<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Trafik Güvenliği Derneği &amp; : Güncel</title>
<link>https://trafikdernegi.com/rss/category/guncel</link>
<description>Trafik Güvenliği Derneği &amp; : Güncel</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>TRAFİK GÜVENLİĞİ DERNEĞİ GENEL MERKEZİ   DERNEK KÜTÜK NO : 06&amp;160&amp;108</dc:rights>

<item>
<title>Of Çaykur Çay Fabrikasında Yangın Tatbikatı Gerçekleştirildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/of-caykur-cay-fabrikasinda-yangin-tatbikati-gerceklestirildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/of-caykur-cay-fabrikasinda-yangin-tatbikati-gerceklestirildi</guid>
<description><![CDATA[ Of Çaykur Çay Fabrikasında Yangın Tatbikatı Gerçekleştirildi ]]></description>
<enclosure url="http://karadenizden.com.tr/uploads/images/202511/image_870x_69087c3b521a5.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:50:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Of Çaykur Çay Fabrikasında, olası yangın durumlarına hazırlıklı olunması amacıyla yangın tatbikatı yapıldı. Tatbikat, Güven Yangın Söndürme Ekibi tarafından organize edildi.</p>
<p>Eğitime; Fabrika Müdürü Ali Genç, İnsan Kaynakları Kısım Müdürü Abdurrahman Balcı, İşletme ve Bakım Kısım Müdürü Mustafa Zengin ile fabrika personeli katıldı.</p>
<p>Tatbikat kapsamında yangın anında ilk müdahale, yangın söndürme cihazlarının doğru kullanımı ve acil tahliye prosedürleri uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Personelin acil durumlarda doğru ve hızlı hareket etmesinin hedeflendiği çalışma, gerçek senaryolar üzerinden gerçekleştirildi.</p>
<p>Fabrika yetkilileri, çalışanların güvenliği için benzer tatbikatların belirli aralıklarla sürdürüleceğini bildirdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ANKARA&amp;apos;NIN &amp;quot;SAPLAMACI&amp;quot; TAMİRCİLERİ</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ankaranin-saplamaci-tamircileri</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ankaranin-saplamaci-tamircileri</guid>
<description><![CDATA[ nkara Altındağ İskitler Sanayi Sitesi&#039;nde faaliyet gösteren Hakan Oto Gaz isimli işletme, müşteri şikayet platformlarında biriken iddialarla gündemde. Araçlarını servise götüren çok sayıda vatandaş, işletmeyi &quot;sistematik dolandırıcılık&quot;, &quot;araçlara kasten zarar verme&quot;, &quot;fahiş fiyatlandırma&quot; ve &quot;zorbalık&quot; ile suçluyor. İddialar arasında &quot;175 Bin TL&#039;lik hasar&quot; ve &quot;can güvenliğini tehlikeye atma&quot; gibi korkunç başlıklar öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202510/image_870x580_690337233dbfd.jpg" length="342334" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 13:00:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>HAKAN OTO GAZ, Zübeyde Hanım, Altındağ/Ankara, Hakan otogaz, hakan otogaz iskitler, HAKAN OTO GAZ, Oto Gaz, LPG, Ankara Oto Gaz, Altındağ Oto Gaz, Zübeyde Hanım Oto Gaz, Oto Gaz Servisi, Oto Gaz Montaj, Oto Gaz Bakım, Oto Gaz Dönüşüm, LPG Servisi, LPG Montaj, LPG Bakım, Ankara LPG, Altındağ LPG, HAKAN OTO GAZ Altındağ, HAKAN OTO GAZ Ankara, Zübeyde Hanım Mahallesi Oto Gaz, Altındağ Oto Gaz Sistemleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><b>HABER MERKEZİ -</b> Ankara Altındağ İskitler Sanayi Sitesi'nde faaliyet gösteren <b>Hakan Oto Gaz</b> isimli işletme, müşteri şikayet platformlarında biriken iddialarla gündemde. Araçlarını servise götüren çok sayıda vatandaş, işletmeyi "sistematik dolandırıcılık", "araçlara kasten zarar verme", "fahiş fiyatlandırma" ve "zorbalık" ile suçluyor. İddialar arasında "175 Bin TL'lik hasar" ve "can güvenliğini tehlikeye atma" gibi korkunç başlıklar öne çıkıyor.</p>
<p><b>"FRENİM TUTMUYOR, ÖLEBİLİRDİM!"</b></p>
<p>İşletme hakkındaki en taze ve en tehlikeli iddia, motorunu yeni yaptırdığı aracını LPG montajı için <b>Hakan Oto Gaz</b>'a götüren bir vatandaştan geldi. Mağdur sürücü, sağlam olan aracının "beyni arızalı" denilerek gereksiz parça değişimine zorlandığını belirtti.</p>
<p>Süreci bir "kâbus" olarak nitelendiren sürücü, "Arabayı alır almaz tekleme başladı. Yaptıkları montajdan sonra araba benzinde bile çalışmıyor, kapkara duman atıyor ve en korkuncu <b>frenlerim tutmuyor, pedal şişti!</b> Can güvenliğimi hiçe saydılar" dedi.</p>
<p>Durumu işletme sahibine anlattığında "konuşmasına bile izin verilmediğini" iddia eden müşteri, "Tüketici Hakem Heyeti'ne gideceğim' deyince, 'İstediğin yere git, şikayet et' diye cevap verdi. Bunlar esnaf değil, resmen <b>şehir eşkiyası</b>" ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>"175 BİN TL MASRAF ÇIKARDILAR, MOTORU BİTİRMİŞLER"</b></p>
<p>İşletmenin adının geçtiği şikayetler, bunun tekil bir olay olmadığını gösteriyor. <b>Furkan Kılıçgil</b> isimli kullanıcı, motor rektifiyesi için anlaştığı <b>Hakan Oto Gaz</b>'ın aracını mahvettiğini iddia ederek, "Motorun içine etmişler. Turbosuna yağ, motor yağına su karışıyor. 6 servis gezdim, <b>'175.000 TL masraf var'</b> dediler. Ben yandım, siz yanmayın. Hakkımı zerre helal etmiyorum!" dedi.</p>
<p><b>"SAĞLAM BEYNİ YAKIP, 'OLACAĞI VARMIŞ' DİYORLAR"</b></p>
<p>Müşterilerin en çok dile getirdiği iddialardan biri de, araçların elektronik aksamına kasten zarar verildiği yönünde. <b>Deniz Çetinkaya</b>, "Bizim arabanın beynini yaktılar ve 'biz yapmadık, olacağı varmış' diyerek başlarından savdılar" derken, <b>Sabri</b> isimli kullanıcı da "LPG arızası için gittim, maalesef arabanın beynini yaktılar. Türkmen ustalar yüzünden 7.000 TL masraf yaptım" diyerek bu iddiayı güçlendirdi.</p>
<p><b>FAHİŞ FİYAT VE ALDATMACA İDDİALARI</b></p>
<ul>
<li>
<p><b>"5 DAKİKALIK İŞE 5 BİN TL":</b> Bir kullanıcı, "Beyin yanık dediler, 5 bine yaparız dediler. Yaptırmadım, başka usta 5 dakikada halletti. Haram olsun."</p>
</li>
<li>
<p><b>"EN İYİSİ DEDİM, EN UCUZUNU TAKMIŞ":</b> Bir başka mağdur, "İyi sistem olsun dedim, parasını aldım, en ucuz Atiker sistemi takmışlar. Başka LPG'ci halime güldü."</p>
</li>
<li>
<p><b>"1 METRE KABLOYA 700 TL":</b> <b>Celalettin Kabadayı</b> ise "1 metre 0,75 kablo çekti, Lada Samara araca 700₺ istedi."</p>
</li>
</ul>
<p><b>"KAVGACI VE SAYGISIZLAR"</b></p>
<p>Neredeyse tüm şikayetlerin ortak noktası ise, <b>Hakan Oto Gaz</b> personelinin "agresif", "kavgacı" ve "saygısız" tutumu. Müşteriler, sorunlarını dile getirdiklerinde tehdit edildiklerini ve "paranızla rezil olmayın" uyarısıyla işletmeden ayrıldıklarını belirtiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nihat Genç Ankara’da son yolculuğuna uğurlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/nihat-genc-ankarada-son-yolculuguna-ugurlandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/nihat-genc-ankarada-son-yolculuguna-ugurlandi</guid>
<description><![CDATA[ Veryansın TV’nin kurucusu ve yazarı Nihat Genç, Ankara’da düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Gazi Hastanesi’nde 34 gündür yaşam mücadelesi veren Genç, 4 Temmuz Cuma günü hayatını kaybetmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdnuploads.aa.com.tr/uploads/Contents/2025/07/04/thumbs_b_c_996438b20c52742a260dba1b9e6d9bc6.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 01:05:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nihat Genç, Veryansın TV, Nihat Genç cenaze, Nihat Genç vefat, Nihat Genç ölüm, Kocatepe Camii cenaze, Gölbaşı Mezarlığı, Ankara cenaze töreni, Nihat Genç son yolculuk, Nihat Genç kimdir, Nihat Genç sevenleri, Cumhuriyeti yaşatacağız, Türkiye laiktir laik kalacak, Mustafa Kemal’in askerleriyiz, Nihat Genç sloganlar, Nihat Genç mezarı, Nihat Genç cenaze töreni, Nihat Genç defnedildi, Nihat Genç hayatını kaybetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-start="173" data-end="363">Veryansın TV’nin kurucusu ve yazarı Nihat Genç, Ankara’da düzenlenen cenaze töreniyle toprağa verildi. Gazi Hastanesi’nde 34 gündür tedavi gören Genç, 4 Temmuz Cuma günü yaşamını yitirmişti.</p>
<p data-start="365" data-end="792">Kocatepe Camii’nde kılınan cenaze namazına ailesi, Veryansın TV çalışanları, dostları ve binlerce seveni katıldı. Türk bayrağına sarılı tabutu başında toplanan kalabalık, gözyaşları içinde veda etti. Cenaze namazının ardından Genç’in naaşı, sloganlar ve alkışlar eşliğinde cenaze aracına taşındı. Gölbaşı Mezarlığı’nda defnedilen Genç’in mezarına Trabzon, Afyonkarahisar, Kayseri ve Saraybosna’dan getirilen topraklar serpildi.</p>
<p data-start="794" data-end="2063">Törene; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Genel Müdürü Nail Türkoğlu, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi Genel Başkanı İsmail Hakkı Atal, Sosyalist Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı Gürkan Koç, Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, Vali Mülkiye Başmüfettişi Bülent Tekbıyıkoğlu, eski milletvekilleri Ali Uzunırmak ve Atila Kaya, eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Suat Başaran, emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, emekli Albay Mustafa Önsel, emekli Astsubay Oktay Yıldırım, avukatlar Ersan Barkın ve Şule Nazlıoğlu Erol, Anka Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fırat Atabaş, kuzeni gazeteci Gürbüz Evren, gazeteciler Arslan Bulut, Yavuz Selim Demirağ, Recep Canpolat, Gürkan Hacır, Ersin Eroğlu, Faruk Bildirici, Semra Topçu, Müyesser Yıldız, Millî Düşünce Merkezi Genel Başkanı Hakan Paksoy ile sanat, edebiyat ve medya dünyasından birçok isim katıldı. Müzisyenler Ali Tufan Kıraç ve Çelik Erişçi ile yazarlar Lütfü Şehsuvaroğlu, Afşin Efkarlıoğlu ve Vedat Özdemiroğlu da törende hazır bulundu.</p>
<p data-start="2065" data-end="2339">Cenazede “Nihat Genç ölmedi, kalbimizde yaşıyor”, “Türkiye laiktir, laik kalacak”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” ve “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” sloganları atıldı. Binlerce yurttaş, Genç’in son sözlerine atıfla “Cumhuriyeti yaşatacağız” yazılı pankartlar taşıdı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye Ampute Milli Futbol Takımımız AMP Futbol Cup 2025’te Şampiyon Oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-ampute-milli-futbol-takimimiz-amp-futbol-cup-2025te-sampiyon-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-ampute-milli-futbol-takimimiz-amp-futbol-cup-2025te-sampiyon-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Başkanı ve Türkiye Ampute Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Gazi İsmail Temiz yönetimindeki Türkiye Ampute Futbol Milli Takımımız, AMP Futbol Cup 2025 turnuvasında tarihi bir başarıya daha imza attı. ]]></description>
<enclosure url="http://vatankahramanlari.org.tr/tema/belediye/uploads/haberler/turkiye-ampute-milli-futbol-takimimiz-amp-futbol-cup-2025-te-sampiyon-oldu.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 16:51:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Başkanı ve Türkiye Ampute Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Gazi İsmail Temiz yönetimindeki Türkiye Ampute Futbol Milli Takımımız, AMP Futbol Cup 2025 turnuvasında tarihi bir başarıya daha imza attı.</p>
<p>Milli takımımız, turnuvada Japonya, İngiltere ve Polonya milli takımlarını mağlup ederken Fas ile berabere kaldı ve turnuvayı<span> </span><strong>şampiyon olarak tamamladı</strong>. Daha önce Dünya ve Avrupa şampiyonluklarıyla bayrağımızı defalarca dalgalandıran takımımız, bu başarıyla da tüm Türkiye’yi gururlandırdı.</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="575" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-1024x575.jpeg?wsr" alt="" class="wp-image-11274" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-1024x575.jpeg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-300x168.jpeg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-768x431.jpeg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-554x310.jpeg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07-260x146.jpeg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-20.24.07.jpeg 1500w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<p>Ampute futbolun Türkiye’deki öncülerinden olan, başında bulunduğu her takımı zirveye taşıyan, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görev yaparken gazi olan ve Bilkent Rehabilitasyon Merkezi’nde başlayan yolculuğuyla ülkemizde bu sporun kurucuları arasında yer alan İsmail Temiz, sporcularıyla birlikte yeni bir zafere daha imza attı.</p>
<div class="col-sm-12 col-xs-12 col-bn-ds mb-3">
<div class="row">
<div class="bn-content">
<div class="bn-inner bn-ds-7"><a href="https://vatankahramanlari.org.tr/" aria-label="link-bn"><img src="https://vatankahramanlari.org.tr/haber/uploads/blocks/block_66799bca8a3610-99185942.png" data-src="https://vatankahramanlari.org.tr/haber/uploads/blocks/block_66799bca8a3610-99185942.png" width="728" height="90" alt="" class=" lazyloaded"></a></div>
</div>
</div>
</div>
<p>İsmail Temiz, vatan hizmetini sporda da aşkla sürdürmeye devam ediyor. Yetiştirdiği sporcular, sahada gösterdikleri mücadeleyle bayrağımızı gururla göndere çektiriyor. Onun için sadece bir spor adamı demek eksik kalır; o, inancın, azmin ve vatan sevgisinin vücut bulmuş hali.</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27-768x1024.jpeg?wsr" alt="" class="wp-image-11275" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27-768x1024.jpeg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27-225x300.jpeg 225w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27-1152x1536.jpeg 1152w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27-110x146.jpeg 110w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/WhatsApp-Image-2025-06-29-at-22.05.27.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px"></figure>
<p>Savaş meydanlarında gösterdiği cesareti, yeşil sahalara da taşıyan İsmail Temiz, gazi olduktan sonra hayata daha sıkı sarılarak ampute futbolun Türkiye’de filizlenmesinde öncü oldu. Birçok gencin umudu, yol göstericisi ve ilham kaynağı haline geldi.</p>
<p>Göğsünde ay-yıldızlı formayı onurla taşıyan sporcularımız, onun önderliğinde Türk milletinin iradesini, karakterini ve azmini dünyaya göstermeye devam ediyor. İsmail Temiz, sessiz ama dimdik duruşuyla sporcularının arkasında adeta bir dağ gibi duruyor ve onlara güç veriyor.</p>
<p>İyi ki varsın İsmail Temiz…<br>Bu millet seni unutmaz. Vatan için, gençlik için, spor için attığın her adım alkışların en büyüğünü hak ediyor.<br>Minnettarız.</p>
<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11278" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11278" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0050.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11291" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11291" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0051.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11298" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11298" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0052.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11286" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11286" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0053.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11295" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11295" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0054.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11297" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11297" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0055.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11287" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11287" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0056.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11293" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11293" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0057.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11292" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11292" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0058.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11279" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11279" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0059.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11294" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11294" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0060.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11290" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11290" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0061.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11300" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11300" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0062.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11284" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11284" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0094.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11277" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11277" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0095.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11289" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11289" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0096.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11288" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11288" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0097.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11299" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11299" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0098.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11283" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11283" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0099.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11302" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11302" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0100.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11296" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11296" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-1536x862.jpg 1536w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0101.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="11303" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121-768x1024.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11303" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121-768x1024.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121-225x300.jpg 225w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121-1152x1536.jpg 1152w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121-110x146.jpg 110w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0121.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="11301" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122-768x1024.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11301" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122-768x1024.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122-225x300.jpg 225w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122-1152x1536.jpg 1152w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122-110x146.jpg 110w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0122.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11285" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11285" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0123.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11282" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11282" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0124.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11280" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11280" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0125.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" data-id="11281" src="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-1024x575.jpg?wsr" alt="" class="wp-image-11281" srcset="https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-1024x575.jpg 1024w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-300x168.jpg 300w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-768x431.jpg 768w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-554x310.jpg 554w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126-260x146.jpg 260w, https://tukav.org/tr/wp-content/uploads/2025/06/IMG-20250629-WA0126.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px"></figure>
</figure>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bartın&amp;#039;daki çevre kirliliğine 6,4 milyon TL ceza</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bartindaki-cevre-kirliligine-64-milyon-tl-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bartindaki-cevre-kirliligine-64-milyon-tl-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Bartın’da çöp döküm sahasına giden yola tonlarca atığı bıraktıkları tespit edilen İl Özel İdaresi ve 4 belediyeye toplam 6 milyon 495 bin 270 TL idari ceza uyguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/bartin_daki_cevre_kirliligine_64_milyon_tl_ceza_h7837_60b4a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bartın&amp;039daki, çevre, kirliliğine, 6, 4, milyon, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Bartın İl Müdürlüğü ekipleri, şehir merkezine 9 kilometre uzaklıktaki İnkumu Vahşi Çöp Döküm Sahası’na giden yola hafta sonu tonlarca çöp döküldüğü belirlenmiş ve inceleme başlatmıştı.</p>

<p>Yapılan inceleme sonucunda İl Özel İdaresi ile Bartın, Amasra, Kurucaşile ve Ulus belediyelerinin çöp düküm sahasına giden yola atık bıraktıkları tespit edildi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Bartın'daki çevre kirliliğine 6,4 milyon TL ceza" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/%C4%B0nkumu%20vah%C5%9Fi%20%C3%A7%C3%B6p%20d%C3%B6k%C3%BCm%20sahas%C4%B1na%20giden%20yoldaki%20%C3%A7%C3%B6pler%20(5).jpeg"></p>

<p></p>

<p>Çevre Kanunu’na istinaden Bartın İl Özel İdaresi, Bartın Belediyesi, Amasra Belediyesi, Kurucaşile Belediyesi ve Ulus Belediyesi’ne 1 milyon 299 bin 54'er TL olmak üzere toplam 6 milyon 495 bin 270 TL ceza kesildi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Bartın'daki çevre kirliliğine 6,4 milyon TL ceza" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/%C4%B0nkumu%20vah%C5%9Fi%20%C3%A7%C3%B6p%20d%C3%B6k%C3%BCm%20sahas%C4%B1na%20giden%20yoldaki%20%C3%A7%C3%B6pler%20(8).jpeg"></p>

<p><br>
<br>
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, "Bartın ili şehir merkezine 9 kilometre uzaklıktaki İnkumu Vahşi Çöp Döküm Sahası’na giden yola dökülen çöplere ilişkin başlattığımız incelemeler sonucu Çevre Kanunu’na istinaden; Bartın İl Özel İdaresi, Bartın Belediyesi, Amasra Belediyesi, Kurucaşile Belediyesi ve Ulus Belediyesi'ne 1 milyon 299 bin 54'er TL olmak üzere toplam 6 milyon 495 bin 270 TL idari ceza uygulanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur." denildi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Otopark krizinde yeni perde: İhale süreci davalık!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/otopark-krizinde-yeni-perde-ihale-sureci-davalik</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/otopark-krizinde-yeni-perde-ihale-sureci-davalik</guid>
<description><![CDATA[ Milli Eğitim ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlıklarının yaptığı protokol kapsamında tekrar yapılması öngörülen ihalenin esastan yanlış olduğuna dikkat çeken İzmir Atatürk Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği Başkanı Murat Saraç, “Okulumuzdan mezun hukukçularımızla konuştuk ve protokolün iptali için dava açtık. Protokol, yönetmeliğe aykırıdır” dedi ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/otopark_krizinde_yeni_perde_ihale_sureci_davalik_h7836_4e3fe.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Otopark, krizinde, yeni, perde:, İhale, süreci, davalık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği Başkanı Murat Saraç, SONSÖZ TV’de Gazeteci yazar Muhittin Akbel’in programında tartışmalı ihale süreci hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Okulun bahçesinin otopark olarak işletilmesi, ayrıca halı sahalar ve spor salonunun da devlet eliyle ihaleyle kiralanması olayına esastan karşı olduklarını, Milli Eğitim Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlıkları arasında yapılan protokolün yönetmeliğe aykırı olduğu gerekçesiyle, protokolün iptali için dava açtıklarını duyurdu.</p>

<p><strong>OKULUMUZU, OKULUMUZU KORUMASI GEREKENLERDEN KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ</strong><br>
Atatürk Lisesi başta olmak üzere çok sayıda okulun bahçesi, halı saha, spor salonu ve duvarlarının ihale yoluyla kiralanmasına izin veren protokolü eleştiren Mezunlar Derneği Başkanı Murat Saraç, şunları söyledi:</p>

<p>“İzmir Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği olarak burada yapacağımız etkinlikleri, kampanyalarımızı, öğrencilerimizin başarılarını konuşmak isterken, maalesef ihale krizini konuşmak zorunda kaldık. Okulumuzu, okulumuzu koruması gerekenlerden korumaya çalışıyoruz ne yazık ki. Okulların içerisinde ticarethanelerin olmaması gerektiğini savunuyoruz. İzmir Atatürk Lisesi Okul Aile Birliği’nin işlettiği bir otoparkımız vardı. Bu iş, sadece okul idaresinin kontrolü altında olan, vergileri kuruşu kuruşuna Okul Aile Birliği tarafından ödenen bir işti. Okul kuralları geçerliydi. Siz ihaleyle buraya başkalarını getirirseniz, burayı ticarethane haline getirmiş olursunuz. Son derece sakıncalı bir şeyden bahsediyoruz. Otoparkımız, 15 Temmuz döneminde güvenlik gerekçesiyle kapatıldı. Sonra bir yönetmelikle okulların sadece kantin dışında hiçbir yeri işletemeyeceği gündeme geldi. Otopark işletmeciliğini yine Okul Aile Birliği tarafından yapılması için girişimlerde bulunduk. AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’dan yardım istedik ama vekilimiz daha sonra talihsiz bir açıklama yaptı.”</p>

<p><strong>BÖYLE BİR KARAR ALINIYORSA, MİLLİ EĞİTİM OKULA TAM DESTEK VERMELİDİR            </strong><br>
“Okullarımızın tamamen işletme faaliyetlerinde bulunmaması kararını saygıyla karşılıyoruz. Ancak böyle bir karar alınıyorsa, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okula bire bir destek vermesi gerekirdi. İzmir Atatürk Lisesi, üniversite sınavında iki birincilik kazanmış bir okuldur. Bu okul, 1000’de 20 ile öğrenci kabul eden bir okul. Okulumuz, üniversite sınavında ilk 4’e girdi. Pamuklara sarılıp korunması gereken bir okuluz. Biz hala okulun bahçesi otopark ihalesi olsun mu olmasın mı, üçüncü şahıslar buraya girsin mi girmesin mi, onu konuşuyoruz. Ceyda Hanım’a buradan da seslenmek istiyorum; o yönetmeliği destekliyoruz, kapatılsın ama Milli Eğitim Bakanlığı da okullarımıza gereken desteği versin. Çocuklar Teknofest’e gidiyor, birinci oluyorlar; TOBİTAK yarışmasında birinci oluyorlar; uluslar arası yarışmalarda birincilik alıyorlar; sporda, tiyatroda şampiyon oluyorlar. Bu başarıların desteklenmesi gerekir. Ceyda vekilimizden destek istedik ama bütçemiz yeterli değil, yanıtını aldık. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesi yetmiyorsa, bırakın o zaman otopark işletmesini Okul Aile Birliği yapsın, dedik. Şu an geldiğimiz noktaya bakın; bahçemiz otopark için ihaleye veriliyor. Halı sahalarımız, spor salonumuz ihaleyle kiraya veriliyor. Yerlerimiz üçüncü şahıslara veriliyor ama buradan okullara bir liralık kaynak aktarılmıyor. Bir yönetmelik çıkarılmıştı, Okul Aile Birlikleri, üçüncü şahıslara vererek otopark işletmeciliği yapabilir, diye. Onu da ortadan kaldırdılar. Böyle bir tavır, elbette kabul edilebilir bir şey değil. Dolayısıyla biz de bunun karşısında olacağız. Biliyorsunuz, otopark ihalesi yapıldı ve çok üzülerek öğrendik ki, güvenlik nedeniyle iptal edilen ihale yenilecekmiş. Bu yanlışta ısrar edilmemesi gerekir. Biz Mezunlar Derneği olarak güvenlik sorunu oluşturacağı öngörüsüyle ihaleye itiraz etmiştik. Otopark işletmelerinin okullara girmesinin güvenlik sıkıntısı yaratacağını her platformda söyledik. Sonuçta yapılan ihale, güvenlik nedeniyle iptal edildi. Bu iptal olayı, bizim haklılığımızı net biçimde ortaya koyuyor. Yeniden ihale yapıldığını varsayalım. O ihaleyi kazanacak kişi veya kurumun, güvenlik sorunu yaratmayacağını kim garanti edebilir? Dolayısıyla bu ihalenin tekrarlanmaması gerekiyor.”</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/457150416_931009422397535_2661057970069515945_n.jpg"></p>

<p><strong>BU YANLIŞTAN BİR AN ÖNCE DÖNÜLECEĞİNİ UMUT EDİYORUZ</strong><br>
İzmir Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği Başkanı Murat Saraç, derneğin iktisadi işletmesinin yanı sıra mezunlar arasında bulunan işadamlarının birlik olup neden otopark ihalesine katılmadığıyla ilgili şu görüşlere yer verdi:</p>

<p> “İzmir Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği olarak, ihaleye katılmayı yanlış bulduk, çünkü iktisadi işletmemizle ihaleye katılsaydık ihaleyi meşrulaştırmış olurduk. Bu arada İzmir Büyükşehir Belediyesi, Grand Plaza ile ihaleye katıldı ama çok ileriye gidemedi; belediyemize teşekkür ediyoruz. Biz bu ihaleyi yanlış buluyoruz ve esastan itiraz ediyoruz. Okulların işletmelere açılması, esastan yanlıştır. Pekala doğru insanlar da alabilir. Bu ihale hukuka uygun olabilir ama bu durum, ihalenin yanlış olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu konuyu okulumuzdan mezun hukukçu arkadaşlarla inceledik, araştırdık. Bu yanlışın devam ettirilmemesi adına, Milli Eğitim Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı arasında imzalanan, yönetmeliğe de aykırı olan protokolün iptali için dava açtık. Biz yaşanan onca sıkıntıya rağmen Türkiye’de hukukun halen var olduğuna inanıyoruz. Yasal haklarımızı kullanıyoruz ve bu yanlıştan bir şekilde dönüleceğini umuyoruz. Milli Eğitim Bakanlığımıza, İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze, hiçbir parti ayrımı yapmadan tüm İzmir milletvekillerimize buradan seslenmek istiyorum. Lütfen bu konuda gereğini yapın, bu ihalenin tekrar yapılmasına engel olun. Yanlış şeylerin üzerine kurulmuş sistemi, tekrar tekrar uygulayarak doğru sonuçlar elde edemezsiniz. Çocuklarımızı riske atmayın, onların huzurunun kaçırılmasına izin vermeyin. İlla ki otopark işletilecekse, bırakın Okul Aile Birliği işletsin. Okulumuzda sadece eğitim konuşulmalı.”</p>

<p><strong>RİCA EDİYORUM; OKULLARA TİCARETHANELERİ SOKMAYALIM</strong><br>
İzmir Atatürk Lisesi’nden mezunlar olarak inisiyatif kullanmak zorunda olduklarının altını çizen Başkan Saraç, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“AK Parti Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’ya bir mesaj yolladım, konuyla ilgili. O da Milli Eğitim Müdürü’nden randevu alamadığımızla ilgili konuya atıf yaparak, gitsinler görüşsünler, diye açıklama yaptı. Bugüne kadar görüşemedik. Bildiklerini okuyacaklarsa, bu saatten sonra görüşmemizin de bir anlamı yok. Okulla, eğitimle ilgili bir sıkıntı varsa, ah vah deyip kenara çekilemeyiz. Atatürk’ün adını taşıyan okuldan mezunlar olarak inisiyatif kullanmamız gerekiyor. Tüm İzmir milletvekillerimize, İl Milli Eğitim Müdürümüze, Milli Eğitim Bakanımıza buradan bir kez daha rica ediyorum; okullara ticarethaneleri sokmayalım. Lütfen bu ihaleleri iptal edelim, protokolü iptal edelim. Okulların gelirlerini artıralım, çok değerli öğrencilerimizi yetiştirmeye devam edelim. İki başbakan çıkarmış biz okuluz. Spordan siyasete, sanattan bilime çok kıymetli isimler yetiştirmiş bir okuldan bahsediyoruz. Görüştüğümüz vekillerden ne var ki, bugüne kadar net bir cevap gelmedi.  Deniz Yücel vekilimiz, bizim okulumuzdan mezun, CHP İl Başkanımız Şenol Arslanoğlu da… Bir başka milletvekilimiz Rıfat Nalbantoğlu, Cemal Bekle de bizim okulumuzdan mezun. Bu konuyla ilgili bilgileri var, desteklerini bekliyoruz.”</p>

<p><strong>KULÜPLERİMİZ HALI VE SPOR SALONUNU KULLANMAMIZA İZİN VERECEKLERDİR</strong><br>
Murat Saraç, spor salonu ve halı sahaların İzmir’in iki güzide kulübü tarafından ihaleyle kiralanmasıyla ilgili şunları söyledi:</p>

<p>“Halı sahalarımız Göztepe’ye, spor salonumuz Altınordu’ya hayırlı olsun. İki kulübün başkanları bizi arayarak müsterih olmamızı istediler. Bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyoruz. Mehmet Sepil başkanımızın çok özel bir sevgisi var, Atatürk Lisesi’ne karşı. Kendisi değil, ama babasının Atatürk Lisesi mezunu olduğunu, bu nedenle okulumuza karşı çok güzel duygular beslediğini söyledi. Altınordulu merhum İsmet Orhunbilge de bizim okulumuzun mezunudur. Ercan Ertemçöz, yönetim kurulunda görev yapıyor. Destek olacaklarına, hiçbir sıkıntı olmayacağına inanıyoruz. Ama esastan düşünecek olursak, biz bu ihalelere karşıyız, kulüplerimize değil.  En büyük sorun otopark, üçüncü şahıslar ama sonuçta o ihalelerin olmaması gerekiyor.”</p>

<p><strong>YATILI ÖĞRENCİLERİMİZE GÜNDE 52 LİRA YEMEK PARASI</strong><br>
Okulun yatılı bölümündeki öğrencilerin beslenmesiyle ilgili medyaya düşen haberleri değerlendiren Murat Saraç, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın yatılı öğrenciler için verdiği bir yemek parası var. Geçen sene günlük 28 lira gibi bir para söz konusuydu. 28 lirayla dört öğün yemek nasıl çıkartılabilirdi ki… Bugün o rakam 52 liraya çıkarılmış durumda. Devletin eğitime daha çok para ayırması lazımdır. Diğer kurumlara verilen paraları da hatırlayacak olursak, Milli Eğitimin bütçesinin en önde olması gerekir. Okulun tüm bileşenleri olarak, çocuklarımızın aç kalmamaları adına elimizden gelen yardımları yapıyoruz. Milli Eğitim’in de 52 liraya dört öğün yemek çıkarılamayacağını biliyordur diye düşünüyorum” dedi.</p>

<p><strong>KOŞU KAMPANYASI GELİRİ, ÖĞRENCİLERİMİZE BURS OLACAK</strong><br>
İzmir Atatürk Lisesi Mezunlar Derneği olarak yapacakları kampanya ve etkinlikleri anlatan Murat Saraç, iki maratondan 3,5 milyon lira gelir elde etmeyi planladıklarını bildirdi:</p>

<p>“Valilikten aldığımız özel bir izin var, bağış toplamak için. İki büyük maratona katılacağız. Birincisi 3 Kasım’da İstanbul Maratonu, diğeri de Nisan ayında Maraton İzmir…  Kermesler, Anıtkabir ziyareti gibi etkinlikler yapıyoruz ve buralardan elde ettiğimiz gelirleri öğrencilerimize burs olarak kullanıyoruz. Biz bu burs olayına 7-8 öğrenciyle başlamıştık bugün itibariyle 200 öğrenciye burs veriyoruz. Depremzede öğrencilerimize destek olduk. Bir ay sürecek bir kampanyamız olacak mataronla ilgili. 22 Ekim’de başlayacak ve 18 Kasım akşamı bitecek bir kampanya. Gönüllü koşucularımız, okulumuz öğrencilerine burs vermek için yarışacaklar ve destek toplayacaklar. Biz bunu sosyal medya hesaplarımızdan duyuracağız. Geçen yıl bu koşu kampanyasından 2 milyon liralık bir gelir elde etmiştik, bu yıl 3,5 milyon lirayı hedefliyoruz. 22 Ekim’de, ilk futbol takımımız olan Sultani’yi anacağız. Orada startı vereceğiz”</p>

<p>Kaynak:<strong>EGEDESONSÖZ </strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gümüşhane&amp;#039;deki anıt ağaç 580 yıldır ayakta</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gumushanedeki-anit-agac-580-yildir-ayakta</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gumushanedeki-anit-agac-580-yildir-ayakta</guid>
<description><![CDATA[ Gümüşhane&#039;nin Torul ilçesinde &quot;anıt ağaç&quot; olarak 2022&#039;de tescillenen ceviz ağacı, yıllara meydan okuyarak tüm görkemiyle ayakta kalmayı başardı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/gumushane_deki_anit_agac_580_yildir_ayakta_h7833_f1885.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gümüşhane&amp;039deki, anıt, ağaç, 580, yıldır, ayakta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce, ilçenin Cebeli köyüne bağlı Çengelli Mahallesi'nde 580 yaşında olduğu tahmin edilen ceviz ağacı 2022'de koruma altına alındı.</p>

<p>Ceviz ağacı, yaklaşık 20 metre yüksekliği ve heybetiyle köyün simgesi haline geldi. Her yıl ağacın yere dökülen meyveleri köy sakinlerince toplanıyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20240924_35720917.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>"Köyün geçmişi ve kökeni hakkında fikir veriyor"</h2>

<p>Çengelli Mahallesi sakinlerinden 43 yaşındaki Alican Elmahti,  çocukluğunun geçtiği ceviz ağacının etrafında şimdi çocuklarının oynadığını söyledi.</p>

<p>Elmahti, ağacın zamanla iklim koşulları ve hasat nedeniyle tahrip olduğunu belirterek, ekiplerce 2022'de yapılan çalışmayla koruma altına alındığını kaydetti.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20240924_35720918.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<p>Köyün merkezindeki ağacın dökülen meyvelerini topladıklarını anlatan Elmahti, "Ağacın üzerine çıkardık, otururduk. Bizim için merkez noktası konumundaydı. Ağaç bir tarih. Köyün geçmişi ve kökeni hakkında fikir veriyor" dedi.</p>

<p>Elmahti, çocukların ağacın etrafında oynamasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Kendi çocuklarımın da ağacın etrafında oynaması yaşlandığımı hissettiriyor. Çocuklarımın yaşındayken ağacın etrafında oynuyordum. Şimdi çocuklarım ağacın etrafında oynuyor" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kötü koku İzmir’i sardı: Mezarlığa olta!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/koetu-koku-izmiri-sardi-mezarliga-olta</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/koetu-koku-izmiri-sardi-mezarliga-olta</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi’nde deniz suyundaki oksijen seviyesinin düşmesi sonucu balık ölümleri hızla artıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/kotu_koku_izmiri_sardi_mezarliga_olta_h7830_b531e.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kötü, koku, İzmir’i, sardı:, Mezarlığa, olta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Körfezi’nde meydana gelen balık ölümleri kötü kokuya yol açmaya devam ediyor.</p>

<p>Sabah saatlerinden itibaren ise başta Bayraklı, Karşıyaka ve Alsancak olmak üzere şehir genelinde kötü koku  hâkim olmaya başladı.</p>

<p>Ekiplerin ölü balıkların temizliği konusunda çalışmaları sürüyor.</p>

<p>Kordon’da ise bazı vatandaşların yasağa ve kötü kokuya rağmen balık tutmaya devam ettiği görüldü.</p>

<p><em><strong>Kaynak: Buse AÇIKALIN/EGEDESONSÖZ</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antakya&amp;#039;da velilerden beton santrali protestosu: Çocuklarımızın geleceğini riske atmayın</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antakyada-velilerden-beton-santrali-protestosu-cocuklarimizin-gelecegini-riske-atmayin</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antakyada-velilerden-beton-santrali-protestosu-cocuklarimizin-gelecegini-riske-atmayin</guid>
<description><![CDATA[ Antakya&#039;da veliler, okulun yanında kurulması planlanan beton santraline karşı bir araya gelerek çocuklarının sağlığı ve çevre için tehlike oluşturacak projeye tepki gösterdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/antakya_da_velilerden_beton_santrali_protestosu_cocuklarimizin_gelecegini_riske_atmayin_h7839_b4d4c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antakya&amp;039da, velilerden, beton, santrali, protestosu:, Çocuklarımızın, geleceğini, riske, atmayın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Antakya'da Defne Ekin Koleji velileri, okulun hemen yanında kurulmak istenen beton santraline karşı tepkilerini dile getirdi. Okul velileri adına açıklamayı yapan Nazlı Daskapan Baklacı, santralin hem çocukların sağlığına hem de çevreye vereceği zararlara dikkat çekti.</p>

<p>Baklacı, "Beton santralinin, çocuklarımızın eğitiminin ortasına kurulmak istenmesi kabul edilemez. Toz, gürültü ve çevre kirliliği içinde çocuklarımız nasıl bir eğitim alsın? Beton insandan kıymetli olamaz," diyerek santralin kurulmasının olumsuz sonuçlarına vurgu yaptı.</p>

<p>Veliler, 6 Şubat depreminden sonra yaşadıkları çevre felaketlerine bir yenisinin eklenmemesi gerektiğini dile getirerek, yaşam alanlarına beton santrali kurulmasına karşı olduklarını belirtti.</p>

<h3>HALK SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA</h3>

<p>Baklacı açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: "Halkın tepkisine rağmen beton santrallerini şehrin ortasına kurdurmak en temel insan haklarından biri olan sağlıklı yaşama hakkının gasbedilmesi anlamına gelir. Buna izin veremeyiz!</p>

<p>Yakın zamanda Samandağ'da bunun örneği yaşandı. Hazır beton santralinin inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni ve çalışma ruhsatı olmadığından yıkımına karar verilmiş olmasına rağmen beton santrali çalışmaya devam etmiştir. İşletme ile ilgili hazırlanan ÇED raporunda, işletmenin saat 08:00 – 17:00 saatleri arasında çalışacağı belirtildiği halde, işletme 24 saat esaslı olarak çalışmıştır. Gürültü ve toz hiç durmamaktadır. Eğer burada bu santralin kurulmasına izin verirsek  aynı senaryoyu burada da yaşamayacak mıyız? Bu senaryoyu bizim çocuklarımız ve halkımız yaşamasın diye biz bugün buradayız ve sesimizi duyurmaya çalışıyoruz."</p>

<h3>ANTAKYA ÇEVRE KORUMA DERNEĞİ: GENÇLERİN SAĞLIĞI ŞİRKETLERİNİZDEN DAHA ÖNEMLİDİR</h3>

<p>Velilere destek veren Antakya Çevre Koruma Derneği, ise açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Geleceğimiz olan gençlerimizin sağlığı rant uğruna şehri işgal eden şirketlerinizden çok daha önemlidir. Derhal bu yanlış karardan vazgeçip okulumuzun hemen yanında kurulmaya başlanan  bu beton santralinin iptal edilmesini istiyoruz. Konu ile ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları başta Hatay Valiliği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, Sağlık Müdürlüğünü, İl  ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerini göreve davet ediyoruz ve yarınlarımızı yeşertecek çocuklarımıza gençlerimize sahip çıkmanızı bekliyoruz." </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sermayenin kılıfı temiz enerji gerçekten temiz mi?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sermayenin-kilifi-temiz-enerji-gercekten-temiz-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sermayenin-kilifi-temiz-enerji-gercekten-temiz-mi</guid>
<description><![CDATA[ GES’lerdeki güneş panellerinde FV piller kullanılırken, foto voltaik pillerin yapımında kullanılan, galyum arsenit, tellür, gümüş, kristal silikon, kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller kullanılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/sermayenin_kilifi_temiz_enerji_gercekten_temiz_mi_h7838_8c6b4.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sermayenin, kılıfı, temiz, enerji, gerçekten, temiz, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’deki önemli sorunların arasında enerji üretimi bulunuyor. Bu tartışmaya bağlı olarak, enerji üretimi yeterli mi sorusu gündemdeki yerini koruyor. Son yıllarda dünyada olduğu gibi ülkemizde de temiz enerji diye nitelendirilen enerji santrallerinin ne kadar “temiz” olduğu tartışılıyor.</p>

<p>Türkiye’nin 78 şehrinde güneş enerji santrali (GES) bulunuyor. 35 ilde 100 MW kapasitenin üzerinde güneş enerji santrali bulunuyor. Mart 2023 verilerine göre, Türkiye’de kurulu güneş enerjisi gücü 9 bin 820 MW seviyesindeyken, tüm kurulu elektrik gücüne bakıldığında bu miktar 104 bin 348 MW’ye ulaşıyor. Enerji santrallerinde üretilen elektrik gücü gittikçe artıyor. Özellikle GES’lerdeki güneş panellerinde FV piller kullanılırken, foto voltaik pillerin yapımında kullanılan, galyum arsenit, tellür, gümüş, kristal silikon, kurşun, kadmiyum ve diğer tehlikeli atık niteliğindeki ağır metaller bulunuyor.</p>

<h3>"ELEKTRİK ÜRETİMİ SORUNUMUZ YOK"</h3>

<p>Birincil enerji kaynaklarında büyük oranda dışa bağımlı olan ülkemizin elektrik enerjisini ise büyük ölçüde ülke içinde üretebildiğini belirten TMMOB’ye bağlı Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Genel Başkanı Mahir Ulutaş, Türkiye’nin küçük oranlarda ithalat, bir o kadarda ihracat yaptığını söyledi.</p>

<p>Mevcut kurulu gücün Türkiye’nin ihtiyaçlarını uzun süre karşılayacak düzeyde olduğunu söyleyen Ulutaş, “Hatta atıl ya da yedek olarak nitelendirebileceğimiz bir kapasitede söz konusu. Yeni yatırımların büyük kısmı ise başta güneş ve rüzgar olmak üzere enerji santrallerine yapılmaktadır. Elbette serbest piyasa ekonomisi kapsamında işleyen bu süreci, kamunun teşvik mekanizmaları ve kârlılık oranları etkilemektedir. Fiyat ve alım garantisi verilmesi durumunda doğal gaz, kömür, nükleere dayalı santrallere de yatırım yapıldığı görülmektedir” dedi.</p>

<h3>ENERJİ ÜRETİM TEKNİKLERİ DOĞAYA ZARAR VERİYOR</h3>

<p>Zeytinlikleri, tarım alanlarını ya da ormanları talan ederek kurulan enerji santrallerinde kullanılan maddelere ilişkin konuşan Ulutaş, GES ve RES gibi santrallerin, güneş panellerinin ve kanatların üretiminde ihtiyaç duyulan nadir metallerin madenciliği aşamasında ciddi oranda doğaya zarar verdiğini vurguladı. </p>

<p>İsteyen şirketin istediği noktada serbestçe yatırım yapmasını öngören piyasacı anlayışın en çevreci üretim yöntemiyle bile doğayı katledeceğinin örneklerini HES’lerle görüldüğüne dikkat çeken Ulutaş, “Merkezi planlama ve kamusal anlayıştan yoksun uygulamalarla, Karadeniz Bölgesi’ndeki HES örneklerinde olduğu gibi ülke genelinde GES ve RES çöplüğü oluşmasına izin verilmemelidir. Tarım alanlarını yok eden, kuşların göç yollarını kesen, enterkonnekte elektrik şebekesine bağlanabilmesi için ciddi bir kamu yatırımı gerektiren GES ve RES santralleri de kuruldukları bölgelere ciddi zararlar verme potansiyeline sahiptir” diye konuştu.</p>

<p>Enerji, kâr odaklı sıradan bir ticari faaliyet alanı olmaktan çıkartılarak, yeniden kamu hizmeti olarak yapılandırılması gerektiğini vurgulayan Ulutaş, enerji yönetiminin ticari ve siyasi müdahalelerden uzak, özerk bir yapıya sahip olması gerektiğini söyledi.</p>

<h3>RES’LERİN YÜZDE 37.66 EGE BÖLGESİ’NDE</h3>

<p>Rüzgar enerjisi kurulu güç istatistiklerine göre ülkemizde kurulu RES gücünün yüzde 37.66’sının Ege Bölgesi’nde, Ege Bölgesi’ndeki rüzgâr enerjisi kurulu gücünün yaklaşık yüzde 50’si de İzmir il sınırları içerisinde buluyor.</p>

<p>RES’lerin diğer enerji yöntemlerine göre daha az kirletici olduğunun altını çizen Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Teknik Sorumlusu Çevre Mühendisi Selma Akdoğan, RES’ler için de bölgesel taşıma kapasitesi, doğru planlama, arazi kullanımı ve türbin yerleşimleri, yerleşim alanlarına mesafe gibi faktörlerin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p>RES’in kurulacağı yerin seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar olduğuna işaret eden Akdoğan, “Yeterli rüzgar potansiyeli ve arazi imkanından başka iletim hattına uzaklığı, trafo gücü, sit alanı ve/veya doğal koruma alanları, milli park alanı olup olmaması, yakınında uzun mesafeli alıcı-verici antenler ve bağlantı hatları bulunmaması gerekir. Ayrıca göçmen kuşların uçuş yolları üzerinde olmaması gibi özelliklere dikkat edilmesi gerekmektedir. Proje bazlı planlama yerine, bölgesel taşıma kapasitesi belirlenerek bölgesel planlama yapılmalıdır” dedi. </p>

<h3>"TARIM ALANLARINA GES KURULMAMALI"</h3>

<p>Santral alanında kurulum için ve sonrasında olası yangınların ve gölgelenmenin engellenmesi için alanın işletme süresince temizlenmesi yapılırken, arazi vasfının değişiyor. GES’lerin görsel kirliliğe de neden olduğunun altını çizen Akdoğan, “Koruma altına alınmış arkeolojik, kentsel ve tarihi sit alanları, orman alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, meralar, tarım alanları gibi alanlarda güneş enerji santrallerinin yer seçiminden kaçınılması gerekmektedir” dedi.</p>

<p>Güneş enerji santrallerinin çevresel etkileri konusunda da üretilen birim enerji miktarı diğer enerji santralleri ile karşılaştırıldığında güneş enerji santralleri için oldukça büyük alan gerektirdiğine dikkat çeken Akdoğan, “Santraller, çevrelerinde yoğun bir ışık yansıması yaratarak ısıl dengenin bozulmasına neden olmaktadır. İşletme koşullarında ve kaza sonucu kimyasal madde salınımından kaynaklanabilecek etkiler göz önünden bulundurulmalıdır. Santraller için kullanılacak panellerin seçiminde üretim bilgisi ve özellikleri dikkate alınmalıdır” uyarısında bulundu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balıkçılıkta &amp;#039;planlı üretim&amp;#039; dönemi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balikcilikta-planli-uretim-doenemi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balikcilikta-planli-uretim-doenemi</guid>
<description><![CDATA[ Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı‘nın çalışmalarıyla balıkçılık alanında da üretim planlamasına geçildi. Bu yıl itibarıyla başlayan planlamanın detaylarına yakından bakalım. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/balikcilikta_planli_uretim_donemi_h7835_fa808.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balıkçılıkta, &amp;039planlı, üretim&amp;039, dönemi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle balıkçılık alanında küresel iklim değişikliği, kirlilik ve kontrolsüz avcılık balık üretiminin önündeki en temel sorunların başında geliyor. Bu üretimi daha verimli hale getirmek ve kaynakları gelecek nesillere aktarmak amacıyla geçilen planlı üretim stratejisi hem avcılık hem de yetiştiricilik alanlarında yeni düzenlemeler içeriyor.</p>

<p>Peki, nedir bu düzenlemeler?</p>

<h2><strong>Hamside kota 400 bin ton</strong></h2>

<p>Üretim planlamasında avcılık yoluyla elde edilen toplam 7 tür yer alıyor. Bu türlerin içinde toplam üretiminin yaklaşık yüzde 60’ına tekabül eden hamsi ön plana çıkıyor. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, seçilen bu türler ve getirilen düzenlemeler ile ilgili şunları söyledi;</p>

<p>“Özellikle avcılıkta, doğal kaynaklardan elde edilen balık miktarında sürekliliği sağlayabilmek için her önüne gelenin istediği miktarda balık avlamasının artık mümkün olmayacağı ortaya çıktı. Bu sadece Türkiye'de olan bir durum değil, uluslararası arenada da böyle. Bu 7 tür için belirlenmiş bir üst avlanma limiti var. Örneğin, hamside bu yıl için avlanabilecek maksimum miktar olarak 400 bin tonu belirledik. Bu miktarı hamsi avcılığı yapmak üzere müracaatta bulunmuş olan 661 gemiye dağıttık.”</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Planlamaya dahil edilen diğer türler ve kota miktarları ise şu şekilde:</strong></p>

<p>Avcılığı uluslararası kotaya tabi olarak yapılan ve birim bazında ekonomik olarak en değerli türlerden olan mavi yüzgeçli orkinos: 2 bin 600 ton</p>

<p>Miktar olarak en fazla avcılığını yapılan çift kabuklu tür olan beyaz kum midyesi: 30 bin ton</p>

<p>Dip sedimentinin yenilenmesindeki rolü ve ekolojik önemiyle ön plana çıkan deniz patlıcanı: 2 bin 500 ton</p>

<p>Dünya’da yalnızca Meksika Körfezinde üreyebilen ve göç ederek iç sularımıza gelen, avcılığı ve ticareti uluslararası kotaya tabi olan yılan balığı: 280 ton</p>

<p>Van Gölünde yaşayan ve endemik bir tür olan inci kefali: 10 bin ton</p>

<p>Alternatif tıpta kullanılan ve ticareti uluslararası kotaya tabi olan tıbbi sülük: 2 bin 500 kilogram</p>

<p></p>

<p><img alt="Balıkçılıkta 'planlı üretim' dönemi" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/OZEL%20HABER_00_01_51_21_Still009.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Yetiştiricilik de kontrol altında</strong></h2>

<p>Türkiye’de yetiştiriciliği yapılan levrek, çipura, Türk somonu ve Akdeniz midyesi olmak üzere 4 önemli tür de üretim planlamasına dahil edildi. Bu kategoride ise avcılığın aksine sadece üst değil alt limitler de belirlendi. Turgay Türkyılmaz bu türlerin belirlenme gerekçeleri ve limitleri hakkında konuştu.</p>

<p>“Dünyada levrek üretiminde birinci sıradayız. Agresif bir şekilde bu yerimizi koruyabilmek için sürdürülebilirliği sağlamalı bunun için de üretimi kontrol altında tutmamız gerekiyor. Belirlediğimiz 4 tür, alt ve üst üretim limitleri şu şekilde:</p>

<p>Levrek asgari 135 bin, azami 177 bin 350 ton. Çipura asgari 118 bin 500, azami 157 bin 750 ton. Türk somonu asgari 55 bin 250, azami 74 bin 600 ton. Akdeniz midyesi asgari 12 bin 250, azami 27 bin 290 ton.”</p>

<h2><strong>“Kotayı ihlal etmenin ciddi yaptırımları olacak”</strong></h2>

<p>Bu yıl uygulamaya konulan su ürünlerinde üretim planlamasının eksiksiz şekilde işlemesi için hiç şüphesiz yapılacak denetimler de oldukça kritik. Hem avcılık hem de yetiştiricilik alanında balık ve miktarların adım adım takip edileceğini belirten Türkyılmaz, yapılacak denetimler ile ilgili hamsi avcılığı üzerinden örnek vererek kotaya uymayan kişilerin karşılaşacakları yaptırımlar hakkında şöyle konuştu;</p>

<p>“Türkiye'nin her tarafında kıyı boyunca hamsi avcılığı yapacak olan gemilerin hangi balıkçı barınaklarından karaya çıkacakları belirlendi. Onlar gemilerinde bir belge düzenleyecekler. Düzenlemiş oldukları bu belgeyi karaya çıktıkları anda sisteme aktaracaklar. Biz bakanlık olarak bunu onayladıktan sonra kendine tahsis edilmiş olan miktarı düşeceğiz. Kota almamış bir <a href="https://www.trthaber.com/etiket/gemi/" target="_blank">gemi</a> hamsi avcılığında bulundu ve ‘ben bunu iç pazara sunuyorum’ dedi. Bizim denetimimize yakalandığı zaman çok ciddi para cezaları var. Ayrıca devlet tarafından kendilerine verilmiş olan destek ve teşviklerden de yararlanamayacaklar.”</p>

<p></p>

<p><img alt="Balıkçılıkta 'planlı üretim' dönemi" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/OZEL%20HABER_00_01_10_07_Still007.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>“Hedefimiz kaynakların gelecek nesillere aktarılması”</strong></h2>

<p>Türkyılmaz ayrıca avcılık ve yetiştiricilikte planlamaya dahil edilen toplam 11 türün her birini titizlikle seçtiklerini ve bu planlamayla Türkiye’de balıkçılığın çok daha verimli ve sürdürülebilir yapılacağının altını çizdi;</p>

<p>“2023 yılı rakamlarıyla konuşacak olursak bizim avcılıktan elde ettiğimiz miktar 454 bin ton civarında. Bunun yaklaşık 273 bin tonu da hamsi avcılığından elde edildi. Yani bu yüzde 60’ına tekabül ediyor. Diğer türlerle de bunu hayata geçirdiğiniz zaman neredeyse yüzde 90’lara yakın miktardaki su ürünlerindeki planlı üretimi sağlamış olacağız. Niyetimiz sürdürülebilirliği sağlamak. Hedefimiz ise stokta ne kadar balık varsa hepsini çektirmemek, gelecek yıllarda bunun aktarılmasını sağlamak.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları uyardı: Okyanuslardaki yaşamın sonu geliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-uyardi-okyanuslardaki-yasamin-sonu-geliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-uyardi-okyanuslardaki-yasamin-sonu-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünya okyanusları, deniz yaşamını sürdüremeyecek ve iklimi dengelemekte yetersiz kalacak kadar asidik hale gelmek üzere. Pazartesi günü yayımlanan yeni bir rapora göre, bu durumun kısa süre içinde gerçekleşmesi bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/bilim_insanlari_uyardi_okyanuslardaki_yasamin_sonu_geliyor_h7834_55586.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, uyardı:, Okyanuslardaki, yaşamın, sonu, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü (PIK) tarafından hazırlanan rapor, gezegenimizin yaşamı sürdürebilme kapasitesini belirleyen dokuz kritik faktörü ele alıyor.</p>

<p>Bu dokuz alandan altısı, son yıllarda insan faaliyetleri nedeniyle güvenli sınırlarını çoktan aştı.</p>

<p>PIK’in ilk Gezegensel Sağlık Kontrolü raporuna göre, okyanus asidifikasyonu da bu faktörlere eklenmek üzere.</p>

<p>İklim değişikliği, doğal türlerin ve habitatların kaybı, tatlı su kaynaklarının azalması ve plastiklerle kimyasal gübreler gibi kirleticilerin artışı, aşılmış güvenli sınırlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Okyanus asidifikasyonu seviyesi de, fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere salınan karbondioksit (CO2) emisyonlarının hızla artması nedeniyle sürdürülebilir sınırını aşmak üzere.</p>

<p>PIK raporunun baş yazarlarından Boris Sakschewski, <em>"CO2 emisyonları arttıkça, bu gazın daha fazlası deniz suyunda çözünerek okyanusları daha asidik hale getiriyor" </em>dedi. Sakschewski, mevcut emisyon seviyelerinde bile okyanus sisteminin tepkisinin zaman aldığını, bu nedenle asidifikasyon sınırının aşılmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.</p>

<h2>Eşik noktaları aşılmak üzere</h2>

<p>Asidik su, mercanları, kabuklu deniz hayvanlarını ve deniz yaşam zincirinin önemli bir parçası olan fitoplanktonları olumsuz etkiliyor. Bu durum, milyarlarca insan için gıda kaynaklarını tehdit ederken, okyanusların daha fazla CO2 emmesini ve küresel ısınmayı sınırlandırma kapasitesini de zayıflatıyor.</p>

<p>Gezegenin dokuz kritik sınırından tek geçilmeyen ise, ozon tabakasının durumu.</p>

<p>1987’de bazı zararlı kimyasalların yasaklanmasıyla ozon tabakası iyileşme göstermeye başladı. Ancak atmosferdeki ince partiküller gibi diğer tehlikeli faktörlerin sınırına yaklaşıldı. Bu partiküller, kalp ve akciğer hastalıklarına neden olabiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, birçok ülkenin hava kalitesini iyileştirme çabaları sayesinde partikül seviyelerinde bir miktar gerileme olduğunu belirtti. Ancak sanayileşme sürecindeki ülkelerde bu oranların hızla artabileceği uyarısında bulundular.</p>

<p>PIK’in belirlediği dokuz gezegensel sınır, insanları doğal sistemlerin geri dönülemez noktalara geçmesini engellemek için uyarıyor. Sakschewski, bu sınırların birbirine bağlı olduğunu ve bir limitin aşılmasının, dünyanın tüm yaşam sistemini tehlikeye atabileceğini belirtti.</p>

<p>Raporda ayrıca, bir sorunun çözülmesinin, diğer alanlarda da olumlu etkiler yaratabileceği ifade ediliyor. Örneğin, dünya sıcaklığının sanayi öncesi seviyelerin 1.5 santigrat derece üzerine çıkmasını engellemek, pek çok konuda iyileşmelere yol açabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>La Nina geri dönüyor: Türkiye’yi nasıl bir kış bekliyor?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/la-nina-geri-doenuyor-turkiyeyi-nasil-bir-kis-bekliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/la-nina-geri-doenuyor-turkiyeyi-nasil-bir-kis-bekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Hava sıcaklıklarını düşüren La Nina’nın Türkiye’de sanıldığı kadar soğuk bir kışa sebep olmayacağı öngörülüyor. Tahminlere göre hava sıcaklığı çok düşmese de bu kış nispeten yağışlı geçecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/la_nina_geri_donuyor_turkiyeyi_nasil_bir_kis_bekliyor_h7832_23289.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nina, geri, dönüyor:, Türkiye’yi, nasıl, bir, kış, bekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), dünya genelinde hava sıcaklıklarını düşüren La Nina hava olayının bu kış yeniden etkisini göstereceğini duyurdu. Örgütün yayımladığı raporda Ekim 2024 ile Şubat 2025 arasında La Nina’nın gerçekleşme ihtimalinin yüzde 60 olduğu belirtildi.</p>

<p>Avustralya ile Güney Amerika arasındaki Pasifik Okyanusu bölgesinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının belirli dönemlerde ortalamaların üzerinde, bazı dönemlerde ise altında olduğu gözlemleniyor.</p>

<p>Bu sıcak dönemlere "El Nino", soğuk dönemlere ise "La Nina" adı veriliyor.</p>

<p>Önemli etkilere yol açan güçlü hava olayının Türkiye’de kış mevsimini nasıl şekillendireceği ise merak konusu…</p>

<p>La Nina'nın Türkiye'ye etkisi ne olacak? Kar yağışı geçen yıla göre daha mı fazla görülecek? Merak edilen sorulara İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İklim Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil’le yanıt aradık.</p>

<p></p>

<p>Özellikle ekim ayında sıcaklıklar bir derece mevsim normallerinin üzerinde olacak ama yağışları mevsim normallerinde bekliyoruz. Kasımda sıcaklıkların mevsim normalleri üzerindeki seyirleri giderek azalacak. Yağışta da pek fazla değişiklik yok. Ancak kuzey bölgelerde yağış artışı söz konusu olabilir. Aralık ayında da yine yağışlar mevsim normallerinde seyredecek.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İklim Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil</p>

<p></p>

<h2>La Nina geçen yıl da etkiliydi</h2>

<p>Geçtiğimiz yıl da La Nina’nın etkili olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Prof. Dr. Gönençgil, “Ancak beklendiği gibi normalde soğuk olması gereken süreçler tam olarak gerçekleşmedi” diyor.</p>

<p>Bunun biraz küresel süreçlerle biraz da mevcut ısınmanın etkileriyle ilgili olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gönençgil, “Bu yıl da süreç basınç yapısı itibarıyla etkisini devam ettiriyor. Bu konuda bir uyarı var. Ancak bu etkinin ne kadar olacağıyla ilgili net bir bilgi yok. Dünya Meteoroloji Örgütü raporunda sadece birtakım süreçlerin daha soğuk ya da daha nemli geçeceği yönünde verilen olasılık yüzde 60’lar civarında” şeklinde konuşuyor.</p>

<p>Bu durumun önümüzdeki aylarda Türkiye’yi nasıl etkileyeceği ise ayrı bir merak konusu. Prof. Dr. Gönençgil, geçtiğimiz yıllarla mukayese yaparak konuşuyor:</p>

<p>“Bu yıl sıcaklıklar açısından kış mevsiminde çok yoğun bir soğuk hava beklemiyorum. Ancak yağış noktasına baktığımız zaman biraz daha yüksek yağış miktarı görebiliyoruz.”</p>

<h2>Kasımda kuzey bölgelerde yağış artacak</h2>

<p>La Nina etkisinde önümüzdeki aylarda hava sıcaklıklarının nasıl seyredeceğini ise Prof. Dr. Gönençgil şöyle ifade ediyor:</p>

<p>“Özellikle ekim ayında sıcaklıklar bir derece mevsim normallerinin üzerinde olacak ama yağışları mevsim normallerinde bekliyoruz. Kasımda sıcaklıkların mevsim normalleri üzerindeki seyirleri giderek azalacak. Yağışta da pek fazla değişiklik yok. Ancak kuzey bölgelerde yağış artışı söz konusu olabilir. Aralık ayında da yine yağışlar mevsim normallerinde seyredecek. Yine kuzey bölgelerde, Karadeniz sahillerinde coğrafi koşullara bağlı olarak riskli bir yükseliş olabilir. Sıcaklıklarda mevsim normallerine; soğuk dönem normallerine göre dönüş söz konusu.”</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-34568331.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Kar yağacak mı?</h2>

<p>Peki bu kış aynı zamanda yer altı sularının beslenmesinde önemli bir faktör olan kar yağışı ne ölçüde görülecek? Cevabı merak edilen sorunun yanıtını Prof. Dr. Göneçgil’den öğreniyoruz:</p>

<p>“Kar yağışı açısından baktığımız zaman özellikle büyük kentlerde çok şanslı bir durum gözükmüyor yine. Özellikle ısı adasının etkisiyle birlikte kar yağması ya da karın uzun süre yerde kalması eskisi gibi değil; mevsim normallerinin altında olacak. Ancak yüksek kesimlerde yağmurdan çok kar görülme ihtimali biraz daha yüksek oranda olabilir.”</p>

<h2>Ani yağışlara dikkat</h2>

<p>Bütün olarak bakıldığında ise aralık ayı sonuna kadar mevsim normallerinin çok da üstünde olmayan yağış ve sıcaklığın hakim olacağını öngören Prof. Dr. Gönençgil, son yıllarda sıkça görülen düzensiz yağışlar konusuna da değiniyor.</p>

<p>Bu noktada, “Nispeten farklı yağışlar görülebilir. Özellikle yağmur olarak düşen yağış şiddetinin artışı, düzensizlikleri yerel koşulların da etkisiyle ortaya çıkıyor. Başta Karadeniz sahilleri olmak üzere anlık ortaya çıkan aşırı yağışların getireceği sel ve taşkın riskiyle karşı karşıya kalabiliriz” uyarısı yapıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çeşme Projesi&amp;#039;nde Danıştay ret kararını bozdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cesme-projesinde-danistay-ret-kararini-bozdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cesme-projesinde-danistay-ret-kararini-bozdu</guid>
<description><![CDATA[ Daha önce dava açılmış, mahkeme gerekçesiz olarak davanın reddine karar vermişti ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/cesme_projesi_nde_danistay_ret_kararini_bozdu_h7831_91849.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çeşme, Projesi&amp;039nde, Danıştay, ret, kararını, bozdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Baro Başkanı <strong>Sefa Yılmaz</strong>, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun (DİİDK) Çeşme Projesi'ne ilişkin, Danıştay 6. İdare Dairesi'nin vermiş olduğu ret kararını bozduğunu açıkladı. Yılmaz, "Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararı ile deniz alanlarını da kapsayan bu denli büyük bir alanın gereklilikleri açıklanmadan turizm bölgesi ilan edilmesi hukuka aykırı bulunarak Danıştay 6. Dairesi'nin kararı bozulmuştur. Cumhurbaşkanlığı kararının kesin olarak iptal edilmiş olduğunu kamuoyuna müjdelemek isteriz" dedi.</p>

<p>Geçtiğimiz yıllarda İzmir'de hayata geçirilmek istenen "Çeşme Projesi", rant iddiaları sebebiyle yargıya taşınmıştı. Resmi Gazete’de yayımlanan ''Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi''nin sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne yönelik açılan davada, projenin iptali istenmişti. Danıştay 6. İdare Dairesi, söz konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın projenin iptal istemini reddetmişti.</p>

<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Danıştay 6. İdare Dairesi’nin verdiği ret kararını bozdu. Danıştay kararının ardından, İzmir Tabip Odası, Türk Mühendisleri ve Mimarlar Odası Birliği, İl Koordinasyon Kurulu (TMMOB İzmir İKK), İzmir Barosu, İzmir Yaşam Alanları, ÇEŞÇEP ve davacı vatandaşlar basın açıklaması yaptı.</p>

<h3>"İrtifak bedeli dahi kamuya değil, yatırımcının hizmetine sunulacaktır"</h3>

<p>İzmir Baro Başkanı Yılmaz, sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p>

<p><em>"12 Şubat 2020 tarihli Resmi Gazete, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesinin sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı yayımlanmıştı. Bu karar; Çeşme Yarımadasında mevcut devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanların tümünü, 47 kilometre kıyı alanını, deniz alanlarını ve bu alanlardaki beş adet adayı, 5 bin hektar orman alanını, içme suyu koruma havzalarının tamamını, bölgedeki doğal koruma alanlarını, nitelikli tarım alanları ile zeytinlikleri, kültürel ve arkeolojik miras alanlarını, yarımadada yerleşim alanları dışında kalan alanların tamamını içeren 16 bin hektar devasa kamu arazisini kapsamaktadır.</em></p>

<p><em>İrtifak bedeli kamuya değil, yatırımcıların hizmetine sunulacaktır. Bu devasa kamu arazisi ve deniz alanları yatırımcılara irtifak hakkı tesisi suretiyle tahsis edilerek bu alanın tümünde ve deniz alanlarında halkımızın girişine kapalı, imtiyazlı bir azınlığın kullanımına özgülenmiş, girişi denetimli, bağımsız özel bir yetki alanı oluşturulacaktır. Bu devasa kamu arazisinin ve deniz alanlarının irtifak hakkı sahibine devri karşılığı alınacak bedel kamu harcamaları için kullanılamayacak, sadece alanın alt yapı yatırımlarına harcanabilecektir. Yani irtifak bedeli dahi kamuya değil yatırımcının hizmetine sunulacaktır. Tahsis edilecek kamu arazisi ve deniz alanları nadir bir ekosistemi barındırmaktadır. Alan, doğal sit alanları, su koruma havzaları, orman alanları ile çok özel niteliklere haizdir. Ancak alanın bu çok özel niteliklerine müdahale edilerek, imtiyazlı bir azınlığın hizmetine sunulmak üzere; mega yat limanları, golf sahaları, kıyı otelleri, lüks konut ve rezidanslar yapılacaktır.</em></p>

<h3>"Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararına karşı direnme hakkı bulunmamaktadır"</h3>

<p><em>Kurumlarımız ve çok sayıda duyarlı yurttaş; halkımızın yaşam alanlarına, nadir ve korunması gereken habitat alanlarına müdahale içeren ve hukuka aykırılığı daha önce de yargı kararı ile belirlenmiş işleme karşı Danıştay 6. Dairesi nezdinde dava açmış, ancak mahkemece gerekçesiz olarak davanın reddine karar verilmişti. Hukuka aykırı bu karar temyiz edilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun geçen hafta avukatlarımıza tebliğ edilen kararı ile deniz alanlarını da kapsayan bu denli büyük bir alanın gereklilikleri açıklanmadan turizm bölgesi ilan edilmesi hukuka aykırı bulunarak Danıştay 6. Dairesi'nin kararı bozulmuştur. Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın kesin olarak iptal edilmiş olduğunu kamuoyuna müjdelemek isteriz.</em></p>

<p data-kiosked-context-name="kskdUIContext_01j8h8frgnrv6wfr15pzkm3ky6" kioskedhash_production="12280_3b3f68d1b01842b40f7f20003fc06e02"><em>İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince Danıştay Dairesi'nin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararına karşı direnme hakkı bulunmamaktadır. Danıştay Dairesi, iki bozma kararı doğrultusunda karar vermek zorundadır. Kamuya ait devasa alanları kamunun elinden alıp imtiyazlı azınlığın kullanımına terk edecek bu işlemin iptal edilmiş olması ile kamusal sorumluluklarımızın gereklerini yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Halkımıza ve tüm İzmirlilere armağan olsun.</em></p>

<h3>"Hiç değilse bu sefer imtiyazlı azınlığın değil, kamunun menfaatine hareket edin"</h3>

<p><em>Çeşme yarımadasının potansiyeli şu anda bile mevcut turizm ve ikinci konut yükünü karşılayamayacak ölçüde tükenmiş durumdadır. Son kalan kamuya ait orman alanlarını ve nitelikleri alanları turizm yapılaşmalarına açmak kamu menfaatine olmadığı gibi yarımadayı yaşanılamaz kılacaktır. Buradan Bakanlığa ve idareye seslenmek isteriz. Çeşme yarımadasının son kalan kamu alanlarına turizm bahanesiyle el atmaktan vazgeçin. Yargının yarımadaya müdahaleyi engelleyen kararlarına uyun. Hiç değilse bu sefer imtiyazlı azınlığın değil kamunun menfaatine hareket edin."</em> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmirli balıkçılar zorda: Satışlar yarı yarıya azaldı!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirli-balikcilar-zorda-satislar-yari-yariya-azaldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirli-balikcilar-zorda-satislar-yari-yariya-azaldi</guid>
<description><![CDATA[ Egeli balıkçılar, denizlerdeki balık miktarı ve satışların düşük olması nedeniyle av sezonuna umduğu gibi başlayamadı. İzmir Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Birliği Başkanı ve Ege Bölgesi Gırgır Balıkçıları Derneği Başkanı Mehmet Aksoy, satışlar düştüğü için tutulan balıkların yüzde 60-70&#039;inin balık çiftliklerine yem olarak verildiğini belirterek, &quot;Geçen sene 1-15 Eylül arasında tutulan balık çeşidi ve miktarı bu yılın aynı döneminde yarı yarıya düştü. Satışlarımız da körfezdeki kirlilikten sonra yarı yarıya azaldı&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/izmirli_balikcilar_zorda_satislar_yari_yariya_azaldi_h7829_14c4c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmirli, balıkçılar, zorda:, Satışlar, yarı, yarıya, azaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Av yasağının sona ermesiyle 1 Eylül'de denize açılan Egeli balıkçılar, denizlerdeki balık miktarı ve satışların düşük olması nedeniyle sezona umduğu gibi başlayamadıklarını belirtti. Avcılık sezonunun bekledikleri gibi geçmediğini ifade eden İzmir Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Birliği Başkanı ve Ege Bölgesi Gırgır Balıkçıları Derneği Başkanı Mehmet Aksoy, denizlerde balık miktarının az olduğunu söyledi. İzmir'de birliğe bağlı 50 büyük balıkçı teknesi olduğuna dikkati çeken Aksoy, "Tekneler balığı fazla tutarsa masraflarını karşılar, kara geçerler. Şu anda kara geçen bir teknemiz yok. Teknelerimiz geçen yıl ortalama 200-500 kasa arasında balık tutardı. Bu sene 100-150 kasa ancak tutabiliyorlar. Mesela Kuşadası bölgesinde çalışan balıkçı teknesi 100 kasa hamsiyle geliyor. 100 kasa hamsi ne İzmir piyasasına yeter ne teknenin masrafını kurtarır. Havalar şu ana kadar çok da iyi gitmedi. Bugün havalar düzeldi, bundan sonra inşallah daha iyi olacak" diye konuştu.</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/IZMIR-KORFEZINDEKI-KIRLILIK-SONRASI-BA_392789_109003.jpg"></p>

<p><strong>'SATIŞLAR DÜŞTÜ'</strong><br>
İzmir körfezinde balık ölümlerinin 20 Ağustos'ta başladığını, yemek veren bazı kurumların balık alımlarını iptal ettiğini, teknelerin körfezin içinden balık tutmadığını, körfezden balık tutmanın yasak olduğunu söyleyen Aksoy, "Balığın ölüm sebebi zehirlenme değil, sudaki oksijensizlik. İzmir'i konuşurken bir de Rize'de ezik, kasaya girmeyecek olan balıkların denize dökülmesi yanlış algı oluşturdu. Üyelerimizi 'Çöp olan balıkları denize dökmeyelim, kasalara koyup bidonlara atalım' diyerek uyardım. Halkımız ölü balıkların dış körfezde değil, iç körfeze ait olduğunu gördükçe piyasalar düzelecek" dedi.</p>

