<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Trafik Güvenliği Derneği &amp; : Gündem</title>
<link>https://trafikdernegi.com/rss/category/gundem</link>
<description>Trafik Güvenliği Derneği &amp; : Gündem</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>TRAFİK GÜVENLİĞİ DERNEĞİ GENEL MERKEZİ   DERNEK KÜTÜK NO : 06&amp;160&amp;108</dc:rights>

<item>
<title>Of Çaykur Çay Fabrikasında Yangın Tatbikatı Gerçekleştirildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/of-caykur-cay-fabrikasinda-yangin-tatbikati-gerceklestirildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/of-caykur-cay-fabrikasinda-yangin-tatbikati-gerceklestirildi</guid>
<description><![CDATA[ Of Çaykur Çay Fabrikasında Yangın Tatbikatı Gerçekleştirildi ]]></description>
<enclosure url="http://karadenizden.com.tr/uploads/images/202511/image_870x_69087c3b521a5.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:50:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Of Çaykur Çay Fabrikasında, olası yangın durumlarına hazırlıklı olunması amacıyla yangın tatbikatı yapıldı. Tatbikat, Güven Yangın Söndürme Ekibi tarafından organize edildi.</p>
<p>Eğitime; Fabrika Müdürü Ali Genç, İnsan Kaynakları Kısım Müdürü Abdurrahman Balcı, İşletme ve Bakım Kısım Müdürü Mustafa Zengin ile fabrika personeli katıldı.</p>
<p>Tatbikat kapsamında yangın anında ilk müdahale, yangın söndürme cihazlarının doğru kullanımı ve acil tahliye prosedürleri uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Personelin acil durumlarda doğru ve hızlı hareket etmesinin hedeflendiği çalışma, gerçek senaryolar üzerinden gerçekleştirildi.</p>
<p>Fabrika yetkilileri, çalışanların güvenliği için benzer tatbikatların belirli aralıklarla sürdürüleceğini bildirdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ANKARA&amp;apos;NIN &amp;quot;SAPLAMACI&amp;quot; TAMİRCİLERİ</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ankaranin-saplamaci-tamircileri</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ankaranin-saplamaci-tamircileri</guid>
<description><![CDATA[ nkara Altındağ İskitler Sanayi Sitesi&#039;nde faaliyet gösteren Hakan Oto Gaz isimli işletme, müşteri şikayet platformlarında biriken iddialarla gündemde. Araçlarını servise götüren çok sayıda vatandaş, işletmeyi &quot;sistematik dolandırıcılık&quot;, &quot;araçlara kasten zarar verme&quot;, &quot;fahiş fiyatlandırma&quot; ve &quot;zorbalık&quot; ile suçluyor. İddialar arasında &quot;175 Bin TL&#039;lik hasar&quot; ve &quot;can güvenliğini tehlikeye atma&quot; gibi korkunç başlıklar öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202510/image_870x580_690337233dbfd.jpg" length="342334" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 13:00:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>HAKAN OTO GAZ, Zübeyde Hanım, Altındağ/Ankara, Hakan otogaz, hakan otogaz iskitler, HAKAN OTO GAZ, Oto Gaz, LPG, Ankara Oto Gaz, Altındağ Oto Gaz, Zübeyde Hanım Oto Gaz, Oto Gaz Servisi, Oto Gaz Montaj, Oto Gaz Bakım, Oto Gaz Dönüşüm, LPG Servisi, LPG Montaj, LPG Bakım, Ankara LPG, Altındağ LPG, HAKAN OTO GAZ Altındağ, HAKAN OTO GAZ Ankara, Zübeyde Hanım Mahallesi Oto Gaz, Altındağ Oto Gaz Sistemleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><b>HABER MERKEZİ -</b> Ankara Altındağ İskitler Sanayi Sitesi'nde faaliyet gösteren <b>Hakan Oto Gaz</b> isimli işletme, müşteri şikayet platformlarında biriken iddialarla gündemde. Araçlarını servise götüren çok sayıda vatandaş, işletmeyi "sistematik dolandırıcılık", "araçlara kasten zarar verme", "fahiş fiyatlandırma" ve "zorbalık" ile suçluyor. İddialar arasında "175 Bin TL'lik hasar" ve "can güvenliğini tehlikeye atma" gibi korkunç başlıklar öne çıkıyor.</p>
<p><b>"FRENİM TUTMUYOR, ÖLEBİLİRDİM!"</b></p>
<p>İşletme hakkındaki en taze ve en tehlikeli iddia, motorunu yeni yaptırdığı aracını LPG montajı için <b>Hakan Oto Gaz</b>'a götüren bir vatandaştan geldi. Mağdur sürücü, sağlam olan aracının "beyni arızalı" denilerek gereksiz parça değişimine zorlandığını belirtti.</p>
<p>Süreci bir "kâbus" olarak nitelendiren sürücü, "Arabayı alır almaz tekleme başladı. Yaptıkları montajdan sonra araba benzinde bile çalışmıyor, kapkara duman atıyor ve en korkuncu <b>frenlerim tutmuyor, pedal şişti!</b> Can güvenliğimi hiçe saydılar" dedi.</p>
<p>Durumu işletme sahibine anlattığında "konuşmasına bile izin verilmediğini" iddia eden müşteri, "Tüketici Hakem Heyeti'ne gideceğim' deyince, 'İstediğin yere git, şikayet et' diye cevap verdi. Bunlar esnaf değil, resmen <b>şehir eşkiyası</b>" ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>"175 BİN TL MASRAF ÇIKARDILAR, MOTORU BİTİRMİŞLER"</b></p>
<p>İşletmenin adının geçtiği şikayetler, bunun tekil bir olay olmadığını gösteriyor. <b>Furkan Kılıçgil</b> isimli kullanıcı, motor rektifiyesi için anlaştığı <b>Hakan Oto Gaz</b>'ın aracını mahvettiğini iddia ederek, "Motorun içine etmişler. Turbosuna yağ, motor yağına su karışıyor. 6 servis gezdim, <b>'175.000 TL masraf var'</b> dediler. Ben yandım, siz yanmayın. Hakkımı zerre helal etmiyorum!" dedi.</p>
<p><b>"SAĞLAM BEYNİ YAKIP, 'OLACAĞI VARMIŞ' DİYORLAR"</b></p>
<p>Müşterilerin en çok dile getirdiği iddialardan biri de, araçların elektronik aksamına kasten zarar verildiği yönünde. <b>Deniz Çetinkaya</b>, "Bizim arabanın beynini yaktılar ve 'biz yapmadık, olacağı varmış' diyerek başlarından savdılar" derken, <b>Sabri</b> isimli kullanıcı da "LPG arızası için gittim, maalesef arabanın beynini yaktılar. Türkmen ustalar yüzünden 7.000 TL masraf yaptım" diyerek bu iddiayı güçlendirdi.</p>
<p><b>FAHİŞ FİYAT VE ALDATMACA İDDİALARI</b></p>
<ul>
<li>
<p><b>"5 DAKİKALIK İŞE 5 BİN TL":</b> Bir kullanıcı, "Beyin yanık dediler, 5 bine yaparız dediler. Yaptırmadım, başka usta 5 dakikada halletti. Haram olsun."</p>
</li>
<li>
<p><b>"EN İYİSİ DEDİM, EN UCUZUNU TAKMIŞ":</b> Bir başka mağdur, "İyi sistem olsun dedim, parasını aldım, en ucuz Atiker sistemi takmışlar. Başka LPG'ci halime güldü."</p>
</li>
<li>
<p><b>"1 METRE KABLOYA 700 TL":</b> <b>Celalettin Kabadayı</b> ise "1 metre 0,75 kablo çekti, Lada Samara araca 700₺ istedi."</p>
</li>
</ul>
<p><b>"KAVGACI VE SAYGISIZLAR"</b></p>
<p>Neredeyse tüm şikayetlerin ortak noktası ise, <b>Hakan Oto Gaz</b> personelinin "agresif", "kavgacı" ve "saygısız" tutumu. Müşteriler, sorunlarını dile getirdiklerinde tehdit edildiklerini ve "paranızla rezil olmayın" uyarısıyla işletmeden ayrıldıklarını belirtiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nihat Genç Ankara’da son yolculuğuna uğurlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/nihat-genc-ankarada-son-yolculuguna-ugurlandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/nihat-genc-ankarada-son-yolculuguna-ugurlandi</guid>
<description><![CDATA[ Veryansın TV’nin kurucusu ve yazarı Nihat Genç, Ankara’da düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Gazi Hastanesi’nde 34 gündür yaşam mücadelesi veren Genç, 4 Temmuz Cuma günü hayatını kaybetmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdnuploads.aa.com.tr/uploads/Contents/2025/07/04/thumbs_b_c_996438b20c52742a260dba1b9e6d9bc6.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 01:05:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nihat Genç, Veryansın TV, Nihat Genç cenaze, Nihat Genç vefat, Nihat Genç ölüm, Kocatepe Camii cenaze, Gölbaşı Mezarlığı, Ankara cenaze töreni, Nihat Genç son yolculuk, Nihat Genç kimdir, Nihat Genç sevenleri, Cumhuriyeti yaşatacağız, Türkiye laiktir laik kalacak, Mustafa Kemal’in askerleriyiz, Nihat Genç sloganlar, Nihat Genç mezarı, Nihat Genç cenaze töreni, Nihat Genç defnedildi, Nihat Genç hayatını kaybetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-start="173" data-end="363">Veryansın TV’nin kurucusu ve yazarı Nihat Genç, Ankara’da düzenlenen cenaze töreniyle toprağa verildi. Gazi Hastanesi’nde 34 gündür tedavi gören Genç, 4 Temmuz Cuma günü yaşamını yitirmişti.</p>
<p data-start="365" data-end="792">Kocatepe Camii’nde kılınan cenaze namazına ailesi, Veryansın TV çalışanları, dostları ve binlerce seveni katıldı. Türk bayrağına sarılı tabutu başında toplanan kalabalık, gözyaşları içinde veda etti. Cenaze namazının ardından Genç’in naaşı, sloganlar ve alkışlar eşliğinde cenaze aracına taşındı. Gölbaşı Mezarlığı’nda defnedilen Genç’in mezarına Trabzon, Afyonkarahisar, Kayseri ve Saraybosna’dan getirilen topraklar serpildi.</p>
<p data-start="794" data-end="2063">Törene; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Genel Müdürü Nail Türkoğlu, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi Genel Başkanı İsmail Hakkı Atal, Sosyalist Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı Gürkan Koç, Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, Vali Mülkiye Başmüfettişi Bülent Tekbıyıkoğlu, eski milletvekilleri Ali Uzunırmak ve Atila Kaya, eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Suat Başaran, emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, emekli Albay Mustafa Önsel, emekli Astsubay Oktay Yıldırım, avukatlar Ersan Barkın ve Şule Nazlıoğlu Erol, Anka Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fırat Atabaş, kuzeni gazeteci Gürbüz Evren, gazeteciler Arslan Bulut, Yavuz Selim Demirağ, Recep Canpolat, Gürkan Hacır, Ersin Eroğlu, Faruk Bildirici, Semra Topçu, Müyesser Yıldız, Millî Düşünce Merkezi Genel Başkanı Hakan Paksoy ile sanat, edebiyat ve medya dünyasından birçok isim katıldı. Müzisyenler Ali Tufan Kıraç ve Çelik Erişçi ile yazarlar Lütfü Şehsuvaroğlu, Afşin Efkarlıoğlu ve Vedat Özdemiroğlu da törende hazır bulundu.</p>
<p data-start="2065" data-end="2339">Cenazede “Nihat Genç ölmedi, kalbimizde yaşıyor”, “Türkiye laiktir, laik kalacak”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” ve “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” sloganları atıldı. Binlerce yurttaş, Genç’in son sözlerine atıfla “Cumhuriyeti yaşatacağız” yazılı pankartlar taşıdı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye Ampute Milli Futbol Takımımız AMP Futbol Cup 2025’te Şampiyon Oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-ampute-milli-futbol-takimimiz-amp-futbol-cup-2025te-sampiyon-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-ampute-milli-futbol-takimimiz-amp-futbol-cup-2025te-sampiyon-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Başkanı ve Türkiye Ampute Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Gazi İsmail Temiz yönetimindeki Türkiye Ampute Futbol Milli Takımımız, AMP Futbol Cup 2025 turnuvasında tarihi bir başarıya daha imza attı. ]]></description>
<enclosure url="http://vatankahramanlari.org.tr/tema/belediye/uploads/haberler/turkiye-ampute-milli-futbol-takimimiz-amp-futbol-cup-2025-te-sampiyon-oldu.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 16:51:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Başkanı ve Türkiye Ampute Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Gazi İsmail Temiz yönetimindeki Türkiye Ampute Futbol Milli Takımımız, AMP Futbol Cup 2025 turnuvasında tarihi bir başarıya daha imza attı.</p>
<p>Milli takımımız, turnuvada Japonya, İngiltere ve Polonya milli takımlarını mağlup ederken Fas ile berabere kaldı ve turnuvayı<span> </span><strong>şampiyon olarak tamamladı</strong>. Daha önce Dünya ve Avrupa şampiyonluklarıyla bayrağımızı defalarca dalgalandıran takımımız, bu başarıyla da tüm Türkiye’yi gururlandırdı.</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="575" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-1024x575.jpeg?wsr" alt="" class="wp-image-11274" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-1024x575.jpeg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-300x168.jpeg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-768x431.jpeg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-554x310.jpeg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-260x146.jpeg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07.jpeg 1500w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<p>Ampute futbolun Türkiye’deki öncülerinden olan, başında bulunduğu her takımı zirveye taşıyan, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görev yaparken gazi olan ve Bilkent Rehabilitasyon Merkezi’nde başlayan yolculuğuyla ülkemizde bu sporun kurucuları arasında yer alan İsmail Temiz, sporcularıyla birlikte yeni bir zafere daha imza attı.</p>
<div class="col-sm-12 col-xs-12 col-bn-ds mb-3">
<div class="row">
<div class="bn-content">
<div class="bn-inner bn-ds-7"><a href="https://vatankahramanlari.org.tr/" aria-label="link-bn"><img src="https://vatankahramanlari.org.tr/haber/uploads/blocks/block_66799bca8a3610-99185942.png" data-src="https://vatankahramanlari.org.tr/haber/uploads/blocks/block_66799bca8a3610-99185942.png" width="728" height="90" alt="" class=" lazyloaded"></a></div>
</div>
</div>
</div>
<p>İsmail Temiz, vatan hizmetini sporda da aşkla sürdürmeye devam ediyor. Yetiştirdiği sporcular, sahada gösterdikleri mücadeleyle bayrağımızı gururla göndere çektiriyor. Onun için sadece bir spor adamı demek eksik kalır; o, inancın, azmin ve vatan sevgisinin vücut bulmuş hali.</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27-768x1024.jpeg?wsr" alt="" class="wp-image-11275" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27-768x1024.jpeg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27-225x300.jpeg 225w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27-1152x1536.jpeg 1152w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27-110x146.jpeg 110w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px"></figure>
<p>Savaş meydanlarında gösterdiği cesareti, yeşil sahalara da taşıyan İsmail Temiz, gazi olduktan sonra hayata daha sıkı sarılarak ampute futbolun Türkiye’de filizlenmesinde öncü oldu. Birçok gencin umudu, yol göstericisi ve ilham kaynağı haline geldi.</p>
<p>Göğsünde ay-yıldızlı formayı onurla taşıyan sporcularımız, onun önderliğinde Türk milletinin iradesini, karakterini ve azmini dünyaya göstermeye devam ediyor. İsmail Temiz, sessiz ama dimdik duruşuyla sporcularının arkasında adeta bir dağ gibi duruyor ve onlara güç veriyor.</p>
<p>İyi ki varsın İsmail Temiz…<br>Bu millet seni unutmaz. Vatan için, gençlik için, spor için attığın her adım alkışların en büyüğünü hak ediyor.<br>Minnettarız.</p>
<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11278" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11278" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11291" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11291" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11298" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11298" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11286" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11286" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11295" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11295" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11297" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11297" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11287" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11287" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11293" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11293" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11292" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11292" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11279" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11279" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11294" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11294" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11290" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11290" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11300" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11300" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11284" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11284" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11277" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11277" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11289" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11289" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11288" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11288" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11299" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11299" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11283" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11283" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11302" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11302" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11296" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11296" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="11303" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121-768x1024.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11303" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121-768x1024.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121-225x300.jpg 225w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121-1152x1536.jpg 1152w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121-110x146.jpg 110w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="11301" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122-768x1024.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11301" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122-768x1024.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122-225x300.jpg 225w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122-1152x1536.jpg 1152w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122-110x146.jpg 110w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11285" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11285" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11282" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11282" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11280" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11280" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11281" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11281" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
</figure>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ankara Parke’den Şaşırtan Hamle! Zemin Kaplamada Devrim Başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ankara-parkeden-sasirtan-hamle-zemin-kaplamada-devrim-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ankara-parkeden-sasirtan-hamle-zemin-kaplamada-devrim-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Ankara Parke, parke sektöründe devrim niteliğinde adımlar atmaya devam ediyor. Başkent genelinde binlerce ev ve iş yerini yenileyen firma, “Zeminlerin Efendisi” unvanını hak edecek projelere imza atıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202507/image_870x580_6865554f10f7e.jpg" length="86048" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 Jun 2025 18:51:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h2 data-start="129" data-end="198">Ankara Parke’den Şaşırtan Hamle! Zemin Kaplamada Devrim Başladı</h2>
<p data-start="200" data-end="411"><strong data-start="200" data-end="216">Ankara Parke</strong>, parke sektöründe devrim niteliğinde adımlar atmaya devam ediyor. Başkent genelinde binlerce ev ve iş yerini yenileyen firma, <strong data-start="343" data-end="368">“Zeminlerin Efendisi”</strong> unvanını hak edecek projelere imza atıyor.</p>
<h3 data-start="413" data-end="448"> Tüm Ankara’da Büyük Kampanya</h3>
<p data-start="449" data-end="790">2025 yılına hızlı giriş yapan Ankara Parke, <em data-start="493" data-end="525">“Bu Yıl Parkesiz Ev Kalmasın!”</em> sloganıyla Ankara’nın her ilçesine özel indirimler sunuyor. Çankaya, Keçiören, Yenimahalle, Etimesgut, Mamak, Altındağ, Gölbaşı ve Polatlı’da parke talepleri rekor seviyeye ulaştı. Firma yetkilileri, kampanyaya gösterilen yoğun ilgiden memnun olduklarını açıkladı.</p>
<h3 data-start="792" data-end="842">Makam Odalarına Krallara Layık Parke Döşeme</h3>
<p data-start="843" data-end="1169">Özellikle son dönemde tamamladıkları <strong data-start="880" data-end="905">makam odası projeleri</strong> sektörde ses getirdi. Ceviz, meşe ve lamine parke seçenekleriyle yapılan uygulamalar, iş dünyasında prestij göstergesi haline geldi. Ankara Parke, müşterilerine yalnızca zemin kaplama değil; ofislerine güç, duruş ve güven kazandıran sanatsal tasarımlar vadediyor.</p>
<h3 data-start="1171" data-end="1218"> 2. El Parke Hizmetinde Patlama Yaşanıyor</h3>
<p data-start="1219" data-end="1506">Ekonomik fiyat avantajları sayesinde 2. el parke hizmetine de rekor talep var. Ankara Parke, geri dönüşümlü ve bakımlı ikinci el parkeleri ile hem doğaya katkı sağlıyor hem de bütçe dostu çözümler sunuyor. Kullanıcılar, uygun fiyatlarla kaliteli parke sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor.</p>
<hr data-start="1508" data-end="1511">
<h2 data-start="1513" data-end="1543">Ankara Parke’den Dev Söz</h2>
<p data-start="1545" data-end="1618">Firma yetkilisi <strong data-start="1561" data-end="1576">Halil Erbaş</strong>, yaptıkları açıklamada şunları söyledi:</p>
<blockquote data-start="1619" data-end="1827">
<p data-start="1621" data-end="1827">“Müşterilerimiz için parke sadece zemin değil, yaşam alanlarının ruhudur. Ankara’da parke denince akla ilk gelen marka olmak gurur verici. Her projede kalitemizi artırmaya ve fark yaratmaya devam edeceğiz.”</p>
</blockquote>
<hr data-start="1829" data-end="1832">
<h2 data-start="1834" data-end="1858"> İletişim Bilgileri</h2>
<p data-start="1860" data-end="2019"><strong data-start="1860" data-end="1872">Yetkili:</strong> Halil Erbaş<br data-start="1884" data-end="1887"><strong data-start="1887" data-end="1899">Telefon:</strong> +90 535 343 31 87<br data-start="1917" data-end="1920"><strong data-start="1920" data-end="1932">E-Posta:</strong> <a data-start="1933" data-end="1955" class="cursor-pointer" rel="noopener">ankaraparkee@gmail.com</a><br data-start="1955" data-end="1958"><strong data-start="1958" data-end="1968">Adres:</strong> Başak Mahallesi 1699/1 Sokak No:9 A Mamak / Ankara</p>
<hr data-start="2021" data-end="2024">
<p data-start="2026" data-end="2099">Ankara Parke ile tanışın, <strong data-start="2052" data-end="2099">zeminlerinizdeki farkı ilk adımda hissedin!</strong></p>
<p data-start="2026" data-end="2099"><strong data-start="2052" data-end="2099"><a href="https://ankaraparke.com.tr/">https://ankaraparke.com.tr/</a> </strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bartın&amp;#039;daki çevre kirliliğine 6,4 milyon TL ceza</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bartindaki-cevre-kirliligine-64-milyon-tl-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bartindaki-cevre-kirliligine-64-milyon-tl-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Bartın’da çöp döküm sahasına giden yola tonlarca atığı bıraktıkları tespit edilen İl Özel İdaresi ve 4 belediyeye toplam 6 milyon 495 bin 270 TL idari ceza uyguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/bartin_daki_cevre_kirliligine_64_milyon_tl_ceza_h7837_60b4a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bartın&amp;039daki, çevre, kirliliğine, 6, 4, milyon, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Bartın İl Müdürlüğü ekipleri, şehir merkezine 9 kilometre uzaklıktaki İnkumu Vahşi Çöp Döküm Sahası’na giden yola hafta sonu tonlarca çöp döküldüğü belirlenmiş ve inceleme başlatmıştı.</p>

<p>Yapılan inceleme sonucunda İl Özel İdaresi ile Bartın, Amasra, Kurucaşile ve Ulus belediyelerinin çöp düküm sahasına giden yola atık bıraktıkları tespit edildi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Bartın'daki çevre kirliliğine 6,4 milyon TL ceza" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/%C4%B0nkumu%20vah%C5%9Fi%20%C3%A7%C3%B6p%20d%C3%B6k%C3%BCm%20sahas%C4%B1na%20giden%20yoldaki%20%C3%A7%C3%B6pler%20(5).jpeg"></p>

<p></p>

<p>Çevre Kanunu’na istinaden Bartın İl Özel İdaresi, Bartın Belediyesi, Amasra Belediyesi, Kurucaşile Belediyesi ve Ulus Belediyesi’ne 1 milyon 299 bin 54'er TL olmak üzere toplam 6 milyon 495 bin 270 TL ceza kesildi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Bartın'daki çevre kirliliğine 6,4 milyon TL ceza" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/%C4%B0nkumu%20vah%C5%9Fi%20%C3%A7%C3%B6p%20d%C3%B6k%C3%BCm%20sahas%C4%B1na%20giden%20yoldaki%20%C3%A7%C3%B6pler%20(8).jpeg"></p>

<p><br>
<br>
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, "Bartın ili şehir merkezine 9 kilometre uzaklıktaki İnkumu Vahşi Çöp Döküm Sahası’na giden yola dökülen çöplere ilişkin başlattığımız incelemeler sonucu Çevre Kanunu’na istinaden; Bartın İl Özel İdaresi, Bartın Belediyesi, Amasra Belediyesi, Kurucaşile Belediyesi ve Ulus Belediyesi'ne 1 milyon 299 bin 54'er TL olmak üzere toplam 6 milyon 495 bin 270 TL idari ceza uygulanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur." denildi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Otopark krizinde yeni perde: İhale süreci davalık!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/otopark-krizinde-yeni-perde-ihale-sureci-davalik</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/otopark-krizinde-yeni-perde-ihale-sureci-davalik</guid>
<description><![CDATA[ Milli Eğitim ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlıklarının yaptığı protokol kapsamında tekrar yapılması öngörülen ihalenin esastan yanlış olduğuna dikkat çeken İzmir Atatürk Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği Başkanı Murat Saraç, “Okulumuzdan mezun hukukçularımızla konuştuk ve protokolün iptali için dava açtık. Protokol, yönetmeliğe aykırıdır” dedi ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/otopark_krizinde_yeni_perde_ihale_sureci_davalik_h7836_4e3fe.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Otopark, krizinde, yeni, perde:, İhale, süreci, davalık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği Başkanı Murat Saraç, SONSÖZ TV’de Gazeteci yazar Muhittin Akbel’in programında tartışmalı ihale süreci hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Okulun bahçesinin otopark olarak işletilmesi, ayrıca halı sahalar ve spor salonunun da devlet eliyle ihaleyle kiralanması olayına esastan karşı olduklarını, Milli Eğitim Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlıkları arasında yapılan protokolün yönetmeliğe aykırı olduğu gerekçesiyle, protokolün iptali için dava açtıklarını duyurdu.</p>

<p><strong>OKULUMUZU, OKULUMUZU KORUMASI GEREKENLERDEN KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ</strong><br>
Atatürk Lisesi başta olmak üzere çok sayıda okulun bahçesi, halı saha, spor salonu ve duvarlarının ihale yoluyla kiralanmasına izin veren protokolü eleştiren Mezunlar Derneği Başkanı Murat Saraç, şunları söyledi:</p>

<p>“İzmir Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği olarak burada yapacağımız etkinlikleri, kampanyalarımızı, öğrencilerimizin başarılarını konuşmak isterken, maalesef ihale krizini konuşmak zorunda kaldık. Okulumuzu, okulumuzu koruması gerekenlerden korumaya çalışıyoruz ne yazık ki. Okulların içerisinde ticarethanelerin olmaması gerektiğini savunuyoruz. İzmir Atatürk Lisesi Okul Aile Birliği’nin işlettiği bir otoparkımız vardı. Bu iş, sadece okul idaresinin kontrolü altında olan, vergileri kuruşu kuruşuna Okul Aile Birliği tarafından ödenen bir işti. Okul kuralları geçerliydi. Siz ihaleyle buraya başkalarını getirirseniz, burayı ticarethane haline getirmiş olursunuz. Son derece sakıncalı bir şeyden bahsediyoruz. Otoparkımız, 15 Temmuz döneminde güvenlik gerekçesiyle kapatıldı. Sonra bir yönetmelikle okulların sadece kantin dışında hiçbir yeri işletemeyeceği gündeme geldi. Otopark işletmeciliğini yine Okul Aile Birliği tarafından yapılması için girişimlerde bulunduk. AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’dan yardım istedik ama vekilimiz daha sonra talihsiz bir açıklama yaptı.”</p>

<p><strong>BÖYLE BİR KARAR ALINIYORSA, MİLLİ EĞİTİM OKULA TAM DESTEK VERMELİDİR            </strong><br>
“Okullarımızın tamamen işletme faaliyetlerinde bulunmaması kararını saygıyla karşılıyoruz. Ancak böyle bir karar alınıyorsa, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okula bire bir destek vermesi gerekirdi. İzmir Atatürk Lisesi, üniversite sınavında iki birincilik kazanmış bir okuldur. Bu okul, 1000’de 20 ile öğrenci kabul eden bir okul. Okulumuz, üniversite sınavında ilk 4’e girdi. Pamuklara sarılıp korunması gereken bir okuluz. Biz hala okulun bahçesi otopark ihalesi olsun mu olmasın mı, üçüncü şahıslar buraya girsin mi girmesin mi, onu konuşuyoruz. Ceyda Hanım’a buradan da seslenmek istiyorum; o yönetmeliği destekliyoruz, kapatılsın ama Milli Eğitim Bakanlığı da okullarımıza gereken desteği versin. Çocuklar Teknofest’e gidiyor, birinci oluyorlar; TOBİTAK yarışmasında birinci oluyorlar; uluslar arası yarışmalarda birincilik alıyorlar; sporda, tiyatroda şampiyon oluyorlar. Bu başarıların desteklenmesi gerekir. Ceyda vekilimizden destek istedik ama bütçemiz yeterli değil, yanıtını aldık. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesi yetmiyorsa, bırakın o zaman otopark işletmesini Okul Aile Birliği yapsın, dedik. Şu an geldiğimiz noktaya bakın; bahçemiz otopark için ihaleye veriliyor. Halı sahalarımız, spor salonumuz ihaleyle kiraya veriliyor. Yerlerimiz üçüncü şahıslara veriliyor ama buradan okullara bir liralık kaynak aktarılmıyor. Bir yönetmelik çıkarılmıştı, Okul Aile Birlikleri, üçüncü şahıslara vererek otopark işletmeciliği yapabilir, diye. Onu da ortadan kaldırdılar. Böyle bir tavır, elbette kabul edilebilir bir şey değil. Dolayısıyla biz de bunun karşısında olacağız. Biliyorsunuz, otopark ihalesi yapıldı ve çok üzülerek öğrendik ki, güvenlik nedeniyle iptal edilen ihale yenilecekmiş. Bu yanlışta ısrar edilmemesi gerekir. Biz Mezunlar Derneği olarak güvenlik sorunu oluşturacağı öngörüsüyle ihaleye itiraz etmiştik. Otopark işletmelerinin okullara girmesinin güvenlik sıkıntısı yaratacağını her platformda söyledik. Sonuçta yapılan ihale, güvenlik nedeniyle iptal edildi. Bu iptal olayı, bizim haklılığımızı net biçimde ortaya koyuyor. Yeniden ihale yapıldığını varsayalım. O ihaleyi kazanacak kişi veya kurumun, güvenlik sorunu yaratmayacağını kim garanti edebilir? Dolayısıyla bu ihalenin tekrarlanmaması gerekiyor.”</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/457150416_931009422397535_2661057970069515945_n.jpg"></p>

<p><strong>BU YANLIŞTAN BİR AN ÖNCE DÖNÜLECEĞİNİ UMUT EDİYORUZ</strong><br>
İzmir Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği Başkanı Murat Saraç, derneğin iktisadi işletmesinin yanı sıra mezunlar arasında bulunan işadamlarının birlik olup neden otopark ihalesine katılmadığıyla ilgili şu görüşlere yer verdi:</p>

<p> “İzmir Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği olarak, ihaleye katılmayı yanlış bulduk, çünkü iktisadi işletmemizle ihaleye katılsaydık ihaleyi meşrulaştırmış olurduk. Bu arada İzmir Büyükşehir Belediyesi, Grand Plaza ile ihaleye katıldı ama çok ileriye gidemedi; belediyemize teşekkür ediyoruz. Biz bu ihaleyi yanlış buluyoruz ve esastan itiraz ediyoruz. Okulların işletmelere açılması, esastan yanlıştır. Pekala doğru insanlar da alabilir. Bu ihale hukuka uygun olabilir ama bu durum, ihalenin yanlış olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu konuyu okulumuzdan mezun hukukçu arkadaşlarla inceledik, araştırdık. Bu yanlışın devam ettirilmemesi adına, Milli Eğitim Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı arasında imzalanan, yönetmeliğe de aykırı olan protokolün iptali için dava açtık. Biz yaşanan onca sıkıntıya rağmen Türkiye’de hukukun halen var olduğuna inanıyoruz. Yasal haklarımızı kullanıyoruz ve bu yanlıştan bir şekilde dönüleceğini umuyoruz. Milli Eğitim Bakanlığımıza, İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze, hiçbir parti ayrımı yapmadan tüm İzmir milletvekillerimize buradan seslenmek istiyorum. Lütfen bu konuda gereğini yapın, bu ihalenin tekrar yapılmasına engel olun. Yanlış şeylerin üzerine kurulmuş sistemi, tekrar tekrar uygulayarak doğru sonuçlar elde edemezsiniz. Çocuklarımızı riske atmayın, onların huzurunun kaçırılmasına izin vermeyin. İlla ki otopark işletilecekse, bırakın Okul Aile Birliği işletsin. Okulumuzda sadece eğitim konuşulmalı.”</p>

<p><strong>RİCA EDİYORUM; OKULLARA TİCARETHANELERİ SOKMAYALIM</strong><br>
İzmir Atatürk Lisesi’nden mezunlar olarak inisiyatif kullanmak zorunda olduklarının altını çizen Başkan Saraç, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“AK Parti Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’ya bir mesaj yolladım, konuyla ilgili. O da Milli Eğitim Müdürü’nden randevu alamadığımızla ilgili konuya atıf yaparak, gitsinler görüşsünler, diye açıklama yaptı. Bugüne kadar görüşemedik. Bildiklerini okuyacaklarsa, bu saatten sonra görüşmemizin de bir anlamı yok. Okulla, eğitimle ilgili bir sıkıntı varsa, ah vah deyip kenara çekilemeyiz. Atatürk’ün adını taşıyan okuldan mezunlar olarak inisiyatif kullanmamız gerekiyor. Tüm İzmir milletvekillerimize, İl Milli Eğitim Müdürümüze, Milli Eğitim Bakanımıza buradan bir kez daha rica ediyorum; okullara ticarethaneleri sokmayalım. Lütfen bu ihaleleri iptal edelim, protokolü iptal edelim. Okulların gelirlerini artıralım, çok değerli öğrencilerimizi yetiştirmeye devam edelim. İki başbakan çıkarmış biz okuluz. Spordan siyasete, sanattan bilime çok kıymetli isimler yetiştirmiş bir okuldan bahsediyoruz. Görüştüğümüz vekillerden ne var ki, bugüne kadar net bir cevap gelmedi.  Deniz Yücel vekilimiz, bizim okulumuzdan mezun, CHP İl Başkanımız Şenol Arslanoğlu da… Bir başka milletvekilimiz Rıfat Nalbantoğlu, Cemal Bekle de bizim okulumuzdan mezun. Bu konuyla ilgili bilgileri var, desteklerini bekliyoruz.”</p>

<p><strong>KULÜPLERİMİZ HALI VE SPOR SALONUNU KULLANMAMIZA İZİN VERECEKLERDİR</strong><br>
Murat Saraç, spor salonu ve halı sahaların İzmir’in iki güzide kulübü tarafından ihaleyle kiralanmasıyla ilgili şunları söyledi:</p>

<p>“Halı sahalarımız Göztepe’ye, spor salonumuz Altınordu’ya hayırlı olsun. İki kulübün başkanları bizi arayarak müsterih olmamızı istediler. Bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyoruz. Mehmet Sepil başkanımızın çok özel bir sevgisi var, Atatürk Lisesi’ne karşı. Kendisi değil, ama babasının Atatürk Lisesi mezunu olduğunu, bu nedenle okulumuza karşı çok güzel duygular beslediğini söyledi. Altınordulu merhum İsmet Orhunbilge de bizim okulumuzun mezunudur. Ercan Ertemçöz, yönetim kurulunda görev yapıyor. Destek olacaklarına, hiçbir sıkıntı olmayacağına inanıyoruz. Ama esastan düşünecek olursak, biz bu ihalelere karşıyız, kulüplerimize değil.  En büyük sorun otopark, üçüncü şahıslar ama sonuçta o ihalelerin olmaması gerekiyor.”</p>

<p><strong>YATILI ÖĞRENCİLERİMİZE GÜNDE 52 LİRA YEMEK PARASI</strong><br>
Okulun yatılı bölümündeki öğrencilerin beslenmesiyle ilgili medyaya düşen haberleri değerlendiren Murat Saraç, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın yatılı öğrenciler için verdiği bir yemek parası var. Geçen sene günlük 28 lira gibi bir para söz konusuydu. 28 lirayla dört öğün yemek nasıl çıkartılabilirdi ki… Bugün o rakam 52 liraya çıkarılmış durumda. Devletin eğitime daha çok para ayırması lazımdır. Diğer kurumlara verilen paraları da hatırlayacak olursak, Milli Eğitimin bütçesinin en önde olması gerekir. Okulun tüm bileşenleri olarak, çocuklarımızın aç kalmamaları adına elimizden gelen yardımları yapıyoruz. Milli Eğitim’in de 52 liraya dört öğün yemek çıkarılamayacağını biliyordur diye düşünüyorum” dedi.</p>

<p><strong>KOŞU KAMPANYASI GELİRİ, ÖĞRENCİLERİMİZE BURS OLACAK</strong><br>
İzmir Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği olarak yapacakları kampanya ve etkinlikleri anlatan Murat Saraç, iki maratondan 3,5 milyon lira gelir elde etmeyi planladıklarını bildirdi:</p>

<p>“Valilikten aldığımız özel bir izin var, bağış toplamak için. İki büyük maratona katılacağız. Birincisi 3 Kasım’da İstanbul Maratonu, diğeri de Nisan ayında Maraton İzmir…  Kermesler, Anıtkabir ziyareti gibi etkinlikler yapıyoruz ve buralardan elde ettiğimiz gelirleri öğrencilerimize burs olarak kullanıyoruz. Biz bu burs olayına 7-8 öğrenciyle başlamıştık bugün itibariyle 200 öğrenciye burs veriyoruz. Depremzede öğrencilerimize destek olduk. Bir ay sürecek bir kampanyamız olacak mataronla ilgili. 22 Ekim’de başlayacak ve 18 Kasım akşamı bitecek bir kampanya. Gönüllü koşucularımız, okulumuz öğrencilerine burs vermek için yarışacaklar ve destek toplayacaklar. Biz bunu sosyal medya hesaplarımızdan duyuracağız. Geçen yıl bu koşu kampanyasından 2 milyon liralık bir gelir elde etmiştik, bu yıl 3,5 milyon lirayı hedefliyoruz. 22 Ekim’de, ilk futbol takımımız olan Sultani’yi anacağız. Orada startı vereceğiz”</p>

<p>Kaynak:<strong>EGEDESONSÖZ </strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gümüşhane&amp;#039;deki anıt ağaç 580 yıldır ayakta</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gumushanedeki-anit-agac-580-yildir-ayakta</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gumushanedeki-anit-agac-580-yildir-ayakta</guid>
<description><![CDATA[ Gümüşhane&#039;nin Torul ilçesinde &quot;anıt ağaç&quot; olarak 2022&#039;de tescillenen ceviz ağacı, yıllara meydan okuyarak tüm görkemiyle ayakta kalmayı başardı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/gumushane_deki_anit_agac_580_yildir_ayakta_h7833_f1885.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gümüşhane&amp;039deki, anıt, ağaç, 580, yıldır, ayakta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce, ilçenin Cebeli köyüne bağlı Çengelli Mahallesi'nde 580 yaşında olduğu tahmin edilen ceviz ağacı 2022'de koruma altına alındı.</p>

<p>Ceviz ağacı, yaklaşık 20 metre yüksekliği ve heybetiyle köyün simgesi haline geldi. Her yıl ağacın yere dökülen meyveleri köy sakinlerince toplanıyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20240924_35720917.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>"Köyün geçmişi ve kökeni hakkında fikir veriyor"</h2>

<p>Çengelli Mahallesi sakinlerinden 43 yaşındaki Alican Elmahti,  çocukluğunun geçtiği ceviz ağacının etrafında şimdi çocuklarının oynadığını söyledi.</p>

<p>Elmahti, ağacın zamanla iklim koşulları ve hasat nedeniyle tahrip olduğunu belirterek, ekiplerce 2022'de yapılan çalışmayla koruma altına alındığını kaydetti.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20240924_35720918.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<p>Köyün merkezindeki ağacın dökülen meyvelerini topladıklarını anlatan Elmahti, "Ağacın üzerine çıkardık, otururduk. Bizim için merkez noktası konumundaydı. Ağaç bir tarih. Köyün geçmişi ve kökeni hakkında fikir veriyor" dedi.</p>

<p>Elmahti, çocukların ağacın etrafında oynamasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Kendi çocuklarımın da ağacın etrafında oynaması yaşlandığımı hissettiriyor. Çocuklarımın yaşındayken ağacın etrafında oynuyordum. Şimdi çocuklarım ağacın etrafında oynuyor" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kötü koku İzmir’i sardı: Mezarlığa olta!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/koetu-koku-izmiri-sardi-mezarliga-olta</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/koetu-koku-izmiri-sardi-mezarliga-olta</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi’nde deniz suyundaki oksijen seviyesinin düşmesi sonucu balık ölümleri hızla artıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/kotu_koku_izmiri_sardi_mezarliga_olta_h7830_b531e.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kötü, koku, İzmir’i, sardı:, Mezarlığa, olta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Körfezi’nde meydana gelen balık ölümleri kötü kokuya yol açmaya devam ediyor.</p>

<p>Sabah saatlerinden itibaren ise başta Bayraklı, Karşıyaka ve Alsancak olmak üzere şehir genelinde kötü koku  hâkim olmaya başladı.</p>

<p>Ekiplerin ölü balıkların temizliği konusunda çalışmaları sürüyor.</p>

<p>Kordon’da ise bazı vatandaşların yasağa ve kötü kokuya rağmen balık tutmaya devam ettiği görüldü.</p>

<p><em><strong>Kaynak: Buse AÇIKALIN/EGEDESONSÖZ</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antakya&amp;#039;da velilerden beton santrali protestosu: Çocuklarımızın geleceğini riske atmayın</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antakyada-velilerden-beton-santrali-protestosu-cocuklarimizin-gelecegini-riske-atmayin</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antakyada-velilerden-beton-santrali-protestosu-cocuklarimizin-gelecegini-riske-atmayin</guid>
<description><![CDATA[ Antakya&#039;da veliler, okulun yanında kurulması planlanan beton santraline karşı bir araya gelerek çocuklarının sağlığı ve çevre için tehlike oluşturacak projeye tepki gösterdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/antakya_da_velilerden_beton_santrali_protestosu_cocuklarimizin_gelecegini_riske_atmayin_h7839_b4d4c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antakya&amp;039da, velilerden, beton, santrali, protestosu:, Çocuklarımızın, geleceğini, riske, atmayın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Antakya'da Defne Ekin Koleji velileri, okulun hemen yanında kurulmak istenen beton santraline karşı tepkilerini dile getirdi. Okul velileri adına açıklamayı yapan Nazlı Daskapan Baklacı, santralin hem çocukların sağlığına hem de çevreye vereceği zararlara dikkat çekti.</p>

<p>Baklacı, "Beton santralinin, çocuklarımızın eğitiminin ortasına kurulmak istenmesi kabul edilemez. Toz, gürültü ve çevre kirliliği içinde çocuklarımız nasıl bir eğitim alsın? Beton insandan kıymetli olamaz," diyerek santralin kurulmasının olumsuz sonuçlarına vurgu yaptı.</p>

<p>Veliler, 6 Şubat depreminden sonra yaşadıkları çevre felaketlerine bir yenisinin eklenmemesi gerektiğini dile getirerek, yaşam alanlarına beton santrali kurulmasına karşı olduklarını belirtti.</p>

<h3>HALK SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA</h3>

<p>Baklacı açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: "Halkın tepkisine rağmen beton santrallerini şehrin ortasına kurdurmak en temel insan haklarından biri olan sağlıklı yaşama hakkının gasbedilmesi anlamına gelir. Buna izin veremeyiz!</p>

<p>Yakın zamanda Samandağ'da bunun örneği yaşandı. Hazır beton santralinin inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni ve çalışma ruhsatı olmadığından yıkımına karar verilmiş olmasına rağmen beton santrali çalışmaya devam etmiştir. İşletme ile ilgili hazırlanan ÇED raporunda, işletmenin saat 08:00 – 17:00 saatleri arasında çalışacağı belirtildiği halde, işletme 24 saat esaslı olarak çalışmıştır. Gürültü ve toz hiç durmamaktadır. Eğer burada bu santralin kurulmasına izin verirsek  aynı senaryoyu burada da yaşamayacak mıyız? Bu senaryoyu bizim çocuklarımız ve halkımız yaşamasın diye biz bugün buradayız ve sesimizi duyurmaya çalışıyoruz."</p>

<h3>ANTAKYA ÇEVRE KORUMA DERNEĞİ: GENÇLERİN SAĞLIĞI ŞİRKETLERİNİZDEN DAHA ÖNEMLİDİR</h3>

<p>Velilere destek veren Antakya Çevre Koruma Derneği, ise açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Geleceğimiz olan gençlerimizin sağlığı rant uğruna şehri işgal eden şirketlerinizden çok daha önemlidir. Derhal bu yanlış karardan vazgeçip okulumuzun hemen yanında kurulmaya başlanan  bu beton santralinin iptal edilmesini istiyoruz. Konu ile ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları başta Hatay Valiliği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, Sağlık Müdürlüğünü, İl  ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerini göreve davet ediyoruz ve yarınlarımızı yeşertecek çocuklarımıza gençlerimize sahip çıkmanızı bekliyoruz." </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sermayenin kılıfı temiz enerji gerçekten temiz mi?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sermayenin-kilifi-temiz-enerji-gercekten-temiz-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sermayenin-kilifi-temiz-enerji-gercekten-temiz-mi</guid>
<description><![CDATA[ GES’lerdeki güneş panellerinde FV piller kullanılırken, foto voltaik pillerin yapımında kullanılan, galyum arsenit, tellür, gümüş, kristal silikon, kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller kullanılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/sermayenin_kilifi_temiz_enerji_gercekten_temiz_mi_h7838_8c6b4.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sermayenin, kılıfı, temiz, enerji, gerçekten, temiz, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’deki önemli sorunların arasında enerji üretimi bulunuyor. Bu tartışmaya bağlı olarak, enerji üretimi yeterli mi sorusu gündemdeki yerini koruyor. Son yıllarda dünyada olduğu gibi ülkemizde de temiz enerji diye nitelendirilen enerji santrallerinin ne kadar “temiz” olduğu tartışılıyor.</p>

<p>Türkiye’nin 78 şehrinde güneş enerji santrali (GES) bulunuyor. 35 ilde 100 MW kapasitenin üzerinde güneş enerji santrali bulunuyor. Mart 2023 verilerine göre, Türkiye’de kurulu güneş enerjisi gücü 9 bin 820 MW seviyesindeyken, tüm kurulu elektrik gücüne bakıldığında bu miktar 104 bin 348 MW’ye ulaşıyor. Enerji santrallerinde üretilen elektrik gücü gittikçe artıyor. Özellikle GES’lerdeki güneş panellerinde FV piller kullanılırken, foto voltaik pillerin yapımında kullanılan, galyum arsenit, tellür, gümüş, kristal silikon, kurşun, kadmiyum ve diğer tehlikeli atık niteliğindeki ağır metaller bulunuyor.</p>

<h3>"ELEKTRİK ÜRETİMİ SORUNUMUZ YOK"</h3>

<p>Birincil enerji kaynaklarında büyük oranda dışa bağımlı olan ülkemizin elektrik enerjisini ise büyük ölçüde ülke içinde üretebildiğini belirten TMMOB’ye bağlı Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Genel Başkanı Mahir Ulutaş, Türkiye’nin küçük oranlarda ithalat, bir o kadarda ihracat yaptığını söyledi.</p>

<p>Mevcut kurulu gücün Türkiye’nin ihtiyaçlarını uzun süre karşılayacak düzeyde olduğunu söyleyen Ulutaş, “Hatta atıl ya da yedek olarak nitelendirebileceğimiz bir kapasitede söz konusu. Yeni yatırımların büyük kısmı ise başta güneş ve rüzgar olmak üzere enerji santrallerine yapılmaktadır. Elbette serbest piyasa ekonomisi kapsamında işleyen bu süreci, kamunun teşvik mekanizmaları ve kârlılık oranları etkilemektedir. Fiyat ve alım garantisi verilmesi durumunda doğal gaz, kömür, nükleere dayalı santrallere de yatırım yapıldığı görülmektedir” dedi.</p>

<h3>ENERJİ ÜRETİM TEKNİKLERİ DOĞAYA ZARAR VERİYOR</h3>

<p>Zeytinlikleri, tarım alanlarını ya da ormanları talan ederek kurulan enerji santrallerinde kullanılan maddelere ilişkin konuşan Ulutaş, GES ve RES gibi santrallerin, güneş panellerinin ve kanatların üretiminde ihtiyaç duyulan nadir metallerin madenciliği aşamasında ciddi oranda doğaya zarar verdiğini vurguladı. </p>

<p>İsteyen şirketin istediği noktada serbestçe yatırım yapmasını öngören piyasacı anlayışın en çevreci üretim yöntemiyle bile doğayı katledeceğinin örneklerini HES’lerle görüldüğüne dikkat çeken Ulutaş, “Merkezi planlama ve kamusal anlayıştan yoksun uygulamalarla, Karadeniz Bölgesi’ndeki HES örneklerinde olduğu gibi ülke genelinde GES ve RES çöplüğü oluşmasına izin verilmemelidir. Tarım alanlarını yok eden, kuşların göç yollarını kesen, enterkonnekte elektrik şebekesine bağlanabilmesi için ciddi bir kamu yatırımı gerektiren GES ve RES santralleri de kuruldukları bölgelere ciddi zararlar verme potansiyeline sahiptir” diye konuştu.</p>

<p>Enerji, kâr odaklı sıradan bir ticari faaliyet alanı olmaktan çıkartılarak, yeniden kamu hizmeti olarak yapılandırılması gerektiğini vurgulayan Ulutaş, enerji yönetiminin ticari ve siyasi müdahalelerden uzak, özerk bir yapıya sahip olması gerektiğini söyledi.</p>

<h3>RES’LERİN YÜZDE 37.66 EGE BÖLGESİ’NDE</h3>

<p>Rüzgar enerjisi kurulu güç istatistiklerine göre ülkemizde kurulu RES gücünün yüzde 37.66’sının Ege Bölgesi’nde, Ege Bölgesi’ndeki rüzgâr enerjisi kurulu gücünün yaklaşık yüzde 50’si de İzmir il sınırları içerisinde buluyor.</p>

<p>RES’lerin diğer enerji yöntemlerine göre daha az kirletici olduğunun altını çizen Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Teknik Sorumlusu Çevre Mühendisi Selma Akdoğan, RES’ler için de bölgesel taşıma kapasitesi, doğru planlama, arazi kullanımı ve türbin yerleşimleri, yerleşim alanlarına mesafe gibi faktörlerin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p>RES’in kurulacağı yerin seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar olduğuna işaret eden Akdoğan, “Yeterli rüzgar potansiyeli ve arazi imkanından başka iletim hattına uzaklığı, trafo gücü, sit alanı ve/veya doğal koruma alanları, milli park alanı olup olmaması, yakınında uzun mesafeli alıcı-verici antenler ve bağlantı hatları bulunmaması gerekir. Ayrıca göçmen kuşların uçuş yolları üzerinde olmaması gibi özelliklere dikkat edilmesi gerekmektedir. Proje bazlı planlama yerine, bölgesel taşıma kapasitesi belirlenerek bölgesel planlama yapılmalıdır” dedi. </p>

<h3>"TARIM ALANLARINA GES KURULMAMALI"</h3>

<p>Santral alanında kurulum için ve sonrasında olası yangınların ve gölgelenmenin engellenmesi için alanın işletme süresince temizlenmesi yapılırken, arazi vasfının değişiyor. GES’lerin görsel kirliliğe de neden olduğunun altını çizen Akdoğan, “Koruma altına alınmış arkeolojik, kentsel ve tarihi sit alanları, orman alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, meralar, tarım alanları gibi alanlarda güneş enerji santrallerinin yer seçiminden kaçınılması gerekmektedir” dedi.</p>

<p>Güneş enerji santrallerinin çevresel etkileri konusunda da üretilen birim enerji miktarı diğer enerji santralleri ile karşılaştırıldığında güneş enerji santralleri için oldukça büyük alan gerektirdiğine dikkat çeken Akdoğan, “Santraller, çevrelerinde yoğun bir ışık yansıması yaratarak ısıl dengenin bozulmasına neden olmaktadır. İşletme koşullarında ve kaza sonucu kimyasal madde salınımından kaynaklanabilecek etkiler göz önünden bulundurulmalıdır. Santraller için kullanılacak panellerin seçiminde üretim bilgisi ve özellikleri dikkate alınmalıdır” uyarısında bulundu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balıkçılıkta &amp;#039;planlı üretim&amp;#039; dönemi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balikcilikta-planli-uretim-doenemi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balikcilikta-planli-uretim-doenemi</guid>
<description><![CDATA[ Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı‘nın çalışmalarıyla balıkçılık alanında da üretim planlamasına geçildi. Bu yıl itibarıyla başlayan planlamanın detaylarına yakından bakalım. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/balikcilikta_planli_uretim_donemi_h7835_fa808.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balıkçılıkta, &amp;039planlı, üretim&amp;039, dönemi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle balıkçılık alanında küresel iklim değişikliği, kirlilik ve kontrolsüz avcılık balık üretiminin önündeki en temel sorunların başında geliyor. Bu üretimi daha verimli hale getirmek ve kaynakları gelecek nesillere aktarmak amacıyla geçilen planlı üretim stratejisi hem avcılık hem de yetiştiricilik alanlarında yeni düzenlemeler içeriyor.</p>

<p>Peki, nedir bu düzenlemeler?</p>

<h2><strong>Hamside kota 400 bin ton</strong></h2>

<p>Üretim planlamasında avcılık yoluyla elde edilen toplam 7 tür yer alıyor. Bu türlerin içinde toplam üretiminin yaklaşık yüzde 60’ına tekabül eden hamsi ön plana çıkıyor. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, seçilen bu türler ve getirilen düzenlemeler ile ilgili şunları söyledi;</p>

<p>“Özellikle avcılıkta, doğal kaynaklardan elde edilen balık miktarında sürekliliği sağlayabilmek için her önüne gelenin istediği miktarda balık avlamasının artık mümkün olmayacağı ortaya çıktı. Bu sadece Türkiye'de olan bir durum değil, uluslararası arenada da böyle. Bu 7 tür için belirlenmiş bir üst avlanma limiti var. Örneğin, hamside bu yıl için avlanabilecek maksimum miktar olarak 400 bin tonu belirledik. Bu miktarı hamsi avcılığı yapmak üzere müracaatta bulunmuş olan 661 gemiye dağıttık.”</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Planlamaya dahil edilen diğer türler ve kota miktarları ise şu şekilde:</strong></p>

<p>Avcılığı uluslararası kotaya tabi olarak yapılan ve birim bazında ekonomik olarak en değerli türlerden olan mavi yüzgeçli orkinos: 2 bin 600 ton</p>

<p>Miktar olarak en fazla avcılığını yapılan çift kabuklu tür olan beyaz kum midyesi: 30 bin ton</p>

<p>Dip sedimentinin yenilenmesindeki rolü ve ekolojik önemiyle ön plana çıkan deniz patlıcanı: 2 bin 500 ton</p>

<p>Dünya’da yalnızca Meksika Körfezinde üreyebilen ve göç ederek iç sularımıza gelen, avcılığı ve ticareti uluslararası kotaya tabi olan yılan balığı: 280 ton</p>

<p>Van Gölünde yaşayan ve endemik bir tür olan inci kefali: 10 bin ton</p>

<p>Alternatif tıpta kullanılan ve ticareti uluslararası kotaya tabi olan tıbbi sülük: 2 bin 500 kilogram</p>

<p></p>

<p><img alt="Balıkçılıkta 'planlı üretim' dönemi" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/OZEL%20HABER_00_01_51_21_Still009.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Yetiştiricilik de kontrol altında</strong></h2>

<p>Türkiye’de yetiştiriciliği yapılan levrek, çipura, Türk somonu ve Akdeniz midyesi olmak üzere 4 önemli tür de üretim planlamasına dahil edildi. Bu kategoride ise avcılığın aksine sadece üst değil alt limitler de belirlendi. Turgay Türkyılmaz bu türlerin belirlenme gerekçeleri ve limitleri hakkında konuştu.</p>

<p>“Dünyada levrek üretiminde birinci sıradayız. Agresif bir şekilde bu yerimizi koruyabilmek için sürdürülebilirliği sağlamalı bunun için de üretimi kontrol altında tutmamız gerekiyor. Belirlediğimiz 4 tür, alt ve üst üretim limitleri şu şekilde:</p>

<p>Levrek asgari 135 bin, azami 177 bin 350 ton. Çipura asgari 118 bin 500, azami 157 bin 750 ton. Türk somonu asgari 55 bin 250, azami 74 bin 600 ton. Akdeniz midyesi asgari 12 bin 250, azami 27 bin 290 ton.”</p>

<h2><strong>“Kotayı ihlal etmenin ciddi yaptırımları olacak”</strong></h2>

<p>Bu yıl uygulamaya konulan su ürünlerinde üretim planlamasının eksiksiz şekilde işlemesi için hiç şüphesiz yapılacak denetimler de oldukça kritik. Hem avcılık hem de yetiştiricilik alanında balık ve miktarların adım adım takip edileceğini belirten Türkyılmaz, yapılacak denetimler ile ilgili hamsi avcılığı üzerinden örnek vererek kotaya uymayan kişilerin karşılaşacakları yaptırımlar hakkında şöyle konuştu;</p>

<p>“Türkiye'nin her tarafında kıyı boyunca hamsi avcılığı yapacak olan gemilerin hangi balıkçı barınaklarından karaya çıkacakları belirlendi. Onlar gemilerinde bir belge düzenleyecekler. Düzenlemiş oldukları bu belgeyi karaya çıktıkları anda sisteme aktaracaklar. Biz bakanlık olarak bunu onayladıktan sonra kendine tahsis edilmiş olan miktarı düşeceğiz. Kota almamış bir <a href="https://www.trthaber.com/etiket/gemi/" target="_blank">gemi</a> hamsi avcılığında bulundu ve ‘ben bunu iç pazara sunuyorum’ dedi. Bizim denetimimize yakalandığı zaman çok ciddi para cezaları var. Ayrıca devlet tarafından kendilerine verilmiş olan destek ve teşviklerden de yararlanamayacaklar.”</p>

<p></p>

<p><img alt="Balıkçılıkta 'planlı üretim' dönemi" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/OZEL%20HABER_00_01_10_07_Still007.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>“Hedefimiz kaynakların gelecek nesillere aktarılması”</strong></h2>

<p>Türkyılmaz ayrıca avcılık ve yetiştiricilikte planlamaya dahil edilen toplam 11 türün her birini titizlikle seçtiklerini ve bu planlamayla Türkiye’de balıkçılığın çok daha verimli ve sürdürülebilir yapılacağının altını çizdi;</p>

<p>“2023 yılı rakamlarıyla konuşacak olursak bizim avcılıktan elde ettiğimiz miktar 454 bin ton civarında. Bunun yaklaşık 273 bin tonu da hamsi avcılığından elde edildi. Yani bu yüzde 60’ına tekabül ediyor. Diğer türlerle de bunu hayata geçirdiğiniz zaman neredeyse yüzde 90’lara yakın miktardaki su ürünlerindeki planlı üretimi sağlamış olacağız. Niyetimiz sürdürülebilirliği sağlamak. Hedefimiz ise stokta ne kadar balık varsa hepsini çektirmemek, gelecek yıllarda bunun aktarılmasını sağlamak.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları uyardı: Okyanuslardaki yaşamın sonu geliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-uyardi-okyanuslardaki-yasamin-sonu-geliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-uyardi-okyanuslardaki-yasamin-sonu-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünya okyanusları, deniz yaşamını sürdüremeyecek ve iklimi dengelemekte yetersiz kalacak kadar asidik hale gelmek üzere. Pazartesi günü yayımlanan yeni bir rapora göre, bu durumun kısa süre içinde gerçekleşmesi bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/bilim_insanlari_uyardi_okyanuslardaki_yasamin_sonu_geliyor_h7834_55586.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, uyardı:, Okyanuslardaki, yaşamın, sonu, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü (PIK) tarafından hazırlanan rapor, gezegenimizin yaşamı sürdürebilme kapasitesini belirleyen dokuz kritik faktörü ele alıyor.</p>

<p>Bu dokuz alandan altısı, son yıllarda insan faaliyetleri nedeniyle güvenli sınırlarını çoktan aştı.</p>

<p>PIK’in ilk Gezegensel Sağlık Kontrolü raporuna göre, okyanus asidifikasyonu da bu faktörlere eklenmek üzere.</p>

<p>İklim değişikliği, doğal türlerin ve habitatların kaybı, tatlı su kaynaklarının azalması ve plastiklerle kimyasal gübreler gibi kirleticilerin artışı, aşılmış güvenli sınırlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Okyanus asidifikasyonu seviyesi de, fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere salınan karbondioksit (CO2) emisyonlarının hızla artması nedeniyle sürdürülebilir sınırını aşmak üzere.</p>

<p>PIK raporunun baş yazarlarından Boris Sakschewski, <em>"CO2 emisyonları arttıkça, bu gazın daha fazlası deniz suyunda çözünerek okyanusları daha asidik hale getiriyor" </em>dedi. Sakschewski, mevcut emisyon seviyelerinde bile okyanus sisteminin tepkisinin zaman aldığını, bu nedenle asidifikasyon sınırının aşılmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.</p>

<h2>Eşik noktaları aşılmak üzere</h2>

<p>Asidik su, mercanları, kabuklu deniz hayvanlarını ve deniz yaşam zincirinin önemli bir parçası olan fitoplanktonları olumsuz etkiliyor. Bu durum, milyarlarca insan için gıda kaynaklarını tehdit ederken, okyanusların daha fazla CO2 emmesini ve küresel ısınmayı sınırlandırma kapasitesini de zayıflatıyor.</p>

<p>Gezegenin dokuz kritik sınırından tek geçilmeyen ise, ozon tabakasının durumu.</p>

<p>1987’de bazı zararlı kimyasalların yasaklanmasıyla ozon tabakası iyileşme göstermeye başladı. Ancak atmosferdeki ince partiküller gibi diğer tehlikeli faktörlerin sınırına yaklaşıldı. Bu partiküller, kalp ve akciğer hastalıklarına neden olabiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, birçok ülkenin hava kalitesini iyileştirme çabaları sayesinde partikül seviyelerinde bir miktar gerileme olduğunu belirtti. Ancak sanayileşme sürecindeki ülkelerde bu oranların hızla artabileceği uyarısında bulundular.</p>

<p>PIK’in belirlediği dokuz gezegensel sınır, insanları doğal sistemlerin geri dönülemez noktalara geçmesini engellemek için uyarıyor. Sakschewski, bu sınırların birbirine bağlı olduğunu ve bir limitin aşılmasının, dünyanın tüm yaşam sistemini tehlikeye atabileceğini belirtti.</p>

<p>Raporda ayrıca, bir sorunun çözülmesinin, diğer alanlarda da olumlu etkiler yaratabileceği ifade ediliyor. Örneğin, dünya sıcaklığının sanayi öncesi seviyelerin 1.5 santigrat derece üzerine çıkmasını engellemek, pek çok konuda iyileşmelere yol açabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>La Nina geri dönüyor: Türkiye’yi nasıl bir kış bekliyor?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/la-nina-geri-doenuyor-turkiyeyi-nasil-bir-kis-bekliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/la-nina-geri-doenuyor-turkiyeyi-nasil-bir-kis-bekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Hava sıcaklıklarını düşüren La Nina’nın Türkiye’de sanıldığı kadar soğuk bir kışa sebep olmayacağı öngörülüyor. Tahminlere göre hava sıcaklığı çok düşmese de bu kış nispeten yağışlı geçecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/la_nina_geri_donuyor_turkiyeyi_nasil_bir_kis_bekliyor_h7832_23289.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nina, geri, dönüyor:, Türkiye’yi, nasıl, bir, kış, bekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), dünya genelinde hava sıcaklıklarını düşüren La Nina hava olayının bu kış yeniden etkisini göstereceğini duyurdu. Örgütün yayımladığı raporda Ekim 2024 ile Şubat 2025 arasında La Nina’nın gerçekleşme ihtimalinin yüzde 60 olduğu belirtildi.</p>

<p>Avustralya ile Güney Amerika arasındaki Pasifik Okyanusu bölgesinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının belirli dönemlerde ortalamaların üzerinde, bazı dönemlerde ise altında olduğu gözlemleniyor.</p>

<p>Bu sıcak dönemlere "El Nino", soğuk dönemlere ise "La Nina" adı veriliyor.</p>

<p>Önemli etkilere yol açan güçlü hava olayının Türkiye’de kış mevsimini nasıl şekillendireceği ise merak konusu…</p>

<p>La Nina'nın Türkiye'ye etkisi ne olacak? Kar yağışı geçen yıla göre daha mı fazla görülecek? Merak edilen sorulara İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İklim Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil’le yanıt aradık.</p>

<p></p>

<p>Özellikle ekim ayında sıcaklıklar bir derece mevsim normallerinin üzerinde olacak ama yağışları mevsim normallerinde bekliyoruz. Kasımda sıcaklıkların mevsim normalleri üzerindeki seyirleri giderek azalacak. Yağışta da pek fazla değişiklik yok. Ancak kuzey bölgelerde yağış artışı söz konusu olabilir. Aralık ayında da yine yağışlar mevsim normallerinde seyredecek.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İklim Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil</p>

<p></p>

<h2>La Nina geçen yıl da etkiliydi</h2>

<p>Geçtiğimiz yıl da La Nina’nın etkili olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Prof. Dr. Gönençgil, “Ancak beklendiği gibi normalde soğuk olması gereken süreçler tam olarak gerçekleşmedi” diyor.</p>

<p>Bunun biraz küresel süreçlerle biraz da mevcut ısınmanın etkileriyle ilgili olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gönençgil, “Bu yıl da süreç basınç yapısı itibarıyla etkisini devam ettiriyor. Bu konuda bir uyarı var. Ancak bu etkinin ne kadar olacağıyla ilgili net bir bilgi yok. Dünya Meteoroloji Örgütü raporunda sadece birtakım süreçlerin daha soğuk ya da daha nemli geçeceği yönünde verilen olasılık yüzde 60’lar civarında” şeklinde konuşuyor.</p>

<p>Bu durumun önümüzdeki aylarda Türkiye’yi nasıl etkileyeceği ise ayrı bir merak konusu. Prof. Dr. Gönençgil, geçtiğimiz yıllarla mukayese yaparak konuşuyor:</p>

<p>“Bu yıl sıcaklıklar açısından kış mevsiminde çok yoğun bir soğuk hava beklemiyorum. Ancak yağış noktasına baktığımız zaman biraz daha yüksek yağış miktarı görebiliyoruz.”</p>

<h2>Kasımda kuzey bölgelerde yağış artacak</h2>

<p>La Nina etkisinde önümüzdeki aylarda hava sıcaklıklarının nasıl seyredeceğini ise Prof. Dr. Gönençgil şöyle ifade ediyor:</p>

<p>“Özellikle ekim ayında sıcaklıklar bir derece mevsim normallerinin üzerinde olacak ama yağışları mevsim normallerinde bekliyoruz. Kasımda sıcaklıkların mevsim normalleri üzerindeki seyirleri giderek azalacak. Yağışta da pek fazla değişiklik yok. Ancak kuzey bölgelerde yağış artışı söz konusu olabilir. Aralık ayında da yine yağışlar mevsim normallerinde seyredecek. Yine kuzey bölgelerde, Karadeniz sahillerinde coğrafi koşullara bağlı olarak riskli bir yükseliş olabilir. Sıcaklıklarda mevsim normallerine; soğuk dönem normallerine göre dönüş söz konusu.”</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-34568331.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Kar yağacak mı?</h2>

<p>Peki bu kış aynı zamanda yer altı sularının beslenmesinde önemli bir faktör olan kar yağışı ne ölçüde görülecek? Cevabı merak edilen sorunun yanıtını Prof. Dr. Göneçgil’den öğreniyoruz:</p>

<p>“Kar yağışı açısından baktığımız zaman özellikle büyük kentlerde çok şanslı bir durum gözükmüyor yine. Özellikle ısı adasının etkisiyle birlikte kar yağması ya da karın uzun süre yerde kalması eskisi gibi değil; mevsim normallerinin altında olacak. Ancak yüksek kesimlerde yağmurdan çok kar görülme ihtimali biraz daha yüksek oranda olabilir.”</p>

<h2>Ani yağışlara dikkat</h2>

<p>Bütün olarak bakıldığında ise aralık ayı sonuna kadar mevsim normallerinin çok da üstünde olmayan yağış ve sıcaklığın hakim olacağını öngören Prof. Dr. Gönençgil, son yıllarda sıkça görülen düzensiz yağışlar konusuna da değiniyor.</p>

<p>Bu noktada, “Nispeten farklı yağışlar görülebilir. Özellikle yağmur olarak düşen yağış şiddetinin artışı, düzensizlikleri yerel koşulların da etkisiyle ortaya çıkıyor. Başta Karadeniz sahilleri olmak üzere anlık ortaya çıkan aşırı yağışların getireceği sel ve taşkın riskiyle karşı karşıya kalabiliriz” uyarısı yapıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çeşme Projesi&amp;#039;nde Danıştay ret kararını bozdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cesme-projesinde-danistay-ret-kararini-bozdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cesme-projesinde-danistay-ret-kararini-bozdu</guid>
<description><![CDATA[ Daha önce dava açılmış, mahkeme gerekçesiz olarak davanın reddine karar vermişti ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/cesme_projesi_nde_danistay_ret_kararini_bozdu_h7831_91849.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çeşme, Projesi&amp;039nde, Danıştay, ret, kararını, bozdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Baro Başkanı <strong>Sefa Yılmaz</strong>, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun (DİİDK) Çeşme Projesi'ne ilişkin, Danıştay 6. İdare Dairesi'nin vermiş olduğu ret kararını bozduğunu açıkladı. Yılmaz, "Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararı ile deniz alanlarını da kapsayan bu denli büyük bir alanın gereklilikleri açıklanmadan turizm bölgesi ilan edilmesi hukuka aykırı bulunarak Danıştay 6. Dairesi'nin kararı bozulmuştur. Cumhurbaşkanlığı kararının kesin olarak iptal edilmiş olduğunu kamuoyuna müjdelemek isteriz" dedi.</p>

<p>Geçtiğimiz yıllarda İzmir'de hayata geçirilmek istenen "Çeşme Projesi", rant iddiaları sebebiyle yargıya taşınmıştı. Resmi Gazete’de yayımlanan ''Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi''nin sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne yönelik açılan davada, projenin iptali istenmişti. Danıştay 6. İdare Dairesi, söz konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın projenin iptal istemini reddetmişti.</p>

<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Danıştay 6. İdare Dairesi’nin verdiği ret kararını bozdu. Danıştay kararının ardından, İzmir Tabip Odası, Türk Mühendisleri ve Mimarlar Odası Birliği, İl Koordinasyon Kurulu (TMMOB İzmir İKK), İzmir Barosu, İzmir Yaşam Alanları, ÇEŞÇEP ve davacı vatandaşlar basın açıklaması yaptı.</p>

<h3>"İrtifak bedeli dahi kamuya değil, yatırımcının hizmetine sunulacaktır"</h3>

<p>İzmir Baro Başkanı Yılmaz, sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p>

<p><em>"12 Şubat 2020 tarihli Resmi Gazete, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesinin sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı yayımlanmıştı. Bu karar; Çeşme Yarımadasında mevcut devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanların tümünü, 47 kilometre kıyı alanını, deniz alanlarını ve bu alanlardaki beş adet adayı, 5 bin hektar orman alanını, içme suyu koruma havzalarının tamamını, bölgedeki doğal koruma alanlarını, nitelikli tarım alanları ile zeytinlikleri, kültürel ve arkeolojik miras alanlarını, yarımadada yerleşim alanları dışında kalan alanların tamamını içeren 16 bin hektar devasa kamu arazisini kapsamaktadır.</em></p>

<p><em>İrtifak bedeli kamuya değil, yatırımcıların hizmetine sunulacaktır. Bu devasa kamu arazisi ve deniz alanları yatırımcılara irtifak hakkı tesisi suretiyle tahsis edilerek bu alanın tümünde ve deniz alanlarında halkımızın girişine kapalı, imtiyazlı bir azınlığın kullanımına özgülenmiş, girişi denetimli, bağımsız özel bir yetki alanı oluşturulacaktır. Bu devasa kamu arazisinin ve deniz alanlarının irtifak hakkı sahibine devri karşılığı alınacak bedel kamu harcamaları için kullanılamayacak, sadece alanın alt yapı yatırımlarına harcanabilecektir. Yani irtifak bedeli dahi kamuya değil yatırımcının hizmetine sunulacaktır. Tahsis edilecek kamu arazisi ve deniz alanları nadir bir ekosistemi barındırmaktadır. Alan, doğal sit alanları, su koruma havzaları, orman alanları ile çok özel niteliklere haizdir. Ancak alanın bu çok özel niteliklerine müdahale edilerek, imtiyazlı bir azınlığın hizmetine sunulmak üzere; mega yat limanları, golf sahaları, kıyı otelleri, lüks konut ve rezidanslar yapılacaktır.</em></p>

<h3>"Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararına karşı direnme hakkı bulunmamaktadır"</h3>

<p><em>Kurumlarımız ve çok sayıda duyarlı yurttaş; halkımızın yaşam alanlarına, nadir ve korunması gereken habitat alanlarına müdahale içeren ve hukuka aykırılığı daha önce de yargı kararı ile belirlenmiş işleme karşı Danıştay 6. Dairesi nezdinde dava açmış, ancak mahkemece gerekçesiz olarak davanın reddine karar verilmişti. Hukuka aykırı bu karar temyiz edilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun geçen hafta avukatlarımıza tebliğ edilen kararı ile deniz alanlarını da kapsayan bu denli büyük bir alanın gereklilikleri açıklanmadan turizm bölgesi ilan edilmesi hukuka aykırı bulunarak Danıştay 6. Dairesi'nin kararı bozulmuştur. Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın kesin olarak iptal edilmiş olduğunu kamuoyuna müjdelemek isteriz.</em></p>

<p data-kiosked-context-name="kskdUIContext_01j8h8frgnrv6wfr15pzkm3ky6" kioskedhash_production="12280_3b3f68d1b01842b40f7f20003fc06e02"><em>İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince Danıştay Dairesi'nin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararına karşı direnme hakkı bulunmamaktadır. Danıştay Dairesi, iki bozma kararı doğrultusunda karar vermek zorundadır. Kamuya ait devasa alanları kamunun elinden alıp imtiyazlı azınlığın kullanımına terk edecek bu işlemin iptal edilmiş olması ile kamusal sorumluluklarımızın gereklerini yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Halkımıza ve tüm İzmirlilere armağan olsun.</em></p>

<h3>"Hiç değilse bu sefer imtiyazlı azınlığın değil, kamunun menfaatine hareket edin"</h3>

<p><em>Çeşme yarımadasının potansiyeli şu anda bile mevcut turizm ve ikinci konut yükünü karşılayamayacak ölçüde tükenmiş durumdadır. Son kalan kamuya ait orman alanlarını ve nitelikleri alanları turizm yapılaşmalarına açmak kamu menfaatine olmadığı gibi yarımadayı yaşanılamaz kılacaktır. Buradan Bakanlığa ve idareye seslenmek isteriz. Çeşme yarımadasının son kalan kamu alanlarına turizm bahanesiyle el atmaktan vazgeçin. Yargının yarımadaya müdahaleyi engelleyen kararlarına uyun. Hiç değilse bu sefer imtiyazlı azınlığın değil kamunun menfaatine hareket edin."</em> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmirli balıkçılar zorda: Satışlar yarı yarıya azaldı!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirli-balikcilar-zorda-satislar-yari-yariya-azaldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirli-balikcilar-zorda-satislar-yari-yariya-azaldi</guid>
<description><![CDATA[ Egeli balıkçılar, denizlerdeki balık miktarı ve satışların düşük olması nedeniyle av sezonuna umduğu gibi başlayamadı. İzmir Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Birliği Başkanı ve Ege Bölgesi Gırgır Balıkçıları Derneği Başkanı Mehmet Aksoy, satışlar düştüğü için tutulan balıkların yüzde 60-70&#039;inin balık çiftliklerine yem olarak verildiğini belirterek, &quot;Geçen sene 1-15 Eylül arasında tutulan balık çeşidi ve miktarı bu yılın aynı döneminde yarı yarıya düştü. Satışlarımız da körfezdeki kirlilikten sonra yarı yarıya azaldı&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/izmirli_balikcilar_zorda_satislar_yari_yariya_azaldi_h7829_14c4c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmirli, balıkçılar, zorda:, Satışlar, yarı, yarıya, azaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Av yasağının sona ermesiyle 1 Eylül'de denize açılan Egeli balıkçılar, denizlerdeki balık miktarı ve satışların düşük olması nedeniyle sezona umduğu gibi başlayamadıklarını belirtti. Avcılık sezonunun bekledikleri gibi geçmediğini ifade eden İzmir Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Birliği Başkanı ve Ege Bölgesi Gırgır Balıkçıları Derneği Başkanı Mehmet Aksoy, denizlerde balık miktarının az olduğunu söyledi. İzmir'de birliğe bağlı 50 büyük balıkçı teknesi olduğuna dikkati çeken Aksoy, "Tekneler balığı fazla tutarsa masraflarını karşılar, kara geçerler. Şu anda kara geçen bir teknemiz yok. Teknelerimiz geçen yıl ortalama 200-500 kasa arasında balık tutardı. Bu sene 100-150 kasa ancak tutabiliyorlar. Mesela Kuşadası bölgesinde çalışan balıkçı teknesi 100 kasa hamsiyle geliyor. 100 kasa hamsi ne İzmir piyasasına yeter ne teknenin masrafını kurtarır. Havalar şu ana kadar çok da iyi gitmedi. Bugün havalar düzeldi, bundan sonra inşallah daha iyi olacak" diye konuştu.</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/IZMIR-KORFEZINDEKI-KIRLILIK-SONRASI-BA_392789_109003.jpg"></p>

<p><strong>'SATIŞLAR DÜŞTÜ'</strong><br>
İzmir körfezinde balık ölümlerinin 20 Ağustos'ta başladığını, yemek veren bazı kurumların balık alımlarını iptal ettiğini, teknelerin körfezin içinden balık tutmadığını, körfezden balık tutmanın yasak olduğunu söyleyen Aksoy, "Balığın ölüm sebebi zehirlenme değil, sudaki oksijensizlik. İzmir'i konuşurken bir de Rize'de ezik, kasaya girmeyecek olan balıkların denize dökülmesi yanlış algı oluşturdu. Üyelerimizi 'Çöp olan balıkları denize dökmeyelim, kasalara koyup bidonlara atalım' diyerek uyardım. Halkımız ölü balıkların dış körfezde değil, iç körfeze ait olduğunu gördükçe piyasalar düzelecek" dedi.</p>

<p>"Geçen sene bu zamanlarda daha fazla balık tüketiliyor ve daha da fazla balık tutuyordu" diyen Aksoy, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Tuttuğumuz balıkları halkın yemesini istiyoruz. Halktan arta kalan balıkları, balık un ve yem fabrikalarına vermeyi istiyoruz. Satışlar düştüğü için şu an tutulan balıkların yüzde 60-70'ini balık çiftliklerine yem olarak veriyoruz. Geçen sene 1-15 Eylül arasında tutulan balık çeşidi ve miktarı, bu yılın aynı döneminde yarı yarıya düştü. Satışlarımız da körfezdeki kirlilikten sonra yarı yarıya azaldı."</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/IZMIR-KORFEZINDEKI-KIRLILIK-SONRASI-BA_392788_109003.jpg"></p>

<p><strong>BALIKLARIN YARISI BALIK ÇİFTLİKLERİNE GİDİYOR</strong><br>
Av sezonu başladıktan sonra Ege Bölgesi'nde tutulan balık miktarının yarı yarıya düştüğünü aktaran tekne sahibi Süleyman Canbaz (72), deniz suyu sıcaklığı yüksek olduğu için balıkların açık sulara göç ettiğini, bu nedenle bazı balık türlerinin burada yatak yapamadığını söyledi. Ege'de gırgır balıkçılarının Karaburun açıklarında 30 metreden sonra avcılık yapabildiğini belirten Canbaz, İzmir Körfezi'nde avlanmadıklarını kaydederek, "Ege'deki tezgahlarda gırgır balıkçılarının tuttuğu balıklar rahatlıkla tüketebilir. Karaburun açıklarında avcılık yapıyoruz. Avlanma yasağı 30 metreden sonra bitiyor. İzmir Körfezi'nin ise 8 ve 12 metre derinliği var. Tezgahlardaki çiftlik balıkları, midyeler, hepsi derin sularda oluyor. Ege'deki vatandaşlar bunları gönül rahatlığıyla tüketebilir" dedi.</p>

<p>Ege'de tekne başına günlük 3 ile 10 ton arası balık tutulduğunu söyleyen Canbaz, satılmayan balıkların çiftliklere verildiğini ve satılması için hale yolladığı 100 kasa balığın 50'sinin balık çiftliklere verildiğini anlattı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;#039;ni kurtaracak zirve!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezini-kurtaracak-zirve</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezini-kurtaracak-zirve</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, İzmir Körfezi&#039;ndeki kirliliği mercek altına almak amacıyla oluşturulan Bilim Kurulu, acil eylem planı oluşturmak üzere ilk toplantısını gerçekleştirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, &quot;İzmir Körfezi&#039;nin ekosistemini koruyacak ve bu tür olayların tekrar yaşanmasını önleyecek adımları belirleyeceğiz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/izmir_korfezi_ni_kurtaracak_zirve_h7828_e8046.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezi&amp;039ni, kurtaracak, zirve</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir İktisat Kongresi binasında düzenlenen toplantının açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, İzmir Körfezi'nde yaşanan balık ölümlerinin sadece bölgesel ekosistemi değil ülkenin biyolojik çeşitliliği, balıkçılık sektörü ve kıyı topluluklarının sürdürülebilirliği açısından da büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Bu tehdide karşı birlikte harekete geçmek için toplandıklarını aktaran Varank, "Balık ölümleri, çevresel sorunların çok boyutlu ve karmaşık doğasını bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır. Bu olay iklim değişikliğinden su kalitesine, kentsel kirlilikten deniz ekosisteminin bozulmasına kadar birçok farklı sektörün bir araya geldiği bir krizi işaret etmektedir. Bu nedenle bu soruna karşı geliştirilecek çözümlerin bilimsel temellere dayanması ve tüm paydaşların katılımıyla uygulanması büyük bir önem taşımaktadır." dedi.</p>

<p>Bakan Murat Kurum'un acil yapılması gerekenlerle ilgili yol haritası çıkarılması talimatı verdiğini hatırlatan Varank, bu kapsamda ilk etapta bilim insanları ve yetkililerle birlikte İzmir Körfezi Bilim Kurulunun oluşturulması kararının alındığını ifade etti.</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/AA-20240917-35660843-35660840-IZMIR_KORFEZI_BILIM_KURULU_A_CIL_EYLEM_PLANI_ICIN_TOPLANDI.jpg"></p>

<p>Eylül ayı sonuna kadar İzmir Körfezi'yle ilgili acil eylem planının açıklanacağını aktaran Varank, şöyle konuştu:</p>

<p>"Bugün burada İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulunun ilk toplantısında alınan karar doğrultusunda Bilim Kurulu üyeleriyle çalışma gruplarını oluşturmak ve ivedi olarak eylem planı çalışmalarına başlamak üzere toplanmış bulunuyoruz. Bugün ve yarın gerçekleştireceğimiz toplantılarda bilimsel verilerin ışığında acil eylem planımızı şekillendirecek İzmir Körfezi'nin ekosistemini koruyacak ve bu tür olayların tekrar yaşanmasını önleyecek adımları belirleyeceğiz. Bakanlığımızın çevreyi koruma konusundaki kararlılığı tamdır ve buradan çıkacak sonuçların gelecek nesillerimize daha yaşanabilir bir çevre bırakma hedefimizde önemli bir rol oynayacağına da inanıyoruz."</p>

<p>Varank, 35 akademisyenin yer aldığı Bilim Kurulunun "İklim Değişikliği ve Doğa Temelli Çözümler Çalışma Grubu", "Atık su Altyapısı ve Dereler Çalışma Grubu" ile "Deniz Alanlarının Değerlendirilmesi ve Ekosistemin İyileştirilmesi Çalışma Grubu" olarak üç ana başlıkta çalışmalarına devam edeceğini bildirdi.</p>

<p>Çalışma sürelerinin çok kısıtlı olduğunu dile getiren Varank, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Değerli bilim insanlarımızın yapmış olduğu çalışmalar ve uzmanlıkları ile şekillenecek bu acil eylem planımızın uzun ve orta vadeli eylem planında kasım ayı sonunda netleşecek şekilde çalışmalarımız aralıksız bir şekilde hocalarımızla birlikte devam edecektir. Hazırlanacak eylem planı, İzmir Körfezi'mizi gelecek nesillere sağlıklı olarak aktarmak üzere gerekli adımları içerecek ve sorumlulara yol gösterecek bir kılavuz niteliğinde olacaktır."</p>

<p>Daha sonra basına kapalı devam eden toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cemil Tugay ve ilgili kurumların temsilcileri de katıldı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>81 ilde orman temizliği seferberliği</title>
<link>https://trafikdernegi.com/81-ilde-orman-temizligi-seferberligi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/81-ilde-orman-temizligi-seferberligi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin dört bir yanında, aynı anda Orman Temizleme Etkinliği düzenlendi. Gençler doğanın korunmasına dikkati çekmek için iş başındaydı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/81_ilde_orman_temizligi_seferberligi_h7852_6efbd.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ilde, orman, temizliği, seferberliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gençler eldivenlerini giydi, poşetleri aldı, ormanda çöp avına çıktı.</p>

<p>Bursa'da yaklaşık 150 kişiden oluşan gönüllü gençler ve kurum çalışanları bir araya gelerek Cumalıkızık'ta bulunan ormanlık alanlarda çöpleri topladı.</p>

<p>Etkinliğe, Bursa Orman Bölge Müdürü Esat Şimşek, Bursa Gençlik Hizmetleri Müdürü Mürsel Kaya ve Gençlik Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Tuncay Ulusan katıldı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35964184.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Balıkesir</h2>

<p>Balıkesir'de yaklaşık 350 kişiden oluşan gönüllü gençler ve kurum çalışanları Karesi ilçesine bağlı Kabakdere Mahallesi'ndeki ormanlık alanları çöplerden arındırdı.</p>

<p>Altıeylül Kaymakamı Turgay Hakan Bilgin, Balıkesir Gençlik ve Spor İl Müdürü Adem Özalp, üniversite öğrenci toplulukları, sivil toplum kuruluşları, belediyeler, özel sektör temsilcileri ve diğer kamu kurumları da etkinliğe destek verdi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35964266.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Çanakkale</h2>

<p>Çanakkale'nin Çınarlı köyünde de orman temizliği etkinliği gerçekleştirildi.</p>

<p>Çınarlı köyü Dardanos sapağında toplanan katılımcılara orman temizliğinde kullanmaları amacıyla eldiven ve poşet dağıtıldı.</p>

<p>Yapılan anonsun ardından çevre temizliğine başlayan katılımcılar, belirlenen güzergahtaki cam ve plastik atıkları ayrı ayrı poşetlere topladı.</p>

<p>Etkinliğe Vali Yardımcısı Abdül Kadir Duran, Gençlik ve Spor İl Müdürü Ömer Kalkan, Tarım ve Orman Müdürü Nazan Türkarslan, Orman Bölge Müdürü Enver Demirci, Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, İl Jandarma Komutanlığında görevli askerler, akademisyenler, öğretmenler, üniversite ve ilköğretim öğrencileri katıldı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35962017.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Kütahya</h2>

<p>Kütahya'da Hacıazizler Mahallesi yakınlarındaki ormanlık alanda yapılan temizlik etkinliğine, protokol üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p>Gençlik ve Spor İl Müdürü Bülent Küçük, gazetecilere, sürdürülebilir çevre bilincini güçlendirmek ve ormanların korunmasına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla temizlik çalışması yaptıklarını söyledi.</p>

<p>Etkinliğin örnek oluşturması bakımından önemli olduğunu belirten Küçük, “Çevre orman temizleme çalışmalarını sürekli hale getirmek istiyoruz.” dedi.</p>

<p>Etkinliğe katılan öğrenciler de çevre temizliğine katkı sunduklarını için mutlu olduklarını ifade etti.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35962186.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Bilecik</h2>

<p>Bilecik'te Pelitözü Gölpark’ta, Gençlik ve Spor İl Müdür Vekili Yeşer Karabulut, Orman İşletme Müdürü Onur Vahdettin Karabulut, Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Engin Öztürk ile personeli, Kredi Yurtlar Kurumunda kalan öğrenciler, Gençlik Merkezi ve vatandaşlar, çöp poşetleriyle çevre temizliği yaptı.</p>

<p>Karabulut, ormanların korunması ve doğa bilincinin artırılması amacıyla düzenledikleri etkinlikle toplumda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35964197.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Yalova</h2>

<p>Yalova'da Termal ilçesi Gökçe Tepe bölgesinde düzenlenen etkinliğe, yurtlarda kalan öğrenciler ile gönüllü gençler katıldı.</p>

<p>Etkinliğe katılan öğrenci ve gönüllüler, ormanda topladıkları çöpleri belirlenen alana getirerek belediyeye ait çöp kamyonlarına teslim etti.</p>

<h2>Şanlıurfa</h2>

<p>Şanlıurfa Atatürk Ormanı'nda düzenlenen etkinlikte, Şanlıurfa Orman Bölge Müdürlüğü personeli ve gençler ormandaki atıkları topladı.</p>

<p>Şanlıurfa Orman Bölge Müdürü Mehmet Zeki Bayıcı, orman yangınlarına karşı ormandaki atıkların uzaklaştırılmasının büyük önem arz ettiğini belirtti.</p>

<p>Bayıcı, vatandaşlardan ormanları temiz bırakması konusunda hassasiyet beklediklerini kaydetti.</p>

<h2>Gaziantep</h2>

<p>Gaziantep'te Orman İşletme Müdürlüğü personeli ve gençler Erikçe Ormanı'nda bir araya geldi.</p>

<p>Personel ve gençler, atık temizledi, vatandaşlara uyarıda bulundu.</p>

<p>Gaziantep Orman İşletme Müdürü Veli Topçu, etkinlik kapsamında ormanların temiz tutulmasının doğa ve sağlık açısından önemli olduğunu söyledi.</p>

<h2>Mersin, Hatay ve Osmaniye'de de ormanlık alanlar temizlendi</h2>

<p>Mersin'in merkez Yenişehir ilçesi Emirler Mahallesi'ndeki ormanlık alanda yapıldı.</p>

<p>Etkinliğe katılan Vali Yardımcısı Ahmet Gazi Kaya, Orman Bölge Müdürü Rifat Ataş, Gençlik ve Spor İl Müdürü Göksun Öz ile öğrenciler, doğadaki çöpleri topladı.</p>

<p>Hatay'ın Belen ilçesi Sarımazı Mahallesi'nde düzenlenen etkinlikte de protokol üyeleri ile öğrenciler, ormanı poşet, kağıt ve şişe gibi atıklardan arındırdı.</p>

<p>Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri öğrencilere ikramda bulundu.</p>

<p>Osmaniye'de de Gençlik Merkezi üyeleri ve öğrenciler, Çiftmazı mesire alanını temizledi.</p>

<p>Gençlik ve Spor İl Müdürü Yusuf Çebi'nin eşlik ettiği grup, atıkları çöp kutularına taşıdı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35964599.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Van</h2>

<p>Van'ın İpekyolu ilçesinde de orman temizliği etkinliği gerçekleştirildi.</p>

<p>Etkinlik kapsamında yaklaşık 500 genç ve gönüllü, araçlarla merkezden alınarak Sıhke Gölü yakınındaki Toprakkale Ormanı'na getirildi.</p>

<p>Gerekli hazırlıkların ardından katılımcılar, gruplara ayrılarak alandaki poşet, plastik, kağıt ve cam şişe gibi çöpleri topladı.</p>

<p>Torbalara konulan atıklar, daha sonra ekiplerce araçlara yüklenerek kent çöplüğüne taşındı.</p>

<p>Etkinliğe katılan Gençlik ve Spor İl Müdürü Yalçın Özdemir, gençlerin çevreye duyarlılığını artırmayı, sürdürülebilir çevre bilincini oluşturmayı amaçladıklarını söyledi.</p>

<p>Etkinliğe yoğun bir katılımın olduğunu belirten Özdemir, "Orman bilinciyle ilgili farkındalık oluşturmak istiyoruz. Ormanlık alanda gençlerimiz ve gönüllülerimizle temizlik yaptık. Herkesin ormanlara sahip çıkması gerekiyor." diye konuştu.</p>

<p>Gönüllülerden Büşra Evinç ise bu tür etkinliklerin sık yapılması gerektiğini ifade ederek, "Etkinliğe arkadaşlarımla katıldım. Ormanlar hem doğa hem de insan sağlığı için çok faydalı. Doğayı temiz tutmalı ve korumalıyız." dedi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-20241020-35964528-35964519-VAN_BITLIS_HAKKARI_VE_MUSTA_ORMANLARDA_TEMIZLIK_YAPILDI.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Hakkari</h2>

<p>Hakkari'de Vali Yardımcısı ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Buğra Karadağ ile Gençlik ve Spor İl Müdürü Emin Yıldırım'ın da katılımıyla Depin mevkisinde çevre temizliği yapıldı.</p>

<p>Karadağ, yaptığı konuşmada, etkinlikle farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını vurgulayarak, "Ormanlar ülkemiz için çok önemli. Sahip çıkmalıyız. Büyüklerimizin gösterdiği örnek davranışla çocuklarımız da aynı yoldan ilerliyor. Etkinliğe katılan herkese teşekkür ederim." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sporcuların da rafting yaptığı etkinlikte katılımcılar, Seyir Tepesi'ne kadar yürüdü.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-20241020-35964528-35964524-VAN_BITLIS_HAKKARI_VE_MUSTA_ORMANLARDA_TEMIZLIK_YAPILDI.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Muş</h2>

<p>Muş'ta tarihi Murat Köprüsü çevresindeki yaklaşık 900 metrekare üzerine kurulu Sultan Alparslan Parkı'nda 500 kişi çöp topladı.</p>

<p>Ardından Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı Kitap Kafe'nin önünde buluşan gençler, halay çekti.</p>

<p>Etkinliğe katılan Vali Yardımcısı Cihat Abukan, gazetecilere, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yurtlarında öğrencilerle temizlik yaptıklarını ifade etti.</p>

<p>Ormanlara sahip çıkılması gerektiğini aktaran Abukan, "Gençlerimiz ve gönüllülerimizle 3 kilometrelik alanda çöp topladık. Katılımcılara ekmek arası köfte ikram ettik. Gençlerimizi etkinlikten sonra Muşspor ve Elazığspor maçına götüreceğiz." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir de alanda yaklaşık 500 torba çöp topladıklarını anlatarak, "Şenlik havasında bir etkinlik düzenledik. Hava çok güzeldi. Gençlerimiz halay çekti. Toplanan atıkları çöp alanına götüreceğiz." dedi.</p>

<p>Etkinliğe, Muş Orman İşletme Müdürü Ufuk Çelik de katıldı.</p>

<h2>Bitlis</h2>

<p>Bitlis Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yurtlarında kalan 250 öğrenci Kent Ormanı'nda çevre temizliği yaptı.</p>

<p>Etkinliğin ardında gazetecilere açıklama yapan Gençlik ve Spor İl Müdürü Bilal Elkatmış, gençlerle ormanlara ve çevreye olan duyarlılığı arttırmayı hedeflediklerini dile getirdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İskenderun Sahil Projesi 29 Ekim&amp;#039;de açılacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iskenderun-sahil-projesi-29-ekimde-acilacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iskenderun-sahil-projesi-29-ekimde-acilacak</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Hatay ziyareti kapsamında bugün İskenderun Sahil Projesi’ne ilişkin çalışmaları başlattı. Bakan Kurum, projenin açılışının cumhuriyetin 102. yılında, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda yapılacağını açıkladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/iskenderun_sahil_projesi_29_ekim_de_acilacak_h7874_f8ff1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İskenderun, Sahil, Projesi, Ekim&amp;039de, açılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hatay’ın İskenderun Sahili’nde yaklaşık 80 santimetrelik çökme meydana gelmişti.</p>

<p>İlk etapta Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, sahilde tahkimat yapıp dalgakıranlar oluşturdu. Tahkimatın tamamlanmasının ardından Bakan Kurum’un talimatıyla Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) iş birliğinde ‘İskenderun Sahil Projesi’ hazırlandı.</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İskenderun Sahil Projesi'ne ilişkin çalışmaları başlattı.</p>

<p>Bakan Kurum, "İskenderun sahilini eskisinden çok daha güzel hale getirmek için çalışmalarımızı başlattık. Projemizin açılışını Cumhuriyetimizin 102. yıl dönümünde çok daha büyük bir coşkuyla yapacağız." açıklamasını yaptı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Proje kapsamında, 3,2 kilometrelik sahil şeridinde 26 etaptan oluşan sosyal donatı alanları inşa edilecek. Doğal doku korunarak vatandaşların sahilden istifade etmesi sağlanacak.</p>

<p></p>

<p><img alt="İskenderun Sahil Projesi 29 Ekim'de açılacak" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241227_36594539.jpg"></p>

<p></p>

<p>Bakan Kurum Hatay temasları kapsamında Kırıkhan, Antakya ve İskenderun’daki şantiye alanlarını da ziyaret ederek incelemelerde bulunacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kıyı kenar çizgisi Çeşme&amp;#039;deki &amp;quot;beton&amp;quot; çılgınlığını durdurdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kiyi-kenar-cizgisi-cesmedeki-beton-cilginligini-durdurdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kiyi-kenar-cizgisi-cesmedeki-beton-cilginligini-durdurdu</guid>
<description><![CDATA[ Çeşme Ilıca Yıldız Burnu&#039;nda denize beton dökülmesiyle gündeme gelen Demirok Şirketi&#039;nin rezidans inşaatı, &quot;kıyı kenar çizgisi&quot; nedeniyle durduruldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/kiyi_kenar_cizgisi_cesme_deki_beton_cilginligini_durdurdu_h7873_e2e5c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kıyı, kenar, çizgisi, Çeşme&amp;039deki, beton, çılgınlığını, durdurdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Çeşme'de yerel seçim öncesi başlayan, seçim sonrası devam eden rezidans çılgınlığı devam ediyor. Çeşme'de deniz dahil her yerin betonlaşmasına tepkiler yükselirken, 1984 yılındaki imar planları üzerinden verilen inşaat ruhsatları tepki toplamaya devam ediyor.Şirketler reklamlarında, ne kadar "turizm projesi" diye adlandırsa da "lüks konut" projeleri bölge halkı tarafından "doğa talanı" olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Çeşme Belediyesi tarafından 13 Ekim 2022 tarihinde ihaleye çıkarılan ilk ihalede satılamayan 5700 ada 1 parseldeki 2283 metrekarelik deniz kıyısındaki arsa, ikinci ihalede 136 milyon 500 bin lira bedelle Demirok Yapı Elektronik San. Tic. Ltd. Şti. tarafından satın alındı.</p>

<h3>DENİZ BETON BLOKLARLA TAHRİP EDİLDİ </h3>

<p>Demirok Firması, proje alanında denizi de doldurarak "turizm tesisi" hüllesi ile 6 katlı 33 daireli projeye başladı. Şirketin internet sitesindeki, "Muhteşem deniz manzarası ile projemiz hak ettiğiniz lüksü sizlere yaşatacaktır" konut proje reklamı ile piyasada alıcı bekliyordu.</p>

<p>Çevre halkının ve turizmcilerin turizme faydası olmadığını vurguladıkları proje "beton blokların" denize dökülmesiyle doğanın tahribatı sürdürüldü. </p>

<p>Şirket tarafından, İngiliz Koyu olarak da anılan sahil şeridinin etrafı kapatılarak inşaat alanına çevrildi. Çevre Yarımada Çevre Derneği, bölgede yaşayan vatandaşların tepkisine rağmen inşaatın kaba inşaatı devam ederken inşaatın kıyı kenar çizgisi nedeniyle durdurulduğunu açıkladı.</p>

<h3>MAMUR BABA DERESİ KURTULACAK MI?</h3>

<p>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği ve Çeşme Belediyesinin gözü önünde devam ederken inşaata tepki gösteren vatandaşlar "Kıyı Kenar Kanunu" hiçe sayıldığı için itirazlarda bulunmuşlardı. </p>

<p>İnşaatın sürdüğü bölgeden denize akan Mamur Baba Dere yatağı da inşaatın başlamasıyla zarar görmeye başlamıştı. Çeşme Yarımada Çevre Derneği, inşaatın durdurulmasının ardından dere yatağındaki tahribatın boyutu araştırılmaya başlanacağı bilgisini paylaştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Asbestli borular kaldırıldı, içme suyuna karışan atıklar tarih oldu; Güneydoğu için temiz su projesinde neler yapıldı?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/asbestli-borular-kaldirildi-icme-suyuna-karisan-atiklar-tarih-oldu-guneydogu-icin-temiz-su-projesinde-neler-yapildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/asbestli-borular-kaldirildi-icme-suyuna-karisan-atiklar-tarih-oldu-guneydogu-icin-temiz-su-projesinde-neler-yapildi</guid>
<description><![CDATA[ Proje kapsamında iyileştirilen su ve kanalizasyon sistemleri, deprem gibi doğal afetlere karşı daha dirençli hale gelerek temiz suya erişimin devam etmesini sağladı ve genel olarak halk sağlığını iyileştirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/asbestli_borular_kaldirildi_icme_suyuna_karisan_atiklar_tarih_oldu_guneydogu_icin_temiz_su_projesinde_neler_yapildi_h7869_42684.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Asbestli, borular, kaldırıldı, içme, suyuna, karışan, atıklar, tarih, oldu, Güneydoğu, için, temiz, projesinde, neler, yapıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinde hayvancılıkla uğraşan <strong>Mahsunde Dağcı</strong>, eskiden hayvanlarının su içebilmeleri için onları kirli bir dereye götürdüğünü söylüyor. Bugün ise sadece evi için değil, hayvanları için de temiz suya erişebilmenin rahatlığını yaşıyor. Dağcı şöyle diyor:<br>
<br>
 “<em>Suyun kalitesi hayvanlarımızın sağlığında fark yarattı. Eskiden kirli sudan kaynaklanan hastalıklarla karşılaşıyorduk ama şimdi bu sorunlar ortadan kalktı. Allah'a şükürler olsun.”</em></p>

<p>Bu, Avrupa Birliği'nin (AB) MADAD Fonu tarafından finanse edilen ve Avrupa Yatırım Bankası (AYB) tarafından yürütülen Türkiye'deki Belediye Dayanıklılık Tesisi (MRF) Projesi'ne ait çok sayıdaki başarı öyküsünden sadece bir tanesi.</p>

<p>Proje, Türkiye'deki ev sahibi toplulukların ve geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Altyapı geliştirme çalışmaları, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Hatay ve Adıyaman'da hem Türk vatandaşlarının hem de Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde yürütülüyor.</p>

<p>Yerel topluluklar ve geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacılar için su ve kanalizasyon hizmetlerinin iyileştirilmesi, bu bölgelerdeki halk sağlığını önemli ölçüde destekledi. Boğaziçi Altınüzüm Kanalizasyon Sistemi ve Karkamış İçme Suyu Arıtma Tesisi gibi projeler, sadece temiz suya erişimi artırmakla kalmadı, aynı zamanda yaşam standartlarını da yükselterek toplumda olumlu değişimlere yol açtı. Bu gelişmeler, insanların yaşadıkları çevrede kendilerini daha güvende hissetmelerine yardımcı oldu.</p>

<h3>Toplumlar için bir umut ışığı: Gaziantep'teki projelerin etkisi</h3>

<p>Gaziantep hem depremden hem de göçten en çok etkilenen şehirlerden biri olmasına rağmen MRF Projesi çerçevesindeki yatırımlar sayesinde su altyapısı konusunda bir dayanıklılık ve dönüşüm modeli haline geldi. Gaziantep Su ve Kanalizasyon İdaresi (GASKİ) tarafından yönetilen projeler, şehrin su ve atık tahliyesi altyapısında önemli değişikliklere yol açtı.</p>

<h5><img alt="" height="433" src="https://awss3.blob.core.windows.net/media/media/library/2024/12/1733323287537-1-2.JPG" width="650">İnşaat Mühendisi Kadir Daşdemir, © AYB / Fotoğraf: Süleyman Birgül</h5>

<p>Altınüzüm-Sulumağara İçme Suyu Şebekesi’nde yapılan iyileştirmeler, içme suyunun asbestli borulardan tedarik edilmesi gibi uzun süredir devam eden sorunları çözüme kavuşturdu. Projede çalışan inşaat mühendisi <strong>Kadir Daşdemir</strong>, yeni şebekenin 90 kilometrelik asbestsiz ve sızdırmaz borulardan oluştuğunu belirtiyor. Daşdemir projeden önceki durumu şöyle anlatıyor:<br>
<br>
<em>“Köyümüzde kanalizasyon sistemi yoktu. Zemin çakıl olduğu için su birikmiyor, bu da atıkların içme suyuna karışmasına neden oluyordu. Avrupa Yatırım Bankası, İLBANK ve GASKİ sayesinde bu bölge artık düzgün bir şekilde planlandı.”</em></p>

<h5><img alt="" height="433" src="https://awss3.blob.core.windows.net/media/media/library/2024/12/1733323411347-2-3.JPG" width="650">Yöre sakini Bünyamin Kahraman, © AYB / Fotoğraf: Süleyman Birgül</h5>

<p>Yöre sakini<strong> Bünyamin Kahraman </strong>da iyileştirmelerin toplum üzerindeki etkisini şu sözlerle dile getiriyor:<br>
<br>
<em>“Daha önce yeraltı kanalizasyonumuz yoktu, sadece foseptik çukurlarımız vardı. Şimdi hem kanalizasyon sistemimiz hem de iyileştirilmiş bir içme suyu şebekemiz var. İçme suyumuz artık atık sularla kirlenmiyor.”</em></p>

<p>Bir diğer önemli proje olan Karkamış İçme Suyu Arıtma Projesi, sadece Gaziantep halkına değil, Suriye sınırına yakın topluluklara da temiz içme suyu sağlıyor. Tesisin faydalanıcılarından <strong>Şakir Polat </strong>olumlu etkiyi şöyle anlatıyor:<br>
<br>
<em>“Arıtma tesisinden önce burada, Fırat Nehri yakınlarında kötü bir koku vardı. Sivrisinekler ve diğer böcekler her yerdeydi. Şimdi koku da böcekler de yok."</em></p>

<p><em><img alt="" height="433" src="https://awss3.blob.core.windows.net/media/media/library/2024/12/1733324028184-3-2.JPG" width="650"></em></p>

<h5>Yöre sakini Şakir Polat, © AYB / Fotoğraf: Süleyman Birgül</h5>

<p>Proje kapsamında iyileştirilen su ve kanalizasyon sistemleri, deprem gibi doğal afetlere karşı daha dirençli hale gelerek temiz suya erişimin devam etmesini sağladı ve genel olarak halk sağlığını iyileştirdi. Gaziantep'in farklı mahallelerinde yaşayanlar, bu projenin kendileri ve aileleri için nasıl bir fark yarattığını anlatarak, altyapının dayanıklılığından ve hizmetlerin kesintisiz sürdürülebilmesinden övgüyle söz ediyor.</p>

<h3>Kriz dönemlerinde hayat kurtaran kaynak: Su</h3>

<p>MRF Projesi, Güneydoğu’daki toplumların dayanıklılığının artırılmasında kritik bir rol oynadı. Şubat 2023'te meydana gelen yıkıcı depremlerde Gaziantep ve çevresindeki su ve kanalizasyon altyapıları adeta teste tabi tutuldu. Boğaziçi Yeşilyurt Atıksu Arıtma Tesisi, fay hattına sadece 300 metre mesafede bulunmasına rağmen depremden sonra hızla faaliyetlerine devam edebildi.</p>

<h5><img alt="" height="433" src="https://awss3.blob.core.windows.net/media/media/library/2024/12/1733324369318-4-2.JPG" width="650">İnşaat Mühendisi Mehmet Demir, © AYB / Fotoğraf: Süleyman Birgül</h5>

<p>Boğaziçi-Altınüzüm-Sulumağara Kanalizasyon ve İçme Suyu Şebekeleri yararlanıcılarından Ferhat Kahraman, <em>“Depremden sonra altyapıdaki borular hasar gördü. Ancak bunlar onarıldı ve halkın kullanımına yeniden sunuldu. Artık bölge güvenilir içme suyuna ve işleyen bir altyapıya sahip”</em> ifadelerini kullanıyor.</p>

<p>GASKİ çalışanı Mehmet Demir, kesintisiz su temininin halk sağlığının korunması açısından önemini vurguluyor:<br>
<br>
“Depremden sonra arıtılmamış atık suyla karşılaşsaydık hastalıklar yayılabilirdi. Ancak bu projeler sayesinde altyapımız dirençli hale geldi ve su hizmetlerini gecikmeden yeniden sağlayabildik.”</p>

<h5><img alt="" height="487" src="https://awss3.blob.core.windows.net/media/media/library/2024/12/1733324476161-5-2.jpg" width="650"></h5>

<h5>Proje 2 bin 300 kişiye yeni istihdam sağladı, © AYB / Fotoğraf: Süleyman Birgül</h5>

<h3>Beledı̇ye dayanıklılık tesı̇sı̇ projesi nedir?</h3>

<p>Belediye Dayanıklılık Tesisi (MRF) projesi, Suriye krizine yönelik olarak AB Bölgesel Güven Fonu tarafından finanse edilen, MADAD Fonu olarak bilinen ve Avrupa Yatırım Bankası (AYB) tarafından yönetilen bir girişimdir. Avrupa Birliği, Türkiye'deki sığınmacılar ve ev sahibi toplulukların dayanıklılığını artırmak amacıyla, temel su ve atık su hizmetlerinin sağlanmasında belediyelere ve kamu hizmeti şirketlerine 72 milyon avro hibe fonu sağladı. Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adıyaman ve Hatay illerinde uygulanan bu proje büyük başarılar elde etti. Geçici koruma altındaki 90 bin kişi de dahil olmak üzere yaklaşık 325 bin kişi, Avrupa Birliği standartlarına uygun su temini ve sanitasyon hizmetlerinden yararlanıyor. Ayrıca proje 2 bin 300 kişiye yeni istihdam sağladı.</p>

<p>Bu proje yalnızca fiziksel altyapı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bir dayanıklılık ve umut yaratmayı da amaçlıyor. Belediye Dayanıklılık Tesisi Projesi'nin başarısı, altyapı inşasının ötesine geçerek topluluklar arasında güçlü bağlar oluşturan bir harekete ve gelecekte de sürecek önemli bir dönüşüm sürecine işaret ediyor. (T24)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zirai ilaçlama İHA&amp;#039;ları su tasarrufu sağlıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/zirai-ilaclama-ihalari-su-tasarrufu-sagliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/zirai-ilaclama-ihalari-su-tasarrufu-sagliyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada zirai ilaçlama İHA&#039;ları son yıllarda popülerlik kazanıyor. Uzmanlar, zirai ilaçlama İHA&#039;larıyla yapılan ilaçlama çalışmalarında 210 milyon ton su tasarrufunun sağlandığını belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/zirai_ilaclama_iha_lari_su_tasarrufu_sagliyor_h7864_c8d9f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zirai, ilaçlama, İHA&amp;039ları, tasarrufu, sağlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Elemanı Dr. Eray Önler, zirai ilaçlama İHA'larıyla yapılan ilaçlama çalışmalarında 210 milyon ton su tasarrufu sağlandığını söyledi.</p>

<p>Önler, yaptığı açıklamada, dünyada zirai ilaçlama İHA'larının son yıllarda popülerlik kazandığını belirtti.</p>

<p>Zirai ilaçlama İHA'larının üreticiler için önemli olduğunu aktaran Önler, "Zirai ilaçlama İHA'ları, özellikle topografya ve toprak koşullarının uygun olmadığı durumlarda daha kullanılabilir durumda. Klasik yöntemler günümüzde İHA'lara göre artık çok daha pahalı"dedi.</p>

<h2>Zirai ilaçlama İHA'larının kullanımı artıyor</h2>

<p>Önler, İHA'ların aynı zamanda operatörünün ilaca maruz kalmasını önlemeyle önemli avantaj sağladığını ifade etti.</p>

<p>2024 yılında dünyada yaklaşık 500 milyon hektar alanın zirai İHA'larla ilaçlandığını aktaran Önler, "Günümüzde zirai İHA'ların kullanımı giderek artıyor. 100'den farklı ülkede 300 binden fazla zirai ilaçlama İHA'sı kullanımda. Zirai ilaçlama İHA'ları hem kullanılan etken maddelerin daha az kullanılmasına ve suyun ekonomik kullanılmasına imkan vermektedir" diye konuştu.</p>

<h2>Su tasarrufu sağlıyor</h2>

<p>Önler, son yıllarda arazilerde görülen ve hızlı müdahale edilmesi gereken hastalıklara zirai İHA'ların hızlı müdahale imkanı sağladığını kaydetti.</p>

<p>Zirai İHA'ların üreticilere tasarrufta yardımcı olduğunu vurgulayan Önler, şöyle konuştu:</p>

<p>"2024 yılında zirai ilaçlama İHA'larıyla yapılan uygulamalarda yaklaşık 47 bin ton etken madde (kimyasal) tasarrufu sağlandı. Klasik yöntemlerle yaptığımız ilaçlamalarda yaklaşık dekarda 25 litre su atarken, zirai ilaçlama İHA'larıyla bu miktarı yüzde 95 oranında azaltarak, 1 litreye kadar düşürebildiğimizi yapılan çalışmalardan görüyoruz. 2024 yılında 210 milyon ton su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 390 milyon insanın yıllık su tüketimine eş değer bir tutar."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Irlamaz Çayı&amp;#039;nı kirletenlere ceza!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/irlamaz-cayini-kirletenlere-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/irlamaz-cayini-kirletenlere-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MASKİ) sorumluluğundaki Turgutlu Atıksu Arıtma Tesisi&#039;ne 1 milyon 161 bin 568 lira ceza kesti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/irlamaz_cayi_ni_kirletenlere_ceza_h7863_12c48.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Irlamaz, Çayı&amp;039nı, kirletenlere, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Manisa Büyükşehir Belediyesine bağlı Turgutlu Atıksu Arıtma Tesisi'nde (AAT) yapılan denetimde evsel nitelikteki atık suyun arıtılmadan <strong>Irlamaz Çayı</strong>'na deşarj edildiği belirlendi.</p>

<p>Zafer, Mustafa Kemal, Selvilitepe mahalleleri ve bölgedeki yerleşim alanlarından kaynaklı evsel nitelikli atık suların <strong>MASKİ</strong> Turgutlu AAT'ye hiç girmeden Irlamaz Çayı'na döküldüğü belirlendi.<br>
MASKİ sorumluluğundaki Turgutlu Atıksu Arıtma Tesisi'ne 1 milyon 161 bin 568 lira <strong>ceza</strong> uygulandı.<br>
İdari cezanın yanı sıra adli soruşturma da başlatıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>28 ova &amp;quot;büyük ova koruma alanı&amp;quot; ilan edildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/28-ova-buyuk-ova-koruma-alani-ilan-edildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/28-ova-buyuk-ova-koruma-alani-ilan-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Ovaların korunması amacıyla 19 ildeki 28 ova &quot;büyük ova koruma alanı&quot; olarak ilan edildi. Bazı Ovaların Büyük Ova Koruma Alanı Olarak Belirlenmesine İlişkin Karar&#039;ın Yürürlüğe Konulması Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/28_ova_buyuk_ova_koruma_alani_ilan_edildi_h7861_d2ff3.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ova, büyük, ova, koruma, alanı, ilan, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Buna göre, tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızla geliştiği ovalar, "büyük ova koruma alanı" olarak belirlendi.</p>

<h2>Türkiye'nin ovaları koruma altında</h2>

<p>Ovaların sınırları içinde yer alan onaylı planlı alanlar ile bugün itibarıyla tarım dışı kullanma izni verilmiş alanlar kapsam dışında tutuldu.</p>

<p>Karar ile 19 ildeki 28 ova "büyük ova koruma alanı" olarak tespit edildi.</p>

<p></p>

<p><img alt='28 ova "büyük ova koruma alanı" ilan edildi' src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-36127079.jpg"></p>

<p></p>

<p>Aksaray'daki Babakonağı, Ankara'daki Türkhöyük ve Acıkuyu, Ardahan'daki Çıldır, Bolu'daki Sazakiçi, Burdur'daki Yazı, Çankırı'daki Çerkeş, Edirne'deki Keşan, İpsala, Tunca, Küçükdoğanca, Erzincan'daki Otlukbeli, Erzurum'daki Ünlükaya, Kayseri'deki Bünyan, Kırıkkale'deki Hamzalı ve Ocakbaşı, Muğla'daki Kuzyaka, Nevşehir'deki Ovaören ve Tepeköy, Siirt'teki Kurtalan, Sinop'taki Gökırmak ve Karasu, Sivas'taki Tekmen ve Kocakurt, Tokat'taki Artova, Uşak'taki Ulubey, Van'daki Çolpan ve Hasantimur ovaları bu kapsama alındı.</p>

<p>Ayrıca Karar ile 27 ovanın sınırlarında değişikliğe gidildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;#039;deki hava kirliliği öldürüyor!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirdeki-hava-kirliligi-oelduruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirdeki-hava-kirliligi-oelduruyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünya&#039;da giderek artan hava kirliliğinde ölüm oranı 2. sıraya yükselirken Türkiye&#039;de 68 bin 440 kişi hava kirliliğine bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti. Hava kirliliğine bağlı en çok ölüm yaşanan iller arasında İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Balıkesir, Bursa, Mersin, Manisa ve Aydın başı çeken şehirler oldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/izmir_deki_hava_kirliligi_olduruyor_h7860_b9ff7.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir&amp;039deki, hava, kirliliği, öldürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hava kirliliğine bağlı ölüm oranlarında Türkiye'de<strong> 68 bin 440 </strong>hastanın hayatını kaybettiği açıklandı.</p>

<p>Çevre kirliliği nedeniyle artan hastalıklarda hava kirliliğine bağlı ölümlerde artış yaşandı. Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının yanı sıra hava kirliliği kaynaklı ölümlerde 68 bin 440 kişi hayatını kaybetti. Hastalığın yol açtığı <strong>KOAH yüzde 47.91, İnme yüzde 27.44, İstemik Kalp Hastalığı yüzde 27.73 ve Diyabet yüzde 17.01 ölüme</strong> neden oldu.</p>

<p>Türkiye'de <strong>İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Balıkesir, Bursa, Mersin, Manisa ve Aydın</strong> en çok hava kirliliği kaynaklı ölümün yaşandığı 9 il oldu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşte yeni &amp;quot;depozito&amp;quot; sistemine dair merak edilenler</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iste-yeni-depozito-sistemine-dair-merak-edilenler</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iste-yeni-depozito-sistemine-dair-merak-edilenler</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, yıl sonuna kadar tüm illerde hayata geçirilecek, &quot;Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA)&quot; sistemiyle ilgili 11 soruda merak edilenleri yanıtladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/01/iste_yeni_depozito_sistemine_dair_merak_edilenler_h7876_0953f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İşte, yeni, depozito, sistemine, dair, merak, edilenler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, sistemin, Sıfır Atık hareketinin yeni bir adımı olacağı belirtildi.</p>

<p>Paylaşımda, depozito sistemiyle ilgili vatandaşların merak ettiği 11 soru ve yanıtlarına yer verildi.</p>

<p>Buna göre, DOA sisteminin işleyişi şöyle olacak:</p>

<h2>1- Depozito Yönetim Sistemi (DYS) nedir?</h2>

<p>Depozito Yönetim Sistemi, belirli bir depozito bedeli alınarak piyasaya sürülen ürünlerin tüketilmesi sonrasında iade alınması ve depozito bedelinin geri ödenmesine dayalı bir sistemdir.</p>

<h2>2- Depozito ne sağlar?</h2>

<p>Ambalajları kaynağında ayrı toplamaya, geri dönüşüm değerinin korunmasına ve yükseltilmesine, birincil ham madde yerine kullanılarak doğal kaynakların korunmasına, ikincil ham madde kullanımıyla <a href="https://www.trthaber.com/etiket/enerji/" target="_blank">enerji</a> sarfiyatının azaltılmasına, karbon emisyonlarının azaltılmasına ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine ulaşılmasına, sıfır atık ve döngüsel ekonominin desteklenmesine katkı sağlanır.</p>

<h2>3- Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması nedir?</h2>

<p>Tüketicilerin iade süreçlerinde kullanacağı mobil uygulamadır. Bakanlık tarafından tescil edilmiş makineler ve manuel iade noktalarında tüketiciler, DOA mobil uygulamasını kullanarak depozito iadelerini gerçekleştirecek.</p>

<h2>4- DOA uygulaması nasıl çalışır?</h2>

<p>Android ve iOS store mağazalarından uygulama ücretsiz indirilir. Karekod okutularak çalışan uygulama ile depozito iade makinelerine bırakılan ambalajlar için depozito bedeli tüketicinin e-cüzdanında birikir. Bu bakiye, QR kod ile ödeme özelliği olan tüm POS cihazlarında, anlaşmalı restoran ve marketlerde kullanılabilir.</p>

<h2>5- DOA bankacılık sistemine entegre midir?</h2>

<p>Tüm finansal akışlar Türkiye Emlak Katılım Bankasının alt yapısı üzerinden DOA mobil uygulaması altında e-cüzdan entegrasyonu ile yürütülür. Biriken bakiye banka hesaplarına da havale edilebilir.</p>

<h2>6- Uygulama Türkiye genelinde ne zaman başlayacak?</h2>

<p>Sakarya'da başlatılan uygulama 2025 yılı sonuna kadar ülke genelinde her il ve her ilçede hayata geçirilecek.</p>

<h2>7-DOA'ya hangi kurum ve kuruluşlar destek veriyor?</h2>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesindeki Türkiye Çevre Ajansının (TÜÇA) sistem yöneticisi olarak yer aldığı depozito yönetim sistemi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) işbirliğiyle yürütülecek.</p>

<h2>8- Yılda ne kadar ambalajda geri kazanım sağlanacak?</h2>

<p>Türkiye genelinde 783 bin kilometrekarelik coğrafyada yılda yaklaşık 25 milyar adet ambalajın toplanması öngörülüyor.</p>

<h2>9- Ne kadar üründe DOA logosu var?</h2>

<p>Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü işbirliği ile 1 Ağustos 2023'ten bu yana 22 milyar adet içecek ambalajı işaretlenip piyasaya sürüldü.</p>

<h2>10- DOA ile yıllık ne kadar kazanç elde edilecek?</h2>

<p>Ülke ekonomisine yıllık yaklaşık 520 milyon avro katma değer sağlanması hedefleniyor.</p>

<h2>11- Hangi ambalajlara depozito ödenecek?</h2>

<p>Cam, plastik ve alüminyum malzemeden yapılmış 0,1 litre ile 3 litre arasındaki tek kullanımlık ambalajlar zorunlu depozito kapsamına alındı. Üzerlerinde depozito logosu olan bu ambalajlar için depozito bedeli ödenecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trabzon Uzungöl halkı HES projesine karşı ayakta!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trabzon-uzungoel-halki-hes-projesine-karsi-ayakta</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trabzon-uzungoel-halki-hes-projesine-karsi-ayakta</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Bölge, tabiat parkı ve özel çevre koruma bölgesi statüsünde. Yapılması düşünülen HES, bu doğal yapıya zarar verecek&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/trabzon_uzungol_halki_hes_projesine_karsi_ayakta_h7859_93790.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trabzon, Uzungöl, halkı, HES, projesine, karşı, ayakta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon'un Çaykara ilçesi, Uzungöl bölgesinde planlanan hidroelektrik santral (HES) projesine karşı yerel halk ve çevreciler ayaklandı. Halk,<em> "Ülkemizin önemli turizm merkezlerinden biri olan Uzungöl’ü koruyacağız"</em> diyerek tepkilerini dile getirdi.</p>

<p>Uzungöl'de yapılması planlanan HES projesine karşı bölge halkı ve yaşam savunucuları direnişe geçti. Danıştay'ın iptal kararı verdiği projeye rağmen, projenin yeniden gündeme gelmesi bölge sakinlerini harekete geçirdi. Solaklı Vadisi'ndeki bu dünya çapında bilinen turizm merkezi, yeniden imar tehdidi altında.</p>

<p>Solaklı Deresi üzerine planlanan HES projesine karşı yıllardır mücadele eden bölge halkı, dün sabah erken saatlerde yolları kapatarak lastik yaktı. Jandarma ve TOMA'ların bölgeye gönderilmesiyle gerilim artarken, halk makinaların çalışma alanına girişini engellemek için direniş gösterdi. Yerel halk,<em> "Doğamızı koruyacağız, Uzungöl'ü kaybetmeyeceğiz"</em> sloganlarıyla kararlılıklarını vurguladı.</p>

<p>Uzungöl Çevre Koruma Kültür ve Turizm Derneği Başkanı <strong>Abdullah Özen</strong>, <em>"Bölge, tabiat parkı ve özel çevre koruma bölgesi statüsünde. Yapılması düşünülen HES, bu doğal yapıya zarar verecek"</em> diyerek yetkililere ve projeyi yürüten firmaya seslendi. HES'e karşı yapılan basın açıklaması ve yol kapatma eylemleriyle, hukuki sürecin bir an önce sonuçlanması talep ediliyor.</p>

<p>Bu süreçte sanat dünyasından da destek geldi. Sunay Akın, Hüseyin Turan ve Cengiz Özkan gibi isimler, Uzungöl'deki HES projesine karşı çıkarak, bölgenin doğal güzelliklerini koruma çağrısında bulundular.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2024&amp;#039;te orman yangınlarında 27 bin hektar alan zarar gördü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/2024te-orman-yanginlarinda-27-bin-hektar-alan-zarar-goerdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/2024te-orman-yanginlarinda-27-bin-hektar-alan-zarar-goerdu</guid>
<description><![CDATA[ Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, Türkiye&#039;de 2024 yılında toplamda 3 bin 800 orman yangını çıktığını ve bu yangınlarda 27 bin hektar alanın zarar gördüğünü söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/2024_te_orman_yanginlarinda_27_bin_hektar_alan_zarar_gordu_h7875_286e1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2024&amp;039te, orman, yangınlarında, bin, hektar, alan, zarar, gördü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, 2024 yılında çıkan orman yangınlarına ilişkin  değerlendirmede bulundu.</p>

<p>Karacabey, "2024 yılında ülkemizde toplamda 3 bin 800 adet orman yangını çıktı. Bu yangınlarda toplamda 27 bin hektar orman alanımız maalesef zarar gördü. Bunun yarıdan çoğu 'örtü yangını' diye ifade ettiğimiz sadece yerdeki dökülmüş olan yaprak ve dalların yandığı, ağaçların zarar görmediği yangınlar. Yüzde 50'ye yakın kısımda ağaçların tepeleri de yandı. Bu sahalarda hemen tekrar ormanlaştırma çalışmalarına başladık" dedi.</p>

<p>Karacabey, 2023 yılında ise 2 bin 520 orman yangınında 15 bin 520 hektar alanın zarar gördüğünü belirtti.</p>

<p>Karacabey, Anayasa'nın 169'uncu maddesi ile ormanların tam koruma altına alındığına işaret ederek, "Orada net ifade edilen bir husus var. Yanan orman alanlarının kesinlikle başka bir amaçla kullanılması mümkün değil. 'Bu alanlar tekrar ormanlaştırılır' ifadesi var. Bunun da ötesinde Türkiye ormancılığı 185 yıllık bir köklü tecrübeye sahip ve bugüne kadar orman yangınlarının önlenmesi, yangınların söndürülmesi çalışmaları yanında yangın sonrasındaki rehabilitasyon, sahanın tekrar ormanlaştırılması konusunda da çok büyük bir başarıya imza atmış durumda aslında. Şunu memnuniyetle ifade edebiliyoruz ki; bugüne kadar yanan alanların hiçbir metrekaresi, kesinlikle imara, turizme ya da başka bir maksatla orman amacı dışında kullanılmadığı gibi, bu alanların tamamı ağaçlandırıldı" diye konuştu.</p>

<p>Karacabey, iklim değişikliğinin orman yangınlarını tetikleyen en önemli faktörlerden olduğunu dikkat çekerek, `İklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle birlikte sıcaklık artışlarının yanında düşük nem ve şiddetli rüzgar da maalesef orman yangınlarının çok kısa sürede yayılmasına, yanıcı maddenin de yanıcılık hızının ve şiddetinin artmasına sebep oluyor` dedi.</p>

<h2>"Her okuldan 1 öğretmen yangın gönüllüsü olacak"</h2>

<p>Karacabey, orman yangınlarının yüzde 90 insan kaynaklı sebeplerle çıktığını belirterek, `Orman yangınlarıyla mücadelede en önemli hususun yangınların önlenmesine yönelik çalışmalar olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili yangının çıkmasını engelleyecek çalışmalar yürütüyoruz. Özellikle öğrencilerimize, arazide yaşayan, ormanla iç içe köylerde yaşayan vatandaşlarımıza, avcılara ve çobanlara yönelik çalışmalarımız oldu. Bu çalışmalara ağırlık vererek devam ettirmeyi planlıyoruz. Bu kapsamda 2025 yılında da orman köyünde yaşayan vatandaşlara ulaşacağız. Kış aylarında bütün köylerimize ulaşıp vatandaşlarımızın bu hususta dikkatlerini çekip, duyarlı olmalarını sağlamayı hedefliyoruz. 2024 yılında Bursa'da pilot uygulama olarak başlattığımız uygulamada her okuldan bir öğretmenimize orman yangın gönüllülüğü eğitimi verdik. Onlar da diğer öğretmenlere, öğretmenler ise tüm öğrencilerine farkındalık eğitimi verdiler. Böylece biz Bursa'daki tüm öğrencilerimize ulaşmış olduk. 2025 yılında Tarım ve Orman Bakanımız ve Milli Eğitim Bakanımızın birlikte imzalayacakları bir protokolle Türkiye'deki tüm okullarda uygulamayı planlıyoruz` diye konuştu.</p>

<h2>"Yapay zekayı da aktif olarak kullanıyoruz"</h2>

<p>Karacabey, ayrıca Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadelede ileri teknolojileri kullandığına işaret ederek, `Orman yangınlarını gözetlemede ve yangınları yönetmede İHA kullanan ikinci ülke Türkiye; Avrupa'da ilk, dünyada ikinci ülkeyiz. Aynı zamanda dünyada sadece 5 tane ülkenin kullandığı, 2024 yılında da bizim aktif olarak kullandığımız 'Otağ' uçağımız var. Bu uçak her türlü görüntüleme sistemlerini ve her türlü donanımı üzerinde bulunduruyor. Uçtuğu arazi üzerinde yaklaşık 10 dakika içerisinde haritalama yapabiliyor. Dolayısıyla yanan sahanın üzerinde uçtuğunda bütün topografik verileri ve yangınla ilgili verileri yangın yönetim merkezine aktardığında yangını yöneten teknik elemanların ya da yangın amirinin sahanın tamamına hakim olarak yangını daha sağlıklı, daha etkili yönetmesini sağlıyor. Ayrıca yanan alana ait verileri, kaç adet ağacın yandığını, ne kadar alanda etkili olduğunu, yangının en sıcak noktalarının hangi kısımlar olduğunu da bize anlık olarak aktarıyor. Orman Genel Müdürlüğü olarak biz yapay zekayı da artık orman yangınlarıyla mücadelede aktif olarak kullanıyoruz` dedi.</p>

<p>Tüm vatandaşları orman yangınları konusunda duyarlı olmaya davet eden Karacabey, `Biraz dikkatli olarak bu yangınların çıkmasını önlemek mümkün. Dolayısıyla bizim vatandaşlarımızdan en önemli ve belki tek istirhamımız açık alanda kesinlikle, nerede olursa olsun izin verilen alanların dışında ateş yakmamaları veya bunun aksi bir davranışla karşılaştıklarında gördüklerinde de bize haber vermeleri. Orman yakınlarında birini ateş yakarken görürlerse 112 veya 117'yi arayarak bize çok büyük destek vermiş olurlar` ifadelerini kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-cevre-ajansi-4-yilda-cevre-icin-oenemli-adimlar-atti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-cevre-ajansi-4-yilda-cevre-icin-oenemli-adimlar-atti</guid>
<description><![CDATA[ 2020’de kurulan Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA), sürdürülebilir bir gelecek için çevreyi koruma önlemleri alarak 4 yılda 8 önemli adım attı: Sıfır Atık Yönetimi, Depozito Yönetim Sistemi, Yeşil Sertifika, Genişletilmiş Üretici sorumluluğu, Deniz Kirliliği Denetimi, Atık Toplama Gemileri ve okullara dönük çalışmalar. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/turkiye_cevre_ajansi_4_yilda_cevre_icin_onemli_adimlar_atti_h7872_beffe.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, Çevre, Ajansı, yılda, çevre, için, önemli, adımlar, attı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Çevre Ajansı, 30 Aralık 2020’de yürürlüğe giren kanunla kuruldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenen çevre strateji ve politikaları doğrultusunda faaliyetler yapan Çevre Ajansı, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/sifir-atik/" target="_blank">Sıfır Atık</a> yaklaşımı doğrultusunda kamuoyunda farkındalık oluşturma, yeşil alanların korunması ve Depozito Yönetim Sistemi kurulması vizyonuyla geride kalan 4 yılda 8 önemli hedefi gerçekleştirmeyi başardı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-36179891.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Sıfır Atık yönetimi</strong></h2>

<p>Türkiye genelinde Sıfır Atık kültürünü yaygınlaştırarak israfı önlemek amacıyla belediyeler ve üniversitelerle iş birliği yapılarak teknik destek sunuluyor. Türkiye’den başlayıp dünyaya yayılan ‘Sıfır Atık’ projesi ve uygulamaları ile doğal kaynakların korunması sağlanıyor.</p>

<h2><strong>Depozito Yönetim Sistemi</strong></h2>

<p>Çevresel kirliliğinin en önemli nedenlerinden birini her gün milyonlarcası kullanılan içecek ambalajları oluşturuyor. Bu kirliliği azaltmak amacıyla içecek ambalajları için Depozito Yönetim Sistemi geliştirildi. Bu sistemle tüketiciler, kullandıkları içecek ambalajlarını çevreye bırakmak yerine toplama noktalarına getiriyor. Hem çevre kirliliği önleniyor hem de depozitolu ürünler geri dönüşüme kazandırılıyor.2 yıl boyunca Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde pilot uygulaması yapılan sistem, 2025’te Türkiye geneline yayılacak. Sistemin kullanıcı ara yüzü ‘Depozitosu Olan Ambalarjlar (DOA) uygulaması, mobil cihazlar için uygulama mağazalarında kullanıma hazır hale getirildi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-12-30%20saat%2015_18_45_8851b618.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Yeşil Sertifika</strong></h2>

<p>Türkiye Çevre Ajansı, binalarda ve yerleşim alanlarında çevre dostu, enerji tasarrufu sağlayan ve sürdürülebilir projeleri teşvik ediyor. Bu vasıfları taşıyan yapılara artık kurum tarafından sürdürülebilir kentsel gelişimi teşvik etmek için ‘Yeşil Sertifika’ veriliyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/tu%CC%88rkiye-c%CC%A7evre-ajans%C4%B1.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu</strong></h2>

<p>Türkiye Çevre Ajansı, ürünlerin yaşam döngüsü boyunca çevreye olan etkilerini azaltmak için ambalaj atıkları, elektronik atıklar, akü gibi ürün gruplarının geri dönüşümü için çözümler sunuyor. Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) adı verilen bu yöntemle, doğaya daha az teknolojik atık bırakılıyor.</p>

<h2><strong>Deniz kirliliğine denetim</strong></h2>

<p>Denizlerin temiz kalması, Marmara Denizi’nde olduğu gibi müsilaj faciası yaşanmaması ve sürdürülebilir balıkçılık gibi konular açısından çok önemli. Bu nedenle denizlerin temiz kalması için gemi kaynaklı kirlilik denetimleri artık 7/24 esasına göre sürdürülüyor.  </p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-34719856.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Deniz atıkları toplanıyor</strong></h2>

<p>Marmara, Ege ve Akdeniz’in belirlenmiş bölgelerinde yüzen katı atıkları toplamak için deniz çöpü toplama gemileri kullanılmaya başlandı. Bu gemiler, deniz yüzeyini temizlemeye ve kıyıları korumaya yardımcı oluyor. 2024 sezonunda Türkiye Çevre Ajansı ekipleri, İzmir, İstanbul, Mersin ve Muğla-Marmaris’te deniz yüzeyi temizliği yaptı. Ekipler denizlerden yaklaşık 10 ton atık topladı.</p>

<h2><strong>Deniz ekosistemi korunuyor</strong></h2>

<p>Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden olan Fethiye-Göcek bölgesi, aynı zamanda eşsiz bir biyoçeşitliliğe sahip. Bu bölge, deniz çayırlarının ve deniz ekosisteminin korunması için Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildi. Bu amaçla Mapa Şamandıra projesinin yakın zamanda hayata geçirilmesi planlanıyor. Projeyle deniz tabanına yerleştirilen ekolojik tonozlara yatlar ve tekneler bağlanabilecek. Böylece gemiler doğal, tarihi ya da kültürel yapılara bağlanarak zarar veremeyecek.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-34684766(1).jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Kampüslere el atıldı</strong></h2>

<p>Türkiye Çevre Ajansı, 2024’te faaliyetlerini üniversite kampüslerine de taşıdı. İlk ve orta öğretim okullarına yönelik bilgilendirme çalışmaları, üniversite öğrencileri için de devreye sokuldu. 8 farklı kampta 3 bin 500 gence çevre ve Sıfır Atık farkındalık eğitimi verilirken, ‘Yeşil Kampüs Festivali’ düzenlendi. "Çevre İçin Yollardayız, Gençlerin Yanındayız" sloganıyla harekete geçen "Çevre TIR’ının ilk durağı da Sakarya Üniversitesi oldu. Bolu, Bursa, Niğde, Nevşehir ve Kırşehir gibi illerde, üniversiteli gençlerle buluşmalar devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-12-30%20saat%2015_16_09_39e3525b.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Dersimiz çevre</strong></h2>

<p>2024’te ‘‘Dersimiz Çevre, Birlikte Geleceğe’’ temasıyla TÜÇA tarafından 81 ildeki ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik çevre farkındalığı eğitim projesi Edirne’de başlatıldı. Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale ile devam eden proje diğer şehirlere yayılıyor. TÜÇA ayrıca çevreyi koruyacak, Sıfır Atık ve sürdürülebilir gelecek hedefine katkı sunacak onlarca projeye de destek verdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kuzey Kutbu ilk buzsuz gününü 2027 yazında yaşayabilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuzey-kutbu-ilk-buzsuz-gununu-2027-yazinda-yasayabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuzey-kutbu-ilk-buzsuz-gununu-2027-yazinda-yasayabilir</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları &#039;buzsuzluğu&#039; deniz buzu alanının kısa bir süre içinde bir milyon kilometrekarenin altına düşmesi olarak tanımlıyor ve bu da iklim krizine dair bir devrilme noktası olarak kabul ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/kuzey_kutbu_ilk_buzsuz_gununu_2027_yazinda_yasayabilir_h7871_5d055.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kuzey, Kutbu, ilk, buzsuz, gününü, 2027, yazında, yaşayabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kutbu'ndaki buzullar ile ilgili tahminlerin çoğu aylık koşullara odaklanırken, yeni bir çalışma gün bazında olası tahminleri ortaya koydu.</p>

<p>Önceki beklentiler Kuzey Kutup Denizi'ndeki buz kaybının 2030 yılı civarında gerçekleşeceği yönündeydi. Ancak bu sonuçlar buzsuz bir günün 2027 yazının sonları gibi erken bir tarihte gerçekleşebileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Diğer dokuz simülasyon, daha az olası olmakla birlikte, bunun önümüzdeki üç ila altı yıl içinde gerçekleşebileceğini öngörüyor.</p>

<p>Nature Communications dergisinde yayınlanan çalışmada yer alan bilim insanları, insanların sera gazı emisyonlarını nasıl değiştirdiğinden bağımsız olarak, Kuzey Kutbu'nun ilk buzsuz gününün artık kaçınılmaz ve geri döndürülemez olduğunu söylüyor.</p>

<h2>Buzsuz bir Kuzey Kutbu neden önemli?</h2>

<p>Arktik Okyanusu 16 milyon kilometrekareden daha geniş bir alanı kaplar ve binlerce yıldır doğal bir mevsimsel olaya tanıklık eder: Donmuş deniz suyu katmanları kış ayları boyunca dramatik bir şekilde birikerek Mart ayında zirveye ulaşan ve Eylül ayında eriyen kalın bir buz örtüsüne dönüşür.</p>

<p>Ancak son yıllarda bu dramatik olaya daha az rastlanmaktadır.</p>

<p>Deniz buzu, uydu görüntülerinin - Taramalı Çok Kanallı Mikrodalga Radyometre ya da 'SMMR' - Arktik deniz buzunun büyümesini ve geri çekilmesini kaydetmeye başladığı 1978 yılından bu yana her on yılda yüzde 12'den fazla azaldı.</p>

<p>Bu da her yıl 80.000 kilometrekarelik bir alana tekabül ediyor. Kabaca Avusturya ya da Çek Cumhuriyeti büyüklüğünde.</p>

<p>Bilim insanları "buzsuzluğu" deniz buzu alanının kısa bir süre içinde bir milyon kilometrekarenin altına düşmesi olarak tanımlıyor ve bu da iklim krizine dair bir devrilme noktası olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Colorado Boulder Üniversitesi'nden iklimbilimci Alexandra Jahn ve İsveç'teki Göteborg Üniversitesi'nden Céline Heuzé'nin de aralarında bulunduğu uluslararası araştırmacılardan oluşan bir ekip, ilk buzsuz günü tahmin etmek için 300'den fazla bilgisayar modeli kullandı. Bunlar, daha önce öngörülene kıyasla hızlandırılmış bir zaman çizelgesi gösterdi.</p>

<p>Hızlı buz kaybı olayları tipik olarak yoğun kışlar ve ilkbahar ısınmasıyla ilişkilendirilir.</p>

<p>Çalışmaya göre, Arktik Okyanusu'nun düzenli olarak buzsuz kalması halinde, bu durum en kuzeydeki denizin kırılgan ekosistemini, "kutup ayılarından hayati önem taşıyan zooplanktona" kadar her şeyi, önemli ölçüde etkileyebilir.</p>

<figure><img alt="Arktik tundrada bir kutup ayısı." loading="lazy" pinger-seen="true" sizes="(max-width: 768px) 95vw, (max-width: 1024px) 80vw, (max-width: 1280px) 55vw, 728px" src="https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/808x454_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg" srcset="https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/384x216_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 384w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/640x360_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 640w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/750x422_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 750w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/828x466_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 828w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1080x608_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 1080w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1200x675_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 1200w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1920x1080_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 1920w">
<figcaption>Arktik tundrada bir kutup ayısı.Canva/HuntedDuck</figcaption>
</figure>

<h2>Arktik Okyanusu'nun buzsuz günleri insanlar için ne anlama gelecek?</h2>

<p>Kuzey Kutbu'nun buzdan arındığı gün sembolik olarak büyük önem taşıyor. İnsanların gezegenimizin belirleyici doğal özelliklerinden birini nasıl değiştirdiğini görsel olarak vurgulayacak: Beyaz bir Kuzey Buz Denizi'nden mavi bir Kuzey Buz Denizi'ne.</p>

<p>Jahn yaptığı açıklamada, "Kuzey Kutbu'ndaki ilk buzsuz gün bir şeyleri dramatik bir şekilde değiştirmeyecek," dedi.</p>

<p>"Ancak Kuzey Buz Denizi'ndeki doğal ortamın belirleyici özelliklerinden birini, yani yıl boyunca deniz buzu ve karla kaplı olmasını, sera gazı emisyonları yoluyla temelden değiştirdiğimizi gösterecek."</p>

<p>Yaz aylarında Kuzey Kutbu'nda güneş hiç batmaz, bu nedenle güneş ışığını uzaya yansıtan yansıtıcı buz olmadan okyanus önemli miktarda ısıyı emecek ve Dünya'ya dağıtacaktır.</p>

<p>Uluslararası sularda herhangi bir yargı yetkisi bulunmadığından, ticari endüstriler daha sıcak Kuzey Kutbu sularında bulunan fırsatları değerlendirebilir. Daha önce erişilemeyen deniz ve maden popülasyonlarında balıkçılık ve derin madencilik yapabilirlerken, nakliye şirketleri Kuzeybatı Geçidi boyunca daha hızlı bir nakliye rotası izleyebilirler.</p>

<figure><img alt="Kuzeybatı Geçidi'nde fırtınalı bir hava." loading="lazy" pinger-seen="true" sizes="(max-width: 768px) 95vw, (max-width: 1024px) 80vw, (max-width: 1280px) 55vw, 728px" src="https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/808x454_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg" srcset="https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/384x216_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 384w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/640x360_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 640w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/750x422_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 750w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/828x466_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 828w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1080x608_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 1080w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1200x675_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 1200w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1920x1080_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 1920w">
<figcaption>Kuzeybatı Geçidi'nde fırtınalı bir hava.Canva/Ruben Ramos</figcaption>
</figure>

<p>Isınma aynı zamanda değişen rüzgar ve okyanus akıntısı modelleri yoluyla daha düzensiz ve aşırı hava olaylarına da yol açabilir.</p>

<p>Daha sıcak yıllar çoktan yaşandı. Mart 2022'de Kuzey Kutbu'nun bir kısmı ortalamadan 50F/10C daha sıcaktı ve bu da Kuzey Kutbu çevresindeki alanların neredeyse erimesine neden oldu.</p>

<p>Çalışmanın yazarları, yakın gelecekte deniz buzunun erimesine ilişkin zaman çizelgesini geciktirmek için hala bir şans olduğunu söylüyor.</p>

<p>Jahn, "Emisyonlardaki herhangi bir azalma deniz buzunun korunmasına yardımcı olacaktır" diye ekledi.(euronews)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim değişikliği toprağı da etkiliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-topragi-da-etkiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-topragi-da-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, iklim değişikliğinin ciddi anlamda etkilediği toprakta, küresel ısınmayla birlikte gelecek yıllarda bazı dönüşümler yaşanacağını belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/iklim_degisikligi_topragi_da_etkiliyor_h7870_a850c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, değişikliği, toprağı, etkiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliği, küresel ısınma ve kuraklık, dünyanın ortak sorunları arasında gösteriliyor. Bu durum son yıllarda toprağı tehdit eden faktörlerin de başında yer alıyor.</p>

<p>Uzmanlar, Dünya Toprak Günü'nde, küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin toprak üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>

<p>İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, sera gazlarının etkisiyle dünyanın sürekli ısınmaya devam ettiğini, bu durumun yağışları, yağışların ise toprağı etkilediğini söyledi.</p>

<p>Küresel ısınmanın yol açtığı olumsuz etkilerin sonuçlarının bugünlerde yaşandığını belirten Toros, şunları kaydetti:</p>

<p>"Buzulların erimesi, kuraklıkların artması, aşırı yağışlar, deniz su seviyesinin yükselmesi gibi onlarca felaketle karşı karşıyayız. Uzun yıllar yaşadığımız veya yeryüzünün, ekosistemin yaşadığı sistemdeki değişiklik... Bunlardan bir tanesi de topraklardaki ısınma. Aslında toprak demek hayat demek çünkü tüm gıdalarımızı toprakta yetiştiriyoruz. Toprakta bitkinin yetişebilmesi için güneş ışınına ihtiyacı var. Bol miktarda güneş ışığımız var ama bir de suya ihtiyacımız var."</p>

<p>Bir bölgede yağış düzeniyle birlikte topraktaki nem oranının da değiştiğini vurgulayan Toros, "Topraktaki nem oranı azaldıkça, bitkilerin yetişebilme şartları azalmaktadır. Bitkiler dezavantajlı duruma düşmektedir. Tabii sıcaklıkların artmasından bahsediyoruz. Su yüzeyinde sıcaklık bir derece arttığı zaman yüzde 7 su buharlaşması artıyor. Bu ne demektir? Toprakların ısınması, özellikle havanın ısınması, toprak yüzeyinden daha fazla suyun buharlaşması anlamına geliyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>Toros, Türkiye'nin yüz ölçümü itibarıyla yağış bütçesine bakıldığında, yıllık ortalama 450 milyar metreküp yağış potansiyeli olduğunu belirterek, bu yağışların bazı yıllar 350 milyar, bazı yıllar da 550 milyar metreküpe kadar değiştiğini söyledi.</p>

<p>Yağışların yeterince değerlendirilemediğine işaret eden Toros, "Belki şu anda bunun dörtte, beşte birini ancak kullanabiliyoruz. Geri kalanı akıp gidiyor" dedi.</p>

<p>Toros, "Evimizde, iş yerimizde veya tarlamızda, bahçemizde, yağmur hasadı dediğimiz, yağan yağışın akıp gitmemesi için yerinde biriktirilmesiyle ve bitkilere ihtiyacı kadar suyun verilmesiyle suyu daha verimli kullandığımız takdirde önümüzdeki yıllarda kısa vadede herhangi bir tehlike bizi beklemiyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"İklim değişikliği son yılların en büyük çevre sorunlarından birisi"</h2>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programı öğretim görevlisi Dr. Tuğçe Ağba Sevencan da iklim değişikliğinin son yılların en büyük çevre sorunlarından birisi olduğunu, insan hayatını dolaylı ya da doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p>Sevencan, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin toprak üzerinde ciddi etkileri olduğunu, ısınma artışıyla birlikte toprakta farklı formlar, döngüler ve dönüşümlerin yaşanacağını ifade etti.</p>

<p>Isınmayla birlikte buharlaşan havanın, yağış olarak tekrar yeryüzüne döndüğünü, bu durumun ise iklim değişikliklerine yol açtığını belirten Sevencan, bu döngünün direkt olarak bitki örtüsüne, çeşitliliğine ve oradan da tüketilen gıdaya yansıdığını dile getirdi.</p>

<p>Sevencan, "Önümüzdeki yıllarda bizi bu açıdan tehdit edecek birçok şey öngörülüyor, yörelerde yetişen sebzelerin, tarım ürünlerinin ya da bütün bitkisel floranın değişeceğiyle ilgili olarak. Tabii bu da kıtlık demeyelim ama besin azlığı ya da besinlerde dönüşüm şeklinde bir soru getiriyor aklımıza" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt="İklim değişikliği toprağı da etkiliyor" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-36243785.jpg"></p>

<p></p>

<h2>"Herkesin yapması gereken şeyler var"</h2>

<p>Toprak katmanlarının her yağıştan faydalanamadığını kaydeden Sevencan, "Küresel ısınma ve iklim değişikliği sebebiyle yağışlar çok daha hızlı ve kısa süreli oluyor. Toprak maalesef bundan faydalanamıyor. Böylelikle üst katmanlar her ne kadar ıslak ya da sulanmış gibi görünse de alt katmanlara doğru farklı bozulmalar meydana geliyor" ifadesini kullandı.</p>

<p>Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin toprağı olumsuz etkilemesini önlemek amacıyla herkesin yapması gerekenler olduğunun altını çizen Sevencan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Biz her ne kadar direkt iklim değişikliği olarak bunu düşünsek de bizim de alabileceğimiz önlemlerimiz var. Mümkün olduğunca sera gazı salınımını azaltmak, kullandığımız kimyasal maddeleri azaltmak, toprağı besleyici ve verimsel anlamda iyi gelebilecek ürünlerle besleyebilmek... İşte bunun için alternatifler var, kompostlar olabilir, farklı gübreler olabilir. Bu şekilde toprağı besleyerek ya da farklı tarım uygulamalarına yönelerek biraz daha B planı şeklinde ilerleyebiliriz." (TRT HABER)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>1 milyon Samuray Arısı doğaya salınacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/1-milyon-samuray-arisi-dogaya-salinacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/1-milyon-samuray-arisi-dogaya-salinacak</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’de ilk kez 2017 yılında görülen kahverengi kokarca böceği, çiftçinin başına bela olunca, Tarım ve Orman Bakanlığı hedef büyüttü. Daha önce yüz binlerle ifade edilen, kahverengi kokarcanın doğal düşmanı Samuray Arısı, 2025’te bakanlık tarafından 1 milyon üretilerek salınacak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/1_milyon_samuray_arisi_dogaya_salinacak_h7868_68399.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>milyon, Samuray, Arısı, doğaya, salınacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kahverengi kokarca böceği, Çin, Japonya, Tayvan ve Kore Yarımadası’nda yaşayan bir böcek türü. 2 santimetreden daha küçük olan bu böcek, bir savunma mekanizması olarak kullandığı kötü kokusuyla biliniyor.</p>

<p>Doğal yaşam alanı olan Uzak Doğu Asya’dan, ticari ürünler vesilesiyle tüm dünyaya yayıldı. 1996 yılında ABD’de ortaya çıktı ve meyve bahçelerinde büyük hasara yol açtı. Avrupa’da da ilk kez 2007  yılında İsviçre’de görüldü. 2011’de Almanya, 2014’te Rusya’da ortaya çıktı, 2016’da İtalya’ya ulaştı. Aynı yıl Avusturya’da da görüldü. 2018 yılında ise Gürcistan’a yayıldı.</p>

<p></p>

<p><strong>2017’de Türkiye’ye geldi</strong></p>

<p>İstilacı tür kahverengi kokarca, 2017’de Türkiye’ye geldi ve İstanbul’da görüldü. Elma, şeftali, soya, mısır ve fındık gibi tarım ürünlerine büyük zararlar verdi.</p>

<p>300’den fazla bitkide beslenebilen kahverengi kokarca, kayıplara neden olması yanında, ev, depo ve ahır gibi alanlarda toplanarak yaydığı kokuyla, vatandaşları da rahatsız etti.</p>

<p></p>

<p><strong>Çözüm için Samuraylar devrede</strong></p>

<p>Kahverengi kokarca ile mücadelede hem doğaya hem de ürünlere zarar veren ilaçlama yerine, biyolojik mücadele tercih edildi. 2021 yılında Karadeniz Tarımsal Araştırma Ensitüsü bünyesinde ‘biyolojik mücadele laboratuvarı’ kuruldu.</p>

<p>2022’de İtalya’dan Samuray Arısı ithal edilerek çoğaltıldı. 2023 yılında ise kitlesel üretime geçildi. Üretilen arılar, doğaya salındı. Kahverengi kokarca gibi Doğu Asya kökenli olan Samuray Arısı, yumurtalarını böceğin yumurtaları içine bırakarak çoğalmasını engelliyor. Böylece kahverengi kokarcanın çoğalması engelleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Milyon barajı aşılıyor</strong></p>

<p>Samuray Arısı, Tarımsal Araştırma ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı enstitüler tarafından Bu yıl 207 bin 286 adet üretilmiş ve 35 il 190 ilçe ve 508 konumda salımı yapıldı. 2025 yılı için ise hedef büyütüldü. Tarım ve Orman Bakanlığı 2025 yılında 1 milyon Samuray Arısı üretecek ve tarımsal bölgelere bırakacak.</p>

<p></p>

<p><img alt="1 milyon Samuray Arısı doğaya salınacak" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-34809122.jpg"></p>

<p></p>

<p><strong>Tek dert kokarca değil</strong></p>

<p>Biyolojik mücadele konusunda bakanlığın tek gündemi kahverengi kokarca ile sınırlı değil. Türkiye genelinde 46 zararlı organizma için ‘sürvey (gözlemleyip kontrol etme)’ çalışması hazırlandı. 35 zararlı organizma için de sürvey çalışmaları devam ediyor.Karantinaya tabi organizmalarla mücadele için üreticilere destek ödemesi yapılıyor.</p>

<p>Mücadele edilen zararlılar içinde meyvelere zarar veren uzun antenli turunçgil böceği, hububata zarar veren süne böceği ve Akdeniz meyve sineği de var.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizli&amp;#039;deki orman yangını ikinci gününde: Havadan ve karadan müdahale sürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denizlideki-orman-yangini-ikinci-gununde-havadan-ve-karadan-mudahale-suruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denizlideki-orman-yangini-ikinci-gununde-havadan-ve-karadan-mudahale-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Denizli&#039;nin Merkezefendi ilçesindeki Başkarcı Dağı&#039;nda dün saat 15.00 sırlarında çıkan orman yangın sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/denizli_deki_orman_yangini_ikinci_gununde_havadan_ve_karadan_mudahale_suruyor_h7855_0fbf3.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denizli&amp;039deki, orman, yangını, ikinci, gününde:, Havadan, karadan, müdahale, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Havanın kararmasıyla ara verilen havadan müdahale, günün ilk ışıklarıyla birlikte yerinden başladı.</p>

<p><em>Ayrıntılar gelecek…</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Kirli suyla sulanmış ürünleri yiyoruz&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kirli-suyla-sulanmis-urunleri-yiyoruz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kirli-suyla-sulanmis-urunleri-yiyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;da 5 mahalleden geçerek Nilüfer Çayı ile birleşen Ayvalı Dere, kırmızı akmaya başladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/kirli_suyla_sulanmis_urunleri_yiyoruz_h7851_ad4b0.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kirli, suyla, sulanmış, ürünleri, yiyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer ilçesine bağlı 29 Ekim, Özlüce, Ertuğrul, Yüzüncü Yıl ve Yolçatı mahallelerinden geçerek, Nilüfer Çayı ile birleşen, Karacabey Boğazı'ndan da Marmara Denizi'ne dökülen Ayvalı Dere, kırmızı akmaya başladı.Çevresinde tekstil fabrikaları bulunan deredeki yoğun kimyasal atıklar sadece suyun rengini değiştirmekle kalmıyor, derenin beslediği Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerini de olumsuz etkiliyor.Sudaki kirlilik, oksijen seviyesini en az düzeye getirdiği için bölgede balık ölümleri gerçekleştiğini söyleyen mahalleli, sudan beslenen tarım arazilerinde yetiştirilen meyve ve sebzelerde oluşabilecek kimyasallardan dolayı tedirginlik yaşıyor.</p>

<p><strong>"TOPRAĞIN EKOLOJİK DENGESİNİ BOZUYOR"</strong></p>

<p>Sudaki kirliliği tarım arazilerini olumsuz etkilediğine ve toprağın ekolojik dengesini bozduğuna dikkat çeken Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar, "Ayvalı Dere'nin kirliliğinin yüzde 80'ini endüstriyel atıklar oluşturuyor. Kaçak deşarjlar ve arıtılmadan dereye dökülen atık sular, maalesef bu durumda suyun kalitesini oldukça olumsuz etkiliyor. Bu kirleticiler zamanla toprak içinde birikiyor. Toprağın ekolojik dengesini bozuyor. Böylelikle toprak da verimsizleşmeye başlıyor" dedi.</p>

<p><strong>"KİRLİ SUYLA SULANMIŞ TOPRAKTAKİ ÜRÜNLERİ YİYORUZ"</strong></p>

<p>Kimyasal atıklarla kirlenmiş suyla sulanan tarım arazilerinde yetişen ürünlerin, insan sağlığına vereceği zararları da hatırlatan Doç. Dr. Efsun Dindar, "Sudaki kirlilik, oksijen seviyesini en az düzeye indirdiği için derede yaşamını sürdüren canlıların ölümlerinin gerçekleştiği de kamuoyuna yansıyor. Bu kimyasallar, yediğimiz meyve ve sebzelerin yetiştiği tarım arazilerindeki topraklarda birikiyor. Temiz bir dere suyuyla değil, kirli bir suyla sulanmış topraktaki, sebze ve meyveleri yemek durumunda kalıyoruz. İnsan sağlığını olumsuz etkileyen unsurlardan birisi de budur" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu kış soğuk geçecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bu-kis-soguk-gececek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bu-kis-soguk-gececek</guid>
<description><![CDATA[ Kış kapıya dayandı, soğuklar başladı. Meteorolojik veriler bu yıl kış mevsiminin daha sert geçeceğini gösteriyor. Peki kar yağışı görülecek mi? Detaylar haberimizde… ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/bu_kis_soguk_gececek_h7867_26e3c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>kış, soğuk, geçecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar sona ererken, kış tüm ağırlığıyla kapıyı çalmaya başladı. Soğuk hava da kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Sonbaharda Türkiye’de hava sıcaklığı yer yer mevsim normallerinin üzerine çıktı.</p>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre eylül ayında Ege ve Karadeniz Bölgeleri’nin iç kesimlerinde, Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu, Karadeniz ve İç Anadolu Bölgeleri’nin hemen hemen tamamında mevsim normalleri civarında hava sıcaklığı görüldü. Diğer bölgelerde ise mevsim normallerinin üzerinde seyretti. Yağış açısından bakıldığında ise eylül bereketli geçti. Türkiye genelinde hem uzun yıllar ortalamasının hem de geçen yılın üzerinde yağış görüldü.</p>

<p>Ekim ayında da yine hava sıcaklığı genel olarak mevsim normallerinde seyretse de zaman zaman artışa geçti. Ancak yağış anlamında bereketsiz bir ay oldu. Yağışlarda normaline göre yüzde 46, geçen yıl ekim ayı yağışına göre ise yüzde 27 azalma meydana geldi.</p>

<p>Peki kış nasıl bir yüzle karşımıza çıkacak? Kar yağışı görülecek mi? Kış mevsiminin nasıl geçeceğini İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Meteoroloji Uzmanı Dr. Güven Özdemir’le konuştuk.</p>

<p></p>

<p>Geçtiğimiz sene kar kuraklığı yaşadık. Bu sene bunu beklemiyoruz. Geçmiş yıllara göre kar yağışı az olsa da yine de etkin bir kar yağışı bekliyoruz. Çünkü yer altı sularımız için yağan yağmur yeterli değil.</p>

<p>Meteoroloji Uzmanı Dr. Güven Özdemir</p>

<p></p>

<h2>Barajları dolduracak kadar yağış görülebilir</h2>

<p>Kış mevsiminin bu yıl ılıman ama geçen yıla göre daha soğuk geçeceğini ifade ederek sözlerine başlayan Dr. Özdemir, “Soğuk hava derken günlerce yağan kar veya yağmur şeklinde değil... İstanbul’da aralık, ocak ve şubatta bir-iki gün sürecek özellikte kar yağışları bekliyoruz” diyor.</p>

<p>Kuraklık endişelerinin arttığı son aylarda, önümüzdeki kış aylarında kar yağışıyla bu açığın kapanıp kapanmayacağı merak konusu. Anadolu’da ise özellikle yüksek kesimlerde istenilen kar yağışının görüleceğinin altını çizen Dr. Özdemir, “Aralık ayında soğuk havanın Türkiye genelinde etkili olmasını bekliyoruz. Ne kadar yağış alabileceğimizi ise önümüzdeki haftalarda göreceğiz. Ancak ben bu kıştan ümitliyim. En azından barajlarımızı dolduracak kadar yağış alma ihtimalimiz yüksek” diye sürdürüyor sözlerini.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-33693014(2).jpg"></p>

<p></p>

<p>Bu noktada önemli olanın kar yağışı olduğuna dikkat çeken Dr. Özdemir, sebebini ise şöyle açıklıyor:</p>

<p>“Çünkü kar yağışını etkin bir şekilde aldığımız takdirde toprak da suya doyacaktır. Geçtiğimiz sene kar kuraklığı yaşadık. Bu sene bunu beklemiyoruz. Geçmiş yıllara göre kar yağışı az olsa da yine de etkin bir kar yağışı bekliyoruz. Çünkü yer altı sularımız için yağan yağmur yeterli değil. Yağmur yüzeyden akıp gittiği için toprağın belli bir miktarına kadar geçiyor ve buharlaşma fazla oluyor. Kar yavaş yavaş eridiği için toprağın derinliklerine kadar inebiliyor.”</p>

<h2>Ekstrem hava olayları görülebilir</h2>

<p>Kış mevsiminin bu sene kendini hissettirmesi beklense de güneyden esen rüzgarlarla zaman zaman sıcaklıkların mevsim normallerinin biraz üzerine çıkması da bekleniyor.</p>

<p>Kış mevsiminde en fazla merak edilen konulardan biri de ekstrem hava olaylarının yaşanıp yaşanmayacağı… Dr. Özdemir, önümüzdeki günlerde bu tip hava olaylarının yaşanabileceğini söyleyerek, “İç bölgelerde <a href="https://www.trthaber.com/etiket/bolu/" target="_blank">Bolu</a> ve <a href="https://www.trthaber.com/etiket/duzce/" target="_blank">Düzce</a> gibi yerlerde kar yağışı görülecek. Bu kar yağışından zaman zaman da olsa kara yolları etkilenebilir, olumsuzluk yaşanabilir” diyor.</p>

<p>Bu kış mevsiminde de her yıl olduğu gibi Doğu Anadolu’da, Karadeniz’in ve Güney Doğu Anadolu’nun yüksek kesimlerinde yoğun kar yağışı görülmesi beklentiler arasında.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Turistik ilçedeki arıtma tesisinde çökme!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turistik-ilcedeki-aritma-tesisinde-coekme</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turistik-ilcedeki-aritma-tesisinde-coekme</guid>
<description><![CDATA[ İZSU&#039;nun arıtma tesisindeki çökme nedeniyle yaklaşık 3,8 milyon metreküp atık su arıtılmadan Alaçatı ve Delikliköy arasından denize döküldü. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/turistik_ilcedeki_aritma_tesisinde_cokme_h7866_05edf.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Turistik, ilçedeki, arıtma, tesisinde, çökme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Denizlerdeki kirlenme her geçen gün daha fazla sorun olmaya devam ediyor. Arıtılmamış atıkların denize boşaltılması birçok kıyı alanında alarm veriyor. Bu sorunlara bir yenisi de Çeşme'de eklendi.</p>

<p>İzmir'in Çeşme ilçesindeki, günlük 22 bin metreküp atık suyu arıtma kapasitesine sahip, Alaçatı Atıksu Arıtma Tesisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne devredilmişti. Tesiste Haziran ayı başından itibaren yaşanan peşi sıra teknik arızalar ve çökme nedeniyle tesisin duvarlarında ciddi yıkılmalar meydana geldi. Başlatılan onarım çalışmalarının, uzun sürmesi nedeniyle yaz sezonu boyunca tesis tam kapasiteyle çalışmadığı için atık sular doğrudan denize boşaltıldı.</p>

<p><strong>YETERLİ MÜDAHALE YAPILMADI</strong></p>

<p>Çeşme'nin önemli atık su tesislerinden Reisdere Atıksu Arıtma Tesisi de bir süredir çalışmıyor.  Arıtılmamış atık su, Reisdere Deresi'ne deşarj edilerek denize ulaşırken, özellikle Şifne Deresi'nde yoğun kirliliğe neden olmaya devam ediyor. Bölgede yaşayan vatandaşların şikâyetleri ise karşılık bulmadı.</p>

<p>Alaçatı Atıksu Arıtma Tesisi'nin tam kapasiteyle çalışmaya başlaması için yapılan çalışmaların tamamlanmasına rağmen tesisisin son kabulü gerçekleşmediği için sorun devam ediyor. Reisdere ve Alaçatı tesislerindeki arızaların giderilmesi ve arıtma işleminin yeniden başlatılması, çevre ve halk sağlığı açısından önem taşıyor.</p>

<p><strong>BAKTERİYOLOJİK KİRLENMEYE NEDEN OLUYOR </strong></p>

<p>Arıtma sorunu aynı zamanda bakteriyolojik kirlenmeye neden olduğunu söyleyen Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi  Prof. Dr. Doğan Yaşar, birçok ülkenin birçok sahilinde yaşanan bu sorunun tehlikeli boyutlara geldiğini söyledi. Sadece Çeşme'de değil aynı sorunun Narlıdere ve Çiğli Arıtma Tesislerinde de yaşandığını belirten Yaşar, "İzmir arıtma tesisleri bakımından Avrupa'nın en iyisi olmasına rağmen bugün önemli sorunlar yaşıyor. Arıtma kadar aktarma borularında da önemli sorunlar var. Tesislerin öncelikle ivedilikle kontrol edilmesi gerekiyor." dedi.</p>

<p>Körfez'de yaşanan toplu balık ölümlerini hatırlatan Yaşar, "Arıtılmayan suların denize dökülmesi ciddi bir tehlike olmaya devam ediyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İZSU'ya bağlı Çiğli ve Güneybatı atık su arıtma tesislerine "çevre mevzuatında belirtilen standartların üzerinde" kirli suyu körfeze boşalttığı için ceza kesmişti. Buradan şunu ifade etmek isterim ki kıyı ve denizleri yoğun sanayi ve evsel kirlenme baskısı altındadır. Atıksuların modern, gelişmiş arıtımı artırmak için uzman teknik kadrolara ihtiyaç var." dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.evrensel.net/upload/dosya/277054.jpg"></p>

<p><strong>SORUN GÖRMEZDEN GELİNİYOR</strong></p>

<p>Son 7-8 yıldır Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi ve Narlıdere Güneybatı İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi 'nde yaşanan yetersizlikleri ve sorunları değerlendiren Yaşar, "Çeşme'de yaşanan sorun derhal giderilmelidir. Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi'ne 4. faz bir türlü yapılmadı, yapılmayınca bu sefer baypaslar yaşanıyor. Çeşme'deki arıtma tesislerinde de baypasların yapılması normaldir. Anladığım kadarıyla burada baypas değil farklı bir sorun karşımıza çıkıyor. Atık su doğrudan denize bırakılması önemli çevre kirliliğine neden olacaktır." diye konuştu.  (<strong>Ramis Sağlam-Evrensel</strong>)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;#039;da halk, orman parkı ihalelerine tepki gösterdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyada-halk-orman-parki-ihalelerine-tepki-goesterdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyada-halk-orman-parki-ihalelerine-tepki-goesterdi</guid>
<description><![CDATA[ Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy, Antalya genelinde benzeri 100&#039;den fazla ihale olduğunu açıkladı ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/antalya_da_halk_orman_parki_ihalelerine_tepki_gosterdi_h7848_ba7ff.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalya&amp;039da, halk, orman, parkı, ihalelerine, tepki, gösterdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'nın Kaş ilçesinde, popüler Likya Yolu üzerindeki orman parkı alanlarının turistik tesisler için ihaleye açılması bölge halkını ayağa kaldırdı.</p>

<p></p>

<p>Kaş, Konyaaltı ve Döşemealtı bölgelerindeki ormanlık alanların valilik bünyesinde kurulan şirketler tarafından ihaleye çıkarılması büyük tepki topladı.</p>

<p>Duvar'da yer alan habere göre, Pınarbaşı ihale alanında Kaş halkı, sivil toplum kuruluşları ve meclis üyeleri pazartesi akşamı eylem düzenledi. Orman parkları yönetmeliğinin ve Pınarbaşı ihalesinin iptali talepleri gündeme getirildi. Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy, Antalya genelinde benzeri 100'den fazla ihale olduğunu açıkladı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya nehirleri alarm veriyor: Türkiye&amp;#039;deki durum ne?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunya-nehirleri-alarm-veriyor-turkiyedeki-durum-ne</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunya-nehirleri-alarm-veriyor-turkiyedeki-durum-ne</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın hemen her yerinde nehir seviyelerinde ciddi düşüş söz konusu. Peki, Türkiye bu durumdan nasıl etkileniyor? Özellikle hangi bölgelerde nehirlerdeki su seviyesi giderek azalıyor? ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/dunya_nehirleri_alarm_veriyor_turkiye_deki_durum_ne_h7865_5811e.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, nehirleri, alarm, veriyor:, Türkiye&amp;039deki, durum, ne</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) geçtiğimiz haftalarda yayınladığı Küresel Su Kaynakları Raporu’na göre, dünya genelinde son beş yılda nehir seviyeleri ortalamanın altına indi ve rezervler düştü. Nehir havzalarının yüzde 50’sinden fazlasında olağan dışı koşullar yaşandı. Özellikle Kuzey, Orta ve Güney Amerika’da, Amazon ve Mississippi nehirlerindeki su seviyesinde rekor düzeyde düşüş tespit edildi. Asya ve Okyanusya’da Ganj, Brahmaputra ve Mekong nehir havzalarında da benzer tablolar ortaya çıktı.</p>

<p>2023 kayıtlara “en sıcak yıl” olarak geçse de iklim değişikliği su döngüsünü etkileyerek aşırı kuraklık ve sellere neden oldu. Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre, yılın ortasında La Nina’dan El Nino’ya geçiş bu durumu etkiledi. Afrika’nın doğu kıyısı, Yeni Zelanda’nın Kuzey Adası ve Filipinler selden etkilenen bölgeler arasında yer aldı. İsveç, İrlanda ve Birleşik Krallık’ta ise nehirlerde olağanın üzerinde su seviyesi kaydedildi.</p>

<p>Dünyanın hemen her bölgesinde yaşanan nehir seviyelerindeki hareketlilik ortada… Peki, Türkiye’de durum ne? Hangi bölgelerde susuzluğun etkileri daha fazla hissediliyor? Merak edilen sorulara İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İklim Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil’le yanıt aradık.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-35695518.jpg"></p>

<p></p>

<h2>Su krizinin sebebi: İklim değişikliği</h2>

<p>“Zaman zaman karşımıza çıkan yağışların azalması veya kuraklaşma dediğimiz su noksanlığına doğru gidişler ya da tam tersi sel veya buna benzer hadiselerin artıyor olması gibi süreçler aslında küresel iklimi kontrol eden sistemlerin periyodik olarak değişiminden de kaynaklanıyor” diye sözlerine başlıyor Prof. Dr. Gönençgil.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’nin bu yıl itibariyle su stresi anlamında geçtiğimiz yıllarda zaman zaman gördüğümüz alarm seviyesinde bir durumu gözükmüyor. Ama bu demek değildir ki, istediğimiz gibi suyu kullanalım, tüketelim. Normalmiş gibi gözüken bu yıllarda dikkat etmezsek zor ve stresli koşullarda uyum sağlamak daha da büyük bir problem haline geliyor.</p>

<p>İklim Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil</p>

<p></p>

<p>La Nina ve El Nino’nun tüm periyodik değişimlerdeki rolü yadsınamaz bir gerçek… Prof. Dr. Gönençgil bu konuya ilişkin, “La Nina’dan El Nino koşullarına dönüş ya da tam tersi El Nino’dan La Nina’ya dönüş, Kuzey Atlantik salınımındaki değişimler bölgeleri etkiliyor. Kuzey Atlantik salınımındaki değişimler bir tarafta Kuzey Avrupa’yı farklı etkilerken Güney Avrupa’yı ve Akdeniz’i daha başka şekilde etkileyebiliyor. Bunlar da periyodik olarak değişimler gösteriyor. Öncelikle çıkış noktasını bu şekilde kabul etmemiz lazım” diyor.</p>

<h2>Türkiye’de su kaynaklarının durumu ne?</h2>

<p>2023’te ekstrem hava olayları yaşansa da genel olarak sıcak hava yıla damga vurdu. Bu durumun Türkiye’ye yansımalarını Prof. Dr. Gönençgil’den öğreniyoruz:</p>

<p>“Bu, Türkiye’de de benzer koşulları getirdi. Özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklık koşulları meydana geldi. Genel çerçeve içerisinde baktığımız zaman yağışlarda geçtiğimiz yıl yaşanan düşüş veya azalışın su rezervlerine, yeraltı suyuna, akarsudaki akış debilerine ve dolayısıyla da insan faaliyetlerine yansımasının negatif olduğu sıkıntılı, su stresinin olduğu bir dönemi yaşadık.”</p>

<p>2024’ün geçtiğimiz yıla göre gerek yağış gerekse su stresi anlamında biraz daha rahat geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Gönençgil, “Yerkürenin farklı yerlerinde ortaya çıkan durumların birebir aynısını Türkiye’de her zaman yaşayamayabiliyoruz” diyerek nedenini, “Bunlar Türkiye’nin coğrafi özelliklerinden kaynaklanan farklılıklar. Bir tarafta kuraklık hadiseleri ya da su noksanlıkları hüküm sürerken Karadeniz sahillerinde de aşırı seller görebiliyoruz” şeklinde açıklıyor.</p>

<p>Geçtiğimiz su yılının (ekim ve nisan dönemi) yağış açısından daha riskli ve su stresinin yüksek olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gönençgil, bu yılı ise şöyle değerlendiriyor:</p>

<p>“Bu yıl birikimler itibariyle biraz daha pozitif bir giriş sağladık. Nispeten yağışlı dönemler birbirini kovalamaya başladı. Türkiye’nin bu yıl itibarıyla su stresi anlamında geçtiğimiz yıllarda zaman zaman gördüğümüz alarm seviyesinde bir durumu gözükmüyor. Ama bu demek değildir ki, istediğimiz gibi suyu kullanalım, tüketelim. Normalmiş gibi gözüken bu yıllarda dikkat etmezsek zor ve stresli koşullarda uyum sağlamak daha da büyük bir problem haline geliyor. Bu sene her ne kadar mevsim normalleri civarında devam edecek gibi gözüken yağış ve su kaynakları varlığı düşünülse de bunu bir rehavet olarak algılamamak lazım.”</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-35730327.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Hangi bölgeler risk altında?</h2>

<p>Peki, Türkiye’nin önemli su kaynakları olan nehirlerdeki su seviyesi ne durumda? Yanıtını yine Prof. Dr. Gönençgil’den öğreniyoruz:</p>

<p>“Kış dönemine girdik, yağışlarda artış bekliyoruz. Özellikle Karadeniz nehirleri, zaten yüksek miktarda debisi olan ve suyu taşıyan nehirler. Karadeniz’de bir sıkıntı beklemiyoruz. Ancak İç Anadolu’da yağışların gecikmesi ya da mevsim normallerinin altında kalması akarsularda debi düşüşlerini ve bu da tabii başta sulama olmak üzere kullanım açısından stresli bir dönemi getirebilir. Özellikle İç <a href="https://www.trthaber.com/etiket/anadolu/" target="_blank">Anadolu</a> ve Güneydoğu Anadolu bu noktada öne çıkıyor. Fakat bazı yıllarda gördüğümüz o çok yoğun su stresini, noksanlığını bu yıl pek görmeyeceğiz.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;2024 İklim Durumu Güncellemesi&amp;quot; raporu yayımlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/2024-iklim-durumu-guncellemesi-raporu-yayimlandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/2024-iklim-durumu-guncellemesi-raporu-yayimlandi</guid>
<description><![CDATA[ Azerbaycan&#039;ın başkenti Bakü&#039;de başlayan COP29&#039;un ilk gününde WMO tarafından &quot;2024 İklim Durumu Güncellemesi&quot; raporu yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/2024_iklim_durumu_guncellemesi_raporu_yayimlandi_h7862_86fa1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2024, İklim, Durumu, Güncellemesi, raporu, yayımlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Raporda, ocak-eylül döneminde küresel ortalama yüzey hava sıcaklığının, El Nino hava olayının da etkisiyle Sanayi Devrimi öncesi ortalamanın 1,54 derece üzerinde olduğu aktarıldı ve son verilere göre 2024'ün kayıtlardaki en sıcak yıl olma yolunda ilerlediği vurgulandı.</p>

<p>Raporun yayımlanmasının hemen ardından WMO Genel Sekreteri Saulo ve İklim Servisleri Bölümü Direktörü Chris Hewitt, COP29 kapsamında bir oturum gerçekleştirdi.</p>

<p>İklim krizinin gelecek nesiller için büyük bir problem olduğunu belirten Saulo, "Ben 1 yaşındaki torunumun gözlerine baktığımda onun ve diğer milyonlarca çocuğun geleceği için kendimi sorumlu hissediyorum." dedi.</p>

<p>Ocak ve eylül arasında küresel sıcaklıklarda yaşanan artıştan bahseden Saulo, yaşanan bu durum sonrası Paris Anlaşması'nın küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefinin gerçekleştirilmesinin giderek zorlaştığını kaydetti.</p>

<p>Bu bağlamda WMO'nun karar vericileri bilgilendirmek amacıyla bir uzman ekibi oluşturduğu bilgisini paylaşan Saulo, "İlk göstergelere göre uzun vadeli küresel ısınma, Sanayi Devrimi öncesiyle karşılaştırıldığında şu an ortalama 1,3 derecede. Bunlar istatistiklerden ve grafiklerden çok daha fazla şey ifade ediyor. Isınma derecesindeki her küçük parça önemli ve iklim aşırılıklarını, etkilerini ve risklerini artırıyor." diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt='"2024 İklim Durumu Güncellemesi" raporu yayımlandı' src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-16579580(1).jpg"></p>

<p></p>

<h2>"El Nino kuraklığı ve açlığı artırdı"</h2>

<p>İklim aşırılıklarının artık gözle görülür bir seviyeye geldiğinin altını çizen Saulo, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Bu yıl birçok ülkede rekor kıran yağışlara, sellere, korkunç can kayıplarına tanık olduk. Bu durum her kıtada toplumların yüreklerini acıttı. İspanya'da yaşanan inanılmaz derecedeki yağış daha sıcak bir atmosferin ne kadar fazla su tutabileceğine dair bir uyandırma çağrısıydı. Hızla yoğunlaşan tropikal kasırgalar, büyük bir ekonomik ve insani zarara neden oldu. Bunu Helen Kasırgası'nda gördük. Yaşanan olayların sayısı ele alınamayacak kadar çok fazla. El Nino kuraklığı ve açlığı artırdı. Okyanus ısınması yüzyıllık ve bin yıllık zaman ölçeklerinde geri döndürülemez seviyede. Buzul kaybı giderek kötüleşiyor. Antarktika’daki deniz buzulu genişlemesi kayda geçen en düşük ikinci seviyedeydi. Isınan okyanuslar ve eriyen buzlar nedeniyle deniz seviyesindeki yükseliş hızlanıyor ve son 30 yılda iki katına çıktı."</p>

<p>Atmosferdeki sera gazı artışına da değinen Saulo, karbondioksit konsantrasyonunun Sanayi Devrimi öncesiyle karşılaştırıldığında yüzde 51, son 20 yılda ise en az yüzde 11 yükseldiğini, emisyonlarda acil düşüş ve iklim etkilerini azaltmak için harekete geçilmesi gerektiğini bildirdi.</p>

<p>Saulo, "1,5 derece hedefinden vazgeçmemiz mümkün değil. Bunu gündemimizin en tepesinde tutmakla yükümlüyüz. Kendimizi belirlediğimiz eşiklere göre ayarlamalıyız ve limitleri aşmamalıyız." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hewitt ise yayımladıkları raporda ısınmayla ilgili saptadıkları derecelerin, ilk göstergeler üzerinden belirlendiğini hatırlatarak, "1,5 derece hedefiyle ilgili Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) ile büyük ölçüde uyumlu bir şekilde çalışıyoruz. COP30’da daha fazla veri sunacağımızı umuyorum." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Körfez&amp;#039;de kriz: Tugay&amp;#039;dan &amp;#039;Acil Eylem Planı&amp;#039;na veto!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/koerfezde-kriz-tugaydan-acil-eylem-planina-veto</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/koerfezde-kriz-tugaydan-acil-eylem-planina-veto</guid>
<description><![CDATA[ CHP Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Gölge Bakan Yardımcısı Bozoğlu, İzmir Körfezi için yapılan &quot;Acil Eylem Planı&quot; toplantısında alınan 15 maddelik kararların AK Parti’nin sorunları çözmeye yönelik olmadığını vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın maddelere imza atmadığını ve bakanlığın sorumluluk almadığını belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/korfez_de_kriz_tugay_dan_acil_eylem_plani_na_veto_h7844_80dbd.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Körfez&amp;039de, kriz:, Tugay&amp;039dan, &amp;039Acil, Eylem, Planı&amp;039na, veto</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1>CHP Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Gölge Bakan Yardımcısı <strong>Baran Bozoğlu</strong>, <strong>İzmir Körfez<a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/haberleri/izmir-korfezi" target="_blank" title="İzmir Körfezi haberleri">i</a></strong> için yapılan "<strong>Acil Eylem Planı</strong>" toplantısında alınan 15 maddelik kararların AK Parti’nin sorunları çözmeye yönelik olmadığını vurguladı.</h1>

<p><strong><a href="https://www.gercekizmir.com/haber/Iste-Izmir-Korfezini-kurtaracak-15-maddelik-acil-eylem-plani/159037">İŞTE İZMİR KÖRFEZİ İÇİN HAZIRLANAN 15 MADDELİK EYLEM PLANI!</a></strong></p>

<p><strong>"TUGAY İMZALAMADI!"</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın maddelere imza atmadığını belirten Bozoğlu, bakanlığın sorumluluk almadığını, deniz kirliliği konusundaki incelemelerin yetersiz kaldığını ifade etti. Bozoğlu, 23 yıldır devam eden inceleme ve araştırmaların neden yapılmadığını ayrıca sorgularken kesilen çevre cezaları ile elde edilen gelirin bu sorunun çözümüne aktarılması gerektiğini ifade etti.Bozoğlu, “İzmirlilerin sağlıklı yaşam hakkı için, tüm ekonomik zorluklara rağmen mücadelemizi sürdüreceğiz.’’ dedi</p>

<p>(Cumhuriyet- Ece İçmez)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yasaklara uymayan balıkçılara göz açtırılmayacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yasaklara-uymayan-balikcilara-goez-actirilmayacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yasaklara-uymayan-balikcilara-goez-actirilmayacak</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı, gelecek yıl yasa dışı su ürünleri avcılığının önlenmesine yönelik deniz ve iç sulardaki av sahaları ile karaya çıkış ve satış noktalarında 158 bin denetim yapacak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/yasaklara_uymayan_balikcilara_goz_actirilmayacak_h7858_b374d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yasaklara, uymayan, balıkçılara, göz, açtırılmayacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'ndan yapılan derlemeye göre, Türkiye'nin coğrafi konumu ve doğal kaynakları, su ürünleri sektörü açısından önemli fırsatlar sunuyor.</p>

<p>Nüfusun artması ve doğal kaynakların giderek azalması nedeniyle yetiştiricilik yoluyla gerçekleştirilen su ürünleri üretiminin payı avcılığa göre giderek artıyor. Söz konusu artışta sulama ve enerji amacıyla yapılan gölet ve barajlar da etkili oluyor.</p>

<p>Geçen yıl gerçekleşen 1 milyon tonluk su ürünleri üretiminin yüzde 41,6'sı deniz avcılığı, yüzde 3,3'ü iç su avcılığı ve yüzde 55,1'i yetiştiricilikten oluştu. Avcılık ve yetiştiricilik dahil toplam su ürünleri üretiminin yüzde 18,8'i iç sularda gerçekleştirildi.</p>

<p>Verilere göre, 2022'de 514,8 bin ton olan su ürünleri yetiştiriciliği yüzde 8,1 artışla geçen yıl 556 bin tona yükseldi. İç sularda alabalık, denizlerde de çipura, levrek ve özellikle son dönemde Türk somonu üretiminde önemli artış görüldü.</p>

<p>Türkiye'de geçen yıl itibarıyla yıllık 536 bin ton kapasiteli 554 deniz balığı yetiştiriciliği tesisi, yıllık 277 bin ton kapasiteli 1831 iç su balıkları yetiştiriciliği tesisi olmak üzere 813 bin ton kapasiteli 2 bin 385 su ürünleri yetiştiriciliği tesisi faaliyet gösteriyor.</p>

<h2>Yıllık 7 bin 500 ton ürün kapasiteli yetiştiricilik alanı üretime açılacak</h2>

<p>Su kaynaklarının korunması ve yasa dışı avcılıkla mücadele kapsamında deniz ve iç sulardaki av sahalarında, karaya çıkış noktaları dahil tüm güzergah, tesis ve balık hallerinde, balık unu ve yağı fabrikalarında, perakende satış yerleri ve soğuk hava depolarında çapraz denetim yapılıyor. Bu kapsamda yılın 6 ayında 79 bin denetim gerçekleştirildi.</p>

<p>Yasa dışı su ürünleri avcılığının önlenmesine yönelik olarak gelecek yıl da 158 bin denetim yapılması planlanıyor. Ayrıca 200 bin metrekare terkedilmiş av aracı da su kaynaklarından temizlenecek.</p>

<p>Mevcut stokların korunması ve sürdürülebilir şekilde işletilmesi amacıyla iç su kaynaklarına gelecek yıl 70 milyon balık yavrusu salınacak. Ayrıca, yeni su ürünleri yetiştiricilik bölgelerinin belirlenmesine yönelik çalışmalar kapsamında tespit edilen yıllık 7 bin 500 ton ürün kapasiteli yeni alanın üretime açılması planlanıyor.</p>

<h2>15 bin küçük ölçekli balıkçı desteklenecek</h2>

<p>Tarımsal Üretimin Planlanması Yönetmeliği kapsamında su ürünleri stoklarının korunarak sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi amacıyla üretim planlaması sürecine girildi.</p>

<p>Düzenlemeye göre, başta hamsi olmak üzere avcılık yoluyla elde edilen mavi yüzgeçli orkinos, deniz patlıcanı, inci kefali, tıbbi sülük, beyaz kum midyesi ve yılan balığı, yetiştiricilik kapsamında da Türk somonu, çipura, levrek ve Akdeniz midyesi üretim planlanması kapsamına alındı.</p>

<p>Ayrıca, avcılık ve yetiştiricilikte üretim faaliyetleri ve yeni türlerin desteklenmesi amacıyla AR-GE çalışmalarına, su ürünleri araştırma enstitülerinin altyapılarının güçlendirilmesine ve balıkçı barınaklarına yönelik ihtiyaç analizi çalışmalarına devam edilecek.</p>

<p>Küçük ölçekli balıkçılık işletmelerinin ekonomik sürdürülebilirliklerinin sağlanması amacıyla gelecek yıl tarımsal destekleme bütçesi kapsamında 15 bin küçük ölçekli balıkçı desteklenecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarımda 20 milyar metreküpün üzerinde su israf ediliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tarimda-20-milyar-metrekupun-uzerinde-su-israf-ediliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tarimda-20-milyar-metrekupun-uzerinde-su-israf-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi&#039;nden Prof. Dr. Eyüp Selim Köksal, &quot;Türkiye&#039;de yaklaşık 55 milyar metreküp su kontrol altında. Bunun da yaklaşık 45 milyar metreküpü tarıma tahsis ediliyor. Bu suyun içerisinde de 20 milyar metreküpün üzerindeki suyun resmi rakamlara göre israf edildiği ortada&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/tarimda_20_milyar_metrekupun_uzerinde_su_israf_ediliyor_h7842_4a18a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tarımda, milyar, metreküpün, üzerinde, israf, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye'de en stratejik sektörlerden birinin tarım olduğunu belirten OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyüp Selim Köksal, "<em>Tarım hem dünyada hem de Türkiye'de su kaynaklarının en yoğun kullanıldığı sektördür. Aynı zamanda su kaynaklarının da en çok israf edildiği sektördür" dedi. Prof. Dr. Köksal, "Ülkelerin, tarım teşkilatlarının en çok yatırım yaptıkları işlerden bir tanesi, sulamadır. Türkiye'de diğer ülkelere göre sulamada geride değiliz; ama hala değiştirilmesi gereken yönlerimiz var. Bunlardan bir tanesi de sulamada kayıp olan suların önüne geçmek. Bunun için çiftçilerimizin bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi bir yere kadar. Artık çiftçilerimizi daha nitelikli sulama sistemlerine, daha otomasyonlu sulama sistemlerine kavuşturmak zorundayız</em>" diye konuştu.</p>

<h3>'Suyu daha doğru kullanmamız lazım'</h3>

<p>Türkiye'nin yaklaşık 55 milyar metreküp suyu kontrol altında tuttuğunu belirten Prof. Dr. Köksal, "<em>Türkiye'de yaklaşık 55 milyar metreküp su kontrol altında. Bunun da yaklaşık 45 milyar metreküpü tarıma tahsis ediliyor. Bu suyun içerisinde de 20 milyar metreküpün üzerindeki suyun resmi rakamlara göre israf edildiği ortada. O halde bu 20 milyar metreküp sudan daha fazla tasarruf etmemiz lazım ki daha az yatırımla, aynı su kaynağı ile aynı miktarda üretim yapabiliriz. Ya da ek yatırımlarla daha fazla alanda sulu tarım yaparak tarımda daha fazla üretim yapabiliriz. Bu da milli ekonomi açısından çok büyük bir yere sahiptir. Tarımda suyu daha doğru kullanmamız lazım. Ama sadece araziye boru döşemekle, sulama sistemleri döşemekle, suyu etkin kullanmak mümkün değil. Suyu gerekli zamanda, gerekli miktarda gereken yerde kullanma zorunluluğumuz var</em>" dedi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayder Yaylası’na Bakanlık koruması</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ayder-yaylasina-bakanlik-korumasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ayder-yaylasina-bakanlik-korumasi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesindeki Ayder Yaylası için hazırlanan ‘Ayder Yenileme ve Koruma Projesi’ni tamamladı. Doğal güzellikleri ortaya çıkarılan, ‘kesin korunacak hassas alanları’ kaçak salıncaklardan arındırılan yaylaya, yöresel mimariye uygun yapılar, doğa dostu otopark ve atık su arıtma tesisi kazandırıldı. Bakan Murat Kurum, Ayder Yaylası’nın yeni görüntülerini, “Son zamanlarda Ayder’e hiç gittiniz mi? Doğa harikası Ayder’in güzelliğine güzellik kattık” notuyla sosyal medya hesabından paylaştı.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019 yılındaki talimatının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ‘Ayder Yenileme ve Koruma Projesi’ için harekete geçti. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Tabiat Varlıklarını Koruma (TVK) Genel Müdürlüğü, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı ve İller Bankası AŞ (İLBANK), Ayder Yaylası’nın doğal güzellikleriyle korunup halkın hizmetine sunulması için imkanlarını seferber etti. Öncelikle 5 otelin bulunduğu bölgeler kamulaştırılıp yeşil alan vasfına kavuşturuldu. Bu bölgelerdeki oteller yıkıldı. TOKİ tarafından yöresel mimariyle doğal dokuya uygun 52 odalı apartlar inşa edildi. Yıkılan otellerin hak sahiplerine bu projeden yeni apartlar verildi.



Bin 650 araçlık otopark



Çevre ve görüntü kirliliğine neden olan kaçak salıncakların kurulduğu bölgeler, TVK Genel Müdürlüğü tarafından ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edildi. Salıncaklar söküldü. Yayladaki trafik sorununun çözümü için Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, atık su tesisi için ise İLBANK devreye girdi. Ayder’e bin 650 araçlık otopark ve atık su arıtma tesisi kazandırıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ayder Yaylası’nın görüntülerini, “Son zamanlarda Ayder’e hiç gittiniz mi? Doğa harikası Ayder’in güzelliğine güzellik kattık” notuyla paylaştı.



“Ayder’in atık suları artık arıtılıyor”



Rize Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali Serkan Savaş, Ayder’in silüetini bozan kaçak yapılaşmaya son veren, doğal dokuyu ortaya çıkaran bir projenin hayata geçirildiğine dikkat çekti. Savaş şunları söyledi: Vizyonumuz, sularının atık su arıtmayla temizlendiği, Fırtına Vadisi’nin temiz aktığı, yollarının trafikten arındırıldığı, egzoz dumanının az olduğu ve insanların doğanın nefesini alarak yürüyebildikleri bir Ayder oluşturmaktı. Ayder’in atık suları artık arıtılıyor. Yine doğa dostu ve mühendislik harikası diyebileceğimiz bin 650 araçlık otoparkımız bu yıl içerisinde yapıldı. Ayder’in içerisindeki trafik azaltılmaya başlandı ve böylelikle vatandaşlarımız kaldırımda rahatça yürümeye başladı. Eskiyen termal otelimiz yenilendi. Yine, yöresel mimariye uygun toplam 52 odalı apartlar yapıldı. Sayın Murat Kurum’un talimatlarıyla Ayder’in silüetini bozan, yeşil alan yapılabilecek otellerle trampa edildi ve bu otellerin yeri yıkılıp, yeşil kalmak suretiyle bu otellerimize teslim edildi. Bu sene de bu otellerimiz faaliyete geçti.



“Burada içimiz açıldı”



Ayder’e gelen ziyaretçiler de yaylanın yenilenmiş halinden övgüyle bahsetti. Nazan Sümer, “Otoparkı gelirken gördük. Hiçbir şekilde görüntüyü bozmadan yere doğru inen otoparklar yapılmış. Bence bu çok güzel olmuş” dedi. Otellerin ahşap malzemeye ağırlık vererek yapıldığını kaydeden Sümer, “Bence otantik olmuş. Betonlaşma yerine taş ve odun olması güzel” diye konuştu. Ayder’in yeni halini çok beğendiğini ifade eden Derin Ekşi ise, “Fazla kalmayız demiştik ama aşağı yukarı 3 saattir burada dolaşıyoruz. Öyle güzel ki, çok beğendik. İçimiz açıldı, tavsiye ederiz. Küçük bir vlog da çektik bu arada. Gayet iyi çalışılmış. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.

(İHA) ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/ayder_yaylasina_bakanlik_korumasi_h7857_4d9bf.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ayder, Yaylası’na, Bakanlık, koruması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesindeki Ayder Yaylası için hazırlanan ‘Ayder Yenileme ve Koruma Projesi’ni tamamladı. Doğal güzellikleri ortaya çıkarılan, ‘kesin korunacak hassas alanları’ kaçak salıncaklardan arındırılan yaylaya, yöresel mimariye uygun yapılar, doğa dostu otopark ve atık su arıtma tesisi kazandırıldı. Bakan Murat Kurum, Ayder Yaylası’nın yeni görüntülerini, “Son zamanlarda Ayder’e hiç gittiniz mi? Doğa harikası Ayder’in güzelliğine güzellik kattık” notuyla sosyal medya hesabından paylaştı.</p>

<p></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019 yılındaki talimatının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ‘Ayder Yenileme ve Koruma Projesi’ için harekete geçti. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Tabiat Varlıklarını Koruma (TVK) Genel Müdürlüğü, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı ve İller Bankası AŞ (İLBANK), Ayder Yaylası’nın doğal güzellikleriyle korunup halkın hizmetine sunulması için imkanlarını seferber etti. Öncelikle 5 otelin bulunduğu bölgeler kamulaştırılıp yeşil alan vasfına kavuşturuldu. Bu bölgelerdeki oteller yıkıldı. TOKİ tarafından yöresel mimariyle doğal dokuya uygun 52 odalı apartlar inşa edildi. Yıkılan otellerin hak sahiplerine bu projeden yeni apartlar verildi.</p>

<p></p>

<p>Bin 650 araçlık otopark</p>

<p></p>

<p>Çevre ve görüntü kirliliğine neden olan kaçak salıncakların kurulduğu bölgeler, TVK Genel Müdürlüğü tarafından ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edildi. Salıncaklar söküldü. Yayladaki trafik sorununun çözümü için Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, atık su tesisi için ise İLBANK devreye girdi. Ayder’e bin 650 araçlık otopark ve atık su arıtma tesisi kazandırıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ayder Yaylası’nın görüntülerini, “Son zamanlarda Ayder’e hiç gittiniz mi? Doğa harikası Ayder’in güzelliğine güzellik kattık” notuyla paylaştı.</p>

<p></p>

<p>“Ayder’in atık suları artık arıtılıyor”</p>

<p></p>

<p>Rize Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali Serkan Savaş, Ayder’in silüetini bozan kaçak yapılaşmaya son veren, doğal dokuyu ortaya çıkaran bir projenin hayata geçirildiğine dikkat çekti. Savaş şunları söyledi: Vizyonumuz, sularının atık su arıtmayla temizlendiği, Fırtına Vadisi’nin temiz aktığı, yollarının trafikten arındırıldığı, egzoz dumanının az olduğu ve insanların doğanın nefesini alarak yürüyebildikleri bir Ayder oluşturmaktı. Ayder’in atık suları artık arıtılıyor. Yine doğa dostu ve mühendislik harikası diyebileceğimiz bin 650 araçlık otoparkımız bu yıl içerisinde yapıldı. Ayder’in içerisindeki trafik azaltılmaya başlandı ve böylelikle vatandaşlarımız kaldırımda rahatça yürümeye başladı. Eskiyen termal otelimiz yenilendi. Yine, yöresel mimariye uygun toplam 52 odalı apartlar yapıldı. Sayın Murat Kurum’un talimatlarıyla Ayder’in silüetini bozan, yeşil alan yapılabilecek otellerle trampa edildi ve bu otellerin yeri yıkılıp, yeşil kalmak suretiyle bu otellerimize teslim edildi. Bu sene de bu otellerimiz faaliyete geçti.</p>

<p></p>

<p>“Burada içimiz açıldı”</p>

<p></p>

<p>Ayder’e gelen ziyaretçiler de yaylanın yenilenmiş halinden övgüyle bahsetti. Nazan Sümer, “Otoparkı gelirken gördük. Hiçbir şekilde görüntüyü bozmadan yere doğru inen otoparklar yapılmış. Bence bu çok güzel olmuş” dedi. Otellerin ahşap malzemeye ağırlık vererek yapıldığını kaydeden Sümer, “Bence otantik olmuş. Betonlaşma yerine taş ve odun olması güzel” diye konuştu. Ayder’in yeni halini çok beğendiğini ifade eden Derin Ekşi ise, “Fazla kalmayız demiştik ama aşağı yukarı 3 saattir burada dolaşıyoruz. Öyle güzel ki, çok beğendik. İçimiz açıldı, tavsiye ederiz. Küçük bir vlog da çektik bu arada. Gayet iyi çalışılmış. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.</p>

<p>(İHA)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Helene Kasırgası&amp;#039;nda ölü sayısı 230&amp;#039;u aştı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/helene-kasirgasinda-oelu-sayisi-230u-asti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/helene-kasirgasinda-oelu-sayisi-230u-asti</guid>
<description><![CDATA[ Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Florida eyaletini etkileyen Helene Kasırgası&#039;nın neden olduğu afetlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 230&#039;u aştı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/helene_kasirgasi_nda_olu_sayisi_230_u_asti_h7841_900d2.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Helene, Kasırgası&amp;039nda, ölü, sayısı, 230&amp;039u, aştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin Florida eyaletinde kategori 4 seviyesinde karaya çıkan Helene Kasırgası nedeniyle can kaybı artıyor. Kuzey Carolina, Güney Carolina, Georgia, Florida, Tennessee ve Virginia eyaletlerinde etkili olan 'Helene' kasırgasında yaşanan can kaybı 230'u aştı.</p>

<p>Helene, 2005 yılında bin 392 kişinin ölümüne yol açan Katrina Kasırgası'ndan bu yana ABD'yi vuran en ölümcül kasırga oldu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;#039;de 2025 itibarıyla elektronik sigaraların yasaklanacağı duyuruldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ingilterede-2025-itibariyla-elektronik-sigaralarin-yasaklanacagi-duyuruldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ingilterede-2025-itibariyla-elektronik-sigaralarin-yasaklanacagi-duyuruldu</guid>
<description><![CDATA[ İngiliz hükümeti, geri dönüştürülemeyen tek kullanımlık elektronik sigaraların israfa yol açtığını ve çevreye zarar verdiğini savunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/ingiltere_de_2025_itibariyla_elektronik_sigaralarin_yasaklanacagi_duyuruldu_h7856_1c039.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İngiltere&amp;039de, 2025, itibarıyla, elektronik, sigaraların, yasaklanacağı, duyuruldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz hükümeti, önümüzdeki yılın Haziran ayından itibaren tek kullanımlık elektronik sigaraları israf olarak nitelendirerek yasaklayacak yeni bir mevzuat açıkladı.</p>

<p>İngiltere sağlık ve çevre bakanlıkları tarafından yapılan ortak açıklamada, bu adımın hem çevreyi korumaya hem de gençlerin elektronik sigara kullanımını engellemeye yönelik bir adım olduğu belirtildi.</p>

<p>Tek kullanımlık elektronik sigaraların şarj edilemediği ve genellikle çöpe atıldığı belirtildi.</p>

<p>Kamu Sağlığı ve Önlemeden Sorumlu Parlamento Müsteşar Yardımcısı Andrew Gwynne, "Geçen yıl 11-15 yaş arası gençlerin dörtte birinin elektronik sigara kullanması son derece endişe verici ve bugün elektronik sigara kullanan çocukların çoğunun tercih ettiği ürünün tek kullanımlık olduğunu biliyoruz" dedi.</p>

<p>Gwynne, "Tek kullanımlık elektronik sigaraların yasaklanması sadece çevreyi korumakla kalmayacak, aynı zamanda elektronik sigaraların çocuklar için cazibesini azaltacak ve onları savunmasız gençlerin ellerinden uzak tutacaktır," ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bir önceki Birleşik Krallık hükümeti de gençler arasında elektronik sigara kullanımında büyük bir artışa neden olduğunu söyleyerek tek kullanımlık bu sigaraları yasaklamayı planlamıştı.</p>

<h2>Elektronik sigara kullanımında artış</h2>

<p>İngiltere'de kısa süre önce yapılan bir anket, düzenli olarak sigara içmeyen bir milyon yetişkinin artık elektronik sigara kullandığını ortaya koydu.</p>

<p>Bu artışın başlıca nedeni gençler olup, 18 ila 24 yaş arasındaki düzenli sigara içmeyenlerin yüzde 14'ünün artık elektronik sigara kullandığı görüldü.</p>

<p>Sağlık ve çevre bakanlıkları Perşembe günü yaptıkları ortak açıklamada, İngiltere'de elektronik sigara kullanımının 2012 ile 2023 yılları arasında yüzde 400'den fazla arttığını belirtti.</p>

<p>Kar amacı gütmeyen geri dönüşüm grubu Material Focus'un geçen yıl yaptığı bir tahmine göre, her hafta yaklaşık 5 milyon tek kullanımlık elektronik sigara çöpe atılıyor ve bu sayı bir önceki yıl yaptıkları tahmine göre dört kat daha fazla.</p>

<p>Parlamentonun onayına tabi olan yasaklama kararı, işletmelerin kalan stoklarını satmak için 1 Haziran 2025'e kadar süreleri olduğu anlamına geliyor.</p>

<p>Uygulama tarihlerinin Birleşik Krallık içerisindeki diğer hükümetlerle de uyumlu olması bekleniyor. Galler hükümeti de mevzuatın yürürlüğe gireceği tarihi Haziran olarak belirledi.</p>

<p>Bazı Avrupa ülkeleri de tek kullanımlık elektronik sigaraları yasaklamayı planlamış olup, Avrupa Komisyonu geçtiğimiz ay Fransa'nın bu yöndeki mevzuatını onayladı.</p>

<p>Komisyon, Belçika'nın tek kullanımlık elektronik sigaraları yasaklayan mevzuatını yılın başlarında onaylamıştı.</p>

<p>Elektronik sigara, sigara içmekten çok daha az zararlı olsa da "tamamen zararsız" değil ve İngiltere Ulusal Sağlık Servisi'ne (NHS) göre sadece yetişkin sigara içicilerine sigarayı bırakma aracı olarak tavsiye ediliyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Orman arazilerinde imarsız yapılaşma oyunu!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/orman-arazilerinde-imarsiz-yapilasma-oyunu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/orman-arazilerinde-imarsiz-yapilasma-oyunu</guid>
<description><![CDATA[ Orman rantında yeni ihale Bursa’da. Osmangazi ilçesine bağlı Demirtaş Mahallesi sınırlarında 130 bin m2’den fazla orman arazisi ‘konaklamalı orman parkı’ olarak işletilmek için ihaleye çıkarılıyor... ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/orman_arazilerinde_imarsiz_yapilasma_oyunu_h7854_766be.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Orman, arazilerinde, imarsız, yapılaşma, oyunu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Orman arazilerinin ‘orman parkı’ adı altında yapılaşmaya açılmasına olanak sağlayan düzenleme iki yıldır yürürlükte. Mayıs 2022’de çıkarılan ‘Orman Parkları Yönetmeliği’, konaklamalı ve konaklamasız olarak devasa büklükteki orman arazilerinin imar şartı aranmaksızın yapılaşmaya açılmasına da olanak sağlıyor. Ülke genelindeki konaklamalı orman parklarının sayısı 250’yi geçerken 1600’den fazla da günübirlik kullanıma yönelik orman parkı bulunuyor. Devasa büyüklükteki orman arazilerinin 20 yıllığına kiralanmasına olanak sağlayan yönetmeliğe tepkiler yükselirken Antalya Kaş’taki Pınarbaşı Konaklamalı Orman Parkı ihalesi iptal edildi. Gündemdeki yeni orman parkı ihalesi ise Bursa’da.</p>

<p>Bursa’nın Osmangazi ilçesine bağlı Demirtaş Mahallesi sınırlarında 130 bin metrekareden fazla orman arazisinin ‘konaklamalı orman parkı’ olarak işletilmek üzere 5 Kasım’da ihaleye çıkarılacağı duyuruldu.</p>

<h3>ÖNCE ÇİM KAYAĞI TESİSİ, ARDINDAN MESİRE YERİ YAPILDI</h3>

<p>Demirtaş Barajının bitişiğinde yer alan orman arazisinde 1987’de çim kayağı tesisi yapılan ve ancak bir süre hizmet verdikten sonra yaklaşık 15 yıl kaderine terk edilen alan, 2023 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kiralanarak ilave yapılaşmayla mesire yeri olarak hizmete açılmıştı.</p>

<p><img alt="ihaleye çıkarılacak alanda çim kayağı tesisi yapılmıştı" height="576" src="https://www.evrensel.net/upload/dosya/274730.jpg" width="1024"></p>

<h3>KONAKLAMALI ORMAN PARKI OLARAK 20 YILLIĞINA KİRALANACAK</h3>

<p>Osmangazi Orman İşletme Şefliği amenajman planında 156 ve 159 numaralı bölmeler içerisinde kalan 13.53 hektarlık orman arazisi ‘konaklamalı orman parkı’ adıyla 20 yıllığına kiralanacak. Kapalı teklif usulü yapılacağı duyurulan ihale dosyasında orman arazisindeki yapılaşma detaylarına da yer veriliyor.</p>

<p>Dermirtaş Konaklamalı Orman Parkı içerisinde idare tarafından önerilen tesisler, ihaleyi alan işletmeci tarafından yapılacak. Buna göre orman arazisinde 250 metrekare büyüklüğünde bir adet kır lokantası, 250 metrekarelik kır kahvesi, 30 metrekarelik yöresel ürünler satış ünitesi, 18’er metrekarelik 2 ayrı büfe, 215 metrekarelik hayvan barınağı, 5 bin 500 metrekarelik macera parkı, zipline ve çocuk oyun alanları yapılabilecek. İdarenin önerdiği yapılar arasında ayrıca personel ve idare binaları, ibadethane, su deposu, çocuk oyun alanı, çeşmeler, tuvalet, malzeme depoları, seyir terası, menaj ve çim amfi gibi üniteler yer alıyor. İhale dosyasında, 130 bin metrekareden büyük orman arazisinin yıllık kira bedelinin ise 315 bin TL olarak belirlendiği bilgisine yer veriliyor.</p>

<h3>ORMAN ARAZİSİNDE 18 BİN METREKAREDEN FAZLA YAPILAŞMA</h3>

<p>Her biri 80 metrekareden oluşan 120 adet çadır alanı ile her biri 20 metrekarelik alana sahip 16 adet kameriyenin yapılacağı orman parkı ihalesiyle kiralanacak orman arazisinin 18 bin metrekareden fazla alanı yapılaştıracak. Normal bir orman arazisinde yapılaşmaya izin verilmezken, ‘orman parkı’ olarak ayrılan orman arazilerinin imar şartı da aranmadan yapılaşmaya açılması orman yağmasının yeni bir yolu olarak </p>

<h3>YÖNETMELİK ORMANDAKİ YAPILAŞMAYI İMAR ŞARTINDAN KAÇIRIYOR</h3>

<p>Mayıs 2022’de çıkarılan Orman Parkları Yönetmeliği, geçmişte mesire yeri ve kent parkı olarak anılan yerlere ‘orman parkı’ tanımı getirdi. Orman Parkları Yönetmeliği’nin 18. maddesi, bu alanların Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisini düzenliyor. Bu maddeye göre turizm bölgeleri içinde olup olmadığına bakılmaksızın eğer bir ilçenin denize kıyısı varsa konaklamalı orman parklarının tescillerinin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığına bildirilmesi gerekiyor. Bakanlık uygun görmesi halinde 60 gün içinde bu alanları tahsis edebiliyor. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise “Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisen verilen orman parklarının alanları hiçbir şekilde imar uygulamalarına konu edilemez” diye ifade ediliyor.</p>

<h3>YÖNETİM PLANININ ADI VAR KENDİ YOK</h3>

<p>Yönetmelik, arazi kullanımına yönelik orman parklarında gelişim ve yönetim planları yaptırılmasını da düzenliyor ancak ihalesi yapılan birçok orman parkının gelişim ve yönetim planı olmaksızın işletmeye açılması dikkat çekiyor.</p>

<h3>ORMAN RANTI ARTVİN’DE CAN ALMIŞTI</h3>

<p>Geçtiğimiz ay Artvin’in Cankurtaran bölgesindeki 170 bin m2’lik orman arazisinin orman parkı olarak kiralanarak yapılaşmaya açılmasına tepki gösteren vatandaşların üzerine ateş açılmış, olay Reşit Kibar adlı vatandaşın ölümüyle sonuçlanmıştı. Cankurtaran Konaklamalı Orman Parkı ihalesini alan Muhammet Ustabaş adlı yüklenicinin, arazideki ağaç kesimine tepki gösteren köylülerin üzerine silahla ateş açması sonucu Ersan Koyuncu ve Gökhan Koyuncu adlı vatandaşlar da yaralanmıştı.</p>

<p><em><strong>Kaynak: Evrensel/Yusuf Yavuz</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’nin suskun volkanları uyanıyor mu?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-suskun-volkanlari-uyaniyor-mu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-suskun-volkanlari-uyaniyor-mu</guid>
<description><![CDATA[ Manisa Kula’da magma odasında tespit edilen püskürme riski, gözleri Türkiye’nin volkanlarına çevirdi. Ülkemizdeki volkanlar yüzlerce yıldır suskun olsa da bir gün aktif hale gelip gelmeyecekleri merak konusu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/turkiyenin_suskun_volkanlari_uyaniyor_mu_h7853_e913a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’nin, suskun, volkanları, uyanıyor, mu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin UNESCO tescilli Kula-Salihli Jeoparkı, volkanik tepeleri ve kızgın lavların oluşturduğu kaya denizi ile yalnızca doğaseverlerin değil, bilim insanlarının da gözdesi… Geçtiğimiz günlerde bu eşsiz alanda dikkat çeken bir araştırma yapıldı. TÜBİTAK destekli projede, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nin öncülüğünde 12 bilim insanı yer altındaki magma odalarını incelemek üzere bölgeye 15 sismometre yerleştirdi.</p>

<p>Yapılan incelemeler, yerin 5 ila 30 kilometre derinliğinde sekiz magma odasının varlığını ortaya koydu. Özellikle 5 kilometre derinlikte bulunan en büyük magma odasının depremlerle tetiklenip harekete geçme riski taşıdığı belirlendi. Bu keşif, Türkiye’deki volkanların potansiyelini yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Ülkemizde birçok aktif volkan bulunuyor, ancak şu an için sessizler… Peki, bu devler bir gün uyanarak lav püskürtür mü? Manisa’da keşfedilen magma odasındaki püskürme riski ne anlama geliyor? Merak edilen tüm bu sorulara Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) İnşaat Fakültesi Dekanı ve Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şükrü Ersoy’la yanıt aradık.</p>

<p></p>

<p>Volkan dediğimiz zaman hep klasik bir dağ ve dağın da kraterinden püsküren lav akla geliyor. Ancak tüm volkanlar öyle değil. Bazı volkanlar çok püskürmezler, yayvan bir dağın üzerindeki kraterden akarlar. İçindeki gaz miktarına bağlı olarak fışkırabilirler. Eğer böyle bir durum yoksa sadece akarlar.</p>

<p>Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) İnşaat Fakültesi Dekanı ve Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şükrü Ersoy</p>

<p></p>

<h2>Manisa’da geçmişte lav püskürmeleri var</h2>

<p>Öncelikle Manisa’da tespit edilen magma odalarını ve püskürme riskini soruyoruz Prof. Dr. Ersoy’a... “Manisa Kula’da küller üzerinde insan ayak izleri var” diye sözlerine başlayan Prof. Dr. Ersoy, şöyle devam ediyor:</p>

<p>“Bu, geçmişte bir püskürmeye işaret ediyor. Araştırmacılar magma odasının yüzeye yakın olduğunu, bir faaliyeti olabileceğini söylüyor. Ancak bir tarih verilmiyor. Böyle bir potansiyeli, böyle bir tehlikeyi ortaya koyuyorlar. Bunun ‘Acil püsküreceği şeklinde bir uyarı veriliyor’ şeklinde algılanmaması gerekiyor.”</p>

<p>Bir volkanın magma odasından yeryüzüne çıkması için bir irtibatı olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ersoy, “Volkanların faaliyeti için iyi bir gözlem yapılması gerekir. Mesela o bölgede geçici olarak küçük depremler meydana gelirse, krater varsa gaz çıkışları meydana gelir. Bu gaz çıkışları ve depremler bize volkanın püskürmeye yakın olduğunu ifade eder” diyor.</p>

<h2>Türkiye’de 13 volkan bulunuyor</h2>

<p>Türkiye’nin yüzde 16’sı volkanlarla kaplı… Yakın zamanda faaliyete geçmese de Türkiye’de 13 volkan bulunuyor. Bunlar Manisa’daki Kula Volkanik Jeoparkı, Konya’daki Acıgöl ve Karapınar, Niğde ve Aksaray il sınırlarında yer alan Hasan Dağı, yine Niğde’de bulunan Göllü Dağı, Kayseri-Erciyes Dağı, Şanlıurfa-Karacadağ, Bitlis-Nemrut Dağı, Van’daki Süphan Dağı ve Girekol Tepe, Ağrı’daki Tendürek ve Ağrı Dağı ile Kars’taki Kar Platosu’dur.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-5724262.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<p>Volkanların hepsi aynı özellikte olmuyor… Bu durum Türkiye’deki örnekleri için de geçerli. Prof. Dr. Ersoy, şöyle konuşuyor:</p>

<p>“Volkan dediğimiz zaman hep klasik bir dağ ve dağın da kraterinden püsküren lav akla geliyor. Ancak tüm volkanlar öyle değil. Bazı volkanlar çok püskürmezler, yayvan bir dağın üzerindeki kraterden akarlar. İçindeki gaz miktarına bağlı olarak fışkırabilirler. Eğer böyle bir durum yoksa sadece akarlar. Yine fay, yarık varda yerkabuğunda ağır ağır volkanlar çıkabiliyor. Onlar bazen mısır patlağı gibi kendini göstermeden hareket eden volkanlar ki, Türkiye’de de bunlardan bulunuyor.”</p>

<p></p>

<p>Türkiye’deki volkanlar sönmüş değil, sadece suskun. Geçmişte faaliyete geçmişler ancak şu anda kritik bir durumumuz yok. Fakat bu volkanların gözlem altında tutulması yararlı olur.</p>

<p></p>

<p>Tarihsel süreç içinde Türkiye’deki volkanlar da zaman zaman harekete geçmiş. Prof. Dr. Ersoy, geçmişte yaşanan bu faaliyetleri örneklerle açıklıyor. “Hasan Dağı, Erciyes, Ağrı, Nemrut, Süphan, Tendürek Türkiye'de en bilinen volkanlar” diyerek “MÖ 6200'de Hasan Dağı'nın püskürdüğünde Hattuşaş’ta yaşayan insanlar var. Hatta o püskürmeyi duvara bile çizerek betimlemişler. Ağrı 2500 yıl önce, Tendürek ise 2000 yıl önce faaliyete geçmiş. Erciyes ise MS 1441-1597 gibi yıllarında faaliyet göstermiş” bilgisini veriyor.</p>

<h2>Türkiye’deki volkanlar suskun</h2>

<p>Peki, bu volkanlarda uzun süredir herhangi bir faaliyet görülmemesi sönümlendikleri anlamına mı geliyor? “Türkiye’deki volkanlar sönmüş değil, sadece suskun. Geçmişte faaliyete geçmişler ancak şu anda kritik bir durumumuz yok. Fakat bu volkanların gözlem altında tutulması yararlı olur” ifadesini kullanıyor Prof. Dr. Ersoy.</p>

<p>Volkanlarla ilgili en fazla tartışılan konulardan biri de olası bir deprem durumunda suskun volkanların tekrar faaliyete geçip geçemeyeceği… Türkiye’deki volkanların depremlerle harekete geçmeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Ersoy, Güney Ege’deki volkanlara dikkat çekerek, “Yunanistan'ın Güney Ege’de 6 tane volkanı var. Bu bölgede büyük depremler olursa hem tsunamiyi hem de volkanları tetikleyebilirler” diyor.</p>

<p>Bu durumun dolaylı yoldan Türkiye’yi nasıl etkilenebileceğini ise örneklerle açıklıyor: “İtalya'daki Vezüv Yanardağı MS 79'da püskürdüğünde külleri İstanbul'a bile gelmiş. Yine 2010 yılında İzlanda’da bir volkan patlamıştı. Dünyada 100 bin uçak seferi iptal edilmişti. Çünkü o bulutun üzerinden geçerken uçaklar düşebilirdi.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;#039;de her yıl ortalama 23 milyon ton gıda israf ediliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyede-her-yil-ortalama-23-milyon-ton-gida-israf-ediliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyede-her-yil-ortalama-23-milyon-ton-gida-israf-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) Mütevelli Heyeti Başkanı Halil Fatih Akgül, Türkiye&#039;de her yıl yaklaşık 23 milyon ton gıdanın israf edildiğini söyledi. Akgül, &quot;Üretilen bu ürünlerin yaklaşık yüzde 35&#039;i sofraya ulaşamadan kaybolmakta ya da çöpe gitmektedir&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/turkiye_de_her_yil_ortalama_23_milyon_ton_gida_israf_ediliyor_h7850_521e6.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye&amp;039de, her, yıl, ortalama, milyon, ton, gıda, israf, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Akgül, "16 Ekim Dünya Gıda Günü" kapsamında gıda israfına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Gıda israfının büyük bir kısmını meyve ve sebzelerin oluştuğunu belirten Akgül, "Türkiye'de her yıl ortalama 23 milyon ton gıda israf edilmektedir. Üretilen bu ürünlerin yaklaşık yüzde 35'i sofraya ulaşamadan kaybolmakta ya da çöpe gitmektedir. Ülkede her gün yaklaşık 12 milyon ekmek çöpe atılmakta, bu da yılda 4 milyar 380 milyon ekmeğe denk gelmektedir" diye konuştu.</p>

<p>Evsel gıda atığının da önemli bir sorun olduğuna değinen Akgül, "Yıllık 7,76 milyon ton evsel gıda çöpe atılmaktadır ve kişi başına yıllık yaklaşık 93 kilogram gıda israfı düşmektedir. Ayrıca, ekmek israfının en sık yaşandığı yerler arasında lokantalar, oteller ve toplu yemek yerleri öne çıkmaktadır" dedi.</p>

<h2>"Hasat ve depolama süreçlerinde yaşanan kayıplar da israfı artırmaktadır"</h2>

<p>Akgül, şöyle devam etti:</p>

<p><em>"Türkiye'de gıda israfının başlıca nedenleri arasında yetersiz planlama ve bilinçsiz alışveriş alışkanlıkları geliyor. İhtiyacın üzerinde üretim ve hazırlık yapılması ile perakende ve dağıtım süreçlerindeki aksaklıklar da yer almaktadır. Özellikle tüketicilerin gereksiz gıda alımı yapması ve uygun saklama koşullarına özen göstermemesi, gıdaların hızlıca bozulmasına yol açmaktadır. Aynı zamanda tedarik zincirindeki hatalar, hasat ve depolama süreçlerinde yaşanan kayıplar da israfı artırmaktadır. Bu sorunların tüm aşamalarda etkili bir şekilde ele alınması, hem ekonomik kayıpların önlenmesi hem de sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşımaktadır."</em></p>

<p>Türkiye İsrafı Önleme Vakfının gıda israfının önlenmesi amacıyla hayata geçirdiği "Gıda Bankacılığı" projesiyle ilgili bilgi veren Akgül, "Gıda bankacılığı, bağış olarak yapılan gıda yardımlarının ve son kullanma tarihi yaklaşan gıdaların ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasını amaçlamaktadır. Türkiye’de Gıda Bankacılığı faaliyetleri sadece dernekler veya vakıflar tarafından yürütülebilmektedir. Gıda Bankacılığında bağışın mutlak suretle gıda maddesi niteliğinde olması ve 'bedelsiz olarak ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere' şartı ile verilmiş olması aranmaktadır. Gıda Bankacılığının ülkemizdeki ilk uygulamasına 20 Ocak 2004'te Diyarbakır'da başlanmıştır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Vakıf olarak bağışlanan gıdaların muhafazası ve dağıtımına yönelik Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Vakfının (DAKAV) tahsis ettiği 2 bin metrekarelik kapalı alanda Diyarbakır Gıda Bankasını faaliyete geçirdiklerini anımsatan Akgül, bankanın Konya'da da faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti.</p>

<p>Akgül, proje kapsamında tüketicilere planlı alışveriş ve gıdaların doğru saklanmasının öneminin anlatıldığını, kusurlu ancak sağlıklı meyve ile sebzelerin kullanımının teşvik edildiğini, cezaevleri, hastaneler ve okullarda eğitim programları düzenlenerek israfı önlemek için bilinçlendirme çalışmaları yapıldığını aktardı.</p>

<p>Gıda israfının önüne geçmek için alışveriş planlaması ile ürünlerin son kullanma tarihlerine dikkat edilmesi gerektiğine değinen Akgül, bunlara ek olarak da porsiyon kontrolü, yemek artıklarının değerlendirilmesi, meyve ve sebzeleri doğru saklama ile doğru mutfak kullanımının bireysel adımlar olduğunu kaydetti.</p>

<p>Akgül, artan fiyatların tüketicilerin daha bilinçli alışveriş yapmalarına, ihtiyaç dışı ürünlerden kaçınmalarına ve daha planlı tüketim alışkanlıkları geliştirmelerine yol açarak israfı azaltabileceğini dile getirdi.</p>

<p>Gıdanın doğru saklanması ile alışveriş planlaması ve artıkların değerlendirilmesi konularında halkın daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Akgül, gıda bankalarının ise daha etkin çalışabilmesi için lojistik altyapılarının güçlendirilmesi; özellikle tedarik zincirindeki kayıpların azaltılması için güçlü soğuk zincir ve saklama çözümlerinin önemli olduğunu vurguladı.</p>

<p>İlerleyen yıllarda temel hedeflerinin Türkiye’de gıda israfını azaltmak için 2030 yılına kadar gıda atıklarını yarıya indirmek olduğunu söyleyen Akgül, şöyle konuştu:</p>

<p><em>"Bu doğrultuda, Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına (SKA) uygun olarak, israfı en çok yaşanan alanlar olan meyve-sebze tüketimi ve ekmek atıkları üzerinde yoğunlaşacağız. Toplumun her kesiminde farkındalık oluşturmak ve etkin çözümler sunmak, gıda güvenliğini artırmak ve israfı en aza indirmek için kritik önem taşımaktadır."</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim değişikliğinin etkisiyle artan sellerle mücadelede yeni dönem</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikliginin-etkisiyle-artan-sellerle-mucadelede-yeni-doenem</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikliginin-etkisiyle-artan-sellerle-mucadelede-yeni-doenem</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğü (OGM), Türkiye&#039;de sel sonucu yaşanan can ve mal kayıplarını azaltmak amacıyla hazırlanan Yukarı Havza Sel Kontrolü Eylem Planı kapsamında 194 sel havzasındaki 240 bin 535 hektar alanda çalışma gerçekleştirecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/iklim_degisikliginin_etkisiyle_artan_sellerle_mucadelede_yeni_donem_h7849_6ab5d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, değişikliğinin, etkisiyle, artan, sellerle, mücadelede, yeni, dönem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>OGM, gerçekleştirdiği ağaçlandırma, yangınla mücadele, rehabilitasyon ve fidan yetiştirme gibi ormancılık faaliyetlerinin yanında erozyon kontrolü, mera ıslahı, çölleşmeyle mücadele, sel ve çığ kontrolü gibi çalışmalar da yapıyor.</p>

<p>OGM tarafından bu görevlerinin yerine getirilmesi için çeşitli konularda eylem planları devreye alınıyor.</p>

<p>Sel havzalarına yönelik ilk eylem planı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü tarafından hazırlandı ve 2013-2017 yıllarında Orman Genel Müdürlüğü tarafından uygulandı. Bu plan kapsamında 25 ana havza içerisinde bulunan 346 sel havzasında 145 bin 836 hektar alanda çalışma yürütüldü.</p>

<p>Genel Müdürlükçe 2019-2023 döneminde eylem planları dışında rutin sel kontrol çalışmaları yapılırken, 126 harçlı ıslah ve 12 çelik moloz bariyeri ile 21 kaya dolgulu çelik kafes duvarı inşa edildi.</p>

<p>Plan döneminin bitmesinin ardından da yukarı havza sel kontrol faaliyetlerine devam edilirken, 2019 itibarıyla sel kontrol harcama kalemi "erozyon" bütçesinden ayrılarak bağımsız hale getirildi.</p>

<p>Çalışmalar, bu yıldan itibaren klasik sel kontrol önlemlerinin yanı sıra daha güçlü yapıları içerecek hale getirildi. Özellikle Doğu Karadeniz başta olmak üzere kuvvetli yağışların olduğu yerlerde harçlı ıslah yöntemleri uygulanmaya başlandı.</p>

<h2>Plan kapsamında en fazla havza çalışması Kayseri'de yapılacak</h2>

<p>Genel Müdürlük, iklim değişikliğinin de etkisiyle son yıllarda sel vakalarında artış yaşanması, yukarı havzada alınacak önlemlerin sellerle mücadele konusunda kritik öneme sahip olması gibi nedenlerle yeni bir eylem planı uygulamaya karar verdi.</p>

<p>OGM, bu doğrultuda 2024-2028 yıllarını kapsayacak yeni bir Yukarı Havza Sel Kontrolü Eylem Planı'nı uygulayacak. Plan kapsamında, kurumun faaliyet alanlarına giren her il için çalışma yapılması gereken öncelikli havzalar tespit edildi.</p>

<p>Buna göre, eylem planı uygulanmaları söz konusu yıllar arasında tamamlanacak ve 30 ilde bulunan 194 sel havzasındaki 240 bin 535 hektar alanda çalışma yapılacak. En fazla sel kontrolü yapılacak il 15 uygulamayla <a href="https://www.trthaber.com/etiket/kayseri/" target="_blank">Kayseri</a> olarak belirlenirken, bu ili 12'şer uygulamayla Kastamonu, Ankara, Giresun, Trabzon, 11 uygulamayla Amasya izledi.</p>

<p>Söz konusu illerde sel riski taşıyan havzalarda, mekanik önlemler kapsamında arazilerin yapısına göre yamaç, oyuntu ve mecra ıslahına yönelik çalışmalar yapılacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizin akciğerlerinin korunmasına tekne bağlama şamandırası desteği</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denizin-akcigerlerinin-korunmasina-tekne-baglama-samandirasi-destegi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denizin-akcigerlerinin-korunmasina-tekne-baglama-samandirasi-destegi</guid>
<description><![CDATA[ Denizin akciğerlerinin korunmasına tekne bağlama şamandırası desteği ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/denizin_akcigerlerinin_korunmasina_tekne_baglama_samandirasi_destegi_h7847_c442b.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denizin, akciğerlerinin, korunmasına, tekne, bağlama, şamandırası, desteği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Denizel İstilacı Yabancı Türler Projesi" (MarIAS) kapsamında, Ayvalık Adaları Tabiat Parkında, oksijen üretme özelliği nedeniyle "denizin akciğerleri" olarak bilinen deniz çayırlarını korumak ve istilacı denizüzümünün yayılımını engellemek amacıyla yeni girişim hayata geçirildi.</p>

<p>İstilacı yabancı türlerle mücadeleye ilişkin bölgeye özel tedbirleri içeren Ayvalık Adaları Tabiat Parkı Denizel Alanı Yönetim Planı'na ilişkin faaliyetler çerçevesinde 50 adet tonozlu şamandıradan oluşan "Tekne Bağlama Sistemi"nin kurulumu 16 Eylül'de tamamlanarak kullanılmaya başlandı.</p>

<p>Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürü Kadir Çokçetin, Ayvalık Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen Ayvalık Adaları Tabiat Parkı Denizel Alanı Tekne Bağlama Sistemi tanıtım etkinliğinde, bölgedeki deniz ekosisteminin korunması için uygulanan proje kapsamında Tekne Bağlama Sisteminin önemli bir bileşen olduğunu söyledi.</p>

<h2>Deniz çayırları tahribatının yüzde 50 azaltılması hedefleniyor</h2>

<p>Projenin deniz tabanında oluşan tahribatın önlenmesinde de model bir uygulama olduğunu vurgulayan Çokçetin, şunları kaydetti:</p>

<p><em>"Bağlama sisteminin kullanımı ile alandaki deniz çayırları tahribatının yüzde 50 azaltılması, deniz tabanında oluşabilecek fiziksel hasarın engellenmesi ve deniz turizminin çevresel sürdürülebilirliğinin sağlanması hedeflenmektedir. Tekne sahipleri de bu sistemi kullanarak denizel ekosistem tahribatının engellenmesine katkıda bulunacaklardır. Genel Müdürlüğümüzce ülkemizin zengin biyoçeşitliliğinin korunması, sürdürülebilir yönetiminin sağlanması ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için, sadece karasal alanlarda değil denizel alanlarda da çalışmalara devam edilecektir."</em></p>

<p></p>

<p><em><img alt="Denizin akciğerlerinin korunmasına tekne bağlama şamandırası desteği" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241010_35875531.jpg"></em></p>

<p></p>

<p>Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman da denizlerin korunmasının önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Yaman, projenin ilçeye hayırlı olması temennisinde bulunarak, "Ayvalık ilçemiz dünyanın en güzel ilçelerinden biridir. Su altı zenginliği olarak da dünyada görülen türleri bünyemizde barındırıyoruz. Bu proje bu anlamda çok önemli. Kırmızı mercanları ve diğer su altı bitkileriyle bilinen ilçemizde riskle karşı karşıyaydık. Bu projeyle belli bir ölçüde bu tehlike bertaraf edilmiş olacak. İlçemize, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum." diye konuştu.</p>

<p>Doğa Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Figen Ant, istilacı yabancı türlerin önlenmesi için ve deniz çayırlarının gelişimi için yerel halk ve sivil toplum kuruluşlarının bilgilendirilmesinin önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton ise sağlıklı ekosistemlerin, denizüzümü gibi istilacı türler tarafından bozulabilen ve bu durumda feci sonuçlara yol açabilen hassas bir dengeye sahip olduğuna dikkati çekerek, "Ayvalık'taki ve diğer denizel alanlardaki çabalarımızın amacı, doğal dengeyi sürdürülebilir bir şekilde yeniden sağlamak." dedi.</p>

<p>Etkinlik, DKMP'ye ait teknenin hizmete alınması ve Pınar Adası'na gidilerek bu bölgedeki şamandıraların gözlemlenmesiyle sona erdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;#039;in hayat kaynağında kırmızı alarm!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirin-hayat-kaynaginda-kirmizi-alarm</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirin-hayat-kaynaginda-kirmizi-alarm</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in içme suyu ihtiyacının yüzde 45&#039;inin karşılandığı Tahtalı Barajı&#039;nda doluluk yüzde 16&#039;ya gerileyerek su seviyesi bakımından tarihinin en kötü ikinci ekim ayını yaşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/izmir_in_hayat_kaynaginda_kirmizi_alarm_h7846_c238d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir&amp;039in, hayat, kaynağında, kırmızı, alarm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Ege Bölgesi'nde 1 Ekim 2023-30 Eylül 2024 dönemini kapsayan 2024 su yılı yağışları, geçen yıl yağışlarının altında gerçekleşti.</p>

<p>Bu dönemde uzun yıllar yağış ortalaması metrekareye 604,7 kilogram olan, geçen yılın aynı döneminde 578,4 kilogram yağış alan bölgede bu yıl metrekareye 504,3 kilogram yağış düştü.</p>

<p>Yağışların düzensiz ve lokal gerçekleştiği İzmir'de kuzey bölgesi yeterli su alırken, güneydeki Küçük Menderes Havzası'nda ise kurak bir dönem yaşandı. Düzensiz ve lokal yağışlar kentteki bazı barajların doluluğunu olumlu etkilese de Küçük Menderes Havzasındaki Tahtalı Barajı'na yaramadı.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20241012-35892769-35892752-IZMIRE_ICME_SUYU_SAGLANAN_TAHTALIDA_DOLULUK_EN_KOTU_IKINCI_EKIM_AYINI_YASIYOR.jpg"></p>

<p><strong>- Son 16 yılın en düşüğü</strong></p>

<p>İzmir'in su ihtiyacının yarıya yakınının karşılandığı Tahtalı'daki su seviyesi, geçen senenin ekim ayına göre yüzde 30'dan yüzde 16'ya indi. Barajdaki su seviyesi, ekim ayı seviyesi bakımından son 16 yılın en düşük rakamı olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Yapımı 1997 yılında tamamlanan ve 25 yıldır su seviyesi kayıtları tutulan barajda en düşük ekim ayı doluluk oranı yüzde 5,5 dolulukla 2008 yılında gerçekleşmişti.</p>

<p>Yıllık ortalama 90 milyon metreküp su çekilen barajdaki kuraklığın etkisiyle havzanın bir bölümü adeta ovaya dönüştü. Su seviyesinin düşmesi nedeniyle havzada adacıkların oluştuğu, zeminin çatladığı görüldü.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20241012-35892769-35892743-IZMIRE_ICME_SUYU_SAGLANAN_TAHTALIDA_DOLULUK_EN_KOTU_IKINCI_EKIM_AYINI_YASIYOR.jpg"></p>

<p><strong>- 12 barajdan 7'sinde seviye düştü</strong></p>

<p>İzmir'deki içme ve sulama amaçlı 12 barajdan 7'sinin su seviyesi, kuraklık nedeniyle geçen yılın gerisinde kaldı.</p>

<p>Barajlardan Balçova'da doluluk yüzde 15'ten yüzde 20'ye, Kestel'de yüzde 6'dan yüzde 28'e, Çaltıkkoru'da yüzde 36'dan yüzde 53'e, Yortanlı'da yüzde 11'den yüzde 43'e, Güzelhisar'da yüzde 60'tan yüzde 67'ye yükseldi.</p>

<p>Diğer barajlardan Aktaş'ta doluluk yüzde 10'dan yüzde 8'e, Ürkmez'de yüzde 17'den yüzde 14'e, Seferihisar'da yüzde 27'den yüzde 18'e, Alaçatı'da yüzde 30'dan yüzde 9'a, Kavakdere'de yüzde 28'den yüzde 26'ya, Zeytinova'da yüzde 4'ten yüzde 3'e düştü.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20241012-35892769-35892751-IZMIRE_ICME_SUYU_SAGLANAN_TAHTALIDA_DOLULUK_EN_KOTU_IKINCI_EKIM_AYINI_YASIYOR.jpg"></p>

<p><strong>- İklim değişikliğinin etkisi</strong></p>

<p>İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şermin Tağıl, AA muhabirine, bu yıl Batı Anadolu'da kar birikimi ve dağlardan gelen akışın ortalamanın çok altında kaldığını ve bu nedenle barajların yeterince beslenemediğini söyledi.</p>

<p>Kar kuraklığının iklim değişikliğinin bir sonucu olarak ülkeyi etkileyen ve görünmeyen bir kuraklık türü olduğunu aktaran Tağıl, "İzmir neredeyse 2 yıldır istediği yağmuru alamadı maalesef. Bu durum, bölgelerdeki akarsu debilerinde ve barajlardaki su seviyelerinde ciddi düşüşlere neden oldu." dedi.</p>

<p>Tağıl, Avrupa Birliğinin (AB) finanse ettiği Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre, kasım ayına kadar farklı yoğunluklarda su sıkıntılarının devam etmesini beklediklerini dile getirerek, şöyle konuştu:</p>

<p>"Özellikle Batı Anadolu'da su sıkıntısının devam etmesi muhtemel. Mayıs 2025'e kadar yapılan tahminler, Türkiye'de en yoğun su eksikliklerinin Batı Anadolu ve Trakya bölgelerinde yaşanacağına işaret etmekte. Eğer aynı hava koşulları devam ederse, yeterince yağmur yağmazsa ve kar olmazsa, gelecek yıl dramatik bir durumdan bahsediyor olacağız. Türkiye genelindeki artan kuraklıklar, sıcak hava dalgaları ve aşırı hava koşulları, su kaynakları, tarım ve insan güvenliği üzerinde ciddi etkilere yol açmaktadır. İklim değişikliği bu olumsuz etkileri daha da şiddetlendiriyor. Su kaynaklarının verimli kullanımı ve bilinçli tüketim, kuraklıkla mücadelede hayati önem taşımaktadır. Her damla su, geleceğimiz için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, suyu korumak ve bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirmek hepimizin sorumluluğudur." </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Afet Derneği&amp;#039;nden uyarı: İzmir&amp;#039;in yüzde 70&amp;#039;i dirençsiz!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/afet-derneginden-uyari-izmirin-yuzde-70i-direncsiz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/afet-derneginden-uyari-izmirin-yuzde-70i-direncsiz</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de yapı stokunun oldukça olduğunu ifade eden İzmir Afet Bilinci, Çevre ve İklim Farkındalığı Derneği Başkanı Servet Ertaş, &quot;&quot;İzmir&#039;in yüzde 70 oranında eski, dayanıksız, kaçak, dirençsiz yapılardan oluştuğunu biliyoruz. Bunların hızlı şekilde iyileştirilmesi, yenilenmesi, yapı stokunun güvenli hale getirilmesi gerekiyor. &quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/afet_dernegi_nden_uyari_izmir_in_yuzde_70_i_direncsiz_h7845_4ed1f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Afet, Derneği&amp;039nden, uyarı:, İzmir&amp;039in, yüzde, 70&amp;039i, dirençsiz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler tarafından 1989 yılında ilan edilen 13 Ekim Dünya Afet Risklerini Azaltma Günü kapsamında dünyanın birçok ülkesinde afet risklerini azaltma, risk anlayışını yaygınlaştırma ve afetlere karşı önlem alma çalışmalarının hız kazandığını anlatan İzmir Afet Bilinci, Çevre ve İklim Farkındalığı Derneği Başkanı Servet Ertaş, Türkiye'de dernek olarak yaklaşık 4 yıldır bu çalışmalara destek verdiklerini söyledi. Afet risklerini azaltmayı iki başlıkta ele almak gerektiğini söyleyen Ertaş, afetlere dirençli yapılar ve toplumdaki afet bilinci farkındalığını oluşturmak gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>'İŞ BİRLİĞİ İÇERİSİNDEYİZ'</strong><br>
Servet Ertaş "Deprem, sel, heyelan gibi her türlü afete karşı dirençli yapılar olmalı. Bunun yanında toplumun afet bilinci farkındalığının gelişmesi, güvenli yaşam kültürünü edinmesi de önemli. Bu ikisinin toplamı afetlere dirençli kent tabirinin içini dolduruyor. Ama maalesef yaşadığımız depremde de gördük, İzmir'in hem deprem hem sel, su baskını, deniz taşkını, orman yangınları gibi afet türlerine maalesef henüz yeterince hazır olmadığını görüyoruz. Bunun yanında toplumun da duyarlılığının, farkındalığının, bilincinin yeterli olmadığını biliyoruz. İşte bu eksikliği gidermek için paneller, seminerler, eğitim çalışmaları, tiyatral gösteriler yapıyoruz. Aynı şekilde merkezi idare kurumları, yerel yönetimler, meslek odaları, üniversiteler, uzman bireylerle iş birliği içindeyiz. Afet yönetiminde iş birliği, toplumsal mutabakat çok önemlidir. Bunu afetlere dirençli ülkeler başarmış. Biz de ülkemizde hayata geçirmek istiyoruz" dedi.</p>

