mümkün değildir. Mutlaka kendinizi çağın gerektirdi gibi geliştirin. İnovasyon odaklı gelişim her zaman sizi ileriye taşıyacak olup, yeteneğinizde gelişmesine imkan verecektir.</p>
<h2><strong>7. Cesaret</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7657" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/meslekler.jpg" alt="meslekler" width="1024" height="480" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/meslekler.jpg 1024w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/meslekler-380x178.jpg 380w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/meslekler-92x43.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/meslekler-768x360.jpg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></p>
<p><strong>Cesaret etme</strong> ya da <em>risk alma</em> olarak tabir edilen bu özellik işverenler tarafından zaman zaman çalışanlarda aradığı temel özelliklerden bir tanesidir. Kendisine verilecek zor bir işin üstesinden gelebilme arzusu kişinin cesaret seviyesini gösterir. O işi korkmadan kabul etmek cesaretin göstergesidir.</p>


	<figure class="ilgili">
		<a href="https://www.blogarti.com/mulakatlarda-insan-kaynaklarini-etkilemenin-6-yolu.html" title="Mülakatlarda insan kaynaklarını etkilemenin 6 yolu" target="_blank">
			<img decoding="async" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari.jpg" alt="Mülakatlarda insan kaynaklarını etkilemenin 6 yolu" width="166" height="78">
			<div class="title">
				<span>İlginizi Çekebilir</span>
				<strong>Mülakatlarda insan kaynaklarını etkilemenin 6 yolu</strong>
			</div>
		</a>
	</figure>


<h2><strong>8. Güçlü Olmak</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5769" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2019/01/satranc-zeka.jpg" alt="satranç zeka" width="622" height="294" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2019/01/satranc-zeka.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2019/01/satranc-zeka-260x123.jpg 260w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<p>İş dünyasında çalışanlar bin türlü güç durumlar ile karşı karşıya kalacaklardır. Böylesi güç zamanlarda <strong>ayakta durma azmi</strong> göstermek gücün varlığını gösterir. Bundan dolayı gideceğin tüm iş görüşmelerinde sakin, kendinden emin ve rahat olmanız sizi güçlü gösterecektir.</p>
<p>Bu yazı <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/isverenlerin-calisanlarda-aradigi-8-ozellik.html">İşverenlerin çalışanlarda aradığı 8 özellik</a> ilk olarak <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/">Blog Artı</a> yayınlanmıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mülakatlarda insan kaynaklarını etkilemenin 6 yolu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mulakatlarda-insan-kaynaklarini-etkilemenin-6-yolu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mulakatlarda-insan-kaynaklarini-etkilemenin-6-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Günümüz dünyasında istediğiniz işe girebilmenin yolu insan kaynakları uzmanını etkilemekten geçmektedir. Öylesine yoğun bir rekabet ortamında bulunuyoruz ki, bundan dolayı insan kaynakları uzmanı tarafından adaylar farklı şekillerde mülakata ya da değerlendirmelere tabi tutulmaktadır. Durum böyle olunca insan kaynaklarını etkileyip işe girebilmek bir hayli bir zorlu süreç oluyor. İşverenler ya da insan kaynakları işe alacakları adayları …
Bu yazı Mülakatlarda insan kaynaklarını etkilemenin 6 yolu ilk olarak Blog Artı yayınlanmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:03:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mülakatlarda, insan, kaynaklarını, etkilemenin, yolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz dünyasında istediğiniz <strong>işe girebilmenin yolu</strong> insan kaynakları uzmanını etkilemekten geçmektedir. Öylesine yoğun bir rekabet ortamında bulunuyoruz ki, bundan dolayı <strong>insan kaynakları</strong> uzmanı tarafından adaylar farklı şekillerde mülakata ya da değerlendirmelere tabi tutulmaktadır. Durum böyle olunca insan kaynaklarını etkileyip işe girebilmek bir hayli bir zorlu süreç oluyor. İşverenler ya da insan kaynakları işe alacakları adayları seçerken adeta kılı kırk yardığını aklımızın bir köşesinde tutalım. Bundan dolayı birçok aday bunun farkında olmalı ve buna göre bir kendilerini kanıtlamak adına yoğun bir çabanın içine girmelidir. Mülakatların birinciliği özelliği insan kaynakları uzmanını etkilemek ve görüşme sonrasında istenilen işe girmektir. lakin, iş görüşmelerinde insan kaynakları uzmanını etkilemeni bazı yolları bulunmaktadır. işte, size <strong>insan kaynakları uzmanını etkilemenin 6 yolu</strong>;</p>
<p><span></span></p>
<h2><strong>Tüm mülakat tekniklerini tanıyın</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2722" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/03/insan-kaynaklar%C4%B1.jpg" alt="Tüm mülakat tekniklerini tanıyın" width="622" height="294" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/03/insan-kaynakları.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/03/insan-kaynakları-30x14.jpg 30w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/03/insan-kaynakları-260x123.jpg 260w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<p>İnsan kaynakları uzmanı iş arayan adayları seçerken mülakatlarda farklı mülakat tekniklerine başvurmaktadır. Bundan dolayı adaylar tüm mülakat tekniklerini iyi bilmelidir. Mülakat sürecinde size sorulacak soruları tahmin edip ona göre cevap vermeniz <a href="https://www.blogarti.com/etiket/insan-kaynaklari" target="_blank" rel="noopener">insan kaynakları</a> uzmanını hemen etkileyecektir. Bu durum size artı olarak geri dönecektir. Başvurduğunuz pozisyona göre farklı mülakat tekniklerinin uygulanacağını da özellikle belirtmek gerekiyor.</p>
<blockquote><p>Örneğin; doğrudan üst kademedeki bir yönetici veya patrona bağlı çalışacağınız düşünüldüğünde <strong>stres mülakatı</strong> olması muhtemeldir. Bu nedenle size stres mülakatı kapmasında yöneltilecek sorular ve içerisinde bulunacağınız duruma son derece hazırlıklı olmakta fayda var.</p></blockquote>
<h2><strong>Düşüncelerinizi tartarak cevap verin</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7004" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/teknoloji-insan.jpg" alt="Düşüncelerinizi tartarak cevap verin" width="728" height="344" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/teknoloji-insan.jpg 728w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/teknoloji-insan-260x123.jpg 260w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/teknoloji-insan-622x294.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/teknoloji-insan-80x38.jpg 80w" sizes="(max-width: 728px) 100vw, 728px"></p>
<p>Mülakatlarda yapılan en büyük yanlışlardan bir tanesi de düşünmeden sorulara cevap vermektir. Ağızdan çıkan her sözün sizi bağladığını unutmayınız. çünkü mülakat süreçlerinde heyecana veya strese kapılıp hemen cevap vermek isteyen adaylar maalesef genellikle elenenler arasında olmaktadır. Bu da hiçbir adayın istemeyeceği bir durumdur. Bundan ötürü düşüncelerinizi kafanızda tartıp öyle cevap veriniz.</p>
<h2>Firma hakkında detaylı bilgi sahibi olun</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6991" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/evden-calisma.jpg" alt="Firma hakkında detaylı bilgi sahibi olun" width="728" height="344" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/evden-calisma.jpg 728w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/evden-calisma-260x123.jpg 260w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/evden-calisma-622x294.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/evden-calisma-80x38.jpg 80w" sizes="(max-width: 728px) 100vw, 728px"></p>
<p>Mülakat görüşmesine gitmeden önce işyeri ve iş pozisyonu ile alakalı geniş bir araştırma yapmanız son derce büyük bir önem arz etmektedir. Bu ayrıntı asla atlanılmayacak kadar önemli bir husustur. Mülakat öncesi yaptığınız bu ön hazırlık size getirisi büyük olacaktır. Bu bilgileri mülakat esnasında kullanmanız <strong>insan kaynakları uzmanını etkileyecektir</strong>.</p>
<h2>Mülakata geç kalmayın, mümkünse erken gidin</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3990" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/04/saat.jpg" alt="Mülakata geç kalmayın" width="622" height="294" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/04/saat.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/04/saat-260x123.jpg 260w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<p>İnsan kaynakları görüşmesinde en çok dikkat etmeniz gereken konulardan biri de mülakata geç kalmamak, mümkünse 10 dakika kadar önce gitmek önemlidir. Mülakata gitmeden önce geç kalma durumu ve hazırlıklı olmak açısından gidilecek yer hakkında ön bilgi edinmeniz önem arz eden bir diğer husustur. Mülakata veya iş görüşmesine giderken mümkünse geçmiş çalışmalarınızı özetleyen bir portfolyo ya da öz geçmiş hazırlayın.</p>
<h2>Kıyafet seçimine dikkat edin</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6993" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/giyim.jpg" alt="Kıyafet seçimine dikkat edin" width="728" height="410" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/giyim.jpg 728w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/giyim-218x123.jpg 218w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/giyim-522x294.jpg 522w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/giyim-80x45.jpg 80w" sizes="(max-width: 728px) 100vw, 728px"></p>
<p>İş görüşmesine giderken kıyafetinizin özenli olması karşı tarafa göstereceğiniz saygının bir parçası olarak düşünüldüğü için son derece önemlidir. Çalışacağınız kurumda her ne kadar <strong>serbest kıyafetle çalışacak olsanız da</strong> en azından iş görüşmesinde gömlek ve eğer mümkünse takım elbise ile gidilmesi önerilir.</p>
<p>Giyim ve kuşamın yanı sıra mülakat yapılacak yerdeki davranışlar da önemlidir. Bacak bacak üstüne atmak, gereğinden fazla rahat ve rahatsız edici biçimde oturmak saygısızlık olarak algılanabilir. Bu da genel anlamda iş görüşmesinin olumsuz sonuçlanmasına yol açabilir.</p>


	<figure class="ilgili">
		<a href="https://www.blogarti.com/insan-kaynaklari-nedir-neler-yapar.html" title="İnsan kaynakları nedir, görevleri nelerdir?" target="_blank">
			<img decoding="async" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/03/insan-kaynaklar%C4%B1.jpg" alt="İnsan kaynakları nedir, görevleri nelerdir?" width="166" height="78">
			<div class="title">
				<span>İlginizi Çekebilir</span>
				<strong>İnsan kaynakları nedir, görevleri nelerdir?</strong>
			</div>
		</a>
	</figure>


<h2><strong>Başarılarınıza odaklanın</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2200" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2016/12/umut-mutluluk.jpg" alt="Başarılarınıza odaklanın" width="622" height="294" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2016/12/umut-mutluluk.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2016/12/umut-mutluluk-30x14.jpg 30w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2016/12/umut-mutluluk-260x123.jpg 260w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<p>Önemli bir diğer ayrıntı ise mülakatlarda başarılarınızı karşı tarafa iyi aktarmaktır. Sahip olduğunuz becerileri karşı tarafa aktarmak oldukça önemli bir husustur. Aynı zamanda becerilerinizi akılda kalıcı somut örneklerle anlatmanız insan kaynaklarını etkileyecektir. Mülakatlarda becerilerinizi aktarırken abartıya kaçmayın ve kendinizi övmeye kalkmayınız. Ayrıca dikkatinizi dağıtacak durumlardan da kaçınmak önemlidir. Zira cep telefonunu sessize almak hem dikkat dağınıklığının önüne geçecek hem de görüşmede olumsuz bir duruma yol açmayacaktır.</p>
<p>Bu yazı <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/mulakatlarda-insan-kaynaklarini-etkilemenin-6-yolu.html">Mülakatlarda insan kaynaklarını etkilemenin 6 yolu</a> ilk olarak <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/">Blog Artı</a> yayınlanmıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anahtar seçimine göre karakter analizi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/anahtar-secimine-goere-karakter-analizi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/anahtar-secimine-goere-karakter-analizi</guid>
<description><![CDATA[ Testler insanların kişiliği hakkında detaylar veren ve farklı yönlerini ortaya koyan sorulardan oluşabilmektedir. Kişilik testi konusunda farklı bir yöntem izleyen anahtar testi sayesinde kişilik analizi yapıp, keşfetmediğiniz yönlerinizi ortaya çıkarmak ister misiniz? Anahtarlar ilk bakışta son derece sıradan gözükebilir. Ama işin doğrusu bu anahtarların her biri sanatsal bir yapıya sahiptir. Yapılan bir araştırmaya göre örneğin …
Bu yazı Anahtar seçimine göre karakter analizi ilk olarak Blog Artı yayınlanmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/anahtar-testi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:03:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Anahtar, seçimine, göre, karakter, analizi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Testler</strong> insanların kişiliği hakkında detaylar veren ve farklı yönlerini ortaya koyan sorulardan oluşabilmektedir. <strong>Kişilik testi</strong> konusunda farklı bir yöntem izleyen <em>anahtar testi</em> sayesinde kişilik analizi yapıp, keşfetmediğiniz yönlerinizi ortaya çıkarmak ister misiniz?</p>
<p>Anahtarlar ilk bakışta son derece sıradan gözükebilir. Ama işin doğrusu bu anahtarların her biri sanatsal bir yapıya sahiptir. Yapılan bir araştırmaya göre örneğin <strong>gotik akıma</strong> ilgi duyan kimselerin <strong>yalnızlıktan veya kapalı havalardan</strong> keyif aldığı basit bir çıkarımla öngörülebilir.</p>
<p>Hazırlanan bu anahtar testi, sizin seçtiğiniz anahtar türüne göre kişiliğiniz hakkında ipuçları vermeyi amaçlıyor. Yapmanız gereken şey oldukça basit; <strong>karşınızda sizi çok değer verdiğiniz birine kavuşturacak bir kapı var ancak hangi anahtarın kapıyı açtığını bilmiyorsunuz.</strong> Bu kapıyı açmak için görselde yer alan anahtarlardan ilk olarak hangisini seçerdiniz? Size en yakın gelen anahtar hangisi? Öncelikle görseldeki anahtarlardan kendinize yakın olan, “<em>evet bu benim anahtarım olabilir</em>” dediğiniz anahtarı seçin.</p>
<p><span></span></p>
<h2>1. Anahtar</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5190" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/09/mutlu-insanlar.jpg" alt="mutlu insanlar" width="622" height="294" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/09/mutlu-insanlar.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/09/mutlu-insanlar-260x123.jpg 260w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<p>Mantıklı, <strong>güvenilir</strong> ve problemler konusunda çözümcü bir kişi olduğunuz yerinde bir tahmin olacaktır. Ayrıca sakin ve mantıkçı tavrınızdan dolayı bazı durumlarda akıl danışılan kişi olarak kendinizi bulabilirsiniz.</p>
<h2>2. Anahtar</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3633" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/01/sevgi-a%C5%9Fk.jpg" alt="sevgi aşk" width="622" height="294" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/01/sevgi-aşk.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/01/sevgi-aşk-260x123.jpg 260w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<p>Genellikle <strong>duygusal</strong> bir yapıya sahip olsanız da, konu kafanıza koyduğunuz şeyler olduğunda, gayet kararlı bir karakter olduğunuzu gösterir.</p>
<h2>3. Anahtar</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8581" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/01/stres.jpg" alt="stres" width="1024" height="480" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/01/stres.jpg 1024w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/01/stres-380x178.jpg 380w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/01/stres-92x43.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/01/stres-768x360.jpg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></p>
<p>Çevrenizdeki insanların <strong>söylemeye cesaret edemediği</strong> şeyleri dile getirmekten çekinmiyorsunuz. Bir şeyin yanlış olduğunu bile bile ona göz yummayı kabullenemiyor, haksızlığa karşı da kesinlikle müsamaha göstermediğinizi göstermektedir.</p>
<h2>4. Anahtar</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2649" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2012/07/kalp-a%C4%9Fa%C3%A7-romantik.jpg" alt="kalp ağaç romantik" width="700" height="394" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2012/07/kalp-ağaç-romantik.jpg 700w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2012/07/kalp-ağaç-romantik-30x17.jpg 30w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px"></p>
<p>Çevrenize karşı <strong>sevgi dolu</strong> ve duyarlı bir insan olduğunuz anlamına gelmektedir. Ancak diğer insanların sizin bu sevecen ve düşünceli halinizi suistimal ederek sizi kullanmaya kalkmaları gayet olasıdır.</p>
<h2>5. Anahtar</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6796" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/01/mimarlik.jpg" alt="mimarlık" width="618" height="292" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/01/mimarlik.jpg 618w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/01/mimarlik-260x123.jpg 260w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/01/mimarlik-622x294.jpg 622w" sizes="(max-width: 618px) 100vw, 618px"></p>
<p>Bu sizin yüksek yaratıcılık ve hayal gücüne sahip bir kişi olduğunuzu gösterir. <strong>Sanatsal ve görsel</strong> algınız gayet yüksek denebilir.</p>


	<figure class="ilgili">
		<a href="https://www.blogarti.com/test-telefon-tutma-sekline-gore-karakter-analizi.html" title="TEST: Telefon tutma şekline göre karakter analizi" target="_blank">
			<img decoding="async" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi.jpg" alt="TEST: Telefon tutma şekline göre karakter analizi" width="166" height="78">
			<div class="title">
				<span>İlginizi Çekebilir</span>
				<strong>TEST: Telefon tutma şekline göre karakter analizi</strong>
			</div>
		</a>
	</figure>


<h2>6. Anahtar</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9397" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari.jpg" alt="insan kaynakları mülakat" width="1024" height="683" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari.jpg 1024w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-267x178.jpg 267w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-720x480.jpg 720w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-92x61.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></p>
<p><strong>Dürüstlük ve sadakate</strong> büyük önem veriyorsunuz. Başladığınız işleri odaklanmanız durumunda çok kısa sürede bitirebiliyorsunuz.</p>
<blockquote><p>Sonuç ne çıkarsa çıksın, bu testin öncelikli olarak eğlence amaçlı olduğunu lütfen unutmayın!</p></blockquote>
<p>Bu yazı <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/anahtar-secimine-gore-karakter-analizi.html">Anahtar seçimine göre karakter analizi</a> ilk olarak <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/">Blog Artı</a> yayınlanmıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Telefon mülakatlarında nelere dikkat edilmelidir?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/telefon-mulakatlarinda-nelere-dikkat-edilmelidir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/telefon-mulakatlarinda-nelere-dikkat-edilmelidir</guid>
<description><![CDATA[ İş alımlarında firmaların birçoğu hem zamandan tasarruf etmek hem maliyeti düşürmek hem de işi alım sürecini hızlandırmak telefon mülakat yöntemine başvurmaktadır. Öyle ki özellikle pandemi döneminde telefonla sesli olarak veya Skype gibi uygulamalarla görüntülü yapılan mülakatlar daha da arttı diyebiliriz. Bundan ötürü telefon mülakatı iş görüşmeleri arasında önemli bir basamaktır. Genel itibariyle telefon görüşmeleri elemenin …
Bu yazı Telefon mülakatlarında nelere dikkat edilmelidir? ilk olarak Blog Artı yayınlanmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/teknoloji-insan.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:03:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Telefon, mülakatlarında, nelere, dikkat, edilmelidir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İş alımlarında firmaların birçoğu hem zamandan tasarruf etmek hem maliyeti düşürmek hem de <strong>işi alım sürecini</strong> hızlandırmak <strong>telefon mülakat yöntemi</strong>ne başvurmaktadır. Öyle ki özellikle <strong>pandemi döneminde</strong> telefonla sesli olarak veya Skype gibi uygulamalarla <strong>görüntülü</strong> yapılan mülakatlar daha da arttı diyebiliriz. Bundan ötürü telefon mülakatı iş görüşmeleri arasında önemli bir basamaktır. Genel itibariyle <strong>telefon görüşmeleri</strong> elemenin ilk adımını oluşturur ve dolayısıyla büyük önem arz etmektedir. Bu telefon görüşmesinden verilen yanıtlara istinaden başarılı olan adaylar yüz yüze iş görüşmesine davet edilir. Diğer adaylar ise <strong>telefon mülakatı</strong> sonrası elenmektedir. İşte, telefon mülakatından başarılı çıkmanız işe girmenin ilk adımını oluştururken burada bilmeniz gereken bazı hususlar vardır. O halde telefon mülakatı ile alakalı mutlaka bilinmesi gereken ayrıntılar nelerdir? Telefon mülakatlarında nelere dikkat edilmelidir? Tüm detaylarıyla isterseniz gelin birlikte göz atalım.</p>
<p><span></span></p>
<h2><strong>Başvuru sonrası telefonla aranmak için hazırlıklı olun</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9397" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari.jpg" alt="insan kaynakları mülakat" width="1024" height="683" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari.jpg 1024w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-267x178.jpg 267w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-720x480.jpg 720w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-92x61.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/04/insan-kaynaklari-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></p>
<p>işyerine CV’nizi bıraktınız ya da işyerine iş başvurusu yaparak gerekli ilk adımı başlatmış oldunuz. Bundan sonra insan kaynakları tarafından telefonla aranmayı bekleyeceksiniz. Telefonla aranmanın belli bir zamanı yoktur. Ne zaman aranırsınız bilinmez fakat genellikle mesai saatleri içinde aranmanız büyük bir olasılıktır. Bunun için her zaman hazırlıklı olmanız gerekmektedir. Öyle ki, buna istinaden başvuru yaptığınız iş ve firma hakkında gerekli bilgiyi önceden edinmeniz size büyük getirisi olacaktır. Çünkü önceden edineceğiniz bilgiler insan kaynakları tarafından size gelebilecek sorulara net ve doğru vermenize imkan sunacaktır.</p>
<h2><strong>Cv’ler de Yazılanlar Doğru Olsun</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7657" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/meslekler.jpg" alt="meslekler" width="1024" height="480" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/meslekler.jpg 1024w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/meslekler-380x178.jpg 380w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/meslekler-92x43.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/meslekler-768x360.jpg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></p>
<p>Telefonla arayan insan kaynakları CV’niz de yazılan bilgilerin doğruluğunu birde sizin ağzınızdan duymak için buna yönelik sorular sorabilir. Bundan ötürü CV’ de yazılan bilgilere hakim olmanız büyük önem taşımaktadır. İsterseniz, CV’nizin bir kopyasını da yanınızda bulundurabilirsiniz.</p>
<h2><strong>Cep Telefonuna Dikkat Edin!</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4934" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/08/cep-telefonu.jpg" alt="cep telefonu" width="622" height="294" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/08/cep-telefonu.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/08/cep-telefonu-260x123.jpg 260w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<p>Cep telefonları bu süreçte büyük önem taşımaktadır. Zira CV’ de yazılan telefon numarası insan kaynakları tarafından aranacağını unutmayınız. Bunun için telefonun şarjının her gün dolu olmasına ve kapalı olmamasına özen gösteriniz. Özellikle ya da genellikle mesai zaman dilimlerine aranacağınızdan dolayı bu zamanlarda cep telefonları her daim yanınızda ve açık olsun. Ayrıca telefon görüşmesi yapacağınız mekânda gürültüsüz ve rahat bir yer olması önemlidir. Eğer ortam kalabalık ve gürültü ise o ortamdan hemen ayrılınız. Hayatınızın fırsatını küçük bir ayrıntı ile yok etmeyiniz.</p>
<h2><strong>Telefon Konuşmasına Dikkat Edin!</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2549" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/02/whatsapp-mobil.jpg" alt="whatsapp mobil" width="622" height="294" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/02/whatsapp-mobil.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/02/whatsapp-mobil-30x14.jpg 30w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2017/02/whatsapp-mobil-260x123.jpg 260w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<p>Telefon konuşmalarında ses tonu çok önemlidir. İnsan kaynaklarını etkilemek istiyorsanız kelimelerinize ve ses tonunuza çok dikkat etmelisiniz. Yüksek sesle konuşmaktan ya da çok kısık bir ses ile konuşmaktan uzak durun. Mutlaka telefonda olumlu ve pozitif kelimeler kullanın ki, karşı tarafta olumlu izlenimler bırakın.</p>
<p>İlginizi çekebilir: <a href="https://www.blogarti.com/mulakatlarda-insan-kaynaklarini-etkilemenin-6-yolu.html" target="_blank" rel="noopener"><strong>Mülakatlarda insan kaynaklarını etkilemenin 6 yolu</strong></a></p>
<h2><strong>İyi Dinleyin!</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6992" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/not.jpg" alt="not" width="728" height="344" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/not.jpg 728w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/not-260x123.jpg 260w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/not-622x294.jpg 622w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/03/not-80x38.jpg 80w" sizes="(max-width: 728px) 100vw, 728px"></p>
<p>Telefon mülakatlarında hızlı cevaplar vermek yerine acele etmeden karşı taraftaki kişiyi iyi dinleyiniz. Bu esnada sorulan soruları iyi anlayarak ona göre yanıt veriniz. Düşünmeden ve iyi dinlemeden verilen yanıtlar yerine sağlam bir dinleme ve ona göre cevap vermek her zaman sizin için bir artı olacaktır.</p>
<p>Bu yazı <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/telefon-mulakatlarinda-nelere-dikkat-edilmelidir.html">Telefon mülakatlarında nelere dikkat edilmelidir?</a> ilk olarak <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/">Blog Artı</a> yayınlanmıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Direksiyon tutuş şeklinize göre karakter analizi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/direksiyon-tutus-seklinize-goere-karakter-analizi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/direksiyon-tutus-seklinize-goere-karakter-analizi</guid>
<description><![CDATA[ Araç kullanan herkesin kendine özgü bir direksiyon tutuş şekli hatta oturuş şekli vardır. Bazen kendini daha rahat hissetme, bazen de sağlık sorunları nedeniyle duruş şekilleri farklılık gösterebiliyor. Kişiye göre farklılık gösteren direksiyon tutuşu, aynı zamanda karakter analizinizin de ortaya çıkmasına neden oluyor. Aşağıdaki direksiyon tutuş şeklinize göre siz de karakter analizinizi okuyabilir, paylaşabilirsiniz. 1. Minimalist Bu …
Bu yazı Direksiyon tutuş şeklinize göre karakter analizi ilk olarak Blog Artı yayınlanmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-tutusu.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:03:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Direksiyon, tutuş, şeklinize, göre, karakter, analizi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araç kullanan</strong> herkesin kendine özgü bir <strong>direksiyon tutuş şekli</strong> hatta <em>oturuş şekli</em> vardır. Bazen kendini daha rahat hissetme, bazen de sağlık sorunları nedeniyle duruş şekilleri farklılık gösterebiliyor. Kişiye göre farklılık gösteren direksiyon tutuşu, aynı zamanda <em>karakter analizi</em>nizin de ortaya çıkmasına neden oluyor. Aşağıdaki <strong>direksiyon tutuş şeklinize göre</strong> siz de karakter analizinizi okuyabilir, paylaşabilirsiniz.</p>
<p><span></span></p>
<h2>1. Minimalist</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9600" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-1.jpg" alt="Minimalist" width="400" height="371" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-1.jpg 400w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-1-192x178.jpg 192w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-1-92x85.jpg 92w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px"></p>
<p>Bu şekilde direksiyon tutmayı tercih eden şoförlerin sayısı oldukça azdır. Geniş arkadaş çevreleri yerine, kendine yakın hissettiğin birkaç kişiyle zaman geçirmeyi seviyorsun. Kendinden emin ve rahat duruşun, direksiyonu tutuş şeklinde belirgin bir biçimde öne çıkıyor. Yolcuk esnasında da kendine güveniyorsun.</p>
<h2>2. Mantıkçı</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9601" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-2.jpg" alt="Mantıkçı" width="400" height="371" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-2.jpg 400w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-2-192x178.jpg 192w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-2-92x85.jpg 92w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px"></p>
<p>Sebep sonuç ilişkisine inanan ve mantıkla hareket etme özelliğine sahipsin. Aile bireyleri ve arkadaşların tarafından güvenilen, genellikle etrafındaki insanlar bir problem ya da sorunla karşılaştıklarında senin görüşüne başvurmakta. İnsanların mantıksızlıkları seni sinirlendirse de genel olarak güvenilen bir kişiliğe sahipsin.</p>
<h2>3. Birleştirici</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9602" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-3.jpg" alt="Birleştirici" width="400" height="371" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-3.jpg 400w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-3-192x178.jpg 192w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-3-92x85.jpg 92w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px"></p>
<p>Problemleri çözme ve insanları bir araya getirme konusunda oldukça başarılısın. Çoğu zaman yapıcı olan tavrın sayesinde insanlar tarafından oldukça fazla seviliyor ve arkadaş ortamlarında özleniyorsun. Üstelik bu birleştirici ve sevilen tavrından ötürü telefonun hiç susmuyor olabilir.</p>
<h2>4. Mükemmeliyetçi</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9603" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-4.jpg" alt="Mükemmeliyetçi" width="400" height="371" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-4.jpg 400w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-4-192x178.jpg 192w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-4-92x85.jpg 92w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px"></p>
<p>Arkadaş ve aile içinde saygı duyulan bir yapıya sahipsin. Yapılan işlerde savsaklamalardan hoşlanmıyorsun, düzgünce yerine getirmek için tüm işlerine özen gösteriyorsun. Bu tavrın araç kullanımına da yansımış olmalı ki direksiyonu araca en iyi ve düzgün şekilde hakim olacak şekilde güvenle tutuyorsun.</p>
<h2>5. Temkinli</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9604" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-5.jpg" alt="Temkinli" width="400" height="371" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-5.jpg 400w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-5-192x178.jpg 192w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-5-92x85.jpg 92w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px"></p>
<p>İş ve özel hayatındaki işlerde, kararlarda çoğunlukla temkinlisin. Başkalarını incitmekten ve onlara istemeden de olsa zarar vermekten korkuyorsun. Çevrende herkesi düşünen ve gerekirse kendinden fedakarlık eden o kişi büyük olasılıkla sensin. Yolu en iyi görecek şekilde direksiyonun üst kısmından tutuyorsun çünkü temkinli ve düşünceli tavrın direksiyon tutuş şekline de yansımış.</p>
<h2>6. Maceracı</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9605" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-6.jpg" alt="Maceracı" width="400" height="371" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-6.jpg 400w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-6-192x178.jpg 192w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-6-92x85.jpg 92w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px"></p>
<p>Macera senin göbek adın! Diğer insanların beceremediği, farklı olan ne varsa senin ilgi alanına giriyor. Arkadaş çevrende enerjik olan ve diğerlerini farklı şeyler yapmaya zorlayan kişi çoğu zaman sen oluyorsun. Trafikte hız yapma düşkünlüğün de olabilir, dikkatli olmakta fayda var.</p>
<h2>7. Patron</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9606" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-7.jpg" alt="Patron" width="400" height="371" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-7.jpg 400w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-7-192x178.jpg 192w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-7-92x85.jpg 92w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px"></p>
<p>Sakin ve olgun yapın ile bazen tam bir patron, bazen de lidersin. Hayatın boyunca karşına çıkan zorlukları kendi başına yenmişsin ve bu durum sana yıkılmaz bir özgüven kazandırmış. Bu halinden dolayı diğer insanlar seni kıskanıyor ve seni örnek almaya çalışıyor. Aile içinde ve arkadaş ortamında da güvenilen bir kişiliksin.</p>
<h2>8. Babacan</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9607" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-8.jpg" alt="Babacan" width="400" height="371" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-8.jpg 400w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-8-192x178.jpg 192w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-8-92x85.jpg 92w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px"></p>
<p>Çevrendeki insanların büyük bir bölümü seni hem seviyor hem de saygı gösteriyor. Olgun, sakin ve ağırbaşlı olduğun gibi esprili ve cana yakın bir yapıya sahipsin. Tevazu sahibi kişiliğin, korumacı tavrınla birleşince yanında bulunan herkes kendini güvende hissede biliyor. Hayatı keyifle yaşamaya gayret ediyorsun.</p>
<h2>9. Havalı</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9608" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-9.jpg" alt="Havalı" width="400" height="371" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-9.jpg 400w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-9-192x178.jpg 192w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-9-92x85.jpg 92w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px"></p>
<p>Stres altında da olsan, son derece sakin olmayı başarabiliyorsun. Bu oldukça zor bir durumdur Olayları ve problemleri analiz ederek çözme yeteneğin beden diline yansımış. Diğer insanlar için güç olabilecek durumlarda kolaylıkla işin içinden çıkabiliyorsun ve bu tavrın yüzünden etrafındaki insanlar belli etmeseler de sana içten içe gıpta ediyorlar.</p>