<p>"Geçen sene bu zamanlarda daha fazla balık tüketiliyor ve daha da fazla balık tutuyordu" diyen Aksoy, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Tuttuğumuz balıkları halkın yemesini istiyoruz. Halktan arta kalan balıkları, balık un ve yem fabrikalarına vermeyi istiyoruz. Satışlar düştüğü için şu an tutulan balıkların yüzde 60-70'ini balık çiftliklerine yem olarak veriyoruz. Geçen sene 1-15 Eylül arasında tutulan balık çeşidi ve miktarı, bu yılın aynı döneminde yarı yarıya düştü. Satışlarımız da körfezdeki kirlilikten sonra yarı yarıya azaldı."</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/IZMIR-KORFEZINDEKI-KIRLILIK-SONRASI-BA_392788_109003.jpg"></p>

<p><strong>BALIKLARIN YARISI BALIK ÇİFTLİKLERİNE GİDİYOR</strong><br>
Av sezonu başladıktan sonra Ege Bölgesi'nde tutulan balık miktarının yarı yarıya düştüğünü aktaran tekne sahibi Süleyman Canbaz (72), deniz suyu sıcaklığı yüksek olduğu için balıkların açık sulara göç ettiğini, bu nedenle bazı balık türlerinin burada yatak yapamadığını söyledi. Ege'de gırgır balıkçılarının Karaburun açıklarında 30 metreden sonra avcılık yapabildiğini belirten Canbaz, İzmir Körfezi'nde avlanmadıklarını kaydederek, "Ege'deki tezgahlarda gırgır balıkçılarının tuttuğu balıklar rahatlıkla tüketebilir. Karaburun açıklarında avcılık yapıyoruz. Avlanma yasağı 30 metreden sonra bitiyor. İzmir Körfezi'nin ise 8 ve 12 metre derinliği var. Tezgahlardaki çiftlik balıkları, midyeler, hepsi derin sularda oluyor. Ege'deki vatandaşlar bunları gönül rahatlığıyla tüketebilir" dedi.</p>

<p>Ege'de tekne başına günlük 3 ile 10 ton arası balık tutulduğunu söyleyen Canbaz, satılmayan balıkların çiftliklere verildiğini ve satılması için hale yolladığı 100 kasa balığın 50'sinin balık çiftliklere verildiğini anlattı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;#039;ni kurtaracak zirve!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezini-kurtaracak-zirve</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezini-kurtaracak-zirve</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, İzmir Körfezi&#039;ndeki kirliliği mercek altına almak amacıyla oluşturulan Bilim Kurulu, acil eylem planı oluşturmak üzere ilk toplantısını gerçekleştirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, &quot;İzmir Körfezi&#039;nin ekosistemini koruyacak ve bu tür olayların tekrar yaşanmasını önleyecek adımları belirleyeceğiz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/izmir_korfezi_ni_kurtaracak_zirve_h7828_e8046.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezi&amp;039ni, kurtaracak, zirve</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir İktisat Kongresi binasında düzenlenen toplantının açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, İzmir Körfezi'nde yaşanan balık ölümlerinin sadece bölgesel ekosistemi değil ülkenin biyolojik çeşitliliği, balıkçılık sektörü ve kıyı topluluklarının sürdürülebilirliği açısından da büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Bu tehdide karşı birlikte harekete geçmek için toplandıklarını aktaran Varank, "Balık ölümleri, çevresel sorunların çok boyutlu ve karmaşık doğasını bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır. Bu olay iklim değişikliğinden su kalitesine, kentsel kirlilikten deniz ekosisteminin bozulmasına kadar birçok farklı sektörün bir araya geldiği bir krizi işaret etmektedir. Bu nedenle bu soruna karşı geliştirilecek çözümlerin bilimsel temellere dayanması ve tüm paydaşların katılımıyla uygulanması büyük bir önem taşımaktadır." dedi.</p>

<p>Bakan Murat Kurum'un acil yapılması gerekenlerle ilgili yol haritası çıkarılması talimatı verdiğini hatırlatan Varank, bu kapsamda ilk etapta bilim insanları ve yetkililerle birlikte İzmir Körfezi Bilim Kurulunun oluşturulması kararının alındığını ifade etti.</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/AA-20240917-35660843-35660840-IZMIR_KORFEZI_BILIM_KURULU_A_CIL_EYLEM_PLANI_ICIN_TOPLANDI.jpg"></p>

<p>Eylül ayı sonuna kadar İzmir Körfezi'yle ilgili acil eylem planının açıklanacağını aktaran Varank, şöyle konuştu:</p>

<p>"Bugün burada İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulunun ilk toplantısında alınan karar doğrultusunda Bilim Kurulu üyeleriyle çalışma gruplarını oluşturmak ve ivedi olarak eylem planı çalışmalarına başlamak üzere toplanmış bulunuyoruz. Bugün ve yarın gerçekleştireceğimiz toplantılarda bilimsel verilerin ışığında acil eylem planımızı şekillendirecek İzmir Körfezi'nin ekosistemini koruyacak ve bu tür olayların tekrar yaşanmasını önleyecek adımları belirleyeceğiz. Bakanlığımızın çevreyi koruma konusundaki kararlılığı tamdır ve buradan çıkacak sonuçların gelecek nesillerimize daha yaşanabilir bir çevre bırakma hedefimizde önemli bir rol oynayacağına da inanıyoruz."</p>

<p>Varank, 35 akademisyenin yer aldığı Bilim Kurulunun "İklim Değişikliği ve Doğa Temelli Çözümler Çalışma Grubu", "Atık su Altyapısı ve Dereler Çalışma Grubu" ile "Deniz Alanlarının Değerlendirilmesi ve Ekosistemin İyileştirilmesi Çalışma Grubu" olarak üç ana başlıkta çalışmalarına devam edeceğini bildirdi.</p>

<p>Çalışma sürelerinin çok kısıtlı olduğunu dile getiren Varank, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Değerli bilim insanlarımızın yapmış olduğu çalışmalar ve uzmanlıkları ile şekillenecek bu acil eylem planımızın uzun ve orta vadeli eylem planında kasım ayı sonunda netleşecek şekilde çalışmalarımız aralıksız bir şekilde hocalarımızla birlikte devam edecektir. Hazırlanacak eylem planı, İzmir Körfezi'mizi gelecek nesillere sağlıklı olarak aktarmak üzere gerekli adımları içerecek ve sorumlulara yol gösterecek bir kılavuz niteliğinde olacaktır."</p>

<p>Daha sonra basına kapalı devam eden toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cemil Tugay ve ilgili kurumların temsilcileri de katıldı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>81 ilde orman temizliği seferberliği</title>
<link>https://trafikdernegi.com/81-ilde-orman-temizligi-seferberligi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/81-ilde-orman-temizligi-seferberligi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin dört bir yanında, aynı anda Orman Temizleme Etkinliği düzenlendi. Gençler doğanın korunmasına dikkati çekmek için iş başındaydı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/81_ilde_orman_temizligi_seferberligi_h7852_6efbd.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ilde, orman, temizliği, seferberliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gençler eldivenlerini giydi, poşetleri aldı, ormanda çöp avına çıktı.</p>

<p>Bursa'da yaklaşık 150 kişiden oluşan gönüllü gençler ve kurum çalışanları bir araya gelerek Cumalıkızık'ta bulunan ormanlık alanlarda çöpleri topladı.</p>

<p>Etkinliğe, Bursa Orman Bölge Müdürü Esat Şimşek, Bursa Gençlik Hizmetleri Müdürü Mürsel Kaya ve Gençlik Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Tuncay Ulusan katıldı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35964184.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Balıkesir</h2>

<p>Balıkesir'de yaklaşık 350 kişiden oluşan gönüllü gençler ve kurum çalışanları Karesi ilçesine bağlı Kabakdere Mahallesi'ndeki ormanlık alanları çöplerden arındırdı.</p>

<p>Altıeylül Kaymakamı Turgay Hakan Bilgin, Balıkesir Gençlik ve Spor İl Müdürü Adem Özalp, üniversite öğrenci toplulukları, sivil toplum kuruluşları, belediyeler, özel sektör temsilcileri ve diğer kamu kurumları da etkinliğe destek verdi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35964266.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Çanakkale</h2>

<p>Çanakkale'nin Çınarlı köyünde de orman temizliği etkinliği gerçekleştirildi.</p>

<p>Çınarlı köyü Dardanos sapağında toplanan katılımcılara orman temizliğinde kullanmaları amacıyla eldiven ve poşet dağıtıldı.</p>

<p>Yapılan anonsun ardından çevre temizliğine başlayan katılımcılar, belirlenen güzergahtaki cam ve plastik atıkları ayrı ayrı poşetlere topladı.</p>

<p>Etkinliğe Vali Yardımcısı Abdül Kadir Duran, Gençlik ve Spor İl Müdürü Ömer Kalkan, Tarım ve Orman Müdürü Nazan Türkarslan, Orman Bölge Müdürü Enver Demirci, Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, İl Jandarma Komutanlığında görevli askerler, akademisyenler, öğretmenler, üniversite ve ilköğretim öğrencileri katıldı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35962017.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Kütahya</h2>

<p>Kütahya'da Hacıazizler Mahallesi yakınlarındaki ormanlık alanda yapılan temizlik etkinliğine, protokol üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p>Gençlik ve Spor İl Müdürü Bülent Küçük, gazetecilere, sürdürülebilir çevre bilincini güçlendirmek ve ormanların korunmasına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla temizlik çalışması yaptıklarını söyledi.</p>

<p>Etkinliğin örnek oluşturması bakımından önemli olduğunu belirten Küçük, “Çevre orman temizleme çalışmalarını sürekli hale getirmek istiyoruz.” dedi.</p>

<p>Etkinliğe katılan öğrenciler de çevre temizliğine katkı sunduklarını için mutlu olduklarını ifade etti.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35962186.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Bilecik</h2>

<p>Bilecik'te Pelitözü Gölpark’ta, Gençlik ve Spor İl Müdür Vekili Yeşer Karabulut, Orman İşletme Müdürü Onur Vahdettin Karabulut, Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Engin Öztürk ile personeli, Kredi Yurtlar Kurumunda kalan öğrenciler, Gençlik Merkezi ve vatandaşlar, çöp poşetleriyle çevre temizliği yaptı.</p>

<p>Karabulut, ormanların korunması ve doğa bilincinin artırılması amacıyla düzenledikleri etkinlikle toplumda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35964197.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Yalova</h2>

<p>Yalova'da Termal ilçesi Gökçe Tepe bölgesinde düzenlenen etkinliğe, yurtlarda kalan öğrenciler ile gönüllü gençler katıldı.</p>

<p>Etkinliğe katılan öğrenci ve gönüllüler, ormanda topladıkları çöpleri belirlenen alana getirerek belediyeye ait çöp kamyonlarına teslim etti.</p>

<h2>Şanlıurfa</h2>

<p>Şanlıurfa Atatürk Ormanı'nda düzenlenen etkinlikte, Şanlıurfa Orman Bölge Müdürlüğü personeli ve gençler ormandaki atıkları topladı.</p>

<p>Şanlıurfa Orman Bölge Müdürü Mehmet Zeki Bayıcı, orman yangınlarına karşı ormandaki atıkların uzaklaştırılmasının büyük önem arz ettiğini belirtti.</p>

<p>Bayıcı, vatandaşlardan ormanları temiz bırakması konusunda hassasiyet beklediklerini kaydetti.</p>

<h2>Gaziantep</h2>

<p>Gaziantep'te Orman İşletme Müdürlüğü personeli ve gençler Erikçe Ormanı'nda bir araya geldi.</p>

<p>Personel ve gençler, atık temizledi, vatandaşlara uyarıda bulundu.</p>

<p>Gaziantep Orman İşletme Müdürü Veli Topçu, etkinlik kapsamında ormanların temiz tutulmasının doğa ve sağlık açısından önemli olduğunu söyledi.</p>

<h2>Mersin, Hatay ve Osmaniye'de de ormanlık alanlar temizlendi</h2>

<p>Mersin'in merkez Yenişehir ilçesi Emirler Mahallesi'ndeki ormanlık alanda yapıldı.</p>

<p>Etkinliğe katılan Vali Yardımcısı Ahmet Gazi Kaya, Orman Bölge Müdürü Rifat Ataş, Gençlik ve Spor İl Müdürü Göksun Öz ile öğrenciler, doğadaki çöpleri topladı.</p>

<p>Hatay'ın Belen ilçesi Sarımazı Mahallesi'nde düzenlenen etkinlikte de protokol üyeleri ile öğrenciler, ormanı poşet, kağıt ve şişe gibi atıklardan arındırdı.</p>

<p>Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri öğrencilere ikramda bulundu.</p>

<p>Osmaniye'de de Gençlik Merkezi üyeleri ve öğrenciler, Çiftmazı mesire alanını temizledi.</p>

<p>Gençlik ve Spor İl Müdürü Yusuf Çebi'nin eşlik ettiği grup, atıkları çöp kutularına taşıdı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241020_35964599.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Van</h2>

<p>Van'ın İpekyolu ilçesinde de orman temizliği etkinliği gerçekleştirildi.</p>

<p>Etkinlik kapsamında yaklaşık 500 genç ve gönüllü, araçlarla merkezden alınarak Sıhke Gölü yakınındaki Toprakkale Ormanı'na getirildi.</p>

<p>Gerekli hazırlıkların ardından katılımcılar, gruplara ayrılarak alandaki poşet, plastik, kağıt ve cam şişe gibi çöpleri topladı.</p>

<p>Torbalara konulan atıklar, daha sonra ekiplerce araçlara yüklenerek kent çöplüğüne taşındı.</p>

<p>Etkinliğe katılan Gençlik ve Spor İl Müdürü Yalçın Özdemir, gençlerin çevreye duyarlılığını artırmayı, sürdürülebilir çevre bilincini oluşturmayı amaçladıklarını söyledi.</p>

<p>Etkinliğe yoğun bir katılımın olduğunu belirten Özdemir, "Orman bilinciyle ilgili farkındalık oluşturmak istiyoruz. Ormanlık alanda gençlerimiz ve gönüllülerimizle temizlik yaptık. Herkesin ormanlara sahip çıkması gerekiyor." diye konuştu.</p>

<p>Gönüllülerden Büşra Evinç ise bu tür etkinliklerin sık yapılması gerektiğini ifade ederek, "Etkinliğe arkadaşlarımla katıldım. Ormanlar hem doğa hem de insan sağlığı için çok faydalı. Doğayı temiz tutmalı ve korumalıyız." dedi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-20241020-35964528-35964519-VAN_BITLIS_HAKKARI_VE_MUSTA_ORMANLARDA_TEMIZLIK_YAPILDI.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Hakkari</h2>

<p>Hakkari'de Vali Yardımcısı ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Buğra Karadağ ile Gençlik ve Spor İl Müdürü Emin Yıldırım'ın da katılımıyla Depin mevkisinde çevre temizliği yapıldı.</p>

<p>Karadağ, yaptığı konuşmada, etkinlikle farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını vurgulayarak, "Ormanlar ülkemiz için çok önemli. Sahip çıkmalıyız. Büyüklerimizin gösterdiği örnek davranışla çocuklarımız da aynı yoldan ilerliyor. Etkinliğe katılan herkese teşekkür ederim." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sporcuların da rafting yaptığı etkinlikte katılımcılar, Seyir Tepesi'ne kadar yürüdü.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-20241020-35964528-35964524-VAN_BITLIS_HAKKARI_VE_MUSTA_ORMANLARDA_TEMIZLIK_YAPILDI.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Muş</h2>

<p>Muş'ta tarihi Murat Köprüsü çevresindeki yaklaşık 900 metrekare üzerine kurulu Sultan Alparslan Parkı'nda 500 kişi çöp topladı.</p>

<p>Ardından Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı Kitap Kafe'nin önünde buluşan gençler, halay çekti.</p>

<p>Etkinliğe katılan Vali Yardımcısı Cihat Abukan, gazetecilere, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yurtlarında öğrencilerle temizlik yaptıklarını ifade etti.</p>

<p>Ormanlara sahip çıkılması gerektiğini aktaran Abukan, "Gençlerimiz ve gönüllülerimizle 3 kilometrelik alanda çöp topladık. Katılımcılara ekmek arası köfte ikram ettik. Gençlerimizi etkinlikten sonra Muşspor ve Elazığspor maçına götüreceğiz." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir de alanda yaklaşık 500 torba çöp topladıklarını anlatarak, "Şenlik havasında bir etkinlik düzenledik. Hava çok güzeldi. Gençlerimiz halay çekti. Toplanan atıkları çöp alanına götüreceğiz." dedi.</p>

<p>Etkinliğe, Muş Orman İşletme Müdürü Ufuk Çelik de katıldı.</p>

<h2>Bitlis</h2>

<p>Bitlis Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yurtlarında kalan 250 öğrenci Kent Ormanı'nda çevre temizliği yaptı.</p>

<p>Etkinliğin ardında gazetecilere açıklama yapan Gençlik ve Spor İl Müdürü Bilal Elkatmış, gençlerle ormanlara ve çevreye olan duyarlılığı arttırmayı hedeflediklerini dile getirdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İskenderun Sahil Projesi 29 Ekim&amp;#039;de açılacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iskenderun-sahil-projesi-29-ekimde-acilacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iskenderun-sahil-projesi-29-ekimde-acilacak</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Hatay ziyareti kapsamında bugün İskenderun Sahil Projesi’ne ilişkin çalışmaları başlattı. Bakan Kurum, projenin açılışının cumhuriyetin 102. yılında, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda yapılacağını açıkladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/iskenderun_sahil_projesi_29_ekim_de_acilacak_h7874_f8ff1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İskenderun, Sahil, Projesi, Ekim&amp;039de, açılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hatay’ın İskenderun Sahili’nde yaklaşık 80 santimetrelik çökme meydana gelmişti.</p>

<p>İlk etapta Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, sahilde tahkimat yapıp dalgakıranlar oluşturdu. Tahkimatın tamamlanmasının ardından Bakan Kurum’un talimatıyla Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) iş birliğinde ‘İskenderun Sahil Projesi’ hazırlandı.</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İskenderun Sahil Projesi'ne ilişkin çalışmaları başlattı.</p>

<p>Bakan Kurum, "İskenderun sahilini eskisinden çok daha güzel hale getirmek için çalışmalarımızı başlattık. Projemizin açılışını Cumhuriyetimizin 102. yıl dönümünde çok daha büyük bir coşkuyla yapacağız." açıklamasını yaptı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Proje kapsamında, 3,2 kilometrelik sahil şeridinde 26 etaptan oluşan sosyal donatı alanları inşa edilecek. Doğal doku korunarak vatandaşların sahilden istifade etmesi sağlanacak.</p>

<p></p>

<p><img alt="İskenderun Sahil Projesi 29 Ekim'de açılacak" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241227_36594539.jpg"></p>

<p></p>

<p>Bakan Kurum Hatay temasları kapsamında Kırıkhan, Antakya ve İskenderun’daki şantiye alanlarını da ziyaret ederek incelemelerde bulunacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kıyı kenar çizgisi Çeşme&amp;#039;deki &amp;quot;beton&amp;quot; çılgınlığını durdurdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kiyi-kenar-cizgisi-cesmedeki-beton-cilginligini-durdurdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kiyi-kenar-cizgisi-cesmedeki-beton-cilginligini-durdurdu</guid>
<description><![CDATA[ Çeşme Ilıca Yıldız Burnu&#039;nda denize beton dökülmesiyle gündeme gelen Demirok Şirketi&#039;nin rezidans inşaatı, &quot;kıyı kenar çizgisi&quot; nedeniyle durduruldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/kiyi_kenar_cizgisi_cesme_deki_beton_cilginligini_durdurdu_h7873_e2e5c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kıyı, kenar, çizgisi, Çeşme&amp;039deki, beton, çılgınlığını, durdurdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Çeşme'de yerel seçim öncesi başlayan, seçim sonrası devam eden rezidans çılgınlığı devam ediyor. Çeşme'de deniz dahil her yerin betonlaşmasına tepkiler yükselirken, 1984 yılındaki imar planları üzerinden verilen inşaat ruhsatları tepki toplamaya devam ediyor.Şirketler reklamlarında, ne kadar "turizm projesi" diye adlandırsa da "lüks konut" projeleri bölge halkı tarafından "doğa talanı" olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Çeşme Belediyesi tarafından 13 Ekim 2022 tarihinde ihaleye çıkarılan ilk ihalede satılamayan 5700 ada 1 parseldeki 2283 metrekarelik deniz kıyısındaki arsa, ikinci ihalede 136 milyon 500 bin lira bedelle Demirok Yapı Elektronik San. Tic. Ltd. Şti. tarafından satın alındı.</p>

<h3>DENİZ BETON BLOKLARLA TAHRİP EDİLDİ </h3>

<p>Demirok Firması, proje alanında denizi de doldurarak "turizm tesisi" hüllesi ile 6 katlı 33 daireli projeye başladı. Şirketin internet sitesindeki, "Muhteşem deniz manzarası ile projemiz hak ettiğiniz lüksü sizlere yaşatacaktır" konut proje reklamı ile piyasada alıcı bekliyordu.</p>

<p>Çevre halkının ve turizmcilerin turizme faydası olmadığını vurguladıkları proje "beton blokların" denize dökülmesiyle doğanın tahribatı sürdürüldü. </p>

<p>Şirket tarafından, İngiliz Koyu olarak da anılan sahil şeridinin etrafı kapatılarak inşaat alanına çevrildi. Çevre Yarımada Çevre Derneği, bölgede yaşayan vatandaşların tepkisine rağmen inşaatın kaba inşaatı devam ederken inşaatın kıyı kenar çizgisi nedeniyle durdurulduğunu açıkladı.</p>

<h3>MAMUR BABA DERESİ KURTULACAK MI?</h3>

<p>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği ve Çeşme Belediyesinin gözü önünde devam ederken inşaata tepki gösteren vatandaşlar "Kıyı Kenar Kanunu" hiçe sayıldığı için itirazlarda bulunmuşlardı. </p>

<p>İnşaatın sürdüğü bölgeden denize akan Mamur Baba Dere yatağı da inşaatın başlamasıyla zarar görmeye başlamıştı. Çeşme Yarımada Çevre Derneği, inşaatın durdurulmasının ardından dere yatağındaki tahribatın boyutu araştırılmaya başlanacağı bilgisini paylaştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Asbestli borular kaldırıldı, içme suyuna karışan atıklar tarih oldu; Güneydoğu için temiz su projesinde neler yapıldı?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/asbestli-borular-kaldirildi-icme-suyuna-karisan-atiklar-tarih-oldu-guneydogu-icin-temiz-su-projesinde-neler-yapildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/asbestli-borular-kaldirildi-icme-suyuna-karisan-atiklar-tarih-oldu-guneydogu-icin-temiz-su-projesinde-neler-yapildi</guid>
<description><![CDATA[ Proje kapsamında iyileştirilen su ve kanalizasyon sistemleri, deprem gibi doğal afetlere karşı daha dirençli hale gelerek temiz suya erişimin devam etmesini sağladı ve genel olarak halk sağlığını iyileştirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/asbestli_borular_kaldirildi_icme_suyuna_karisan_atiklar_tarih_oldu_guneydogu_icin_temiz_su_projesinde_neler_yapildi_h7869_42684.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Asbestli, borular, kaldırıldı, içme, suyuna, karışan, atıklar, tarih, oldu, Güneydoğu, için, temiz, projesinde, neler, yapıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinde hayvancılıkla uğraşan <strong>Mahsunde Dağcı</strong>, eskiden hayvanlarının su içebilmeleri için onları kirli bir dereye götürdüğünü söylüyor. Bugün ise sadece evi için değil, hayvanları için de temiz suya erişebilmenin rahatlığını yaşıyor. Dağcı şöyle diyor:<br>
<br>
 “<em>Suyun kalitesi hayvanlarımızın sağlığında fark yarattı. Eskiden kirli sudan kaynaklanan hastalıklarla karşılaşıyorduk ama şimdi bu sorunlar ortadan kalktı. Allah'a şükürler olsun.”</em></p>

<p>Bu, Avrupa Birliği'nin (AB) MADAD Fonu tarafından finanse edilen ve Avrupa Yatırım Bankası (AYB) tarafından yürütülen Türkiye'deki Belediye Dayanıklılık Tesisi (MRF) Projesi'ne ait çok sayıdaki başarı öyküsünden sadece bir tanesi.</p>

<p>Proje, Türkiye'deki ev sahibi toplulukların ve geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Altyapı geliştirme çalışmaları, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Hatay ve Adıyaman'da hem Türk vatandaşlarının hem de Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde yürütülüyor.</p>

<p>Yerel topluluklar ve geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacılar için su ve kanalizasyon hizmetlerinin iyileştirilmesi, bu bölgelerdeki halk sağlığını önemli ölçüde destekledi. Boğaziçi Altınüzüm Kanalizasyon Sistemi ve Karkamış İçme Suyu Arıtma Tesisi gibi projeler, sadece temiz suya erişimi artırmakla kalmadı, aynı zamanda yaşam standartlarını da yükselterek toplumda olumlu değişimlere yol açtı. Bu gelişmeler, insanların yaşadıkları çevrede kendilerini daha güvende hissetmelerine yardımcı oldu.</p>

<h3>Toplumlar için bir umut ışığı: Gaziantep'teki projelerin etkisi</h3>

<p>Gaziantep hem depremden hem de göçten en çok etkilenen şehirlerden biri olmasına rağmen MRF Projesi çerçevesindeki yatırımlar sayesinde su altyapısı konusunda bir dayanıklılık ve dönüşüm modeli haline geldi. Gaziantep Su ve Kanalizasyon İdaresi (GASKİ) tarafından yönetilen projeler, şehrin su ve atık tahliyesi altyapısında önemli değişikliklere yol açtı.</p>

<h5><img alt="" height="433" src="https://awss3.blob.core.windows.net/media/media/library/2024/12/1733323287537-1-2.JPG" width="650">İnşaat Mühendisi Kadir Daşdemir, © AYB / Fotoğraf: Süleyman Birgül</h5>

<p>Altınüzüm-Sulumağara İçme Suyu Şebekesi’nde yapılan iyileştirmeler, içme suyunun asbestli borulardan tedarik edilmesi gibi uzun süredir devam eden sorunları çözüme kavuşturdu. Projede çalışan inşaat mühendisi <strong>Kadir Daşdemir</strong>, yeni şebekenin 90 kilometrelik asbestsiz ve sızdırmaz borulardan oluştuğunu belirtiyor. Daşdemir projeden önceki durumu şöyle anlatıyor:<br>
<br>
<em>“Köyümüzde kanalizasyon sistemi yoktu. Zemin çakıl olduğu için su birikmiyor, bu da atıkların içme suyuna karışmasına neden oluyordu. Avrupa Yatırım Bankası, İLBANK ve GASKİ sayesinde bu bölge artık düzgün bir şekilde planlandı.”</em></p>

<h5><img alt="" height="433" src="https://awss3.blob.core.windows.net/media/media/library/2024/12/1733323411347-2-3.JPG" width="650">Yöre sakini Bünyamin Kahraman, © AYB / Fotoğraf: Süleyman Birgül</h5>

<p>Yöre sakini<strong> Bünyamin Kahraman </strong>da iyileştirmelerin toplum üzerindeki etkisini şu sözlerle dile getiriyor:<br>
<br>
<em>“Daha önce yeraltı kanalizasyonumuz yoktu, sadece foseptik çukurlarımız vardı. Şimdi hem kanalizasyon sistemimiz hem de iyileştirilmiş bir içme suyu şebekemiz var. İçme suyumuz artık atık sularla kirlenmiyor.”</em></p>

<p>Bir diğer önemli proje olan Karkamış İçme Suyu Arıtma Projesi, sadece Gaziantep halkına değil, Suriye sınırına yakın topluluklara da temiz içme suyu sağlıyor. Tesisin faydalanıcılarından <strong>Şakir Polat </strong>olumlu etkiyi şöyle anlatıyor:<br>
<br>
<em>“Arıtma tesisinden önce burada, Fırat Nehri yakınlarında kötü bir koku vardı. Sivrisinekler ve diğer böcekler her yerdeydi. Şimdi koku da böcekler de yok."</em></p>

<p><em><img alt="" height="433" src="https://awss3.blob.core.windows.net/media/media/library/2024/12/1733324028184-3-2.JPG" width="650"></em></p>

<h5>Yöre sakini Şakir Polat, © AYB / Fotoğraf: Süleyman Birgül</h5>

<p>Proje kapsamında iyileştirilen su ve kanalizasyon sistemleri, deprem gibi doğal afetlere karşı daha dirençli hale gelerek temiz suya erişimin devam etmesini sağladı ve genel olarak halk sağlığını iyileştirdi. Gaziantep'in farklı mahallelerinde yaşayanlar, bu projenin kendileri ve aileleri için nasıl bir fark yarattığını anlatarak, altyapının dayanıklılığından ve hizmetlerin kesintisiz sürdürülebilmesinden övgüyle söz ediyor.</p>

<h3>Kriz dönemlerinde hayat kurtaran kaynak: Su</h3>

<p>MRF Projesi, Güneydoğu’daki toplumların dayanıklılığının artırılmasında kritik bir rol oynadı. Şubat 2023'te meydana gelen yıkıcı depremlerde Gaziantep ve çevresindeki su ve kanalizasyon altyapıları adeta teste tabi tutuldu. Boğaziçi Yeşilyurt Atıksu Arıtma Tesisi, fay hattına sadece 300 metre mesafede bulunmasına rağmen depremden sonra hızla faaliyetlerine devam edebildi.</p>

<h5><img alt="" height="433" src="https://awss3.blob.core.windows.net/media/media/library/2024/12/1733324369318-4-2.JPG" width="650">İnşaat Mühendisi Mehmet Demir, © AYB / Fotoğraf: Süleyman Birgül</h5>

<p>Boğaziçi-Altınüzüm-Sulumağara Kanalizasyon ve İçme Suyu Şebekeleri yararlanıcılarından Ferhat Kahraman, <em>“Depremden sonra altyapıdaki borular hasar gördü. Ancak bunlar onarıldı ve halkın kullanımına yeniden sunuldu. Artık bölge güvenilir içme suyuna ve işleyen bir altyapıya sahip”</em> ifadelerini kullanıyor.</p>

<p>GASKİ çalışanı Mehmet Demir, kesintisiz su temininin halk sağlığının korunması açısından önemini vurguluyor:<br>
<br>
“Depremden sonra arıtılmamış atık suyla karşılaşsaydık hastalıklar yayılabilirdi. Ancak bu projeler sayesinde altyapımız dirençli hale geldi ve su hizmetlerini gecikmeden yeniden sağlayabildik.”</p>

<h5><img alt="" height="487" src="https://awss3.blob.core.windows.net/media/media/library/2024/12/1733324476161-5-2.jpg" width="650"></h5>

<h5>Proje 2 bin 300 kişiye yeni istihdam sağladı, © AYB / Fotoğraf: Süleyman Birgül</h5>

<h3>Beledı̇ye dayanıklılık tesı̇sı̇ projesi nedir?</h3>

<p>Belediye Dayanıklılık Tesisi (MRF) projesi, Suriye krizine yönelik olarak AB Bölgesel Güven Fonu tarafından finanse edilen, MADAD Fonu olarak bilinen ve Avrupa Yatırım Bankası (AYB) tarafından yönetilen bir girişimdir. Avrupa Birliği, Türkiye'deki sığınmacılar ve ev sahibi toplulukların dayanıklılığını artırmak amacıyla, temel su ve atık su hizmetlerinin sağlanmasında belediyelere ve kamu hizmeti şirketlerine 72 milyon avro hibe fonu sağladı. Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adıyaman ve Hatay illerinde uygulanan bu proje büyük başarılar elde etti. Geçici koruma altındaki 90 bin kişi de dahil olmak üzere yaklaşık 325 bin kişi, Avrupa Birliği standartlarına uygun su temini ve sanitasyon hizmetlerinden yararlanıyor. Ayrıca proje 2 bin 300 kişiye yeni istihdam sağladı.</p>

<p>Bu proje yalnızca fiziksel altyapı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bir dayanıklılık ve umut yaratmayı da amaçlıyor. Belediye Dayanıklılık Tesisi Projesi'nin başarısı, altyapı inşasının ötesine geçerek topluluklar arasında güçlü bağlar oluşturan bir harekete ve gelecekte de sürecek önemli bir dönüşüm sürecine işaret ediyor. (T24)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zirai ilaçlama İHA&amp;#039;ları su tasarrufu sağlıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/zirai-ilaclama-ihalari-su-tasarrufu-sagliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/zirai-ilaclama-ihalari-su-tasarrufu-sagliyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada zirai ilaçlama İHA&#039;ları son yıllarda popülerlik kazanıyor. Uzmanlar, zirai ilaçlama İHA&#039;larıyla yapılan ilaçlama çalışmalarında 210 milyon ton su tasarrufunun sağlandığını belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/zirai_ilaclama_iha_lari_su_tasarrufu_sagliyor_h7864_c8d9f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zirai, ilaçlama, İHA&amp;039ları, tasarrufu, sağlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Elemanı Dr. Eray Önler, zirai ilaçlama İHA'larıyla yapılan ilaçlama çalışmalarında 210 milyon ton su tasarrufu sağlandığını söyledi.</p>

<p>Önler, yaptığı açıklamada, dünyada zirai ilaçlama İHA'larının son yıllarda popülerlik kazandığını belirtti.</p>

<p>Zirai ilaçlama İHA'larının üreticiler için önemli olduğunu aktaran Önler, "Zirai ilaçlama İHA'ları, özellikle topografya ve toprak koşullarının uygun olmadığı durumlarda daha kullanılabilir durumda. Klasik yöntemler günümüzde İHA'lara göre artık çok daha pahalı"dedi.</p>

<h2>Zirai ilaçlama İHA'larının kullanımı artıyor</h2>

<p>Önler, İHA'ların aynı zamanda operatörünün ilaca maruz kalmasını önlemeyle önemli avantaj sağladığını ifade etti.</p>

<p>2024 yılında dünyada yaklaşık 500 milyon hektar alanın zirai İHA'larla ilaçlandığını aktaran Önler, "Günümüzde zirai İHA'ların kullanımı giderek artıyor. 100'den farklı ülkede 300 binden fazla zirai ilaçlama İHA'sı kullanımda. Zirai ilaçlama İHA'ları hem kullanılan etken maddelerin daha az kullanılmasına ve suyun ekonomik kullanılmasına imkan vermektedir" diye konuştu.</p>

<h2>Su tasarrufu sağlıyor</h2>

<p>Önler, son yıllarda arazilerde görülen ve hızlı müdahale edilmesi gereken hastalıklara zirai İHA'ların hızlı müdahale imkanı sağladığını kaydetti.</p>

<p>Zirai İHA'ların üreticilere tasarrufta yardımcı olduğunu vurgulayan Önler, şöyle konuştu:</p>

<p>"2024 yılında zirai ilaçlama İHA'larıyla yapılan uygulamalarda yaklaşık 47 bin ton etken madde (kimyasal) tasarrufu sağlandı. Klasik yöntemlerle yaptığımız ilaçlamalarda yaklaşık dekarda 25 litre su atarken, zirai ilaçlama İHA'larıyla bu miktarı yüzde 95 oranında azaltarak, 1 litreye kadar düşürebildiğimizi yapılan çalışmalardan görüyoruz. 2024 yılında 210 milyon ton su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 390 milyon insanın yıllık su tüketimine eş değer bir tutar."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Irlamaz Çayı&amp;#039;nı kirletenlere ceza!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/irlamaz-cayini-kirletenlere-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/irlamaz-cayini-kirletenlere-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MASKİ) sorumluluğundaki Turgutlu Atıksu Arıtma Tesisi&#039;ne 1 milyon 161 bin 568 lira ceza kesti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/irlamaz_cayi_ni_kirletenlere_ceza_h7863_12c48.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Irlamaz, Çayı&amp;039nı, kirletenlere, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Manisa Büyükşehir Belediyesine bağlı Turgutlu Atıksu Arıtma Tesisi'nde (AAT) yapılan denetimde evsel nitelikteki atık suyun arıtılmadan <strong>Irlamaz Çayı</strong>'na deşarj edildiği belirlendi.</p>

<p>Zafer, Mustafa Kemal, Selvilitepe mahalleleri ve bölgedeki yerleşim alanlarından kaynaklı evsel nitelikli atık suların <strong>MASKİ</strong> Turgutlu AAT'ye hiç girmeden Irlamaz Çayı'na döküldüğü belirlendi.<br>
MASKİ sorumluluğundaki Turgutlu Atıksu Arıtma Tesisi'ne 1 milyon 161 bin 568 lira <strong>ceza</strong> uygulandı.<br>
İdari cezanın yanı sıra adli soruşturma da başlatıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>28 ova &amp;quot;büyük ova koruma alanı&amp;quot; ilan edildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/28-ova-buyuk-ova-koruma-alani-ilan-edildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/28-ova-buyuk-ova-koruma-alani-ilan-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Ovaların korunması amacıyla 19 ildeki 28 ova &quot;büyük ova koruma alanı&quot; olarak ilan edildi. Bazı Ovaların Büyük Ova Koruma Alanı Olarak Belirlenmesine İlişkin Karar&#039;ın Yürürlüğe Konulması Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/28_ova_buyuk_ova_koruma_alani_ilan_edildi_h7861_d2ff3.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ova, büyük, ova, koruma, alanı, ilan, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Buna göre, tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızla geliştiği ovalar, "büyük ova koruma alanı" olarak belirlendi.</p>

<h2>Türkiye'nin ovaları koruma altında</h2>

<p>Ovaların sınırları içinde yer alan onaylı planlı alanlar ile bugün itibarıyla tarım dışı kullanma izni verilmiş alanlar kapsam dışında tutuldu.</p>

<p>Karar ile 19 ildeki 28 ova "büyük ova koruma alanı" olarak tespit edildi.</p>

<p></p>

<p><img alt='28 ova "büyük ova koruma alanı" ilan edildi' src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-36127079.jpg"></p>

<p></p>

<p>Aksaray'daki Babakonağı, Ankara'daki Türkhöyük ve Acıkuyu, Ardahan'daki Çıldır, Bolu'daki Sazakiçi, Burdur'daki Yazı, Çankırı'daki Çerkeş, Edirne'deki Keşan, İpsala, Tunca, Küçükdoğanca, Erzincan'daki Otlukbeli, Erzurum'daki Ünlükaya, Kayseri'deki Bünyan, Kırıkkale'deki Hamzalı ve Ocakbaşı, Muğla'daki Kuzyaka, Nevşehir'deki Ovaören ve Tepeköy, Siirt'teki Kurtalan, Sinop'taki Gökırmak ve Karasu, Sivas'taki Tekmen ve Kocakurt, Tokat'taki Artova, Uşak'taki Ulubey, Van'daki Çolpan ve Hasantimur ovaları bu kapsama alındı.</p>

<p>Ayrıca Karar ile 27 ovanın sınırlarında değişikliğe gidildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;#039;deki hava kirliliği öldürüyor!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirdeki-hava-kirliligi-oelduruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirdeki-hava-kirliligi-oelduruyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünya&#039;da giderek artan hava kirliliğinde ölüm oranı 2. sıraya yükselirken Türkiye&#039;de 68 bin 440 kişi hava kirliliğine bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti. Hava kirliliğine bağlı en çok ölüm yaşanan iller arasında İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Balıkesir, Bursa, Mersin, Manisa ve Aydın başı çeken şehirler oldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/izmir_deki_hava_kirliligi_olduruyor_h7860_b9ff7.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir&amp;039deki, hava, kirliliği, öldürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hava kirliliğine bağlı ölüm oranlarında Türkiye'de<strong> 68 bin 440 </strong>hastanın hayatını kaybettiği açıklandı.</p>

<p>Çevre kirliliği nedeniyle artan hastalıklarda hava kirliliğine bağlı ölümlerde artış yaşandı. Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının yanı sıra hava kirliliği kaynaklı ölümlerde 68 bin 440 kişi hayatını kaybetti. Hastalığın yol açtığı <strong>KOAH yüzde 47.91, İnme yüzde 27.44, İstemik Kalp Hastalığı yüzde 27.73 ve Diyabet yüzde 17.01 ölüme</strong> neden oldu.</p>

<p>Türkiye'de <strong>İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Balıkesir, Bursa, Mersin, Manisa ve Aydın</strong> en çok hava kirliliği kaynaklı ölümün yaşandığı 9 il oldu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşte yeni &amp;quot;depozito&amp;quot; sistemine dair merak edilenler</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iste-yeni-depozito-sistemine-dair-merak-edilenler</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iste-yeni-depozito-sistemine-dair-merak-edilenler</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, yıl sonuna kadar tüm illerde hayata geçirilecek, &quot;Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA)&quot; sistemiyle ilgili 11 soruda merak edilenleri yanıtladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/01/iste_yeni_depozito_sistemine_dair_merak_edilenler_h7876_0953f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İşte, yeni, depozito, sistemine, dair, merak, edilenler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, sistemin, Sıfır Atık hareketinin yeni bir adımı olacağı belirtildi.</p>

<p>Paylaşımda, depozito sistemiyle ilgili vatandaşların merak ettiği 11 soru ve yanıtlarına yer verildi.</p>

<p>Buna göre, DOA sisteminin işleyişi şöyle olacak:</p>

<h2>1- Depozito Yönetim Sistemi (DYS) nedir?</h2>

<p>Depozito Yönetim Sistemi, belirli bir depozito bedeli alınarak piyasaya sürülen ürünlerin tüketilmesi sonrasında iade alınması ve depozito bedelinin geri ödenmesine dayalı bir sistemdir.</p>

<h2>2- Depozito ne sağlar?</h2>

<p>Ambalajları kaynağında ayrı toplamaya, geri dönüşüm değerinin korunmasına ve yükseltilmesine, birincil ham madde yerine kullanılarak doğal kaynakların korunmasına, ikincil ham madde kullanımıyla <a href="https://www.trthaber.com/etiket/enerji/" target="_blank">enerji</a> sarfiyatının azaltılmasına, karbon emisyonlarının azaltılmasına ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine ulaşılmasına, sıfır atık ve döngüsel ekonominin desteklenmesine katkı sağlanır.</p>

<h2>3- Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması nedir?</h2>

<p>Tüketicilerin iade süreçlerinde kullanacağı mobil uygulamadır. Bakanlık tarafından tescil edilmiş makineler ve manuel iade noktalarında tüketiciler, DOA mobil uygulamasını kullanarak depozito iadelerini gerçekleştirecek.</p>

<h2>4- DOA uygulaması nasıl çalışır?</h2>

<p>Android ve iOS store mağazalarından uygulama ücretsiz indirilir. Karekod okutularak çalışan uygulama ile depozito iade makinelerine bırakılan ambalajlar için depozito bedeli tüketicinin e-cüzdanında birikir. Bu bakiye, QR kod ile ödeme özelliği olan tüm POS cihazlarında, anlaşmalı restoran ve marketlerde kullanılabilir.</p>

<h2>5- DOA bankacılık sistemine entegre midir?</h2>

<p>Tüm finansal akışlar Türkiye Emlak Katılım Bankasının alt yapısı üzerinden DOA mobil uygulaması altında e-cüzdan entegrasyonu ile yürütülür. Biriken bakiye banka hesaplarına da havale edilebilir.</p>

<h2>6- Uygulama Türkiye genelinde ne zaman başlayacak?</h2>

<p>Sakarya'da başlatılan uygulama 2025 yılı sonuna kadar ülke genelinde her il ve her ilçede hayata geçirilecek.</p>

<h2>7-DOA'ya hangi kurum ve kuruluşlar destek veriyor?</h2>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesindeki Türkiye Çevre Ajansının (TÜÇA) sistem yöneticisi olarak yer aldığı depozito yönetim sistemi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) işbirliğiyle yürütülecek.</p>

<h2>8- Yılda ne kadar ambalajda geri kazanım sağlanacak?</h2>

<p>Türkiye genelinde 783 bin kilometrekarelik coğrafyada yılda yaklaşık 25 milyar adet ambalajın toplanması öngörülüyor.</p>

<h2>9- Ne kadar üründe DOA logosu var?</h2>

<p>Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü işbirliği ile 1 Ağustos 2023'ten bu yana 22 milyar adet içecek ambalajı işaretlenip piyasaya sürüldü.</p>

<h2>10- DOA ile yıllık ne kadar kazanç elde edilecek?</h2>

<p>Ülke ekonomisine yıllık yaklaşık 520 milyon avro katma değer sağlanması hedefleniyor.</p>

<h2>11- Hangi ambalajlara depozito ödenecek?</h2>

<p>Cam, plastik ve alüminyum malzemeden yapılmış 0,1 litre ile 3 litre arasındaki tek kullanımlık ambalajlar zorunlu depozito kapsamına alındı. Üzerlerinde depozito logosu olan bu ambalajlar için depozito bedeli ödenecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trabzon Uzungöl halkı HES projesine karşı ayakta!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trabzon-uzungoel-halki-hes-projesine-karsi-ayakta</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trabzon-uzungoel-halki-hes-projesine-karsi-ayakta</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Bölge, tabiat parkı ve özel çevre koruma bölgesi statüsünde. Yapılması düşünülen HES, bu doğal yapıya zarar verecek&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/trabzon_uzungol_halki_hes_projesine_karsi_ayakta_h7859_93790.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trabzon, Uzungöl, halkı, HES, projesine, karşı, ayakta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon'un Çaykara ilçesi, Uzungöl bölgesinde planlanan hidroelektrik santral (HES) projesine karşı yerel halk ve çevreciler ayaklandı. Halk,<em> "Ülkemizin önemli turizm merkezlerinden biri olan Uzungöl’ü koruyacağız"</em> diyerek tepkilerini dile getirdi.</p>

<p>Uzungöl'de yapılması planlanan HES projesine karşı bölge halkı ve yaşam savunucuları direnişe geçti. Danıştay'ın iptal kararı verdiği projeye rağmen, projenin yeniden gündeme gelmesi bölge sakinlerini harekete geçirdi. Solaklı Vadisi'ndeki bu dünya çapında bilinen turizm merkezi, yeniden imar tehdidi altında.</p>

<p>Solaklı Deresi üzerine planlanan HES projesine karşı yıllardır mücadele eden bölge halkı, dün sabah erken saatlerde yolları kapatarak lastik yaktı. Jandarma ve TOMA'ların bölgeye gönderilmesiyle gerilim artarken, halk makinaların çalışma alanına girişini engellemek için direniş gösterdi. Yerel halk,<em> "Doğamızı koruyacağız, Uzungöl'ü kaybetmeyeceğiz"</em> sloganlarıyla kararlılıklarını vurguladı.</p>

<p>Uzungöl Çevre Koruma Kültür ve Turizm Derneği Başkanı <strong>Abdullah Özen</strong>, <em>"Bölge, tabiat parkı ve özel çevre koruma bölgesi statüsünde. Yapılması düşünülen HES, bu doğal yapıya zarar verecek"</em> diyerek yetkililere ve projeyi yürüten firmaya seslendi. HES'e karşı yapılan basın açıklaması ve yol kapatma eylemleriyle, hukuki sürecin bir an önce sonuçlanması talep ediliyor.</p>

<p>Bu süreçte sanat dünyasından da destek geldi. Sunay Akın, Hüseyin Turan ve Cengiz Özkan gibi isimler, Uzungöl'deki HES projesine karşı çıkarak, bölgenin doğal güzelliklerini koruma çağrısında bulundular.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2024&amp;#039;te orman yangınlarında 27 bin hektar alan zarar gördü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/2024te-orman-yanginlarinda-27-bin-hektar-alan-zarar-goerdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/2024te-orman-yanginlarinda-27-bin-hektar-alan-zarar-goerdu</guid>
<description><![CDATA[ Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, Türkiye&#039;de 2024 yılında toplamda 3 bin 800 orman yangını çıktığını ve bu yangınlarda 27 bin hektar alanın zarar gördüğünü söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/2024_te_orman_yanginlarinda_27_bin_hektar_alan_zarar_gordu_h7875_286e1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2024&amp;039te, orman, yangınlarında, bin, hektar, alan, zarar, gördü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, 2024 yılında çıkan orman yangınlarına ilişkin  değerlendirmede bulundu.</p>

<p>Karacabey, "2024 yılında ülkemizde toplamda 3 bin 800 adet orman yangını çıktı. Bu yangınlarda toplamda 27 bin hektar orman alanımız maalesef zarar gördü. Bunun yarıdan çoğu 'örtü yangını' diye ifade ettiğimiz sadece yerdeki dökülmüş olan yaprak ve dalların yandığı, ağaçların zarar görmediği yangınlar. Yüzde 50'ye yakın kısımda ağaçların tepeleri de yandı. Bu sahalarda hemen tekrar ormanlaştırma çalışmalarına başladık" dedi.</p>

<p>Karacabey, 2023 yılında ise 2 bin 520 orman yangınında 15 bin 520 hektar alanın zarar gördüğünü belirtti.</p>

<p>Karacabey, Anayasa'nın 169'uncu maddesi ile ormanların tam koruma altına alındığına işaret ederek, "Orada net ifade edilen bir husus var. Yanan orman alanlarının kesinlikle başka bir amaçla kullanılması mümkün değil. 'Bu alanlar tekrar ormanlaştırılır' ifadesi var. Bunun da ötesinde Türkiye ormancılığı 185 yıllık bir köklü tecrübeye sahip ve bugüne kadar orman yangınlarının önlenmesi, yangınların söndürülmesi çalışmaları yanında yangın sonrasındaki rehabilitasyon, sahanın tekrar ormanlaştırılması konusunda da çok büyük bir başarıya imza atmış durumda aslında. Şunu memnuniyetle ifade edebiliyoruz ki; bugüne kadar yanan alanların hiçbir metrekaresi, kesinlikle imara, turizme ya da başka bir maksatla orman amacı dışında kullanılmadığı gibi, bu alanların tamamı ağaçlandırıldı" diye konuştu.</p>

<p>Karacabey, iklim değişikliğinin orman yangınlarını tetikleyen en önemli faktörlerden olduğunu dikkat çekerek, `İklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle birlikte sıcaklık artışlarının yanında düşük nem ve şiddetli rüzgar da maalesef orman yangınlarının çok kısa sürede yayılmasına, yanıcı maddenin de yanıcılık hızının ve şiddetinin artmasına sebep oluyor` dedi.</p>

<h2>"Her okuldan 1 öğretmen yangın gönüllüsü olacak"</h2>

<p>Karacabey, orman yangınlarının yüzde 90 insan kaynaklı sebeplerle çıktığını belirterek, `Orman yangınlarıyla mücadelede en önemli hususun yangınların önlenmesine yönelik çalışmalar olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili yangının çıkmasını engelleyecek çalışmalar yürütüyoruz. Özellikle öğrencilerimize, arazide yaşayan, ormanla iç içe köylerde yaşayan vatandaşlarımıza, avcılara ve çobanlara yönelik çalışmalarımız oldu. Bu çalışmalara ağırlık vererek devam ettirmeyi planlıyoruz. Bu kapsamda 2025 yılında da orman köyünde yaşayan vatandaşlara ulaşacağız. Kış aylarında bütün köylerimize ulaşıp vatandaşlarımızın bu hususta dikkatlerini çekip, duyarlı olmalarını sağlamayı hedefliyoruz. 2024 yılında Bursa'da pilot uygulama olarak başlattığımız uygulamada her okuldan bir öğretmenimize orman yangın gönüllülüğü eğitimi verdik. Onlar da diğer öğretmenlere, öğretmenler ise tüm öğrencilerine farkındalık eğitimi verdiler. Böylece biz Bursa'daki tüm öğrencilerimize ulaşmış olduk. 2025 yılında Tarım ve Orman Bakanımız ve Milli Eğitim Bakanımızın birlikte imzalayacakları bir protokolle Türkiye'deki tüm okullarda uygulamayı planlıyoruz` diye konuştu.</p>

<h2>"Yapay zekayı da aktif olarak kullanıyoruz"</h2>

<p>Karacabey, ayrıca Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadelede ileri teknolojileri kullandığına işaret ederek, `Orman yangınlarını gözetlemede ve yangınları yönetmede İHA kullanan ikinci ülke Türkiye; Avrupa'da ilk, dünyada ikinci ülkeyiz. Aynı zamanda dünyada sadece 5 tane ülkenin kullandığı, 2024 yılında da bizim aktif olarak kullandığımız 'Otağ' uçağımız var. Bu uçak her türlü görüntüleme sistemlerini ve her türlü donanımı üzerinde bulunduruyor. Uçtuğu arazi üzerinde yaklaşık 10 dakika içerisinde haritalama yapabiliyor. Dolayısıyla yanan sahanın üzerinde uçtuğunda bütün topografik verileri ve yangınla ilgili verileri yangın yönetim merkezine aktardığında yangını yöneten teknik elemanların ya da yangın amirinin sahanın tamamına hakim olarak yangını daha sağlıklı, daha etkili yönetmesini sağlıyor. Ayrıca yanan alana ait verileri, kaç adet ağacın yandığını, ne kadar alanda etkili olduğunu, yangının en sıcak noktalarının hangi kısımlar olduğunu da bize anlık olarak aktarıyor. Orman Genel Müdürlüğü olarak biz yapay zekayı da artık orman yangınlarıyla mücadelede aktif olarak kullanıyoruz` dedi.</p>

<p>Tüm vatandaşları orman yangınları konusunda duyarlı olmaya davet eden Karacabey, `Biraz dikkatli olarak bu yangınların çıkmasını önlemek mümkün. Dolayısıyla bizim vatandaşlarımızdan en önemli ve belki tek istirhamımız açık alanda kesinlikle, nerede olursa olsun izin verilen alanların dışında ateş yakmamaları veya bunun aksi bir davranışla karşılaştıklarında gördüklerinde de bize haber vermeleri. Orman yakınlarında birini ateş yakarken görürlerse 112 veya 117'yi arayarak bize çok büyük destek vermiş olurlar` ifadelerini kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-cevre-ajansi-4-yilda-cevre-icin-oenemli-adimlar-atti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-cevre-ajansi-4-yilda-cevre-icin-oenemli-adimlar-atti</guid>
<description><![CDATA[ 2020’de kurulan Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA), sürdürülebilir bir gelecek için çevreyi koruma önlemleri alarak 4 yılda 8 önemli adım attı: Sıfır Atık Yönetimi, Depozito Yönetim Sistemi, Yeşil Sertifika, Genişletilmiş Üretici sorumluluğu, Deniz Kirliliği Denetimi, Atık Toplama Gemileri ve okullara dönük çalışmalar. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/turkiye_cevre_ajansi_4_yilda_cevre_icin_onemli_adimlar_atti_h7872_beffe.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, Çevre, Ajansı, yılda, çevre, için, önemli, adımlar, attı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Çevre Ajansı, 30 Aralık 2020’de yürürlüğe giren kanunla kuruldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenen çevre strateji ve politikaları doğrultusunda faaliyetler yapan Çevre Ajansı, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/sifir-atik/" target="_blank">Sıfır Atık</a> yaklaşımı doğrultusunda kamuoyunda farkındalık oluşturma, yeşil alanların korunması ve Depozito Yönetim Sistemi kurulması vizyonuyla geride kalan 4 yılda 8 önemli hedefi gerçekleştirmeyi başardı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-36179891.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Sıfır Atık yönetimi</strong></h2>

<p>Türkiye genelinde Sıfır Atık kültürünü yaygınlaştırarak israfı önlemek amacıyla belediyeler ve üniversitelerle iş birliği yapılarak teknik destek sunuluyor. Türkiye’den başlayıp dünyaya yayılan ‘Sıfır Atık’ projesi ve uygulamaları ile doğal kaynakların korunması sağlanıyor.</p>

<h2><strong>Depozito Yönetim Sistemi</strong></h2>

<p>Çevresel kirliliğinin en önemli nedenlerinden birini her gün milyonlarcası kullanılan içecek ambalajları oluşturuyor. Bu kirliliği azaltmak amacıyla içecek ambalajları için Depozito Yönetim Sistemi geliştirildi. Bu sistemle tüketiciler, kullandıkları içecek ambalajlarını çevreye bırakmak yerine toplama noktalarına getiriyor. Hem çevre kirliliği önleniyor hem de depozitolu ürünler geri dönüşüme kazandırılıyor.2 yıl boyunca Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde pilot uygulaması yapılan sistem, 2025’te Türkiye geneline yayılacak. Sistemin kullanıcı ara yüzü ‘Depozitosu Olan Ambalarjlar (DOA) uygulaması, mobil cihazlar için uygulama mağazalarında kullanıma hazır hale getirildi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-12-30%20saat%2015_18_45_8851b618.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Yeşil Sertifika</strong></h2>

<p>Türkiye Çevre Ajansı, binalarda ve yerleşim alanlarında çevre dostu, enerji tasarrufu sağlayan ve sürdürülebilir projeleri teşvik ediyor. Bu vasıfları taşıyan yapılara artık kurum tarafından sürdürülebilir kentsel gelişimi teşvik etmek için ‘Yeşil Sertifika’ veriliyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/tu%CC%88rkiye-c%CC%A7evre-ajans%C4%B1.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu</strong></h2>

<p>Türkiye Çevre Ajansı, ürünlerin yaşam döngüsü boyunca çevreye olan etkilerini azaltmak için ambalaj atıkları, elektronik atıklar, akü gibi ürün gruplarının geri dönüşümü için çözümler sunuyor. Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) adı verilen bu yöntemle, doğaya daha az teknolojik atık bırakılıyor.</p>

<h2><strong>Deniz kirliliğine denetim</strong></h2>

<p>Denizlerin temiz kalması, Marmara Denizi’nde olduğu gibi müsilaj faciası yaşanmaması ve sürdürülebilir balıkçılık gibi konular açısından çok önemli. Bu nedenle denizlerin temiz kalması için gemi kaynaklı kirlilik denetimleri artık 7/24 esasına göre sürdürülüyor.  </p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-34719856.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Deniz atıkları toplanıyor</strong></h2>

<p>Marmara, Ege ve Akdeniz’in belirlenmiş bölgelerinde yüzen katı atıkları toplamak için deniz çöpü toplama gemileri kullanılmaya başlandı. Bu gemiler, deniz yüzeyini temizlemeye ve kıyıları korumaya yardımcı oluyor. 2024 sezonunda Türkiye Çevre Ajansı ekipleri, İzmir, İstanbul, Mersin ve Muğla-Marmaris’te deniz yüzeyi temizliği yaptı. Ekipler denizlerden yaklaşık 10 ton atık topladı.</p>

<h2><strong>Deniz ekosistemi korunuyor</strong></h2>

<p>Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden olan Fethiye-Göcek bölgesi, aynı zamanda eşsiz bir biyoçeşitliliğe sahip. Bu bölge, deniz çayırlarının ve deniz ekosisteminin korunması için Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildi. Bu amaçla Mapa Şamandıra projesinin yakın zamanda hayata geçirilmesi planlanıyor. Projeyle deniz tabanına yerleştirilen ekolojik tonozlara yatlar ve tekneler bağlanabilecek. Böylece gemiler doğal, tarihi ya da kültürel yapılara bağlanarak zarar veremeyecek.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-34684766(1).jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Kampüslere el atıldı</strong></h2>

<p>Türkiye Çevre Ajansı, 2024’te faaliyetlerini üniversite kampüslerine de taşıdı. İlk ve orta öğretim okullarına yönelik bilgilendirme çalışmaları, üniversite öğrencileri için de devreye sokuldu. 8 farklı kampta 3 bin 500 gence çevre ve Sıfır Atık farkındalık eğitimi verilirken, ‘Yeşil Kampüs Festivali’ düzenlendi. "Çevre İçin Yollardayız, Gençlerin Yanındayız" sloganıyla harekete geçen "Çevre TIR’ının ilk durağı da Sakarya Üniversitesi oldu. Bolu, Bursa, Niğde, Nevşehir ve Kırşehir gibi illerde, üniversiteli gençlerle buluşmalar devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı 4 yılda çevre için önemli adımlar attı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202024-12-30%20saat%2015_16_09_39e3525b.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Dersimiz çevre</strong></h2>

<p>2024’te ‘‘Dersimiz Çevre, Birlikte Geleceğe’’ temasıyla TÜÇA tarafından 81 ildeki ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik çevre farkındalığı eğitim projesi Edirne’de başlatıldı. Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale ile devam eden proje diğer şehirlere yayılıyor. TÜÇA ayrıca çevreyi koruyacak, Sıfır Atık ve sürdürülebilir gelecek hedefine katkı sunacak onlarca projeye de destek verdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kuzey Kutbu ilk buzsuz gününü 2027 yazında yaşayabilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuzey-kutbu-ilk-buzsuz-gununu-2027-yazinda-yasayabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuzey-kutbu-ilk-buzsuz-gununu-2027-yazinda-yasayabilir</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları &#039;buzsuzluğu&#039; deniz buzu alanının kısa bir süre içinde bir milyon kilometrekarenin altına düşmesi olarak tanımlıyor ve bu da iklim krizine dair bir devrilme noktası olarak kabul ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/kuzey_kutbu_ilk_buzsuz_gununu_2027_yazinda_yasayabilir_h7871_5d055.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kuzey, Kutbu, ilk, buzsuz, gününü, 2027, yazında, yaşayabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kutbu'ndaki buzullar ile ilgili tahminlerin çoğu aylık koşullara odaklanırken, yeni bir çalışma gün bazında olası tahminleri ortaya koydu.</p>

<p>Önceki beklentiler Kuzey Kutup Denizi'ndeki buz kaybının 2030 yılı civarında gerçekleşeceği yönündeydi. Ancak bu sonuçlar buzsuz bir günün 2027 yazının sonları gibi erken bir tarihte gerçekleşebileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Diğer dokuz simülasyon, daha az olası olmakla birlikte, bunun önümüzdeki üç ila altı yıl içinde gerçekleşebileceğini öngörüyor.</p>

<p>Nature Communications dergisinde yayınlanan çalışmada yer alan bilim insanları, insanların sera gazı emisyonlarını nasıl değiştirdiğinden bağımsız olarak, Kuzey Kutbu'nun ilk buzsuz gününün artık kaçınılmaz ve geri döndürülemez olduğunu söylüyor.</p>

<h2>Buzsuz bir Kuzey Kutbu neden önemli?</h2>

<p>Arktik Okyanusu 16 milyon kilometrekareden daha geniş bir alanı kaplar ve binlerce yıldır doğal bir mevsimsel olaya tanıklık eder: Donmuş deniz suyu katmanları kış ayları boyunca dramatik bir şekilde birikerek Mart ayında zirveye ulaşan ve Eylül ayında eriyen kalın bir buz örtüsüne dönüşür.</p>

<p>Ancak son yıllarda bu dramatik olaya daha az rastlanmaktadır.</p>

<p>Deniz buzu, uydu görüntülerinin - Taramalı Çok Kanallı Mikrodalga Radyometre ya da 'SMMR' - Arktik deniz buzunun büyümesini ve geri çekilmesini kaydetmeye başladığı 1978 yılından bu yana her on yılda yüzde 12'den fazla azaldı.</p>

<p>Bu da her yıl 80.000 kilometrekarelik bir alana tekabül ediyor. Kabaca Avusturya ya da Çek Cumhuriyeti büyüklüğünde.</p>

<p>Bilim insanları "buzsuzluğu" deniz buzu alanının kısa bir süre içinde bir milyon kilometrekarenin altına düşmesi olarak tanımlıyor ve bu da iklim krizine dair bir devrilme noktası olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Colorado Boulder Üniversitesi'nden iklimbilimci Alexandra Jahn ve İsveç'teki Göteborg Üniversitesi'nden Céline Heuzé'nin de aralarında bulunduğu uluslararası araştırmacılardan oluşan bir ekip, ilk buzsuz günü tahmin etmek için 300'den fazla bilgisayar modeli kullandı. Bunlar, daha önce öngörülene kıyasla hızlandırılmış bir zaman çizelgesi gösterdi.</p>

<p>Hızlı buz kaybı olayları tipik olarak yoğun kışlar ve ilkbahar ısınmasıyla ilişkilendirilir.</p>

<p>Çalışmaya göre, Arktik Okyanusu'nun düzenli olarak buzsuz kalması halinde, bu durum en kuzeydeki denizin kırılgan ekosistemini, "kutup ayılarından hayati önem taşıyan zooplanktona" kadar her şeyi, önemli ölçüde etkileyebilir.</p>

<figure><img alt="Arktik tundrada bir kutup ayısı." loading="lazy" pinger-seen="true" sizes="(max-width: 768px) 95vw, (max-width: 1024px) 80vw, (max-width: 1280px) 55vw, 728px" src="https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/808x454_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg" srcset="https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/384x216_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 384w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/640x360_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 640w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/750x422_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 750w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/828x466_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 828w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1080x608_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 1080w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1200x675_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 1200w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1920x1080_cmsv2_df989480-4cf5-5ba1-bc33-affc9d2215ea-8890762.jpg 1920w">
<figcaption>Arktik tundrada bir kutup ayısı.Canva/HuntedDuck</figcaption>
</figure>

<h2>Arktik Okyanusu'nun buzsuz günleri insanlar için ne anlama gelecek?</h2>

<p>Kuzey Kutbu'nun buzdan arındığı gün sembolik olarak büyük önem taşıyor. İnsanların gezegenimizin belirleyici doğal özelliklerinden birini nasıl değiştirdiğini görsel olarak vurgulayacak: Beyaz bir Kuzey Buz Denizi'nden mavi bir Kuzey Buz Denizi'ne.</p>

<p>Jahn yaptığı açıklamada, "Kuzey Kutbu'ndaki ilk buzsuz gün bir şeyleri dramatik bir şekilde değiştirmeyecek," dedi.</p>

<p>"Ancak Kuzey Buz Denizi'ndeki doğal ortamın belirleyici özelliklerinden birini, yani yıl boyunca deniz buzu ve karla kaplı olmasını, sera gazı emisyonları yoluyla temelden değiştirdiğimizi gösterecek."</p>

<p>Yaz aylarında Kuzey Kutbu'nda güneş hiç batmaz, bu nedenle güneş ışığını uzaya yansıtan yansıtıcı buz olmadan okyanus önemli miktarda ısıyı emecek ve Dünya'ya dağıtacaktır.</p>

<p>Uluslararası sularda herhangi bir yargı yetkisi bulunmadığından, ticari endüstriler daha sıcak Kuzey Kutbu sularında bulunan fırsatları değerlendirebilir. Daha önce erişilemeyen deniz ve maden popülasyonlarında balıkçılık ve derin madencilik yapabilirlerken, nakliye şirketleri Kuzeybatı Geçidi boyunca daha hızlı bir nakliye rotası izleyebilirler.</p>

<figure><img alt="Kuzeybatı Geçidi'nde fırtınalı bir hava." loading="lazy" pinger-seen="true" sizes="(max-width: 768px) 95vw, (max-width: 1024px) 80vw, (max-width: 1280px) 55vw, 728px" src="https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/808x454_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg" srcset="https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/384x216_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 384w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/640x360_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 640w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/750x422_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 750w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/828x466_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 828w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1080x608_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 1080w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1200x675_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 1200w, https://static.euronews.com/articles/stories/08/89/07/62/1920x1080_cmsv2_7a748702-a8be-5c8e-a783-f3e1aa665485-8890762.jpg 1920w">
<figcaption>Kuzeybatı Geçidi'nde fırtınalı bir hava.Canva/Ruben Ramos</figcaption>
</figure>

<p>Isınma aynı zamanda değişen rüzgar ve okyanus akıntısı modelleri yoluyla daha düzensiz ve aşırı hava olaylarına da yol açabilir.</p>

<p>Daha sıcak yıllar çoktan yaşandı. Mart 2022'de Kuzey Kutbu'nun bir kısmı ortalamadan 50F/10C daha sıcaktı ve bu da Kuzey Kutbu çevresindeki alanların neredeyse erimesine neden oldu.</p>

<p>Çalışmanın yazarları, yakın gelecekte deniz buzunun erimesine ilişkin zaman çizelgesini geciktirmek için hala bir şans olduğunu söylüyor.</p>

<p>Jahn, "Emisyonlardaki herhangi bir azalma deniz buzunun korunmasına yardımcı olacaktır" diye ekledi.(euronews)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim değişikliği toprağı da etkiliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-topragi-da-etkiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-topragi-da-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, iklim değişikliğinin ciddi anlamda etkilediği toprakta, küresel ısınmayla birlikte gelecek yıllarda bazı dönüşümler yaşanacağını belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/iklim_degisikligi_topragi_da_etkiliyor_h7870_a850c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, değişikliği, toprağı, etkiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliği, küresel ısınma ve kuraklık, dünyanın ortak sorunları arasında gösteriliyor. Bu durum son yıllarda toprağı tehdit eden faktörlerin de başında yer alıyor.</p>

<p>Uzmanlar, Dünya Toprak Günü'nde, küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin toprak üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>

<p>İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, sera gazlarının etkisiyle dünyanın sürekli ısınmaya devam ettiğini, bu durumun yağışları, yağışların ise toprağı etkilediğini söyledi.</p>

<p>Küresel ısınmanın yol açtığı olumsuz etkilerin sonuçlarının bugünlerde yaşandığını belirten Toros, şunları kaydetti:</p>

<p>"Buzulların erimesi, kuraklıkların artması, aşırı yağışlar, deniz su seviyesinin yükselmesi gibi onlarca felaketle karşı karşıyayız. Uzun yıllar yaşadığımız veya yeryüzünün, ekosistemin yaşadığı sistemdeki değişiklik... Bunlardan bir tanesi de topraklardaki ısınma. Aslında toprak demek hayat demek çünkü tüm gıdalarımızı toprakta yetiştiriyoruz. Toprakta bitkinin yetişebilmesi için güneş ışınına ihtiyacı var. Bol miktarda güneş ışığımız var ama bir de suya ihtiyacımız var."</p>

<p>Bir bölgede yağış düzeniyle birlikte topraktaki nem oranının da değiştiğini vurgulayan Toros, "Topraktaki nem oranı azaldıkça, bitkilerin yetişebilme şartları azalmaktadır. Bitkiler dezavantajlı duruma düşmektedir. Tabii sıcaklıkların artmasından bahsediyoruz. Su yüzeyinde sıcaklık bir derece arttığı zaman yüzde 7 su buharlaşması artıyor. Bu ne demektir? Toprakların ısınması, özellikle havanın ısınması, toprak yüzeyinden daha fazla suyun buharlaşması anlamına geliyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>Toros, Türkiye'nin yüz ölçümü itibarıyla yağış bütçesine bakıldığında, yıllık ortalama 450 milyar metreküp yağış potansiyeli olduğunu belirterek, bu yağışların bazı yıllar 350 milyar, bazı yıllar da 550 milyar metreküpe kadar değiştiğini söyledi.</p>

<p>Yağışların yeterince değerlendirilemediğine işaret eden Toros, "Belki şu anda bunun dörtte, beşte birini ancak kullanabiliyoruz. Geri kalanı akıp gidiyor" dedi.</p>

<p>Toros, "Evimizde, iş yerimizde veya tarlamızda, bahçemizde, yağmur hasadı dediğimiz, yağan yağışın akıp gitmemesi için yerinde biriktirilmesiyle ve bitkilere ihtiyacı kadar suyun verilmesiyle suyu daha verimli kullandığımız takdirde önümüzdeki yıllarda kısa vadede herhangi bir tehlike bizi beklemiyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"İklim değişikliği son yılların en büyük çevre sorunlarından birisi"</h2>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programı öğretim görevlisi Dr. Tuğçe Ağba Sevencan da iklim değişikliğinin son yılların en büyük çevre sorunlarından birisi olduğunu, insan hayatını dolaylı ya da doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p>Sevencan, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin toprak üzerinde ciddi etkileri olduğunu, ısınma artışıyla birlikte toprakta farklı formlar, döngüler ve dönüşümlerin yaşanacağını ifade etti.</p>

<p>Isınmayla birlikte buharlaşan havanın, yağış olarak tekrar yeryüzüne döndüğünü, bu durumun ise iklim değişikliklerine yol açtığını belirten Sevencan, bu döngünün direkt olarak bitki örtüsüne, çeşitliliğine ve oradan da tüketilen gıdaya yansıdığını dile getirdi.</p>

<p>Sevencan, "Önümüzdeki yıllarda bizi bu açıdan tehdit edecek birçok şey öngörülüyor, yörelerde yetişen sebzelerin, tarım ürünlerinin ya da bütün bitkisel floranın değişeceğiyle ilgili olarak. Tabii bu da kıtlık demeyelim ama besin azlığı ya da besinlerde dönüşüm şeklinde bir soru getiriyor aklımıza" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt="İklim değişikliği toprağı da etkiliyor" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-36243785.jpg"></p>

<p></p>

<h2>"Herkesin yapması gereken şeyler var"</h2>

<p>Toprak katmanlarının her yağıştan faydalanamadığını kaydeden Sevencan, "Küresel ısınma ve iklim değişikliği sebebiyle yağışlar çok daha hızlı ve kısa süreli oluyor. Toprak maalesef bundan faydalanamıyor. Böylelikle üst katmanlar her ne kadar ıslak ya da sulanmış gibi görünse de alt katmanlara doğru farklı bozulmalar meydana geliyor" ifadesini kullandı.</p>

<p>Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin toprağı olumsuz etkilemesini önlemek amacıyla herkesin yapması gerekenler olduğunun altını çizen Sevencan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Biz her ne kadar direkt iklim değişikliği olarak bunu düşünsek de bizim de alabileceğimiz önlemlerimiz var. Mümkün olduğunca sera gazı salınımını azaltmak, kullandığımız kimyasal maddeleri azaltmak, toprağı besleyici ve verimsel anlamda iyi gelebilecek ürünlerle besleyebilmek... İşte bunun için alternatifler var, kompostlar olabilir, farklı gübreler olabilir. Bu şekilde toprağı besleyerek ya da farklı tarım uygulamalarına yönelerek biraz daha B planı şeklinde ilerleyebiliriz." (TRT HABER)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>1 milyon Samuray Arısı doğaya salınacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/1-milyon-samuray-arisi-dogaya-salinacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/1-milyon-samuray-arisi-dogaya-salinacak</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’de ilk kez 2017 yılında görülen kahverengi kokarca böceği, çiftçinin başına bela olunca, Tarım ve Orman Bakanlığı hedef büyüttü. Daha önce yüz binlerle ifade edilen, kahverengi kokarcanın doğal düşmanı Samuray Arısı, 2025’te bakanlık tarafından 1 milyon üretilerek salınacak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/1_milyon_samuray_arisi_dogaya_salinacak_h7868_68399.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>milyon, Samuray, Arısı, doğaya, salınacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kahverengi kokarca böceği, Çin, Japonya, Tayvan ve Kore Yarımadası’nda yaşayan bir böcek türü. 2 santimetreden daha küçük olan bu böcek, bir savunma mekanizması olarak kullandığı kötü kokusuyla biliniyor.</p>