<p><strong>'İZMİR'İN YÜZDE 70'İ DİRENÇSİZ YAPILARDAN OLUŞUYOR'</strong><br>
İzmir'de yapı stokunun oldukça eski olduğunu ifade eden Ertaş, İnşaat Mühendisleri Odası verilerinin de bu görüşü doğruladığını söyledi. Ertaş, "İzmir'in yüzde 70 oranında eski, dayanıksız, kaçak, dirençsiz yapılardan oluştuğunu biliyoruz. Bunların hızlı şekilde iyileştirilmesi, yenilenmesi, yapı stokunun güvenli hale getirilmesi gerekiyor. Yine afet risklerini 'Yapısal riskler', 'Yapısal olmayan riskler' diye iki başlığa ayırıyoruz. Yapısal riskler, yapıların güvenli afetlerde zarar görmeyecek, yıkılmayacak, ölümlere sebep olmayacak yapılar olmasını önemsiyoruz. Planlı kentleşme, sağlıklı çevre ve bunların her birisi kentin, afetlere karşı dirençli oluşu yapısal riskleri azaltma başlığında ele alınabilir. Bir de yapısal olmayan riskler var. Depremde yıkılmayan binada insanların ölebildiğini, yaralanabildiğini biliyoruz. Bina yıkılmasa bile kopan, devrilen, düşen eşyalar, asma tavanlar, avizeler, dolaplar ya da teçhizatlar, klimalar bile insanların beyin kanamasından, baş travmasından ölümlerine, yaralanmalarına sebep oluyor. Yapısal olmayan riskleri azaltmadığımız sürece bunlar da ölümlere, yaralanmalara sebep olmaktadır. Binanın sadece sağlam olması da yetmiyor. Afet bilinci ve farkındalığı bu noktada ortaya çıkıyor. İnsanlar farkında olmadığı hiçbir tehlikeye önlem alma gereği duymuyor" diye konuştu.</p>

<p><strong>'53'ÜNCÜ MADDEYİ YERİNE GETİREN DAHA HİÇBİR BELEDİYE GÖRMEDİK'</strong><br>
Yerel yönetimlerin afet yönetiminde önemli bir role sahip olduğuna dikkati çeken Ertaş, kentin risk analizinin yapılması gerektiğini belirtip, "Belediye kanununun 53'üncü maddesi var. Bu maddeyi maalesef halkımız bilmiyor. Bilmediği için de sorgulamıyor ve talep etmiyor. Oysa bu madde, 'Her belediye sorumlu olduğu sınırlar içerisinde tüm afet risklerini tespit etmek, risk analizi ve afet planı yapmak ve bu risklere göre de müdahalede bulunmak zorunda' der. Ama maalesef İzmir'de 53'üncü maddeyi yerine getiren daha hiçbir belediye görmedik. Eğer yerine getirilirse İzmir'de afet risklerine yönelik önemli bir rol alınmış olur. İl düzeyindeki İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) da tamamlanmış olur. Yerel yönetimler işin içine girmeden afet yönetiminde başarılı olmak mümkün değil. Yerel yönetimlerin bu işi ciddiye alması, önemsemesi, kaynak ayırması gerekir. Bir yönetmelik değişikliğiyle ilçe belediyelerinde Afet İşleri Şube Müdürlüğü kuruldu. Bakıyoruz bu işe afet yönetimi ile hiç ilgisi olmayan kişileri şube müdürü yapmışlar. Afet yönetiminde liyakatsizliğin bedeli çok ağırdır ve bu belediyelerin de 'mış' gibi yapmak yerine bu işten anlayan kişileri şube müdürlüklerine getirerek ve gerçekten afetle ilgili bir çalışma yapmasını bekliyoruz. Dernek olarak projemiz var. Her ilçeye uyarlanabilir modüler, afet risk ve müdahale planı yaptık ve iş birliği bekliyoruz. Bunun çağrısını yaptık. İsteyen belediyeyle bu anlamda projemizi oraya uygulamaya hazırız" dedi.</p>

<p><strong>'TOPLUMSAL MUTABAKAT KESİNLİKLE VE KESİNLİKLE ŞART'</strong><br>
İzmir'de merkezi yönetim ile yerel yönetim arasında bir ayrışma olduğunu söyleyen Ertaş, "Bu iki taraf arasında zaman zaman yan yana gelmeme oluyor. Köprü, uzlaştırıcı görevi de görmek istiyoruz. Bunun yanında meslek odalarını, üniversiteleri, bilim kuruluşlarını ve diğer STK'ları da katarak bir birliktelik ve toplumsal mutabakat oluşturmak istiyoruz. Çünkü afet yönetiminde toplumsal mutabakat kesinlikle ve kesinlikle şart. Bunun başka yolu yok. İzmir Büyükşehir Belediyesi deprem çalıştayı yapıp master plan yaptı. AFAD, 2021 yılında İRAP çalıştayı yaptı. Bunların birleşik olması lazım" dedi.</p>

<p><strong>'BELKİ DE GELECEKTE BÜYÜK BİR SEL AFETİYLE DAHA KARŞILAŞACAĞIZ'</strong><br>
Ertaş, İzmir'deki orman yangınlarının ardından yeni afetlerin de gelebileceğine dikkat çekti. Karşıyaka ilçesi Yamanlar Dağı'nda 15 Ağustos'ta çıkan ve Karşıyaka'nın yanı sıra Çiğli ve Bornova'ya kadar uzanan orman yangınında çok sayıda ağacın küle döndüğünü vurgulayan Ertaş, "Karşıyaka, Çiğli ve Bornova'ya kadar uzanan ormanda ağaçları kaybettik. Bu aslında başka bir afet türüne de kapı açıyor. Çünkü 1995 yılında Çiğli'de yaşanan sel afeti, Karşıyaka'nın içlerine kadar geldi. Oradaki ağaçların aslında o selden sonra sele karşı bir set oluşturmak için dikildiğini, ormanlık alanın kurulduğunu biliyoruz. Maalesef onu kaybettik. Belki de gelecekte büyük bir sel afetiyle daha karşılaşacağız. Çünkü oradaki ağaçların oluşturduğu barajı, engeli kaybetmiş olduk. Bir afet, başka bir afete kapı açıyor. İklim kriziyle birlikte orman yangınları maalesef yaşanıyor. Oranın hızlı bir şekilde ağaçlandırılması gerekiyor ki sel afetine karşı da bir baraj oluştursun" diye konuştu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Seferihisar’da 4. Çocuk Festivali: Suyu Koru, Geleceği Koru</title>
<link>https://trafikdernegi.com/seferihisarda-4-cocuk-festivali-suyu-koru-gelecegi-koru</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/seferihisarda-4-cocuk-festivali-suyu-koru-gelecegi-koru</guid>
<description><![CDATA[ Seferihisar 4. Çocuk Festivali&#039;nde , yüzlerce çocuk, düzenlenen 17 atölyede hem suyun hayati önemini öğrendi hem de gönlünce eğlendi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/seferihisarda_4_cocuk_festivali_suyu_koru_gelecegi_koru_h7843_cc936.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Seferihisar’da, Çocuk, Festivali:, Suyu, Koru, Geleceği, Koru</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Seferihisar 4. Çocuk Festivali’</strong>nde çocuklar bir kez daha doğayla buluştu.</p>

<p>“Suyu Koru, Geleceği Koru” sloganıyla düzenlenen festival, yüzlerce çocuğa suyun hayati önemini öğretirken, eğlenceli atölyelerle de unutulmaz anlara sahne oldu.</p>

<p>Festivalde çocukların aktif katılımını teşvik etmek ve yaratıcılıklarını geliştirmek amacıyla alternatif eğitim yöntemleri kullanıldı. Eğitmenler ve yerel sanatçılar tarafından gün boyu yürütülen 17 farklı atölyede, çocuklar hem eğlendi hem de öğrendi. Festivalde çocuk ve doğa şarkılarıyla tanınan sanatçı <strong>Banu Kanıbelli’</strong>nin çocuklarla birlikte yazıp bestelediği şarkıyı seslendirdiği bir mini konser gerçekleşti.</p>

<p><img alt="" decoding="async" fetchpriority="high" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" src="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1.jpeg" srcset="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1.jpeg 1600w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1-768x512.jpeg 768w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1-150x100.jpeg 150w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1-300x200.jpeg 300w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1-696x464.jpeg 696w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1-1068x712.jpeg 1068w"></p>

<p>Ana teması “suyu korumak” olan festivalde çocuklar kişisel su tüketimlerini hesaplayarak su ayak izini keşfettiler ve su tasarrufu konusunda bilinç kazandılar.</p>

<p><strong>“Çocuk Hakları Atölyesi”</strong> ile suya erişim hakkını ve bu konudaki evrensel haklarını öğrenirken, geleceğin duyarlı bireyleri olma yolunda önemli bir adım attılar. Suda yaşayan canlıların resim ve seramik biblolarını yaparak suyun sadece insan için değil tüm canlılar için en önemli yaşam kaynağı olduğunu hatırladılar. Çizdikleri “havadan sudan” karikatürlerle suyun kötü kullanımına dikkat çektiler. Su arıtımı atölyesinde bizim için çok değerli bu varlığı arıtıp yeniden kullanarak koruyabileceğimizi deneyimlediler.</p>

<p><img alt="" decoding="async" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" src="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2.jpeg" srcset="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2.jpeg 1600w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2-768x512.jpeg 768w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2-150x100.jpeg 150w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2-300x200.jpeg 300w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2-696x464.jpeg 696w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2-1068x712.jpeg 1068w"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eylem planı bugün açıklanıyor... İzmir Körfezi&amp;#039;ne &amp;#039;nefes&amp;#039; olacak!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/eylem-plani-bugun-aciklaniyor-izmir-koerfezine-nefes-olacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/eylem-plani-bugun-aciklaniyor-izmir-koerfezine-nefes-olacak</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un talimatıyla oluşturulan Bilim Kurulu, İzmir Körfezi&#039;ndeki toplu balık ölümleri ve kirlilikle mücadele için İzmir Körfezi Acil ve Kısa Vadeli Eylem Planı’nı hazırladı. Körfez’de yaşanan kirliliği bertaraf etmek ve ekosistemi iyileştirmek amacıyla hazırlanan eylem planı bugün açıklanacak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/eylem_plani_bugun_aciklaniyor_izmir_korfezi_ne_nefes_olacak_h7840_947cf.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eylem, planı, bugün, açıklanıyor..., İzmir, Körfezi&amp;039ne, &amp;039nefes&amp;039, olacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Körfezi'nde yaşanan toplu balık ölümleri ve yaygın kirliliğinin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, bölgede inceleme başlatmıştı.</p>

<p>Bakan Murat Kurum’un talimatlarıyla önce İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulu ardından 35 akademisyenden oluşan İzmir Körfezi Bilim Kurulu oluşturulmuştu.</p>

<p>İzmir Körfezi’nde, atık su arıtma tesislerinde ve derelerde inceleme yapan Bilim Kurulu üyeleri ‘İzmir Körfezi Acil ve Kısa Vadeli Eylem Planı’nı hazırladı.</p>

<p>Kirliliğe bağlı oksijen yetersizliği nedeniyle canlı ekosisteminin durma noktasına geldiği Körfez’e nefes aldıracak ‘acil ve kısa vadede yapılacakları’ içeren 14 maddelik eylem planı yerel yöneticilere yol gösterecek.</p>

<p><strong>Eylem planı bugün 14.00'te İzmir'de açıklanacak</strong><br>
Bilim Kurulu üyelerinin araştırmaları sonucu kirlilik kaynaklarının önlenmesi öncelik olarak belirlendi.</p>

<p>Bilim kurulunca belirlenen teknik ve bilimsel çalışmaları, Bakanlık ve İzmir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlar hayata geçirecek. Eylem planında yerel yöneticilerin acil yapmaları gerekenler tek tek anlatıldı.</p>

<p>Eylem planı bugün 14.00’te Bilim Kurulu’nca, İzmir İktisat Kongresi binasında düzenlenecek basın toplantısıyla kamuoyuna duyuracak. Bakanlık, hazırlık çalışmaları devam eden ‘orta ve uzun vadeli eylem planını’ da önümüzdeki aylarda açıklayacak.</p>

<p><strong>Belediye başkanları da davet edildi</strong><br>
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ile Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan’ın katılımıyla yapılacak toplantıya Bilim Kurulu üyelerinin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Çevre, Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, İzmir Bölge Liman Başkanlığı, Ulusal Deniz Emniyeti Başkanlığı, Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ve Deniz Temiz Derneği yetkilileri davet edildi.</p>

<p><strong>Körfez balık ölümleriyle alarm verdi</strong><br>
Bakanlık ekipleri, 22 ve 23 Ağustos’ta balık ölümlerinin gerçekleştiği bölge ve Körfez açıklarından deniz suyu numuneleri almıştı.</p>

<p>Ayrıca Körfez’e deşarj olan 7 dereyle atık su kaynaklarında denetimler yapılmıştı.</p>

<p><img alt="İzmir Körfezi'ne 'nefes' olacak eylem planı bugün açıklanacak" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/ZMIRKR_3.jpg"></p>

<p><strong>Amonyak miktarı 50 kat fazla çıktı</strong><br>
İncelemeler sonucunda İç Körfez’de deniz suyu hareketliliği ve sirkülasyonunun neredeyse durma noktasına geldiği belirlendi.</p>

<p>Denizdeki atık su kaynaklı amonyak miktarının, olması gerekenden tam 50 kat daha fazla olduğu tespit edildi. İzmir Körfezi'ndeki oksijen seviyesinin 6 miligram/litre olması gerekirken, 1,8'e, yer yer sıfıra kadar düştüğü raporlara yansıdı.</p>

<p><img alt="İzmir Körfezi'ne 'nefes' olacak eylem planı bugün açıklanacak" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/TBTAKG_3.jpg"></p>

<p><strong>Bakan Kurum: İzmir Körfezi can çekişiyor</strong><br>
5 Eylül’de Bilim Kurulu üyeleriyle birlikte TÜBİTAK Gemisi ile İzmir Körfezi’ne açılan Bakan Kurum, Büyük Kanal Projesi ve Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin bölgedeki kirliliğe neden olan en önemli iki faktör olduğunun altını çizdi.</p>

<p>Bakan Kurum, “İzmir Körfezi can çekişiyor. Denizde oksijen kalmamıştır. Şu anda Körfezimizin bazı noktalarında yaşam kalmamıştır. Balıklarımız, oksijensiz kaldıkları için ölmüştür. Bugün derelerdeki su, ‘organik kirlilik’ açısından tarihin en kötü durumundadır. İzmir Körfezi’nin ekosistemi artık tamamen durma noktasına gelmiştir; Körfez ölmektedir. İzmir Körfezi, bugün yapıldığı gibi, kaderine terk edilemez” dedi.</p>

<p>Bakan Kurum, Bilim Kurulu üyelerinin yapacağı incelemeler sonucu acil, kısa, orta ve uzun vadeli eylem planlarının hayata geçirileceğini açıkladı.</p>

<p><img alt="İzmir Körfezi'ne 'nefes' olacak eylem planı bugün açıklanacak" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/ZMAD72_1.jpg"></p>

<p><strong>Çalışma grupları oluşturuldu</strong><br>
İzmir Körfezi Bilim Kurulu ise “İklim Değişikliği Modelleme Çözümleri Çalışma Grubu”, “Atıksu Altyapısı ve Dereler Çalışma Grubu” ve “Deniz Ekosisteminin Değerlendirilmesi ve İyileştirilmesi Çalışma Grubu” olarak 3 çalışma grubu oluşturdu.</p>

<p>Bilim Kurulu’nun çalışma grubu ilk toplantıları 17-18 Eylül’de İzmir’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank'ın başkanlığında gerçekleşti.</p>

<p>Üyeler ayrıca, Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi, Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Atık Su Arıtma Tesisi ve Körfez'e akan derelerde ve deniz alanında incelemelerde bulundu. Eylem planı bu araştırmalar sonrası hazırlandı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küresel ısınma arıları nasıl etkiliyor?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuresel-isinma-arilari-nasil-etkiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuresel-isinma-arilari-nasil-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Mevsimlerin kayması, ani sıcaklık değişimleri ve düzensiz hava koşulları arıların yaşam döngüsünü altüst ediyor. Yalancı bahara aldanıp kovanından erken çıkan arılar besin bulmakta zorlanıyor ve hastalıklara açık hale geliyor. Bu durum arıların yanı sıra ekosistemdeki dengeyi de tehdit ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/kuresel_isinma_arilari_nasil_etkiliyor_h7884_8f44a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Küresel, ısınma, arıları, nasıl, etkiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Arılar, doğanın eşsiz kahramanları… Kanatlarını hızla çırparak çiçekten çiçeğe konan arılar bal için nektar ve polen toplamakla kalmıyor; bitki türlerinin devamlılığını sağlayan tozlaşmaya (polinasyon) da katkı sağlıyor. Ancak doğanın bu mükemmel döngüsü, küresel ısınmanın etkisiyle bozuluyor. Mevsimler kayıyor, sıcaklıklar değişiyor, yağmurlar düzensizleşiyor. Çiçekler ya erkenden açıp dökülüyor ya da beklenenden geç ortaya çıkıyor. Arılar ise bu değişime ayak uydurmakta zorlanıyor… Kimi zaman yeterince besin bulamıyor kimi zaman da yuvalarını terk etmek zorunda kalıyor.</p>

<p>Peki, arılar olmadan doğa nasıl bir hal alır? Bal üretimi ve ekosistem bu durumdan nasıl etkileniyor? Küresel ısınma, arıların davranışlarını ve yaşam döngülerini nasıl değiştiriyor? Tüm bu soruların yanıtlarını Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu’yla aradık.</p>

<p>Küresel ısınma devam ettiği sürece bir lokasyonda var olan arı, iklimsel olarak kendisine uygun bir alana kaçacak demektir. Bu büyük bir tehlike değil gibi düşünülebilir ama aslında çok büyük… Çünkü bu biyoçeşitliliğin azalmasına da neden oluyor.</p>

<p>Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu</p>

<h2><strong>Arıların davranışları küresel ısınmadan etkileniyor</strong></h2>

<p>Küresel ısınmanın arıların davranışlarını etkilediğini söyleyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Kekeçoğlu, “Bilimsel çalışmalarımızın sonuçlarına göre, fizyolojik veya genetik olarak bir etki olmasa bile davranışsal bir etki olduğunu gördük. Çalışmamızda özellikle küresel ısınmanın etkilerini ultraviole ışınları ile denemeye karar verdik. Sonuç olarak arıların ultraviole ışınlarının olduğu yerden kaçtığını gördük” diyor. Bunun ne anlama geldiğini Prof. Dr. Kekeçoğlu şu sözlerle açıklıyor:</p>

<p>“Küresel ısınma devam ettiği sürece bir lokasyonda var olan arı, iklimsel olarak kendisine uygun bir alana kaçacak demektir. Bu büyük bir tehlike değil gibi düşünülebilir ama aslında çok büyük… Çünkü bu biyoçeşitliliğin azalmasına da neden oluyor. Farklı ırkların, ekotiplerin hastalıklara ve iklim değişimlerine direnci de farklı oluyor. Bazı ırk ve ekotipler sıcağa çok dayanıklıyken bazıları ise soğuk iklim koşullarına daha dayanıklı olabiliyor. Yine bazılarının da hastalıklara direnci daha fazla olabiliyor. Bizim istediğimiz, bu biyoçeşitliliği kaybetmemek. Çünkü gelecekteki tehlikelere karşı dirençli türler, doğada sürdürülebilirliği sağlamanın garantisi.”</p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-120952398.jpg"></p>

<h2><strong>Yalancı bahar arıların enerjisini tüketiyor</strong></h2>

<p>Küresel ısınmanın etkisiyle mevsimler dengesizleşiyor. Kış aylarında yaşanan ani sıcaklık artışları, doğanın bahar geldiğini sanmasına neden oluyor. Bu durum, bitkilerin erken tomurcuklanmasına, ağaçların çiçek açmasına ve arıların zamanından önce uyanmasına yol açıyor. Peki bu nelere yol açıyor? Yanıtını Prof. Dr. Kekeçoğlu’ndan öğreniyoruz:</p>

<p>“Normal koşullarda arılar kışa girerken içeride sıcak kalabilmek için, kış salkımı oluşturuyor. Bilim insanları der ki, ‘kış salkımının bozulmasına izin vermeyin ya da arılarla çok oynayıp da kış salkımını bozmayın.’ Çünkü arılar, o kış salkımını oluşturmak için de bir enerji harcıyor. Örneğin dışarıda hava sıcaklığı 15-16 derece olunca arılar bahar geldi gibi algılayıp, dışarı çıkıp uçma davranışı göstermeye çalışıyor. Ancak dışarı çıktığında nektar kaynağı olmayınca geri dönüyor. Bu, var olan enerjisini de tüketiyor.”</p>

<p>Tozlaşmayı sağlayan yegane canlı arı… Arıların bitkiden nektar toplamaya gitmesi için bitkiyi, ondan gelen kokuyu hissetmesi ya da onun şeklini, rengini algılaması gerekiyor. Halbuki çevresel faktörler bozulduğu zaman arılar bunu yapamıyor.</p>

<h2>Arılara zarar veren böceklerdeki değişim tehlike yaratıyor</h2>

<p>Küresel ısınma sonucu hava sıcaklıklarındaki değişimlerden tek etkilenen arılar değil… Aynı zamanda arılar için risk oluşturan bazı böceklerin çeşitliliğinde de değişimler meydana geliyor. Prof. Dr. Kekeçoğlu bunu bir örnekle anlatıyor:</p>

<p>“Varroa destructor, arıcıların en fazla mücadele ettiği çok ciddi bir sorun. Ancak yarın küresel ısınmayla birlikte yeni zararlılar ortaya çıkabilir. İklim değişikliğine bağlı olarak meydana gelen arı hastalıklarında ve zararlılarında da değişim yaşıyoruz. Bu da bizim için bir tehlike. Çünkü en azından mevcut olanla nasıl mücadele edeceğimizi biliyoruz. Yeni bir zararlıyla mücadele etmek, ilaç üretmek ve bilimsel çalışmalar yapmak bir süreç istiyor.”</p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-36033403.jpg"></p>

<p>Küresel ısınmayla birlikte ortaya çıkan zararlılardan biri de gittikçe daha fazla alana yayılan N. ceranae… Prof. Dr. Kekeçoğlu, bu zararlı için, “Başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada baskın Nosema türü olmaya doğru gidiyor. Nosema apis türüne kıyasla Nosema ceranae sıcağa daha dayanıklı. Bu durum küresel sıcaklık artışlarının N. ceranae’nin yayılmasını kolaylaştırdığını düşündürüyor” diyerek nelere yol açtığını ise şöyle anlatıyor:</p>

<p>“Nosema sp. türleri bal arılarının bağırsaklarını enfekte ederek fizyolojik zarar veriyor. Bununla birlikte enfekte olan bal arılarının bağışıklık sistemine ait gen ifadelerini baskılıyor. Bu da arıların bal üretimini ve ömürlerini olumsuz etkiliyor.”</p>

<h2><strong>Arılar ve bitkiler arasında hassas denge bozuluyor</strong></h2>

<p>Küresel ısınma, arıları yalnızca doğrudan etkilemekle kalmıyor, dolaylı yoldan da büyük zarar veriyor. Özellikle arılar ve bitkiler arasındaki hassas denge bozuluyor. Bu da ekosistemde zincirleme etkilere yol açıyor. “Bugün yediğimiz meyvelerin, sebzelerin kaynağı polinasyon, yani tozlaşma” diyor Prof. Dr. Kekeçoğlu. Bunun bozulmasının nelere yol açtığını, “Tozlaşmayı sağlayan yegane canlı arı… Arıların bitkiden nektar toplamaya gitmesi için bitkiyi, ondan gelen kokuyu hissetmesi ya da onun şeklini, rengini algılaması gerekiyor. Halbuki çevresel faktörler bozulduğu zaman arılar bunu yapamıyor” sözleriyle ifade ediyor.</p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-11875698.jpg"></p>

<p><strong>Toplu arı ölümlerinde küresel ısınmanın etkisi var</strong></p>

<p>Arıların biyolojik dengesi sonucu yaşanan bir başka ciddi durum ise toplu arı ölümleri… Bunun arıların bakımından bitkisel ilaçlamaya kadar pek sebebi oluyor. Elbette küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği de bunlardan biri. Hava koşullarının mevsim normallerinde seyrederken aniden bozulması nektar kaynaklarının yok olmasına yol açıyor. Özellikle yavru arılar için polen kaynağına gereksinim duyulan ilkbaharda bunun olumsuz etkileri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kekeçoğlu, “Çünkü arılar, açlıkla karşı karşıya kalıyorlar. Kış salkımını bozduğu zaman, içerideki yavru arılar hastalıklara daha açık hale geliyor. Arıların bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla birlikte yavrular gelişmiyor. Bu da kovandaki koloninin sönmesine neden oluyor” diyor. (TRT)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim zirvesi için Amazon&amp;#039;un koruma altındaki bölümünde ağaçları kestiler</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-zirvesi-icin-amazonun-koruma-altindaki-boelumunde-agaclari-kestiler</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-zirvesi-icin-amazonun-koruma-altindaki-boelumunde-agaclari-kestiler</guid>
<description><![CDATA[ Brezilya’nın Belem kentinde kasım ayında düzenlenecek COP30 iklim zirvesi için Amazon ormanının koruma altındaki bölümlerinden geçen dört şeritli yeni bir otoyol inşa ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/iklim_zirvesi_icin_amazon_un_koruma_altindaki_bolumunde_agaclari_kestiler_h7885_f7ff7.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, zirvesi, için, Amazon&amp;039un, koruma, altındaki, bölümünde, ağaçları, kestiler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yetkililer, zirveye katılacak dünya liderleri ve 50 binden fazla kişinin ulaşımını kolaylaştırmayı amaçlayan projeyi "sürdürülebilir" olarak nitelendiriyor.</p>

<p>Ancak bölge halkı ve çevreciler, Amazon’un ekolojik önemi nedeniyle inşaatın çevresel etkilerine tepkili.</p>

<h2>Bölge halkı tepkili</h2>

<p>Otoyolun yapıldığı alanın yanında yüksek ağaçların sıradığı yaşayan bir orman bulunurken, ağaç kesiminin yapıldığı alanlarda büyük tomruk yığınları oluştu.</p>

<p>Yolu yakın bir mesafede yaşayan Claudio Verequete, otoyol inşaatı nedeniyle açaçi hasadı yaparak elde ettiği gelirini kaybettiğini söyledi.</p>

<p>"Her şey yok edildi. Hasadımız kesildi, artık ailemizi geçindirecek gelirimiz yok" diyen Verequete, devlet yetkililerinden herhangi bir tazminat almadığını belirtti.</p>

<p>Bölgedeki bazı bilim insanları da yolun ekosistemi bölerek vahşi yaşamı olumsuz etkileyeceğini vurguluyor.</p>

<p>Üniversite hayvan hastanesinde çalışan Prof. Silvia Sardinha, "Deforestasyonun başladığı an kayıp yaşanır. Vahşi hayvanların rehabilite edilip doğaya salınması zorlaşacak. Çünkü karasal hayvanlar bir yandan diğer yana geçemeyecek, yaşam ve üreme alanları daralacak" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Devlet yetkililerinden açıklama</h2>

<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/brezilya/" target="_blank">Brezilya</a> Devlet Başkanı ve çevre bakanı, COP30’un "Amazon’da yapılan ilk iklim zirvesi" olacağını belirterek, dünyaya bölgedeki koruma çalışmalarını anlatacaklarını söyledi.</p>

<p>Pará eyaleti altyapı sekreteri Adler Silveira ise yolun "sürdürülebilir bir otoyol" olduğunu ve "Belém’i modernleştireceğini" dile getirdi. Yolun, yaban hayatı geçişleri, bisiklet yolları ve güneş enerjisiyle aydınlatma sistemleri ile donatılacağını belirtti.</p>

<h2>Ekonomik fırsatlar ve çevresel kaygılar</h2>

<p>Belem'in açık hava pazarlarındaki bazı esnaflar, şehrin gelişmesi ve ticaretin canlanması için bu projeyi olumlu buluyor.</p>

<p>Ancak bölge sakinleri, inşaatların uzun vadede daha fazla ormansızlaşma getirebileceği konusunda endişeli.</p>

<p>Bazı eleştirmenler ise COP30 gibi zirvelerin binlerce insanı bölgeye getirerek altyapı ihtiyacını artırdığını ve dolayısıyla çevresel amacının zedelendiğini dile getiriyor. (BBC)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Buzullarda küresel alarm: Son 10 yılda kayıp yüzde 36 arttı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/buzullarda-kuresel-alarm-son-10-yilda-kayip-yuzde-36-artti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/buzullarda-kuresel-alarm-son-10-yilda-kayip-yuzde-36-artti</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın dört bir yanındaki buzulların erime hızı son on yılda önemli ölçüde arttı. Bilim insanları, önümüzdeki yıllarda erimenin beklenenden daha hızlı ilerleyebileceği ve deniz seviyelerinin yükselmesine yol açabileceği konusunda uyardı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/02/buzullarda_kuresel_alarm_son_10_yilda_kayip_yuzde_36_artti_h7883_28d09.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Buzullarda, küresel, alarm:, Son, yılda, kayıp, yüzde, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İsviçre Zürih Üniversitesi'nden Prof. Michael Zemp, "Bulgular şoke edici, ancak şaşırtıcı değil. İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları nedeniyle küresel sıcaklıklar artıyor ve bu da buzul kaybını hızlandırıyor" dedi.</p>

<h2>Buzul erimesi küresel su seviyelerini tehdit ediyor</h2>

<p>Uluslararası bir araştırma ekibinin yürüttüğü çalışmada, 2012-2023 yılları arasındaki buzul kaybının, 2000-2011 dönemine kıyasla yüzde 36 oranında arttığı belirlendi. Araştırmaya göre, her yıl ortalama 273 milyar ton buz kaybediliyor.</p>

<p>Dünya Buzul İzleme Servisi (WGMS) tarafından koordine edilen çalışmada, son yüzyıldaki saha ve uydu ölçümleri birleştirilerek küresel ölçekte bir erime değerlendirmesi yapıldı. Bulgular, Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) en son tahminlerinden daha hızlı bir buzul kaybına işaret ediyor.</p>

<p>Zemp, "Bu yüzyılda buzul kaybının beklenenden daha hızlı olacağı öngörülüyor. Bu durum, deniz seviyelerinin önceki tahminlerden daha fazla yükselebileceği anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Bazı buzullar bu yüzyılı göremeyecek</h2>

<p>Araştırmaya göre, 2000 yılından bu yana küresel buzul hacminin yaklaşık yüzde 5'i kaybedildi. Ancak bu kayıplar bölgesel farklılıklar gösteriyor. Antarktika'daki buzulların yalnızca yüzde 2'si erirken, Avrupa Alpleri'nde bu oran yüzde 40'a kadar çıkıyor.</p>

<p>Uzmanlar, küçük buzulların daha hızlı eridiğini ve birçoğunun bu yüzyılın sonuna kadar tamamen yok olabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Buzullar, küresel deniz seviyesi yükselişinin en büyük ikinci sebebi olarak gösteriliyor. 2000 yılından bu yana buzul erimesine bağlı olarak deniz seviyelerinde yaklaşık 2 santimetrelik bir yükselme yaşandı. Bilim insanları, bu artışın dünya genelinde kıyı bölgelerinde yaşayan dört milyon insanı sel riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini belirtiyor.</p>

<h2>Bilim insanlarından uyarı: Sera gazı salınımı azaltılmalı</h2>

<p>Araştırmaya göre, şu ana kadar daha çok küçük buzulların erimesi deniz seviyelerini etkiledi. Ancak bilim insanları, Grönland ve Antarktika’daki devasa buz tabakalarının da benzer bir eğilim göstermesi halinde küresel ölçekte ciddi sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.</p>

<p>Exeter Üniversitesi'nden Prof. Martin Siegert, "Buz tabakaları giderek daha fazla kütle kaybediyor. 30 yıl öncesine kıyasla altı kat daha hızlı eriyorlar. Eğer bu değişim hızlanırsa, artık santimetrelerden değil, metrelerce yükselen deniz seviyelerinden bahsederiz" dedi.</p>

<p>Ocak ayında Birleşmiş Milletler, buzulların korunmasını gezegenin geleceği için bir "hayatta kalma stratejisi" olarak tanımlamıştı.</p>

<p>Prof. Zemp ise "Eğer buzul kaybını durdurmak istiyorsak, sera gazı emisyonlarını azaltmalıyız. Bu, hem basit hem de karmaşık bir çözüm. Küresel sıcaklık artışını her ondalık derecede sınırlamak, bize para, hayatlar ve sorunlardan kaçınma imkânı kazandırır" değerlendirmesinde bulundu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kaçak avcılar &amp;quot;ava giderken avlandılar&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kacak-avcilar-ava-giderken-avlandilar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kacak-avcilar-ava-giderken-avlandilar</guid>
<description><![CDATA[ Doğa Koruma ve Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğü ekiplerince Van, Hakkari, Muş, Siirt ve Bitlis&#039;te geçen yıldan bu yana gerçekleştirilen denetimlerde, kaçak avlanan 288 kişiye 5 milyon 624 bin lira ceza kesildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/02/kacak_avcilar_ava_giderken_avlandilar_h7882_676b3.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kaçak, avcılar, ava, giderken, avlandılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sulak alanları, dağları, ovaları, yaylaları, gölleri ve zengin bitki çeşitliliğiyle Türkiye'de yaşayan birçok yaban hayvanına ev sahipliği yapan Doğu Anadolu Bölgesi'nde kaçak avcılığın önlenmesi ve yaban hayvanlarının korunması için çalışmalar sürüyor.</p>

<p>DKMP 14. Bölge Müdürlüğü ekipleri, geçen yıldan bu yana 4 bin 299 avcıyı denetledi, kaçak avcılık yaptıkları tespit edilen 288 kişiye, 2 milyon 774 lira idari ve 2 milyon 850 lira da tazminat olmak üzere 5 milyon 624 bin lira ceza verdi.</p>

<p>Denetimler ve alınan koruma önlemleri sayesinde hayvan popülasyonunun arttığı bölgede çalışmalarını sürdüren ekipler, kar kalınlığının yüksek olduğu noktalarda da kaçak avcıların izini sürüyor.</p>

<p>Dürbünlerle dağları, ovaları ve sulak alanları tek tek kontrol eden ekipler, ulaşamadıkları yüksek bölgeleri ise dronlarla gözetliyor.</p>

<h2>Yaban hayvanı popülasyonu arttı</h2>

<p>DKMP 14. Bölge Müdürü Melikunnas Özkaya, sorumluluk sahalarında yaban hayatını koruma için önemli görevler icra ettiklerini söyledi.</p>

<p>Bölgenin iklim ve konumu itibarıyla zengin bitki örtüsü ve yaban hayatına sahip olduğunu belirten Özkaya, şunları kaydetti:</p>

<p>"2024'te gerçekleştirdiğimiz denetimlerde 2 bin 920 kişi kontrol edildi. Yasa dışı avlanan 246 kişiye 2 milyon 374 bin lira idari para ve 2 milyon 800 bin lira tazminat cezası uygulandı. Ayrıca 2024'de 86 araç ve gerece el konuldu. Ocaktan bu yana 1379 avcı denetlendi. Bunlardan 42'sine 400 bin lira idari ceza ve 50 bin lira tazminat uygulandı."</p>

<h2>"Yaralanan 768 yaban hayvanını merkeze ulaştırdık"</h2>

<p>Denetimler ve koruma önlemleri sayesinde yaban hayvanı popülasyonunun artığını gözlemlediklerine dikkati çeken Özkaya, ekiplerin kar kalınlığının fazla olduğu yüksek kesimlerde de çalışmalarına devam ettiğini vurguladı.</p>

<p>Özkaya, "Yoğun kar altında ve zor koşullarda dahi yasa dışı avcılık yapanların izini sürüyoruz. Dürbünlerle dağları, ovaları, sulak alanları tek tek kontrol eden ekiplerimiz, ulaşamadıkları yüksek rakımlı tepelerde de dronlarla kontrol ve denetimlerini yapmaktadır." dedi.</p>

<p>Yaralı yaban hayvanlarının tedavi edilmesi için de çalışma yürüttüklerini ifade eden Özkaya, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>"Bölge müdürlüğümüz ile Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezimizin ortak çalışmasıyla yaralı yaban hayvanlarının tedavisi yapılmakta. 2024'te farklı nedenlerle yaralanan 768 yaban hayvanını merkeze ulaştırdık. 430'u tedavileri tamamlandıktan sonra tekrar doğal yaşam alanlarına salındı. Bu yıl 22 yaban hayvanı rehabilitasyon merkezine getirilerek tedavi edildi. Rehabilite edilenlerden 17'si doğaya salındı."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yerli coğrafi bilgi sistemi e&amp;Devlet&amp;#039;e entegre edildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yerli-cografi-bilgi-sistemi-e-devlete-entegre-edildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yerli-cografi-bilgi-sistemi-e-devlete-entegre-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hazırladığı &quot;2024-2030 Ulusal Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planı&quot; Resmi Gazete&#039;de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bakan Kurum, &quot;Yeni düzenlememizle özellikle afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulan kritik coğrafi veriler paylaşıma açılarak bilgi akışı hızlanacak&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/02/yerli_cografi_bilgi_sistemi_e_devlet_e_entegre_edildi_h7881_e9910.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yerli, coğrafi, bilgi, sistemi, e-Devlet&amp;039e, entegre, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlığa bağlı Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “2024-2030 Ulusal Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planı” ile ülkemizin coğrafi bilgi sistemleri alanındaki hedefleri ve yol haritası belirlendi. Resmi Gazete’de yayımlanan eylem planında 5 amaç, 26 hedef ve bu hedeflere bağlı 101 eylem belirlendi.</p>

<p>Doğru, standart ve kaliteli coğrafi bilginin ulusal düzeyde üretimini garanti etmek, bu bilgilerin yaygın bir şekilde paylaşılmasını sağlamak için izlenecek yöntemler anlatıldı. Bu eylem planının ışığında coğrafi veri altyapısından faydalanmak isteyen tüm sektörlere kaliteli, güncel ve dinamik coğrafi bilgi akışı sağlanırken milli ekonomiye fayda sunulacak. Belirlenen bu hedefler doğrultusunda ülkemizde coğrafi bilgi sistemi endüstrisinin gelişen teknolojiye uygun kamu hizmeti sunulacak.</p>

<h2>"Afet ve acil durumlarda veri paylaşımı hızlanacak"</h2>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, eylem planının detaylarını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şöyle anlattı: Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğümüz tarafından hazırlanan “2024-2030 Ulusal Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planı” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlememizle özellikle afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulan kritik coğrafi veriler paylaşıma açılarak bilgi akışı hızlanacak. Eylem planımızın ilk adımı olarak Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu'nu <a href="https://www.trthaber.com/etiket/e-devlet/" target="_blank">e-Devlet</a> Kapısı üzerinden vatandaşlarımızın kullanımına açtık. Kamu kurumları, yerel yönetimler ve üniversiteler ihtiyaç duydukları tüm verilere tek tıkla ulaşılabilecek.</p>

<p></p>

<p><img alt="Yerli coğrafi bilgi sistemi e-Devlet'e entegre edildi" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/CO%C4%9ERAF%C4%B0%20B%C4%B0LG%C4%B0%20S%C4%B0STEMLER%C4%B0%20(1).jpeg"></p>

<p></p>

<h2>e-Devlet ile entegrasyon sağlandı</h2>

<p>Eylem planının ilk adımı olarak Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu, e-Devlet Kapısı üzerinden ortak kullanıma açıldı. Platform sayesinde, vatandaşların bulundukları bölgeyle ilgili coğrafi bilgilere anında erişimi sağlanacak. Uygulama, kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve vatandaşların erişimine açık olacak. Coğrafi verilerin güvenilir ve hızlı paylaşımıyla kamu hizmetlerinin etkinliği artırılacak.</p>

<h2>630 coğrafi katman ile hizmet veriyor</h2>

<p>Mevcut haliyle 14 bin kullanıcıya sahip olan platformun, e-Devlet entegrasyonu ile birlikte 66 milyon kullanıcıya ulaşması hedefleniyor. 630 coğrafi katmanın (coğrafi tanım) yer aldığı platform bu sayede geniş bir arama yelpazesi sunacak. Platformda, coğrafi veri görüntüleme, metaveri yönetimi, coğrafi veri talep ve paylaşım portalı gibi kapsamlı hizmetler sunulacak. Ayrıca, kullanıcıların coğrafi veri standartlarını daha iyi anlamalarını sağlayan bir coğrafi veri sözlüğü de bulunuyor. TÜRKSAT iş birliğiyle uluslararası standartlarda geliştirilen uygulamaya vatandaşlar e-Devlet Kapısı veya https://tucbs.gov.tr adresinden ulaşabilecek.</p>

<p></p>

<p><img alt="Yerli coğrafi bilgi sistemi e-Devlet'e entegre edildi" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/CO%C4%9ERAF%C4%B0%20B%C4%B0LG%C4%B0%20S%C4%B0STEMLER%C4%B0%20(2).jpeg"></p>

<p></p>

<h2>Afet ve acil durumlarda dijital veri paylaşımı</h2>

<p>Eylem planının bir diğer amacı ise e-Devlet üzerinden afet ve acil durumlara yönelik coğrafi verilerin etkin kullanımını ve paylaşımı sağlamak. Bu kapsamda acil durumlarda ihtiyaç duyulan kritik veriler coğrafi katmanlar ilave edilerek detaylandırılıp boyutlandırılabilecek.</p>

<h2>Coğrafi bilgi endüstrisinin gelişimine katkı sunulacak</h2>

<p>Coğrafi bilgi sistemine ilişkin teknoloji standartları geliştirilecek, yenilikçi teknolojiler ve uygulamalar desteklenecek ve coğrafi veri akışlarının dönüştürülmesi süreci teşvik edilecek. Kamu, üniversite ve özel sektör iş birlikleri desteklenecek. Bu iş birlikleri, AR/XR/VR gibi ileri teknolojiler üzerinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerini kapsayacak ve örnek uygulamalar hazırlanacak.</p>

<h2>Yapay zeka ile desteklenecek, uydu görüntüleri arşivi oluşturulacak</h2>

<p>Kamu kurumları, yerel yönetimler ve özel sektörün Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi (TUCBS) standartlarına uyum süreçleri geliştirilecek. Coğrafi bilgi sistemlerinde yapay zeka, makine öğrenimi, derin öğrenme ve yapay sinir ağlarının kullanımına yönelik kılavuzlar hazırlanacak ve uygulama örnekleri geliştirilecek. Uzaktan algılama ve görüntü işleme teknolojileri kapsamında iş birliği modelleri geliştirilecek. Hava fotoğrafları ve uydu görüntülerine ait arşiv altyapısı oluşturulacak.</p>

<h2>Veri ve servis kapasitesi geliştirilecek</h2>

<p>Coğrafi verinin erişim, paylaşım ve kullanımı için ulusal coğrafi veri altyapısı güçlendirilecek ve veri kalitesi artırılacak. Ulusal coğrafi veri sorumluluk matrisi, tanımlama dokümanlarındaki katman veya öznitelik bazında ilgili kurumları da içerecek şekilde detaylandırılacak. Paylaşım matrisi, coğrafi veri üreticilerinin tamamını kapsayacak şekilde genişletilecek. Coğrafi verilerin doğruluğu, tamlığı ve güncelliği sağlanarak veri kalitesi artırılacak ve bu verilerin resmi işlemlerde kullanılabilirlik kriterleri oluşturulacak. Bu kapsamda, ulusal ve uluslararası düzeyde farkındalık artırıcı faaliyetler düzenlenecek ve akıllı şehir politikaları ile entegrasyon sağlanacak.</p>

<h2>Kamuda ve yerelde CBS birimleri kurulacak</h2>

<p>Yine eylem planı kapsamında kamu kurumları ve yerel yönetimlerde CBS birimleri kurulacak, kurumlar coğrafi bilgi sistemleri uyumlaştırma ve entegrasyon süreçlerini bu birimler aracılığı ile yürütecek. Kamu personelinin CBS bilgi düzeyinin artırılması amacıyla çeşitli eğitim ve yaygınlaştırma çalışmaları gerçekleştirilecek. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;#039;de 131 sulak alan koruma altında</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyede-131-sulak-alan-koruma-altinda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyede-131-sulak-alan-koruma-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Sulak alanlar, hem ekolojik dengenin sağlanması hem de canlı türlerinin yaşamına devam edebilmesi açısından hayati önem taşıyor. Türkiye’de ise 131 sulak alan koruma altında. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/02/turkiye_de_131_sulak_alan_koruma_altinda_h7879_49fad.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye&amp;039de, 131, sulak, alan, koruma, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sulak alanlar, ekolojik dengenin korunması, bitki, hayvan ve insan yaşamı için büyük öneme sahip. Bu nedenle dünyada ve Türkiye’de 2 Şubat ‘Sulak Alanlar Günü’ olarak kutlanıyor.</p>

<p>Yağmur ormanlarından sonra biyolojik olarak en üretken ekosistemler olarak gösterilen sulak alanlar, içme suyu sağlanması, taşkınların önlenmesi, yeraltı sularının beslenmesi, kuraklığın önlenmesi ve canlı yaşamının devam edebilmesi açısından önemli. </p>

<p>Türkiye’de sulak alanların tescili ve korunması konusunda yetki, Tarım ve <a href="https://www.trthaber.com/etiket/orman/" target="_blank">O</a>rman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nde. Sulak alanlardın korunması, geliştirilmesi, yeterli <a href="https://www.trthaber.com/etiket/su/" target="_blank">su</a> arzı sağlanması konusunda Türkiye, ‘Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi'ne (Ramsar Sözleşmesi) de 1994 yılında taraf olmuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye'de 131 sulak alan koruma altında" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-34372442.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>14 Ramsar Alanı mevcut</strong></h2>

<p>Aradan geçen 31 yılda yapılan çalışmalarla 184 bin 487 hektar alan, Ramsar Koruma Alanı olarak ilan edildi ve sözleşme listesine dahil oldu. Özellikle son 25 yılda yapılan çalışmalarla 59’u ulusal öneme ve 58’i mahalli öneme sahip sulak alan olmak üzere, 131 sulak alan koruma altına alındı.</p>

<p>Toplam sulak alan genişliği ise 1 milyon 186 bin 466 hektara ulaştı. Bu alanın tamamı koruma altında. Özellikle 2002 yılında yapılan mevzuat revizyonu ile sulak alanların doldurulması ve kurutulması yasaklandı. Bu da koruma sahası artışında önemli katkı sağladı.</p>

<p></p>

<h2><strong>Envanter tamamlanıyor</strong></h2>

<p>Sulak alanların envanterini çıkarmak tüm dünyada zorlu bir süreç olarak biliniyor. Ancak Türkiye bu konuda önemli bir yol aldı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından hazırlanan sulak alan envanteri son aşamasında.</p>

<p>‘Ulusal Sulak Alan Yönetim Bilgi Sistemi (SAYBİS)’ kurularak, tüm sulak alanlar kayıt altına alındı. Toplam büyüklüğü 1,6 milyon hektara ulaşan 6 bin 766 sulak alan sisteme kaydedildi. Bunların koruma alanına dahil edilmesine ilişkin çalışmalar sürüyor. SAYBİS, sadece sulak alanları kayıt altına almıyor, aynı zamanda burada yapılacak faaliyetlere yönelik izinleri de düzenliyor. SAYBİS’e e-Devlet üzerinden başvuru yapılabiliyor.</p>

<p></p>

<h2><strong>Rehabilitasyon yapılıyor</strong></h2>

<p>Sulak alanın tespiti ve envantere girmesinin ardından ise ‘Sulak Alan Yönetim Planı’ hazırlanıyor. 1999 yılından bugüne kadar 76 sulak alanın yönetim planı tamamlandı.</p>

<p>Yönetim Planı kapsamında bozulan sulak alanların rehabilitasyonu da yapılıyor. <a href="https://www.trthaber.com/etiket/kayseri/" target="_blank">Kayseri</a> Sultansazlığı, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/antalya/" target="_blank">Antalya</a> Avlan Gölü, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/konya/" target="_blank">Konya</a> Ereğli Sazlığı, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/afyonkarahisar/" target="_blank">Afyonkarahisar</a> Karakuyu Sazlıkları rehabilitasyon çalışması yapılan sulak alanlardan bazıları.</p>

<p></p>

<h2><strong>Ekoturizme kazandırılıyor</strong></h2>

<p>Çevreyi koruyarak sulak alanlardan faydalanılabilmesi için DKMP tarafından ziyaret merkezleri de oluşturuldu. 2002’den bugüne kadar 55 sulak alanda hazırlanan tesislerle ‘ekoturizm’ alanları açıldı.</p>

<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gündem &amp;#039;Santorini&amp;#039;: Ege&amp;#039;deki 3 kentte tsunami ihtimali!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gundem-santorini-egedeki-3-kentte-tsunami-ihtimali</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gundem-santorini-egedeki-3-kentte-tsunami-ihtimali</guid>
<description><![CDATA[ Dokuz Eylül Üniversitesi’nin (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Ege Denizi&#039;ndeki son depremlerin yeni bir volkanik aktivite başlangıcını gösterdiğini belirterek &quot;Sözbilir, &quot;Bu bölgedeki denizaltı faylarının 7&#039;den büyük deprem üretmesi durumunda Kuşadası-Bodrum-Datça kıyılarının tsunami tehlikesi açısından modellenmesi ve buna göre önlem alınması gerekmektedir&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/02/gundem_santorini_ege_deki_3_kentte_tsunami_ihtimali_h7878_7f8fa.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gündem, &amp;039Santorini&amp;039:, Ege&amp;039deki, kentte, tsunami, ihtimali</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi verilerine göre; Ege Denizi'nde önceki günden beri en büyüğü 4.8 olan 200'ü aşkın deprem oldu. Depremleri değerlendiren DEÜ DAUM Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, "Son günlerde Ege Denizi'nde Santorini Adası'nın hemen kuzeyinde büyüklükleri 3 ile 4.8 arasında değişen deprem fırtınası şeklinde bir aktivitenin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu depremlerin jeolojik ortamına baktığımızda Atina- Santorini- Datça- Bodrum hattı boyunca yay şeklinde bir geometriye sahip aktif bir volkanik ada yayı içinde geliştiğini görüyoruz. Güney Ege Volkanik Ada Yayı olarak bilinen bu yay şekilli ortamda değişik büyüklükte Santorini, Milos, Nisiros gibi volkanik adalar bulunur. Bu adaları oluşturan volkanlar çevresinde tarihsel ve aletsel dönemde çok sayıda depremler, tarihsel dönemlerde bu adalarda volkanik patlamalar gelişmiş. Bu nedenle, bu adaları oluşturan volkanların günümüzde de aktif olduğu kabul edilmektedir" diye konuştu.</p>

<p><strong>'DENİZ ALTINDAKİ FAYLAR DA DEPREM ÜRETMEKTE'</strong><br>
Bunun yanında, bölgede bu volkanik çıkışları kontrol eden deniz altı diri faylar bulunduğuna da dikkati çeken Prof. Dr. Sözbilir, "Bu diri faylar da aynı şekilde volkanik yay geometrisine uygun olacak şekilde, Yunanistan ile Türkiye arasındaki Ege Denizi altındaki kabuğu kırarak, deprem üretmekte ve böylece bölgedeki gerilmeyi karşılamaktadır. Ege kabuğunun altında ise Girit Adası güneyinden geçen ve Ege dalma batma zonu olarak bilinen yay şekilli levha sınırı bulunur. Bu sınırın güneyinde ise Afrika levhası Ege levhasının altına yılda 20 milimetre hızla dalmaktadır. Bu nedenle Girit Adası ile Rodos Adası arasında da çok sayıda deprem meydana gelmektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'SON DEPREMLER YENİ BİR VOLKANİK AKTİVİTE BAŞLANGICINI GÖSTERİYOR'</strong></p>

<p>Yunan meslektaşlarının son 10 yılda Ege Denizi altındaki faylarla ilgili yaptığı yayınlara da değinen Prof. Dr. Hasan Sözbilir, şunları söyledi:</p>

<p>"Santorini kuzeyinde, Santorini-Amorgos fay sisteminin varlığını ortaya çıkarmış ve bu fay sistemi boyunca önemli bir aktivitenin olacağını ve bu aktivitenin aktif volkanizma ile ilişkili olabileceğini belirtmişlerdir. Geçen yıl yapılan bir çalışmada da 9 Eylül 1956 yılında meydana gelen 7.5 büyüklüğündeki ve 25 kilometre odak derinliğindeki Amorgos depreminin deniz tabanında 75 kilometre uzunluğunda yüzey kırığı geliştirdiği ve yakın adalarda tsunamiye neden olduğu anlaşılmıştır. Kayıtlarda 1956 depreminden sadece 13 saniye sonra odak derinliği 45-90 kilometre olan ve büyüklüğü 6 ila 7.2 olan 2’nci bir deprem daha meydana geldiği bilinmektedir. Bu depremlerde Santorini ve Amorgos’ta 3 bin 200 binanın hasar gördüğü ve 54 kişinin can verdiği kayıtlardan anlaşılmaktadır. Son günlerde ocak sonu, şubat başında meydana gelen depremler de Santorini-Amorgos fayı ve bu fayın yakın çevresindeki fayların tetiklendiği anlaşılmaktadır. 1956 yılında Amorgos fayının kırıldığını düşündüğümüzde son bir haftadır meydana gelen depremlerin magmatik kaynaklar ve hidrotermal aktivite nedeniyle tetiklenmiş depremler oldukları ve yeni bir volkanik aktivite başlangıcını gösterdiği kabul edilebilir. Bu nedenlerle, bölgedeki Anafi-Astypalea fay sistemi, Los fay sistemi ve Kinairos fayının yakın gelecekte yıkıcı deprem üretme ihtimali yüksek görünmektedir"</p>

<p><strong>'TÜRKİYE'NİN BU DEPREMLERDEN ETKİLENME DERECESİ DÜŞÜKTÜR'</strong><br>
Türkiye için rahatlatan açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Sözbilir, "Bu fay sistemlerinin Türkiye kıyılarına uzaklığı 150-200 kilometreyi bulduğundan, Türkiye’nin bu depremlerden etkilenme derecesi düşüktür. Fakat bu bölgedeki deniz altı faylarının 7’den büyük deprem üretmesi durumunda Kuşadası-Bodrum-Datça kıyılarının tsunami tehlikesi açısından modellenmesi ve buna göre önlem alınması gerekmektedir" dedi. (DHA)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;#039;nde yosunlar yeşil örtü oluşturdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-yosunlar-yesil-oertu-olusturdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-yosunlar-yesil-oertu-olusturdu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in Karşıyaka ilçesinde, denizin kıyıya yakın bazı bölgeleri halk arasında &quot;deniz marulu&quot; olarak bilinen yosun türüyle kaplandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/izmir_korfezi_nde_yosunlar_yesil_ortu_olusturdu_h7886_04626.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezi&amp;039nde, yosunlar, yeşil, örtü, oluşturdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Körfezi'nin Bostanlı sahili tarafında, deniz suyundaki azot ve fosfor miktarının artmasıyla çoğalan deniz yosunu (Ulva lactuca) su yüzeyinde yeşil bir örtü oluşturdu.</p>

<p>Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ergün Taşkın, körfezin kirliğin etkisi altında olduğunu söyledi.</p>

<p>Kirliliğin denizdeki bitkiler için besleyici elementleri artırdığını ifade eden Taşkın, hava ve su sıcaklıklarının da artmasıyla deniz marullarının hızla çoğaldığını anlattı.</p>

<p></p>

<p><img alt="İzmir Körfezi'nde yosunlar yeşil örtü oluşturdu" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20250309_37288101.jpg"></p>

<p>Taşkın, kirliliğin önüne geçilmeden deniz marullarının artışının engellenmesinin mümkün olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>"Deniz marulları iki üç aylık bir yaşam döngüsüne sahiptir ve hızlı üremektedir. Bu nedenle yılda birkaç defa bu artışlar gözlenebilir. Bu aşamada deniz marullarını toplamak çok doğru bir işlem olmayabilir. Çünkü sudaki bu besleyici elementlerin azalmasına neden oluyor. Bunların toplanması besleyici elementlerin diğer fırsatçı planktonik türler tarafından kullanılmasına neden olacaktır. Bu da geçen yılki balık ölümlerine neden olan artışları tetikleyebilir." (AA)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları okyanusun en derin bölgesinde binlerce yeni mikrop keşfetti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-okyanusun-en-derin-boelgesinde-binlerce-yeni-mikrop-kesfetti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-okyanusun-en-derin-boelgesinde-binlerce-yeni-mikrop-kesfetti</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, okyanusun en derin bölgesi olarak bilinen hadal bölgesinde, daha önce hiç görülmemiş binlerce yeni mikrop keşfetti. Yapılan araştırma, bu alandaki yaşamın, soğuk ve karanlık derinliklerde nasıl hayatta kaldığını anlamak adına büyük bir adım oldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/bilim_insanlari_okyanusun_en_derin_bolgesinde_binlerce_yeni_mikrop_kesfetti_h7887_d304b.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, okyanusun, derin, bölgesinde, binlerce, yeni, mikrop, keşfetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hadal bölgesi, okyanus yüzeyinden 6 kilometre (yaklaşık 4 mil) derinlikte başlıyor ve 11 kilometreye (6.8 mil) kadar iniyor.</p>

<p>Bu derinlik, yaklaşık 30 Empire State Binası yüksekliğinde ya da bir buçuk Mount Everest büyüklüğünde bir mesafe. Okyanusun bu karanlık derinliklerinde yaşam oldukça zorlu.</p>

<h2>7 bin 564 mikrop türü tespit edildi</h2>

<p>Çin'den gelen araştırma ekibi, hadal bölgesinde 33 dalış yaparak, deniz tabanı ve deniz suyu örnekleri topladı. Yapılan analizler, 7.564 mikrop türü tespit etti ve bunların neredeyse yüzde 90'ının bilim dünyası için yeni olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar, bu çalışmanın, mikrobiyal ekolojinin uzun zamandır hedeflenen bir amacını ele aldığını belirtiyor: "Çalışmamız, mikroorganizma topluluklarının, özellikle de aşırı koşullarda nasıl şekillendiğini anlamayı amaçlıyor," diyorlar.</p>

<p>Hadal bölgesinde yaşam oldukça zor. Sıcaklıklar donma noktasına yakın, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/su/" target="_blank">su</a> basıncı son derece yüksek ve besin kaynakları oldukça sınırlı. Ancak bu zorluklara rağmen, keşfedilen mikropların çeşitliliği şaşırtıcı.</p>

<h2>Derinlik arttıkça, mikroplar iş birliği yapıyor</h2>

<p>Araştırmacılar, mikropların hayatta kalmak için iki ana strateji uyguladığını belirlediler. Bazı mikroplar, daha küçük ve daha basit genomlara sahip olup, verimli bir şekilde yaşamaya evrilmişler. Bu mikroplar, derinlikte hayatta kalmak için streslere karşı direnç sağlayan enzimlere sahipler. Diğer mikroplar ise daha büyük genomlara sahip, bu da onların çevresel baskılara uyum sağlamak ve daha geniş bir besin yelpazesinde hayatta kalmalarına olanak tanıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, hadal mikroplarının çeşitliliği ve heterojenliğinin son derece yüksek olduğunu vurguluyor. Bu çeşitlilik, çevresel koşulların ve hadal bölgesinin hassas topografyasının etkisiyle şekilleniyor.</p>

<p>Ayrıca, mikroplar genellikle okyanusun derinliklerinde uygun yerlerde kümelenip, birbirleriyle az bir örtüşme göstererek farklı mikroplar karışımları oluşturuyor.</p>

<p>Derinlik arttıkça, mikropların hayatta kalabilmek için işbirliği yaptığı gözlemlendi. Bu mikroorganizmalar, besinleri paylaşarak ve topluluklarını koruyarak (koruyucu biyofilm oluşturarak) hayatta kalmaya çalışıyor.</p>

<p>Araştırma ekibi, bulgularını bilim insanlarının incelemesi için çevrimiçi olarak erişime sundu. "Mariana Çukuru Çevresi ve Ekoloji Araştırma (MEER)" projesi kapsamında, aşırı koşullarda yaşamın nasıl sürdüğünü anlamaya yönelik yeni fırsatlar ortaya kondu.</p>

<p>Araştırma, Cell dergisinde yayımlandı.(Sciencealert)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antarktika&amp;#039;daki buzların erimesi Dünya&amp;#039;nın en güçlü okyanus akıntısını yavaşlatıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antarktikadaki-buzlarin-erimesi-dunyanin-en-guclu-okyanus-akintisini-yavaslatiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antarktikadaki-buzlarin-erimesi-dunyanin-en-guclu-okyanus-akintisini-yavaslatiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, Antarktika kıtasında eriyen buz tabakalarının Dünya&#039;nın en güçlü okyanus akıntısı olan &quot;Antarktik Kutup Çevresi Akıntısının (ACC)&quot; hızını yavaşlattığını tespit etti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/antarktika_daki_buzlarin_erimesi_dunya_nin_en_guclu_okyanus_akintisini_yavaslatiyor_h7888_6a6b1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antarktika&amp;039daki, buzların, erimesi, Dünya&amp;039nın, güçlü, okyanus, akıntısını, yavaşlatıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Avustralya'daki Melbourne Üniversitesi ve Norveç Araştırma Merkezi'nden araştırmacılar, değişen sıcaklık, tuzluluk ve rüzgar koşullarının etkisini incelemek için okyanus akıntıları ve ısı transferi gibi faktörlere ait yüksek çözünürlüklü okyanus ve deniz buzu simülasyonunu analiz etti.</p>

<p>"GADI" adı verilen iklim simülatörü kullanılarak yapılan analiz sonucunda araştırmacılar, Antarktika kıtasında eriyen buz tabakalarının Dünya'nın en güçlü okyanus akıntısı olan ACC'nin hızını yavaşlattığını ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar, ACC'nin hızının 2050'ye kadar yaklaşık yüzde 20 yavaşlayacağını tespit etti.</p>

<h2>Okyanus "son derece karmaşık ve ince bir dengeye" sahip</h2>

<p>Buz erimesi ve okyanus ısınmasının okyanustaki akıntı üzerindeki etkisinin geçmişte düşünülenden çok daha karmaşık olduğunu tespit eden araştırmacılar, eriyen buzların deniz seviyesinin yükselmesine ve okyanusun ısınmasına yol açabileceğini kaydetti.</p>

<p>Okyanusun "son derece karmaşık ve ince bir dengeye" sahip olduğunu belirten araştırmacılar, büyük okyanus havzaları için kanal görevi gören akıntıdaki yavaşlamanın küresel ısınmanın hızlanması gibi ciddi sonuçları olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Araştırmacılar, ayrıca, akıntı hızı yavaşladıkça çeşitli canlı türlerinin Antarktika kıtasına ulaşma olasılığının artacağını ve bu durumun deniz ekosistemlerinin yaşanabilirliği ve Antarktika penguenlerinin beslenme şeklinin değişmesi de dahil besin ağı üzerinde bazı ciddi etkilere neden olabileceğini aktardı.</p>

<p>Araştırmanın bulguları "Environmental Research Letters" dergisinde yayımlandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları uyardı: Yüzyılın sonunda insanlar için fazla sıcak bölgeler üç katına çıkabilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-uyardi-yuzyilin-sonunda-insanlar-icin-fazla-sicak-boelgeler-uc-katina-cikabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-uyardi-yuzyilin-sonunda-insanlar-icin-fazla-sicak-boelgeler-uc-katina-cikabilir</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde ortalama sıcaklıklar artmaya devam ederken, bilim insanları Paris Anlaşması&#039;nda belirlenen iklim hedefine ulaşılması halinde bile gezegenin çok daha sıcak olacağını ve yaşam için elverişli alanların azalacağını belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/bilim_insanlari_uyardi_yuzyilin_sonunda_insanlar_icin_fazla_sicak_bolgeler_uc_katina_cikabilir_h7889_cd755.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, uyardı:, Yüzyılın, sonunda, insanlar, için, fazla, sıcak, bölgeler, üç, katına, çıkabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi öncesi döneme göre dünyanın ortalama sıcaklığı şimdiden 1,5 santigrat derece arttı. Bilim insanları, bu değerin yarım derece daha artması halinde sağlıklı bir yetişkinin bile yaşamasının mümkün olmayacağı kara parçalarının üç katına çıkacağı konusunda uyarıyor.</p>

<p>Bu durum, ABD büyüklüğünde bir kara parçasının kullanılamaz hale gelmesi anlamına geliyor.</p>

<p>60 yaş üzerindeki bireyler için risk daha da büyük. Şu an dünyanın yüzde 21'inde yaşam süremeyen bu yaş grubu, sıcaklık artmaya devam ederse kara parçalarının yüzde 35'inde yaşayamaz hale gelebilir.</p>

<h2>2 derecenin ötesi ölümcül sıcaklıklar getirebilir</h2>

<p>King's College London'dan iklim bilimci Tom Matthews, "Bulgularımız, küresel ısınmanın 2 santigrat dereceye ulaşması halinde ortaya çıkabilecek ölümcül sonuçları gösteriyor" dedi.</p>

<p>Matthews'e göre, sıcaklıklar sanayi öncesi seviyelere göre 4 derece arttığında, dünyanın kara parçalarının yüzde 40'ı yetişkinler için yaşanamaz hale gelecek. Sadece yüksek enlemler ve orta enlemlerin daha serin alanları bundan etkilenmeyecek.</p>

<h2>Yaşamı tehdit eden sıcaklıklar yaygınlaşıyor</h2>

<p>İklim bilimcilere göre, insanoğlunun dayanabileceği sıcaklıklar belli bir eşikte sınırlı. Bazı bölgelerde ise bu eşik zaten aşılıyor. Basra Körfezi, Hint-Ganj Ovası, ABD'nin güneyi, Meksika ve Avustralya gibi yerlerdeki aşırı sıcak dalgaları, insan bedeninin dayanma sınırlarını zorluyor.</p>

<h2>İklim hedefleri tutmazsa risk büyüyecek</h2>

<p>Eğer fosil yakıt kullanımı devam eder ve atmosferdeki karbonu emen ekosistemler tahrip edilirse, ısınmanın 2 santigrat derece hedefinin de aşılması ihtimali artacak. 4 ila 5 derece arası bir sıcaklık artışı, dünyanın geniş bölgelerinde yaşamı tehdit edebilir.</p>

<p>Özellikle 60 yaş üzeri yetişkinler, dünyanın yüzde 60'ında yaşam süremez hale gelebilir. Tropikal bölgelerde, her yaştan insan için ölümcül sıcaklıklar görülebilir. Matthews, "Bu şartlarda, gölgede olsanız, rüzgara maruz kalsanız ve yeterince su tüketeseniz bile uzun süre dışarıda kalmanız ölümcül sıcak çarpmasına yol açabilir" dedi.</p>

<h2>Isınma sınırlandırılmazsa açık havada bulunmak riskli hale gelebilir</h2>

<p>Uzmanlar, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş ve karbon tutan ekosistemlerin korunmasının, bu felaket senaryolarının önüne geçmek için kritik olduğunu belirtiyor. Ancak Matthews, bunun yanı sıra artan sıcaklıklara uyum sağlamak için de hazırlık yapılması gerektiğini söylüyor.</p>

<p>"Gezegenin daha büyük bir kısmı, insan fizyolojisi için fazla sıcak hale geldikçe, insanların serin ortamlara erişim sağlayabilmesi hayati önem taşıyacak" diyor.</p>

<p>Araştırma, Nature Reviews Earth and Environment dergisinde yayımlandı. (Sciencealert)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eski kurşun fabrikasına ait atıkların Torbalı’ya dökülmesine ilişkin soruşturma</title>
<link>https://trafikdernegi.com/eski-kursun-fabrikasina-ait-atiklarin-torbaliya-doekulmesine-iliskin-sorusturma</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/eski-kursun-fabrikasina-ait-atiklarin-torbaliya-doekulmesine-iliskin-sorusturma</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de Gaziemir ilçesi Emrez Mahallesi&#039;ndeki eski kurşun fabrikası atıklarının Torbalı ilçesi Yoğurtçular Mahallesi&#039;ndeki boş bir alana izinsiz şekilde dökülmesine ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/eski_kursun_fabrikasina_ait_atiklarin_torbaliya_dokulmesine_iliskin_sorusturma_h7890_ca68f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eski, kurşun, fabrikasına, ait, atıkların, Torbalı’ya, dökülmesine, ilişkin, soruşturma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, çevrenin kasten kirletilmesi suçuna ilişkin olarak, iki hafriyat şirketi yetkilisi ve dört hafriyat kamyonu sürücüsü hakkında soruşturma başlattı.</p>

<p>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada "Yazılı ve görsel basında 11.03.2025 tarihinde yer alan 'İzmir’de Atık Skandal: İki şirkete büyük ceza' başlıklı haberler ile ilgili olarak İzmir’de bulunan eski kurşun geri kazanım fabrikasının atıklarının dökülerek çevrenin kirletildiğine dair bilgilerin tespit edilmesi üzerine, karşısında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 02/01/2025 kurulan Çevre, İmar, Ormanlara ve Hayvanlara Yönelik Suçlar Soruşturma Bürosunca iki hafriyat şirketi yetkilisi ve dört hafriyat kamyonu sürücüsü hakkında 5237 Sayılı TCK'nin 181.maddesinde düzenlenen Çevrenin Kasten Kirletilmesi suçuna ilişkin olarak derhal soruşturma başlatıldı" ifadelerine yer verildi.<strong> (ANKA)</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çöplük ve hurdalıklarda yüksek mikroplastik kirliliği su kaynaklarını tehdit ediyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/coepluk-ve-hurdaliklarda-yuksek-mikroplastik-kirliligi-su-kaynaklarini-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/coepluk-ve-hurdaliklarda-yuksek-mikroplastik-kirliligi-su-kaynaklarini-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Açık çöp döküm sahaları ve hurdalıklarda yüksek oranda mikroplastik birikimi gözlemlendi. Bu kirliliğin tarım alanları, su kaynakları ve ekosistemler için büyük bir tehdit olduğu bildirildi ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/copluk_ve_hurdaliklarda_yuksek_mikroplastik_kirliligi_su_kaynaklarini_tehdit_ediyor_h7891_c9d3d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çöplük, hurdalıklarda, yüksek, mikroplastik, kirliliği, kaynaklarını, tehdit, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden bilim insanlarınca yapılan araştırmada açık çöp döküm sahalarında mikroplastik miktarı ortalama 1 kilogramda 311 adet olurken, hurdalık alanlarında bu oran kilogramda 463 parçacık olarak belirlendi. Uzmanlar bu kirliliğin tarım alanları, su kaynakları ve ekosistemler için büyük bir tehdit olduğunu bildirdi.</p>

<p>Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden bilim insanları Antalya, Manisa, Aydın ve Sakarya'da açık çöp döküm sahaları ile Mersin, İzmir, Bursa ve Çanakkale’deki hurdalık alanlarında topraktaki mikroplastik yükünü inceledi.</p>

<h3>Çöp sahalarında 1 kilogramda 311 adet, hurdalık alanlarında 1 kilogramda 463 parçacık</h3>

<p>Çalışmanın bulgularına göre açık çöp döküm sahalarında mikroplastik miktarı ortalama 1 kilogramda 311 adet olurken, hurdalık alanlarında bu oran kilogramda 463 parçacık olarak belirlendi.</p>

<p>En fazla mikroplastiğe, 1 kilogram toprakta ortalama 700 parçacıkla Mersin'deki hurdalık alanlarında rastlandı. Mersin’i 460 parçacık ile İzmir ve 320 parçacık ile Bursa takip ederken hurdalık alanlarındaki en düşük rakam, 373 mikroplastik parçacık ile Çanakkale'de saptandı.</p>

<p>Açık çöp döküm sahalarında ise 1 kilogram toprakta ortalama 640 mikroplastik parçacıkla Aydın en yüksek miktara sahip il oldu. Aydın'ı 260 parçacıkla Manisa, 233 parçacıkla Antalya takip etti. Sakarya 1 kilogram toprakta ortalama 133 mikroplastik parçacıkla açık çöp döküm sahalarındaki en düşük rakama sahip şehir olarak kaydedildi.</p>

<p>Çalışmada toprakta en çok bulunan mikroplastiklerin açık çöp döküm sahalarında yüzde 81,5, hurdalık alanlarda ise yüzde 70,1 oranında “polietilen” olduğu saptandı.</p>

<p>Araştırmada, açık çöp döküm sahalarında ve hurdalık alanlarında kontrolsüz plastik atık dökümü nedeniyle yüksek oranda mikroplastik birikimi gözlemlendiği ve bu kirliliğin tarım alanları, su kaynakları ve ekosistemler için önemli bir tehdit oluşturduğu belirtildi.</p>

<h3>"Yediğimiz meyveye, sebzeye kadar geçebiliyor"</h3>

<p>Projenin yürütücülerinden Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Muhittin Onur Akça, tarımsal yönetime tabi olmayan alanlarda mikroplastik birikimini, türlerini, boyutlarını ve renklerini belirlemeyi hedeflediklerini kaydetti.</p>

<p>Aynı zamanda Türkiye Toprak Bilimi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan Akça, çevre ve özellikle toprak kirliliği konusunda bir bilgi kaynağı oluşturabilmeyi amaçladıklarını ifade ederek, "Bu amaçla Türkiye'de Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde toplam sekiz ilimizde tarımsal alanların ve kentsel alanların dışında kalan endüstriyel bölgelerden numunelerimizi topladık." dedi.</p>

<p>Akça, tespit edilen mikroplastiklerin çoğunun mavi renkte, 0,5 milimetreden daha küçük boyutta ve büyük oranda polietilen yani günlük hayatta kullanılan birçok ürünün yapıldığı plastik türü olduğunu söyledi.</p>

<p>Her üç bölgede de plastik atıkların toprak kirliliği açısından ciddi bir risk oluşturduğuna dikkati çeken Akça, "Toprakta biriken mikroplastik partiküller bitkilerin büyümesini, tarımsal ürünlerin kalitesini çeşitli şekillerde etkileyebiliyor. Bu mikroplastik partiküller toprakta çok daha fazla birikerek, nano boyutlarda bitki dokularına girerse bitki tarafından emilip bitkinin iletim demetlerine ve yediğimiz meyveye, sebzeye kadar geçebiliyor." diye konuştu.</p>

<p>Akça, tek kullanımlık plastiklerin kullanımının ve plastik üretiminin azaltılması, biyobozunur plastiklerin yaygınlaştırılmasıyla toprağın mikroplastik kirliliğinden korunmasının ve gelecek nesiller için sağlıklı bir çevrenin sürdürülmesinin mümkün olabileceğini dile getirdi.</p>

<h3>"Kirliliğin düzeyi bilinmeden koruyucu önlemler ve politikalar geliştirmek mümkün değil"</h3>

<p>Projenin bir diğer yürütücüsü Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Toprak Bilimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Can Turgay, plastiğin insan hayatındaki varlığını azaltmak gerektiğini, bunun için de plastik üretim düzeylerinin, plastik tüketim kültürünün ve atık yönetimi ile geri dönüşüm politikalarının ve yasal mevzuatların gözden geçirilmesi ve yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Türkiye Toprak Bilimi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi de olan Turgay, bunları yaparken dayanağın bilimsel veriler olması gerektiğinin altını çizerek, "Türkiye koşullarında da topraklarımızda mikroplastik kirliliği kaynaklarını belirlemeye ve hangi sektörlerden ne ölçüde katkı geldiğini görmeye ihtiyacımız var. Kirliliğin düzeyi bilinmeden koruyucu önlemler ve politikalar geliştirmek mümkün değil." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Plastiklerin toprağa dahil olduktan sonra fiziksel ve kimyasal yapılarında meydana gelen değişimlerden dolayı biyolojik aktiviteye zarar verdiğine değinen Turgay, toprağın içindeki yaşamın hem çevresel hem de tarımsal açıdan önemli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Turgay sözlerini şöyle tamamladı: "Ne yazık ki bazı şehirlerimizde vahşi depolama alanları var. Bunların sayısının azaltılması son derece önemli. Sanayi atıklarının yönetimi konusunda daha dikkatli olmaya ihtiyacımız var. Plastik üretimi ve kullanım kısıtlamaları getirilebilir. Türkiye'deki en yaygın uygulama marketten çıkarken sorulan 'Poşet ister misiniz?' sorusu. Bu son derece önemli, etkili bir yaklaşım, plastiğe para vermek etkili oluyor. Bu tarz düzenlemelere ihtiyaç var. Tarımda kullanılan plastiklerin tüketimine bence bir düzenleme, denetleme getirilebilir. Herkes istediği kadar plastiğe erişip tarımsal üretim amaçlı kullanmamalı. Buna mutlaka bir filtre, bir dizi yönetim unsuru getirilmeli diye düşünüyorum. Uluslararası işbirliği ve ulusal eylem planlarına ülke olarak daha fazla entegre olmalıyız." <strong>(AA)</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DÜNYA LİDERLERİNDEN TRUMP VERGİLERİNE TEPKİLER</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunya-liderlerinden-trump-vergilerine-tepkiler</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunya-liderlerinden-trump-vergilerine-tepkiler</guid>
<description><![CDATA[ ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye&#039;ye yüzde 10, AB&#039;ye yüzde 20, Çin&#039;e ise yüzde 34 gümrük vergisi uygulayacağını açıklamasının ardından tarife listesinde yer alan birçok ülkeden sert tepki geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/dunya-liderlerinden.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>DÜNYA, LİDERLERİNDEN, TRUMP, VERGİLERİNE, TEPKİLER</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump 1 Nisan Çarşamba günü imzaladığı kararname ile ithalatta gümrük vergilerini artırmasının ardından, AB lideri bunun dünya ekonomisi için büyük bir darbe olduğunu ve sonuçlarının 'milyonlarca insan için korkunç olacağını' vurguladı.
Ulaşım ve ilaçların daha pahalıya mal olacağını belirten Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Bu da özellikle en savunmasız vatandaşlara zarar veriyor," dedi.
Dünya ticaret sisteminin 'ciddi eksiklikleri' olduğunu kabul eden von der Leyen, AB'nin ABD ile müzakereye de karşı tedbirlerle yanıt vermeye de hazır olduğunu söyledi.
Leyen'in açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergisi duyurusunun ilk etapta önemli ticaret ortakları tarafından ölçülü tepkilerle karşılanması ve tam teşekküllü bir ticaret savaşı için iştahın olmadığının vurgulanması üzerine geldi.
Trump, 'karşılıklı gümrük vergileri' olarak adlandırdığı ve yüzde 10 ila yüzde 49 arasında değişen ithalat vergilerini en basit ifadelerle sundu: ABD, ticaret ortaklarına, onlarca yıldır ABD'ye yaptıklarını söylediği şeyi yapacaktı.
"Vergi mükellefleri 50 yılı aşkın bir süredir soyuluyor," dedi. "Ama artık böyle bir şey olmayacak."
Trump, "İşler ve fabrikalar ülkemize geri dönecek" sözünü verdi. Bu durumun sadece ekonomik bir mesele değil, 'yaşam tarzını' tehdit eden bir ulusal güvenlik sorunu olduğunu belirtti.
Trump'ın gümrük vergileri ardından küresel piyasalar sarsıldı, ABD hisse senedi vadeli işlemleri perşembe günü erken saatlerde yüzde 3'e varan oranda düştü ve Tokyo piyasası Asya'daki kayıplara öncülük etti. Petrol fiyatları varil başına 2 dolardan fazla düştü ve bitcoin fiyatı yüzde 4,4 düştü.
Liderlerden gümrük vergilerine tepki
Trump'ın açıklamasından kısa bir süre sonra İngiliz hükümeti ABD'nin İngiltere'nin "en yakın müttefiki" olmaya devam ettiğini söyledi.
İş, Enerji ve Sanayi Stratejisi Bakanı Jonathan Reynolds, İngiltere'nin Trump tarafından açıklanan İngiliz mallarına yönelik yüzde 10'luk gümrük vergilerinin "etkisini hafifletmek" için bir ticaret anlaşması yapmayı umduğunu söyledi.
Reynolds, "Kimse bir ticaret savaşı istemiyor ve bizim niyetimiz bir anlaşma sağlamak," dedi. "Ancak hiçbir şey masanın dışında değil ve hükümet İngiltere'nin ulusal çıkarlarını savunmak için gereken her şeyi yapacaktır," diye ekledi.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Avrupa Birliği'ne yönelik yeni yüzde 20'lik gümrük vergilerini 'yanlış' olarak nitelendirdi ve bunların iki tarafa da fayda sağlamadığını söyledi.
Meloni, Facebook paylaşımında, "Batı'yı kaçınılmaz olarak diğer küresel oyuncular lehine zayıflatacak bir ticaret savaşından kaçınmak amacıyla ABD ile bir anlaşmaya varmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız," dedi.
Brezilya hükümeti konuyu Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ-WTO) taşımayı düşündüğünü söyledi. Daha sonra Brezilya Kongresi, nadir görülen bir birlik gösterisiyle, hükümetinin Brezilya mallarına gümrük vergisi uygulayan herhangi bir ülkeye veya ticaret bloğuna karşı misilleme yapmasına izin veren bir mütekabiliyet tasarısını oy birliğiyle kabul etti.
'Zararı en aza indirmek'
ABD'nin en büyük ihracatçıları arasında yer alan Asya ülkeleri, otomobil üreticilerini ve etkilenmesi muhtemel diğer işletmeleri desteklemek için hızla harekete geçme sözü verdi.
Ticaret bakanlığından yapılan açıklamada, Güney Kore'nin geçici lideri Han Duck Soo'nun yetkililere, yüzde 25'lik yeni gümrük vergisinin potansiyel etkisini analiz ederek 'zararı en aza indirmek' için iş gruplarıyla birlikte çalışmalarını söylediği belirtildi.
Çin Ticaret Bakanlığı, Pekin'in 'kendi hak ve çıkarlarını korumak için kararlılıkla karşı önlemler alacağını' söyledi ancak tam olarak ne yapabileceğini belirtmedi. Çin daha önceki yüksek gümrük vergisi uygulamalarına, ABD'nin tarım ürünleri ihracatına daha yüksek vergiler uygulayarak ve elektrikli araçlar gibi yüksek teknoloji endüstrilerinde kullanılan stratejik öneme sahip minerallerin ihracatını sınırlandırarak tepki vermişti.
Açıklamada, "Çin, ABD'yi tek taraflı tarife tedbirlerini derhal iptal etmeye ve ticaret ortaklarıyla olan farklılıkları eşit diyalog yoluyla uygun bir şekilde çözmeye çağırıyor," denildi.
Bazı ülkeler Beyaz Saray'ın hesaplamalarına itiraz etti.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, ABD'nin ülkesine uyguladığı gümrük vergilerinin tamamen yersiz olduğunu ancak Avustralya'nın misilleme yapmayacağını söyledi.
Albanese, "Başkan Trump karşılıklı tarifelerden bahsetti. Karşılıklı gümrük tarifesi yüzde 10 değil sıfır olacaktır," dedi. ABD ve Avustralya arasında serbest ticaret anlaşması bulunuyor ve ABD'nin Avustralya ile 2'ye 1 ticaret fazlası var. "Bu bir dostun yapacağı bir hareket değil," diye ekledi.
Trump, ABD'nin geçen yıl 3 milyar dolarlık Avustralya sığır eti satın aldığını, ancak Avustralya'nın ABD sığır eti ithalatını kabul etmeyeceğini söyledi. Albanese, çiğ ABD sığır eti yasağının biyogüvenlik nedenleriyle olduğunu söyledi.
Güney Pasifik'teki Norfolk Adası'na uygulanan yüzde 29'luk gümrük vergisi şok etkisi yarattı. Avustralya toprakları yaklaşık 2.000 kişilik bir nüfusa sahip ve ekonomi turizm etrafında dönüyor.
Avustralya hükümetinin adadaki temsilcisi Norfolk Adası Yöneticisi George Plant 2 Nisan Perşembe günü AP'ye yaptığı açıklamada, "Bildiğim kadarıyla ABD'ye hiçbir şey ihraç etmiyoruz," dedi. "Hiçbir şeyden gümrük vergisi almıyoruz. Herhangi bir tarife dışı engelin de söz konusu olabileceğini düşünemiyorum, bu yüzden burada kafamızı kaşıyoruz."
Yeni Zelanda da Trump'ın tarife mantığına itiraz etti.
Ticaret Bakanı Todd McClay, "Yüzde 20'lik bir gümrük vergisi oranımız yok," dedi ve Yeni Zelanda'nın 'çok düşük bir tarife rejimi' olduğunu ve doğru rakamın ABD'nin tüm ülkelere uyguladığı yüzde 10'luk temel oranın altında olduğunu sözlerine ekledi.
"Misilleme yapmaya çalışmayacağız. Bu Yeni Zelandalı tüketicilerin fiyatlarını arttırır," diye konuştu.
Meksika ve Kanada, ABD ile serbest ticaret anlaşmaları kapsamında zaten nitelikli olan mallar için şimdilik son gümrük tarifelerinden muaf tutuldu. Ancak daha önce açıklanan otomobil ithalatına yönelik yüzde 25'lik gümrük vergilerinin gece yarısı yürürlüğe girmesi planlanıyordu.
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum 1 Nisan Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Trump'ın açıklamasının Meksika'yı nasıl etkileyeceği netleştikten sonra 2 Nisan Perşembe günü harekete geçmek için bekleyeceğini söyledi.
1 çarşamba çarşamba sabahı yaptığı açıklamada Sheinbaum, "Bu, siz bana gümrük vergisi uygularsanız ben de size gümrük vergisi uygularım gibi bir mesele değil," dedi. "Bizim çıkarımız Meksika ekonomisini güçlendirmektir."
Kanada, Trump'ın fentanil kaçakçılığıyla ilişkilendirdiği yüzde 25'lik gümrük vergilerine karşılık olarak misilleme gümrük vergileri uygulamıştı. Avrupa Birliği, çelik ve alüminyum gümrük vergilerine yanıt olarak, burbon da dahil olmak üzere 26 milyar euro değerinde ABD malına vergi koydu ve Trump'ın Avrupa alkolüne yüzde 200 gümrük vergisi tehdidinde bulunmasına yol açtı.
Kazanacak çok az şey var
Trump 1 Nisan Çarşamba günü hedef alınan ülkelerin listesini okurken, kendi uluslarının işletmelerini korumak için uyguladıkları ticaret engelleri nedeniyle onları suçlamadığını tekrarladı. "Ama biz de şu anda aynı şeyi yapıyoruz," dedi.
Trump, "Amansız ekonomik savaş karşısında ABD artık tek taraflı ekonomik teslimiyet politikasına devam edemez," dedi.
Hindistan'daki bir iş forumunda konuşan Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, bu tür tedbirlerin belirsizliğe yol açmanın yanı sıra "karşılıklı olarak kabul edilmiş kurallara" ve "uluslararası ticareti yöneten ilkelere" meydan okuduğu uyarısında bulundu.
Trump ile daha önce de karşı karşıya gelen Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro ise sosyal medya platformu X aracılığıyla yaptığı açıklamada, gümrük vergilerinin küresel bir dönüm noktası olduğunu söyledi: "Bugün tüm dünyada serbest ticaret politikalarını ilan eden neoliberalizm öldü."
Analistler ne ABD'de ne de diğer ülkelerde topyekûn bir ticaret savaşından kazanılacak çok az şey olduğunu söylüyor.
İtalya'daki Uluslararası Siyasi Araştırmalar Enstitüsü'nde kıdemli analist olan Matteo Villa, "Trump bir kez daha Avrupa'yı bir yol ayrımına getirdi," dedi.
"Eğer Trump gerçekten yüksek gümrük vergileri uygularsa, Avrupa'nın buna karşılık vermesi gerekecek ama paradoks şu ki AB hiçbir şey yapmasa daha iyi olur," diyen Villa, AB'nin ABD'ye ihracatının daha fazla olduğuna dikkat çekti.
Villa, "Öte yandan, Trump sadece güç dilinden anlıyor gibi görünüyor ve bu da güçlü ve acil bir yanıt verilmesi gerektiğini gösteriyor" dedi. "Muhtemelen Brüksel'deki umut, bu yanıtın Trump'ı müzakere etmeye ve kısa süre içinde geri adım atmaya ikna edecek kadar güçlü olması."
(Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.)
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Son 30 yılın en büyük zirai donu: 36 il alarmda!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/son-30-yilin-en-buyuk-zirai-donu-36-il-alarmda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/son-30-yilin-en-buyuk-zirai-donu-36-il-alarmda</guid>
<description><![CDATA[ 2025’te yaşanan zirai don felaketi 36 ilde tarımı vurdu. Fındık, kiraz, kayısı ve üzümde büyük rekolte kaybı bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/son-30-yilin-en-buyuk-zirai-donu-36-il-alarmda.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Son, yılın, büyük, zirai, donu:, alarmda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fındık, kayısı, kiraz ve üzüm başta olmak üzere birçok üründe büyük rekolte kaybı bekleniyor. Uzmanlar üreticileri hasar bildirimi için uyardı.

Türkiye zirai don felaketiyle karşı karşıya

Nisan ortasında yaşanan ani sıcaklık düşüşü ve kar yağışı, Türkiye genelinde tarım alanlarında büyük zarara neden oldu. Son 30 yılın en etkili zirai don felaketi olarak kaydedilen bu gelişme, 36 ilde fındık, ceviz, kayısı, elma, kiraz ve üzüm gibi birçok ürünün ciddi şekilde zarar görmesine yol açtı.

Meteoroloji ve Valiliklerden Peş Peşe Uyarılar

Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile birçok il valiliği, zirai don uyarısı yaparak üreticileri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Özellikle Doğu Anadolu’da kar yağışı, İç Anadolu ve Karadeniz’in bazı bölgelerinde ise don riski devam ediyor.

İşte bölge bölge zarar tablosu

Konya: Türkiye kiraz üretiminin yüzde 60’ını karşılayan Akşehir ilçesinde büyük hasar oluştu. Kiraz Üreticileri Birliği, birçok bahçenin kullanılamaz hale geldiğini açıkladı.
Samsun: Bafra’da 60 köyde fındık, ceviz ve çilek tarlaları etkilendi. 19 bin dönüm alan zarar gördü.
Adıyaman: Gölbaşı ilçesinde üzüm, badem, kiraz ve Trabzon hurması bahçeleri büyük zarar gördü.
Sivas: Don olayı başta kayısı ve vişne olmak üzere birçok meyvede %70 ile %100 arası kayba yol açtı.
Tokat: Valilik, meyve ağaçları ve çeşitli tarım ürünlerinde ciddi hasar oluştuğunu açıkladı.
Kastamonu: Tosya ilçesinde 6 bin 725 dekar alandaki ceviz, elma ve kiraz bahçeleri etkilendi.
Malatya: Vali Seddar Yavuz, başta kayısı olmak üzere zararın yüksek olduğunu bildirdi.
Niğde: Elma üretim merkezlerinden biri olan kentte elma bahçeleri zarar gördü.

TOBB ve TMO'dan destek çağrısı

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, üretici borçlarının faizsiz ertelenmesi gerektiğini vurgularken, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal da üreticilere geçmiş olsun dileklerini iletti.

İYİ Partili vekil “Afet bölgesi ilan edilsin” dedi

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, bazı ürünlerde %95’e varan kayıpların yaşandığını belirterek, etkilenen bölgelerin tarımsal afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğini söyledi.

Üreticilere başvuru uyarısı

AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı, üreticilerin Tarım ve Orman Bakanlığı müdürlüklerine başvurarak zarar tespiti yaptırmalarını önerdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arapapıştı Kanyonu, yeni sezona ‘merhaba’ dedi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/arapapisti-kanyonu-yeni-sezona-merhaba-dedi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/arapapisti-kanyonu-yeni-sezona-merhaba-dedi</guid>
<description><![CDATA[ Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun turizme kazandırdığı Kemer Barajı üzerindeki Arapapıştı Kanyonu yeni sezonda kapılarını açmaya hazırlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/arapapisti-kanyonu-yeni-sezona-merhaba-dedi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Arapapıştı, Kanyonu, yeni, sezona, ‘merhaba’, dedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun öncülüğünde turizme kazandırılan Arapapıştı Kanyonu, 29 Mart Cumartesi günü yeni sezona başlıyor ve ilk misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle ünlü olan kanyon, her yıl olduğu gibi bu yıl da yerli ve yabancı turistleri kendine hayran bırakacak.

Aydın'ın ekoturizm cazibe merkezi Arapapıştı Kanyonu

Arapapıştı Kanyonu, Aydın’ın gözde ekoturizm bölgelerinden biri olarak büyük ilgi görüyor. Kanyonun sunduğu muazzam doğa manzarası ve huzurlu atmosferi, misafirlerini etkiliyor. Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Arapapıştı Kanyonu’nun yeni sezona hazırlıklı olduğunu belirterek, vatandaşları bu eşsiz doğa harikasını keşfetmeye davet etti:

"Güzel Aydınımızın dünyaca ünlü kanyonu Arapapıştı, yeni sezonda da misafirlerini ağırlamaya hazır. Tüm vatandaşlarımızı, Aydınımızın doğal ve kültürel güzelliklerinden olan Arapapıştı Kanyonu’nu ziyaret etmeye davet ediyorum."

Tekne turlarıyla keşif 



Büyükşehir Belediyesi tarafından tekne gezilerinin de düzenlediği kanyon güzelliğiyle görenleri her yıl olduğu gibi bu yılda kendine hayran bırakacak. Düzenlenen tekne turlarıyla ilgili bilgi almak ve rezervasyon yaptırmak isteyen vatandaşlar 0542 305 95 85 numaralı telefondan bilgi edinilebiliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Üçpınar’ın kanalizasyon altyapı sorunu çözüldü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ucpinarin-kanalizasyon-altyapi-sorunu-coezuldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ucpinarin-kanalizasyon-altyapi-sorunu-coezuldu</guid>
<description><![CDATA[ Manisa Büyükşehir Belediyesi, Üçpınar Mahallesi&#039;ndeki kanalizasyon sorununu çözmek için hat yenileme çalışması gerçekleştirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/ucpinarin-kanalizasyon-altyapi-sorunu-cozuluyor.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Üçpınar’ın, kanalizasyon, altyapı, sorunu, çözüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediyesi, kent genelindeki altyapı sorunlarını çözmek ve halkın yaşam kalitesini artırmak adına önemli bir adım attı. Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, Yunusemre İlçesi'ne bağlı Üçpınar Mahallesi'nde yaşanan kanalizasyon hattı arızalarına kalıcı bir çözüm getirmek için hat yenileme çalışması yaptı.

Sağlıklı altyapı için hat yenilendi

MASKİ ekipleri, mahallede sürekli arıza yapan kanalizasyon hattını yenileyerek, yeni hat döşemesi gerçekleştirdi. Yapılan çalışma ile Üçpınar Mahallesi’ne daha sağlıklı bir altyapı temin edildi. Mahalle sakinleri, yapılan çalışmalardan memnuniyetlerini dile getirerek, daha sağlıklı bir yaşam alanına kavuşmanın mutluluğunu yaşadılar.

Vatandaşlardan teşekkür mesajları

Mahalle sakini Süleyman Ceylan, altyapıdaki problemlerin sürekli tıkanma ve hat eksiklikleri nedeniyle yaşandığını belirterek, "Ekipler geldi, çalışma yaptı ve güzel bir şekilde ilgilendiler. Kanalizasyon hattı yenilendi ve ihtiyaç duyulan bölgelere sıfırdan hat imalatı yapıldı. Sorun çözüldü. Ferdi Başkanımıza çok teşekkür ederiz." ifadelerini kullandı.

Muhtar Azası Erol Omranlı da, 30 yıldır yaşadığı mahallede hiçbir altyapı çalışması yapılmadığını belirterek, "Hizmeti yeni görmeye başladık. Ferdi Başkanımıza çok teşekkür ederim." dedi.

"Yurttaşlarımız için çalışıyoruz"

Kanalizasyon Dairesi Başkanlığı ekibinden Eyüp Oğul, yapılan yenileme çalışmalarının ardından, "Yurttaşlarımızın sıkıntı çekmemesi adına özveriyle çalışıyoruz." dedi ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'in talimatlarıyla hat yenileme ve yeni hat döşeme işlemlerinin başarıyla tamamlandığını belirtti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Birgi Deresi öğrenciler tarafından temizlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/birgi-deresi-oegrenciler-tarafindan-temizlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/birgi-deresi-oegrenciler-tarafindan-temizlendi</guid>
<description><![CDATA[ Ödemiş Belediyesi, Dünya Su Günü’nde Birgi kasabasındaki derede temizlik yaparak su kaynaklarının korunması ve su tasarrufu konusunda farkındalık oluşturdu. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/birgi-deresi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Birgi, Deresi, öğrenciler, tarafından, temizlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ödemiş Belediyesi, 22 Mart Dünya Su Günü etkinlikleri kapsamında, tarihi Birgi kasabasındaki derede temizlik çalışması gerçekleştirdi. Etkinlik, su krizine karşı farkındalık yaratmak ve su kaynaklarının korunmasının önemini vurgulamak amacıyla yapıldı.

Ödemiş Belediyesi, artan su krizine karşı duyarlılığı artırmak için 21 Mart’ta Birgi’de önemli bir etkinlik düzenledi. Belediye Başkan Yardımcısı M. Cumhur Şener, Birgi Muhtarı Mutlu Sulukan, Ödemiş Gazi Umurbey Lisesi ve Birgi Fazlı Alpay Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri ile Temizlik İşleri Müdürlüğü çalışanlarının katılımıyla gerçekleşen temizlik çalışmasında, dere içerisindeki plastik şişe, kağıt, poşet ve cam gibi atıklar temizlendi.



"Doğal güzellikleriyle kente ayrı bir değer katıyor"

Belediye Başkan Yardımcısı Şener, etkinlik sonrası yaptığı açıklamada, "Tarihi Birgi’nin ortasında geçen dere, doğal güzellikleriyle kente ayrı bir değer katıyor. Öğrencilerimizin desteğiyle bu dereyi temizleyerek, hem doğaya olan saygımızı hem de Nevruz Bayramı’nı kutladık. Su kaynaklarımızı temiz tutmak ve doğayı korumak için hep birlikte sorumluluk taşıyoruz" dedi.

M. Cumhur Şener, ayrıca su krizinin dünya genelinde ciddi bir sorun haline geldiğine dikkat çekerek, ülkemizin de artan nüfus ve iklim değişikliği nedeniyle gelecekte su kaynakları konusunda zorluklarla karşı karşıya kalabileceğini vurguladı. "Su tasarrufu, herkesin dikkat etmesi gereken bir konu haline geldi. Gündelik yaşamda alabileceğimiz basit önlemlerle su kullanımını azaltabilir ve kaynaklarımızı daha verimli kullanabiliriz" şeklinde konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Yaşar: Kuraklığa hazır değiliz, geç kalındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/prof-dr-yasar-kurakliga-hazir-degiliz-gec-kalindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/prof-dr-yasar-kurakliga-hazir-degiliz-gec-kalindi</guid>
<description><![CDATA[ Prof. Dr. Doğan Yaşar, Ege Bölgesi&#039;ndeki ciddi kuraklık riski için uyarılarda bulunarak, Türkiye&#039;nin hazırlıksız yakalandığını ve geç kalındığını söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/prof-dr-yasar-kurakliga-hazir-degiliz-gec-kalindi.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Yaşar:, Kuraklığa, hazır, değiliz, geç, kalındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[TÜBA üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, Ege Bölgesi'ndeki kuraklığa karşı Türkiye'nin hazırlıksız olduğunu ve önlemlerde geç kalındığını vurguladı.

Ege Bölgesi’nde kuraklık alarmı! Baraj dolulukları düşüyor

Ege Bölgesi’nde 2024-2025 su yılı sonbahar ve kış mevsimleri, normalin çok altında yağışlarla geçti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün raporuna göre, bölgeye 1 Ekim - 28 Şubat arasında düşen yağış miktarı metrekareye 269,6 kg oldu. Oysa önceki yılların aynı döneminde bu miktar 373,4 kg seviyesindeydi. Bu düşüş, baraj doluluk oranlarını da olumsuz etkiledi.

“Uyarılar 2020’de yapıldı, ancak önlem alınmadı”

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, uzun süredir beklenen kuraklık konusunda açıklamalarda bulundu. Yaşar, 2020 yılından itibaren ciddi bir kuraklık yaşanacağı yönünde bilimsel uyarıların yapıldığını ancak Türkiye’nin bu uyarılara kulak asmadığını belirtti.


“2020'den sonra ciddi bir kuraklık yaşanacağını anlattık. Hazırlanmadık. Bütün gelişmiş ülkeler kuraklığa hazır. Ama biz değiliz. Çok geç kalındı,” dedi.


Yağış eksikliği barajları ve yaz aylarını etkileyecek

Prof. Dr. Yaşar, şubat ayında hava sıcaklıklarının düşmesine rağmen yağışların %74 oranında eksik gerçekleştiğini söyledi. Mart ayında da yağışların %20-25 oranında düşük olduğunu belirterek, yaz aylarında tarımsal sulama, içme suyu ve enerji üretimi açısından ciddi risklerle karşı karşıya kalınabileceğini ifade etti.

'HER KURAK DÖNEM BİZİ DAHA ÇOK VURMAYA BAŞLADI'

Türkiye'de geçmiş yıllarda kuraklık dönemleri yaşandığını anlatan Prof. Dr. Yaşar, “1970'li yılların başında kuraklık dalgası oldu ama nüfus 35 milyondu. 1990'lı yıllarda ikinci bir kuraklık dalgası geldiğinde nüfusumuz 55 milyondu. 2008'lerde büyük kuraklık geldiğinde nüfusumuz 70 milyona çıktı, şu anda 85 milyonuz. Her kurak dönem bizi daha çok vurmaya başladı çünkü nüfus çok arttı. Bu kadar nüfusa gıda gerekiyor. 1960'lı yıllarda 1,3 milyon hektar sulanabilir tarım alanımız şu anda 6,5 milyon hektar. Su da yok. Bu sene Batı Anadolu'da ciddi bir su ve kuraklık sorunu çıktı. Aydın ve Denizli'de 2021,2022 ve 2023'te pamuk üç defa sulanması gerekirken ikişer defa sulandı. 2024'te ikinci sulamayı da yapamadılar" ifadelerini kullandı.

'BÜTÜN ARITMALAR ÇALIŞMALI'

Su konusunda bir diğer sıkıntının kirlilik olduğunu aktaran Doğan Yaşar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yerel yönetim ve merkezi hükümetin bir araya gelip öncelikle su sorununu halletmeleri lazım. Bütün arıtmalar çalışmalı. Arıtılmayan hiçbir su denize, nehre verilmemeli. Arıtma tesislerinden çıkan gri sunun tarıma kazandırmamız şart. Nüfusumuz 85 milyona çıktı, her suyu kullanmamız gerekiyor. Bir sonraki kurak dönemde nüfusumuz 100 milyonu geçer. Bunları yapmadığımızda çok daha kötü durumda oluruz."

'SUYU HEBA ETMESEK BU KADAR KURAKLIK ÇEKMEYİZ'

Kuraklığı yaratan önemli faktörlerden birinin insanlar olduğunu aktaran Prof. Dr. Yaşar, “Suyu düzgün kullansak, heba etmesek bu kadar kuraklık çekmeyiz. Bütün dünyada kuraklık var. 2023'te dünyada bütün büyük belediyeler kurakçıl peyzaja geçti, İzmir'de hala çiçek dikiyoruz. İspanya'da çok su isteyen bitkilere su verilmedi. Kuyu açmak zaten yasak. Fransa'da kişilerin özel yüzme havuzlarından sular alındı. Bütün bunlar farkındalık yaratmak için yapıldı ama ülkemizde maalesef bunlar yok. Dünyada bütün gelişmiş ülkelerde gri su dediğimiz arıtma suları çok önemli bir kaynak teşkil etmeye başladı. Biz suyu arıtıp ve tarlamıza kazandırırsak çok avantaj kaydederiz. Zaman zaman dünyada 6-7 yıl hiç yağmurun yağmadığı yıllar oldu. Şu anda yaşadığımız 2004'ten beri beklediğimiz bir kuraklık. 2020'den sonra ciddi bir kuraklık yaşanacağını anlattık. Hazırlanmadık. Bütün geçmiş ülkeler bu kuraklığı hazır. Ama biz değiliz. Çok geç kalındı. Bu işlerin bilimle yapılması gerekiyor" dedi.

Prof. Dr. Yaşar, "Türkiye'de kişi başı su potansiyeli 1340 metreküp, İzmir'de ise 600 metreküp. Türkiye su fakirliği sınırlarına geliyor ama İzmir fakirin de fakiri. Suyu çok dikkatli kullanmamız lazım. Gerektiğinde kesilecek, 2 günde 1 su verilecek. Yer altı sularını da harcanmaması, rezerv olarak durması gerekiyor. Çünkü su demek, devlet demek. Suyun bittiği gün devlet biter"]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EÜ Botanik Bahçesi’nden bilim dünyasına 80 yeni endemik bitki türü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/eu-botanik-bahcesinden-bilim-dunyasina-80-yeni-endemik-bitki-turu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/eu-botanik-bahcesinden-bilim-dunyasina-80-yeni-endemik-bitki-turu</guid>
<description><![CDATA[ Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi, son 15 yılda 80 endemik bitki türünü bilim dünyasına kazandırarak doğa koruma ve araştırmalarda önemli bir rol üstleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/eu-botanik-bahcesinden-bilim-dunyasina-80-yeni-endemik-bitki-turu-1.JPG" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>EÜ, Botanik, Bahçesi’nden, bilim, dünyasına, yeni, endemik, bitki, türü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ege Üniversitesi içerisinde bulunan Botanik Bahçesi  Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Araştırıcıları tarafından son 15 yılda 80 endemik bitki türü bilim dünyasına tanıtıldı. Dünyadaki bitki çeşitliliğini tanımak, tanıtmak, araştırma ve öğretim hizmetlerine katkıda bulunmak amacıyla EÜ kampüsünde 16 bin 750 metre karelik bir alan üzerinde kurulan Botanik Bahçesi, hem Türkiye hem de yabancı orjinli bitki türlerini barındırıyor.



Bilime ve topluma açık laboratuvar

Botanik Bahçesi Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, “Türkiye’deki devlet kurumları arasındaki en eski botanik bahçelerinden biriyiz. Burası halka açık bir alan ve farklı yaş gruplarındaki öğrencilere bir saatlik eğitim tarzında gezi, bitki tanıtımı şeklinde turlar düzenliyoruz. Merkezimiz hem topluma yönelik hem de bilimsel çalışmalara hizmet için kurulmuştur. Botanik Bahçesi bünyesinde üç tane TÜBİTAK projemiz aktif şekilde devam etmektedir. Türkiye genelinde araştırma hedefli taksonomik çalışmalar gerçekleştirmekteyiz. Yaklaşık son on beş yıl içerisinde Botanik Bahçesi bünyesinde 80’e aşkın türü bilim dünyasına tanıttık. Bu anlamda bilime katkı sağlayan Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarından biriyiz diyebiliriz. Bununla birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirilen 10’a yakın projede iş birliğimiz devam etmekte olup akademik olarak da oldukça aktif bir merkez olduğumuzu söylemek mümkün” diye konuştu.



“Likya Orkidesi’nin tohumundan doku kültürü Laboratuvarımızda üretmeyi başardık”

Botanik Bahçesinde nesli tükenmekte olan bitkilerle ilgili özel çalışmalar yapıldığından bahseden Prof. Dr. Yıldırım, “Burası deniz seviyesinde olduğu için genelde yüksek dağ koşullarında yayılış gösteren endemik bitkileri yetiştirme oldukça problemli olmaktadır. Daha yüksek dağ koşullarında yaşayan bitkileri deniz seviyesine indirmek ve o ortamda yetiştirmek çok zorlayıcı bir durum. Çünkü hassas bir ekolojiye ve yaşam koşullarına sahipler. Nadir bitkilere yönelik koruma çalışmaları yapıyor, özellikle orkideler üzerinde duruyoruz. Şu an doktora tezini gerçekleştiren öğrencim Nejdet Bozkurt’un çalışmaları sonucunda, nesli tükenmeye yüz tutmuş Likya Orkidesi’nin tohumundan üretmeyi başarmış durumdayız. Yakın zamanda üretilen bu yeni bitkicikler tekrardan kendi doğal ortamlarına aktarılarak Likya Orkidesinin popülasyonlarını güçlendirerek neslinin devamı için çalışmalarımıza devam etmeyi düşünüyoruz. Burası şehrin ortasında kalmış yeşil bir mimari ve karbon ayak izini en aza indirgeyebilecek bir yer. Bu bağlamda Ege Üniversitesi içinde oldukça önemli bir noktadayız. Projelerimizle bizler de bu konuları destekliyoruz. Sosyal sorumluluk projeleri çerçevesinde bizler birçok okulda seminerlere gidiyoruz. Buradaki akademisyenler de ağaç yaşken eğilir mantığıyla ilköğretim çağındaki birçok öğrenciyle bir araya gelerek teknik geziler düzenliyorlar. Gelen ziyaretçiler tarafından sera içerisindeki Tropikal kökenli bitkiler daha çok ilgi görüyor. Tropikal seramızda muzlardan kahve ağacına kadar birçok bitkiyi görme şansına sahipsiniz. Dünyada diğer canlılarla beraber yaşayabilmemiz açısından botanik bahçelerinin öneminin ve rolünün çok büyük olduğunu düşünüyorum” dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzBB&amp;apos;de ağaçlandırma seferberliği: Bornova yeni bir orman kazanıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izbbde-agaclandirma-seferberligi-bornova-yeni-bir-orman-kazaniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izbbde-agaclandirma-seferberligi-bornova-yeni-bir-orman-kazaniyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kızılay Mahallesi’nde 10 dönümlük alanda bin ağaç dikerek şehre yeni bir orman kazandırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/bornova-yeni-bir-orman-kazaniyor1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzBBde, ağaçlandırma, seferberliği:, Bornova, yeni, bir, orman, kazanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın başlattığı ağaçlandırma seferberliği, Bornova Kızılay Mahallesi’nde yeni bir orman alanının yaratılmasıyla devam ediyor. Belediyenin Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, 10 dönümlük arazide bin ağaç dikerek, İzmir’e yeni bir orman kazandırıyor.

Geçtiğimiz yaz yaşanan orman yangınlarının ardından doğaya olan duyarlılığı artırmayı amaçlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, bölgedeki eğimli arazinin ağaçlandırılması ile hem oksijen miktarını artırmayı hem de kaçak moloz dökümünün önüne geçmeyi hedefliyor. Ağaçlandırma çalışmaları, Kızılay Mahallesi’nde Aşık Veysel Rekreasyon Alanı’nın üst kısmında yoğun bir şekilde sürüyor.



Bölge halkının memnuniyeti artıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Ağaçlandırma Şefi Fuat Karaca, çalışmalara ilişkin şu açıklamalarda bulundu: "Bu alanda eğimi düşürecek, su tasarrufu sağlayacak arazi hazırlıklarını tamamladık. Bin üzerinde ibreli ve yapraklı karışık ağaç dikimi yapacağız. Yalancı akasya, tespih, sofora ve akça ağaç gibi yapraklı türlerin yanı sıra, toprak yapısına uygun kalem servi gibi ibreli türleri de kullanacağız. Ayrıca, çeşitli bitki türleri ile alanı daha da yeşillendireceğiz."

Karaca, yapılan çalışmaların, bölgedeki kaçak moloz dökümünü engellemenin yanı sıra, halkın taleplerine de cevap verdiğini belirterek, "Çalışmaların sonunda bu alan, Bornova ve İzmir için yeni bir nefes kaynağı olacak," dedi.



Üreticiye destek, İzmir’e değer

Ağaçlandırma çalışmalarında kullanılan ağaç ve bitki türlerinin çoğu kooperatiflerden temin edilerek, yerel üreticilere de destek sağlanıyor. Karaca, bu projeyle İzmir’in ormanlık alanlarını artırırken, üreticiye de katkı sunduklarını belirtti ve "Kent genelinde ağaçlandırma çalışmalarımız aralıksız devam edecek" şeklinde sözlerini sonlandırdı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>48 plajıyla Thassos Adası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/48-plajiyla-thassos-adasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/48-plajiyla-thassos-adasi</guid>
<description><![CDATA[ Hemen tüm doğaseverlerin tepkisini alacak bir doğal güzellin ortasına mermer ocağı aç, binlerce çam ağacını kes, sonra o bölgeyi plaja çevir “Marble Beach” diye adını koy, turizm anlayışı böyle. Zeytin ağaçlarıyla, arı kovanlarıyla, mermer ocaklarıyla, plajlarıyla ve de otantik köyleriyle gerçekten gönlümüz bu adada kaldı… ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/48-plajiyla-thassos.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>plajıyla, Thassos, Adası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[yüksekliği ise iki metre kadardı. Çatısı da taş ile kaplıydı ve çatıda bir baca vardı. Demir kapının açık olan penceresinden içeri doğru baktığımızda bir kemik yığını ile karşılaştık; kısa süre bir şok yaşadık! Ve ne olduğunu anlamaya çalıştık. Kapı birden açıldı ve içeri girdik,  içeride tepeleme kemik yığını duvar diplerinde çelik ve ahşap kutular üzerinde ölenlerin fotoğrafları ve içinde kemikleri. Şaşkın şaşkın bakarak ne olduğunu öğrenmeye çalıştık… Google’ye sorduk bir şeyler bulamadık. Hüzünlendik, neden böyle olduğunu sorgulayıp durduk Ayşe ile birbirimize. Yaşamı sorguladık, yaşamın sonunu düşündük, kemikleri, kafataslarını düşündük, garipsedik ve İzmir’e döndük ve Yunan bir arkadaşım anlattı: bunun bir gelenek olduğunu ölünün üç yıl boyunca mezarda kaldığını ve sonra kemiklerinin çıkarılıp kutulara konulduğunu ve burada sonsuza kadar kaldığını söyledi. Anlatılanlar bizi aydınlattı. Ama uygulamanın ulu orta yapılması ve kapısı açık, kemiklerle ve kafataslarıyla yüz yüze gelmenin burukluğunu hala yaşıyorum.

Marble Beach

Mermer plajı… Bildiğimiz mermer ocağı ve halen üretime devam ediyor, dev kamyonların biri gelip diğeri gidiyor, sahilde dev vinçler park etmiş arabaların arasından boy gösteriyor, sahil boyunca dev mermer bloklar boy gösteriyor. Mermer ocağı sık bir çam ormanının içinde çalışmaya başlamış, kimse de tepki göstermemiş çünkü çok verimli bir mermer ocağıymış ve yıllardır da blok çıkarmaya devam ediyor. Çevrecilerin tepkisini daha çok çekmemek için bir çözüm yolu bulmuşlar. Mermer ocağı çalışmaya devam etsin ancak adanın en güzel koyundan da insanlar neden yararlanmasın diye düşünmüşler… Ortalık toz duman, çam ağaçlarının ibreleri bembeyaz, araçlar toz içinde, plajın kumları mermer kırıkların oluşuyor ama ilginç insanın üzerine yapışmıyor. Denizin içine de tonlarca mermer tozu dökmüşler ve denizin altına yerleşen mermer tozları turkuaz bir görüntü yaratınca turistlerin ilgi odağı olmuş. Çam ormanlarının önemli bir bölümü kesilmiş ancak sahil boyunca zeyin ağaçları dikmişler, ağaçların arasına bir de restoran açmışlar… Adanın en güzel koyunda en sık çam ormanları ile çevrilmiş bölgesini popüler bir konuma getirmişler. Ve bunu kim düşündüyse kim akıl ettiyse kendimizce kutladık. Hemen tüm doğaseverlerin tepkisini alacak bir doğal güzelliğe mermer ocağı aç, binlerce çam ağacını kes, sonra o bölgeyi plaja çevir Marble Beach diye adını koy, turizm budur… Zeytin ağaçlarıyla, arı kovanlarıyla, mermer ocaklarıyla, plajlarıyla ve de otantik köyleriyle gerçekten gönlümüz bu adada kaldı…]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İEÜ Medical Point’ten Dünya Su Günü’nde güçlü mesaj</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ieu-medical-pointten-dunya-su-gununde-guclu-mesaj</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ieu-medical-pointten-dunya-su-gununde-guclu-mesaj</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, Dünya Su Günü kapsamında suyun bilinçli kullanımı ve sürdürülebilir yönetimi konusunda önemli farkındalık çalışmaları başlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/ieu-medical-pointten-dunya-su-gununde-guclu-mesaj.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İEÜ, Medical, Point’ten, Dünya, Günü’nde, güçlü, mesaj</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında suyun bilinçli tüketimi ve sürdürülebilir su yönetiminin önemine dikkat çekti.

Küresel ısınma ve su kaynaklarının hızla tükenmesi, suyun korunmasını her zamankinden daha kritik hale getirirken, İEÜ Medical Point Hastanesi de bu farkındalıkla hareket ederek suyun etkin ve verimli kullanımı için çalışmalarını sürdürüyor.

Medical Point Hastanesi, su tüketiminin azaltılması ve israfın önlenmesi için çeşitli önlemler alırken, çalışanlar ve hastalar için bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor. Bu kapsamda, su tasarrufu ve sürdürülebilir su yönetimi konusunda farkındalık eğitimleri düzenlenerek her bireyin üzerine düşen sorumluluğun altı çiziliyor. Ayrıca, sıfır atık politikası çerçevesinde su kaynaklarının korunmasına yönelik uygulamalar destekleniyor.

İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Veysi Kubba, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, suyun yalnızca bireysel tüketim açısından değil, toplumsal ve küresel ölçekte hayati bir kaynak olduğunu vurguladı. Sağlık sektörü gibi suya bağımlı alanlarda kaynakların verimli kullanılması büyük önem taşıyor. Bu noktada, çevresel sürdürülebilirlik kapsamında hem kurumsal hem de bireysel anlamda bilinçli adımlar atılması gerekiyor dedi.

Medical Point Hastanesi, toplumda bilinçli su tüketimi konusunda öncü rol üstlenmeye ve sürdürülebilirlik projeleriyle çevresel farkındalık oluşturmaya devam edecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TRUMP’IN GÜMRÜK VERGİLERİ AVRUPA ÜLKELERİNE FAYDA SAĞLAYABİLİR</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trumpin-gumruk-vergileri-avrupa-ulkelerine-fayda-saglayabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trumpin-gumruk-vergileri-avrupa-ulkelerine-fayda-saglayabilir</guid>
<description><![CDATA[ ABD Başkanı Donald Trump&#039;ın kapsamlı gümrük vergileriyle Euro&#039;daki keskin değer kaybının ithalata dayalı enflasyonu körükleyebileceği yönündeki endişeler gerçekleşmedi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/gumruk-vergileri.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TRUMP’IN, GÜMRÜK, VERGİLERİ, AVRUPA, ÜLKELERİNE, FAYDA, SAĞLAYABİLİR</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Avrupalı tüketiciler şaşırtıcı bir şekilde kendilerini, sertleşecek olan küresel ticaret savaşının kazanan tarafında bulabilirler.
ABD Başkanı Donald Trump'ın karşılıklı gümrük tarifelerini açıklamasının ardından küresel tedarik zincirlerinde yer alan şirketler için belirsizlik artıyor.
Avrupa Birliği artık ABD'ye yaptığı ihracatta yüzde 20'lik bir gümrük vergisi oranıyla karşı karşıya kalacak. Diğer ülkelerle birlikte Çin (yüzde 34), Japonya (yüzde 24) ve Hindistan (yüzde 26) için daha yüksek tarife oranları uygulanacak.
İngiltere, Brezilya, Avustralya ve Türkiye yüzde 10'luk en düşük tarife oranıyla karşı karşıya kalırken, Kanada ve Meksika USMCA anlaşmasına uygun mallar için kapsam dışı bırakıldı.
Ancak ihracatçılar olası bir ekonomik darbeye hazırlanırken, Washington'dan gelen şok hamle tüketiciler için ekonomik zorluk anlamına gelmeyebilir.
Aslında, gümrük vergileri en azından kısa vadede, yurt içinde daha ucuz mallara yol açabilir.
Konunun temelinde Avrupa'nın ABD ile uzun süredir devam eden ticaret fazlası yatıyor.
Avrupa Komisyonu'na göre Avrupa Birliği 2023 yılında ABD'ye 503,8 milyar euroluk mal ihraç ederken 347,2 milyar euroluk mal ithal ederek 156,6 milyar euroluk bir ticaret fazlası elde etti.
Hizmetler söz konusu olduğunda ise tablo değişiyor. Avrupa 427,3 milyar euro ithalat ve 318,7 milyar euro ihracat yapıyor. Hizmet ithalatının büyük bir kısmı ABD'li teknoloji devlerine bağlı.
Buna rağmen AB, ABD ile toplamda pozitif ticaret fazlası vermeye devam ediyor.
Bu arka plan önemli. Eğer ABD, AB mallarına yüzde 20'lik bir gümrük vergisi uygularsa, bunun etkisi orantısız bir şekilde Avrupalı ihracatçılara yansıyacaktır.
Diğer her şey eşit olduğunda, Avrupa ürünleri en önemli pazarlarından birinde yüzde 20 daha pahalı hale gelir ve önemli bir rekabet gücü kaybı riskiyle karşı karşıya kalır.
Örneğin İtalya'dan gelen bir tekerlek Parmigiano Reggiano ya da bir şişe Fransız şarabı, Amerikalı tüketiciler için aniden yüzde 20 prim eklenecek.
Özellikle Avrupa menşeli otomobiller ağır darbe alabilir. Halihazırda yüzde 25 olan otomobil gümrük vergilerine yüzde 20 daha eklenmesi, bu araçları rekabet edemez hale getirebilir ve potansiyel olarak ABD galerilerinden tamamen çıkarabilir.
İhracat sıkışıklığından yurt içi fazlaya
ABD, AB'nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 12'sini oluşturuyor; yani bu talebi bir gecede karşılamak neredeyse imkânsız.
ABD talebi azaldıkça, Avrupa'da ve başka yerlerde stoklar birikebilir. Bu da iç pazar için daha fazla mal anlamına gelir ki bu da Avrupalı tüketiciler için indirimlere ve daha düşük fiyatlara yol açabilir.
Kısa vadede bu durum, firmaları iç pazarlardaki fazla stokları eritmeye sevk ederek fiyat rekabetini ve potansiyel indirimleri körükleyebilir.
Aynı zamanda Avrupa pazarı, Çin, Japonya ve Hindistan gibi diğer büyük ihracatçı ülkelerden gelen ve ABD'de de yüksek ticaret engelleriyle karşılaşan malların akınına uğrama riski taşıyor. Bu ilave küresel arz dalgası, kıta genelinde fiyatlar üzerindeki aşağı yönlü baskıyı yoğunlaştırabilir.
Başka bir deyişle, dış talebi zayıflatan bir ticaret şoku -ironik bir şekilde- en azından geçici olarak Avrupa içinde ılımlı bir dezenflasyonist baskıya dönüşebilir.
Hangi ürünlerde fiyatlar düşebilir?
AB'nin ABD ile ticaret fazlası büyük ölçüde birkaç kilit sektörde yoğunlaşıyor. Uluslararası Ticaret Merkezi verilerine göre, 57 milyar euroluk fazlalıkla ilaç sektörü başı çekerken, onu 44 milyar euro ile otomotiv takip ediyor.
İçecek endüstrisi 8 milyar euro, gemi ve tekneler ise 5,4 milyar euro katkıda bulunuyor. Deri ürünleri, giyim ve ayakkabı gibi lüks mallar ise toplamda 9 milyar euro fazla veriyor. ABD pazarından gelen talep zayıflarsa, bu sektörler satılmamış stok biriktirme riskiyle karşı karşıya kalır.
Kısa vadede Avrupalı tüketiciler ilaç, araç, giyim ve hatta yiyecek ve içecek fiyatlarındaki ucuzlamadan faydalanabilir.
Reel enflasyonist riskler şimdilik düşük seyrediyor
Son yıllarda Avrupa için enflasyonu tetikleyen ana unsurlardan biri enerji maliyetleri olmuştur, zira blok büyük ölçüde enerji ithalatına bağımlı olmaya devam etmektedir.
Avrupa 2024 yılında ham petrol, doğal gaz ve rafine yakıtlar da dahil olmak üzere 700 milyar euroluk enerji ürünü ithal etmiş ve bu da sektörde 346 milyar euroluk bir ticaret açığına neden olmuştur.
Yine de Trump'ın gümrük vergilerine yönelik ilk piyasa tepkileri, enerjiye bağlı enflasyonist korkuların hızlanmak yerine hafiflediğini gösteriyor.
Ham petrol fiyatları2 nisan perşembe günü yüzde 3'ten fazla düşerken, Avrupa'nın gösterge doğal gazı Dutch TTF, ticaret faaliyetlerinin azalması nedeniyle küresel talebin yavaşlayacağı beklentisiyle yüzde 2 geriledi.
Bu arada, Euro'daki keskin değer kaybının ithalata dayalı enflasyonu körükleyebileceği yönündeki endişeler gerçekleşmedi. Aksine, Euro güçlenerek dolar karşısında yüzde 1,5'in üzerinde bir artışla 1,10'a yükseldi ve son altı ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
Özetle, ABD ürünleri Avrupa'daki tüketici sepetlerinin tersine daha küçük bir bölümünü oluşturuyor. Avrupalı tüketiciler şaşırtıcı bir şekilde kendilerini, sertleşecek olan küresel ticaret savaşının kazanan tarafında bulabilirler.
(Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.)
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye siyaseti yeniden şekilleniyor...</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-siyaseti-yeniden-sekilleniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-siyaseti-yeniden-sekilleniyor</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda Avrupa’nın siyaset sahnesinde dikkat çeken bir değişim var: Milliyetçilik yükselişte. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/yeniden-sekilleniyor.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, siyaseti, yeniden, şekilleniyor...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fransa’da Le Pen, Almanya’da AfD, Hollanda’da Wilders gibi isimler ve partiler toplumların kimlik, güvenlik ve aidiyet arayışlarını arkasına alarak yükseliyor. Ekonomik belirsizlikler, göç dalgaları ve kültürel kimlik krizleri, Avrupa’nın merkezinden taşra mahallelerine kadar geniş bir kesimi milliyetçi söylemlere yaklaştırıyor. Peki bu dalga, yani “sümbül gibi kokan ama temas ettiği her şeyi dönüştüren” milliyetçi rüzgar, Türkiye’yi de etkiler mi? Türkiye zaten tarihsel olarak milliyetçi damarların güçlü olduğu bir ülke. Ancak bu damarın güncel siyasetteki karşılığı artık daha karmaşık ve katmanlı.

AK Parti’nin 2000’li yılların başında çıktığı yol, muhafazakâr demokrat bir çizgiyi işaret ediyordu. Ekonomi odaklı, AB sürecini savunan, daha kapsayıcı bir dilden bahsediliyordu. Ancak zamanla bu çizgi, özellikle Gezi Olayları, 15 Temmuz darbe girişimi ve dış politikadaki gelişmelerle birlikte değişti. Parti daha içe kapanık, milliyetçi ve güvenlik odaklı bir söylemi benimsedi. MHP ile kurulan Cumhur İttifakı, bu dönüşümün kurumsal zemini oldu. Ancak bu yeni rota AK Parti için sürdürülebilir bir politik zemin yaratmadı. Söylemlerdeki çelişkiler, genç kuşağın değerleriyle uyumsuzluk ve ekonomik krizler, partinin halk nezdindeki eski karşılığını zayıflattı. Eskiden reform ve açılım kelimeleriyle anılan AK Parti, artık “yerli ve milli” retoriğine sıkışmış bir iktidar partisine dönüştü.

MHP ise uzun yıllar boyunca Türkiye’de milliyetçiliğin ana damarı olarak görüldü. Fakat söylem ve eylem arasındaki fark, özellikle genç seçmen için ciddi bir güven kaybı yarattı. Başkanlık sistemine karşı çıkarken ardından desteklemesi, devletin kritik meselelerinde ses çıkarmaması, bazı kesimler tarafından “devletçi olmakla halktan kopmak” arasında kalmak olarak yorumlandı. Üniversitelerdeki ülkücü gençliğin bir kısmı ise bu çelişkileri sorgulamaya başladı. Bozkurt işaretinin artık ironik bir sembol haline gelmesi, bu yabancılaşmanın dışavurumlarından biri.

CHP ise son dönemde genç seçmene ulaşmak adına yeni stratejiler geliştirdi. YouTube yayınları, influencer iş birlikleri, genç adaylar… Ancak bu strateji özellikle milliyetçi değerlerle büyümüş gençlerde beklenen karşılığı yaratmadı. “Gençlerin sesini dinliyoruz” söylemi, kültürel değerlerin yok sayıldığı bir zeminle birleşince inandırıcılığını kaybetti. Üniversite kulüplerinde, sosyal medya mecralarında kendilerini milliyetçi olarak tanımlayan gençler, CHP’nin bu “zoraki gençlik flörtü”nü samimiyetsiz buldu. CHP bu kitleyi kazanmak yerine daha da uzaklaştırdı.

Bir dönem bu boşluğu doldurması beklenen İYİ Parti ise ilk çıkışında umut vaad eden bir profil çizdi. Merkez sağ, kadın lider, MHP’den kopuş… Bunlar genç milliyetçiler için alternatif bir yoldu. Ancak partinin çizgisini netleştirememesi, iç çekişmeler ve lider merkezli yapı, gençlerin zihninde “yeni bir MHP vakası mı?” sorusunu doğurdu. Geri çekilmeler, ayrışmalar, söylem tutarsızlıkları; gençlerin partiden uzaklaşmasına neden oldu. Özellikle üniversite çağındaki gençler, bir kimlik krizi yaşayan partiye güvenmekte zorlandı.

Peki yeni milliyetçi damar nerede ve kimde hayat buluyor? Burada iki farklı yönelim ortaya çıkıyor. İlki, daha seküler, şehirli, kültürel aidiyete dayalı, kimlik bilinci yüksek ama radikalleşmeyen bir çizgi. İkincisi ise özellikle göçmen meselesi üzerinden şekillenen, daha reaksiyoner, daha sert bir tavır alan milliyetçilik. Zafer Partisi, bu ikinci damarın siyasi karşılığı olarak ön plana çıkıyor. Sert söylemler, net pozisyonlar, gençlerin dijital dünyasında hızlıca karşılık buluyor. Ancak bu dilin toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmesi ve yapıcı politikalar sunamaması bir handikap. Buna rağmen, birçok genç, “en azından ne dediklerini anlıyoruz” diyerek bu çizgiye yaklaşıyor.

Öte yandan sosyal medya ve üniversite kulüpleri gibi alanlarda şekillenen, bağımsız ama etkili bir milliyetçi gençlik hareketi var. Bu gençler klasik partilere değil, fikirlere sadık. Onlar için milliyetçilik yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kültürel, sanatsal, teknolojik bir mesele. “Vatan sevgisi” artık sadece sınırları korumak değil, aynı zamanda üretmek, başarmak, dünyada söz sahibi olmak anlamına geliyor.

Anahtar Partiler ya  Zafer Partileri değil; fikirde tutarlılık, duyguda samimiyet ve geleceğe dair inandırıcı bir vizyon kazanacak. Gençler artık ideoloji değil, gerçeklik peşinde. Ve bu gerçeklik, onları oy verdiklerinden çok, oy vermedikleriyle hesaplaşmaya zorluyor.

Sonuç olarak, gençliğin milliyetçiliği yeni baştan yazılıyor. Eski partiler bu dönüşüme ayak uyduramazken, yeni söylemler yeni nesil tarafından şekillendiriliyor. Türkiye’de bir sonraki iktidar denklemini belirleyecek olan, bu bilinçli ama politik olarak kararsız genç kitle olacak. Bu noktada ise Anahtar Parti, merkezde sahici bir alternatif olarak öne çıkıyor. Ne eski kalıplara hapsolmuş ne de popülizmin sığ sularında geziniyor. Milliyetçiliği salt bir tepki değil, bir üretim ve aidiyet zemini olarak konumlandırıyor. Gençlere yalnızca hitap etmiyor; onları dinliyor, sürece dahil ediyor. Teknoloji, kültür, sanat ve girişimcilik gibi alanlarda ortaya koyduğu vizyon, klasik milliyetçilik kalıplarının çok ötesinde. Bu yüzden birçok genç, politik bir sığınağa değil, kendilerini ifade edebilecekleri bir zemine ihtiyaç duyduklarında rotasını Anahtar Parti’ye çeviriyor. Belki de Türkiye’nin yeni dönemi, ideolojilerden çok bu tür akılcı ve kapsayıcı yaklaşımlarla şekillenecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim krizi kapıda</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-krizi-kapida</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-krizi-kapida</guid>
<description><![CDATA[ “Doğa en küçük bir çaba harcamadan ve mükemmel bir kusursuzlukla en basit maddeden son derece farklı şeyler yaratıyor; hepsinin üzerine de ince bir tül örtüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/iklim-krizi-kapida.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, krizi, kapıda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[. Yarattığı her bir parçanın kendine has özellikleri, her bir durumun ayrı açıklaması var ama sonuçta hepsi birlikte bir bütünü oluşturuyorlar.” Goethe



Dünyamız, binlerce yıldır doğal döngülerle iklim değişikliklerine uğramıştır. Ancak son yüzyılda, insan faaliyetlerinin etkisiyle küresel sıcaklık artışı hızlanmış ve bu durum iklim krizi olarak adlandırılan büyük bir çevresel sorunu doğurmuştur. İklim krizi, yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı kalmayıp su kaynaklarının tükenmesi, doğal felaketlerin şiddetlenmesi ve ekosistemlerin bozulması gibi geniş çaplı etkiler yaratmaktadır. 



Çocuklar, fiziksel ve gelişimsel açıdan çevresel değişikliklere karşı daha savunmasızdır. İklim krizinin etkileri, onların yaşamlarını doğrudan veya dolaylı yollardan tehdit eder. Özellikle yoksul bölgelerde yaşayan çocuklar, hava kirliliği, su krizleri ve aşırı hava olayları gibi sorunlarla karşı karşıya kalır.



Minikler, iklim krizinin masum mağdurlarıdır. Bu kriz, onların yaşamını tehdit ederken geleceklerini de ellerinden almaktadır. Ancak, bu durumu değiştirmek mümkündür. Çocukların korunması, onların seslerinin duyurulması ve geleceğin şekillendirilmesinde aktif roller üstlenmeleri, iklim krizine karşı insanlığın en büyük adımı olabilir. Çocukların haklarını korumak ve onlara umut dolu bir gelecek sunmak, dünya üzerindeki her bireyin sorumluluğudur.



İklim kriziyle mücadelede farkındalık yaratmayı hedefleyen Konak Belediyesi, Sosyal İklim Derneği ile birlikte yürüttüğü “Youth Act4Climate – İklim İçin Gençlik Hareketi” projesi kapsamında, gençlerin aktif katılımını teşvik eden Konak Genç İklim Forumu'nu gerçekleştirdi. Bu yenilikçi girişim, gençlerin kendilerini ifade etmelerine, karar alma süreçlerinde söz sahibi olmalarına ve iklim değişikliğiyle mücadelede etkin rol üstlenmelerine olanak tanıyor.



Forum süresince gençler, iklim krizine karşı mücadelede daha fazla katılım ve etkili politikaların oluşturulması gerektiğini vurguladı. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesi, çevre dostu ulaşım alternatiflerinin artırılması ve sürdürülebilir şehircilik uygulamalarına geçiş gibi talepler ön planda yer aldı. Gençler, bu değişimlerin hayata geçirilmesi için karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almayı istedi.



Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi de, çocuk hakları ve iklim krizi hakkında çalışma yapıyor. Çocuk Çalışmaları Birimi, hem gençleri bu konudan haberdar etmek hem de onların düşüncelerini duymak için gençlerle buluştu. 14-18 yaş aralığındaki 30 genç ile 2 buluşma yapıldı. Gerçekleşen çalışmada en dikkat çeken yorumlardan birisi ise şu oldu: “Siz gelecek nesillere iyi bir dünya bırakmak zorundasınız. Belli bir yaşa geldiğinde benim bir istihdam olanağımın olması lazım. Bu dünya bu kadar kaynakların tükendiği bir dünya olursa bana nasıl iyi bir gelecek bırakacaksınız? Yenilenemez enerjinin bu kadar kullanılması benim geleceğimi tehdit ediyor, sizin değil! İklim krizi çocuk haklarını gelecekte kısıtlıyor. Endişeliyim.”



İklim krizi, dünyamızın geleceğini tehdit eden en büyük sorunlardan biridir. Ancak bilinçli bireyler, sürdürülebilir politikalar ve çevre dostu uygulamalar sayesinde bu krizi kontrol altına almak mümkündür. Gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya bırakmak adına, herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi kaçınılmazdır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bayramiç’te 1450 fidan dağıtıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bayramicte-1450-fidan-dagitildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bayramicte-1450-fidan-dagitildi</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde, Dünya Ormancılık Günü etkinlikleri kapsamında vatandaşlara lavanta, adaçayı, defne, biberiye, fıstık çamı ve çeşitli ağaç türlerinden toplam 1450 fidan ücretsiz dağıtıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/bayramicte-1450-fidan-dagitildi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bayramiç’te, 1450, fidan, dağıtıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde 21 Mart Dünya Ormancılık Günü etkinlikleri kapsamında 1450 fidan dağıtımı yapıldı.

Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Bayramiç Orman İşletme Müdürlüğü tarafından 21 Mart Dünya Ormancılık Günü etkinlikleri kapsamında 1450 fidan dağıtımı yapıldı. Bayramiç Orman İşletme Müdürlüğü tarafından ilçe pazar yerinde kurulan stantta 250 lavanta, 250 adaçayı, 250 defne, 250 biberiye, 250 fıstık çamı, 50 çınar, 25 ıhlamur, 25 söğüt, 50 akçaağaç ve 50 ceviz olmak üzere toplam 1450 fidan ücretsiz olarak dağıtıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir’de 2025’te trafikteki otomobillerin yüzde 4’ü elektrikli olacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-2025te-trafikteki-otomobillerin-yuzde-4u-elektrikli-olacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-2025te-trafikteki-otomobillerin-yuzde-4u-elektrikli-olacak</guid>
<description><![CDATA[ İzmir’de elektrikli, hibrit araçların oranı artmaya devam ediyor. 2023’te yüzde 1 olan oran, 2025’te yüzde 4’e ulaşacak. Ekonomik yakıt avantajı dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/izmirde-2025te-trafikteki-otomobillerin-yuzde-4u-elektrikli-olacak.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir’de, 2025’te, trafikteki, otomobillerin, yüzde, 4’ü, elektrikli, olacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir’de, 2023’te trafikteki otomobillerin yüzde 1’i elektrikli ve hibritken, 2025 sonunda bu oranın yüzde 4’e çıkması öngörülüyor.

İzmir'de otomobillerin yüzde 4'ünün elektrikli olması öngörülüyor

Elektrikli ve hibrit araçlar, Türkiye genelinde hızla yayılmaya devam ediyor. Ege Otomotiv Derneği (EGOD) Başkanı Mehmet Torun, İzmir’de 2023’te trafikteki otomobillerin yüzde 1’inin elektrikli ve hibrit araçlardan oluştuğunu, 2025 yılı sonunda ise bu oranın yüzde 4’e çıkmasının beklendiğini açıkladı.

Elektrikli ve hibrit araçların yaygınlaşması

Torun, elektrikli ve hibrit araçların, özellikle Ege Bölgesi’nde hızla arttığını vurgulayarak, bu araçların yakıt bakımından ekonomik olduğu için her geçen gün daha fazla talep gördüğünü belirtti. "Elektrik, mazot ve benzinden yüzde 50 daha ucuz" diyen Torun, şehir içi kullanımda en verimli araç türünün elektrikli ve hibrit araçlar olduğunu ifade etti.

Türkiye genelinde artan talep

Türkiye otomotiv pazarında elektrikli ve hibrit araçların yaygınlaşmasının önündeki en önemli engel, yakıt ekonomisi ve çevre dostu özellikleridir. 2023’te yerli üretim olan TOGG’un piyasaya sürülmesi ve ÖTV matrah teşviklerinin etkisiyle elektrikli araçlara olan talep hızla arttı. Türkiye genelinde 2024 yıl sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 184 bin elektrikli ve 392 bin hibrit araç bulunuyor.



İzmir’in elektrikli araç yatırımındaki yeri

İzmir, elektrikli ve hibrit araç yoğunluğunda İstanbul ve Ankara’dan sonra üçüncü sırada yer alıyor. Torun, İzmir’deki elektrikli araçların sayısının hızla arttığını belirterek, "İzmir’de payı çok yükseldi, trafikteki her dört araçtan biri elektrikli ya da hibrit" dedi. Bu artışın temel nedenlerinden biri, elektrikli araçların yakıt açısından daha ekonomik olması.

Ekonomik ve çevre dostu seçenek

Elektrikli araçların benzin ve mazotlu araçlara göre daha düşük maliyetle çalışması, kullanıcılar için büyük bir avantaj sunuyor. Torun, elektrikli araçların saatte 100 kilometre hıza kadar tamamen elektrikle çalıştığını ve 100 kilometreden sonra benzine geçtiğini belirtti. Bu, özellikle şehir içi kullanımda, dur-kalk nedeniyle yakıt tasarrufu sağlayarak, hibrit araçları daha cazip hale getiriyor.

Ege Otomotiv Derneği Başkanı Mehmet Torun, elektrikli araçların yaygınlaşmasının hızla devam edeceğini ve 2025 yılı itibarıyla İzmir’deki elektrikli araç sayısının daha da artacağını öngörüyor. İzmir, çevre dostu araçlara olan ilgi ve ekonomik avantajlarla gelecekte Türkiye’nin en önemli elektrikli araç merkezlerinden biri olmayı hedefliyor.

'2030'DA TRAFİKTEKİ ARAÇLARIN 3'TE 2'SİNİN ELEKTRİKLİ OLMASI ÖNGÖRÜLÜYOR'

Elektrikli ve hibrit araçların Ege Bölgesi'nde de hızla arttığını vurgulayan Torun, "İzmir'de 2025 sonunda trafikteki binek otomobillerin yaklaşık yüzde 4'ünün elektrikli ve hibrit olması bekleniyor. 2023'te bu oran yüzde 1 idi" dedi. Çinli elektrikli araç markası BYD'nin Manisa'da kurması planlanan fabrikanın 2026'da devreye gireceğini hatırlatan Torun, "Bu, yan sanayi ve istihdam yaratması bakımından Ege'nin payını yukarı çekecek" dedi. BYD'de üretilen araçların yerli üretim olacağını vurgulayan Torun, "Türkiye'de de yerli elektrikli ve hibrit araçlara teşvik olması durumunda BYD'ye olan talep de artacaktır" diye konuştu. 2035 yılında tüm otomotiv markalarının fosil yakıtlı araçların üretimini durduracağını açıklamasının ardından üretim stratejilerinin elektrikli araçlara yöneldiğini belirten Torun, “Şu anda benzinli araç bulmak çok kolay ama birkaç seneye kadar bu trend değişecek. Araştırmalar dünya genelinde 2030'da trafikte olan tüm araçların 3'te 2'sinin elektrikli ya da hibrit olacağını işaret ediyor" dedi.

Torun, sözlerini şöyle sürdürdü: "İzmir ve çevresi, elektrifikasyon ve batarya teknolojileri için potansiyel barındırıyor. Ayrıca TOGG'un yurt içi satışları, Ege'deki yüksek alım gücü ile şehir içi kullanım avantajı sayesinde büyüyebilir. Bölgenin liman, Organize Sanayi Bölgesi altyapısı, lojistik kolaylıklar gibi temel stratejik avantajları korunmakla birlikte; elektrikli araç dönüşümüne uyum, Ar-Ge yatırımları ve yeşil mutabakat/regülasyonlara adaptasyon konuları sektör paydaşlarının önündeki en kritik konular olmaya devam etmektedir."



'YENİ NESİL ELEKTRİKLİ ARAÇ YATIRIMLARI İHRACATTA EGE'Yİ İLERİ BİR NOKTAYA TAŞIYACAK'

Elektrikli ve hibrit araçların İzmir taşıt parkındaki payının yüzde 0,8 civarında olduğunu aktaran Torun, "Satış trendlerine bakılırsa, önümüzdeki birkaç yıl içinde bu oranın katlanarak artması bekleniyor. İzmir'de şarj istasyonu sayısı gün geçtikçe artıyor" diye konuştu. Ege Bölgesi'nde elektrikli şarj altyapısının gelişmeye başladığının altını çizen Torun, "İzmir'de halihazırda 300'ün üzerinde halka açık hızlı şarj noktası bulunuyor ve bu alanda İstanbul'dan sonra ikinci sırada. Manisa, Aydın, Muğla gibi illerde de AVM'ler, dinlenme tesisleri ve oto servislerinde şarj istasyonları kuruluyor. Bu altyapı yatırımları, bölgedeki elektrikli araç dönüşümünü güncellenmiş tüm bu bulgular ışığında Ege Bölgesi'nin otomotiv alanındaki önemi artarak sürecek; iç pazar ve 2'nci el verilerinde İzmir başta olmak üzere bölgedeki yoğunluk Türkiye ortalamasının üzerinde seyredecek; ihracat tarafında da yeni nesil elektrikli araç yatırımları Ege'yi daha ileri bir noktaya taşıyacak" dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Manisa Büyükşehir Belediyesi’nden Gediz Nehri kirliliği iddialarına yanıt</title>
<link>https://trafikdernegi.com/manisa-buyuksehir-belediyesinden-gediz-nehri-kirliligi-iddialarina-yanit</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/manisa-buyuksehir-belediyesinden-gediz-nehri-kirliligi-iddialarina-yanit</guid>
<description><![CDATA[ Gediz Nehri&#039;ndeki kirlilik iddiaları üzerine açıklama yapan Manisa Büyükşehir Belediyesi, çevresel sorunlara duyarlılıkla yaklaştıklarını vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/manisa-buyuksehir-belediyesinden-gediz-nehri-aciklamasi-3.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Manisa, Büyükşehir, Belediyesi’nden, Gediz, Nehri, kirliliği, iddialarına, yanıt</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediyesi, son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan Gediz Nehri ve havzasındaki kirlilik iddiaları üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla bir açıklama yaptı.

Açıklamada, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin kendi yetki alanı çerçevesinde gerekli tüm önlemleri almaya devam ettiği vurgulandı. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter yardımcısı Oğuz Murat Pınar, Çevre denetim yetkisinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı il müdürlüklerinde olduğunu hatırlatarak, “Buna karşın gelen tüm ihbarlar titizlikle değerlendiriliyor ve Çevre Zabıta’mız olaylara anında müdahale ederek gelişmeleri hızla ilgili tüm kurumlarla paylaşıyor. Gediz Nehri'nin korunması için ilgili tüm kurumlarla ortak hareket ediyoruz” dedi.

“Gediz Nehri havzasındaki sorunlara çözüm odaklı yaklaşıyoruz”

Oğuz Murat Pınar, “Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak, şehrimizin ve bölgemizin en önemli su kaynaklarından biri olan Gediz Nehri’nin korunması ve çevre sağlığının muhafaza edilmesi en önemli önceliklerimiz arasında yer almakta. Bu bilinçle, Sayın Başkanımız Ferdi Zeyrek göreve geldiği günden itibaren Gediz Nehri havzasındaki çevresel sorunlara duyarlılıkla yaklaşıp çözüm odaklı çalışmalar yürütmekteyiz. Gediz Nehri havzası, coğrafi olarak geniş bir alanı kapsamakta ve nehir üzerindeki kirlilik kaynakları çeşitlilik göstermekte. Ruhsat ve denetimleri merkezi hükümetin yetkisinde olan sanayi kuruluşlarının atık suları, kontrolsüz gübre ve ilaç kullanımı ile tarımsal sulama kaynaklı sorunlar, iklim değişikliği ve kuraklık gibi etkenlerin Gediz Nehri’nin su kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri bu kaynaklar arasında” ifadelerini kullandı.

“Çalışmalarımız kararlılıkla sürdürülüyor”

Gediz Nehri’nin temizlenmesi ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması adına Büyükşehir Belediyesi’nin kendi sorumluluk alanlarında gerekli tüm önlemleri aldığının ve yatırımları yaptığının altını çizen Pınar, çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti. Gediz Nehri’ndeki kirlilik sorununun çözümünün, sorumlulukları bulunan tüm paydaşların iş birliği ve koordinasyonu ile mümkün olacağını vurgulayan Genel Sekreter Yardımcısı Pınar, “Bu kapsamda, başta ilgili bakanlıklar, bu bakanlıklara bağlı kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, sanayi temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar olmak üzere herkesin sorumluluk alması ve ortak mücadele yürütmesi gerekiyor” dedi.

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına bu açıklamanın yapıldığını ifade eden Oğuz Murat Pınar, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin Gediz Nehri’nin temizlenmesi ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması için üzerine düşen görevleri yerine getirmeye kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aydın&amp;apos;da kuraklık alarmı: Tarım arazilerinin yarısı susuz kalacak!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/aydinda-kuraklik-alarmi-tarim-arazilerinin-yarisi-susuz-kalacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/aydinda-kuraklik-alarmi-tarim-arazilerinin-yarisi-susuz-kalacak</guid>
<description><![CDATA[ Aydın’da artan kuraklık nedeniyle ÇKS’ye kayıtlı tarım arazilerinin sadece yarısına su verilecek. Üreticiler, ekonomik kayıplar için acil destek talep ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/aydinda-kuraklik-alarmi-tarim-arazilerinin-yarisi-susuz-kalacak.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aydında, kuraklık, alarmı:, Tarım, arazilerinin, yarısı, susuz, kalacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Aydın'da her geçen yıl etkisini artıran tarımsal kuraklık, 2025 üretim sezonu için endişeleri büyüttü. Aydın Valiliği koordinasyonunda alınan kararla, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı tarım arazilerinin yalnızca yarısına su verileceği, diğer yarısına ise su sağlanamayacağı duyuruldu.

Konuyla ilgili açıklama yapan Aydın Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Mehmet Kendirlioğlu, bu kararın üreticilere önceden bildirilmesi gerektiğini belirterek, "Mümkünse Aydın, Doğal Afet kapsamına alınmalı ve üreticilerimizi rahatlatacak tedbirler hızla devreye sokulmalıdır" dedi.

Barajlardaki su seviyesi kritik düzeyde

Mehmet Kendirlioğlu, Devlet Su İşleri, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, ilçe müdürlükleri ve Ziraat Odası başkanlarının katılımıyla yapılan toplantılar sonrası bu kararın alındığını belirtti. Kemer, Çine Adnan Menderes ve Adıgüzel barajlarında 2024 üretim sezonuna kıyasla yarı yarıya daha az su bulunduğunu ifade eden Kendirlioğlu, "Bu planın sahada uygulanmasının ciddi sorunlar yaratacağını defalarca dile getirdik ancak DSİ, teknik olarak farklı bir çözümün mümkün olmadığını bildirdi" dedi.

Ekonomik etkiler ağır olacak

Aydın’da tarım arazilerinin yüzde 50’sinin boş kalacak olmasının büyük ekonomik kayıplara neden olacağını vurgulayan Kendirlioğlu, "Üreticilerimiz zaten artan girdi maliyetleriyle mücadele ederken bir de su kısıtlamasıyla karşı karşıya kaldı. Bu durum tarımsal üretimi ve hayvancılığı derinden etkileyecek" şeklinde konuştu.

Acil önlem alınması gerektiğini belirten Kendirlioğlu, şu önerilerde bulundu:

Aydın’ın Doğal Afet kapsamına alınması ve üreticilere destek sağlanması,

Dalaman Çayı’nın Kemer Barajı’na bağlanması projesinin hızlandırılması,

Vahşi sulama yöntemlerinin terk edilerek modern sulama teknolojilerine geçilmesi.

Tarımsal kuraklığın sadece çiftçileri değil, tüm Aydın halkını etkileyeceğini belirten Kendirlioğlu, "Bu süreç, gıdaya erişimi zorlaştıracak ve ciddi ekonomik sorunları beraberinde getirecek. Yetkililerin acil önlem alması şart" dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik: &amp;quot;Buzulları korumak, geleceği korumaktır&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tudkiyeb-genel-baskani-celik-buzullari-korumak-gelecegi-korumaktir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tudkiyeb-genel-baskani-celik-buzullari-korumak-gelecegi-korumaktir</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, &quot;22 Mart Dünya Su Günü&quot; dolayısıyla bir açıklama yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/su-gunu.JPG" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TÜDKİYEB, Genel, Başkanı, Çelik:, Buzulları, korumak, geleceği, korumaktır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, “22 Mart Dünya Su Günü” münasebetiyle yaptığı açıklamada Birleşmiş Milletler tarafından 1993 yılında kabul edilen kararla ilan edilen “Dünya Su Günü” nün bu yılki temasının “ Buzulların Korunması” olarak belirlendiğini ifade ederek buzulları korumak veya kurtarmanın Dünyadaki tüm insanlar için hayati önem taşıdığını söyledi.

Buzullar eriyor, su kaynakları tehlikede

Genel Başkan Çelik, Dünya'nın kara alanının yaklaşık %10'unun buzullar veya buz tabakalarıyla kaplı olduğunu ve buzulların Dünya’nın tatlı su rezervlerinin %70’inden fazlasını barındıran doğal su depoları olduğuna dikkat çekerek “ Ancak iklim değişikliği, bu doğal depoları tehdit eden en büyük tehlike olarak karşımıza çıkmış ve son 50 yılda küresel buzul hacmi %30 oranında azalmıştır. Hızla eriyen buzullar milyonlarca insanın içme suyu, tarım ve enerji ihtiyacı demek olan su güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Eriyen buzullar, sadece su kaynaklarını değil, aynı zamanda deniz seviyesini yükselterek kıyı bölgelerinde sel riskini artırmakta ayrıca da ekosistemleri bozmaktadır. Dolayısıyla buzulları korumak amacıyla sera gazı emisyonlarını azaltmak ve eriyen suyu daha sürdürülebilir bir şekilde yönetmek son derece önem kazanmıştır. “ dedi.

Tarımda su tasarrufu öncelik olmalı

Suyun tarım için oldukça önemli olduğuna ancak tasarruf tedbirlerinin alınması gereğine işaret eden Çelik, “Son yıllarda meydana gelen kuraklıklar ülkenin çeşitli bölgelerinde ürün kayıplarına sebep olmuş ve sulamaya olan ihtiyacı artırmıştır. Bu nedenle su kullanımında azami tasarruf sağlanmalı ülke önceliğine göre ekim deseni revize edilmelidir. Ülkemizin hayvansal gıda ihtiyacı dikkate alınarak AB ülkelerinde olduğu gibi ekilebilir arazi varlığının üçte biri yem bitkileri üretimine ayrılmalıdır. Artan su ihtiyacını kısıtlı su kaynaklarıyla karşılayabilmek için basınçlı sulama yöntemleri kullanılmalıdır. Modern sulama sistemleri yaygınlaştırılmaya devam edilmeli, yeraltı sularının korunması amacıyla; kısıntılı sulama ile birlikte gece sulaması yapılması teşvik edilmelidir. Su ihtiyacı az olan bitkilerin ekiminin yaygınlaştırılması mutlaka sağlanmalıdır.” İfadelerini kullandı.

Su kaynaklarındaki azalma hayvancılığı da etkiliyor

Çelik, iklim değişikliklerinin en çok su kaynaklarını olumsuz etkilediğini dolayısıyla bu durumun küçükbaş hayvancılığa da olumsuz yansıdığını belirterek “ Küresel iklim değişikliği hayvancılık özelinde de küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini olumsuz etkilemektedir. Zaten kurak ve yarı kurak iklim kuşağında olan ülkemizin bazı bölgelerinin çölleşmesi riski, yağış alan bölgelerde bozuk olan yağış rejiminin daha da bozulması kaba yem açığı olan ve yıllık 10 milyon tonun üzerinde yem hammaddesi ithal eden ülkemizin et ve süt üretimini olumsuz etkileyecek ve girdi maliyetlerinin de artmasıyla dar gelirli kesimlerin gıdaya erişimini zorlaştıracaktır. Su kaynaklarının kuruması nedeniyle suya erişim problemleri yaşanması halinde bu durum hayvanların beslenme maliyetlerini artıracaktır. Neticede susuzluğun acı faturası hayvansal üretimdeki düşüşe kesilebilecektir.” değerlendirmesinde bulundu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TÜDKİYEB Başkanı Çelik: &amp;quot;Planlı keçi otlatmasıyla orman yangınları önlenebilir&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tudkiyeb-baskani-celik-planli-keci-otlatmasiyla-orman-yanginlari-oenlenebilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tudkiyeb-baskani-celik-planli-keci-otlatmasiyla-orman-yanginlari-oenlenebilir</guid>
<description><![CDATA[ TÜDKİYEB Başkanı Nihat Çelik, ormanlarda keçi otlatmasının kırmızı et açığını kapatabileceğini, yangınları önlemede ise etkili bir yöntem olduğunu belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/tudkiyeb-baskani-celik-planli-keci-otlatmasiyla-orman-yanginlari-onlenebilir.JPG" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TÜDKİYEB, Başkanı, Çelik:, Planlı, keçi, otlatmasıyla, orman, yangınları, önlenebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü münasebetiyle yaptığı açıklamada " Ormanlara zarar vermeden planlı ve kontrollü otlatma ile 30 milyon koyun ve keçi beslenebilir. Böylece kırmızı et açığının kapatılmasında ormanlarımız bir çözüm yolu olabilir " dedi.

Keçilerin orman dostu olduklarının altını çizen Çelik, yıllarca keçilerin orman düşmanı ilan edilerek otlatmanın ormansızlaşmaya neden olduğu algısı yapıldığını gerçekte ise ormana zarar verenin keçiler değil insan zihniyetinin olduğunun anlaşıldığını belirterek ormanlara yönelik tehditlerden birisinin de plansız ve kontrolsüz bir şekilde keçi otlatılması olduğunu söyledi.

Koyun ve keçilerin orman yangınlarının önlenmesinde önemli rolleri olduğunu belirten Çelik, “ Bazı Akdeniz Ülkeleri ve ABD de orman yangınlarının önlenmesinde keçilerin “ itfaiyeci keçi birlikleri” gibi kullanıldığını görüyoruz. Özellikle İspanya’nın orman yangınlarını önlemek için planlı ve kontrollü keçi otlatması için destek mahiyetinde çobanlara para ödediklerini biliyoruz. Ülkemizde de orman yangınlarının yoğun olduğu bölgelerin geçmişte ve günümüzde keçi yetiştiriciliğinin en yaygın bölgeler olduğu göz önüne alındığında, planlı ve kontrollü otlatmanın orman yangınlarını önlemede önemli rol oynayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısıyla ormanlarımızı ıslah çalışmaları yapmanın yanında yeni tesis edilmiş genç ormanlar dışındaki tüm ormanlık alanlardan koyun ve keçilerimizin azami ölçüde istifade etmelerini sağlamalıyız.” ifadelerinde bulundu.

Genel Başkan Çelik, keçilerin orman yangınlarını önlemesi yanında ormandan maliyetsiz olarak beslendiklerine dikkat çekerek “Keçiler ormanda taban temizliği yaparak orman yangınlarına karşı faydalı olmalarının yansıra çürüyen yaprakları ve otları da yemek suretiyle proteine çevirirler. Bugün 12 milyon civarında keçi varlığımız vardır. Ancak ormanlara zarar vermeden 30 milyon koyun ve keçinin masrafsız bir şekilde beslenmelerini sağlayabiliriz. Böylece mevcut durumda 55 milyon civarındaki küçükbaş hayvan sayımızın daha fazla artırılmasında ormanlarımızdan faydalanabiliriz. Dolayısıyla hayvan varlığının artırılması üretimindeki artışa da yansıyacağından bugün var olan kırmızı et açığının kapatılmasında ormanlarımız belirleyici bir rol üstlenebilir. ” değerlendirmesinde bulundu.

Toplam orman alanları içerisinde meşelik alanların yaygınlaştırılması gereğine de işaret eden Çelik, “ Son birkaç yılda tüm alanlara çam ağacı dikilmekle beraber bu alanlarda özellikle meşe ve diğer alanların bastırarak yok edilmesi söz konusu olmaktadır. Koyun ve keçi beslenmesi adına en ideal ağaçlandırma alanlarından birisi meşelikler olduğundan bu konuya özellikle önem verilmelidir. Fıstık çamı dikmek yerine mevcut meşeliklerin ıslah edilerek korunması ve yeni meşelik alanların tahsisi ile yaygınlaştırılması sağlanmalıdır.” dedi.

Öte yandan Çelik, orman yangınlarını kundaklayan kişiler için çoban ve çoban köpeklerinin caydırıcılık teşkil ettiğini bu yönüyle de ormanlık alanlarda koyun ve keçi otlatmanın zarardan çok faydası olduğunu dile getirdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ege Orman Vakfı: 30 yılda 15 milyon fidan dikildi, gelecek yeşil kalacak!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ege-orman-vakfi-30-yilda-15-milyon-fidan-dikildi-gelecek-yesil-kalacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ege-orman-vakfi-30-yilda-15-milyon-fidan-dikildi-gelecek-yesil-kalacak</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de kurulan Ege Orman Vakfı, 30 yıl boyunca Türkiye&#039;nin her köşesinde 15 milyon fidan dikerek orman bilincini arttırdı ve çevreye katkı sağladı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/ege-orman-vakfi-30-yilda-15-milyon-fidan-dikildi-gelecek-yesil-kalacak-2.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ege, Orman, Vakfı:, yılda, milyon, fidan, dikildi, gelecek, yeşil, kalacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir'de, 30 yıl önce kentin orman varlığını artırmak amacıyla kurulan Ege Orman Vakfı, geçen sürede bağışçılarla büyüyerek ülkenin her bölgesinde fidan dikimi yapan gönüllü bir vakıfa dönüştü. Vakıf, kuruluşundan bu yana 15 milyona yakın fidan dikimi gerçekleştirdi  İzmir'de, ağaç dikme, ormanları koruma ve yeşil bilincini toplumun her kesimine yayma ilkesi ile kurulan Ege Orman Vakfı, ağaçlandırma işlerini kamu ormanlarının sınırlarında veya kamu kurumlarına ait bazı bölgelerde yürütüyor. Dikilen fidanlar, birer ağaç ve ormanın doğal bir parçası haline gelene kadar korunuyor.

30 yılda Türkiye genelinde 15 milyon fidan

Vakıf "yeşil vatan" faaliyetlerini, Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü ve yerel yönetimlerle işbirliği içinde yürütüyor. Ağaçlandırmada en önemli rollerden birini bağışçılar üstleniyor. Doğaya önem veren düzenli bağışçıların desteği, ülkenin her yerinde yeşeriyor. Cumhuriyetin 100. yılı dolayısıyla 2023'te ülkenin yedi bölgesine yüzer bin fidan dikilmesini sağlayan vakıf, kuruluşundan bu yana 14 milyon 500 binin üzerinde fidan dikimi gerçekleştirdi.
Ege Orman Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Yasemen Bilgili, yeşil bir gelecek için anlamlı izler bırakmayı istediklerini söyledi.



Ormanlık alanların artırılması ve bu alanların öneminin anlaşılması için çok çalıştıklarını kaydeden Bilgili, "Bağış yapan kişi, kurum ya da kuruluşlarla birlikte ormana giderek fidanları dikiyoruz. Bir ormanın nasıl oluştuğunu, doğayı korumanın bizim için ne kadar önemli olduğunu, bir döngünün içinde büyük rolü olan ormanları korumamız gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Karşıyaka, erozyona açık durumda"

Kentle iç içe ormanların yangınlardan korunmasının kentin korunması anlamına geldiğini belirten Bilgili, İzmir'in Karşıyaka ilçesinde geçen yaz çıkan orman yangının hem ağaçların hem de bazı evlerin yandığını hatırlattı. Bilgili, yangının yaşandığı Yamanlar bölgesinin eğimli bir arazi olduğuna, yangın sonrası bitki örtüsü kalmadığına dikkati çekerek, "1995 yılında büyük bir sel felaketinin yaşandığı ve 65 kişiyi kaybettiğimiz bir alandı, şu anda tekrar çıplak hale geldi. Erozyona açık durumda. Bunun için önlemler alınıyor ve ağaçlandırmalar yapılıyor. Ağaçlandırma öncesi de kontrol çalışmaları yapılıyor." dedi. Toplumu ağaçlandırma ve ağaçları koruma faaliyetlerinin yanı sıra toplumu bilinçlendirmek için de çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Bilgili, uzman ve gönüllü ekiplerle eğitim projeleri gerçekleştirdiklerini anlattı.



"Eğitimlerle yılda 30 bine yakın kişiye ulaşıyoruz"

Bilgili, farkındalığın küçük yaşlardan kazandırılmasının önemini bildiklerini dile getirerek, Avrupa Birliği projesiyle kurulan Sıfır Karbon Noktası Eğitim Merkezi'nde özellikle çocuklara yönelik eğitim çalışmaları yaptıklarını dile getirdi. Toplumun bilinç düzeyinin artmasının ormanların korunmasına yansıyacağını ifade eden Bilgili, "Çocuklara doğanın müthiş döngüsünü, dengeler gezegeni içinde olduğumuzu ama iklim krizi denilen olguyla bu döngü içinde yaşanan kırılmaları anlatmaya çalışıyoruz. Ormanda yaptığımız eğitimleri de doğaya uyumlanarak yaşamayı içeren bir teknikle gerçekleştiriyoruz. Bu eğitimlerle yılda 30 bine yakın kişiye ulaşıyoruz" dedi.

Sıfır Karbon Noktası Eğitim Merkezi Sorumlusu Demet Gürcan ise merkezde çocuklarla iklim değişikliği, küresel ısınma, yenilenebilir enerji kaynakları gibi birçok konuda bilgiler paylaştıklarını, onlara karbon ayak izlerini nasıl azaltabileceklerini, iklim değişikliğine uyum sürecindeki uygulamaları gösterdiklerini belirtti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ŞUBAT AYI ÜCRETLİ ÇALIŞAN İSTATİSTİKLERİ</title>
<link>https://trafikdernegi.com/subat-ayi-ucretli-calisan-istatistikleri</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/subat-ayi-ucretli-calisan-istatistikleri</guid>
<description><![CDATA[ Bir ülkenin ekonomide güven sağlamasının en önemli koşullarından biri de işsizliğin azalması, istihdamın çoğalmasıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/zafer-ozcivan-3.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ŞUBAT, AYI, ÜCRETLİ, ÇALIŞAN, İSTATİSTİKLERİ</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Bu anlamda devlet yatırım programları, iş alanları açmayı hedefler. Ülkedeki çalışan sayısı arttıkça refah düzeyinin yükseldiği anlamı çıkacaktır. Çalışan kesim gelir elde edeceği için harcamaları da doğal olarak artacak, ekonomi canlanacak, devletin vergi gelirleri de yükselecektir.
Ancak işgücü hesaplamaları yapılırken çalışabilecek nüfus baz alınır ve bu kesim 15-64 yaş arası çalışan nüfus olarak tanımlanır. Çalışan nüfusta ise en önemli faktör üretime katılımdır. Yani ne kadar fazla kişi üretim birimlerinde çalışırsa ülkede o kadar çok üretim yapılıyor demektir. Üretime katılım sadece işçilik olarak değil, üretim sürecini hızlandırabilecek, seri üretimi arttıracak, otomasyona katkı sağlayacak girişimler de üretime katılımdır. Örneğin üretim sürecini hızlandıracak, süreci sistematik şekle sokabilecek bir bilgisayar programı da üretimin içindedir.
Ülkemizde ücretli çalışan sayısı oldukça fazladır ve çalışan nüfusun %40 kadarının asgari ücretle çalıştığı tahmin edilmektedir. Diğer yandan yaklaşık üç yıldan bu yana devam eden yüksek enflasyon nedeniyle asgari ücret, normal ücret durumuna gelmiştir. Ayrıca asgari ücret ve özellikle en düşük emekli maaşları çoğunlukla açlık sınırının altında kalmaktadır. Dolayısıyla halkımızın büyük çoğunluğu yoksullaşmakta, alım gücü sürekli azalmaktadır. Verilen zamlar ise çok kısa sürede enflasyona yenik düşmektedir.
Ülkemizde ücretli çalışanların, gelir vergisinden daha çok vergi verdiklerini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla milli gelire katkı sağlayan kesim daha çok ücretli çalışanlardır. Bunun yanında en çok ekonomik anlamda ezilen kesim öncelikle dar ve sabit gelirlilerdir. Ve bunların büyük çoğunluğu açlık sınırının altında gelir elde etmektedir.
Ekonomide tasarruf tedbirlerinin gündemde olduğu içinde bulunduğumuz dönemde kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması tedbirlerin en önemli konulardan biridir. Bazı işletmeler çalışanlarını aldıkları ücretten değil, asgari ücretten veya hiç kayda girmeden çalıştırdıkları bilinen bir gerçektir. Özellikle dışardan gelen mülteciler asgari ücretten daha az ücretle çalışmakta ve bu durum kendi vatandaşlarımızın işsiz kalmasına, devletin vergi kaybetmesine yol açmaktadır.
Bir diğer konu da ülkemizde enflasyonun yüksek seyretmesine rağmen vergi dilimlerinin aynı oranda yükseltilmemesidir. Bordroya tabi çalışanlar özellikle yılın ikinci yarısında ücretlerinden fedakârlık yapmakta son üç ayda ise %30-35 civarında maaşları azalmaktadır. Yıllardır devam eden bu sorun bir an önce çözümlenmeli, ücretlilerin sıkıntıları giderilmelidir.
Türkiye’de %1 lik kesim milli gelirin %40 oranına sahip olduğu bir gerçektir ve bunun adı tam anlamıyla gelir adaletsizliğidir. Gelir adaletsizliği olduğu için enflasyon oranları da her %20 lik kesim için farklı gelişmektedir. Serbest çalışan iş insanlarından bazıları kendinin, eşinin hatta çocuklarının arabasını şirkete kaydederek masraflarını gider kalemlerinin içine atıp vergi tasarrufu sağlamaktadır. Ücretlilerin ise böyle bir işlemi yapmaları mümkün olmadığı gibi maaşlarını alırken vergilerini tam olarak ödemektedir.
İşsizliğin önlenebilmesi, devlet yatırımlarının ve özel sektör girişimlerinin artması ile mümkündür. Gençlere veya gelecek nesille iş alanları açmak, onlara çalışma alanı oluşturmak devletin en önemli görevlerinden biridir. Ülkemizde üniversite mezunlarının işsiz kaldığı; tamircilik, çöpçülük gibi işlerde çalıştığını yazılı ve görsel basından izlemekteyiz. Üniversitelerin çoğalması, ülkede eğitim seviyesinin yükselmesi ekonomik kalkınma için elbette önemlidir. Ancak yüksek öğretimden mezun olanlara iş alanı açılmadığı sürece üniversite bitirmenin önemi ortadan kalkmaktadır. 
Yaşadığımız ekonomik koşulların maalesef olumsuz olması yüzünden birçok gencimiz, daha üniversite öğrencisi iken yurt dışına gitmenin formüllerini aramaktadır. Amaçları ekonomik olarak daha uygun işlerde çalışmak, daha rahat bir yaşam koşulları içine girebilmektir. Hâlbuki ülkemizde yatırım yapılması durumunda beyin göçü ortadan kalkacaktır.
Yukarıda açıklamaya çalıştığım ücretlilerin konumu ve geleceğe ilişkin beklentileri öncelikle devletin sonra da özel sektörün girişimleri ile mümkün olacaktır. Bu anlamda ülkemizde özellikle üretim yapan işletmelere verilen desteklerin arttırılması, verilen kredilerin doğru anlamda kullandırılması gerekir. Öncelikle ithal ikame ürün üretilmesi baz alınmalıdır.
Günümüzde üretim kalemlerinin birçoğunun hammadde ve ara malı yurt dışından ithal yoluyla tedarik edilmektedir. Yaklaşık yüzde elli den fazla olan ara mal ve hammadde tedarik oranının öncelikle minimuma indirilmesi gerekir. Bu bağlamda öncelikle ithal ikame ürün üreten işletmeler kredi ve başka yollarla desteklenmelidir ki yurt dışına paramız gitmesin, üretim girişimcileri çoğalsın ve işsizlik oranı azalsın. Konunun en önemli boyutu ithal yoluyla tedarik edilen ara mal ve hammaddelerin döviz kurlarına bağımlılığıdır. Kur değerleri arttıkça üretim maliyetleri de artacağından doğal olarak fiyatlara yansıyacak ve enflasyon olarak karşımıza çıkacaktır.
Bir diğer konu ise gelişen teknolojinin getirdiği, iş yükünün azalması konusudur. Örneğin İstanbul’da veya yurt genelinde toplu taşıma araçlarının raylı sisteme dönüşmesi, globalleşen dünyada teknolojiye ayak uydurulması konusu son derece önemlidir ve bu konuda insanların kendilerini teknolojiye ve gelişen ekonomiye hazırlamaları gerekir. Yani sadece üniversite mezunu olmak, bir yabancı dil bilmek yetmeyebilir. En az iki yabancı dil, mastır hatta doktora yapmak aranan eleman olmak için gerekli olmaya başlamıştır.
İçinde bulunduğumuz dönemde kredi maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle başta turizm sektörü ve ihracat yapan işletmeler olmak üzere birçok işletmenin küçülmeye gittiği ve küçülmeye işçi çıkarmaktan başlaması nedeniyle işsizlik oranı artmıştır. Geçmişte uygulanan yanlış para politikalarından vazgeçmekte geç kalınması sebebiyle artan politika faizi ve buna bağlı olarak yükselen kredi faizleri yüzünden birçok işletme krediye ulaşabilse dahi kullanmaktan çekinmektedir. Çünkü%60-65 lere varan kredi ile kazanç sağlamak mümkün değildir.
Diğer taraftan yüksek seyreden enflasyon nedeniyle artan hammadde, işçilik, ara mal ve diğer giderler artarken kurların sabit kalması nedeniyle ihracat yapan işletmeler ve turizm işletmeleri zor durumdadır ve iflas ve konkordato işlemleri de hızlanmıştır. Temmuz ayından itibaren enflasyon baz etkisiyle de olsa, TÜİK in yanlış hesaplamaları ile de olsa yıllık olarak düşmeye başlamış ve 2024 yılı sonunda %44,38 olarak açıklanmıştır. Hâlbuki aylık enflasyona bakıldığında hazirandan bu yana yükselmektedir. Bu durumda enflasyonun düştüğünden bahsetmek hesap ve mantık dışıdır. 
Politika faizleri düştükten sonra doğal olarak kredi maliyetleri de azalacağından ülkede üretim artışı sağlanacak ve işsizlik de azalacaktır. Döviz kurlarının da uzun süre yatay seyretme ihtimali çok düşük olduğundan gene önümüzdeki süreçte kurlar yükselişe geçebilir ve ihracat işletmeleri de üretime hız vereceklerinden işsizliğin azalmasına katkıda bulunacaklardır. Bu durumda politika faizleri düşürülmeli, sanayicilerimizin önü açılmalıdır. Çünkü böyle giderse işsizlik rakamlarının yükselmesi kaçınılmazdır.
Kırılgan bir ekonomiye sahip olduğumuz için hesapta olmayan gelişmeler de ekonomimizi olumsuz etkilemektedir. Son yaşanan Ekrem İmamoğlu olayının faturası ağır olduğundan nisan ayında beklenen politika faiz oranları 350 baz puan yükseltilmek durumunda kalınmıştır.
Aşağıda TÜİK tarafından kamuoyu ile paylaşılan şubat ayı ücretli çalışan istatistiklerini okuyabilirsiniz;
Ücretli çalışan sayısı yıllık %1,1 arttı
Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2025 Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,1 arttı. Ücretli çalışan sayısı bir önceki yılın aynı ayında 15 milyon 125 bin 704 kişi iken, 2025 yılı şubat ayında 15 milyon 293 bin 843 kişi oldu.
Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; 2025 Şubat ayında ücretli çalışan sayısı yıllık olarak sanayi sektöründe %2,2 azaldı, inşaat sektöründe %2,0 arttı ve ticaret-hizmet sektöründe %2,9 arttı.
Ücretli çalışan sayısı aylık %0,1 azaldı
Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2025 Şubat ayında bir önceki aya göre %0,1 azaldı.
Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; 2025 Şubat ayında ücretli çalışanlar aylık olarak sanayi sektöründe %0,4 azaldı, inşaat sektöründe %0,7 azaldı ve ticaret-hizmet sektöründe %0,1 arttı.
AÇIKLAMALAR
Ücretli çalışan sayılarında takvim etkisi gözlenmemiştir. Bu nedenle takvim etkisinden arındırılmış değerler yerine arındırılmamış değerler kullanılmıştır.
Aylık değişimler, mevsim etkisinden arındırılmış değerlerin bir önceki aya göre değişimini ifade etmektedir.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kuşcenneti Milli Parkı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuscenneti-milli-parki</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuscenneti-milli-parki</guid>
<description><![CDATA[ Kuş Cenneti Milli Parkı 1981 yılında doğal sit alanı ilan edilmiş ve koruma imar planı yapılmış. Kuşcenneti’nde 1975 Haziran’ına kadar 239 kuş türünün varlığı tespit edilmiş. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/isik-teoman-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kuşcenneti, Milli, Parkı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Kuş Cenneti Milli Parkı 1981 yılında doğal sit alanı ilan edilmiş ve koruma imar planı yapılmış. Kuşcenneti'nde 1975 Haziran'ına kadar 239 kuş türünün varlığı tespit edilmiş.

Geçtiğimiz hafta, hava elektronik astsubayı olan, emekli olduktan sonra da uzun yıllardır Bandırma'da yaşayan büyük ağabeyimin yanına, Ayvalık'tan çıkıp, Balya ve Gönen güzergahı üzerinden gittik. Yemyeşil bir halının üstünde gidiyormuşsunuz gibi bir his kaplıyor insanın içini, çok seviyorum bu yoldan seyahat etmeyi. Epeydir aklımdaydı Manyas Kuşcenneti'ne gitmek için de güzel bir bahane oldu. Cuma akşamı Ayvalık'tan yola biraz geç koyulunca güneş battıktan sonra eşimle birlikte Bandırma'ya ulaşabildik. Akşam yemeğinin ardından Bandırma kent merkezini, ağabeyim ve yengemli birlikte gezdik. Çok şey değişmiş diyebilirim. Benim yaşadığım yıllarda, daha çok eski İstanbul'a benzetilen tek veya iki katlı ahşap ağırlıklı binaların bulunduğu bir kentti Bandırma. Yıllar önce babam genç yaşta öldükten sonra, babasız kalmanın bunalımıyla boşluğa düşmüş ve neredeyse eğitimimi yarıda bırakıyordum. Çağrısı üzerine ağabeyimin yanında kalmış ve Bandırma Ortaokulu'ndan başarılı bir dereceyle mezun olmuştum.

Çok katlı yapılar

Cumbalı eski evlerin yoğunlukta olduğu ve deniz ile barışık ve büyük bir şehre dönüşmüş bu ilçenin merkezine adım atınca yine çok katlı yapılarla çevrilmiş bir kent ile karşılaştım. Deniz kıyısında dev çınar ağaçlarının altındaki gazinolar yıkılmış, sahilin önemli bir bölümü doldurulmuş ve denizden yer kazanılmış. Mendirek'in yanına Boğaziçi köprüsünün bir benzeri yapılmış ve renkli ışıklarla donatılmış. Ve en önemlisi Bandırma'nın dört bir yanı apartmanlarla ile doldurulmuş, yani İzmir'in Hatay ve Üçkuyular'ından bir farkı kalmamış. Biraz buruk da olsa kent merkezinde dolaştık, çaylarımızı yudumladık, havalar kararsız, bir sıcak bir sağuk, gece geç saatlerde hava da soğumaya başlayınca evin yolunu tuttuk.

Adalar elle tutulacak kadar yakın

Sabah sıkı bir kahvaltının ardından Erdek, Tatlısu ve Ocaklar tatil beldelerinde kısa bir gezinti yaptırdı ağabeyim. Neyse ki, bu bölgeler bakir kalabilmiş, yapılaşma yoğunluğuna karşın yeşili koruyabilmişler. Kapıdağ Yarımadası'nın batısına doğru bir tur yaptık, Ekinlik, Marmara ve Avşa adalarını, havanın temizliği ve berraklığı nedeniyle çok net görebildik, elimizi uzatıp kırlarından çiçek koparacak kadar yakındılar. Bu kısa turun ardından hava kararmadan yola koyulduk ve ağabeyim ile vedalaştık. Bandırma'dan sonra kısa bir yolculuğun ardından Kuşcenneti'ne ulaştık.

Teknoloji işbaşında

Son aylardaki yağışlar gölün havzasını oldukça genişletmiş. Ağaçlar yarı bellerine kadar suların altında kalmış. Bu işe en çok kuşlar sevinmiş. Binlerce göçmen kuş cenneti mekan tutmuş. İki kilometrelik toprak yoldan sonra cennetin girişine ulaştık. Girişte yazılı olan levhalardan okuduk. Güler yüzlü görevliler bizi içeri alıyor. Yeni bir görüntüleme uygulaması başlatılmış. Kameralar cenneti gözlüyor ve karşınızdaki ekrandan bunları izleyebiliyorsunuz. Görevli bize dört bir yanı yakınlaştırarak adeta bir şov yapıyor. Ardından gözetleme kulesinden kuşları izleyebilmek amacıyla birer dürbün verdi.

Dallarda boş yer kalmamış

Gözetleme kulesi yapay kuş kuluçkalarına üç yüz metre uzaklıkta. Dürbün ile bakıldığında yuvalar önümüze kadar geliyor. Yüzlerce balıkçıl yapay yuvaların üzerine kurulmuş ve kuluçkaya yatmaya hazırlanıyor. Binlerce kuş sesi gölün sularında yankılanıyor, ağaçların her biri yüzlerce kuşa ev sahipliği yapıyor. Ağaçların dallarında boş yer kalmamış. Her bir dalın üzerinde bir yuva. Konuk kuşlar bahar aylarında yavru büyütme hazırlığı yapıyor. Suların yükselmesi bayram havası yaratmış, yem bolluğu nedeniyle balıkçılar keyifli bir av sezonu yaşıyor. Geçmiş yıllarda yaşanan kuraklık unutulmuş Kuşcenneti güzel bir sezon geçiriyor. Biz de burada bolca fotoğraf çekme fırsatı yakaladık. Kuşcenneti'ni daha iyi gezebilmek için tekne gerekiyor, ancak kuluçkaya yatan kuşların rahatsız edilmemesi için bu tür girişimlere izin verilmiyor. Göçmen kuşlar burada çok mutlu bir yaşam sürdürüyor, yüzlercesi bir o yana bir bu yana uçuyor.

Kuşcenneti görülmeye, gezilmeye ve gitmeye değer

Yetkililerden edindiğim bilgiye göre; kış mevsiminin sonlarına doğru Kuş Gölü'nün suları yükselmeye başlıyor. Kuzeybatı kıyısındaki, küçük söğüt korusunu ve etrafındaki sazlıkları kaplıyor. Kışın bahara döndüğü günlerde soğuk devreleri güney ülkelerinde geçiren göçmen kuşlar yuva kuracak yer olarak sessizlik içindeki Kuşcenneti Milli Park'ını seçiyorlar. Yuvalarında yumurtlayıp, kuluçkaya yatıyorlar. Yavrular gözlerini burada açıyor, besleniyor, büyüyor, serpilir ve gelecek yıl yine gelmek üzere uzaklara uçuyorlar. Kuşcenneti Milli Parkının ülkemizdeki diğer Milli parklardan farklı özel bir yeri var. Uluslararası düzeyde önem taşıyan Milli Parktaki kuş zenginliği ve Milli Park tanımı içindeki başarılı koruma uygulaması nedeniyle 1976 yılında Avrupa Konseyi'nce A sınıfı Avrupa diploması verilmiş. 1981-1986-1991 ve 1996 yıllarında bu diploma yenilenmiş. Ayrıca 15.4.1998 tarih ve 23314 sayılı Resmi gazetede yayımlanan kararla Kuşcenneti, Romsen Sözleşmesi (Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan Hakkında Sözleşme) kapsamına alınmış. Kuşcenneti'nde kuş yaşamının ilgi çekici dönemlerini izleme imkanı, Mart-Temmuz ve Eylül-Ekim ayları arasında. Gözetleme kulesinden geniş bir çevre gözetlenebiliyor.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama:

Milli Parkta bulunan müze ve idare merkezinde parkta başta kuşlar hakkında geniş bilgi veriliyor. Milli Parkta bilimsel araştırmalar yapmak park yönetiminin iznine bağlanmış. 2001 yılında yeniden yapılmış olan kuş gözetleme kulesi dünyadaki benzerleri arasında en büyüğü. Yüksekliği 17,5 metre, platformu 40 kişi alabilen kulede ziyaretçilere dürbün veriliyor. Parkta konaklama ve yiyecek hizmetleri yok. Arzu edenler; 1 kilometre uzaklıktaki Sığırcıatik köyündeki pansiyonlar, ya da Bandırma, Erdek ve Gönen'deki otellerde konaklama imkanı bulunabilir.

Kuşcenneti'nin öyküsünden söz edelim.

1959 yılında Milli Park statüsüne alınan Manyas Kuşcenneti Orman Genel Müdürlüğü'ne bağlanmış ve bundan sonra gerçekleştirilen etkili koruma ile daha da gelişmiş. Buradaki kuş topluluklarında önemli artışlar olmuş. Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı 1981 yılında doğal sit alanı ilan edilmiş ve koruma imar planı yapılmış. Kuşcenneti'nde 1975 Haziranına kadar 239 kuş türünün varlığı tespit edilmiş. Daha sonra çeşitli zamanlarda yapılan sayımlar sonucunda bu rakam 255'e çıkmış. Kuş türlerinden 66 tanesi Milli Park'ta düzenli olarak her yıl kuluçka topluluğuna katılıyor. Geri kalanlar ise, göç sırasında Kuşcenneti'ne uğruyor. Kuşcenneti Milli Parkı, Marmara Bölgesi'nin ılıman iklimi içerisinde ve kıtalararası göç yolları üzerinde kuşların vazgeçilmez uğrak yeri. Kuşlar göç yerlerine gidiş ve dönüşlerinde Kuşcenneti'ne misafir olup, dinleniyor, karınlarını doyuruyor ve yollarına devam ediyor. Kuşcenneti'nde konaklama zamanları türlerine göre 1 saatle 1 ay arasında değişiyor. Bir yılda Kuşcenneti'ne gelen kuş sayısının 2-3 milyon kadar olduğu tahmin ediliyor. 2003 ve 2004 yıllarında yapılan arazi çalışmaları ile Kuşcenneti Milli Parkının sınır genişletme çalışmalarına başlanmış ve bugün alan 24 bin 047 hektara ulaşmış.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güzelbahçe’de özelleştirme kararı: 2 taşınmaz daha ihaleye çıkıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/guzelbahcede-oezellestirme-karari-2-tasinmaz-daha-ihaleye-cikiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/guzelbahcede-oezellestirme-karari-2-tasinmaz-daha-ihaleye-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Güzelbahçe’deki 2 taşınmaz için özelleştirme kararı alındı. İhaleye çıkarılacak taşınmazlar hakkında tüm detaylar haberimizde. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/guzelbahcede-ozellestirme-karari-2-tasinmaz-daha-ihaleye-cikiyor.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güzelbahçe’de, özelleştirme, kararı:, taşınmaz, daha, ihaleye, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Güzelbahçe’deki 2 taşınmaz, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 21 Mayıs 2025 tarihinde ihaleye çıkarılacak.

Güzelbahçe’de 2 taşınmaz ihaleye çıkıyor

İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından iki taşınmazın özelleştirilmesi için karar alındı. İhale, 21 Mayıs 2025 tarihinde yapılacak.

Taşınmazların detayları şöyle;

Kahramandere Mahallesi'nde yer alan iki parsel için alınan özelleştirme kararı, yerel halk ve bazı sivil toplum kuruluşları tarafından tepkiyle karşılandı. İki taşınmazdan biri 1620 ada 7 parselde, diğeri ise 2912 ada 1 parselde yer alıyor.


 
 1620 Ada 7 Parsel: 6.446 metrekare büyüklüğünde
 
 
 2912 Ada 1 Parsel: 7.356 metrekare büyüklüğünde
 




Özelleştirme tepkiler geldi

Özelleştirme İdaresi, daha önce toplam bedeli 365 milyon 319 bin TL olarak açıklanan iki parseli ihaleye çıkarmıştı. Ancak, karar bölge halkı tarafından sert şekilde protesto edildi. Güzelbahçe Belediyesi, ilçedeki STK’lar ve CHP Güzelbahçe İlçe Örgütü, bu taşınmazların satılarak konut yapılmasını "Araziler ranta açık değil" diyerek karşı çıktı.

İki taşınmaz ihaleye çıkacak

21 Mayıs 2025 tarihinde yapılacak ihale, bölgede önemli bir dönüm noktası olabilir. Özelleştirmenin ardından, taşınmazların yeni sahipleri tarafından nasıl kullanılacağı ise merak konusu. İhale ilanı sonrası, bölge halkı ve çevre kuruluşlarının protestoları sürüyor.

Güzelbahçe’nin diğer gelişmeleri takip etmek için tıklayın!]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çiğli Trekking etkinliğiyle doğaseverleri buluşturdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cigli-trekking-etkinligiyle-dogaseverleri-bulusturdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cigli-trekking-etkinligiyle-dogaseverleri-bulusturdu</guid>
<description><![CDATA[ Çiğli trekking etkinliği doğaseverleri buluşturdu. Doğa yürüyüşü ile sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekildi, doğayla uyumlu yaşam vurgulandı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/cigli-trekking-etkinligiyle-dogaseverleri-bulusturdu.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çiğli, Trekking, etkinliğiyle, doğaseverleri, buluşturdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Çiğli'de düzenlenen trekking etkinliği, doğaseverlere doğayla iç içe spor yapma ve yeni dostluklar kurma fırsatı sundu.

Çiğli'de doğaseverler Trekking etkinliğinde buluştu

Çiğli Belediyesi'nin düzenlediği trekking etkinliğinde doğaseverler, şehrin stresinden uzaklaşıp doğanın huzurlu atmosferinde bir araya geldi. Çiğli trekking etkinliği, katılımcılara yeşilin binbir tonuyla bezeli manzaralar eşliğinde spor yapma ve doğayla bütünleşme fırsatı sundu.

Katılımcılar doğa yürüyüşü sırasında, hem spor yapmanın enerji verici etkisini yaşadı hem de doğanın sunduğu eşsiz güzelliklerin keyfini çıkardı. Etkinlik, doğanın insan sağlığı üzerindeki iyileştirici gücünü bir kez daha gözler önüne sererken, sağlıklı yaşam ve çevre bilincinin önemine dikkat çekti.

Etkinlik sonunda doğaseverler, doğayla iç içe geçirilen anların mutluluğunu paylaşarak yeni dostluklar kurdu.

Başkan Onur Emrah Yıldız'dan doğaya davet

Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada, doğayla uyumlu bir yaşamın önemine vurgu yaptı. Yıldız, şunları söyledi:


"Belediye olarak, hem bedensel hem de ruhsal sağlığı destekleyen etkinliklere büyük önem veriyoruz. Sağlıklı bir toplum, doğayla uyum içinde yaşamanın değerini bilen bireylerden oluşur. Trekking etkinliği sadece spor yapmanın keyfiyle sınırlı kalmayıp çevreye duyarlı bir yaşam biçimini benimsemenin de bir adımıdır. Çiğli Belediyesi olarak, bu tür etkinliklerin sayısını artırarak hemşehrilerimize doğayla iç içe olma fırsatları sunmaya devam edeceğiz."


Başkan Yıldız, doğanın sunduğu güzelliklerin korunmasının sürdürülebilir bir çevre için kritik öneme sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

Tüm Çiğli Belediyesi haberlerini okumak için tıklayın!]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sinan Öziçer uyardı: &amp;apos;İzmir’de alüvyon bölgelerde deprem riski arttı!&amp;apos;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sinan-ozicer-uyardi-izmirde-aluvyon-boelgelerde-deprem-riski-artti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sinan-ozicer-uyardi-izmirde-aluvyon-boelgelerde-deprem-riski-artti</guid>
<description><![CDATA[ Silivri açıklarında meydana gelen depremin İzmir’de alüvyon tabakası yüksek bölgelerde şiddetli hissedildiğini açıklayan Öziçer önemli uyarılarda bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/s-i-l-i-v-r-i-d-e-p-r-e-m-i-i-z-m-i-r-d-e-z-e-m-i-n-i-z.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sinan, Öziçer, uyardı:, İzmir’de, alüvyon, bölgelerde, deprem, riski, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Sinancan Öziçer, Silivri merkezli depremin İzmir’de özellikle zayıf zeminli ilçelerde daha şiddetli hissedildiğini vurguladı.

İzmir’de Alüvyon Zeminlerde Deprem Şiddeti Arttı

İstanbul’un Silivri ilçesi açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki deprem, İzmir’de özellikle zayıf zeminli bölgelerde şiddetli hissedildi. Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer, zayıf zeminlerin deprem dalgalarını büyüttüğüne dikkat çekti.

Öziçer, özellikle Çiğli, Karşıyaka, Bornova, Konak, Alsancak, Güzelbahçe ve Narlıdere gibi alüvyon tabakası derin ilçelerde depremin daha etkili hissedildiğini belirtti.

Silivri depreminin İzmir üzerindeki etkisi

Zemin büyütmesi ana faktör

Öziçer, "Kayalık zeminde deprem şiddeti düşükken, kumlu ve suya doygun zeminlerde çok daha fazla oluyor. İzmir çevresinde alüvyon tabakası derin olduğu için deprem dalgalarının etkisi büyüyor," dedi.

İstanbul’daki 6.2 büyüklüğündeki depremin, İzmir’de bu nedenle ciddi şekilde hissedildiğini vurguladı.



Riskli ilçeler açıklandı

Öziçer, Buca, Gaziemir, Bornova'nın üst kesimleri ve Evka bölgelerinde ana kaya mesafesinin daha yakın olması nedeniyle depremin daha az hissedildiğini, buna karşın kıyı şeridindeki ilçelerde riskin yüksek olduğunu söyledi.

İstanbul depremi İzmir’i de etkileyebilir

Öziçer, "İstanbul’da 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem meydana geldiğinde, İzmir’in zayıf zeminli bölgelerinde ciddi panik ve risk oluşabilir," uyarısında bulundu.

İzmir’de yapı stoku riskine dikkat

Öziçer, İzmir’deki yapılaşmanın büyük kısmının zayıf zemin üzerinde olduğuna dikkat çekerek, "İzmir’de meydana gelecek daha düşük büyüklükte bir deprem bile ciddi can kayıplarına yol açabilir," dedi.

Öziçer, Kuzey Anadolu Fay Hattı gibi büyük enerji birikimine sahip olmasa da İzmir’in mevcut yapı stoku nedeniyle en az İstanbul kadar risk taşıdığını vurguladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Siyasette başarı sadakat ve vefalı olmaktan geçer....</title>
<link>https://trafikdernegi.com/siyasette-basari-sadakat-ve-vefali-olmaktan-gecer</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/siyasette-basari-sadakat-ve-vefali-olmaktan-gecer</guid>
<description><![CDATA[ Teşkilatlarda Emek, Vefa ve Kurumsal Sadakat Üzerine kalemimle az çok hatırlatmalar yapmak isterim. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/i-m-g-3088.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Siyasette, başarı, sadakat, vefalı, olmaktan, geçer....</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Siyasi teşkilatlar, sadece seçim dönemlerinde aktif hale gelen yapılar değildir. Asıl karakterini, istikrarlı dönemlerde ortaya koyar. Bu yapının sürekliliği ve başarısı, yalnızca üst düzey yöneticilerin stratejik kararlarıyla değil; en sade görevliyi dahi kapsayan bir emek bütünlüğüyle mümkündür.

Ancak son yıllarda, bazı teşkilatlarda gözle görülür bir değer kayması yaşanmaktadır. Emeğiyle, sadakatiyle, yıllarını bu yapıya vermiş insanlar; herhangi bir somut gerekçe gösterilmeden, açıklama yapılmadan, hatta teşekkür dahi edilmeden dışarıda bırakılmakta, yerlerine çoğu zaman liyakat ölçüsünden uzak tercihler yapılmaktadır. Bu durum hem kurumsal sadakati zedeler, hem de yeni katılımların motivasyonunu kırar.

Bir yapının içerisindeki bireylerin kıymetinin yalnızca görevde oldukları sürede hatırlanması, uzun vadede aidiyet duygusunu yıpratır. Kurumsal hafızanın yok sayılması, teşkilatların geçmişle bağını kopartır. Bugün görevde olan birçok isim, geçmişte omuz omuza çalıştıkları yol arkadaşlarının emeği sayesinde bulundukları noktaya gelmiştir. Ancak bu gerçeğin zamanla göz ardı edilmesi, teşkilat disiplininin ve iç güvenin kaybına yol açar.

Siyasi teşkilatlarda görev değişimleri doğaldır. Ancak bu değişimlerin, hakkaniyet ölçüsünde, kurumsal ciddiyetle ve insani değerlere uygun şekilde yürütülmesi gerekir. Emek veren her bireyin katkısı, teşkilatın ortak hafızasında korunmalı; geçmiş görev sahipleri, sessizce yok sayılmamalıdır.

Kurumsal yapıların en temel sorumluluğu, kendi içindeki dengeyi ve adaleti sağlamaktır. Vefanın, sadece kişisel bir erdem değil, kurumsal bir refleks olması gerektiği unutulmamalıdır. Zira vefa kaybedildiğinde, yalnızca bireyler değil, kurumlar da değer kaybeder. Bu yüzden ki vefayı ve emeği gözardı, etmeyen idareciler devamlı kazananlardır.

Rabbim bizi vefalı idareci kılsın.
Sizler sağ ben selâmet...]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bodrum&amp;apos;da izinsiz tonozlarla bağlı 50 tekneye ceza</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bodrumda-izinsiz-tonozlarla-bagli-50-tekneye-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bodrumda-izinsiz-tonozlarla-bagli-50-tekneye-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Bodrum’da Myndos Antik Limanı’nda izinsiz tonozlarla bağlanan teknelerden 50’sine ceza kesildi. Çalışmalar devam ediyor.  bodrum-myndos-limani-izinsiz-tonoz-ceza ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/bodrumda-antik-limandaki-tonozlar-kaldirildi2-50-tekneye-ceza.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bodrumda, izinsiz, tonozlarla, bağlı, tekneye, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Muğla'nın Bodrum ilçesindeki tarihi Myndos Antik Limanı'nda izinsiz tonozların kaldırılmasıyla ilgili yapılan çalışmalarda yaklaşık 50 tekneye ceza kesildi. Bodrum Bölge Liman Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar, bölgedeki yasa dışı uygulamaları ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Çalışmalar Bodrum Bölge Liman Başkanlığı’nın Koordinasyonuyla Başladı

Bodrum Bölge Liman Başkanlığı, Gümüşlük koyunda yer alan 1. derece arkeolojik sit alanı olan Myndos Antik Limanı'nda, yasadışı tonozların kaldırılması için başlatılan çalışmalara dair açıklamada bulundu. İzin alınmadan tonozlarla bağlanan teknelere yönelik yapılan idari yaptırımlar sonucunda yaklaşık 50 tekneye cezai işlem uygulandı.

Yasaklı tonozlar kaldırılıyor

Su altı çalışmalarına başlanan bölgede, arkeolojik kalıntılara zarar verilmeden izinsiz tonoz düzeneklerinin kaldırılmasına yönelik adımlar atılıyor. Çalışmaların, yasadışı tonozların tamamen temizlenene kadar devam edeceği bildirildi. Yetkililer, bölgedeki arkeolojik alanın korunmasına büyük önem verdiklerini belirtti.

Bodrum Bölge Liman Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, tonozların temizlenmesi sürecinin hassas bir şekilde yürütüldüğü ve bu işlemin bölgedeki tarihi zenginliklere zarar vermemek adına büyük bir dikkatle yapıldığı vurgulandı. Ayrıca, benzer yasa dışı uygulamalara karşı önlemler alınacağı belirtildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Buda&amp;apos;dan Peşte&amp;apos;ye</title>
<link>https://trafikdernegi.com/budadan-pesteye</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/budadan-pesteye</guid>
<description><![CDATA[ Tarihi yapılarıyla, muhteşem köprüleriyle, müzeleriyle, düzenli yollarıyla, kenti bir uçtan bir uça saran raylı sistemiyle, yeşiliyle ve daha da önemlisi insanların birbirine saygısıyla Budapeşte yaşanacak bir kent. Gidilir, gezilir, kalınır ve çok keyif alınır. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/haberekspres-com-tr/images/haberler/no_headline.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Budadan, Peşteye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Londra,  Viyana, Sofya, Belgrad, Bakü, Ohrid, Varna, Üsküp, Prag, Berlin, Batum, Kavala, Atina, Selanik, Yunanaadaları ve Budapeşte, gitmeyi, sokaklarında yürümeyi, yaşamın içinde olmayı hep arzuladığım bu kentleri doyasıya olmasa bile gezdim, dolaştım ve tadını çıkardım. Ziyaretlerim sırasında hep İzmir'i; Birinci Kordon, Karşıyaka, Güzelyalı ve Küçükyalı sahilindeki cumbalı evleri, Konak'taki eski yapıları düşündüm durdum. Yol, cadde, meydan ve sokak açmak için yıkılan tarihi yapılar gözümün önüne geldi. Gerçekten kent merkezine dokunmadan, yapılaşma Egekent'ler örneğinde olduğu gibi uydu kent alanlarında sürdürülebilseydi İzmir, bu kentlere fark atar, milyonlarca turistin uğrak yeri olur, cazibe merkezi haline gelirdi.

Soykırımı anlatan heykelcikler

Sokaklarında yürürken, ziyarete gelen turistlerin ilgisinin ağırlıklı olarak eski yapılara, kiliselere, sinagoglara, köprülere ve eski yapılara olduğu gördüm. Özellikle Budapaşte'de      2. Dünya Savaşı'nda yerle bir olan yapılar, tek tek ayağa kaldırılmış, geniş bulvarlar, devasa meydanlar yaratılmış, ama eski yapılara dokunmamışlar bile.  Hepsi ayakta, hepsi restorasyonda. Zincirli köprüsü, Budin kalesi, parlamento binası, Tuna kıyısındaki Yahudi kıyımlarını anlatan ayakkabı heykelcikleri.

O kadar çok heykel var ki

Altı gün kaldığım bu kentte, sabah kahvaltımı ettikten sonra ayaklarım şişene, parmaklarım patlayana kadar gezdim durdum. Yemyeşil bir kent, sokaklarında, caddelerinde ve meydanlarında ağacı olmayan, yeşil alanı bulunmayan hemen hemen hiçbir yer yok. Her boş alan yeşil ile değerlendirilmiş. Kent merkezi ve merkez dışındaki yerleşim alanlarında o kadar çok heykel var ki, bir bakıyorsunuz, Ronald Regan, bir dönüyorsunuz Komiser Kolombo heykelleri, o bölgede yaşamış meslek gruplarındaki insanların heykelli boy gösteriyor.

Bütçeniz dar ise Hostel

Şimdi en başa dönüp Budapeşte yolculuğumu nasıl gerçekleştirdiğimi anlatayım, gitmek isteyenlere yol göstermiş olayım. Zamanınız var ancak keseniz ve bütçeniz dar ise şöyle bir yöntem izlenmesini öneririm. Pegasus bu kente düzenli olarak uçuş gerçekleştiriyor.  Yaklaşık onar günlük fiyatlar sunuyor.Takip ederek bir bilet aldım ve Budapeşte'ye uçtum. Oteller pahalı diye bir durum söz konusu değil, her keseye ve her bütçeye uygun oteller var. Ben bu gezide de hostel tercih ettim. Karnımı lokantalar, restoranlar yerine, marketlerden ve yerel satıcılardan aldığım atıştırmalıklar ile doyurdum. Bazen muz yedim, bazen börek ve çörek, çünkü ben bu kente, sabah akşam yemeye ve içmeye gelmedim.





Kent içinde ulaşım sorunu yok

Kentin tarihi yapısını gördüm, sokaklarını gezdim, insan yaşamlarını izledim, metrosuna bindim, tramvaylarıyla en ücra semtlerine kadar gittim. Zaten metro ve tramvay ağı kenti bir baştan bir başa sarmış, otobüsler entegre ama biletler çok pahalı, bir bilet yedi lira civarında. Sanırım Macar halkı aylık satılan abonman türü kartları kullanıyor. Genel olarak yabancılar bilet alıyor. Otobüs, metro ve tramvay binişlerinde biletler okutuluyor, okutmazsanız sorun yok, ancak bir anda bir yetkili çıkıyor, denetleme yapıyor, mahcup olmak da var işin içinde.  Ben bolca bilet aldım 90 dakikalık biletlerden, kent içinde metro ve tramvayların gittikleri en son noktaya kadar ulaştım, indim o semtlerin sokaklarında dolaştım, parklarında oturdum, yaşamı izledim. Şöyle bir kıyaslama yapabilirim. Tramvay kentin en tepe noktasındaki mahallelere kadar gidiyor. Yani İzmir'de Gültepe, Toros, Gümüşpala ve İzkent gibi semtlere uzanan bir sistem düşünün ne güzel olur değil mi?

Hostelde bu sefer kalabalık bir odada kaldım. Altı ranza ve 12 kişi vardı. Ancak her ranza perdeli kimse kimseyi görmüyor, genellikle herkes sessizliğe dikkat ediyor, saygılı olmaya çalışıyor, çürük elma çıkmaz mı? çıkıyor tabi. Genel olarak hosteli gençler tercih eder diye düşünürdüm. Ancak benim yaşımda, hatta benden büyük o kadar çok insan kalıyor ki.

Tuna Nehri kenti ikiye ayırmış

Budapeşte'nin ortasından geçen, kenti Buda ve Peşte diye ikiye ayıran Tuna nehri yaşam vermiş, verimli topraklar yaratmış. Her iki kıyıda da tarihi yapılar karşılıklı birbirlerini gözlüyor. Bir tarafta Budin kalesi karşısında parlamento binası. Zincirli köprü, karşısında özgürlük anıtı, kenti yürüyerek gezmek mantıklı. Araç kiralamaya gerek yok, tarihi yapılar, köprüler, anıtlar, heykeller hepsi birbirine bağlanıyor. Yürürken sanki özellikle ardı ardına sıralanmışlar gibi düşünüyor insan. Altı günlük gezimin en duygusal anını Tuna nehri kıyısında yaşadım. Yahudi soykırımının yaşandığı bu bölgede, genç, yaşlı, kadın ve çocuk demeden on binlerce insan katledilmiş. Bu insanlardan geriye sadece ayakkabıları kalmış, heykeltıraş öyle bir mizansen yaratmış ki, onlarca ayakkabı nehir kıyısında, geceleri mumlar o insanların anısına, acısına, gidişlerine, üzüntülerine yakılıyor, minik postallar ise yürekleri burkuyor. Tarihi yapılarıyla, muhteşem köprüleriyle, müzeleriyle, düzenli yollarıyla, kenti bir uçtan bir uça saran raylı sistemiyle, yeşiliyle ve daha da önemlisi insanların birbirine saygısıyla Budapeşte yaşanacak bir kent. Gidilir, gezilir, kalınır ve çok keyif alınır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tüm emekçilerin günü kutlu olsun</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tum-emekcilerin-gunu-kutlu-olsun</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tum-emekcilerin-gunu-kutlu-olsun</guid>
<description><![CDATA[ 1 Mayıs, dünya genelinde işçilerin haklarını savunduğu, emek mücadelesinin ve dayanışmanın simgesi haline gelen özel bir gündür. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/haberekspres-com-tr/images/haberler/no_headline.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tüm, emekçilerin, günü, kutlu, olsun</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Emek ve Dayanışma Günü olarak kutlanan bu tarih, işçi sınıfının uzun yıllar süren mücadelesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İşçilerin daha iyi çalışma koşulları, adil ücretler ve sosyal haklar için verdikleri mücadele, 1 Mayıs’ın tarihsel önemini her yıl yeniden hatırlatmaktadır. 

Türkiye’de 1 Mayıs, işçi sınıfının haklarını savunmak için meydanlara çıktığı, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının etkinlikler düzenlediği önemli bir gün olarak kabul edilir. 2009 yılında çıkarılan yasa ile 1 Mayıs, “Emek ve Dayanışma Günü” olarak resmi tatil ilan edilmiştir. Bu tarihten itibaren, işçiler ve emekçiler haklarını savunmak için meydanlarda toplanmaya devam etmektedir. 

Ülke genelinde işçi sendikaları, sivil toplum kuruluşları ve aktivistler, 1 Mayıs’ta yürüyüşler, mitingler ve etkinlikler düzenleyerek işçi haklarını savunmaya devam etmektedir. Türkiye’de de her yıl çeşitli şehirlerde kutlamalar yapılmakta, işçilerin talepleri dile getirilmektedir. 

Türk edebiyatının en güçlü toplumcu şairlerinden biri olan Nazım Hikmet, 1 Mayıs için şu dizeleri kaleme almıştır: İstanbul’da 1 Mayıs: Kıpkızıl, kan kırmızı bayraklarımızın alevinden/ Sarı kursak bir balon gibi soldu güneş./ Ciğerlerimizde şişen türküler ateş!/ Kol kola/ Düştük yola/Yedikule’den amele evleri Sirkeci’ye dayandı,/ Karagümrük kırmızıya boyandı./ Kasımpaşa tersaneyi yüklendi sırtına,/ Geçtik köprüden/Geliyoruz:/Yol ver bize Cadde-i Kebir!/ Kaldırımları söken topuklarımızla/ Tokatlıyan’da göbekli mebusları tokatladık./

Hikmet, şiirlerinde işçi sınıfının mücadelesini, özgürlük arayışını ve devrimci ruhu yansıtmıştır. “İstanbul’da 1 Mayıs” adlı şiiri, onun işçi hareketine duyduğu derin bağlılığın ve toplumsal değişime olan inancının en güçlü ifadelerinden biridir. Bu şiir, yalnızca bir meydan okuma değil, aynı zamanda bir çağrıdır; işçilerin birlikteliğini, dayanışmasını ve özgürlük mücadelesini anlatan bir manifestodur.

 “Kıpkızıl, kan kırmızı bayraklarımızın alevinden” dizeleri, işçilerin mücadelesinin simgesi olan kızıl bayrakları ve bu bayrakların taşıdığı ideolojik gücü vurgular. Şair, işçilerin yürüyüşünü, İstanbul’un sokaklarında yankılanan türkülerle ve meydanlara taşan coşkuyla anlatır. Şiirin ilerleyen bölümlerinde, işçilerin şehri adım adım ele geçirdiği bir atmosfer yaratılır. “Yedikule’den amele evleri Sirkeci’ye dayandı, Karagümrük kırmızıya boyandı” dizeleri, işçilerin birlik içinde hareket ettiğini ve İstanbul’un farklı bölgelerinde bu mücadelenin yankılandığını gösterir. Şair, işçilerin yürüyüşünü bir devrimci hareket olarak tasvir eder ve onların sesini duyurmak için güçlü imgeler kullanır.

Nazım Hikmet’in “İstanbul’da 1 Mayıs” şiiri, işçi sınıfının mücadelesini ve dayanışmasını anlatan güçlü bir eserdir. Şair, işçilerin yürüyüşünü devrimci bir coşkuyla tasvir ederken, onların hak arayışını ve özgürlük mücadelesini vurgular. Bu şiir, yalnızca bir dönemin değil, aynı zamanda işçi sınıfının evrensel mücadelesinin bir yansımasıdır.  

Bugün meydanları dolduracak tüm emekçilerin bayramını kutluyorum.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sanatın ışığı  parlasın</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sanatin-isigi-parlasin</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sanatin-isigi-parlasin</guid>
<description><![CDATA[ “Gecenin sessizliği içinde düşüncenizde, gündüz gördüğünüz nesnelerin konturlarını çizersiniz. Zekâ ile elin birlikte çalışmadığı yerde ne sanat, ne de sanatçı vardır” Leonardo da Vinci ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-18-151539.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sanatın, ışığı, parlasın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Her yıl 15 Nisan’da kutlanan Dünya Sanat Günü, bu yılda birbirinden farklı etkinlikler ile görsel şölene dönüştü. Aslında 1 gün ilan edilen ancak hafta boyunca çeşitli gösteriler ile hatırlanan Sanat Günü, sadece sanatın birleştirici gücünü ve evrensel yönünü insanlığa duyurmuyor, Rönesans döneminde yaşayan ressam, mimar, matematikçi, müzisyen, heykeltıraş Leonardo da Vinci’nin doğum gününü de herkese anımsatıyor. Mona Lisa, Son Akşam Yemeği eserleriyle sanat tarihine damga vuran Leonardo da Vinci bugün hala resimleriyle tartışılmaya devam ediyor.

Dünya Sanat Günü’nün nasıl ortaya çıktığına gelirsek…

Ulusal Plastik Sanatlar Derneği Başkanı Bedri Baykam,  Uluslararası Sanat Derneği’nin, 2011 yılında Guadalajara’da gerçekleşen 17. Genel Kurulu’nda söz alarak, Leonardo da Vinci’nin doğum günü olan 15 Nisan’ın Dünya Sanat Günü olarak kutlanmasını önerdi. Bu öneri çoğunluk oyunu alarak kabul edildi. Ve Baykam’ın aracılığıyla barışı, ifade özgürlüğünü toplumsal ve kültürel yaşamın ayrılmaz bir parçası olan sanatın çok yönlülüğü, bu özel günde tekrar tekrar söylüyor.

Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği Derneği Başkanı Ümit Yaşar Işıkhan da bu yıl, her yıl olduğu gibi Sanat Günü’ne özel program düzenledi. 2 gün boyunca gerçekleşen etkinlikler Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan gösteriler ile başladı. 6. Uluslararası Amazonlar ve Titanlar Sanat Buluşması ismiyle düzenlenen program dün AASSM küçük salonda : Dünya Şiir Günü” konuşmaları, 2025 Şiir Bildirisi sunumu, şiir okuma performansları müzik dinletisi, bando grubu, canlı heykel performansı ve maskizm sunumları, 6. Uluslararası Amazonlar ve Titanlar Sanat Buluşması görsel sunum gösterimi ile sürdü.  Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği Derneği’nin üyeleri ve sanatseverlerin katılımlarıyla renklenen sanat günü etkinlikleri, sanatın ışığını yansıttı.

Her ne kadar ülkemizde ‘sanat’ hak ettiği yeri bulmamış bile olsa, kültür sanatın içinde olanlar, birebir resme, seramiğe, şiire, müziğe, heykele gönül verenler sayesinde bu özel günler hep hatırlanacaktır. Dileğim sanata ekmek gibi, su gibi ihtiyaç duyarız ve Türkiye’yi artık aydınlık, pırıl pırıl günler bekler.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Menemen Belediyesi arazisi 3. Derece Arkeolojik Sit olarak tescillendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/menemen-belediyesi-arazisi-3-derece-arkeolojik-sit-olarak-tescillendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/menemen-belediyesi-arazisi-3-derece-arkeolojik-sit-olarak-tescillendi</guid>
<description><![CDATA[ Menemen Belediyesi’nin mülkiyetindeki parsel, Roma ve Erken Tunç Çağı&#039;na ait kalıntılarla 3. Derece Arkeolojik Sit olarak tescillendi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/menemen-belediyesine-ait-parsel-3-derece-arkeolojik-sit-olarak-tescillenerek-koruma-altina-alindi-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Menemen, Belediyesi, arazisi, Derece, Arkeolojik, Sit, olarak, tescillendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Menemen Belediyesi'ne ait bir parsel, Roma ve Erken Tunç Çağı'na ait buluntularla 3. Derece Arkeolojik Sit olarak ilan edildi. Kazı çalışmalarında önemli verilere ulaşıldı.

Menemen Belediyesi arazisi koruma altına alındı

İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Menemen Belediyesi'ne ait bir parseli koruma altına aldı. Roma ve Erken Tunç Çağı'na ait yerleşim tabakaları bulunan bölge, 3. Derece Arkeolojik Sit olarak ilan edildi.

Menemen Belediyesi mülkiyetindeki parsel koruma altına alındı

Resmi Gazete'de yayımlanan karar gereği, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Menemen Belediyesi'nin mülkiyetinde bulunan 224 ada 11 parseli koruma altına aldı. Uzmanların 5 yıldır yürüttüğü kazı çalışmaları neticesinde, Roma ve özellikle Erken Tunç Çağı'na ait çok önemli verilere ulaşılmıştır.

Panaztepe Kazısı Başkanlığının 30.09.2024 tarihli yazısında, Panaztepe Yeni Kazı Alanı ve çevresinde yapılan jeomorfoloji, paleocoğrafya ve jeoarkeoloji çalışmaları çerçevesinde, 2020 yılında yapılan sondaj çalışmalarında 14 metreye ulaşan derinlikteki çukurlarda seramik parçaları ve yapı elemanları içeren kültür katmanları tespit edilmiştir. Ayrıca, yüzey taramalarında seramik ve pithos parçaları bulunmuş, yerleşim alanlarının sınırlarının 70 metreye kadar uzandığı belirlenmiştir.



Panaztepe Kazı Alanı ve çevresi tescillendi

Panaztepe Yeni Kazı Alanı, 1. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak tescillenmiş ve Panaztepe Kazısı heyeti tarafından yapılan çalışmalarda önemli buluntular elde edilmiştir. Bu yeni kazı alanının batısında yer alan Menemen Belediyesi'ne ait parselde, çok sayıda seramik parçası ve mimari yapı taşları keşfedilmiştir. Yapılan araştırmalar, bölgenin tarihsel önemini gözler önüne sermektedir.

Öte yandan raporda şu ifadelere yer verildi:

Sit alanı, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 09.04.2014 tarihli ve 5049 sayılı kararıyla 1.Derece Arkeolojik sit ilan edilen ve "Panaztepe Yeni Kazı Alanı" olarak tanımlanan Erken Tunç Çağı mimari kalıntıları ve yerleşim düzenine ilişkin buluntular veren 226 ada 1 parselin batısında yer almaktadır. Taşınmaz yüzeyinde aşınmış vaziyette seramik parçalarına rastlanılmıştır.Panaztepe Kazısı Başkanlığının Kurul Müdürlüğü hitaplı 30.09.2024 tarihli yazısında Panaztepe Kazısı heyet üyeleri arasında yer alan Prof. Dr. Ertuğ ÖNER başkanlığında Panaztepe Yeni Kazı Alanı ve çevresinde 2018 yılından beri yapılan jeomorfoloji, paleocoğrafya ve jeoarkeoloji çalışmaları çerçevesinde adı geçen parselde 2020 yılında sondaj çalışmalarının yapıldığı, yazı eki haritada belirtilen noktada 14 metreye ulaşan sondaj çukurunun açıldığı, 1.metreden 7.metreye kadar aralıklarla seramik parçalarını ve yapı elemanlarını içeren kültür katmanları ile karşılaşıldığı, bunun yanın sıra aynı ekip tarafından Yeni Kazı Alanı olarak adlandırılan 1. Derece Arkeolojik sit alanının kuzey ve batısında yüzey taramasının yapılarak yerleşim alanlarının muhtemel sınırlarının belirlendiği; bu araştırmaya göre 70 metreye kadar yerleşim sınırlarının uzadığını söylemenin mümkün olduğu, yüzey taramasında seramik ve pithos parçalarının görüldüğü; bunun yanı sıra söz konusu tarla ve bunun yanı sıra söz konusu tarla ve Yeni Kazı Alanı arasında bulunan su kanalının kesitinde pithos parçaları ile mimari yapılara ait olabilecek taşlar ile yüzeyde seramik parçalarının gözlendiği, tüm bu veriler neticesinde 5 yıldır kazı çalışmaları sürdürülen Yeni Kazı Alanında Roma ve özellikle Erken Tunç Çağı'na ait yerleşim tabakaları ile ilgili çok önemli verilere ulaşıldığı belirtilmiştir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küresel Resesyon Gölgesinde Türkiye: Neden Hâlâ Enflasyon Konuşuyoruz?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuresel-resesyon-goelgesinde-turkiye-neden-hala-enflasyon-konusuyoruz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuresel-resesyon-goelgesinde-turkiye-neden-hala-enflasyon-konusuyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Dünya ekonomisi yavaşlıyor. ABD’de faiz indirimleri konuşuluyor, Avrupa’da büyüme oranları sınırlarda geziyor, Çin bile iç talebi canlandırmak için yeni teşvik planlarını masaya koymuş durumda. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-15-162351.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Küresel, Resesyon, Gölgesinde, Türkiye:, Neden, Hâlâ, Enflasyon, Konuşuyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[2024 sonlarından itibaren birçok gelişmiş ülke “resesyon riski” ile mücadeleye hazırlanırken, Türkiye farklı bir hikâye yazıyor. Biz hâlâ enflasyonu konuşuyoruz. Üstelik düşmesini değil, artmasını.

Peki neden?

Enflasyon, sadece fiyatların artışı değildir. Aynı zamanda bir beklentidir. Türkiye’de fiyatlama davranışı bozulmuş durumda. Yani işletmeler, maliyet artmasa bile gelecekte artacak korkusuyla fiyat yükseltiyor. Tüketici ise fiyatın daha da yükseleceğine inandığı için “şimdi alayım” refleksiyle harcamaya devam ediyor. Bu durum, talep kaynaklı enflasyonu körüklüyor.

Diğer yandan, para politikası hâlâ güven verici bir çıpaya kavuşabilmiş değil. TCMB’nin 2023 ortasında başlayan sıkılaşma süreci olumlu bir adım olsa da, birikimli etkiler henüz tam anlamıyla görülmüş değil. Krediye erişim hâlâ mümkün, mali disiplin sınırlı, seçim sonrası dönemde beklentiler hâlâ netleşmiş değil. Bu da enflasyon beklentilerini yukarı çekiyor.

Üstelik Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde kurun istikrarı, enflasyonla mücadelede belirleyici rol oynar. Kurun yukarı yönlü hareket ihtimali, ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu tetikleyebilir. Bu da hem üreticiyi hem tüketiciyi endişelendiriyor.

Dünya yavaşlarken bizim hâlâ ısınmaya devam etmemiz, ekonomimizin küresel konjonktürden ne kadar ayrıştığını gösteriyor. Ancak bu ayrışma bir başarı değil, bir kırılganlık sinyali olabilir. Çünkü yüksek enflasyon; gelir dağılımını bozar, yatırım ortamını belirsizleştirir ve sosyal refahı düşürür.

Bugün Türkiye’de enflasyonun yeniden tırmanışa geçeceği beklentisi sadece ekonomik değil, sosyolojik bir sonuç da doğuruyor: Güven kaybı. Oysa ekonomik istikrarın temeli güvenle inşa edilir. Ve güvenin olduğu yerde beklentiler de, fiyatlar da daha makul seyreder.

Belki de asıl cevap bu soruda gizli: Küresel resesyon riskine rağmen neden hâlâ enflasyonu konuşuyoruz? Çünkü hâlâ güveni konuşamıyoruz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TRUMP&amp;apos;TAN ÜLKEMİZE YÜZDE ON GÜMRÜK VERGİSİ</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trumptan-ulkemize-yuzde-on-gumruk-vergisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trumptan-ulkemize-yuzde-on-gumruk-vergisi</guid>
<description><![CDATA[ Her ülke için ayrı tarife oranlarını açıklayan ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye&#039;yi yüzde 10 oranında asgari gümrük vergisi uygulanacak ülkeler grubuna dahil etti. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/zafer-ozcivan-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TRUMPTAN, ÜLKEMİZE, YÜZDE, GÜMRÜK, VERGİSİ</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, 1 NİSAN çarşamba günü yaptığı açıklamada 3 Nisan Perşembe gününden itibaren ABD'nin diğer ülkelere karşılıklı tarifeler uygulayacağını, asgari gümrük vergisi oranının yüzde 10 olacağını açıkladı.
Her ülke için ayrı tarife oranlarını açıklayan ABD Başkanı Trump, Türkiye'yi yüzde 10 oranında asgari gümrük vergisi uygulanacak ülkeler grubuna dahil etti.



KURTULUŞ GÜNÜ KARŞILIKLI TARİFELER

NOT.
1, sütun =ülkeler
2, sütun=AB ye uygulanan tarifeler
3.sütun=ABD indirimli alım tarifeleri
ABD Başkanı, büyük çaplı ithalat vergilerini açıklayacağı 2 Nisan Çarşamba gününü 'Kurtuluş Günü' olarak adlandırmıştı.

ABD'nin diğer ülkeler tarafından 'soyulduğunu' belirten Başkan Trump, "yurt dışından gelen otomobillere yüzde 25 vergi uygulanacağını" duyururken, yeni programın hazineye senede 600 milyar dolar (yaklaşık 22 trilyon TL) katkı sağlaması bekleniyor.
Ülkelerin, ABD'nin "Amerikan rüyası üzerinde senelerdir tepindiğini" öne süren Trump, "Birazdan tarihi bir kararname imzalayacağım. Bundan sonra ülkelerle karşılıklı gümrük vergileri uygulamaya başlayacağız," diye konuştu.
"Amerika'yı yeniden güçlü kılacağız ve şimdiye kadarki gücünün çok üstüne taşıyacağız. İstihdam ve üretim sektörü ülkemizde tekrar gelişecek ve yok için sanayi atılımımızı çok büyüteceğiz ve işin sonunda da üretim kapasitemiz çok artacak, rekabetçiliğimiz çok artacak ve bu Amerika için altın çağ olacak. Çok güçlü bir geri dönüş sergileyeceğiz," ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı gümrük vergilerini açıklamasının ardından, "Neler olduğunu hep beraber göreceğiz. Yalnızca otomotiv sektöründe değil. Ancak en çok orada göreceğiz farkı."
Kanada ve Meksika ile yaşanan gerilime de değinen Trump, "Meksika 300 milyar dolarlık bir ticaretimiz var. Kanada ile de 200 milyar dolara yakın bir ticaretimiz var. Biz neden bunu yapıyoruz diye düşündüğüm zaman da karşımıza çıkan bir cevap var. Kendiniz için çalışmanız gerek. Bu açıkların kapatılması gerek," diye konuştu.
AB'ye yüzde 20 vergi uygulaması
Trump, Avrupa Birliği ülkelerinin ABD'yi "soyduğunu" söyleyerek, yüzde 20 vergi uygulaması getirdiğini açıkladı.
Trump Avrupa Birliği'ne şu sözlerle seslendi: "AB Amerika'nın ithalatını engellemeye çalışıyor. Ve biz size her şeyi vermek istiyoruz. Arabalar vermek istiyoruz. Ancak sürekli anlaşmaları iptal ediyorlar."
Trump'ın bu hamlesi transatlantik ticaret geriliminde keskin bir tırmanışa işaret edecek ve potansiyel olarak Avrupa'nın zaten durgun olan sanayi ivmesine ağır bir darbe indirecektir.
Peki, Avrupa için ekonomik sonuçlar ne kadar şiddetli olabilir ve en çok hangi ülkeler etkilenir?
Uluslararası Ticaret Merkezi'nin (ITC) verilerine göre, 2024 yılında Avrupa Birliği ABD'ye 382 milyar euro değerinde mal ihraç etti.
ABD, AB'nin toplam dış talebinin yüzde 12'sini oluşturarak bloğun en büyük tek ihracat pazarı haline geldi.
Bu akışlara yüzde 20'lik sabit vergi uygulanması, ihracatta 85 milyar euroluk doğrudan bir düşüşe yol açabilir. Ancak yüksek fiyatlar ABD'nin talebini düşürdüğü için dolaylı etki daha derin olabilir.
Avrupa sanayisinin geleneksel bir ayağı ve Almanya'nın ihracata dayalı modelinin bir sembolü olan otomotiv sektöründeki risk hiçbir yerde bu kadar ciddi değil. 2024 yılında AB'nin ABD'ye araç ihracatı 46,3 milyar Euro’ya ulaşmıştır.
Avrupa'da otomotiv sektörü, Trump'ın yeni önlemleri kapsamında yüzde 20 ve mart ayının başlarında açıklanan önceden var olan yüzde 25'lik vergi olmak üzere toplamda yüzde 45'e varan gümrük vergileriyle karşı karşıya kalabilir.
Bu oranla, yeni vergiler Avrupa araçlarını Amerikan galerilerinde büyük ölçüde rekabetsiz hale getirebilir ve Avrupa otomobil sevkiyatlarında neredeyse tamamen bir çöküş olasılığını artırabilir.
Capital Economist ekonomisti Daniel Parker, "Otomotiv ihracatına yönelik gümrük vergileri Almanya ekonomisi için büyük bir zorluk teşkil ediyor," dedi.
"Stuttgart, Yukarı Bavyera ve Wolfsburg'u da içeren Braunschweig bölgesinin en belirgin etkilere maruz kalması muhtemel."
Bu bölgeler sadece Mercedes-Benz, BMW ve Volkswagen üretim merkezlerine ev sahipliği yapmakla kalmıyor, aynı zamanda küresel otomobil tedarik zincirinde kritik düğüm noktaları olarak hizmet veriyor.
Fabrikaları ABD montaj operasyonlarıyla derinlemesine entegre olmuş durumda ve limanları- özellikle Hamburg ve Bremerhaven- ABD pazarına giden önemli hacimlerde sevkiyatı gerçekleştiriyor.
Dalgalanma etkileri Almanya'nın çok ötesine geçiyor. Nitra ve Zilina gibi bölgelerde Kia ve Volkswagen fabrikalarına ev sahipliği yapan Slovakya da bu duruma oldukça açık. Macaristan'ın Gyor ve Avusturya'nın Linz ve Graz şehirlerindeki otomotiv kümelenmeleri de öyle.
Almanya'nın ihracatında yaşanacak herhangi bir aksama, Orta Avrupa'nın son derece uzmanlaşmış tedarikçi ağına yayılabilir.
AB'nin ABD'ye en kârlı ihracat kategorisi olan ilaç sektörü de risk altında.
Sektör 2023 yılında rekor bir ticaret fazlasına ulaştı ve Amerika'ya yapılan ihracat toplam brüt üretimin yaklaşık yüzde 15'ini oluşturdu. İrlanda ve Danimarka, Novo Nordisk gibi firmaların artan başarısının da etkisiyle bu alanda başı çekti.
Danimarka'nın sanayi üretimi 2022'den bu yana Novo Nordisk'in Ozempic gibi gişe rekorları kıran zayıflama ilaçlarıyla canlandı. Sadece ABD'den gelen talep 2023'teki gelirinin üçte ikisini oluşturdu.
(Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.)
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’ye özgü  eğitim modeli</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyeye-oezgu-egitim-modeli</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyeye-oezgu-egitim-modeli</guid>
<description><![CDATA[ Köy Enstitüleri, Türkiye’nin eğitim tarihinde çığır açan, yenilikçi ve tamamen yerel bir çözüm önerisi olarak 17 Nisan 1940 tarihinde hayata geçirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/tugce-yerdelen-3.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’ye, özgü, eğitim, modeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[3802 sayılı yasa ile kurulan bu okullar, yalnızca öğretmen yetiştirme amacıyla değil, aynı zamanda kırsal kesimlerde modernleşmeyi ve toplumsal kalkınmayı sağlama hedefiyle tasarlanmıştır. Türk eğitim sistemine damga vuran bu proje, Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in liderliğinde ve İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla hayat bulmuş, kısa sürede hem eğitim hem de toplumsal gelişim açısından büyük başarılar elde etmiştir.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında okuma yazma oranının yüzde 5’in altında olduğu, nüfusun yüzde 80’inin köylerde yaşadığı ve köylerde okulsuzluk ve öğretmensizliğin yaygın olduğu bir dönemde, Köy Enstitüleri Türkiye’nin kırsal kalkınma sorununun çözümü olarak ortaya çıktı. Amerikalı eğitim filozofu John Dewey’in iş ve eğitimi birleştirme fikrinden ilham alan bu eğitim modelinin amacı, köylerden seçilen zeki çocukları çağdaş eğitimle donatarak hem öğretmen hem de eğitici birer lider olarak yetiştirmekti. 

Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderlik ettiği bu proje, öğrencilerin üretime katılarak öğrendiği, eğitimin teori ve pratiği biraraya getirdiği bir anlayışla şekillenmiştir. Öğrenciler, okullarını, yurtlarını ve atölyelerini bizzat inşa ederek kendi eğitim ortamlarını oluşturmuş, bu süreçte hem bireysel sorumluluk almayı hem de dayanışmayı öğrenmişlerdir. 

Köy Enstitüleri’nin eğitim felsefesi, “iş içinde eğitim” ilkesi üzerine kuruluydu. Müfredatın yüzde 50’si temel örgün eğitime ayrılırken, geri kalan kısmı uygulamalı tarım, sanat ve el becerisi eğitimine dayanıyordu. Her Köy Enstitüsü’nün kendine ait tarlaları, bağları, hayvan çiftlikleri, arı kovanları ve marangozhaneleri bulunuyordu. Bu uygulamalar sayesinde öğrenciler, hem mesleki yetkinlikler kazanıyor hem de modern tarım tekniklerini öğrenerek köylere bu bilgileri taşıyorlardı. 

Eğitim sadece sınıf içinde değil, hayatın tam içinde gerçekleşiyordu. Mezun olan öğretmenler, köylere döndüklerinde yalnızca birer eğitimci değil, aynı zamanda köylerde modern tarımı ve çağdaş yaşamı yaygınlaştıran birer lider konumunda oluyordu. 

Köy Enstitüleri, yalnızca eğitim açısından değil, toplumsal kalkınma ve sosyal eşitlik açısından da önemli bir rol oynadı. Okuma yazma seferberliği, modern tarımın yaygınlaştırılması ve köylünün bilinçlendirilmesi gibi alanlarda büyük ilerlemeler sağlandı. Bu enstitülerden mezun olan öğretmenler, bulundukları bölgelerde toplumsal dönüşümün öncüleri oldular. 

Ayrıca, Köy Enstitüleri’nin eğitim felsefesi, bireyi merkeze alan, yaratıcı düşünceyi teşvik eden ve yerel koşulları göz önünde bulunduran bir anlayışa dayanıyordu. Eğitimin kitaba ve teorik bilgiye dayalı olması yerine, üretim ve toplumsal fayda ile ilişkilendirilmesi, bu okulları geleneksel eğitim modellerinden farklı kılan en önemli özellikti.

Köy Enstitüleri, Türkiye’nin eğitim tarihinde yalnızca bir okul türü değil, köyleri modernleştirme, bireyi güçlendirme ve toplumsal eşitlik yaratma hedefi taşıyan bir devrim niteliğindedir. Bugün hâlâ özlemle anılan bu proje, eğitimin yalnızca bireysel başarıyı değil, toplumsal kalkınmayı da hedeflemesi gerektiğini kanıtlayan önemli bir örnektir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Faiz Kararında Nokta Atış: Şeffaflık ve Güven Sınavı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/faiz-kararinda-nokta-atis-seffaflik-ve-guven-sinavi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/faiz-kararinda-nokta-atis-seffaflik-ve-guven-sinavi</guid>
<description><![CDATA[ Geçtiğimiz Perşembe günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun aldığı sürpriz karar, ekonomi dünyasında geniş yankı uyandırdı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-21-175526.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Faiz, Kararında, Nokta, Atış:, Şeffaflık, Güven, Sınavı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Piyasa beklentileri büyük ölçüde faizin sabit bırakılacağı yönündeydi. Gerek yerli gerekse yabancı çok sayıda ekonomi çevresi, Merkez Bankası’nın en azından bu toplantıda “bekle-gör” politikasına döneceği kanaatindeydi. Ancak beklenen olmadı. Merkez Bankası politika faizini 350 baz puan artırarak yüzde 42,50’den yüzde 46’ya çıkardı.

Buraya kadar olan kısmı, para politikasında yeni bir sıkılaşma hamlesi olarak değerlendirilebilir. Ancak asıl dikkat çekici olan, bu kararın neredeyse hiçbir ekonomist tarafından öngörülmemiş olması. Bir kurum hariç: Goldman Sachs.

Amerikan finans devi Goldman Sachs, karar öncesinde yaptığı değerlendirmede, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 350 baz puanlık bir faiz artırımına gidebileceğini belirtmişti. Ve nitekim tam da öyle oldu. Ne bir baz puan eksik, ne bir baz puan fazla. Bu derece isabetli bir tahmin, finansal analitik başarı olarak okunabileceği gibi; “acaba içeriden bilgi mi sızdırıldı?” sorusunu da beraberinde getirdi.

Unutmamak gerekir ki Merkez Bankası’nın en temel gücü, bağımsızlığı kadar, karar alma süreçlerindeki gizliliği ve şeffaflığı dengeleyen kurumsal disiplindir. Karar öncesinde yapılan hazırlıklar, iç tartışmalar ve veri analizleri, kurumun en mahrem süreçleridir. Eğer bu tür kararlar önceden dışarıya, üstelik birebir oranla sızıyorsa, bu yalnızca teknik bir sorun değil; yapısal bir güvenlik açığıdır.

Elbette Goldman Sachs gibi büyük yatırım bankalarının güçlü veri analiz altyapıları ve piyasa okuma kabiliyetleri vardır. Ancak bu seferki tahminin “başarı” sınırlarını aşan bir kesinlik taşıdığı da açıktır. Bu nedenle, konunun yalnızca piyasadaki yorum farkı olarak ele alınması eksik kalacaktır.

Bu noktada Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’in ajandasında, Amerika’da sürdürdüğü kritik temasların yanında, bu hassasiyetin de yer alması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye ekonomisini yeniden güven zeminine oturtma hedefiyle yürütülen politikalar, içeride güven sarsıcı şüpheler doğurursa, dışarıya verilen mesajlar da zayıflar.

Sayın Bakan’ın ve ekonomi yönetiminin, Merkez Bankası bünyesindeki iletişim güvenliğini, karar alma süreçlerindeki kapalı devre işleyişi ve sızıntı ihtimallerini ciddiyetle mercek altına alması, kurumsal saygınlık açısından da önemlidir. Bu bir suçlama değil, bir kurumsal refleks çağrısıdır.