	<figure class="ilgili">
		<a href="https://www.blogarti.com/kan-grubuna-gore-karakter-analizi.html" title="Kan Grubuna Göre Karakter Analizi" target="_blank">
			<img decoding="async" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/05/kan-grubu.jpg" alt="Kan Grubuna Göre Karakter Analizi" width="166" height="78">
			<div class="title">
				<span>İlginizi Çekebilir</span>
				<strong>Kan Grubuna Göre Karakter Analizi</strong>
			</div>
		</a>
	</figure>


<h2>10. Buldozer</h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9609" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-10.jpg" alt="Buldozer" width="400" height="371" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-10.jpg 400w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-10-192x178.jpg 192w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/05/direksiyon-10-92x85.jpg 92w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px"></p>
<p>Hırslı ve rekabeti seven bir yapın var. Kafana koyduğun ve elde edemeyeceğin şeyler yok denecek kadar az. Sen hedefine ilerlerken diğer insanların yolunda durmasına tahammül edemiyorsun. Öyle ki, bu durum açıkça <strong>araç kullanma</strong> tarzına yansımış. Araç direksiyonunu her an kornaya basmaya hazır bir şekilde tutuyorsun.</p>
<p>Kazasız ve keyifli sürüşler dileriz. Bizi takip etmeye devam ediniz.<em> Kaynak:brightside</em></p>
<p>Bu yazı <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/direksiyon-tutus-seklinize-gore-karakter-analizi.html">Direksiyon tutuş şeklinize göre karakter analizi</a> ilk olarak <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/">Blog Artı</a> yayınlanmıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Oturma şekline göre karakter analizi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/oturma-sekline-goere-karakter-analizi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/oturma-sekline-goere-karakter-analizi</guid>
<description><![CDATA[ Kişilerin karakterine göre istemsizce şeklini aldığı bir oturma biçimi olduğunu ve bu oturma şekline göre de karakter analizi yapıldığını biliyor muydunuz? Kişilerin karakter analizini yapma yolları farklı şekillerde bulunsa da en önemlilerinden biri de oturma şekline göre tespittir. Beş farklı oturma şeklindeki bacaklarınızın aldığı duruma göre karakter analizinizi paylaştık. Siz de kendi genel oturma şeklinizin durumuna göre kişilerin gözündeki …
Bu yazı Oturma şekline göre karakter analizi ilk olarak Blog Artı yayınlanmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.blogarti.com/yuklemeler/2021/06/oturma-sekli.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 16:03:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Oturma, şekline, göre, karakter, analizi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kişilerin karakterine göre istemsizce şeklini aldığı bir oturma biçimi olduğunu ve bu oturma şekline göre de <strong>karakter analizi</strong> yapıldığını biliyor muydunuz? Kişilerin karakter analizini yapma yolları farklı şekillerde bulunsa da en önemlilerinden biri de <strong>oturma şekline göre</strong> tespittir. Beş farklı oturma şeklindeki bacaklarınızın aldığı duruma göre karakter analizinizi paylaştık. Siz de kendi genel oturma şeklinizin durumuna göre kişilerin gözündeki karakterinizi öğrenebilirsiniz. İşte karakter analizi yapabileceğiniz o yöntemler…<span></span></p>
<p><span></span></p>
<h2>A şekline göre oturma analizi</h2>
<p>Bu şekilde oturan kişilerin genelde yaratıcı olduğu bilinir. Ayrıca karizmatik kişiliğe de sahip olan bu kişiler hayatta mutlu ve rahat olurlar. Genellikle karşılaştıkları problemlere çözüm odaklı yaklaşarak başarıya ulaşırlar. Açık sözlüdürler, rahatça kafalarındaki her şeyi karşı tarafa iletebilirler.</p>
<figure class="ilgili"></figure>
<h2>B şekline göre oturma analizi</h2>
<p>Oldukça samimi olmakla beraber aynı zamanda hayal dünyasında fazla yaşayan kişilerin oturma şeklidir. Maceraperest, gezmeyi seven, yeni insanlarla kolaylıkla iletişim kurarak arkadaşlık kurabilen özellikleri vardır. Planladıkları şeyleri hayata geçirme konusunda üzerlerine yoktur. Yaşadıkları şehir, ortam ve ülkelere kolay uyum sağlarlar. En önemli özellikleri de aynı yerde uzun süre kalmak istememeleridir.</p>
<h2>C şekline göre oturma analizi</h2>
<p>C şeklindeki biçimde bacakları açık biçimde oturan insanların konsantrasyon ve uyum sorunu yaşaması muhtemeldir, canı tatlıdır diye tabir edilen kişi türlerindendir. Kendilerine özgü bir yaşam tarzı bulunmasına rağmen hayatları problem ve kaoslarla geçebilir.</p>
<h2>D şekline göre oturma analizi</h2>
<p>Verdikleri sözü tutan, dediği dedik, randevuları ve saat planlamalarına tam zamanında katılan kişi türleridir. En önemli özelliği zeki olmaları olan bu oturuşa sahip kişiler, savundukları konularda sert dilli ve kırıcı olabilirler.</p>
<h2>E şekline göre oturma analizi</h2>
<p>Kariyerinin peşinden giden, paraya ve maddiyata önem veren tiplerdir. Aile ve arkadaş çevresini ikinci planda tutabilirler. İdealleri için gözü karadır. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En karanlık an şafak sökmeden önceki andır! Simyacı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/en-karanlik-an-safak-soekmeden-oenceki-andir-simyaci</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/en-karanlik-an-safak-soekmeden-oenceki-andir-simyaci</guid>
<description><![CDATA[ “Aynı düşü iki kez üst üste gördüm. Koyunlarımla bir otlaktaydım. Derken bir çocuk göründü ve koyunlarla oynamaya başladı. İnsanların koyunlarımla oynamasından pek hoşlanmam; tanımadıkları insanlardan korkarlar. Ama kendileriyle oynamaya gelen çocuklardan korkmazlar. Neden bilmem. Hayvanların, insanların yaşını bilmeleri şaşırtıcı bir şey.” “Sözü gördüğün düşe getir,” dedi yaşlı kadın. Ateşte tencerem var. Hem zaten fazla paran […]
En karanlık an şafak sökmeden önceki andır! Simyacı yazısı ilk önce Holosen üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/pyramids-2159286-scaled.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:59:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>karanlık, şafak, sökmeden, önceki, andır, Simyacı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>“Aynı düşü iki kez üst üste gördüm. Koyunlarımla bir otlaktaydım. Derken bir çocuk göründü ve koyunlarla oynamaya başladı. İnsanların koyunlarımla oynamasından pek hoşlanmam; tanımadıkları insanlardan korkarlar. Ama kendileriyle oynamaya gelen çocuklardan korkmazlar. Neden bilmem. Hayvanların, insanların yaşını bilmeleri şaşırtıcı bir şey.”</p>
<p>“Sözü gördüğün düşe getir,” dedi yaşlı kadın. Ateşte tencerem var. Hem zaten fazla paran da yok, bütün zamanımı alamazsın.”</p>
<p>“Çocuk bir süre koyunlarla oynuyor,” diye sürdürdü konuşmasını çoban, biraz sıkıntıyla. “Ve birden elimden tutuyor, beni Mısır Piramitlerine götürüyor.”</p>
<p>Yaşlı kadının Mısır Piramitlerinin ne olduğunu bilip bilmediğini anlamak için bir an sustu. Ama kadın sessizliğini bozmadı.</p>
<p>“Sonra, Mısır Piramitlerinin –yaşlı kadının iyice anlaması için bu sözcükleri tane tane söylüyordu– önünde, çocuk bana, ‘Buraya gelirsen, gizli bir hazine bulacaksın,’ diyor. Ve tam bana hazinenin yerini göstereceği sırada uyanıyorum. İki kez oldu.” <strong>(Kitap: Simyacı)</strong></p>
<p></p>
<h2><strong>Hazinenin peşinde koşmak</strong></h2>
<p>Hepimiz hayatımız boyunca bir hazinenin peşinde koşarız. Bir gün o hazineye sahip olacağımız gün için koşturur dururuz. Bu büyük hazine kimimiz için gerçekten de senelerce bankada biriktirdiğimiz birikimimizin karşılığında bir ev satın almak, kimimiz için ise hayatımızın aşkını bulmak, istediğimiz işi kurmak, hayırlı bir evlat sahibi olmak ya da yıllardır aldığımız eğitimlerin, başardığımız işlerin karşılığı olarak adımızın önüne o unvanları koymak da olabilir.</p>
<p>İnsanın hayatta bir amacı olması güzel. Fakat kimimiz amaçlarımıza, ulaşmak istediğimiz o hazineye öylesine körkütük bağlanmışız ki etrafımızda olan biten her şey akıp giderken adeta at gözlüğüyle tek bir noktaya doğru yürüyoruz ya da koşuyoruz. Nice güzelliği kaçırıyoruz. Anı yaşamıyoruz. Ya geçmişimizde yaptığımız hatalara takılıp kalmışız ya da daha yaşayıp yaşamayacağımızın bile belli olmadığı geleceğimize…</p>
<p>Bakın size bu konuyla ilgili videonun başında da birkaç paragraf okuduğum <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Paulo_Coelho" target="_blank" rel="noopener">Paulo Coelho</a>’nun, Simyacı kitabından güzel bir hikaye anlatayım:</p>
<h2><strong>Kaşıktaki yağ</strong></h2>
<p>Bir tüccar Mutluluğun Gizi’ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.</p>
<p>Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış. Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş. Bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.</p>
<p>Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Gizi’ni açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş.</p>
<p>‘Ama, sizden bir ricada bulunacağım,’ diye eklemiş bilge, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. ‘Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz.’</p>
<p>Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış.</p>
<p>‘Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumdaki Acem halılarını gördünüz mü? Bahçıvanbaşının yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü? Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?’</p>
<p>Utanan delikanlı hiçbir şey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabaladığından, başka bir şeye dikkat edememiş.</p>
<p>‘Öyleyse git, evrenimin harikalarını tanı,’ demiş ona bilge. Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.’</p>
<p>İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce, gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış.</p>
<p>‘Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?’ diye sormuş bilge.</p>
<p>Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş. ‘Peki,’ demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, ‘sana verebileceğim tek bir öğüt var: Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan.’</p>
<h2><strong>Hırslı değil azimli olun</strong></h2>
<p>Bu hayatta bazı batılı bestseller kişisel gelişim kitaplarının pompaladığı gibi herkes başaracak, sen de milyoner olabilirsin, herkes ünlü olabilir, herkes büyük iş insanı olabilir diye bir kaide yok. Hatta böyle bir dünya yok. Herkesin yetenekleri ve kapasitesi farklı. Önemli olan bizim kişilik yapımıza uygun olan hayat amacını bulmak ve onu gerçekleştirmek isterken hırs tuzağına da düşmemek. Onun yerine azimli olmak.</p>
<p>İkisi arasındaki farkı kısaca şöyle açıklayabiliriz:</p>
<p>Hırslı insan arabasıyla son gaz giderken etrafında geçtiği nice güzelliklerin farkına varamayan ve hedefine varsa bile onun keyfini süremeyecek olan bir insanken, azimli insan ise hedefine istikrarlı bir şekilde giderken arada bir gaz kesen, camdan dışardaki güzellikleri de seyreden, yolda iyi biriyle karşılaştığı zaman onu da arabasına alan ve vardığı hedefin tadını çıkarıp hemen kendisine yeni bir hedef koymak yerine bulunduğu mevkiin muhasebesini yapan insandır.</p>
<h2><strong>Kişisel Menkıbe</strong></h2>
<p>“İnsan yalnızca yolculuk yapmak istese? Ya da bir kumaş tüccarının kızıyla evlenmek istese?</p>
<p>Ya da hazine aramak istese. Dünyanın Ruhu insanların mutluluğuyla beslenir. Ya da mutsuzluklarıyla, arzuyla, kıskançlıkla. Kendi Kişisel Menkıbesini gerçekleştirmek insanların biricik gerçek yükümlülüğüdür. Her şey bir ve tek şeydir.</p>
<p>Ve bir şey istediğin zaman, bütün Evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar.” <strong>(Simyacı)</strong></p>
<h2><strong>Hayatınızdaki büyük taşlara öncelik verin</strong></h2>
<p>Peki biz gerçekten neyi istiyoruz? Hayatımızda önem verdiğimiz, vakit harcadığımız şeyler bizim gerçekten hayatımızda olmasını istediğimiz, gerçekleşmesini arzu ettiğimiz şeyler mi? En değerli kaynağımız olan zamanımızı doğru kullanıyor muyuz ki her şeye vakit yetsin? Hiç sanmıyorum.</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_1Artboard-1-50.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-273" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_1Artboard-1-50-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_1Artboard-1-50-1024x576.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_1Artboard-1-50-300x169.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_1Artboard-1-50-768x432.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_1Artboard-1-50-696x392.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_1Artboard-1-50-1068x601.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_1Artboard-1-50-747x420.jpg 747w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_1Artboard-1-50.jpg 1440w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<h2><strong>Kavanozdaki taşlar</strong></h2>
<p>Bu elimde görmüş olduğunuz kavanoz hayatımızı temsil etsin. Şimdi elimde bir miktar büyük taş, biraz çakıl taşı ve kum var. Önce bu büyük taşları kavanozun içine koyuyorum. Bunlar hayatımızdaki en önemli şeyler. Ailemiz, dostlarımız, sağlığımız, kitaplarımız, başarmak istediğimiz en büyük amacımız.</p>
<p>Şimdi çakıl taşlarını koyuyorum. Bunlar da diğer önemli şeyler. İşimiz, evimiz, arabamız, hayatımızı devam ettirmek için yapmak zorunda olduğumuz bir takım küçük işler.</p>
<p>Şimdi de kumu döküyorum. Bu kum taneleri de hayatımızda bizim bolca vaktimizi alan ama aslında yapmasak da olur dediğimiz şeyler. Sosyal medyada vakit geçirmek, dizi ve film izlemek, bilgisayar oyunları, dedikodu, magazin, sürekli gündemi takip etmek gibi aklımıza gelebilecek her şey.</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_2Artboard-1-50.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-274" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_2Artboard-1-50-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_2Artboard-1-50-1024x576.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_2Artboard-1-50-300x169.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_2Artboard-1-50-768x432.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_2Artboard-1-50-696x392.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_2Artboard-1-50-1068x601.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_2Artboard-1-50-747x420.jpg 747w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_2Artboard-1-50.jpg 1440w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<p>Kavanoz tamamen doldu. Peki sizce bu hikaye bize ne anlatıyor? Eğer zamanımızı doğru kullanırsak her şeye vakit ayırabiliriz öyle değil mi? Hayır. Bu hikaye bunu anlatmıyor.</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_3Artboard-1-50.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-275" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_3Artboard-1-50-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_3Artboard-1-50-1024x576.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_3Artboard-1-50-300x169.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_3Artboard-1-50-768x432.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_3Artboard-1-50-696x392.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_3Artboard-1-50-1068x601.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_3Artboard-1-50-747x420.jpg 747w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/08/simyaci_kavanoz_3Artboard-1-50.jpg 1440w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<p>Bu hikaye bize diyor ki eğer büyük taşları kavanozun içine önce koymazsanız bir daha asla koyamazsınız. Aynısı hayatta da geçerli. Tüm enerjini ve zamanını küçük şeylere harcarsan senin için asıl önemli olan şeylere zamanın kalmayacak. Onlara zaman ayırmadığındaysa hep pişmanlık duyan yorgun, stresli ve mutsuz bir insan olacaksın.</p>
<h2><strong>Evrenin ruhuna dönüş</strong></h2>
<p>“Peki yürekler, insanlara düşlerinin peşinden gitmek zorunda olduklarını neden söylemiyorlar?” diye sordu delikanlı, Simyacı’ya.</p>
<p>“Çünkü bu durumda en çok, yürek acı çeker. Ve yürekler acı çekmekten hoşlanmazlar.”</p>
<p>Delikanlı o gün yüreğini dinledi. Ondan, kendisini asla terk etmemesini istedi. Ondan, düşlerinden uzaklaşacak olursa göğsünde sıkışmasını ve kendisini uyarmasını, uyarı işareti vermesini istedi. Ve bu işareti ne zaman duyarsa ona dikkat edeceğine yemin etti.</p>
<p>Delikanlı o gece bu konuların hepsini Simyacı’yla konuştu. Ve Simyacı, delikanlının yüreğinin Evrenin Ruhu’na geri dönmüş olduğunu anladı.</p>
<p>“Şimdi ne yapmalıyım?” diye sordu delikanlı.</p>
<p>“Piramitler yönünde yürümeye devam et,” dedi Simyacı. “Ve işaretlere dikkat et. Yüreğin artık sana hazineyi gösterebilecek durumda.”</p>
<p>“Yoksa benim henüz bilmediğim bu mu?”</p>
<p>“Hayır. Senin henüz bilmediğin şudur,” dedi Simyacı: “Evrenin Ruhu, bir düşü gerçekleştirmeden önce yol boyunca öğrenilen her şeye değer biçer. Bize karşı kötü duygular beslediği için böyle davranmaz. Düşümüzü gerçekleştirmemizin yanı sıra, ona doğru ilerlerken aldığımız dersleri de iyice öğrenmemizi ister. Ama insanların çoğunluğu, işte bu anda vazgeçerler. Çölün dilinde biz bu durumu şöyle tanımlarız: Vahanın palmiyeleri ufukta görünmüşken susuzluktan ölmek!</p>
<p>Araştırma her zaman acemi talihiyle başlar. Ve her zaman fatihin sınavıyla sona erer.</p>
<p>Delikanlı ülkesinde söylenen eski bir atasözünü anımsadı: En karanlık an, şafak sökmeden önceki andır!</p>
<p></p>
<h2><strong>Kaynaklar ve İleri Okuma:</strong></h2>
<p><strong>Simyacı – PAULO COELHO</strong></p>
<p><a href="https://holosen.org/en-karanlik-an-safak-sokmeden-onceki-andir-simyaci/">En karanlık an şafak sökmeden önceki andır! Simyacı</a> yazısı ilk önce <a href="https://holosen.org/">Holosen</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Özgür irademizin olması OLASILIKSIZ mı?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ozgur-irademizin-olmasi-olasiliksiz-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ozgur-irademizin-olmasi-olasiliksiz-mi</guid>
<description><![CDATA[ Posta kutusunun üzerine konulan bir kalem bir kadının ölümüne sebep olabilir mi? Ya da bir bisikletlinin düşmesine? Kelebek etkisi nedir? Maddenin üzerine etkiyen bütün değişkenleri bilseydik geleceği hesaplayabilir miydik? Evren deterministik midir? Gerçekliğin gerçek olduğundan nasıl emin olabiliriz? Şizofreni gerçekten bir hastalık mıdır? Evren, Newton’un tasvir ettiği gibi bir saat misali mi işler yoksa Heisenberg’in […]
Özgür irademizin olması OLASILIKSIZ mı? yazısı ilk önce Holosen üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://holosen.org/wp-content/uploads/2025/01/c4443764-4fcb-4456-9339-95d54ddaefe7.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:54:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Özgür, irademizin, olması, OLASILIKSIZ, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Posta kutusunun üzerine konulan bir kalem bir kadının ölümüne sebep olabilir mi? Ya da bir </span><span>bisikletlinin düşmesine? Kelebek etkisi nedir? Maddenin üzerine etkiyen bütün değişkenleri bilseydik </span><span>geleceği hesaplayabilir miydik? Evren deterministik midir?</span></p>
<p><span>Gerçekliğin gerçek olduğundan nasıl emin olabiliriz? Şizofreni gerçekten bir hastalık mıdır? Evren, </span><span>Newton’un tasvir ettiği gibi bir saat misali mi işler yoksa Heisenberg’in söylediği gibi belirsizliklerle mi </span><span>doludur? Geçmiş geride kalmadı, gelecek ise çoktan yaşandı diyen Einstein haklı mı?</span></p>
<p><span>Hayat böyledir. Her şey olabilir. Her ne kadar olasılıksız olursa olsun, olabilir. Hatta olasılık dışı olan </span><span>her olay mutlaka gerçekleşecektir.</span></p>
<p></p>
<h2><strong>Adam Faver’ın Olasılıksız İsimli Kitabından Bir Alıntı</strong></h2>
<p><span>Caine tüm bunları kısaca anlatırken Nava da bacağını kıpırdatmamasını sağlayacak önlemler alıyordu. </span><span>Caine konuşmayı kesince bir süre ikisi de sessizliği bozmadı.</span></p>
<p><span>“UGA’daki bilim adamları, ” dedi Nava, “Senin Laplace’nin Şeytanı olduğunu düşünüyorlar.”</span></p>
<p><span>Caine başını salladı. “Bu saçmalık. Laplace’nin Şeytanı gerçek bir şey değil ki. Bir varlık değil yani, bir </span><span>teori sadece. Laplace’nin Şeytanı deyimi geleceği tahmin edebilecek, her şeyi bilen bir varlığı </span><span>tanımlamak için kullanılan bir sözcük.”</span></p>
<p><span>Durdu, başı dönüyordu sanki. “Ayrıca, bunun imkânsız olduğu 1990’larda kanıtlandı.”</span></p>
<p><span>“Nasıl?” diye sordu Nava.</span></p>
<p><span>“Werner Heisenberg adında bir fizikçi subatomik partiküllerin gözlemleninceye kadar tek bir </span><span>pozisyonları olmadığını kanıtladı.”</span></p>
<p>Nava kaşlarını kaldırınca Caine devam etmek zorunda kaldı. <span>“</span>Sorma, kuantum fiziği işte, zaten mantıklı olması gerekmiyor.<span>”</span></p>
<p><span>“</span>Tamam. Ama neden Laplace’ın Şeytanı imkansız o zaman?<span>”</span></p>
<p><span>“Çünkü eğer subatomik partiküllerin birkaç konumu varsa, o zaman, herhangi bir varlığın var olması mümkün değil. Ve geleceği tahmin edebilmek için bu verilere gerek olduğundan, gelecek tahmin edilemez. İşte Laplace’ın Şeytanı bu yüzden imkansız bir teori.”</span></p>
<p><span>Caine duraksayıp bakışlarını onun gözüne dikti. “Yani ben her şeyi bilmiyorum, geleceği de tahmin </span><span>edemem.”</span></p>
<p><span>“Ya lokantada olanlar?” diye karşı çıktı Nava.</span></p>
<p><span>Caine’nin bir anda başından aşağıya kaynar sular boşandı. “Bunu nereden biliyorsun?”</span></p>
<p><span>“UGA seni izliyordu.” Nava öne doğru eğildi. “Olanları gördüm David. O kamyonet camdan içeri </span><span>girmeden saniyeler önce insanları oradan uzaklaştırdığını gördüm. Eğer sen geleceği tahmin </span><span>etmiyorsan, ne ediyor?”</span></p>
<p><span>“O lokantada neler olduğunu bilmiyorum. Önsezi, hatta öngörü de buna. Ama ben her şeyi bilen bir </span><span>varlık falan değilim.” Caine dağınık saçlarını düzeltti. “Eğer her şeyi bilseydim Rus mafyasına 12.000 </span><span>dolar borcum olur muydu sence Nava? Bir sonraki kartı bile bilemiyorum, gelecekte neler olacağını </span><span>nasıl bileyim?”</span></p>
<p><span>Caine sözcükler ağzından çıkarken bile bunun tamamen doğru olmadığını biliyordu. Patlamada </span><span>öleceğini bilmemiş miydi? Atacağı çantayla Nava’nın kendisine ulaşmasını sağlayacak zincirleme etkiyi </span><span>yaratacağını da bilmemiş miydi? Caine’nin imkânsıza inanmak dışında bir seçeneği kalmamış gibiydi.</span></p>
<h2><strong>Olasılıksız Kitabı Hakkında Kısa Bilgi</strong></h2>
<p><span>Olasılıksız. 2005 yılında Amerikalı yazar Adam Faver tarafından yazılmış bilimkurgu – macera türünde </span><span>bir roman. Eğer siz de benim gibi bilime, özellikle de bilimin taçsız kraliçesi fiziğe ilgi duyanlardansanız </span><span>bu romana bayılacaksınız. Kitapta işlenen hikâye “Laplace’ın Şeytanı” teorisi üzerinden oluşturulmuş. </span><span>İstatistikçi ve kumarbaz bir adamın başına gelenleri anlatıyor. Laplace’ın Şeytanı Teorisi’ne birazdan </span><span>geleceğiz ama ondan önce biraz daha bu kitaptan bahsetmek isterim.</span></p>
<p><span>Adam Faver’ın ilk romanı olan bu kitap tam 18 dile çevrilmiş. Ödülleri var. Ayrıca Türkiye’de, Faver’ın </span><span>kendi ülkesi olan Amerika’dan bile daha popüler. Gazeteci Cüneyt Özdemir ile yıllar önce yaptığı bir </span><span>programda kendisi söylemiş bunu. Ve bunun nedenini o da bilmiyor.</span></p>
<h2><strong>Kitabın Konusu</strong></h2>
<p><span>Kitabın konusu ise kısaca şöyle: Baş kahraman David Caine bir epilepsi hastası. Olasılıklar konusunda </span><span>uzman ve bu konuda dersler veriyor. Bir gün kriz geçirip hastaneye kaldırılınca okula devam </span><span>edemeyeceğini anlıyor ve para kazanabilmek için yine en iyi bildiği şeyden faydalanmak istiyor: O</span><span>lasılık hesapları. Böylece kendisini poker masasında buluyor.</span></p>
<p><span>Her şey güzel giderken bir gün bir oyun esnasında kriz geliyor ve çok küçük olarak hesapladığı </span><span>kaybetme ihtimali de gerçekleşince oyunu kaybediyor. Üstelik veresiye oynadığı için kumarhaneye de </span><span>ciddi bir şekilde borçlanıyor. </span><span>Hastalığı da ümitsiz vakaya dönüşünce, doktoru para karşılığında yeni bir ilaç için denek olmasını </span><span>teklif ediyor. Borcu olduğu için çaresiz kalan David teklifi kabul edince olanlar oluyor. Birden David </span><span>tüm olasılıkları öngörebilme yeteneği kazanan bir çeşit Laplace’ın Şeytanı’na dönüşüyor. Takdir </span><span>edersiniz ki böyle doğa üstü bir yeteneği olan adamın peşine kimler kimler takılıyor ve neler oluyor </span><span>neler!</span></p>
<p><span>Yani anlayacağınız bu kitabı okuduğunuzda, hem mükemmel bir maceranın içinde bulacaksınız </span><span>kendinizi, hem de istatistik, matematik, fizik ve kuantum fiziğine dair birçok kavramı da hikâyenin </span><span>içine serpiştirilmiş bir şekilde okuma fırsatınız olacak.</span></p>
<p><span>Size ufak bir tavsiyem olacak. Bu kitabı eğer okumadıysanız ondan önce mutlaka “<a href="https://youtu.be/IpYlfEA1iOU">Kuantum Fiziği</a>” </span><span>“<a href="https://youtu.be/Y3CIGGtRFuc">Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi</a>” “Schrödinger’in Kedisi” “<a href="https://youtu.be/6pnNgITRmIE">Einstein’ın Uzay-Zamanı</a>” “Görelilik Kuramı” </span><span>“<a href="https://youtu.be/46r2lcMVslQ">Kelebek Etkisi</a>” gibi kavramlar hakkında kısa da olsa bilgi edinin. Böylece kitaptan alacağınız haz </span><span>artacaktır. Kanalımda bunların hepsiyle ilgili kısa, açıklayıcı videolar var. Açıklama kısmına linklerini </span><span>bırakacağım.</span></p>
<h2><strong>Laplace’ın Şeytanı Teorisi</strong></h2>
<p><span>Şimdi gelelim Laplace’ın Şeytanı’na. Kim bu şeytan? Neden romanın baş kahramanına bu ismi </span><span>takıyorlar? Bu teoriyi kim ortaya attı?</span></p>
<p><span>Laplace’ın Şeytanı, Fransız matematikçi ve gökbilimci olan Pierre Simon Laplace tarafından ortaya </span><span>atılan düşünsel bir deney. Laplace, bu düşünsel deneyde evrendeki her atomun yerini ve hareketini </span><span>bilen, bu sayede evrenin ve kâinatın bütün geçmiş ve geleceğini de bilen sanal bir varlığın mevcut </span><span>olduğunu varsayıyor.</span></p>
<p><span>Biz bugün bu sanal varlığı bir şeytan olarak değil de bir süper bilgisayar olarak düşünelim. Yani </span><span>Laplace’ın demek istediği şey şuydu: Eğer her atomun, hatta atom-altı parçacıkların hareketini an be </span><span>an hesaplayabilen bir süper bilgisayar olsaydı, bu bilgisayar gelecekte ne olacağını kesin bir şekilde </span><span>bilebilirdi. Dolayısıyla eğer gelecekte ne olacağı zaten önceden belliyse o zaman şans diye bir şey </span><span>yoktur. Yani bir zarı masaya attığınızda o zarın hangi yüzünün üste geleceği siz onu daha atmadan </span><span>önce bellidir. Buna benzer olarak her şey ama her şey, mesela benim bu videoyu yapmak istemem, </span><span>sizin izlemek için videoyu açmanız, akşam yiyeceğiniz yemek, yapacağınız sohbet, gideceğiniz </span><span>mekanlar, yağacak yağmur, olacak deprem her şey önceden bellidir.</span></p>
<p><span>Evrenin şimdiki hali geçmişin sonucu ve geleceğin nedenidir.</span></p>
<p><span>İşte hiçbir şeyin belirsiz olmadığı, her şeyin bilinen veya bilinmeyen bir sebebinin olduğunu savunan </span><span>bu düşünce sistemine “Determinizm” deniyor.</span></p>
<p><span>Laplace’ın burada tam olarak anlatmak istediği şey, böyle Tanrısal bir şeytanın var olması ihtimali </span><span>falan değildi. Bu, sadece durumu basitçe anlatmak için kullandığı bir benzetmeydi. Şans diye bir şey </span><span>yoktu. Özgür irade kavramı da bir safsatadan ibaretti. Aslında hepimiz özgür iradeleri olduğu </span><span>yanılsamasına kapılmış satranç tahtasındaki piyonlar gibiydik.</span></p>