<p>Doğal yaşam alanı olan Uzak Doğu Asya’dan, ticari ürünler vesilesiyle tüm dünyaya yayıldı. 1996 yılında ABD’de ortaya çıktı ve meyve bahçelerinde büyük hasara yol açtı. Avrupa’da da ilk kez 2007  yılında İsviçre’de görüldü. 2011’de Almanya, 2014’te Rusya’da ortaya çıktı, 2016’da İtalya’ya ulaştı. Aynı yıl Avusturya’da da görüldü. 2018 yılında ise Gürcistan’a yayıldı.</p>

<p></p>

<p><strong>2017’de Türkiye’ye geldi</strong></p>

<p>İstilacı tür kahverengi kokarca, 2017’de Türkiye’ye geldi ve İstanbul’da görüldü. Elma, şeftali, soya, mısır ve fındık gibi tarım ürünlerine büyük zararlar verdi.</p>

<p>300’den fazla bitkide beslenebilen kahverengi kokarca, kayıplara neden olması yanında, ev, depo ve ahır gibi alanlarda toplanarak yaydığı kokuyla, vatandaşları da rahatsız etti.</p>

<p></p>

<p><strong>Çözüm için Samuraylar devrede</strong></p>

<p>Kahverengi kokarca ile mücadelede hem doğaya hem de ürünlere zarar veren ilaçlama yerine, biyolojik mücadele tercih edildi. 2021 yılında Karadeniz Tarımsal Araştırma Ensitüsü bünyesinde ‘biyolojik mücadele laboratuvarı’ kuruldu.</p>

<p>2022’de İtalya’dan Samuray Arısı ithal edilerek çoğaltıldı. 2023 yılında ise kitlesel üretime geçildi. Üretilen arılar, doğaya salındı. Kahverengi kokarca gibi Doğu Asya kökenli olan Samuray Arısı, yumurtalarını böceğin yumurtaları içine bırakarak çoğalmasını engelliyor. Böylece kahverengi kokarcanın çoğalması engelleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Milyon barajı aşılıyor</strong></p>

<p>Samuray Arısı, Tarımsal Araştırma ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı enstitüler tarafından Bu yıl 207 bin 286 adet üretilmiş ve 35 il 190 ilçe ve 508 konumda salımı yapıldı. 2025 yılı için ise hedef büyütüldü. Tarım ve Orman Bakanlığı 2025 yılında 1 milyon Samuray Arısı üretecek ve tarımsal bölgelere bırakacak.</p>

<p></p>

<p><img alt="1 milyon Samuray Arısı doğaya salınacak" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-34809122.jpg"></p>

<p></p>

<p><strong>Tek dert kokarca değil</strong></p>

<p>Biyolojik mücadele konusunda bakanlığın tek gündemi kahverengi kokarca ile sınırlı değil. Türkiye genelinde 46 zararlı organizma için ‘sürvey (gözlemleyip kontrol etme)’ çalışması hazırlandı. 35 zararlı organizma için de sürvey çalışmaları devam ediyor.Karantinaya tabi organizmalarla mücadele için üreticilere destek ödemesi yapılıyor.</p>

<p>Mücadele edilen zararlılar içinde meyvelere zarar veren uzun antenli turunçgil böceği, hububata zarar veren süne böceği ve Akdeniz meyve sineği de var.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizli&amp;#039;deki orman yangını ikinci gününde: Havadan ve karadan müdahale sürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denizlideki-orman-yangini-ikinci-gununde-havadan-ve-karadan-mudahale-suruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denizlideki-orman-yangini-ikinci-gununde-havadan-ve-karadan-mudahale-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Denizli&#039;nin Merkezefendi ilçesindeki Başkarcı Dağı&#039;nda dün saat 15.00 sırlarında çıkan orman yangın sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/denizli_deki_orman_yangini_ikinci_gununde_havadan_ve_karadan_mudahale_suruyor_h7855_0fbf3.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denizli&amp;039deki, orman, yangını, ikinci, gününde:, Havadan, karadan, müdahale, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Havanın kararmasıyla ara verilen havadan müdahale, günün ilk ışıklarıyla birlikte yerinden başladı.</p>

<p><em>Ayrıntılar gelecek…</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Kirli suyla sulanmış ürünleri yiyoruz&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kirli-suyla-sulanmis-urunleri-yiyoruz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kirli-suyla-sulanmis-urunleri-yiyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;da 5 mahalleden geçerek Nilüfer Çayı ile birleşen Ayvalı Dere, kırmızı akmaya başladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/kirli_suyla_sulanmis_urunleri_yiyoruz_h7851_ad4b0.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kirli, suyla, sulanmış, ürünleri, yiyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer ilçesine bağlı 29 Ekim, Özlüce, Ertuğrul, Yüzüncü Yıl ve Yolçatı mahallelerinden geçerek, Nilüfer Çayı ile birleşen, Karacabey Boğazı'ndan da Marmara Denizi'ne dökülen Ayvalı Dere, kırmızı akmaya başladı.Çevresinde tekstil fabrikaları bulunan deredeki yoğun kimyasal atıklar sadece suyun rengini değiştirmekle kalmıyor, derenin beslediği Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerini de olumsuz etkiliyor.Sudaki kirlilik, oksijen seviyesini en az düzeye getirdiği için bölgede balık ölümleri gerçekleştiğini söyleyen mahalleli, sudan beslenen tarım arazilerinde yetiştirilen meyve ve sebzelerde oluşabilecek kimyasallardan dolayı tedirginlik yaşıyor.</p>

<p><strong>"TOPRAĞIN EKOLOJİK DENGESİNİ BOZUYOR"</strong></p>

<p>Sudaki kirliliği tarım arazilerini olumsuz etkilediğine ve toprağın ekolojik dengesini bozduğuna dikkat çeken Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar, "Ayvalı Dere'nin kirliliğinin yüzde 80'ini endüstriyel atıklar oluşturuyor. Kaçak deşarjlar ve arıtılmadan dereye dökülen atık sular, maalesef bu durumda suyun kalitesini oldukça olumsuz etkiliyor. Bu kirleticiler zamanla toprak içinde birikiyor. Toprağın ekolojik dengesini bozuyor. Böylelikle toprak da verimsizleşmeye başlıyor" dedi.</p>

<p><strong>"KİRLİ SUYLA SULANMIŞ TOPRAKTAKİ ÜRÜNLERİ YİYORUZ"</strong></p>

<p>Kimyasal atıklarla kirlenmiş suyla sulanan tarım arazilerinde yetişen ürünlerin, insan sağlığına vereceği zararları da hatırlatan Doç. Dr. Efsun Dindar, "Sudaki kirlilik, oksijen seviyesini en az düzeye indirdiği için derede yaşamını sürdüren canlıların ölümlerinin gerçekleştiği de kamuoyuna yansıyor. Bu kimyasallar, yediğimiz meyve ve sebzelerin yetiştiği tarım arazilerindeki topraklarda birikiyor. Temiz bir dere suyuyla değil, kirli bir suyla sulanmış topraktaki, sebze ve meyveleri yemek durumunda kalıyoruz. İnsan sağlığını olumsuz etkileyen unsurlardan birisi de budur" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu kış soğuk geçecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bu-kis-soguk-gececek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bu-kis-soguk-gececek</guid>
<description><![CDATA[ Kış kapıya dayandı, soğuklar başladı. Meteorolojik veriler bu yıl kış mevsiminin daha sert geçeceğini gösteriyor. Peki kar yağışı görülecek mi? Detaylar haberimizde… ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/12/bu_kis_soguk_gececek_h7867_26e3c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>kış, soğuk, geçecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar sona ererken, kış tüm ağırlığıyla kapıyı çalmaya başladı. Soğuk hava da kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Sonbaharda Türkiye’de hava sıcaklığı yer yer mevsim normallerinin üzerine çıktı.</p>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre eylül ayında Ege ve Karadeniz Bölgeleri’nin iç kesimlerinde, Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu, Karadeniz ve İç Anadolu Bölgeleri’nin hemen hemen tamamında mevsim normalleri civarında hava sıcaklığı görüldü. Diğer bölgelerde ise mevsim normallerinin üzerinde seyretti. Yağış açısından bakıldığında ise eylül bereketli geçti. Türkiye genelinde hem uzun yıllar ortalamasının hem de geçen yılın üzerinde yağış görüldü.</p>

<p>Ekim ayında da yine hava sıcaklığı genel olarak mevsim normallerinde seyretse de zaman zaman artışa geçti. Ancak yağış anlamında bereketsiz bir ay oldu. Yağışlarda normaline göre yüzde 46, geçen yıl ekim ayı yağışına göre ise yüzde 27 azalma meydana geldi.</p>

<p>Peki kış nasıl bir yüzle karşımıza çıkacak? Kar yağışı görülecek mi? Kış mevsiminin nasıl geçeceğini İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Meteoroloji Uzmanı Dr. Güven Özdemir’le konuştuk.</p>

<p></p>

<p>Geçtiğimiz sene kar kuraklığı yaşadık. Bu sene bunu beklemiyoruz. Geçmiş yıllara göre kar yağışı az olsa da yine de etkin bir kar yağışı bekliyoruz. Çünkü yer altı sularımız için yağan yağmur yeterli değil.</p>

<p>Meteoroloji Uzmanı Dr. Güven Özdemir</p>

<p></p>

<h2>Barajları dolduracak kadar yağış görülebilir</h2>

<p>Kış mevsiminin bu yıl ılıman ama geçen yıla göre daha soğuk geçeceğini ifade ederek sözlerine başlayan Dr. Özdemir, “Soğuk hava derken günlerce yağan kar veya yağmur şeklinde değil... İstanbul’da aralık, ocak ve şubatta bir-iki gün sürecek özellikte kar yağışları bekliyoruz” diyor.</p>

<p>Kuraklık endişelerinin arttığı son aylarda, önümüzdeki kış aylarında kar yağışıyla bu açığın kapanıp kapanmayacağı merak konusu. Anadolu’da ise özellikle yüksek kesimlerde istenilen kar yağışının görüleceğinin altını çizen Dr. Özdemir, “Aralık ayında soğuk havanın Türkiye genelinde etkili olmasını bekliyoruz. Ne kadar yağış alabileceğimizi ise önümüzdeki haftalarda göreceğiz. Ancak ben bu kıştan ümitliyim. En azından barajlarımızı dolduracak kadar yağış alma ihtimalimiz yüksek” diye sürdürüyor sözlerini.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-33693014(2).jpg"></p>

<p></p>

<p>Bu noktada önemli olanın kar yağışı olduğuna dikkat çeken Dr. Özdemir, sebebini ise şöyle açıklıyor:</p>

<p>“Çünkü kar yağışını etkin bir şekilde aldığımız takdirde toprak da suya doyacaktır. Geçtiğimiz sene kar kuraklığı yaşadık. Bu sene bunu beklemiyoruz. Geçmiş yıllara göre kar yağışı az olsa da yine de etkin bir kar yağışı bekliyoruz. Çünkü yer altı sularımız için yağan yağmur yeterli değil. Yağmur yüzeyden akıp gittiği için toprağın belli bir miktarına kadar geçiyor ve buharlaşma fazla oluyor. Kar yavaş yavaş eridiği için toprağın derinliklerine kadar inebiliyor.”</p>

<h2>Ekstrem hava olayları görülebilir</h2>

<p>Kış mevsiminin bu sene kendini hissettirmesi beklense de güneyden esen rüzgarlarla zaman zaman sıcaklıkların mevsim normallerinin biraz üzerine çıkması da bekleniyor.</p>

<p>Kış mevsiminde en fazla merak edilen konulardan biri de ekstrem hava olaylarının yaşanıp yaşanmayacağı… Dr. Özdemir, önümüzdeki günlerde bu tip hava olaylarının yaşanabileceğini söyleyerek, “İç bölgelerde <a href="https://www.trthaber.com/etiket/bolu/" target="_blank">Bolu</a> ve <a href="https://www.trthaber.com/etiket/duzce/" target="_blank">Düzce</a> gibi yerlerde kar yağışı görülecek. Bu kar yağışından zaman zaman da olsa kara yolları etkilenebilir, olumsuzluk yaşanabilir” diyor.</p>

<p>Bu kış mevsiminde de her yıl olduğu gibi Doğu Anadolu’da, Karadeniz’in ve Güney Doğu Anadolu’nun yüksek kesimlerinde yoğun kar yağışı görülmesi beklentiler arasında.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Turistik ilçedeki arıtma tesisinde çökme!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turistik-ilcedeki-aritma-tesisinde-coekme</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turistik-ilcedeki-aritma-tesisinde-coekme</guid>
<description><![CDATA[ İZSU&#039;nun arıtma tesisindeki çökme nedeniyle yaklaşık 3,8 milyon metreküp atık su arıtılmadan Alaçatı ve Delikliköy arasından denize döküldü. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/turistik_ilcedeki_aritma_tesisinde_cokme_h7866_05edf.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Turistik, ilçedeki, arıtma, tesisinde, çökme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Denizlerdeki kirlenme her geçen gün daha fazla sorun olmaya devam ediyor. Arıtılmamış atıkların denize boşaltılması birçok kıyı alanında alarm veriyor. Bu sorunlara bir yenisi de Çeşme'de eklendi.</p>

<p>İzmir'in Çeşme ilçesindeki, günlük 22 bin metreküp atık suyu arıtma kapasitesine sahip, Alaçatı Atıksu Arıtma Tesisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne devredilmişti. Tesiste Haziran ayı başından itibaren yaşanan peşi sıra teknik arızalar ve çökme nedeniyle tesisin duvarlarında ciddi yıkılmalar meydana geldi. Başlatılan onarım çalışmalarının, uzun sürmesi nedeniyle yaz sezonu boyunca tesis tam kapasiteyle çalışmadığı için atık sular doğrudan denize boşaltıldı.</p>

<p><strong>YETERLİ MÜDAHALE YAPILMADI</strong></p>

<p>Çeşme'nin önemli atık su tesislerinden Reisdere Atıksu Arıtma Tesisi de bir süredir çalışmıyor.  Arıtılmamış atık su, Reisdere Deresi'ne deşarj edilerek denize ulaşırken, özellikle Şifne Deresi'nde yoğun kirliliğe neden olmaya devam ediyor. Bölgede yaşayan vatandaşların şikâyetleri ise karşılık bulmadı.</p>

<p>Alaçatı Atıksu Arıtma Tesisi'nin tam kapasiteyle çalışmaya başlaması için yapılan çalışmaların tamamlanmasına rağmen tesisisin son kabulü gerçekleşmediği için sorun devam ediyor. Reisdere ve Alaçatı tesislerindeki arızaların giderilmesi ve arıtma işleminin yeniden başlatılması, çevre ve halk sağlığı açısından önem taşıyor.</p>

<p><strong>BAKTERİYOLOJİK KİRLENMEYE NEDEN OLUYOR </strong></p>

<p>Arıtma sorunu aynı zamanda bakteriyolojik kirlenmeye neden olduğunu söyleyen Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi  Prof. Dr. Doğan Yaşar, birçok ülkenin birçok sahilinde yaşanan bu sorunun tehlikeli boyutlara geldiğini söyledi. Sadece Çeşme'de değil aynı sorunun Narlıdere ve Çiğli Arıtma Tesislerinde de yaşandığını belirten Yaşar, "İzmir arıtma tesisleri bakımından Avrupa'nın en iyisi olmasına rağmen bugün önemli sorunlar yaşıyor. Arıtma kadar aktarma borularında da önemli sorunlar var. Tesislerin öncelikle ivedilikle kontrol edilmesi gerekiyor." dedi.</p>

<p>Körfez'de yaşanan toplu balık ölümlerini hatırlatan Yaşar, "Arıtılmayan suların denize dökülmesi ciddi bir tehlike olmaya devam ediyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İZSU'ya bağlı Çiğli ve Güneybatı atık su arıtma tesislerine "çevre mevzuatında belirtilen standartların üzerinde" kirli suyu körfeze boşalttığı için ceza kesmişti. Buradan şunu ifade etmek isterim ki kıyı ve denizleri yoğun sanayi ve evsel kirlenme baskısı altındadır. Atıksuların modern, gelişmiş arıtımı artırmak için uzman teknik kadrolara ihtiyaç var." dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.evrensel.net/upload/dosya/277054.jpg"></p>

<p><strong>SORUN GÖRMEZDEN GELİNİYOR</strong></p>

<p>Son 7-8 yıldır Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi ve Narlıdere Güneybatı İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi 'nde yaşanan yetersizlikleri ve sorunları değerlendiren Yaşar, "Çeşme'de yaşanan sorun derhal giderilmelidir. Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi'ne 4. faz bir türlü yapılmadı, yapılmayınca bu sefer baypaslar yaşanıyor. Çeşme'deki arıtma tesislerinde de baypasların yapılması normaldir. Anladığım kadarıyla burada baypas değil farklı bir sorun karşımıza çıkıyor. Atık su doğrudan denize bırakılması önemli çevre kirliliğine neden olacaktır." diye konuştu.  (<strong>Ramis Sağlam-Evrensel</strong>)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;#039;da halk, orman parkı ihalelerine tepki gösterdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyada-halk-orman-parki-ihalelerine-tepki-goesterdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyada-halk-orman-parki-ihalelerine-tepki-goesterdi</guid>
<description><![CDATA[ Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy, Antalya genelinde benzeri 100&#039;den fazla ihale olduğunu açıkladı ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/antalya_da_halk_orman_parki_ihalelerine_tepki_gosterdi_h7848_ba7ff.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalya&amp;039da, halk, orman, parkı, ihalelerine, tepki, gösterdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'nın Kaş ilçesinde, popüler Likya Yolu üzerindeki orman parkı alanlarının turistik tesisler için ihaleye açılması bölge halkını ayağa kaldırdı.</p>

<p></p>

<p>Kaş, Konyaaltı ve Döşemealtı bölgelerindeki ormanlık alanların valilik bünyesinde kurulan şirketler tarafından ihaleye çıkarılması büyük tepki topladı.</p>

<p>Duvar'da yer alan habere göre, Pınarbaşı ihale alanında Kaş halkı, sivil toplum kuruluşları ve meclis üyeleri pazartesi akşamı eylem düzenledi. Orman parkları yönetmeliğinin ve Pınarbaşı ihalesinin iptali talepleri gündeme getirildi. Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy, Antalya genelinde benzeri 100'den fazla ihale olduğunu açıkladı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya nehirleri alarm veriyor: Türkiye&amp;#039;deki durum ne?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunya-nehirleri-alarm-veriyor-turkiyedeki-durum-ne</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunya-nehirleri-alarm-veriyor-turkiyedeki-durum-ne</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın hemen her yerinde nehir seviyelerinde ciddi düşüş söz konusu. Peki, Türkiye bu durumdan nasıl etkileniyor? Özellikle hangi bölgelerde nehirlerdeki su seviyesi giderek azalıyor? ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/dunya_nehirleri_alarm_veriyor_turkiye_deki_durum_ne_h7865_5811e.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, nehirleri, alarm, veriyor:, Türkiye&amp;039deki, durum, ne</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) geçtiğimiz haftalarda yayınladığı Küresel Su Kaynakları Raporu’na göre, dünya genelinde son beş yılda nehir seviyeleri ortalamanın altına indi ve rezervler düştü. Nehir havzalarının yüzde 50’sinden fazlasında olağan dışı koşullar yaşandı. Özellikle Kuzey, Orta ve Güney Amerika’da, Amazon ve Mississippi nehirlerindeki su seviyesinde rekor düzeyde düşüş tespit edildi. Asya ve Okyanusya’da Ganj, Brahmaputra ve Mekong nehir havzalarında da benzer tablolar ortaya çıktı.</p>

<p>2023 kayıtlara “en sıcak yıl” olarak geçse de iklim değişikliği su döngüsünü etkileyerek aşırı kuraklık ve sellere neden oldu. Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre, yılın ortasında La Nina’dan El Nino’ya geçiş bu durumu etkiledi. Afrika’nın doğu kıyısı, Yeni Zelanda’nın Kuzey Adası ve Filipinler selden etkilenen bölgeler arasında yer aldı. İsveç, İrlanda ve Birleşik Krallık’ta ise nehirlerde olağanın üzerinde su seviyesi kaydedildi.</p>

<p>Dünyanın hemen her bölgesinde yaşanan nehir seviyelerindeki hareketlilik ortada… Peki, Türkiye’de durum ne? Hangi bölgelerde susuzluğun etkileri daha fazla hissediliyor? Merak edilen sorulara İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İklim Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil’le yanıt aradık.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-35695518.jpg"></p>

<p></p>

<h2>Su krizinin sebebi: İklim değişikliği</h2>

<p>“Zaman zaman karşımıza çıkan yağışların azalması veya kuraklaşma dediğimiz su noksanlığına doğru gidişler ya da tam tersi sel veya buna benzer hadiselerin artıyor olması gibi süreçler aslında küresel iklimi kontrol eden sistemlerin periyodik olarak değişiminden de kaynaklanıyor” diye sözlerine başlıyor Prof. Dr. Gönençgil.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’nin bu yıl itibariyle su stresi anlamında geçtiğimiz yıllarda zaman zaman gördüğümüz alarm seviyesinde bir durumu gözükmüyor. Ama bu demek değildir ki, istediğimiz gibi suyu kullanalım, tüketelim. Normalmiş gibi gözüken bu yıllarda dikkat etmezsek zor ve stresli koşullarda uyum sağlamak daha da büyük bir problem haline geliyor.</p>

<p>İklim Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil</p>

<p></p>

<p>La Nina ve El Nino’nun tüm periyodik değişimlerdeki rolü yadsınamaz bir gerçek… Prof. Dr. Gönençgil bu konuya ilişkin, “La Nina’dan El Nino koşullarına dönüş ya da tam tersi El Nino’dan La Nina’ya dönüş, Kuzey Atlantik salınımındaki değişimler bölgeleri etkiliyor. Kuzey Atlantik salınımındaki değişimler bir tarafta Kuzey Avrupa’yı farklı etkilerken Güney Avrupa’yı ve Akdeniz’i daha başka şekilde etkileyebiliyor. Bunlar da periyodik olarak değişimler gösteriyor. Öncelikle çıkış noktasını bu şekilde kabul etmemiz lazım” diyor.</p>

<h2>Türkiye’de su kaynaklarının durumu ne?</h2>

<p>2023’te ekstrem hava olayları yaşansa da genel olarak sıcak hava yıla damga vurdu. Bu durumun Türkiye’ye yansımalarını Prof. Dr. Gönençgil’den öğreniyoruz:</p>

<p>“Bu, Türkiye’de de benzer koşulları getirdi. Özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklık koşulları meydana geldi. Genel çerçeve içerisinde baktığımız zaman yağışlarda geçtiğimiz yıl yaşanan düşüş veya azalışın su rezervlerine, yeraltı suyuna, akarsudaki akış debilerine ve dolayısıyla da insan faaliyetlerine yansımasının negatif olduğu sıkıntılı, su stresinin olduğu bir dönemi yaşadık.”</p>

<p>2024’ün geçtiğimiz yıla göre gerek yağış gerekse su stresi anlamında biraz daha rahat geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Gönençgil, “Yerkürenin farklı yerlerinde ortaya çıkan durumların birebir aynısını Türkiye’de her zaman yaşayamayabiliyoruz” diyerek nedenini, “Bunlar Türkiye’nin coğrafi özelliklerinden kaynaklanan farklılıklar. Bir tarafta kuraklık hadiseleri ya da su noksanlıkları hüküm sürerken Karadeniz sahillerinde de aşırı seller görebiliyoruz” şeklinde açıklıyor.</p>

<p>Geçtiğimiz su yılının (ekim ve nisan dönemi) yağış açısından daha riskli ve su stresinin yüksek olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gönençgil, bu yılı ise şöyle değerlendiriyor:</p>

<p>“Bu yıl birikimler itibariyle biraz daha pozitif bir giriş sağladık. Nispeten yağışlı dönemler birbirini kovalamaya başladı. Türkiye’nin bu yıl itibarıyla su stresi anlamında geçtiğimiz yıllarda zaman zaman gördüğümüz alarm seviyesinde bir durumu gözükmüyor. Ama bu demek değildir ki, istediğimiz gibi suyu kullanalım, tüketelim. Normalmiş gibi gözüken bu yıllarda dikkat etmezsek zor ve stresli koşullarda uyum sağlamak daha da büyük bir problem haline geliyor. Bu sene her ne kadar mevsim normalleri civarında devam edecek gibi gözüken yağış ve su kaynakları varlığı düşünülse de bunu bir rehavet olarak algılamamak lazım.”</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-35730327.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2>Hangi bölgeler risk altında?</h2>

<p>Peki, Türkiye’nin önemli su kaynakları olan nehirlerdeki su seviyesi ne durumda? Yanıtını yine Prof. Dr. Gönençgil’den öğreniyoruz:</p>

<p>“Kış dönemine girdik, yağışlarda artış bekliyoruz. Özellikle Karadeniz nehirleri, zaten yüksek miktarda debisi olan ve suyu taşıyan nehirler. Karadeniz’de bir sıkıntı beklemiyoruz. Ancak İç Anadolu’da yağışların gecikmesi ya da mevsim normallerinin altında kalması akarsularda debi düşüşlerini ve bu da tabii başta sulama olmak üzere kullanım açısından stresli bir dönemi getirebilir. Özellikle İç <a href="https://www.trthaber.com/etiket/anadolu/" target="_blank">Anadolu</a> ve Güneydoğu Anadolu bu noktada öne çıkıyor. Fakat bazı yıllarda gördüğümüz o çok yoğun su stresini, noksanlığını bu yıl pek görmeyeceğiz.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;2024 İklim Durumu Güncellemesi&amp;quot; raporu yayımlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/2024-iklim-durumu-guncellemesi-raporu-yayimlandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/2024-iklim-durumu-guncellemesi-raporu-yayimlandi</guid>
<description><![CDATA[ Azerbaycan&#039;ın başkenti Bakü&#039;de başlayan COP29&#039;un ilk gününde WMO tarafından &quot;2024 İklim Durumu Güncellemesi&quot; raporu yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/2024_iklim_durumu_guncellemesi_raporu_yayimlandi_h7862_86fa1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2024, İklim, Durumu, Güncellemesi, raporu, yayımlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Raporda, ocak-eylül döneminde küresel ortalama yüzey hava sıcaklığının, El Nino hava olayının da etkisiyle Sanayi Devrimi öncesi ortalamanın 1,54 derece üzerinde olduğu aktarıldı ve son verilere göre 2024'ün kayıtlardaki en sıcak yıl olma yolunda ilerlediği vurgulandı.</p>

<p>Raporun yayımlanmasının hemen ardından WMO Genel Sekreteri Saulo ve İklim Servisleri Bölümü Direktörü Chris Hewitt, COP29 kapsamında bir oturum gerçekleştirdi.</p>

<p>İklim krizinin gelecek nesiller için büyük bir problem olduğunu belirten Saulo, "Ben 1 yaşındaki torunumun gözlerine baktığımda onun ve diğer milyonlarca çocuğun geleceği için kendimi sorumlu hissediyorum." dedi.</p>

<p>Ocak ve eylül arasında küresel sıcaklıklarda yaşanan artıştan bahseden Saulo, yaşanan bu durum sonrası Paris Anlaşması'nın küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefinin gerçekleştirilmesinin giderek zorlaştığını kaydetti.</p>

<p>Bu bağlamda WMO'nun karar vericileri bilgilendirmek amacıyla bir uzman ekibi oluşturduğu bilgisini paylaşan Saulo, "İlk göstergelere göre uzun vadeli küresel ısınma, Sanayi Devrimi öncesiyle karşılaştırıldığında şu an ortalama 1,3 derecede. Bunlar istatistiklerden ve grafiklerden çok daha fazla şey ifade ediyor. Isınma derecesindeki her küçük parça önemli ve iklim aşırılıklarını, etkilerini ve risklerini artırıyor." diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt='"2024 İklim Durumu Güncellemesi" raporu yayımlandı' src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-16579580(1).jpg"></p>

<p></p>

<h2>"El Nino kuraklığı ve açlığı artırdı"</h2>

<p>İklim aşırılıklarının artık gözle görülür bir seviyeye geldiğinin altını çizen Saulo, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Bu yıl birçok ülkede rekor kıran yağışlara, sellere, korkunç can kayıplarına tanık olduk. Bu durum her kıtada toplumların yüreklerini acıttı. İspanya'da yaşanan inanılmaz derecedeki yağış daha sıcak bir atmosferin ne kadar fazla su tutabileceğine dair bir uyandırma çağrısıydı. Hızla yoğunlaşan tropikal kasırgalar, büyük bir ekonomik ve insani zarara neden oldu. Bunu Helen Kasırgası'nda gördük. Yaşanan olayların sayısı ele alınamayacak kadar çok fazla. El Nino kuraklığı ve açlığı artırdı. Okyanus ısınması yüzyıllık ve bin yıllık zaman ölçeklerinde geri döndürülemez seviyede. Buzul kaybı giderek kötüleşiyor. Antarktika’daki deniz buzulu genişlemesi kayda geçen en düşük ikinci seviyedeydi. Isınan okyanuslar ve eriyen buzlar nedeniyle deniz seviyesindeki yükseliş hızlanıyor ve son 30 yılda iki katına çıktı."</p>

<p>Atmosferdeki sera gazı artışına da değinen Saulo, karbondioksit konsantrasyonunun Sanayi Devrimi öncesiyle karşılaştırıldığında yüzde 51, son 20 yılda ise en az yüzde 11 yükseldiğini, emisyonlarda acil düşüş ve iklim etkilerini azaltmak için harekete geçilmesi gerektiğini bildirdi.</p>

<p>Saulo, "1,5 derece hedefinden vazgeçmemiz mümkün değil. Bunu gündemimizin en tepesinde tutmakla yükümlüyüz. Kendimizi belirlediğimiz eşiklere göre ayarlamalıyız ve limitleri aşmamalıyız." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hewitt ise yayımladıkları raporda ısınmayla ilgili saptadıkları derecelerin, ilk göstergeler üzerinden belirlendiğini hatırlatarak, "1,5 derece hedefiyle ilgili Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) ile büyük ölçüde uyumlu bir şekilde çalışıyoruz. COP30’da daha fazla veri sunacağımızı umuyorum." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Körfez&amp;#039;de kriz: Tugay&amp;#039;dan &amp;#039;Acil Eylem Planı&amp;#039;na veto!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/koerfezde-kriz-tugaydan-acil-eylem-planina-veto</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/koerfezde-kriz-tugaydan-acil-eylem-planina-veto</guid>
<description><![CDATA[ CHP Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Gölge Bakan Yardımcısı Bozoğlu, İzmir Körfezi için yapılan &quot;Acil Eylem Planı&quot; toplantısında alınan 15 maddelik kararların AK Parti’nin sorunları çözmeye yönelik olmadığını vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın maddelere imza atmadığını ve bakanlığın sorumluluk almadığını belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/korfez_de_kriz_tugay_dan_acil_eylem_plani_na_veto_h7844_80dbd.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Körfez&amp;039de, kriz:, Tugay&amp;039dan, &amp;039Acil, Eylem, Planı&amp;039na, veto</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1>CHP Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Gölge Bakan Yardımcısı <strong>Baran Bozoğlu</strong>, <strong>İzmir Körfez<a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/haberleri/izmir-korfezi" target="_blank" title="İzmir Körfezi haberleri">i</a></strong> için yapılan "<strong>Acil Eylem Planı</strong>" toplantısında alınan 15 maddelik kararların AK Parti’nin sorunları çözmeye yönelik olmadığını vurguladı.</h1>

<p><strong><a href="https://www.gercekizmir.com/haber/Iste-Izmir-Korfezini-kurtaracak-15-maddelik-acil-eylem-plani/159037">İŞTE İZMİR KÖRFEZİ İÇİN HAZIRLANAN 15 MADDELİK EYLEM PLANI!</a></strong></p>

<p><strong>"TUGAY İMZALAMADI!"</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın maddelere imza atmadığını belirten Bozoğlu, bakanlığın sorumluluk almadığını, deniz kirliliği konusundaki incelemelerin yetersiz kaldığını ifade etti. Bozoğlu, 23 yıldır devam eden inceleme ve araştırmaların neden yapılmadığını ayrıca sorgularken kesilen çevre cezaları ile elde edilen gelirin bu sorunun çözümüne aktarılması gerektiğini ifade etti.Bozoğlu, “İzmirlilerin sağlıklı yaşam hakkı için, tüm ekonomik zorluklara rağmen mücadelemizi sürdüreceğiz.’’ dedi</p>

<p>(Cumhuriyet- Ece İçmez)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yasaklara uymayan balıkçılara göz açtırılmayacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yasaklara-uymayan-balikcilara-goez-actirilmayacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yasaklara-uymayan-balikcilara-goez-actirilmayacak</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı, gelecek yıl yasa dışı su ürünleri avcılığının önlenmesine yönelik deniz ve iç sulardaki av sahaları ile karaya çıkış ve satış noktalarında 158 bin denetim yapacak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/11/yasaklara_uymayan_balikcilara_goz_actirilmayacak_h7858_b374d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yasaklara, uymayan, balıkçılara, göz, açtırılmayacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'ndan yapılan derlemeye göre, Türkiye'nin coğrafi konumu ve doğal kaynakları, su ürünleri sektörü açısından önemli fırsatlar sunuyor.</p>

<p>Nüfusun artması ve doğal kaynakların giderek azalması nedeniyle yetiştiricilik yoluyla gerçekleştirilen su ürünleri üretiminin payı avcılığa göre giderek artıyor. Söz konusu artışta sulama ve enerji amacıyla yapılan gölet ve barajlar da etkili oluyor.</p>

<p>Geçen yıl gerçekleşen 1 milyon tonluk su ürünleri üretiminin yüzde 41,6'sı deniz avcılığı, yüzde 3,3'ü iç su avcılığı ve yüzde 55,1'i yetiştiricilikten oluştu. Avcılık ve yetiştiricilik dahil toplam su ürünleri üretiminin yüzde 18,8'i iç sularda gerçekleştirildi.</p>

<p>Verilere göre, 2022'de 514,8 bin ton olan su ürünleri yetiştiriciliği yüzde 8,1 artışla geçen yıl 556 bin tona yükseldi. İç sularda alabalık, denizlerde de çipura, levrek ve özellikle son dönemde Türk somonu üretiminde önemli artış görüldü.</p>

<p>Türkiye'de geçen yıl itibarıyla yıllık 536 bin ton kapasiteli 554 deniz balığı yetiştiriciliği tesisi, yıllık 277 bin ton kapasiteli 1831 iç su balıkları yetiştiriciliği tesisi olmak üzere 813 bin ton kapasiteli 2 bin 385 su ürünleri yetiştiriciliği tesisi faaliyet gösteriyor.</p>

<h2>Yıllık 7 bin 500 ton ürün kapasiteli yetiştiricilik alanı üretime açılacak</h2>

<p>Su kaynaklarının korunması ve yasa dışı avcılıkla mücadele kapsamında deniz ve iç sulardaki av sahalarında, karaya çıkış noktaları dahil tüm güzergah, tesis ve balık hallerinde, balık unu ve yağı fabrikalarında, perakende satış yerleri ve soğuk hava depolarında çapraz denetim yapılıyor. Bu kapsamda yılın 6 ayında 79 bin denetim gerçekleştirildi.</p>

<p>Yasa dışı su ürünleri avcılığının önlenmesine yönelik olarak gelecek yıl da 158 bin denetim yapılması planlanıyor. Ayrıca 200 bin metrekare terkedilmiş av aracı da su kaynaklarından temizlenecek.</p>

<p>Mevcut stokların korunması ve sürdürülebilir şekilde işletilmesi amacıyla iç su kaynaklarına gelecek yıl 70 milyon balık yavrusu salınacak. Ayrıca, yeni su ürünleri yetiştiricilik bölgelerinin belirlenmesine yönelik çalışmalar kapsamında tespit edilen yıllık 7 bin 500 ton ürün kapasiteli yeni alanın üretime açılması planlanıyor.</p>

<h2>15 bin küçük ölçekli balıkçı desteklenecek</h2>

<p>Tarımsal Üretimin Planlanması Yönetmeliği kapsamında su ürünleri stoklarının korunarak sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi amacıyla üretim planlaması sürecine girildi.</p>

<p>Düzenlemeye göre, başta hamsi olmak üzere avcılık yoluyla elde edilen mavi yüzgeçli orkinos, deniz patlıcanı, inci kefali, tıbbi sülük, beyaz kum midyesi ve yılan balığı, yetiştiricilik kapsamında da Türk somonu, çipura, levrek ve Akdeniz midyesi üretim planlanması kapsamına alındı.</p>

<p>Ayrıca, avcılık ve yetiştiricilikte üretim faaliyetleri ve yeni türlerin desteklenmesi amacıyla AR-GE çalışmalarına, su ürünleri araştırma enstitülerinin altyapılarının güçlendirilmesine ve balıkçı barınaklarına yönelik ihtiyaç analizi çalışmalarına devam edilecek.</p>

<p>Küçük ölçekli balıkçılık işletmelerinin ekonomik sürdürülebilirliklerinin sağlanması amacıyla gelecek yıl tarımsal destekleme bütçesi kapsamında 15 bin küçük ölçekli balıkçı desteklenecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarımda 20 milyar metreküpün üzerinde su israf ediliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tarimda-20-milyar-metrekupun-uzerinde-su-israf-ediliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tarimda-20-milyar-metrekupun-uzerinde-su-israf-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi&#039;nden Prof. Dr. Eyüp Selim Köksal, &quot;Türkiye&#039;de yaklaşık 55 milyar metreküp su kontrol altında. Bunun da yaklaşık 45 milyar metreküpü tarıma tahsis ediliyor. Bu suyun içerisinde de 20 milyar metreküpün üzerindeki suyun resmi rakamlara göre israf edildiği ortada&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/tarimda_20_milyar_metrekupun_uzerinde_su_israf_ediliyor_h7842_4a18a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tarımda, milyar, metreküpün, üzerinde, israf, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye'de en stratejik sektörlerden birinin tarım olduğunu belirten OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyüp Selim Köksal, "<em>Tarım hem dünyada hem de Türkiye'de su kaynaklarının en yoğun kullanıldığı sektördür. Aynı zamanda su kaynaklarının da en çok israf edildiği sektördür" dedi. Prof. Dr. Köksal, "Ülkelerin, tarım teşkilatlarının en çok yatırım yaptıkları işlerden bir tanesi, sulamadır. Türkiye'de diğer ülkelere göre sulamada geride değiliz; ama hala değiştirilmesi gereken yönlerimiz var. Bunlardan bir tanesi de sulamada kayıp olan suların önüne geçmek. Bunun için çiftçilerimizin bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi bir yere kadar. Artık çiftçilerimizi daha nitelikli sulama sistemlerine, daha otomasyonlu sulama sistemlerine kavuşturmak zorundayız</em>" diye konuştu.</p>

<h3>'Suyu daha doğru kullanmamız lazım'</h3>

<p>Türkiye'nin yaklaşık 55 milyar metreküp suyu kontrol altında tuttuğunu belirten Prof. Dr. Köksal, "<em>Türkiye'de yaklaşık 55 milyar metreküp su kontrol altında. Bunun da yaklaşık 45 milyar metreküpü tarıma tahsis ediliyor. Bu suyun içerisinde de 20 milyar metreküpün üzerindeki suyun resmi rakamlara göre israf edildiği ortada. O halde bu 20 milyar metreküp sudan daha fazla tasarruf etmemiz lazım ki daha az yatırımla, aynı su kaynağı ile aynı miktarda üretim yapabiliriz. Ya da ek yatırımlarla daha fazla alanda sulu tarım yaparak tarımda daha fazla üretim yapabiliriz. Bu da milli ekonomi açısından çok büyük bir yere sahiptir. Tarımda suyu daha doğru kullanmamız lazım. Ama sadece araziye boru döşemekle, sulama sistemleri döşemekle, suyu etkin kullanmak mümkün değil. Suyu gerekli zamanda, gerekli miktarda gereken yerde kullanma zorunluluğumuz var</em>" dedi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayder Yaylası’na Bakanlık koruması</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ayder-yaylasina-bakanlik-korumasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ayder-yaylasina-bakanlik-korumasi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesindeki Ayder Yaylası için hazırlanan ‘Ayder Yenileme ve Koruma Projesi’ni tamamladı. Doğal güzellikleri ortaya çıkarılan, ‘kesin korunacak hassas alanları’ kaçak salıncaklardan arındırılan yaylaya, yöresel mimariye uygun yapılar, doğa dostu otopark ve atık su arıtma tesisi kazandırıldı. Bakan Murat Kurum, Ayder Yaylası’nın yeni görüntülerini, “Son zamanlarda Ayder’e hiç gittiniz mi? Doğa harikası Ayder’in güzelliğine güzellik kattık” notuyla sosyal medya hesabından paylaştı.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019 yılındaki talimatının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ‘Ayder Yenileme ve Koruma Projesi’ için harekete geçti. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Tabiat Varlıklarını Koruma (TVK) Genel Müdürlüğü, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı ve İller Bankası AŞ (İLBANK), Ayder Yaylası’nın doğal güzellikleriyle korunup halkın hizmetine sunulması için imkanlarını seferber etti. Öncelikle 5 otelin bulunduğu bölgeler kamulaştırılıp yeşil alan vasfına kavuşturuldu. Bu bölgelerdeki oteller yıkıldı. TOKİ tarafından yöresel mimariyle doğal dokuya uygun 52 odalı apartlar inşa edildi. Yıkılan otellerin hak sahiplerine bu projeden yeni apartlar verildi.



Bin 650 araçlık otopark



Çevre ve görüntü kirliliğine neden olan kaçak salıncakların kurulduğu bölgeler, TVK Genel Müdürlüğü tarafından ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edildi. Salıncaklar söküldü. Yayladaki trafik sorununun çözümü için Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, atık su tesisi için ise İLBANK devreye girdi. Ayder’e bin 650 araçlık otopark ve atık su arıtma tesisi kazandırıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ayder Yaylası’nın görüntülerini, “Son zamanlarda Ayder’e hiç gittiniz mi? Doğa harikası Ayder’in güzelliğine güzellik kattık” notuyla paylaştı.



“Ayder’in atık suları artık arıtılıyor”



Rize Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali Serkan Savaş, Ayder’in silüetini bozan kaçak yapılaşmaya son veren, doğal dokuyu ortaya çıkaran bir projenin hayata geçirildiğine dikkat çekti. Savaş şunları söyledi: Vizyonumuz, sularının atık su arıtmayla temizlendiği, Fırtına Vadisi’nin temiz aktığı, yollarının trafikten arındırıldığı, egzoz dumanının az olduğu ve insanların doğanın nefesini alarak yürüyebildikleri bir Ayder oluşturmaktı. Ayder’in atık suları artık arıtılıyor. Yine doğa dostu ve mühendislik harikası diyebileceğimiz bin 650 araçlık otoparkımız bu yıl içerisinde yapıldı. Ayder’in içerisindeki trafik azaltılmaya başlandı ve böylelikle vatandaşlarımız kaldırımda rahatça yürümeye başladı. Eskiyen termal otelimiz yenilendi. Yine, yöresel mimariye uygun toplam 52 odalı apartlar yapıldı. Sayın Murat Kurum’un talimatlarıyla Ayder’in silüetini bozan, yeşil alan yapılabilecek otellerle trampa edildi ve bu otellerin yeri yıkılıp, yeşil kalmak suretiyle bu otellerimize teslim edildi. Bu sene de bu otellerimiz faaliyete geçti.



“Burada içimiz açıldı”



Ayder’e gelen ziyaretçiler de yaylanın yenilenmiş halinden övgüyle bahsetti. Nazan Sümer, “Otoparkı gelirken gördük. Hiçbir şekilde görüntüyü bozmadan yere doğru inen otoparklar yapılmış. Bence bu çok güzel olmuş” dedi. Otellerin ahşap malzemeye ağırlık vererek yapıldığını kaydeden Sümer, “Bence otantik olmuş. Betonlaşma yerine taş ve odun olması güzel” diye konuştu. Ayder’in yeni halini çok beğendiğini ifade eden Derin Ekşi ise, “Fazla kalmayız demiştik ama aşağı yukarı 3 saattir burada dolaşıyoruz. Öyle güzel ki, çok beğendik. İçimiz açıldı, tavsiye ederiz. Küçük bir vlog da çektik bu arada. Gayet iyi çalışılmış. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.

(İHA) ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/ayder_yaylasina_bakanlik_korumasi_h7857_4d9bf.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ayder, Yaylası’na, Bakanlık, koruması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesindeki Ayder Yaylası için hazırlanan ‘Ayder Yenileme ve Koruma Projesi’ni tamamladı. Doğal güzellikleri ortaya çıkarılan, ‘kesin korunacak hassas alanları’ kaçak salıncaklardan arındırılan yaylaya, yöresel mimariye uygun yapılar, doğa dostu otopark ve atık su arıtma tesisi kazandırıldı. Bakan Murat Kurum, Ayder Yaylası’nın yeni görüntülerini, “Son zamanlarda Ayder’e hiç gittiniz mi? Doğa harikası Ayder’in güzelliğine güzellik kattık” notuyla sosyal medya hesabından paylaştı.</p>

<p></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019 yılındaki talimatının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ‘Ayder Yenileme ve Koruma Projesi’ için harekete geçti. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Tabiat Varlıklarını Koruma (TVK) Genel Müdürlüğü, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı ve İller Bankası AŞ (İLBANK), Ayder Yaylası’nın doğal güzellikleriyle korunup halkın hizmetine sunulması için imkanlarını seferber etti. Öncelikle 5 otelin bulunduğu bölgeler kamulaştırılıp yeşil alan vasfına kavuşturuldu. Bu bölgelerdeki oteller yıkıldı. TOKİ tarafından yöresel mimariyle doğal dokuya uygun 52 odalı apartlar inşa edildi. Yıkılan otellerin hak sahiplerine bu projeden yeni apartlar verildi.</p>

<p></p>

<p>Bin 650 araçlık otopark</p>

<p></p>

<p>Çevre ve görüntü kirliliğine neden olan kaçak salıncakların kurulduğu bölgeler, TVK Genel Müdürlüğü tarafından ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edildi. Salıncaklar söküldü. Yayladaki trafik sorununun çözümü için Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, atık su tesisi için ise İLBANK devreye girdi. Ayder’e bin 650 araçlık otopark ve atık su arıtma tesisi kazandırıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ayder Yaylası’nın görüntülerini, “Son zamanlarda Ayder’e hiç gittiniz mi? Doğa harikası Ayder’in güzelliğine güzellik kattık” notuyla paylaştı.</p>

<p></p>

<p>“Ayder’in atık suları artık arıtılıyor”</p>

<p></p>

<p>Rize Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali Serkan Savaş, Ayder’in silüetini bozan kaçak yapılaşmaya son veren, doğal dokuyu ortaya çıkaran bir projenin hayata geçirildiğine dikkat çekti. Savaş şunları söyledi: Vizyonumuz, sularının atık su arıtmayla temizlendiği, Fırtına Vadisi’nin temiz aktığı, yollarının trafikten arındırıldığı, egzoz dumanının az olduğu ve insanların doğanın nefesini alarak yürüyebildikleri bir Ayder oluşturmaktı. Ayder’in atık suları artık arıtılıyor. Yine doğa dostu ve mühendislik harikası diyebileceğimiz bin 650 araçlık otoparkımız bu yıl içerisinde yapıldı. Ayder’in içerisindeki trafik azaltılmaya başlandı ve böylelikle vatandaşlarımız kaldırımda rahatça yürümeye başladı. Eskiyen termal otelimiz yenilendi. Yine, yöresel mimariye uygun toplam 52 odalı apartlar yapıldı. Sayın Murat Kurum’un talimatlarıyla Ayder’in silüetini bozan, yeşil alan yapılabilecek otellerle trampa edildi ve bu otellerin yeri yıkılıp, yeşil kalmak suretiyle bu otellerimize teslim edildi. Bu sene de bu otellerimiz faaliyete geçti.</p>

<p></p>

<p>“Burada içimiz açıldı”</p>

<p></p>

<p>Ayder’e gelen ziyaretçiler de yaylanın yenilenmiş halinden övgüyle bahsetti. Nazan Sümer, “Otoparkı gelirken gördük. Hiçbir şekilde görüntüyü bozmadan yere doğru inen otoparklar yapılmış. Bence bu çok güzel olmuş” dedi. Otellerin ahşap malzemeye ağırlık vererek yapıldığını kaydeden Sümer, “Bence otantik olmuş. Betonlaşma yerine taş ve odun olması güzel” diye konuştu. Ayder’in yeni halini çok beğendiğini ifade eden Derin Ekşi ise, “Fazla kalmayız demiştik ama aşağı yukarı 3 saattir burada dolaşıyoruz. Öyle güzel ki, çok beğendik. İçimiz açıldı, tavsiye ederiz. Küçük bir vlog da çektik bu arada. Gayet iyi çalışılmış. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.</p>

<p>(İHA)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Helene Kasırgası&amp;#039;nda ölü sayısı 230&amp;#039;u aştı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/helene-kasirgasinda-oelu-sayisi-230u-asti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/helene-kasirgasinda-oelu-sayisi-230u-asti</guid>
<description><![CDATA[ Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Florida eyaletini etkileyen Helene Kasırgası&#039;nın neden olduğu afetlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 230&#039;u aştı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/helene_kasirgasi_nda_olu_sayisi_230_u_asti_h7841_900d2.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Helene, Kasırgası&amp;039nda, ölü, sayısı, 230&amp;039u, aştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin Florida eyaletinde kategori 4 seviyesinde karaya çıkan Helene Kasırgası nedeniyle can kaybı artıyor. Kuzey Carolina, Güney Carolina, Georgia, Florida, Tennessee ve Virginia eyaletlerinde etkili olan 'Helene' kasırgasında yaşanan can kaybı 230'u aştı.</p>

<p>Helene, 2005 yılında bin 392 kişinin ölümüne yol açan Katrina Kasırgası'ndan bu yana ABD'yi vuran en ölümcül kasırga oldu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;#039;de 2025 itibarıyla elektronik sigaraların yasaklanacağı duyuruldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ingilterede-2025-itibariyla-elektronik-sigaralarin-yasaklanacagi-duyuruldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ingilterede-2025-itibariyla-elektronik-sigaralarin-yasaklanacagi-duyuruldu</guid>
<description><![CDATA[ İngiliz hükümeti, geri dönüştürülemeyen tek kullanımlık elektronik sigaraların israfa yol açtığını ve çevreye zarar verdiğini savunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/ingiltere_de_2025_itibariyla_elektronik_sigaralarin_yasaklanacagi_duyuruldu_h7856_1c039.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İngiltere&amp;039de, 2025, itibarıyla, elektronik, sigaraların, yasaklanacağı, duyuruldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz hükümeti, önümüzdeki yılın Haziran ayından itibaren tek kullanımlık elektronik sigaraları israf olarak nitelendirerek yasaklayacak yeni bir mevzuat açıkladı.</p>

<p>İngiltere sağlık ve çevre bakanlıkları tarafından yapılan ortak açıklamada, bu adımın hem çevreyi korumaya hem de gençlerin elektronik sigara kullanımını engellemeye yönelik bir adım olduğu belirtildi.</p>

<p>Tek kullanımlık elektronik sigaraların şarj edilemediği ve genellikle çöpe atıldığı belirtildi.</p>

<p>Kamu Sağlığı ve Önlemeden Sorumlu Parlamento Müsteşar Yardımcısı Andrew Gwynne, "Geçen yıl 11-15 yaş arası gençlerin dörtte birinin elektronik sigara kullanması son derece endişe verici ve bugün elektronik sigara kullanan çocukların çoğunun tercih ettiği ürünün tek kullanımlık olduğunu biliyoruz" dedi.</p>

<p>Gwynne, "Tek kullanımlık elektronik sigaraların yasaklanması sadece çevreyi korumakla kalmayacak, aynı zamanda elektronik sigaraların çocuklar için cazibesini azaltacak ve onları savunmasız gençlerin ellerinden uzak tutacaktır," ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bir önceki Birleşik Krallık hükümeti de gençler arasında elektronik sigara kullanımında büyük bir artışa neden olduğunu söyleyerek tek kullanımlık bu sigaraları yasaklamayı planlamıştı.</p>

<h2>Elektronik sigara kullanımında artış</h2>

<p>İngiltere'de kısa süre önce yapılan bir anket, düzenli olarak sigara içmeyen bir milyon yetişkinin artık elektronik sigara kullandığını ortaya koydu.</p>

<p>Bu artışın başlıca nedeni gençler olup, 18 ila 24 yaş arasındaki düzenli sigara içmeyenlerin yüzde 14'ünün artık elektronik sigara kullandığı görüldü.</p>

<p>Sağlık ve çevre bakanlıkları Perşembe günü yaptıkları ortak açıklamada, İngiltere'de elektronik sigara kullanımının 2012 ile 2023 yılları arasında yüzde 400'den fazla arttığını belirtti.</p>

<p>Kar amacı gütmeyen geri dönüşüm grubu Material Focus'un geçen yıl yaptığı bir tahmine göre, her hafta yaklaşık 5 milyon tek kullanımlık elektronik sigara çöpe atılıyor ve bu sayı bir önceki yıl yaptıkları tahmine göre dört kat daha fazla.</p>

<p>Parlamentonun onayına tabi olan yasaklama kararı, işletmelerin kalan stoklarını satmak için 1 Haziran 2025'e kadar süreleri olduğu anlamına geliyor.</p>

<p>Uygulama tarihlerinin Birleşik Krallık içerisindeki diğer hükümetlerle de uyumlu olması bekleniyor. Galler hükümeti de mevzuatın yürürlüğe gireceği tarihi Haziran olarak belirledi.</p>

<p>Bazı Avrupa ülkeleri de tek kullanımlık elektronik sigaraları yasaklamayı planlamış olup, Avrupa Komisyonu geçtiğimiz ay Fransa'nın bu yöndeki mevzuatını onayladı.</p>

<p>Komisyon, Belçika'nın tek kullanımlık elektronik sigaraları yasaklayan mevzuatını yılın başlarında onaylamıştı.</p>

<p>Elektronik sigara, sigara içmekten çok daha az zararlı olsa da "tamamen zararsız" değil ve İngiltere Ulusal Sağlık Servisi'ne (NHS) göre sadece yetişkin sigara içicilerine sigarayı bırakma aracı olarak tavsiye ediliyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Orman arazilerinde imarsız yapılaşma oyunu!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/orman-arazilerinde-imarsiz-yapilasma-oyunu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/orman-arazilerinde-imarsiz-yapilasma-oyunu</guid>
<description><![CDATA[ Orman rantında yeni ihale Bursa’da. Osmangazi ilçesine bağlı Demirtaş Mahallesi sınırlarında 130 bin m2’den fazla orman arazisi ‘konaklamalı orman parkı’ olarak işletilmek için ihaleye çıkarılıyor... ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/orman_arazilerinde_imarsiz_yapilasma_oyunu_h7854_766be.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Orman, arazilerinde, imarsız, yapılaşma, oyunu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Orman arazilerinin ‘orman parkı’ adı altında yapılaşmaya açılmasına olanak sağlayan düzenleme iki yıldır yürürlükte. Mayıs 2022’de çıkarılan ‘Orman Parkları Yönetmeliği’, konaklamalı ve konaklamasız olarak devasa büklükteki orman arazilerinin imar şartı aranmaksızın yapılaşmaya açılmasına da olanak sağlıyor. Ülke genelindeki konaklamalı orman parklarının sayısı 250’yi geçerken 1600’den fazla da günübirlik kullanıma yönelik orman parkı bulunuyor. Devasa büyüklükteki orman arazilerinin 20 yıllığına kiralanmasına olanak sağlayan yönetmeliğe tepkiler yükselirken Antalya Kaş’taki Pınarbaşı Konaklamalı Orman Parkı ihalesi iptal edildi. Gündemdeki yeni orman parkı ihalesi ise Bursa’da.</p>

<p>Bursa’nın Osmangazi ilçesine bağlı Demirtaş Mahallesi sınırlarında 130 bin metrekareden fazla orman arazisinin ‘konaklamalı orman parkı’ olarak işletilmek üzere 5 Kasım’da ihaleye çıkarılacağı duyuruldu.</p>

<h3>ÖNCE ÇİM KAYAĞI TESİSİ, ARDINDAN MESİRE YERİ YAPILDI</h3>

<p>Demirtaş Barajının bitişiğinde yer alan orman arazisinde 1987’de çim kayağı tesisi yapılan ve ancak bir süre hizmet verdikten sonra yaklaşık 15 yıl kaderine terk edilen alan, 2023 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kiralanarak ilave yapılaşmayla mesire yeri olarak hizmete açılmıştı.</p>

<p><img alt="ihaleye çıkarılacak alanda çim kayağı tesisi yapılmıştı" height="576" src="https://www.evrensel.net/upload/dosya/274730.jpg" width="1024"></p>

<h3>KONAKLAMALI ORMAN PARKI OLARAK 20 YILLIĞINA KİRALANACAK</h3>

<p>Osmangazi Orman İşletme Şefliği amenajman planında 156 ve 159 numaralı bölmeler içerisinde kalan 13.53 hektarlık orman arazisi ‘konaklamalı orman parkı’ adıyla 20 yıllığına kiralanacak. Kapalı teklif usulü yapılacağı duyurulan ihale dosyasında orman arazisindeki yapılaşma detaylarına da yer veriliyor.</p>

<p>Dermirtaş Konaklamalı Orman Parkı içerisinde idare tarafından önerilen tesisler, ihaleyi alan işletmeci tarafından yapılacak. Buna göre orman arazisinde 250 metrekare büyüklüğünde bir adet kır lokantası, 250 metrekarelik kır kahvesi, 30 metrekarelik yöresel ürünler satış ünitesi, 18’er metrekarelik 2 ayrı büfe, 215 metrekarelik hayvan barınağı, 5 bin 500 metrekarelik macera parkı, zipline ve çocuk oyun alanları yapılabilecek. İdarenin önerdiği yapılar arasında ayrıca personel ve idare binaları, ibadethane, su deposu, çocuk oyun alanı, çeşmeler, tuvalet, malzeme depoları, seyir terası, menaj ve çim amfi gibi üniteler yer alıyor. İhale dosyasında, 130 bin metrekareden büyük orman arazisinin yıllık kira bedelinin ise 315 bin TL olarak belirlendiği bilgisine yer veriliyor.</p>

<h3>ORMAN ARAZİSİNDE 18 BİN METREKAREDEN FAZLA YAPILAŞMA</h3>

<p>Her biri 80 metrekareden oluşan 120 adet çadır alanı ile her biri 20 metrekarelik alana sahip 16 adet kameriyenin yapılacağı orman parkı ihalesiyle kiralanacak orman arazisinin 18 bin metrekareden fazla alanı yapılaştıracak. Normal bir orman arazisinde yapılaşmaya izin verilmezken, ‘orman parkı’ olarak ayrılan orman arazilerinin imar şartı da aranmadan yapılaşmaya açılması orman yağmasının yeni bir yolu olarak </p>

<h3>YÖNETMELİK ORMANDAKİ YAPILAŞMAYI İMAR ŞARTINDAN KAÇIRIYOR</h3>

<p>Mayıs 2022’de çıkarılan Orman Parkları Yönetmeliği, geçmişte mesire yeri ve kent parkı olarak anılan yerlere ‘orman parkı’ tanımı getirdi. Orman Parkları Yönetmeliği’nin 18. maddesi, bu alanların Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisini düzenliyor. Bu maddeye göre turizm bölgeleri içinde olup olmadığına bakılmaksızın eğer bir ilçenin denize kıyısı varsa konaklamalı orman parklarının tescillerinin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığına bildirilmesi gerekiyor. Bakanlık uygun görmesi halinde 60 gün içinde bu alanları tahsis edebiliyor. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise “Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisen verilen orman parklarının alanları hiçbir şekilde imar uygulamalarına konu edilemez” diye ifade ediliyor.</p>

<h3>YÖNETİM PLANININ ADI VAR KENDİ YOK</h3>

<p>Yönetmelik, arazi kullanımına yönelik orman parklarında gelişim ve yönetim planları yaptırılmasını da düzenliyor ancak ihalesi yapılan birçok orman parkının gelişim ve yönetim planı olmaksızın işletmeye açılması dikkat çekiyor.</p>

<h3>ORMAN RANTI ARTVİN’DE CAN ALMIŞTI</h3>

<p>Geçtiğimiz ay Artvin’in Cankurtaran bölgesindeki 170 bin m2’lik orman arazisinin orman parkı olarak kiralanarak yapılaşmaya açılmasına tepki gösteren vatandaşların üzerine ateş açılmış, olay Reşit Kibar adlı vatandaşın ölümüyle sonuçlanmıştı. Cankurtaran Konaklamalı Orman Parkı ihalesini alan Muhammet Ustabaş adlı yüklenicinin, arazideki ağaç kesimine tepki gösteren köylülerin üzerine silahla ateş açması sonucu Ersan Koyuncu ve Gökhan Koyuncu adlı vatandaşlar da yaralanmıştı.</p>

<p><em><strong>Kaynak: Evrensel/Yusuf Yavuz</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’nin suskun volkanları uyanıyor mu?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-suskun-volkanlari-uyaniyor-mu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-suskun-volkanlari-uyaniyor-mu</guid>
<description><![CDATA[ Manisa Kula’da magma odasında tespit edilen püskürme riski, gözleri Türkiye’nin volkanlarına çevirdi. Ülkemizdeki volkanlar yüzlerce yıldır suskun olsa da bir gün aktif hale gelip gelmeyecekleri merak konusu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/turkiyenin_suskun_volkanlari_uyaniyor_mu_h7853_e913a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’nin, suskun, volkanları, uyanıyor, mu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin UNESCO tescilli Kula-Salihli Jeoparkı, volkanik tepeleri ve kızgın lavların oluşturduğu kaya denizi ile yalnızca doğaseverlerin değil, bilim insanlarının da gözdesi… Geçtiğimiz günlerde bu eşsiz alanda dikkat çeken bir araştırma yapıldı. TÜBİTAK destekli projede, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nin öncülüğünde 12 bilim insanı yer altındaki magma odalarını incelemek üzere bölgeye 15 sismometre yerleştirdi.</p>

<p>Yapılan incelemeler, yerin 5 ila 30 kilometre derinliğinde sekiz magma odasının varlığını ortaya koydu. Özellikle 5 kilometre derinlikte bulunan en büyük magma odasının depremlerle tetiklenip harekete geçme riski taşıdığı belirlendi. Bu keşif, Türkiye’deki volkanların potansiyelini yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Ülkemizde birçok aktif volkan bulunuyor, ancak şu an için sessizler… Peki, bu devler bir gün uyanarak lav püskürtür mü? Manisa’da keşfedilen magma odasındaki püskürme riski ne anlama geliyor? Merak edilen tüm bu sorulara Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) İnşaat Fakültesi Dekanı ve Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şükrü Ersoy’la yanıt aradık.</p>

<p></p>

<p>Volkan dediğimiz zaman hep klasik bir dağ ve dağın da kraterinden püsküren lav akla geliyor. Ancak tüm volkanlar öyle değil. Bazı volkanlar çok püskürmezler, yayvan bir dağın üzerindeki kraterden akarlar. İçindeki gaz miktarına bağlı olarak fışkırabilirler. Eğer böyle bir durum yoksa sadece akarlar.</p>

<p>Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) İnşaat Fakültesi Dekanı ve Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şükrü Ersoy</p>

<p></p>

<h2>Manisa’da geçmişte lav püskürmeleri var</h2>

<p>Öncelikle Manisa’da tespit edilen magma odalarını ve püskürme riskini soruyoruz Prof. Dr. Ersoy’a... “Manisa Kula’da küller üzerinde insan ayak izleri var” diye sözlerine başlayan Prof. Dr. Ersoy, şöyle devam ediyor:</p>

<p>“Bu, geçmişte bir püskürmeye işaret ediyor. Araştırmacılar magma odasının yüzeye yakın olduğunu, bir faaliyeti olabileceğini söylüyor. Ancak bir tarih verilmiyor. Böyle bir potansiyeli, böyle bir tehlikeyi ortaya koyuyorlar. Bunun ‘Acil püsküreceği şeklinde bir uyarı veriliyor’ şeklinde algılanmaması gerekiyor.”</p>

<p>Bir volkanın magma odasından yeryüzüne çıkması için bir irtibatı olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ersoy, “Volkanların faaliyeti için iyi bir gözlem yapılması gerekir. Mesela o bölgede geçici olarak küçük depremler meydana gelirse, krater varsa gaz çıkışları meydana gelir. Bu gaz çıkışları ve depremler bize volkanın püskürmeye yakın olduğunu ifade eder” diyor.</p>

<h2>Türkiye’de 13 volkan bulunuyor</h2>

<p>Türkiye’nin yüzde 16’sı volkanlarla kaplı… Yakın zamanda faaliyete geçmese de Türkiye’de 13 volkan bulunuyor. Bunlar Manisa’daki Kula Volkanik Jeoparkı, Konya’daki Acıgöl ve Karapınar, Niğde ve Aksaray il sınırlarında yer alan Hasan Dağı, yine Niğde’de bulunan Göllü Dağı, Kayseri-Erciyes Dağı, Şanlıurfa-Karacadağ, Bitlis-Nemrut Dağı, Van’daki Süphan Dağı ve Girekol Tepe, Ağrı’daki Tendürek ve Ağrı Dağı ile Kars’taki Kar Platosu’dur.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-5724262.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<p>Volkanların hepsi aynı özellikte olmuyor… Bu durum Türkiye’deki örnekleri için de geçerli. Prof. Dr. Ersoy, şöyle konuşuyor:</p>

<p>“Volkan dediğimiz zaman hep klasik bir dağ ve dağın da kraterinden püsküren lav akla geliyor. Ancak tüm volkanlar öyle değil. Bazı volkanlar çok püskürmezler, yayvan bir dağın üzerindeki kraterden akarlar. İçindeki gaz miktarına bağlı olarak fışkırabilirler. Eğer böyle bir durum yoksa sadece akarlar. Yine fay, yarık varda yerkabuğunda ağır ağır volkanlar çıkabiliyor. Onlar bazen mısır patlağı gibi kendini göstermeden hareket eden volkanlar ki, Türkiye’de de bunlardan bulunuyor.”</p>

<p></p>

<p>Türkiye’deki volkanlar sönmüş değil, sadece suskun. Geçmişte faaliyete geçmişler ancak şu anda kritik bir durumumuz yok. Fakat bu volkanların gözlem altında tutulması yararlı olur.</p>

<p></p>

<p>Tarihsel süreç içinde Türkiye’deki volkanlar da zaman zaman harekete geçmiş. Prof. Dr. Ersoy, geçmişte yaşanan bu faaliyetleri örneklerle açıklıyor. “Hasan Dağı, Erciyes, Ağrı, Nemrut, Süphan, Tendürek Türkiye'de en bilinen volkanlar” diyerek “MÖ 6200'de Hasan Dağı'nın püskürdüğünde Hattuşaş’ta yaşayan insanlar var. Hatta o püskürmeyi duvara bile çizerek betimlemişler. Ağrı 2500 yıl önce, Tendürek ise 2000 yıl önce faaliyete geçmiş. Erciyes ise MS 1441-1597 gibi yıllarında faaliyet göstermiş” bilgisini veriyor.</p>

<h2>Türkiye’deki volkanlar suskun</h2>

<p>Peki, bu volkanlarda uzun süredir herhangi bir faaliyet görülmemesi sönümlendikleri anlamına mı geliyor? “Türkiye’deki volkanlar sönmüş değil, sadece suskun. Geçmişte faaliyete geçmişler ancak şu anda kritik bir durumumuz yok. Fakat bu volkanların gözlem altında tutulması yararlı olur” ifadesini kullanıyor Prof. Dr. Ersoy.</p>

<p>Volkanlarla ilgili en fazla tartışılan konulardan biri de olası bir deprem durumunda suskun volkanların tekrar faaliyete geçip geçemeyeceği… Türkiye’deki volkanların depremlerle harekete geçmeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Ersoy, Güney Ege’deki volkanlara dikkat çekerek, “Yunanistan'ın Güney Ege’de 6 tane volkanı var. Bu bölgede büyük depremler olursa hem tsunamiyi hem de volkanları tetikleyebilirler” diyor.</p>

<p>Bu durumun dolaylı yoldan Türkiye’yi nasıl etkilenebileceğini ise örneklerle açıklıyor: “İtalya'daki Vezüv Yanardağı MS 79'da püskürdüğünde külleri İstanbul'a bile gelmiş. Yine 2010 yılında İzlanda’da bir volkan patlamıştı. Dünyada 100 bin uçak seferi iptal edilmişti. Çünkü o bulutun üzerinden geçerken uçaklar düşebilirdi.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;#039;de her yıl ortalama 23 milyon ton gıda israf ediliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyede-her-yil-ortalama-23-milyon-ton-gida-israf-ediliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyede-her-yil-ortalama-23-milyon-ton-gida-israf-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) Mütevelli Heyeti Başkanı Halil Fatih Akgül, Türkiye&#039;de her yıl yaklaşık 23 milyon ton gıdanın israf edildiğini söyledi. Akgül, &quot;Üretilen bu ürünlerin yaklaşık yüzde 35&#039;i sofraya ulaşamadan kaybolmakta ya da çöpe gitmektedir&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/turkiye_de_her_yil_ortalama_23_milyon_ton_gida_israf_ediliyor_h7850_521e6.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye&amp;039de, her, yıl, ortalama, milyon, ton, gıda, israf, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Akgül, "16 Ekim Dünya Gıda Günü" kapsamında gıda israfına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Gıda israfının büyük bir kısmını meyve ve sebzelerin oluştuğunu belirten Akgül, "Türkiye'de her yıl ortalama 23 milyon ton gıda israf edilmektedir. Üretilen bu ürünlerin yaklaşık yüzde 35'i sofraya ulaşamadan kaybolmakta ya da çöpe gitmektedir. Ülkede her gün yaklaşık 12 milyon ekmek çöpe atılmakta, bu da yılda 4 milyar 380 milyon ekmeğe denk gelmektedir" diye konuştu.</p>

<p>Evsel gıda atığının da önemli bir sorun olduğuna değinen Akgül, "Yıllık 7,76 milyon ton evsel gıda çöpe atılmaktadır ve kişi başına yıllık yaklaşık 93 kilogram gıda israfı düşmektedir. Ayrıca, ekmek israfının en sık yaşandığı yerler arasında lokantalar, oteller ve toplu yemek yerleri öne çıkmaktadır" dedi.</p>

<h2>"Hasat ve depolama süreçlerinde yaşanan kayıplar da israfı artırmaktadır"</h2>

<p>Akgül, şöyle devam etti:</p>

<p><em>"Türkiye'de gıda israfının başlıca nedenleri arasında yetersiz planlama ve bilinçsiz alışveriş alışkanlıkları geliyor. İhtiyacın üzerinde üretim ve hazırlık yapılması ile perakende ve dağıtım süreçlerindeki aksaklıklar da yer almaktadır. Özellikle tüketicilerin gereksiz gıda alımı yapması ve uygun saklama koşullarına özen göstermemesi, gıdaların hızlıca bozulmasına yol açmaktadır. Aynı zamanda tedarik zincirindeki hatalar, hasat ve depolama süreçlerinde yaşanan kayıplar da israfı artırmaktadır. Bu sorunların tüm aşamalarda etkili bir şekilde ele alınması, hem ekonomik kayıpların önlenmesi hem de sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşımaktadır."</em></p>

<p>Türkiye İsrafı Önleme Vakfının gıda israfının önlenmesi amacıyla hayata geçirdiği "Gıda Bankacılığı" projesiyle ilgili bilgi veren Akgül, "Gıda bankacılığı, bağış olarak yapılan gıda yardımlarının ve son kullanma tarihi yaklaşan gıdaların ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasını amaçlamaktadır. Türkiye’de Gıda Bankacılığı faaliyetleri sadece dernekler veya vakıflar tarafından yürütülebilmektedir. Gıda Bankacılığında bağışın mutlak suretle gıda maddesi niteliğinde olması ve 'bedelsiz olarak ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere' şartı ile verilmiş olması aranmaktadır. Gıda Bankacılığının ülkemizdeki ilk uygulamasına 20 Ocak 2004'te Diyarbakır'da başlanmıştır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Vakıf olarak bağışlanan gıdaların muhafazası ve dağıtımına yönelik Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Vakfının (DAKAV) tahsis ettiği 2 bin metrekarelik kapalı alanda Diyarbakır Gıda Bankasını faaliyete geçirdiklerini anımsatan Akgül, bankanın Konya'da da faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti.</p>

<p>Akgül, proje kapsamında tüketicilere planlı alışveriş ve gıdaların doğru saklanmasının öneminin anlatıldığını, kusurlu ancak sağlıklı meyve ile sebzelerin kullanımının teşvik edildiğini, cezaevleri, hastaneler ve okullarda eğitim programları düzenlenerek israfı önlemek için bilinçlendirme çalışmaları yapıldığını aktardı.</p>

<p>Gıda israfının önüne geçmek için alışveriş planlaması ile ürünlerin son kullanma tarihlerine dikkat edilmesi gerektiğine değinen Akgül, bunlara ek olarak da porsiyon kontrolü, yemek artıklarının değerlendirilmesi, meyve ve sebzeleri doğru saklama ile doğru mutfak kullanımının bireysel adımlar olduğunu kaydetti.</p>

<p>Akgül, artan fiyatların tüketicilerin daha bilinçli alışveriş yapmalarına, ihtiyaç dışı ürünlerden kaçınmalarına ve daha planlı tüketim alışkanlıkları geliştirmelerine yol açarak israfı azaltabileceğini dile getirdi.</p>

<p>Gıdanın doğru saklanması ile alışveriş planlaması ve artıkların değerlendirilmesi konularında halkın daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Akgül, gıda bankalarının ise daha etkin çalışabilmesi için lojistik altyapılarının güçlendirilmesi; özellikle tedarik zincirindeki kayıpların azaltılması için güçlü soğuk zincir ve saklama çözümlerinin önemli olduğunu vurguladı.</p>

<p>İlerleyen yıllarda temel hedeflerinin Türkiye’de gıda israfını azaltmak için 2030 yılına kadar gıda atıklarını yarıya indirmek olduğunu söyleyen Akgül, şöyle konuştu:</p>