Zira Türkiye’nin artık daha fazla hata lüksü yok. Güven inşa etmek zaman alır ama kaybetmek bir dakikada mümkündür. Ve unutulmamalı: Ekonomide güven, faizin de dövizin de enflasyonun da üzerinde bir değişkendir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2024 TARIMSAL İŞLETME İŞGÜCÜ ÜCRET YAPISI</title>
<link>https://trafikdernegi.com/2024-tarimsal-isletme-isgucu-ucret-yapisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/2024-tarimsal-isletme-isgucu-ucret-yapisi</guid>
<description><![CDATA[ Toprak, işgücü ve sermayeyi etkin hale getiren unsur tarımsal girdilerdir. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-21-175240.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2024, TARIMSAL, İŞLETME, İŞGÜCÜ, ÜCRET, YAPISI</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Bitkisel üretim faaliyetinde kullanılan girdiler; tohum, gübre, tarım ilacı, tarım alet ve makineleri, sulama ve tarımsal kredilerdir.
Üretim genel olarak tanımlanması ise; üretim faktörlerinin bir araya getirilerek mamul elde edilmesidir. Tarım da sanayi üretimi gibidir. Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere tarımda üretim fide, zirai ilaç, tohum, mazot, makine ve teçhizat, sulama maliyeti, ihtiyaç durumunda kredi olanaklarının kullanılarak tarım ürünlerinin elde edilmesidir. Genel olarak tarım ürünleri üreticiliği ve hayvancılık ülkemizdeki en zor mesleklerdendir ve neredeyse bütün aile fertleri gece, gündüz demeden, tatil de yapmadan bu işi becermeye çalışırlar.
Ülkemizde tarım ürünleri maliyetleri, enflasyonla birlikte maalesef artmaya devam ediyor. Tarım üreticilerimiz de bu durumdan olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz haldedir. Tarım girdi maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı tarlasını ekmeyen, ekim alanlarını boş bırakan çiftçilerimizi yazılı ve görsel bakımdan izlemekteyiz. Son bir yıla bakıldığında zirai ilaç, mazot, gübre, fide gibi üreticinin olmazsa olmazı olan maliyetler katlanarak arttığını görüyoruz ve üreticilerimizin de gelirleri giderleri zor karşılıyor veya karşılamıyor.
Ülkemizde ekim alanlarının birçoğunun boş bırakıldığını belirtmiştim. Bazı ekim alanlarına ise siteler, fabrika binaları yapılıyor. Ne kadar tezat bir durum değil mi? Çünkü zirai alanlar zaten bir fabrika özelliğine sahiptir ve ektiğiniz zaman yılda bir veya birden fazla mahsul alabilirsiniz. Son üç yıl içinde ülkemizde ekilebilen alanların yüzölçümü azalma eğilimindedir. Tarım ürünleri üreticilerine devlet tarafından çeşitli destek verilmektedir ama verilen bu destekler bir kez daha gözden geçirilmeli, yeni önlemler alınmalıdır. Çünkü verilen destekler yetersiz kalmaktadır. Öncelikle yukarıda saydığım çiftçinin olmazsa olmazı olan zirai ilaç, tohum, gübre, fide maliyetleri makul bir seviyeye çekilmeli, bunlardan alınan KDV de sıfırlanmalıdır. Ayrıca mazottan alınan KDV ve ÖTV’den de çiftçilerimiz muaf tutulmalıdır.
Bir başka konu ise sıkı ve sürdürülebilir bir tarım politikamızın mevcut olmamasıdır. Devlet destekli, hangi ürünün nereye, ne miktar ekileceğine yerel yönetimler yardımıyla devlet tarafından belirlenmelidir. İsteyen istediğini eker veya ekmez diyebilirsiniz ama makul ve mantıklı destek sunulduğunda çiftçilerimiz devletin öngörülerine uyacaktır.
Tarımda en önemli maliyet faktörlerinden bir tanesi de işgücü ücret yapısıdır. Genel olarak bakıldığında tarımsal işgücü mevsimseldir. Yani sebze ve meyvenin ekim dikim dönemi veya hasat dönemi işgücü ücret yapısı değişkenlik gösterebilir.
2024 yılı Tarımsal İşgücü Ücret yapısı geçtiğimiz günlerde TÜİK tarafından açıklandı. Buna göre;
Mevsimlik tarım işçilerinin ortalama günlük ücretleri 2024 yılında %84,2 arttı
Tarımsal işletmelerde 2024 yılında mevsimlik tarım işçilerinin günlük ücretleri bir önceki yıla göre %84,2 artarak 943 TL, sürekli tarım işçilerinin aylık ücretleri ise %95,5 artarak 26 bin 259 TL oldu.
Mevsimlik erkek işçi ücretleri %84,8 artış göstererek bin yedi TL olurken, kadın işçilerin günlük ücretleri ise %85,9 artış göstererek 890 TL oldu.
Sürekli tarım işçilerine ödenen aylık ücret, erkek işçiler için %94,8 oranında artarak 27 bin 788 TL olurken, kadın işçiler için %90,5 artarak 19 bin 328 TL oldu.
Mevsimlik işçilerde en yüksek günlük ücret Rize ilinde ödendi
Tarımsal işletmelerde 2024 yılında mevsimlik tarım işçilerine yapılan en yüksek günlük ücret ödemesi erkek işçiler için 2 bin 32 TL, kadın işçiler için bin 960 TL ile Rize ilinde gerçekleşti.  En düşük ücret ödemesi ise erkek işçiler için 753 TL ile Adana, kadın işçiler için ise 569 TL ile Hatay ilinde gerçekleşti.
Sürekli erkek işçilerde en yüksek aylık ücret Ardahan ilinde gerçekleşti
Tarımsal işletmelerde sürekli tarım işçilerine ödenen aylık ücretlere bakıldığında, erkek işçilere 39 bin 133 TL ile Ardahan'ın, kadın işçilere 18 bin 152 TL ile İzmir'in en yüksek ödemenin yapıldığı iller olduğu görüldü. En düşük ücretler ise, erkek işçiler için 18 bin 267 TL, kadın işçiler için 17 bin 637 TL ile Antalya ilinde gerçekleşti.
AÇIKLAMALAR                                                                                                                                                                         
Tarımsal işletme işgücü ücret istatistikleri, verinin ait olduğu üretim yılında ve tarım işlerinin en yoğun olduğu dönemde, tarımsal amaçlı en az beş mevsimlik işçi ya da en az bir sürekli işçi çalıştıran 35 ildeki 4 bin 397 tarımsal işletmeden derlenen verilerden üretilmiştir. Kapsama ilişkin detaylı açıklamalar "Metaveri" bölümünde yer almaktadır.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Skor Çok Kötü, Peki Ya Oyun?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/skor-cok-koetu-peki-ya-oyun</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/skor-cok-koetu-peki-ya-oyun</guid>
<description><![CDATA[ Karşıyaka, Kütahya deplasmanında iyi bir mücadele göstermesine rağmen, pek de hak etmediği bir mağlubiyet aldı. 3-2 ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-21-100601.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Skor, Çok, Kötü, Peki, Oyun</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Maçın ilk on dakikasında, Kütahya ev sahibi olma avantajı ile baskılı başladı. Ama tehlikeli tek bir atak bile geliştiremedi. Fakat bu dakikada, defans dengesini kaybetti. Rakip forvet, kale alanında, o kadar boş kaldı ki, foto muhabirleri bayram etti! Bu kadar net fotoğraf bilmiyorum bir daha ne zaman çekebilirler! O kadar boştu ki, bir çay içip gelse, hala topa vuracak zamanı vardı! Bizim stoperlerimiz aslında kötü değiller.Ama bu pozisyon ikisine de yakışmadı.
  Bu gole hiçbir kaleci bir şey yapamazdı. Kalecimiz Hakan Canbazoğlu, bana göre, uzak ara, bu ligin en iyi kalecisi. Bu sezon nasıl biterse bitsin, mutlaka takımda tutulmalı. 
   Golden sonra oyunda dengeyi kurduk. Maçı da rakip sahaya yıktık. Enes Nalbantoğlu, sakatlıktan döndükten sonra, en iyi maçını çıkardı. Kale alanına yerden yolladığı etkili toplardan biri, hatta ikisi gol olmalıydı. Şanssızlık mı, beceriksizlik mi bilemiyorum, bir türlü gol gelmedi. Kütahya da kontra ataklarda bir iki pozisyon buldu ve devrenin sonunda, futbolun yazılı olmayan kurallarından biri işledi: Atamayana, atarlar... 
   İki farklı skor avantajını alan, ev sahibi takım, ikinci yarı, iyice sahasına gömülür diye düşünüyordum. Onların da planı oydu. Ama devre başında, kendi kalelerine öyle bir gol attılar ki, komedi filminde bile olmaz! Bu golün bize verdiği moral bir yana, Kütahya takımını sürüklediği panik, neredeyse elle tutulur düzeydeydi. İşte bunu daha iyi kullanmamız lazımdı. Olmadı. 
   Yine de final dakikalarında, ceza alanına doldurulan bir topta İshak Kurt, kaliteli bir vuruşla beraberliği sağladı. İshak Kurt'un Karşıyaka formasıyla, en etkisiz maçıydı diyebilirim. Ama yine de son dakikada, günün kahramanı olacaktı.
O da olmadı... 
   Arkadaşlar, maç 2-2 olmuş. Uzatma dakikaları başlamış. İnsan topu yer, o golü yemez! Yüzüp yüzüp, kuyruğuna gelmişsin! Böyle organizasyonsuzluk olur mu? Adam orta sahadan topla geliyor! 8 kişi geri geri toptan kaçıyor! Bir tanesi, gelen oyuncuyu karşılamaz mı?  O dakikada, o oyuncuyu, niye kimse rahatsız etmiyor? Adam rahat rahat, topu ceza alanına nasıl dolduruyor? Madem geri geri kaçtın, ceza alanı içinde rakibe kafayı nasıl vurdurursun? Tam bir hatalar silsilesi! Ali Gayla bütün maç sahada yok gibiydi. Son anlarda,hiç gereği yokken oyunu gerdi. Kaleye yönelebileceği noktada, kendini Ronaldinyo sandı, korner bayrağında süre çalmaya çalıştı!  O hareketleri Ronaldinyo bile 3-4 denemede bir kez yapabiliyor! Sen sür topu içeri, vur vurabiliyorsan, sonra da dön savunmada yerini al! Boşver varyeteyi! 
   Olan oldu...  Artık önümüze bakacağız. Ben oynanan oyunu, oyun iştahını ve mücadeleyi beğendim. Bu futbolu oynarsak, bir şansımız olabilir. Israrla söylüyorum: Kötü oynamadık. Ucuz, bireysel hatalarla kaybettik. 
  Peki şimdi ne olacak? Herşey bitti mi?  Kesinlikle hayır!  Hatta herşey yeni başlıyor. Haftaya Bursa, rehavetle gelecek. Bu konsantrasyon ve mücadele ile oynarsak kazanırız. Kütahya ise Düzce deplasmanında. Düzce kazanır, biz kaybedersek, Düzce ikinci olur. O yüzden Düzce de kazanmak için elinden geleni yapacaktır. Bu maçı unutup, Bursa maçına çok çok iyi hazırlanmak gerekiyor. Kaldı ki diyelim, bir şanssızlık daha yaşadık ve haftaya sonuçlar istediğimiz gibi olmadı. Yine de hiçbir şey bitmez. Bu haftaki arzu, istek, mücadele devam etsin yeter! 
    Sevgi ve Saygılarımla]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TRUMP VERGİLERİNE KARŞI ALMAN OTOMOTİV ÜRETİCİLERİNİN TUTUMU</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trump-vergilerine-karsi-alman-otomotiv-ureticilerinin-tutumu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trump-vergilerine-karsi-alman-otomotiv-ureticilerinin-tutumu</guid>
<description><![CDATA[ Donald Trump bir dizi gümrük vergisi hazırlarken, Almanya bir ticaret savaşı bekliyor. Peki, ülkenin otomobil üreticileri bundan nasıl etkilenecek? ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/zafer-ozcivan-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TRUMP, VERGİLERİNE, KARŞI, ALMAN, OTOMOTİV, ÜRETİCİLERİNİN, TUTUMU</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Peki, ülkenin otomobil üreticileri bundan nasıl etkilenecek?
ABD Başkanı Donald Trump'ın ithal otomobil ve otomobil parçalarına yönelik yüzde 25'lik gümrük vergisine ek olarak bu hafta ithalata yönelik yeni gümrük vergileri açıklaması bekleniyor.
Ancak dünyanın dört bir yanındaki hükümetler ve ihracatçılar Trump'ın bir sonraki hamlesine hazırlanırken, bunun ne olacağı ya da nasıl bir etki yaratacağını tahmin etmek zor.
Trump ayrıca, gümrük vergilerini açıklamak ve sonra durdurmak arasında defalarca kez gidip geldi. Piyasalar değişken bir ruh hali içinde ve tüm bunlar olurken bir ticaret savaşı tehdidi, başka bir ABD ve hatta küresel resesyonun ufukta olabileceğine dair korkuları arttırdı.
Alman Otomotiv Endüstrisi Birliği (VDA), ABD fabrikalarının özellikle Kanada ve Meksika'daki tedarikçi ağlarına dayandığına ve bu tarifelerin küresel sonuçları olacağına dikkat çekti. VDA sözcüsü Simon Schütz, Euronews'e yaptığı açıklamada, özellikle ABD'li müşteriler için fiyat artışlarının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
"Uzun vadede, eğer gerilim tırmanırsa, Atlantik'in her iki yakasında da büyümeye, refaha ve potansiyel olarak istihdama mal olacak. Bu nedenle şimdi bir çözüm bulunması hayati önem taşıyor," dedi.
Alman otomobil üreticileri ABD pazarında çok aktif: ABD'deki tesislerde 140.000'den fazla kişiye istihdam sağlıyor ve her yıl 900.000'den fazla otomobil üretiyorlar. Bunların yarısı ihraç ediliyor.
Schütz, "ABD'li üreticilerin kendilerinin bile bu tarifelere karşı olduğunu da vurgulamak gerekir," dedi. "Yani genel olarak ABD endüstrisi, borsadaki gelişmelere bakarsanız, ABD başkanının mevcut gidişatına çok eleştirel bakıyor."
Schütz, Almanya'daki otomobil endüstrisinin karşı karşıya olduğu tek zorluğun gümrük tarifeleri olmadığını da sözlerine ekledi.
"Bizi etkilemeye devam eden jeopolitik değişimler de var. Bu durum, şu anda koalisyon müzakereleri yürüten yeni Alman hükümetinin ve AB Komisyonu'nun ev ödevlerini yapmalarını daha da önemli hale getiriyor."
Schütz hem Almanya'yı hem de AB'yi bürokrasiyi azaltmaya öncelik vermeye ve kendilerini daha rekabetçi ve cazip iş yerleri haline getirmeye odaklanmaya çağırdı.
Schütz ayrıca, Avrupa'da enerji fiyatlarının ABD ve Çin'e kıyasla üç ila beş kat daha yüksek olduğuna ve bunun uluslararası iş dünyası için büyük bir sorun teşkil ettiğine dikkat çekti.
"Bence Avrupa'nın ittifaklar kurması ve bizimle benzer zorluklarla karşılaşan ortaklarla iş birliği yapması ve küresel ve serbest ticareti savunması önemli," diyen Schütz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tarih, serbest ticaretin ilgili herkes için kazananlar ve refah yarattığını göstermiştir. Şimdi de öncelikli odağımız bu olmalıdır."
Audi ise Euronews'e yaptığı yazılı açıklamada, bağlı olduğu Volkswagen Grubu'nun "ekonomik istikrarı sağlamak ve bir ticaret çatışmasından kaçınmak için ticaret ortakları arasında yapılacak yapıcı görüşmelere güvendiğini" belirtti.
Otomobil üreticisi, ABD ile transatlantik ilişkilerin öneminin altını çizdi ve son zamanlarda pazara 14 milyar dolardan (12,95 milyar euro) fazla yatırım yaptığını bildirdi.
(Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.)
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Basketbolda Kaybolan Eşeği Bulduk! Peki Ya Futbol?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/basketbolda-kaybolan-esegi-bulduk-peki-ya-futbol</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/basketbolda-kaybolan-esegi-bulduk-peki-ya-futbol</guid>
<description><![CDATA[ Nasreddin Hoca misali, garibanın biri, bir gün eşeğini kaybetmiş. İki gözü, iki çeşme ağlayarak, kendisi için çok değerli eşeğini aramış günlerce. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-16-100248.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Basketbolda, Kaybolan, Eşeği, Bulduk, Peki, Futbol</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[En sonunda da eşeğini sapasağlam bulunca, çok sevinmiş!  Halbuki eline geçen yeni bir şey yok! 
   İşte Karşıyaka'nın, basketbolda bu sezon yaşadığı, tam da bu! Elimizde müthiş bir takım vardı. Ufuk hocamız, kadro mühendisliğindeki yeteneğini konuşturarak, müthiş bir takım kurmuştu. Gelene gidene +100 sayı atıyorduk ve gerçekten oynadıkları basketbol ile müthiş zevk veren bir takım vardı. Parkeyi rakiplere dar ediyorduk! Bütün rakiplerimiz, titreyerek geliyordu İzmir'e. Avrupa Şampiyonluğu geliyor diyorduk! Sonra ne oldu?  Yönetimin beceriksizliği, plansızlığı, geleceği görememesi nedeniyle, efsane olabilecek bir kadro bozuldu. Bütün önemli oyuncular, takımdan ayrıldı. Seri mağlubiyetler başladı ve kurulduğundan beri içinde olduğumuz, Basketbol Süper Liginden düşme tehlikesi ile karşı karşıya kaldık! Yani eşeği kaybettik! 
   Sonra başta Muhsin Yaşar olmak üzere, gençlerden kurulu takımımız müthiş bir karekter ortaya koydular ve ihtiyacımız olan 2 galibiyeti yakalayıp takımı kümede tuttular. Hepsini alnından öpüyorum! Başardıkları iş, hiç de kolay değildi. Gemiyi limana sağ salim yanaştırdılar. Yani kaybettiğimiz eşeği buldular! Hepsine bir kez daha teşekkür ediyoruz. Tebrikler... 
    Peki ya futbol? Bazı arkadaşlarımı dinliyorum, sanki benim sene başından beri takip ettiğim takımı değil de Real Madrid'i, Barselona'yı anlatıyorlar! Pembe gözlükleri gözlerinde, şampiyonluk nağmeleri yazıyorlar! Kusura bakma arkadaşım, ben öyle düşünmüyorum. Bunun için de elimde belirli veriler var. 
    Önce play-of'taki muhtemel rakiplerimize bakalım. Kütahya, Muş, Düzce ve Silifke... Şu anki sıralama bu ve çok büyük süpriz olmazsa, rakipler bunlar. Peki biz bu takımlara karşı ne yaptık? Silifke'ye hem içeride, hem de dışarıda kaybettik. Düzce'ye İzmir'de kaybettik, deplasmanda kazandık. Muş'u İzmir'de zor da olsa yendik. Deplasmanda kazanamadık. Kütahya ile içeride berabere kaldık ve bu hafta da deplasmanda, dananın kuyruğunun kopacağı maça  çıkacağız! Gördüğünüz gibi karne zayıflarla dolu!  Hiçbirine karşı, kesin kazanırız diyemiyorum. 
   Bir de üzerine, Karşıyaka'nın herkesçe bilinen play-of şanssızlığı var! Bu, katılacağımız 11.play-of ve biz bu güne kadar katıldığımız 10 play-of'ta da başarılı olamadık. Bu konuda dünya rekoru bizde! Bu kategoride en başarısız takım bile 6. play-of'ta lig çıkmayı başarmış! Biz ise hiç başaramadık! Bu cebimizde dursun, şimdi bunun başlıca sebebini anlatıyorum. İlk sebep   Karşıyaka ve diğer İzmir takımlarının politik sahipsizliği... 
    Şimdi diyelim play-of finalini Kütahya ile oynuyoruz. Göreceksiniz, şeref tribününe baktığınızda, bütün Kütahya milletvekilleri ve belediye başkanı, menemen testisi gibi dizilecekler. Hakemi baskı altına alacaklar. Peki senin en son hangi maçına bir milletvekili geldi? Şu anki belediye başkanı lütfedip tek bir maçına geldi mi? Hangi kritik zamanda politikacılar bize destek verdi? 
   Tabi bunun ana nedeni, biz İzmirlilerin tercihleri ve bu tercihlerin fazlasıyla farkında olan, parti üst yönetimleri... Tıpış tıpış verecekler oylarını. Benim İzmirli milletvekiline ihtiyacım yok diyenler. İthal adayları bize dayatıp, seçtirenler. Bu tablonun ana sorumluları. Maalesef bu anlayış olduğu sürece İzmir takımları, hakemler tarafından, doğranmaya devam edecekler. 
   Biz bütün bu olumsuzluklara rağmen de kupa kaldırdık, şampiyonluklar yaşadık. Atatürk'ün göğsüne ay yıldız armağan ettiği kulübe ve onun büyük taraftarına set koymak kolay değil. Ama o zamanlar dirayetli, iş bilen yönetimler ve karekterli oyuncular vardı. Gol atamadığı maçtan sonra, kafasında şişe kıran forvetler gördü bu gözler! Takım küme düşüyor diye ağlamaktan gözleri şişen, doktorların ülser başlangıcı teşhisi koyduğu, karekterli kaptanlar seyrettik! 
   Şimdi ise yaşananlara bakın!  İç sahada maç kaybetmişsin!  Üstelik en kritik dönemde!  Biz özür beklerken, çıkıp haftaya Kütahya'yı paramparça edeceğiz diye söz vermelerini beklerken, futbolcular ne yapıyor?  Alacakları için, kulübe ihtar çektiriyor!!!  Vay be! 
  Üstelik de çoğu, alacağının neredeyse tamamına yakınını almış olmalarına rağmen!!!  Bir kere daha, Vay be! Helal olsun hepinize! 
   Silifke maçını özellikle yazmadım. Şampiyonluğa oynayan takımın ilk şutu 70. dakikada geldi! O şutu da 70 yaşındaki amcalar bile tutardı. İshak Kurt dışında, çabalayan tek isim Kadir'di. Hepsi toptan kaçıyor!  Pas almamak için rakibin arkasına koşuyor! Adam topla çıkıyor, pas atacak, kimse koşu göstermiyor! Bunca yıldır futbol seyrediyorum, koşmaktan bu kadar imtina eden, koşmamak için herşeyi yapan böyle bir futbolcu topluluğu görmedim! Beyler, siz bu oyunu yetenek oyunu sanıyorsunuz ama futbol yetenek oyunu değildir! Futbol mücadele oyunudur!  Bu oyunu yetenekliler kazanmaz, koşanlar, savaşanlar kazanır! Yetenekliler, ne zaman mücadele ederse,  ne zaman yüreğini ortaya koyarsa, ne zaman en az rakipleri kadar koşarlarsa, ancak o zaman kazanırlar! 
  Hala önünüzde kahraman olma fırsatı var. Ama bu kahramanlığı yetenek ile gösteremezsiniz. Ancak koşarak, savaşarak kazanırsınız. Ya koşar, kazanır kahraman olursunuz ve bu taraftarın kalbine taht kurarsınız. Yada böyle bildiğiniz gibi devam eder, sıradan topçular olursunuz... 
  Seçim sizin... 
   Sevgi ve Saygılarımla]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AB DE KADIN MAAŞI VE TASARRUF</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ab-de-kadin-maasi-ve-tasarruf</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ab-de-kadin-maasi-ve-tasarruf</guid>
<description><![CDATA[ AB genelinde bir KOBİ&#039;de çalışan bir kadın, birliğin Ücret Şeffaflığı Direktifi sayesinde yıllık 465 ila 700 euro arasında bir kazanç elde edebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-15-164108.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>KADIN, MAAŞI, TASARRUF</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ancak bazı iş grupları raporlama yükümlülüklerine ilişkin endişelerini dile getiriyor.
Eurostat'a göre, AB'de kadınlar 2023 yılında erkeklerden ortalama yüzde 12 daha az kazanmaya devam edecek. Üye devletlerin Haziran 2026'ya kadar ulusal yasalarına dahil etmeleri gereken AB'nin Ücret Şeffaflığı Direktifi, cinsiyetler arası ücret farkını ele almayı amaçlıyor.
Ancak birtakım iş grupları bazı hükümlere karşı çıkıyor ve 50'den az çalışanı olanlarla sınırlandırmak yerine 100 ila 250 çalışanı olan şirketler için bir muafiyet talep ediyor.
Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) şeffaflığın engellenmesinin AB'li kadınlara yılda en az 4,8 milyar euroya mal olacağını ve bunun potansiyel olarak 7,2 milyar euroya yükseleceğini hesapladı. Bu da kadın başına yıllık 465-700 euroya denk geliyor.
Bu çabalara rağmen, işe alım platformu Indeed'e göre, Almanya da dahil olmak üzere Avrupa'nın en büyük ekonomilerinden bazılarında iş ilanlarında maaş şeffaflığı yüzde 20'nin altında oranlarla çok düşük kalıyor.
ETUC Genel Sekreter Yardımcısı Isabelle Schömann, "Avrupa Komisyonu, yakında yayınlayacağı Kadın Hakları Yol Haritasında eşit ücreti destekleyecek güçlü tedbirlere yer vermelidir," dedi.
"Eşitlik şeffaflıkla gelişir. Ayrımcılığa ne kadar çok ışık tutabilirsek, adaletsizliği gidermek için o kadar çok eylemi zorlayabiliriz."
ETUC, Avrupa'da 100 ila 250 arasında çalışanı olan ve şeffaflık muafiyetine tabi olabilecek şirketlerin toplamda 10 milyondan fazla kadın istihdam ettiğini tahmin ediyor.
Schömann, "Şirketler düzenlemelerin aşırı yükü altında oldukları kartını oynuyorlar ancak çok uzun zamandır düşük ücretle aşırı yük altında olan kadın işçilerdir," dedi.
ETUC, şeffaflığın kadın çalışanlar ve sendikaları için cinsiyetler arası ücret farkını azaltmada çok önemli bir kaldıraç olduğunu vurguluyor.
KOBİ'lerdeki kadınlar yılda 465-700 euro kaybedebiliyor
ETUC, ücret şeffaflığı gerekliliklerinin cinsiyete dayalı ücret farkını yüzde 15 oranında azaltması halinde, 100 ila 249 çalışanı olan işletmelerde çalışan 10,4 milyon kadın için farkın yıllık 4.640 eurodan 3.944 euroya düşeceğini tespit etti. Bu da kadın başına yaklaşık 700 euro ya da toplamda 7,2 milyar euro kazanç anlamına geliyor.
Daha muhafazakâr bir tahmin olan yüzde 10'luk bir azalma ile cinsiyetler arası ücret farkı yıllık 4.176 euroya düşecek ve her bir kadın yaklaşık 465 euroluk bir artış sağlayacaktır. Bu durumda, küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki bu çalışanların ücret şeffaflığının dışında bırakılması yıllık 4,8 milyar euroya mal olacaktır.
Raporlama yükümlülükleri
ETUC, lobi grubu BusinessEurope'un Komisyon'un Ücret Şeffaflığı Direktifi kapsamındaki şirketlerin çoğunluğunu cinsiyete dayalı ücret farkı raporlama gerekliliklerinin dışında tutmasını savunduğunu belirtiyor. BusinessEurope, AB'nin Rekabet Gücünü Yeniden Kazandırmak için Düzenleyici Yükün Azaltılması başlıklı raporunda, "bu maddenin kapsamının 250'den az çalışanı olan tüm KOBİ'leri raporlama yükümlülüklerinin dışında bırakacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini" öne sürdü.
"BusinessEurope cinsiyetler arası ücret farkının azaltılmasına yönelik makul tedbirleri desteklemektedir. Ne yazık ki, Ücret Şeffaflığı Direktifi şirketlere çok ağır ücret raporlama yükümlülükleri ve anlaşılmaz gereklilikler getiriyor...ki bu da cinsiyet eşitliği davasını ilerletmeyecektir. Bu çok açık bir şekilde gerekli basitleştirme vakasıdır," dedi.
Maaş şeffaflığı en iyi ekonomilerde önemli farklılıklar gösteriyor
Indeed'e göre, 2024 yılı sonu itibariyle altı Avrupa ülkesi arasında maaş şeffaflığının en yüksek olduğu ülke, maaş bilgisi içeren iş ilanlarının yüzde 70'ine sahip olan Birleşik Krallık.
Fransa'da maaş şeffaflığı yüzde 51 ile yüzde 50 sınırının biraz üzerindeydi. Hollanda ve İrlanda'da ise bu oran yüzde 40-45 arasında değişiyor.
Ancak, Almanya (yüzde 16) ve İtalya (yüzde 19) şeffaflık oranlarının yüzde 20'nin altına düşmesiyle önemli ölçüde geride kalmış durumda.
Büyük farklılıkların ardındaki nedenler
Indeed Hiring Lab ekonomisti Lisa Feist, Euronews Business'a yaptığı açıklamada, "Avrupa genelinde maaş şeffaflığı konusunda büyük bir tezat var," dedi.
"İşgücü piyasalarının belirgin farklılıkları var ve ücret konusunda kendi tarihleri ve kültürleri var," diyen Feist, sektörel yapı ve ücret belirleyen kurumlardaki farklılıkların da bu çok farklı şeffaflık seviyelerine muhtemelen katkıda bulunduğunu açıkladı.
"Anketler, maaşların tartışılmasındaki rahatlık düzeylerinin Avrupa genelinde önemli ölçüde farklılık gösterdiğini ve AB direktifinin ulusal hukuka aktarılmasının birçok piyasa katılımcısı için önemli bir değişim olduğunu ortaya koyuyor."
Şeffaflık kadınları ve marjinal grupları destekliyor
Feist ayrıca, maaş şeffaflığının cinsiyetler arası ücret farkının giderilmesindeki kilit rolünü de vurguladı. "İster iş ilanlarındaki maaş verileri yoluyla ister işe alım sürecinin başlarında olsun, maaş şeffaflığı işverenler ve adaylar arasındaki bilgi asimetrisini azaltmaya yardımcı olur," dedi.
Kadınların ve diğer marjinal grupların genellikle gayri resmi ağlara daha az erişimi olduğunu ve iddialı bir şekilde müzakere ettikleri için cezalarla karşı karşıya kalabileceklerini belirterek şunları ekledi: "Maaş bilgilerinin önceden verilmesi, ücret müzakerelerindeki konumlarını güçlendirir ve daha adil sonuçlar elde edilmesini sağlar."
Maaş şeffaflığı yüksek ücretli işlerde en düşük seviyede
Gerçekten de veriler, maaş şeffaflığının yüksek ücretli mesleklerde en düşük olduğunu ortaya koyuyor. Analiz edilen altı ülke arasında temizlik ve sanitasyon en yüksek şeffaflığa sahipken, bunu şoförlük, eğitim ve öğretim ile gıda hazırlama ve hizmetleri takip ediyor.
Buna karşılık, endüstri mühendisliği, yazılım geliştirme, bilgi tasarımı ve dokümantasyon, proje yönetimi ve hukuk en az şeffaf iş kategorileri arasında.
Yüksek ücretli sektörlerdeki işverenler maaşları açıklamaya daha az meyilli. Bu eğilim Hollanda hariç beş ülkede tutarlı.
Örneğin, Fransa'da maaş şeffaflığı düşük ücretli işlerde yüzde 68 iken, yüksek ücretli pozisyonlarda yüzde 39'dur. Bu eğilim İrlanda'da daha da güçlüdür: yüzde 57'ye karşı yüzde 18.
(Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.)
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tükav Gaziler Eğitim Kültür Hizmetleri Ltd. Şti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tukav-gaziler-egitim-kultur-hizmetleri-ltd-sti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tukav-gaziler-egitim-kultur-hizmetleri-ltd-sti</guid>
<description><![CDATA[ Türk milletinin tarihî birikimini, kahramanlıklarla örülü geçmişini ve eşsiz kültürel değerlerini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla kurulan Gaziler Yayınevi, Tükav Gaziler Eğitim Kültür Hizmetleri Ltd. Şti. markası olarak yayıncılıktaki misyonuyla dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://shbr.tr/uploads/images/202505/image_430x256_6813b7c37f415.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 21:14:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gaziler Eğitim Kültür Hizmetleri Ltd. Şti., Gaziler Yayınevi, TÜKAV, Türk kültürü, kültürel miras, tarih kitapları, kahramanlık hikayeleri, gaziler, şehitler, milli değerler, Türk tarihi, kültürel yayınlar, özel koleksiyon, vatan sevgisi, online kitap mağazası, kültürel projeler, Savaş Yücel, Vatan Kahramanları Gazetesi, Mustafa Özdemir, kitap setleri, promosyon ürünleri, akademik yayıncılık, sosyal sorumluluk, kültürel destek, yayıncılık faaliyetleri, kültür ürünleri.</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-start="116" data-end="477" class="">Ankara – Türk milletinin tarihî birikimini, kahramanlıklarla örülü geçmişini ve eşsiz kültürel değerlerini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla kurulan <strong data-start="267" data-end="287">Gaziler Yayınevi</strong>, Tükav Gaziler Eğitim Kültür Hizmetleri Ltd. Şti. markası olarak yayıncılıktaki misyonuyla dikkat çekiyor. Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı (TÜKAV) çatısı altında faaliyet gösteren yayınevi, hem kültürel hem de sosyal bir sorumluluk üstleniyor.</p>
<p data-start="479" data-end="863" class=""><strong data-start="479" data-end="556">"Kültür bir milletin hafızasıdır" anlayışıyla yola çıkan Gaziler Yayınevi</strong>, Türk tarihini, dilini, sanatını ve milli değerlerini yaşatmak için akademik titizlikle hazırlanan özgün eserleri okuyucularla buluşturuyor. Tarih, kültür ve kahramanlık temalı kitaplar; süreli yayınlar, özel tasarımlı kültür ürünleri ve eğitim materyalleri, yayınevinin geniş ürün yelpazesinde yer alıyor.</p>
<p data-start="865" data-end="1099" class="">Online mağaza üzerinden de hizmet sunan Gaziler Yayınevi, kullanıcı dostu bir alışveriş deneyimiyle hem nostalji hem bilgi taşıyan yayınlarını Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırmayı hedefliyor. (magaza.gaziler.org - yapım aşamasında)</p>
<h3 data-start="1101" data-end="1156" class=""><strong data-start="1105" data-end="1156">Milli Değerlere Adanmış Bir Yayıncılık Anlayışı</strong></h3>
<p data-start="1158" data-end="1455" class="">Gaziler Yayınevi sadece kitap üretmiyor; <strong data-start="1199" data-end="1230">her eserde bir vefa duygusu</strong>, her satışta bir toplumsal destek taşıyor. Yayınlardan elde edilen gelirler, sosyal ve kültürel projelere aktarılıyor. Bu yönüyle yayınevi, kültüre yapılan her katkıyı kahramanlara uzanan bir teşekkür mektubu olarak görüyor.</p>
<h3 data-start="1457" data-end="1507" class=""><strong data-start="1461" data-end="1507">Şehit ve Gazilerin Hatıraları Kitaplaşıyor</strong></h3>
<p data-start="1509" data-end="1852" class="">Yayınevinin en dikkat çekici çalışmaları arasında, gazilerin hayat hikâyelerini anlatan özel projeler de bulunuyor. Örneğin, Gazi Savaş Yücel’in kaleminden çıkacak yeni eser, Türk kahramanlarının hayatını ilk elden tanıma fırsatı sunacak. Yücel'in daha önce yayımlanan kitapları da Gaziler Yayınevi etiketiyle yeniden okurlarla buluşturulacak.</p>
<h3 data-start="1854" data-end="1910" class=""><strong data-start="1858" data-end="1910">Kültürel İş Birlikleriyle Güçlü Bir Ağ Kuruluyor</strong></h3>
<p data-start="1912" data-end="2142" class="">Diyanet Yayınevi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi gibi prestijli kurumların yayınlarıyla iş birliği yapan yayınevi, özel kitap setleri ve promosyon ürünleriyle Türk kültürüne çok yönlü katkı sağlıyor.</p>
<h3 data-start="2144" data-end="2208" class=""><strong data-start="2148" data-end="2208">Vatan Kahramanları Derneği Gazetesi’ne Abonelikle Destek</strong></h3>
<p data-start="2210" data-end="2623" class="">TÜKAV’ın desteklediği bir diğer önemli mecra ise, emekli asker ve polislerden oluşan Vatan Kahramanları Derneği tarafından yayımlanan <strong data-start="2344" data-end="2375">Vatan Kahramanları Gazetesi</strong>. Dernek başkan yardımcılığını da yürüten Özel Kuvvetler emeklisi Mustafa Özdemir’in liderliğindeki bu oluşum, kahramanların sesini duyurmayı amaçlıyor. Gazeteye abonelik işlemleri, Gaziler Eğitim Kültür Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından yürütülüyor.</p>
<h3 data-start="2625" data-end="2660" class=""><strong data-start="2629" data-end="2660">Sen de Kültürüne Sahip Çık!</strong></h3>
<p data-start="2662" data-end="2895" class="">Her alınan kitap, sadece bir bilgi kaynağı değil; aynı zamanda kahramanların hatırasına bir saygı duruşu, Türk kültürünün yaşatılmasına katkıdır. Gaziler Yayınevi, bu yolda elini taşın altına koyan herkesi destek olmaya davet ediyor.</p>
<p data-start="2897" data-end="3124" class=""><strong data-start="2897" data-end="2910">İletişim:</strong><br data-start="2910" data-end="2913">0 (312) 911 91 78<br data-start="2933" data-end="2936"><a data-start="2939" data-end="2959" class="cursor-pointer" rel="noopener">iletisim@gaziler.org</a><br data-start="2959" data-end="2962"> Hızlı kargo – Güvenli ödeme<br data-start="2992" data-end="2995"> Online Mağaza: <a data-start="3013" data-end="3039" rel="noopener" target="_new" class="" href="https://magaza.gaziler.org">https://magaza.gaziler.org</a> (yapım aşamasında)<br data-start="3058" data-end="3061"> Destek Hattı: 0541 313 62 45 (Nail Türkoğlu – Vakıf Başkanı)</p>
<p data-start="3126" data-end="3229" class=""><strong data-start="3126" data-end="3166">Her kitap, bir milletin hafızasıdır.</strong><br data-start="3166" data-end="3169">Gaziler Yayınevi ile kültürüne sahip çık, tarihine ışık tut!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vakıf başkanları iftarda bir araya geldi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/vakif-baskanlari-iftarda-bir-araya-geldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/vakif-baskanlari-iftarda-bir-araya-geldi</guid>
<description><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, vakıfların her zaman yanlarında olduklarını vurgulayarak, “İyilikleri yaymak, ihtiyaç sahiplerine umut olmak ve birlikteliğimizi sürdürmek hepimizin sorumluluğudur.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202503/image_870x580_67dc86a667f6f.jpg" length="90031" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Mar 2025 03:20:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, vakıfların her zaman yanlarında olduklarını vurgulayarak, “İyilikleri yaymak, ihtiyaç sahiplerine umut olmak ve birlikteliğimizi sürdürmek hepimizin sorumluluğudur.” dedi.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Vakıf Ankara Balo ve Kongre Salonu'nda düzenlenen “Vakıf Başkanları İftar Buluşması” etkinliği, Kuran-ı Kerim tilaveti ve dualarla başladı.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Bu anlamlı iftar buluşmasına Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Başkanı Nail Türkoğlu ve Vakıf 2. Başkanı Emekli Kıdemli Albay Murat Ülker de katılım sağladı. Vakıf Genel Başkanı Nail Türkoğlu, iftar sırasında Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile sohbet ederek vakfın çalışmaları hakkında bilgi verdi. </p>
<p></p>
<p></p>
<p>Ramazan ayında vakıf temsilcileriyle bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirten Bakan Ersoy, vakıfların sadece yardım kuruluşları değil, aynı zamanda medeniyetin temel taşları olduklarına dikkat çekti.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve günümüze uzanan vakıf geleneğinin, eğitime, sağlığa, sanata ve insana yapılan katkılarla herkesin hayatına dokunduğunu ifade eden Ersoy, "Bugün siz değerli vakıf başkanlarımız ve yöneticilerimiz, bu kutsal geleneği yaşatırken aynı zamanda iyiliğin ve umudun öncüsü oluyorsunuz. Sadece maddi yardımda bulunan değil, aynı zamanda merhamet ve dayanışmanın da simgelerisiniz." şeklinde konuştu.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>6 Şubat'ta yaşanan büyük depremler sonrası vakıfların üstlendiği önemli role değinen Ersoy, "Depremin ardından devletimiz tüm kurumlarıyla birlikte harekete geçti. Acılarımız büyüktü ancak gösterdiğimiz dayanışma daha da büyüktü. Vakıflarımız, yardım elini uzatarak binlerce kişiye umut oldu." dedi.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Bakan Ersoy, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün deprem bölgesindeki çalışmalarına da değinerek, "Depremden etkilenen 11 ilde iftar sofraları kurduk, gıda yardımları ulaştırdık, ihtiyaç sahiplerine destek olduk ve çocuklarımızın yüzünü güldürdük. Bu çalışmalar, vakıf kültürümüzün ve dayanışma ruhumuzun en somut örneklerindendir." ifadelerini kullandı.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Vakıfların yalnızca sosyal yardımlaşma değil, kültürel mirası koruma görevini de üstlendiğini belirten Bakan Ersoy, Ayasofya, Selimiye ve Sivasi Hatun Camii gibi tarihi eserlerin restorasyonlarına dair detaylı bilgi verdi. Bu eserlerin restore edilmesinin, sadece geçmişi korumak değil, aynı zamanda geleceğe olan sorumluluğu yerine getirmek anlamına geldiğini söyledi.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Ersoy, depremden etkilenen vakıf eserlerinin restorasyonu için de hızlıca harekete geçtiklerini, bu yıl içinde bu eserlerin restorasyonlarını tamamlamayı hedeflediklerini belirtti.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Vakıf geleneğinin sadece bugünü değil, geleceği de şekillendiren bir miras olduğunu belirten Ersoy, "Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak vakıflarımızın her zaman yanındayız. Sizlerin yaptığı her güzel iş, geleceğimize ışık tutuyor." dedi.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu da, Hz. Muhammed’in Fedek Bahçesi’ni vakfetmesi ve Hazreti Ömer’in Hayber’in fethinden sonra yaptığı vakfı örnek göstererek, vakıf kültürünün tarihsel önemine değindi. Aksu, Türk-İslam medeniyetinin gelişiminde vakıfların oynadığı rolü vurgulayarak, 81 ilde 135 noktada iftar sofraları kurduklarını ve Ramazan boyunca birçok yardımı ihtiyaç sahiplerine ulaştırdıklarını belirtti.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Aksu, Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak her vakfın faaliyetlerini denetlediklerini ve sorunlarını çözmeye yardımcı olduklarını belirterek, "Amacımız, tüm vakıflarımızın yasal çerçevede faaliyetlerini sürdürebilmelerini sağlamak ve toplumumuza en iyi şekilde hizmet etmelerine yardımcı olmaktır." diye konuştu.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Aksu, ayrıca vakıfları kuran, yöneten ve destekleyen hayırseverlere teşekkür etti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TARGET’ten ‘Su’ semineri</title>
<link>https://trafikdernegi.com/targetten-su-semineri</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/targetten-su-semineri</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET) Ankara’da Mülkiyeliler Birliği Kültür Merkezi’nde ekosistemin vazgeçilmezi olan ‘su’ ve suya dair sorunlar’ semineri yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/06/su-3.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TARGET’ten, ‘Su’, semineri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[TARGET’in Güz Semineri kapsamında Friedrihc-Ebet-Stiftung Derneği’nin (FES) desteği ile Mülkiyeliler Birliği’ndeki etkinlikte yaşamın tüm canlıların ve ekosistemin vazgeçilmesi olan ‘su’ ve ‘Suya dair’ sorunlar etik bakış çerçevesinde tartışıldı. TARGET Başkan Yardımcısı Petek Ataman bir konuşma yaptı. Ardından Ankara Üniversitesi (AÜ) Su Yönetimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Gökşen Çapar tarafından “Su ve Etik” başlıklı özel sunum gerçekleştirildi.

İki oturum halinde yapılan etkinlikte, konuşmacılar “Tarımsal Su Yönetimi ve Suya Göre Tarım”, “Gıda ve Su Hakkı”, “Hidrojeoetik ve Sürdürülebilir Yeraltı Suyu Yönetimi”, “AB Su Çerçeve Direktifi ve Sınıraşan Sular”, “Doğanın Hazineleri: Sulak Alanların Korunması ve Etik Sorumluluklar” ve “Su, Mühendislik ve Etik” başlıklı sunumları gerçekleştirdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Almanya yenilenebilir enerjide maliyetleri düşürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/almanya-yenilenebilir-enerjide-maliyetleri-dusuruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/almanya-yenilenebilir-enerjide-maliyetleri-dusuruyor</guid>
<description><![CDATA[ Yenilenebilir enerjideki üretim maliyetlerinin farklı oluşu, maliyetler arasında denge sağlayacak modelleri de hayata geçiriyor. Bu kapsamda Almanya, yenilenebilir enerji maliyetlerinde dengelemede rüzgar ve güneşte farklı ücret skalası uygulayacak. Buna göre 2025’ten itibaren rüzgâr ve güneş enerjisinin yoğun olduğu bölgelerdeki Alman elektrik tüketicileri, şebeke ücretlerinde önemli indirimlerle karşılaşacak. Bu çerçevede rüzgâr ve güneş enerjisinin yoğunlaştığı bölgelerde şebeke ücretlerinin ciddi şekilde düşmesi öngörülürken, tedarikçilerin bu avantajları müşterilere yansıtması bekleniyor. Hesaplamalara göre özellikle yıllık 200 avro tasarruf imkanı var.

Bu arada Almanya’nın, merkezi olmayan yenilenebilir enerji sistemlerini güçlendirmek amacıyla şebekelerde yapacağı modernizasyonda da bu dengeleme yöntemini uygulayacağı belirtiliyor. Önceden modernizasyon masrafları, yerel tüketicilerin omuzlarına yüklenirken, yeni modelle bu maliyetlerin ülke genelinde dengeli şekilde paylaşılacağı ifade ediliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/10/pexels-photo-414837.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Almanya, yenilenebilir, enerjide, maliyetleri, düşürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Yenilenebilir enerjideki üretim maliyetlerinin farklı oluşu, maliyetler arasında denge sağlayacak modelleri de hayata geçiriyor. Bu kapsamda Almanya, yenilenebilir enerji maliyetlerinde dengelemede rüzgar ve güneşte farklı ücret skalası uygulayacak. Buna göre 2025’ten itibaren rüzgâr ve güneş enerjisinin yoğun olduğu bölgelerdeki Alman elektrik tüketicileri, şebeke ücretlerinde önemli indirimlerle karşılaşacak. Bu çerçevede rüzgâr ve güneş enerjisinin yoğunlaştığı bölgelerde şebeke ücretlerinin ciddi şekilde düşmesi öngörülürken, tedarikçilerin bu avantajları müşterilere yansıtması bekleniyor. Hesaplamalara göre özellikle yıllık 200 avro tasarruf imkanı var.

Bu arada Almanya’nın, merkezi olmayan yenilenebilir enerji sistemlerini güçlendirmek amacıyla şebekelerde yapacağı modernizasyonda da bu dengeleme yöntemini uygulayacağı belirtiliyor. Önceden modernizasyon masrafları, yerel tüketicilerin omuzlarına yüklenirken, yeni modelle bu maliyetlerin ülke genelinde dengeli şekilde paylaşılacağı ifade ediliyor. ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeşil dönüşüme dağıtım firmalarından destek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yesil-doenusume-dagitim-firmalarindan-destek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yesil-doenusume-dagitim-firmalarindan-destek</guid>
<description><![CDATA[ Trakya Bölgesi’nin elektrik tedariğini sağlayan Trakya Elektrik Perakende Satış A.Ş (TREPAŞ) 1 milyonun üzerindeki müşterilerinin yeşil dönüşümünü destekleyecek önemli çalışma başlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/10/pexels-photo-414837.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeşil, dönüşüme, dağıtım, firmalarından, destek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Türkiye bir yandan sürdürülebilir bir geleceğin inşası için çevre dostu elektrik tüketimini, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmaya teşvik etmeye çalışırken, dağıtım şirketleri de yeşil dönüşüm ile destek veriyor. Bu kapsamda Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşları ve ticarethanelerin kümeleştiği Trakya Bölgesi’nin elektrik tedariğini sağlayan Trakya Elektrik Perakende Satış A.Ş (TREPAŞ) 1 milyonun üzerindeki müşterilerinin yeşil dönüşümünü destekleyecek önemli çalışma başlattı.

Bu kapsamda TREPAŞ, müşterilerinin tükettiği elektriğin “yenilenebilir enerji kaynaklarından” sağlandığını gösteren Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) alımına aracılık etti. Böylece bugüne kadar 612 milyon kWh’lik elektrik tüketiminin yeşil enerjiye dönüşümü sağlandı.

TREPAŞ’ın alımına aracılık ettiği I-REC sertifikası, Avrupa Birliği’nin karbon emisyonlarını azaltmak amacıyla yürürlüğe koyduğu “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda (SKDM)” önemli bulunuyor. SKDM mekanizması, AB sınırları dışında üretilen ve belirlenen karbon emisyon sınırını aşan ürünlere ek vergi uygulaması getiriyor. Bu kapsamda TREPAŞ’ın I-REC’i sanayicilere destekleyici bir çözüm sunarken, karbon ayak izlerini ve çevresel etkilerini azaltmalarına yardımcı oluyor.  I-REC sertifikası satın alan şirketler elektrik tüketimlerinden kaynaklanan karbon ayak izlerini azaltabiliyor. Bu sayede SKDM kapsamındaki karbon yükümlülüklerini daha kolay yerine getirebilirken enerji dönüşüm sürecine de katkı sağlıyor.

TREPAŞ Genel Müdürü S. Burak Savaş da yaptıkları aracılık ile sanayi ve ticarethane müşterilerinin bugüne kadar 612 GWh’lik elektrik tüketimini yeşil enerjiden karşılar hale getirdiklerini belirtirken, söz konusu bu tüketim miktarı ortalama 4 milyon mesken abonesinin 1 aylık elektrik tüketimine eşdeğer olduğunu kaydetti. Savaş, “Özellikle tekstil, gıda, otomotiv, metalürji ve çimento sektörlerinden I-REC alma yönünde yoğun bir talep var. Çünkü I-REC alan firmalar, elektrik tüketimlerini yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarından sağladıklarını kanıtlıyor. Bu sertifikayla şirketler, yeşil enerjiye olan bağlılıklarını ve çevre dostu üretim süreçlerini uluslararası standartlara göre belgelemiş oluyor. İklim değişikliğinin dünyanın geleceğini etkilediği bir süreçte böylesine önemli bir alanda müşterilerimizin yanında yer almaktan, onlara bu hizmeti sunmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yıl sonuna kadar 16 bin hektarı aşkın alanda ağaçlandırma yapılacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yil-sonuna-kadar-16-bin-hektari-askin-alanda-agaclandirma-yapilacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yil-sonuna-kadar-16-bin-hektari-askin-alanda-agaclandirma-yapilacak</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğü, bu yıl sonuna kadar 16 bin 100 hektar alanda ağaçlandırma çalışması yürütecek. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/10/thumbs-b-c-071258fbc0d9d259c5ab5a46e8e9b15c.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yıl, sonuna, kadar, bin, hektarı, aşkın, alanda, ağaçlandırma, yapılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[AA muhabirinin, 2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'ndan yaptığı derlemeye göre, ülke ormanları, sürdürülebilir orman yönetimi kriterleri ile birlikte koruma, rehabilitasyon ve karbon depolama kapasitesini artırma yaklaşımıyla modern ormancılık tekniklerine uygun olarak yönetilmeye çalışılıyor.

Ormancılık faaliyetleriyle iklim değişikliği nedeniyle giderek artan kuraklık, sel, orman yangınları gibi afetlere karşı mücadelenin yanında, çölleşme ve arazi tahribatının dengelenmesine, biyoçeşitliliğin ve su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyor.

Bu kapsamda bu yıl 31 bin 800 hektar alanda bozuk orman alanı rehabilitasyonu, 16 bin 100 hektarda ağaçlandırma çalışması, 16 bin 600 bin hektarda erozyon kontrolü yapılması, 13 bin 500 bin hektar alanda sel kontrolü faaliyetinin tamamlanması ve orman varlığının ülke yüz ölçümünün yüzde 30,1'ine ulaşması bekleniyor.

Orman yangını riski her yıl artıyor

Orman yangınları, can ve mal kayıplarına yol açmasının yanında, orman varlığının azalmasıyla erozyon, sel, taşkın gibi afetlerin oluşmasına neden oluyor.

İklim değişikliğinin yol açtığı sıcaklıklarda artış ve hava neminde azalma ile orman yangını riski her yıl büyüyor. Türkiye ile benzer iklim özelliklerine sahip İspanya ve Yunanistan'da 2013-2022 yıllarında yangın vakası başına sırasıyla ortalama 9,84 ve 33 hektar orman alanı yanarken Türkiye'de 8,53 hektar alan zarar gördü.

Gecen yıl 2 bin 579 yangında 15 bin 520 hektar ve Ağustos 2024 sonu itibarıyla 2 bin 835 yangında 25 bin 143 hektar orman alanı etkilendi. Sekiz aylık sürede yanan alan 2021'de yaşanan büyük orman yangınları hariç son 15 yılın en yüksek seviyesi olarak kaydedildi.

Son yıllarda anız ateşi, sigara izmariti, ateş yakma gibi ihmaller nedeniyle çıkan yangın sayılarında artış görülüyor.

Türkiye'de son 10 yıllık dönemde çıkan orman yangınlarının adet olarak yaklaşık yüzde 37'si ihmal-kaza (yanan alan olarak yüzde 40), yüzde 5'i kasıt (yanan alan olarak yüzde 24), yüzde 14'ü doğal nedenler (yanan alan olarak yüzde 1) ve yüzde 44'ü tespit edilemeyen yangınlar olarak kayıtlara geçti (yanan alan olarak yüzde 35).

İklim Değişikliği Uyum Stratejisi hazırlanacak

Türkiye, orman yangınlarıyla mücadele kapasitesinin artırılması kapsamında, kara ve hava araç filosunun artırılmasına, yangınlara müdahale süresinin kısaltılarak zararların en aza indirilmesine, alevlerle mücadelede görev alan personelin eğitilmesine yönelik tedbirler alıyor.

Artan orman yangınlarıyla mücadelede daha sistematik ve bütüncül bir yaklaşım benimsenerek, alevlerin neden olduğu ekolojik, ekonomik ve sosyal zararların en aza indirilmesi hedefleniyor.

Bu kapsamda, İklim Değişikliği Uyum Stratejisi hazırlanacak, birincil orman ağacı türlerinde karbon stok miktarı belirlenecek, kızılçam ormanlarında meydana gelen yangınların su kalitesi parametrelerine etkileri belirlenecek, Akdeniz İklim Kuşağı'nda yer alan 9 orman bölge müdürlüğünde orman ekosistemleri kırılganlık analizleri yapılacak.

Ayrıca, gelecek yıl yangına dirençli orman tesisi faaliyetleri kapsamında da ormanlar ile yerleşim yerleri ve tarım arazileri arasındaki 20 bin hektar alana alevlere daha dirençli ağaçlar dikilecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Mustafa Sarı: Müsilaj geri döndü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/prof-dr-mustafa-sari-musilaj-geri-doendu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/prof-dr-mustafa-sari-musilaj-geri-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, 3 yıl önce Marmara Denizi&#039;nin yüzeyinde görülen müsilajın geri döndüğünü belirterek, &quot;Müsilajın 10 metreden başlayarak 24 metreye kadar yayıldığı görüldü. Müsilaj, deniz ekosistemine ciddi zararı olan bir felakettir. Marmara Denizi&#039;ne ulaşan tüm kirlilik kaynakları kontrol altına alınmalıdır&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/10/p-r-o-f-d-r-m-u-s-t-a-f-a-s-a-r-i-m-u-s-i-l-a-j-g-e-r-i-d-o-n-389051-107906.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Mustafa, Sarı:, Müsilaj, geri, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Balıkesir Erdek Körfezi'nde dalış yapıp, incelemelerde bulunan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, "2021 yılı ilkbahar-yaz aylarında Marmara Denizi'nin yüzeyini kaplayan müsilaj, geri döndü. Erdek Körfezi'nde 23 Ekim 2024 tarihinde yapılan kontrol dalışı esnasında 10 metre derinlikte başlayıp, 15 metre derinliğe kadar müsilaj oluştuğu tespit edildi. 25 Ekim tarihinde yapılan dalışlarda ise müsilajın 10 metreden başlayarak 24 metreye kadar yayıldığı görüldü. Deniz suyu sıcaklığının ekim ayının ilk 20 günü için uzun yıllar ortalamasından yaklaşık 2 derece daha yüksek olduğu tespit edildi. Deniz yüzeyinde 21 derece olan su sıcaklığı, 40 metrede 16 derece olarak ölçüldü" dedi.

'ÖRÜMCEK AĞI GİBİ UZANIP GİDİYOR'

Yazılı basın açıklaması yapan Sarı, müsilaj hakkında bilgi vererek şu görüşleri paylaştı:

"Aslında soluduğumuz havanın içindeki oksijeni üreten çoğu tek hücreli alglerin kirlilik sonucu artan azot ve fosforu kullanarak aşırı çoğalması sonucu suya salgıladıkları polisakkaritlerden oluşuyor. Sümüksü, şeffaf ve kıvamlı bir yapıda olan bu salgı, sudaki bütün mikroorganizmalar için çok uygun bir gelişme ortamı sunuyor. Mikroorganizmaların da sürece dahil olmasıyla denizde kilometrelerce uzanan tül benzeri yapılar örümcek ağı gibi uzanıp gidiyor. Kibrit çöpü gibi küçük oluşumlarla başlayan süreç önce uzun şeritlere, sonra bulut gibi müsilaj kümelerine dönüşüyor. Müsilaj kümeleri ağırlaştıkça dibe çökerek pina, midye, istridye, sünger ve mercan gibi dipte sabit yaşayan canlıların beslenmesini, nefes almasını engelleyerek ciddi kayıplara neden oluyor. Müsilaj oluşumu Marmara Denizi'nde genellikle Karadeniz'den İstanbul Boğazı aracılığıyla giren suyun minimuma indiği, deniz şartlarındaki durağanlığın maksimuma çıktığı ekim ayında başlamaktadır. Bu ayda başlayan müsilaj kış boyunca devam ederek yoğunluk artığında nisan ayından itibaren deniz yüzeyine çıkmaktadır. Ancak yüzeyde görülen müsilaj toplam müsilajın binde biri bile değildir."

'MARMARA DENİZİ'NİN ATIK YÜKÜ AZALTILMALI'

Açıklamasında, deniz yüzey sıcaklığı ve artan kirliliğin müsilaj oluşumunu tetiklediğini belirten Sarı, "Müsilaj, deniz ekosistemine ciddi zararı olan bir felakettir. Marmara Denizi çevresinde yaşayan 25 milyon insanın atıklarının ne yazık ki halen en fazla yüzde 55'i arıtılıyor. Geriye kalan atıkların yüzde 45'i sadece parçacıklar fiziksel olarak ayrılarak derin deşarjla denize boca ediliyor. Ülke endüstrisinin yarısından fazlası da Marmara Denizi çevresinde kümelenmiş vaziyette. Sanayi atıklarının da en iyi olasılıkla yarısı arıtılıyor, geri kalan kısmı hiç arıtılmadan Marmara Denizi'ne ulaşıyor. Yoğun tarımsal faaliyet esnasında kullanılan gübreler, tarım zehirleri ve akarsu ağı ile denize ulaşan atıkların miktarı da azımsanmayacak kadar yüksek. Deniz suyu sıcaklığı artışını sınırlandırmak veya deniz şartlarındaki durağanlığa müdahil olmak ne yazık ki mümkün değil. Bu yüzden 2021 yılından beri tüm bilim insanları yeni müsilaj oluşumunun önüne geçmenin tek yolunun Marmara Denizi'nin atık yükünün azaltılmasıyla mümkün olduğuna dikkat çekmektedir" dedi.

'DENETİMLER ARTIRILMALI'

Müsilajın yeniden Marmara Denizi'ni tehdit ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Sarı, şunları kaydetti:

"2021 yılında hazırlanarak uygulamaya konulan 22 eylemden oluşan Marmara Denizi Eylem Planı'nın (MDEP) 14 maddesi denizin kirlilik yükünü azaltmakla ilgiliydi. Üzülerek belirtmek gerekir ki MDEP etkin şekilde uygulanamadığı için denizin kirlilik yükü azaltılamamış ve müsilaj yeniden Marmara Denizi’ni tehdit eder hale gelmiştir. Müsilajın deniz ekosistemine vereceği zararları azaltmak, balıkçılık ve turizm başta olmak üzere ekonomik kayıpları sınırlandırmak için acilen merkezi ve yerel yönetimlerin harekete geçmesi şarttır. Marmara Denizi'ne ulaşan tüm kirlilik kaynakları kontrol altına alınmalıdır. Denize su değil zehir taşıyan Nilüfer Çayı, Gönen Çayı, bir tünelle Marmara'ya bağlanan Ergene Nehri'ne kontrolsüzce salınan endüstriyel atıklar durdurulmalıdır. Bütün akarsular için debiye bağlı deşarj limitleri yeniden düzenlenerek acilen uygulamaya geçilmelidir. Müsilajın negatif etkilerini azaltmak üzere Marmara Bölgesi'nde her türlü arıtılmamış atık deşarjı acilen durdurulmalı ve denetimler artırılmalıdır."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de son 50 yılda 36 göl kurudu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyede-son-50-yilda-36-goel-kurudu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyede-son-50-yilda-36-goel-kurudu</guid>
<description><![CDATA[ Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Konukcu, iklim değişikliği ve küresel ısınma nedeniyle Türkiye&#039;de son 50 yılda 36 gölün kuruduğunu söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/12/thumbs-b-c-e1569e47184e08324dc1ed216508451b.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, son, yılda, göl, kurudu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Konukcu, üniversite tarafından Rektörlük Salonu'nda düzenlenen "Sürdürülebilir Tarım Uygulamaları ve Tohumculuk Konferansı'nda yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin bütün canlıları olumsuz etkilediğini belirtti.

Dünyada 2,5 milyar insanın sağlıklı suya ulaşamadığını aktaran Konukcu, "Her yıl 300-500 milyon ton ağır metal ve kirletici unsurlar, su kaynaklarına deşarj ediliyor. Çok sayıda balık ve kuş nesli kaybolmuş durumda. Nüfus 3, su tüketimi 6 kat artmış durumda. Son 50 yıl içerisinde 36 göl tamamen kurudu, 14 göl de kurumayla karşı karşıya. İklimimize baktığımız zaman aslında yağışlar zaman ve mekan boyutunda çok düzensiz. Her 5-6 yılda bir normal kuraklık, 12-16 yılda bir şiddetli kuraklık yaşıyoruz." dedi.



Konukcu, Trakya'nın gelecekte su sorunu yaşayabileceğini, bölgede içme suyunun çok büyük kısmının yer sularından karşılandığını dile getirdi.

Trakya'nın 141 milyon metreküp su açığı olduğunu vurgulayan Konukcu, "Trakya'da su açığımız var. Peki bu su açığını hissedebiliyor muyuz? Hissetmiyoruz çünkü yeraltı suyunu kullanıyoruz. Şu andaki açık 141 milyon metreküp. 2050 yılına doğru en iyi koşullarda 500 milyon metreküp açık olacak." bilgisini paylaştı.



Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Başkanı Yıldıray Gençer de ülke tohumculuğunda önemli çalışmalara imza attıklarını bildirdi.

Türkiye'nin tohumculukta dünyada önemli yere geldiğini ifade eden Gençer, şunları kaydetti:

"Bugün genel anlamda baktığımızda dünyada 45-50 milyar dolarlık tohumluk ticareti olduğunu varsayıyorduk ama 2020'den sonra yapılan istatistiklerde bugün dünyada yaklaşık 73,1 milyar dolarlık tohum ticaret hacminin olduğu görülmekte. Bizde ülke olarak bugün gelinen noktada bu rakamlar içerisinde yaklaşık 1,5-2 milyar dolarlık tohum ticaret hacmiyle ilk 10 içerisinde yer alıyoruz. Türkiye düne göre kıyasladığımızda 330 milyon dolara yakın ihracatıyla dünyada ilk 10 içerisinde yer almış durumda. Ülkemiz tohumculuğu, kendi kendine yetebilen ve yaklaşık 117 ülkeye tohum ihraç eden bir noktaya gelmiştir."

Konferans, akademisyenlerin sunumlarının ardından sona erdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Sarı: Müsilaj, 7 hafta içinde bütün Marmara Denizi&amp;apos;ne yayıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/prof-dr-sari-musilaj-7-hafta-icinde-butun-marmara-denizine-yayildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/prof-dr-sari-musilaj-7-hafta-icinde-butun-marmara-denizine-yayildi</guid>
<description><![CDATA[ Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, &quot;Erdek Körfezi’nde yeniden ortaya çıkan müsilaj, 6 Kasım’da Marmara Adaları çevresi ile Tekirdağ kıyılarına, 13 Kasım’da İstanbul Prens Adaları’na, 5 Aralık’ta ise İzmit Körfezi’ne ulaşarak yaklaşık 7 hafta içinde bütün Marmara Denizi’ne yayıldı&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/p-r-o-f-d-r-s-a-r-i-m-u-s-i-l-a-j-7-h-a-f-t-a-i-c-i-n-d-e-497170-147115.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Sarı:, Müsilaj, hafta, içinde, bütün, Marmara, Denizine, yayıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Balıkesir'in Erdek Körfezi'nde dalış yapıp, incelemelerde bulunan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, müsilajın suların ısınmasıyla birlikte ilkbahardan itibaren yüzeye çıkma ihtimali bulunduğuna dikkati çekti. Deniz dibine çökmeye başlayan müsilajın, birçok canlı türünü tehdit ettiği gibi balıkçıların attıkları ağı çekemez hale gelmesine neden olmaya başladığını da belirten Sarı, "Müsilaj, kirlilik, deniz şartlarındaki durağanlık ve iklim değişikliğine bağlı su sıcaklığındaki aşırı artışın tetiklemesiyle denizin ışıklı bölgesinde fitoplankton denilen minik bitkiciklerin stres şartlarında aşırı çoğalmasıyla oluşuyor. Müsilajın oluşma şartlarına katkı sağlayan onlarca faktör ve etkiden bahsetmek mümkün. Ancak bunların içinde sadece deniz kirliliği yani denize bilinçsizce boca edilen azot ve fosfor kontrol edilebilir durumda. Yani denizin kirlilik yükü azaltılmadığı sürece müsilaja neden olan kontrol dışı faktörlerin varlığı devam ettikçe müsilaj oluşumu da devam edecektir" uyarısında bulundu.

'MARMARA'NIN KİRLİLİK YÜKÜ NE YAZIK Kİ AZALTILAMAMIŞTIR'

Müsilaj oluşumunun nedenleri hakkında bilgi veren Sarı, şöyle konuştu:

"23 Ekim 2024 tarihinde Erdek Körfezi’nde yeniden ortaya çıkan müsilaj, 6 Kasım’da Marmara Adaları çevresi ile Tekirdağ kıyılarına, 13 Kasım’da İstanbul Prens Adaları’na, 5 Aralık’ta ise İzmit Körfezi’ne ulaşarak yaklaşık 7 hafta içinde bütün Marmara Denizi’ne yayıldı. Hatta 19 Aralık’ta Çanakkale Boğazı çıkışında Kumkale açıklarında, yani Kuzey Ege kıyılarında yoğun müsilaj görüntülendi. Yer yer yüzeye çıksa da mevcut şartlarda 3-25 metre derinliklerde örümcek ağı gibi denizi saran müsilajın suların ısınmasıyla birlikte ilkbahardan itibaren yüzeye çıkma ihtimali oldukça yüksek. Deniz dibine çökmeye başlayan müsilaj, pinalar, deniz çayırları, süngerler ve mercanlar gibi canlı gruplarını tehdit etmeye başladığı gibi balıkçıların attıkları ağı çekemez hale gelmesine neden olmaya başlamıştır. Marmara Denizi, etrafında yerleşik yaklaşık 25 milyon nüfusun, ülkenin yarısına hizmet sunmak üzere kümelenmiş yoğun sanayinin, iki yüzden fazla akarsu tarafından taşınan yayılı kaynaklardan ulaşan kirleticilerin kıskacında. Marmara Denizi’nde üstte Karadeniz’den Akdeniz’e doğru boğazlar aracılığıyla kuzey-güney yönlü üst akıntı, altta ise Akdeniz’den Karadeniz’e doğru güney-kuzey yönlü alt akıntı mevcuttur. Bu orijinal akıntı sistemi, ekosistem bilgisinden yoksun bazı bilimsel değerlendirmelere dayandırılarak yıllardır evsel, endüstriyel, tarımsal ve diğer atıkların derin deşarjla denize boca edilmesine neden olmuştur. Beklenti derin deşarjla derinlere boca edilen atıkların, Akdeniz kökenli akıntı ile uzaklaştırılması ve sonunda Karadeniz’in derin sularına iletilmesidir. Bu yanlış düşünce günümüzde de halen etkili olacak ki Ergene Nehri’nin arıtılamayan suları da tünellerle havza atlatılarak Marmara Denizi’ne boca edilmeye başlanmıştır. 2021 yılında yüksek katılımlı çalıştaylar ve bilimsel katkılarla 22 eylemden oluşan Marmara Denizi Eylem Planı (MDEP) oluşturulmuş, Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu kurulmuş, Marmara Denizi özel çevre koruma bölgesi ilan edilmiş, müsilajsız Marmara’ya ulaşmak için stratejik plan hazırlanmış olsa da Marmara’nın kirlilik yükü ne yazık ki azaltılamamıştır. Örneğin 2021 yılında yüzde 51 oranında ileri biyolojik arıtmaya tabi tutulan evsel atıklar, 2024 yılında ancak yüzde 0,7 ilerleme ile yüzde 51,7 oranında arıtılabilmektedir."

MÜSİLAJA KARŞI ÖNLEMLER ALMAK HEPİMİZİN GÖREVİDİR'

Bilim Kurulunun 25 Aralık'ta tekrar toplandığını hatırlatan Mustafa Sarı, müsilajdan etkilenecek sektörler için acilen bir sigorta sisteminin geliştirilmesinin önemine değindi. Sarı, "Mevcut durum değerlendirilmiş ve alınması gereken tedbirler bilim insanları tarafından tekrar vurgulanmıştır. Yani bilim rehberliğini yapmış, söyleyeceğini söylemiştir. Artık iş, uygulayıcılardadır. Merkezi yönetimden yerel yönetimlere, özel sektörden sivil toplum kuruluşlarına, bireysel olarak her bir vatandaşa kadar müsilaja karşı birlikte önlem almak hepimizin sorumluluğu ve görevidir. İş birliği yapılmadığı sürece bu felaketten kurtulma şansımız yoktur. Marmara Denizi’nin kirlilik yükünü azaltmak için acilen sanayi kuruluşlarının atık deşarjı akarsuların debisine göre yeniden düzenlenmeli, akarsuların zehir kanalına dönüşmesine neden olan sanayi atıkları denetimle engellenmeli, çalışmayan atık arıtma tesisleri çalışır hale getirilmeli, denize çamur dökülmesi önlenmeli, ulusal düzeyde vatandaşların denize yardım etmesini sağlayacak kampanyalar başlatılmalı, Marmara Denizi balıkçılığı müsilaj dikkate alınarak yeniden düzenlenmeli ve müsilajdan zarar görecek sektörler için acilen bir sigorta sistemleri geliştirilmelidir" dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim krizi insanlığın karşılaştığı en büyük tehlike</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-krizi-insanligin-karsilastigi-en-buyuk-tehlike</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-krizi-insanligin-karsilastigi-en-buyuk-tehlike</guid>
<description><![CDATA[ Ankara, Uluslararası Çevre ve İletişim Zirvesi&#039;ne ev sahipliği yaptı. Zirvede konuşan Ticaret Bakanı Bolat, iklim krizine dikkat çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/12/gfeucruwoaazj-u.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, krizi, insanlığın, karşılaştığı, büyük, tehlike</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ankara Sheraton Otel'de düzenlenen "İKAZ-İklimsel Kalkınma Zirvesi'ne Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan ve Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Reşat Memmedov katıldı.

Zirvede iklim krizi başta olmak üzere gelecekte beklenen tehlikelere dikkat çekildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük imtihanlardan biri olduğunu belirtti.
Yapılacak çalışmalarla bu durumu düzeltmek için hep birlikte çalışılması gerektiğini dile getirerek, küresel ticaretin, karbon ayak izini azaltmaya yönelik standartlar ve düzenlemelerle önemli bir dönüşüm geçirdiğini söyledi.

HEM EKONOMİ HEM ÜRETİM İÇİN FIRSAT

Bakan Bolat, bu dönüşüm ve düzenlemelerin hem ekonomi hem de üretim süreçleri için büyük bir fırsat olduğunu ifade ederek şunları söyledi:  "Bu sürecin, aynı zamanda ekonomimizin rekabetçiliğini artırarak ihracatımızın sürdürülebilir büyümesine de katkı sağlayacağını öngörüyoruz. Bunların yanında karbon nötr bir ekonomik yapıya geçiş için öncü teknolojilere yatırımlar yapıyoruz. Elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji sistemleri ve batarya teknolojileri gibi alanlarda atılan adımlar sadece çevresel hedeflerimize değil, aynı zamanda ülkemizin küresel rekabet gücüne de büyük katkılar sağlayacaktır. Yeşil dönüşüm sadece bir çevre politikası değil, aynı zamanda bir büyüme stratejisidir. Bugün düşük karbonlu sanayi modellerine geçiş yaparken fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltıcı, enerji arz güvenliğimizi ise artırıcı politikalar yürütüyoruz. Aynı zamanda bu dönüşümle birlikte toplumsal refah seviyemizi yükseltme ve uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirliği sağlama hedeflerimize de ulaşmayı amaçlıyoruz."

Ömer Bolat, iklim değişikliği ile mücadele konusunda uluslararası işbirliğinin önemli olduğuna da işaret etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan ise Türkiye'nin enerji dönüşümünü hızlandırarak karbonsuzlaşma politikalarını güçlendirdiğini söyledi.
2030'A KADAR 20 MİLYAR DOLARLIK ENERJİ YATIRIMI
Tancan, 2030 yılına kadar kamu ve özel sektör iş birliği ile 20 milyar dolarlık enerji verimliliği yatırımı gerçekleştireceklerini ifade ederek, bunun 2040 yılına kadar 46 milyar dolar değerinde enerji tasarrufu sağlamasını hedeflediklerini açıkladı. 
 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küresel ısınmanın tehdidi altındaki deniz kaplumbağaları için pilot uygulama</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuresel-isinmanin-tehdidi-altindaki-deniz-kaplumbagalari-icin-pilot-uygulama</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuresel-isinmanin-tehdidi-altindaki-deniz-kaplumbagalari-icin-pilot-uygulama</guid>
<description><![CDATA[ Ordu Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Onur Candan, &quot;Küresel ısınmanın deniz kaplumbağalarındaki etkisi, cinsiyet oranlarının dişi yönüne kayması şeklinde oluyor.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/12/thumbs-b-c-470c515832a0b0d9da1d4c4ca6064aca.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Küresel, ısınmanın, tehdidi, altındaki, deniz, kaplumbağaları, için, pilot, uygulama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Küresel ısınma tehdidiyle karşı karşıya olan caretta carettaların neslinin devamını sağlamak amacıyla başlatılan pilot uygulamalardan biri olan "kuluçkaların ikiye bölünmesi" işlemiyle popülasyondaki cinsiyet oranlarının dengelenmesi hedefleniyor.

Nesli tükenme tehlikesi bulunan canlılardan caretta carettaların mayıs ve haziranda başlayan yumurtlama döneminin ardından yumurtalardan çıkan yavrular suyla buluşuyor.

Küresel ısınma yavruların cinsiyetlerinin belirlenmesinde etkili oluyor. Cinsiyetleri yuva sıcaklığına göre belli olan deniz kaplumbağası yavruları, yüksek sıcaklıkta dişi, düşük sıcaklıkta ise erkek olarak yumurtadan çıkıyor.

Ordu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Onur Candan, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın deniz kaplumbağalarına etkilerine ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Prof. Dr. Candan, küresel ısınmanın yaban hayatına çok ciddi etki etmeye başladığını vurgulayarak, bu durumun ilerlemesiyle deniz kaplumbağası popülasyonundaki erkek sayısının azalacağını söyledi.

"Önlenemez şekilde çöküşe doğru gidecektir"

Candan, şöyle devam etti:

"Son yıllarda yuva sayılarındaki artışın sebeplerinden biri de küresel ısınmanın etkilerini görmeye başlamamızla ilgili. Bu artış ileride çok daha fazla olacak. Fakat bunun sonunda da popülasyonun cinsiyet bazlı yapısında ciddi bozulma meydana gelecek. Popülasyonun normal şartlarda bire bir oranda dişi-erkeğe sahip olması gerekir. Küresel ısınmanın deniz kaplumbağalarındaki etkisi, cinsiyet oranlarının dişi yönüne kayması şeklinde oluyor. Bu oranın özellikle yavrularda çok ciddi saptığını görüyoruz. Dişi sayısının artışı ergin popülasyonuna yansırsa deniz kaplumbağaları popülasyonu önlenemez şekilde çöküşe gidecektir."

"Önlem amaçlı pilot uygulamalar başladı"

Candan, popülasyondaki dişi sayısı ciddi boyutlara ulaştığında, örneğin 100 kaplumbağadan 90'ının dişi olması durumunda bunun popülasyonda öncelikle gen akışında aksamalara neden olacağına dikkati çekti.

Bu durumda çeşitliliğin azalacağına işaret eden Candan, "Çünkü erkek sayısı çok kısıtlı ve eğer erkek bireylerde meydana gelebilecek ölümler artarsa, o zaman çiftleşecek erkek kaplumbağa bulamayacaklar. Bu durumda da yavru üretimi gerçekleşmeyecek. Dünya çapında önlem amaçlı deneme çalışmaları başladı. Örneğin yuvaların soğutulmasına ilişkin pilot uygulamalar yapılıyor. Türkiye'de, kuluçkaların ikiye bölünmesi gibi gerçekleştirdiğimiz çalışmalar var. Çünkü yuva içerisindeki yumurtalar gelişirken de kendi içlerinde sıcaklık üretiyorlar. Buna 'metabolik ısınma' deniyor, mesela 1,5 dereceyi bulabiliyor. Yuvayı ikiye ayırdığınızda, içindeki 100 yumurtayı 50-50 böldüğünüzde buradaki sıcaklığı bir nebze olsun azaltma şansınız oluyor." diye konuştu.

"Deniz kaplumbağalarının Edirne'de yuvalaması küresel ısınmanın etkisi"

Alınan önlemlerin geçici olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Candan, sıcak yuvalardan çıkan yavruların daha hızlı geliştiğini ve yuvadan daha erken çıktığını söyledi.

Bu durumda kaplumbağaların boyunun çok küçük kaldığına dikkati çeken Candan, şunları kaydetti:

"Küçük boyutlu yavruların yüzme performansından sürünme performansına kadar her şeyi etkileniyor. Daha kolay av olabiliyorlar. Yayılış alanları değişmeye başlıyor. Deniz kaplumbağalarında böyle bir çalışma yaptık. Batıya doğru yeşil kaplumbağaların bir dağılıma başladığını gördük. Edirne'de deniz kaplumbağası yuvası görülmüş olması küresel ısınmanın sonucu. Çünkü hayvan yuvalamaya çıkacağı zaman örneğin Adana Yumurtalık kumsalına gelirken 'Vakit geldi hadi bir Yumurtalık'a gideyim.' demiyor. Bunu suyun sıcaklığıyla belirliyor. Enez'de tespit edilen yuvalar bu şekilde, zaten kuzeye doğru bir kayış vardı. Bunlar daha da artacak gibi görünüyor."

"Kıyamet doğa ve hayvanlar üzerinde başladı"

Küresel ısınmanın diğer yaban hayatına da olumsuz etkisi olduğunu anlatan Candan, bazı türlerin orman yangınları sonucu yok olmanın eşiğine geldiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüyle yaptığımız bir çalışma var. Ülkedeki orman yangınlarından sonra özel çevre koruma alanlarında sürüngen ve kurbağa türleriyle ilgili kullanım alanlarını tespit etme çalışması yaptık. Dalyan ve Fethiye bölgesinde bulunan kırmızı semender çok dar bir alan kullanıyor. Küresel ısınmayla orman yangınlarının da arttığını biliyoruz. Burada yangınlar sonucu kırmızı semender yok olduğunda dünyada başka bir yerde bu hayvan yok, tür tamamen dünya üzerinden kalkıyor. Yine küresel ısınmayla istilacı dediğimiz türlerin yayılış alanları artıyor. Bilim kurgu filmlerinde olur ya, şu an yaşadığımız o. Gerçekten cehennemin kapıları açıldı ve kıyamet doğa ve hayvanlar üzerinde başladı, dönüp dolaşıp bizi bulacak."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TÜBA’dan kaynakları koruma çağrısı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tubadan-kaynaklari-koruma-cagrisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tubadan-kaynaklari-koruma-cagrisi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) gıda ve su israfına karşı bilimsel farkındalığı artırmak, bu konuda araştırmaları teşvik etmek ve çözüm önerileri sunmak üzere TÜBA-Gıda ve Beslenme Çalışma Grubu Yürütücüsü Prof. Dr. Kazim Şahin ile Prof. Dr. İrfan Erol editörlüğünde hazırlanan “Gıda, Su Kaybı ve İsrafı” adlı eseri paylaştı. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/12/pexels-photo-29673591.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TÜBA’dan, kaynakları, koruma, çağrısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[TÜBA- Gıda ve Beslenme Çalışma Grubu son yıllarda hızla artan nüfus, düzensiz kentleşme, kontrolsüz sanayileşme ve iklim değişikliğinin küresel dinamikler, dünyada yaşanan büyük değişim ve sonuçlarını düzenlediği sempozyumda tartışmıştı. Alan uzmanları akademisyenler ve araştırmacıların katıldığı sempozyumdaki çalışmalar TÜBA tarafından eser haline dönüştürüldü. Eserle gıda ve su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda yol haritası ortaya konuldu. Gıda ve su israfının boyutlarını ortaya koyan eser, israfın azaltılması için yenilikçi ve sürdürülebilir stratejiler geliştirilmesi, toplumun tüm kesimlerinde farkındalık yaratılması ve bireyden topluma, yerelden küresele her paydaşın sorumluluğunu yerine getirmesi için bir rehber niteliği taşıyor. 

Dünyada üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri israf ediliyor

Akademi’nin Türkiye’nin bilimsel bilgi birikimine katkıda bulunma yanında küresel sorunlara çözümler sunan çalışmalara öncülük etme misyonunu yerine getirdiğinin altını çizen TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, yaşanan küresel değişimin en önemli sonuçlarından birinin, gıda ve su kaynaklarının verimli ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi konusunda karşılaşılan zorluklar olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Şeker: “Gıda ve su kaynaklarının daha verimli kullanıldığı, israfın minimuma indirildiği bir gelecek inşa etmek için hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Bugün geldiğimiz noktada dünya genelinde gıda ve su kaynaklarına erişim ve bu kaynakların dağılımı önemli bir sorun. Sadece ülkelerin ekonomik ve sosyal politikalarının değil, aynı zamanda küresel sürdürülebilirlik hedeflerinin de üzerinde tartışılmasına ihtiyaç var. Kaynakların sınırlı olmasından ziyade dağıtımın adaletli olmaması küresel düzeyde sorunları derinleştiriyor. Ne yazık ki, dünyada üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri israf edilmekte ya da kaybolmaktadır. Aynı şekilde, su kaynakları üzerindeki aşırı baskı ve dengesiz kullanım, bu hayati doğal kaynağın gelecekte ciddi bir krize dönüşebileceğini gösteriyor. Küresel ölçekte ekolojik, ekonomik ve sosyal sorunlara neden oluyor. Temiz suya erişimi olmayan milyonlar düşünüldüğünde insanoğlu için bu israfın önlenmesi gelecek nesillere karşı sorumluluk açısından da bir mecburiyet.” dedi. Eserin akademik dünyada, kamu politikalarında ve toplumsal farkındalık alanında önemli bir boşluğu dolduracağını belirten Şeker, eserin gıda ve su israfıyla mücadelede topluma ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlayacağına olan inancının tam olduğunu söyledi.



İsrafı önlemek için bireysel, toplumsal ve kurumsal stratejiler geliştirilmeli

TÜBA Asli Üyesi Prof. Dr. Kazim Şahin ise gıda ve su kaybı ile israfını önleme eyleminin bireysel, toplumsal ve kurumsal düzeylerde çeşitli stratejiler içerdiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Uysal “Bireysel düzeyde, ihtiyaçlar doğrultusunda alışveriş yaparak gereksiz gıda alımının önüne geçmek, gıdaların doğru şekilde saklanmasıyla bozulmalarını ve israfını önlemek, artan yemekleri yaratıcı tariflerle değerlendirmek veya dondurarak daha sonra kullanmak, ayrıca diş fırçalarken, bulaşık yıkarken veya banyo yaparken suyu kapatarak su tüketimini azaltmak önemlidir. Gıda ve su israfının zararları konusunda toplumu bilinçlendiren kampanyalar düzenlemek, okullarda ve toplum merkezlerinde bu konularda eğitim programları oluşturmak, ihtiyaç sahiplerine destek olmak amacıyla gıda bankalarının kurulmasını teşvik etmek gereklidir. Kurumsal ve politik düzeyde, gıda israfını önlemeye yönelik yasaların çıkarılması ve uygulanması, akıllı tarım uygulamaları ve su tasarrufu sağlayan sulama tekniklerinin kullanılması, tedarik zincirinde meydana gelen kayıpları azaltmak için lojistik süreçlerin iyileştirilmesi ve gıdaların taşınma ve depolanma koşullarının optimize edilmesi gerekmektedir. Teknolojik ve yenilikçi çözümler olarak, dronlar, sensörler ve yapay zekâ destekli sistemler kullanarak tarımda verimliliği artırmak ve su kullanımını optimize etmek, gıda atıklarının biyogaz üretimi veya organik gübre yapımı gibi yöntemlerle geri dönüştürülmesi, gıdaların daha uzun sure taze kalmasını sağlayan yenilikçi ambalajlama çözümlerinin geliştirilmesi ve kullanılması teşvik edilmeli.” dedi. Prof. Dr. Uysal işletmelerin gıda ve su israfını izleme, raporlama ve azaltma hedefleri belirlemeleri gerektiğini, tedarik zincirindeki tüm paydaşların iş birliği yaparak israfı önleme konusunda ortak projeler geliştirmelerine ihtiyaç olduğunu söyledi. ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürdürülebilir gelecek masaya yatırılacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/surdurulebilir-gelecek-masaya-yatirilacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/surdurulebilir-gelecek-masaya-yatirilacak</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Sürdürülebilir Kalkınma ve Finans Çalışma Grubu sürdürülebilirliğin dünyada giderek artan önemi ile ekonomi ve finans dünyasına yadsınamaz etkisinin derinliklerine inmek ve küresel ölçekteki zorluklarını masaya yatıracak. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/11/i-m-g-20210304-w-a0004.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sürdürülebilir, gelecek, masaya, yatırılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[“Sürdürülebilir Ekonomi ve Finansın Geleceği: Küresel Meydan Okumalar ve Fırsatlar” başlıklı sempozyum 29 Kasım Cuma günü Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Esenboğa Külliyesi’nde gerçekleştirilecek.

Sürdürülebilir ekonomik ve finansal politikaların geliştirilmesine yönelik stratejik yaklaşımlar ve küresel meydan okumaların üstesinden gelmek için yenilikçi çözümler öneren sempozyum programı; akademisyenler, politika yapıcılar, iş dünyası liderleri ve sivil toplum kuruluşları arasında etkileşimi teşvik ederek, sürdürülebilir bir gelecek için ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor.

20’den fazla konuşmacı yer alacak

Sürdürülebilir ekonomik büyüme ve finansal istikrarın sağlanmasında karşılaşılan zorlukların ele alınacağı sempozyum, tüm zorlukların üstesinden gelmek için çeşitli disiplinlerden gelen uzmanların görüşlerini bir araya gelecek. 10’dan fazla kurum ve üniversiteden 20’den fazla konuşmacının katılacağı sempozyum, sürdürülebilirlik konusunda farkındalığı artırmak, politika yapıcıları bilgilendirmek ve toplumun bu önemli konuya dair bilincini güçlendirmek için bir platform sunacak.

“Geleceğin sürdürülebilir finans ve ekonomi politikalarına dair yeni ufuklar”

İklim değişikliği, sosyal adalet, ekonomik eşitsizlikler, borçlanma kavramı, dijital dönüşüm ve çevresel sürdürülebilirlik gibi konuların dünya gündemini belirlediğini ifade eden TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, sempozyumun geleceğe yönelik stratejik çözümler üretmek için benzersiz bir fırsat olduğunu söyledi. Sürdürülebilir ekonomik büyüme ve finansal istikrar konularında yenilikçi ve stratejik yaklaşımların geliştirilmesinin, ancak disiplinler arası bir iş birliği ile mümkün olacağını dile getiren Şeker, sempozyumda sunulacak çalışmalar ve paylaşımların, Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen uzmanların bilgi ve deneyimleriyle harmanlanacağını, geleceğin sürdürülebilir finans ve ekonomi politikalarına dair yeni ufuklar açacağını belirtti. Prof. Dr. Şeker şöyle devam etti:

“TÜBA olarak, sürdürülebilir bir geleceğe yönelik atılacak adımlarda bilimin yol gösterici rolüne inanıyoruz. Bu tür etkinliklerin, toplumun farklı kesimlerini bir araya getirerek ortak bir vizyon oluşturma ve kalıcı çözümler üretme konusunda önemli katkılar sağladığına şüphe yoktur. Bu bağlamda, sempozyumumuzun tüm katılımcılara ilham verici, bilgi dolu ve yeni iş birliklerine kapı açıcı bir ortam sunacak.” 

TÜBA Sürdürülebilir Kalkınma ve Finans Çalışma Grubu Yürütücüsü Prof. Dr. Mehmet Bulut ise ele alınacak olan ekonomik ve finansal istikrarın sürdürülebilirliği, yeşil ekonomi stratejileri, dijital dönüşüm ve finansal inovasyon gibi küresel ve yerel öncelikler olacağını bildirdi ve sempozyumun yalnızca bilgi paylaşımı için değil, aynı zamanda yeni iş birliklerinin ve projelerin başlangıcı için de ilham verici bir ortam hazırladığının altını çizdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı yaşam için sağlıklı topraklara ihtiyacımız var</title>
<link>https://trafikdernegi.com/saglikli-yasam-icin-saglikli-topraklara-ihtiyacimiz-var</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/saglikli-yasam-icin-saglikli-topraklara-ihtiyacimiz-var</guid>
<description><![CDATA[ TEMA Vakfı, bu yıl 11-17 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Erozyonla Mücadele Haftası&#039;nı &quot;Sağlıklı Toprak, Sağlıklı Yaşam&quot; sloganıyla karşılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/11/ekran-resmi-2024-11-08-104110.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, yaşam, için, sağlıklı, topraklara, ihtiyacımız, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, "Toprak, gezegenimizin yaşam kaynağı. Aldığımız her nefeste, tükettiğimiz gıdada ve içtiğimiz her yudum suda toprak var. Ancak erozyon, iklim krizi ve sürdürülebilir olmayan tarım uygulamaları nedeniyle topraklarımız büyük tehdit altında. Her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğruyor. Topraklarımızın sağlığını korumak bir tercih değil, hepimizin sorumluluğu." diyerek toprağın önemini vurguladı. Hafta boyunca TEMA Vakfı tarafından çevrim içi seminerler, geleneksel Toprak Yürüyüşü, stant çalışmaları ve eğitim sunumları gibi çeşitli etkinlikler düzenlenecek.



HER YIL 12 MİLYON HEKTAR TARIM TOPRAĞI BOZULUMA UĞRUYOR

Tükettiğimiz gıdanın %95'inin topraktan sağlandığını ifade eden Deniz Ataç "Ne yazık ki erozyon, ormansızlaşma, yanlış arazi kullanımı, kirlilik gibi faktörler toprak sağlığını tehdit ederek verimliliğini ve yetiştirilen tarım ürünlerinin besin değerini azaltıyor. Her yıl yaklaşık 12 milyon hektar tarım toprağı bozuluma uğrayarak sağlığını, üretkenliğini kaybediyor ve bu durum hem gıda güvenliğimizi hem de insanların yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Birleşmiş Milletlerin 2023 Dünya Gıda Güvenliği Raporu'na göre, dünya genelinde 2,33 milyar insan yetersiz beslenirken, her 11 kişiden biri açlık çekiyor. Yetersiz beslenme sadece fiziksel sağlığı değil, ruhsal sağlığı da olumsuz etkiliyor." dedi.

TOPRAK BOZULUMU, GEZEGEN SAĞLIĞINI DA TEHDİT EDİYOR

Toprak bozulumu, toprağın biyolojik çeşitliliğini koruma, azot ve karbon döngüsü, su döngüsü ve iklim düzenleme gibi işlevlerini olumsuz etkileyerek gezegenin sağlığını da tehdit ediyor. Toprak sağlığını tehdit eden en büyük unsurların başında erozyon olduğunu vurgulayan Deniz Ataç, "Erozyon, toprağın en üretken ve bitki besin elementleri bakımından en zengin kısmı olan üst toprağı yok ediyor. Her yıl, tarım arazilerinin verimliliği için büyük öneme sahip azotta 23-42 milyon ton, fosforda ise 14.6-26,4 milyon ton kayba yol açan erozyon, 2,8 milyar ton karbon dioksit (CO₂) salınımına sebep oluyor. Toprak verimsizleştikçe kimyasal gübre kullanımı artıyor. Bu durum, iklim krizinin derinleşmesine, suların kirlenmesine ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına yol açıyor." dedi.

EROZYONLA MÜCADELE İÇİN TOPRAK SAĞLIĞI KORUNMALI

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, günümüzde sağlıklı ve verimli toprağa olan ihtiyacın her geçen gün arttığının altını çizerek "Erozyon, iklim krizi ve sürdürülebilir olmayan tarım uygulamaları gibi tehditlerle karşı karşıya kalan topraklarımız, geleceğimizin teminatıdır. Her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğrarken, topraklarımızın sağlığını korumak bir tercih değil, hepimizin sorumluluğudur." dedi.

Ayrıca Ataç, erozyonla mücadele etmek ve toprağı korumak için ağaçlandırma, teraslama, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, bozulmuş arazilerde restorasyon çalışmalarının yapılması ve bilinçlendirme kampanyalarının yürütülmesi gerekliliğine dikkat çekerek "Erozyonla mücadeleyi ülke çapında bir öncelik haline getirmeliyiz.  Unutmayalım ki, sağlıklı toprak, sağlıklı bir yaşamın temelidir." ifadeleriyle sağlıklı bir gelecek için hep birlikte hareket etmenin önemini vurguladı.

ÜLKE GENELİNDE FARKINDALIK ÇALIŞMALARI GERÇEKLEŞTİRİLECEK

Kurulduğu günden bu yana Türkiye'nin dört bir yanında erozyonla mücadele, ağaçlandırma, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ile ekosistem ve arazi tahribatlarının önlenmesi için çalışmalarını sürdüren TEMA Vakfı, bu yıl Erozyonla Mücadele Haftası kapsamında özellikle çocuklar ve gençler için eğitim sunumları ve çevrim içi seminerlerle çevre farkındalığını artırmayı hedefliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’deki 5 kıyı kuşu türü tehlike altında</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyedeki-5-kiyi-kusu-turu-tehlike-altinda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyedeki-5-kiyi-kusu-turu-tehlike-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) 16 kuş türünün durumunun kötüye gittiğini açıkladı. Bunlardan 5’i Türkiye’de görülen türler. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/11/1730902152-k-z-l-kumkus-u-i-brahim-uysal.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’deki, kıyı, kuşu, türü, tehlike, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[ IUCN, 2024 Ekim ayında dünya genelinde 16 kıyı kuşu türünün tehdit kategorisini yükselterek bu türlerin neslinin iyiye gitmediğini duyurdu. Son veriler, göçmen kıyı kuşlarının popülasyonlarındaki ciddi azalmayı dolayısıyla pek çok ekosistemin de iyi durumda olmadığını ortaya koyuyor.

Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) bugün her sekiz kuş türünden birinin nesli tükenme riskiyle karşı karşıya bulunduğunu söylüyor. Ayrıca dünya çapında kuş türlerinin yüzde 60’ının azalmaya devam ettiğine dikkat çekiyor.  



Dünya Doğa Koruma Birliği’nin yapmış olduğu araştırma kapsamında Türkiye’de de 5 kıyı kuşu türünün tehlike statüsü artmış oldu. Tehlike statüsü artan kıyı kuşları ise şöyle:

Gümüş yağmurcun (Pluvialis squatarola): Yüksek bir dağılıma sahip olsa da son üç nesilde %30 oranında azalma gösteriyor ve ‘Yaygın’ (LC) kategorisinden iki kategori birden atlayarak “Hassas” (VU) olarak listeleniyor. Habitat kaybı, avlanma ve rahatsızlık gibi tehditler başlıca nedenler arasında yer alıyor.

Sürmeli kumkuşu (Limicola falcinellus): Son 13 yılda %30’un üzerinde bir azalma gösteren bu tür, Avrupa’daki üreme alanlarında habitat kaybı ve göç yollarında çeşitli tehditlerden etkileniyor ve ‘Yaygın’ (LC) kategorisinden iki kategori birden atlayarak “Hassas” (VU) olarak listeleniyor.

Taşçeviren (Arenaria interpres): 750.000 - 1.750.000 arasında bireyden oluşan bu tür, geniş yayılışı olmasına rağmen son üç nesilde %20-29 oranında azalma ile ‘’Yaygın’’ kategorisinden "Tehlike Altına Girmeye Yakın” (NT) kategorisine geçti.

Kızıl kumkuşu (Calidris ferruginea): Son üç nesilde %30-49 oranında bir düşüş yaşayan bu tür, habitat kaybı, iklim değişikliği ve avlanma gibi nedenlerden dolayı risk altında. Tür, “Tehlike Altına Girmeye Yakın” (NT) kategorisinden “Hassas” (VU) kategorisine yükseldi.

Kara karınlı kumkuşu (Calidris alpina): Geniş bir popülasyona sahip olmasına rağmen %20-29 oranında bir azalma gösterdiği için ‘Yaygın’ (LC) kategorisinden iki kategori birden atlayarak “Hassas” (VU) kategorisine geçti.

SULAK ALANLARIN KORUNMASI VE RESTORASYONUNUN ACİL YAPILMASI GEREKİYOR

Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Şafak Arslan; “IUCN, 16 kıyı kuşunun kırmızı liste kategorisi için bir güncelleme yayınladı. Açıklanan son güncellemede Türkiye’den 5 kıyı kuşu türü de yer alıyor. Listedeki tüm türlerin kırmızı liste kategorisi yükseltildi. Bu güncelleme, kıyı kuşlarının karşı karşıya olduğu tehditlerin sadece yerel değil, küresel boyutlarda ele alınması gerektiğini vurguluyor. IUCN, hükümetlerin ve ilgili kuruluşların sınır ötesi iş birliği yaparak, kıyı kuşlarının korunması için acil adımlar atması gerektiğini belirtiyor.  Listenin içerisinde yer alan türler Türkiye için kış göçmeni statüsünde bulunuyor ve kış aylarını Türkiye’deki sulak alanlarda geçiriyor. Bu bağlamda türlerin korunması için sulak alanlarımızın korunmasının ve restorasyonunun aciliyeti bir kez daha görünüyor”  dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göç ve Diaspora Vakfının Suriye&amp;apos;ye ilişkin raporları yayımlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/goec-ve-diaspora-vakfinin-suriyeye-iliskin-raporlari-yayimlandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/goec-ve-diaspora-vakfinin-suriyeye-iliskin-raporlari-yayimlandi</guid>
<description><![CDATA[ Göç ve Diaspora Vakfınca hazırlanan &quot;Türkiye&#039;den Suriye&#039;ye Geleceğin İnşası: Eğitim Raporu&quot; ile &quot;Suriye Saha Gözlem Raporu&quot; kamuoyuna açıklandı. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/thumbs-b-c-2baa234157ef916bc93ed20c27baac07.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Göç, Diaspora, Vakfının, Suriyeye, ilişkin, raporları, yayımlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Vakfın eğitim raporunda, 2024'ten itibaren Türkiye'deki Suriyelilerin eğitim alma oranında artış görülmekle beraber dil bariyeri ve entegrasyon konusundaki sorunların devam ettiği belirtildi.

Genç yaş gruplarında eğitime katılımın yetişkinlere göre daha yüksek olduğu, ülkelerine dönen veya dönmeyi planlayanlar için güvenli, gönüllü ve onurlu dönüş süreçlerinin uluslararası işbirliğiyle desteklenmesi gerektiği kaydedilen raporda, savaş sonrası tahribata uğrayan eğitim altyapısının yeniden kurulması ve eğitim sürecinin sürekliliğinin sağlanmasının önemi aktarıldı.

Suriye'de uzun süreli kesintinin ardından eğitimin devam edebilmesi için yeni programların oluşturulması gerektiğine dikkat çekilen raporda, şunlar ifade edildi:

"Öğretmenlerin yeniden eğitilmesi ve okulların fiziki yapılarının onarılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra Türkiye'de eğitim almış ve farklı bir müfredata adapte olmuş Suriyeli öğrencilerin, kendi ülkelerindeki eğitim sistemine uyum sağlamaları için özel destekleyici programların devreye girmesi zorunlu hale gelecektir. Türkiye'de kalmaya devam eden Suriyeliler açısından ise eğitim, hem bireysel gelişim hem de toplumsal uyum için belirleyici bir faktör olacaktır. Hem Suriye'de yeniden inşa sürecine katkı sağlayabilecek nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi hem de Türkiye'de sosyal ve ekonomik hayata etkin katılımı sağlamak için mesleki ve teknik eğitimlerin teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu noktada, uluslararası kuruluşlarla işbirliği yaparak düzenlenecek eğitim projeleri, her iki tarafın da entegrasyon sürecini daha verimli hale getirebilir."

Söz konusu raporda, Suriye'de ikinci yabancı dil olarak önce İngilizce ve Fransızca, 2014 yılında ise Rusçanın eğitim müfredatına dahil edildiği belirtilerek, son yıllarda yaşanan bölgesel ve küresel gelişmeler ışığında Türkçenin Suriye'de ikinci yabancı dil olarak öğretilmesinin anlamlı olacağı bildirildi.

Suriyelilerin Türkiye'deki eğitim süreçlerinde kazandıkları bilgileri kendi ülkelerinde de devam ettirebilmeleri ve uyum sorunları yaşamamaları için ortak bir müfredatın geliştirilebileceği raporda aktarıldı.

 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en kirli şehri belli oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-kirli-sehri-belli-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-kirli-sehri-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Vietnam&#039;ın başkenti Hanoi dünyanın en kirli şehri seçildi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/d-u-n-y-a-n-i-n-e-n-k-i-r-l-i-s-e-h-r-i-b-e-l-l-i-o-l-d-u-500119-148024.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, kirli, şehri, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Hükümet yetkilileri, son haftalarda Hanoi’de yoğun bir sis olduğuna dikkat çekerek, sorunu hafifletmek için elektrikli araç kullanımını teşvik edeceğini açıkladı.

Bağımsız küresel hava kirliliği bilgileri sağlayan AirVisual'a göre, PM2.5 olarak bilinen tehlikeli küçük partikül seviyesinin sabahın erken saatlerde Hanoi'de metreküp başına 266 mikrogram olarak ölçüldü ve bu seviye en kirli şehirler listesindeki en yüksek değer oldu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Orman teşkilatı geçen yıl yaklaşık 500 milyon fidanı toprakla buluşturdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/orman-teskilati-gecen-yil-yaklasik-500-milyon-fidani-toprakla-bulusturdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/orman-teskilati-gecen-yil-yaklasik-500-milyon-fidani-toprakla-bulusturdu</guid>
<description><![CDATA[ Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, 2024 yılında 96 bin hektarda ağaçlandırma çalışmaları yaptıklarını belirterek, &quot;Yaklaşık 500 milyon fidanı toprakla buluşturduk ve ülkemizin yeşiline yeşil katmış olduk.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/thumbs-b-c-01a5f19ad8b9ed76e02709fd8f1ef7c9.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Orman, teşkilatı, geçen, yıl, yaklaşık, 500, milyon, fidanı, toprakla, buluşturdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Karacabey, AA muhabirine, Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) geçen yıl yaptığı ağaçlandırma çalışmaları başta olmak üzere orman yangınlarıyla mücadele faaliyetleri ve 2025 yılı hedeflerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Ormanların güçlendirilmesi için 2024'te ağaçlandırma çalışmalarına devam ettiklerini aktaran Karacabey, "Toplamda 96 bin hektar alanda çalışma yaparak yaklaşık 500 milyon fidanı toprakla buluşturduk ve ülkemizin yeşiline yeşil katmış olduk. Bu sayede de özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı olan 7 milyar fidan hedefini gerçekleştirip, son 20 yılda diktiğimiz fidan sayısını 7,5 milyara ulaştırmış olduk." diye konuştu.

Karacabey, bu çalışmalar sayesinde sadece orman varlığını artırmakla kalmadıklarını, ülke topraklarının erozyonla kaybolmasının da önüne geçtiklerini vurguladı.

Geçmiş yıllarda 500 milyon ton olan yılda kaybolan toprak miktarını 113 milyon tona düşürdüklerini, hedeflerinin bunu daha da aşağıya çekmek olduğunu belirten Karacabey, ağaçlandırma çalışmalarının yanı sıra ormanların bakımını da yaptıklarını anlattı.

Karacabey, bu sayede elde ettikleri ürünleri ülke ekonomisine kazandırdıklarına işaret ederek, "2017 yılında yaklaşık 800 milyon dolar olan ağaç orman ürünleri ithalatından kaynaklı açığı kapatıp, 2024 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 1 milyar dolar cari fazla elde edilmesini sağladık." dedi.

Orman köylülerine destek bütçesi arttı

Orman köylülerinin kalkındırılmasının da asli görevlerinden biri olduğuna değinen Karacabey, Orman ve Köy İlişkileri (ORKÖY) Dairesi Başkanlığı sayesinde 2024'te 10 bin 500 aileye 2 milyar lira tutarında yüzde 20'si hibe, yüzde 80'i faizsiz kredi olmak üzere kaynak aktardıkları bilgisini verdi.

Karacabey, orman köylerinde yaşayan vatandaşların bir taraftan hayat şartlarını iyileştirirken, diğer taraftan ek gelir elde etmelerini sağladıklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Bu çerçevede yürüttüğümüz en önemli faaliyetlerden biri, köylerimizdeki vatandaşlarımızın evlerinin elektrik ihtiyacını çatılarına kurduğumuz güneş enerjisi panelleriyle sağlamak oldu. Bu sayede onların hem giderlerinin azalmasını sağlarken, aynı zamanda da konforlu ortam sağlamış olduk. 2025 yılında da inşallah ORKÖY bütçesini 2,5 milyar liraya çıkarıyoruz."

"Yapılan her işlem kayıt altına giriyor"

Ormanların korunmasına ilişkin yeni uygulamaları devreye aldıkları bir yılı geride bıraktıklarını vurgulayan Karacabey, şöyle konuştu:

"Kısaca 'ETB' diye ifade ettiğimiz Elektronik Taşıma Belgesi Sistemi'ne geçtik. Birleşmiş Milletlerin (BM) ormansızlaşmayla ilgili tüzüğü yayımlandı ve bu tüzüğe göre orman ürünlerinin ilk üretildiği yerden son tüketiciye ulaşıncaya kadarki seyrinin takip altına alınması, kontrol altına alınması hükmü getiriliyor. Biz de bunu sağlayabilmek maksadıyla yaşlandığı için veya bakım gereği ya da hastalandığından dolayı ormandan çıkarılması gereken ağaçları barkodla bulunduğu yerden itibaren kayıt altına alıyoruz. Ondan sonraki yolculuğunu da yine barkodla birlikte ETB ile izlemeye almış oluyoruz. Böylece yapılan her işlem kayıt altına girmiş oluyor. Böylece ormansızlaşmayla ilgili herhangi bir açık da kalmamış oluyor."

Karacabey, Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadelesinin birçok ülke tarafından hayranlıkla izlendiğine dikkati çekerek, bu kapsamda dünyada bugün kullanılan teknolojinin en yenisini kullandıklarını ifade etti.

ABD'den sonra ormanları gözetlemede ve yangınların yönetiminde İnsansız Hava Aracı (İHA) kullanan ikinci ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Karacabey, "Bu konuda Avrupa'da ilk ülkeyiz. Aynı zamanda dünyada sadece 5 ülkede bulunan ve Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Otağ' ismini verdiği ormanların gözetilmesi ve yangınların yönetilmesinde de kullandığımız, sadece 10 dakika içinde bize tamamen en ayrıntılı şekilde harita üretebilecek teknolojiyle donatılmış uçağımız bulunuyor." dedi.

Karacabey, 2024'te orman yangınlarının seyri ve alevlerle mücadelede yapay zekayı da kullanmaya başladıklarını anımsatarak, bu kapsamda başarılı bir yılı tamamladıklarını söyledi.

"Mücadeleyi tüm kesimlere yaygınlaştıracağız"

Geçmiş yıllarda yaşanan büyük orman yangınlarıyla mücadeledeki tecrübelerden yola çıkarak hava gücünü artırdıkları bilgisini paylaşan Karacabey, şu değerlendirmede bulundu:

"2002'de 73 ton olan bir seferde su atma kapasitesini 400 tonun üstüne çıkardık. Aynı zamanda yer ekiplerimizin sayısını da yüzlü rakamlardan bugün 1600-1700'lere ulaştırdık. Sadece arazöz sayısını 25 bine çıkardık. Bugüne kadar elde edilmiş olan bu başarıları, bundan sonra elde edilecek başarıların garantisi olarak görmüyoruz. 'Bugüne kadar yapabildiysek bundan sonra da yapabiliriz.' düşüncesi bizi rehavete asla düşürmemeli. Bu yılki stratejimiz Sayın Bakanımızın da özellikle her seferinde vurguladığı gibi orman yangınlarıyla mücadelede asıl başarı, yangının çıkmamasını sağlayabilmektir."

Karacabey, orman yangınlarının önlenmesi konusunda daha çok gayret etmeleri gerektiğine dikkati çekerek, "Mücadelemizi, Milli Eğitim Bakanlığımız ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın yakın zamanda imzalayacakları protokolle ilkokul, ortaokul ve liseden başlamak üzere öğrencilerimizi de bu işin içine katarak, onlar vasıtasıyla ailelerine ulaşarak toplumun tüm kesimine yaygınlaştırmayı düşünüyoruz." şeklinde konuştu.

"Yanan ormanlarımızın tamamı, istisnasız tekrar ormanlaştırılıyor"

Yangınların çıkış sebebinden yüzde 88'inin insan kaynaklı olduğunu vurgulayan Karacabey, bu konuda toplum olarak daha duyarlı olunması halinde bunun önüne geçileceğini bildirdi.

Karacabey, yaşı ve sağlığı müsait bütün vatandaşları orman yangını gönüllüsü olmaya davet ederek, "O eğitimi alsınlar ve bir yangın olduğunda da ihtiyaç duyduğumuzda bizimle birlikte çalışsınlar, yardımcı olsunlar." ifadesini kullandı.

Yanan orman alanlarının imara ve turizme açıldığı veya başka maksatlarla kullanıldığı yönünde aslı olmayan haberlerin yayıldığına dikkati çeken Karacabey, şunları kaydetti:

"Cumhuriyet tarihinde yangına maruz kalmış alanlardan ormanlaştırmanın dışında başka maksatla kullanılan bir karış yer bulunmuyor. Yani yanan ormanlarımızın tamamı, istisnasız tekrar ormanlaştırılıyor. Basında zaman zaman paylaşılan birtakım fotoğraflar oluyor, 'Yanmadan önce ormandı, sonrasında otel yapıldı.' diye. Bu yerler ya çok öncesinden kanun çerçevesinde izin verilmiş yer ya da orman olmayan mülkiyeti vatandaşa ait olan yerler olabiliyor. 2021'de büyük yangından etkilenen alanlarımızın tamamı şu an itibarıyla ormanlaştırılmış durumda. İkinci olarak da bu yangınlar sırasında bugüne kadar maalesef 142 arkadaşımız şehit oldu. İnşallah bir daha böyle acılar yaşamayalım. Bunun için de hepimize düşen görev daha dikkatli olmak. Bu konuda gayret edersek olumlu, daha güzel sonuçlar alacağımıza inanıyoruz."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Türkeş: Türkiye, yeniden kurak döneme girecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/prof-dr-turkes-turkiye-yeniden-kurak-doeneme-girecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/prof-dr-turkes-turkiye-yeniden-kurak-doeneme-girecek</guid>
<description><![CDATA[ Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, &quot;Yağışlara sevindik fakat Türkiye önümüzdeki 10 gün, ilk birkaç gün Batı Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz kıyıları dışında Sibirya yüksek basıncının etkisinde kalacak. Kuvvetli yüksek basınç koşulları nedeniyle de ilk birkaç gün Türkiye&#039;nin yaklaşık batı yarısında beklenen yağışlar dışında, genel olarak yeniden kurak bir döneme gireceğiz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/p-r-o-f-d-r-t-u-r-k-e-s-t-u-r-k-i-y-e-y-e-n-i-d-e-n-k-u-r-a-k-500508-148151.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Türkeş:, Türkiye, yeniden, kurak, döneme, girecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, küresel iklim değişikliğinin hava sıcaklıkları ve yüzey suyu sıcaklıklarındaki dengenin değişmesine neden olduğunu belirtti. Türkiye'nin birçok bölgesinde ve İzmir'de yağışların geç başladığını dile getiren Prof. Dr. Murat Türkeş, "Ekim ve kasım dönemindeki yağışlarla İzmir'de kuraklığın etkisi azaldı ama uzun süreli kuraklığın etkisi devam ediyor. Bunu özellikle barajların, göletlerin, akarsuların, derelerin su seviyelerinin düşük olmasından, toprak neminin azalmasından, bitki örtüsü ve tarımsal ürünlerin durumundan anlıyoruz" dedi.

'NORMALLERİNE GÖRE DAHA SICAK OLACAK'

Türkiye'nin kısa bir sürede yeni yıldan hemen öncesinden başlayarak yağışlı hava sistemlerinden yüksek basınç koşullarına geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Türkeş, "Yağışlara sevindik fakat Türkiye önümüzdeki 10 gün, ilk birkaç gün Batı Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz kıyıları dışında Sibirya yüksek basıncının etkisinde kalacak. Kuvvetli yüksek basınç koşulları nedeniyle de ilk birkaç gün Türkiye'nin yaklaşık batı yarısında beklenen yağışlar dışında, genel olarak yeniden kurak bir döneme gireceğiz. Hava sıcaklıklarının en az 10 gün Kuzeydoğu Anadolu dışında, Türkiye'nin hemen hemen tamamında normallerine göre daha sıcak olması bekleniyor" diye konuştu.

'DENİZ YÜZEY SICAKLIKLARI HAVA SOĞUĞUNDA BİRDEN DÜŞMÜYOR'

Türkiye'nin büyük bir bölümünde sonbaharın normalden daha sıcak ve kurak geçtiğini hatırlatan Türkeş, hava sıcaklıklarındaki artışın deniz yüzey suyu sıcaklıklarına da yansıdığını söyleyerek, "Karadeniz ve Marmara kıyılarında deniz yüzey sıcaklıklarının sonbahar ortalaması 20-23 santigrat derece, Ege kıyılarında 22-24 santigrat derece, Akdeniz'de 24-27 santigrat derece. Ancak bu sonbaharda deniz yüzey sıcaklıkları, Akdeniz havzasında ve Türkiye kıyılarında normallerinden 1-2 santigrat derece daha sıcaktı. Orta ve Doğu Karadeniz'de ise normallerinden 2-3 santigrat derece daha sıcak gerçekleşti. Türkiye kıyılarında deniz yüzey sıcaklıklarındaki normallerinden daha sıcak olma durumu ocak ayında da sürecek gibi gözüküyor. Çünkü deniz yüzey sıcaklıkları hava soğuduğunda birden düşmüyor. Ocak ayında da Türkiye kıyılarında normallerinden 1-3 santigrat derece daha yüksek deniz yüzey sıcaklıkları ile karşı karşıya kalacağımızı söyleyebilirim" dedi.

'EKOSİSTEMİ OLUMSUZ ETKİLİYOR'

Deniz yüzey sıcaklıklarının normalinden daha sıcak olması ve bu durumun uzun sürmesinin denizlerdeki ekosistemleri ve biyoçeşitliliği olumsuz etkilediğine dikkati çeken Prof. Dr. Türkeş, "Türkiye'nin denizlerinin normalden daha sıcak olması, istilacı yabancı türlerin Akdeniz, Ege, Marmara'daki artışını açıklamış oluyor. Geçmişte yaşadığımız yoğun müsilajın nedenlerinden biri kirlilik ancak o dönemde de deniz suyunun normallerinden çok sıcak olduğu bir döneme karşılık geldiğini gördük. Kirlilik ve deniz suyunun normallerinden daha sıcak olması, denizde ekosistem sorunlarına yol açabiliyor" diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beylikdüzü&amp;apos;nde dere yolundan akan su denizi kirletiyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/beylikduzunde-dere-yolundan-akan-su-denizi-kirletiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/beylikduzunde-dere-yolundan-akan-su-denizi-kirletiyor</guid>
<description><![CDATA[ Beylikdüzü&#039;nün Gürpınar sahilinde dereden denize akan kirli su çevreye zarar veriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/thumbs-b-c-1aa28599f7cc0a0d7b9821d5caafce5a.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beylikdüzünde, dere, yolundan, akan, denizi, kirletiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Dereağzı Mahallesi'nde bulunan dere yolundan akan kirli su nedeniyle oluşan kötü kokudan vatandaşlar rahatsız oluyor.

Denize boşaldığı noktada suyun renginin belirgin şekilde değiştiği görülüyor.



Çevre sakinleri, bu soruna çözüm bulunmasını yetkililerden talep ediyor.

Mahalle sakinlerinden İlhan Zimer, yıllardır yaşadıkları durum nedeniyle bölgeye kötü kokuların yayıldığını söyledi.

Bundan rahatsız olduklarını dile getiren Zimer, "Yukarıdaki mahallenin altyapısı kurtarmadığı için bu görüntü meydana geliyor. Bazen yağmur yağdığı zaman rögar taşıyor. Yağmur suyu kanallarına karışan pis su denize akıyor. Altyapı sorunu da var. Zaman zaman kötü kokular da geliyor. Zaten suyun yüzeyinde pislikleri görüyoruz. Biz, bunu yıllardır çekiyoruz." diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi&amp;apos;nde 2 günde 161 &amp;quot;kirlilikle mücadele&amp;quot; denetimi yapıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-2-gunde-161-kirlilikle-mucadele-denetimi-yapildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-2-gunde-161-kirlilikle-mucadele-denetimi-yapildi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Marmara Denizi&#039;ne kıyısı olan 7 ilde eş zamanlı olarak denetim ve izleme çalışması başlatıldığını, 2 günde 161 denetim yapıldığını bildirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/thumbs-b-c-5e01556e0132865352b8f909f0efd903.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizinde, günde, 161, kirlilikle, mücadele, denetimi, yapıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Marmara Denizi'ne kıyısı olan 7 ilde eş zamanlı denetim ve izleme çalışması başlatıldığı ifade edildi.

Açıklamada, 2 günde 161 denetim gerçekleştirildiği belirtilerek şunlar kaydedildi:

"Kurulu kapasitesi 5 bin metreküp üzerinde olan 146 atık arıtma tesisindeki kirleticileri sürekli izleme merkezlerinden online olarak takip ediyoruz. Bin metreküpün üzerinde atık su deşarjı olan işletmeleri sürekli izleme merkezi kapsamına aldık. Denetim kapsamına alınan tesislerin çıkışlarından, gerekli analizleri yapılmak üzere atık su numuneleri topladık. İzleme ve denetim çalışmalarımızı düzenli olarak sürdüreceğiz."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Gülle: Kış kuraklığı yaşıyoruz</title>
<link>https://trafikdernegi.com/prof-dr-gulle-kis-kurakligi-yasiyoruz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/prof-dr-gulle-kis-kurakligi-yasiyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi&#039;nden Prof. Dr. İskender Gülle, Göller Bölgesi&#039;nin sulak alanlarından Eğirdir, Beyşehir ve Burdur göllerindeki su seviyesinde büyük azalma olduğunu belirterek, &quot;İnanılmaz derecede kış kuraklığı yaşıyoruz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/b42d7162-4c60-4a24-a088-b0d8d770653e.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Gülle:, Kış, kuraklığı, yaşıyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Burdur Gölü'nde gazetecilere açıklama yapan Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İskender Gülle, sulak alanlardaki kuraklığa ilişkin bilgi verdi. Prof. Dr. İskender Gülle, "Şu anda kışın ortasındayız. Bölgede en sert geçmesi gereken, en yoğun yağış görmemiz gereken aylardayız. Adeta yazdan kalma bir gün, ilkbahar havası yaşıyoruz. Bu durum belki bazılarımızın hoşuna gidebilir fakat çevre, doğa için manzara güzel değil. Son yıllardaki yağış azalmaları başta sulak alanlar olmak üzere bütün çevreyi etkiliyor. Göller Bölgesi'nin sulak alanları, başta Eğirdir Gölü olmak üzere Beyşehir Gölü ve Burdur Gölü'nde su seviyesinde çok büyük kayıplar var" dedi.

'DOĞADA BİR ŞEYLER YOLUNDA GİTMİYOR'

Prof. Dr. Gülle, "Özellikle Burdur Gölü açısından bakacak olursak, her zaman değindiğimiz gibi yarım asırlık bir dönemde 20 metrenin üzerinde bir seviye kaybı ve hacminin yarısını kaybetmiş durumda. Bu aslında bir gösterge. Çevredeki akarsuların ve göllerin kuruyor olması, su seviyelerinin hızla düşüyor olması bize bir şeyler anlatıyor. Doğada bir şeyler yolunda gitmiyor. Bu yolunda gitmeyen şey de doğanın kan damarları olan hidrolojik yapı gittikçe bozuluyor" diye konuştu.

'DOĞRUDAN İNSAN ETKİSİ ÇOK FAZLA'

Su kaynaklarının azalmasındaki insan etkisine değinen Prof. Dr. Gülle, "Doğrudan insan etkisi çok fazla. Bu bölgede yıllardır akarsular üzerine kurulmuş gereğinden fazla baraj, gölet var. İhtiyaçtan fazla, acımasızca çekilen yer altı suları hidrolojik yapıyı bozmamızdaki başlıca etken oldu. 2000'lerin başında hissetmeye başladığımız yağış rejimindeki değişim, şu anda bulunduğumuz noktada inanılmaz düzeye ulaştı. Bu yıl kış mevsiminin daha yağışlı geçmesini bekliyorduk, şu anda her tarafın kar olması gerekiyordu. İnanılmaz derecede kış kuraklığı yaşıyoruz" dedi.

BURDUR GÖLÜ'NDE SON DURUM

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün yaptığı ölçümlerde su kotu 857,44 metre ile en yüksek düzeyine Mayıs 1974'te ulaşan Burdur Gölü, Aralık 2024'te yapılan ölçümde 836,65 metreye geriledi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre; Burdur'da 2023 yılında metrekareye 556,1 kilogram yağış düşerken, bu rakam 2024 yılında 427,50 kilogram ölçüldü. ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;ndeki kirlilik için &amp;quot;altyapı yetersizliği&amp;quot; vurgusu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-kirlilik-icin-altyapi-yetersizligi-vurgusu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-kirlilik-icin-altyapi-yetersizligi-vurgusu</guid>
<description><![CDATA[ Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Tolga Dinçer: - &quot;Altyapının yetersizliği nedeniyle 10 yılı aşkın süredir Çiğli Arıtma Tesisi&#039;nden yeterli düzeyde arıtılmayan suyun deşarjlarının yapıldığı gerek uydu görüntülerinden, gerekse gözlem ve araştırma sonuçlarımızdan anlaşılıyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/izmir-korfezindeki-kirlilik-icin-altyapi-yetersizligi-vurgusu-1727732236.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezindeki, kirlilik, için, altyapı, yetersizliği, vurgusu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ege Üniversitesi (<strong>EÜ</strong>) Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı <strong>Prof. Dr. Tolga Dinçer</strong>, İzmir Körfezi'ndeki kirliliğe ilişkin, "Altyapının yetersizliği nedeniyle 10 yılı aşkın süredir Çiğli Arıtma Tesisi'nden yeterli düzeyde arıtılmayan suyun deşarjlarının yapıldığı gerek uydu görüntülerinden, gerekse gözlem ve araştırma sonuçlarımızdan anlaşılıyor." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Ticaret Odasından (<strong>İZTO</strong>) yapılan açıklamaya göre, İzmir Balıkçılık Çalışma Grubu 34'üncü toplantısı İZTO Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Mehmet Şahin Çakan </strong>başkanlığında yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Toplantıda EÜ Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı <strong>Prof. Dr. Tolga Dinçer</strong>, İzmir Körfezi'nde yaşanan balık ölümleri ve kirlilikle ilgili sunum yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dinçer, özellikle iç körfezde su sirkülasyonunun kısıtlı olması nedeniyle suların sıcak mevsimlerde dış körfez bölgelerine göre daha fazla ısındığını, bunun iç körfez ekosistemini daha da kırılgan hale getirdiğini anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Nüfus ve alt yapının yetersizliğinin sorunu büyüttüğünü belirten Dinçer, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"2000 yılında Büyük Kanal Projesi'nin devreye sokulmasıyla körfez ekosistemi çok ciddi bir düzelme sürecine girdi. Ancak ilerleyen yıllarda nüfusun giderek artması nedeniyle mevcut alt yapının yetersiz kalması sorunun büyümesine neden oldu. Altyapının yetersizliği nedeniyle 10 yılı aşkın süredir Çiğli Arıtma Tesisi'nden yeterli düzeyde arıtılmayan suyun deşarjlarının yapıldığı gerek uydu görüntülerinden, gerekse gözlem ve araştırma sonuçlarımızdan anlaşılıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dinçer körfezde yüksek miktarda besleyici elemente bağlı aşırı alg üremesi olduğunu dile getirerek, "Körfezden alınan balık numuneleri üzerinde yapılan mikrobiyolojik çalışmalar neticesinde, balıklarda hastalığa sebep olacak herhangi bir bakteriyel ve paraziter etkene rastlanmamıştır." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İZTO Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Mehmet Şahin Çakan </strong>ise körfezin 1979'dan beri balık avcılığına kapalı olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Körfezdeki toplu balık ölümlerinin balıkçılık sektörünü olumsuz etkilediğini aktaran Çakan, "İzmir'de gerçekleştirilen balıkçılık faaliyetleri genellikle açık deniz avcılığına dayanmakta olduğundan bu durum tüketici sağlığı açısından bir tehlike unsuru oluşturmuyor. Bu bağlamda kritik olan avlanan balıkların menşei. Yasal düzenlemelere göre, kökeni belirsiz olan balıkların satışı kesinlikle yasak." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Toplantıya sektörle ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri de katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;nde balık ölümleri sürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-balik-oelumleri-suruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-balik-oelumleri-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi&#039;nde ölen çok sayıda balık kıyıya vurdu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/izmir-korfezinde-balik-olumleri-suruyor-1727683471.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezinde, balık, ölümleri, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Karşıyaka ilçesinde Bostanlı iskele, Bayraklı ilçesinde Turan Mahallesi, Konak ilçesinde Alsancak ve Konak iskeleleri bölgelerinde çok sayıda ölü balık görüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kıyıya vuran balıklar, belediye ekiplerince toplandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık ölümlerinin yanı sıra kötü koku da körfez çevresinde etkili oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentte 20 Ağustos'ta Bayraklı ilçesi Turan Sahili'ne ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için çalışma başlatılmıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kilis&amp;apos;te sulama göletinde sular çekilince balık ölümleri yaşandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kiliste-sulama-goeletinde-sular-cekilince-balik-oelumleri-yasandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kiliste-sulama-goeletinde-sular-cekilince-balik-oelumleri-yasandi</guid>
<description><![CDATA[ Kilis&#039;in Musabeyli ilçesindeki Balıklı Göleti&#039;nde suyun çekilmesi üzerine çok sayıda balık öldü. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/kiliste-sulama-goletinde-sular-cekilince-balik-olumleri-yasandi-1727686550.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kiliste, sulama, göletinde, sular, çekilince, balık, ölümleri, yaşandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Balıklı köyündeki gölette yağışların az olmasından dolayı sular çekildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Suların çekilmesiyle birlikte birçok balık ölürken, bazıları da balçığa saplandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıklı köyü sakinlerinden Şerafettin Özçelik, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Göletin kurumasıyla balık ölümleri ve çevre kirliliği yaşandı. Pis koku ve sinekler köy halkını rahatsız etmeye başladı. Göletin kurumasından dolayı biber üreticileri de zor durumda. Buna yetkililerin çözüm bulmasını istiyorum" dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özçelik, Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi'nin (HAYDİ) gölete gelerek incelemelerde bulunduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye, açık denizlerdeki biyolojik çeşitliliğin korunması için BM anlaşmasına taraf oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-acik-denizlerdeki-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-bm-anlasmasina-taraf-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-acik-denizlerdeki-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-bm-anlasmasina-taraf-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu kapsamında ulusal yetki alanı dışındaki alanlarda deniz biyolojik çeşitliliğini koruma ve sürdürülebilir kullanımını hedefleyen BM anlaşmasına imza attı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/turkiye-acik-denizlerdeki-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-bm-anlasmasina-taraf-oldu-1727732568.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, açık, denizlerdeki, biyolojik, çeşitliliğin, korunması, için, anlaşmasına, taraf, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>BM 79. Genel Kurulu kapsamında New York'taki temaslarını sürdüren Fidan, "Ulusal yetki alanı dışındaki alanlarda deniz biyolojik çeşitliliğinin korunması ve sürdürülebilir kullanımına ilişkin Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi"ni imzaladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, devletlerin, iç sular, kara suları, kıta sahanlığı, Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) gibi yargı yetkilerini kapsayan alanların dışında kalan açık deniz alanlarında deniz biyolojik çeşitliliğinin korunması ve sürdürülebilir kullanımı konusundaki anlaşmaya taraf olunmasına ilişkin süreç, Bakan Fidan'ın söz konusu katılım belgesini imzalamasıyla başlatıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uluslararası deniz hukukunun yapıtaşı prensiplerinden biri olan "açık denizlerin serbestisi" ilkesi çerçevesinde, açık deniz alanları tüm devletlerce kullanılabilirken, küresel ortaklar olarak da nitelendirilen bu deniz alanları, özel olarak hiçbir devlete ait değil.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Diğer taraftan, dünya okyanuslarının üçte ikisini oluşturan açık denizlerin yüzde 1'inden daha azı korunurken, açık denizlerdeki aşırı ve kontrolsüz faaliyetler neticesinde deniz çevresi ve deniz kaynakları zarar görüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu anlaşma, ulusal yetki alanları dışında kalan bu deniz alanlarındaki biyolojik çeşitliliğin korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını amaçlıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açık denizlerde koruma alanları yaratılmasını, alan tabanlı yönetim araçları sisteminin kurulmasını, açık denizlerde planlanan faaliyetlerle ilgili çevresel etki değerlendirmesi yapılmasına dair yükümlülükleri içeren anlaşma, okyanuslarda yapılacak biyolojik keşiflerin bilim, teknoloji ve tıp alanlarında faydalarının adilane ve eşitlikçi paylaşımını, açık deniz alanlarının iyi yönetilmesini ve bilimsel araştırmalar konularında işbirliğini ve gelişmekte olan ülkelerin kapasitelerinin güçlendirilmesini kapsıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uluslararası deniz hukukuna büyük önem atfeden Türkiye, gelecek kuşakları da ilgilendiren çevresel konularda da uluslararası çabalara katkılarını ve desteğini sürdürmeye devam edecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muğla&amp;apos;da korunan kum zambakları çoğalıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/muglada-korunan-kum-zambaklari-cogaliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/muglada-korunan-kum-zambaklari-cogaliyor</guid>
<description><![CDATA[ Fethiye&#039;de işletmesinin bahçesindeki kum zambaklarını koruyan Şükrü Okka: - &quot;Koparmak isteyenlere engel olmaya çalışıyoruz. Çoğaldı ve çok güzel oldu. Her yıl da artış gösteriyor&quot; - Ziraat mühendisi Halil Doğan Kanber: - &quot;Kum zambakları, genetik çeşitliliğin sağlanması ve sahillerimizin güzel gözükmesi adına turistik bakımından da önemli&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/muglada-korunan-kum-zambaklari-cogaliyor-1727681697.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Muğlada, korunan, kum, zambakları, çoğalıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kum zambakları, koruma çalışmalarıyla çoğalarak Muğla'nın bazı sahillerini süslüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sıcak iklimi seven ve nadir rastlandığı için Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliğince koruma altına alınan kum zambakları, çiçek açtığında görsel şölen oluşturuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Muğla'nın bazı sahillerinde doğal şekilde yetişen kum zambakları, çevre dernekleri ile çevreciler tarafından korunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kumun yaklaşık 80 santimetre altındaki soğanlarının sökülüp başka yerlere taşınması ve yurt dışına götürülmesi yasak olan zambakları koparan kişilere 387 bin 141 lira ceza kesiliyor. Zambaklara kurum, kuruluş veya işletmelerin zarar vermesi halinde ise bu idari para cezası üç katı olarak uygulanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fethiye ilçesinde sahildeki bir restoranın bahçesini doğal olarak süsleyen kum zambakları, işletme tarafından bakılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İşletme sahibi Şükrü Okka, AA muhabirine, deniz kıyısında doğa dostu bir işletme olduklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İşletmeyi 6 yıl önce devraldıklarını anlatan Okka, "O zamanlar birkaç tane kum zambağı açıyordu. Korunmasını sağladık ve soğanları artış gösterdi. Koparmak isteyenlere engel olmaya çalışıyoruz. Çoğaldı ve çok güzel oldu. Her yıl da artış gösteriyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sahilde kendi işletmelerinin bahçesi dışında kum zambağının fazla yaygın olmadığını belirten Okka, kum zambaklarının özellikle turistlerin çok ilgisini çektiğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kum zambakları, Bodrum sahillerinde de görülüyor. Zambaklar, etrafı güvenlik bariyerleriyle çevrili alanda koruma altında bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_03_Eyl%C3%BCl_13_Eyl%C3%BCl_13_20240925_2_65662113_105043606.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Koruma çalışmaları desteklenmeli"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Bodrum'da yaşamını sürdüren ziraat mühendisi Halil Doğan Kanber, Fethiye'den Bodrum'a kadar olan sahil kesiminde yer yer çıkan kum zambaklarının Türkiye'ye özgü olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bitkinin yurt dışına çıkarılmasının yasak olduğunu ifade eden Kanber, "Kum zambakları, genetik çeşitliliğin sağlanması ve sahillerimizin güzel gözükmesi adına turistik bakımından da önemli. Tohum çeşitliliğinde ve genetik çeşitlilikte katkı sağlaması için koruma çalışmaları desteklenmeli." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Küresel ısınmanın da etkisiyle çevre yapısı çok bozulduğu için çeşitli hastalıkları ve bitkilerin değişen iklim koşullarına karşı olan dayanıksızlığını gördüklerini anlatan Kanber, bu tip endemik bitkilerin tohum araştırmalarına önemli katkı sağlayacağını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eymir&amp;apos;de toplu balık ölümlerine karşı yeni yol haritası hazırlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/eymirde-toplu-balik-oelumlerine-karsi-yeni-yol-haritasi-hazirlandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/eymirde-toplu-balik-oelumlerine-karsi-yeni-yol-haritasi-hazirlandi</guid>
<description><![CDATA[ - ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meryem Beklioğlu: - &quot;Tarım ve Orman Bakanlığıyla bir protokol imzalayacağız, Eymir Gölü&#039;ndeki artan sazan balıklarını azaltacağız. Hedefimiz göldeki ekolojik yapıyı iyileştirmek&quot; - &quot;Bunun için 1 yıllık süreçte göldeki sazan balıklarının yüzde 75&#039;ini seyreltmek istiyoruz. Buradan elde ettiğimiz sonuçlar, Türkiye&#039;nin farklı yerlerine de uygulanması açısından model oluşturuyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/eymirde-toplu-balik-olumlerine-karsi-yeni-yol-haritasi-hazirlandi-1727511317.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eymirde, toplu, balık, ölümlerine, karşı, yeni, yol, haritası, hazırlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Meryem Beklioğlu</strong>, Eymir Gölü'nde yaşanan balık ölümlerinin önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı ile protokol imzalayacaklarını belirterek, "Hedefimiz göldeki ekolojik yapıyı iyileştirmek. Bunun için 1 yıllık süreçte göldeki sazan balıklarının yüzde 75'ini seyreltmek istiyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ODTÜ Ekosistem Uygulama ve Araştırma Merkezi (<strong>EKOSAM</strong>) Müdürü de olan Beklioğlu, AA muhabirine, Eymir Gölü'nde artan balık ölümleri ve bu konuda yürütülecek çalışmalara ilişkin bilgileri paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Toplu balık ölümlerinin İzmir Körfezi'nde görüldüğünü, Eymir ve birçok gölde de benzer olayların yaşandığını anımsatan Beklioğlu, suya karışan evsel ve tarımsal atıkların bu tablonun en önemli nedenlerinden olduğuna dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Beklioğlu, göllerdeki evsel, tarımsal atık suların azot ve fosfor bakımından zengin olduğunu, bu durumun sudaki planktonları ve biyolojik üretimi artırarak oksijen seviyesinin düşmesine neden olduğunu, balık ölümlerinin önüne geçmek için havzalardan göllere atık suların verilmemesi gerektiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Eymir Gölü'nde sazan balıklarının sayısında artış yaşandı"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Göllerdeki ekolojik yapının korunmasının büyük önem taşıdığının altını çizen Beklioğlu, suda oksijen seviyesindeki hızlı düşüşün balık ölümlerini tetiklediğini, bu durumun yaz ortası ve sonunda daha fazla yaşandığını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu durum sonucunda göllerde oksijen ihtiyacı yüksek turna gibi balıkların sayısının azaldığını, sazan balıklarının ise arttığını dile getiren Beklioğlu, sazan balıklarının dip çamurunu karıştırarak planktonların çoğalmasına yol açtığını ve bunun da oksijen seviyesini daha da düşürdüğünü ifade etti. Prof. Dr. Beklioğlu, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Aynı havzanın iki gölü olan Eymir ve Mogan göllerini 1996'dan beri örnekliyoruz. Bu kapsamda 2 defa yenileme amacıyla Eymir Gölü'ndeki sazan balıklarını seyrelttik. Gölün ekolojik yapısında mükemmel bir iyileşme oldu, su içi bitkileri tekrar döndü, su berraklığı ve sudaki oksijen seviyesi arttı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şimdi bunu tekrar uygulamak istiyoruz çünkü Eymir Gölü'nde sazan balıklarının sayısında artış yaşandı. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğüyle bir görüşme yaptık ve bu görüşmelerden olumlu dönüşler aldık. Bakanlıkla bir protokol imzalayacağız ve Eymir Gölü'ndeki artan sazan balıklarını azaltacağız. Hedefimiz göldeki ekolojik yapıyı iyileştirmek. Bunun için 1 yıllık süreçte göldeki sazan balıklarının yüzde 75'ini seyreltmek istiyoruz. Buradan elde ettiğimiz sonuçlar, Türkiye'nin farklı yerlerine de uygulanması açısından model oluşturuyor."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Çok kötü bir koku yayılıyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Öte yandan Eymir Gölü'nde hobi amaçlı balıkçılık yapan vatandaşlar da göldeki kirlilik ve kökü kokudan duydukları rahatsızlığı dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölü daha önce hiç bu kadar kirli görmediğini vurgulayan Ali Haydar Ataş, "Balıklar neredeyse yok gibi. Balıkçı arkadaşlar gelirdi, onlar da yok artık. 2 saattir buradayım, hiç balık tutamadım." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tunç Cihan Özgül de yıllardır Eymir Gölü'nde balık tuttuğunu, göldeki kirliliğin artmasıyla artık bu tutkusundan vazgeçtiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölde çok kötü bir koku olduğunu, balık ölümlerinin yaşandığını aktaran Özgül, "Artık Eymir Gölü'nde balık tutmamayı tercih ediyoruz. Arabayla geçerken de yürüyüş yaparken de çok kötü bir koku yayılıyor. Üzülüyorum bu duruma." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özgül, ölen balıklarının çoğunluğunun turna balıkları olduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mersin&amp;apos;de denizi kirleten gemiye 20 milyon 484 bin 576 lira ceza kesildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mersinde-denizi-kirleten-gemiye-20-milyon-484-bin-576-lira-ceza-kesildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mersinde-denizi-kirleten-gemiye-20-milyon-484-bin-576-lira-ceza-kesildi</guid>
<description><![CDATA[ Mersin Uluslararası Limanı&#039;nda, paslı ve yağlı su bırakarak denizi kirlettiği tespit edilen gemiye 20 milyon 484 bin 576 lira ceza uygulandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/12/mersinde-denizi-kirleten-gemiye-20-milyon-484-bin-576-lira-ceza-kesildi-1734860524.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mersinde, denizi, kirleten, gemiye, milyon, 484, bin, 576, lira, ceza, kesildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Denizcilik Hizmetleri ve Denetimi Şube Müdürlüğü ekipleri, şikayet üzerine liman ve çevresinde çalışma başlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Elektronik Gemi Denetim Sistemi üzerinden yapılan denetimde, liman içerisinde bir geminin paslı ve yağlı suyu denize bıraktığını belirledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipler, gemiye 20 milyon 484 bin 576 lira ceza kesti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıklamada görüşlerine yer verilen Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, artık denizi Elektronik Gemi Denetim Sistemi ile denetlediklerini belirterek, "Bundan sonra da denizimizi kirletenlere göz açtırmayacağız." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi için &amp;quot;Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu&amp;quot; toplanıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizi-icin-musilaj-bilim-ve-teknik-kurulu-toplaniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizi-icin-musilaj-bilim-ve-teknik-kurulu-toplaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, son dönemde Marmara Denizi&#039;nde müsilaj oluşumuna ilişkin ihbarlar üzerine tekrar harekete geçti - Bu kapsamda, Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu, Bakanı Yardımcısı Fatma Varank başkanlığında 25 Aralık Çarşamba günü Ankara&#039;da toplanacak ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/12/marmara-denizi-icin-musilaj-bilim-ve-teknik-kurulu-toplaniyor-1734860286.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizi, için, Müsilaj, Bilim, Teknik, Kurulu, toplanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, <strong>Marmara Denizi Eylem Planı</strong> kapsamında oluşturulan Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulunun çarşamba günü toplanacağını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Marmara Denizi'nde 2021'de ortaya çıkan müsilaj sonrası Bakanlıkça 22 maddelik "Marmara Denizi Eylem Planı" ve "2021-2024 Marmara Denizi Bütünleşik Stratejik Planı" hazırlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda, Marmara'daki kirliliğinin azaltılması ve izleme çalışmalarının yürütülmesi için oluşturulan Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu, son dönemde Marmara Denizinde müsilaj oluşumuna ilişkin ihbarlar üzerine tekrar harekete geçti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu, alanın akademisyenleriyle Bakanlığın ilgili birimleri, Marmara Denizi'nde benzer çevresel sorunların tekrar yaşanma ihtimalini göz önünde bulundurarak, güncel durum değerlendirmesi ve atılacak adımların planlanması amacıyla toplanacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Yardımcısı Fatma Varank başkanlığındaki istişare toplantısı, 25 Aralık Çarşamba günü Ankara'da yapılacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Toplantıya, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (<strong>TÜBİTAK</strong>) Başkanının yanı sıra Marmara Belediyeler Birliği, Marmara Araştırma Merkezi başkanlıklarının yetkilileri, Bursa Teknik Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Piri Reis Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Kocaeli Üniversitelerinden bilim kurulu üyeleri ile konuya ilişkin çalışmaları olan akademisyenler katılacak.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Marmara'da 4 yılda 38 bin 545 denetim yapıldı, 268 tesis kapatıldı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İstanbul'da 27 Haziran'da toplanan Müsilaj Bilim Kurulunda, atık su arıtma tesislerinin ileri biyolojik atık su arıtma tesislerine dönüştürülmesi konusunda karara varıldı. Ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile 14 Ağustos'ta bir toplantı daha yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Müsilaj Bilim Kurulu toplantısı öncesi, Marmara Denizi Havzasında bulunan diğer illerin yerel yönetimleriyle de yarın Bakanlık binasında toplantı gerçekleştirilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan 2021'den bugüne Marmara Denizinde yaşanan müsilaj nedeniyle Marmara Denizine kıyısı olan Kocaeli, İstanbul, Yalova, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale'de yapılan 38 bin 545 çevre denetiminde çevre mevzuatına aykırı hareket eden bin 998 tesis ve 749 deniz aracına toplamda 1 milyar 227 milyon 363 bin 368 lira ceza uygulandı, 268 tesis de faaliyetten men edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmara Havzasında bu yıl 11 bin 314 denetim yapıldı, 727 tesise 318 milyon 715 bin lira idari ceza uygulandı, 88 tesisin faaliyeti durduruldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saranlı Deresi&amp;apos;nde balık ölümleri görülmesi üzerine inceleme başlatıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/saranli-deresinde-balik-oelumleri-goerulmesi-uzerine-inceleme-baslatildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/saranli-deresinde-balik-oelumleri-goerulmesi-uzerine-inceleme-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ Kırklareli&#039;nin Lüleburgaz ilçesindeki Saranlı Deresi&#039;nde balık ölümleri görülmesi üzerine inceleme başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/12/saranli-deresinde-balik-olumleri-gorulmesi-uzerine-inceleme-baslatildi-1734344067.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Saranlı, Deresinde, balık, ölümleri, görülmesi, üzerine, inceleme, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Derenin, Yıldırım Mahallesi'nden geçtiği alanda su yüzeyinde çok sayıda ölü balık görenler, durumu yetkililere bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlçe Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, derede incelemede bulunarak sudan numune aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20241216-36495774-36495770-SARANLI_DERESINDE_BALIK_OLUMLERI_GORULMESI_UZERINE_INCELEME_BASLATILDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlçede yaşayan Alperen Dedeoğlu, gazetecilere, derenin bir süredir bulanık aktığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dere kenarında köpükler oluştuğunu, daha sonra da balık ölümleri görüldüğünü anlatan Dedeoğlu, yetkililerden yardım beklediklerini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükakın&amp;apos;dan müsilaj açıklaması</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-buyukakindan-musilaj-aciklamasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-buyukakindan-musilaj-aciklamasi</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, &quot;Yaklaşık 20-22 metre derinlikte yoğun bir müsilaj tabakası olduğunu tespit ediyor ve bununla ilgili uyarılarda bulunuyor bilim insanları.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/12/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-buyukakindan-musilaj-aciklamasi-1734861294.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kocaeli, Büyükşehir, Belediye, Başkanı, Büyükakından, müsilaj, açıklaması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Büyükakın, gazetecilere yaptığı açıklamada, 2021 yılında müsilajla ilgili yapılan toplantılar sonucunda 22 maddelik eylem planı ilan edildiğini, bunun en önemli maddelerinden birinin de evsel atıklara yönelik arıtma sistemlerinin kurulması olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmara Denizi'ne günde yaklaşık 4,5 milyon metreküplük kanalizasyon suyu deşarjı olduğunu dile getiren Büyükakın, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bunun yüzde 53'ü sadece ön arıtmayla deşarj ediliyor. Ön arıtmada azot ve fosfor ortamdan uzaklaştırılmış olmuyor. Müsilaja sebep olan bir mikroorganizma, azot ve fosforla besleniyor. Denize siz ne kadar fazla kanalizasyon suyu akıtır ve ne kadar çok azot ve fosfor bulunmasına sebep olursanız bu mikroorganizmanın da besin kaynağı olduğu için popülasyonun artmasına sebep oluyorsunuz. Dolayısıyla öncelik olarak yapılması gereken buyken maalesef ciddi adım atılmadı. Bu 4,5 milyon metreküplük denize deşarj edilen evsel atık suyun yüzde 53'ü ön arıtmayla yapılıyor. Bu yüzde 53'lük ön arıtmayla denize deşarj edilen kanalizasyonun yüzde 97'sinin kaynağı da maalesef İstanbul."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, İstanbul'dan Marmara Denizi'ne deşarj edilen evsel atık suyun azot ve fosfor miktarını artırdığını, bu durumun da müsilajın kaynağı olan bakterinin çoğalmasına neden olduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu alanda çalışma yürüten bilim insanlarının tespitlerinin kendilerine iletildiğini belirten Büyükakın, "Yaklaşık 20-22 metre derinlikte yoğun bir müsilaj tabakası olduğunu tespit ediyor ve bununla ilgili uyarılarda bulunuyor bilim insanları." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_2fc006bc2bc3ca96d0d8eafe0ff46cb0.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>"Bilim insanları müsilajı engelleme noktasında çalışmalar yürütüyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Kocaeli'de 23 arıtma tesisi çalıştırdıklarını aktaran Büyükakın, "Bu arıtma tesisleri sayesinde bir damla evsel atık su bile Marmara Denizi'ne Kocaeli sahillerinden deşarj edilmiyor. Ama Marmara kapalı bir havza. Diğer illerde bu yapılmadığı zaman o kirliliğin buraya da yansımaları oluyor. Mesela Değirmendere açıklarında da bu tespit edildi. Maalesef 'müsilaj yine geliyorum' diyor. Hava sıcaklıklarının artmasıyla Marmara Denizi zannediyorum daha yaygın müsilaja maruz kalacak." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, Marmara Denizi'nde oksijen seviyesinin düşmesinden diğer canlı türlerinin olumsuz etkilendiğinden bahsederek, bilim insanlarının o dönemde yaptığı çalışmalarda tüm tedbirler alındığında Marmara Denizi'nin 5-6 yılda eski oksijen seviyesine dönebileceğini aktardığını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Müsilajla ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığıyla temas kurduklarını aktaran Büyükakın, bilim insanlarının müsilajı engelleme noktasında çalışmalar yürüttüğünü anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, Bakanlık ortaklığında İzmit Körfezi'nde dip çamuru temizliği çalışmasını hayata geçirdiklerini hatırlatarak, "Bu yapılmasaydı kirlilik faktörü daha da artacağından daha yaygın bir durum söz konusu olurdu. 27 milyona yakın nüfusun yaşadığı bu bölgede Kocaeli'deki arıtmalar yüzde 8'e karşılık geliyor. Biz de üzerimize düşeni yapmasak burası körfez, Marmara Denizi'nin tam uç noktası olduğu için aslında burada müsilaj açık denize kıyaslandığında çok daha yoğun görülebilir. Buradaki çabalar müsilajın yoğun şekilde olmasını geciktiriyor, etkisini azaltıyor. Hem miktar olarak hem de sıklık olarak oradaki etkiyi azaltmış oluyoruz. Yani müsilajın aleyhine bir gelişme burada yaşanıyor." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tatlı su canlısı aksolotl uzuv kaybıyla ilgili bilimsel çalışmalar için laboratuvarda çoğaltılıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tatli-su-canlisi-aksolotl-uzuv-kaybiyla-ilgili-bilimsel-calismalar-icin-laboratuvarda-cogaltiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tatli-su-canlisi-aksolotl-uzuv-kaybiyla-ilgili-bilimsel-calismalar-icin-laboratuvarda-cogaltiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesinde başlatılan Model Organizma Aksolotl Projesi kapsamında nesli &quot;kritik tehlikede&quot; olan canlının yılda 12 bin tane üretilmesi hedefleniyor - Projenin yürütücüsü Doç. Dr. İhsan Çelik: - &quot;Aksolotllar kol ve kuyruk gibi bilinen uzuvların dışında iç organlarını hatta beynin bir kısmını, sinirlerini de yenileyebiliyor. Bu alanda çalışan bilim insanları buradan aldıkları ipuçları ile insanlarda tedavisi olmayan bazı hastalıkların aksolotlların uzuv yenileyebilme ile ilgili yönlerinden yola çıkarak araştırmalarına devam ediyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/12/tatli-su-canlisi-aksolotl-uzuv-kaybiyla-ilgili-bilimsel-calismalar-icin-laboratuvarda-cogaltiliyor-1734597099.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tatlı, canlısı, aksolotl, uzuv, kaybıyla, ilgili, bilimsel, çalışmalar, için, laboratuvarda, çoğaltılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Bazı uzuvlarını yenileyebilme özelliklerine sahip, nesli tükenme tehlikesinde olan su canlısı aksolotl, insan vücudunda bazı azaların kaybedilmesiyle ilgili bilimsel çalışmalara destek amacıyla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde (<strong>ÇOMÜ</strong>) çoğaltılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesinde yaklaşık 20 kişilik ekip tarafından 9 ay önce başlatılan Model Organizma Aksolotl Projesi'nde, literatürdeki adı "Ambystoma Mexicanum" olan ve halk arasında "su semenderi" olarak bilinen Meksika kökenli aksolatlların yetiştirilmesine yönelik laboratuvar çalışmasının ardından uygulama aşamasına geçildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_001_Aralik_31_Aralik_16_20241217_2_66884091_107720402.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Projenin yürütücüsü <strong>Doç. Dr. İhsan Çelik</strong>, AA muhabirine, göl ve akarsularda yaşayan aksolotlların en önemli özelliğinin rejenerasyon (yenileme) kapasiteleri olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uluslararası Doğayı Koruma Birliğince bu deniz canlısının neslinin "kritik tehlikede" olduğunun belirlendiğini ifade eden Çelik, "Uzuvlarını yenileyebilmelerinden dolayı özellikle rejeneratif tıpta çok fazla araştırmalara konu oluyor. Son zamanlarda ülkemizde de aksolotlla ilgili çalışma yapan bilim insanlarımız var. Buradan yola çıkarak insanlardaki uzuv yenileme tedavisi olmayan hastalıkların tedavisine yönelik ipuçları arıyorlar." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_001_Aralik_31_Aralik_16_20241217_2_66884091_107720398.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çelik, aksolotlların yumurtadan çıkıp larvadan ergin bireye gelinceye kadar birtakım üretim ve yetiştirme prosedürleri olduğunu, bu konuda yaşanan sorunları aşmaya çalıştıklarını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu alanda çalışmak isteyen bilim insanlarının deney hayvanı tedariki konusunda boşluk olduğunu ifade eden Çelik, bu ihtiyaca yönelik başta Mersin Üniversitesi olmak üzere bazı yükseköğretim kurumlarıyla işbirliği yaptıklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_001_Aralik_31_Aralik_16_20241217_2_66884091_107720406.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Saldırgan değil, evcil hayvan olarak beslenebiliyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Aksolotlların saldırgan olmadığını, evcil beslenebilen türlerden sayıldığını vurgulayan Çelik, "Özellikle küçük yaştaki çocukların çok ilgi gösterdiği bir hayvan. Çok nahif, sakin hatta dişleri olmayan ama etçi bir tür. Bilinen ömürleri 15 ila 20 yıl arasında. Boyları 25 ila 30 santimetre arasında ve kısa bir sürede bu boya erişebiliyorlar." bilgisini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doç. Dr. Çelik, aksolotlların özellikle trafik kazaları ya da benzer yaralamalı olaylarda uzuv kaybı yaşayan insanların tedavilerine yönelik bilimsel çalışmalar için umut olabileceğine dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_001_Aralik_31_Aralik_16_20241217_2_66884091_107720404.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu canlıların bilim dünyası için önemine işaret eden Çelik, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Aksolotllar kol ve kuyruk gibi bilinen uzuvların dışında iç organlarını hatta beynin bir kısmını, sinirlerini de yenileyebiliyor. Bu alanda çalışan bilim insanları buradan aldıkları ipuçları ile insanlarda tedavisi olmayan bazı hastalıkların aksolotlların uzuv yenileyebilme ile ilgili yönlerinden yola çıkarak araştırmalarına devam ediyor. Onun için bizim için çok kıymetli bir tür. Burada yetiştirmesinin diğer bir önemi de şu, nesli tehlikede olduğu için bu hayvanları doğadan temin etmek şu anda doğru değil zaten yasak. Onun için bu hayvanın laboratuvar şartlarında yetiştirilmesi lazım. Bizim de burada genetik kodlamalarını yaptığımız, genetik tanımlarını yaptığımız hayvanları üretip, çoğaltıp bu alanda çalışma yapmak isteyen bilim insanlarına katkı sunmakla ilgili misyonumuz var."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çelik, 3 aylık periyotlarda yavru elde edebildikleri laboratuvardaki kapasitenin 3 bin aksolotl olduğunu dile getirerek, yıllık 12 bin aksolotl üretip uzuv kaybıyla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının hizmetine sunmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmit Körfezi&amp;apos;nden 1,5 yılda 66 bin kamyon dip çamuru çıkarıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmit-koerfezinden-15-yilda-66-bin-kamyon-dip-camuru-cikarildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmit-koerfezinden-15-yilda-66-bin-kamyon-dip-camuru-cikarildi</guid>
<description><![CDATA[ İzmit Körfezi&#039;nde 1,5 yıldır devam eden temizlik çalışmaları kapsamında 66 bin kamyon dip çamuru deniz ekosisteminden uzaklaştırıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/12/izmit-korfezinden-15-yilda-66-bin-kamyon-dip-camuru-cikarildi-1733732104.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmit, Körfezinden, 1, 5, yılda, bin, kamyon, dip, çamuru, çıkarıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ortaklığında hayata geçirilen "İzmit Körfezi Doğu Baseni Dip Çamurunun Temizlenmesi, Susuzlaştırılması ve Bertaraf Hizmeti Projesi" doğrultusunda 2 Mayıs 2023'ten bu yana İzmit Körfezi'nin doğu yakasında dip çamuru temizliği gerçekleştiriliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmit Körfezi'nde biyoçeşitliliğin korunması amacıyla başlatılan projede 1. etap kapsamında son geotekstil tüplerin serimi gerçekleşti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Toplam 3 etaplı projenin sonunda 468 hektarlık alandan 3,8 milyon metreküp çamur bertaraf edilecek. Körfezden şu ana kadar 66 bin kamyon dip çamuru çıkarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yılın sonunda tamamlanması planlanan 1. etap kapsamında 125 hektarda 1 milyon 100 bin metreküp çamur temizlenecek. İzmit Körfezi'nden çıkarılan dip çamuru toplamda 3 bin 500 geotekstil tüpte toplanarak kurutulacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmalarına başlanan 2. etap kapsamında da 165 hektarlık alanda 1 milyon 100 bin metreküp çamurun temizlenmesi hedefleniyor. 2026 yılı sonunda tamamlanması planlanan 2. etap temizlik çalışmalarının ardından 3. etap çalışmaları başlayacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Projenin tamamlanmasının ardından İzmit Körfezi'nin zamanla "tertemiz akvaryum" görünümüne kavuşması bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz&amp;apos;deki çöp varlığı ve çevresel etkileri inceleniyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karadenizdeki-coep-varligi-ve-cevresel-etkileri-inceleniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karadenizdeki-coep-varligi-ve-cevresel-etkileri-inceleniyor</guid>
<description><![CDATA[ İnsan kaynaklı nedenlerden doğayla buluşan ve yıllar içinde küçük parçalara ayrılarak sayıları artan çöpler, Karadeniz&#039;de kirliliğin artmasına yol açıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/12/karadenizdeki-cop-varligi-ve-cevresel-etkileri-inceleniyor-1733140897.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karadenizdeki, çöp, varlığı, çevresel, etkileri, inceleniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 2014 yılında uygulamaya konulan Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Programı kapsamında sahil ve denizlerde oluşan çöp varlığı hareketliliği yakından takip ediliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezinin desteği ve Türkiye'deki farklı üniversitelerin katkılarıyla yürütülen programla denizlerde meydana gelen kirlilik ve etkileri mevsimsel olarak düzenli izleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda 175 kilometre sahil şeridine sahip Sinop'ta da deniz ve sahillerde oluşan çöp varlığının tespitine yönelik Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi tarafından çalışma yürütülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bilim insanlarınca farklı zaman dilimlerinde sahil ve denizden toplanarak sayımı yapılan çöpler, daha sonra laboratuvarda analiz edilerek çevresel etkileri üzerine araştırma gerçekleştiriliyor.</span></span></span></p>

<h3><span><span><span>En fazla sigara izmariti ve tek kullanımlık plastik atıklara rastlanıyor</span></span></span></h3>

<p><span><span><span>Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Ayşah Öztekin, AA muhabirine, üniversite olarak programa bu yıl dahil olduklarını ancak 2015 yılından beri bölgedeki çöp varlığını takip ettiklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Programı'na dahil olmalarıyla bölgedeki çöp varlığını mevsimsel olarak yaptıkları çalışmalarla ortaya koyduklarını belirten Öztekin, bu çalışmada en fazla rastlanan çöpler arasında birinci sırada sigara izmaritinin geldiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İkinci sırada tek kullanımlık plastik atıklar geldiğine işaret eden Öztekin, Kovid-19 salgını sonrası deniz ve sahillerde görülen maske ve eldiven sayısında da artış yaşandığını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan analizlerde yabancı ülkelere ait çöplerle de karşılaştıklarına dikkati çeken Öztekin, bunda Karadeniz'deki yoğun gemicilik faaliyetinin önemli etken olduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öztekin, yapılan izleme ve elde edilen sonuçlara göre Karadeniz'deki çöp varlığının azalmadığını, aksine arttığını gördüklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bir çöp sisteme girdiği zaman oradan uzaklaştırılmadığı sürece varlığını uzun süre devam ettiriyor. Plastiklerin yoğun üretiminin 1950'li yıllarda başladığını biliyoruz. Bugün hala o zamanlarda üretilen plastiklerin bizimle olduğu gerçeği de değiştiremeyeceğimiz bir kavram. Çünkü çok uzun süre alıyor doğada kaybolmaları. Zamanla daha küçük parçalara ayrılıyorlar ve sayıları artıyor. Bu noktada Karadeniz'deki çöp sayısı azalıyor diyemiyoruz, ne yazık ki daha da artıyor, çünkü küçülüyorlar. Mikroplastik sayısını daha yüksek buluyoruz. Bu noktada bizi iyi şeyler beklemiyor. Daha çok canlıda daha çok plastik buluyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öztekin, özellikle yaz aylarında sahillerde bırakılan çöplerin sonraki dönemler için tehlike arz ettiğini vurgulayarak, toplum olarak Karadeniz'in geleceği adına koruma içgüdülerini artırmaları gerektiğini sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ülkemizin önemli değerlerinden : Hazar Gölü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ulkemizin-oenemli-degerlerinden-hazar-goelu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ulkemizin-oenemli-degerlerinden-hazar-goelu</guid>
<description><![CDATA[ Elazığ&#039;ın Sivrice ilçesinde doğal güzelliği ve turistik imkanlarıyla her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlayan Hazar Gölü, kar manzarasıyla da ilgi görüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/12/ulkemizin-onemli-degerlerinden-hazar-golu-1733137316.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ülkemizin, önemli, değerlerinden, Hazar, Gölü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kent merkezine 25 kilometre uzaklıkta Elazığ-Diyarbakır kara yoluna paralel uzanan Hazar Gölü, 56 kilometrelik kıyı şeridinde yer alan plajları ve sahilleri, kamp ve dinlenme alanları, balıkçılık faaliyetleri, su sporları aktiviteleri ve turistik tesisleriyle ziyaretçi çekiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doğal güzellikleri ve tatil imkanlarıyla her mevsim ziyaretçi ağırlayan Hazar Gölü, kış mevsiminin renklerinin görülmeye başlandığı doğası, etrafını çevreleyen karla kaplı dağları ve yaklaşık 81 kilometrekare yüzey alanına sahip gölün mavisiyle ziyaretçilerine güzel bir manzara sunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/02_05_15_New%20folder%20(4)_20241130_2_66624838_107166982.jpg"></span></span></span></p>

<h3><strong><span><span><span>Gölün çevresinde yürüyüş yolu yapılacak</span></span></span></strong></h3>

<p><span><span><span>Sivrice Kaymakamı Efecan Şahin, AA muhabirine, gölün kendine has doğal güzelliği ve tatil imkanlarıyla Doğu Anadolu bölgesinin önemli tatil ve gezinti rotalarından biri olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doğanın renkleriyle her mevsim farklı bir güzelliğe bürünen Hazar Gölü'nün çevresinin kar yağışıyla beyaza büründüğünü kaydeden Şahin, "Hazar Gölü bu yöre için çok büyük bir değer, hem yaz turizmi hem de kış turizmi açısından. Elazığ ve bölgeye hitap eden özelliklere sahip." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tektonik olan Hazar Gölü'nün yaklaşık 20 kilometre uzunluğa ve 4-4,5 kilometre genişliğe sahip olduğunu anlatan Şahin, yüzey alanının yaklaşık 81 kilometrekare, en derin noktasının da yaklaşık 216 metre olduğunu dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şahin, Hazar Gölü ve çevresinin kar yağdığında farklı bir güzelliğe büründüğüne dikkati çekerek, "Özellikle yerli turistler kar yağışından dolayı çok memnunlar. Gölün dört bir tarafı dağlarla çevrili ve en görkemli dağ da Hazarbaba Dağı. Burada bir kayak tesisimiz mevcut, inşallah yağışların artmasıyla ilçemizdeki kayak turizmi de canlanacaktır." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hazar Gölü'nün çevresinde yaklaşık 30 kamu ve özel sektöre ait tesis bulunduğunu anlatan Şahin, gelen misafirlerin bu tesislerden faydalanabildiklerini, günü birlik hizmetlerden yararlanabildiklerini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölün çevresinde Elazığ Valiliği ve İl Özel İdaresi tarafından yürütülecek proje ile yürüyüş yolu yapılacağını belirten Şahin, Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü tarafından dağlık alanlarda yürütülen ağaçlandırma çalışmalarının hızlandırılmasıyla gölün cazibesinin daha da artacağını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şahin, gölün doğaseverler ve sportif faaliyetlerinde bulunanlar için önemli olduğunu aktararak, "Gölün kenarında sportif olta balıkçılığı etkinliği yapıldı, yurt içi ve dışından gelen katılımcılar gölü çok beğendiler. Buradaki biyolojik çeşitliliğin önemine vurgu yaptılar. Amatör ve profesyonel fotoğraf sanatıyla uğraşanlar açısından da bu yörede çok güzel kareler çıkıyor. Bölgeye has kuş türlerinin ve yaşam alanlarının olduğunu biliyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<h3><strong><span><span><span>"Gölün baharı, kışı, yazı bir başka güzel"</span></span></span></strong></h3>

<p><span><span><span>Gölü ziyaret eden Devrim Ağralı da Hazar Gölü'nün doğasını çok sevdiğini, stres atmak için fırsat buldukça gölü gezmeye geldiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ağralı, "Kış mevsiminde de Hazar Gölü çok güzel, karla kaplı dağlar ve göl, ikisi bir arada manzara muhteşem oluyor. Gölün baharı, kışı, yazı bir başka güzel." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ziyaretçilerden Tayfun Doğan da gölün muhteşem doğasıyla görülmeye değer bir yer olduğunu dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hazar Gölü'nü yazın olduğu gibi kışında ziyaret etmelerini herkese tavsiye ettiğini kaydeden Doğan, "Buranın doğası her mevsim insana huzur veriyor, kışın kar altında buranın çok ayrı bir güzelliği var." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğu Akdeniz&amp;apos;deki deniz çayırlarının korunması için çalışma yapılacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogu-akdenizdeki-deniz-cayirlarinin-korunmasi-icin-calisma-yapilacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogu-akdenizdeki-deniz-cayirlarinin-korunmasi-icin-calisma-yapilacak</guid>
<description><![CDATA[ Mersin Üniversitesi (MEÜ) tarafından Doğu Akdeniz&#039;deki deniz çayırı popülasyonunun iyileştirilmesi için gelecek yıl çalışma yürütülecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/11/dogu-akdenizdeki-deniz-cayirlarinin-korunmasi-icin-calisma-yapilacak-1732514966.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğu, Akdenizdeki, deniz, çayırlarının, korunması, için, çalışma, yapılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
	<tbody>
		<tr>
			<td>
			<p><span><span><span>MEÜ Su Ürünleri Fakültesince başlatılan çalışma kapsamında 8 kişilik ekip, Aydıncık ilçesinde dalış yaptı.</span></span></span></p>

			<p><span><span><span>Su altındaki incelemede deniz çayırlarının iklim değişikliğine bağlı olarak azaldığını belirleyen ekip, restorasyon projesi hazırladı.</span></span></span></p>

			<p><span><span><span>Projenin 2025'te hayata geçirilmesi planlanıyor.</span></span></span></p>

			<p><strong><span><span><span>- "Aydıncık ilçesi deniz çayırlarının son kalesi"</span></span></span></strong></p>

			<p><span><span><span>Su Ürünleri Fakültesi İşleme Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas, gazetecilere, yaz aylarında Doğu Akdeniz'deki yüzey suyu sıcaklığının 34 dereceye ulaştığını söyledi.</span></span></span></p>

			<p><span><span><span>Deniz çayırlarının, sıcaklık ve kirlilikten olumsuz etkilendiğini belirten Ayas, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

			<p><span><span><span>"Aydıncık ilçesi deniz çayırlarının son kalesi. Buradaki çalışmalarda türün zarar gördüğünü, belli noktalarda da ortadan kalkmaya başladığını tespit ettik. Mersin Üniversitesi olarak 2025 yılı içerisinde restorasyon çalışmasına başlamayı planlıyoruz. Şu anda dalışlarımız sürüyor. Alandaki toplulukların sağlığı ve dağılımıyla ilgili ön verileri almaya devam ediyoruz."</span></span></span></p>

			<p><span><span><span>Ayas, balıkçılık faaliyetleri ile yatlardan gelişigüzel atılan çapaların da deniz çayırlarına zarar verdiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:</span></span></span></p>

			<p><span><span><span>"Restorasyon çalışmalarının amacı, popülasyonu daha iyi hale getirmek, etkilenen bölgelere sağlıklı türü nakledebilmek, alanda çayırların bütünselliğini korumak ve parçalanmasını engellemek. Bu şekilde deniz çayırlarının var olmasını sağlamaya çalışacağız."</span></span></span></p>

			<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p> </p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sapanca Gölü &amp;quot;hayalet ağ&amp;quot;lardan temizleniyor | Balık Haber &amp; Balık TV</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sapanca-goelu-hayalet-aglardan-temizleniyor-balik-haber-balik-tv</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sapanca-goelu-hayalet-aglardan-temizleniyor-balik-haber-balik-tv</guid>
<description><![CDATA[ Sapanca Gölü&#039;nden, &quot;hayalet ağ&quot; olarak adlandırılan atık balık ağları çıkarıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/11/sapanca-golu-hayalet-aglardan-temizleniyor-1732168784.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sapanca, Gölü, hayalet, ağlardan, temizleniyor, Balık, Haber, Balık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sucul biyolojik çeşitliliğin ve yaşam alanlarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve verimliliğinin artırılması amacıyla çalışma yürütülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ekiplerince, Sapanca Gölü'nde suya bırakılan "hayalet ağlar" ve kasnakların olduğu alanlar tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölde avcılık yapılması muhtemel olan belirli dalış noktalarında 8 bin metrekare alanın taraması yapılarak 200 metre uzatma ağı, 300 metre paraketa ,12 hayalet av araçları dalgıçlar tarafından sudan çıkarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Nicomedia Su Sporları ve Su Altı Avcılığı Spor Kulübünden dalgıç Özcan Karabulut, gazetecilere, Sapanca Gölü'nde iki haftadır çalışma yürüttüklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölde geniş kapsamlı tarama yaptıklarını belirten Karabulut, "Göle atılan ağlar hala çalışmaya, hala ekosisteme zarar vermeye devam ediyor. Bu ağları çıkardığımızda ilk önce yaptığımız şey, yaşayan balık ya da bir hayvan varsa üzerinden alıp direkt doğal ortamıyla buluşturmak oluyor. Canlı yakalayıp saldığımızda bu bizim için büyük bir motivasyon oluyor. Tabii bazılarını da kurtaramıyoruz. Sapanca Gölü'nün dibi inanılmaz güzel, bunun hep aynı kalmasını istiyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İznik Gölü&amp;apos;nde sular aşırı çekildi, tekneler karada kaldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iznik-goelunde-sular-asiri-cekildi-tekneler-karada-kaldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iznik-goelunde-sular-asiri-cekildi-tekneler-karada-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin beşinci büyük doğal gölünün Orhangazi sahilindeki iskelesinin etrafında su kalmaması, göldeki çekilmenin boyutunu ortaya koyuyor - Orhangazi Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Zelkif Bektaş: - &quot;11 yaşından beri İznik Gölü ile iç içeyim, suyun hiç bu kadar çekildiğini görmemiştim. 6 sene önce denizden büyük bir gemi getirdiler buraya. Düşünün şu anda o geminin bağlandığı yerde dikiliyoruz, su kalmadı&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/11/iznik-golunde-sular-asiri-cekildi-tekneler-karada-kaldi-1732185350.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İznik, Gölünde, sular, aşırı, çekildi, tekneler, karada, kaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye'nin en büyük tatlı su kaynaklarından <strong>İznik Gölü</strong>'nde 6 yıl öncesine kadar geminin yanaşıp yolcu aldığı iskele, suyun metrelerce uzağında kaldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmara Bölgesi'nin birinci, Türkiye'nin ise beşinci büyük doğal gölü olan yaklaşık 300 kilometrekarelik İznik Gölü'nün su seviyesinde son yıllarda düşüş görülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarımsal sulamada da yararlanılan göldeki su çekilmesi yer yer 150 metreye ulaştı. Bazı balıkçı kayıklarının karaya oturduğu gölün çevresinde kuraklık kaynaklı küçük adacıklar oluştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bursa Büyükşehir Belediyesince Orhangazi ile İznik ilçe merkezleri arasında 2015-2018 yıllarında işletilen "Akşemseddin" adlı yolcu gemisinin yanaştığı Orhangazi İskelesi şimdi suyun metrelerce uzağında kaldı. Geminin sefer yaptığı dönemde çekilenler ile iskelenin şimdiki fotoğrafları su seviyesindeki değişimi gözler önüne seriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su çekilmesiyle, 2014 yılında göl kıyısının 20 metre açığında 1,5-2 metre derinlikte bulunan, yaklaşık 1600 yıl önce Aziz Neophytos adına inşa edildiği belirlenen batık bazilika kalıntısının büyük bölümü su seviyesinin üzerinde kaldı. Keşfedildiğinde havadan yapılan çekimlerde varlığı anlaşılabilen kalıntılar, aradan geçen 10 yılda sahille birleştiği için kıyıdan rahatlıkla görülebiliyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Bu yıl daha çok çekilme oldu"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Orhangazi Ziraat Odası Başkanı Dinçer Dimrit, AA muhabirine, İznik Gölü'nün her geçen gün "kan kaybettiğini" söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Göldeki çekilme hakkında hazırladıkları raporu ilgili kurum ve kuruluşlara sunduklarını belirten Dimrit, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu göl hepimizin gölü. Bu gölü hep birlikte korumamız gerekir. Bir değerimiz çekilip gidiyor. Bu yıl daha çok büyük çekilme oldu. Bu yıl suyun olduğu bölüm mera haline geldi. Çocukluğumda gölün kenarında yol vardı, su oraya kadar çıkardı. Gördüğümüz kadarıyla oradan yaklaşık 150 metre çekilme var. Çözüm önerisi olarak vahşi sulamanın önüne geçebiliriz. Fabrikalara buradan su verilmemesi lazım. Bunun yanında kuraklık ve buharlaşmayla suyumuz bu seviyelere geldi."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Balıkçılık da etkilendi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Orhangazi Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Zelkif Bektaş da 60 yıldır bölgede yaşadığını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>O dönem ile gölün mevcut durumunu kıyaslayan Bektaş, "11 yaşından beri İznik Gölü ile iç içeyim, suyun hiç bu kadar çekildiğini görmemiştim. 6 sene önce denizden büyük bir gemi getirdiler buraya. Düşünün şu anda o geminin bağlandığı yerde dikiliyoruz, su kalmadı." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bektaş, gölde eskiden yılda 1000 tondan fazla gümüş balığı avladıklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kendi kooperatiflerinin senede ortalama 250 ton balık yakaladığını bildiren Bektaş, bu sene 78 tonda kaldıklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ömer Bülbül de 48 yıldır ilçede yaşadığını, göldeki çekilmenin özellikle son 15 yılda daha da arttığını vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu sene 2023'e göre çekilmenin en az 10 metre fazla olduğunu söyleyen Bülbül, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Elektrik kurumundan emekliyim. İznik'in yüksek kesimlerinde 2015 yılında 2,5 metre kar ölçümü yapmıştık. O tarihten beri memlekete kar da yağmıyor. Gençliğimde bazilika hiç görünmüyordu. Gemi yanaştırılan iskelelerde su kalmadı. Özel teknelerin olduğu kısımdaki sular çekildi, tekneler karaya oturdu. Her geçen gün suyun azaldığını görüyoruz. İznik Gölü inşallah daha da fazla kurumaz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Su altı görüntü yönetmeni ve belgesel yapımcısı Tahsin Ceylan, AAtölye&amp;apos;nin konuğu oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/su-alti-goeruntu-yoenetmeni-ve-belgesel-yapimcisi-tahsin-ceylan-aatoelyenin-konugu-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/su-alti-goeruntu-yoenetmeni-ve-belgesel-yapimcisi-tahsin-ceylan-aatoelyenin-konugu-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Dünyaca ünlü su altı görüntü yönetmeni ve belgesel yapımcısı Tahsin Ceylan, AAtölye&#039;deki &quot;Gözcü: Tahsin Ceylan ile Karadeniz ve Marmara&#039;yı Tanıyalım&quot; etkinliğinde deneyimlerini anlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/11/su-alti-goruntu-yonetmeni-ve-belgesel-yapimcisi-tahsin-ceylan-aatolyenin-konugu-oldu-1732172220.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>altı, görüntü, yönetmeni, belgesel, yapımcısı, Tahsin, Ceylan, AAtölyenin, konuğu, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Anadolu Ajansı (AA) Akademi koordinasyonunda, AA Görsel Haberler Direktörü Fırat Çağlayan Yurdakul moderatörlüğünde düzenlenen etkinliğe, su altı görüntü yönetmeni ve belgesel yapımcısı Tahsin Ceylan, AA personeli ve davetliler katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fırat Çağlayan Yurdakul'un, son dönemde Marmara Denizi'nde görülmeye başlanan su marulunun faydalı olup olmadığına yönelik sorusuna Ceylan, deniz maruluna, Marmara Denizi'nden Hopa'ya bütün kıyı bölgelerde rastlanabileceğini söyleyerek, "Aslında bilimsellikte bu, kirliliğin de indikatör türü. Özellikle evsel atıkların neden olduğu azot ve fosfor açısından zengin maddelerin denize karıştığı bütün yerlerde Ulva Lactuca (deniz marulu) hızla yayılıyor ve çoğalıyor. Demek ki Marmara Denizi'ne ve Karadeniz'e evsel atıklar bırakılıyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Deniz anaları, kapalı koy ve körfezleri tercih ediyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Yurdakul'un, "Deniz anaları kirlilikle beraber ortaya çıktı ve kirlilikten beslendiğiyle ilgili yanlış bir algı vardı. Bununla ilgili ne söyleyebilirsiniz?" sorusu üzerine ise Ceylan, deniz analarının düşük oksijenli alanlara yüksek tolerans gösterdiği ve üremek için kapalı koy ve körfezleri tercih ettiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan, "Kapalı koy ve körfezler zaten su hareketinin çok olmadığı yerlerdir. Onun için de o alanları özellikle tercih ediyorlar ve orada da tomurcuklanıyorlar." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20241119-36237451-36237438-SU_ALTI_GORUNTU_YONETMENI_VE_BELGESEL_YAPIMCISI_TAHSIN_CEYLAN_AATOLYENIN_KONUGU_OLDU.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırlarının da son yıllarda Türkiye'nin gündeminde olduğunu belirten Ceylan, solunan havanın yüzde 20'sini deniz çayırlarına borçlu olunduğunu aktardı. Deniz çayırlarının saatte 6 litre suyu süzdüğünü aktaran Ceylan, Marmara Denizi'nin şu anda bu çayırların sağlıklı olarak yaşayabildiği alanlardan biri olduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yurdakul'un, peygamber balığını Marmara Denizi'nde ilk kez görüntüleyenin Tahsin Ceylan olduğunu hatırlatması üzerine, Ceylan da o günden sonra peygamber balığını bir daha görüntüleyemediğini belirterek, "Biz bunu bir gece dalışında görüntüledik ve şok olduk. Beklemediğimiz bir şeydi. Bizim için de çok güzel bir anı oldu." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çektiği görüntüleri gören bazı kişilerin, bu çekimlerde filtre kullanıp kullanmadığına yönelik soru sorduğunu aktaran Ceylan, su altında filtre kullanmadıklarını, sadece güneş ışığını taklit eden bir ışık kullandıklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20241119-36237451-36237440-SU_ALTI_GORUNTU_YONETMENI_VE_BELGESEL_YAPIMCISI_TAHSIN_CEYLAN_AATOLYENIN_KONUGU_OLDU.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Karadeniz'de 100 çeşit balık varsa bu 100 çeşidin popülasyonu fazla"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Yurdakul'un, "Karadeniz en genç deniz mi?" sorusu üzerine ise Ceylan, "Bilim insanları Karadeniz'e 7 bin 500 yaş koyuyorlar, yani '7 bin 500 yıllık bir deniz' diyorlar ve 'dünyanın en genç denizi' olarak da bilim insanları tarafından bu literatür kullanılıyor." karşılığını verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan, Yurdakul'un, "'Karadeniz'in dibinde yaşam yok' diye bir şey hep kulağımıza aşina olmuştur. Bu doğru mu? sorusu üzerine ise bundan 7 bin 500 yıl önce tektonik kırılma sonucu Marmara'daki deniz sularının Karadeniz'e aktığını söyledi. Bunun sonucunda Karadeniz'deki tatlı su canlılarının öldüğünü söyleyen Ceylan, "Oradaki yaşam öldüğü zaman da çöktü. Bu ölen canlılar dibe çöktü ve dipte de hidrojen sülfür gazı üretimi oldu. Bilim insanlarına göre şu anda Karadeniz'in 150 metre, hatta en son okuduğum makalede 86 metrenin altında oksijen yok." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan, Karadeniz'de balık popülasyonun fazla olduğuna işaret ederek, "Karadeniz'de 100 çeşit balık varsa bu 100 çeşidin popülasyonu fazla. Bir yerde gece dalışı yaptığımızda belki 20 kırlangıç, 20 barbun görebiliyorsunuz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yurdakul'un, "Karadeniz'de yakalanan balık miktarının, üretilen balık miktarının altına düştüğüne ilişkin sorusu üzerine Ceylan, "Karadeniz'de bir kere artık doğal ortamında olan balıkların insan nüfusuna yetişmesi mümkün değil. O yüzden bu tür kültür balıkçılığı sadece Karadeniz'de değil tüm dünyada hızla teşvik ediliyor. Desteklenmesi de gerekiyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20241119-36237451-36237450-SU_ALTI_GORUNTU_YONETMENI_VE_BELGESEL_YAPIMCISI_TAHSIN_CEYLAN_AATOLYENIN_KONUGU_OLDU.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Kültürel varlıklar insanların ilgisini çekiyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ceylan, söyleşinin ardından konukların sorularını cevapladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bir konuğun, "Karadeniz'in dalış turizmine açılması konusunda ne düşüyorsunuz? sorusuna Ceylan, özellikle Sinop'un su altı kültür varlıkları açısından zengin bir yer olduğunu bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Alternatif dalış turizminin geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Ceylan, "Bu tür kültürel varlıklar insanların ilgisini çekiyor. Antik çapalar olsun, batıklar olsun... Aslında her platformda bunu gündeme taşıyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Birini koparmanın cezası 387 bin lira olan kum zambaklarının yüzlercesine zarar verildi |Balık Haber &amp; Balık TV</title>
<link>https://trafikdernegi.com/birini-koparmanin-cezasi-387-bin-lira-olan-kum-zambaklarinin-yuzlercesine-zarar-verildi-balik-haber-balik-tv</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/birini-koparmanin-cezasi-387-bin-lira-olan-kum-zambaklarinin-yuzlercesine-zarar-verildi-balik-haber-balik-tv</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;un Tekkeköy ilçesi sahilinde bulunan koruma altındaki yüzlerce kum zambağının iş makinesinin paletleri altında ezildiği tespit edildi ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/11/birini-koparmanin-cezasi-387-bin-lira-olan-kum-zambaklarinin-yuzlercesine-zarar-verildi-balik-haber-balik-tv-1732082779.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Birini, koparmanın, cezası, 387, bin, lira, olan, kum, zambaklarının, yüzlercesine, zarar, verildi, Balık, Haber, Balık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Samsun'un Tekkeköy ilçesinin sahil kesiminde bulunan ve birini koparana 387 bin 141 lira para cezası verilen kum zambaklarına (pancratium maritimum) iş makinesiyle zarar verildiği ortaya çıktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, 112 Acil Çağrı Merkezi'ne gelen, "Tekkeköy Çiftlik Mahallesi Costal sahilinden kamyonlarla deniz kumu alınıyor, endemik bitkilere zarar veriliyor" ihbarı üzerine olay yerine jandarma, polis ile Tarım ve Orman Bakanlığı 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_1_AA-36182066.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tekkeköy ilçesi Çiftlik Mahallesi Karadeniz Sokak'taki kumsalda jandarma ve polis ekipleriyle inceleme yapan Tarım Orman Bakanlığı 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri, alandaki izleri incelediğinde paletli iş makinesiyle bölgeden kum alındığını, bu sırada koruma altında bulunan zambaklara zarar verildiğini belirledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şüpheli ya da şüphelilerin tespiti için çalışma başlatıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_1_AA-36182073.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sıcak iklimi seven, dünyada nadir rastlandığı için Dünya Doğayı Koruma Birliğince koruma altına alınan kum zambakları, Alaçam ve Tekkeköy sahillerinde belli noktalarda doğal şekilde yetişiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Nesli tükenme tehlikesi altında olan kum zambağını koparana Çevre Kanunu kapsamında 387 bin 141 lira para cezası uygulanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_7baef3a787b5b9a51852b1bd974dcbb5.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Önceki yıllarda zambakların yetiştiği bölgelerde ateş yakılmaması, araçla veya evcil hayvanlarla girilmemesi yönünde uyarı tabelaları konulmuş, bu sayede zambakların doğal alanlarında çoğalması sağlanmıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muş&amp;apos;ta ekipler su kaynaklarında kaçak avcılığı önlemeye çalışıyor | Balık TV</title>
<link>https://trafikdernegi.com/musta-ekipler-su-kaynaklarinda-kacak-avciligi-oenlemeye-calisiyor-balik-tv</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/musta-ekipler-su-kaynaklarinda-kacak-avciligi-oenlemeye-calisiyor-balik-tv</guid>
<description><![CDATA[ Muş İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince, kentteki su kaynaklarında kaçak balık avcılığının önlenmesi amacıyla denetim yapıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/11/musta-ekipler-su-kaynaklarinda-kacak-avciligi-onlemeye-calisiyor-1731398176.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Muşta, ekipler, kaynaklarında, kaçak, avcılığı, önlemeye, çalışıyor, Balık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Baraj ve akarsu kıyılarını kontrol eden ekipler, barajlarda tekneyle devriye gezerek çalışma yürütüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Alparslan-2 Barajı'nda yapılan denetime katılan İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Gün, Muş'un, bitkisel ve hayvansal üretimin yanı sıra su ürünleri konusunda önemli iller arasında yer aldığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl Muş'ta 4 milyondan fazla sazan yavrusunun göl ve barajlara bırakıldığını belirten Gün, "Alparslan-1 ve Alparslan-2 barajlarımız balıkçılık konusunda önemli yer tutuyor. Murat ve Karasu nehirleri de ilimizin iç sular konusunda iyi bir yerde olmasını sağlıyor. Son yıllarda Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün katkılarıyla barajlarımıza ve göllerimize sazan balığı yavrusu bırakılmaktadır." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Barajlarda ve göllerde 90 ton balık avlanmasına izin verildiğini anlatan Gün, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğümüzün katkılarıyla, göllerimiz ile barajlarımızın korunması ve balıkçılığın sürdürülebilir olması için av yasağı dönemleri başta olmak üzere yıl boyunca Hayvan Sağlığı ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ekiplerimiz kontrollerini sürdürmektedir. Alparslan-1 ve Alparslan-2 barajlarımızda kontrolsüz balıkçılığın önlenmesi için tekne temin ettik. Su ürünleri mühendisimizin başında bulunduğu ekiple kontrollerimiz yapılıyor. Murat ve Karasu nehirlerimizde de yasaklı malzemelerin toplanması için çalışmalarımız devam ediyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;nde balık ölümlerinden sonra yosun kirliliği yaşanıyor | Balık TV</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-balik-oelumlerinden-sonra-yosun-kirliligi-yasaniyor-balik-tv</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-balik-oelumlerinden-sonra-yosun-kirliligi-yasaniyor-balik-tv</guid>
<description><![CDATA[ İKÇÜ Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tevfik Tansel Tanrıkul: - &quot;Bu yosun türlerinin zararları diğerlerinden çok farklı. Çünkü bu tür, akıntıyla birlikte etrafa yayılıyor. Suyun yüzeyini kaplaması nedeniyle de güneş ışığının geçmesini engelleyerek sudaki oksijenin azalmasına neden oluyorlar&quot; - &quot;Balık ölümleri durdu, başka çevre felaketlerine neden olabilecek yosunların artması yaşanıyor. Bu yosunlar hem doğal yaşamı sınırlayacak, zarar verecek hem de bir süre sonra kokuya neden olacak&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/11/izmir-korfezinde-balik-olumlerinden-sonra-yosun-kirliligi-yasaniyor-1731650548.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezinde, balık, ölümlerinden, sonra, yosun, kirliliği, yaşanıyor, Balık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kötü koku ve balık ölümleriyle gündeme gelen <strong>İzmir Körfezi</strong>'nde Karşıyaka ve Balçova'nın sahil bandında görülen deniz yosunu tabakalarının yeni çevre sorunlarına neden olabileceği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (<strong>İKÇÜ</strong>) Su Ürünleri Fakültesi Dekanı <strong>Prof. Dr. Tevfik Tansel Tanrıkul</strong>, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karşıyaka ilçesi Mavişehir sahili ile Balçova ilçesi İnciraltı sahilinde kıyıdan 5-10 metre açıkta tabaka şeklinde yosun üremesinin gözlemlendiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu türün, körfezde sıklıkla görülen ve halk arasında "<strong>deniz marulu</strong>" olarak bilinen yosunlardan farklı olduğuna dikkati çeken Tanrıkul, cladophora ve enteromorpha cinsi olan bu yosunların sudaki nitrojen ve fosfor miktarının artmasıyla meydana geldiğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Körfezde yosun kitlesinin yayıldığına işaret eden Tanrıkul, "Körfez'de nitrojen ve fosfor miktarının fazla olması, yosunların artmasına neden oluyor. Denizdeki evsel ve sanayi atıklarından oluşan gübreleme, yosunların üreyebilmesi, yayılabilmesi için ortam oluşturuyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tanrıkul, güneşli hava ve rüzgarın az olmasının yosunların yayılımını hızlandırdığını dile getirerek, sadece kıyı bölgelerinde değil körfezin ortasında da yosunlardan oluşan yüzen adacıkların görüldüğünü aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Körfezi'nde görülen bu yosun türlerinin deniz ekosistemine zarar verdiğini anlatan Tanrıkul, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu yosun türlerinin zararları diğerlerinden çok farklı. Çünkü bu tür, akıntıyla birlikte etrafa yayılıyor. Suyun yüzeyini kaplaması nedeniyle de güneş ışığının geçmesini engelleyerek sudaki oksijenin azalmasına neden oluyorlar. Bu yosunlar bir süre sonra suyun dibine çöküyor, bu kez de suyun altındaki balık yumurtaları, yengeçler gibi ekosistemdeki canlıların üzerine tabaka gibi serilerek bunları yok ediyor. Bununla beraber dipte de ürüyorlar, yani yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya sürekli transfer halinde ürüyorlar."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Bir süre sonra kokuya neden olacak"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Bu yosunun dokusunun deniz marulundan daha sert olduğuna ve kısa sürede çürüyüp kaybolmadığına dikkati çeken Tanrıkul, çevresel şartlar devam ettiği sürece bu yosunların yayılımını sürdüreceğini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tanrıkul, yosunların temizlenmesi gerektiğine işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"İklim şartlarının nasıl ilerleyeceğini bilmesek de körfezin kirliliği devam ediyor, her geçen gün artıyor. Şu an balık ölümleri durdu ama bunun durmasının nedeni sıcaklıkların düşmesine bağlı, başka bir nedeni yok. Balık ölümleri durdu, başka çevre felaketlerine neden olabilecek yosunların artması yaşanıyor. Bu yosunlar hem doğal yaşamı sınırlayacak, zarar verecek hem de bir süre sonra kokuya neden olacak, çünkü bunlar çürümeye başlayacaklar. Bunların temizlenmesi gerekiyor. Denizin üzerindeki, kıyıdaki yosunların kesinlikle toparlanıp bölgelerden uzaklaştırılması gerekiyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sapanca Gölü&amp;apos;nde su miktarı son 5 yılın en düşük seviyesine geriledi | Balık TV</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sapanca-goelunde-su-miktari-son-5-yilin-en-dusuk-seviyesine-geriledi-balik-tv</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sapanca-goelunde-su-miktari-son-5-yilin-en-dusuk-seviyesine-geriledi-balik-tv</guid>
<description><![CDATA[ Marmara Bölgesi&#039;nin en büyük doğal kaynağı olan Sapanca Gölü&#039;nün su kotu, kuraklık nedeniyle 30,13 metreye düştü - Yaşanan kayıp nedeniyle iskelelerin büyük bölümü susuz kaldı, göldeki kayıklar tamamen karaya oturdu, kıyıda deniz kabukları görüldü ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/11/sapanca-golunde-su-miktari-son-5-yilin-en-dusuk-seviyesine-geriledi-1731043279.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sapanca, Gölünde, miktarı, son, yılın, düşük, seviyesine, geriledi, Balık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Sakarya ve Kocaeli'nin en önemli içme suyu kaynağı <strong>Sapanca Gölü</strong>'ndeki su seviyesi, kuraklık nedeniyle son 5 yılın en düşük kotu olan 30,13 metreye indi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar nedeniyle yazın yeteri kadar yağış düşmemesi, bilinçsiz sulama, kaçak kullanım ve diğer faktörlerin etkisiyle birçok ilde göl, baraj, nehir ve akarsu gibi su kaynaklarında kuraklık yaşandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kocaeli ve Sakarya'da 3 milyon insanın içme suyu ihtiyacını karşılayan ve Marmara Bölgesi'nin en büyük doğal kaynağı olan Sapanca Gölü de bu durumdan olumsuz etkilendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sapanca Gölü'nün her gün değişim gösteren su seviyesi, dün itibarıyla son 5 yılın en düşük kotu olan 30,13 metreye geriledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sapanca ilçesine adını veren gölde yaşanan su kaybıyla iskelelerin büyük bölümü susuz kaldı, göldeki kayıklar tamamen karaya oturdu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Göl havzası kıyıdan yaklaşık 18 metre çekilirken, kıyıda deniz kabukları görüldü, susuz kalan bazı sazlıklar kuruma riskiyle karşı karşıya kaldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- Sapanca Gölü'nün kotu, 2014'te kuraklık yüzünden 29,64 metreye inmişti</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresinden (SASKİ) edindiği bilgiye göre, maksimum doluluğu 32,20 metre olan Sapanca Gölü'nün su seviyesi, 6 Kasım itibarıyla 2023'te 31,57, 2022'de 31,38, 2021'de 31,53, 2020'de 30,71, 2019'da ise 31,53 metre ölçüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>En son 2014 yılında kuraklığın etkisiyle 29,64 metreye kadar inen göldeki su seviyesi, yıllar içinde etkili olan yağışlarla eski düzeyine geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su kaynaklarının sınırsız olmadığına dikkati çeken SASKİ yetkilileri, suyun tasarruflu kullanılması konusunda uyarılarda bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Göldeki su oranının kış aylarında beklenen yağışlarla artması öngörülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sapanca Gölü'nde kuraklığın etkili olduğu alanlar, dronla görüntülendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Siirt&amp;apos;te baraj göllerine 2 milyon balık yavrusu bırakıldı | Balık TV</title>
<link>https://trafikdernegi.com/siirtte-baraj-goellerine-2-milyon-balik-yavrusu-birakildi-balik-tv</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/siirtte-baraj-goellerine-2-milyon-balik-yavrusu-birakildi-balik-tv</guid>
<description><![CDATA[ Siirt&#039;te, Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu ve Şirvan ilçesindeki Çetin barajlarının havzasına 2 milyon şabut balığı yavrusu bırakıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/11/siirtte-baraj-gollerine-2-milyon-balik-yavrusu-birakildi-1730492088.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Siirtte, baraj, göllerine, milyon, balık, yavrusu, bırakıldı, Balık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığının "<strong>Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi</strong>" kapsamında Şanlıurfa Su Ürünleri Araştırma ve Eğitim Enstitü Müdürlüğünce üretilen 2 milyon balık yavrusu Siirt'e gönderildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yavru şabutlardan 1,5 milyonu merkeze bağlı Zorkaya köyü yakınındaki Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Baraj Gölü'ne, 500 bini de Çetin Barajı Gölü'ne bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman İl Müdürü Ergün Demirhan, Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı'nda düzenlenen programda, Siirt'te balıkçılığın geliştiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçen yıl Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu ve Alkumru Baraj göllerine ilk defa bırakılan 1 milyon 291 bin şabut yavrusuna ilave olarak geçen ay 1 milyon yavru sazan ve bugün de 2 milyon şabut balığı yavrusunun bırakıldığını ifade eden Demirhan, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Siirt'te su kaynaklarına son beş yılda bırakılan balık sayısı 11 milyona ulaştı. Fırat ve Dicle nehirlerinin endemik türü olan şabut balığı ılık ve durgun suları tercih etmesi, adaptasyonlarının kolay olması, etinin lezzetli ve balıkçılarca da makbul bir tür olarak bilinmesi nedeniyle ilimiz sularının balıklanlandırılması için tercih edilmektedir. Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Baraj Gölü'nün Siirt sınırlarında kalan 5 avlak sahasında tamamladığımız 'Yıllık Avlanabilir Tahmini Su Ürünleri Stok Miktarı' çalışmaları neticesinde baraj gölünde sazan, şabut, Mezopotamya yayını, karabalık, siraz, tatlısu kefali, gümüşi havuz balığı, karabalık türleri tespit edilmiştir. Önümüzdeki yıllarda avcılık yolu ile 200 tona yakın asgari üretim miktarı planlanmaktadır."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Demirhan, su ürünleri varlığının artırılması, su ürünlerinin sürdürülebilir olması ve sportif amaçlı amatör avcılığın geliştirilmesi hedeflerine ulaşılması amacıyla av yasağına uyulmasını istedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Manisa&amp;apos;da Gediz Nehri&amp;apos;ndeki balık ölümleriyle ilgili inceleme başlatıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/manisada-gediz-nehrindeki-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/manisada-gediz-nehrindeki-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ Gediz Nehri&#039;nin Manisa&#039;nın Turgutlu ilçesinden geçen bölümünde toplu balık ölümleri görüldü, su ve balıklardan numune alındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/manisada-gediz-nehrindeki-balik-olumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi-1727733092.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Manisada, Gediz, Nehrindeki, balık, ölümleriyle, ilgili, inceleme, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Nehrin Sinirli Mahallesi yakınlarındaki geçişinde ölü balıklar bulunduğunu görenler durumu yetkililere bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Manisa Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü ekipleri, bölgeye gelerek inceleme yaptı, ölü balık ve nehir suyundan numuneler aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekiplerin ilk incelemesinde yağış yetersizliği nedeniyle akış düzeni bozulan nehirdeki oksijen seviyesinin azaldığı, bunun balık ölümleri ve kötü kokuya neden olduğu belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İncelemede çevredeki biyogaz tesisinden atık su veya tarım arazilerinden sıvı gübre akışı tespit edilemedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ekiplerin numuneleri aldığını, sonuçları kamuoyuyla paylaşacaklarını, sorumluların gereken cezayı alması için konunun takipçisi olacaklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Turgutlu Çevre Derneği Başkanı Mahir Ek ise gazetecilere yaptığı açıklamada, balık ölümlerinin bölgede bulunan bir fabrikanın atıklarını nehre bırakmasından kaynakladığını iddia etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Miner Turtle&amp;quot; projesiyle 100 bin yavru kaplumbağa denizle buluştu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/miner-turtle-projesiyle-100-bin-yavru-kaplumbaga-denizle-bulustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/miner-turtle-projesiyle-100-bin-yavru-kaplumbaga-denizle-bulustu</guid>
<description><![CDATA[ TÜPRAG Sürdürülebilirlik ve Çevre Grup Müdürü Jale Şakıyan Ateş: - &quot;TÜPRAG olarak doğal kaynakların bilinçli kullanımıyla hem ekonomik büyüme hem de çevresel korumanın dengesini kararlılıkla korumaya devam edeceğiz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/miner-turtle-projesiyle-100-bin-yavru-kaplumbaga-denizle-bulustu-1729752459.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Miner, Turtle, projesiyle, 100, bin, yavru, kaplumbağa, denizle, buluştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ekolojik Araştırmalar Derneği (<strong>EKAD</strong>) ve <strong>TÜPRAG</strong> Metal Madencilik işbirliğiyle yürütülen "<strong>Miner Turtle</strong>" (Madenci Kaplumbağalar) projesi kapsamında Antalya'nın Kızılot Yuvalama Kumsalı'ndan 100 bin yavru kaplumbağa, denizle buluştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>TÜPRAG'dan yapılan açıklamaya göre, madenci kaplumbağaların göç yolcuğu tüm hızıyla devam ediyor. Nisan ve eylül arasında gerçekleşen proje döneminde 2 bin 500 yuva tespit edilirken yaklaşık 100 bin yavru deniz kaplumbağası yolculuğuna başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Proje kapsamında 10 okulda 800'e yakın öğrenciye çevre bilinci aşılandı ve deniz kaplumbağaları hakkında eğitim verilerek gelecek nesiller için farkındalık çalışmaları yapıldı. 18 uluslararası ve 48 ulusal gönüllüyle doğayı korumak için ortak çalışmalar yürütüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- <strong>"Onların korunması, aynı zamanda deniz ekosistemini güvence altına almaktır"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıklamada görüşlerine yer verilen TÜPRAG Sürdürülebilirlik ve Çevre Grup Müdürü Jale Şakıyan Ateş, proje sayesinde büyük bir farkındalık oluştuğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ateş, "Deniz kaplumbağaları gibi sembol türler, biyolojik çeşitliliğin ve doğanın incelikli dengesinin temsilcisidir. Onların korunması, sadece tek bir türü değil, aynı zamanda deniz ekosisteminin tamamını güvence altına almak anlamına gelir. TÜPRAG olarak doğal kaynakların bilinçli kullanımıyla hem ekonomik büyüme hem de çevresel korumanın dengesini kararlılıkla korumaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Miner Turtle Proje Kooordinatörü Biyolog Fatih Polat ise carettaların yolculuğuna ilişkin verilerin, deniz kaplumbağalarının durumları hakkında bilgi alınması için oldukça önemli olduğuna işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Polat, bu verilerin türlerin göç yolları, beslenme ve kışlama alanları hakkında bilgi sahibi olmalarını sağladığını, türün kaç kilometre yol aldığını, hangi sularda dolaştığını ve hangi ülkelere gittiğini de görebildiklerini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Altın kaplumbağa" Libya'ya, "Gümüş kaplumbağa" Tunus'a ulaştı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Proje kapsamında Kızılot Kumsalı'nda yuvaladıktan sonra temmuz ayında üstlerine uydu izleme cihazı takılarak takip edilen "Altın" ve "Gümüş" adlı kaplumbağalar ise kışlama alanına ulaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Altın'ın ilk durağı Bozyazı Kumsalı oldu. Burada bir süre mola veren Altın, küçük molalarla Afrika'nın kuzeyine doğru ilerleyerek Libya'nın Tobruk kıyılarına yaklaştı. Yoluna doğu yönünde devam eden Altın, Libya'da Kirissah kıyılarına ulaşarak göç yolculuğunu tamamladı. Altın'ın zorlu yolculuğu 3 bin 633 kilometre sürdü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gümüş ise rotasını doğrudan Akdeniz açıklarına çevirdi. Yunanistan'ın Karpathos Adası'nda kısa bir mola veren Gümüş, İtalya'nın Sicilya Adası'na doğru yola devam etti. Son hafta içerisinde Tunus'un Hammamet Körfezi'ne ulaşan Gümüş, zamansal olarak bakıldığında kışlama alanına ulaştı. Gümüş, yolculuğu boyunca toplamda 4 bin 760 kilometre yol katetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğaya bırakılan plastik çöpler deniz canlıları üzerinde ölümcül sonuçlar doğuruyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogaya-birakilan-plastik-coepler-deniz-canlilari-uzerinde-oelumcul-sonuclar-doguruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogaya-birakilan-plastik-coepler-deniz-canlilari-uzerinde-oelumcul-sonuclar-doguruyor</guid>
<description><![CDATA[ Doğaya atılan, yağmur, rüzgar ve akarsular yoluyla Karadeniz&#039;e ulaşan plastik çöpler, deniz canlılarının hayatını tehdit ediyor - Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Levent Bat: -&quot;Dipte yaşayan tüm organizmalar bundan etkilenecektir. Sadece dip balıkları değil onları burada besleyen organizmaların da azalması başlayacaktır. Bu devam ettiği ya da önlem alınmadığı sürece durum daha da vahim bir şekilde karşımıza çıkabilir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/dogaya-birakilan-plastik-copler-deniz-canlilari-uzerinde-olumcul-sonuclar-doguruyor-1729833753.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğaya, bırakılan, plastik, çöpler, deniz, canlıları, üzerinde, ölümcül, sonuçlar, doğuruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Doğaya atılarak yağmur, rüzgar ve akarsular yoluyla Karadeniz'e ulaşan plastik çöpler, oluşturduğu görüntü kirliliğinin yanı sıra deniz yaşamını da tehdit ediyor.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Sinop Üniversitesi</strong> Su Ürünleri Fakültesi Dekanı <strong>Prof. Dr. Levent Bat</strong>, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karadeniz'e ulaşan çöplerin, sadece deniz canlıları için değil insanlar için de tehlike oluşturduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Yaptıkları çalışmalarda insan faktörüyle Karadeniz'e ulaşan çöplerin zaman zaman kıyı kesimlerde çöp yığınları oluşturduğuna şahit olduklarını vurgulayan Bat, bu çöpler arasında bulunan plastiklerin gelecek adına endişe verici olduğunu kaydetti.</span></span></p>

<p><span><span>Büyük nehirlerin taşıdığı kirleticiler ve çöplerin yanı sıra yaz aylarında tatilciler tarafından kıyıda bırakılan çöplerin de denize ulaştığını anlatan Bat, "Gördüğümüz çöplerin hepsi de kötü çöpler. Yüzyıllar boyunca doğada kaybolmayan plastik çöplerden oluşuyor. İnsanlar çöpleri attığı zaman 'bana dokunmaz deme umursamazlığından' vazgeçmek zorunda." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>"Korkunç" olarak nitelendirdiği plastik çöplerin sadece görüntü kirliliği oluşturmadığını aynı zamanda tüm canlılara telafisi olmayan zararlar verdiğini de belirten Prof. Dr. Bat, "Bu küçük parçacıkları, renkli renkli poşetleri ve benzerlerini balıklar besin zannediyor. Bunları alıyor tüketim için. Ama aldıktan sonra organlarında birikimler söz konusu olabiliyor ve organları artık işlemez hale geliyor. Dokular, organlar ve organ sistemleri bozuluyor. Yani canlının ölümüne dahi yol açabiliyor." diye konuştu.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- Plastik çöpler balıkların üremesini de engelliyor</span></span></strong></p>

<p><span><span>Prof. Dr. Bat, plastik atıkların bulundukları ortamlarda yaşam süren balıkların yer değiştirmelerine neden olduğu gibi üremelerine de engel olduğunu vurgulayarak, bu durumun Karadeniz'deki balık popülasyonuna olumsuz etkilerinin ciddiyetini de aktardı.</span></span></p>

<p><span><span>Plastik atıklar sebebiyle besinleri yok olan balıkların doğal olarak yer değiştirmek zorunda kaldıklarını aktaran Bat, şöyle devam etti:</span></span></p>

<p><span><span>"Ortama atılan yoğun miktarlardaki poşetler bir defa burada yaşayan balıkların habitatını öldürüyor. Eğer bunlar yüzeyde fazla miktarda ise güneş ışığının altlara gitmesine de engel oluyor. Fotosentez olayının ve planktonların azalmasına neden oluyor. Planktonlarda besin zincirinin ilk halkası. Dolasıyla bunlar mekan değiştirmek zorunda kalıyorlar. Yani yem bulamayınca balıkların göç etmesine de neden olabiliyor. Aynı şekilde balıklar bu plastikleri vücutlarına aldıkları zaman üremeleri de engelleniyor. Yani sağlıklı yumurta bırakamama ve üreyememe durumları oluşmaktadır."</span></span></p>

<p><span><span>Karadeniz'in kapalı bir deniz olduğunu ve bu nedenle de yeteri kadar sirkülasyona sahip olmadığını anlatan Bat, önlem alınmaması durumunda ileride daha vahim tablolarla karşı karşıya kalınma ihtimalinin bulunduğunu dile getirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Karadeniz'i korumak için sadece Türkiye'nin alacağı önlemlerin yeterli gelmeyeceğini değerlendiren Bat, Karadeniz’e kıyısı bulunan diğer ülkelerle, insanlara verilecek çevre eğitimi, çevreye karşı suçlarda uygulanacak cezai yaptırımlar ve arıtma tesislerinin oluşturulması gibi konularda mutlaka işbirliğine gidilmesinin önemine dikkati çekti.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- Çevre kirliliği veya yarattığı etkiler sadece bizim değil diğer ülkelerin de sorunu haline geliyor</span></span></strong></p>