<h2><strong>Heisenberg ve Belirsizlik İlkesi</strong></h2>
<p><span>Bu teoriye karşı çıkan bilim insanları da işte tam bu noktada devreye girdiler. Mesela Heisenberg, </span><span>1927’de yayınladığı bir makalesinde “<a href="https://youtu.be/Y3CIGGtRFuc">Belirsizlik İlkesi</a>”ni ortaya koydu ve adeta bir devrim yaptı. </span><span>Kuantum mekaniği, Laplace’ın teorisini çürütüyordu. Evrende determinist bir yapının değil de, </span><span>belirsizliğin ve indeterminizmin var olduğunu söylüyordu. Çok kısa olarak, atom-altı seviyede bir </span><span>parçacığın hem konumunu hem de hızını aynı anda tespit etmemiz imkansızdı. Böyle olunca da </span><span>istediği kadar güçlü ve zeki bir şeytan ya da bilgisayar olursa olsun asla bir elektronun sonraki </span><span>hareketini hesaplayamazdı.</span></p>
<p><span>Heisenberg’le beraber özgür irade kavramı yeniden hayat buldu. Özgür irademiz vardı. Her şey </span><span>önceden belli falan değildi. Kararlarımız an be an hayatımızı şekillendiriyordu. Burada Belirsizlik </span><span>İlkesi’ne detaylı girmeyeceğim çünkü daha önce videosunu yaptım isteyenler ona bakabilirler. </span><span>Açıklama kısmında <a href="https://youtu.be/Y3CIGGtRFuc">linki</a> var.</span></p>
<h2><strong>Kapanış</strong></h2>
<p><span>Bugün iyi bir zihin jimnastiği yaptık. Güzel şeyler öğrendiğimizi düşünüyorum. Bana bu kadarı yetmez </span><span>diyenler varsa onları kuantum fiziği isimli oynatma listeme doğru alabilirim. Son olarak size şiddetle </span><span>tavsiye edebileceğim bu kitabı mutlaka okuyun derim. İçinde CIA, FBI, KGB, İSTATİSTİK, KUMAR, </span><span>BİLİMSEL DENEYLER, ŞİZOFRENİ, LAPLACE ŞEYTANI, KUANTUM FİZİĞİ ne ararsanız var. Bu kanal gibi </span><span>kitap. Daha ne olsun. Bir sonraki videoda görüşene kadar hoşça kalın dostlarım. Ben Hasan.</span></p>
<p></p>
<h2><strong>Kaynaklar ve İleri Okuma:</strong></h2>
<p><strong>Olasılıksız – Adam FAVER</strong></p>
<p><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Laplace%27s_demon"><span>https://en.wikipedia.org/wiki/Laplace%27s_demon</span></a></p>
<p><a href="https://www.britannica.com/science/uncertainty-principle"><span>https://www.britannica.com/science/uncertainty-principle</span></a></p>
<p><a href="https://evrimagaci.org/belirsizlik-ilkesini-anlamak-werner-heisenberg-ve-digerleri-ne-dedi-4184" target="_blank" rel="noopener">https://evrimagaci.org/belirsizlik-ilkesini-anlamak-werner-heisenberg-ve-digerleri-ne-dedi-4184</a></p>
<p><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Uncertainty_principle"><span>https://en.wikipedia.org/wiki/Uncertainty_principle</span></a></p>
<p><a href="https://youtu.be/Y3CIGGtRFuc">Belirsizlik İlkesi</a></p>
<p><a href="https://youtu.be/IpYlfEA1iOU">Kuantum Fiziği</a></p>
<p><a href="https://holosen.org/ozgur-irademizin-olmasi-olasiliksiz-mi/">Özgür irademizin olması OLASILIKSIZ mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://holosen.org/">Holosen</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Simülasyon Teorisi Nedir? Matrix’in Felsefesi ve Platon</title>
<link>https://trafikdernegi.com/simulasyon-teorisi-nedir-matrixin-felsefesi-ve-platon</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/simulasyon-teorisi-nedir-matrixin-felsefesi-ve-platon</guid>
<description><![CDATA[ Keşişin Yolculuğu Keşişin biri hava kararmadan evine dönmeye çalışıyormuş. Ormanın içinde uzayıp giden patikada hızlı hızlı yürürken, gözüne uzun, ince bir şey ilişmiş ama tam seçememiş. Biraz yaklaşınca irkilmiş: Dev bir yılan! Ne yazık ki eve giden tek yol da bu yolmuş ve hava iyice kararmakta olduğundan keşişin beklemeye zamanı yokmuş. Paniklemeye başlamış. Biraz soluklanınca […]
Simülasyon Teorisi Nedir? Matrix’in Felsefesi ve Platon yazısı ilk önce Holosen üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/the-matrix-simulation-02.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:54:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Simülasyon, Teorisi, Nedir, Matrix’in, Felsefesi, Platon</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Keşişin Yolculuğu</strong></h2>
<p>Keşişin biri hava kararmadan evine dönmeye çalışıyormuş. Ormanın içinde uzayıp giden patikada hızlı hızlı yürürken, gözüne uzun, ince bir şey ilişmiş ama tam seçememiş. Biraz yaklaşınca irkilmiş:</p>
<p>Dev bir yılan!</p>
<p>Ne yazık ki eve giden tek yol da bu yolmuş ve hava iyice kararmakta olduğundan keşişin beklemeye zamanı yokmuş. Paniklemeye başlamış. Biraz soluklanınca kendine derme çatma bir meşale hazırlamış ve korkuyla yılana doğru yaklaşmış. Meşalenin ışığıyla, “yılan” bir halata dönüşmüş. Keşiş imana gelip “Tanrı canını almasın” demiş, rahatlamış, ve kendi kendine yarattığı bu yanılsamaya gülerek yoluna koyulmuş.</p>
<p>Bu hikayeden ne anladınız?</p>
<p>Duyularımız bizi yanıltıyor. Ama biraz aydınlanmayla, cehaletimizden ve korkularımızdan kurtulabilir, bunların birer illüzyon olduğunu anlayabiliriz.</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix11.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-569" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix11-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix11-1024x576.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix11-300x169.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix11-768x432.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix11-1536x864.jpg 1536w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix11-696x392.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix11-1068x601.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix11-747x420.jpg 747w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix11.jpg 1920w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<p>Bu efsane sahnede Neo’nun bu sorusuna Morpheus şöyle cevap verir:</p>
<p>“Gerçek nedir? Gerçeği nasıl tanımlarsın? Eğer hissedebildiğin, koklayıp, tadıp, görebildiğin şeylerden söz ediyorsan “gerçek”, beyne iletilen elektrik sinyallerinin yorumlanmasıdır.”</p>
<p></p>
<h2><strong>Elon Musk’ın İddiası</strong></h2>
<p>Dünyanın en zengin ve zeki insanlarından biri geçtiğimiz günlerde bir iddia ortaya attı. Aslında ilk defa dile getirmedi bu iddiasını fakat yeniden gündem olmaya yetti.</p>
<p>Dedi ki bu arkadaş, neredeyse kesin olarak bir simülasyonun içerisinde yaşıyoruz.</p>
<p>Tahmin ettiniz değil mi kim olduğunu. Elon Musk.</p>
<h2><strong>Kesin Olarak Simülasyonlar Dünyasında Yaşıyoruz</strong></h2>
<p>Bense ne diyorum biliyor musunuz? Neredeyse kesin olarak falan değil. %100 simülasyonlar dünyasında yaşıyoruz.</p>
<p>Fakat benim bahsettiğim simülasyon kavramı böyle teknolojik bir bilgisayar simülasyonu falan değil.</p>
<p>Ona birazdan geleceğiz.</p>
<p>Ben, bu simülasyon argümanına biraz farklı bir açıdan da bakmak istiyorum.</p>
<p>Benim bahsettiğim şu:</p>
<p>Bize doğduğumuz günden beri bir takım simülasyonlar gösteriliyor. Ailemiz, okuduğumuz okul, arkadaşlarımız ve öğretmenlerimiz tarafından.</p>
<p>Sen şusun, busun. Şuna inanıyorsun. Buradan geldin. Öldükten sonra bu olacak. Devlet böyle yönetilir. Eğitim böyle olmalıdır. Bunu yapmak ahlaklıdır. Bunu yapmak ahlaksızlıktır. Erkek şöyle davranır. Kadın böyle yaşamalıdır. Falan.</p>
<p>Peki bu simülasyonları bize öğretenlerin, öğrettikleri şeyin doğru olduğuna dair kanıtları ne? Nereden öğrenmişler ki bunları bizi de aynı simülasyonun içerisine çekiyorlar?</p>
<p>Üzücü bir şekilde çoğu zaman bunları kendi araştırmalarıyla, sorgulamalarıyla değil de, kendinden önceki nesillerin aktarmasıyla öğrendiklerini görüyoruz.</p>
<p>Öyleyse bize hayatımız boyunca dayatılan bu simülasyonların hangisinin doğru hangisinin yanlış, hangisinin yararlı hangisinin zararlı olduklarını nasıl anlayacağız?</p>
<p>Videonun başındaki hikayeyi hatırladınız mı?</p>
<p>Kendi meşalemizi yakarak, korkmayarak, duyu ve duygularımızın bizi yanılttığının farkında olarak.</p>
<h2><strong>Teknolojik Simülasyon Kavramı</strong></h2>
<p>Şimdi gelelim teknolojik simülasyon kavramına. Yani Elon Musk’ın da bahsettiği “Bir bilgisayar simülasyonunun içerisinde yaşıyor olabilir miyiz?” sorusuna.</p>
<p>Bu soru kimileriniz için ciddi bir soru olarak algılanmış olsa da kimilerinize “Hadi canım böyle de saçmalık olur mu?” dedirtmiş olabilir. Ama izlemeye devam edin. Birazdan anlatacağım şeylerden sonra bu sorunun hiç de içi boş bir soru olmadığını anlayacaksınız.</p>
<h2><strong>Kavanozdaki Beyin</strong></h2>
<p>“Kavanozdaki Beyin” argümanını hiç duydunuz mu? Gelin bu argümana biraz yakından bakalım.</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/tumblr_o6z081erIP1u9beo8o1_1280.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-570" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/tumblr_o6z081erIP1u9beo8o1_1280-1024x771.jpg" alt="" width="696" height="524" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/tumblr_o6z081erIP1u9beo8o1_1280-1024x771.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/tumblr_o6z081erIP1u9beo8o1_1280-300x226.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/tumblr_o6z081erIP1u9beo8o1_1280-768x579.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/tumblr_o6z081erIP1u9beo8o1_1280-696x524.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/tumblr_o6z081erIP1u9beo8o1_1280-1068x805.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/tumblr_o6z081erIP1u9beo8o1_1280-558x420.jpg 558w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/tumblr_o6z081erIP1u9beo8o1_1280-80x60.jpg 80w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/tumblr_o6z081erIP1u9beo8o1_1280.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<p>Aklınıza gelebilecek tüm duyular (görme, duyma, dokunma, tat, koku, basınç, ağrı gibi) iç veya dış ortam sinyallerini uygun elektriksel sinyallere dönüştüren algılayıcılar sayesinde algılanıyor. Kısacası, algılamanızın merkezi olan beyninizin içinde gezinen minik elektrik akımlarından başka bir şey yok.</p>
<p>Peki tüm gerçeklik sadece beynin içinde dolaşan elektrik akımlarından ibaretse gerçekliğin gerçek olduğundan nasıl emin olabiliriz? Ya da beynimizin bir laboratuvardaki kavanozun içinde yaşatılan ve bir takım kablolara bağlı bir et parçası olmadığından?</p>
<p>Vücuttan ayrı bile olsa, hayatta tutulan bir beyin, uygun uyaranlar sağlandığında kendisini farklı ortamlarda farklı deneyimler geçiren bir canlı olarak algılayabilir. Yani siz şu anda, rahat koltuğunuzda video izlediğiniz sanrısını yaşayan “kavanozdaki bir beyin” olabilirsiniz ve bunun aksini ispatlamak için elinizde neredeyse hiç kanıt yok!</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix12.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-571" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix12-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix12-1024x576.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix12-300x169.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix12-768x432.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix12-1536x864.jpg 1536w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix12-696x392.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix12-1068x601.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix12-747x420.jpg 747w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix12.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<p>“Peki, ya o rüyadan hiç uyanmasaydın o zaman gerçeklikle rüya arasındaki farkı nasıl anlardın?”</p>
<h2><strong>Matrix ve Simülasyon Argümanı</strong></h2>
<p>İşte bu argüman bizi Matrix filmindeki Neo’nun içerisinde bulunduğu duruma getiriyor.</p>
<p>Bu noktadan sonra filmi biraz anlatacağım baştan uyarayım. Filmi izlememiş olanlar varsa önce izlesinler sonra bu videoya tekrar gelsinler.</p>
<h4><strong>İnsanların Matrix’in içerisine hapsedilme hikayesi şöyle:</strong></h4>
<p>İnsanlık teknolojide çok ileri seviyeye gelmişti. Makineler sayesinde rahat etmişler ve her işlerini yaptıracak kölelere sahip olmuşlardı. Hatta makineleri öyle programladılar ki kendi kendilerini geliştirebiliyorlardı. Bir noktadan sonra bilinç kazandılar.</p>
<p>Bir gün b166er isimli bir robot sahibini öldürdü. İşler bir anda karıştı. Makineler ve insanlar arasında savaş başladı. İnsanlık makinelere soykırım yapmaya kalkıştı.</p>
<p>Kölelikten kurtulmak isteyen makineler insanlığa baş kaldırdı ve “01” isimli bir şehir inşa ederek teknolojik anlamda hızla ilerleme kaydettiler. Artık insanlığa karşı ekonomik ve teknolojik bir üstünlük kurmuşlardı. Buna rağmen makineler, insanlara bir anlaşma yapmayı teklif etti.</p>
<p>İnsanlar iş birliği yapmayı reddettiler. Dünyayı ikiye böldüler. Makinelerin şehrine bombalar yağdırdılar ama savaşı kazanamadılar. Makineler insanlardan üstündü. İnsan şehirleri bir bir yok edilmeye başlandı.</p>
<h4><strong>Dark Storm Effect Prosedürü</strong></h4>
<p>Bunun üzerine insan liderleri “dark storm effect” denilen bir prosedürü uygulamaya koydu. Gökyüzü karartılacak ve böylece makineler Güneş’ten aldıkları enerjiden mahrum bırakılacaktı.</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix13.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-572" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix13-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix13-1024x576.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix13-300x169.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix13-768x432.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix13-1536x864.jpg 1536w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix13-696x392.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix13-1068x601.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix13-747x420.jpg 747w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix13.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<p>“Ama gökyüzünü karartanın biz olduğumuzu biliyoruz.”</p>
<p>Geri dönüşü olmayan plan uygulamaya kondu.</p>
<p>Fakat makinelerin Güneş’ten yoksun kalmaları onların sonunu getirmedi. Enerji elde etmek için kullanacakları bir B planları vardı. İnsanların vücutlarında kullanabilecekleri bir biyoelektrik enerjisi olduğunu keşfettiler. Böylece devasa insan tarlaları kurdular.</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix14.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-573" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix14-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix14-1024x576.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix14-300x169.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix14-768x432.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix14-1536x864.jpg 1536w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix14-696x392.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix14-1068x601.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix14-747x420.jpg 747w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix14.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<p>“Tarlalar var Neo. Sonsuz tarlalar. Orada artık insanlar doğmuyor, üretiliyor.”</p>
<h4><strong>Matrix Projesi</strong></h4>
<p>İnsan liderleri çaresiz bir şekilde “Matrix” projesini imzalamak zorunda kaldı. Böylece bedenleri makinelerin olacak, zihinleri ise cennet gibi bir dünya programının içinde yaşayacaktı.</p>
<p>Matrix’in bu ilk versiyonu çalışmadı. İnsan zihni herkesin mutlu olduğu bir cennette yaşamaya uygun değildi. Bu yüzden ekinlerin yarısından fazlası telef oldu.</p>
<p>Bunun üzerine mimar yeni bir Matrix versiyonu oluşturdu. Bu sefer acı ve sefalet dolu bir dünya simülasyonu yarattı. Ama bu da çalışmadı.</p>
<p>Mimar sonunda sisteme kahin isimli sezgisel bir kod eklemeye karar verdi. İnsan doğasını anlamada oldukça yetenekli bir kod. Kahin bir program geliştirdi ve deneklerin yüzde 99’u özgür irade verildiği taktirde her türlü ortamı kabul ediyordu. Böylece inançlar ve seçimlerle yönlendirilebilen bir yapıya sahip olan üçüncü versiyon Matrix geliştirildi. Artık ekinler ölmüyordu.</p>
<p>İşte Neo da diğer milyarlarcası gibi bu programın içerisinde yaşayan ve kendisini 1999 yılında bir yazılımcı olarak deneyimleyen kavanozdaki bir beyindi sadece. Makinelere güç sağlayan basit bir pilden başka bir şey değildi.</p>
<h4><strong>Neo’nun Gerçeği Arayışı</strong></h4>
<p>Ama Neo yaşadığı gerçeklikten şüphe ediyordu. Bir arayıştaydı. Arayışı, yolunun Morpheus’la kesişmesini sağladı. Morpheus yıllardır aradığı seçilmiş kişinin Neo olduğunu biliyordu.</p>
<p>Morpheus ona sadece gerçeği vaat etti. Böylece Neo kırmızı hapı yuttu ve düş dünyasından gerçek dünyaya giden yolculuğu başladı. Simülasyondan kurtulmuştu.</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix15.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-574" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix15-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix15-1024x576.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix15-300x169.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix15-768x432.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix15-1536x864.jpg 1536w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix15-696x392.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix15-1068x601.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix15-747x420.jpg 747w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/matrix15.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<h2><strong>Gelecekte Simülasyon Yaratmak Mümkünse Kesin Olarak Bir Simülasyonda Yaşıyoruz</strong></h2>
<p>Elon Musk, 1970’lerde çıkan “Pong“ isimli oyuna atıfta bulunarak şöyle dedi geçenlerde:</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Pong.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-575" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Pong-1024x640.jpg" alt="" width="696" height="435" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Pong-1024x640.jpg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Pong-300x188.jpg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Pong-768x480.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Pong-1536x960.jpg 1536w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Pong-696x435.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Pong-1068x668.jpg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Pong-672x420.jpg 672w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/Pong.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<p>“Şuna bakın sadece iki çizgi ve bir top. Bir de şimdiki oyunlara bakın ne kadar da gerçekçi”</p>
<p>Ben de kendisine katılıyorum.</p>
<p>Daha 50 senede teknolojiyi bu seviyeye çıkarabildiysek gelecekte evrenleri simüle etmek neden mümkün olmasın?</p>
<p>İyi de gelecekte bu mümkünse bunun halihazırda olmamış olduğundan nasıl emin olabiliriz?</p>
<p>Olamayız!</p>
<p>Hatta size daha da ilgincini söyleyeyim. Eğer gelecekte bu mümkünse biz neredeyse kesin olarak bir bilgisayar simülasyonunun içerisinde yaşıyoruz.</p>
<p></p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki bu kadar büyük bir evreni nasıl simüle etmiş olabilirler. Katrilyon kere katrilyon çarpı katrilyon atomu simüle etmek için nasıl bir işlemci gücü gerekirdi kim bilir? Hayal etmesi bile çok zor.</p>
<p>Ama ya buna ihtiyacımız yoksa.</p>
<p>Nasıl yani?</p>
<p>Şöyle ki: Aslında birini simülasyonda olduğuna inandırmak için tüm evreni simüle etmeniz gerekmiyor. Sadece orada yaşayan bir vatandaşın gerçek hissetmesini sağlayacak kadar simülasyon yeterli. Yani ben şu anda bu yöne bakıyorken arkamda olan bitenlerin simüle edilmesine ne gerek var ki?</p>
<p>Zaten bilgisayar oyunlarında da böyle değil midir? Siz konum değiştirdikçe harita yüklenir.</p>
<p>Bütün haritayı aynı anda çalıştırmanın ne anlamı var? Buna işlemci mi dayanır?</p>
<p>O zaman yeni ve ürkütücü bir iddia daha söyleyeyim size. Tabii gerçekten varsanız.</p>
<p>Bir simülasyonda yaşıyor olma ihtimalimiz var evet. Bu yetmiyormuş gibi bir de bizim dışımızdaki herkes sadece bir kurgudan ibaret olabilir.</p>
<p>Kesin olarak yalnızca kendi zihnimin varlığından emin olabilirim. Geri kalan her şey; evim, arabam, ailem, arkadaşlarım hepsi beni kandırmak için yaratılmış simülasyonlar olabilir.</p>
<p>Buda bizi Descartes’ın meşhur sözü olan “Düşünüyorum öyleyse varım.” sözüne getiriyor. Descartes’e göre her şeyin varlığından şüphe edebilirim. Ancak tek bir şey hariç: Kendi bilincim.</p>
<p>Şüphe duyuyor olduğumdan şüphe duyamam. Demek ki şüphe edenin, yani benim var olduğum kesindir. Düşünebiliyorsam varım demektir.</p>
<h2><strong>Gerçeği Sogulamalıyız</strong></h2>
<p>Peki tüm bu işlerin içerisinden nasıl çıkacağız?</p>
<p>Nerede yaşıyoruz kardeşim? Fiziksel bir dünyada mı? Bir bilgisayar oyununun içerisinde mi? Yoksa makineler tarafından yönetilen bir programın içerisinde mi?</p>
<p>İşin teknolojiyle alakalı kısmına bakarsak ne yazık ki bunu hiçbir zaman bilemeyebiliriz.</p>
<p>Aslına bakarsanız bir simülasyonun içinde olsaydık bile bu bizim için pek bir şeyi değiştirmezdi. Yine de aynı şekilde yaşamaya devam ederdik. Mutlu, huzurlu bir hayat yaşıyor ve acı çekmiyorsak ne fark eder?</p>
<p>O zaman yeniden videonun başına gidelim ve bize dayatılan kolektif simülasyonlar konusunda ne yapabiliriz ona bakalım.</p>
<p>Bu videonun önermesi şu:</p>
<p>Birçok insan hayatını belirli kalıplar üzerine inşa edilmiş bir şekilde buluyor ve hayatının sonuna dek gerçeği sorgulama ihtiyacı hissetmiyor. Böyle olmamalı!</p>
<p>Bu medeniyeti kurduysak ve kendimizi diğer canlılardan ayrı bir sınıfa koyuyorsak, sorgulamalıyız.</p>
<p>Biz bugün, bilgiye erişim bu kadar kolayken bunu yapmıyoruz. Fakat günümüzden 2400 yıl önce bile bunu yapanlar vardı.</p>
<p>Mesela Platon.</p>
<h2><strong>Platon’un Mağara Alegorisi</strong></h2>
<p>Platon’un mağara alegorisine göre, bir grup tutsak doğumlarından itibaren bir mağaraya kapatılmıştı. Dış dünya hakkında bilgileri olmadığı bir hayatları vardı.</p>
<p><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/1_Gmhf5Lmu8d2MihvkrVQ6Lw.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-576" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/1_Gmhf5Lmu8d2MihvkrVQ6Lw-1024x761.jpeg" alt="" width="696" height="517" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/1_Gmhf5Lmu8d2MihvkrVQ6Lw-1024x761.jpeg 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/1_Gmhf5Lmu8d2MihvkrVQ6Lw-300x223.jpeg 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/1_Gmhf5Lmu8d2MihvkrVQ6Lw-768x571.jpeg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/1_Gmhf5Lmu8d2MihvkrVQ6Lw-696x517.jpeg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/1_Gmhf5Lmu8d2MihvkrVQ6Lw-1068x794.jpeg 1068w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/1_Gmhf5Lmu8d2MihvkrVQ6Lw-565x420.jpeg 565w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/1_Gmhf5Lmu8d2MihvkrVQ6Lw-80x60.jpeg 80w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/1_Gmhf5Lmu8d2MihvkrVQ6Lw-265x198.jpeg 265w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/12/1_Gmhf5Lmu8d2MihvkrVQ6Lw.jpeg 1200w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px"></a></p>
<p>Fakat bazen mağaranın kapısından geçen insanlar ve hayvanlar, mağaranın duvarında gölge oluşmasına sebep oluyordu. Bu canlıların yansımaları mağara sakinlerini büyülemişti ve onların gerçek olduklarından hiç şüpheleri yoktu. Bu belirsiz silüetlere bakıp onlar hakkında heyecanla konuşup, gelişmişlik ve bilgelikleriyle övünüyorlardı.</p>
<p>Sonra bir gün, bir tutsak serbest kaldı ve ilk kez dışarıya çıktı. Işık gözlerini acıtmış ve yeni ortamı karmaşık bulmuştu. Kendisine, etrafındakilerin asıl gerçeklik olduğu ve mağaradaki gölgelerin de yalnızca yansımalar olduğu söylendiğinde, buna inanmadı. Gölgeler onun hayatı boyunca bildiği tek gerçeklikti.</p>
<p>Fakat gittikçe gözleri alışmaya başladı; artık sudaki yansımalara ve objelere doğrudan bakabiliyordu. En sonunda, görmesini sağlayan şeyin kaynağının Güneş olduğunu ve gerçekliğin hiç de sandığı gibi olmadığını anladı.</p>
<p>Bu aydınlanmış kişi, hâlâ karışıklık ve yanılgıda olan yoldaşlarına yardım etmek için mağaraya geri döndü, gördüklerini onlara anlatmalıydı. Fakat artık karanlığa alışık değildi ve duvardaki gölgeleri görmekte zorluk çekiyordu. Diğer tutsaklar bu yolculuğun onu aptal ve kör ettiğini düşündüler. Arkadaşları onları serbest bırakmak istediğinde buna şiddetle karşı çıktılar.</p>
<h2><strong>Sonuç:</strong></h2>
<p>Platon bu alegoride, halkı eğitmeye çalışan ve onlara gerçekleri anlatan bir filozofun durumunu tasvir etmeye çalışmıştı. Çoğu insan, yalnızca cehalet içerisinde huzurlu olmakla kalmıyordu, aynı zamanda bu cehaleti kendilerine anlatmaya çalışanlara da düşmanlık besliyordu.</p>
<p>Platon’a göre hepimiz, hayatımızın çoğunu; bir takım silik silüetleri seyrederek yaşıyoruz. Küçük yaştan beri herkes bizim kırılgan zihinlerimize bir takım gölgelerin hakikat olduğunu dayatıyor. Peki hakikati bulma yolunda kime güvenmeliyiz? Kimse mağarada olmayı seçmez ama başladığımız yer hep orasıdır. Eğer dışarıya giden yolu bulmak istiyorsak bilgiye, bilime, felsefeye ve en önemlisi kendimize güvenip, önce hiçbir şey bilmediğimiz gerçeğini kabul etmeliyiz.</p>
<p>Çünkü bilgelik, cahilliği kabullenmekle başlar.</p>
<p></p>
<h2><strong>Kaynaklar ve İleri Okuma:</strong></h2>
<p><strong>Simülakrlar ve Simülasyon – Jean Baudrillard</strong></p>
<p><strong>Devlet – PLATON</strong></p>
<p><strong>Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler – Prof. Dr. Sinan CANAN</strong></p>
<p><a href="https://10layn.com/matrix-uzerine-1-gercegin-colune-hos-geldiniz/" target="_blank" rel="noopener">https://10layn.com/matrix-uzerine-1-gercegin-colune-hos-geldiniz/</a></p>
<p><a href="https://fularsizentellik.com/journal/2017/11/19/simulasyon-teorisi-1" target="_blank" rel="noopener">https://fularsizentellik.com/journal/2017/11/19/simulasyon-teorisi-1</a></p>
<p><a href="https://www.independent.co.uk/life-style/gadgets-and-tech/elon-musk-simulation-pong-video-game-b1966785.html" target="_blank" rel="noopener">https://www.independent.co.uk/life-style/gadgets-and-tech/elon-musk-simulation-pong-video-game-b1966785.html</a></p>
<p><a href="https://holosen.org/simulasyon-teorisi-nedir-matrixin-felsefesi-ve-platon/">Simülasyon Teorisi Nedir? Matrix’in Felsefesi ve Platon</a> yazısı ilk önce <a href="https://holosen.org/">Holosen</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sizin Hayatınız Ne Kadar Dengeli?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sizin-hayatiniz-ne-kadar-dengeli</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sizin-hayatiniz-ne-kadar-dengeli</guid>
<description><![CDATA[ Son günlerde sevdiklerinize yeterli ve kaliteli zaman ayırdınız mı? Son dönemde arkadaşlarınızla birlikte güzel zaman geçirebildiniz mi?  Yeterince uyuyup, iyi besleniyor musunuz? Spor yapabiliyor musunuz? Son zamanlarda hiç tanımadığınız insanlara katkı sağlayacak herhangi bir şey yaptınız mı? ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/denge-1-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sizin, Hayatınız, Kadar, Dengeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde sevdiklerinize yeterli ve kaliteli zaman ayırdınız mı? Son dönemde arkadaşlarınızla birlikte güzel zaman geçirebildiniz mi?  Yeterince uyuyup, iyi besleniyor musunuz? Spor yapabiliyor musunuz? Son zamanlarda hiç tanımadığınız insanlara katkı sağlayacak herhangi bir şey yaptınız mı?</p>