<p><em>"Bu doğrultuda, Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına (SKA) uygun olarak, israfı en çok yaşanan alanlar olan meyve-sebze tüketimi ve ekmek atıkları üzerinde yoğunlaşacağız. Toplumun her kesiminde farkındalık oluşturmak ve etkin çözümler sunmak, gıda güvenliğini artırmak ve israfı en aza indirmek için kritik önem taşımaktadır."</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim değişikliğinin etkisiyle artan sellerle mücadelede yeni dönem</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikliginin-etkisiyle-artan-sellerle-mucadelede-yeni-doenem</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikliginin-etkisiyle-artan-sellerle-mucadelede-yeni-doenem</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğü (OGM), Türkiye&#039;de sel sonucu yaşanan can ve mal kayıplarını azaltmak amacıyla hazırlanan Yukarı Havza Sel Kontrolü Eylem Planı kapsamında 194 sel havzasındaki 240 bin 535 hektar alanda çalışma gerçekleştirecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/iklim_degisikliginin_etkisiyle_artan_sellerle_mucadelede_yeni_donem_h7849_6ab5d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, değişikliğinin, etkisiyle, artan, sellerle, mücadelede, yeni, dönem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>OGM, gerçekleştirdiği ağaçlandırma, yangınla mücadele, rehabilitasyon ve fidan yetiştirme gibi ormancılık faaliyetlerinin yanında erozyon kontrolü, mera ıslahı, çölleşmeyle mücadele, sel ve çığ kontrolü gibi çalışmalar da yapıyor.</p>

<p>OGM tarafından bu görevlerinin yerine getirilmesi için çeşitli konularda eylem planları devreye alınıyor.</p>

<p>Sel havzalarına yönelik ilk eylem planı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü tarafından hazırlandı ve 2013-2017 yıllarında Orman Genel Müdürlüğü tarafından uygulandı. Bu plan kapsamında 25 ana havza içerisinde bulunan 346 sel havzasında 145 bin 836 hektar alanda çalışma yürütüldü.</p>

<p>Genel Müdürlükçe 2019-2023 döneminde eylem planları dışında rutin sel kontrol çalışmaları yapılırken, 126 harçlı ıslah ve 12 çelik moloz bariyeri ile 21 kaya dolgulu çelik kafes duvarı inşa edildi.</p>

<p>Plan döneminin bitmesinin ardından da yukarı havza sel kontrol faaliyetlerine devam edilirken, 2019 itibarıyla sel kontrol harcama kalemi "erozyon" bütçesinden ayrılarak bağımsız hale getirildi.</p>

<p>Çalışmalar, bu yıldan itibaren klasik sel kontrol önlemlerinin yanı sıra daha güçlü yapıları içerecek hale getirildi. Özellikle Doğu Karadeniz başta olmak üzere kuvvetli yağışların olduğu yerlerde harçlı ıslah yöntemleri uygulanmaya başlandı.</p>

<h2>Plan kapsamında en fazla havza çalışması Kayseri'de yapılacak</h2>

<p>Genel Müdürlük, iklim değişikliğinin de etkisiyle son yıllarda sel vakalarında artış yaşanması, yukarı havzada alınacak önlemlerin sellerle mücadele konusunda kritik öneme sahip olması gibi nedenlerle yeni bir eylem planı uygulamaya karar verdi.</p>

<p>OGM, bu doğrultuda 2024-2028 yıllarını kapsayacak yeni bir Yukarı Havza Sel Kontrolü Eylem Planı'nı uygulayacak. Plan kapsamında, kurumun faaliyet alanlarına giren her il için çalışma yapılması gereken öncelikli havzalar tespit edildi.</p>

<p>Buna göre, eylem planı uygulanmaları söz konusu yıllar arasında tamamlanacak ve 30 ilde bulunan 194 sel havzasındaki 240 bin 535 hektar alanda çalışma yapılacak. En fazla sel kontrolü yapılacak il 15 uygulamayla <a href="https://www.trthaber.com/etiket/kayseri/" target="_blank">Kayseri</a> olarak belirlenirken, bu ili 12'şer uygulamayla Kastamonu, Ankara, Giresun, Trabzon, 11 uygulamayla Amasya izledi.</p>

<p>Söz konusu illerde sel riski taşıyan havzalarda, mekanik önlemler kapsamında arazilerin yapısına göre yamaç, oyuntu ve mecra ıslahına yönelik çalışmalar yapılacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizin akciğerlerinin korunmasına tekne bağlama şamandırası desteği</title>
<link>https://trafikdernegi.com/denizin-akcigerlerinin-korunmasina-tekne-baglama-samandirasi-destegi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/denizin-akcigerlerinin-korunmasina-tekne-baglama-samandirasi-destegi</guid>
<description><![CDATA[ Denizin akciğerlerinin korunmasına tekne bağlama şamandırası desteği ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/denizin_akcigerlerinin_korunmasina_tekne_baglama_samandirasi_destegi_h7847_c442b.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denizin, akciğerlerinin, korunmasına, tekne, bağlama, şamandırası, desteği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Denizel İstilacı Yabancı Türler Projesi" (MarIAS) kapsamında, Ayvalık Adaları Tabiat Parkında, oksijen üretme özelliği nedeniyle "denizin akciğerleri" olarak bilinen deniz çayırlarını korumak ve istilacı denizüzümünün yayılımını engellemek amacıyla yeni girişim hayata geçirildi.</p>

<p>İstilacı yabancı türlerle mücadeleye ilişkin bölgeye özel tedbirleri içeren Ayvalık Adaları Tabiat Parkı Denizel Alanı Yönetim Planı'na ilişkin faaliyetler çerçevesinde 50 adet tonozlu şamandıradan oluşan "Tekne Bağlama Sistemi"nin kurulumu 16 Eylül'de tamamlanarak kullanılmaya başlandı.</p>

<p>Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürü Kadir Çokçetin, Ayvalık Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen Ayvalık Adaları Tabiat Parkı Denizel Alanı Tekne Bağlama Sistemi tanıtım etkinliğinde, bölgedeki deniz ekosisteminin korunması için uygulanan proje kapsamında Tekne Bağlama Sisteminin önemli bir bileşen olduğunu söyledi.</p>

<h2>Deniz çayırları tahribatının yüzde 50 azaltılması hedefleniyor</h2>

<p>Projenin deniz tabanında oluşan tahribatın önlenmesinde de model bir uygulama olduğunu vurgulayan Çokçetin, şunları kaydetti:</p>

<p><em>"Bağlama sisteminin kullanımı ile alandaki deniz çayırları tahribatının yüzde 50 azaltılması, deniz tabanında oluşabilecek fiziksel hasarın engellenmesi ve deniz turizminin çevresel sürdürülebilirliğinin sağlanması hedeflenmektedir. Tekne sahipleri de bu sistemi kullanarak denizel ekosistem tahribatının engellenmesine katkıda bulunacaklardır. Genel Müdürlüğümüzce ülkemizin zengin biyoçeşitliliğinin korunması, sürdürülebilir yönetiminin sağlanması ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için, sadece karasal alanlarda değil denizel alanlarda da çalışmalara devam edilecektir."</em></p>

<p></p>

<p><em><img alt="Denizin akciğerlerinin korunmasına tekne bağlama şamandırası desteği" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20241010_35875531.jpg"></em></p>

<p></p>

<p>Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman da denizlerin korunmasının önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Yaman, projenin ilçeye hayırlı olması temennisinde bulunarak, "Ayvalık ilçemiz dünyanın en güzel ilçelerinden biridir. Su altı zenginliği olarak da dünyada görülen türleri bünyemizde barındırıyoruz. Bu proje bu anlamda çok önemli. Kırmızı mercanları ve diğer su altı bitkileriyle bilinen ilçemizde riskle karşı karşıyaydık. Bu projeyle belli bir ölçüde bu tehlike bertaraf edilmiş olacak. İlçemize, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum." diye konuştu.</p>

<p>Doğa Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Figen Ant, istilacı yabancı türlerin önlenmesi için ve deniz çayırlarının gelişimi için yerel halk ve sivil toplum kuruluşlarının bilgilendirilmesinin önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton ise sağlıklı ekosistemlerin, denizüzümü gibi istilacı türler tarafından bozulabilen ve bu durumda feci sonuçlara yol açabilen hassas bir dengeye sahip olduğuna dikkati çekerek, "Ayvalık'taki ve diğer denizel alanlardaki çabalarımızın amacı, doğal dengeyi sürdürülebilir bir şekilde yeniden sağlamak." dedi.</p>

<p>Etkinlik, DKMP'ye ait teknenin hizmete alınması ve Pınar Adası'na gidilerek bu bölgedeki şamandıraların gözlemlenmesiyle sona erdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;#039;in hayat kaynağında kırmızı alarm!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirin-hayat-kaynaginda-kirmizi-alarm</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirin-hayat-kaynaginda-kirmizi-alarm</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in içme suyu ihtiyacının yüzde 45&#039;inin karşılandığı Tahtalı Barajı&#039;nda doluluk yüzde 16&#039;ya gerileyerek su seviyesi bakımından tarihinin en kötü ikinci ekim ayını yaşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/izmir_in_hayat_kaynaginda_kirmizi_alarm_h7846_c238d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir&amp;039in, hayat, kaynağında, kırmızı, alarm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Ege Bölgesi'nde 1 Ekim 2023-30 Eylül 2024 dönemini kapsayan 2024 su yılı yağışları, geçen yıl yağışlarının altında gerçekleşti.</p>

<p>Bu dönemde uzun yıllar yağış ortalaması metrekareye 604,7 kilogram olan, geçen yılın aynı döneminde 578,4 kilogram yağış alan bölgede bu yıl metrekareye 504,3 kilogram yağış düştü.</p>

<p>Yağışların düzensiz ve lokal gerçekleştiği İzmir'de kuzey bölgesi yeterli su alırken, güneydeki Küçük Menderes Havzası'nda ise kurak bir dönem yaşandı. Düzensiz ve lokal yağışlar kentteki bazı barajların doluluğunu olumlu etkilese de Küçük Menderes Havzasındaki Tahtalı Barajı'na yaramadı.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20241012-35892769-35892752-IZMIRE_ICME_SUYU_SAGLANAN_TAHTALIDA_DOLULUK_EN_KOTU_IKINCI_EKIM_AYINI_YASIYOR.jpg"></p>

<p><strong>- Son 16 yılın en düşüğü</strong></p>

<p>İzmir'in su ihtiyacının yarıya yakınının karşılandığı Tahtalı'daki su seviyesi, geçen senenin ekim ayına göre yüzde 30'dan yüzde 16'ya indi. Barajdaki su seviyesi, ekim ayı seviyesi bakımından son 16 yılın en düşük rakamı olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Yapımı 1997 yılında tamamlanan ve 25 yıldır su seviyesi kayıtları tutulan barajda en düşük ekim ayı doluluk oranı yüzde 5,5 dolulukla 2008 yılında gerçekleşmişti.</p>

<p>Yıllık ortalama 90 milyon metreküp su çekilen barajdaki kuraklığın etkisiyle havzanın bir bölümü adeta ovaya dönüştü. Su seviyesinin düşmesi nedeniyle havzada adacıkların oluştuğu, zeminin çatladığı görüldü.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20241012-35892769-35892743-IZMIRE_ICME_SUYU_SAGLANAN_TAHTALIDA_DOLULUK_EN_KOTU_IKINCI_EKIM_AYINI_YASIYOR.jpg"></p>

<p><strong>- 12 barajdan 7'sinde seviye düştü</strong></p>

<p>İzmir'deki içme ve sulama amaçlı 12 barajdan 7'sinin su seviyesi, kuraklık nedeniyle geçen yılın gerisinde kaldı.</p>

<p>Barajlardan Balçova'da doluluk yüzde 15'ten yüzde 20'ye, Kestel'de yüzde 6'dan yüzde 28'e, Çaltıkkoru'da yüzde 36'dan yüzde 53'e, Yortanlı'da yüzde 11'den yüzde 43'e, Güzelhisar'da yüzde 60'tan yüzde 67'ye yükseldi.</p>

<p>Diğer barajlardan Aktaş'ta doluluk yüzde 10'dan yüzde 8'e, Ürkmez'de yüzde 17'den yüzde 14'e, Seferihisar'da yüzde 27'den yüzde 18'e, Alaçatı'da yüzde 30'dan yüzde 9'a, Kavakdere'de yüzde 28'den yüzde 26'ya, Zeytinova'da yüzde 4'ten yüzde 3'e düştü.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20241012-35892769-35892751-IZMIRE_ICME_SUYU_SAGLANAN_TAHTALIDA_DOLULUK_EN_KOTU_IKINCI_EKIM_AYINI_YASIYOR.jpg"></p>

<p><strong>- İklim değişikliğinin etkisi</strong></p>

<p>İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şermin Tağıl, AA muhabirine, bu yıl Batı Anadolu'da kar birikimi ve dağlardan gelen akışın ortalamanın çok altında kaldığını ve bu nedenle barajların yeterince beslenemediğini söyledi.</p>

<p>Kar kuraklığının iklim değişikliğinin bir sonucu olarak ülkeyi etkileyen ve görünmeyen bir kuraklık türü olduğunu aktaran Tağıl, "İzmir neredeyse 2 yıldır istediği yağmuru alamadı maalesef. Bu durum, bölgelerdeki akarsu debilerinde ve barajlardaki su seviyelerinde ciddi düşüşlere neden oldu." dedi.</p>

<p>Tağıl, Avrupa Birliğinin (AB) finanse ettiği Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre, kasım ayına kadar farklı yoğunluklarda su sıkıntılarının devam etmesini beklediklerini dile getirerek, şöyle konuştu:</p>

<p>"Özellikle Batı Anadolu'da su sıkıntısının devam etmesi muhtemel. Mayıs 2025'e kadar yapılan tahminler, Türkiye'de en yoğun su eksikliklerinin Batı Anadolu ve Trakya bölgelerinde yaşanacağına işaret etmekte. Eğer aynı hava koşulları devam ederse, yeterince yağmur yağmazsa ve kar olmazsa, gelecek yıl dramatik bir durumdan bahsediyor olacağız. Türkiye genelindeki artan kuraklıklar, sıcak hava dalgaları ve aşırı hava koşulları, su kaynakları, tarım ve insan güvenliği üzerinde ciddi etkilere yol açmaktadır. İklim değişikliği bu olumsuz etkileri daha da şiddetlendiriyor. Su kaynaklarının verimli kullanımı ve bilinçli tüketim, kuraklıkla mücadelede hayati önem taşımaktadır. Her damla su, geleceğimiz için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, suyu korumak ve bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirmek hepimizin sorumluluğudur." </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Afet Derneği&amp;#039;nden uyarı: İzmir&amp;#039;in yüzde 70&amp;#039;i dirençsiz!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/afet-derneginden-uyari-izmirin-yuzde-70i-direncsiz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/afet-derneginden-uyari-izmirin-yuzde-70i-direncsiz</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de yapı stokunun oldukça olduğunu ifade eden İzmir Afet Bilinci, Çevre ve İklim Farkındalığı Derneği Başkanı Servet Ertaş, &quot;&quot;İzmir&#039;in yüzde 70 oranında eski, dayanıksız, kaçak, dirençsiz yapılardan oluştuğunu biliyoruz. Bunların hızlı şekilde iyileştirilmesi, yenilenmesi, yapı stokunun güvenli hale getirilmesi gerekiyor. &quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/afet_dernegi_nden_uyari_izmir_in_yuzde_70_i_direncsiz_h7845_4ed1f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Afet, Derneği&amp;039nden, uyarı:, İzmir&amp;039in, yüzde, 70&amp;039i, dirençsiz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler tarafından 1989 yılında ilan edilen 13 Ekim Dünya Afet Risklerini Azaltma Günü kapsamında dünyanın birçok ülkesinde afet risklerini azaltma, risk anlayışını yaygınlaştırma ve afetlere karşı önlem alma çalışmalarının hız kazandığını anlatan İzmir Afet Bilinci, Çevre ve İklim Farkındalığı Derneği Başkanı Servet Ertaş, Türkiye'de dernek olarak yaklaşık 4 yıldır bu çalışmalara destek verdiklerini söyledi. Afet risklerini azaltmayı iki başlıkta ele almak gerektiğini söyleyen Ertaş, afetlere dirençli yapılar ve toplumdaki afet bilinci farkındalığını oluşturmak gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>'İŞ BİRLİĞİ İÇERİSİNDEYİZ'</strong><br>
Servet Ertaş "Deprem, sel, heyelan gibi her türlü afete karşı dirençli yapılar olmalı. Bunun yanında toplumun afet bilinci farkındalığının gelişmesi, güvenli yaşam kültürünü edinmesi de önemli. Bu ikisinin toplamı afetlere dirençli kent tabirinin içini dolduruyor. Ama maalesef yaşadığımız depremde de gördük, İzmir'in hem deprem hem sel, su baskını, deniz taşkını, orman yangınları gibi afet türlerine maalesef henüz yeterince hazır olmadığını görüyoruz. Bunun yanında toplumun da duyarlılığının, farkındalığının, bilincinin yeterli olmadığını biliyoruz. İşte bu eksikliği gidermek için paneller, seminerler, eğitim çalışmaları, tiyatral gösteriler yapıyoruz. Aynı şekilde merkezi idare kurumları, yerel yönetimler, meslek odaları, üniversiteler, uzman bireylerle iş birliği içindeyiz. Afet yönetiminde iş birliği, toplumsal mutabakat çok önemlidir. Bunu afetlere dirençli ülkeler başarmış. Biz de ülkemizde hayata geçirmek istiyoruz" dedi.</p>

<p><strong>'İZMİR'İN YÜZDE 70'İ DİRENÇSİZ YAPILARDAN OLUŞUYOR'</strong><br>
İzmir'de yapı stokunun oldukça eski olduğunu ifade eden Ertaş, İnşaat Mühendisleri Odası verilerinin de bu görüşü doğruladığını söyledi. Ertaş, "İzmir'in yüzde 70 oranında eski, dayanıksız, kaçak, dirençsiz yapılardan oluştuğunu biliyoruz. Bunların hızlı şekilde iyileştirilmesi, yenilenmesi, yapı stokunun güvenli hale getirilmesi gerekiyor. Yine afet risklerini 'Yapısal riskler', 'Yapısal olmayan riskler' diye iki başlığa ayırıyoruz. Yapısal riskler, yapıların güvenli afetlerde zarar görmeyecek, yıkılmayacak, ölümlere sebep olmayacak yapılar olmasını önemsiyoruz. Planlı kentleşme, sağlıklı çevre ve bunların her birisi kentin, afetlere karşı dirençli oluşu yapısal riskleri azaltma başlığında ele alınabilir. Bir de yapısal olmayan riskler var. Depremde yıkılmayan binada insanların ölebildiğini, yaralanabildiğini biliyoruz. Bina yıkılmasa bile kopan, devrilen, düşen eşyalar, asma tavanlar, avizeler, dolaplar ya da teçhizatlar, klimalar bile insanların beyin kanamasından, baş travmasından ölümlerine, yaralanmalarına sebep oluyor. Yapısal olmayan riskleri azaltmadığımız sürece bunlar da ölümlere, yaralanmalara sebep olmaktadır. Binanın sadece sağlam olması da yetmiyor. Afet bilinci ve farkındalığı bu noktada ortaya çıkıyor. İnsanlar farkında olmadığı hiçbir tehlikeye önlem alma gereği duymuyor" diye konuştu.</p>

<p><strong>'53'ÜNCÜ MADDEYİ YERİNE GETİREN DAHA HİÇBİR BELEDİYE GÖRMEDİK'</strong><br>
Yerel yönetimlerin afet yönetiminde önemli bir role sahip olduğuna dikkati çeken Ertaş, kentin risk analizinin yapılması gerektiğini belirtip, "Belediye kanununun 53'üncü maddesi var. Bu maddeyi maalesef halkımız bilmiyor. Bilmediği için de sorgulamıyor ve talep etmiyor. Oysa bu madde, 'Her belediye sorumlu olduğu sınırlar içerisinde tüm afet risklerini tespit etmek, risk analizi ve afet planı yapmak ve bu risklere göre de müdahalede bulunmak zorunda' der. Ama maalesef İzmir'de 53'üncü maddeyi yerine getiren daha hiçbir belediye görmedik. Eğer yerine getirilirse İzmir'de afet risklerine yönelik önemli bir rol alınmış olur. İl düzeyindeki İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) da tamamlanmış olur. Yerel yönetimler işin içine girmeden afet yönetiminde başarılı olmak mümkün değil. Yerel yönetimlerin bu işi ciddiye alması, önemsemesi, kaynak ayırması gerekir. Bir yönetmelik değişikliğiyle ilçe belediyelerinde Afet İşleri Şube Müdürlüğü kuruldu. Bakıyoruz bu işe afet yönetimi ile hiç ilgisi olmayan kişileri şube müdürü yapmışlar. Afet yönetiminde liyakatsizliğin bedeli çok ağırdır ve bu belediyelerin de 'mış' gibi yapmak yerine bu işten anlayan kişileri şube müdürlüklerine getirerek ve gerçekten afetle ilgili bir çalışma yapmasını bekliyoruz. Dernek olarak projemiz var. Her ilçeye uyarlanabilir modüler, afet risk ve müdahale planı yaptık ve iş birliği bekliyoruz. Bunun çağrısını yaptık. İsteyen belediyeyle bu anlamda projemizi oraya uygulamaya hazırız" dedi.</p>

<p><strong>'TOPLUMSAL MUTABAKAT KESİNLİKLE VE KESİNLİKLE ŞART'</strong><br>
İzmir'de merkezi yönetim ile yerel yönetim arasında bir ayrışma olduğunu söyleyen Ertaş, "Bu iki taraf arasında zaman zaman yan yana gelmeme oluyor. Köprü, uzlaştırıcı görevi de görmek istiyoruz. Bunun yanında meslek odalarını, üniversiteleri, bilim kuruluşlarını ve diğer STK'ları da katarak bir birliktelik ve toplumsal mutabakat oluşturmak istiyoruz. Çünkü afet yönetiminde toplumsal mutabakat kesinlikle ve kesinlikle şart. Bunun başka yolu yok. İzmir Büyükşehir Belediyesi deprem çalıştayı yapıp master plan yaptı. AFAD, 2021 yılında İRAP çalıştayı yaptı. Bunların birleşik olması lazım" dedi.</p>

<p><strong>'BELKİ DE GELECEKTE BÜYÜK BİR SEL AFETİYLE DAHA KARŞILAŞACAĞIZ'</strong><br>
Ertaş, İzmir'deki orman yangınlarının ardından yeni afetlerin de gelebileceğine dikkat çekti. Karşıyaka ilçesi Yamanlar Dağı'nda 15 Ağustos'ta çıkan ve Karşıyaka'nın yanı sıra Çiğli ve Bornova'ya kadar uzanan orman yangınında çok sayıda ağacın küle döndüğünü vurgulayan Ertaş, "Karşıyaka, Çiğli ve Bornova'ya kadar uzanan ormanda ağaçları kaybettik. Bu aslında başka bir afet türüne de kapı açıyor. Çünkü 1995 yılında Çiğli'de yaşanan sel afeti, Karşıyaka'nın içlerine kadar geldi. Oradaki ağaçların aslında o selden sonra sele karşı bir set oluşturmak için dikildiğini, ormanlık alanın kurulduğunu biliyoruz. Maalesef onu kaybettik. Belki de gelecekte büyük bir sel afetiyle daha karşılaşacağız. Çünkü oradaki ağaçların oluşturduğu barajı, engeli kaybetmiş olduk. Bir afet, başka bir afete kapı açıyor. İklim kriziyle birlikte orman yangınları maalesef yaşanıyor. Oranın hızlı bir şekilde ağaçlandırılması gerekiyor ki sel afetine karşı da bir baraj oluştursun" diye konuştu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Seferihisar’da 4. Çocuk Festivali: Suyu Koru, Geleceği Koru</title>
<link>https://trafikdernegi.com/seferihisarda-4-cocuk-festivali-suyu-koru-gelecegi-koru</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/seferihisarda-4-cocuk-festivali-suyu-koru-gelecegi-koru</guid>
<description><![CDATA[ Seferihisar 4. Çocuk Festivali&#039;nde , yüzlerce çocuk, düzenlenen 17 atölyede hem suyun hayati önemini öğrendi hem de gönlünce eğlendi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/seferihisarda_4_cocuk_festivali_suyu_koru_gelecegi_koru_h7843_cc936.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Seferihisar’da, Çocuk, Festivali:, Suyu, Koru, Geleceği, Koru</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Seferihisar 4. Çocuk Festivali’</strong>nde çocuklar bir kez daha doğayla buluştu.</p>

<p>“Suyu Koru, Geleceği Koru” sloganıyla düzenlenen festival, yüzlerce çocuğa suyun hayati önemini öğretirken, eğlenceli atölyelerle de unutulmaz anlara sahne oldu.</p>

<p>Festivalde çocukların aktif katılımını teşvik etmek ve yaratıcılıklarını geliştirmek amacıyla alternatif eğitim yöntemleri kullanıldı. Eğitmenler ve yerel sanatçılar tarafından gün boyu yürütülen 17 farklı atölyede, çocuklar hem eğlendi hem de öğrendi. Festivalde çocuk ve doğa şarkılarıyla tanınan sanatçı <strong>Banu Kanıbelli’</strong>nin çocuklarla birlikte yazıp bestelediği şarkıyı seslendirdiği bir mini konser gerçekleşti.</p>

<p><img alt="" decoding="async" fetchpriority="high" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" src="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1.jpeg" srcset="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1.jpeg 1600w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1-768x512.jpeg 768w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1-150x100.jpeg 150w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1-300x200.jpeg 300w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1-696x464.jpeg 696w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar1-1068x712.jpeg 1068w"></p>

<p>Ana teması “suyu korumak” olan festivalde çocuklar kişisel su tüketimlerini hesaplayarak su ayak izini keşfettiler ve su tasarrufu konusunda bilinç kazandılar.</p>

<p><strong>“Çocuk Hakları Atölyesi”</strong> ile suya erişim hakkını ve bu konudaki evrensel haklarını öğrenirken, geleceğin duyarlı bireyleri olma yolunda önemli bir adım attılar. Suda yaşayan canlıların resim ve seramik biblolarını yaparak suyun sadece insan için değil tüm canlılar için en önemli yaşam kaynağı olduğunu hatırladılar. Çizdikleri “havadan sudan” karikatürlerle suyun kötü kullanımına dikkat çektiler. Su arıtımı atölyesinde bizim için çok değerli bu varlığı arıtıp yeniden kullanarak koruyabileceğimizi deneyimlediler.</p>

<p><img alt="" decoding="async" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" src="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2.jpeg" srcset="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2.jpeg 1600w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2-768x512.jpeg 768w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2-150x100.jpeg 150w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2-300x200.jpeg 300w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2-696x464.jpeg 696w, https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/10/seferihisar2-1068x712.jpeg 1068w"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eylem planı bugün açıklanıyor... İzmir Körfezi&amp;#039;ne &amp;#039;nefes&amp;#039; olacak!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/eylem-plani-bugun-aciklaniyor-izmir-koerfezine-nefes-olacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/eylem-plani-bugun-aciklaniyor-izmir-koerfezine-nefes-olacak</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un talimatıyla oluşturulan Bilim Kurulu, İzmir Körfezi&#039;ndeki toplu balık ölümleri ve kirlilikle mücadele için İzmir Körfezi Acil ve Kısa Vadeli Eylem Planı’nı hazırladı. Körfez’de yaşanan kirliliği bertaraf etmek ve ekosistemi iyileştirmek amacıyla hazırlanan eylem planı bugün açıklanacak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/10/eylem_plani_bugun_aciklaniyor_izmir_korfezi_ne_nefes_olacak_h7840_947cf.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eylem, planı, bugün, açıklanıyor..., İzmir, Körfezi&amp;039ne, &amp;039nefes&amp;039, olacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Körfezi'nde yaşanan toplu balık ölümleri ve yaygın kirliliğinin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, bölgede inceleme başlatmıştı.</p>

<p>Bakan Murat Kurum’un talimatlarıyla önce İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulu ardından 35 akademisyenden oluşan İzmir Körfezi Bilim Kurulu oluşturulmuştu.</p>

<p>İzmir Körfezi’nde, atık su arıtma tesislerinde ve derelerde inceleme yapan Bilim Kurulu üyeleri ‘İzmir Körfezi Acil ve Kısa Vadeli Eylem Planı’nı hazırladı.</p>

<p>Kirliliğe bağlı oksijen yetersizliği nedeniyle canlı ekosisteminin durma noktasına geldiği Körfez’e nefes aldıracak ‘acil ve kısa vadede yapılacakları’ içeren 14 maddelik eylem planı yerel yöneticilere yol gösterecek.</p>

<p><strong>Eylem planı bugün 14.00'te İzmir'de açıklanacak</strong><br>
Bilim Kurulu üyelerinin araştırmaları sonucu kirlilik kaynaklarının önlenmesi öncelik olarak belirlendi.</p>

<p>Bilim kurulunca belirlenen teknik ve bilimsel çalışmaları, Bakanlık ve İzmir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlar hayata geçirecek. Eylem planında yerel yöneticilerin acil yapmaları gerekenler tek tek anlatıldı.</p>

<p>Eylem planı bugün 14.00’te Bilim Kurulu’nca, İzmir İktisat Kongresi binasında düzenlenecek basın toplantısıyla kamuoyuna duyuracak. Bakanlık, hazırlık çalışmaları devam eden ‘orta ve uzun vadeli eylem planını’ da önümüzdeki aylarda açıklayacak.</p>

<p><strong>Belediye başkanları da davet edildi</strong><br>
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ile Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan’ın katılımıyla yapılacak toplantıya Bilim Kurulu üyelerinin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Çevre, Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, İzmir Bölge Liman Başkanlığı, Ulusal Deniz Emniyeti Başkanlığı, Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ve Deniz Temiz Derneği yetkilileri davet edildi.</p>

<p><strong>Körfez balık ölümleriyle alarm verdi</strong><br>
Bakanlık ekipleri, 22 ve 23 Ağustos’ta balık ölümlerinin gerçekleştiği bölge ve Körfez açıklarından deniz suyu numuneleri almıştı.</p>

<p>Ayrıca Körfez’e deşarj olan 7 dereyle atık su kaynaklarında denetimler yapılmıştı.</p>

<p><img alt="İzmir Körfezi'ne 'nefes' olacak eylem planı bugün açıklanacak" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/ZMIRKR_3.jpg"></p>

<p><strong>Amonyak miktarı 50 kat fazla çıktı</strong><br>
İncelemeler sonucunda İç Körfez’de deniz suyu hareketliliği ve sirkülasyonunun neredeyse durma noktasına geldiği belirlendi.</p>

<p>Denizdeki atık su kaynaklı amonyak miktarının, olması gerekenden tam 50 kat daha fazla olduğu tespit edildi. İzmir Körfezi'ndeki oksijen seviyesinin 6 miligram/litre olması gerekirken, 1,8'e, yer yer sıfıra kadar düştüğü raporlara yansıdı.</p>

<p><img alt="İzmir Körfezi'ne 'nefes' olacak eylem planı bugün açıklanacak" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/TBTAKG_3.jpg"></p>

<p><strong>Bakan Kurum: İzmir Körfezi can çekişiyor</strong><br>
5 Eylül’de Bilim Kurulu üyeleriyle birlikte TÜBİTAK Gemisi ile İzmir Körfezi’ne açılan Bakan Kurum, Büyük Kanal Projesi ve Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin bölgedeki kirliliğe neden olan en önemli iki faktör olduğunun altını çizdi.</p>

<p>Bakan Kurum, “İzmir Körfezi can çekişiyor. Denizde oksijen kalmamıştır. Şu anda Körfezimizin bazı noktalarında yaşam kalmamıştır. Balıklarımız, oksijensiz kaldıkları için ölmüştür. Bugün derelerdeki su, ‘organik kirlilik’ açısından tarihin en kötü durumundadır. İzmir Körfezi’nin ekosistemi artık tamamen durma noktasına gelmiştir; Körfez ölmektedir. İzmir Körfezi, bugün yapıldığı gibi, kaderine terk edilemez” dedi.</p>

<p>Bakan Kurum, Bilim Kurulu üyelerinin yapacağı incelemeler sonucu acil, kısa, orta ve uzun vadeli eylem planlarının hayata geçirileceğini açıkladı.</p>

<p><img alt="İzmir Körfezi'ne 'nefes' olacak eylem planı bugün açıklanacak" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/ZMAD72_1.jpg"></p>

<p><strong>Çalışma grupları oluşturuldu</strong><br>
İzmir Körfezi Bilim Kurulu ise “İklim Değişikliği Modelleme Çözümleri Çalışma Grubu”, “Atıksu Altyapısı ve Dereler Çalışma Grubu” ve “Deniz Ekosisteminin Değerlendirilmesi ve İyileştirilmesi Çalışma Grubu” olarak 3 çalışma grubu oluşturdu.</p>

<p>Bilim Kurulu’nun çalışma grubu ilk toplantıları 17-18 Eylül’de İzmir’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank'ın başkanlığında gerçekleşti.</p>

<p>Üyeler ayrıca, Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi, Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Atık Su Arıtma Tesisi ve Körfez'e akan derelerde ve deniz alanında incelemelerde bulundu. Eylem planı bu araştırmalar sonrası hazırlandı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küresel ısınma arıları nasıl etkiliyor?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuresel-isinma-arilari-nasil-etkiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuresel-isinma-arilari-nasil-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Mevsimlerin kayması, ani sıcaklık değişimleri ve düzensiz hava koşulları arıların yaşam döngüsünü altüst ediyor. Yalancı bahara aldanıp kovanından erken çıkan arılar besin bulmakta zorlanıyor ve hastalıklara açık hale geliyor. Bu durum arıların yanı sıra ekosistemdeki dengeyi de tehdit ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/kuresel_isinma_arilari_nasil_etkiliyor_h7884_8f44a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Küresel, ısınma, arıları, nasıl, etkiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Arılar, doğanın eşsiz kahramanları… Kanatlarını hızla çırparak çiçekten çiçeğe konan arılar bal için nektar ve polen toplamakla kalmıyor; bitki türlerinin devamlılığını sağlayan tozlaşmaya (polinasyon) da katkı sağlıyor. Ancak doğanın bu mükemmel döngüsü, küresel ısınmanın etkisiyle bozuluyor. Mevsimler kayıyor, sıcaklıklar değişiyor, yağmurlar düzensizleşiyor. Çiçekler ya erkenden açıp dökülüyor ya da beklenenden geç ortaya çıkıyor. Arılar ise bu değişime ayak uydurmakta zorlanıyor… Kimi zaman yeterince besin bulamıyor kimi zaman da yuvalarını terk etmek zorunda kalıyor.</p>

<p>Peki, arılar olmadan doğa nasıl bir hal alır? Bal üretimi ve ekosistem bu durumdan nasıl etkileniyor? Küresel ısınma, arıların davranışlarını ve yaşam döngülerini nasıl değiştiriyor? Tüm bu soruların yanıtlarını Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu’yla aradık.</p>

<p>Küresel ısınma devam ettiği sürece bir lokasyonda var olan arı, iklimsel olarak kendisine uygun bir alana kaçacak demektir. Bu büyük bir tehlike değil gibi düşünülebilir ama aslında çok büyük… Çünkü bu biyoçeşitliliğin azalmasına da neden oluyor.</p>

<p>Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu</p>

<h2><strong>Arıların davranışları küresel ısınmadan etkileniyor</strong></h2>

<p>Küresel ısınmanın arıların davranışlarını etkilediğini söyleyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Kekeçoğlu, “Bilimsel çalışmalarımızın sonuçlarına göre, fizyolojik veya genetik olarak bir etki olmasa bile davranışsal bir etki olduğunu gördük. Çalışmamızda özellikle küresel ısınmanın etkilerini ultraviole ışınları ile denemeye karar verdik. Sonuç olarak arıların ultraviole ışınlarının olduğu yerden kaçtığını gördük” diyor. Bunun ne anlama geldiğini Prof. Dr. Kekeçoğlu şu sözlerle açıklıyor:</p>

<p>“Küresel ısınma devam ettiği sürece bir lokasyonda var olan arı, iklimsel olarak kendisine uygun bir alana kaçacak demektir. Bu büyük bir tehlike değil gibi düşünülebilir ama aslında çok büyük… Çünkü bu biyoçeşitliliğin azalmasına da neden oluyor. Farklı ırkların, ekotiplerin hastalıklara ve iklim değişimlerine direnci de farklı oluyor. Bazı ırk ve ekotipler sıcağa çok dayanıklıyken bazıları ise soğuk iklim koşullarına daha dayanıklı olabiliyor. Yine bazılarının da hastalıklara direnci daha fazla olabiliyor. Bizim istediğimiz, bu biyoçeşitliliği kaybetmemek. Çünkü gelecekteki tehlikelere karşı dirençli türler, doğada sürdürülebilirliği sağlamanın garantisi.”</p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-120952398.jpg"></p>

<h2><strong>Yalancı bahar arıların enerjisini tüketiyor</strong></h2>

<p>Küresel ısınmanın etkisiyle mevsimler dengesizleşiyor. Kış aylarında yaşanan ani sıcaklık artışları, doğanın bahar geldiğini sanmasına neden oluyor. Bu durum, bitkilerin erken tomurcuklanmasına, ağaçların çiçek açmasına ve arıların zamanından önce uyanmasına yol açıyor. Peki bu nelere yol açıyor? Yanıtını Prof. Dr. Kekeçoğlu’ndan öğreniyoruz:</p>

<p>“Normal koşullarda arılar kışa girerken içeride sıcak kalabilmek için, kış salkımı oluşturuyor. Bilim insanları der ki, ‘kış salkımının bozulmasına izin vermeyin ya da arılarla çok oynayıp da kış salkımını bozmayın.’ Çünkü arılar, o kış salkımını oluşturmak için de bir enerji harcıyor. Örneğin dışarıda hava sıcaklığı 15-16 derece olunca arılar bahar geldi gibi algılayıp, dışarı çıkıp uçma davranışı göstermeye çalışıyor. Ancak dışarı çıktığında nektar kaynağı olmayınca geri dönüyor. Bu, var olan enerjisini de tüketiyor.”</p>

<p>Tozlaşmayı sağlayan yegane canlı arı… Arıların bitkiden nektar toplamaya gitmesi için bitkiyi, ondan gelen kokuyu hissetmesi ya da onun şeklini, rengini algılaması gerekiyor. Halbuki çevresel faktörler bozulduğu zaman arılar bunu yapamıyor.</p>

<h2>Arılara zarar veren böceklerdeki değişim tehlike yaratıyor</h2>

<p>Küresel ısınma sonucu hava sıcaklıklarındaki değişimlerden tek etkilenen arılar değil… Aynı zamanda arılar için risk oluşturan bazı böceklerin çeşitliliğinde de değişimler meydana geliyor. Prof. Dr. Kekeçoğlu bunu bir örnekle anlatıyor:</p>

<p>“Varroa destructor, arıcıların en fazla mücadele ettiği çok ciddi bir sorun. Ancak yarın küresel ısınmayla birlikte yeni zararlılar ortaya çıkabilir. İklim değişikliğine bağlı olarak meydana gelen arı hastalıklarında ve zararlılarında da değişim yaşıyoruz. Bu da bizim için bir tehlike. Çünkü en azından mevcut olanla nasıl mücadele edeceğimizi biliyoruz. Yeni bir zararlıyla mücadele etmek, ilaç üretmek ve bilimsel çalışmalar yapmak bir süreç istiyor.”</p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-36033403.jpg"></p>

<p>Küresel ısınmayla birlikte ortaya çıkan zararlılardan biri de gittikçe daha fazla alana yayılan N. ceranae… Prof. Dr. Kekeçoğlu, bu zararlı için, “Başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada baskın Nosema türü olmaya doğru gidiyor. Nosema apis türüne kıyasla Nosema ceranae sıcağa daha dayanıklı. Bu durum küresel sıcaklık artışlarının N. ceranae’nin yayılmasını kolaylaştırdığını düşündürüyor” diyerek nelere yol açtığını ise şöyle anlatıyor:</p>

<p>“Nosema sp. türleri bal arılarının bağırsaklarını enfekte ederek fizyolojik zarar veriyor. Bununla birlikte enfekte olan bal arılarının bağışıklık sistemine ait gen ifadelerini baskılıyor. Bu da arıların bal üretimini ve ömürlerini olumsuz etkiliyor.”</p>

<h2><strong>Arılar ve bitkiler arasında hassas denge bozuluyor</strong></h2>

<p>Küresel ısınma, arıları yalnızca doğrudan etkilemekle kalmıyor, dolaylı yoldan da büyük zarar veriyor. Özellikle arılar ve bitkiler arasındaki hassas denge bozuluyor. Bu da ekosistemde zincirleme etkilere yol açıyor. “Bugün yediğimiz meyvelerin, sebzelerin kaynağı polinasyon, yani tozlaşma” diyor Prof. Dr. Kekeçoğlu. Bunun bozulmasının nelere yol açtığını, “Tozlaşmayı sağlayan yegane canlı arı… Arıların bitkiden nektar toplamaya gitmesi için bitkiyi, ondan gelen kokuyu hissetmesi ya da onun şeklini, rengini algılaması gerekiyor. Halbuki çevresel faktörler bozulduğu zaman arılar bunu yapamıyor” sözleriyle ifade ediyor.</p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-11875698.jpg"></p>

<p><strong>Toplu arı ölümlerinde küresel ısınmanın etkisi var</strong></p>

<p>Arıların biyolojik dengesi sonucu yaşanan bir başka ciddi durum ise toplu arı ölümleri… Bunun arıların bakımından bitkisel ilaçlamaya kadar pek sebebi oluyor. Elbette küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği de bunlardan biri. Hava koşullarının mevsim normallerinde seyrederken aniden bozulması nektar kaynaklarının yok olmasına yol açıyor. Özellikle yavru arılar için polen kaynağına gereksinim duyulan ilkbaharda bunun olumsuz etkileri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kekeçoğlu, “Çünkü arılar, açlıkla karşı karşıya kalıyorlar. Kış salkımını bozduğu zaman, içerideki yavru arılar hastalıklara daha açık hale geliyor. Arıların bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla birlikte yavrular gelişmiyor. Bu da kovandaki koloninin sönmesine neden oluyor” diyor. (TRT)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim zirvesi için Amazon&amp;#039;un koruma altındaki bölümünde ağaçları kestiler</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-zirvesi-icin-amazonun-koruma-altindaki-boelumunde-agaclari-kestiler</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-zirvesi-icin-amazonun-koruma-altindaki-boelumunde-agaclari-kestiler</guid>
<description><![CDATA[ Brezilya’nın Belem kentinde kasım ayında düzenlenecek COP30 iklim zirvesi için Amazon ormanının koruma altındaki bölümlerinden geçen dört şeritli yeni bir otoyol inşa ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/iklim_zirvesi_icin_amazon_un_koruma_altindaki_bolumunde_agaclari_kestiler_h7885_f7ff7.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, zirvesi, için, Amazon&amp;039un, koruma, altındaki, bölümünde, ağaçları, kestiler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yetkililer, zirveye katılacak dünya liderleri ve 50 binden fazla kişinin ulaşımını kolaylaştırmayı amaçlayan projeyi "sürdürülebilir" olarak nitelendiriyor.</p>

<p>Ancak bölge halkı ve çevreciler, Amazon’un ekolojik önemi nedeniyle inşaatın çevresel etkilerine tepkili.</p>

<h2>Bölge halkı tepkili</h2>

<p>Otoyolun yapıldığı alanın yanında yüksek ağaçların sıradığı yaşayan bir orman bulunurken, ağaç kesiminin yapıldığı alanlarda büyük tomruk yığınları oluştu.</p>

<p>Yolu yakın bir mesafede yaşayan Claudio Verequete, otoyol inşaatı nedeniyle açaçi hasadı yaparak elde ettiği gelirini kaybettiğini söyledi.</p>

<p>"Her şey yok edildi. Hasadımız kesildi, artık ailemizi geçindirecek gelirimiz yok" diyen Verequete, devlet yetkililerinden herhangi bir tazminat almadığını belirtti.</p>

<p>Bölgedeki bazı bilim insanları da yolun ekosistemi bölerek vahşi yaşamı olumsuz etkileyeceğini vurguluyor.</p>

<p>Üniversite hayvan hastanesinde çalışan Prof. Silvia Sardinha, "Deforestasyonun başladığı an kayıp yaşanır. Vahşi hayvanların rehabilite edilip doğaya salınması zorlaşacak. Çünkü karasal hayvanlar bir yandan diğer yana geçemeyecek, yaşam ve üreme alanları daralacak" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Devlet yetkililerinden açıklama</h2>

<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/brezilya/" target="_blank">Brezilya</a> Devlet Başkanı ve çevre bakanı, COP30’un "Amazon’da yapılan ilk iklim zirvesi" olacağını belirterek, dünyaya bölgedeki koruma çalışmalarını anlatacaklarını söyledi.</p>

<p>Pará eyaleti altyapı sekreteri Adler Silveira ise yolun "sürdürülebilir bir otoyol" olduğunu ve "Belém’i modernleştireceğini" dile getirdi. Yolun, yaban hayatı geçişleri, bisiklet yolları ve güneş enerjisiyle aydınlatma sistemleri ile donatılacağını belirtti.</p>

<h2>Ekonomik fırsatlar ve çevresel kaygılar</h2>

<p>Belem'in açık hava pazarlarındaki bazı esnaflar, şehrin gelişmesi ve ticaretin canlanması için bu projeyi olumlu buluyor.</p>

<p>Ancak bölge sakinleri, inşaatların uzun vadede daha fazla ormansızlaşma getirebileceği konusunda endişeli.</p>

<p>Bazı eleştirmenler ise COP30 gibi zirvelerin binlerce insanı bölgeye getirerek altyapı ihtiyacını artırdığını ve dolayısıyla çevresel amacının zedelendiğini dile getiriyor. (BBC)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Buzullarda küresel alarm: Son 10 yılda kayıp yüzde 36 arttı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/buzullarda-kuresel-alarm-son-10-yilda-kayip-yuzde-36-artti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/buzullarda-kuresel-alarm-son-10-yilda-kayip-yuzde-36-artti</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın dört bir yanındaki buzulların erime hızı son on yılda önemli ölçüde arttı. Bilim insanları, önümüzdeki yıllarda erimenin beklenenden daha hızlı ilerleyebileceği ve deniz seviyelerinin yükselmesine yol açabileceği konusunda uyardı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/02/buzullarda_kuresel_alarm_son_10_yilda_kayip_yuzde_36_artti_h7883_28d09.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Buzullarda, küresel, alarm:, Son, yılda, kayıp, yüzde, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İsviçre Zürih Üniversitesi'nden Prof. Michael Zemp, "Bulgular şoke edici, ancak şaşırtıcı değil. İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları nedeniyle küresel sıcaklıklar artıyor ve bu da buzul kaybını hızlandırıyor" dedi.</p>

<h2>Buzul erimesi küresel su seviyelerini tehdit ediyor</h2>

<p>Uluslararası bir araştırma ekibinin yürüttüğü çalışmada, 2012-2023 yılları arasındaki buzul kaybının, 2000-2011 dönemine kıyasla yüzde 36 oranında arttığı belirlendi. Araştırmaya göre, her yıl ortalama 273 milyar ton buz kaybediliyor.</p>

<p>Dünya Buzul İzleme Servisi (WGMS) tarafından koordine edilen çalışmada, son yüzyıldaki saha ve uydu ölçümleri birleştirilerek küresel ölçekte bir erime değerlendirmesi yapıldı. Bulgular, Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) en son tahminlerinden daha hızlı bir buzul kaybına işaret ediyor.</p>

<p>Zemp, "Bu yüzyılda buzul kaybının beklenenden daha hızlı olacağı öngörülüyor. Bu durum, deniz seviyelerinin önceki tahminlerden daha fazla yükselebileceği anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Bazı buzullar bu yüzyılı göremeyecek</h2>

<p>Araştırmaya göre, 2000 yılından bu yana küresel buzul hacminin yaklaşık yüzde 5'i kaybedildi. Ancak bu kayıplar bölgesel farklılıklar gösteriyor. Antarktika'daki buzulların yalnızca yüzde 2'si erirken, Avrupa Alpleri'nde bu oran yüzde 40'a kadar çıkıyor.</p>

<p>Uzmanlar, küçük buzulların daha hızlı eridiğini ve birçoğunun bu yüzyılın sonuna kadar tamamen yok olabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Buzullar, küresel deniz seviyesi yükselişinin en büyük ikinci sebebi olarak gösteriliyor. 2000 yılından bu yana buzul erimesine bağlı olarak deniz seviyelerinde yaklaşık 2 santimetrelik bir yükselme yaşandı. Bilim insanları, bu artışın dünya genelinde kıyı bölgelerinde yaşayan dört milyon insanı sel riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini belirtiyor.</p>

<h2>Bilim insanlarından uyarı: Sera gazı salınımı azaltılmalı</h2>

<p>Araştırmaya göre, şu ana kadar daha çok küçük buzulların erimesi deniz seviyelerini etkiledi. Ancak bilim insanları, Grönland ve Antarktika’daki devasa buz tabakalarının da benzer bir eğilim göstermesi halinde küresel ölçekte ciddi sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.</p>

<p>Exeter Üniversitesi'nden Prof. Martin Siegert, "Buz tabakaları giderek daha fazla kütle kaybediyor. 30 yıl öncesine kıyasla altı kat daha hızlı eriyorlar. Eğer bu değişim hızlanırsa, artık santimetrelerden değil, metrelerce yükselen deniz seviyelerinden bahsederiz" dedi.</p>

<p>Ocak ayında Birleşmiş Milletler, buzulların korunmasını gezegenin geleceği için bir "hayatta kalma stratejisi" olarak tanımlamıştı.</p>

<p>Prof. Zemp ise "Eğer buzul kaybını durdurmak istiyorsak, sera gazı emisyonlarını azaltmalıyız. Bu, hem basit hem de karmaşık bir çözüm. Küresel sıcaklık artışını her ondalık derecede sınırlamak, bize para, hayatlar ve sorunlardan kaçınma imkânı kazandırır" değerlendirmesinde bulundu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kaçak avcılar &amp;quot;ava giderken avlandılar&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kacak-avcilar-ava-giderken-avlandilar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kacak-avcilar-ava-giderken-avlandilar</guid>
<description><![CDATA[ Doğa Koruma ve Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğü ekiplerince Van, Hakkari, Muş, Siirt ve Bitlis&#039;te geçen yıldan bu yana gerçekleştirilen denetimlerde, kaçak avlanan 288 kişiye 5 milyon 624 bin lira ceza kesildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/02/kacak_avcilar_ava_giderken_avlandilar_h7882_676b3.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kaçak, avcılar, ava, giderken, avlandılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sulak alanları, dağları, ovaları, yaylaları, gölleri ve zengin bitki çeşitliliğiyle Türkiye'de yaşayan birçok yaban hayvanına ev sahipliği yapan Doğu Anadolu Bölgesi'nde kaçak avcılığın önlenmesi ve yaban hayvanlarının korunması için çalışmalar sürüyor.</p>

<p>DKMP 14. Bölge Müdürlüğü ekipleri, geçen yıldan bu yana 4 bin 299 avcıyı denetledi, kaçak avcılık yaptıkları tespit edilen 288 kişiye, 2 milyon 774 lira idari ve 2 milyon 850 lira da tazminat olmak üzere 5 milyon 624 bin lira ceza verdi.</p>

<p>Denetimler ve alınan koruma önlemleri sayesinde hayvan popülasyonunun arttığı bölgede çalışmalarını sürdüren ekipler, kar kalınlığının yüksek olduğu noktalarda da kaçak avcıların izini sürüyor.</p>

<p>Dürbünlerle dağları, ovaları ve sulak alanları tek tek kontrol eden ekipler, ulaşamadıkları yüksek bölgeleri ise dronlarla gözetliyor.</p>

<h2>Yaban hayvanı popülasyonu arttı</h2>

<p>DKMP 14. Bölge Müdürü Melikunnas Özkaya, sorumluluk sahalarında yaban hayatını koruma için önemli görevler icra ettiklerini söyledi.</p>

<p>Bölgenin iklim ve konumu itibarıyla zengin bitki örtüsü ve yaban hayatına sahip olduğunu belirten Özkaya, şunları kaydetti:</p>

<p>"2024'te gerçekleştirdiğimiz denetimlerde 2 bin 920 kişi kontrol edildi. Yasa dışı avlanan 246 kişiye 2 milyon 374 bin lira idari para ve 2 milyon 800 bin lira tazminat cezası uygulandı. Ayrıca 2024'de 86 araç ve gerece el konuldu. Ocaktan bu yana 1379 avcı denetlendi. Bunlardan 42'sine 400 bin lira idari ceza ve 50 bin lira tazminat uygulandı."</p>

<h2>"Yaralanan 768 yaban hayvanını merkeze ulaştırdık"</h2>

<p>Denetimler ve koruma önlemleri sayesinde yaban hayvanı popülasyonunun artığını gözlemlediklerine dikkati çeken Özkaya, ekiplerin kar kalınlığının fazla olduğu yüksek kesimlerde de çalışmalarına devam ettiğini vurguladı.</p>

<p>Özkaya, "Yoğun kar altında ve zor koşullarda dahi yasa dışı avcılık yapanların izini sürüyoruz. Dürbünlerle dağları, ovaları, sulak alanları tek tek kontrol eden ekiplerimiz, ulaşamadıkları yüksek rakımlı tepelerde de dronlarla kontrol ve denetimlerini yapmaktadır." dedi.</p>

<p>Yaralı yaban hayvanlarının tedavi edilmesi için de çalışma yürüttüklerini ifade eden Özkaya, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>"Bölge müdürlüğümüz ile Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezimizin ortak çalışmasıyla yaralı yaban hayvanlarının tedavisi yapılmakta. 2024'te farklı nedenlerle yaralanan 768 yaban hayvanını merkeze ulaştırdık. 430'u tedavileri tamamlandıktan sonra tekrar doğal yaşam alanlarına salındı. Bu yıl 22 yaban hayvanı rehabilitasyon merkezine getirilerek tedavi edildi. Rehabilite edilenlerden 17'si doğaya salındı."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yerli coğrafi bilgi sistemi e&amp;Devlet&amp;#039;e entegre edildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yerli-cografi-bilgi-sistemi-e-devlete-entegre-edildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yerli-cografi-bilgi-sistemi-e-devlete-entegre-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hazırladığı &quot;2024-2030 Ulusal Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planı&quot; Resmi Gazete&#039;de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bakan Kurum, &quot;Yeni düzenlememizle özellikle afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulan kritik coğrafi veriler paylaşıma açılarak bilgi akışı hızlanacak&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/02/yerli_cografi_bilgi_sistemi_e_devlet_e_entegre_edildi_h7881_e9910.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yerli, coğrafi, bilgi, sistemi, e-Devlet&amp;039e, entegre, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlığa bağlı Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “2024-2030 Ulusal Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planı” ile ülkemizin coğrafi bilgi sistemleri alanındaki hedefleri ve yol haritası belirlendi. Resmi Gazete’de yayımlanan eylem planında 5 amaç, 26 hedef ve bu hedeflere bağlı 101 eylem belirlendi.</p>

<p>Doğru, standart ve kaliteli coğrafi bilginin ulusal düzeyde üretimini garanti etmek, bu bilgilerin yaygın bir şekilde paylaşılmasını sağlamak için izlenecek yöntemler anlatıldı. Bu eylem planının ışığında coğrafi veri altyapısından faydalanmak isteyen tüm sektörlere kaliteli, güncel ve dinamik coğrafi bilgi akışı sağlanırken milli ekonomiye fayda sunulacak. Belirlenen bu hedefler doğrultusunda ülkemizde coğrafi bilgi sistemi endüstrisinin gelişen teknolojiye uygun kamu hizmeti sunulacak.</p>

<h2>"Afet ve acil durumlarda veri paylaşımı hızlanacak"</h2>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, eylem planının detaylarını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şöyle anlattı: Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğümüz tarafından hazırlanan “2024-2030 Ulusal Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planı” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlememizle özellikle afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulan kritik coğrafi veriler paylaşıma açılarak bilgi akışı hızlanacak. Eylem planımızın ilk adımı olarak Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu'nu <a href="https://www.trthaber.com/etiket/e-devlet/" target="_blank">e-Devlet</a> Kapısı üzerinden vatandaşlarımızın kullanımına açtık. Kamu kurumları, yerel yönetimler ve üniversiteler ihtiyaç duydukları tüm verilere tek tıkla ulaşılabilecek.</p>

<p></p>

<p><img alt="Yerli coğrafi bilgi sistemi e-Devlet'e entegre edildi" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/CO%C4%9ERAF%C4%B0%20B%C4%B0LG%C4%B0%20S%C4%B0STEMLER%C4%B0%20(1).jpeg"></p>

<p></p>

<h2>e-Devlet ile entegrasyon sağlandı</h2>

<p>Eylem planının ilk adımı olarak Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu, e-Devlet Kapısı üzerinden ortak kullanıma açıldı. Platform sayesinde, vatandaşların bulundukları bölgeyle ilgili coğrafi bilgilere anında erişimi sağlanacak. Uygulama, kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve vatandaşların erişimine açık olacak. Coğrafi verilerin güvenilir ve hızlı paylaşımıyla kamu hizmetlerinin etkinliği artırılacak.</p>

<h2>630 coğrafi katman ile hizmet veriyor</h2>

<p>Mevcut haliyle 14 bin kullanıcıya sahip olan platformun, e-Devlet entegrasyonu ile birlikte 66 milyon kullanıcıya ulaşması hedefleniyor. 630 coğrafi katmanın (coğrafi tanım) yer aldığı platform bu sayede geniş bir arama yelpazesi sunacak. Platformda, coğrafi veri görüntüleme, metaveri yönetimi, coğrafi veri talep ve paylaşım portalı gibi kapsamlı hizmetler sunulacak. Ayrıca, kullanıcıların coğrafi veri standartlarını daha iyi anlamalarını sağlayan bir coğrafi veri sözlüğü de bulunuyor. TÜRKSAT iş birliğiyle uluslararası standartlarda geliştirilen uygulamaya vatandaşlar e-Devlet Kapısı veya https://tucbs.gov.tr adresinden ulaşabilecek.</p>

<p></p>

<p><img alt="Yerli coğrafi bilgi sistemi e-Devlet'e entegre edildi" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/CO%C4%9ERAF%C4%B0%20B%C4%B0LG%C4%B0%20S%C4%B0STEMLER%C4%B0%20(2).jpeg"></p>

<p></p>

<h2>Afet ve acil durumlarda dijital veri paylaşımı</h2>

<p>Eylem planının bir diğer amacı ise e-Devlet üzerinden afet ve acil durumlara yönelik coğrafi verilerin etkin kullanımını ve paylaşımı sağlamak. Bu kapsamda acil durumlarda ihtiyaç duyulan kritik veriler coğrafi katmanlar ilave edilerek detaylandırılıp boyutlandırılabilecek.</p>

<h2>Coğrafi bilgi endüstrisinin gelişimine katkı sunulacak</h2>

<p>Coğrafi bilgi sistemine ilişkin teknoloji standartları geliştirilecek, yenilikçi teknolojiler ve uygulamalar desteklenecek ve coğrafi veri akışlarının dönüştürülmesi süreci teşvik edilecek. Kamu, üniversite ve özel sektör iş birlikleri desteklenecek. Bu iş birlikleri, AR/XR/VR gibi ileri teknolojiler üzerinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerini kapsayacak ve örnek uygulamalar hazırlanacak.</p>

<h2>Yapay zeka ile desteklenecek, uydu görüntüleri arşivi oluşturulacak</h2>

<p>Kamu kurumları, yerel yönetimler ve özel sektörün Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi (TUCBS) standartlarına uyum süreçleri geliştirilecek. Coğrafi bilgi sistemlerinde yapay zeka, makine öğrenimi, derin öğrenme ve yapay sinir ağlarının kullanımına yönelik kılavuzlar hazırlanacak ve uygulama örnekleri geliştirilecek. Uzaktan algılama ve görüntü işleme teknolojileri kapsamında iş birliği modelleri geliştirilecek. Hava fotoğrafları ve uydu görüntülerine ait arşiv altyapısı oluşturulacak.</p>

<h2>Veri ve servis kapasitesi geliştirilecek</h2>

<p>Coğrafi verinin erişim, paylaşım ve kullanımı için ulusal coğrafi veri altyapısı güçlendirilecek ve veri kalitesi artırılacak. Ulusal coğrafi veri sorumluluk matrisi, tanımlama dokümanlarındaki katman veya öznitelik bazında ilgili kurumları da içerecek şekilde detaylandırılacak. Paylaşım matrisi, coğrafi veri üreticilerinin tamamını kapsayacak şekilde genişletilecek. Coğrafi verilerin doğruluğu, tamlığı ve güncelliği sağlanarak veri kalitesi artırılacak ve bu verilerin resmi işlemlerde kullanılabilirlik kriterleri oluşturulacak. Bu kapsamda, ulusal ve uluslararası düzeyde farkındalık artırıcı faaliyetler düzenlenecek ve akıllı şehir politikaları ile entegrasyon sağlanacak.</p>

<h2>Kamuda ve yerelde CBS birimleri kurulacak</h2>

<p>Yine eylem planı kapsamında kamu kurumları ve yerel yönetimlerde CBS birimleri kurulacak, kurumlar coğrafi bilgi sistemleri uyumlaştırma ve entegrasyon süreçlerini bu birimler aracılığı ile yürütecek. Kamu personelinin CBS bilgi düzeyinin artırılması amacıyla çeşitli eğitim ve yaygınlaştırma çalışmaları gerçekleştirilecek. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;#039;de 131 sulak alan koruma altında</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyede-131-sulak-alan-koruma-altinda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyede-131-sulak-alan-koruma-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Sulak alanlar, hem ekolojik dengenin sağlanması hem de canlı türlerinin yaşamına devam edebilmesi açısından hayati önem taşıyor. Türkiye’de ise 131 sulak alan koruma altında. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/02/turkiye_de_131_sulak_alan_koruma_altinda_h7879_49fad.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye&amp;039de, 131, sulak, alan, koruma, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sulak alanlar, ekolojik dengenin korunması, bitki, hayvan ve insan yaşamı için büyük öneme sahip. Bu nedenle dünyada ve Türkiye’de 2 Şubat ‘Sulak Alanlar Günü’ olarak kutlanıyor.</p>

<p>Yağmur ormanlarından sonra biyolojik olarak en üretken ekosistemler olarak gösterilen sulak alanlar, içme suyu sağlanması, taşkınların önlenmesi, yeraltı sularının beslenmesi, kuraklığın önlenmesi ve canlı yaşamının devam edebilmesi açısından önemli. </p>

<p>Türkiye’de sulak alanların tescili ve korunması konusunda yetki, Tarım ve <a href="https://www.trthaber.com/etiket/orman/" target="_blank">O</a>rman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nde. Sulak alanlardın korunması, geliştirilmesi, yeterli <a href="https://www.trthaber.com/etiket/su/" target="_blank">su</a> arzı sağlanması konusunda Türkiye, ‘Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi'ne (Ramsar Sözleşmesi) de 1994 yılında taraf olmuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye'de 131 sulak alan koruma altında" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-34372442.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>14 Ramsar Alanı mevcut</strong></h2>

<p>Aradan geçen 31 yılda yapılan çalışmalarla 184 bin 487 hektar alan, Ramsar Koruma Alanı olarak ilan edildi ve sözleşme listesine dahil oldu. Özellikle son 25 yılda yapılan çalışmalarla 59’u ulusal öneme ve 58’i mahalli öneme sahip sulak alan olmak üzere, 131 sulak alan koruma altına alındı.</p>

<p>Toplam sulak alan genişliği ise 1 milyon 186 bin 466 hektara ulaştı. Bu alanın tamamı koruma altında. Özellikle 2002 yılında yapılan mevzuat revizyonu ile sulak alanların doldurulması ve kurutulması yasaklandı. Bu da koruma sahası artışında önemli katkı sağladı.</p>

<p></p>

<h2><strong>Envanter tamamlanıyor</strong></h2>

<p>Sulak alanların envanterini çıkarmak tüm dünyada zorlu bir süreç olarak biliniyor. Ancak Türkiye bu konuda önemli bir yol aldı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından hazırlanan sulak alan envanteri son aşamasında.</p>

<p>‘Ulusal Sulak Alan Yönetim Bilgi Sistemi (SAYBİS)’ kurularak, tüm sulak alanlar kayıt altına alındı. Toplam büyüklüğü 1,6 milyon hektara ulaşan 6 bin 766 sulak alan sisteme kaydedildi. Bunların koruma alanına dahil edilmesine ilişkin çalışmalar sürüyor. SAYBİS, sadece sulak alanları kayıt altına almıyor, aynı zamanda burada yapılacak faaliyetlere yönelik izinleri de düzenliyor. SAYBİS’e e-Devlet üzerinden başvuru yapılabiliyor.</p>

<p></p>

<h2><strong>Rehabilitasyon yapılıyor</strong></h2>

<p>Sulak alanın tespiti ve envantere girmesinin ardından ise ‘Sulak Alan Yönetim Planı’ hazırlanıyor. 1999 yılından bugüne kadar 76 sulak alanın yönetim planı tamamlandı.</p>

<p>Yönetim Planı kapsamında bozulan sulak alanların rehabilitasyonu da yapılıyor. <a href="https://www.trthaber.com/etiket/kayseri/" target="_blank">Kayseri</a> Sultansazlığı, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/antalya/" target="_blank">Antalya</a> Avlan Gölü, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/konya/" target="_blank">Konya</a> Ereğli Sazlığı, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/afyonkarahisar/" target="_blank">Afyonkarahisar</a> Karakuyu Sazlıkları rehabilitasyon çalışması yapılan sulak alanlardan bazıları.</p>

<p></p>

<h2><strong>Ekoturizme kazandırılıyor</strong></h2>

<p>Çevreyi koruyarak sulak alanlardan faydalanılabilmesi için DKMP tarafından ziyaret merkezleri de oluşturuldu. 2002’den bugüne kadar 55 sulak alanda hazırlanan tesislerle ‘ekoturizm’ alanları açıldı.</p>

<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gündem &amp;#039;Santorini&amp;#039;: Ege&amp;#039;deki 3 kentte tsunami ihtimali!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gundem-santorini-egedeki-3-kentte-tsunami-ihtimali</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gundem-santorini-egedeki-3-kentte-tsunami-ihtimali</guid>
<description><![CDATA[ Dokuz Eylül Üniversitesi’nin (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Ege Denizi&#039;ndeki son depremlerin yeni bir volkanik aktivite başlangıcını gösterdiğini belirterek &quot;Sözbilir, &quot;Bu bölgedeki denizaltı faylarının 7&#039;den büyük deprem üretmesi durumunda Kuşadası-Bodrum-Datça kıyılarının tsunami tehlikesi açısından modellenmesi ve buna göre önlem alınması gerekmektedir&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/02/gundem_santorini_ege_deki_3_kentte_tsunami_ihtimali_h7878_7f8fa.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gündem, &amp;039Santorini&amp;039:, Ege&amp;039deki, kentte, tsunami, ihtimali</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi verilerine göre; Ege Denizi'nde önceki günden beri en büyüğü 4.8 olan 200'ü aşkın deprem oldu. Depremleri değerlendiren DEÜ DAUM Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, "Son günlerde Ege Denizi'nde Santorini Adası'nın hemen kuzeyinde büyüklükleri 3 ile 4.8 arasında değişen deprem fırtınası şeklinde bir aktivitenin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu depremlerin jeolojik ortamına baktığımızda Atina- Santorini- Datça- Bodrum hattı boyunca yay şeklinde bir geometriye sahip aktif bir volkanik ada yayı içinde geliştiğini görüyoruz. Güney Ege Volkanik Ada Yayı olarak bilinen bu yay şekilli ortamda değişik büyüklükte Santorini, Milos, Nisiros gibi volkanik adalar bulunur. Bu adaları oluşturan volkanlar çevresinde tarihsel ve aletsel dönemde çok sayıda depremler, tarihsel dönemlerde bu adalarda volkanik patlamalar gelişmiş. Bu nedenle, bu adaları oluşturan volkanların günümüzde de aktif olduğu kabul edilmektedir" diye konuştu.</p>

<p><strong>'DENİZ ALTINDAKİ FAYLAR DA DEPREM ÜRETMEKTE'</strong><br>
Bunun yanında, bölgede bu volkanik çıkışları kontrol eden deniz altı diri faylar bulunduğuna da dikkati çeken Prof. Dr. Sözbilir, "Bu diri faylar da aynı şekilde volkanik yay geometrisine uygun olacak şekilde, Yunanistan ile Türkiye arasındaki Ege Denizi altındaki kabuğu kırarak, deprem üretmekte ve böylece bölgedeki gerilmeyi karşılamaktadır. Ege kabuğunun altında ise Girit Adası güneyinden geçen ve Ege dalma batma zonu olarak bilinen yay şekilli levha sınırı bulunur. Bu sınırın güneyinde ise Afrika levhası Ege levhasının altına yılda 20 milimetre hızla dalmaktadır. Bu nedenle Girit Adası ile Rodos Adası arasında da çok sayıda deprem meydana gelmektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'SON DEPREMLER YENİ BİR VOLKANİK AKTİVİTE BAŞLANGICINI GÖSTERİYOR'</strong></p>

<p>Yunan meslektaşlarının son 10 yılda Ege Denizi altındaki faylarla ilgili yaptığı yayınlara da değinen Prof. Dr. Hasan Sözbilir, şunları söyledi:</p>

<p>"Santorini kuzeyinde, Santorini-Amorgos fay sisteminin varlığını ortaya çıkarmış ve bu fay sistemi boyunca önemli bir aktivitenin olacağını ve bu aktivitenin aktif volkanizma ile ilişkili olabileceğini belirtmişlerdir. Geçen yıl yapılan bir çalışmada da 9 Eylül 1956 yılında meydana gelen 7.5 büyüklüğündeki ve 25 kilometre odak derinliğindeki Amorgos depreminin deniz tabanında 75 kilometre uzunluğunda yüzey kırığı geliştirdiği ve yakın adalarda tsunamiye neden olduğu anlaşılmıştır. Kayıtlarda 1956 depreminden sadece 13 saniye sonra odak derinliği 45-90 kilometre olan ve büyüklüğü 6 ila 7.2 olan 2’nci bir deprem daha meydana geldiği bilinmektedir. Bu depremlerde Santorini ve Amorgos’ta 3 bin 200 binanın hasar gördüğü ve 54 kişinin can verdiği kayıtlardan anlaşılmaktadır. Son günlerde ocak sonu, şubat başında meydana gelen depremler de Santorini-Amorgos fayı ve bu fayın yakın çevresindeki fayların tetiklendiği anlaşılmaktadır. 1956 yılında Amorgos fayının kırıldığını düşündüğümüzde son bir haftadır meydana gelen depremlerin magmatik kaynaklar ve hidrotermal aktivite nedeniyle tetiklenmiş depremler oldukları ve yeni bir volkanik aktivite başlangıcını gösterdiği kabul edilebilir. Bu nedenlerle, bölgedeki Anafi-Astypalea fay sistemi, Los fay sistemi ve Kinairos fayının yakın gelecekte yıkıcı deprem üretme ihtimali yüksek görünmektedir"</p>

<p><strong>'TÜRKİYE'NİN BU DEPREMLERDEN ETKİLENME DERECESİ DÜŞÜKTÜR'</strong><br>
Türkiye için rahatlatan açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Sözbilir, "Bu fay sistemlerinin Türkiye kıyılarına uzaklığı 150-200 kilometreyi bulduğundan, Türkiye’nin bu depremlerden etkilenme derecesi düşüktür. Fakat bu bölgedeki deniz altı faylarının 7’den büyük deprem üretmesi durumunda Kuşadası-Bodrum-Datça kıyılarının tsunami tehlikesi açısından modellenmesi ve buna göre önlem alınması gerekmektedir" dedi. (DHA)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;#039;nde yosunlar yeşil örtü oluşturdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-yosunlar-yesil-oertu-olusturdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinde-yosunlar-yesil-oertu-olusturdu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in Karşıyaka ilçesinde, denizin kıyıya yakın bazı bölgeleri halk arasında &quot;deniz marulu&quot; olarak bilinen yosun türüyle kaplandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/izmir_korfezi_nde_yosunlar_yesil_ortu_olusturdu_h7886_04626.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezi&amp;039nde, yosunlar, yeşil, örtü, oluşturdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Körfezi'nin Bostanlı sahili tarafında, deniz suyundaki azot ve fosfor miktarının artmasıyla çoğalan deniz yosunu (Ulva lactuca) su yüzeyinde yeşil bir örtü oluşturdu.</p>

<p>Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ergün Taşkın, körfezin kirliğin etkisi altında olduğunu söyledi.</p>

<p>Kirliliğin denizdeki bitkiler için besleyici elementleri artırdığını ifade eden Taşkın, hava ve su sıcaklıklarının da artmasıyla deniz marullarının hızla çoğaldığını anlattı.</p>

<p></p>

<p><img alt="İzmir Körfezi'nde yosunlar yeşil örtü oluşturdu" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20250309_37288101.jpg"></p>

<p>Taşkın, kirliliğin önüne geçilmeden deniz marullarının artışının engellenmesinin mümkün olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>"Deniz marulları iki üç aylık bir yaşam döngüsüne sahiptir ve hızlı üremektedir. Bu nedenle yılda birkaç defa bu artışlar gözlenebilir. Bu aşamada deniz marullarını toplamak çok doğru bir işlem olmayabilir. Çünkü sudaki bu besleyici elementlerin azalmasına neden oluyor. Bunların toplanması besleyici elementlerin diğer fırsatçı planktonik türler tarafından kullanılmasına neden olacaktır. Bu da geçen yılki balık ölümlerine neden olan artışları tetikleyebilir." (AA)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları okyanusun en derin bölgesinde binlerce yeni mikrop keşfetti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-okyanusun-en-derin-boelgesinde-binlerce-yeni-mikrop-kesfetti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-okyanusun-en-derin-boelgesinde-binlerce-yeni-mikrop-kesfetti</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, okyanusun en derin bölgesi olarak bilinen hadal bölgesinde, daha önce hiç görülmemiş binlerce yeni mikrop keşfetti. Yapılan araştırma, bu alandaki yaşamın, soğuk ve karanlık derinliklerde nasıl hayatta kaldığını anlamak adına büyük bir adım oldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/bilim_insanlari_okyanusun_en_derin_bolgesinde_binlerce_yeni_mikrop_kesfetti_h7887_d304b.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, okyanusun, derin, bölgesinde, binlerce, yeni, mikrop, keşfetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hadal bölgesi, okyanus yüzeyinden 6 kilometre (yaklaşık 4 mil) derinlikte başlıyor ve 11 kilometreye (6.8 mil) kadar iniyor.</p>

<p>Bu derinlik, yaklaşık 30 Empire State Binası yüksekliğinde ya da bir buçuk Mount Everest büyüklüğünde bir mesafe. Okyanusun bu karanlık derinliklerinde yaşam oldukça zorlu.</p>