<p><span><span>Prof. Dr. Bat, anaokullarında bile çocuklara artık çevrenin gelecek adına ne denli önem arz ettiğinin anlatılarak, eğitimler verilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span><span>"Çünkü bu çöpler denize atıldığı takdirde eninde sonunda dibe çökecekler. Dipte yaşayan tüm organizmalar bundan etkilenecektir. Sadece dip balıkları değil onları burada besleyen organizmaların da azalması başlayacaktır. Bu devam ettiği ya da önlem alınmadığı sürece bu durum daha da vahim bir şekilde karşımıza çıkabilir. İlkokullarda hatta anaokullarında dahi çevre bilincini çocuklara anlatmak gerekiyor. Bir de bunun için işbirliği yapılması lazım diğer ülkelerle birlikte. Çünkü sadece kendi kendimize aldığımız önlemler yetmeyebilir. Çevre kirliliği veya yarattığı etkiler sadece bizim değil diğer ülkelerin de sorunu haline geliyor."</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırıkkale&amp;apos;de göletteki balık ölümlerinin oksijen eksikliğinden kaynaklandığı belirlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kirikkalede-goeletteki-balik-oelumlerinin-oksijen-eksikliginden-kaynaklandigi-belirlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kirikkalede-goeletteki-balik-oelumlerinin-oksijen-eksikliginden-kaynaklandigi-belirlendi</guid>
<description><![CDATA[ Kırıkkale&#039;nin Bahşılı ilçesinde Kızılırmak üzerinde bulunan gölette meydana gelen balık ölümlerinin sudaki oksijen eksikliğinden kaynaklandığı belirlendi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/kirikkalede-goletteki-balik-olumlerinin-oksijen-eksikliginden-kaynaklandigi-belirlendi-1729673244.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kırıkkalede, göletteki, balık, ölümlerinin, oksijen, eksikliğinden, kaynaklandığı, belirlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Doğanay Mahallesi'nde Kızılırmak üzerinde bulunan gölette ölen balıkları gören vatandaşlar, durumu yetkililere bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İhbar üzerine olay yerine gelen İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ile İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, derede ölçüm yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan ölçümde balık ölümlerinin sudaki oksijen eksikliğinden kaynaklandığı tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bolu&amp;apos;daki Gölköy Baraj Gölü&amp;apos;nde su seviyesi yüzde 19&amp;apos;a düştü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/boludaki-goelkoey-baraj-goelunde-su-seviyesi-yuzde-19a-dustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/boludaki-goelkoey-baraj-goelunde-su-seviyesi-yuzde-19a-dustu</guid>
<description><![CDATA[ Bolu&#039;nun içme suyu ihtiyacının karşılandığı Gölköy Baraj Gölü&#039;nde su seviyesi yüzde 19&#039;a düştü. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/boludaki-golkoy-baraj-golunde-su-seviyesi-yuzde-19a-dustu-1729574632.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Boludaki, Gölköy, Baraj, Gölünde, seviyesi, yüzde, 19a, düştü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Havaların bir süre sıcak seyretmesi ve yağışların beklenenden az olması nedeniyle baraj gölündeki su seviyesi yüzde 19 olarak ölçüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölde kentin yaklaşık 3 aylık içme suyu ihtiyacını karşılayacak miktarda su kaldığı belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaşanan su kaybı sonrası göl, kıyıdan 40 metre geri çekildi. Amatör balıkçılar, suyun azaldığı gölün kenarında balık tuttu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_4f17d455dd4b2117337f86b43cf97906.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan, kentte son bir haftadır etkili olan sağanak ve kar yağışı, Mudurnu ve Abant derelerinin debisini yükseltti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Derelerdeki su seviyesinin yükselmesiyle Gölköy Baraj Gölü'ne akan suyun da arttığı görüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Batman&amp;apos;da baraj gölündeki balık ölümlerine ilişkin yeni numuneler alındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/batmanda-baraj-goelundeki-balik-oelumlerine-iliskin-yeni-numuneler-alindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/batmanda-baraj-goelundeki-balik-oelumlerine-iliskin-yeni-numuneler-alindi</guid>
<description><![CDATA[ Batman&#039;da llısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Baraj Gölü&#039;nde meydana gelen balık ölümlerine ilişkin Elazığ&#039;dan gelen uzman ekip yeni numuneler aldı, alanda alanda inceleme yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/batmanda-baraj-golundeki-balik-olumlerine-iliskin-yeni-numuneler-alindi-1729253483.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Batmanda, baraj, gölündeki, balık, ölümlerine, ilişkin, yeni, numuneler, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Valilikten yapılan açıklamada, Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Baraj Gölü'nde 20 Eylül'de toplu balık ölümleri olduğu ihbarı üzerine Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerinin harekete geçtiği ve aynı gün inceleme başlatıldığı anımsatıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan çalışmalarda farklı tarihlerde 2 kez su ve balıklardan numune alındığı ve alınan numunelerin incelenmek üzere Elazığ Veteriner Kontrol Enstitüsü ve Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü'ne gönderildiği aktarılan açıklamada, gönderilen numunelerde toksikolojik ve kimyasal analizler yapıldığı ve numune sonuçlarının olumlu çıktığı vurgulandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20241018-35944297-35944296-BATMANDA_BARAJ_GOLUNDEKI_BALIK_OLUMLERINE_ILISKIN_YENI_NUMUNELER_ALINDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık ölümlerinin tespiti amacıyla Elazığ Veteriner Kontrol Enstitüsü ve Su Ürünleri Araştırma Enstitüsünden uzman talep edildiği kaydedilen açıklamada, Elazığ'dan gelen 4 kişilik uzman ekibin baraj gölünden numune aldığı ve gerekli incelemeleri yaptığı belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıklamada, "İlimize gelen uzman ekibe, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Reşat Çiftçi, Su Ürünleri Birim Sorumlusu Mehmet Demir eşlik ederek alanda inceleme yapıldı, su ve balıklardan tekrar numune alındı. Numunelerde balıklarda bir hastalık olup olmadığı araştırılacak." ifadeleri kullanıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Konya&amp;apos;da suları çekilen gölde balıkçı tekneleri karaya oturdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/konyada-sulari-cekilen-goelde-balikci-tekneleri-karaya-oturdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/konyada-sulari-cekilen-goelde-balikci-tekneleri-karaya-oturdu</guid>
<description><![CDATA[ Ilgın ilçesinde 27 kilometrekarelik Çavuşçu Gölü&#039;nde geçimini balıkçılıkla sağlayan köylüler, sular çekildiği için tekneleriyle avlanmaya çıkamıyor - Balıkçı Ergün Can: - &quot;Gölde ağ atacak yer yok. Kayıklar da gitmiyor. Vahşi sulama yapılıyor. Yağış yok, kurak gidiyor. Köylünün 10 kayığı var, hepsi karaya oturdu&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/konyada-sulari-cekilen-golde-balikci-tekneleri-karaya-oturdu-1729253257.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Konyada, suları, çekilen, gölde, balıkçı, tekneleri, karaya, oturdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Konya'nın Ilgın ilçesindeki tatlı su gölünde kuraklığa bağlı suların çekilmesi, geçimini balıkçıkla sağlayan köylüleri tedirgin ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sultan Dağları'nın eteklerindeki derelerin beslediği 27 kilometrekarelik <strong>Çavuşçu Gölü</strong>, flamingo, pelikan, balıkçıl gibi çok sayıda kuş türünün yanı sıra sazan, aynalı sazan, tatlı su kefal barındırıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son yıllarda kuraklık ve tarımsal sulama nedeniyle suları çekilmeye başlayan, sazlık ve bataklık alanlarının günden güne çoğaldığı gölde su seviyesi 1 metrenin altına düşünce geçimini balıkçılıkla sağlayan köylüler de sıkıntı yaşıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su seviyesinin düşmesiyle karaya oturan teknelerin başına gelen balıkçılar, av sezonunu buruk geçiriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan göl alanı ve çevresi, küçükbaş ve büyükbaş hayvanların merası oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Besiciler, kuruyan alanlarda hayvanlarını otlatıyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Yarım asırlık balıkçılık bitme noktasına geldi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Göl kıyısındaki Çavuşçu Mahallesi'nde yaşayan 61 yaşındaki Ali Aktaş, AA muhabirine, çocukluğundan bu yana gölde balıkçılık yaptığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Daha önce suyun hiç bu kadar çekilmediğini belirten Aktaş, "Şimdi su çok az, durum tehlikeli. Göl, iki kaynaktan gelen sular olmasa çoktan kurumuştu. Kayıklar kıyıda kaldı, açılamıyor. Balıkçılık bitme noktasına geldi." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Karaya oturan gezi teknesi kuraklığın fotoğrafı oldu</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Aktaş, göl alanına karaya oturan gezi teknesinin yaşananları özetlediğini vurgulayarak, "Kooperatif başkanı gezi teknesi aldı. Geçen yıl gölde geziliyordu. Misafirleri gezdirmek için alınan bu tekne de nisan ayında karaya oturdu. Sular çekilmeye başladığından beri öylece duruyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ergün Can da yıllardır gölde balıkçılık yaptığını belirterek, "Bu yıl göl bitik. Buharlaşmayla su gitti, balıkçılık da bitti. Daha önce de su çekiliyordu ama bu kadar olmadı. Ot olmuyordu, seviyesi derindi. Şimdi su orta tarafta 1 metrenin altına düştü. Göl de ağ atacak yer yok. Kayıklar da gitmiyor. Vahşi sulama yapılıyor. Yağış yok, kurak gidiyor. Köylünün 10 kayığı var, hepsi karaya oturdu." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Balıkçılık bitme noktasına geldi"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Kayıkların göle açılması için su seviyesinin artması gerektiğine işaret eden Can, "Bahar aylarında su 4 metre seviyesindeydi. Şu anda içler acısı bir durum. Balıkçılık bitme noktasına geldi. Eskiden tekne başına 200-300 kilogram balık oluyordu." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;apos;da tedavileri tamamlanan iki caretta caretta denize bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyada-tedavileri-tamamlanan-iki-caretta-caretta-denize-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyada-tedavileri-tamamlanan-iki-caretta-caretta-denize-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;nın Manavgat ilçesinde tedavileri tamamlanan nesli tükenme tehdidi altındaki iki caretta caretta denize bırakıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/antalyada-tedavileri-tamamlanan-iki-caretta-caretta-denize-birakildi-1728213477.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalyada, tedavileri, tamamlanan, iki, caretta, caretta, denize, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Balık ağı ve misinalara takılarak yaralanan deniz kaplumbağaları caretta carettaların, tedavilerinin ardından Boğaz mevkisinden denizle buluşmaları sağlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (<strong>DEKAMER</strong>) Müdürü <strong>Prof. Dr. Yakup Kaska</strong>, yaptığı açıklamada, deniz kaplumbağalarından dişi olanını sırtına taktıkları cihazla takip edeceklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Caretta carettaların yuvalama kumsalları hakkında bilgiye sahip olduklarını belirten Kaska, "Ancak denizlerimizde nerelerde dolaştıkları ve kışladıkları noktalarında bilgimiz eksikti. Bu sayede eksik bilgilerimizi de tamamlamış olacağız. Deniz kaplumbağalarını koruyabilmek için onları çok iyi tanımak gerekiyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20241003-35808276-35808275-ANTALYADA_TEDAVILERI_TAMAMLANAN_IKI_CARETTA_CARETTA_DENIZE_BIRAKILDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Mehmet Cengiz Deval</strong>, uzun süredir Antalya kıyılarında eksikliği hissedilen deniz kaplumbağası rehabilitasyon merkezini iki hafta önce Pamukkale Üniversitesi'nin ortaklığında hayata geçirdiklerini anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deval, ilk olarak DEKAMER'de, son iki haftada ise Akdeniz Fokları, Kum Zambakları Koruma ve Yaşatma Derneğinde rehabilite edilen ve kontrolleri yapılan deniz kaplumbağalarını tekrar geldikleri doğal ortamlarına bırakıldığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yağmursuyu Gölet’ine Balık Salımı Etkinliği Yapıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yagmursuyu-goeletine-balik-salimi-etkinligi-yapildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yagmursuyu-goeletine-balik-salimi-etkinligi-yapildi</guid>
<description><![CDATA[ Anadolu Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Yağmursuyu Gölet’ine 10.000 Adet yavru sazan balığı salımı yapıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/yagmursuyu-goletine-balik-salimi-etkinligi-yapildi-1729098365.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yağmursuyu, Gölet’ine, Balık, Salımı, Etkinliği, Yapıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Amatör ve Sportif Olta Balıkçılığı Federasyonu (<strong>ASOF</strong>) ve Anadolu Organize Sanayi Bölgesi (<strong>AOSB</strong>) Yönetimi Ankara’da bulunan amatör balıkçıların ve ailelerin balık tutmak için sıklıkla gittikleri Yağmursuyu Gölet’ine sazan balığı popülasyonunu artırmak için Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile gerekli görüşmelerin yapılmasının ardından Bolu İl Tarım Müdürlüğü’nden temin edilen 10.000 adet yavru sazan balığı salımı yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Salım töreninde Amatör ve Sportif Olta Balıkçılığı Federasyonu Yönetimi ve Anadolu Organize Sanayi Bölgesi Yönetimi, <strong>ASOF</strong>’a bağlı <strong>SİNABDER</strong>, <strong>OLTACILARDER</strong> ve <strong>RASTGELEDER</strong> Derneklerinin Yönetim Kurulu üyeleri de hazır bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>ASOF</strong> Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>M. Serkan İnanç </strong>törende ‘’Yağmursuyu Göleti’nde Anadolu Organize Sanayi Bölgesi 8 yıldır bizleri burada misafir ediyor. 8 yıldır aileler ve çocuklar ile birlikte yapılan balık tutma yarışması düzenlenmektedir. Yağmursuyu Göleti’nde yerli sazanlarımızın yanı sıra biraz havuz balığı ve İsrail sazanı bulunmakta geçen hafta yaptığımız yarışmada ve sonraki hafta dernek üyeleri ile birlikte biraz havuz balığı ve israil sazanını göletten arındırma temizliği yaptık. Burada yerli sazan popülasyonunu artırabilmek için bakanlığımızla temasa geçerek Bolu İl Tarım Müdürlüğünden 10.000 adet sazan balığı temin ederek gölete bıraktık. Bundan sonraki aktivitelerde bu hobiye yeni başlamış olta balıkçılarımız daha çok balık yakalama şansına sahip olacaklardır. Amacımız burada aileleri ve çocukları sportif balıkçılığı tanıtmak ve bilinçlenmelerini sağlayarak sportif balıkçılığa yönelimi artırmak olacaktır. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yavru sazan balıklarımızın temininde bizlere destek olan Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile Bolu İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne teşekkür ederiz’’ ifadelerini kullandı. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Anadolu Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay ‘’İyi ki demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Eksiklerimiz olsa da yaptığımız her şey Ankara’ya Türkiye’ye miras imkanları iyi kullanmaya ve yaşam alanları oluşturmaya geleceğe iyi bir miras bırakmaya çalışıyoruz. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçen hafta burada 8. Sportif sazan balığı yakalama yarışması düzenlendi. Aileler ve çocuklar piknik yaparak hem balık tutup hem de eğlendiler. Çocuklara yapılan yatırım geleceğe yapılan yatırımdır. Sosyal ortamlar insanların daha rahat hareket ettiği, düşündüklerini daha rahat konuştukları dinledikleri yerler oluyor ve dolayısı ile bu tarz aktivite alanlarını çoğaltmak gerekiyor. Ben ASOF Federasyonuna bu girişimde bulunduğu samimiyetle katkı koymaya çalıştıkları için teşekkür ediyorum’’ dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özden Aydın Şimşek</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Batman&amp;apos;da llısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Baraj Gölü&amp;apos;ndeki balık ölümleri araştırılıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/batmanda-llisu-prof-dr-veysel-eroglu-baraj-goelundeki-balik-oelumleri-arastiriliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/batmanda-llisu-prof-dr-veysel-eroglu-baraj-goelundeki-balik-oelumleri-arastiriliyor</guid>
<description><![CDATA[ Batman&#039;da llısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Baraj Gölü&#039;nde meydana gelen balık ölümleri araştırılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/batmanda-llisu-prof-dr-veysel-eroglu-baraj-golundeki-balik-olumleri-arastiriliyor-1728289675.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Batmanda, llısu, Prof., Dr., Veysel, Eroğlu, Baraj, Gölündeki, balık, ölümleri, araştırılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aydın, gazetecilere, baraj gölünde meydana gelen balık ölümlerine ilişkin ilk ihbarın 20 Eylül'de yapıldığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İhbar üzerine Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğü ekiplerinin balık ve su numunesi aldığını belirten Aydın, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Aynı gün ölü balık ve sudan numuneler aldık. Su numunelerimizi ve ölü balıkları Elazığ'daki araştırma enstitüsüne gönderdik. Numunelerimizde herhangi bir olumsuz duruma rastlanmadı. Ayrıca Diyarbakır'da bulunan Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğümüzü de bilgilendirdik. Onlar da gelip numune aldı. Tetkiklerimiz devam ediyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bugün de ekiplerinin balık ölümlerinin durumunu incelediğini ve yeni numuneler aldığını bildiren Aydın, sonuçları takip ettiklerini anlattı. Aydın, "Yapılması gereken bir işlem varsa yapacağız." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sulak alan kayıpları dünyanın geleceğini tehdit ediyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sulak-alan-kayiplari-dunyanin-gelecegini-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sulak-alan-kayiplari-dunyanin-gelecegini-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Kuş Gözlem Kulübü Akademik Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Uysal: - &quot;İç sulak alanların küresel ölçekte yüzde 35&#039;ini kaybetmiş durumdayız. Bu oran Türkiye&#039;de biraz daha fazla. Sulak alanların sürdürülebilir ekosistemimize katkılarının çoğunu artık kaybediyoruz&quot; - &quot;(Sulak alanlar) Biyoçeşitliliği destekliyorlar, taşkın kontrolünü, içlerindeki bitki türleriyle ağır metal ya da diğer kirletici kaynakların filtre edilmesini sağlıyorlar. Bu hızlı yok oluş, gelecekte çok ciddi ekolojik sorunlara neden olacak&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/sulak-alan-kayiplari-dunyanin-gelecegini-tehdit-ediyor-1728289915.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sulak, alan, kayıpları, dünyanın, geleceğini, tehdit, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tropik ormanlardan sonra biyolojik üretimi en yüksek ekosistemler olarak bilinen, kuşların saklanması, yuvalanması ve barınmasına ortam sağlayan sulak alanlarda son yıllarda küresel ölçekte yaşanan kayıpların, dünyanın geleceği için önemli risk oluşturduğu belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünyanın en önemli genetik rezervuarı olan sulak alanlar, tüm türlerin yüzde 40'ını ve tüm hayvan türlerinin yüzde 12'sini barındırmanın yanı sıra taşkın kontrolü, yer altı sularının beslenmesi, kıyı çizgisinin korunması, sediment (tortu) ve besin depolama, yüksek düzeyde karbon tutarak iklim değişikliğinin kontrolü, su arıtımı, beslenme, üreme ve korunma alanları oluşturarak barındırdığı biyoçeşitlilikle ekosisteme sayısız fayda sağlıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Doğa ve Kuş Gözlem Kulübü Akademik Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Uysal, her yıl binlerce göçmen kuşun Afrika ve Avrupa arasında gerçekleştirdiği göçün en yoğun yaşandığı noktalardan, Lapseki ilçesindeki Çardak Lagünü'nde "5-6 Ekim Avrupa Kuş Gözlem Günü" dolayısıyla öğrencilerle katıldığı gözlem etkinliğinde, AA muhabirine açıklamada bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özellikle 50 yıllık süreçte sulak alanlarla ilgili yaşanan olumsuzluklara dikkati çeken Uysal, "İç sulak alanların küresel ölçekte yüzde 35'ini kaybetmiş durumdayız. Bu oran Türkiye'de biraz daha fazla. Sulak alanların sürdürülebilir ekosistemimize katkılarının çoğunu artık kaybediyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_532d5cfe04fa16f8da4831c7fe5356a7.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uysal, sulak alan kayıplarıyla artan tehlikelerin en önemlilerinden birinin karbon tutulumunun azalması olduğunu bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Küresel ısınmanın etkilerinin herkes tarafından görüldüğünü kaydeden Uysal, "Anormal hava olayları, dolular, fırtınalar, yangınların sayısındaki artış, su krizi, gelecekte yaşayacağımız belki gıda krizi gibi bizi etkileyecek birçok faktöre neden olan küresel iklim değişikliğinde sulak alanlar tam bir savunucu rolünde. Aslında bunu tuttukları karbonla sağlıyorlar. Biyoçeşitliliği destekliyorlar, taşkın kontrolünü, içlerindeki bitki türleriyle ağır metal ya da diğer kirletici kaynakların filtre edilmesini sağlıyorlar. Bu hızlı yok oluş, gelecekte çok ciddi ekolojik sorunlara neden olacak." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Bozulan ekosistemi önce kuşlar terk ediyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ekosistemdeki kuş türü sayısı ve çeşitliliğinin, o bölgenin sağlıklı yapısının göstergelerinden olduğunu dile getiren Uysal, ekosistemde bozulma yaşandığında diğer canlılara göre orayı en çabuk terk edenlerin kuşlar olduğunu vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bir alanda kuş türü ve sayısında azalma varsa ekosistemde bozulmaların yaşandığını belirten Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu bozulmalar ne olabilir? Sulak alanlarımızın hemen yakınına kadar yaptığımız tarım alanlarında deterjan olan tarımsal ilaçlar, su altındaki organizmaları öncelikle bozarak oradaki besin döngüsünü sekteye uğratıp çeşitliliği bozabilir. Sulak alanlarımızın yakınlarına yapılan yapılaşmalar ciddi habitat kaybına neden oluyor. Onun dışında sazlık alanların yakılarak kontrol altına alınmaya çalışılması bir sulak alan ekosistemine verilebilecek en büyük zararlardan biridir. Tarım için kullanılan agresif sulama yöntemleri, en önemli içilebilir su kaynaklarımız akiferleri (ekonomik olarak önemli miktarda suyu depolayabilen ve yeterince hızlı taşıyabilen geçirimli jeolojik birimler) besleyen sulak alanların neredeyse kaybına yol açmış durumda."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uysal, Türkiye'nin, Afrika ve Avrupa arasında kuş göçlerinin en yoğun yaşandığı, tamamen dar boğaz özelliği gösteren bir bölgede olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Genellikle süzülen göçmen kuşların, su kuşlarının karasal bağlantıları tercih ettiğini aktaran Uysal, bunlardan biri olan Çardak Lagünü'nde binlerce kuş türünün göç sırasında mola verdiğine işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sulak alanların göçmen kuşlar için hayati önem taşıdığına dikkati çeken Uysal, "Mola verecekleri yerleri bulamamaları, göçlerini tamamlayamayıp belki de kitlesel ölümlere neden olabilecek süreçlere kadar götürebilecek bir durum. O yüzden sulak alanları korumak, biyoçeşitliliği, geleceğimizi korumak demek." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uysal, Çanakkale'de şu ana kadar 325 kuş türünü belirlediklerini, Çardak Lagünü'nde bu sayının 145 olduğunu anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Nesli tehlike altında olan "kulaklı batağan", "sütlabi" gibi kuşların da lagünde tespit edildiği bilgisini veren Uysal, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Çanakkale'de tek üreyen çifti bulunan şah kartalın yuvası geçtiğimiz yıl artık belli bir ağırlığa ulaştıktan sonra yıkıldı. O türü artık gözlemleyemiyoruz. Göç dönemlerinde görmek mümkün ama üreyen tek aktif yuvayı kaybettik. Eceabat ilçesi Kumköy'de 1960'lı yıllarda yapılan Uzunhızırlı Göleti, Çanakkale'de nesli küresel ölçekte tehlike altında olan tepeli pelikan türünün kışladığı bir bölge, ancak 2 yıldır gölet kuruduğu için bu önemli habitat kaybedildi. Umurbey Deltası'nda da yapılaşmayla birçok nadir kuş türünün, kıyı kuşunun beslendiği ve göç ettiği habitatlar kayboldu. Deniz kıyısındaki kirlilik de bunda önemli bir etken."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara&amp;apos;da, Ege Denizi, Akdeniz ve Atlas Okyanusu&amp;apos;nda yaşayan grida görüldü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmarada-ege-denizi-akdeniz-ve-atlas-okyanusunda-yasayan-grida-goeruldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmarada-ege-denizi-akdeniz-ve-atlas-okyanusunda-yasayan-grida-goeruldu</guid>
<description><![CDATA[ Ege, Akdeniz ve Atlas Okyanusu&#039;nun doğusunda yaşayan balık türü grida, Marmara Denizi&#039;nde su altı kamerasıyla görüntülendi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/marmarada-ege-denizi-akdeniz-ve-atlas-okyanusunda-yasayan-grida-goruldu-1727964889.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmarada, Ege, Denizi, Akdeniz, Atlas, Okyanusunda, yaşayan, grida, görüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kocaeli'nin Gebze ilçesinde 2 Ekim'de Marmara Denizi'ne zıpkınla dalış yapan Volkan Topcu, 20 metre derinlikteyken, yaşam alanı Atlas Okyanusu'nun doğusu ile Ege ve Akdeniz olan, daha önce Marmara'da görülmeyen grida balığıyla karşılaştı. Kısa süreliğine kayıt almayı başaran Topcu, balığın kayaların arasına girmesiyle takibi bıraktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Saadet Karakulak, AA muhabirine, iklim değişikliği nedeniyle güney bölgelerden kuzeye doğru balık göçü yaşandığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gridanın Marmara Bölgesi'nde daha önce görülmediğini anlatan Karakulak, "Özellikle Akdeniz'deki birçok türün yavaş yavaş Marmara ve Karadeniz'e çıktığını görüyoruz. Örnek olarak mavi yengeç, kupes ve son yıllarda siganus da Akdeniz'den Marmara'ya göç eden türlerden. Şimdi de orfoz türleri ailesinden bir balığın Marmara Denizi'ne girdiğini görüyoruz. Marmara Denizi'nde daha önce olmayan bir balık türü. İlk defa görünüyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karakulak, gridanın istilacı değil daha çok ekonomik tür olduğunu ancak geldiği bölgedeki yerli türlerle rekabete gireceğine değinerek, "Tabii ki her gelen türün iyi veya kötü sonucu olabiliyor. Bazı türleri ticari olarak değerlendirebiliyoruz ama her gelen tür rekabete girdiğinden yerli türlerimizin de azalmasına yol açabiliyor. Gridanın etkisini zamanla göreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Beslenmesine bağlı olarak ekosistemdeki hangi balık türlerinin azalacağının ilerleyen dönemde belli olacağını ifade eden Karakulak, "Mesela Karadeniz'e giren yabancı türlerden deniz salyangozu var. Biz bu salyangozdan yararlanıyoruz, avcılığını yapıyoruz, yurt dışına ihraç ediyoruz. Ekonomik ama Karadeniz'in kara midyelerinin azalmasına yol açtı. Her bir türün hem artısı hem eksisi var. Bunu da unutmamak lazım." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;apos;de Gölcük Gölü&amp;apos;ndeki balık ölümleri sürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-goelcuk-goelundeki-balik-oelumleri-suruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-goelcuk-goelundeki-balik-oelumleri-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in Ödemiş ilçesinde önemli turizm merkezleri arasında yer alan Gölcük Gölü&#039;ndeki toplu balık ölümleri devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/izmirde-golcuk-golundeki-balik-olumleri-suruyor-1727731846.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmirde, Gölcük, Gölündeki, balık, ölümleri, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İlçede 1050 rakım yükseklikte yer alan gölde ölen çok sayıda balık kıyıya vurdu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık ölümleri sonrası gölde balık avlanmadığı görüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölcük Mahallesi'nde yaşayan Selahattin Aktaşoğlu, çok sayıda pullu sazan balığının kıyıya vurduğunu ifade ederek, "Yaklaşık 2 haftadır balık ölümleri görülüyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölde 12 Eylül'de pullu sazan türü balık ölümleri tespit edilmesi üzerine Ödemiş Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü ekipleri, sudan ve ölü balıklardan numune almıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hazırlanan raporda, gölde toksik maddeye rastlanmadığı ve ölümlere tek bir unsurun sebep olmadığı belirtilerek, "Yağan yağmurdan dolayı çevreden göle taşınan organik ve inorganik gübre kalıntıları, ani değişen hava ve su sıcaklığı, dönemsel yağışın az olmasına bağlı olarak göldeki su hacminin azalması, dolayısıyla da pH ve amonyum nitrat seviyesinin artmasının etkili olabileceği konusunda mutabık kalındı." ifadeleri kullanılmıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elazığ&amp;apos;dan Doğu ve Güneydoğu Anadolu&amp;apos;daki göl ve göletlere 25 milyon sazan yavrusu takviyesi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/elazigdan-dogu-ve-guneydogu-anadoludaki-goel-ve-goeletlere-25-milyon-sazan-yavrusu-takviyesi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/elazigdan-dogu-ve-guneydogu-anadoludaki-goel-ve-goeletlere-25-milyon-sazan-yavrusu-takviyesi</guid>
<description><![CDATA[ Keban Su Ürünleri Üretim Tesisi&#039;nde toprak havuzlarda üretimi gerçekleştirilen ve ortalama 3-4 santimetre boyuna ulaşan sazan yavrularının hasadına başlandı - Elazığ İl Tarım ve Orman Müdürü Saadettin Taşkesen: - &quot;Tunceli, Bingöl, Erzincan, Erzurum ve çevre illerimizin büyük bir kısmında balıklandırma çalışmalarımızı tamamladık. Bakanlığımızın talimatıyla bu yıl ilk kez Türkiye&#039;den, Elazığ&#039;daki üretim tesisimizden Nahçıvan&#039;a 150 bin civarında yavru sazan göndereceğiz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/10/elazigdan-dogu-ve-guneydogu-anadoludaki-gol-ve-goletlere-25-milyon-sazan-yavrusu-takviyesi-1727946047.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 15:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elazığdan, Doğu, Güneydoğu, Anadoludaki, göl, göletlere, milyon, sazan, yavrusu, takviyesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Elazığ'ın Keban ilçesinde üretilen 25 milyon sazan yavrusu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki iller ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ndeki göl ve göletlere bırakılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Keban Su Ürünleri Üretim Tesisi'nde toprak havuzlarda üretimi gerçekleştirilen ve ortalama 3-4 santimetre boyuna ulaşan 25 milyon sazan yavrusunun hasadına başlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hasat edilen yavrular 1-2 gün dinlendirme havuzlarında bekletildikten sonra oksijenli taşıma tanklarına alınarak, kamyon ya da kamyonetlerle başta Keban ve Karakaya baraj gölleri olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yer alan göl ve göletlerdeki balıklara takviye olarak gönderiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Eylül ayında başlayan ve bugüne kadar yüzde 50'si hasat edilen sazan yavruları Elazığ, Tunceli, Bingöl, Erzincan ve Erzurum gibi iç sularla buluşturuldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hasadın ekim ayı sonuna kadar devam etmesi bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_02_Ekim_31_Ekim_05_20241001_2_65748461_105224664.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Sazan yavrularının popülasyonunu artırmaya çalışıyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürü Saadettin Taşkesen, AA muhabirine, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki illerde sürdürülebilir balıkçılık açısından sazanın büyük önem taşıdığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu anlamda Keban'daki tesislerde sazan yavrusu üretimini her geçen yıl artırdıklarını ifade eden Taşkesen, bölgedeki iç sularda yapılan balık avcılığının önemli bir ekonomik girdi oluşturduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Taşkesen, avcılığı yapılan balıkların başında da sazanın geldiğini dile getirerek, hem sazan popülasyonunun azalmaması hem de ekonomik olarak daha fazla balığın avlanabilmesi amacıyla Keban üretim tesisinde sazan yavrusu üretimi gerçekleştirdiklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Sazan yavrularının tamamını iç sulara bırakarak popülasyonunu artırmaya çalışıyoruz." diyen Taşkesen, tesiste yaklaşık 30 yavru balık havuzu bulunduğunu, bu sezon 25 milyon civarında sazan ürettiklerini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Nahçıvan'a 150 bin civarında yavru sazan göndereceğiz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Taşkesen, tesiste geçmiş yıllara nazaran rekor düzeyde üretim artışı sağladıklarını anlatarak, eylül ayında başlayan balık hasadının ekim ayı sonuna kadar devam edeceğine işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Şimdiye kadar Tunceli, Bingöl, Erzincan, Erzurum ve çevre illerimizin büyük bir kısmında balıklandırma çalışmalarımızı tamamladık. Bu hafta itibarıyla Muş'a ve talepte bulunan diğer illere yavru balık göndereceğiz. Bakanlığımızın talimatıyla bu yıl ilk kez Türkiye'den, Elazığ'daki üretim tesisimizden Nahçıvan'a 150 bin civarında yavru sazan göndereceğiz." ifadelerini kullanan Taşkesen, ilerleyen günlerde bu sevkiyatı tamamlayacaklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Sazan yavrusu üretimi için hassas çalışma</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürü Cevat Yılmaz ise tesislerinde maksimum düzeyde sazan yavrusu üretimi için hassas ve özverili bir çalışma yürüttüklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Anaç balıklardan alınan yumurtaların zuger şişelerine (kuluçka kavanozları) yerleştirildiğini ve yumurtalardan çıkan larvaların birkaç haftalık bakım ve beslemeden sonra toprak havuzlara alındığını anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Havuzlarımız özel eğimli, içinde kanalları ve hasat çukuru bulunan havuzlar. Hasat edeceğimiz zaman suyu yavaş yavaş kesiyoruz, balıkları suyla beraber hasat çukuruna doğru topluyoruz. Bu şekilde toprakta veya otlar arasında balıkların kalmamasını sağlıyoruz. Hasat çukurunda toplanan yavruları kepçe yardımıyla tabana serdiğimiz ağlarla topluyoruz. Topladıktan sonra özel hasat havuzlarına (dinlendirme havuzu) naklediyoruz. Buradan talep edilen illere oksijen bağlantılı taşıma tanklarının yer aldığı kamyon ya da kamyonetlerle gönderiyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BOP Projesi işliyor mu ?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bop-projesi-isliyor-mu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bop-projesi-isliyor-mu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202412/image_870x580_6763cfd5938dc.jpg" length="71134" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 10:49:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>????Çok ilginç değil mi?</p>
<p>Amerika Irak'ı işgal ederken</p>
<p>Irak ordusu hiç ortada görünmedi.</p>
<p>Irak ordusunun savaş uçakları hiç kalkmadı.</p>
<p>Tek bir tankı sokağa çıkmadı.</p>
<p>Amerika pikniğe gider gibi elini kolunu sallaya sallaya Irak'a girdi ve ele geçirdi.</p>
<p>Tüm dünya buna şaşırdı.</p>
<p>Peki, neden Amerika bir direnişle karşılaşmadı?</p>
<p>Saddam Hüseyin direnmeden Irak'ı Amerika'ya teslim mi etmişti?</p>
<p>İşgalden sonra ne Amerika ne de CIA bu durum hakkında tek açıklama yapmadı.</p>
<p>Yıllarca bu konu ve soru insanların zihinlerini meşgul etti.</p>
<p>Bu sorunun cevabını bilmek için 1950'de</p>
<p>ABD tarafından CIA desteği ile Irak'ta büyütülen "Keşnizani Tarikatını" bilmeniz gerekir.</p>
<p>CIA desteği ile Irak'ta büyütülen bu tarikat</p>
<p>Avrupa, Amerika ve Orta Asya'ya kadar yayıldı.</p>
<p>Saddam darbe devrim ile Irak'ı ele geçirdiğinde Saddam'a tamamen itaat ettiler.</p>
<p>Saddam da onlara bir şey yapmadı.</p>
<p>Fakat Keşnizani Tarikatı ordu, bürokrasi, emniyet, istihbarata kadar her yere adamlarını sokup ülkeyi içeriden ele geçirdi.</p>
<p>Genelkurmay Başkanından istihbarat başkanına, İç işleri Bakanından Emniyet amirlerine kadar çoğu kişi Keşnizani Tarikatına bağlıydı.</p>
<p>Tamamen CIA ve MOSSAD kontrolüne girmişlerdi.</p>
<p>Üstelik Saddam'ın eşi ve akrabaları da Keşnizani Tarikatına bağlanmıştı.</p>
<p>Ve Irak Amerika tarafından artık işgal edilebilirdi.</p>
<p>Kimse direnmeyecekti.</p>
<p>Ve Saddam...</p>
<p>Her şeyi anladığında vakit çok geç olmuştu..</p>
<p>Emperyalist ülkeler her zaman tarikatları kullanmışlardır, çünki o tarikatları kuran yine kendileridir.....</p>
<p>    Prof. Dr. Yavuz Kaya diyor ki:</p>
<p>    Bir kez daha düşünün, Bu ülkede;</p>
<p>-Neden ağır bir ekonomik yıkım yaratıldı?</p>
<p>-Neden varlıklarımız satıldı?</p>
<p>-Neden altın rezervimize kadar ihtiyat akçemiz harcandı?</p>
<p>-Neden inanılmaz bir dış borç yaratıldı?</p>
<p>-Neden Londra mahkemeleri yetkili kılındı?</p>
<p>-Neden maliyetinin çok üzerinde alt yapı çalışmaları yapıldı, 30 yıllık garantiler verildi hemde enflasyona indeksli kur ile?</p>
<p>-Neden Atatürk ismi silinmeye çalışılıyor?</p>
<p>-Neden T.C. tabelası kaldırıldı?</p>
<p>-Neden sınır güvenliği yok ve vasıfsız milyonlarca sığınmacı ülkeye dolduruldu?</p>
<p>-Neden bir demografik bozulma yaratıldı?!</p>
<p>-Neden devlet kurumları yok edildi?</p>
<p>-Neden kuvvetler ayrılığı kaldırıldı?</p>
<p>-Neden denge-denetleme mekanizmaları kaldırıldı?</p>
<p>-Neden vergilerimizin akibetinin hesabı verilmiyor?</p>
<p>-Neden Milli Güvenlik Güçleri sistemi değiştirildi?</p>
<p>-Neden askeri okullar ve askeri hastaneler kaldırıldı?</p>
<p>-Neden bazı savunma sanayi kuruluşları satıldı ve üretim yapamaz hale getirildi?</p>
<p>-Neden ülkenin telekomünikasyonu satıldı?</p>
<p>-Neden eğitim sistemi laik sistem dışına çıkarıldı?</p>
<p>-Neden orta ekonomik sınıf yok edildi?</p>
<p>-Neden üniversitelerin kalitesi düşürüldü?</p>
<p>-Neden sağlık sistemi kötü?</p>
<p>-Neden anayasa hükümlerine uyulmuyor?</p>
<p>-Neden uyuşturucu ve mafyanın merkezi olduk?</p>
<p>-Neden bağlı olduğumuz AİHM kararları uygulanmıyor?</p>
<p>-Neden tarikat ve cemaatler holdingleşip devlete yerleştirildi?</p>
<p>-Neden ortak akıl devre dışı bırakıldı?</p>
<p>-Neden yetişmiş insan gücümüzü kaybediyoruz?!</p>
<p>-Neden üretim ekonomisinden vazgeçildi?</p>
<p>-Neden kendimize yeten tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlı olduk?</p>
<p>-Neden bu kadar çok gaz, petrol nadir element kaynakları keşfedilirken (!) enerjide dışa bağımlılık arttı?</p>
<p>-Neden yıllar öncesinden bir varlık fonu oluşturuldu ve sorgulanamaz kılındı?! Yıllar öncesinden!…</p>
<p>-Neden Biden ile başbaşa yapılan görüşmeye dış işleri bürokratları alınmadı ve arkasından sınırlarda açık kapı politikası ile genç erkek Afgan.</p>
<p>    Paki ve diğerleri akın akın ülkeye girmeye başladı?</p>
<p>    Tek cevap: Emperyalist BOP projesi işliyor?</p>
<p>    Prof. Dr. Yavuz Kaya</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi Acil Eylem Planı İmza Bekliyor: Belediyeden Sessizlik</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezi-acil-eylem-plani-imza-bekliyor-belediyeden-sessizlik</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezi-acil-eylem-plani-imza-bekliyor-belediyeden-sessizlik</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi Acil Eylem Planı, Çevre Bakanlığı tarafından hazırlanırken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay&#039;ın henüz imza atmadığı bildirildi. &quot;Safinaz 1&quot; adlı gemi, kirliliği azaltmak için bölgeye yönlendirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_6706e25eea9da.jpg" length="69597" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Oct 2024 23:07:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İzmir Körfezi için Acil Eylem Planına İmzalar Eksik</strong></p>
<p></p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın öncülüğünde, 35 bilim insanı tarafından hazırlanan İzmir Körfezi Acil Eylem Planı’na, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın henüz imza atmadığı bildirildi. İki gün süren bekleyişin ardından, planın uygulanabilmesi için belediyenin rolü belirsizliğini koruyor.</p>
<p></p>
<p>Bakanlık ekipleri, kirliliği azaltmak amacıyla "Safinaz 1" adlı deniz yüzeyi temizleme aracını bölgeye yönlendirdi. Bu gemi, denizden katı atık, ölü balıklar ve plastik gibi zararlı maddeleri toplayarak geri dönüşüm için ayrıştırma işlemi gerçekleştiriyor.</p>
<p></p>
<p>Bakanlığın hazırladığı eylem planında, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de temizleme çalışmalarında sorumlulukları net bir şekilde tanımlanmış durumda. Ancak, CHP’li belediyeden iki gündür herhangi bir açıklama gelmemesi dikkat çekiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bosna Hersek&amp;apos;te Büyük Sel Felaketi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bosna-hersekte-buyuk-sel-felaketi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bosna-hersekte-buyuk-sel-felaketi</guid>
<description><![CDATA[ Bosna Hersek&#039;te Jablanica, Konjic, Fojnica ve Kreşevo&#039;da şiddetli yağışlar sonucu sel felaketi yaşandı. En az 15 kişi hayatını kaybetti, yollar ve demiryolları kapandı. Gönüllüler arama kurtarma çalışmalarına katılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_6702c926ebb70.jpg" length="77135" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Oct 2024 20:30:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bosna Hersek'in Jablanica, Konjic, Fojnica ve Kreşevo şehirlerinde yaşanan şiddetli yağışlar, büyük bir sel felaketine yol açtı. İlk belirlemelere göre, bu felakette en az 15 kişi hayatını kaybetti. Gece saatlerinde başlayan ve günün ilk ışıklarına kadar devam eden yoğun yağışlar, bölgedeki birçok kasabanın su altında kalmasına neden oldu.</p>
<p></p>
<p>Sel felaketi, acil durum yönetimini zor duruma sokarken, arama kurtarma çalışmalarına katılmak üzere gönüllüler, selden etkilenen bölgelere çağrıldı. Gönüllülerin desteği, felaketin etkilerini azaltmak ve kayıpları önlemek adına büyük bir önem taşıyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202410/image_870x_6702c9281ab1d.jpg" alt=""></p>
<p>Yaşanan can kayıplarının artmasından endişe edilirken, Başkent Saraybosna'yı Mostar ve Adriyatik Denizi’ne bağlayan karayolu ile demiryolu da ulaşıma kapandı. Ulaşımın kesilmesi, bölgedeki yardım çalışmalarını olumsuz etkileyerek, ihtiyaç sahiplerine hızlı bir şekilde ulaşımın sağlanmasını zorlaştırıyor.</p>
<p></p>
<p>Yetkililer, sel felaketinin ardından bölgedeki altyapı hasarını tespit etmek ve acil yardım sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu tür felaketlerin tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerektiği vurgulanıyor. Bosna Hersek halkı, dayanışma ve yardımlaşma ruhuyla bu zor günleri aşmaya çalışıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HASTA ADAM OSMANLI BAKİYESİ TÜRKİYE KOMADA</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hasta-adam-osmanli-bakiyesi-turkiye-komada</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hasta-adam-osmanli-bakiyesi-turkiye-komada</guid>
<description><![CDATA[ Yerli ve yabancı kapital sahipleri tüm parasını yüksek faiz almak için piyasadan çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_66ffe782bc2aa.jpg" length="163272" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 04 Oct 2024 16:03:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Faiz oranlarının çok yüksek olması ne anlama geliyor? Ülkenin net olarak satılması demektir.</p>
<p>Faiz oranlarının yükselmesi ile yerli ve yabancı kapital sahipleri tüm parasını yüksek faiz almak için piyasadan çekti ve bankalara yatırdı. İmkânı olanlar, yurt dışından düşük faizli kredi çekerek Türkiye’de yüksek faiz almanın telaşına girdi. Merkez bankası döviz rezervini yükseltebilmek adına yüksek faiz ekonomisine geçtiği tam bir safsata ve yalandan ibarettir, kandırmacadır, intihardır.</p>
<p>Dış ticaret açığını kapatmak için kurulan bu tuzak, ülkemizin tüm kaynaklarının kısa sürede tüketilerek, milletimizi uçurumdan aşağı atmaktır. AK PARTİ Hükümetinin iktidara geldiği ilk yıllarda düşük faizle ABD’den gelen sıcak paranın etkisi ile ülkemiz geçici olarak yüksek bir refaha kavuşmuştu. O dönem devletimiz başta olmak üzere tüm kamu kurum kuruluşlar, belediyeler, sivil toplum kuruluşları dâhil, şirketler ve şahıslar eline geçen bu imkânı katma değerli üretim yapmak yerine lüks ve konforlu bir hayat yaşamayı tercih etmiş, üstelik uzun soluklu borçlanmayı da ihmal etmemişti.</p>
<p>AK Parti hükümeti ülkeyi zenginleştirmeye çalışırken nerede hata yaptı ve ekonomiyi neden eline yüzüne bulaştırdı? AK Parti hükümeti, adeta iflas etmek üzere olan bir iş adamı zihniyeti ile çıkış yolları ararken, eşit gelir dağılımını sağlayarak tüm vatandaşlarımızın refahını yükseltmek yerine, kendi yandaşlarını ve kitlesini zenginleştirmeye yönelik yaptığı çalışmalar ile farkında olmadan yerli ve milli vahşi kapitalist para baronları, para canavarları yarattı. Bu canavarlar o kadar büyüdü, o kadar büyüdü ki ülkenin siyasetini yönetmeye başladı.</p>
<p>AK Parti hükümetinin ilk zamanlarında pompaladığı sanal ekonomik gelişmeler ile refah ve bereket içinde yaşayacağı hayaline kapılan toplum, Sayın ERDOĞAN’a sonsuz bir güvenle sarıldı ve sahip çıktı. Bu güven tüm olumsuz gelişmelere rağmen hala dimdik ayakta, bu durumun farkında olan yerli ve milli kapitalist aktörler Sayın ERDOĞAN’ı da apaçık kontrolü altına almış görünüyor. Hiçbir şey üretmediği halde, beton demir çimento ekonomisi ile ayakta kalması imkânsız olan bir ülkenin, yüksek faizler ile tamamen duran sanayisi ile kalkınmasını beklemek aptallıktan öte ihanettir.</p>
<p> Aşırı lüks ve konfora alışan milletimizin bir kısmı padişahlar, sultanlar ve şehzadeler gibi hayat sürerken, bir kısmı ise gayrimeşru ve ahlaksızlıklar üzerinden hayatta kalma mücadelesi verenlerle doldu. Orta ve alt sınıf iş adamı ve esnaflar vergiden sigortadan KDV’den, kaliteden, kilodan çalmayı, borç takmayı adeta normalleştirirken, diğer taraftan milyonlarca yardıma muhtaç hale getirilen kadrolu seçmenler!</p>
<p> Anlaşılan o ki, cennet vatanımız, canım ülkemiz, aziz milletimiz büyük bir krizin içine girmiş gözüküyor. Artık uçurumun kenarında değiliz, uçurumun ucunda da değiliz, yamaçtan aşağı paldır küldür yuvarlanıyoruz ve önümüzde dik bir uçurum var, durdurmak neredeyse imkânsız, tek kurtuluş şansımız var, bir an önce uyanıp paraşütleri açmamız gerekiyor!</p>
<p> Sizin için bir tablo yaptım, bu tabloda paranın piyasadan nasıl çekildiğini, kapital sahiplerinin piyasadan parayı nasıl hortumladığını görmenizi istiyorum. Ben bir iş adamıyım ve piyasaya 360 Milyon borcum var, bu borcu piyasaya ödemek yerine 0,065 faizle bankaya yatırıyorum ve bir ay sonra aldığım faizi anaparanın üstüne ilave ederek, bir kısmı ile piyasaya olan borcumu faizsiz olarak ödüyorum. Gün sonuna geldiğinde 15 Milyon aylık ödeme yaptığım halde param hiç eksilmediği gibi sürekli artmakta olduğunu görebilirsiniz. 24 Ay sonra 360 Milyon borcumu ödemiş ve 920 Milyon kazanmış oluyorum. Bu tablo, piyasanın zenginler tarafından nasıl sömürüldüğünün tablosudur.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202410/image_870x_66ffe7814a86c.jpg" alt=""></p>
<p>Tüm bunları görünce, AK Partinin kendi zenginleri tarafından yutulduğunu söylemek mümkün! Peki, kapitalistlerin siyaseti yönetmesinin önüne nasıl geçilecek? Cevap, elbette “GENÇLİĞE HİTABE’NİN” içinde saklı fakat hangi gençlik!?. Düştüğümüz bu ahvalin içinden çıkabilmenin yegâne yol haritası, mevcut hükümetin istifası ile mümkün! Peki, hükümeti dahi yöneten kapitalizm buna müsaade eder mi, etmez. Ülkemizin bir krize, milletimizin bir kaosa sürüklenmesini elbette istemeyiz ama herhangi bir iç karışıklıkta vatana kim sahip çıkacak? Ülkemizin sigortası olan ordumuz dahi siyasetin hegemonyası altında, siyasetin kapitalizmin hegemonyası altında, kapitalizmin de siyonizmin hegemonyası altında olduğunu düşünürsek!</p>
<p></p>
<p><span>Fetö terör örgütünün zengin olanlarının ve siyasette söz sahibi olanlarının arındırılmadığı bir ülkede biz neyi konuşuyoruz Allah aşkına!?. Son vurgun yapılmadan önce acil tedbir alınmalıdır. Devlet memurlarının maşlarının serbest piyasada çalışan işçilerden ve işçi emeklilerinden yüksek olması, devlet eliyle milletin suyunun çıkarılması ve sesinin kesilmesi demektir ve en son devletin te nefesi kesilerek fişi çekecekler. Hoş geldin Kürdistan. Saygı ve Muhabbetlerimle – Ankara</span></p>
<p>Siyasal Sosyal Sistem Mimarı</p>
<p>Gazeteci Yazar Mustafa ERİKLİ</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deprem ve Kentsel Adaletsizlik</title>
<link>https://trafikdernegi.com/deprem-ve-kentsel-adaletsizlik</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/deprem-ve-kentsel-adaletsizlik</guid>
<description><![CDATA[ Deprem, kentsel adaletsizliği derinleştirir; yoksul kesimler dayanıksız binalarda yaşarken, altyapı eksiklikleri felaketi büyütür. Kapitalist kentleşme ve devletin yetersiz müdahaleleri eşitsizlikleri artırır. Çözüm, kentsel adalet ve deprem dayanıklılığı için sosyal politikaların güçlendirilmesidir. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_66fb9633bce31.jpg" length="170529" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Oct 2024 09:27:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Deprem ve Kentsel Adaletsizlik: Risklerin Sınıfsal Yüzü</p>
<p>Depremler, doğal afetler arasında belki de en yıkıcı olanlardan biridir. Ancak depremler, sadece doğal bir felaket olmaktan öte, kentlerdeki sosyal eşitsizliklerin en açık biçimde ortaya çıktığı durumlardır. Türkiye gibi deprem riski yüksek ülkelerde, depremler yalnızca yer sarsıntısı değil, aynı zamanda kentsel adaletsizliğin bir tezahürü olarak karşımıza çıkar. Bu makalede, depremin etkilerini sınıfsal ve mekânsal eşitsizlikler bağlamında ele alarak, kentsel adaletsizliklerin nasıl derinleştiğini ve bu durumun toplumsal yapıyı nasıl etkilediğini inceleyeceğiz.</p>
<p></p>
<p>1. Kentsel Adaletsizlik Nedir?</p>
<p>Kentsel adaletsizlik, kentsel mekanların ve hizmetlerin dağıtımında ortaya çıkan eşitsizlikleri ifade eder. Bu kavram, özellikle büyük şehirlerde bariz bir şekilde kendini gösterir. Gelir düzeyine, sosyal statüye ve siyasi güç dağılımına göre, kent sakinlerinin yaşam koşulları büyük farklılıklar gösterir. Yoksul mahalleler genellikle altyapı hizmetlerinden yoksun, düşük kaliteli binalara sahipken; varlıklı bölgelerde daha güvenli, deprem dayanıklı binalar ve gelişmiş altyapılar bulunur. Bu durum, doğal afetler karşısında eşitsizliklerin daha da görünür olmasına neden olur.</p>
<p></p>
<p>2. Deprem ve Mekânsal Eşitsizlik</p>
<p>Deprem, her ne kadar doğal bir afet olsa da, etkilediği bölgelerdeki zarar seviyesi mekânsal ve sınıfsal eşitsizliklerle doğru orantılıdır. Deprem anında ve sonrasında en çok etkilenen kesimler, yoksul mahallelerde yaşayanlardır. Bu durum, yoksul mahallelerin depreme dayanaksız yapılarla dolu olmasından ve devletin bu bölgelere yeterli altyapı ve denetim sağlamamasından kaynaklanır. Örneğin, kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde, yapı denetimi zayıf kalmakta ve bu binalar depreme karşı büyük risk oluşturmaktadır.</p>
<p></p>
<p>3. Kapitalist Kentleşme ve Konut Sorunu</p>
<p>Kapitalist kentleşme modeli, kentleri sermaye birikiminin aracı olarak görür. Bu süreçte, emekçi sınıfların kentlerdeki yaşam alanları kentsel dönüşüm projeleri ile büyük sermayeye açılırken, yoksul kesimler şehrin çeperlerine itilir. Depreme dayanıklı, güvenli konutlar inşa edilirken, bu yapılar çoğunlukla varlıklı kesimlere sunulur. Yoksullar ise depreme dayanaksız, sağlıksız ve güvenliksiz konutlarda yaşamaya mahkum edilir. Bu durum, deprem gibi felaketler karşısında yoksulların neden en çok zarar gören kesim olduğunu açıklar.</p>
<p></p>
<p>4. Devletin Rolü: Yetersizlik ve Eşitsizlik</p>
<p>Devlet, depreme hazırlık sürecinde ve sonrasında kritik bir rol oynar. Ancak bu rol, çoğu zaman eşitsizlikleri derinleştiren bir yapıya sahiptir. Özellikle neoliberal politikaların etkisiyle, devletin sosyal konut projelerine ayırdığı kaynaklar giderek azalırken, büyük sermaye sahiplerine yönelik teşvikler artar. Deprem sonrası yardım ve kurtarma çalışmaları da genellikle yetersiz kalmakta, yoksul bölgelerde yaşayan insanlar yardım almakta zorlanmaktadır. Deprem gibi kriz anlarında devletin bu yetersizliği, kentsel adaletsizlikleri daha da pekiştirir.</p>
<p></p>
<p>5. Deprem Sonrası Toplumsal Yeniden Yapılanma</p>
<p>Depremler sonrasında toplumlar yeniden yapılanma sürecine girer. Ancak bu süreç, kentsel adaletin sağlanmasında bir fırsat olabilecekken, genellikle sermaye birikiminin hızlandırılması için kullanılır. Özellikle kentsel dönüşüm projeleri, deprem sonrası yeniden inşa sürecinde hız kazanır. Ancak bu projeler, genellikle yoksul kesimlerin yaşadığı bölgelerde uygulanarak bu insanların yerlerinden edilmesine yol açar. Depreme dayanıklı konutlar inşa edilse de bu konutlar genellikle piyasa fiyatlarının çok üzerinde satılır ve yoksul kesimlerin bu konutlara erişimi engellenir.</p>
<p></p>
<p>6. Çözüm: Kentsel Adalet ve Depreme Hazırlık</p>
<p>Kentsel adaletin sağlanabilmesi için öncelikle deprem riski taşıyan bölgelerde yaşayan yoksul kesimlere yönelik politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Yapı denetimlerinin sıkılaştırılması, altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi ve sosyal konut projelerinin desteklenmesi bu adımlar arasında yer almalıdır. Ayrıca, kentsel dönüşüm projeleri rant odaklı değil, toplumsal fayda gözeten bir anlayışla yürütülmelidir. Devletin, depreme hazırlık ve afet yönetimi süreçlerinde tüm kesimlere eşit hizmet sunması, kentsel adaletsizliği azaltacak en önemli unsurlardan biridir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Depremler, sadece doğal afetler olarak ele alınamaz. Toplumsal eşitsizliklerin en net şekilde görüldüğü bu felaketler, kentlerdeki sosyal, mekânsal ve sınıfsal adaletsizliklerin derinleşmesine neden olur. Kapitalist kentleşme modeli, yoksulları depremin en yıkıcı etkilerine karşı savunmasız bırakırken, devletin yetersiz müdahaleleri bu durumu daha da kötüleştirir. Depremle başa çıkmanın ve toplumsal dayanıklılığı artırmanın yolu, kentsel adaleti sağlamak, yoksul kesimlerin güvenli ve sağlıklı yaşam koşullarına erişimini temin etmektir. Kentsel dönüşüm, sosyal konut politikaları ve afet yönetimi bu sürecin temel bileşenleri olmalıdır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Büyükşehir Karmaşası ve Doğaya Dönüş</title>
<link>https://trafikdernegi.com/buyuksehir-karmasasi-ve-dogaya-doenus</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/buyuksehir-karmasasi-ve-dogaya-doenus</guid>
<description><![CDATA[ Modern dünyanın hızlı tempolu yaşamı, özellikle büyükşehirlerde yaşayan insanlar üzerinde derin bir etki bırakmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_66fb8fa3a7833.jpg" length="111957" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Oct 2024 08:57:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek binalar, kalabalık caddeler, trafiğin gürültüsü ve sürekli hareket halinde olan bir toplum, bireyleri hem zihinsel hem de fiziksel olarak yıpratmaktadır. Bu kargaşa içinde, pek çok insan doğal bir yaşamın özlemini duymaktadır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Büyükşehirlerdeki Karmaşa</p>
<p>Büyükşehirlerde yaşam, sayısız avantaja sahip olsa da, karmaşa ve stresin merkezi haline gelmiştir. Metropoller, iş fırsatları, sosyal imkanlar ve eğitim açısından cazip yerler olarak öne çıksa da, bu avantajların bedeli büyüktür. Trafik sıkışıklıkları, hava kirliliği ve yoğun çalışma saatleri, bireylerin kendilerine ayıracakları zamanı azaltmakta ve yaşam kalitesini düşürmektedir. Teknolojinin hayatımızın her alanına bu denli nüfuz etmesi, doğadan uzaklaşmamıza ve yapay bir çevrede yaşamamıza neden olmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Sürekli stres altında olmak, bireylerde kronik yorgunluk, uyku bozuklukları ve hatta kaygı bozuklukları gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu da, pek çok insanın doğaya olan özlemini tetiklemekte ve kaçış arzusunu artırmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Doğaya Dönüş İhtiyacı</p>
<p>Doğa, insanlar üzerinde iyileştirici bir etkiye sahiptir. Yeşil alanlar, temiz hava, suyun sesi ve doğanın sakinliği, bireylere huzur ve dinginlik sunar. Pek çok araştırma, doğa ile iç içe olmanın stres seviyelerini azalttığını, zihinsel sağlığı iyileştirdiğini ve yaratıcılığı artırdığını göstermektedir. Büyükşehirlerde bu özelliklere ulaşmak zor olsa da, doğaya dönme isteği gün geçtikçe artmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Pandemi süreci, bu ihtiyacı daha da belirgin hale getirmiştir. Şehirlerdeki kısıtlamalar, insanları doğal alanlara yönlendirmiş, kırsal bölgelere taşınma eğilimini artırmıştır. Bahçeli evler, tarım ile uğraşmak, doğa yürüyüşleri gibi aktiviteler, modern insanın stresle baş etme yöntemleri haline gelmiştir.</p>
<p></p>
<p>Büyükşehirlerden Doğaya Kaçışın Getirdiği Fırsatlar</p>
<p>Doğaya dönüş sadece bireylerin ruhsal sağlığı üzerinde değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir yaşam biçimi oluşturma açısından da önemlidir. Permakültür, organik tarım ve minimalist yaşam tarzları, doğaya dönüşün bir parçası olarak öne çıkmaktadır. Büyükşehirlerde bir ofiste çalışmaktan bunalan bireyler, doğaya dönerek kendi tarım ürünlerini yetiştirme, enerji tasarrufu sağlama ve sade bir yaşam sürme fırsatını keşfetmektedir.</p>
<p></p>
<p>Bu eğilim, bireylerin yaşam kalitesini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sağlamaktadır. Doğal kaynakların daha bilinçli kullanımı, atıkların azaltılması ve ekosistemle uyum içinde bir yaşam, geleceğe yönelik önemli bir adım olarak görülmektedir.</p>
<p></p>
<p>Büyükşehirlerin sunduğu olanaklar cazip olsa da, getirdiği karmaşa ve stres, doğayla iç içe olma isteğini daha da artırmıştır. Modern insanın doğaya dönme arzusu, sadece bir kaçış değil, aynı zamanda sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam arayışıdır. Bu dönüş, hem bireylerin ruhsal sağlığını iyileştirecek hem de dünya için daha sürdürülebilir bir gelecek yaratacaktır.</p>
<p></p>
<p>Doğa, modern dünyanın kaosuna karşı bir sığınak olmaya devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çetin Ay, EUPIC Vakfı Tarafından Türkiye&amp;apos;nin Onursal Elçisi Olarak Atandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cetin-ay-eupic-vakfi-tarafindan-turkiyenin-onursal-elcisi-olarak-atandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cetin-ay-eupic-vakfi-tarafindan-turkiyenin-onursal-elcisi-olarak-atandi</guid>
<description><![CDATA[ Kırşehir Kaman doğumlu iş insanı Çetin Ay, uluslararası başarılarına bir yenisini ekleyerek, EUPIC (European Union Project Innovation Centre) tarafından Türkiye&#039;nin Onursal Elçisi olarak atandı. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f5295d4def6.jpg" length="58619" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:29:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çetin Ay, EUPIC Vakfı, Onursal Elçi, Türkiye, uluslararası ilişkiler, Avrupa Birliği, ticari ilişkiler, siyasi ilişkiler, iş dünyası, Kırşehir Kaman, ekonomik iş birlikleri, stratejik projeler, sosyal sorumluluk, genç girişimciler, Almanya, Türkiye-Avrupa ilişkileri, uluslararası başarılar, kültürel ilişkiler, dış ticaret politikaları.</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya ve dünya genelinde yürüttüğü projelerle dikkat çeken Ay, Türkiye ile Avrupa Birliği ve diğer ülkeler arasındaki ticari ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Almanya'daki güçlü iş dünyası bağlantıları ve liderlik vizyonu sayesinde, Türkiye’nin uluslararası arenada daha etkin bir şekilde temsil edilmesine katkı sağlamıştır.</p>
<p>Brüksel'de gerçekleştirilen bir törenle kendisine verilen onursal unvan, Çetin Ay’ın uluslararası iş ve siyaset alanındaki başarılarının bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. Bu unvanla birlikte Ay, Türkiye ile sanayi ülkeleri arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkileri derinleştirmek amacıyla çalışmalara devam edecektir. Görevi, Türkiye’nin dış ticaret politikalarına destek sunmak ve yeni iş birlikleri ile stratejik girişimlerin kapısını aralamak olacaktır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f5295bc4314.jpg" alt=""></p>
<p>Çetin Ay, onursal elçi olarak üstlendiği rolün önemini şu sözlerle vurguladı: "Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil etmek benim için büyük bir onur. Ülkemizin çıkarlarını en iyi şekilde savunmak için bu önemli görevi titizlikle yürüteceğim."</p>
<p><strong>BWA Türkiye Başkanı Olarak Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine Stratejik Katkılar</strong></p>
<p>Aynı zamanda<span> </span><em>BWA (Bundesverband für Wirtschaftsförderung und Außenwirtschaft) Türkiye Başkanı</em><span> </span>olarak da uzun yıllardır Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ticari ve siyasi ilişkilerin gelişimine katkı sunan Çetin Ay, iki taraf arasında sürdürülebilir ekonomik iş birlikleri ve karşılıklı yatırımların artırılması yönünde liderlik yapmaktadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticari entegrasyonunu güçlendirme ve Türk iş dünyasının Avrupa’da daha etkin bir konumda olmasını sağlama hedefiyle önemli adımlar atmıştır.</p>
<p>Ay’ın çalışmaları yalnızca iş dünyasıyla sınırlı kalmayıp, siyaset sahnesinde de etkisini göstermektedir. Türkiye’nin Avrupa’daki ekonomik ve siyasi temsilinin güçlendirilmesi adına aktif bir rol üstlenen Ay, milliyetçi duruşuyla Türk iş dünyasının uluslararası platformlarda daha geniş bir etki alanına ulaşmasını sağlamaktadır. Almanya ile Türkiye arasındaki ticari diplomasi için yürüttüğü projeler ve stratejik girişimlerle bu süreci hızlandırmıştır.</p>
<p>Köklerine olan bağlılığı ile bilinen Çetin Ay, memleketi Kırşehir Kaman’a olan sevgisini her fırsatta dile getirmektedir. Uluslararası başarılarıyla hem Türkiye’ye hem de memleketine gurur kaynağı olan Ay, onursal elçi unvanıyla global iş dünyasında Türkiye adına kritik bir rol oynamaya devam etmektedir.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Altın Püskürten Yanardağ&amp;apos;ın Sırları</title>
<link>https://trafikdernegi.com/altin-puskurten-yanardagin-sirlari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/altin-puskurten-yanardagin-sirlari</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın en güneyinde yer alan Erebus Yanardağı, altın püskürtme özelliğiyle hem jeolojik hem de ekonomik anlamda büyük bir ilgi odağı haline geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f327d1bc92b.jpg" length="252702" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 23:58:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erebus Dağı, Antarktika, yanardağ, altın püskürtme, altın tozu, bilim insanları, lav gölü, Antarktika yanardağları, jeoloji, kristalleşme, gaz salınımı, ekonomik değer, açık hava madeni, doğa olayı, Sir James Clark Ross, lav, volkan, bilimsel araştırma, altın kristalleri, Philip Kyle, volkanik faaliyet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın En Güneyindeki Sır: Altın Püskürten Erebus Yanardağı</strong></p>
<p>Antarktika'nın en yüksek yanardağlarından biri olan Erebus Dağı, sadece gaz ve buhar değil, aynı zamanda değerli bir element olan altın püskürtüyor. Bilim insanları, bu olağanüstü doğa olayını incelemek için harekete geçti. Rapora göre, rüzgarla taşınan altın parçacıkları yanardağın zirvesinden kilometrelerce uzakta keşfedildi ve günlük püsküren altın tozunun değerinin 5 bin ila 6 bin dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>Servet Saçan Yanardağ</strong></p>
<p>Erebus Dağı, günde ortalama 80 gram altın tozu püskürterek adeta bir açık hava madeni işlevi görüyor. Bu altın tozu, rüzgarla birlikte yaklaşık 1000 kilometre mesafeye kadar taşınabiliyor. Erebus'un püskürttüğü gazların içinde bulunan mikroskobik altın kristalleri, bilim insanlarının büyük ilgisini çekiyor. Altın tozunun değerinin günlük olarak 6 bin dolar civarında olduğu tahmin ediliyor, bu da yanardağı hem bilim dünyası hem de ekonomik açıdan benzersiz bir hale getiriyor.</p>
<p><strong>Tarihi ve Yeniden Faaliyete Geçişi</strong></p>
<p>Erebus Dağı, ilk olarak 1841 yılında Kaptan Sir James Clark Ross tarafından keşfedildi. 130 yıl boyunca sessiz kalan yanardağ, 1972 yılında yeniden aktif hale geldi. Bu devasa yanardağ, 3 bin 794 metre yüksekliğiyle Antarktika’nın en yüksek dağlarından biri olarak biliniyor. Dağın içinde ise yaklaşık 50 yıldır faaliyette olan kavurucu sıcaklıkta bir lav gölü bulunmakta.</p>
<p><strong>Altın Püskürten Volkanın Sırları</strong></p>
<p>New Mexico Madencilik ve Teknoloji Enstitüsü’nden bilim insanı Philip Kyle, Erebus'un benzersiz yapısının, altın parçacıklarının havada süzülüp kristalleşmesine olanak sağladığını belirtiyor. Diğer volkanların aksine, Erebus ani patlamalarla değil, yavaşça gaz ve buhar salımı yaparak altının kristalleşmesine zaman tanıyor. Altın tozunun 621 mil (yaklaşık 1000 km) uzaklığa kadar taşınabildiği gözlemlenmiş durumda.</p>
<p>Erebus Yanardağı, sadece altın püskürtmesiyle değil, aynı zamanda bilim dünyasına sunduğu sıra dışı bulgularla da merak konusu olmaya devam ediyor. Bilim insanları, yanardağın bu eşsiz yeteneğini anlamak için çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f327eb816d2.jpg" alt=""></p>
<p>Dünyanın en güneyinde yer alan Erebus Yanardağı, altın püskürtme özelliğiyle hem jeolojik hem de ekonomik anlamda büyük bir ilgi odağı haline geldi. Günlük olarak binlerce dolar değerinde altın tozu püskürtmesi, bu yanardağı dünya üzerindeki diğer volkanlardan ayıran en büyük özellik. Bilim insanları bu olağanüstü doğa olayını araştırmaya devam ederken, Erebus'un gizemi de çözülmeyi bekliyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Afyonkarahisar’ın Yeni Turizm Vizyonu: “İkinci Kapadokya” Olma Hedefi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/afyonkarahisarin-yeni-turizm-vizyonu-ikinci-kapadokya-olma-hedefi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/afyonkarahisarin-yeni-turizm-vizyonu-ikinci-kapadokya-olma-hedefi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri olma yolunda hızla ilerleyen Afyonkarahisar, doğal ve kültürel zenginlikleriyle uluslararası turizm arenasında adından daha fazla söz ettirmeye hazırlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f310373ca5a.jpg" length="121396" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 22:18:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Afyonkarahisar’ı özellikle peri bacaları oluşumlarıyla bilinen Frig Vadisi üzerinden “ikinci Kapadokya” haline getirmek için kapsamlı bir proje başlattı. Bölgenin potansiyelini artırmak, turist sayısını çoğaltmak ve ziyaretçilerin konaklama sürelerini uzatmak bu projenin ana hedefleri arasında yer alıyor.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Frig Vadisi: Tarih ve Doğanın Kesişme Noktası</p>
<p></p>
<p>Frig Vadisi, Kapadokya’nın peri bacalarını andıran jeolojik oluşumları, geniş yürüyüş rotaları ve tarihi Frig uygarlığının kalıntılarıyla dikkat çekiyor. Bu bölge, yalnızca doğa ve tarihin birleştiği bir yer değil, aynı zamanda Türkiye’nin turizm çeşitliliğini artıracak yeni bir merkez olarak görülüyor. Vadinin tarihi geçmişi, doğal yapıları ve kültürel mirası ile sadece yerli turistler için değil, uluslararası turistler için de büyük bir çekim noktası olabileceği düşünülüyor.</p>
<p></p>
<p>Yabancı Turist Hedefi ve Tanıtım Stratejileri</p>
<p></p>
<p>Bugüne kadar Afyonkarahisar’ın turizm ziyaretçilerinin %90’ını yerli turistler oluşturuyordu. Ancak, Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu dengenin yabancı turistler lehine değişmesi için kapsamlı bir strateji izlemeye başladı. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) bu kapsamda Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) önemli seyahat acentelerini bölgeye davet ederek Frig Vadisi’nin turistik potansiyelini tanıttı. Bu stratejik adımların, önümüzdeki yıllarda Rusya, Almanya, Güney Kore gibi ülkelerin seyahat acenteleriyle de devam ettirilmesi planlanıyor.</p>
<p></p>
<p>Bölgeye gelen yabancı turist sayısının artması, bölgenin turizm gelirlerini yükseltmenin yanı sıra otellerin doluluk oranlarını da yukarı çekecek. Termal turizmin kalbi olan Afyonkarahisar’da, özellikle kasım-mart ayları arasında %60 doluluk oranıyla hizmet veren otellerin, bu sayede %75 doluluk seviyelerine ulaşması hedefleniyor.</p>
<p></p>
<p>Sıcak Hava Balonu Turları: Frig Vadisi’nin Yeni Cazibesi</p>
<p></p>
<p>Frig Vadisi’nde başlatılan sıcak hava balonu turları, bölge turizminin çekim gücünü artırmaya yönelik önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Bu turlar, vadinin eşsiz doğal güzelliklerini havadan keşfetme imkânı sunarken, bölgeyi turizmde daha cazip kılmayı amaçlıyor. Kapadokya’da büyük ilgi gören balon turlarının benzer şekilde Frig Vadisi’nde de ilgi çekmesi bekleniyor. Bu sayede, yerli ve yabancı turistlerin ilgisi canlı tutulacak ve ziyaretçilerin bölgedeki konaklama süreleri artırılacak.</p>
<p></p>
<p>Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürü Yunus Altın, bölgede turizmin gelişimi için daha fazla aktivitenin planlanması gerektiğini vurguluyor. Turistlerin otelden ayrıldıktan sonra "nereyi gezsek" sorusuna cevap verecek yeni rotalar, kültürel etkinlikler ve gezilecek yerler oluşturulmasının önemine dikkat çeken Altın, bölgeye gelenlerin konaklama sürelerini ortalama iki günden üç güne çıkarma hedefini paylaştı. Konaklama süresindeki bu artışın, turist sayısında %50 oranında bir büyüme sağlayacağı öngörülüyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f3103662bab.jpg" alt=""></p>
<p>Kocatepe ve Tarih Turizmi: Öğrencilere Yönelik Projeler</p>
<p></p>
<p>Afyonkarahisar, yalnızca doğasıyla değil, Türkiye tarihi açısından da önemli bir merkez olma potansiyeline sahip. Bu bağlamda, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün 1922’de Büyük Taarruz’u yönettiği Kocatepe, bölgedeki tarih turizminin ana odağı haline getirilecek. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yaparak, Türkiye genelindeki okullardan öğrencilerin bu önemli tarihi noktaya turlar düzenlemesini sağlayacak bir proje üzerinde çalışıyor. Bu proje, hem genç kuşakların tarih bilincini artırmayı hem de şehre yönelik ziyaretçi profilini çeşitlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p></p>
<p>Termal Turizm: Afyonkarahisar’ın Geleneksel Gücü</p>
<p></p>
<p>Afyonkarahisar, Türkiye’nin termal turizminin önemli merkezlerinden biri olarak biliniyor. Şehirde bulunan 11 beş yıldızlı otel ve toplamda 25 bin yatak kapasitesi, özellikle sağlık ve termal turizmi açısından güçlü bir altyapı sunuyor. Ancak, şehir turizmi ağırlıklı olarak yerli turistlere dayanıyor. Akrones Hotel Genel Müdürü Ünal Özgen, bölgenin termal turizmde kendini kanıtladığını belirtirken, yurtdışından gelen turistlerin sayısının artması gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda yapılan tanıtım çalışmaları ve uluslararası acentelerle kurulan işbirlikleri sayesinde doluluk oranlarının %75’e ulaşması hedefleniyor.</p>
<p></p>
<p>Afyonkarahisar’ın Turizmdeki Geleceği</p>
<p></p>
<p>Afyonkarahisar’ın turizmdeki yeni vizyonu, şehri hem yerel hem de uluslararası alanda daha cazip bir destinasyon haline getirme hedefini taşıyor. Frig Vadisi’nin tarihi ve doğal güzellikleri, balon turları gibi yenilikçi turizm aktiviteleriyle desteklenerek bölgenin turistik çekim gücü artırılmaya çalışılıyor. Aynı zamanda Kocatepe gibi tarihî noktaların da turizme kazandırılması, şehrin turizm profilini çeşitlendiren bir diğer önemli gelişme olarak öne çıkıyor. Tüm bu projeler, sürdürülebilir bir turizm anlayışı çerçevesinde bölgenin gelişimini destekleyecek ve Afyonkarahisar’ın gelecekte Türkiye’nin en önemli turistik merkezlerinden biri olmasına katkı sağlayacak.</p>
<p></p>
<p>Bu kapsamda, Afyonkarahisar’ın “ikinci Kapadokya” olma yolundaki çalışmaları, şehrin turizm potansiyelini üst seviyelere çıkaracak ve bölgeye hem ekonomik hem de kültürel anlamda büyük katkı sağlayacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Van Gölü&amp;apos;nde 34,60 metre uzunluğunda mikrobiyalit görüntülendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/van-goelunde-3460-metre-uzunlugunda-mikrobiyalit-goeruntulendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/van-goelunde-3460-metre-uzunlugunda-mikrobiyalit-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Bitlis&#039;in Adilcevaz ilçesinde Van Gölü&#039;nde dalış yapan dalgıçlar, 34 metre 60 santimetre uzunluğunda ve 15 metre genişliğinde yeni bir mikrobiyalit (mercan) keşfetti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/van-golunde-3460-metre-uzunlugunda-mikrobiyalit-goruntulendi-1726475896.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 21:35:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Van, Gölünde, 34, 60, metre, uzunluğunda, mikrobiyalit, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Yukarı Deniz Derneği üyesi dalgıçlar, Van Gölü'nde mikrobiyalitlerin yoğun olarak görüldüğü noktada dalış yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dernek Başkanı Cumali Birol'un da katıldığı dalışta, 34 metre 60 santimetre uzunluğunda ve 15 metre genişliğinde yeni bir mikrobiyalit tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ölçülerek kayıt altına alınan mikrobiyalitin bugüne kadar Van Gölü'nde keşfedilenlerin en büyüğü olduğu belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Birol, gazetecilere, Van Gölü'ndeki yapıları keşfetmek için dalış etkinlikleri düzenlediklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son yaptıkları dalışta Van Gölü'nde bugüne kadar buldukları mikrobiyalitlerin en büyüğünü görüntülediklerini belirten Birol, "Bugün Van Gölü'nde 34 metre 60 santimetrelik bir mikrobiyalite denk geldik. Üst genişliği yaklaşık 15 metre olan bu mikrobiyalit, bugüne kadar Van Gölü'nde bulduğumuzun en yükseği." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mikrobiyalitlerin turizme kazandırılması için çalışma yürütüldüğünü ifade eden Birol, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Adilcevaz ve Van Gölü'ndeki mikrobiyalitlerin turizme kazandırılması noktasındaki çalışmalarımız devam etmekte. Mikrobiyalitler, palmiye ve sedir ağacını andırıyor. Eşsiz güzelliğiyle dalışseverleri, Van Gölü'ne bekliyoruz. Bugün en büyük mikrobiyaliti kayıt altına aldık. İleriki günlerde daha farklı mikrobiyalite rastlayacağımıza eminim."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Büyükşehir Belediyesine 1 milyon 858 bin lira para cezası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-buyuksehir-belediyesine-1-milyon-858-bin-lira-para-cezasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-buyuksehir-belediyesine-1-milyon-858-bin-lira-para-cezasi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İzmir Körfezi&#039;ndeki kirlilik ve balık ölümleri nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesine para cezası uygularken sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/izmir-buyuksehir-belediyesine-1-milyon-858-bin-lira-para-cezasi-1726489197.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 21:35:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Büyükşehir, Belediyesine, milyon, 858, bin, lira, para, cezası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İzmir Körfezi'ndeki kirlilik ve balık ölümleri nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesine 1 milyon 858 bin Türk lirası para cezası uygulandığını ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bakanlıktan yapılan açıklamada, İzmir Körfezi'nde meydana gelen kirlilik ve balık ölümlerinin ardından inceleme başlatıldığı, Bakanlığa bağlı uzman ekiplerle mobil su ve atık su laboratuvarının bölgeye sevk edildiği hatırlatıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Körfez'e dökülen derelerden ve atık su arıtma tesislerinin çıkışlarından numuneler alındığı belirtilen açıklamada, analizler sonucunda İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğüne bağlı Çiğli Kentsel Atıksu Arıtma Tesisi ile Güneybatı Atıksu Arıtma Tesislerinin, "çevre mevzuatında belirtilen standartların üzerinde" kirli suları İzmir Körfezi'ne deşarj ettiklerinin belirlendiği aktarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıklamada "İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğüne 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında 1 milyon 858 bin 610 Türk lirası idari ceza uygulandı. Ayrıca sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu." bilgisi verildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan İzmir Körfezi'nde dün de deniz suyu renginin yeşil ve kahverengiye döndüğünün ve Karşıyaka ilçesi Aksoy Mahallesi civarında çok sayıda ölü balığın deniz yüzeyine çıktığının görüldüğü kaydedildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Binlerce deniz kaplumbağası denizle buluştu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/binlerce-deniz-kaplumbagasi-denizle-bulustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/binlerce-deniz-kaplumbagasi-denizle-bulustu</guid>
<description><![CDATA[ Özel Çevre Koruma Bölgeleri sınırlarında bulunan 5 ayrı kumsaldaki 4 bin 488 yuvada, 2 Eylül itibarıyla 169 bin 972 deniz kaplumbağasının yaşam yolculuğu başladı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/binlerce-deniz-kaplumbagasi-denizle-bulustu-1726482551.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 21:35:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Binlerce, deniz, kaplumbağası, denizle, buluştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, "Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgeleri" sınırlarında bulunan 5 ayrı kumsaldaki 4 bin 488 yuvada, 2 Eylül itibarıyla 169 bin 972 deniz kaplumbağasının denizle buluştuğunu bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye'de deniz kaplumbağalarının yuva yaptığı 21 kumsal koruma altında bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Köyceğiz-Dalyan, Fethiye-Göcek, Patara, Belek ve Göksu Deltası, bakanlığa bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma (TVK) Genel Müdürlüğünün sorumluluk alanındaki ÖÇK Bölgelerinde yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Nesli tükenme tehdidi altında bulunan deniz kaplumbağalarını koruma ve popülasyonlarını artırma çalışmaları Türkiye'de 1989'dan bu yana devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünya üzerinde yaşayan 8 tür deniz kaplumbağasından 2'si Türkiye'de Akdeniz kıyılarındaki kumsallara yumurta bırakıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akdeniz'in en büyük yuvalanma alanlarından biri olan Mersin Silifke'deki Göksu Deltası'nda ise Caretta Caretta ve Chelonia Mydas (yeşil deniz kaplumbağası) türleri aynı anda yuvalardan çıkıp denizle buluşuyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Son yıllarda gerçekleşen, denize ulaşan en yüksek yavru sayısı"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Bakanlığın açıklamasında görüşlerine yer verilen ÖÇK Bölgeleri Daire Başkanı Mustafa Uzun, şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"5 Özel Çevre Koruma Bölgemizde bu yıl yaptığımız tespitlere göre 4 bin 888 yuva gerçekleşti. Bu yuvalardan da 2 Eylül tarihi itibarıyla 169 bin 972 deniz kaplumbağası denize kavuşmuş oldu. Bu sayı bizi çok sevindirdi. Çünkü son yıllarda gerçekleşen, denize ulaşan en yüksek yavru sayısı olarak karşımıza çıkıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünde görevli Dr. Mustafa Korkmaz da bu projenin Türkiye'deki en uzun süreçli koruma çalışmalarından biri olduğuna işaret ederek, "Türkiye'nin yüz akı projelerinden. Çünkü uzun soluklu, kesintisiz veri takibi yapılıyor. Bu hem bilim camiası için hem de ülkemiz için önemli bir çalışma." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Bakan Kurum yuvalardan görüntüler paylaştı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da sosyal medya hesabında, Göksu Deltası'nda yer alan yuvalardan görüntüler paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kurum, Caretta Caretta ve Chelonia Mydas kaplumbağalarının yuvalarından çıkış anlarının yer aldığı videoya ilişkin, "Koruduk, gün gün takip ettik, şimdi güvenle uğurluyoruz. Akdeniz'in minik sakinlerinin yaşam yolculuğu başladı." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;nde kötü koku ve balık ölümleri devam ediyor.</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-koetu-koku-ve-balik-oelumleri-devam-ediyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-koetu-koku-ve-balik-oelumleri-devam-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi&#039;nde kötü koku ve balık ölümleri devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/izmir-korfezinde-kotu-koku-ve-balik-olumleri-devam-ediyor-1727177789.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 21:35:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezinde, kötü, koku, balık, ölümleri, devam, ediyor.</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>20 Ağustos'ta Bayraklı ilçesi Turan Sahili'ne ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için başlatılan çalışmalar sürerken bugün Konak ilçesindeki Pasaport iskelesi önlerinde denizin renginin kahverengiye döndüğü ve ölü balıkların bulunduğu görüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kötü kokunun da hissedildiği bölgede İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri temizlik çalışması yürüttü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;apos;da caretta caretta yavrularının yuvalarından çıkışı görüntülendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyada-caretta-caretta-yavrularinin-yuvalarindan-cikisi-goeruntulendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyada-caretta-caretta-yavrularinin-yuvalarindan-cikisi-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Ekolojik Araştırmalar Derneği Kızılot Proje Sorumlusu Fatih Polat: - &quot;Denizle buluşan 1000 yavrudan 1 ya da 2&#039;si ergin birey haline geliyor. Bu ergin bireyler de 15-20 yıl sonra aynı kumsala gelip yuva yapıyor&quot; 

- Su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan: - &quot;Caretta carettaların kumun içinden çıkarak denizle buluşmaları ve &#039;yüzme çılgınlığı&#039;nı kaydetmek muhteşemdi&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/antalyada-caretta-caretta-yavrularinin-yuvalarindan-cikisi-goruntulendi-1726663944.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 21:35:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalyada, caretta, caretta, yavrularının, yuvalarından, çıkışı, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Nesli tükenme tehdidi altındaki caretta carettaların yavrularının, Antalya'nın Kızılot sahillerindeki yuvalarından çıkarak mavi sularla buluşması görüntülendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) Kızılot Bölgesi Proje Sorumlusu biyolog Fatih Polat, 26 kilometrelik Kızılot sahilinde, 15 ülkeden doğaseverlerin de yer aldığı çok sayıda akademisyen ve gönüllüyle 4 yıldır çalışma yürütüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekibin "yaşam nöbeti"ne eşlik eden su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan, caretta caretta yavrularının kumun altındaki yumurtalarından çıkarak mavi sularla buluştuğu anları kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan, ayrıca su altından da kaplumbağa yavrularının hiç durmadan 1-2 gün boyunca açığa yüzdükleri periyodu kayıt altına aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan'ın görüntüleme çalışmalarına, kamera asistanı Taner Şahakalkan ve EKAD doğa gözlem ekibi destek verdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Yuvalar tek tek tespit edilip koruma altına alınıyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Fatih Polat, AA muhabirine, 4 yıldır mayıstan ekim ayına kadar bölgede caretta carettaların neslinin devamı için nöbet tuttuklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Antalya sahillerinin caretta caretta nesli için çok önemli olduğuna dikkati çeken Polat, "Akademisyen ve gönüllülerimizle yuvaları tek tek tespit edip koruma altına alıyoruz. Bu yuvalardan çıkan yavruların denizle buluşmalarını takip ediyoruz. Denizle buluşan 1000 yavrudan 1 ya da 2'si ergin birey haline geliyor. Bu ergin bireyler de 15-20 yıl sonra aynı kumsala gelip yuva yapıyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Polat, bu yıl 100 bine yakın yavrunun Kızılot sahilinden denizle buluştuğunu bildirdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Yumurtaların kuluçka zamanı 45-60 gün sürüyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Tahsin Ceylan da Türkiye'nin Akdeniz'de, Yunanistan ile deniz kaplumbağalarının en büyük yuvalama alanlarına ev sahipliğini yaptığını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yuvalamanın en yoğun olduğu bölgelerin ise Antalya'nın Belek ve Kızılot sahilleri olduğuna işaret eden Ceylan, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Deniz kaplumbağalarının boyları 50 santimetreye yaklaştığında cinsel olgunluğa erişirler. Yumurtalarını kumsala açtıkları 50 santimetre derinlikteki çukura bırakırlar. Yumurtaların kuluçka zamanı 45-60 gün arası sürüyor. Genellikle her yuvada yaklaşık 100 yumurta vardır ve dişi aynı sezonda 13 gün aralıklarla yuvalamaya çıkar. Dişi kıyıdaki yuvaya sadece bahar ve yazları geceleri gelir. Dişiler 2-4 yılda bir yuvalamak için kumsala çıkar ve aynı yılda ortalama 3-4 kere yuva yapar."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan, yavruların karasal yaşamı bırakıp hızlıca denize gittiğini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Embriyoların gelişim hızını kum sıcaklığının etkilediğini anlatan Ceylan, "Deniz kaplumbağalarının eşey kromozomları olmadığı için yavruların eşeyini kuluçka sıcaklığı belirler ve serin kumların erkek, sıcak kumların dişi üretme eğilimi vardır. Küresel iklim değişikliğinin kaplumbağaların yaşamını bu yönüyle etkileyeceği ifade edilmekte. Çoğu dişi genellikle daha önce yuva yaptığı kumsala geri dönmekte. Sadece aynı kumsalda görünmekle kalmayıp, daha önceki yuvalarının çok yakınlarına hatta doğdukları yere yuva yaparlar." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denize ulaşan yavruların "yüzme çılgınlığı" denilen bir periyotta durmaksızın yüzdüğünü dile getiren Ceylan, "Caretta carettaların kumun içinden çıkarak denizle buluşmaları ve 'yüzme çılgınlığı'nı kaydetmek muhteşemdi." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi Bilim Kurulu, a​​cil eylem planı için toplandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezi-bilim-kurulu-acil-eylem-plani-icin-toplandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezi-bilim-kurulu-acil-eylem-plani-icin-toplandi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank: - &quot;İzmir Körfezi&#039;nin ekosistemini koruyacak ve bu tür olayların tekrar yaşanmasını önleyecek adımları belirleyeceğiz&quot; - &quot;Hazırlanacak eylem planı sorumlulara yol gösterecek bir kılavuz niteliğinde olacaktır&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/izmir-korfezi-bilim-kurulu-acil-eylem-plani-icin-toplandi-1726562570.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 21:35:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezi, Bilim, Kurulu, a​​cil, eylem, planı, için, toplandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, İzmir Körfezi'ndeki kirliliği mercek altına almak amacıyla oluşturulan Bilim Kurulu, acil eylem planı oluşturmak üzere ilk toplantısını gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir İktisat Kongresi binasında düzenlenen toplantının açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, İzmir Körfezi'nde yaşanan balık ölümlerinin sadece bölgesel ekosistemi değil ülkenin biyolojik çeşitliliği, balıkçılık sektörü ve kıyı topluluklarının sürdürülebilirliği açısından da büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu tehdide karşı birlikte harekete geçmek için toplandıklarını aktaran Varank, "Balık ölümleri, çevresel sorunların çok boyutlu ve karmaşık doğasını bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır. Bu olay iklim değişikliğinden su kalitesine, kentsel kirlilikten deniz ekosisteminin bozulmasına kadar birçok farklı sektörün bir araya geldiği bir krizi işaret etmektedir. Bu nedenle bu soruna karşı geliştirilecek çözümlerin bilimsel temellere dayanması ve tüm paydaşların katılımıyla uygulanması büyük bir önem taşımaktadır." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bakan Murat Kurum'un acil yapılması gerekenlerle ilgili yol haritası çıkarılması talimatı verdiğini hatırlatan Varank, bu kapsamda ilk etapta bilim insanları ve yetkililerle birlikte İzmir Körfezi Bilim Kurulunun oluşturulması kararının alındığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Eylül ayı sonuna kadar İzmir Körfezi'yle ilgili acil eylem planının açıklanacağını aktaran Varank, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bugün burada İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulunun ilk toplantısında alınan karar doğrultusunda Bilim Kurulu üyeleriyle çalışma gruplarını oluşturmak ve ivedi olarak eylem planı çalışmalarına başlamak üzere toplanmış bulunuyoruz. Bugün ve yarın gerçekleştireceğimiz toplantılarda bilimsel verilerin ışığında acil eylem planımızı şekillendirecek İzmir Körfezi'nin ekosistemini koruyacak ve bu tür olayların tekrar yaşanmasını önleyecek adımları belirleyeceğiz. Bakanlığımızın çevreyi koruma konusundaki kararlılığı tamdır ve buradan çıkacak sonuçların gelecek nesillerimize daha yaşanabilir bir çevre bırakma hedefimizde önemli bir rol oynayacağına da inanıyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Varank, 35 akademisyenin yer aldığı Bilim Kurulunun "İklim Değişikliği ve Doğa Temelli Çözümler Çalışma Grubu", "Atık su Altyapısı ve Dereler Çalışma Grubu" ile "Deniz Alanlarının Değerlendirilmesi ve Ekosistemin İyileştirilmesi Çalışma Grubu" olarak üç ana başlıkta çalışmalarına devam edeceğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışma sürelerinin çok kısıtlı olduğunu dile getiren Varank, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Değerli bilim insanlarımızın yapmış olduğu çalışmalar ve uzmanlıkları ile şekillenecek bu acil eylem planımızın uzun ve orta vadeli eylem planında kasım ayı sonunda netleşecek şekilde çalışmalarımız aralıksız bir şekilde hocalarımızla birlikte devam edecektir. Hazırlanacak eylem planı, İzmir Körfezi'mizi gelecek nesillere sağlıklı olarak aktarmak üzere gerekli adımları içerecek ve sorumlulara yol gösterecek bir kılavuz niteliğinde olacaktır."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Daha sonra basına kapalı devam eden toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cemil Tugay ve ilgili kurumların temsilcileri de katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Siirt&amp;apos;te baraj göllerine 1 milyon sazan yavrusu bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/siirtte-baraj-goellerine-1-milyon-sazan-yavrusu-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/siirtte-baraj-goellerine-1-milyon-sazan-yavrusu-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Siirt&#039;te, Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu ve Alkumru barajlarının havzalarına 1 milyon sazan yavrusu bırakıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/siirtte-baraj-gollerine-1-milyon-sazan-yavrusu-birakildi-1726562487.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 21:35:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Siirtte, baraj, göllerine, milyon, sazan, yavrusu, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığının "<strong>Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi</strong>" kapsamında Şanlıurfa Su Ürünleri Araştırma ve Eğitim Enstitü Müdürlüğünce üretilen 1 milyon yavru sazan Siirt'e gönderildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yavru sazanlardan 500 bini eski Siirt-Eruh yolu üzerindeki Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı, 500 bini de Alkumru Barajı havzasına bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vali Kemal Kızılkaya, Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı'nda düzenlenen programda, gazetecilere yaptığı açıklamada, balıkçılığın Siirt'te daha da gelişeceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yıl sonuna kadar toplam 2 milyon yavru balığın Siirt'teki su kaynaklarına bırakılacağını belirten Kızılkaya, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bugün ilimizde, iç sularda balıkçılığın gelişimi için Şanlıurfa'daki tesislerden getirilen 1 milyon yavru sazanı eş zamanlı olarak bıraktık. İnşallah bu çalışmalarımız devam edecek. Önümüzdeki günlerde yöresel balığımız olan şabut balığını da 1 milyon adet olarak yine bu iç sularımıza, balıkçılığın gelişimi için bırakacağız. Bu vesileyle emeği geçen başta Tarım ve Orman Bakanlığımıza ve Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüze teşekkür ediyoruz. İlimiz iç sular açısından, coğrafyasıyla, tarihiyle, doğal güzellikleriyle zengin bir vilayet. Biz istiyoruz ki burada balıkçılık da aynı şekilde gelişsin. Bu çerçevede yapmış olduğumuz çalışmalar devam edecek."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürü Ergün Demirhan da son 4 yıl içinde Siirt'in su kaynaklarına önemli miktarda balık bırakıldığını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Programa, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Uğur Özmen ve Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkilileri katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara&amp;apos;da Deniz Çayırı Ekimi Etkinliği Başlıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmarada-deniz-cayiri-ekimi-etkinligi-basliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmarada-deniz-cayiri-ekimi-etkinligi-basliyor</guid>
<description><![CDATA[ Marmara Denizi’nde Deniz Çayırı Dağılım Alanlarının Belirlenmesi (MAR-ÇAYIR) Projesi kapsamında Marmara Denizi ekosistemini restore etmek amacıyla deniz çayırı ekimi (transplantasyonu) yapılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/marmarada-deniz-cayiri-ekimi-etkinligi-basliyor-1726553395.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 21:35:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmarada, Deniz, Çayırı, Ekimi, Etkinliği, Başlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Rektörlüğü arasında imzalanan protokol ile yürütülen <strong>MAR-ÇAYIR</strong> Projesi, Nisan ayında başladı. Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Mustafa SARI</strong> koordinasyonunda yürütülen MAR-ÇAYIR Projesi kapsamında adalar dahil olmak üzere bütün Marmara Denizi kıyı şeridi taranarak deniz çayırı türleri tespit ediliyor, yoğunlukları belirleniyor ve sağlıklı olup olmadıkları inceleniyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz ekosistemi açısından hayati önemde olan deniz çayırları, deniz canlıları için üreme, beslenme, barınma, saklanma ve yaşam alanı oluşturuyor. Tropik ormanlardan 35 kat daha fazla karbon tutma kapasitesine sahip deniz çayırları, iklim değişimine karşı insanlığın en büyük müttefiki. Kökleriyle deniz tabanına tutunan çayır, yapraklarıyla fotosentez yaparak kendi besinini üretiyor. 1 m² deniz çayırı alanı günlük ortalama 10 litre oksijen üretiyor. Ayrık otu benzeri rizomlu kökleriyle kıyısal alanda erozyonu önlüyor. Türüne göre değişmekle birlikte 1 metreye yaklaşan yapraklarıyla suda bulunan askıda katı maddeyi tutarak suyu berraklaştırıyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kirlilik, kıyı dolguları, yanlış avcılık faaliyetleri, tekne demirleme ve turizm aktivitelerine ek olarak deniz çayırlarına ilişkin bilincin yetersiz olması yüzünden denize sayısız katkısına rağmen deniz çayırları bütün dünyada her yıl yaklaşık %7 oranında daralıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uzun yıllardır devam eden kirlilik, iklim değişimi ve deniz şartlarındaki durağanlığın tetiklemesiyle 2021 yılında yaşanan müsilaj felaketi Marmara Denizi ekosistemindeki bozulmayı had safhaya çıkardı. Müsilaj sonrasında balık tür çeşitliliği azaldı, 50 m altında çözünmüş oksijen kritik düzey olan 2 mg/l‘nin altına düştü. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda tüm tarafların katılımıyla hazırlanan Marmara Denizi Eylem Planı, bir taraftan müsilajın nedenlerini ortadan kaldırmayı diğer taraftan bozulan deniz ekosistemini iyileştirmeyi esas alıyor. Bu kapsamda deniz ekosistemini restore edip iyileşmesine katkı sağlamak, azalan çözünmüş oksijen miktarının artışını desteklemek üzere Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa SARI yürütücülüğünde Marmara Denizi’nde Deniz Çayırı Dağılım Alanlarının Belirlenmesi (MAR-ÇAYIR) Projesi başlatıldı. Diğer taraftan Akdeniz’in endemik en büyük iki kabuklusu olan ancak son yıllarda hastalık bulaşması sonucu bütün Akdeniz’de kitlesel ölüme maruz kalan pina (Pinna nobilis) dağılım alanlarının belirlenerek koruma ve izleme çalışmalarının başlatılmasını amaçlayan <strong>MAR-PİNA </strong>Projesi de eş zamanlı olarak yürütülüyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmara Denizi’nde kıyının sıfır noktasından başlayarak ortalama 4,5 m civarındaki derinliklerde son bulan deniz çayırı dağılımı oldukça geniş bir alanı kaplamaktadır. <em>Cymodocea nodosa, Zoestera marine, Zoestera nolteii ve Posidonia oceanica</em> olmak üzere denizlerimizde doğal olarak dağılım gösteren dört tür deniz çayırının hepsinin bulunduğu Marmara Denizi’nde en az P. oceanica, en çok C. nodosa türü bulunmaktadır. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırının çeşitli nedenlerle zarar gördüğü veya daha önceden deniz çayırı bulunmayan alanlarda birçok yöntem kullanılarak deniz çayırı ekimi yapılabilmektedir. MAR-ÇAYIR Projesi kapsamında, Bandırma Edincik Altı’nda bulunan Denizcilik Fakültesi Eğitim ve Uygulama Yerleşkesi kıyısal alanında toplam 50 m² alanda sedimentli ekim yöntemiyle Marmara Denizi’nin hakim türü <em>C. nodosa</em> ekimi yapılacaktır. Sağlıklı deniz çayırı alanlarından toplanan çayırlar, bilimsel kriterlere göre seçilen alana yerleştirilecektir.</span></span></span><span><span><span> </span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arnavutluk Vatikan Benzeri Bektaşi İslam Devleti Kuruyor.</title>
<link>https://trafikdernegi.com/vatikan-benzeri-bektasi-islam-devleti-kuruluyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/vatikan-benzeri-bektasi-islam-devleti-kuruluyor</guid>
<description><![CDATA[ Arnavutluk, Bektaşiler İçin Özel Bir Mikro Devlet Kurmayı Planlıyor: Alkol Serbest Olacak, Yaşam Tarzına Müdahale Edilmeyecek ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f144b325ba4.jpg" length="60611" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Sep 2024 13:37:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, başkent Tiran’da “Bektaşi Egemen Devleti” adında Vatikan benzeri bir yapı kurulacağını duyurdu. Devletin başına Arnavut Bektaşi önderi 'Baba Mondi'nin geçeceği açıklanırken, Türkiye'den Alevi-Bektaşi kuruluşlarının temsilcileri ise Bektaşilikle 'din devleti'nin bağdaşmayacağını söylüyor.</p>
<p>Arnavutluk, Bektaşi Tarikatı için bağımsız bir mikro devlet kurma planlarını açıkladı. Başbakan Edi Rama, başkent Tiran'da yapılacak olan bu yeni yapı için, İslami Vatikan modeli gibi egemen bir statüde olacağını belirtti. Bektaşi Tarikatı, 13. yüzyılda Anadolu'da kurulmuş, Şii Sufi bir tarikat olarak biliniyor ve dini hoşgörü ile öne çıkıyor. Kurulacak olan mikro devlet, Bektaşilerin inanç ve yaşam tarzına yönelik özel bir alan oluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f144b4ce375.jpg" alt=""></p>
<p>Bu mikro devletin en dikkat çeken özelliklerinden biri, geleneksel İslami kuralların dışında, alkolün serbest olması ve vatandaşların yaşam tarzlarına müdahale edilmeyecek olması. Kadınların giyimlerine dair herhangi bir kısıtlama olmayacak ve herkesin inançlarını özgürce yaşamasına olanak tanınacak.</p>
<p></p>
<p>Dünyanın En Küçük Devletlerinden Biri Olacak</p>
<p>Planlar gerçekleşirse, bu yeni yapı, Vatikan Şehri'nin dörtte biri büyüklüğünde olacak ve sadece 10 hektarlık bir alana kurulacak. Kendi sınırları, pasaportları ve yönetimi olacak olan bu egemen devlet, dünyanın en küçük devletlerinden biri olarak kabul edilecek. Arnavutluk hükümeti, bu projeyi İslam’ın hoşgörülü bir versiyonunu teşvik etme amacıyla hayata geçirmeyi planlıyor.</p>
<p></p>
<p>Bektaşi Tarikatı'nın Tarihi</p>
<p>Bektaşi Tarikatı’nın kökleri, Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanıyor. Tarikat, özellikle Osmanlı ordusunun elit birliği olan Yeniçeriler arasında yaygın bir inanç sistemi haline gelmişti. Ancak, 1925 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin tekke ve zaviyeleri kapatmasının ardından, tarikatın merkezi Arnavutluk’a taşındı. O zamandan bu yana, Bektaşi Tarikatı Arnavutluk'ta mistik geleneklerini sürdürmeye devam ediyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f144b40524d.jpg" alt=""></p>
<p>Tarikatın şu anki ruhani lideri olan Baba Mondi, kurulacak olan yeni Bektaşi Egemen Devleti'nin başında yer alacak. Baba Mondi, bu yeni devletin kararlarının "sevgi ve nezaketle" alınacağını ve dünyanın diğer İslam toplumlarına hoşgörü temelli bir örnek sunmayı amaçladıklarını belirtti.</p>
<p></p>
<p>Uluslararası Tanınma Beklentisi</p>
<p>Yeni kurulacak olan devletin, Arnavutluk içindeki egemen statüsünün tanımlanması için mevzuat üzerinde çalışmalar sürüyor. Rama’nın iktidardaki Sosyalist Partisi’nin de bu projeyi onaylaması gerekiyor. Ayrıca, Bektaşi lideri Baba Mondi, ABD ve diğer Batılı devletlerin bu yeni yapının egemenliğini tanıyacağını umut ediyor. Baba Mondi, New York Times’a verdiği demeçte, "Biz bir devleti hak ediyoruz" diyerek, Bektaşi Tarikatı'nın İslam’ı siyasetle karıştırmadan, hoşgörü çerçevesinde yorumlayan tek topluluk olduğunu ifade etti.</p>
<p></p>
<p>Bu mikro devlet projesi, İslam dünyasında daha fazla dini çeşitliliğe ve hoşgörüye yönelik bir adım olarak görülüyor. Projenin hayata geçmesi, özellikle Balkanlar’daki Bektaşi toplulukları için büyük bir anlam taşıyor ve uzun süredir korunmaya çalışılan bu mistik tarikatın geleceğini garanti altına almayı amaçlıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuklar Geri Geldi, Petekler Neden Isınmıyor?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/soguklar-geri-geldi-petekler-neden-isinmiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/soguklar-geri-geldi-petekler-neden-isinmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Havaların soğumasıyla birlikte kombiler yeniden devreye giriyor, evlerimizi ısıtmak için petekleri açıyoruz. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66efc914da19d.jpg" length="68115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 Sep 2024 10:37:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Havaların soğumasıyla birlikte kombiler yeniden devreye giriyor, evlerimizi ısıtmak için petekleri açıyoruz. Ancak, bazen karşılaşılan sorunlar can sıkıcı olabiliyor. En sık karşılaşılan sorunlardan biri ise kombi sıcak su verirken peteklerin ısınmaması. Peki, bu durumun sebepleri nelerdir ve nasıl çözülür? Gelin, bu soruna birlikte göz atalım.</p>
<p></p>
<p><strong>1. Kombi Basıncı: Isıtmada En Sık Görülen Problem</strong></p>
<p></p>
<p>Peteklerin ısınmaması durumunda ilk kontrol edilmesi gereken yer, kombi basıncıdır. Kombinin sağlıklı çalışabilmesi için basıncın genellikle 1,5 bar civarında olması gerekir. Basınç seviyesi düşükse, kombi çalışmasına rağmen suyu yeterince peteklere pompalayamaz ve bu nedenle petekler soğuk kalır. Kombinizin basınç göstergesini kontrol edin ve düşükse su ekleyerek 1,5 bar seviyesine getirin. Bu basit ayar çoğu zaman sorunu çözer.</p>
<p></p>
<p><strong>2. Petek Vanaları: Küçük Ama Kritik Bir Detay</strong></p>
<p></p>
<p>Kombi çalışıyor, basınç normal ama petekler hala ısınmıyorsa, petek vanalarına bir göz atın. Bazı peteklerin giriş veya çıkış vanaları kapalı olabilir. Vanaların tamamen açık olduğundan emin olun. Özellikle uzun süre kapalı kalan vanalar, tekrar açıldığında tam olarak açılmayabilir ve bu da peteklerin ısınmasını engelleyebilir.</p>
<p></p>
<p><strong>3. Kombi Modunu Kontrol Edin: Isıtma Modunda mı?</strong></p>
<p></p>
<p>Bir diğer olasılık ise kombinizin yalnızca sıcak su modunda çalışıyor olması. Kombi hem sıcak su hem de ısıtma modunda çalışmalıdır. Bu, bazen kullanıcı hatasıyla veya yanlış ayarlarla olabilir. Kombinizin ısıtma modunda olduğundan emin olun ve ayarları gerektiği şekilde yapın.</p>
<p></p>
<p><strong>4. Peteklerde Hava Birikmesi: Sıcak Su Geçişini Engeller</strong></p>
<p></p>
<p>Eğer peteklerinizin vanaları açık, basınç normal ve kombi doğru modda olmasına rağmen ısınmıyorsa, peteklerde hava birikmiş olabilir. Peteklerde biriken hava, sıcak suyun dolaşmasını engeller ve peteklerin ısınmasını önler. Bu sorunu çözmek için purjör anahtarıyla peteklerin havasını almak gerekir. Hava alındıktan sonra peteklerinizin ısındığını fark edeceksiniz.</p>
<p></p>
<p><strong>5. Kombi Filtresi: Tıkanıklık Sorunu</strong></p>
<p></p>
<p>Kombi filtresinin tıkanmış olması da peteklerin ısınmamasına neden olabilir. Bu filtreler, kombiye giren suyun içinde bulunan tortuları engeller ve kombiyi korur. Ancak uzun süre temizlenmezse tıkanarak suyun dolaşımını engelleyebilir. Kombi filtresi temizlenmediğinde su akışı kesilir ve petekler soğuk kalır. Filtreyi temizleyerek bu sorunu çözebilirsiniz.</p>
<p></p>
<p><em>6. Sirkülasyon Pompası: Su Akışını Sağlayan Kalp</em></p>
<p><em></em></p>
<p></p>
<p>Son olarak, kombinin içinde bulunan sirkülasyon pompası sorunlu olabilir. Bu pompa, suyu peteklere taşıyan ana mekanizmadır. Eğer pompa arızalıysa veya yeterince güçlü çalışmıyorsa su peteklere ulaşamaz ve bu da ısınma sorununa neden olur. Bu durumda, bir servis çağırarak pompanın kontrol edilmesi ve gerekirse değiştirilmesi gerekecektir.</p>
<p></p>
<p><strong>Sonuç: Düzenli Bakım İhmal Edilmemeli</strong></p>
<p></p>
<p>Kış aylarının soğuğunda, peteklerin ısınmaması gerçekten can sıkıcı bir durumdur. Ancak bu gibi sorunlar, çoğunlukla basit kontrollerle ve küçük müdahalelerle çözülebilir. Peteklerin ve kombinin düzenli bakımı, kışın konforlu bir şekilde ısınmanızı sağlar. Eğer tüm bu kontrolleri yaptıktan sonra hala ısınma sorunu yaşıyorsanız, profesyonel bir yardım almanızda fayda var.</p>
<p></p>
<p>Unutmayın, kombi ve kalorifer sistemleri düzenli bakım gerektirir. İki yılda bir petek temizliği yaptırmak, hem enerji tasarrufu sağlar hem de kombinizin ömrünü uzatır. Soğuk kış günlerinde sıcacık bir evde oturmak için bu ufak adımları atmayı ihmal etmeyin.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dijital Ayak İzi: İnternet Çevreyi Nasıl Etkiliyor?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dijital-ayak-izi-internet-cevreyi-nasil-etkiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dijital-ayak-izi-internet-cevreyi-nasil-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Dijital çağın hayatımızın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte, çevrimiçi faaliyetlerimizin gezegen üzerindeki etkileri giderek daha fazla sorgulanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e9d3bde9da9.jpg" length="90070" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 22:08:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital ayak izi, çevrimiçi eylemlerimizin çevre üzerinde bıraktığı izleri temsil ediyor. Bilgisayarlarımızda, telefonlarımızda gerçekleştirdiğimiz her işlem, bir enerji kaynağına dayanıyor ve bu da karbon emisyonlarını artırıyor. İnternetin sağladığı kolaylıklar göz önüne alındığında, bu faaliyetlerin çevresel sonuçları göz ardı ediliyor. Ancak dijital ayak izi, günümüzün en büyük çevre sorunlarından biri haline geliyor.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>İnternetin Çevresel Maliyetleri Nelerdir?</p>
<p>İnternetin çevre üzerindeki etkileri, genellikle doğrudan fark edilmez. Fakat arka planda karmaşık bir ekosistem çalışıyor; veri merkezlerinin enerji tüketimi, cihaz üretim süreçleri, elektronik atıklar ve internetin yaygın kullanımı önemli çevresel maliyetlere yol açıyor. İşte internetin çevresel maliyetlerinin bazı temel noktaları:</p>
<p></p>
<p>Veri Merkezlerinin Enerji Tüketimi: İnternete yüklenen her bir verinin, e-postanın, videonun veya dosyanın bir yerde depolanması gerekiyor. Bu depolama işlemi büyük veri merkezlerinde gerçekleşiyor. Bu merkezler ise büyük miktarda elektrik tüketiyor. Günümüzde veri merkezlerinin küresel enerji tüketimindeki payı %1-2 arasında değişiyor ve bu oran giderek artıyor. Dünya çapında enerji tüketimi arttıkça, bu talebi karşılamak için fosil yakıt tüketimi de yükseliyor.</p>
<p></p>
<p>Elektronik Cihazların Üretim Süreci: Akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, tabletler gibi cihazların üretimi büyük miktarda hammadde ve enerji gerektiriyor. Özellikle bu cihazların üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri çıkarılırken ciddi çevresel tahribat oluşuyor. Maden çıkarımı sırasında toprak ve su kaynakları kirleniyor, ormansızlaşma ve biyolojik çeşitlilik kaybı yaşanıyor. Bu süreç aynı zamanda büyük miktarda karbon salınımına yol açıyor.</p>
<p></p>
<p>E-atık Sorunu: Teknoloji hızla gelişirken eskiyen cihazlar çöp haline geliyor ve bu cihazların büyük bir kısmı geri dönüştürülemiyor. Elektronik atıklar (e-atık), kimyasal içerikleri ve toksik maddeler nedeniyle çevre ve insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Her yıl dünya genelinde milyonlarca ton e-atık oluşuyor ve bu atıkların büyük kısmı geri dönüşüme girmiyor.</p>
<p></p>
<p>Karbon Emisyonları ve Küresel Isınma: Dijital dünyayı sürdürebilmek için büyük miktarda enerji tüketilir ve bu enerjinin çoğu hala fosil yakıtlardan elde ediliyor. İnternet kullanımının artışı, dolaylı olarak karbon emisyonlarının artmasına yol açıyor. Özellikle sürekli açık olan sunucular, 7/24 çalışan veri merkezleri ve internet hizmetleri, karbon ayak izini büyütüyor.</p>
<p></p>
<p>Dijital Karbon Ayak İzi Nasıl Azaltılır?</p>
<p>Dijital ayak izimizi azaltmak aslında karmaşık adımlar gerektirmez. Teknolojiyi daha bilinçli kullanarak çevresel etkilerimizi en aza indirgeyebiliriz. İşte bu konuda atılabilecek bazı basit ama etkili adımlar:</p>
<p></p>
<p>Enerji Tasarruflu Cihazlar Kullanın: Enerji verimliliği yüksek cihazlar tercih ederek hem elektrik faturalarını düşürebilir hem de çevreye daha az zarar verebilirsiniz. Örneğin, enerji tasarruflu bilgisayarlar, LED ekranlar ve düşük güç tüketen modemler, karbon ayak izini azaltmada etkili olabilir.</p>
<p></p>
<p>Gereksiz Verileri Silin: Bulut depolama veya çevrimiçi veriler gereksiz yere büyük miktarda enerji tüketir. Sık sık kullanılmayan dosyalar ve verileri silerek depolama talebini azaltabilirsiniz. E-posta gelen kutunuzu temizlemek, eski fotoğrafları ve videoları silmek, enerji tüketimini azaltan basit ama etkili yöntemlerden biridir.</p>
<p></p>
<p>Çevre Dostu Arama Motorları ve Web Siteleri Kullanın: Bazı arama motorları, yapılan her arama sonucunda bir ağaç dikmeyi taahhüt eder. Ecosia gibi arama motorları, kullanıcıların arama faaliyetlerini çevresel faydaya dönüştürmeye yardımcı olabilir.</p>
<p></p>
<p>Cihazların Ömrünü Uzatın: Yeni bir cihaz almak yerine mevcut cihazınızı mümkün olduğunca uzun süre kullanmak, hem ekonomik hem de çevresel olarak faydalıdır. Cihazların bakımını yapmak, gerektiğinde onarım seçeneklerini değerlendirmek ve donanım yükseltmesi yaparak cihazların kullanım ömrünü artırmak e-atıkların azalmasına katkı sağlar.</p>
<p></p>
<p>Veri Depolama Alışkanlıklarını Gözden Geçirin: İnternet üzerinden depolama alışkanlıklarınızı optimize etmek, enerji tüketimini büyük ölçüde düşürebilir. Sadece gerekli olan dosyaları bulutta saklamak ve gereksiz büyük dosyalardan kaçınmak, veri merkezlerine olan enerji talebini azaltabilir.</p>
<p></p>
<p>Yenilenebilir Enerji Kullanan Hizmetleri Tercih Edin: Dijital hizmetler sağlayan birçok şirket artık yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneliyor. Örneğin, bazı bulut depolama hizmetleri tamamen yenilenebilir enerjiyle çalışıyor. Bu tür hizmetleri tercih ederek, dijital ayak izinizi küçültebilirsiniz.</p>
<p></p>
<p>Sonuç: Sorumlu Bir Dijital Kullanım İçin Adımlar</p>
<p>Dijital dünyada yaşamanın çevresel maliyetlerini anlamak, bu maliyetleri azaltmak için atılacak ilk adımdır. Bilinçli ve sürdürülebilir bir dijital kullanım, bireysel olarak herkesin sorumluluğundadır. İster küçük değişikliklerle başlayarak enerji tasarrufu sağlayın, isterse cihazlarınızı daha verimli kullanarak dijital karbon ayak izini küçültün; her adım, çevre üzerindeki olumsuz etkiyi azaltacaktır.</p>
<p></p>
<p>Dijital dünyada attığınız her adımın bir etkisi olduğunu unutmadan, sürdürülebilir bir gelecek için bilinçli bir teknoloji kullanıcısı olmak mümkündür.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyayı En Çok Hangi Ülkeler Kirletiyor?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunyayi-en-cok-hangi-ulkeler-kirletiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunyayi-en-cok-hangi-ulkeler-kirletiyor</guid>
<description><![CDATA[ Çoğunlukla insan kaynaklı faaliyetlerin bir sonucu olan karbon emisyonu doğada oluşan karbonun atmosfere salımını ifade ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e9d26d43724.jpg" length="83427" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 22:03:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Karbon emisyonu, insan faaliyetlerinin bir sonucu olarak atmosfere salınan karbondioksit ve diğer sera gazlarını ifade eder. Endüstri devriminden bu yana, özellikle kömür kullanımıyla atmosfere salınan karbon emisyonları büyük oranda arttı. Sanayileşme, enerji talebinin artması ve ormanlık alanların azalması gibi faktörler de bu artışta önemli rol oynuyor.</p>
<p></p>
<p>Atmosferde biriken bu sera gazları, yer kürenin ortalama sıcaklığının artmasına neden oluyor. Bunun sonucunda buzulların erimesi, aşırı hava olayları ve iklim değişikliği gibi küresel sorunlar ortaya çıkıyor.</p>
<p></p>
<p>Karbondioksit Salımında Önde Gelen Ülkeler</p>
<p>1850 yılından bu yana, insan kaynaklı faaliyetler sonucunda atmosfere yaklaşık 2.500 milyar ton karbondioksit salındı. Bu miktarın 500 milyar tondan fazlası ABD’ye ait. Küresel karbon emisyonlarının en büyük kısmını fosil yakıtlar oluşturuyor.</p>
<p></p>
<p>En Çok Karbon Salımı Yapan Ülkeler:</p>
<p></p>
<p>ABD: 509 milyar ton (küresel emisyonların %20’si)</p>
<p>Çin: %11</p>
<p>Rusya: %7</p>
<p>Brezilya: %5</p>
<p>Endonezya: %4</p>
<p>Bu ülkeler, 1850 yılından bu yana toplam karbondioksit salımının üçte ikisinden sorumlu. Fosil yakıtların elektrik üretiminde ve ulaşımda yoğun kullanımı, küresel ısınmanın en önemli nedenlerinden biri. Fosil yakıt kullanımının sonlandırılması, sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak açısından kritik öneme sahip.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürdürülebilirlik Raporu: Kimler Hazırlar ve Neden Önemlidir?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/surdurulebilirlik-raporu-kimler-hazirlar-ve-neden-onemlidir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/surdurulebilirlik-raporu-kimler-hazirlar-ve-neden-onemlidir</guid>
<description><![CDATA[ Sürdürülebilirlik raporu, bir şirketin çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini değerlendiren önemli bir belgedir. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e9d0f037d6b.jpg" length="62412" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 21:57:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu rapor, işletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için attıkları adımları, performanslarını ve stratejik ilerlemelerini kapsar. Peki, bu raporu kim hazırlar ve nasıl bir süreçten geçer?</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Sürdürülebilirlik Raporunun Hazırlanma Süreci</p>
<p></p>
<p>Sürdürülebilirlik raporu, şirketin faaliyetleri sonucunda çevreye ve insan yaşamına zarar vermediğini göstermek amacıyla hazırlanır. Bu rapor, işletmelerin enerji kaynaklarını dengeli bir şekilde kullandığını ve çevreye duyarlı politikalar izlediğini vurgular. Rapor, sadece çevresel etkilere odaklanmaz; aynı zamanda insan hakları, sosyal sorumluluk ve ekonomik sürdürülebilirlik gibi unsurları da içerir.</p>
<p></p>
<p>Her şirket, sürdürülebilirlik raporunu hazırlarken kendi kurumsal yapısına uygun standartlar arasından seçim yapar. Bu seçimler, şirketin kullandığı kaynaklar, uyguladığı çevre politikaları ve insan haklarına uyumluluğu gibi unsurlar doğrultusunda şekillenir. Şirketler, sürdürülebilirlik raporlarını hazırlarken şu aşamaları takip eder:</p>
<p></p>
<p>1. Kaynak Kullanımı ve Çevre Politikalarının İncelenmesi: Şirketler, doğal kaynakları ne ölçüde ve nasıl kullandıklarını değerlendirirler. Bu süreçte, çevre politikaları ve uygulamaları gözden geçirilir.</p>
<p>   </p>
<p>2. Risk Değerlendirmesi: Şirketler, faaliyetlerinin çevresel ve sosyal risklerini değerlendirir. Bu değerlendirmeler sonucunda, riskleri azaltmaya yönelik iyileştirme planları ve aksiyonlar geliştirilir.</p>
<p></p>
<p>3. İyileştirme ve Aksiyon Planları: Risklerin minimize edilmesi amacıyla çeşitli stratejik planlar oluşturulur ve bu planlar, şirketin sürdürülebilirlik performansını artırmayı hedefler.</p>
<p></p>
<p>4. Raporlama: Tüm bu süreçlerin sonunda, elde edilen veriler ve yapılan çalışmalar sürdürülebilirlik raporu şeklinde düzenlenir ve kamuoyuyla paylaşılır.</p>
<p></p>
<p> Sürdürülebilirlik Raporlarını Kimler Hazırlar?</p>
<p></p>
<p>Sürdürülebilirlik raporlarını genellikle şirket içindeki sürdürülebilirlik departmanı veya bu alanda uzmanlaşmış danışmanlık firmaları hazırlar. Bu firmalar, şirketlerin sürdürülebilirlik stratejilerini geliştirir ve raporlama süreçlerini profesyonelce yürütürler.</p>
<p></p>
<p> Neden Önemlidir?</p>
<p></p>
<p>Sürdürülebilirlik raporları, şirketlerin çevresel sorumluluklarını yerine getirdiğini ve topluma karşı duyarlı olduğunu gösterir. Bu raporlar, hem paydaşlar hem de kamuoyu için güvenilirlik sağlar. Aynı zamanda, şirketlerin çevresel etkilerini azaltmak için attıkları adımları belgelemeleri, uzun vadede daha sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmalarına katkıda bulunur. Çevresel duyarlılık ve sürdürülebilirlik, günümüzde şirketlerin rekabet avantajı kazanmasında önemli bir faktör haline gelmiştir.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, sürdürülebilirlik raporları, bir şirketin çevreye olan duyarlılığını ve sosyal sorumluluklarını belgelemesi açısından hayati öneme sahiptir. Şirketlerin bu raporları hazırlarken profesyonel destek alması, süreçleri daha etkili bir şekilde yönetm</p>
<p>elerine yardımcı olabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bozuk Düzen ve Sağlam Çark Arayışı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bozuk-duzen-ve-saglam-cark-arayisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bozuk-duzen-ve-saglam-cark-arayisi</guid>
<description><![CDATA[ Türkmen ulu ozanı Pir Sultan Abdal’ın Sözü Işığında Türkiye’nin Güncel Sorunları ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e9c1a2260d1.jpg" length="102848" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 20:45:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Pir Sultan Abdal’ın “bozuk düzende sağlam çark olmaz” sözü, adaletsiz ve çürümüş bir toplumsal yapının sürdürülebilir bir gelişim ya da adil bir yönetim sağlayamayacağını vurgular.</p>
<p>Bu derin ve anlamlı söz, bugünün Türkiye’sinde yaşanan birçok yapısal sorunun kökenine ışık tutuyor. Türkiye, uzun bir süredir ekonomik krizlerden, hukukun üstünlüğünün zedelenmesinden, demokratik değerlerin aşınmasından ve sosyal adaletsizliklerden muzdarip.</p>
<p> Bu durum, Pir Sultan Abdal’ın sözlerinde olduğu gibi, bozuk bir düzenin sağlam bir çark üretemeyeceğini ve toplumsal gelişimin önünün tıkandığını gözler önüne seriyor.</p>
<p></p>
<h3>Ekonomik Eşitsizlik ve Krizler</h3>
<p>Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz, bozuk düzenin en görünür yansımalarından biridir. Artan enflasyon, yüksek işsizlik oranları ve sürekli olarak değişen ekonomi politikaları, toplumun geniş kesimlerinde derin bir güvensizlik yaratmaktadır.</p>
<p> Özellikle gelir adaletsizliği, Türkiye'nin büyük bir sorun olarak karşısında duruyor. Zengin ile fakir arasındaki uçurum her geçen gün büyümekte, halkın önemli bir kısmı yoksulluk sınırında yaşamaktadır.</p>
<p>Pir Sultan Abdal’ın işaret ettiği bozuk düzen tam olarak budur: Bir sistemde adalet ve eşitlik yoksa, ekonomik düzenin de sağlam bir şekilde işlemesi mümkün değildir.</p>
<p></p>
<p>Ekonomideki bu bozulmanın en önemli nedeni ise kurumsal şeffaflığın azalması ve liyakatin yerine keyfi yönetimlerin gelmesidir. Bağımsız kuruluşların siyasi baskılar altında zayıflatılması, özellikle Türkiye’de Merkez Bankası gibi ekonomik düzenin kilit unsurlarının işlevini yerine getirememesine neden olmaktadır. Bu bağlamda, ekonomide sağlam bir çarkın dönmesi, ancak bağımsız kurumlar ve şeffaf bir yönetişim anlayışıyla mümkün olabilir.</p>
<p></p>
<h3> Hukukun Üstünlüğünün Zedelenmesi</h3>
<p>Türkiye’de son yıllarda hukukun üstünlüğü kavramı da ciddi şekilde yara almıştır. Yargının bağımsız olmaması, adalet sistemine olan güveni zedelemiş, toplumda derin bir adaletsizlik algısı oluşturmuştur.</p>
<p>Bir ülkede hukukun işleyişi bozuk olduğunda, toplumsal barışın sağlanması ve adaletin temin edilmesi imkânsız hale gelir. Pir Sultan Abdal’ın söylediği gibi, bozuk bir düzende sağlam çarklar dönemez; adaletin ve hukukun çarkları da ancak sağlam bir düzen içinde işleyebilir.</p>
<p></p>
<p>Demokratik ilkelerin askıya alındığı, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı bir ortamda, vatandaşlar kendilerini savunmasız ve çaresiz hissetmektedir.</p>
<p>Bu, toplumun genel ruh hali üzerinde derin yaralar açmakta ve sosyal bağları zayıflatmaktadır. Adaletin olmadığı bir sistemde, halkın devlete ve kurumlarına olan güveni tamamen sarsılmakta, bu da toplumda ciddi bir huzursuzluk yaratmaktadır.</p>
<p></p>
<h3> Demokratik Değerlerin Aşınması</h3>
<p>Türkiye’deki mevcut düzenin en büyük sorunlarından biri de demokratik değerlerin aşınmasıdır. Demokratik seçimler ve halkın iradesi, güçlü ve sağlıklı bir düzenin en önemli göstergelerinden biridir.</p>
<p>Ancak, seçim süreçlerinin adil ve şeffaf olup olmadığına dair tartışmalar ve medya özgürlüğünün kısıtlanması, demokrasinin temel taşlarını zayıflatmaktadır.</p>
<p>Pir Sultan Abdal’ın sözündeki "bozuk düzen", sadece ekonomik ya da hukuki yapılarla sınırlı kalmaz; aynı zamanda siyasal düzenin de eleştirilmesidir. Bir toplumda katılımcı demokrasi, ifade özgürlüğü ve çoğulculuk olmadığı sürece, o toplumun sağlam bir düzen kurması mümkün değildir.</p>
<p></p>
<h3> Sosyal Adaletsizlik ve Ayrımcılık</h3>
<p>Bozuk düzenin bir diğer önemli boyutu da sosyal adaletsizlikler ve ayrımcılıklardır. Siyasal kutuplara bölünen sistemde vatandaşların karşı karşıya kaldığı yapısal ayrımcılıklar, toplumsal bütünlüğü zedelemektedir. Hükümete muhalefet eden grupların maruz kaldığı hak ihlalleri ve ayrımcı politikalar, Türkiye’deki sosyal yapının da bozulduğunun bir göstergesidiir.</p>
<p></p>
<p>Pir Sultan Abdal’ın sözü, yalnızca bir dönemin toplumsal sorunlarına değil, evrensel bir gerçeğe işaret eder: Eğer toplumda eşitlik, adalet ve hakkaniyet yoksa, hiçbir sistem sağlam bir şekilde işlemez. Bugünün Türkiye’sinde de bu bozuk düzen, sadece ekonomik ya da politik alanlarda değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerde ve sosyal adalet arayışında kendini göstermektedir.</p>
<p></p>
<h3>Çözüm: Sağlam Bir Düzene Dönüş</h3>
<p></p>
<p>Pir Sultan Abdal’ın bu derin sözü, bize sağlam bir düzenin inşa edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bunun yolu ise adaletin, eşitliğin, hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin gerçekten işlemesinden geçmektedir.</p>
<p> Şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim, adaletin herkes için geçerli olduğu bir hukuk sistemi, ekonomik düzenlemelerde adil ve liyakate dayalı politikalar, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu sağlam düzenin temel taşlarıdır.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, Türkiye'deki mevcut sorunlar, bozuk bir düzenin yansımaları olarak karşımıza çıkıyor. Pir Sultan Abdal’ın sözü, bu sorunların kaynağını çok net bir şekilde ifade eder: Bozuk bir düzende sağlam çarklar dönemez. Türkiye’nin, bu bozuk düzenden kurtulup sağlam bir yapıyı inşa edebilmesi için öncelikle adalet, demokrasi ve toplumsal barışın sağlanması gerekmektedir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AB Temiz Enerji Üretiminde Rekor Kırdı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ab-temiz-enerji-uretiminde-rekor-kirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ab-temiz-enerji-uretiminde-rekor-kirdi</guid>
<description><![CDATA[ Yeni yayımlanan veriler, 2024’ün ilk altı ayında AB’nin ihtiyaç duyduğu elektriğin yarısının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını ve fosil yakıtları geride bıraktığını ortaya koydu. Avrupa Komisyonu’na göre yenilenebilir enerji kaynakları 2024’te, Avrupa Birliği’nin (AB) elektrik üretiminde rekor kırdı. Yeni yayımlanan veriler, 2024’ün ilk altı ayında bloğun ihtiyaç duyduğu elektriğin yarısının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını ve fosil yakıtları geride bıraktığını […]
The post AB Temiz Enerji Üretiminde Rekor Kırdı appeared first on İklim Haber. ]]></description>
<enclosure url="http://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/pexels-kalio-2865025-scaled.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 10:27:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Temiz, Enerji, Üretiminde, Rekor, Kırdı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div class="sharethis-inline-share-buttons"></div><h3><strong>Yeni yayımlanan v</strong><strong>eriler, 2024’ün ilk altı ayında AB’nin ihtiyaç duyduğu elektriğin yarısının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını ve fosil yakıtları geride bıraktığını ortaya koydu.</strong></h3>
<p>Avrupa Komisyonu’na göre yenilenebilir enerji kaynakları 2024’te, Avrupa Birliği’nin (AB) elektrik üretiminde rekor kırdı. Yeni yayımlanan veriler, 2024’ün ilk altı ayında bloğun ihtiyaç duyduğu elektriğin yarısının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını ve fosil yakıtları geride bıraktığını ortaya koydu.</p>
<p>Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı “Enerji Birliği’nin Durumu” adlı rapor, bloğun enerji ve iklim hedeflerine yönelik ilerlemesini değerlendiren yıllık bir çalışma.</p>
<p>Rapora göre, rüzgar enerjisi ilk kez nükleer enerjinin ardından AB’nin en büyük ikinci elektrik kaynağı olarak doğalgazı geride bıraktı. AB ayrıca, 2023’teki 56 gigawatt’lık (GW) yeni güneş enerjisi kurulumuyla, 2022’deki 40 GW’lık bir önceki rekoru egale etti.</p>
<p>Enerjiden Sorumlu Avrupa Komisyonu Üyesi Kadri Simson, çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Yenilenebilir enerji kurulumları açısından iki rekor yılın ardından, 2024’ün ilk yarısında rüzgar ve güneş enerjisi yeni zirvelere ulaştı ve elektrik üretiminde fosil yakıtları ilk kez geride bıraktı” dedi.</p>
<p>Ayrıca elektriğe olan talep de düştü, ancak enerji tüketimini 2030 yılına kadar %11.7 oranında azaltma hedefini karşılamak için verimliliğe yönelik çabaların artırılması gerekiyor.</p>
<p>“Bugünkü rapor, son beş yıl içinde AB enerji politikasında yaptığımız büyük değişikliklerin gerçek bir kanıtıdır” diyen Simson şöyle devam etti: “AB artık iklim nötrlüğü hedefini karşılamak için daha donanımlı. Gelişmeler, sanayimizin de rekabetçi kalmasını sağlıyor.”</p>
<p>Enerji güvenliği ve fiyat istikrarı da bu yılki raporun ana odak noktaları arasındaydı. Rus gazının AB ithalatındaki payı 2021’de %45’leri görürken, bu yılın haziran ayında %18’e düştü.</p>
<p>Bu kısmen Norveç ve ABD gibi ülkelerden yapılan ithalattaki artıştan kaynaklanmış olsa da gaz talebinde de azalmalar görüldü. Ağustos 2022 ile Mayıs 2024 arasındaki talep, %18’lik (138 milyar metreküp) düşüşle daha önce belirlenmiş %15’lik hedefi aştı.</p>
<p>Raporda ayrıca fiyatların daha istikrarlı hale geldiği, 2022’deki enerji krizinin zirve yaptığı dönemin önemli ölçüde geride kaldığı vurgulandı. Simson, “AB’nin artık Putin’in boru hatlarının insafına kalmadığını” belirtti.</p>
<p>Yine de “hâlâ ele alınması gereken yeni zorluklar” mevcut. Bunlar arasında yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği hedeflerindeki mevcut hedef farkı, diğer küresel rakiplerle karşılaştırıldığında mevcut fiyat farkı ve yeni bağımlılık riskleri bulunuyor.</p>
<p>Simson’a göre, bu sorunların çözülmesi hem AB hem de üye devletler seviyesinde kararlı bir politikayla gerçekleşebilir. İlerleme umut verici fakat birçok ülke için hâlâ eksik olan ana bir unsur var: Yenilenmiş Nihai Ulusal Enerji ve İklim Planları (NECP’ler).</p>
<p>Rapor, AB üye devletlerini, 2030 iklim hedeflerinin ulaşılabilir olması için bu uzun vadeli iklim planlarını mümkün olan en kısa sürede sunmaları gerektiği konusunda uyarıyor.</p>
<p>Simson, şimdiye kadar yalnızca 10 nihai plan aldıklarını ve birçok planın 30 Haziran olan teslim tarihini çoktan geçtiğini belirtti. Blok içindeki en büyük beş emisyon üreticisinden Fransa, İtalya ve Almanya planlarını sunarken, İspanya ve Polonya geride kaldı.</p>
<p>Aralık ayında yayımlanan bir değerlendirmede, AB ülkelerinin doğru yönde adımlar attığını ancak atılan adımların 2030 yılına kadar seragazı emisyonlarını en az %55 oranında azaltma hedefi için henüz yeterli olmadığını ortaya koydu.</p>
<p>The post <a href="https://www.iklimhaber.org/ab-temiz-enerji-uretiminde-rekor-kirdi/">AB Temiz Enerji Üretiminde Rekor Kırdı</a> appeared first on <a href="https://www.iklimhaber.org/">İklim Haber</a>.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karbon Fiyatlandırmasından Sağlanan Gelir ile Kırılgan Gruplar Korunabilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karbon-fiyatlandirmasindan-saglanan-gelir-ile-kirilgan-gruplar-korunabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karbon-fiyatlandirmasindan-saglanan-gelir-ile-kirilgan-gruplar-korunabilir</guid>
<description><![CDATA[ İklim değişikliği üzerindeki sorumluluğu en az olan yoksul gruplar, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine daha fazla maruz kalıyorlar. ETS hazırlığında olan Türkiye’de de, karbon fiyatlandırmasından sağlanan gelirinin doğru harcanması önem taşıyor. Bu geliri, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payını artırmak, toplu taşımacılığı iyileştirmek veya akıllı tarım uygulamalarını desteklemek için kullanmak, yoksul grupları iklim değişikliğine karşı daha dirençli […]
The post Karbon Fiyatlandırmasından Sağlanan Gelir ile Kırılgan Gruplar Korunabilir appeared first on İklim Haber. ]]></description>
<enclosure url="http://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/karbon-fiyatlandirmasi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 10:27:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karbon, Fiyatlandırmasından, Sağlanan, Gelir, ile, Kırılgan, Gruplar, Korunabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div class="sharethis-inline-share-buttons"></div><div>
<h3 class="BodyA">İklim değişikliği üzerindeki sorumluluğu en az olan yoksul gruplar, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine daha fazla maruz kalıyorlar. ETS hazırlığında olan Türkiye’de de, karbon fiyatlandırmasından sağlanan gelirinin doğru harcanması önem taşıyor. Bu geliri, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payını artırmak, toplu taşımacılığı iyileştirmek veya akıllı tarım uygulamalarını desteklemek için kullanmak, yoksul grupları iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale getirebilir.</h3>
</div>
<div>
<p class="Default"><strong>YAZI: Prof. Dr. Ayşe Uyduranoğlu</strong></p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Paris Anlaşması’nın ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın hedeflerine ulaşabilmek için her yıl daha fazla ülke, karbon fiyatlandırma politikalarını uygulamaya koyuyor. Türkiye’de de bu konuda hazırlıklar devam ediyor; Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) pilot döneminin, hazırlıkların tamamlanmasıyla birlikte başlaması planlanıyor. Ancak düşük karbonlu bir ekonomiye geçişin adil olabilmesi için, karbon fiyatlandırma politikalarının uygulanmasında da kırılgan grupların gözetilmesi büyük önem taşıyor. Bu politikalardan elde edilen gelirlerin, yoksulları koruyacak şekilde kullanılması gerekiyor. </span></p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">İklim değişikliği; etkili önlemler alınmaması halinde, kırılgan grupların zaten zor olan yaşam koşullarının daha da kötüleşmesine yol açacak bir çoklu kriz. Çalışmalar, dünyanın en yoksul %50’lik kesiminin, küresel emisyonların yalnızca yüzde 10’undan sorumlu olduğunu</span><span class="Hyperlink0"><a href="https://www.unicef.org/globalinsight/media/2866/file" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow"> <span class="None">gösteriyor</span></a></span><span class="Hyperlink00">. Buna karşın bu gruplar, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine daha fazla maruz kalıyor ve bu etkilerden daha fazla zarar görüyorlar. İklim değişikliğinin ayrıca yoksulluğun süreklilik kazanmasına ve yoksul gruplar içinde yer alan insan sayısının artmasına neden olacağın öngörülüyor. </span></p>
</div>
<div><span class="Hyperlink00">Türkiye de, içinde bulunduğu coğrafya dolayısıyla, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 2022 tarihli bir raporunda Türkiye’yi, aşırı hava olaylarına karşı Avrupa’nın en kırılgan ülkesi olarak</span><a href="https://www.ipcc.ch/report/ar6/wg2/" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow"><span class="None"> gösteriyordu</span></a>. <span class="Hyperlink00">Giderek artması beklenen aşırı hava olayları da yine kırılgan grupları daha fazla etkileyecek. Tam da bu nedenle, karbon fiyatlandırma politikalarının da yoksulları dikkate alarak, refahlarını artıracak şekilde tasarlanması büyük önem taşıyor.</span></div>
<div><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-29088" src="https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.49.24-1024x694.png" alt="" width="1024" height="694" srcset="https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.49.24-1024x694.png 1024w, https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.49.24-300x203.png 300w, https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.49.24-768x520.png 768w, https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.49.24.png 1308w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></div>
<div>
<div>
<h3 class="Default"><strong><span class="None">İklim Değişikliği Yoksulluğu Artıracak</span></strong><span class="None"><br>
</span></h3>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">İklim değişikliği üzerinde her bireyin sorumluluğu var. Ancak her bireyin eşit derecede sorumlu olduğunu söylemek mümkün değil. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’na (UNICEF) göre dünyanın en zengin %10’u, iklim değişikliğine sebep olan seragazı emisyonlarının %50’sinden sorumlu iken, en fakir %50’nin sorumluluğu yalnızca %10. Bununla birlikte yoksul gruplar, iklim değişikliğinin etkilerinden daha fazla zarar görüyorlar.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">İklim değişikliğine karşı etkili önlemler alınmazsa, bu krizin, aralarında çocukların ve gençlerin de bulunduğu kırılgan grupları daha çok etkileyeceği tahmin ediliyor. Dünya Bankası verilerine göre, bugün ergenlik çağında bulunan 100 bin kişi, iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle yirmili yaşlarının sonuna doğru “yoksul” grup içine</span><span class="Hyperlink0"><a href="https://www.unicef.org/globalinsight/media/2866/file" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow"><span class="None">dahil olabilir</span></a></span><span class="Hyperlink00">. İklim değişikliği yalnızca yoksulları daha fazla etkilemekle kalmayacak; yoksulluğun süreklilik kazanmasına, derinleşmesine ve yaygınlaşmasına da neden olacak.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<h3 class="Default"><strong><span class="None">En Çok Yoksullar Etkileniyor</span></strong><span class="None"><br>
</span></h3>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Dünyada daha yoksul kesimlerin yaşadığı yerlerde ortaya çıkan gelişmeler, bu öngörüleri doğrular nitelikte. Örneğin dünya nüfusunun %20’sinden fazlasını besleyen Çin’de, çölleşmenin yıllık maliyeti yaklaşık</span><span class="Hyperlink0"><a href="https://timas.com.tr/buyuk-kaos-9786050844672" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow"><span class="None">65 milyar dolar</span></a></span><span class="Hyperlink00">. Tibet ve Himalayalar’dan doğan nehirler, dünya nüfusunun %47’sini besliyor. Ne var ki bu bölgelerde küresel ısınma, dünya ortalamasının iki katı kadar gerçekleşiyor. Bu nehirlere kaynak olan buzulların yaklaşık üçte birinin, 2050 yılına kadar yok olacağı tahmin ediliyor.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">İklim değişikliğinden en çok etkilenen coğrafyalardan olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum politikaları da oldukça yetersiz. 2022 yılında Türkiye’de 1,030 aşırı hava olayı kaydedildi</span><span class="Hyperlink00">; bunların yaklaşık %30’u, şiddetli yağışlardan ve sellerden meydana geliyordu. Aşırı hava olayları her ne kadar tüm grupları etkilese de, yoksulların da aralarında bulunduğu kırılgan grupları daha da fazla etkiliyor.<br>
</span></p>
</div>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-29089" src="https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.52.41-1024x755.png" alt="" width="1024" height="755" srcset="https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.52.41-1024x755.png 1024w, https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.52.41-300x221.png 300w, https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.52.41-768x566.png 768w, https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.52.41-74x55.png 74w, https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.52.41-111x83.png 111w, https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2024/09/Ekran-Resmi-2024-09-17-09.52.41.png 1332w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></p>
</div>
<div>
<h3 class="Default"><strong><span class="None">Hava Kirliliğine Bağlı Sağlık Sorunları Azaltılabilir</span></strong><span class="None"><br>
</span></h3>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Düşük karbonlu bir ekonomiye geçerken, bu geçişin adil olabilmesi için kırılgan grupların gözetilmesi gerekiyor. Bu çerçevede karbon fiyatlandırma politikalarının tasarımında da yoksulların dikkate alınması ve bu politikalardan elde edilen gelirlerin yoksulları koruyacak şekilde kullanılması önem taşıyor. Bunun iyi bir yöntemi, gelirleri, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payını artırmak için kullanmak olabilir.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Nitekim kömürden elektrik üretimi yalnızca iklim değişikliğine sebep olmakla kalmıyor, aynı zamanda üretim bölgesinde yaşayanların yerel hava kirliliğine de maruz kalmasına yol açıyor. Bunun sebep olduğu önemli sağlık sorunları arasında solunum yolu, kalp-damar ve sinir sistemi rahatsızlıkları</span><span class="Hyperlink0"> <a href="https://mekandaadalet.org/beyond-istanbulun-on-ucuncu-sayisi-iklim-krizi-ve-mekanda-adalet-yayimlandi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow"><span class="None">sayılabilir</span></a></span><span class="Hyperlink00">. Sağlık ve Çevre Birliği HEAL, 1965-2020 yılları arasında kömürden elektrik üretiminin Türkiye’ye sağlık maliyetini 320 milyar euro olarak</span><span class="Hyperlink0"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/saglik-ve-cevre-birligi-heal-turkiyede-kronik-komur-kirliligi" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow"> <span class="None">hesaplıyor</span></a></span><span class="Hyperlink00">.</span></p>
<p>Tabii ki yoksul grupların iyi ve yeterli sağlık hizmetine erişimi, zengin gruplara kıyasla daha kısıtlı. Bu, sağlık sorunlarının daha da derinleşmesine veya yeni sağlık sorunlarının gelişmesine sebep olabiliyor. Dolayısıyla elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi, bu gibi olumsuz sağlık etkilerinin önlenmesini sağlayabilir.<br>
</p>
</div>
<div>
<h3 class="Default"><strong><span class="None">Enerji Fiyatlarındaki Dalgalanmalar Önlenebilir</span></strong><span class="None"><br>
</span></h3>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Yenilenebilir enerjinin yaygın bir şekilde kullanılmasının önündeki engellerden biri, yatırım için gerekli olan finansman kaynaklarının yetersizliği. Yenilenebilir enerjinin küresel elektrik üretimindeki payı</span><span class="Hyperlink0"><a href="http://www.iea.org/fuels-and-technologies/renewables" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow"> <span class="None">yüzde 29</span></a></span><span class="Hyperlink00"> ve bu payın artma potansiyeli oldukça yüksek. Karbon fiyatlandırma politikaları ise henüz küresel emisyonların yalnızca yüzde 24’ünü regüle</span><span class="Hyperlink0"><a href="https://www.worldbank.org/en/%2520programs/pricing-carbon/reports" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow"> <span class="None">ediyor</span></a></span><span class="Hyperlink00">. Bu oran arttıkça, sağlanan gelir de artacak ve daha fazla finansman kaynağı yaratılmış olacak.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payının artmasının bir diğer olumlu etkisi ise yoksulları, artan enerji fiyatlarına karşı korumak olacak. Türkiye gibi enerjiyi ithal eden ve döviz kurlarında aşırı dalgalanmalar yaşayan ülkelerde, elektriğin yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi, enerji fiyatlarındaki aşırı dalgalanmaları engelleyebilir.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<h3 class="Default"><strong><span class="None">Akıllı Kent ve Akıllı Tarım Uygulamaları Desteklenebilir</span></strong><span class="None"><br>
</span></h3>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Karbon fiyatlandırmasından elde edilen gelir, akıllı kent ve akıllı tarım uygulamalarına destek vermek için de kullanılabilir. Kentlerin altyapısını iklim değişikliğine daha dirençli hale getirmek için akıllı uygulamalardan faydalanmak mümkün. Bu uygulamalar yoksulları olası sel felaketlerinden, enerji ve su güvensizliğine ilişkin sorunlardan koruyabilir.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Akıllı tarım ise su, gıda ve gelir güvenliği sağlar. Akıllı tarım uygulamalarının çiftçilerin cep telefonuna indirilmesi ile anlık veri akışları sağlanabilir. Bu veri akışları, olası aşırı hava olaylarına karşı hazırlıklı olunmasına yardım eder. Bu nedenle akıllı tarım için geliştirilecek yazılım uygulamalarına kaynak ayrılması önem taşıyor.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Karbon fiyatlandırmasından elde edilen gelirin bir kısmını ise aşırı hava olaylarından dolayı tarım sektöründe oluşacak kayıpları teminat altına almak için sigorta sektörüne aktarmak faydalı olabilir. Bu, geçimini tarım sektöründen sağlayan yoksulların, gelirlerinin bir kısmının ya da tamamının güvence altına alınmasına sağlar.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Bununla birlikte sigorta teminatlarını geçici bir çözüm olarak düşünmek gerekir. Sigorta teminatları her ne kadar geçimini tarımdan sağlayanlar için gelir güvencesi sağlasa da, gıda güvenliği sağlayamaz. Asıl olan, tarım sektörün zarar görmemesini ve gıda güvenliğini sağlamak olmalı.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<h3 class="Default"><strong><span class="None">Toplu Taşıma İyileştirilebilir</span></strong><span class="None"><br>
</span></h3>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Karbon fiyatlandırılmasından sağlanan gelirin aktarılabileceği bir diğer sektör ise ulaşım. Toplu taşımacılığın iyileştirilmesi, iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir rol üstlenebilir. Nitekim özel arabalar ile seyahat edildiğinde kişi başına düşen sera gazı emisyonları çok daha yüksek oluyor.</span></p>
<p>Ancak toplu taşımayı geliştirmenin ikinci bir avantajı daha var: Kırılgan grupların refahını artırmak. Toplu taşımacılık hizmetlerinden daha çok kadınların ve yoksulların faydalanması nedeniyle, bu hizmetlerin iyileştirilmesi, sosyal refah düzeyini de yükseltir.<br>
</p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Adil geçiş tartışılırken gündeme gelen bir diğer önemli konu ise kömür madenlerinde ve termik santrallarda çalışan işçilerin yaşayacakları iş kayıpları. Elde edilen gelirin bir kısmı, bu işçilerin yeni beceriler edinmesini sağlamak için kullanılabilir. Ayrıca madencilik sektöründe yüzyılı aşkın bir sürede ortaya çıkan kültür birikiminin korunması da adil geçişin bileşenlerinden biri olmalı.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<h3 class="Default"><strong><span class="None">Yoksullara Gelir Transferi Koruma Sağlamıyor</span></strong><span class="None"><br>
</span></h3>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Karbon fiyatlandırmasından sağlanan gelirin, adil geçişi gözetecek şekilde nasıl yönetilebileceğine dair önerileri geliştirmek ve çeşitlendirmek mümkün. Ancak fiyatlandırmadan elde edilen geliri, nereye harcanacağını belirlemeksizin doğrudan bütçeye aktarmaktan ve/veya yoksullara doğrudan gelir transferi yapmaktan kaçınmak gerekiyor. Bunun yerine, yoksullarını refahını artıracak şekilde, çevre ile ilintili çeşitli harcama gruplarına tahsis etmek daha doğru bir yöntem.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Yoksulları karbon fiyatlandırmasının etkilerinden korumak için gelirin onlara transfer edilmesi, sıklıkla öne sürülen bir yaklaşım. Ancak bu yöntem, yoksulları iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden korumaz. İklim değişikliği ile mücadele kurumsal yapıları, planlamayı ve uzmanlığı gerekli kılar. Dolayısıyla, hükümetin yapacağı planlar doğrultusunda, harcama gruplarının çeşitlendirilmesi gerekir. Böylelikle kapsayıcılık genişletilir ve adil geçiş doğrultusunda önemli bir adım atılmış olur.<br>
</span></p>
</div>
<div>
<p class="Default"><span class="Hyperlink00">Fiyatlandırmanın gelirleri ile akıllı şehir, akıllı tarım, toplu taşıma ve yenilenebilir enerji projelerine verilecek destek, iklim değişikliğinin neden olduğu tehditleri azaltarak sadece bir grubun değil, kırılgan gruplar da dahil tüm toplumun refahının artırılmasını sağlar. </span></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.iklimhaber.org/karbon-fiyatlandirmasindan-saglanan-gelir-ile-kirilgan-gruplar-korunabilir/">Karbon Fiyatlandırmasından Sağlanan Gelir ile Kırılgan Gruplar Korunabilir</a> appeared first on <a href="https://www.iklimhaber.org/">İklim Haber</a>.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alsancak Limanı için yeni formül... Yarısını Araplar alacak!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/alsancak-limani-icin-yeni-formul-yarisini-araplar-alacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/alsancak-limani-icin-yeni-formul-yarisini-araplar-alacak</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Liman İşletmecileri Derneği Başkanı Hamdi Erçelik, İzmir Alsancak Limanı&#039;nın yarısının Birleşik Arap Emirlikleri merkezli limancılık firması Abu Dhabi Port&#039;a satışı konusunda anlaşmaya varıldığını dile getirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/alsancak_limani_icin_yeni_formul_yarisini_araplar_alacak_h7827_eb186.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 10:27:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alsancak, Limanı, için, yeni, formül..., Yarısını, Araplar, alacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Varlık Fonu bünyesinde bulunan İzmir Alsancak Limanı'nın Birleşik Arap Emirlikleri merkezli limancılık firması Abu Dhabi Port'a satışında düğümün çözüldüğü bildirildi.<br>
<br>
BAE'li şirketin, Limanı'nın tamamını almak yerine, yüzde 50 ortaklık formülünü kabul ettiği belirtildi.</p>

<p>İZFAŞ tarafından düzenlenen 3. İzmir Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı'nda Başkanlar Oturumu'nda konuşan Türkiye Liman İşletmecileri Derneği Başkanı Hamdi Erçelik, İzmir Alsancak Limanı'nın tamamı yerine yüzde 50 hissesinin özelleştirilmesi için anlaşmaya varıldığını söyledi. Erçelik, bu formüle, limanda devlet otoritesi devam edeceği için sıcak baktıklarını söyledi.</p>

<p>Alsancak Limanı’nın yük limanı mı yolcu limanı mı olması gerektiği tartışmasına değinen Erçelik, "İzmir, ticaret ve liman kenti. Alsancak Limanı yük limanı olarak kalmalı" dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aydın ve İstanbul&amp;apos;da yeşil alanlar satışta</title>
<link>https://trafikdernegi.com/aydin-ve-istanbulda-yesil-alanlar-satista</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/aydin-ve-istanbulda-yesil-alanlar-satista</guid>
<description><![CDATA[ Resmî Gazete&#039;de yayımlanan yönetmelik doğrultusunda, kaçak olarak inşa edilen tesis ve binaların yıkımı için hiçbir kararnameye gerek kalmadan işlem yapılacak ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/aydin_ve_istanbul_da_yesil_alanlar_satista_h7826_a7995.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 10:27:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aydın, İstanbul&amp;039da, yeşil, alanlar, satışta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>AK PARTİ hükümeti, kamu malı olan değerli arazilerin özelleştirilmesi sürecine devam ediyor. Bu kapsamda, Aydın Didim ve İstanbul Kartal'daki yeşil alanlar da dahil olmak üzere birçok arazi son dönemlerde özel sektöre devredildi.</p>
<p data-kiosked-context-name="kskdUIContext_01j7k76wv56f13bcyekhra38rx" kioskedhash_production="12280_61dab307a74143c01884d546f3854422">Geçtiğimiz günlerde, Aydın Didim'de toplamda 16 bin metrekare büyüklüğündeki kamu arazileri satışa sunuldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), hem İstanbul'da hem de Aydın'da bazı taşınmazların özelleştirilmesi için ilanlar yayımladı. Resmî Gazete'de duyurulan ilanlara göre, İstanbul Kartal'daki Soğanlık mahallesinde 13 bin 419 metrekare, Aydın Didim'deki Cumhuriyet mahallesinde ise 13 bin 262 metrekarelik yeşil alanlar özelleştirilecek. İhaleler, pazarlık usulüyle ve kapalı zarfla teklif alınarak yürütülecek.</p>
<p>BirGün'ün aktardığına göre, 7 Eylül'de AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong>'ın onayıyla yayımlanan bir kararla Didim'de bulunan üç farklı kamu arazisi toplamda 16 bin metrekarelik bir alanı kapsayacak şekilde satıldı. Bu arazilerden biri 124 milyon 500 bin TL'ye Premium İnşaat'a, diğeri 136 milyon TL'ye Erz İnşaat'a, üçüncüsü ise 173 milyon TL'ye Hasan Hüseyin Yapı'ya satıldı.</p>
<p>Ayrıca, devlet ormanlarındaki kaçak yapılarla ilgili de yeni düzenlemeler getirildi. Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik doğrultusunda, kaçak olarak inşa edilen tesis ve binaların yıkımı için hiçbir kararnameye gerek kalmadan işlem yapılacak. Orman Genel Müdürlüğü, bu tesislerin yıkım masraflarını ilgili şüphelilerden tahsil edecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölü balıklardan sonra İzmir Körfezi bu kez çöple doldu!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/olu-baliklardan-sonra-izmir-koerfezi-bu-kez-coeple-doldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/olu-baliklardan-sonra-izmir-koerfezi-bu-kez-coeple-doldu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de dün etkili olan sağanağın ardından körfezde oluşan atık kirliliği dikkati çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/olu_baliklardan_sonra_izmir_korfezi_bu_kez_cople_doldu_h7825_d094d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 10:27:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ölü, balıklardan, sonra, İzmir, Körfezi, kez, çöple, doldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kötü koku ve balık ölümleri nedeniyle gündemde yer alan İzmir Körfezi'nde, sabah saatlerinde Karşıyaka sahilinde atıkların kıyıya vurduğu görüldü.</p>

<p>Dün kentte etkili olan sağanağın ardından körfeze dökülen derelerden geldiği tahmin edilen atıklar, sahil boyunda kötü görüntülere neden oldu.</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, denizden ve karadan atıkların toplanması için çalışma yürüttü.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20240912-35625551-35625539-IZMIR_KORFEZINDE_BU_KEZ_DE_ATIK_KIRLILIGI_GOZLENIYOR.jpg"></p>

<p>Toplanan atıkların içinde ölü balıkların bulunmadığı gözlenirken sağanak sonrası kötü kokunun da hissedilir ölçüde azaldığı saptandı.</p>

<p>Temizlik çalışmalarını izleyen vatandaşlardan Yusuf Budak, her yağıştan sonra aynı manzarayla karşılaştıklarını, körfeze boşalan su kaynaklarının temizlenmesi ve vatandaşların daha duyarlı olması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20240912-35625551-35625544-IZMIR_KORFEZINDE_BU_KEZ_DE_ATIK_KIRLILIGI_GOZLENIYOR.jpg"></p>

<p>Kentte 20 Ağustos'ta Bayraklı ilçesi Turan Sahili'ne ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca bilim insanlarının da bulunduğu "İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulu" oluşturulmuştu. (AA)</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20240912-35625551-35625541-IZMIR_KORFEZINDE_BU_KEZ_DE_ATIK_KIRLILIGI_GOZLENIYOR.jpg"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğru Yol Partisi, Anıtkabir Ziyareti ve Çukurambar Toplantısıyla Yeni Döneme Start Verdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogru-yol-partisi-anitkabir-ziyareti-ve-cukurambar-toplantisiyla-yeni-doeneme-start-verdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogru-yol-partisi-anitkabir-ziyareti-ve-cukurambar-toplantisiyla-yeni-doeneme-start-verdi</guid>
<description><![CDATA[ Doğru Yol Partisi (DYP) Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyesi Harika Hayriye Şavkıncı, DYP Genel Başkanı Cenk Küpeli ve parti yönetimiyle birlikte Ankara&#039;da Anıtkabir&#039;e anlamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ankarasehirgazetesi.com/uploads/images/202409/image_430x256_66e8a24b1f740.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 00:41:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ziyaretin ardından Çukurambar’da geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. Bu etkinlikler, parti yönetiminin Cumhuriyetin ikinci yüzyılına yönelik hedef ve vizyonunu ortaya koyarken, partinin tarihi mirasına sahip çıkma kararlılığını da gösterdi.</p>
<p><img src="https://www.ankarasehirgazetesi.com/uploads/images/202409/image_870x_66e8a25b22e87.jpg" alt=""></p>
<p>Anıtkabir Ziyareti: Atatürk'e Minnet ve Saygı</p>
<p>DYP Genel Başkanı Cenk Küpeli, Anıtkabir ziyaretinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, ziyaretin önemini vurguladı. Küpeli, “Doğru Yol Partisi yönetimi olarak bugün Anıtkabir'de, önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün huzurundaydık. DYP Genel Başkanı olarak Atamızın huzurunda olmak, hem büyük bir gurur hem de sorumluluk. Bu gururu bizlere yaşatan tüm Doğru Yol Partisi teşkilatlarına teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.</p>
<p>Küpeli, açıklamasında ayrıca Cumhuriyetin geleceğine yönelik güçlü bir mesaj vererek, "Cumhuriyetimiz, bugünlere kattığımız değerlerle ikinci yüzyılda da ışığımız ve pusulamız olmaya devam edecektir. Mustafa Kemal Atatürk'e derin bir saygı ve minnetle anıyoruz" ifadelerini kullandı. Parti yönetimi ve üyeler, Anıtkabir ziyareti sırasında Atatürk’ün mozolesine çelenk bırakarak saygı duruşunda bulundular.</p>
<p><img src="https://www.ankarasehirgazetesi.com/uploads/images/202409/image_870x_66e8a252a8364.jpg" alt=""></p>
<p>Çukurambar'daki Toplantı: Gelecek Hedefleri Masaya Yatırıldı</p>
<p>Anıtkabir ziyaretinin ardından parti yönetimi, Çukurambar'da gerçekleştirilen bir toplantıda bir araya geldi. Toplantıya katılan DYP Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyesi Harika Hayriye Şavkıncı, toplantının oldukça verimli geçtiğini belirtti. Şavkıncı, parti içi istişarelerin ardından yaptığı açıklamada, "Bugünkü toplantı partimizin gelecek vizyonunu belirlemek açısından son derece önemliydi. Merkez sağın gerçek sesi olarak Doğru Yol Partisi, kurucumuz rahmetli Süleyman Demirel'in izinde, onun mirasına sahip çıkarak yoluna devam ediyor. Partimizin emanetleri emin ellerde" şeklinde konuştu.</p>
<p><img src="https://www.ankarasehirgazetesi.com/uploads/images/202409/image_870x_66e8a259217c0.jpg" alt=""></p>
<p>Şavkıncı, açıklamasında ayrıca DYP'nin güçlü bir kadro ile hareket ettiğinin altını çizerek, "Genel Başkanımız Sayın Cenk Küpeli, GİK ve MKYK üyelerimizle birlikte Atamızın huzurunda bir araya gelerek yeni döneme güçlü bir başlangıç yaptık. Bugün burada aldığımız kararlar, partimizin Türkiye'nin geleceğine olan katkılarını daha da artıracak" dedi.</p>
<p>DYP'nin Vizyonu ve İkinci Yüzyıla Hazırlık</p>
<p>Toplantıda konuşulan konular arasında, DYP'nin Cumhuriyetin ikinci yüzyılında oynayacağı rol ve Türkiye'nin geleceğine yönelik politikalar geniş bir şekilde ele alındı. Genel Başkan Cenk Küpeli, DYP’nin kurucusu Süleyman Demirel’in mirasına sahip çıkmanın yanı sıra, yenilikçi politikalarla Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretme konusunda kararlı olduklarını belirtti. Toplantıda, özellikle ekonomi, adalet ve demokrasi gibi temel alanlarda yeni reform önerilerinin geliştirilmesi yönünde kararlar alındı.</p>
<p>Sonuç olarak, Anıtkabir ziyareti ve Çukurambar toplantısı, Doğru Yol Partisi'nin yeniden yapılanma sürecinde olduğunu ve Türkiye'nin siyasi sahnesinde etkin bir şekilde yer almayı hedeflediğini gösterdi. Parti, geçmişten aldığı güçle, geleceğe yönelik plan ve projelerini hayata geçirme konusunda kararlılığını ortaya koydu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cumhurbaşkanlığı Kabinesi&amp;apos;nin  Yasal Dayanağı Nedir ?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cumhurbaskanligi-kabinesi-korsan-mi-yasal-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cumhurbaskanligi-kabinesi-korsan-mi-yasal-mi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’de, &quot;Cumhurbaşkanlığı Kabinesi&quot; adı altında toplanan bir kurul olduğu bilinir. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e80cad3cf75.jpg" length="103729" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 Sep 2024 13:39:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve bakanlardan oluşan bu kurul, Cumhurbaşkanı başkanlığında düzenli aralıklarla toplanır ve alınan kararlar kamuoyuna duyurulur. Ancak hukuki açıdan bakıldığında, bu kurula ilişkin herhangi bir anayasal ya da yasal düzenleme bulunmamaktadır. Anayasada ya da ilgili kanunlarda "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi" adında bir organ yer almamakta, dolayısıyla bu terim resmi bir hukuki dayanağa sahip değildir.</p>
<p></p>
<p><strong>Kabine'nin Hukuki Dayanağı Üzerine Tartışmalar</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Türk hukukunda, idarenin işleyişi ve görevleri kanunlar çerçevesinde düzenlenir. Anayasamızın 123. maddesi gereğince idare, kanuniliğe uygun olarak kurulmak zorundadır. Ancak “Cumhurbaşkanlığı Kabinesi”ni düzenleyen ne bir anayasa maddesi ne de bir kanun bulunur. Üstelik, mevzuat tarandığında da bu terime dair herhangi bir kayıt mevcut değildir.</p>
<p></p>
<p>Bu durum, "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi" adında bir kurulun hukuki anlamda var olup olmadığını sorgulatmakta. 2018'de gerçekleşen anayasa değişikliği ile başkanlık sistemine geçilmesinin ardından, eski "Bakanlar Kurulu" kavramı kaldırıldı. Ancak uygulamada, bu yapı halen fiilen varlığını sürdürmekte ve toplanan bu heyete "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi" denmektedir. Bu durum, eski sistemin bir kalıntısı gibi değerlendirilse de, hukuki anlamda bir dayanak eksikliği dikkat çekmektedir.</p>
<p></p>
<p><strong>Kabine'nin Görevleri ve Karar Alması</strong></p>
<p></p>
<p>"Cumhurbaşkanlığı Kabinesi", anayasal dayanağı olmayan bir kurum olmasına rağmen, uygulamada oldukça aktif bir rol oynar. Kabine toplantılarının ardından Cumhurbaşkanı, kamuoyuna açıklamalar yaparak çeşitli kararları duyurur. Bu kararlar, genellikle "kabine toplantısında alınan kararlar" olarak lanse edilir. Oysa hukuken mevcut olmayan bir kurulun karar alma yetkisi de bulunmamaktadır. Ancak, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere, birçok bakanlık ve kamu kurumu, çeşitli genelge ve kararnamelerini bu toplantılarda alınan kararlara dayandırmaktadır. Özellikle pandemi sürecinde sıkça karşılaşılan bu durum, hukuki bir belirsizliğe işaret eder.</p>
<p></p>
<p>Bir kurumun karar alabilmesi, yetki kullanabilmesi için hukuki dayanağının bulunması gerekir. Oysa "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi", böyle bir dayanağa sahip değildir. Bu nedenle, alınan kararlar anayasal ya da yasal açıdan geçersiz sayılabilir. Ancak pratikte, bu kararlar uygulanmakta ve devletin idari işleyişinde yerini almaktadır. Bu durum, hukuki ve pratik arasında bir boşluk oluşturur ve çözülmesi gereken bir sorun olarak karşımıza çıkar.</p>
<p></p>
<p><strong>Kabine'nin Varoluş Sebebi ve Geleneksel Yönleri</strong></p>
<p></p>
<p>"Cumhurbaşkanlığı Kabinesi", hukuken mevcut olmasa da, fiilen uygulanmasının temelinde tarihsel ve geleneksel bir dayanak bulunabilir. Türkiye'nin tarihine bakıldığında, yürütme erkinin hiçbir zaman tek bir kişi tarafından kullanılmadığı görülür. Osmanlı döneminde Padişah’ın yanında "Heyet-i Vükela" gibi danışma kurulları bulunurdu. Cumhuriyet döneminde de bu gelenek "Bakanlar Kurulu" şeklinde devam etti. 2018 yılında anayasa değişikliği ile "Bakanlar Kurulu" kavramı hukuken kaldırılmış olsa da, bu yapının fiilen devam ettiği ve toplumda halen bu yapıya ihtiyaç duyulduğu açıktır.</p>
<p></p>
<p>Cumhurbaşkanının tek başına kararlar alması yerine, bakanlarla birlikte toplanıp önemli konuları müzakere etmesi, geleneksel olarak yerleşmiş bir yöntemdir. Bu bağlamda, "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi" adının verilmiş olması, eski sistemin bir devamı niteliğinde görülmelidir. Ancak bu yapının resmi bir statüye kavuşması, anayasal veya yasal bir düzenlemeyle sağlanmalıdır.</p>
<p></p>
<p><strong>Çözüm Önerileri</strong></p>
<p></p>
<p>Mevcut sistemde "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi"nin anayasal dayanağı bulunmadığı için, bu yapının varlığı ve işleyişi hukuken tartışmalıdır. Bu durumu çözmenin en ideal yolu, anayasal bir düzenleme ile "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi"nin statüsünün netleştirilmesidir. Cumhurbaşkanı ve bakanların bir araya gelerek ülke meselelerini tartışması ve karar alması doğal bir ihtiyaçtır. Ancak bu ihtiyaç, hukuki zemine oturtulmadığı sürece, hukukun üstünlüğü ve idarenin kanuniliği ilkeleriyle çelişir.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, Türkiye'nin yönetim sistemi içerisinde "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi" adını taşıyan bir kurulun resmi ve hukuki bir zemine oturtulması gerekmektedir. Aksi takdirde, bu yapının varlığı ve aldığı kararlar, hukuki anlamda tartışmalı olmaya devam edecektir. Bu konuda yapılacak bir anayasa değişikliği, hem sistemin şeffaflığı hem de hukukun üstünlüğü açısından önemlidir.</p>
<p>Nail Türkoğlu </p>
<p>Makalenin hazırlanmasında <a href="https://www.anayasa.gen.tr/cb-kabinesi.htm">Anayasa</a> sitesinden istifade edilmiştir. </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bolu&amp;apos;daki Gölköy baraj gölünde su seviyesi yüzde 30&amp;apos;un altına düştü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/boludaki-goelkoey-baraj-goelunde-su-seviyesi-yuzde-30un-altina-dustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/boludaki-goelkoey-baraj-goelunde-su-seviyesi-yuzde-30un-altina-dustu</guid>
<description><![CDATA[ Bolu&#039;nun içme suyu ihtiyacının karşılandığı Gölköy baraj gölünde su seviyesi yüzde 30&#039;un altına indi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/boludaki-golkoy-baraj-golunde-su-seviyesi-yuzde-30un-altina-dustu-1726313659.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Sep 2024 20:25:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Boludaki, Gölköy, baraj, gölünde, seviyesi, yüzde, 30un, altına, düştü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Abant, Mudurnu ve Bolu Dağı'nda karın erimesi ve sağanaklarla derelerden gelen suyla ocak ayında yüzde 100 doluluğa ulaşan baraj gölünde su seviyesi, havaların sıcak seyretmesiyle temmuz ayında yüzde 68 olarak ölçüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240914-35639675-35639669-BOLUDA_GOLKOY_BARAJ_GOLUNDE_SU_SEVIYESI_YUZDE_30UN_ALTINA_DUSTU.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Haziran ayı itibarıyla çiftçilerin sulama ihtiyacının da karşılanmasıyla bu oran ağustosta yüzde 35'e kadar geriledi. Eylül ayı itibarıyla göldeki su seviyesi yüzde 30'un altına düştü. Gölde kentin yaklaşık 4 aylık içme suyu ihtiyacını karşılayacak miktarda su kaldığı belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240914-35639675-35639672-BOLUDA_GOLKOY_BARAJ_GOLUNDE_SU_SEVIYESI_YUZDE_30UN_ALTINA_DUSTU.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Suyun azalmasıyla yarım ada görüntüsü ortaya çıkan gölün kenarında amatör balıkçılar balık tuttu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tokat&amp;apos;ta Harami Yaylası olta balıkçılarının gözdesi oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tokatta-harami-yaylasi-olta-balikcilarinin-goezdesi-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tokatta-harami-yaylasi-olta-balikcilarinin-goezdesi-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Tokat&#039;ın Almus ilçesinde bulunan Harami Yaylası, olta balıkçılığı yapanların gözdesi haline geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/tokatta-harami-yaylasi-olta-balikcilarinin-gozdesi-oldu-1726317071.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Sep 2024 20:25:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tokatta, Harami, Yaylası, olta, balıkçılarının, gözdesi, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Almus ilçesine 6 kilometre uzaklıkta bulunan yayla doğaseverlerden rağbet görüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Olta balıkçılığı yapanlar da Harami Yaylası'ndaki derelerde balık tutuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Almus Kaymakamı Emre Çömen, AA muhabirine, Harami Yaylası’nın doğal güzellikleriyle doğaseverleri cezbettiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çömen, "Buraya gelenler oltayla balık da tutuyor. Ailesiyle gelen vatandaşlarımız mutlu halde gidiyorlar. Özellikle hafta sonları çok sayıda vatandaşımız aileleri ile gelerek piknik yapıyor, doğada yürüyüş ve spor yapıyorlar." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>20 yıldır ilçede yaşadığını belirten Veli Karalı, Harami Yaylası’nın doğa harikası bir yer olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arkadaşları ile zaman zaman oltayla balık tuttuklarını anlatan Karalı, "Buraya hafta sonları birçok kişi geliyor. Güzel vakit geçiriyorlar. İl dışından da vatandaşlar geliyor. Burada doğa ile baş başa balık tutmanın mutluluğunu yaşıyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;ndeki 50 kat fazla amonyak miktarı balıkları zehirlemiş olabilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-50-kat-fazla-amonyak-miktari-baliklari-zehirlemis-olabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-50-kat-fazla-amonyak-miktari-baliklari-zehirlemis-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe: - &quot;Önceki yıllarda küçük ölçekte zararlı ve renkli alg patlamaları yaşanıyordu, bunlar balık ölümlerine neden olmuyordu. Oradan edindiğim deneyimle söyleyebilirim ki bu 2 ay sürecek bir süreç, eylül ayında da bunu göreceğiz&quot; - &quot;Amonyak fazla olduğu zaman özellikle büyük balıklar için zehir etkisi yapabiliyor. Oksijen biraz düşükse balıklar bu ortamda daha fazla nefes aldığı için yani sudaki toksik maddeleri daha fazla çektiği için ölebilir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/izmir-korfezindeki-50-kat-fazla-amonyak-miktari-baliklari-zehirlemis-olabilir-1726320190.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Sep 2024 20:25:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezindeki, kat, fazla, amonyak, miktarı, balıkları, zehirlemiş, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulu Üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı <strong>Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe</strong>, İzmir Körfezi'nde tespit edilen atık kaynaklı amonyak miktarının 50 kat fazla olmasının balıklarda zehirlenmeye yol açmış olabileceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Körfezi'nin Bayraklı ve Karşıyaka sahillerinde 20 Ağustos'ta alg patlaması ve balık ölümleri görüldü, ardından kötü koku sorunu baş gösterdi. Kötü koku ve alg patlamalarının devam ettiği körfezde balık ölümleri de artarak sürüyor. Balık ölümleri son olarak Karşıyaka ilçesinin Aksoy Mahallesi'nde ve Bayraklı kıyısında yoğun olarak gözlemlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 5 Eylül'de bölgedeki incelemeleri sonrası yaptığı açıklamada, denizdeki atık su kaynaklı amonyak miktarının olması gerekenden tam 50 kat daha fazla olduğunu, bunun da evsel ve endüstriyel atıkların suya arıtılmadan karıştırılması anlamına geldiğini anlattı. Bakan Kurum, bunun da beraberinde koku problemini getirdiğini ve hem denizdeki canlıları hem de insan sağlığını tehdit ettiğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Beşiktepe, İzmir Körfezi'ndeki mevcut genel tablonun, balık ölümlerinin ilk görüldüğü 20 Ağustos'takiyle aynı olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgede oksijenin hala çok düşük olduğuna işaret eden Prof. Dr. Beşiktepe, genelde kıyıya yakın bölgelerde düşük oksijen seviyelerinin devam ettiğini, son 5 yıldır özellikle yaz sonu ve sonbahar başında alg patlaması ve oksijensizlik probleminin yaşandığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Beşiktepe, şu bilgileri verdi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Önceki yıllarda küçük ölçekte zararlı ve renkli alg patlamaları yaşanıyordu, bunlar balık ölümlerine neden olmuyordu. Oradan edindiğim deneyimle söyleyebilirim ki bu 2 ay sürecek bir süreç, eylül ayında da bunu göreceğiz. Suların soğumasını ve sistemin dengeye gelmesini beklememiz gerekecek. Maalesef geçmiş yıllarda bu oldu ama bu sene çok daha şiddetli olduğu için biz bunu gördük."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Kuruyan derelere vurgu</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe, İzmir Körfezi'nin yapısının bir haliç olduğunu, bu sistemlerde üst akıntı olarak nehir, alt akıntı olarak ise deniz suyunun geldiğini, derelerdeki suların, kurumadan kaynaklı artık buraya gelmemesi nedeniyle haliç özelliğinin kaybolarak iç körfeze dönüştüğünü ve rüzgar ile dışarıdan gelebilen çok az bir suyun etkisiyle dinamiklerin işlemeye çalıştığını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Derelerin durumuna vurgu yapan Beşiktepe, "En büyük sıkıntı derelerin kuru olması. İzmir iç körfezine dökülen 20'den fazla dere var ve bunlardan su gelmiyor. Kışın yağışlı bir dönem geçirirsek bu, normal çalışma düzenini geriye getirebilir ve sistemi kurtarabilir. Ama çok yağış almazsak ve bu dereler aktif hale gelmezse biz kışın da sonbaharda da önümüzdeki yıl da bu sorunu yaşarız." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Körfezde çok sayıda çevresel stres oluşturabilecek faktör olduğunun altını çizen Beşiktepe, insan nüfusu ve tekne sayısındaki artış ile denize verilen deşarjları bu faktörler arasında gösterdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Körfezden balık yiyenler için çok ciddi problem yaratabilir"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Balık ölümlerinin nedeninin çok iyi anlaşılması gerektiğine dikkati çeken Beşiktepe, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un İzmir Körfezi ile ilgili açıklamalarının önemli bulgular içerdiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Beşiktepe, şu değerlendirmelerde bulundu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bakan'ımız konuşmasında amonyak miktarlarının 50 kat fazla olduğunu söyledi. Bu önemli bir bulgu çünkü amonyak fazla olduğu zaman özellikle büyük (erişkin) balıklar için zehir etkisi yapabiliyor. Sistem olarak baktığımızda burada başka faktörler de olabilir. Eğer oksijen biraz düşükse balıklar bu ortamda daha fazla nefes aldığı için yani sudaki toksik maddeleri daha fazla çektiği için ölebilir. Bu balık ölümlerinin 'oksijen bitti'den çok daha farklı bir olay olduğunu iyi anlamamız lazım. Balığın çok fazla toksik yapısı da olabilir ve körfezden balık yiyenler için çok ciddi problem yaratabilir. Bu bahsettiğimiz her şey toksik etki. Oksijeni bitiren neden balıkları öldürmüş olabilir, balıklar oksijensizlikten dolayı ölmüş olmayabilir. Bunun çok ciddi araştırılıp ortaya çıkarılması lazım ki bizim neye önlem alacağımızı belirlesin."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;apos;de Gölcük Gölü&amp;apos;ndeki toplu balık ölümleriyle ilgili inceleme başlatıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-goelcuk-goelundeki-toplu-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-goelcuk-goelundeki-toplu-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in Ödemiş ilçesinde önemli turizm merkezleri arasında yer alan Gölcük Gölü&#039;nde pullu sazan türü balıkların ölümü üzerine gölden numune alındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/izmirde-golcuk-golundeki-toplu-balik-olumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi-1726313834.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Sep 2024 20:25:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmirde, Gölcük, Gölündeki, toplu, balık, ölümleriyle, ilgili, inceleme, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İlçede 1050 rakım yükseklikte yer alan Gölcük Gölü'ndeki pullu sazan türü balık ölümleri üzerine Tarım ve Orman Ödemiş İlçe Müdürlüğüne bağlı ekipler, sudan ve ölü balıklardan numune aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ödemiş Belediyesi ekipleri de ölü balıkları topladı. Gölcük Mahallesi'nde balık avlamaya gelenler, ölümlerle ilgili olarak hoparlörlerden uyarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mahallede yaşayan Cemil Acet, gazetecilere, gölde son 3 gündür toplu balık ölümleri olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Göldeki balıklardan sadece sazanların öldüğünü belirten Acet, "Burada İsrail sazanı, yayın, levrek ve pullu sazan olmak üzere 3-4 çeşit balık yaşıyor. Ölen pullu sazan diye tabir ettiğimiz balık bu gölün en eski balık türlerindendir." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mahallede esnaflık yapan Şahin Elbirlik de bugüne kadar hiç toplu balık ölümü görmediklerini, ölümlerin neden kaynaklandığını da bilmediklerini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzungöl&amp;apos;deki derelere 10 bin alabalık yavrusu salındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/uzungoeldeki-derelere-10-bin-alabalik-yavrusu-salindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/uzungoeldeki-derelere-10-bin-alabalik-yavrusu-salindi</guid>
<description><![CDATA[ Trabzon&#039;da bu yıl 1 milyon 153 bin alabalık yavrusu salımı yapılması hedefleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/uzungoldeki-derelere-10-bin-alabalik-yavrusu-salindi-1726320368.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Sep 2024 20:25:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzungöldeki, derelere, bin, alabalık, yavrusu, salındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 12. Bölge Müdürlüğüne bağlı Trabzon Şube Müdürlüğü ekiplerince "Doğal Alabalık Üretilmesi ve Orman İçi Suların Balıklandırılması Projesi" kapsamında Çaykara ilçesindeki derelere 10 bin kırmızı benekli yavru alabalık salımı yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uzungöl'e yakın derelere yapılan balık salımı programına, Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Çaykara Kaymakamı Gürdal Erbek, Çaykara Belediye Başkanı Hanefi Tok, DKMP 12. Bölge Müdürü Cüneyt Aloğlu, Şehit Mehmet Aygün İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri ve diğer ilgililer katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Etkinlik kapsamında derelere 10 bin kırmızı benekli yavru alabalık salındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yavru balıkları derelere salan Vali Yıldırım, Anadolu'ya özgü, endemik türlerden biri olan kırmızı benekli alabalıkların varlığını artırma çalışmalarını desteklediklerini belirterek, "Akarsularımızın nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan türlerden biri olan kırmızı benekli yavru alabalık, yapay ortamda çoğaltılarak doğal yaşama bırakılmasını çok önemli buluyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yıldırım, etkinliğe katılmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade ederek, "İnşallah hem ilimizde hem de diğer illerimizde gerçekleştirilen bu salım işlemleri, vatandaşlarımızın da desteğiyle kısa sürede amacına ulaşacaktır." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öğrencilerin de derelere salım yaptıkları proje hakkında Yıldırım, yetkililerden bilgi aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>DKMP 12. Bölge Müdürlüğü sorumluluk alanındaki Trabzon ilçelerindeki su kaynaklarına 2010-2023 yılları arasında toplamda 5 milyon 886 bin doğal alabalık yavrusu bırakılırken, bu yılın ise toplamda 1 milyon 153 bin yavru alabalığın doğaya salını gerçekleştirilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İsrail Askerlerinin Öldürdüğü Türk Aktivist: Ayşenur Ezgi Eygi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/israil-askerlerinin-oldurdugu-turk-aktivist-aysenur-ezgi-eygi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/israil-askerlerinin-oldurdugu-turk-aktivist-aysenur-ezgi-eygi</guid>
<description><![CDATA[ Batı Şeria&#039;da İsrail Askerleri Tarafından Öldürülen Türk Aktivist Ayşenur Ezgi Eygi&#039;nin Ölümü ve Türkiye&#039;nin Uluslararası Tepkisi: Barış İçin Giden Genç Bir Kadının Trajik Sonu ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e49eeef1d41.jpg" length="48783" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 23:22:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İsrail-Filistin Çatışmasında Yeni Bir Trajedi: Ayşenur Ezgi Eygi’nin Ölümü ve Türkiye’nin Tepkisi</strong></p>
<p></p>
<p>13 Eylül 2024 tarihinde, Batı Şeria'da İsrail askerleri tarafından öldürülen Türk aktivist Ayşenur Ezgi Eygi'nin ölümü, İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir trajedi olarak dikkat çekti. Eygi'nin annesi Rabia Birden, kızının barış ve yardım amacıyla bölgeye gittiğini, ancak orada İsrail askerleri tarafından hedef alındığını belirtti. </p>
<p></p>
<p>Rabia Birden, "Ayşe çok neşe dolu, heyecanlı, hareketli, sevgi dolu biriydi ve barış için çalışıyordu. Şehit olduğu haberini almak beni derinden sarstı," şeklinde duygularını ifade etti. Türkiye hükümeti, Eygi'nin ölümüyle ilgili süreci yakından takip ederek, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, olayla ilgili olarak uluslararası düzeyde soruşturma başlatacaklarını ve Eygi'nin haklarını sonuna kadar savunacaklarını belirtti. Tunç, olayın uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınacağını ve gerekli mercilere başvuruda bulunacaklarını vurguladı.</p>
<p></p>
<p>Eygi'nin ölümü, İsrail-Filistin çatışmasının yeniden alevlenmesine neden olurken, Türkiye'nin tepkisi ve talepleri, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Özellikle, Türkiye'nin olayın peşini bırakmayacağı ve uluslararası alanda sorumluların hesap vermesi için çaba göstereceği ifade edildi.</p>
<p></p>
<p>Bu trajik olay, İsrail-Filistin çatışmasında insani kayıpların boyutunu ve bu tür olayların uluslararası diplomasi üzerindeki etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Eygi'nin ölümü, bölgedeki barış umutlarını daha da zorlaştırırken, uluslararası toplumun bu tür olaylara nasıl yaklaşacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mersin&amp;apos;de balıkçılar deniz kaplumbağaları konusunda bilinçlendiriliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mersinde-balikcilar-deniz-kaplumbagalari-konusunda-bilinclendiriliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mersinde-balikcilar-deniz-kaplumbagalari-konusunda-bilinclendiriliyor</guid>
<description><![CDATA[ Mersin Üniversitesi (MEÜ) ile Biyosfer Doğa Araştırmaları Derneği işbirliğinde balıkçılar, &quot;Beslenmeye Bağlı Deniz Kaplumbağalarında Meydana Gelen Davranış Değişiklikleri&quot; konusunda bilgilendirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/mersinde-balikcilar-deniz-kaplumbagalari-konusunda-bilinclendiriliyor-1714044410.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mersinde, balıkçılar, deniz, kaplumbağaları, konusunda, bilinçlendiriliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>MEÜ akademisyenleri, dernek üyeleri ve gönüllüler, barınakta deniz kaplumbağalarının artış görmesinden dolayı çalışma başlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışma kapsamında deniz kaplumbağalarının barınakta artış göstermesinin beslenme faaliyetinden kaynaklandığı belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda ilgililer, "Beslenmeye Bağlı Deniz Kaplumbağalarında Meydana Gelen Davranış Değişiklikleri" konusunda bilgilerin yer aldığı broşürleri Çamlıbel Balıkçı Barınağı'ndaki balıkçılara, işletmelere ve vatandaşlara dağıttı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>MEÜ Su Ürünleri Fakültesi İşleme Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas, AA muhabirine, barınakta deniz kaplumbağası sayısındaki artışın beslenme faaliyetinden kaynaklandığını belirterek,"Beslenme faaliyetlerini kaldırdığımızda hayvanların doğal habitatlarına döneceğini ve doğal şekilde besleneceğini anlatıyoruz. Kaplumbağaların insana yaklaşma, temas etme gibi davranışlarının da ortadan kalkacağını düşünüyoruz. Önemli yol kat ettik." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Barınakta tekne işleten Gökhan Zorlular da teknesinin altındaki deniz kaplumbağalarının çoğaldığını aktararak, "Bize yapılan bilinçlendirmeyi gelen müşterilerle paylaşıyoruz. Denize yiyecek, içecek atmamaları konusunda uyarıyoruz. Hayvanlar saldırgan bir hal içerisindeler. Artık daha dikkatli davranıp, duyarlı olacağız." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Yıldıray Çınar da deniz kaplumbağalarıyla ilgili artık daha bilinçli olduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Isparta&amp;apos;da yeni bir alabalık türü keşfedildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ispartada-yeni-bir-alabalik-turu-kesfedildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ispartada-yeni-bir-alabalik-turu-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ Isparta&#039;da alabalık çeşitliliği hakkında araştırma yapan bilim insanları, bu balığın yeni bir türünü dünya literatürüne kazandırmayı başardı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/ispartada-yeni-bir-alabalik-turu-kesfedildi-1712555374.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ispartada, yeni, bir, alabalık, türü, keşfedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Küçük, Doç. Dr. Salim Serkan Güçlü ile Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Davut Turan, Doç. Dr. Gökhan Kalaycı ve Dr. Öğr. Üyesi Münevver Oral, saha çalışmaları kapsamında yeni bir alabalık türünü tanımladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akademisyenler, alabalıkların Akdeniz Bölgesi'nde morfolojik-moleküler revizyonu, yayılış alanları ve korunma durumlarıyla ilgili birlikte çalışma yürüttü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmalar kapsamında Köprüçay Nehri'nde keşfedilen balığa, Türkiye'de balık bilimine yaptığı büyük katkılarından dolayı Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fitnat Güler Ekmekçi'ye atfen "<strong>Salmo ekmekciae</strong>" ismi verildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık, Berlin Doğa Tarihi Müzesi'nin desteklediği “Zoosystematics and Evolution" dergisinde yayınladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Taş ve çakıllardan oluşan bir taban yapısına sahip, temiz ve orta derecede hızlı akan suda yaşayan balık türüyle, Türkiye'de doğal alabalık türlerinin 20'ye çıktığı bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu yıl inci kefalleri &amp;quot;gürül gürül&amp;quot; göç edecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bu-yil-inci-kefalleri-gurul-gurul-goec-edecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bu-yil-inci-kefalleri-gurul-gurul-goec-edecek</guid>
<description><![CDATA[ Van Gölü&#039;nde yaşayan binlerce inci kefalinin üremek için akarsulara göçü, bu sezon yağışların etkisiyle su seviyesinin yükselmesi sayesinde geçen yıla göre daha kolay olacak - Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş: - &quot;Bu yıl çok sevinçliyiz ve mutluyuz çünkü akarsular, tarihinde olmadığı kadar coşkulu bir şekilde akıyor. Özellikle yağan karın erimesi ve son yağmur yağışları ile akarsularda son yılların en yüksek debisi ile karşı karşıyayız&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/bu-yil-inci-kefalleri-gurul-gurul-goc-edecek-1713512534.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıl, inci, kefalleri, gürül, gürül, göç, edecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Van Gölü</strong>'nde yaşayan binlerce inci kefalinin üremek için akarsulara göçü, bu sezon yağışların etkisiyle su seviyesinin yükselmesi sayesinde geçen yıla göre daha kolay olacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Üreme döneminde (15 Nisan-15 Temmuz) Van Gölü'ne dökülen tatlı sulara akın ederek yumurtalarını bırakan inci kefallerinin göç süreci başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçen yıl kuraklık nedeniyle bazı su kaynaklarının kuruması, Bendimahi, Karasu ve Deli Çay gibi önemli akarsularda da debinin en düşük seviyeye inmesi nedeniyle göçte zorlanan inci kefalleri, bu yıl hem kışın hem de ilkbaharda düşen yağışlar sayesinde kolay göç edecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karların erimesi ve yağışlar sayesinde akarsuların daha coşkulu akması ve su kaynaklarının seviyesinin yükselmesiyle balıkların akarsu ve derelerde sıkıntısız bir üreme dönemi geçirmesi bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Yoğun bir göç bekliyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Görentaş, AA muhabirine, bu yıl havzanın yoğun yağış aldığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akarsularda suyun istenilen seviyede olmasının balık göçünün daha yoğun yaşanmasını sağlayacağını belirten Görentaş, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Van Gölü'ne ne kadar çok tatlı su akarsa balık göçü de o oranda artıyor. Bu anlamda yoğun bir göç bekliyoruz. Suyun bu debide olması balıkların daha rahat göç etmesi ve daha uzak noktalara ulaşmasına katkı sağlayacak. Geçen yıl suyun azalması balık ölümlerine yol açmıştı. İnşallah bu sene balık ölümleriyle karşılaşmayız. Bu anlamda yağışların fazla olması bizi memnun ediyor. Yağışlar gölde suyun eski seviyelerine gelmesini de sağlayacak. Tüm bunlarla beraber iyi bir balık stokunun olacağını öngörüyoruz. Bu sene bereketli bir sezonu geride bıraktık. Vatandaşlarımızın üreme döneminde balığı avlamamalarını ve tüketmemelerini istiyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2215650.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Akarsular, tarihinde olmadığı kadar coşkulu akıyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş da geçen yıl yağışların az olması nedeniyle yaz döneminde akarsuların kuruma noktasına geldiğini hatırlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Havzada akarsuların inci kefalinin üremesi açısından önemli olduğunu ifade eden Akkuş, şu değerlendirmelerde bulundu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Yaz mevsiminde Van Gölü'nde yaşayan inci kefalleri, üremek için göle dökülen tatlı sulara üreme göçü gerçekleştiriyor. Bu mevsimde akarsularda yeterli miktarda su bulunması hayati öneme sahip. 2020'den itibaren Van Gölü'ne dökülen akarsular adeta kuruma noktasına geliyordu ve bazı akarsular göle ulaşamıyordu. Bu yıl çok sevinçliyiz ve mutluyuz çünkü akarsular tarihinde olmadığı kadar coşkulu bir şekilde akıyor. Özellikle yağan karın erimesi ve son yağmur ile akarsularda son yılların en yüksek debisi ile karşı karşıyayız."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçen yıl su olmadığı için balıkların göç edemediği Bendimahi Çayı'nda da sevindirici gelişmenin yaşandığını anlatan Akkuş, "Bendimahi Çayı kurumuş, inci kefalleri büyük bir zarar görmüştü fakat bu yıl akarsu coşkuyla akıyor. İnci kefalleri adına sevindirici bir durum. Geçen yıl bu mevsimde buraya geldiğimizde yürüyerek akarsuda karşıdan karşıya geçiyorduk. Dere yatağında adeta hiç su yoktu. Bu yıl akarsudaki debinin geçen yıla göre 3-4 kat yüksek olduğunu görüyoruz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Harun Ergenç ise her yıl balık göçü için birçok ziyaretçinin bölgeye geldiğini belirterek, "Bu yıl yağışların bereketli olmasından dolayı Bendimahi Çayı tekrar aktı. Artık balıklarımız çoğalmaya başlayacak. Yağışlardan dolayı tarım alanlarımız daha verimli olacak." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi&amp;apos;nde iki yeni deniz çayırı alanı tespit edildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-iki-yeni-deniz-cayiri-alani-tespit-edildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-iki-yeni-deniz-cayiri-alani-tespit-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Türk Deniz Araştırmaları Vakfı ve Türkiye İş Bankası işbirliğinde hayata geçirilen &quot;Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları&quot; projesi kapsamında Paşalimanı Adası civarında kıyısal alanda yeni deniz çayırı alanları bulundu - Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk: - &quot;Fotosentez ile suyun oksijence zenginleşmesini sağlayan bu çiçekli bitkiler uzun yaprakları, yatay uzanan gövde ve kökleriyle sudaki askı yüklerini ve sedimentasyonu tutup zemin hareketlerini düzenler. 1 metrekare alanı kaplayan Posidonia oceanica deniz çayırları günde 14 litre oksijen üretebilir, 1 hektarı ise yılda 1024 ton karbon tutabilir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/marmara-denizinde-iki-yeni-deniz-cayiri-alani-tespit-edildi-1711961924.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizinde, iki, yeni, deniz, çayırı, alanı, tespit, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Deniz çayırlarının korunmasına yönelik <strong>Türk Deniz Araştırmaları Vakfı</strong> ve <strong>Türkiye İş Bankası</strong> işbirliğinde başlatılan "<strong>Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları</strong>" projesi kapsamında <strong>Marmara Denizi</strong>'nde iki yeni deniz çayırı alanı tespit edildi.</span></span></p>

<p><span><span>Tropik bölgelerden, kutuplara kadar dünyanın dört bir yanındaki sığ sularda rastlanan deniz çayırları, 6 kıtadaki 159 ülkede, 300 bin kilometrekareden fazla alanda bulunuyor. Dünyadaki okyanus tabanının yüzde 0,1'ini kaplamasına rağmen milyonlarca deniz canlısına ev sahipliği yapan deniz çayırları, en yaygın kıyı habitatları olarak biliniyor. Kirleticileri filtreleyerek su kalitesini artıran, karbon yutağı görevi üstlenerek okyanuslardaki karbonun yüzde 18'ini depolayan deniz çayırları bu sayede iklim değişikliğine karşı güçlü bir bariyer görevi üstleniyor.</span></span></p>

<p><span><span>Mercan resiflerini, okyanus asitlenmesini baskılayarak, sahil bölgelerini ise kıyıya vuran şiddetli dalgaların şiddetini yumuşatarak koruyan deniz çayırlarının popülasyonunda kirlilik, iklim değişikliği, düzensiz balıkçılık ve teknecilik faaliyetleri gibi etkenler nedeniyle 1930'lardan beri azalmalar yaşanıyor. Küresel deniz çayırlarının sadece dörtte biri koruma altındaki alanlarda bulunurken, her yıl dünyadaki deniz çayırlarının yüzde 7'sinin yok olduğu tahmin ediliyor.</span></span></p>

<p><span><span>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, deniz çayırlarının korunmasına yönelik farkındalığın artırılması için 2022'nin mayıs ayında aldığı kararla, 1 Mart'ı "<strong>Dünya Deniz Çayırları Günü</strong>" olarak kabul etti.</span></span></p>

<p><span><span>İlki geçen yıl kutlanan Dünya Deniz Çayırları Günü'nün ikincisi, bu yıl Marmara Denizi'nden gelen güzel bir haberle kutlanıyor. Marmara Denizi'ndeki Posidonia oceanica deniz çayırlarının korunması için Türkiye İş Bankası ve TÜDAV tarafından başlatılan "<strong>Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları</strong>" projesinde Marmara'da iki yeni deniz çayırı alanı tespit edildi.</span></span></p>

<p><span><span>Projenin başlamasıyla 2023'ün temmuz, ağustos ve eylül aylarında Erdek, Narlı Köyü ve Paşalimanı Adası'nda gerçekleştirilen arazi çalışmalarında hava ve coğrafi koşullara bağlı olarak tüplü ve tüpsüz dalışlar, manta çekme yöntemi, uzaktan görüntüleme ve uydu teknolojisi teknikleri kullanılarak ölçümler yapıldı.</span></span></p>

<p><span><span>Önceki çalışmalardan elde edilen bulgularda, Kapıdağ Yarımadası'nın batısındaki Paşalimanı Adası'nın kıyı şeridinde 3,13 kilometre boyunca, 35,1 hektarlık alanda, 8 kilometre uzunluğunda Posidonia oceanica deniz çayırı alanı tespit edilmiş, bu alandaki deniz çayırı yatağının başlangıç ve bitiş itibarıyla tek parça olduğu belirtilmişti. Yeni çalışmada ise aksine çok parçalı bir yapı olduğu, söz konusu alanda 278 adet deniz çayırı yatağı bulunduğu tespit edildi. Bu yatakların derinliği 0,8 metre ile 6,4 metre arasında değişiyor.</span></span></p>

<p><span><span>Sürdürülen çalışmalar sonunda 2 yeni deniz çayırı yatağının daha bulunmasıyla bu alandaki deniz çayırı yatağı sayısı 280'e yükselirken yeni bulunan deniz çayırı yataklarının toplam büyüklüğü 2,264 hektar olarak ölçüldü.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Deniz çayırları etrafındaki canlılara yaşam alanı sağlar"</span></span></strong></p>

<p><span><span>AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (<strong>TÜDAV</strong>) Başkanı Prof. Dr. <strong>Bayram Öztürk</strong>, denizlerin de tıpkı insanlar gibi oksijene ihtiyaç duyduğunu ve bu noktada deniz çayırlarının denizlerin akciğeri olarak nitelendirildiğini söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Deniz çayırlarını, karada yaşayan çiçekli bitkilerin denizde yaşayan şekli olarak tanımlayan Öztürk, "Bilimsel araştırmalara göre, karadaki bütün bitkilerin atasıdır. Karadaki çiçekli bitkiler gibi kök, gövde ve yapraktan oluşur. Deniz tabanında uzanan köklerinden beslenir, çiçekli bitki olduğu için denizin içinde ilkbaharda çiçek açar ve meyve verir. Denizde yaşayan canlılar için çok önemli olan deniz çayırları, etrafındaki birçok canlıya yaşam alanı sağlar. Deniz çayırlarının olduğu denizlerde, tüm canlılar için temiz ve sağlıklı bir yaşam var demektir." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>Deniz çayırlarının kış mevsiminde yapraklarını döktüğünü ve ömrünü tamamlayan bu yaprakların, dalgalar aracılığıyla kıyıya vurmasıyla sahildeki canlılara yuva oluşturduğunu belirten Öztürk, Akdeniz'de karaya vurmuş deniz çayırlarından oluşan sahillere "ekolojik plaj" dendiğini dolayısıyla bunların da denizin içindekiler kadar korunması ve toplanmaması gerektiği uyarısında bulundu.</span></span></p>

<p><span><span>Deniz çayırlarının dünya genelinde 60 türü bulunduğu bilgisini veren Öztürk, şöyle devam etti:</span></span></p>

<p><span><span>"Türkiye'de Posidonia oceanica, Cymodocea nodosa, Zostera marina, Zostera noltei olmak üzere 4 tür deniz çayırı yaşıyor. Bunların arasında Posidonia oceanica Akdeniz'e endemiktir, Ege Denizi ve nadiren de Marmara Denizi'nde görülür. Zostera Karadeniz'de, Cymodocea Marmara'da baskın türdür ve bütün denizlerimizde görülür. Deniz çayırları tropikal ormanlardan daha fazla organik madde üreterek birincil üretici olarak konumlanırlar. Fotosentez ile suyun oksijence zenginleşmesini sağlayan bu çiçekli bitkiler uzun yaprakları, yatay uzanan gövde ve kökleriyle sudaki askı yüklerini ve sedimentasyonu tutup zemin hareketlerini düzenler. 1 metrekare alanı kaplayan Posidonia oceanica deniz çayırları günde 14 litre oksijen üretebilir, 1 hektarı ise yılda 1024 ton karbon tutabilir."</span></span></p>

<p><span><span>"<strong>Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları</strong>" projesinde Marmara Denizi'nin sağlığı için kritik öneme sahip son Posidonia oceanica deniz çayırlarının korunması amacıyla Erdek Paşalimanı Adası'nda deniz çayırlarının bulunduğu alanın sınırlarının belirlenerek haritalandığını ve kamuoyunu bilinçlendirmek üzere eğitim ve toplantılarla farkındalık çalışmaları yürütüldüğünü anlatan Öztürk, Posidonia oceanica'nın bir Akdeniz endemiği olarak Marmara'da bulunmasını başlı başına değerli ve özel bir durum olduğuna dikkati çekti.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- Deniz çayırlarına dair eğitimlere devam edilecek</span></span></strong></p>

<p><span><span>Deniz çayırlarının korunması noktasında kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere herkese önemli görevler düştüğüne dikkati çeken Öztürk, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span><span>"Deniz çayırlarıyla birlikte yaşayan türlerin belirlenmesi, yabancı türlerin ise eradikasyon çalışmalarını yürüteceğiz. Hayalet ağların toplanması başta olmak üzere dip ve kıyı temizlikleri gerçekleştireceğiz. Ayrıca proje kapsamında yerel halk ve balıkçılarla bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştirdik ve gerçekleştirmeyi sürdüreceğiz. 2023 Aralık ayı itibarıyla Marmara Adası, Avşa Adası, Erdek merkez ve köy okulları olmak üzere toplam 20 okulda 1660 ilk ve ortaokul öğrencisine denizlerimiz ve deniz çayırlarıyla ilgili eğitimler verdik. Eğitimlere 2024 yılında ilk ve orta dereceli 10 okulda devam edeceğiz."</span></span></p>

<p><span><span>Öztürk, 1 Mart'ın Dünya Deniz Çayırları Günü olarak literatüre geçmesinin kamuoyunda farkındalık yaratmak için önemli olduğuna fakat deniz çayırlarının önemi ve korunması için neler yapılması gerektiğinin bir gün değil, sürekli gündemde tutulması gerektiği değerlendirmesinde bulundu.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları, Antarktika&amp;apos;da deniz ve göl ekosistemlerini araştırdı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-antarktikada-deniz-ve-goel-ekosistemlerini-arastirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-antarktikada-deniz-ve-goel-ekosistemlerini-arastirdi</guid>
<description><![CDATA[ Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi&#039;nden 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi katılımcısı Prof. Dr. Ülgen Aytan: - &quot;İnsan etkisinden binlerce kilometre uzaktaki Antarktika ekosisteminde mikroplastiklere, hem suda hem sedimentte hem buzullarda hem de canlılarda rastlamak mümkün&quot; - Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi&#039;nden 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi katılımcısı Prof. Dr. Ertuğrul Ağırbaş: - &quot;İklim değişikliğinin en önemli kanıtları, artan atmosferik hava sıcaklıkları ve beraberinde deniz suyunda meydana getirdiği anomaliler olarak karşımıza çıkması&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/bilim-insanlari-antarktikada-deniz-ve-gol-ekosistemlerini-arastirdi-1711553439.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, Antarktikada, deniz, göl, ekosistemlerini, araştırdı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Türk bilim insanları, "<strong>geleceğe ışık tutan yolculuk</strong>" olarak da nitelendirilen Türkiye'nin kutuplara düzenlediği bilim seferlerinin 8'incisinde Antarktika'da deniz ve göl ekosistemlerini araştırdı.</span></span></p>

<p><span><span>Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, <strong>TÜBİTAK MAM</strong> Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda düzenlenen seferde bulunan araştırmacılar, Horseshoe Adası ve çevresinde deniz ve göllerde yaptıkları örneklemelerle projelerini tamamladı.</span></span></p>

<p><span><span>Bilim insanları, bölgedeki denizel ekosistemin fizikokimyasal karakterizasyonunu araştırarak, sucul ekosistemlerdeki çoklu antropojenik baskıları değerlendirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve sefer katılımcısı Prof. Dr. <strong>Ülgen Aytan</strong>, AA muhabirine yaptığı açıklamada, plastik kirliliğinin sadece gözle görülür boyutta olmadığına dikkati çekerek, "Özellikle günlük hayatta kronik olarak ürettiğimiz ve 5 milimetrenin altına inmiş olan kısım, gezegenimiz için çok hızlı büyüyen bir tehdit haline geldi." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240327-34107410-34107398-BILIM_INSANLARI_ANTARKTIKADA_DENIZ_VE_GOL_EKOSISTEMLERINI_ARASTIRDI.jpg"></span></span></p>

<p><span><span>Prof. Dr. Aytan, insan etkisinden binlerce kilometre uzaktaki Antarktika ekosisteminde mikroplastiklere, hem suda hem sedimentte hem buzullarda hem de canlılarda rastlamanın mümkün olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:</span></span></p>

<p><span><span>"<strong>TÜBİTAK</strong> tarafından desteklenen bu projeyle amacımız, Türk bilimsel araştırma kampının bulunduğu Horseshoe Adası'ndaki tatlı su kaynaklarında, buzul göllerinde ve denizde, mikro, mezo ve makro boyuttaki plastiklerin varlığını araştırmak, kaynaklarını tespit etmek ve bu ekosistem için oluşturdukları çevresel riski değerlendirmek."</span></span></p>

<p><span><span>Horseshoe Adası'nda bulunan deniz, göl yüzey suyu ve sedimentinden plastik analizleri için numune aldıklarını ifade eden Aytan, Türkiye'de Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Mikroplastik Araştırma Laboratuvarı'nda gerçekleştirecekleri analizlerle de plastiklerin tiplerini, boyutlarını, renklerini ve polimer içeriklerini belirleyerek çevresel risk değerlendirmesini tamamlayacaklarını söyledi.</span></span></p>

<p><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240327-34107410-34107404-BILIM_INSANLARI_ANTARKTIKADA_DENIZ_VE_GOL_EKOSISTEMLERINI_ARASTIRDI.jpg"></span></span></p>

<p><span><span>Prof. Dr. Aytan, "plastik" için çok genel bir terim olduğunu vurgulayarak, bu terim altında farklı polimerik yapıya, dolayısıyla kimyasal içeriğe sahip plastiklere rastlandığını aktardı.</span></span></p>

<p><span><span>Aytan, gerçekleştirecekleri analizlerle buldukları plastiklerin çevresel tehlike skorlarıyla bu ekosistem için ne derece risk yarattığını değerlendirebileceklerini anlattı.</span></span></p>

<p><span><span>Denizel ve tatlı su çevresinde çoğunlukla tek kullanımlık plastik olduğuna işaret eden Aytan, "Özellikle polietilen, polietilen terafitalat, polipropilen gibi polimerlere rastlıyoruz ancak Antarktika'da yaptığımız ön çalışmada poliakrinonitril gibi özellikle sentetik tekstilin kullanımı ve yıkanması esnasında oluşan ve atmosferle kutuplara kadar taşınabilen mikroplastiklere de rastladık." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span>Prof. Dr. Aytan, bölgede yaptıkları çalışmalardan sonra özellikle sentetik tekstilde kullanılan bu polimerlerin iyileştirilmesi gerektiği konusunun önemine değinerek, şöyle devam etti:</span></span></p>

<p><span><span>"Plastik sektöründe kullanılan ilave katkı kimyasallarının iyileştirilmesi gerekiyor. Antarktika gibi çok özel bir ekosistemden elde edeceğimiz sonuçlar ile plastiklerin denizel ve tatlı su ortamında azaltılması için alınması gereken tedbirlerle ilgili olarak karar vericilere ve sektöre yol gösterici veri sağlamayı amaçlıyoruz."</span></span></p>

<p><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240327-34107410-34107409-BILIM_INSANLARI_ANTARKTIKADA_DENIZ_VE_GOL_EKOSISTEMLERINI_ARASTIRDI.jpg"></span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Denizel fitoplankton çalışmalarını biraz daha derinleştirmeyi amaçlıyoruz"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve sefer katılımcısı Prof. Dr. <strong>Ertuğrul Ağırbaş </strong>da iklim değişikliğinin en önemli kanıtlarının, artan atmosferik hava sıcaklıkları ve beraberinde deniz suyunda meydana getirdiği anomaliler olduğunu dile getirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Ağırbaş, Horseshoe Adası'nda yürüttükleri çalışmalar konusunda, "Bölgede çok az çalışılmış bir konu olan denizel fitoplankton çalışmalarını biraz daha derinleştirme ve bu bağlamda bundan sonra yapılacak çalışmalara bir altlık oluşturmayı amaçlıyoruz." değerlendirmesini yaptı.</span></span></p>

<p><span><span>Prof. Dr. <strong>Ertuğrul Ağırbaş</strong>, "Fitoplanktonik organizmalar değişen iklim koşullarına bağlı olarak meydana gelen değişimlere karşı direkt tepkiyi veren ilk canlı gruplarıdır ve bunların takibi ile ileride meydana gelebilecek olası iklim değişikliği senaryolarına karşı hazırlıklı olmamıza imkan sağlayacaktır." diyerek, proje kapsamında araştırdıkları "fitoplankton fonksiyonel grup oranları", "pigment kompozisyonu", "mikroskobik hücre sayımı" ve "hidrografik ölçüm çalışmaları" ile bölgenin besin tuzu dinamiğini de inceledikleri bir proje olduğunu ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span>Dünyanın iklimine en çok etki edecek, iklimin düzenlenmesini sağlayan önemli bir bölgede bulunduklarına işaret eden Ağırbaş, "Çalışmaların Antarktika ekosisteminin sürdürülebilir yönetimine katkı sağlayacağına ve bu bağlamda dünyanın geleceğine de katkı sağlayacağına inanmaktayız." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240327-34107410-34107403-BILIM_INSANLARI_ANTARKTIKADA_DENIZ_VE_GOL_EKOSISTEMLERINI_ARASTIRDI.jpg"></span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Deniz örneklemelerimizi yaklaşık 25 istasyonda gerçekleştirdik"</span></span></strong></p>

<p><span><span>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve sefer katılımcısı Prof. Dr. <strong>Nüket Sivri </strong>de sefer süresince birçok noktada deniz suyu örneklemesi yaptı.</span></span></p>

<p><span><span>Prof. Dr. Sivri, "Kutup Bölgeleri'nde Kritik Hammadde (<strong>KHM</strong>) Konsantrasyonlarının Belirlenmesi ve Potansiyel Ekolojik Risk İndeksinin Kutup Bölgelerine Uyarlanması" konusunda yaptığı projesiyle "Endüstriyel üretim ve ekonominin sürdürülebilir işleyişi için önem taşıyan kritik hammadeler, Antarktik bölgesi sucul ekosistem sağlığını nasıl etkiler? Kritik hammaddeler kaynaklı olası toksik etkiler ve antropojenik baskılar her iki kutup bölgesinde de gözleniyor mu? Antarktika için uyarlanan potansiyel ekolojik risk indeksi (PERI), Arktik için oluşturulan indeksten ne kadar farklı olabilir?" sorularının cevaplarını arayarak projesinin Beyaz Kıta'da olan bölümünü tamamladı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>TÜBİTAK MAM </strong>İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcılığı'nda Araştırmacı olan sefer katılımcısı Dr. <strong>Mehtap Dursun</strong> da projesi kapsamında Antarktika'da mikrokirleticilerin çevresel incelenmesinin altyapısını oluşturmak üzerine çalışmalar gerçekleştirdi.</span></span></p>

<p><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240327-34107410-34107400-BILIM_INSANLARI_ANTARKTIKADA_DENIZ_VE_GOL_EKOSISTEMLERINI_ARASTIRDI.jpg"></span></span></p>

<p><span><span>Dr. Mehtap Dursun, mikrokirleticileri genel olarak sucul ortamda canlılara zarar veren mikro ve nano düzeydeki kirleticiler olarak tanımlayabildiklerini ifade ederek, "Biz özellikle eksik yanma sonucu oluşan poliaromatik hidrokarbonlar ile tarımsal amaçlı kullanılan pestisitlerin çevresel olarak Antarktika kıtasında mevcudiyetini araştırıyoruz." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span>Çalışması kapsamında Horseshoe Adası'nda bulunan göllerden ve kar suyundan örnekleme yaptığını anlatan Dursun, şöyle devam etti:</span></span></p>

<p><span><span>"Deniz örneklemelerimizi yaklaşık 25 istasyonda gerçekleştirdik. Mevcut ortamda mikro kirleticinin analizleri için yüksek hacim su gerektirdiğinden, bizim yaptığımız yöntemle laboratuvara hiç su taşımadan gemide ön işlemleri yapılmış numunelerimizle Türkiye'deki araştırma laboratuvarımızda analiz ederek sonuçları elde etmiş olacağız."</span></span></p>

<p><span><span>Amaçlarının Antarktika'da bir çevresel izleme altyapısını oluşturmak olduğuna dikkati çeken Dursun, "Daha sonrasında da bu araştırma sonucunda elde ettiğimiz verilerle eğer yöntemimiz başarılı olursa ileriki dönemlerde bu çevresel izlemelerin devamlılığını ve zaman içindeki değişimini gözlemlemiş olacağız." bilgisini verdi.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yapay sulak alanlar kirliliğe karşı su kaynaklarını koruyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yapay-sulak-alanlar-kirlilige-karsi-su-kaynaklarini-koruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yapay-sulak-alanlar-kirlilige-karsi-su-kaynaklarini-koruyor</guid>
<description><![CDATA[ Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Belgin Elipek: - &quot;Kirlilik ve küresel ısınma sonucu kuruma tehdidiyle karşı karşıya olan sulak alanları, doğayı taklit ederek hayata geçirdiğiniz yapay sulak alanlarla koruyabiliriz&quot; - ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Doktor Öğretim Üyesi Korhan Özkan: - &quot;Göllerin ve denizlerin kıyısında bulunan bölgelerdeki doğal sulak alanları korumak, onarmak ve yapay sulak alanlar oluşturmak, tüm bu alanlardan gelen suyun ekolojik durumunu iyileştirebilir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/yapay-sulak-alanlar-kirlilige-karsi-su-kaynaklarini-koruyor-1711113301.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yapay, sulak, alanlar, kirliliğe, karşı, kaynaklarını, koruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Uzmanlar, doğayı taklit ederek oluşturulan yapay sulak alanların hem sulak alanları ve yer altı sularını hem de denizleri kirliliğe karşı koruyabilecek bir ekosistem hizmeti sağlayacağını belirtiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeryüzünün yüzde 70'i suyla kaplı olmasına rağmen kullanılabilir tatlı su miktarı son derece sınırlı ve insan faaliyetleri sonucu kirlilik, küresel ısınma gibi tehditlerle karşı karşıya. Bu nedenle, suyun kirliliğe karşı filtrelenmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması gibi ekosistem hizmetleri sunan sulak alanların korunması önem kazanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü rakamlarına göre, Türkiye'de Ulusal Sulak Alan Envanter Yönetim Bilgi Sistemi'ne kayıtlı, büyüklükleri 0,25 hektar ile 357 bin 854 hektar arasında değişen ve toplam büyüklükleri 1 milyon 653 bin 651 hektar olan 6 bin 757 sulak alan bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sulak alanların 1 milyon 203 bin 740 hektar büyüklüğündeki 3 bin 620'si doğal, 449 bin 911 hektar büyüklüğündeki 3 bin 137'si ise yapay sulak alanlardan oluşuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su kuşları, balıklar ve vahşi yaşam için zengin bir ekosistem oluşturan yapay sulak alanlar, yeni bir yaban hayatı oluşturma veya yakındaki mevcut doğal sulak alanı zenginleştirme amacıyla hayata geçiriliyor. Ayrıca söz konusu alanlar, su filtreleme işlevleriyle insanlar ve yaban hayatına fayda sağlıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Belgin Elipek, sulak alanların, yapılarında mutlaka su bulunduran, bitkilerin fazla bulunduğu ve buna bağlı biyolojik çeşitliliğin de yüksek olduğu alanlar olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sulak alanların suyun içinde kirliliğe neden olabilecek elementleri topladığını, suyu bulanıklaştıran materyalleri çöktürebildiğini ve suyun oksijenlenmesini sağladığını belirten Elipek, kirlilik ve küresel ısınma sonucu kuruma tehdidiyle karşı karşıya olan sulak alanların, doğanın taklit edilmesiyle hayata geçirilen yapay sulak alanlar sayesinde korunabileceğini anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapay sulak alanların 60-80 santimetre derinliğinde, geçirimsiz zeminde, uzmanlarca belirlenen canlılarla oluşturulduğunu dile getiren Elipek, yüzer yapay sulak alanların da sulak alan çözümlerinden biri olabileceğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Elipek, yüzer yapay sulak alanlar hakkında şu bilgileri verdi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Strafordan oluşuyorlar, temizlemek istediğiniz alana koyuyorsunuz. Üzerine açılan deliklere sucul bitkiler yerleştirilerek ekosisteme sabitleniyor. İstenildiğinde ortamdan çekilip, bitkiler hasat edildikten sonra tekrar kullanılabiliyor. Ayrıca su sümbülleri biyodizel ve biyogaz üretiminde, sazlar ve kamışlar da kağıt ya da mobilya sektöründe kullanılabilir. Yapılan çalışmalar 23 metrekarelik bir yüzer yapay sulak alanın yapmış olduğu işin yaklaşık bin metrekarelik yapay ya da doğal sulak alanın yaptığı işe eş değer olduğunu gösteriyor. Sulak alana giren ve çıkan sulara bakıldığında, bulanıklığa sebep olan askıda katı maddelerin yüzde 90'ında, kimyasal oksijenin yüzde 70'inde ve nitrat gibi kirliliğe sebep olan maddelerin yüzde 60'ında azalma görülüyor."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Atık sular yapay sulak alanlardan geçirilerek temizlenebiliyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Atık suların su kaynaklarına deşarj edilmeden önce yapay sulak alandan geçirilmesi tavsiyesinde bulunan Elipek, denizel kirliliğin önlenmesi için öncelikle su kirliliğinin önlemesi gerektiğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Elipek, "Akarsulardan denizlere ulaşan kirleticilerin tamamen ortadan kalkması gerekiyor. Biz tatlı su kaynaklarımızı koruyacağız ki denizlerimiz de korunsun. Eğer yüzeysel su kaynaklarımızı kirletir, aşırı su çekerek onları ortadan kaldırırsak ihtiyacımız olan suyu yer altından almaya başlarsınız. Yer altı suları ise bizim su depolarımız, yedek sularımız. Yüzeysel su kaynaklarını kurutur ya da kirleterek kullanılamaz hale getirirsek, yer altı su kaynaklarının hızlı tükenmesine sebep oluruz." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Yapay sulak alanlardan geçirilen suyun ekolojik durumu iyileşebilir"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Doktor Öğretim Üyesi Korhan Özkan, kadim topraklar olarak nitelendirdiği Anadolu'da çok uzun süredir yoğun insan yerleşimi olduğunu ve bu nedenle son 300 yılda sulak alanların yüzde 50'sinin kaybedildiğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İnsan faaliyetlerinin doğal yaşam üzerindeki olumsuz etkisinin her geçen gün arttığının ve doğal sulak alanların çevresel dengeyi sağlamak adına hayati önem taşıdığının altını çizen Özkan, sulak alan kayıplarının, doğal yaşamı tehdit ettiğine ve ekosistemlerin dengesini bozduğuna dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Suyun arıtılması, biyolojik çeşitliliğin korunması ve iklimin düzenlenmesi gibi konularda yapay ve doğal sulak alanların önemli ekolojik işlevleri bulunduğundan bahseden Özkan, su döngüsünün bozulması, suyun insan kullanımı sonucunda azalması ve kirliliğin, bu sistemlerin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlar olduğu tespitini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kirlilik sorununun tek bir yöntemle çözülmesinin zor olduğu değerlendirmesinde bulunan Özkan, "Sulak alanların, komşu olduğu kara alanları ile geniş bir ekosistem olarak sağlıklı kalmaları gerekiyor. Yapay sulak alanlar ile doğal sulak alanları korumaya ve onarmaya odaklanmamız çok önemli." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de kirlilik açısından zor durumda olan sulak alanlar bulunduğuna değinen Özkan, şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Denizlerimiz, göllerimiz ve akarsularımız büyük şehirlerin, endüstriyel faaliyetlerin, tarım atıklarının ve iklim değişikliğinin etkisiyle kompleks bir kirlilik yüküyle karşı karşıya. Tüm bu sorunları yapay sulak alanlar tek başına çözemez ancak tarım ve kent alanlarından gelen suların doğrudan alıcı ortamlara bırakılması yerine, yapay sulak alanlardan geçirilmesi çözüm için destek olabilir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Atık suların tamamen toplanmasının ve tam arıtılmasının her zaman, her yerde mümkün olmadığını dile getiren Özkan, "Her zaman sistemlerde kaçaklar, eksikler olabilir. Bu noktada göllerin ve denizlerin kıyısında bulunan bölgelerdeki doğal sulak alanları korumak, onarmak ve yapay sulak alanlar oluşturmak, tüm bu alanlardan gelen suyun ekolojik durumunu iyileştirebilir." şeklindeki görüşlerini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi&amp;apos;nde &amp;quot;Su, İklim ve Marmara Semineri&amp;quot; verildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bandirma-onyedi-eylul-universitesinde-su-iklim-ve-marmara-semineri-verildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bandirma-onyedi-eylul-universitesinde-su-iklim-ve-marmara-semineri-verildi</guid>
<description><![CDATA[ Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi&#039;nde (BANÜ), 22 Mart Dünya Su Günü etkinlikleri kapsamında &quot;Su, İklim ve Marmara&quot; konulu seminer düzenlendi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/bandirma-onyedi-eylul-universitesinde-su-iklim-ve-marmara-semineri-verildi-1711115807.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bandırma, Onyedi, Eylül, Üniversitesinde, Su, İklim, Marmara, Semineri, verildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>BANÜ </strong>Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. <strong>Mustafa Sarı</strong>, Prof. Dr. Aziz Sancar Konferans Salonu'ndaki seminerde yaptığı konuşmada, insanlar nefes aldığında havanın içindeki oksijenin en az yarısının sudan geldiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İnsanın suyla bağının, aldığı nefes kadar kuvvetli olduğunu vurgulayan Sarı, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Dünyanın 4'te 3'ünü kaplayan suların yüzde 97,5’i tuzlu deniz ve okyanus suyu. Yüzde 2,5’lik tatlı suyun 3'te 2'si buz veya yer altı suyu. Bizim kullanabileceğimiz su miktarı toplam suyun en fazla yüzde 1’i kadar. Suyun yüzde 8’i kentlerde, yüzde 70’i tarımda, yüzde 22’si sanayide kullanılıyor. İnsanlar hiç su içmese, banyo yapmasa veya sifon çekmese bile mevcut tarımsal ve endüstriyel üretim şeklinin geleceğimizi karartacağı ortada. Bir fincan kahve için 130 litre, bir tişört için 2 bin 500 litre, bir hamburger için 1650 litre suya ihtiyaç var.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlgimizi barajlarda kaç günlük su kaldığından, kuruyan göllere, derelere, nehirlere çevirme zamanı. Kirlilik, yanlış kullanım, iklim değişimi ve yetersiz su yönetimi yüzünden kuruyan su kaynaklarının içinde yaşayan balıklar, kuşlar, omurgasızlar ölüyor. İnsanın doğadaki yaşam bağları zayıflıyor. Dünya nüfusunun yüzde 90’ı bir su kaynağına en fazla 10 kilometre uzakta yaşıyor. Çünkü suya muhtacız ama kirletiyoruz, israf ediyoruz, su kaynaklarını, sulak alanları kurutuyoruz. Biz su zengini bir ülke değiliz. 112 milyar metreküp su varlığımızı 2050’de ulaşılacağı öngörülen 100 milyon nüfusa bölersek kişi başına düşen su miktarı 1120 metreküp civarında olacak. Yani su fakiri sayılabilecek bir orana ulaşacağız."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Sarı, suyun hesaptaki para hassasiyetiyle yönetilmesi, tarımda verimli su kullanımının sağlanması, su kirliliğinin önüne geçilmesi, atık su arıtma ve deniz suyundan tatlı su elde etmek için yeni teknolojiler geliştirilmesi, arıtmalardan çıkan suyun atık su barajlarında toplanıp tarımda, endüstride yeniden kullanılması gerektiğini sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Seminere, BANÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Boz, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nevşehir&amp;apos;de baraj göletlerine 720 bin sazan yavrusu bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/nevsehirde-baraj-goeletlerine-720-bin-sazan-yavrusu-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/nevsehirde-baraj-goeletlerine-720-bin-sazan-yavrusu-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Nevşehir&#039;deki çeşitli baraj göletlerine 720 bin sazan yavrusu salındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/nevsehirde-baraj-goletlerine-720-bin-sazan-yavrusu-birakildi-1721301154.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nevşehirde, baraj, göletlerine, 720, bin, sazan, yavrusu, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Valilikten yapılan yazılı açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen "2024 Yılı Balıklandırma Programı" çerçevesinde il genelindeki baraj göletlerine 720 bin sazan yavrusu bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıklamada görüşlerine yer verilen İl Tarım ve Orman Müdürü Özgür Memiş, her yıl il genelindeki göletlere yavru balık bırakıldığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Göletlerde balık popülasyonun artması için çalışmaların sürdürüleceğini kaydeden Memiş, "Bakanlığımız Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından farklı nedenlerle zarar gören su ürünleri stoklarının takviyesi, bilimsel temele ve metotlara dayalı balıklandırma amacıyla uygulamaları sürdürülmekte olup göl ekosisteminin canlı tutulması, yöre halkının göl ve göletlerden istifade etmesi hedeflenmektedir." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırşehir&amp;apos;de göletlere 1 milyon 394 bin sazan yavrusu bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kirsehirde-goeletlere-1-milyon-394-bin-sazan-yavrusu-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kirsehirde-goeletlere-1-milyon-394-bin-sazan-yavrusu-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Kırşehir&#039;de 21 göl, gölet ve baraja 1 milyon 394 bin yavru sazan bırakıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/kirsehirde-goletlere-1-milyon-394-bin-sazan-yavrusu-birakildi-1721375970.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kırşehirde, göletlere, milyon, 394, bin, sazan, yavrusu, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen çalışma kapsamında Kırşehir'e 1 milyon 394 bin yavru sazan tahsis edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hirfanlı Barajı'nın da aralarında bulunduğu 21 noktaya balık yavruları etaplar halinde bırakılarak, kentteki su kaynakları yavru sazanlarla buluşturuldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa İlmeç ile Hayvan Sağlığı Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ekipleri, göletlere yavru sazan bırakırken hayvan varlığının çoğalması için çalışma yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlmeç, "Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi" kapsamında yürütülen uygulamada, Adana Seyhan Su Ürünleri Üretme İstasyonu Müdürlüğü tesislerinde üretilen 1 milyon 394 bin yavru sazan balığını kurum idarecileri, balıkçılar ve göllerin bulunduğu bölgelerdeki vatandaşın katılımı ile su kaynaklarına bıraktıklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eğirdir Gölü&amp;apos;ne 1 milyon 200 bin sazan yavrusu bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/egirdir-goelune-1-milyon-200-bin-sazan-yavrusu-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/egirdir-goelune-1-milyon-200-bin-sazan-yavrusu-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Isparta&#039;nın Eğirdir ilçesinde bulunan Eğirdir Gölü&#039;ne 1 milyon 200 bin sazan yavrusu salındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/egirdir-golune-1-milyon-200-bin-sazan-yavrusu-birakildi-1721627003.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eğirdir, Gölüne, milyon, 200, bin, sazan, yavrusu, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünce yürütülen "<strong>Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi</strong>" kapsamında Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü Kepez Birimince getirilen sazanların göle bırakılması dolayısıyla etkinlik düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Oksijenli tanklarla getirilen sazan yavruları, Eğirdir Limanı'ndan teknelerle göle açılan Vali Aydın Baruş ve diğer katılımcılar tarafından suya bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/035.jpeg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vali Baruş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Eğirdir'in Isparta ve ülke için önemli bir göl olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Etkinlikte göldeki tabii yaşama katkıda bulunmak için suya sazan yavrusu bırakıldığını belirten Baruş, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bugün gölümüze 1 milyon 200 bin civarında pullu sazan ve aynalı sazan yavrusu bırakıyoruz. Böylece gölün balık varlığına ciddi katkımız olacak. Bunları takip edeceğiz gün gün. Eğirdir Gölü'müz başta olmak üzere Isparta genelinde balık takviyesine ihtiyaç duyulan gölet ve barajlarda toplamda 1 milyon 453 bin sazan balığı yavrusu ile balıklandırma çalışmalarımız devam edecek."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sazan yavrularının bölge şartlarında 2-3 yıl sonra avlanabilir boya geleceğini ifade eden Baruş, sazan avcılığının sürdürülebilirliğinin sağlanması için de balıkların üreme zamanında avlanmaması ve yasaklara uyulması uyarısında bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sakarya&amp;apos;da balık ölümleriyle ilgili inceleme başlatıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sakaryada-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sakaryada-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ Sakarya&#039;nın Kocaali ilçesinden geçen Melen Çayı&#039;nda toplu balık ölümleri üzerine inceleme başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/sakaryada-balik-olumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi-1721375815.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sakaryada, balık, ölümleriyle, ilgili, inceleme, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çayın geçtiği Aydoğan Mahallesi mevkisinde suyun üstünde çok sayıda ölü balık gören vatandaşlar, durumu yetkililere bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bunun üzerine harekete geçen İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri bölgede inceleme yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ölü balıklardan ve sudan numune alan ekipler, çalışmalarını sürdürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aydoğan Mahallesi Muhtarı Halim Yavuz, AA muhabirine, bölgede ilk defa böyle bir olayla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, "İnşallah doğal bir süreçtir. Aksi halde binlerce balık ve yavru büyük tehlike altında." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı&amp;apos;ndaki deniz çayırları şamandıralarla korunacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizi-ve-istanbul-bogazindaki-deniz-cayirlari-samandiralarla-korunacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizi-ve-istanbul-bogazindaki-deniz-cayirlari-samandiralarla-korunacak</guid>
<description><![CDATA[ İş Bankası ve TÜDAV&#039;ın ortaklaşa yürüttüğü &quot;Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları&quot; projesi kapsamında, ilk şamandıralar Büyük Liman ve Beykoz-Sultaniye açıklarına yerleştirildi - TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk: - &quot;Proje kapsamında şamandıralara yerleştireceğimiz sıcaklık ölçüm cihazlarıyla düzenli olarak elde edeceğimiz deniz suyu sıcaklığı verileri, iklim değişikliğinin etkilerini anlamamıza önemli katkılar sağlayacak&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/marmara-denizi-ve-istanbul-bogazindaki-deniz-cayirlari-samandiralarla-korunacak-1721380401.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizi, İstanbul, Boğazındaki, deniz, çayırları, şamandıralarla, korunacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>İş Bankası</strong> ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın (<strong>TÜDAV</strong>), "<strong>Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları</strong>" projesi kapsamında, İstanbul Boğazı ile Marmara Denizi'nde konuşlandırılan şamandıralarla hem deniz çayırlarının korunması sağlanacak hem de iklim değişikliğinin etkileri izlenecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İş Bankası ve TÜDAV’ın, deniz çayırlarının haritalanması, üzerindeki atıklardan temizlenmesi ve korunması amacıyla geçen yıl başlattığı "<strong>Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları</strong>" projesinde, ikinci etap olan şamandıralama aşamasına geçildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda İstanbul Boğazı'nda ilk 2 şamandıra, ince deniz otu olarak da bilinen Zostera marina deniz çayırlarına ev sahipliği yapan Büyük Liman ve Beykoz-Sultaniye açıklarına yerleştirildi. Yine bu ay içinde, Posidonia oceanica deniz çayırı alanlarını içinde barındırdığı tespit edilen Marmara adaları bölgesindeki Paşalimanı Adası ile Narlı Köyü'ne, 8 araştırma şamandırası daha yerleştirilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240718-35174005-35174004-MARMARA_DENIZI_VE_ISTANBUL_BOGAZINDAKI_DENIZ_CAYIRLARI_SAMANDIRALARLA_KORUNACAK.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Üzerinde "Denizlerin akciğerleri deniz çayırlarının araştırma şamandırasıdır. Lütfen zarar vermeyiniz" yazısı ile acil durumlar için telefon numarası bulunan şamandıralarla, bölgedeki balıkçılar ile tekne sahiplerinin bilgilendirilmesi ve deniz çayırlarının korunması sağlanacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Projenin yeni etabı için şamandıraların atıldığı bölgeler arasında yer alan Beykoz açıklarında, İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri<strong> İzlem Erdem</strong> ile TÜDAV Başkanı <strong>Prof. Dr. Bayram Öztürk</strong>’ün katılımıyla bir basın toplantısı düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Toplantıda konuşan Erdem, projenin henüz birinci yılında iki yeni deniz çayırı alanı keşfedildiğini, bunun oksijeni tükenmekte olan Marmara Denizi için sevindirici bir gelişme olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İş Bankası'nın, doğrudan operasyonlarından kaynaklanan emisyonları azaltma stratejisi kapsamında karbon-nötr banka olma hedefi bulunduğuna işaret eden Erdem, bu doğrultuda koydukları 2035 hedefini 2026’ya çektiklerini, Net Sıfır Bankacılık Birliği üyesi olarak sağladıkları kredilerden kaynaklanan emisyonları azaltmak için de önemli taahhütlerde bulunduklarını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öztürk ise projenin yeni aşamasında yerleştirilecek mapa ve şamandıralarla Marmara Denizi'nde sadece deniz çayırlarına koruma sağlamayacaklarını, aynı zamanda iklim değişikliğini izleyecek sistemleri de konumlandıracaklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240718-35174005-35174003-MARMARA_DENIZI_VE_ISTANBUL_BOGAZINDAKI_DENIZ_CAYIRLARI_SAMANDIRALARLA_KORUNACAK.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz suyu sıcaklıklarındaki artışın, küresel ısınmanın en önemli göstergelerinden biri olduğunun altını çizen Öztürk, "Proje kapsamında şamandıralara yerleştireceğimiz sıcaklık ölçüm cihazlarıyla düzenli olarak elde edeceğimiz deniz suyu sıcaklığı verileri, iklim değişikliğinin etkilerini anlamamıza önemli katkılar sağlayacak. Şamandıraların bağlanacağı tonozların, zaman içinde Marmara Denizi'nde biten sübye ve kalamarlar için yaşam alanı oluşturacağını düşünüyoruz. Ayrıca deniz çayırları alanlarına yerleştirilen bu mapa ve şamandıralarla bölgede yürütülen faaliyetlerde farkındalık sağlamayı hedefliyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmara Denizi'nde geçen yıl yeni Posidonia oceanica deniz çayırları yatakları bulduklarını ve bunların sonuçlarını bilimsel dergilerde yayımladıklarını aktaran Öztürk, "5 bin metrekarelik 3 yeni alan, bu çiçekli bitkinin yeni yayılım alanı oldu. Bilindiği gibi bu çayırların son yayılım alanları Marmara Adaları. Buna ek olarak Aralık 2023 itibarıyla Marmara Adası, Avşa Adası, Erdek merkez ve köylerinde toplam 20 okulda 4 binin üzerinde ilk ve ortaokul öğrencisine denizlerimiz ve deniz çayırlarıyla ilgili eğitimler verdik." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Toplantının sonunda, deniz çayırlarının son durumu, su altı dronu ile katılımcılara canlı olarak izletildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balıkesir&amp;apos;de deniz çayırlarını iş makinesiyle söken operatöre rekor ceza</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balikesirde-deniz-cayirlarini-is-makinesiyle-soeken-operatoere-rekor-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balikesirde-deniz-cayirlarini-is-makinesiyle-soeken-operatoere-rekor-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Balıkesir&#039;in Erdek ilçesinde 7 ev sahibi tarafından plajın kıyı kesiminde temizlik yaptırmak için kiralanan iş makinesinin operatörüne, koruma altındaki deniz çayırlarını sökmesi nedeniyle 774 bin lira ceza verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/balikesirde-deniz-cayirlarini-is-makinesiyle-soken-operatore-rekor-ceza-1720431906.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balıkesirde, deniz, çayırlarını, iş, makinesiyle, söken, operatöre, rekor, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Narlı Mahallesi'nde 29 ve 30 Haziran'da gerçekleşen plaj temizliği sırasında deniz çayırlarının söküldüğü iddiasıyla görevlendirilen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Tabiat Varlıklarını Koruma Şube Müdürlüğü ekipleri, incelemelerin ardından çalışmalarını tamamladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kepçeyi kiralayan ev sahipleriyle görüşen ekipler, sahadaki tespitlerinin ardından rapor ve tutanaklarını hazırladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce, iş makinesiyle deniz çayırlarını söken operatör Tarık E'ye, Çevre Kanunu'nun biyolojik çeşitliliği tahrip edenlere yönelik yaptırımları da kapsayan 20. maddesinin "k" bendi gereğince 774 bin lira ceza uygulandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırlarını kıyıdan söktüren ev sahipleri hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu öğrenildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/03_2024_06_temmuz_08_AA-35021660.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Soruşturma başlatılmıştı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Balıkesir'in Erdek ilçesi Narlı Mahallesi'nde kepçe kiralayarak evlerinin önündeki plajın kıyı kesiminde temizlik yaptıran 7 ev sahibi hakkında, korunan türler arasında yer alan deniz çayırlarını söktürdükleri iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Valiliğin talimatıyla sürdürülen soruşturma kapsamında sahilde inceleme yapan ekipler, kepçe tutarak deniz çayırlarını söktüren ev sahipleriyle görüşüp tutanak hazırlamıştı. Deniz çayırlarından haberdar olmadıklarını, bölgede uyarıcı tabela da bulunmadığını iddia eden ev sahipleri, görevlilere ayaklarının zarar gördüğünü, bu sebeple denizin bir kısmında temizlik yaptırdıklarını anlatmıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı da deniz çayırlarının korunan türler arasında yer aldığını, bunların sökülmesiyle içlerinde yaşayan ve yine koruma altında bulunan pinalar dahil sayısız deniz canlısına zarar verildiğini belirterek, duruma tepki göstermişi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balıkesir&amp;apos;de deniz çayırlarının sökülmesiyle ilgili inceleme başlatıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balikesirde-deniz-cayirlarinin-soekulmesiyle-ilgili-inceleme-baslatildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balikesirde-deniz-cayirlarinin-soekulmesiyle-ilgili-inceleme-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ Balıkesir&#039;in Erdek ilçesinde, plaj temizliği sırasında deniz çayırlarının sökülmesiyle ilgili inceleme başlatıldığı bildirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/balikesirde-deniz-cayirlarinin-sokulmesiyle-ilgili-inceleme-baslatildi-1719824883.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balıkesirde, deniz, çayırlarının, sökülmesiyle, ilgili, inceleme, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Balıkesir Valiliğince, ilçeye bağlı kırsal Narlı Mahallesi'nde yaşanan olaya ilişkin açıklama yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıklamada, "Erdek ilçesi Narlı Mahallesi'nde 29-30 Haziran tarihlerinde gerçekleşen plaj temizliği esnasında, deniz çayırlarının sökülmesi ile ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Tabiat Varlıklarını Koruma Şube Müdürlüğünce konuyu yerinde incelemek üzere ekipler görevlendirilerek tahkikat başlatılmıştır." ifadesi kullanıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/4-ulusal-arktik-bilimsel-arastirma-seferi-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/4-ulusal-arktik-bilimsel-arastirma-seferi-basladi</guid>
<description><![CDATA[ 2 yabancı bilim insanının da bulunduğu araştırma heyetindeki Türk ekip, bu yıl gerçekleşecek projelerle küresel iklim değişikliğinin hızlı sonuçlarına dair net veriler sunmayı amaçlıyor - 4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Koordinatörü Prof. Burcu Özsoy: - &quot;Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin 1,5 derece ısınma senaryosunu yaşamaya başladık. Yapacağımız çalışmalarla bu etkilerin Arktik’te neler olduğunu daha iyi anlayacağız&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/4-ulusal-arktik-bilimsel-arastirma-seferi-basladi-1720089287.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ulusal, Arktik, Bilimsel, Araştırma, Seferi, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, <strong>TÜBİTAK MAM </strong>Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen 4. Arktik Bilimsel Araştırma Seferi ekibi, İstanbul’dan başlayan yolculuğun ardından 71 derece kuzey enleminden sefere başlamak üzere Norveç’in Tromso şehrine ulaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>11 kişiden oluşan bilim heyeti, Tromso’da bulunan 62 metrelik Norveç bayraklı Polar Xplorer isimli gemi ile yola çıkarak, yaklaşık 1 ay boyunca Arktik Okyanusu’nda 24 ayrı noktada 16 proje için bilimsel örnekleme ve çalışmalar gerçekleştirecek.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Küresel iklim değişikliğinin nedenleri ve etkileri araştırılacak</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Bilim insanları bu yıl özellikle denizsel alanda yapacakları değerlendirmeler ve örneklemelerle kutup bölgelerinde hızlı sonuçların gözlemlendiği alanlarda küresel iklim değişikliğinin nedenlerini ve etkilerini araştıracak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan bilim insanları Güney Kutbu’nda bu yıl 8'incisi gerçekleştirilen Ulusal Antarktika Bilim Seferi’nde yaptıkları deniz örneklemelerini Arktik Okyanusu’nda da gerçekleştirerek iki kutup bölgesi arasındaki benzer yahut farklılıkları da gözlemleyebilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sefer süresince deniz bilimleri ağırlıklı yapılan çalışmaların yanı sıra hava ve atmosfer, fiziki bilimler, canlı bilimleri için çalışmalar gerçekleştirilecek.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- “IPCC 1,5 derece ısınma senaryosunu yaşamaya başladık"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Koordinatörü Prof. Burcu Özsoy, bu yıl dördüncüsü gerçekleşecek olan sefer öncesi AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Her yıl yeni projelerle bölgede bilimsel çalışmalarımızı artırıyoruz. Dünyayı daha iyi tanıyan, elde ettiği bilgiler ışığında iklim değişikliği projeksiyonlarını oluşturan, insan kaynaklı etkilerin kutup bölgelerine etkisini araştıran bir Türkiye olarak, dünya bilim literatürüne katkılarınızı artırıyoruz. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 1,5 derece ısınma senaryosunu yaşamaya başladık. Yapacağımız çalışmalarla bu etkilerin Arktik’te neler olduğunu daha iyi anlayacağız.“ ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Bu seneki projelerimizde 16 tane deniz bilimleri projesi bulunuyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Lideri Prof. Ersan Başar da bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan Arktik Bilimsel Araştırma Seferi için Tromso’ya geldiklerini ifade ederek, “11 bilim insanıyla Tromso’da gemiye katıldık. Bu seneki projelerimizde 16 tane deniz bilimleri projesi bulunuyor. Aynı zamanda seferimizde bir Bulgar ve bir Şilili bilim insanı var.” bilgilerini verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Başar, seferin yaklaşık olarak 1 ay süreceği belirterek, “Tromso’dan gemi ile ayrıldıktan sonra seferimizi Svalbard takım adalarında Longyearbyen de tamamlayacağız ve uçakla ülkemize dönüş yapacağız. Seferimiz boyunca deniz bilimleri alanında yapılan birçok konuda projeler yürütülmekte. Bu projeler ile ilgili veriler ve örnekler toplandıktan sonra laboratuvarlara götürerek bunların incelemelerini yapacağız." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye’nin her yıl, hem güney kutbu Antarktika’da hem de kuzeyde Arktik’te bilimsel sefer düzenlemekte olduğunun altını çizen Başar, “Bu projeler ikili çalışmalarla yürütülmekte. Bilim insanları bazı projelerini hem de Arktik hem Antarktika’da aynı anda yapmakta. Bu da kutup bölgesindeki değişimleri daha rahat görmemizi sağlıyor. Uzay çalışmalarında yapılan araştırmalarımızın bazıları da Antarktika'da eş değer olarak yapılmakta. Uzayda, güneyde ve kuzeyde kutup bölgelerinde bilimsel projelerimizi yürütmekteyiz.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Heyete seyir öncesi gemi içi eğitimleri verildi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Bu arada seyir öncesi, yaklaşık bir ay boyunca çalışma ve yaşam alanı olacak araştırma gemisinde bilim heyetine gemi içi eğitimleri verildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Lider Yardımcısı Doğaç Baybars Işıler, gemide verilen eğitimlerin önemine değinerek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>“Gemide, denizde hayatta kalma eğitimlerini veriyoruz. Gemi seyrine başlamadan önce tüm sefer katılımcılarının gemi, deniz koşullarına hazırlıklı olmasını ve emniyet kurallarına hakim olmasını bekliyoruz. Bu kapsamda halihazırda dalma giysisi (immersion suit) eğitimi verildi. Burada ana amaç bütün sefer katılımcılarının bütün emniyet kurallarına hakim olması ve olası bir durumda bunları uygulayabilecek kapasitede olmasını sağlamak.” dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denize girmelerini zorlaştırdığı için kepçeyle koruma altındaki deniz çayırlarını söktürdüler</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denize-girmelerini-zorlastirdigi-icin-kepceyle-koruma-altindaki-deniz-cayirlarini-soekturduler</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denize-girmelerini-zorlastirdigi-icin-kepceyle-koruma-altindaki-deniz-cayirlarini-soekturduler</guid>
<description><![CDATA[ Balıkesir&#039;in Erdek ilçesinde, kepçe kiralayarak evlerinin önündeki plajın kıyı kesiminde temizlik yaptıran 7 ev sahibi hakkında korunan türler arasında yer alan deniz çayırlarını söktürdükleri iddiasıyla tutanak tutuldu - Bölgedeki ev sahipleri, deniz çayırlarını yosun zannettiklerini, bundan dolayı temizlettiklerini iddia etti ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/denize-girmelerini-zorlastirdigi-icin-kepceyle-koruma-altindaki-deniz-cayirlarini-sokturduler-1719837537.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denize, girmelerini, zorlaştırdığı, için, kepçeyle, koruma, altındaki, deniz, çayırlarını, söktürdüler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Balıkesir</strong>'in Erdek ilçesinde kepçe kiralayarak evlerinin önündeki plajın kıyı kesiminde temizlik yaptıran 7 ev sahibi hakkında, korunan türler arasında yer alan deniz çayırlarını söktürdükleri iddiasıyla soruşturma başlatıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Narlı Mahallesi'nde 29-30 Haziran tarihlerinde gerçekleşen plaj temizliği esnasında, deniz çayırlarının söküldüğü iddiasıyla ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Tabiat Varlıklarını Koruma Şube Müdürlüğünce bölgeye ekipler görevlendirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Valiliğin talimatıyla başlatılan soruşturma kapsamında sahilde inceleme yapan ekipler, kepçe tutarak deniz çayırlarını söktüren ev sahipleriyle görüşerek tutanak hazırladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırlarından haberdar olmadıklarını, bölgede uyarıcı tabela da bulunmadığını iddia eden ev sahipleri, görevlilere ayaklarının zarar gördüğünü, bu sebeple denizin bir kısmında temizlik yaptırdıklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kepçeyi kiralayan bölge sakinlerinden Canan Cömert, yaptığı açıklamada, son birkaç senedir buradaki temizliğin belediye ya da bölgedeki kişiler tarafından yaptırıldığını savundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırlarını bilmediklerini, bunların yosun olduğunu düşündüklerini ileri süren Cömert, "Biz bunu zarar verme amaçlı değil, 'çocuklar hastalanmasın' diye yaptık. Hangimiz kasıtlı bir zarar veririz? Üstelik biz bunu danıştık. Muhtarımız da çok iyi bir insan. 'Ne yapabiliriz?' dedik. 'Şu an belediye çok meşgul, yoğun işleri var abla kendiniz yapabilirsiniz' dedi. 'Kim yapacak, paramızla yaptıralım' dedim. Paramızı verdik de yaptırdık." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yosunlara müdahale ettiklerini düşündüklerini dile getiren Cömert, "Biz eğer ki burada kıymetli bir deniz canlısı olduğunu bilseydik yapar mıydık? Çocukların oynadığı kadar bir alanı temizlettik. Çok üzgünüz." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu konuda bugün ifade vereceklerini anlatan Cömert, küçük çocuklar için kepçeyle bir kısmını aldırdıklarını, diğer kısımlara müdahale etmediklerini, kasıtlarının da bulunmadığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/03_2024_06_temmuz_08_AA-35021660.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>İbrahim Özderi de denizde ayağının zarar gördüğünü, kıyıda temizlik için muhtarla görüştüklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Muhtarın yönlendirdiği bir firmadan gelen kişinin denizde temizlik yaptığını ifade eden Özderi, "Geldi burada midye ve otları temizledi. Temizlenen mesafe de kıyının 8-10 metrelik bir kısmı. Yoğun ot ve içinde ufacık midyeler, herkesin ayağını kesiyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgede incelemelerini tamamlayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekiplerinin tutanakları doğrultusunda adli ve idari işlemlerin süreceği öğrenildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>-<strong> "Daha berrak plaj istiyorsak deniz çayırları korunmalıdır"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Mustafa Sarı</strong> da deniz çayırlarının korunan türler arasında yer aldığını, bunların sökülmesiyle içlerinde yaşayan ve yine koruma altında bulunan pinalar dahil sayısız deniz canlısına zarar verildiğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırlarının tür fark etmeksizin kıyısal alanda tüm deniz canlıları için barınak, beslenme, üreme ve saklanma alanı olarak hayati önemde olduğunu anlatan Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Marmara Denizi 2021 yılında yaşanan müsilaj felaketinden sonra adalar da dahil olmak üzere Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiş, her türlü kıyısal işlem doğrudan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının iznine bağlanmıştır. Eğer daha berrak plaj istiyorsak, bunun yolu deniz çayırlarını sökmek değil, korumaktır. Zira deniz çayırları bulanıklık yapan askıdaki partikülleri tutarak suyu berraklaştırır. Diğer taraftan deniz çayırları, 1 saatte 6 litre deniz suyunu filtre eden pinaların en önemli yaşam alanıdır. Deniz çayırlarına verilen her zarar, denizin oksijen üretim kapasitesinin azaltılması ve doğrudan oksijensiz bölgelerin genişlemesine yardımdır. Plajda ayağına deniz çayırı değdiğinde rahatsız olanlar, denize girerken basit bir deniz patiği giyerek önlem alabilir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz&amp;apos;in yarısında yaklaşık 225 bin yunusun yaşadığı tespit edildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karadenizin-yarisinda-yaklasik-225-bin-yunusun-yasadigi-tespit-edildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karadenizin-yarisinda-yaklasik-225-bin-yunusun-yasadigi-tespit-edildi</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve TÜDAV Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Arda Tonay: - &quot;Karadeniz&#039;de elde edilen veriler ve bilimsel hesaplamalara göre, taranan alanda 108 bin 283 tırtak, 93 bin 808 mutur ve 22 bin 720 afalina yunus türü olduğunu belirledik&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/karadenizin-yarisinda-yaklasik-225-bin-yunusun-yasadigi-tespit-edildi-1719909720.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karadenizin, yarısında, yaklaşık, 225, bin, yunusun, yaşadığı, tespit, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Bilim insanları tarafından yapılan araştırmada, Karadeniz'in yarısında yaklaşık 225 bin yunusun yaşadığı tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Romanya'dan sivil toplum kuruluşu Mare Nostrum koordinatörlüğünde, Türkiye’den Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (<strong>TÜDAV</strong>) ve İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesinden araştırmacıların katılımıyla yürütülen ASI/CeNoBS Projesi kapsamında, 5 Karadeniz ülkesinin denizlerinde yunusların popülasyon bolluğu ve dağılımıyla ilgili araştırma yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda, Karadeniz'de 7 bin kilometre uzunluğundaki hatlarda uçak sörveyi düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan araştırmaya ve bilimsel hesaplamalara göre, Karadeniz'in yüzde 52’sinde yaklaşık 108 bin 283 tırtak, 93 bin 808 mutur ve 22 bin 720 afalina türü olmak üzere toplamda yaklaşık 225 bin yunusun yaşadığı belirlendi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Çalışma Karadeniz'in yüzde 52'sini oluşturan bir alanda yapıldı"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve TÜDAV Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Arda Tonay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karadeniz'de yunus türlerinin bolluk ve dağılımlarını araştırmak için 2019 yılında başladıkları çalışmaların sonuçlarının yayınlandığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda, Karadeniz'de 3 hafta boyunca uçak sörveyi yaptıklarını belirten Tonay, 7 bin kilometre uzunluğunda hattı taradıklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doç. Dr. Tonay, Karadeniz'de 3 yunus türünün yaşadığını ancak sayılarının tam belli olmadığını dile getirerek "Çalışma için Karadeniz'de uçak sörveyi Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Türkiye ve Ukrayna’nın kara suları ve açık denizlerini kapsayan ve toplam Karadeniz alanının yüzde 52'sini oluşturan bir alanda yapıldı.'' diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan bilimsel analizlere göre Karadeniz'de taranan alanda yaklaşık 225 bin yunusun yaşadığının tahmin edildiğinin altını çizen Tonay, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Karadeniz'de elde edilen veriler ve bilimsel hesaplamalara göre, taranan alanda 108 bin 283 tırtak, 93 bin 808 mutur ve 22 bin 720 afalina yunus türü olduğunu belirledik. Bu sonuçlar sadece taranan alan için, yani yaklaşık Karadeniz'in yarısını kapsamaktadır. Yapılan bu çalışma, yaz aylarında Karadeniz'deki her üç deniz memelisi türü için bu kadar büyük bir alanda bolluk, yoğunluk ve dağılımları hakkında ki ilk bilgileri sağladı. Karadeniz'deki deniz memelisi popülasyonları, 1983 yılına kadar süren yunus avcılığı ve halen devam eden tesadüfi ağa yakalanma vakaları gibi çeşitli insan baskılarından dolayı tam olarak iyileşememektedir. Afalina ve tırtak türleri, muturlar kadar tesadüfi ağa yakalanma baskısına maruz kalmadıkları için daha iyi durumda oldukları düşünülse de son zamanlarda yaşanan savaş kaynaklı tehditler, bu popülasyonlara yeni zorluklar oluşturuyor olabilir."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Sonuçlar uluslararası dergide yayınlandı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Mutur ve tırtak türlerinin Karadeniz'deki dağılımının değişen ekosistemdeki balık mevcudiyetiyle ilişkilendirilebileceğini dile getiren Tonay, "Tür dağılımının yoğun olduğu bölgelere ilişkin bilgiler geçmiş literatürle karşılaştırıldığında değişiklikler gözlendi. Bu nedenle, daha da geniş ölçekli, mümkünse tüm Karadeniz’i kapsayan ve uzun vadeli bir izleme programının uygulanması gerekiyor." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doç. Dr. Tonay, uluslararası araştırmanın sonuçlarının, Karadeniz, Akdeniz ve Mücavir Atlantik Bölgesinde Yaşayan Deniz Memeli Türlerinin Korunması Anlaşması (ACCOBAMS) desteğiyle herkesin erişebileceği şekilde Frontiers in Marine Science dergisinde yayınlandığını sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;apos;de plankton patlaması denizin rengini değiştirdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-plankton-patlamasi-denizin-rengini-degistirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-plankton-patlamasi-denizin-rengini-degistirdi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi&#039;nde, plankton patlaması nedeniyle denizin rengi değişti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/izmirde-plankton-patlamasi-denizin-rengini-degistirdi-1718363396.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmirde, plankton, patlaması, denizin, rengini, değiştirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Körfezin Karşıyaka ilçesi Mavişehir balıkçı barınağı önü ile Balçova ilçesi Çakalburnu Dalyanı'nda suyun rengi yeşil ve kahverengiye döndü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Renk değişikliğinin yanı sıra kötü koku da yayıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye Bilimler Akademisi (<strong>TÜBA</strong>) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi ve Deniz Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar, AA muhabirine deniz suyundaki sıcaklığın artmasıyla plankton sayısının da arttığını, aşırı artışın sudaki oksijeni azaltmasıyla plankton ölümlerinin yaşandığını, bunun da renk değişimi ve kötü kokuya neden olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Körfezi'nin kirli olduğunu belirten Yaşar, "Normalde denizlerde her 1 litrede 1 milyon canlı yaşar ama sıcaklık ve kirlilik bir araya geldiği zaman bunun sayısı 2 milyonlara çıkar. Bu olayda tabii kirlilik başrolde. 2 milyona çıkınca bunlar ortamda oksijen bırakmaz ve ölürler. Her iki noktadaki renk farklılığının sebebi, farklı canlı türlerinin ölümüdür. Ama sonuç olarak bu olay denizin kirliliğiyle alakalıdır. İzmir Körfezi oldukça kirli." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Yaşar, son yıllarda körfezde deniz marulu patlamaları ve balık ölümleri görüldüğünü anlatarak, "Denizde kirliliği gösterebilecek her şey başladı. Maalesef biz denizlerimizi foseptik olarak kullanıyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mersin&amp;apos;de uydu takip cihazı takılan 2 yeşil deniz kaplumbağası denize salındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mersinde-uydu-takip-cihazi-takilan-2-yesil-deniz-kaplumbagasi-denize-salindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mersinde-uydu-takip-cihazi-takilan-2-yesil-deniz-kaplumbagasi-denize-salindi</guid>
<description><![CDATA[ Mersin&#039;in Akdeniz ilçesinde, uydu takip cihazı takılan 2 yeşil deniz kaplumbağasının denizdeki yolculuğu başladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/mersinde-uydu-takip-cihazi-takilan-2-yesil-deniz-kaplumbagasi-denize-salindi-1718362046.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mersinde, uydu, takip, cihazı, takılan, yeşil, deniz, kaplumbağası, denize, salındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Mersin Üniversitesi (<strong>MEÜ</strong>) Deniz Kaplumbağaları Uygulama ve Araştırma Merkezince, Kızkalesi Rotary Kulübünün desteğiyle yürütülen "<strong>Deniz Kaplumbağalarının Uydu ile İzlenmesi</strong>" projesi kapsamında etkinlik düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mersin Millet Bahçesi sahilinde gerçekleştirilen etkinlikte, uydu takip cihazı takılan "Kızkalesi" ve "Mersin Üniversitesi" isimli kaplumbağalar, denize bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240606-34794577-34794574-MERSINDE_TEDAVISI_TAMAMLANAN_KAPLUMBAGA_DENIZE_BIRAKILDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>MEÜ Deniz Kaplumbağaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serap Ergene, programdaki konuşmasında, nesli tehlike altındaki yeşil deniz kaplumbağalarını korumak için çalışmalar yaptıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Proje sayesinde canlıların denizdeki yolculuğunu takip etmeyi hedeflediklerini belirten Ergene, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu canlılar doğdukları kumsala gelirler. Dolayısıyla 321 kilometrelik Mersin kumsalı içerisinde kaplumbağaların yumurtlayacağı 33 kilometrelik alan kaldı. Onlar için bir şeyler yapmamız gerekiyor. Burada kalıp kalmadıklarını bu projeyle kanıtlamış olacağız."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ergene, kaplumbağaların yolculuğunun önemli bilgiler kazandıracağını ifade ederek, "Çalışma sadece Türkiye değil dünya için önemli veri sağlayacak. Rotary Kulübünün 8 uydu takip cihazı alarak katkı sağladığı proje hepimiz için önemli. Sinyallerinin bol olmasını umut ediyorum." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Van Gölü&amp;apos;nün incileri&amp;quot;nin tatlı sulara yolculuğu sürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/van-goelunun-incilerinin-tatli-sulara-yolculugu-suruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/van-goelunun-incilerinin-tatli-sulara-yolculugu-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ İnci kefallerinin nesillerini sürdürebilmek için gölden tatlı sulara göç ettikleri sırada verdikleri mücadele su altı kamerasıyla kaydedildi - Sahil Güvenlik Van Gölü Grup Komutanlığı ekipleri, balıkların göç yolculuğu sırasında korunması ve kaçak avlanmasının önlenmesi amacıyla yürütülen çalışmalara destek veriyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/van-golunun-incilerinin-tatli-sulara-yolculugu-suruyor-1718361311.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Van, Gölünün, incilerinin, tatlı, sulara, yolculuğu, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Van Gölü</strong>'nden üreme döneminde tatlı sulara göç eden inci kefallerinin yolculukları sırasında verdikleri mücadele, seyri doyumsuz görüntülere sahne oluyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Her yıl 15 Nisan-15 Temmuz'da yumurtalarını bırakmak için tatlı sulara akın eden inci kefallerinin göçü devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Erciş ilçesindeki Deliçay ve Muradiye ilçesindeki Balık Bendi'ne gelen ziyaretçiler, binlerce balığın suyun akışının tersine yüzerek karşılarına çıkan engelleri zıplayıp aşmaya çalışmalarına tanıklık ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl yağışların artmasıyla daha rahat göç dönemi yaşayan balıklar, av yasağının uygulandığı 3 aylık dönemde güvenlik güçleri tarafından alınan önlemlerle korunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sahil Güvenlik Van Gölü Grup Komutanlığı ekipleri de göl ve çevresindeki akarsularda inci kefalinin korunmasına yönelik çalışmalara destek veriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su altı görüntü yönetmeni ve belgesel yapımcısı Tahsin Ceylan ve ekibi, her yıl binlerce kişinin tanıklık ettiği göçü su altı kamerasıyla kayıt altına aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkların yumurtalarını bırakmak için verdiği mücadele ve engelleri zıplayarak aşmaya çalışması, su altından görüntülendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çekimlere eşlik eden Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, sadece Van Gölü'nde yaşayan inci kefallerinin tatlı sulara göçüne şahitlik ettiklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkların korunması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışma yürüttüklerini belirten Karaloğlu, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla Deliçay'dayız. Balıkların zorlu mücadelesini izliyoruz. Dünyada sadece Van Gölü'nde yaşayan balıkların popülasyonunun artması için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Üreme döneminde koruma çalışmaları üst düzeyde alınıyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı da inci kefalinin popülasyonunun artması için çalışma yürütüyor. Onlara da teşekkür ediyoruz. İnci kefallerini gelecek nesillere aktarmak için elimizden geleni gayreti göstereceğiz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- "Av yasağının başlamasıyla ekiplerimiz denetimler yaptı"</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Edremit Sahil Güvenlik Karakol Komutanı Kıdemli Başçavuş Taner Cavaklı da Sahil Güvenlik Van Gölü Grup Komutanlığı olarak 3 yıldır bölgede görev yaptıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölde yaşayan inci kefallerinin neslinin korunması için çalışma yürüttüklerini anlatan Cavaklı, "Yavrulama döneminde inci kefallerinin avlanmasının önüne geçmek adına gece gündüz ekiplerimiz denetimlerine devam ediyor. Av yasağının başlamasıyla ekiplerimiz denetimler yaptı ve yaklaşık 24 ton ölü, 5 ton canlı inci kefali ele geçirildi. Canlı olanları doğal yaşam alanına saldık, diğer balıkları da Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkililerine teslim ettik. Gelecek nesillere emaneti teslim etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Herkes, inci kefallerinin neslini sürdürmesine katkı sağlıyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ceylan da Van Gölü'nün güzelliklerini ve inci kefalini dünyaya tanıtmak için çalıştıklarını vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deliçay'da Kaymakam Karaloğlu'nun da eşlik etmesiyle inci kefallerinin eşsiz yolculuğunu su altından görüntülediklerini ifade eden Ceylan, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Sayın Kaymakamımız, inci kefalinin mücadelesini gördü ve daha yakından tanıdı. Herkes, inci kefalinin neslini sürdürmesine katkı sağlıyor. Sayın Karaloğlu'nun inci kefalinin korunmasına yönelik verdiği mesajlar çok anlamlı. Balıklar, üremek için inanılmaz bir mücadele veriyor. Dilerim ki daha yüzyıllar boyunca neslini korumaya devam eder. Alınan güvenlik önlemleri bu anlamda çok önemli. İnci kefallerinin korunmasına yönelik çalışmalara destek veren herkese teşekkür ederim."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bursa&amp;apos;da çaydaki balık ölümleriyle ilgili inceleme başlatıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bursada-caydaki-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bursada-caydaki-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;nın Karacabey ilçesine bağlı kırsal Ekmekçi Mahallesi&#039;nden geçen çayda balık ölümleri görüldü. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/bursada-caydaki-balik-olumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi-1718285191.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bursada, çaydaki, balık, ölümleriyle, ilgili, inceleme, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Karacabey Boğazı'ndan Marmara Denizi'ne dökülen Nilüfer Çayı ile Koca Çay'ın birleştiği yaklaşık 500 metrekare alanda çok sayıda ölü balığı gören vatandaşlar, durumu Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkililerine bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgeye giden görevliler, olayın nedeninin tespiti için sudan ve ölü balıklardan numune aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çayın renginin değişmediği, 24 derece sıcaklığa sahip suyun kokusunda farklılık gözlendiği, çevrede balık ölümlerine neden olabilecek bir etkenin tespit edilemediği ancak olayın nedeninin laboratuvar analizlerinde ortaya çıkacağı belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mahalle sakinlerinden İlhan Düzen, gazetecilere, 57 yaşında olduğunu, çocukluğunda Nilüfer Çayı'nda yüzdüğünü söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu çayın, Uludağ'ın güneyinden gelerek 5 ilçeden geçtiğini belirten Düzen, yakınında longoz (subasar) ormanının da bulunduğu havzada tarımsal faaliyetlerin yapıldığını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Düzen, balık ölümlerinin araştırılmasını, halk sağlığını tehdit eden kirletici etkenler varsa bunların giderilmesini istedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mehmet Teke ise son yıllarda bu bölgede balık ölümleriyle daha sık karşılaştıklarını dile getirerek, "Vatandaş burada balığını yiyor, tarlalar sulanıyor. Bu derenin bir an önce temizlenmesini istiyorum." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Orman yangınlarıyla mücadelede havuz ve göletler &amp;quot;hayati&amp;quot; rol oynuyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/orman-yanginlariyla-mucadelede-havuz-ve-goeletler-hayati-rol-oynuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/orman-yanginlariyla-mucadelede-havuz-ve-goeletler-hayati-rol-oynuyor</guid>
<description><![CDATA[ Orman Genel Müdürlüğü, alevlere birinci derecede hassas Ege ve Akdeniz bölgeleri başta olmak üzere yangın riski taşıyan tüm orman alanlarında kullanıma hazır 2 bin 623 havuz ve 2 bin 121 gölet inşa etti - Listeye bu yıl 58 yangın havuzu daha eklenecek ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/orman-yanginlariyla-mucadelede-havuz-ve-goletler-hayati-rol-oynuyor-1718365526.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Orman, yangınlarıyla, mücadelede, havuz, göletler, hayati, rol, oynuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğü (<strong>OGM</strong>), yangınlara müdahalede arazöz ve helikopterlerin su ihtiyacını karşılamak amacıyla ülke genelinde inşa ettiği 4 bin 744 havuz ve gölete bu yıl 58 adet daha eklemeyi planlıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin OGM'den edindiği bilgiye göre, yıllar içinde teknolojik gelişmelere bağlı olarak orman yangınlarıyla mücadele çalışmalarında kullanılan araç ve ekipman türlerinde büyük değişiklikler oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçmişte tırmık, tahra, kürek ve benzeri el aletleriyle mütevazı şartlarda yapılan müdahalelere son dönemde arazöz ve helikopter gibi araçlar dahil edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu araçların organizasyona girmesiyle yangınlara müdahale için suya duyulan ihtiyaç arttı. İlk yıllarda tamamen doğal su kaynaklarına bağlı olarak gerçekleştirilen operasyonlarda kara ve hava araçlarının suya erişim sürelerinin yüksek olması, bu çalışmaların ve araçların başarısını olumsuz etkiledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğünce 2003-2004 döneminde yangınlarla mücadelede görev alacak hava ve kara araçlarının etkinliğinin artırılması için mevcut doğal su kaynaklarından (deniz, göl, baraj, akarsu gibi) uzak noktalara çok sayıda gölet ve yangın havuzları inşa edilerek, bu araçların suya erişim mesafeleri ciddi oranda düşürüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tesis edilen havuz ve göletler sayesinde sorti sayıları artan helikopterlerin yangınlara daha etkili müdahale etmesi mümkün hale geldi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Ege ve Akdeniz ormanları öncelikli</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Birim zamanda azami miktarda su kullanarak yangınlara etkin müdahale için ihtiyaç olan yerlere yangın havuzları yapımına hız verildi. Halen Türkiye'de orman yangınlarına müdahale amaçlı yapılan, içi su dolu 2 bin 623 havuz ve 2 bin 121 gölet kullanımda bulunuyor. Bu yıl yapılması planlanan 58 yangın havuzu ve göletine yönelik çalışmalar da hızla devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Havuzlar, yangına birinci derecede hassas Ege ve Akdeniz bölgelerindeki orman alanlarında daha yoğun olmak üzere risk taşıyan tüm alanlara yayılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu havuz ve göletler yangına hassas ve içinde su kaynağı barındıran orman alanlarında, birbirlerine kuş uçuşu ortalama 5-8 kilometre mesafede konumlanacak şekilde inşa edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Havuz ve göletlerin ortalama su kapasiteleri 400 tondan başlayarak 2 bin tonun üzerine kadar çıkıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Antalya 530 havuzla ilk sırada yer alırken, bu ili 446 havuzla Muğla, 300 havuzla İzmir takip ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölet sayılarına bakıldığında ise Eskişehir 282 göletle ilk sırada geliyor. Bu kenti 197 göletle Amasya ve 171 göletle İzmir izliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu havuz ve göletlerin tamamında yangın sezonu öncesi bakım ve temizlik yapılıyor. Buralarda boğulma vakalarının yaşanmaması için tel örgülerle uyarı levhaları da bulunduruluyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;apos;da 32 orkinosa uydu cihazı takıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyada-32-orkinosa-uydu-cihazi-takildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyada-32-orkinosa-uydu-cihazi-takildi</guid>
<description><![CDATA[ Bir yıl takılı kalacak cihazlarla, orkinos balıklarının yıllık göç hareketleriyle ilgili veri toplanacak - Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürü Serkan Erkan: - &quot;Cihaz, süresi dolduğunda balıktan bağlantısını kesip, su yüzeyine çıkacak, güneşten enerjisini toplayıp total bilgiyi bize aktaracak. Böylece pek çok çözülemeyen, bilinemeyen, tahmin edilip de netleştirilemeyen konu hakkında fikir sahibi olacağız&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/antalyada-32-orkinosa-uydu-cihazi-takildi-1718350561.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalyada, orkinosa, uydu, cihazı, takıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Antalya</strong>'nın Alanya ilçesi açıklarında orkinos (<strong>Mavi yüzgeçli Atlantik ton</strong>) balığının göç güzergahı, üreme ve beslenme alanları hakkında veri toplamak amacıyla 32 orkinos balığına uydu bağlantılı elektronik cihaz takıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uluslararası Atlantik Orkinosunu Koruma Komisyonunun (<strong>ICCAT</strong>) "<strong>Atlantik Geneli Mavi Yüzgeçli Ton Balığı Araştırma Programı</strong>" kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Çukurova ve ABD Stanford üniversiteleri uzmanlarınca Antalya Körfezi'nde çalışma başlatıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkları izlemeye alan ekip, önceki gün Türk bayraklı gemilerle Alanya'dan denize açılarak, yakalanan 32 orkinosa uydu bağlantılı elektronik cihaz yerleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıklara cihazların takılması ve denize bırakılma anları, Anadolu Ajansı ekibince görüntülendi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Cihazlar 1 yıl balıklarda kalacak</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürü Serkan Erkan, AA muhabirine, ICCAT'ın orkinos balığının avlanmasına ilişkin her yıl ülkelere belli bir kota uyguladığını ve Türkiye'ye bu yıl 2 bin 500 ton kota verildiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Orkinos balıkçılığının Türkiye için önemli bir kaynak olduğunu ifade eden Erkan, kotayı artırmak amacıyla bilimsel çalışmalara ağırlık verdiklerini ve balıkla ilgili daha detaylı bilgilere ulaşmak amacıyla uydudan izleme projesi başlattıklarını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Alanya açıklarında 32 mavi yüzgeçli ton balığına tam donanımlı uydu izleme cihazı yerleştirdiklerini anlatan Erkan, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Alanya açıklarında vinçler yardımıyla gemi güvertesine çıkarılan 32 orkinosun yüzgeçlerine uluslararası etik kurallara uygun olarak çip takıldı. Balığın Atlantik'e gidip gitmediği, Akdeniz'de nerelerde yavruladığı, üreme yaptığı, nerelerde mera alanı bulup beslendiği ile ilgili çok detaylı veri alacağız. Cihazlar 1 yıl boyunca balığın üzerinde sabit kalacak, bir yıl boyunca veri toplayacağız. Cihaz, süresi dolduğunda balıktan bağlantısını kesip, su yüzeyine çıkacak, güneşten enerjisini toplayıp total bilgiyi bize aktaracak. Böylece pek çok çözülemeyen, bilinemeyen, tahmin edilip de netleştirilemeyen konu hakkında fikir sahibi olacağız."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Balıkçılara "Cihazlı orkinosa dokunmayın" çağrısı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Erkan, cihazlar sayesinde balıkların davranışlarını ve göç yollarını izlemeye başlayacaklarını, bir yıl sonra daha net bilgilere ulaşacaklarını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Elde edilecek verilerin Türkiye'nin orkinos kotasının artmasına katkıda bulunabileceğini ifade eden Erkan, "Mavi yüzgeçli ton balıklarının Atlantik kökenli bir hayvan oldukları yönünde görüş var fakat buradan alacağımız verilerle belki bu balıkların kendi bölgemizde büyüyüp, üreyen hayvanlar olduğunu kanıtlayacağız. Bu da bizim kotamızı artıracak. Deniz alanında bir pasta var, bu pastadan her ülke kendine bir pay alıyor, amacımız daha fazlasını almak." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İki yıl önce de 13 balığa cihaz takıldığını aktaran Erkan, ancak başarılı sonuç alınamadığını, bu yıl daha donanımlı cihazları tercih ettiklerini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Erkan, balıkçılara da av esnasında üzerinde cihaz olan balığa rastlarlarsa geri bırakmaları yönünde çağrıda bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cumhuriyetin 100. yılında 100 milyon yavru balık üretilerek su kaynaklarına bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cumhuriyetin-100-yilinda-100-milyon-yavru-balik-uretilerek-su-kaynaklarina-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cumhuriyetin-100-yilinda-100-milyon-yavru-balik-uretilerek-su-kaynaklarina-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Nuri Yılmaz: - &quot;Akdeniz Çanağı içindeki ülkelerde en fazla balıklandırma yapan ülkeyiz. 20 cins balığın yavrusunu üretip kaynakları balıklandırıyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/cumhuriyetin-100-yilinda-100-milyon-yavru-balik-uretilerek-su-kaynaklarina-birakildi-1718366853.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cumhuriyetin, 100., yılında, 100, milyon, yavru, balık, üretilerek, kaynaklarına, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı, Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi çerçevesinde Cumhuriyetin 100. yılında 100 milyon yavru balık üreterek su kaynaklarına saldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı <strong>Mehmet Nuri Yılmaz</strong>, AA muhabirine, Türkiye'de 76 ilde 1106 su kaynağında balıklandırma çalışmasını yürüttüklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölet, baraj ve denizleri de balıklandırdıklarını aktaran Yılmaz, "Akdeniz Çanağı içindeki ülkelerde en fazla balıklandırma yapan ülkeyiz. 20 cins balığın yavrusunu üretip kaynakları balıklandırıyoruz. Çünkü kaynaklar zamanla dejenere oluyor, zamanla onları rehabilite etmek gerekiyor. Bu anlamda Bakanlığımızın balıklandırma misyonu çerçevesinde balıklandırma görevimizi devam ettiriyoruz. Aynı şekilde göl, gölet ve barajlarda, yani iç sularımızda da bunu yapıyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/8d1c5ab7828c64359ee3e0e2ef582171.jpg"></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de yedi bölgede üretim tesisleri bulunduğuna dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Edirne, Adana, İzmir, Şanlıurfa, Elazığ, Amasya ve Bolu'da ürettiğimiz yavru balıkları kaynaklara bırakarak hem oradaki insanlara gelir getirici faaliyet olsun hem de insanlarımızın hayvansal protein ihtiyaçları karşılansın istiyoruz. Aynı zamanda sportif bir faaliyet olsun. Son 10 yılda 600 milyon yavru göl, gölet ve barajlara bıraktık. 2020 yılında 65 milyon, 2021 yılında her vatandaşımıza bir balık misyonu ile hareket edip 85 milyon yavru üretip kaynak sularımıza bıraktık. 2023 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yılı olarak 100 milyon yavru ürettik ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin rekorunu kırdık. Bu anlamda kaynaklarımızı rehabilite ediyoruz, kaynaklarımızı destekliyoruz çünkü bu kaynaklar bizim için önemli. Bu kaynaklarda gelecek nesillerimizin hakkı var."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yılmaz, bilim dünyasının, karar vericilerin ve sektörü kullananların, herkesin sorumluluk ilkesi içinde balıklandırma çalışmalarını sahiplenmesi gerektiğini dile getirerek, "Onun için diyoruz ki doğru zamanda doğru balığı, doğru türü, doğru kaynağa bırakmak şartı ile üretimi artırıcı, maliyetleri düşürücü, çevreye zarar vermeden sürdürülebilirlik ilkesi içerisinde kaynaklarımızı balıklandırıyoruz." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gaziantep&amp;apos;te Karasu Çayı&amp;apos;ndaki renk değişimi ve koku için inceleme</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gaziantepte-karasu-cayindaki-renk-degisimi-ve-koku-icin-inceleme</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gaziantepte-karasu-cayindaki-renk-degisimi-ve-koku-icin-inceleme</guid>
<description><![CDATA[ Gaziantep&#039;in İslahiye ilçesindeki Tahtaköprü Barajı&#039;nı besleyen Karasu Çayı&#039;ndan akan suyun renk değiştirmesi ve çevreye koku yayması üzerine inceleme başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/gaziantepte-karasu-cayindaki-renk-degisimi-ve-koku-icin-inceleme-1717705890.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gaziantepte, Karasu, Çayındaki, renk, değişimi, koku, için, inceleme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İlçedeki Tahtaköprü Barajı'nı besleyen Karasu Çayı'ndaki suyun renk değiştirdiğini, kötü koktuğunu ve balık ölümlerini fark eden vatandaşlar, yetkililere haber verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İhbar üzerine Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Gaziantep İl Jandarma Komutanlığı Çevre Koruma Timi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ve İslahiye Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri olay yerine geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile İslahiye Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, sudan numune aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Güllühüyük Mahalle Muhtarı Devlet Köse, gazetecilere, kanaldan geçen suda renk değişikliği, kötü koku yanı sıra balık ölümlerinin yaşandığını fark etmeleri üzerine yetkililere bilgi verdiklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Zabıta Murat Kaya ise gazetecilere, bölgede yaşanan durumla ilgili çevredeki vatandaşların ihbar etmeleri üzerine harekete geçtiklerini, sudan numune aldıklarını belirtti. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgede yaşayanlara hopörler vasıtasıyla inceleme sonuçları çıkıncaya kadar sudan balık avlanmaması, hayvanların sulanmaması uyarısında bulunduklarını söyleyen Kaya, "Bu işin sonucu belirlenene kadar buradan kesinlikle balık tutmasınlar." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nesli tehlike altındaki 5 bin mersin balığı Yeşilırmak&amp;apos;a salındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/nesli-tehlike-altindaki-5-bin-mersin-baligi-yesilirmaka-salindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/nesli-tehlike-altindaki-5-bin-mersin-baligi-yesilirmaka-salindi</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;un Çarşamba ilçesinde, Amasya Yedikır Üretim İstasyonu&#039;nda üretilen ve marka takılan mersin balığı yavruları Yeşilırmak&#039;a bırakıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/nesli-tehlike-altindaki-5-bin-mersin-baligi-yesilirmaka-salindi-1718093229.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nesli, tehlike, altındaki, bin, mersin, balığı, Yeşilırmaka, salındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı <strong>Mehmet Nuri Yılmaz</strong>, balıkların salımı sırasında yaptığı açıklamada, Karadeniz çevresindeki ülkelere de mersin balığı salımı ile ilgili bilgi verildiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yılmaz, "Bu balıklar gerek bizim balıkçılar tarafından gerekse diğer ülkelerdeki balıkçılar tarafından yakalandığı an tekrar bize haber etmek şartıyla suya iade ediliyor. Böyle bir sorumluluk içerisinde bir proje bu. Ülkemizde Yeşilırmak, Kızılırmak, Sakarya'da ciddi manada bu balıklar bulunuyordu, zamanla küresel ısınma ve av baskısıyla bu kaynaklar zayıfladı. Biz kaynaklarımızı korumak ve artırmak için markalandırılan 5 bin adet mersin balığını bu kaynaklara bırakıyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Samsun Tarım ve Orman Müdürü <strong>İbrahim Sağlam</strong> da mersin balıklarının sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için balıklandırma çalışmalarının önemli olduğunu aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_5afbef3e57c41c0a6e9092f6a63c9b16.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de mersin balığının avlanmasının 1971 yılında kısıtlandığına ve 1997'de ise tamamen yasaklandığına işaret eden Sağlam, "Nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan bir balık türümüzdür. Geçmişte Yeşilırmak'ta balığa rastlandığı söylenmekteydi ama bugünlerde hiçbir şekilde rastlanmıyordu. Mersin balığı tatlı suda yumurta bırakıp, yaşamını denizde sürdürüyor ve denizle mutlak bağlantılı yerlerde üretilmesi gerekiyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeşilırmak'ın, mersin balıkları için önemli bir üreme sahası olduğunu vurgulayan Sağlam, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Fakat son yıllarda gerek stoklarının azalması, gerek çevre koşullarından dolayı Yeşilırmak'ta rastlanmamakta ya da nadir görülmektedir. Özellikle mersin morinası diye isimlendirilen türünden dünyaca ünlü ve ekonomik değeri yüksek olan beluga havyarı yapılmaktadır. Mersin balıklarının sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için balıklandırma çalışmaları önem arz etmektedir. Bu amaçla Amasya Yedikır Üretim İstasyonu'nda üretilen 5 bin mersin balığı yavrusunu Yeşilırmak'a saldık. Ülkemiz ve ilimiz balıkçılığı için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bölge balıkçılarımızdan bu türün avlanmamasını, ağlarına takılan olursa da derhal suya geri bırakılmasını rica ediyorum."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;apos;de yaralı caretta carettanın tedavisine başlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-yarali-caretta-carettanin-tedavisine-baslandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-yarali-caretta-carettanin-tedavisine-baslandi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de Pasaport İskelesi yakınlarında bulunan yaralı caretta caretta, ilk müdahalenin ardından tedavi edilmek üzere Doğal Yaşam Parkı&#039;na gönderildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/izmirde-yarali-caretta-carettanin-tedavisine-baslandi-1717705702.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmirde, yaralı, caretta, carettanın, tedavisine, başlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İzmir Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada, vücudunda kırıklar bulunan 35 kilogram ağırlındaki caretta carettanın ilk müdahalesinin Küçük Hayvan Polikliniğinde yapıldığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı’na götürüldüğü belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Carettta carettanın tedavisinin ardından Doğa Koruma Milli Parklar İzmir İl Müdürlüğü tarafından Muğla Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezine (<strong>DEKAMER</strong>) nakledileceği bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıklamada görüşlerine yer verilen deniz canlılarından sorumlu veteriner hekim Sinan Okçuoğlu, deniz kaplumbağasında yaptıkları ön muayenede müdahale edilmezse ölümle sonuçlanabilecek ciddi bir travma tespit ettiklerini belirterek, "Kuvvetli bir canlı olduğu için iyileşmesini umut ediyoruz. Bu hayvanların kıyıya vurma nedenleri ya parazit hastalıklar ya da gemilerin pervanelerinden zarar görmeleri. Küresel iklim değişikliği, denizlerin kirlenmesi, sahillerin işgal edilmesi gibi durumlar da yaşamlarını etkiliyor. Onları korumamız gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Artan kirlilik ve ısınma Marmara Denizi&amp;apos;ni oksijensiz bırakıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/artan-kirlilik-ve-isinma-marmara-denizini-oksijensiz-birakiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/artan-kirlilik-ve-isinma-marmara-denizini-oksijensiz-birakiyor</guid>
<description><![CDATA[ ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu: - &quot;Uzun dönemli uydu ve saha çalışmalarından elde edilen veriler Marmara Denizi yüzey sularında son 20 yılda 2 derece civarında bir sıcaklık artışı olduğuna işaret ediyor. İçinde bulunduğumuz bu dönemde ise mevsim normallerinin 2,5 derece üzerinde ölçümler alındı&quot; - &quot;Ana bulgularımız, oksijenli Akdeniz suyunun Marmara’yı beslediği ve Marmara için umut vadettiği yönünde ancak artan kirlilik yüklerinden ötürü bu etkinin sınırlı kaldığını gözlemledik. Yüzeyin 30 metre altında oksijensizlik durumu devam ediyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/artan-kirlilik-ve-isinma-marmara-denizini-oksijensiz-birakiyor-1717701290.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Artan, kirlilik, ısınma, Marmara, Denizini, oksijensiz, bırakıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Orta Doğu Teknik Üniversitesi (<strong>ODTÜ</strong>) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü <strong>Prof. Dr. Barış Salihoğlu</strong>, Marmara Denizi'ne Akdeniz'den gelen oksijenli suyun, artan kirlilik nedeniyle sınırlı etki gösterdiğini, denizdeki ısınmanın da oksijensizliği artırdığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye İş Bankası tarafından geçen yıl ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünün kullanımına sunulan insansız su altı planörü "Deniz Kaşifi", Marmara Denizi'nde çeşitli çalışmalar gerçekleştirdi. Enstitü, Deniz Kaşifi'nin eşlik ettiği seferlerle Marmara Denizi'nin hem yüzeyinde hem de derinlerindeki son durumu gözlemledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirine konuşan Salihoğlu, Deniz Kaşifi ile Marmara Denizi’nde şimdiye kadar üç çalışma gerçekleştirdiklerini, 12-13 Ocak 2023'te Çınarcık Çukuru, 13-17 Ocak 2023'te Çınarcık Çukuru Kapıdağ açıklarına kadar olan doğu-batı hattı ve 26-27 Kasım 2023'te Gemlik Körfezi’nde ölçümler yaptıklarını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İki aşamalı planladıkları ocak ayı araştırmalarının ilk aşamasında kaşifi sabit bir ölçüm istasyonu gibi kullanarak İstanbul Boğazı’ndan çıkan jet akıntısının etkisini 24 saat boyunca gözlemlediklerini anlatan Salihoğlu, bu gözlemde ilk defa, sadece modellerle teorik olarak hesaplanabilen Boğaz jetinin etkisini yerinde ve gerçek zamanlı olarak ölçtüklerini ve bunun, Boğaz jetinin yavaşlaması veya hızlanmasının Marmara Denizi’ni nasıl etkileneceği sorusunun yanıtında yardımcı olacağını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İkinci aşamada, ara tabakadan üst tabakaya doğu-batı ekseninde 76 kilometrelik bir hat boyunca ölçümler yapıldığını aktaran Salihoğlu, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Ölçümler kış koşullarında bile birçok alanın oksijen yönünden fakir olduğunu gözler önüne serdi. Öte yandan Bandırma ve Edremit körfezlerinin de bulunduğu güney bölgesine taşınan, bölgenin aşırı oksijensizleşmesini kısmen de olsa azaltan bol oksijenli Akdeniz alt suyu girişi gözlendi. Fakat batıdan doğuya hat üzerinde gittikçe bu etki tamamen kayboluyor. İzmit Körfezi ve çevresinde suyun oksijence fakirleşmesinden dolayı kış koşullarında bile oksijen katkısı sınırlı kalıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Salihoğlu, Marmara'da derin deniz çalışması kapsamında Çınarcık Çukuru'nda yapılan dalışlarda elde edilen verilerin, bölgedeki kronikleşmiş oksijensizliği bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım ayındaki çalışmalarının sonuçlarına da değinen Salihoğlu, Marmara Denizi'nin kritik körfezlerinden biri olarak nitelendirdiği Gemlik Körfezi’nin en derin bölgesinde ve Gemlik Körfezi’nin sularının yenilendiği kanallardan biri olan Armutlu ile İmralı Adası arasındaki kanalda ölçümler yaptıklarından bahsetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Salihoğlu, "Bu ölçümlerin en önemli bulgusu, Armutlu açıklarından körfeze giren oksijence zengin Akdeniz suyuna rastlanmasıdır. Gemlik Körfezi gibi kapalı ve yüksek kirlilik tehdidi altındaki körfezlerin, dışarıdan gelen sularla seyrelmesi önemlidir. Kirlilik arttıkça bu seyrelme sıklığı ve miktarı ayrıca önem kazanır. Körfez ortasında yapılan ölçümlerde ise Armutlu açıklarından gelen suyun bu noktaya kadar ulaştığını gözlemledik. Ancak körfez ortasından itibaren giren oksijenli suyun kaybolduğu görüldü. Bu durum kirlilikten kaynaklı aşırı organik yük nedeniyle gelen oksijence zengin Akdeniz suyunun bölgeyi yeterince seyreltemediğini gösteriyor." değerlendirmesini yaptı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Mevsim normallerinin 2,5 derece üzerinde ölçümler alındı"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Marmara’daki kirlilik azaltılmadığı sürece tehlikenin devam edeceği, ısınan suda daha az oksijen çözülebileceğinden küresel ısınmanın oksijensizleşmeyi artıracağı uyarısında bulunan Salihoğlu, deniz suyu sıcaklıklarıyla ilgili şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Uzun dönemli uydu ve saha çalışmalarından elde edilen veriler Marmara Denizi yüzey sularında son 20 yılda 2 derece civarında bir sıcaklık artışı olduğuna işaret ediyor. İçinde bulunduğumuz bu dönemde ise mevsim normallerinin 2,5 derece üzerinde ölçümler alındı. Analizlerimize göre, geride kalan El Nino döneminde Marmara’da deniz suyu sıcaklıkları ortalaması 17,21 derece olarak gerçekleşti. Bu rakam bir önceki El Nino dönemi olan 2014-2016 yıllarında 14,72 derece, 1997-1998’deki El Nino döneminde 15,18 derece ve 1982-1983 yıllarındaki El Nino döneminde ise 15,10 derece olarak kaydedilmişti."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kirlilik seviyelerinde bir azalma görmediklerini, denizde yüksek seviyedeki azot ve fosfat varlığının devam ettiğini vurgulayan Salihoğlu, kentsel, endüstriyel ve tarımsal kirleticilerin Marmara Denizi'ne girmeye devam ettiğinin altını çizdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Barış Salihoğlu, "Oksijen durumu bölgesel ve mevsimsel olarak değişkenlik gösterse de Marmara genelinde 30 ila 40 metre derinlikten sonra birçok yerde kritik düzeyin altında seyrediyor. Marmara üst suyu ve alt suyu arasındaki oksijen geçişi oldukça keskin olmakla birlikte bu durum oldukça endişe verici. Ana bulgularımız, oksijenli Akdeniz suyunun Marmara’yı beslediği ve Marmara için umut vadettiği yönünde. Ancak artan kirlilik yüklerinden ötürü bu etkinin sınırlı kaldığını gözlemledik. Yüzeyin 30 metre altında oksijensizlik durumu devam ediyor." tespitlerini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmara Denizi Eylem Planı'nın ivedilikle hayat geçirilmesi gerektiğini dile getiren Salihoğlu, şehir, endüstri ve tarımdan kaynaklı kirleticilerin ileri arıtma yapıldıktan sonra sisteme verilmesi ve mümkünse de bu suların tekrar kullanımının teşvik edilmesi önerilerinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Sorumluluk almaya devam edeceğiz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri İzlem Erdem, denizlerin sağlığını koruma, kirliliğin önlenmesi, ekosistemin sürdürülebilirliği ve bilimsel çalışmalara destek olmak hedefiyle ODTÜ ile Deniz Kaşifi, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) ile "Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları" projesini yürüttüklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırları projesi kapsamında, 30 ilkokul ve ortaöğretim okulunda 4 bini aşkın öğrenciye eğitim verildiğini ifade eden Erdem, ilerleyen dönemde de denizlerin ve biyoçeşitliliğin korunmasıyla ilgili sorumluluk almaya devam edeceklerini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeşil dönüşüm ve karbonsuz ekonomiye geçişte finansman konusunun önemine işaret eden Erdem, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"2023 yılında ülkemize 2,4 milyar dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı kaynak sağladık. Ayrıca 500 milyon TL tutarında, iki yıl vadeli yeşil tahvil ihraç ettik. Bu işlem, bankacılık sektörü tarafından yurt içinde TL cinsinden gerçekleştirilen ilk yeşil borçlanma aracı ihracı oldu. Karbonsuzlaşma konusunda iddialı hedefler ortaya koyduk ve bu konuda hedeflerimizin de ötesine geçerek ilerliyoruz. Kendi operasyonlarımızdan kaynaklanan emisyonlarımızı 2023 sonu itibarıyla 2018 baz yılına kıyasla yüzde 79 oranında azalttık. Böylece, daha önce 2035 olarak açıkladığımız karbon-nötr banka olma hedefimizi 2026 yılına çektik."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmit Körfezi&amp;apos;nde biyoçeşitliliğin arttırılması için 100 yapay resif bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmit-koerfezinde-biyocesitliligin-arttirilmasi-icin-100-yapay-resif-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmit-koerfezinde-biyocesitliligin-arttirilmasi-icin-100-yapay-resif-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: - &quot;Yapay resif projesi bu ekosistemi teşvik ve takviye edecek, bilimsel çalışma olarak Marmara Denizi tarihine, özellikle Körfez yaşamına çok önemli kilometre taşı olarak dikilmiş olacak&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/izmit-korfezinde-biyocesitliligin-arttirilmasi-icin-100-yapay-resif-birakildi-1717685984.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmit, Körfezinde, biyoçeşitliliğin, arttırılması, için, 100, yapay, resif, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İzmit Körfezi'nde biyoçeşitliliğinin arttırılması amacıyla hayalet ağlardan ve atıklardan temizlenmiş bölgeye yapay resifler konuldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmit Körfezi'nde yapay resif bırakılabilecek alanların belirlenmesi için Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi ile çalışma yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Eskihisar Sahili'ne yapay resif bırakılması kapsamında Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan, Tarım ve Orman Bakanlığınca onaylanan proje için Gebze ilçesi Eskihisar Balıkçı Barınağı önünde "Yapay Resif Bırakma Programı" düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, burada yaptığ konuşmada, İzmit Körfezi'nin korunmasına yönelik çalışmaların önemine değindi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ağırlıkları 1,5 ila 1,7 ton arasındaki yapay resiflerin, akademisyenler tarafından belirlenen alanlara konulduğunu anlatan Büyükakın, Marmara Denizi'nin ekosisteminin korunması için birçok çalışmayı aynı anda yürüttüklerini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, bu çalışmaların başında İzmit Körfezi'nin uç noktasında biriken dip çamurunun çıkarılmasının yer aldığını, şu ana kadar 500 bin metreküplük çamurun alındığını belirterek, "Bunun deniz ekosistemini güçlendireceğini, özellikle müsilaj ve benzeri problemlerle ilgili Marmara Denizi'nin yeniden hayat bulması için çok ciddi katkı sağlayacağını biliyoruz. Bu doğrultuda çalışmaları takip ediyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>-<strong> Evsel atık sularda yüzde 100 ileri biyolojik arıtma hedefi</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmit Körfezi'nin korunması için yapılan çalışmalara ilişkin bilgiler veren Büyükakın, özellikle evsel atık suların temizlenmesi, arıtılması ve denize bırakılmasının hayati önem arz ettiğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, Marmara Denizi'ne 4,5 milyon metreküplük evsel atık su deşarjının yapıldığını, bunun yüzde 53'ünün sadece ön arıtmayla denize bırakıldığını aktararak, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Ön arıtmayla denize bırakmak demek, kaba pisliği kenarda tutup suyu salmak demek. Bu da azot ve fosforla deniz ekosistemini kirletmek demek. Evsel atık suların içinden azotu aldığınızda biyolojik arıtma yapmış olursunuz, beraberinde fosforu da aldığınızda bunun adı ileri biyolojik arıtma olur. Biz Kocaeli'de yüzde 73 mertebesinde ileri biyolojik arıtma yapıyoruz. Yüzde 100'ü biyolojik, yüzde 73'ü ise ileri biyolojik seviyede. İnşallah yüzde 100'e ulaştırmak için yatırım projelerimize devam ediyoruz. Hedef, Marmara'nın tamamında aynı oranların yakalanması ama maalesef yüzde 53'ü sadece ön arıtmayla. Bu yüzde 53'ün yüzde 97'si maalesef İstanbul'dan kaynaklanıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmit Körfezi'ne çeşitli noktalardan 42 bin balık bırakıldığına değinen Büyükakın, "Yapay resif projesi de bu ekosistemi teşvik ve takviye edecek bilimsel çalışma olarak Marmara Denizi tarihine, özellikle Körfez yaşamına çok önemli kilometre taşı olarak dikilmiş olacak." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuşmanın ardından 100 beton bloktan oluşan yapay resif, özel vinçle İzmit Körfezi'nin hayalet ağlardan ve atıklardan temizlenmiş bölgelerinden Gebze Eskihisar Sahili mevkisinde dalgıçların yardımıyla deniz dibine yerleştirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Resiflerin ekosisteme etkileri, Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünce incelenip kayıt altına alınacak ve raporlanacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Programa, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, AK Parti Gebze İlçe Başkanı Recep Kaya ve Gençlik Kolları Başkanı Bilal Durmuş Kurt da katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>PANEL Duyurusu ‘’Baskı Altında Akdeniz’de Deniz Çayırlarını Koruma Hareketi’’</title>
<link>https://trafikdernegi.com/panel-duyurusu-baski-altinda-akdenizde-deniz-cayirlarini-koruma-hareketi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/panel-duyurusu-baski-altinda-akdenizde-deniz-cayirlarini-koruma-hareketi</guid>
<description><![CDATA[ Denizlerde, kıyılarda ve iç sularda; doğal, tarihi ve kültürel değerlerin araştırılması, korunması, çoğaltılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlayan Sualtı Araştırmalar Derneği (SAD) 7 Haziran 2024 Tarihinde Bodrum’da ‘’Baskı Altında Bir Deniz; Akdeniz’de Deniz Çayırlarını Koruma Hareketi’’ adında bir panel düzenleyecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/panel-duyurusu-baski-altinda-akdenizde-deniz-cayirlarini-koruma-hareketi-1717609602.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>PANEL, Duyurusu, ‘’Baskı, Altında, Akdeniz’de, Deniz, Çayırlarını, Koruma, Hareketi’’</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>SAD</strong> tarafından yürütücülüğünü <strong>Dr. Mert Gökalp</strong>’in üstlendiği ‘’<strong>Baskı Altında Akdeniz’de Deniz Çayırlarını Koruma Hareketi</strong>’’ (kısa adıyla <strong>SAD Project Posidonia</strong>) ilgili tüm paydaşlarla bu konuyu güncel olarak masaya yatırmıştır. 2023 Yılının Eylül ayından bu yana Bodrum yarımadası anakara ve ada kıyılarında SAD Project Posidonia proje çalışma ve etkinlikleri; araştırma, belgeleme, raporlama ile farkındalık ve kamuoyu oluşturma çalışmaları başlıklarında devam edilmektedir. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan açıklamada etkinliğin Bodrum’da <strong>7 Haziran 2024</strong> Tarihinde saat 10:00' da Özel Bodrum Marmara Koleji Atatürk Kültür Merkezi Konferans Salonunda gerçekleştirilecek olan Panelin moderatörlüğünün SAD Yönetim Kurulu Üyesi Cem Orkun Kıraç; Açılış konuşmalarının Fabien Flori, Emrecan Polat, Ayşegül Çil tarafından yapılacağı belirtildi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Panel konuşmacıları arasında Arif Yılmaz, Dr. Mert Gökalp, Prof. Antonie Aiello, Prof. Fredderique Chlous, Dr. Maddy Cancemi, Dr. Aylin Ulman, Doç. Dr. Güzel Yücel Gier, Dr. Nesimi Ozan Veryeri, Selen Cambazoğlu, Dr. Başak Sözer gibi güçlü isimler yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Projenin broşürlerine ait çizimler ve illüstrasyonların Yasemin Sayıbaş Akyüz, içerik metinleri ise Mert Gökalp tarafından hazırlandığı bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık Haber Merkezi – Özden Aydın Şimşek</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-06-05%20saat%2012_35_27_1aa2c1ae.jpg"></span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya Körfezi&amp;apos;nde yapay resifler oluşturulacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalya-koerfezinde-yapay-resifler-olusturulacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalya-koerfezinde-yapay-resifler-olusturulacak</guid>
<description><![CDATA[ Antalya Büyükşehir Belediyesi, deniz biyoçeşitliliğinin korunması, yerel balık popülasyonunun artırılması, kaçak avcılığa engel olmak ve sportif balıkçılığın geliştirilmesi amacıyla kıyılarda yapay resifler oluşturmak için proje başlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/antalya-korfezinde-yapay-resifler-olusturulacak-1717654972.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalya, Körfezinde, yapay, resifler, oluşturulacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, belediyenin ev sahipliğinde Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi, Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Antalya Grup Komutanlığı, Antalya Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, Antalya Bölge Liman Başkanlığı ve STK temsilcilerinin katıldığı bir toplantı düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, toplantıda yaptığı konuşmada, belediye olarak denizin korunması ve deniz yaşamını gelecek nesillere aktarmak amacıyla çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özellikle deniz ekosisteminin korunması, biyoçeşitliliğin artırılması için çalışmalar yaptıklarını anlatan Atasoy, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Yabancı istilacı türlerle mücadele, yerli türlerin popülasyonun arttırılması konusunda önemli çalışmalarımız var. Yapay resifler konusu da uzun bir süredir yapmayı hedeflediğimiz bir çalışmaydı. Projede amacımız deniz ekosistemini korumak, biyoçeşitliliği artırmak. Yapay resiflerin dalış turizmine ve olta balıkçılığına da katkı sağlayacağını düşünüyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Turhan Kebapçıoğlu da yapay resif projesinin son derece önemli olduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kaçak avcılıkla mücadele ve balık popülasyonu artışı için yapay resifi önemsediklerini bildiren Kebapçıoğlu, yapay resif hangi bölgelerde yapılabilir, hangi tip resifler kullanabilir bunları da ilerleyen toplantılarda değerlendireceklerini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;11. Uluslararası İnci Kefali Göçü Kültür ve Sanat Festivali&amp;quot;ne binlerce kişi katıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/11-uluslararasi-inci-kefali-goecu-kultur-ve-sanat-festivaline-binlerce-kisi-katildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/11-uluslararasi-inci-kefali-goecu-kultur-ve-sanat-festivaline-binlerce-kisi-katildi</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;ın Erciş ilçesinde düzenlenen &quot;11. Uluslararası İnci Kefali Göçü Kültür ve Sanat Festivali&quot;ne binlerce kişi katıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/11-uluslararasi-inci-kefali-gocu-kultur-ve-sanat-festivaline-binlerce-kisi-katildi-1717706453.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>11., Uluslararası, İnci, Kefali, Göçü, Kültür, Sanat, Festivaline, binlerce, kişi, katıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İnci Kefali Tabiat Parkı'nda Van Valiliği, Erciş Kaymakamlığı, Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı ve bazı şirketlerin işbirliğiyle organize edilen festivale katılanlar, suyun tersine yüzen ve önüne çıkan engelleri aşmaya çalışan balıkların göçüne tanıklık etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Düzenlenen etkinliklerle güzel zaman geçiren vatandaşlar, sanatçıların verdiği konserlerle eğlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, inci kefalinin kent için önemli bir değer olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İnci kefallerinin göçünü tanıtmak amacıyla düzenledikleri festivalin 3 gün boyunca renkli görüntülere sahne olduğunu belirten Karaloğlu, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Ziyaretçileri İnci Kefali Tabiat Parkı'nda ağırladık. Festivalimize yerli ve yabancı yaklaşık 90 bin kişi katıldı. Önceki yıllara göre rekor bir rakam. Sanatçılarımız seslendirdikleri türkülerle katılımcılara keyifli anlar yaşattı. Suyun tersine yüzen ve önüne çıkan engelleri aşmaya çalışan balıkların göçünü tüm dünyaya tanıtmak istiyoruz. Ziyaretçilerin festival süresince güzel vakit geçirmeleri sağlamaya çalıştık. Akarsu debisinin yüksek olması balık göçünün daha iyi izlemesini sağladı. Festivalimize ilgi gösteren herkese teşekkür ederim."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da sıcaklığın artışıyla denizdeki alg yoğunluğu dikkati çekti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbulda-sicakligin-artisiyla-denizdeki-alg-yogunlugu-dikkati-cekti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbulda-sicakligin-artisiyla-denizdeki-alg-yogunlugu-dikkati-cekti</guid>
<description><![CDATA[ Büyükçekmece&#039;de denizde oluşan alg (yosun) yoğunluğu dronla görüntülendi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/istanbulda-sicakligin-artisiyla-denizdeki-alg-yogunlugu-dikkati-cekti-1717411259.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, sıcaklığın, artışıyla, denizdeki, alg, yoğunluğu, dikkati, çekti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Hava sıcaklığının artışıyla birlikte ilçede denizdeki alg yoğunluğu dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bazı bölgelerde deniz renginin kızıla ve sarıya döndüğü görülürken renk değişimi dronla da görüntülendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, AA muhabirine, Büyükçekmece'de deniz renginin değişmesinin, lokal bir artık girdisinden kaynaklı olabileceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Albay, su sıcaklığının artışıyla birlikte kirlilik kaynakları (azot, fosfor gibi besin tuzları) birleşince alg artışının yaşandığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tekne sahibi Murat Kömürcü, daha önce böyle bir durumla karşılaşmadığını, görüntünün endişe verici olduğunu dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Van&amp;apos;da üniversite öğrencileri &amp;quot;inci kefali nöbeti&amp;quot; tuttu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/vanda-universite-oegrencileri-inci-kefali-noebeti-tuttu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/vanda-universite-oegrencileri-inci-kefali-noebeti-tuttu</guid>
<description><![CDATA[ Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) öğrencileri, üreme döneminde tatlı sulara göç eden inci kefalinin korunmasına yönelik çalışmalara katkı sunmak ve farkındalık oluşturmak amacıyla temsili olarak yaklaşık 3 saat nöbet tuttu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/vanda-universite-ogrencileri-inci-kefali-nobeti-tuttu-1716786388.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vanda, üniversite, öğrencileri, inci, kefali, nöbeti, tuttu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>YYÜ Mühendislik Fakültesince, Erciş ilçesindeki İnci Kefali Tabiat Parkı'nda etkinlik düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda parkın bulunduğu alana götürülen fakültede eğitim gören 150 öğrenci, çevre temizliği yaptı, Van Gölü'nde yaşayan ve üreme döneminde tatlı sulara göç eden balıkların göçünü izledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Göçle ilgili bilgilendirilen öğrenciler, koruma çalışmalarına katkı sunmak ve farkındalık oluşturmak için yaklaşık 3 saat temsili nöbet tuttu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>YYÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. <strong>Remzi Tuntaş</strong>, 150 öğrenciye yönelik İnci Kefali Tabiat Parkı'nda program düzenlediklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_955266d3ab4f6fcb1988a18dfd8cf337.jpg"></p>