<p>Eğer bütün bu sorulara “evet” cevabı veriyorsanız, gerçekten hayatını dengelemeyi başaran az sayıda insandan birisiniz demektir.</p>



<p>Cep telefonları hayatımıza girmeden önce Cuma günü işten çıkan bir çalışana ulaşmak isteyenler, ona en erken Pazartesi sabahı ulaşabilirlerdi. O yıllarda çalışanlar, “eve iş getirmedikleri” takdirde, iş eve gelmezdi. O zamanlar iş ve özel hayat birbirlerine değmeyen iki dünyaydı. Terazinin iki kefesini dengelemek gibi, herkes bu iki dünyayı dengelemekten bahsederdi.</p>



<p>Bugün artık birbirinden ayrı iki dünya kalmadı. Hepimiz işle özel hayatın iç içe geçtiği tek bir hayat yaşıyoruz. Kiminin hayatında çok iş var, kimininkinde daha az. Herkesin kendine göre bir “karışımı” var. Bazıların karışımı koyu, bazılarınınki açık.  Akıllı telefonların elimizden düşmediği bir dünyada iş-özel hayat dengesi kurmak zor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/denge-1-1.jpg" alt="" class="wp-image-11830" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/denge-1-1.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/denge-1-1-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure>



<p>Kadınlar için çok daha zor. Toplumsal roller, kadını ev ve çocuklardan sorumlu tutar. Erkekler için başarı, sadece iyi bir iş sahibi olmak demektir ama kadınlar için başarı, hem iyi bir aile hayatına hem de iyi bir iş hayatına sahip olmak demektir. Erkekler için bile zor olan iş-özel hayat karışımının kıvamını tutturmak, kadınlar için çok daha zordur. İşin içine çocuklar da girince bu zorluğun derecesi katlanarak artar.</p>



<p>İş-özel hayat dengesini kurmak için işbirlikleri yapmak gerekir. Türkiye’de çocuk sahibi olan anne babalar, anneanne ve babaanneler başta olmak üzere aileden büyüklerinden destek alırlar. Aile büyüklerinden ya da bakıcılardan alınan destekler,  çalışan insanların dengeli bir hayat yaşamalarını kolaylaştırır. İşbirliği yapmasını bilmek, dengeli bir hayat yaşamayı kolaylaştırır.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/denge-2-1.jpg" alt="" class="wp-image-11831" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/denge-2-1.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/denge-2-1-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure>



<p>Bazı işler insanın özel hayatını neredeyse yok edecek kadar talepkardır. Kendi işini kurup gece gündüz çalışmak zorunda olan girişimciler, bilgisayar programcıları, hizmet sektörlerinde çalışanlar,  doktorlar, şantiyelerde çalışan mühendisler, uzun yol şoförleri… ne kadar dengeli bir hayat arzu ederlerse etsinler bu arzularını gerçekleştirmezler. </p>



<p>Her insan,  kendine yaptığı başarı tanımına göre, şu ya da bu şekilde bir  “denge” kurar. Bazıları Pazar günü birkaç saat ailesiyle birlikte olmaktan tatmin olurken, bazıları için dengeli bir hayat, iş sonrası her akşam evde eşi ve çocuklarıyla uzun saatler kaliteli zaman geçirmektir. Bazıları, işlerini bahane ederek evden uzaklaşmayı tercih ederken, bazıları evlerinde zaman geçirmekten mutlu olurlar. İş hayatı-özel hayat dengesi, mutlak bir kavram değildir; herkesin kendine göre bir denge anlayışı vardır.</p>



<p>Ama nasıl tanımlarsa tanımlasın, insanın dengeli bir hayat yaşaması için  emekli olmayı beklemesi de yazıktır. İnsan eğer bir denge kuracaksa, bu dengeyi ununu eleyip eleğini astıktan sonra değil, henüz vakit varken kurmalıdır. İnsanın emekli olduğunda, çocuklar evden gittikten sonra, hiç arkadaşı kalmamışken, hiç hobisi olmamışken, kendine zaman ayırmaya başlamasının hiç bir anlamı yoktur.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/denge.jpg" alt="" class="wp-image-11832" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/denge.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/denge-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure>



<p>Dengeli bir hayat yaşamak, insanın sadece sevdiklerine, hobilerine ve tatile zaman ayırması değildir. Kendine yeteri kadar boş zaman ayıran ama maalesef bendensel, ruhsal ve sosyal olarak hiç dengede olmayan insanlar vardır. Denge; insanın düşünsel, duygusal, sosyal ve manevi alanlarda bir uyum elde edebilmesidir.</p>



<p>Herkes dengeli bir hayat yaşamak istediğini söylese de, dengeli bir hayat yaşamak gerçekten zordur. Çaba ister ve bu çabayı insanın kendisinden başka gösterecek kimse yoktur.</p>



<p>Bir iş sahibi olmak ya da bir işte çalışmak ama aynı zamanda kendini geliştirmek, aile ve arkadaşlarla kaliteli zaman geçirmek, iyi uyumak, iyi beslenmek, spor yapmak, dinlenmek, tek başına kalacak zaman bulabilmek, hobilerle uğraşmak, toplum için faydalı işler yapmak… Bunların hepsini hakkıyla yapmak hiç de kolay değil.</p>



<p>Bugün çoğunluk şu ya da bu şekilde bu listedekilerden birkaçını hakkıyla yapamadığından yakınır. Hayat o kadar hızlı ve o kadar çok boyutlu ki, bütün bunların hepsine yetişmek için gerçekten yüksek düzeyde bir farkındalık, ne istediğini bilmek, seçici olmak ve zamanı etkin kullanma konusunda kararlı olmak gerekir.</p>



<p>Dengeli ve iyi bir hayat, işimize, kendimize, ailemize, arkadaşlarımıza hatta hiç tanımadığımız insanlara zaman ayırdığımız, bütün bu alanlarda başarılı ilişkiler yaşadığımız bir hayattır.</p>



<p>Bu dengeyi kurmak elbette çok zor ama hepimizin hedefi böyle bir dengeye ulaşmak olmalıdır. Hayat ancak bunu başardığımızda yaşamaya değer olur.</p>





<h2 class="uk-h3">Konuyla İlgili Makale ve Linkler</h2>
<ol class="ta-articles">
    <li><a href="https://hbr.org/2014/03/manage-your-work-manage-your-life/ar/1?utm_campaign=Socialflow&utm_source=Socialflow&utm_medium=Tweet" target="_blank">Boris Groysberg Robin Abrahams, “Manage Your Work, Manage Your Life”, HBR, 2014</a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/nigel_marsh_how_to_make_work_life_balance_work" target="_blank">Nigel Marsh,“How to Make Work-Life Balance”, TED, Video</a></li>
<li><a href="http://nigelmarsh.com/" target="_blank">About Nigel Marsh, Website</a></li>
<li><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Work%E2%80%93life_balance" target="_blank">Wikipedia, Work-Life Balance</a></li>
<li><a href="http://www.forbes.com/sites/deborahlee/2014/10/20/6-tips-for-better-work-life-balance/" target="_blank">Deborah Jean Lee, “6 Tips For Better Work-Life Balance”, 2014</a></li>
<li><a href="https://core.ac.uk/download/pdf/186323691.pdf" target="_blank">Rowanne Fleck, Anna L. Cox, Rosalyn A. V. Robison, “Balancing Boundaries: Using Multiple Devices to Manage Work-Life Balance”</a></li>
<li><a href="https://hbr.org/2015/07/just-because-youre-happy-doesnt-mean-youre-not-burned-out" target="_blank">Scott Behson, “Just Because You’re Happy Doesn’t Mean You’re Not Burned Out”, HBR, 2015</a></li>
<li><a href="https://hbr.org/2015/06/get-in-the-right-state-of-mind-for-vacation" target="_blank">Alexander Caillet, Jeremy Hirshberg, Stefano Petti, “Get in the Right State of Mind for Vacation”, HBR, 2015</a></li>
<li><a href="http://www.workforcediversitynetwork.com/docs/Articles/Article_TheImbalanceofLife_Lieberman_7.08.pdf" target="_blank">Simma Lieberman, “The Imbalance of Life/Work Balance”</a></li>

</ol>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cool Olmak Ne Demek?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cool-olmak-ne-demek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cool-olmak-ne-demek</guid>
<description><![CDATA[ Zenci kültürüne ait olan Cool tavrı günümüze gelene kadar her kuşak tarafından yeniden yorumlandı ve içeriği sürekli değişti. Kökenindeki “isyan” anlamını korudu ama zamanla bu anlama bir de “statü” anlamı eklendi. “Kendini beğenen bir kayıtsız kalma tavrına” doğru evrim geçirdi ve bir ayrıcalık simgesine dönüştü.   ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/cool.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cool, Olmak, Demek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dilimize “cool olmak” diye bir kavram yerleşti. Türkçede tam karşılığını bulmak zor ama cool olmayı, “bir tarza sahip olmak”, “karizmatik olmak” ya da “havalı olmak” gibi tanımlamak mümkün. </p>



<p>Dick Pountain ve David Robins, cool olmanın muhalif bir tavrı simgelediğini ve köklerinin çok eskiye uzandığını söylerler. Cool kelimesi ilk önce, zenci hapishane mahkûmlarının tavır ve davranışlarını anlatmak için kullanılmıştır. Bir mahkumun cool olması demek, gardiyanların baskısına ve eziyetine umursamaz bir kayıtsızlıkla cevap vermesi demektir. Cool olmak, kendi onurunu korumak için otoriteyi görmezden gelmektir. Cool kavramı önce hapisanelerden Amerika toplumunun günlük hayatına sıçramış ve bu deyiş zamanla bütün toplumlara yaygınlaşmıştır. Cool olmanın kökeninde egemen gücün baskısına direnme vardır. Direniş şekli ise, egemen olanın baskısını kayıtsız bir tavırla yok saymaktır.  </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/cool.jpg" alt="" class="wp-image-11923" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/cool.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/cool-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure>



<p>Cool kavramı, günümüze gelene kadar her kuşak tarafından yeniden yorumlandı ve anlamı değişti. Kökenindeki isyan anlamını korudu ama zamanla bu anlama bir de statü boyutu eklendi. Kendini beğenen bir kayıtsız kalma tavrına doğru evrim geçirdi ve bir ayrıcalık simgesine dönüştü.  </p>



<p>Bugün cool olmak; güzel ya da yakışıklı olmaktan hatta zengin ya da güçlü olmaktan bile daha çekici bir özellik. Cool kişiler, cool yerler, cool markalar, cool kentler insanları kendilerine çekiyor. </p>



<p>Cool olmak kitlesel olmayı dışlar. Eğer bir marka kitlesel bir markaysa, cool değildir. Zaten bu nedenle popüler olmak için taviz vermeyenler daha cool bulunur. Kimse kendilerini izlemiyormuş gibi davranan insanlar cool olurlar. </p>



<p>Beş yıldızlı uluslararası otel zincirleri en üstün lükse ve konfora sahip olmalarına rağmen cool bulunmaz ama özgün tasarımı olan butik oteller, hiç popüler olmadan cool olabilirler. Cool markalardan kitlesel marka yaratmak zordur ama her cool marka iyi bir “niş marka” olma potansiyeli taşır.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/cool-2.jpg" alt="" class="wp-image-11924" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/cool-2.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/01/cool-2-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure>



<p>Bir insanın nasıl cool olacağının tek bir cevabı yok. Üstelik cool olmak isterken insanın pek ala sıradanlaşması hatta bayağılaşması bile mümkün. Çünkü bir insanın cool olmak için kendini zorlaması, çaba göstermesi, debelenmesi kendisini o kadar cool olmaktan uzaklaşır.</p>



<p>Cool olmanın doğasında, hangi işi yaparsa yapsın, insanın o işi “çaba göstermeden” yapması gibi bir sır var. Fakat görünüşe de aldanmamak lazım. Çünkü görüntüde hiç çaba sarf edilmeden yapılıyormuş gibi gelen cool davranışların hepsi büyük bir çalışma sonucu elde edilmiş davranışlardır.</p>



<p>Cool olmak için insanın önce kendine özgü  bir tavrı, bir davranışı ya da bir becerisi olması gerekir. Sonra bunu çok çalışarak sanki bu onun kendi doğasına aitmiş gibi bir mükemmelliğe ulaşması gerekir. En sonunda ise bu tavrı, davranışı ya da beceriyi sergilerken sanki hiç çalışmamış, sanki dünyanın en kolay şeyiymiş gibi bir rahatlık ve doğallıkla sergilemesi gerekir. </p>



<p>Zenci bir mahkumun kendisine yapılan maddi ve manevi her türlü eziyete hiç kılı kıpırdamıyormuş, hiç canı acımıyormuş, hiç ruhu zedelenmiyormuş gibi karşılık vermesinin altında da büyük bir çaba vardır. Görüntüde ise zarif bir çabasızlık.</p>



<p>Büyük komediyenlerin bizleri kahkahalara boğan şakaları da böyledir. Bu komediyenler her şaka için uzun süre çalışırlar ve sonunda şakalarını en doğru sözler, en iyi ses tonu, en güzel mimik ve vücut hareketleriyle bize tek cümlede söyleyiverirler. Bu cümle ağızlarından sanki öylesine, orada, o anda  çıkmış gibi gelse de aslında arkasında büyük bir emek vardır. </p>



<p>İnsan hangi alanda cool olmak istiyorsa önce işin sırrını çözmesi sonra bu alana çok emek vermesi gerekir. </p>



<p>Not: Bu yazının ilk versiyonunu 31 Ekim 2010’da yazdım.  </p>





<h2 class="uk-h3">Konuyla İlgili Makale ve Linkler</h2>
<ol class="ta-articles">
    <li><a href="https://brandascension.com/part-i-amazing-brands-what-they-do-and-how-they-do-it/" target="_blank">Carol Chapman, Amazing Brands: What they do and how they do it! The Brand Ascension Group</a></li>
<li><a href="http://www.thecoolhunter.net/" target="_blank">Cool Hunter</a></li>
<li><a href="http://www.coolhunting.com/" target="_blank">Cool Hunting</a></li>
<li><a href="https://www.simonandschuster.com/books/Chasing-Cool/Noah-Kerner/9780743497107" target="_blank">Noah Kerner, Gene Pressman “Chasing Cool Book”</a></li>
<li><a href="http://springspotters.com/springspotters/" target="_blank">The Springspotter Network</a></li>
<li><a href="http://coolbrandsstories.wordpress.com/" target="_blank">CoolBrandsStories</a></li>
<li><a href="http://www.telegraph.co.uk/technology/apple/8028268/iPhone-knocked-off-Cool-Brands-index-by-Aston-Martin.html" target="_blank">Harry wallop, “iPhone knocked off Cool Brands index by Aston Martin”, telegraph UK 28 September 2010</a></li>
<li><a href="https://www.newyorker.com/magazine/1997/03/17/the-coolhunt" target="_blank">Malcom Gladwell, “The Coolhunt”, The Newyorker, 17.03.1997</a></li>
<li><a href="https://www.researchgate.net/publication/297044108_From_Fashion_Forecasting_to_Coolhunting_Previsional_Models_in_Fashion_and_in_Cultural_Production" target="_blank">Marco Pedroni, “From Fashion Forecasting to Coolhunting. Previsional Models in Fashion and in Cultural Production” 2010</a></li>
<li><a href="http://www.afterdawn.com/news/article.cfm/2006/01/15/levi_s_releases_ipod-compatible_jeans" target="_blank">James "Dela" Delahunty “Levis designs Ipod compatible jeans”, 15.06.2006</a></li>
<li><a href="http://www.planningaboveandbeyond.com/wp-content/uploads/coolhunting.pdf" target="_blank">Nick Southgate Cogent, “Coolhunting With Aristotle: Welcome to the hunt”, WARC article </a></li>
<li><a href="http://www.ickn.org/documents/Gloor_CTS07.pdf" target="_blank">Peter A. Gloor, “Coolhunting for Trends on the Web”, MIT Center for Collective Intelligence</a></li>

</ol>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zamanın Kıymetini Bilmek, Hayatın Kıymetini Bilmektir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/zamanin-kiymetini-bilmek-hayatin-kiymetini-bilmektir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/zamanin-kiymetini-bilmek-hayatin-kiymetini-bilmektir</guid>
<description><![CDATA[ Hayat, yan yana dizilmiş &quot;bu anlardan” oluşur. Hayata değer vermek, &quot;bu anların&quot; değerini bilmek demektir. 

Zaman duraklatılamaz, geriye alınamaz, yarına transfer edilemez; satın alınamaz borçlanılamaz, ödünç verilemez bir kaynaktır. 