<h2>7 bin 564 mikrop türü tespit edildi</h2>

<p>Çin'den gelen araştırma ekibi, hadal bölgesinde 33 dalış yaparak, deniz tabanı ve deniz suyu örnekleri topladı. Yapılan analizler, 7.564 mikrop türü tespit etti ve bunların neredeyse yüzde 90'ının bilim dünyası için yeni olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar, bu çalışmanın, mikrobiyal ekolojinin uzun zamandır hedeflenen bir amacını ele aldığını belirtiyor: "Çalışmamız, mikroorganizma topluluklarının, özellikle de aşırı koşullarda nasıl şekillendiğini anlamayı amaçlıyor," diyorlar.</p>

<p>Hadal bölgesinde yaşam oldukça zor. Sıcaklıklar donma noktasına yakın, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/su/" target="_blank">su</a> basıncı son derece yüksek ve besin kaynakları oldukça sınırlı. Ancak bu zorluklara rağmen, keşfedilen mikropların çeşitliliği şaşırtıcı.</p>

<h2>Derinlik arttıkça, mikroplar iş birliği yapıyor</h2>

<p>Araştırmacılar, mikropların hayatta kalmak için iki ana strateji uyguladığını belirlediler. Bazı mikroplar, daha küçük ve daha basit genomlara sahip olup, verimli bir şekilde yaşamaya evrilmişler. Bu mikroplar, derinlikte hayatta kalmak için streslere karşı direnç sağlayan enzimlere sahipler. Diğer mikroplar ise daha büyük genomlara sahip, bu da onların çevresel baskılara uyum sağlamak ve daha geniş bir besin yelpazesinde hayatta kalmalarına olanak tanıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, hadal mikroplarının çeşitliliği ve heterojenliğinin son derece yüksek olduğunu vurguluyor. Bu çeşitlilik, çevresel koşulların ve hadal bölgesinin hassas topografyasının etkisiyle şekilleniyor.</p>

<p>Ayrıca, mikroplar genellikle okyanusun derinliklerinde uygun yerlerde kümelenip, birbirleriyle az bir örtüşme göstererek farklı mikroplar karışımları oluşturuyor.</p>

<p>Derinlik arttıkça, mikropların hayatta kalabilmek için işbirliği yaptığı gözlemlendi. Bu mikroorganizmalar, besinleri paylaşarak ve topluluklarını koruyarak (koruyucu biyofilm oluşturarak) hayatta kalmaya çalışıyor.</p>

<p>Araştırma ekibi, bulgularını bilim insanlarının incelemesi için çevrimiçi olarak erişime sundu. "Mariana Çukuru Çevresi ve Ekoloji Araştırma (MEER)" projesi kapsamında, aşırı koşullarda yaşamın nasıl sürdüğünü anlamaya yönelik yeni fırsatlar ortaya kondu.</p>

<p>Araştırma, Cell dergisinde yayımlandı.(Sciencealert)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antarktika&amp;#039;daki buzların erimesi Dünya&amp;#039;nın en güçlü okyanus akıntısını yavaşlatıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antarktikadaki-buzlarin-erimesi-dunyanin-en-guclu-okyanus-akintisini-yavaslatiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antarktikadaki-buzlarin-erimesi-dunyanin-en-guclu-okyanus-akintisini-yavaslatiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, Antarktika kıtasında eriyen buz tabakalarının Dünya&#039;nın en güçlü okyanus akıntısı olan &quot;Antarktik Kutup Çevresi Akıntısının (ACC)&quot; hızını yavaşlattığını tespit etti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/antarktika_daki_buzlarin_erimesi_dunya_nin_en_guclu_okyanus_akintisini_yavaslatiyor_h7888_6a6b1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antarktika&amp;039daki, buzların, erimesi, Dünya&amp;039nın, güçlü, okyanus, akıntısını, yavaşlatıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Avustralya'daki Melbourne Üniversitesi ve Norveç Araştırma Merkezi'nden araştırmacılar, değişen sıcaklık, tuzluluk ve rüzgar koşullarının etkisini incelemek için okyanus akıntıları ve ısı transferi gibi faktörlere ait yüksek çözünürlüklü okyanus ve deniz buzu simülasyonunu analiz etti.</p>

<p>"GADI" adı verilen iklim simülatörü kullanılarak yapılan analiz sonucunda araştırmacılar, Antarktika kıtasında eriyen buz tabakalarının Dünya'nın en güçlü okyanus akıntısı olan ACC'nin hızını yavaşlattığını ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar, ACC'nin hızının 2050'ye kadar yaklaşık yüzde 20 yavaşlayacağını tespit etti.</p>

<h2>Okyanus "son derece karmaşık ve ince bir dengeye" sahip</h2>

<p>Buz erimesi ve okyanus ısınmasının okyanustaki akıntı üzerindeki etkisinin geçmişte düşünülenden çok daha karmaşık olduğunu tespit eden araştırmacılar, eriyen buzların deniz seviyesinin yükselmesine ve okyanusun ısınmasına yol açabileceğini kaydetti.</p>

<p>Okyanusun "son derece karmaşık ve ince bir dengeye" sahip olduğunu belirten araştırmacılar, büyük okyanus havzaları için kanal görevi gören akıntıdaki yavaşlamanın küresel ısınmanın hızlanması gibi ciddi sonuçları olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Araştırmacılar, ayrıca, akıntı hızı yavaşladıkça çeşitli canlı türlerinin Antarktika kıtasına ulaşma olasılığının artacağını ve bu durumun deniz ekosistemlerinin yaşanabilirliği ve Antarktika penguenlerinin beslenme şeklinin değişmesi de dahil besin ağı üzerinde bazı ciddi etkilere neden olabileceğini aktardı.</p>

<p>Araştırmanın bulguları "Environmental Research Letters" dergisinde yayımlandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları uyardı: Yüzyılın sonunda insanlar için fazla sıcak bölgeler üç katına çıkabilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-uyardi-yuzyilin-sonunda-insanlar-icin-fazla-sicak-boelgeler-uc-katina-cikabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bilim-insanlari-uyardi-yuzyilin-sonunda-insanlar-icin-fazla-sicak-boelgeler-uc-katina-cikabilir</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde ortalama sıcaklıklar artmaya devam ederken, bilim insanları Paris Anlaşması&#039;nda belirlenen iklim hedefine ulaşılması halinde bile gezegenin çok daha sıcak olacağını ve yaşam için elverişli alanların azalacağını belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/bilim_insanlari_uyardi_yuzyilin_sonunda_insanlar_icin_fazla_sicak_bolgeler_uc_katina_cikabilir_h7889_cd755.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, uyardı:, Yüzyılın, sonunda, insanlar, için, fazla, sıcak, bölgeler, üç, katına, çıkabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi öncesi döneme göre dünyanın ortalama sıcaklığı şimdiden 1,5 santigrat derece arttı. Bilim insanları, bu değerin yarım derece daha artması halinde sağlıklı bir yetişkinin bile yaşamasının mümkün olmayacağı kara parçalarının üç katına çıkacağı konusunda uyarıyor.</p>

<p>Bu durum, ABD büyüklüğünde bir kara parçasının kullanılamaz hale gelmesi anlamına geliyor.</p>

<p>60 yaş üzerindeki bireyler için risk daha da büyük. Şu an dünyanın yüzde 21'inde yaşam süremeyen bu yaş grubu, sıcaklık artmaya devam ederse kara parçalarının yüzde 35'inde yaşayamaz hale gelebilir.</p>

<h2>2 derecenin ötesi ölümcül sıcaklıklar getirebilir</h2>

<p>King's College London'dan iklim bilimci Tom Matthews, "Bulgularımız, küresel ısınmanın 2 santigrat dereceye ulaşması halinde ortaya çıkabilecek ölümcül sonuçları gösteriyor" dedi.</p>

<p>Matthews'e göre, sıcaklıklar sanayi öncesi seviyelere göre 4 derece arttığında, dünyanın kara parçalarının yüzde 40'ı yetişkinler için yaşanamaz hale gelecek. Sadece yüksek enlemler ve orta enlemlerin daha serin alanları bundan etkilenmeyecek.</p>

<h2>Yaşamı tehdit eden sıcaklıklar yaygınlaşıyor</h2>

<p>İklim bilimcilere göre, insanoğlunun dayanabileceği sıcaklıklar belli bir eşikte sınırlı. Bazı bölgelerde ise bu eşik zaten aşılıyor. Basra Körfezi, Hint-Ganj Ovası, ABD'nin güneyi, Meksika ve Avustralya gibi yerlerdeki aşırı sıcak dalgaları, insan bedeninin dayanma sınırlarını zorluyor.</p>

<h2>İklim hedefleri tutmazsa risk büyüyecek</h2>

<p>Eğer fosil yakıt kullanımı devam eder ve atmosferdeki karbonu emen ekosistemler tahrip edilirse, ısınmanın 2 santigrat derece hedefinin de aşılması ihtimali artacak. 4 ila 5 derece arası bir sıcaklık artışı, dünyanın geniş bölgelerinde yaşamı tehdit edebilir.</p>

<p>Özellikle 60 yaş üzeri yetişkinler, dünyanın yüzde 60'ında yaşam süremez hale gelebilir. Tropikal bölgelerde, her yaştan insan için ölümcül sıcaklıklar görülebilir. Matthews, "Bu şartlarda, gölgede olsanız, rüzgara maruz kalsanız ve yeterince su tüketeseniz bile uzun süre dışarıda kalmanız ölümcül sıcak çarpmasına yol açabilir" dedi.</p>

<h2>Isınma sınırlandırılmazsa açık havada bulunmak riskli hale gelebilir</h2>

<p>Uzmanlar, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş ve karbon tutan ekosistemlerin korunmasının, bu felaket senaryolarının önüne geçmek için kritik olduğunu belirtiyor. Ancak Matthews, bunun yanı sıra artan sıcaklıklara uyum sağlamak için de hazırlık yapılması gerektiğini söylüyor.</p>

<p>"Gezegenin daha büyük bir kısmı, insan fizyolojisi için fazla sıcak hale geldikçe, insanların serin ortamlara erişim sağlayabilmesi hayati önem taşıyacak" diyor.</p>

<p>Araştırma, Nature Reviews Earth and Environment dergisinde yayımlandı. (Sciencealert)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eski kurşun fabrikasına ait atıkların Torbalı’ya dökülmesine ilişkin soruşturma</title>
<link>https://trafikdernegi.com/eski-kursun-fabrikasina-ait-atiklarin-torbaliya-doekulmesine-iliskin-sorusturma</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/eski-kursun-fabrikasina-ait-atiklarin-torbaliya-doekulmesine-iliskin-sorusturma</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de Gaziemir ilçesi Emrez Mahallesi&#039;ndeki eski kurşun fabrikası atıklarının Torbalı ilçesi Yoğurtçular Mahallesi&#039;ndeki boş bir alana izinsiz şekilde dökülmesine ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/eski_kursun_fabrikasina_ait_atiklarin_torbaliya_dokulmesine_iliskin_sorusturma_h7890_ca68f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eski, kurşun, fabrikasına, ait, atıkların, Torbalı’ya, dökülmesine, ilişkin, soruşturma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, çevrenin kasten kirletilmesi suçuna ilişkin olarak, iki hafriyat şirketi yetkilisi ve dört hafriyat kamyonu sürücüsü hakkında soruşturma başlattı.</p>

<p>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada "Yazılı ve görsel basında 11.03.2025 tarihinde yer alan 'İzmir’de Atık Skandal: İki şirkete büyük ceza' başlıklı haberler ile ilgili olarak İzmir’de bulunan eski kurşun geri kazanım fabrikasının atıklarının dökülerek çevrenin kirletildiğine dair bilgilerin tespit edilmesi üzerine, karşısında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 02/01/2025 kurulan Çevre, İmar, Ormanlara ve Hayvanlara Yönelik Suçlar Soruşturma Bürosunca iki hafriyat şirketi yetkilisi ve dört hafriyat kamyonu sürücüsü hakkında 5237 Sayılı TCK'nin 181.maddesinde düzenlenen Çevrenin Kasten Kirletilmesi suçuna ilişkin olarak derhal soruşturma başlatıldı" ifadelerine yer verildi.<strong> (ANKA)</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çöplük ve hurdalıklarda yüksek mikroplastik kirliliği su kaynaklarını tehdit ediyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/coepluk-ve-hurdaliklarda-yuksek-mikroplastik-kirliligi-su-kaynaklarini-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/coepluk-ve-hurdaliklarda-yuksek-mikroplastik-kirliligi-su-kaynaklarini-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Açık çöp döküm sahaları ve hurdalıklarda yüksek oranda mikroplastik birikimi gözlemlendi. Bu kirliliğin tarım alanları, su kaynakları ve ekosistemler için büyük bir tehdit olduğu bildirildi ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2025/03/copluk_ve_hurdaliklarda_yuksek_mikroplastik_kirliligi_su_kaynaklarini_tehdit_ediyor_h7891_c9d3d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:21:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çöplük, hurdalıklarda, yüksek, mikroplastik, kirliliği, kaynaklarını, tehdit, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden bilim insanlarınca yapılan araştırmada açık çöp döküm sahalarında mikroplastik miktarı ortalama 1 kilogramda 311 adet olurken, hurdalık alanlarında bu oran kilogramda 463 parçacık olarak belirlendi. Uzmanlar bu kirliliğin tarım alanları, su kaynakları ve ekosistemler için büyük bir tehdit olduğunu bildirdi.</p>

<p>Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden bilim insanları Antalya, Manisa, Aydın ve Sakarya'da açık çöp döküm sahaları ile Mersin, İzmir, Bursa ve Çanakkale’deki hurdalık alanlarında topraktaki mikroplastik yükünü inceledi.</p>

<h3>Çöp sahalarında 1 kilogramda 311 adet, hurdalık alanlarında 1 kilogramda 463 parçacık</h3>

<p>Çalışmanın bulgularına göre açık çöp döküm sahalarında mikroplastik miktarı ortalama 1 kilogramda 311 adet olurken, hurdalık alanlarında bu oran kilogramda 463 parçacık olarak belirlendi.</p>

<p>En fazla mikroplastiğe, 1 kilogram toprakta ortalama 700 parçacıkla Mersin'deki hurdalık alanlarında rastlandı. Mersin’i 460 parçacık ile İzmir ve 320 parçacık ile Bursa takip ederken hurdalık alanlarındaki en düşük rakam, 373 mikroplastik parçacık ile Çanakkale'de saptandı.</p>

<p>Açık çöp döküm sahalarında ise 1 kilogram toprakta ortalama 640 mikroplastik parçacıkla Aydın en yüksek miktara sahip il oldu. Aydın'ı 260 parçacıkla Manisa, 233 parçacıkla Antalya takip etti. Sakarya 1 kilogram toprakta ortalama 133 mikroplastik parçacıkla açık çöp döküm sahalarındaki en düşük rakama sahip şehir olarak kaydedildi.</p>

<p>Çalışmada toprakta en çok bulunan mikroplastiklerin açık çöp döküm sahalarında yüzde 81,5, hurdalık alanlarda ise yüzde 70,1 oranında “polietilen” olduğu saptandı.</p>

<p>Araştırmada, açık çöp döküm sahalarında ve hurdalık alanlarında kontrolsüz plastik atık dökümü nedeniyle yüksek oranda mikroplastik birikimi gözlemlendiği ve bu kirliliğin tarım alanları, su kaynakları ve ekosistemler için önemli bir tehdit oluşturduğu belirtildi.</p>

<h3>"Yediğimiz meyveye, sebzeye kadar geçebiliyor"</h3>

<p>Projenin yürütücülerinden Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Muhittin Onur Akça, tarımsal yönetime tabi olmayan alanlarda mikroplastik birikimini, türlerini, boyutlarını ve renklerini belirlemeyi hedeflediklerini kaydetti.</p>

<p>Aynı zamanda Türkiye Toprak Bilimi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan Akça, çevre ve özellikle toprak kirliliği konusunda bir bilgi kaynağı oluşturabilmeyi amaçladıklarını ifade ederek, "Bu amaçla Türkiye'de Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde toplam sekiz ilimizde tarımsal alanların ve kentsel alanların dışında kalan endüstriyel bölgelerden numunelerimizi topladık." dedi.</p>

<p>Akça, tespit edilen mikroplastiklerin çoğunun mavi renkte, 0,5 milimetreden daha küçük boyutta ve büyük oranda polietilen yani günlük hayatta kullanılan birçok ürünün yapıldığı plastik türü olduğunu söyledi.</p>

<p>Her üç bölgede de plastik atıkların toprak kirliliği açısından ciddi bir risk oluşturduğuna dikkati çeken Akça, "Toprakta biriken mikroplastik partiküller bitkilerin büyümesini, tarımsal ürünlerin kalitesini çeşitli şekillerde etkileyebiliyor. Bu mikroplastik partiküller toprakta çok daha fazla birikerek, nano boyutlarda bitki dokularına girerse bitki tarafından emilip bitkinin iletim demetlerine ve yediğimiz meyveye, sebzeye kadar geçebiliyor." diye konuştu.</p>

<p>Akça, tek kullanımlık plastiklerin kullanımının ve plastik üretiminin azaltılması, biyobozunur plastiklerin yaygınlaştırılmasıyla toprağın mikroplastik kirliliğinden korunmasının ve gelecek nesiller için sağlıklı bir çevrenin sürdürülmesinin mümkün olabileceğini dile getirdi.</p>

<h3>"Kirliliğin düzeyi bilinmeden koruyucu önlemler ve politikalar geliştirmek mümkün değil"</h3>

<p>Projenin bir diğer yürütücüsü Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Toprak Bilimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Can Turgay, plastiğin insan hayatındaki varlığını azaltmak gerektiğini, bunun için de plastik üretim düzeylerinin, plastik tüketim kültürünün ve atık yönetimi ile geri dönüşüm politikalarının ve yasal mevzuatların gözden geçirilmesi ve yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Türkiye Toprak Bilimi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi de olan Turgay, bunları yaparken dayanağın bilimsel veriler olması gerektiğinin altını çizerek, "Türkiye koşullarında da topraklarımızda mikroplastik kirliliği kaynaklarını belirlemeye ve hangi sektörlerden ne ölçüde katkı geldiğini görmeye ihtiyacımız var. Kirliliğin düzeyi bilinmeden koruyucu önlemler ve politikalar geliştirmek mümkün değil." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Plastiklerin toprağa dahil olduktan sonra fiziksel ve kimyasal yapılarında meydana gelen değişimlerden dolayı biyolojik aktiviteye zarar verdiğine değinen Turgay, toprağın içindeki yaşamın hem çevresel hem de tarımsal açıdan önemli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Turgay sözlerini şöyle tamamladı: "Ne yazık ki bazı şehirlerimizde vahşi depolama alanları var. Bunların sayısının azaltılması son derece önemli. Sanayi atıklarının yönetimi konusunda daha dikkatli olmaya ihtiyacımız var. Plastik üretimi ve kullanım kısıtlamaları getirilebilir. Türkiye'deki en yaygın uygulama marketten çıkarken sorulan 'Poşet ister misiniz?' sorusu. Bu son derece önemli, etkili bir yaklaşım, plastiğe para vermek etkili oluyor. Bu tarz düzenlemelere ihtiyaç var. Tarımda kullanılan plastiklerin tüketimine bence bir düzenleme, denetleme getirilebilir. Herkes istediği kadar plastiğe erişip tarımsal üretim amaçlı kullanmamalı. Buna mutlaka bir filtre, bir dizi yönetim unsuru getirilmeli diye düşünüyorum. Uluslararası işbirliği ve ulusal eylem planlarına ülke olarak daha fazla entegre olmalıyız." <strong>(AA)</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DÜNYA LİDERLERİNDEN TRUMP VERGİLERİNE TEPKİLER</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunya-liderlerinden-trump-vergilerine-tepkiler</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunya-liderlerinden-trump-vergilerine-tepkiler</guid>
<description><![CDATA[ ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye&#039;ye yüzde 10, AB&#039;ye yüzde 20, Çin&#039;e ise yüzde 34 gümrük vergisi uygulayacağını açıklamasının ardından tarife listesinde yer alan birçok ülkeden sert tepki geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/dunya-liderlerinden.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>DÜNYA, LİDERLERİNDEN, TRUMP, VERGİLERİNE, TEPKİLER</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump 1 Nisan Çarşamba günü imzaladığı kararname ile ithalatta gümrük vergilerini artırmasının ardından, AB lideri bunun dünya ekonomisi için büyük bir darbe olduğunu ve sonuçlarının 'milyonlarca insan için korkunç olacağını' vurguladı.
Ulaşım ve ilaçların daha pahalıya mal olacağını belirten Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Bu da özellikle en savunmasız vatandaşlara zarar veriyor," dedi.
Dünya ticaret sisteminin 'ciddi eksiklikleri' olduğunu kabul eden von der Leyen, AB'nin ABD ile müzakereye de karşı tedbirlerle yanıt vermeye de hazır olduğunu söyledi.
Leyen'in açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergisi duyurusunun ilk etapta önemli ticaret ortakları tarafından ölçülü tepkilerle karşılanması ve tam teşekküllü bir ticaret savaşı için iştahın olmadığının vurgulanması üzerine geldi.
Trump, 'karşılıklı gümrük vergileri' olarak adlandırdığı ve yüzde 10 ila yüzde 49 arasında değişen ithalat vergilerini en basit ifadelerle sundu: ABD, ticaret ortaklarına, onlarca yıldır ABD'ye yaptıklarını söylediği şeyi yapacaktı.
"Vergi mükellefleri 50 yılı aşkın bir süredir soyuluyor," dedi. "Ama artık böyle bir şey olmayacak."
Trump, "İşler ve fabrikalar ülkemize geri dönecek" sözünü verdi. Bu durumun sadece ekonomik bir mesele değil, 'yaşam tarzını' tehdit eden bir ulusal güvenlik sorunu olduğunu belirtti.
Trump'ın gümrük vergileri ardından küresel piyasalar sarsıldı, ABD hisse senedi vadeli işlemleri perşembe günü erken saatlerde yüzde 3'e varan oranda düştü ve Tokyo piyasası Asya'daki kayıplara öncülük etti. Petrol fiyatları varil başına 2 dolardan fazla düştü ve bitcoin fiyatı yüzde 4,4 düştü.
Liderlerden gümrük vergilerine tepki
Trump'ın açıklamasından kısa bir süre sonra İngiliz hükümeti ABD'nin İngiltere'nin "en yakın müttefiki" olmaya devam ettiğini söyledi.
İş, Enerji ve Sanayi Stratejisi Bakanı Jonathan Reynolds, İngiltere'nin Trump tarafından açıklanan İngiliz mallarına yönelik yüzde 10'luk gümrük vergilerinin "etkisini hafifletmek" için bir ticaret anlaşması yapmayı umduğunu söyledi.
Reynolds, "Kimse bir ticaret savaşı istemiyor ve bizim niyetimiz bir anlaşma sağlamak," dedi. "Ancak hiçbir şey masanın dışında değil ve hükümet İngiltere'nin ulusal çıkarlarını savunmak için gereken her şeyi yapacaktır," diye ekledi.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Avrupa Birliği'ne yönelik yeni yüzde 20'lik gümrük vergilerini 'yanlış' olarak nitelendirdi ve bunların iki tarafa da fayda sağlamadığını söyledi.
Meloni, Facebook paylaşımında, "Batı'yı kaçınılmaz olarak diğer küresel oyuncular lehine zayıflatacak bir ticaret savaşından kaçınmak amacıyla ABD ile bir anlaşmaya varmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız," dedi.
Brezilya hükümeti konuyu Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ-WTO) taşımayı düşündüğünü söyledi. Daha sonra Brezilya Kongresi, nadir görülen bir birlik gösterisiyle, hükümetinin Brezilya mallarına gümrük vergisi uygulayan herhangi bir ülkeye veya ticaret bloğuna karşı misilleme yapmasına izin veren bir mütekabiliyet tasarısını oy birliğiyle kabul etti.
'Zararı en aza indirmek'
ABD'nin en büyük ihracatçıları arasında yer alan Asya ülkeleri, otomobil üreticilerini ve etkilenmesi muhtemel diğer işletmeleri desteklemek için hızla harekete geçme sözü verdi.
Ticaret bakanlığından yapılan açıklamada, Güney Kore'nin geçici lideri Han Duck Soo'nun yetkililere, yüzde 25'lik yeni gümrük vergisinin potansiyel etkisini analiz ederek 'zararı en aza indirmek' için iş gruplarıyla birlikte çalışmalarını söylediği belirtildi.
Çin Ticaret Bakanlığı, Pekin'in 'kendi hak ve çıkarlarını korumak için kararlılıkla karşı önlemler alacağını' söyledi ancak tam olarak ne yapabileceğini belirtmedi. Çin daha önceki yüksek gümrük vergisi uygulamalarına, ABD'nin tarım ürünleri ihracatına daha yüksek vergiler uygulayarak ve elektrikli araçlar gibi yüksek teknoloji endüstrilerinde kullanılan stratejik öneme sahip minerallerin ihracatını sınırlandırarak tepki vermişti.
Açıklamada, "Çin, ABD'yi tek taraflı tarife tedbirlerini derhal iptal etmeye ve ticaret ortaklarıyla olan farklılıkları eşit diyalog yoluyla uygun bir şekilde çözmeye çağırıyor," denildi.
Bazı ülkeler Beyaz Saray'ın hesaplamalarına itiraz etti.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, ABD'nin ülkesine uyguladığı gümrük vergilerinin tamamen yersiz olduğunu ancak Avustralya'nın misilleme yapmayacağını söyledi.
Albanese, "Başkan Trump karşılıklı tarifelerden bahsetti. Karşılıklı gümrük tarifesi yüzde 10 değil sıfır olacaktır," dedi. ABD ve Avustralya arasında serbest ticaret anlaşması bulunuyor ve ABD'nin Avustralya ile 2'ye 1 ticaret fazlası var. "Bu bir dostun yapacağı bir hareket değil," diye ekledi.
Trump, ABD'nin geçen yıl 3 milyar dolarlık Avustralya sığır eti satın aldığını, ancak Avustralya'nın ABD sığır eti ithalatını kabul etmeyeceğini söyledi. Albanese, çiğ ABD sığır eti yasağının biyogüvenlik nedenleriyle olduğunu söyledi.
Güney Pasifik'teki Norfolk Adası'na uygulanan yüzde 29'luk gümrük vergisi şok etkisi yarattı. Avustralya toprakları yaklaşık 2.000 kişilik bir nüfusa sahip ve ekonomi turizm etrafında dönüyor.
Avustralya hükümetinin adadaki temsilcisi Norfolk Adası Yöneticisi George Plant 2 Nisan Perşembe günü AP'ye yaptığı açıklamada, "Bildiğim kadarıyla ABD'ye hiçbir şey ihraç etmiyoruz," dedi. "Hiçbir şeyden gümrük vergisi almıyoruz. Herhangi bir tarife dışı engelin de söz konusu olabileceğini düşünemiyorum, bu yüzden burada kafamızı kaşıyoruz."
Yeni Zelanda da Trump'ın tarife mantığına itiraz etti.
Ticaret Bakanı Todd McClay, "Yüzde 20'lik bir gümrük vergisi oranımız yok," dedi ve Yeni Zelanda'nın 'çok düşük bir tarife rejimi' olduğunu ve doğru rakamın ABD'nin tüm ülkelere uyguladığı yüzde 10'luk temel oranın altında olduğunu sözlerine ekledi.
"Misilleme yapmaya çalışmayacağız. Bu Yeni Zelandalı tüketicilerin fiyatlarını arttırır," diye konuştu.
Meksika ve Kanada, ABD ile serbest ticaret anlaşmaları kapsamında zaten nitelikli olan mallar için şimdilik son gümrük tarifelerinden muaf tutuldu. Ancak daha önce açıklanan otomobil ithalatına yönelik yüzde 25'lik gümrük vergilerinin gece yarısı yürürlüğe girmesi planlanıyordu.
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum 1 Nisan Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Trump'ın açıklamasının Meksika'yı nasıl etkileyeceği netleştikten sonra 2 Nisan Perşembe günü harekete geçmek için bekleyeceğini söyledi.
1 çarşamba çarşamba sabahı yaptığı açıklamada Sheinbaum, "Bu, siz bana gümrük vergisi uygularsanız ben de size gümrük vergisi uygularım gibi bir mesele değil," dedi. "Bizim çıkarımız Meksika ekonomisini güçlendirmektir."
Kanada, Trump'ın fentanil kaçakçılığıyla ilişkilendirdiği yüzde 25'lik gümrük vergilerine karşılık olarak misilleme gümrük vergileri uygulamıştı. Avrupa Birliği, çelik ve alüminyum gümrük vergilerine yanıt olarak, burbon da dahil olmak üzere 26 milyar euro değerinde ABD malına vergi koydu ve Trump'ın Avrupa alkolüne yüzde 200 gümrük vergisi tehdidinde bulunmasına yol açtı.
Kazanacak çok az şey var
Trump 1 Nisan Çarşamba günü hedef alınan ülkelerin listesini okurken, kendi uluslarının işletmelerini korumak için uyguladıkları ticaret engelleri nedeniyle onları suçlamadığını tekrarladı. "Ama biz de şu anda aynı şeyi yapıyoruz," dedi.
Trump, "Amansız ekonomik savaş karşısında ABD artık tek taraflı ekonomik teslimiyet politikasına devam edemez," dedi.
Hindistan'daki bir iş forumunda konuşan Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, bu tür tedbirlerin belirsizliğe yol açmanın yanı sıra "karşılıklı olarak kabul edilmiş kurallara" ve "uluslararası ticareti yöneten ilkelere" meydan okuduğu uyarısında bulundu.
Trump ile daha önce de karşı karşıya gelen Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro ise sosyal medya platformu X aracılığıyla yaptığı açıklamada, gümrük vergilerinin küresel bir dönüm noktası olduğunu söyledi: "Bugün tüm dünyada serbest ticaret politikalarını ilan eden neoliberalizm öldü."
Analistler ne ABD'de ne de diğer ülkelerde topyekûn bir ticaret savaşından kazanılacak çok az şey olduğunu söylüyor.
İtalya'daki Uluslararası Siyasi Araştırmalar Enstitüsü'nde kıdemli analist olan Matteo Villa, "Trump bir kez daha Avrupa'yı bir yol ayrımına getirdi," dedi.
"Eğer Trump gerçekten yüksek gümrük vergileri uygularsa, Avrupa'nın buna karşılık vermesi gerekecek ama paradoks şu ki AB hiçbir şey yapmasa daha iyi olur," diyen Villa, AB'nin ABD'ye ihracatının daha fazla olduğuna dikkat çekti.
Villa, "Öte yandan, Trump sadece güç dilinden anlıyor gibi görünüyor ve bu da güçlü ve acil bir yanıt verilmesi gerektiğini gösteriyor" dedi. "Muhtemelen Brüksel'deki umut, bu yanıtın Trump'ı müzakere etmeye ve kısa süre içinde geri adım atmaya ikna edecek kadar güçlü olması."
(Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.)
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Son 30 yılın en büyük zirai donu: 36 il alarmda!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/son-30-yilin-en-buyuk-zirai-donu-36-il-alarmda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/son-30-yilin-en-buyuk-zirai-donu-36-il-alarmda</guid>
<description><![CDATA[ 2025’te yaşanan zirai don felaketi 36 ilde tarımı vurdu. Fındık, kiraz, kayısı ve üzümde büyük rekolte kaybı bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/son-30-yilin-en-buyuk-zirai-donu-36-il-alarmda.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Son, yılın, büyük, zirai, donu:, alarmda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fındık, kayısı, kiraz ve üzüm başta olmak üzere birçok üründe büyük rekolte kaybı bekleniyor. Uzmanlar üreticileri hasar bildirimi için uyardı.

Türkiye zirai don felaketiyle karşı karşıya

Nisan ortasında yaşanan ani sıcaklık düşüşü ve kar yağışı, Türkiye genelinde tarım alanlarında büyük zarara neden oldu. Son 30 yılın en etkili zirai don felaketi olarak kaydedilen bu gelişme, 36 ilde fındık, ceviz, kayısı, elma, kiraz ve üzüm gibi birçok ürünün ciddi şekilde zarar görmesine yol açtı.

Meteoroloji ve Valiliklerden Peş Peşe Uyarılar

Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile birçok il valiliği, zirai don uyarısı yaparak üreticileri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Özellikle Doğu Anadolu’da kar yağışı, İç Anadolu ve Karadeniz’in bazı bölgelerinde ise don riski devam ediyor.

İşte bölge bölge zarar tablosu

Konya: Türkiye kiraz üretiminin yüzde 60’ını karşılayan Akşehir ilçesinde büyük hasar oluştu. Kiraz Üreticileri Birliği, birçok bahçenin kullanılamaz hale geldiğini açıkladı.
Samsun: Bafra’da 60 köyde fındık, ceviz ve çilek tarlaları etkilendi. 19 bin dönüm alan zarar gördü.
Adıyaman: Gölbaşı ilçesinde üzüm, badem, kiraz ve Trabzon hurması bahçeleri büyük zarar gördü.
Sivas: Don olayı başta kayısı ve vişne olmak üzere birçok meyvede %70 ile %100 arası kayba yol açtı.
Tokat: Valilik, meyve ağaçları ve çeşitli tarım ürünlerinde ciddi hasar oluştuğunu açıkladı.
Kastamonu: Tosya ilçesinde 6 bin 725 dekar alandaki ceviz, elma ve kiraz bahçeleri etkilendi.
Malatya: Vali Seddar Yavuz, başta kayısı olmak üzere zararın yüksek olduğunu bildirdi.
Niğde: Elma üretim merkezlerinden biri olan kentte elma bahçeleri zarar gördü.

TOBB ve TMO'dan destek çağrısı

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, üretici borçlarının faizsiz ertelenmesi gerektiğini vurgularken, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal da üreticilere geçmiş olsun dileklerini iletti.

İYİ Partili vekil “Afet bölgesi ilan edilsin” dedi

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, bazı ürünlerde %95’e varan kayıpların yaşandığını belirterek, etkilenen bölgelerin tarımsal afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğini söyledi.

Üreticilere başvuru uyarısı

AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı, üreticilerin Tarım ve Orman Bakanlığı müdürlüklerine başvurarak zarar tespiti yaptırmalarını önerdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arapapıştı Kanyonu, yeni sezona ‘merhaba’ dedi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/arapapisti-kanyonu-yeni-sezona-merhaba-dedi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/arapapisti-kanyonu-yeni-sezona-merhaba-dedi</guid>
<description><![CDATA[ Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun turizme kazandırdığı Kemer Barajı üzerindeki Arapapıştı Kanyonu yeni sezonda kapılarını açmaya hazırlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/arapapisti-kanyonu-yeni-sezona-merhaba-dedi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Arapapıştı, Kanyonu, yeni, sezona, ‘merhaba’, dedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun öncülüğünde turizme kazandırılan Arapapıştı Kanyonu, 29 Mart Cumartesi günü yeni sezona başlıyor ve ilk misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle ünlü olan kanyon, her yıl olduğu gibi bu yıl da yerli ve yabancı turistleri kendine hayran bırakacak.

Aydın'ın ekoturizm cazibe merkezi Arapapıştı Kanyonu

Arapapıştı Kanyonu, Aydın’ın gözde ekoturizm bölgelerinden biri olarak büyük ilgi görüyor. Kanyonun sunduğu muazzam doğa manzarası ve huzurlu atmosferi, misafirlerini etkiliyor. Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Arapapıştı Kanyonu’nun yeni sezona hazırlıklı olduğunu belirterek, vatandaşları bu eşsiz doğa harikasını keşfetmeye davet etti:

"Güzel Aydınımızın dünyaca ünlü kanyonu Arapapıştı, yeni sezonda da misafirlerini ağırlamaya hazır. Tüm vatandaşlarımızı, Aydınımızın doğal ve kültürel güzelliklerinden olan Arapapıştı Kanyonu’nu ziyaret etmeye davet ediyorum."

Tekne turlarıyla keşif 



Büyükşehir Belediyesi tarafından tekne gezilerinin de düzenlediği kanyon güzelliğiyle görenleri her yıl olduğu gibi bu yılda kendine hayran bırakacak. Düzenlenen tekne turlarıyla ilgili bilgi almak ve rezervasyon yaptırmak isteyen vatandaşlar 0542 305 95 85 numaralı telefondan bilgi edinilebiliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Üçpınar’ın kanalizasyon altyapı sorunu çözüldü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ucpinarin-kanalizasyon-altyapi-sorunu-coezuldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ucpinarin-kanalizasyon-altyapi-sorunu-coezuldu</guid>
<description><![CDATA[ Manisa Büyükşehir Belediyesi, Üçpınar Mahallesi&#039;ndeki kanalizasyon sorununu çözmek için hat yenileme çalışması gerçekleştirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/ucpinarin-kanalizasyon-altyapi-sorunu-cozuluyor.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Üçpınar’ın, kanalizasyon, altyapı, sorunu, çözüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediyesi, kent genelindeki altyapı sorunlarını çözmek ve halkın yaşam kalitesini artırmak adına önemli bir adım attı. Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, Yunusemre İlçesi'ne bağlı Üçpınar Mahallesi'nde yaşanan kanalizasyon hattı arızalarına kalıcı bir çözüm getirmek için hat yenileme çalışması yaptı.

Sağlıklı altyapı için hat yenilendi

MASKİ ekipleri, mahallede sürekli arıza yapan kanalizasyon hattını yenileyerek, yeni hat döşemesi gerçekleştirdi. Yapılan çalışma ile Üçpınar Mahallesi’ne daha sağlıklı bir altyapı temin edildi. Mahalle sakinleri, yapılan çalışmalardan memnuniyetlerini dile getirerek, daha sağlıklı bir yaşam alanına kavuşmanın mutluluğunu yaşadılar.

Vatandaşlardan teşekkür mesajları

Mahalle sakini Süleyman Ceylan, altyapıdaki problemlerin sürekli tıkanma ve hat eksiklikleri nedeniyle yaşandığını belirterek, "Ekipler geldi, çalışma yaptı ve güzel bir şekilde ilgilendiler. Kanalizasyon hattı yenilendi ve ihtiyaç duyulan bölgelere sıfırdan hat imalatı yapıldı. Sorun çözüldü. Ferdi Başkanımıza çok teşekkür ederiz." ifadelerini kullandı.

Muhtar Azası Erol Omranlı da, 30 yıldır yaşadığı mahallede hiçbir altyapı çalışması yapılmadığını belirterek, "Hizmeti yeni görmeye başladık. Ferdi Başkanımıza çok teşekkür ederim." dedi.

"Yurttaşlarımız için çalışıyoruz"

Kanalizasyon Dairesi Başkanlığı ekibinden Eyüp Oğul, yapılan yenileme çalışmalarının ardından, "Yurttaşlarımızın sıkıntı çekmemesi adına özveriyle çalışıyoruz." dedi ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'in talimatlarıyla hat yenileme ve yeni hat döşeme işlemlerinin başarıyla tamamlandığını belirtti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Birgi Deresi öğrenciler tarafından temizlendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/birgi-deresi-oegrenciler-tarafindan-temizlendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/birgi-deresi-oegrenciler-tarafindan-temizlendi</guid>
<description><![CDATA[ Ödemiş Belediyesi, Dünya Su Günü’nde Birgi kasabasındaki derede temizlik yaparak su kaynaklarının korunması ve su tasarrufu konusunda farkındalık oluşturdu. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/birgi-deresi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Birgi, Deresi, öğrenciler, tarafından, temizlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ödemiş Belediyesi, 22 Mart Dünya Su Günü etkinlikleri kapsamında, tarihi Birgi kasabasındaki derede temizlik çalışması gerçekleştirdi. Etkinlik, su krizine karşı farkındalık yaratmak ve su kaynaklarının korunmasının önemini vurgulamak amacıyla yapıldı.

Ödemiş Belediyesi, artan su krizine karşı duyarlılığı artırmak için 21 Mart’ta Birgi’de önemli bir etkinlik düzenledi. Belediye Başkan Yardımcısı M. Cumhur Şener, Birgi Muhtarı Mutlu Sulukan, Ödemiş Gazi Umurbey Lisesi ve Birgi Fazlı Alpay Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri ile Temizlik İşleri Müdürlüğü çalışanlarının katılımıyla gerçekleşen temizlik çalışmasında, dere içerisindeki plastik şişe, kağıt, poşet ve cam gibi atıklar temizlendi.



"Doğal güzellikleriyle kente ayrı bir değer katıyor"

Belediye Başkan Yardımcısı Şener, etkinlik sonrası yaptığı açıklamada, "Tarihi Birgi’nin ortasında geçen dere, doğal güzellikleriyle kente ayrı bir değer katıyor. Öğrencilerimizin desteğiyle bu dereyi temizleyerek, hem doğaya olan saygımızı hem de Nevruz Bayramı’nı kutladık. Su kaynaklarımızı temiz tutmak ve doğayı korumak için hep birlikte sorumluluk taşıyoruz" dedi.

M. Cumhur Şener, ayrıca su krizinin dünya genelinde ciddi bir sorun haline geldiğine dikkat çekerek, ülkemizin de artan nüfus ve iklim değişikliği nedeniyle gelecekte su kaynakları konusunda zorluklarla karşı karşıya kalabileceğini vurguladı. "Su tasarrufu, herkesin dikkat etmesi gereken bir konu haline geldi. Gündelik yaşamda alabileceğimiz basit önlemlerle su kullanımını azaltabilir ve kaynaklarımızı daha verimli kullanabiliriz" şeklinde konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Yaşar: Kuraklığa hazır değiliz, geç kalındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/prof-dr-yasar-kurakliga-hazir-degiliz-gec-kalindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/prof-dr-yasar-kurakliga-hazir-degiliz-gec-kalindi</guid>
<description><![CDATA[ Prof. Dr. Doğan Yaşar, Ege Bölgesi&#039;ndeki ciddi kuraklık riski için uyarılarda bulunarak, Türkiye&#039;nin hazırlıksız yakalandığını ve geç kalındığını söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/prof-dr-yasar-kurakliga-hazir-degiliz-gec-kalindi.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Yaşar:, Kuraklığa, hazır, değiliz, geç, kalındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[TÜBA üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, Ege Bölgesi'ndeki kuraklığa karşı Türkiye'nin hazırlıksız olduğunu ve önlemlerde geç kalındığını vurguladı.

Ege Bölgesi’nde kuraklık alarmı! Baraj dolulukları düşüyor

Ege Bölgesi’nde 2024-2025 su yılı sonbahar ve kış mevsimleri, normalin çok altında yağışlarla geçti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün raporuna göre, bölgeye 1 Ekim - 28 Şubat arasında düşen yağış miktarı metrekareye 269,6 kg oldu. Oysa önceki yılların aynı döneminde bu miktar 373,4 kg seviyesindeydi. Bu düşüş, baraj doluluk oranlarını da olumsuz etkiledi.

“Uyarılar 2020’de yapıldı, ancak önlem alınmadı”

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, uzun süredir beklenen kuraklık konusunda açıklamalarda bulundu. Yaşar, 2020 yılından itibaren ciddi bir kuraklık yaşanacağı yönünde bilimsel uyarıların yapıldığını ancak Türkiye’nin bu uyarılara kulak asmadığını belirtti.


“2020'den sonra ciddi bir kuraklık yaşanacağını anlattık. Hazırlanmadık. Bütün gelişmiş ülkeler kuraklığa hazır. Ama biz değiliz. Çok geç kalındı,” dedi.


Yağış eksikliği barajları ve yaz aylarını etkileyecek

Prof. Dr. Yaşar, şubat ayında hava sıcaklıklarının düşmesine rağmen yağışların %74 oranında eksik gerçekleştiğini söyledi. Mart ayında da yağışların %20-25 oranında düşük olduğunu belirterek, yaz aylarında tarımsal sulama, içme suyu ve enerji üretimi açısından ciddi risklerle karşı karşıya kalınabileceğini ifade etti.

'HER KURAK DÖNEM BİZİ DAHA ÇOK VURMAYA BAŞLADI'

Türkiye'de geçmiş yıllarda kuraklık dönemleri yaşandığını anlatan Prof. Dr. Yaşar, “1970'li yılların başında kuraklık dalgası oldu ama nüfus 35 milyondu. 1990'lı yıllarda ikinci bir kuraklık dalgası geldiğinde nüfusumuz 55 milyondu. 2008'lerde büyük kuraklık geldiğinde nüfusumuz 70 milyona çıktı, şu anda 85 milyonuz. Her kurak dönem bizi daha çok vurmaya başladı çünkü nüfus çok arttı. Bu kadar nüfusa gıda gerekiyor. 1960'lı yıllarda 1,3 milyon hektar sulanabilir tarım alanımız şu anda 6,5 milyon hektar. Su da yok. Bu sene Batı Anadolu'da ciddi bir su ve kuraklık sorunu çıktı. Aydın ve Denizli'de 2021,2022 ve 2023'te pamuk üç defa sulanması gerekirken ikişer defa sulandı. 2024'te ikinci sulamayı da yapamadılar" ifadelerini kullandı.

'BÜTÜN ARITMALAR ÇALIŞMALI'

Su konusunda bir diğer sıkıntının kirlilik olduğunu aktaran Doğan Yaşar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yerel yönetim ve merkezi hükümetin bir araya gelip öncelikle su sorununu halletmeleri lazım. Bütün arıtmalar çalışmalı. Arıtılmayan hiçbir su denize, nehre verilmemeli. Arıtma tesislerinden çıkan gri sunun tarıma kazandırmamız şart. Nüfusumuz 85 milyona çıktı, her suyu kullanmamız gerekiyor. Bir sonraki kurak dönemde nüfusumuz 100 milyonu geçer. Bunları yapmadığımızda çok daha kötü durumda oluruz."

'SUYU HEBA ETMESEK BU KADAR KURAKLIK ÇEKMEYİZ'

Kuraklığı yaratan önemli faktörlerden birinin insanlar olduğunu aktaran Prof. Dr. Yaşar, “Suyu düzgün kullansak, heba etmesek bu kadar kuraklık çekmeyiz. Bütün dünyada kuraklık var. 2023'te dünyada bütün büyük belediyeler kurakçıl peyzaja geçti, İzmir'de hala çiçek dikiyoruz. İspanya'da çok su isteyen bitkilere su verilmedi. Kuyu açmak zaten yasak. Fransa'da kişilerin özel yüzme havuzlarından sular alındı. Bütün bunlar farkındalık yaratmak için yapıldı ama ülkemizde maalesef bunlar yok. Dünyada bütün gelişmiş ülkelerde gri su dediğimiz arıtma suları çok önemli bir kaynak teşkil etmeye başladı. Biz suyu arıtıp ve tarlamıza kazandırırsak çok avantaj kaydederiz. Zaman zaman dünyada 6-7 yıl hiç yağmurun yağmadığı yıllar oldu. Şu anda yaşadığımız 2004'ten beri beklediğimiz bir kuraklık. 2020'den sonra ciddi bir kuraklık yaşanacağını anlattık. Hazırlanmadık. Bütün geçmiş ülkeler bu kuraklığı hazır. Ama biz değiliz. Çok geç kalındı. Bu işlerin bilimle yapılması gerekiyor" dedi.

Prof. Dr. Yaşar, "Türkiye'de kişi başı su potansiyeli 1340 metreküp, İzmir'de ise 600 metreküp. Türkiye su fakirliği sınırlarına geliyor ama İzmir fakirin de fakiri. Suyu çok dikkatli kullanmamız lazım. Gerektiğinde kesilecek, 2 günde 1 su verilecek. Yer altı sularını da harcanmaması, rezerv olarak durması gerekiyor. Çünkü su demek, devlet demek. Suyun bittiği gün devlet biter"]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EÜ Botanik Bahçesi’nden bilim dünyasına 80 yeni endemik bitki türü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/eu-botanik-bahcesinden-bilim-dunyasina-80-yeni-endemik-bitki-turu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/eu-botanik-bahcesinden-bilim-dunyasina-80-yeni-endemik-bitki-turu</guid>
<description><![CDATA[ Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi, son 15 yılda 80 endemik bitki türünü bilim dünyasına kazandırarak doğa koruma ve araştırmalarda önemli bir rol üstleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/eu-botanik-bahcesinden-bilim-dunyasina-80-yeni-endemik-bitki-turu-1.JPG" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>EÜ, Botanik, Bahçesi’nden, bilim, dünyasına, yeni, endemik, bitki, türü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ege Üniversitesi içerisinde bulunan Botanik Bahçesi  Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Araştırıcıları tarafından son 15 yılda 80 endemik bitki türü bilim dünyasına tanıtıldı. Dünyadaki bitki çeşitliliğini tanımak, tanıtmak, araştırma ve öğretim hizmetlerine katkıda bulunmak amacıyla EÜ kampüsünde 16 bin 750 metre karelik bir alan üzerinde kurulan Botanik Bahçesi, hem Türkiye hem de yabancı orjinli bitki türlerini barındırıyor.



Bilime ve topluma açık laboratuvar

Botanik Bahçesi Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, “Türkiye’deki devlet kurumları arasındaki en eski botanik bahçelerinden biriyiz. Burası halka açık bir alan ve farklı yaş gruplarındaki öğrencilere bir saatlik eğitim tarzında gezi, bitki tanıtımı şeklinde turlar düzenliyoruz. Merkezimiz hem topluma yönelik hem de bilimsel çalışmalara hizmet için kurulmuştur. Botanik Bahçesi bünyesinde üç tane TÜBİTAK projemiz aktif şekilde devam etmektedir. Türkiye genelinde araştırma hedefli taksonomik çalışmalar gerçekleştirmekteyiz. Yaklaşık son on beş yıl içerisinde Botanik Bahçesi bünyesinde 80’e aşkın türü bilim dünyasına tanıttık. Bu anlamda bilime katkı sağlayan Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarından biriyiz diyebiliriz. Bununla birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirilen 10’a yakın projede iş birliğimiz devam etmekte olup akademik olarak da oldukça aktif bir merkez olduğumuzu söylemek mümkün” diye konuştu.



“Likya Orkidesi’nin tohumundan doku kültürü Laboratuvarımızda üretmeyi başardık”

Botanik Bahçesinde nesli tükenmekte olan bitkilerle ilgili özel çalışmalar yapıldığından bahseden Prof. Dr. Yıldırım, “Burası deniz seviyesinde olduğu için genelde yüksek dağ koşullarında yayılış gösteren endemik bitkileri yetiştirme oldukça problemli olmaktadır. Daha yüksek dağ koşullarında yaşayan bitkileri deniz seviyesine indirmek ve o ortamda yetiştirmek çok zorlayıcı bir durum. Çünkü hassas bir ekolojiye ve yaşam koşullarına sahipler. Nadir bitkilere yönelik koruma çalışmaları yapıyor, özellikle orkideler üzerinde duruyoruz. Şu an doktora tezini gerçekleştiren öğrencim Nejdet Bozkurt’un çalışmaları sonucunda, nesli tükenmeye yüz tutmuş Likya Orkidesi’nin tohumundan üretmeyi başarmış durumdayız. Yakın zamanda üretilen bu yeni bitkicikler tekrardan kendi doğal ortamlarına aktarılarak Likya Orkidesinin popülasyonlarını güçlendirerek neslinin devamı için çalışmalarımıza devam etmeyi düşünüyoruz. Burası şehrin ortasında kalmış yeşil bir mimari ve karbon ayak izini en aza indirgeyebilecek bir yer. Bu bağlamda Ege Üniversitesi içinde oldukça önemli bir noktadayız. Projelerimizle bizler de bu konuları destekliyoruz. Sosyal sorumluluk projeleri çerçevesinde bizler birçok okulda seminerlere gidiyoruz. Buradaki akademisyenler de ağaç yaşken eğilir mantığıyla ilköğretim çağındaki birçok öğrenciyle bir araya gelerek teknik geziler düzenliyorlar. Gelen ziyaretçiler tarafından sera içerisindeki Tropikal kökenli bitkiler daha çok ilgi görüyor. Tropikal seramızda muzlardan kahve ağacına kadar birçok bitkiyi görme şansına sahipsiniz. Dünyada diğer canlılarla beraber yaşayabilmemiz açısından botanik bahçelerinin öneminin ve rolünün çok büyük olduğunu düşünüyorum” dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzBB&amp;apos;de ağaçlandırma seferberliği: Bornova yeni bir orman kazanıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izbbde-agaclandirma-seferberligi-bornova-yeni-bir-orman-kazaniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izbbde-agaclandirma-seferberligi-bornova-yeni-bir-orman-kazaniyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kızılay Mahallesi’nde 10 dönümlük alanda bin ağaç dikerek şehre yeni bir orman kazandırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/bornova-yeni-bir-orman-kazaniyor1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzBBde, ağaçlandırma, seferberliği:, Bornova, yeni, bir, orman, kazanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın başlattığı ağaçlandırma seferberliği, Bornova Kızılay Mahallesi’nde yeni bir orman alanının yaratılmasıyla devam ediyor. Belediyenin Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, 10 dönümlük arazide bin ağaç dikerek, İzmir’e yeni bir orman kazandırıyor.

Geçtiğimiz yaz yaşanan orman yangınlarının ardından doğaya olan duyarlılığı artırmayı amaçlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, bölgedeki eğimli arazinin ağaçlandırılması ile hem oksijen miktarını artırmayı hem de kaçak moloz dökümünün önüne geçmeyi hedefliyor. Ağaçlandırma çalışmaları, Kızılay Mahallesi’nde Aşık Veysel Rekreasyon Alanı’nın üst kısmında yoğun bir şekilde sürüyor.



Bölge halkının memnuniyeti artıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Ağaçlandırma Şefi Fuat Karaca, çalışmalara ilişkin şu açıklamalarda bulundu: "Bu alanda eğimi düşürecek, su tasarrufu sağlayacak arazi hazırlıklarını tamamladık. Bin üzerinde ibreli ve yapraklı karışık ağaç dikimi yapacağız. Yalancı akasya, tespih, sofora ve akça ağaç gibi yapraklı türlerin yanı sıra, toprak yapısına uygun kalem servi gibi ibreli türleri de kullanacağız. Ayrıca, çeşitli bitki türleri ile alanı daha da yeşillendireceğiz."

Karaca, yapılan çalışmaların, bölgedeki kaçak moloz dökümünü engellemenin yanı sıra, halkın taleplerine de cevap verdiğini belirterek, "Çalışmaların sonunda bu alan, Bornova ve İzmir için yeni bir nefes kaynağı olacak," dedi.



Üreticiye destek, İzmir’e değer

Ağaçlandırma çalışmalarında kullanılan ağaç ve bitki türlerinin çoğu kooperatiflerden temin edilerek, yerel üreticilere de destek sağlanıyor. Karaca, bu projeyle İzmir’in ormanlık alanlarını artırırken, üreticiye de katkı sunduklarını belirtti ve "Kent genelinde ağaçlandırma çalışmalarımız aralıksız devam edecek" şeklinde sözlerini sonlandırdı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>48 plajıyla Thassos Adası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/48-plajiyla-thassos-adasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/48-plajiyla-thassos-adasi</guid>
<description><![CDATA[ Hemen tüm doğaseverlerin tepkisini alacak bir doğal güzellin ortasına mermer ocağı aç, binlerce çam ağacını kes, sonra o bölgeyi plaja çevir “Marble Beach” diye adını koy, turizm anlayışı böyle. Zeytin ağaçlarıyla, arı kovanlarıyla, mermer ocaklarıyla, plajlarıyla ve de otantik köyleriyle gerçekten gönlümüz bu adada kaldı… ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/48-plajiyla-thassos.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>plajıyla, Thassos, Adası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[yüksekliği ise iki metre kadardı. Çatısı da taş ile kaplıydı ve çatıda bir baca vardı. Demir kapının açık olan penceresinden içeri doğru baktığımızda bir kemik yığını ile karşılaştık; kısa süre bir şok yaşadık! Ve ne olduğunu anlamaya çalıştık. Kapı birden açıldı ve içeri girdik,  içeride tepeleme kemik yığını duvar diplerinde çelik ve ahşap kutular üzerinde ölenlerin fotoğrafları ve içinde kemikleri. Şaşkın şaşkın bakarak ne olduğunu öğrenmeye çalıştık… Google’ye sorduk bir şeyler bulamadık. Hüzünlendik, neden böyle olduğunu sorgulayıp durduk Ayşe ile birbirimize. Yaşamı sorguladık, yaşamın sonunu düşündük, kemikleri, kafataslarını düşündük, garipsedik ve İzmir’e döndük ve Yunan bir arkadaşım anlattı: bunun bir gelenek olduğunu ölünün üç yıl boyunca mezarda kaldığını ve sonra kemiklerinin çıkarılıp kutulara konulduğunu ve burada sonsuza kadar kaldığını söyledi. Anlatılanlar bizi aydınlattı. Ama uygulamanın ulu orta yapılması ve kapısı açık, kemiklerle ve kafataslarıyla yüz yüze gelmenin burukluğunu hala yaşıyorum.

Marble Beach

Mermer plajı… Bildiğimiz mermer ocağı ve halen üretime devam ediyor, dev kamyonların biri gelip diğeri gidiyor, sahilde dev vinçler park etmiş arabaların arasından boy gösteriyor, sahil boyunca dev mermer bloklar boy gösteriyor. Mermer ocağı sık bir çam ormanının içinde çalışmaya başlamış, kimse de tepki göstermemiş çünkü çok verimli bir mermer ocağıymış ve yıllardır da blok çıkarmaya devam ediyor. Çevrecilerin tepkisini daha çok çekmemek için bir çözüm yolu bulmuşlar. Mermer ocağı çalışmaya devam etsin ancak adanın en güzel koyundan da insanlar neden yararlanmasın diye düşünmüşler… Ortalık toz duman, çam ağaçlarının ibreleri bembeyaz, araçlar toz içinde, plajın kumları mermer kırıkların oluşuyor ama ilginç insanın üzerine yapışmıyor. Denizin içine de tonlarca mermer tozu dökmüşler ve denizin altına yerleşen mermer tozları turkuaz bir görüntü yaratınca turistlerin ilgi odağı olmuş. Çam ormanlarının önemli bir bölümü kesilmiş ancak sahil boyunca zeyin ağaçları dikmişler, ağaçların arasına bir de restoran açmışlar… Adanın en güzel koyunda en sık çam ormanları ile çevrilmiş bölgesini popüler bir konuma getirmişler. Ve bunu kim düşündüyse kim akıl ettiyse kendimizce kutladık. Hemen tüm doğaseverlerin tepkisini alacak bir doğal güzelliğe mermer ocağı aç, binlerce çam ağacını kes, sonra o bölgeyi plaja çevir Marble Beach diye adını koy, turizm budur… Zeytin ağaçlarıyla, arı kovanlarıyla, mermer ocaklarıyla, plajlarıyla ve de otantik köyleriyle gerçekten gönlümüz bu adada kaldı…]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İEÜ Medical Point’ten Dünya Su Günü’nde güçlü mesaj</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ieu-medical-pointten-dunya-su-gununde-guclu-mesaj</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ieu-medical-pointten-dunya-su-gununde-guclu-mesaj</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, Dünya Su Günü kapsamında suyun bilinçli kullanımı ve sürdürülebilir yönetimi konusunda önemli farkındalık çalışmaları başlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/ieu-medical-pointten-dunya-su-gununde-guclu-mesaj.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İEÜ, Medical, Point’ten, Dünya, Günü’nde, güçlü, mesaj</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında suyun bilinçli tüketimi ve sürdürülebilir su yönetiminin önemine dikkat çekti.

Küresel ısınma ve su kaynaklarının hızla tükenmesi, suyun korunmasını her zamankinden daha kritik hale getirirken, İEÜ Medical Point Hastanesi de bu farkındalıkla hareket ederek suyun etkin ve verimli kullanımı için çalışmalarını sürdürüyor.

Medical Point Hastanesi, su tüketiminin azaltılması ve israfın önlenmesi için çeşitli önlemler alırken, çalışanlar ve hastalar için bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor. Bu kapsamda, su tasarrufu ve sürdürülebilir su yönetimi konusunda farkındalık eğitimleri düzenlenerek her bireyin üzerine düşen sorumluluğun altı çiziliyor. Ayrıca, sıfır atık politikası çerçevesinde su kaynaklarının korunmasına yönelik uygulamalar destekleniyor.

İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Veysi Kubba, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, suyun yalnızca bireysel tüketim açısından değil, toplumsal ve küresel ölçekte hayati bir kaynak olduğunu vurguladı. Sağlık sektörü gibi suya bağımlı alanlarda kaynakların verimli kullanılması büyük önem taşıyor. Bu noktada, çevresel sürdürülebilirlik kapsamında hem kurumsal hem de bireysel anlamda bilinçli adımlar atılması gerekiyor dedi.

Medical Point Hastanesi, toplumda bilinçli su tüketimi konusunda öncü rol üstlenmeye ve sürdürülebilirlik projeleriyle çevresel farkındalık oluşturmaya devam edecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TRUMP’IN GÜMRÜK VERGİLERİ AVRUPA ÜLKELERİNE FAYDA SAĞLAYABİLİR</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trumpin-gumruk-vergileri-avrupa-ulkelerine-fayda-saglayabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trumpin-gumruk-vergileri-avrupa-ulkelerine-fayda-saglayabilir</guid>
<description><![CDATA[ ABD Başkanı Donald Trump&#039;ın kapsamlı gümrük vergileriyle Euro&#039;daki keskin değer kaybının ithalata dayalı enflasyonu körükleyebileceği yönündeki endişeler gerçekleşmedi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/gumruk-vergileri.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TRUMP’IN, GÜMRÜK, VERGİLERİ, AVRUPA, ÜLKELERİNE, FAYDA, SAĞLAYABİLİR</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Avrupalı tüketiciler şaşırtıcı bir şekilde kendilerini, sertleşecek olan küresel ticaret savaşının kazanan tarafında bulabilirler.
ABD Başkanı Donald Trump'ın karşılıklı gümrük tarifelerini açıklamasının ardından küresel tedarik zincirlerinde yer alan şirketler için belirsizlik artıyor.
Avrupa Birliği artık ABD'ye yaptığı ihracatta yüzde 20'lik bir gümrük vergisi oranıyla karşı karşıya kalacak. Diğer ülkelerle birlikte Çin (yüzde 34), Japonya (yüzde 24) ve Hindistan (yüzde 26) için daha yüksek tarife oranları uygulanacak.
İngiltere, Brezilya, Avustralya ve Türkiye yüzde 10'luk en düşük tarife oranıyla karşı karşıya kalırken, Kanada ve Meksika USMCA anlaşmasına uygun mallar için kapsam dışı bırakıldı.
Ancak ihracatçılar olası bir ekonomik darbeye hazırlanırken, Washington'dan gelen şok hamle tüketiciler için ekonomik zorluk anlamına gelmeyebilir.
Aslında, gümrük vergileri en azından kısa vadede, yurt içinde daha ucuz mallara yol açabilir.
Konunun temelinde Avrupa'nın ABD ile uzun süredir devam eden ticaret fazlası yatıyor.
Avrupa Komisyonu'na göre Avrupa Birliği 2023 yılında ABD'ye 503,8 milyar euroluk mal ihraç ederken 347,2 milyar euroluk mal ithal ederek 156,6 milyar euroluk bir ticaret fazlası elde etti.
Hizmetler söz konusu olduğunda ise tablo değişiyor. Avrupa 427,3 milyar euro ithalat ve 318,7 milyar euro ihracat yapıyor. Hizmet ithalatının büyük bir kısmı ABD'li teknoloji devlerine bağlı.
Buna rağmen AB, ABD ile toplamda pozitif ticaret fazlası vermeye devam ediyor.
Bu arka plan önemli. Eğer ABD, AB mallarına yüzde 20'lik bir gümrük vergisi uygularsa, bunun etkisi orantısız bir şekilde Avrupalı ihracatçılara yansıyacaktır.
Diğer her şey eşit olduğunda, Avrupa ürünleri en önemli pazarlarından birinde yüzde 20 daha pahalı hale gelir ve önemli bir rekabet gücü kaybı riskiyle karşı karşıya kalır.
Örneğin İtalya'dan gelen bir tekerlek Parmigiano Reggiano ya da bir şişe Fransız şarabı, Amerikalı tüketiciler için aniden yüzde 20 prim eklenecek.
Özellikle Avrupa menşeli otomobiller ağır darbe alabilir. Halihazırda yüzde 25 olan otomobil gümrük vergilerine yüzde 20 daha eklenmesi, bu araçları rekabet edemez hale getirebilir ve potansiyel olarak ABD galerilerinden tamamen çıkarabilir.
İhracat sıkışıklığından yurt içi fazlaya
ABD, AB'nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 12'sini oluşturuyor; yani bu talebi bir gecede karşılamak neredeyse imkânsız.
ABD talebi azaldıkça, Avrupa'da ve başka yerlerde stoklar birikebilir. Bu da iç pazar için daha fazla mal anlamına gelir ki bu da Avrupalı tüketiciler için indirimlere ve daha düşük fiyatlara yol açabilir.
Kısa vadede bu durum, firmaları iç pazarlardaki fazla stokları eritmeye sevk ederek fiyat rekabetini ve potansiyel indirimleri körükleyebilir.
Aynı zamanda Avrupa pazarı, Çin, Japonya ve Hindistan gibi diğer büyük ihracatçı ülkelerden gelen ve ABD'de de yüksek ticaret engelleriyle karşılaşan malların akınına uğrama riski taşıyor. Bu ilave küresel arz dalgası, kıta genelinde fiyatlar üzerindeki aşağı yönlü baskıyı yoğunlaştırabilir.
Başka bir deyişle, dış talebi zayıflatan bir ticaret şoku -ironik bir şekilde- en azından geçici olarak Avrupa içinde ılımlı bir dezenflasyonist baskıya dönüşebilir.
Hangi ürünlerde fiyatlar düşebilir?
AB'nin ABD ile ticaret fazlası büyük ölçüde birkaç kilit sektörde yoğunlaşıyor. Uluslararası Ticaret Merkezi verilerine göre, 57 milyar euroluk fazlalıkla ilaç sektörü başı çekerken, onu 44 milyar euro ile otomotiv takip ediyor.
İçecek endüstrisi 8 milyar euro, gemi ve tekneler ise 5,4 milyar euro katkıda bulunuyor. Deri ürünleri, giyim ve ayakkabı gibi lüks mallar ise toplamda 9 milyar euro fazla veriyor. ABD pazarından gelen talep zayıflarsa, bu sektörler satılmamış stok biriktirme riskiyle karşı karşıya kalır.
Kısa vadede Avrupalı tüketiciler ilaç, araç, giyim ve hatta yiyecek ve içecek fiyatlarındaki ucuzlamadan faydalanabilir.
Reel enflasyonist riskler şimdilik düşük seyrediyor
Son yıllarda Avrupa için enflasyonu tetikleyen ana unsurlardan biri enerji maliyetleri olmuştur, zira blok büyük ölçüde enerji ithalatına bağımlı olmaya devam etmektedir.
Avrupa 2024 yılında ham petrol, doğal gaz ve rafine yakıtlar da dahil olmak üzere 700 milyar euroluk enerji ürünü ithal etmiş ve bu da sektörde 346 milyar euroluk bir ticaret açığına neden olmuştur.
Yine de Trump'ın gümrük vergilerine yönelik ilk piyasa tepkileri, enerjiye bağlı enflasyonist korkuların hızlanmak yerine hafiflediğini gösteriyor.
Ham petrol fiyatları2 nisan perşembe günü yüzde 3'ten fazla düşerken, Avrupa'nın gösterge doğal gazı Dutch TTF, ticaret faaliyetlerinin azalması nedeniyle küresel talebin yavaşlayacağı beklentisiyle yüzde 2 geriledi.
Bu arada, Euro'daki keskin değer kaybının ithalata dayalı enflasyonu körükleyebileceği yönündeki endişeler gerçekleşmedi. Aksine, Euro güçlenerek dolar karşısında yüzde 1,5'in üzerinde bir artışla 1,10'a yükseldi ve son altı ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
Özetle, ABD ürünleri Avrupa'daki tüketici sepetlerinin tersine daha küçük bir bölümünü oluşturuyor. Avrupalı tüketiciler şaşırtıcı bir şekilde kendilerini, sertleşecek olan küresel ticaret savaşının kazanan tarafında bulabilirler.
(Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.)
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye siyaseti yeniden şekilleniyor...</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-siyaseti-yeniden-sekilleniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-siyaseti-yeniden-sekilleniyor</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda Avrupa’nın siyaset sahnesinde dikkat çeken bir değişim var: Milliyetçilik yükselişte. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/yeniden-sekilleniyor.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, siyaseti, yeniden, şekilleniyor...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fransa’da Le Pen, Almanya’da AfD, Hollanda’da Wilders gibi isimler ve partiler toplumların kimlik, güvenlik ve aidiyet arayışlarını arkasına alarak yükseliyor. Ekonomik belirsizlikler, göç dalgaları ve kültürel kimlik krizleri, Avrupa’nın merkezinden taşra mahallelerine kadar geniş bir kesimi milliyetçi söylemlere yaklaştırıyor. Peki bu dalga, yani “sümbül gibi kokan ama temas ettiği her şeyi dönüştüren” milliyetçi rüzgar, Türkiye’yi de etkiler mi? Türkiye zaten tarihsel olarak milliyetçi damarların güçlü olduğu bir ülke. Ancak bu damarın güncel siyasetteki karşılığı artık daha karmaşık ve katmanlı.

AK Parti’nin 2000’li yılların başında çıktığı yol, muhafazakâr demokrat bir çizgiyi işaret ediyordu. Ekonomi odaklı, AB sürecini savunan, daha kapsayıcı bir dilden bahsediliyordu. Ancak zamanla bu çizgi, özellikle Gezi Olayları, 15 Temmuz darbe girişimi ve dış politikadaki gelişmelerle birlikte değişti. Parti daha içe kapanık, milliyetçi ve güvenlik odaklı bir söylemi benimsedi. MHP ile kurulan Cumhur İttifakı, bu dönüşümün kurumsal zemini oldu. Ancak bu yeni rota AK Parti için sürdürülebilir bir politik zemin yaratmadı. Söylemlerdeki çelişkiler, genç kuşağın değerleriyle uyumsuzluk ve ekonomik krizler, partinin halk nezdindeki eski karşılığını zayıflattı. Eskiden reform ve açılım kelimeleriyle anılan AK Parti, artık “yerli ve milli” retoriğine sıkışmış bir iktidar partisine dönüştü.

MHP ise uzun yıllar boyunca Türkiye’de milliyetçiliğin ana damarı olarak görüldü. Fakat söylem ve eylem arasındaki fark, özellikle genç seçmen için ciddi bir güven kaybı yarattı. Başkanlık sistemine karşı çıkarken ardından desteklemesi, devletin kritik meselelerinde ses çıkarmaması, bazı kesimler tarafından “devletçi olmakla halktan kopmak” arasında kalmak olarak yorumlandı. Üniversitelerdeki ülkücü gençliğin bir kısmı ise bu çelişkileri sorgulamaya başladı. Bozkurt işaretinin artık ironik bir sembol haline gelmesi, bu yabancılaşmanın dışavurumlarından biri.

CHP ise son dönemde genç seçmene ulaşmak adına yeni stratejiler geliştirdi. YouTube yayınları, influencer iş birlikleri, genç adaylar… Ancak bu strateji özellikle milliyetçi değerlerle büyümüş gençlerde beklenen karşılığı yaratmadı. “Gençlerin sesini dinliyoruz” söylemi, kültürel değerlerin yok sayıldığı bir zeminle birleşince inandırıcılığını kaybetti. Üniversite kulüplerinde, sosyal medya mecralarında kendilerini milliyetçi olarak tanımlayan gençler, CHP’nin bu “zoraki gençlik flörtü”nü samimiyetsiz buldu. CHP bu kitleyi kazanmak yerine daha da uzaklaştırdı.

Bir dönem bu boşluğu doldurması beklenen İYİ Parti ise ilk çıkışında umut vaad eden bir profil çizdi. Merkez sağ, kadın lider, MHP’den kopuş… Bunlar genç milliyetçiler için alternatif bir yoldu. Ancak partinin çizgisini netleştirememesi, iç çekişmeler ve lider merkezli yapı, gençlerin zihninde “yeni bir MHP vakası mı?” sorusunu doğurdu. Geri çekilmeler, ayrışmalar, söylem tutarsızlıkları; gençlerin partiden uzaklaşmasına neden oldu. Özellikle üniversite çağındaki gençler, bir kimlik krizi yaşayan partiye güvenmekte zorlandı.

Peki yeni milliyetçi damar nerede ve kimde hayat buluyor? Burada iki farklı yönelim ortaya çıkıyor. İlki, daha seküler, şehirli, kültürel aidiyete dayalı, kimlik bilinci yüksek ama radikalleşmeyen bir çizgi. İkincisi ise özellikle göçmen meselesi üzerinden şekillenen, daha reaksiyoner, daha sert bir tavır alan milliyetçilik. Zafer Partisi, bu ikinci damarın siyasi karşılığı olarak ön plana çıkıyor. Sert söylemler, net pozisyonlar, gençlerin dijital dünyasında hızlıca karşılık buluyor. Ancak bu dilin toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmesi ve yapıcı politikalar sunamaması bir handikap. Buna rağmen, birçok genç, “en azından ne dediklerini anlıyoruz” diyerek bu çizgiye yaklaşıyor.

Öte yandan sosyal medya ve üniversite kulüpleri gibi alanlarda şekillenen, bağımsız ama etkili bir milliyetçi gençlik hareketi var. Bu gençler klasik partilere değil, fikirlere sadık. Onlar için milliyetçilik yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kültürel, sanatsal, teknolojik bir mesele. “Vatan sevgisi” artık sadece sınırları korumak değil, aynı zamanda üretmek, başarmak, dünyada söz sahibi olmak anlamına geliyor.

Anahtar Partiler ya  Zafer Partileri değil; fikirde tutarlılık, duyguda samimiyet ve geleceğe dair inandırıcı bir vizyon kazanacak. Gençler artık ideoloji değil, gerçeklik peşinde. Ve bu gerçeklik, onları oy verdiklerinden çok, oy vermedikleriyle hesaplaşmaya zorluyor.