<p><span><span><span>Van Gölü'nün güzelliklerini tanıtmak amacıyla bu tür programlar düzenlediklerini belirten Tuntaş, "Üniversite olarak eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerinin yanında sosyal ve kültürel etkinlikler de yapmamız gerekiyor. Bu kapsamda balık göçünü görmek için buraya geldik. Öğrencilerimizde doğanın korunması ve ekolojik sorumluluk bilincinin oluşturulması amacıyla panel düzenledik. Buradaki güzelliğin önemine vurgu yaptık." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doktor öğretim üyesi Erdoğan Özel de öğrencilerle inci kefalinin göçüne şahitlik etmek için etkinliği düzenlediklerini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Amaçlarının öğrencilere göçün nasıl gerçekleştiğini göstermek ve farkındalık oluşturmak olduğunu vurgulayan Özel, "Burada çevre temizliği yaptık. Maalesef katı atık çok fazla. Bunlar bizden kaynaklanıyor. Bu atıklar Van Gölü'ne gidiyor ve bir kirlilik yaşanıyor. Bu konuda farkındalık oluşturmak istedik. Panelimizi salon yerine doğada yaptık. Öğrencilerimize bilgiler aktardık. Kaçak avcılığa dikkati çekebilmek için öğrencilerimiz burada nöbet tuttu." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güneyden gelen istilacı türler Akdeniz&amp;apos;de biyoçeşitlilik kaybına yol açıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/guneyden-gelen-istilaci-turler-akdenizde-biyocesitlilik-kaybina-yol-aciyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/guneyden-gelen-istilaci-turler-akdenizde-biyocesitlilik-kaybina-yol-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Dalyan: - &quot;Lokum balığı ya da gümüş balığı diye adlandırılan bir tür var. Gümüş aslında bizim yerli türümüze verilen isimdi ama 1950&#039;lerden beri bu türün hakimiyetiyle kendi yerli ıskarmoz, gümüş ya da lokum balığı dediğimiz türü kaybettik, yerinde Kızıldeniz göçmeni olan lokum balığı bulunuyor&quot; - &quot;Çırpan ya da sokar balıkları dediğimiz balıklar tamamıyla denizdeki yosun ve bitkilerle besleniyor, güney kıyılarımızda neredeyse yosun bırakmadılar&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/guneyden-gelen-istilaci-turler-akdenizde-biyocesitlilik-kaybina-yol-aciyor-1717511176.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güneyden, gelen, istilacı, türler, Akdenizde, biyoçeşitlilik, kaybına, yol, açıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Dalyan, denizlerde biyoçeşitlilik kaybının en büyük problem olduğuna dikkati çekerek, "Lokum balığı ya da gümüş balığı diye adlandırılan bir tür var. Gümüş aslında bizim yerli türümüze verilen isimdi ama 1950'lerden beri bu türün hakimiyetiyle kendi yerli ıskarmoz, gümüş ya da lokum balığı dediğimiz türü kaybettik, yerinde Kızıldeniz göçmeni olan lokum balığı bulunuyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doç. Dr. Dalyan, küresel ısınmanın etkisiyle denizlerde biyoçeşitlilik yönünden yaşanan sorunlara ilişkin 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, denizlerin hoyrat şekilde kullanıldığını, bu konuda biraz daha dikkatli olunması ve çaba gösterilmesi gerektiğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizlerin, güney kıyılardan başlayarak çok fazla ve çok çeşitli sorunları olduğunu ifade eden Dalyan, "Genel olarak biyoçeşitlilik kaybı en büyük problemimiz. Biyoçeşitlilik kaybı derken özellikle güney kıyılarımızdan, yoğunlukla Süveyş Kanalı'ndan gelen birçok canlı bulunuyor. Bunlar tür sayısında bir artışa neden oluyor ancak Akdeniz'in biyoçeşitliliği üzerinde çok daha büyük kayıplara neden oluyor." değerlendimesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünyanın birçok yerinde deniz suyu sıcaklığının arttığını, Akdeniz'de de bu artışın söz konusu olduğunu belirten Dalyan, sözlerine şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Daha güneyden gelen canlılar olduklarından avantaj sağlayarak burada daha başarılı popülasyonlar oluşturabiliyorlar. Yerli türler üzerinde ciddi baskıları var bu türlerin. Bu türler özellikle güney kıyılarımızı ve Ege Denizi'nin güneyini tehdit eden türler. Burada oluşmuş hem kültürel yapıyı hem balıkçılık sektörünü, turizmi, soframıza gelen gıdayı değiştirecek nitelikte etkiler yaratıyorlar. Örneğin lokum balığı denen ya da bölgede gümüş balığı diye adlandırılan bir tür var. Gümüş aslında bizim yerli türümüze verilen isimdi ama 1950'lerden beri bu türün hakimiyetiyle kendi yerli ıskarmoz, gümüş ya da lokum balığı dediğimiz türü kaybettik, yerinde Kızıldeniz göçmeni olan lokum balığı bulunuyor. Bu, besin zincirinde de önemli etkilere neden oluyor. Ekosistemde besin zinciri ya da besin ağı değiştiği zaman daha büyük sorunlara yol açıyor. Gelen balıklardan iki tür var ki çarpan, çırpan ya da sokar balıkları dediğimiz balıklar tamamıyla denizdeki yosun ve bitkilerle besleniyor, güney kıyılarımızda neredeyse yosun bırakmadılar. Dolayısıyla besin zincirindeki herhangi bir halkada oluşacak bu büyüklükteki bir etki bütün denizin değişmesine sebep oluyor. Özellikle son 50 yıldır güney kıyılarımızda her şeyin değiştiğinden bahsedebiliriz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denize bırakılan atıklar, sıcaklıkla birleşince kirliliğin daha büyük problemlere yol açmaya başladığını anlatan Dalyan, "Güney kıyılarımızda bir çok yeri kaybetme tehlikesi altında olduğumuzu söyleyebilirim. Dünyada 20 sene önce yapılmış modellerde beklenen sıcaklığın geleceği durumla ilgili değerlere şu an varmış durumdayız. Bu bir çığ gibi büyüyor. Bundan 30-40 sene sonrasını planladığımız değerlere büyük ihtimalle 10 sene içinde ulaşacağız ve ciddi önlemler almazsak, bu konuyla ilgilenmezsek denizlerimiz çok ciddi tehdit altında." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Bir türün kıyameti gerçekleşti Akdeniz'de"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Doç. Dr. Dalyan, Akdeniz'in en büyük çift kabuklusu olarak bilinen, deniz suyundaki atıkları süzerek filtreleyen pinaların 2018 yılında oluşmaya başlayan bir etkiyle, kısa süre içinde Akdeniz'de yok olduğunu, geriye kalan pinaların ise sadece Marmara Denizi'nde yaşadığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akdeniz'in birkaç yerinde çok küçük popülasyonlara rastlandığını anlatan Dalyan, "Bir türün kıyameti gerçekleşti Akdeniz'de. Kıyamet, insan türünün ortadan yok olmasıysa, Akdeniz'de de pina türü yok oldu. Sindirim sistemlerinde yaşayan tek hücreli canlı neden oldu bu ölüme. Sıcaklıkla tetiklendiği söyleniyor. Her zaman sindirim sisteminde yaşayan bu tek hücrelinin, sıcaklıkla birlikte daha fazla aktif olduğu, pinaların Akdeniz'de tamamının yok olduğu söyleniyor." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dalyan, "Denizlerdeki ısınma büyük problem. Bu konuda hem ulusal stratejiler geliştirmeli hem uluslararası stratejilere katılım sağlamalıyız." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstilacı yabancı türleri takip etmek için İskenderun-Mersin arasında çalıştıklarını, hem besin zincirindeki yerlerini hem balıkçılığa etkilerini hem de ekosistem bütçesinde yarattıkları kaybı hesaplamaya çalıştıklarını belirten Dalyan, "Son 100 senedeki değişimden önceki Akdeniz'i çalışmak için Kuzey Ege'ye ağırlık vermiş durumdayız. Kuzey Ege yapısı gereği belki de Doğu Akdeniz'in en doğal hali diyebiliriz. Bir de Kuzey Ege'de koruma çalışmaları, biyoçeşitliliği, balığı ve balıkçılığı takip etmeye çalışıyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sapanca Havzası&amp;apos;nda akarsularda ekolojik sürekliliğin yeniden oluşturulmasına yönelik proje başlatıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sapanca-havzasinda-akarsularda-ekolojik-surekliligin-yeniden-olusturulmasina-yoenelik-proje-baslatildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sapanca-havzasinda-akarsularda-ekolojik-surekliligin-yeniden-olusturulmasina-yoenelik-proje-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ Sapanca Havzası&#039;nda, akarsularda ekolojik sürekliliğin yeniden oluşturulmasına yönelik proje uygulamaya alındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/sapanca-havzasinda-akarsularda-ekolojik-surekliligin-yeniden-olusturulmasina-yonelik-proje-baslatildi-1716786041.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sapanca, Havzasında, akarsularda, ekolojik, sürekliliğin, yeniden, oluşturulmasına, yönelik, proje, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özcan Gaygusuz başkanlığında hazırlanan TÜBİTAK destekli "Akarsularda Bozulan Ekolojik Sürekliliğin Yeniden Oluşturulması Bilimsel Araştırma" projesinin pilot çalışmasının Ekim 2025'te tamamlanması planlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Proje kapsamında İstanbul, Hacettepe, Trakya, Çanakkale 18 Mart ve Kahramanmaraş Sütçü İmam üniversitelerinden 9 araştırma görevlisi ve öğrenciler, Kurtköy Deresi'nde çalışma yürüttü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekip, doğal ve insan kaynaklı nedenlerle balıkların doğal göçlerinin engellendiği belirtilen derede, göç olanaklarının düzeltilmesi için "geçit" oluşturdu. Gözlemler sonucu balıkların bu geçidi kullandığı görüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışma çerçevesinde dereden tutulan balıklar işaretlenip tekrar suya bırakılarak üzerlerinde araştırma yapılacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doç. Dr. <strong>Özcan Gaygusuz</strong>, yaptığı açıklamada "<strong>balık geçidi modeli</strong>"ni Kurtköy Deresi'nde denediklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Projeyle öğrencilerin teknik bilgilerini geliştirmeyi ve onlara mesleki deneyim kazandırmayı da amaçladıklarını belirten Gaygusuz, Sapanca Gölü'nde 28 balık türü yaşadığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gaygusuz, balıkların derelerde üreme göçü yaptığını aktararak, "Bu sırada çeşitli engellerle karşılaşıyorlar, menfez yapıları gibi. Buraları aşmakta zorlanıyorlar. Bazen de çoğunlukla da bu engelleri aşamıyorlar. Aşamadıkları zaman da havyarlarını, yumurtalarını dökemiyorlar ve maalesef balıkların stoklarında azalmalar meydana geliyor. Geliştirdiğimiz modeli Kurtköy Deresi'ne uyguladık." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yakaladıkları balıkları işaretlediklerini dile getiren Gaygusuz, "İşaretlediğimiz balıkları tekrar bulabilecek miyiz, balık geçidini kullanıyorlar mı, bunu bilimsel metotlarla ispatlamak istiyoruz. Bu metot balık dostu bir metot. Balıklara herhangi bir ağırlık yapmıyor. Onların yüzmeleri engellemiyor." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hacettepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Serhat Küçükali de deredeki bir engel üzerine balık geçidi oluşturduklarını, havzada bulunan yüzme kapasitesi düşük diğer türlerin geçişini sağlamak için böyle bir tasarım yaptıklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipte yer alan öğrenci Yakup Ceylan, çalışmaları yerinde görerek önemini daha iyi anlayabildiklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öğrenci Sevda Duman ise projenin uygulanmasını yerinde görmenin kendilerine bilgi ve fayda sağladığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Üremek için tatlı sulara göç eden inci kefalini koruma çalışmaları sürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/uremek-icin-tatli-sulara-goec-eden-inci-kefalini-koruma-calismalari-suruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/uremek-icin-tatli-sulara-goec-eden-inci-kefalini-koruma-calismalari-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Van Gölü&#039;nde yaşayan ve üreme döneminde suyun akışının tersine yüzerek tatlı sulara göç eden inci kefali, av yasağı süresince güvenlik güçlerince sıkı tedbirlerle korunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/uremek-icin-tatli-sulara-goc-eden-inci-kefalini-koruma-calismalari-suruyor-1716787841.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Üremek, için, tatlı, sulara, göç, eden, inci, kefalini, koruma, çalışmaları, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Balık göçünün en yoğun yaşandığı Van'ın Muradiye ilçesinde polis, jandarma ve güvenlik korucuları, akarsuların göle döküldüğü bölgeleri, sulak alanları ve dere kenarlarını termal kameralar ve dronla kontrol altında tutuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bendimahi Çayı'nda yaptıkları denetimde kaçak avlanan bir ton inci kefali ele geçiren güvenlik güçleri, tatlı kaynaklarının bulunduğu yerlerde çalışmalarını sürdürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denetimlere katılan Muradiye Kaymakamı Melih Aydoğan, gazetecilere, inci kefallerinin 23 kilometrelik göç yolculuğunun ardından tatlı sulara ulaştığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kaçak avlanmanın önüne geçmek için denetimlerin sürdüğünü belirten Aydoğan, "Balığın korunması için emniyetimiz, jandarmamız ve sahil güvenliğimizle tüm tedbirlerimizi alıyoruz. Van Gölü'nde bu endemik türün korunması ve neslinin yaşatılması önemli. Ekiplerimiz karadan termal kameralarla havadan da dronlarla çalışma yürütüyor. Bu sezon kaçak avlanan 25 ton inci kefali ele geçirildi. Cezaların caydırıcı olmasıyla bu sezon kaçak avcılığın geçmiş yıllara göre azaldığı görülüyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş ise "Göçün en yoğun olduğu dönemleri yaşıyoruz. Jandarma ve polis ekipleri yoğun koruma tedbirleri almış durumda. Geçmiş yıllara göre su bol olduğu için göç çok yoğun. Balıklar çok daha yukarıya çıktılar ve sağlıklı bir üreme gerçekleştiriyorlar." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eğirdir Gölü&amp;apos;nde bulunan el bombaları gölden temizlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/egirdir-goelunde-bulunan-el-bombalari-goelden-temizlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/egirdir-goelunde-bulunan-el-bombalari-goelden-temizlendi</guid>
<description><![CDATA[ Eğirdir Gölü&#039;nde bulunan el bombaları ekiplerce gölden alındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/egirdir-golunde-bulunan-el-bombalari-golden-temizlendi-1716787210.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eğirdir, Gölünde, bulunan, bombaları, gölden, temizlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Alınan bilgiye göre, Yazla Mahallesi kıyısında el bombası olduğunu gören bir vatandaş, durumu polis ekiplerine bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İhbar üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi. Gölde inceleme yapan ekipler, suda 8 el bombası olduğunu tespit etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bombalar, İstanbul Deniz Kuvvetleri Komutanlığından gelen ekip tarafından gölden alınarak Eğirdir Dağ Komando Okulu’na götürüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bombaların, buradaki Camili Yayla eğitim alanında imha edileceği öğrenildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahverengi deniz yosunundan &amp;quot;gıda ve çevre dostu&amp;quot; ambalaj üretildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kahverengi-deniz-yosunundan-gida-ve-cevre-dostu-ambalaj-uretildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kahverengi-deniz-yosunundan-gida-ve-cevre-dostu-ambalaj-uretildi</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü&#039;nde yürütülen proje kapsamında, kahverengi deniz yosunundan gıdaların bozulmasını önleyen, çevreye ve gıdaya dost ambalaj üretildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/kahverengi-deniz-yosunundan-gida-ve-cevre-dostu-ambalaj-uretildi-1716444051.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahverengi, deniz, yosunundan, gıda, çevre, dostu, ambalaj, üretildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çevre ve geri dönüşümle ilgili proje fikri oluşturan Kimya Mühendisliği Bölümü 4'üncü sınıf öğrencisi Büşra Esim, aynı bölümden Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Uğur Nigiz'in danışmanlığında "Kahverengi Deniz Yosunlarından Gıda Ambalajı Üretimi ve Karakterizasyonu" adlı projeyi hayata geçirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (<strong>TÜBİTAK</strong>) destekli proje kapsamında müsilajdan sonra deniz kıyılarında daha yaygın hale gelen kahverengi deniz yosunlarını laboratuvar ortamında işlemlerden geçiren Esim, ambalaj üretmeyi başardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büşra Esim, AA muhabirine, Çanakkale'nin Dardanos bölgesinden kahverengi deniz yosunlarını topladıklarını, laboratuvar ortamında yıkama aşamasından geçirerek deniz tuzundan arındırdıklarını ve farklı işlemlerden geçirerek gıda ambalajı ürettiklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Esim, "Gıdaları bu filmlerle kaplayarak fiziksel, kimyasal ve biyolojik bozulmalardan koruyup raf ömrünü uzatmış oluyoruz hem de çevre dostu olduğu için plastik kirliliğini önlemiş oluyoruz. Ambalajlar doğaya atıldıklarında 3-5 hafta içinde kendi kendine yok olabiliyorlar. Bu nedenle çevre dostu olarak görülüyorlar. Aynı zamanda yenilmesinde de bir sakınca görülmüyor. Üretim maliyeti açısından da uygun." diye konuştu.</span></span></span></p>

<h3><strong><span><span><span>"Testlerini tamamladık, patent ve yayın aşaması var"</span></span></span></strong></h3>

<p><span><span><span>Doç. Dr. Filiz Uğur Nigiz de çalışmayı <strong>TÜBİTAK</strong> destekli lisans öğrencisi projesi olması bakımından çok önemsediklerini dile getirerek, "Bu öğrenciler kimya mühendisi olarak mezun olduklarında, eğitimlerini boş geçirmemiş oluyorlar, CV'leri dolu oluyor ve faydalı şeyler yaparak hazır hale geliyorlar." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Nigiz, projenin çevreyi, gıdayı ve plastik geri dönüşümünü bir araya getiren bir çalışma olduğunu vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz yosunlarından sodyum aljinat (yoğunlaştırıcı bileşen) üretip film haline getirdiklerini anlatan Nigiz, "Projenin bütün testlerini tamamladık. Bundan sonra patent ve yayın aşaması var." bilgisini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ürünün ham maddesinin doğadan gelip, doğaya gittiğine dikkati çeken Nigiz, ambalajları ürettikten sonra toprağa ektiklerini, farklı iklim koşulları oluşturmak için farklı zamanlarda suladıklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yazın daha az, sonbaharda ve kışın daha fazla su verdiklerini aktaran Nigiz, "Gördük ki çok sulanan 3 haftada, az sulanan ise 5 ila 7 haftada tamamen bozuluyor. Üstelik ektiğimiz tohumlarda da ambalaj olmayan yerlere göre daha fazla büyüme fark ettik. Bu kısımla ilgili çalışmaları zirai işlemler tarafında yapıyoruz." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<h3><span><span><span>"2030'a kadar Avrupa'da petrol türevli polimerlerden oluşan gıda ambalajı yasaklanacak"</span></span></span></h3>

<p><span><span><span>Nigiz, bu ambalajın hem çevreye zarar vermediğini hem gıdaya mikroplastik geçmediğini hem de atık olduğunda toprağa faydasının bulunduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mevcut ambalajlarla ürettikleri ürünü karşılaştıran Nigiz, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Evde genellikle polietilen ya da farklı petrokimya temelli plastikler kullanılıyor. Onların raf ömrü uzun, mekanik dayanımı da yüksek ama bunlar gıdamıza geçiyorlar, çevreye attığınızda bozulmuyorlar. Güneşle de bir araya geldiğinde zararlı kimyasallar veriyorlar. Ürettiğimiz ambalajlar neredeyse onların mekanik dayanımına yakın bir dayanım sağlıyor. Mekanik dayanımları benzer, gıda korumaları benzer ama biyobozunur ve tamamen güvenli ambalajlar.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>2030'a kadar Avrupa'da petrol türevli polimerlerden oluşan gıda ambalajı yasaklanacak. Biz de zaten bunu yavaş yavaş yapmak zorunda kalacağız. Dolayısıyla önümüzde çok kısa süre var. Bu çalışmalara hız verilmesi gerekiyor. Biz de laboratuvarda öğrencilerimizle bu konuda çalışmaya devam ediyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Biyoçeşitlilik kaybına en çok tarım ve hayvancılık faaliyetleri neden oluyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/biyocesitlilik-kaybina-en-cok-tarim-ve-hayvancilik-faaliyetleri-neden-oluyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/biyocesitlilik-kaybina-en-cok-tarim-ve-hayvancilik-faaliyetleri-neden-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ - Kara ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir olmayan kullanımı, canlıların doğrudan sömürüsü, iklim değişikliği, kirlilik ve yabancı türlerin istilası nedeniyle dünyadaki 1 milyon hayvan ve bitki türünün nesli tükenme riskiyle karşı karşıya - Devletler, uluslararası kuruluşlar ve hayvanseverlerin çabalarıyla İber vaşağı, kanguru sıçanı, Hint nehir yunusu ve yeşil kaplumbağalar nesli “kritik tehlikede” olan türler listesinden çıkarıldı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/biyocesitlilik-kaybina-en-cok-tarim-ve-hayvancilik-faaliyetleri-neden-oluyor-1716788092.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Biyoçeşitlilik, kaybına, çok, tarım, hayvancılık, faaliyetleri, neden, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Uzmanlar, karasal biyoçeşitlilik kaybının yüzde 75’inin sürdürülebilir olmayan tarım ve hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklandığını, bu nedenle ekolojik tarım yaklaşımlarının yaygınlığının arttırılması gerektiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Biyolojik çeşitliliği tehdit eden beşeri faaliyetleri kısıtlamak, sürdürülebilir üretimi arttırmak ve doğal hayatı koruma çalışmalarında başarı hikayelerini teşvik etmek için Birleşmiş Milletler (BM), her yıl 22 Mayıs'ta kutlanan "<strong>Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü</strong>" için bu yılki temayı "Planın Bir Parçası Ol" olarak belirledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>BM, biyoçeşitliliği “genetik, tür ve ekosistem seviyelerindeki yaşam çeşitliliği” olarak tanımlıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Konulu Hükümetler Arası Bilim-Politika Platformunun (IPBES) 2019’da yayımladığı Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Küresel Değerlendirme Raporuna göre, dünyadaki 8 milyon hayvan ve bitki türünden 1 milyonu, nesli tükenme tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fauna ve flora kaybının nedenleri arasında kara ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir olmayan kullanımı, canlıların doğrudan sömürüsü, iklim değişikliği, kirlilik ve yabancı türlerin istilası yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- 7 bin 745 endemik hayvan türünün yüzde 26’sının soyu tükenme riskiyle karşı karşıya</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Birleşmiş Milletler (<strong>BM</strong>) Gıda ve Tarım Örgütü (<strong>FAO</strong>) tarafından 2019’da yayımlanan “Gıda ve Tarım için Dünya Biyoçeşitliliğinin Durumu” raporunda, toprak verimliliği ve su kalitesini arttıran, oksijen salınımı, tozlaşma ve haşerelerle mücadeleyi destekleyen birçok türün neslinin hızla yok olduğu ifade edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Küresel ölçekte tüm hayvancılık faaliyetlerinin 40 hayvan cinsi üzerinden yapıldığı belirlenen raporda, 7 bin 745 endemik türün yüzde 26’sının soyunun tükenme riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Raporda, balıkçılık kaynaklarının yarısından fazlasında sürdürülebilir sınıra ulaşıldığı, üçte birinde ise aşırı avlanmadan kaynaklanan tahribat gözlemlendiği kaydedildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>WCMC’nin 2024’te yayımladığı Göçmen Türler Sözleşmesi raporunda da takibe alınan göçebe balık türlerinin yüzde 97’sinin neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekildi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Kanguru sıçanlarından yeşil kaplumbağalara başarı hikayeleri</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>AA muhabirine bu konudaki değerlendirmelerini aktaran Doğal Hayatı Koruma Vakfı (<strong>WWF</strong>) Uluslararası Biyoçeşitlilik Çalışmaları Başkan Yardımcısı Wendy Elliott, söz konusu problemlerin Türkiye’nin de tarafı olduğu ve 196 ülkenin imzaladığı Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nde (<strong>GBF</strong>) 2022'de ele alındığını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>GBF verilerinin 2030’a kadar öngörülen biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmak ve tersine çevirmek için üretim ve tüketim süreçlerinin doğaya olumsuz etkisinin yarı yarıya azaltılması gerektiğine işaret ettiğini anlatan Elliott, bu doğrultuda hükümetlerin yanı sıra özel şirketlerin şeffaflık ve doğal kaynakların korunması için kayda değer girişimlere ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Elliott, "WWF'nin devletler ve yerel halkla ortak çalışmaları sonucunda nesli tükenme riski altındaki tatlı su memelisi Hint nehir yunusu nüfusunun 2001’den bu yana 1,5 katına, Güney Batı Avrupa'ya özgü İber vaşağı nüfusunun ise 2002’den bu yana 10 katına çıkarıldığını" ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Soyu “kritik tehlikede” olan türler listesindeki yeşil kaplumbağaların başlıca yumurtlama alanı Antalya’daki Akyatan Kumsalı’nda WWF, bakanlıklar ve yerel yönetimin girişimleriyle neredeyse 20 yıldır devam eden koruma çalışmalarının başarısına işaret eden Elliott, yeşil kaplumbağaların nüfusunun arttırılarak “neredeyse tehdit altında” olan türler listesine katıldığını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Elliott, yakın dönemde de toprağı kazarak dökülen yaprakların çürüme sürecini hızlandıran ve yaş yaprakların yangınları körüklemesine engel olan Avustralya'nın en nadir keseli hayvanlarından kanguru sıçanının neslinin koruma çalışmalarıyla güvenceye alındığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karasal biyoçeşitlilik kaybının yüzde 75’ine ve küresel sera gazı salınımlarının üçte birine gıda tedarik sistemlerinin neden olduğunu belirten Elliott, ekolojik tarım yaklaşımlarının yaygınlığının arttırılması gerektiğinin altını çizdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Tüm taahhütleri eyleme dönüştürmek"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>AA muhabirine konuşan Birleşmiş Milletler Çevre Örgütüne (<strong>UNEP</strong>) bağlı Dünya Koruma İzleme Merkezi (<strong>WCMC</strong>) Direktörü Neville Ash, BM’nin 2024 Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü için "<strong>Planın Bir Parçası Ol</strong>” temasını seçme sebebine ilişkin, “Biyoçeşitlilik gündemi sadece bilim insanları ve politikacıları ilgilendirmiyor. Bu, herkesin gündemi." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ash, ulusal ölçekte fauna ve flora takibinin, tüm devlet birimlerinin işbirliği içerisinde çalışmasını gerektiren meşakkatli bir süreç olduğunu belirterek henüz hiçbir ülkenin biyolojik çeşitlilik üzerine sistematik inceleme yapmadığını ve bu doğrultudaki çalışmaların devam ettiğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Biyoçeşitlilik kaybı ve iklim krizini ele alan birçok uluslararası anlaşma olduğunu aktaran Ash, "Şu anda devletler, özel sektör ve diğerlerinden çok sayıda taahhüdümüz var. Karşı karşıya olduğumuz sorun daha fazla anlaşma imzalanması değil. Asıl mesele, tüm bu taahhütleri eyleme dönüştürmek." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ash, çevre koruma çalışmaları kapsamında hazırlanan ve özel sektörde yapılan düzenlemelerin başarılı olması için ulusal ve uluslararası pazar hareketliliğini kısıtlamamanın önemine dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eğirdir Gölü&amp;apos;nde patlamamış el bombaları bulundu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/egirdir-goelunde-patlamamis-el-bombalari-bulundu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/egirdir-goelunde-patlamamis-el-bombalari-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Eğirdir Gölü&#039;nde patlamamış 7 el bombası bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/egirdir-golunde-patlamamis-el-bombalari-bulundu-1716261206.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eğirdir, Gölünde, patlamamış, bombaları, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Eğirdir Gölü Müftülük mevkisinde göle giren bir vatandaş, karada ve suyun içinde birden fazla el bombası gördüğüne dair polise ihbarda bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgeye gelen polis ve jandarma ekiplerince yapılan incelemede patlamamış 7 el bombası tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sahilde nöbet tutan ekipler, el bombalarının bulunduğu alanı güvenlik şeridi ile kapattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bombaların imhasını, İstanbul Deniz Kuvvetleri Komutanlığından gelecek uzman ekiplerin yapacağı öğrenildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türk akademisyenin &amp;quot;mikroplastik&amp;quot; tehdidini ölçen yüksek teknolojili cihazı dünya literatüründe</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turk-akademisyenin-mikroplastik-tehdidini-oelcen-yuksek-teknolojili-cihazi-dunya-literaturunde</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turk-akademisyenin-mikroplastik-tehdidini-oelcen-yuksek-teknolojili-cihazi-dunya-literaturunde</guid>
<description><![CDATA[ Bilkent Üniversitesi araştırmacılarının deniz, okyanus ve içme suyunda en büyük kirleticiler arasında gösterilen mikroplastik parçacıkların yarattığı tehdidi ölçen cihaz teknolojisinin verileri, uluslararası bilim dergisinde yayımlandı - Doç. Dr. Selim Hanay: - &quot;Cihazımız, dünya genelinde nehirler, göller ve okyanuslar dahil olmak üzere çeşitli su ortamlarında mikroplastik kirlilik seviyelerini değerlendirmek üzere konuşlandırılabilecek&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/turk-akademisyenin-mikroplastik-tehdidini-olcen-yuksek-teknolojili-cihazi-dunya-literaturunde-1715151059.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türk, akademisyenin, mikroplastik, tehdidini, ölçen, yüksek, teknolojili, cihazı, dünya, literatüründe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Bilkent Üniversitesi araştırmacılarının, denizde, okyanusta ve içme suyunda en büyük kirleticiler arasında gösterilen mikroplastik parçacıkların yarattığı çevre ve sağlık tehdidini hızlı ve yüksek hassasiyette tespit eden cihaz teknolojisi, dünya literatürüne girdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bilkent Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezinde (<strong>UNAM</strong>) araştırmacı Doç. Dr. Selim Hanay'ın icadına ilişkin veriler, uluslararası bilim dergisi Advanced Materials'de yayımlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hanay'ın yeni teknolojisi, Avrupa Birliğinin prestijli fon programları olan Avrupa Araştırma Konseyi (<strong>ERC</strong>) başlangıç ve ERC Proof-of-Concept programları tarafından da desteklendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- Mikroplastikler bariyerleri aşarak beyinde birikebiliyor</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doç. Dr. Selim Hanay, araştırmasına ilişkin sonuçları, AA muhabirine açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Haftada bir kredi kartı boyutundaki mikroplastiğin insan vücuduna girdiğinin öngörüldüğünü aktaran Hanay, bunun yemeklerle, sıvılarla ya da solunum yoluyla alındığını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hanay, boyutları 5 milimetrenin altındaki mikroplastik ve nanoplastiklerin biyolojik olarak çözünür olmadığından vücuttan atılamadığına işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Özellikle 100 nanometre mertebesinin altındaki plastik parçacıklar, hem insan hücrelerinin içine girebiliyor, hem de kan-beyin bariyerini geçerek beyinde birikebiliyor. Bu durum da insan sağlığını tehdit ediyor." uyarısında bulunan Hanay, mevcut tekniklerin henüz nanoplastikleri algılayabilecek seviyede olmadığına dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hanay, bu parçacıkların boyutlarının küçüldükçe vücutta önemli dokularda birikerek sağlığı olumsuz etkilediğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özellikle bir insan hücresi boyutu olan 20 mikrometrenin altındaki mikroplastiklerin algılanmasının mevcut teknolojilerde teknik zorluklar yarattığını belirten Hanay, bu aygıtların analizlerinin de uzun sürdüğünü ve maliyetinin de yüksek olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hanay, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu tür aygıtlarla, tek bir mikroplastik parçacık analizi için en az 10 dakika gerekiyor. Ancak sulardaki bu tehdidi ölçmek için binlerce parçacığın sürekli analiz edilmesi gerekiyor. Günümüzde, yetişmiş doktoralı personel de gerektiğinden bu analizler mevcut durumda yavaş ve pahalı. Örneğin, Avrupa'da bir mikroplastik analizi yaptırmak için bir şirketle anlaşmak istesek, 6 haftadan önce bize sonuçları veremiyorlar."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- Hızlı, pratik sınıflandırma yapabiliyor</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Selim Hanay, mikroplastiklerin özellikle içme suyunda takip edilebilmesi için hızlı ve ucuz tekniklere ihtiyaç bulunduğunu, geliştirdikleri sistemin bu ihtiyacı karşıladığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Elektronik bir yöntemle analiz yapabilen ilk cihazı geliştirdiklerini bildiren Hanay, çalışmada ilk olarak 20 mikrometre ve altı boyuttaki mikroplastikleri sınıflandırılabildiklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hanay, geliştirdikleri sisteme ilişkin şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Cihaz için geliştirdiğimiz sensörler, mikro boyutlardaki plastikleri, cam materyalleri, titanyum dioksit adı verilen katkı malzemeleri içeren parçacıkları sınıflandırabiliyor. Bu sensörler, mikro akışkan kanal denilen çok küçük sıvı kanallarını kullanıyor. Parçacıklar bu kanalda akarken peş peşe iki tane elektronik ölçüm yapıyor. Bu iki elektronik ölçümü birleştirdiğimiz zaman bu parçacıkların elektronik özelliklerini elde ediyoruz. Bu sistem, daha yavaş çalışan ve daha pahalı spekroskopik yöntemlere göre daha hızlı ve pratik bir sınıflandırma yapabiliyor."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Sudaki olası tehdit kısa sürede tespit edilebilecek</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Selim Hanay, sistemin kullanıma geçmesi için iki kademeli bir plan yaptıklarını anlatarak, "İlk olarak su analizi yapabilen bir servis kurulmasını istiyoruz. Bir kurum, kendi suyunu analiz ettirmek istediğinde bunu çeşitli teknikler kullanarak yapabileceğiz. Sonuçları bir gün gibi bir sürede kullanıcıya geri göndermek istiyoruz. Böylece içme suyuna karışan olası bir mikroplastik kontaminasyon kaynağı kısa sürede tespit edilebilecek." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Artan risklere karşı dünya genelinde plastik tüketimi yasaklansa bile bu parçacıkların nehirlerde ve denizlerde biriktiğine dikkati çeken Hanay, çalışmalarının önemini şu sözlerle anlattı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Çalışmamız, mikroplastik kirliliğin izlenmesi ve azaltılması için önemli sonuçlar doğuruyor. Cihaz, su örneklerinin yerinde analizi için hızlı, maliyet etkin ve taşınabilir bir çözüm sunuyor. Cihazımız, dünya genelinde nehirler, göller ve okyanuslar dahil olmak üzere çeşitli su ortamlarında mikroplastik kirlilik seviyelerini değerlendirmek üzere konuşlandırılabilecek. Belediyeler, su işletmeleri, bakanlıklar gibi hem Türkiye hem Avrupa'daki paydaşlarla bu teknolojinin nasıl ilerletilebileceğini göstermek istiyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hanay, aynı konuda TÜBİTAK destekli bir başka projelerinde su ve havadaki nanoplastik riskini ölçebilen cihaz geliştirme çalışmalarının devam ettiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Projeyi Avrupa da destekledi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Projenin gerçek bir uygulamaya dönmesi için çalışmanın ERC başlangıç ve ERC Proof of Concept ile desteklendiğini bildiren Hanay, "Projede yaklaşık 1 yıl kadar daha zamanımız var. Adım adım burada farklı plastik şekillerinin nasıl inceleneceği konusunda kalan sorunlar üzerinde uğraşıyoruz. Bu teknik ilerlemeleri de yaptıktan sonra farklı kurumlara servis olarak bu uygulamayı önereceğiz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hanay, geliştirdikleri cihazın kavramsal kanıtına ilişkin bulguların Advanced Materials dergisinde yayımlandığını ve bilim dünyasına duyurulduğunu ifade ederek, son olarak projenin pratik uygulamaları için Avrupa Araştırma Konseyinden (ERC) "çığır açıcı" projelere verilen desteği almaya hak kazandıklarını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünyanın farklı noktalarında mikroplastik kirliliğe karşı önlemler alınmaya başlandığını ifade eden Hanay, Kaliforniya'da geçen senelerde çıkarılan yasa ile sürekli olarak içme suyundaki mikroplastik kirliliğini kontrol etmeye başlanacağını, Kanada ve Avrupa Birliğinde de şu anda benzer regülasyonların tartışıldığını sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul kıyılarındaki mikroplastik kirliliğinin boyutu ortaya çıktı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbul-kiyilarindaki-mikroplastik-kirliliginin-boyutu-ortaya-cikti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbul-kiyilarindaki-mikroplastik-kirliliginin-boyutu-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ceyhun Akarsu: - &quot;Yüzey sularından aldığımız örneklerde ortalama 1 litre suda 150 mikroplastik olduğunu söyleyebilirim. Söz konusu sediment yani kum olunca bu değer yaklaşık 9 kat artıyor ve 1 kilogram kuru sediment içerisinde yaklaşık 1350 mikroplastik olduğu sonucunu elde ettik. Kulağa çok gelse de Kuzey ve Kuzeybatı Avrupa ülkelerinde de benzer sonuçlar elde ediliyor&quot; - İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nüket Sivri: - &quot;Mikroplastik kirliliğinin önüne geçmek için tek kullanımlık plastiklerin sınırlandırılması gerekiyor. Doğayı korumak adına diğer ülkelerin yaptığı gibi tek kullanımlık plastikleri engelleme, sınırlama ya da doğru kullanma aşamasına geçebiliriz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/istanbul-kiyilarindaki-mikroplastik-kirliliginin-boyutu-ortaya-cikti-1715317879.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbul, kıyılarındaki, mikroplastik, kirliliğinin, boyutu, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi akademisyenleri, İstanbul kıyısal alanlarında bir yılı aşkın süre gerçekleştirdikleri araştırma sonucunda 1 litre yüzey suyunda 150 ve 1 kilogram kuru sedimentte (kumda) 1350 mikroplastik parçacığı tespit etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Boyutları 5 milimetre ile 1 mikrometre arasında değişen plastik parçacıkları olan mikroplastikler, su kaynaklarını her geçen gün daha fazla tehdit ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uzun yıllar boyunca deniz ve okyanus gibi su kaynaklarında varlıklarını sürdürebilen plastiklerin parçalanmasıyla oluşan mikroplastikler besin zinciri yoluyla insan vücuduna ulaşabiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstanbul kıyılarındaki mikroplastik kirliliğinin boyutunu saptamak amacıyla başlattıkları araştırmanın sonucu hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ceyhun Akarsu, bir kez denizle buluştukları zaman akıntılarla dünyanın herhangi bir noktasına ulaşmaları mümkün olan plastiklerin, yönetilmesi çok zor kirleticiler olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstanbul'daki birçok kıyısal alandan örnekler alıp ölçümler yaptıklarını belirten Akarsu, elde ettikleri bulgulara ilişkin şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu süreçte yüzey sularından aldığımız örneklerde ortalama 1 litre suda 150 mikroplastik olduğunu söyleyebilirim. Söz konusu sediment yani kum olunca bu değer yaklaşık 9 kat artıyor ve 1 kilogram kuru sediment içerisinde yaklaşık 1350 mikroplastik olduğu sonucunu elde ettik. Verilere bakacak olursak aslında kulağa sayıca çok gelse de Kuzey ve Kuzeybatı Avrupa ülkelerinde de benzer sonuçlar elde ediliyor. Dolayısıyla bu ülkelerin attığı adımları yakından takip etmeli ve onların kabul edip uygulamaya koyduğu yönergeleri biz de en kısa sürede sahiplenmeliyiz."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Küçükçekmece Lagünü'nde metrekarede 72 kulak çubuğu tespit edildi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Uluslararası raporlara atıfla, kıyılarda en sık karşılaşılan tek kullanımlık plastiklerin başında kulak temizleme çubuğunun geldiğini kaydeden Akarsu, bu konu üzerinde yoğunlaştıklarını ve Küçükçekmece Lagünü'ndeki kulak çubuğu kirliliğini araştırdıklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kulak çubuklarının, üretildikleri materyalden ziyade bertaraf sürecinin iyi yönetilmemesinden kaynaklı bir mikroplastik kirliliğine neden olduklarına işaret eden Akarsu, bunların Küçükçekmece Lagünü'ndeki miktarının belirlenmesi ve potansiyel ekolojik riskin ortaya konması için yaptıkları araştırmada metrekarede ortalama 72 kulak çubuğu tespit ettiklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tuvaletlere atılan kulak çubuklarının kanalizasyon, atık su arıtma sistemleri ve ardından denizel ekosistemler aracılığıyla kıyısal alanlara ulaşabildiğini vurgulayan Akarsu, "Analizlerini gerçekleştirdiğimiz materyallerin yüzde 40'ından fazlasının yüksek oksidasyon seviyesine sahip olduğunu gördük. Bu veri neyi gösteriyor? Bu veri, kulak çubuklarının bölgede çok fazla zaman geçirdiğini, bunların artık daha küçük boyuttaki parçalara bölünebileceklerini ve mikroplastik oluşturabilme potansiyeli taşıdıklarını gösteriyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akarsu, kulak çubuklarının akıntılar, ortamdaki diğer katı cisimlerle fiziksel temaslar veya materyaller üzerinde tutulmuş olan organizmalarla, biyoparçalanma ile daha küçük yapılara dönüştüğünü sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Kuş yavrularının mide içliklerinde mikroplastiklere rastlandı"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nüket Sivri, kulak çubuklarının tıpkı diğer plastik ürünler gibi hem insan hem hayvan hem de bitki yani tüm ekosistemi kapsayan tek sağlık bakış açısıyla değerlendirildiğinde olumsuz etkilere sahip ürün olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kulak çubuğu kullanımının hekimler tarafından da tavsiye edilmediğini hatırlatan Sivri, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Gerek parçalanmadan bir bütün olarak gerekse de parçalandıktan, kırıldıktan sonra küçük parçalara ayrıldığında tüm canlıları etkiliyor çünkü canlılardan bazıları onları besin olarak algılıyor. Bazıları istemsizce kendi vücutlarına bir parça olarak ilave ediyor veya tutunduruyor ve sonrasında maalesef ölümle sonuçlanabiliyor. Yapılan çalışmalarda özellikle kuşların, çok küçük kırılmış plastik parçaları besin zannederek kendi yavrularına verdikleri saptandı ve yavruların mide içliklerinde de bu parçalara rastlandı."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sivri, mikroplastiklerin besin zinciriyle insanlara kadar ulaştığına dikkati çekerek, "Her biri bir besin zinciri basamağında birbirini etkileyen formlar. O yüzden 'Bundan hiçbir şey olmaz, bu küçükmüş, ben bunu atsam da fark etmez.' diye düşünmeyelim. Tam tersi vatandaş bilinci ve vatandaş sorumluluğuyla hareket edelim. O tek parça dediğiniz belki de kocaman bir balık popülasyonunu kurtaracak. Belki çevreye atmadığınız tek bir kulak çubuğu, örneğin bir lüfere hayat verecek. Sizin yapacağınız şey, plastiği uygun bir atık bırakma ünitesine bırakmak." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Engelleme, sınırlama ya da doğru kullanma aşamasına geçebiliriz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Pratik olduğu için tercih edilen tek kullanımlık plastiklerin aslında çevreci çözümlerle ikame edilebildiği değerlendirmesinde bulunan Sivri, "Eskiden, eminim benim yaşımda, benim kuşağımda olanlar bilecektir, biz aslında kulak çubuklarını kendimiz yapardık. Kibrit çöplerinin arkasına ve özellikle pamuğu biraz sardırarak temizleme unsuruna geçerdik." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tek kullanımlık plastiklerin bertarafının bir çevre politikası olduğunu ve vatandaşların farkındalık kazanarak bu plastiklerin tüketimini azaltmasında sıfır atık projesinin önemli katkısı olduğunu dile getiren Sivri, konuşmasını şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Mikroplastik kirliliğinin önüne geçmek için tek kullanımlık plastiklerin sınırlandırılması gerekiyor. Doğayı korumak adına diğer ülkelerin yaptığı gibi tek kullanımlık plastikleri engelleme, sınırlama ya da doğru kullanma aşamasına geçebiliriz. Kişisel alışkanlıklarımızdan kaynaklı olan veya kolaya kaçarak kullandığımız bu tek kullanımlık plastikleri sınırlamak elimizde. Diğer ülkeler yasaklıyor fakat yasaklama yerine bilinçle, farkındalıkla, eğitimle bu sınırlamaları getirebiliriz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Sıfır Atık&amp;quot; projesine AKDENİZ&amp;PA Ödülü verildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sifir-atik-projesine-akdeniz-pa-odulu-verildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sifir-atik-projesine-akdeniz-pa-odulu-verildi</guid>
<description><![CDATA[ Ödülü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan adına, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Portekiz&#039;de düzenlenen törenle aldı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/sifir-atik-projesine-akdeniz-pa-odulu-verildi-1716263591.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıfır, Atık, projesine, AKDENİZ-PA, Ödülü, verildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Avrupa-Akdeniz ve Körfez bölgelerinde, bölgenin barış ve refahına faaliyetleriyle katkıda bulunan projelere verilen Akdeniz Parlamenter Asamblesi (<strong>AKDENİZ-PA</strong>) Ödülü'nü, Portekiz'de düzenlenen törenle aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, AKDENİZ-PA Ödülü, "<strong>Sıfır Atık</strong>" projesine verildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ödülü, Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong> ve eşi Emine Erdoğan adına Bakan Özhaseki, bugün Portekiz'de düzenlenen törenle aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Forum Braga Konferans Salonu'ndaki törende, <strong>PAM </strong>Genel Sekreteri <strong>Sergio Piazzi</strong>'nin elinden ödülü alan Özhaseki, Türkiye olarak, Akdeniz Parlamenter Asamblesine taraf olmaktan ve katkı sağlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bakan Özhaseki, törende yaptığı konuşmada da Sıfır Atık Hareketi'nin bütün dünyanın örnek aldığı bir çevre hareketi ve ekonomik döngü modeli haline geldiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sıfır Atık Hareketi'nin hem çevreyi koruduğunu hem de israfı önlediğini vurgulayan Özhaseki, "Hayatımızın her alanında ortaya çıkan atıkları dönüştürüp ekonomiye kazandırıyoruz. Toplanan atıklar sayesinde 185 milyar lira ekonomik kazanç sağlandı ve 498 milyon ağaç kurtarıldı. Deniz kirliliğiyle mücadele için oluşturduğumuz Sıfır Atık Mavi hareketimizle de 7,8 milyon ton plastik atığın geri dönüşümünü sağladık." bilgisini verdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Sıfır Atık projesi bir marka oldu"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Özhaseki, 30 Mart'ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edildiğini ve tüm dünyada kutlandığını belirterek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Sıfır Atık projesi, döngüsel ekonomiye katkıları dolayısıyla Türkiye'nin dünyaya kazandırdığı bir marka oldu. Bugün küresel iklimimizde yaşanan değişikliklerle ilgili nereye gittiğimizi sorgulamamız ve ortak evimiz dünyamızın geleceğini koruyarak, kurtarmamız şarttır. Aksi takdirde gelecek kuşaklara kötü bir miras bırakmış olacağız. Bugün aldığımız ödül, Türk milleti olarak bu gidişe 'dur' demek için attığımız güçlü bir adımın sonucudur."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuşmasının sonunda İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına dikkati çeken Özhaseki, dünyaya çağrıda bulunarak, "Şu anda Akdeniz'in doğusunda bir soykırım yaşanıyor. Eşi benzeri hiç görülmemiş bir vahşet işleniyor. Kadınlar, çocuklar, gazeteciler öldürülüyor. Hastaneler bombalanıyor ve insanlık alemi basit çıkar hesaplarıyla sadece seyrediyor. Sizden tek istediğimiz, insani ve vicdani bir duruş. İnsanlık adına sadece 'ateşkes' deyin. 'İnsanlar, kadınlar, çocuklar yaşasın.' deyin ve dünya huzur bulsun." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;apos;nın Çıralı sahilinde caretta carettalar yumurta bırakmaya başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyanin-cirali-sahilinde-caretta-carettalar-yumurta-birakmaya-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyanin-cirali-sahilinde-caretta-carettalar-yumurta-birakmaya-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz: - &quot;Geçen sene 105 yuvadan 5 bin 500 yavruyu denize ulaştırdık. Bu ciddi bir rakam. Burada ciddi ve özgüveni yüksek çalışmalar var&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/antalyanin-cirali-sahilinde-caretta-carettalar-yumurta-birakmaya-basladi-1714836205.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalyanın, Çıralı, sahilinde, caretta, carettalar, yumurta, bırakmaya, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Antalya'nın Kemer ilçesindeki Çıralı sahiline nesli tükenme tehdidi altındaki caretta carettalar yuva yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kemer Kaymakamlığı ve Kemer Belediyesi öncülüğünde çeşitli kurumların da katılımıyla Çıralı'da ilk yuva etkinliği düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kaymakam Ahmet Solmaz, Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Derya Baytekin, Ulupınar Muhtarı Salih Sarıca, Ulupınar Çevre Koruma Geliştirme ve İşletme Kooperatifi Başkanı Habib Altınkaya'nın da katıldığı etkinlikte, iki caretta carettanın yumurtalarını bıraktığı alan tespit edilerek çevresine güvenlik kafesi yerleştirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Solmaz, kafes üzerine caretta caretta yuvasının sayısını ve gününü yazdı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Solmaz, burada yaptığı konuşmada, caretta carettaların ilçenin önemli misafirleri arasında yer aldığını ifade ederek, "Caretta carettalar dünyada nesli tükenmekte olan canlılar. Bunlar dünyanın her yerinde koruma altına alınıyor. Kendi bölgemizde bu canlılara ev sahipliği yapmak hem hassasiyet hem de insani olarak büyük bir görev." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çıralı'ya gelen yerli ve yabancı turistlerin deniz, kum ve güneşin yanı sıra caretta carettaların yuvalarını ve yuvadan çıkış anlarını görmeyi de amaçladıklarını belirten Solmaz, turistlerin olası zararlara yol açmaması için de yuvaların ve yavruların güvenliği amacıyla gerekli önlemleri aldıklarını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sahilde ilk yuvalamanın gerçekleştiğini anlatan Solmaz, "Geçen sene 105 yuvadan 5 bin 500 yavruyu denize ulaştırdık. Bu ciddi bir rakam. Burada ciddi ve özgüveni yüksek çalışmalar var. Arkadaşlarımız, buraya gelen misafirlerimizi bilinçlendirerek, insanların ve caretta cerattaların aynı anda sahili kullanabileceklerini gösteriyorlar." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Belediye Başkan Yardımcısı Baytekin de caretta carettaları bu sene yaklaşık 1 ay önce sahile çıkarak yumurta bıraktığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnci kefallerinin Van Gölü&amp;apos;nden tatlı sulara göçü sürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/inci-kefallerinin-van-goelunden-tatli-sulara-goecu-suruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/inci-kefallerinin-van-goelunden-tatli-sulara-goecu-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Van Gölü&#039;nde yaşayan ve üreme döneminde suyun akışının tersine yüzerek tatlı sulara göç eden inci kefallerinin zorlu yolculuğu devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/inci-kefallerinin-van-golunden-tatli-sulara-gocu-suruyor-1716192199.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İnci, kefallerinin, Van, Gölünden, tatlı, sulara, göçü, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Göle kıyısı bulunan yerleşim yerlerinde binlerce insanın geçim kaynağı olan inci kefalleri, üreme dönemi olan 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında yumurtalarını bırakmak için tatlı sulara göç ediyor.</span></span></p>

<p><span><span>Bu süreçte avlanması yasaklanan inci kefalleri, karşılarına çıkan engelleri zıplayarak aşıyorlar.</span></span></p>

<p><span><span>Balıkların akıntıya karşı verdiği mücadeleyi izlemek için her yıl Van'ın Erciş ilçesine gelen binlerce yerli ve yabancı turist, İnci Kefali Tabiat Parkı'nda bu yolculuğa tanıklık ediyor.</span></span></p>

<p><span><span>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (<strong>YYÜ</strong>) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, binlerce inci kefalinin her yıl nisan ve temmuz ayları arasında sürüler halinde göle dökülen tatlı sulara göç ettiğini söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Bu mevsimin şölen havasında geçtiğini belirten Akkuş, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span><span>"Van Gölü'ndeki inci kefalleri, artık derelere girmeye ve akarsuların yukarı kesimlerine doğru çıkmaya başladı. İnci kefali bir anda akarsulara girmiyor. Tatlı suyla tuzlu su arasında geçiş yaparken fizyolojik uyum için belli bir süre dere ağızlarında bekliyor. Fizyolojik uyum süreci sona eren incik kefalleri akarsuların yukarı kesimlerine doğru çıkmaya başladı. Akarsularda üremelerini gerçekleştiren inci kefalleri anavatanları olan Van Gölü'ne tekrar dönüyor. Ümit ediyoruz ki üreme sezonu başarılı geçer. Çünkü son 4 yıldır su debilerindeki düşüş nedeniyle üreme sezonu sağlıklı geçmemişti."</span></span></p>

<p><span><span>Şu anda balıkların boylarından kat kat yüksek kayaları aşarak akarsuların yukarı kesimlerine doğru göç ettiğini anlatan Akkuş, bütün insanları bu muhteşem yolculuğu seyretmeye bekledikleri aktardı.</span></span></p>

<p><span><span>Çorlu'dan gelen Kazım Çelebi ise "Balıkların suyun tersine yüzmesini ve martıların balık avlamasını izlemeye geliyoruz. Her yıl göçü görmek için binlerce yerli ve yabancı turist ilçeye geliyor." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span>Ağrı'dan gelen Nimet Aka da inci kefallerinin göç zamanında akıntıya karşı yüzmesinin eşsiz bir manzara oluşturduğunu belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>Herkesin bunu görmesi gerektiğini ifade eden Aka, "İlk defa inci kefallerinin göçünü İzledim. Martıların balıkları avlaması inanılmaz bir görüntü oluşturuyor." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları resifleri ses dalgalarıyla yeniden canlandırmaya çalışıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-resifleri-ses-dalgalariyla-yeniden-canlandirmaya-calisiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-resifleri-ses-dalgalariyla-yeniden-canlandirmaya-calisiyor</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya&#039;daki bilim insanları, yükselen deniz sıcaklığı ve birçok çevresel etmenlerin sonucunda zarar görmüş resifleri, ses dalgalarıyla yeniden canlandırmaya ve zenginleştirmeye çalışıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/bilim-insanlari-resifleri-ses-dalgalariyla-yeniden-canlandirmaya-calisiyor-1714835585.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, resifleri, ses, dalgalarıyla, yeniden, canlandırmaya, çalışıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>ABC News'ün haberine göre Avustralya Tıbbi ve Klinik Bilim İnsanları Enstitüsü (<strong>AIMS</strong>), "<strong>Resif Şarkısı</strong>" adlı deneysel araştırma projesi kapsamında, ses dalgalarını kullanarak çevredeki deniz yaşamının dikkatini çekmeye çalışıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Avustralya'nın batısındaki Ningaloo Resifi ve Lizard Adası'nın Büyük Set Resifleri'nde 2021'den bu yana yapılan çalışmalar kapsamında, resiflerin zeminlerine ses dalgası yayan hoparlörler yerleştirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırmada, sağlıklı resif ekosistemlerinin ürettiği ses dalgaları, balık ve diğer deniz canlılarını küresel ısınma ve beşeri etmenlerden zarar görmüş resiflerde yaşamaya çekmek için kullanılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmanın baş araştırmacısı Rohan Brooker, proje kapsamında bu hoparlörlerden mevsime ve ekosisteme uygun ses dalgaları yayınladıklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Brooker, bu çalışma ile resiflere mercanların büyümesine ve ekosistemin zenginleşmesine yardımcı olacak besinleri ve diğer organik maddeleri taşıyacak balık yavrularının gelmesini umduklarını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırmayı yürüten bilim insanlarından Miles Parsons da sağlıklı bir resif ekosisteminin farklı ses dalgaları içerdiğini belirterek balıkların beslenme gibi faaliyetler için korolar oluşturduklarını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su altını farklı seslerin olduğu mahallelere benzeten Parsons, "Kalabalık bir mahalle sağlıklı bir ortama işaret eder." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Parsons ayrıca, sağlıklı resiflerin oluşturduğu seslerin balıklar tarafından orada yaşanıp yaşanmayacağına karar vermek için kullanıldığını açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırmanın 2025'te sonuçlanması planlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Enerjisa Enerji&amp;apos;den Karataş&amp;apos;ta &amp;quot;Sürdürülebilir Balıkçılığa Destek&amp;quot; projesi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/enerjisa-enerjiden-karatasta-surdurulebilir-balikciliga-destek-projesi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/enerjisa-enerjiden-karatasta-surdurulebilir-balikciliga-destek-projesi</guid>
<description><![CDATA[ Enerjisa Enerji, Karataş Belediyesi ve Karataş Su Ürünleri Kooperatifi işbirliğiyle deniz ve limandan toplanan atıklar geri dönüşüm yoluyla bölge halkına yeni gelir alanı ve ek istihdam sağlayacak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/enerjisa-enerjiden-karatasta-surdurulebilir-balikciliga-destek-projesi-1715344456.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Enerjisa, Enerjiden, Karataşta, Sürdürülebilir, Balıkçılığa, Destek, projesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Enerjisa Enerji, balıkçılığın ana geçim kaynağı olduğu Adana Karataş'ta gerçekleştirdiği "Sürdürülebilir Balıkçılığa Destek" projesi ile bölge halkına yeni bir gelir alanı ve ek istihdam sağlamayı amaçlıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'nin enerji dönüşümüne "Herkes için daha iyi bir gelecek" vizyonuyla öncülük ederek enerji verimliliği ve kurumsal sosyal sorumluluklar konusunda farkındalık oluşturan şirket, Karataş Belediyesi ve Karataş Su Ürünleri Kooperatifi ile proje geliştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Proje kapsamında, deniz ve limandan toplanan atıklar geri dönüşüme kazandırılacak, balık ağları ileri dönüşüm ile farklı ürünlerde girdi olarak kullanılacak. Üretim aşamasında kadınların istihdam edileceği bu ürünlerle çevre dostu bir ekonomi yaratılacak, enerjide tasarruf sağlayan güneş enerjisi santrali kurulumu, kapasite geliştiren eğitim programları ve atık yönetimiyle bir çözüm ortaya konulacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıklamada görüşlerine yer verilen Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, Karataş'ta sürdürülebilir bir balıkçılık ekosistemi yaratma hedefiyle yola çıktıklarının altını çizerek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Enerjisa Enerji olarak toplumsal fayda yaratacak çalışmalarımızı sürdürülebilirlik etki odağı ile geliştiriyor ve hayata geçiriyoruz. Paydaşlarımız ile birlikte projeyi geliştirirken odağımız bölge insanı ve yerel kalkınmaydı. Bu proje ile birlikte doğaya terk edilmiş plastiklerin ileri dönüşümü sayesinde sadece çevre dostu bir fayda elde etmiyor, yeni ve döngüsel bir ekonomi de yaratıyoruz. Kadınlar için kapasite geliştiren ve gelir getirici bir faaliyet olması sebebiyle iş ve aile hayatında kadının görünürlüğünü artırmak konusunda da mutluluk duyuyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Projeyi etki odaklı sürdürülebilirlik anlayışlarının bir sonucu olarak gördüklerini aktaran Taşcıoğlu, "Yaklaşık 25 bin kişinin yaşadığı Karataş'ta ana geçim kaynağı olan balıkçılığın sürdürülebilir olması için önemli bir kilometre taşıdır. Adana Karataş'ta başlayan bu yolculuk, bölgedeki balıkçılığı ve genel olarak çevre bilincini güçlendirerek daha yaşanabilir bir dünya için önemli adımlar atmamıza olanak tanıyor. Herkes için daha iyi bir gelecek sağlamak adına konfor alanımızdan çıkıp var gücümüzle çalışmaya, sürdürülebilirlik etki alanlarımızı genişletmeye, gezegenimiz ve toplum için fayda sağlayan projeler için elimizi taşın altına koymaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Van&amp;apos;da göletlerdeki balık ölümlerinin nedeni araştırılıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/vanda-goeletlerdeki-balik-oelumlerinin-nedeni-arastiriliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/vanda-goeletlerdeki-balik-oelumlerinin-nedeni-arastiriliyor</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;da bazı göletlerde balık ölümlerinin görülmesi üzerine inceleme başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/vanda-goletlerdeki-balik-olumlerinin-nedeni-arastiriliyor-1714719913.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vanda, göletlerdeki, balık, ölümlerinin, nedeni, araştırılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Özalp ilçesindeki Yumruklu ile Muradiye ilçesindeki Beyarslan göletlerindeki ölü balıkları gören vatandaşlar, yetkililere haber verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bunun üzerine Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ekipleri, bölgeye giderek numune aldı, su sıcaklığını ölçtü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipler, sudaki materyaller ile tatlı su kaynağının etrafında kirletici ve kimyevi madde olup olmadığını inceledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Göletlerin farklı noktalarından alınan numuneler incelenmek üzere Elazığ Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü laboratuvarına gönderildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yerinde yapılan ölçümlerde suyun sazangillerin yaşamı için uygun olduğu belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkların kesin ölüm nedeni laboratuvardaki incelemenin ardından belirlenecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Numunelerin sonuçları gelinceye kadar göletteki balıkların tüketilmemesi ve suyunun hayvanlara içirilmemesi uyarısında bulunuldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bol yağışla derelerde yükselen debi siraz balığının üreme yolculuğuna hız kattı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bol-yagisla-derelerde-yukselen-debi-siraz-baliginin-ureme-yolculuguna-hiz-katti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bol-yagisla-derelerde-yukselen-debi-siraz-baliginin-ureme-yolculuguna-hiz-katti</guid>
<description><![CDATA[ Elazığ&#039;da üreme döneminde Hazar Gölü&#039;ne dökülen derelere tersine yolculuk yapan siraz balıkları, engelleri zıplayarak aşıyor - Tarım ve Orman İl Müdürü Ali Kılıç: - &quot;Bol yağışla Hazar Gölü&#039;nü besleyen derelerin daha yoğun akması ve suyun bol bir şekilde göle ulaşması sonucu siraz balıkları yüzerek yukarıya doğru daha rahat hareket edebiliyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/bol-yagisla-derelerde-yukselen-debi-siraz-baliginin-ureme-yolculuguna-hiz-katti-1715235314.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bol, yağışla, derelerde, yükselen, debi, siraz, balığının, üreme, yolculuğuna, hız, kattı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Elazığ</strong>'ın Sivrice ilçesindeki <strong>Hazar Gölü</strong>'ne dökülen derelerden suyun akışının tersine yolculuk yapan siraz balıkları, bu yıl yaşanan bol yağışlar sayesinde üreme yolculuğunu daha rahat yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Üreme dönemi olan 15 Nisan-30 Haziran'da, göle dökülen tatlı sulara akın ederek yumurtalarını bırakan siraz balıklarının göç yolculuğu devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkların göçünün sorunsuz tamamlanması için İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, emniyet ve jandarma ekipleri, kaçak avcılık ve diğer olumsuzluklara karşı bölgede denetim yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Göçün en güzel izlenebildiği Kürk Deresi'ne gelen vatandaşlar, balıkların yolculuğuna tanıklık ediyor, engelleri zıplayarak aşmalarıyla ortaya çıkan manzarayı görüntülüyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Üreme hareketi, Van Gölü'ndeki inci kefali ile aynı"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman İl Müdürü Ali Kılıç, AA muhabirine, Hazar Gölü'ndeki siraz balıklarının üreme için yaptığı göçün önemli olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölde 8 balık türünün bulunduğunu, en çok siraz balığının dikkati çektiğini anlatan Kılıç, bu balığın üreme döneminin nisan ve haziran ayları arasında olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Siraz balığının üreme hareketi, Van Gölü'ndeki inci kefali ile aynıdır." diyen Kılıç, üreme döneminden dolayı av yasağının sürdüğünü, bu sayede balıkların korunarak üremelerinin sağlandığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yılın bol yağışlı geçtiğini, bu durumun siraz balıklarının göçünü kolaylaştırdığını dile getiren Kılıç, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bol yağışla Hazar Gölü'nü besleyen derelerin daha yoğun akması ve suyun bol bir şekilde göle ulaşması sonucu siraz balıkları yüzerek yukarıya doğru daha rahat hareket edebiliyor. Yağışların az olduğu dönemlerde bu göç zorlaşıyor. Balıkların istediği noktalara ulaşmaları daha zor hale geliyor."</span></span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_05_debi8-3.jpg"></p>

<p><strong><span><span><span>- 3 yılda 1,5 milyon siraz balığı göle bırakıldı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Söz konusu balıkların 3-4 kez yumurta bırakarak neslini devam ettirebilen bir tür olduğunu, yumurta bırakmak için Kürk Deresi başta olmak üzere bölgedeki derelere akıntının tersine yüzdüklerini aktaran Kılıç, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Tarım ve Orman Bakanlığı olarak balık türlerini kontrol altında tutmak için çalışmalar yapıyoruz. İhtiyaç halinde popülasyonlara takviye gerekiyorsa buralarda balıklandırma yapıyoruz. Bu türün devamını sağlamaya çalışıyoruz. 3 yılda Hazar Gölü'ndeki bu su kaynağımıza 1,5 milyon siraz balığı bırakmak suretiyle balıklandırma işlemini gerçekleştirdik."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kılıç, üreme göçünün dere yatağında rahatlıkla izlenebildiğini, bunu vatandaşların görmesini ve bir farkındalığın oluşmasını önemsediklerini belirterek, "Siraz balığını seviyoruz. Balığımızın Hazar Gölü'nde devamlılığı için çalışıyoruz. Av yasağı döneminde de üreticilerimizin ve balıkçılarımızın bu konudaki uyarılarımıza, hassasiyetlere dikkat etmelerini istiyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Bu güzel görüntüleri kaçırmamak için her yıl geliyorum"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Göçü izlemeye gelenlerden Aygün Çam da siraz balığının göç yolculuğunu izlemeye geldiğini ifade ederek, "Bu güzel görüntüleri kaçırmamak için her yıl geliyorum. Bu balık türünün korunmasında çaba gösteren herkese teşekkür ediyorum." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Samet Ak ise tersine göç eden balıkları izleyerek stres attıklarını kaydederek, herkesi bu keyifli göçü izlemeye davet etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balıkçılardan “1000 Çocuk 1000 Gülücük” Projesine Destek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balikcilardan-1000-cocuk-1000-gulucuk-projesine-destek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balikcilardan-1000-cocuk-1000-gulucuk-projesine-destek</guid>
<description><![CDATA[ 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında, Eskişehir Sazova Bilim ve Kültür Parkı’nda Esabder ve Vosbağa Dernekleri bir araya gelerek Vos26 Derneğinin yürütmekte olduğu ‘’1000 Çocuk 1000 Gülücük Projesi’’ ne destek verdiler. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/balikcilardan-1000-cocuk-1000-gulucuk-projesine-destek-1714594010.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balıkçılardan, “1000, Çocuk, 1000, Gülücük”, Projesine, Destek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>VOS26 </strong>Yardım Gönüllüleri Hobi Kültür ve Dayanışma Derneği’nin bu yıl 7. defa düzenlediği <strong>1000 Çocuk 1000 Gülücük Projesi</strong>’ ne Eskişehir Amatör Olta Balıkçılığı ve Doğal Hayatı Koruma Derneği (<strong>ESABDER</strong>) ve Eskişehir <strong>Vosbağa Derneği</strong> ile birlikte destek vererek çocuklarla birlikte eğlendiler.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aileler ve çocuklarla günün ilk saatlerinde buluşan dernek yöneticileri ve üyeleri Sazova Bilim ve Kültür Parkı’nda kurulan atölye standlarında vosvos boyama, vosvos magnet yapımı, takı tasarımı, olta balıkçılığı ve uyulması gereken kurallar üzerine eğitimleri verilerek çocukların el becerilerini geliştirmeleri için aktiviteler yapıldı. </span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-04-29%20saat%2022_21_30_b7522d07.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Balık Haber</strong>’e konuşan <strong>ESABDER</strong> Derneği Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Yasin Başaran</strong> ‘’Esabder olarak Eskişehir’deki kardeş derneklerimize her zaman destek vermekteyiz. ‘’<strong>1000 Çocuk 1000 Gülücük Projesi</strong>’’ etkinliğine seve seve katıldık. Günümüz şartlarında aileler ekonomik koşullar sebebiyle çocuklarına fazla vakit ayırmakta güçlük çekmektedirler. Bugün çocuklarımızın öğrenirken eğlendiğini görmek çok güzeldi. Bizler de Esabder Derneği olarak, çocuklarımıza amatör ve sportif olta balıkçılığı nasıl yapılır, nelere dikkat etmemiz gerekir konulu teorik ve pratik eğitim çalışması yaptık.  Çocuklarımızın hem çevre ve doğa bilinci içersinde gelişmesi hem de açık havada doğayla iç içe yapılan en güzel spor olan balık tutma hobisinde buluşturulabilmeleri adına bizler için çok başarılı bir fırsat eğitimi oldu. Çocuklarımız ve ailelerimizle birlikte bizlerde çocukluk günlerimize dönerek hep birlikte eğlendik.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-04-29%20saat%2022_22_24_07f5118a.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu vesile ile başta bizlere bu fırsatı veren <strong>Vos26</strong> Yardım Gönüllüleri Hobi Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Sayın <strong>Hayriye Zeynep Karbölen</strong>’e ve emeği geçen herkese teşekkür ederim’’ ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sazova Bilim ve Kültür Park alanına rengarenk boyanmış Vos Vos arabalarıyla gelen dernek üyeleri görsel şovun yanı sıra çocuklarla müzik eşliğinde dans ederek eğlendiler. Etkinlik sonunda katılım sağlayan çocuklara hediye olarak oyuncak dağıtıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık Haber Merkezi – Özden Aydın Şimşek</span></span></span></p>

<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sahillerdeki işletmelere ve balıkçılara caretta caretta uyarısı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sahillerdeki-isletmelere-ve-balikcilara-caretta-caretta-uyarisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sahillerdeki-isletmelere-ve-balikcilara-caretta-caretta-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ DEKAMER Başkanı Prof. Dr. Kaska: - &quot;Caretta carettaların önümüzdeki ay yumurta bırakma dönemi başlayacak. İşletmeler nisan sonuna kadar kumsallarında düzeltme, temizlik, şemsiye ve şezlonglarının sabitlemesini lütfen yapsınlar, mayıs içerisinde yaptıklarında yuvaya zarar verebilirler&quot; - &quot;Balıkçılık faaliyeti yapan kişiler, ağlarına takılan kaplumbağayı &#039;boğuldu, öldü&#039; diyerek hemen suya atmasınlar. Kafaları aşağıda, kuyruk tarafları yukarıda kalacak şekilde iki üç saat beklettiklerinde kaplumbağaların yüzde 78&#039;i ayılıyor ve tekrar yaşama tutunuyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/sahillerdeki-isletmelere-ve-balikcilara-caretta-caretta-uyarisi-1714378434.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sahillerdeki, işletmelere, balıkçılara, caretta, caretta, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (<strong>DEKAMER</strong>) Başkanı Prof. Dr. Yakup Kaska, nesli tehlike altındaki caretta carettaların önümüzdeki ay yumurta bırakma dönemlerinin başlayacağını belirterek, "İşletmeler nisan sonuna kadar kumsallarında düzeltme, temizlik, şemsiye ve şezlonglarının sabitlemesini lütfen yapsınlar, mayıs içerisinde yaptıklarında yuvaya zarar verebilirler." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kaska, AA muhabirine, sahilleri kullanan işletmeler ve turistler ile balıkçıların dikkat etmesi gereken noktalara ilişkin açıklama yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Nisan ayından sonra kaplumbağaların yumurta bırakmaya başladığını hatırlatan Kaska, "Traktör gibi ya da herhangi bir aletle düzleme yapmak için kumsala girildiği zaman kaplumbağaların yumurtaları parçalanabiliyor. Caretta carettaların önümüzdeki ay yumurta bırakma dönemi başlayacak. İşletmelere uyarımız nisan sonuna kadar kumsallarında düzeltme, temizlik yapacaklarsa, şemsiye ve şezlonglarını sabitleyeceklerse bunları lütfen yapsınlar. Çünkü mayıs içerisinde yaptıkları zaman tesadüfen de olsa bir yuvayı da zarar verebilirler." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İşletmelerin kabin veya benzerleri şeyleri de sabitlemeleri gerektiğinin altını çizen Kaska, bu tür malzemelerin yerlerinin değiştirildiği zaman yuvanın üstüne gelebildiğini, bunun da bütün yavruların ölmelerine yol açabildiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/ciftlesen-carettalar-icin-sessizlik-uyarisi-9946-dhaphoto3.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "İşletmelere her tür desteği veriyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İşletmelere dikkat etmeleri gereken noktalarda talepleri doğrultusunda destek verdiklerini ifade eden Kaska, otellerin sınırlarında yuva olması durumda, bilgi verildiği takdirde yuvayı kafesleyerek yumurtaların güvenliğini sağladıklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Kaska, şunları kaydetti:</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>"Yuvanın kafeslenmesi hatta oradan çıkan yavruların da hep beraber denize gönderilmesi gibi işletme müşterileriyle birlikte yaptığımız katılımcı faaliyetler oluyor. Biz hiçbir zaman 'buralarda turizm yapılamaz' gibi bir yaklaşım içerisinde değiliz. Hem turizm hem de kaplumbağalar birlikte yaşayabilir ama bunun saygı gösterilerek yapılması lazım. Biz gerek kafes koyma gerekse yuvanın yeri uygun değilse yerinin değiştirilmesi bakımından işletmelere her tür desteği veriyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Deniz</strong> kaplumbağalarının yumurtlama döneminin mayısta başlayacağını anımsatan Kaska, yumurtaların yaklaşık 2 ay kum altında kalacağını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- "Balıkçılar ağlarına yeşil ışık takmalı"</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılara da uyarıda bulunan Kaska, <strong>deniz</strong> kaplumbağalarının trol ağlara takılmaları sonucu ölebildiklerine de dikkati çekerek, ağlara takılacak yeşil ışıkların kaplumbağaları kaçırması sonucu ölümlerin önüne geçileceğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kaska, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"İsteyen balıkçılara da bu ışıklardan vererek, ağlarına taktıkları zaman kaplumbağa ölümlerinin önüne geçiyoruz. Balıkçılık faaliyeti yapan kişiler, ağlarına takılan kaplumbağayı 'boğuldu, öldü' diyerek hemen suya atmasınlar. Kafaları aşağıda, kuyruk tarafları yukarıda kalacak şekilde iki üç saat beklettiklerinde kaplumbağaların yüzde 78'i ayılıyor ve tekrar yaşama tutunuyor. Bu konuda da bize ulaşmaları durumunda bu kaplumbağaların tedavilerini yapıp, doğal ortamına gönderilmesini sağlayabiliyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Yakup Kaska, 2008'den bu yana yaklaşık 500 kaplumbağanın DEKAMER'de tedavi edildiğini, bunların 333'ünün doğal ortamına bırakıldığını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- "Denize atılan bir poşet, kaplumbağaya kurşun atmakla eş değer"</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Turizmciler, balıkçılar ve sahili kullanan turistlerin işbirliği içerisinde hareket ederek <strong>deniz</strong> kaplumbağalarını koruyabileceklerini aktaran Kaska, denize atılan bir poşetin, bazen kaplumbağaya kurşun atmakla eş değer olabildiğine değindi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kaska, "Çünkü bunlar denize atılan bir poşeti denizanası zannedip yiyebiliyor ve poşet boğulmalarına veya bağırsaklarının tıkanmasına ve dolayısıyla gaz birikmesinden dolayı dalamamasına, suyun yüzeyinde şamandıra gibi durmasına yol açabiliyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;apos;da caretta carettalar yumurta bırakmaya başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyada-caretta-carettalar-yumurta-birakmaya-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyada-caretta-carettalar-yumurta-birakmaya-basladi</guid>
<description><![CDATA[ DEKAFOK Kıyı Koruma Derneği Başkanı Seher Akyol, : - &quot;Yavruların ilk yuvadan yaklaşık 50 gün sonra çıkmaya başlayacağı ve ekim ayının ortalarına kadar çıkışlarını sürdüreceğini düşünüyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/antalyada-caretta-carettalar-yumurta-birakmaya-basladi-1714373218.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalyada, caretta, carettalar, yumurta, bırakmaya, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Antalya'nın Manavgat ilçesindeki Sorgun sahiline nesli tükenme tehdidi altındaki caretta carettalar ilk yuvasını yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz Kaplumbağaları, Akdeniz Fokları, Kum Zambakları (<strong>DEKAFOK</strong>) Kıyı Koruma Derneği Başkanı Seher Akyol, yaptığı açıklamada, gece saatlerinde ilk dişi deniz kaplumbağasının Sorgun sahiline ilk yuvalarını yaparak yumurtalarını bıraktıkları belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu sene geçen yıldan 18 gün önce yuva yapan ilk yetişkin deniz kaplumbağalarının ağustos ortalarına kadar yuva yapmaya devam etmesini beklediklerini söyleyen Akyol, "Yavruların ilk yuvadan yaklaşık 50 gün sonra çıkmaya başlayacağı ve ekim ayının ortalarına kadar çıkışlarını sürdüreceğini düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240426-34389014-34389013-ANTALYADA_CARETTA_CARETTALAR_YUMURTA_BIRAKMAYA_BASLADI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan aldıkları araştırma izinleriyle izleme faaliyetlerini sürdürdüklerini aktaran Akyol, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu yıl, DEKAFOK'un izleme ve koruma faaliyetlerini yürüttüğü Batı Mendirekten başlayan ve Side Büyük Plajını da kapsayan Sorgun-Side sahilleri Tarım ve Orman Bakanlığı'nın çalışmaları neticesinde yuvalama alanı olarak belirlenmişti. Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve genelgelerle nesli koruma altına alınan deniz kaplumbağalarının yuvalama alanları, her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli uyarı ve tedbirlerle korunacak. Bunların başında yuvalama alanlarından motorlu araçların geçmesi, sahilde ateş yakılması, yavruların deniz yönüne gitmesini engelleyebilecek yapay ışıklar, havai fişekler ve çöpler gibi faktörlerin yasaklanması geliyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240426-34389014-34389011-ANTALYADA_CARETTA_CARETTALAR_YUMURTA_BIRAKMAYA_BASLADI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akyol, bu yıl beşinci koruma ve izleme sezonuna hazırlandıklarına değinerek, deniz analarının en büyük avcısı caretta carettaların turizm için de önemli olduğunu bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vatandaşın da dikkatli olmasını isteyen Akyol, off-road sürücülerinin ekim ayının ortalarına kadar sahillerden araçla geçmemesi, kampçıların da özenli olması gerektiği uyarısında bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Keban Baraj Gölü&amp;apos;nde engerek yılanı popülasyonundaki artışı uzmanı değerlendirdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/keban-baraj-goelunde-engerek-yilani-populasyonundaki-artisi-uzmani-degerlendirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/keban-baraj-goelunde-engerek-yilani-populasyonundaki-artisi-uzmani-degerlendirdi</guid>
<description><![CDATA[ FÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Akın Temizer: - &quot;Küresel ısınma ve ekolojik yapının değişmesinden dolayı bu yılan popülasyonunun doğal ortamında artış söz konusu&quot; - &quot;Doğada gezerken, derelere, göllere ve barajlara yaklaştığımızda dikkatli olalım. Su kenarlarında bu yılanlar yaşayabilir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/keban-baraj-golunde-engerek-yilani-populasyonundaki-artisi-uzmani-degerlendirdi-1714230740.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Keban, Baraj, Gölünde, engerek, yılanı, popülasyonundaki, artışı, uzmanı, değerlendirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Fırat Üniversitesi (FÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Akın Temizer, Elazığ'da Keban Baraj Gölü çevresinde görülen engerek yılanı popülasyonundaki artışta küresel ısınma ve ekolojik yapının değişmesi, sürüngenlerle beslenen kartal, şahin ve doğan gibi yırtıcı kuşların doğada azalmasının etkili olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Temizer, AA muhabirine, karada yaşayan engerek yılanının popülasyonunda son yıllarda artış tespit ettiklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Daha çok karada fare gibi kemirgenler ile kuş, tavşan gibi hayvanların yavruları ve kurbağalarla beslenen engereklerin küresel ısınmaya bağlı kuraklık ve çevresel faktörler nedeniyle balıkları da tercih ettiğini dile getiren Temizer, son olarak baraj gölünde balık avlayan bir kişinin engerek yılanını cep telefonu kamerasıyla görüntülediğini anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Görüntüler karada yiyecek bulmakta güçlük çeken engerek yılanının suya adapte olduğunu göstermesi açısından güzel bir örnek." diyen Temizer, kayıtlarda suya adapte olan yılanın büyük balıklarla beslendiğinin görüldüğünü ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Temizer, son yıllarda engereklerin Keban Baraj Gölü civarında yaygınlaşmaya başladığına işaret ederek, "Küresel ısınma ve ekolojik yapının değişmesinden dolayı bu yılan popülasyonunun doğal ortamında artış söz konusu. Su kaynakları azalınca bu hayvanlar suya yakın bölgelere yaklaşıyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Engerek sayısındaki artışta yırtıcı kuşların doğada azalması da etken</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Engerek sayısındaki artışta sürüngenlerle beslenen kartal, şahin ve doğan gibi yırtıcı kuşların doğada azalmasının da önemli bir etken olduğuna dikkati çeken Temizer, doğal dengenin bozulmaması ve çevrenin korunması için daha büyük tedbirler alınması gerektiğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Temizer, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Yılanlar baharın gelmesiyle kış uykusundan uyanır. Aç olan yılanlar uyandıklarında suya yakın bölgelere giderek balık, kurbağa gibi canlıları avlar. Keban Baraj Gölü'nde 28-30 çeşit balık türü varken halk arasında 'kral balığı' olarak bilinen balıkla beslendiğini görüyoruz. Suda yakaladığı balığa zehrini aktararak kısmi felce uğratıyor. Yılanların mide ve karın kasları çok gelişmiştir. Vücudundan daha büyük bir canlıyı rahatlıkla yutabiliyor. Zehirli yılanların kuyrukları küt, ince boyunlu ve kafa yapısı üçgen şekildedir."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Doğada gezerken dikkatli olalım"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Temizer, havanın ısındığını ve doğada yılanların sıklıkla görülmeye başladığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Doğada gezerken, derelere, göllere ve barajlara yaklaştığımızda dikkatli olalım. Su kenarlarında bu yılanlar yaşayabilir." uyarısında bulunan Temizer, yılan sokmalarına karşı dikkatli olunması gerektiğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sakin görünen yılanların çok ani hareket etme özelliğine sahip olduğunun altını çizen Temizer, yılan sokması halinde zehrin yayılmasının engellenmesi için turnike yapılmasını ve hızla 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunulması ya da en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmasını tavsiye etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Temizer, özellikle doğada çalışan kişilere el, kol ve bacak bölgelerini kapatacak şekilde dikilen tozluk ve eldiven gibi koruyucular kullanmalarını önerdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akçakoca açıklarında zıpkınla balık avlayan kişi, su altında gördüğü demir kalıntıları kayda aldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/akcakoca-aciklarinda-zipkinla-balik-avlayan-kisi-su-altinda-goerdugu-demir-kalintilari-kayda-aldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/akcakoca-aciklarinda-zipkinla-balik-avlayan-kisi-su-altinda-goerdugu-demir-kalintilari-kayda-aldi</guid>
<description><![CDATA[ Düzce&#039;nin Karadeniz&#039;e sahili olan Akçakoca ilçesi açıklarında zıpkınla balık avlayan kişi, deniz tabanında yıllar önce de gördüğü demir kalıntıları su altı kamerasıyla kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/akcakoca-aciklarinda-zipkinla-balik-avlayan-kisi-su-altinda-gordugu-demir-kalintilari-kayda-aldi-1726029433.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akçakoca, açıklarında, zıpkınla, balık, avlayan, kişi, altında, gördüğü, demir, kalıntıları, kayda, aldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İlçeye bağlı Paşalar köyü açıklarında zıpkınla balık avına çıkan Gürkan Gürbüz, deniz tabanında gördüğü büyük demir kalıntıları zıpkınına bağlı su altı kamerasıyla görüntüledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gürbüz, AA muhabirine, söz konusu kalıntılara ilk olarak 8 yıl önce rastladığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>O zaman su bulanık olduğu için hem görüntü alamadığını hem de kalıntıların tamamını göremediğini belirten Gürbüz, "En son dalışımda su çok berrak olduğu için net bir şekilde görebildim ve kameramı açtım, kaydımı aldım. Zaten balık avı yaparken kamera zıpkınıma hazır takılı oluyor. O ara işte batığı görünce direkt kameramı açtım." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz tabanında gördüğü kalıntılarla ilgili daha önce araştırmalar yaptığını dile getiren Gürbüz, "Bazıları bana 2. Dünya Savaşı'ndan kalma patlatılmış denizaltı olabileceğini söyledi. 1944 yıllarında Karadeniz'de 3 denizaltı patlatılmış, acaba biri bu mu yoksa başka gemi batığımı onu bilemiyorum. Uzunluğu 20 metre, genişliği de 7 metre civarında. Çoğu tek parça halinde ama bir kısmı kuma gömülü olduğu için tam da net meydana çıkmamış. Ön tarafında bazı dağınık parçalar vardı ama çoğu bütün halinde duruyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim değişikliği ve kirlilik Ege&amp;apos;deki deniz çayırlarının yayılış alanını daraltıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-ve-kirlilik-egedeki-deniz-cayirlarinin-yayilis-alanini-daraltiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-ve-kirlilik-egedeki-deniz-cayirlarinin-yayilis-alanini-daraltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergün Taşkın: - &quot;Ege Denizi&#039;nde yapmış olduğumuz çalışmalarda deniz çayırlarının 35-40 metre derinliklerinden daha sığ derinliklere çekildiğini, 5 ile 20 metre arasındaki derinliklere sıkıştığını gördük. Bunda da daha çok kirliliğe bağlı artan bulanıklık, balıkçılık ve çapalama faaliyetleri, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkisinin olduğunu düşünüyoruz&quot; 

&quot;Ege, Marmara ve Akdeniz&#039;de yoğun bir deniz çayırı tahribatı var. Bu tahribat, evsel endüstriyel atıklar, ileri arıtma yapılmadan denizlere bırakılan deşarj suları, özellikle deniz çayırlarının yayılış gösterdiği alanlarda trol ve benzeri araçlarla yapılan balıkçılık, kültür balıkçılığı faaliyetleri, tekne çapaları, bulanıklık ve yabancı türlerden kaynaklanıyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/iklim-degisikligi-ve-kirlilik-egedeki-deniz-cayirlarinin-yayilis-alanini-daraltiyor-1726027557.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, değişikliği, kirlilik, Egedeki, deniz, çayırlarının, yayılış, alanını, daraltıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Manisa Celal Bayar Üniversitesi</strong> Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Deniz Biyoloğu <strong>Prof. Dr. Ergün Taşkın</strong>, Ege Denizi'nde iklim değişikliği, kirlilik, bulanıklık, balıkçılık ve çapalama faaliyetleri nedeniyle 35-40 metre derinliklerde varlık gösteren deniz çayırlarının 5 ila 20 metre derinliklere sıkıştığını, yayılış ve kaplama alanlarının daraldığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz diplerinde kök, gövde ve yaprak biçiminde şekillenen, kökleriyle deniz dibine tutunarak yaşayan, tohumlu ve çiçekli bir bitki olan deniz çayırları, güneş ışınlarının yardımıyla fotosentez yaparak kendi besinini üretebiliyor. Yeşil renkteki deniz çayırları en az 30 santimetre uzunluğunda ve 1 santimetre genişliğinde yapraklara ve 8 ila 10 santimetre uzunluğunda köklere sahip.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirine konuşan Taşkın, Türkiye'de 4'ü yerli ve 1'i Süveyş Kanalı aracılığıyla Türkiye sularına girmiş yabancı tür olmak üzere 5 deniz çayırı türü bulunduğunu belirterek, yabancı türün, yayılımcı özelliği nedeniyle yerli deniz çayırlarının boşalttığı alanları diğer alglerle birlikte kaplayarak doldurduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırı dendiğinde Türkiye'de akla ilk gelen türün deniz eriştesi olarak da bilinen Posidonia oceanica olduğunu belirten Taşkın, "Bu tür, Mersin, Aydıncık kıyılarından başlayarak bütün Batı Akdeniz'e, Ege kıyılarına, Marmara'nın belirli bir kesimine, oradan Yunanistan, Arnavutluk, İtalya ve batıya doğru İspanya'ya kadar yayılış gösteriyor. Güney Akdeniz'de ise yayılış gösterdiği çok az alan mevcut. O alanlar da Tunus civarındaki bazı bölgelerden oluşuyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Taşkın, Türkiye'de tahminen deniz çayırlarının şimdiye kadar tespit edilen 40 bin hektarlık bir alanı kapladığını fakat artan baskılar nedeniyle bu alanlarda ciddi bir azalma gözlemlediğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Hem karbonu hapsediyor hem oksijen üretiyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Türkiye'deki deniz çayırlarının içinde başta algler, omurgasızlar ve balıklar olmak üzere 1145 deniz canlısının barındığı bilgisini paylaşan Taşkın, bu çayırların en az 50 balık türünün üremesini ve beslenmesini sağladığını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırlarının zemin yapısını tutarak kıyı erozyonunu önlediğini, aynı zamanda kıyı yapısını dengelediğini vurgulayan Taşkın, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Atmosfere verilen karbondioksitin büyük bir kısmı bitkiler tarafından emilerek kullanılır ve oksijen üretilir. Aynı şekilde atmosferdeki karbondioksitin yine önemli bir kısmı okyanuslar tarafından emilir ve suya girer. Suya girdikten sonra deniz çayırları buradaki karbondioksiti ve karbonu hapseder. Karbondioksiti de kullanır ve oksijen üretir. O nedenle deniz çayırları, atmosferdeki artan karbon emisyonlarını azaltmada bizler için en önemli yardımcı, biyolojik elementlerden bir tanesidir. Hem karbonu hapsediyor hem de karbondioksiti kullanarak oksijen üretiyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırlarının özellikle su kalitesinin iyi olduğu kumluk alanlarda yayılış gösterdiğini bildiren Taşkın, küresel ısınmaya bağlı artan deniz suyu sıcaklıkları ve tuzluluğun, deniz çayırlarını olumsuz etkilediğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Taşkın, "Tercih ettiği sıcaklık aralığı 11 ile 29 santigrat derece. Maksimum 1000'de 37 ya da en fazla 1000'de 39 tuzlulukta yaşayabiliyor ve özellikle küresel ısınma, iklim değişikliği nedeniyle son yıllarda deniz suyundaki sıcaklık artışına bağlı olarak bu türler de etkileniyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Ölen yaprakları kıyıdan toplamamak gerekiyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ege, Marmara ve Akdeniz'de yoğun bir deniz çayırı tahribatı olduğundan bahseden Taşkın, bu tahribatın, evsel endüstriyel atıklar, ileri arıtma yapılmadan denizlere bırakılan deşarj suları, özellikle deniz çayırlarının yayılış gösterdiği alanlarda trol ve benzeri araçlarla yapılan balıkçılık, kültür balıkçılığı faaliyetleri, tekne çapaları, bulanıklık ve yabancı türlerden kaynaklandığını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırlarının normal şartlarda denizel ortamlarda 0-45 metre arasında yayılış gösterdiğini kaydeden Taşkın, "Ege Denizi'nde yapmış olduğumuz çalışmalarda deniz çayırlarının 35-40 metre derinliklerinden daha sığ derinliklere çekildiğini, 5 ile 20 metre arasındaki derinliklere sıkıştığını gördük. Bunda da daha çok kirliliğe bağlı artan bulanıklık, balıkçılık ve çapalama faaliyetleri, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkisinin olduğunu düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yabancı ve yayılımcı türlerin de deniz çayırları üzerinde baskıyı artırdığına dikkati çeken Taşkın, bu türler arasında olan uzun dikenli deniz kestanesi ve yayılımcı makro alglerin, deniz çayırlarının bulunduğu habitatlarda çayırların üzerini örtüp yayılış göstererek ekosistemin gidişatını etkilediğine değindi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırlarının ölü yapraklarının bile ekosistemde bir yeri olduğunu belirten Taşkın, konuşmasını şöyle sürdürdü:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Özellikle sonbaharda, karasal ortamdaki yaprak döken ağaçlar nasıl yapraklarını döküyorsa deniz çayırlarının bir kısmı da yine yapraklarını döküyor ve bu yapraklar kıyıya doğru taşınıyor. Yapraklar deniz içerisinde yeşil görünürken güneşten ve zaman içerisinde klorofillerini kaybetmesinden dolayı kahverengimsi renk tonlarına dönüşüyor ve kıyıda banklar oluşturuyor. Kışın artan dalga, rüzgar ve akıntılardan dolayı kıyı yapısının bozulmasını bu banklar engeller. Aynı zamanda birçok omurgasız canlı türü de bu ölü yapraklar arasında yaşam imkanı sağlar. Bu nedenle canlı olanları nasıl faydalıysa ölmüş yaprakları da kıyısal alanı koruma ve buradaki canlıların yaşam alanlarına bir habitat oluşturma açısından önemli. Aslında bunları hiçbir şekilde kıyıdan toplamamak gerekiyor."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Karasal ortamda ormanlık alanlar ne ise denizel ortamda da deniz çayırları odur"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırlarını korumak için evsel ve endüstriyel faaliyetler ile tarım ve hayvancılığın kontrollü bir şekilde yapılması ve bu faaliyetler sonucunda oluşan kirliliğin denizlere verilmemesi gerektiğinin altını çizen Taşkın, "Balıkçılık faaliyetlerinin 40-45 metre derinliğin altına çekilmesi, ekolojik çapa faaliyetlerinin yapılması gerekiyor. Günübirlik yatlar ya da çok zamanlı yatlar için yapılan liman marinalarının bu çayırların üzerine inşa edilmemesi, kıyı düzenlemesi ve yapılaşmasının dikkatli bir şekilde yapılması önem taşıyor." sözlerini sarf etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırları ne kadar çok alan kaplarsa balık popülasyonlarında da o kadar artış olacağı tespitini paylaşan Taşkın, sözlerini, "Karasal ortamda ormanlık alanlar ne ise denizel ortamda da deniz çayırları odur. Karasal ortamın ormanları denizel ortamın ormanlarıyla aynı işlevi gösterir." diyerek tamamladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;apos;nın Çıralı sahilinde 4 bin caretta caretta denizle buluştu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyanin-cirali-sahilinde-4-bin-caretta-caretta-denizle-bulustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyanin-cirali-sahilinde-4-bin-caretta-caretta-denizle-bulustu</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;nın Kemer ilçesindeki Çıralı sahilinde 180 yuvadan çıkan yaklaşık 4 bin caretta caretta yavrusu denizle buluştu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/antalyanin-cirali-sahilinde-4-bin-caretta-caretta-denizle-bulustu-1725979102.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalyanın, Çıralı, sahilinde, bin, caretta, caretta, denizle, buluştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne bağlı 6. Bölge Müdürlüğü ile Ulupınar Çevre Koruma Geliştirme ve İşletme Kooperatifinin protokolle yürüttüğü koruma ve izleme çalışmaları sayesinde, Çıralı sahilindeki yuva sayısı 180'e ulaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yerli ve yabancı turistlerin katılımıyla düzenlenen etkinlikte, sabahın erken saatlerinde Çıralı'daki son iki yuvadan çıkan 8 caretta caretta yavrusunun denize kavuşmasına tanıklık edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz, yaptığı açıklamada, mayısta ilk yuvanın işaretlenmesini yaptıklarını ve 2024'ün son yuva açılışını gerçekleştirdiklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl yuva sayısının çok arttığını belirten Solmaz, "Mayıstan bu yana 180 yuvamızla son 30 yılın rekorunu kırdık. Caretta carettalar nesli tükenmekte olan canlılar olduğu için bölgemizdeki en önemli varlıklar durumunda." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_a_AA-35609962.jpg"></span></span></span></p>

<h3><strong><span><span><span>Yuvalara 12 bin yumurta bırakıldı</span></span></span></strong></h3>

<p><span><span><span>Kemer Belediye Başkan Vekili Sema Özdemir ise caretta carettaların korunması için ellerinden gelen desteği verdiklerini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Derya Baytekin, bu yıl kırdıkları rekorun gelecek yıllarda da devam etmesini temenni etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ulupınar Çevre Koruma Geliştirme ve İşletme Kooperatifi Başkanı Habib Altınkaya, bu yıl 180 yuvada 12 bin yumurtaya ulaşıldığını belirterek, son iki yuvadan sonra sezonu kapattıklarını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Törene, İlçe Jandarma Komutanı Ömer Seyhan, Beydağları Sahil Milli Park Müdürlüğü Kemer Milli Park Şefi Hasan Tıraş ve Ulupınar Muhtarı Salih Sarıca da katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>

<p> </p>

<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Japon yılan balıkları, yutuldukları yırtıcı balıkların midelerinden kaçabiliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/japon-yilan-baliklari-yutulduklari-yirtici-baliklarin-midelerinden-kacabiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/japon-yilan-baliklari-yutulduklari-yirtici-baliklarin-midelerinden-kacabiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Japonya&#039;dan araştırmacılar, Japon yılan balıklarının, kendilerini yutan yırtıcı balıkların midelerinden kaçabildiğini tespit etti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/japon-yilan-baliklari-yutulduklari-yirtici-baliklarin-midelerinden-kacabiliyor-1725962573.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Japon, yılan, balıkları, yutuldukları, yırtıcı, balıkların, midelerinden, kaçabiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Bulguları "Current Biology" dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Japonya'daki Nagazaki Üniversitesinden bilim insanları, 32 yılan balığına kontrast madde enjekte ederek bunların "Odontobutis obscura" isimli yırtıcı balığın sindirim sistemindeki serüvenini X-ray ile inceledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırmacılar, 32 Japon yılan balığının 28'inin yırtıcı balık tarafından yutulduktan sonra kaçma girişimde bulunduğunu ve bunların 9'unun yırtıcı balığın midesinden başarıyla kaçabildiğini gözlemledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Japon yılan balıklarının yırtıcı balığın midesinden yemek borusuna çıktığını, yemek borusundan manevra yaptıkları ve son olarak solungaçlardan dışarı çıktıklarını aktaran araştırmacılar bu sürecin ortalama 56 saniye sürdüğünü belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırmanın yazarlarından, Nagazaki Üniversitesi Balıkçılık ve Çevre Bilimleri Enstitüsünden Yuuki Kawabata, yılan balıklarının kaçış için izledikleri yolun şaşırtıcı olduğunu belirterek, "Deneyin başında, yılan balıklarının doğrudan yırtıcı balığın ağzından solungaçlara kaçacağını düşündük ancak beklentilerimizin aksine mideden solungaçlara ulaşması bizim için oldukça hayret vericiydi." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;nde balık ölümleri devam ediyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-balik-oelumleri-devam-ediyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-balik-oelumleri-devam-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi&#039;nde kirliliğin etkisiyle çok sayıda ölü balığın kıyıya vurduğu görüldü. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/izmir-korfezinde-balik-olumleri-devam-ediyor-1725962213.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezinde, balık, ölümleri, devam, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kentte 20 Ağustos'ta Bayraklı ilçesi Turan Sahili'ne ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için çalışmalar devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz suyu renginin yeşil ve kahverengiye döndüğü körfezde balık ölümleri bugün Karşıyaka ilçesinin Aksoy Mahallesi'nde de yoğun olarak gözlemlendi. Çok sayıda ölü balığın deniz yüzeyine çıktığı ve sahile vurduğu görüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sahilde yürüyüş yapan vatandaşlar da duruma tepki gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri ise denizdeki ölü balıkları toplamak için çalışma yürütüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca toplu balık ölümleri ve kirlilikle ilgili araştırma ile çözüm önerilerini sunmak için oluşturulan "İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulu"nun ilk toplantısı, geçen hafta Bakan Murat Kurum'un başkanlığında gerçekleşmişti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Belek ve Kızılot sahillerindeki caretta caretta yuva sayısı 6 bine ulaştı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/belek-ve-kizilot-sahillerindeki-caretta-caretta-yuva-sayisi-6-bine-ulasti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/belek-ve-kizilot-sahillerindeki-caretta-caretta-yuva-sayisi-6-bine-ulasti</guid>
<description><![CDATA[ Nesli tükenme tehdidi altındaki caretta carettaların en önemli yuvalama yerleri Belek ve Kızılot sahillerinde, koruma tedbirleri ve iklim şartları dolayısıyla bu yıl yuva sayısında artış yaşandı - Ekolojik Araştırmalar Derneği Başkanı Dr. Ali Fuat Canbolat: - &quot;Toplam 56 kilometrelik iki büyük kumsalda 150 gönüllüyle büyük emek verdik ve 200 bini aşkın deniz kaplumbağasının mavi sularla buluşmasını sağladık&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/belek-ve-kizilot-sahillerindeki-caretta-caretta-yuva-sayisi-6-bine-ulasti-1725788970.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Belek, Kızılot, sahillerindeki, caretta, caretta, yuva, sayısı, bine, ulaştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Nesli tükenme tehdidi altındaki caretta carettaların Avrupa'daki en önemli yuvalama bölgeleri arasında bulunan Antalya'nın Belek ve Kızılot sahillerinde geçen sene 3 bin 150 olan yuva sayısı bu yıl 6 bine ulaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Caretta caretta yavrularının kumun altındaki yuvalarından çıkarak mavi sularla buluşma yolculukları büyük oranda tamamlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hacettepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Ekolojik Araştırmalar Derneği (<strong>EKAD</strong>) Başkanı <strong>Dr. Ali Fuat Canbolat</strong> öncülüğünde hazırlanan "Deniz Kaplumbağalarını İzleme ve Koruma Projesi" kapsamında 30 kilometre uzunluğundaki Belek ve 26 kilometrelik Kızılot sahillerindeki akademisyenlerle gönüllülerin nöbetinde de sona gelindi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl bölgede <strong>EKAD</strong> bünyesinde 150 gönüllü görev yaptı. Bu gönüllüler arasında 15 ülkeden 30 yabancı da yer aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sahilde her gün kilometrelerce yürüyen akademisyen ve gönüllüler Belek'te 3 bin 500, Kızılot sahilinde ise 2 bin 500 yuva tespit etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yavrular, yumurtalarından çıkarak zorlu yolculuğun ardından mavi sulara kavuştu. Ekipler, Belek'te 140 bin, Kızılot'da ise 75 bin kadar yavrunun denizle buluştuğunu belirledi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Yavru çıkışları bu ayın sonuna kadar sürecek"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span><strong>Ali Fuat Canbolat</strong>, AA muhabirine, Türkiye'deki caretta caretta yuvalarının yüzde 60'ının Antalya sahillerinde olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Belek'te 26, Kızılot'ta ise 4 yıldır düzenli çalışma yaptıklarını belirten Canbolat, "Ergin bireylerin mayısta başlayan yuva yapma süreçleri ağustosa kadar devam ediyor. Yavru çıkışları bu ayın sonuna kadar sürecek." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Belek'te 2021 yılında 3 bin 850 yuva sayısıyla rekor kırıldığını hatırlatan Canbolat, şu bilgileri verdi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu yıl yuva sayısında rekoru geçemedik ama geçen yıla göre artış yaşadık. Geçen yıl iki kumsalda 3 bin 150 yuva vardı. Toplam 56 kilometrelik iki büyük kumsalda 150 gönüllüyle büyük emek verdik ve 200 bini aşkın deniz kaplumbağasının mavi sularla buluşmasını sağladık."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- 1000 yavrudan 1 ya da 2'si erginliğe ulaşıyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span><strong>EKAD</strong> Kızılot Bölgesi Proje Sorumlusu Biyolog <strong>Fatih Polat</strong> da nesli tükenme tehlikesi altındaki bir canlıya yardımcı olmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yıllardır yaptıkları eğitim ve bilgilendirme çalışmaları sayesinde bölgede caretta carettaların korunması için farkındalık oluşturduklarını anlatan Polat, "Hem bu farkındalık hem de iklim koşullarına bağlı olarak bu yıl yuva sayılarında artış yaşadık. Aynı disiplin ile yuvaları korumaya devam edeceğiz çünkü denize ulaştırdığımız 1000 yavrudan sadece 1 ya da 2'si erginliğe ulaşıyor. O yavru yıllar sonra aynı sahile gelerek yuva yapıyor. Caretta carettaların nesli için bu yuvaların ve yavrularının korunması çok önemli." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kastamonu&amp;apos;da kaçak avcıların suya bıraktığı 5 bin metre uzunluğunda ağ ele geçirildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kastamonuda-kacak-avcilarin-suya-biraktigi-5-bin-metre-uzunlugunda-ag-ele-gecirildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kastamonuda-kacak-avcilarin-suya-biraktigi-5-bin-metre-uzunlugunda-ag-ele-gecirildi</guid>
<description><![CDATA[ Kastamonu&#039;nun Devrekani ilçesinde, kaçak avcıların baraj gölüne bıraktığı 5 bin metre uzunluğunda balık ağı ele geçirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/kastamonuda-kacak-avcilarin-suya-biraktigi-5-bin-metre-uzunlugunda-ag-ele-gecirildi-1725789377.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kastamonuda, kaçak, avcıların, suya, bıraktığı, bin, metre, uzunluğunda, ağ, ele, geçirildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İlçede bulunan Beyler Baraj Gölü'nde kaçak ağ bulunduğuna dair ihbar alan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri harekete geçti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü personelince bölgede yapılan kontrol ve denetimlerde bulunan yaklaşık 5 bin metre uzunluğundaki ağ, 8 saat süren çalışmayla çıkarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ağa takılan balıklar tekrar suya bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Kaçak avlanma, iç sularımızdaki balık varlığını ve ekolojik dengeyi tehdit ediyor. Mücadelemiz kararlılıkla devam edecek." ifadesine yer verildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kars&amp;apos;ta 1 milyon 680 bin sazan yavrusu su kaynaklarına bırakılmaya başlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karsta-1-milyon-680-bin-sazan-yavrusu-su-kaynaklarina-birakilmaya-baslandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karsta-1-milyon-680-bin-sazan-yavrusu-su-kaynaklarina-birakilmaya-baslandi</guid>
<description><![CDATA[ Kars&#039;taki baraj ve göletlere, Tarım ve Orman Bakanlığının &quot;Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi&quot; kapsamında temin edilen 1 milyon 680 bin sazan yavrusu bırakılmaya başlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/karsta-1-milyon-680-bin-sazan-yavrusu-su-kaynaklarina-birakilmaya-baslandi-1725859678.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karsta, milyon, 680, bin, sazan, yavrusu, kaynaklarına, bırakılmaya, başlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ekipleri, Elazığ'dan temin edilen 1 milyon 680 bin sazan yavrusunu araçlarla Kars bölgesindeki göl ve göletlere taşıdı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda ilk olarak Sarıkamış ilçesindeki Karakurt Baraj Gölü'ne, İl Tarım ve Orman Müdürü Enver Aydın gözetiminde 500 bin sazan yavrusu bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipler, Çıldır Gölü ile Arpaçay Baraj Göleti'ne de balık bırakacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aydın, gazetecilere, kentteki su kaynaklarının verimliliğini artırmayı hedeflediklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçen sene Kars genelinde yaklaşık 3,5 milyon balığı gölet ve göllere bıraktıklarını anlatan Aydın, "Bu yıl da yine aynı proje kapsamında 1 milyon 680 bin yavru balığı ilimizin çeşitli göllerine bırakıyoruz. Doğal çeşitliliği artırmak ve buradaki habitatı sağlamak için salım gerçekleştiriyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karakurt Barajı'na da yaklaşık 500 bin pullu sazan çeşidi yavrularının bırakıldığını dile getiren Aydın, gövde çeşitlendirmeyi, buradaki oluşan av baskısı ile popülasyon azlığını gidermek ve çeşitliği artırmak için çalışmaların devam edeceğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmit Körfezi&amp;apos;ne yapılan çevre yatırımlarıyla kirlilik azaldı, balık popülasyonu ve biyoçeşitlilik arttı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmit-koerfezine-yapilan-cevre-yatirimlariyla-kirlilik-azaldi-balik-populasyonu-ve-biyocesitlilik-artti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmit-koerfezine-yapilan-cevre-yatirimlariyla-kirlilik-azaldi-balik-populasyonu-ve-biyocesitlilik-artti</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan çalışmalarla 2007&#039;den bu yana arıtma tesisi sayısı 23&#039;e yükseltilen kentte, deniz uçağıyla yapılan denetimlerle kirliliğe neden olan deniz araçlarına cezai işlem uygulanıyor - Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: - &quot;Eskiden buralarda denize girilmesi yasaktı. Büyük kirlilikle karşı karşıya kalınmıştı. Çalışmalar neticesinde suyun renginde iyileşme var. Mavi bayraklı plajlar da bunun tescili oldu. Balık çeşitliliğinin arttığını tespit ediyoruz, balık nüfusunun arttığını gözlemliyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/izmit-korfezine-yapilan-cevre-yatirimlariyla-kirlilik-azaldi-balik-populasyonu-ve-biyocesitlilik-artti-1725429752.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmit, Körfezine, yapılan, çevre, yatırımlarıyla, kirlilik, azaldı, balık, popülasyonu, biyoçeşitlilik, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı <strong>Tahir Büyükakın</strong>, İzmit Körfezi'nde 2007 yılından bu yana yürütülen çevre yatırımlarıyla kirliliğin azaldığını, balık popülasyonunun arttığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, AA muhabirine, <strong>İzmit Körfezi</strong>'nin, etrafındaki sanayi tesisleri, yerleşim alanları, limanlar nedeniyle çok ciddi ekonomik ve lojistik hareketliliğin içinde yer aldığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Yani kuşatılmış Körfez'den söz etmek mümkün." diyen Büyükakın, Marmara Denizi'nin tamamının da bu durumda olduğunu vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, İzmit Körfezi'nin etrafında 2 milyonluk nüfusun yaşadığına işaret ederek, "Bütün bunlar inanılmaz bir yük. Yönetilmesi gerçekten güç. Yıllardan beri devam eden duyarsızlık var. Çok eskiye dayalı geçmiş var." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Kocaeli'de denize bir damla evsel atık su deşarjı yapılmıyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile <strong>TÜBİTAK</strong>'ın 2007'den bu yana İzmit Körfezi'nin korunmasına yönelik önemli çalışmalar yürüttüğüne değinen Büyükakın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ortaklığında başlatılan "İzmit Körfezi Doğu Baseni Dip Çamurunun Temizlenmesi, Susuzlaştırılması ve Bertaraf Hizmeti Projesi" kapsamında 2 Mayıs 2023'ten bu yana İzmit Körfezi'nin doğu yakasında dip çamuru temizliği yapıldığını hatırlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, yaklaşık 100 yılda biriktiği değerlendirilen 8 milyon ton dip çamurunun temizlenmesi için çalışmaların devam ettiği İzmit Körfezi'ne, 23 arıtma tesisi sayesinde derelerden gelen günlük 400 ton çamurun denize akmasının önlendiğini bildirerek, "Deniz ekosistemi açısından, biyolojik çeşitliliğin devamı açısından da o çamurun oradan uzaklaştırılması, balıkların yumurtlama alanları vesaire açısından da önemli. Aynı zamanda denizin oksijen seviyesi açısından da önemli." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizin oksijen seviyesinin düşmemesinin önemine değinen Büyükakın, "Kocaeli'de 23 arıtma tesisi var. Bunların tamamı biyolojik arıtma, yüzde 73'ü ileri biyolojik, yüzde 27'si biyolojik arıtma. Kocaeli'de denize bir damla evsel atık su deşarjı yapılmıyor. Bu niye önemli? Bu da yine azot ve fosfor açısından önemli. Çünkü azot ve fosforun denizde kirliliğe, bazı mikroorganizmaların gelişmesine sebep oluyor ki, o da müsilaj dediğimiz problemle bizi karşı karşıya getiriyor." bilgilerini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA1pQgOb.jpeg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Körfez, atık tutucular, deniz süpürgeleri ve amfibi araçlarla çöpten arındırılıyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, Marmara'nın genelinde günlük 4,5 milyon metreküplük atık su deşarjının yapıldığını, bunların yüzde 53'ünün sadece ön arıtmayla denize deşarj edildiğini, bunun da yüzde 97'sinin İstanbul'dan kaynaklandığını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yüzeye gerdikleri atık tutucular sayesinde 8 bin ton civarında atığın denizden uzaklaştırıldığını, ayrıca yüzeyde özellikle plastiklerin tutulmasını sağlayan çöp kapanlarının çeşitli bölgelere yerleştirildiğini kaydeden Büyükakın, "Bunun haricinde deniz süpürgeleri var. Önlemlere rağmen denizin yüzeyinde kirlilik olursa deniz süpürgeleriyle alınıyor. Deniz süpürgesinin giremediği daha kıyı alanlar oluyor. Oralarda 2 amfibik aracımız var. Onlarla kıyıya vurmuş çöpleri topluyoruz." şeklinde konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, deniz uçağıyla 2007'de denetimlere başladıklarını, bu sayede kirliliğe sebep olan gemi ve deniz araçlarını tespit ederek cezai işlem uyguladıklarını anlatarak, hem deniz üzerinde hem de karadan oluşabilecek kirlilikleri anında tespit eden deniz uçağı sayesinde gemi kaynaklı kirliliğin azalmasının sağlandığını, geçen yıldan bu yana denetimlere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Türkiye Çevre Ajansının (TÜÇA) devam ettiğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmit Körfezi'nin deniz suyu kalitesine etkilerini izleyebilmek, buna yönelik güncel veri sağlayabilmek amacıyla 2007'den bu yana "İzmit Körfezi Su Kalitesinin ve Karasal Girdilerin İzlenmesi ve Kirliliğin Önlenmesine Yönelik Önerilerin Geliştirilmesi" projesini <strong>TÜBİTAK MAM </strong>ile yürüttüklerinden bahseden Büyükakın, körfezde bulunan 6 deniz istasyonunda araştırma gemisiyle 4 mevsim örnekler alındığını, İzmit Körfezi'ne dökülen 12 derenin de su kalitesinin izlendiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Belediyelerin üzerlerine düşen sorumluluğu alması gerekiyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İzmit Körfezi'nin korunmasına yönelik çalışmaların 2007 yılında başladığını vurgulayan Büyükakın, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Arıtma tesisi sayımız 23'e ulaştı. Hatırladığım kadarıyla 2 tane vardı. Birkaç boyutta sonuç alındı. Eskiden buralarda denize girilmesi yasaktı. Büyük kirlilikle karşı karşıya kalınmıştı. Çalışmalar neticesinde suyun renginde iyileşme var. Mavi bayraklı plajlar da bunun tescili oldu. Balık çeşitliliğinin arttığını tespit ediyoruz, balık nüfusunun arttığını gözlemliyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, bugüne kadar körfeze 42 bin balık salındığını, Tarım ve Orman Bakanlığının çiftliklerinde yetiştirilen özel balık türlerinin ortama uygun seçildiğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu türlerin denizin ekosistemine ciddi katkı sağladığını dile getiren Büyükakın, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bunun, çamurun temizlenmesi ve Marmara'nın tamamında arıtma tesislerin bitmesiyle daha da hızlanacağını düşünüyoruz. Çünkü asıl olan oksijen seviyesi. Marmara Denizi'nin oksijen seviyesi tehlikeli sınırlara geldi. Marmara'ya evsel atık deşarjı devam ediyor, durdurulması gerekiyor. Belediyelerin üzerlerine düşen sorumluluğu alması gerekiyor. İnşallah onlar da tamamlandığında Marmara Denizi'nde tekrar oksijen seviyesi yükselecek ve böylelikle çeşitlilik daha da artmış olacak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;nde mikrobiyal denge sıkı kontrolle yeniden kurulabilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-mikrobiyal-denge-siki-kontrolle-yeniden-kurulabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-mikrobiyal-denge-siki-kontrolle-yeniden-kurulabilir</guid>
<description><![CDATA[ - Çevre mikrobiyolojisi ve bakteriyoloji uzmanı Prof. Dr. Ömeroğlu: - &quot;Denize giriş yapan özellikle fabrikalar ve insanlardan kaynaklanan atıkların önlenmesi ve çok ciddi kontrol altına alınması gerekiyor. Rutin olarak yapılıp çok hafif bir artışta ciddi önlemlerin alınması gerekiyor&quot; - Akdeniz Koruma Derneği Denetleme Kurulu Üyesi Dr. Esra Öztürk Yiğit: - &quot;Siyanobakteri olarak bildiğimiz mavi-yeşil bakteri, normalin üzerindeki sıcaklığın etkisiyle hızlı ve çok sayıda arttı&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/izmir-korfezinde-mikrobiyal-denge-siki-kontrolle-yeniden-kurulabilir-1725861052.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezinde, mikrobiyal, denge, sıkı, kontrolle, yeniden, kurulabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>İzmir Körfezi</strong>'ndeki kirlilik sorununun çözümü için denize karışan tüm su kaynaklarının sürekli ve sıkı şekilde takibini sağlayacak bir sistemin oluşturulması gerektiğine dikkat çekiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentte 20 Ağustos'ta Bayraklı ilçesi Turan Sahiline ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için çalışmalar devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hava sıcaklıklarının düşmesi, rüzgarın etkisiyle su sirkülasyonunun artması ve temizlik çalışmalarıyla son günlerde körfez içinde balık ölümlerinin önemli ölçüde azaldığı, kötü koku probleminin ise Karşıyaka ve Bayraklı sahillerinin belli noktalarında devam ettiği görülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Körfezi'nde kirlilik nedenleri ve çözüm önerilerine ilişkin görüşlerini paylaşan uzmanlar sorunun kısa vadede çözümünün mümkün görünmediğine, halkın da çalışmalara destek vermesinin önemli olduğuna işaret ediyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Sinyaller veriyordu"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Ersoy Ömeroğlu, AA muhabirine yüksek lisans döneminden itibaren İzmir Körfezi ile ilgili çalışmalar yürüttüğünü söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre mikrobiyolojisi ve bakteriyoloji uzmanı Ömeroğlu, doğanın muhteşem bir dengeye sahip olduğunu ve şimdi olduğu gibi insanlara çeşitli sinyaller verdiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doğada her faktörün bir eşik değeri olduğunu ve bu eşik değeri aştığı zaman artık önlenemez bir boyuta geldiğini ifade eden Ömeroğlu, "Körfezde çok öncesinden bu yana deniz suyunda zaten bir kırmızılaşma ve hafif koku başlamıştı. Bu, oksijen miktarının azaldığının göstergesiydi." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaşanan balık ölümlerinin, eşik değer aşılmadan önlem alınmasının önemini bir kez daha gösterdiğini aktaran Ömeroğlu, sorun ortaya çıktıktan sonra temizlemek için verilecek çabanın temiz tutmak için verilecek çabadan katbekat fazla olduğuna işaret etti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Sadece koku veya görsellik bizim sorunumuz olmamalı"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Körfezin ciddi anlamda mikrobiyal çeşitliliğe sahip olduğunu, sadece balıklar ve planktonlar açısından düşünülmemesi gerektiğini aktaran Ömeroğlu, şu bilgileri verdi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Sadece koku veya görsellik bizim sorunumuz olmamalı çünkü aslında buradaki balıkların ölümündeki ana faktör mikrobiyal dengenin bozulmuş olması. Ana faktör buradaki dengeyi sağlamak. Bizim ne yapmamız gerekiyor bu problemleri önlemek için? Denize giriş yapan özellikle fabrikalar ve insanlardan kaynaklanan atıkların önlenmesi ve çok ciddi kontrol altına alınması gerekiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buraya akan nehirlerin ciddi anlamda kontrollerinin yapılması gerekiyor. Sadece problemle karşılaştığımızda 'oksijen miktarı ne oldu, organik madde miktarı ne oldu' diye sormamalıyız. Bunlar o zaman değil rutin olarak, düzenli olarak yapılıp çok hafif bir artışta ciddi önlemlerin alınması gerekiyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Körfez çevresindeki nüfusun artmasının da kirlilik baskısına neden olduğuna işaret eden Ömeroğlu, denizi temiz tutma konusunda farkındalık eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Halkın ve yönetimin birlikte uzun süreli çabasıyla çözülebilir"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi ve Akdeniz Koruma Derneği Denetleme Kurulu Üyesi Dr. Esra Öztürk Yiğit de söz konusu sorunların temelinde endüstriyel, tarımsal ve evsel atıkların bulunduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bunların tek başına oksijendeki azalmayı açıklamaya yetmeyebileceğini vurgulayan Yiğit, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"İzmir Körfezi örneğinde, kirlilik ile birlikte sucul ekosistemdeki siyanobakteri olarak bildiğimiz mavi-yeşil bakteri normalin üzerindeki sıcaklığın etkisiyle hızlı ve çok sayıda arttı. Fotosentez yapan bu organizmalar suda bulunan oksijeni tüketti. Bu da sudaki oksijeni kullanan balıkların oksijensizlikten boğularak ölümüne yol açtı. Bu durumda geçici önlemler almak çok mümkün değildir. Aslında suyun tahliyesi ile oksijence zenginleşmesini sağlamak balıklar açısından kısa süreli çözüm olabilir. Bununla birlikte körfeze boşalan tüm atık kaynakların filtreleme sistemlerinin kontrolü, bu süreci biraz belki hafifletebilir ancak sucul ekosistemler, halkın ve yönetimin birlikte uzun süreli çabası ile çözülebilir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim değişikliği ve insan faaliyetleri kutuplar üzerindeki baskıyı artırıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-ve-insan-faaliyetleri-kutuplar-uzerindeki-baskiyi-artiriyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-ve-insan-faaliyetleri-kutuplar-uzerindeki-baskiyi-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ - Sekizinci Ulusal Antarktika Bilim Seferi&#039;nin Bilimden Sorumlu Sefer Lider Yardımcısı Dr. Atilla Yılmaz:

- &quot;Çalışmaların meyve vermesi birkaç yılı buluyor ama artık şunu görüyoruz ki Anadolu Ajansının hazırladığı haberlerde de basına lanse edildiği üzere bu bölgelerde buzullar ya da deniz suyu sıcaklıklarında kayda değer değişiklikler oluyor. Bu haberler eskiden sadece bilimsel yayınlarla kısıtlı kalırken artık gündelik haberlere de düşmeye başladı ki gündelik hayatımızda da zaten hava durumunda da bunu hisseder hale geldik&quot;

-&quot;Bölgede bilim insanlarının dışında en büyük nüfus turistler. Turizmin yapılmaması söz konusu değil ancak sürdürülebilir şekilde yapılması gerekiyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/iklim-degisikligi-ve-insan-faaliyetleri-kutuplar-uzerindeki-baskiyi-artiriyor-1725788283.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, değişikliği, insan, faaliyetleri, kutuplar, üzerindeki, baskıyı, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Sekizinci Ulusal Antarktika Bilim Seferi'nin Bilimden Sorumlu Sefer Lider Yardımcısı <strong>Dr. Atilla Yılmaz</strong> iklim değişikliği ve turizm gibi insan faaliyetlerinin, kutup bölgelerinde olumsuz etkiler bıraktığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Anadolu Ajansı (AA) tarafından geçen hafta Ankara One Tower AVM Sokratin X Assembly'de düzenlenen "Dünyanın İki Ucunda: Antarktika ve Arktik'ten Gözlemler" söyleşisinde AA Kıdemli Foto Muhabiri Şebnem Coşkun katılımcılara deneyim ve tecrübelerini anlatırken iklim değişikliğinin kutuplar üzerinde oluşturduğu baskıya da değinildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söyleşiye katılanlar arasında bulunan Yılmaz, AA muhabirine yaklaşık 8 yılda toplam 12 ulusal kutup bilim seferi düzenlendiğini, bu seferlerde iklim değişikliğinin kutuplar üzerindeki etkisinin aydınlatılmaya çalışıldığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yılmaz, "Tabii çalışmaların meyve vermesi birkaç yılı buluyor ama artık şunu görüyoruz ki Anadolu Ajansının hazırladığı haberlerde de basına lanse edildiği üzere bu bölgelerde buzullar ya da deniz suyu sıcaklıklarında kayda değer değişiklikler oluyor. Bu haberler eskiden sadece bilimsel yayınlarla kısıtlı kalırken artık gündelik haberlere de düşmeye başladı ki gündelik hayatımızda da zaten hava durumunda bunu hisseder hale geldik." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kuzey Kutbu'nda deniz buzunun kutup ayıları için avlanma ve üreme amacı olarak önemli bir yaşam alanı oluşturduğunu ancak güncel verilere bakıldığında deniz buzu alanında önemli kayıplar söz konusu olduğunu ifade eden Yılmaz, bu durumun canlıların soyunun tükenmesine kadar gidebileceğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Güney Kutbu'nda da benzer şekilde penguenlerin göç yolları, göç zamanları, yaşam süreleri gibi döngülerde değişimler yaşandığına değinen Yılmaz, her ne kadar insanlardan uzak olsa da bu bölgelerde doğal yaşamda görülecek ve canlıların yok olmasına neden olacak hastalıklarla da karşılaşılabildiği uyarısında bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgedeki turizm faaliyetlerinin arttığından da bahseden Yılmaz, "Bölgede bilim insanlarının dışında en büyük nüfus turistler ve turist gemileri var ki yüz binlerce turistten bahsediyoruz ve her sene sayıları artarak büyüyor. Turizmin yapılmaması söz konusu değil ancak sürdürülebilir şekilde yapılması gerekiyor. Bu konuyla ilgili de üst düzey uluslararası çalışmalar sürdürülüyor." değerlendirmesini yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_456f882909c1802bb4e642e8488319e4.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "İnsanlık için doğal miras"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Kutuplardaki mevcut tehlikelerin sadece canlıları değil, dünya ekonomisini de etkileyecek boyuta ulaştığına dikkati çeken Yılmaz, deniz buzu azalmasının kuzeydeki ülkelerde deniz ticaret rotalarını değiştirdiğini, güneyde ise turizm ve balıkçılık gibi ticari faaliyetlerin sürdürülebilir şekilde yapılmadığı takdirde doğal düzeni tahrip etme tehlikesi olduğunu vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kutup bölgelerinin insanlık için doğal bir miras olduğunu, özellikle Güney Kutbu'nun sadece bilime ve barışa hizmet etmesi gerektiğini dile getiren Yılmaz, "Aslında gezegende mikroorganizmalardan tutun çok büyük canlılara kadar her canlının doğal döngülerde bir yeri var dolayısıyla bu döngülerin bozulacağı aşikar. Üzülüyoruz, inşallah o günleri görmeyiz ama bilimsel veriler işaret ediyor ki bizleri hiç güzel günler beklemiyor. Yine de biz araştırmaya devam edeceğiz. Bireysel olarak da elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ozon tabakasındaki incelmenin bilim insanlarınca tespit edilmesiyle başlayan sürecin başarılı bir şekilde Montreal Protokolü ile sonuçlandığını hatırlatan Yılmaz, iklim değişikliğiyle ilgili konuların da uluslararası platformlarda politika yapıcılar tarafından tartışılması durumunda, sürecin ivme kazanarak olumlu ilerleyebileceği değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ulusal kutup bilim seferlerindeki gözlemlerinden de bahseden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bizim her yıl ziyaret ettiğimiz yerlerde artık bazı buz kütlelerinin olmadığını görüyoruz. Hatta oradayken de şahit oluyoruz bu kopuşlara. Yine örnek verdiğim gibi turist sayısının her geçen yıl katlanarak artığını görüyoruz ki insan etkisi günden güne bu korumamız gereken bölgelerde belirgin bir şekilde görülüyor. Onun dışında kutup bölgelerine yaptığımız her seferde insan olarak dünyanın yalnızca küçük bir parçası olduğumuzu anlıyoruz. Bu hiç değişmiyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesinin sınırları yeniden belirlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizi-ve-adalar-ozel-cevre-koruma-boelgesinin-sinirlari-yeniden-belirlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizi-ve-adalar-ozel-cevre-koruma-boelgesinin-sinirlari-yeniden-belirlendi</guid>
<description><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın imzasıyla bugünkü Resmi Gazete&#039;de yayımlanan kararla Bandırma-Yenice Köyü, Kumkent, Kumkale Deltası ve Uçmakdere koruma bölgesine dahil edildi ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/marmara-denizi-ve-adalar-ozel-cevre-koruma-bolgesinin-sinirlari-yeniden-belirlendi-1725859971.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizi, Adalar, Özel, Çevre, Koruma, Bölgesinin, sınırları, yeniden, belirlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan</strong>'ın imzasıyla bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan kararla Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi'nin sınırları genişletildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Marmara Denizi'nde 2021'de ortaya çıkan müsilaj krizi sonrası "<strong>Marmara Denizi Eylem Planı</strong>" hazırlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Eylem planı çerçevesinde, 1,2 milyon hektarlık bölge Kasım 2021'de "Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi" ilan edildi. Bu kararın hemen ardından Marmara Denizi'nde müsilaj temizliği için seferberlik yürütüldü. İzmit Körfezi'nde ise dip çamuru temizliği projesi gibi büyük çevre projeleri hayata geçirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özel Çevre Koruma Bölgesi ilanı sonrası İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesinde görevli 15 akademisyen 14 istasyonda, bölge üniversitelerinde görevli 22 akademisyen de 90 istasyonda "Kara-Kıyı ve Denizel Biyolojik Çeşitlilik Araştırma Projesi"ni yürüttü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bilim insanları Marmara Bölgesi'ndeki adalarda 9'u endemik, 815 bitki türünü ve koruma altında olan 10 sürüngen, 51 memeli türünü saptadı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ayrıca, Prens Adaları'nda 27, Marmara Adası'nda 50, Kapıdağ Yarımadası'nda 36, Paşalimanı, Koyun ve Avşa Adası'nda 25, Ekinlik Adası'nda ise 26 kuş türü tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgenin uluslararası ölçekte, "Marmara Denizi, Adalar ve Türk Boğazlar Sistemi"ni içermesinden dolayı zengin flora-faunası ile Karadeniz ve Akdeniz'in biyolojik çeşitliliği için büyük önem taşıdığı belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Biyolojik koridor olma özelliği ile de korunması gerekli nadir alanlardan olduğu bilimsel veriler ışığında ortaya kondu. Deniz ve ada ekosistemlerinin birbirini tamamladığı ve kıyı ekosistemlerinin önemi, bilimsel raporlarla kayıt altına alındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeni sonuçların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan, "Bazı Alanların Marmara Denizi Ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi Olarak Tespit Ve İlan Edilmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair Karar" ile Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi'nin sınırları genişletildi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Bakanlık, ekosistemin restorasyonunu sağlayacak koruma önlemleri alacak</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Yeni karara göre Balıkesir’in Bandırma-Yenice Köyü'nde 485 hektarlık orman alanı, Çanakkale Kumkent bölgesinde 195 hektarlık alan, Çanakkale Kumkale Deltası'nda 108 hektarlık alan, Tekirdağ Uçmakdere'de 138 hektarlık orman alanı özel çevre koruma bölgesine dahil edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kararla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Marmara Denizi'nde ekosistemin restorasyonunu sağlayacak koruma önlemlerini alacak. Bölgenin yaşamsal döngüsünün devamını sağlamak amacıyla bilimsel çalışmalara devam edecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;nde balık tutulmaması için uyarıcı afişler asıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-balik-tutulmamasi-icin-uyarici-afisler-asildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-balik-tutulmamasi-icin-uyarici-afisler-asildi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi&#039;ndeki kirlilik nedeniyle balık avlanmaması konusunda uyarılarda bulunuldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/izmir-korfezinde-balik-tutulmamasi-icin-uyarici-afisler-asildi-1724791832.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezinde, balık, tutulmaması, için, uyarıcı, afişler, asıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Körfezin belirli bölümlerinde ölü balıkların görülmesi ve kötü koku, yerel ve ulusal gündemdeki yerini koruyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekiplerinin körfeze akan 7 dere ve Atatürk Organize Sanayi Bölgesi ile Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi'nin arıtma tesislerinin çıkış noktasından alınan numunelerin analiz sonuçları bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İZSU'ya ait bir geminin de Alsancak Limanı açıklarında aldığı suyu filtreleyerek yeniden denize deşarj ettiği görüldü. Bu yöntemle su içindeki oksijen oranının artırılması hedefleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından denizdeki oksijen oranını artırmak amacıyla Bayraklı sahiline konulan 4 hidrosoft pompa ise bulunduğu yerden kaldırıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, balık ölümlerinin görüldüğü körfezden balık tutulmaması konusunda vatandaşları uyarıyor. Ölü balıkların görüldüğü Bayraklı ilçesi Turan Mahallesi Muhtarı Nursel Ölmez tarafından da uyarıcı afişler asıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Muhtar Nursel Ölmez, AA muhabirine, geçen haftadan bu yana balık ölümlerinin yaşandığı körfezde kokunun kısmen azalmaya başladığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlçe Tarım Müdürlüğü ekiplerinin balık tutmanın yasak olduğunu kendisine bildirdiğini anlatan Ölmez, "Görüldüğü taktirde ceza uygulanacak. Bana bunu söyledikleri için ve burada çok fazla balık tutmaya gelen vatandaş olduğu için uyarıcı bir yazı yazıp asma gereği duydum. Bilinçli olanlar gelmiyor ama geceleri bilmiyorum. Gündüzleri biz uyardık." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Silivri&amp;apos;de görülen su samuru Marmara Denizi&amp;apos;nin sağlığı için umut oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/silivride-goerulen-su-samuru-marmara-denizinin-sagligi-icin-umut-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/silivride-goerulen-su-samuru-marmara-denizinin-sagligi-icin-umut-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Sualtı Araştırmaları Derneği Kurucu Üyesi Cem Orkun Kıraç: - &quot;Marmara Denizi&#039;nde hala bir yaşam, bir ümit olduğunu gösteriyor çünkü bu canlı her gün balık, yengeç, eklem bacaklı ya da kabuklu yemek zorunda. Demek ki su samurlarının yediği, beslendiği canlılar hala habitatlarında yaşamlarını sürdürüyor&quot; - &quot;Su samurları besin zincirinde önemli bir yer tutarak avladıkları balıklar, deniz kestaneleri, yengeçler ve diğer bentik omurgasızlar sayesinde kıyı ekosistemlerindeki dengeyi korur. Özellikle deniz kestanelerini avlayarak bunların yosun ve erişte yataklarını aşırı tüketmesini engellerler&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/silivride-gorulen-su-samuru-marmara-denizinin-sagligi-icin-umut-oldu-1725429014.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Silivride, görülen, samuru, Marmara, Denizinin, sağlığı, için, umut, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Sualtı Araştırmaları Derneği (<strong>SAD</strong>) Kurucu Üyesi ve Yönetim Kurulu Üyesi Cem Orkun Kıraç, Silivri kıyılarında su samuru görülmesini, Marmara Denizi'nin ekosistem sağlığı açısından bir ümit olarak nitelendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünya genelinde 13 su samuru türü bulunurken Türkiye'de bu türlerden sadece Avrasya su samuru (lutra lutra) görülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yayılım gösteren, akarsu, nehir, göl, bataklık ve deniz kıyısı gibi çeşitli sucul habitatlarda yaşayan Avrasya su samuru, 2020'de Uluslararası Doğayı Koruma Birliği'nin (IUCN) "Tehlike Altındaki Türlerin Kırmızı Listesi"ne girdi ve "tehlikeye yakın" kategorisinde listelendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizlerdeki ve akarsulardaki kirlenme nedeniyle habitatları tehdit altında olan tür, geçen hafta İstanbul'un Silivri ilçesi kıyılarında görüldü ve çevredeki kişiler tarafından cep telefonu kameralarıyla kaydedildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/20240903_5_0702D7E8A569B4F24A5DBD4BBD13ECCE2.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin sorularını yanıtlayan SAD Kurucu Üyesi ve Yönetim Kurulu Üyesi Cem Orkun Kıraç, su samurunun, esasen tatlı su ekosistemlerine bağlı ve denizleri yalnızca belli dönemlerde kullanan bir canlı olduğunu, hem Avrupa'da hem de Türkiye'deki tatlı su sistemlerinde, dağlardan, vadilerden inen, hala doğallığını koruyan ırmak ve dereler gibi akan sularda görülebildiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su samurunun denize açılarak avlandığını ve sonrasında tatlı su sistemlerine geri döndüğünü kaydeden Kıraç, "Bu tür, Marmara'da birçok dere, çay, ırmak gibi akarsu sisteminde yaşıyor, illa büyük akarsu sistemi olmasına gerek yok, aksine küçük çaylarda ve derelerde de yaşayabilen bir canlıdır. Sucul, memeli bir canlıdır, yaklaşık boyu kuyruğuyla birlikte 1 metre civarındadır ve etoburdur ve çoğunlukla balıkla beslenir." bilgisini verdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Daha çok Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de bulunur"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Türün Marmara Denizi'nde görülmesinin önemli olduğunu ifade eden Kıraç, şu değerlendirmeleri paylaştı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu tür Marmara'da göreli olarak daha az görülür; daha çok Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de bulunur zira bu denizlere akan birçok ırmak var. Bu güncel su samuru gözlemi Marmara Denizi'nde hala bir yaşam, bir ümit olduğunu gösteriyor çünkü bu canlı her gün balık, yengeç, eklem bacaklı ya da kabuklu yemek zorunda. Demek ki su samurlarının yediği, beslendiği canlılar hala habitatlarında yaşamlarını sürdürüyor. Su samurları hala varsa ümit var demektir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmara'da kirlilik yüküne rağmen su samurlarının görülmesinin canlılığın az da olsa bir göstergesi olduğuna işaret eden Kıraç, bunu sevindirici bir gelişme olarak nitelendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kıraç, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Su samurları besin zincirinde önemli bir yer tutarak avladıkları balıklar, deniz kestaneleri, yengeçler ve diğer bentik (deniz tabanında yaşayan) omurgasızlar sayesinde kıyı ekosistemlerindeki dengeyi korur. Özellikle deniz kestanelerini avlayarak bunların yosun ve erişte yataklarını aşırı tüketmesini engellerler. Yosun ve deniz eriştesi yatakları, kıyı erozyonunu önleyerek kıyı bölgelerinin stabilitesini artırır. Ayrıca, yosun ve erişte yatakları deniz türlerine barınak ve beslenme alanı sağlar; bu nedenle, su samurlarının bu türler üzerindeki kontrolü, biyoçeşitliliğin korunmasına yardımcı olur."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Köşeye bucağa sıkışmış sağlıklı son alanlar"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Beslenme ve avlanma aktiviteleriyle taban sedimentlerinin karışmasını sağlayan su samurlarının organik madde döngüsünü ve besin maddesi geri dönüşümünü hızlandırdığından bahseden Kıraç, bu süreçlerin de su kalitesini iyileştirdiğini, kıyı ekosistemlerinin sağlıklı ve dengeli bir şekilde devam etmesine katkıda bulunduğunu aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kıraç, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Su samurları gösterge türdür. Yaşadığı yerlerde belli bir oranda da temiz su var. Köşede bucakta kalan akarsuları kullanıyor. Dolayısıyla tatlı su ve deniz ekosisteminde sağlıklı olan bölgelerin var olduğunu gösteriyor. Ama bu doğal alanlar ne yazık ki köşeye bucağa sıkışmış sağlıklı son alanlar. Çevresel açıdan durumu en kötü olan denizimiz ne yazık ki Marmara'dır. Bunu uzman olmayan bir kişi bile rahatlıkla söyleyebilir. Karadeniz de çok iyi durumda değil ama özellikle belli başlı ve sanayileşmiş denizel alanlar, İskenderun, İzmit Körfezi ve Marmara Denizi tümüyle içler acısı durumda."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaklaşık bin kilometre kıyı şeridi bulunan Marmara Denizi'nde korunması gereken alanları, Armutlu'nun batı ve kuzeybatı sahilleri, Marmara adalarının tümü, Kapıdağ Yarımadası'nın kuzey sahilleri, Karabiga sahilleri, Tekirdağ’da Uçmakdere sahilleri ve Kuzey Marmara'da İstanbul ile Tekirdağ arasındaki bölgede parça parça kalmış son kıyı şeritleri olarak sıralayan Kıraç, Marmara'da ayrıca kaybolan ya da kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler bulunduğunu, bunların da rehabilite edilerek iyileştirilebileceğini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kıraç, konuşmasını şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Kıyılarımızı göz bebeğimiz gibi korumalıyız, yeteri kadar betonlaştık. Herkes zannediyor ki denizler ve kıyılar sonsuz, bu yanlış. Bu alanlar boş değil, hepsinin ekosistemde görevleri var, ekosistem hizmetlerinde çok önemli işlevlere sahipler, birçok canlıya ev sahipliği yapıyorlar, kuşlardan, su samurlarına kadar. Kıyılar son derece değerli, sandığımızdan da azlar. Kıyı yapılaşmaları ve betonlaşmalar aynı zamanda küresel ısınmaya neden olan ana etmenlerdir. Bunları bilerek kararlar vermeli ve betonlaşma, yapılaşma uygulamalarını kısıtlamalıyız."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kocaeli&amp;apos;de dereye 8 bin kırmızı benekli alabalık yavrusu bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kocaelide-dereye-8-bin-kirmizi-benekli-alabalik-yavrusu-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kocaelide-dereye-8-bin-kirmizi-benekli-alabalik-yavrusu-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli&#039;nin Başiskele ilçesindeki Kirazdere&#039;ye 8 bin kırmızı benekli alabalık yavrusu salındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/kocaelide-dereye-8-bin-kirmizi-benekli-alabalik-yavrusu-birakildi-1725428513.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kocaelide, dereye, bin, kırmızı, benekli, alabalık, yavrusu, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Servetiye Mahallesi'ndeki bir alabalık çiftliğinde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, şehirdeki derelerde su kalitesinin kontrol edilmesi ve kirletici unsurların ortamdan uzaklaştırılmasıyla ilgili sayısız çalışma yürüttüklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu gayretlerin bir uzantısı olarak İzmit Körfezi'nde geçekleştirdikleri balık bırakma çalışmasını derelere de taşımak istediklerini belirten Büyükakın, küresel ısınmanın sebep olduğu su kaynaklarındaki azalmanın akarsularda balık popülasyonunun azalmasına neden olduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükakın, yürüttükleri çalışma kapsamında bölgedeki derelerden alınan anaç balıkların yumurtalarının sağıldığını anlatarak, "Balıklar çiftliklerde üretildi. Dereye salınabilir büyüklüğe geldi. Bugün de salım işleminin bir kısmı gerçekleştiriliyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İleride diğer derelere de kırmızı benekli alabalık bırakılacağına dikkati çeken Büyükakın, "Bugün sadece bir başlangıç programı oldu. Yakın zamanda inşallah bölgedeki alabalık popülasyonunun artacağını ümit ediyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü de çocukluğunun geçtiği Başiskele'deki derelerde geçmişte balık popülasyonunun yüksek olduğunu, elleriyle çok balık tuttuklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kontrolsüz avcılık nedeniyle zaman içinde popülasyonun düştüğüne işaret eden Özlü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin çalışmasıyla derenin geçmişteki zengin günlerine kavuşacağını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doğa Koruma ve Milli Parklar Bolu Şube Müdürü Mustafa Gözler ise Abant Alabalık Üretim Tesislerinde yaklaşık 600 bin civarında yıllık üretim kapasitelerinin bulunduğunu, balıkları popülasyonun azaldığı derelere bıraktıklarını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Başiskele'deki derelerden aldıkları anaç balıkların sağımını yaptıklarını, yavruların salma noktasına geldiğini ifade eden Gözler, bu yavruları gelecek 6 yıl boyunca bırakarak derelerdeki popülasyonu artıracaklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuşmaların ardından 8 bin kırmızı benekli alabalık yavrusu Kirazdere'ye bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Programa, MHP İl Başkanı Mehmet Nuri Demirbaş, AK Parti Başiskele İlçe Başkanı Mustafa Koral, MHP Başiskele İlçe Başkanı Şahin Kaya, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kastamonu&amp;apos;da 7 bin kırmızı benekli alabalık yavrusu Devrekani Çayı&amp;apos;na bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kastamonuda-7-bin-kirmizi-benekli-alabalik-yavrusu-devrekani-cayina-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kastamonuda-7-bin-kirmizi-benekli-alabalik-yavrusu-devrekani-cayina-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Kastamonu&#039;nun Daday ilçesinde 7 bin kırmızı benekli alabalık yavrusu Devrekani Çayı&#039;na salındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/kastamonuda-7-bin-kirmizi-benekli-alabalik-yavrusu-devrekani-cayina-birakildi-1724674777.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kastamonuda, bin, kırmızı, benekli, alabalık, yavrusu, Devrekani, Çayına, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Doğa Koruma ve Milli Parklar (<strong>DKMP</strong>) Genel Müdürlüğü tarafından 2024 yılı balıklandırma programı kapsamında "Doğal Alabalık Üretilmesi ve Orman İçi Suların Balıklandırılması Projesi" kapsamında üretilen 7 bin kırmızı benekli alabalık yavrusu, DKMP 10. Bölge Müdürlüğü Kastamonu Şube Müdürlüğünce Devrekani Çayı ile buluşturuldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240825-35481933-35481931-KASTAMONUDA_7_BIN_KIRMIZI_BENEKLI_ALABALIK_YAVRUSU_DEVREKANI_CAYINA_BIRAKILDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>10. Bölge Müdürü Ali Bozkurt, balıkların bırakılması dolayısıyla düzenlenen programdaki konuşmasında, orman içi sulardaki doğal alabalık popülasyonlarının optimum düzeye ulaştırılması, bozulan alabalık habitatlarının rehabilitasyonu ve gen kaynaklarının korunması amacıyla çalışma başlatıldığını belirterek, "Bu kapsamda Daday ilçesinde balık salımında bulunduk. Yürütülen proje ile derelerin doğal dengesine kavuşması ve sportif olta balıkçılığına açılması ile bölgede yaşayan köylülerimize gelir kaynağı oluşturulması hedefleniyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240825-35481933-35481932-KASTAMONUDA_7_BIN_KIRMIZI_BENEKLI_ALABALIK_YAVRUSU_DEVREKANI_CAYINA_BIRAKILDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Programa, Daday Kaymakamı Yasin Cevizci, Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ekrem Mutlu, Kastamonu Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Özcan Gazioğlu, Kastamonu Çevre ve Şehircilik İl Müdür Yardımcısı Meftun Alay, Jandarma Çevre Timi, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;ndeki kirlilik en çok dip balıklarını öldürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-kirlilik-en-cok-dip-baliklarini-oelduruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-kirlilik-en-cok-dip-baliklarini-oelduruyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tansel Tanrıkul: - &quot;Bizim daha çok gördüğümüz sargoz, çipura, lidaki, isparoz, dil ve mırmır gibi dibe bağlı yaşayan balıklar ölüyor&quot; - &quot;Kefal gibi çevre kirliliğine çok dayanıklı türlerin dahi etkilenmesi olayın ciddiyetini gösteriyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/izmir-korfezindeki-kirlilik-en-cok-dip-baliklarini-olduruyor-1724842208.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezindeki, kirlilik, çok, dip, balıklarını, öldürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (<strong>İKÇÜ</strong>) Su Ürünleri Fakültesi Dekanı <strong>Prof. Dr. Tansel Tanrıkul</strong>, İzmir Körfezi'nde son dönemde yaşanan toplu balık ölümleriyle ilgili yaptıkları araştırmada kirliliğe dayanıklı kefal gibi türlerin bile yaşayamadığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir'de 20 Ağustos'ta Bayraklı ilçesi Turan mevkisi sahiline ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkmasının ardından kirliliğin giderilmesi için kurumların çalışmaları sürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Körfezde ölen türler üzerinde araştırmaların sürdüğü İKÇÜ Su Ürünleri Fakültesinin dekanı Prof. Dr. Tansel Tanrıkul, AA muhabirine İzmir Körfezi'ndeki kirlilik sorununun 1970'li yıllarda başladığını, artan nüfus ve kentleşmeyle birlikte sorunun büyüdüğünü söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl dünya genelinde deniz suyu sıcaklıklarının arttığını kaydeden Tanrıkul, "İzmir Körfezi'nin içerisinde bir kirlilik olmasından dolayı bu global ısınma körfezimize çok daha etkili bir şekilde yansıyor. Bunun sonucu olarak balıklarda ölümler meydana geliyor. Çünkü balıkların yaşam ortamı bozuluyor. Ölümün önemli nedenlerinden biri kirliliğe bağlı olarak sıcaklığın yükselmesiyle balığın çevresel etkenlere karşı toleransının düşmesi. Sıcaklık artıyor ve oksijen miktarı düşüyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Tüketilmesi halinde ciddi zehirlenme vakalarıyla karşılaşılabilir"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İzmir Körfezi'nde geçmişte de lokal balık ölümlerinin yaşandığını ancak bu yıl ölümlerin görüldüğü alanın genişlediğini aktaran Tanrıkul, ölen balıkların çoğunun dibe ya da yarı dibe bağımlı türlerde olduğunu saptadıklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tanrıkul, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bizim daha çok gördüğümüz sargoz, çipura, lidaki, isparoz, dil ve mırmır gibi dibe bağlı yaşayan balıklar ölüyor. Bunun haricinde kefal gibi orta sularda gezen hatta çevre kirliliğine çok dayanıklı olan türler dahi artık yaşamını devam ettiremiyor. Onlar içerisinde de ölümler var. Bununla beraber levrek gibi tamamen etçil olarak beslenen hem su yüzeyinde hem suyun dibinde etçil avcılıkla beslenen balıklarda da ölümler var. Ancak kefal ve kaya balıkları gibi çevre kirliliğine çok dayanıklı türlerin dahi etkilenmesi olayın ciddiyetini gösteriyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ölümlerin İzmir Körfezi'ndeki balık popülasyonunu olumsuz etkilediğini aktaran Tanrıkul, sonbahar aylarında sıcaklıkların düşmesiyle su altı yaşamının normale döneceğini tahmin ettiklerini anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Körfezden tutulan balıkların tüketilmemesi gerektiğine de dikkati çeken Tanrıkul, "Ölen balıklar taze dahi olsa tüketilmemesi gerekiyor. Çünkü bunların üzerindeki mikrobiyolojik ve kimyasal yük çok fazla. Balığın kendisi zaten dayanamayarak ölüyor. İnsanların tüketmesi halinde ciddi zehirlenme vakalarıyla karşılaşılabilir." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Samsun&amp;apos;da su kanalında balık ölümleri görüldü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/samsunda-su-kanalinda-balik-oelumleri-goeruldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/samsunda-su-kanalinda-balik-oelumleri-goeruldu</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;un Terme ilçesinde göl ile Karadeniz arasında bulunan su kanalında balık ölümleri görülmesi üzerine inceleme başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/samsunda-su-kanalinda-balik-olumleri-goruldu-1724737465.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Samsunda, kanalında, balık, ölümleri, görüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Karadeniz ile Akgöl ve Simenit gölleri arasında bulunan kanallarda çok sayıda ölü balık görülmesi üzerine vatandaşlar yetkililere haber verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bunun üzerine Terme İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, ölü balık ve sudan numune aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlçe Tarım ve Orman Müdürü Tuncay Demir, AA muhabirine, Karadeniz ile bağlantısı bulunan Akgöl ve Simenit göllerine yoğun şekilde tuzlu su girişi olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaptıkları ölçümler neticesinde bu oranın binde 11 seviyelerine çıktığının gözlemlendiğine işaret eden Demir, "Bu durum neticesinde göllerimizde ve akarsularımızda bulunan türlerde, sucul ekosisteme zararı olan istilacı türlerden İsrail sazanının da bulunduğu balık türlerinde ölüm olduğu gözlemlenmiştir. Balık ölümlerinin nedeni, her sene bu dönemde sularımıza deniz suyunun karışması ve tuzluluğun tatlı su balıklarına zarar vermesi sonucudur. Bir başka neden ise havaların ısınması sebebiyle suyun çekilmesi ve balıkların oksijensiz kalmasıdır." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balık ölümlerinin görüldüğü İzmir Körfezi&amp;apos;nde yoğun denetim</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balik-oelumlerinin-goeruldugu-izmir-koerfezinde-yogun-denetim</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balik-oelumlerinin-goeruldugu-izmir-koerfezinde-yogun-denetim</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekiplerinin körfeze akan 7 dere ile arıtma tesisi çıkış noktalarından aldığı numuneler mobil laboratuvarda analiz ediliyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/balik-olumlerinin-goruldugu-izmir-korfezinde-yogun-denetim-1724653619.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balık, ölümlerinin, görüldüğü, İzmir, Körfezinde, yoğun, denetim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kötü koku ve balık ölümleriyle gündeme gelen İzmir Körfezi'nde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri detaylı inceleme başlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentte 20 Ağustos'ta Bayraklı ilçesi Turan mevkisi sahiline ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve kirliliğin önüne geçilmesi için çalışmalar sürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının körfezde daha ayrıntılı inceleme yapılacağı açıklamasının ardından bakanlık merkez teşkilatına bağlı uzman ekipler ile Mobil Su ve Atık Su Analiz Laboratuvarı, Bayraklı ilçesinden denize dökülen Manda Çayı'nda göreve başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipler, çaydan alınan su numunelerini bölgede hazır bulunan Mobil Su ve Atık Su Analiz Laboratuvarına yönlendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekiplerin körfeze akan Bostanlı, Bayraklı, Laka, Arap ve Balçova dereleri, Manda ve Meles çayları ve Atatürk Organize Sanayi Bölgesi ile Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesislerinden de numuneler alacağı belirtildi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Derelerin getirdiği kirlilik yükü</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Çalışmalarla ilgili gazetecilere bilgi veren Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED İzleme ve Çevre Denetimi Daire Başkanı Barış Ecevit Akgün, balık ölümlerine ilişkin il müdürlüğünce yürütülen çalışmalara katkı sağlamak amacıyla bakanlığın merkez denetim ekipleriyle laboratuvarı bölgeye yönlendirdiklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık ölümlerinin ardından denizde çeşitli derinlik ve açıklıklardan numuneler alındığını kaydeden Akgün, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Burada körfeze girişi bulunan 7 büyük derenin getirmiş olduğu kirlilik yükünün tespitine ilişkin bir çalışma yürüteceğiz. İl müdürlüğümüz tarafından zaten bölgedeki bütün kaynaklar düzenli olarak denetleniyor. Sürekli atık su izleme sistemleri vasıtasıyla debisi 5 bin metreküpün üzerinde olan 36 atık su arıtma tesisi verilerini online olarak izliyoruz. Ama mevzuat kapsamında bu izleme sistemlerini bulundurması gerekmeyen atık su kaynaklarını da mobil su ve atık su laboratuvarımızda numuneleri almak suretiyle denetleyeceğiz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akgün, ilk tespitlere göre bölgede bulunan organizmalardaki ciddi artış sebebiyle çözünmüş oksijen miktarının düştüğünü, birikmiş kirliliğin balık ölümlerine neden olduğunun görüldüğünü ancak kapsamlı değerlendirmeyi analiz sonuçlarına göre yapabileceklerini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İZSU'ya ait Narlıdere ve Çiğli arıtma tesislerinden de önceki günlerde numuneler alındığını aktaran Akgün, analiz sonuçlarının henüz çıkmadığını, bu tesislerde de inceleme yapacaklarını sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu arada ekiplerin numune aldığı Manda Çayı üzerinde ölü balıkların bulunduğu gözlendi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Oksijen miktarının artırılması için pompa kuruldu</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Balık ölümlerinin görüldüğü körfezde İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı süpürge teknesi temizlik çalışmalarını sürdürürken İZSU ekiplerinin de Bornova deresinin denize döküldüğü noktada dip çamurlarını iş makineleriyle temizledikleri görüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri ise Bayraklı sahiline 4 hidrosoft pompa kurdu. Pompaların, çektikleri suyu filtreleyerek yeniden denize deşarj ettikleri, bu yolla su içindeki oksijen oranının da artırılmasının hedeflendiği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan TÜBİTAK MARMARA Araştırma Gemisi'nin de İzmir Körfezi'nde çeşitli noktalarda inceleme yaptığı gözleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 30 gölete sazan yavrusu bıraktı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbul-il-tarim-ve-orman-mudurlugu-30-goelete-sazan-yavrusu-birakti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbul-il-tarim-ve-orman-mudurlugu-30-goelete-sazan-yavrusu-birakti</guid>
<description><![CDATA[ - &quot;2015&#039;ten bugüne kadar yaklaşık 3,1 milyon yavru balığı göletlerimizle buluşturduk. Bu sene bir miktar daha artış yaptık ve yaklaşık 1,7 milyon yavru sazan balığını bugün burada olduğu gibi 30 noktada da iç sularımızla buluşturduk&quot;

İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, &quot;Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi&quot; kapsamında 9 ilçede toplam 30 gölete 1 milyon 681 bin sazan yavrusu bıraktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/istanbul-il-tarim-ve-orman-mudurlugu-30-golete-sazan-yavrusu-birakti-1724378432.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbul, İl, Tarım, Orman, Müdürlüğü, gölete, sazan, yavrusu, bıraktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü</strong>, kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların kaliteli, ucuz ve sağlıklı gıda ihtiyaçlarının karşılanması, ticari ve sportif amaçlı balıkçılığın desteklenmesi, su ürünleri kaynaklarının sürdürülebilir kullanılması ve kaynakların gelecek nesillere aktarılması için su ürünleri kaynaklarını balıklandırmaya devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen "<strong>Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi</strong>" kapsamında, Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü İpsala Su Ürünleri Üretim İstasyonu tesislerinde üretilen 1 milyon 681 bin sazan balığı yavrusu, Arnavutköy'de bulunan Terkos Gölü, Sazlıdere Barajı ve diğer göletlere 930 bin, Beykoz'da bulunan göletlere 58 bin, Sarıyer'de Kısırkaya Göleti'ne 5 bin, Silivri'de bulunan göletlere 63 bin, Şile'deki göletlere 275 bin, Sultangazi Alibey Baraj Gölü'ne 100 bin, Sancaktepe'de bulunan Samandıra Göleti ve Ömerli Baraj Gölü'ne 210 bin, Pendik'teki Ömerli Baraj Gölü'ne 10 bin ve Çatalca Terkos Gölü'ne 30 bin adet olmak üzere 30 gölete salındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıklandırma programı töreni, İstanbul Tarım ve Orman İl Müdürü <strong>Suat Parıldar</strong> ve Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü teknik personelinin katılımıyla Beykoz Bozhane-Göllü Göleti'ne 10 bin sazan balığı yavrusunun bırakılmasıyla gerçekleştirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>- "2015'ten bugüne kadar yaklaşık 3,1 milyon yavru balığı göletlerimizle buluşturduk"</strong></span></span></span><br>
 </p>

<p><span><span><span>Törende konuşan Parıldar, "<strong>Su Kaynaklarının Balıklandırılması</strong>" projesiyle iç sularda bulunan barajlardaki, göletlerdeki doğal yaşamı, dengeyi ve yaşam popülasyonunu da dengelemek açısından sazan yavruları bıraktıklarını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Parıldar, "Şu anda 30 noktada bu çalışmayı yapmış bulunuyoruz. 2015'ten bugüne kadar yaklaşık 3,1 milyon yavru balığı göletlerimizle buluşturduk. Bu sene bir miktar daha artış yaptık ve yaklaşık 1,7 milyon yavru sazan balığını bugün burada olduğu gibi 30 noktada da iç sularımızla buluşturduk. Amacımız, tabii su ürünlerinde avcılığın yanında amatör anlamda da spor anlamında da avcılık faaliyetlerini desteklemek. İstanbul'umuz da bu açıdan çok önemli bir yer tutuyor ve 9 ilçemizde 30 noktada şu an olduğu gibi bu faaliyeti yerine getiriyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>1 Eylül itibarıyla başlayacak av sezonuna da değinen Parıldar şöyle devam etti:<br>
"İstanbul'da faaliyetlere başladık. 2024'ün şöyle bir özelliği var; biz su ürünlerinde ve hayvancılıkta üretim planlamasıyla birlikte yıla başladık ve bu av sezonuyla birlikte de üretim planlamasının etkilerini, faydalarını çok daha ciddi göreceğiz. 5 eksen üzerinde biz bu çalışmaları yapıyoruz. Öncelikle kayıtlı işletmelerimiz üzerinden gidiyoruz, burada da İstanbul'umuzun varlığından bahsetmek gerekirse, 1973 gemimiz var avcılıkta kullanılan ve 16 bin 500 gerçek kişi ruhsat tezkeresine sahip balıkçımızla biz bu faaliyetleri yürütüyoruz. 661 kilometrelik bir kıyı şeridimiz var. 48 su ürünleri kooperatifimiz var, 57 balıkçı barınağımız var. Dolayısıyla biz balıkçılarımızla birlikte tüketicilerimize ekonomik, taze ve sürdürülebilir üretimden gelen ürünleri sunmak zorundayız. Bugün olduğu gibi yarın da yine bu sektörde hem geçimini sağlayan insanların olması için hem de doğal hayatın sürdürülebilir olarak sağlanması için."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Parıldar, kayıtlılık ve sürdürülebilirliğe dikkati çekerek, kalite ve verimliliğin işin içerisinde olduğunu dile getirdi.<br>
Bu sektörlere yatırım yapacak kişilere yol açmak ve ön ayak olmak için bu çalışmaları yürüttüklerini anlatan Parıldar, "Sadece bitkisel üretimde de bu sene yine üretim planlamasını hayata geçiriyoruz ve böylelikle Türkiye'mizin her yerinde, İstanbul'umuzda biz özelde çalışarak, diğer illerde Türkiye'nin diğer illerinde çalışarak üretimi planlı olarak hayata geçiriyoruz. Kiminle, nerede, ne kadar, hangi zamanda hangi ürünü üreteceğimizi bilerek ve amel ederek yürümek istiyoruz. Bu bağlamda da üretim yüzyılında çok ciddi çalışıyoruz. 1 Eylül itibarıyla da av sezonuna balıkçılarımızla birlikte hazırlıklarımızı yaptık." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz&amp;apos;deki yüksek deniz suyu sıcaklığı canlı yaşamını ve tür popülasyonunu olumsuz etkiliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/akdenizdeki-yuksek-deniz-suyu-sicakligi-canli-yasamini-ve-tur-populasyonunu-olumsuz-etkiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/akdenizdeki-yuksek-deniz-suyu-sicakligi-canli-yasamini-ve-tur-populasyonunu-olumsuz-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu: - &quot;Yüksek sıcaklık kıyısal alanlarda, sığ sularda bazı canlıların yok olmasına sebep olabilir. Sıcaklık birçok yerli türümüzün popülasyonunun azalmasına sebep oldu&quot; - &quot;Kızıldeniz&#039;in türleri kıyısal alanlarda hakim olmaya başlıyor. İsparinin, mırmırın yerini Kızıldeniz&#039;den gelen çizgili gırt gırt balığı almaya başladı. Mercan balıklarının yerini kılkuyruk mercan aldı&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/akdenizdeki-yuksek-deniz-suyu-sicakligi-canli-yasamini-ve-tur-populasyonunu-olumsuz-etkiliyor-1724373538.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akdenizdeki, yüksek, deniz, suyu, sıcaklığı, canlı, yaşamını, tür, popülasyonunu, olumsuz, etkiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Akdeniz Üniversitesi</strong> Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Mehmet Gökoğl</strong>u, son dönemde Akdeniz'deki yüksek deniz suyu sıcaklığının bazı deniz canlılarını yok ettiğini ve yerli tür popülasyonunun azalarak kıyılarda Kızıldeniz türlerinin hakim olmaya başladığını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gökoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel ısınmanın etkisiyle Akdeniz'de deniz suyu sıcaklığının giderek yükseldiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Antalya'da mevcut durumda deniz suyu sıcaklığının 31-32 derece arasında seyrettiğini belirten Gökoğlu, "Geçen yıl 31 derece civarında ölçülmüştü ama bu sene çok erken yükseldi. Temmuz ayında 32 dereceyi bulduğu dönemler oldu. Akdeniz için bu sıcaklık çok yüksek. Deniz suyundaki bu yükselme Akdeniz'in giderek tropikalleştiğini gösteriyor. Kış aylarının sıcak geçmesi, ani yağışlar ve fırtınalarla iklimde değişiklik olduğunu görüyoruz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Kızıldeniz'in türleri kıyısal alanlarda hakim olmaya başlıyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Gökoğlu, bu sıcaklık artışının deniz içerisindeki tüm canlılar için risk oluşturduğunu ve bazı türlerin yok olabileceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgedeki balık türlerinde değişim görüldüğüne değinen Gökoğlu, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Yüksek sıcaklık kıyısal alanlarda, sığ sularda bazı canlıların yok olmasına sebep olabilir. Sıcaklık birçok yerli türümüzün popülasyonunun azalmasına sebep oldu. Örneğin kıyılarımızda forskali barbunu görülmeye başlandı. Kızıldeniz'in türleri kıyısal alanlarda hakim olmaya başlıyor. İsparinin, mırmırın yerini Kızıldeniz'den gelen çizgili gırt gırt balığı almaya başladı. Mercan balıklarının yerini kılkuyruk mercan aldı. Buna benzer değişimler gözlemliyoruz. Eskiden oltamızı attığımızda ispari, mercan yakalardık şimdi aynı alanlarda balon balıkları, kılkuyruk mercan gibi Kızıldeniz türleri yakalıyoruz."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Yüksek sıcak Posedonya çayırlarını öldürüyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Gökoğlu ayrıca, Akdeniz Havzası'ndaki deniz çayırı Posedonyaların da ciddi zarar gördüğüne dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Posedonya çayırlarının Akdeniz'in Amazon ormanları olduğunun vurgulayan Gökoğlu, "Kıyılardaki Posedonya çayırlarının ölmeye başladığını görüyoruz. Yüksek sıcak Posedonya çayırlarını öldürüyor. Tabii bunda kirliliğin de etkisi var ama Posedonya çayırları yok olmaya başladı. Bu çayırlar birçok canlının besinini oluşturduğu gibi balıkların yumurta bırakabileceği, balık yavrularının girip saklandığı, beslenebildiği ortamlardır. Denizlere oksijen verir. Bu ortamı yok ederseniz diğer canlılar olumsuz etkilenir." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gökoğlu, öncelikle küresel ısınmanın önlenmesi, fosil yakıtlardan vazgeçilmesi, ısınmayı önleyen ormanlık alanların kaybının önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizlere daha çok su verilmesi gerektiğinin altını çizen Gökoğlu, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Akarsuları denize ulaştırmamız lazım. Akarsulara barajlar yapıldı, bunlar kaldırılsın demiyoruz ama bunlardan daha fazla faydalanmamız lazım. Nehirlerin çok temiz akması ve denize çok daha fazla su vermemiz gerekiyor. Vahşi sulamadan vazgeçmeli, kirliliği durdurmalıyız. Bu durumda kirlilik de önemli bir etken. Türkiye bu tedbirlerle Akdeniz çanağında öncülük edebilir. Çünkü küresel ısınmadan en çok etkilenen yer Türkiye'nin bulunduğu bölge. Doğu Akdeniz küresel ısınmadan nasibini en çok alan yer. Biyoçeşitlilik de en çok burada değişmeye başladı."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz&amp;apos;deki deniz kaplumbağalarının statüsü, koruma ve izleme çalışmalarıyla iyileştirildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/akdenizdeki-deniz-kaplumbagalarinin-statusu-koruma-ve-izleme-calismalariyla-iyilestirildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/akdenizdeki-deniz-kaplumbagalarinin-statusu-koruma-ve-izleme-calismalariyla-iyilestirildi</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası Doğayı Koruma Birliğinin, yeşil deniz kaplumbağası Akdeniz alt popülasyonunu &quot;kritik tehlikede&quot; statüsünden &quot;tehdide yakın&quot; statüsüne çekmesinde, bölgede kamu ve sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülen çalışmalar etkili oldu - Doğa Koruma ve Milli Parklar 7. Bölge Müdürü Faruk Atmaca: - &quot;Elimizdeki verilere göre Akdeniz sahillerinde yuva başarısı, yavru çıkışı ve popülasyonda iyiye doğru gidiş var&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/akdenizdeki-deniz-kaplumbagalarinin-statusu-koruma-ve-izleme-calismalariyla-iyilestirildi-1724371446.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akdenizdeki, deniz, kaplumbağalarının, statüsü, koruma, izleme, çalışmalarıyla, iyileştirildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye'nin uluslararası öneme sahip sulak alanlarından Çukurova Deltası'nın en geniş lagünü olan Akyatan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nda yeşil deniz kaplumbağası ve carretta caretta yuvalarından yavru çıkışları devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Adana'nın Karataş ilçesinde bulunan Akyatan Lagünü ile Akdeniz arasında yer alan Akyatan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nda bu sezon 500'e yakın kaplumbağa yuvası bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaklaşık 22 kilometrelik sahildeki yuvalarında kuluçka dönemini tamamlayan 7 bin civarında yavru yumurtalarından çıkarak Akdeniz'in mavi sularıyla buluşuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akyatan Yaban Hayatı Geliştirme Sahasındaki süreci takip eden Doğal Hayatı Koruma Vakfı (<strong>WWF</strong>) Türkiye görevlileri de yumurtasından çıkamayan ve kumsaldaki engellere takılan canlılara yardım ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akdeniz sahillerindeki yuva sayısı ve popülasyon artışının ardından Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (<strong>IUCN</strong>) tarafından Akdeniz alt popülasyonu "kritik tehlikede" statüsünden "tehdide yakın" statüye çekildiği yeşil deniz kaplumbağası yavrularının, yuva çıkışlarını eylül ayı sonlarına kadar sürdürmesi bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Yavru çıkışı ve popülasyonda iyiye doğru gidiş var"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Doğa Koruma ve Milli Parklar 7. Bölge Müdürü Faruk Atmaca, AA muhabirine, deniz kaplumbağalarının Türkiye'de 21 noktada yuvalama yaptığını ve bu alanlardan 8'inin bölgelerinde olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Atmaca, Doğu Akdeniz kıyılarının deniz kaplumbağalarının yuvalama yaptığı çok önemli sahillere sahip olduğunu, Adana ve Hatay'da 2'şer, Mersin'de 4 yuvalama alanı bulunduğu bilgisini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Adana'daki Akyatan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası Sahili'nin yeşil deniz kaplumbağası için önemli yuvalama alanı olduğunu belirten Atmaca, "Bu yıl Akyatan Sahili'nde 500 civarında yuva, şu ana kadar 7 bin civarı yavru çıkışı tespit edildi. Sorunsuz bir şekilde çalışmalarımız devam ediyor. Bu süreç içerisinde kıyılarımızda koruma önlemlerimizi ve denetimlerimizi sıklaştırıyoruz. Deniz kaplumbağalarının yumurtadan çıkması ve denize ulaşması aşamasında ses, ışık ve gürültü kirliliğiyle alakalı ciddi tedbirler alıyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz kaplumbağalarının uluslararası ölçekte korunan tür olduğunu anımsatan Atmaca, "Uluslararası Doğayı Koruma Birliği kriterine göre nesli tehlike altında olan bir türümüz. Yaptığımız koruma ve izleme çalışmalarıyla bölgemizde deniz kaplumbağalarının statüsü iyileştirilmiştir. Elimizdeki verilere göre Akdeniz sahillerinde yuva başarısı, yavru çıkışı ve popülasyonda iyiye doğru gidiş var." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Yavrular yaklaşık 300 yuvadan çıkıp Akdeniz'in engin sularına ulaştı"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Doğal Hayatı Koruma Vakfı (<strong>WWF</strong>) Türkiye'nin Akyatan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nda görev yapan uzman biyoloğu <strong>Mehmet Tural</strong>, Doğa Koruma ve Milli Parklar 7. Bölge Müdürlüğü ile 2006 yılından bu yana çalışma yürüttüklerini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tural, Akdeniz'deki yeşil deniz kaplumbağası popülasyonunun yaklaşık yüzde 50'sinin yumurtalarını Türkiye'ye bıraktığını anlatarak, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Araştırma sonuçlarına göre yeşil deniz kaplumbağasının Akdeniz'deki en önemli yuvalama alanı Türkiye'nin Doğu Akdeniz kıyıları yani Mersin, Adana ve Hatay. Kaplumbağaların üreme dönemi ülkemizde mayısın sonundan eylülün sonuna kadar devam ediyor. Biz burada 1 Haziran'da çalışmaya başlıyoruz. 1 Haziran'dan şu ana kadar 500'e yakın yuva tespit ettik. Yavru çıkışı dönemindeyiz. Yavrular yaklaşık 300 yuvadan çıkıp Akdeniz'in engin sularına ulaştı. 200 yuva için de çalışmalarımız devam ediyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akyatan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'ndaki 18 yıllık çalışmada 6 bine yakın yuvadan 250 binden fazla yavrunun denize ulaştığı bilgisini veren Tural, "Uluslararası Doğayı Koruma Birliği'nin açıklamasına göre yeşil deniz kaplumbağasının Akdeniz alt popülasyonu 'kritik tehlikede' statüsünden 'tehdide yakın' statüye alındı yani bu da popülasyonun Akdeniz'de arttığı anlamına geliyor." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırklareli&amp;apos;nde gölet ve barajlara 205 bin sazan yavrusu bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kirklarelinde-goelet-ve-barajlara-205-bin-sazan-yavrusu-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kirklarelinde-goelet-ve-barajlara-205-bin-sazan-yavrusu-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Kırklareli Tarım ve Orman Müdürlüğünce baraj ve göletlere 205 bin sazan yavrusu bırakıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/kirklarelinde-golet-ve-barajlara-205-bin-sazan-yavrusu-birakildi-1724310347.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kırklarelinde, gölet, barajlara, 205, bin, sazan, yavrusu, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığının "Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi" kapsamında Pınarhisar ilçesinin Çayırlı Barajına İpsala Su Ürünleri Üretim İstasyonu'ndan temin edilen balıklar salındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, yaptığı konuşmada baraj ve göllerdeki balıklandırma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölet ve barajlara bırakılan balıkların korunması için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini ifade eden Karaca, tatlı sulardaki <strong>balık</strong> popülasyonunu arttırmak için çalıştıklarını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Büyükşehir Belediyesinden körfezdeki kötü koku ve balık ölümlerine ilişkin açıklama:</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-buyuksehir-belediyesinden-koerfezdeki-koetu-koku-ve-balik-oelumlerine-iliskin-aciklama</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-buyuksehir-belediyesinden-koerfezdeki-koetu-koku-ve-balik-oelumlerine-iliskin-aciklama</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Plankton patlamasıyla sudaki çözünmüş oksijen miktarının oldukça azalmasının balıkların ölümüne sebebiyet verdiği düşünülmektedir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/izmir-buyuksehir-belediyesinden-korfezdeki-kotu-koku-ve-balik-olumlerine-iliskin-aciklama-1724306113.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Büyükşehir, Belediyesinden, körfezdeki, kötü, koku, balık, ölümlerine, ilişkin, açıklama:</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Körfez'de görülen balık ölümleri ve kötü kokunun deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesi sonucu tek hücreli canlı (plankton) popülasyonun artışından kaynaklandığını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Belediyeden yapılan açıklamada, deniz suyu sıcaklığının küresel ısınma ve iklim değişikliği etkisiyle artarak 29 dereceye ulaştığı, bu ortamın da "Dinoflagellate Gymnodinium" cinsi tek hücreli canlıların (planktonların) popülasyonunda ani artışları beraberinde getirdiği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sudaki oksijen oranının düşmesiyle başlayan plankton ölümlerinin ise kötü kokuya neden olduğunun kaydedildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Ayrıca bu canlıların popülasyonundaki aşırı artış, bulundukları suyun yüzeyinin kızılımsı-kahverengi bir görünüme bürünmesine de neden olmaktadır. Bununla birlikte plankton patlamasıyla sudaki çözünmüş oksijen miktarının oldukça azalmasının balıkların ölümüne sebebiyet verdiği düşünülmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı tarafından gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Deniz Koruma Şube Müdürlüğümüz de hem deniz süpürgesi hem de karadan temizlik çalışması yapmaktadır."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz kirliliğine neden olan Antalya Büyükşehir Belediyesine 464 bin 585 lira para cezası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/deniz-kirliligine-neden-olan-antalya-buyuksehir-belediyesine-464-bin-585-lira-para-cezasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/deniz-kirliligine-neden-olan-antalya-buyuksehir-belediyesine-464-bin-585-lira-para-cezasi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Antalya&#039;nın Konaklı Beldesi ve Damlataş Plajı Mevkisi&#039;nde deniz kirliliğe neden olan arıtma tesisiyle ilgili Antalya Büyükşehir Belediyesine 464 bin 585 lira para cezası uygulandığını ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu bildirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/deniz-kirliligine-neden-olan-antalya-buyuksehir-belediyesine-464-bin-585-lira-para-cezasi-1724376493.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, kirliliğine, neden, olan, Antalya, Büyükşehir, Belediyesine, 464, bin, 585, lira, para, cezası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından işletilen atık su arıtma tesisine ait deniz deşarjı hattında, Sahil Güvenlik Komutanlığı dalış ekibince sualtı incelemesi yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan incelemelerde hattın çıkış noktasında koyu renkli ve kirletici özellikte atık su çıkışı olduğu tespit edildi. Ayrıca aynı gün Damlataş Plajı Mevkisi'nde yağmur suyu kanalına ait deşarj noktasında da benzer görüntüler kaydedildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bakanlığa gelen ihbarın ardından Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü denetim ekipleri, bölgeye sevk edildi. Tesisin, standartlara aykırı atık su deşarjı yaptığı belirlendi ve akış durduruldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Damlataş Plajı Mevkisi'ndeki yağmur suyu hattına kaçak bağlantılar yapıldığı tespit edildi ve bu bağlantıların kesilmesi amacıyla çalışma başlatıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu kirlilik sebebiyle Bakanlık, Antalya Büyükşehir Belediyesine 464 bin 585 lira idari para cezası uyguladı ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan, Bakanlık ekiplerince denizden yeniden alınan numuneler analiz edildi ve deniz suyu değerlerinin normale döndüğü tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara ve Karadeniz&amp;apos;in karbon tutma ve asitlenme seviyeleri ilk kez ölçüldü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-ve-karadenizin-karbon-tutma-ve-asitlenme-seviyeleri-ilk-kez-oelculdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-ve-karadenizin-karbon-tutma-ve-asitlenme-seviyeleri-ilk-kez-oelculdu</guid>
<description><![CDATA[ ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yücel: - &quot;İlk bulgularımıza göre Karadeniz&#039;in karbon tutma kapasitesi Marmara&#039;ya göre bir nebze daha iyi. Marmara&#039;nın çoktan asitlenmiş olduğunu ve karbon tutma kapasitesini kaybetmeye daha hızlı gittiğini söyleyebiliriz&quot; - &quot;Normal deniz sistemleriyle kıyaslandığında Marmara Denizi daha asidik, Karadeniz ise bir nebze daha alkalin. Karbon tutma mekanizmaları Karadeniz&#039;de hala daha üretken, çalışır ve sağlıklı olarak nitelendirilebilir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/marmara-ve-karadenizin-karbon-tutma-ve-asitlenme-seviyeleri-ilk-kez-olculdu-1724308657.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Karadenizin, karbon, tutma, asitlenme, seviyeleri, ilk, kez, ölçüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Orta Doğu Teknik Üniversitesi (<strong>ODTÜ</strong>) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı <strong>Prof. Dr. Mustafa Yücel</strong>, asitlenme seviyeleri ve karbon tutma kapasitelerini ilk kez ölçtükleri iki denizden Karadeniz'in Marmara'dan daha iyi durumda olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünün Türkiye'de ilk defa deniz ile atmosfer arasındaki karbondioksit gazı alışverişini araştırmak üzere 2022'de başlattığı çalışmanın ilk sonuçları ortaya çıktı. Enstitü bünyesindeki Deniz Ekosistem ve İklim Araştırmaları Merkezi'nde (<strong>DEKOSİM</strong>) geliştirilen sistemlerin de yardımıyla Marmara Denizi ile Karadeniz'in karbon tutma kapasiteleri ve asitlenme seviyeleri ölçüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öğretim Üyesi Doç. Dr. Koray Özhan'ın analiz ettiği ilk sonuçlara göre, Marmara Denizi'nde yüzey pH değerleri 8,1'in üzerine çıkmazken Karadeniz'de 8,25'e kadar yükseldiği tespit edildi. İki denizden de alınan örnekler DEKOSİM laboratuvarlarında detaylı analiz edildikten sonra denizlerin karbon yutma kapasitesi ve asitlenme değerleri net biçimde ortaya konacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/asitlenme-olcum-3.jpeg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>"<strong>ODTÜ Bilim-2</strong>" gemisi ile yapılan son ölçümler ve bugüne kadar elde edilen verilerle ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Yücel, çok yoğun pH ölçümleri ile Marmara Denizi ve Karadeniz'in asitlenme seviyesini ölçtüklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yücel, denizlerin asitlenme seviyelerini araştırırken, başka bir projede birlikte çalıştıkları Fransız ortaklarınca geliştirilen çok hassas 2 adet asidite sensörü kullandıklarını, kendilerinin de DEKOSİM bünyesinde yerli ve milli imkanlarla pH ölçüm sistemleri geliştirdiklerini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizlerin atmosferdeki karbondioksidin bir kısmını emerek iklim değişikliğini yavaşlattığını aktaran Yücel, bunun denize bedelinin asitlenme olduğunu ve yeni bir konu olan asitlenme değerlerini geçmişle kıyaslamak için ellerinde veri bulunmadığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Genellikle pH değerlerinin, rakam ve virgülden sonra gelen ilk basamakla anıldığını ancak okyanus asitlenmesini ölçebilmek için virgülden sonraki üçüncü hatta dördüncü basamakların dahi doğru biçimde ölçülmesi gerektiğini vurgulayan Yücel, "Bunu Türkiye'de ilk defa biz başlattık. Karadeniz'in 30 mil açığından, Marmara Denizi'ne kadar yüzey sularını virgülden sonraki dördüncü basamağa kadar hassasiyetle ölçtük. Detaylı laboratuvar analizleri sonucunda bu basamaklar belli olacak." bilgisini verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_f4e560aad3fdbd9380c2c7b48a826316.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Marmara daha asidik, Karadeniz daha alkalin"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Yücel, bu ölçümler sonrasında elde ettikleri ilk bulguları hakkında şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Karbon tutuma kapasitesi çok kompleks bir konu, pH ne kadar yüksekse karbondioksidi yakalama, tutma kapasitesi de o kadar var demek. Gördüğümüz kadarıyla Marmara Denizi, Karadeniz'den 0,1 kadar daha asidik durumda. İlk bulgularımıza göre Karadeniz'in karbon tutma kapasitesi Marmara'ya göre bir nebze daha iyi. Marmara'nın çoktan asitlenmiş olduğunu ve karbon tutma kapasitesini kaybetmeye daha hızlı gittiğini söyleyebiliriz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ölçümleri belirli periyotlarla tekrarladıklarında Marmara ve Karadeniz arasındaki farkın ne kadar kalıcı olduğunun görüleceğini ifade eden Yücel, "Normal deniz sistemleriyle kıyaslandığında Marmara Denizi daha asidik, Karadeniz ise bir nebze daha alkalin. Karbon tutma mekanizmaları Karadeniz'de hala daha üretken, çalışır ve sağlıklı olarak nitelendirilebilir. Zaten jeolojik zamanlardan bu yana Karadeniz net olarak daha fazla karbon tutan bir sistem." sözlerini sarf etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz canlıları denildiğinde herkesin aklına balıklar ve deniz memelilerinin geldiğini ancak mikroskobik düzeyde fotosentez yapan ve karbon bileşiklerinden kabuklarını inşa eden canlıların da önemli olduğunu dile getiren Yücel, bu canlıların asitlenmeye daha az dayanıklı oldukları, ısınma ve kirliliğin üstüne bir de asitlenme baskısının bu türlerin karşılaştığı baskılara ekleneceği uyarısında bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yücel, sözlerini, "Marmara'da çoktan bir pH farkının var olduğu görünüyor. Bunun mikroskobik seviyedeki türlere nasıl etki ettiği konusunun henüz başındayız. Karaya döndükten sonra, plankton uzmanı hocalarımız analiz edecek ve bunu yıllarca tekrarlamamız gerekiyor. Bu konuda bir ulusal oşinografik program oluşturup düzenli hale getirmemiz lazım." diyerek tamamladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmit Körfezi&amp;apos;nin derinliklerinde denizin tehlikeli çiçekleri &amp;quot;anemonlar&amp;quot; kayıt altına alındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmit-koerfezinin-derinliklerinde-denizin-tehlikeli-cicekleri-anemonlar-kayit-altina-alindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmit-koerfezinin-derinliklerinde-denizin-tehlikeli-cicekleri-anemonlar-kayit-altina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ Körfeze yapılan dalışta canlı renkleri, narin yapıları, sıra dışı güzellikleriyle dikkati çeken anemonlar görüntülendi - Su altı fotoğrafçısı ve dalış eğitmeni Mehtap Akbaş Çiftci: - &quot;Tür, renkleri ve formları nedeniyle özellikle su altı fotoğrafçılarının gözdesi konumunda. Anemonlar daha çok &#039;denizin tehlikeli çiçekleri&#039; olarak algılanıyorlar&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/izmit-korfezinin-derinliklerinde-denizin-tehlikeli-cicekleri-anemonlar-kayit-altina-alindi-1724059966.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmit, Körfezinin, derinliklerinde, denizin, tehlikeli, çiçekleri, anemonlar, kayıt, altına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Su altı fotoğrafçısı ve dalış eğitmeni <strong>Mehtap Akbaş Çiftci</strong>, İzmit Körfezi'nde yaptığı dalışta canlı renkleri, narin yapıları, sıra dışı güzellikleriyle dikkati çeken anemonları kayıt altına aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kocaeli'nin Körfez ilçesindeki Kirazlıyalı bölgesinde gerçekleştirilen dalışta, İzmit Körfezi ve Marmara Denizi'nin sıra dışı güzelliği anemonlar su altı kamerasıyla görüntülendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Estetik oldukları kadar zehirli de olan ve görüntüleriyle çiçek buketlerini andıran anemonlar, "denizin tehlikeli çiçekleri" olarak biliniyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Kirazlıyalı bildiğiniz bir tarla gibi"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Çiftci, AA muhabirine, 10 ila 20 metre derinliklerde gerçekleştirdiği dalışlarda, deniz ekosistemi için önemli bir yere sahip olan anemonları kayıt altına aldıklarını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dalışın yaklaşık 2 saat sürdüğünü aktaran Çiftci, "İzmit Körfezi, Marmara Denizi'ne bağlı olduğu için akıntının çok olduğu, yüzeyi Karadeniz, alt tabakası ise Ege sularıyla beslenen bir körfez. Dolayısıyla burada biyoçeşitlilik oldukça fazla." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Su altının çiçekleri" olarak adlandırdıkları anemonları görüntülemekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Çiftci, "Belli bölgelerde yoğunlaşmış. Kirazlıyalı'da popülasyon olarak daha fazla. Mesela Gölcük Değirmendere'de de var ama çok az. Kirazlıyalı bölgesi bildiğiniz bir tarla gibi." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Görüntüleri sebebiyle fotojenikler"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Anemonların özelliklerine değinen Çiftci, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Yarı sesil (yarı dibe bağımlı) yaşayan, zehirli dokunaçlara sahip anemonlar, içlerinde barındırdıkları ve birlikte yaşadıkları zooxanthellae alglerinden dolayı sarı, yeşil renk alıyorlar. Denizde akıntıların etkisiyle nazlı nazlı salınan anemonların uçları ise mor renkte. Tür, renkleri ve formları nedeniyle özellikle su altı fotoğrafçılarının gözdesi konumunda. Boyları 20 santimetre kadar olabilen kayalık, sığ zeminlerde yaşam bulan anemonlar, planktonik canlılarla besleniyor. Anemonlar daha çok 'denizin tehlikeli çiçekleri' olarak algılanıyorlar. Görüntüleri sebebiyle fotojenikler. Dibe bağımlı olarak yaşıyorlar."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmit Körfezi'ne, Marmara Denizi'ne dalış konusunda biraz çekinceli yaklaşıldığına işaret eden Çiftci, "Aslında İzmit Körfezi' de Marmara Denizi de biyoçeşitlilik olarak çok zengin bir yer. Bazı bölgelerde, özellikle Akdeniz Bölgesi'nde tür sayısı giderek azalmaya başladı ama biz Marmara'da özellikle su altı fotoğrafçıları olarak çok daha verimli, çok keyifli dalışlar gerçekleştiriyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dalış eğitmeni Selçuk Çiçekay da yaptıkları dalıştan bahsederek, "Burada birçok anemon bölgesi var. Su altı fotoğrafçıları buraya gelip anemonlardan fotoğraf ve görüntü alabilirler." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hatay&amp;apos;da zargana popülasyonunun artırılmasına yönelik çalıştay düzenlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hatayda-zargana-populasyonunun-artirilmasina-yoenelik-calistay-duzenlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hatayda-zargana-populasyonunun-artirilmasina-yoenelik-calistay-duzenlendi</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;ın İskenderun ilçesinde, Türkiye ile Bulgaristan kıyı sularındaki zargana popülasyonunun artırılmasına yönelik çalıştay organize edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/hatayda-zargana-populasyonunun-artirilmasina-yonelik-calistay-duzenlendi-1723718954.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hatayda, zargana, popülasyonunun, artırılmasına, yönelik, çalıştay, düzenlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İskenderun Teknik Üniversitesinin (İSTE), Bulgarian Academy of Sciences (BAS) işbirliği ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) desteğiyle düzenlediği çalıştay tamamlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalıştaya, Türkiye ve Bulgaristan'dan akademisyenler çevrim içi katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Programda, iki ülke kıyılarındaki zargana popülasyonunun artırılmasına yönelik çalışmalar sunuldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İSTE Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Turan, gazetecilere, başlattıkları projeyle Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de farklı zargana türleri bulduklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaptıkları çalışmalara ilişkin bilgi veren Turan, "Proje, Türkiye ve Bulgaristan kıyılarındaki zargana popülasyonunun artırılması ve sürdürülebilir avcılığın oluşturulmasına fayda sağlayacak." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mersin Körfezi&amp;apos;ndeki köpüklenme için &amp;quot;müsilajdan beter&amp;quot; yorumu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mersin-koerfezindeki-koepuklenme-icin-musilajdan-beter-yorumu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mersin-koerfezindeki-koepuklenme-icin-musilajdan-beter-yorumu</guid>
<description><![CDATA[ - &quot;Şu anda Mersin Körfezi&#039;nde denize baktığınızda ancak 1,5 metreyi görebiliyorsunuz. Işık geçirgenliği oldukça düşmüş, çok kirli bir suyla karşı karşıyayız ve bu kirlilik oksijen seviyelerini de düşürüyor&quot;