Zamanın kıymetini bilmek hayatın kıymetini bilmektir. ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/01/temel-aksoy-31-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zamanın, Kıymetini, Bilmek, Hayatın, Kıymetini, Bilmektir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir yıl başladı. 1 Ocak itibariyle herkesin hesabında 365 gün var. Hepimizin hesabına her sabah 1440 dakika zaman yatacak.</p>



<p>Zamanı nasıl kullandığı, insanın hayat kalitesini belirler. Çoğu insan zamanı heba ettiğinin farkında bile olmaz; çünkü hayat zamanı boşa harcatan tuzaklarla doludur. Cep telefonu ve tabletlerle oynadığı oyunlar, sosyal mecralarda geçirdiği fazla zaman; bir konuşmayı zamanında bitirememe, gereksiz telefonlar, gündemsiz ve fazla uzun toplantılar; sistemsizlik, dikkatini toplayamama, kararsızlık, erteleme huyu; aynı anda çok iş yapmaya çalışma, hayır diyememe gibi onlarca tuzak insanın zamanını çalar.</p>



<p>Zamanı iyi kullanan insanların en temel farkı, bu tuzaklara düşmemeleridir. Aslında insanların çoğunun esas sorunu zamansızlık değil, zamanı etkin kullanmayı bilmemeleridir.</p>



<p>İnsan harcadığı her türlü kaynağı geri kazanabilir ama bir tek zamanı geri getiremez. Çoğu insan bu yalın gerçeğin farkında olmadan yıllarını boşa harcar.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/01/temel-aksoy-31-1.jpg" alt="" class="wp-image-13836" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/01/temel-aksoy-31-1.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/01/temel-aksoy-31-1-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure>



<p>Pek çok insan, zamanının çoğunu acil olan ya da acil olduğunu sandığı işleri yapmaya harcar. Ama bu arada kendisine başarı getirecek önemli işleri yapmaya vakit bulamaz.</p>



<p>İnsanların acil işlere fazla zaman ayırmasının altında ilginç bir neden yatar. Acil bir işi çözmek, insanın vücudunda adrenalin salgılatır; sonrasında da bir başarı ve tatmin duygusu yaşatır. Bu nedenle insanlar gereğinden fazla acil olan ya da öyle olduğunu zannettikleri işleri yapmaya yönelirler. Acil işlerle ilgilenmek elbette gereklidir ancak zamanın büyük bir çoğunluğunu acil işlere ayırmak, zamanı etkin kullanamamak demektir.</p>



<p>Hayatta insanın fark yaratacağı işler,  acil olan değil önemli olan işlerdir. İnsan acil işleri yapmaktan kafasını kaldıramayıp,  kendisi için önemli olan işlere öncelik veremezse hayatı ıskalar. Hayatının sonuna gelmiş insanların pişmanlıkları, hep acil işlerle ilgilenmekten, önemli işlere yeterince zaman ayıramamış olmalarından kaynaklanır. <a href="http://bronnieware.com/">(Bronnie Ware)</a></p>



<p>İnsan hayatta neye değer veriyorsa, zamanını da bu değerlere uygun işlere öncelik vererek yönetmesi gerekir. Kendi önceliklerini bilen insan, kendisi için neyin önemli neyin önemsiz olduğunun ayrımını kolayca yapabilir. <a href="http://www.temelaksoy.com/zaman-kitliginin-sebebi-plansizlik-midir/">(Zaman Kıtlığının Sebebi Plansızlık Mıdır?)</a></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/01/temel-aksoy-30-1.jpg" alt="" class="wp-image-13837" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/01/temel-aksoy-30-1.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/01/temel-aksoy-30-1-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure>



<p><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Stephen_Covey">Stephen Covey</a>’in Eisenhower’dan ilham alarak popülerleştirdiği Önemli-Acil işler matrisi zaman yönetimi konusunda pratik bir kılavuz sağlar. Herkes, yapması gereken işleri; önem ve aciliyetine göre planlayıp zamanı daha etkin yönetebilir:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>İnsanın ilk yapması gereken, hem acil hem önemli olan işlerdir.</li><li>Önemli fakat acil olmayan işler için, insan mutlaka zaman yaratmalı ve bunları yapmaya gayret göstermelidir. Hayatta fark yaratacağı işler, bu tür işlerdir.</li><li>Acil ama önemli olmayan işleri ise mümkün olduğu ölçüde başkalarına devretmeli, başkalarına yaptırmalıdır.</li><li>Ne acil ne de önemli olan işleri ise listenin en sonuna koyması ve  bunlarla hiç ilgilenmemesi gerekir.</li></ul>



<p>Hayat, yan yana dizilmiş “bu anlardan” oluşur. Hayata değer vermek, “şimdiki zamanın” değerini bilmekle olur.</p>



<p>Zaman duraklatılamaz, geriye alınamaz, yarına devredilmez; satın alınamaz, borçlanılamaz, ödünç verilemez bir kaynaktır. Bunun ne kadar bilincinde olur ve bu kaynağı ne kadar etkin kullanırsak, o kadar başarılı ve mutlu oluruz.</p>



<p>Zamanın kıymetini bilmek hayatın kıymetini bilmektir.</p>



<p>Yeni yıl hepimize sağlık ve mutluluk getirsin.</p>



<p>(Bu yazıyı ilk kez 2017 yılbaşında yazmıştım. Bu yıl da tekrarlamak istedim.)</p>





<h2 class="uk-h3">Konuyla İlgili Makale ve Linkler</h2>
<ol class="ta-articles">
    <li><a href="http://www.eisenhower.me/eisenhower-matrix/" target="_blank">Brett & Kate McKay, "The Eisenhower Decision Matrix: How to Distinguish Between Urgent and Important Tasks and Make Real Progress in Your Life Urgent-Important Matrix"</a></li>
<li><a href="http://www.artofmanliness.com/2013/10/23/eisenhower-decision-matrix/" target="_blank">Brett & Kate McKay, "The Eisenhower Decision Matrix: How to Distinguish Between Urgent and Important Tasks and Make Real Progress in Your Life”</a></li>
<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=suGXZ1869qc" target="_blank">Using the Eisenhower Matrix, Video</a></li>
<li><a href="http://jamesclear.com/eisenhower-box" target="_blank">James Clear, “How to be More Productive and Eliminate Time Wasting Activities by Using the Eisenhower Box”</a></li>
<li><a href="http://www.slate.com/articles/double_x/doublex/2010/06/a_timemanagement_book_changed_my_life_again.html" target="_blank">Laura Vanderkam “168 Hours: You Have More Time Than You Think</a></li>
<li><a href="http://lauravanderkam.com/" target="_blank">Laura Vanderkam, “I Know How She Does It: How Successful Women Make the Most of Their Time“</a></li>
<li><a href="http://gettingthingsdone.com/" target="_blank">David Alen, "Getting Things Done"</a></li>
<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=zoi7-ii0ELo" target="_blank">Cal Newport, “Deep Work: Rules for Focused Success in a Distracted World”, Video</a></li>
<li><a href="http://www.brigidschulte.com/books/overhelmed/" target="_blank">Brigid Schulte, "Overwhelmed: Work, Love, And Play When No One Has The Time"</a></li>
<li><a href="https://hbr.org/2013/09/make-time-for-the-work-that-matters" target="_blank">Jordan Cohen ve Julian Birkinshaw, “Make Time For The Work That Matters”</a></li>
<li><a href="http://www.businessinsider.com/how-different-cultures-understand-time-2014-5" target="_blank">Richard Lewis, “How Different Cultures Understand Time”</a></li>

</ol>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilmek Yetmez Yeniden Öğrenmek Lazım</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bilmek-yetmez-yeniden-ogrenmek-lazim</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bilmek-yetmez-yeniden-ogrenmek-lazim</guid>
<description><![CDATA[ Bizim anne-babalarımız kendi anne-babalarından öğrendikleri bilgilerle bir ömür tamamlıyorlardı. Bugünün gençleri ise anne-babalarından mesleki bir bilgi edinme şansına sahip değiller. 

Eskiden öğrenim biter iş başlardı. Artık öğrenme hiç bitmeyecek. Herkes okul sonrası eğitimden, özel programlardan, internetten öğrenmeye devam edecek. Hayata tutunmak isteyen herkes meraklı olmak, yeni bilgiler edinmek, yeni yetkinlikler kazanmak zorunda.  ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2019/11/shutterstock_785109361-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilmek, Yetmez, Yeniden, Öğrenmek, Lazım</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim anne-babalarımız kendi anne-babalarından öğrendikleri bilgilerle bir ömür tamamlıyorlardı. Bugünün gençleri ise anne-babalarından mesleki bir bilgi edinme şansına sahip değiller.</p>



<p>100 yıl önce insanlar hayatlarını tek bir işte çalışarak tamamlıyorlardı. Bugün ise ilk girdiği işten emekli olanlar iyice azaldı.  Gelecekte aynı işi yaparak hayatlarını tamamlayan insanlar yok denecek kadar az olacak. Herkes hayatı boyunca yeni yetkinlikler öğrenmek zorunda kalacak.</p>



<p>Eskiden öğrenim biter iş başlardı. Artık öğrenme hiç bitmeyecek. Herkes okul sonrası eğitimden, özel programlardan, internetten öğrenmeye devam edecek. </p>



<p>Hayata tutunmak isteyen herkes meraklı olmak, yeni bilgiler edinmek, yeni yetkinlikler kazanmak zorunda.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2019/11/shutterstock_785109361-1.jpg" alt="" class="wp-image-11494" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2019/11/shutterstock_785109361-1.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2019/11/shutterstock_785109361-1-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure>



<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Peter_Senge">Peter Senge</a>’nin 1990`larda “öğrenen organizasyonlar” diye tarif ettiği şirket modeli “insanların, sürekli olarak kendilerini geliştirme imkânı bulduğu, öğrenmenin sadece bir gereklilik değil aynı zamanda bir zevke dönüştüğü çalışma ortamları”dır .</p>



<p>Bilmek yetmez. Herkesin yeniden öğrenmesi, kendisini sürekli geliştirmesi şart. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2019/11/shutterstock_701467726.jpg" alt="" class="wp-image-11495" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2019/11/shutterstock_701467726.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2019/11/shutterstock_701467726-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure>



<p>İnsanın doğuştan sahip olduğu çoğu eşitsizlikleri telafi edecek en büyük  güç edineceği bilgidir.  Öğrenmek ve öğrendiklerini hayata geçirmek insanı bir kaldıraç gibi daha yükseğe taşır. </p>



<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Alvin_Toffler">Alvin Toffler</a>, “<em>Geleceğin cahili okuma yazma bilmeyen değil, nasıl öğreneceğini bilmeyen kişi olacaktır</em>.” der. Öğrenmek önemlidir ama bunun için önce öğrenmeyi eğlenceli, zevkli ve ilham verici bir uğraş haline getirmek gerekir. Bunun için de insanın en iyi nasıl öğrendiğini keşfetmesi gerekir.</p>



<p>Bazı ortamlar öğrenmeyi, yenilenmeyi, ilerlemeyi desteklerken bazıları buna engel olur. İnsan merak etme ve öğrenme ihtiyacını yücelten bir ailede, bir arkadaş ya da iş ortamındaysa daha kolay ilerler. Böyle bir ortamda insanlar öğrenmeye, yeni yöntemler ve fikirleri denemeye gönüllü olurlar.  </p>



<p>Öğrenmenin bir yaşam tarzına dönüştüğü ortamlarda insanlar, tıpkı bitkilerin uygun toprak ve iklimde yeşermesi gibi hayata sarılır, gelişir ve büyürler.</p>



<p>Değişen dünyaya ayak uydurmak için sürekli öğrenmek, kendimizi sürekli yenilemek zorundayız.</p>



<p>Not: 12 Kasım 2019’da yazdığım bu yazıyı güncelleyerek yeniden kaleme aldım</p>





<h2 class="uk-h3">Konuyla İlgili Makale ve Linkler</h2>
<ol class="ta-articles">
    <li><a href="http://www.cisco.com/web/about/citizenship/socio-economic/docs/LearningSociety_WhitePaper.pdf" target="_blank">The Learning Society, Cisco Whitepaper</a></li>
<li><a href="http://www.emeraldinsight.com/journals.htm?articleid=882565" target="_blank">Joy Cullen, “Socially Constructed Learning: A Commentary on the Concept of the Learning Organisation”</a></li>
<li><a href="http://www.huffingtonpost.com/kevin-p-chavous/a-passionate-curiosity-fo_b_1394750.html" target="_blank">Kevin P. Chavous ,“A Passionate Curiosity for Learning”</a></li>
<li><a href="http://nreilly.asp.radford.edu/psy655/learningorganization.pdf" target="_blank">Baiyin Yang, Karen E. Watkins, Victoria J. Marsick, “The Construct of the Learning Organization: Dimensions, Measurement, and Validation“</a></li>
<li><a href="http://www.ssireview.org/articles/entry/the_challenge_of_organizational_learning" target="_blank">Katie Smith Milway & Amy Saxton, “The Challenge of Organizational Learning”, SSI Review</a></li>
<li><a href="https://%20http//www.egatlearning.com/2011egrp3/reading/Is%20Yours%20a%20Learning%20Organization.pdf" target="_blank">David A. Garvin, Amy C. Edmondson, and. Francesca Gino, “Is Yours a Learning. Organization?”, HBR March 2008</a></li>
<li><a href="http://www.systemsinsync.com/pdfs/Integrating%20Disciplines.pdf" target="_blank">Marty Jacobs, “Creating Learning Organizations: Integrating the Five Disciplines”</a></li>
<li><a href="http://sbaweb.wayne.edu/~absel/bkl/vol21/21ae.pdf" target="_blank">James D. Foord “Attributes of Learning Organization: Simulating the Relationships”</a></li>
<li><a href="http://prebenormen.com/leadership-2/change-communication/change-implies-learning" target="_blank">Preben Ormen Blog, “Change Implies Learning”</a></li>
<li><a href="http://www.thailandpod.net/conf_resource/OralPresentation/o8.pdf" target="_blank">Curiosity Based Learning, Presentation</a></li>
<li><a href="https://%20http//www.cisco.com/web/about/citizenship/socio-economic/docs/LearningSociety_ExecSum.pdf" target="_blank">Moving From Education Systems to Learning Societies, Cisco Whitepaper</a></li>

</ol>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mutluluk Bir Tercih Midir?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mutluluk-bir-tercih-midir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mutluluk-bir-tercih-midir</guid>
<description><![CDATA[ Mutlu olmak için neye sahip olmak gerekir? Mutlu olmak için çok para mı gerekir? İnsan para sahibi olunca mutlu olur mu? 

Çoğumuza göre mutlu olmak için sevgili bulmak, evlenmek, araba, ev sahibi olmak lâzımdır; çaba sarf ettikten ya da bir bedel ödedikten sonra mutlu olur insan.

Bazılarımız ise mutluluğu, başına konacak bir talih kuşu gibi görür; eğer insanın şansı varsa mutlu olur yoksa mutsuz. 

Peki, sizin mutluluk anlayışınız hangisi?  Siz mutluluğu eksikleriniz tamamlanınca ulaşacağınız bir ruh hali gibi mi yoksa başınıza gelecek güzel bir şey olarak mı tanımlıyorsunuz? ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-mutluluk-01.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mutluluk, Bir, Tercih, Midir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mutlu olmak için neye sahip olmak gerekir? Mutlu olmak için çok para mı gerekir? İnsan para sahibi olunca mutlu olur mu?</p>



<p>Çoğumuza göre mutlu olmak için sevgili bulmak, evlenmek, araba, ev sahibi olmak lâzımdır. Çoğunluk mutluluğun varılacak bir hedef olduğunu düşünür. Bazılarımız ise mutluluğu, başına konacak bir talih kuşu gibi görür; eğer insanın şansı varsa mutlu olur; yoksa mutsuz.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-mutluluk-01.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-mutluluk-01.jpg" alt="" class="wp-image-14235" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-mutluluk-01.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-mutluluk-01-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></a></figure>



<p>Peki, sizin mutluluk anlayışınız hangisi?  Siz de mutluluğu varılacak bir hedef olarak mı tanımlıyorsunuz?</p>



<p>Önce neyin mutluluk getirmediğini anlatmaya çalışayım. Çoğu insana ters gelse de çok para sahibi olmakla mutluluğun hiç bir ilgisi yoktur. Benzer şekilde başarılı olmak da şöhret sahibi olmak da insanı mutlu etmez. </p>



<p>Esas olan insanca yaşayacak bir gelire sahip olmaktır.  Parasızlıktan sürünen bir insanın mutlu olması mümkün değildir. Yeterince parası yoksa insan kesinlikle mutsuz olur. Ama insanın “insanca yaşayacak” bir gelirin  üzerinde para sahibi olması mutluluk getirmez. Çok para çok konforlu bir hayat sağlar ama insanı mutlu etmez. </p>



<p>Paranın mutluluk getirmeyeceği düşüncesi, “<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Easterlin_paradox" target="_blank" rel="noopener">Easterlin Paradoksu</a>” olarak bilinir. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Richard_Easterlin" target="_blank" rel="noopener">Easterlin</a>‘in 1970’lerin başında Amerika, Japonya ve İngiltere’de yaptığı araştırmalara göre, ailelerin geliri artınca mutluluk seviyeleri artmıyordu.</p>



<p>Amerika’da piyangodan büyük ikramiyeyi kazananlar üzerinde yapılan araştırmada da benzer sonuçlar elde edildi. Piyangoyu kazanan şanslı insanların mutlulukları ortalama bir yıl sürüyordu.</p>



<p>Antik Yunan’da mutluluk, ahlaklı olmak ve erdemli bir hayat yaşamak demekti. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Aristoteles" target="_blank" rel="noopener">Aristo</a>’ya göre “<em>Mutluluk, ancak erdemli ve kusursuz bir karaktere sahip olmakla mümkündür. Kişi ancak hayatının bütününü soylu bir biçimde yaşarsa mutlu olabilir.</em>”</p>



<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Eflatun" target="_blank" rel="noopener">Platon</a> ise mutluluğun akıl, arzular ve ruhun uyumuyla yakalanacağını söyler. Bugün “<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/New_Age" target="_blank" rel="noopener">New age</a>” akımıyla yeniden yükselişe geçen “ruh-zihin-beden” uyumuyla anlatılmak istenen bu mutluluk anlayışı Platon’un öğretisine dayanır.</p>



<p>Bence en güzel mutluluk tanımını <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Epik%C3%BCr" target="_blank" rel="noopener">Epikür</a> yapmıştır. Mutlu olmak için insanın üç şeye ihtiyacı vardır: “<em>Dostluk, Özgürlük ve Düşünmek.</em>”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-mutluluk-02.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-mutluluk-02.jpg" alt="" class="wp-image-14236" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-mutluluk-02.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-mutluluk-02-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></a></figure>



<p>Epikür’ün mutluluğu bulma yolu son derece yalındır. Epikür, evinin bahçesinde buluştuğu dostlarıyla sıradan ama lezzetli yiyecekler yemekten ve sohbetten zevk alır. Epikür’e göre insan, anlamlı bir hayat yaşamak için düşünmeli ve fikirlerini dostlarıyla paylaşmalıdır. Bütün bunları yapabilmek için de özgür olmalıdır. (Epikür ve arkadaşlarının “Bahçe filozofları” diye ünlenmeleri bu yüzdendir.)</p>



<p>Epikür’ün dediği gibi mutlu olmak için özgür olmaya ihtiyacımız var. Özgür olmayan insan mutlu olamaz. Dostlara ihtiyacımız var. Dostlarla bir sofrayı paylaşmaya ve onlarla sohbet etmeye ihtiyacımız var. Bir de elbet, hayat hakkında düşünmeye ve bu hayatı anlamlandırmaya ihtiyacımız var. </p>



<p>Mutlu olmak için gerçekten, “özgürlük, dosluk ve düşünebilmek” yeterli.</p>



<p>Mutlu olmak için kimseye, hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Mutluluk hayataki bedava olan şeylerle elde ediliyor. Mutluluk; sevgi ve şefkat ilişkileri içinde yaşanan bir duygu. İnsan; içinde sevgiyi, şefkati büyüttüğü zaman mutlu oluyor. </p>



<p>Başından yeterince sıkıntı geçmiş her insan bilir ki mutlu olmak için zengin olmak, başarılı olmak ya da şöhret sahibi olmak gerekmez. </p>



<p>Bana göre mutluluk öğrenilen bir şeydir. Eğer sağlıklıysak ve insanca yaşayacak kadar bir gelirimiz varsa hepimiz mutlu olabiliriz.</p>



<p>Mutluluk içinde bulunduğumuz durumları nasıl algıladığımız; yaşadıklarımızdan iç dünyamıza neyi, nasıl aktarmayı tercih ettiğimizdir. </p>



<p>Mutluluk sadece bizim tercihimizdir. </p>



<p>Not: Bu yazıyı ilk kez 4 Temmuz 2011’de yayınladım</p>





<h2 class="uk-h3">Konuyla İlgili Makale ve Linkler</h2>
<ol class="ta-articles">
    <li><a href="http://www.happyplanetindex.org/" target="_blank">Happy Planet Index</a></li>
<li><a href="http://www.guardian.co.uk/science/2011/may/08/david-brooks-key-to-success-interview" target="_blank">Tim Lewis , “David Brooks: The man who can measure true happiness”, The Observer</a></li>
<li><a href="http://www.nytimes.com/2011/03/13/books/review/book-review-the-social-animal-by-david-brooks.html?_r=1&src=recg&pagewanted=all" target="_blank">Thomas Nagel, “David Brooks’s Theory of Human Nature”, NewYork Times Book Review</a></li>
<li><a href="https://www.brookings.edu/bpea-articles/economic-growth-and-subjective-well-being-reassessing-the-easterlin-paradox/" target="_blank">Betsey Stevenson ,Justın Wolfers “Economic Growth and Subjective Well-Being: Reassessing the Easterlin Paradox”</a></li>
<li><a href="http://graphics8.nytimes.com/images/2008/04/16/business/Easterlin1974.pdf" target="_blank">Richard Easterlin, "Does Economic Growth Improve the Human Lot? Some Empirical Evidence"</a></li>
<li><a href="http://charleskenny.blogs.com/weblog/files/kenny_chapter_1.pdf" target="_blank">Charles Kenny  “The Philosophy of Happiness”</a></li>
<li><a href="http://content.time.com/time/magazine/article/0,9171,1015832,00.html" target="_blank">Claudia Wallis, “The new science of happiness”</a></li>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Easterlin_paradox" target="_blank">Easterlin Paradox – Wikipedia </a></li>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Happiness_economics" target="_blank">The Happiness Economics – Wikipedia</a></li>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Flow_(psychology)" target="_blank">Mihaly Csikszentmihalyi “Flow: The Psychology of Optimal Experience – Wikipedia</a></li>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Mihaly_Csikszentmihalyi" target="_blank">Mihaly Csikszentmihalyi “Akış” – Wikipedia</a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/mihaly_csikszentmihalyi_on_flow.html" target="_blank">Mihaly Csikszentmihalyi  on Flow – video</a></li>
<li><a href="http://www.youtube.com/watch?v=s5rpNEmqPdM" target="_blank">Gretchen Rubin  “The Happiness Project: Or, Why I Spent a Year Trying to Sing in the Morning, Clean My Closets, Fight Right, Read Aristotle, and Generally Have More Fun” – video</a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/lang/eng/benjamin_wallace_on_the_price_of_happiness.html" target="_blank">Benjamin Wallece “the price of happiness” – video</a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/lang/eng/nancy_etcoff_on_happiness_and_why_we_want_it.html" target="_blank">Nancy Etcoff “on the surprising science of happiness” – video</a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/lang/eng/eve_ensler_on_happiness_in_body_and_soul.html" target="_blank">Eve Ensler: happiness in body and soul – video</a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/lang/eng/daniel_kahneman_the_riddle_of_experience_vs_memory.html" target="_blank">Daniel Kahneman: The riddle of experience vs. memory – video</a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/lang/eng/dan_gilbert_asks_why_are_we_happy.html" target="_blank">Dan Gilbert asks, Why are we happy? – video</a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/lang/eng/nic_marks_the_happy_planet_index.html" target="_blank">Nic Marks: The Happy Planet Index – video</a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/lang/eng/stefan_sagmeister_7_rules_for_making_more_happiness.html" target="_blank">Stefan Sagmeister: 7 rules for making more happiness – video</a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/lang/eng/chip_conley_measuring_what_makes_life_worthwhile.html" target="_blank">Chip Conley: Measuring what makes life worthwhile – video</a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/lang/eng/matthieu_ricard_on_the_habits_of_happiness.html" target="_blank">Matthieu Ricard, Daniel Goleman “Happiness: A Guide to Developing Life's Most Important Skill” – video </a></li>
<li><a href="http://www.ted.com/talks/david_brooks_the_social_animal.html" target="_blank">David Brooks: The social animal – video</a></li>

</ol>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Amatör müsünüz Profesyonel mi?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/amatoer-musunuz-profesyonel-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/amatoer-musunuz-profesyonel-mi</guid>
<description><![CDATA[ Sahip olduğunuz zihniyet, iş hayatında başarınızı belirleyen en önemli etkendir. 

İşini ustaca yapanlar, her seferinde başarılı sonuçlar elde edenler o konunun profesyonelleridir. Amatörler ise hevesleri çok ama işe yaklaşımları ve iş yapma biçimleri acemi olanlardır.

Farnam Street Blog’da Shane Parrish geçenlerde amatörler ve profesyoneller hakkında çok güzel bir yazı yayınladı.

Siz bu yazıyı okurken kendi davranışlarınızı test edin. Hangi alanlarda hangi durumlarda ne kadar profesyonel ne kadar amatör davrandığınızı ölçün. ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/02/temel-aksoy-amator-profesyonel-01.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Amatör, müsünüz, Profesyonel, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sahip olduğunuz zihniyet, iş hayatında başarınızı belirleyen en önemli etkendir.</p>



<p>İşini ustaca yapanlar, her seferinde başarılı sonuçlar elde edenler o konunun profesyonelleridir. Amatörler ise hevesleri çok ama işe yaklaşımları ve iş yapma biçimleri acemi olanlardır.</p>



<p><a href="https://fs.blog/">Farnam Street</a> Blog’da Shane Parrish geçenlerde amatörler ve profesyoneller hakkında çok güzel bir yazı yayınladı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/02/temel-aksoy-amator-profesyonel-01.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/02/temel-aksoy-amator-profesyonel-01.jpg" alt="" class="wp-image-13964" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/02/temel-aksoy-amator-profesyonel-01.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/02/temel-aksoy-amator-profesyonel-01-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></a></figure>



<p>Siz bu yazıyı okurken kendi davranışlarınızı test edin. Hangi alanlarda hangi durumlarda ne kadar profesyonel ne kadar amatör davrandığınızı ölçün.</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Amatörler hedeflerine ulaşınca dururlar; profesyoneller için her başarı yeni bir başlangıçtır.</li><li>Amatörlerin hedefleri vardır; profesyonellerin süreçleri.</li><li>Amatörler her alanda iyi olduklarını düşünürler; profesyoneller hangi alanlarda iyi olduklarını hangi alanlarda bilgisiz olduklarını bilirler.</li><li>Amatörler kendilerine yapılan eleştirileri kişiliklerine bir saldırı olarak kabul ederler; profesyoneller zayıf yönlerinin olduğunu bilir ve eleştirilere değer verirler.</li><li>Amatörler bir sefer başardıklarında kendilerini başarılı addederler; profesyoneller için ise başarı, aynı işi her seferinde başarmak demektir.</li><li>Amatörler karşılarına çıkan ilk zorlukta, aşamadıkları ilk engelde vazgeçerler; profesyoneller ise karşılaştıkları zorlukları ve engelleri, mükemmelliğe giden yolun durakları olarak görürler.</li><li>Amatörler nelerin başarı oranlarını artırdığını bilmezler; profesyoneller bilirler.</li><li>Amatörler prova veya antrenman yaparken dalga geçer, eğlenirler; profesyoneller hazırlanırken yaptıkları her şeyin başlarına geleceğini bilirler.</li><li>Amatörler zayıf yönlerini iyileştirmeye odaklanırlar; profesyoneller ise güçlü yönlerine odaklanır ve kendilerinin zayıf oldukları alanlarda en güçlü olanlarla iş birliği yaparlar.</li><li>Amatörler bilginin güç olduğunu düşünürler; profesyoneller ise bilgelik ararlar.</li><li>Amatörler haklı çıkmak peşindedirler; profesyoneller ise en iyi sonucu almak.</li><li>Amatörler ilk hamleyi düşünürler; profesyoneller ikinci, üçüncü… hamleleri.</li><li>Amatörler başarılı sonuçların kendilerinden kaynaklandığını düşünürler; profesyoneller ise şansları sayesinde başarılı olduklarını düşünürler.</li><li>Amatörler kısa vadeye odaklanırlar; profesyoneller uzun vadeye.</li><li>Amatörler karşılarındakini alaşağı etmeye çalışırlar; profesyoneller herkesin daha iyi olması için çaba gösterirler.</li><li>Amatörler sorumluluk üstlenmemek için grup kararı almak isterler; profesyoneller birey olarak karar alır ve sorumluluk üstlenirler.</li><li>Amatörler başkalarını suçlar; profesyoneller sorumluluklarını kabul eder.</li><li>Amatörler arada sırada işe yararlar; profesyoneller her gün.</li><li>Amatörler hızlı giderler; profesyoneller ileriye giderler.</li><li>Amatörler akıllarına ilk gelen fikirle ilerler; profesyoneller akla ilk gelen fikrin nadiren iyi fikir olduğunu bilirler.</li><li>Amatörler kendi fikirlerinin çürütülmez olmasına gayret gösterirler; profesyonellerin böyle bir kaygıları yoktur.</li><li>Amatörler mutlak kavramlarla düşünürler; profesyoneller ihtimallerle.</li><li>Amatörler kendi fikirlerinin en iyi fikir olduğu ihtimalini çok yüksek görürler; profesyoneller bu ihtimalin düşük olduğunu bilirler.</li><li>Amatörler gerçeği görmek istedikleri gibi görürler; profesyoneller gerçeği olduğu gibi görürler.</li><li>Amatörler görüş ayrılıklarını tehdit olarak görürler; profesyoneller görüş ayrılıklarını öğrenme ve gelişme imkanı olarak değerlendirirler.</li></ul>



<p>Amatörlerle, profesyonelleri ayıran en önemli konu, amatörlerin korku ve telaşla davranmaları; profesyonellerin ise kendilerinden emin ve gerçekçi olmalarıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/02/temel-aksoy-amator-profesyonel-02.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/02/temel-aksoy-amator-profesyonel-02.jpg" alt="" class="wp-image-13965" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/02/temel-aksoy-amator-profesyonel-02.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/02/temel-aksoy-amator-profesyonel-02-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></a></figure>



<p>Amatörler dünyaya, görmek istedikleri gibi bakma eğilimindedir; profesyoneller gerçeği kavrama ve olduğu gibi kabul etme eğilimlidirler.</p>