Sonuç olarak, gençliğin milliyetçiliği yeni baştan yazılıyor. Eski partiler bu dönüşüme ayak uyduramazken, yeni söylemler yeni nesil tarafından şekillendiriliyor. Türkiye’de bir sonraki iktidar denklemini belirleyecek olan, bu bilinçli ama politik olarak kararsız genç kitle olacak. Bu noktada ise Anahtar Parti, merkezde sahici bir alternatif olarak öne çıkıyor. Ne eski kalıplara hapsolmuş ne de popülizmin sığ sularında geziniyor. Milliyetçiliği salt bir tepki değil, bir üretim ve aidiyet zemini olarak konumlandırıyor. Gençlere yalnızca hitap etmiyor; onları dinliyor, sürece dahil ediyor. Teknoloji, kültür, sanat ve girişimcilik gibi alanlarda ortaya koyduğu vizyon, klasik milliyetçilik kalıplarının çok ötesinde. Bu yüzden birçok genç, politik bir sığınağa değil, kendilerini ifade edebilecekleri bir zemine ihtiyaç duyduklarında rotasını Anahtar Parti’ye çeviriyor. Belki de Türkiye’nin yeni dönemi, ideolojilerden çok bu tür akılcı ve kapsayıcı yaklaşımlarla şekillenecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim krizi kapıda</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-krizi-kapida</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-krizi-kapida</guid>
<description><![CDATA[ “Doğa en küçük bir çaba harcamadan ve mükemmel bir kusursuzlukla en basit maddeden son derece farklı şeyler yaratıyor; hepsinin üzerine de ince bir tül örtüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/iklim-krizi-kapida.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, krizi, kapıda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[. Yarattığı her bir parçanın kendine has özellikleri, her bir durumun ayrı açıklaması var ama sonuçta hepsi birlikte bir bütünü oluşturuyorlar.” Goethe



Dünyamız, binlerce yıldır doğal döngülerle iklim değişikliklerine uğramıştır. Ancak son yüzyılda, insan faaliyetlerinin etkisiyle küresel sıcaklık artışı hızlanmış ve bu durum iklim krizi olarak adlandırılan büyük bir çevresel sorunu doğurmuştur. İklim krizi, yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı kalmayıp su kaynaklarının tükenmesi, doğal felaketlerin şiddetlenmesi ve ekosistemlerin bozulması gibi geniş çaplı etkiler yaratmaktadır. 



Çocuklar, fiziksel ve gelişimsel açıdan çevresel değişikliklere karşı daha savunmasızdır. İklim krizinin etkileri, onların yaşamlarını doğrudan veya dolaylı yollardan tehdit eder. Özellikle yoksul bölgelerde yaşayan çocuklar, hava kirliliği, su krizleri ve aşırı hava olayları gibi sorunlarla karşı karşıya kalır.



Minikler, iklim krizinin masum mağdurlarıdır. Bu kriz, onların yaşamını tehdit ederken geleceklerini de ellerinden almaktadır. Ancak, bu durumu değiştirmek mümkündür. Çocukların korunması, onların seslerinin duyurulması ve geleceğin şekillendirilmesinde aktif roller üstlenmeleri, iklim krizine karşı insanlığın en büyük adımı olabilir. Çocukların haklarını korumak ve onlara umut dolu bir gelecek sunmak, dünya üzerindeki her bireyin sorumluluğudur.



İklim kriziyle mücadelede farkındalık yaratmayı hedefleyen Konak Belediyesi, Sosyal İklim Derneği ile birlikte yürüttüğü “Youth Act4Climate – İklim İçin Gençlik Hareketi” projesi kapsamında, gençlerin aktif katılımını teşvik eden Konak Genç İklim Forumu'nu gerçekleştirdi. Bu yenilikçi girişim, gençlerin kendilerini ifade etmelerine, karar alma süreçlerinde söz sahibi olmalarına ve iklim değişikliğiyle mücadelede etkin rol üstlenmelerine olanak tanıyor.



Forum süresince gençler, iklim krizine karşı mücadelede daha fazla katılım ve etkili politikaların oluşturulması gerektiğini vurguladı. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesi, çevre dostu ulaşım alternatiflerinin artırılması ve sürdürülebilir şehircilik uygulamalarına geçiş gibi talepler ön planda yer aldı. Gençler, bu değişimlerin hayata geçirilmesi için karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almayı istedi.



Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi de, çocuk hakları ve iklim krizi hakkında çalışma yapıyor. Çocuk Çalışmaları Birimi, hem gençleri bu konudan haberdar etmek hem de onların düşüncelerini duymak için gençlerle buluştu. 14-18 yaş aralığındaki 30 genç ile 2 buluşma yapıldı. Gerçekleşen çalışmada en dikkat çeken yorumlardan birisi ise şu oldu: “Siz gelecek nesillere iyi bir dünya bırakmak zorundasınız. Belli bir yaşa geldiğinde benim bir istihdam olanağımın olması lazım. Bu dünya bu kadar kaynakların tükendiği bir dünya olursa bana nasıl iyi bir gelecek bırakacaksınız? Yenilenemez enerjinin bu kadar kullanılması benim geleceğimi tehdit ediyor, sizin değil! İklim krizi çocuk haklarını gelecekte kısıtlıyor. Endişeliyim.”



İklim krizi, dünyamızın geleceğini tehdit eden en büyük sorunlardan biridir. Ancak bilinçli bireyler, sürdürülebilir politikalar ve çevre dostu uygulamalar sayesinde bu krizi kontrol altına almak mümkündür. Gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya bırakmak adına, herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi kaçınılmazdır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bayramiç’te 1450 fidan dağıtıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bayramicte-1450-fidan-dagitildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bayramicte-1450-fidan-dagitildi</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde, Dünya Ormancılık Günü etkinlikleri kapsamında vatandaşlara lavanta, adaçayı, defne, biberiye, fıstık çamı ve çeşitli ağaç türlerinden toplam 1450 fidan ücretsiz dağıtıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/bayramicte-1450-fidan-dagitildi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bayramiç’te, 1450, fidan, dağıtıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde 21 Mart Dünya Ormancılık Günü etkinlikleri kapsamında 1450 fidan dağıtımı yapıldı.

Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Bayramiç Orman İşletme Müdürlüğü tarafından 21 Mart Dünya Ormancılık Günü etkinlikleri kapsamında 1450 fidan dağıtımı yapıldı. Bayramiç Orman İşletme Müdürlüğü tarafından ilçe pazar yerinde kurulan stantta 250 lavanta, 250 adaçayı, 250 defne, 250 biberiye, 250 fıstık çamı, 50 çınar, 25 ıhlamur, 25 söğüt, 50 akçaağaç ve 50 ceviz olmak üzere toplam 1450 fidan ücretsiz olarak dağıtıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir’de 2025’te trafikteki otomobillerin yüzde 4’ü elektrikli olacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-2025te-trafikteki-otomobillerin-yuzde-4u-elektrikli-olacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-2025te-trafikteki-otomobillerin-yuzde-4u-elektrikli-olacak</guid>
<description><![CDATA[ İzmir’de elektrikli, hibrit araçların oranı artmaya devam ediyor. 2023’te yüzde 1 olan oran, 2025’te yüzde 4’e ulaşacak. Ekonomik yakıt avantajı dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/izmirde-2025te-trafikteki-otomobillerin-yuzde-4u-elektrikli-olacak.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir’de, 2025’te, trafikteki, otomobillerin, yüzde, 4’ü, elektrikli, olacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir’de, 2023’te trafikteki otomobillerin yüzde 1’i elektrikli ve hibritken, 2025 sonunda bu oranın yüzde 4’e çıkması öngörülüyor.

İzmir'de otomobillerin yüzde 4'ünün elektrikli olması öngörülüyor

Elektrikli ve hibrit araçlar, Türkiye genelinde hızla yayılmaya devam ediyor. Ege Otomotiv Derneği (EGOD) Başkanı Mehmet Torun, İzmir’de 2023’te trafikteki otomobillerin yüzde 1’inin elektrikli ve hibrit araçlardan oluştuğunu, 2025 yılı sonunda ise bu oranın yüzde 4’e çıkmasının beklendiğini açıkladı.

Elektrikli ve hibrit araçların yaygınlaşması

Torun, elektrikli ve hibrit araçların, özellikle Ege Bölgesi’nde hızla arttığını vurgulayarak, bu araçların yakıt bakımından ekonomik olduğu için her geçen gün daha fazla talep gördüğünü belirtti. "Elektrik, mazot ve benzinden yüzde 50 daha ucuz" diyen Torun, şehir içi kullanımda en verimli araç türünün elektrikli ve hibrit araçlar olduğunu ifade etti.

Türkiye genelinde artan talep

Türkiye otomotiv pazarında elektrikli ve hibrit araçların yaygınlaşmasının önündeki en önemli engel, yakıt ekonomisi ve çevre dostu özellikleridir. 2023’te yerli üretim olan TOGG’un piyasaya sürülmesi ve ÖTV matrah teşviklerinin etkisiyle elektrikli araçlara olan talep hızla arttı. Türkiye genelinde 2024 yıl sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 184 bin elektrikli ve 392 bin hibrit araç bulunuyor.



İzmir’in elektrikli araç yatırımındaki yeri

İzmir, elektrikli ve hibrit araç yoğunluğunda İstanbul ve Ankara’dan sonra üçüncü sırada yer alıyor. Torun, İzmir’deki elektrikli araçların sayısının hızla arttığını belirterek, "İzmir’de payı çok yükseldi, trafikteki her dört araçtan biri elektrikli ya da hibrit" dedi. Bu artışın temel nedenlerinden biri, elektrikli araçların yakıt açısından daha ekonomik olması.

Ekonomik ve çevre dostu seçenek

Elektrikli araçların benzin ve mazotlu araçlara göre daha düşük maliyetle çalışması, kullanıcılar için büyük bir avantaj sunuyor. Torun, elektrikli araçların saatte 100 kilometre hıza kadar tamamen elektrikle çalıştığını ve 100 kilometreden sonra benzine geçtiğini belirtti. Bu, özellikle şehir içi kullanımda, dur-kalk nedeniyle yakıt tasarrufu sağlayarak, hibrit araçları daha cazip hale getiriyor.

Ege Otomotiv Derneği Başkanı Mehmet Torun, elektrikli araçların yaygınlaşmasının hızla devam edeceğini ve 2025 yılı itibarıyla İzmir’deki elektrikli araç sayısının daha da artacağını öngörüyor. İzmir, çevre dostu araçlara olan ilgi ve ekonomik avantajlarla gelecekte Türkiye’nin en önemli elektrikli araç merkezlerinden biri olmayı hedefliyor.

'2030'DA TRAFİKTEKİ ARAÇLARIN 3'TE 2'SİNİN ELEKTRİKLİ OLMASI ÖNGÖRÜLÜYOR'

Elektrikli ve hibrit araçların Ege Bölgesi'nde de hızla arttığını vurgulayan Torun, "İzmir'de 2025 sonunda trafikteki binek otomobillerin yaklaşık yüzde 4'ünün elektrikli ve hibrit olması bekleniyor. 2023'te bu oran yüzde 1 idi" dedi. Çinli elektrikli araç markası BYD'nin Manisa'da kurması planlanan fabrikanın 2026'da devreye gireceğini hatırlatan Torun, "Bu, yan sanayi ve istihdam yaratması bakımından Ege'nin payını yukarı çekecek" dedi. BYD'de üretilen araçların yerli üretim olacağını vurgulayan Torun, "Türkiye'de de yerli elektrikli ve hibrit araçlara teşvik olması durumunda BYD'ye olan talep de artacaktır" diye konuştu. 2035 yılında tüm otomotiv markalarının fosil yakıtlı araçların üretimini durduracağını açıklamasının ardından üretim stratejilerinin elektrikli araçlara yöneldiğini belirten Torun, “Şu anda benzinli araç bulmak çok kolay ama birkaç seneye kadar bu trend değişecek. Araştırmalar dünya genelinde 2030'da trafikte olan tüm araçların 3'te 2'sinin elektrikli ya da hibrit olacağını işaret ediyor" dedi.

Torun, sözlerini şöyle sürdürdü: "İzmir ve çevresi, elektrifikasyon ve batarya teknolojileri için potansiyel barındırıyor. Ayrıca TOGG'un yurt içi satışları, Ege'deki yüksek alım gücü ile şehir içi kullanım avantajı sayesinde büyüyebilir. Bölgenin liman, Organize Sanayi Bölgesi altyapısı, lojistik kolaylıklar gibi temel stratejik avantajları korunmakla birlikte; elektrikli araç dönüşümüne uyum, Ar-Ge yatırımları ve yeşil mutabakat/regülasyonlara adaptasyon konuları sektör paydaşlarının önündeki en kritik konular olmaya devam etmektedir."



'YENİ NESİL ELEKTRİKLİ ARAÇ YATIRIMLARI İHRACATTA EGE'Yİ İLERİ BİR NOKTAYA TAŞIYACAK'

Elektrikli ve hibrit araçların İzmir taşıt parkındaki payının yüzde 0,8 civarında olduğunu aktaran Torun, "Satış trendlerine bakılırsa, önümüzdeki birkaç yıl içinde bu oranın katlanarak artması bekleniyor. İzmir'de şarj istasyonu sayısı gün geçtikçe artıyor" diye konuştu. Ege Bölgesi'nde elektrikli şarj altyapısının gelişmeye başladığının altını çizen Torun, "İzmir'de halihazırda 300'ün üzerinde halka açık hızlı şarj noktası bulunuyor ve bu alanda İstanbul'dan sonra ikinci sırada. Manisa, Aydın, Muğla gibi illerde de AVM'ler, dinlenme tesisleri ve oto servislerinde şarj istasyonları kuruluyor. Bu altyapı yatırımları, bölgedeki elektrikli araç dönüşümünü güncellenmiş tüm bu bulgular ışığında Ege Bölgesi'nin otomotiv alanındaki önemi artarak sürecek; iç pazar ve 2'nci el verilerinde İzmir başta olmak üzere bölgedeki yoğunluk Türkiye ortalamasının üzerinde seyredecek; ihracat tarafında da yeni nesil elektrikli araç yatırımları Ege'yi daha ileri bir noktaya taşıyacak" dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Manisa Büyükşehir Belediyesi’nden Gediz Nehri kirliliği iddialarına yanıt</title>
<link>https://trafikdernegi.com/manisa-buyuksehir-belediyesinden-gediz-nehri-kirliligi-iddialarina-yanit</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/manisa-buyuksehir-belediyesinden-gediz-nehri-kirliligi-iddialarina-yanit</guid>
<description><![CDATA[ Gediz Nehri&#039;ndeki kirlilik iddiaları üzerine açıklama yapan Manisa Büyükşehir Belediyesi, çevresel sorunlara duyarlılıkla yaklaştıklarını vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/manisa-buyuksehir-belediyesinden-gediz-nehri-aciklamasi-3.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Manisa, Büyükşehir, Belediyesi’nden, Gediz, Nehri, kirliliği, iddialarına, yanıt</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediyesi, son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan Gediz Nehri ve havzasındaki kirlilik iddiaları üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla bir açıklama yaptı.

Açıklamada, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin kendi yetki alanı çerçevesinde gerekli tüm önlemleri almaya devam ettiği vurgulandı. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter yardımcısı Oğuz Murat Pınar, Çevre denetim yetkisinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı il müdürlüklerinde olduğunu hatırlatarak, “Buna karşın gelen tüm ihbarlar titizlikle değerlendiriliyor ve Çevre Zabıta’mız olaylara anında müdahale ederek gelişmeleri hızla ilgili tüm kurumlarla paylaşıyor. Gediz Nehri'nin korunması için ilgili tüm kurumlarla ortak hareket ediyoruz” dedi.

“Gediz Nehri havzasındaki sorunlara çözüm odaklı yaklaşıyoruz”

Oğuz Murat Pınar, “Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak, şehrimizin ve bölgemizin en önemli su kaynaklarından biri olan Gediz Nehri’nin korunması ve çevre sağlığının muhafaza edilmesi en önemli önceliklerimiz arasında yer almakta. Bu bilinçle, Sayın Başkanımız Ferdi Zeyrek göreve geldiği günden itibaren Gediz Nehri havzasındaki çevresel sorunlara duyarlılıkla yaklaşıp çözüm odaklı çalışmalar yürütmekteyiz. Gediz Nehri havzası, coğrafi olarak geniş bir alanı kapsamakta ve nehir üzerindeki kirlilik kaynakları çeşitlilik göstermekte. Ruhsat ve denetimleri merkezi hükümetin yetkisinde olan sanayi kuruluşlarının atık suları, kontrolsüz gübre ve ilaç kullanımı ile tarımsal sulama kaynaklı sorunlar, iklim değişikliği ve kuraklık gibi etkenlerin Gediz Nehri’nin su kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri bu kaynaklar arasında” ifadelerini kullandı.

“Çalışmalarımız kararlılıkla sürdürülüyor”

Gediz Nehri’nin temizlenmesi ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması adına Büyükşehir Belediyesi’nin kendi sorumluluk alanlarında gerekli tüm önlemleri aldığının ve yatırımları yaptığının altını çizen Pınar, çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti. Gediz Nehri’ndeki kirlilik sorununun çözümünün, sorumlulukları bulunan tüm paydaşların iş birliği ve koordinasyonu ile mümkün olacağını vurgulayan Genel Sekreter Yardımcısı Pınar, “Bu kapsamda, başta ilgili bakanlıklar, bu bakanlıklara bağlı kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, sanayi temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar olmak üzere herkesin sorumluluk alması ve ortak mücadele yürütmesi gerekiyor” dedi.

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına bu açıklamanın yapıldığını ifade eden Oğuz Murat Pınar, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin Gediz Nehri’nin temizlenmesi ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması için üzerine düşen görevleri yerine getirmeye kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aydın&amp;apos;da kuraklık alarmı: Tarım arazilerinin yarısı susuz kalacak!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/aydinda-kuraklik-alarmi-tarim-arazilerinin-yarisi-susuz-kalacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/aydinda-kuraklik-alarmi-tarim-arazilerinin-yarisi-susuz-kalacak</guid>
<description><![CDATA[ Aydın’da artan kuraklık nedeniyle ÇKS’ye kayıtlı tarım arazilerinin sadece yarısına su verilecek. Üreticiler, ekonomik kayıplar için acil destek talep ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/aydinda-kuraklik-alarmi-tarim-arazilerinin-yarisi-susuz-kalacak.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aydında, kuraklık, alarmı:, Tarım, arazilerinin, yarısı, susuz, kalacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Aydın'da her geçen yıl etkisini artıran tarımsal kuraklık, 2025 üretim sezonu için endişeleri büyüttü. Aydın Valiliği koordinasyonunda alınan kararla, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı tarım arazilerinin yalnızca yarısına su verileceği, diğer yarısına ise su sağlanamayacağı duyuruldu.

Konuyla ilgili açıklama yapan Aydın Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Mehmet Kendirlioğlu, bu kararın üreticilere önceden bildirilmesi gerektiğini belirterek, "Mümkünse Aydın, Doğal Afet kapsamına alınmalı ve üreticilerimizi rahatlatacak tedbirler hızla devreye sokulmalıdır" dedi.

Barajlardaki su seviyesi kritik düzeyde

Mehmet Kendirlioğlu, Devlet Su İşleri, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, ilçe müdürlükleri ve Ziraat Odası başkanlarının katılımıyla yapılan toplantılar sonrası bu kararın alındığını belirtti. Kemer, Çine Adnan Menderes ve Adıgüzel barajlarında 2024 üretim sezonuna kıyasla yarı yarıya daha az su bulunduğunu ifade eden Kendirlioğlu, "Bu planın sahada uygulanmasının ciddi sorunlar yaratacağını defalarca dile getirdik ancak DSİ, teknik olarak farklı bir çözümün mümkün olmadığını bildirdi" dedi.

Ekonomik etkiler ağır olacak

Aydın’da tarım arazilerinin yüzde 50’sinin boş kalacak olmasının büyük ekonomik kayıplara neden olacağını vurgulayan Kendirlioğlu, "Üreticilerimiz zaten artan girdi maliyetleriyle mücadele ederken bir de su kısıtlamasıyla karşı karşıya kaldı. Bu durum tarımsal üretimi ve hayvancılığı derinden etkileyecek" şeklinde konuştu.

Acil önlem alınması gerektiğini belirten Kendirlioğlu, şu önerilerde bulundu:

Aydın’ın Doğal Afet kapsamına alınması ve üreticilere destek sağlanması,

Dalaman Çayı’nın Kemer Barajı’na bağlanması projesinin hızlandırılması,

Vahşi sulama yöntemlerinin terk edilerek modern sulama teknolojilerine geçilmesi.

Tarımsal kuraklığın sadece çiftçileri değil, tüm Aydın halkını etkileyeceğini belirten Kendirlioğlu, "Bu süreç, gıdaya erişimi zorlaştıracak ve ciddi ekonomik sorunları beraberinde getirecek. Yetkililerin acil önlem alması şart" dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik: &amp;quot;Buzulları korumak, geleceği korumaktır&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tudkiyeb-genel-baskani-celik-buzullari-korumak-gelecegi-korumaktir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tudkiyeb-genel-baskani-celik-buzullari-korumak-gelecegi-korumaktir</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, &quot;22 Mart Dünya Su Günü&quot; dolayısıyla bir açıklama yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/su-gunu.JPG" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TÜDKİYEB, Genel, Başkanı, Çelik:, Buzulları, korumak, geleceği, korumaktır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, “22 Mart Dünya Su Günü” münasebetiyle yaptığı açıklamada Birleşmiş Milletler tarafından 1993 yılında kabul edilen kararla ilan edilen “Dünya Su Günü” nün bu yılki temasının “ Buzulların Korunması” olarak belirlendiğini ifade ederek buzulları korumak veya kurtarmanın Dünyadaki tüm insanlar için hayati önem taşıdığını söyledi.

Buzullar eriyor, su kaynakları tehlikede

Genel Başkan Çelik, Dünya'nın kara alanının yaklaşık %10'unun buzullar veya buz tabakalarıyla kaplı olduğunu ve buzulların Dünya’nın tatlı su rezervlerinin %70’inden fazlasını barındıran doğal su depoları olduğuna dikkat çekerek “ Ancak iklim değişikliği, bu doğal depoları tehdit eden en büyük tehlike olarak karşımıza çıkmış ve son 50 yılda küresel buzul hacmi %30 oranında azalmıştır. Hızla eriyen buzullar milyonlarca insanın içme suyu, tarım ve enerji ihtiyacı demek olan su güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Eriyen buzullar, sadece su kaynaklarını değil, aynı zamanda deniz seviyesini yükselterek kıyı bölgelerinde sel riskini artırmakta ayrıca da ekosistemleri bozmaktadır. Dolayısıyla buzulları korumak amacıyla sera gazı emisyonlarını azaltmak ve eriyen suyu daha sürdürülebilir bir şekilde yönetmek son derece önem kazanmıştır. “ dedi.

Tarımda su tasarrufu öncelik olmalı

Suyun tarım için oldukça önemli olduğuna ancak tasarruf tedbirlerinin alınması gereğine işaret eden Çelik, “Son yıllarda meydana gelen kuraklıklar ülkenin çeşitli bölgelerinde ürün kayıplarına sebep olmuş ve sulamaya olan ihtiyacı artırmıştır. Bu nedenle su kullanımında azami tasarruf sağlanmalı ülke önceliğine göre ekim deseni revize edilmelidir. Ülkemizin hayvansal gıda ihtiyacı dikkate alınarak AB ülkelerinde olduğu gibi ekilebilir arazi varlığının üçte biri yem bitkileri üretimine ayrılmalıdır. Artan su ihtiyacını kısıtlı su kaynaklarıyla karşılayabilmek için basınçlı sulama yöntemleri kullanılmalıdır. Modern sulama sistemleri yaygınlaştırılmaya devam edilmeli, yeraltı sularının korunması amacıyla; kısıntılı sulama ile birlikte gece sulaması yapılması teşvik edilmelidir. Su ihtiyacı az olan bitkilerin ekiminin yaygınlaştırılması mutlaka sağlanmalıdır.” İfadelerini kullandı.

Su kaynaklarındaki azalma hayvancılığı da etkiliyor

Çelik, iklim değişikliklerinin en çok su kaynaklarını olumsuz etkilediğini dolayısıyla bu durumun küçükbaş hayvancılığa da olumsuz yansıdığını belirterek “ Küresel iklim değişikliği hayvancılık özelinde de küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini olumsuz etkilemektedir. Zaten kurak ve yarı kurak iklim kuşağında olan ülkemizin bazı bölgelerinin çölleşmesi riski, yağış alan bölgelerde bozuk olan yağış rejiminin daha da bozulması kaba yem açığı olan ve yıllık 10 milyon tonun üzerinde yem hammaddesi ithal eden ülkemizin et ve süt üretimini olumsuz etkileyecek ve girdi maliyetlerinin de artmasıyla dar gelirli kesimlerin gıdaya erişimini zorlaştıracaktır. Su kaynaklarının kuruması nedeniyle suya erişim problemleri yaşanması halinde bu durum hayvanların beslenme maliyetlerini artıracaktır. Neticede susuzluğun acı faturası hayvansal üretimdeki düşüşe kesilebilecektir.” değerlendirmesinde bulundu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TÜDKİYEB Başkanı Çelik: &amp;quot;Planlı keçi otlatmasıyla orman yangınları önlenebilir&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tudkiyeb-baskani-celik-planli-keci-otlatmasiyla-orman-yanginlari-oenlenebilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tudkiyeb-baskani-celik-planli-keci-otlatmasiyla-orman-yanginlari-oenlenebilir</guid>
<description><![CDATA[ TÜDKİYEB Başkanı Nihat Çelik, ormanlarda keçi otlatmasının kırmızı et açığını kapatabileceğini, yangınları önlemede ise etkili bir yöntem olduğunu belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/tudkiyeb-baskani-celik-planli-keci-otlatmasiyla-orman-yanginlari-onlenebilir.JPG" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TÜDKİYEB, Başkanı, Çelik:, Planlı, keçi, otlatmasıyla, orman, yangınları, önlenebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü münasebetiyle yaptığı açıklamada " Ormanlara zarar vermeden planlı ve kontrollü otlatma ile 30 milyon koyun ve keçi beslenebilir. Böylece kırmızı et açığının kapatılmasında ormanlarımız bir çözüm yolu olabilir " dedi.

Keçilerin orman dostu olduklarının altını çizen Çelik, yıllarca keçilerin orman düşmanı ilan edilerek otlatmanın ormansızlaşmaya neden olduğu algısı yapıldığını gerçekte ise ormana zarar verenin keçiler değil insan zihniyetinin olduğunun anlaşıldığını belirterek ormanlara yönelik tehditlerden birisinin de plansız ve kontrolsüz bir şekilde keçi otlatılması olduğunu söyledi.

Koyun ve keçilerin orman yangınlarının önlenmesinde önemli rolleri olduğunu belirten Çelik, “ Bazı Akdeniz Ülkeleri ve ABD de orman yangınlarının önlenmesinde keçilerin “ itfaiyeci keçi birlikleri” gibi kullanıldığını görüyoruz. Özellikle İspanya’nın orman yangınlarını önlemek için planlı ve kontrollü keçi otlatması için destek mahiyetinde çobanlara para ödediklerini biliyoruz. Ülkemizde de orman yangınlarının yoğun olduğu bölgelerin geçmişte ve günümüzde keçi yetiştiriciliğinin en yaygın bölgeler olduğu göz önüne alındığında, planlı ve kontrollü otlatmanın orman yangınlarını önlemede önemli rol oynayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısıyla ormanlarımızı ıslah çalışmaları yapmanın yanında yeni tesis edilmiş genç ormanlar dışındaki tüm ormanlık alanlardan koyun ve keçilerimizin azami ölçüde istifade etmelerini sağlamalıyız.” ifadelerinde bulundu.

Genel Başkan Çelik, keçilerin orman yangınlarını önlemesi yanında ormandan maliyetsiz olarak beslendiklerine dikkat çekerek “Keçiler ormanda taban temizliği yaparak orman yangınlarına karşı faydalı olmalarının yansıra çürüyen yaprakları ve otları da yemek suretiyle proteine çevirirler. Bugün 12 milyon civarında keçi varlığımız vardır. Ancak ormanlara zarar vermeden 30 milyon koyun ve keçinin masrafsız bir şekilde beslenmelerini sağlayabiliriz. Böylece mevcut durumda 55 milyon civarındaki küçükbaş hayvan sayımızın daha fazla artırılmasında ormanlarımızdan faydalanabiliriz. Dolayısıyla hayvan varlığının artırılması üretimindeki artışa da yansıyacağından bugün var olan kırmızı et açığının kapatılmasında ormanlarımız belirleyici bir rol üstlenebilir. ” değerlendirmesinde bulundu.

Toplam orman alanları içerisinde meşelik alanların yaygınlaştırılması gereğine de işaret eden Çelik, “ Son birkaç yılda tüm alanlara çam ağacı dikilmekle beraber bu alanlarda özellikle meşe ve diğer alanların bastırarak yok edilmesi söz konusu olmaktadır. Koyun ve keçi beslenmesi adına en ideal ağaçlandırma alanlarından birisi meşelikler olduğundan bu konuya özellikle önem verilmelidir. Fıstık çamı dikmek yerine mevcut meşeliklerin ıslah edilerek korunması ve yeni meşelik alanların tahsisi ile yaygınlaştırılması sağlanmalıdır.” dedi.

Öte yandan Çelik, orman yangınlarını kundaklayan kişiler için çoban ve çoban köpeklerinin caydırıcılık teşkil ettiğini bu yönüyle de ormanlık alanlarda koyun ve keçi otlatmanın zarardan çok faydası olduğunu dile getirdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ege Orman Vakfı: 30 yılda 15 milyon fidan dikildi, gelecek yeşil kalacak!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ege-orman-vakfi-30-yilda-15-milyon-fidan-dikildi-gelecek-yesil-kalacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ege-orman-vakfi-30-yilda-15-milyon-fidan-dikildi-gelecek-yesil-kalacak</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de kurulan Ege Orman Vakfı, 30 yıl boyunca Türkiye&#039;nin her köşesinde 15 milyon fidan dikerek orman bilincini arttırdı ve çevreye katkı sağladı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/03/ege-orman-vakfi-30-yilda-15-milyon-fidan-dikildi-gelecek-yesil-kalacak-2.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ege, Orman, Vakfı:, yılda, milyon, fidan, dikildi, gelecek, yeşil, kalacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir'de, 30 yıl önce kentin orman varlığını artırmak amacıyla kurulan Ege Orman Vakfı, geçen sürede bağışçılarla büyüyerek ülkenin her bölgesinde fidan dikimi yapan gönüllü bir vakıfa dönüştü. Vakıf, kuruluşundan bu yana 15 milyona yakın fidan dikimi gerçekleştirdi  İzmir'de, ağaç dikme, ormanları koruma ve yeşil bilincini toplumun her kesimine yayma ilkesi ile kurulan Ege Orman Vakfı, ağaçlandırma işlerini kamu ormanlarının sınırlarında veya kamu kurumlarına ait bazı bölgelerde yürütüyor. Dikilen fidanlar, birer ağaç ve ormanın doğal bir parçası haline gelene kadar korunuyor.

30 yılda Türkiye genelinde 15 milyon fidan

Vakıf "yeşil vatan" faaliyetlerini, Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü ve yerel yönetimlerle işbirliği içinde yürütüyor. Ağaçlandırmada en önemli rollerden birini bağışçılar üstleniyor. Doğaya önem veren düzenli bağışçıların desteği, ülkenin her yerinde yeşeriyor. Cumhuriyetin 100. yılı dolayısıyla 2023'te ülkenin yedi bölgesine yüzer bin fidan dikilmesini sağlayan vakıf, kuruluşundan bu yana 14 milyon 500 binin üzerinde fidan dikimi gerçekleştirdi.
Ege Orman Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Yasemen Bilgili, yeşil bir gelecek için anlamlı izler bırakmayı istediklerini söyledi.



Ormanlık alanların artırılması ve bu alanların öneminin anlaşılması için çok çalıştıklarını kaydeden Bilgili, "Bağış yapan kişi, kurum ya da kuruluşlarla birlikte ormana giderek fidanları dikiyoruz. Bir ormanın nasıl oluştuğunu, doğayı korumanın bizim için ne kadar önemli olduğunu, bir döngünün içinde büyük rolü olan ormanları korumamız gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Karşıyaka, erozyona açık durumda"

Kentle iç içe ormanların yangınlardan korunmasının kentin korunması anlamına geldiğini belirten Bilgili, İzmir'in Karşıyaka ilçesinde geçen yaz çıkan orman yangının hem ağaçların hem de bazı evlerin yandığını hatırlattı. Bilgili, yangının yaşandığı Yamanlar bölgesinin eğimli bir arazi olduğuna, yangın sonrası bitki örtüsü kalmadığına dikkati çekerek, "1995 yılında büyük bir sel felaketinin yaşandığı ve 65 kişiyi kaybettiğimiz bir alandı, şu anda tekrar çıplak hale geldi. Erozyona açık durumda. Bunun için önlemler alınıyor ve ağaçlandırmalar yapılıyor. Ağaçlandırma öncesi de kontrol çalışmaları yapılıyor." dedi. Toplumu ağaçlandırma ve ağaçları koruma faaliyetlerinin yanı sıra toplumu bilinçlendirmek için de çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Bilgili, uzman ve gönüllü ekiplerle eğitim projeleri gerçekleştirdiklerini anlattı.



"Eğitimlerle yılda 30 bine yakın kişiye ulaşıyoruz"

Bilgili, farkındalığın küçük yaşlardan kazandırılmasının önemini bildiklerini dile getirerek, Avrupa Birliği projesiyle kurulan Sıfır Karbon Noktası Eğitim Merkezi'nde özellikle çocuklara yönelik eğitim çalışmaları yaptıklarını dile getirdi. Toplumun bilinç düzeyinin artmasının ormanların korunmasına yansıyacağını ifade eden Bilgili, "Çocuklara doğanın müthiş döngüsünü, dengeler gezegeni içinde olduğumuzu ama iklim krizi denilen olguyla bu döngü içinde yaşanan kırılmaları anlatmaya çalışıyoruz. Ormanda yaptığımız eğitimleri de doğaya uyumlanarak yaşamayı içeren bir teknikle gerçekleştiriyoruz. Bu eğitimlerle yılda 30 bine yakın kişiye ulaşıyoruz" dedi.

Sıfır Karbon Noktası Eğitim Merkezi Sorumlusu Demet Gürcan ise merkezde çocuklarla iklim değişikliği, küresel ısınma, yenilenebilir enerji kaynakları gibi birçok konuda bilgiler paylaştıklarını, onlara karbon ayak izlerini nasıl azaltabileceklerini, iklim değişikliğine uyum sürecindeki uygulamaları gösterdiklerini belirtti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ŞUBAT AYI ÜCRETLİ ÇALIŞAN İSTATİSTİKLERİ</title>
<link>https://trafikdernegi.com/subat-ayi-ucretli-calisan-istatistikleri</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/subat-ayi-ucretli-calisan-istatistikleri</guid>
<description><![CDATA[ Bir ülkenin ekonomide güven sağlamasının en önemli koşullarından biri de işsizliğin azalması, istihdamın çoğalmasıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/zafer-ozcivan-3.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ŞUBAT, AYI, ÜCRETLİ, ÇALIŞAN, İSTATİSTİKLERİ</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Bu anlamda devlet yatırım programları, iş alanları açmayı hedefler. Ülkedeki çalışan sayısı arttıkça refah düzeyinin yükseldiği anlamı çıkacaktır. Çalışan kesim gelir elde edeceği için harcamaları da doğal olarak artacak, ekonomi canlanacak, devletin vergi gelirleri de yükselecektir.
Ancak işgücü hesaplamaları yapılırken çalışabilecek nüfus baz alınır ve bu kesim 15-64 yaş arası çalışan nüfus olarak tanımlanır. Çalışan nüfusta ise en önemli faktör üretime katılımdır. Yani ne kadar fazla kişi üretim birimlerinde çalışırsa ülkede o kadar çok üretim yapılıyor demektir. Üretime katılım sadece işçilik olarak değil, üretim sürecini hızlandırabilecek, seri üretimi arttıracak, otomasyona katkı sağlayacak girişimler de üretime katılımdır. Örneğin üretim sürecini hızlandıracak, süreci sistematik şekle sokabilecek bir bilgisayar programı da üretimin içindedir.
Ülkemizde ücretli çalışan sayısı oldukça fazladır ve çalışan nüfusun %40 kadarının asgari ücretle çalıştığı tahmin edilmektedir. Diğer yandan yaklaşık üç yıldan bu yana devam eden yüksek enflasyon nedeniyle asgari ücret, normal ücret durumuna gelmiştir. Ayrıca asgari ücret ve özellikle en düşük emekli maaşları çoğunlukla açlık sınırının altında kalmaktadır. Dolayısıyla halkımızın büyük çoğunluğu yoksullaşmakta, alım gücü sürekli azalmaktadır. Verilen zamlar ise çok kısa sürede enflasyona yenik düşmektedir.
Ülkemizde ücretli çalışanların, gelir vergisinden daha çok vergi verdiklerini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla milli gelire katkı sağlayan kesim daha çok ücretli çalışanlardır. Bunun yanında en çok ekonomik anlamda ezilen kesim öncelikle dar ve sabit gelirlilerdir. Ve bunların büyük çoğunluğu açlık sınırının altında gelir elde etmektedir.
Ekonomide tasarruf tedbirlerinin gündemde olduğu içinde bulunduğumuz dönemde kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması tedbirlerin en önemli konulardan biridir. Bazı işletmeler çalışanlarını aldıkları ücretten değil, asgari ücretten veya hiç kayda girmeden çalıştırdıkları bilinen bir gerçektir. Özellikle dışardan gelen mülteciler asgari ücretten daha az ücretle çalışmakta ve bu durum kendi vatandaşlarımızın işsiz kalmasına, devletin vergi kaybetmesine yol açmaktadır.
Bir diğer konu da ülkemizde enflasyonun yüksek seyretmesine rağmen vergi dilimlerinin aynı oranda yükseltilmemesidir. Bordroya tabi çalışanlar özellikle yılın ikinci yarısında ücretlerinden fedakârlık yapmakta son üç ayda ise %30-35 civarında maaşları azalmaktadır. Yıllardır devam eden bu sorun bir an önce çözümlenmeli, ücretlilerin sıkıntıları giderilmelidir.
Türkiye’de %1 lik kesim milli gelirin %40 oranına sahip olduğu bir gerçektir ve bunun adı tam anlamıyla gelir adaletsizliğidir. Gelir adaletsizliği olduğu için enflasyon oranları da her %20 lik kesim için farklı gelişmektedir. Serbest çalışan iş insanlarından bazıları kendinin, eşinin hatta çocuklarının arabasını şirkete kaydederek masraflarını gider kalemlerinin içine atıp vergi tasarrufu sağlamaktadır. Ücretlilerin ise böyle bir işlemi yapmaları mümkün olmadığı gibi maaşlarını alırken vergilerini tam olarak ödemektedir.
İşsizliğin önlenebilmesi, devlet yatırımlarının ve özel sektör girişimlerinin artması ile mümkündür. Gençlere veya gelecek nesille iş alanları açmak, onlara çalışma alanı oluşturmak devletin en önemli görevlerinden biridir. Ülkemizde üniversite mezunlarının işsiz kaldığı; tamircilik, çöpçülük gibi işlerde çalıştığını yazılı ve görsel basından izlemekteyiz. Üniversitelerin çoğalması, ülkede eğitim seviyesinin yükselmesi ekonomik kalkınma için elbette önemlidir. Ancak yüksek öğretimden mezun olanlara iş alanı açılmadığı sürece üniversite bitirmenin önemi ortadan kalkmaktadır. 
Yaşadığımız ekonomik koşulların maalesef olumsuz olması yüzünden birçok gencimiz, daha üniversite öğrencisi iken yurt dışına gitmenin formüllerini aramaktadır. Amaçları ekonomik olarak daha uygun işlerde çalışmak, daha rahat bir yaşam koşulları içine girebilmektir. Hâlbuki ülkemizde yatırım yapılması durumunda beyin göçü ortadan kalkacaktır.
Yukarıda açıklamaya çalıştığım ücretlilerin konumu ve geleceğe ilişkin beklentileri öncelikle devletin sonra da özel sektörün girişimleri ile mümkün olacaktır. Bu anlamda ülkemizde özellikle üretim yapan işletmelere verilen desteklerin arttırılması, verilen kredilerin doğru anlamda kullandırılması gerekir. Öncelikle ithal ikame ürün üretilmesi baz alınmalıdır.
Günümüzde üretim kalemlerinin birçoğunun hammadde ve ara malı yurt dışından ithal yoluyla tedarik edilmektedir. Yaklaşık yüzde elli den fazla olan ara mal ve hammadde tedarik oranının öncelikle minimuma indirilmesi gerekir. Bu bağlamda öncelikle ithal ikame ürün üreten işletmeler kredi ve başka yollarla desteklenmelidir ki yurt dışına paramız gitmesin, üretim girişimcileri çoğalsın ve işsizlik oranı azalsın. Konunun en önemli boyutu ithal yoluyla tedarik edilen ara mal ve hammaddelerin döviz kurlarına bağımlılığıdır. Kur değerleri arttıkça üretim maliyetleri de artacağından doğal olarak fiyatlara yansıyacak ve enflasyon olarak karşımıza çıkacaktır.
Bir diğer konu ise gelişen teknolojinin getirdiği, iş yükünün azalması konusudur. Örneğin İstanbul’da veya yurt genelinde toplu taşıma araçlarının raylı sisteme dönüşmesi, globalleşen dünyada teknolojiye ayak uydurulması konusu son derece önemlidir ve bu konuda insanların kendilerini teknolojiye ve gelişen ekonomiye hazırlamaları gerekir. Yani sadece üniversite mezunu olmak, bir yabancı dil bilmek yetmeyebilir. En az iki yabancı dil, mastır hatta doktora yapmak aranan eleman olmak için gerekli olmaya başlamıştır.
İçinde bulunduğumuz dönemde kredi maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle başta turizm sektörü ve ihracat yapan işletmeler olmak üzere birçok işletmenin küçülmeye gittiği ve küçülmeye işçi çıkarmaktan başlaması nedeniyle işsizlik oranı artmıştır. Geçmişte uygulanan yanlış para politikalarından vazgeçmekte geç kalınması sebebiyle artan politika faizi ve buna bağlı olarak yükselen kredi faizleri yüzünden birçok işletme krediye ulaşabilse dahi kullanmaktan çekinmektedir. Çünkü%60-65 lere varan kredi ile kazanç sağlamak mümkün değildir.
Diğer taraftan yüksek seyreden enflasyon nedeniyle artan hammadde, işçilik, ara mal ve diğer giderler artarken kurların sabit kalması nedeniyle ihracat yapan işletmeler ve turizm işletmeleri zor durumdadır ve iflas ve konkordato işlemleri de hızlanmıştır. Temmuz ayından itibaren enflasyon baz etkisiyle de olsa, TÜİK in yanlış hesaplamaları ile de olsa yıllık olarak düşmeye başlamış ve 2024 yılı sonunda %44,38 olarak açıklanmıştır. Hâlbuki aylık enflasyona bakıldığında hazirandan bu yana yükselmektedir. Bu durumda enflasyonun düştüğünden bahsetmek hesap ve mantık dışıdır. 
Politika faizleri düştükten sonra doğal olarak kredi maliyetleri de azalacağından ülkede üretim artışı sağlanacak ve işsizlik de azalacaktır. Döviz kurlarının da uzun süre yatay seyretme ihtimali çok düşük olduğundan gene önümüzdeki süreçte kurlar yükselişe geçebilir ve ihracat işletmeleri de üretime hız vereceklerinden işsizliğin azalmasına katkıda bulunacaklardır. Bu durumda politika faizleri düşürülmeli, sanayicilerimizin önü açılmalıdır. Çünkü böyle giderse işsizlik rakamlarının yükselmesi kaçınılmazdır.
Kırılgan bir ekonomiye sahip olduğumuz için hesapta olmayan gelişmeler de ekonomimizi olumsuz etkilemektedir. Son yaşanan Ekrem İmamoğlu olayının faturası ağır olduğundan nisan ayında beklenen politika faiz oranları 350 baz puan yükseltilmek durumunda kalınmıştır.
Aşağıda TÜİK tarafından kamuoyu ile paylaşılan şubat ayı ücretli çalışan istatistiklerini okuyabilirsiniz;
Ücretli çalışan sayısı yıllık %1,1 arttı
Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2025 Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,1 arttı. Ücretli çalışan sayısı bir önceki yılın aynı ayında 15 milyon 125 bin 704 kişi iken, 2025 yılı şubat ayında 15 milyon 293 bin 843 kişi oldu.
Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; 2025 Şubat ayında ücretli çalışan sayısı yıllık olarak sanayi sektöründe %2,2 azaldı, inşaat sektöründe %2,0 arttı ve ticaret-hizmet sektöründe %2,9 arttı.
Ücretli çalışan sayısı aylık %0,1 azaldı
Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2025 Şubat ayında bir önceki aya göre %0,1 azaldı.
Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; 2025 Şubat ayında ücretli çalışanlar aylık olarak sanayi sektöründe %0,4 azaldı, inşaat sektöründe %0,7 azaldı ve ticaret-hizmet sektöründe %0,1 arttı.
AÇIKLAMALAR
Ücretli çalışan sayılarında takvim etkisi gözlenmemiştir. Bu nedenle takvim etkisinden arındırılmış değerler yerine arındırılmamış değerler kullanılmıştır.
Aylık değişimler, mevsim etkisinden arındırılmış değerlerin bir önceki aya göre değişimini ifade etmektedir.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kuşcenneti Milli Parkı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuscenneti-milli-parki</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuscenneti-milli-parki</guid>
<description><![CDATA[ Kuş Cenneti Milli Parkı 1981 yılında doğal sit alanı ilan edilmiş ve koruma imar planı yapılmış. Kuşcenneti’nde 1975 Haziran’ına kadar 239 kuş türünün varlığı tespit edilmiş. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/isik-teoman-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kuşcenneti, Milli, Parkı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Kuş Cenneti Milli Parkı 1981 yılında doğal sit alanı ilan edilmiş ve koruma imar planı yapılmış. Kuşcenneti'nde 1975 Haziran'ına kadar 239 kuş türünün varlığı tespit edilmiş.

Geçtiğimiz hafta, hava elektronik astsubayı olan, emekli olduktan sonra da uzun yıllardır Bandırma'da yaşayan büyük ağabeyimin yanına, Ayvalık'tan çıkıp, Balya ve Gönen güzergahı üzerinden gittik. Yemyeşil bir halının üstünde gidiyormuşsunuz gibi bir his kaplıyor insanın içini, çok seviyorum bu yoldan seyahat etmeyi. Epeydir aklımdaydı Manyas Kuşcenneti'ne gitmek için de güzel bir bahane oldu. Cuma akşamı Ayvalık'tan yola biraz geç koyulunca güneş battıktan sonra eşimle birlikte Bandırma'ya ulaşabildik. Akşam yemeğinin ardından Bandırma kent merkezini, ağabeyim ve yengemli birlikte gezdik. Çok şey değişmiş diyebilirim. Benim yaşadığım yıllarda, daha çok eski İstanbul'a benzetilen tek veya iki katlı ahşap ağırlıklı binaların bulunduğu bir kentti Bandırma. Yıllar önce babam genç yaşta öldükten sonra, babasız kalmanın bunalımıyla boşluğa düşmüş ve neredeyse eğitimimi yarıda bırakıyordum. Çağrısı üzerine ağabeyimin yanında kalmış ve Bandırma Ortaokulu'ndan başarılı bir dereceyle mezun olmuştum.

Çok katlı yapılar

Cumbalı eski evlerin yoğunlukta olduğu ve deniz ile barışık ve büyük bir şehre dönüşmüş bu ilçenin merkezine adım atınca yine çok katlı yapılarla çevrilmiş bir kent ile karşılaştım. Deniz kıyısında dev çınar ağaçlarının altındaki gazinolar yıkılmış, sahilin önemli bir bölümü doldurulmuş ve denizden yer kazanılmış. Mendirek'in yanına Boğaziçi köprüsünün bir benzeri yapılmış ve renkli ışıklarla donatılmış. Ve en önemlisi Bandırma'nın dört bir yanı apartmanlarla ile doldurulmuş, yani İzmir'in Hatay ve Üçkuyular'ından bir farkı kalmamış. Biraz buruk da olsa kent merkezinde dolaştık, çaylarımızı yudumladık, havalar kararsız, bir sıcak bir sağuk, gece geç saatlerde hava da soğumaya başlayınca evin yolunu tuttuk.

Adalar elle tutulacak kadar yakın

Sabah sıkı bir kahvaltının ardından Erdek, Tatlısu ve Ocaklar tatil beldelerinde kısa bir gezinti yaptırdı ağabeyim. Neyse ki, bu bölgeler bakir kalabilmiş, yapılaşma yoğunluğuna karşın yeşili koruyabilmişler. Kapıdağ Yarımadası'nın batısına doğru bir tur yaptık, Ekinlik, Marmara ve Avşa adalarını, havanın temizliği ve berraklığı nedeniyle çok net görebildik, elimizi uzatıp kırlarından çiçek koparacak kadar yakındılar. Bu kısa turun ardından hava kararmadan yola koyulduk ve ağabeyim ile vedalaştık. Bandırma'dan sonra kısa bir yolculuğun ardından Kuşcenneti'ne ulaştık.

Teknoloji işbaşında

Son aylardaki yağışlar gölün havzasını oldukça genişletmiş. Ağaçlar yarı bellerine kadar suların altında kalmış. Bu işe en çok kuşlar sevinmiş. Binlerce göçmen kuş cenneti mekan tutmuş. İki kilometrelik toprak yoldan sonra cennetin girişine ulaştık. Girişte yazılı olan levhalardan okuduk. Güler yüzlü görevliler bizi içeri alıyor. Yeni bir görüntüleme uygulaması başlatılmış. Kameralar cenneti gözlüyor ve karşınızdaki ekrandan bunları izleyebiliyorsunuz. Görevli bize dört bir yanı yakınlaştırarak adeta bir şov yapıyor. Ardından gözetleme kulesinden kuşları izleyebilmek amacıyla birer dürbün verdi.

Dallarda boş yer kalmamış

Gözetleme kulesi yapay kuş kuluçkalarına üç yüz metre uzaklıkta. Dürbün ile bakıldığında yuvalar önümüze kadar geliyor. Yüzlerce balıkçıl yapay yuvaların üzerine kurulmuş ve kuluçkaya yatmaya hazırlanıyor. Binlerce kuş sesi gölün sularında yankılanıyor, ağaçların her biri yüzlerce kuşa ev sahipliği yapıyor. Ağaçların dallarında boş yer kalmamış. Her bir dalın üzerinde bir yuva. Konuk kuşlar bahar aylarında yavru büyütme hazırlığı yapıyor. Suların yükselmesi bayram havası yaratmış, yem bolluğu nedeniyle balıkçılar keyifli bir av sezonu yaşıyor. Geçmiş yıllarda yaşanan kuraklık unutulmuş Kuşcenneti güzel bir sezon geçiriyor. Biz de burada bolca fotoğraf çekme fırsatı yakaladık. Kuşcenneti'ni daha iyi gezebilmek için tekne gerekiyor, ancak kuluçkaya yatan kuşların rahatsız edilmemesi için bu tür girişimlere izin verilmiyor. Göçmen kuşlar burada çok mutlu bir yaşam sürdürüyor, yüzlercesi bir o yana bir bu yana uçuyor.

Kuşcenneti görülmeye, gezilmeye ve gitmeye değer

Yetkililerden edindiğim bilgiye göre; kış mevsiminin sonlarına doğru Kuş Gölü'nün suları yükselmeye başlıyor. Kuzeybatı kıyısındaki, küçük söğüt korusunu ve etrafındaki sazlıkları kaplıyor. Kışın bahara döndüğü günlerde soğuk devreleri güney ülkelerinde geçiren göçmen kuşlar yuva kuracak yer olarak sessizlik içindeki Kuşcenneti Milli Park'ını seçiyorlar. Yuvalarında yumurtlayıp, kuluçkaya yatıyorlar. Yavrular gözlerini burada açıyor, besleniyor, büyüyor, serpilir ve gelecek yıl yine gelmek üzere uzaklara uçuyorlar. Kuşcenneti Milli Parkının ülkemizdeki diğer Milli parklardan farklı özel bir yeri var. Uluslararası düzeyde önem taşıyan Milli Parktaki kuş zenginliği ve Milli Park tanımı içindeki başarılı koruma uygulaması nedeniyle 1976 yılında Avrupa Konseyi'nce A sınıfı Avrupa diploması verilmiş. 1981-1986-1991 ve 1996 yıllarında bu diploma yenilenmiş. Ayrıca 15.4.1998 tarih ve 23314 sayılı Resmi gazetede yayımlanan kararla Kuşcenneti, Romsen Sözleşmesi (Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan Hakkında Sözleşme) kapsamına alınmış. Kuşcenneti'nde kuş yaşamının ilgi çekici dönemlerini izleme imkanı, Mart-Temmuz ve Eylül-Ekim ayları arasında. Gözetleme kulesinden geniş bir çevre gözetlenebiliyor.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama:

Milli Parkta bulunan müze ve idare merkezinde parkta başta kuşlar hakkında geniş bilgi veriliyor. Milli Parkta bilimsel araştırmalar yapmak park yönetiminin iznine bağlanmış. 2001 yılında yeniden yapılmış olan kuş gözetleme kulesi dünyadaki benzerleri arasında en büyüğü. Yüksekliği 17,5 metre, platformu 40 kişi alabilen kulede ziyaretçilere dürbün veriliyor. Parkta konaklama ve yiyecek hizmetleri yok. Arzu edenler; 1 kilometre uzaklıktaki Sığırcıatik köyündeki pansiyonlar, ya da Bandırma, Erdek ve Gönen'deki otellerde konaklama imkanı bulunabilir.

Kuşcenneti'nin öyküsünden söz edelim.

1959 yılında Milli Park statüsüne alınan Manyas Kuşcenneti Orman Genel Müdürlüğü'ne bağlanmış ve bundan sonra gerçekleştirilen etkili koruma ile daha da gelişmiş. Buradaki kuş topluluklarında önemli artışlar olmuş. Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı 1981 yılında doğal sit alanı ilan edilmiş ve koruma imar planı yapılmış. Kuşcenneti'nde 1975 Haziranına kadar 239 kuş türünün varlığı tespit edilmiş. Daha sonra çeşitli zamanlarda yapılan sayımlar sonucunda bu rakam 255'e çıkmış. Kuş türlerinden 66 tanesi Milli Park'ta düzenli olarak her yıl kuluçka topluluğuna katılıyor. Geri kalanlar ise, göç sırasında Kuşcenneti'ne uğruyor. Kuşcenneti Milli Parkı, Marmara Bölgesi'nin ılıman iklimi içerisinde ve kıtalararası göç yolları üzerinde kuşların vazgeçilmez uğrak yeri. Kuşlar göç yerlerine gidiş ve dönüşlerinde Kuşcenneti'ne misafir olup, dinleniyor, karınlarını doyuruyor ve yollarına devam ediyor. Kuşcenneti'nde konaklama zamanları türlerine göre 1 saatle 1 ay arasında değişiyor. Bir yılda Kuşcenneti'ne gelen kuş sayısının 2-3 milyon kadar olduğu tahmin ediliyor. 2003 ve 2004 yıllarında yapılan arazi çalışmaları ile Kuşcenneti Milli Parkının sınır genişletme çalışmalarına başlanmış ve bugün alan 24 bin 047 hektara ulaşmış.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güzelbahçe’de özelleştirme kararı: 2 taşınmaz daha ihaleye çıkıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/guzelbahcede-oezellestirme-karari-2-tasinmaz-daha-ihaleye-cikiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/guzelbahcede-oezellestirme-karari-2-tasinmaz-daha-ihaleye-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Güzelbahçe’deki 2 taşınmaz için özelleştirme kararı alındı. İhaleye çıkarılacak taşınmazlar hakkında tüm detaylar haberimizde. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/guzelbahcede-ozellestirme-karari-2-tasinmaz-daha-ihaleye-cikiyor.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güzelbahçe’de, özelleştirme, kararı:, taşınmaz, daha, ihaleye, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Güzelbahçe’deki 2 taşınmaz, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 21 Mayıs 2025 tarihinde ihaleye çıkarılacak.

Güzelbahçe’de 2 taşınmaz ihaleye çıkıyor

İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından iki taşınmazın özelleştirilmesi için karar alındı. İhale, 21 Mayıs 2025 tarihinde yapılacak.

Taşınmazların detayları şöyle;

Kahramandere Mahallesi'nde yer alan iki parsel için alınan özelleştirme kararı, yerel halk ve bazı sivil toplum kuruluşları tarafından tepkiyle karşılandı. İki taşınmazdan biri 1620 ada 7 parselde, diğeri ise 2912 ada 1 parselde yer alıyor.


 
 1620 Ada 7 Parsel: 6.446 metrekare büyüklüğünde
 
 
 2912 Ada 1 Parsel: 7.356 metrekare büyüklüğünde
 




Özelleştirme tepkiler geldi

Özelleştirme İdaresi, daha önce toplam bedeli 365 milyon 319 bin TL olarak açıklanan iki parseli ihaleye çıkarmıştı. Ancak, karar bölge halkı tarafından sert şekilde protesto edildi. Güzelbahçe Belediyesi, ilçedeki STK’lar ve CHP Güzelbahçe İlçe Örgütü, bu taşınmazların satılarak konut yapılmasını "Araziler ranta açık değil" diyerek karşı çıktı.

İki taşınmaz ihaleye çıkacak

21 Mayıs 2025 tarihinde yapılacak ihale, bölgede önemli bir dönüm noktası olabilir. Özelleştirmenin ardından, taşınmazların yeni sahipleri tarafından nasıl kullanılacağı ise merak konusu. İhale ilanı sonrası, bölge halkı ve çevre kuruluşlarının protestoları sürüyor.

Güzelbahçe’nin diğer gelişmeleri takip etmek için tıklayın!]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çiğli Trekking etkinliğiyle doğaseverleri buluşturdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cigli-trekking-etkinligiyle-dogaseverleri-bulusturdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cigli-trekking-etkinligiyle-dogaseverleri-bulusturdu</guid>
<description><![CDATA[ Çiğli trekking etkinliği doğaseverleri buluşturdu. Doğa yürüyüşü ile sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekildi, doğayla uyumlu yaşam vurgulandı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/cigli-trekking-etkinligiyle-dogaseverleri-bulusturdu.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çiğli, Trekking, etkinliğiyle, doğaseverleri, buluşturdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Çiğli'de düzenlenen trekking etkinliği, doğaseverlere doğayla iç içe spor yapma ve yeni dostluklar kurma fırsatı sundu.

Çiğli'de doğaseverler Trekking etkinliğinde buluştu

Çiğli Belediyesi'nin düzenlediği trekking etkinliğinde doğaseverler, şehrin stresinden uzaklaşıp doğanın huzurlu atmosferinde bir araya geldi. Çiğli trekking etkinliği, katılımcılara yeşilin binbir tonuyla bezeli manzaralar eşliğinde spor yapma ve doğayla bütünleşme fırsatı sundu.

Katılımcılar doğa yürüyüşü sırasında, hem spor yapmanın enerji verici etkisini yaşadı hem de doğanın sunduğu eşsiz güzelliklerin keyfini çıkardı. Etkinlik, doğanın insan sağlığı üzerindeki iyileştirici gücünü bir kez daha gözler önüne sererken, sağlıklı yaşam ve çevre bilincinin önemine dikkat çekti.

Etkinlik sonunda doğaseverler, doğayla iç içe geçirilen anların mutluluğunu paylaşarak yeni dostluklar kurdu.

Başkan Onur Emrah Yıldız'dan doğaya davet

Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada, doğayla uyumlu bir yaşamın önemine vurgu yaptı. Yıldız, şunları söyledi:


"Belediye olarak, hem bedensel hem de ruhsal sağlığı destekleyen etkinliklere büyük önem veriyoruz. Sağlıklı bir toplum, doğayla uyum içinde yaşamanın değerini bilen bireylerden oluşur. Trekking etkinliği sadece spor yapmanın keyfiyle sınırlı kalmayıp çevreye duyarlı bir yaşam biçimini benimsemenin de bir adımıdır. Çiğli Belediyesi olarak, bu tür etkinliklerin sayısını artırarak hemşehrilerimize doğayla iç içe olma fırsatları sunmaya devam edeceğiz."


Başkan Yıldız, doğanın sunduğu güzelliklerin korunmasının sürdürülebilir bir çevre için kritik öneme sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

Tüm Çiğli Belediyesi haberlerini okumak için tıklayın!]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sinan Öziçer uyardı: &amp;apos;İzmir’de alüvyon bölgelerde deprem riski arttı!&amp;apos;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sinan-ozicer-uyardi-izmirde-aluvyon-boelgelerde-deprem-riski-artti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sinan-ozicer-uyardi-izmirde-aluvyon-boelgelerde-deprem-riski-artti</guid>
<description><![CDATA[ Silivri açıklarında meydana gelen depremin İzmir’de alüvyon tabakası yüksek bölgelerde şiddetli hissedildiğini açıklayan Öziçer önemli uyarılarda bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/s-i-l-i-v-r-i-d-e-p-r-e-m-i-i-z-m-i-r-d-e-z-e-m-i-n-i-z.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sinan, Öziçer, uyardı:, İzmir’de, alüvyon, bölgelerde, deprem, riski, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Sinancan Öziçer, Silivri merkezli depremin İzmir’de özellikle zayıf zeminli ilçelerde daha şiddetli hissedildiğini vurguladı.

İzmir’de Alüvyon Zeminlerde Deprem Şiddeti Arttı

İstanbul’un Silivri ilçesi açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki deprem, İzmir’de özellikle zayıf zeminli bölgelerde şiddetli hissedildi. Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer, zayıf zeminlerin deprem dalgalarını büyüttüğüne dikkat çekti.

Öziçer, özellikle Çiğli, Karşıyaka, Bornova, Konak, Alsancak, Güzelbahçe ve Narlıdere gibi alüvyon tabakası derin ilçelerde depremin daha etkili hissedildiğini belirtti.

Silivri depreminin İzmir üzerindeki etkisi

Zemin büyütmesi ana faktör

Öziçer, "Kayalık zeminde deprem şiddeti düşükken, kumlu ve suya doygun zeminlerde çok daha fazla oluyor. İzmir çevresinde alüvyon tabakası derin olduğu için deprem dalgalarının etkisi büyüyor," dedi.

İstanbul’daki 6.2 büyüklüğündeki depremin, İzmir’de bu nedenle ciddi şekilde hissedildiğini vurguladı.



Riskli ilçeler açıklandı

Öziçer, Buca, Gaziemir, Bornova'nın üst kesimleri ve Evka bölgelerinde ana kaya mesafesinin daha yakın olması nedeniyle depremin daha az hissedildiğini, buna karşın kıyı şeridindeki ilçelerde riskin yüksek olduğunu söyledi.

İstanbul depremi İzmir’i de etkileyebilir

Öziçer, "İstanbul’da 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem meydana geldiğinde, İzmir’in zayıf zeminli bölgelerinde ciddi panik ve risk oluşabilir," uyarısında bulundu.

İzmir’de yapı stoku riskine dikkat

Öziçer, İzmir’deki yapılaşmanın büyük kısmının zayıf zemin üzerinde olduğuna dikkat çekerek, "İzmir’de meydana gelecek daha düşük büyüklükte bir deprem bile ciddi can kayıplarına yol açabilir," dedi.

Öziçer, Kuzey Anadolu Fay Hattı gibi büyük enerji birikimine sahip olmasa da İzmir’in mevcut yapı stoku nedeniyle en az İstanbul kadar risk taşıdığını vurguladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Siyasette başarı sadakat ve vefalı olmaktan geçer....</title>
<link>https://trafikdernegi.com/siyasette-basari-sadakat-ve-vefali-olmaktan-gecer</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/siyasette-basari-sadakat-ve-vefali-olmaktan-gecer</guid>
<description><![CDATA[ Teşkilatlarda Emek, Vefa ve Kurumsal Sadakat Üzerine kalemimle az çok hatırlatmalar yapmak isterim. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/i-m-g-3088.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Siyasette, başarı, sadakat, vefalı, olmaktan, geçer....</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Siyasi teşkilatlar, sadece seçim dönemlerinde aktif hale gelen yapılar değildir. Asıl karakterini, istikrarlı dönemlerde ortaya koyar. Bu yapının sürekliliği ve başarısı, yalnızca üst düzey yöneticilerin stratejik kararlarıyla değil; en sade görevliyi dahi kapsayan bir emek bütünlüğüyle mümkündür.

Ancak son yıllarda, bazı teşkilatlarda gözle görülür bir değer kayması yaşanmaktadır. Emeğiyle, sadakatiyle, yıllarını bu yapıya vermiş insanlar; herhangi bir somut gerekçe gösterilmeden, açıklama yapılmadan, hatta teşekkür dahi edilmeden dışarıda bırakılmakta, yerlerine çoğu zaman liyakat ölçüsünden uzak tercihler yapılmaktadır. Bu durum hem kurumsal sadakati zedeler, hem de yeni katılımların motivasyonunu kırar.

Bir yapının içerisindeki bireylerin kıymetinin yalnızca görevde oldukları sürede hatırlanması, uzun vadede aidiyet duygusunu yıpratır. Kurumsal hafızanın yok sayılması, teşkilatların geçmişle bağını kopartır. Bugün görevde olan birçok isim, geçmişte omuz omuza çalıştıkları yol arkadaşlarının emeği sayesinde bulundukları noktaya gelmiştir. Ancak bu gerçeğin zamanla göz ardı edilmesi, teşkilat disiplininin ve iç güvenin kaybına yol açar.

Siyasi teşkilatlarda görev değişimleri doğaldır. Ancak bu değişimlerin, hakkaniyet ölçüsünde, kurumsal ciddiyetle ve insani değerlere uygun şekilde yürütülmesi gerekir. Emek veren her bireyin katkısı, teşkilatın ortak hafızasında korunmalı; geçmiş görev sahipleri, sessizce yok sayılmamalıdır.

Kurumsal yapıların en temel sorumluluğu, kendi içindeki dengeyi ve adaleti sağlamaktır. Vefanın, sadece kişisel bir erdem değil, kurumsal bir refleks olması gerektiği unutulmamalıdır. Zira vefa kaybedildiğinde, yalnızca bireyler değil, kurumlar da değer kaybeder. Bu yüzden ki vefayı ve emeği gözardı, etmeyen idareciler devamlı kazananlardır.

Rabbim bizi vefalı idareci kılsın.
Sizler sağ ben selâmet...]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bodrum&amp;apos;da izinsiz tonozlarla bağlı 50 tekneye ceza</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bodrumda-izinsiz-tonozlarla-bagli-50-tekneye-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bodrumda-izinsiz-tonozlarla-bagli-50-tekneye-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Bodrum’da Myndos Antik Limanı’nda izinsiz tonozlarla bağlanan teknelerden 50’sine ceza kesildi. Çalışmalar devam ediyor.  bodrum-myndos-limani-izinsiz-tonoz-ceza ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/bodrumda-antik-limandaki-tonozlar-kaldirildi2-50-tekneye-ceza.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bodrumda, izinsiz, tonozlarla, bağlı, tekneye, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Muğla'nın Bodrum ilçesindeki tarihi Myndos Antik Limanı'nda izinsiz tonozların kaldırılmasıyla ilgili yapılan çalışmalarda yaklaşık 50 tekneye ceza kesildi. Bodrum Bölge Liman Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar, bölgedeki yasa dışı uygulamaları ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Çalışmalar Bodrum Bölge Liman Başkanlığı’nın Koordinasyonuyla Başladı

Bodrum Bölge Liman Başkanlığı, Gümüşlük koyunda yer alan 1. derece arkeolojik sit alanı olan Myndos Antik Limanı'nda, yasadışı tonozların kaldırılması için başlatılan çalışmalara dair açıklamada bulundu. İzin alınmadan tonozlarla bağlanan teknelere yönelik yapılan idari yaptırımlar sonucunda yaklaşık 50 tekneye cezai işlem uygulandı.

Yasaklı tonozlar kaldırılıyor

Su altı çalışmalarına başlanan bölgede, arkeolojik kalıntılara zarar verilmeden izinsiz tonoz düzeneklerinin kaldırılmasına yönelik adımlar atılıyor. Çalışmaların, yasadışı tonozların tamamen temizlenene kadar devam edeceği bildirildi. Yetkililer, bölgedeki arkeolojik alanın korunmasına büyük önem verdiklerini belirtti.

Bodrum Bölge Liman Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, tonozların temizlenmesi sürecinin hassas bir şekilde yürütüldüğü ve bu işlemin bölgedeki tarihi zenginliklere zarar vermemek adına büyük bir dikkatle yapıldığı vurgulandı. Ayrıca, benzer yasa dışı uygulamalara karşı önlemler alınacağı belirtildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Buda&amp;apos;dan Peşte&amp;apos;ye</title>
<link>https://trafikdernegi.com/budadan-pesteye</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/budadan-pesteye</guid>
<description><![CDATA[ Tarihi yapılarıyla, muhteşem köprüleriyle, müzeleriyle, düzenli yollarıyla, kenti bir uçtan bir uça saran raylı sistemiyle, yeşiliyle ve daha da önemlisi insanların birbirine saygısıyla Budapeşte yaşanacak bir kent. Gidilir, gezilir, kalınır ve çok keyif alınır. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/haberekspres-com-tr/images/haberler/no_headline.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Budadan, Peşteye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Londra,  Viyana, Sofya, Belgrad, Bakü, Ohrid, Varna, Üsküp, Prag, Berlin, Batum, Kavala, Atina, Selanik, Yunanaadaları ve Budapeşte, gitmeyi, sokaklarında yürümeyi, yaşamın içinde olmayı hep arzuladığım bu kentleri doyasıya olmasa bile gezdim, dolaştım ve tadını çıkardım. Ziyaretlerim sırasında hep İzmir'i; Birinci Kordon, Karşıyaka, Güzelyalı ve Küçükyalı sahilindeki cumbalı evleri, Konak'taki eski yapıları düşündüm durdum. Yol, cadde, meydan ve sokak açmak için yıkılan tarihi yapılar gözümün önüne geldi. Gerçekten kent merkezine dokunmadan, yapılaşma Egekent'ler örneğinde olduğu gibi uydu kent alanlarında sürdürülebilseydi İzmir, bu kentlere fark atar, milyonlarca turistin uğrak yeri olur, cazibe merkezi haline gelirdi.

Soykırımı anlatan heykelcikler

Sokaklarında yürürken, ziyarete gelen turistlerin ilgisinin ağırlıklı olarak eski yapılara, kiliselere, sinagoglara, köprülere ve eski yapılara olduğu gördüm. Özellikle Budapaşte'de      2. Dünya Savaşı'nda yerle bir olan yapılar, tek tek ayağa kaldırılmış, geniş bulvarlar, devasa meydanlar yaratılmış, ama eski yapılara dokunmamışlar bile.  Hepsi ayakta, hepsi restorasyonda. Zincirli köprüsü, Budin kalesi, parlamento binası, Tuna kıyısındaki Yahudi kıyımlarını anlatan ayakkabı heykelcikleri.

O kadar çok heykel var ki

Altı gün kaldığım bu kentte, sabah kahvaltımı ettikten sonra ayaklarım şişene, parmaklarım patlayana kadar gezdim durdum. Yemyeşil bir kent, sokaklarında, caddelerinde ve meydanlarında ağacı olmayan, yeşil alanı bulunmayan hemen hemen hiçbir yer yok. Her boş alan yeşil ile değerlendirilmiş. Kent merkezi ve merkez dışındaki yerleşim alanlarında o kadar çok heykel var ki, bir bakıyorsunuz, Ronald Regan, bir dönüyorsunuz Komiser Kolombo heykelleri, o bölgede yaşamış meslek gruplarındaki insanların heykelli boy gösteriyor.

Bütçeniz dar ise Hostel

Şimdi en başa dönüp Budapeşte yolculuğumu nasıl gerçekleştirdiğimi anlatayım, gitmek isteyenlere yol göstermiş olayım. Zamanınız var ancak keseniz ve bütçeniz dar ise şöyle bir yöntem izlenmesini öneririm. Pegasus bu kente düzenli olarak uçuş gerçekleştiriyor.  Yaklaşık onar günlük fiyatlar sunuyor.Takip ederek bir bilet aldım ve Budapeşte'ye uçtum. Oteller pahalı diye bir durum söz konusu değil, her keseye ve her bütçeye uygun oteller var. Ben bu gezide de hostel tercih ettim. Karnımı lokantalar, restoranlar yerine, marketlerden ve yerel satıcılardan aldığım atıştırmalıklar ile doyurdum. Bazen muz yedim, bazen börek ve çörek, çünkü ben bu kente, sabah akşam yemeye ve içmeye gelmedim.





Kent içinde ulaşım sorunu yok

Kentin tarihi yapısını gördüm, sokaklarını gezdim, insan yaşamlarını izledim, metrosuna bindim, tramvaylarıyla en ücra semtlerine kadar gittim. Zaten metro ve tramvay ağı kenti bir baştan bir başa sarmış, otobüsler entegre ama biletler çok pahalı, bir bilet yedi lira civarında. Sanırım Macar halkı aylık satılan abonman türü kartları kullanıyor. Genel olarak yabancılar bilet alıyor. Otobüs, metro ve tramvay binişlerinde biletler okutuluyor, okutmazsanız sorun yok, ancak bir anda bir yetkili çıkıyor, denetleme yapıyor, mahcup olmak da var işin içinde.  Ben bolca bilet aldım 90 dakikalık biletlerden, kent içinde metro ve tramvayların gittikleri en son noktaya kadar ulaştım, indim o semtlerin sokaklarında dolaştım, parklarında oturdum, yaşamı izledim. Şöyle bir kıyaslama yapabilirim. Tramvay kentin en tepe noktasındaki mahallelere kadar gidiyor. Yani İzmir'de Gültepe, Toros, Gümüşpala ve İzkent gibi semtlere uzanan bir sistem düşünün ne güzel olur değil mi?

Hostelde bu sefer kalabalık bir odada kaldım. Altı ranza ve 12 kişi vardı. Ancak her ranza perdeli kimse kimseyi görmüyor, genellikle herkes sessizliğe dikkat ediyor, saygılı olmaya çalışıyor, çürük elma çıkmaz mı? çıkıyor tabi. Genel olarak hosteli gençler tercih eder diye düşünürdüm. Ancak benim yaşımda, hatta benden büyük o kadar çok insan kalıyor ki.