- &quot;Buradaki durum müsilajdan beter çünkü gerçekten inanılmaz bir kirlilik yükü var, şehir kirliliği çok yüksek. Yaz döneminde nüfus artışıyla birlikte evsel atıklar çok yükselmiş durumda&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/mersin-korfezindeki-kopuklenme-icin-musilajdan-beter-yorumu-1723616506.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mersin, Körfezindeki, köpüklenme, için, müsilajdan, beter, yorumu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Orta Doğu Teknik Üniversitesi (<strong>ODTÜ</strong>) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü <strong>Prof. Dr. Barış Salihoğlu</strong>, Mersin Körfezi'nde kirlilik seviyesinin artması nedeniyle meydana gelen köpüklenme için "müsilajdan beter" yorumunda bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mersin Körfezi'nde 1 aydır kıyıya yakın bölgelerde deniz yüzeyinde köpüklenme görülürken suda görüş mesafesinde de azalma yaşanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yenişehir sahili boyunca görülen köpüklenme hakkında AA muhabirine konuşan Salihoğlu, Mersin Körfezi'ni Doğu Akdeniz'de kirliliğin en yoğun görüldüğü bölgelerden biri olarak nitelendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Körfezin kıyılarında şu anda gözle görülür bir kirlilik olduğunu ve buradaki durumun neredeyse Marmara Denizi ile eş değer hale geldiğini aktaran Salihoğlu, "Şu anda Mersin Körfezi'nde denize baktığınızda ancak 1,5 metreyi görebiliyorsunuz. Işık geçirgenliği oldukça düşmüş, çok kirli bir suyla karşı karşıyayız ve bu kirlilik oksijen seviyelerini de düşürüyor. Deniz yüzeyinde köpüklü yapılar, yoğun alg patlamaları var. Şu anda içine girdiğimiz deniz sağlıklı ve keyif veren bir deniz değil. Kirli ve bulanık bir denizle karşı karşıyayız." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özellikle belli türdeki alglerin yoğun üremesi sonrası, fiziksel olarak akıntı ve rüzgarla bu köpüklenmenin oluştuğunu anlatan Salihoğlu, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Buradaki durum müsilajdan beter çünkü gerçekten inanılmaz bir kirlilik yükü var, şehir kirliliği çok yüksek. Yaz döneminde nüfus artışıyla birlikte evsel atıklar çok yükselmiş durumda. Büyük nehirlerden, örneğin Seyhan Nehri'nden, çok ciddi bir kirlilik girdisi var. Tarımsal ve endüstriyel kökenli kirlilik de çok yüksek."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kirliliğin ana kaynağının karasal girdiler olduğunu, şehir deşarjları ile etkisiz veya yetersiz çalışan arıtma tesislerinin de önemli bir rol oynadığını kaydeden Salihoğlu, nehirlerden gelen yayılı kaynaklı kirlilik yükünün de yüksek seviyede ve tarımsal ve endüstriyel uygulamalardan kaynaklandığını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mersin Körfezi'ndeki durumun ürkütücü boyutlara ulaştığını ifade eden Salihoğlu, denizin durumuyla ilgili kullanılan kriterlere göre buranın çok kötü veya aşırı kötü seviyelerde olduğu tespitini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Salihoğlu, suyun geçirgenliğinin yani insanların suyu görme kapasitesinin çok düşük, azot ve fosfor yüklerinin ise çok yüksek olduğunu, bu durumun fitoplanktonu aşırı seviyede artırdığını vurguladı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Hiç görülmemiş seviyelerde bir kirlilikle denizlere yükleniyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Açık bir deniz olan Akdeniz'deki akıntı sisteminin şu anda bu körfezleri temizleyebilecek durumda olmadığı değerlendirmesinde bulunan Salihoğlu, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Gerçekten durum çok ciddi. Deniz sistemlerini ortadan kaldırıyoruz, tabiri caizse denizleri komaya sokuyoruz. Sıcaklıklar da çok artmış durumda. Yaptığımız ölçümlerde, Mersin şehri kıyılarında deniz suyu sıcaklıkları 34 dereceleri gösteriyor. İklim değişikliğinin ve sıcaklıkların baskısı çok yüksek ve hiç görülmemiş seviyelerde bir kirlilikle denizlere yükleniyoruz. Aynı zamanda balıkçılık faaliyetleri de hiçbir şekilde sürdürülebilir değil."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Enstitü olarak Mersin Büyükşehir Belediyesi ile "Temiz Akdeniz İçin Ekosistem Tabanlı İzleme ve Yönetim Planı Projesi" yürüttükleri bilgisini veren Salihoğlu, farkındalık oluşturmaya çalıştıkları bu çalışmada belli bir seviyeye geldiklerini ancak bunun yeterli olmadığını, durumun ciddiyetinin artık herkes tarafından anlaşılması gerektiğini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Seferberlik yaklaşımıyla denizlerin üstüne düşmemiz gerekiyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Akdeniz'in temiz ve parlak deniziyle ünlendiğini ancak Mersin sahillerinin bu standartlardan uzak olduğunu ifade eden Salihoğlu, kirliliğin dış etkenlerden değil insan davranışlarından kaynaklandığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgedeki nüfus artışının altını çizen Salihoğlu, turizmin yoğun olduğu her bölgede insan kullanımından dolayı ortaya büyük bir atık yükü çıktığından ve bu atıkların doğru yönetilmesi gerektiğinden bahsetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Salihoğlu, şu tavsiyelerde bulundu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Kirliliğin geniş bir alanı kaplaması söz konusu. Şu anda çoğu atık, basit bir ön arıtmadan sonra tüm azot ve fosfor yüküyle birlikte denize ulaşmakta. Bunların önüne geçmemiz, bir seferberlik yaklaşımıyla denizlerin üstüne düşmemiz, denizlere daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor. Bir an önce denizlere olan kirliliği azaltmak için bir araya gelmemiz, koruma alanları ilan etmemiz lazım. İyi tarım uygulamalarına geçilmesi ve daha iyi planlama yapılması, endüstriyel atıkların mutlaka arıtılarak nehirlere verilmesi şart. Aksi halde, sosyal, ekonomik ve ekolojik kayıplarımız çok fazla olacak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyarbakır&amp;apos;daki Devegeçidi Baraj Gölü&amp;apos;nde balık ölümleriyle ilgili inceleme başlatıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/diyarbakirdaki-devegecidi-baraj-goelunde-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/diyarbakirdaki-devegecidi-baraj-goelunde-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır&#039;daki Devegeçidi Baraj Gölü&#039;nde balık ölümleriyle ilgili inceleme başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/diyarbakirdaki-devegecidi-baraj-golunde-balik-olumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi-1724052467.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyarbakırdaki, Devegeçidi, Baraj, Gölünde, balık, ölümleriyle, ilgili, inceleme, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Jandarma Komutanlığı Çevre, Doğa ve Hayvan Koruma Timi (<strong>HAYDİ</strong>), planlı faaliyetler kapsamında baraj gölü çevresinde denetim gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denetim sırasında baraj gölü kıyısında ve su yüzeyinde ölü "Asya sazanlarını" tespit eden HAYDİ ekibi, durumu Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğüne bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgeye gelen Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ekipleri, ölü balıklardan ve baraj gölünden numune aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Numuneler incelenmek üzere Elazığ Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsüne gönderildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türk bilim kadınları Kuzey Buz Denizi’nde araştırmaya yoğunlaştı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turk-bilim-kadinlari-kuzey-buz-denizinde-arastirmaya-yogunlasti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turk-bilim-kadinlari-kuzey-buz-denizinde-arastirmaya-yogunlasti</guid>
<description><![CDATA[ Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi’nde bulunan Türk bilim kadınları, Kuzey Buz Denizi’nde denizel alanda yaptıkları araştırmalarıyla ön plana çıkıyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/turk-bilim-kadinlari-kuzey-buz-denizinde-arastirmaya-yogunlasti-1723098094.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türk, bilim, kadınları, Kuzey, Buz, Denizi’nde, araştırmaya, yoğunlaştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kutup bölgelerindeki projeler kapsamında çeşitli alanlarda bilimsel çalışmalar yürüten Türk bilim kadınları, yaptıkları projeler ve bilimsel yayınlarla da uluslararası literatüre önemli katkı sağlıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türk bilim insanları 20'nci yüzyılın ortalarından beri kutup bölgelerinde bilimsel çalışmalar gerçekleştiriyor. 2017 yılında ise Türkiye’nin kutup bölgelerinde kalıcı projeler yapması için ilk çalışmalar başlatılarak düzenli olarak her yıl Antarktika ve Arktik bilimsel araştırma seferleri düzenleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl dördüncüsü düzenlenen <strong>Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi</strong>’nde bulunan Türk bilim kadınları, Kuzey Buz Denizi’nde denizel alanda yaptıkları araştırmalarıyla ön plana çıkıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, <strong>TÜBİTAK MAM</strong> Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen seferde, Arktik bölgede örnekleme ve ölçümler yaparak projelerini yürüten bilim insanları, zorlu sefer şartlarında üstün bir başarıyla planlanan çalışmaların 2 katı performans sergileyerek 51 farklı örnekleme noktasında projelerini yürüttü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kuzey Kutbu’nda gerçekleştirilen 16 proje kapsamında çalışma yapan Orta Doğu Teknik Üniversitesinden Bilge Durgut, "Barents Denizi’nin farklı bölgelerinde değişen iklim ile beraber biyoçeşitlilik nasıl değişiyor?" sorusunun cevabını arıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/New%20folder_New%20folder_New%20folder%20(7)_AA-35338361.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Örneklemesini yaptığı projenin "Arktik Biyoçeşitliliğin Mekansal Değişiminin eDNA Metabarkodlama Yöntemi ile Tespiti ve Fizikokimyasal Parametreler ile Birlikte Değerlendirilmesi" üzerine olduğu bilgisini veren Durgut, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>“eDNA yani çevresel DNA, canlıların çevrelerine bıraktıkları gamet, ölü deri hücreleri, idrar, dışkı, mukoza gibi atıklarda veya bakterilerin kendilerinde bulunan genetik materyali yani DNA’yı ifade eder. eDNA örnekleri havadan, topraktan, sudan elde edilebilir. Daha sonra tespit edilmek istenen türlere göre çeşitli gen bölgeleri çoğaltılarak biyoçeşitlilik verisi elde edilir. Aynı zamanda eDNA ile yapılan çalışmalar, non-invaziv bir yöntem olduğu için çevreye ve canlılara müdahalenin minimum olduğu çalışmalardır. Ben de bu projede Arktik biyoçeşitliliği belirlemek için Barents Denizi’nin farklı bölgelerinden su örnekleri alıyorum ve onları filtreleyerek denizel eDNA’yı yakalıyorum.”</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aynı zamanda deniz dibinden de sediman örnekleri alarak eDNA örnekleri elde ettiğini aktaran Durgut, “Daha sonra bu eDNA örneklerini ODTÜ Deniz Bilimleri’ndeki Denizel Genetik Laboratuvarına götürerek analizlerini yapacağız. Bu çalışmanın sonuçlarıyla daha önceden yapılmış çalışmaları karşılaştırarak iklim değişikliğinin bir sonucu olan Atlantifikasyonun etkilerini ve bunun sonucunda Atlantik türlerinin Arktik’e göç etmesi ve orada daha fazla bulunmasıyla tanımlanan Borealizasyonun seviyesini tespit edebilmeyi umuyoruz” dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sefer katılımcılarından İstanbul Teknik Üniversitesinden Gülden Açıl, İstanbul Üniversitesinden Dr. Nagihan Korkmaz adına seferde gerçekleştirdiği “Antifouling bileşiklerin sucul ortamdaki tespiti” projesiyle amacının, yürütülen projeler için örnekler toplamak olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/New%20folder_New%20folder_New%20folder%20(7)_AA-35338365.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Antifouling bileşiklerin sucul ortamdaki etkisini araştırmak üzere yüzeyden deniz suyu örneği aldığını, bu örneklerin üniversitenin laboratuvarlarında analiz edileceğini aktaran Açıl, "Antifouling, kirlilik önleyici kimyasallar anlamına geliyor. Geminin alt yüzeyinde biyocanlıların tutunmasını engellemek amacıyla kullanılan kimyevi maddelerdir. Biz de deniz yüzeyinden aldığımız örneklerde bu kimyasalların sudaki karışma oranı, sudaki kirlilik düzeyini araştırmayı hedefliyoruz." bilgisini verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıl, İstanbul Üniversitesinden Doç. Dr. Fuat Dursun’un projesi için de örneklemeler aldığını belirterek, "Deniz yüzeyinden, su sütunundan 30 metre derinlikten fitoplankton ağı kullanarak belirlediğimiz bölgelerdeki fitoplankton çeşitliliğini, tek hücre izolasyon yöntemiyle morfolojik olarak belirlediğimiz fitoplankton çeşitliliği ve bunların toksisite potansiyellerini analiz edeceğiz."" diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son olarak İstanbul Teknik Üniversitesinden Doç. Dr. Elif Genceli Güner adına deniz buzu örnekleri aldığını ifade eden Açıl, deniz buzundan izole edilen bakterilerin soğukta aktif enzim üretme potansiyelleri üzerine analizler yapacaklarını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstanbul Medipol Üniversitesinden sefer katılımcısı Nursu Aylin Kasa da 4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi’nde “Sıklıkla kullanılan ilaç etken maddelerinin ve kalıntılarının Barents Denizi’nde eser seviyelerde saptanması mümkün mü?” sorusunu sorarak İstanbul Teknik Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Elif Öztürk Er’in yürütücülüğünde gerçekleştirdiği proje kapsamında bazı ilaç etken maddelerinin ve bunların metabolize olmuş formlarının Svalbard Adası'nın etrafındaki denizlerde kalıntılarını aradığını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Saha ölçümlerinin çözülmüş oksijen miktarı, pH seviyesi, iletkenlik ve sıcaklık gibi ölçümleri içerdiğini bildiren Kasa, "Bu data setlerini kullanarak laboratuvarda geliştireceğimiz analitik metotlara eklemeyi planlıyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Pandemi döneminden sonra tüm dünyada hızla artan ilaç kullanımı gözlemlendiğine dikkati çeken Kasa, "Bunlar özellikle kronik rahatsızlıklar için kullanılan tedavi maksatlı ilaçlar ve bu ilaçların hem metabolitlerinin hem de kendi formlarının akıntılar ve atmosferik taşımalarla birlikte yüzey sularına ve kutup noktalarına kadar ulaşması işten bile değil. Biz de kirliliği önlemek amacıyla bunları ön görerek çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dokuz Eylül Üniversitesinden Dr. Aslıhan Nasıf ise "Svalbard Bölgesi’nin Sığ Deniz Oşinografisi” projesiyle sefere katıldığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Svalbard Adaları'nın çevresinde 30'dan fazla istasyonda ölçümler yaptıklarını dile getiren Nasıf, CTD adı verilen cihazla deniz suyundaki sıcaklık, tuzluluk, iletkenlik ve ses dalga hızını ölçerek, suyun fiziksel değişimini araştırdıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Nasıf, "Özellikle Svalbard Adaları'nın çevresindeki doğu ve batı Spitsbergen akıntılarıyla kuzey Atlantik akıntıları arasındaki ilişki, tatlı-tuzlu su kontak noktalarını ve sıcak-soğuk su kontak noktalarını ve bu noktaların nerelerde olduğunu anlamanızı sağlayacak. Ayrıca bu çalışmalar iklim bilimciler veya deniz biyologları için temel oluşturacak bir veri seti de olacak.” bilgisini verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi’nin hem profesyonel hem de kişisel olarak inanılmaz bir deneyim olduğunu ifade eden Nasıf, sözlerini şöyle tamamladı :</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Kutup gibi zorlu bir coğrafyada zorlu koşullarda çalışmak unutulmaz bir tecrübeydi. Ayrıca bilimsel çalışmaları ortaya koymak beni kişisel anlamda da oldukça heyecanlandırıyor. Bu fırsatı bana sundukları için TÜBİTAK’a ve sefer ekibindeki diğer bilim insanlarına çok teşekkürlerimi sunuyorum. Bilimsel araştırmalara katkıda bulunmaya devam etmek için sabırsızlanıyorum.”</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Türk bilim kadınları 33 yıldır Kutup bölgelerinde bilimsel çalışmalara imza atıyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Koordinatörü olan ve aynı zamanda Türkiye’nin kutup bölgelerinde çalışmalarının ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmasını sağlayan Prof. Dr. Burcu Özsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Türk bilim insanları uzun yıllardır çalışmalar sürdürüyor, bu gücün bir araya getirilmesi ile büyük başarılara imza atıldı” dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türk kadınının tarih boyunca, diğer toplumlardan önce ve daha geniş bir katılımla hem toplumsal yaşamda hem çalışma hayatında hem de bilimsel alanda her zaman aktif roller aldığına işaret eden Özsoy, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Kadınlarımızın aktif rollerinin sonucunu birçok alanda gördüğümüz gibi Kutup bölgeleri ve özellikle Antarktika'da yapılan çalışmalarda görmekteyiz. Antarktika’da isimleri farklı alanlara verilen 3 Türk bilim insanından birisi de Prof. Dr. Serap Tilav'dır. Türk Kutup Araştırma Programımızın başladığı günden günümüze de kadın araştırmacıların aktif şekilde hem projelerde hem de sahada çalışmalar yapması bizleri gururlandırıyor. Ülkemiz kutup programını koordine edip 4 Antarktika ve 2 Arktik sefere liderlik yaptığım dönemde ve özellikle 2017 yılında düzenlenen ilk Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne liderlik yaparken ziyaret ettiğimiz bazı ülkelerin istasyonlarında, kutup programlarında kadın araştırmacıların yer almadığına şahit olmuştuk. Bu durum maalesef bazı ülkeler için hala geçerli. Ancak Türk bilim seferlerinde kadın araştırmacı sayısında her geçen gün artış olduğunu söyleyebiliriz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sadece sefer projelerinde değil lise öğrencileri arasında düzenlenen kutup araştırmaları proje yarışmasında da kız çocuklarının yoğun ilgisini gördüklerine dikkati çeken Özsoy, "Kadınlarımızın sosyal hayatta, iş hayatında ve dolayısıyla bilimde, araştırmada herhangi bir pozitif ayrımcılığa tabi tutulmadan elde ettikleri bu başarılarla Türk kadınının gücünü, kararlılığını ve azmini dünyaya bir kez daha anlatmış oluyoruz." yorumunu yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Lideri Prof. Dr. Ersan Başar da seferin çok önemli bir özelliği olduğunun altını çizerek "Bu özellikten bir tanesi hepimiz için gurur veriyor. Bu yıl kadın araştırmacı sayısı erkeklerden fazla. Toplam 11 araştırmacımız var, 6'sı kadın 5'i erkek. Bu da aslında kadınların ne kadar bilimde güçlü olduğunu tekrar gösteriyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu arada Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nden mezun olan Prof. Dr. Serap Tilav, Antarktika’ya ilk yolculuğunu 17 Aralık 1991'de gerçekleştirirken, kıtaya giden ilk Türk bilim kadını oldu. Prof. Dr. Tilav, bu tarihten sonra 15 defa daha Antarktika’ya giderek Amerika Birleşik Devletleri’nin Güney Kutbu'ndaki Amundsen-Scott Araştırma Üssü’nde çalışmalarını sürdürdü. Yaptığı başarılı çalışmalar onuruna, 2006 yılında ABD Antarktika İsimleri Tavsiye Komitesi tarafından bir buzul dili, "Tilav Buzul Dili" olarak isimlendirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bursa&amp;apos;da göl ve göletlere 3 milyon 350 bin yavru sazan bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bursada-goel-ve-goeletlere-3-milyon-350-bin-yavru-sazan-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bursada-goel-ve-goeletlere-3-milyon-350-bin-yavru-sazan-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;da göl ve göletlerde balık popülasyonunun artırılması için 41 noktaya 3 milyon 500 bin yavru sazan bırakıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/bursada-gol-ve-goletlere-3-milyon-350-bin-yavru-sazan-birakildi-1723095847.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bursada, göl, göletlere, milyon, 350, bin, yavru, sazan, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Edirne Tarım ve Orman Müdürlüğüne bağlı İpsala Su Ürünleri Üretim Tesisleri'nde üretilen 3 milyon 350 bin yavru sazan özel araçlar üzerindeki tankerlerle Bursa’ya getirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıklar, Bursa Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkililerince Gölyazı ve İznik Gölü başta olmak üzere farklı göl ve göletlere bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yetkililer, yavru sazanların Bursa bölgesinde belirlenen 41 noktaya bırakıldığını, 2 yıl sonra balıkların tutulma seviyesine geleceğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Orhangazi Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Zelkif Bektaş, proje yöneticilerine teşekkür etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özellikle İznik Gölü'ndeki balık popülasyonunun gün geçtikçe azaldığına işaret eden Bektaş, bilinçsiz avlanma konusunda da uyarılarda bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıcaklık artışıyla Karadeniz&amp;apos;e yayılan türler deniz ekosistemini tehdit ediyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sicaklik-artisiyla-karadenize-yayilan-turler-deniz-ekosistemini-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sicaklik-artisiyla-karadenize-yayilan-turler-deniz-ekosistemini-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ - İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gönülal:
- &quot;Karadeniz&#039;de yayılım gösteren ekonomik türlerin, yerli türlerle besin kaynakları açısından rekabet etmesi ekosistem dengelerini bozabilir. Bu rekabet, hamsi, mezgit ve barbun gibi ekonomik açıdan önemli türlere dayanan balıkçılık sektöründe ekonomik kayıplara neden olabilir&quot;
- İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dalyan:
- &quot;Karadeniz’in Akdenizleşmesi ile daha az hamsiyi tezgahlarda görebiliriz ve bu durum, ekonomik ve ekolojik değişikliklere neden olabilir. &#039;Akdenizleşme&#039; kavramı, Akdeniz&#039;in flora ve faunasının Karadeniz&#039;e hakim olması, Karadeniz’in kendine özgü yapısının kaybolması anlamına geliyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/sicaklik-artisiyla-karadenize-yayilan-turler-deniz-ekosistemini-tehdit-ediyor-1722495004.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıcaklık, artışıyla, Karadenize, yayılan, türler, deniz, ekosistemini, tehdit, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Uzmanlar deniz suyu sıcaklıklarındaki artış dolayısıyla Akdeniz'den Karadeniz'e yayılan deniz canlılarının ekosistem dengelerini olumsuz etkileyerek Karadeniz'i "<strong>Akdenizleştirebileceğini</strong>" belirtiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA'nın iklim krizinin balıkçılık sektörü üzerindeki etkilerine yönelik hazırladığı haber dosyasının üçüncü bölümünde, denizi suyu sıcaklıklarında artış nedeniyle Akdeniz'den Karadeniz'e doğru yayılım gösteren balık ve diğer deniz canlılarının ekosisteme etkileri ele alındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Avrupa Birliği’ne bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre küresel ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı Mart ayında 21,07 derece ile rekor kırdı. Ayrıca günlük ortalama deniz yüzeyi sıcaklığının en sıcak olduğu 100 günün 94'ü, 2024'te yaşandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Küresel deniz yüzeyi sıcaklığındaki artışın benzeri Türkiye'yi çevreleyen sularda da görüldü. Türkiye'nin denizlerinde 2023 yılı ortalama sıcaklığı, uzun yıllar ortalamasının üzerinde ölçüldü. Karadeniz'de 1970-2023 ortalaması 15,3, 2023 yılı ortalaması 16,8; Marmara Denizi'nde 1970-2023 ortalaması 15,7, 2023 yılı ortalaması 17,6; Ege Denizi'nde 1970-2023 ortalaması 18,7, 2023 ortalaması 20,5; Akdeniz'de 1970-2023 ortalaması 21,5, 2023 yılı ortalaması 22,6 olarak hesaplandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizlerdeki ısınmanın deniz canlılarına etkisine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi <strong>Doç. Dr. Onur Gönülal</strong>, iklim değişikliği ve deniz suyundaki ısınmanın, deniz ekosistemlerinde önemli değişikliklere neden olduğunu, Kızıldeniz'e uygun olan türlerin Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’e kadar yayılmasının büyük ölçüde bu etkiden kaynakladığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yabancı türlerin sayısının her geçen yıl arttığını ve 2020'de yapılan bir çalışmaya göre Türkiye genelinde 539 yabancı tür bulunduğunu aktaran Gönülal, "Karadeniz’de yabancı türlerin sayısı 30’a yaklaşırken ve Marmara’da da bu sayı 100’u çoktan geçti. Ege Denizi’nde 253, Doğu Akdeniz’de ise 413 yabancı tür bulunuyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yayılımın bu hızla devam etmesi durumunda yabancı türlerin sayısının yerli türleri geçmesinin muhtemel olduğunu ifade eden Gönülal, deniz suyundaki ısınma bu kadar yüksek olmasaydı yabancı tür sayısının muhtemelen 100-150 civarında kalacağı, artan sıcaklığın yabancı türlerin yayılım hızını 5-6 kat artırmış olabileceği değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/13a7899a181f71af2b39e83eb7885018.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Balıkçılık sektöründe ekonomik kayıplara neden olabilir"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Yabancı türlerin yayılımının, yerli türlerle rekabet oluşturarak ekosistem dengesini etkilediğini, bunun yalnızca Türkiye'nin değil, dünyadaki birçok ülkenin sorunu olduğunu vurgulayan Gönülal, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Karadeniz'de yavaş yavaş bir Akdenizleşme eğilimi gözlemleniyor, bu durum sadece yabancı türlerle sınırlı değil. Sıcaklık artışı, Akdeniz ve Karadeniz arasındaki sıcaklık farklarının azalması bazı türlerin yayılmasına olanak tanıyor. Akdeniz ve Karadeniz ekosistemleri birbirinden farklıdır ancak sıcaklık artışıyla birlikte Akdeniz ve Ege’ye özgü balık türlerinin Marmara'ya, Karadeniz'e doğru yayılmaya başladığı görülüyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karadeniz ve çevresindeki bölgelerde yabancı türlerin hızla yayılmasının büyük bir sorun teşkil ettiğini dile getiren Gönülal, son yıllarda Marmara ve Karadeniz’de hızlı yayılım gösteren, ekonomik değeri yüksek türler olduğu ve mavi yengeç (Callinectes sapidus) ile 2 farklı jumbo karides türünün (Penaeus aztecus ve Penaeus pulchricaudatus) bunların arasında yer aldığı bilgisini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karadeniz'de yayılım gösteren ekonomik türlerin, yerli türlerle besin kaynakları açısından rekabet etmesinin ekosistem dengelerini bozabileceği uyarısında bulunan Gönülal, "Bu rekabet, hamsi, mezgit ve barbun gibi ekonomik açıdan önemli türlere dayanan balıkçılık sektöründe ekonomik kayıplara neden olabilir. Yeni gelen türlerin tanınmaması ve tüketicilerin bu türlere alışkın olmaması olumsuzluklara yol açar." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz kirliliği ve aşırı avlanmanın da ekosistem dengesini bozarak yabancı türlerin faaliyetlerini hızlandırdığından bahseden Gönülal, ekonomik değeri olsun ya da olmasın yabancı türlerin avcılığının koordineli bir şekilde yönetilerek teşvik edilmesi, yerli stokların korunması ve kota uygulanması tavsiyelerinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Türler Akdenizleşme tehlikesi altında"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi <strong>Doç. Dr. Cem Dalyan</strong>, deniz suyu sıcaklıklarının artışı sonucunda yaladerma ve mırmır gibi Akdeniz balıklarının Karadeniz'de yayılım gösterdiğini, hızlı yüzen lambuka balığının ise Marmara Denizi’nden kayıtlarının geldiğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu balıkların Atlanto-Akdeniz kökenli türler olduğuna işaret eden Dalyan, "Örneğin lambuka, kuvvetli bir pelajik avcıdır. Genellikle küçük balıkları avlayarak beslenir. Marmara'da bilinen pelajik türler arasında hamsi ve sardalya gibi geçit balıkları bulunuyor. Marmara’da lambukanın büyük popülasyonlarının oluşma ihtimali, geçit balıkları üzerinde baskı yaratabilir ve Karadeniz'den Kuzey Ege'ye senede iki defa gerçekleşen göç fenomenini derinden etkileyebilir." sözlerini sarf etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bir ekosisteme yeni bir türün dahil olmasının besin ağında değişikliklere yol açtığının altını çizen Dalyan, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Karadeniz gibi balıkçılığımızın büyük kısmının gerçekleştiği ve binlerce yılda oluşmuş bu deniz ekosistemindeki türler Akdenizleşme tehlikesi altında. Bu türlerin besin zincirindeki yerlerini ve ekosistem üzerindeki etkilerini anlamak şu an için mümkün değil çünkü veri eksikliği var. Karadeniz’in Akdenizleşmesi ile daha az hamsiyi tezgahlarda görebiliriz ve bu durum, ekonomik ve ekolojik değişikliklere neden olabilir. 'Akdenizleşme' kavramı, Akdeniz'in flora ve faunasının Karadeniz'e hakim olması, Karadeniz’in kendine özgü yapısının kaybolması anlamına geliyor. Bu durum 2 denizin biyolojik açıdan farklı yapılarının ortadan kalkmasına, ekosistem çeşitliliğinin kaybolmasına ve tek bir ekosistem haline gelmesine neden olabilir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dalyan, ekosistemlerin tek tip haline gelmesi durumunda, oluşan negatif etkilerin tüm bölgeye yayılacağını, çeşitliliğin korunmasının, farklı ekosistemlerin varlığını sürdürebilmesinin ve bu ekosistemlerdeki değerlerin korunmasının büyük risk altına gireceğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İnsanlığın doğa üzerindeki etkisini mutlaka sınırlandırması gerektiğini ifade eden Dalyan, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Gideceğimiz başka bir gezegen yok. Denizlere bıraktığımız kirlilik yükü azaltılmalı, deniz ekosistemlerinin korunması için çaba sarf edilmeli. Aşırı avcılık, kirlilik, sıcaklık artışı, ekosistemleri sağlıksız hale getiriyor ve hassas türlerin yok olmasına neden oluyor. Şehirleşme ile hızlı habitat ve kıyı kaybı gibi nedenler ekosistemleri ciddi strese sokuyor ve canlıların değişimlere adaptasyonunu zorlaştırıyor. Bu kapsamda, endüstriyel balıkçılığın yeniden düzenlenmesi, küçük balıkçının desteklenmesi, kirlilik baskısının azaltılması, deniz koruma alanlarının yaratılması ve Karadeniz’e ait olmayan türlerin takibi ve savuşturulması gibi faaliyetlerle mevcut ekosistemin korunmaya çalışılması çok önemli."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ladik Gölü kuraklığın etkisiyle küçülüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ladik-goelu-kurakligin-etkisiyle-kuculuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ladik-goelu-kurakligin-etkisiyle-kuculuyor</guid>
<description><![CDATA[ Ondokuz Mayıs Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Bahadır: - &quot;Ladik Gölü bir taraftan kuraklıkla sığlaşırken bir taraftan da gelen malzeme ile doluyor&quot; - &quot;Gölün alanı daralmış, 11 kilometrekarelerden 7,2&#039;ye kadar düşmüş. Bu kuraklık böyle devam ederse gelecek 10-15 yılda Ladik Gölü&#039;nü maalesef kaybetme noktasına doğru gidiyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/ladik-golu-kurakligin-etkisiyle-kuculuyor-1723096206.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ladik, Gölü, kuraklığın, etkisiyle, küçülüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Samsun'un doğal güzelliklerinden <strong>Ladik Gölü</strong>, son dönemlerde kuraklığın etkisiyle küçülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yüzen adacıkların bulunduğu göl, göç yolu üzerinde olması nedeniyle 90 farklı kuş türünü ağırlıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Göl havzası, turna ve tahta balıkları ile tatlı su levreği, sazan, kızılkanat gibi balık çeşitliliği bölgedeki birçok vatandaşın gelir kaynağını oluşturuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Devlet Su İşleri 7. Bölge Müdürlüğünden alınan bilgilere göre, Ladik Gölü'nde su seviyesi minimum seviyelerde. Kuraklığın etkisiyle küçülen gölün şu an sulama amacıyla kullanımda olmadığı belirtiliyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Türkiye'de 1 yılda kişi başı su miktarı 100 litre azalabilir</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ondokuz Mayıs Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Bahadır, AA muhabirine, 2024 yılı yazında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sıcaklık rekorları kırıldığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özellikle 21 Temmuz'un dünya global ölçeğinde sıcaklık rekorunun kırıldığı gün olarak kayıtlara geçtiğini söyleyen Bahadır, "Buharlaşma miktarının olması özellikle su yüzeylerini, göl, akarsu ve kaynakları ciddi derecede olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla kuraklık hem ürün çeşitliliğini hem ürün verimini hem tarımsal üretimi hem su kullanımını hem de kişi başına düşen su miktarını doğrudan doğruya belirleyen bir durum." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ladik Gölü'nden hem içme suyu hem tarımsal sulama hem de hayvancılık alanında faydalanıldığını belirten Bahadır, "Ladik Gölü çevresinde birçok köy ve ilçe var. Gölü besleyen derelerin birçoğu kurumuş halde ve göl yeterince beslenemiyor. Kuru dereler sellenmeyle birlikte Ladik Gölü'ne inanılmaz miktarda alüvyon taşınıyor. Alüvyonun taşınmasıyla bu sefer ikinci ciddi bir sorun karşımıza çıkıyor. Birincisi, tekrarlayan kuraklığa bağlı bir çekilme var. İkincisi ise sellenmeye bağlı bu küçük derelerin getirmiş olduğu alüvyonlar doğrudan Ladik Gölü'ne boşalıyor. Ladik Gölü bir taraftan kuraklıkla sığlaşırken bir taraftan da gelen malzeme ile doluyor." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Yüzen adacıklar tabana oturdu</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ladik Gölü'nde yüzen adacıkların kuraklık nedeniyle tabana oturduğunu bildiren Muhammet Bahadır, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Yüzen adalar turizm açısından bölgede çok değeli. Torf olarak da kullanılıyor, çiçekçilikte özellikle doğal gübre olarak kullanılıyor. Tarımda verimi artırmak için yine toprağa karıştırılıyor. Peki onlar ne oldu bugün? Gölün tabanına oturdular, hareket etme özelliğini kaybettiler. Biz gölü nasıl kurtaracağız? Sürdürülebilir bir mekanizma ile bu gölün devamlılığını nasıl sağlayacağız? Ladik Gölü'nde suyu belirli seviyeye kadar tutuyoruz, belirli seviyeden sonra salma söz konusu. Özellikle salma sulama (vahşi sulama) sisteminden artık Türkiye olarak acil bir şekilde vazgeçmemiz lazım. Suyu tutup, onu damla veya fıskiyeli sulamayla yaparsak daha az miktarda suyla daha çok geniş alan sulayabiliyoruz. Mutlaka burada alınması gereken en önemli önlem, yerel yönetimlerle Ladik Gölü sulak alan yönetim planı uygulanması lazım. Halk kullanacak, belediye ve kaymakamlık önderlik edecek. Dengeli bir şekilde, ihtiyacı olduğu kadar ve dolayısıyla da gölü de koruyarak sulama işlemleri yapılacak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ladik Gölü'nün 25 yıllık serüvenini uydu görüntülerinden de faydalanarak incelediklerini ve her geçen gün su seviyesinin gerilediğini gördüklerini bildiren Doç. Dr. Bahadır, "Gölün alanı daralmış, 11 kilometrekarelerden 7,2'ye kadar düşmüş. İklim böyle devam ederse, bu kuraklık böyle devam ederse, suya olan ihtiyaç bu şekilde devam ederse gelecek 10-15 yılda Ladik Gölü'nü maalesef kaybetme noktasına doğru gidiyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ladik Gölü çevresinde restoran işleten Şenol Tiryaki de doğma büyüme Ladikli olduğunu ve gölde su seviyesinin en düşük seviyelerde bulunduğunu dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tiryaki, doğanın verdiği nimetleri korumak gerektiğini sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de bu yıl 14 bin 807 yavru deniz kaplumbağası denize ulaştı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyede-bu-yil-14-bin-807-yavru-deniz-kaplumbagasi-denize-ulasti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyede-bu-yil-14-bin-807-yavru-deniz-kaplumbagasi-denize-ulasti</guid>
<description><![CDATA[ Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Hacı Abdullah Uçan: - &quot;Temmuz itibarıyla 14 bin 807 yavru deniz kaplumbağası çıkışını tespit ettik. Eylül ortasına kadar yavru çıkışlarının devam edeceği düşünüldüğünde bu rakamların rekor düzeyde artmasını bekliyoruz&quot; - &quot;Bu yıl iklim değişikliğinin etkilerinden dolayı deniz kaplumbağalarının yuvalama sezonu önceki yıllara göre bir ay erken başladı&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/turkiyede-bu-yil-14-bin-807-yavru-deniz-kaplumbagasi-denize-ulasti-1722576265.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, yıl, bin, 807, yavru, deniz, kaplumbağası, denize, ulaştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, özel çevre koruma bölgelerinde yürütülen çalışmalar sonucunda bu ay itibarıyla 14 bin 807 yavru deniz kaplumbağasının denize ulaşması sağlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz kaplumbağaları (Caretta Caretta, Chelonia Mydas) Türkiye'nin önemli turizm alanlarından olan Göksu, Belek, Patara, Fethiye-Göcek ve Köyceğiz-Dalyan Özel Çevre Koruma bölgelerindeki kumsalları yuva olarak seçiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yumurtadan çıkan her deniz kaplumbağası da üremek ve yuva yapmak için tekrar aynı kumsala dönüyor. Bu nedenle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, özel çevre koruma bölgelerinde koruma faaliyetlerini titizlikle sürdürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Hacı Abdullah Uçan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, deniz kaplumbağalarının uluslararası sözleşmeler ile koruma altında olan hayvan türlerinden biri olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu nedenle özel çevre koruma bölgelerinde 1989'da başlatılan "Deniz Kaplumbağalarının Korunması ve İzlenmesi Projesi" kapsamında koruma faaliyetlerinin Bakanlık tarafından her yıl devam ettiğini belirten Uçan, "Dünya üzerinde yaşayan sekiz tür deniz kaplumbağasının iki türü "Caretta caretta ve Chelonia mydas" ülkemizin Akdeniz kıyılarındaki kumsallarına çıkarak, yumurta bırakıyor. Bu nedenle Türkiye, Akdeniz'deki deniz kaplumbağası popülasyonlarının devamlılığı için çok önemli bir ülke." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Yuva sayılarında rekor artış"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Uçan, deniz kaplumbağalarının yuvalama sezonlarına ilişkin, "Bu yıl iklim değişikliğinin etkilerinden dolayı deniz kaplumbağalarının yuvalama sezonu önceki yıllara göre bir ay erken başladı." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özel çevre koruma bölgelerinde nisan ortasında başlayan yuvalama sezonunda, yuva sayılarındaki artışa dikkati çeken Uçan, temmuz itibarıyla yuva ve yumurtadan çıkan yavru sayılarına ilişkin şu bilgileri verdi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Temmuz itibarıyla Göksu Deltası'nda 262 yuvadan 2 bin 146, Belek'te 2 bin 102 yuvadan 157, Patara'da 490 yuvadan 471, Fethiye kumsallarında 145 yuvadan 33 ve Köyceğiz Dalyan'da 749 yuvadan 12 bin yavru olmak üzere 14 bin 807 yavru deniz kaplumbağası çıkışını tespit ettik. Eylül ortasına kadar yavru çıkışlarının devam edeceği düşünüldüğünde bu rakamların rekor düzeyde artmasını bekliyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uçan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum öncülüğünde Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce yürütülen Deniz Kaplumbağalarının Korunması ve İzlenmesi Projesi kapsamındaki koruma uygulamalarının gelecek yıllarda da sürdürüleceğini belirterek, projenin biyolojik çeşitliliğin korunmasına önemli katkılar sağlayacağını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Deniz Kaplumbağalarının Korunması ve İzlenmesi Projesi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Proje kapsamında deniz kaplumbağası yuvalarının tespiti, kafeslenerek koruma altına alınması, tehlike altındaki yuvaların taşınması, yuvalamaya gelen ergin kaplumbağaların markalanması gibi oldukça kapsamlı çalışmalar, uzman ekiplerce gerçekleştiriliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bununla birlikte turizm tesislerince de personele ve turistlere bilgilendirme çalışmaları da yürütülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim değişikliğiyle Akdeniz&amp;apos;de sayıları artan balon balıkları ekosistemi etkiliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligiyle-akdenizde-sayilari-artan-balon-baliklari-ekosistemi-etkiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligiyle-akdenizde-sayilari-artan-balon-baliklari-ekosistemi-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Ege Üniversitesi Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya: - &quot;Balon balıklarının en büyük ekolojik zararı ise hızla çoğalmaları ve onları yiyebilen hiçbir canlının bizim denizlerimizde bulunmamasıdır&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/iklim-degisikligiyle-akdenizde-sayilari-artan-balon-baliklari-ekosistemi-etkiliyor-1722234321.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, değişikliğiyle, Akdenizde, sayıları, artan, balon, balıkları, ekosistemi, etkiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, Türkiye'deki denizlerde sayıları artan istilacı balon balıklarının, ülke ekonomisine yıllık yaklaşık 2 milyon avro zarar verdiğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doç. Dr. Kızılkaya yaptığı açıklamada, şu an Türkiye'deki denizlerde yedi farklı türde balon balığı bulunduğunu belirterek, bunların Süveyş Kanalı üzerinden geldiğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akdeniz'de deniz suyu sıcaklığının artmasıyla çok fazla göçmen türün gelmeye başladığını hatırlatan Kızılkaya, "Bu göçmen türlerden bazıları aşırı derecede çoğalarak baskın konuma geliyor. Biz bu tür canlılara istilacı tür diyoruz. İklim değişikliği ve Süveyş Kanalı'nın genişlemesi de bu istilayı hızlandırdı." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İnci Tüney Kızılkaya, bilinen en tehlikeli balon balığı türünün ilk olarak 2005 yılında Gökova Körfezi'nde tespit edildiğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu türün ekonomiye etkisini anlatan Kızılkaya, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Türkiye'de balon balıklarının, ekonomiye yıllık yaklaşık 2 milyon avro zarar verdiği yapılan çalışmalarla gösterilmiş durumda. Türkiye'nin Akdeniz ve Güney Ege Denizi kıyılarında yayılan bu balıklar, balıkçılık endüstrisine zarar vermektedir. Hızla çoğalan bu balıklar, yerel balık popülasyonları üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Balon balıklarının en büyük ekolojik zararı ise hızla çoğalmaları ve onları yiyebilen hiçbir canlının bizim denizlerimizde bulunmamasıdır."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kızılkaya, balon balığının ölümcül derecede toksin içerdiğini ve kesinlikle yenmemesi gerektiğini dile getirerek, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Gökova, Kaş ve İskenderun'dan temin ettiğimiz balıklarla yaptığımız çalışmalarda balığın tüm dokularının tehlikeli oranda toksin içerdiğini belirlemiştik. Balon balığının içerisindeki tetrodotoksin maddesi ağrı kesici olarak kullanılabilirliğine yönelik çeşitli araştırmalar ve girişimler mevcut ancak henüz onaylanıp piyasaya sürülebilmesi için zaman var. Ekosistemimiz ve ekonomimiz için balon balıklarının çoğalmasını engellemeye çalışıyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, Tarım ve Orman Bakanlığının bu anlamda halkı bilinçlendirmek için çeşitli projeler geliştirdiğini sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanlarının kuzey kutup rotası: Arktik Okyanusu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlarinin-kuzey-kutup-rotasi-arktik-okyanusu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlarinin-kuzey-kutup-rotasi-arktik-okyanusu</guid>
<description><![CDATA[ 32 gün süren 4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi&#039;nde bilim insanları, 51 farklı noktadan aldıkları örneklemeler ve yaptıkları gözlemlerle 16 farklı projeyi tamamladı - Ekip, kuzeyde ulaştıkları en uzak nokta olan 81 derece kuzey enleminde karşılaştığı zorlu hava koşulları ve deniz buzları nedeniyle sık sık yön değiştirmek zorunda kaldı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/bilim-insanlarinin-kuzey-kutup-rotasi-arktik-okyanusu-1722232503.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanlarının, kuzey, kutup, rotası:, Arktik, Okyanusu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, <strong>TÜBİTAK MAM</strong> Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda bu yıl 4.'sü düzenlenen Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Ekibi, 51 farklı örnekleme noktasından aldıkları numunelerle 16 farklı projeyi tamamlayarak yurda döndü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bilim insanları, yaklaşık 4 bin kilometre yol yaparak tamamladıkları sefer boyunca, 81 derece kuzey enleminde başlayan deniz buzlarını, Svalbard takımadaları ve çevresinde iklim değişikliği sebebiyle etkilenen buzulları buna bağlı olarak değişen kuzey kutup canlılarının yaşam alanlarını da gözlemledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Küresel iklim değişikliğinin hızlı sonuçlarına dair net veriler sunmayı amaçlayan bilim insanları, 32 günde Arktik Okyanusu’nda Türkiye’den kuzeye çevirdikleri rotaları üzerinde Barents Denizi’nde 51 farklı örnekleme noktasında zooplankton, fitoplankton örneklemeleri, denizdeki kirleticilerin belirlenmesi, deniz suyu fiziksel parametrelerinin takibi, mikroplastiklerin belirlenmesi atmosferik kirlilik gözlemleri, meteorolojik gözlemler, gemi ticaret rotalarının çevreye etkileri, deniz buzlarının gözlemlenmesi ve deniz memelerinin takibi konularında 16 farklı projeyle bilimsel araştırmalarını tamamladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_05_Temmuz_10_Temmuz_14_20240728_2_64908019_103369841.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Kuzey deniz buzları ve şiddetli fırtına seferin seyir rotasını değiştirdi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Lideri Prof. Dr. Ersan Başar, sefer süresince özellikle deniz biyolojisi ve deniz kirliliği üzerine gerçekleştirdikleri örneklemelerle çalışmalarını yaptıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"81 derece kuzey enlemine ulaştığımızda deniz buzu ile karşılaştık. Bu bizim için önemli bir nokta çünkü sefer sırasında ulaştığımız kuzeydeki en uzak nokta. Ancak bu bölgedeki deniz buzları sebebiyle seyre uygun bir nokta olmadığı için güneye doğru yöneldik ve diğer noktalarımıza geldik. 81 dereceye çıktıktan sonra artık daha kuzeye gitme şansımız yoktu. Bundan dolayı güneye doğru yönelerek planladığımız diğer örnekleme noktalarımıza ulaştık."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arktik Bölgesi'nde çalışmanın çok zor olduğunun altını çizen Başar, “Hava şartları sürekli değişkenlik gösteriyor. Rüzgar ve deniz buz hareketleri seyir ortamızı değiştirmemize neden oluyor. Seyrimizin 10. gününde de havanın artan şiddeti ve rüzgar nedeniyle rotayı değiştirerek güneye doğru yönelmek zorunda kaldık. Aynı anda çok yoğun buz hareketi meydana geldiği için de gemi belli bir zaman sürecinde buz kütlelerinin arasında kaldı ve bundan dolayı da seyir planlamamızı değiştirdik. Arktik'te çalışırken sürekli seyir planlamasını değiştirmek gerekiyor. Çünkü günün şartlarına göre meteorolojik verilere göre hareket etmek zorunda kalıyorsunuz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Svalbard Adası ve çevresinde koruma alanlarının bulunduğuna ve sediman örneklerinin toplanmasının Norveç hükümetinden alınan özel izin doğrultusunda yapıldığına değinen Başar “Yapılan bilimsel çalışmaları birçok bilim dalıyla ilişkilendirilebiliriz. Örneğin denizden yaptığımız örneklemeler içerisinde sediman örnekleri de bulunuyor. Bu sediman örnekleri de laboratuvarlara götürüldükten sonra birtakım çalışmalar sürdürülecek.” dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_05_Temmuz_10_Temmuz_14_20240728_2_64908019_103369844.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Prof. Dr. Başar, şöyle devam etti:</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>“Denizde plankton örneklemeleri de yapılmakta. Bu örneklemeler, plankton kepçeleri ile dikey ve yatay şekilde yapılan örnekleme metoduyla yapılmakla birlikte deniz suyu alınarak filtrasyon yöntemiyle filtre edilerek de yapılmakta. Gemide kurduğumuz filtrasyon sistemiyle deniz suyu örnekleri filtre edilerek bunlar laboratuvarlar götürmek üzere dolmuş muhafazalı saklandı ve daha sonrasında ülkemize bunları götürerek soğuk donmuş muhafaza da laboratuvarda incelemelerde bulunacağız.”</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmalarla deniz suyundaki değişimlerin ölçülmesi için sıcaklık, tuzluluk gibi temel parametrelerin belirli derinliklerden alındığını aktaran Başar, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu çalışmalar araştırmacılar tarafından değerlendirerek özellikle Arktik Okyanusu'nda bulunan değişimin takip edilmesi açısından bizler için önemli veri oluşturacak. Özellikle Arktik'teki deniz suyundaki parametrelerde değişmeler olduğu bilinmekte. Arktik Okyanusu'ndaki bu değişimlerin Atlantik Okyanusu'nun genişlemesine sebep olurken Arktik Okyanusu'nun küçülmesine sebep olduğu bilinmektedir. Bu değişimlerin ölçülmesi amacıyla da bazı kimyasal ölçümler yapılarak değerlendirmelerde bulunuldu. Özellikle deniz çalışmaları uzun süreli yapılan çalışmalar, bir takip çalışması içermekte. Türkiye bugün itibarıyla dördüncü seferini tamamlamış oldu."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl 4.'sü düzenlenen Arktik Bilimsel Araştırma seferinin verilerinin de bir araya getirilerek bilim dünyasına sunulduğunu ifade eden Başar, sözlerini, “Bu çalışmalar sonucunda özellikle küresel iklim değişimine bağlı olarak iklimdeki değişimlerin en önemli göstergelerden bir tanesi, Arktikte bulunan buzullar ve deniz buzundaki değişimler. Yapılan çalışmalar sonucunda da yıllara bağlı olarak bu değişimler incelenerek bilim insanlarımız tarafından bilim dünyasına en yakın zamanda sunulacak." diye tamamladı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü de çalışmalar yaptı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma seferi kapsamında Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı ve Meteoroloji Genel Müdürlüğünden de katılımcılar çalışmalar gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl 2. kez Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma seferine katılan Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığından Oşinografi Subayı Mühendis Teğmen Kunter İncili, AA muhabirine seferi değerlendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İncili, şu bilgileri verdi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>“Geçtiğimiz yıllarda başlattığımız uydu kaynaklı batimetri çalışmaları için Sechi disk ile veri toplamaya bu sene de devam edildi. Ayrıca Svalbard çevresinin oşinografik karakterinin belirlenmesi maksatlı projemiz kapsamında çalışmalarımıza hassas ses hızı profilleyici (sound velocity profiler) ile devam ediyoruz. Bu cihaz deniz araştırmalarında sıklıkla kullanılan CTD cihazına kıyasla iletkenlik, sıcaklık ve derinlik ölçümlerinin yanında ses hız iletkenlik değerini de yüksek duyarlılıkta bize veriyor. Elde ettiğimiz ses hızını tuzluluk-iletkenlik değerleri ile korele ederek Svalbard etrafındaki termoklin ve haloklin tabakalarını hassasiyetle tespit etmeyi amaçlıyoruz.”</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Meteoroloji Genel Müdürlüğü Mühendisi Çetin Biçer ise sefer süresince rüzgar, hız, rüzgar yön, hava sıcaklığı, hava nemi, basınç, deniz suyu sıcaklığı gibi verileri topladıklarını belirterek, "Çalışmamızın amacı meteorolojik verileri toplamak. Bu veriler otomatik olarak bir veri seti oluşturuluyor ve kaydediliyor. Bütün bu veriler konum bilgisi de olduğu için bir veri yığınından çok harita da işaretlenmiş bir şekilde uzmanların, bu konuda ki araştırmacıların çalışmalarının kolaylaştırılmasına imkan veriyor ve harita üzerinde bütün manzarayı anlık olarak görmesini sağlıyor.” diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Biçer, meteorolojik verileri toplarken Dünya Meteoroloji Örgütü standartları ve diğer standartlara uygun çalışmalar yaptıklarının altını çizerek, “Güncel sertifikasyona sahip meteorolojik algılayıcılar kullanıyoruz ve bunları standart ölçüm metotlarına göre yerlerine yerleştirerek doğru ve güvenilir veri setleri oluşturuyoruz.” dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Sefer süresince Kuzey Kutup canlıları için gözlemler</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Lider Yardımcısı Kaptan Doğaç Baybars Işıler de s​​​​​​eyir sırasında aynı zamanda canlı yaşamına dair gözlem çalışmaları da yapıldığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Işıler, "Canlı yaşamı Svalbard takımadalarında çok önemli ve koruma altında. Geçen senelere göre bu sene daha az sayıda canlı gördüğümüzü söyleyebiliriz. Bu tabii, hemen ilk akla gelecek olan 'iklim değişikliğinin canlı sayısını azalttığı', anlamına gelmiyor. Avlanmak için bir bölgeye gidiyor olabilirler ya da daha sıcak ya da o anda daha soğuk istedikleri için kendi bulundukları ana lokasyonlardan başka yerlere gidiyor da olabilirler." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Nordaustlandet Adası çevresinde çok sayıda kutup ayısı gözlemlediklerini bildiren Işıler, bu kadar kutup ayısının bu bölgede bulunmasının, avlandıkları veya bir yemek ihtiyacıyla o bölgede birlikte toplandıkları ya da besinle alakalı diğer hayvanları da oraya çekecek bir amaçlarının olduğu şeklinde açıklanabileceğini anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Işıler, "Ama elbette bu konuda konuşmak için çok erken. Nitekim bu alanda çalışma yürüten deniz memelileri, deniz canlıları üzerine çalışma yapan akademisyenlerimizin vereceği bilgiler ışığında araştırmacılar çalışmalarını yürütecek." değerlendirmesini yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünyanın hidrokarbon rezervlerinin 3'te 1'inin bulunduğu, Arktik Okyanusu ile birlikte 20 milyon kilometrekarelik alanı içerisinde barındıran Arktik Bölge, birçok canlıya da ev sahipliği yapıyor. Kuzey kutbunun simge canlısı kutup ayılarının yanı sıra, mors, halkalı fok, beluga, kanbur balina, kutup tilkisi, geyik ve birçok kuş türü de bu bölgede gözlemlenebiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyşehir Gölü&amp;apos;ne salınan yavru sazan sayısı 2,5 milyona ulaştı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/beysehir-goelune-salinan-yavru-sazan-sayisi-25-milyona-ulasti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/beysehir-goelune-salinan-yavru-sazan-sayisi-25-milyona-ulasti</guid>
<description><![CDATA[ Konya&#039;nın Beyşehir ilçesinde, göl sularına 1 milyon adet daha yavru sazan balığı salındığı bildirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/beysehir-golune-salinan-yavru-sazan-sayisi-25-milyona-ulasti-1721885877.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyşehir, Gölüne, salınan, yavru, sazan, sayısı, 2, 5, milyona, ulaştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Beyşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, kurumun Beyşehir Gölü’nü balıklandırma çalışmalarının aralıksız olarak devam ettiği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen “Su Kaynaklarının Balıklandırılması” projesi kapsamında temmuz ayı içerisinde Beyşehir Gölü’ne iki ayrı seferde toplam 1,5 milyon adet yavru sazan balığının salındığı ifade edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son olarak 1 milyon adet daha yavru sazanın gölün farklı noktalarından göl sularıyla buluşturulduğu aktarılan açıklamanın devamında, "Gelecek nesillere balık stoklarının aktarılabilmesi için öncelikle bakanlığımızca getirilen düzenlemelere uyulması ve balıkların en az bir kez üremelerine imkan tanınması gerektiğini hatırlatıyor, bırakılan balıkların ilçemize, gölümüze ve balıkçılarımıza hayırlı bereketli olmasını temenni ediyoruz." denildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nesli tehlike altındaki Anadolu dişli sazancık balığı Tuz Gölü havzasında sulak alanda görüldü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/nesli-tehlike-altindaki-anadolu-disli-sazancik-baligi-tuz-goelu-havzasinda-sulak-alanda-goeruldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/nesli-tehlike-altindaki-anadolu-disli-sazancik-baligi-tuz-goelu-havzasinda-sulak-alanda-goeruldu</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca gölde yürütülen projenin koordinatörü Prof. Dr. Ahmet Karataş: - &quot;Bu balığımızın yaklaşık 50 yıldır soyunun tükendiği düşünülüyordu. Balığı Tuz Gölü&#039;nde Eskil ilçesi yakınlarındaki sulak alanda keşfettik. Bu durum bizleri çok memnun etti&quot; - &quot;Tuz Gölü&#039;nün etrafı çöl olarak tabir ediliyor. Buna rağmen su kaplumbağaları olan doğal su kaynakları bulduk. Yine endemik tür olan ve tuzu seven lale familyasından kılıç otunu bulduk&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/nesli-tehlike-altindaki-anadolu-disli-sazancik-baligi-tuz-golu-havzasinda-sulak-alanda-goruldu-1721988997.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nesli, tehlike, altındaki, Anadolu, dişli, sazancık, balığı, Tuz, Gölü, havzasında, sulak, alanda, görüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde yürütülen çalışmalarda, nesli tükenme tehlikesi altında olan "Aphanius Anatoliae (<strong>Anadolu dişli sazancık</strong>)" balığı görüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yürütülen "<strong>Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi Tür ve Habitatların Araştırılması, Korunması ve İzlenmesi</strong>" projesiyle, nesli tehdit ve tehlike altında bulunan türleri yaşatmak, korumak ve gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yapılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda bölgede çalışmalar yürüten proje koordinatörü, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Karataş ve ekibi, nesli tükenme tehlikesi altında olan Anadolu dişli sazancık balığını kayıt altına aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_9c296cca55141b3c6620f0b5ab8a1cf3.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karataş, AA muhabirine, projeyle bölgede bitki ve hayvan çeşitlerini araştırdıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Endemik Anadolu dişli sazancık balığının dünyada sadece Konya kapalı havzasında yaşadığını anlatan Karataş, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu balığımızın yaklaşık 50 yıldır soyunun tükendiği düşünülüyordu. Balığı Tuz Gölü'nde Eskil ilçesi yakınlarındaki bir sulak alanda keşfettik. Bu durum bizleri çok memnun etti. Tuz Gölü'nün etrafı çöl olarak tabir ediliyor. Buna rağmen su kaplumbağaları olan doğal su kaynakları bulduk. Yine endemik tür olan ve tuzu seven lale familyasından kılıç otunu bulduk. Tuz Gölü'nde tuzu seven birçok endemik bitki var. Bunlar Türkiye ve dünyada başka bir mıntıkada görünmüyor. Yani çöl olarak görülen yerler birer doğa harikası. Tuzcul habitatları seven canlılar burayı çok seviyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/02_06_19_New%20folder%20(12)_AA-35233690.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Su kaynakları çok küçük, alanlar her an tehdit altında"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Karataş, Tuz Gölü'nün binlerce kuş türü için konaklama, üreme ve büyüme merkezi olduğunu, ayrıca endemik bitki ve balık türlerini barındırdığını vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tuz Gölü çevresinde incelemelerin sürdüğünü dile getiren Karataş, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Anadolu dişli sazancık balığının tükenmediğini görmek bizleri sevindirdi. Bulunduğu su kaynakları çok küçük alanlar, her an tehdit altında. Su alanlarının bazıları 3-5 metrelik, bazıları ise 1 parmak kalınlığında akan yerler. Yapılacak bir artezyen çalışmasıyla oraya gelen su kaynağı kuruyabilir. Suyun çekildiği alanda balığımız yok olabilir. Balığın fotoğrafını ve videosunu çekip uzman arkadaşlara gönderdim. Onlardan da teyit aldım. Yani Tuz Gölü'nde çok güzel gelişmeler var ancak her an tehlike altındalar. Su kaynakları sürekli azalıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İskenderun Körfezi açıklarında besin arayan &amp;quot;kum köpek balıkları&amp;quot; görüntülendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iskenderun-koerfezi-aciklarinda-besin-arayan-kum-koepek-baliklari-goeruntulendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iskenderun-koerfezi-aciklarinda-besin-arayan-kum-koepek-baliklari-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan: - &quot;Köpek balıkları Akdeniz&#039;de ekosistemin, yaşamın koruyucuları, tamircileri ve onarıcılarıdır. Eğer Akdeniz&#039;de köpek balıklarını hala görebiliyorsak bu, Akdeniz&#039;in yaşadığının ve bir umut taşıdığının göstergesidir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/iskenderun-korfezi-aciklarinda-besin-arayan-kum-kopek-baliklari-goruntulendi-1721803062.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İskenderun, Körfezi, açıklarında, besin, arayan, kum, köpek, balıkları, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni <strong>Tahsin Ceylan</strong>, İskenderun Körfezi açıklarındaki balık çiftliklerinin çevresinde besin arayan, nesli tükenme tehlikesi altındaki kum köpek balıklarını (Carcharhinus plumbeus) kayıt altına aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hatay'ın İskenderun Körfezi'ne tekneyle açılan Ceylan, balık çiftliklerinin olduğu noktaya ulaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan, Sahil Güvenlik Komutanlığı Dalış Emniyet Güvenlik ve Arama Kurtarma (<strong>DEGAK</strong>) timleri, Defne Balık Çiftliği dalgıçlarından Hakan Uslu ve dalış eğitmeni Mahmut İğde ile dalış yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mavi suların derinliklerine ulaşan Ceylan ve beraberindekiler, balık çiftliklerinin çevresindeki popülasyonu görüntüledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kum köpek balıklarıyla da karşılaşan ekip, bu türün bölgedeki besin arayışını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_a_AA-35202190.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Balık çiftliklerinin etrafında besin arayışında bulunuyorlar"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Tahsin Ceylan, AA muhabirine, köpek balıklarının "denizlerin efendisi" olarak görüldüğünü söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Körfezde gerçekleştirdikleri dalışta kum köpek balıklarına rastladıklarını anlatan Ceylan, "İskenderun Körfezi'ne belli dönemlerde beslenme amacıyla gelen köpek balıkları davranış geliştirerek balık çiftliklerinin etrafında besin arayışında bulunuyorlar. Trol teknelerinin arkasına takıldıkları da biliniyor. Köpek balıkları Akdeniz'de ekosistemin, yaşamın koruyucuları, tamircileri ve onarıcılarıdır. Eğer Akdeniz'de köpek balıklarını hala görebiliyorsak bu, Akdeniz'in yaşadığının ve bir umut taşıdığının göstergesidir." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan, kum köpek balıklarının en çok görülen türler arasında yer aldığını belirterek şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Henüz dijital teknolojiye geçmediğimiz yıllarda doğal ortamlarındaki ilk kayıtlarını Gökova Körfezi'nde almıştım. Birey sayıları azaldı. Artık orada daha nadir görebiliyoruz. Uluslararası Doğa Koruma Birliğinin kırmızı listesinde ve koruma altında. Nesilleri tehlike altında. Kimseye saldırdığına dair bir kayıt yok. Yaptığımız dalışlarda insanlardan uzak ve ürkek bir yaşam sürdürdüklerini kayıt altına aldık. Onları besleyerek yakınlaşmalarını sağlayan ve spekülatif bir anlayışla düşman ilan etmek, bu konuyu aynı amaçlarla kamuoyuna duyurmak son derece yanlıştır. Hayvana zarar vermekten öte hiçbir işe yaramaz. Dünyanın bütün denizlerinde köpek balığı görüntüleyen biri olarak diyebilirim ki; onlar sağlıklı bir denizel ekosistemin sigortalarıdır."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Ekosistemin vazgeçilmez parçaları"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Profesyonel dalgıç ve köpek balığı uzmanı Hakan Kabasakal da okyanus ve denizlerde şu ana kadar 536 köpek balığı türünün keşfedildiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türk sularında bugüne kadar en az 36 türün tespit edildiği bilgisini veren Kabasakal, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Sularımızda bir otobüs kadar büyük olabilen camgöz köpek balığından, avuç içine kadar sığabilen kadife karınlı camgöze kadar değişen geniş bir boy aralığında ve farklı yaşam özelliklerine sahip türler yaşıyor. Köpek balıkları ekosistemin vazgeçilmez parçaları. Sağlıklı deniz ekosisteminin, köpek balığı varlığından ayrı düşünülmesi söz konusu olamaz. Zira köpek balıkları denizde ekosistemin korunmasını, diğer balık türlerinin kaynaklardan daha fazla faydalanabilmesi için gereken temizliği, ayrıştırmayı yaparlar.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bunun yanı sıra köpek balıkları dünyada yaygın düşüncenin aksine 'insan kanına susamış' canlılar değiller. Şüphesiz bazı münferit, tatsız olaylar olmuştur ancak bunların tamamını bahane ederek tüm köpek balığı popülasyonuna karşı genel bir katliamı destekleyecek şekilde davranmak, en sonunda dünya denizleri ve okyanuslarda ekosistemin dengesine öngörülmeyen zararlar verebilecektir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muğla&amp;apos;da tedavileri tamamlanan 4 deniz kaplumbağası denize salındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/muglada-tedavileri-tamamlanan-4-deniz-kaplumbagasi-denize-salindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/muglada-tedavileri-tamamlanan-4-deniz-kaplumbagasi-denize-salindi</guid>
<description><![CDATA[ DEKAMER Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Yakup Kaska: - &quot;Merkezimizde 16 yılda, 370 yaralı kaplumbağanın tedavisini gerçekleştirerek sağlıklarına kavuşturduk&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/muglada-tedavileri-tamamlanan-4-deniz-kaplumbagasi-denize-salindi-1721815523.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Muğlada, tedavileri, tamamlanan, deniz, kaplumbağası, denize, salındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Muğla'nın Ortaca ilçesindeki Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi'nde (<strong>DEKAMER</strong>) tedavileri tamamlanan 4 deniz kaplumbağası denize bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün destekleriyle çalışmaların yürütüldüğü İztuzu Plajı'ndaki merkezde, yaklaşık 2 yıl önce tekne pervanesi kesiği sonucu yaralanan biri yeşil deniz kaplumbağası olmak üzere 4 kaplumbağanın tedavileri tamamlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>DEKAMER görevlilerince uydu takip cihazı takılan "Sofya Lindos", "Alpay", "Rafael" ve "Xena" isimleri verilen deniz kaplumbağaları, çevrecilerin de katılımıyla plajdan denize salındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>DEKAMER </strong>Proje Yürütücüsü <strong>Prof. Dr. Yakup Kaska</strong>, AA muhabirine, DEKAMER'in 2008 yılında o dönemki Çevre ve Orman Bakanlığının ilgili birimlerinin desteğiyle, Dalyan Belediyesi ile Pamukkale Üniversitesi tarafından oluşturulduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaralı deniz kaplumbağasının sağlığına kavuşturulmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Kaska, "Bir yaralı kaplumbağanın doğaya tekrar gönderilmesi demek adeta bin yavruya 25 yıl boyunca bakmakla eşdeğer bir popülasyona katkı veriyor. Merkezimizde 16 yılda, 370 yaralı kaplumbağanın tedavisini gerçekleştirerek sağlıklarına kavuşturduk. Bu süreçte deniz kaplumbağalarının yaşadıkları problemler, yaralanma sebepleri ve nasıl ölebildiği gibi hususların hepsine şahit olduk." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kaska, merkezde verilen bilgi sayesinde kaplumbağaları görünce insanların daha dikkatli olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tedavinin kaplumbağayı takip süreciyle devam ettiğini anlatan Kaska, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"İmkan buldukça deniz kaplumbağalarının doğal ortamına gönderdikten sonra ortama nasıl uyum sağladıklarını takip etmeye çalışıyoruz. Burada hem üç caretta caretta dediğimiz iri baş deniz kaplumbağasını doğal ortamına gönderiyoruz hem de cihaz taktığımız 'Sofia Lindos' ismini verdiğimiz bir yeşil deniz kaplumbağasını doğal ortamına gönderdik. Bunlar nerelerde dolaşıyor, nerelerde kışlıyor ve doğal ortamına ne kadar uyum sağlıyor, rehabilitasyon sonucunda da ortama uyum sağladıklarını gösterebilmek adına çok önemli."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaklaşık 11 ay önce İzmir'in Özdere mevkisinde "Alpay" ismi verilen caretta carettayı yaralı bulan Mehmet Şahin Alpay, deniz kaplumbağasının suya kavuştuğu esnada duygulu anlar yaşadı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Alpay, "Yaralı bulduğumuz kaplumbağanın şu anda sağlıklı bir şekilde denize kavuşması bizim için çok büyük bir mutluluk. DEKAMER'e ve emek verenlere teşekkür ediyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eskişehir&amp;apos;de Sakarya Nehri&amp;apos;nin kaynaklarından &amp;quot;Sakaryabaşı&amp;quot; kuruma noktasına geldi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/eskisehirde-sakarya-nehrinin-kaynaklarindan-sakaryabasi-kuruma-noktasina-geldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/eskisehirde-sakarya-nehrinin-kaynaklarindan-sakaryabasi-kuruma-noktasina-geldi</guid>
<description><![CDATA[ Öncesinde turkuaz mavisi ve berrak suyuyla öne çıkan, kano ve dalış gibi su sporlarının yapıldığı, yüzme tutkunlarını ağırlayan ve botlarla gezilebilen Sakaryabaşı&#039;nda debi büyük oranda düştü ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/eskisehirde-sakarya-nehrinin-kaynaklarindan-sakaryabasi-kuruma-noktasina-geldi-1721626779.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eskişehirde, Sakarya, Nehrinin, kaynaklarından, Sakaryabaşı, kuruma, noktasına, geldi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Fırat ve Kızılırmak'tan sonra Türkiye'nin en uzun üçüncü akarsuyu Sakarya Nehri'nin kaynaklarından, Eskişehir'in Çifteler ilçesindeki Sakaryabaşı adeta kuruma noktasına geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Nehrin sularının Sakarya'nın Karasu ilçesinde Karadeniz'e döküldüğü yere kadarki 824 kilometrelik yolculuğunun başladığı yer olan Sakaryabaşı'nda kuraklık yaşanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_a_20240712_2_64704545_102912789.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 2020'de "Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı" ilan edilen bölgede gözelerdeki su seviyesi ciddi seviyede düştü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öncesinde turkuaz mavisi ve berrak suyuyla öne çıkan, kano ve dalış gibi su sporlarının yapıldığı, yüzme tutkunlarını ağırlayan ve üzerinde botlarla gezilebilen Sakaryabaşı'nın eski görüntüsünden uzak hali endişe veriyor. Bölgedeki iskeleye bağlı kano ile deniz bisikletlerinin de kuruyan zemine oturduğu gözlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_a_20240712_2_64704545_102912791.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gözelerdeki su seviyesinin azalmasıyla kuruyan bitki ve yosunlar nedeniyle kötü kokuların da yayıldığı bölgedeki soruna ilişkin çalışmalar yürütülüyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Kurumanın sebebi biraz çiftçinin derin kuyu vurdurması, biraz da kuraklık"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Çifteler Belediye Başkan Yardımcısı Yılmaz Köksal, gazetecilere yaptığı açıklamada, son 10 yıldır bölgede kuraklık sorunu yaşadıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarımsal sulamanın da akarsu kaynağını olumsuz etkilediğini anlatan Köksal, "Sakarya Nehri'nde su kullanımı konusunda yasak getirdiler. Bundan dolayı çiftçiler derin kuyu vurdurmak zorunda kaldı. Bu kurumanın sebebi biraz çiftçinin derin kuyu vurdurması, biraz da kuraklık. Yani üst kısımdaki kaynaklarımız tamamen kurumuş durumda. Bu alanda üç kaynağımız var, onlar akıyor." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_a_20240712_2_64704545_102912785.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Köksal, Sakaryabaşı'ndaki soruna ilişkin Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kağan Kadıoğlu'nun bölgeye gelerek çalışma yürüttüğünü ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmalar neticesinde nehrin alt kısımlarında kaçakların ve büyük çatlakların bulunduğunu dile getiren Köksal, Kadıoğlu'nun jeoloji mühendisleriyle yapacağı ortak çalışmanın ardından net bulgulara ulaşılacağını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>5 Türk üniversitesinden bilim insanları iklim değişikliği çalışmaları için kutuplarda çalışıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/5-turk-universitesinden-bilim-insanlari-iklim-degisikligi-calismalari-icin-kutuplarda-calisiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/5-turk-universitesinden-bilim-insanlari-iklim-degisikligi-calismalari-icin-kutuplarda-calisiyor</guid>
<description><![CDATA[ 4. Arktik Bilimsel Araştırma Seferi kapsamında, Dokuz Eylül, İstanbul Teknik, İstanbul, Karadeniz Teknik ve Orta Doğu Teknik üniversitelerinden bilim insanları, Antarktika ve Arktik Bölge&#039;de küresel iklim değişikliğinin sonuçlarına dair veri topluyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/5-turk-universitesinden-bilim-insanlari-iklim-degisikligi-calismalari-icin-kutuplarda-calisiyor-1722233107.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türk, üniversitesinden, bilim, insanları, iklim, değişikliği, çalışmaları, için, kutuplarda, çalışıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 4. Arktik Bilimsel Araştırma Seferi'ne katılan 5 Türk üniversitesinden bilim insanlarının, iklim krizini çözmek için yürütülen ortak çalışma olan 4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi kapsamında kutuplarda çalışmalar yürüttüğünü bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>YÖK'ten yapılan açıklamaya göre, 4. Arktik Bilimsel Araştırma Seferi kapsamında, Dokuz Eylül Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesinin yanı sıra Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı, TÜBİTAK ile Bulgaristan, İtalya ve Şili kutup araştırmacıları 16 proje yürütüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240719-35181327-35181325-5_TURK_UNIVERSITESINDEN_BILIM_INSANLARI_IKLIM_DEGISIKLIGI_CALISMALARI_ICIN_KUTUPLARDA_CALISIYOR.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Koordinatörlüğünü Prof. Dr. Burcu Özsoy, liderliğini Prof. Dr. Ersan Başar'ın sürdürdüğü seferle, özellikle küresel iklim değişikliğinin hızlı sonuçlarına dair net veriler sunulması amaçlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırma yapan ülkeler, Arktik Bölge'de yer alan Norveç'e bağlı Svalbard Takımadaları'nda yer alan bilim istasyonlarında çalışmalarını yürütüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi kapsamında "deniz suyu, sediman, plankton ve mikroplastik" örneklerle atmosferik/meteorolojik veriler, okyanusa dair fiziksel parametreler toplanarak, uydu verilerinin de yardımıyla uzaktan algılama çalışmalarının yersel doğrulaması gerçekleştiriliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türk bilim insanları tarafından, İtalya Kutup Bilim Enstitüsü ile ortak yürütülen bilimsel çalışmalar kapsamında 3 farklı proje için örneklemeler gerçekleştirilerek İtalya'ya ait Svalbard'da bulunan Dirigibile Bilim İstasyonuna teslim edilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmada, az yıllık deniz buzlarından numuneler alınarak, soğuktaki canlı yaşamı ve enzim üretkenlikleri inceleniyor. Örnekleme istasyonlarında temin edilen deniz suları ile DNA, mikroplastik, plankton, pigment gibi deniz yaşamı ve yoğunluğu araştırılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gemi üzerine kurulan Otomatik Meteoroloji İstasyonuyla sefer rotası üzerindeki sıcaklık, güneşlenme şiddeti, nem, deniz suyu sıcaklığı ve rüzgar verileri kayda alınıyor. Yine gemi üzerine kurulan uydu sistemleriyle de atmosferdeki radyasyon yayılımı ve uydu sinyal sistemleri hakkında çalışmalar yürütülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>25 Temmuz'da sona erecek 4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi'nde elde edilen numuneler, Türkiye'ye döndükten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve TÜBİTAK MAM laboratuvarlarında incelenecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;ndeki oksijen eksikliği midyeleri de öldürdü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-oksijen-eksikligi-midyeleri-de-oeldurdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-oksijen-eksikligi-midyeleri-de-oeldurdu</guid>
<description><![CDATA[ Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alper Doğan: - &quot;Kıyıda yaptığımız örneklemelerde ki bunlar çok dayanıklı canlılar; midyelerin tamamen öldüğünü, bir tane bile canlı birey kalmadığını tespit ettik&quot; - &quot;Geçen yıl 19 türe ait 1486 birey tespit ettiğimiz örnekleme sahasında bu yıl 4 türe ait 7 birey var. Maalesef çok çarpıcı bir sonuç&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/izmir-korfezindeki-oksijen-eksikligi-midyeleri-de-oldurdu-1726118646.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezindeki, oksijen, eksikliği, midyeleri, öldürdü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ege Üniversitesi (<strong>EÜ</strong>) Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü Başkanı <strong>Prof. Dr. Alper Doğan</strong>, kötü koku ve balık ölümleriyle gündeme gelen İzmir Körfezi'nde sadece balıkların değil aralarında midyelerin de bulunduğu çok sayıda türden bireyin yok olduğunu tespit ettiklerini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentte 20 Ağustos'ta Bayraklı ilçesi Turan Sahili'ne ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için çalışmalar devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda EÜ Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alper Doğan koordinatörlüğündeki uzmanlar, "İzmir Körfezindeki Balık Ölümleri ve Kötü Kokunun Nedenlerinin İncelenmesi" başlıklı rapor hazırladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Alper Doğan, AA muhabirine, körfezde daha önce bu boyutta bir tür ve birey kaybı görmediklerini, daha çok balık ölümleri konuşulmasına rağmen deniz dibindeki canlılığın da önemli ölçüde yok olduğunu saptadıklarını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz dibinde neler olduğunu anlamak için çalışma yaptıklarını anlatan Doğan, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Çünkü denizel ortam sadece balıklardan ibaret değil diğer canlılar bundan nasıl etkilendi diye örnekleme yaptık. Kıyıda yaptığımız örneklemelerde ki bunlar çok dayanıklı canlılar; midyelerin tamamen öldüğünü, bir tane bile canlı birey kalmadığını tespit ettik. İç körfezde yıllardır izleme yaptığımız nokta var, tekrar örnekleme yaptık ve hızlı biçimde bunu değerlendirdik. Geçen yıl 19 türe ait 1486 birey tespit ettiğimiz örnekleme sahasında bu yıl 4 türe ait 7 birey var. Maalesef çok çarpıcı bir sonuç."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Tek beklenti havaların soğuması</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Alper Doğan, ölümlerin önüne geçmek için kısa vadede tek beklentinin havaların bir önce soğuması olduğuna dikkati çekerek, "Havalar soğudukça canlıların metabolik faaliyetleri ve dolayısıyla oksijen ihtiyaçları kısmen azalırken suyun oksijen tutma kapasitesi de artıyor. Bunun dışında iç körfezde sıkıntının yoğun olduğu bir kesimde belirlenecek en azından bir bölgenin güçlü biçimde havalandırılması ile o bölgedeki balıkların ve diğer canlıların hayatta kalmalarına katkı sağlanabilir." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Orta körfezin de çok kirli olmasının canlıların iç körfezden dış körfeze kaçmalarını önlediğini aktaran Doğan, bunun balık ölümlerinin bu kadar yüksek olmasında etkili olduğunu düşündüklerini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>"Önceki dönemlerde sıkıntı sadece iç körfezdeydi. Orada sıkıntıyı gören canlı, dış körfeze doğru gittikçe orta körfezden sonra rahatlıyordu. Şimdi orta körfez de kirletildiği için körfezi terk etmek isteyen balıklar muhtemelen daha da sıkıntılı bir ortamla karşılaşıyorlar ve maalesef ölümler yaşanıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su Ürünleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Tolga Dinçer, balık ölümlerinin iç körfezdeki kirlenme kaynaklı olduğunu, alınan numunelerde mikrobiyolojik veya paraziter bir bulguya rastlamadıklarını, bunun da oksijen eksikliğini gösterdiğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rektör Prof. Dr. Necdet Budak ise İzmir Körfezi'ndeki soruna karşı duyarlı olduklarını, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü çalışmalara bilimsel katkı sunmaya devam edeceklerini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zonguldak&amp;apos;ta batan geminin kayıp 7 personelini arama çalışmaları sürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/zonguldakta-batan-geminin-kayip-7-personelini-arama-calismalari-suruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/zonguldakta-batan-geminin-kayip-7-personelini-arama-calismalari-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Zonguldak açıklarında batan kuru yük gemisinin kayıp 7 kişilik mürettebatını arama çalışmaları 25 gündür devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/12/zonguldakta-batan-geminin-kayip-7-personelini-arama-calismalari-suruyor-1702462633.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zonguldakta, batan, geminin, kayıp, personelini, arama, çalışmaları, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Karadeniz Ereğli ilçesinde 19 Kasım'da fırtına nedeniyle mendireğe çarptıktan sonra batan Türk bayraklı "<strong>Kafkametler</strong>" adlı gemideki kayıp personeli arama çalışmaları kapsamında, görevlilerce gece boyunca karadan tarama faaliyeti yürütüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Sahil Güvenlik</strong>, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (<strong>KEGM</strong>), <strong>AFAD </strong>ve diğer ekipler, kayıp personeli arama çalışmalarını karadan, havadan ve denizden sürdürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz Üs Komutanlığı personeli, botla liman içinde kıyı kesimlerini tararken, Sahil Güvenlik ekipleri de liman içinde ve dışında arama yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmalara, her türlü hava şartları ve dünyanın tüm açık denizlerinde görev yapabilecek niteliklere sahip, gemi kazalarına, deniz kirliliğine ve yangınlara karşı KEGM'nin operasyonel gücünü artıran Nene Hatun gemisi de destek veriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dalgıçların yanı sıra yer altı görüntüleme cihazıyla da kayıp mürettebatı arama çalışması yürütülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizcilik Genel Müdürlüğü kontrolünde geminin yerinde söküm çalışmalarına başlanacağı öğrenildi. Geminin parçalanarak karaya çıkarılması ve karada arama çalışmalarına devam edilmesi planlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan kayıp personeli arama kurtarma çalışmalarına yönelik Vali Osman Hacıbektaşoğlu koordinasyonunda Nene Hatun gemisinde istişare ve değerlendirme toplantısı yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rusya'dan İzmir Aliağa Limanı'na yük taşıyan Türk bayraklı "Kafkametler" adlı kuru yük gemisi, 19 Kasım'da Karadeniz Bölgesi'nde etkili olan fırtına nedeniyle Ereğli Limanı'ndan çıkarken askeri bölgedeki mendireğe çarparak batmıştı. Gemideki 12 kişilik Türk mürettebattan 5'inin cesedine ulaşılmıştı.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz&amp;apos;deki balon balıklarının toksin düzeyi eşik değerlerin üzerinde saptandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/akdenizdeki-balon-baliklarinin-toksin-duzeyi-esik-degerlerin-uzerinde-saptandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/akdenizdeki-balon-baliklarinin-toksin-duzeyi-esik-degerlerin-uzerinde-saptandi</guid>
<description><![CDATA[ Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Rıza Köşker: - &quot;Akdeniz kıyılarındaki balon balıklarının karaciğerinde, etinde ve eşey organı olarak tabir ettiğimiz gonadlarındaki tetrodotoksin değerlerini inceledik. Üç dokuda da yıllık ortalama değerler Japonya ve Avrupa&#039;nın belirlediği limitlerin üzerinde&quot; - &quot;Vatandaşlarımız bu balığı kesinlikle tüketmemeli, bir çatal almak dahi ölümcül zehirlenmelere yol açabilir. Toksin yoğunluğu homojen olmayabilir, çok fazla olabilir ve öldürücü etki gösterebilir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/akdenizdeki-balon-baliklarinin-toksin-duzeyi-esik-degerlerin-uzerinde-saptandi-1698246333.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akdenizdeki, balon, balıklarının, toksin, düzeyi, eşik, değerlerin, üzerinde, saptandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye'nin Akdeniz kıyılarında yayılım gösteren balon balıklarının toksin düzeylerini inceleyen ekipte yer alan isimlerden <strong>Çukurova Üniversitesi </strong>Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi <strong>Doç. Dr. Ali Rıza Köşker</strong>, saptadıkları değerlerin kabul edilebilir eşiğin çok üzerinde olduğunu ve balon balığının tüketilmesinin ölümcül sonuçlara yol açabileceğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden bilim insanları, Türkiye'nin Akdeniz kıyılarında son yıllarda görülmeye başlanan balon balığı türü olan "<strong>lagocephalus sceleratus</strong>" üzerinde 1 yıl süren toksin araştırması gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırmanın sonuçlarını AA muhabiriyle paylaşan Köşker, <strong>Akdeniz Denizel Toksin Araştırma Grubu</strong> olarak bir süredir balon balıklarının zehir içerikleri üzerine yoğunlaştıklarını, son araştırmalarını, Tarım ve Orman Bakanlığınca desteklenen ve balon balıklarının yayılım alanları tespit etmeye yönelik Antalya Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen "Balon ve Aslan Balıklarının Yayılım Alanlarının ve Olası Mücadele Yöntemlerinin Araştırılması" (<strong>BAYOMA</strong>) adlı proje kapsamında hayata geçirdiklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balon balığının Akdeniz'de yeni görülen, yabancı istilacı olarak tanımlanan türlerden biri olduğunu ve farklı yollarla Akdeniz'e gelebildiğini anlatan Köşker, en yaygın girişin Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleştiğini, gemi balast sularıyla veya Cebelitarık Boğazı üzerinden de balon balıklarının gelebildiğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Önceki çalışmalardan farklı olarak son araştırmalarında balon balıklarındaki toksin içeriğini aylık olarak incelediklerini kaydeden Köşker, "Toksin düzeyi belirli mevsimlerde yüksek bulunabiliyordu ama bu çalışmayla anladık ki Antalya Körfezi'nde yakalanan balon balıklarının zehir oranları, yıl içinde, her ay için, kabul edilebilir değerlerin üzerinde bulunmuştur. Bu da halk sağlığı açısından balon balıklarının yıl boyunca, sürekli olarak risk teşkil ettiğini ortaya koymuştur." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/20231025_5_0512BDF0C779841F58B1BC231C84F5123.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Eşik değerler</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Köşker, uluslararası alanda kabul edilen eşik değerler ve kendi tespitleri hakkında şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Japonya'da belirli eşik değerler çerçevesinde balon balığı tüketilebiliyor. Japonya, evlerde tüketilmesini yasaklamış, restoranlarda tüketiliyor. Onlarca balon balığı türü arasında 20'si tüketilebiliyor ve bir kilogram balon balığında bulunması gereken maksimum tetrodotoksin (TTX) değerini 2,2 miligram olarak belirlemişler. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (<strong>EFSA</strong>) çeşitli çalışmalar sonucunda farklı değerler önerdi. Bunlar kilogramda 0,44 ve 0,80 miligram şeklinde limit değerler. Fakat Avrupa'daki değerler henüz tartışmalı. Biz de Akdeniz kıyılarındaki balon balıklarının karaciğerinde, etinde ve eşey organı olarak tabir ettiğimiz gonadlarındaki TTX değerlerini inceledik. Üç dokuda da yıllık ortalama değerler Japonya ve Avrupa'nın belirlediği limitlerin üzerinde. Biz, yıllık ortalama olarak, dişi balon balıklarının gonadlarında kilogramda 24,4 miligram, erkek balon balıklarının gonadlarında kilogramda 15,9 miligram; karaciğer örneklerinde dişi ve erkeklerde eşit olmak üzere 12,9 miligram; kas dokuda ise dişilerde 3,9 miligram, erkeklerde 3,4 miligram TTX değerleri tespit ettik."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akdeniz'deki balon balıklarının <strong>TTX </strong>değerlerinin sonbahar ve kış aylarında daha yüksek olduğunu, en yüksek değerlerin ise kasım ve aralık ayında tespit edildiğini bildiren Köşker, balon balıklarının diğer tüm aylarda da insan sağlığı açısından tehlike arz ettiği uyarısı yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye kıyılarındaki balon balıklarının, Japonya'daki gibi tüketilen türler olmadığının altını çizen Köşker, "Vatandaşlarımız bu balığı kesinlikle tüketmemeli, bir çatal almak dahi ölümcül zehirlenmelere yol açabilir. Toksin yoğunluğu homojen olmayabilir, çok fazla olabilir, öldürücü etki gösterebilir. Özellikle kalp, solunum sistemi hastalıkları olanlarda çok daha hızlı etkiler gösterebiliyor. Vatandaşlarımız, balıkçılarımız ellerinde açık yara varsa bu balıklara kesinlikle temas etmemeli, yaradan toksin geçişi olabilir ve zehirlenmeye yol açabilir." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Balon balığı artık Akdeniz ekosisteminin bir gerçeği"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Balon balığının Türkiye'de en yoğun İskenderun Körfezi, Mersin Körfezi, Muğla ve Antalya açıklarında görüldüğüne, Kıbrıs açıklarında da yoğun bir dağılım gösteren türe, Akdeniz kadar yoğun olmasa da Ege ve Marmara Denizi'nde hatta Karadeniz'de bile rastlandığına dikkati çeken Köşker, balon balığının bu kadar yayılmasını, bilinen bir avcılarının olmamasına bağladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balon balıklarının deniz ekosistemine de zarar verdiğini ve yerli türler üzerinde besin rekabeti yarattığını işaret eden Köşker, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu türde yamyamlık var, kendi türünü de yiyebiliyor. Bu noktadan itibaren biz bu balığı kesinlikle ekosistemden söküp atamayız, gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Bu artık Akdeniz ekosisteminin bir gerçeğidir. Her şeyden önce bunu kabullenip, bu balıklarla yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Güçlü çene ve diş yapılarından dolayı özellikle ticari balıkçıların av araçlarına ciddi zararlar veriyor. Daha dayanıklı av araçları geliştirilebilir. Burada toplumsal farkındalığın artırılması çok önemli. Sağlık personelimizin bu konuda ivedilikle bize yabancı olan bu türle ilgili eğitilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gıda dışında, kozmetik, gübre sanayi gibi alanlarda işleme teknikleri geliştirilerek bu balıkların üzerinde av baskısı oluşturulabilir."</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Limanlarda elleçlenen konteyner miktarı kasımda artarken yük miktarı azaldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-konteyner-miktari-kasimda-artarken-yuk-miktari-azaldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-konteyner-miktari-kasimda-artarken-yuk-miktari-azaldi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye limanlarında elleçlenen konteyner miktarı kasımda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,4 artarak 970 bin 871 TEU, yük miktarı ise yüzde 11 azalarak 38 milyon 216 bin 846 ton olarak gerçekleşti - Ocak-kasım döneminde ise limanlarda elleçlenen konteyner miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,2 artarak 11 milyon 458 bin 351 TEU, yük miktarı ise yüzde 4,7 azalarak 474 milyon 291 bin 189 ton oldu ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/12/limanlarda-elleclenen-konteyner-miktari-kasimda-artarken-yuk-miktari-azaldi-1702296333.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Limanlarda, elleçlenen, konteyner, miktarı, kasımda, artarken, yük, miktarı, azaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye limanlarında elleçlenen konteyner miktarı kasımda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,4 artarak 970 bin 871 TEU, yük miktarı ise yüzde 11 azalarak 38 milyon 216 bin 846 ton olarak belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü, kasım ayı konteyner ve yük istatistiklerini açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasımda limanlarda elleçlenen konteyner miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,4 artarak 970 bin 871 TEU'ya yükseldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yılın ocak-kasım döneminde ise limanlarda elleçlenen konteyner miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,2 artarak 11 milyon 458 bin 351 TEU olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasımda limanlarda elleçlenen dış ticarete konu konteyner miktarı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,3 azalarak 759 bin 637 TEU oldu. İhracat amaçlı konteyner yüklemeleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,9 artarak 389 bin 273 TEU'ya çıkarken, ithalat amaçlı konteyner boşaltmaları yüzde 5,3 azalarak 370 bin 364 TEU'ya geriledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Transit konteyner miktarı bu dönemde yüzde 5,9 artarak 153 bin 787 TEU'ya yükseldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>En fazla konteyner elleçleme işlemi, Ambarlı Liman Başkanlığı idari sınırlarında gerçekleşti. Ambarlı Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde 232 bin 805 TEU konteyner elleçlendi. Burayı, Kocaeli ve Mersin liman başkanlıkları takip etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz yoluyla yapılan en fazla ihracat amaçlı konteyner yüklemesini 41 bin 800 TEU ile Mısır'a giden konteynerler oluşturdu. En fazla konteyner boşaltması ise Yunanistan'dan gelen konteynerlerde gerçekleşti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Yük miktarı azaldı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Kasımda limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 azalarak 38 milyon 216 bin 846 ton oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ocak-kasım döneminde elleçlenen yük miktarı ise yüzde 4,7 azalarak 474 milyon 291 bin 189 ton olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasımda limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8 artarak 11 milyon 373 bin 109 ton, ithalat amaçlı boşaltma miktarı ise yüzde 14,8 azalarak 17 milyon 634 bin 731 ton oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dış ticaret taşımaları da aynı dönemde yüzde 7,1 azalarak 29 milyon 7 bin 840 tona geriledi. Transit yük taşımaları yüzde 33,4 azalarak 4 milyon 499 bin 80 ton, kabotajda taşınan yük miktarı da 4,7 gerileyerek 4 milyon 709 bin 926 ton olarak belirlendi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Limanlarda en fazla taşkömürü elleçlendi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Aliağa Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde toplam 6 milyon 242 bin 151 ton yük elleçlemesi gerçekleştirildi. Burayı, Kocaeli ve İskenderun liman başkanlıkları takip etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Elleçleme miktarına göre en fazla artış, kasımda taşkömürü (briketlenmemiş) yük cinsinde oldu. Kasımda limanlarda 2 milyon 100 bin 497 ton taşkömürü elleçlemesi gerçekleşti. Bunu yük cinsini mısır ve LNG izledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz yoluyla en fazla ihraç edilen yük cinsi de portland çimento oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz yoluyla yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesi 1 milyon 264 bin 9 tonla İtalya'ya yapılan taşımalarda gerçekleşti. Bu ülkeyi, Mısır'a ve Amerika'ya yapılan taşımalar izledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İthalatta en fazla yük ise 7 milyon 48 bin 690 tonla Rusya'dan yapılan taşımalarda elleçlendi.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çanakkale&amp;apos;de barajların doluluk oranı yüzde 70&amp;apos;e ulaştı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/canakkalede-barajlarin-doluluk-orani-yuzde-70e-ulasti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/canakkalede-barajlarin-doluluk-orani-yuzde-70e-ulasti</guid>
<description><![CDATA[ Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş: - &quot;Bu yıl önceki yıllardan farklı olarak sonbahar sonu ve kışta daha fazla yağış alacağız. Tek eksiğimiz uzun süreli kar yağışı&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/12/canakkalede-barajlarin-doluluk-orani-yuzde-70e-ulasti-1701932865.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çanakkalede, barajların, doluluk, oranı, yüzde, 70e, ulaştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Kasım ayında metrekareye 240 kilogram yağışın düştüğü <strong>Çanakkale</strong>'de, ölçümler tarihinin en yüksek kasım ayı yaşandı, sağanak, barajlardaki doluluk oranının iki kat artmasını sağladı.</span></span></p>

<p><span><span>Çanakkale ve ilçelerinde son günlerde etkili olan sağanakla birlikte barajlardaki doluluk oranı iki kat artarak yüzde 70'e ulaştı. Kentte uzun yıllar ortalaması kasım ayında 84,9 iken, bu yıl kasım ayında metrekarede 240 kilogram yağış kaydedildi. Ölçümler tarihinin en yüksek yağışlı kasımı yaşandı.</span></span></p>

<p><span><span>Son günlerde yaşanan sağanağın etkilerini AA muhabirine değerlendiren Prof. Dr. Türkeş, Türkiye'nin büyük bir bölümünde ve Akdeniz Havzası'nın bir bölümünde 2019 yılından beri sonbahar ve kış kuraklıklarının baskın olduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Bu nedenle son 5 yıldır sonbaharda özellikle ekin zamanı tohum atmanın toprağın kuru olması nedeniyle sorun olduğunu aktaran Türker, "Bu yıl da geçen yıldan ödünç bir kuraklık vardı. Bunun üzerine yaz kuraklığı eklendi. Kasım ayına kadar da kurak geçti. Bu kötüydü. Kasım ayında, son 6 aylık kuraklığın etkisini şimdilik gidermek değil ama hafifleten bereketli yağışlar aldık." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></p>

<p><span><span>Türker, bunun hem Marmara Bölgesi'nin büyük bir bölümü hem de Türkiye'nin bazı bölgeleri için de geçerli olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:</span></span></p>

<p><span><span>"Çünkü Marmara'da çok belirgin bir kuraklık vardı. Uzun süreli kuraklık indislerine baktığımızda 12-24 aylık ve odağında da Marmara Denizi ile İstanbul ve Çanakkale yöresini içeren bir kuraklık söz konusuydu. Şimdilik meteorolojik kuraklığın etkisini hafifleten yağış aldık. Çanakkale yöresinde ve İstanbul'da kar yağışı uzun süreli olmadığı için şimdilik şiddetli kuraklığı gideren ve ekim başına göre doluluk oranları pek çok barajda iki katına çıkan bir yağış aldık."</span></span></p>

<p><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20231204-33096755-33096754-CANAKKALEDE_BARAJLARIN_DOLULUK_ORANI_YUZDE_70E_ULASTI.jpg"></span></span></p>

<p><strong><span><span>- Barajlarda doluluk oranı yüzde 70</span></span></strong></p>

<p><span><span>Çanakkale'deki barajlarda ekim başına göre iki katı artış ve yüzde 70 doluluk oranı olduğunu aktaran Türkeş, sözlerine şöyle devam etti:</span></span></p>

<p><span><span>"Bayramiç Barajı'nda doluluk oranı ekim başında yüzde 17 idi, yüzde 35'e ulaşmış ama buradan şunu çıkarmamak lazım 'Ne güzel kuraklık bitti.' Böyle bir şey yok. İklim giderek çok daha değişken ve kuraklıkların sıklıklarının şiddetinin artma olasılığı bekleniyor önümüzdeki yıllarda. Bir de hava sıcaklığı yağış yağsın ya da yağmasın uzun süreli ortalamalardan, normallerden artık hep çok daha sıcak. Bu yıl da yağış aldık ama Akdeniz Havzası'nın büyük bir bölümünde, Güney Avrupa ve Türkiye bölgesi uzun süreli ortalamalardan daha sıcak. Tüm bölgeler değil ama Türkiye'nin kuzeybatı ve kuzeyi büyük bir olasılıkla orta enlem ve Akdeniz siklonları Türkiye'yi daha fazla etkilediği için normalin üzerinde yağış alabilir. Günlük hava tahmini değil bu.</span></span></p>

<p><span><span>Sonuçta Türkiye ve bölgesinde hava ve iklimi etkileyen geniş ölçekli basınç rüzgar sistemleri var. Bir de bizim uzak bağlantı desenleri adını verdiğimiz, atmosferik salınım indisleriyle gösterdiğimiz atmosferik salınım desenleri var. Bunlara baktığımızda bu yıl Kuzey Atlantik salınımının daha çok negatif evresini yani uzun süreli ortalamalardan daha sıcak ve yağışlı yani nemli ılıman koşulların olma olasılığı daha yüksek gözüküyor mevsimsel olarak. Bu güzel bir haber. Yani bu yıl önceki yıllardan farklı olarak sonbahar sonu ve kışta daha fazla yağış alacağız. Tek eksiğimiz uzun süreli kar yağışı."</span></span></p>

<p><span><span>- "Lodos fırtınası kıyısal su taşkınlarına yol açtı"</span></span></p>

<p><span><span>Yaşanan sağanakla denizlerin taşmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Türkeş, alçak kıyı kuşaklarında "fırtına kabarması"nın etkili olduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Çanakkale, İzmir ve güney kıyıları için lodos fırtınası ile Güney Marmara ve Karadeniz için karayel ve yıldızdan esen kuvvetli rüzgarların yol açtığı fırtına kabarmalarının kıyısal su taşkınlarına yol açtığını aktaran Türkeş, orta enlem siklonlarının derin olduğu her durumda geçmişte olduğu gibi yaşanabildiğini söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Bunlara karşı jeoteknik önlemlerin alınması gerektiğine işaret eden Türkeş, "Bundan sonra bütün kıyı kentlerimizde en az 2-3 metre yüksekliğe kadar olan kotlarda dalga fırtınasının etkisini azaltabilmek için denizel ekosistemleri bozmadan, kıyı ve kordonun gerisine, deniz içinde gelen fırtına dalgasının daha açıkta kırılmasını sağlayacak iri kaya blokları ile denizi tahkim etmemiz gerekiyor." önerisinde bulundu.</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trabzon&amp;apos;daki fırtınada dalgalara kapılarak kaybolan ikinci öğrencinin de cesedi bulundu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trabzondaki-firtinada-dalgalara-kapilarak-kaybolan-ikinci-oegrencinin-de-cesedi-bulundu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trabzondaki-firtinada-dalgalara-kapilarak-kaybolan-ikinci-oegrencinin-de-cesedi-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Vali Aziz Yıldırım: - &quot;Bulunduğuna seviniyoruz bir taraftan ama tabii ki cansız bedenlerine ulaştığımız için üzüntümüz büyük. Ailelerin acılarını paylaşıyoruz. Rabbim onlara hayırlı sabırlar ihsan etsin&quot; KAYIP İKİNCİ ÖĞRENCİNİN CESEDİNİN BULUNDUĞU BİLGİSİ VE VALİNİN AÇIKLAMALARI EKLENDİ ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/12/trabzondaki-firtinada-dalgalara-kapilarak-kaybolan-ikinci-ogrencinin-de-cesedi-bulundu-1701433584.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trabzondaki, fırtınada, dalgalara, kapılarak, kaybolan, ikinci, öğrencinin, cesedi, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Trabzon'un Beşikdüzü ilçesinde, 27 Kasım'da dalgalara kapılarak kaybolan lise öğrencilerinden Emir Berke Aşık'ın cansız bedeni bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlçenin Cumhuriyet Mahallesi sahilinde deniz fenerinin bulunduğu alanda, fırtına sebebiyle yükselen dalgalara kapılarak kaybolan Beşikdüzü Borsa İstanbul Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Emir Berke Aşık (16) ile Uğurcan Korkmaz'ı (15) arama çalışmalarına, dün akşam havanın kararmasıyla verilen aranın ardından sabah saatlerinde yeniden başlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aramaların beşinci günündeki çalışmalarda önce, Uğurcan Korkmaz'ın cansız bedeni Vakfıkebir ilçesinde kıyıya yakın bölgede bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Trabzon Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekiplerince denizden çıkartılan cenaze, Vakfıkebir Devlet Hastanesi morguna götürüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Beşikdüzü ilçesinde aramaları sürdüren ekipler, bir cesede daha ulaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kıyıya çıkartılan cesedin, Emir Berke Aşık'a ait olduğu belirlendi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Ailelerin acılarını paylaşıyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Beşikdüzü Limanı'na gelen Vali Aziz Yıldırım, öğrencilerin hayatını kaybetmesinin üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Devletin hiçbir imkanı ortaya koymaktan çekinmediğini belirten Yıldırım, "Devletimiz her şeyi ile buradaydı. Belediye, AFAD, Sahil Güvenlik, emniyet burada. AFAD'ın değişik illerinden gelen ekipleri burada. Ekipmanlar, helikopterler, su altı sonar cihazları burada. Bugün balıkçı kardeşlerimiz arama kurtarma çalışmalarına katıldılar. Hepsinden Allah razı olsun." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yıldırım, Korkmaz'ın cenazesinin kısa süre önce Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi ekiplerince bulunduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Şimdikini yine aynı şekilde arkadaşlarımız fark ettiler, çıkarttılar. Gereken bütün işlemler yapılıyor. Adli ve idari çalışmalar, soruşturmalar bu arada yapılacak, yapılıyor da. Olayın olduğu günden itibaren başlandı. Savcılarımız ve Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerimiz, bir taraftan zaten burada kaymakamlığımız işin başındaydı. Biz her zaman takip ettik, hep beraber buradayız."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öğrencilerin ikisinin cenazesinin de bugün bulunduğunu yineleyen Yıldırım, "Bulunduğuna seviniyoruz bir taraftan ama tabii ki cansız bedenlerine ulaştığımız için üzüntümüz büyük. Ailelerin acılarını paylaşıyoruz. Rabbim onlara hayırlı sabırlar ihsan etsin. Milli eğitimin, ailelerimizin başı sağ olsun. Onlar bizim evlatlarımızdı, hepimizin başı sağ olsun. Allah mekanlarını cennet eylesin." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yıldırım, çalışmalara katılan, gayret sarf eden ekiplere teşekkür ederek, "Onlar inanıyorum ki şehit hükmündedirler. Öyle düşünelim, dini açıdan onu söylüyoruz tabii ki. Allah'ın dediği olur, ailelerine yeniden sabırlar diliyorum." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Marmaris Boat Show&amp;quot; başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmaris-boat-show-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmaris-boat-show-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Muğla&#039;nın Marmaris ilçesinde düzenlenen Marmaris Boat Show-Deniz Araçları, Ekipmanları ve Aksesuarları Fuarı ziyaretçilerine kapılarını açtı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/marmaris-boat-show-basladi-1698245839.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmaris, Boat, Show, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Marmaris Ticaret Odası (<strong>MTO</strong>) ve Marmaris Uluslararası Yat Kulübü (<strong>MİYC</strong>) işbirliğinde <strong>Marmaris Belediyesi</strong> destekleriyle Netsel Marina Etkinlik Alanı'nda gerçekleştirilen ve üç gün sürecek organizasyona 50 şirket ve 100 marka katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kaymakam Nurullah Kaya, fuarın açılış töreninde, Ege ve Akdeniz'in kesiştiği noktadaki ilçenin marinacılık, yat bağlama ve çekek yeri kapasitesinin yüksek olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fuarın, denizciliğin daha iyi bir noktaya gelmesine önemli katkısı olacağını belirten Kaya, "Denizcilikte oldukça zengin bir geçmişe sahip bu coğrafyada bu tür organizasyonlar düzenlenmesi büyük önem taşıyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmaris Belediye Başkanı <strong>Mehmet Oktay</strong> ise etkinliği gelecek yıllarda dünyada anılan bir fuar haline getirmek için çalışacaklarını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>MTO Başkanı <strong>Mutlu Ayhan</strong> da Marmaris'in 452 kilometre ile Türkiye'nin en uzun kıyı şeridine ve denizcilik sektöründe oldukça köklü bir geçmişe sahip olduğunu dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmaris'in koyları, marinaları, tersaneleri ve sunmakta olduğu tekne bakım, onarım ve çekek hizmetleriyle deniz turizminde dünyanın en önemli destinasyonlarından olduğuna dikkati çeken Ayhan, "Ege'de Gökova'dan başlayarak Akdeniz'de Kalkan'a uzanan dünyanın en kıymetli mavi yolculuk rotalarının da merkezinde bulunuyoruz."diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ayhan, 60'lı yıllara kadar geçimini balıkçılık ve süngercilikle sağlayan ilçenin, bugün denizde ve karada 5 binin üzerinde tekneye aynı anda ev sahipliği yaptığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz araçları, yat ekipmanları ve aksesuarlarının sergilendiği fuarda, fotoğraf sergisi, söyleşi ve oturumlar gerçekleştirilecek.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya kıyılarında arkeolojik yüzey araştırmalarıyla bulunan gemi batığı sayısı 365&amp;apos;e ulaştı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalya-kiyilarinda-arkeolojik-yuzey-arastirmalariyla-bulunan-gemi-batigi-sayisi-365e-ulasti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalya-kiyilarinda-arkeolojik-yuzey-arastirmalariyla-bulunan-gemi-batigi-sayisi-365e-ulasti</guid>
<description><![CDATA[ Akdeniz kıyılarında sürdürülen su altı arkeolojisi yüzey araştırmalarında yeni gemi batıklarına ulaşarak envantere kazandırılıyor - Kumluca Orta Tunç Çağı Batığı Kazı Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz: - &quot;Bulduğumuz her batık büyük heyecan yaratıyor, batıklar tarihi açından kendi döneminin zaman kapsülü&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/11/antalya-kiyilarinda-arkeolojik-yuzey-arastirmalariyla-bulunan-gemi-batigi-sayisi-365e-ulasti-1701082476.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalya, kıyılarında, arkeolojik, yüzey, araştırmalarıyla, bulunan, gemi, batığı, sayısı, 365e, ulaştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Antalya kıyılarında yürütülen su altı arkeolojisi yüzey araştırmalarında milattan önce 7. yüzyıl ile milattan sonra 12. yüzyıl aralığına tarihlenerek envantere kaydedilen gemi batığı sayısı 365'e yükseldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kumluca Orta Tunç Çağı Batığı Kazı Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz ve ekibi, su altı kazı çalışmalarının yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığının izinleriyle Antalya ve Mersin kıyılarında su altı arkeolojisi yüzey araştırmaları da gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İleri teknoloji sonar cihazları ve robotların yardımıyla zorlu şartlarda gerçekleştirilen çalışmayla Antalya kıyılarında 15 yeni gemi batığı keşfedildi. Dünyanın "bilinen en eski batığı" olarak nitelenen Kumluca Orta Tunç Çağı Batığı'ndaki kazıların yanı sıra amforalar yüklü yeni gemi batıklarına ulaşılması heyecan yarattı. Bu keşiflerle 12 yılda bölgede ulaşılarak envantere kaydedilen gemi batığı sayısı 365 oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aynı zamanda Akdeniz Üniversitesi Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü Akdeniz Sualtı Kültür Mirası Anabilim Dalı Başkanı da olan Öniz, AA muhabirine, bu yıl 45 gün süren su altı arkeolojisi yüzey araştırmalarında önemli batıklara ulaştıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırmalarda ileri teknolojiyi kullandıklarını ifade eden Öniz, "Dünyanın en modern arkeoloji gemilerinden biriyle çalışma yürüttük. İleri seviye sonar cihazlarıyla su altı robotlarıyla çalıştık. Dalgıçlar olarak aletli dalış teknolojisiyle çalışma yaparak önemli sonuçlara ulaştık. " dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>UPL Ziraat firmasının destekleriyle çalışmaları yürüttüklerini aktaran Öniz, milattan önce 7. yüzyıl ile milattan sonra 12. yüzyıl zaman aralığına ait 15 arkeoloji gemi batığını bu sene milli envanterine kazandırmış olduklarını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/08_Nisan_04%20ekim_06_AA-33017959.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Her batığın üç boyutlu modellemesi yapılıyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Hakan Öniz, bir batığın kazısının bazen 10 yıl sürdüğünü, arkeologlar için en eski batığın önemli olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Her batığın üç boyutlu modellemelerini yaptıklarını aktaran Öniz, "Bazı batıklarda gemiler kıyıya çarparak 5 metrede batmış bazıları 45-50 metre derinliklerde. Kıyıya çarpan gemiler bazen 2 bin yıl boyunca fırtınaya maruz kalıyor. Geminin kargosu, ahşabı dağılıyor. Çok derinlerdeki batıkları fırtına etkilemediğinden geminin boyutları ve kargosu hakkında fikir sahibi olabiliyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öniz, batıkları dalga, fırtına ve deniz canlılarının olumsuz etkilediğine dikkati çekerek, "Karayip Korsanları filmindeki gibi gemi bulmamız mümkün olmuyor." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su altında yürütülen çalışmaların zorluğuna değinen Öniz, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bulduğumuz her batık büyük heyecan yaratıyor. Her batık tarihi açından kendi döneminin zaman kapsülü. Örneğin milattan sonra 12. yüzyıla tarihlenen bir batığın kazısını yapıyorsak 12. yüzyılda bulunmuş sikkeleri, o dönemin gemi teknolojisini, deniz ticaretini, amforalara ait türlü bilgiye o batıkta ulaşabiliyoruz. Milattan önce 7. yüzyıl batığıysa, örneğin Kıbrıs'tan amforalar taşıyan bu gemi Demre kıyılarında batmışsa, Kıbrıs'ta yetiştirilen zeytinyağı, şarap veya balık sosu gibi malzemeleri Demre kıyılarındaki bir antik kente veya daha batıda bir yere taşıdığını düşünürüz."</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz&amp;apos;de denizanası yoğunluğu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karadenizde-denizanasi-yogunlugu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karadenizde-denizanasi-yogunlugu</guid>
<description><![CDATA[ Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Levent Bat: - &quot;Su sıcaklığının artması nedeniyle rhizostoma pulmo türü, sıklıkla yığınlar meydana getirmektedir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/11/karadenizde-denizanasi-yogunlugu-1699961474.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karadenizde, denizanası, yoğunluğu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Sinop Üniversitesi</strong> Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimler Bölüm Başkanı <strong>Prof. Dr. Levent Bat</strong>, son dönemde Karadeniz'de yoğun denizanası varlığıyla ilgili, "Su sıcaklığının artması nedeniyle rhizostoma pulmo türü, sıklıkla yığınlar meydana getirmektedir." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bat, AA muhabirine, çevresel faktörlerin, jelimsi organizmaların popülasyon büyüklüğünü ve zamanlamasını doğrudan etkileyebildiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karadeniz'in en büyük jelimsi türü olan "<strong>deniz ciğeri</strong>" de denilen denizanası türü rhizostoma pulmonun son dönemde aşırı çoğaldığının belirlendiğine işaret eden Bat, "Denizanaları sıcaklık, tuzluluk ile su içinde yaşayan ve akıntıya bağlı hareket eden canlılar olarak bilinir. Su sıcaklığının artması nedeniyle rhizostoma pulmo türü, sıklıkla yığınlar meydana getirmektedir. Bazen bu yığılmalar büyük boyuta ve yoğunluğa dönüşmektedir. Denizanasının çoğalmasını sağlayan etkenlerden biri de etçil olması ve planktonlarla beslenmesidir." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rhizostoma pulmo denizanası türünün Karadeniz'de yüksek biyokütleye sahip olduğunu anlatan Bat, bulunduğu denizlere bağlı olarak su sıcaklığının yükselmesiyle bolluğu ve dağılımının arttığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizanasının yaz sonu ve sonbahar aylarında yoğun gözlendiğini belirten Bat, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Sonbahar ve kış aylarındaki fırtınalarla kıyılara atılır. Rhizostoma pulmo, muhtemelen kış aylarında açık deniz derinliklerine çekildiğinden takip eden yılın haziran sonuna kadar görülmeyebilir. Örneğin Samsun kıyılarında yaptığımız çalışmada, su sıcaklığının yüksek olduğu yaz aylarında artmaya başlayan popülasyonu sonbahar aylarında da yüksek oranda gözlenmiş, kış aylarının ikinci yarısından itibaren seyrekleşmeye başlamış ve bahar aylarında gözden kaybolmuştur. Bu veriler, su sıcaklığının rhizostoma pulmo türünün dağılımını etkilediği varsayımını da desteklemektedir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türün dünya üzerindeki dağılımının kuzey ve güney Atlantik Okyanusu, Karadeniz, Akdeniz ve Kızıldeniz şeklinde olduğunu belirten Bat, sözlerini, "Rhizostoma pulmo, Akdeniz ve Karadeniz'in bütün kıyılarında görülmekte, haziran-ağustos aylarında yoğun olarak bulunmaktadır." diye tamamladı.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ataköy&amp;apos;de yanan teknede bulunan 6 kişiden 4&amp;apos;ü yaralandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/atakoeyde-yanan-teknede-bulunan-6-kisiden-4u-yaralandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/atakoeyde-yanan-teknede-bulunan-6-kisiden-4u-yaralandi</guid>
<description><![CDATA[ Bakırköy Ataköy&#039;de yandıktan sonra batan teknede bulunan 6 kişiden 4&#039;ü yaralandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/atakoyde-yanan-teknede-bulunan-6-kisiden-4u-yaralandi-1698126283.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ataköyde, yanan, teknede, bulunan, kişiden, 4ü, yaralandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Alınan bilgiye göre, Ataköy'deki marinada henüz belirlenemeyen nedenle yanmaya başladıktan sonra batan teknedeki 6 kişiden 2'sinin kendi imkanlarıyla kurtulduğu, 4'ünün yaralandığı belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaralılar, bölgeye gelen 112 Acil Sağlık ekiplerince Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Yaralılardan 1'inin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bakırköy Ataköy'deki marinada gece saatlerinde bir teknede yangın çıkmıştı. Bölgeye gelen Kıyı Emniyeti ekipleri, yangının diğer deniz araçlarına sıçramaması için tekneyi açığa çekmişti. Ekiplerce söndürülen yangında ağır hasar alan tekne kısa süre sonra batmıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Limanlarda elleçlenen yük miktarı ekimde azaldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-yuk-miktari-ekimde-azaldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-yuk-miktari-ekimde-azaldi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye limanlarında elleçlenen yük miktarı, ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,5 azalarak 44 milyon 282 bin ton olarak gerçekleşirken konteyner miktarı yüzde 11,5 artarak 1 milyon 118 bin TEU oldu - Ocak-ekim döneminde ise limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1 gerileyerek 436 milyon 89 bin tona düştü ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/11/limanlarda-elleclenen-yuk-miktari-ekimde-azaldi-1699613157.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Limanlarda, elleçlenen, yük, miktarı, ekimde, azaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye limanlarında elleçlenen yük miktarı, ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,5 azalışla 44 milyon 282 bin tona gerilerken konteyner miktarı yüzde 11,5 artarak 1 milyon 118 bin TEU oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, ekim ayına ilişkin konteyner ve yük istatistiklerini açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buna göre, ekimde limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,5 azalarak 44 milyon 282 bin tona düştü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ocak-ekim döneminde ise elleçlenen yük geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1 düşerek 436 milyon 89 bin tona geriledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekim ayında dış ticaret taşımaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,5 gerileyerek 33 milyon 719 bin ton oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz yoluyla yapılan transit yük taşımaları yüzde 16,6 azalarak 5 milyon 273 bin tona indi. Aynı ayda kabotajda taşınan yük miktarı ise 5 milyon 290 bin tonla yüzde 1,3 azaldı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En fazla yük Kocaeli'de elleçlendi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Söz konusu ayda en fazla yük elleçlemesi 6 milyon 847 bin tonla Kocaeli Bölge Liman Başkanlığında gerçekleşirken burayı 6 milyon 818 bin tonla Aliağa, 6 milyon 283 bin tonla İskenderun bölge liman başkanlıkları takip etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekimde limanlarda 6 milyon 677 bin ton "40'lık dolu konteyner" elleçlemesi yapıldı. 40'lık dolu konteyner 492 bin 842 tonluk artışla bir önceki aya göre elleçleme miktarlarında en fazla artış gösteren yük cinsi oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz yoluyla en fazla ihraç edilen yük cinsi "portland çimento" olarak kayıtlara geçti. Bu yolla en fazla ithal edilen yük cinsinin ise ham petrol olduğu hesaplandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz yoluyla yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesi 1 milyon 302 bin tonla İtalya'ya yapılan taşımalarda gerçekleşti. İthalatta en fazla yük elleçlemesi 7 milyon 731 bin tonla Rusya'dan yapılan taşımalarda oldu. Ekimde en fazla elleçleme 13 milyon 407 bin tonla sıvı dökme yüklerde yapıldı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En fazla konteyner elleçlemesi Mısır'a</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ekimde limanlarda elleçlenen konteyner miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,5 artarak 1 milyon 118 bin TEU oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ocak-ekim döneminde ise limanlarda elleçlenen konteyner miktarı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,3 artışla 10 milyon 487 bin TEU olarak gerçekleşti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Elleçlenen dış ticarete konu konteyner miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,2 yükselerek 878 bin 416 TEU'ya ulaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kabotajda elleçlenen konteyner miktarı yüzde 0,3 artarak 66 bin 232 TEU'yu buldu. En fazla konteyner elleçleme 261 bin 963 TEU ile Ambarlı Bölge Liman Başkanlığında gerçekleşti. Burayı 202 bin 147 TEU ile Kocaeli ve 168 bin 852 TEU ile Mersin bölge liman başkanlıkları takip etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yunanistan, ekimde 121 bin 744 TEU ile en fazla konteyner elleçlemesi yapılan ülke olarak kayıtlara geçti. En fazla ihracat amaçlı konteyner yüklemesini 45 bin 889 TEU ile Mısır'a giden konteynerler oluşturdu. En fazla ithalat amaçlı konteyner boşaltması ise 64 bin 775 TEU ile Yunanistan'dan gelenlerle yapıldı.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ege Denizi&amp;apos;ndeki ısınmanın küresel etkileri olabilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ege-denizindeki-isinmanin-kuresel-etkileri-olabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ege-denizindeki-isinmanin-kuresel-etkileri-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe: - &quot;İklim değişikliğinin Ege Denizi&#039;ndeki en önemli etkilerinden birisi, soğumanın etkisiyle yoğunluğu artan suların, geçmiş dönemlerde Akdeniz’in 2 bin ila 4 bin metre derinliklerine çökerken, günümüzde ancak 200-300 metrelere çökebilmesidir. Bu tüm Akdeniz&#039;i etkileyecek bir faktör ve eğer Akdeniz&#039;deki bu sistem yavaşlarsa Atlantik Okyanusu&#039;nu ve dolayısıyla dünyayı etkileyecektir&quot; - &quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/ege-denizindeki-isinmanin-kuresel-etkileri-olabilir-1697621625.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ege, Denizindeki, ısınmanın, küresel, etkileri, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Dokuz Eylül Üniversitesi </strong>Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı<strong> Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe</strong>, iklim değişikliğinin denizlerdeki ısınmayı artırması nedeniyle Ege Denizi'ndeki su çökmelerinin eskisi kadar derinde gerçekleşmediğini, bu durumun Akdeniz üzerinden Atlantik Okyanusu'nu etkileyeceğini ve tüm okyanuslardaki sıcaklıkların daha hızlı artmasına neden olacağını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA'nın <strong>Ege Denizi</strong>'ni tehdit eden risk faktörlerini incelediği ve 3 haberden oluşan haber dosyasının birinci bölümünde, denizdeki ısınma, değişen akıntı sistemleri ve kirlilik konuları ele alındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ege Denizi, iklim değişikliğinin etkisiyle yılda ortalama 0,05 derece ısınırken bu ısınma, denizin, ana akıntı sisteminin bir parçasını oluşturması nedeniyle küresel olarak da bir tehdit potansiyeli taşıyor. İnsan faaliyetlerinden kaynaklı kirlilik ve istilacı türlerin sayısındaki artış gibi faktörler de ısınmayla birleşerek Ege Denizi için risk oluşturuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Beşiktepe, denizler için iklim çalışması yapabilecek kalitedeki verilerin tüm dünyada 1980'den sonra toplanabildiğini belirterek, "Bu tarihten günümüze kadar Kuzey Ege, Marmara ve Karadeniz'deki verilere göre, sıcaklık yılda ortalama 0,06 derece sıcaklık artıyor. Bu rakam Ege Denizi'nde 0,05, Marmara Denizi'nde 0,064, Batı Karadeniz'de 0,06, Akdeniz’in genelinde ise 0,04 derece. Akdeniz'in tümü 1,2 derece ısınırken Ege Denizi 30 yılda yaklaşık 1,5 derece ısınmış." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ege Denizi'nin, Doğu Akdeniz'in bir parçası olduğunu, iklim değişikliği bütün sistemlerde aynı etkiyi göstermediği için buradaki değişimi anlayabilmek için öncelikle Akdeniz'deki sistemin anlaşılması gerektiğini kaydeden Beşiktepe, Atlantik Okyanusu'ndan gelen yüzey akıntısının Cebelitarık Boğazı'ndan geçerek Akdeniz'in güney kıyılarını dolaşıp Ege Denizi'ne ulaştığını, burada da suyun soğuyarak derinlere çöktüğünü ve Avrupa kıyılarını geçip alt akıntı olarak tekrar Atlantik'e ulaştığını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Beşiktepe, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu dolaşım sistemi, okyanustaki taşıyıcı bant (conveyor belt) sisteminin minyatürüdür. Akdeniz'deki taşıyıcı banda enerji veren derin su oluşumlarıdır ve bunlardan biri de Ege'deki su çökmeleridir. İklim değişikliğinin Ege Denizi'ndeki en önemli etkilerinden birisi, soğumanın etkisiyle yoğunluğu artan suların, geçmiş dönemlerde Akdeniz’in 2 bin ila 4 bin metre derinliklerine çökerken, günümüzde ancak 200-300 metrelere çökebilmesidir. Bu tüm Akdeniz'i etkileyecek bir faktör ve eğer Akdeniz'deki bu sistem yavaşlarsa Atlantik Okyanusu'nu ve dolayısıyla dünyayı etkileyecektir. Yani Ege Denizi'ndeki değişimler tüm dünyayı etkiliyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><em>"Atmosfer etkisiyle ısınan deniz yüzey suyu, Gulf Stream ile kuzeye kutuplara doğru taşınıyor ve burada soğuyarak dibe çöküyor. Bu çökme, karbondioksidi tutan canlıları da suyun altına göndererek okyanusu karbon deposuna çeviriyor ve sistemde yavaşlama olması durumunda hem atmosferdeki karbondioksit miktarı hem de Pasifik'ten gelip Kuzey Kutbu'na ulaşan sıcak suların soğuyamaması nedeniyle okyanus sıcaklığı daha hızlı artacaktır"</em></span></span></p>

<p><span><span><span>Akdeniz’deki bu taşıyıcı bandın işleyişi ve taşıdığı suların özelliğindeki değişimlerin Akdeniz’den Atlantik'e giden suların özelliklerini değiştirdiğini ifade eden Beşiktepe, şunları aktardı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Son yıllarda yapılan çalışmalar, bu değişimlerin, Gulf Stream (körfez akıntısı) akıntısının da parçası olduğu okyanus taşıyıcı bandının yavaşlayabileceğini gösteriyor. Yani Ege Denizi'nde oluşan suların, dünya iklimini düzenleyici rolü olan okyanus taşıyıcı bandını değiştireceği kesin görünüyor. Bunun değişmesi, yavaşlaması, dünyanın iklim dengesinde ciddi problemlere neden olur."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Atmosfer etkisiyle ısınan deniz yüzey suyunun, Gulf Stream ile Kuzey Kutbu'na doğru taşındığını ve burada soğuyarak dibe çöktüğünü işaret eden Beşiktepe, bu çökmenin karbondioksidi tutan canlıları da suyun altına göndererek okyanusu karbon deposuna çevirdiğini, yavaşlama olması durumunda hem atmosferdeki karbondioksitin hem de Pasifik'ten gelerek Kuzey Kutbu'na ulaşan sıcak suların soğuyamaması nedeniyle okyanus sıcaklığının daha hızlı artacağını vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ege Denizi'nin etkilediği denizlerden birinin de Marmara Denizi olduğunu hatırlatan Beşiktepe, "Marmara Denizi'nin derin sularına oksijeni, Ege Denizi sağlamaktadır. Isınma nedeniyle Ege Denizi'nin yeterli yoğunluğa ulaşamayan suları, Marmara Denizi derinliklerine çökemeyecek ve oksijen sağlayamayacaktır. Bu da Marmara Denizi alt sularında oksijensizliğe yol açacaktır." sözlerini sarf etti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Kirlilik</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İklim çalışmalarında en zorlu ve dikkat edilmesi gereken konunun insan kaynaklı etkilerle doğal etkileri birbirinden ayırmak olduğunu dile getiren Beşiktepe, iklim değişikliğinde istikrarlı bir artış eğiliminden bahsedilirken, bunun üzerine insan etkisiyle binmiş, farklı zaman ölçeklerinde, farklı etkiler bulunduğunu, bunlardan birinin de kirlilik olduğunu bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ege Denizi'nde İzmir Körfezi ve Gediz Nehri'nin döküldüğü bölgeler ile Güllük Körfezi'nin kuzeyi, Edremit Körfezi ve Ayvalık'ın ciddi anlamda kirli olduğundan bahseden Beşiktepe, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bunun sebebi insan kaynaklı kirleticiler ama sistemin yapısında da değişimler var. Dere ve yer altı suları çok fazla kullanımdan dolayı kirlendiği, bunun üzerine bir de ısınma geldiği için buradaki akıntı sistemleri değişti. Artık bunlar eskiden bildiğimiz haliçler değil, suyun akıntı sisteminin çok iyi çalışmadığı, suların kalış sürelerinin uzun olduğu sistemler olmaya başladı. Son yıllarda balık çiftlikleri, kıyıdaki yapılaşmanın artması, arıtma tesislerinin yeterli olmaması gibi nedenlerle kirlilik artmaya başladı."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En kötü senaryo</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Beşiktepe, sıcaklık artışıyla birlikte özellikle Kızıldeniz'den gelen istilacı türlerin Ege Denizi'nde çok rahat yaşamaya başladığına ve gelen yırtıcı türlerin balık stoklarına ciddi zarar verdiğine dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ege Denizi'nde bu yıl çok ciddi bir denizanası problemi yaşandığından bahseden Beşiktepe "Bozulan ekosistem ve ısınmayla birlikte denizanalarının sayıları artmaya başladı. Bunun turizmi etkileyeceğini düşünüyorum. Böyle giderse en kötü senaryoda, çok daha farklı, balık yapısı tamamen değişmiş, kıyıları kirlenmiş, denizanası istilasına uğramış bir deniz görebiliriz." tahmininde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Beşiktepe, kirlilik kaynakları ve çözüm önerilerini şöyle sıraladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"En önemli kirlilik nedenleri, kıyıdan verdiğimiz atık sular, kıyıda yarattığımız atıklar ve tarım. Tarımdaki aşırı gübre kullanımı ve sulama, yer altı sularıyla denize gidiyor. Denize bu kadar kolay su bırakmamalıyız. Tarım şeklimizi çok iyi değerlendirmemiz, en önemlisi de yer altı ve nehir sularının denize bu kadar kolayca gitmesini engellememiz lazım. Özellikle sulak alanları koruyarak bu suların karada vakit geçirmesini sağlamamız lazım. Ege'de yerleşim yerlerinin nüfusu 100 binken, turizm sezonunda 1 milyona çıkıyor. Bunu bizim arıtma tesislerimiz kaldırabiliyor mu? Zannetmiyorum. Bütün bunları planlayıp bizim artık denize atık göndermememiz gerekiyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Amatör denizcilik ailesine yaklaşık 18 bin kişi daha katıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/amatoer-denizcilik-ailesine-yaklasik-18-bin-kisi-daha-katildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/amatoer-denizcilik-ailesine-yaklasik-18-bin-kisi-daha-katildi</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: - &quot;Mayıs ve ekim dönemini içeren 6 ay içinde açık denizlerde verdiğimiz uygulamalı eğitimlerde 17 bin 672 kişi sertifika almaya hak kazandı&quot; - &quot;Denizci millet, denizci ülke hedefi, ortaya konan bu ilgiyle daha da güçlü yeşerecek&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/11/amator-denizcilik-ailesine-yaklasik-18-bin-kisi-daha-katildi-1699594278.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Amatör, denizcilik, ailesine, yaklaşık, bin, kişi, daha, katıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı <strong>Abdulkadir Uraloğlu</strong>, amatör denizcilik uygulamalı eğitimlerine 19 ilden 62 yelken kulübü vasıtasıyla 17 bin 755 başvuru yapıldığını belirterek, "6 ay içinde açık denizlerde verdiğimiz uygulamalı eğitimlerde 17 bin 672 kişi sertifika almaya hak kazandı." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, yazılı açıklamasında, <strong>Türkiye Yelken Federasyonu</strong> ile <strong>Denizcilik Genel Müdürlüğü </strong>arasındaki işbirliği protokolü çerçevesinde düzenlenen eğitimlerin yoğun ilgiyle karşılandığına dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açık denizlerde verilen eğitimlere 19 ilden 62 yelken kulübü vasıtasıyla 17 bin 755 başvuru yapıldığını bildiren Uraloğlu, "Mayıs ve ekim dönemini içeren 6 ay içinde açık denizlerde verdiğimiz uygulamalı eğitimlerde 17 bin 672 kişi sertifika almaya hak kazandı. Denizci millet, denizci ülke hedefi, ortaya konan bu ilgiyle daha da güçlü yeşerecek." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Eğitimlere en çok başvurunun 9 bin 768 kişiyle Marmara Bölgesi'nden yapıldığına işaret eden Uraloğlu, "Uygulama eğitim merkezlerinin sayısı ve kapsadığı alan, vatandaşlarımızın yoğun ilgisi nedeniyle, her geçen gün artırılmakta. 44 kulüple başlayan uygulama eğitimleri geçen süre içinde 62 kulübe çıkarıldı." bilgisini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_ab132e3a1900ebb0046a05aca950ad5e.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Özel tekne sayısı 120 bini geçti"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Bakan Uraloğlu, amatör denizcilik eğitimlerinin içeriğine ilişkin ise şu bilgileri verdi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu kapsamda 10 saatlik teorik çevrim içi eğitimlere, 4 saatlik Türkiye Yelken Federasyonu işbirliğiyle açık denizde uygulamalı yüz yüze eğitimler eklendi. Alınan pratik eğitimle vatandaşlarımız teknelerle ve denizle hasbihal oldu. Eğitimler şişme botlar, dıştan takma motorlu tekne ve yelkenli teknelerde veriliyor. Eğitimler tamamlandıktan sonra sınava sevk edilerek, sınavda başarılı olanlar, belgelerini en yakın kart basımı yapılan liman başkanlıklarımızdan teslim alabilmekteler ya da e-Devlet üzerinden alınan doğrulanabilir barkodlu çıktıyla özel teknelerini kullanabiliyorlar. Bu eğitimlerimizle tohumlarını attığımız denizci millet, denizci ülke hedefinin daha da güçlü yeşermesini sağlamaya çalışıyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, proje kapsamındaki denizcilik kültürünün yaygınlaştırılması hedefinin özel tekne üretimine katkı sağladığına da değinerek, söz konusu katkının artarak devam edeceğini anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özel tekne sayısının, Kovid-19 salgını koşullarına rağmen, projenin devam ettiği süre içinde arttığını kaydeden Uraloğlu, "Özel tekne sayısı 120 bini geçmiştir. Deniz turizminin de bu büyümeden olumlu yönde etkilenmesi kaçınılmazdır." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivas&amp;apos;ta Kızılırmak kenarında patlamamış top mermisi bulundu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sivasta-kizilirmak-kenarinda-patlamamis-top-mermisi-bulundu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sivasta-kizilirmak-kenarinda-patlamamis-top-mermisi-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Sivas&#039;ta bir balıkçının Kızılırmak kenarında bulduğu patlamamış top mermisi imha edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/sivasta-kizilirmak-kenarinda-patlamamis-top-mermisi-bulundu-1697062254.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sivasta, Kızılırmak, kenarında, patlamamış, top, mermisi, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kızılırmak kenarında balık tutan Ahmet Gökçe (62) patlamamış top mermisi gördü. Askerliğini topçu olarak yapan Gökçe'nin ihbarı üzerine olay yerine bomba imha ekipleri sevk edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgede güvenlik önlemi alınmasının ardından uzman ekipler, top mermisini kontrollü olarak imha etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gökçe, gazetecilere balık tuttuğu sırada bir kısmı toprağa gömülü top mermisini gördüğünü söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Daha sonra polislere haber verdiğini anlatan Gökçe, "Patlamamış mermi buraya nasıl geldi, ben de merak ediyorum. Çamura gömülmüş şekildeydi." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Okyanuslar küresel ısınmanın etkisiyle sürekli değişiyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/okyanuslar-kuresel-isinmanin-etkisiyle-surekli-degisiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/okyanuslar-kuresel-isinmanin-etkisiyle-surekli-degisiyor</guid>
<description><![CDATA[ Denizlerdeki sıcak hava dalgası olayları her 5 ila 10 yılda bir artarak daha yaygın hale gelirken, soğuk hava dalgaları seyrekleşti - Antarktika&#039;daki deniz buzu bu yıl dramatik şekilde küçülerek mayıs ve haziranda kayıtlardaki en düşük seviyeye indi ve Polonya&#039;nın 7 katından daha büyük bir bölgeye karşılık gelen 2,2 milyon kilometrekarelik alan kaybetti ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/11/okyanuslar-kuresel-isinmanin-etkisiyle-surekli-degisiyor-1698819579.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Okyanuslar, küresel, ısınmanın, etkisiyle, sürekli, değişiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Araştırmacılar, küresel ısınmanın etkisiyle okyanusların sürekli değiştiğini ve okyanus sistemlerinde bir dizi olağandışı gelişmenin yaşandığını tespit etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen ve küresel okyanus analiz ve tahmini merkezi olan Mercator Ocean International tarafından uygulanan okyanus gözlem programı Copernicus Marine Service'in Okyanus Durumu Raporu yayımlandı. Rapor, 14 ülkedeki 30 kurumdan 80'in üzerinde katılımcının katkısıyla uluslararası bilimsel iş birliği çerçevesinde oluşturuldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Raporda, okyanus sirkülasyonundaki düşüş, biyolojik üretimdeki değişimler ve yoğunlaşan ısı dalgaları dahil olmak üzere, okyanus sistemlerindeki bir dizi olağandışı gelişme analiz edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buna göre, küresel deniz yüzeyi sıcaklığı nisanda 21,1 dereceyle rekor seviyeye ulaştı ve haziran-ağustos döneminde okyanusların çeşitli bölgelerinde iklim, biyolojik çeşitlilik ve topluluklar üzerinde olumsuz etkilere yol açan yoğun deniz ısı dalgası olayları yaşandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırmacılar, okyanusların geçen yüzyıla kıyasla daha hızlı ısındığını ve yükseldiğini tespit etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizlerdeki sıcak hava dalgası olayları her 5 ila 10 yılda bir artarak daha yaygın hale gelirken, soğuk hava dalgaları seyrekleşti. Okyanusların sağlığına bağlı olan deniz türleri ve insan faaliyetleri için tehdit oluşturan sıcak hava dalgalarının, denizlerdeki doğal yaşam alanlarını ve besin zincirlerini kalıcı olarak değiştirerek tüm ekosistemi etkileme riski bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Deniz seviyesi en hızlı Baltık Denizi'nde yükseldi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Antarktika'da deniz buzu bu yıl dramatik şekilde küçülerek mayıs ve haziranda kayıtlardaki en düşük seviyeye indi. Antarktika buzu, Polonya'nın 7 katından daha büyük bir bölgeye karşılık gelen 2,2 milyon kilometrekarelik alan kaybetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arktik deniz buzunun 1979'dan beri 3,5 milyon kilometrekare kaybederek sürekli azaldığı tespit edildi. Bu rakam, İspanya'nın 7 kat büyüklüğünde bir alana eşit. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz seviyesi en hızlı Baltık Denizi'nde yükselirken, bunu Kuzey Batı Sahanlığı ve İber-Biskay-İrlanda Denizleri takip etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Okyanuslardaki sıcaklık artışı ve olağandışı hava koşulları nedeniyle, İskoçya çevresindeki sularda 2021 yazında iki deniz planktonu patlaması yaşandı ve deniz turkuaz renge büründü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım 2021'de şiddetli bir siklon olan Blas Fırtınası'nın ardından, Balear Adaları'nda son 9 yılın en yoğun kabarma olayı görüldü. Kıyı kabarması, açık deniz suları ve kıyı ekosistemlerini birbirine bağlarken, su kalitesini, balıkçılığı ve su ürünleri yetiştiriciliğini olumsuz etkiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rapora göre, 2017-2019 döneminde Grönland-İskoçya Sırtı üzerinde okyanus ısı alışverişinde yüzde 4 ila 9 arasında düşüş kaydedildi.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz Küreği Dünya Şampiyonası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/deniz-kuregi-dunya-sampiyonasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/deniz-kuregi-dunya-sampiyonasi</guid>
<description><![CDATA[ Kürek Milli Takımı, ilk kez parakürek branşında katıldığı Deniz Küreği Dünya Şampiyonası’ndan 4. oldu ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/deniz-kuregi-dunya-sampiyonasi-1696339135.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, Küreği, Dünya, Şampiyonası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Türkiye Kürek Milli Takımı</strong>, ilk kez parakürek branşında katıldığı <strong>Deniz Küreği Dünya Şampiyonası</strong>’ndan 4. olma başarısını gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye Kürek Federasyonundan yapılan açıklamada, Barletta kentinde düzenlenen organizasyonda <strong>Ebru Akınal</strong> ve <strong>Muharrem Dakın </strong>ikilisinden oluşan Parakürek Mix İki Çifte ekibi, yarışmayı 4. sırada tamamladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bir olimpik sporcu ile bir parakürek sporcusundan oluşan ekiplerin yarıştığı PR3 (Para-Rowing 3) klasmanı mix iki çifte kategorisinde gelen bu derece ile Muharrem Dakın ilk kez derece elde eden parakürek sporcusu olurken Kürek Milli Takımı olimpik sporcusu Ebru Akınal ise bu branşta elde ettiği dereceyle bir ilke imza attı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıklamada görüşlerine yer verilen milli sporcu Ebru Akınal, bu başarıdan dolayı çok mutlu olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlk kez parakürek kategorisinde yarışa katıldıklarını aktaran Ebru, "Biz sporcular için yepyeni bir deneyimdi ve kendi sınırlarımızı çok zorladığımız bir yarış oldu. Deniz küreğinde ilk kez yer alan PR3 kategorisi ve kadınlar tek çifte kategorisinde yarıştım. Özellikle PR3 yarışı benim için çok farklı bir deneyimdi. Parkur zorluydu, çok yakın biten bir yarışla dördüncü olduk. Finalde rakibimiz ev sahibi İtalya ile karşılaştık. Tribünde yer alan tüm İtalyan taraftar tarafından tebrik edildik. İlerleyen senelerde hem parakürek hem de deniz küreği yarışlarında Türkiye’yi daha iddialı bir şekilde temsil edeceğimizin işaretini verdik. Çok şey öğrendiğimiz ve kendimizi geliştirdiğimiz bir şampiyona oldu." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Parakürek Milli Takımı Sporcusu Muharrem Dakın ise daha çok çalışarak yeni başarılara imza atacaklarını ifade ederek, "Türkiye Kürek Milli Takımı olarak katıldık. Bunun yanı sıra Türk küreğini paralimpik kategoride ilk defa temsil ederek varlığımızı ve bundan sonra da olacağımızı gösterdik. Her ne kadar istediğimiz sonucu elde edemesek de olimpik seviyede olan diğer atletler karşısında tutunmayı başardık ve neye muktedir olduğumuzu anladık. Bu sefer dünya dördüncüsü olarak dönüyoruz. " ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizcilikte elleçlenen yıllık yük miktarı 542 milyon tonu geçti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denizcilikte-elleclenen-yillik-yuk-miktari-542-milyon-tonu-gecti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denizcilikte-elleclenen-yillik-yuk-miktari-542-milyon-tonu-gecti</guid>
<description><![CDATA[ Seyr-i Sefain İdaresinin taşıdığı yük, 1923&#039;te 53 bin 869 ton iken Ekim 2023 itibarıyla 392 milyon tonu aştı - Denizcilik sektöründe 2022&#039;de elleçlenen yük miktarı ise 542 milyon tonun üzerine çıktı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/denizcilikte-elleclenen-yillik-yuk-miktari-542-milyon-tonu-gecti-1698644749.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denizcilikte, elleçlenen, yıllık, yük, miktarı, 542, milyon, tonu, geçti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Cumhuriyet'in ilanının ardından Türkiye, denizcilik alanında devrim niteliğinde düzenlemeler yaparken elleçlenen yük miktarı yıllık 542 milyon tonu geçti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Anadolu Ajansının (AA) Cumhuriyet'in 100. yılı nedeniyle hazırladığı dosya haberler kapsamında AA muhabirinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından edindiği bilgiye göre, Türk denizcilik tarihinde Osmanlı dönemi önemli bir yere sahip bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buharlı makinelerin icadıyla endüstri devrimi başlarken denizcilik de farklı boyuta taşındı. Yeni sistemlerin gemilerde kullanılmaya başlamasıyla gemiler kış aylarında da seyir kabiliyetine kavuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Osmanlı denizciliği de 1820'lerin sonunda bu teknolojiyle tanıştı ve 1840'tan itibaren gemilerde söz teknolojilerin kullanımı yaygınlaştı. Gemilerin savaşın yanı sıra ticari alanda da kullanımı ön plana çıkmaya başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Cumhuriyet dönemine gelindiğinde, denizcilik alanında faaliyetlerin az olduğu görülerek yeni bir bakış açısıyla faaliyetlerin artması yönünde çalışmalara hız verildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda, 1927 sonu itibarıyla yalnızca Seyr-i Sefain İdaresine ait gemilerin ağırlığı 64 bin tonu geçti ve 1923 filosunun neredeyse 3 katına ulaşıldı. Yolcu taşımacılığı hizmetleri de zenginleştirildi, 1932'de toplam 179 bin ton olan Türkiye filosu 1938'de 250 bin tonu aştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tatvan ile Van arasında vagon taşımacılığı sistemi kuruldu. Tatvan'da tersane açıldı ve bölgedeki denizcilik faaliyetleri artırıldı. 1950 yılı itibarıyla 18 grostondan büyük gemi sayısı 2 bin 197 oldu, toplam kapasite 534 bin 876 tona yükseldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizcilik alanındaki ihtiyaçlar ve kabiliyetlerin artırılması için 1 Mart 1952'de Denizcilik Bankası Türk Anonim Ortaklığı kuruldu. Burada yük ve yolcu taşımacılığının kapasitesinin artırılması, liman ve tesislerin geliştirilmesi hedeflendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizcilik Bankasının çabalarıyla da artan denizcilik faaliyetleri, 1980'li yıllarda ivme kazandı. Limanların işletme hakkının Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından özel sektöre verilmesiyle doğan rekabet ortamı, limancılık faaliyetlerinin de gelişimini sağladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizcilik, yük ve yolcu taşımacılığında Cumhuriyet'in kurulduğu 1923'ten itibaren çok büyük bir büyüme gerçekleştirdi. Seyr-i Sefain İdaresinin taşıdığı yük 1923'te 53 bin 869 ton iken bugün sadece Ekim 2023 itibarıyla 392 milyon tonu geçti. Denizcilik sektöründe 2022'de elleçlenen yıllık yük miktarı ise 542 milyon tonu aştı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Denizcilikte son 20 yıllık atılımlar</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Gerek Osmanlı zamanında başlayan denizcilik alanındaki çalışmalar, gerek Türkiye Cumhuriyeti tarafından geliştirilen denizcilik sektörü, son 20 yılda büyük atılımlar yaptı. Sektörde sadece 2022 yılı cirosu 531 milyar lirayı aştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu dönemde liman tesis sayısı 149'dan 217'ye çıktı. 2002 yılında 37 olan tersane sayısı 84'e ulaştı. Ayrıca 156 tekne imal yeri, 25 adet çekek yeri ve 23 gemi geri dönüşüm tesisi bulunuyor. Türk sahipli deniz ticaret filosu 2002'den bu yana 4,4 kat artarak 39 milyon detveyti geçti. 2004'te hizmete başlayan Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi, teknoloji ve ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirildi. ASELSAN tarafından üretilen, radar, elektro-optik kamera ve radar yön bulucu sistemleri entegre edilerek yerli üretim oranı azami seviyeye çıkarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ülke Paris MoU'da beyaz bayrak listesinde yer alma hedefini 2008'de gerçekleştirdi. 2021'de ise Türk bayraklı gemilere gerçekleştirilen 193 denetimde sadece 1 Türk bayraklı gemi tutuldu.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ankara&amp;apos;da Kösrelik Issık Göleti Mesire ve Rekreasyon Alanı açıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ankarada-koesrelik-issik-goeleti-mesire-ve-rekreasyon-alani-acildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ankarada-koesrelik-issik-goeleti-mesire-ve-rekreasyon-alani-acildi</guid>
<description><![CDATA[ Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok: - &quot;Bu tesisin tamamını 42 milyon liraya yaptık. İhale yapılsa 150-200 milyon liradan aşağı yapılmazdı. Keçiören Belediyesi az parayla çok iş yapıyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/ankarada-kosrelik-issik-goleti-mesire-ve-rekreasyon-alani-acildi-1697518477.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ankarada, Kösrelik, Issık, Göleti, Mesire, Rekreasyon, Alanı, açıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Keçiören Belediyesince yapımı tamamlanan 300 bin metrekarelik "<strong>Kösrelik Issık Göleti Mesire ve Rekreasyon Alanı</strong>"nın açılışı yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Keçiören Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, tesisin açılışına Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, AK Parti Ankara Milletvekili Vedat Bilgin, AK Parti Keçiören İlçe Başkanı Zafer Çoktan, BBP Keçiören İlçe Başkanı Hasan Hüseyin Atabey, ABB Meclis Başkan Vekili Fatih Ünal, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tesis hakkında bilgiler veren Altınok, rekreasyon alanının Ankara'ya yeni bir nefes adası ve doğal yaşam alanı olarak kazandırıldığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/baskentin-yeni-nefesi-issik-goleti-mesire-alani-hizmete-acildi.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Altınok, şehrin gürültüsünden bunalan Ankara halkını Kösrelik Issık Göleti'ne davet ederek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Gölet adeta kurmak üzereydi aldığımızda. Göleti besleyen su damarları kapanmış, debisi düşmüştü. Devlet Su İşlerinden aldıktan sonra kanalları açtık ve debisi yükseldi. Şimdi göletimizde, ördek, karabatak ve balık var. İnsanlar balık tutmaya geliyor. Ücretsiz bisikletlerimiz, 1650 metre uzunluğunda yürüyüş ve bisiklet yolumuz var. Parklarımız, macera alanlarımız, spor tesislerimiz ve camimiz var. Şu anda 15 bin adet dikili fidanımız var."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kösrelik Issık Göleti Mesire ve Rekreasyon Alanı'nı inşa ederken belediyenin imkanlarını kullandıklarını ve büyük tasarruf sağladıklarını da dile getiren Altınok, şu değerlendirmede bulundu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu hizmetlerimizi kendimiz yapıyoruz. 300 bin metrekarelik alanı normalde ihale ile yapsanız 150-200 milyon liraya bu hale getirirsiniz. Biz 1 yıl sürmeden burayı tamamladık. Ankara Milletvekili Lojmanlarımızın olduğu bölgede Ankara Büyükşehir Belediyesi bir park yapıyor, inanın 10-15 dönümlük bir yer burası ve daha 2 yıldır bitirilemedi. Tabii hizmetlerimizin sırrı şöyle. Biz burayı yeniden ıslah ettik. Elektrik yoktu, elektrik getirdik. Su yoktu, su getirdik. Altyapı ve kanalizasyon getirdik. Bunların tamamı masraf. Dolayısıyla biz bu tesisin tamamını 42 milyon liraya yaptık. İhale yapılsa 150-200 milyon liradan aşağı yapılmazdı. Keçiören Belediyesi az parayla çok iş yapıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Keçiören Belediyesi olarak ufak bir bütçe ile çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Altınok, "1 milyar 600 milyon lira bütçesi olan Keçiören Belediyesi, 60 milyar lira bütçesi olan Ankara Büyükşehir Belediyesinden daha çok eser ve hizmet yapabilir mi? Matematiğinizi zorlayın. Normalde yapılmaz ama minnacık bütçe ile Ankara Büyükşehir Belediyesinden daha çok eser ve hizmet yapıyoruz." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Atatürk Barajı&amp;apos;na 7 milyon 181 bin balık yavrusu bırakıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ataturk-barajina-7-milyon-181-bin-balik-yavrusu-birakildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ataturk-barajina-7-milyon-181-bin-balik-yavrusu-birakildi</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünce yürütülen &quot;İç Sularda Balıklandırma Projesi&quot; kapsamında Atatürk Barajı&#039;na 7 milyon 181 bin balık yavrusu salındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/ataturk-barajina-7-milyon-181-bin-balik-yavrusu-birakildi-1696198844.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Atatürk, Barajına, milyon, 181, bin, balık, yavrusu, bırakıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Adıyaman Tarım ve Orman Müdürü Nurettin Kıyas, gazetecilere yaptığı açıklamada, Şanlıurfa İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce üretilen balık yavrularının 11 bölgeye bırakıldığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Her yıl Atatürk Barajı ve iç sulara balık yavrusu bıraktıklarını dile getiren Kıyas, "Şanlıurfa üretim istasyonundan 2 milyon 300 bin şabut, 4 milyon 881 de sazan getirdik. Geçen yıl da yaklaşık bu rakama yakın yine bir yavru bırakmıştık. Bakanlığımızın iç sularda balıklandırma projesi kapsamında bu çalışmalarımız devam edecektir." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Dünyanın en eski batığı&amp;quot;nda yeni buluntulara ulaşıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-eski-batiginda-yeni-buluntulara-ulasildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-eski-batiginda-yeni-buluntulara-ulasildi</guid>
<description><![CDATA[ Antalya kıyısında 3 bin 600 yıl önce battığı belirlenen gemide yürütülen su altı kazılarında Orta Tunç Çağı&#039;na tarihlenen bakır külçeler, gemicilerin şahsi eşyaları ile amforaya ulaşıldı - Kumluca Orta Tunç Çağı Batığı Kazı Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz: - &quot;Bu bakır külçelerin benzerinden New York Metropolitan Müzesi&#039;nde bir, Atina Milli Arkeoloji Müzesi&#039;nde 4 tane sergileniyor. Önceki yıllarda çıkardıklarımızla birlikte bizde 100&#039;den fazla bakır külçe var&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/dunyanin-en-eski-batiginda-yeni-buluntulara-ulasildi-1697059709.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, eski, batığında, yeni, buluntulara, ulaşıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Dünyanın "<strong>bilinen en eski batığı</strong>" olarak nitelenen Kumluca Orta Tunç Çağı Batığı'nın, 50 metre derinlikte yürütülen su altı arkeolojik kazılarında 30 bakır külçe, gemicilerin şahsi eşyaları ile amfora çıkarıldı.</span></span></p>

<p><span><span>Kumluca Orta Tunç Çağı Batığı Kazı Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz başkanlığındaki 40 kişilik ekip, Antalya kıyılarında su altı keşif ve kazı çalışmalarını sürdürüyor.</span></span></p>

<p><span><span>Son teknolojiyle donatılan ve 250-300 metreye indirdikleri robotları da kullanarak çalışmalarını gerçekleştiren ekibe, olası vurgun durumlarında anında müdahale için İstanbul Üniversitesi Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından uzmanlar da eşlik ediyor.</span></span></p>

<p><span><span>Su altı arkeologları, kazılarda hava tüpleriyle dalış yaparak indikleri 45-55 metrede, 3 bin 600 yıl önce battığı belirlenen gemiden uzun uğraşlar sonucu eserleri gün yüzüne çıkarıyor.</span></span></p>

<p><span><span>Bazen bir bakır külçeyi çıkarabilmek için küçük keski, çekiç ve vakum cihazı yardımıyla bir ay çalışan ekip, çıkardıkları eserleri dünya bilimine kazandırıyor.</span></span></p>

<p><span><span>- "Bu bakır külçelerin önemi, dönemin parası olması"</span></span></p>

<p><span><span><strong>Akdeniz Üniversitesi</strong> Öğretim Üyesi <strong>Doç. Dr. Öniz</strong>, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Kumluca Orta Tunç Çağı Batığı'nda 3 yıldır çalışma yürüttüklerini, bu yılki kazıların iki ay sürdüğünü söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Kazıların Türk bilim insanlarının başkanlığında 40 kişilik ekibin dönüşümlü olarak katılmasıyla sürdüğünü aktaran Öniz, çok derinlerde yapılan dalışlarda vurgun riski olduğundan gemide 5 kişilik basınç odası olduğunu vurguladı.</span></span></p>

<p><span><span>Her türlü tedbiri aldıklarına dikkati çeken Öniz, şöyle devam etti:</span></span></p>

<p><span><span>"Yaklaşık 50 metre derinlikteki batıkta yaptığımız kazıda 30'dan fazla ingot dediğimiz muhtemelen Kıbrıs Adası'ndan yüklenmiş bakır külçeler çıkardık. Bu bakır külçelerin önemi, dönemin parasıydı. Muhtemelen Kıbrıs'taki bakır madenlerinden yüklenmiş olan bu gemi, Girit Adası'na giderken yolda fırtına sırasında batıyor. Bu yaklaşık 3 bin 550 ile 3 bin 600 sene öncesinde oluyor. Bu bağlamda Kumluca Orta Tunç Çağı Batığı dünyanın en eski ticaret gemisi batığı ünvanını hala taşıyor."</span></span></p>

<p><span><span>- "İlk deniz ticaretinin ülkemiz kıyılarında yapıldığını görüyoruz"</span></span></p>

<p><span><span>Geminin ana yükünün bakır külçeler olduğuna işaret eden Öniz, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span><span>"Bu bakır külçelerin benzerinden New York Metropolitan Müzesi'nde bir tane, Atina Milli Arkeoloji Müzesi'nde 4 tane sergileniyor. Bizde önceki çıkardıklarımızla birlikte 100'den fazla bakır külçe var. Bu bağlamda Türkiye'nin kültürel mirasının ne kadar zengin olduğu, dünyayla kıyaslandığında ilk tarihin, destanların, ilk yelkenli gemiyle yapılan denizciliğin, ilk deniz ticaretinin yine ülkemiz kıyılarında, özelde Antalya'da, daha özelde Kumluca ilçesi kıyılarında olduğunu görüyoruz.</span></span></p>

<p><span><span>Artık batıkta gemicilerin şahsi eşyalarına ulaşmaya başladık. Bunlardan biri soketli keski dediğimiz bir tür tarım aleti ama gemi yapılırken de kullanılan, muhtemelen bronzdan yapılmış bir eşya. Bunu iki sene önceki kazıda da ortaya çıkarmıştık. Bu sene yapmış olduğumuz kazılarda ulaştığımız en önemli şey seramik eşyalar. Küçük bir amfora. Bu amfora ve soketli keski, bize milattan önce 16. yüzyılı işaret ediyor."</span></span></p>

<p><span><span>Öniz, çıkarılan eserlerin Antalya Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarında tuzdan arındırma işlemlerine tabi tutulduğunu ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span>Kazılarda 3 bin 600 senedir birbirine ve ana kayaya kaynayan külçeleri çıkarabilmek için küçük keski ve çekiç yardımıyla günlerce kazı yaptıklarını aktaran Öniz, "Dünyanın en eski batığında böyle bir derinlikte su altı kazıları yapılarak güzel sonuçlara ulaşılması Türkiye'nin dünyada su altı arkeolojisinde gelmiş olduğu yeri gösteriyor." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çanakkale Boğazı&amp;apos;nda 300 yavru ıstakoz denizle buluştu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/canakkale-bogazinda-300-yavru-istakoz-denizle-bulustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/canakkale-bogazinda-300-yavru-istakoz-denizle-bulustu</guid>
<description><![CDATA[ Azalan kaynakların akuakültür yolu ile desteklenebileceğini göstermek amacıyla Dardanel ve ÇOMÜ iş birliğiyle hayata geçirilen proje kapsamında yetiştirilen yavru ıstakozlar, Şahika Ercümen ve balıkadamlar tarafından 20 metre derinliğe bırakıldı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/canakkale-bogazinda-300-yavru-istakoz-denizle-bulustu-1696256015.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çanakkale, Boğazında, 300, yavru, ıstakoz, denizle, buluştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Dardanel ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin (<strong>ÇOMÜ</strong>), sürdürülebilir deniz yaşamının ve denizlerdeki çeşitliliğin korunması amacıyla yerli ıstakoz popülasyonunu artırmak için hayata geçirdiği "İyilik Yap, Denize At" projesinin ikinci yılında 300 yavru ıstakoz denizle buluşturuldu.</span></span></p>

<p><span><span>Proje kapsamında, "<strong>Avrupa ıstakozu</strong>" olarak bilinen ve Türkiye sularında da bulunan yerli ıstakoz türü "Homarus gammarus"un popülasyonunu artırmak için çalışma yürütüldü. İngiltere'de bu ıstakoz türünün yetiştiricilik yoluyla üretilip doğal ortamına bırakılarak doğadaki ıstakoz popülasyonunun sürdürülebilir şekilde desteklendiği başarılı bir model örnek alındı.</span></span></p>

<p><span><span>ÇOMÜ Dardanos yerleşkesindeki Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi'ne ait Deniz Canlıları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde <strong>Prof. Dr. Umur Önal</strong> öncülüğündeki ekip, özel havuzlarda larval aşamadan itibaren yüzlerce yavru ıstakoz yetiştirdi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Dardanel </strong>Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Niyazi Önen</strong> ve ÇOMÜ Rektörü <strong>Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu</strong>, milli sporcu <strong>Şahika Ercümen</strong>, ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi'nden akademisyenler ve basın mensupları, yavru ıstakozların denize bırakılması amacıyla düzenlenen program için Gelibolu Tersanesi yanındaki iskeleden "<strong>Dardanel Midye-1</strong>" adlı gemiye bindi.</span></span></p>

<p><span><span>Gelibolu'daki Dardanel Midye Çiftliği'nde gerçekleştirilen programda konuşan Niyazi Önen, yaşamına katkı sağlamak ve yerli ıstakoz popülasyonunu çoğaltmak amacıyla başlattıkları "İyilik Yap, Denize At" projesinin ikincisini gerçekleştirdiklerini söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Önen, geçen yıl 300 ıstakoz denizle buluşturduklarını, bu projenin gerçekleşmesinde ÇOMÜ'nün katkıları olduğunu belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>Geçmiş yıllarda Çanakkale'de ciddi anlamda ıstakoz popülasyonu olduğunu anlatan Önen, "Biz pek yiyemezdik pahalı satılırdı, her zaman katma değerli bir ürün ama Çanakkale'den İstanbul'un restoranlarına gönderildi. Aynı zamanda Çanakkale'deki restoranlarda da Çanakkale'ye gelen ziyaretçilere, turistlere ikram edilirdi. Daha sonra çok çeşitli nedenlerden dolayı ıstakoz popülasyonu da diğer canlılarda olduğu gibi zarara uğradı." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>Aşırı avcılık ve çeşitli sebeplerden dolayı midyelerin yok olduğunu, ayrıca deniz kirliliğinden dolayı doğal yataklardan midye hasat edip tüketmenin insan sağlığı için zararları olunca midye çiftliği işi başlatıldığını aktaran Önen, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span><span>"Pek çok girişimci Türkiye'de şu anda midye çiftlik yatırımı yapıyor. Bizim sistemimizin bir farkı var Türkiye'de ilk ve tek Batea teknolojisini burada uyguluyoruz. 20 adet salımız var, bu araziye 10 adet sal daha inşasını yapıp, 3 bin tonluk bir kapasite olacak. Karşı tarafta da kiraladığımız midye çiftliğimiz var orada da 10 sallık kapasite var. Yani 4 bin tonluk midye çiftliği yapmış olacağız. Amacımız bu midyeleri sadece midye olarak değil, Çanakkale'deki fabrikalarımızdan midye dolma başta olmak üzere çeşitli şekillerde daha katma değerli olarak üretmek ve satmaktır."</span></span></p>

<p><span><span>Sürdürülebilir balıkçılığa ve deniz yaşamının korunmasına önem verdiklerini, bu kapsamda Friend Of The Sea, Dolphin Safe gibi kuruluşlara üye olduklarını belirten Önen, ton balıklarını doğal avcılık yöntemiyle temin ettiklerini, üretim süreçlerinde de çevreye önem verdiklerini, malzeme seçiminde yüksek standartları uyguladıklarını kaydetti.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Denizin ekosisteminin korunmasında somut bir adım"</span></span></strong></p>

<p><span><span><strong>ÇOMÜ </strong>Rektörü <strong>Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu</strong>, bu etkinliğin özellikle denizin ekosisteminin korunmasında somut bir adım olduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Dünyanın önemli su yollarından biri olan Çanakkale Boğazı'nın deniz canlıları için de önemli bir yaşam alanı konumunda olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erenoğlu, ancak insan faaliyetleri nedeniyle bu ekosistemin olumsuz etkilendiğini belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>Prof. Dr. Erenoğlu, bu etkinlik sayesinde denizleri korumak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına önemli bir fırsat, önemli bir farkındalık oluşturduklarını dile getirerek, ekosistemin ve bu kıymetli canlının neslinin korunması adına üniversite olarak ellerinden gelen katkıyı sağlayacaklarını sözlerine ekledi.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Nesli tehlike altında olan tüm canlıların korunması çok kıymetli"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Milli sporcu <strong>Şahika Ercümen </strong>de Çanakkale'de doğup büyüyen bir sporcu ve sudaki yaşam savunucusu olarak böyle bir projede yer aldığı için çok mutlu olduğunu ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/1696254255865.jpeg"></span></span></p>

<p><span><span>Yetiştiği yer olan <strong>Çanakkale Boğazı</strong>'nın biyolojik çeşitlilik ve sualtı zenginliği açısından, zengin bir koridor olduğunu aktaran Ercümen, dolayısıyla bu projenin sualtı ekosisteminin korunması için çok önemli olduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Ercümen, denizi evi ve yaşam alanı olarak gördüğünü dile getirerek, "Nesli tehlike altında olan tüm canlıların korunması çok kıymetli, hatta hayati önem taşıyor artık deniz ve ekosistemin sağlığı açısından. O yüzden bugün burada ıstakozları 20 metre derinliğe indireceğiz. Güvenlik dalış ekiplerimiz var ben de nefes tutarak aşağı ineceğim ve onları geçtiğimiz sene bırakılan kardeşlerinin yanlarına bırakacağız. Sürdürülebilirlik ve denizleri koruma çalışmalarına hem yerel hem de küresel boyutta nefesim yettiği kadar katılmaya devam edeceğim." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span>Denize bırakılabilecek boya ulaşan ıstakozlar daha sonra Ercümen ve balıkadamlar tarafından Dardanel'in midye çiftliğinin altındaki özel resiflere salındı.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İhracatta &amp;quot;deniz yolu&amp;quot; tercihi değişmedi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ihracatta-deniz-yolu-tercihi-degismedi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ihracatta-deniz-yolu-tercihi-degismedi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;de bu yılın 8 ayında deniz yoluyla yapılan ihracat 93 milyar dolara ulaştı - UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayşem Ulusoy: - &quot;Deniz yolu navlunları, içinde bulunduğumuz dönemde düşük seyrediyor. Küresel ekonomide durgunlukla beraber deniz yolu tercih ediliyor&quot; - &quot;2024&#039;te de deniz yolu taşımacılığının ihracatımızda lokomotif görevi göreceğini tahmin ediyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/ihracatta-deniz-yolu-tercihi-degismedi-1696571978.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İhracatta, deniz, yolu, tercihi, değişmedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Türkiye'de deniz yoluyla yapılan ihracat, navlun fiyatlarının da düşük seyrettiği bu yılın 8 ayında yaklaşık 93 milyar dolar oldu.</span></span></p>

<p><span><span>AA muhabirinin, Türkiye İstatistik Kurumu (<strong>TÜİK</strong>) verilerinden derlediği bilgilere göre, 2002 yılından sonraki ulaştırma politikalarıyla deniz yolu, ihracat için de önemli bir kanal oldu.</span></span></p>

<p><span><span>Bu yılın 8 ayında ihracat 164 milyar 793 milyon 509 bin dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu dönemde taşıma şekillerine göre ihracata bakıldığında, ilk sırayı 92 milyar 970 milyon 27 bin dolarla deniz yolu aldı.</span></span></p>

<p><span><span>Deniz yolunu, 54 milyar 688 milyon 670 bin dolarla kara yolu, 14 milyar 703 milyon 703 bin dolarla hava yolu, 1 milyar 398 milyon 245 bin dolar ihracat tutarı ile demir yolu izledi. Bu dönemde 1 milyar 32 milyon 864 bin dolarlık ihracat da diğer araçlarla gerçekleşti.</span></span></p>

<p><span><span>Önceki yıllarda da ihracatın büyük kısmı, deniz yoluyla gerçekleştirildi. Geçen yıl 254 milyar 169 milyon 748 bin dolarlık ihracatın 150 milyar 294 milyon 432 bin doları, 2021'de 225 milyar 214 milyon 458 bin dolarlık ihracatın 133 milyar 714 milyon 269 bin doları, 2020'de de 169 milyar 637 milyon 755 bin dolarlık ihracatın 100 milyar 907 milyon 927 bin doları deniz yoluyla yapıldı.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Deniz yolu taşımacılığı ihracatımızda başat rol oynuyor"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (<strong>UTİKAD</strong>) Yönetim Kurulu Başkanı Ayşem Ulusoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, deniz yolu taşımacılığının her zaman navlun avantajı nedeniyle daha verimli ve daha ihracatı destekleyici olduğunu belirterek, gelişen çevre teknolojisi sayesinde daha çevreci gemilerle karbon salımını en aza düşüren gemilerin dünyada sefere konulduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Bunun da deniz yolu taşımacılığının her zaman dünya ticaretinde ve Türkiye ihracatında önemli rol alacağını gösterdiğini dile getiren Ulusoy, "Deniz yolu taşımacılığı ağırlık ve değer olarak ülkemizin ihracatında başat rol oynuyor." diye konuştu.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Navlunlarda çok ciddi artışlar beklemiyoruz"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerindeki limanların büyük hacimli gemilerin uğrak noktası olduğuna dikkati çeken Ulusoy, ekonomik ve çevreci taşıma türü olan deniz yolunun, ihracatta rekabetçiliğe de katkı sağladığını bildirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Ulusoy, Avrupalı ithalatçıların güvenilir tedarikçi tercihinde Türkiye'nin öne çıkışının da ülkeyi avantajlı hale getirdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span><span>"Deniz yolu navlunları da içinde bulunduğumuz dönemde düşük seyrediyor. Küresel ekonomide durgunlukla beraber deniz yolu tercih ediliyor. 2024'te de deniz yolu taşımacılığının ihracatımızda lokomotif görevi göreceğini tahmin ediyoruz. Navlunlarda çok ciddi artışlar beklemiyoruz, daha stabil, istikrarlı seyirle mevcut seviyeleri koruyacağını düşünüyoruz. Bu da ihracatçılarımız için bir fırsat. Ayrıca yeni Türkiye'den yeni seferlerle farklı ülke ve destinasyonlara birçok fırsatlar var. Bunları ihracatçılarımızın mutlaka değerlendirmesi gerekir."</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İslahiye ilçesinde Karasu Çayı&amp;apos;ndaki renk değişimi için inceleme başlatıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/islahiye-ilcesinde-karasu-cayindaki-renk-degisimi-icin-inceleme-baslatildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/islahiye-ilcesinde-karasu-cayindaki-renk-degisimi-icin-inceleme-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ Kaymakamlık açıklaması: - &quot;İlgili atık suyun akımı kesilmiş olup su ve ölü balık numuneleri incelemesi devam etmektedir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/09/islahiye-ilcesinde-karasu-cayindaki-renk-degisimi-icin-inceleme-baslatildi-1695709867.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İslahiye, ilçesinde, Karasu, Çayındaki, renk, değişimi, için, inceleme, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Gaziantep</strong>'in İslahiye ilçesindeki Tahtaköprü Barajı'nı besleyen <strong>Karasu Çayı</strong>'ndan akan suyun renk değiştirmesi ve balık ölümleriyle ilgili inceleme başlatıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tahtaköprü Barajı'nı besleyen Karasu Çayı'ndaki suyun kahverengileştiğini ve balık ölümlerini gören vatandaşlar durumu yetkililere bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20230925-32239043-32239042-ISLAHIYE_ILCESINDE_KARASU_CAYINDAKI_RENK_DEGISIMI_ICIN_INCELEME_BASLATILDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü çayda incelemede bulundu, sudan numune alındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İnceleme sonuçlanana kadar çayda balık tutulması ve çevresinde hayvan otlatılması yasaklandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kaymakamlıktan yapılan açıklamada ise, balık ölümlerinin olduğu ve akarsuya atık su karıştığı yönünde ihbar geldiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Yapılan ihbar üzerine durum hakkında ekiplerimizce inceleme başlatılıp adli ve idari işlemler yapılmıştır. İlgili atık suyun akımı kesilmiş olup su ve ölü balık numuneleri incelemesi devam etmektedir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hazar Denizi&amp;apos;nde Çekilme Endişesi Büyüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hazar-denizinde-cekilme-endisesi-buyuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hazar-denizinde-cekilme-endisesi-buyuyor</guid>
<description><![CDATA[ Sular çekildikçe limanlara yaklaşmanın zorlaşabileceği, su altı kayalarının açığa çıkmasıyla gemilerin geçişinde sorunlar çıkabileceği belirtiliyor - Uzmanlar, Hazar&#039;ın Aral Gölü&#039;nün yaşadığı sonucu yaşamaması için tüm kıyıdaş ülkelerin birlikte çözüm bulması gerektiği konusunda hemfikir ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/10/hazar-denizinde-cekilme-endisesi-buyuyor-1696197880.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hazar, Denizinde, Çekilme, Endişesi, Büyüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>"Enerji denizi" olarak bilinen <strong>Hazar Denizi</strong>'nde suyun çekilmesi, <strong>Azerbaycan</strong>'da transit deniz taşımacılığını etkileyebileceğinden dolayı endişeyle takip ediliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Anadolu Ajansının (<strong>AA</strong>) "Hazar'ın suyunun çekilmesi" ile ilgili iki bölümlük dosya haberinin ilk bölümünde AA muhabiri, Hazar'ın Azerbaycan kıyılarındaki durumunu ve Azerbaycanlı uzmanların görüşlerini derledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İklim değişiklikleri, küresel ısınma ve sıcaklığın her geçen yıl artması sonucu deniz ve göllerdeki su seviyesi azalıyor. Hazar Denizi gibi okyanuslara erişimi olmayan su havzaları, bu durumdan daha çok etkileniyor. Bu tip havzaların su seviyeleri, akan nehirler, yağmur suları ile su yüzeyinden buharlaşma arasındaki denge tarafından belirleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Azerbaycan'da Hazar Denizi'nde son yıllarda suyun çekildiği artık gözle görülebiliyor. Hazar'daki bu durumun, ekolojik dengenin yanında son dönemlerde giderek artan transit deniz taşımacılığını da etkileyebileceği belirtiliyor. Sular çekildikçe limanlara yaklaşmanın zorlaşabileceği, su altı kayalarının açığa çıkmasıyla gemilerin geçişinde ciddi sorunlar oluşabileceği ifade ediliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hazar Denizi'ne kıyıdaş ülkeler Rusya, İran, Kazakistan, Türkmenistan ve Azerbaycan'ın anlaşmasıyla son dönemde paylaşım sorunu büyük ölçüde ortadan kalktı. Şimdi de "enerji denizi" diye bilinen Hazar Denizi sularında yaşanan yoğun çekilme, endişeye neden oluyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Hazar'daki suyun çekilmesinde başlıca etken iklim değişikliği</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Uzmanlar, Hazar'ın Aral Gölü'nün yaşadığı sonucu yaşamaması için tüm kıyıdaş ülkelerin birlikte çözüm bulması gerektiği konusunda hemfikir.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Azerbaycan Ekoloji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Rasim Settarzade, Hazar'ın suyunun belirli dönemlerde yükseldiğini, belirli dönemlerde ise çekildiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Settarzade, Hazar'da 20. yüzyılın en düşük su seviyesinin 1977'de yaşandığını, bu dönemde okyanus seviyesinden 29 metre düşüş kaydedildiğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>1977-1995 yıllarında Hazar'da suyun 2,5 metre yükseldiğini belirten Settarzade, "1995'ten itibaren Hazar'ın suyunda azalma yaşanmaya başladı. 2005'ten sonra ise azalma düzenli hale geldi. Şimdi 1977'deki düzeye henüz ulaşmadı ama azalma devam ediyor." bilgisini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Settarzade, Hazar'ın suyunun çekilmesindeki başlıca etkenin iklim değişikliği olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kıyıdaş ülkelerin tümünde Hazar'ın suyunun çekilmesinin gözle görülebildiğine, kıyılarda bazı adacıkların oluştuğuna dikkati çeken Settarzade, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Biz, Hazar'la ilgili tüm faaliyetlerimizi bu duruma adapte etmeliyiz. Dünyada bilim adamlarının farklı senaryoları var. Bazıları Hazar'ın suyunun artacağını, bazıları ise azalacağını öne sürüyor. Biz en kötüsüne hazırlıklı olmalıyız. Azerbaycan'ın girişimi ile kıyıdaş ülkelerin uzmanlarından oluşan çalışma grubu oluşturuldu. Gelecek ay bu çalışma grubu toplanacak. Bilimsel araştırmalarımızı birbirimizle paylaşmalı, her türlü senaryoya birlikte hazırlanmalıyız. Eğer kötü senaryolarla karşılaşmak istemiyorsak birlikte hareket etmeli ve birlikte çözüm üretmeliyiz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Settarzade, "Azalma devam edecekse bu, büyük gemilerin limanlara yanaşmasına da engel oluşturacak. Bu konuyu da iyi analiz edip önlemlerimizi almamız lazım." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Çekilmelerde antropojenik etkenlerin de büyük rolü var"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanlığı Coğrafya Enstitüsü Ekolojik Coğrafya Bölümü Başkanı Doç. Dr. Enver Aliyev, Hazar Denizi'nin dünyanın okyanusla bağlantısı bulunmayan en büyük su havzası olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aliyev, Hazar'ın yaklaşık 220 milyon yıl önce Mezozoik dönemde oluştuğunun bilindiğini, tüm bu süreçte zaman zaman suyun artması ve çekilmesi olayının yaşandığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bakü'nün tarihi sembollerinden Kız Kalesi'nin bir zamanlar Hazar Denizi'nin içinde bulunduğunun bilindiğini kaydeden Aliyev, "Son dönemlerde yaşanan çekilmelerde antropojenik etkenlerin de büyük rolü var. Hazar'ın su kaynağının yüzde 85'i Volga Nehri'nden karşılanıyor. Volga üzerine inşa edilen barajlar ve suyun tarımda kullanılması, Hazar'ın suyunun azalmasına neden oluyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aliyev, Hazar'ın suyunun çekilmesi hususunda çok da kötümser olmadığını belirterek, şunları dile getirdi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"İklim bilimciler, bölgede yağmur oranının artacağını öngörüyor. Böyle olursa Hazar'ın su düzeyi eski haline dönecektir fakat insanoğlu burada çok dikkatli olmalıdır. Doğa yanlış yapmaz, yanlışı insan yapar. Hazar'ın suyunun çekilmesinin zararları olabileceği gibi, suyunun artmasının da zararları vardır. Olası bütün konuları kıyıdaş ülkelerin bilim insanları ortak akılla çözmeliler fakat bunu çok dikkatli ve acele etmeden yapmaları lazım. Milyonlarca yıllık tarihe sahip bir coğrafi oluşuma onun tarihi bilinmeden yapılacak tüm müdahaleler, kötü sonuçlar doğurabilir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Açık deniz karakol gemileri ile Türkiye&amp;apos;de ilklere imza atıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/acik-deniz-karakol-gemileri-ile-turkiyede-ilklere-imza-atildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/acik-deniz-karakol-gemileri-ile-turkiyede-ilklere-imza-atildi</guid>
<description><![CDATA[ ASFAT ana yükleniciliğinde gerçekleştirilen Açık Deniz Karakol Gemisi Projesi, Türk savunma sanayisi açısından bir dizi ilki barındırıyor - Proje iddialı takvimi, aynı anda 2 geminin denize indirilmesi, ana tahrik sistemindeki elektrik tahrik alternatifi, mega blok inşa yöntemi, ilk defa bir savaş gemisi pervanesinin testlerinin Türk laboratuvarlarında yapılması gibi yenilikçi özelliklere sahip bulunuyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/09/acik-deniz-karakol-gemileri-ile-turkiyede-ilklere-imza-atildi-1695651732.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Açık, deniz, karakol, gemileri, ile, Türkiyede, ilklere, imza, atıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye'nin denizlerdeki hak ve menfaatlerini etkin şekilde korumak amacıyla yürütülen <strong>Açık Deniz Karakol Gemisi Projesi</strong>, Türk savunma sanayisi açısından ilkleri barındırıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Proje kapsamında inşa edilmesi hedeflenen 10 gemiden ilk ikisi Askeri Fabrika ve Tersane İşletme Anonim Şirketi (<strong>ASFAT</strong>) ana yükleniciliğinde İstanbul Tersanesi Komutanlığında inşa ediliyor. <strong>TCG AKHİSAR</strong> ve <strong>TCG KOÇHİSAR</strong> gemileri, ilk sac kesiminden sadece 17 ay sonra ileri seviyede donatılmış ve en kısa sürede liman kabul testlerine başlayacak şekilde birlikte denize indirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aynı kızakta bu kadar kısa sürede ve bu seviyede 2 geminin birden denize indirilmiş olması Türk savunma sanayisi için bir ilk özelliği taşıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İnşa edilen gemiler, istihbarat gözetleme ve keşif, arama kurtarma, terörizmle mücadele, denizde denetim harekatı, deniz özel harekatı temel görevlerini icra edecek. İkincil görevler olarak deniz hava harekatı, elektronik ve akustik harp, kara bombardımanı, asimetrik tehditlere karşı savunma, deniz nakliyatının korunması, amfibi harekat kapsamında destek ve eğitim faaliyetleri gerçekleştirilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ASFAT Deniz Programları Direktörü<strong> Emre Koray Gençsoy</strong>, AA muhabirine yaptığı açıklamada, HİSAR sınıfı açık deniz karakol gemilerinin ilk ikisinin aynı anda denize indirilmesinin arkasında çok büyük çaba ve emek olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu çok büyük bir olay, çok kolay görülebilecek bir şey değil." diyen Gençsoy, bu 2 geminin yanı sıra Türkiye ve Pakistan'da aynı anda 7 deniz platformunun inşasını gerçekleştirdiklerini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu projeleri eş zamanlı yürütmenin çok detaylı planlama gerektirdiğini, bazı risklerin belirlenmesine, o risklere göre hareket etmeye ve karşılaşılan problemleri çözmek için çok esnek bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Gençsoy, Açık Deniz Karakol Gemisi Projesi'nin birçok ilk barındırdığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz Kuvvetlerinin ihtiyacı doğrultusunda çok hızlı bir kontrat süreci yürütüldüğünü ve 2 ayda tamamlandığını anlatan Gençsoy, kontrat aşamasında <strong>ASFAT</strong>'ın önerisiyle projeye elektrik tahrikli motorlar eklendiğini bildirdi. Gençsoy, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Böylece gemiler elektrikle tahrik yapabilecek hale getirildi. Bu bizim açımızdan bir ilk. Projenin üretim süresi sadece 26 ay. Bu oldukça kısa bir süre. Savunma sanayimiz için deniz platformlarında bu boyuttaki kompleks platformları için gerçekten çok önemli bir hedef. Bu da bir ilk. Gemiye baktığınız zaman <strong>MİLGEM</strong>'i görüyorsunuz ama analizler baştan yapılarak daha hafifletilmiş bir gemi. Pervane sistemleri, şaft sistemleri değiştirilmiş bir gemi. Hatta burada da bir ilk var. Pervanelerimizin tüm analizleri, su altı gürültüsünden tutun da izine kadar bütün analizleri Türkiye'de, İstanbul Teknik Üniversitesi'ndeki laboratuvarlarda yapıldı. Pervane üreticisiyle karşılıklı teyitleşilerek ilerlendi. Bu da proje açısından bir ilk.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu aşamaya gelmesinden önce kızağa konurken yine sürenin azlığından kaynaklanan ihtiyaca binaen yapılmış bazı ilkler var. Bu da mesela 3 blok bir araya getirilerek bir mega blok oluşturuldu. Sadece çelik bir bloktan değil ileri seviyede donatılmış bloklardan bahsediyorum. Bu da hem savunma sanayimiz için önemli bir aşamaydı hem de bizim için bir gurur kaynağıydı. Bir başka ilk de 2 geminin birlikte denize indirilmesi. Bu çok karşılaşılan bir şey değil. ASFAT'ın diğer paydaşlarımızla ne kadar iyi organize olabildiğini, ne kadar esnek davranabildiğini gösteriyor. Bu gemi şu anda elektrik vermeye hazır. Gerçekten çok ileri seviyede donatılmış gemiler bunlar. Bunu başarmak profesyonel bir ekip, güçlü bir takım ruhu, esneklik ve dinamizmle oluyor."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Ambargolar yerli çözümlerle aşıldı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Yurt dışından temin edilen sistemlerde üstü kapalı ambargolar ya da projenin geciktirilmesine yönelik bazı durumlar yaşanabildiğine değinen Gençsoy, risk olabilecek sistemlerle ilgili alt yüklenici firmalarla alternatif çalışmalar yürütüldüğünü, en ileri seviyedeki firmalarla sözleşmeler yapıldığını ve sistemlerin dar takvime rağmen yerlileştirilerek gemilere yetiştirildiğini söyledi. Emre Koray Gençsoy, "Hatta gururla söyleyebilirim şu anda sistemler geminin üzerinde kurulu vaziyette. Gemiler elektrik vermeye hazır vaziyette, iner inmez liman kabul testlerine başlamaya hazır. Eksik ekipmanımız kalmayacak şekilde projeyi bu noktaya getirdik." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Yerinde hazır" konsepti ile inşa edildiler</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Projede ayrıca yeni geliştirilmekte olan milli silah ve sensör sistemlerinin sonradan entegre edilmesine olanak sağlayacak "yerinde hazır" konseptinin kullanıldığına işaret eden Gençsoy, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Normalde gördüğünüz bir karakol gemisi ama ağır silahlı bir gemi. Bu gemide sonar, hava savunma füzeleri, top, satıhtan satıha füzelerimiz var. Silah yükü ağır bir gemi. Gemi dizayn edilirken, yani enerji kapasitesi, soğutma, ısıtma kapasiteleri, elektrik kablo yolları, boru sistemleri dizayn edilirken bütün bu sistemler gemin üzerindeymiş gibi düzenledi. Bu söylerken kolay, yaparken zor bir şey."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- ASFAT diğer gemiler için de göreve hazır</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Emre Koray Gençsoy, <strong>Açık Deniz Karakol Gemisi Projesi</strong>'nin toplamda 10 gemiden oluştuğunu ve <strong>AFSAT</strong>'ın yükümlülüğünün ilk ikisini yapmak olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bunun yanında <strong>ASFAT</strong>'ın projenin diğer varyantlar için 4 farklı opsiyonu gerekli mercilere ilettiğini bildiren Gençsoy, bunlar arasında ağır silahlı, hava savunma görevi yerine getirebilecek platformlar bulunduğunu belirtti. Gençsoy, görev verilmesi halinde bu platformları da maliyet etkin ve kısa sürede yapabileceklerini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yerli motorlar &amp;quot;mavi vatan&amp;quot; görevine hazırlanıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yerli-motorlar-mavi-vatan-goerevine-hazirlaniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yerli-motorlar-mavi-vatan-goerevine-hazirlaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Kara aracı için geliştirilen 600 beygirlik AZRA motorunu deniz araçlarında kullanılabilir hale getirmeye çalışan BMC Power, insansız deniz aracında yer alacak motoru ekim ayında tamamlayacak - Çekici botlar için üretimine başlanan motor da yıl sonunda platforma entegre edilecek - Üst güç grubundaki motorla yardımcı makina ihtiyacını karşılama çalışmalarını da ana tahrik motoru geliştirilmesi izleyecek ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/09/yerli-motorlar-mavi-vatan-gorevine-hazirlaniyor-1695074490.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yerli, motorlar, mavi, vatan, görevine, hazırlanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><strong>Türk savunma sanayisinde</strong> kara araçları için geliştirilen motorların deniz koşullarına uyarlanan versiyonları "<strong>mavi vatanda</strong>" göreve başlamaya hazırlanıyor.</span></span></p>

<p><span><span><strong>BMC Power</strong>, Londra'da düzenlenen dünyanın önde gelen savunma sanayisi buluşmalarından Uluslararası Savunma ve Güvenlik Ekipmanları Fuarı'na (<strong>DSEI 2023</strong>) katıldı.</span></span></p>

<p><span><span>BMC Power Genel Müdürü <strong>Mustafa Kaval</strong>, burada AA muhabirinin şirketin deniz platformlarının güç grubu ihtiyacına cevap verebilmek amacıyla yürüttüğü projelere ilişkin sorularını yanıtladı.</span></span></p>

<p><span><span>Şirketin kuruluş misyonunun tedarik edilemeyen güç gruplarını yerli ve milli olarak geliştirmek ve üretmek olduğunu vurgulayan <strong>Kaval</strong>, burada da başlangıçta kara platformlarının esas alındığını söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Devam eden projelerinin temel olarak kara platformlarına yönelik olduğunu dile getiren Kaval, şöyle konuştu:</span></span></p>

<p><span><span>"Ama biz yaklaşık 1 yıldır deniz platformlarında da benzer bir ihtiyaç ve sıkıntının olduğunu değerlendirdiğimiz için deniz platformlarına nasıl çözüm üretebiliriz sorusuyla çalıştık. Buradaki çözümlere en kısa yoldan nasıl gidebilirizin üzerinde durduk. Bu kapsamda da mevcut bir motorumuzu ki bu 600 beygirlik <strong>AZRA </strong>motorumuz oldu. Motoru marinize ederek, yani deniz koşullarına uygun hale getirerek kullanma yolunu seçtik. Bu gideceğimiz yolda en kısa, pratik çözüm oluşturabileceğimiz yoldu. Bu anlamda Sefine Tersanesi ve <strong>ASELSAN'ın </strong>birlikte geliştirdiği <strong>MARLİN </strong>insansız bot projesinin güç gurubunu 600 beygirlik <strong>AZRA </strong>marin motorumuzla giderebilmek için birlikte çalışmalar gerçekleştirdik. Bu motorun prototipinin üretimi devam ediyor, ekim ayı gibi tamamlanacak. Yıl sonu gibi de Sefine Tersanemize bunu teslim edeceğiz ve insansız bota takılmış olacak. Proje öngördüğümüz şekilde başarıyla yürüyor."</span></span></p>

<p><strong><span><span>Botlardan ana tahrik makinasına</span></span></strong></p>

<p><span><span>Deniz Kuvvetlerinin ihtiyacına yönelik liman bölgesinde çekici botlar için aynı motoru kullanabildiklerini anlatan <strong>Kaval</strong>, "Çekici botlar için de motor üretimini başlattık. Motoru yıl sonunda çekici bota entegre etmeyi planlıyoruz. Bu 600 beygirle oluşturduğumuz çözüm." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>Deniz Kuvvetlerinde kullanılan ana ve yardımcı makinalar bulunduğunu belirten Kaval, yardımcı makinalar konusunu da çalıştıklarını söyledi. İşbir firmasının jeneratör setleri olarak Deniz Kuvvetlerine ürünler teslim ettiğini dile getiren <strong>Kaval</strong>, bunların motorlarını üretmek için de birlikte çalıştıklarını, yardımcı makina olarak çözümler geliştireceklerini bildirdi. <strong>Mustafa Kaval</strong>, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span><span>"Burada da biraz üst güç guruplarına çıktığımızda benzer bir çalışmayı mevcut yüksek güç gurubundaki motorlarımızla yapabilir miyiz diye baktık. Onun hazırlığını yapıyoruz. İlk örneği yardımcı makina olabilir ama ileride tabii ki ana tahrik sistemine de ihtiyacımız var. Bir üst güç gurubundaki motorumuzu da marinize edip kullanacağız ilk aşamada ama asıl hedefimiz tamamen Deniz Kuvvetlerimiz ve Sahil Güvenlik Komutanlığımızın ihtiyaçlarına yönelik bir ana tahrik motoru geliştirmek."</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz Küreği Türkiye Şampiyonası, Kocaeli&amp;apos;de başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/deniz-kuregi-turkiye-sampiyonasi-kocaelide-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/deniz-kuregi-turkiye-sampiyonasi-kocaelide-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Deniz Küreği Türkiye Şampiyonası, 31 kulüpten 645 sporcunun katılımıyla Kocaeli&#039;de başladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/09/deniz-kuregi-turkiye-sampiyonasi-kocaelide-basladi-1694262873.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, Küreği, Türkiye, Şampiyonası, Kocaelide, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Kürek Federasyonu iş birliğiyle düzenlenen yarışların startı, Sekapark sahilinde verildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şampiyonada 22 farklı kategoride mücadele eden 31 kulüpten 645 sporcu, 4 bin ve 6 bin metrelik parkurlarda kürek çekiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yarın sona erecek yarışlarda, dereceye giren sporculara madalya ve çeşitli ödüller verilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erdek Körfezi&amp;apos;ndeki genç pinalar Marmara Denizi&amp;apos;nin ekosistemine umut oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/erdek-koerfezindeki-genc-pinalar-marmara-denizinin-ekosistemine-umut-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/erdek-koerfezindeki-genc-pinalar-marmara-denizinin-ekosistemine-umut-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, Erdek Körfezi&#039;ndeki dalışlarında suyu temizleme özelliğiyle ekosistem için büyük öneme sahip genç pinalar tespit ettiklerini bildirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/09/erdek-korfezindeki-genc-pinalar-marmara-denizinin-ekosistemine-umut-oldu-1693992567.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erdek, Körfezindeki, genç, pinalar, Marmara, Denizinin, ekosistemine, umut, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Prof. Dr. <strong>Sarı</strong>, gazetecilere, başta <strong>Erdek Körfezi </strong>olmak üzere<strong> Marmara Denizi</strong>'ne sık sık dalarak araştırmalar yaptıklarını söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Son dalışlarındaki izlenimlerini aktaran <strong>Sarı</strong>, "<strong>Marmara Denizi ve Erdek Körfezi</strong>'ndeki deniz suyu sıcaklıkları ağustos ayındaki gibi hala çok yüksek. Bu durum denizdeki canlıları olumsuz etkiliyor. Bu durum devam ederse denizde sıcağı seven türler çoğalır, ilk üremelerin yaşları ve boyları küçülür." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Sarı</strong>, suyu temizleme özelliğine sahip bir midye çeşidi olan pinanın popülasyonunun artmasının, denizler için büyük öneme sahip olduğunu vurguladı.</span></span></p>

<p><span><span>Dalışlarında pinalara da rastladıklarını dile getiren <strong>Sarı</strong>, şöyle devam etti:</span></span></p>

<p><span><span>"Son dalışlarımız şunu gösterdi ki <strong>Erdek Körfezi</strong>'nde ileri derecede iyileşme var. Kurbağalıdere Plajı'nda yaptığımız dalışlarda 3 metre derinlikte, 1 metrekarelik alanda 6 yavru, genç pina bulunduğunu gördük. Bu yavru pinalar bize <strong>Erdek Körfezi</strong>'ndeki ekosistemin iyiye gittiğini gösteriyor. Çünkü pinalar, deniz suyundaki kirliliği arıtıyor. 1 pinanın, 1 saatte 6 litre suyu arıttığı biliniyor. Pinalar Akdeniz'de öldü, sadece Erdek Körfezi'nde yaşıyorlar."</span></span></p>

<p><span><span><strong>Sarı</strong>, <strong>1 Eylül</strong>'de başlayan av sezonuna ilişkin, halihazırda istavrit avının iyi göründüğünü, hamsi ve karidesin kötü başlamadığını ancak yakından takip edilmesi gerektiğini anlattı.</span></span></p>

<p><span><span>Bu sene palamudun çok olmayacağını öngördüğünü kaydeden <strong>Sarı</strong>, şöyle konuştu:</span></span></p>

<p><span><span>"Son 20 yıllık veriler ve son 5 yılın ortalamasına bakıldığında, denizlerimizdeki tüm türlerde türlerin azaldığını ve avcılığın geriye gittiğini görüyoruz. Geçen yıl tüm denizlerimizde 40 bin ton palamut avlandı. Avlanan bu palamutların Türkiye'deki yaş ortalaması 4 iken Yunanistan'da 6, İtalya'da ise 9 olduğunu görüyoruz. Yani biz, balıklara büyüme ve yaşlanma fırsatı tanımıyoruz. Balık stoklarımızı bilinçsizce tüketiyoruz."</span></span></p>

<p><span><span>Türkiye'nin en iyi denizcilik fakülteleri arasında yer aldıklarını vurgulayan <strong>Sarı</strong>, uluslararası projelere de katıldıklarını, vizyonlarını sürekli arttırdıklarını belirtti.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi</strong> programında bulunan 4'üncü bölümün de açıldığı bilgisini veren <strong>Sarı</strong>, Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Bölümü'nün 2 Ekim'den itibaren İngilizce eğitime başlayacağını sözlerine ekledi.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye Deniz Küreği Şampiyonası, Kocaeli’de yapılacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-deniz-kuregi-sampiyonasi-kocaelide-yapilacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-deniz-kuregi-sampiyonasi-kocaelide-yapilacak</guid>
<description><![CDATA[ Sanmar Denizcilik Türkiye Deniz Küreği Şampiyonası, 9-10 Eylül tarihlerinde Kocaeli’de düzenlenecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/09/turkiye-deniz-kuregi-sampiyonasi-kocaelide-yapilacak-1693935898.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, Deniz, Küreği, Şampiyonası, Kocaeli’de, yapılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><strong>Türkiye Kürek Federasyonu</strong>ndan yapılan açıklamaya göre, sezonun son yarışı olan şampiyona, İzmit ilçesindeki<strong> Sekapark Uçurtma Tepesi Sahili</strong>’nde gerçekleştirilecek.</span></span></p>

<p><span><span>Büyükler, 19 yaş altı, master yaş gruplarında yapılacak organizasyona 30 kulüp ve 645 sporcu katılacak.</span></span></p>

<p><span><span>Katılımcılar; erkekler, kadınlar ve karışık kategorilerindeki yarışlarda tek çifte, iki çifte ve dört çifte dümencili tekne sınıflarında madalya almak için mücadele edecek.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bitlis&amp;apos;te 80 dalgıç adayına eğitim veriliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bitliste-80-dalgic-adayina-egitim-veriliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bitliste-80-dalgic-adayina-egitim-veriliyor</guid>
<description><![CDATA[ Bitlis&#039;in Adilcevaz ilçesinde açılan dalış okulunda bu yıl 80 dalgıç adayı eğitim alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/09/bitliste-80-dalgic-adayina-egitim-veriliyor-1693825419.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bitliste, dalgıç, adayına, eğitim, veriliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Kaymakamlık öncülüğünde açılan Dalış Okulu ve Su Sporları Merkezi'ne gelen dalgıç adayları, teorik ve uygulamalı eğitim görüyor.</span></span></p>

<p><span><span>Arama kurtarma konularında da bilgilendirilen katılımcılar arasında başarılı olanlara bröveleri veriliyor.</span></span></p>

<p><span><span>Doğu Deniz Derneği Başkanı <strong>Cumali Birol</strong>, merkezde eğitimlerin devam ettiğini, hedeflerine her geçen gün daha da yaklaştıklarını söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Bu yıl 80 dalgıç yetiştirmeyi hedeflediklerini belirten <strong>Birol</strong>, "Depremden dolayı biraz geç kaldık ama geride değiliz. Burada yetiştirdiğimiz dalgıçlar su altı ve su üstü arama kurtarmada ve dalgıçlık noktasında eğitimlerini tamamlıyorlar." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>Türkiye Sualtı Sporları Federasyonuna bağlı dalış eğitmeni <strong>Deniz Konamlı </strong>da "Adaylara ilk olarak 1 yıldız dalış eğitimi veriyoruz. Bu eğitimin ardından 20 dalış yapan arkadaşlarımızla 2 yıldız eğitimleri için çalışmalara başlıyoruz. Süreç bu şekilde devam ediyor. Eğitimlerde başarılı olan arkadaşlarımıza brövelerini veriyoruz." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tunceli&amp;apos;de kaybolan kişi için arama çalışması başlatıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tuncelide-kaybolan-kisi-icin-arama-calismasi-baslatildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tuncelide-kaybolan-kisi-icin-arama-calismasi-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ Tunceli&#039;nin Çemişgezek ilçesinde teknesiyle balık tutmaya gidip kaybolan kişinin bulunması için arama çalışması başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/09/tuncelide-kaybolan-kisi-icin-arama-calismasi-baslatildi-1693673170.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tuncelide, kaybolan, kişi, için, arama, çalışması, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İlçeye bağlı <strong>Uzungöl</strong> köyünde ikamet eden <strong>Mehmet Ç,</strong> gece teknesi ile <strong>Keban Baraj Gölü</strong>'ne balık tutmaya gitti.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Mehmet Ç</strong>'nin eve gelmediğini gören yakınları, durumu jandarma ve sağlık ekiplerine bildirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Bölgede arama başlatan jandarma ile <strong>AFAD</strong> ekipleri, kayıp kişinin teknesini gölün ortasında buldu.</span></span></p>

<p><span><span>Ekiplerin, <strong>Mehmet Ç</strong>'yi bulmak için baraj gölü yüzeyinde ve su altında başlattığı çalışmalar devam ediyor.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul Boğazı&amp;apos;nda gemi trafiği çift yönlü askıya alındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbul-bogazinda-gemi-trafigi-cift-yoenlu-askiya-alindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbul-bogazinda-gemi-trafigi-cift-yoenlu-askiya-alindi</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul Boğazı gemi trafiğinin Türkiye Açıkdeniz Yarış Spor Kulübü (TAYK) koordinatörlüğünde düzenlenen yat yarışları nedeniyle çift yönlü askıya alındığı bildirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/08/istanbul-bogazinda-gemi-trafigi-cift-yonlu-askiya-alindi-1693381984.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbul, Boğazında, gemi, trafiği, çift, yönlü, askıya, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "<strong>TAYK Trofesi Yat Yarışları</strong>" nedeniyle <strong>İstanbul Boğazı</strong> gemi trafiğinin saat 09.00'da çift yönlü askıya alındığı belirtildi.</span></span></p>

<p><span><span>Açıklamada, yerel deniz trafiğine ilgili bilgilendirmelerin yapıldığı kaydedildi.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sakarya&amp;apos;da dalga ve rip akıntısı nedeniyle denize girmek yasaklandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sakaryada-dalga-ve-rip-akintisi-nedeniyle-denize-girmek-yasaklandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sakaryada-dalga-ve-rip-akintisi-nedeniyle-denize-girmek-yasaklandi</guid>
<description><![CDATA[ Sakarya sahillerinde olumsuz koşullar nedeniyle denize girilmesine izin verilmiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/08/sakaryada-dalga-ve-rip-akintisi-nedeniyle-denize-girmek-yasaklandi-1693374374.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sakaryada, dalga, rip, akıntısı, nedeniyle, denize, girmek, yasaklandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Kentin <strong>Karadeniz'e </strong>kıyı ilçeleri <strong>Karasu </strong>ve <strong>Kocaali'nin </strong>sahil kesimlerinde 3 gündür dalga ve rip akıntısı etkili oluyor.</span></span></p>

<p><span><span>Olumsuz deniz şartları nedeniyle kaymakamlıklar tarafından alınan kararla 2 ilçede denize girilmesine müsaade edilmiyor.</span></span></p>

<p><span><span>Sahillerde bayrakları kırmızıya çeviren Büyükşehir Belediyesi cankurtaran ekipleri, sıcak hava nedeniyle sahillere gelen vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarıyor.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yalova&amp;apos;da dalgıç polislerin eğitim dalışında fark ettiği tarihi eserler denizden çıkarıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yalovada-dalgic-polislerin-egitim-dalisinda-fark-ettigi-tarihi-eserler-denizden-cikarildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yalovada-dalgic-polislerin-egitim-dalisinda-fark-ettigi-tarihi-eserler-denizden-cikarildi</guid>
<description><![CDATA[ Yalova&#039;da deniz polisinin Marmara Denizi açıklarında eğitim dalışı sırasında fark ettiği, 9 ila 13&#039;üncü yüzyıllara tarihlendirilen amfora ve ahşap parçalar ile balast taşları çıkarıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/08/yalovada-dalgic-polislerin-egitim-dalisinda-fark-ettigi-tarihi-eserler-denizden-cikarildi-1692733462.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yalovada, dalgıç, polislerin, eğitim, dalışında, fark, ettiği, tarihi, eserler, denizden, çıkarıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İl Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ekiplerinin eğitim çalışmalarında önceki yıllarda antik kent kalıntılarına rastlandı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Yalova Müze Müdürlüğü </strong>başkanlığında Bursa Uludağ Üniversitesi Sualtı Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. <strong>Serkan Gündüz</strong> koordinatörlüğünde dalgıç polisler ile Kocaeli Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu uzmanları bu alana dalış gerçekleştirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde "<strong>Yalova Gazi 1 Batığı</strong>" adı verilen alanda yapılan çalışmalarda 9 ila 13'üncü yüzyıllarda ticarette yoğun olarak kullanılan günsenin (ganos) tip 1 formunda 10 amfora, ahşap parçaları ve akarsulardan çıkarılıp gemilerde kullanılan balast taşlarına ulaşıldı. Bu tarihi eserler, Deniz Limanı Şube Müdürlüğü önüne getirildi.</span></span></p>

<p><span><span>Yalova Valisi <strong>Hülya Kaya</strong>, AK Parti Yalova Milletvekili <strong>Meliha Akyol</strong>, Belediye Başkanı <strong>Mustafa Tutuk</strong>, İl Kültür ve Turizm Müdürü <strong>Ziya Karatekin</strong> ile İl Emniyet Müdürü <strong>Salih</strong> <strong>Gözüm</strong>'ün katıldığı programda, <strong>Doç. Dr. Gündüz</strong> eserler hakkında bilgi verdi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Vali Kaya</strong>, yaptığı açıklamada, "Bu tür buluşlar bizi ziyadesiyle memnun ediyor. Polisimize, üniversiteden hocalarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu tür çalışmaları biz yakından destekliyoruz. Çünkü tarihe tutulan bir ışık burada yapılan çalışma." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>Milletvekili <strong>Akyol</strong> da bu tür çalışmalar ilerledikçe <strong>Yalova</strong> tarihinin aydınlatılmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Yalova</strong>'nın bir liman kenti olduğunu kaydeden Belediye Başkanı <strong>Tutuk</strong>, "Bunların çıkması da bizim için çok hoş. Tarihe ışık tutacak, belki de tarihin akışını değiştirecek bir iki bulgu varsa<strong> Yalova</strong>'mız için iyi ve hayırlı olacağını düşünüyorum." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span>Ekibiyle önceki yıllarda da önemli keşiflere imza atan Deniz Limanı Şube Müdürü <strong>Gökhan Çağlardere</strong> ise antik liman ve iskele kalıntılarına rastladıklarını, buralarda da çalışma yapıldığını belirtti.</span></span></p>

<p><strong><span><span>Çağlardere, son buluntulara ilişkin şu bilgileri verdi:</span></span></strong></p>

<p><span><span>"Yaklaşık bir ay önce yapmış olduğumuz eğitim dalışı esnasında dalgıçlarımız bir iki obje gördü. Kuşkulandıklarını dile getirdiler. Daha sonra hep beraber dalış yaptığımızda su altında bir yapıyla karşılaştık. Bunun üzerine ilgili kurumlara haber verdik. Daha sonra da dalış yaptığımızda burada bir batık olduğu teyit edildi. Balast taşları, amforalar var. Ondan sonra tekrar bir kazı talebinde bulunuldu ve ilerleyen süreçte de çalışmalarımızı gerçekleştirdik."</span></span></p>

<p><span><span>Denizden çıkarılan eserler,<strong> Yalova Müze Müdürlüğü</strong> yetkililerine teslim edildi.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dr. Öğr. Üyesi Alkan: &amp;quot;Türkiye, deniz üstü rüzgar enerji santralleriyle hidrojen ihracatçısı bir ülke olabilir&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dr-ogr-uyesi-alkan-turkiye-deniz-ustu-ruzgar-enerji-santralleriyle-hidrojen-ihracatcisi-bir-ulke-olabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dr-ogr-uyesi-alkan-turkiye-deniz-ustu-ruzgar-enerji-santralleriyle-hidrojen-ihracatcisi-bir-ulke-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin 2053 &quot;net sıfır emisyon&quot; hedefleri doğrultusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca geçen yılın sonunda yayımlanan Türkiye Ulusal Enerji Planı&#039;na göre, deniz üstü rüzgar enerjisinde 2035 yılına kadar 5 gigavatlık kapasiteye ulaşılması planlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/08/dr-ogr-uyesi-alkan-turkiye-deniz-ustu-ruzgar-enerji-santralleriyle-hidrojen-ihracatcisi-bir-ulke-olabilir-1692735856.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dr., Öğr., Üyesi, Alkan:, Türkiye, deniz, üstü, rüzgar, enerji, santralleriyle, hidrojen, ihracatçısı, bir, ülke, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi (<strong>BANÜ</strong>) Öğretim Üyesi ve Denizcilik Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi <strong>Sabri Alkan</strong>, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının deniz üstü rüzgar enerji santrali (<strong>RES</strong>) için aday Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (<strong>YEKA</strong>) olarak ilan ettiği <strong>Erdek</strong> ve Bandırma körfezleri ile <strong>Gelibolu</strong> ve <strong>Bozcaada</strong> açıklarındaki bölgelerle ilgili açıklamalarda bulundu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Alkan</strong>, AA muhabirine, Türkiye'nin denizde rüzgar enerji yoğunluğunun en yüksek olduğu sahaların <strong>Ege Denizi</strong>'nde bulunduğunu, Ege Denizi'ndeki kıta sahanlığı problemleri ve Marmara Bölgesi'nin lojistik ve diğer açılardan avantajlarının bulunması nedeniyle bu alanların bakanlık tarafından seçilmesinde etkili olduğunu düşündüğünü söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Ayrıca son dönemde koordinatörlüğünü Güney Marmara Kalkınma Ajansının (<strong>GMKA</strong>) üstlendiği, <strong>BANÜ'</strong>nün de paydaşları arasında yer aldığı 38 milyon avro bütçeli Türkiye'nin ilk yeşil hidrojen üretimi projesi olan < Kıyısı (<strong>South Marmara Hydrogen Shore - HYSouthMarmara</strong>) <strong>Ufuk Avrupa Projesinin</strong> de bu seçimde etkili olabileceğini dile getiren <strong>Alkan</strong>, "Deniz üstü rüzgar enerji santralleri bu kapsamda önemli bir yer tutacak ve gelişen hidrojen ekonomisiyle birleştirildiği takdirde ülkemizi hidrojen ihracatçısı bir ülke konumuna taşıyacaktır." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>HYSouthMarmara Projesi </strong>kapsamında <strong>BANÜ</strong> Denizcilik Eğitim ve Uygulama Yerleşkesi'nde kurulması planlan Yeşil Deniz Endüstrisi <strong>AR-GE</strong>, Test ve Eğitim Merkezi’nin fizibilite çalışmasının da yakın zamanda başlayacağını anlatan <strong>Alkan</strong>, bu merkezde <strong>BANÜ</strong>, <strong>TÜBİTAK MAM</strong>, <strong>ETİ</strong> Maden ve Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneğinin paydaşlığında deniz üstü rüzgar ve hidrojen enerjisine yönelik teknisyen, tekniker ve mühendislerin yetiştirilmesinin planlandığını bildirdi.</span></span></p>

<p><strong><span><span>Santral kurulabilecek alanlar saha analizleriyle tespit edilecek</span></span></strong></p>

<p><span><span><strong>Alkan</strong>, deniz üstü <strong>RES</strong>'lerin proje geliştirme aşamalarının oldukça kapsamlı ve titiz çalışmalar gerektirdiğine dikkati çekerek, bu projelerin teknik hazırlıklarının yanında sosyo-çevresel açıdan da detaylı şekilde incelendiğini belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>Bu kapsamda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının teknik ve sosyo-çevresel değerlendirmelerin yapılması için <strong>YEKA</strong> ilan edilen alanları kapsayan iki ihaleye çıktığı, BANÜ'nün de buna katkı sunmak üzere niyet beyanında bulunduğunu bildiren Alkan, <strong>YEKA</strong> ilan edilen alanların tamamına santral kurulmayacağını, teknik, çevresel ve sosyal kısıt analizleri sonucunda ilan edilen <strong>YEKA</strong> alanlarının bir kısmına deniz üstü <strong>RES</strong> kurulabileceğini ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span>Yapılacak analizlerde ilgili sahalardan alınacak meteorolojik ve oşinografik verilerle deniz habitatının hassas olduğu alanlar, kuş göç yolları, deprem fay hatları, deniz trafiği, balıkçılık alanları ve askeri sahalar gibi otuza yakın kriterin göz önünde bulundurulduktan sonra kesin alanların ortaya çıkacağını kaydeden <strong>Alkan</strong>, bu nedenle ilgili tüm paydaşların süreçlere aktif olarak dahil olmalarının deniz üstü rüzgar enerjisinin sağlıklı bir şekilde gelişimine katkı sağlayacağı değerlendirmesinde bulundu.</span></span></p>

<p><span><span>Dr. Öğr. Üyesi <strong>Sabri Alkan</strong>, <strong>GMKA</strong> ve <strong>BANÜ</strong>'nün <strong>Marmara Bölgesi</strong>'nde yeşil enerji geçişinin sağlanması için ortak çalışmalar yürüttüğünü, bu kapsamda <strong>HYSouthMarmara</strong> <strong>Projesi</strong>'ne entegre projelerle süreci ilerlettiklerini aktardı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>BANÜ</strong>'nün temiz enerjiye geçiş noktasında sorumluluk aldığınıdile getiren <strong>Alkan</strong>, deniz üstü rüzgar ve hidrojen enerjisi konularındaki çalışmaları dünya ülkelerinin gerisinde kalmadan bölgedeki tüm paydaşların çıkarlarını bilimsel ve etik ilkeleri gözeterek sürdüreceklerini sözlerine ekledi.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizlerdeki ısınma katil yosunun yayılma riskini artırıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denizlerdeki-isinma-katil-yosunun-yayilma-riskini-artiriyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denizlerdeki-isinma-katil-yosunun-yayilma-riskini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Manisa Celal Bayar Üniversitesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Deniz Biyoloğu Prof. Dr. Ergün Taşkın: - &quot;Deniz suyu sıcaklığının ve denizlerdeki tuzluluğun artması nedeniyle artık Akdeniz ve ülkemiz kıyılarında tropikleşme başladı. Bu nedenle bu yabancı türler ve özellikle katil yosun kıyılarımızda çok daha rahat bir adaptasyona ve yayılış sürecine girmiş durumda&quot; - &quot;(Katil yosunla mücadele) Bizim yapabileceğimiz öncelikle balast kontrolü. Bir diğeri de özellikle Süveyş Kanalı çevresindeki diğer ülkelerle ortak bir mücadele üzerinde çalışmak ve yoğunlaşmak&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/denizlerdeki-isinma-katil-yosunun-yayilma-riskini-artiriyor-1717704955.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denizlerdeki, ısınma, katil, yosunun, yayılma, riskini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Manisa Celal Bayar Üniversitesi</strong> Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Deniz Biyoloğu<strong> Prof. Dr. Ergün Taşkın</strong>, deniz ekosistemine zarar veren katil yosunun tuzluluk, kirlilik ve iklim değişikliğine bağlı deniz suyu sıcaklıklarındaki artışın devamı halinde Türkiye'nin tüm kıyılarında görülebileceği uyarısında bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Caulerpa cinsi deniz yosunlarının dünyada 70’ten fazla türü bulunurken bunlardan biri olan Caulerpa taxifolia, deniz ekosistemine verdiği zarar nedeniyle katil yosun olarak adlandırılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz tabanında yaşayan, 10-15 santimetre boyutundaki yosun türüyle ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Taşkın, katil yosunun Hint Pasifik kökenli, istilacı bir tür olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yayılmacı özelliği yüksek olan katil yosunun, deniz çayırı ve alglerin üzerini kaplayarak rahat bir şekilde yayılabildiğini kaydeden Taşkın, türün, gemicilik faaliyetleri sonucu Türkiye kıyılarına girdiğini, 0-40 metre arasında gözlemlendiğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Taşkın, "Habitat üzerinde doğrudan olumsuz etkisi var, yerli türlerin boşalttığı yerleri rahatlıkla kaplayabiliyor. Ayrıca hem diğer algler hem de deniz çayırları ve tabii balıkçılık faaliyetleri içerisinde oldukça olumsuz bir etkiye sahip. Alanı kaplaması ve olumsuz etkilemesi nedeniyle katil yosun adını almış." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Balık yumurtaları risk altında</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Katil yosunun Türkiye'de ilk olarak 2007'de İskenderun Körfezi'nde tespit edildiği bilgisini paylaşan Taşkın, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Daha sonrasında örneğin 2013 yılında Kıbrıs'ta yaptığım bir çalışmada karşıma çıkmıştı. 2013'ten itibaren batıya doğru yayılmaya başladı. İzmir kıyılarında görüldü daha sonrasında 2017-2018'lerde Antalya kıyılarında, 2022-2023 yılında Datça Bozburun taraflarında karşımıza çıktı ve en son 2022 yılında müsilaj olayından sonra Marmara Denizli'nde Paşa Limanı adasında küçük bir Posidonia oceanica çayırının içerisinde karşımıza çıktı. Artık 3 kıyımızda ve 3 denizimizde var yani Akdeniz, Ege ve Marmara Denizi'nde yayılış gösterdiğini söyleyebiliriz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkların, korunaklı bir alan sağladığı için, döllenmiş yumurtalarını özellikle deniz çayırlarının ve makroalglerin olduğu yerlere bıraktıklarını anlatan Taşkın, bu alanların katil yosunla kaplanması durumunda çayır ortamının ortadan kalktığını ve açık hedef haline gelen yumurtaların diğer avcılar tarafından tüketilmesi riski bulunduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Katil yosunun insanlara herhangi bir zararı olmadığına değinen Taşkın, "Bir çimi nasıl elleyebiliyorsak rahatlıkla elleyebileceğimiz canlılar bunlar. Biz bunları doğrudan ellerimizle topluyoruz, herhangi bir sıkıntısı yok. Zararı daha çok ekosisteme." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Sıcaklık artışı ekosistem açısından ciddi sorun"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İlk olarak 1980'lerde Batı Akdeniz'de görülen katil yosunun yayılmasındaki en önemli nedenlerin, iklim değişikliğine bağlı olarak deniz suyu sıcaklığının, tuzluluğun ve kirliliğin artması olduğu tespitini paylaşan Taşkın, Gemlik Körfezi'nde yaptıkları çalışmada son 5 yıl içinde yüzey suyu sıcaklığında 5 dereceye yakın bir artış saptadıklarını, bu sıcaklık artışının deniz ekosistemi açısından ciddi bir sorun olduğunu dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Taşkın, deniz suyu sıcaklığı, tuzluluk ve kirlilikle ilgili göstergelerin bu şekilde devamı halinde, adaptasyon gücü yüksek olan katil yosunun, Türkiye'nin bütün kıyılarında görülebileceği değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz suyu sıcaklığının ve tuzluluk seviyesinin artması, aynı zamanda bu yabancı türün geldiği yerdekine benzer özelliklere sahip olması nedeniyle katil yosunun en çok Akdeniz'de görüldüğünü vurgulayan Taşkın, "İklim değişikliği karasal ekosistemi etkilediği gibi denizel ekosistemi de doğudan etkileyen bir değişim. Deniz suyu sıcaklığının ve denizlerdeki tuzluluğun artması nedeniyle artık Akdeniz ve ülkemiz kıyılarında tropikleşme başladı. Bu nedenle bu yabancı türler ve özellikle katil yosun kıyılarımızda çok daha rahat bir adaptasyona ve yayılış sürecine girmiş durumda." sözlerini sarf etti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Ekonomik açıdan değerlendirilebilir"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Yabancı türlerle mücadelenin iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynadığını işaret eden Taşkın, katil yosunun yayılımını önleme konusunda şu tavsiyeleri paylaştı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bizim yapabileceğimiz öncelikle balast kontrolü. Bir diğeri de özellikle Süveyş Kanalı çevresindeki diğer ülkelerle ortak bir mücadele üzerinde çalışmak ve yoğunlaşmak. Bizim halk olarak elimizden gelebilecek şeyi söyleyeyim; özellikle bu Uzak Doğu'dan gelen ve akvaryuma aldığımız balık ve diğer canlı türlerinin suyunu gelişi güzel herhangi bir su ortamına, alıcı bir ortama bırakmamak. Bu deniz, göl ya da nehir olabilir çünkü Batı Akdeniz'deki katil yosunun yayılmasının sebebi aslında oradaki bir akvaryumdan suyun Akdeniz'e karışmasıydı."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Taşkın, alglerin kozmetik ve eczacılık başta olmak üzere pek çok farklı sektörde kullanıldığını ve katil yosunun da ekonomik açıdan değerlendirilebileceğini sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kocaeli&amp;apos;nin mavi bayraklı 9 plajından 7&amp;apos;si Karadeniz sahillerinde</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kocaelinin-mavi-bayrakli-9-plajindan-7si-karadeniz-sahillerinde</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kocaelinin-mavi-bayrakli-9-plajindan-7si-karadeniz-sahillerinde</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli&#039;de sahillerin korunmasına yönelik çalışmalarla, 7&#039;si Karadeniz&#039;in Kandıra, 2&#039;si Marmara Denizi&#039;nin Karamürsel kesimindeki 9 plaja mavi bayrak kazandırıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/kocaelinin-mavi-bayrakli-9-plajindan-7si-karadeniz-sahillerinde-1717702937.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kocaelinin, mavi, bayraklı, plajından, 7si, Karadeniz, sahillerinde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İlk mavi bayrağı 2012'de Karamürsel Altınkemer Plajı ile alan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, aradan geçen yıllarda çevre yatırımlarıyla mavi bayraklı plaj sayısını artırdı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son olarak geçen yıl mavi bayrak verilen Karamürsel ilçesindeki Ereğli Kumyalı Plajı, kentte bu ünvana sahip 9. plajı oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su sporlarının yapıldığı konuma getirilen kentte, Marmara Denizi'nin Karamürsel bölümünde 2, Karadeniz'in Kandıra sahillerinde 7 plajda mavi bayrak dalgalanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mavi bayraklı Miço Koyu ile Kerpe, Cebeci, Kumcağız, Bağırganlı, Kovanağzı, Seyrek, Karamürsel Altınkemer ve Ereğli Kumyalı plajları, yaz sezonunda tatilcilerin uğrak noktası oluyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Kentteki 24 plajdan 9'u mavi bayraklı"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Mesut Önem, mavi bayrağın, gerekli standartları taşıyan nitelikli plaj, marina ve yatlara verilen uluslararası bir çevre ödülü olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mavi bayrağın, temiz, bakımlı, donanımlı, güvenli bir çevrenin sembolü, ayrıca uluslararası alanda ve turizm sektöründe en çok bilinen ödüllerden olduğunu belirten Önem, mavi bayraklı plajlar açısından Türkiye'nin dünyada 3. sırada yer aldığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentteki 24 plajdan 9'nun mavi bayraklı olduğunu aktaran Önem, "İzmit Körfezi'nin temizlenmesi için yaptığımız çalışmaların meyvesi aslında. Her geçen yıl mavi bayraklı plaj sayısını artırarak, aldığımız tüm ödüllerin sürdürülebilirliğini sağlayarak 9 rakamına ulaştık." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mavi bayrak ödülünün, plajlarda son 4 yıl boyunca alınan deniz suyu numunelerinin değerlendirilmesi sonucu verildiğini bildiren Önem, kentte mavi bayrak için gerekli 33 kriterin yerine getirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Önem, Büyükşehir Belediyesinin olaya her zaman bütüncül baktığının altını çizerek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"İzmit Körfezi'nde bir başarı hikayesi olduğu açıkça görülüyor. Bu ödüller bunun bir göstergesi. Mavi bayraklı plaj başvurusundaki süreç çok önemli. Hem çevre denetimleri hem de deniz çöpleriyle mücadelemiz, TÜBİTAK MAM ile yaptığımız bilimsel su kalitesi izleme konusu ve İzmit Körfezi'nde yaptığımız birçok farkındalık ve bilinçlendirme faaliyetleri sonucunda aslında bu başarı hikayesini oluşturduk. Bunun sonucunda İzmit Körfezi ve halkı ödüllendirildi."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Mavi bayrak, uluslararası bir etiket"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Kocaeli'deki mavi bayraklı plajların yoğun ilgi gördüğünü dile getiren Önem, kente gelenlerin cep telefonu uygulaması sayesinde en yakın mavi bayraklı plaja kolayca ulaşabildiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Önem, Kandıra ilçesindeki Karadeniz sahillerinde bulunan 11 yüzme alanından 7'sinin mavi bayraklı olduğunu aktararak, şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu çok önemli bir başarı. Karadeniz'i düşündüğümüz zaman, sahilleri, koyları, doğal güzelliği, su kalitesi açısından çok önemli. Mavi bayrağın en önemli şartlarından biri, yüzme suyu kalitesinin yakalanması. O bölgede atık suyla ilgili gerekli altyapının, gerekli arıtma tesislerinin olduğunun da bir göstergesi. Arıtma yapılıyor ve mavi bayraklı plajların olduğu yerde bir damla atık su bırakılmıyor. Bu açıdan da çok önemli. Mavi bayrak, uluslararası bir etiket. Kocaeli için de önemli. Ülkemizdeki 20 şehirden biriyiz, 567 plajın 9'u da Kocaeli'de bulunuyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;den Posidonia Gemicilik Fuarı&amp;apos;na geniş katılım</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyeden-posidonia-gemicilik-fuarina-genis-katilim</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyeden-posidonia-gemicilik-fuarina-genis-katilim</guid>
<description><![CDATA[ Yunanistan&#039;ın başkenti Atina&#039;da düzenlenen Posidonia Uluslararası Gemicilik Fuarı&#039;na Türkiye&#039;den çok sayıda Türk firması katılım sağladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/turkiyeden-posidonia-gemicilik-fuarina-genis-katilim-1717706221.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyeden, Posidonia, Gemicilik, Fuarına, geniş, katılım</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Atina</strong>'da iki yılda bir düzenlenen ve dünyanın dört bir yanından gemicilik sektörünün önde gelen firmalarını bir araya getiren fuarda Türkiye, hem milli katılımla hem de şirketler bazındaki bireysel katılımla temsil edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ticaret Bakanlığı koordinasyonuyla Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliğinin (<strong>GYHİB</strong>) organizasyonunda kurulan 400 metrekarelik Türkiye'ye ait pavilyonda 14 Türk şirketi yer aldı. Bireysel katılımlarla birlikte fuara katılan Türk firması sayısı 69 oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türk firmalarını fuarda ziyaret eden Türkiye'nin Atina Büyükelçisi Çağatay Erciyes ile Yunanistan Denizcilik ve Ada Politikaları Bakanı Hristos Stilyanidis, kısa bir sohbet gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fuar kapsamında <strong>İMEAK DTO</strong>'nun organize ettiği "<strong>Türk Denizcilik Sektörü</strong>" resepsiyonunda ise dünyanın dört bir yanından gelen sektör temsilcileri bir araya geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükelçi Erciyes, fuardaki Türk katılımını AA muhabirine değerlendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Posidonia Fuarı'nın dünyada denizcilik alanında düzenlenen en önemli fuarlardan biri olduğunu vurgulayan Erciyes, iki yılda bir Atina'da düzenlenen fuara Türkiye'den bugüne kadarki en yüksek katılım sağlandığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Erciyes, , Türkiye'nin özellikle son 20 yılda denizcilik sektöründe çok büyük ilerlemeler kaydettiğini hatırlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'nin deniz ticaret filosunun dünyada 12'inci sırada olduğunu belirten Erciyes, "Özellikle gemi inşa sektöründe de Türkiye önde gelen ülkeler arasında. Özellikle römorkor ve özel tip gemilerde. Dolayısıyla bu fuara katılım çok önemli. Ülkemizin denizcilik sektörünün tanıtımına katkıda bulunacaktır. Yunanistan'la ikili ilişkilerimize ve 10 milyar dolarlık ikili ticaret hacmi hedefimize önemli katkıda bulunacağını düşünüyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Katılımcılardan, Gemi Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (<strong>GYHİB</strong>) Başkanı Cem Seven ise Posedonia Gemicilik Fuarı'nın Türkiye ve Yunanistan arasındaki ikili ilişkilerin gelişmesinde önemli bir araç olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Seven, "Ülkemiz gemi ve yat imalatında ve ihracatında dünyada önemli bir yere sahip. Türkiye'nin özel maksatlı, özel yapım gemi statüsünde saydığımız römorkörlerde 2023 dünya şampiyonluğu var. Balıkçı teknelerinde de keza Türkiye dünya şampiyonu olmuştur. Özel maksatlı gemilerde hakikaten ülkemiz ön sıralarda yer alıyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fuarda temsil edilen Türk firmalarının sektördeki Yunan firmalarla da iyi ilişkilere sahip olduğunu ifade eden Seven, Türkiye'nin Yunanistan'a denizle ilgili ekipman ihracat ettiğini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denize sızan petrol ekosisteme zarar vermeyen yöntemlerle temizlenecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denize-sizan-petrol-ekosisteme-zarar-vermeyen-yoentemlerle-temizlenecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denize-sizan-petrol-ekosisteme-zarar-vermeyen-yoentemlerle-temizlenecek</guid>
<description><![CDATA[ TÜBİTAK ile Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi işbirliğinde geliştirilen projeyle, çeşitli nedenlerle denize sızan petrolün çevreye zarar vermeden temizlenmesi hedefleniyor - Proje yürütücüsü ve İTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Duygu Ağaoğulları: - &quot;Diğer yöntemlerle, özellikle sadece mikroorganizma ekme yöntemiyle kıyasladığımızda, bundan 4 ya da 8 kat daha faydalı bir sistem olduğu şimdiye kadar yapılan araştırmalarla ispatlandı. Yani biz en az 4 kat daha hızlı, daha geri dönüştürülebilir bir sistem yaratmak istiyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/denize-sizan-petrol-ekosisteme-zarar-vermeyen-yontemlerle-temizlenecek-1716445078.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denize, sızan, petrol, ekosisteme, zarar, vermeyen, yöntemlerle, temizlenecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İstanbul Teknik Üniversitesi (<strong>İTÜ</strong>) Kimya-Metalurji Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. <strong>Duygu Ağaoğulları</strong>, çeşitli nedenlerle denize ve bazı durumlarda toprağa karışan petrolü ekosisteme zarar vermeden temizleyecek alternatif bir yöntem üzerinde çalıştıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Günümüzde önemli çevre problemlerinden biri olan petrol ve petrol türevlerinin oluşturduğu kirlilik, patlama sonucu petrolün etrafa saçılması, yükleme veya boşaltım esnasında tankerlerden sızma ve atık petrol ürünlerinin çevreye dağılmasıyla meydana gelebiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kirliliği temizlemek için başvurulan yöntemlerin çevre açısından bazı dezavantajları bulunuyor. Bu dezavantajları ortadan kaldırmak için bilim insanları, petrolü toprak ve deniz suyundan arındıracak nanoteknolojik ve biyolojik yöntemler üzerinde yoğunlaşıyor. Bunlardan biri de canlı mikroorganizmaların kullanıldığı biyoremediasyon yöntemi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de bu kapsamda TÜBİTAK ile Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi (ANAS) arasındaki ikili işbirliği çerçevesinde yayımlanan AR-GE projeleri çağrısı kapsamında ve SOCAR Enerji Ticaret A.Ş. ortaklığıyla "Petrol Atıklarpı ile Kirlenmiş Deniz Suyunun ve Toprağın Mikroorganizma Yüklenmiş Çekirdek/Kabuk Tipi Manyetik Nanopartiküller Kullanılarak Nanoteknoloji ile Geliştirilmiş Biyoremediasyon ile Temizlenmesi" başlıklı bir proje yürütülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/091.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Projenin ANAS tarafında Katkı Maddeleri Kimya Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Parvin Mammodva, TÜBİTAK tarafında ise İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Kimya- Metalurji Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Duygu Ağaoğulları yürütücü olarak görev yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Ağaoğulları, petrolle kirlenmiş deniz suyunun ve toprağın, manyetik nanopartiküller ve mikroorganizma ekme yöntemiyle verimli bir şekilde temizlenmesini sağlayacak bir yöntem tasarlamayı amaçladıklarını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ağaoğulları, hem doğal olarak mikroorganizmaları kullanarak biyoremediasyon yaptıklarını hem de 1 ile 100 nanometre arasında bulunan nanopartikülleri bu sistemle kombine ederek deniz suyundaki petrolün küçük moleküllere parçalanmasını sağladıklarını, mıknatıslama tekniğiyle de parçalanmış moleküllerin deniz yüzeyinden hızlıca toplanarak çok daha hızlı ve geri dönüşümlü olarak kullanılabildiği bir yöntem geliştirdiklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Petrolün zararını sadece denizde değil tüm ekosistemde görüyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Gemi kazaları, arızalar veya sızıntılar nedeniyle her yıl yüksek miktarda petrolün denizlere karıştığına dikkati çeken Doç. Dr. Ağaoğulları, bu durumun ekosisteme etkileri hakkında şu tespitleri paylaştı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Ekolojik olarak baktığımızda zaten petrol sızıntıları, planktondan eklem bacaklılara, süngerlerden istiridyelere ve kabuklulara kadar pek çok canlıya zarar veriyor. Sadece bu değil tabii ki turizm, balıkçılık gibi pek çok faaliyet alanına da zarar veriyor. Bunun yanı sıra yine petrolün toprağa ve kumsallara doğru yayıldıktan sonra kuşlar ve farklı canlılar tarafından taşınmasıyla bu durum tarımsal faaliyetleri de olumsuz etkiliyor. Yani bir bitkisel alanın döllenme, tohumlanma, meyvelenme aşamalarına ve çiftlik hayvanlarına kadar zarar verebiliyor. Dolayısıyla biz petrolün vermiş olduğu zararları sadece denizde değil, denizden çok daha farklı bölgelerde tüm ekosistemde görüyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Projede geldikleri aşamada, çevreye ve insan sağlığına zararsız olduğu kanıtlanan demir bazlı nanopartiküllerin üretimlerini gerçekleştirdiklerini ve her bir nanopartikülün manyetik alan özelliklerinin azalmasını engellemek için etraflarını doğayla uyumlu, farklı koruyucu tabakalarla kapladıklarını bildiren Ağaoğulları, bundan sonraki süreçte mikroorganizmaları partikül yüzeylerine tutturup alınmış örnekler üzerinde çalışılabilme potansiyellerini belirleyeceklerini aktardı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "En az 4 kat daha hızlı bir sistem yaratmak istiyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Halihazırda kullanılan yöntemlerde, petrolün sızdığı alanın, denizde yüzen bariyer ya da çit ile çevrelenerek daha fazla yayılmasının önlendiğini, sonrasında petrolün vakumlu iş makineleri ya da kepçelerle denizden temizlendiğini veya sızıntı olan alanda kimyasal maddeler kullanılarak sudan ayrıştırıldığını, kirliliğe yol açan petrol miktarı az ise yakılarak bertaraf edildiğini anlatan Ağaoğulları, bu yöntemlerle, üzerinde çalıştıkları sistemi kıyaslayarak şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bunların hepsinde aslında belli başlı dezavantajlar mevcut. Mesela yakma yönteminde uçucu bileşikler bulutlar tarafından emilebiliyor, daha sonra yağmur ile birlikte tarım alanlarına, çiftlik hayvanlarına zarar verebiliyor ya da absorban kimyasal dağıtıcılar ile emülsiye edilen sistemler kullandığınızda bu sefer denizi ya da toprağı kimyasal ile tanıştırmış oluyorsunuz. Tanıştırdığımız her bir kimyasal hem denizde hem toprakta diğer mikroorganizmalar tarafından absorbe ediliyor ve sonuç itibarıyla mikroorganizmaların yaşamsal alanına zarar veriyor. Bizim projemizde ise amaç, manyetik nanopartikülleri kullanarak tekrarlı bir sistem oluşturmak. Yani bir kere kimyasal sistemi kullanıp onu bertaraf etmek değil tekrarlı olarak çevrimsel ve sürekli bir sistem oluşturmak. Manyetik nanopartiküllerin üzerine mikroorganizmaları yükleyerek de daha doğal bir ayrım oluşturup bunu mıknatıs ile toparlamak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mevcut yöntemlerle temizleme yapıldığında ekosistemin uzun yıllar toparlanamadığını, üzerinde çalıştıkları alternatif yöntem ile ekosistemin çok kısa bir sürede iyileşebileceği öngörüsünde bulunan Ağaoğulları, "Diğer yöntemlerle, özellikle sadece mikroorganizma ekme yöntemiyle kıyasladığımızda, bundan 4 ya da 8 kat daha faydalı bir sistem olduğu şimdiye kadar yapılan araştırmalarla ispatlandı. Yani biz en az 4 kat daha hızlı, daha geri dönüştürülebilir bir sistem yaratmak istiyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Sistemi 2 yıl sonra tamamen ispatlamayı hedefliyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Meksika Körfezi'nde 2010'da bir İngiliz şirketinin petrol çıkarma faaliyeti sırasında yaklaşık 500 bin ton petrolün denize sızdığını ve bu sızıntının körfez ekosistemine büyük zararlar verdiğini hatırlatan Ağaoğulları, sızıntının etkilerinin hala gözlemlendiğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Azerbaycan ve Türkiye'nin iki kardeş ülke olarak petrol kirliliğinin bertarafı için alternatif bir yöntem oluşturma konusundaki ortak çabasının önemine değinen Ağaoğulları, konuşmasını şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Petrolle kirlenmiş<strong> deniz</strong> suyu ve toprak örneklerini alıp manyetik nanopartiküllerle tanıştırdıktan sonra tekrarlı kullanımları ve verimliliği üzerine birçok deneme gerçekleştireceğiz. Bunu da yine Azerbaycan'da bulunan Katkı Maddeleri Kimya Enstitüsü ile birlikte yapacağız. Partiküllerin mikroorganizmalarla kombine olduğu ve verimliliğinin de yüksek bir şekilde elde edilebildiği bir sistemi 2 yıl sonra tamamıyla ispatlamış olmayı hedefliyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nesli tehlike altında olan Acıgöl dişli sazancığı suyla buluşturuldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/nesli-tehlike-altinda-olan-acigoel-disli-sazancigi-suyla-bulusturuldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/nesli-tehlike-altinda-olan-acigoel-disli-sazancigi-suyla-bulusturuldu</guid>
<description><![CDATA[ TAGEM Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay: - &quot;Nesillerin devamı için de gerekli gayreti göstereceğiz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/nesli-tehlike-altinda-olan-acigol-disli-sazancigi-suyla-bulusturuldu-1716455340.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nesli, tehlike, altında, olan, Acıgöl, dişli, sazancığı, suyla, buluşturuldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Nesli tehlike altında olan endemik balık türü Acıgöl dişli sazancığı, törenle Hacettepe Üniversitesi'ndeki Beytepe Göleti'ne bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü dolayısıyla organize edilen etkinlik, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (<strong>TAGEM</strong>), Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü (<strong>BSGM</strong>) ve Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü işbirliğiyle düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>TAGEM Genel Müdürü <strong>Mustafa Altuğ Atalay</strong>, törendeki konuşmasında, boyut olarak çok küçük olmasına karşın biyolojik olarak çok büyük bir önem taşıyan bir türün, doğala yakın bir ortamda neslinin devamını sağlayacak adımlar atıldığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmanın Türkiye'de ilk olduğunu dile getiren Atalay, bu tür balıkları en fazla tehdit eden unsurlardan birinin hatalı balıklandırma ve tür taşımaları olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Atalay, "Burada Türkiye'deki hatta dünyadaki en önemli tür taşımalarından bir tanesini gerçekleştiriyoruz. Bu tür biyolojik korumalar bire bir habitat yerleştirme şeklinde nadir görülse de ülkemiz bu konuda son derece zengin. Hem florayı hem de faunayı korumak amacıyla bitkisel üretimde, hayvancılıkta bütün genlerimizi stoklayabileceğimiz 32 gen bankamız var." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gen bankalarıyla asıl hedeflerinin türleri bu gibi habitatlara yerleştirmek olduğunu bildiren Atalay, "Bunun için işbirliklerini artıracağız ve farklı projelerle birlikte pek çok türe, böyle etkinliklere, hep beraber şahit olacağız. Nesillerin devamı için de gerekli gayreti göstereceğiz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Bakanlık olarak iyi bir işbirliği içerisinde bu konuyu ele aldık"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>BSGM Genel Müdürü <strong>Turgay Türkyılmaz</strong> da Acıgöl dişli sazancığının sayıca oldukça az ve nesli tehlike altında olan bir balık türü olduğuna dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türün devamlılığını, çok dar bir alandan alınıp, sayı olarak artırılıp üretildikten sonra çeşitli alanlarda yerleştirerek sağlamaya çalıştıklarına işaret eden Türkyılmaz, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bakanlık olarak iyi bir işbirliği içerisinde bu konuyu ele aldık. Böyle bir etkinliğin kelimelerle ifade edilemeyecek bir durum olduğunu söyleyebilirim. Bakanlık olarak böyle bir etkinliğin içerisinde yer almaktan, Genel Müdürlük olarak görev alanımız içerisinde yer alan bir konuyu bu şekilde gündeme getirmiş olmaktan son derece mutluluk duyuyorum."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Elimizden gelen her türlü çalışmayı sürdüreceğiz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Hacettepe Üniversitesi Rektörü <strong>Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran</strong> da Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü'nün bütün evren ve canlılar için kutlu olması dileğinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Güran, töreni böyle bir günde gerçekleştirmelerinin kendileri için gurur verici olduğunu belirterek, "Bu türün kampüsümüzde, biyoçeşitlilik içerisinde varlığını sürdürmesi bundan sonra bizim elimizde. Elimizden gelen her türlü çalışmayı sürdüreceğiz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Üniversite olarak biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilirliği kurumsal politika enstrümanı haline getirdiklerini ifade eden Güran, kampüsteki birçok türün zaman içerisinde üniversitelerinin katkılarıyla varlığını sürdürdüğü söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuşmaların ardından balıklar, proje yürütücüsü Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi<strong> Doç Dr. Baran Yoğurtçuoğlu </strong>tarafından suyla buluşturuldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Törene, fakültenin biyoloji bölümünde öğrenim gören öğrenciler de katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türk bilim insanları yeni bir çöpçü balık türünü dünya literatürüne kazandırdı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turk-bilim-insanlari-yeni-bir-coepcu-balik-turunu-dunya-literaturune-kazandirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turk-bilim-insanlari-yeni-bir-coepcu-balik-turunu-dunya-literaturune-kazandirdi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’de 3 üniversitenin akademisyenleri, balık çeşitliliği hakkında yaptığı araştırma sonucunda çöpçü balığının yeni bir türünü dünya literatürüne kazandırdı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/turk-bilim-insanlari-yeni-bir-copcu-balik-turunu-dunya-literaturune-kazandirdi-1716263279.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türk, bilim, insanları, yeni, bir, çöpçü, balık, türünü, dünya, literatürüne, kazandırdı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Salim Serkan Güçlü, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinden Prof. Dr. Davut Turan, Doç. Dr. Gökhan Kalaycı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Sadi Aksu, saha çalışmaları kapsamında yeni bir çöpçü balığı türünü tanımladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Salim Serkan Güçlü, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de yaklaşık 430 civarında iç su balığı türü bulunduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240517-34590192-34590189-TURK_BILIM_INSANLARI_YENI_BIR_COPCU_BALIK_TURUNU_DUNYA_LITERATURUNE_KAZANDIRDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de iç su balığının yüzde 50'sinin endemik tür olduğunu belirten Güçlü, "Balık tür çeşitliliği göz önüne alındığında, Konya kapalı havzası yüzde 65 endemikler açısından en zengindir, bunu Burdur yüzde 54, Büyük Menderes yüzde 42, Van Gölü yüzde 40 ve Antalya yüzde 36 izlemektedir." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Güçlü, Anadolu ve Avrupa’da yaşayan iç su balıklarının sayısal durumlarını karşılaştırdıklarında hemen hemen aynı sayıda balık türü ile karşı karşılaştıklarını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akademisyenler, çöpçü balıklarının Ege ve Akdeniz Bölgesi'nde morfolojik-moleküler revizyonu, yayılış alanları ve korunma durumlarıyla ilgili birlikte çalışma yürüttü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmalar kapsamında Balıkesir'in Havran ve Karınca derelerinde keşfedilen balığa, dünya balık faunasına büyük katkılar sunan İsviçreli Bilim İnsanı Dr. Maurice Kottelat'a atfen, "Oxynoemacheilus kottelati" ismi verildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık, Berlin Doğa Tarihi Müzesi'nin desteklediği "Zoosystematics and Evolution" dergisinde yayınlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan bu keşifle sayısı 49’a ulaşan çöpçü balıklarının, 37’si Türkiye'de endemik bir tür olduğu bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yat sektörü tekne bağlama alanlarının artırılmasını talep ediyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yat-sektoeru-tekne-baglama-alanlarinin-artirilmasini-talep-ediyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yat-sektoeru-tekne-baglama-alanlarinin-artirilmasini-talep-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Artı Boat Show Ankara Üst Yöneticisi (CEO) Murat Arslan: - &quot;Sahil şeridimizde tekne bağlama alanlarının çoğaltılması devletimizden en büyük beklentimiz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/yat-sektoru-tekne-baglama-alanlarinin-artirilmasini-talep-ediyor-1716192630.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yat, sektörü, tekne, bağlama, alanlarının, artırılmasını, talep, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Artı Boat Show Ankara Üst Yöneticisi (<strong>CEO</strong>) Murat Arslan, yat sektörünün en büyük beklentisinin, tekne bağlama alanlarının artırılması olduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Meraklıları için deniz araçları, ekipmanları ve aksesuarlarının sergilendiği fuar, Ankara'da kapılarını açtı.</span></span></p>

<p><span><span>Lüks yatların da yer aldığı fuarda AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Arslan, denizcilik sevgisinin 7'den 70'e ülkenin her yerinde olması gerektiğini belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>Dünyanın en büyük bot şovlarının denizi olmayan şehirlerde yapıldığını anlatan Arslan, "Deniz ve yelken sevgisi olan Ankara, neden bu şehirler arasında olmasın diye yola çıktık." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>Fuarda fiyatı 150 bin liradan başlayıp 7 milyon liraya kadar ulaşan teknelerin sergilendiğini aktaran Arslan, "Her bütçeye uygun deniz araçları bulunuyor. Otomobil görünümlü denizde giden aracımız da bu fuarda sergileniyor. Ankaralı deniz severleri fuarımıza bekliyoruz." ifadesini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span>Yat sektöründe Türkiye'nin dünyada söz sahibi ülkelerden olduğuna vurgu yapan Arslan, sektörün beklentilerine ilişkin ise "Sahil şeridimizde balıkçı barınaklarının artırılması ve tekne bağlama alanlarının çoğaltılması devletimizden en büyük beklentimiz. İnsanlar tekne almaktan korkmuyor ama bağlama yeri bulamadığından tekne almaktan vazgeçiyor. Marina sıkıntımız var. Ayrıca marinalarımızın da fiyat politikalarının disiplin altına alınması lazım. Dünyanın en pahalı marinaları Türkiye'de." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yat ve tekne tutkunları, Ankara&amp;apos;da fuarda buluştu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yat-ve-tekne-tutkunlari-ankarada-fuarda-bulustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yat-ve-tekne-tutkunlari-ankarada-fuarda-bulustu</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar: - &quot;Çevreci bir anlayış ile yenilenebilir enerji kaynakları ve alternatif enerji kullanma konusundaki başarılarımızın bir sonucu olarak hibrit yatlar da Türkiye&#039;de üretilmeye başlandı&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/yat-ve-tekne-tutkunlari-ankarada-fuarda-bulustu-1716193030.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yat, tekne, tutkunları, Ankarada, fuarda, buluştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Yat ve tekne sektörü ile deniz tutkunlarını buluşturan fuar, Ankara'da kapılarını açtı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yat ve Tekne Endüstrisi Derneğinin (<strong>YATED</strong>) desteklediği "<strong>Deniz Araçları, Ekipmanları ve Aksesuarları Fuarı Artı Boat Show</strong>", Altınpark ANFA Fuar Merkezi'nde başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fuarın açılışında konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, güçlü bir denizcilik sektörü demenin, daha güçlü bir ülke ekonomisi ve daha güçlü bir Türkiye demek olduğunu belirterek, "Bu hedefle her geçen gün daha yüksek standartlarda denizcilik hizmetleri vermek için çalışıyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gemi inşa sanayisinde yaklaşık 95 bin kişilik istihdamı, 1 milyonu aşan amatör denizcisi ve 140 bin gemi insanı ile Türkiye'nin denizci bir ülke olduğunun altını çizen Ünüvar, gezi, eğlence ve spor için özel tasarlanmış küçük tonajlı teknelerin ülkedeki sayısının 160 binleri aştığını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ünüvar, küresel olarak yat ve tekne endüstrisinin, sürekli yenilik ve teknolojik ilerlemeye odaklanmış durumda olduğuna dikkati çekerek, "Özellikle çevre dostu teknolojiler, enerji verimliliği, otonom seyir sistemleri gibi alanlarda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu da hem çevresel sürdürülebilirlik hem de kullanıcı deneyimi açısından sektöre önemli katkılar sağlamaktadır. Ülkemiz yat imalatçılarının, geleneksel yapım becerilerini modern tekniklerle birleştirmesi sonucu Türk tekne ve yat yapım endüstrisinin uluslararası alanda tanınırlığı artmış ve dünya yat ve tekne pazarında önemli bir yere gelinmiştir." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Nitelikli gemi inşasında önemli bir konumda olan ülkenin bu gemilerdeki ihracat kilogram değerinin 20 dolarları bulduğuna işaret eden Ünüvar, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"2023 yılında 2 milyar dolara ulaşan gemi sanayi ihracat değerimizin dörtte birinden fazlasını yat inşa endüstrimiz oluşturmaktadır. Yat inşa sanayimiz, katma değeri çok daha yüksek olan bir endüstri dalıdır. İnşa edilen yatın boyutu arttıkça malın kilogram değeri de artmakta, bu değer 40 dolarları bulabilmektedir. Türkiye, modern yat üretimi açısından nispeten genç olmasına rağmen yüksek işçilik kalitesi ve fiyat performans değerlendirmesinde rakibi diğer üretici ülkelerle karşılaştırıldığında rekabetçi fiyatları ile sipariş sayısını artırmaktadır. Özellikle büyük ölçekli tekne siparişlerinde, tersanelerimizin kapasitesi büyük oranda dolu durumdadır. Çevreci bir anlayış ile yenilenebilir enerji kaynakları ve alternatif enerji kullanma konusundaki başarılarımızın bir sonucu olarak elektrik tahrikli, hibrit yatlar da Türkiye'de üretilmeye başlanmıştır."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yatlara yönelik, bağlama ve barınma yeri yetersizliğini bildiklerini ve çözmek için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Ünüvar, "Kapasiteyi artırmak için yapılacak yeni marina yatırımlarına gerekli destekler verilmekte, bununla birlikte tonoz bağlama sistemleri gibi alternatif bir çözüm oluşturmaya yönelik çalışmalarımız da devam etmektedir." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ankara'da deniz severlere kapısını açan fuarda, 60 firmanın katılımıyla 200’ün üzerinde yat ve tekne sergileniyor. Fuar, 19 Mayıs'a kadar ziyaretçilere açık olacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yunanistan&amp;apos;ın deniz parkı ilanı ne anlama geliyor?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yunanistanin-deniz-parki-ilani-ne-anlama-geliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yunanistanin-deniz-parki-ilani-ne-anlama-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Yunanistan, İyon ve Adalar Denizlerinde kurmak istediği 2 deniz parkıyla çevreci görünmeyi ve Adalar Denizi’nde hakimiyetini artırmayı hedefliyor - Atina’nın ilan ettiği deniz parklarıyla bölgede bir güce sahibi olması demek, Yunanistan’ın Adalar Denizi’nde yeni durum ihdas etmesi, oldubitti yaratması ve egemenlik iddia etmesi demek olacaktır ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/yunanistanin-deniz-parki-ilani-ne-anlama-geliyor-1714629351.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yunanistanın, deniz, parkı, ilanı, anlama, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. <strong>Soyalp Tamçelik</strong>, Yunanistan’ın İyon ve Adalar (Ege) Denizlerinde kurmak istediği deniz parklarını ve bu durumun Türk-Yunan ilişkisine vereceği zararı AA Analiz için kaleme aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>***</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Atina'da 16-17 Nisan'da 9'uncusu gerçekleştirilen Okyanusumuz Konferansı'nın (OOC) temel amacı, denizlerin korunması ve sürdürülebilir yönetimin sağlanmasıdır. Ancak konferans, sunulan öneriler, teklif edilen projeler ve alınan kararlarla Yunanistan’ın egemenlik hukukunun ihyası ve politik çıkarlarının gerçekleştirilmesi gösterisine dönüştü.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Deniz parkı ilan edilmesi planlanan bölgeler nerede?</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Yunan hükümeti, denizlerdeki doğal kaynakları korumak ve ekonomik büyümeyi sağlamak amacıyla yasal, teknik ve siyasi önlemlerin alınması gerektiğini belirtiyor. Ancak Yunanistan'ın, bu kararları alabilmesi için ilgili bölgelerde egemen devletmiş gibi davranması gerekir ve bu bölgelerde müesses nizam tesis etmek isteyen Yunanistan, Adalar Denizi’nde hukuki dayanağı olmayan fiili durum yaratmak istiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yunanistan, Okyanusumuz Konferansı'nda 2 büyük proje önerdi. Bu projeler çerçevesinde, biyolojik çeşitliliği ve deniz ekolojisini korumak amacıyla biri İyon Denizi’nde, diğeri de Adalar Denizi’nde olmak üzere 2 deniz parkı ilan edeceğini açıkladı. Bu yöntemle Yunanistan, çevreci görünmeyi ve Adalar Denizi’nde hakimiyetini artırmayı hedefliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Adalar Denizi’nde ilan edilecek deniz parkının yeri resmi olarak açıklanmasa da Yunan basınına göre ilki Milos Adası’nın (Değirmenlik) batısından Nisiros Adası’na (İncirli) kadar uzanan ve 11 ada ile adacığı kapsayan bölümün 3 bin milkare olduğu belirtildi. Bu bölüm, Adalar Denizi’nin güneyinden başlayıp güneydoğu istikametinde devam eden, Batı Anadolu’da Datça yarımadasının karşısına kadar uzanan bir mevkiyi kapsıyor. İkinci kısmın ise İyon Denizi’nde yer alan Kefalonya Adası’nın kuzeyinden başlayıp Kithira (Çuha) ve Antikythera (Sikliye) adalarına [1] kadar uzandığı ve 5 bin milkareden fazlasına tekabül ettiği belirtiliyor. [2] Yunanistan’ın Çevre ve Enerjiden Sorumlu Bakanı Theodoros Skylakakis, bu bölgelerin ulusal park hüviyetini taşıyacağını ve önümüzdeki yılın başında da yasallaşacağını belirtti. [3]</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuyla ilgili Helen Çukuru denen bölge, Helen Yayı’na paralel olarak Helen Dağları, İyon Adaları, Girit, Rodos, Dinarid ve Helenid dağlarının yayılım hattından güneybatı istikametinde Türkiye’ye uzanıyor ve Toros Dağları’na bağlanıyor. [4]</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buna göre Yunanistan'ın, İyon adalarının dışsal sınırından başlayarak Girit ve Rodos adalarının dışsal sınırına uzanması, devamında Batı Anadolu’nun kıyı şeridine kadar gelmesi ve bu hat üzerinde muhtelif zamanlarda ve mekanlarda farklı deniz parkı inşa etmesi mümkün olabilecektir. Projenin gerçekleşmesiyle beraber Yunanistan, daha önce elde edemediklerini bu şekilde ekolojik sistemin koruyucusu sıfatıyla elde edebileceğini düşünüyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Bu adım Türk-Yunan ilişkilerine zarar verir mi?</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ankara Yunanistan'ın planlarına tepki göstererek, Yunanistan’ın egemenliği tartışmalı gri bölgelerde deniz parkı kurarak sorunları karmaşık hale getirdiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yunanistan'ın deniz parkının ilkini İyon Denizi’ndeki adaların dışsal sınırından başlatması Avrupa Birliği (AB) açısından bir sorun teşkil etmeyecektir. Ancak Adalar Denizi’nde Girit, Rodos ve Batı Anadolu hattının dışsal sınırı üzerindeki bulunacak deniz parklarının kurulması ve Türkiye’yle yaşanması muhtemel gerginlikte aynı durum geçerli değildir ve AB’nin bu süreçte tarafsız olması mümkün değildir.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yunanistan’ın fiili durum yaratarak Türk-Yunan dostluğuna zarar verdiği açıktır. Yunan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis, Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan "Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi"yle iki ülkenin temel tezlerinden vazgeçmediğini [5] Ege Denizi'nde deniz parkı ilan etmenin egemenlik haklarının kullanımıyla ilgili olduğunu [6] ve bu durumun tartışılamayacağını belirtmesi dikkat çekicidir.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Üstelik bu durumda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) de çevreci gerekçelerle Kıbrıs’ın çevresinde, özellikle de Baf açıklarında deniz parkı sahaları ilan etmeyi gündeme getirebilir. Buna göre Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’deki deniz parklarının koruma sahaları bir düzlemde bileşirse ve koruma kalkanı adı altına yeni bir güvenlik konsepti kurulursa nelerin yaşanabileceğini düşünmek hiç de zor değildir. Zira uluslararası hukukta deniz parklarının ilanı bir tür deniz koruma alanı olarak kabul ediliyor. [7] Yunanistan’ın bu adımı, bu bölgelerde hukuki düzenlemeler yapabileceği ve denetim [8] icra edebileceği manasına geliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Atina’nın ilan ettiği deniz parklarıyla böyle bir güce sahibi olması demek, Yunanistan’ın Adalar Denizi’nde yeni durum ihdas etmesi, oldubitti yaratması ve egemenlik iddia etmesi demek olacaktır. Nitekim Yunanistan’ın 2030 yılına kadar deniz koruma alanlarında dip trolü avcılığını yasaklayacak olması da bundandır.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sonuç olarak denebilir ki, Yunanistan’la Türkiye arasında deniz parkları zemininde kurulacak diyalog Adalar Denizi kadar Doğu Akdeniz’in geleceği açısından da önemlidir. Dolayısıyla Türk-Yunan halklarının yakınlaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde Yunan siyasal karar alıcıların ilişkileri zorlayıcı karar alması doğru değildir.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu konuya dikkati çeken Türk Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın deniz parkı bahanesiyle kurulmak istenen güven duygusunu istismar ettiğini, uluslararası anlaşmalarla egemenliği Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıkların statüsünü değiştirmeye çalıştığını ve yaratılmak istenen fiili durumun kabul edilmeyeceğini belirtti. [9] Yunan Dışişleri Bakanlığından konuya ilişkin yapılan açıklamada ise “Türk Dışişleri Bakanlığının bu duyurusu, çevresel bir konuyu siyasallaştırma” [10] olarak tanımlandı. Buradan da anlaşıldığı üzere Yunanistan, çevre sorunlarını ulusal ve jeopolitik çıkarları için kullanabilecek konumdadır. Türk-Yunan ilişkilerinin normalleşmesi için güven artırıcı önlemlerin alındığı bir dönemde, bu süreci akamete uğratmak hiç kimsenin yararına olmayacaktır.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Not: Akdeniz Bilim Komisyonu (CIESM) tarafından önerilen 8 deniz barış parkı ve alanlarına bakıldığında bu alanlardan 4'ünün Türkiye’yle doğrudan ilgili olduğu görülmektedir. Bkz. Federic Briand, “Marine Peace Parks in the Mediterranean” Preview of a the Mediterranean Science Commission Proposal, s.4, Şubat 2011, (Erişim Tarihi: 27.04.2024).</span></span></span></p>

<p><span><span><span>[1] Giorgos Lialios, “Greece to declare two new national marine parks”, Ekathimerini, 5 Nisan 2024, (Erişim Tarihi:27.04.2024).</span></span></span></p>

<p><span><span><span>[2] “Greece to expand protected waters, end bottom trawling”, Yale Environment 360, (Erişim Tarihi:27.04.2024).</span></span></span></p>

<p><span><span><span>[3] Tasos Kokkinidis, “Greece to launch new marine parks at Our Ocean Conference in Athens”, Greek Reporter, 9 Nisan 2024, (Erişim Tarihi:27.04.2024).</span></span></span></p>

<p><span><span><span>[4] Esra Canbay, Fethiye-Burdur Fay Kuşağının Güneybatı Uzantısının Kinematik Özellikleri, İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2009, s.10.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>[5] “Minister of Foreign Affairs, George Gerapetritis’ participation at the ‘Delphi Economic Forum IX’ (Delphi, 12.04.2024)”, Hellenic Ministry of Foreign Affairs, Erişim Tarihi: 27.04.2024.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>[6] “Interview of Minister of Foreign Affairs George Gerapetritis with Piraeus radio station “Kanali Ena 90.4 FM” and journalist Haris Pavlidis (19.04.2024)”, Hellenic Ministry of Foreign Affairs, (Erişim Tarihi: 27.04.2024).</span></span></span></p>

<p><span><span><span>[7] Yücel Acer, “Yunanistan’ın Ege Denizi’nde Deniz Parkı Girişimi ve Türkiye’nin Tepkisi”, SETAV, (Erişim Tarihi: 27.04.2024).</span></span></span></p>

<p><span><span><span>[8] Yunan Dışişleri Bakanlığı bu alanların gözetimi için dronlar, radarlar, uydular ve tekneler dahil olmak üzere gerçek zamanlı olarak en son teknolojiye sahip izleme sistemi kullanılacağını belirtmiştir. Bkz… “Turkey Disagrees with Greece’s Marine Park Plans in the Aegean Sea”, The Maritime Executive, (Erişim Tarihi: 27.04.2024).</span></span></span></p>

<p><span><span><span>[9] “No: 58, 9 Nisan 2024, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde ilan edeceğini duyurduğu deniz parkı hk.”, Türkiye Dışişleri Bakanlığı, (Erişim Tarihi: 27.04.2024).</span></span></span></p>

<p><span><span><span>[10] “Greek Foreign Ministry: Turkey ‘politicizes a purely environmental issue’”, Hellenic Daily News NY, (Erişim Tarihi: 27.04.2024).</span></span></span></p>

<p><span><span><span>[Prof. Dr. Soyalp Tamçelik, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]</span></span></span></p>

<p><span><span><span>* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;a su sağlayan barajlardaki doluluk geçen yıla göre yüzde 70 arttı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbula-su-saglayan-barajlardaki-doluluk-gecen-yila-goere-yuzde-70-artti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbula-su-saglayan-barajlardaki-doluluk-gecen-yila-goere-yuzde-70-artti</guid>
<description><![CDATA[ Megakentte geçen yıl 1 Mayıs&#039;ta yüzde 48,71 olan barajlardaki doluluk oranı, bugün itibarıyla yüzde 82,81 olarak ölçüldü - İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay: - &quot;Kış aylarını iyi geçirdik, ilkbahar iyi geçiyor gibi. Nisan ayını da iyi geçirdik sayılır. Mayıs ayında da eğer yağışlar gelirse yaz aylarında hiçbir sıkıntı yaşanmayacak&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/istanbula-su-saglayan-barajlardaki-doluluk-gecen-yila-gore-yuzde-70-artti-1714629670.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbula, sağlayan, barajlardaki, doluluk, geçen, yıla, göre, yüzde, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kış ve ilkbahar mevsimlerindeki yağışların ardından İstanbul'a su sağlayan barajlardaki doluluk oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 70 artarak yüzde 82,81 olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (<strong>İSKİ</strong>) verilerine göre, geçen yıl 1 Mayıs'ta yüzde 48,71 olan barajlardaki doluluk oranı, bu yıl son dönemde artan yağışların etkisiyle yükselişe geçti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buna göre, barajlardaki doluluk geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 70 artış göstererek, bugün itibarıyla yüzde 82,81 ölçüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su miktarı Istrancalar'da yüzde 73,83, Terkos'ta yüzde 91,87, Sazlıdere'de yüzde 61,77, Alibey'de yüzde 64,13, Büyükçekmece'de yüzde 77,72, Ömerli'de yüzde 92,15, Darlık'ta yüzde 83,05, Elmalı'da yüzde 88,29, Pabuçdere'de yüzde 76,78 ve Kazandere'de yüzde 78,34 olarak ölçüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kente su sağlayan ve azami 868 milyon 683 bin metreküp biriktirme hacmine sahip baraj ve göletlerdeki su miktarı ise 719 milyon 33 bin metreküp seviyesinde bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Son 9 yılın doluluk oranları</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İSKİ istatistiklerine göre, 1 Mayıs tarihli baraj doluluk oranları 2016'da yüzde 84,02, 2017'de yüzde 86,58, 2018'de yüzde 88,58, 2019'da yüzde 91,07, 2020'de yüzde 68,57, 2021'de yüzde 80,64, 2022'de yüzde 87,69, 2023'te yüzde 48,71, bugünkü oran yüzde 82,81 olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Melen ve Yeşilçay'dan bu yıl 215,22 milyon metreküp su alındı. İçme suyu arıtma tesislerinden bu yıl kente verilen su miktarı ise 359 milyon 85 bin metreküp olarak hesaplandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Suyumuz bol diye bol bol harcamayalım"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, AA muhabirine, İstanbul'un büyük bir şehir olduğunu, kentte günde 3 milyon metreküpün üzerinde su tüketildiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçen yıl İstanbul'un su ihtiyacı bakımından büyük bir tehlike atlattığını belirten Albay, "Barajlarda yüzde 20'nin altına düşen bir su varlığımız vardı. Kuşkusuz Melen Çayı ile bunlar destekleniyor ama nüfus çok yoğun olduğu için aşırı su tüketimiyle beraber yağışların olmaması büyük bir sıkıntı yaratmıştı." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Albay, bu yıl yağışların iyi olduğunu kaydederek, "Kış aylarını iyi geçirdik, ilkbahar iyi geçiyor gibi. Nisan ayını da iyi geçirdik sayılır. Mayıs ayında da eğer yağışlar gelirse yaz aylarında hiçbir sıkıntı yaşanmayacak. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hatta sonbaharda bile ben büyük bir tehlike görmüyorum." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu duruma rağmen su kullanımına özen gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Albay, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"İstanbul devasa bir şehir olduğu için insanlar suyu tüketirken çok dikkatli olmalılar. İstanbul'daki yağışlar şu anda barajların yüzde 82'nin üzerinde bir doluluk oranına gelmesine neden oldu. Biraz daha yağarsa bu yüzde 85'lere doğru yükselecek gibi gözüküyor. En azından 2024 yılını rahat geçireceğiz. Bu durum bizi rahatlatmasın. Suyumuz bol diye bol bol harcamayalım, her yerde tüketirken azami dikkati gösterelim. Mutfakta, banyoda, araba yıkarken, tarımda nerede kullanıyorsak suyu gerçekten dikkatlice kullanalım. Bu bizim için bir ev ödevi olmalı."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Havzalarımızı korumamız lazım"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Albay, geçmişte birçok bölgede üst üste kuraklık yaşandığını hatırlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Böyle bir durumun olması durumunda İstanbul'un büyük sıkıntı yaşayabileceğini dile getiren Albay, bu nedenle su bütçesi ile insan popülasyonunun birlikte düşünülmesinin önemli olduğunun altını çizdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Albay, barajların etrafında yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Zaman zaman insanlar barajların kenarına pikniğe de gidiyor, oralarda atıklar bırakıyorlar, bu doğru değil. Havzalarımızı korumamız lazım." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;apos;de açılan iki fuarda son model tekneler ve antikalar sergileniyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-acilan-iki-fuarda-son-model-tekneler-ve-antikalar-sergileniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-acilan-iki-fuarda-son-model-tekneler-ve-antikalar-sergileniyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de 2. Tekne, Tekne Ekipmanları ve Deniz Aksesuarları Fuarı (Marine Saloon Trade-MAST) ile Sanat ve Antika Fuarı açıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/05/izmirde-acilan-iki-fuarda-son-model-tekneler-ve-antikalar-sergileniyor-1714652993.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmirde, açılan, iki, fuarda, son, model, tekneler, antikalar, sergileniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İzmir Büyükşehir Belediyesi Fuarcılık İştiraki <strong>İZFAŞ</strong> ve <strong>ED</strong> Fuarcılık tarafından Fuar İzmir'de düzenlenen fuarların açılışı dolayısıyla tören düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, burada yaptığı konuşmada, İzmir'in önemli bir liman kenti olduğunu belirterek, denizcilik alanında çalışan insanların desteklenmesi gerektiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuşmaların ardından protokol üyeleri, A,B ve C holünde sergilenen ürünleri inceledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yerli ve yabancı tekne markaları, ekipman ve aksesuar firmalarının yer aldığı 2. Tekne, Tekne Ekipmanları ve Deniz Aksesuarları Fuarı'nda, boyları 3 ile 16 metre arasında değişen motoryat, yelkenli, trawler, sürat tekneleri ve botlar sergileniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>5 Mayıs'ta sona erecek fuarı, 30 binden fazla kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Sanat ve Antika Fuarı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Marine Saloon Trade-MAST ile eş zamanlı kapılarını açan İzmir Sanat ve Antika Fuarı'nda da resim, heykel, rölyef, cam sanatından çok sayıda eser ve birbirinden değerli antikalar sergileniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dev portresinin de yer aldığı fuarda, 125 galeri, 1500 sanatçı ve 100 antikacı yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Binlerce resim ve objenin bulunduğu fuar, 5 Mayıs'a kadar konuklarını ağırlayacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dinozorlar Çağı&amp;apos;nda yaşamış dev deniz sürüngeni türü keşfedildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dinozorlar-caginda-yasamis-dev-deniz-surungeni-turu-kesfedildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dinozorlar-caginda-yasamis-dev-deniz-surungeni-turu-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, İngiltere&#039;de buldukları fosillerin yaklaşık 202 milyon yıl önce okyanuslarda yaşamış, şu ana kadar bilinen en uzun deniz sürüngeni, yeni &quot;ihtiyozor&quot; türüne ait olduğunu tespit etti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/dinozorlar-caginda-yasamis-dev-deniz-surungeni-turu-kesfedildi-1713512196.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dinozorlar, Çağında, yaşamış, dev, deniz, sürüngeni, türü, keşfedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Plos ONE</strong> dergisinde yayımlanan makaleye göre bilim insanları, Somerset bölgesindeki sahillerde 2016 ve 2020 yıllarında bulunan fosilleşmiş çene kemiklerini inceledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırmada çene kemiklerinin şu ana kadar bilinen en uzun deniz sürüngeni, yeni ihtiyozor türüne ait olduğu belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gün yüzüne çıkarılan fosillerden bilim insanları, bu yeni türü "<strong>Ichthyotitan severnensis</strong>" olarak adlandırdı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bilim insanları, türün yaklaşık 202 milyon yıl önce dinozorlarla aynı dönemde yaşadığına işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırma ekibinden İngiltere'deki Bristol Üniversitesinde görevli paleontolog Dr. Dean Lomax, "İlki bir metre, diğeri iki metre uzunluğundaki çene kemiklerinin boyutuna dayanarak hayvanın 25 metre uzunluğunda olabileceğini hesapladık." bilgisini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Lomax, bulunan yeni türün tam boyunu tespit etmek için daha çok kanıta ihtiyaç duyduklarını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünyada yaşayan en büyük hayvanın yaklaşık 33 metrelik mavi balina olduğu düşünülüyor. Bilim insanları, bu türün boyut açısından mavi balinalara yakın olabileceğine inanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fosilleşmiş çene kemikleri, İngiltere'deki Bristol Müzesi ve Sanat Galerisi'nde sergilenecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Limanlarda elleçlenen konteyner miktarı bu yılın ilk çeyreğinde arttı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-konteyner-miktari-bu-yilin-ilk-ceyreginde-artti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-konteyner-miktari-bu-yilin-ilk-ceyreginde-artti</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: - &quot;İlk çeyrekte limanlarda elleçlenen yük miktarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,2 artarak 134 milyon 327 bin 597 tona yükseldi&quot; - &quot;Limanlarda elleçlenen konteyner miktarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,9 gibi rekor oranda artarak 3 milyon 350 bin 817 TEU&#039;ya ulaştı&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/limanlarda-elleclenen-konteyner-miktari-bu-yilin-ilk-ceyreginde-artti-1714462412.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Limanlarda, elleçlenen, konteyner, miktarı, yılın, ilk, çeyreğinde, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bu yılın ilk çeyreğinde limanlarda elleçlenen yük miktarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,2 artarak 134 milyon 327 bin 597 tona yükseldiğini bildirerek, "Elleçlenen konteyner miktarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,9 gibi rekor oranda artarak 3 milyon 350 bin 817 TEU'ya ulaştı." ifadesini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span>Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ocak-mart dönemine ilişkin denizcilik istatistiklerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.</span></span></p>