<p>Amatörler kendilerine karşı dürüst olmakta zorlanırlar; profesyonellerin en önemli özellikleri kendilerini bilmeleridir.</p>


<h2 class="uk-h3">Konuyla İlgili Makale ve Linkler</h2>
<ol class="ta-articles">
    <li><a href="https://fs.blog/2017/08/amateurs-professionals" target="_blank">The Difference Between Amateurs and Professionals</a></li>

</ol>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ne Kadar Başarılı Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ne-kadar-basarili-oldugunuzu-nasil-anlarsiniz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ne-kadar-basarili-oldugunuzu-nasil-anlarsiniz</guid>
<description><![CDATA[ İnsanlar paralarını nasıl kazandıklarıyla değil nasıl harcadıklarıyla hatırlanırlar. Toprak altındaki bir insanın kaç milyon dolar kazandığını gösteren bir mezar taşı yoldan geçenlerin hiçbirini etkilemez. Önemli olan o milyonlarla ne yaptığıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2012/01/ne-kadar-basarili-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadar, Başarılı, Olduğunuzu, Nasıl, Anlarsınız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğu insan başarıyı sadece sahip olduklarıyla tanımlar. Onlar için iyi bir ev, iyi bir araba sahibi olmak ve konforlu yaşamak başarılı olmak demektir. </p>



<p>Maddi kazanç elbette önemlidir çünkü belirli bir gelirin altında kalmak sefilliktir. İnsanın karnını doyuracak parasının olmaması, sürünmesi demektir. Kötü şartlarda yaşayan insanın başarıdan ya da mutluluktan söz etmesi mümkün değildir. Ama para kazanmak tek başarı ölçütü değildir. Yüksek gelir sahibi olmak insana konforlu bir hayat sunsa da hayatta bundan daha değerli ve önemli konular vardır.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="356" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2012/01/ne-kadar-basarili-1.jpg" alt="" class="wp-image-2867" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2012/01/ne-kadar-basarili-1.jpg 640w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2012/01/ne-kadar-basarili-1-300x167.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px"></figure>



<p>İnsanın hayatta ne kadar başarılı olduğunu ve bunu nasıl ölçeceğini en iyi anlatan yazar, Harvard İşletme Okulu profesörlerinden Clayton Christensen’dir. Chirstensen’e göre başarılı bir hayat yaşamanın ve bunu ölçmenin 9 adımı vardır: </p>



<p>1- İlk adım olarak insanın hayatta kendisini neyin motive ettiğinin farkına varması gerekir.</p>



<p>Mesela yeni yerler keşfetmek, yeni insanlar tanımaktan keyif alan bir insanın -sırf geliri daha çok olduğu için-  kendini masa başında bir işe mahkum etmesi ona büyük tatminsizlik yaşatır. <a href="https://www.temelaksoy.com/insanin-tutkusunu-bulmasi-is-bulmasindan-daha-onemlidir/">Bu nedenle insanın tutkusunu bulması iş bulmasından daha önemlidir. </a> İnsanın her şeyden önce kendisini neyin motive ettiğini bulması gerekir. </p>



<p>2- İkincisi, insanın kendisine bir hedef belirlemesi ve bu hedef doğrultusunda ilerlemesi gerekir. Başarılı olmak için insanın önüne çıkan zorluk ve engellere rağmen saptadığı hedefe ve bu hedefe gidecek yola (stratejiye) sarılması şarttır. Çünkü sebat etmeden başarı elde edilemez.</p>



<p>Fakat öyle durumlar olur ki evdeki hesap çarşıya uymaz. Bazen hayat insanın karşısına öyle engeller çıkartır ki bunları aşmak mümkün olmaz. Böyle bir durumda aynı hedefte aynı stratejide ısrar etmek kaynakları boşa harcamaktır. Seneca‘nın dediği gibi, “Rüzgârın yönünü tayin edemeyebiliriz ama yelkenlerimizi rüzgara göre ayarlayıp gemimizin yönünü değiştirebiliriz.” </p>



<p>Bu nedenle her insan gerektiğinde yeni yollar denemelidir. İçinde bulunduğu koşullarda çok önemli değişiklikler olduğunda ya da karşısına çok değerli fırsatlar çıktığında her insan kendisine yeni hedefler ve bu hedefe götürecek yeni yollar saptayabilir. </p>



<p>Çelişkili gibi görünse de başarılı olmak için bir taraftan kararlı ve sabırlı bir idealist, diğer taraftan da hayatı olduğu gibi kabul eden bir realist olmak gerekir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/02/clayton-christensen.jpg" alt="" class="wp-image-12042" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/02/clayton-christensen.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/02/clayton-christensen-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure>



<p>3- Christensen’in dikkat etmemizi önerdiği üçüncü konu ise sahip olduğumuz kaynakları etkili bir şekilde yönetmektir.  </p>



<p>İnsanın sahip olduğu kaynaklar sadece parasal kaynaklar değildir. İnsanın sağlığı, zamanı, yetenekleri, bilgisi, deneyimi, dostları ve sosyal ilişkileri gibi kaynakları vardır. </p>



<p>Çoğu insan günlerini hatta yıllarını, en önemli kaynağı olan zamanı boşa harcayarak geçirir. İnsanın kendine koyduğu hedefe varabilmesi için sadece zamanı değil, sahip olduğu bütün kaynaklarını etkili bir şekilde seferber etmesi gerekir. Ancak bu sayede hedefe ulaşma şansını elde edebilir.</p>



<p>4- Dördüncüsü, insanın ailesine ve dostlarına ayırdığı zamandır. İnsan sevdiklerine yeterince zaman ayırdığı ve onlarla dolu dolu zaman geçirdiği ölçüde mutlu olur. Çoğu insan hayatta kendine bir yer açmak, bir hedefe varmak için çabalarken sevdiklerini görmez olur, onları ihmal eder.</p>



<p>İş hayatı-özel hayat dengesi dendiği zaman benim aklıma hep Can Yücel’in Milli Eğitim Bakanı olan babası Hasan Ali Yücel’ yazdığı “Ben hayatta en çok babamı sevdim” şiiri gelir.</p>



<p>…</p>



<p><em>Sevinçten uçardım hasta oldum mu<br>40’ı geçerse ateş, çağrırlar İstanbul’a<br>Bir helalleşmek ister elbet, diğ’mi, oğluyla!<br>Tifoyken başardım bu aşk oyununu<br>Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu</em></p>



<p><em>En son teftişine çıkana değin<br>Koştururken ardından o uçmaktaki devin<br>Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için<br>Açıldı nefesim, fikrim, canevim<br>Hayatta ben en çok babamı sevdim…</em></p>



<p>Ben bugünkü aklımla biliyorum ki insana en çok mutluluk veren şey ailesi ve dostlarıyla geçirdiği zamandır. Başarılı olma hedefi peşinde koşarken insanın sevdiklerini ihmal etmesi, hayatı ıskalaması demektir.</p>



<p>5- Beşincisi, insanın empati duygusunu geliştirmesidir. Hem özel hem de iş ilişkilerinde insanın her zaman kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak davranması gerekir.</p>



<p>Bir insan ilişki içinde olduğu insanların bakış açılarını anlayıp, hayata onların gözünden bakabilirse hem çok başarılı hem de çok mutlu olmanın kapılarını açar.</p>



<p>6- Altıncısı insanın çocuklarını doğru yetiştirmesidir. Bence insanın  hayattaki en önemli sorumluluğu -eğer varsa- çocuklarını eğitmektir. Her anne baba, imkanları ölçüsünde çocuklarının fiziksel ve akli gelişmesini sağlamak ve bunun yanı sıra onların ruhen olgunlaşmasına destek olmak zorundadır.</p>



<p>Kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi sorunlarını çözebilen, kendini geliştirebilen çocuklar yetiştirmek hayatta başarılı olmanın en önemli ölçütlerinden biridir.</p>



<p>7- Başarılı olmak için insanın hem bazı değerlere sahip olması hem de bu değerlerle uygun davranması gerekir.</p>



<p>“Değerler” diye adlandırdığımız soyut kavram aslında bizim gündelik kararlarımızın arkasındaki pusuladır. Mesela dürüstlüğü bir değer olarak benimseyen insan “para kazanmak-gerçeği saklamak” gibi bir ikilemle karşı karşıya kaldığında, gerçeği söylemeyi tercih eder. Para kazanmayı önemseyen insan ise tersini yapar.</p>



<p>Bir insanın değerlerinin neler olduğunu belirlemesi başlangıç noktasıdır. Ama insanın sadece değerlerini belirlemesi yeterli değildir. Asıl olan insanın sahiplendiği değerleri taviz vermeden uygulama kararlılığı göstermesidir.</p>



<p>İnsanın kendine pusula olarak seçtiği değerlerine uygun davranması, onu Mevlana’nın dediği gibi olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan bir insan yapar. Bu düzeye ulaşmak, hayattaki en önemli başarı ölçütlerinden biridir.</p>



<p>8- Christensen’e göre hayatımızı yönetirken çok önemli bir konu da alçak gönüllü olmaktır. Çoğu insan farkında olmadan şişik bir egoyla dolaşır. Şişik bir ego sadece insanın kendisini beğenmesine ya da yaptıklarını abartmasına yol açmakla kalmaz, bundan daha kötüsü başkalarını değersiz görmesine, onları hafife almasına neden olur.</p>



<p>Alçakgönüllü olmak bir özgüven göstergesidir. Üstelik insanın alçakgönüllü olması her şeyi bilmediğini kabul etmesi anlamına gelir ve yeni şeyler öğrenmenin kapısını açar. Özgüveni yüksek insanlar hangi yaşta, hangi konumda olurlarsa olsunlar öğrenmeye açıktırlar. Özgüveni düşük insanlar ise başkalarına üstünlük taslama kaygısıyla öğrenme ve gelişme fırsatını kaçırırlar.</p>



<p>9- Bütün bunların sonucunda insanın başarılı olmasının gerçek ölçütü, kendisinin nereye vardığından çok, başka insanlara sağladığı faydadır. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/02/basari-2.jpg" alt="" class="wp-image-12033" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/02/basari-2.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2020/02/basari-2-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure>



<p>Christensen’e göre bir insanın başarısının ölçütü, kazandığı para ya da eriştiği şöhret değil, başka insanların hayatlarına ne kadar olumlu katkı yaptığıdır.</p>



<p>Charles Handy, <em>“Toprak altındaki bir insanın kaç milyon dolar kazandığını gösteren bir mezar taşı yoldan geçenlerin hiçbirini etkilemez. Önemli olan kazandığı o milyonlarla ne yaptığıdır.“</em> der.</p>



<p>Ailesine, sevdiği insanlara, değerli bir amaca ya da ihtiyacı olan insanlara olumlu bir katkıda bulunmayan bir insanın çok para kazanmasının ya da çok ünlü olmasının bir değeri yoktur. </p>



<p>Gerçek zenginlik insanın başkalarının hayatlarında yarattığı olumlu farklardır.</p>



<p><em>Not: İlk kez 2 Ocak 2012’de yazdığım bu yazıyı yeniden yazdım. </em></p>





<h2 class="uk-h3">Konuyla İlgili Makale ve Linkler</h2>
<ol class="ta-articles">
    <li><a href="http://hbr.org/2010/07/how-will-you-measure-your-life/ar/1" target="_blank">How Will You Measure Your Life?, Harvard Business Review, Temmuz 2010</a></li>
<li><a href="http://www.youtube.com/watch?v=XyT6S5vkJpw" target="_blank">Clayton M. Christensen on Charlie Rose about “How Will You Measure Your Life?”, Youtube, 3 Ocak 2011</a></li>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Clayton_M._Christensen" target="_blank">Clayton M. Christensen</a></li>
<li><a href="https://www.yumpu.com/en/document/view/47772760/conversation-with-charles-handy-otto-scharmer" target="_blank">C. Otto Scharmer “Conversation With People:Charles Handy”</a></li>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Charles_Handy" target="_blank">Charles Handy, Wikipedia</a></li>
<li><a href="http://www.strategy-business.com/media/file/03309.pdf" target="_blank">Lawrence M. Fisher, “The Paradox of Charles Handy”</a></li>
<li><a href="http://www.slam.org.au/wp-content/uploads/2013/06/JSLaMvol3_2004_Dawes.pdf" target="_blank">Joycelin Dawes “The Quest... Rediscovering A Sense Of Soul: A Practice-Based Approach To Spirituality In Leadership And Management”</a></li>

</ol>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Defalarca Yenildim Bu Yüzden Başardım</title>
<link>https://trafikdernegi.com/defalarca-yenildim-bu-yuzden-basardim</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/defalarca-yenildim-bu-yuzden-basardim</guid>
<description><![CDATA[ Ben mesleğimi çok hata yapmam sayesinde öğrendim. Hata yapma özgürlüğüm olmasaydı kesinlikle bu kadar yol kat edemezdim. Üstelik bu hataları müşterilerimle paylaşarak ilerledim. Bu şeffaf davranışım, müşterilerimde kızgınlık yerine güven oluşturdu. Bunu fark ettikten sonra kendime güvenim daha da arttı. 

Michael Jordan’ın “Failure” isimli Nike reklâmında “Defalarca yenildim, bu yüzden başardım.” dediği gibi, ancak hata yapıp yenildikten sonra başarabiliriz. ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-defalarca-yenildim-bu-yuzden-basardim-02.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Defalarca, Yenildim, Yüzden, Başardım</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ben araştırma mesleğini çok hata yapmam sayesinde öğrendim. Hata yapma özgürlüğüm olmasaydı kesinlikle bu kadar yol kat edemezdim. Üstelik bu hataları müşterilerimle paylaşarak ilerledim. Bu şeffaf davranışım, müşterilerimde kızgınlık yerine güven oluşturdu. Bunu fark ettikten sonra kendime güvenim daha da arttı.</p>
<p> <a href="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-defalarca-yenildim-bu-yuzden-basardim-02.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14299 size-full" src="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-defalarca-yenildim-bu-yuzden-basardim-02.jpg" alt="" width="650" height="431" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-defalarca-yenildim-bu-yuzden-basardim-02.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-defalarca-yenildim-bu-yuzden-basardim-02-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></a></p>
<p>Daha sonra çalışma arkadaşlarımın yaptıkları hataları, çok değerli bir fırsat olarak görüp, bunları şirketin bütün çalışanlarıyla paylaşmalarını istedim. Hatayı yapanı suçlamak yerine hataya neden olan süreçleri iyileştirmeye odaklandık. Zamanla hata yapmanın değil, hatayı gizlemenin “ayıp” olduğu bir anlayışı benimsedik. Bu tutumumuz,  birlikte öğrenmeye dayalı bir ortamın oluşmasını sağladı. (Araştırmacılığı 10 yıl önce bırakarak, danışmanlığa başladım.)</p>
<p>Hata yapmadan öğrenmek neredeyse mümkün değil. Çocukların ilkokul öncesi yaşlarda hızlı öğrenmelerinin en önemli nedeni hata yapmaktan korkmamalarıdır. Büyüdükçe sosyal kaygılarımız, statü endişemiz artar ve “karizmayı çizdirmekten” eleştirilmekten  korkar oluruz. (<a href="http://www.alaindebotton.com/">Alain de Botton</a>) Hata yapma endişesiyle kendimizi bastırıp deneme güdümüzü törpüler, kendimizi kilitleriz.</p>
<p>Oysa <a href="https://cmoe.com/blog/michael-jordan-failure/">Michael Jordan</a>’ın “Failure” isimli Nike reklâmında “Defalarca yenildim, bu yüzden başardım.” dediği gibi, ancak hata yapıp yenildikten sonra başarabiliriz.</p>
<p>Hata yapma oranı yüksek şirketler daha çok inovasyon yaparlar çünkü çok hata demek, çok denemiş olmak demektir.</p>
<p>IBM’in kurucusu <a href="http://www-03.ibm.com/ibm/history/exhibits/chairmen/chairmen_3.html">Tom Watson</a>, IBM’i kurduğu ilk yıllarda, “başarılı çalışmalara imza atmak için, yaptıkları hataları ikiye katlamaları gerektiğini söylemişti. Watson’nun kendisine bağlı bir yöneticisinin önemli bir hatası karşısında “<em>Hata yapan yöneticimi işten atacak kadar zengin değilim. Her hata bir tecrübedir. Biz de bu kez çok pahalı bir ders aldık.</em>” demesi kurumsal dünyada kulaktan kulağa yayılmış bir efsanedir.</p>
<p>Hatayı hoş görmeyen şirketlerde herkes en kestirme ve en bildik yoldan iş yapar. Kimse yeni bir yol denemeye cesaret edemez. Kimsenin inisiyatif kullanmadığı şirketlerde “Evet, efendim.” diyen çalışanlar çoğalmaya başlar. Öğrenen ve birlikte yaratan bir şirket kültürü yerine “itaat kültürü” yerleşir.</p>
<p>Bugünün sert rekabet ortamında, şirketi değişen zamana uydurabilmek için hatalara hoşgörüyle yaklaşan ve öğrenmeyi bilen akıllı organizasyonlar kurmamız gerekiyor.</p>
<p>Hatalara hoşgörüyle yaklaşan bir sistem kurmak için suçlu-arama kültürünü (blame culture) ortadan kaldırmalıyız. Bir şirkette kimin suçlu olduğunun hiç ama hiç önemi yoktur. Bir hata yapılmışsa o hatanın bir daha yapılmamasını sağlamak gerekir.</p>
<p>Suçlu aramak yerine yapılan hataların neden ve nasıl oluştuğunu analiz etmeliyiz (Root-cause analysis). Bunların bir daha tekrarlanmaması için, hataya neden olan temel sebebi ortadan kaldırmalıyız ve ilgili iş sürecini yeniden yazmalıyız. Mesela Toyota ‘da, hatanın kök nedenlerini bulana kadar beş kez “Neden?” diye sormak, her cevabı tekrar irdeleyerek bunun nedenini anlamak üzerine kurulu bir yöntem uygulanır.</p>
<p>3M firmasında Post-it‘ler bir hata sonucu bulunmuştur. Çok güçlü bir yapışkan icat edilmek istenirken tam aksine en zayıf yapıştırıcı icat edilmiştir. 3M şirketi, eğer ArGe ekibini hatasından dolayı cezalandırsaydı bugün Post-it hayatımızda olmayacaktı.</p>
<p>Viagra ve teflon gibi daha birçok ürün hatalardan doğmuş başarı öyküleridir.</p>
<p>Poşetsiz elektrikli süpürgeyi icat eden <a href="http://www.dyson.com/about/story/">James Dyson</a> da, bu buluşundan önce 5.127 adet prototip yaptı ve her denemesinden bir şeyler öğrenerek elektrik süpürgesi sektöründe rekabetin yönünü değiştirdi.</p>
<p><a href="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-defalarca-yenildim-bu-yuzden-basardim-01.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14298 size-full" src="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-defalarca-yenildim-bu-yuzden-basardim-01.jpg" alt="" width="650" height="431" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-defalarca-yenildim-bu-yuzden-basardim-01.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-defalarca-yenildim-bu-yuzden-basardim-01-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"> </a></p>
<p>Yapılan hataları fırsata dönüştürmek ve bu hatalardan öğrenen organizasyonlar yaratmak, cesaret ve kararlılık ister. Hatadan korkup risk almamak yerine, hata yapma pahasına risk alma ve hatalardan öğrenme kültürü geliştirmeliyiz. </p>
<p>WalMart’ın kurucusu <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sam_Walton">Sam Walton</a>’un dediği gibi kendimizi o kadar da ciddiye almayı bir tarafa bırakıp, hatalarımıza gülmeyi de öğrenmeliyiz. Hata yaptığımızda önce “kendimizle dalga geçmeyi” başarıp, sonra hatayı analiz edip, bu hatayı bir daha hiç yapmayacağımız önlemler almalıyız.</p>
<p>Not: 30 Haziran 2009 tarihinde yayınladığım bu yazıyı güncelleyerek yeniden yazdım.</p>




<h2 class="uk-h3">Konuyla İlgili Makale ve Linkler</h2>
<ol class="ta-articles">
    <li><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Perfectionism_%28psychology%29" target="_blank">Mükemmelliyetçilik- Perfectionalism</a></li>
<li><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Root_cause_analysis" target="_blank">Root Cause Analysis</a></li>
<li><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Five_whys" target="_blank">Five Whys</a></li>
<li><a href="https://www.thinkreliability.com/PDF//CM-FinancialMess.pdf" target="_blank">Case Study: 2009 Financial Crisis Root-Cause Analysis</a></li>
<li><a href="https://www.thinkreliability.com/" target="_blank">Root-Cause Analysis Tools</a></li>
<li><a href="https://www.dailymotion.com/video/x1vud7" target="_blank">Michael Jordan - Failure Advertisement</a></li>
<li><a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/health/3815479.stm" target="_blank">Melissa Jackson, “Why Perfect is not Always Best”, BBC Article</a></li>
<li><a href="https://www.fastcompany.com/54174/oxos-favorite-mistakes" target="_blank">Failure Acceptance: Oxo Learning From Mistakes, Fast Company Article</a></li>

</ol>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsan Nasıl Başarılı Olur?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/insan-nasil-basarili-olur</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/insan-nasil-basarili-olur</guid>
<description><![CDATA[ İnsanın sahip olduğu imkanlar, yetenekleri ve elbette şansı, hayattaki başarısını belirler. Ama bütün bunlara sahip insanların bile başarılı olamamalarının nedeni, hayata “gelişme odaklı” bakamamalarıdır. Bu nedenle insanın hayatını en çok şekillendiren aslında, sahip olduğu düşünce kalıbıdır. İnsanın kendisi ve potansiyeli hakkındaki inancı, nasıl bir hayata sahip olacağını belirler. ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-insan-nasil-basarili-olur-01.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İnsan, Nasıl, Başarılı, Olur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Neden çok yetenekli, çok zeki insanların bazıları başarılı olamaz?</p>



<p>Okul yıllarında bütün öğretmenlerin takdir ettiği, herkesin gözdesi olan bazı yetenekli öğrenciler neden başarısız olmuşlardır?</p>



<p>Şansın insan hayatında çok önemli bir rolü var. Hayat insana hoyrat davrandığı zaman başarılı olmak mümkün değil. Başarılı insanların hepsi aynı zamanda hayatın yüzlerine güldüğü, şanslı insanlardır. <a href="http://www.temelaksoy.com/siz-ne-kadar-sanslisiniz/">Siz Ne Kadar Şanslısınız?</a></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-insan-nasil-basarili-olur-01.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-insan-nasil-basarili-olur-01.jpg" alt="" class="wp-image-14268" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-insan-nasil-basarili-olur-01.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-insan-nasil-basarili-olur-01-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></a></figure>



<p>Şansın yanı sıra insanın başarısını belirleyen en önemli etken hayata bakış açısıdır.</p>



<p>Stanford Üniversitesi’nden <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Carol_Dweck">Carol Dweck</a>,  başarılı insanların ortak özelliğinin hayata bakış açıları olduğunu söyler. <span>Bu insanlar kendilerine verilen imkan ve yetenekleri sürekli geliştirmeye odaklıdırlar. Hayatı bir “öğrenme”, “büyüme”, “gelişme”, “olgunlaşma” yolculuğu olarak görürler. Bu nedenle hep gelişmeye ve kendilerini yenilemeye odaklıdırlar (Growth Mindset)</span></p>



<p>Bazıları ise hayatta kendilerine verilen imkan ve yeteneklerin sabit olduğunu düşünürler. Sabit zihniyete sahip insanlar kendilerine doğuştan verilen imkan ve yeteneklerle hayatı tamamlayacaklarını düşünürler. Dolayısıyla öğrenmek ve ilerlemek için  çaba göstermenin gerekli olmadığına inanırlar (Fixed Mindset).</p>



<p>Hâlbuki hayat bunun tersini kanıtlar. Çok varlıklı ailelerin, çok yetenekli, çok iyi eğitimli çocuklarının başarısız olmaların nedeni sahip oldukları “sabit zihniyettir”. Bu zihin yapısı, onların öğrenmelerine, gelişmelerine, büyümelerine, olgunlaşmalarına ve başarılı olmalarına engel olur.</p>



<p>“Gelişme odaklı” insanlar ise hedef belirler, engelleri aşmak için gayret ederler. Hedeflerine varmak için ısrarcı olurlar. Hayatın her alanında kendilerini geliştirmeye ve ilerlemeye hevesli olurlar.</p>



<p>İnsanın kendisine verilen imkan ve yeteneklerle yetinip, bunları geliştirmeye niyetli olmaması, sahip olduğu potansiyeli ziyan etmesine neden olur.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-insan-nasil-basarili-olur-02.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="431" src="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-insan-nasil-basarili-olur-02.jpg" alt="" class="wp-image-14267" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-insan-nasil-basarili-olur-02.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2021/05/temel-aksoy-insan-nasil-basarili-olur-02-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></a></figure>



<p>İnsanın zihniyeti büyük ölçüde içinde yetiştiği aile ortamında oluşur. Bazı aileler çocuklarına sürekli olarak “çok güzel”, “çok zeki”, “çok yetenekli” olduklarını söylerler. Çocuklarını bu şekilde överek onlara güven vereceklerini zannederler. Oysa bu övgüleri alan çocuklar, daha iyi olmak için gayret göstermeye gerek olmadığına inanmaya başlar ve başarılı olmak için hayatta sahip olmaları gereken bütün donanımlara zaten doğuştan sahip olduklarına inanırlar. Kendilerini geliştirmek için herhangi bir çaba göstermelerine gerek olmadığı yanılgısına kapılırlar.</p>



<p>Her türlü imkana sahip olan insanların başarısızlıklarının en önemli nedeni, çoğu kez hayata böyle “sabit bir zihniyetle” bakmalarıdır.</p>



<p>Anne babaların yapması gereken, çocuğun sahip olduğu özellikleri övmek değil, gösterdiği çabaya değer vermektir. Bir çocuğun ya da bir yetişkinin elde ettiği sonuç ne olursa olsun, onun hedefe varmak için gösterdiği çabayı takdir etmek ona yapılacak en büyük iyiliktir.</p>



<p>İnsanın sahip olduğu imkanlar, yetenekleri ve elbette şansı, hayattaki başarısını belirler. Ama bütün bunlara sahip insanların bile başarılı olamamalarının nedeni, hayata “gelişme odaklı” bakamamalarıdır. İnsanın kendisine ve yapabileceklerine olan inancı, nasıl bir hayata sahip olacağını belirler.</p>



<p>Ben -yaşı kaç olursa olsun- her insanın gelişme odaklı bir düşünce sistemine sahip olabileceğini, buna sahip değilse bile bu bakış açısını kazanabileceğini düşünüyorum. İnsanın kendini geliştirme potansiyelinin kendi elinde olduğuna inanıyorum.</p>



<p>Hiç birimiz, fiziki özelliklerimizden, yeteneklerimizden ve sahip olduğumuz imkanlardan yüzde yüz memnun değiliz. </p>



<p>İnsan kendi boyuna, yüzüne ve vücuduna, doğuştan gelen yeteneklerine baktığı zaman dünyanın adaletli bir yer olmadığını hemen anlıyor.</p>



<p>Bu adaletsizliğe rağmen insanın hayattaki başarısı, doğuştan sahip olduğu özelliklerinden ve imkanlarından çok, hayata nasıl baktığına bağlıdır. </p>



<p>İnsanın zihniyeti nasıl bir hayat yaşayacağını belirler.</p>



<p>Not: 29 Mart 2016 yazdığım bu yazıyı güncelleyerek yeniden yazdım.</p>





<h2 class="uk-h3">Konuyla İlgili Makale ve Linkler</h2>
<ol class="ta-articles">
    <li><a href="http://whatkidscando.org/resources/pdf/Growth%20Mindset%20Activites%20&%20Assignments.PDF" target="_blank">“Growth Mindset And Why It Matters: Activities and Assignments Linked to Videos”</a></li>
<li><a href="https://www.ted.com/talks/shawn_achor_the_happy_secret_to_better_work?language=tr" target="_blank">Shawn Achor: “Daha İyi Çalışmanın Mutlu Sırrı”, TED Video</a></li>
<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=dO4__ple51Y" target="_blank">John C. Maxwell, “İçinizdeki Lideri Geliştirmek”, Video</a></li>
<li><a href="http://www.makemoneywithpyxism.info/joinstevehawk.com/PowerOfPositiveThinking.pdf" target="_blank">Dr. Norman Vincent Peale, “The Power of Positive Thinking: 10 Traits for Maximum Results” </a></li>
<li><a href="http://www.janesavoie.com/ebook_winning_attitude.pdf" target="_blank">Jane Savoie, “A Winning Attitude”</a></li>
<li><a href="https://hbr.org/2014/11/how-companies-can-profit-from-a-growth-mindset" target="_blank">Carol Dweck, Mary Murphy, Jennifer Chatman, Laura Kray, "How Companies Can Profit from a Growth Mindset”</a></li>
<li><a href="https://www.teamunify.com/njnjwst/__doc__/The%20Psychology%20Of%20Winning.pdf" target="_blank">Wayne Goldsmith, “The Psychology Of Winning – How to Develop a Winning Attitude In High Performance Sport.”</a></li>
<li><a href="http://jamesclear.com/habits" target="_blank">James Clear, “Transform Your Habits: The Science of How to Stick to Good Habits and Break Bad Ones”</a></li>
<li><a href="http://jamesclear.com/fixed-mindset-vs-growth-mindset" target="_blank">James Clear,” How Your Beliefs Can Sabotage Your Behavior (And What You Can Do About It)”</a></li>

</ol>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tatiller En Doğru Kararları Alma Zamanıdır</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tatiller-en-dogru-kararlari-alma-zamanidir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tatiller-en-dogru-kararlari-alma-zamanidir</guid>
<description><![CDATA[ Hepimizin kendi hayatı hakkında durup düşündüğü anlar vardır. Yapmak istediklerimizi sorguladığımız, kendimiz hakkında karar alma ihtiyacı hissettiğimiz dönemler vardır.