Tuna Nehri kenti ikiye ayırmış

Budapeşte'nin ortasından geçen, kenti Buda ve Peşte diye ikiye ayıran Tuna nehri yaşam vermiş, verimli topraklar yaratmış. Her iki kıyıda da tarihi yapılar karşılıklı birbirlerini gözlüyor. Bir tarafta Budin kalesi karşısında parlamento binası. Zincirli köprü, karşısında özgürlük anıtı, kenti yürüyerek gezmek mantıklı. Araç kiralamaya gerek yok, tarihi yapılar, köprüler, anıtlar, heykeller hepsi birbirine bağlanıyor. Yürürken sanki özellikle ardı ardına sıralanmışlar gibi düşünüyor insan. Altı günlük gezimin en duygusal anını Tuna nehri kıyısında yaşadım. Yahudi soykırımının yaşandığı bu bölgede, genç, yaşlı, kadın ve çocuk demeden on binlerce insan katledilmiş. Bu insanlardan geriye sadece ayakkabıları kalmış, heykeltıraş öyle bir mizansen yaratmış ki, onlarca ayakkabı nehir kıyısında, geceleri mumlar o insanların anısına, acısına, gidişlerine, üzüntülerine yakılıyor, minik postallar ise yürekleri burkuyor. Tarihi yapılarıyla, muhteşem köprüleriyle, müzeleriyle, düzenli yollarıyla, kenti bir uçtan bir uça saran raylı sistemiyle, yeşiliyle ve daha da önemlisi insanların birbirine saygısıyla Budapeşte yaşanacak bir kent. Gidilir, gezilir, kalınır ve çok keyif alınır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tüm emekçilerin günü kutlu olsun</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tum-emekcilerin-gunu-kutlu-olsun</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tum-emekcilerin-gunu-kutlu-olsun</guid>
<description><![CDATA[ 1 Mayıs, dünya genelinde işçilerin haklarını savunduğu, emek mücadelesinin ve dayanışmanın simgesi haline gelen özel bir gündür. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/haberekspres-com-tr/images/haberler/no_headline.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tüm, emekçilerin, günü, kutlu, olsun</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Emek ve Dayanışma Günü olarak kutlanan bu tarih, işçi sınıfının uzun yıllar süren mücadelesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İşçilerin daha iyi çalışma koşulları, adil ücretler ve sosyal haklar için verdikleri mücadele, 1 Mayıs’ın tarihsel önemini her yıl yeniden hatırlatmaktadır. 

Türkiye’de 1 Mayıs, işçi sınıfının haklarını savunmak için meydanlara çıktığı, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının etkinlikler düzenlediği önemli bir gün olarak kabul edilir. 2009 yılında çıkarılan yasa ile 1 Mayıs, “Emek ve Dayanışma Günü” olarak resmi tatil ilan edilmiştir. Bu tarihten itibaren, işçiler ve emekçiler haklarını savunmak için meydanlarda toplanmaya devam etmektedir. 

Ülke genelinde işçi sendikaları, sivil toplum kuruluşları ve aktivistler, 1 Mayıs’ta yürüyüşler, mitingler ve etkinlikler düzenleyerek işçi haklarını savunmaya devam etmektedir. Türkiye’de de her yıl çeşitli şehirlerde kutlamalar yapılmakta, işçilerin talepleri dile getirilmektedir. 

Türk edebiyatının en güçlü toplumcu şairlerinden biri olan Nazım Hikmet, 1 Mayıs için şu dizeleri kaleme almıştır: İstanbul’da 1 Mayıs: Kıpkızıl, kan kırmızı bayraklarımızın alevinden/ Sarı kursak bir balon gibi soldu güneş./ Ciğerlerimizde şişen türküler ateş!/ Kol kola/ Düştük yola/Yedikule’den amele evleri Sirkeci’ye dayandı,/ Karagümrük kırmızıya boyandı./ Kasımpaşa tersaneyi yüklendi sırtına,/ Geçtik köprüden/Geliyoruz:/Yol ver bize Cadde-i Kebir!/ Kaldırımları söken topuklarımızla/ Tokatlıyan’da göbekli mebusları tokatladık./

Hikmet, şiirlerinde işçi sınıfının mücadelesini, özgürlük arayışını ve devrimci ruhu yansıtmıştır. “İstanbul’da 1 Mayıs” adlı şiiri, onun işçi hareketine duyduğu derin bağlılığın ve toplumsal değişime olan inancının en güçlü ifadelerinden biridir. Bu şiir, yalnızca bir meydan okuma değil, aynı zamanda bir çağrıdır; işçilerin birlikteliğini, dayanışmasını ve özgürlük mücadelesini anlatan bir manifestodur.

 “Kıpkızıl, kan kırmızı bayraklarımızın alevinden” dizeleri, işçilerin mücadelesinin simgesi olan kızıl bayrakları ve bu bayrakların taşıdığı ideolojik gücü vurgular. Şair, işçilerin yürüyüşünü, İstanbul’un sokaklarında yankılanan türkülerle ve meydanlara taşan coşkuyla anlatır. Şiirin ilerleyen bölümlerinde, işçilerin şehri adım adım ele geçirdiği bir atmosfer yaratılır. “Yedikule’den amele evleri Sirkeci’ye dayandı, Karagümrük kırmızıya boyandı” dizeleri, işçilerin birlik içinde hareket ettiğini ve İstanbul’un farklı bölgelerinde bu mücadelenin yankılandığını gösterir. Şair, işçilerin yürüyüşünü bir devrimci hareket olarak tasvir eder ve onların sesini duyurmak için güçlü imgeler kullanır.

Nazım Hikmet’in “İstanbul’da 1 Mayıs” şiiri, işçi sınıfının mücadelesini ve dayanışmasını anlatan güçlü bir eserdir. Şair, işçilerin yürüyüşünü devrimci bir coşkuyla tasvir ederken, onların hak arayışını ve özgürlük mücadelesini vurgular. Bu şiir, yalnızca bir dönemin değil, aynı zamanda işçi sınıfının evrensel mücadelesinin bir yansımasıdır.  

Bugün meydanları dolduracak tüm emekçilerin bayramını kutluyorum.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sanatın ışığı  parlasın</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sanatin-isigi-parlasin</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sanatin-isigi-parlasin</guid>
<description><![CDATA[ “Gecenin sessizliği içinde düşüncenizde, gündüz gördüğünüz nesnelerin konturlarını çizersiniz. Zekâ ile elin birlikte çalışmadığı yerde ne sanat, ne de sanatçı vardır” Leonardo da Vinci ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-18-151539.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sanatın, ışığı, parlasın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Her yıl 15 Nisan’da kutlanan Dünya Sanat Günü, bu yılda birbirinden farklı etkinlikler ile görsel şölene dönüştü. Aslında 1 gün ilan edilen ancak hafta boyunca çeşitli gösteriler ile hatırlanan Sanat Günü, sadece sanatın birleştirici gücünü ve evrensel yönünü insanlığa duyurmuyor, Rönesans döneminde yaşayan ressam, mimar, matematikçi, müzisyen, heykeltıraş Leonardo da Vinci’nin doğum gününü de herkese anımsatıyor. Mona Lisa, Son Akşam Yemeği eserleriyle sanat tarihine damga vuran Leonardo da Vinci bugün hala resimleriyle tartışılmaya devam ediyor.

Dünya Sanat Günü’nün nasıl ortaya çıktığına gelirsek…

Ulusal Plastik Sanatlar Derneği Başkanı Bedri Baykam,  Uluslararası Sanat Derneği’nin, 2011 yılında Guadalajara’da gerçekleşen 17. Genel Kurulu’nda söz alarak, Leonardo da Vinci’nin doğum günü olan 15 Nisan’ın Dünya Sanat Günü olarak kutlanmasını önerdi. Bu öneri çoğunluk oyunu alarak kabul edildi. Ve Baykam’ın aracılığıyla barışı, ifade özgürlüğünü toplumsal ve kültürel yaşamın ayrılmaz bir parçası olan sanatın çok yönlülüğü, bu özel günde tekrar tekrar söylüyor.

Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği Derneği Başkanı Ümit Yaşar Işıkhan da bu yıl, her yıl olduğu gibi Sanat Günü’ne özel program düzenledi. 2 gün boyunca gerçekleşen etkinlikler Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan gösteriler ile başladı. 6. Uluslararası Amazonlar ve Titanlar Sanat Buluşması ismiyle düzenlenen program dün AASSM küçük salonda : Dünya Şiir Günü” konuşmaları, 2025 Şiir Bildirisi sunumu, şiir okuma performansları müzik dinletisi, bando grubu, canlı heykel performansı ve maskizm sunumları, 6. Uluslararası Amazonlar ve Titanlar Sanat Buluşması görsel sunum gösterimi ile sürdü.  Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği Derneği’nin üyeleri ve sanatseverlerin katılımlarıyla renklenen sanat günü etkinlikleri, sanatın ışığını yansıttı.

Her ne kadar ülkemizde ‘sanat’ hak ettiği yeri bulmamış bile olsa, kültür sanatın içinde olanlar, birebir resme, seramiğe, şiire, müziğe, heykele gönül verenler sayesinde bu özel günler hep hatırlanacaktır. Dileğim sanata ekmek gibi, su gibi ihtiyaç duyarız ve Türkiye’yi artık aydınlık, pırıl pırıl günler bekler.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Menemen Belediyesi arazisi 3. Derece Arkeolojik Sit olarak tescillendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/menemen-belediyesi-arazisi-3-derece-arkeolojik-sit-olarak-tescillendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/menemen-belediyesi-arazisi-3-derece-arkeolojik-sit-olarak-tescillendi</guid>
<description><![CDATA[ Menemen Belediyesi’nin mülkiyetindeki parsel, Roma ve Erken Tunç Çağı&#039;na ait kalıntılarla 3. Derece Arkeolojik Sit olarak tescillendi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/menemen-belediyesine-ait-parsel-3-derece-arkeolojik-sit-olarak-tescillenerek-koruma-altina-alindi-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Menemen, Belediyesi, arazisi, Derece, Arkeolojik, Sit, olarak, tescillendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Menemen Belediyesi'ne ait bir parsel, Roma ve Erken Tunç Çağı'na ait buluntularla 3. Derece Arkeolojik Sit olarak ilan edildi. Kazı çalışmalarında önemli verilere ulaşıldı.

Menemen Belediyesi arazisi koruma altına alındı

İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Menemen Belediyesi'ne ait bir parseli koruma altına aldı. Roma ve Erken Tunç Çağı'na ait yerleşim tabakaları bulunan bölge, 3. Derece Arkeolojik Sit olarak ilan edildi.

Menemen Belediyesi mülkiyetindeki parsel koruma altına alındı

Resmi Gazete'de yayımlanan karar gereği, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Menemen Belediyesi'nin mülkiyetinde bulunan 224 ada 11 parseli koruma altına aldı. Uzmanların 5 yıldır yürüttüğü kazı çalışmaları neticesinde, Roma ve özellikle Erken Tunç Çağı'na ait çok önemli verilere ulaşılmıştır.

Panaztepe Kazısı Başkanlığının 30.09.2024 tarihli yazısında, Panaztepe Yeni Kazı Alanı ve çevresinde yapılan jeomorfoloji, paleocoğrafya ve jeoarkeoloji çalışmaları çerçevesinde, 2020 yılında yapılan sondaj çalışmalarında 14 metreye ulaşan derinlikteki çukurlarda seramik parçaları ve yapı elemanları içeren kültür katmanları tespit edilmiştir. Ayrıca, yüzey taramalarında seramik ve pithos parçaları bulunmuş, yerleşim alanlarının sınırlarının 70 metreye kadar uzandığı belirlenmiştir.



Panaztepe Kazı Alanı ve çevresi tescillendi

Panaztepe Yeni Kazı Alanı, 1. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak tescillenmiş ve Panaztepe Kazısı heyeti tarafından yapılan çalışmalarda önemli buluntular elde edilmiştir. Bu yeni kazı alanının batısında yer alan Menemen Belediyesi'ne ait parselde, çok sayıda seramik parçası ve mimari yapı taşları keşfedilmiştir. Yapılan araştırmalar, bölgenin tarihsel önemini gözler önüne sermektedir.

Öte yandan raporda şu ifadelere yer verildi:

Sit alanı, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 09.04.2014 tarihli ve 5049 sayılı kararıyla 1.Derece Arkeolojik sit ilan edilen ve "Panaztepe Yeni Kazı Alanı" olarak tanımlanan Erken Tunç Çağı mimari kalıntıları ve yerleşim düzenine ilişkin buluntular veren 226 ada 1 parselin batısında yer almaktadır. Taşınmaz yüzeyinde aşınmış vaziyette seramik parçalarına rastlanılmıştır.Panaztepe Kazısı Başkanlığının Kurul Müdürlüğü hitaplı 30.09.2024 tarihli yazısında Panaztepe Kazısı heyet üyeleri arasında yer alan Prof. Dr. Ertuğ ÖNER başkanlığında Panaztepe Yeni Kazı Alanı ve çevresinde 2018 yılından beri yapılan jeomorfoloji, paleocoğrafya ve jeoarkeoloji çalışmaları çerçevesinde adı geçen parselde 2020 yılında sondaj çalışmalarının yapıldığı, yazı eki haritada belirtilen noktada 14 metreye ulaşan sondaj çukurunun açıldığı, 1.metreden 7.metreye kadar aralıklarla seramik parçalarını ve yapı elemanlarını içeren kültür katmanları ile karşılaşıldığı, bunun yanın sıra aynı ekip tarafından Yeni Kazı Alanı olarak adlandırılan 1. Derece Arkeolojik sit alanının kuzey ve batısında yüzey taramasının yapılarak yerleşim alanlarının muhtemel sınırlarının belirlendiği; bu araştırmaya göre 70 metreye kadar yerleşim sınırlarının uzadığını söylemenin mümkün olduğu, yüzey taramasında seramik ve pithos parçalarının görüldüğü; bunun yanı sıra söz konusu tarla ve bunun yanı sıra söz konusu tarla ve Yeni Kazı Alanı arasında bulunan su kanalının kesitinde pithos parçaları ile mimari yapılara ait olabilecek taşlar ile yüzeyde seramik parçalarının gözlendiği, tüm bu veriler neticesinde 5 yıldır kazı çalışmaları sürdürülen Yeni Kazı Alanında Roma ve özellikle Erken Tunç Çağı'na ait yerleşim tabakaları ile ilgili çok önemli verilere ulaşıldığı belirtilmiştir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küresel Resesyon Gölgesinde Türkiye: Neden Hâlâ Enflasyon Konuşuyoruz?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuresel-resesyon-goelgesinde-turkiye-neden-hala-enflasyon-konusuyoruz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuresel-resesyon-goelgesinde-turkiye-neden-hala-enflasyon-konusuyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Dünya ekonomisi yavaşlıyor. ABD’de faiz indirimleri konuşuluyor, Avrupa’da büyüme oranları sınırlarda geziyor, Çin bile iç talebi canlandırmak için yeni teşvik planlarını masaya koymuş durumda. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-15-162351.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Küresel, Resesyon, Gölgesinde, Türkiye:, Neden, Hâlâ, Enflasyon, Konuşuyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[2024 sonlarından itibaren birçok gelişmiş ülke “resesyon riski” ile mücadeleye hazırlanırken, Türkiye farklı bir hikâye yazıyor. Biz hâlâ enflasyonu konuşuyoruz. Üstelik düşmesini değil, artmasını.

Peki neden?

Enflasyon, sadece fiyatların artışı değildir. Aynı zamanda bir beklentidir. Türkiye’de fiyatlama davranışı bozulmuş durumda. Yani işletmeler, maliyet artmasa bile gelecekte artacak korkusuyla fiyat yükseltiyor. Tüketici ise fiyatın daha da yükseleceğine inandığı için “şimdi alayım” refleksiyle harcamaya devam ediyor. Bu durum, talep kaynaklı enflasyonu körüklüyor.

Diğer yandan, para politikası hâlâ güven verici bir çıpaya kavuşabilmiş değil. TCMB’nin 2023 ortasında başlayan sıkılaşma süreci olumlu bir adım olsa da, birikimli etkiler henüz tam anlamıyla görülmüş değil. Krediye erişim hâlâ mümkün, mali disiplin sınırlı, seçim sonrası dönemde beklentiler hâlâ netleşmiş değil. Bu da enflasyon beklentilerini yukarı çekiyor.

Üstelik Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde kurun istikrarı, enflasyonla mücadelede belirleyici rol oynar. Kurun yukarı yönlü hareket ihtimali, ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu tetikleyebilir. Bu da hem üreticiyi hem tüketiciyi endişelendiriyor.

Dünya yavaşlarken bizim hâlâ ısınmaya devam etmemiz, ekonomimizin küresel konjonktürden ne kadar ayrıştığını gösteriyor. Ancak bu ayrışma bir başarı değil, bir kırılganlık sinyali olabilir. Çünkü yüksek enflasyon; gelir dağılımını bozar, yatırım ortamını belirsizleştirir ve sosyal refahı düşürür.

Bugün Türkiye’de enflasyonun yeniden tırmanışa geçeceği beklentisi sadece ekonomik değil, sosyolojik bir sonuç da doğuruyor: Güven kaybı. Oysa ekonomik istikrarın temeli güvenle inşa edilir. Ve güvenin olduğu yerde beklentiler de, fiyatlar da daha makul seyreder.

Belki de asıl cevap bu soruda gizli: Küresel resesyon riskine rağmen neden hâlâ enflasyonu konuşuyoruz? Çünkü hâlâ güveni konuşamıyoruz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TRUMP&amp;apos;TAN ÜLKEMİZE YÜZDE ON GÜMRÜK VERGİSİ</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trumptan-ulkemize-yuzde-on-gumruk-vergisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trumptan-ulkemize-yuzde-on-gumruk-vergisi</guid>
<description><![CDATA[ Her ülke için ayrı tarife oranlarını açıklayan ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye&#039;yi yüzde 10 oranında asgari gümrük vergisi uygulanacak ülkeler grubuna dahil etti. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/zafer-ozcivan-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TRUMPTAN, ÜLKEMİZE, YÜZDE, GÜMRÜK, VERGİSİ</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, 1 NİSAN çarşamba günü yaptığı açıklamada 3 Nisan Perşembe gününden itibaren ABD'nin diğer ülkelere karşılıklı tarifeler uygulayacağını, asgari gümrük vergisi oranının yüzde 10 olacağını açıkladı.
Her ülke için ayrı tarife oranlarını açıklayan ABD Başkanı Trump, Türkiye'yi yüzde 10 oranında asgari gümrük vergisi uygulanacak ülkeler grubuna dahil etti.



KURTULUŞ GÜNÜ KARŞILIKLI TARİFELER

NOT.
1, sütun =ülkeler
2, sütun=AB ye uygulanan tarifeler
3.sütun=ABD indirimli alım tarifeleri
ABD Başkanı, büyük çaplı ithalat vergilerini açıklayacağı 2 Nisan Çarşamba gününü 'Kurtuluş Günü' olarak adlandırmıştı.

ABD'nin diğer ülkeler tarafından 'soyulduğunu' belirten Başkan Trump, "yurt dışından gelen otomobillere yüzde 25 vergi uygulanacağını" duyururken, yeni programın hazineye senede 600 milyar dolar (yaklaşık 22 trilyon TL) katkı sağlaması bekleniyor.
Ülkelerin, ABD'nin "Amerikan rüyası üzerinde senelerdir tepindiğini" öne süren Trump, "Birazdan tarihi bir kararname imzalayacağım. Bundan sonra ülkelerle karşılıklı gümrük vergileri uygulamaya başlayacağız," diye konuştu.
"Amerika'yı yeniden güçlü kılacağız ve şimdiye kadarki gücünün çok üstüne taşıyacağız. İstihdam ve üretim sektörü ülkemizde tekrar gelişecek ve yok için sanayi atılımımızı çok büyüteceğiz ve işin sonunda da üretim kapasitemiz çok artacak, rekabetçiliğimiz çok artacak ve bu Amerika için altın çağ olacak. Çok güçlü bir geri dönüş sergileyeceğiz," ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı gümrük vergilerini açıklamasının ardından, "Neler olduğunu hep beraber göreceğiz. Yalnızca otomotiv sektöründe değil. Ancak en çok orada göreceğiz farkı."
Kanada ve Meksika ile yaşanan gerilime de değinen Trump, "Meksika 300 milyar dolarlık bir ticaretimiz var. Kanada ile de 200 milyar dolara yakın bir ticaretimiz var. Biz neden bunu yapıyoruz diye düşündüğüm zaman da karşımıza çıkan bir cevap var. Kendiniz için çalışmanız gerek. Bu açıkların kapatılması gerek," diye konuştu.
AB'ye yüzde 20 vergi uygulaması
Trump, Avrupa Birliği ülkelerinin ABD'yi "soyduğunu" söyleyerek, yüzde 20 vergi uygulaması getirdiğini açıkladı.
Trump Avrupa Birliği'ne şu sözlerle seslendi: "AB Amerika'nın ithalatını engellemeye çalışıyor. Ve biz size her şeyi vermek istiyoruz. Arabalar vermek istiyoruz. Ancak sürekli anlaşmaları iptal ediyorlar."
Trump'ın bu hamlesi transatlantik ticaret geriliminde keskin bir tırmanışa işaret edecek ve potansiyel olarak Avrupa'nın zaten durgun olan sanayi ivmesine ağır bir darbe indirecektir.
Peki, Avrupa için ekonomik sonuçlar ne kadar şiddetli olabilir ve en çok hangi ülkeler etkilenir?
Uluslararası Ticaret Merkezi'nin (ITC) verilerine göre, 2024 yılında Avrupa Birliği ABD'ye 382 milyar euro değerinde mal ihraç etti.
ABD, AB'nin toplam dış talebinin yüzde 12'sini oluşturarak bloğun en büyük tek ihracat pazarı haline geldi.
Bu akışlara yüzde 20'lik sabit vergi uygulanması, ihracatta 85 milyar euroluk doğrudan bir düşüşe yol açabilir. Ancak yüksek fiyatlar ABD'nin talebini düşürdüğü için dolaylı etki daha derin olabilir.
Avrupa sanayisinin geleneksel bir ayağı ve Almanya'nın ihracata dayalı modelinin bir sembolü olan otomotiv sektöründeki risk hiçbir yerde bu kadar ciddi değil. 2024 yılında AB'nin ABD'ye araç ihracatı 46,3 milyar Euro’ya ulaşmıştır.
Avrupa'da otomotiv sektörü, Trump'ın yeni önlemleri kapsamında yüzde 20 ve mart ayının başlarında açıklanan önceden var olan yüzde 25'lik vergi olmak üzere toplamda yüzde 45'e varan gümrük vergileriyle karşı karşıya kalabilir.
Bu oranla, yeni vergiler Avrupa araçlarını Amerikan galerilerinde büyük ölçüde rekabetsiz hale getirebilir ve Avrupa otomobil sevkiyatlarında neredeyse tamamen bir çöküş olasılığını artırabilir.
Capital Economist ekonomisti Daniel Parker, "Otomotiv ihracatına yönelik gümrük vergileri Almanya ekonomisi için büyük bir zorluk teşkil ediyor," dedi.
"Stuttgart, Yukarı Bavyera ve Wolfsburg'u da içeren Braunschweig bölgesinin en belirgin etkilere maruz kalması muhtemel."
Bu bölgeler sadece Mercedes-Benz, BMW ve Volkswagen üretim merkezlerine ev sahipliği yapmakla kalmıyor, aynı zamanda küresel otomobil tedarik zincirinde kritik düğüm noktaları olarak hizmet veriyor.
Fabrikaları ABD montaj operasyonlarıyla derinlemesine entegre olmuş durumda ve limanları- özellikle Hamburg ve Bremerhaven- ABD pazarına giden önemli hacimlerde sevkiyatı gerçekleştiriyor.
Dalgalanma etkileri Almanya'nın çok ötesine geçiyor. Nitra ve Zilina gibi bölgelerde Kia ve Volkswagen fabrikalarına ev sahipliği yapan Slovakya da bu duruma oldukça açık. Macaristan'ın Gyor ve Avusturya'nın Linz ve Graz şehirlerindeki otomotiv kümelenmeleri de öyle.
Almanya'nın ihracatında yaşanacak herhangi bir aksama, Orta Avrupa'nın son derece uzmanlaşmış tedarikçi ağına yayılabilir.
AB'nin ABD'ye en kârlı ihracat kategorisi olan ilaç sektörü de risk altında.
Sektör 2023 yılında rekor bir ticaret fazlasına ulaştı ve Amerika'ya yapılan ihracat toplam brüt üretimin yaklaşık yüzde 15'ini oluşturdu. İrlanda ve Danimarka, Novo Nordisk gibi firmaların artan başarısının da etkisiyle bu alanda başı çekti.
Danimarka'nın sanayi üretimi 2022'den bu yana Novo Nordisk'in Ozempic gibi gişe rekorları kıran zayıflama ilaçlarıyla canlandı. Sadece ABD'den gelen talep 2023'teki gelirinin üçte ikisini oluşturdu.
(Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.)
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’ye özgü  eğitim modeli</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyeye-oezgu-egitim-modeli</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyeye-oezgu-egitim-modeli</guid>
<description><![CDATA[ Köy Enstitüleri, Türkiye’nin eğitim tarihinde çığır açan, yenilikçi ve tamamen yerel bir çözüm önerisi olarak 17 Nisan 1940 tarihinde hayata geçirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/tugce-yerdelen-3.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’ye, özgü, eğitim, modeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[3802 sayılı yasa ile kurulan bu okullar, yalnızca öğretmen yetiştirme amacıyla değil, aynı zamanda kırsal kesimlerde modernleşmeyi ve toplumsal kalkınmayı sağlama hedefiyle tasarlanmıştır. Türk eğitim sistemine damga vuran bu proje, Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in liderliğinde ve İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla hayat bulmuş, kısa sürede hem eğitim hem de toplumsal gelişim açısından büyük başarılar elde etmiştir.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında okuma yazma oranının yüzde 5’in altında olduğu, nüfusun yüzde 80’inin köylerde yaşadığı ve köylerde okulsuzluk ve öğretmensizliğin yaygın olduğu bir dönemde, Köy Enstitüleri Türkiye’nin kırsal kalkınma sorununun çözümü olarak ortaya çıktı. Amerikalı eğitim filozofu John Dewey’in iş ve eğitimi birleştirme fikrinden ilham alan bu eğitim modelinin amacı, köylerden seçilen zeki çocukları çağdaş eğitimle donatarak hem öğretmen hem de eğitici birer lider olarak yetiştirmekti. 

Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderlik ettiği bu proje, öğrencilerin üretime katılarak öğrendiği, eğitimin teori ve pratiği biraraya getirdiği bir anlayışla şekillenmiştir. Öğrenciler, okullarını, yurtlarını ve atölyelerini bizzat inşa ederek kendi eğitim ortamlarını oluşturmuş, bu süreçte hem bireysel sorumluluk almayı hem de dayanışmayı öğrenmişlerdir. 

Köy Enstitüleri’nin eğitim felsefesi, “iş içinde eğitim” ilkesi üzerine kuruluydu. Müfredatın yüzde 50’si temel örgün eğitime ayrılırken, geri kalan kısmı uygulamalı tarım, sanat ve el becerisi eğitimine dayanıyordu. Her Köy Enstitüsü’nün kendine ait tarlaları, bağları, hayvan çiftlikleri, arı kovanları ve marangozhaneleri bulunuyordu. Bu uygulamalar sayesinde öğrenciler, hem mesleki yetkinlikler kazanıyor hem de modern tarım tekniklerini öğrenerek köylere bu bilgileri taşıyorlardı. 

Eğitim sadece sınıf içinde değil, hayatın tam içinde gerçekleşiyordu. Mezun olan öğretmenler, köylere döndüklerinde yalnızca birer eğitimci değil, aynı zamanda köylerde modern tarımı ve çağdaş yaşamı yaygınlaştıran birer lider konumunda oluyordu. 

Köy Enstitüleri, yalnızca eğitim açısından değil, toplumsal kalkınma ve sosyal eşitlik açısından da önemli bir rol oynadı. Okuma yazma seferberliği, modern tarımın yaygınlaştırılması ve köylünün bilinçlendirilmesi gibi alanlarda büyük ilerlemeler sağlandı. Bu enstitülerden mezun olan öğretmenler, bulundukları bölgelerde toplumsal dönüşümün öncüleri oldular. 

Ayrıca, Köy Enstitüleri’nin eğitim felsefesi, bireyi merkeze alan, yaratıcı düşünceyi teşvik eden ve yerel koşulları göz önünde bulunduran bir anlayışa dayanıyordu. Eğitimin kitaba ve teorik bilgiye dayalı olması yerine, üretim ve toplumsal fayda ile ilişkilendirilmesi, bu okulları geleneksel eğitim modellerinden farklı kılan en önemli özellikti.

Köy Enstitüleri, Türkiye’nin eğitim tarihinde yalnızca bir okul türü değil, köyleri modernleştirme, bireyi güçlendirme ve toplumsal eşitlik yaratma hedefi taşıyan bir devrim niteliğindedir. Bugün hâlâ özlemle anılan bu proje, eğitimin yalnızca bireysel başarıyı değil, toplumsal kalkınmayı da hedeflemesi gerektiğini kanıtlayan önemli bir örnektir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Faiz Kararında Nokta Atış: Şeffaflık ve Güven Sınavı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/faiz-kararinda-nokta-atis-seffaflik-ve-guven-sinavi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/faiz-kararinda-nokta-atis-seffaflik-ve-guven-sinavi</guid>
<description><![CDATA[ Geçtiğimiz Perşembe günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun aldığı sürpriz karar, ekonomi dünyasında geniş yankı uyandırdı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-21-175526.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Faiz, Kararında, Nokta, Atış:, Şeffaflık, Güven, Sınavı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Piyasa beklentileri büyük ölçüde faizin sabit bırakılacağı yönündeydi. Gerek yerli gerekse yabancı çok sayıda ekonomi çevresi, Merkez Bankası’nın en azından bu toplantıda “bekle-gör” politikasına döneceği kanaatindeydi. Ancak beklenen olmadı. Merkez Bankası politika faizini 350 baz puan artırarak yüzde 42,50’den yüzde 46’ya çıkardı.

Buraya kadar olan kısmı, para politikasında yeni bir sıkılaşma hamlesi olarak değerlendirilebilir. Ancak asıl dikkat çekici olan, bu kararın neredeyse hiçbir ekonomist tarafından öngörülmemiş olması. Bir kurum hariç: Goldman Sachs.

Amerikan finans devi Goldman Sachs, karar öncesinde yaptığı değerlendirmede, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 350 baz puanlık bir faiz artırımına gidebileceğini belirtmişti. Ve nitekim tam da öyle oldu. Ne bir baz puan eksik, ne bir baz puan fazla. Bu derece isabetli bir tahmin, finansal analitik başarı olarak okunabileceği gibi; “acaba içeriden bilgi mi sızdırıldı?” sorusunu da beraberinde getirdi.

Unutmamak gerekir ki Merkez Bankası’nın en temel gücü, bağımsızlığı kadar, karar alma süreçlerindeki gizliliği ve şeffaflığı dengeleyen kurumsal disiplindir. Karar öncesinde yapılan hazırlıklar, iç tartışmalar ve veri analizleri, kurumun en mahrem süreçleridir. Eğer bu tür kararlar önceden dışarıya, üstelik birebir oranla sızıyorsa, bu yalnızca teknik bir sorun değil; yapısal bir güvenlik açığıdır.

Elbette Goldman Sachs gibi büyük yatırım bankalarının güçlü veri analiz altyapıları ve piyasa okuma kabiliyetleri vardır. Ancak bu seferki tahminin “başarı” sınırlarını aşan bir kesinlik taşıdığı da açıktır. Bu nedenle, konunun yalnızca piyasadaki yorum farkı olarak ele alınması eksik kalacaktır.

Bu noktada Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’in ajandasında, Amerika’da sürdürdüğü kritik temasların yanında, bu hassasiyetin de yer alması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye ekonomisini yeniden güven zeminine oturtma hedefiyle yürütülen politikalar, içeride güven sarsıcı şüpheler doğurursa, dışarıya verilen mesajlar da zayıflar.

Sayın Bakan’ın ve ekonomi yönetiminin, Merkez Bankası bünyesindeki iletişim güvenliğini, karar alma süreçlerindeki kapalı devre işleyişi ve sızıntı ihtimallerini ciddiyetle mercek altına alması, kurumsal saygınlık açısından da önemlidir. Bu bir suçlama değil, bir kurumsal refleks çağrısıdır.

Zira Türkiye’nin artık daha fazla hata lüksü yok. Güven inşa etmek zaman alır ama kaybetmek bir dakikada mümkündür. Ve unutulmamalı: Ekonomide güven, faizin de dövizin de enflasyonun da üzerinde bir değişkendir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2024 TARIMSAL İŞLETME İŞGÜCÜ ÜCRET YAPISI</title>
<link>https://trafikdernegi.com/2024-tarimsal-isletme-isgucu-ucret-yapisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/2024-tarimsal-isletme-isgucu-ucret-yapisi</guid>
<description><![CDATA[ Toprak, işgücü ve sermayeyi etkin hale getiren unsur tarımsal girdilerdir. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-21-175240.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2024, TARIMSAL, İŞLETME, İŞGÜCÜ, ÜCRET, YAPISI</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Bitkisel üretim faaliyetinde kullanılan girdiler; tohum, gübre, tarım ilacı, tarım alet ve makineleri, sulama ve tarımsal kredilerdir.
Üretim genel olarak tanımlanması ise; üretim faktörlerinin bir araya getirilerek mamul elde edilmesidir. Tarım da sanayi üretimi gibidir. Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere tarımda üretim fide, zirai ilaç, tohum, mazot, makine ve teçhizat, sulama maliyeti, ihtiyaç durumunda kredi olanaklarının kullanılarak tarım ürünlerinin elde edilmesidir. Genel olarak tarım ürünleri üreticiliği ve hayvancılık ülkemizdeki en zor mesleklerdendir ve neredeyse bütün aile fertleri gece, gündüz demeden, tatil de yapmadan bu işi becermeye çalışırlar.
Ülkemizde tarım ürünleri maliyetleri, enflasyonla birlikte maalesef artmaya devam ediyor. Tarım üreticilerimiz de bu durumdan olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz haldedir. Tarım girdi maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı tarlasını ekmeyen, ekim alanlarını boş bırakan çiftçilerimizi yazılı ve görsel bakımdan izlemekteyiz. Son bir yıla bakıldığında zirai ilaç, mazot, gübre, fide gibi üreticinin olmazsa olmazı olan maliyetler katlanarak arttığını görüyoruz ve üreticilerimizin de gelirleri giderleri zor karşılıyor veya karşılamıyor.
Ülkemizde ekim alanlarının birçoğunun boş bırakıldığını belirtmiştim. Bazı ekim alanlarına ise siteler, fabrika binaları yapılıyor. Ne kadar tezat bir durum değil mi? Çünkü zirai alanlar zaten bir fabrika özelliğine sahiptir ve ektiğiniz zaman yılda bir veya birden fazla mahsul alabilirsiniz. Son üç yıl içinde ülkemizde ekilebilen alanların yüzölçümü azalma eğilimindedir. Tarım ürünleri üreticilerine devlet tarafından çeşitli destek verilmektedir ama verilen bu destekler bir kez daha gözden geçirilmeli, yeni önlemler alınmalıdır. Çünkü verilen destekler yetersiz kalmaktadır. Öncelikle yukarıda saydığım çiftçinin olmazsa olmazı olan zirai ilaç, tohum, gübre, fide maliyetleri makul bir seviyeye çekilmeli, bunlardan alınan KDV de sıfırlanmalıdır. Ayrıca mazottan alınan KDV ve ÖTV’den de çiftçilerimiz muaf tutulmalıdır.
Bir başka konu ise sıkı ve sürdürülebilir bir tarım politikamızın mevcut olmamasıdır. Devlet destekli, hangi ürünün nereye, ne miktar ekileceğine yerel yönetimler yardımıyla devlet tarafından belirlenmelidir. İsteyen istediğini eker veya ekmez diyebilirsiniz ama makul ve mantıklı destek sunulduğunda çiftçilerimiz devletin öngörülerine uyacaktır.
Tarımda en önemli maliyet faktörlerinden bir tanesi de işgücü ücret yapısıdır. Genel olarak bakıldığında tarımsal işgücü mevsimseldir. Yani sebze ve meyvenin ekim dikim dönemi veya hasat dönemi işgücü ücret yapısı değişkenlik gösterebilir.
2024 yılı Tarımsal İşgücü Ücret yapısı geçtiğimiz günlerde TÜİK tarafından açıklandı. Buna göre;
Mevsimlik tarım işçilerinin ortalama günlük ücretleri 2024 yılında %84,2 arttı
Tarımsal işletmelerde 2024 yılında mevsimlik tarım işçilerinin günlük ücretleri bir önceki yıla göre %84,2 artarak 943 TL, sürekli tarım işçilerinin aylık ücretleri ise %95,5 artarak 26 bin 259 TL oldu.
Mevsimlik erkek işçi ücretleri %84,8 artış göstererek bin yedi TL olurken, kadın işçilerin günlük ücretleri ise %85,9 artış göstererek 890 TL oldu.
Sürekli tarım işçilerine ödenen aylık ücret, erkek işçiler için %94,8 oranında artarak 27 bin 788 TL olurken, kadın işçiler için %90,5 artarak 19 bin 328 TL oldu.
Mevsimlik işçilerde en yüksek günlük ücret Rize ilinde ödendi
Tarımsal işletmelerde 2024 yılında mevsimlik tarım işçilerine yapılan en yüksek günlük ücret ödemesi erkek işçiler için 2 bin 32 TL, kadın işçiler için bin 960 TL ile Rize ilinde gerçekleşti.  En düşük ücret ödemesi ise erkek işçiler için 753 TL ile Adana, kadın işçiler için ise 569 TL ile Hatay ilinde gerçekleşti.
Sürekli erkek işçilerde en yüksek aylık ücret Ardahan ilinde gerçekleşti
Tarımsal işletmelerde sürekli tarım işçilerine ödenen aylık ücretlere bakıldığında, erkek işçilere 39 bin 133 TL ile Ardahan'ın, kadın işçilere 18 bin 152 TL ile İzmir'in en yüksek ödemenin yapıldığı iller olduğu görüldü. En düşük ücretler ise, erkek işçiler için 18 bin 267 TL, kadın işçiler için 17 bin 637 TL ile Antalya ilinde gerçekleşti.
AÇIKLAMALAR                                                                                                                                                                         
Tarımsal işletme işgücü ücret istatistikleri, verinin ait olduğu üretim yılında ve tarım işlerinin en yoğun olduğu dönemde, tarımsal amaçlı en az beş mevsimlik işçi ya da en az bir sürekli işçi çalıştıran 35 ildeki 4 bin 397 tarımsal işletmeden derlenen verilerden üretilmiştir. Kapsama ilişkin detaylı açıklamalar "Metaveri" bölümünde yer almaktadır.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Skor Çok Kötü, Peki Ya Oyun?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/skor-cok-koetu-peki-ya-oyun</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/skor-cok-koetu-peki-ya-oyun</guid>
<description><![CDATA[ Karşıyaka, Kütahya deplasmanında iyi bir mücadele göstermesine rağmen, pek de hak etmediği bir mağlubiyet aldı. 3-2 ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-21-100601.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Skor, Çok, Kötü, Peki, Oyun</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Maçın ilk on dakikasında, Kütahya ev sahibi olma avantajı ile baskılı başladı. Ama tehlikeli tek bir atak bile geliştiremedi. Fakat bu dakikada, defans dengesini kaybetti. Rakip forvet, kale alanında, o kadar boş kaldı ki, foto muhabirleri bayram etti! Bu kadar net fotoğraf bilmiyorum bir daha ne zaman çekebilirler! O kadar boştu ki, bir çay içip gelse, hala topa vuracak zamanı vardı! Bizim stoperlerimiz aslında kötü değiller.Ama bu pozisyon ikisine de yakışmadı.
  Bu gole hiçbir kaleci bir şey yapamazdı. Kalecimiz Hakan Canbazoğlu, bana göre, uzak ara, bu ligin en iyi kalecisi. Bu sezon nasıl biterse bitsin, mutlaka takımda tutulmalı. 
   Golden sonra oyunda dengeyi kurduk. Maçı da rakip sahaya yıktık. Enes Nalbantoğlu, sakatlıktan döndükten sonra, en iyi maçını çıkardı. Kale alanına yerden yolladığı etkili toplardan biri, hatta ikisi gol olmalıydı. Şanssızlık mı, beceriksizlik mi bilemiyorum, bir türlü gol gelmedi. Kütahya da kontra ataklarda bir iki pozisyon buldu ve devrenin sonunda, futbolun yazılı olmayan kurallarından biri işledi: Atamayana, atarlar... 
   İki farklı skor avantajını alan, ev sahibi takım, ikinci yarı, iyice sahasına gömülür diye düşünüyordum. Onların da planı oydu. Ama devre başında, kendi kalelerine öyle bir gol attılar ki, komedi filminde bile olmaz! Bu golün bize verdiği moral bir yana, Kütahya takımını sürüklediği panik, neredeyse elle tutulur düzeydeydi. İşte bunu daha iyi kullanmamız lazımdı. Olmadı. 
   Yine de final dakikalarında, ceza alanına doldurulan bir topta İshak Kurt, kaliteli bir vuruşla beraberliği sağladı. İshak Kurt'un Karşıyaka formasıyla, en etkisiz maçıydı diyebilirim. Ama yine de son dakikada, günün kahramanı olacaktı.
O da olmadı... 
   Arkadaşlar, maç 2-2 olmuş. Uzatma dakikaları başlamış. İnsan topu yer, o golü yemez! Yüzüp yüzüp, kuyruğuna gelmişsin! Böyle organizasyonsuzluk olur mu? Adam orta sahadan topla geliyor! 8 kişi geri geri toptan kaçıyor! Bir tanesi, gelen oyuncuyu karşılamaz mı?  O dakikada, o oyuncuyu, niye kimse rahatsız etmiyor? Adam rahat rahat, topu ceza alanına nasıl dolduruyor? Madem geri geri kaçtın, ceza alanı içinde rakibe kafayı nasıl vurdurursun? Tam bir hatalar silsilesi! Ali Gayla bütün maç sahada yok gibiydi. Son anlarda,hiç gereği yokken oyunu gerdi. Kaleye yönelebileceği noktada, kendini Ronaldinyo sandı, korner bayrağında süre çalmaya çalıştı!  O hareketleri Ronaldinyo bile 3-4 denemede bir kez yapabiliyor! Sen sür topu içeri, vur vurabiliyorsan, sonra da dön savunmada yerini al! Boşver varyeteyi! 
   Olan oldu...  Artık önümüze bakacağız. Ben oynanan oyunu, oyun iştahını ve mücadeleyi beğendim. Bu futbolu oynarsak, bir şansımız olabilir. Israrla söylüyorum: Kötü oynamadık. Ucuz, bireysel hatalarla kaybettik. 
  Peki şimdi ne olacak? Herşey bitti mi?  Kesinlikle hayır!  Hatta herşey yeni başlıyor. Haftaya Bursa, rehavetle gelecek. Bu konsantrasyon ve mücadele ile oynarsak kazanırız. Kütahya ise Düzce deplasmanında. Düzce kazanır, biz kaybedersek, Düzce ikinci olur. O yüzden Düzce de kazanmak için elinden geleni yapacaktır. Bu maçı unutup, Bursa maçına çok çok iyi hazırlanmak gerekiyor. Kaldı ki diyelim, bir şanssızlık daha yaşadık ve haftaya sonuçlar istediğimiz gibi olmadı. Yine de hiçbir şey bitmez. Bu haftaki arzu, istek, mücadele devam etsin yeter! 
    Sevgi ve Saygılarımla]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TRUMP VERGİLERİNE KARŞI ALMAN OTOMOTİV ÜRETİCİLERİNİN TUTUMU</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trump-vergilerine-karsi-alman-otomotiv-ureticilerinin-tutumu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trump-vergilerine-karsi-alman-otomotiv-ureticilerinin-tutumu</guid>
<description><![CDATA[ Donald Trump bir dizi gümrük vergisi hazırlarken, Almanya bir ticaret savaşı bekliyor. Peki, ülkenin otomobil üreticileri bundan nasıl etkilenecek? ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/zafer-ozcivan-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TRUMP, VERGİLERİNE, KARŞI, ALMAN, OTOMOTİV, ÜRETİCİLERİNİN, TUTUMU</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Peki, ülkenin otomobil üreticileri bundan nasıl etkilenecek?
ABD Başkanı Donald Trump'ın ithal otomobil ve otomobil parçalarına yönelik yüzde 25'lik gümrük vergisine ek olarak bu hafta ithalata yönelik yeni gümrük vergileri açıklaması bekleniyor.
Ancak dünyanın dört bir yanındaki hükümetler ve ihracatçılar Trump'ın bir sonraki hamlesine hazırlanırken, bunun ne olacağı ya da nasıl bir etki yaratacağını tahmin etmek zor.
Trump ayrıca, gümrük vergilerini açıklamak ve sonra durdurmak arasında defalarca kez gidip geldi. Piyasalar değişken bir ruh hali içinde ve tüm bunlar olurken bir ticaret savaşı tehdidi, başka bir ABD ve hatta küresel resesyonun ufukta olabileceğine dair korkuları arttırdı.
Alman Otomotiv Endüstrisi Birliği (VDA), ABD fabrikalarının özellikle Kanada ve Meksika'daki tedarikçi ağlarına dayandığına ve bu tarifelerin küresel sonuçları olacağına dikkat çekti. VDA sözcüsü Simon Schütz, Euronews'e yaptığı açıklamada, özellikle ABD'li müşteriler için fiyat artışlarının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
"Uzun vadede, eğer gerilim tırmanırsa, Atlantik'in her iki yakasında da büyümeye, refaha ve potansiyel olarak istihdama mal olacak. Bu nedenle şimdi bir çözüm bulunması hayati önem taşıyor," dedi.
Alman otomobil üreticileri ABD pazarında çok aktif: ABD'deki tesislerde 140.000'den fazla kişiye istihdam sağlıyor ve her yıl 900.000'den fazla otomobil üretiyorlar. Bunların yarısı ihraç ediliyor.
Schütz, "ABD'li üreticilerin kendilerinin bile bu tarifelere karşı olduğunu da vurgulamak gerekir," dedi. "Yani genel olarak ABD endüstrisi, borsadaki gelişmelere bakarsanız, ABD başkanının mevcut gidişatına çok eleştirel bakıyor."
Schütz, Almanya'daki otomobil endüstrisinin karşı karşıya olduğu tek zorluğun gümrük tarifeleri olmadığını da sözlerine ekledi.
"Bizi etkilemeye devam eden jeopolitik değişimler de var. Bu durum, şu anda koalisyon müzakereleri yürüten yeni Alman hükümetinin ve AB Komisyonu'nun ev ödevlerini yapmalarını daha da önemli hale getiriyor."
Schütz hem Almanya'yı hem de AB'yi bürokrasiyi azaltmaya öncelik vermeye ve kendilerini daha rekabetçi ve cazip iş yerleri haline getirmeye odaklanmaya çağırdı.
Schütz ayrıca, Avrupa'da enerji fiyatlarının ABD ve Çin'e kıyasla üç ila beş kat daha yüksek olduğuna ve bunun uluslararası iş dünyası için büyük bir sorun teşkil ettiğine dikkat çekti.
"Bence Avrupa'nın ittifaklar kurması ve bizimle benzer zorluklarla karşılaşan ortaklarla iş birliği yapması ve küresel ve serbest ticareti savunması önemli," diyen Schütz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tarih, serbest ticaretin ilgili herkes için kazananlar ve refah yarattığını göstermiştir. Şimdi de öncelikli odağımız bu olmalıdır."
Audi ise Euronews'e yaptığı yazılı açıklamada, bağlı olduğu Volkswagen Grubu'nun "ekonomik istikrarı sağlamak ve bir ticaret çatışmasından kaçınmak için ticaret ortakları arasında yapılacak yapıcı görüşmelere güvendiğini" belirtti.
Otomobil üreticisi, ABD ile transatlantik ilişkilerin öneminin altını çizdi ve son zamanlarda pazara 14 milyar dolardan (12,95 milyar euro) fazla yatırım yaptığını bildirdi.
(Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.)
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Basketbolda Kaybolan Eşeği Bulduk! Peki Ya Futbol?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/basketbolda-kaybolan-esegi-bulduk-peki-ya-futbol</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/basketbolda-kaybolan-esegi-bulduk-peki-ya-futbol</guid>
<description><![CDATA[ Nasreddin Hoca misali, garibanın biri, bir gün eşeğini kaybetmiş. İki gözü, iki çeşme ağlayarak, kendisi için çok değerli eşeğini aramış günlerce. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-16-100248.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Basketbolda, Kaybolan, Eşeği, Bulduk, Peki, Futbol</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[En sonunda da eşeğini sapasağlam bulunca, çok sevinmiş!  Halbuki eline geçen yeni bir şey yok! 
   İşte Karşıyaka'nın, basketbolda bu sezon yaşadığı, tam da bu! Elimizde müthiş bir takım vardı. Ufuk hocamız, kadro mühendisliğindeki yeteneğini konuşturarak, müthiş bir takım kurmuştu. Gelene gidene +100 sayı atıyorduk ve gerçekten oynadıkları basketbol ile müthiş zevk veren bir takım vardı. Parkeyi rakiplere dar ediyorduk! Bütün rakiplerimiz, titreyerek geliyordu İzmir'e. Avrupa Şampiyonluğu geliyor diyorduk! Sonra ne oldu?  Yönetimin beceriksizliği, plansızlığı, geleceği görememesi nedeniyle, efsane olabilecek bir kadro bozuldu. Bütün önemli oyuncular, takımdan ayrıldı. Seri mağlubiyetler başladı ve kurulduğundan beri içinde olduğumuz, Basketbol Süper Liginden düşme tehlikesi ile karşı karşıya kaldık! Yani eşeği kaybettik! 
   Sonra başta Muhsin Yaşar olmak üzere, gençlerden kurulu takımımız müthiş bir karekter ortaya koydular ve ihtiyacımız olan 2 galibiyeti yakalayıp takımı kümede tuttular. Hepsini alnından öpüyorum! Başardıkları iş, hiç de kolay değildi. Gemiyi limana sağ salim yanaştırdılar. Yani kaybettiğimiz eşeği buldular! Hepsine bir kez daha teşekkür ediyoruz. Tebrikler... 
    Peki ya futbol? Bazı arkadaşlarımı dinliyorum, sanki benim sene başından beri takip ettiğim takımı değil de Real Madrid'i, Barselona'yı anlatıyorlar! Pembe gözlükleri gözlerinde, şampiyonluk nağmeleri yazıyorlar! Kusura bakma arkadaşım, ben öyle düşünmüyorum. Bunun için de elimde belirli veriler var. 
    Önce play-of'taki muhtemel rakiplerimize bakalım. Kütahya, Muş, Düzce ve Silifke... Şu anki sıralama bu ve çok büyük süpriz olmazsa, rakipler bunlar. Peki biz bu takımlara karşı ne yaptık? Silifke'ye hem içeride, hem de dışarıda kaybettik. Düzce'ye İzmir'de kaybettik, deplasmanda kazandık. Muş'u İzmir'de zor da olsa yendik. Deplasmanda kazanamadık. Kütahya ile içeride berabere kaldık ve bu hafta da deplasmanda, dananın kuyruğunun kopacağı maça  çıkacağız! Gördüğünüz gibi karne zayıflarla dolu!  Hiçbirine karşı, kesin kazanırız diyemiyorum. 
   Bir de üzerine, Karşıyaka'nın herkesçe bilinen play-of şanssızlığı var! Bu, katılacağımız 11.play-of ve biz bu güne kadar katıldığımız 10 play-of'ta da başarılı olamadık. Bu konuda dünya rekoru bizde! Bu kategoride en başarısız takım bile 6. play-of'ta lig çıkmayı başarmış! Biz ise hiç başaramadık! Bu cebimizde dursun, şimdi bunun başlıca sebebini anlatıyorum. İlk sebep   Karşıyaka ve diğer İzmir takımlarının politik sahipsizliği... 
    Şimdi diyelim play-of finalini Kütahya ile oynuyoruz. Göreceksiniz, şeref tribününe baktığınızda, bütün Kütahya milletvekilleri ve belediye başkanı, menemen testisi gibi dizilecekler. Hakemi baskı altına alacaklar. Peki senin en son hangi maçına bir milletvekili geldi? Şu anki belediye başkanı lütfedip tek bir maçına geldi mi? Hangi kritik zamanda politikacılar bize destek verdi? 
   Tabi bunun ana nedeni, biz İzmirlilerin tercihleri ve bu tercihlerin fazlasıyla farkında olan, parti üst yönetimleri... Tıpış tıpış verecekler oylarını. Benim İzmirli milletvekiline ihtiyacım yok diyenler. İthal adayları bize dayatıp, seçtirenler. Bu tablonun ana sorumluları. Maalesef bu anlayış olduğu sürece İzmir takımları, hakemler tarafından, doğranmaya devam edecekler. 
   Biz bütün bu olumsuzluklara rağmen de kupa kaldırdık, şampiyonluklar yaşadık. Atatürk'ün göğsüne ay yıldız armağan ettiği kulübe ve onun büyük taraftarına set koymak kolay değil. Ama o zamanlar dirayetli, iş bilen yönetimler ve karekterli oyuncular vardı. Gol atamadığı maçtan sonra, kafasında şişe kıran forvetler gördü bu gözler! Takım küme düşüyor diye ağlamaktan gözleri şişen, doktorların ülser başlangıcı teşhisi koyduğu, karekterli kaptanlar seyrettik! 
   Şimdi ise yaşananlara bakın!  İç sahada maç kaybetmişsin!  Üstelik en kritik dönemde!  Biz özür beklerken, çıkıp haftaya Kütahya'yı paramparça edeceğiz diye söz vermelerini beklerken, futbolcular ne yapıyor?  Alacakları için, kulübe ihtar çektiriyor!!!  Vay be! 
  Üstelik de çoğu, alacağının neredeyse tamamına yakınını almış olmalarına rağmen!!!  Bir kere daha, Vay be! Helal olsun hepinize! 
   Silifke maçını özellikle yazmadım. Şampiyonluğa oynayan takımın ilk şutu 70. dakikada geldi! O şutu da 70 yaşındaki amcalar bile tutardı. İshak Kurt dışında, çabalayan tek isim Kadir'di. Hepsi toptan kaçıyor!  Pas almamak için rakibin arkasına koşuyor! Adam topla çıkıyor, pas atacak, kimse koşu göstermiyor! Bunca yıldır futbol seyrediyorum, koşmaktan bu kadar imtina eden, koşmamak için herşeyi yapan böyle bir futbolcu topluluğu görmedim! Beyler, siz bu oyunu yetenek oyunu sanıyorsunuz ama futbol yetenek oyunu değildir! Futbol mücadele oyunudur!  Bu oyunu yetenekliler kazanmaz, koşanlar, savaşanlar kazanır! Yetenekliler, ne zaman mücadele ederse,  ne zaman yüreğini ortaya koyarsa, ne zaman en az rakipleri kadar koşarlarsa, ancak o zaman kazanırlar! 
  Hala önünüzde kahraman olma fırsatı var. Ama bu kahramanlığı yetenek ile gösteremezsiniz. Ancak koşarak, savaşarak kazanırsınız. Ya koşar, kazanır kahraman olursunuz ve bu taraftarın kalbine taht kurarsınız. Yada böyle bildiğiniz gibi devam eder, sıradan topçular olursunuz... 
  Seçim sizin... 
   Sevgi ve Saygılarımla]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AB DE KADIN MAAŞI VE TASARRUF</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ab-de-kadin-maasi-ve-tasarruf</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ab-de-kadin-maasi-ve-tasarruf</guid>
<description><![CDATA[ AB genelinde bir KOBİ&#039;de çalışan bir kadın, birliğin Ücret Şeffaflığı Direktifi sayesinde yıllık 465 ila 700 euro arasında bir kazanç elde edebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2025/04/ekran-resmi-2025-04-15-164108.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 22:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>KADIN, MAAŞI, TASARRUF</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ancak bazı iş grupları raporlama yükümlülüklerine ilişkin endişelerini dile getiriyor.
Eurostat'a göre, AB'de kadınlar 2023 yılında erkeklerden ortalama yüzde 12 daha az kazanmaya devam edecek. Üye devletlerin Haziran 2026'ya kadar ulusal yasalarına dahil etmeleri gereken AB'nin Ücret Şeffaflığı Direktifi, cinsiyetler arası ücret farkını ele almayı amaçlıyor.
Ancak birtakım iş grupları bazı hükümlere karşı çıkıyor ve 50'den az çalışanı olanlarla sınırlandırmak yerine 100 ila 250 çalışanı olan şirketler için bir muafiyet talep ediyor.
Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) şeffaflığın engellenmesinin AB'li kadınlara yılda en az 4,8 milyar euroya mal olacağını ve bunun potansiyel olarak 7,2 milyar euroya yükseleceğini hesapladı. Bu da kadın başına yıllık 465-700 euroya denk geliyor.
Bu çabalara rağmen, işe alım platformu Indeed'e göre, Almanya da dahil olmak üzere Avrupa'nın en büyük ekonomilerinden bazılarında iş ilanlarında maaş şeffaflığı yüzde 20'nin altında oranlarla çok düşük kalıyor.
ETUC Genel Sekreter Yardımcısı Isabelle Schömann, "Avrupa Komisyonu, yakında yayınlayacağı Kadın Hakları Yol Haritasında eşit ücreti destekleyecek güçlü tedbirlere yer vermelidir," dedi.
"Eşitlik şeffaflıkla gelişir. Ayrımcılığa ne kadar çok ışık tutabilirsek, adaletsizliği gidermek için o kadar çok eylemi zorlayabiliriz."
ETUC, Avrupa'da 100 ila 250 arasında çalışanı olan ve şeffaflık muafiyetine tabi olabilecek şirketlerin toplamda 10 milyondan fazla kadın istihdam ettiğini tahmin ediyor.
Schömann, "Şirketler düzenlemelerin aşırı yükü altında oldukları kartını oynuyorlar ancak çok uzun zamandır düşük ücretle aşırı yük altında olan kadın işçilerdir," dedi.
ETUC, şeffaflığın kadın çalışanlar ve sendikaları için cinsiyetler arası ücret farkını azaltmada çok önemli bir kaldıraç olduğunu vurguluyor.
KOBİ'lerdeki kadınlar yılda 465-700 euro kaybedebiliyor
ETUC, ücret şeffaflığı gerekliliklerinin cinsiyete dayalı ücret farkını yüzde 15 oranında azaltması halinde, 100 ila 249 çalışanı olan işletmelerde çalışan 10,4 milyon kadın için farkın yıllık 4.640 eurodan 3.944 euroya düşeceğini tespit etti. Bu da kadın başına yaklaşık 700 euro ya da toplamda 7,2 milyar euro kazanç anlamına geliyor.
Daha muhafazakâr bir tahmin olan yüzde 10'luk bir azalma ile cinsiyetler arası ücret farkı yıllık 4.176 euroya düşecek ve her bir kadın yaklaşık 465 euroluk bir artış sağlayacaktır. Bu durumda, küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki bu çalışanların ücret şeffaflığının dışında bırakılması yıllık 4,8 milyar euroya mal olacaktır.
Raporlama yükümlülükleri
ETUC, lobi grubu BusinessEurope'un Komisyon'un Ücret Şeffaflığı Direktifi kapsamındaki şirketlerin çoğunluğunu cinsiyete dayalı ücret farkı raporlama gerekliliklerinin dışında tutmasını savunduğunu belirtiyor. BusinessEurope, AB'nin Rekabet Gücünü Yeniden Kazandırmak için Düzenleyici Yükün Azaltılması başlıklı raporunda, "bu maddenin kapsamının 250'den az çalışanı olan tüm KOBİ'leri raporlama yükümlülüklerinin dışında bırakacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini" öne sürdü.
"BusinessEurope cinsiyetler arası ücret farkının azaltılmasına yönelik makul tedbirleri desteklemektedir. Ne yazık ki, Ücret Şeffaflığı Direktifi şirketlere çok ağır ücret raporlama yükümlülükleri ve anlaşılmaz gereklilikler getiriyor...ki bu da cinsiyet eşitliği davasını ilerletmeyecektir. Bu çok açık bir şekilde gerekli basitleştirme vakasıdır," dedi.
Maaş şeffaflığı en iyi ekonomilerde önemli farklılıklar gösteriyor
Indeed'e göre, 2024 yılı sonu itibariyle altı Avrupa ülkesi arasında maaş şeffaflığının en yüksek olduğu ülke, maaş bilgisi içeren iş ilanlarının yüzde 70'ine sahip olan Birleşik Krallık.
Fransa'da maaş şeffaflığı yüzde 51 ile yüzde 50 sınırının biraz üzerindeydi. Hollanda ve İrlanda'da ise bu oran yüzde 40-45 arasında değişiyor.
Ancak, Almanya (yüzde 16) ve İtalya (yüzde 19) şeffaflık oranlarının yüzde 20'nin altına düşmesiyle önemli ölçüde geride kalmış durumda.
Büyük farklılıkların ardındaki nedenler
Indeed Hiring Lab ekonomisti Lisa Feist, Euronews Business'a yaptığı açıklamada, "Avrupa genelinde maaş şeffaflığı konusunda büyük bir tezat var," dedi.
"İşgücü piyasalarının belirgin farklılıkları var ve ücret konusunda kendi tarihleri ve kültürleri var," diyen Feist, sektörel yapı ve ücret belirleyen kurumlardaki farklılıkların da bu çok farklı şeffaflık seviyelerine muhtemelen katkıda bulunduğunu açıkladı.
"Anketler, maaşların tartışılmasındaki rahatlık düzeylerinin Avrupa genelinde önemli ölçüde farklılık gösterdiğini ve AB direktifinin ulusal hukuka aktarılmasının birçok piyasa katılımcısı için önemli bir değişim olduğunu ortaya koyuyor."
Şeffaflık kadınları ve marjinal grupları destekliyor
Feist ayrıca, maaş şeffaflığının cinsiyetler arası ücret farkının giderilmesindeki kilit rolünü de vurguladı. "İster iş ilanlarındaki maaş verileri yoluyla ister işe alım sürecinin başlarında olsun, maaş şeffaflığı işverenler ve adaylar arasındaki bilgi asimetrisini azaltmaya yardımcı olur," dedi.
Kadınların ve diğer marjinal grupların genellikle gayri resmi ağlara daha az erişimi olduğunu ve iddialı bir şekilde müzakere ettikleri için cezalarla karşı karşıya kalabileceklerini belirterek şunları ekledi: "Maaş bilgilerinin önceden verilmesi, ücret müzakerelerindeki konumlarını güçlendirir ve daha adil sonuçlar elde edilmesini sağlar."
Maaş şeffaflığı yüksek ücretli işlerde en düşük seviyede
Gerçekten de veriler, maaş şeffaflığının yüksek ücretli mesleklerde en düşük olduğunu ortaya koyuyor. Analiz edilen altı ülke arasında temizlik ve sanitasyon en yüksek şeffaflığa sahipken, bunu şoförlük, eğitim ve öğretim ile gıda hazırlama ve hizmetleri takip ediyor.
Buna karşılık, endüstri mühendisliği, yazılım geliştirme, bilgi tasarımı ve dokümantasyon, proje yönetimi ve hukuk en az şeffaf iş kategorileri arasında.
Yüksek ücretli sektörlerdeki işverenler maaşları açıklamaya daha az meyilli. Bu eğilim Hollanda hariç beş ülkede tutarlı.
Örneğin, Fransa'da maaş şeffaflığı düşük ücretli işlerde yüzde 68 iken, yüksek ücretli pozisyonlarda yüzde 39'dur. Bu eğilim İrlanda'da daha da güçlüdür: yüzde 57'ye karşı yüzde 18.
(Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.)
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
zozcivan@hotmail.com]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tükav Gaziler Eğitim Kültür Hizmetleri Ltd. Şti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tukav-gaziler-egitim-kultur-hizmetleri-ltd-sti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tukav-gaziler-egitim-kultur-hizmetleri-ltd-sti</guid>
<description><![CDATA[ Türk milletinin tarihî birikimini, kahramanlıklarla örülü geçmişini ve eşsiz kültürel değerlerini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla kurulan Gaziler Yayınevi, Tükav Gaziler Eğitim Kültür Hizmetleri Ltd. Şti. markası olarak yayıncılıktaki misyonuyla dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://shbr.tr/uploads/images/202505/image_430x256_6813b7c37f415.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 21:14:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gaziler Eğitim Kültür Hizmetleri Ltd. Şti., Gaziler Yayınevi, TÜKAV, Türk kültürü, kültürel miras, tarih kitapları, kahramanlık hikayeleri, gaziler, şehitler, milli değerler, Türk tarihi, kültürel yayınlar, özel koleksiyon, vatan sevgisi, online kitap mağazası, kültürel projeler, Savaş Yücel, Vatan Kahramanları Gazetesi, Mustafa Özdemir, kitap setleri, promosyon ürünleri, akademik yayıncılık, sosyal sorumluluk, kültürel destek, yayıncılık faaliyetleri, kültür ürünleri.</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-start="116" data-end="477" class="">Ankara – Türk milletinin tarihî birikimini, kahramanlıklarla örülü geçmişini ve eşsiz kültürel değerlerini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla kurulan <strong data-start="267" data-end="287">Gaziler Yayınevi</strong>, Tükav Gaziler Eğitim Kültür Hizmetleri Ltd. Şti. markası olarak yayıncılıktaki misyonuyla dikkat çekiyor. Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı (TÜKAV) çatısı altında faaliyet gösteren yayınevi, hem kültürel hem de sosyal bir sorumluluk üstleniyor.</p>
<p data-start="479" data-end="863" class=""><strong data-start="479" data-end="556">"Kültür bir milletin hafızasıdır" anlayışıyla yola çıkan Gaziler Yayınevi</strong>, Türk tarihini, dilini, sanatını ve milli değerlerini yaşatmak için akademik titizlikle hazırlanan özgün eserleri okuyucularla buluşturuyor. Tarih, kültür ve kahramanlık temalı kitaplar; süreli yayınlar, özel tasarımlı kültür ürünleri ve eğitim materyalleri, yayınevinin geniş ürün yelpazesinde yer alıyor.</p>
<p data-start="865" data-end="1099" class="">Online mağaza üzerinden de hizmet sunan Gaziler Yayınevi, kullanıcı dostu bir alışveriş deneyimiyle hem nostalji hem bilgi taşıyan yayınlarını Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırmayı hedefliyor. (magaza.gaziler.org - yapım aşamasında)</p>
<h3 data-start="1101" data-end="1156" class=""><strong data-start="1105" data-end="1156">Milli Değerlere Adanmış Bir Yayıncılık Anlayışı</strong></h3>
<p data-start="1158" data-end="1455" class="">Gaziler Yayınevi sadece kitap üretmiyor; <strong data-start="1199" data-end="1230">her eserde bir vefa duygusu</strong>, her satışta bir toplumsal destek taşıyor. Yayınlardan elde edilen gelirler, sosyal ve kültürel projelere aktarılıyor. Bu yönüyle yayınevi, kültüre yapılan her katkıyı kahramanlara uzanan bir teşekkür mektubu olarak görüyor.</p>
<h3 data-start="1457" data-end="1507" class=""><strong data-start="1461" data-end="1507">Şehit ve Gazilerin Hatıraları Kitaplaşıyor</strong></h3>
<p data-start="1509" data-end="1852" class="">Yayınevinin en dikkat çekici çalışmaları arasında, gazilerin hayat hikâyelerini anlatan özel projeler de bulunuyor. Örneğin, Gazi Savaş Yücel’in kaleminden çıkacak yeni eser, Türk kahramanlarının hayatını ilk elden tanıma fırsatı sunacak. Yücel'in daha önce yayımlanan kitapları da Gaziler Yayınevi etiketiyle yeniden okurlarla buluşturulacak.</p>
<h3 data-start="1854" data-end="1910" class=""><strong data-start="1858" data-end="1910">Kültürel İş Birlikleriyle Güçlü Bir Ağ Kuruluyor</strong></h3>
<p data-start="1912" data-end="2142" class="">Diyanet Yayınevi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi gibi prestijli kurumların yayınlarıyla iş birliği yapan yayınevi, özel kitap setleri ve promosyon ürünleriyle Türk kültürüne çok yönlü katkı sağlıyor.</p>
<h3 data-start="2144" data-end="2208" class=""><strong data-start="2148" data-end="2208">Vatan Kahramanları Derneği Gazetesi’ne Abonelikle Destek</strong></h3>
<p data-start="2210" data-end="2623" class="">TÜKAV’ın desteklediği bir diğer önemli mecra ise, emekli asker ve polislerden oluşan Vatan Kahramanları Derneği tarafından yayımlanan <strong data-start="2344" data-end="2375">Vatan Kahramanları Gazetesi</strong>. Dernek başkan yardımcılığını da yürüten Özel Kuvvetler emeklisi Mustafa Özdemir’in liderliğindeki bu oluşum, kahramanların sesini duyurmayı amaçlıyor. Gazeteye abonelik işlemleri, Gaziler Eğitim Kültür Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından yürütülüyor.</p>
<h3 data-start="2625" data-end="2660" class=""><strong data-start="2629" data-end="2660">Sen de Kültürüne Sahip Çık!</strong></h3>
<p data-start="2662" data-end="2895" class="">Her alınan kitap, sadece bir bilgi kaynağı değil; aynı zamanda kahramanların hatırasına bir saygı duruşu, Türk kültürünün yaşatılmasına katkıdır. Gaziler Yayınevi, bu yolda elini taşın altına koyan herkesi destek olmaya davet ediyor.</p>
<p data-start="2897" data-end="3124" class=""><strong data-start="2897" data-end="2910">İletişim:</strong><br data-start="2910" data-end="2913">0 (312) 911 91 78<br data-start="2933" data-end="2936"><a data-start="2939" data-end="2959" class="cursor-pointer" rel="noopener">iletisim@gaziler.org</a><br data-start="2959" data-end="2962"> Hızlı kargo – Güvenli ödeme<br data-start="2992" data-end="2995"> Online Mağaza: <a data-start="3013" data-end="3039" rel="noopener" target="_new" class="" href="https://magaza.gaziler.org">https://magaza.gaziler.org</a> (yapım aşamasında)<br data-start="3058" data-end="3061"> Destek Hattı: 0541 313 62 45 (Nail Türkoğlu – Vakıf Başkanı)</p>
<p data-start="3126" data-end="3229" class=""><strong data-start="3126" data-end="3166">Her kitap, bir milletin hafızasıdır.</strong><br data-start="3166" data-end="3169">Gaziler Yayınevi ile kültürüne sahip çık, tarihine ışık tut!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vakıf başkanları iftarda bir araya geldi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/vakif-baskanlari-iftarda-bir-araya-geldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/vakif-baskanlari-iftarda-bir-araya-geldi</guid>
<description><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, vakıfların her zaman yanlarında olduklarını vurgulayarak, “İyilikleri yaymak, ihtiyaç sahiplerine umut olmak ve birlikteliğimizi sürdürmek hepimizin sorumluluğudur.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202503/image_870x580_67dc86a667f6f.jpg" length="90031" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Mar 2025 03:20:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, vakıfların her zaman yanlarında olduklarını vurgulayarak, “İyilikleri yaymak, ihtiyaç sahiplerine umut olmak ve birlikteliğimizi sürdürmek hepimizin sorumluluğudur.” dedi.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Vakıf Ankara Balo ve Kongre Salonu'nda düzenlenen “Vakıf Başkanları İftar Buluşması” etkinliği, Kuran-ı Kerim tilaveti ve dualarla başladı.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Bu anlamlı iftar buluşmasına Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Başkanı Nail Türkoğlu ve Vakıf 2. Başkanı Emekli Kıdemli Albay Murat Ülker de katılım sağladı. Vakıf Genel Başkanı Nail Türkoğlu, iftar sırasında Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile sohbet ederek vakfın çalışmaları hakkında bilgi verdi. </p>
<p></p>
<p></p>
<p>Ramazan ayında vakıf temsilcileriyle bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirten Bakan Ersoy, vakıfların sadece yardım kuruluşları değil, aynı zamanda medeniyetin temel taşları olduklarına dikkat çekti.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve günümüze uzanan vakıf geleneğinin, eğitime, sağlığa, sanata ve insana yapılan katkılarla herkesin hayatına dokunduğunu ifade eden Ersoy, "Bugün siz değerli vakıf başkanlarımız ve yöneticilerimiz, bu kutsal geleneği yaşatırken aynı zamanda iyiliğin ve umudun öncüsü oluyorsunuz. Sadece maddi yardımda bulunan değil, aynı zamanda merhamet ve dayanışmanın da simgelerisiniz." şeklinde konuştu.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>6 Şubat'ta yaşanan büyük depremler sonrası vakıfların üstlendiği önemli role değinen Ersoy, "Depremin ardından devletimiz tüm kurumlarıyla birlikte harekete geçti. Acılarımız büyüktü ancak gösterdiğimiz dayanışma daha da büyüktü. Vakıflarımız, yardım elini uzatarak binlerce kişiye umut oldu." dedi.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Bakan Ersoy, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün deprem bölgesindeki çalışmalarına da değinerek, "Depremden etkilenen 11 ilde iftar sofraları kurduk, gıda yardımları ulaştırdık, ihtiyaç sahiplerine destek olduk ve çocuklarımızın yüzünü güldürdük. Bu çalışmalar, vakıf kültürümüzün ve dayanışma ruhumuzun en somut örneklerindendir." ifadelerini kullandı.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Vakıfların yalnızca sosyal yardımlaşma değil, kültürel mirası koruma görevini de üstlendiğini belirten Bakan Ersoy, Ayasofya, Selimiye ve Sivasi Hatun Camii gibi tarihi eserlerin restorasyonlarına dair detaylı bilgi verdi. Bu eserlerin restore edilmesinin, sadece geçmişi korumak değil, aynı zamanda geleceğe olan sorumluluğu yerine getirmek anlamına geldiğini söyledi.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Ersoy, depremden etkilenen vakıf eserlerinin restorasyonu için de hızlıca harekete geçtiklerini, bu yıl içinde bu eserlerin restorasyonlarını tamamlamayı hedeflediklerini belirtti.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Vakıf geleneğinin sadece bugünü değil, geleceği de şekillendiren bir miras olduğunu belirten Ersoy, "Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak vakıflarımızın her zaman yanındayız. Sizlerin yaptığı her güzel iş, geleceğimize ışık tutuyor." dedi.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu da, Hz. Muhammed’in Fedek Bahçesi’ni vakfetmesi ve Hazreti Ömer’in Hayber’in fethinden sonra yaptığı vakfı örnek göstererek, vakıf kültürünün tarihsel önemine değindi. Aksu, Türk-İslam medeniyetinin gelişiminde vakıfların oynadığı rolü vurgulayarak, 81 ilde 135 noktada iftar sofraları kurduklarını ve Ramazan boyunca birçok yardımı ihtiyaç sahiplerine ulaştırdıklarını belirtti.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Aksu, Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak her vakfın faaliyetlerini denetlediklerini ve sorunlarını çözmeye yardımcı olduklarını belirterek, "Amacımız, tüm vakıflarımızın yasal çerçevede faaliyetlerini sürdürebilmelerini sağlamak ve toplumumuza en iyi şekilde hizmet etmelerine yardımcı olmaktır." diye konuştu.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Aksu, ayrıca vakıfları kuran, yöneten ve destekleyen hayırseverlere teşekkür etti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TARGET’ten ‘Su’ semineri</title>
<link>https://trafikdernegi.com/targetten-su-semineri</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/targetten-su-semineri</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET) Ankara’da Mülkiyeliler Birliği Kültür Merkezi’nde ekosistemin vazgeçilmezi olan ‘su’ ve suya dair sorunlar’ semineri yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/06/su-3.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TARGET’ten, ‘Su’, semineri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[TARGET’in Güz Semineri kapsamında Friedrihc-Ebet-Stiftung Derneği’nin (FES) desteği ile Mülkiyeliler Birliği’ndeki etkinlikte yaşamın tüm canlıların ve ekosistemin vazgeçilmesi olan ‘su’ ve ‘Suya dair’ sorunlar etik bakış çerçevesinde tartışıldı. TARGET Başkan Yardımcısı Petek Ataman bir konuşma yaptı. Ardından Ankara Üniversitesi (AÜ) Su Yönetimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Gökşen Çapar tarafından “Su ve Etik” başlıklı özel sunum gerçekleştirildi.