<p><span><span>Türkiye'yi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde dünyanın önemli liman merkezi haline getirdiklerine dikkati çeken Uraloğlu, "Deniz ticaret hacmimizi artırarak ülkemizin ekonomi ve istihdamını geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></p>

<p><span><span>Uraloğlu, Bakanlık olarak denizciliğin daha da gelişmesi, denizlerden sağlanan imkanların artırılması, kaynakların ekonomiye kazandırılması için gerekli bütün atılımların ve yatırımların yapıldığını aktararak, Türkiye'nin deniz ticaretinden daha fazla pay alması için çalışmaları hız kesmeden sürdürdüklerini bildirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Yılın ilk çeyreğinde yaşanan ekonomik iyileşmenin ticari hayata yansımaya başladığına işaret eden Uraloğlu, "İlk çeyrekte limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,2 artarak 134 milyon 327 bin 597 tona yükseldi. Limanlarda elleçlenen konteyner miktarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,9 gibi rekor oranda artarak 3 milyon 350 bin 817 TEU'ya ulaştı." ifadesini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span>Uraloğlu, martta limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının 5 milyon 699 bin 607 ton olduğunu aktardı.</span></span></p>

<p><span><span>Türkiye limanlarında elleçlenen yük miktarının geçen ay 47 milyon 351 bin 510 ton olarak gerçekleştiğini bildiren Uraloğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:</span></span></p>

<p><span><span>"Bu dönemde limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19,4 artarak 12 milyon 804 bin 476 ton, ithalat amaçlı boşaltma miktarı ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,4 artarak 23 milyon 880 bin 435 ton olarak gerçekleşti. Mart ayında dış ticaret taşımaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,8 artarak 36 milyon 684 bin 911 ton oldu."</span></span></p>

<p><strong><span><span>- En fazla elleçlenen yükler</span></span></strong></p>

<p><span><span>Uraloğlu, mart ayında önceki aya göre en fazla artış gösteren yük cinsinin motorin elleçlemesi olduğunu belirterek, limanlarda 3 milyon 507 bin 326 ton motorin yük elleçlemesi gerçekleştirildiğini aktardı.</span></span></p>

<p><span><span>Bunu '40'lık dolu konteynerlerde taşınan yükler' ile demir cevheri ve konsantrelerinin izlediğini aktaran Uraloğlu, "Portland çimento yük cinsi, limanlarımızda elleçlenen ihracat yükleri içinde 1 milyon 40 bin 381 tonla ilk sırayı aldı. Bunu, motorin ve feldispat takip etti. Ham petrol, limanlarımızda elleçlenen ithalat yükleri içinde ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla, hurda demir ve briketlenmemiş taşkömürü takip etti." ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- "En fazla yük İtalya'ya yapılan taşımalarda elleçlendi"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Uraloğlu, martta deniz yoluyla yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesinin İtalya'ya yapılan taşımalarda gerçekleştirildiğini, bunu ABD ve İspanya'ya yapılan taşımaların takip ettiğini belirterek, ithalatta ise en fazla yük elleçlemesinin Rusya'dan yapılan taşımalarda görüldüğünü aktardı.</span></span></p>

<p><span><span>Limanlarda elleçlenen dış ticarete konu 36 milyon 684 bin 911 ton yükün yüzde 8,1'inin Türk bayraklı gemilerle taşındığına işaret eden Uraloğlu, "Türk bayraklı gemilerle taşınan yük miktarı martta 2 milyon 965 bin 1 ton ile önceki yılın aynı ayına göre yüzde 29,1 arttı. Yabancı bayraklı gemilerle taşınan yük miktarı ise 33 milyon 719 bin 910 ton ile önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,6 arttı." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></p>

<p><span><span>Uraloğlu, geçen ay limanlarda elleçlenen konteyner miktarının 1 milyon 169 bin 846 TEU'ya ulaştığını belirtti.</span></span></p>

<p><strong><span><span>-"En fazla yük Aliağa'da elleçlendi"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Uraloğlu, martta limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının 5 milyon 699 bin 607 ton olarak gerçekleştiğini ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span>Söz konusu ayda kabotajda taşınan yük miktarının ise 4 milyon 966 bin 992 tonla geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 azaldığını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span><span>"En fazla yük elleçlemesi 7 milyon 720 bin 348 tonla Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde gerçekleşti. Burayı, 7 milyon 365 bin 591 ton ile Kocaeli ve 5 milyon 669 bin 99 tonla İskenderun bölge liman başkanlıkları takip etti. Denizcilik alanında uluslararası arenada çok önemli bir konumda olduğumuzu artık gururla söyleyebiliyoruz. Dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden biriyiz."</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tersane gibi okulda öğrenciler çelik ve fiber tekne üretiyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tersane-gibi-okulda-oegrenciler-celik-ve-fiber-tekne-uretiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tersane-gibi-okulda-oegrenciler-celik-ve-fiber-tekne-uretiyor</guid>
<description><![CDATA[ Tirebolu Piri Reis Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi&#039;nde öğrenciler ürettikleri teknelerle tecrübe kazanıp gelir elde ediyor - Okul Müdürü Deniz Aldemir: - &quot;Öğrencilerimiz burada bir nevi tersane benzeri altyapıda çalışarak kendi alanlarında yetişmiş oluyorlar. Bu, öğrenciler için büyük bir kazanım&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/tersane-gibi-okulda-ogrenciler-celik-ve-fiber-tekne-uretiyor-1714035339.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tersane, gibi, okulda, öğrenciler, çelik, fiber, tekne, üretiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Giresun'da meslek lisesinde üretilen fiber ve çelik teknelerle öğrenciler tecrübe kazanarak geleceğin ustaları olma yolunda ilerliyor.</span></span></p>

<p><span><span>Tirebolu Piri Reis Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde, Valilik ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünün çalışmaları sonucu gemi yapım atölyesi, sac ve fiber tekne üretim hangarı oluşturuldu.</span></span></p>

<p><span><span>Atölyede okul öğretmenlerince ahşap CNC makinesi imal edilerek, kaynak simülatörü temin edildi. Çalışmalar sonucu 4,5 metrelik 2 fiber tekne imal edilerek satışı gerçekleştirildi. Siparişi alınan 8 metrelik kamaralı fiber teknenin imalatı ise devam ediyor.</span></span></p>

<p><span><span>Sac tekne üretimi için lazer CNC makinesi alınmasıyla 12 metre uzunluğunda, 5 metre eninde 3 kamaralı ve bir salonu bulunan çelik teknenin bir süre önce imalatına başlandı.</span></span></p>

<p><span><span>Öte yandan okulda son teknoloji köprü üstü simülatörü ve gemi makineleri simülatörü ile öğrenciler gerçeği aratmayan ortamlarda öğrenimlerine devam ediyor.</span></span></p>

<p><span><span>Okul Müdürü Deniz Aldemir, AA muhabirine, lisede denizcilik ve gemi yapımı alanlarının olduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Gemi yapımı atölyesinde 3 boyutlu yazıcı ile daha önce öğrencilerin maket gemi yaptığını anlatan Aldemir, "Arkadaşlarımızla görüşmeler neticesinde 'Gerçek gemi boyutlarında yapabilir miyiz?' diye düşündük. Gerekli başvurularımızı yaparak 4,5 metre fiber tekne kalıbı elde ettik." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>Aldemir, kalıbın teminiyle fiber tekne üretimine başladıklarını belirterek, bölgede kendileri dışında tekne üreten başka okul bulunmadığını ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span>Giresun Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünün desteği sonucu 8 metrelik fiber tekne kalıbının temin edildiğini kaydeden Aldemir, öğretmenlerin ve öğrencilerin ekip olarak 8 metrelik teknenin üretimini sürdürdüğünü aktardı.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- "12 metrelik tekne büyük bir proje"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Aldemir, atölyedeki imkanların çelik tekne yapmaya daha uygun olduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></p>

<p><span><span>"Hangarda Valilik ve Milli Eğitim Müdürlüğü onayı ve Bakanlığımızın vermiş olduğu bütçeyle aldığımız CNC lazer kesim makinesiyle sacları kesip işleyebilmemiz neticesiyle çelik tekne işine girdik. 12 metrelik tekne büyük bir proje, bir tersanenin bize verdiği sipariş üzerine bu çalışmayı gerçekleştiriyoruz."</span></span></p>

<p><span><span>Öğrencilerin de gayretli ve istekli olduğunun altını çizen Aldemir, "Öğrencilerimiz burada bir nevi tersane benzeri altyapıda çalışarak kendi alanlarında yetişmiş oluyorlar. Bu, öğrenciler için büyük kazanım." ifadesini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span>Deniz Aldemir, öğrencilerin döner sermaye kapsamında her ürün başına çalıştıkları ücretleri aldığını belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>Okuldaki kaynak simülatörüyle de bilgisayar üzerinden kaynak yapan öğrencilerin eksikliklerinin daha çabuk tespit edildiğini söyleyen Aldemir, uygulamalı kaynak eğitimi sonrası işletmelere giden öğrencilerin güzel kaynak yaptıklarıyla ilgili geri dönüşler aldıklarını dile getirdi.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Uygulamalarla çok tecrübe kazanıyoruz"</span></span></strong></p>

<p><span><span>10. sınıf öğrencisi Melih Köse ise gemi yapımında çalışarak kaynak gibi işleri öğrendiklerini ifade ederek, "Uygulamalı eğitimler sayesinde geleceğimin güvencede olduğunu biliyorum. Uygulamalarla çok tecrübe kazanıyoruz. Zaten sektörde iş imkanları geniş. Aynı zamanda üniversite hedefimiz var. Hem meslek öğrenip hem üniversite eğitimi için bu okulu tercih ettim." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span>Aynı sınıfta öğrenci Yunus Emre Sağlam da tersanelerde çalışmak için uygulamalı eğitimlerin kendilerine avantaj sağlayacağını düşündüğünü, okulu tercih ettiği için çok memnun olduğunu vurguladı.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Lüks tekneler Fethiye&amp;apos;de görücüye çıkacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/luks-tekneler-fethiyede-goerucuye-cikacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/luks-tekneler-fethiyede-goerucuye-cikacak</guid>
<description><![CDATA[ Lüks teknelerin yat profesyonellerinin ziyaretine açılacağı &quot;5. TYBA Yacht Charter Show&quot;, Fethiye&#039;de 3-7 Mayıs&#039;ta yapılacak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/luks-tekneler-fethiyede-gorucuye-cikacak-1713509129.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Lüks, tekneler, Fethiyede, görücüye, çıkacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Tüm Yat İşletmecileri, Yatırımcıları, Broker ve Acenteleri Derneği (<strong>TYBA</strong>) tarafından düzenlenen <strong>5. TYBA Yacht Charter Show</strong>'un <strong>3-7 Mayıs</strong>'ta D-Marin Göcek'te yapılacağı bildirildi.</span></span></p>

<p><span><span>TYBA Başkan Yardımcısı ve Yacht Charter Show Komitesi Başkanı Serhan Cengiz, yaptığı yazılı açıklamada, etkinlikte Türkiye'nin turkuaz kıyıları ve komşu sularda faaliyet gösteren seçkin yatların sergileneceğini belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>Şovun sektör profesyonellerine her iki yönde de değerli ağ fırsatları sağladığını ifade eden Cengiz, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></span></p>

<p><span><span>"Küçük Asya'nın insan türünün ve kültürlerinin en büyük erime potası olarak tarihteki rolüne paralel olarak, yerel deniz turizmi profesyonelleri, yat kiralama acenteleri, dünyanın dört bir yanından gelen brokerler ve acentelerle buluşuyor. TYBA Show her yıl yatçılık profesyonellerini bir araya getirerek bu tarihi misyonu kendi başına sürdürüyor. TYBA kurulduğu günden bu yana fuarı rotasyona tabi tutarak, her 3-4 yılda bir Türkiye'nin turkuaz kıyılarının farklı şehirlerine taşımayı ve ziyaretçilerine yeni, farklı marinalar ve ülkenin güzelliklerini tanıtmayı kararlaştırdı. TYBA Yacht Charter Show'un uzun yıllar Türkiye ve Doğu Akdeniz'in en önemli yatçılık etkinliği olmaya devam edeceğine inanıyorum."</span></span></p>

<p><span><span>Boyları 20 ile 50 metre arasındaki lüks yatların mürettebatlarıyla birlikte sergi için yerlerini alacağı etkinliğe, dünyanın dört bir yanından 300'den fazla sektör profesyonelinin katılması bekleniyor.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balon balıklarının insan sağlığına verdiği zararın boyutları ortaya çıktı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balon-baliklarinin-insan-sagligina-verdigi-zararin-boyutlari-ortaya-cikti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balon-baliklarinin-insan-sagligina-verdigi-zararin-boyutlari-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Akdeniz&#039;de 2004 ile 2023 arasında balon balıkları nedeniyle tüketimden kaynaklı 27 ölüm, 143 ölümcül olmayan zehirlenme ve 28 fiziksel saldırı vakası yaşandı - Mersea Deniz Koruma Danışmanlığı Kurucusu Dr. Aylin Ulman: - &quot;Ne yazık ki bir kere yerleştikten ve yayılmaya başladıktan sonra burada kalacakları için onlara alışmak zorundayız. Ancak balon balığı ve aslan balığı gibi ciddi ve zararlı etkilere sahip olanların kontrol altına alınması, yerel biyoçeşitliliğimizin korunması için gerekli&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/balon-baliklarinin-insan-sagligina-verdigi-zararin-boyutlari-ortaya-cikti-1713350827.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balon, balıklarının, insan, sağlığına, verdiği, zararın, boyutları, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Akdeniz</strong>'e kıyısı olan ülkelerden bilim insanlarının yaptığı araştırmaya göre 2004 ile 2023 arasında balon balıkları nedeniyle tüketimden kaynaklı 27 ölüm, 143 ölümcül olmayan zehirlenme ve 28 fiziksel saldırı vakası yaşandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Birleşmiş Milletler Çevre Programı (<strong>UNEP</strong>) verilerine göre Akdeniz, yüzde 20 ila 30'u endemik olmak üzere 17 binden fazla deniz canlısına ev sahipliği yapıyor. Yerli türlerin dışında 1000'den fazla yabancı türü de sınırları içinde barındıran Akdeniz'deki türlerin korunması için 1233 deniz koruma alanı bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akdeniz'deki istilacı yabancı türlerden biri olan balon balığı hakkında Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs, Lübnan, Suriye, İsrail, Filistin, Mısır, Libya ve Tunus'tan bilim insanlarının yaptığı "Doğu Akdeniz'de İstilacı Balon Balıklarının İnsan Sağlığına Etkilerinin (Saldırılar, Zehirlenmeler ve Ölümler) Değerlendirilmesi" adlı çalışma bilim dergisi Biology'de geçen ay yayımlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmada, Haziran 2004'ten Aralık 2023'e kadar Doğu Akdeniz'deki balon balığı (Lagocephalus sceleratus) ve turuncu benekli balon balığı (Torquigener Hypsolegeneion) kaynaklı meydana gelen fiziksel saldırı, zehirlenme ve ölüm vakaları ilk kez kapsamlı şekilde ele alındı. İnsan sağlığını etkileyen 198 olayın belgelendiği çalışmada, tüketimden kaynaklı 27 ölüm, 143 ölümcül olmayan zehirlenme ve 28 fiziksel saldırı vakası tespit edilerek incelendi. Kaydedilen vakalarda özellikle 2019'dan sonra hızlı bir artış yaşandığı da gözlemlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balon balıklarıyla ilgili tespit edilen ilk vakalar Lübnan ve Mısır'dan gelirken, en fazla zehirlenme vakası 64 kişi ile Suriye'den bildirildi. Suriye ve Türkiye, balon balıklarıyla ilgili en fazla vaka rapor edilen iki ülke olurken, Lübnan 16 can kaybıyla balon balığı kaynaklı en fazla ölümün meydana geldiği ülke oldu. En fazla can kaybı yaşanan ikinci ülke olan Türkiye'de 4 ölüm, 24 ölümcül olmayan zehirlenme ve 8 fiziksel saldırı vakası kayıtlara geçti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dokularında yüksek miktarda nörotoksin tetrodotoksin (TTX) bulunduran balon balıkları, insan sağlığı açısından risk oluşturuyor. Dünyadaki yaklaşık 200 balon balığının yüzde 28'inden fazlası insan tüketimi için güvenli olmayan seviyelerde TTX içeriyor. Balon balıklarında bulunan TTX'in düşük düzeyi ağrı kesici olarak çok etkili olsa da yüksek dozu ölüme neden olabiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Zehirlenme semptomları genellikle TTX'in vücuda girişinden yaklaşık 10 dakika ila 6 saat arasında ortaya çıkabiliyor. Sinir ve sindirim sisteminde başlayarak 4 aşamada ilerleyen semptomlar, uzuvlarda uyuşma ve felç, kalp ve solunum sistemlerinde anormallikler ve son olarak meydana gelen bilinç kaybı ile genellikle 6 ila 24 saat içinde ölümle sonuçlanıyor. Hastalar genellikle 24 saat içinde solunum yetmezliğine bağlı olarak hayatını kaybetmezse, vücutta kalıcı bir hasar olmadan iyileşebiliyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Akdeniz'de 13 tür balon balığı bulunuyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Araştırmada yer alan bilim insanlarından Dr. Aylin Ulman, balon balıklarının insan sağlığına, ekonomiye ve biyoçeşitliliğe zarar verdiği için yüksek düzeyde istilacı tür olarak nitelendirildiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akdeniz'de bilinen 13 tür balon balığı bulunduğunu aktaran Ulman, "Kaydedilen türlerden 6'sı Hint-Pasifik kökenli ve bunların 3'ü en yüksek zehir seviyelerine sahip. Hint-Pasifik kökenli Kızıldeniz türleri, Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz'e ulaşıyor. Zehir seviyesi en yüksek ve ne yazık ki sularımıza da gelmiş olan 3 balon balığı türünün bilimsel isimleri Lagocephalus sceleratus, Lagocephalus suezensis, Torquigener hypselogeneion'dur." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye sularında ilk kez 2002'de görülen balon balığının ilerleyen günlerde Akdeniz'in diğer noktalarına da yayılmaya başladığını ifade eden Ulman, Cebelitarık Boğazı ile Karadeniz'de de balon balığına rastlanabildiğini anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ulman, keskin dişlere sahip balon balıklarının biyoçeşitlilik üzerindeki etkisi hakkında şu bilgileri verdi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Çok keskin dişleri iki plakaya kaynaşmış olması nedeniyle midye ve yengeç gibi omurgasız hayvanların sert kabuklarını kırabilir, hem de su kolonunda ve dipte yaşayan balıkları yakalayıp yiyebilirler. Bu yüzden, farklı habitatlarda yaşayan geniş bir canlı çeşitliliği üzerinden beslenebilirler. Esas olarak, ahtapot ve kalamar türlerini tercih ediyor gibi görünse de bulabildikleri tüm canlıları yiyorlar, hatta etrafta besin bulamadıklarında yamyamlığa da başvurduklarını düşünüyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- "İnsanlar balon balıklarını asla yememeli"</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balon balığındaki zehrin, balığın eti başta olmak üzere tüm organlarında bulunduğu ve kesip çıkarılamadığı bilgisini paylaşan Ulman, "Son yıllarda denizde bulunan, yüzen insanlara da saldırmaya başladılar ancak bu tip saldırılar şimdilik nadir görülen bir durum. İnsanlar balon balıklarını asla yememeli. Kazayla balon balığı yediklerinde ilk yardım tedavisi için vakit geçirmeden tıbbi yardım almalı. Şu ana kadar balon balığı zehrinin bilinen bir panzehiri yok ancak acil tıbbi müdahale gereklidir." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün zehirli balon balığının avlanmasını teşvik etmek için <strong>balık</strong> başına 25 lira ödül koyduğunu hatırlatan Ulman, kendilerinin de bu fikirden yola çıkarak zehirli balon balığının derisini, doğaya dost yöntemlerle egzotik ürünlere dönüştüren ticari bir girişim başlattıklarını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye denizlerinde şu anda 500'den fazla yabancı tür olduğuna dikkati çeken Ulman sözlerini "Ne yazık ki bir kere yerleştikten ve yayılmaya başladıktan sonra burada kalacakları için onlara alışmak zorundayız. Ancak balon balığı ve aslan balığı gibi ciddi ve zararlı etkilere sahip olanların kontrol altına alınması, yerel biyoçeşitliliğimizin korunması için gerekli." diyerek tamamladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz taşıtlarına tanıtım numarası verilecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/deniz-tasitlarina-tanitim-numarasi-verilecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/deniz-tasitlarina-tanitim-numarasi-verilecek</guid>
<description><![CDATA[ Deniz taşıtlarına verilecek tanıtım numaraları ile bu numaralarda yer alacak tekil imalatçı kodlarının tahsisine ilişkin kurallar belli oldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/deniz-tasitlarina-tanitim-numarasi-verilecek-1712990075.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, taşıtlarına, tanıtım, numarası, verilecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Deniz taşıtlarına verilecek tanıtım numaraları ile bu numaralarda yer alacak tekil imalatçı kodlarının tahsisine ilişkin kurallar belli oldu.</span></span></p>

<p><span><span>​​​​​​​Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca hazırlanan "Gezi Tekneleri ve Kişisel Deniz Taşıtları Yönetmeliği Kapsamında Tekil İmalatçı Kodlarının Tahsisi, Kullanımı ve Tesciline Dair Tebliğ" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</span></span></p>

<p><span><span>Tebliğ ile "Gezi Tekneleri ve Kişisel Deniz Taşıtları Yönetmeliği" kapsamında üretilen deniz taşıtlarına verilecek tanıtım numaralarıyla bu numaralarda yer alan tekil imalatçı kodlarının tahsisi, kullanımı ve tesciline ilişkin kurallar belirlendi.</span></span></p>

<p><span><span>Buna göre, deniz taşıtı tanıtım numarası içeriğinde, imalatçının yerleşik olduğu ülke kodu, deniz taşıtının üretim ayı ve yılı, bir deniz taşıtının piyasaya arz edilmesinin amaçlandığı yıla karşılık gelen model yılının yer alması gerekecek.</span></span></p>

<p><span><span>Tekil imalatçı kodunun tahsisinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğü (İdare) sorumlu olacak. İdare, tekil imalatçı kodunun tahsisinden sorumlu olduğu konuda Ticaret Bakanlığı aracılığıyla Avrupa Komisyonu'na bildirim yapacak.</span></span></p>

<p><span><span>İmalatçı, deniz taşıtını piyasaya arz etmeden önce, tekil imalatçı kodunun tahsisi için İdareye, Türkiye'de yerleşik olması durumunda Türkçe, Türkiye'de yerleşik olmaması halinde ise İdarenin kabul edeceği diğer bir dilde başvuru yapacak.</span></span></p>

<p><span><span>İdare, vermiş olduğu tekil imalatçı kodlarının ulusal tescilini gerçekleştirecek. Bu kodlara Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin erişebilmesi için AB tescil platformuna iletilecek. İdare, üçüncü ülkelerde yerleşik imalatçıya tekil imalatçı kodu tahsis etmesi durumunda bunu üçüncü ülkeler için işbirliği platformuna bildirecek.</span></span></p>

<p><span><span>Tekil imalatçı kodu tahsis işlemleri kapsamında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Döner Sermaye İşletme Dairesi Başkanlığı hesabına 100 bin lira hizmet bedeli yatırılacak.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmit Körfezi&amp;apos;ndeki denizatlarının yaşamı belgesel oluyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmit-koerfezindeki-denizatlarinin-yasami-belgesel-oluyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmit-koerfezindeki-denizatlarinin-yasami-belgesel-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Sualtı Belgesel Yapımcısı ve Görüntü Yönetmeni Tahsin Ceylan: - &quot;Denizatlarının yaşamlarının bütün döngülerini görüntüleme şansı yakaladık&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/izmit-korfezindeki-denizatlarinin-yasami-belgesel-oluyor-1713353787.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmit, Körfezindeki, denizatlarının, yaşamı, belgesel, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Dünyada ve Türkiye'deki denizlerde koruma altında bulunan denizatlarının yaşamı, İzmit Körfezi'nde çekilen belgeselle anlatılacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sualtı Belgesel Yapımcısı ve Görüntü Yönetmeni Tahsin Ceylan ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi işbirliğiyle başlatılan projede, İzmit Körfezi'ndeki dalışlarda dış görünüşü itibarıyla insanların ilgisini çeken, koruma altındaki türlerden denizatlarının yaşamı görüntülendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan ve ekibinin yaklaşık 3 ay süren çekimlerine, İzmit Körfezi'ndeki Değirmendere Su Altı Topluluğu, Karamürsel Su Altı Sporları Derneği, Vatoz Diving Centre ile Sahil Güvenlik Komutanlığı da destek verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Görüntüleme çalışmalarına dalış eğitmeni Murat Kulakaç, sualtı görüntüleme uzmanları Mehtap Akbaş Çiftci ve İlker Acar'ın da eşlik ettiği projede, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği'nin (IUCN) kırmızı listeye aldığı denizatlarının yaşamları izleyiciye ulaştırılacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2214985.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Dilerim ki gelecek nesillere onları aktarabilme şansımız olur"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Sualtı Belgesel Yapımcısı ve Görüntü Yönetmeni Ceylan, AA muhabirine, kıyı habitatlarının önemli türlerinden denizatları popülasyonunun geniş alanda dağılım göstermesine karşın tüm dünyada tehlike altında olduğunu, özellikle Asya ülkelerinde ticari değeri oldukça yüksek olan bu türün, hedef dışı avcılık ve habitatlarının tahribi nedeniyle büyük yaralar aldığını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son yıllarda korunmak, beslenmek ve üremek için İzmit Körfezi'ni seçerek sığ suları yuva edinen denizatlarının, alg ve deniz çayırları arasında, yani doğal habitatlarında yaşama tutunmaya çalıştığını belirten Ceylan, bu canlılardaki üstün kamuflaj yeteneğinin avcılardan korunmalarına kolaylık sağladığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan, dünyada koruma altındaki denizatlarının İzmit Körfezi'nin biyoçeşitliliğinde de çok büyük öneme sahip olduğunu vurgulayarak, "Denizatlarının yaşamlarının bütün döngülerini görüntüleme şansı yakaladık." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizatlarının şu anda ülke kara sularında sadece Karadeniz ve İzmit Körfezi'nde görülebildiğini aktaran Ceylan, denizatlarının denizlerin biyoçeşitliliği açısından çok özel öneme sahip olduğunu dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan, "Biliyorsunuz erkekleri taşıyıcı ve baba rolü oldukça önemli. O yüzden denizatlarının yaşamını görüntülemek ayrı bir öneme sahip. İzmit Körfezi'nde özellikle su pireleriyle besleniyorlar ve onların da burada yoğun olması nedeniyle besine geliyorlar. Dilerim ki, gelecek nesillere onları aktarabilme şansımız olur." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Mesut Önem de İzmit Körfezi'nde bulunan türlerin korunmasına özel önem verdiklerini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırları, pinalar ve mercanların devamında gündemlerine denizatlarını aldıklarını bildiren Önem, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bütün dünyada koruma altında olan ve Uluslararası Doğayı Koruma Birliğinin (IUCN) kırmızı listesinde yer alan denizatlarının korunması ve tanınması amacıyla yaşamlarını belgesel film olarak hazırladık. Tahsin Ceylan ve ekibi tarafından hazırlanan belgesel film ise yakında yayında olacak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizcilik sektöründe biyoyakıt kullanılabilecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denizcilik-sektoerunde-biyoyakit-kullanilabilecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denizcilik-sektoerunde-biyoyakit-kullanilabilecek</guid>
<description><![CDATA[ Biyoyakıt türlerinden biodizel, denizcilik sektöründe yakıt olarak kullanılabilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/04/denizcilik-sektorunde-biyoyakit-kullanilabilecek-1712554823.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denizcilik, sektöründe, biyoyakıt, kullanılabilecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (<strong>EPDK</strong>), Petrol Piyasasında Uygulanacak Teknik Kriterler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlandı.</span></span></p>

<p><span><span>Yapılan değişiklikle yönetmeliğe, "Sürdürülebilir Denizcilik Harmanlama Bileşeni (<strong>SDHB</strong>)" tanımı eklendi. Bu bileşen, fosil olmayan kaynaklardan üretilen, denizcilik yakıtlarıyla harmanlanarak kullanılabilen ve uluslararası geçerliliği olan sürdürülebilirlik sertifikasına sahip olacak.</span></span></p>

<p><span><span>Denizcilik yakıtlarının hazırlanmasında biodizel kullanılması halinde karıştırma oranı ve nihai üründe biodizel bulunduğu hususu kullanıcıya teslim edilecek analiz raporu veya belgelerde açık olarak belirtilecek.</span></span></p>

<p><span><span>Kullanıcının açık rızası olmadan biodizel içeren denizcilik yakıtları deniz araçlarına teslim edilemeyecek.</span></span></p>

<p><span><span>Sürdürülebilir denizcilik harmanlama bileşenleri, yüzde 30'a kadar denizcilik yakıtlarının hazırlanması aşamasında kullanılabilecek.</span></span></p>

<p><span><span>Öte yandan, EPDK'nin 9822 Sayılı Ham Petrol, Akaryakıt, İhrakiye, Madeni Yağ, Baz Yağ ve Petrolle İlişkili Maddelere Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Kararı da Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.</span></span></p>

<p><span><span>Değişiklikle, karara "Jet Yakıtına Harmanlanan Ürün" kısmından sonra gelmek üzere "Denizcilik Yakıtlarıyla Harmanlanan Ürün" bölümü eklendi.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye, denizcilik sektöründe biyoyakıt kullanımına başlıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-denizcilik-sektoerunde-biyoyakit-kullanimina-basliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-denizcilik-sektoerunde-biyoyakit-kullanimina-basliyor</guid>
<description><![CDATA[ İlk aşamada yıllık 10 bin ton yerli ve sürdürülebilir kaynaklardan üretilmiş yenilenebilir harmanlama bileşeninin, denizcilik sektöründe kullanılması öngörülüyor - Kullanımın başlamasıyla denizcilik sektöründe ithal kaynaklı fosil yakıtlar yerine Türkiye&#039;de üretilmiş biyoyakıtların kullanımına başlanmış olacak ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/turkiye-denizcilik-sektorunde-biyoyakit-kullanimina-basliyor-1711801522.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, denizcilik, sektöründe, biyoyakıt, kullanımına, başlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye, küresel iklim değişikliğine etkisi nedeniyle fosil yakıtlara alternatif olarak tercih edilen biyoyakıtları, denizcilik sektöründe kullanmaya hazırlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (<strong>EPDK</strong>) yetkililerinden edindiği bilgiye göre, Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği, Petrol Piyasasında Uygulanacak Teknik Kriterler Hakkında Yönetmelik ve ilgili diğer Kurul Kararında yapılan değişikliklerle Türkiye'de biyoyakıt türlerinden biodizelin denizcilik yakıtı olarak kullanılabilmesinin yolu açılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu değişiklikler kapsamında yerli ve sürdürülebilir kaynaklardan üretilen 'sürdürülebilir denizcilik harmanlama bileşenleri' yüzde 30 oranına kadar denizcilik yakıtlarının hazırlanması aşamasında kullanılabilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlk aşamada yıllık 10 bin ton harmanlama bileşeninin, denizcilik sektöründe kullanılması öngörülüyor. Böylelikle denizcilik sektöründe ithal kaynaklı fosil yakıtlar yerine Türkiye'de üretilmiş biyoyakıtların kullanımı başlayacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu düzenlemeler, 7 Ekim 2021'de Cumhurbaşkanlığı Kararı ve tarafı olunan Paris Anlaşması ile getirilen yükümlülüklere uyum sağlanması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Türkiye'nin 2053 için net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Harmanlama bileşenlerin üretimde atıkların kullanılması sayesinde Türkiye'nin sıfır atık politikalarına da önemli bir katkı sağlanması bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fosil yakıtların yerine kullanılabilen ve genellikle biyolojik kaynaklardan elde edilen biyoyakıtlar denizcilik sektörünün uluslararası alanda rekabet gücüne de önemli bir katkı sağlanması hedefleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizcilik yakıtlarında biyoyakıt kullanılabilmesine ilişkin düzenlemeler Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>EPDK</strong>, geçen yılın başında ise havacılık sektöründe biyoyakıtların kullanımına imkan verecek mevzuat düzenlemeleri devreye almıştı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- 1,5 milyar litrenin üzerinde akaryakıt yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretildi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Kurum 2013'te benzin türü akaryakıta ve 2018'de ise motorin türü akaryakıtlara biyoyakıt eklenmesi zorunluluğunu ilişkin çeşitli düzenlemeleri hayata geçirmişti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu düzenlemeler ile birlikte bugüne kadar toplamda 1,5 milyar litrenin üzerinde akaryakıtın yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi sağlanırken yaklaşık 1 milyar dolar seviyesinde ithal ikamesi de sağlanmış oldu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Türkiye'de denizcilik sektöründe alternatif yakıtların kullanımı oldukça önem taşıyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin uluslararası raporlardan derlediği verilere göre, Avrupa Birliği Emisyon Ticareti Sistemi (<strong>AB ETS</strong>) 1 Ocak 2024 tarihi itibarıyla deniz taşımacılığı kaynaklı sera gazlarını kapsayacak şekilde genişletildi. AB içinde ve AB'den veya AB'ye yapılan deniz yolu taşımacılığı sistem kapsamında yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz taşımacılığı kaynaklı karbondioksitin 2024 için yüzde 40'ı 2025 için yüzde 70'i ve 2026 ve sonrasında tümünün hesaplamalara dahil edilmesi öngörülüyor. Buna göre denizcilik sektöründen kaynaklı emisyonun ya alternatif yakıtlar kullanılarak ortadan kaldırılması ya da AB ETS sisteminden ortadan kaldırılamayan miktar için kredi alınması gerekiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizcilik sektörünün 2026 için 8,2 milyar avro tutarında kredi almasının gerekeceği tahmin ediliyor. Dolayısıyla denizcilik sektöründe fosil kaynaklı olmayan yakıt arayışları yoğun bir şekilde devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'nin AB ülkelerine ve AB ülkelerinden Türkiye'ye gerçekleştirilen denizyolu taşımacılığı da bu düzenlemeden etkilenmesi kaçınılmaz görülüyor. Buna göre hem Türkiye'de faaliyet gösteren taşımacılık şirketlerinin hem de Türkiye'nin karasularında faaliyet gösteren ihrakiye teslim şirketlerinin uluslararası rekabette zarar görmemeleri açısından denizcilik sektöründe alternatif yakıtların kullanımı oldukça önem taşıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Evinde fosil ele geçirilen şüpheli gözaltına alındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/evinde-fosil-ele-gecirilen-supheli-goezaltina-alindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/evinde-fosil-ele-gecirilen-supheli-goezaltina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ Kayseri&#039;nin Kocasinan ilçesinde evinde 8 parça fosil bulunan şüpheli gözaltına alındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/evinde-fosil-ele-gecirilen-supheli-gozaltina-alindi-1711552135.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Evinde, fosil, ele, geçirilen, şüpheli, gözaltına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Erkilet Mahallesi'nde Ç.Y'nin evinde tarihi eser bulunduğu ihbarı üzerine operasyon düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İkamette yapılan aramada 8 parça kabuklu deniz canlılarına ait fosil ele geçirildi. Müze yetkilerince yapılan incelemede 10 milyon yıl öncesi Miyosen döneme ait olduğu değerlendirilen fosillere el konuldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet" suçlamasıyla gözaltına alınan şüphelinin emniyetteki işlemleri devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeni inşa edilecek deniz ve iç su araçları teşviklerinde düzenleme yapıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yeni-insa-edilecek-deniz-ve-ic-su-araclari-tesviklerinde-duzenleme-yapildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yeni-insa-edilecek-deniz-ve-ic-su-araclari-tesviklerinde-duzenleme-yapildi</guid>
<description><![CDATA[ Hurdaya ayrılacak 20 yaş ve üzerindeki ticari gemi, deniz ve iç su araçlarının yerine inşa edilecek araçlara yönelik teşviklerle ilgili düzenlemeye gidildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/yeni-insa-edilecek-deniz-ve-ic-su-araclari-tesviklerinde-duzenleme-yapildi-1711201772.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeni, inşa, edilecek, deniz, iç, araçları, teşviklerinde, düzenleme, yapıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca hazırlanan "Hurdaya Ayrılan Türk Bayraklı Gemilerin Yerlerine Yeni Gemi inşa Edilmesinin Teşvikine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buna göre, 20 yaş ve üzeri hurdaya ayrılacak ticari gemi, deniz ve iç su araçları için ağırlık üst sınırı 5 bin grostondan 50 bin grostona yükseltildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hurda teşvikinden faydalanmak isteyenlerin "her yılın haziran ayı içerisinde" başvuru yapabileceklerine ilişkin hüküm yürürlükten kaldırıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hurda teşviki başvuruları, Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi bütçe imkanları doğrultusunda, her yıl 50 bin grostonu geçmemek üzere, en fazla 10 gemi için, geminin yaşı, tonajı ve sefer bölgesi dikkate alınarak değerlendirilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Başvurusu kabul edilen yararlanıcının, teşvik uygunluk belgesi düzenlenme tarihinden itibaren 7 ay içerisinde yüklenici ile yeni geminin inşasına yönelik sözleşme yaparak Denizcilik Genel Müdürlüğüne ibraz etmesi gerekecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Başvuru aşamasında hurdaya ayrılacak gemiye ait denize, iç suya elverişlilik ile su aracı uygunluk belgelerinden birisi olacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yararlanıcı, hurda teşvik tutarı ödemesi için, yerli katkı oranını içeren klas kuruluşu veya yeminli mali müşavir raporuyla birlikte geçerli tekne inşa sigortasını Denizcilik Genel Müdürlüğüne sunacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan yönetmeliğin, geçiş hükümlerini düzenleyen geçici 1'inci maddesi yürürlükten kaldırıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alanya Balıkçı Barınağı&amp;apos;nda demirli iki tur teknesi yandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/alanya-balikci-barinaginda-demirli-iki-tur-teknesi-yandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/alanya-balikci-barinaginda-demirli-iki-tur-teknesi-yandi</guid>
<description><![CDATA[ Alanya Balıkçı Barınağı&#039;nda demirli iki tur teknesi yandı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/alanya-balikci-barinaginda-demirli-iki-tur-teknesi-yandi-1711023134.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alanya, Balıkçı, Barınağında, demirli, iki, tur, teknesi, yandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h2>Antalya'nın Alanya ilçesinde balıkçı barınağındaki iki tur teknesinde çıkan yangın, ekiplerin çalışmasıyla söndürüldü.<br>
<br>
Alanya Balıkçı Barınağı'nda demirli bir tur teknesinde yangın çıktı.<br>
<br>
Alevler, barınaktaki başka bir tekneye daha sıçradı.<br>
<br>
İhbar üzerine bölgeye gelen sahil güvenlik ve itfaiye ekipleri, yangına müdahale ederek söndürdü.<br>
<br>
Bir teknenin tamamen yandığı olayda, bir tekne de kullanılamaz hale geldi.<br>
<br>
Soğutma çalışmasının sürdüğü yangının neden çıktığı araştırılıyor.</h2>

<p>AA</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar yükselen okyanus sıcaklıklarının zincirleme tepkilere neden olabileceği konusunda uyarıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/uzmanlar-yukselen-okyanus-sicakliklarinin-zincirleme-tepkilere-neden-olabilecegi-konusunda-uyariyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/uzmanlar-yukselen-okyanus-sicakliklarinin-zincirleme-tepkilere-neden-olabilecegi-konusunda-uyariyor</guid>
<description><![CDATA[ İklim araştırmacısı Leon Simons: -&quot;Geçen yıl Libya, Yunanistan ve dünyanın birçok bölgesinde gözlemlenen büyük sel felaketleri gelecek aylarda da meydana gelebilir&quot; - İklim bilimci Joel Hirschi: - &quot;Eğer sıcaklıklardaki artış yıl içerisinde devam ederse, özellikle El Nino&#039;nun azalmasıyla mayıs sonundan temmuza kadar aktif bir kasırga sezonuna yol açabilir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/uzmanlar-yukselen-okyanus-sicakliklarinin-zincirleme-tepkilere-neden-olabilecegi-konusunda-uyariyor-1711114293.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, yükselen, okyanus, sıcaklıklarının, zincirleme, tepkilere, neden, olabileceği, konusunda, uyarıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Uzmanlar, okyanus sıcaklıkları arttıkça, rekor derecelere varan sıcaklığın gelecek aylarda tufan ve kasırga gibi şiddetli zincirleme tepkilere neden olacağı konusunda uyarıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hollanda'daki Club of Rome merkezinde iklim üzerine çalışmalar yapan araştırmacı Leon Simons, AA muhabirine verdiği röportajda Pasifik Okyanusu üzerindeki El Nino hava olayının okyanustaki ve atmosferdeki ısınmayı artırdığını ve hava durumunda değişikliklere neden olduğunu aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Simons, Atlantik Okyanusu'nun tamamının rekor sıcaklıkta olması nedeniyle gelecek aylarda kasırgaların daha da güçlenebileceğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sıcak havanın kara üzerinde hareket ederken özellikle dağ gibi yükseltili alanlarda soğuması nedeniyle artan yağış miktarının sellere neden olduğunu belirten Simons, geçen yıl Libya, Yunanistan ve dünyanın birçok bölgesinde gözlemlenen büyük sel felaketlerinin gelecek aylarda da meydana gelebileceğine dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- Okyanuslar neden ısınıyor ?</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Simons, sera gazı salımlarının yanı sıra okyanusların ısınmasına neden olan başka bir durumun da kömürle çalışan enerji santrallerinden kaynaklanan kükürt emisyonlarının azaltılması olduğu yorumunda bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Hava kirliliğini azalttığımızda okyanuslara daha fazla güneş ışığı ulaşabilir. Özellikle deniz yolu taşımacılığının yoğun olduğu bölgelerdeki hava kirliliğinin azalmasıyla okyanuslar çok daha hızlı ısınıyor" diyen Simons, Uluslararası Denizcilik Örgütünün 2020’de gemicilikte kullanılan yakıtlardaki kükürt miktarını yüzde 80 oranında azaltacak yeni bir düzenleme getirdiğine işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Simons, artık daha az kükürt emisyonu olduğu için uzaya yansıtılan güneş ışığının da azaldığını bu nedenle okyanusların ısındığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Okyanusun ısınması için aynı miktardaki havanın ısınmasında gereken sıcaklığın 3 bin kat daha fazlasına ihtiyaç olduğunu belirten Simons, tehlikenin ciddiyetine dikkati çekerek, şiddetli hava olaylarına hazırlanılması gerektiğine dair uyarıda bulundu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Etkisini kaybeden El Nino hava olayı La Nina'ya dönüşebilir</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İklim üzerine çalışmalarda bulunan Joel Hirschi ise AA muhabirine verdiği demeçte, Atlas Okyanusu'ndaki sıcaklığın "son derece yüksek olduğunu" belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hirschi, "Eğer sıcaklıklardaki artış yıl içerisinde devam ederse, özellikle El Nino'nun azalmasıyla mayıs sonundan temmuza kadar aktif bir kasırga sezonuna yol açabilir." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Etkisini kaybeden El Nino hava olayının La Nina hava olayına dönebileceğini söyleyen Hirschi, La Nina'nın Kuzey Atlantik üzerinde tropikal kasırgaların oluşumuna elverişli koşulların sağlanmasına yardımcı olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Honduras ve Meksika gibi Orta Amerika ülkelerinin yanı sıra ABD'nin Florida gibi güney bölgeleri de dahil olmak üzere Doğu Kıyısı'nın büyük bir kısmının La Nina hava olayından etkilenmesi beklenen bölgeler olduğunu söyleyen Hirschi, Kanada ve Avrupa'yı da etkisi altına alabilme ihtimalini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hirschi, Pasifik Okyanusu'nda La Nina hava olayının öncü işaretlerinin oluştuğunu ifade ederek, La Nina'nın olumlu etkisinin okyanus sıcaklıklarının 2023'teki seviyelerden biraz daha düşmesinin beklenmesi olabileceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- "Kükürt emisyonlarındaki azalma Akdeniz'de daha çok ısınmaya neden olacak"</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İki bilim insanı da Akdeniz'in normalde olması gerekenden daha sıcak olan başka bir bölge olduğunun altını çizdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akdeniz'in 2023'te aşırı sıcak hava dalgalarına maruz kaldığını ifade eden Hirschi, 10 yıldan fazladır bölgedeki denizlerde sıcak hava dalgası olaylarının yaşandığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Küresel ısınma nedeniyle "Akdeniz kasırgalarının" yaşanma ihtimalinin arttığını belirten Hirschi, örnek olarak geçen yıl Bulgaristan, Yunanistan ve Libya'da trajik sonuçlar doğuran Daniel Kasırgası'nı gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hirschi, önceki yıllarda Akdeniz'de havanın ısınmasının sebebini, Afrika'dan Avrupa'ya ilerleyen sıcak havanın Akdeniz'i tümüyle kaplamasıyla oluşan "ısı kubbesi" adlı yapıların uzun süre bölgede kalması olarak açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Simons ise, kükürt emisyonunu kontrol altına almak için uygulanan kanunlardan Akdeniz'in de etkilendiğini belirterek, 2020'deki düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle bu bölgede çok daha fazla güneş ışığının emildiğinin görüldüğüne işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Simons gelecek yılın mayıs ayında düzenleme güçlendirildiğinde, kükürt emisyonlarındaki azalmanın daha çok ısınmaya neden olacağına dair uyardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünya genelindeki okyanus yüzeyinin günlük ortalama sıcaklığı, mart ayında 2023 rekorunu kırarak 21,2 dereceyle "şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklığa" ulaşmıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesinde (NOAA) görevli deniz bilimci Prof. Dr. Gregory C. Johnson, geçen yıl deniz yüzey suyu sıcaklıklarının yaklaşık 20 yıllık ısınmaya eş değer bir artış gösterdiğini, ısınmanın sonuçlarından biri olarak bazı hayvanların kutuplara göç ettiğini belirtmişti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi&amp;apos;nde 3,5 büyüklüğünde deprem</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-35-buyuklugunde-deprem</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-35-buyuklugunde-deprem</guid>
<description><![CDATA[ Marmara Denizi&#039;nde 3,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/marmara-denizinde-35-buyuklugunde-deprem-1710943923.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizinde, 3, 5, büyüklüğünde, deprem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (<strong>AFAD</strong>) sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 09.21'de meydana gelen sarsıntının merkez üssünün Yalova'nın 2,42 kilometre açığı olduğu belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sarsıntı, deniz yüzeyinin yaklaşık 9,71 kilometre derinliğinde oluştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yalova Valisi Hülya Kaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Marmara Denizi merkezli 3,5 büyüklüğünde meydana gelen depremde, AFAD ve ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri saha tarama çalışmalarına devam etmektedir. An itibarıyla olumsuz bir durum yoktur. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz yüzeyi sıcaklığındaki artış boğa köpek balığı popülasyonunu artırıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/deniz-yuzeyi-sicakligindaki-artis-boga-koepek-baligi-populasyonunu-artiriyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/deniz-yuzeyi-sicakligindaki-artis-boga-koepek-baligi-populasyonunu-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, &quot;deniz yüzeyindeki sıcaklığın artmasının boğa köpek balığı popülasyonunun artmasına yol açtığını&quot; tespit etti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/deniz-yuzeyi-sicakligindaki-artis-boga-kopek-baligi-populasyonunu-artiriyor-1710741094.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, yüzeyi, sıcaklığındaki, artış, boğa, köpek, balığı, popülasyonunu, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Scientific Reports</strong> dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, bilim insanları küresel ısınmanın artış hızıyla boğa köpek balığı popülasyonunun artış hızını inceledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uzmanlar, son 20 yılda deniz yüzeyindeki sıcaklığın yükselmesiyle bu tür köpek balığı sayısının da arttığını ortaya koydu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışma kapsamında 2003-2020 yıllarında ABD'nin Alabama eyaletindeki Mobile Körfezi'nde 440 köpek balığından elde edilen verileri inceleyen bilim insanları, bu türdeki artışı araştırdı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uzmanlar, söz konusu türdeki artışın deniz yüzeyindeki sıcaklığın artmasıyla paralel olduğunu gördü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mississippi Eyalet Üniversitesinden (<strong>MSU</strong>) araştırmacılar, Mobile Körfezi'nde saat başına kaydedilen ve tamamı yavru olan boğa köpek balığı sayısının 2020 yılında, 2003'e göre 5 kat fazla olduğunu tespit etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmanın başyazarı Lindsay Mullins, ABC News'e yaptığı açıklamada, "Bu gerçekten heyecan verici bir çalışma çünkü normalde birçok tür için ısınan suyun zararlı olduğuna dair savımıza ters düşüyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ayrıca bilim insanları, çalışmada, iklim değişikliği devam ettikçe kıyı bölgelerindeki ekolojik yapının da değişime uğrayacağına işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Boğa köpek balıkları dünyanın en tehlikeli köpek balığı türlerinden biri olarak gösteriliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye Liman İşletmecileri Derneği&amp;apos;nin yeni başkanı Hamdi Erçelik oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-liman-isletmecileri-derneginin-yeni-baskani-hamdi-ercelik-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-liman-isletmecileri-derneginin-yeni-baskani-hamdi-ercelik-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Derneğin başkanlığını 2,5 yıldır yürüten Aydın Erdemir, oy birliği ile görevi Hamdi Erçelik’e devretti ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/turkiye-liman-isletmecileri-derneginin-yeni-baskani-hamdi-ercelik-oldu-1710503536.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, Liman, İşletmecileri, Derneğinin, yeni, başkanı, Hamdi, Erçelik, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye Liman İşletmecileri Derneği’nin (<strong>TÜRKLİM</strong>) başkanlığına <strong>Hamdi Erçelik </strong>seçildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>TÜRKLİM</strong>'den yapılan açıklamaya göre, liman işletmecilerinin sektörel sorunlarına ortak bir platformda çözüm aramak ve dayanışmayı sağlamak amacıyla hizmet veren Derneğin 27. Genel Kurul Toplantısı, 8 Mart Cuma günü gerçekleştirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>78 üyesi ile sektörü tek çatı altında buluşturan derneğin yeni yönetiminin belirlendiği kurula, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, Kıyı Yapıları Genel Müdürü Salih Tan, İMEAK Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanı Başaran Bayrak, DenizTemiz Derneği/ TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu ile üye şirket yöneticileri ve sektörün önemli isimleri katıldı. Denizcilik sektöründeki erkek egemen algısını bozan bir buluşmaya imza atan kurula ayrıca terminal çekici operatöründen operasyon saha elemanına kadar limancılık sektörünün farklı alanlarında çalışan 22 kadın liman işçisi de katılım sağladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Genel Kurul'da 2024 yılı yönetim kurulu asil ve yedek üyeleri ile denetleme kurulu asil ve yedek üyelerinin seçiminin akabinde, 2,5 yıldır TÜRKLİM başkanlığını yürüten Aydın Erdemir, oy birliği ile görevi Hamdi Erçelik’e devretti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Üç yıldan bu yana Borusan Limanı Genel Müdürlüğü görevini yürüten, ODTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği mezunu Hamdi Erçelik, bir önceki dönemde ise TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Limanlarda elleçlenen konteyner miktarında şubatta rekor artış</title>
<link>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-konteyner-miktarinda-subatta-rekor-artis</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-konteyner-miktarinda-subatta-rekor-artis</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: - &quot;Şubatta limanlarda elleçlenen konteyner miktarı yüzde 38,9 gibi rekor oranda artarak 1 milyon 167 bin 210 TEU&#039;ya çıktı&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/03/limanlarda-elleclenen-konteyner-miktarinda-subatta-rekor-artis-1710251033.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Limanlarda, elleçlenen, konteyner, miktarında, şubatta, rekor, artış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı <strong>Abdulkadir Uraloğlu</strong>, şubatta limanlarda elleçlenen yük miktarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 artarak 43 milyon 853 bin 985 tona yükseldiğini belirterek, "Bu dönemde elleçlenen konteyner miktarı ise yüzde 38,9 gibi rekor oranda artarak 1 milyon 167 bin 210 TEU'ya çıktı." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, yazılı açıklamasında, bu yılın ilk iki ayında limanlarda elleçlenen yük miktarının toplam 86 milyon 973 bin 541 tona, konteyner miktarının 2 milyon 180 bin 972 TEU'ya ulaştığını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son aylarda yaşanan ekonomik gelişmelerin ticari hayata yansımalarının görülmeye başladığına işaret eden Uraloğlu, "Deniz ticaretinde büyüme ise kendini rekor seviyelerde gösterdi. Şubatta limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 artarak 43 milyon 853 bin 985 tona yükseldi. Bu dönemde elleçlenen konteyner miktarı ise yüzde 38,9 gibi rekor oranda artarak 1 milyon 167 bin 210 TEU'ya çıktı." değerlendirmesini yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, ocak-şubat döneminde ise limanlarda elleçlenen yük miktarının geçen yılın aynı dönemine göre toplamda yüzde 6,2 artarak 86 milyon 973 bin 541 ton olarak gerçekleştiğini belirterek, aynı dönemde elleçlenen toplam konteyner miktarının ise yüzde 18,9 artarak 2 milyon 180 bin 972 TEU'ya çıktığını vurguladı. Uraloğlu, "Şu an uluslararası arenada deniz taşımacılığında en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>-<strong> İhracat amaçlı yüklemeler yüzde 34,6 arttı</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz taşımacılığındaki büyümeyi özellikle ihracat yüklerinin domine ettiğini vurgulayan Uraloğlu, şubatta limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 34,6 artarak 12 milyon 49 bin 294 tona çıktığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, ithalat amaçlı boşaltma miktarının ise yüzde 11,6 artarak 20 milyon 744 bin 969 ton olarak gerçekleştiğini belirterek, "Şubat ayında dış ticaret taşımaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19 artarak 32 milyon 794 bin 263 tona yükseldi. Konteyner elleçlemesinde ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,6 artış yaşanarak 840 bin 499 TEU konteyner elleçlendi. Şubatta limanlarımızda gerçekleştirilen ihracat amaçlı konteyner yüklemeleri ise yüzde 31,4 artarak 434 bin 471 TEU'ya, ithalat amaçlı konteyner boşaltmaları ise yüzde 21,8 artarak 406 bin 28 TEU'ya yükseldi." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>-<strong> Transit konteyner miktarı iki kat arttı</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Limanlarda elleçlenen transit konteyner miktarının ise aynı dönemde iki kattan fazla artış gösterdiğini aktaran Uraloğlu, transit konteyner miktarının yüzde 109,3 artarak 267 bin 207 TEU'ya yükseldiğini, kabotajda elleçlenen konteyner miktarının da yüzde 21,9 artarak 59 bin 503 TEU olarak gerçekleştiğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, şubatta limanlarda elleçlenen toplam transit yük taşımalarının ise yüzde 5,7 artarak 5 milyon 962 bin 868 ton olduğunun altını çizerek, kabotajda taşınan yük miktarının ise 5 milyon 96 bin 854 tonla geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,2 arttığını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>-<strong> En fazla yük Aliağa'da elleçlendi</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şubatta en fazla yük elleçlemesinin Aliağa'da yapıldığına dikkati çeken Uraloğlu, Aliağa Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında faaliyet gösteren limanlarda şubatta toplam 7 milyon 392 bin 884 ton yük elleçlemesi gerçekleştiğini belirtti. Uraloğlu, söz konusu limanda elleçlenen yüklerin yüzde 80,7'sinin yani 5 milyon 965 bin 398 tonunun dış ticaret yükleri olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Aliağa bölgesini 6 milyon 687 bin 288 ton ile Kocaeli bölgesi, 5 milyon 321 bin 549 ton ile İskenderun bölgesi takip etti. 37 liman başkanlığımız arasında en fazla yük elleçlemesi gerçekleşen ilk 10 liman başkanlığında toplam 37 milyon 263 bin 303 ton yük elleçlenmiş oldu ve bu rakam elleçlenen toplam yükün yüzde 85'ini oluşturdu."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konteyner elleçlemesinde ise en fazla konteynerin Ambarlı bölgesinde elleçlendiğine işaret eden Uraloğlu, 262 bin 839 TEU konteynerin Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 200 bin 561 TEU konteynerin Tekirdağ Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 186 bin 851 TEU konteynerin ise Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında elleçlendiğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En fazla ihraç edilen yük portland çimento oldu</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu şubatta portland çimentonun limanlarda elleçlenen ihracat yükleri içerisinde 757 bin 85 ton ile ilk sırayı aldığını belirterek, "Portland çimentoyu 566 bin 317 ton ile motorin, 507 bin 318 ton ile klinker yükleri takip etti. Ancak deniz yoluyla ithalatta yine ham petrol limanlarımızda elleçlenen en büyük yük oldu. Şubatta 2 milyon 279 bin 696 ton ham petrol limanlarımızda elleçlendi. Bunu sırasıyla 2 milyon 70 bin 617 ton ile taşkömürü ve 1 milyon 686 bin 75 ton ile hurda demir takip etti." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En fazla ihracat İtalya'ya yapıldı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Şubatta deniz yolu ile yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesinin ise 1 milyon 676 bin 310 ton ile İtalya'ya yapıldığının altını çizen Uraloğlu, İtalya'yı sırasıyla 971 bin 339 ton ile Amerika'nın, 801 bin 20 ton ile İspanya'nın takip ettiğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, İtalya'ya giden yüklerin 318 bin 764 tonunun ise Türk bayraklı gemilerle taşındığına işaret ederek, ithalatta ise en fazla yük elleçlemesinin 7 milyon 223 bin 347 ton ile Rusya'dan yapılan taşımalarda gerçekleştiğini bildirdi. Uraloğlu, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Rusya'yı sırasıyla 1 milyon 834 bin 78 ton ile Amerika'dan ve 1 milyon 38 bin 815 ton ile Mısır'dan yapılan taşımalar takip etti. Konteyner elleçlemesinde ise şubatta 119 bin 523 TEU ile en fazla konteyner elleçlemesi yapılan ülke Çin oldu. Çin'i sırasıyla 110 bin 293 TEU ile Mısır ile yapılan taşımalar ve 86 bin 396 TEU ile Yunanistan ile yapılan taşımalar takip etti. Deniz yolu ile yapılan en fazla ihracat amaçlı konteyner yüklemesini ise 50 bin 847 TEU ile Mısır'a giden konteynerler oluşturdu."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi&amp;apos;nde batan geminin enkazına 41 kez dalış yapıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-batan-geminin-enkazina-41-kez-dalis-yapildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-batan-geminin-enkazina-41-kez-dalis-yapildi</guid>
<description><![CDATA[ Mürettebattan kayıp 4 kişi için yürütülen arama çalışmalarına 14. gününde 592 kişi katılıyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/02/marmara-denizinde-batan-geminin-enkazina-41-kez-dalis-yapildi-1709152269.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizinde, batan, geminin, enkazına, kez, dalış, yapıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Marmara Denizi</strong>'nde, Bursa'nın Karacabey ilçesi açıklarında İmralı Adası'nın güneybatısında su alarak batan "Batuhan A" adlı kargo gemisinin mürettebatından kayıp 4 kişi için arama çalışmalarına 14. gününde devam ediliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mürettebattan 2 kişinin cesetlerinin geminin enkazında bulunmasının ardından Murat Altıntaş, Hasan Mehmet Uyanık, Murat Çalışkan ve Ahmet Atav için yürütülen çalışmalarda 21'i dalgıç 592 personel görev yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bursa ve Balıkesir valilikleri koordinasyonunda açıkta ve kıyıdaki aramalarda, 84 araç, uçak, helikopter, 6 gemi, 2 tekne, 14 bot, 8 insansız hava aracı ve dron, 3 römorkör kullanılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geminin enkazına dalışlar, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne ait Nene Hatun Gemisi'nden yapılıyor. Şu ana kadar 5'i Nene Hatun Gemisi'nden, 36'sı Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı TCG Akın'dan 41 dalış gerçekleştirildi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- 51 metre derinlikte denizin tabanına oturdu</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Balıkesir'in Marmara Adası'ndan 14 Şubat saat 20.30'da Bursa'nın Gemlik ilçesindeki Roda Limanı'na gitmek üzere 6 kişilik mürettebat ve 1250 ton mermer tozu yüküyle hareket eden 69 metre uzunluktaki "Batuhan A" adlı kargo gemisi, kötü hava ve deniz şartları nedeniyle 15 Şubat'ta saat 06.20'de Karacabey ilçesi açıklarında batmıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kıyıdan 4 mil açıkta 51 metre derinlikte denizin tabanına oturan kargo gemisinde görevli kaptan Murat Altıntaş, ikinci kaptan Hasan Mehmet Uyanık (69), mühendis Murat Çalışkan (33), yağcı Hüseyin Tutuk, aşçı Zeynep Kılınç (33) ve stajyer Ahmet Atav (22) kaybolmuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mürettebattan Zeynep Kılınç'ın cesedi 17 Şubat, gemi batmadan önce çektiği videoyu eşine gönderen Hüseyin Tutuk'un cesedi ise 20 Şubat'ta dalgıçlar tarafından geminin enkazından çıkarılmıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizde kaybolan kişinin cesedine ulaşıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denizde-kaybolan-kisinin-cesedine-ulasildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denizde-kaybolan-kisinin-cesedine-ulasildi</guid>
<description><![CDATA[ Bartın&#039;ın Amasra ilçesinde denize girdikten sonra kaybolan kişinin cesedi bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/02/denizde-kaybolan-kisinin-cesedine-ulasildi-1708445145.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denizde, kaybolan, kişinin, cesedine, ulaşıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><strong>Küçük Liman</strong> mevkisinde denize giren kişinin bir süre sonra gözden kaybolduğunu fark edenler, durumu polise bildirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen ekipler, kaybolan kişinin Ankara'da bir üniversitede teknisyenlik yapan <strong>Yusuf Ülger</strong> (43) olduğunu belirledi.<br>
<strong>Sahil Güvenlik Batı Karadeniz Grup Komutanlığı</strong> ekipleri, denizden ve karadan arama çalışması başlattı. Botlarla liman içinde ve açık denizde sürdürülen faaliyetler, karadan da kayalık bölgelerde yürütüldü.</span></span></p>

<p><span><span>Ekipler, yaklaşık 2 saat süren çalışmalar sonucu <strong>Ülger'in </strong>cansız bedenini kıyıdan 50 metre açıkta buldu.</span></span></p>

<p><span><span>Ceset, otopsi için Bartın Devlet Hastanesi morguna götürüldü.</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi&amp;apos;nde batan geminin enkazına ulaşıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-batan-geminin-enkazina-ulasildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-batan-geminin-enkazina-ulasildi</guid>
<description><![CDATA[ Bursa Valisi Mahmut Demirtaş
Ekipler hava şartlarının durumuna göre batığa gün içinde dalış gerçekleştirecek. Şu anda 456 arama kurtarma personeliyle çalışmalar sürüyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/02/marmara-denizinde-batan-geminin-enkazina-ulasildi-1708067260.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizinde, batan, geminin, enkazına, ulaşıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><strong>Marmara Denizi</strong>'nde, İmralı Adası'nın güneybatısında <strong>Bursa'nın Karacabey </strong>ilçesi açıklarında su alarak batan ve 6 kişilik mürettebatı bulunan "<strong>Batuhan A</strong>" adlı kargo gemisinin enkazına görüntüleme cihazlarıyla ulaşılmasının ardından dalış için hazırlık yapılıyor.<br>
Bursa Valisi <strong>Mahmut Demirtaş</strong>, AA muhabirine, bölgede arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.<br>
Su altı robotuyla geminin batığına ulaşıldığını, 3 boyutlu modellemesinin de çıkarıldığını belirten <strong>Demirtaş</strong>, "Batık deniz tabanına normal bir şekilde oturmuş. Bu da bizim çalışmalarımızı kolaylaştıracak. Ekipler hava şartlarının durumuna göre batığa gün içinde dalış gerçekleştirecek. Şu anda <strong>456 </strong>arama kurtarma personeliyle çalışmalar sürüyor." dedi.<br>
<strong>Balıkesir'in Marmara Adası</strong>'ndan 14 Şubat Çarşamba günü saat 20.30'da Bursa'nın Gemlik ilçesindeki <strong>Roda Limanı</strong>'na gitmek üzere hareket eden "<strong>Batuhan A</strong>" adlı kargo gemisi, ağır hava ve deniz şartları nedeniyle dün saat 06.20'de Karacabey ilçesi açıklarında batmıştı. Gemideki 6 kişilik mürettebat için çok sayıda kurum ve kuruluş tarafından yürütülen arama kurtarma çalışmalarında geminin battığı bölgede boş can salı bulunmuştu.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi&amp;apos;ndeki kayıp gemicileri arama çalışmalarına SAS komandoları ve balıkçılar da katıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizindeki-kayip-gemicileri-arama-calismalarina-sas-komandolari-ve-balikcilar-da-katildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizindeki-kayip-gemicileri-arama-calismalarina-sas-komandolari-ve-balikcilar-da-katildi</guid>
<description><![CDATA[ Bursa Valisi Mahmut Demirtaş:
- &quot;SAS komandolarından 4 dalgıç geldi. Geminin daha dar ve ince noktalarında arama yapacak. Toplam 30 dalgıcımız oldu&quot;
- &quot;Balıkçı teknelerine görev paylaşımı yapıldı. Herkese bir bölge verildi. Herkes şu an alanını tarıyor. Tekneler kıyıdan 3,5 mil açıkta arama yapıyorlar&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/02/marmara-denizindeki-kayip-gemicileri-arama-calismalarina-sas-komandolari-ve-balikcilar-da-katildi-1708444749.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizindeki, kayıp, gemicileri, arama, çalışmalarına, SAS, komandoları, balıkçılar, katıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><strong>Marmara Denizi</strong>'nde, <strong>İmralı Adası</strong>'nın güneybatısında su alarak batan ve bir kişinin cansız bedenine ulaşılan "<strong>Batuhan A</strong>" adlı kargo gemisindeki diğer 5 denizci için arama kurtarma çalışmaları 6. gününde devam ediyor.<br>
<strong>Bursa</strong>'nın <strong>Karacabey</strong> ilçesi Kurşunlu Mahallesi açıklarında 51 metre derinlikte denizin tabanına oturduğu belirlenen gemiyle ilgili hava, kara ve denizde yapılan çalışmalara 571 personel katılıyor.<br>
Kayıp mürettebatı arama çalışmalarına Türk Silahlı Kuvvetlerinin (<strong>TSK</strong>) Sualtı Savunma (<strong>SAS</strong>) komandolarından da 4 dalgıç destek veriyor.<br>
SAS komandolarının gelmesiyle gemiye dalış yapan dalgıç sayısı 30'a yükseldi. Ayrıca bölgedeki balıkçı gemileri de kendilerine belirlenen alanlarda tarama yaparak çalışmalara katıldı.<br>
<strong>Bursa Valisi Mahmut Demirtaş</strong>, AA muhabirine, gemiyle ilgili çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirterek, "<strong>SAS </strong>komandolarından 4 dalgıç geldi. Geminin daha dar ve ince noktalarında arama yapacak. Toplam 30 dalgıcımız oldu. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerinin dışında. Onlar da sahile yakın yerlerde, balık çiftliklerinde, endişe duydukları kuytu olan yerlere dalıyorlar. Onlar 20 metreye kadar dalabiliyorlar." dedi.<br>
Arama çalışmalarına balıkçıların da destek verdiğini vurgulayan <strong>Demirtaş</strong>, "<strong>Balıkçı teknelerine</strong> görev paylaşımı yapıldı. Herkese bir bölge verildi. Herkes şu an alanını tarıyor. Tekneler kıyıdan 3,5 mil açıkta arama yapıyorlar." diye konuştu.<br>
<strong>Balıkesir'in Marmara Adası</strong>'ndan <strong>14 Şubat saat 20.30</strong>'da Bursa'nın Gemlik ilçesindeki <strong>Roda Limanı</strong>'na gitmek üzere 6 kişilik mürettebat ve 1250 ton mermer tozu yüküyle hareket eden 69 metre uzunluktaki "<strong>Batuhan A</strong>" adlı kargo gemisi, kötü hava ve deniz şartları nedeniyle 15 Şubat'ta saat 06.20'de Karacabey ilçesi açıklarında kıyıdan 4 mil açıkta batmıştı. Görüntüleme cihazlarıyla yapılan çalışmalarda geminin enkazının 51 metre derinlikte denizin tabanına oturduğu belirlenmişti.<br>
Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı dalgıçların 17 Şubatta gerçekleştirdiği 2 dalışta, gemide aşçı olarak çalışan 33 yaşındaki Zeynep Kılınç'ın cansız bedeni, dalgıçlar tarafından çıkarılmıştı.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi&amp;apos;nde batan geminin yeri tespit edildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-batan-geminin-yeri-tespit-edildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-batan-geminin-yeri-tespit-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Su altı tarama cihazlarının görüntülerinde 51 metre derinlikte gemi batığına rastlandı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/02/marmara-denizinde-batan-geminin-yeri-tespit-edildi-1708009369.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizinde, batan, geminin, yeri, tespit, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><strong>Marmara Denizi</strong>'nde,<strong> İmralı Adası</strong>'nın güneybatısında su alarak batan <strong>69 </strong>metre boyundaki kargo gemisine ait olduğu değerlendirilen su altı tarama görüntüsü tespit edildi.</span></span></p>

<p><span><span>Balıkesir'e bağlı <strong>Marmara Adası</strong>'ndan 6 kişilik mürettebatla hareket eden "<strong>Batuhan A</strong>" adlı geminin Bursa'nın Karacabey ilçesi açıklarında batmasının ardından başlatılan arama kurtarma çalışması, <strong>275 </strong>personelle sürüyor.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Deniz Kuvvetleri Komutanlığı</strong> ve <strong>Sahil Güvenlik</strong> <strong>Komutanlığı </strong>tarafından yapılan çalışmalarda, 51 metre derinlikte geminin bulunduğu bölge belirlendi.</span></span></p>

<p><span><span>Arama kurtarma ekipleri, su altı tarama cihazlarıyla batığın görüntüsünün alındığı bölgede çalışmalarını yoğunlaştırdı.</span></span></p>

<p><span><span>Balıkesir'in Marmara Adası'ndan Bursa'nın Gemlik ilçesindeki Roda Limanı'na gitmek üzere hareket eden "<strong>Batuhan A</strong>" adlı kargo gemisi, ağır hava ve deniz şartları nedeniyle Karacabey ilçesi açıklarında batmış, bölgeye sevk edilen ekipler geminin battığı değerlendirilen bölgede bir boş can salı bulmuştu.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi&amp;apos;nde batan geminin mürettebatı İnsansız Su Altı Robotu ile aranıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-batan-geminin-murettebati-insansiz-su-alti-robotu-ile-araniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-batan-geminin-murettebati-insansiz-su-alti-robotu-ile-araniyor</guid>
<description><![CDATA[ Marmara Denizi&#039;nde 15 Şubat&#039;ta batan &quot;Batuhan A&quot; adlı kargo gemisinin mürettebatından 5 kişiyi bulmak için deniz polisi de çalışmalara destek veriyor
- Dürbünle su yüzeyinde tarama yapan ekipler, denizde İnsansız Su Altı Robotu ile arama çalışması gerçekleştiriyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/02/marmara-denizinde-batan-geminin-murettebati-insansiz-su-alti-robotu-ile-araniyor-1708328496.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizinde, batan, geminin, mürettebatı, İnsansız, Altı, Robotu, ile, aranıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span> Marmara Denizi'nde 15 Şubat'ta batan "<strong>Batuhan A</strong>" adlı kargo gemisinin mürettebatından 5 kişiyi bulmak için deniz yüzeyinde ve su altındaki tarama faaliyetleri devam ediyor.<br>
<br>
Balıkesir'in <strong>Marmara Adası</strong>'ndan 14 Şubat akşamı hareket ettikten sonra kötü hava ve deniz şartları nedeniyle 15 Şubat saat 06.20'de <strong>Bursa'nın Karacabey </strong>ilçesi açıklarında, İmralı Adası'nın güneybatısında batan geminin mürettebatından 1 kişinin cansız bedenine ulaşan ekipler, diğer 5 kişiyi bulmak için yoğun çaba sarf ediyor.<br>
Arama faaliyetlerine aralarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, AFAD, JAK, JÖH, deniz polisi, NAK, AKUT, ANDA, İHH ve belediyelere ait arama kurtarma ekiplerinin bulunduğu yaklaşık <strong>1000 </strong>kişilik personel katılıyor.<br>
Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı <strong>TCG Akın Gemisi</strong>'nde görevli dalgıçlar, denizin tabanına oturan kargo gemisinin enkazına dalışlar gerçekleştiriyor.<br>
Mürettebatın gemiden savrulmuş olma ihtimalini de değerlendiren ekipler, Karacabey açıklarında hem deniz üstünde hem de suyun altında tarama yapıyor.</span></span></p>

<p><strong><span><span>"İnsansız Su Altı Robotu"nun çalışmaları görüntülendi</span></span></strong></p>

<p><span><span>Bursa, Yalova ve Çanakkale'den bölgeye görevlendirilen 21 kişilik Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı deniz polisi ekibi de çalışmalara destek veriyor.<br>
Deniz üstünden 4 bot ile gün boyu keşif yapan ekipler, İnsansız Su Altı Robotu (<strong>ROV</strong>) ile görüntüleme ve tarama yapıyor. ROV, üstünde takılı mekanizmadaki tutucu kol yardımıyla su altında tespit edilen unsurları deniz üstüne çıkarabiliyor.<br>
Deniz polisinin kurbağa adamlar ve gemi adamları ise ihtiyaç halinde 42 metreye kadar dalış gerçekleştirebiliyor.<br>
Ekiplerin ROV ile yaptığı tarama çalışmaları AA ekibince görüntülendi.<br>
Yapılan faaliyette <strong>Kurşunlu Limanı</strong>'ndan 4 mil uzağa kadar açılan ekipler, deniz üstünde bottaki özel kamera sistemi ve personel tarafından dürbünlerle tarama gerçekleştirdi.<br>
Önceden belirlenen noktada robotu hazırlayan ekipler, denizin 60 metre derinliğine kadar bir personelin kumanda kontrolüyle inip görüntüleme yaptı.<br>
Yapılan çalışmalarda herhangi bir bulguya rastlanmadı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Denizcilerden Zeynep Kılınç'ın cenazesine ulaşılmıştı</strong></span></span></p>

<p><span><span>Balıkesir'in <strong>Marmara Adası</strong>'ndan 14 Şubat saat 20.30'da Bursa'nın Gemlik ilçesindeki <strong>Roda Limanı</strong>'na gitmek üzere 6 kişilik mürettebat ve 1250 ton mermer tozu yüküyle hareket eden 69 metre uzunluktaki "<strong>Batuhan A</strong>" adlı kargo gemisi, kötü hava ve deniz şartları nedeniyle 15 Şubat'ta saat 06.20'de <strong>Karacabey</strong> ilçesi açıklarında kıyıdan 4 mil açıkta batmıştı. Görüntüleme cihazlarıyla yapılan çalışmalarda geminin enkazının 51 metre derinlikte denizin tabanına oturduğu belirlenmişti.<br>
Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı dalgıçların 17 Şubat'ta gerçekleştirdiği 2 dalışta, gemide aşçı olarak çalışan 33 yaşındaki <strong>Zeynep Kılınç</strong>'ın cansız bedenine ulaşılmıştı.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bursa Valiliğinden Marmara Denizi&amp;apos;nde batan gemiyle ilgili açıklama:</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bursa-valiliginden-marmara-denizinde-batan-gemiyle-ilgili-aciklama</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bursa-valiliginden-marmara-denizinde-batan-gemiyle-ilgili-aciklama</guid>
<description><![CDATA[ Gemideki 6 personel için denizden ve karada bulunan AFAD, Sahil Güvenlik ve jandarma timleri vasıtasıyla arama kurtarma çalışmaları devam etmektedir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/02/bursa-valiliginden-marmara-denizinde-batan-gemiyle-ilgili-aciklama-1707987006.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bursa, Valiliğinden, Marmara, Denizinde, batan, gemiyle, ilgili, açıklama:</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><strong>Marmara Denizi</strong>'nde, <strong>İmralı Adası</strong>'nın güneybatısında su alarak batan <strong>69 </strong>metre boyundaki kargo gemisinin 6 kişilik mürettebatı için kurtarma çalışması sürüyor.</span></span></p>

<p><span><span>Bursa Valisi <strong>Mahmut Demirtaş</strong>, yaptığı yazılı açıklamada, 6 personel bulunan "<strong>Batuhan A</strong>" isimli genel kargo gemisinin<strong> Marmara Adası Badalan Limanı'ndan</strong> 1250 ton mermer tozu yüküyle dün saat <strong>20.30</strong>'da ayrıldığını belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>Sahil Güvenlik Marmara Boğazlar Bölge Komutanlığı Harekat Merkezince, kargo gemisinin saat <strong>06.20</strong>'de <strong>Karacabey </strong>ilçesinin kuzeyinde kıyıya yaklaşık 4 mil uzaklıkta battığı ihbarının alındığını aktaran <strong>Demirtaş</strong>, "İhbarın alınmasına müteakip TCSG-313, TCSG-85 ve TCSG-25 bahse konu mevkiye yönlendirilmiştir. Halihazırda '<strong>Batuhan A</strong>' isimli gemideki 6 personel için denizden ve karada bulunan <strong>AFAD</strong>, Sahil Güvenlik ve jandarma timleri vasıtasıyla arama kurtarma çalışmaları devam etmektedir." ifadesini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span>Öte yandan, Sahil Güvenlik ekipleri, mobil radar aracı, su üstü radarı ve gözetleme sistemiyle denizden ve kıyıdan tarama yapıyor.</span></span></p>

<p><span><span>Balıkesir'in Marmara Adası'ndan Bursa'nın Gemlik ilçesindeki <strong>Roda Limanı</strong>'na gitmek üzere hareket eden "<strong>Batuhan A</strong>" adlı kargo gemisi, ağır hava ve deniz şartları nedeniyle Karacabey ilçesi açıklarında batmış, bölgeye sevk edilen ekipler bir can salı bulunduğunu belirlemişti.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Boğazlardan geçen gemi sayısı geçen yıl artış gösterdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bogazlardan-gecen-gemi-sayisi-gecen-yil-artis-goesterdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bogazlardan-gecen-gemi-sayisi-gecen-yil-artis-goesterdi</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: - &quot;İstanbul Boğazı&#039;ndan 39 bin, Çanakkale Boğazı&#039;ndan ise 44 bin 892 olmak üzere boğazlarımızdan 83 bin 892 gemi geçti. Böylece, 2022&#039;ye göre yüzde 8,2 artış olduğunu görüyoruz&quot; - &quot;Bu yıl uygulayacağımız ekonomi politikaları ve bölgemizdeki çatışmaların sona ermesiyle deniz ticaretinde yeni rekorlar kırmayı hedefliyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/02/bogazlardan-gecen-gemi-sayisi-gecen-yil-artis-gosterdi-1708099720.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Boğazlardan, geçen, gemi, sayısı, geçen, yıl, artış, gösterdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span> <strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu</strong>, Türk boğazlarından geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde <strong>8,2</strong> artışla <strong>83 bin 892 gemi</strong> geçtiğini belirterek, "Bu yıl uygulayacağımız ekonomi politikaları ve bölgemizdeki çatışmaların sona ermesiyle deniz ticaretinde yeni rekorlar kırmayı hedefliyoruz." ifadesini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Uraloğlu</strong>, yaptığı yazılı açıklamada, bu yıl dünya deniz ticaretinin yüzde <strong>2,1</strong> büyüyerek yaklaşık <strong>12,636</strong> milyar tona ulaşmasını beklediklerini bildirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Söz konusu büyümeden <strong>Türk boğazları</strong> ve <strong>Karadeniz </strong>trafiğinin de olumlu yönde etkilenmesini beklediklerini aktaran <strong>Uraloğlu</strong>, "<strong>2023 </strong>yılında <strong>İstanbul Boğazı</strong>'ndan <strong>39 </strong>bin, <strong>Çanakkale Boğazı</strong>'ndan ise <strong>44 bin 892</strong> olmak üzere boğazlarımızdan <strong>83 bin 892</strong> gemi geçti. Böylece, <strong>2022</strong>'ye göre yüzde <strong>8,2 </strong>artış olduğunu görüyoruz. Karadeniz'de ise yaşanan savaş nedeniyle birçok limanın kapalı olduğu ve açık olanların da tam kapasiteyle çalışmadığı göz önüne alındığında, Türk boğazlarından geçen gemi sayısındaki artışın, yakın gelecekte Karadeniz'deki deniz trafiğini daha da artıracağını düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></p>

<p><strong><span><span>Türkiye limanlarındaki konteyner elleçlemeleri 2023'ü artışla kapattı</span></span></strong></p>

<p><span><span><strong>Uraloğlu</strong>, Türkiye limanlarındaki konteyner elleçlemelerinin de dünyadaki trendin aksine arttığına dikkati çekerek, Türkiye limanlarında elleçlenen konteyner miktarının 2023'te bir önceki yıla göre ton bazında yüzde 2,5 artarak <strong>133 milyon 467 bin 400 ton</strong>, <strong>TEU </strong>bazında ise yüzde 1,5 artarak <strong>12 milyon 556 bin 401 TEU</strong> olduğunu bildirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Geçen yılın ikinci çeyreğinden itibaren Türkiye'nin deniz yolu konteyner ticaretindeki düşüş trendinin sona erdiğini ve aylık olarak bir önceki yıla göre yüzde 10 civarında artışlar gözlendiğini aktaran <strong>Uraloğlu</strong>, "Bu yıl dünya deniz yolu konteyner taşımacılığının yüzde 4 büyümesi beklenmektedir. Bu yıl uygulayacağımız ekonomi politikalarıyla ve bölgemizdeki çatışmaların sona ermesi ile deniz ticaretinde yeni rekorlar kırmayı hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><strong><span><span>En fazla yük Aliağa'da elleçlendi</span></span></strong></p>

<p><span><span><strong>Uraloğlu</strong>, Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde geçen sene 81,9 milyon ton yük elleçlemesi gerçekleştiğine işaret eden ederek, açıklamasını şöyle sürdürdü:</span></span></p>

<p><span><span>"Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı'nın 81,29 milyon ton elleçlemesini geçerek ilk defa ülkemizde en çok yükün elleçlendiği bölge <strong>Aliağa </strong>olmuştur. Konteynerde ise en yüksek elleçleme yaklaşık 3,17 milyon <strong>TEU</strong> ile Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı'nda gerçekleşmiştir. Bu liman bölgemizi 2,16 milyon <strong>TEU </strong>konteyner elleçleme ile <strong>Kocaeli Bölge Liman</strong> <strong>Başkanlığı</strong> takip etmiştir."</span></span></p>

<p><span><span>Deniz yolu bağlantılı yurt dışı hatlarda geçen yıl <strong>2 milyon 764 bin 390</strong> otomobil taşınarak 2022'ye göre yaklaşık yüzde 17 artış sağlandığını aktaran <strong>Uraloğlu</strong>, yurt dışı bağlantılı <strong>Ro-Ro</strong> hatlarında 698 bin 133 birimin taşındığını belirtti.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Uraloğlu</strong>, 2023'te limanlara uğrak yapan kruvaziyer gemi sayısının bir önceki yıla göre yüzde 20 artışla 1192, limanları ziyaret eden kruvaziyer yolcu sayısının da yüzde 52,6 artışla <strong>1 milyon 542 bin 522 </strong>olduğunu kaydederek, "2023 yılında en fazla kruvaziyer gemi uğrak sayısı 531 gemiyle <strong>Kuşadası Limanı</strong>'nda yakalanmıştır. Bu rakamlar 2015 yılından beri gerçekleşen en yüksek rakamlar olup, 2024 yılında hedefimiz 2 milyon yolcuya ulaşmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi&amp;apos;nde batan gemideki mürettebatın yakınlarının endişeli bekleyişi sürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-batan-gemideki-murettebatin-yakinlarinin-endiseli-bekleyisi-suruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-batan-gemideki-murettebatin-yakinlarinin-endiseli-bekleyisi-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Geminin ikinci kaptanının oğlu Abdullah Uyanık: - &quot;Babamla en son 3-4 gün önce iletişim kurmuştum. Babam hep &#039;Bu gemi batacak&#039; diyordu. Ben &#039;bırak&#039; diyordum ancak babam mesleğini seviyordu, dolayısıyla bırakmıyordu&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/02/marmara-denizinde-batan-gemideki-murettebatin-yakinlarinin-endiseli-bekleyisi-suruyor-1708101288.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizinde, batan, gemideki, mürettebatın, yakınlarının, endişeli, bekleyişi, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span> <strong>Marmara Denizi</strong>'nde, <strong>İmralı Adası</strong>'nın güneybatısında <strong>Bursa</strong>'nın <strong>Karacabey </strong>ilçesi açıklarında su alarak batan "<strong>Batuhan A</strong>" adlı kargo gemisindeki mürettebatın yakınları, kurtarma çalışmalarını takip ediyor.</span></span></p>

<p><span><span>Karacabey Kurşunlu Mahallesi açıklarındaki kurtarma çalışmalarını sahilden takip eden ailelerin, endişeli bekleyişi sürüyor.</span></span></p>

<p><span><span>Geminin ikinci kaptanı <strong>Hasan Mehmet Uyanık</strong>'ın oğlu <strong>Abdullah Uyanık</strong>, gazetecilere, olayı dün amcasından öğrendiğini söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Buna başta inanamadığını belirten <strong>Uyanık</strong>, "Babamı aradım ancak ulaşamadım. Bir süre evde bekledik ama sonra <strong>Karacabey</strong>'e geldik. Kaymakam Bey yanımıza gelerek bizimle konuşma yaptı, sağ olsun ilgilendi. Devlet görevlileri bizimle ilgileniyor." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Uyanık</strong>, kaptanın acil yardım çağrısında bulunmasından sonra ilk anlardaki müdahale sürecine ilişkin araştırma yapılmasını istedi.</span></span></p>

<p><span><span>Babasının eski denizcilerden olduğunu dile getiren <strong>Uyanık</strong>, şöyle konuştu:</span></span></p>

<p><span><span>"Gemicilikten kaptanlığa yükselmişti, en az 40 yılı var. Babamla en son 3-4 gün önce iletişim kurmuştum. Babam hep '<strong>Bu gemi batacak</strong>' diyordu. Ben '<strong>bırak</strong>' diyordum ancak babam mesleğini seviyordu, dolayısıyla bırakmıyordu. Gemi çok eskiydi. Bu gemilerin tedavülden kalkması lazım. Babam hep geminin çok eski olduğunu söylüyordu."</span></span></p>

<p><span><span>Görüntüleme cihazlarıyla geminin enkazına ulaşılmasının ardından arama kurtarma ekiplerinin çalışması devam ediyor.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Balıkesir'in Marmara Adası</strong>'ndan <strong>14 Şubat</strong> Çarşamba günü saat <strong>20.30</strong>'da <strong>Bursa</strong>'nın <strong>Gemlik </strong>ilçesindeki <strong>Roda Limanı</strong>'na gitmek üzere 1250 ton mermer tozu yüküyle hareket eden "<strong>Batuhan A</strong>" adlı kargo gemisi, ağır hava ve deniz şartları nedeniyle dün saat 06.20'de Karacabey ilçesi açıklarında batmıştı. "Batuhan A"nın 6 kişilik mürettebatı için çok sayıda kurum ve kuruluş tarafından yürütülen arama kurtarma çalışmalarında geminin battığı bölgede boş can salı bulunmuştu.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından Marmara Denizi&amp;apos;nde batan kuru yük gemisine ilişkin açıklama:</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ulastirma-ve-altyapi-bakanligindan-marmara-denizinde-batan-kuru-yuk-gemisine-iliskin-aciklama</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ulastirma-ve-altyapi-bakanligindan-marmara-denizinde-batan-kuru-yuk-gemisine-iliskin-aciklama</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Şu ana kadar yapılan aramalarda içi boş bir can salı bulunmuştur&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/02/ulastirma-ve-altyapi-bakanligindan-marmara-denizinde-batan-kuru-yuk-gemisine-iliskin-aciklama-1707984482.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ulaştırma, Altyapı, Bakanlığından, Marmara, Denizinde, batan, kuru, yük, gemisine, ilişkin, açıklama:</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı</strong>, <strong>Marmara Denizi'</strong>nde <strong>İmralı Adası</strong>'nın güneybatısında batan kuru yük gemisi için aramaların devam ettiğini ve şu ana kadar boş bir can salı bulunduğunu bildirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Bakanlıktan yapılan açıklamada, <strong>Marmara Denizi</strong>'nde İmralı Adası'nın güney batısında <strong>69 </strong>metre boyundaki <strong>6</strong> mürettebatın bulunduğu <strong>Batuhan A</strong> isimli kuru yük gemisinden saat <strong>06.32</strong>'de <strong>Cospat-Sarsat</strong> sisteminden acil durum sinyali alındığı aktarıldı.</span></span></p>

<p><span><span>Bölgeye derhal <strong>Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KEGM)</strong> deniz ve hava unsurlarının yönlendirildiğinin belirtildiği açıklamada, bölgedeki gemilere <strong>Türk Radyo</strong> aracılığıyla çağrı yapıldığına işaret edildi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Batuhan A</strong> isimli gemiden alınan <strong>AIS </strong>sinyalinin saat <strong>07.12</strong>'de kesildiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</span></span></p>

<p><span><span>"Geminin çağrılara cevap verememesi nedeniyle, Arama Kurtarma Yönetmeliği'nin ilgili bendine göre '<strong>Tehlike safhası</strong>' ilan edilmiştir. Söz konusu gemi, dün akşam saat 20.00 sularında <strong>Marmara Adası'ndan Gemlik'e</strong> <strong>yüklü olarak seyre kalkmıştır</strong>. Arama ve kurtarma faaliyetleri tüm ilgili unsurlarca devam etmektedir. <strong>Batuhan A</strong> isimli gemi için bölgeye intikal eden <strong>TCSG 25</strong>, <strong>TCSG 85</strong>, <strong>TCSG 313 </strong>botları aramalara devam etmektedir. Helikopter, hava muhalefetinden dolayı kalkış yapamamıştır. Şu ana kadar yapılan aramalarda içi boş bir can salı bulunmuştur. <strong>KEGM'ye </strong>ait <strong>KEGK 6</strong> ve<strong> KIYEM 4 </strong>isimli hızlı can kurtarma botları da olay mahalline ulaşarak arama çalışmalarına başlamıştır."</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakan Uraloğlu, Marmara Denizi&amp;apos;nde batan kuru yük gemisine ilişkin değerlendirmede bulundu:</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bakan-uraloglu-marmara-denizinde-batan-kuru-yuk-gemisine-iliskin-degerlendirmede-bulundu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bakan-uraloglu-marmara-denizinde-batan-kuru-yuk-gemisine-iliskin-degerlendirmede-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Bölgede, gerek Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü gerekse de Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurlarınca arama kurtarma faaliyetleri yoğun şekilde devam etmektedir&quot; - &quot;Ümidimiz, mürettebatımıza sağ salim ulaşmaktır. Bir can salı botuna ulaşıldı, muhtemelen geminin batması sırasında otomatik olarak açıldı&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/02/bakan-uraloglu-marmara-denizinde-batan-kuru-yuk-gemisine-iliskin-degerlendirmede-bulundu-1707987408.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bakan, Uraloğlu, Marmara, Denizinde, batan, kuru, yük, gemisine, ilişkin, değerlendirmede, bulundu:</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı <strong>Abdulkadir Uraloğlu</strong>,<strong> Marmara Denizi</strong>'nde batan kuru yük gemisine ilişkin arama ve kurtarma faaliyetlerinin devam ettiğini belirterek, "Bölgede gerek Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü gerekse de Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurlarınca arama kurtarma faaliyetleri yoğun şekilde devam etmektedir. Ümidimiz mürettebatımıza sağ salim ulaşmaktır." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Uraloğlu</strong>, TCDD'de düzenlenen Yerli ve Milli Araç Üstü Sinyalizasyon Ekipmanı Temini Töreni'nde Marmara Denizi'nde batan kuru yük gemisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Marmara Denizi'nde İmralı Adası</strong>'nın güney batısında <strong>69 metre </strong>uzunluğundaki ve <strong>6</strong> mürettebatın bulunduğu <strong>Batuhan A</strong> isimli kuru yük gemisinden saat 06.32'de Bakanlık sistemlerine acil durum sinyali geldiğini anımsatan Uraloğlu, geminin, dün akşam saat 20.00 sularında Marmara Adası'ndan Gemlik'e "dolomit madeni" yüklü olarak seyre başladığını bildirdi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Uraloğlu</strong>, hızlı şekilde bölgeye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı deniz ve hava unsurlarının yönlendirildiğine işaret ederek, "Bölgedeki gemilere <strong>Türk Radyo</strong> aracılığıyla çağrılar yapılmıştır. Saat 07.12 itibarıyla Batuhan A isimli gemiden alınan <strong>AIS</strong> sinyal kesilmiştir. Geminin çağrılara cevap verememesi nedeniyle, Arama Kurtarma Yönetmeliği'nin ilgili maddesine göre '<strong>tehlike safhası</strong>' ilan edilmiştir." ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span>Bölgede gemiye dair bulguya rastlanmadığını belirten <strong>Uraloğlu</strong>, "Arama ve kurtarma faaliyetleri tüm ilgili unsurlarca sürmektedir. Bölgede, gerek Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü gerekse de <strong>Sahil Güvenlik Komutanlığı</strong> unsurlarınca arama kurtarma faaliyetleri yoğun şekilde devam etmektedir. Ümidimizi, mürettebatımıza sağ salim ulaşmaktır. Bir can salı botuna ulaşıldı, muhtemelen geminin batması sırasında otomatik olarak açıldı." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mustafa Taviloğlu&amp;apos;nun Deniz Tutkusu Sergiye Dönüştü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mustafa-taviloglunun-deniz-tutkusu-sergiye-doenustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mustafa-taviloglunun-deniz-tutkusu-sergiye-doenustu</guid>
<description><![CDATA[ Sergi, Taviloğlu&#039;nun 1972&#039;den günümüze 50 yıldır sürdürdüğü koleksiyonculuğunun yanı sıra denize duyduğu tutkuyu da ortaya koydu ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/12/mustafa-taviloglunun-deniz-tutkusu-sergiye-donustu-1703139266.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mustafa, Taviloğlunun, Deniz, Tutkusu, Sergiye, Dönüştü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde Taviloğlu Koleksiyonu'ndan seçili eserlerden hazırlanan "Yarısı Gümüş, Yarısı Köpük" sergisi sanatseverlerle buluştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstanbul'un önemli simgelerinden olan balık ve balıkçılık temalarının işlendiği serginin küratörlüğünü Neslihan Muratbeyoğlu üstlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Adını Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun "İstanbul Destanı" şiirindeki dizelerden alan sergideki eserler, 52 parça resim, heykel ve enstalasyonundan oluştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sergiye dair AA muhabirine açıklamada bulunan Muratbeyoğlu, serginin Taviloğlu'nun 1972'den bugüne 50 yıldır sürdürdüğü koleksiyonculuğunun yanı sıra denize duyduğu tutkuyu da ortaya koyduğunu anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Muratbeyoğlu, koleksiyondan bir seçki yapmanın oldukça zor olduğuna değinerek, "Çünkü çok sayıda tema oluşturulabilecek bir koleksiyon. Sadece balık ve balıkçılığa odaklanmadık, İstanbul'da balık kültürüne dair eserlere yer vermeye çalıştık. İstanbul'da balıkçıkların önemli bir yer olduğunu düşünerek böyle bir tercihte bulunduk." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Koleksiyonun sahibi Mustafa Taviloğlu'nun deniz ve balık tutkusundan da bahseden Muratbeyoğlu, sergide erken Cumhuriyet sanatçılarından genç isimlere kadar geniş bir yelpazede sanatçılara yer verdiklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Seçkide aralarında Adil Doğançay, Adnan Turani, Ahmet Münib, Ali Avni Çelebi, Ali Karsan, Avni Arbaş, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cemal Tollu, Cevat Dereli, Fikret Mualla, Hale Asaf, Hikmet Onat, Mehmet Ali Laga, Memet Güreli, Naile Akıncı, Nedim Günsür, Nedret Sekban, Nejad Melih Devrim, İbrahim Safi, Vecih Bereketoğlu ve Zeki Faik İzer'in bulunduğu Türk resminin usta isimleri yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sergi, 20 Şubat'a kadar İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nin geçici sergi salonunda ziyaret edilebilecek.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geçerli ruhsatı olmayan gemilere uygulanacak para cezaları düzenlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gecerli-ruhsati-olmayan-gemilere-uygulanacak-para-cezalari-duzenlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gecerli-ruhsati-olmayan-gemilere-uygulanacak-para-cezalari-duzenlendi</guid>
<description><![CDATA[ Bu durumdaki gemi, deniz ve iç su araçlarının malik ve işletenlerine uzunluğuna göre metre başına 250 lira ile 1000 lira arasında idari para cezası verilecek ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/01/gecerli-ruhsati-olmayan-gemilere-uygulanacak-para-cezalari-duzenlendi-1704187278.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Geçerli, ruhsatı, olmayan, gemilere, uygulanacak, para, cezaları, düzenlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Geçerli ruhsatı olmayan gemi, deniz ve iç su araçlarının malik ve işletenlerine uzunluğuna göre metre başına 250 ile 1000 lira arasında idari para cezası uygulanacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından hazırlanan Bağlama Kütüğü Uygulama Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buna göre, 2,5 metrenin altındaki özel gemiler bağlama kütüğüne kaydedilmeyecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ruhsatname, bir yıl veya katları olmak üzere en fazla 5 yıla kadar düzenlenecek. Süresi bitiminde ruhsatın yeniden düzenlenmesi zorunlu olacak. Bu işlemler, ruhsat düzenlemeye yetkili tüm liman başkanlıklarında yapılabilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yenileme başvuruları ruhsat süresi dolmadan en az 15 gün önce gerçekleştirilecek. Ruhsat süresi geçtikten sonra yapılan başvurularda, yeniden düzenlenen ruhsatın başlangıç tarihi, bir önceki ruhsatın bitim tarihinden başlayacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ruhsatın süresinin dolmasından itibaren 5 yıl boyunca yeniden ruhsatname düzenlenmeyen gemi, deniz ve iç su araçları kendiliğinden kütükten silinecek.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- İdari para cezası ve uygulanacak diğer hükümler</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Yönetmelik hükümleri uyarınca geçerli bir ruhsatı olmayan gemi, deniz ve iç su araçlarının malik ve işletenlerine uygulanacak para cezaları da düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buna göre, 2,5 metreden 10 metreye kadar olan gemi, deniz ve iç su araçları için metre başına 250 lira, 10 metreden 20 metreye kadar olanlar için 500 lira, 20 metreden 30 metreye kadar olanlarda 750 lira, 30 metreden büyüklerde 1000 lira para cezası verilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İdari para cezasına ilave olarak ruhsatın ilk defa veya yeniden düzenlenmesi gereken tarihten itibaren geç kalınan her ay için bu miktara yüzde 5 eklenerek hesaplanan tutarda idari para cezası uygulanacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geminin boyunun tespitinde bir metreden küçük değerler dikkate alınmayacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İdari para cezasının 1 aylık ödeme süresi içinde ödenmesi halinde, cezadan yüzde 25 indirim yapılacak.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kocaeli&amp;apos;de tersanede batan yüzer havuzdaki 24 kişi kurtarıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kocaelide-tersanede-batan-yuzer-havuzdaki-24-kisi-kurtarildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kocaelide-tersanede-batan-yuzer-havuzdaki-24-kisi-kurtarildi</guid>
<description><![CDATA[ Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı ekipleri, yüzer havuzdan denize sızan yağın yayılmaması için çalışma yaptı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/12/kocaelide-tersanede-batan-yuzer-havuzdaki-24-kisi-kurtarildi-1702538914.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kocaelide, tersanede, batan, yüzer, havuzdaki, kişi, kurtarıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kocaeli'de tersanede batan yüzer havuzdaki 24 kişi kurtarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Başiskele ilçesi Sepetlipınar Mahallesi'ndeki özel bir tersanede gemi bakımı yapılan yüzer havuza yat alınması sırasında, pompa arızası meydana geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu sırada 24 kişinin içinde bulunduğu yüzer havuz battı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Haber verilmesi üzerine olay yerine sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kılavuz kaptan dahil 24 kişi ekipler tarafından kurtarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Olayda hafif yaralanan 2 personel, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Personelin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı ekipleri, yüzer havuzdan denize sızan yağın yayılmaması için bölgede çalışma yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Mesut Önem, gazetecilere, bölgede yaşanabilecek kirliliğin önüne geçmek için müdahale gerçekleştirdiklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz yüzeyindeki kirliliği ortadan kaldırdıklarını anlatan Önem, "Petrol ve petrol türevi kirlenmenin meydana geldiğini gördük. Hızlıca bariyerlerle etrafını çevirerek önce kirliğin dağılımını engelledik, daha sonra yağ emici pedleri denize atarak o kirliliğin de etkilerini azaltmak için çalışmalar yaptık." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Önem, çalışmalar kapsamında yapılan masrafın sorumlu firmadan tahsil edileceğini de sözlerine ekledi.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara&amp;apos;ya deşarj edilen atık suyun arıtmadan geçirilerek kullanıma sunulması önerisi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmaraya-desarj-edilen-atik-suyun-aritmadan-gecirilerek-kullanima-sunulmasi-oenerisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmaraya-desarj-edilen-atik-suyun-aritmadan-gecirilerek-kullanima-sunulmasi-oenerisi</guid>
<description><![CDATA[ Marmara Belediyeler Birliği Çevre Yönetimi Koordinatörü Dr. Ahmet Cihat Kahraman: - &quot;Bu çok suyu ne kadar arıtırsak arıtalım Marmara Denizi&#039;ne verdiğimiz takdirde toplam azot ve fosfor yükü artıyor. Bunlar maalesef müsilaj gibi bir takım olumsuzluklarla karşılaşmamıza neden olur&quot; - &quot;Suyu tekrar kullanıma uygun noktaya getirecek seviyede arıtmak çok önemli. Sulama suyu olarak kullanmak, sanayide ve soğutma suyu olarak kullanmak gibi bir takım seçenekleri kısa, orta ve uzun vadeli olarak planlamamız gerekiyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/12/marmaraya-desarj-edilen-atik-suyun-aritmadan-gecirilerek-kullanima-sunulmasi-onerisi-1703072072.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmaraya, deşarj, edilen, atık, suyun, arıtmadan, geçirilerek, kullanıma, sunulması, önerisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Marmara Belediyeler Birliği Çevre Yönetimi Koordinatörü Dr. Ahmet Cihat Kahraman, Marmara Denizi'ne deşarj edilen atık su miktarının azaltılması, bu suların ileri arıtmadan geçirilerek yeniden kullanıma kazandırılması gerektiğini söyledi</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Trakya Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Eczacılık Fakültesinde düzenlenen "Suya Dair" konulu panele katılan Kahraman, Marmara Denizi'nin kirletici kaynaklardan korunması gerektiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kahraman, İstanbul'da şehrin atık suyunun çok önemli bir kısmının sadece ön arıtımdan geçirildikten sonra İstanbul Boğazının dip suyuna deşarj edildiğine dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmara Denizi'nde kirliliğin önüne geçilmesi gerektiğini vurgulayan Kahraman, "2021 yılın müsilaj vakasıyla karşı karşıya kaldık. Müsilajın hemen öncesinde yaptığımız bir araştırma vardı. Orada İstanbul'un atık suyunun yüzde 60'ı sadece fiziksel arıtmadan geçirilerek derin deniz deşarjıyla boğazın dip seviyesine veriliyordu. İstanbul'da günde 4.1 milyon metreküp atık su denize deşarj ediyor. 2023 itibarıyla özellikle Balta Limanı Atık Su Arıtma Tesisi hayata geçirildi ve burada önemli bir biyolojik arıtma oranı yakalanmış oldu. 2024 itibarıyla ileri biyolojik arıtma oranı daha da artacak ve 2027 itibarıyla ön arıtma yüzde 23'ler seviyesine indirilecek." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kahraman, Marmara Denizi'nin çevresindeki illerde yaklaşık 25 milyon kişinin yaşadığını ve çok miktarda atık suyun ortaya çıktığını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmara Denizi'ne her gün 4.1 milyon metreküp atık suyun deşarj edildiğini belirten Kahraman, bu miktarın azaltılması gerektiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Atık suların ileri arıtmadan geçirilerek kullanıma sunulması önerisinde bulunan Kahraman, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Santiasyon hizmetleri ve atık su yönetiminde Marmara Denizi maalesef alıcı bir ortam. Her ne kadar arıtımı çok ileri bir seviyeye çıkartacak da olsak, deşarj edeceğimiz organik yükü düşürecek de olsak Marmara Denizi çok büyük bir hidrolojik yükle karşı karşıya. Dolayısıyla bizim artık suyu arıtıp deşarj etme modelinden özellikle Marmara Bölgesi için biraz uzaklaşmamız gerekiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Suyu tekrar kullanıma uygun noktaya getirecek seviyede arıtmak çok önemli. Sulama suyu olarak kullanmak, sanayide ve soğutma suyu olarak kullanmak gibi bir takım seçenekleri kısa, orta ve uzun vadeli olarak planlamamız gerekiyor. Aksi takdirde bu çok suyu ne kadar arıtırsak arıtalım Marmara Denizi'ne verdiğimiz takdirde toplam azot ve fosfor yükü artıyor. Bunlar maalesef müsilaj gibi birtakım olumsuzluklarla karşılaşmamıza neden olur. Müsilajı bir miktar biliyoruz, ancak yarın öbür gün çok daha farklı bir şeyle de karşılaşabiliriz."</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mersin ve Adana&amp;apos;da yapılacak limanlar yeni ticaret ekseni oluşturacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mersin-ve-adanada-yapilacak-limanlar-yeni-ticaret-ekseni-olusturacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mersin-ve-adanada-yapilacak-limanlar-yeni-ticaret-ekseni-olusturacak</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: - &quot;Akdeniz Bölgesi&#039;nin, dünyanın yeni bir liman cazibe merkezi olmasını hedefliyoruz&quot; - &quot;Mersin ve Adana&#039;da yapılacak iki limanla dünya ticaretinde ve uluslararası ulaştırma koridorlarında yeni ticaret ekseni oluşacak&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/12/mersin-ve-adanada-yapilacak-limanlar-yeni-ticaret-ekseni-olusturacak-1702544167.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mersin, Adanada, yapılacak, limanlar, yeni, ticaret, ekseni, oluşturacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Akdeniz Bölgesi'nin, dünyanın yeni bir liman cazibe merkezi olmasını hedeflediklerini belirterek, "Mersin ve Adana'da yapılacak iki limanla dünya ticaretinde ve uluslararası ulaştırma koridorlarında yeni ticaret ekseni oluşacak." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, AA muhabirine, Mersin Lojistik Limanı ve Adana Ana Konteyner Limanı projelerine ilişkin bilgi verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mersin Lojistik Limanı'nda ilk etap proje çalışmalarının tamamlandığını ifade eden Uraloğlu, "Çalışmalar sonucunda, liman kapasitesinin yıllık yaklaşık 10 milyon TEU olması planlanmaktadır. İlk etüt çalışmaları tamamlanan limanın ikinci aşamasına geçildi." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, Mersin Lojistik Limanı'nın yapımına esas olmak üzere ihtiyaç duyulan çalışmalara başlandığını, bu kapsamda konum belirlenmesi, taslak genel vaziyet planı, kesitler, açıklama raporu, yaklaşık maliyet hazırlanması ve fizibilite raporu hazırlanması işlerinin sözleşmelerinin yapıldığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yumurtalık ilçesinde yapılması planlanan Adana Ana Konteyner Limanı Projesi'nin ise ÇED sürecinin devam ettiğini vurgulayan Uraloğlu, limanın yıllık 9 milyon TEU konteyner elleçleme kapasitesine sahip olacağını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Akdeniz Bölgesi'nde 44 liman bulunuyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Akdeniz Bölgesi'nde Hatay-İskenderun, Adana ve Mersin'de büyük ya da küçük elleçleme yapan 44 liman bulunduğunu aktaran Uraloğlu, bunların yıllık elleçleme kapasitesinin yaklaşık 100 milyon ton dökme yük, 170 milyon ton sıvı yük ve 4,5 milyon TEU konteyner elleçleme olduğunu ifade etti. Uraloğlu, yeni yapılacak limanlarla bölgedeki kapasitelerin çok üzerine çıkılacağını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'nin, çeşitli ülkelere doğrudan deniz bağlantıları sağlayan 8 bin 333 kilometrelik kıyı şeridinde Karadeniz, Batı Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgeleri için önemli bir deniz alanına sahip olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, Türkiye'deki limanların ekonomi için hayati bir önemi bulunduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, yeni limanlarla bölgenin liman endüstrisinin oluşacağını belirterek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu limanlar sayesinde bölgede endüstri, lojistik, maden, tarım, tekstil, hayvancılık, enerji gibi ana sektörlerde yeni atılımlar gerçekleşmesini öngörüyoruz. Akdeniz Bölgesi'nin, dünyanın yeni bir liman cazibe merkezi olmasını hedefliyoruz. Limanlarla bölgede dolaylı olarak yaklaşık 50 bin, doğrudan ise 10 bin istihdam alanı oluşacak. Türkiye'nin gayrisafi yurt içi hasılasına yaklaşık 2,5 milyar lira doğrudan, dolaylı ve indirgenmiş ekonomik etkilerle ciro olarak toplam 20 milyar liralık etkisi olacak. Mersin ve Adana'da yapılacak her iki limanla, dünya ticaretinde ve uluslararası ulaştırma koridorlarında yeni ticaret ekseni oluşacak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, Akdeniz'de kurulacak limanlarla Basra Körfezi'nin Irak ve Türkiye üzerinden Akdeniz'e bağlanmasının yanı sıra Süveyş Kanalı'ndan gelen büyük tonajlı gemilerin yüklerinin Türkiye üzerinden dağıtılmasının sağlanacağını belirterek, doğu-batı, güney-kuzey koridorlarında demir ve kara yollarından taşınan yüklerin Akdeniz'e Türkiye üzerinden geçmesine olanak sağlanacağını bildirdi.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BM Genel Sekreteri Guterres &amp;quot;Deniz seviyeleri yükseliyor&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bm-genel-sekreteri-guterres-deniz-seviyeleri-yukseliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bm-genel-sekreteri-guterres-deniz-seviyeleri-yukseliyor</guid>
<description><![CDATA[ Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Pasifik ada ülkelerinin denizlerde yükselen su seviyelerinin getirdiği tehlikelerle karşı karşıya olduğuna dikkati çekerek, uluslararası toplumu, su seviyelerindeki artışı hızlandıran fosil yakıtlardan tamamen uzaklaşmaya çağırdı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/bm-genel-sekreteri-guterres-deniz-seviyeleri-yukseliyor-1725961987.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Genel, Sekreteri, Guterres, Deniz, seviyeleri, yükseliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Guterres, "Dönüştürücü ve Dirençli Bir Pasifik: Daha İyisinin İnşası" temasıyla Tonga Krallığı'nda düzenlenen 53. Pasifik Adaları Forumu'nda yaptığı konuşmada, okyanus ve deniz suyu seviyelerinde yaşanan artışın etkileri konusunda bilgi verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İklim değişikliği nedeniyle okyanuslarda su seviyelerinin yükselmesinin Pasifik ada ülkeleri için ciddi tehdit oluşturduğunu belirten Guterres, fosil yakıt kullanımıyla çevreye salınan karbon emisyonunun su seviyelerindeki artışı hızlandırdığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Guterres, "Yükselen deniz seviyeleri, tamamen insanlığın yarattığı bir krizdir." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Pasifik ada ülkeleri ciddi tehlike altında"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Konuya ilişkin hazırlanan BM raporunda, Tonga'nın başkenti Nuku'alofa'da deniz seviyesi, 1990-2020 arasında 21 santimetre yükselerek küresel ortalamanın yaklaşık iki katına çıktığı bildirildi. Raporda ayrıca, Samoa'nın Apia kentinde deniz seviyesinin 31 santimetre, Fiji'nin Suva-B kentinde ise 29 santimetre yükseldiği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölge halkının yaklaşık yüzde 90'ının su seviyeleri yükselen okyanusların 5 kilometre yakınında yaşadığına dikkati çeken Guterres, "Bu durum, Pasifik ada ülkelerini ciddi tehlike altına sokuyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Genel Sekreteri Celeste Saulo da konuyla alakalı gazetecilere yaptığı açıklamada, "Okyanuslar, su seviyelerinin yükselmesi nedeniyle yaşam boyu bir dost olmaktan çıkıp büyüyen bir tehdide dönüşüyor." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- Uluslararası topluma çağrı</span></span></span></p>

<p><span><span><span>BM Genel Sekreteri, çevreyi kirleten büyük şirketlerin karbon salınımını azaltma konusunda doğrudan sorumlu olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fosil yakıt tüketiminden kaynaklanan iklim değişikliği ve çevre kirliliği ile mücadele için bu tür yakıtlardan tamamen uzaklaşılması gerektiğini belirten Guterres, küresel topluma, fosil yakıtların hızlı ve adil şekilde kullanımdan kaldırılması çağrısında bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Guterres, büyük şirketler ile gelişmiş ülkelerin, iklimle ilgili anlaşmaları yerine getirmek ve iklim değişikliğinden etkilenen ülkelere yönelik finansmanı büyük ölçüde artırmaları gerektiğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- 53. Pasifik Adaları Forumu</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Pasifik Okyanusu'nda bulunan ada ülkesi Tonga'da düzenlenen 53. Pasifik Adaları Forumu dün başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Forumda, Avustralya, Cook Adaları, Mikronezya, Fiji, Fransız Polinezyası, Kiribati, Nauru, Yeni Kaledonya, Yeni Zelanda, Niue, Palau, Papua Yeni Gine, Marshall Adaları, Samoa, Solomon Adaları, Tonga, Tuvalu ve Vanuatu ülkeleri katılımcı olarak yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tonga Başbakanı Siaosi Sovaleni'nin başkanlığında düzenlenen forumun 30 Ağustos'a kadar sürmesi bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Limanlarda elleçlenen yük ve konteyner miktarı arttı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-yuk-ve-konteyner-miktari-artti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-yuk-ve-konteyner-miktari-artti</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: - &quot;Ocak-ağustos döneminde limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,9 artarak 356 milyon 112 bin 778 tona ulaştı&quot; - &quot;Yılın 8 ayında limanlardan elleçlenen konteyner miktarı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,1 artışla 9 milyon 61 bin 518 TEU oldu&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/limanlarda-elleclenen-yuk-ve-konteyner-miktari-artti-1726029698.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Limanlarda, elleçlenen, yük, konteyner, miktarı, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2024 yılının 8 ayında limanlarda elleçlenen yük miktarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,9 artarak 356 milyon 112 bin 778 tona ulaştığını belirterek, "Yılın 8 ayında limanlardan elleçlenen konteyner miktarı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,1 artışla 9 milyon 61 bin 518 TEU oldu." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, yazılı açıklamasında, Denizcilik Genel Müdürlüğünün ocak-ağustos dönemine ilişkin denizcilik istatistiklerini değerlendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde, Türkiye'yi önemli bir liman merkezi haline getirdiklerine işaret eden Uraloğlu, dünyadaki deniz ticaretinden daha fazla pay almak için çalışmalara devam ettiklerini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, denizlerden sağlanan imkanların artırılması, kaynakların ekonomiye kazandırılması için gerekli yatırımların yapıldığına dikkati çekerek, "Bu yılın ağustos ayında limanlarımızda elleçlenen yük miktarı 42 milyon 789 bin 708 ton olarak gerçekleşti. 2024 yılının ocak-ağustos döneminde limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,9 artarak 356 milyon 112 bin 778 tona ulaştı." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ağustosta limanlardan yurt dışı limanlara giden yük miktarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,7 azalışla 11 milyon 604 bin 33 ton olarak gerçekleştiğini bildiren Uraloğlu, yurt dışı limanlardan Türkiye'ye gelen yük miktarının ise yıllık bazda yüzde 8,4 azalışla 19 milyon 870 bin 521 tona düştüğünü aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, ağustosta yurt dışı yük taşımalarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,7 düşüşle 31 milyon 474 bin 554 tona gerilediğine işaret etti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En fazla yük 6 milyon 894 bin 536 tonla Kocaeli'de elleçlendi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ağustosta en fazla yük elleçlemesinin 6 milyon 894 bin 536 tonla Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde gerçekleştiğini kaydeden Uraloğlu, burayı 6 milyon 732 bin 894 tonla Aliağa Bölge Liman Başkanlığı ve 5 milyon 560 bin 775 tonla İskenderun Bölge Liman Başkanlığının takip ettiği bilgisini verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, aynı dönemde limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının 5 milyon 673 bin 127 ton olduğunu belirterek, kabotajda taşınan yük miktarının ise 5 milyon 651 bin 27 ton olarak gerçekleştiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En fazla artış buğday ve mahlut elleçlemesinde</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Taşınan yük cinsleri bazında ağustosta bir önceki aya göre en fazla artış gösteren yük cinsinin buğday ve mahlut olduğunun altını çizen Uraloğlu, limanlardan 527 bin 235 ton buğday ve mahlut yük elleçlemesi gerçekleştirildiğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, bu dönemde portland çimentonun 738 bin 45 tonla limanlardan yurt dışına gitmek üzere gemilerle en fazla taşınan yük cinsi olduğuna değinerek, bunu klinker ve motorin yük cinslerinin takip ettiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ham petrol yük cinsinin yurt dışından Türkiye'ye gelen gemilerde en fazla taşınanlar arasında ilk sırada yer aldığını da vurgulayan Uraloğlu, bunu sırasıyla, briketlenmemiş taş kömürü ve hurda demir yük cinslerinin izlediğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En fazla yük taşıması İtalya'ya yapıldı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Bakan Uraloğlu, ağustosta limanlardan deniz yolu ile yurt dışına gitmek üzere yapılan yüklemelerde en fazla yük taşımasının İtalya'ya yapıldığına da işaret ederek, bunu ABD ve Mısır'a yapılan taşımaların takip ettiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz yolu ile limanlara gelen en fazla yükün Rusya'dan yapılan taşımalar olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Ağustosta limanlarda elleçlenen 31 milyon 474 bin 554 ton yurt dışı yükün yüzde 8'i Türk bayraklı gemilerle taşındı. Bu dönemde Türk bayraklı gemilerle taşınan yurt dışı yük miktarı 2 milyon 462 bin 885 tonla geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,6 arttı. Yabancı bayraklı gemiler ile taşınan yurt dışı yük miktarı ise 29 milyon 11 bin 669 tonla yıllık bazda yüzde 6,4 azaldı."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, ağustosta limanlarda elleçlenen konteyner miktarının ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,5 artışla 1 milyon 179 bin 563 TEU'ya ulaştığını belirterek, "Yılın 8 ayında limanlardan elleçlenen konteyner miktarı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,1 artışla 9 milyon 61 bin 518 TEU oldu." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Samsun&amp;apos;da denizde alabora olan teknedeki 4 kişi kurtarıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/samsunda-denizde-alabora-olan-teknedeki-4-kisi-kurtarildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/samsunda-denizde-alabora-olan-teknedeki-4-kisi-kurtarildi</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;un Atakum ilçesi açıklarında denizde alabora olan teknedeki 4 kişi kurtarıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/samsunda-denizde-alabora-olan-teknedeki-4-kisi-kurtarildi-1725462712.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Samsunda, denizde, alabora, olan, teknedeki, kişi, kurtarıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İncesu Plajı açıklarında bir teknenin alabora olduğu ve suda kazazedelerin bulunduğu ihbarı üzerine bölgeye Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şubesi ile sağlık ekipleri sevk edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgeye ulaşan ekipler, denizde can yelekli 4 kazazede ve ters dönmüş vaziyetteki tekneyi tespit etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan çalışmalar sonucunda kazazedeler E.A. (35), Ö.D. (71), Y.Ö. (38) ve İ.İ. (41) kurtarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kurtarılanların genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kısmen batan tekne de bot yardımıyla kıyıya çekildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Batırılan &amp;quot;emektar vapur&amp;quot; su altı canlılarına ve dalış turizmine katkı sağlıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/batirilan-emektar-vapur-su-alti-canlilarina-ve-dalis-turizmine-katki-sagliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/batirilan-emektar-vapur-su-alti-canlilarina-ve-dalis-turizmine-katki-sagliyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmit Körfezi&#039;nin Karamürsel kesiminde su altı canlılığını artırmak ve dalış turizmine katkı sağlamak amacıyla 2013&#039;te batırılan &quot;İnönü&quot; vapuru, su altı belgesel yapımcısı Tahsin Ceylan tarafından görüntülendi - Tahsin Ceylan: - &quot;Dalış turizmine de ciddi katkısı var. Her yıl binlerce insan burada dalıyor. Hem batığı hem de batığın etrafındaki canlı yaşamını görüyorlar&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/batirilan-emektar-vapur-su-alti-canlilarina-ve-dalis-turizmine-katki-sagliyor-1724370949.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Batırılan, emektar, vapur, altı, canlılarına, dalış, turizmine, katkı, sağlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kocaeli'de su altı canlılığını artırmak ve dalış turizmine katkı sağlamak amacıyla batırılan "İnönü" vapurunu görüntülemek için su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan dalış gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Karamürsel Belediyesi ve Karamürsel Sualtı Sporları Derneği (KARSAD) işbirliğinde, şehir hatlarında uzun yıllar yolcu taşımacılığında kullanıldıktan sonra İzmit Körfezi'nin mavi bayraklı plajına sahip Karamürsel ilçesinde 2013 yılında kıyıdan 180 metre açıkta batırılan vapur, suyun 23 metre derinliğinde yumuşak mercan, nesli tükenme tehlikesi altında bulunan pina, Marmara Denizi'yle özdeş istavritin de aralarında bulunduğu pek çok canlı türüne ev sahipliği yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dalış tutkunları, "resif" görevi yapan batıkta hem keşif yapıyor hem de su altı canlılarını görme fırsatı buluyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İnönü batığına, su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan, KARSAD Başkanı Zeki Şirinoğlu, dalış eğitmenleri Murat Kulakaç ve Hüseyin Genç ile sualtı fotoğrafçısı Mehtap Akbaş Çiftci dalış yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan tarafından kaydedilen görüntülerde, İnönü batığı, yılan yıldızları, iskorpit, gümüş, çizgili hani balığı, pina, deniz salyangozu ve yumurtaları yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Deniz ekosisteminde canlanmayı görünce inanılmaz mutlu oluyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ceylan, AA muhabirine, Marmara Denizi'nin yüzey suyunun oksijen açısından zengin olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Batığın resif görevi gördüğünü aktaran Ceylan, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Her dalışımızda mutlaka etrafımızda istavrit, iskorpitler, batığın etrafında ve altında pinalar var. Pinalar nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerden biri. Ege ve Akdeniz'de yok oldular, şu anda bir tek Marmara'da pinaları görüyoruz. Bir pina ortalama günde 6 litre suyu süzüyor. Bir tür denizin doğal filtrasyonunu yapıyor. Zaten müsilaj (deniz salyası) döneminde bile tüm Türkiye'de pinalar ölmüşken bir tek Karamürsel'de pinalar yaşıyordu. Son derece önemli bir olay. Dalış turizmine de ciddi katkısı var. Her yıl binlerce insan burada dalıyor. Hem batığı hem de batığın etrafındaki canlı yaşamını görüyorlar."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan, Karamürsel'de görülen yumuşak mercanların önemli bir canlı türü olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Denizden akıntıyla gelen planktonlarla besleniyorlar ve onlar da orada arttı. Büyümeye de başladılar. 20-30 santimetre kadarlardı ama şimdi 40 santimetreyi aşan boylara ulaştılar. Bu deniz ekosisteminde böyle bir canlanmayı görünce inanılmaz mutlu oluyoruz. Karamürsel'in bir özelliği de İzmit Körfezi'nde deniz çayırlarının en yoğun olduğu bölgedir. Deniz çayırları da fotosentezle soluduğumuz havadaki oksijenin yüzde 20'sini sağlıyor. O bölgenin özel bir ekolojik önemi var."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dalgıç eğitmeni Genç de batığın yaklaşık 22 metre uzunluğunda olduğunu dile getirerek, batığın içine girip çıkabilecekleri yerlerin bulunduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstavrit, istakoz, iskorpit, pina, karagöz, yumuşak mercan, eşkina gibi türler bulunduğunu belirten Genç, batığın dalış turizmine katkı sağladığını sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye limanlarında 7 ayda 313 milyon tonu aşkın yük elleçlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-limanlarinda-7-ayda-313-milyon-tonu-askin-yuk-elleclendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-limanlarinda-7-ayda-313-milyon-tonu-askin-yuk-elleclendi</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: - &quot;Ocak-temmuz döneminde limanlarımızda elleçlenen yük miktarı toplam 313 milyon 269 bin 412 tona ulaştı&quot; - &quot;Aynı dönemde limanlardan elleçlenen konteyner miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,5 artarak 7 milyon 881 bin 828 TEU&#039;ya yükseldi&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/turkiye-limanlarinda-7-ayda-313-milyon-tonu-askin-yuk-elleclendi-1723789119.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, limanlarında, ayda, 313, milyon, tonu, aşkın, yük, elleçlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bu yılın ilk 7 ayında limanlarda elleçlenen yük miktarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,7 artarak 313 milyon 269 bin 412 tona, elleçlenen konteyner miktarının da aynı dönemde yüzde 9,5 artarak 7 milyon 881 bin 828 TEU'ya ulaştığını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, yazılı açıklamasında, Denizcilik Genel Müdürlüğünce hazırlanan 2024 yılı ocak-temmuz dönemi denizcilik istatistiklerine ilişkin bilgi verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'nin dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden olduğunun altını çizen Uraloğlu, ülkenin deniz ticaretinden daha fazla pay alması için çalışmaları hız kesmeden sürdürdüklerine işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraoğlu, deniz ticaret hacmini artırmanın ülke ekonomisi ve istihdamı açısından önemini vurgulayarak denizlerden sağlanan imkanların artırılması, kaynakların ekonomiye kazandırılması için gerekli atılımların ve yatırımların yapıldığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bakan Uraloğlu, elleçllenen yük miktarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu yılın temmuz ayında limanlarımızda elleçlenen yük miktarı 44 milyon 85 bin 87 ton olarak gerçekleşti. 2024 yılı ocak-temmuz döneminde limanlarımızda elleçlenen yük miktarı ise toplam 313 milyon 269 bin 412 tona ulaştı. Temmuz ayında limanlarımızdan yurt dışı limanlarına giden yük miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15 artışla 11 milyon 892 bin 9 ton olarak gerçekleşti. Yurt dışı limanlarından limanlarımıza gelen yük miktarı ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,1 azalarak 20 milyon 311 bin 874 ton olarak gerçekleşti. Temmuz ayında yurt dışı yük taşımaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,5 azalarak 32 milyon 203 bin 883 ton oldu."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En fazla artış gösteren yük cinsi demir cevheri ve konsantreleri</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Temmuzda bölge liman başkanlıkları bazında ise en fazla yük elleçlemesinin 7 milyon 67 bin 900 ton yükle Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde gerçekleştiğini bildiren Uraloğlu, "Aliağa Bölge Liman Başkanlığını 6 milyon 888 bin 671 ton ile Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı ve 5 milyon 577 bin 204 ile İskenderun Bölge Liman Başkanlığı takip etti." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, söz konusu ayda limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının 6 milyon 460 bin 580 ton, kabotajda taşınan yük miktarının ise 5 milyon 420 bin 624 ton olduğunu bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aynı dönemde taşınan yük cinsleri bazında aylık bazda en fazla artış gösteren yük cinsinin demir cevheri ve konsantreleri elleçlemesi olduğunu belirten Uraloğlu, bu alanda limanlardan 1 milyon 465 bin 465 ton yük elleçlemesi gerçekleştirildiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, bunu hurda demir ile alüminyum cevheri ve konsantreleri yüklerinin izlediğini belirterek şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Temmuz ayında portland çimento 762 bin 325 tonla limanlarımızdan yurt dışına gitmek üzere gemilerle en fazla taşınan yük cinsi oldu. Söz konusu yük cinsini rulo sac ve feldispat yük cinsleri takip etti. Ham petrol yük cinsi, yurt dışından limanlarımıza gelen gemilerde en fazla taşınan yükler arasında ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla briketlenmemiş taş kömürü ve hurda demir yük cinsleri takip etti."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En fazla yük taşıması İtalya'ya yapıldı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Temmuzda limanlardan deniz yoluyla yurt dışına gitmek üzere yapılan yüklemelerde en fazla yük taşımasının İtalya'ya yapılan taşımalarda gerçekleştirildiğini kaydeden Uraloğlu, bu ülkeyi İspanya ve ABD'ye yapılan taşımaların takip ettiğine işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, deniz yoluyla limanlara gelen en fazla yükün Rusya'dan yapılan taşımalar olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Temmuz ayında limanlarımızda elleçlenen 32 milyon 203 bin 883 ton yurt dışı yükün yüzde 8'i Türk bayraklı gemilerle taşındı. Temmuzda Türk bayraklı gemilerle taşınan yurt dışı yük miktarı 2 milyon 578 bin 844 ton ile geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,3 azaldı. Yabancı bayraklı gemiler ile taşınan yurt dışı yük miktarı ise 29 milyon 625 bin 39 ton ile geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 azaldı."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Limanlarda elleçlenen konteyner miktarının temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,2 azalarak 1 milyon 100 bin 338 TEU olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, "Ocak-temmuz döneminde limanlardan elleçlenen konteyner miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,5 artarak 7 milyon 881 bin 828 TEU'ya ulaştı." bilgisini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Teknelerin çapaları &amp;quot;Akdeniz&amp;apos;in akciğerleri&amp;quot; deniz çayırlarına zarar veriyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/teknelerin-capalari-akdenizin-akcigerleri-deniz-cayirlarina-zarar-veriyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/teknelerin-capalari-akdenizin-akcigerleri-deniz-cayirlarina-zarar-veriyor</guid>
<description><![CDATA[ Çapaların zarar verdiği deniz çayırlarını görüntüleyen su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan: - &quot;Teknelerin bağlanabileceği tonoz olmadığı için hepsi çapa atıyor. Bu da deniz çayırları açısından büyük bir trajediye neden oluyor&quot; - Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu: - &quot;Deniz tabanına kök salan deniz çayırlarının çapalar çekilirken tamamen köklenmesi sonucu bölgede çölleşme oluşuyor. Zincirler de deniz çayırlarını eziyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/teknelerin-capalari-akdenizin-akcigerleri-deniz-cayirlarina-zarar-veriyor-1723633765.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Teknelerin, çapaları, Akdenizin, akciğerleri, deniz, çayırlarına, zarar, veriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Antalya'da gezi teknelerinden atılan çapaların "<strong>Akdeniz'in akciğerleri</strong>" diye bilinen posidonya çayırlarına (deniz çayırı) zarar verdiği anlar su altından görüntülendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan, tekne faaliyetlerinin yoğun olduğu Alanya ilçesinde dalış yaparak incelemelerde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ceylan, teknelerden atılan çapaların nesli tükenmekte olan canlıların yer aldığı "kırmızı liste"de bulunan posidonya çayırlarına zarar verdiği anları görüntüledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Görüntülerde, bir çapanın çekilme anında deniz çayırını köklediği, zincirinin ise tahribata yol açtığı dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan, AA muhabirine, Alanya kalesi önünde tur ve balıkçı teknelerinin sürekli çapa attığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz çayırları popülasyonunun bölgede yoğun olduğunu ifade eden Ceylan, "Teknelerin bağlanabileceği tonoz olmadığı için hepsi çapa atıyor. Bu da deniz çayırları açısından büyük bir trajediye neden oluyor. Soluduğumuz havanın içerisindeki oksijenin yüzde 20'sini deniz çayırlarının fotosentezine borçluyuz." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Maalesef Akdeniz çölleşiyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu da Ege'de ve Antalya Körfezi'nde deniz çayırlarına rastlandığını söyledi. Akdeniz'de su sıcaklığının artmasıyla özellikle kıyıya yakın bölgelerde deniz çayırlarının yok olmaya başladığını anlatan Gökoğlu, "Koylarda ve ada çevrelerinde de teknelerden atılan çapalar büyük zarar veriyor. Deniz tabanına kök salan deniz çayırlarının çapalar çekilirken tamamen köklenmesi sonucu bölgede çölleşme oluşuyor. Zincirler de deniz çayırlarını eziyor. Akdeniz'e endemik posidonia oceanica dahil deniz çayırları yok olma tehdidi yaşıyor. Maalesef Akdeniz çölleşiyor." görüşünü paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tonozlama sistemine geçilmesi gerektiğini aktaran Gökoğlu, "Ya da tonozlama ya da yere kazık çakılıp teknelerin şamandıralara bağlanması gerekiyor. Tonozlama sistemi balıklar için resif görevi de görüyor." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dalış Eğitmeni Ayşen Aşkım Acarlar, teknelerin bağlanması için bölgede tonoz ihtiyacının olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dalış Eğitmeni Deniz Acarlar da 20 yıl önce su altının yemyeşil olduğunu ancak neredeyse deniz çayırlarının bitme noktasına geldiğini belirtti. Acarlar, bölgeye tonoz yapılması halinde deniz çayırlarının yeniden çoğalacağını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arktik Okyanusu küçülüyor, Atlantik Okyanusu büyüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/arktik-okyanusu-kuculuyor-atlantik-okyanusu-buyuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/arktik-okyanusu-kuculuyor-atlantik-okyanusu-buyuyor</guid>
<description><![CDATA[ Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi kapsamında gerçekleştirilen incelemelerde deniz buzunda, neredeyse Akdeniz Bölgesi kadar, Türkiye’nin 8&#039;de 1’i büyüklüğünde azalma gözlemlendi - 4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Lideri Prof. Dr. Ersan Başar: - “Atlantik&#039;teki deniz yapısı Arktik&#039;teki bölgenin daha yukarılara kaymasına sebep oluyor ki biz buna &#039;Atlantifikasyon&#039; diyoruz. Aslında Arktik Okyanusu yavaş yavaş Atlantik Okyanusu&#039;na yeniliyor diyebiliriz” ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/arktik-okyanusu-kuculuyor-atlantik-okyanusu-buyuyor-1723233142.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Arktik, Okyanusu, küçülüyor, Atlantik, Okyanusu, büyüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kuzey Kutbu'na dördüncüsü düzenlenen Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi'ne katılan bilim insanları ekibi, bu yıl Arktik Okyanusu’nda örnekleme, değerlendirme, gözlem ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdikleri projeleriyle küresel iklim değişikliği sebebiyle azalan deniz buzlarını tespit etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin derlediği bilgiye göre; Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, <strong>TÜBİTAK MAM</strong> Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda düzenlenen sefer kapsamında uzaktan algılama yöntemiyle yürütülen çalışmalarda 2023 ve 2024'ün haziran aylarının ortalama deniz buzu dağılımı karşılaştırıldığında, bu yıl neredeyse Akdeniz Bölgesi kadar, yani Türkiye’nin 8'de 1’i büyüklüğünde, deniz buzunda azalma gözlemlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Küresel iklim değişikliği sebebiyle deniz buzu alanlarının azalmasının, okyanustaki canlı kaynaklarının bu bölgelere göç etmesine yol açarken aynı zamanda Arktik Okyanusu’nun sınırlarının daralmasına neden olduğu belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Lideri<strong> Prof. Dr. Ersan Başar</strong>, AA muhabirine yaptığı bilgilendirmede, kutup bölgelerinin, küresel ısınmanın etkilerinin en yoğun görüldüğü alanlar olduğuna dikkati çekerek, “Burada da bizim en çok karşımıza çıkan Arktik, yani kuzey kutbuna, özellikle Atlantik Okyanusu'nun etkisiyle gelen sıcak su akıntıları, Arktik Okyanusu’na ulaşıyor. Burada büyük bir değişimle sanki dünyanın tüm okyanuslarındaki suyun dönüşümünü sağlayan bir pompa görevi gören bir alandayız.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Norveç Kutup Enstitüsü'nde 2023 yılında Gerland ve arkadaşları tarafında yapılan çalışmada da Arktik bölgenin Atlantik Okyanusu etkisi ile Atlantifikasyona maruz kaldığının bildirildiğini hatırlatan Başar, "Bizlerin yapmış olduğu çalışmada da bunların etkileri görülmektedir.” dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Başar, Arktik Bölgedeki dengenin bozulduğuna dikkati çekerek, “Dünyanın aslında bütün su akışı, okyanuslardaki akıntı, akış rejimin değişmesi söz konusu. Son dönemde iklim değişimi ile özellikle Atlantik'ten gelen suyun daha fazla Arktik’e gelmesiyle Arktik'teki buzun erimesi, küresel iklim değişimi ve Albedo etkileri aynı şekilde sıcaklık artışları deniz buzunun oluşmasını engelliyor. Deniz buzunun oluşması engellenmekle birlikte Artik’te bulunan buzulların erimesi de artıyor.” şeklinde konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- “Arktik Okyanusu, Atlantik Okyanusu’na yeniliyor”</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span><strong>Prof. Dr. Ersan Başar</strong>, özellikle Barents Denizi’nin kuzey taraflarında bulunan bölgelerde deniz suyunun tuzluluk değerlerinde ve sıcaklığında olan değişİmin tüm akımın değişmesine sebep olduğunu belirterek, "Atlantik'teki deniz yapısı Arktik'teki bölgenin daha yukarılara kaymasına sebep oluyor ki biz buna “Atlantifikasyon” diyoruz. Aslında Arktik Okyanusu yavaş yavaş Atlantik Okyanusu'na yeniliyor diyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arktik çemberinin kuzeyinde kalan bölgede yaşayan canlıların daha kuzey bölgelere gitmeye başladığını ifade eden Başar, “Atlantik'teki canlılarda onların yerini doldurarak artık normalde Atlantik Okyanusu'nda gördüğümüz canlıları biz artık Arktik Okyanusu’nda, başta Barents Denizi’nde ve Norveç Denizi’nde olmak üzere, çok yoğun olarak görüyoruz. Barents Denizi’nin de artık iyice Atlantifikasyon etkisi altında olduğunu, bilim insanları yapmış olduğu birçok çalışmada ortaya koydular ve şu anda burası bilim insanlarının da en çok odaklandığı bölge.” bilgilerini verdi</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Atlantik Okyanusu sınırlarını büyütürken, Arktik okyanusu sınırlarını küçültüyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Atlantifikasyon etkisiyle Atlantik Okyanusu sınırlarını büyütürken, Arktik Okyanusu'nun küçüldüğüne dikkati çeken Başar, "Arktik Okyanusu’nun sınırlarını küçültmesi demek, bizim deniz buzuna daha az ulaşmamız, yani buzulların erimesi demek. Bu da dünyadaki o okyanuslardaki akıntı rejiminin değişmesidir ki bu da hayatın geleceğini bizim için olumsuz yönde etkileyecek gerçeklerden bir tanesi.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Başar, deniz buzları eridiği ve diğer buzulların erimeye başladığı zaman dünyaya güneşten gelen ışınların etkisiyle, buzların daha fazla erimeye başlandığını ve Albedo etkisiyle sıcaklığın dünya üzerinde kaldığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buzul yoğunluğu fazla olduğu zaman güneş ışınlarının beyaz renkten yansıyarak dünyayı terk ettiğini, ancak azalma sebebi ile ısınmaya başlayan dünyanın daha çok birbirini tetikleyen bir şekilde ısındığını ve sıcaklığı artırmaya başladığını dile getiren Başar, bunun da Albedo etkisinin en bariz örneklerinden biri olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Albedo etkisinin birbirini tetikleyen unsurlar olduğuna dikkati çeken Başar, “Bu bölgeler ısındıkça tamamen yeni alanlar çıkıyor. Yeni alan, koyu renk alanlar siyah toprak alanları ne yapıyor? Direkt olarak yan enerjiyi üzerine çekiyor ve ısınmasını sağlıyor. Küresel ısınma etkileyen dünyanın birçok yerinde görüyoruz. Özellikle kutup bölgeleri küresel ısınmanın en çok etkisini gösterdiği noktalardan bir tanesi.” dedi</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Bresvelbreen Buzulu kütlesinde görmüş olduğumuz nehirler şeklinde akan sular erimenin acı bir göstergesi"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Antarktika ve Arktik'te büyük buzul kütlelerinin hızla eridiğine şahit olduklarını ve Bresvelbreen Buzulu’nun da dünyanın en büyük buzul kütlelerinden biri olduğunu ifade eden Başar, “Buzul kütlesinde görmüş olduğumuz nehirler şeklinde akan sular erimenin maalesef çok acı bir göstergesi. Sadece bu şekilde erime nehirler şeklinde olmayıp dökülmeler şeklinde de meydana geliyor. Bunu her yerde görebiliyoruz. Bundan dolayı bu buzulların ciddi oranda etkilenmiş olduğunu hep birlikte maalesef gördük.” yorumunu yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Lider Yardımcısı Kaptan <strong>Doğaç Baybars Işıler </strong>de sefer süresince deniz suyu örneklemeleri ve meteorolojik gözlemlerinin yanı sıra uydu veriyle alakalı çalışmalar da yürüttüklerini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz buzuyla alakalı gözlemler olduğunu hatta deniz buzlarında örneklemeleri aldıklarını belirten Işıler, "Deniz buzu dağılımı bilindiği üzere denizdeki seyir sistemlerini değiştirdiği gibi yeni su yollarını ve güzergahları oluştururken aynı zamanda oran ve yoğunluğu da bize küresel iklim değişikliği hakkında bilgiler de vermekte.” değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Işıler, Kutup Araştırmaları Enstitüsü Müdürü ve <strong>TÜBİTAK MAM</strong> Başkanı <strong>Prof. Dr. Burcu Özsoy</strong>’un çalışma alanlarından biri olan uzaktan algılama ve deniz buzu yoğunlukları konusunda sürekli olarak deniz buzu takip çalışmalarını gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “Uzaktan algılama çalışmaları ile birlikte nitekim enstitü olarak biz, deniz yoğunluğunu, konsantrasyonunu, dağılımı ve yıllara göre değişimini halihazırda takip ediyoruz. Alınan veriler ışığında Ocak 2023 ve Ocak 2024'e baktığımızda deniz buzluğu dağılımında 0,4 km karelik artış gözükürken, haziran ayına geldiğimiz zaman geçen yıla göre bu sene 0,1 km kare daha az deniz buzu oluşumunu görmekteyiz.” bilgilerini verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Röportaj sırasında buzuldan kopan bir parçanın çıkardığı sese dikkati çeken Işıler, “Sesi de az önce duyulduğu üzere bir kopma meydana geldi. Bu kopma sonucunda bir tane daha kara buzunun artık denize doğru yolculuğuna başlamasına şahitlik ettik. Bu da aslında deniz seviyesinin de yükselmesi anlamına geliyor. " ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Işıler sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>“Tüm verileri birleştirdiğimizde, deniz buzu dağılımı ve yoğunluğundaki azalmalar dönemsel olarak artmalar gösterse de yıllara bağlı olarak Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosferik İdaresindeki (National Oceanic Atmospheric Administration - <strong>NOAA</strong>) uydu görüntüleriyle beraber alınan verilerde yıllara göre, dönemsel olarak artışlar olsa da karadaki buzullardaki azalmalarla birlikte lineer azalmayı da ortaya koyarak küresel iklim değişikliğinin sonuçlarını görebiliyor hale geliyorsunuz.”</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küresel deniz taşımacılığında yükün yüzde 40&amp;apos;ını enerji kaynakları oluşturdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuresel-deniz-tasimaciliginda-yukun-yuzde-40ini-enerji-kaynaklari-olusturdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuresel-deniz-tasimaciliginda-yukun-yuzde-40ini-enerji-kaynaklari-olusturdu</guid>
<description><![CDATA[ Geçen yıl deniz yoluyla 2 milyar 27 milyon ton ham petrol, 1 milyar 308 milyon ton kömür, 1 milyar 78 milyon ton petrol ürünleri, 553 milyon ton sıvılaştırılmış gaz taşındı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/kuresel-deniz-tasimaciliginda-yukun-yuzde-40ini-enerji-kaynaklari-olusturdu-1724373307.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Küresel, deniz, taşımacılığında, yükün, yüzde, 40ını, enerji, kaynakları, oluşturdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Küresel deniz taşımacılığında geçen yıl yükün yüzde 40'ını kömür, ham petrol, petrol ürünleri, sıvılaştırılmış doğal gaz ve petrol gazı oluşturdu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri (İMEAK) Deniz Ticaret Odası sektör raporundan derlediği verilere göre, dünya yüklerinin yaklaşık yüzde 86'sının sevk edildiği deniz yoluyla ticaret, 2023'te önceki yıla göre yüzde 3 artış gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu dönemde, deniz yoluyla majör dökme yük ticaretinin yüzde 4,8 ve petrol ticaretinin yüzde 3 ile güçlü büyümesinin ardından toplam küresel deniz ticaret hacmi 12,3 milyar tona ulaşarak olumlu bir görünüm sergiledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu ticaretin yaklaşık 2,1 milyar tonu küçük hacimli dökme yükler, 2 milyar tonu ham petrol, 1,8 milyar tonu konteyner, 1,5 milyar tonu demir cevheri, 1,3 milyar tonu kömür, 1,1 milyar tonu petrol ürünleri, 950 milyon tonu diğer kuru yükler, 550 milyon tonu sıvılaştırılmış gazlar, 520 milyon tonu tahıl, 375 milyon tonu kimyasal maddelerden oluştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sıvılaştırılmış gazların 411 milyon tonu sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), 128 milyon tonu sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG), kalanı ise diğer gazlardan oluştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Küçük çaplı dökme yükler, küresel deniz ticaretinde yüzde 17,2 payla ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 16,4 ile ham petrol, yüzde 15 ile konteyner, yüzde 12,6 ile demir cevheri, 10,6 ile kömür, yüzde 8,7 ile petrol ürünleri, yüzde 7,7 çeşitli kuru yükler, yüzde 4,5 ile gazlar, yüzde 4,2 ile tahıl ve yüzde 3 ile kimyasal maddeler takip etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu verilere göre, enerji kaynaklarının deniz taşımacılığındaki payı 2023'te tonaj bazında toplam 4,97 milyar ton ile yüzde 40 olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünyada geçen yıl 4,5 milyar ton petrol, yaklaşık 570 milyar metreküpü (411 milyon ton) LNG olmak üzere 4 trilyon 80 milyar metreküp doğal gaz ve 8,6 milyar ton kömür tüketildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kulak sağlığı için deniz ve havuzda hijyene dikkat edilmeli</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kulak-sagligi-icin-deniz-ve-havuzda-hijyene-dikkat-edilmeli</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kulak-sagligi-icin-deniz-ve-havuzda-hijyene-dikkat-edilmeli</guid>
<description><![CDATA[ Doç. Dr. Selçuk Arslan: &quot;Kronik kulak hastalıkları olmayanların da deniz ve havuz hijyenine dikkat etmeleri gerekiyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/kulak-sagligi-icin-deniz-ve-havuzda-hijyene-dikkat-edilmeli-1721625399.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kulak, sağlığı, için, deniz, havuzda, hijyene, dikkat, edilmeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Karadeniz Teknik Üniversitesi (<strong>KTÜ</strong>) Farabi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği Öğretim Üyesi <strong>Doç. Dr. Selçuk Arslan</strong>, kronik kulak hastalıkları olmayanların da deniz ve havuz hijyenine dikkat etmeleri gerektiğini söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Arslan, yaptığı yazılı açıklamada, yaz aylarında deniz ve havuza girmenin büyük bir keyif olduğunu ancak bu durumun sağlık açısından bazı riskleri de beraberinde getirdiğini belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>Deniz ve havuz sularının içerdiği bakteriler ve diğer mikroorganizmalar nedeniyle kulak iltihaplanmalarını tetikleyebileceğini aktaran Arslan, özellikle kulak zarında delik olan hastaların, bu riskle daha fazla karşı karşıya kalabildiklerini ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span>Arslan, bu durumun kulakta ağrı, akıntı ve işitme kaybı gibi ciddi durumlara yol açabileceğine işaret ederek, "Kronik otit hastalarının yanı sıra sağlıklı bireyler de denize veya havuza girdikten sonra bu belirtileri yaşamaları durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmalıdır." diye görüş bildirdi.</span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Sudan çıktıktan sonra kulakların dikkatlice kurutulması önemli"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Denize veya havuza giren kronik otit hastaları tarafından alınması gereken önlemlere dikkati çeken Arslan, kronik orta kulak iltihabı, dış kulak yolu egzaması gibi kulak hastalıkları olanlara su geçirmez kulak tıkaçları kullanması önerisinde bulundu.</span></span></p>

<p><span><span>Arslan, bu hastalarda su ile temasın en aza indirilmesinin enfeksiyon riskini azalttığını vurgulayarak, sudan çıktıktan sonra kulakların dikkatlice kurutulmasının önemli olduğunu kaydetti.</span></span></p>

<p><span><span>Havuzların da benzer riskler taşıdığını belirten Arslan, "Havuz suları enfeksiyon riski taşıyan mikroorganizmalar barındırabilir. Bu nedenle havuzda yüzerken de benzer önlemler alınmalıdır." ifadesini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span>Arslan, kronik kulak hastalıkları olmayanların da deniz ve havuz hijyenine dikkat etmeleri gerektiğine işaret ederek, kirli denizlerde ve bakımı yapılmayan havuzlarda suya girilmemesi gerektiğini belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanından &amp;quot;suya balıklama atlamak ölüm ya da kalıcı felce yol açabilir&amp;quot; uyarısı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/uzmanindan-suya-baliklama-atlamak-oelum-ya-da-kalici-felce-yol-acabilir-uyarisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/uzmanindan-suya-baliklama-atlamak-oelum-ya-da-kalici-felce-yol-acabilir-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ Van YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi Beyin ve Sinir Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Aycan: - Suya yanlış atlama sonucu her ay 3-4 vaka merkezimize getiriliyor. Havaların iyice ısındığı haziran, temmuz ve ağustos aylarında bu sayı 5 ile 10&#039;u buluyor. Sığ suya balıklama atlamak çok tehlikeli. Toplumun bilinçlenmesi lazım&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-suya-baliklama-atlamak-olum-ya-da-kalici-felce-yol-acabilir-uyarisi-1722495295.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanından, suya, balıklama, atlamak, ölüm, kalıcı, felce, yol, açabilir, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezi Beyin ve Sinir Cerrahisi Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Abdurrahman Aycan</strong>, suya yanlış atlamanın ölümle sonuçlanabileceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Aycan, AA muhabirine, havanın ısınması ve yüzme sezonunun başlamasıyla vatandaşların deniz, göl, gölet, baraj, akarsu ve sulama kanallarında serinlemeye çalıştığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Derinliği olmayan sulara balıklama atlamanın riskli olduğu uyarısında bulunan Aycan, yaz mevsiminde sıklığı artan olaylardan birinin de suya yanlış atlama sonucu ortaya çıkan boyun yaralanmaları olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Her yıl binlerce kişinin sığ sulara yanlış atlama nedeniyle boyun kırılmasıyla omurilik felci geçirdiğine dikkati çeken Aycan, "Balıklama atlama sırasında rotasyon, hiperekstansiyon, (başın geriye doğru olan hareketi) kompresyon gibi boynun rotasyonel hareketler yapması sonucu omurga ve içinde yerleşen omurilikte hafiften ciddi boyutlara ulaşabilen hasarlara yol açabilir. Travmalar sonucu boyun fıtığı, hafif olan yumuşak ve bağ dokusu yaralanmalarında boyun kırığı, parçalı kırıklar, kırıkların sinir dokusuna baskı uygulaması, omurilik yaralanması, sinirlerde kalıcı hasara kadar birçok patolojiye sebep olabilir." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_a_20240722_2_64830182_103190247.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Sığ suya balıklama atlamak çok tehlikeli"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Suya yanlış atlamanın boyunda iki tür yaralanmaya neden olduğunu anlatan Aycan, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Birincisi boyun omurga kanalı içinde yer alan omurilik ve sinirlere ani bası ya da omurilik ve sinirlerde hasar. İkincisi ise omurganın sağlamlığının normal yapısı ve diziliminin bozulması. Sığ suya balıklama atlamayla ortaya çıkabilen travmatik lezyonlar ne yazık ki klinik olarak son derece ağır belirti ve bulgulara, ciddi sakatlıklara bazen de ani ölümlere yol açabilir. Müdahale zaman kaybedilmeden doğru bir şekilde başlatılmalı hızlıca sağlık merkezine ulaştırılmalı. Özellikle 15-30 yaş arasında bu tür yaralanmalar daha sık görülür. Merkezimiz vakalara acil müdahale edecek donanıma sahip. Bu tür ameliyatları merkezimizde başarılı bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Suya yanlış atlama sonucu her ay 3-4 vaka merkezimize getiriliyor. Havaların iyice ısındığı haziran, temmuz ve ağustos aylarında bu sayı 5 ile 10'u buluyor. Sığ suya balıklama atlamak çok tehlikeli. Toplumun bilinçlenmesi lazım. Farkındalık oluşturarak bu tür olayların önüne geçebiliriz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Merkezlerine getirilen yaralıları kurtarmak için zamanla yarıştıklarını dile getiren Aycan, son yıllarda bu tür vakalarda artış yaşandığını vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aycan, bu yıl suya yanlış atladıkları için kol ve bacaklarını kullanmayan 6 hastadan 2'sinin yapılan ameliyatlara rağmen kalıcı felç olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Suya girenlerin dikkatli olmasını isteyen Aycan, "Omurganın her ne kadar esnek, güçlü bir yapısı olsa da ani, kontrolsüz, aşırı zorlayıcı hareketlerin hayat boyu zorlu bir tedavi sürecine neden olduğu unutulmamalı. Ufak bir dikkatsizlik ciddi sağlık sorunlarına, ölüme neden olabilir. Bu konuda herkesin bilinçlenmesi ve daha duyarlı olması gerekir." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Okyanusların derinlerindeki metal yumruların &amp;quot;karanlık oksijen&amp;quot; ürettiği tespit edildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/okyanuslarin-derinlerindeki-metal-yumrularin-karanlik-oksijen-urettigi-tespit-edildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/okyanuslarin-derinlerindeki-metal-yumrularin-karanlik-oksijen-urettigi-tespit-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, okyanusların derinlerinde bulunan metalik nodüllerin, içerdiği elementler sayesinde &quot;doğal pil&quot; gibi davranarak &quot;karanlık oksijen&quot; ürettiğini keşfetti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/okyanuslarin-derinlerindeki-metal-yumrularin-karanlik-oksijen-urettigi-tespit-edildi-1721815261.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Okyanusların, derinlerindeki, metal, yumruların, karanlık, oksijen, ürettiği, tespit, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>BBC'nin haberine göre, okyanus tabanının güneş ışınlarının erişemediği 5 kilometre derinliklerinde, fotosentezin mümkün olmadığı alanlarda bulunan metal yumruların deniz suyunu elektroliz yoluyla hidrojen ve oksijene ayırdığı tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bugüne kadar canlıların soluduğu oksijenin yarısının deniz bitkilerinin fotosentez yapmasıyla oluştuğu düşünülüyordu ancak yeni keşfedilen "<strong>karanlık oksijen</strong>" ışığın ulaşmadığı okyanus derinlerindeki yaşama dair ipuçları sundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz suyunda çözünen metallerin kabuk parçaları veya diğer döküntüler üzerinde birikmesiyle milyonlarca yılda oluşan söz konusu nodüller, batarya yapımı için gerekli olan lityum, kobalt ve bakır gibi metaller içeriyor. Bu nedenle de derin deniz madenciliği şirketleri bunların çıkarılmasına yönelik projeler geliştiriyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Nodüller "doğal pil" gibi davranıyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İskoçya Deniz Bilimleri Derneği baş araştırmacısı Prof. Dr. Andrew Sweetman ve ekibi, Hawaii ile Meksika arasındaki Clarion- Clipperton Bölgesi adı verilen metal yumrularla kaplı geniş bir alanda araştırma yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sweetman, metalik nodüllerin pil gibi davranarak oksijen ürettiğini kaydederek, "Bir pili deniz suyuna koyarsanız köpürmeye başlar. Bunun nedeni, elektrik akımının deniz suyunu oksijen ve hidrojene (kabarcıklar halinde) ayırmasıdır. Bunun doğal ortamda bu nodüllerle gerçekleştiğini düşünüyoruz. Yani nodüller deniz tabanında birbirleriyle temas halinde durduğunda birden fazla pil gibi uyum içinde çalışıyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Aynı süreç gezegen ve aylarda da gerçekleşebilir</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Bilim insanları, patates büyüklüğündeki metalik nodülleri kullanarak her bir parçanın bir kalem pilin ürettiği voltaja yakın elektrik ürettiğini belirledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bulgunun, deniz tabanındaki yumruların deniz suyu moleküllerini parçalarına ayırmaya yetecek kadar büyük elektrik akımları üretebileceği anlamına geldiği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırma ayrıca ışık ve biyolojik süreçler gerektirmeyen oksijen üretiminin gezegenlerde, gezegenlerin uydularında da gerçekleşebileceğini ve yaşamın gelişebileceği oksijen açısından zengin ortamlar oluşturabileceğini de ortaya koydu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Metal yumruların çıkarılması deniz yaşamına zarar verebilir</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Clarion-Clipperton Bölgesi, metalik nodüllerin batarya yapımı için gereken elementleri içermesi nedeniyle derin deniz madenciliği şirketlerinin ilgi odağında.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bilim insanları ise metal yumruların deniz dibinden çıkarılmasının yeni keşfedilen oksijen üretimi sürecini sekteye uğratacağına ve oksijene bağlı deniz yaşamına zarar vereceğine dair uyarıda bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırma Nature Geoscience dergisinde yayımlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beylikdüzü&amp;apos;nde tekne ile bot çarpıştı, denize düşen bir kişi yaşamını kaybetti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/beylikduzunde-tekne-ile-bot-carpisti-denize-dusen-bir-kisi-yasamini-kaybetti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/beylikduzunde-tekne-ile-bot-carpisti-denize-dusen-bir-kisi-yasamini-kaybetti</guid>
<description><![CDATA[ Beylikdüzü&#039;nde bir marinada tekne ile botun çarpışması sonucu denize düşen Selçuk Mahanoğlu&#039;nun (41) cansız bedenine ulaşıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/beylikduzunde-tekne-ile-bot-carpisti-denize-dusen-bir-kisi-yasamini-kaybetti-1721109647.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beylikdüzünde, tekne, ile, bot, çarpıştı, denize, düşen, bir, kişi, yaşamını, kaybetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Alınan bilgiye göre, marina önlerinde seyreden tekne ile bot belirlenemeyen bir nedenle çarpıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çarpışmanın etkisiyle bot içerisinde bulunan Mahanoğlu denize düştü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Haber edilmesi üzerine olay yerine sağlık ekibi ve deniz polisi çağrıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gelen ekiplerce denize düşen Mahanoğlu'nun kurtarılması için çalışma başlatıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mahanoğlu yaklaşık 6 saat sonra kazanın yaşandığı alanın 150 metre ilerisinde kıyıya yakın bir yerde ölü bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mahanoğlu'nun cenazesi Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizlerde rip akıntısından korunmanın yolları</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denizlerde-rip-akintisindan-korunmanin-yollari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denizlerde-rip-akintisindan-korunmanin-yollari</guid>
<description><![CDATA[ Ondokuz Mayıs Üniversitesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Uzun: - &quot;Rip akıntısı sanılanın aksine yüzeyden derine doğru değil, kıyıdan açığa doğru hareket eder ve güzergahı üzerindeki yüzücüleri hızla açığa doğru taşır&quot; - &quot;Burada son derece basit ve uygulanabilir bir önerimiz var. Akıntıya kapılanlar sakin olmalı, su üstünde kalmalı ve mümkünse karaya doğru değil, yanlara doğru yüzmelidir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/denizlerde-rip-akintisindan-korunmanin-yollari-1720772547.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denizlerde, rip, akıntısından, korunmanın, yolları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ondokuz Mayıs Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Uzun, her yıl yüzlerce insanın suda boğularak ölmesine sebep olan çeken akıntılar (rip akıntı) konusunu AA Analiz için değerlendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>***</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Soru: Rip akıntısı nedir?</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Uzun: Rip akıntısı, sığ kıyılarda görülen ve kıyıdan açığa doğru bir akarsu gibi hareket eden kısa süreli ve hızlı bir akıntı çeşididir. Akıntının genişliği genellikle 8-10 metre ile 20-30 metre, uzunluğu 70-80 metre ile 200-300 metre, akıntının süresi ise 40-50 saniye ile 2-3 dakika arasında değişir. Akıntının hızı ise saniyede çoğunlukla 1-2 metre kadardır. Ancak, daha yavaş ve daha hızlı akıntılar da rapor edilmiştir. Bu akıntıya karşı yüzmek, olimpik yüzücüler için bile zordur. Akıntıya kapılanların çoğu açığa doğru sürüklenirler. Bu nedenle rip akıntısına "çeken akıntı" da denir. Rip akıntıları bazı kumsallarda, ön kıyı seddindeki yarıklar üzerinden açığa dönerler. Bu sırada gediğin içindeki kumları karıştırarak bulanık bir görüntü kazanırlar. Bu nedenle rip akıntıları bazı yörelerde "kum göçmesi" olarak da adlandırılıyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Soru: Rip akıntısı niçin ve nasıl oluşur?</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Uzun: Rip akıntısı iki farklı faktörün birlikte etkisiyle oluşur. Bunlardan birincisi kıyının arazi yapısı, diğeri ise rüzgarlı hava şartlarına bağlı olarak oluşan sık dalgalardır. Açık denizde birbirine paralel olarak ilerleyen dalgalar kıyıdaki kayalıklara ya da mendireklere çarptıklarında hareket düzenleri bozulur ve ileri doğru savrulan sular kıyıya yığılmaya başlar. Kıyıya yığılan sular, yer çekiminin kontrolünde kıyıya doğru ilerleyen dalgaları kesecek miktara ulaşınca, kıyının en alçak kesiminden ya da ön kıyı setlerindeki yarıklardan açığa doğru dönerek rip akıntılarını oluştururlar.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rip akıntıları Türkiye’nin özellikle Karadeniz kıyıları için sıkça gündeme gelse de bazı özel kıyı şekillerine bağlı olarak diğer denizlerde de görülürler. Bu alanlar genellikle kayalık kıyılar, mendireklerin yakınları ve kumsallarda deniz altında oluşan ön kıyı setlerinde gedikler olarak sıralanabilir. Örneğin, rip akıntısına bağlı boğulmalarla gündeme gelen Şile kıyıları kayalık bir yapıya sahipken, Sinop-Sarıkum ve Samsun-Atakum gibi kumsallar ön kıyı setlerindeki gediklerle öne çıkarlar.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Soru: Denizde rip akıntısı olduğunu nasıl anlarız?</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Uzun: Rip akıntıları yeterli eğitim almış iyi bir gözlemci tarafından kolayca tanınabilir. Özellikle, kumsallarda meydana gelen rip akıntıları zemindeki kumları karıştırarak içine aldıklarından daha bulanık bir görüntü kazanırlar. İyi gözlemciler bu farklılıktan hareketle rip akıntısını tanıyabilirler. Ancak bu eğitimi almamış insanların rip akıntılarını tanımaları zordur. Hatta, kıyıdan açığa doğru ilerleyen rip akıntıları, karaya doğru ilerleyen dalgaları keserek, onlara göre daha sakin bir su yüzeyi oluştururlar. Bu sakin görünüşe aldanan bazı yüzücüler bu alana doğru yöneldiklerinde bir anda kendilerini akıntının içinde bulurlar.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Esasen, burada önemli olan olgu rip akıntısını görsel olarak tanımak değil, bu akıntının karakterini bilmektir. Akıntı hızla ortaya çıkar ve en fazla 2-3 dakika gibi kısa bir süre içinde son bulur. Bu zaman aralığında kıyıda yapılacak çok fazla bir şey yoktur. Ancak akıntıya kapılanlar için hayati bir durum söz konusudur. Rip akıntısı sanılanın aksine yüzeyden derine doğru değil, kıyıdan açığa doğru hareket eder ve güzergahı üzerindeki yüzücüleri hızla açığa doğru taşır. "Ben su içinde olsam da ayaktayım ve kıyıya yakınım, bana bir şey olmaz." düşüncesi asla doğru değildir. Bu akıntı dize kadar gelen sulardaki insanların zeminle bağlantısını kesebilir. Bu nedenle asıl önemli olan akıntıya kapılan yüzücülerin nasıl davranması gerektiğini bilmesidir.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Soru: Rip akıntısına kapılan yüzücüler ne yapmalıdır?</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Uzun: Burada son derece basit ve uygulanabilir bir önerimiz var. Akıntıya kapılanlar sakin olmalı, su üstünde kalmalı ve mümkünse karaya doğru değil, yanlara doğru yüzmelidir. Akıntı 2-3 dakika sonra son bulacağından, yüzücü karaya doğru güvenle yüzebilecektir. Ayrıca, kıyıdaki kişilerden yardım isteyebilir ya da durumu fark eden cankurtaranlar ve diğer yüzücüler kendisine yardım edebilir.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Soru: Nerelerden denize girilmelidir?</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Uzun: Burada önerimiz, plaj güvenliğinin (Sarı-kırmızı bayrak) tescil edildiği plajlardan denize girilmesidir. Bu plajlarda gerekli donanımları olan cankurtaranlar hizmet veriyor. Ayrıca açık deniz tarafında genellikle şamandıralara bağlı güvenlik şeritleri bulunuyor. Akıntıya kapılanların bir kısmı bu şeritlere tutunarak akıntıdan kurtulabiliyor. Öte yandan bu şeritlerin düzeninin bozulması, cankurtaranların akıntıyı daha kolay fark etmesine yardımcı oluyor. Eğer bulunulan alanda sarı-kırmızı bayraklı plaj yoksa, mendirek ve kayalıklardan en az 30-40 metre uzak durulmalıdır. Rüzgarlı ve dalgalı havalarda denize girilmemeli, yetkililerin bu konudaki uyarıları dikkate alınmalıdır. Yalnız yüzülmemeli, özellikle çocuklar yüzme bilenlerin ve mümkünse ebeveynlerinin yanında denize girmelidir. Yüzerken kıyıda birileri bulunmalı ve denizde olduğunuzdan haberdar olmalıdır.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rip akıntılarına bağlı ölümlerin azaltılmasında eğitimin önemi açıktır. Öncelikle bütün vatandaşlarımıza mümkünse ilköğretim basamağında yüzme eğitimi verilmesi gerekir. Bu eğitim sırasında rip akıntılarının özellikleri ve yakalanılması durumunda nasıl davranılması gerektiği; mavi bayrak, kırmızı bayrak, sarı bayrak ve yeşil bayrak gibi plaj bayraklarının ne anlama geldiği ve ilk yardım eğitimi gibi bilgiler verilmelidir. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Navlun fiyatları 6 ayda yüzde 120 yükseldi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/navlun-fiyatlari-6-ayda-yuzde-120-yukseldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/navlun-fiyatlari-6-ayda-yuzde-120-yukseldi</guid>
<description><![CDATA[ Denizcilik araştırma şirketi Drewry&#039;nin Dünya Konteyner Endeksi&#039;ne göre, 4 Ocak&#039;ta 2 bin 670 dolar olan 40&#039;lık konteyner bileşik endeksi 4 Temmuz&#039;da 5 bin 868 dolara çıktı - Fiyatlar sadece son bir haftada yüzde 10 arttı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/navlun-fiyatlari-6-ayda-yuzde-120-yukseldi-1720431713.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Navlun, fiyatları, ayda, yüzde, 120, yükseldi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kızıldeniz'de süren gerilim nedeniyle gemilerin rotasını daha uzun bir güzergah olan Ümit Burnu'na kaydırmasıyla ortalama navlun fiyatları son 6 ayda yüzde 120 artış gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İran'ın desteklediği Yemen'deki Husilerin, Kızıldeniz ve Babu'l Mendeb Boğazı'nda İsrail ile bağlantılı olduğu düşünülen ticari gemilere saldırıları, geçen yıl aralıkta yoğunlaşmasının ardından sürüyor ve denizcilik ticaretini etkilemeye de devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kızıldeniz'deki gerilim nedeniyle bu güzergahı kullanan gemiler rotalarını 2023'ün son günlerinden beri hızla Ümit Burnu'na kaydırdı ve Kızıldeniz'de özellikle konteyner gemi trafiği neredeyse durma noktasına geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gemilerin Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı'nı terk ederek Ümit Burnu üzerinden seyahat etmeleri yolculuk sürelerini 10 ila 14 gün uzatıyor. Bazı gemilerin seyahat sürelerinin 20 güne kadar uzadığı belirtilirken, değişen ve daha uzun hale gelen rota, navlun fiyatlarına artış olarak yansımaya devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin denizcilik araştırma şirketi Drewry'nin Dünya Konteyner Endeksi'nden derlediği bilgilere göre, 40'lık konteyner bileşik endeksi 4 Temmuz itibarıyla 5 bin 868 dolara yükseldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Böylece, 4 Ocak 2024'te 2 bin 670 dolar olan 40'lık konteyner bileşik endeksi, 6 ayda yüzde 120 artış gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son bir haftada yüzde 10 artan fiyatlar, 4 Temmuz itibarıyla geçen yılın aynı haftasına göre ise yüzde 298 daha yüksek seviyede. Öte yandan, fiyatlar salgın dönemi olan Eylül 2021'deki zirvesi 10 bin 377 doların yüzde 43 altında bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>40'lık konteyner için yılın bu dönemine kadar ki ortalama bileşik endeksi 3 bin 664 dolarla son 10 yıl ortalamasının 909 dolar üzerinde hesaplandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>- Gemilerin rotası neredeyse tamamen değişti</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son 6 ayda Şangay-New York hattında 40'lık konteyner bileşik endeksi yüzde 137 artışla 9 bin 158 doları gördü. Fiyatlar, Şangay-Rotterdam hattında yüzde 125,2 yükselerek 8 bin 56 dolara ve Şangay-Cenova hattında ise yüzde 95,5 artışla 7 bin 543 dolara çıktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şangay-Los Angeles hattında da fiyatlar bu dönemde yüzde 174 yükselerek 7 bin 472 dolar oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Küresel deniz ticaretinin yüzde 15'inin yapıldığı Süveyş Kanalı'nda gemi trafiği, kasım-nisan dönemini kapsayan 6 aylık dönemde yüzde 85 gerilerken, denizcilik şirketlerinin çoğunun rotasını kaydırdığı Ümit Burnu'ndan toplam ticari gemi geçişleri yüzde 125 arttı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu dönemde, Ümit Burnu'nu kullanan konteyner sayısı yüzde 260, LNG tankeri sayısı ise yüzde 180 artış gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;un Boğaz hattı ve Karadeniz kıyılarında yüzenler için &amp;quot;akıntı tehlikesi&amp;quot; alarmı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbulun-bogaz-hatti-ve-karadeniz-kiyilarinda-yuzenler-icin-akinti-tehlikesi-alarmi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbulun-bogaz-hatti-ve-karadeniz-kiyilarinda-yuzenler-icin-akinti-tehlikesi-alarmi</guid>
<description><![CDATA[ İTÜ Gemi, İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Bural: - &quot;Boğaz&#039;ın yapısına baktığınızda oldukça dar yerleri var. Daralan yerlerde yüzey akıntısı hızı hayli artmakta. Boğaz&#039;ın girintili çıkıntılı koylarında bu yüzey akıntısı daha sonra bir ters akıntıya sebep oluyor. Girdapların ve anaforların oluştuğu bazı sahil şeritleri oluyor. Özellikle bu noktalarda denize girmek oldukça tehlikeli&quot; - &quot;Rip akıntısına baktığımızda &#039;topuk-dalyan-topuk&#039; dediğimiz yani iki kum tepeciği arasında bir yarık oluyor. Böyle bir dip batimetrisinde dalga ilerleyip kırıldığı zaman daha sonra tekrar o kanaldan geriye doğru çok kuvvetli bir şekilde çekiyor. Kişi aslında çok yoğun, ani bir şekilde oluşan ve Boğaz&#039;dakine göre çok daha kuvvetli bir akıntıyla karşılaşmış oluyor. Karadeniz&#039;deki rip akıntıları, Boğaz&#039;daki herhangi bir akıntıya göre çok daha kuvvetli ve ani oluşan, daha yoğun akıntılar. O yüzden çok daha tehlikeli aslında&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/istanbulun-bogaz-hatti-ve-karadeniz-kiyilarinda-yuzenler-icin-akinti-tehlikesi-alarmi-1719999305.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulun, Boğaz, hattı, Karadeniz, kıyılarında, yüzenler, için, akıntı, tehlikesi, alarmı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İstanbul'un Boğaz hattı ve Karadeniz kıyılarında etkili olan akıntılar bu bölgelerde denize girenler için boğulmaya varan birçok tehlikeyi beraberinde getirirken, uzmanlar cankurtaranın veya güvenlik önlemlerinin olmadığı sahillerde denize girilmemesi gerektiğine dikkati çekiyor.</span></span></p>

<p><span><span>Yaz aylarında sıcaktan bunalan İstanbullular serinlemek için sahil ve plajlara akın ediyor. Denize girmek isteyenlerin tercihlerinin başında Boğaz hattı ve Karadeniz kıyıları geliyor.</span></span></p>

<p><span><span>Ancak bu bölgelerde denize girmek isteyenler, akıntı tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliyor. Tehlikeli bölgelerde bilinçsizce yüzmek de istenmeyen ve üzücü olaylarla sonuçlanabiliyor.</span></span></p>

<p><span><span>İstanbul Boğazı'nda yüzey akıntısı, Karadeniz kıyılarında ise rip akıntısı (çeken akıntı) etkili olurken, boğulma vakalarının yaklaşık yüzde 70'inin akıntıdan kaynaklandığı belirtiliyor. Uzmanlar ise bu bölgelerde denize girilmemesi konusunda vatandaşları uyarıyor.</span></span></p>

<p><span><span>İstanbul Teknik Üniversitesi (<strong>İTÜ</strong>) Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi Gemi ve Deniz Teknolojisi Mühendisliği Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Deniz Bayraktar Bural, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz aylarında insanların serinlemek için denize girmek ve tatilin tadını çıkarmak istediklerini, bunun boğulma vakalarını da beraberinde getirdiğini belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>Bural, boğulma vakalarına istatistiksel olarak bakıldığında ölüm nedenlerinin yüzde 70'inin İstanbul'un Karadeniz'e açılan kıyılarında etkili olan çeken akıntıdan kaynaklandığını aktardı.</span></span></p>

<p><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_06_Haziran_11_Haziran_14_20240629_2_64517357_102477831.jpg"></span></span></p>

<p><strong><span><span>- Boğaz'ın dar ve kıvrımlı noktalarında akıntı hızı ve kuvveti artıyor</span></span></strong></p>

<p><span><span>İstanbul Boğazı'nın yapısının biraz daha farklı olduğuna değinen Bural, Karadeniz ile Marmara Denizi arasında yaklaşık 40 santimetre seviye farkı olması ve Karadeniz'in yüksekte kalması nedeniyle Karadeniz'den Marmara'ya yüzey akıntısı oluştuğunu anlattı.</span></span></p>

<p><span><span>Boğaz'da çift tabakalı bir akış olduğuna işaret eden Bural, şöyle konuştu:</span></span></p>

<p><span><span>"Altta tuzluluk farkından kaynaklanan, yani Marmara Denizi'nin Karadeniz'e göre daha tuzlu olmasından ötürü bu sefer tersi yönde Karadeniz'e doğru akan başka bir akıntı var. Çift tabakalı bir akış söz konusu. Bu akıntılara baktığımızda, sebebi bir seviye farkı, ikincisi tuzluluk yoğunluğundan ötürü olan bir fark. Bir de Boğaz'ın yapısına baktığınızda oldukça dar yerleri var. Daralan yerlerde yüzey akıntısı hızı hayli artmakta. Boğaz'ın girintili çıkıntılı koylarında bu yüzey akıntısı daha sonra bir ters akıntıya sebep oluyor. Girdapların ve anaforların oluştuğu bazı sahil şeritleri oluyor. Özellikle bu noktalarda denize girmek oldukça tehlikeli."</span></span></p>

<p><strong><span><span>- Boğaz'da yüzenler için bir başka tehlike gemi trafiği</span></span></strong></p>

<p><span><span>Bural, Boğaz'da denize girilmesi tehlikeli noktalara ilişkin, "En genel anlamıyla şunu söyleyebiliriz. Boğaz'ın en daraldığı yerlerde daha hızlı, kuvvetli akıntılar söz konusu. Bu da neresidir? Kandilli bölgesinin, Rumeli Hisarı Akıntıburnu'nun olduğu yerler akıntıların daha belirgin olduğu noktalar. Çünkü burada Boğaz daralıyor ve su derinliği artıyor. Üsküdar'ın kuzeyindeki koyda ters akıntı söz konusu. Yine burada coğrafi olarak dar ve kıvrımlı noktalar bulunduğu için su çok daha hızlı akmakta. Çengelköy civarında akıntılar belirgin. Sarıyer, Bebek, Arnavutköy gibi noktalarda da yine benzer şekilde akıntılar gözlemlenebiliyor." bilgisini paylaştı.</span></span></p>

<p><span><span>Boğaz'da akıntının dışında tehlike arz eden bir başka konunun da gemi trafiği olduğuna işaret eden Bural, şöyle devam etti:</span></span></p>

<p><span><span>"Boğaz'da oldukça yoğun işleyen bir trafik var. Çok hızlı tekneler, yatlar geçtiği zaman hemen arkalarından oluşan dalgalar kıyıya çok daha kuvvetli bir şekilde ulaşıyor. Zaten normalde de bir tehlike söz konusu. Bağlı olan tekneler için de bu bir tehlike aynı zamanda, bundan zarar görebilirler. Geçmişte de bununla ilgili yaşanan, hız sınırına riayet etmeyen teknelerin yarattığı problemler söz konusu. Bu anlamda da tabii dikkatli olmak gerekiyor."</span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Karadeniz'deki rip akıntıları Boğaz'daki akıntıya göre çok daha tehlikeli"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Karadeniz kıyılarında etkili olan rip akıntısının genellikle dibe çekmediğini açığa doğru sürüklediğini belirten Bural, rüzgar arttığında dalga yüksekliğinin de bununla orantılı şekilde arttığını, bu havalarda rip akıntısının daha sık görüldüğünü söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Bural, rip akıntısının kumlu Karadeniz sahillerinde etkili olduğunu ve bu bölgelerde kum taşındığı için sedimentin biraz daha üste doğru çıktığını, suyun bulanıklaştığını ve köpüklenmenin oluştuğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></p>

<p><span><span>"Rip akıntısına baktığımızda 'topuk-dalyan-topuk' dediğimiz yani iki kum tepeciği arasında bir yarık oluyor. Böyle bir dip batimetrisinde dalga ilerleyip kırıldığı zaman daha sonra tekrar o kanaldan geriye doğru çok kuvvetli bir şekilde çekiyor. Kişi aslında çok yoğun, ani bir şekilde oluşan ve Boğaz'dakine göre çok daha kuvvetli bir akıntıyla karşılaşmış oluyor. Karadeniz'deki rip akıntıları, Boğaz'daki herhangi bir akıntıya göre çok daha kuvvetli ve ani oluşan, daha yoğun akıntılar. O yüzden çok daha tehlikeli aslında."</span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Cankurtaranın olmadığı herhangi bir sahil şeridinde yüzmek güvenli değil"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Bural, bu bölgelerde denize girmek isteyenlere şu uyarılarda bulundu:</span></span></p>

<p><span><span>"Cankurtaranın olmadığı herhangi bir sahil şeridinde yüzmek güvenli değil. Rip akıntılarının olduğu bölgede dalgalı havalarda bunu gözlemleyebiliriz. Eğer Karadeniz sahilinde kumlu görüntü, topuklu bir alan varsa buradan kaçınmalıyız. Eğer ki İstanbul Boğazı'ndan denize girmek söz konusu ise akıntıların varlığına ya da hani bir anda iki metre sonrasında çok farklı bir akıntıya maruz kalabileceklerini hatırlasınlar. Bir yanda sahilde çok yakın gözükürken iki metre sonrasında bir akıntı söz konusu olabilir. Bu nedenle cankurtaranın veya güvenlik önlemlerinin olduğu sahil şeritlerinden denize girilmesi daha güvenli olacaktır."</span></span></p>

<p><span><span>Boğaz'ın daralan kısımlarında veya ters akıntıların oluştuğu bölgelerde denize girmenin çok iyi bir yüzücü olunsa dahi tehlikeli olduğunu vurgulayan Bural, sahilden çok uzaklaşmadan, sahil şeridine 1-2 metre mesafede kalarak yüzmenin uygun olabileceğini ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span>Rip akıntısına kapılma durumunda yapılması gerekenlere ilişkin de bilgi veren Bural, "Diyelim ki Karadeniz sahilinde rip akıntısına kapıldık. Öncelikle suyun üzerinde panik olmadan sakin bir şekilde kalıp beklemeliyiz. Çünkü bir noktada rip akıntısı kuvvetini azaltacak. Daha sonra da sakince kıyıya yaklaşmaya çalışmadan, kıyıya paralel bir şekilde uzaklaşmak gerekiyor." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pasifik istiridyesi, gemilere yapışarak taşındığı Karadeniz&amp;apos;in ekosistemine adapte oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/pasifik-istiridyesi-gemilere-yapisarak-tasindigi-karadenizin-ekosistemine-adapte-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/pasifik-istiridyesi-gemilere-yapisarak-tasindigi-karadenizin-ekosistemine-adapte-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Ordu Üniversitesi Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Aydın: - &quot;Araştırmamızda bu türün hızla Karadeniz&#039;e yayıldığını hatta doğal ortamında yumurta bırakarak ürediğini tespit ettik&quot; - &quot;Türkiye&#039;nin bu işe bir an evvel girip ekonomisinden faydalanması gerektiğini düşünüyorum çünkü ciddi getirisi olan, pazar sorunu bulunmayan bir türden bahsediyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/pasifik-istiridyesi-gemilere-yapisarak-tasindigi-karadenizin-ekosistemine-adapte-oldu-1719836713.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pasifik, istiridyesi, gemilere, yapışarak, taşındığı, Karadenizin, ekosistemine, adapte, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><strong>Karadeniz </strong>ekosistemine ticari gemiler yoluyla 2018'de giren, deniz suyunun ısınmaya başlaması ve besin miktarının çok olması dolayısıyla hızla çoğalan Pasifik istiridyesinin ekonomiye kazandırılması öneriliyor.</span></span></p>

<p><span><span>Ordu Üniversitesi Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Mehmet Aydın</strong>, 2018'de kentteki bazı limanlarda yük gemilerinin altında istiridye olduğunu fark etmesi üzerine bilimsel araştırma yapmaya karar verdi.</span></span></p>

<p><span><span>Ekibiyle araştırmalara başlayan Aydın, gemilerin altındaki türün Pasifik istiridyesi olduğunu belirledi. Bunun üzerine araştırmasını genişleten Aydın ve ekibi, Pasifik istiridyesinin Ordu başta olmak üzere Giresun, Trabzon ve Rize ile Batı Karadeniz'de kıyıya yakın bölgelerdeki kayalıklar üzerinde sıkça görüldüğünü tespit etti.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Prof. Dr. Mehmet Aydın</strong>, AA muhabirine, ilk olarak Ordu'da tespit ettikleri Pasifik istiridyesinin liman içlerinden Karadeniz'e yayıldığını gördüklerini söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Yaptıkları araştırmada bu türün, liman içlerinden Karadeniz'e yayıldığını gördüklerini belirten Aydın, "Pasifik istiridyesinin yük taşımacılığı sırasında Karadeniz ekosistemine transfer edildiğini anladık. Bu tür, gemilerin alt bölgelerine yapışarak bir denizden başka bir denize rahatlıkla gidebilmektedir." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>Bu istiridyenin, denizdeki taşların üzerini kaplamaya başladığını, yayılımının gittikçe arttığını dile getiren Aydın, "Araştırmamızda bu türün hızla Karadeniz'e yayıldığını hatta doğal ortamında yumurta bırakarak ürediğini tespit ettik." ifadesini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_05_Temmuz_30_Temmuz_04_20240701_2_64541354_102546467.jpg"></span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Karadeniz'deki besin miktarının çok olması bu türün hızlı çoğalmasına olanak sağlıyor"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Dünyada birçok yerde iklim değişikliğine bağlı deniz suyu sıcaklıklarının arttığına dikkati çeken Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></p>

<p><span><span>"Karadeniz suyunda da birkaç yıldır 2-3 derecelik artış söz konusu. Bu sıcaklık artmaya devam etmektedir. Karadeniz suyunun ısınarak Akdenizleşme eğilimi gösterdiğini ve birçok türün boğazlardan ya da insan kaynaklı etkilerle transfer olup Karadeniz ekosistemine girdiğini biliyoruz. Bu türlerden biri de Pasifik istiridyesi. Hem düşük hem de yüksek sıcaklıkta yaşama kabiliyeti olan bir canlı. Bu türün Karadeniz'de popülasyon oluşturması, iklim değişikliği kaynaklı mümkündür ayrıca Karadeniz'deki besin miktarının çok olması bu türün hızlı çoğalmasına olanak sağlıyor."</span></span></p>

<p><span><span>Aydın, Pasifik'ten gelen türlerin bu bölgedeki adaptasyonunun yüksek olduğuna işaret ederek, "Örneğin rapana dediğimiz deniz salyangozu 1940'larda Karadeniz ekosistemine girmişti. Şu anda Karadeniz'deki küçük balıkçıların gelir haline getirdiği bir türe dönüştü. Aynı şekilde Pasifik istiridyesinin de gelecekte balıkçılarımıza gelir getireceğine inanıyoruz." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_05_Temmuz_30_Temmuz_04_20240701_2_64541354_102546474.jpg"></span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Deniz ekosistemine hiçbir zararı olmayan bu tür birçok ülkede de üretilmektedir"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Prof. Dr. Mehmet Aydın, Pasifik istiridyesinin Karadeniz'in ekosistemine etkisinin olup olmadığı yönünde de araştırmalar yaptıklarını, bir zararı olacağını düşünmediklerini dile getirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Pasifik istiridyesinin şu anda birçok canlının olduğu yerlerde yaşama imkanı bulduğunu ifade eden Aydın, "Ayrıca bu, suyu filtre ederek beslenen bir tür. Yani sudaki partikülleri filtre ederek yaşamaktadır. Dolayısıyla deniz ekosistemine yüksek katkısı olan bir canlı. Deniz ekosistemine hiçbir zararı olmayan bu tür birçok ülkede de üretilmektedir." dedi.</span></span></p>

<p><span><span>Aydın, Pasifik istiridyesinin Fransa başta olmak üzere dünya genelinde üretiminin yapıldığını kaydederek, "Ticari değeri çok yüksek olan Pasifik istiridyesi, birçok ülkede taze şekilde kabukları açılıp limon sıkılarak yeniliyor. Lüks restoranlarda tanesi 2-3 dolara satılıyor." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/008_2024_05_Temmuz_30_Temmuz_04_20240701_2_64541354_102546476.jpg"></span></span></p>

<p><strong><span><span>- "Çok ciddi döviz girdisi sağlayacak bir tür"</span></span></strong></p>

<p><span><span>Prof. Dr. Aydın, Türkiye'nin bir an önce bu türü kültür ortamında üretmesi gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:</span></span></p>

<p><span><span>"Karadeniz'in bunun üretimi için en uygun alan olduğunu ve başarılı olunabileceğini düşünüyorum. Pasifik istiridyesi, atığı olmayan bir tür. Dolayısıyla çevreci bir üretim de yapılmış olur. Türkiye'nin bu işe bir an evvel girip ekonomisinden faydalanması gerektiğini düşünüyorum çünkü ciddi getirisi olan, pazar sorunu bulunmayan bir türden bahsediyoruz. Çok ciddi döviz girdisi sağlayacak bir tür."</span></span></p>

<p><span><span>Aydın, deniz suyunun ısınmasına bağlı olarak Akdeniz'deki türlerin her geçen gün Karadeniz'e geldiğini, bundan sonra da gelmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eğirdir Gölü&amp;apos;nde 7 el bombası bulundu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/egirdir-goelunde-7-el-bombasi-bulundu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/egirdir-goelunde-7-el-bombasi-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Bombaların çıkarılması için uzman ekip talep edildi ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/egirdir-golunde-7-el-bombasi-bulundu-1719824750.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eğirdir, Gölünde, bombası, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Isparta'daki Eğirdir Gölü'nde 7 el bombası bulundu.</span></span></p>

<p><span><span>Babasultan mevkisindeki halk plajına yüzmek için giren vatandaş, göl kıyısında patlayıcı madde görmesi üzerine ihbarda bulundu. Bunun üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi.</span></span></p>

<p><span><span>İncelemede, gölün 20 metre içerisinde dağınık halde 7 el bombası belirlendi.</span></span></p>

<p><span><span>Ekipler, geniş güvenlik önlemleri alarak plajı giriş ve çıkışlara kapattı.</span></span></p>

<p><span><span>El bombalarının güvenli şekilde çıkarılması için uzman ekip talep edildi. Bunun için İstanbul Deniz Kuvvetleri Komutanlığından bomba imha uzmanlarının beklendiği öğrenildi.</span></span></p>

<p><span><span>Eğirdir Gölü'nde bir yıl içinde 17 el bombası daha bulunmuştu.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Limanlarda elleçlenen yük miktarı 5 ayda yıllık bazda yüzde 4,6 arttı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-yuk-miktari-5-ayda-yillik-bazda-yuzde-46-artti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/limanlarda-elleclenen-yuk-miktari-5-ayda-yillik-bazda-yuzde-46-artti</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: - &quot;Limanlarda elleçlenen yük miktarı ocak-mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,6 artarak 225 milyon 464 bin 363 tona, konteyner miktarı ise yüzde 13 artarak 5 milyon 644 bin 97 TEU’ya çıktı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/limanlarda-elleclenen-yuk-miktari-5-ayda-yillik-bazda-yuzde-46-artti-1718469486.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Limanlarda, elleçlenen, yük, miktarı, ayda, yıllık, bazda, yüzde, 4, 6, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı <strong>Abdulkadir Uraloğlu</strong>, ocak-mayıs döneminde limanlarda elleçlenen yük miktarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,6 artarak 225 milyon 464 bin 363 tona ulaştığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğünün ocak–mayıs dönemine yönelik denizcilik istatistiklerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'nin denizcilikte daha fazla söz sahibi olması için duraksamadan çalıştıklarını bildiren Uraloğlu, bu çalışmaların yansımasının deniz ticaretinde kendini gösterdiğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, mayısta limanlarda elleçlenen yük miktarının 45 milyon 988 bin 445 ton olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Limanlarda elleçlenen yük miktarı ocak-mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,6 artarak 225 milyon 464 bin 363 tona, konteyner miktarı ise yüzde 13 artarak 5 milyon 644 bin 97 TEU’ya çıktı. Mayısta limanlarımızdan yurt dışı limanlarına giden yük miktarı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,8 artışla 13 milyon 64 bin 494 ton oldu ve yılın en yüksek rakamına ulaştı. Yurt dışı limanlarından limanlarımıza gelen yük miktarı ise geçen aynı ayına göre yüzde 10,7 azalarak 21 milyon 653 bin 465 ton oldu. Mayıs ayında yurt dışı yük taşımaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,2 azalarak 34 milyon 717 bin 959 ton olarak gerçekleşti."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En fazla yük Aliağa'da elleçlendi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının mayısta 5 milyon 524 bin 847 ton olduğunu bildiren Uraloğlu, aynı dönemde kabotajda taşınan yük miktarının 5 milyon 745 bin 639 ton olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, mayısta en fazla yük elleçlemesinin 7 milyon 767 bin 170 tonla Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde gerçekleştiğine işaret ederek "Aliağa Bölge Liman Başkanlığını 7 milyon 505 bin 471 ton ile Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı ve 5 milyon 590 bin 859 ile İskenderun Bölge Liman Başkanlığı takip ediyor." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yük cinsleri bazında bir önceki aya göre en fazla artışın hurda demir elleçlemesinde olduğunu ve limanlardan 1 milyon 835 bin 933 ton hurda demir yük elleçlendiğini aktaran Uraloğlu, "Bunu ham petrol ile feldispat yükleri izledi. Mayısta portland çimento 1 milyon 73 bin 823 ton ile limanlarımızdan yurt dışına gitmek üzere gemilerle en fazla taşınan yük cinsi oldu. Portland çimentoyu, fuel oil ve motorin takip etti. Ham petrol ise yurt dışından limanlarımıza gelen gemilerde en fazla taşınan yükler arasında ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla hurda demir ve briketlenmemiş taş kömürü takip etti." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En fazla yük İtalya'ya gitti</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Uraloğlu, mayısta deniz yoluyla yurt dışına gitmek üzere yapılan yüklemelerde en fazla yük taşımasının İtalya'ya yapıldığına dikkati çekerek İtalya'yı ABD ve İspanya’nın takip ettiğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz yoluyla limanlara en fazla yükün Rusya'dan geldiğini aktaran Uraloğlu, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Mayısta limanlarda elleçlenen 34 milyon 717 bin 959 ton yurt dışı yükün yüzde 6,7’si Türk bayraklı gemilerle taşındı. Mayısta Türk bayraklı gemilerle taşınan yurt dışı yük miktarı 2 milyon 309 bin 446 ton ile geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,5 azaldı. Yabancı bayraklı gemilerle taşınan yurt dışı yük miktarı ise 32 milyon 408 bin 513 ton ile geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 azaldı. Mayısta limanlarda elleçlenen konteyner miktarı ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,4 artarak 1 milyon 161 bin 725 TEU'ya ulaştı."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara&amp;apos;da aşırı alg artışları daha sık görülmeye başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmarada-asiri-alg-artislari-daha-sik-goerulmeye-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmarada-asiri-alg-artislari-daha-sik-goerulmeye-basladi</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar: - &quot;Aşırı alg çoğalmalarını yılda bir defa değil, yılda bir kaç defa görmeye başladık ve neredeyse tüm Marmara Denizi&#039;ni etkileyen bir renk değişimi görüyoruz&quot; - &quot;Fakültemiz tarafından &quot;R/V Yunus-S&quot; araştırma gemisiyle Marmara Denizi&#039;nde son seferimizde özellikle Gemlik Bölgesi&#039;nde yoğun &#039;red-tide&#039; olayıyla karşılaştık. Görsel olarak görünüm çok kötü. Denizin rengi kıpkırmızı ve yoğun organik madde olduğunu tespit ettik&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/marmarada-asiri-alg-artislari-daha-sik-gorulmeye-basladi-1718089735.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:30:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmarada, aşırı, alg, artışları, daha, sık, görülmeye, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İstanbul Üniversitesi (<strong>İÜ</strong>) Su Bilimleri Fakültesince yapılan bir araştırmada, Marmara Denizi'nde aşırı alg (<strong>Red-tide</strong>) olayının daha sık görülmeye başladığı tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su Bilimleri Fakültesince başlatılan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün desteklediği proje kapsamında, "<strong>R/V Yunus-S</strong>" araştırma gemisiyle Marmara Denizi'ne sefer yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bilim insanlarının Marmara Denizi'nin son durumunu anlık olarak incelediği çalışma sonucunda, aşırı alg artışının (red-tide) daha sık görülmeye başladığı belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dekan <strong>Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar</strong>, AA muhabirine, Marmara Denizi'nin farklı nedenlerden dolayı yoğun baskılar altında bir deniz olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/melek.jpeg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doğal yapısı ve maruz kaldığı antropojenik baskılar nedeniyle denizin ekolojik sorunlara açık olduğunu belirten Okyar, bunlardan birinin ise denizin renginin kırmızıya bulanması olarak ifade edilen, "red-tide" denilen aşırı alg çoğalması olduğunu dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Okyar, artık bunun Marmara Denizi'nde sıkça görülmeye başladığına dikkati çekerek, "Red-tide olayları normalinde yoğun bahar yağmurlarını takiben aniden hava sıcaklığının artmasıyla birlikte görülen ve kıyısal alanlarda bahar dönemlerinde rastlanan bir olaydır. Kırmızı gelgit olaylarını etkileyen başlıca faktörler arasında denizin yüzey suyu sıcaklıkları, denizin durağan durumu, düşük tuzluluk ve yüksek besin içeriğini sayabiliriz ." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bunların tüm denizlerde görülen bir olay olduğunu vurgulayan Okyar, "Aşırı alg çoğalmalarını yılda bir defa değil, yılda bir kaç defa görmeye başladık ve neredeyse tüm Marmara Denizi'ni etkileyen bir renk değişimi görüyoruz. Bu renk değişimi zararlı algler olarak ifade ettiğimiz bazı fitoplanktonik türlerin ortamdaki azot, fosfor miktarının artışından faydalanarak aşırı artması, aşırı çoğalmasıdır." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "İlkbahar ve yazın denizlerde uyanış başlar"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Okyar, bunun sucul ekosistemlerde bir veya birkaç alg türünün, ortamdaki besin tuzu yoğunluklarının artması sonucu meydana gelen bir olay olduğunu, alglerin diğer türlere göre gerek sıcaklığın yükselmesi gerekse ortamdaki azot ve fosforun artmasından faydalanıp mililitrede milyonlarca değere ulaşabildiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlkbahar ve yaz mevsiminde bütün doğada olduğu gibi denizde de uyanış başladığının altını çizen Okyar, özellikle bitkisel organizmaların bundan nasibini alarak çoğaldığını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Biyolojik canlının çoğalması sırasında çevresel koşul ve etkenlere bağlı olarak aşırı arttığını aktaran Okyar, fitoplanktonun türüne göre deniz turuncu, kahverengi, yeşil ve kırmızı renklerine boyandığını, bu doğa olayının genellikle derinliği az olan sahil sularında, iç deniz, körfezler, göller ve nehir ağzına yakın yerlerde yoğun görüldüğünü kaydetti.</span></span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_45e7b465abece2e2f44d3374a468e5a8(1).jpg"></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Okyar, aşırı alg artışları sonucu oluşan bu olayın artık Marmara Denizi'nin rutini olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Önceden yılda bir iki kez görülen bu olay şimdi yıl içinde daha sık görülmeye başlandı. Son 10-15 yıldır ise bu olayları senede 5-6 defa görmeye başladık. Fakültemiz tarafından "R/V Yunus-S" araştırma gemisiyle Marmara Denizi'nde son seferimizde özellikle Gemlik Bölgesi'nde yoğun 'red-tide' olayıyla karşılaştık. Görsel olarak görünüm çok kötü. Denizin rengi kıpkırmızı ve yoğun organik madde olduğunu tespit ettik. Havalar birden bire çok ısındı, doğal olarak su sıcaklığının oldukça yüksek ve denizin oldukça durağan olduğunu görüyoruz. Ayrıca bu çalışma sonucunda şu an yüzeyde oksijen seviyesi 6-7 civarında ama 40-50 metreden sonra birin altındaki değerlere düşüyor ne yazıkki."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Balık ve çeşitli organizmaların ölümlerine neden olabilirler"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Bunun Amerika ve Japonya sahillerinden Avusturalya'ya, Avrupa'dan Hindistan'a kadar geniş bir coğrafyada küresel olarak görüldüğünü vurgulayan Okyar, bu nedenle sudaki oksijen seviyesinin azaldığından pek çok canlının ölebildiğinden bahsetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Prof. Dr. Okyar, "Ayrıca, 'red-tide' olayına neden olan bazı türler güçlü doğal toksinler üretir ve bu toksinlerin bazıları biyomagnifikasyon ve biyobirikim süreçleri yoluyla daha büyük organizmalar için tehlikeli olabilir. Balık ve çeşitli organizmaların ölümlerine neden olabilirler." değerlendirmesini yaptı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Denize girmek sağlığa zararlı olabilir</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Bu algler görüldüğünde denize girmenin insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebildiğine işaret eden Okyar, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Uydu görüntüleri gibi teknolojik gelişmeler, zararlı alg çoğalmalarının daha iyi takip edilmesine ve izlenmesine olanak tanımıştır. Yeni teknolojik imkanlarla birlikte geleneksel (denizden örnek alınarak tür teşhislerinin yapılması) yöntemlerle 'red-tide' olayının takip edilmesi, izlenmesi, enfekte kabuklu deniz hayvanlarının tüketilmesi ve enfekte sularda yüzmeye karşı uyarılar sağlayarak bu olayın toplum üzerindeki zararlı etkilerinin azaltılmasına yardımcı olur."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hamsi avcılığına kota uygulaması getiriliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hamsi-avciligina-kota-uygulamasi-getiriliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hamsi-avciligina-kota-uygulamasi-getiriliyor</guid>
<description><![CDATA[ Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Özkaya: - &quot;Belirlenen kotadan fazla avlanılamayacak. Bu sayede fiyat istikrarı da sağlanacak. Tüketiciler balığı sezonda aynı fiyattan tüketebilecek&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/hamsi-avciligina-kota-uygulamasi-getiriliyor-1718780070.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hamsi, avcılığına, kota, uygulaması, getiriliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (<strong>SURKOOP</strong>) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ramazan Özkaya</strong>, gelecek 4 yıllık dönemde ticari amaçlı su ürünleri avcılığını düzenleyecek yeni kuralların belirlenmesi için çalışmaların sürdürüldüğünü belirterek, bu kapsamda hamsi avcılığında kota uygulamasına geçileceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, AA muhabirine, 2020'den bu yana su ürünleri kaynaklarının korunması ve kullanılması dengesi içinde yürütülen iki tebliğin süresinin 31 Ağustos'ta sona ereceğini hatırlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeni tebliğ için çalışmaların devam ettiğini dile getiren Özkaya, "2024-2028 yıllarında, 4 yıllık süreyle geçerli olacak 50 maddelik ticari tebliğimiz için sektörden görüşler alındı. Gelecek 4 yıl için ticari amaçlı su ürünleri avcılığını düzenleyen yeni kurallar belli olacak." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Denizlerde av sezonu aynı dönemde başlayacak"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de denizlerde av sezonunun başlama tarihinin farklılık gösterdiğine dikkati çeken Özkaya, "Bazı balıkçılarımız ülkede farklı zamanlarda başlayan av sezonundan olumsuz etkilendiğini dile getirdi. Yapılması öngörülen değişiklikle Türkiye'nin bütün bölgelerinde denizlerde av sezonu aynı dönemde başlayacak. Akdeniz gibi sıcak iklimlerde yakalanan balıklara bakabilmenin dikkate alınması lazım. Teknelerde buz olması gerekiyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Belirlenen boylardan küçük balıkların yakalanması önlenecek"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Özkaya, balıkçılıkta kota uygulamasının getirilmesi gerektiğini uzun zamandır dile getirdiklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Sektörümüzde en önemli konu sürdürülebilirlik. Ülkemiz denizlerinde en çok yakalanan balık hamsi. Yeni düzenlemeyle hamsi avcılığında kota uygulamasına geçilecek. Bunun için de çıkış noktaları ayarlanacak. Belirlenen kotadan fazla avlanılamayacak. Bu sayede fiyat istikrarı da sağlanacak. Tüketiciler balığı sezonda aynı fiyattan tüketebilecek. Belirlenen boylardan küçük balıkların yakalanmasının tamamen önüne geçilecek. Stoklar üzerindeki baskı azalacak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kota uygulamasıyla teknelerde daha az yakıt tüketileceğini belirten Özkaya, böylece balıkçıların gelirlerinin artacağını da sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Düzce&amp;apos;de iç sularda avlanma yasağına uymayan balıkçıların ağlarına el konuldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/duzcede-ic-sularda-avlanma-yasagina-uymayan-balikcilarin-aglarina-el-konuldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/duzcede-ic-sularda-avlanma-yasagina-uymayan-balikcilarin-aglarina-el-konuldu</guid>
<description><![CDATA[ Düzce&#039;de iç sularda avlanma yasağına uymayan balıkçıların ağlarına el konuldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/duzcede-ic-sularda-avlanma-yasagina-uymayan-balikcilarin-aglarina-el-konuldu-1718191179.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Düzcede, iç, sularda, avlanma, yasağına, uymayan, balıkçıların, ağlarına, konuldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, ​iç sularda balık varlığının desteklenmesi, balıkların yılda en az bir kez üremelerine fırsat verilmesi kapsamında 15 Mart-15 Haziran tarihlerinde uygulanan avlanma yasağı kapsamında denetim gerçekleştirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü personelince Hasanlar Barajı'nda yapılan denetimlerde, farklı uzunluklarda toplam 800 metre ağa el konuldu. Ağlardan çıkan canlı balıklar ise doğal ortamına bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıklamada görüşlerine yer verilen Tarım ve Orman İl Müdürü Esra Uzun, kaçak avcılıkla mücadelenin devam edeceğini belirterek, iç sulardaki balıklardan herkesin faydalanması ve balıkların üremesine imkan verilmesi için yasağa uyulmasını istedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Hayalet misina&amp;quot;ya dolanan ıstakozu profesyonel dalgıç kurtardı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hayalet-misinaya-dolanan-istakozu-profesyonel-dalgic-kurtardi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hayalet-misinaya-dolanan-istakozu-profesyonel-dalgic-kurtardi</guid>
<description><![CDATA[ Kurşun toplamak için İstanbul Boğazı&#039;na dalış yapan su ürünleri yüksek mühendisi Hakan Kabasakal, 17 metre derinlikte olta balıkçılarının attığı misinalara dolanan ıstakozu özgürlüğüne kavuşturma anlarını su altı kamerasıyla görüntüledi ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/hayalet-misinaya-dolanan-istakozu-profesyonel-dalgic-kurtardi-1718781327.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hayalet, misinaya, dolanan, ıstakozu, profesyonel, dalgıç, kurtardı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İstanbul Boğazı'na dalış yapan profesyonel dalgıç <strong>Hakan Kabasakal</strong>, olta balıkçılarının atığı misinalara dolanan ıstakozu kurtardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dipten olta kurşunlarını toplamak amacıyla İstanbul Boğazı'na dalış gerçekleştiren su ürünleri yüksek mühendisi ve profesyonel dalgıçlık Kabasakal, 13 Haziran'daki dalışında 17 metre derinlikte "hayalet misinalar"a dolanan ıstakoz yavrusuna rastladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aksiyon kamerasını zemine sabitleyen Kabasakal, bıçağıyla misinaları keserek "kovukların zırhlı bekçisi" ıstakozu esaretten kurtardığı anı kayıt altına aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kabasakal, AA muhabirine, İstanbul Boğazı'nın çeşitli noktalarında her gün dalış gerçekleştirdiğini belirterek, sık sık hayalet misinalara dolanmış, av araçlarına takılmış canlılara rastladığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Daha önce çeşitli balıkları kurtardığını dile getiren Kabasakal, yaklaşık 3 yıl önce de 25 metrede misinalara dolanmış ölü karabatak bulduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kabasakal, hayalet misinaların ekolojik tehlike olduğuna dikkati çekerek, İstanbul Boğazı'nın dibinde geniş yumuşak zemin alanlarının bulunduğunu ancak kıyıda taşlık ve kayalık başladığını, bir de "kepezlik" dedikleri insan eliyle oluşturulmuş sert zemin yapısının bulunduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçmişte deniz yollarının şehir hatları vapurlarının kömürle çalıştığını ve bunlardan dökülen cürufun zeminle birleşip donduğunu anlatan Kabasakal, bu alanların oltaları kesen, kopartan keskin sert zemin yapısı oluşturduğu için deniz canlılarının da sık sık bu oltalara takıldığından bahsetti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Örümcek ağı gibi temizle temizle bitmiyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Kabasakal, deniz tabanının örümcek ağı gibi olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Temizle temizle bitmiyor. Zamanla hayvanların yuvalarının üzerini kapatıyor. Yer değiştirmeye kalktığı zaman birine takılması yeter. Bu hayvanın da kıskacı, sekiz bacağı var. Yani biri takılmazsa öbürü takılacak. Takılıyor, kalıyor. Durum bu. Ben de gördükçe kurtarıyorum ve tabii her daldığımda elimden geldiğince hayalet misinaları temizlemeye çalışıyorum. Tek kıskacı kalmış, muhtemelen kendini kurtarmaya çalışırken zavallının kopmuştur. Kurtardığım yerden ayırmaya çalıştım ama alıştığı bir yuvaysa illaki geri dönmüştür."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hakan Kabasakal, yaklaşık bir yıl önce de yuvasının ağzını örümcek ağı gibi kaplayan misinalara takılmış ıstakozu kurtardığını sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye denizlerinde son 10 yılda en fazla hamsi avlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-denizlerinde-son-10-yilda-en-fazla-hamsi-avlandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-denizlerinde-son-10-yilda-en-fazla-hamsi-avlandi</guid>
<description><![CDATA[ Son 10 yılda balık avcılığında 1,6 milyon tonla hamsi zirveye yerleşirken, hamsinin ardından en çok avlanan balıklar çaça, sardalya, palamut, istavrit ve lüfer oldu - Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Özkaya: - &quot;Hamsi stoklarında, hem aşırı avcılığa hem de iklim değişikliğine uyum sağlaması nedeniyle sıkıntı yok ancak ülkede aşırı avcılığın engellenmesi lazım&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/turkiye-denizlerinde-son-10-yilda-en-fazla-hamsi-avlandi-1718090150.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, denizlerinde, son, yılda, fazla, hamsi, avlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye denizlerinde son 10 yılda 1 milyon 632 bin 361 tonla en fazla hamsi avcılığı yapılırken, bu balığı çaça, sardalya, palamut, istavrit ve lüfer takip etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye İstatistik Kurumu verileriyle, Türkiye'de denizlerde en çok avlanan balık türleri ortaya çıktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin söz konusu verilerden yaptığı derlemeye göre, Türkiye denizlerinde son 10 yılda sırasıyla en çok hamsi, çaça, sardalya, palamut, istavrit ve lüfer avlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye denizlerinde son 10 yılda, 1 milyon 632 bin 361 ton hamsi, 372 bin 723 ton çaça, 185 bin 436 ton sardalya, 180 bin 453 ton palamut, 162 bin 962 ton istavrit ve 48 bin 170 ton lüfer avcılığı yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Avlanan balık miktarı, yıllara göre dalgalı seyir izledi. Buna göre, hamsi miktarı, 2004'te 96 bin 440 ton iken, geçen yıl 273 bin 914 tona yükseldi. Son 10 yılda en fazla geçen yıl hamsi avcılığı yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hamsiden sonra en çok avlanan balık çaça olurken, avlanan çaça miktarı 2014'te 41 bin 648 ton ve geçen yıl 45 bin 764 ton olarak kayıtlara geçti. Çaça avcılığı en çok 76 bin 996 tonla 2015 yılında gerçekleşti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Avlanan sardalya miktarı 10 yıl önce 18 bin 77 ton olarak kayıtlara geçerken, geçen sene ise 17 bin 311 tona geriledi. Bu dönemde 23 bin 426 ton ile en fazla sardalya 2017'de avlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de 2014'te avlanan palamut miktarı 19 bin 32 ton olurken, geçen sene 2 bin 83 tonda kaldı. Bu sürede en fazla palamut avcılığı 49 bin 891 tonla 2022 yılında yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstavritte ise avlanan balık miktarı 2014'te 16 bin 324 ton ve geçen yıl 14 bin 374 ton olarak kayıtlara geçti. En fazla istavrit 24 bin 5 tonla 2021'de sofralara geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Lüferde ise 2014'te 8 bin 386 ton, geçen yıl ise 2 bin 137 ton balık avlandı. Lüferde en fazla avcılık yapılan yıl 9 bin 574 tonla 2016'da kaydedildi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Hamside kota uygulaması sürdürülebilirlik adına olumlu olacaktır"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Özkaya da ülkede avlanan balık miktarının 2012'de 433 bin ton iken geçen yıl 338 bin tona gerildiğini belirterek, yetiştiricilikte ise bu miktarın 2012'de 212 bin ton iken geçen yıl 600 bin tona yükseldiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de avlanan balığın yaklaşık yüzde 60'ının hamsi olduğu bildiren Özkaya, hamsinin özellikle Karadeniz'de bol bulunan bir balık türü olduğunu aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, aşırı avlanma ve balıkçı teknelerinin büyümesinin, balık miktarlarında azalmaya neden olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Balık boylarında kısalma var, verimi de azaldı. Hamsi stoklarında, hem aşırı avcılığa hem de iklim değişikliğine uyum sağlaması nedeniyle sıkıntı yok ancak ülkede aşırı avcılığın engellenmesi lazım. Bölgelere göre avcılık yapılmalı ve balıkçılarımız da bu konularda bilinçlendirilmeli. Balıkçılarımızın sorumlu avcılık yapması önem taşıyor. Bu denizler hepimizin. Gelecek nesillere de balık kalmalı. Bunlara dikkat edilirse zengin denizlerimizde balık stokları tekrar artacak. Balık miktarlarının artması hem gelecek nesiller hem de ülke ekonomisi için katkı sağlayacaktır. Bu yıl hamside kota uygulaması başlatılacak, bu da sürdürülebilirlik adına olumlu olacaktır."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Son 10 yılda avlanan balık miktarları şu şekilde:</span></span></span></strong></p>

<table>
	<tbody>
		<tr>
			<td>
			<p> </p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>Hamsi</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>Sardalya</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>İstavrit</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>Palamut</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>Lüfer</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>Çaça</span></span></span></strong></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>2014</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>96.440</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>18.077</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>16.324</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>19.032</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>8.386</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>41.648</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>2015</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>193.492</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>16.693</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>16.664</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>4.573</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>4.136</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>76.996</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>2016</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>102.595</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>18.162</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>11.148</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>39.460</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>9.574</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>50.225</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>2017</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>158.094</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>23.426</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>12.985</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>7.578</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>1.936</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>33.950</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>2018</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>96.452</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>18.854</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>20.678</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>30.920</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>5.767</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>20.057</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>2019</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>262.544</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>19.119</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>19.505</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>1.578</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>1.213</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>38.078</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>2020</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>171.253</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>21.265</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>12.349</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>22.743</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>3.722</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>26.804</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>2021</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>151.597</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>15.800</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>24.005</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>2.595</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>5.804</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>28.040</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>2022</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>125.980</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>16.729</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>14.930</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>49.891</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>5.495</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>11.161</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>2023</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>273.914</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>17.311</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>14.374</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>2.083</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>2.137</span></span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span><span><span>45.764</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>Toplam</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>1.632.361</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>185.436</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>162.962</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>180.453</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>48.170</span></span></span></strong></p>
			</td>
			<td>
			<p><strong><span><span><span>372.723</span></span></span></strong></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>

<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yasak dönemde balık avlayıp sosyal medyada paylaşan 2 kişiye para cezası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yasak-doenemde-balik-avlayip-sosyal-medyada-paylasan-2-kisiye-para-cezasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yasak-doenemde-balik-avlayip-sosyal-medyada-paylasan-2-kisiye-para-cezasi</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;nın İnegöl ilçesinde, yasak dönemde olmasına rağmen barajda yayın balığı avlayıp sosyal medyada paylaşan 2 kişiye idari para cezası verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/yasak-donemde-balik-avlayip-sosyal-medyada-paylasan-2-kisiye-para-cezasi-1717701438.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yasak, dönemde, balık, avlayıp, sosyal, medyada, paylaşan, kişiye, para, cezası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan açıklamada, 1 Haziran'da Boğazköy Barajı'ndaki yayın balığı avına ilişkin sosyal medya paylaşımları ve haberlere yer verildiği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu balığı avlayan A.H.B. ve İ.H.P'nin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şubesine çağrıldığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Yasak zamanda avlamış oldukları yayın balığından dolayı kurumumuzca haklarında idari para cezası uygulanmıştır. Görüşmede, kendilerine Amatör Amaçlı Sportif Avcılığı Düzenleyen Tebliğ elden teslim edilerek, detaylı bilgilendirme yapılmıştır. 15 Mart-15 Haziran arası ilimiz sınırlarında sazangillerde olduğu gibi yayın balığı avcılığında da zaman ve bölge yasağı devam etmektedir. Su ürünleri varlığının korunması ve devamlılığı açısından vatandaşlarımızın hassasiyet göstermeleri önem arz etmektedir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyoğlu&amp;apos;nda 2 ton kaçak midye ele geçirildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/beyoglunda-2-ton-kacak-midye-ele-gecirildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/beyoglunda-2-ton-kacak-midye-ele-gecirildi</guid>
<description><![CDATA[ Beyoğlu&#039;nda, aracında 2 ton kaçak midye ele geçirilen sürücüye para cezası verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/beyoglunda-2-ton-kacak-midye-ele-gecirildi-1724370739.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyoğlunda, ton, kaçak, midye, ele, geçirildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ekipleri, "Su Ürünleri Kanunu'na muhalefet" suçlarının tespit edilmesi ve önlenmesine yönelik çalışma yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kabataş Sahili'nde yasal olmayan yollarla denizden çıkarılan midyelerin bir araca yüklendiğini gören ekipler, aracı durdurarak arama yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şüpheli Ö.A'nın kullandığı araçta 95 çuval içerisinde yaklaşık 2 ton midye ele geçirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şüpheliye, "1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu'na muhalefet" suçundan 26 bin 242 lira para cezası uygulandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ele geçirilen midyeler canlılığını sürdürebilmesi ve doğal yaşama kazandırılabilmesi için tekrar denize bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adana&amp;apos;da amatör balıkçı 45 kilogramlık yayın balığı yakaladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/adanada-amatoer-balikci-45-kilogramlik-yayin-baligi-yakaladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/adanada-amatoer-balikci-45-kilogramlik-yayin-baligi-yakaladi</guid>
<description><![CDATA[ Adana&#039;nın Aladağ ilçesinde amatör balıkçı 45 kilogramlık yayın balığı avladı.

Amatör balıkçı Gökhan Güçlü, beraberinde arkadaşlarıyla Sanibey Baraj Gölü&#039;nde oltayla balık avına çıktı.

Kayıkla baraj gölüne açılan Güçlü, yem taktığı oltasıyla 45 kilogramlık yayın balığı yakaladı.

Güçlü, yaptığı açıklamada, balığı kayığa almak için arkadaşlarıyla uzun süre uğraştığını söyledi.

AA ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/adanada-amator-balikci-45-kilogramlik-yayin-baligi-yakaladi-1724310796.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Adanada, amatör, balıkçı, kilogramlık, yayın, balığı, yakaladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Adana'nın Aladağ ilçesinde amatör balıkçı 45 kilogramlık yayın balığı avladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Amatör balıkçı Gökhan Güçlü, beraberinde arkadaşlarıyla Sanibey Baraj Gölü'nde oltayla balık avına çıktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kayıkla baraj gölüne açılan Güçlü, yem taktığı oltasıyla 45 kilogramlık yayın balığı yakaladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Güçlü, yaptığı açıklamada, balığı kayığa almak için arkadaşlarıyla uzun süre uğraştığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;apos;da balon balığı yarışması düzenlenecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyada-balon-baligi-yarismasi-duzenlenecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyada-balon-baligi-yarismasi-duzenlenecek</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;da denizlerdeki istilacı türlerle mücadele için düzenlenecek balon balığı avlama yarışmasında en çok balık tutanlar ödüllendirilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/antalyada-balon-baligi-yarismasi-duzenlenecek-1724308930.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalyada, balon, balığı, yarışması, düzenlenecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, tehlikeli balon balığı türünün yayılımının kontrol altına alınması amacıyla Balıkçı Barınağı'nda yarışma düzenlenecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hint ve Pasifik Okyanusları kökenli deniz canlısı olan ve 2000'li yıllarda Süveyş Kanalı'ndan Akdeniz'e göç ederek sıcak sularda hızla çoğalan istilacı türle mücadele için oltacılar, balon balığı avlama yarışmasında mücadele edecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizlerdeki istilacı türlerle mücadele çerçevesinde 25 Ağustos'ta saat 06.00'da başlayacak yarışmayla toplumda bu türe karşı farkındalık da oluşturulması hedefleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yarışmaya katılmak isteyenler 0542 112 89 88 numaralı telefondan başvuru yapabilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erzurum&amp;apos;da balık tutmak için dereye giren çocuk boğuldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/erzurumda-balik-tutmak-icin-dereye-giren-cocuk-boguldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/erzurumda-balik-tutmak-icin-dereye-giren-cocuk-boguldu</guid>
<description><![CDATA[ Erzurum&#039;un Köprüköy ilçesinde balık tutmak için dereye giren çocuk hayatını kaybetti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/erzurumda-balik-tutmak-icin-dereye-giren-cocuk-boguldu-1724305911.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erzurumda, balık, tutmak, için, dereye, giren, çocuk, boğuldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Yılanlı Mahallesi'nde yaşayan Muhammet Ünlü (9), balık tutmak için arkadaşıyla birlikte dereye girdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akıntıya kapılan Ünlü, bir anda gözden kayboldu. Çevredeki vatandaşların ihbarıyla bölgeye jandarma, 112 Acil Sağlık ve Erzurum AFAD dalgıç ekipleri sevk edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekiplerin çalışması sonucu cansız bedenine ulaşılan Ünlü'nün cesedi, otopsi için Erzurum Adli Tıp Kurumuna gönderildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;ndeki balık ölümleriyle ilgili inceleme başlatıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-balik-oelumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi&#039;nde kıyıya çok sayıda ölü balığın vurduğu görüldü, başlatılan inceleme kapsamında Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri analiz için numune aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/izmir-korfezindeki-balik-olumleriyle-ilgili-inceleme-baslatildi-1724310639.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezindeki, balık, ölümleriyle, ilgili, inceleme, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Bayraklı ilçesindeki Turan sahilinde çok sayıda ölü balığın bulunduğunu gören vatandaşlar, durumu İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerine bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuyla ilgili inceleme başlatan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri, kirliliğin gözlendiği su ve balıklardan numune aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240820-35447148-35447144-IZMIR_KORFEZINDEKI_BALIK_OLUMLERIYLE_ILGILI_INCELEME_BASLATILDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Turan Mahallesi Muhtarı Nursel Ölmez, AA muhabirine sabah sahilden kötü koku gelmesi üzerine inceleme yaptıklarını, çok sayıda balığın kıyıya vurduğunu görünce durumu ekiplere bildirdiklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlanma Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Aydın da otopsi yapmadan kesin bir neden belirtmenin mümkün olmadığını dile getirerek, "Suların aşırı ısınması nedenli birçok şey olabilir. Bunların başında oksijen yetersizliği gelir. Sonrasında oksijeni tüketen plankton artışı olabilir." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyarbakır&amp;apos;da baraj gölünde kaybolan gencin cesedi bulundu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/diyarbakirda-baraj-goelunde-kaybolan-gencin-cesedi-bulundu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/diyarbakirda-baraj-goelunde-kaybolan-gencin-cesedi-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır&#039;ın Silvan ilçesinde Batman Baraj Gölü&#039;nde kaybolan gencin cesedine ulaşıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/diyarbakirda-baraj-golunde-kaybolan-gencin-cesedi-bulundu-1724372252.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyarbakırda, baraj, gölünde, kaybolan, gencin, cesedi, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İlçeye bağlı Çalıönü köyü mevkisinde dün balık tutmak için Batman Baraj Gölü'ne giren 31 yaşındaki Hasan Binen, bir süre sonra kayboldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık, Jandarma Arama Kurtarma (JAK), AFAD, Dicle Üniversitesi Arama Kurtarma (DÜAK) ve itfaiye ekipleri sevk edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekiplerin çalışması sonucu gencin cesedi gölde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sudan çıkarılan Binen'in cesedi, sağlık ekiplerince otopsi için Adli Tıp Kurumuna götürüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz suyu sıcaklığı palamudun ağırlığını olumsuz etkiledi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/deniz-suyu-sicakligi-palamudun-agirligini-olumsuz-etkiledi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/deniz-suyu-sicakligi-palamudun-agirligini-olumsuz-etkiledi</guid>
<description><![CDATA[ Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden Prof. Dr. Osman Samsun: - &quot;Bu balıklar ağustos ayı ortalarında, yani bugünlerde 200-250 gram ağırlığındalar. Eski yıllarda yağmurlarla birlikte bir haftada 350-400 grama, bir ay sonrasında ise yarım kiloya ulaşabilmekteydiler&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/deniz-suyu-sicakligi-palamudun-agirligini-olumsuz-etkiledi-1724372041.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, suyu, sıcaklığı, palamudun, ağırlığını, olumsuz, etkiledi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İklim değişikliğine bağlı deniz suyunda yaşanan ısı artışının, balıkların büyüme performansları ve besin değerlerini olumsuz etkilediği bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Osman Samsun</strong>, AA muhabirine, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sıcaklık rekorlarının kırılmaya başladığını anımsattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kırılan rekorlarla birlikte sıcaklık oranlarında yaşanan artışın, karada yaşayan canlılar kadar denizde yaşayan canlıları da etkilediğini vurgulayan Samsun, özellikle yağış miktarındaki düşüşün balıkların büyüme performanslarında olumuz etkilere neden olduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Samsun, deniz suyu sıcaklığı artışının palamut ve hamsi gibi balıkların büyüme ve gelişme performanslarına olumsuz etkiler yaptığını yavaş yavaş görmeye başladıklarını belirterek, şunları dile getirdi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"15 Ağustos itibarıyla küçük boydaki palamutların, çapari ile 1 Eylül'e kadar avlanmalarına yasal olarak izin verildi. Bu balıklar ağustos ayı ortalarında, yani bugünlerde 200-250 gram ağırlığındalar. Eski yıllarda bu balıklar yağan yağmurlarla birlikte bir haftada 350-400 grama, bir ay sonrasında ise yarım kiloya ulaşabilmekteydiler. Ancak o zaman haftada bir düzenli yağmur yağmakta idi. Şimdi bu yağmurlar yağmadığı için bu balıkların büyüme performanslarının olumuz etkilendiğini söyleyebiliriz."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Eti daha az olan hamsi ile karşılaştığımızı biliyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Palamudun yanı sıra hamsinin de deniz suyu sıcaklığından olumuz etkilendiğini anlatan Samsun, "Aynı şekilde hamsi avcılığında da daha kısa süre bizim sahillerimizde bulunması, kondisyon faktörü dediğimiz besin değerlerinin düşük olması gibi durumlar söz konusu. Halkımızın çok iyi bildiği eski hamsilerden daha uzak, şekil olarak hamsi görünümünde ama kılçığı var, derisi var fakat eti daha az olan hamsi ile karşılaştığımızı biliyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Besin zincirlerini etkiliyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Samsun, sıcaklık değerlerindeki artışın, balıkların yanı sıra onların besin kaynakları üzerinde de olumsuz etkiler yarattığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"On binlerce yıl atmosferde sabit kalan dünya ortalama hava sıcaklığının artması, elbette şehirleri, köyleri, karaları, denizleri, bütün tarım alanlarını etkilediği gibi denizin hasadı olarak kabul edilen su avcılığını da olumsuz etkileyecektir. Bu sıcaklık artışları fizyolojik olarak balıkların yanı sıra onların beslendiği, gözle görülemeyen besin yığını canlılar var, onların da hepsi bundan etkileniyorlar."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ESABDER Sarısungur 2024 Carp Aim Yarışması Tamamlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/esabder-sarisungur-2024-carp-aim-yarismasi-tamamlandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/esabder-sarisungur-2024-carp-aim-yarismasi-tamamlandi</guid>
<description><![CDATA[ ESABDER Derneği tarafından Eskişehir Amatör Olta Balıkçılığı ve Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından 10 - 17 Ağustos 2024 tarihleri arasında Eskişehir ili Sarısungur Göleti&#039;nde düzenlenen sportif amaçlı sazan balığı yakalama yarışmasına 9 farklı ilden toplam 16 takımın katıldığı 6 gün süren yarışmada limitler dahilinde toplamda 122 adet 325.260 kg pullu sazan balığı (Cyprinus carpio) yakalandığı ve hemen suya iade edildiği bildirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/esabder-sarisungur-2024-carp-aim-yarismasi-tamamlandi-1724060652.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ESABDER, Sarısungur, 2024, Carp, Aim, Yarışması, Tamamlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>ESABDER</strong> Derneği tarafından Eskişehir Amatör Olta Balıkçılığı ve Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından 10 - 17 Ağustos 2024 tarihleri arasında Eskişehir ili Sarısungur Göleti'nde düzenlenen sportif amaçlı sazan balığı yakalama yarışmasına 9 farklı ilden toplam 16 takımın katıldığı 6 gün süren yarışmada limitler dahilinde toplamda 122 adet 325.260 kg pullu sazan balığı (Cyprinus carpio) yakalandığı ve hemen suya iade edildiği bildirildi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son yıllarda yapılan yarışmaların içerisinde en çekişmeli ve balık popülasyonu yüksek bir yarışma olması sebebi ile de yarışmaya katılan takımlar fazlasıyla mutlu oldular. Yarışmaya katılan 16 takımdan 15'i balık tutmuş olup en büyük balık yakalama kategorisinde 5.815 kg ile OPTİMUM BAITS 2 takımı birinci olmuştur.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-08-19%20saat%2011_58_48_27a60419.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>En çok balık yakalama kategorilerinde ise GÖNEN CARP TEAM takımı 94.110 kg 31 adet balık ile birinci,<br>
KÜSOBDER ALLSTAR takımı 39.025 kg 19 balık ile ikinci, OPTİMUM BAITS 2 takımı 33.135 kg 13 adet balık ile üçüncü olmuştur.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Esabder</strong> Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Yasin Başaran</strong> Balık Haber'e yaptığı açıklamada "Bu süreçte bizlere her türlü desteği sağlayan başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Av.Ayşe ÜNLÜ'ye, Eski Genel Müdürümüz Sayın Oğuzgan ÖZEN'e, Sportif direktör Sayın Ayhan ERİŞ'e ve Yarışma süresince bizleri yanlız bırakmayan bağlı bulunduğumuz ASOF federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın M.Serkan İNANÇ ve Yönetim Kurulu Üyelerine, federasyon üyesi dernek başkanları ve üyelerine, ziyaretimize gelen,arıyan mesaj atan herkese ve yarışma boyunca özveri ile çalışıp emek veren dernek yönetim kurulu üyelerimize ve dernek üyelerimize ayrıca yarışmamıza sponsor olarak destek veren firma kurum ve kuruluşlara kattıkları değer için ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık Haber Merkezi</span></span></span><br>
 </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;apos;da &amp;quot;Aslan Balığı Avlama Yarışması&amp;quot; düzenlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyada-aslan-baligi-avlama-yarismasi-duzenlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyada-aslan-baligi-avlama-yarismasi-duzenlendi</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;da, biyoçeşitliliğin korunması ve küçük ölçekli balıkçılığın kalkındırılması amacıyla &quot;4. Yabancı ve İstilacı Tür Aslan Balığı Yakalama Yarışması ve Tadım Etkinliği&quot; yapıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/antalyada-aslan-baligi-avlama-yarismasi-duzenlendi-1724054035.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalyada, Aslan, Balığı, Avlama, Yarışması, düzenlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesince, Kızıldeniz'den Süveyş Kanalı ile Antalya kıyısına ulaşarak, yerleşik türlere ve deniz ekosistemine zarar veren zehirli <strong>aslan balığı</strong>yla mücadele amacıyla Konyaaltı Sahili Varyant Ekdağ Sosyal Tesisleri'nde aslan balığı avlama yarışması düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yarışmaya katılan 7 takım, denize açılarak en fazla ve en büyük aslan balığını yakalama kategorilerinde yarıştı. Denizden, toplam ağırlığı 7 kilo 370 gram olan 37 aslan balığı çıkarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Toplam 3 kilo 640 gramlık 18 balık yakalayan <strong>Kaan Selçuk Kara, Samet Alabacak</strong> ve <strong>Murat Uysal</strong>'ın takımı birinci oldu. Yakalanan aslan balıkları, Ekdağ AŞ tarafından pişirilerek vatandaşlara ikram edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240818-35432419-35432414-ANTALYADA_ASLAN_BALIGI_AVLAMA_YARISMASI_DUZENLENDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı <strong>Lokman Atasoy</strong>, yaptığı açıklamada, deniz turizminin geliştirilmesine ve biyoçeşitliliğin korunmasına önem verdiklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz ekosistemini korumaya yönelik en önemli çalışmalarından birinin denizlerdeki yabancı istilacı türlerle ilgili yapılanlar olduğuna dikkati çeken Atasoy, "Bu yarışmayla farkındalık oluşturmak istedik. Bu türle mücadelenin en etkin yolu, onun ekonomik değerini artırmak ve sofralarımıza taşımaktır. Aslan balığı, protein değeri yüksek ve lezzetli bir balık." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekdağ AŞ Genel Müdürü <strong>Ahmet Aydın </strong>ise tesislerinin menüsünde aslan balığını da sunduklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yarışmada birinci olan Kaan Selçuk Kara, uzun yıllardır zıpkınla dalış yaparak, aslan balığıyla mücadele ettiğini, bu yarışmaya üçüncü kez katıldığını ve yine dereceye girdiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Etkinliğe katılan yarışmacılara kamp sandalyesi hediye edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırklareli&amp;apos;nde amatör balıkçılar denetlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kirklarelinde-amatoer-balikcilar-denetlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kirklarelinde-amatoer-balikcilar-denetlendi</guid>
<description><![CDATA[ Kırklareli&#039;nde amatör balıkçılara yönelik denetim yapıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/kirklarelinde-amator-balikcilar-denetlendi-1724372463.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kırklarelinde, amatör, balıkçılar, denetlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şubesi ekipleri, Kırklareli ve Kayalı baraj gölleri ile kentteki göletlerde denetimde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipler, amatör balıkçıların evraklarını ve oltalara taktıkları yemleri kontrol etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su kaynaklarını ve balık popülasyonunu korumak amacıyla denetimlerin devam edeceği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hamsi avcılığı limiti balıkçı gemilerinin özelliklerine göre belirlenecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hamsi-avciligi-limiti-balikci-gemilerinin-oezelliklerine-goere-belirlenecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hamsi-avciligi-limiti-balikci-gemilerinin-oezelliklerine-goere-belirlenecek</guid>
<description><![CDATA[ Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Özkaya: - &quot;Balıkçı, gemisine tahsis edilen hamsi avlama hakkını sezon boyunca elinde bulunduracak&quot; - &quot;Hamside belirlenen kota, piyasada herhangi bir olumsuzluğa yol açmayacak, balık arzında sıkıntı yaşanmayacak&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/hamsi-avciligi-limiti-balikci-gemilerinin-ozelliklerine-gore-belirlenecek-1724061257.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hamsi, avcılığı, limiti, balıkçı, gemilerinin, özelliklerine, göre, belirlenecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ramazan Özkaya</strong>, Tarım ve Orman Bakanlığınca getirilen hamsi avlama limitlerinin, balıkçı gemilerinin uzunluğu ve av aracı gibi özellikleri dikkate alınarak belirleneceğini belirterek, "Balıkçı, gemisine tahsis edilen hamsi avlama hakkını sezon boyunca elinde bulunduracak." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, AA muhabirine, Bakanlıkça yayımlanan su ürünleri avcılığının düzenlenmesine ilişkin tebliğlerin 1 Eylül'den itibaren geçerli olacağını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Düzenleme kapsamında hamsi, mavi yüzgeçli orkinos, deniz patlıcanı, beyaz kum midyesi, yılan balığı, tıbbi sülük ve inci kefali olmak üzere 7 türe ilişkin avlanabilir miktarların belirlendiğini dile getiren Özkaya, "Yeni sezona hamsi avcılığında kota sistemiyle giriyoruz. Hamsi, balıkçılık sisteminin yüzde 65'ini oluşturuyor. Yeni sistemde hamsinin toplam avlanılabilir miktarı 400 bin ton olarak belirlendi. Ayrıca yüzde 25'lik hata payı olduğunu hesaba kattığımızda 'Yıllık 500 bin ton hamsi avlanabilecek.' diyebiliriz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, balıkçıların haklarının güvence altına alınması amacıyla avlanabilecek hamsi miktarının belirlendiğini vurgulayarak,"Yeni düzenlemeyle, balıkçı gemilerinin av aracı özellikleri ve uzunluklarına göre avcılık potansiyelleri dikkate alınacak. Buna göre avlanabilecekleri hamsi miktarı her bir gemiye tahsis edilecek. Balıkçı, gemisine tahsis edilen hamsi avlama hakkını sezon boyunca elinde bulunduracak. Aktif olarak avcılık yapan gemilerimizin talebi halinde tahsis edilen hamsi miktarı artırılarak avcılık faaliyetleri kesintiye uğramayacak." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kota uygulamasının başarılı olabilmesi için denetimin önemine işaret eden Özkaya, balıkçıların da yakaladıkları hamsi miktarını doğru bildirmesinin önemli olduğunu vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, Türkiye'de geçen yıl hamsi avcılığında rekor kırıldığını anımsatarak, "2023'te yaklaşık 274 bin ton hamsi yakalandığı kayıtlara geçti. Hamside belirlenen kota, piyasada herhangi bir olumsuzluğa yol açmayacak, balık arzında sıkıntı yaşanmayacak. Bu düzenlemenin amacı, denizlerde sürdürülebilirliği sağlamak ve kayıt dışılığı önlemek. Piyasayı olumsuz etkileyecek bir düzenleme değil." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Kaçak avcılık engellenmeli"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Düzenlemenin 2024-2028 yıllarını kapsayacağını belirten Özkaya, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu tebliğlerin hazırlık döneminde TBMM Balıkçı ve Su Ürünleri Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyonda görevli milletvekillerimiz hem Mecliste hem de sahada çok yoğun mesai harcayarak her kesimin ayağına gidip görüşlerine başvurdu. Meclis Komisyonunun raporunun yayımlanma süreci halen devam ediyor. Balıkçıların önerileri arasında 15 Ağustos'ta uzatma ağıyla palamut avcılığının başlaması ve kaçak avcılığın engellenmesi de bulunuyordu. Alınan görüşlerin ilerleyen dönemlerde yürürlüğe alınmasını bekliyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sinop&amp;apos;ta balıkçılar son rötuşları yaptıkları teknelerini av sezonuna hazırlıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sinopta-balikcilar-son-roetuslari-yaptiklari-teknelerini-av-sezonuna-hazirliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sinopta-balikcilar-son-roetuslari-yaptiklari-teknelerini-av-sezonuna-hazirliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kentte 1 Eylül&#039;de &quot;Vira bismillah&quot; diyerek denize açılacak balıkçılar, sıcak havaya rağmen teknelerinin bakım ve onarımlarını sürdürüyor - Balıkçı Önder Akkaya: - &quot;Şimdi çektiğimiz kayıklarımızın boya badanasını yapıyoruz. Bu sene heyecanlıyız. Geçen sene hamsi oldu bu sene de inşallah palamut iyi olur, denizde bol miktarda palamut var&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/sinopta-balikcilar-son-rotuslari-yaptiklari-teknelerini-av-sezonuna-hazirliyor-1724061033.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sinopta, balıkçılar, son, rötuşları, yaptıkları, teknelerini, sezonuna, hazırlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye'nin önemli balıkçılık kentlerinden Sinop'ta balıkçılar, 1 Eylül'de başlayacak balık avı sezonu öncesi teknelerine son rötuşları yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentte 1 Eylül'de "<strong>Vira bismillah</strong>" diyerek denize açılacak balıkçılar, sıcak havaya rağmen teknelerinin bakım ve onarımlarını sürdürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bir önceki av sezonunda yıpranan ağlarının onarımlarını tamamlayarak yeni sezona hazır hale getiren balıkçılar, barınağa çektikleri teknelerinde boya, zımpara ve temizlik gibi son işlemlerini gerçekleştiriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sinop Abalı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı <strong>Ömer Tuncer</strong>, AA muhabirine, genel anlamda bereketli bir sezon geçirmeyi umduklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Avlanan balık çeşitlerinin sezonlara göre değişiklik gösterdiğine işaret eden Tuncer, bu sezon için hamsiden daha çok palamuttan umutlu olduklarını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sezonun bereketli geçmesinin hem kendileri hem de tüketici açısından önemli olduğunu vurgulayan Tuncer, "Mesela geçen sezon hamsicilik oldu. Bu sene eğer palamutçuluk çok fazla olursa hamsiciliğin biraz az olma ihtimali var. Ama palamut normal seyirde devam edipte aşırı bir palamut olmaz ise hamsicilik yine olur çünkü denizde yine bayağı hamsi var." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tuncer, iklim değişikliğine bağlı olarak deniz suyu sıcaklığındaki artışın balık avcılığını olumsuz etkilediğini belirterek, "Çok çok olumsuz yönde etkiliyor. Onlar da bizler gibi canlı olduğu için nasıl biz dışarıda sıcaktan soğuktan etkileniyorsak onlar da etkileniyor. Yani bu kaçınılmaz. Zamanla Karadeniz’i sıkıntılı günler bekliyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/07_19_03_AA-35413914.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Bu sene haberler iyi"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Altan Çobanoğlu ise üç dört aydır yaptıkları hazırlıklarda son aşamaya geldiklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu hazırlıkları her yeni sezon öncesi yapmak zorunda olduklarını anlatan Çobanoğlu, "Ağlarımızı hazırlıyoruz. Kayığa koyacağız biraz da orada uzatacağız. Şimdi kayıklarımızın yıkama, boyama işlemleri var. Yıkama değil de boya işlemleri masraflı. Çekmesi, salması, boyaması. Biz bu işlemleri her sene yapıyoruz." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çobanoğlu, yeni sezon öncesi denizden güzel haberler aldıklarını da aktararak, "Bu sene herhalde palamuttan biraz neşeli olacağız. Palamut iyi gözüküyor. Her tarafta arkadaşlarımız var, her taraftan haberler geliyor. 'Bizim şurada şu kadar balık var, burada bu kadar balık var' Bizler de onlara söylüyoruz, ' Bizim burada şu kadar var' diye. İyi yani bu sene haberler iyi. İyi olacağa benziyor." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Şu an tüm bakımlarımızı yaparak ağlarımızı değiştirdik"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Önder Akkaya da yeni sezon hazırlıklarını büyük ölçüde tamamladıklarını vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Oltalara takılan palamutların yeni sezon öncesi kendilerini umutlandırdığını belirten Akkaya, "Şu an tüm bakımlarımızı yaparak ağlarımızı değiştirdik. Yenileyerek sezona hazır hale getirdik. Şimdi çektiğimiz kayıklarımızın boya badanasını yapıyoruz. Bu sene heyecanlıyız. Geçen sene hamsi oldu bu sene de inşallah palamut iyi olur, denizde bol miktarda palamut var. Kayıklarımızı hazırlıyoruz, 1 Eylül'de nasip olursa çıkacağız." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akkaya, geçen sezon hamsinin Türkiye karasularında az kaldığını da hatırlatarak, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Geçen sezon hamsi Karadeniz'de durmadı direkt karşıya Rusya'ya geçti. Eskiden olsa buralar soğuk iklim olurdu, kar da yağmıyor eskisi gibi. Direkt karşıya geçiyor. Biz de balıkçılar olarak bunun sebebini deniz suyunun ısınması, iklim değişikliği olarak görüyoruz. O nedenle karşıya geçtiğini düşünüyoruz. Bakalım bu sene nasıl olacak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sinop&amp;apos;ta avlanan sezonun ilk palamutları tezgahlardaki yerini aldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sinopta-avlanan-sezonun-ilk-palamutlari-tezgahlardaki-yerini-aldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sinopta-avlanan-sezonun-ilk-palamutlari-tezgahlardaki-yerini-aldi</guid>
<description><![CDATA[ Sinop&#039;ta küçük ölçekli balıkçılar tarafından geleneksel yöntemler olta ve çapariyle avlanan sezonun ilk palamutları, tezgahlarda tanesi 35 liradan satışa sunuldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/sinopta-avlanan-sezonun-ilk-palamutlari-tezgahlardaki-yerini-aldi-1723789342.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sinopta, avlanan, sezonun, ilk, palamutları, tezgahlardaki, yerini, aldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığınca 15-31 Ağustos arasında denizlerde küçük ölçekli balıkçıların geleneksel yöntemlerle palamut avcılığı yapmalarına izin veriliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda kentte küçük tekneleriyle denize açılan balıkçılar, olta ve çapari yöntemiyle palamut avcılığı yapmaya başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılar tarafından avlanan sezonun ilk palamutları tezgahlardaki yerini alırken, tanesi 35 liradan satılan balıklara vatandaşlar ilgi gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sinop Abalı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ömer Tuncer, AA muhabirine, olta ve çapariyle avcılığın bugün itibarıyla başladığını anımsattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçıların heyecanla çapari ve oltalarını denize bıraktıklarını anlatan Tuncer, "Bugün itibarıyla denize açıldı arkadaşlar. Tabii istediğimiz kadar çıkmadı ama bugün hava, balığa göre ters bir rüzgar esiyor. Ancak bu rüzgarların dönmesiyle biz geçen yıla oranla daha iyi bir palamut sezonu geçireceğimize inanıyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Mert Kanal ise balığın bu sezon bol olmasını umut ettiklerini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlk verilere göre palamudun bol olacağını tahmin ettiklerini aktaran Kanal, "Umarız herkes nasiplenir, herkes sebeplenir. Halkımız bol ve ucuz <strong>balık</strong> yer. Şu ekonomik şartlar altında balığın bol olması herkesin işine yarar. Umarız bol olur, temennimiz o yönde." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Üsküdar&amp;apos;da 1 ton kaçak midye ele geçirildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/uskudarda-1-ton-kacak-midye-ele-gecirildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/uskudarda-1-ton-kacak-midye-ele-gecirildi</guid>
<description><![CDATA[ Üsküdar&#039;da 1 ton kaçak midye ele geçirilen aracın sürücüsüne para cezası verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/uskudarda-1-ton-kacak-midye-ele-gecirildi-1723632835.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Üsküdarda, ton, kaçak, midye, ele, geçirildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İstanbul Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ekipleri, "Su Ürünleri Kanunu'na muhalefet" suçlarının tespit edilmesi ve önlenmesine yönelik çalışma yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kuzguncuk Parkı sahil mevkisinde yasak yolla çıkarılan midyelerin şüpheli bir araca yüklenerek nakledildiğini tespit eden ekipler, aracı durdurarak arama yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>T.S'nin kullandığı araçta 50 çuval içerisinde 1 ton midye ele geçirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şahsa, "Su Ürünleri Kanunu'na muhalefet" suçundan 26 bin 242 lira para cezası uygulanırken, midyeler yeniden denize bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balık tutarken kriz geçirdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balik-tutarken-kriz-gecirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balik-tutarken-kriz-gecirdi</guid>
<description><![CDATA[ Hakkari&#039;de baraj gölüne düşen kişi hayatını kaybetti ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/balik-tutarken-kriz-gecirdi-1723018764.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balık, tutarken, kriz, geçirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Hakkari'nin Yüksekova ilçesindeki baraj gölüne düşen 34 yaşındaki Özcan Kutluk yaşamını yitirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dilimli Baraj gölü kıyısında balık tuttuğu esnada epilepsi nöbeti geçiren Kutluk, suya düşerek gözden kayboldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çevredekilerin yardımıyla sudan çıkarılan Kutluk, haber verilmesi üzerine olay yerine sevk edilen ambulansla Yüksekova Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kutluk, burada yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balıkçılık desteklerinin artması sektörün hedeflerine ulaşmasını hızlandıracak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balikcilik-desteklerinin-artmasi-sektoerun-hedeflerine-ulasmasini-hizlandiracak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balikcilik-desteklerinin-artmasi-sektoerun-hedeflerine-ulasmasini-hizlandiracak</guid>
<description><![CDATA[ Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Özkaya: - &quot;Özellikle yeni modelle artan destekler üretim rakamlarımızın daha hızlı artmasını sağlayacaktır&quot; - &quot;Su ürünlerinin ihracatında belirlediğimiz 2 milyar dolarlık ihracatı aşmak için sağlanan desteklerin yükseltilmesi etkili olacaktır&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/balikcilik-desteklerinin-artmasi-sektorun-hedeflerine-ulasmasini-hizlandiracak-1723617005.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balıkçılık, desteklerinin, artması, sektörün, hedeflerine, ulaşmasını, hızlandıracak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (<strong>SÜR-KOOP</strong>) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ramazan Özkaya</strong>, özellikle yeni modelle artan desteklerin balıkçılık sektöründe üretim rakamlarını olumlu etkileyeceğini belirterek, "Su ürünlerinin ihracatında belirlediğimiz 2 milyar dolarlık ihracatı aşmak için sağlanan desteklerin yükseltilmesi etkili olacaktır." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, AA muhabirine, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından küçük ölçekli balıkçılığın 2017'den beri desteklendiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçıların bu destekle kendi gemisinin boya ve bakım gibi bazı ihtiyaçlarını giderdiğini vurgulayan Özkaya, söz konusu imkanlarla kadınlara pozitif ayrımcılık yapıldığını ve yüzde 25 daha fazla destek sağlandığını bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, bu yıl desteklerde düzenleme yapıldığını anımsatarak, "Açıklanan model sayesinde balıkçılarımız 2025 yılı için bu desteklerden daha fazla yararlanabilecek. Birim tutarlar 3 bin 500 lira ile 6 bin lira arasında iken yüzde 43 ile yüzde 100 artışlarla boy gruplarına göre 5 bin ile 12 bin lira arasında artışlar sağlandı. Kadınlara verilecek ilave katkı da yüzde 25'ten yüzde 35'e çıkarıldı." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Desteklerde sağlanan artışların sektör tarafından olumlu karşılandığına dikkati çeken Özkaya, şu değerlendirmede bulundu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Sağlanan desteklerin balıkçılık sektörüne katkısı çok büyük oluyor. Destekler balıkçılarımızın avlanmaya devam etmesini sağlıyor. Sektörümüzde kadınların daha fazla çalışmasının teşvik edilmesi de ülkemize katkı sağlayacaktır. Kadınların tarım başta olmak üzere iş gücüne daha fazla katılması çok önemli."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Balık üretimimiz artmaya devam ediyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Özkaya, destekler sayesinde üretimde de artış beklediklerine işaret ederek, "Balık üretimimiz artmaya devam ediyor. Yetiştiricilik tarafında üretilen balıkların sayısında yüksek artışlar gözleniyor. Özellikle yeni modelle artan destekler üretim rakamlarımızın daha hızlı artmasını sağlayacaktır." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su ürünleri ihracatının da üretimle yükseldiğini vurgulayan Özkaya, 1 milyar dolarlık ihracat hedefinin kısa sürede yakalandığını ve yeni hedefin 2 milyar dolar olduğunu vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, Türkiye'nin, Avrupa'ya en çok alabalık ihracatı yapan ülke olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Su ürünleri ihracatımızın sürekli artmasında yetiştiriciliğin gelişmesinin katkısı çok büyük. Su ürünleri ihracatında hedefimiz kısa sürede 2 milyar doları aşmak. Su ürünlerin ihracatında belirlediğimiz 2 milyar dolarlık ihracatı aşmak için sağlanan desteklerin yükseltilmesi etkili olacaktır. Su ürünleri sektörü ilerleyen yıllarda adından daha fazla söz ettirecektir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ekosistem esaslı balıkçılık olmazsa hamsi ve istavrit tükenebilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ekosistem-esasli-balikcilik-olmazsa-hamsi-ve-istavrit-tukenebilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ekosistem-esasli-balikcilik-olmazsa-hamsi-ve-istavrit-tukenebilir</guid>
<description><![CDATA[ Bandırma Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı: - &quot;1 kilogram çipura, levrek veya alabalık yetiştirmek için denizden 2,5 ila 6 kilogram balık avlanıyor. Bu nedenle denizlerdeki balık stoku biterse yetiştiricilik imkanı da kalmayacak&quot; - &quot;Ekosistem esaslı balıkçılık yönetimine geçmezsek avcılık rakamlarımız azalmaya devam edecek ve tezgahlarda daha önce hiç yemediğimiz, hiç kıymet vermediğimiz türler göreceğiz. Önümüzdeki yıllarda hamsi, palamut, istavrit, lüfer gibi alıştığımız türlerdeki azalmayı telafi etmek için çaça gibi türleri soframızda görmeye başlayacağız&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/ekosistem-esasli-balikcilik-olmazsa-hamsi-ve-istavrit-tukenebilir-1722587621.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ekosistem, esaslı, balıkçılık, olmazsa, hamsi, istavrit, tükenebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Denizcilik İşletmeleri Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Mustafa Sarı</strong>, ekosistem esaslı balıkçılık yönetimine geçilmemesi durumunda avlanan balık miktarının giderek azalacağı, hamsi, istavrit, lüfer gibi türlerin kaybolacağı uyarısında bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA'nın iklim krizinin balıkçılık sektörü üzerindeki etkilerine yönelik hazırladığı haber dosyasının dördüncü ve son bölümünde, Türkiye denizlerindeki balık stokları ve ekosistem gözetilmeden yapılan balıkçılığın bu stoklara etkisi ele alındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Sarı, dünya su ürünleri üretimi içinde avcılık yoluyla sağlanan üretimin giderek azaldığını, bu durumun nedenlerinin başında aşırı avcılık, kirlilik, baskın türlerin diğer türler üzerindeki etkisi, küresel ısınma nedeniyle istilacı türlerin artması ve bunun doğal sonucu olarak biyoçeşitlilikte yaşanan değişim ile denetim ve kontrollerde istenen başarının sağlanamaması gibi faktörlerin geldiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Avcılık ve üretim dahil olmak üzere su ürünleri üretim miktarının 800 bin tonun üzerinde olduğunu aktaran Sarı, "Bu 800 bin tonun 300 bin tonunu biz denizlerden avlıyoruz. Geriye kalan miktar 500 küsur bin ton. Bunu da yetiştiricilik yoluyla elde ediyoruz. Halbuki 2000 yılına gittiğimiz zaman avcılık 600 bin ton, yetiştiricilik 60 bin ton civarında. Yani avcılık 24 yıl içerisinde yarı yarıya azalmış. 600 bin tonlardan 300 bin tona gerilemişiz. 300 bin ton balığımız kayıp. Yetiştiricilikte ise çok iyi bir ivme yakalamışız ve bu ivmeye paralel olarak da neredeyse avladığımızın 2 katına yakın bir balık yetiştiriyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su ürünleri yetiştiriciliğindeki artışın tamamen olumlu olarak algılanmaması gerektiğini ifade eden Sarı, 1 kilogram çipura, levrek veya alabalık yetiştirmek için denizden 2,5 ila 6 kilogram balık avlandığını, bu nedenle denizlerdeki balık stoku biterse yetiştiricilik imkanının da kalmayacağını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/GT5GMGmXAAEvCCT.jpeg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- En çok hamsi avlanıyor, en fazla balık Karadeniz'de</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Yıllar içinde avlanan balık miktarındaki azalışın balıkçılık yönetimindeki sıkıntıları ortaya koyduğu görüşünü paylaşan Sarı, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Şu anda Avrupa'da su ürünleri yetiştiriciliğinde Türkiye birinci sırada yer alıyor. Belçika'ya gider orada bir çipura sipariş ederseniz o çipura yüzde 80 bizim Güney Ege'de yetiştirilmiştir. O kadar iddialıyız. Bu iyi bir şey, evet ama sürdürülebilirliği için denizlerdeki balık stoklarımızı korumamız lazım. İstatistikler bize çok şey söylüyor aslında. Yani 1980'li yıllardan itibaren 600 bin tonlara kadar çıkmıştı avcılığımız sonra azaldı, önce 400-500 bin tonlara geriledi. Şu anda 300 bin tonlarda. 2022 istatistikleri üzerinden konuşuyoruz. Resmi veri şu anda bu, 126 bin tonu hamsi, 50 bin tonu palamut, 16 bin tonu sardalya, 15 bin tonu istavrit, 11 bin tonu çaça, 8 bin tonu mezgit ve 4 bin tondan biraz fazlası karides. Yine 8 bin ton civarında da salyangoz avlamışız. Kaç tane türden bahsettik? 7 tane türden bahsediyoruz. Hadi 3 tane daha ekleyelim, 10 tane tür var."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de balıkçılığın hamsi, istavrit ve sardalya gibi küçük pelajik türler üzerinde yoğunlaştığından ve fakirleşerek kendini döndürmekte güçlük çektiğinden bahseden Sarı, toplam avcılık içerisinde en yüksek payın yüzde 70'le Karadeniz'e ait olduğu, Marmara'nın payının yüzde 7 ile yüzde 13 arasında değiştiği, Ege Denizi'nin yüzde 12 ila 13, Akdeniz'in ise yüzde 7 ila 10'luk paya sahip olduğu bilgisini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmara'da 2000'li yılların başında avlanan balık miktarının 80 bin tonlara kadar çıktığını fakat şu anda bu miktarın 24 bin tona düştüğünü dile getiren Sarı, "300 bin ton avcılığın içinde Marmara'da en fazla 30 bin ton balık avlanıyor. Marmara bir biyolojik koridor. Bu koridorun kapıları olan boğazlarda avcılık kesinlikle durdurulmalı. 13 bin ton hamsi, sardalya, istavrit, lüfer, palamut, mezgit ve çok az, 3 bin 500 ton civarında karides avlamışız. Başka da dişe dokunur bir şey yok ama TÜİK verilerine bakarsanız Marmara'da 56 farklı tür balık avladığımız gözüküyor. 56 tür avlamışız da bunun kaç adedi ne kadarlık bir oranı temsil ediyor? 7 tane tür 21 bin ton ediyor. Yani Marmara'da avladığımız 24 bin ton balığın 21 bin tonu 7 türden geliyor. Tüketmişiz." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Alıştığımız türlerdeki azalmayı telafi etmek için çaça gibi türleri soframızda görmeye başlayacağız"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Tek bir balık türünü korumayı esas alan tek tür esaslı balıkçılık yönetimi; sofralara gelen hamsi, istavrit, palamut gibi ticari türlerin korunmasını esas alan çoklu tür yönetimi; sadece ekosistemin sağlığını korumayı ön planda tutan ekoloji esaslı balıkçılık yönetimi ve hem ekosistemi hem balıkçıyı hem de insanı birlikte koruyan bir yaklaşımı olan ekosistem esaslı balıkçılık yönetimi olmak üzere, Türkiye'de 4 farklı balıkçılık yönetim sistemi olduğunu anlatan Sarı, balıkçılığın Türkiye'de çoklu tür yönetim sistemiyle yapıldığını fakat kademeli olarak ekosistem esaslı balıkçılık yönetimine geçiş yapılması gerektiğini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Sarı, şunları kaydetti:</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>"Ekosistem esaslı balıkçılık yönetimine geçmezsek avcılık rakamlarımız azalmaya devam edecek ve tezgahlarda daha önce hiç yemediğimiz, hiç kıymet vermediğimiz türler göreceğiz. Önümüzdeki yıllarda hamsi, palamut, istavrit, lüfer gibi alıştığımız türlerdeki azalmayı telafi etmek için çaça gibi türleri soframızda görmeye başlayacağız ve daha çok sübvansiyonları yetiştiricilik sektörüne doğru yönlendirmek zorunda kalacağız ancak bu sürdürülemez bir şey.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son 30 yıl içerisinde dünya devletlerinin yüzde 80'inden fazlası ekosistem esaslı balıkçılık yönetimine geçiş yaptı. Denizlerde, okyanuslarda, sınırlar yok. Sınırlar bizim kafamızda, haritaların üzerinde. Balık için, ekosistem için sınır yok. Peru'daki hamsinin tükenmesi oradaki unun azalması, balık ununun azalması benim buradaki yetiştirdiğim çipurayı etkileyecek. Ben burada daha çok çipura yetiştiriyorsam denizden daha çok balık avlamak zorundayım. O zaman yapmamız gereken şey aslında çok basit. Yetiştiricilik sektörümüzü desteklemeye devam edelim ama bir sınırda tutmak zorundayız. Artık denizlerimiz bunu kaldırmıyor. Avladığımız balıkların miktarını şimdilik azaltmak ve bir düzenleme yapmak zorundayız."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Ekosistem esaslı balıkçılık yönetimi neden önemli?</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ekosistem esaslı balıkçılık yönetimiyle balık stoklarının, canlıların üreme kabiliyetlerinin ve kapasitelerini korunabileceğini vurgulayan Sarı, bu sistemle deniz ekosisteminin ve balıkçıların gelirlerinin de korunarak hamsi, istavrit gibi soflarda görmeye alışık olunan ticari türlerin devamlılığının sağlanabileceğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sarı, ekosistem esaslı balıkçılık yönetimiyle birlikte yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Kirliliği ve habitat tahribini azaltacağız. Yani canlıların yaşadığı ortamlardaki kıyı tahriplerini, diplerin kazınmasını azaltacağız. Sonra koruma alanları oluşturacağız. Balıkların, canlıların rahatça üreyeceği, oradan bütün denize yayılacakları uygun koruma alanları oluşturacağız. Avcılık düzenlemelerini, balıkçılık düzenlemelerini sadece soframıza gelen türlerle sınırlı tutmayacağız. Eğer ben hamsi avlarken aynı zamanda vatozları da avlıyorsam bunun önüne geçmem lazım. Sonra balıkçıyı bu yönetim sisteminin bir parçası haline getireceğim. Karar alma süreçlerine etkin şekilde onların katılımını dikkate alacağım. İklim değişirken 1930'larda 1940'larda başlattığımız bir uygulamayı halen sürdürmekte ısrar etmeyeceğim. İklimin değişmesine bağlı olarak hızlı bir şekilde kararlarımı güçlü olarak alacak ve deniz kültürünü bir bütün halinde geliştireceğim."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ASOF Gönüllüleri Yasadışı Avcılara Göz Açtırmıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/asof-goenulluleri-yasadisi-avcilara-goez-actirmiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/asof-goenulluleri-yasadisi-avcilara-goez-actirmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Başkent Ankara’nın içme, kullanma ve endüstri su ihtiyacını karşılayan Kurtboğazı Barajı’nda gelen ihbarı değerlendirip geceden itibaren çalışan ekipler 10 Ağustos 2024 Cumartesi günü öğlen suya kaçak yollardan atılmış yasa dışı 500 metre misina ağ çıkarttılar. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/asof-gonulluleri-yasadisi-avcilara-goz-actirmiyor-1723299919.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ASOF, Gönüllüleri, Yasadışı, Avcılara, Göz, Açtırmıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Merkezi Ankara’da bulunan Amatör ve Sportif Olta Balıkçıları Federasyonu - ASOF Gönüllülerinin yaptığı ihbar doğru çıktı ve ihbarı değerlendiren Kızılcahamam İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Ekipleri bugün öğlen saatlerinde baraj güvenliği ANFA personeli ile beraber gölden 500 metre misina ağ topladılar.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong><span>ANKARA KURTBOĞAZI BARAJI’NDA 500 METRE MİSİNA AĞ YAKALANDI</span></strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ağlara takılan balıklardan canlı olanların tamamı suya bırakılırken müdürlük görevlileri ağa el koydular.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-08-10%20saat%2017_05_56_d71af468.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından suyu kirletiyorlar diye baraj kıyısına alınmayan Olta Balıkçıları uzunca bir süredir kendilerinin değil de yasadışı avcıların ve piknikçilerin suyu kirlettiğini, belediyenin de bunlara önlem almaktansa kendilerini yasakladığını belirterek bu durumu protesto ediyorlardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kaçak avcılar olta balıkçılığı bile yaptırılmayan Kurtboğazı Barajı’nı mesken tuttu diyerek söze başlayan ASOF Başkanı M. Serkan İNANÇ, </span></span></span></p>

<p><span><span><span><em>“Dünyanın her yerinde ve ülkemizdeki içme sularında olta balıkçılığı su alım noktasına 300 metre yaklaşmadan yapılabilir. Bu durum 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu’nda da net olarak belirtilmiş bir kanun maddesidir.</em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em>Bizler yoğun iş stresinden uzaklaşıp ikametgâhlarımıza yakın su kıyılarına gelerek olta balıkçılığı yaparken aynı zamanda da buraların doğal güzelliğinin bozulmaması için çaba sarf edip yasadışı faaliyetlerinde engellenmesi için gönüllü olarak çalışıyoruz. </em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-08-10%20saat%2017_05_58_9ae55960.jpg"></em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em>Bir nevi doğanın gönüllü koruyucularıyız yani. </em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em>Aslına bakılırsa son yıllarda artık yakaladığımız balıkları da evimize götürmeyip ait olduğu suya tekrar bırakarak ülkemizde sportif balıkçılığın gelişmesi içinde ayrıca çaba sarf ediyoruz.</em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em>Ne yazık ki bizim koruduğumuz sahalardan yasak koyarak kanuna aykırı bir şekilde bizleri uzaklaştıranlar o sahalara sahip çıkmıyorlar.</em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-08-10%20saat%2017_05_57_2a8b9643.jpg"></em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em>İşte en güzel örneği bugünkü olay.</em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em>Dün akşam 21.00 civarlarında Federasyonumuza Ankara’nın Kazan İlçesindeki bir ASOF Gönüllüsü arkadaşımızca Kurtboğazı Barajı’na ağ atılacağı ihbarı geldi.  </em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em>Akşam 21.00’den bu yana verdiğimiz çabanın sonucunu bugün 14.00 civarında aldık ve Ankara’nın içme suyunu asıl kimler kirletiyor, kimler bu havzayı koruyor herkes bu olayla öğrenmiş oldu.</em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-08-10%20saat%2017_05_59_a2ccf529.jpg"></em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em>Yasadışı avcılığın engellenmesi için doğa aşığı olta balıkçılarının bu sahalardan uzaklaştırılmaması gerekir.</em></span></span></span></p>

<p><span><span><span><em>Yapmış olduğumuz ihbarı değerlendirip Ankara’nın içme suyundaki ağları toplayan Kızılcahamam İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’müz ve onlara destek olan ANFA Güvenliğimize teşekkürlerimizi sunuyoruz.”</em> Dedi.  </span></span></span></p>

<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İki yıldır olta balıkçılığına kapalı Gölköy&amp;apos;de yasadışı balık ağları bulundu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iki-yildir-olta-balikciligina-kapali-goelkoeyde-yasadisi-balik-aglari-bulundu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iki-yildir-olta-balikciligina-kapali-goelkoeyde-yasadisi-balik-aglari-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ İKİ YILDIR OLTA BALIKÇISINA YASAK OLAN GÖLKÖY&#039;DE ASOF GÖNÜLLÜLERİ YİNE YASADIŞI AĞ BULDU...!