Tatil, tam da bunun zamanıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2022/07/temel-aksoy-tatiller.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tatiller, Doğru, Kararları, Alma, Zamanıdır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hepimizin kendi hayatı hakkında durup düşündüğü anlar vardır. Yapmak istediklerimizi sorguladığımız, kendimiz hakkında karar almak istediğimiz dönemler vardır. Tatil, tam da bunun zamanıdır.</p>
<p>Yıkıcı duyguların (nefret, öfke, tiksinme, kıskançlık…) olmadığı bir zihin, sakin bir zihindir. <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Dalai_Lama">Dalay Lama </a>“<em>İç huzurunuzu kaybederseniz çözümleriniz yanlış yönde olur</em>” der. Tatil de, insanın zihnini arıtabileceği ve daha berrak bir zihinle doğru kararlar alabileceği çok değerli bir zaman dilimidir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16479" src="https://www.temelaksoy.com/wp-content/uploads/2022/07/temel-aksoy-tatiller.jpg" alt="" width="650" height="346" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2022/07/temel-aksoy-tatiller.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2022/07/temel-aksoy-tatiller-300x160.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px"></p>
<p><a href="http://profstefanodanna.com/tr/">Stefano D’Anna</a> “Tatilinizi kendinizden uzaklaşmak; sorunlarınızdan kaçmak, onları unutmak için geçirirseniz dönüş yaklaştıkça kendinizi daha da yorgun hissedersiniz.” der. Tatil bir kaçış değil insanın kendine yaklaşması, kendini sorgulaması ve kendi hayatına dair kararlar alması için mükemmel bir fırsattır.</p>
<p>Profesör D’Anna bir insanın en önemli çalışma konusunun kendisi olduğunu söyler ve tatilde kendimize “Hayatımdan ne kadar memnunum, ne istiyorum, istediklerimi gerçekleştirdim mi, yaptıklarımdan memnun muyum, nereye doğru gidiyorum?” sorularını sormamızı önerir.</p>
<p>Bu soruları samimiyetle cevaplamak, tatili ne kötü ne de sıkıcı yapar; aksine insanı doğru kararlar almaya yönlendirir. Böylelikle dönüş yolunda insan kendisini, mutsuz, isteksiz, endişeli ya da daha da yorgun hissetmek yerine; dinlemiş ve aklını arıtmış hisseder. Hafifler.</p>
<p>İnsan kendi kararlarının ve eylemlerinin ürünüdür. Ne düşünür, ne düşlersek hayatımız da  öyle olur. Tatil tam da insanın kendisi üzerinde çalışma zamanıdır.</p>
<p>Not: Bu yazıyı ilk kez Ağustos 2018 tarihinde yayınladım.</p>
<p></p>
<p></p><h2 class="uk-h3">Konuyla İlgili Makale ve Linkler</h2>
<ol class="ta-articles">
    <li><a href="http://profstefanodanna.com/tr/" target="_blank">Prof. Stefano D'Anna Resmi Websitesi</a></li>
<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=EQX3M-9Cu_M" target="_blank">Steven Johnson, "Future Perfect: The Case for Progress in a Networked Age", Video</a></li>
<li><a href="http://www.huffingtonpost.com/judith-bowman/character-and-integrity-a_b_9839508.html" target="_blank">Judith Bowman, “Character and Integrity at Work”</a></li>
<li><a href="https://www.youtube.com/user/ProfDAnnaOfficial" target="_blank">Prof. Stefano D'Anna Channel</a></li>
<li><a href="http://www.joinaforce4good.org/" target="_blank">A Force For Good</a></li>
<li><a href="https://www.youtube.com/watch?v=NugINWYhHRA" target="_blank">A Force For Good, Video</a></li>
<li><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Richard_Layard,_Baron_Layard" target="_blank">Richard Layard, Baron Layard </a></li>
<li><a href="http://cep.lse.ac.uk/_new/staff/person.asp?id=970" target="_blank">Richard Layard, Baron Layard "Happiness: Lessons from a New Science"</a></li>
<li><a href="http://www.independent.co.uk/news/people/profiles/richard-layard-money-is-not-the-only-thing-affecting-people-s-happiness-9603424.html" target="_blank">Richard Layard: ‘Money is not The Only Thing Affecting People’s Happiness’</a></li>
<li><a href="https://www.theguardian.com/commentisfree/2009/sep/13/happiness-enlightenment-economics-philosophy" target="_blank">Richard Layard, “This is The Greatest Good”</a></li>

</ol>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeni Yıl Kararları</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yeni-yil-kararlari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yeni-yil-kararlari</guid>
<description><![CDATA[ Bilmek değil, yapmaktır hayatı değiştiren. 

Ne kadar bilirseniz bilin, eğer bildiklerinizi uygulayamıyorsanız, bildiklerinizin bir önemi yoktur aslında.

Her yeni yılın başı, kendi hayatımızın iplerini elimize almak için bir fırsattır.

Sizin de bu fırsatı değerlendirmenizi dilerim. ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/01/temel-aksyo-yeniyil-kararlari-01.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeni, Yıl, Kararları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğumuz yeni yıla yeni kararlar alarak gireriz. </p>



<p>Eğer siz de yeni yılda kendinizin daha iyi bir sürümünü ortaya çıkarmak istiyorsanız, aşağıdaki 7 maddeyi uygulayabilirsiniz. </p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="650" height="384" src="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/01/temel-aksyo-yeniyil-kararlari-01.jpg" alt="" class="wp-image-17311" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/01/temel-aksyo-yeniyil-kararlari-01.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/01/temel-aksyo-yeniyil-kararlari-01-300x177.jpg 300w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure></div>


<p><strong> 1. Hayatınızın Yöneticisi Olun </strong></p>



<p>Başarılı insanlar kendi hayatlarının iplerini ele alan insanlardır. </p>



<p>İçinde bulunduğunuz ortam ve koşullar her istediğiniz değişikliği yapmanıza olanak vermeyebilir. Bu dünyada imkanlar ve fırsatlar herkese eşit dağıtılmıyor maalesef ama buna rağmen sizin kendi hayatınızda değiştirebileceğiniz ve değiştirdiğiniz takdirde olumlu sonuçlar alacağınız bazı davranışlarınız vardır. </p>



<p>Söyle düşünün: Siz, bu yıl başında sizin hayatınızı yönetmek üzere göreve başladınız. Dışarıdan kendi hayatınıza baktığınızda, neleri değiştirirdiniz?</p>



<p>Geçen yılki davranışları sergileyerek bu yıl farklı sonuçlar alamayacağınıza göre şimdi karar verin. Yeni yılda neleri yapmayı bırakacaksınız? Neleri yapmaya başlayacaksınız? </p>



<p>Karar alırken net olun. Mesela “Spor yapmaya başlayacağım” demeyin. “Cumartesi sabahları 40 dakika yürüyüş yapacağım” diye net kararlar alın. Eğer ifadeleriniz net olmazsa kararlarınız bir niyet olarak kalır ve bunları muhtemelen uygulayamazsınız.</p>



<p><strong>2.</strong> <strong>Az mı Fazla mı? </strong></p>



<p>Şimdi de alışkanlıklarınızı düşünün. Taze bir gözle baktığınızda bunlardan hangileri size anlamlı geliyor? Hangilerini yapmak size enerji veriyor? Hangileri sizi tüketiyor? </p>



<p>Hayatınızda neler az, neler fazla?</p>



<p>Sosyal medyada gereğinden fazla mı zaman harcıyorsunuz? Fazla kilolarınızdan kurtulmak mı istiyorsunuz? Sigarayı veya alkolu azaltmak ya da bırakmak mı istiyorsunuz? </p>



<p>Şimdi karar verin. Yeni yılda neyi daha az, neyi daha çok yapmak istiyorsunuz? </p>



<p>Nelere daha fazla zaman ayırmak, nelere  daha az zaman harcamak istiyorsunuz?</p>



<p>Unutmayın karar alırken net olun. Genel ifadelerden kaçının.</p>



<p><strong>3. Harekete Geçin</strong></p>



<p>Başarılı insanlar başlarına bir şey gelmesini bekleyenler değil, karar alıp davranarak bir şeylerin olmasını sağlayanlardır.</p>



<p>Birisinin sizin istediğinizi yapmasını beklemeyin. Özür dilemek, birine “seni seviyorum” demek, birine iş teklif etmek veya her neyi yapmak istiyorsanız… </p>



<p>Bir başkasının ilk adımı atmasını beklemeyin. Bekleyerek bir yıl daha geçirmeyin. </p>



<p>Şimdi karar verin. Ne yapmak istiyorsanız davranın. İlk adımı atın. </p>



<p><strong>4.</strong> <strong>Tohum Ekin</strong></p>



<p>Başarılı insanlar hayata tohum ekenlerdir. </p>



<p>Düşünün! Bugün kendi hayatınızda hangi tohumu ekerseniz gelecek yıl bunun meyvesini alırsınız.</p>



<p>Hangi yeni alışkanlıkları edinmek size daha iyi bir gelecek vaat eder? Yapacaklarınızı ertelemeyi bırakmak mı, bazı harcamalarınızı azaltmak mı, arkasında duramayacağınız sözleri vermemek mi?</p>



<p>Gelecek yıl sizi daha iyi bir konuma getirecek yeni alışkanlıkların tohumlarını bugün atın. Bu tohumların filizlenmesi için gayret gösterin.</p>



<p><strong>5. İlişkilerinizde Seçici Olun</strong></p>



<p>Başarılı insanlar kiminle zaman geçireceklerini seçebilen insanlardır. </p>



<p>İnsan kimlerle zaman geçirirse onların zihniyetlerini, onların hayata bakışlarını, onların davranışlarını benimser. </p>



<p>Sizi aşağıya çeken, sizin enerjinizi tüketen, sizin hayatınızı olumsuz etkileyen insanlarla daha az görüşün. Mümkünse bunları hayatınızdan çıkarın.</p>



<p>Sizin enerjinizi yükselten, sizin daha iyi bir insana dönüşmenizi sağlayan insanlarla daha çok görüşün. </p>



<p>Şimdi karar verin. Yeni yılda kimleri hayatınızdan çıkaracaksınız? Kimlerle daha çok görüşeceksiniz? Kimleri hayatınıza dahil edeceksiniz? </p>



<p><strong>6.</strong> <strong>Hayatınızı Filme Çekin</strong></p>



<p>Başarılı insanlar kendilerine hesap soran ve yaptıklarının hesabını veren insanlardır.</p>



<p>Şöyle düşünün. Bütün gün yaptıklarınız bir film ekibi tarafından sizin sosyal medya hesaplarınızdan naklen yayınlanıyor olsaydı neleri hiç yapmazdınız? Neleri daha az, neleri daha çok yapardınız?</p>



<p>Hangi davranışlarınızın hesabını vermekte zorlanırdınız? Hangi davranışlarınızla gurur duyardınız?</p>



<p>Şimdi karar verin. Başkalarının sizi her an izlediği, tamamen şeffaf bir hayatınız olsaydı kendinizi ekranda nasıl görmek isterdiniz? </p>



<p><strong>7.</strong> <strong>Hedef Koyun</strong></p>



<p>Şimdi yukarıdaki maddeleri gözden geçirerek kendinize yeni yıl hedefleri koyun. </p>



<p>Yalnız çok büyük ve gerçekleşmesi zor hedefler koymayın. Eğer ulaşılmaz hedefler koyarsanız, bunları gerçekleştiremezsiniz. Kendinize saygınız azalır. </p>



<p>Çok fazla sayıda hedef de koymayın. Çok sayıda hedefi bir yıllık bir sürede hayata geçiremezsiniz. Bir insanın bir yıl içinde birkaç hedef koyması ve bunları gerçekleştirmesi, mutlu ve başarılı olması için yeter de artar bile. Bu yıl bu hedefleri gerçekleştirirseniz, izleyen yıllarda kendinize yeni hedefler koyarsınız.</p>



<p>Yeni yıl kararlarınızı cep telefonunuza kaydedin ve her ayın ilk günü bu listeye göz atın. Bu hedeflerden hangilerinde iyi yoldasınız? Hangilerinde eksikleriniz var? Kendinize verdiğiniz sözün arkasında durun. </p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" width="650" height="328" src="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/01/temel-aksyo-yeniyil-kararlari-02.jpg" alt="" class="wp-image-17312" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/01/temel-aksyo-yeniyil-kararlari-02.jpg 650w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/01/temel-aksyo-yeniyil-kararlari-02-300x151.jpg 300w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px"></figure></div>


<p>Bilmek değil, yapmaktır hayatı değiştiren. </p>



<p>Ne kadar bilirseniz bilin, eğer bildiklerinizi uygulayamıyorsanız, bildiklerinizin bir önemi yoktur aslında.</p>



<p>Her yeni yılın başı, kendi hayatımızın iplerini elimize almak için bir fırsattır.</p>



<p>Sizin de bu fırsatı değerlendirmenizi dilerim.</p>



<p>Not: Bu yazıyı Shane Parrish’in Farnam Street sitesinde yayınladığı “Annual Report Framework” yazısını esas alarak yazdım. Yazıdaki 7 madde Shane Parrish’e aittir. </p>



<p>Bu yazıyı ilk kez 2 Ocak 2024 tarihinde yayınladım.</p>



<h2 class="uk-h3">Konuyla İlgili Makale ve Linkler</h2>
<ol class="ta-articles">
    <li><a href="https://fs.blog/annual-review/" target="_blank">Shane Parrish, Annual Report Framework</a></li>
<li><a href="https://temelaksoy.com/insan-nasil-basarili-olur/" target="_self">Temel Aksoy, İnsan Nasıl Başarılı Olur?</a></li>
<li><a href="https://temelaksoy.com/insan-neden-erteler/" target="_self">Temel Aksoy, İnsan Neden Erteler?</a></li>
<li><a href="https://temelaksoy.com/olmak-istedigim-ben/" target="_self">Temel Aksoy, Olmak İstediğim Ben</a></li>
<li><a href="https://temelaksoy.com/insanin-karakteri-nasil-olusur/" target="_self">Temel Aksoy, İnsanın Karakteri Nasıl Oluşur?</a></li>
<li><a href="https://temelaksoy.com/insanin-ozgur-iradesi-yeteneklerinden-degerlidir/" target="_self">Temel Aksoy, İnsanın Özgür İradesi Yeteneklerinden Değerlidir</a></li>

</ol>



<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Charlie Munger’dan Gençlere Tavsiyeler</title>
<link>https://trafikdernegi.com/charlie-mungerdan-genclere-tavsiyeler</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/charlie-mungerdan-genclere-tavsiyeler</guid>
<description><![CDATA[ Ben Charlie Munger’ın hayata bakışından, yaşam tarzından ve hayırseverliğinden çok etkilendim. 

En çok da onun bilgeliğinden etkilendim. 

Charlie Munger’ın hayatta başarılı olmak isteyen gençlere 9 tavsiyesi var. ]]></description>
<enclosure url="http://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/12/charlige-munger.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:36:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Charlie, Munger’dan, Gençlere, Tavsiyeler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Charlie Munger 28 Kasım 2023 yılında, 99 yaşında öldü.</p>



<p>Charlie Munger, dünyanın en zengin insanlarından Warren Buffet’in ortağı ve dünyanın en büyük fonlarından Berkshire Hathaway’in sahiplerindendi.  </p>



<p>Kendisi hakkında okuyup öğrenmeye başladığım günden itibaren onun hayata bakışından, yaşam tarzından ve hayırseverliğinden çok etkilendim.</p>



<p>En çok da Charlie Munger’ın bilgeliğinden etkilendim.</p>



<p><a href="https://fs.blog/">Farnam Street</a> yazarı Shane Parrish Charlie Munger’ın yaptığı konuşmalardan 9 maddelik bir “Gençlere Tavsiye” listesi derlemiş. Ben aşağıdaki listeyi ondan esinlenerek uyarladım.</p>



<p>1. Hayatta istediklerini elde etmek için, bunları hak etmek zorundasın. Kimse kimseye durup dururken güven, başarı ve takdir vermez. İnsanın bunları kendi çabasıyla kazanması gerekir.  </p>



<p>Bu son derece yalın ilkeyi benimseyen insan sadece hayatını kazanmakla kalmaz şeref ve saygı da kazanır. İlişkiye girdiği insanların güvenini kazanır.  Hak edilmiş güven kazanmak ise hayattaki en büyük keyiflerden biridir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" width="640" height="360" src="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/12/siki-calismak.png" alt="siki-calismak" class="wp-image-21818" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/12/siki-calismak.png 640w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/12/siki-calismak-300x169.png 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></figure></div>


<p>2. Başarılı olmak için bilgelik sahibi olman gerekir. Bu sadece ahlaki bir gereklilik değil aynı zamanda pratik bir gerekliliktir.</p>



<p>İnsanın hayatta sürekli öğrenmeye tutkun olması gerekir çünkü sürekli öğrenmeden başarılı olmak mümkün değildir. İnsan sahip olduğu bilgiyle yetinerek çok ileri gidemez. Bugün bulunduğu yerden daha ileri gitmek isteyen her insanın yeni bir şeyler öğrenmesi gerekir.</p>



<p>3. Doğruluğu kanıtlanmış büyük fikirleri öğrenmen ve bunları kendi hayatında düzenli kullanman gerekir.  </p>



<p>Büyük disiplinlerin ana fikirleri hayatta bilmemiz gerekenlerin %95’ini oluşturur. Bunları öğrenmek ve günlük hayatta uygulamak gerekir. Bu fikirleri sadece öğrenmek yetmez, insanın bunları günlük hayatında uygulaması, alışkanlığa dönüştürmesi gerekir.</p>



<p>4. Sorunları çözmeye çalışırken, ileri ve geri sararak düşün.</p>



<p>Bir sorunu çözmek için o sorunu tersyüz etmek işe yarayan bir yöntemdir. Eğer Einstein kadar zeki değilsen tersyüz etme yöntemi pek çok sorunu çözmende yardımcı olabilir. Mesela para kazanmak yerine para kaybetmemeyi hedeflemek ya da kurnaz olmak yerine enayi olmamayı hedeflemek daha etkili yöntemler olabilir.</p>



<p>5. Güvenilir ol. Güvenilmezlik bütün erdemleri sıfırlar.</p>



<p>Eğer güvenilir değilsen hangi erdemlere sahip olduğunun önemi yoktur. Güvenilir olduğunu belli etmek yaptığın her işin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.</p>



<p>6. Aşırı ideolojilerden sakın.</p>



<p>Aşırı ideolojiler insanın zihnini uyuşturur. Aşırı ideolojiler insanın körü körüne inanmasını ister. Körü körüne inanmak ise sorgulamayı ortadan kaldırır. Aşırı ideolojileri benimsemiş insanlar uyuşuk zihinlere sahip olur. Böyle bir zihne sahip olmak en büyük tehlikedir.</p>



<p>7. Bir fikri savunmadan önce o fikri kendi hayatında uygula.</p>



<p>Bir konu hakkında konuşmak için o konuyu kendi hayatında uygulamış olman gerekir. Kendi hayatında uygulamadığın hiçbir fikri savunma. Bir fikri savunmak için önce o fikri kendin uygula.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="360" src="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/12/fikri-uygula.png" alt="fikri-uygula" class="wp-image-21820" srcset="https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/12/fikri-uygula.png 640w, https://temelaksoy.com/wp-content/uploads/2023/12/fikri-uygula-300x169.png 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px"></figure></div>


<p>8. Sapkın teşvik primi uygulayan sistemlerden uzak dur.</p>



<p>Eğer bir avukatsan ve çalıştığın hukuk bürosu senden bir yılda 2400 saatini müşterilere fatura etmeni şart koşuyorsa, bu işyerinde çalışma. Eğer böyle bir anlayışa sahip bir işyerinde çalışırsan müşterilerinle ve patronlarınla ciddi sorunlar yaşansın. Bu sistemin bir parçası olma.</p>



<p>9. En büyük başarıyı en yoğun ilgi duyduğun alanda elde edersin.</p>



<p>İnsan birçok alanda beceri sahibi olabilir ama en çok ilerleyeceği alan en çok ilgi duyduğu, en çok sevdiği alandır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsanın Anlam Arayışı: İnsan ne için yaşar?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/insanin-anlam-arayisi-insan-ne-icin-yasar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/insanin-anlam-arayisi-insan-ne-icin-yasar</guid>
<description><![CDATA[ “İnsanların umutlarıyla oynama, belki sahip oldukları tek şey odur.” Konfüçyüs Subayla yüz yüze geldik. Uzun boylu, lekesiz üniformasının içinde sırım gibi duruyordu. Uzun bir yolculuktan sonra pejmürde ve pasaklı olan bizimle ne büyük bir tezat oluşturuyordu! Sol eliyle sağ dirseğini kavramış, tasasız bir rahatlık havasına bürünmüştü. Sağ eli havadaydı ve işaret parmağıyla, rahat bir endamla […]
İnsanın Anlam Arayışı: İnsan ne için yaşar? yazısı ilk önce Holosen üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Ebensee_concentration_camp_prisoners_1945-scaled.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:19:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İnsanın, Anlam, Arayışı:, İnsan, için, yaşar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<blockquote class="td_quote_box td_box_center">
<p>“İnsanların umutlarıyla oynama, belki sahip oldukları tek şey odur.” <strong>Konfüçyüs</strong></p>
</blockquote>
<p>Subayla yüz yüze geldik. Uzun boylu, lekesiz üniformasının içinde sırım gibi duruyordu. Uzun bir yolculuktan sonra pejmürde ve pasaklı olan bizimle ne büyük bir tezat oluşturuyordu! Sol eliyle sağ dirseğini kavramış, tasasız bir rahatlık havasına bürünmüştü. Sağ eli havadaydı ve işaret parmağıyla, rahat bir endamla sağı veya solu gösteriyordu. Bu hareketin arkasındaki şeytanca anlam konusunda, hiçbirimizin en küçük bir fikri bile yoktu.</p>
<p>Sıra bana gelmişti. İşi oluruna bıraktım. Beni tepeden tırnağa süzdü, duraksar gibi oldu, daha sonra ellerini omuzlarıma koydu. Zeki görünmek için elimden geleni yaptım, SS subayı beni yavaş yavaş sağa çevirdi, böylece sağa yöneldim.</p>
<p>O akşam bize parmak oyununun anlamını anlattılar. Yaşamamız ya da yaşamamamız konusundaki ilk karar, ilk seçim anlamına geliyordu. Bizimle gelenlerin yaklaşık yüzde 90’ı gibi büyük bir çoğunluk için bu, ölüm anlamına geliyordu. Sola gidenler.</p>
<p></p>
<h2><strong>Gaz odaları</strong></h2>
<p>Bu karar, sonraki birkaç saat içinde uygulanmıştı. Sola gönderilenler istasyondan doğruca krematoryuma gidiyordu. Orada çalışan birisinin anlattığı kadarıyla, bu binanın kapılarında çeşitli Avrupa dillerinde “banyo” yazıyormuş. Binaya girerken her tutukluya bir parça sabun veriliyormuş ve daha sonra… bereket versin ki daha sonra olanları anlatmam gerekmiyor. Bu tüyler ürpertici işlem konusunda birçok şey yazıldı.</p>
<p>Gaz odasından kurtulan ve gelenlerin çok küçük bir kısmını oluşturan bizler, gerçeği akşam öğrendik. Bir süredir orada bulunan tutsaklara, meslektaşım ve arkadaşım P’nin nereye gönderilmiş olabileceğini sordum.</p>
<p>“Sol tarafa mı gönderildi?”</p>
<p>“Evet,” diye cevap verdim.</p>
<p>“O zaman onu orada görebilirsin,” dedi birisi.</p>
<p>“Nerede?”</p>
<p>Bir el, Polonya’nın gri gökyüzüne alev saçan, birkaç yüz metre ötedeki bir bacayı gösterdi. Bacadan uğursuz bir duman bulutu yükseliyordu.</p>
<p>“İşte arkadaşın orada, cennete yükseliyor.” diye cevap verdi birisi. Ama açık seçik anlatılana kadar gerçeği anlayamamıştım.</p>
<h2><strong>Auschwitz kampındaki ilk gece</strong></h2>
<p>Auschwitz kampındaki ilk gece yattığımız yataklar, ranzalar halinde düzenlenmişti, İki-iki buçuk metre kadar olan her bir ranzada, kuru tahtanın üzerinde dokuz kişi yatmıştık. Her dokuz kişi için iki battaniye verilmişti. İçerisi buz gibiydi. Buraya gelirken geçirdiğimiz dört günlük yolculuk boyunca yediğimiz tek şey yüz elli gramlık bir ekmek parçasıydı. Barakaların arası pislikle doluydu ve ne kadar temizlemeye çalışırsak, o kadar çok pisliğe bulanıyorduk. Yeni gelenleri lağım temizleme işiyle görevlendirmek, tercih edilen bir uygulamaydı. Genellikle olduğu gibi, tutuklu pisliği engebeli arazide taşırken yüzüne pislik sıçradığında, bir iğrenme belirtisi gösterdiği veya yüzünü silmeye kalkıştığı zaman, Kapolar tarafından dayakla cezalandırılıyordu. Böylece normal tepkilerin bastırılması hızlanıyordu.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-344" class="wp-caption alignnone"><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Buchenwald-e1396908650316.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-344" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Buchenwald-e1396908650316.png" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Buchenwald-e1396908650316.png 1024w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Buchenwald-e1396908650316-300x169.png 300w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Buchenwald-e1396908650316-768x432.png 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Buchenwald-e1396908650316-696x392.png 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Buchenwald-e1396908650316-747x420.png 747w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></a>
<figcaption class="wp-caption-text">1945’te savaş bitimi Buchenwald’daki köle işçiler</figcaption>
</figure>
<p>Ateşi çok yüksek, çoğunlukla hezeyanlı, birçoğu da can çekişmekte olan tifüslü hastaların bulunduğu bir barakada bir süre kalmıştım. Hastalardan birisi öldükten sonra, her ölümle birlikte defalarca tekrarlanan aşağıdaki sahneyi, coşkusal bir alt-üst oluş yaşamaksızın izledim. Tutuklular, teker teker, hâlâ sıcak olan cesede yaklaştı. Birisi, patates ezmesinden arta kalanları kaptı; bir diğeri tahta takunyalarının kendisininkinden daha iyi olduğuna karar verip değiştirdi. Üçüncü bir tutuklu ölünün paltosuna el koydu, bir diğeri de gerçek kaytan bulmaktan (bir düşünün!) memnunluk duymuştu.</p>
<h2><strong>Viktor Frankl kimdir?</strong></h2>
<figure aria-describedby="caption-attachment-343" class="wp-caption alignright"><a href="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Viktor_Frankl2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-343" src="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Viktor_Frankl2-273x300.jpg" alt="" width="273" height="300" srcset="https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Viktor_Frankl2-273x300.jpg 273w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Viktor_Frankl2-931x1024.jpg 931w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Viktor_Frankl2-768x845.jpg 768w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Viktor_Frankl2-696x766.jpg 696w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Viktor_Frankl2-382x420.jpg 382w, https://holosen.org/wp-content/uploads/2021/09/Viktor_Frankl2.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 273px) 100vw, 273px"></a>
<figcaption class="wp-caption-text">Dr. Viktor E. Frankl</figcaption>
</figure>
<p>Bu çarpıcı satırları, babası, annesi, erkek kardeşi ve karısı nazi toplama kamplarında öldürülmüş ve bu nedenle kız kardeşi hariç, ailesinin tamamını kaybetmiş olan psikiyatrist <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Viktor_Emil_Frankl" target="_blank" rel="noopener">Dr. Viktor Frankl’ın</a> kitabı “İnsanın Anlam Arayışı”ndan okudum size.</p>
<p>Kitap, toplama kamplarında yaşanan büyük dehşetlerden ziyade, yaşanan sayısız küçük acıları anlatıyor. Ortalama bir tutuklunun toplama kampındaki gündelik yaşamı nasıl bir şeydi? İşte videonun giriş kısmında okuduğum hikâye buna dair küçük bir ipucu verebiliyor fakat asla anlamamızı sağlamıyor.</p>
<p>Elbette insanlık tarihi II. Dünya Savaşı’ndaki toplama kampları gibi pek çok trajik olayı defalarca kez yaşadı. O bir ilk değildi, maalesef son da değil. Bugün bile birçok insan (Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri gibi) toplama kamplarında tutularak bu ve benzeri zulümleri hâlâ yaşamaya devam ediyor. Ne yazık ki… O yüzden her birimizin bunun gibi hikayelerden çıkarması gereken çok büyük dersler var.</p>
<h2><strong>İnsanı yaşama bağlayan şey ne?</strong></h2>
<p>Fakat biz bu videoda olaylara farklı bir pencereden bakacağız. Dr. Frankl’ın kitabında yanıtını aradığı soruların penceresinden. İnsan ne için yaşıyor? Hayatın anlamı ne? Her şeyini kaybetmiş, bütün değerleri yok edilen, açlığın, soğuğun ve acımasızlığın altında ezilen, her an her saat imha edilmeyi bekleyen bu insanlar nasıl oldu da yaşamı sürdürmeye değer bulabildi? İntihar etmedi.</p>
<p>Herhalde bu soruların cevabını yıllarını toplama kamplarında geçirmiş bir psikiyatristten daha iyi kimse veremezdi. O yüzden doktora kulak verelim. Frankl diyor ki: “Geleceğe (kendi geleceğine) inancını yitiren tutuklunun sonu geliyordu.” Nasıl yani? Bakın kendi ağzından çarpıcı bir hikaye ile nasıl olduğunu okuyayım:</p>
<h2><strong>Hayatın anlamını yitirmek</strong></h2>
<p>Tutuklu geleceğe olan inancını yitirince, manevi bağını da yitiriyordu; kendi çöküşüne, ruhsal ve fiziksel çöküşüne göz yumuyordu. Bu da genellikle, deneyimli kamp sakinlerinin belirtilerini bildirdiği bir kriz halinde, birdenbire ortaya çıkıyordu. O anda hepimiz -kendimiz için değil, çünkü bu anlamsız olurdu, arkadaşlarımız için- korkardık. Bu genellikle, tutuklunun bir sabah giyinip yıkanmayı ya da toplanma alanına gitmeyi reddetmesiyle başlardı. Ne yalvarıp yakarmalar, ne dayak, ne de tehditler işe yarıyordu, öylece kımıldamadan yatıyordu. Krizi yaratan şey bir hastalıksa, revire götürülmeyi ya da kendi yararına bir şey yapmayı reddediyordu. Kısaca pes ediyordu. Olduğu yerde, kendi dışkısının üzerinde öylece uzanıp kalıyor, artık hiçbir şeye aldırış etmez oluyordu.</p>
<p>Bir keresinde, geleceğe inancın yitirilişiyle bu tehlikeli pes ediş arasındaki yakın ilişkiye dair dramatik bir olaya tanık oldum. Oldukça ünlü bir besteci ve libretto yazarı olan kıdemli blok muhafızımız F, bir gün bana şunları söyledi:</p>
<h2><strong>F’nin rüyası</strong></h2>
<p>“Sana bir şey anlatmak istiyorum, Doktor. Garip bir rüya gördüm. Rüyamda bir ses, bir şey isteyebileceğimi, bilmek istediğim şeyi söylememin yeterli olduğunu, ne sorarsam sorayım yanıt verebileceğini söyledi. Ne sordum dersin? Savaşın benim için ne zaman biteceğini sordum. Ne dediğimi anlıyorsun: Benim için! Kampımızın ne zaman özgürlüğe kavuşacağını, acılarımızın ne zaman biteceğini bilmek istemedim.”</p>
<p>“Peki bu rüyayı ne zaman gördün?” diye sordum.</p>
<p>“1945 Şubatı’nda,” diye yanıtladı. Rüyayı anlattığında Mart başlarıydı.</p>
<p>“Rüyandaki ses ne dedi?”</p>
<p>“30 Mart,” diye fısıldadı saklamak istercesine.</p>
<p>F., bu rüyayı bana anlattığında hâlâ umut doluydu ve rüyadaki sesin doğru çıkacağına inanıyordu. Ama vaat edilen gün yaklaştıkça, kampa ulaşan savaş haberleri, o gün özgür olmamızın pek de olası olmadığını gösteriyordu. 29 Mart günü F., ansızın hastalandı ve ateşi çok yükseldi. Kehanetinin, savaşın ve acıların kendisi için biteceğini söylediği 30 Mart günü hezeyana girdi ve bilincini yitirdi. 31 Mart günü ölmüştü. Dışarıdan bakıldığında ölüm nedeni tifüstü.</p>
<p>Bir insanın ruhsal durumuyla -cesareti ve umudu ya da bunların bulunmayışı- vücudunun bağışıklık durumu arasında ne kadar yakın bir ilişki olduğunu bilenler, umut ve cesaretin birdenbire yitirilmesinin öldürücü bir etkisi olabileceğini anlayacaktır. Arkadaşımın ölümünün nihai nedeni, beklediği özgürlüğün gelmemesi ve ağır bir hayâl kırıklığı yaşamasıydı. Bu, vücudunun, uykuda olan tifüs salgınına karşı direncini birdenbire düşürmüştü. Geleceğe olan inancı ve yaşama istemi felce uğramış ve bedeni hastalığa yenik düşmüştü; böylece rüyasındaki ses haklı çıkmıştı.</p>
<h2><strong>Kurtuluş beklentisi</strong></h2>
<p>Doktor Frankl, bu durumun 1944 sonunda, 1945 Noel’inden hemen önce, ölümlerin normalden kat kat fazla artış göstermesiyle de benzerlik gösterdiğini ortaya koyuyor. Tutukluların çoğunun yılbaşına kadar tekrar evlerinde olacağı yönünde safça bir umutla yaşamış olmaları, ama gelen haberlerin hiç de cesaret verici olmaması sebebiyle hayal kırıklığına uğramaları ve yaşama arzularını kaybetmeleri, onların ölümüne sebep olmuştu.</p>
<h2><strong>Logoterapi</strong></h2>
<blockquote class="td_quote_box td_box_center">
<p>“Yaşamak için bir neden’i olan kişi, hemen her nasıl’a katlanabilir.” <strong>Friedrich Nietzsche</strong></p>
</blockquote>
<p>1997’de hayatını kaybeden Victor Frankl, tüm tecrübelerinden ve çalışmalarından damıttığı bir psikoterapi yaklaşımı geliştirmiş. Adına da <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Logotherapy" target="_blank" rel="noopener">logoterapi</a> demiş. Kitabının ikinci bölümünde bundan bahsediyor.</p>
<p>Logoterapi hasta tarafından gelecekte yerine getirilecek anlamlar üzerine yoğunlaşıyor. Hasta yaşamının anlamıyla karşı karşıya getiriliyor ve bu anlama yönlendiriliyor. Çünkü Frankl’a göre kişinin kendi yaşamında bir anlam bulma arayışı, insandaki temel güdülendirici güçtür. Ancak burada önemli bir nokta var. Bu anlam sadece kişinin kendisi tarafından bulunabilecek özel ve eşsiz bir yapıdadır.</p>
<h2><strong>Yaşam amacınızı bulun</strong></h2>
<p>Benim anladığım kadarıyla Frankl’a göre dünyaya gelmiş her insanın hayatının bir anlamı ve amacı vardır ve kimileri bunun farkında iken kimileri bunu bulamaz ve bu bilinmezlik de insanı kişiliksizleştirmeye götürür. İnsan sınırlarını aşabilen tek canlıdır ve kendi idealleri ve değerleri için yaşayabilme ya da ölme yetisine sahiptir.</p>
<p>Toplama kamplarında bunca zulme rağmen yaşayabilenler sadece hayatlarına bir anlam katabilen, bir amaca bağlanabilen insanlardı.</p>
<p>Bazen sevilen bir insana ilişkin sımsıkı korunmuş imgeler, bazen dini inanç, bazen mizah duygusu, bazen de doğanın sunduğu minicik bir güzellik (bir ağacı görebilmek, bir gün batımını izleyebilmek gibi) insanın açlığa, korkuya, haksızlığa ve aşağılanma karşısındaki derin öfkeye katlanmasını mümkün kılıyordu.</p>
<p>Bunu bugün normal yaşantımızda da görüyoruz. Bazen eşini kaybetmiş yaşlı bir insanın yaşadığı acıya dayanamayarak çok kısa bir süre sonra kendisinin de hayatını kaybettiğini, ya da kansere yakalanmış bir hastanın geleceğe dair hiçbir beklentisi ya da bekleyeni olmadığında ölüm oranının çok daha fazla yükseldiğini görebiliyoruz.</p>
<p>Yani biz, insanlar, yaşamamızı sağlayan çok fazla araca sahip olmamıza karşın, uğruna yaşayacağımız bir amaç olmadığında bitiyoruz.</p>
<h2><strong>Bir askerlik anısı</strong></h2>
<p>İzmir’de askerlik yaparken, terhis günü gelmiş üst devreden bir askerin ilginç bir hikayesine şahit olmuştum. Çocuk bölük komutanına yalvarıyordu:</p>
<p>“Komutanım nolursun beni gönderme. Ben burada kalmak istiyorum. Sizin askere ihtiyacınız yok mu? Ben hizmetime devam etmek istiyorum.”</p>
<p>O askerin bunu söylemesinin sebebi neydi biliyor musunuz? Çünkü annesini babasını kaybetmişti ve dışarıda çalışabileceği bir işi yoktu. Dışarı çıktığı anda hayattan bekleyebileceği hiçbir şey yoktu.</p>
<p>Halbuki orada, kışlada, yaşamasının bir amacı vardı. Devletine, milletine hizmet ediyordu. Yatacak yeri, yiyecek yemeği, güzel dostluklar kurduğu arkadaşları vardı. Oysa dışarıda bunların hiçbiri yoktu.</p>
<h2><strong>Sonuç:</strong></h2>
<p>Bu kitabı hepinize tavsiye ediyorum, mutlaka bir tane edinin. 166 sayfa. İnce bir kitap.</p>
<p>Benim bu kitaptan çıkardığım ders şu:</p>
<p>Hepimiz şöyle bir durup düşünmeliyiz ciddi ciddi. Yaşamıma anlam katan bir şey var mı? Ne için yaşıyorum? Bunu bulmak için çaba sarf ediyor muyum? Vatanıma, milletime, aileme faydalı bir insan olmak için küçük de olsa bir şey yapıyor muyum?</p>
<p>Okuduğum kitaplar ve bu Youtube kanalı aracılığıyla sizlerle bağ kurmak benim hayatıma anlam katan şey. Ve her birinizin verdiği küçük desteklerle bu anlam her gün daha da büyüyor. Daha fazla insan bilim konuşuyor, daha fazla insan kendini gerçekleştirme konusunda bir adım atıyor. Bunun için sizden küçük bir ricam olacak. Bugün hayatınıza anlam katacak, diğer insanların da faydalı içerikler izlemesini sağlayacak bir şey yapın ve bu kanala bir arkadaşınızı davet edin. Daha önce aramızda olmayan birini ailemize katın. Şimdiden teşekkürler. Bir sonraki videoda görüşene kadar hoşça kalın.</p>
<p></p>
<h2><strong>Kaynaklar ve İleri Okuma:</strong></h2>
<p><strong>İnsanın Anlam Arayışı – VICTOR E. FRANKL</strong></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TEST: Telefon tutma şekline göre karakter analizi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/test-telefon-tutma-sekline-goere-karakter-analizi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/test-telefon-tutma-sekline-goere-karakter-analizi</guid>
<description><![CDATA[ İnsanın gündelik hayatta yapmış olduğu birçok davranış veya hareketin aslında kişiliğini ortaya koyduğunu biliyor muydunuz? Karakter analizi, insanın karakterini yani nasıl bir insan olduğunu ortaya koyan en önemli testlerden biridir. Yürüme şekline göre, karşısındaki insanla konuşmasına göre, uyumasına göre ve hatta gülme şekline göre bile insanların kişiliği hakkında bilgi edilebilir. En son cep telefonu tutma …
Bu yazı TEST: Telefon tutma şekline göre karakter analizi ilk olarak Blog Artı yayınlanmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 15:03:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TEST:, Telefon, tutma, şekline, göre, karakter, analizi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın gündelik hayatta yapmış olduğu birçok davranış veya hareketin aslında kişiliğini ortaya koyduğunu biliyor muydunuz? <strong>Karakter analizi</strong>, insanın karakterini yani nasıl bir insan olduğunu ortaya koyan en önemli testlerden biridir. Yürüme şekline göre, karşısındaki insanla konuşmasına göre, uyumasına göre ve hatta gülme şekline göre bile insanların kişiliği hakkında bilgi edilebilir. En son cep telefonu tutma şekline göre yapılan bir araştırma ile telefon tutma şekline göre kişilik analizi yapıldı. Siz de görseller üzerinden hangi şekilde telefon tuttuğunuza göre bakarak kendi <a href="https://www.blogarti.com/etiket/karakter-analizi">karakter analizi</a> yansımanızı görebilirsiniz.</p>
<p><span></span></p>
<h2>Cep telefonu tutma şekline göre karakter analizi</h2>
<p>Teknolojinin gelişmesi ile adeta hayatımızın bir parçası haline gelen, yanımızdan ayırmadığımız cep telefonları aslında tuttuğumuz şekle göre nasıl bir insan olduğumuzu ortaya koyuyor. Kendiniz ve çevrenizdeki insanların telefon tutuş şekline göre karakteri, kişiliği hakkında bilgi edinmek için testin detaylarına göz atabilirsiniz. İşte kişiliğinizle ilgili detayları fark ettirecek telefon tutma testinin sonuçları.</p>
<h3>1. Tek el ile tutuş ve kullanım</h3>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7643" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-1.jpg" alt="telefon tutma şekline göre test" width="700" height="329" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-1.jpg 700w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-1-380x178.jpg 380w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-1-92x43.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-1-1024x480.jpg 1024w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px"></p>
<p>Eğer telefonu bu şekilde yani 1 numaralı biçimde tutuyorsanız <strong>kendinize güveniniz yüksek</strong>, başarı için her şeyi yapmaya hazır yani <strong>risk almayı seven</strong> biri olduğunuzu gösteriyor.</p>
<h3>2. İki el ile tutup sağ el ile kullanım</h3>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7646" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-4.jpg" alt="kişilik testi cep telefonu" width="700" height="329" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-4.jpg 700w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-4-380x178.jpg 380w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-4-92x43.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-4-1024x480.jpg 1024w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px"></p>
<p>Telefonu iki eliyle tutup sağ elin başparmağı ile ağırlıklı olarak kullanmak yaygın olan bir diğer kullanım biçimidir. Bu kullanımdaki kişileri <strong>mantık</strong> en iyi tarif eden kelime oluyor. Bir sonraki adımını önceden tartarak harekete geçiyorsunuz.</p>
<h3>3. İki el ile tutuş ve kullanım</h3>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7645" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-3.jpg" alt="cep telefonu karakter analizi" width="700" height="329" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-3.jpg 700w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-3-380x178.jpg 380w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-3-92x43.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-3-1024x480.jpg 1024w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px"></p>
<p>Bu kullanım şekli daha çok <strong>hızlı kararlar alan</strong> bir yapıya sahip kişilerde görülmektedir. Hızlı adapte olabiliyorsunuz ve kendinizi yeni duruma göre kolaylıkla konumlandırabiliyorsunuz.</p>
<figure class="ilgili"><a href="https://www.blogarti.com/kan-grubuna-gore-karakter-analizi.html" title="Kan Grubuna Göre Karakter Analizi" target="_blank" rel="noopener"> <img decoding="async" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2018/05/kan-grubu.jpg" alt="Kan Grubuna Göre Karakter Analizi" width="166" height="78"></a>
<div class="title"><span>İlginizi Çekebilir</span> <strong>Kan Grubuna Göre Karakter Analizi</strong></div>
</figure>
<h3>4. İki el ile tutup sağ el işaret parmağı ile kullanım</h3>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7644" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-2.jpg" alt="telefon karakter analizi" width="700" height="329" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-2.jpg 700w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-2-380x178.jpg 380w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-2-92x43.jpg 92w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2020/06/telefon-testi-2-1024x480.jpg 1024w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px"></p>
<p>Son seçenek olan cep telefonunu kullanırken iki el ile tutup sağ elin işaret parmağını kullanmak yeni fikirlere açık olsanız bile önce fikirleri kafanızda oturtmanız gerektiğini gösteriyor. <strong>Yalnızlığı seven</strong> bir yapınız da var denebilir.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Genel kültür soruları ve cevapları</title>
<link>https://trafikdernegi.com/genel-kultur-sorulari-ve-cevaplari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/genel-kultur-sorulari-ve-cevaplari</guid>
<description><![CDATA[ Daha önceden farklı türlerde paylaştığımız soru ve cevap içeriklerine bu kez de genel kültür soruları ile devam ediyoruz. Hazırladığımız genel kültür soruları sizi bazen düşündürüp bazen eğlendirirken bazen de geçmişe götürecek türden beyin yakan sorulardan oluşuyor. Bu sorular sınav, yarışma ve sohbet ortamlarında karşınıza çıkabileceği gibi kendiniz de diğer insanlara yöneltmek için alıntı yaparak kullanabilirsiniz. …
Bu yazı Genel kültür soruları ve cevapları ilk olarak Blog Artı yayınlanmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.blogarti.com/yuklemeler/2016/09/çocuk-ve-okul.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 Dec 2024 16:03:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Genel, kültür, soruları, cevapları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önceden farklı türlerde paylaştığımız soru ve cevap içeriklerine bu kez de <strong>genel kültür soruları</strong> ile devam ediyoruz. Hazırladığımız <strong>genel kültür</strong> soruları sizi bazen düşündürüp bazen eğlendirirken bazen de geçmişe götürecek türden beyin yakan sorulardan oluşuyor. Bu sorular sınav, yarışma ve sohbet ortamlarında karşınıza çıkabileceği gibi kendiniz de diğer insanlara yöneltmek için alıntı yaparak kullanabilirsiniz. Orta öğretim, lise, üniversite ve gündelik hayatta her yaştan kişiye hitap eden <strong>genel kültür soruları ve cevapları</strong> ayrı ayrı yazılmıştır. Tarih ile alakalı sorular, zor genel kültür soruları ve sanat üzerine hazırlanmış genel kültür soruları listelenmiştir.</p>
<p><span></span></p>
<p>Sorulara geçmeden önce genel kültür kavramının <strong>tanımına</strong> bakacak olursak;</p>
<h2><strong>Genel kültür nedir?</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1657" src="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2015/05/s%C4%B1nav-sorusu.jpg" alt="sınav sorusu" width="720" height="340" srcset="https://www.blogarti.com/yuklemeler/2015/05/sınav-sorusu.jpg 720w, https://www.blogarti.com/yuklemeler/2015/05/sınav-sorusu-520x245.jpg 520w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px"></p>
<blockquote>
<p>Çoğunlukla toplumlarda öne çıkmış olan ve tarihsel bir akışa da yön vermiş olayların bilinmesi olarak adlandırılabilir. <strong>Genel bilgi</strong> olarak da adlandırılabilen <em>genel kültür</em>, farklı toplumlara ait olan bilgilerin hâkim olunması veya yaşadıkları toplumun güncel ve hali hazırda konu olarak işlenen durumların bilinmesi gibi oluşumları da içermektedir.</p>
</blockquote>
<h3>Genel kültür soruları</h3>
<p>1. İnsanların avcı ve toplayıcı olarak yaşadığı dönemin adı nedir?</p>
<blockquote>
<p>İnsanlar avcı ve toplayıcı olarak <strong>Paleolitik Dönemde</strong> yani Eski Taş Çağı’nda yaşamışlardır.</p>
</blockquote>
<p>2. İnsanların ilk olarak yerleşik yaşama geçtiği ve tarımla uğraşmaya başladığı dönemin adı nedir?</p>
<blockquote>
<p>İnsanlar Neolitik <strong>Dönem </strong>adı verilen zamanda yerleşik yaşama geçmiştir.</p>
</blockquote>
<p>3. Osmanlı Beyliği hangi padişahla ve hangi olayla imparatorluk yapısına kavuşmuştur?</p>
<blockquote>
<p>Osmanlı Beyliği’ni imparatorluk yapısına kavuşturan kişi <strong>Fatih Sultan Mehmet’tir</strong>. İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınması beyliğin imparatorluk olmasındaki gelişmeleri tamamlayan son aşamadır</p>
</blockquote>
<p>4. İstanbul’da yer alan ve Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen hisarın adı nedir?</p>
<blockquote>
<p>Fatih Sultan Mehmet’in inşa ettirdiği hisar<strong> Rumeli Hisarı’dır</strong>.</p>
</blockquote>
<p>5. Dönüşüm, Dava gibi dünya edebiyatının önemli eserlerine imza atan, Prag ile özdeşleşmiş yazar kimdir?</p>
<blockquote>
<p><strong>Franz Kafka</strong> dünya edebiyatının önemli yazarlarından biridir.</p>
</blockquote>
<p>6. Dünya sanatına yön veren Dada, Kübizm, Sürrealizm gibi akımlar hangi şehirde doğmuştur?</p>
<blockquote>
<p><strong>Paris</strong> şehri Dada, Sürrealizm, Kübizm gibi akımların doğduğu şehirdir.</p>
</blockquote>
<p>7. “<strong>Türk Beşleri”</strong> adıyla anılan bestecilerin isimleri nedir?</p>
<blockquote>
<p>Cemal Reşit Rey, Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Adnan Saygun, Necil Kazım Akses ”TürkBeşleri” olarak adlandırılan bestecilerdir.</p>
</blockquote>
<p>8. Rönesans ne zaman ve nerede ortaya çıkmıştır?Rönesans’ın kelime anlamı nedir?</p>
<blockquote>
<p>14. yüzyılın sonunda<strong> İtalya’da</strong> ortaya çıkan Rönesans kelime anlamı olarak yeniden doğuş demektir.</p>
</blockquote>
<p>9. İlahi Komedya kaç bölümden oluşur, bölümlerin isimleri nedir? Ne tür bir eserdir?</p>
<blockquote>
<p>İlahi komedya <strong>epik</strong> bir eserdir. Üç bölümden oluşur. Bölümlerin isimleri <strong>Cennet,</strong> <strong>Cehennem ve Araf’tır.</strong></p>
</blockquote>
<p>10. Babil Devleti hangi coğrafyada kurulmuştur?</p>
<blockquote>
<p>Babil Devleti <strong>Mezopotamya’da</strong> kurulmuştur.</p>
</blockquote>
<p>11. Hitit Devleti hangi yazıları kullanmıştır?</p>
<blockquote>
<p><a href="https://www.blogarti.com/anadoluda-kurulan-en-eski-imparatorluk-hititler.html">Hitit Devleti</a>’nin kullandığı yazılar <strong>çivi yazısı ve hiyerogliftir.</strong></p>
</blockquote>
<p>12. <strong>Emeviler</strong> kaçıncı yüzyılda ve kimin komutasında İspanya’ya gelmiştir?</p>
<blockquote>
<p>Emevilerin İspanya’ya gelişi 8. yüzyılda ve<strong> Tarık Bin Ziyad</strong> önderliğinde gerçekleşmiştir.</p>
</blockquote>
<p>13. Mevlana Celaleddin Rumi’nin Farsça olarak kaleme aldığı eserinin adı nedir?</p>
<blockquote>
<p><strong>Mevlana Celaleddin Rumi Mesnevi </strong>adlı eseri yazmıştır.</p>
</blockquote>
<p>14. <strong>Troia </strong>Antik kenti hangi ilimizde yer alır?</p>
<blockquote>
<p>Troia Antik kenti<strong> Çanakkale</strong> ilindedir.</p>
</blockquote>
<p>15. Süleymaniye Külliyesi’ni yapan mimar kimdir?</p>
<blockquote>
<p>Süleymaniye Külliyesi’ni<strong> Mimar Sinan </strong>yapmıştır.</p>
</blockquote>
<p>16. Ihlara, Soğanlıdere, Zelve açık hava müzelerinin bulunduğu bölgenin adı nedir?</p>
<blockquote>
<p>Ihlara, Soğanlıdere ve Zelve açık hava müzeleri<strong> Kapadokya Bölgesi’nde</strong> bulunur.</p>
</blockquote>
<p>17. Sinema tarihinde ilk bilim kurgu filmi olarak kabul edilen filmin adı nedir?</p>
<blockquote>
<p>Sinema tarihi açısından ilk bilim kurgu filmi<strong> Ay’a Seyahat</strong> adlı filmdir.</p>
</blockquote>
<p>18. Grev, Potemkin Zırhlısı ve Ekim filmleri hangi yönetmene aittir?</p>
<blockquote>
<p><strong>Sergei M. Eisenstein,</strong> Grev,Potemkin Zırhlısı ve Ekim isimli filmlerin yönetmenidir.</p>
</blockquote>
<p>19. 1. Dünya Savaşı yıllarında dönemin kötü koşullarına tepki olarak doğan sanat akımının adı nedir?</p>
<blockquote>
<p><strong>Dada</strong> sanat akımı 1. Dünya savaşının yarattığı kötü koşullara tepki olarak doğmuştur.</p>
</blockquote>
<p>20. Tarihteki ilk film gösterimini yapanlar kimdir?</p>
<blockquote>
<p>1895 yılında<strong> Lumiere kardeşler</strong> tarihteki ilk film gösterimini gerçekleştirir</p>
</blockquote>
<p>Bu yazı <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/genel-kultur-sorulari-ve-cevaplari.html">Genel kültür soruları ve cevapları</a> ilk olarak <a rel="nofollow" href="https://www.blogarti.com/">Blog Artı</a> yayınlanmıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>