İki yıldır olta balıkçılığına yasaklı olan Bolu ilinin en değerli su kaynaklarından birisi olan Gölköy Baraj Gölü’nde ASOF – Amatör ve Sportif Olta Balıkçılığı Federasyonu gönüllülerince fark edilen ağlar toplanmaya başlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/iki-yildir-olta-balikciligina-kapali-golkoyde-yasadisi-balik-aglari-bulundu-1723024624.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İki, yıldır, olta, balıkçılığına, kapalı, Gölköyde, yasadışı, balık, ağları, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>06 Ağustos 2024 Salı günü akşamı <strong>ASOF</strong> gönüllüsü olta balıkçıları tarafından fark edilen ağlar federasyon yönetimine bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Federasyon yönetiminin Bolu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile iletişime geçmesi sonrasında başlayan çalışma halen devam ediyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Gölköy Barajı</strong>’nın olta balıkçılığına yasak olduğu anlarda atıldığı tahmin edilen ağlar suda bulunan ağaçlara takılarak kalmış ve hayalet avcılığa devam eder durumda. </span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Açıklama yapan ASOF Başkanı M. Serkan İNANÇ,</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>“Pazartesi günü Sayın Valimizi ve Belediye Başkanımızı ziyaret edip Bolu ili ile ilgili olta balıkçılarımızın ve Bolu’da bulunan av bayilerimizin sıkıntılarını dile getirdik. Gölün kısıtlı da olsa tekrardan olta balıkçılığına açılmasından duyduğumuz memnuniyeti bildirip kısıtlamalarında biran önce kaldırılmasını rica ettik. Dünyanın her yerinde ve ülkemizde içme sularında su alım noktasına 300 metre yaklaşmadan ve akaryakıt ile çalışan botlar kullanılmadan olta balıkçılığına müsaade edildiğini kendilerine hatırlattık. Ayrıca olta balıkçılığının dünyanın her yerinde iş yoğunluğu ve stresten uzaklaşmak için yapılan en değerli hobilerden birisi olduğunu kendilerine anlattık. Bolu halkının bu hobiden geri kalmaması gerektiğini, ruhen ve bedenen rahatlayacağını ve tabi ki Bolu esnafının da bu sayede ekonomik olarak güçleneceğini dile getirdik.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-08-07%20saat%2012_47_44_a728d66a.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bizim için en büyük sıkıntının ise olta balıkçısına yasaklı olan her yerde olduğu gibi <strong>Gölköy Barajı</strong>’nda da yasadışı avcılığın had safhaya ulaşmasından koktuğumuzu dile getirdik. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Eskiden bilindiği üzere <strong>ASOF </strong>olarak Gölköy’ü her daim gözlemliyor ve yasadışılık gördüğümüz anda ilgili kontrol ekipleriyle beraber onlara destek olarak yasadışılığı engelletmek için çaba sarf ediyorduk. Gölün olta balıkçılığına yasaklandığı süre zarfında çok fazla gözlem yapamadık. Özellikle geceleri gelip atılan ağların sabaha karşı toplandığını ve bu durumunda yıllardır süre geldiğini hepimiz biliyoruz. Yıllarca Bolu Basınında bununla ilgili haberler paylaşıldı, biliyorsunuz. Bizim gönüllü arkadaşlarımız kanuna aykırı hareket etmez. Devletimizin ilgili kurumlarının koyduğu yasakları çiğnemez ama yasadışı avcılar için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Bizim olmadığımız yerde de yasadışılığın had safhaya ulaşması kaçınılmaz oluyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sağ olsun Valiliğimizden yapılan açıklama sonrasında Gölköy’ün bir bölümü olta balıkçılığına serbest bırakıldı. Pazartesi günü Bolu’da yaptığımız ziyaretlerde göle de gidip gönüllü doğa aşığı olta balıkçısı arkadaşlarımızla buluştuk. Onlara gölde uygunsuzluklar var ise anında bize haber vermelerini rica ettik ve bir gün sonra bu olay çıktı ortaya.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bolu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri Kontrol ekipleri anında müdahale ettiler. Kendilerine teşekkür ediyoruz. </span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-08-07%20saat%2012_47_44_5e98f3a6.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şuan suda bulunan ağlar bizim “<strong>KATİL</strong>” olarak tabir ettiğimiz ve ülkemizde kullanımının yasaklanması için mücadele ettiğimiz misina dan (naylon) yapılmış ağlar.  Ağaçlara takıldıkları için çıkartılamıyor ve koparsa da suda “<strong>HAYALET</strong>” avcılığına devam ediyor. Şuan için çalışmaya ara verildi. İlerleyen anlarda çalışmalara tekne ile devam edilecek. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Olta balıkçısı arkadaşlarımızdan ricamız <strong>Gölköy Baraj Gölü</strong>’nde gördükleri her türlü uygunsuzluğu İl Müdürlüğümüze ya da federasyonumuza bildirmeleridir.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlerleyen günlerde de ilgili kurumlarımızdan izin alarak İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz gözetiminde sportif olta balıkçısı arkadaşlarımızda bulunan su altı kameralarıyla Gölköy Barajı’nda bırakılmış hayalet ağlar olup olmadığını kontrol etmek istiyoruz.” Dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özden Aydın Şimşek </span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;apos;de su ürünleri av sezonunun açılışı dolayısıyla tören düzenlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-su-urunleri-av-sezonunun-acilisi-dolayisiyla-toeren-duzenlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-su-urunleri-av-sezonunun-acilisi-dolayisiyla-toeren-duzenlendi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de denizlerde avlanma yasağının sona ermesi nedeniyle su ürünleri av sezonu açılış töreni gerçekleştirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/izmirde-su-urunleri-av-sezonunun-acilisi-dolayisiyla-toren-duzenlendi-1725254083.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmirde, ürünleri, sezonunun, açılışı, dolayısıyla, tören, düzenlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Güzelbahçe Yalı Balıkçı Limanı'nda düzenlenen tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Törene katılan Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, burada yaptığı konuşmada, balıkçıların 4,5 ay aradan sonra sevdikleri denizle buluştuğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizlerin turizm, yolcu ve yük taşımacılığı ile balıkçılık açısından olmazsa olmaz konumu bulunduğunu ifade eden Yıldırım, İzmir'in 629 kilometrelik sahil uzunluğuna sahip olduğunu aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yarından itibaren balıkçıların denize açılacağını ve rızıklarının peşinde olacağını belirten Yıldırım, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçıların rızklarını sağladıkları denizlere gözleri gibi bakması gerektiğini dile getiren Yıldırım, "Denizlerimize sadece bugün ve yarın değil, insanlık var oldukça ihtiyacımız olacak. Dolayısıyla hoyrat kullanmaktan, ekolojik dengeyi bozmaktan son derece sakınmalıyız, uzak durmalıyız." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Körfezi'nde yaşanan balık ölümlerine de değinen Yıldırım, "Ya bunlar daha geniş alanlarda yayılmaya başlarsa önü alınamaz. Büyük bir felaketin habercisi. O yüzden özenle, titiz bir şekilde, hangi işi yaparsak yapalım denizlerimize sahip çıkalım. Deniz yoksa, su yoksa hayat da yok." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yıldırım, İzmir'in önemli bir balıkçılık kenti olduğunu ifade ederek, "Biz göreve geldiğimizde İzmir'in geniş altyapı tesisleri hemen hemen hiç yoktu. Foça'dan, Karaburun'a, Çeşme'ye uzanan sahil şeridinde ne yazık ki balıkçılarımız, teknelerimiz, yatlar için barınacak yerler yoktu. Fevkalade büyük bir eksiklikti ama birçok yerde bunları yaptık, hayata geçirdik." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yıldırım, Türkiye'de yıllık avlanan balık miktarının 100 bin ton civarında olduğunu, bu miktara balık çiftliklerinin dahil edilmediğini belirterek, ülkede son yıllarda su ürünleri ihracatında önemli bir mesafe katettiklerini sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Aksoy, İzmir Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Şahin ve İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener de törende birer konuşma yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuşmaların ardından balıkçılık sezonunun bereketli olması için dua edildi, denize çiçek ve balık yavrusu bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Törene AK Parti İzmir milletvekilleri Mahmut Atilla Kaya, Ceyda Bölünmez Çankırı, Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay ve AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı da katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bolu Gölköy Baraj Gölü&amp;apos;nde amatör olta balıkçılığı yapılabilecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bolu-goelkoey-baraj-goelunde-amatoer-olta-balikciligi-yapilabilecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bolu-goelkoey-baraj-goelunde-amatoer-olta-balikciligi-yapilabilecek</guid>
<description><![CDATA[ Bolu&#039;da Ekim 2022&#039;de Gölköy Baraj Gölü&#039;nde balık ölümleri nedeniyle yasaklanan amatör olta balıkçılığının yeniden yapılabileceği duyuruldu.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, göl kenarında tabelalarla belirlenen alanda gün batımına kadar amatör olta balıkçılığının yapılabileceği belirtildi.

Amatör olta balıkçılığının izin verildiği alan haritayla paylaşıldı.

AA ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/bolu-golkoy-baraj-golunde-amator-olta-balikciligi-yapilabilecek-1722498078.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bolu, Gölköy, Baraj, Gölünde, amatör, olta, balıkçılığı, yapılabilecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Bolu'da Ekim 2022'de Gölköy Baraj Gölü'nde balık ölümleri nedeniyle yasaklanan amatör olta balıkçılığının yeniden yapılabileceği duyuruldu.</span></span></p>

<p><span><span>Valilikten yapılan yazılı açıklamada, göl kenarında tabelalarla belirlenen alanda gün batımına kadar amatör olta balıkçılığının yapılabileceği belirtildi.</span></span></p>

<p><span><span>Amatör olta balıkçılığının izin verildiği alan haritayla paylaşıldı.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Artan avlanma süreleri balıkçılığı sürdürülebilirlikten uzaklaştırıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/artan-avlanma-sureleri-balikciligi-surdurulebilirlikten-uzaklastiriyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/artan-avlanma-sureleri-balikciligi-surdurulebilirlikten-uzaklastiriyor</guid>
<description><![CDATA[ ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ekin Akoğlu: - &quot;Balıkçılar, 1 kilogram balığı yakalamak için önceki yıllara göre daha fazla zaman harcıyor. Bu durum avcılığın sürdürülebilir olmadığının ve işlerin kötüye gidebileceğinin bir sinyali olabilir&quot; - &quot;Verimsiz avlanırsanız daha fazla karbon salarsınız çünkü daha fazla yakıt ve zaman harcıyorsunuz. Bu durum balıkçılık faaliyetlerinde karbon salımını artırıyor ve küresel iklim değişikliğine katkıda bulunuyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/artan-avlanma-sureleri-balikciligi-surdurulebilirlikten-uzaklastiriyor-1722587221.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Artan, avlanma, süreleri, balıkçılığı, sürdürülebilirlikten, uzaklaştırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi <strong>Doç. Dr. Ekin Akoğlu</strong>, balıkçıların aynı miktardaki balığı yakalamak için geçmiş yıllara göre daha fazla zaman harcadığını, verimsiz avlanmanın balıkçılık faaliyetlerinde karbon salımını artırdığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA'nın iklim krizinin balıkçılık sektörü üzerindeki etkilerine yönelik hazırladığı haber dosyasının ikinci bölümünde, avlanma sürelerindeki artışın sürdürülebilir balıkçılığa etkisi ele alındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye İstatistik Kurumu'nun (<strong>TÜİK</strong>) su ürünleri verilerine göre avcılık yoluyla üretim, 2023'te bir önceki yıla göre yüzde 35,5 artarak 454 bin 59 ton oldu. Av miktarı, 2022'de 335 bin 3 ton, 2021'de ise 328 bin 165 ton olarak gerçekleşmişti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akoğlu, AA muhabirine Türkiye denizlerinde avcılığı yapılan 70, iç sularda ise 30'un üzerinde balık türü olduğunu, son istatistiklere bakıldığında Kovid-19 salgını süresince stokların biraz toparlanmasından dolayı avcılıkta bir artış yaşandığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/20240729_5_0FAD50AD81DFD461AAB7D95E16529798E.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Avlanan balık miktarının 2000'li yılların başından bu yana inişli çıkışlı bir seyir izlediğine işaret eden Akoğlu, "Stoklar sürekli aynı oranda av verecek durumda olmadığından, bu iniş ve çıkışlar devam ediyor. Avcılığımız sürdürülebilir değil. Şu anda bir artış trendi var, ancak önümüzdeki yıl veya bir sonraki yıl tekrar bir azalma olacağını düşünüyorum." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- El Nino etkisi önümüzdeki ve bir sonraki sezon daha belirgin hissedilecek</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Denizde yaşanan sıcaklık artışlarının etkisinin hemen görülmediğini ve çevresel değişikliklerin balık stokları üzerindeki etkilerinin 1-2 yıl içinde gerçekleştiğini vurgulayan Akoğlu, El Nino'nun küresel ısınmanın etkilerini güçlendirdiğini, bu yıl ve önümüzdeki yıl avcılık sezonlarında bu etkinin görüleceğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçıların denizde kalma sürelerinde artış olduğunu aktaran Akoğlu, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Balıkçılığın verimini ve balık stoklarının durumunu anlamak için çaba başına düşen av miktarına bakarız. Çaba başına düşen av miktarı, denizde belirli bir süre ve belirli bir motor gücüyle elde edilen av miktarını ifade eder. Bu miktara baktığımızda, kararlı bir çizgi görmüyoruz. Balıkçılar, 1 kilogram balığı yakalamak için önceki yıllara göre daha fazla zaman harcıyor, 1 saat avcılık faaliyeti için av miktarı yarım kilo ile bir kilo arasında, yıldan yıla değişkenlik gösteriyor. Bu durum avcılığın sürdürülebilir olmadığının ve işlerin kötüye gidebileceğinin bir sinyali olabilir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de 15 bin av teknesi olduğu bilgisini paylaşan Akoğlu, balıkçıların yıllık ortalama 250 bin ila 300 bin saatten, son birkaç yıldır 500 bin saat civarına varan bir avlanma süresine ulaştığına dikkati çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akoğlu, maksimum sürdürülebilir ürün hesapları veya kota uygulamaları olmadığı için balıkçıların av sezonunda avlanabildikleri kadar avlanmaya çalıştıklarını, bu durumun aşırı avcılığa neden olduğunu dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Ulusal planlar yapılmazsa sektör pek çok şeyi kaybeder"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Akoğlu, "Balıkçılığın biraz daha verimsiz hale geleceğini düşünüyorum. Önümüzdeki sezonun açılışında ve bir sonraki sezonda bunun etkilerini göreceğiz. Maliyetler de artıyor, bir balık elde etmek için harcanan masraflar yükseliyor. Verimsiz avlanırsanız daha fazla karbon salarsınız çünkü daha fazla yakıt ve zaman harcıyorsunuz. Bu durum balıkçılık faaliyetlerinde karbon salımını artırıyor ve küresel iklim değişikliğine katkıda bulunuyor. Özellikle 2000 yılından bu yana ülkemizdeki balıkçılık faaliyetlerinin karbon ayak izi hızlı bir şekilde artıyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılık sektörünün bunun farkında olması gerektiğini ifade eden Akoğlu, iklim değişikliğiyle küresel ölçekte mücadele edilse de ulusal olarak da planlar yapılması gerektiği aksi takdirde sektörün pek çok şeyi yavaş yavaş kaybedileceği uyarısında bulundu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Akoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>"Karadeniz'de uskumru, 1970'lerden önce vardı ancak 1970'lerden sonra neredeyse yok denecek kadar azaldı, ticari anlamda bir avcılığı kalmadı. Bunun gibi bazı türleri kaybedeceğiz. Bu hemen olmayabilir ancak 2030'lara vardığımızda ticari olarak avcılığı yapılan bazı türleri görmeyeceğiz. Üreme hızı yavaş olanlar ya da besin zincirinin üst kısımlarında olanlar, örneğin palamut tehdit altında. Ayrıca doğrudan besin olarak tüketilmeyen türler de ekosistemin dengesinde önemli bir yer tutuyor. Deniz tabanında yaşayan türlerden kalkan da risk altında. Son yıllarda Akdeniz'e kıyısı olan illerimizde mercan olarak satılan balık aslında gerçek mercan değil, bir Kızıldeniz göçmeni. Geleneksel olarak bölgemize özgü olan Akdeniz mercanı değil. Böyle bir değişim yaşadık."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- ⁠Kota uygulamasına geçiş tavsiyesi</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Her balık stokunun kendine özgü dinamiği ve ekosistem içinde yeri olduğundan bahseden Akoğlu, bu nedenle, ekosistem tabanlı balıkçılık yönetimi yapılarak matematiksel modellerle her stok için toplam avlanabilir ürün miktarı belirlenmesi gerektiğine, böylece hem avlanan türün devamının sağlanacağına hem de diğer türlere yeterli besin bırakılacağına işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılık sektöründe acil olarak kota uygulamalarına ve kontrollü balık avcılığına geçiş gerektiğini belirten Akoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Özellikle Marmara gibi kapalı denizlerde çevresel etkiler çok önemli. Çevresel kirliliğin etkileri göz önünde bulundurularak hızla önlemler alınması gerekiyor. Bu uygulamalar, balık stoklarının sürdürülebilirliğini sağlamayı ve ekosistemi korumayı amaçlıyor. Ayrıca balıkçılık yönetimi için katılım ve bilinçlenme önemli. Avcılığın izlenebilmesi için doğru denetimler uygulayarak karaya çıkarma noktalarının belirlenmesi, türlerin doğru rapor edilmesi, kota yönetimine katkı sağlar. Kaçak avcılığı önlemek için cezaların yanı sıra balıkçıların sürece dahil edilip bilinçlenmesi de önemli."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz salyangozu yılın ilk yarısında en çok Güney Kore&amp;apos;ye satıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/deniz-salyangozu-yilin-ilk-yarisinda-en-cok-guney-koreye-satildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/deniz-salyangozu-yilin-ilk-yarisinda-en-cok-guney-koreye-satildi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;de tüketimi olmayan deniz salyangozunun ocak-haziran dönemindeki ihracatı yüzde 29 artışla 8,4 milyon doları aştı - DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu: - &quot;Uzak Doğu sofralarında daha çok tüketilen bu ürünün ihracatının ilerleyen günlerde daha iyi olacağına inanıyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/deniz-salyangozu-yilin-ilk-yarisinda-en-cok-guney-koreye-satildi-1722234787.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, salyangozu, yılın, ilk, yarısında, çok, Güney, Koreye, satıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye'den yılın 6 ayında Güney Kore Cumhuriyeti başta olmak üzere 7 ülkeye deniz salyangozu ihraç edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (<strong>DKİB</strong>) verilerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye'de tüketimi olmayan deniz salyangozu ihracata yönelik avlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ocak-haziran 2023'te değerde 6 milyon 532 bin 120 dolar olan deniz salyangozu ihracatı, bu yılın aynı döneminde yüzde 29 artarak 8 milyon 425 bin 995 dolara ulaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Miktar olarak da geçen yılın ilk yarısında 603 ton olan deniz salyangozu dış satımı, bu yılın aynı döneminde 750 tona yükseldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Güney Kore Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti, Japonya, Tayvan, ABD, Ukrayna ve Romanya'ya deniz salyangozu satıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Güney Kore Cumhuriyeti, 3 milyon 593 bin 161 dolarla 7 ülke arasında başı çekti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Avlanan ürünün tamamı işlenip ihraç ediliyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu, AA muhabirine, deniz salyangozunun ülkeye döviz girdisi sağlayan bir ürün olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İç piyasada tüketimi olmadığından avlanan ürünün tamamının işlenip ihraç edildiğini belirten Kalyoncu, deniz salyangozu ihracatının her yıl ürün rekoltesine bağlı gelişme gösterdiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kalyoncu, Türkiye'de tüketilmeyen bir ürünün değere dönüştürülerek ihraç edilmesinin önemli olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Uzak Doğu sofralarında daha çok tüketilen bu ürünün ihracatının ilerleyen günlerde daha iyi olacağına inanıyoruz. Deniz salyangozu hem ülkemize döviz kazandıran hem de denizlerdeki diğer canlılar açısından ekosistemin korunmasına katkı sağlayan bir ürün. O nedenle de avlanma mevsimlerinin her ürüne göre belirlenmesi önem arz ediyor. Bu kapsamda yapılacak düzenlemeyle ihracatımızın daha da artacağına inanıyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizli&amp;apos;de boy limiti altında balık avlayanlara ceza</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denizlide-boy-limiti-altinda-balik-avlayanlara-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denizlide-boy-limiti-altinda-balik-avlayanlara-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Denizli&#039;nin Honaz ilçesinde küçük boyutta balık avladıkları belirlenen 7 kişiye, toplam 18 bin 200 lira ceza kesildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/denizlide-boy-limiti-altinda-balik-avlayanlara-ceza-1722230029.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denizlide, boy, limiti, altında, balık, avlayanlara, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Jandarma Komutanlığı Çevre Doğa ve Hayvanları Koruma Timi ile İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri Akbaş Barajı çevresinde çalışmalarını sürdürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda belirli aralıklarla devriye atan ekipler baraj gölünde kaçak avcılığa karşı denetim gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipler, çalışmalarda 7 kişinin boy limiti altında balık avlandığını belirledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kişiler hakkında, "Su Ürünleri Kanunu'na muhalefet" suçundan işlem yapılarak toplam 18 bin 200 lira cezası uygulandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çanakkale sardalyasının en lezzetli ve yağlı dönemi başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/canakkale-sardalyasinin-en-lezzetli-ve-yagli-doenemi-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/canakkale-sardalyasinin-en-lezzetli-ve-yagli-doenemi-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Birçok balık türünün aksine yağlı dönemi yaz mevsimine denk gelen Çanakkale sardalyası, amatör ve küçük tekneli balıkçılar tarafından avlanıyor - ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ender Künili: - &quot;Bu dönemde Çanakkale sardalyası tüketim için arzu edilen en güzel halini alır. Çanakkale sardalyasını kendi familyasındaki diğer türlerden ayıran en önemli özellikleri arasında bu bölgede barınmasına bağlı olarak gelişen biyokimyasal kompozisyonundaki farklılığın lezzete etkisi vardır&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/canakkale-sardalyasinin-en-lezzetli-ve-yagli-donemi-basladi-1722230474.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çanakkale, sardalyasının, lezzetli, yağlı, dönemi, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kendine has besin değeri, lezzeti ve pişirme yöntemleri ile bölgenin en çok tercih edilen balık türleri arasında olan Çanakkale sardalyasının en lezzetli ve yağlı dönemi başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Birçok balık türünün aksine en yağlı dönemi yaz mevsimine denk gelen Çanakkale sardalyası, amatör ve küçük tekneli balıkçılar tarafından yoğun olarak avlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kilogram fiyatı 100-200 lira arasında değişen sardalya, yaz sofralarında bolca tüketiliyor. Karadeniz'in meşhur hamsisine benzerliğiyle tanınan, pulları çok kolay temizlenebilen sardalya, çok kısa sürede pişirilebiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tavada kızartılan ya da temizlemeden doğrudan ızgarada veya mangalda asma yaprağına sarılarak pişirilen sardalya, tuzlanmış ve konserve haline getirilerek tüketicilere her mevsim ulaştırılabiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sardalyanın en yağlı ve lezzetli dönemi ekim ayına kadar devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (<strong>ÇOMÜ</strong>) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi, Su Ürünleri Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. <strong>İbrahim Ender Künili</strong>, AA muhabirine, sardalyanın Çanakkale bölgesini özellikle göç zamanı çok yoğun kullandığını, bu bölgede beslenme ve üreme aktivitelerinde bulunarak, besleyiciliğinin arttığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sardalyanın Çanakkale bölgesinde yoğun olarak avlandığını anlatan Künili, "Sardalya Çanakkale sevdalısı bir balık olup, üreme ve beslenme zamanı Çanakkale'de bol miktarda faaliyetlerde bulunur. Beslenme amaçlı buralarda yer edinir kendine. Dolayısıyla endüstriyel balıkçılığın yasaklandığı 15 Nisan'dan sonra daha çok küçük balıkçıların ağlarına takılır ve amatör balıkçılar tarafından da yakalanarak tezgahlarda yerini alır." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/07_2024_28072024_kunili_.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Balık, omega 3 yağ asitleri bakımından oldukça zenginleştiği bir döneme girer"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Künili, temmuzun sonundan ekim ayına kadar sardalyanın yağlandığını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu zamanlarda tezgahlarda yer alan sardalyanın halkın damak tadına hitap edecek şekilde en güzel yağlı formuna ulaştığını vurgulayan Künili, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu dönemde Çanakkale sardalyası tüketim için arzu edilen en güzel halini alır. Çanakkale sardalyasını kendi familyasındaki diğer türlerden ayıran en önemli özellikleri arasında bu bölgede barınmasına bağlı olarak gelişen biyokimyasal kompozisyonundaki farklılığın lezzete etkisi vardır. Buradaki sardalyalar aminoasit içeriği bakımından ve bazı vitamin ve mineraller bakımından oldukça zenginleşir. Aynı zamanda yağ asidi kompozisyonu da buna göre değişiklik gösterir. Balık, omega 3 yağ asitleri bakımından oldukça zenginleştiği bir döneme girer. Bu durum göç zamanı ve beslenme faaliyetleri için tercih ettiği bölge olan Saroz'dan tutun Marmara'nın girişine kadar her kısımda ve Çanakkale'nin kıyılarında beslendiği mikro canlılar ve planktonların çeşitliliği ile ilgilidir. Bu organizmalar sardalyanın içerdiği besin bileşenlerine etki ediyor. Dolayısıyla bundan da kaliteli besin bileşeni ortaya çıkıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/07_2024_28072024_sardalya1_.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Çanakkale sardalyası her mevsim geniş tüketici kitlesine ulaşmakta"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ender Künili, sardalyanın geleneksel tüketiminin Çanakkale'de çok eski zamanlara dayandığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İnsanların eskiden sezon dışında da sardalya tüketebilmek için farklı yöntemler tercih ettiğini vurgulayan Doç. Dr. Künili, "Özellikle yöre halkı bu güzel lezzetli dönemlerinde yakalanan balıkları tuzlama şeklinde işleyerek konserve sistemi ile kış zamanları da tüketebiliyorlardı. Bu metotlar aroma ve lezzet olarak sardalya üzerine olumlu etki etmekte, güvenlik açısından tüketilebilirliğini artırmakta, besleyiciliği konusunda da hiçbir değişikliğe neden olmamaktadır." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çanakkale sardalyasının endüstriyel firmalarca da tüketiciye sunulduğunu vurgulayan Künili, "Bu sayede de Çanakkale sardalyası her mevsim geniş tüketici kitlesine ulaşmakta ve sevilerek tüketilmektedir. Özellikle yaz mevsiminde Çanakkale bölgesinde kendisine yer edindiği için bu dönemlerde avlandığında, sardalya kent halkı tarafından doğrudan ızgaraya atılarak veya temizlenerek mangalda asma yaprağına sarılarak pişirilir. Ağustos ve eylül arasında sardalyanın mangaldan dağılan kokusu kent sokaklarında çok rahat olarak tanınmaktadır." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çanakkale Balık Hali esnafından Doğan Uyar da sardalyanın mangalda ızgarada ve fırında pişirilerek tüketilebilen bir tür olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uyar, uygun fiyatıyla bu dönemde piyasada bolca bulunan sardalyanın en taze şekliyle sofralara ulaştığını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rize&amp;apos;de denizde kaybolan kişinin cesedi Artvin açıklarında bulundu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/rizede-denizde-kaybolan-kisinin-cesedi-artvin-aciklarinda-bulundu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/rizede-denizde-kaybolan-kisinin-cesedi-artvin-aciklarinda-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Rize&#039;de denizde kaybolan kişinin cesedi Artvin açıklarında bulundu ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/rizede-denizde-kaybolan-kisinin-cesedi-artvin-aciklarinda-bulundu-1721988581.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Rizede, denizde, kaybolan, kişinin, cesedi, Artvin, açıklarında, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Rize'de dün Karadeniz'e açılıp kaybolan kişinin cesedi Artvin açıklarında bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Artvin'in Arhavi ilçesi açıklarında su yüzeyinde bir kişiyi hareketsiz gören balıkçılar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz polisince sudan çıkartılan ve öldüğü anlaşılan kişinin Ruknettin T. (45) olduğu belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Üzerinde dalgıç kıyafeti bulunan Ruknettin T'nin cenazesi, Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ruknettin T'nin, dün akşam saatlerinde balık tutmak için Rize'nin Fındıklı ilçesindeki Aksu Limanı'ndan zıpkınla Karadeniz'e açıldıktan sonra kaybolduğu belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sinop&amp;apos;ta amatör balıkçı olta ile 1,5 metre uzunluğunda yayın balığı tuttu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sinopta-amatoer-balikci-olta-ile-15-metre-uzunlugunda-yayin-baligi-tuttu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sinopta-amatoer-balikci-olta-ile-15-metre-uzunlugunda-yayin-baligi-tuttu</guid>
<description><![CDATA[ Sinop&#039;un Durağan ilçesinde amatör bir balıkçının oltasına 1,5 metre uzunluğunda 50 kilogramlık yayın balığı takıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/sinopta-amator-balikci-olta-ile-15-metre-uzunlugunda-yayin-baligi-tuttu-1721885607.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sinopta, amatör, balıkçı, olta, ile, 1, 5, metre, uzunluğunda, yayın, balığı, tuttu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İlçede itfaiye personeli Ramazan Yaman, Gökırmak'ta olta ile balık avlamaya gitti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Irmakta olta alan Yaman,1,5 metre uzunluğunda 50 kilogramlık yayın balığı yakaladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaman, AA muhabirine, yakaladığı balıktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Irmakta her sene olta balıkçılığı yaptığını belirten Yaman, "Bu şekilde balıklar yakalıyorum genellikle. Böyle büyük balıkları satmaktan ziyade eş dost ve akrabalarımla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şırnak&amp;apos;ta balık avlarken yaralanan kişi askeri helikopter ile hastaneye kaldırıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sirnakta-balik-avlarken-yaralanan-kisi-askeri-helikopter-ile-hastaneye-kaldirildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sirnakta-balik-avlarken-yaralanan-kisi-askeri-helikopter-ile-hastaneye-kaldirildi</guid>
<description><![CDATA[ Şırnak&#039;ta balık avlarken yaralanan kişi askeri helikopter ile hastaneye kaldırıldı ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/sirnakta-dinamitle-balik-avciligi-askeri-helikopterde-1721654579.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Şırnakta, balık, avlarken, yaralanan, kişi, askeri, helikopter, ile, hastaneye, kaldırıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Şırnak'ın Güçlükonak ilçesinde balık avlarken yaralanan kişi askeri helikopterle hastaneye ulaştırıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlçenin Cehennem Deresi bölgesinde Dicle Nehri'ne arkadaşlarıyla balık avına giden D.K. (35), dinamitle balık avlamak istedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>D.K, dinamitin elinde patlaması sonucu yaralandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arkadaşları durumu jandarma ve 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arazinin sarp ve kayalık olması nedeniyle bölgeye ambulans gidemeyince 23. Piyade Tümen Komutanlığından helikopter talep edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Valilik talimatıyla havalanan askeri helikopter, D.K'yi bulunduğu yerden alarak Şırnak Devlet Hastanesi'ne ulaştırdı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>D.K, buradaki ilk müdahalenin ardından Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Samsun&amp;apos;da gölde batan kayıktaki 2 kişi hayatını kaybetti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/samsunda-goelde-batan-kayiktaki-2-kisi-hayatini-kaybetti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/samsunda-goelde-batan-kayiktaki-2-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;un 19 Mayıs ilçesindeki gölde kayığın alabora olması sonucu 2 kişi öldü. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/samsunda-golde-batan-kayiktaki-2-kisi-hayatini-kaybetti-1721886661.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Samsunda, gölde, batan, kayıktaki, kişi, hayatını, kaybetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Yörükler Mahallesi'ndeki gölde balık tutmak için kayıkla açılan Mehmet Erdenli (54) ve Hayrettin Ertuğrul'a (55) ulaşamayan yakınları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İhbar üzerine olay yerine İl Jandarma Komutanlığı Sualtı Arama Kurtarma (SAK) ve Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanlığı ekipleri ile Deniz Limanı Şube Müdürlüğüne bağlı dalgıçlar sevk edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipler, yürüttükleri çalışma sonucu alabora olan kayıktan Erdenli ve Ertuğrul'u çıkardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sağlık ekipleri, sudan çıkarılan 2 kişinin öldüğünü belirledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da kaçak avlanan 1,5 ton midye ele geçirildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbulda-kacak-avlanan-15-ton-midye-ele-gecirildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbulda-kacak-avlanan-15-ton-midye-ele-gecirildi</guid>
<description><![CDATA[ Beyoğlu&#039;nda, kaçak yollarla avlanan 1,5 ton midye ele geçirilirken şüpheliye 26 bin 242 lira para cezası kesildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/istanbulda-kacak-avlanan-15-ton-midye-ele-gecirildi-1721381020.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, kaçak, avlanan, 1, 5, ton, midye, ele, geçirildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ekiplerince, Karaköy'de iskele yakınlarında bazı kişilerce yasak yollarla çıkarılan midyelerin bir araca yüklenerek taşındığı tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Durdurulan araçtaki Ö.A. yakalanırken, 70 çuval içerisinde 1,5 ton midye ele geçirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şüpheli Ö.A'ya "Su Ürünleri Kanunu'na muhalefet" suçundan 26 bin 242 lira ceza kesildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ele geçirilen midyeler denize bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bulancak&amp;apos;ta Pazarsuyu Balıkçı Barınağı yenilenecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bulancakta-pazarsuyu-balikci-barinagi-yenilenecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bulancakta-pazarsuyu-balikci-barinagi-yenilenecek</guid>
<description><![CDATA[ Giresun&#039;un Bulancak ilçesindeki Pazarsuyu Balıkçı Barınağı yeniden düzenlenerek modern bir görünüme kavuşturulacak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/bulancakta-pazarsuyu-balikci-barinagi-yenilenecek-1721300510.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bulancakta, Pazarsuyu, Balıkçı, Barınağı, yenilenecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, yaptığı açıklamada, ilçeye çok amaçlı ve modern bir sosyal alan kazandıracaklarını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Projenin ekonomik canlılık ve yeni iş imkanları sağlayacağını ifade eden Sıbıç, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Projemizde balıkçılarımızı da daha iyi imkanlara kavuşturarak güçlendirecek ve Bulancak'ı deniz ticaretinde önemli bir merkez haline getireceğiz. Projenin hayata geçirilmesi için barınağın geçici tahliye işlemlerini başlattık ve süreci hızla tamamlamayı hedefliyoruz. Bu önemli projeye katkı sağlayan herkese teşekkür ediyor, projemizin tüm hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Barınağın yanında bulunan Belediye Plajı da yeniden düzenlenirken, balıkçı kulübeleri de modern bir görünüme kavuşturularak projeyle uyumlu ve sağlıklı hale getirilecek. Projede sosyal alanlar da yer alacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tunceli&amp;apos;de kaçak balık avlayan 2 kişiye 10 bin 480 lira ceza</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tuncelide-kacak-balik-avlayan-2-kisiye-10-bin-480-lira-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tuncelide-kacak-balik-avlayan-2-kisiye-10-bin-480-lira-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Tunceli&#039;deki Munzur Vadisi Milli Parkı&#039;nda tırıvırı kullanarak kaçak balık avladıkları belirlenen 2 kişiye, 10 bin 480 lira ceza kesildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/tuncelide-kacak-balik-avlayan-2-kisiye-10-bin-480-lira-ceza-1721200469.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tuncelide, kaçak, balık, avlayan, kişiye, bin, 480, lira, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Doğa Koruma ve Milli Parklar (<strong>DKMP</strong>) 15. Bölge Müdürlüğüne bağlı Tunceli Şubesi ekipleri, il genelinde doğal yaşamın korunması için çalışmalarını sürdürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda belirli aralıklarla araziye çıkan ekipler, Munzur Vadisi Milli Parkı'nda kaçak avcılığa karşı denetim gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaklaşık 60 kilometrelik alanda devriye gezen ekipler, 2 kişinin kaçak olarak Munzur Çayı'nda kırmızı benekli alabalık avladığını tespit etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kişiler hakkında, "Su Ürünleri Kanunu'na muhalefet" suçundan işlem yapılarak toplam 10 bin 480 lira ceza kesildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>DKMP görevlileri, avlanan balıklara ve avda kullanılan malzemelere el koydu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balıkçılar &amp;quot;vira bismillah&amp;quot; diyerek Van Gölü&amp;apos;ne ağlarını bıraktı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balikcilar-vira-bismillah-diyerek-van-goelune-aglarini-birakti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balikcilar-vira-bismillah-diyerek-van-goelune-aglarini-birakti</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;da balıkçılar, inci kefali av yasağının sona ermesiyle, &quot;vira bismillah&quot; diyerek Van Gölü&#039;ne açıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/balikcilar-vira-bismillah-diyerek-van-golune-aglarini-birakti-1721301572.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balıkçılar, vira, bismillah, diyerek, Van, Gölüne, ağlarını, bıraktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Van Gölü'nde endemik tür olan ve 15 Nisan-15 Temmuz tarihlerinde üremek için tatlı sulara göç eden inci kefalinin neslinin korunması amacıyla başlatılan av yasağı sona erdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Van Gölü'ne kıyısı bulunan İpekyolu, Edremit, Tuşba, Gevaş, Muradiye ve Erciş ilçeleri ile Bitlis'in Ahlat, Adilcevaz ve Tatvan ilçelerinde günün ilk ışıklarıyla göle açılan balıkçılar, ağlarını sulara bıraktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılar, güvenlik güçlerinin aldığı önlemler sayesinde son yılların en güvenli üreme dönemlerinden birini yaşayan inci kefalini, 15 Nisan'a kadar avlayabilecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürü Muhammet Demir, AA muhabirine, av yasağı döneminde koruma çalışmalarının başarılı geçtiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/07_19_09_AA-35153755.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yağışlar sayesinde inci kefalinin tatlı sulara yolculuğunun rahat gerçekleştiğini belirten Demir, "15 bin kişi geçimini inci kefalinden sağlıyor. Kentimize 15 milyon dolar katkıda bulunuyor. Bu sezon 79 tekne ağlarını atmak için göle çıkacak." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Atilla Dağdelen, "Bugün itibarıyla av sezonu açıldı ve ağlarımızı Van Gölü ile buluşturduk. Bereketli bir sezon bekliyoruz. Bu yıl balığımız göç ederken iyi korundu. Bu nedenle balık bolluğu olacak." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uzun aranın ardından av sezonuna başladıklarını belirten Erdal Altaş, "Av yasağı döneminde sıkı önlemler alındı. Biz de bugün ilk ağlarımızı attık. Umarım bereketli bir sezon olur." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>15 yıldır balıkçılık yapan Mehmet Şeyda, "Av yasağı döneminde hazırlıklarımızı tamamladık. Üç aydır sabırsızlıkla bugünü bekliyorduk. Bugün ağlarımızı attık. Balık satışına başlıyoruz. Sevinçliyiz, balıkçılara hayırlı bir sezon olsun." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gökçeada açıklarında avlanan balıkçının teknesine Yunan unsurlarınca hasar verildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/goekceada-aciklarinda-avlanan-balikcinin-teknesine-yunan-unsurlarinca-hasar-verildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/goekceada-aciklarinda-avlanan-balikcinin-teknesine-yunan-unsurlarinca-hasar-verildi</guid>
<description><![CDATA[ Balıkçı İlker Özdemir: - &quot;Mavi Vatan&#039;dayız, uluslararası sulardayız. Geldiler hazmedemediler, vurdular. Takım çekerken bu haldeyiz ve kaçtılar. Maalesef kayığımız darbe aldı, kımıldayamıyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/gokceada-aciklarinda-avlanan-balikcinin-teknesine-yunan-unsurlarinca-hasar-verildi-1720704377.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gökçeada, açıklarında, avlanan, balıkçının, teknesine, Yunan, unsurlarınca, hasar, verildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Yunan unsurları, Çanakkale'nin Gökçeada açıklarında Zürafa Kayalıkları mevkisinde avlanan balıkçının teknesine çarparak hasar verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Alınan bilgiye göre, İlker Özdemir, 12 metrelik "<strong>Kızıl Elma</strong>" adlı teknesiyle balık avlamak için Zürafa Kayalıkları açıklarına gitti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_a_20240711_2_64688227_102879390.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu sırada Yunan unsurları kendi botlarıyla Özdemir'in teknesine çarparak hasar verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özdemir ve yanında bulunan oğlu Efe Özdemir, 112 Acil Sağlık hattını arayarak durumu bildirdi. Bunun üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı 3 bot bölgeye sevk edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çarpmanın etkisiyle yavaş yavaş su almaya başlayan teknedeki su, Özdemir ve oğlu tarafından tahliye edilmeye çalışıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bölgeye gelen Sahil Güvenlik ekipleri, teknedeki camların kırılması nedeniyle yaralanan Özdemir ve oğluna ilk müdahaleyi yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_a_20240711_2_64688227_102879392.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Daha sonra tekne, 2 Sahil Güvenlik Botu'na yedeklenerek Gökçeada'nın Kaleköy Limanı'na doğru yola çıktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Özdemir olaya ilişkin paylaştığı videoda, "Yunan botu teknemize kendi tekneleriyle vurdu. Kayığımız bu halde Allah'tan su almıyor. Zürafa Kayalıkları'na 4 mil uzaktayız. Mavi Vatan'dayız, uluslararası sulardayız. Geldiler hazmedemediler, vurdular. Takım çekerken bu haldeyiz ve kaçtılar. Maalesef kayığımız darbe aldı, kımıldayamıyoruz." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAMADER Tahtalı Göleti&amp;apos;ne can kattı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kamader-tahtali-goeletine-can-katti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kamader-tahtali-goeletine-can-katti</guid>
<description><![CDATA[ Kamader İstilacı türlerle mücadele kapsamında 2 gün süren İsrail Sazan&#039;ı tutma yarışması düzenlendi. Yarışma süresince tutulan İsrail sazanları bertaraf edildikten sonra yüzlerce anaç sazan balığı Tahtalı göletinin serin sularına salındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/kamader-tahtali-goletine-can-katti-1721049331.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>KAMADER, Tahtalı, Göletine, can, kattı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>TEMİZ ÇEVRE SAĞLIKLI YAŞAM VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIK</strong><br>
Kocaeli Sportif Amatör Olta Balıkçıları ve Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin, (<strong>KAMADER</strong>) Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Kent Konseyi bünyesinde  hazırlanan Yerel Destek Programı (<strong>YEDEP</strong>) kapsamında desteklemeye değer bulduğu ve 5 temel motivasyon üzerine hazırlamış olduğu “Temiz Çevre, Sağlıklı Yaşam Ve Sürdürülebilir Balıkçılık Projesi”ne ait 4 ve 5'nci etkinliği olan istilacı türle mücadele ve popülasyonun arttırılması için balıklandırma çalışmasını  Tarım ve Orman Bakanlığı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün izni, Kocaeli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün refakatı, Derince Belediyesi, Amatör Balıkçılık Federasyonu (<strong>ABAF</strong>) işbirliği ile 12-13-14 Temmuz 2024 tarihlerinde Derince’de bulunan Tahtalı Göleti’nde gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>İLGİ BÜYÜKTÜ</strong><br>
Etkinliğe Derince Kaymakamı Mustafa Demirelli Derince Belediye Başkanı Av. Sertif Gökçe, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Koordinatörü Hasan Ayaz, Kocaeli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık Şube Müdürü Murat Coşkun, Amatör Balıkçılık Federasyon (<strong>ABAF</strong>) Başkanı Mustafa Uyar, Kocaeli İl Jandarma Çevre Koruma Tim Komutanlığı, Çevre Köy Muhtarları ve bir çok davetlinin katıldığı etkinlikte, <br>
153 gönüllü yarışmacı 500 kg'a yakın İsrail sazanı tutuldu ve tarım il müdürlüğü teknik personeli refakatinde tutulan balıklar derin çukur kazılarak bertaraf edildi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>DERECEYE GİRENLERE ÖDÜLLERİ PROTOKOL  TARAFINDAN VERİLDİ </strong><br>
Ayrıca projeye destek amacıyla katılan  yüzlerce doğa sever Tahtalı göleti’nin muhteşem doğasıyla 3 gün vakit geçirdi.  Dereceye girenlerin ödüllerini  derince Kaymakamı Mustafa Demirelli Derince Belediye Başkanı Av. Sertif Gökçe, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Koordinatörü Hasan Ayaz, Kocaeli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık Şube Müdürü Murat Coşkun verildi.  Kamader dernek başkanı tarafından katkı sağlayan Kurum ve kuruluş yetkililerine plaket taktim edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>TAHTALI GÖLETİNE ANAÇ BALIKLAR SALINDI</strong><br>
Ödül töreninin ardından protokol ve misafirler eşliğinde toplam kilogramı 515 kilo gelen yaklaşık 400 adet anaç sazan balığı Tahtalı göletine bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kamader Başkanı <strong>Engin Uztürk</strong> yaptığı konuşmasında "8 ay süren projenin en can alıcı etkinliklerini hep birlikte gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu balığı oltayla temizlemenin mümkün olmadığını bizler de biliyoruz. Bugün burada istilacı tür olan İsrail sazanı ile mücadele edilmesi ve kontrol altında tutulması için hep birlikte bir farkındalık oluşturduk, ayrıca besin ve ekonomik değeri yüksek, hem de sportif balık avcılığı keyifli olan gerçek aynalı ve pullu sazanları gölete bırakarak gerçek sahiplerinin popülasyonunun artmasına katkı sağladık. Ben bu vesile ile projemize destek olun başta Kocaeli büyükşehir Belediye Başkanı <strong>Tahir Büyükakın</strong>'a Kocaeli Kent Konseyi Başkanı ve genel sekreterine Derince Belediye Başkanı avukat <strong>Sertif Gökçe</strong>'ye Kocaeli İl Tarım ve Orman müdürümüz ve personeline, Kocaeli İl Jandarma alayı komutanlığına, çevre köy muhtarlarımıza, yarışmamıza hediyeler göndererek sponsor olan firmalarımıza ve bizzat yarışmacı olarak katılarak mücadelemize destek veren tüm yarışmacı ve doğa severlerimize şükranlarımızı sunuyorum" dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Derince belediyesinin İkramlarının ardından sonra program sona erdi.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da 1 ton kaçak midye ele geçirildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbulda-1-ton-kacak-midye-ele-gecirildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbulda-1-ton-kacak-midye-ele-gecirildi</guid>
<description><![CDATA[ Fatih&#039;te, 1 ton kaçak midye ele geçirilen operasyonda, 2 şüpheli gözaltına alındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/istanbulda-1-ton-kacak-midye-ele-gecirildi-1720513010.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, ton, kaçak, midye, ele, geçirildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şubesi ekipleri, Eminönü sahilinde bir aracın kasasına midye yüklendiğini tespit etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Polis ekiplerince düzenlenen operasyonda, yasa dışı midye avcılığı yapan M.A. ve Ü.A. gözaltına alındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araç kasasında bulunan yaklaşık 1 ton ağırlığında 36 çuval midye canlılığını sürdürebilmesi ve doğal yaşama kazandırılabilmesi amacıyla denize döküldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gözaltına alınan 2 şüpheliye 52 bin 484 lira para cezası uygulandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Van Gölü&amp;apos;nde balık göçü tamamlandı, av yasağı kalkıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/van-goelunde-balik-goecu-tamamlandi-av-yasagi-kalkiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/van-goelunde-balik-goecu-tamamlandi-av-yasagi-kalkiyor</guid>
<description><![CDATA[ 15 Nisan-15 Temmuz tarihlerinde av yasağının uygulandığı Van Gölü&#039;nde balıkçılar, sezonun açılmasına sayılı günler kala teknelerinin bakım ve onarımını yapıp ağlarını yeniledi - Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş: - &quot;Bu yıl yağışlarla akarsuların debileri yükseldi. Balıklar akarsulara rahatça göç etti. Jandarma ekipleri de balığı dört koldan korudu. Koruma çalışmaları başarılı geçti&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/van-golunde-balik-gocu-tamamlandi-av-yasagi-kalkiyor-1721300272.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Van, Gölünde, balık, göçü, tamamlandı, yasağı, kalkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Van Gölü'nde av yasağının uygulandığı 15 Nisan-15 Temmuz tarihlerinde üremek için tatlı sulara göç eden inci kefallerinin göç yolculuğu tamamlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Üremek için 15 Nisan-15 Temmuz'da Van Gölü'nden akarsulara göç eden inci kefalinin neslinin korunması amacıyla uygulanan av yasağı sona eriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Av yasağının uygulandığı tarihlerde teknelerini iskele ve marinalara çeken, Van'ın Erciş, Edremit, Tuşba, Gevaş, Muradiye, İpekyolu ile Bitlis'in Ahlat, Adilcevaz ve Tatvan ilçelerindeki balıkçılar, av sezonu öncesi hazırlıklarını tamamladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Göç ettikleri akarsulardan Van Gölü'ne dönerek göç yolculuğunu tamamlayan balıklar için av yasağının bitmesine sayılı günler kala, ağlarını yenileyen, teknelerinin bakım ve onarımını yapan balıkçılar, üç ay aradan sonra ilk ağlarını göle bırakacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılar, yağışlarla debileri yükselen akarsularda son yılların en rahat göçünü gerçekleştiren inci kefalini 15 Nisan'a kadar avlayabilecek.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Koruma çalışmaları başarılı geçti"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>İnci kefalleriyle ilgili araştırma yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, AA muhabirine, üreme döneminin sona ermesiyle balık göçünün tamamlandığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl akarsuların debisinin yüksek olmasının balık göçünü olumlu etkilediğini belirten Akkuş, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"2020'den 2023'e kadar balıklar sağlık üreme dönemine hasret kalmıştı. Çünkü yağış yoktu ve akarsu debileri iyice düşmüştü. Balıkların en çok göç ettiği Bendimahi Çayı geçen yıl tamamen kurumuştu. Dere yatakları kuruyunca göç rahat gerçekleşmedi. Bu yıl yağışlarla akarsuların debileri yükseldi. Balıklar akarsulara rahatça göç etti. Jandarma ekipleri de balığı dört koldan korudu. Koruma çalışmaları başarılı geçti. Suyu iyi yönetmemiz lazım. Su olmazsa balıklar göç edemez. Bir diğer konu ise kirlilik. Bu kadim canlının varlığını sürdürmesi için akarsuları kirletmemek gerekir. Bu anlamda tüm ilçelere arıtma tesislerinin kurulması önemli."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>35 yıldır Van Gölü'nde balıkçılık yapan Fuat Çelik de üç aydır limanda beklettikleri teknelerini av sezonu öncesi onardıklarını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bereketli bir sezon beklediklerini vurgulayan Çelik, "15 Temmuz'da av yasağımız kalkıyor. Teknelerimizi onardık, ağları düzenledik. Birkaç gün sonra sezona başlıyoruz. İlk ağları göle bırakacağız. Av yasağı döneminde inci kefali iyi korundu. Akarsularda balık bolluğu vardı. İnşallah gölde de bereketli bir sezon geçiririz. Şimdiden sezona hazırız." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Umarız bereketli bir yıl olur"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Önder Güler de "Üreme döneminde balığımız iyi korundu. Yasak dönemi bu anlamda verimli geçti. Uzun bir aranın ardından gölde 'vira bismillah' diyeceğiz. Birkaç gündür hazırlıklarımızı yapıyoruz. Teknelerimizi boyadık, eksiklerimizi tamamladık. Umarız bereketli bir yıl olur." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Van&amp;apos;da kaçak inci kefali avlayanlara 2 milyon 330 bin lira ceza verildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/vanda-kacak-inci-kefali-avlayanlara-2-milyon-330-bin-lira-ceza-verildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/vanda-kacak-inci-kefali-avlayanlara-2-milyon-330-bin-lira-ceza-verildi</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;da İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 15 Nisan&#039;dan bu yana inci kefalinin kaçak avlanmasının önlenmesi amacıyla yapılan denetimlerde 166 kişiye 2 milyon 330 bin 179 lira idari para cezası verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/vanda-kacak-inci-kefali-avlayanlara-2-milyon-330-bin-lira-ceza-verildi-1720086948.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vanda, kaçak, inci, kefali, avlayanlara, milyon, 330, bin, lira, ceza, verildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı, 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında üremek için Van Gölü'nden tatlı sulara göç eden inci kefallerinin korunmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda Asayiş, Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma, Sualtı Arama ve Kurtarma, Atlı Jandarma Takım Komutanlığı ile Asayiş Bot Komutanlığı ekiplerinin katıldığı çalışmalarda, balık göçünün yoğun olduğu bölgelerde gözlem noktaları oluşturuldu, 710 devriye görevi icra edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Av yasağının başladığı 15 Nisan'dan bu yana Van Gölü'ne dökülen tüm akarsu yataklarında yapılan denetimlerde 228 olaya müdahale eden ekipler, 4 bin 200 metre misina ve manyat ağ, 120 adet de kepçe, tırıvırı ve serpme ağ ele geçirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denetimlerde kaçak avlanmış 77 ton 754 kilogram inci kefali ele geçiren ve bu balıklardan canlı olan 19 ton 101 kilogramını suya bırakan ekipler, 166 kişiye de 2 milyon 330 bin 179 lira idari para cezası uyguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yunan sahil güvenlik unsurları Türk balıkçı teknesini batırmak istemiş</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yunan-sahil-guvenlik-unsurlari-turk-balikci-teknesini-batirmak-istemis</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yunan-sahil-guvenlik-unsurlari-turk-balikci-teknesini-batirmak-istemis</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;nin Gökçeada açıklarında avlanırken Yunan sahil güvenlik unsurlarınca teknesine zarar verilen balıkçı İlker Özdemir, &quot;Biz, kendi karasularımızda avlanırken bu duruma getirildik. Kasıtlıydı, öldürmek için yaptılar. Allah korudu.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/yunan-sahil-guvenlik-unsurlari-carptigi-turk-balikci-teknesini-batirmak-istemis-1720775137.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yunan, sahil, güvenlik, unsurları, Türk, balıkçı, teknesini, batırmak, istemiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong>Özdemir</strong>, AA muhabirine, 12 metrelik "<strong>Kızıl Elma</strong>" adlı teknesiyle balık avlamak için "<strong>Zürafa Kayalıkları</strong>" açıklarında yaşanan olayı anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Oğlu Efe Özdemir ile avlandıklarını belirten Özdemir, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Biz, kendi kara sularımızda avlanırken bu duruma getirildik. Kasıtlıydı, öldürmek için yaptılar. Allah korudu. Dikmeler olmasa kamara yatmıştı üzerimize. Görmedik, bir tur döndüler, ikinciye döndüler, 'Giderler' diye düşündük. Çünkü bulunduğumuz alan, çok alakasız bir yer. Yunan adasından 11,5 mil uzaktaydık. O rahatlıkla çalışıyorduk. Efe, son anda vurduğunu kayıt altına almış. Gördük, ondan sonra her şey çöktü. Batmayı engelledik. Sahil Güvenliği aradık. Sahil Güvenlik ekipleri, 17-18 dakika içinde ulaştılar. Vurup kaçtılar, 1-2 dakika batmamızı beklediler. Sonra uzaklaştılar. Kötü şeyler yaşadık maalesef, üzgünüz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240712-35122886-35122883-YUNAN_SAHIL_GUVENLIK_UNSURLARI_CARPTIGI_TURK_BALIKCI_TEKNESINI_BATIRMAK_ISTEMIS.jpg"></span></span></span></p>

<h3><strong><span><span><span>"Önemli olan, bundan sonrası için bir şeyler yapmak"</span></span></span></strong></h3>

<p><span><span><span>Özdemir, olayın ardından ne yapacaklarını bilemediklerini belirterek, teknesinin büyük hasar aldığını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kamaranın koptuğunu, zayiatın çok büyük olduğunu anlatan Özdemir, "Her yara kapanır. Önemli olan, bundan sonrası için bir şeyler yapmak. Kendi sularımızda buna cüret etmeleri... Kayıtlarda var, hiçbir şekilde bağlantımız yok. Direkt bize temasla batırmak istediler. Onlarda da zarar var, biz onun görüntülerini verdik. Şaşkınız." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240712-35122886-35122881-YUNAN_SAHIL_GUVENLIK_UNSURLARI_CARPTIGI_TURK_BALIKCI_TEKNESINI_BATIRMAK_ISTEMIS.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özdemir, olay sırasında camların kırıldığını ifade ederek, cam kırıklarının oğlunda ve kendisinde yaralara yol açtığını da sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dün Yunan sahil güvenlik unsurları, botlarıyla Özdemir'in teknesine çarparak hasar vermiş, bölgeye gelen Sahil Güvenlik ekiplerince tekne, 2 Sahil Güvenlik Botu'na yedeklenerek karaya çıkarılmıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da yaklaşık 2 ton kaçak midye ele geçirildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbulda-yaklasik-2-ton-kacak-midye-ele-gecirildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbulda-yaklasik-2-ton-kacak-midye-ele-gecirildi</guid>
<description><![CDATA[ Fatih&#039;te, yaklaşık 2 ton midyeyi kaçak avladıkları tespit edilen 2 kişiye toplam 52 bin 484 lira para cezası kesildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/07/istanbulda-yaklasik-2-ton-kacak-midye-ele-gecirildi-1719910130.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, yaklaşık, ton, kaçak, midye, ele, geçirildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ekipleri, Eminönü sahilinde bir araca deniz canlısı yüklendiği bilgisi üzerine harekete geçti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipler, araç kasasında yaptıkları aramada 100 çuval içinde yaklaşık 2 ton midye ele geçirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Midyeleri kaçak topladıkları anlaşılan M.A. ve M.K'ye Su Ürünleri Kanunu'nun "kaçak yolla avlanılan deniz canlısını perakende satanlara nakletmek" maddesi uyarınca 52 bin 484 lira para cezası uygulandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Midyeler, canlılığını sürdürebilmesi ve doğal yaşama kazandırılabilmesi amacıyla denize bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SİNABDER Olta Balıkçılarını Ayaş Çanıllı Barajı&amp;apos;nda Buluşturuyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sinabder-olta-balikcilarini-ayas-canilli-barajinda-bulusturuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sinabder-olta-balikcilarini-ayas-canilli-barajinda-bulusturuyor</guid>
<description><![CDATA[ Sincan Amatör Olta Balıkçılar Derneği (SİNABDER) tarafından Ayaş ilçesinde Asartepe (Çanıllı) Barajı’nda Turna Balığı Yakalama Yarışması ve Şenliği düzenlenecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/06/sinabder-olta-balikcilarini-ayas-canilli-barajinda-bulusturuyor-1719689560.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>SİNABDER, Olta, Balıkçılarını, Ayaş, Çanıllı, Barajında, Buluşturuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Sincan Amatör ve Sportif Olta Balıkçılar Derneği (<strong>SİNABDER</strong>) tarafından <strong>6-7 Temmuz 2024</strong> tarihlerinde düzenlenecek Turna Balığı Yakalama Yarışması ve şenliğine katılanlara sürpriz hediyeler ve yarışmada dereceye girenlere ödüller verileceği açıklandı. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan açıklamada, Ankara ili yanı sıra ülkemizin birçok ilinden dernek temsilcileri, sportif olta balıkçıları ve ailelerinin katılım sağlayacağı iki gün sürecek kamplı etkinlik kapsamında çeşitli aktiviteler, çocukların ve ailelerin katılım sağlayacağı eğlenceli yarışmaların yanı sıra Ankara Fotoğraf Gurubu tarafından “<strong>Balık, Amatör Balıkçılık ve Doğa</strong>” konulu fotoğraf yarışması da düzenlenecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ülkemizdeki olta balıkçılığı tutkunları 6 Temmuz Cumartesi sabahtan etkinlik alanına gelerek kamplarını kuracaklar. Pazar günü sabah kahvaltı ikramının ardından saat 05.00 ‘de başlayacak olan yarışma, saat 11.00 ‘de sona erecektir. Bot ve kıyıdan olmak üzere iki kategoride düzenlenecek olan yarışmada bot ile yarışmaya katılanlar takım halinde, kıyıdan yarışanlar ise ferdi olarak en büyük ve en çok turna balığını yakalamak için mücadele edecekler. Yakalanan balıklar ölçümü yapıldıktan sonra fotoğraf ve videolar ile kayıt altına alınıp tekrar ait olduğu suya bırakılacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>SİNABDER</strong> Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Niyazi Gerikalan Balık Haber</strong>’e yaptığı açıklamada “Sincan Amatör Olta Balıkçılar Derneği olarak, sportif amaçlı olta balıkçılığı ile spin balık avcılığı ve tekniklerini kamuoyuna tanıtmak, sevdirmek, gelişmesini sağlamak ve yarışma heyecanı duyan sportif olta balıkçılarını buluşturarak paylaşım ve yardımlaşma anlayışını geliştirmek, çevreye ve yaban hayatına karşı sorumlu bir şekilde sürdürülebilirliği ön planda tutmak öncelikli hedefimiz olmuştur. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl 10. sunu düzenlediğimiz ve artık geleneksel hale gelen yarışmamıza bu senede talep çok fazla olmaktadır. Yarışmalarımızda her geçen gün kendimizi yenilemeye çalışmaktayız. Bu yıl yarışmamızda yeni bir uygulama kullanacağız. Balıkçılarımıza yarışma başlamadan önce ölçüm cetveli vereceğiz. Tutulan balıkların ölçüm işlemleri botta ve kıyıda yapılıp fotoğraflanıp uygulama üzerinden hakem heyetine gönderilecek. Hakem heyetinden balığı salabilirsiniz onay mesajı geldikten sonra hemen balığı suyla buluşturacaklar. Bu uygulama balık ölümlerini sıfıra indirmiştir. Bizde bu sene uygulama kullanarak sportif balıkçılığın yaygınlaşması adına katkı vererek, bu bilincin oluşmasını sağlamış olacağız.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bizim yarışmalarımız lokasyon olarak Ankara’ya yakın olması ve ailelerin rahat edebileceği zaruri ve sosyal imkanları da hazırlamamız sebebiyle her zaman ilgi görmüştür. Ankara ve çevre illerden şimdiden yoğun talep gelmektedir. Ayrıca üst birliğimiz <strong>ASOF</strong> Federasyonumuza bağlı derneklerimizden de katılım sağlanmaktadır. </span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>SİNABDER</strong> Yönetim Kurulu olarak, bizlere destek veren kurum, kuruluş, sponsorlarımız, üyelerimiz ile birlikte yarışmaya katılacak sportif olta balıkçılarını ve ailelerine 2 gün sürecek olan kamplı eğlenceli etkinlik ve yarışma için yoğun tempoda misafirlerimizi rahat ettirmek adına hazırlanıyoruz. Umarım Yarışmamız ve etkinliğimiz kazasız bir şekilde geçer ailelerimizi mutlu bir şekilde sağ salim evlerine uğurlarız’’ ifadelerini kullandı. </span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>SİNABDER </strong>Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü <strong>Özden Aydın Şimşek</strong> ‘’Biz kadın olta balıkçıları olarak güven içerisinde balık tutmaya gidebileceğimiz rekreasyonel alan olmaması sebebiyle derneğimiz tarafından düzenlenen yarışma kadın olta balıkçıları için büyük bir fırsat olmaktadır. Biz kadın olta balıkçıları ancak derneklerimizin organizasyonlarında rahatça olta atma imkanı bulmaktayız. Yetkili kurumlardan talebimiz, istediğimiz zaman diliminde balığa gidebilmek için ülkemizin her köşesinde rekreasyonel alanların oluşturulması ve biz kadın olta balıkçılarının varlığının göz ardı edilmemesini istiyoruz. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dernek olarak organizasyonun kusursuz geçmesi için aylardır hazırlanıyoruz. Takdir edersiniz ki organizasyon alanında binlerce insanın zaruri ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için gerekli imkanları oluşturmak pek kolay bir şey değil. Yetkililerden tek isteğimiz yasadışı avcılıkla daha etkin mücadele edilmesi ve bu tarz etkinliklerde balıkçılarımız güzel balıklar yakaladıklarında bizlerin emekleri de boşa gitmemiş olacaktır. Biz <strong>SİNABDER</strong> olarak misafirlerimizi ağırlamak için hazırız ve tüm olta balıkçılarını davet ediyoruz’’ dedi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan açıklamalarda “1380 Sayılı Su ürünleri Kanunu, Su Ürünleri Yönetmeliği ve Amatör Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen 5/2 Tebliğ’ in belirlediği yasal kurallara ve derneğin belirlediği yarışma kurallarına tüm yarışmacıların uyması gerekmekte olup aykırı davrananlar diskalifiye edilecektir. Yalnızca olta balıkçılığı değil, kuş gözlem, bisiklet, doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılığı, kros/koşu, kamp, tırmanış gibi doğa sporları ile rekreasyonel faaliyetlere de hitap eden yarışma ve şenlikte ülke genelinden yüzlerce doğa aşığının katılım sağlayacağı etkinliğe Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ayaş Belediyesi, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile faaliyetlerini Ankara’da yürüten doğa sporları ile ilgili birçok Sivil Toplum Kuruluşu da katılımları ile destek veriyor” ifadeleri kullanıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık Haber Merkezi</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kocaeli’nde Zıpkınla Dev Orkinos Rekoru</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kocaelinde-zipkinla-dev-orkinos-rekoru</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kocaelinde-zipkinla-dev-orkinos-rekoru</guid>
<description><![CDATA[ Marmara’da Dev Orkinos avı nefes kesen bir takibe ve heyecana dönüştü. Geçtiğimiz hafta Kocaeli’de zıpkınla balık avına çıkan Volkan Topçu ve H. Görkem Gürsoy soluk kesecek heyecanlı ve rekor balık avına imza attı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/kocaelinde-zipkinla-dev-orkinos-rekoru-1725477419.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kocaeli’nde, Zıpkınla, Dev, Orkinos, Rekoru</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ülkemizdeki en aktif Zıpkıncı Planformu <strong>Türkiye Zıpkıncıları</strong>’nın kurucularından olan <strong>Volkan Topçu</strong> <strong>Balık Haber</strong>’e yaptığı açıklamada zıpkınla geçen hafta arkadaşı <strong>H. Görkem Gürsoy</strong> ile Kocaeli’nin Gebze bölgesinde balık avlamak için suya daldıklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>320 Kg. Ağırlığında Dev Mavi Yüzgeçli Orkinos</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Sürekli dalış yaptıkları noktada sualtında av sırasında devasa büyüklükte bir mavi yüzgeçli orkinos gördüklerini sözlerine ekleyen Topçu, balığı tam olarak gördükten sonra zıpkınla vurduğunu belirtti. Vurulan balığın kaçtığını ve bu esnada kullanmış olduğu zıpkın ve makarayı da parçaladığını sözlerine ekleyen Volkan Topçu, balığın üzerinde şişle ve 90 metre iple birlikte kaçarak kontrollerinden çıktığını ifade etti. </span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Orkinosa Sürek Avı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Orkinosun avlandıktan sonra kaçtığını belirten <strong>Volkan Topçu</strong> sözlerine şöyle devam etti “3 gün boyunca yoğun dalış yaparak su altında ve tekneyle kaçan balığı sürekli aradık. Üçüncü günün sonunda balığı üzerinde zıpkınımızdan çıkan şiş ve 90 metre ipimizle birlikte Marmara Denizi’nin açıklarında bularak, tekne ile karaya getirdik. Zaman kaybetmeden yetkililere haber verip Tarım Orman Müdürlüğü yetkililerinin inceleme yapmasını sağlayarak durumu kayıt altına aldık” dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Rekor Balık</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Yetkililer tarafından yapılan incelemede balığın 320 kg. rekor düzeyde büyüklükte olduğu, yenilemeyecek durumda bulunması sebebiyle sahipsiz sokak hayvanlarına verilmek üzere ilgililere teslim edildiği bildirildi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık Haber Merkezi – Adnan Kasapcı</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Samsun&amp;apos;da hamsinin kilogramı 200, palamudun tanesi 50 liradan satılıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/samsunda-hamsinin-kilogrami-200-palamudun-tanesi-50-liradan-satiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/samsunda-hamsinin-kilogrami-200-palamudun-tanesi-50-liradan-satiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;da denizlerde avın başlamasıyla tezgahlarda yerini alan sofraların vazgeçilmezi hamsinin kilogramı 200, palamudun tanesi ise 50 liradan alıcı buluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/samsunda-hamsinin-kilogrami-200-palamudun-tanesi-50-liradan-satiliyor-1725462901.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Samsunda, hamsinin, kilogramı, 200, palamudun, tanesi, liradan, satılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Av yasağının 1 Eylül'de kalkmasıyla denize açılarak ağlarını bırakan balıkçılar, limanlara kasalar dolusu balıkla dönüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Saathane Meydanı'nda balıkçılık yapan Abdurrahman Keleş, AA muhabirine, yeni av sezonuyla tezgahlarının taze balıklarla dolup taştığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Havaların sıcak gitmesi nedeniyle balık avının istenilen seviyelere henüz gelmediğini vurgulayan Keleş, "Tezgahlarımızda az da olsa hamsi var ama palamut çok bereketli. İstavrit, çinekop, levrek, somon, mezgit gibi balıklar da var. En çok palamuda ilgi var." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Havaların soğumasıyla balık tüketiminin de artacağını belirten Keleş, "Balığa ilgi var ancak havalar soğuduğu zaman daha çok ilgi olacak. Hamsinin kilogramı 200, palamudun tanesi 50 liradan alıcı buluyor. Deniz levreği ve çipura 250 lira, somon ve barbunya 100 lira, istavrit ise 50 liradan satılıyor. Satışlarımız da giderek artıyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akçakoca Limanı&amp;apos;na balıkçılar bol miktarda palamutla döndü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/akcakoca-limanina-balikcilar-bol-miktarda-palamutla-doendu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/akcakoca-limanina-balikcilar-bol-miktarda-palamutla-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Düzce&#039;nin Akçakoca ilçesinde balıkçılar limana bol miktarda palamutla döndü. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/akcakoca-limanina-balikcilar-bol-miktarda-palamutla-dondu-1725450381.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akçakoca, Limanına, balıkçılar, bol, miktarda, palamutla, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Batı Karadeniz'in önemli balıkçı limanlarından birine sahip Akçakoca'da tekneleriyle Karadeniz'e açılan balıkçılar, ağlarına takılan palamutları kasalara istifledikten sonra sabah erken saatlerde limana yanaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akçakoca Limanı'na gelen sevkiyat araçlarına kasalar halinde yüklenen palamutlar, balıkçı tezgahlarını süslemek için çevre il ve ilçelere doğru yola çıktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılardan Haydar Yaman, yeni sezonda palamudun kendisini göstermeye başladığını belirterek, "İnşallah böyle devam ederse vatandaşımız bu yıl ucuz fiyatlara balık yiyecek." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Gürol Alpan ise yeni sezona geçen seneye göre çok daha iyi başlangıç yaptıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akçakoca'da balıkçı tezgahlarında palamudun 3 tanesi 200 liradan alıcı buluyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yalova’da denizde mahsur kalan 4 amatör balıkçı, ekipler tarafından kurtarıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yalovada-denizde-mahsur-kalan-4-amatoer-balikci-ekipler-tarafindan-kurtarildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yalovada-denizde-mahsur-kalan-4-amatoer-balikci-ekipler-tarafindan-kurtarildi</guid>
<description><![CDATA[ Yalova’da balık tutmak için kayıkla denize açılan 4 amatör balıkçı, motor arızasından dolayı denizde mahsur kaldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/yalovada-denizde-mahsur-kalan-4-amator-balikci-ekipler-tarafindan-kurtarildi-1725429189.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yalova’da, denizde, mahsur, kalan, amatör, balıkçı, ekipler, tarafından, kurtarıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Su ürünleri kontrol görevi yapan ekipler, 2-3 saat mahsur kaldığı öğrenilen amatör balıkçıları kurtardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yalova’da dün akşam saatlerinde kayıkla denize açılıp balık tutmak isteyen 4 amatör balıkçının içinde yer aldığı kayığın motoru bir süre sonra arıza yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaklaşık 2-3 saat denizde mahsur kalan amatör balıkçılar, su ürünleri kontrol görevi yapan ve bölgeden geçen ekiplerce kurtarıldı. Ardından mahsur kalan 4 kişi, emniyetli bir şekilde Çınarcık Balıkçı Barınağı'na götürüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Edinilen bilgiye göre, Yalova Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şubesi ekiplerinin rutin olarak gerçekleştirdikleri su ürünleri kontrol görevi esnasında motor arızası nedeniyle denizde mahsur kalarak akıntıyla açığa sürüklenen amatör balıkçıları fark etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tekne emniyetli şekilde ekipler tarafından çekilerek Çınarcık Balıkçı Barınağı’na götürüldü. Balıkçıların denizde yaklaşık 2-3 saat mahsur kaldıkları ve sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rötarlı &amp;quot;vira bismillah&amp;quot; diyen Tekirdağlı balıkçılar limana bol palamutla döndü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/roetarli-vira-bismillah-diyen-tekirdagli-balikcilar-limana-bol-palamutla-doendu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/roetarli-vira-bismillah-diyen-tekirdagli-balikcilar-limana-bol-palamutla-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Tekirdağ&#039;da hava şartları nedeniyle av sezonu açılışından bir gün sonra avlanabilen balıkçılar, ağlarına dolan palamutlarla limana döndü. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/rotarli-vira-bismillah-diyen-tekirdagli-balikcilar-limana-bol-palamutla-dondu-1725428787.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Rötarlı, vira, bismillah, diyen, Tekirdağlı, balıkçılar, limana, bol, palamutla, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Süleymanpaşa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı İbrahim Pehlivanoğlu, gazetecilere, av yasağının bittiği gün balıkçıların fırtına ve sağanak nedeniyle ava çıkamadıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Havanın normale dönmesiyle balıkçıların bereketli bir av geçirdiklerini anlatan Pehlivanoğlu, "Balıkçı arkadaşlarımız ilk avını yaptı ve bol miktarda balıkla döndü. Bu yıl palamudun bol olmasını bekliyoruz. Hava şartları el verdiği sürece ava çıkıp, vatandaşlarımıza ucuz ve taze balık sunmaya gayret edeceğiz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Hasan Erol da bereketli bir sezon beklediklerini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Palamut tezgahları süsledi, fiyatlar yarıya düştü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/palamut-tezgahlari-susledi-fiyatlar-yariya-dustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/palamut-tezgahlari-susledi-fiyatlar-yariya-dustu</guid>
<description><![CDATA[ Trabzon&#039;da 1 Eylül itibariyle av sezonun açılması sonrası denizlerde palamut bolluğu yaşanırken, palamudun fiyatı 40 ila 75 lira arasında değişiyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/palamut-tezgahlari-susledi-fiyatlar-yariya-dustu-1725352292.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Palamut, tezgahları, süsledi, fiyatlar, yarıya, düştü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Trabzon'da 1 Eylül itibariyle av sezonun açılması sonrası denizlerde palamut bolluğu yaşanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ortahisar ilçesinin Moloz mevkisindeki balıkçı tezgahlarında tanesi 40 ile 75 lira arasında satılan palamut, fiyatının uygunluğundan ötürü vatandaşların en çok tercih ettiği balıklar arasında yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tezgahlarda mezgidin kilogramı 100, istavritin 75, deniz somonun tanesi 175, levreğin kilosu 250 liradan satılırken, palamudun ise 5 tanesi 200 liradan satılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılardan Gökmen Aydın, AA muhabirine, yeni sezonda palamudun bol olacağını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aydın, palamudun fiyatının uygun olduğunu belirterek, "Hava sıcak olduğu için balık dipte. Soğuması lazım ki balık yukarılara gelsin. Palamudun tanesi 75 lira. En ucuz gıda maddesi balık. Fiyatlar normal. İlla ki fiyatlar da düşer. Geçmiş sezonda palamudun tanesi 150-200 lirayken şu an 75 lira. Bu fiyattan yukarı daha çıkmaz ve vatandaşlarımız normal fiyattan yer." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mehmet Örseloğlu ise bol ve bereketli bir sezon beklediklerini kaydederek, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Sezonun ikinci günündeyiz. Palamudun bu sezon bol ve bereketli geçmesini bekliyoruz. Fiyatlar da gayet uygun, vatandaşlarımız da gönül rahatlığıyla palamutlarını alıyor. Sezon açılmadan önce fiyatları 150 liraydı. 1 Eylül'den itibaren fiyatlar gayet uygun 40 ile 75 lira arası değişiyor. Fiyatları düşmez ama ilerleyen süreçte gramajı artarken fiyatları sabit kalır." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan vatandaşların da balık fiyatlarındaki düşüşle birlikte balıkçı tezgahlarına ilgi gösterdikleri görüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bol çıkan palamut hem balıkçının hem tüketicinin yüzünü güldürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bol-cikan-palamut-hem-balikcinin-hem-tuketicinin-yuzunu-gulduruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bol-cikan-palamut-hem-balikcinin-hem-tuketicinin-yuzunu-gulduruyor</guid>
<description><![CDATA[ 1 Eylül&#039;de &quot;Vira bismillah&quot; diyerek ekmeğini denizden çıkarma mücadelesine koyulan Karadenizli balıkçılar, limanlara kasalar dolusu palamutla dönüyor - Sinop Merkez Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Namık Ünlü: -&quot;Palamudu şu an çok iyi görüyoruz. Bunun bir iki ay devam etmesini diliyoruz, palamudun göç zamanına kadar&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/bol-cikan-palamut-hem-balikcinin-hem-tuketicinin-yuzunu-gulduruyor-1725449843.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bol, çıkan, palamut, hem, balıkçının, hem, tüketicinin, yüzünü, güldürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Denizlerde av yasağının 1 Eylül'de sona ermesiyle bol miktarda ağlara takılan palamut, hem balıkçının hem de tüketicinin yüzünü güldürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>1 Eylül'de "Vira bismillah" diyerek ekmeğini denizden çıkarma mücadelesine koyulan Karadenizli balıkçılar, limanlara kasalar dolusu palamutla dönüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ağlara takılan tonlarca palamut, tezgahlarda tanesi 40 ila 50 lira arasında değişen fiyatlarla alıcılarla buluşturuluyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sinop Merkez Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı <strong>Namık Ünlü</strong>, AA muhabirine, sezonun balıkçılar açısından çok güzel ve bereketli başladığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özellikle palamut avcılığındaki bolluğun zor süreçten geçen balıkçıları oldukça memnun ettiğini vurgulayan Ünlü, sezon öncesi palamut bolluğu yaşanacağı yönündeki tahminlerinin gerçeğe dönüştüğünü belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karadeniz'in her yerinde yüksek miktarlarda palamut avlandığına dikkati çeken Ünlü, "Sezonumuz çok güzel başladı. Balık çeşitlerimiz bol. Zaten bol ve bereketli bir palamut bekliyorduk. Beklentilerimiz de yerine geliyor inşallah." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ünlü, palamut avcılığındaki bolluğun 2 ay kadar sürmesini beklediklerini dile getirerek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Palamudu şu an çok iyi görüyoruz. Bunun 1-2 ay devam etmesini diliyoruz, palamudun göç zamanına kadar. Ondan sonra da hamsi, istavrit derken sezon böyle uzar gider. Tabii bolluk var, fiyatlar şimdi düşük. 700-800 gram palamutları 50 liradan satışa sunduk. Herkesin bütçesine göre bir satışımız oluyor. Biz de bolluk varken maliyetler yüksek olsa bile sürümden kazanıyoruz. Onun için halkımıza arz ettik, halkımız bol bol yesin."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Umutlarımız boşa değilmiş"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Mert Kanal da palamudun sezon öncesi umutlarını boşa çıkarmadığına işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sezonun istedikleri gibi gittiğini aktaran Kanal, "Sezondan zaten umutluyduk. Umutlarımız boşa değilmiş. Gayet güzel bir sezon başladı. Palamut avcılığı bol ve bereketli. Bir balık 700-800 gram, 50 liraya kadar düştü. Bir balıkla bir kişi değil, hemen hemen 2 kişi doyuyor. Bu da güzel bir şey. Çünkü balıkçılık ülke ekonomisine katkı sunuyor. Vatandaşların ucuza bol bol balık yiyebilmesi demek. Umarız bu durum böyle sürer. Sürdüğü zaman biz de vatandaşımız da mutlu oluyor. Ayrıca bunu tutan da mutlu oluyor, çünkü bu bir zincir." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zonguldak&amp;apos;ta sezonun başlamasıyla balık pazarı hareketlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/zonguldakta-sezonun-baslamasiyla-balik-pazari-hareketlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/zonguldakta-sezonun-baslamasiyla-balik-pazari-hareketlendi</guid>
<description><![CDATA[ Av yasağının dün sona ermesinin ardından tezgahlardaki yerini almaya başlayan balıklara vatandaşlar ilgi gösterdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/zonguldakta-sezonun-baslamasiyla-balik-pazari-hareketlendi-1725301299.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zonguldakta, sezonun, başlamasıyla, balık, pazarı, hareketlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Av yasağı sonrası "Vira bismillah" diyerek denize açılan Zonguldaklı balıkçılar, palamut, mezgit ve istavritle limana döndü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık pazarındaki tezgahlarda yerini alan balıklar, yoğun ilgiyle karşılaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tezgahların başında kalabalık oluşturan müşteriler, palamudun kilogramını 75 ila 100, mezgidin kilogramını 150, istavridin kilogramını ise 100 liradan satın aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentte 45 yıldır balıkçılık yapan 70 yaşındaki Bayram Yılmaz, AA muhabirine, ete göre balığın çok uygun fiyata satıldığını belirterek, "Karadeniz'in bu kesimlerinde, Ordu'ya kadar güzel palamut var. Geçen sene hiç olmamıştı bildiğiniz gibi. Bu sene güzel başladı. İnşallah da devamı gelir. Allah verecek, biz satacağız, vatandaş yiyecek." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Av yasağının sona ermesiyle Ordu&amp;apos;da balıkçı tezgahları şenlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/av-yasaginin-sona-ermesiyle-orduda-balikci-tezgahlari-senlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/av-yasaginin-sona-ermesiyle-orduda-balikci-tezgahlari-senlendi</guid>
<description><![CDATA[ Ordu&#039;da av yasağının sona ermesiyle denize açılan balıkçıların avladığı palamut, istavrit ve çinekoplar tezgahları süslemeye başladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/av-yasaginin-sona-ermesiyle-orduda-balikci-tezgahlari-senlendi-1725278397.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yasağının, sona, ermesiyle, Orduda, balıkçı, tezgahları, şenlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tekneleriyle saat 00.00'dan sonra denize açılarak ağlarını bırakan balıkçılar, limanlara kasalar dolusu balıkla döndü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türlerine göre tek tek kasalara yerleştirilen balıklar, sabah saatlerinden itibaren tezgahlarda yerini almaya başladı. Yeni avlanmış palamut, istavrit ve çinekop vatandaşlardan ilgi gördü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Perşembe ilçesinde balıkçılık yapan Metin Bekçi, AA muhabirine, balıkçıların ilk gece ağlarını özellikle palamut ve istavritle doldurduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vatandaşların ilk gün balık tezgahlarına yoğun ilgi gösterdiğini belirten Bekçi, daha çok palamut ve istavritin satıldığını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Emre Karadeniz de sezonun bereketli başladığını, tezgahlarının ilk günde şenlendiğini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Emrah Kılıç, balık çeşitlerinin artmasıyla fiyatların gerilediğini ifade ederek, "Palamudun tanesi 75 ila 100 lira arasında, istavritin kilogramı da 100 liradan satılıyor. Bu balıkların fiyatı bundan bir hafta önce iki katıydı." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Erdal Çamaş ise bu sezon vatandaşların ucuz balık tüketebileceğine işaret ederek, "Sezon daha yeni açıldı. Şimdiden balık çeşidi oldukça fazla. İlerleyen haftalarda balık fiyatları daha da düşecek. Vatandaş bu sene bol bol balık yiyebilecek." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Edirne&amp;apos;de balık pazarındaki tezgahlarda palamut bolluğu yaşanıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/edirnede-balik-pazarindaki-tezgahlarda-palamut-bollugu-yasaniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/edirnede-balik-pazarindaki-tezgahlarda-palamut-bollugu-yasaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Edirne&#039;de av sezonunun başlamasının ardından balıkçı tezgahları palamutla doldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/edirnede-balik-pazarindaki-tezgahlarda-palamut-bollugu-yasaniyor-1725301901.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Edirnede, balık, pazarındaki, tezgahlarda, palamut, bolluğu, yaşanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Sezonun başlamasıyla balık satışı yapılan tezgahlarda hareketlilik başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık Pazarı'nda satış yapan balıkçılar "yerli palamut", "taze palamut" diye bağırarak vatandaşları tezgahlarına çekmeye çalışıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Palamutlar 50-200 lira arasında satışa sunuluyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20240902-35544526-35544520-EDIRNEDE_BALIK_PAZARINDAKI_TEZGAHLARDA_PALAMUT_BOLLUGU_YASANIYOR.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Balığın fiyatı daha da düşecek"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Yusuf Çimen, AA muhabirine dün itibarıyla "vira bismillah" dediklerini hatırlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Teknelerdeki balıkçıların da "rastgele" diyerek denizlere açıldığını ifade eden Çimen, "Denizlerimizde palamut bolluğu yaşanıyor. Bir hafta, 10 gün sonra yer gök palamut olacak. Önceki senelerde nasıl 4 tanesini 100 liraya sattıysak yine vatandaşımıza sunacağız. Şu an sezon başı, balığın fiyatı daha da düşecek." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vatandaşların balık özleminin sona erdiğini ve bu yıl bol bol balık yiyeceklerini dile getiren Çimen, hamsinin kilosunu 200 lira, çipura boyuna göre 250-400 lira, sardalya ve istavritin kilosunu da 150 liradan sattıklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık fiyatlarının uygun olduğunu söyleyen Çimen, "Denizde kıyıdan dahi ağ atsak ağa palamut düşüyor. Her yer palamut. Denizde ayağını taşa vur altından palamut çıkıyor o kadar çok. Palamut tezgahlara da akın akın geliyor. Sadece fiyatın daha da düşmesi için 10 günlük süreye ihtiyaç var." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Doğan Gümeci de palamut bolluğu yaşandığını ve vatandaşların uygun fiyata balığa ulaştığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vatandaşlardan Yıldırım Beyazıt ise dört gözle bekledikleri sezonun açılmasının mutluluğunu yaşadığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Taze balığın tadını özlediklerini belirten Beyazıt, "Sık sık balık tüketirim. Değişik balıkları tüketmeyi tercih ediyorum. Sezon palamutla başladı biz de tadına bakacağız." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Av sezonunun açılmasıyla Gürpınar Balık Hali&amp;apos;nde palamut bolluğu yaşandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/av-sezonunun-acilmasiyla-gurpinar-balik-halinde-palamut-bollugu-yasandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/av-sezonunun-acilmasiyla-gurpinar-balik-halinde-palamut-bollugu-yasandi</guid>
<description><![CDATA[ Beylikdüzü Gürpınar Balık Hali&#039;nde, av sezonunun açılmasıyla yaşanan palamut bolluğu, balıkçıların yüzünü güldürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/av-sezonunun-acilmasiyla-gurpinar-balik-halinde-palamut-bollugu-yasandi-1725278998.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>sezonunun, açılmasıyla, Gürpınar, Balık, Halinde, palamut, bolluğu, yaşandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Denizlerde av yasağının 1 Eylül'de sona ermesiyle "vira bismillah" diyerek denize açılan balıkçıların yüzü bu sene palamutla gülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yakaladıkları balıkları satmak için Gürpınar Balık Hali’ne gelen balıkçılar hareketliliğe sebep oldu. Sezonun ilk balıklarını almak isteyenler birbiriyle kıyasıya yarışırken kasalarla hale getirilen balıklar mezat usulü satışa çıkartıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılar atılan ağlarda en çok palamut ve sardalya yakaladıklarını belirtti. Av sezonunun başında palamut, halde en çok satılan balıklardan oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Halde palamudun çifti ortalama 150 liradan, sardalyanın kasası 500-700 lira, hamsinin kasası 1500-2000 lira, tekirin kasası ise 1000-1500 liradan satışa çıkarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirine açıklamalarda bulunan balıkçı Onurcan Akkoyun, bu yıl denizden beklentilerinin yüksek olduğunu ifade ederek palamut, çinekop ve hamsiyle bereketli bir sezon geçirmeyi beklediklerini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akkoyun, palamudun bu sene bol olduğunu belirterek "Halkımızı bu sene bol bol palamut yemeye davet ediyorum. Sağlık için balık. Dünya üzerinde katkı maddesi olmayan tek besin kaynağı şu anda bizim için. Balığın durumuna göre halde palamudun çifti 150-200 lira arasında satılıyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akkoyun, halde balığın ucuz olmasından dolayı balıkçıların ve vatandaşın yüzünün güleceğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Mahmut Uçan da bu sezonun güzel geçeceğini; palamut, sardalya, istavrit ve hamsi bolluğu olduğunu anlatarak Karadeniz'de avlanan balıkçıların hale 10 bin kasayı aşkın palamut getirdiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl palamudun en bol olduğu sezon olacağını aktaran Uçan, kırmızı ete göre balığın kilosunun daha uygun olduğunu belirterek vatandaşları balık yemeye davet etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sinop&amp;apos;ta, balıkçıklar ilk gün limana 500 kasa palamutla döndü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sinopta-balikciklar-ilk-gun-limana-500-kasa-palamutla-doendu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sinopta-balikciklar-ilk-gun-limana-500-kasa-palamutla-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Sinop&#039;ta av yasağının sona ermesiyle &quot;vira bismillah&quot; diyerek denize açılan balıkçılar, av sezonunun ilk gününde limana 500 kasa palamutla döndü. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/sinopta-balikciklar-ilk-gun-limana-500-kasa-palamutla-dondu-1725277612.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sinopta, balıkçıklar, ilk, gün, limana, 500, kasa, palamutla, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kentte küçük tekneleriyle denize açılan balıkçıların yüzü bol miktarda avladıkları palamutla güldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Abalı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ömer Tuncer, AA muhabirine, sezonu bol miktarda avladıkları palamutla açtıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlk gün itibarıyla 500 kasa palamut avlandığını vurgulayan Tuncer, bunun devamının geleceğini tahmin ettiklerini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Ali Şanlı ise sezonun ilk gününde Allah'ın yüzlerine güldüğünü belirterek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Gece denize açıldık. Yakamoz zayıftı ama balık güçlü, kuvvetli olduğu için ağlara iyi takıldı.Tahmini 3-4 bin balık yakaladık. Herkse rast gelsin. Bu sene balık güzel olacak öyle görünüyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sezonun ilk avında Kocaelili balıkçıların ağına sardalya takıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sezonun-ilk-avinda-kocaelili-balikcilarin-agina-sardalya-takildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sezonun-ilk-avinda-kocaelili-balikcilarin-agina-sardalya-takildi</guid>
<description><![CDATA[ Av yasağının kalkmasıyla &quot;vira bismillah&quot; diyen Kocaelili balıkçıların ağları, sardalyayla doldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/sezonun-ilk-avinda-kocaelili-balikcilarin-agina-sardalya-takildi-1725277181.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sezonun, ilk, avında, Kocaelili, balıkçıların, ağına, sardalya, takıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Karamürsel ilçesinde düzenlenen törenin ardından Ereğli Limanı'ndan 38 metrelik gırgır teknesiyle ayrılan Ali Abanoz, İzmit Körfezi'ni geçerek Yalova açıklarında ağlarını denize bıraktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Teknenin 25 kişilik mürettebatı, balıkla dolan ağları yaklaşık 2 saatte topladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkları tür ve büyüklüğüne göre ayırarak kasalara dolduran balıkçılar, 1000 kasa sardalyayı Yalova Dereağzı balık çıkarma noktasında kıyıya çıkarıp soğutuculu araçlarla Bursa ve Karamürsel Ereğli balık hallerine sevk etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sezonun ilk avını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşayan balıkçılar, Marmara Denizi'nde ava devam etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çanakkale&amp;apos;de hava muhalefeti nedeniyle balıkçı tezgahları boş kaldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/canakkalede-hava-muhalefeti-nedeniyle-balikci-tezgahlari-bos-kaldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/canakkalede-hava-muhalefeti-nedeniyle-balikci-tezgahlari-bos-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;de av yasağının sona ermesiyle &quot;vira bismillah&quot; diyerek denize açılan balıkçılar, hava muhalefeti nedeniyle sezonun ilk gününde umduğunu bulamadı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/canakkalede-hava-muhalefeti-nedeniyle-balikci-tezgahlari-bos-kaldi-1725277423.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çanakkalede, hava, muhalefeti, nedeniyle, balıkçı, tezgahları, boş, kaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye'de 15 Nisan'da başlayan av yasağı,1 Eylül itibarıyla sona erdi. Sezon hazırlıklarını tamamlayarak denize açılan Çanakkaleli balıkçılar, dün geceki hava muhalefetinden olumsuz etkilendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılar, olumsuz hava koşulları nedeniyle avlanmakta güçlük çekerken, balıkhanedeki tezgahlar da ilk gün boş kaldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çanakkale Bölgesi Su Ürünleri Kooperatifi Birliği Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ramazan Hasan Uysal</strong>, AA muhabirine, hava şartlarının dün geceki avcılığı olumsuz etkilediğini, genellikle eylül ayının ilk gününde hava değişiminin yaşandığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizde balığın olduğunu, sadece hava kötü olduğu için az avcılık yapıldığını anlatan Uysal, "Balıkçılar 5 aydır yatıyor, adaptasyon sorunu var. Takım, teşkilat bir anda yerine oturmaz. Bugün çok aktif olamazlar çünkü teknenin bakımlarını yaptılar. Bugün biraz daha temkinli davranırlar. Karadeniz'de palamut, Marmara'da hamsi bol gözüküyor. İyi bir sezon olacağını tahmin ediyorum. Palamut, hamsi ve istavritin bundan sonra bol olacağını düşünüyorum. Halkımız bu sene bol bol balık yiyecek." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balık fiyatlarının arz ve talebe göre değişkenlik gösterdiğini aktaran Uysal, "Balıkçı filomuzun bu talebi arz edeceğine inanıyoruz. Çünkü güçlü bir filomuz var. İyi bir soğuk zincirimiz oluştu. Bu sezon özellikle insanların yılbaşına kadar bol bol balık yiyeceğini düşünüyorum." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Ali Dinç de sezonun ilk gününde balığın az olmasına ilişkin, "Tekneler, takımlar hazırlanıyor. Balık bulamıyorlar, ağı attıkları yerde ilişenlere takılıyor. Saat 00.00'da çıktılar. 1-2 saatte bu balığı hemen bulamazlar. Ege'de bilhassa hava muhaletefi balıkçıları zorladı." ifadeledini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu sene en çok palamudun bol göründüğünü belirten Dinç, "Hayırlısıyla inşallah ondan sonra da hamsi de bollaşır, çinekop ve lüfer arkadan gelir. Görüntü iyi duruyor ama bu karadaki tarım gibidir. Bir anda yok olabiliyor. Balık kendisini beslenmeye aldığı zaman Ukrayna tarafına dönüyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Volkan Kaşık ise sezonun ilk günü hava muhalefetinden dolayı az miktarda balığın balıkhaneye geldiğini ifade ederek, "Vatandaş ilk gün umduğunu bulamayacak ama önümüzdeki günlerde havaların düzelmesiyle bolluk başlayacak. Balıkçılar özellikle palamudun çok olduğunu söylüyor. Vatandaş bu sene uygun fiyata balık yiyecek." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arnavutköy’de balıkçılar denize açıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/arnavutkoeyde-balikcilar-denize-acildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/arnavutkoeyde-balikcilar-denize-acildi</guid>
<description><![CDATA[ Denizlerde av yasağının sona ermesiyle balıkçılar Arnavutköy&#039;den denize açıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/arnavutkoyde-balikcilar-denize-acildi-1725276957.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Arnavutköy’de, balıkçılar, denize, açıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Arnavutköy Karaburun Limanı’nda balıkçılarla bir araya geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>“Vira bismillah” diyerek balıkçılarla buluşan Candaroğlu, balık sezonunun açılışını gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Candaroğlu, sezonunun hayırlı ve bereketli olmasını dileyerek şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>“Karaburun’umuzda ve Arnavutköy’ümüzde balıkçılıkla uğraşan tüm esnafımıza hayırlı, bol kazançlar diliyorum. Çapari balıkçılığında son 15 gündür bereketli mahsuller oldu. İnşallah ağ ile de balıkçılarımız, denize gönül vermiş dostlarımız bereketli bir sezon geçirecekler, ben de yasakların kalktığı ilk günde reislerimizle denize çıktım, ayağımız bereketli geldi. Bu sene palamut bol olacak gibi duruyor. İnşallah böyle devam eder. Tüm vatandaşlarımızın balığa doyduğu bir sezon olmasını temenni ediyorum”</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arnavutköy Belediyesi olarak her zaman balıkçıların yanında olduklarını vurgulayan Candaroğlu, gelecek yıl "Palamut Festivali" adı altında bir etkinlik düzenlemeyi planladıklarını duyurdu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ege&amp;apos;de deniz av sezonu bereketli başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/egede-deniz-av-sezonu-bereketli-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/egede-deniz-av-sezonu-bereketli-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Av sezonunun başlamasıyla denize açılan balıkçılar eli dolu döndü - İzmir Balıkçı İş Adamları Derneği Başkanı Şahin Çakan: - &quot;Ege&#039;de hamsi, sardalya bol miktarda çıktı. Denize 50 tane balıkçı çıktıysa hiç kimse eli boş dönmedi. Yüklü miktarda balık geldi. Şu anda balık halinde görüyorsunuz her tarafta balık dolu. Bunlar da piyasaya yansır&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/egede-deniz-av-sezonu-bereketli-basladi-1725296814.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Egede, deniz, sezonu, bereketli, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>"Vira bismillah" diyerek 1 Eylül'de denize açılan Egeli balıkçılar, ağların dolu çekilmesiyle sezona güzel başlangıç yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Av yasağının başladığı 15 Nisan'dan itibaren limanlara demirli balıkçı gemileri için deniz hasreti önceki gün sona erdi. Balıkçılık sezonunun başlamasıyla çok sayıda gemi İzmir Güzelbahçe Balıkçı Barınağı'ndan Ege Denizi'ne açıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>"Vira bismillah"</strong> diyerek denizin dalgalı sularıyla buluşan balıkçılar, yakaladıkları balıkları satmak için Ege'nin en büyük balık hali olan İzmir Su Ürünleri Hali'ne getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hareketliliğin gözlendiği halde sezonun ilk balıklarını almak isteyenler kıyasıya yarıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ege Denizi'nden tutulan 50'ye yakın balık çeşidinin satışa sunulduğu İzmir Su Ürünleri Hali'nde diğer bölgelerden gelen türler de alıcı buluyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Balıkçı İş Adamları Derneği Başkanı Şahin Çakan, AA muhabirine, Ege Denizi ve Türkiye genelinde sezonun bereketli başladığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ege Bölgesi'nin Türkiye'nin hem balık tüketimi hem de üretiminde ön sıralarda yer aldığını ifade eden Çakan, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bizim en büyük korkularımızdan biri iklim değişikliğiydi. İnanılmaz derecede bir sıcaklık vardı. Deniz suyunun sıcaklığı da çok yüksekti. Ama biz umutlu ve güzel başladık. Karadeniz'de inanılmaz bir palamut vardı, bugün de devam ediyor. Ege'de hamsi, sardalya bol miktarda çıktı. Denize 50 tane balıkçı çıktıysa hiç kimse eli boş dönmedi. Yüklü miktarda balık geldi. Şu anda halde görüyorsunuz her tarafta balık dolu. Bunlar da piyasaya yansır."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "İnsanlarımız rahatlıkla balık tüketebilir"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Çakan, İzmir Körfezi'nde yaşanan toplu balık ölümlerinin balıkçılık sektörüyle bağlantısının olmayacağına işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Körfezi'nin 1979 yılından beri balık avcılığına kapalı olduğunu dile getiren Çakan, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bizim endüstriyel dediğimiz gemilerin hiçbirinin İzmir Körfezi'ne girip avcılık yapma şansı yok. İzmir Körfezi'nde sadece sportif amaçlı olta balıkçılığı yapılıyordu. Onlara da yasak geldi. Şu anda hiçbir sıkıntı yok. İzmir Körfezi'nde oltacıların tuttuğu balığı da bizim satma imkanımız yok. Şu anda İzmir balık halinde görüyorsunuz. Buraya gelen balıkların hepsinin menşei belli. Hangi teknede tutulmuş, hangi alanda tutulmuş, çıkış yerleriyle beraber hallerin girişinde yer alıyor. Yani biz açık deniz avcılığı yapıyoruz ve onun devamını sağlıyoruz. İnsanlarımız rahatlıkla balık tüketebilir."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Esnaf mutlu</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Esnaf Osman Akbıyık da sezonun çok iyi başladığını belirterek, umutlu olduklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Körfezdeki balık ölümlerinin vatandaşları tedirgin ettiğini ama buradaki ürünlerin açıktan tutulduğunu vurgulayan Akbıyık, "Balıklar Karaburun, Çeşme, Didim tarafından geliyor, vatandaşımız rahatlıkla yiyebilirler. Bir sıkıntı yok." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlk günlerde özellikle Karadeniz'de bol palamut çıktığını ve fiyatların da uygun olduğunu dile getiren Akbıyık, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bugün 2 kamyon palamut geldi, tanesi 50 liradan satıldı. Vatandaş bu sene rahatlıkla ucuz balık yer diye düşünüyorum. Ege'de de iyi başladık, ileriki birkaç gün içerisinde daha iyi olacak inşallah. Hamsilerin kasası 600-700 lira, yani kilosu 50-60 liraya geliyor, iyi yani. Geçen sene de o paralaraydı ama böyle devam ederse sardalya, hamside daha düşebilir fiyatlar."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Okay Kaya ise sezonun bereketli olacağına inandığını, bunun da fiyatlara yansıyacağını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ege'den yaklaşık 50 çeşit balık çıktığını ve halkın bu sene bol bol balık yiyeceğini aktaran Kaya, buradan farklı kentlere de balık gönderildiğini ve fiyatların uygun olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İzmir Balık Avcıları Su Ürünleri Kooperatifinin Satış Temsilcisi Ahmet Kaya, sezonun başlamasıyla halde hareketliliğin yaşandığını, balıkçılık sektörünün sezona mutlu başladığını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kocaeli ve Zonguldak&amp;apos;ta av sezonuna girmeye hazırlanan balıkçılar için tören düzenlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kocaeli-ve-zonguldakta-av-sezonuna-girmeye-hazirlanan-balikcilar-icin-toeren-duzenlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kocaeli-ve-zonguldakta-av-sezonuna-girmeye-hazirlanan-balikcilar-icin-toeren-duzenlendi</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli ve Zonguldak&#039;ta av yasağının bu gece yarısı sona ermesiyle denizlere açılacak balıkçılar için tören gerçekleştirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/kocaeli-ve-zonguldakta-av-sezonuna-girmeye-hazirlanan-balikcilar-icin-toren-duzenlendi-1725267737.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kocaeli, Zonguldakta, sezonuna, girmeye, hazırlanan, balıkçılar, için, tören, düzenlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Karamürsel ilçesindeki Ereğli sahilinde düzenlenen törende, balıkçılar, gece saat 00.00'da sona eren av yasağı öncesinde bir araya gelerek dualar etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Törene katılan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, "Yeni sezonun balıkçılara bereketli olmasını kazasız belasız bitirmelerini rabbimden niyaz ediyorum, inşallah geçtiğimiz yıllardan çok daha bereketli, kazasız belasız sezonu tamamlarlar." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karamürsel Belediye Başkan Yardımcısı İlkay Kaya da yeni sezonun hayırlı, bereketli olması dileğinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tekne sahiplerine Türk bayrağı ve baklava verilmesinin ardından kortej oluşturan balıkçılar, meşale yakarak av bölgelerine gitmek üzere denize açıldı.​​​​</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vatandaşlar ve balıkçılar törene yoğun ilgi gösterdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Zonguldak</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Zonguldak'ın Kilimli ilçesinde balıkçılar, denizlerde av yasağının sona ermesine kısa süre kala Kilimli Limanı'nda son hazırlıklarını ve kontrollerini yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl denizde bol miktarda palamut avlanmasını öngören balıkçılar, yeni sezonda verimli bir sezon geçirip vatandaşın ucuz fiyata balık yemelerini sağlamayı hedefliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kilimli Kaymakamı Necdet Özdemir, burada yaptığı konuşmada, balıkçılığın ülke adına önemli bir gelir kaynağı olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vatandaşların doğal ve sağlıklı bir yiyeceği daha bol miktarda kavuşacak olmasının önemine dikkati çeken Özdemir, "Bu sezon işleriniz ne kadar güzel olursa vatandaşlarımız da o kadar ucuz ve o kadar da çok bu yiyeceğe kavuşmuş olacak. Sizlere bol ve bereketli kazançlar diliyorum. İnşallah bu sezon diğer sezonlardan çok daha iyi olur umuduyla sezonun hayırlı olmasını temenni ediyorum." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özdemir, denizlerin temiz tutulmasının önemli olduğunu ifade ederek, "Denizlerimizi hem her türlü atıktan, kirlilikten korumak hem de balıkçılığın sürdürülebilir olması için devletin koyduğu kurallara uymanız çok önemli. Yasal sınırlar içerisinde avcılık yapmanız balıkçılığın geleceği için çok önemli. Biz balıkçılarımızdan bunu istirham ediyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentte 15 yıldır balıkçılık yapan Murat Bozkurt da yeni sezondan umutlu olduklarını dile getirerek, "Geçmiş senelerde fazla bir verim alamadık palamuttan ama palamut kendini gösterdi. İnşallah bu sene bol palamut bekliyoruz. Çinekop da olur inşallah. Bol, bereketli, kazasız bir sezon diliyorum." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Davetlilere balık ikram edilen törende daha sonra balıkçılar av sezonunun açılmasına dakikalar kala "vira bismillah" demek üzere denize açıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rize&amp;apos;de balıkçılar &amp;quot;Vira bismillah&amp;quot; diyerek denize açıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/rizede-balikcilar-vira-bismillah-diyerek-denize-acildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/rizede-balikcilar-vira-bismillah-diyerek-denize-acildi</guid>
<description><![CDATA[ Denizlerde av yasağının sona ermesi dolayısıyla Rize&#039;de tören düzenlendi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/rizede-balikcilar-vira-bismillah-diyerek-denize-acildi-1725267923.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Rizede, balıkçılar, Vira, bismillah, diyerek, denize, açıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce Gündoğdu Mahallesi'ndeki Motorcu Balıkçı Barınağı'nda organize edilen törene, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, Belediye Başkanı Rahmi Metin ve diğer ilgililer katıldı.<br>
Rize Belediyesi Halk Oyunları ekibi, folklor gösterisi sundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vali Baydaş, buradaki konuşmasında, "Geçen yılı 22 bin ton avla kapatmış olduk. Bu sene dua ediyoruz. İnşallah bu sezon kazasız, belasız ve bereketli geçsin. Bol, bereketli ürünler alalım. Hem bu işi yapanlar kazansın hem de vatandaşlarımız bol balık yesin." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Pasta kesilmesi ve havai fişek gösterisinin ardından balıkçılar "Vira bismillah" diyerek teknelerle denize açıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ordulu balıkçılar av için mavi sulara açıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ordulu-balikcilar-av-icin-mavi-sulara-acildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ordulu-balikcilar-av-icin-mavi-sulara-acildi</guid>
<description><![CDATA[ Denizlerde av yasağının sona ermesi dolayısıyla Ordu&#039;da yeni sezon için tören düzenlendi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/ordulu-balikcilar-av-icin-mavi-sulara-acildi-1725267338.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ordulu, balıkçılar, için, mavi, sulara, açıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Ordu Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Yalıköy Balıkçı Barınağı'nda organize edilen törene balıkçılar aileleriyle geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vali Muammer Erol ile Fatsa Belediye Başkanı İbrahim Etem Kibar, sezonun tüm balıkçılara hayırlı olmasını diledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dua edilmesinin ardından aileleriyle vedalaşan balıkçılar, "Vira bismillah" diyerek tekneleriyle Karadeniz'e açıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Perşembe Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Ünal Karadeniz, AA muhabirine, yeni sezonda palamudun bol olmasını beklediklerini belirterek, eylül ayı içinde palamut fiyatlarının gerileyeceğini, vatandaşların bol bol balık tüketebileceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bodrum&amp;apos;da su ürünleri av sezonu açılış töreni düzenlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bodrumda-su-urunleri-av-sezonu-acilis-toereni-duzenlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bodrumda-su-urunleri-av-sezonu-acilis-toereni-duzenlendi</guid>
<description><![CDATA[ Muğla Valisi İdris Akbıyık: - &quot;Balıkçılık, su ürünlerinde de Türkiye&#039;de lider durumdayız. İhracatımız neredeyse 1 milyar doları buluyor ve birinci sıradayız&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/bodrumda-su-urunleri-av-sezonu-acilis-toreni-duzenlendi-1725259050.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bodrumda, ürünleri, sezonu, açılış, töreni, düzenlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Muğla'nın Bodrum ilçesinde, denizlerde avlanma yasağının 1 Eylül'de sona erecek olması nedeniyle su ürünleri av sezonu açılış töreni gerçekleştirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce Torba Mahallesi'ndeki Balıkçı Barınağı'nda düzenlenen törende 40 bin levrek yavrusu denize salındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Muğla Valisi İdris Akbıyık, törende yaptığı konuşmada, kentin su ürünlerinde de önemli yere sahip olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akbıyık, "Balıkçılık, su ürünlerinde de Türkiye'de lider durumdayız. İhracatımız neredeyse 1 milyar doları buluyor ve birinci sıradayız. O da sizlerin sayesinde, sizlerin üretimiyle oluyor, sizlerin denizlerimize sahip çıkmasıyla oluyor. Tarım ve Orman Bakanlığımızın ilimizdeki, ülkemizdeki tarıma, balıkçılığa vermiş olduğu destekler hiç şüphesiz bu denizlerde sürdürülebilir balıkçılık yapma anlamında önem taşıyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci de denizlerin nimetlerinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmalara devam edeceklerini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Muğla Tarım ve Orman İl Müdürü Barış Saylak ise Muğla'nın su ürünleri ihracatında rekorlar kırdığını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Birinci önceliklerinin sürdürülebilir su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliği olduğunu dile getiren Saylak, Türkiye'de ilk olarak 12 kişilik su ürünleri dalış timi kurduklarını, kaçak avcılıkla mücadele konusunda teknolojik imkanlardan yararlandıklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Ramazan Özkaya da bu sene denizlerde palamudun bol olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuşmaların ardından balıkçılara avcılık izin belgelerini verildi. Açık artırmayla balık satışının gerçekleştirildiği etkinlikte, yeni faaliyete başlayan su ürünleri kontrol botunun açılışı da yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dualar okunduktan sonra Vali Akbıyık'ın da aralarında olduğu yetkililer ve törene katılanlar, denizlerde avlanma yasağının 1 Eylül'de sona erecek olması dolayısıyla balıkçı tekneleriyle "vira bismillah" diyerek denize açıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Etkinlikte, dalgıçların az miktarda atığa rastladığı deniz dibi temizliği de gerçekleştirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Programa, Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit, Milliyetçi Hareket Partisi Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Abdullah Bahadır Alperen'in de aralarında olduğu çok sayıda kişi katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>CHP Genel Başkanı Özel, &amp;quot;Balık Av Sezonu Açılışı&amp;quot;nda konuştu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/chp-genel-baskani-ozel-balik-av-sezonu-acilisinda-konustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/chp-genel-baskani-ozel-balik-av-sezonu-acilisinda-konustu</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Üç tarafı denizlerle çevrili ve Marmara Denizi gibi dünyanın en kıymetli iç denizine sahip ülkemizde bir denizcilik bakanlığı yok. Denizcilik Bakanlığı olmadığı için balıkçıların sorunlarını dinleyen, çözüme kavuşturacak mekanizmalar çok zayıf ve hantal kalıyor&quot; - &quot;Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ilk atanan bakanlar kurulunda Denizcilik Bakanı olacak. Balıkçıların sorununu her daim birinci gündemi yapacak. Balıkçıların yüzünü güldürürsek onlar da hepimizin yüzünü güldürür &quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/chp-genel-baskani-ozel-balik-av-sezonu-acilisinda-konustu-1725273316.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>CHP, Genel, Başkanı, Özel, Balık, Sezonu, Açılışında, konuştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>CHP Genel Başkanı <strong>Özgür Özel</strong>, balıkçıların sorunlarının çaresinin Denizcilik Bakanlığının kurulması olduğunu belirterek, "Üç tarafı denizlerle çevrili ve Marmara Denizi gibi dünyanın en kıymetli iç denizine sahip ülkemizde bir denizcilik bakanlığı yok. Denizcilik Bakanlığı olmadığı için balıkçıların sorunlarını dinleyen, çözüme kavuşturacak mekanizmalar çok zayıf ve hantal kalıyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özel, Rumelifeneri Mahallesi Balıkçı Barınağında "Balık Av Sezonu Açılışı"na katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açılışta konuşan Özel, balıkçıların sorunlarını bildiklerini ve iktidara geldiklerinde bu sorunları çözeceklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bilinçli avlamanın önemine dikkati çeken Özel, Mecliste balıkçılık araştırma komisyonu kurduklarını ve bu komisyonun çok önemli çalışmalar yaparak, bir rapor hazırladığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özel, bu rapor sayesinde balıkçıların sorunlarına ilişkin çok önemli bir adım atıldığını aktararak, balıkçılığın resmiyette bir meslek olarak tanımlanmamasının önemli bir sorun olduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçıların da sosyal güvenceye sahip olmaları gerektiğine işaret eden Özel, "Balıkçılara yapılan destekler var ama çok yetersiz, bu desteklerin arttırılması gerekiyor. Yine liman ve iskelelerin fiziki sorunlarının çözülmesi gerekiyor. Türkiye'de çözülmesi gereken birçok sorun var ama kimse üzülmesin hepsinin çaresi var. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin aradığı güvenli limandır. Zor günlerden kurtulmak için ve yeniden çok daha güçlü bir şekilde yelkenlere rüzgarı doldurmak için Türkiye'nin Cumhuriyet Halk Partisi'ne ihtiyacı var. Sezonun açılışı hayırlı olsun. Vira bismillah diyoruz. Bereketli olsun." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dualarla yeni av sezonun açılışının ardından Özel, bir balıkçı teknesiyle denize açıldı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Çare bir denizcilik bakanlığının kurulması"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Dönüşte gemide gazetecilere açıklama yapan Özel, "Av yasakları bitti. Bütün bir yazı bu geceye hazırlıkla geçiren, ekmeğini denizden çıkaran kardeşlerimizle birlikte denize açıldık. Hep beraber vira bismillah dedik. Bundan sonra kazançlarının bol ve bereketli olmasını diledik. Geçen sene burada 8-9 metrelik dalgaların yarattığı büyük bir yıkım olmuştu. 'Onarılmaması durumunda gelecek sene büyük bir felaket olur.' diyorlar. Artık balıkçı, kendisine gerçekten sahip çıkılmasını bekliyor." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özgür Özel, balıkçıların birçok sorunu olduğunun altını çizerek, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Barış Karadeniz milletvekilimizin önerisiyle Mecliste kurulan komisyon aslında neler yapılması gerektiğini tek tek sıraladı. İş bunları uygulamakta. Maalesef hükümet bunları uygulamadığı için ciddi sıkıntılar var. Çare bir Denizcilik Bakanlığının kurulması. Üç tarafı denizlerle çevrili ve Marmara Denizi gibi dünyanın en kıymetli iç denizine sahip ülkemizde Denizcilik Bakanlığı yok. Denizcilik Bakanlığı olmadığı için balıkçıların sorunlarını dinleyen, çözüme kavuşturacak mekanizmalar çok zayıf ve hantal kalıyor. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ilk atanan bakanlar kurulunda Denizcilik Bakanı olacak. Balıkçıların sorununu her daim birinci gündemi yapacak. Biz bu ülkede balıkçıların yüzünü güldürürsek onlar da hepimizin yüzünü güldürür. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024&amp;2025 Su Ürünleri Av Sezonu Açılışı&amp;apos;nda konuştu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cumhurbaskani-erdogan-2024-2025-su-urunleri-av-sezonu-acilisinda-konustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cumhurbaskani-erdogan-2024-2025-su-urunleri-av-sezonu-acilisinda-konustu</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Sektörümüzün finansman ihtiyacını karşılamak için toplam 35 milyar lira Hazine destekli yatırım ve işletme kredisi sağladık. Önümüzdeki 3 yıllık dönemde de balıkçılarımızın Hazine destekli tarımsal kredi limitini 15 milyon liradan 40 milyon liraya çıkardık&quot; - &quot;Geçtiğimiz hafta İzmir Körfezi&#039;ndeki sahneleri hep beraber gördük. 3 sene önce Haliç&#039;te yaşadığımız müsilaj sıkıntısını çok iyi hatırlıyoruz. İhmalkarlığın, umursamazlığın bedelini sadece denizlerimiz, sadece balıkçılarımız değil milletçe hepimiz ödüyoruz&quot; - &quot;Balıkçılarımızın avlanma hakkı elde edebilmesi amacıyla her yıl yeni ülkelerle balıkçılık anlaşmalarına imza atıyoruz. Başta Afrika ülkeleri olmak üzere geçen yıl 10 olan anlaşma sağladığımız ülke sayısını bu yıl 15&#039;e çıkardık. 12 ülkeyle de müzakerelerimizde son aşamaya geldik&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/cumhurbaskani-erdogan-2024-2025-su-urunleri-av-sezonu-acilisinda-konustu-1725268773.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cumhurbaşkanı, Erdoğan, 2024-2025, Ürünleri, Sezonu, Açılışında, konuştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, balıkçılık sektörünün finansman ihtiyacını karşılamak için toplam 35 milyar lira Hazine destekli yatırım ve işletme kredisi sağladıklarını belirterek, ''Önümüzdeki 3 yıllık dönemde de balıkçılarımızın Hazine destekli tarımsal kredi limitini 15 milyon liradan 40 milyon liraya çıkardık." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yenikapı'da düzenlenen 2024-2025 Su Ürünleri Av Sezonu Açılışı programında yaptığı konuşmada, her yıl olduğu gibi yine hep birlikte "Vira bismillah" diyerek sezonu açtıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılığın, Yunus Aleyhisselam'ın, sabredenin, "Ya nasip" diyenlerin mesleği olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir kaptanın oğlu olarak, bir kardeşiniz olarak, heyecanınızı gözlerinizden okuyorum. Sizlerin şahsında tüm balıkçı kardeşlerimize Rabbimden bereketli, başarılı bir sezon niyaz ediyorum. Ağlarınızın hep dolu olmasını, dolu gelmesini temenni ediyorum." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar daima balıkçıların yanında olduklarını vurgulayarak, "Sektörümüzün gelişmesi için reel rakamlarla 23 milyar lira ÖTV indirimli yakıt desteği, 16 milyar lira yetiştiricilik desteği, 561 milyon lira küçük ölçekli balıkçılık desteği başta olmak üzere toplam 45 milyar lira doğrudan nakdi destek sağladık." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılara yönelik desteklerinin sadece bunlarla kalmadığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Sektörümüzün finansman ihtiyacını karşılamak için toplam 35 milyar lira Hazine destekli yatırım ve işletme kredisi sağladık. Önümüzdeki 3 yıllık dönemde de balıkçılarımızın Hazine destekli tarımsal kredi limitini 15 milyon liradan 40 milyon liraya çıkardık. Ayrıca balık stoklarımızı artırmak adına denizlerde ve iç sularda balıklandırma faaliyetini hayata geçirdik. Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023'te tam 100 milyon balık yavrusunu bereketli sularımızla buluşturduk. Verdiğimiz bu desteklerin karşılığını da hamdolsun aldık, alıyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Cumhurbaşkanı Erdoğan, balıkçıların yoğun emeği, gayretli çabaları ve sağlanan destekler sayesinde su ürünlerinin her zaman rekorların sektörü olduğunu dile getirerek, "2023-2024 sezonunda yıllık üretim miktarı ilk defa 1 milyon tonu geçerek, bu rekorlara yenisi eklendi. Bu rakamın 454 bin tonu avcılıktan elde edildi. Sadece üretimde değil, ihracatta da her yıl üst üste rekor kırıyoruz. Son olarak, geçtiğimiz yıl yüzde 40'ı Avrupa Birliği üyesi olmak üzere yaklaşık 100 ülkeye ihracat yaptık. Böylece ülke ekonomisine tam 1,7 milyar dolarlık kazanç sağladık. Tüm bu başarılarda emeği olan balıkçılarımıza teşekkür ediyorum." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sürdürülebilir balıkçılık için bereketli denizlerin korunması gerektiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Maalesef bu konuda çok ciddi eksiklerimiz bulunuyor. Geçtiğimiz hafta İzmir Körfezi'ndeki sahneleri hep beraber gördük. 3 sene önce Haliç'te yaşadığımız müsilaj sıkıntısını çok iyi hatırlıyoruz. İhmalkarlığın, umursamazlığın bedelini sadece denizlerimiz, sadece balıkçılarımız değil milletçe hepimiz ödüyoruz. Bunun için siz balıkçı kardeşlerimizden daha fazla hassasiyet bekliyorum. En son teknolojiyle donatılmış balıkçı gemilerimiz sadece kendi kara sularımızda değil artık uluslararası sularda da boy gösteriyor. Balıkçılarımızın avlanma hakkı elde edebilmesi amacıyla her yıl yeni ülkelerle balıkçılık anlaşmalarına imza atıyoruz. Başta Afrika ülkeleri olmak üzere geçen yıl 10 olan anlaşma sağladığımız ülke sayısını bu yıl 15'e çıkardık. 12 ülkeyle de müzakerelerimizde son aşamaya geldik."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trabzon&amp;apos;da balık avı sezonunun açılışı dolayısıyla tören düzenlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trabzonda-balik-avi-sezonunun-acilisi-dolayisiyla-toeren-duzenlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trabzonda-balik-avi-sezonunun-acilisi-dolayisiyla-toeren-duzenlendi</guid>
<description><![CDATA[ Trabzon&#039;da yarın başlayacak balık avı sezonu dolayısıyla tören yapıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/trabzonda-balik-avi-sezonunun-acilisi-dolayisiyla-toren-duzenlendi-1725257711.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trabzonda, balık, avı, sezonunun, açılışı, dolayısıyla, tören, düzenlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çarşıbaşı ilçesindeki Yoroz Limanı'nda düzenlenen Balıkçılık Av Sezonu Açılışı törenine, Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, AK Parti Trabzon milletvekilleri Mustafa Şen, Vehbi Koç, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Gürkan Üçüncü, Sahil Güvenlik Doğu Karadeniz Grup Komutanı Binbaşı Aytaç Bayırlı, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, ilçe belediye başkanları ve balıkçılar katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Törende konuşan Vali Aziz Yıldırım, yasağın kalkmasıyla birlikte balıkçıların 'Vira Bismillah' diyerek ağlarını denize bırakacaklarını belirterek, bereketli sezonlar diledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bir zamanlar dünya denizlerinde vardık. Şimdi de oluruz. Barbaros'un torunlarıyız. Önümüzdeki sezon inşallah geçtiğimiz sezondan çok daha bereketli olsun. Çok daha üretimi bol olsun. Bütün balıkçılarımız kazasız belasız bir sezon geçirmelerini, bol miktarda inşallah bol miktarda balık yakalayıp denizleri kurutmamak şartıyla tezgahlara koyabilmelerini, tezgahlarda da daha ekonomik şartlarda balık satılabilmesini temenni ediyorum."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı da olan Trabzon Milletvekili Mustafa Şen de AK Parti hükümetleri döneminde deniz ve denizcilikle ilgili gerekli çalışmaların yapıldığını ve atılması gereken adımların atıldığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılığın daha sonraki yıllarda çocuklarımıza ve torunlarımıza kadar bereketiyle yürüyebilmesi için geleceğe sahip çıkılması gerektiğine işaret eden Şen, "Yani denizleri hor kullanmamamız lazım. Böylece 50 yıl sonra da tüm bereketiyle deniz bize ikramda bulunmaya devam etsin." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AK Parti Trabzon Milletvekili Vehbi Koç ise sektörün içinden geldiğini, bu nedenle de balıkçıların sorunlarını iyi bildiğini belirterek, balıkçıların sorunlarını çözmek için Meclis'te çalışmalara devam ettiklerini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Trabzon Tarım ve Orman Müdürü İsa Kaplan da Trabzon'da bin 19 balıkçı gemisi, 23 balıkçı yardımcı gemisi, deniz kafesi işletmelerinde lojistik faaliyetlerle ruhsatlandırılan 31 gemiyle faaliyetlerin sürdürüldüğünün altını çizerek, "Gerçek kişi ruhsat sahibi 6 bin 112 tayfa ile deniz balıkçılığı yapılmaktadır. İlimizde su ürünlerinin örgütlenmesi açısından 24 su ürünleri balıkçı kooperatifi ve 1 su ürünleri kooperatifleri merkez birliği bulunmaktadır. Balıkçımıza lojistik destek sağlamak amacıyla 28 kıyı yapısı mevcuttur." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sezonun bereketli geçmesi için dua edilen tören, Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı'nın gösterisiyle devam etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Halk oyunları ekibinin de gösteri yaptığı program, protokol üyelerinin gece ava çıkacak bazı balıkçı teknelerini gezmeleriyle sona erdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sinop&amp;apos;ta balıkçılar av sezonunun başlamasıyla &amp;quot;vira bismillah&amp;quot; diyerek denize açıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sinopta-balikcilar-av-sezonunun-baslamasiyla-vira-bismillah-diyerek-denize-acildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sinopta-balikcilar-av-sezonunun-baslamasiyla-vira-bismillah-diyerek-denize-acildi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin önemli balıkçılık kentlerinden Sinop’ta, balıkçılar su ürünleri av sezonunun başlamasıyla &quot;vira bismillah&quot; diyerek denize açıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/sinopta-balikcilar-av-sezonunun-baslamasiyla-vira-bismillah-diyerek-denize-acildi-1725267537.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sinopta, balıkçılar, sezonunun, başlamasıyla, vira, bismillah, diyerek, denize, açıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Sinop Limanı'nda düzenlenen sezon açılış töreninde konuşan Vali Mustafa Özarslan, Sinop ekonomisi için balıkçılığın çok önemli olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçıların 4,5 aylık deniz hasretinin an itibarıyla sona erdiğini vurgulayan Özarslan, şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Üç tarafı denizle çevrili Sinop için balıkçılık faaliyetleri çok önem arz ediyor. Sinop bu av sezonunda da bereketli sularıyla Karadeniz’in balıkçılık sektörüne liderlik etmeye devam edecektir. Bunu yaparken de kurallara mutlaka uyacağız. Denetim esastır ama burada önemli olan öz denetim. Balıkçılarımızın kendi içlerinde yapacakları denetim her şeyden daha önemlidir. Lütfen denizlerimizi kirletmeyelim, geleceğimize sahip çıkalım. Vira bismillah diyen tüm balıkçılarımıza kazasız, belasız bol kazançlar elde edecekleri bir sezon diliyorum.”</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vali Özarslan’ın konuşmasının ardından halk oyunları ve havai fişek gösterileri sunuldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kurban kesiminin ardından balıkçılar dualarla denize uğurlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2024&amp;2025 Su Ürünleri Av Sezonu Açıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/2024-2025-su-urunleri-av-sezonu-acildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/2024-2025-su-urunleri-av-sezonu-acildi</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: - &quot;Yoğun bir çabayla hazırlanan, balıkçılık kurallarını 4 yıllık süreyle geçerli olmak üzere bir tebliğle yayınlamış olduk. İnşallah bu tebliğimiz bu gece yarısı sezonla birlikte yürürlüğe girmiş olacak&quot; - &quot;Bizim nihai hedefimiz, sizlerin (balıkçılar) göğsünüzü gere gere geleceğe matuf bir meslek bırakmanız olacak, bununla ilgili çalışmaya devam edeceğiz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/2024-2025-su-urunleri-av-sezonu-acildi-1725257203.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2024-2025, Ürünleri, Sezonu, Açıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yoğun bir çabayla hazırlanan, balıkçılık kurallarını 4 yıllık süreyle geçerli olmak üzere bir tebliğle yayınladıklarını belirterek, "İnşallah bu tebliğimiz bu gece yarısı sezonla birlikte yürürlüğe girmiş olacak." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Yenikapı'da gerçekleşen 2024-2025 Su Ürünleri Av Sezonu Açılış Töreni'nde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da yer aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, törendeki konuşmasına, Bakanlık olarak her zaman balıkçıların yanında olduklarını söyleyerek başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sektörle ilgili adımlar atarken bunu hep birlikte yaptıklarını belirten Yumaklı, "Kimi zaman bir balıkçı teknesinde kimi zaman bir balıkçı barınağında sizlerle muhabbet ettik ve yol haritamızı birlikte belirledik. Hepinizin malumu olduğu üzere sizlerin talepleri, akademisyenlerimizin çalışmaları ve sektör temsilcilerimizin görüşleriyle balıkçılıkta yeni bir yola girdik." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yumaklı, bu yoldaki hedeflerinin balıkçıların kazancını ve balıkçılığın sürdürülebilirliğini sağlamak olduğunu kaydederek, "Nitekim, yoğun bir çabayla hazırlanan, balıkçılık kurallarını 4 yıllık süreyle geçerli olmak üzere bir tebliğle yayınlamış olduk. İnşallah bu tebliğimiz bu gece yarısı sezonla birlikte yürürlüğe girmiş olacak." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaklaşık 1 yıllık hazırlıkla yürürlüğe girecek, hayata geçecek olan bu tebliğe ilişkin, balıkçılardan ve diğer sektör paydaşlarından ulaşan 4 bin 200 görüşü tek tek değerlendirdiklerini aktaran Bakan Yumaklı, balıkçılık sektörünün tüm dinamiklerini barındıran ve büyük oranda uzlaşı içerisinde hazırlanan Avcılık Tebliği'nin hayırlı, uğurlu olmasını diledi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Balıkçılarımıza bereketli kazançlar diliyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, üzerinde hassasiyetle durdukları konuların başında hiç şüphesiz planlı üretim geldiğini belirterek, "Su ürünlerinde de aynı hayvansal ve bitkisel üretimde olduğu gibi bu üretim sürecini başlatıyoruz. Su ürünlerinde ve hayvansal üretimde yılbaşı itibarıyla hayata geçirdik, bitkisel üretimde de inşallah aynı balıkçılıktaki sezonun açılışı gibi eylül ayı itibarıyla bu üretim planlamasını hayata geçiriyoruz." şeklinde konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bütün bu planlamaları bugünü değil, yarını düşünerek hareket edip sektör temsilcileriyle, akademisyenlerle hazırladıklarını dile getiren Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bizim nihai hedefimiz, sizlerin göğsünüzü gere gere geleceğe matuf bir meslek bırakmanız olacak, bununla ilgili çalışmaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımıza her zaman olduğu gibi, bu anlamlı günde de bizimle birlikte olduğu için, liderliği ve sektöre hamiliği için zatıalilerine şükranlarımı arz ediyorum. Balıkçılarımıza bereketli kazançlar diliyor, av sezonu açılışının ülkemize ve sektörümüze hayırlar getirmesini diliyorum."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuşmaların ardından aile fotoğrafı çekilerek yeni sezon için dua edildi ve denize balık bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tekirdağlı balıkçılar dualarla denize uğurlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tekirdagli-balikcilar-dualarla-denize-ugurlandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tekirdagli-balikcilar-dualarla-denize-ugurlandi</guid>
<description><![CDATA[ Tekirdağ&#039;da balıkçılar, balık avına dualarla uğurlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/tekirdagli-balikcilar-dualarla-denize-ugurlandi-1725257762.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tekirdağlı, balıkçılar, dualarla, denize, uğurlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Tekirdağ Büyükşehir Belediyesince av sezonunun açılışı dolayısıyla Kumbağ Mahallesi'ndeki balıkçı barınağında tören düzenlendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Edilen duanın ardından aileleri ile vedalaşan balıkçılar "vira bismillah" diyerek tekneleriyle Marmara Denizi'ne açıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Süleymanpaşa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı İbrahim Pehlivanoğlu, sezonun tüm balıkçılara hayırlı olmasını temenni etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Hüseyin Oğuz ise bol balık avlanan bir sezon geçirmek istediklerini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılar yasağın bitimiyle avlanmaya başlayacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Samsunlu balıkçılar &amp;quot;Vira bismillah&amp;quot; dedi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/samsunlu-balikcilar-vira-bismillah-dedi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/samsunlu-balikcilar-vira-bismillah-dedi</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;da balıkçılar, av yasağının sona ermesiyle &quot;Vira bismillah&quot; diyerek denize açıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/samsunlu-balikcilar-vira-bismillah-dedi-1725267184.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Samsunlu, balıkçılar, Vira, bismillah, dedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Canik Balıkçı Barınağı'nda düzenlenen törende, balıkçılar sezonun başlamasını horon teperek kutladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vali Orhan Tavlı, tüm balıkçılara hayırlı ve bereketli bir sezon diledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam da 15 Nisan'da başlayan av yasağının 1 Eylül itibarıyla sona erdiğini hatırlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçıların av yasaklarına uymasını isteyen Sağlam, "Av yasaklarının bir sebebi var. Hem vatandaşımıza ucuz balık yedirebilmek hem de gelecek nesillerimize sürdürülebilir balıkçılık bırakmak istiyoruz. Her canlının üreme mevsiminde üremesine fırsat vermek gerekiyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Samsun'un, orta su trolü ve gırgırın Türkiye'de birinci sırada yapıldığı il olduğunu dile getiren Sağlam, "Geçen yıl ülke genelinde 350 ile 400 bin ton arasında yapılan avcılıkta Samsun olarak 59 bin 800 ton avcılık yapıldı. En çok avlanan balık, çaça ve hamsi. Bunun yanı sıra bu yıl palamut daha bol olacak ancak deniz suyu daha soğumadı, balıkçılarımız 15 gün daha beklerse balığın daha yağlı ve güzel olacağını düşünüyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçıların deniz suyu sıcaklığını takip etmesi gerektiğini vurgulayan Sağlam, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bakanlığımız tarafından bu yıl ilk defa hamside 400 bin ton kotası getirildi. Teknenin her birine bir kota verildi. Bu tekneleri hem karaya çıktıkları noktada hem de hallerde sürekli takip edeceğiz. Mutlak suretle balıkçılar kotaya uysunlar. Deniz suyu halen soğumadı. Bunun için Tarım ve Orman Bakanlığı'mıza gelecek yıl için sezonun 1 Eylül'de değil, 15 Eylül'de başlaması konusunda teklifte bulunabiliriz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Samsun Su Ürünleri Kooperatifleri Birliği Başkanı Atıf Malkoç da bereketli bir sezon beklediklerini ifade ederek, "Bu yıl balıkçılıktan umutluyuz. Her şey iyi görünüyor. Havalar biraz sıcak, oradan bir sıkıntımız var ama gerisi çok iyi. Denizde hamsi var. Başta palamut, istavrit, mezgit ve çinekop birbirini tamamlayacak bu yıl. Havaların biraz daha soğumasıyla iyi bir avcılık olacak." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Programa, CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan ve AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse de katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Havai fişek gösterisinin ardından gırgır ve küçük balıkçı tekneleri dualarla uğurlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kastamonu&amp;apos;da av sezonu açılış töreni yapıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kastamonuda-av-sezonu-acilis-toereni-yapildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kastamonuda-av-sezonu-acilis-toereni-yapildi</guid>
<description><![CDATA[ Kastamonu&#039;nun İnebolu ilçesinde, denizlerde avlanma yasağının 1 Eylül itibarıyla sona ermesi dolayısıyla tören düzenlendi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/kastamonuda-av-sezonu-acilis-toreni-yapildi-1725255154.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kastamonuda, sezonu, açılış, töreni, yapıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İnebolu Evrenya Limanı'ndaki tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Özcan Gazioğlu, burada yaptığı konuşmada, Kastamonu'nun Karadeniz'e irtibatlı 6 ilçesinde 170 kilometre sahil şeridi bulunduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Toplamda 9 balıkçı barınağı, 1 liman, 233 balıkçı gemisi ve 1182 su ürünleri ruhsat tezkeresi olduğunu anlatan Gazioğlu, "Kastamonu, 604 amatör balıkçı belgesine sahip balıkçımız ile de su ürünleri potansiyeli oldukça yüksek bir il portresi çizmektedir. 15 Nisan'da başlayan genel av yasağı 1 Eylül'de sona ermektedir." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gazioğlu, Kastamonu'da geçen yıl yetiştiricilik yoluyla 420 ton, avcılık yoluyla 15 bin ton su ürünleri üretimi yapıldığını belirterek, "Avcılık yoluyla gerçekleşen üretimin 12 bin tonunu hamsi, kalan miktarı ise muhtelif türdeki balıklar oluşturmaktadır. Geleneksel kıyı balıkçılığının kayıt altına alınması ve desteklenmesi kapsamında 2024 yılında 205 balıkçı gemimiz için toplamda 928 bin lira destekleme ödemesi yapılmıştır." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İnebolu İlçe Tarım ve Orman Müdürü Hülya Karaaslan da İnebolu'da 12 metre altı 101, 12 metre üstü de 7 olmak üzere toplam 108 balıkçı gemisi bulunduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Evrenye Su Ürünleri Kooperatifi Başkan Yardımcısı Turan Akın, balıkçıların haklarını savunmak, avlanma süreçlerini düzenlemek ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasını sağlamak adına yıllardır emek verdiklerini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sezonun bereketli ve kazançlı geçmesini umut ettiğini dile getiren Akın, "Yalnızca av miktarına değil, sürdürülebilirliğe, doğaya saygıya ve stokların korunmasına odaklanmak zorundayız. Kooperatif olarak bu konuda balıkçılarımızın yanında olacağız, onlara rehberlik etmeye devam edeceğiz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuşmaların ardından Kur'an-ı Kerim okunarak balıkçılık sezonunun bereketli olması için dua edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kurban kesilmesinin ardından program sona erdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz&amp;apos;e ağ atacak Kırklarelili balıkçılar palamudun izini sürecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karadenize-ag-atacak-kirklarelili-balikcilar-palamudun-izini-surecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karadenize-ag-atacak-kirklarelili-balikcilar-palamudun-izini-surecek</guid>
<description><![CDATA[ Kırklareli&#039;nin Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesindeki balıkçılar, yeni av sezonu için hazırlıklarını tamamladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/karadenize-ag-atacak-kirklarelili-balikcilar-palamudun-izini-surecek-1725253817.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karadenize, ağ, atacak, Kırklarelili, balıkçılar, palamudun, izini, sürecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Bölgedeki balıkçılar, bu gece av yasağının sona ermesiyle birlikte ağlarını denize bırakacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çapari ile balık avlayan küçük balıkçı tekneleri ise yakaladıkları palamutlarla limana dönüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Ömer Şanlı, AA muhabirine, bu yıl denizin bereketli olacağına inandığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çapari ile güzel avcılık yaptıklarını belirten Şanlı, hava muhalefetine rağmen balık avladıklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl palamudun yüz güldüreceğini dile getiren Şanlı, "Kısmetimize bugün biraz ufak palamutlar takıldı. Palamut şu an yeni yeni yağlanıyor. Bu yıl bereketli bir sezon geçireceğiz gibi duruyor. Bu gece yarısı ağlarımızla denize açılacağız." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Günay Arapoğlulları da tüm hazırlıklarını tamamladıklarını ve denize açılma saatini beklediklerini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyşehir Gölü&amp;apos;nde balıkçılara sıkı takip</title>
<link>https://trafikdernegi.com/beysehir-goelunde-balikcilara-siki-takip</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/beysehir-goelunde-balikcilara-siki-takip</guid>
<description><![CDATA[ Beyşehir Gölü&#039;nde serbest dönem avlanma faaliyetlerine yönelik denetimler sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/beysehir-golunde-balikcilara-siki-takip-1725089912.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyşehir, Gölünde, balıkçılara, sıkı, takip</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Beyşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri son dönemde boy limiti altında balık avının önüne geçmek için başlattığı denetimleri sıklaştırdı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kontrol ekipleri hemen hemen her gün denetimlere çıkarak, avı yapılan su ürünlerini takip ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlçe genelinde faaliyet gösteren balık işleme tesislerinin yanı sıra perakende balık satış yerleri de kontrol ediliyor, avı yapılan balıkların boy yasaklarına uygun olarak avlanıp avlanmadığı yapılan ölçümlerle denetleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipler, avlananlara, sazan balığı için 40, sudak ve kadife sazanı için 26, tatlı su kefali için ise 20 santim boy yasağı uyarısı yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>

<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sakarya&amp;apos;da balık tutarken vücuduna kurşun isabet eden kişinin ölümüne ilişkin 2 tutuklama</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sakaryada-balik-tutarken-vucuduna-kursun-isabet-eden-kisinin-oelumune-iliskin-2-tutuklama</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sakaryada-balik-tutarken-vucuduna-kursun-isabet-eden-kisinin-oelumune-iliskin-2-tutuklama</guid>
<description><![CDATA[ Sakarya&#039;nın Erenler ilçesinde balık tuttuğu sırada vücuduna kurşun isabet eden kişinin hastanede ölmesine ilişkin 2 şüpheli tutuklandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/sakaryada-balik-tutarken-vucuduna-kursun-isabet-eden-kisinin-olumune-iliskin-2-tutuklama-1725089391.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sakaryada, balık, tutarken, vücuduna, kurşun, isabet, eden, kişinin, ölümüne, ilişkin, tutuklama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Metin Kafalı'nın (50) 11 Ağustos'ta Sakarya Nehri kenarında arkadaşlarıyla balık tutarken vücuduna mermi isabet etmesi sonucu kaldırıldığı hastanede ölümüne ilişkin çalışma başlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Olay günü bölgede silah seslerinin geldiği bilgisine ulaşan jandarma ekipleri, 2 şüpheliyi yakaladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılar tutuklandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Erenler ilçesinde 11 Ağustos'ta Sakarya Nehri kenarında balık tutan Kafalı, bir anda yere yığılmış, arkadaşının ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edilmişti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sağlık personelinin kontrolünde vücuduna kurşun isabet ettiği belirlenen Kafalı, kaldırıldığı Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadenizli balıkçılar yeni sezonda palamuttan umutlu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karadenizli-balikcilar-yeni-sezonda-palamuttan-umutlu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karadenizli-balikcilar-yeni-sezonda-palamuttan-umutlu</guid>
<description><![CDATA[ Perşembe Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Ünal Karadeniz: - &quot;Temmuz ve ağustosta palamut işaretleri çok iyi gözüktü. Bu sezon palamut avının geçen sezona göre çok iyi geçmesini bekliyoruz&quot; - Piraziz Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Hamdi Arslan: - &quot;Şartlar uygun olursa güzel bir sezon geçiririz. Vatandaşlarımız da bol ve ucuz balık tüketecekler gibi görünüyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/karadenizli-balikcilar-yeni-sezonda-palamuttan-umutlu-1725089138.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karadenizli, balıkçılar, yeni, sezonda, palamuttan, umutlu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Av yasağının kalkacağı 1 Eylül öncesi tekne ve ağlarını onararak hazırlıklarını tamamlayan Karadenizli balıkçılar, yeni sezonda palamut bereketi bekliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ordu'da faaliyet gösteren Perşembe Balıkçılar Kooperatifi Başkanı <strong>Ünal Karadeniz</strong>, AA muhabirine, 15 Nisan'da başlayan av yasağı sonrası teknelerin bazı ekipmanlarının yenilendiğini, ağların onarıldığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçen sezon son 62 yılın en düşük palamut avını gerçekleştirdiklerini ifade eden Karadeniz, "Buna nazaran hamsi avı çok iyi geçmişti. Temmuz ve ağustosta palamut işaretleri çok iyi gözüktü. Bu sezon palamut avının geçen sezona göre çok iyi geçmesini bekliyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karadeniz, 31 Ağustos'u 1 Eylül'e bağlayan gece "<strong>Vira bismillah</strong>" diyerek yeni sezona başlayacaklarını kaydederek, sezona palamudun yanı sıra istavrit ve barbunya avıyla başlayacaklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vatandaşların fiyat konusunda rahat olmasını isteyen Karadeniz, "Yeni av sezonunun açılmasıyla vatandaşlarımız çok ucuza balık tüketebilecek. Özellikle palamut ve istavriti çok uygun fiyattan sofralarına götürebilecekler." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ünal Karadeniz, tüm balıkçıların büyük heyecan içerisinde olduğunu da dile getirerek, "Herkes çok heyecanlı. Bir an önce denize açılmayı bekliyor herkes. İnşallah tüm balıkçılar için bol ve bereketli bir sezon geçer." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Giresun</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Piraziz Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Hamdi Arslan ise sezonun palamut avıyla başlayacağını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şu anda Karadeniz'in belli noktalarında balığın bol olduğuna işaret eden Arslan, "Bazı noktalarda biraz zayıf ama Karadeniz'in genelinde balık mevcut." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arslan, yeni sezondan umutlu olduklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Son 2-3 yıla göre bu sezon daha iyi geçeceğe benziyor. Bu umudu taşıyoruz. Çünkü gördüğümüz ibareler onu gösteriyor. Umutlu başlayacağız sezona. Tabii şartlar da önemli. Şartlar uygun olursa güzel bir sezon geçiririz. Vatandaşlarımız da bol ve ucuz balık tüketecekler gibi görünüyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çinekop ve istavrit açısından da iyi bir sezon beklediklerini dile getiren Arslan, hamsi için konuşmanın şu an için erken olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Trabzon</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Çarşıbaşı ilçesindeki Yoroz balıkçı barınaklarında ağları onaran balıkçılardan Erol Akyol, yeni sezondan umutlu olduklarını ifade ederek, "Çok palamut var. İnşallah iyi olur. Ağlarımız denize atılmaya hazır." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Korkut Yılmaz da av sezonunun bütün balıkçılar için hayırlı uğurlu olmasını dileyerek, "Hazırlıklarımızı tamamlıyoruz. Allah izin verirse yasak kalkınca denize açılacağız. Sezonumuz geçen sene güzel geçti, inşallah bu sene de öyle olur." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Rize</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Rize Artvin Su Ürünleri Kooperatifi Birliği Başkanı Barış Zaman da hazırlıklarını tamamladıklarını ve sezonu beklediklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçen yıl palamut olmadığını anımsatan Zaman, "Bu yıl palamut, istavrit ve lüfer bol olacak gibi. Hamsi geçen yıla oranla düşük olacak. Büyük balık küçük balığı yiyor. Hava şartları da hamsiyi etkiliyor. Hamsi yine olacak ama geçen yıl gibi bol olacağını tahmin etmiyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Artvin</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Artvin Hopa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Zafer Öztürk ise balıkçının yüzünün güldüğü bir sezon olması temennisinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hopa'da ağ tamiri, tekne bakım onarımlarının tamamlandığını belirten Öztürk, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Balıkçılarımız hazır halde sezonu bekliyor. Bu yıl denizlerimizde özellikle palamutta bereket, bolluk bekliyoruz. Usule uygun avcılık yapılmasını gerek. Balığa göre ağ atılması lazım. Sürdürülebilir balıkçılık açısından ince balığın tutulmaması lazım. Havaların iyi geçmesi, sezonun bereketli geçmesi, temennimiz bu yönde."</span></span></span></p>

<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balıkçılar yeni sezonda bol palamut az hamsi bekliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balikcilar-yeni-sezonda-bol-palamut-az-hamsi-bekliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balikcilar-yeni-sezonda-bol-palamut-az-hamsi-bekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Ramazan Özkaya: - &quot;Bu sene kota uygulamasından dolayı balıkçılar ne kadar avlayacağını bileceği için tezgahlarda fiyatlar daha dengeli olacaktır&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/balikcilar-yeni-sezonda-bol-palamut-az-hamsi-bekliyor-1725080158.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balıkçılar, yeni, sezonda, bol, palamut, hamsi, bekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (<strong>Sür-Koop</strong>) Başkanı <strong>Ramazan Özkaya</strong>, balıkçıların yeni av sezonu için hazırlıklarını tamamladıklarını belirterek, bu sezon palamudun bol hamsinin ise az olacağını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, AA muhabirine, 1 Eylül itibarıyla denizlerde başlayacak av sezonuna ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bütün balıkçıların söz konusu tarihi dört gözle beklediklerini dile getiren Özkaya, "Bütün balıkçılar yeni av sezonu için hazırlıklarını yaptı. Balıkçılarımız vatandaşların sofrasına balık getirmek için çalışmaya başlayacaklar." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, denizlerde özellikle bazı balıkların bollaştığını bildirerek, "Bu sene palamut bol hamsi az olacak. Geçen sene ise palamut az hamsi boldu. Palamudun en iyi yemi olan hamside ise bu sene bolluk olmayacak. Vatandaş bol bol palamut yiyecek." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Kota denizlerin, balıkçıların ve vatandaşın yararına"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Bu sezon hamside kota uygulamasına geçildiğine dikkati çeken Özkaya, hamside avlanma sınırının 400 bin ton olarak belirlendiğini anımsattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, kota uygulamasının denizlerde sürdürülebilirlik için son derece önemli olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Kota uygulamasının etkileri seneye görülecektir. Bu sene kota uygulamasından dolayı balıkçılar ne kadar avlayacağını bileceği için tezgahlarda fiyatlar daha dengeli olacaktır. Balıkçılar daha fazla balık avlamak için çaba harcamayacaklar. Kota uygulaması, hem denizlerin, hem balıkçıların hem de vatandaşın yararına olacak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl denizlerde herhangi bir sorun olmadığını belirten Özkaya, yeni sezon için balıkçılara kurallara uymaları uyarısında bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tekirdağlı balıkçılar palamut umuduyla 1 Eylül&amp;apos;ü bekliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tekirdagli-balikcilar-palamut-umuduyla-1-eylulu-bekliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tekirdagli-balikcilar-palamut-umuduyla-1-eylulu-bekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Tekirdağ&#039;da sezon hazırlıkları kapsamında tekne ve ağlarını onaran balıkçılar, av yasağının sona ereceği 1 Eylül&#039;ü heyecanla bekliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/tekirdagli-balikcilar-palamut-umuduyla-1-eylulu-bekliyor-1724869049.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tekirdağlı, balıkçılar, palamut, umuduyla, Eylülü, bekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Süleymanpaşa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı İbrahim Pehlivanoğlu, AA muhabirine balıkçıların sezona umutla hazırlık yaptığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçıların bol palamut avlamayı umut ettiğini belirten Pehlivanoğlu, "Balıkçı arkadaşlarımız teknelerini, ağlarının son bakımlarını yapıyor. Balıkçılar heyecanla 1 Eylül'ü bekliyor. İnşallah balığın bol olduğu, hem balıkçının hem vatandaşın sevineceği bir sezon olur." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Pehlivanoğlu, balıkçıların balık yoğunluğuna göre avlanmak için rotalarını Karadeniz'e de çevirebileceklerini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı Önder Dedeler de balıkçıların yeni umutlarla sezona hazırlandığını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ağları onarıp, teknelerin bakımlarını tamamladıklarını belirten Dedeler, "Yeni umutlarla ekmek mücadelesi için denize açılacağız. İnşallah balıkçılar bol balık tutar, vatandaşlarımız bol balık yer. Yeni sezon her zaman balıkçılar için yeni umutlar demek. Yüzümüzün güleceği sezon olmasını ümit ediyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu sezon palamuttaki artışla balık tüketiminin de yükselmesi bekleniyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bu-sezon-palamuttaki-artisla-balik-tuketiminin-de-yukselmesi-bekleniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bu-sezon-palamuttaki-artisla-balik-tuketiminin-de-yukselmesi-bekleniyor</guid>
<description><![CDATA[ İSHİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğulcan Kemal Sagun: - &quot;İzlenimlerimiz bu yıl denizlerimizde bol miktarda palamut olacağı şeklinde. Ağların dolu olması kişi başı yıllık 6-8 kilogram olan balık tüketim oranlarının da yukarılara çıkmasını sağlayacak&quot; - Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Özkaya: - &quot;Bu yıl palamut bol, her eve palamut girecek&quot; - &quot;(Hamsi kotası) Getirilen kotanın hem fiyatı hem de arz-talebi dengeleyeceğini düşünüyorum. Böylece piyasa kurallarına uygun balıkların geleceğini umuyoruz, bu da tüketiciler için bir artı olacak&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/bu-sezon-palamuttaki-artisla-balik-tuketiminin-de-yukselmesi-bekleniyor-1724869406.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>sezon, palamuttaki, artışla, balık, tüketiminin, yükselmesi, bekleniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Eylül ayı itibarıyla başlayacak av sezonuna ilişkin hazırlıklar devam ederken, su ürünleri sektör temsilcileri, bu sene, ağların dolu olmasıyla kişi başı yıllık 6-8 kilogram olan balık tüketiminin artmasını bekliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (<strong>İSHİB</strong>) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı <strong>Oğulcan Kemal Sagun</strong>, AA muhabirine, sektör olarak 1 Eylül'de başlayacak av sezonunu heyecanla beklediklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tüketicilerin de aynı beklenti içinde olduğunu düşündüklerini dile getiren Sagun, "İzlenimlerimiz bu yıl denizlerimizde bol miktarda palamut olacağı şeklinde. Bu durum hem balıkçılarımız hem de vatandaşlarımız için sevindirici bir gelişme olacak. Ayrıca uzun yıllardır Türkiye'nin dünyanın dört bir yanına balık ihraç etmesine karşın, iç piyasada tüketimin az olmasından yakınıyorduk. Ağların dolu olması kişi başı yıllık 6-8 kilogram olan balık tüketim oranlarının da yukarılara çıkmasını sağlayacak." şeklinde konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sagun, tüketicilerin en fazla tükettiği ürünlerden olan somonun yıllardır Norveç'ten ithal edildiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bunun karşılığında milyonlarca dolar ödüyorduk. Ancak son yıllarda özellikle Karadeniz Bölgesi'nde yaptığımız yatırımlar ve geliştirme projeleri sonucunda üreterek ihraç ettiğimiz Türk somonu, vatandaşımızın mutfağında da yerini almaya başladı. Türk somonunun tüketiciler tarafından daha çok tercih edilmesi, Norveç somonu için ödenen milyonlarca doların ülkemizde kalmasını sağlayacak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dış pazarlarda büyük ilgi gören Türk somonunun ihracatının da sürekli arttığını kaydeden Sagun, somon ihracatına başlayalı kısa bir süre olmasına rağmen en önemli ihraç ürünlerinden olan çipura ve levrek seviyelerine yaklaşıldığını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sagun, 2024'ün ilk 6 aylık rakamlarına bakıldığında, levrek ihracatının 274,8 milyon dolar, çipura ihracatının 252,8 milyon dolar, somon ihracatının ise 195,9 milyon dolar olduğu bilgisini verdi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Atalarımızdan aldığımız bol bereketli denizleri, gelecek nesillere bol bereketli bırakmamız lazım"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Özkaya da bu sezon palamutun bol olacağını belirterek, "Bu yıl palamut bol, her eve palamut girecek gibi düşünüyoruz. Palamutun bol olduğu yıllarda hamsinin az olduğunu da biliyoruz. Yıl içerisinde tabii ki hamsi de olacak ama istenilen kadar olmayacaktır." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, yeni sezona hamsi avcılığında kota sistemiyle girildiğini hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Hamside son zamanlarda et verimi biraz düşük, iklim değişikliği gibi nedenlerden dolayı. Bunun için hamsiye kota gelmesinden çok memnunuz. Böylece hamsi kendini biraz toparlar, stokları toparlanır. Atalarımızdan aldığımız bol bereketli denizleri, gelecek nesillere bol bereketli bırakmamız lazım ki genç nesiller balıkçılık sektöründen çekilmesin. Bunun için de bu senenin hatasız, kazasız, bol ve bereketli geçmesini arzu ediyoruz. Palamutta da bunun ışığını gördük kesinlikle bol, bereketli olacak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Verilere göre geçen yıl yaklaşık 274 bin ton hamsi yakalandığını aktaran Özkaya, hamside yeni sistemde 400 bin ton civarında kota verildiğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya, TBMM Balıkçılık ve Su Ürünleri Araştırma Komisyonu kurulduğunu ve komisyonun sahada balıkçı barınaklarını ziyaret ederek görüşlerine başvurduğunu da belirtti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Tüketiciler boy yasağına uymayan balıkları almasın"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ramazan Özkaya, yeni sezonda tüketicileri boy yasağına uymayan balıkları almaması konusunda da uyardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özkaya "Getirilen kotanın hem fiyatı hem de arz-talebi dengeleyeceğini düşünüyorum. Böylece piyasa kurallarına uygun balıkların geleceğini umuyoruz, bu da tüketiciler için bir artı olacak." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Düzceli Balıkçılar Palamut için Gün Sayıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/duzceli-balikcilar-palamut-icin-gun-sayiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/duzceli-balikcilar-palamut-icin-gun-sayiyor</guid>
<description><![CDATA[ Düzce&#039;nin Karadeniz&#039;e kıyısı olan Akçakoca ilçesinde 42 yıldır ekmeğini denizden çıkaranlara ev sahipliği yapan balıkçı barınağında tekne ve ağların bakımında sona gelindi - Akçakoca Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mustafa Karakaş: - &quot;Özellikle palamutta &#039;O sene bu sene&#039; diyebileceğimiz bir sezon bekliyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/duzceli-balikcilar-palamut-icin-gun-sayiyor-1724758391.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Düzceli, Balıkçılar, Palamut, için, Gün, Sayıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Batı Karadeniz'in önemli balıkçı limanlarından Düzce'nin Akçakoca ilçesinde ağ ve tekne bakımı yaparak hazırlıklarını tamamlama aşamasına getiren balıkçılar, denizlerde av yasağının kalkacağı 1 Eylül'de "vira bismillah" demek için gün sayıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karadeniz'e kıyısı olan ilçedeki limanın hemen yanında yer alan balıkçı barınağı, 42 yıldır ekmeğini denizden çıkaranlara ev sahipliği yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeni sezonda palamut, lüfer, istavrit ve çinekop bereketi yaşanması beklenen ilçede yasağın sona ermesiyle ava çıkacak balıkçılar, yıpranmış ağlarını onarıp teknelerini boya ve tadilattan geçiriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_a_AA-35466323.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>- "31 Ağustos gecesini iple çekiyoruz"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akçakoca Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mustafa Karakaş, AA muhabirine, Akçakoca Balıkçı Barınağı'ndan çevre illere ciddi oranda balık sevkiyatının yapıldığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Barınaktaki balıkçıların mesleği babadan oğula sürdürdüğünü belirten Karakaş, işlerini severek yaptıklarını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeni sezondan umutlu olduklarını dile getiren Karakaş, "Bütün hazırlıklarımızı yaptık, teknelerimiz ve ağlarımız hazır. Artık son rötuşlarımızı yapıyoruz. 31 Ağustos gecesini iple çekiyoruz. Geçen seneki fırtınada çok büyük ağ ve tekne hasarlarımız oldu. Onları yerine getirdik, onları tamamlıyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karakaş, palamut, çinekop, istavrit ve lüferin denizde kendini gösterdiğini belirterek, "Özellikle palamutta 'O sene bu sene' diyebileceğimiz bir sezon bekliyoruz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılığın hava şartlarına bağlı sürdürülen bir meslek olduğuna işaret eden Karakaş, şunları anlattı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Kış aylarında biraz fırtına olur ama ona da hazırlıklıyız. İşimizi bilerek yapıyoruz, kendimize, teknelerimize ve hazırlıklarımıza güveniyoruz. Ciddi bir sezon olacağını ve balıkların çok uygun fiyatlara düşeceğine inanıyoruz. Vatandaşımızın bu sezon ucuza balık yiyeceğini tahmin ediyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/2024_a_AA-35466327.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>- "Deniz bizim için olmazsa olmaz"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaklaşık 20 yıldır balıkçılık yapan 71 yaşındaki Ali Aydın, tüm zorluklarına rağmen işini severek yaptığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizin kendileri için "olmazsa olmaz" olduğunu dile getiren Aydın, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Burada doğduk, burada büyüdük, denizi görmezsek olmuyor. Şu an memnunuz, geçen sene balıkçılık yoktu. Bu sene balık biraz kendini gösterdi. İnşallah kaybolmaz ve halkımızın da yüzü güler. Balıkçılıkla geçinen çok arkadaşımız var. Mesela 1,5-2 ay evine gidemeyenler var. Akşam üzeri ağını atıyorlar ve sabahlara kadar denizde duruyorlar. Yani zahmetli bir uğraş. Bütün bunlar ekmek parası için."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeni sezona teknelerinin ve ağlarının bakımını yaparak hazırlandıklarını belirten Aydın, "Balığın küçüğünden büyüğüne kadar ağ çeşitlerimiz var. Yeni sezon öncesi onların mutlaka tamiri yapılıyor, eksik olanlar alınıyor. Tabii makine, tekne bakımı her sene oluyor. Boyanıyor, çürüğüydü, pisliğiydi ayıklanıyor, temizleniyor. Bu hazırlığı yapmak mecburiyetindeyiz. Denize çıkıyoruz, kara aracı gibi sağa çekip de durma şansımız yok. Allah korusun bir yerde bir şey olursa batma tehlikemiz var." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yavuz Yomra ise ilkokulu bitirdikten sonra başladığı balıkçılığın dede mesleği olduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Teknesinin bakımını bitirdiğini, ağlarının tamiriyle uğraştığını aktaran 46 yaşındaki Yomra, bu sene balık bakımından bereketli bir sezon beklediklerini, vatandaşın uygun fiyata balık yiyeceğini sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da balıkçılar yeni sezonda palamut bolluğu bekliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbulda-balikcilar-yeni-sezonda-palamut-bollugu-bekliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbulda-balikcilar-yeni-sezonda-palamut-bollugu-bekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Av yasağı dönemini tekne ve ağ onarımıyla geçiren balıkçılar, yeni sezonda çinekop, lüfer ve hamsinin de çok olacağını öngörüyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/istanbulda-balikcilar-yeni-sezonda-palamut-bollugu-bekliyor-1724740195.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, balıkçılar, yeni, sezonda, palamut, bolluğu, bekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Av yasağının kalkacağı 1 Eylül'e sayılı günler kala tekne ve ağlarını onararak hazırlıklarını sürdüren balıkçılar, yeni sezonda palamut bereketi bekliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizlerde 15 Nisan'da başlayan av yasağının sona ereceği 1 Eylül'ü bekleyen Poyrazköy Balıkçı Barınağı'ndaki balıkçılar, sıcak havaya rağmen yeni sezon için hummalı çalışmalarını sürdürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılar, teknelerin paslanan bölümlerinin zımparalanıp boyanması, motor aksamlarının tamiri, halat ve ışıkların kontrolü işleriyle meşgul oluyor. Eskiyen ağlar ise balıkçılar tarafından tek tek elle dikilerek onarılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Genel hazırlıkların tamamlanmasının ardından ağustosun son günlerinde ise sezon boyunca tekneyle denize açılacak tayfalarının barınağa gelmesi bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Poyrazköy Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Davut Toker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, balıkların denizde üreyip büyümesi için 4,5 ay boyunca av yasağına riayet ettiklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Eylülde yeni sezona başlayacaklarını anlatan Toker, "Şimdi o kadar yoğun bir hazırlık var ki zamanla yarışıyoruz ve yetiştiremiyoruz. Teknelerin, makinelerin bakımı var. Düşünebiliyor musunuz bir teknede 13 makine var. Onların bakımı, teknenin boyaması, diğer aksamlarının bakımları var. Tonlarca yüklü 3-4 çeşit ağ var, onların tamiri var." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tekne işçilerinin genelde Ordu'dan geldiğini belirten Toker, son hazırlıklardan sonra birlikte denize açılacaklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizin sıcaklığı, soğukluğu ve oksijen miktarının düzgün olması durumunda balıkların haziranda Ege'den gelip Karadeniz'e havyarını döktüğü anlatan Toker, denizde uygun koşullar oluştuğunda yavruların büyümesiyle o sene çok balık çıkacağını kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/07_2024_00_AGUSTOS_04_20240824_2_65249032_104144584.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Taban fiyat konulsun, bundan aşağıya satılmayacak densin"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Toker, Türkiye'de balıkçılığın beşinci büyük sektör olduğuna işaret ederek, "Lüfer balığı, havyarını Karadeniz'de döktükten sonra boğazlardan geçer. Ege, Akdeniz, Yunanistan, Hırvatistan ve İtalya'nın kucağına gider. Bu bir göç balığıdır, havyarını denize döktükten sonra hiçbir zaman durmaz. Lüfer balığı en çok da Boğaziçi'nde, boğaz koylarında ağa gelir. Tıpkı iki sene önce olduğu gibi. İki sene önce lüfer balığının tanesi 300-400 lirayken bir avcılık oldu, halkımız balığa doydu, tanesini 15-20 liradan yedi. Kötü bir olay mı bu?" ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılığın zorda olduğunu dile getiren Toker, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Balıkçılık Osmanlı Devleti'nden kalan bir kaideyle yürüyor. Balık az olduğu zaman para eder, çok olduğu zaman hiç değeri yok. Enflasyona göre bir taban fiyat koyup da bir de kota getirseler balık insanlara daha rahat gidecek. Ben de çok masraf etmeden, yıpranmadan, tayfamı yormadan, tekneme masraf yapmadan balığımı tutacağım. Taban fiyat konulsun, 'Bundan aşağıya satılmayacak.' densin. Ona göre satılsın, sektör ayakta kalsın. Yoksa bu masraflarla ayakta duramayız."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Balık miktarı artınca fiyatlar düşecek</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Kendileri ucuza satsa da balığın vatandaşın sofrasına gidene dek pahalanmasının sebebinin kabzımal ve esnaf olduğunu belirten Toker, kendilerinden çifti 100 liraya alınan palamudun esnaf tarafından tanesi 200 liraya satıldığını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yıl bazı balık cinslerinde bolluk yaşanacağının altını çizen Toker, "Bu sene palamut haddinden fazla çok olacak. Daha yok ama biliyoruz biz. Yani bilim adamları konuşmuyor, ben gerçek balıkçı olarak konuşuyorum. Bilim adamı bilemez bunu, verilerimiz var. Çinekop balığı haddinden fazla olacak, peşinden lüfer balığı. Hamsi balığı da olacak. Bu da halkımıza yetecek. Zaten çok olan balık bunlar." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Toker, tutulan balık miktarının artmasıyla fiyatların düşeceğini sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sakarya ve Kocaeli&amp;apos;de balıkçılar yeni sezonda palamutta bolluk bekliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sakarya-ve-kocaelide-balikcilar-yeni-sezonda-palamutta-bolluk-bekliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sakarya-ve-kocaelide-balikcilar-yeni-sezonda-palamutta-bolluk-bekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sakarya&#039;nın Kocaali ilçesi ile Kocaeli&#039;nin Karamürsel ilçesinde 1 Eylül&#039;de &quot;vira bismillah&quot; demeyi bekleyen balıkçılar, palamutta bereketli bir sezon bekliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/sakarya-ve-kocaelide-balikcilar-yeni-sezonda-palamutta-bolluk-bekliyor-1724739670.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sakarya, Kocaelide, balıkçılar, yeni, sezonda, palamutta, bolluk, bekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Balıkçılar, yeni sezon öncesi teknelerinin bakımını yapıp, ağlarını onararak yeni sezon öncesi hazırlıklarını son aşamaya getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kocaali Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Tan, AA muhabirine, sezondan umutlu olduklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tan, 15 Ağustos itibarıyla oltayla palamut avcılığına başladıklarını belirterek, "Balıkların göç güzergahı üzerinden Karadeniz'e doğru ilerlediklerini gördük. Bu sene iklimin güzel gitmesi, denizde gördüğümüz hareketlilik, deniz suyunun soğuk oluşu palamudun olacağına işaret ediyor." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bol miktarda avcılığın fiyatları da düşüreceğini dile getiren Tan, "Palamut omega-3 bakımından faydalı bir balıktır. Vatandaşlarımız tarafından tüketilmesi faydalı olacaktır." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Kocaeli</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Karamürsel'deki balıkçılar da yeni av sezonunun bereketli geçmesini bekliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Marmara Bölgesi'nin en büyük toptan su ürünleri satış noktalarından biri olan Ereğli Mahallesi'nde balıkçılar, denizlerde av yasağının bitmesine günler kala son hazırlıklarını yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İlçede 25 yıldır balıkçılık yapan Hasan Ünal (44), sezona az bir zaman kala hazırlıklarını tamamlamak üzere olduklarını anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>32 yaşındaki balıkçı Hasan Burak Keyif de 12 yıldan bu yana ailecek balıkçılıkla uğraştıklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı teknesinin bakımını yaptıklarını belirten Keyif, "Buradan Marmara ve Karadeniz'e gidiyoruz, balıklarımızı avlıyor, daha sonra hangi limana yakınsak oraya yanaşıyoruz. Yakaladığımız balıkları soğuk hava kamyonlarıyla Kocaeli, İstanbul gibi büyük mezatlara gönderiyoruz. Hava durumuna göre 15 gün ya da bir ay gibi aradan sonra memleketimiz Karamürsel Ereğli limanımıza geliyoruz. Daha sonra tekrar denize açılıyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bodrum&amp;apos;da amatör balıkçılar 2,5 metrelik orkinos yakaladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bodrumda-amatoer-balikcilar-25-metrelik-orkinos-yakaladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bodrumda-amatoer-balikcilar-25-metrelik-orkinos-yakaladi</guid>
<description><![CDATA[ Muğla&#039;nın Bodrum ilçesinde balıkçıların oltasına 2,5 metre uzunluğunda orkinos takıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/bodrumda-amator-balikcilar-25-metrelik-orkinos-yakaladi-1724737230.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bodrumda, amatör, balıkçılar, 2, 5, metrelik, orkinos, yakaladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>4 amatör balıkçı, Gölköy Mahallesi'nden Türkbükü-Didim açıklarında balık avına çıktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılar, bir süre sonra oltalarına takılan balığı tekneye çekmek için uğraş verdi. Sonunda tekneye çıkarılan balığın 2,5 metre uzunluğunda, 376 kilogram ağırlığında orkinos olduğunu gören balıkçılar şaşkınlık yaşadı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gölköy Limanı'nda vinç yardımıyla tekneden alınan orkinosa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adana&amp;apos;da balık tutarken otomobil çarpan kişi yaralandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/adanada-balik-tutarken-otomobil-carpan-kisi-yaralandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/adanada-balik-tutarken-otomobil-carpan-kisi-yaralandi</guid>
<description><![CDATA[ Adana&#039;da köprü üzerinde balık tutarken otomobil çarpan kişi yaralandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/adanada-balik-tutarken-otomobil-carpan-kisi-yaralandi-1724652860.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Adanada, balık, tutarken, otomobil, çarpan, kişi, yaralandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çatalan Köprüsü'nde, sürücüsünün ismi belirtilmeyen 01 AOC 426 plakalı otomobil, kontrolden çıkınca önce beton bariyere ardından balık tutan İzzet Arlı'ya çarptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kazada Arlı ağır yaralandı, sürücüsü ise yara almadı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından yaralı ambulansla hastaneye kaldırıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sürücü ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmaların ardından kaza yapan araç çekici yardımıyla bulunduğu yerden kaldırıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trabzon&amp;apos;da balıkçılar denize ağlarını atmak için geri sayıma başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trabzonda-balikcilar-denize-aglarini-atmak-icin-geri-sayima-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trabzonda-balikcilar-denize-aglarini-atmak-icin-geri-sayima-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Denizlerde 15 Nisan&#039;da başlayan av yasağının ardından teknelerini kıyıya çeken balıkçılar, yeniden denizle buluşacakları 1 Eylül için ağ onarımı ile teknelerinin son bakımlarını tamamlıyor - Gırgır teknesiyle denize açılacak Cengizhan Yılmaz: - &quot;Balığın gidişatına göre sezona umutla bakıyoruz. Küçük gemilerle birkaç deneme yaptık ve çok güzel verim aldık. Umarız 1 Eylül&#039;de avcılığa çıktığımız zamanda da bu verimi görürüz ve herkes mutlu olur, herkes için sezon güzel geçer&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/trabzonda-balikcilar-denize-aglarini-atmak-icin-geri-sayima-basladi-1724738105.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trabzonda, balıkçılar, denize, ağlarını, atmak, için, geri, sayıma, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Su ürünlerinde adından söz ettiren Trabzon'daki balıkçılar, 1 Eylül'de başlayacak yeni sezonu bekliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Denizlerde 15 Nisan'da başlayan av yasağının ardından teknelerini kıyıya çeken balıkçılar, yeniden denizle buluşmalarına sayılı günler kala son hazırlıklarını hızlandırdı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bir önceki av sezonunda yıpranan ağlarının tamirini tamamlayan balıkçılar, onardıkları ağları yavaş yavaş teknelere yüklemeye başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Teknelerin cihaz, teknik bakım, boya, zımpara ve temizlik gibi işlemlerini de hızlandıran balıkçılar, "Vira bismillah" diyerek ağlarını denize bırakacakları gün için geri sayıma başladı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Şu anda son hazırlıklarımızı yapıyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Trabzon'da gırgır teknesiyle denize açılacak Cengizhan Yılmaz, AA muhabirine, yıllardır ailecek balıkçılıkla uğraştıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kendisinin de 12 senedir aktif şekilde işin içinde olduğunu dile getiren Yılmaz, "Şu anda gördüğünüz üzere son hazırlıklarımızı yapıyoruz. İlk başta dediğimiz gibi ağ işlemleri uygulandı. Tamir ve bakımları yapıldı. Ağlar şu anda iskelede gemiye nakledilecek vaziyette bekliyor." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yılmaz, teknenin teknik bakım işlerini de yaptıklarını aktararak, "Makine, yürür aksamın bakım ve tamiriyle uğraşıyoruz ki denizde herhangi bir olası problemle karşılaşmayalım. Aynı şekilde ağ sarma esnasında denizde bize yardımcı olacak küçük bot teknelerimizin de makineleriyle yürür aksamlarıyla uğraşıyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Sezona umutla bakıyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Birkaç gün sonra ağları tekneye yükleyeceklerini anlatan Yılmaz, "Balığın gidişatına göre sezona umutla bakıyoruz. Küçük gemilerle birkaç deneme yaptık, çok güzel verimler aldık. Umarız 1 Eylül'de avcılığa çıktığımız zamanda da bu verimi görürüz ve herkes mutlu olur, herkes için sezon güzel geçer." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yılmaz, sezondan beklentilerinin yüksek olduğunu vurgulayarak, "İlk başta palamutla başlıyoruz. Havalar soğudukça bu hamsiye doğru evriliyor. Bu sene palamudun daha çok olmasını bekliyoruz. Çünkü hava sıcaklığı olması gerekenin üzerinde seyretti. Beklentimiz bu yönde." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Son hazırlıklarımızı 1 Eylül'e kadar tamamlamayı planlıyoruz"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Akçaabat Su Ürünleri Kooperatif Başkanı Coşkun Şenkaya da küçük balıkçıların da yeni sezon öncesi kayıklarının motor bakımı ve boya gibi işlemlerini tamamladığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son olarak ağların bakım çalışmalarını yaptıklarını aktaran Şenkaya, "Son hazırlıklarımızı 1 Eylül'e kadar tamamlamayı planlıyoruz. Yeni sezondan beklentimiz şu anda had safhada." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şenkaya, küçük balıkçıların biraz ilkel yollarla balık avı yaptığını anlatarak, "O nedenle de umudumuzun gerçekleşip gerçekleşmemesini ancak 1 Eylül'de denize açılarak anlayabiliriz. Bereketli bir sezon olmasını temenni ediyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Palamudun bu sene erken görülmesi bayağı bir umut verdi"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Ağlarını onaran Murat Sezgin Kaçar da 30 yıldır balıkçılık yaptığını belirterek, eylüle kısa bir süre kaldığını, son hazırlıklarını yavaş yavaş tamamladığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeni sezondan beklentilerinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Kaçar, "Palamudun bu sene erken görülmesi bize bayağı bir umut verdi. İnşallah 1 Eylül'den sonra da bu süreç devam eder." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadenizli balıkçılar bereketli bir sezon bekliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karadenizli-balikcilar-bereketli-bir-sezon-bekliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karadenizli-balikcilar-bereketli-bir-sezon-bekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam: - &quot;Palamudun çok olacağı, bunun yanında diğer balıkların da iyi olacağını düşünüyoruz. Tabii balıkçılıkta en önemli şey iklim şartları&quot; - Balıkçı Adnan Tığ: - &quot;Palamut, çinekop ve istavrit iyi görünüyor. Ufak tekneler oltaya gittiğinden belli oluyor, denizde az çok bereket olacağı görülüyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/karadenizli-balikcilar-bereketli-bir-sezon-bekliyor-1724674991.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karadenizli, balıkçılar, bereketli, bir, sezon, bekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye'nin balık ihtiyacının önemli bölümünün karşılandığı Karadeniz'de balıkçılar, 1 Eylül'de başlayacak yeni av sezonuna hazırlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yıpranmış ağlarını onaran, tekne, motor ve radarlarının bakımını tamamlayan Karadenizli balıkçılar, 1 Eylül'de başlayacak sezonda "Vira bismillah" demeyi bekliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Samsun'da da balıkçılar, 4,5 aylık aranın ardından mavi sulara açılmak için gün sayıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, AA muhabirine, Samsun'un Karadeniz'de 210 kilometre kıyı şeridi bulunduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentte beş balıkçı barınağında 612 tekne bulunduğunu, su ürünleri avcılığında Türkiye'de önemli yere sahip olduklarını belirten Sağlam, geçen yıl avcılıktan 58 bin ton, yetiştiricilikten de 13 bin 800 ton olmak üzere toplam 71 bin 800 ton üretim gerçekleştirildiğini anlattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeni sezonda palamudun bol olacağını tahmin ettiklerini dile getiren Sağlam, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"2024 Ağustos ayına geldiğimizde denizde palamudun çok olacağı, bunun yanında diğer balıkların da iyi olacağını düşünüyoruz. Tabii balıkçılıkta en önemli şey iklim şartları. Hamsi, çaça, özellikle palamut Karadeniz'e has balıklarımız. Burada en büyük şey, su sıcaklığının mutlak surette düşmesi gerekiyor. Öyle olduğu zaman balıklarımız Karadeniz'de daha yağlı ve avlanabilir boyutlara ulaşmakta."</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Yeni sezona balıkçılar umutlu bakıyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>19 Mayıs ilçesindeki Dereköy Limanı'nda yeni sezon için hazırlık yapan balıkçılardan Orhan Karaosman, hazırlıklarının sonuna geldiklerine dikkati çekerek, "Kayıklarımızı bakıma çektik. Boyasını, tamir olacak yerlerini tamir ettik. Büyük kayıklar ağlarını hazırladı, gemilere yükledi." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçen sene iyi bir av sezonu geçirdiklerini, bu yıl daha iyi bir sezon beklediklerini vurgulayan Karaosman, "Herkes hazırlık yapıyor, kayığını yetiştirmeye çalışıyor, ağlarını tamir ediyor, elemanlarını buluyor. Sezon için herkes hazırlık yapıyor. Her şey elden geçiyor." ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılık yapan Adnan Tığ da bu yıl bereketli bir sezon beklediklerine işaret ederek, "Öngörülere göre, palamut, çinekop ve istavrit iyi görünüyor. Ufak tekneler oltaya gittiğinden belli oluyor, denizde az çok bereket olacağı görülüyor." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hazırlıklarında sona geldiklerini belirten Tığ, "Ağları gözden geçiriyoruz. Yeni sezona balıkçılar umutlu bakıyor. Akaryakıt fiyatları biraz yüksek ama yine de umutlu bakıyorlar. Bereketli bir sezon olacak inşallah." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kamil Tığ ise son olarak ağlarının onarımını tamamladıklarını dile getirerek, "Hazır vaziyetteyiz. Geminin bakımıyla 2-3 ay uğraştık. Allah izin verirse Eylül 1'de 'Vira bismillah' deyip denizdeyiz. Palamut bu sene çok. Palamut erken çıkıyor. Karadeniz'de erken çıkıp erken gidiyor." değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balıkçılar av sezonunda ağlarını palamut ve lüferle doldurmayı umuyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balikcilar-av-sezonunda-aglarini-palamut-ve-luferle-doldurmayi-umuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balikcilar-av-sezonunda-aglarini-palamut-ve-luferle-doldurmayi-umuyor</guid>
<description><![CDATA[ Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Merkez Birliği Çanakkale-Tekirdağ Bölge Birliği Başkanı Naci Karabiber: - &quot;Özellikle palamutta bu yıl tarihi bir popülasyon bekliyoruz ve gözlemliyoruz. Çok palamut olacak. Tabii sadece palamut değil, bu yıl lüferde de çok iyi rakamlar bekliyoruz. Lüfer geçen yıl da iyi olmuştu, bu yıl da çok bol olacak&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/08/balikcilar-av-sezonunda-aglarini-palamut-ve-luferle-doldurmayi-umuyor-1724371198.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balıkçılar, sezonunda, ağlarını, palamut, lüferle, doldurmayı, umuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çanakkale'de, denizlerde avlanma yasağının sona ermesiyle 1 Eylül'de ağlarını suya bırakacak balıkçılar, yeni sezonda palamut ve lüferde bolluk bekliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Biga ilçesi Kemer köyündeki balıkçılar, 15 Nisan'da başlayan yasak dönemini teknelerinin ve ağlarının onarımıyla geçirdi. "Vira bismillah" demeye hazırlanan balıkçılar, bereketli ve halkın bolca balık tüketebileceği bir sezon geçirmeyi umuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Merkez Birliği (<strong>DEM-BİR</strong>) Çanakkale-Tekirdağ Bölge Birliği Başkanı <strong>Naci Karabiber</strong>, AA muhabirine, 1 Eylül'de sezona iyi bir giriş yapmayı istediklerini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaz boyunca tersanelerde teknelerin sörveylerini yaptırdıklarını, ağlarını elden geçirdiklerini belirten Karabiber, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Sezona hazırız. 1 Eylül itibarıyla Allah nasip ederse denizde olacağız. Geçen sezon beklentimizi tam yüzde 100 karşılamadı ama yüzde 80'ini karşılamış durumdaydı. Bu yıl yine tarihi bir avcılık bekliyoruz. Çok uzun yıllardır denizlerde olduğumuz için denizi çok iyi gözlemleriz. Karadeniz'de arkadaşlarımız var, onlar da gözlemliyor. Özellikle palamutta bu yıl tarihi bir popülasyon bekliyoruz ve gözlemliyoruz. Çok palamut olacak. Tabii sadece palamut değil, bu yıl lüferde de çok iyi rakamlar bekliyoruz. Lüfer geçen yıl da iyi olmuştu, bu yıl da çok bol olacak."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu beklentinin, Karadeniz'de hamsinin az olacağı anlamına geldiğini anlatan Karabiber, "Karadeniz'de çok palamut ve lüfer olduğunda hamsi olmaz. Çünkü palamut ve lüfer, hamsi ile beslenir. Bu Karadeniz'de az olacak anlamına gelir. Özellikle aralık ayına kadar ocak ve şubat aylarında biraz popülasyon görünür ama az olacak." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karabiber, Marmara ve Ege denizlerinde hamsi avının iyi olacağını öngördüklerini, sardalya ve kolyozun da bolca yakalanacağını umduklarını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Kuzey Ege'de, Marmara'da orta boy ve üstü sardalya dolu gözüküyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Çanakkale Merkez Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı <strong>Erhan Çiftçi</strong> ise balık popülasyonunun bu yıl geçen yıldan daha iyi olmasını beklediklerini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Palamut ve sardalyanın çok fazla olduğunu aktaran Çiftçi, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Kuzey Ege'de, Marmara'da orta boy ve üstü sardalya dolu gözüküyor. Hamsi bu sene sanki az olacak gibi. Geçen yıla göre az gözüküyor. Palamut ile sardalyada inşallah hepimizin yüzü güler. Geçen yıl hamsi bizim bölgemizde bol avlandı ancak son zamanlarında fiyatlar yükseldi. Balık az olunca, rakamlar yükselince insanlar üzüldü ama piyasa böyle ilerliyor. Geçen sezon çok kötü geçmedi, herkes ekmeğini alabildi çok şükür ama bizlerin ümidi bu yıl özellikle palamutta bolluk bekliyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçı <strong>Metin Gül</strong> de yaklaşık 50 yıldır bu mesleği yaptığını, bu sene vatandaşların bolca palamut tüketebileceğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu sezonun "palamut yılı" olacağını vurgulayan Gül, "İnşallah bereketli, kazasız belasız bir sezon olur. Tekneler hazır, personel hazır. 1 Eylül'de 'Vira bismillah' demeyi bekliyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hatay&amp;apos;da 8 ayda 19 bin 904 balon balığı avlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hatayda-8-ayda-19-bin-904-balon-baligi-avlandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hatayda-8-ayda-19-bin-904-balon-baligi-avlandi</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da balıkçılar tarafından 8 ayda 19 bin 904 balon balığı yakalandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/hatayda-8-ayda-19-bin-904-balon-baligi-avlandi-1726029207.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hatayda, ayda, bin, 904, balon, balığı, avlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün açıklamasına göre, biyolojik çeşitliliğe zarar veren balon balıklarının yakalanmasına yönelik destekler ocak-ağustos döneminde sürdü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda 33 balıkçıdan teslim alınan 19 bin 904 balık imha edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balon balıklarının yakalanması için desteklerin devam edeceği bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meriç Nehri&amp;apos;nde balıkçılar 41 kilogramlık granyöz balığı yakaladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/meric-nehrinde-balikcilar-41-kilogramlik-granyoez-baligi-yakaladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/meric-nehrinde-balikcilar-41-kilogramlik-granyoez-baligi-yakaladi</guid>
<description><![CDATA[ Edirne&#039;de amatör balıkçılar, Meriç Nehri&#039;nde 41 kilogramlık granyöz (sarı ağız) balığı yakaladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/meric-nehrinde-balikcilar-41-kilogramlik-granyoz-baligi-yakaladi-1725951250.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meriç, Nehrinde, balıkçılar, kilogramlık, granyöz, balığı, yakaladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Enez ilçesinde yaşayan amatör balıkçılar İsmail Yeni ve Ayhan Arda tekneyle açılarak nehre ağ attı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balıkçılar bir süre sonra ağa takılan 41 kilogramlık granyöz balığını kıyıya çıkardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arda, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk kez bu kadar büyük granyöz yakaladığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Balığın kilogramını balıkçı dükkanına 170 liradan sattıklarını belirten Arda, hobi olarak yaptıkları balık avına devam edeceklerini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kayseri&amp;apos;de bir kişi balık tutmak için gittiği baraj gölünde boğuldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kayseride-bir-kisi-balik-tutmak-icin-gittigi-baraj-goelunde-boguldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kayseride-bir-kisi-balik-tutmak-icin-gittigi-baraj-goelunde-boguldu</guid>
<description><![CDATA[ Kayseri&#039;nin Kocasinan ilçesinde bir kişi, balık tutmak için gittiği baraj gölünde boğuldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/kayseride-bir-kisi-balik-tutmak-icin-gittigi-baraj-golunde-boguldu-1725859258.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kayseride, bir, kişi, balık, tutmak, için, gittiği, baraj, gölünde, boğuldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>S.A. (34), arkadaşları M.E.S. ve İ.A. ile Hırka Mahallesi sınırlarındaki Yamula Baraj Gölü'ne balık tutmak için gitti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kıyıya yaklaşık 50 metre uzaklıktaki adacığa sığ taşlık bölümü kullanarak geçen 3 arkadaş, havanın kararmasıyla tekrar kıyıya dönmek için hareket etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu sırada dengesini kaybeden S.A, suya düşerek gözden kayboldu. S.A'nın göle düştüğünü gören M.E.S. ile İ.A, arkadaşlarının ardından suya girdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arkadaşını kurtarmaya çalışan M.E.S, bataklığa saplanarak mahsur kaldı. İhbar üzerine olay yerine Jandarma Arama Kurtarma (JAK), 112 Acil Sağlık, UMKE, İHH Arama Kurtarma ekipleri sevk edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipler 3 saatlik aramanın ardından S.A'nın cansız bedenine ulaştı. Bataklığa saplanan M.E.S'nin ise sağlık ekiplerince tedavisi yapıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>S.A'nin cenazesi, otopsi için Kayseri Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Av sezonun ilk günlerinde tezgahlar palamutla dolup taşıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/av-sezonun-ilk-gunlerinde-tezgahlar-palamutla-dolup-tasiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/av-sezonun-ilk-gunlerinde-tezgahlar-palamutla-dolup-tasiyor</guid>
<description><![CDATA[ Denizlerde 1 Eylül&#039;de başlayan balık avı sezonunun ilk günlerinde tezgahlar palamutla dolup taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/av-sezonun-ilk-gunlerinde-tezgahlar-palamutla-dolup-tasiyor-1725860133.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>sezonun, ilk, günlerinde, tezgahlar, palamutla, dolup, taşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>1 Eylül itibarıyla balıkçılarca denize bırakılan ağlara bol miktarlarda palamut takılmaya devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Teknelerle limanlara getirilen yüzlerce kasa palamut, balıkçı tezgahlarını süslüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'nin önemli balıkçılık kentlerinden Sinop'ta tanesi 40 liradan başlayan fiyatlarda satışa sunulan palamutlara vatandaşlar da yoğun rağbet gösteriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sinop Merkez Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Namık Ünlü, AA muhabirine, palamut avcılığında son yılların en bereketli sezonunu yaşadıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karadeniz'deki tüm teknelerin bol miktarda palamut avcılığı yaptığını vurgulayan Ünlü, "Tezgahlarımızın tamamı palamutla dolmuş durumda. Vatandaşımız bol bol ucuza balık tüketme fırsatı buluyor. İlgi çok yoğun. O kadar ilgi var ki diğer balık türleri satılmıyor dahi." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ünlü, palamut bolluğunun devam edeceğini tahmin ettiklerini aktararak, bu durumun hem balıkçılar hem de vatandaş yönünden memnuniyet verici olduğunu kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sakaryalı balıkçı, ağına takılan mersin balığını tekrar denize bıraktı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sakaryali-balikci-agina-takilan-mersin-baligini-tekrar-denize-birakti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sakaryali-balikci-agina-takilan-mersin-baligini-tekrar-denize-birakti</guid>
<description><![CDATA[ Sakarya&#039;nın Karasu ilçesinde Karadeniz&#039;e açılan balıkçının ağına takılan, nesli tehlike altındaki mersin balığı denize geri salındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/sakaryali-balikci-agina-takilan-mersin-baligini-tekrar-denize-birakti-1725529077.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sakaryalı, balıkçı, ağına, takılan, mersin, balığını, tekrar, denize, bıraktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Karadeniz'e kıyısı olan ilçede balıkçılık yapan Adem İngenç ve oğlu Kubilay İngenç'in, Haralambo kıyısında kurdukları palamut ağlarına nesli tehlike altındaki mersin balığı takıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Durumu fark eden baba oğul, balığı ağlardan kurtararak tekrar denize saldı ve bu anı cep telefonu kamerasıyla kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Adem İngenç, gazetecilere, geceden sabaha kadar denizde olduklarını ve kurdukları ağlarda yaklaşık 70 civarında palamut olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu sırada ağlara bir mersin balığının takıldığını fark ettiklerini belirten İngenç, "Ben kürekteydim, çocuklar gördü. 'Onu hemen kurtarın.' dedim. Balığı aldık, elle suni teneffüs yaptım, yavaşça sevdim. Güzel balık olduğu için hemen denize koydum." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İngenç, mersin balığının korunması gerektiğini vurgulayarak, "Bunların nesli tükenmek üzere, balıkçılar olarak bizim kurtarmamız lazım. Buna karşı duyarlı olmak lazım ve bu balıkları kollamamız, onları tutmamamız lazım. Tuttuğumuz zaman da hemen denize bırakmamız lazım." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sportif Balıkçılar Denizli&amp;apos;de Yarışıyorlar</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sportif-balikcilar-denizlide-yarisiyorlar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sportif-balikcilar-denizlide-yarisiyorlar</guid>
<description><![CDATA[ ASOF Federasyonu üyesi Denizli Amatör ve Sportif Olta Balıkçıları ve Su Ürünlerini Koruma Derneği - DENOLDER tarafından Denizli ilinde bulunan Gökpınar (Recep Yazıcıoğlu) Barajı’nda 5. si düzenlenen DENİZLİ 5.YIL CARP CUP Sportif Sazan Balığı Yakalama Yarışması hızlı başladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/sportif-balikcilar-denizlide-yarisiyorlar-1726132672.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sportif, Balıkçılar, Denizlide, Yarışıyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>10 – 15 Eylül 2024 tarihleri arasında kesintisiz 150 saat süreyle gerçekleşecek yarışmaya değişik illerden 15 takım katıldı. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geleneksel hale gelen yarışmada çekilen kuralar sonrasında takımlar yarışacakları sektörlere kamplarını kurarak Salı günü sabah 06.00 da oltalarını suyla buluşturdu. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yarışmada şuana kadar limitler dâhilinde 6 adet Sazan Balığı yakalanarak yarışma kuralları gereği tekrardan baraja bırakıldı. </span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-09-12%20saat%2012_03_12_c668455e.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>DENOLDER</strong> Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Delibaş yaptığı açıklamada; </span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Herkes tarafından da bilindiği üzere <strong>DENOLDER</strong>’ in öncelikli amacı sürdürülebilirliktir. Biz 5 yıldır Denizli ilimizde ilgili kurum ve kuruluşlarımızın da desteği sayesinde yapmış olduğumuz bu yarışma ile olta balıkçılarımızı buluşturuyor ve amacımızın öldürmek değil de yaşatarak bizden sonraki nesillerinde bu hobiden istifade etmesini sağlamak olduğunun önemini vurgulamaya çalışıyoruz. </span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-09-12%20saat%2012_03_11_fa75d5ea.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yarışmamızda yakalanan tüm Sazan Balıkları ölçümü yapıldıktan sonra hakemler eşliğinde tekrardan baraja bırakılıyor.  </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yarışmaya bu sene 15 takım kabul ettik. Ülkemizin değişik illerinden ve neredeyse tamamına yakını illerindeki dernekleri temsil eden takımlardan oluşuyor. Yarışma güzel başladı ve ilk gün 3 balık yakalandı. Şuan toplamda 6 adet Sazan Balığı Yakalanıp ölçüm işlemi sonrasında suya bırakıldı. </span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-09-12%20saat%2012_03_10_1d785c29.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aslında bu tarz yarışmalarda ilk günlerde pek balık beklenmezdi bu da bizi sevindirdi. İlerleyen anlarda yarışmacılarımızın büyük balıklar yakalayacağını ümit ediyoruz. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>15 Eylül 2024 Pazar günü saat 12.00’ de bitecek olan yarışmamızda tek arzumuz yarışmadan büyük balık çıkması ve bu yılın rekorunun Denizli de kırılması.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yarışan takımlarımıza başarılar dilerken yarışmaya katkı sağlayan tüm sponsorlarımıza, kurum ve kuruluşlara da çok teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sportif Balıkçıların Ustaları Ömerli&amp;apos;de Buluştu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sportif-balikcilarin-ustalari-omerlide-bulustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sportif-balikcilarin-ustalari-omerlide-bulustu</guid>
<description><![CDATA[ III. INTERNATIONAL ÖMERLİ CARP CUP Sportif Sazan Balığı Yakalama Yarışması Ömerli Barajı’nda, bol mücadele ve dostluğun zirve yaptığı sahneler yaşandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/sport-1725888154.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sportif, Balıkçıların, Ustaları, Ömerlide, Buluştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Amatör ve Sportif Olta Balıkçılığı Federasyonu (<strong>ASOF</strong> ) bünyesindeki derneklerden biri olan Ömerli Barajı Sportif Olta Balıkçıları ve Doğal Hayatı Koruma Derneği (<strong>ÖBSADER) </strong>tarafından gerçekleştirilen yarışmada ülkemizin değişik illerinden 34 Takım ve 120 sportif olta balıkçısı, sportif balıkçılığın survivor’ı denilen yarışmada doğa şartları, yabani hayvanlarla mücadelenin yanı sıra ürkek ve yabani olan sazan balığını yakalamak için müthiş mücadele verdiler. Sazan balıklarının da yarışmacılara karşı olan mücadelesi ve sürekli barajın dibindeki ağaç köklerine saklanması yarışmacıların zor anlar yaşamasına sebep oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yarışmacı takımlardan biri olan, <strong>KÜSOBDER</strong> Mafia Carp Takım kaptanı İsmail Gültekin ‘’Ömerli yarışması gerçekten sportif balıkçılık için zor bir avlak barajın dibi tamamen ağaç kökleri ile dolu dip taraması yaparak köklerin olmadığı yerlere yem bıraktık. Balık oltaya vurduğu an çok seri hareket etmek zorunda kalıyorduk hatta ben can yeleğini uyuyacağım zaman çıkarıyordum. Buranın balığı sese ve avcılığa yabancı ürküyor. Doğal olarak yemede alışkın değil. Türkiye’nin her yerinde av yaptım ama burası başka bir yer hem atmosfer olarak hem doğa şartları hem de yabani hayvanlarla iç içe zorlu ama bir o kadar da muhteşem bir yarışma geçirdik. Aldığımız her run da yine kaçacak korkusu ile tüm takımların botlara depar atması ve köklere saklanan balıkları kaçırmamıza hem üzülüyorduk hem de balık Mafia’yı dize getirdi diye komik anlar yaşamamıza sebep oluyordu. Sonuç olarak muhteşem asla unutulmaz harika bir yarışma geçirdik. Derece yapan tüm arkadaşlarımızı kutluyorum’’ dedi.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>Sportif Balıkçılığın Survivorı</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>34 takımın mücadele ettiği toplamda limitler dahilinde 76 adet sazan balığının yakalanıp suya geri iade edildiği <strong>III.INTERNATIONAL ÖMERLİ CARP CUP 2024</strong> yarışmasında dereceye giren takımlar şöyle;</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yarışmada En Büyük Balık Yakalama Birincisi 5.690 Kg Warriors Carp İnobder </span></span></span></p>

<p><span><span><span>En Çok Balık Yakalama Birincisi Toplam 14 adet Balık, 39.829 gr ACTİON CARP TEAM</span></span></span></p>

<p><span><span><span>En Çok Balık Yakalama İkincisi Toplam 7 Adet Balık, 19.140 GR NATURE IN CARP TEAM</span></span></span></p>

<p><span><span><span>En Çok Balık Yakalama Üçüncüsü Toplam 3 Adet Balık, 18.960 gr Esbalder Alfa 26 TEAM</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Edremit Körfezi&amp;apos;nde &amp;quot;hayalet ağ&amp;quot; temizliği yapılıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/edremit-koerfezinde-hayalet-ag-temizligi-yapiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/edremit-koerfezinde-hayalet-ag-temizligi-yapiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) işbirliğinde Edremit Körfezi&#039;ndeki hayalet ağların temizliğine başlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2024/09/edremit-korfezinde-hayalet-ag-temizligi-yapiliyor-1725860493.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Edremit, Körfezinde, hayalet, ağ, temizliği, yapılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Üniversitenin akademik personeli ve Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı dalgıçlarından oluşan 15 kişilik "hayalet ağ avcıları", balık av sezonunun başlamasıyla Edremit Körfezi'nde hayalet ağ temizliği yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ÇOMÜ-1 araştırma gemisi ile 3 gün önce başlayan çalışmalarda su altında yaklaşık 100 dönüm alan tarandı. Gömeç'in Karaağaç ve Burhaniye'nin Pelitköy mahalleleri açıklarında terk edilmiş 2 ağ bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığından yapılan açıklamada, Gömeç açıklarında bulunan trata ağının en az 10 yıl önce yasaklandığı, bulunan hayalet ağın 10-15 yıldır bölgede olduğu ve su altı doğal yaşamına zarar verdiği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Pelitköy açıklarında çıkarılan 200 metre uzunluğundaki uzatma ağının da çok uzun zaman suda kaldığı, üzerinde onlarca ölü balık ve yengeç bulunduğu aktarılan açıklamada, 6 aydan uzun süredir suda kaldığı tespit edilen ağın görüntülenerek sudan çıkarıldığı ve su altı yaşamına zarar vermesinin önüne geçildiği anlatıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>2021'den beri devam eden hayalet ağların temizlenmesi projesinin süresinin yeni işbirliği protokolü ile 5 yıl daha uzatıldığı bilgisine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Ekibimiz, 2021 yılında Marmara Denizi'nde görülen müsilaj problemiyle başlayan çalışmalarda 3 yılda Türkiye'nin en çok hayalet ağ temizleyen ekibi olmuştur. Hayalet ağ avcıları ekibi Ege ve Marmara denizlerinde hayalet ağ arama ve çıkarma çalışmalarına yaz kış demeden yıl boyunca devam edecektir. Ege ve Marmara'da avlanan tüm balıkçılarımızdan ricamız, eğer bir ağ kaybederlerse zaman kaybetmeden Balıkesir Büyükşehir Belediyesine bildirirlerse hemen müdahale ederek bu ağlar sudan çıkarılacak ve su altı doğal yaşamına zarar vermeleri engellenecektir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Önemli doğal kaynaklar olan denizlerin, balıkçıların da geçim kaynağı olduğu vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu kaynağın sürdürülebilir olması, gelecek nesillere aktarılması için temiz kalması çok önemlidir. Ekibimiz hayalet ağların temizlenmesinin yanında, denizlerimizdeki balık popülasyonunun arttırılması, balıkçılarımızın daha fazla kazanç sağlaması için yapay resif projelerini de eş zamanlı sürdürmektedir. 2024 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından onaylanan proje kapsamında 5 yıl boyunca Burhaniye ve Gömeç ilçeleri kıyılarında, denizlere zarar vermeyen malzemeden yapay resif alanları oluşturulacak ve bunların takibi yapılacaktır. Bu proje sayesinde bölgenin balık popülasyonu artacak ve bölge balıkçısına ekonomik katkı sağlanacaktır. Hayalet ağ avcıları ekibi olarak bu doğal kaynaklarımızı, mavi vatanımızı korumak ve gelecek nesillere temiz denizler bırakmak için canla başla çalışıyoruz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muğla&amp;apos;da balık yemi fabrikasında çıkan yangın kontrol altına alındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/muglada-balik-yemi-fabrikasinda-cikan-yangin-kontrol-altina-alindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/muglada-balik-yemi-fabrikasinda-cikan-yangin-kontrol-altina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ Söndürme çalışmalarına destek veren bir kişi dumandan etkilendi ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2022/12/muglada-balik-yemi-fabrikasinda-cikan-yangin-kontrol-altina-alindi-1672264344.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Muğlada, balık, yemi, fabrikasında, çıkan, yangın, kontrol, altına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Muğla'nın Milas ilçesindeki bir balık yemi fabrikasında çıkan yangın kontrol altına alındı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Akyol Mahallesi'ndeki balık yemi fabrikasında belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yangının kısa sürede büyüyerek fabrikayı sarması üzerine bölgeye Muğla ve ilçelerinden çok sayıda itfaiye ekipleri sevk edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20221228-29858178-29858174-MUGLADA_BALIK_YEMI_FABRIKASINDA_CIKAN_YANGIN_KONTROL_ALTINA_ALINDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söndürme çalışmalarına destek veren bir kişi dumandan etkilendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kişiye bölgedeki 112 Acil Sağlık ekibince müdahale edildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söndürme çalışmalarına bazı işletmelere ait beton mikserleri, iş makineleri ve su tankerleri de destek verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipler yangını yaklaşık 3 saatte kontrol altına aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fabrikada soğutma çalışması ise devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekiplerin çalışmalarını takip eden İl Tarım ve Orman Müdürü Barış Saylak, gazetecilere yaptığı açıklamada, ihbarın hemen ardından yangına hızlı şekilde müdahale edildiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20221228-29858178-29858177-MUGLADA_BALIK_YEMI_FABRIKASINDA_CIKAN_YANGIN_KONTROL_ALTINA_ALINDI.jpg"></p>

<p><span><span><span>Teknik ekip yangının çıkışıyla ilgili inceleme yapacağını aktaran Saylak, işletme sahiplerinin yangının elektrik kontağından çıktığını söylediğini ancak netleşen bir tespitin olmadığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Saylak, fabrikanın özellikle kültür balıkçılığı yetiştiriciliğinin yem ihtiyacını karşılayan önemli tesislerden olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muğla&amp;apos;da balık yemi fabrikasında yangın başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/muglada-balik-yemi-fabrikasinda-yangin-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/muglada-balik-yemi-fabrikasinda-yangin-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Muğla&#039;nın Milas ilçesindeki bir balık yemi fabrikasında çıkan yangın kontrol altına alınmaya çalışılıyor.

Akyol Mahallesi&#039;ndeki balık yemi fabrikasında belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı.

Yangının kısa sürede büyüyerek fabrikayı sarması üzerine bölgeye Muğla ve ilçelerinden çok sayıda itfaiye ekipleri sevk edildi.

Ekiplerin yangın kontrol altına alma çalışmaları sürüyor.

AA



  ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2022/12/muglada-balik-yemi-fabrikasinda-yangin-basladi-1672263103.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Muğlada, balık, yemi, fabrikasında, yangın, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Muğla'nın Milas ilçesindeki bir balık yemi fabrikasında çıkan yangın kontrol altına alınmaya çalışılıyor.</span></span></p>

<p><span><span>Akyol Mahallesi'ndeki balık yemi fabrikasında belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı.</span></span></p>

<p><span><span>Yangının kısa sürede büyüyerek fabrikayı sarması üzerine bölgeye Muğla ve ilçelerinden çok sayıda itfaiye ekipleri sevk edildi.</span></span></p>

<p><span><span>Ekiplerin yangın kontrol altına alma çalışmaları sürüyor.</span></span></p>

<p><span><span>AA</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20221228-29857673-29857672-MUGLADA_BALIK_YEMI_FABRIKASINDA_YANGIN_BASLADI.jpg"></p>

<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin 2022&amp;apos;deki su ürünleri ihracatında çipura, levrek ve Türk somonu başı çekti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-2022deki-su-urunleri-ihracatinda-cipura-levrek-ve-turk-somonu-basi-cekti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-2022deki-su-urunleri-ihracatinda-cipura-levrek-ve-turk-somonu-basi-cekti</guid>
<description><![CDATA[ Rusya Federasyonu başta olmak üzere 96 ülkeye yapılan su ürünleri ihracatı, önceki yıla oranla miktarda yüzde 4, değerde yüzde 17 arttı - İhracatta ilk üç ürün 70 bin 974 tonla çipura, 64 bin 662 tonla levrek, 49 bin 215 tonla Türk somonu oldu ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/01/turkiyenin-2022deki-su-urunleri-ihracatinda-cipura-levrek-ve-turk-somonu-basi-cekti-1674119900.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, 2022deki, ürünleri, ihracatında, çipura, levrek, Türk, somonu, başı, çekti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Türkiye geçen yıl 96 ülkeye başta çipura, levrek ve Türk somonu olmak üzere çeşitli su ürünleri sattı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA muhabirinin Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği <strong>(DKİB)</strong> verilerinden yaptığı derlemeye göre, 2022'de 245 bin 760 ton su ürünü ihraç edilerek 1 milyar 604 milyon 971 bin 300 dolar kazanç sağlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buna göre ihracat, 236 bin 83 ton su ürünü karşılığı 1 milyar 376 milyon 546 bin 85 dolar gelir elde edilen 2021'e göre miktarda yüzde 4, değerde yüzde 17 arttı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'nin 96 ülkeye gerçekleştirdiği su ürünleri ihracatında, çipura, levrek ve Türk somonu başı çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çipura 70 bin 974 ton karşılığı 372 milyon 63 bin 694 dolar, levrek 64 bin 662 ton karşılığı 503 milyon 229 bin 970 dolar, Türk somonu ise 49 bin 215 ton karşılığı 363 milyon 175 bin 116 dolar döviz girdisi kazandırdı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rusya Federasyonu, İtalya ve Birleşik Krallık en fazla dış satım yapılan ülkeler oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Geçen yıl Rusya Federasyonu'na 297 milyon 463 bin 376, İtalya'ya 170 milyon 986 bin 243, Birleşik Krallık'a ise 158 milyon 870 bin 550 dolarlık su ürünleri satıldı.</span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Bu ivmenin devam etmesi için yeni yatırımlar yapmamız gerekiyor"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>DKİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan, AA muhabirine, Türkiye'nin su ürünleri ihracatında geçen yılı artışla kapattığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İhracattaki yüzde 17'lik artışa dikkati çeken Gürdoğan, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu artışa baktığınız zaman deniz ürünlerinin yanında aynı zamanda özellikle kafes balıkçılığının da olduğunu görüyoruz. Türkiye deniz ürünlerinde teknolojisini geliştirerek, her şeyden önce gittikçe artan bir ivmeye sahip. Bu ivmenin devam etmesi için sürekli tonaj artırmamız ve her şeyden önce yeni yatırımlar yapmamız gerekiyor. Özellikle de devletin ve Tarım ve Orman Bakanlığının desteklerinin bu bağlamda artması gerekmektedir."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gürdoğan, yetiştiricilikte ürün yelpazesinin geliştirilmesinin de önemli olduğuna işaret ederek, "Havuz balıklarında çeşitlemeye gitmemiz lazım. Bu kapsamda da dünya piyasasındaki gelişmeleri takip etmemiz önemli." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bununla ilgili <strong>UR-GE</strong> (Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi) projeleri ve buna bağlı AR-GE araştırmalarının önemli olduğunu kaydeden Gürdoğan, gelecek yıllardan beklentilerinin yüksek olduğunu sözlerine ekledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rize&amp;apos;de alabalık üreticilerine ekipman desteği sağlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/rizede-alabalik-ureticilerine-ekipman-destegi-saglandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/rizede-alabalik-ureticilerine-ekipman-destegi-saglandi</guid>
<description><![CDATA[ Rize&#039;de, &quot;Rize İli Alabalık Tesisleri Modernizasyonu&quot; projesi kapsamında alabalık üreticilerine ekipman desteği verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/01/rizede-alabalik-ureticilerine-ekipman-destegi-saglandi-1672625411.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Rizede, alabalık, üreticilerine, ekipman, desteği, sağlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) işbirliğinde yürütülen proje çerçevesinde 9 üreticiye, 33 kuluçka dolabı, 26 yavru büyütme havuzu, 15 canlı balık taşıma nakil tankı, 2 PH metre ve 3 yavru boylama makinesinden oluşan 79 ekipman dağıtıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20221231-29877672-29877668-RIZEDE_ALABALIK_URETICILERINE_EKIPMAN_DESTEGI_SAGLANDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vali Kemal Çeber, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'ndeki törende, Rize'nin Türkiye'nin en çok yağış alan ili olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Alabalık üreticilerine boylama ve kuluçka makineleri ile havuz verdiklerini belirten Çeber, üreticilerin, yeni ürünlerle en sağlıklı şekilde kademe kademe Rize'nin serin sularında yetiştirecekleri balıkları hem yurt içinde hem de yurt dışında satışa sunacaklarını aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çeber, son yıllarda hem Karadeniz havzasında hem de Rize'de balıkçılık anlamında önemli gelişmeler olduğunun altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Çay tarımının yanı sıra ilimizde hayvancılık ve deniz ürünleri noktasında gerçekleştirilen üretimleri çok önemsemekteyiz. Devletimiz de arıcılık, hayvancılık ve su ürünleri noktasında üreticilerimize destekler vermektedir. Balık olarak ihracatımız arttı. Ürünlerimizi arttıracak şekilde balıkçılarımızı sonuna kadar desteklemeye gayret ediyoruz. İnşallah balıkçılığa hız kesmeden desteklerimiz devam edecek."</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/AA-20221231-29877672-29877669-RIZEDE_ALABALIK_URETICILERINE_EKIPMAN_DESTEGI_SAGLANDI.jpg"></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rize İç Su Ürünleri Birlik Başkanı Mustafa Memoğlu ise ekipmanların kendilerine kolaylık sağlayacağını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Alabalık işletmelerinin son zamanlarda büyük bir önem kazandığına işaret eden Memoğlu, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"10 yıl öncesine kadar üretime bu kadar önem vermiyorduk. Fakat şimdi talep çok arttı. Bize verilen bu yeni ekipmanlarla üretimimize devam edeceğiz. Balıkçılık sektörü gün geçtikçe değer kazanmaya başladı. Bundan 10 yıl önce balığımızı bile satamıyorduk. Şimdi ise satacak balık bulamıyoruz. Bu ekipmanlar, balığı sağdığımız zaman belli bir zamanda yumurtanın çıkmasını sağlıyor. Bize verilen ekipmanlar kolaylaştıracak. Bu ekipmanların fiyatları çok yüksek. Rize'de de küçük alabalık tesisleri olan alamıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Törene, İl Tarım ve Orman Müdürü Murat Genç, DOKAP Başkanı Hakan Gültekin, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Göktuğ Dalgıç ve diğer ilgililer katıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Malatya &amp;quot;balık yavrusu&amp;quot; üretiminde merkez olma yolunda</title>
<link>https://trafikdernegi.com/malatya-balik-yavrusu-uretiminde-merkez-olma-yolunda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/malatya-balik-yavrusu-uretiminde-merkez-olma-yolunda</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman İl Müdürü Tahir Macit: - &quot;Bu yıl 52 milyon yavru balık ürettik, 2023&#039;te bu sayıyı 60 milyona çıkaracağız&quot; - Üretici Gökçe Dulkadir: - &quot;İhracattan dolayı yavru alabalığa ciddi talep var, kendimizi bu işe odakladık&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/01/malatya-balik-yavrusu-uretiminde-merkez-olma-yolunda-1672626211.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Malatya, balık, yavrusu, üretiminde, merkez, olma, yolunda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Balık yavrusu üretiminde önemli konuma sahip Malatya'da, yeni yatırımların hayata geçirilmesiyle üretimin artması bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Karakaya Baraj Gölü'nde balık üretim tesislerinin yaygınlaşması, yurt dışında Türk somonuna talebin artması dolayısıyla kaynak sularda alabalık üretimi yapan firmalar, Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle alabalık yavrusu üretimine yöneliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentte üretilen alabalık yavruları ve yumurtaları, Malatya'nın civar illeriyle Karadeniz'e kıyısı bulunan kentlere gönderiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tarım ve Orman İl Müdürü Tahir Macit, AA muhabirine, kentin, kuru kayısı üretimi ve ihracatından sonra balıkta da adından söz ettirdiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentteki girişimcilerin son yıllarda bu sektöre yoğun yatırım yaptığını belirten Macit, "Geçmiş yıllarda üretim miktarımız 3 bin ton civarındayken 9 bin tonlara çıktı. Yeni yatırımcılar tesis kurmaya başladı, 2023'te üretimin 15 bin tonlara çıkmasını bekliyoruz. Tük somonu ve alabalık ihracatımız da var, iç piyasaya da satıyoruz." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/01_2022_03_Aralik_20_20221229_2_56624593_84239833.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- Üretim yatırımlarla artıyor</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Kentte balık üretimini artırmaya yoğunlaştıklarını vurgulayan Macit, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu yıl 52 milyon yavru balık ürettik, 2023'te bu sayıyı 60 milyona çıkaracağız. Yatırımların tamamlanmasıyla da 100 milyon yavru balık üretebileceğiz. Yavru balığın yanında yumurta satışımız da var. Somon üretiminde kullanılan alabalıkların dişi olması isteniyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Macit, kentin yıllık 120 bin ton balık üretim kapasitesi olduğunu dile getirerek, "Yeni yatırımcıları kente bekliyoruz, altyapımız ve yavru balık üretimimiz var. Yavru alabalıkları civar illere satıyoruz. Karlı bir sektör, ihracat problemi yok, birçok ülkeye alabalık ve Türk somonu ihracatımız var, kilogramı 11 avroya satılıyor. " ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bazı girişimcilerin Karadeniz'de tesis kurduğunu ve buradan aldıkları alabalık yavrularını yetiştirip Türk somonuna çevirdiklerini anlatan Macit, "İç sularda yavru balık üretiminde birinci sıradayız. Kaynak sularda, havuzda balık üretenleri yavru balık üretimine yönlendiriyoruz. Onlara teknik destek ve danışmanlık hizmeti veriyoruz." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://www.balikhaber.com/public/images/detay/thumbs_b_c_a87e6d15ee8598757ebed968775d8671.jpg"></span></span></span></p>

<p><strong><span><span><span>- "Yavru alabalığa ciddi talep var"</span></span></span></strong></p>

<p><span><span><span>Doğanşehir ilçesinde alabalık yavrusu üreten Gökçe Dulkadir de burada balık üretim tesisi kiralayarak sektöre giriş yaptığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tesisinin yıllık 14 milyonluk kuluçka, 134 ton ise porsiyonluk balık üretim kapasitesine sahip olduğunu belirten Dulkadir, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Fotoperiyot sistemini kurarak kuluçka kapasitemizi ikiye katladık. 14 milyonluk kapasitemizi 30 milyon civarını çıkardık. Işıklar gece gündüz olayını gerçekleştiriyoruz. Normalde yılda bir defa yumurtlayan balıklar, yılda iki defa yumurtladı. Piyasada çok talep gören dişi yavru ve dişi yumurta üretimini gerçekleştirdik. İhracattan dolayı yavru alabalığa ciddi talep var, kendimizi bu işe odakladık."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Samsun&amp;apos;da düzenlenen &amp;quot;Aqua Kültür Kontak Forumu&amp;quot; başladı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/samsunda-duzenlenen-aqua-kultur-kontak-forumu-basladi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/samsunda-duzenlenen-aqua-kultur-kontak-forumu-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;da, Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ev sahipliğinde Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) katkılarıyla düzenlenen ve Türk somonu, balık yetiştiricileri ile üretime yönelik teknolojik yeniliklerin anlatılacağı &quot;Aqua Kültür Kontak Forumu&quot; başladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.balikhaber.com/images/haberler/2023/09/samsunda-duzenlenen-aqua-kultur-kontak-forumu-basladi-1694668002.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 18:29:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Samsunda, düzenlenen, Aqua, Kültür, Kontak, Forumu, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Salih Zeki Murzioğlu</strong>, TSO Rifat Hisarcıklıoğlu Salonu'ndaki forumun açılışında yaptığı konuşmada, giderek artan nüfusla dünyanın gıda tüketiminde içinde bulunduğu dönemde deniz ürünleri tüketimi ve yetiştiriciliği konusunun önem kazanmaya devam edeceğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'nin deniz ve karadaki içi sularda zengin bir faunaya sahip olduğunu, Karadeniz'in bu anlamda özel bir alan olduğunu vurgulayan Murzioğlu, şunları kaydetti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Türkiye'de 2022 yılında 514 bin 805 ton akuakültür ürünü yetiştirildiğini görüyoruz. Bunun yüzde 28'i iç sular, yüzde 72'si denizdeki üretimi oluşturuyor. İç suların yanı sıra denizdeki ürünlerle yaklaşık 850 bin ton su ürününden bahsedebiliyoruz. Bu etkinlikte akuakültür alanındaki fırsatları görüşeceksiniz. Pazarlama, depolama, taşımacılık, işleme ve değerlendirme, bakım ve ekipman üretimi gibi sektörlerle düşündüğümüzde ortada çok ciddi fırsatlar olduğu aşikar. Tüm paydaşlar adına bu forumun, iş görüşmelerinin başarıyla tamamlanmasını, dostluk zemininde her iki ülke için de ekonomik faydaya dönüşmesini diliyorum."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İl Tarım ve Orman Müdürü <strong>İbrahim Sağlam</strong> da Samsun'daki firmaların yapacağı iş birliklerinin önemli olduğunu, kentte sadece Türk somonu değil, birçok kültür balığı yetiştiriciliğinin artarak devam ettiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Toplantıya çevrim içi bağlanan Norveç Doğu Ticaret Odası Başkanı Olav Rekdal da deneyimlerini ve önerilerini katılımcılarla paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İki gün sürecek forumda, Türk somonu ve balık yetiştiricileri ile üretime yönelik teknolojik yenilikler paylaşılarak, <strong>Norveç</strong>'ten gelen uzmanlarla ikili iş birliği imkanları ele alınacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>AA</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>