İki oturum halinde yapılan etkinlikte, konuşmacılar “Tarımsal Su Yönetimi ve Suya Göre Tarım”, “Gıda ve Su Hakkı”, “Hidrojeoetik ve Sürdürülebilir Yeraltı Suyu Yönetimi”, “AB Su Çerçeve Direktifi ve Sınıraşan Sular”, “Doğanın Hazineleri: Sulak Alanların Korunması ve Etik Sorumluluklar” ve “Su, Mühendislik ve Etik” başlıklı sunumları gerçekleştirdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Almanya yenilenebilir enerjide maliyetleri düşürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/almanya-yenilenebilir-enerjide-maliyetleri-dusuruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/almanya-yenilenebilir-enerjide-maliyetleri-dusuruyor</guid>
<description><![CDATA[ Yenilenebilir enerjideki üretim maliyetlerinin farklı oluşu, maliyetler arasında denge sağlayacak modelleri de hayata geçiriyor. Bu kapsamda Almanya, yenilenebilir enerji maliyetlerinde dengelemede rüzgar ve güneşte farklı ücret skalası uygulayacak. Buna göre 2025’ten itibaren rüzgâr ve güneş enerjisinin yoğun olduğu bölgelerdeki Alman elektrik tüketicileri, şebeke ücretlerinde önemli indirimlerle karşılaşacak. Bu çerçevede rüzgâr ve güneş enerjisinin yoğunlaştığı bölgelerde şebeke ücretlerinin ciddi şekilde düşmesi öngörülürken, tedarikçilerin bu avantajları müşterilere yansıtması bekleniyor. Hesaplamalara göre özellikle yıllık 200 avro tasarruf imkanı var.

Bu arada Almanya’nın, merkezi olmayan yenilenebilir enerji sistemlerini güçlendirmek amacıyla şebekelerde yapacağı modernizasyonda da bu dengeleme yöntemini uygulayacağı belirtiliyor. Önceden modernizasyon masrafları, yerel tüketicilerin omuzlarına yüklenirken, yeni modelle bu maliyetlerin ülke genelinde dengeli şekilde paylaşılacağı ifade ediliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/10/pexels-photo-414837.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Almanya, yenilenebilir, enerjide, maliyetleri, düşürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Yenilenebilir enerjideki üretim maliyetlerinin farklı oluşu, maliyetler arasında denge sağlayacak modelleri de hayata geçiriyor. Bu kapsamda Almanya, yenilenebilir enerji maliyetlerinde dengelemede rüzgar ve güneşte farklı ücret skalası uygulayacak. Buna göre 2025’ten itibaren rüzgâr ve güneş enerjisinin yoğun olduğu bölgelerdeki Alman elektrik tüketicileri, şebeke ücretlerinde önemli indirimlerle karşılaşacak. Bu çerçevede rüzgâr ve güneş enerjisinin yoğunlaştığı bölgelerde şebeke ücretlerinin ciddi şekilde düşmesi öngörülürken, tedarikçilerin bu avantajları müşterilere yansıtması bekleniyor. Hesaplamalara göre özellikle yıllık 200 avro tasarruf imkanı var.

Bu arada Almanya’nın, merkezi olmayan yenilenebilir enerji sistemlerini güçlendirmek amacıyla şebekelerde yapacağı modernizasyonda da bu dengeleme yöntemini uygulayacağı belirtiliyor. Önceden modernizasyon masrafları, yerel tüketicilerin omuzlarına yüklenirken, yeni modelle bu maliyetlerin ülke genelinde dengeli şekilde paylaşılacağı ifade ediliyor. ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeşil dönüşüme dağıtım firmalarından destek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yesil-doenusume-dagitim-firmalarindan-destek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yesil-doenusume-dagitim-firmalarindan-destek</guid>
<description><![CDATA[ Trakya Bölgesi’nin elektrik tedariğini sağlayan Trakya Elektrik Perakende Satış A.Ş (TREPAŞ) 1 milyonun üzerindeki müşterilerinin yeşil dönüşümünü destekleyecek önemli çalışma başlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/10/pexels-photo-414837.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeşil, dönüşüme, dağıtım, firmalarından, destek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Türkiye bir yandan sürdürülebilir bir geleceğin inşası için çevre dostu elektrik tüketimini, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmaya teşvik etmeye çalışırken, dağıtım şirketleri de yeşil dönüşüm ile destek veriyor. Bu kapsamda Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşları ve ticarethanelerin kümeleştiği Trakya Bölgesi’nin elektrik tedariğini sağlayan Trakya Elektrik Perakende Satış A.Ş (TREPAŞ) 1 milyonun üzerindeki müşterilerinin yeşil dönüşümünü destekleyecek önemli çalışma başlattı.

Bu kapsamda TREPAŞ, müşterilerinin tükettiği elektriğin “yenilenebilir enerji kaynaklarından” sağlandığını gösteren Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) alımına aracılık etti. Böylece bugüne kadar 612 milyon kWh’lik elektrik tüketiminin yeşil enerjiye dönüşümü sağlandı.

TREPAŞ’ın alımına aracılık ettiği I-REC sertifikası, Avrupa Birliği’nin karbon emisyonlarını azaltmak amacıyla yürürlüğe koyduğu “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda (SKDM)” önemli bulunuyor. SKDM mekanizması, AB sınırları dışında üretilen ve belirlenen karbon emisyon sınırını aşan ürünlere ek vergi uygulaması getiriyor. Bu kapsamda TREPAŞ’ın I-REC’i sanayicilere destekleyici bir çözüm sunarken, karbon ayak izlerini ve çevresel etkilerini azaltmalarına yardımcı oluyor.  I-REC sertifikası satın alan şirketler elektrik tüketimlerinden kaynaklanan karbon ayak izlerini azaltabiliyor. Bu sayede SKDM kapsamındaki karbon yükümlülüklerini daha kolay yerine getirebilirken enerji dönüşüm sürecine de katkı sağlıyor.

TREPAŞ Genel Müdürü S. Burak Savaş da yaptıkları aracılık ile sanayi ve ticarethane müşterilerinin bugüne kadar 612 GWh’lik elektrik tüketimini yeşil enerjiden karşılar hale getirdiklerini belirtirken, söz konusu bu tüketim miktarı ortalama 4 milyon mesken abonesinin 1 aylık elektrik tüketimine eşdeğer olduğunu kaydetti. Savaş, “Özellikle tekstil, gıda, otomotiv, metalürji ve çimento sektörlerinden I-REC alma yönünde yoğun bir talep var. Çünkü I-REC alan firmalar, elektrik tüketimlerini yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarından sağladıklarını kanıtlıyor. Bu sertifikayla şirketler, yeşil enerjiye olan bağlılıklarını ve çevre dostu üretim süreçlerini uluslararası standartlara göre belgelemiş oluyor. İklim değişikliğinin dünyanın geleceğini etkilediği bir süreçte böylesine önemli bir alanda müşterilerimizin yanında yer almaktan, onlara bu hizmeti sunmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yıl sonuna kadar 16 bin hektarı aşkın alanda ağaçlandırma yapılacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yil-sonuna-kadar-16-bin-hektari-askin-alanda-agaclandirma-yapilacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yil-sonuna-kadar-16-bin-hektari-askin-alanda-agaclandirma-yapilacak</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğü, bu yıl sonuna kadar 16 bin 100 hektar alanda ağaçlandırma çalışması yürütecek. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/10/thumbs-b-c-071258fbc0d9d259c5ab5a46e8e9b15c.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yıl, sonuna, kadar, bin, hektarı, aşkın, alanda, ağaçlandırma, yapılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[AA muhabirinin, 2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'ndan yaptığı derlemeye göre, ülke ormanları, sürdürülebilir orman yönetimi kriterleri ile birlikte koruma, rehabilitasyon ve karbon depolama kapasitesini artırma yaklaşımıyla modern ormancılık tekniklerine uygun olarak yönetilmeye çalışılıyor.

Ormancılık faaliyetleriyle iklim değişikliği nedeniyle giderek artan kuraklık, sel, orman yangınları gibi afetlere karşı mücadelenin yanında, çölleşme ve arazi tahribatının dengelenmesine, biyoçeşitliliğin ve su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyor.

Bu kapsamda bu yıl 31 bin 800 hektar alanda bozuk orman alanı rehabilitasyonu, 16 bin 100 hektarda ağaçlandırma çalışması, 16 bin 600 bin hektarda erozyon kontrolü yapılması, 13 bin 500 bin hektar alanda sel kontrolü faaliyetinin tamamlanması ve orman varlığının ülke yüz ölçümünün yüzde 30,1'ine ulaşması bekleniyor.

Orman yangını riski her yıl artıyor

Orman yangınları, can ve mal kayıplarına yol açmasının yanında, orman varlığının azalmasıyla erozyon, sel, taşkın gibi afetlerin oluşmasına neden oluyor.

İklim değişikliğinin yol açtığı sıcaklıklarda artış ve hava neminde azalma ile orman yangını riski her yıl büyüyor. Türkiye ile benzer iklim özelliklerine sahip İspanya ve Yunanistan'da 2013-2022 yıllarında yangın vakası başına sırasıyla ortalama 9,84 ve 33 hektar orman alanı yanarken Türkiye'de 8,53 hektar alan zarar gördü.

Gecen yıl 2 bin 579 yangında 15 bin 520 hektar ve Ağustos 2024 sonu itibarıyla 2 bin 835 yangında 25 bin 143 hektar orman alanı etkilendi. Sekiz aylık sürede yanan alan 2021'de yaşanan büyük orman yangınları hariç son 15 yılın en yüksek seviyesi olarak kaydedildi.

Son yıllarda anız ateşi, sigara izmariti, ateş yakma gibi ihmaller nedeniyle çıkan yangın sayılarında artış görülüyor.

Türkiye'de son 10 yıllık dönemde çıkan orman yangınlarının adet olarak yaklaşık yüzde 37'si ihmal-kaza (yanan alan olarak yüzde 40), yüzde 5'i kasıt (yanan alan olarak yüzde 24), yüzde 14'ü doğal nedenler (yanan alan olarak yüzde 1) ve yüzde 44'ü tespit edilemeyen yangınlar olarak kayıtlara geçti (yanan alan olarak yüzde 35).

İklim Değişikliği Uyum Stratejisi hazırlanacak

Türkiye, orman yangınlarıyla mücadele kapasitesinin artırılması kapsamında, kara ve hava araç filosunun artırılmasına, yangınlara müdahale süresinin kısaltılarak zararların en aza indirilmesine, alevlerle mücadelede görev alan personelin eğitilmesine yönelik tedbirler alıyor.

Artan orman yangınlarıyla mücadelede daha sistematik ve bütüncül bir yaklaşım benimsenerek, alevlerin neden olduğu ekolojik, ekonomik ve sosyal zararların en aza indirilmesi hedefleniyor.

Bu kapsamda, İklim Değişikliği Uyum Stratejisi hazırlanacak, birincil orman ağacı türlerinde karbon stok miktarı belirlenecek, kızılçam ormanlarında meydana gelen yangınların su kalitesi parametrelerine etkileri belirlenecek, Akdeniz İklim Kuşağı'nda yer alan 9 orman bölge müdürlüğünde orman ekosistemleri kırılganlık analizleri yapılacak.

Ayrıca, gelecek yıl yangına dirençli orman tesisi faaliyetleri kapsamında da ormanlar ile yerleşim yerleri ve tarım arazileri arasındaki 20 bin hektar alana alevlere daha dirençli ağaçlar dikilecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Mustafa Sarı: Müsilaj geri döndü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/prof-dr-mustafa-sari-musilaj-geri-doendu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/prof-dr-mustafa-sari-musilaj-geri-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, 3 yıl önce Marmara Denizi&#039;nin yüzeyinde görülen müsilajın geri döndüğünü belirterek, &quot;Müsilajın 10 metreden başlayarak 24 metreye kadar yayıldığı görüldü. Müsilaj, deniz ekosistemine ciddi zararı olan bir felakettir. Marmara Denizi&#039;ne ulaşan tüm kirlilik kaynakları kontrol altına alınmalıdır&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/10/p-r-o-f-d-r-m-u-s-t-a-f-a-s-a-r-i-m-u-s-i-l-a-j-g-e-r-i-d-o-n-389051-107906.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Mustafa, Sarı:, Müsilaj, geri, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Balıkesir Erdek Körfezi'nde dalış yapıp, incelemelerde bulunan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, "2021 yılı ilkbahar-yaz aylarında Marmara Denizi'nin yüzeyini kaplayan müsilaj, geri döndü. Erdek Körfezi'nde 23 Ekim 2024 tarihinde yapılan kontrol dalışı esnasında 10 metre derinlikte başlayıp, 15 metre derinliğe kadar müsilaj oluştuğu tespit edildi. 25 Ekim tarihinde yapılan dalışlarda ise müsilajın 10 metreden başlayarak 24 metreye kadar yayıldığı görüldü. Deniz suyu sıcaklığının ekim ayının ilk 20 günü için uzun yıllar ortalamasından yaklaşık 2 derece daha yüksek olduğu tespit edildi. Deniz yüzeyinde 21 derece olan su sıcaklığı, 40 metrede 16 derece olarak ölçüldü" dedi.

'ÖRÜMCEK AĞI GİBİ UZANIP GİDİYOR'

Yazılı basın açıklaması yapan Sarı, müsilaj hakkında bilgi vererek şu görüşleri paylaştı:

"Aslında soluduğumuz havanın içindeki oksijeni üreten çoğu tek hücreli alglerin kirlilik sonucu artan azot ve fosforu kullanarak aşırı çoğalması sonucu suya salgıladıkları polisakkaritlerden oluşuyor. Sümüksü, şeffaf ve kıvamlı bir yapıda olan bu salgı, sudaki bütün mikroorganizmalar için çok uygun bir gelişme ortamı sunuyor. Mikroorganizmaların da sürece dahil olmasıyla denizde kilometrelerce uzanan tül benzeri yapılar örümcek ağı gibi uzanıp gidiyor. Kibrit çöpü gibi küçük oluşumlarla başlayan süreç önce uzun şeritlere, sonra bulut gibi müsilaj kümelerine dönüşüyor. Müsilaj kümeleri ağırlaştıkça dibe çökerek pina, midye, istridye, sünger ve mercan gibi dipte sabit yaşayan canlıların beslenmesini, nefes almasını engelleyerek ciddi kayıplara neden oluyor. Müsilaj oluşumu Marmara Denizi'nde genellikle Karadeniz'den İstanbul Boğazı aracılığıyla giren suyun minimuma indiği, deniz şartlarındaki durağanlığın maksimuma çıktığı ekim ayında başlamaktadır. Bu ayda başlayan müsilaj kış boyunca devam ederek yoğunluk artığında nisan ayından itibaren deniz yüzeyine çıkmaktadır. Ancak yüzeyde görülen müsilaj toplam müsilajın binde biri bile değildir."

'MARMARA DENİZİ'NİN ATIK YÜKÜ AZALTILMALI'

Açıklamasında, deniz yüzey sıcaklığı ve artan kirliliğin müsilaj oluşumunu tetiklediğini belirten Sarı, "Müsilaj, deniz ekosistemine ciddi zararı olan bir felakettir. Marmara Denizi çevresinde yaşayan 25 milyon insanın atıklarının ne yazık ki halen en fazla yüzde 55'i arıtılıyor. Geriye kalan atıkların yüzde 45'i sadece parçacıklar fiziksel olarak ayrılarak derin deşarjla denize boca ediliyor. Ülke endüstrisinin yarısından fazlası da Marmara Denizi çevresinde kümelenmiş vaziyette. Sanayi atıklarının da en iyi olasılıkla yarısı arıtılıyor, geri kalan kısmı hiç arıtılmadan Marmara Denizi'ne ulaşıyor. Yoğun tarımsal faaliyet esnasında kullanılan gübreler, tarım zehirleri ve akarsu ağı ile denize ulaşan atıkların miktarı da azımsanmayacak kadar yüksek. Deniz suyu sıcaklığı artışını sınırlandırmak veya deniz şartlarındaki durağanlığa müdahil olmak ne yazık ki mümkün değil. Bu yüzden 2021 yılından beri tüm bilim insanları yeni müsilaj oluşumunun önüne geçmenin tek yolunun Marmara Denizi'nin atık yükünün azaltılmasıyla mümkün olduğuna dikkat çekmektedir" dedi.

'DENETİMLER ARTIRILMALI'

Müsilajın yeniden Marmara Denizi'ni tehdit ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Sarı, şunları kaydetti:

"2021 yılında hazırlanarak uygulamaya konulan 22 eylemden oluşan Marmara Denizi Eylem Planı'nın (MDEP) 14 maddesi denizin kirlilik yükünü azaltmakla ilgiliydi. Üzülerek belirtmek gerekir ki MDEP etkin şekilde uygulanamadığı için denizin kirlilik yükü azaltılamamış ve müsilaj yeniden Marmara Denizi’ni tehdit eder hale gelmiştir. Müsilajın deniz ekosistemine vereceği zararları azaltmak, balıkçılık ve turizm başta olmak üzere ekonomik kayıpları sınırlandırmak için acilen merkezi ve yerel yönetimlerin harekete geçmesi şarttır. Marmara Denizi'ne ulaşan tüm kirlilik kaynakları kontrol altına alınmalıdır. Denize su değil zehir taşıyan Nilüfer Çayı, Gönen Çayı, bir tünelle Marmara'ya bağlanan Ergene Nehri'ne kontrolsüzce salınan endüstriyel atıklar durdurulmalıdır. Bütün akarsular için debiye bağlı deşarj limitleri yeniden düzenlenerek acilen uygulamaya geçilmelidir. Müsilajın negatif etkilerini azaltmak üzere Marmara Bölgesi'nde her türlü arıtılmamış atık deşarjı acilen durdurulmalı ve denetimler artırılmalıdır."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de son 50 yılda 36 göl kurudu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyede-son-50-yilda-36-goel-kurudu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyede-son-50-yilda-36-goel-kurudu</guid>
<description><![CDATA[ Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Konukcu, iklim değişikliği ve küresel ısınma nedeniyle Türkiye&#039;de son 50 yılda 36 gölün kuruduğunu söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/12/thumbs-b-c-e1569e47184e08324dc1ed216508451b.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, son, yılda, göl, kurudu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Konukcu, üniversite tarafından Rektörlük Salonu'nda düzenlenen "Sürdürülebilir Tarım Uygulamaları ve Tohumculuk Konferansı'nda yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin bütün canlıları olumsuz etkilediğini belirtti.

Dünyada 2,5 milyar insanın sağlıklı suya ulaşamadığını aktaran Konukcu, "Her yıl 300-500 milyon ton ağır metal ve kirletici unsurlar, su kaynaklarına deşarj ediliyor. Çok sayıda balık ve kuş nesli kaybolmuş durumda. Nüfus 3, su tüketimi 6 kat artmış durumda. Son 50 yıl içerisinde 36 göl tamamen kurudu, 14 göl de kurumayla karşı karşıya. İklimimize baktığımız zaman aslında yağışlar zaman ve mekan boyutunda çok düzensiz. Her 5-6 yılda bir normal kuraklık, 12-16 yılda bir şiddetli kuraklık yaşıyoruz." dedi.



Konukcu, Trakya'nın gelecekte su sorunu yaşayabileceğini, bölgede içme suyunun çok büyük kısmının yer sularından karşılandığını dile getirdi.

Trakya'nın 141 milyon metreküp su açığı olduğunu vurgulayan Konukcu, "Trakya'da su açığımız var. Peki bu su açığını hissedebiliyor muyuz? Hissetmiyoruz çünkü yeraltı suyunu kullanıyoruz. Şu andaki açık 141 milyon metreküp. 2050 yılına doğru en iyi koşullarda 500 milyon metreküp açık olacak." bilgisini paylaştı.



Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Başkanı Yıldıray Gençer de ülke tohumculuğunda önemli çalışmalara imza attıklarını bildirdi.

Türkiye'nin tohumculukta dünyada önemli yere geldiğini ifade eden Gençer, şunları kaydetti:

"Bugün genel anlamda baktığımızda dünyada 45-50 milyar dolarlık tohumluk ticareti olduğunu varsayıyorduk ama 2020'den sonra yapılan istatistiklerde bugün dünyada yaklaşık 73,1 milyar dolarlık tohum ticaret hacminin olduğu görülmekte. Bizde ülke olarak bugün gelinen noktada bu rakamlar içerisinde yaklaşık 1,5-2 milyar dolarlık tohum ticaret hacmiyle ilk 10 içerisinde yer alıyoruz. Türkiye düne göre kıyasladığımızda 330 milyon dolara yakın ihracatıyla dünyada ilk 10 içerisinde yer almış durumda. Ülkemiz tohumculuğu, kendi kendine yetebilen ve yaklaşık 117 ülkeye tohum ihraç eden bir noktaya gelmiştir."

Konferans, akademisyenlerin sunumlarının ardından sona erdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Sarı: Müsilaj, 7 hafta içinde bütün Marmara Denizi&amp;apos;ne yayıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/prof-dr-sari-musilaj-7-hafta-icinde-butun-marmara-denizine-yayildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/prof-dr-sari-musilaj-7-hafta-icinde-butun-marmara-denizine-yayildi</guid>
<description><![CDATA[ Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, &quot;Erdek Körfezi’nde yeniden ortaya çıkan müsilaj, 6 Kasım’da Marmara Adaları çevresi ile Tekirdağ kıyılarına, 13 Kasım’da İstanbul Prens Adaları’na, 5 Aralık’ta ise İzmit Körfezi’ne ulaşarak yaklaşık 7 hafta içinde bütün Marmara Denizi’ne yayıldı&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/p-r-o-f-d-r-s-a-r-i-m-u-s-i-l-a-j-7-h-a-f-t-a-i-c-i-n-d-e-497170-147115.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Sarı:, Müsilaj, hafta, içinde, bütün, Marmara, Denizine, yayıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Balıkesir'in Erdek Körfezi'nde dalış yapıp, incelemelerde bulunan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, müsilajın suların ısınmasıyla birlikte ilkbahardan itibaren yüzeye çıkma ihtimali bulunduğuna dikkati çekti. Deniz dibine çökmeye başlayan müsilajın, birçok canlı türünü tehdit ettiği gibi balıkçıların attıkları ağı çekemez hale gelmesine neden olmaya başladığını da belirten Sarı, "Müsilaj, kirlilik, deniz şartlarındaki durağanlık ve iklim değişikliğine bağlı su sıcaklığındaki aşırı artışın tetiklemesiyle denizin ışıklı bölgesinde fitoplankton denilen minik bitkiciklerin stres şartlarında aşırı çoğalmasıyla oluşuyor. Müsilajın oluşma şartlarına katkı sağlayan onlarca faktör ve etkiden bahsetmek mümkün. Ancak bunların içinde sadece deniz kirliliği yani denize bilinçsizce boca edilen azot ve fosfor kontrol edilebilir durumda. Yani denizin kirlilik yükü azaltılmadığı sürece müsilaja neden olan kontrol dışı faktörlerin varlığı devam ettikçe müsilaj oluşumu da devam edecektir" uyarısında bulundu.

'MARMARA'NIN KİRLİLİK YÜKÜ NE YAZIK Kİ AZALTILAMAMIŞTIR'

Müsilaj oluşumunun nedenleri hakkında bilgi veren Sarı, şöyle konuştu:

"23 Ekim 2024 tarihinde Erdek Körfezi’nde yeniden ortaya çıkan müsilaj, 6 Kasım’da Marmara Adaları çevresi ile Tekirdağ kıyılarına, 13 Kasım’da İstanbul Prens Adaları’na, 5 Aralık’ta ise İzmit Körfezi’ne ulaşarak yaklaşık 7 hafta içinde bütün Marmara Denizi’ne yayıldı. Hatta 19 Aralık’ta Çanakkale Boğazı çıkışında Kumkale açıklarında, yani Kuzey Ege kıyılarında yoğun müsilaj görüntülendi. Yer yer yüzeye çıksa da mevcut şartlarda 3-25 metre derinliklerde örümcek ağı gibi denizi saran müsilajın suların ısınmasıyla birlikte ilkbahardan itibaren yüzeye çıkma ihtimali oldukça yüksek. Deniz dibine çökmeye başlayan müsilaj, pinalar, deniz çayırları, süngerler ve mercanlar gibi canlı gruplarını tehdit etmeye başladığı gibi balıkçıların attıkları ağı çekemez hale gelmesine neden olmaya başlamıştır. Marmara Denizi, etrafında yerleşik yaklaşık 25 milyon nüfusun, ülkenin yarısına hizmet sunmak üzere kümelenmiş yoğun sanayinin, iki yüzden fazla akarsu tarafından taşınan yayılı kaynaklardan ulaşan kirleticilerin kıskacında. Marmara Denizi’nde üstte Karadeniz’den Akdeniz’e doğru boğazlar aracılığıyla kuzey-güney yönlü üst akıntı, altta ise Akdeniz’den Karadeniz’e doğru güney-kuzey yönlü alt akıntı mevcuttur. Bu orijinal akıntı sistemi, ekosistem bilgisinden yoksun bazı bilimsel değerlendirmelere dayandırılarak yıllardır evsel, endüstriyel, tarımsal ve diğer atıkların derin deşarjla denize boca edilmesine neden olmuştur. Beklenti derin deşarjla derinlere boca edilen atıkların, Akdeniz kökenli akıntı ile uzaklaştırılması ve sonunda Karadeniz’in derin sularına iletilmesidir. Bu yanlış düşünce günümüzde de halen etkili olacak ki Ergene Nehri’nin arıtılamayan suları da tünellerle havza atlatılarak Marmara Denizi’ne boca edilmeye başlanmıştır. 2021 yılında yüksek katılımlı çalıştaylar ve bilimsel katkılarla 22 eylemden oluşan Marmara Denizi Eylem Planı (MDEP) oluşturulmuş, Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu kurulmuş, Marmara Denizi özel çevre koruma bölgesi ilan edilmiş, müsilajsız Marmara’ya ulaşmak için stratejik plan hazırlanmış olsa da Marmara’nın kirlilik yükü ne yazık ki azaltılamamıştır. Örneğin 2021 yılında yüzde 51 oranında ileri biyolojik arıtmaya tabi tutulan evsel atıklar, 2024 yılında ancak yüzde 0,7 ilerleme ile yüzde 51,7 oranında arıtılabilmektedir."

MÜSİLAJA KARŞI ÖNLEMLER ALMAK HEPİMİZİN GÖREVİDİR'

Bilim Kurulunun 25 Aralık'ta tekrar toplandığını hatırlatan Mustafa Sarı, müsilajdan etkilenecek sektörler için acilen bir sigorta sisteminin geliştirilmesinin önemine değindi. Sarı, "Mevcut durum değerlendirilmiş ve alınması gereken tedbirler bilim insanları tarafından tekrar vurgulanmıştır. Yani bilim rehberliğini yapmış, söyleyeceğini söylemiştir. Artık iş, uygulayıcılardadır. Merkezi yönetimden yerel yönetimlere, özel sektörden sivil toplum kuruluşlarına, bireysel olarak her bir vatandaşa kadar müsilaja karşı birlikte önlem almak hepimizin sorumluluğu ve görevidir. İş birliği yapılmadığı sürece bu felaketten kurtulma şansımız yoktur. Marmara Denizi’nin kirlilik yükünü azaltmak için acilen sanayi kuruluşlarının atık deşarjı akarsuların debisine göre yeniden düzenlenmeli, akarsuların zehir kanalına dönüşmesine neden olan sanayi atıkları denetimle engellenmeli, çalışmayan atık arıtma tesisleri çalışır hale getirilmeli, denize çamur dökülmesi önlenmeli, ulusal düzeyde vatandaşların denize yardım etmesini sağlayacak kampanyalar başlatılmalı, Marmara Denizi balıkçılığı müsilaj dikkate alınarak yeniden düzenlenmeli ve müsilajdan zarar görecek sektörler için acilen bir sigorta sistemleri geliştirilmelidir" dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim krizi insanlığın karşılaştığı en büyük tehlike</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-krizi-insanligin-karsilastigi-en-buyuk-tehlike</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-krizi-insanligin-karsilastigi-en-buyuk-tehlike</guid>
<description><![CDATA[ Ankara, Uluslararası Çevre ve İletişim Zirvesi&#039;ne ev sahipliği yaptı. Zirvede konuşan Ticaret Bakanı Bolat, iklim krizine dikkat çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/12/gfeucruwoaazj-u.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, krizi, insanlığın, karşılaştığı, büyük, tehlike</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ankara Sheraton Otel'de düzenlenen "İKAZ-İklimsel Kalkınma Zirvesi'ne Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan ve Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Reşat Memmedov katıldı.

Zirvede iklim krizi başta olmak üzere gelecekte beklenen tehlikelere dikkat çekildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük imtihanlardan biri olduğunu belirtti.
Yapılacak çalışmalarla bu durumu düzeltmek için hep birlikte çalışılması gerektiğini dile getirerek, küresel ticaretin, karbon ayak izini azaltmaya yönelik standartlar ve düzenlemelerle önemli bir dönüşüm geçirdiğini söyledi.

HEM EKONOMİ HEM ÜRETİM İÇİN FIRSAT

Bakan Bolat, bu dönüşüm ve düzenlemelerin hem ekonomi hem de üretim süreçleri için büyük bir fırsat olduğunu ifade ederek şunları söyledi:  "Bu sürecin, aynı zamanda ekonomimizin rekabetçiliğini artırarak ihracatımızın sürdürülebilir büyümesine de katkı sağlayacağını öngörüyoruz. Bunların yanında karbon nötr bir ekonomik yapıya geçiş için öncü teknolojilere yatırımlar yapıyoruz. Elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji sistemleri ve batarya teknolojileri gibi alanlarda atılan adımlar sadece çevresel hedeflerimize değil, aynı zamanda ülkemizin küresel rekabet gücüne de büyük katkılar sağlayacaktır. Yeşil dönüşüm sadece bir çevre politikası değil, aynı zamanda bir büyüme stratejisidir. Bugün düşük karbonlu sanayi modellerine geçiş yaparken fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltıcı, enerji arz güvenliğimizi ise artırıcı politikalar yürütüyoruz. Aynı zamanda bu dönüşümle birlikte toplumsal refah seviyemizi yükseltme ve uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirliği sağlama hedeflerimize de ulaşmayı amaçlıyoruz."

Ömer Bolat, iklim değişikliği ile mücadele konusunda uluslararası işbirliğinin önemli olduğuna da işaret etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan ise Türkiye'nin enerji dönüşümünü hızlandırarak karbonsuzlaşma politikalarını güçlendirdiğini söyledi.
2030'A KADAR 20 MİLYAR DOLARLIK ENERJİ YATIRIMI
Tancan, 2030 yılına kadar kamu ve özel sektör iş birliği ile 20 milyar dolarlık enerji verimliliği yatırımı gerçekleştireceklerini ifade ederek, bunun 2040 yılına kadar 46 milyar dolar değerinde enerji tasarrufu sağlamasını hedeflediklerini açıkladı. 
 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küresel ısınmanın tehdidi altındaki deniz kaplumbağaları için pilot uygulama</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuresel-isinmanin-tehdidi-altindaki-deniz-kaplumbagalari-icin-pilot-uygulama</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuresel-isinmanin-tehdidi-altindaki-deniz-kaplumbagalari-icin-pilot-uygulama</guid>
<description><![CDATA[ Ordu Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Onur Candan, &quot;Küresel ısınmanın deniz kaplumbağalarındaki etkisi, cinsiyet oranlarının dişi yönüne kayması şeklinde oluyor.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/12/thumbs-b-c-470c515832a0b0d9da1d4c4ca6064aca.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Küresel, ısınmanın, tehdidi, altındaki, deniz, kaplumbağaları, için, pilot, uygulama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Küresel ısınma tehdidiyle karşı karşıya olan caretta carettaların neslinin devamını sağlamak amacıyla başlatılan pilot uygulamalardan biri olan "kuluçkaların ikiye bölünmesi" işlemiyle popülasyondaki cinsiyet oranlarının dengelenmesi hedefleniyor.

Nesli tükenme tehlikesi bulunan canlılardan caretta carettaların mayıs ve haziranda başlayan yumurtlama döneminin ardından yumurtalardan çıkan yavrular suyla buluşuyor.

Küresel ısınma yavruların cinsiyetlerinin belirlenmesinde etkili oluyor. Cinsiyetleri yuva sıcaklığına göre belli olan deniz kaplumbağası yavruları, yüksek sıcaklıkta dişi, düşük sıcaklıkta ise erkek olarak yumurtadan çıkıyor.

Ordu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Onur Candan, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın deniz kaplumbağalarına etkilerine ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Prof. Dr. Candan, küresel ısınmanın yaban hayatına çok ciddi etki etmeye başladığını vurgulayarak, bu durumun ilerlemesiyle deniz kaplumbağası popülasyonundaki erkek sayısının azalacağını söyledi.

"Önlenemez şekilde çöküşe doğru gidecektir"

Candan, şöyle devam etti:

"Son yıllarda yuva sayılarındaki artışın sebeplerinden biri de küresel ısınmanın etkilerini görmeye başlamamızla ilgili. Bu artış ileride çok daha fazla olacak. Fakat bunun sonunda da popülasyonun cinsiyet bazlı yapısında ciddi bozulma meydana gelecek. Popülasyonun normal şartlarda bire bir oranda dişi-erkeğe sahip olması gerekir. Küresel ısınmanın deniz kaplumbağalarındaki etkisi, cinsiyet oranlarının dişi yönüne kayması şeklinde oluyor. Bu oranın özellikle yavrularda çok ciddi saptığını görüyoruz. Dişi sayısının artışı ergin popülasyonuna yansırsa deniz kaplumbağaları popülasyonu önlenemez şekilde çöküşe gidecektir."

"Önlem amaçlı pilot uygulamalar başladı"

Candan, popülasyondaki dişi sayısı ciddi boyutlara ulaştığında, örneğin 100 kaplumbağadan 90'ının dişi olması durumunda bunun popülasyonda öncelikle gen akışında aksamalara neden olacağına dikkati çekti.

Bu durumda çeşitliliğin azalacağına işaret eden Candan, "Çünkü erkek sayısı çok kısıtlı ve eğer erkek bireylerde meydana gelebilecek ölümler artarsa, o zaman çiftleşecek erkek kaplumbağa bulamayacaklar. Bu durumda da yavru üretimi gerçekleşmeyecek. Dünya çapında önlem amaçlı deneme çalışmaları başladı. Örneğin yuvaların soğutulmasına ilişkin pilot uygulamalar yapılıyor. Türkiye'de, kuluçkaların ikiye bölünmesi gibi gerçekleştirdiğimiz çalışmalar var. Çünkü yuva içerisindeki yumurtalar gelişirken de kendi içlerinde sıcaklık üretiyorlar. Buna 'metabolik ısınma' deniyor, mesela 1,5 dereceyi bulabiliyor. Yuvayı ikiye ayırdığınızda, içindeki 100 yumurtayı 50-50 böldüğünüzde buradaki sıcaklığı bir nebze olsun azaltma şansınız oluyor." diye konuştu.

"Deniz kaplumbağalarının Edirne'de yuvalaması küresel ısınmanın etkisi"

Alınan önlemlerin geçici olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Candan, sıcak yuvalardan çıkan yavruların daha hızlı geliştiğini ve yuvadan daha erken çıktığını söyledi.

Bu durumda kaplumbağaların boyunun çok küçük kaldığına dikkati çeken Candan, şunları kaydetti:

"Küçük boyutlu yavruların yüzme performansından sürünme performansına kadar her şeyi etkileniyor. Daha kolay av olabiliyorlar. Yayılış alanları değişmeye başlıyor. Deniz kaplumbağalarında böyle bir çalışma yaptık. Batıya doğru yeşil kaplumbağaların bir dağılıma başladığını gördük. Edirne'de deniz kaplumbağası yuvası görülmüş olması küresel ısınmanın sonucu. Çünkü hayvan yuvalamaya çıkacağı zaman örneğin Adana Yumurtalık kumsalına gelirken 'Vakit geldi hadi bir Yumurtalık'a gideyim.' demiyor. Bunu suyun sıcaklığıyla belirliyor. Enez'de tespit edilen yuvalar bu şekilde, zaten kuzeye doğru bir kayış vardı. Bunlar daha da artacak gibi görünüyor."

"Kıyamet doğa ve hayvanlar üzerinde başladı"

Küresel ısınmanın diğer yaban hayatına da olumsuz etkisi olduğunu anlatan Candan, bazı türlerin orman yangınları sonucu yok olmanın eşiğine geldiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüyle yaptığımız bir çalışma var. Ülkedeki orman yangınlarından sonra özel çevre koruma alanlarında sürüngen ve kurbağa türleriyle ilgili kullanım alanlarını tespit etme çalışması yaptık. Dalyan ve Fethiye bölgesinde bulunan kırmızı semender çok dar bir alan kullanıyor. Küresel ısınmayla orman yangınlarının da arttığını biliyoruz. Burada yangınlar sonucu kırmızı semender yok olduğunda dünyada başka bir yerde bu hayvan yok, tür tamamen dünya üzerinden kalkıyor. Yine küresel ısınmayla istilacı dediğimiz türlerin yayılış alanları artıyor. Bilim kurgu filmlerinde olur ya, şu an yaşadığımız o. Gerçekten cehennemin kapıları açıldı ve kıyamet doğa ve hayvanlar üzerinde başladı, dönüp dolaşıp bizi bulacak."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TÜBA’dan kaynakları koruma çağrısı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tubadan-kaynaklari-koruma-cagrisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tubadan-kaynaklari-koruma-cagrisi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) gıda ve su israfına karşı bilimsel farkındalığı artırmak, bu konuda araştırmaları teşvik etmek ve çözüm önerileri sunmak üzere TÜBA-Gıda ve Beslenme Çalışma Grubu Yürütücüsü Prof. Dr. Kazim Şahin ile Prof. Dr. İrfan Erol editörlüğünde hazırlanan “Gıda, Su Kaybı ve İsrafı” adlı eseri paylaştı. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/12/pexels-photo-29673591.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TÜBA’dan, kaynakları, koruma, çağrısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[TÜBA- Gıda ve Beslenme Çalışma Grubu son yıllarda hızla artan nüfus, düzensiz kentleşme, kontrolsüz sanayileşme ve iklim değişikliğinin küresel dinamikler, dünyada yaşanan büyük değişim ve sonuçlarını düzenlediği sempozyumda tartışmıştı. Alan uzmanları akademisyenler ve araştırmacıların katıldığı sempozyumdaki çalışmalar TÜBA tarafından eser haline dönüştürüldü. Eserle gıda ve su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda yol haritası ortaya konuldu. Gıda ve su israfının boyutlarını ortaya koyan eser, israfın azaltılması için yenilikçi ve sürdürülebilir stratejiler geliştirilmesi, toplumun tüm kesimlerinde farkındalık yaratılması ve bireyden topluma, yerelden küresele her paydaşın sorumluluğunu yerine getirmesi için bir rehber niteliği taşıyor. 

Dünyada üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri israf ediliyor

Akademi’nin Türkiye’nin bilimsel bilgi birikimine katkıda bulunma yanında küresel sorunlara çözümler sunan çalışmalara öncülük etme misyonunu yerine getirdiğinin altını çizen TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, yaşanan küresel değişimin en önemli sonuçlarından birinin, gıda ve su kaynaklarının verimli ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi konusunda karşılaşılan zorluklar olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Şeker: “Gıda ve su kaynaklarının daha verimli kullanıldığı, israfın minimuma indirildiği bir gelecek inşa etmek için hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Bugün geldiğimiz noktada dünya genelinde gıda ve su kaynaklarına erişim ve bu kaynakların dağılımı önemli bir sorun. Sadece ülkelerin ekonomik ve sosyal politikalarının değil, aynı zamanda küresel sürdürülebilirlik hedeflerinin de üzerinde tartışılmasına ihtiyaç var. Kaynakların sınırlı olmasından ziyade dağıtımın adaletli olmaması küresel düzeyde sorunları derinleştiriyor. Ne yazık ki, dünyada üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri israf edilmekte ya da kaybolmaktadır. Aynı şekilde, su kaynakları üzerindeki aşırı baskı ve dengesiz kullanım, bu hayati doğal kaynağın gelecekte ciddi bir krize dönüşebileceğini gösteriyor. Küresel ölçekte ekolojik, ekonomik ve sosyal sorunlara neden oluyor. Temiz suya erişimi olmayan milyonlar düşünüldüğünde insanoğlu için bu israfın önlenmesi gelecek nesillere karşı sorumluluk açısından da bir mecburiyet.” dedi. Eserin akademik dünyada, kamu politikalarında ve toplumsal farkındalık alanında önemli bir boşluğu dolduracağını belirten Şeker, eserin gıda ve su israfıyla mücadelede topluma ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlayacağına olan inancının tam olduğunu söyledi.



İsrafı önlemek için bireysel, toplumsal ve kurumsal stratejiler geliştirilmeli

TÜBA Asli Üyesi Prof. Dr. Kazim Şahin ise gıda ve su kaybı ile israfını önleme eyleminin bireysel, toplumsal ve kurumsal düzeylerde çeşitli stratejiler içerdiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Uysal “Bireysel düzeyde, ihtiyaçlar doğrultusunda alışveriş yaparak gereksiz gıda alımının önüne geçmek, gıdaların doğru şekilde saklanmasıyla bozulmalarını ve israfını önlemek, artan yemekleri yaratıcı tariflerle değerlendirmek veya dondurarak daha sonra kullanmak, ayrıca diş fırçalarken, bulaşık yıkarken veya banyo yaparken suyu kapatarak su tüketimini azaltmak önemlidir. Gıda ve su israfının zararları konusunda toplumu bilinçlendiren kampanyalar düzenlemek, okullarda ve toplum merkezlerinde bu konularda eğitim programları oluşturmak, ihtiyaç sahiplerine destek olmak amacıyla gıda bankalarının kurulmasını teşvik etmek gereklidir. Kurumsal ve politik düzeyde, gıda israfını önlemeye yönelik yasaların çıkarılması ve uygulanması, akıllı tarım uygulamaları ve su tasarrufu sağlayan sulama tekniklerinin kullanılması, tedarik zincirinde meydana gelen kayıpları azaltmak için lojistik süreçlerin iyileştirilmesi ve gıdaların taşınma ve depolanma koşullarının optimize edilmesi gerekmektedir. Teknolojik ve yenilikçi çözümler olarak, dronlar, sensörler ve yapay zekâ destekli sistemler kullanarak tarımda verimliliği artırmak ve su kullanımını optimize etmek, gıda atıklarının biyogaz üretimi veya organik gübre yapımı gibi yöntemlerle geri dönüştürülmesi, gıdaların daha uzun sure taze kalmasını sağlayan yenilikçi ambalajlama çözümlerinin geliştirilmesi ve kullanılması teşvik edilmeli.” dedi. Prof. Dr. Uysal işletmelerin gıda ve su israfını izleme, raporlama ve azaltma hedefleri belirlemeleri gerektiğini, tedarik zincirindeki tüm paydaşların iş birliği yaparak israfı önleme konusunda ortak projeler geliştirmelerine ihtiyaç olduğunu söyledi. ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürdürülebilir gelecek masaya yatırılacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/surdurulebilir-gelecek-masaya-yatirilacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/surdurulebilir-gelecek-masaya-yatirilacak</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Sürdürülebilir Kalkınma ve Finans Çalışma Grubu sürdürülebilirliğin dünyada giderek artan önemi ile ekonomi ve finans dünyasına yadsınamaz etkisinin derinliklerine inmek ve küresel ölçekteki zorluklarını masaya yatıracak. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/11/i-m-g-20210304-w-a0004.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sürdürülebilir, gelecek, masaya, yatırılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[“Sürdürülebilir Ekonomi ve Finansın Geleceği: Küresel Meydan Okumalar ve Fırsatlar” başlıklı sempozyum 29 Kasım Cuma günü Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Esenboğa Külliyesi’nde gerçekleştirilecek.

Sürdürülebilir ekonomik ve finansal politikaların geliştirilmesine yönelik stratejik yaklaşımlar ve küresel meydan okumaların üstesinden gelmek için yenilikçi çözümler öneren sempozyum programı; akademisyenler, politika yapıcılar, iş dünyası liderleri ve sivil toplum kuruluşları arasında etkileşimi teşvik ederek, sürdürülebilir bir gelecek için ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor.

20’den fazla konuşmacı yer alacak

Sürdürülebilir ekonomik büyüme ve finansal istikrarın sağlanmasında karşılaşılan zorlukların ele alınacağı sempozyum, tüm zorlukların üstesinden gelmek için çeşitli disiplinlerden gelen uzmanların görüşlerini bir araya gelecek. 10’dan fazla kurum ve üniversiteden 20’den fazla konuşmacının katılacağı sempozyum, sürdürülebilirlik konusunda farkındalığı artırmak, politika yapıcıları bilgilendirmek ve toplumun bu önemli konuya dair bilincini güçlendirmek için bir platform sunacak.

“Geleceğin sürdürülebilir finans ve ekonomi politikalarına dair yeni ufuklar”

İklim değişikliği, sosyal adalet, ekonomik eşitsizlikler, borçlanma kavramı, dijital dönüşüm ve çevresel sürdürülebilirlik gibi konuların dünya gündemini belirlediğini ifade eden TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, sempozyumun geleceğe yönelik stratejik çözümler üretmek için benzersiz bir fırsat olduğunu söyledi. Sürdürülebilir ekonomik büyüme ve finansal istikrar konularında yenilikçi ve stratejik yaklaşımların geliştirilmesinin, ancak disiplinler arası bir iş birliği ile mümkün olacağını dile getiren Şeker, sempozyumda sunulacak çalışmalar ve paylaşımların, Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen uzmanların bilgi ve deneyimleriyle harmanlanacağını, geleceğin sürdürülebilir finans ve ekonomi politikalarına dair yeni ufuklar açacağını belirtti. Prof. Dr. Şeker şöyle devam etti:

“TÜBA olarak, sürdürülebilir bir geleceğe yönelik atılacak adımlarda bilimin yol gösterici rolüne inanıyoruz. Bu tür etkinliklerin, toplumun farklı kesimlerini bir araya getirerek ortak bir vizyon oluşturma ve kalıcı çözümler üretme konusunda önemli katkılar sağladığına şüphe yoktur. Bu bağlamda, sempozyumumuzun tüm katılımcılara ilham verici, bilgi dolu ve yeni iş birliklerine kapı açıcı bir ortam sunacak.” 

TÜBA Sürdürülebilir Kalkınma ve Finans Çalışma Grubu Yürütücüsü Prof. Dr. Mehmet Bulut ise ele alınacak olan ekonomik ve finansal istikrarın sürdürülebilirliği, yeşil ekonomi stratejileri, dijital dönüşüm ve finansal inovasyon gibi küresel ve yerel öncelikler olacağını bildirdi ve sempozyumun yalnızca bilgi paylaşımı için değil, aynı zamanda yeni iş birliklerinin ve projelerin başlangıcı için de ilham verici bir ortam hazırladığının altını çizdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı yaşam için sağlıklı topraklara ihtiyacımız var</title>
<link>https://trafikdernegi.com/saglikli-yasam-icin-saglikli-topraklara-ihtiyacimiz-var</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/saglikli-yasam-icin-saglikli-topraklara-ihtiyacimiz-var</guid>
<description><![CDATA[ TEMA Vakfı, bu yıl 11-17 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Erozyonla Mücadele Haftası&#039;nı &quot;Sağlıklı Toprak, Sağlıklı Yaşam&quot; sloganıyla karşılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/11/ekran-resmi-2024-11-08-104110.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, yaşam, için, sağlıklı, topraklara, ihtiyacımız, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, "Toprak, gezegenimizin yaşam kaynağı. Aldığımız her nefeste, tükettiğimiz gıdada ve içtiğimiz her yudum suda toprak var. Ancak erozyon, iklim krizi ve sürdürülebilir olmayan tarım uygulamaları nedeniyle topraklarımız büyük tehdit altında. Her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğruyor. Topraklarımızın sağlığını korumak bir tercih değil, hepimizin sorumluluğu." diyerek toprağın önemini vurguladı. Hafta boyunca TEMA Vakfı tarafından çevrim içi seminerler, geleneksel Toprak Yürüyüşü, stant çalışmaları ve eğitim sunumları gibi çeşitli etkinlikler düzenlenecek.



HER YIL 12 MİLYON HEKTAR TARIM TOPRAĞI BOZULUMA UĞRUYOR

Tükettiğimiz gıdanın %95'inin topraktan sağlandığını ifade eden Deniz Ataç "Ne yazık ki erozyon, ormansızlaşma, yanlış arazi kullanımı, kirlilik gibi faktörler toprak sağlığını tehdit ederek verimliliğini ve yetiştirilen tarım ürünlerinin besin değerini azaltıyor. Her yıl yaklaşık 12 milyon hektar tarım toprağı bozuluma uğrayarak sağlığını, üretkenliğini kaybediyor ve bu durum hem gıda güvenliğimizi hem de insanların yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Birleşmiş Milletlerin 2023 Dünya Gıda Güvenliği Raporu'na göre, dünya genelinde 2,33 milyar insan yetersiz beslenirken, her 11 kişiden biri açlık çekiyor. Yetersiz beslenme sadece fiziksel sağlığı değil, ruhsal sağlığı da olumsuz etkiliyor." dedi.

TOPRAK BOZULUMU, GEZEGEN SAĞLIĞINI DA TEHDİT EDİYOR

Toprak bozulumu, toprağın biyolojik çeşitliliğini koruma, azot ve karbon döngüsü, su döngüsü ve iklim düzenleme gibi işlevlerini olumsuz etkileyerek gezegenin sağlığını da tehdit ediyor. Toprak sağlığını tehdit eden en büyük unsurların başında erozyon olduğunu vurgulayan Deniz Ataç, "Erozyon, toprağın en üretken ve bitki besin elementleri bakımından en zengin kısmı olan üst toprağı yok ediyor. Her yıl, tarım arazilerinin verimliliği için büyük öneme sahip azotta 23-42 milyon ton, fosforda ise 14.6-26,4 milyon ton kayba yol açan erozyon, 2,8 milyar ton karbon dioksit (CO₂) salınımına sebep oluyor. Toprak verimsizleştikçe kimyasal gübre kullanımı artıyor. Bu durum, iklim krizinin derinleşmesine, suların kirlenmesine ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına yol açıyor." dedi.

EROZYONLA MÜCADELE İÇİN TOPRAK SAĞLIĞI KORUNMALI

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, günümüzde sağlıklı ve verimli toprağa olan ihtiyacın her geçen gün arttığının altını çizerek "Erozyon, iklim krizi ve sürdürülebilir olmayan tarım uygulamaları gibi tehditlerle karşı karşıya kalan topraklarımız, geleceğimizin teminatıdır. Her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğrarken, topraklarımızın sağlığını korumak bir tercih değil, hepimizin sorumluluğudur." dedi.

Ayrıca Ataç, erozyonla mücadele etmek ve toprağı korumak için ağaçlandırma, teraslama, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, bozulmuş arazilerde restorasyon çalışmalarının yapılması ve bilinçlendirme kampanyalarının yürütülmesi gerekliliğine dikkat çekerek "Erozyonla mücadeleyi ülke çapında bir öncelik haline getirmeliyiz.  Unutmayalım ki, sağlıklı toprak, sağlıklı bir yaşamın temelidir." ifadeleriyle sağlıklı bir gelecek için hep birlikte hareket etmenin önemini vurguladı.

ÜLKE GENELİNDE FARKINDALIK ÇALIŞMALARI GERÇEKLEŞTİRİLECEK

Kurulduğu günden bu yana Türkiye'nin dört bir yanında erozyonla mücadele, ağaçlandırma, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ile ekosistem ve arazi tahribatlarının önlenmesi için çalışmalarını sürdüren TEMA Vakfı, bu yıl Erozyonla Mücadele Haftası kapsamında özellikle çocuklar ve gençler için eğitim sunumları ve çevrim içi seminerlerle çevre farkındalığını artırmayı hedefliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’deki 5 kıyı kuşu türü tehlike altında</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyedeki-5-kiyi-kusu-turu-tehlike-altinda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyedeki-5-kiyi-kusu-turu-tehlike-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) 16 kuş türünün durumunun kötüye gittiğini açıkladı. Bunlardan 5’i Türkiye’de görülen türler. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/11/1730902152-k-z-l-kumkus-u-i-brahim-uysal.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’deki, kıyı, kuşu, türü, tehlike, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[ IUCN, 2024 Ekim ayında dünya genelinde 16 kıyı kuşu türünün tehdit kategorisini yükselterek bu türlerin neslinin iyiye gitmediğini duyurdu. Son veriler, göçmen kıyı kuşlarının popülasyonlarındaki ciddi azalmayı dolayısıyla pek çok ekosistemin de iyi durumda olmadığını ortaya koyuyor.

Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) bugün her sekiz kuş türünden birinin nesli tükenme riskiyle karşı karşıya bulunduğunu söylüyor. Ayrıca dünya çapında kuş türlerinin yüzde 60’ının azalmaya devam ettiğine dikkat çekiyor.  



Dünya Doğa Koruma Birliği’nin yapmış olduğu araştırma kapsamında Türkiye’de de 5 kıyı kuşu türünün tehlike statüsü artmış oldu. Tehlike statüsü artan kıyı kuşları ise şöyle:

Gümüş yağmurcun (Pluvialis squatarola): Yüksek bir dağılıma sahip olsa da son üç nesilde %30 oranında azalma gösteriyor ve ‘Yaygın’ (LC) kategorisinden iki kategori birden atlayarak “Hassas” (VU) olarak listeleniyor. Habitat kaybı, avlanma ve rahatsızlık gibi tehditler başlıca nedenler arasında yer alıyor.

Sürmeli kumkuşu (Limicola falcinellus): Son 13 yılda %30’un üzerinde bir azalma gösteren bu tür, Avrupa’daki üreme alanlarında habitat kaybı ve göç yollarında çeşitli tehditlerden etkileniyor ve ‘Yaygın’ (LC) kategorisinden iki kategori birden atlayarak “Hassas” (VU) olarak listeleniyor.

Taşçeviren (Arenaria interpres): 750.000 - 1.750.000 arasında bireyden oluşan bu tür, geniş yayılışı olmasına rağmen son üç nesilde %20-29 oranında azalma ile ‘’Yaygın’’ kategorisinden "Tehlike Altına Girmeye Yakın” (NT) kategorisine geçti.

Kızıl kumkuşu (Calidris ferruginea): Son üç nesilde %30-49 oranında bir düşüş yaşayan bu tür, habitat kaybı, iklim değişikliği ve avlanma gibi nedenlerden dolayı risk altında. Tür, “Tehlike Altına Girmeye Yakın” (NT) kategorisinden “Hassas” (VU) kategorisine yükseldi.

Kara karınlı kumkuşu (Calidris alpina): Geniş bir popülasyona sahip olmasına rağmen %20-29 oranında bir azalma gösterdiği için ‘Yaygın’ (LC) kategorisinden iki kategori birden atlayarak “Hassas” (VU) kategorisine geçti.

SULAK ALANLARIN KORUNMASI VE RESTORASYONUNUN ACİL YAPILMASI GEREKİYOR

Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Şafak Arslan; “IUCN, 16 kıyı kuşunun kırmızı liste kategorisi için bir güncelleme yayınladı. Açıklanan son güncellemede Türkiye’den 5 kıyı kuşu türü de yer alıyor. Listedeki tüm türlerin kırmızı liste kategorisi yükseltildi. Bu güncelleme, kıyı kuşlarının karşı karşıya olduğu tehditlerin sadece yerel değil, küresel boyutlarda ele alınması gerektiğini vurguluyor. IUCN, hükümetlerin ve ilgili kuruluşların sınır ötesi iş birliği yaparak, kıyı kuşlarının korunması için acil adımlar atması gerektiğini belirtiyor.  Listenin içerisinde yer alan türler Türkiye için kış göçmeni statüsünde bulunuyor ve kış aylarını Türkiye’deki sulak alanlarda geçiriyor. Bu bağlamda türlerin korunması için sulak alanlarımızın korunmasının ve restorasyonunun aciliyeti bir kez daha görünüyor”  dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göç ve Diaspora Vakfının Suriye&amp;apos;ye ilişkin raporları yayımlandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/goec-ve-diaspora-vakfinin-suriyeye-iliskin-raporlari-yayimlandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/goec-ve-diaspora-vakfinin-suriyeye-iliskin-raporlari-yayimlandi</guid>
<description><![CDATA[ Göç ve Diaspora Vakfınca hazırlanan &quot;Türkiye&#039;den Suriye&#039;ye Geleceğin İnşası: Eğitim Raporu&quot; ile &quot;Suriye Saha Gözlem Raporu&quot; kamuoyuna açıklandı. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/thumbs-b-c-2baa234157ef916bc93ed20c27baac07.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Göç, Diaspora, Vakfının, Suriyeye, ilişkin, raporları, yayımlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Vakfın eğitim raporunda, 2024'ten itibaren Türkiye'deki Suriyelilerin eğitim alma oranında artış görülmekle beraber dil bariyeri ve entegrasyon konusundaki sorunların devam ettiği belirtildi.

Genç yaş gruplarında eğitime katılımın yetişkinlere göre daha yüksek olduğu, ülkelerine dönen veya dönmeyi planlayanlar için güvenli, gönüllü ve onurlu dönüş süreçlerinin uluslararası işbirliğiyle desteklenmesi gerektiği kaydedilen raporda, savaş sonrası tahribata uğrayan eğitim altyapısının yeniden kurulması ve eğitim sürecinin sürekliliğinin sağlanmasının önemi aktarıldı.

Suriye'de uzun süreli kesintinin ardından eğitimin devam edebilmesi için yeni programların oluşturulması gerektiğine dikkat çekilen raporda, şunlar ifade edildi:

"Öğretmenlerin yeniden eğitilmesi ve okulların fiziki yapılarının onarılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra Türkiye'de eğitim almış ve farklı bir müfredata adapte olmuş Suriyeli öğrencilerin, kendi ülkelerindeki eğitim sistemine uyum sağlamaları için özel destekleyici programların devreye girmesi zorunlu hale gelecektir. Türkiye'de kalmaya devam eden Suriyeliler açısından ise eğitim, hem bireysel gelişim hem de toplumsal uyum için belirleyici bir faktör olacaktır. Hem Suriye'de yeniden inşa sürecine katkı sağlayabilecek nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi hem de Türkiye'de sosyal ve ekonomik hayata etkin katılımı sağlamak için mesleki ve teknik eğitimlerin teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu noktada, uluslararası kuruluşlarla işbirliği yaparak düzenlenecek eğitim projeleri, her iki tarafın da entegrasyon sürecini daha verimli hale getirebilir."

Söz konusu raporda, Suriye'de ikinci yabancı dil olarak önce İngilizce ve Fransızca, 2014 yılında ise Rusçanın eğitim müfredatına dahil edildiği belirtilerek, son yıllarda yaşanan bölgesel ve küresel gelişmeler ışığında Türkçenin Suriye'de ikinci yabancı dil olarak öğretilmesinin anlamlı olacağı bildirildi.

Suriyelilerin Türkiye'deki eğitim süreçlerinde kazandıkları bilgileri kendi ülkelerinde de devam ettirebilmeleri ve uyum sorunları yaşamamaları için ortak bir müfredatın geliştirilebileceği raporda aktarıldı.

 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en kirli şehri belli oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-kirli-sehri-belli-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-kirli-sehri-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Vietnam&#039;ın başkenti Hanoi dünyanın en kirli şehri seçildi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/d-u-n-y-a-n-i-n-e-n-k-i-r-l-i-s-e-h-r-i-b-e-l-l-i-o-l-d-u-500119-148024.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, kirli, şehri, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Hükümet yetkilileri, son haftalarda Hanoi’de yoğun bir sis olduğuna dikkat çekerek, sorunu hafifletmek için elektrikli araç kullanımını teşvik edeceğini açıkladı.

Bağımsız küresel hava kirliliği bilgileri sağlayan AirVisual'a göre, PM2.5 olarak bilinen tehlikeli küçük partikül seviyesinin sabahın erken saatlerde Hanoi'de metreküp başına 266 mikrogram olarak ölçüldü ve bu seviye en kirli şehirler listesindeki en yüksek değer oldu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Orman teşkilatı geçen yıl yaklaşık 500 milyon fidanı toprakla buluşturdu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/orman-teskilati-gecen-yil-yaklasik-500-milyon-fidani-toprakla-bulusturdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/orman-teskilati-gecen-yil-yaklasik-500-milyon-fidani-toprakla-bulusturdu</guid>
<description><![CDATA[ Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, 2024 yılında 96 bin hektarda ağaçlandırma çalışmaları yaptıklarını belirterek, &quot;Yaklaşık 500 milyon fidanı toprakla buluşturduk ve ülkemizin yeşiline yeşil katmış olduk.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/thumbs-b-c-01a5f19ad8b9ed76e02709fd8f1ef7c9.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Orman, teşkilatı, geçen, yıl, yaklaşık, 500, milyon, fidanı, toprakla, buluşturdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Karacabey, AA muhabirine, Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) geçen yıl yaptığı ağaçlandırma çalışmaları başta olmak üzere orman yangınlarıyla mücadele faaliyetleri ve 2025 yılı hedeflerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Ormanların güçlendirilmesi için 2024'te ağaçlandırma çalışmalarına devam ettiklerini aktaran Karacabey, "Toplamda 96 bin hektar alanda çalışma yaparak yaklaşık 500 milyon fidanı toprakla buluşturduk ve ülkemizin yeşiline yeşil katmış olduk. Bu sayede de özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı olan 7 milyar fidan hedefini gerçekleştirip, son 20 yılda diktiğimiz fidan sayısını 7,5 milyara ulaştırmış olduk." diye konuştu.

Karacabey, bu çalışmalar sayesinde sadece orman varlığını artırmakla kalmadıklarını, ülke topraklarının erozyonla kaybolmasının da önüne geçtiklerini vurguladı.

Geçmiş yıllarda 500 milyon ton olan yılda kaybolan toprak miktarını 113 milyon tona düşürdüklerini, hedeflerinin bunu daha da aşağıya çekmek olduğunu belirten Karacabey, ağaçlandırma çalışmalarının yanı sıra ormanların bakımını da yaptıklarını anlattı.

Karacabey, bu sayede elde ettikleri ürünleri ülke ekonomisine kazandırdıklarına işaret ederek, "2017 yılında yaklaşık 800 milyon dolar olan ağaç orman ürünleri ithalatından kaynaklı açığı kapatıp, 2024 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 1 milyar dolar cari fazla elde edilmesini sağladık." dedi.

Orman köylülerine destek bütçesi arttı

Orman köylülerinin kalkındırılmasının da asli görevlerinden biri olduğuna değinen Karacabey, Orman ve Köy İlişkileri (ORKÖY) Dairesi Başkanlığı sayesinde 2024'te 10 bin 500 aileye 2 milyar lira tutarında yüzde 20'si hibe, yüzde 80'i faizsiz kredi olmak üzere kaynak aktardıkları bilgisini verdi.

Karacabey, orman köylerinde yaşayan vatandaşların bir taraftan hayat şartlarını iyileştirirken, diğer taraftan ek gelir elde etmelerini sağladıklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Bu çerçevede yürüttüğümüz en önemli faaliyetlerden biri, köylerimizdeki vatandaşlarımızın evlerinin elektrik ihtiyacını çatılarına kurduğumuz güneş enerjisi panelleriyle sağlamak oldu. Bu sayede onların hem giderlerinin azalmasını sağlarken, aynı zamanda da konforlu ortam sağlamış olduk. 2025 yılında da inşallah ORKÖY bütçesini 2,5 milyar liraya çıkarıyoruz."

"Yapılan her işlem kayıt altına giriyor"

Ormanların korunmasına ilişkin yeni uygulamaları devreye aldıkları bir yılı geride bıraktıklarını vurgulayan Karacabey, şöyle konuştu:

"Kısaca 'ETB' diye ifade ettiğimiz Elektronik Taşıma Belgesi Sistemi'ne geçtik. Birleşmiş Milletlerin (BM) ormansızlaşmayla ilgili tüzüğü yayımlandı ve bu tüzüğe göre orman ürünlerinin ilk üretildiği yerden son tüketiciye ulaşıncaya kadarki seyrinin takip altına alınması, kontrol altına alınması hükmü getiriliyor. Biz de bunu sağlayabilmek maksadıyla yaşlandığı için veya bakım gereği ya da hastalandığından dolayı ormandan çıkarılması gereken ağaçları barkodla bulunduğu yerden itibaren kayıt altına alıyoruz. Ondan sonraki yolculuğunu da yine barkodla birlikte ETB ile izlemeye almış oluyoruz. Böylece yapılan her işlem kayıt altına girmiş oluyor. Böylece ormansızlaşmayla ilgili herhangi bir açık da kalmamış oluyor."

Karacabey, Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadelesinin birçok ülke tarafından hayranlıkla izlendiğine dikkati çekerek, bu kapsamda dünyada bugün kullanılan teknolojinin en yenisini kullandıklarını ifade etti.

ABD'den sonra ormanları gözetlemede ve yangınların yönetiminde İnsansız Hava Aracı (İHA) kullanan ikinci ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Karacabey, "Bu konuda Avrupa'da ilk ülkeyiz. Aynı zamanda dünyada sadece 5 ülkede bulunan ve Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Otağ' ismini verdiği ormanların gözetilmesi ve yangınların yönetilmesinde de kullandığımız, sadece 10 dakika içinde bize tamamen en ayrıntılı şekilde harita üretebilecek teknolojiyle donatılmış uçağımız bulunuyor." dedi.

Karacabey, 2024'te orman yangınlarının seyri ve alevlerle mücadelede yapay zekayı da kullanmaya başladıklarını anımsatarak, bu kapsamda başarılı bir yılı tamamladıklarını söyledi.

"Mücadeleyi tüm kesimlere yaygınlaştıracağız"

Geçmiş yıllarda yaşanan büyük orman yangınlarıyla mücadeledeki tecrübelerden yola çıkarak hava gücünü artırdıkları bilgisini paylaşan Karacabey, şu değerlendirmede bulundu:

"2002'de 73 ton olan bir seferde su atma kapasitesini 400 tonun üstüne çıkardık. Aynı zamanda yer ekiplerimizin sayısını da yüzlü rakamlardan bugün 1600-1700'lere ulaştırdık. Sadece arazöz sayısını 25 bine çıkardık. Bugüne kadar elde edilmiş olan bu başarıları, bundan sonra elde edilecek başarıların garantisi olarak görmüyoruz. 'Bugüne kadar yapabildiysek bundan sonra da yapabiliriz.' düşüncesi bizi rehavete asla düşürmemeli. Bu yılki stratejimiz Sayın Bakanımızın da özellikle her seferinde vurguladığı gibi orman yangınlarıyla mücadelede asıl başarı, yangının çıkmamasını sağlayabilmektir."

Karacabey, orman yangınlarının önlenmesi konusunda daha çok gayret etmeleri gerektiğine dikkati çekerek, "Mücadelemizi, Milli Eğitim Bakanlığımız ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın yakın zamanda imzalayacakları protokolle ilkokul, ortaokul ve liseden başlamak üzere öğrencilerimizi de bu işin içine katarak, onlar vasıtasıyla ailelerine ulaşarak toplumun tüm kesimine yaygınlaştırmayı düşünüyoruz." şeklinde konuştu.

"Yanan ormanlarımızın tamamı, istisnasız tekrar ormanlaştırılıyor"

Yangınların çıkış sebebinden yüzde 88'inin insan kaynaklı olduğunu vurgulayan Karacabey, bu konuda toplum olarak daha duyarlı olunması halinde bunun önüne geçileceğini bildirdi.

Karacabey, yaşı ve sağlığı müsait bütün vatandaşları orman yangını gönüllüsü olmaya davet ederek, "O eğitimi alsınlar ve bir yangın olduğunda da ihtiyaç duyduğumuzda bizimle birlikte çalışsınlar, yardımcı olsunlar." ifadesini kullandı.

Yanan orman alanlarının imara ve turizme açıldığı veya başka maksatlarla kullanıldığı yönünde aslı olmayan haberlerin yayıldığına dikkati çeken Karacabey, şunları kaydetti:

"Cumhuriyet tarihinde yangına maruz kalmış alanlardan ormanlaştırmanın dışında başka maksatla kullanılan bir karış yer bulunmuyor. Yani yanan ormanlarımızın tamamı, istisnasız tekrar ormanlaştırılıyor. Basında zaman zaman paylaşılan birtakım fotoğraflar oluyor, 'Yanmadan önce ormandı, sonrasında otel yapıldı.' diye. Bu yerler ya çok öncesinden kanun çerçevesinde izin verilmiş yer ya da orman olmayan mülkiyeti vatandaşa ait olan yerler olabiliyor. 2021'de büyük yangından etkilenen alanlarımızın tamamı şu an itibarıyla ormanlaştırılmış durumda. İkinci olarak da bu yangınlar sırasında bugüne kadar maalesef 142 arkadaşımız şehit oldu. İnşallah bir daha böyle acılar yaşamayalım. Bunun için de hepimize düşen görev daha dikkatli olmak. Bu konuda gayret edersek olumlu, daha güzel sonuçlar alacağımıza inanıyoruz."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Türkeş: Türkiye, yeniden kurak döneme girecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/prof-dr-turkes-turkiye-yeniden-kurak-doeneme-girecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/prof-dr-turkes-turkiye-yeniden-kurak-doeneme-girecek</guid>
<description><![CDATA[ Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, &quot;Yağışlara sevindik fakat Türkiye önümüzdeki 10 gün, ilk birkaç gün Batı Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz kıyıları dışında Sibirya yüksek basıncının etkisinde kalacak. Kuvvetli yüksek basınç koşulları nedeniyle de ilk birkaç gün Türkiye&#039;nin yaklaşık batı yarısında beklenen yağışlar dışında, genel olarak yeniden kurak bir döneme gireceğiz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/p-r-o-f-d-r-t-u-r-k-e-s-t-u-r-k-i-y-e-y-e-n-i-d-e-n-k-u-r-a-k-500508-148151.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Türkeş:, Türkiye, yeniden, kurak, döneme, girecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, küresel iklim değişikliğinin hava sıcaklıkları ve yüzey suyu sıcaklıklarındaki dengenin değişmesine neden olduğunu belirtti. Türkiye'nin birçok bölgesinde ve İzmir'de yağışların geç başladığını dile getiren Prof. Dr. Murat Türkeş, "Ekim ve kasım dönemindeki yağışlarla İzmir'de kuraklığın etkisi azaldı ama uzun süreli kuraklığın etkisi devam ediyor. Bunu özellikle barajların, göletlerin, akarsuların, derelerin su seviyelerinin düşük olmasından, toprak neminin azalmasından, bitki örtüsü ve tarımsal ürünlerin durumundan anlıyoruz" dedi.

'NORMALLERİNE GÖRE DAHA SICAK OLACAK'

Türkiye'nin kısa bir sürede yeni yıldan hemen öncesinden başlayarak yağışlı hava sistemlerinden yüksek basınç koşullarına geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Türkeş, "Yağışlara sevindik fakat Türkiye önümüzdeki 10 gün, ilk birkaç gün Batı Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz kıyıları dışında Sibirya yüksek basıncının etkisinde kalacak. Kuvvetli yüksek basınç koşulları nedeniyle de ilk birkaç gün Türkiye'nin yaklaşık batı yarısında beklenen yağışlar dışında, genel olarak yeniden kurak bir döneme gireceğiz. Hava sıcaklıklarının en az 10 gün Kuzeydoğu Anadolu dışında, Türkiye'nin hemen hemen tamamında normallerine göre daha sıcak olması bekleniyor" diye konuştu.

'DENİZ YÜZEY SICAKLIKLARI HAVA SOĞUĞUNDA BİRDEN DÜŞMÜYOR'

Türkiye'nin büyük bir bölümünde sonbaharın normalden daha sıcak ve kurak geçtiğini hatırlatan Türkeş, hava sıcaklıklarındaki artışın deniz yüzey suyu sıcaklıklarına da yansıdığını söyleyerek, "Karadeniz ve Marmara kıyılarında deniz yüzey sıcaklıklarının sonbahar ortalaması 20-23 santigrat derece, Ege kıyılarında 22-24 santigrat derece, Akdeniz'de 24-27 santigrat derece. Ancak bu sonbaharda deniz yüzey sıcaklıkları, Akdeniz havzasında ve Türkiye kıyılarında normallerinden 1-2 santigrat derece daha sıcaktı. Orta ve Doğu Karadeniz'de ise normallerinden 2-3 santigrat derece daha sıcak gerçekleşti. Türkiye kıyılarında deniz yüzey sıcaklıklarındaki normallerinden daha sıcak olma durumu ocak ayında da sürecek gibi gözüküyor. Çünkü deniz yüzey sıcaklıkları hava soğuduğunda birden düşmüyor. Ocak ayında da Türkiye kıyılarında normallerinden 1-3 santigrat derece daha yüksek deniz yüzey sıcaklıkları ile karşı karşıya kalacağımızı söyleyebilirim" dedi.

'EKOSİSTEMİ OLUMSUZ ETKİLİYOR'

Deniz yüzey sıcaklıklarının normalinden daha sıcak olması ve bu durumun uzun sürmesinin denizlerdeki ekosistemleri ve biyoçeşitliliği olumsuz etkilediğine dikkati çeken Prof. Dr. Türkeş, "Türkiye'nin denizlerinin normalden daha sıcak olması, istilacı yabancı türlerin Akdeniz, Ege, Marmara'daki artışını açıklamış oluyor. Geçmişte yaşadığımız yoğun müsilajın nedenlerinden biri kirlilik ancak o dönemde de deniz suyunun normallerinden çok sıcak olduğu bir döneme karşılık geldiğini gördük. Kirlilik ve deniz suyunun normallerinden daha sıcak olması, denizde ekosistem sorunlarına yol açabiliyor" diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beylikdüzü&amp;apos;nde dere yolundan akan su denizi kirletiyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/beylikduzunde-dere-yolundan-akan-su-denizi-kirletiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/beylikduzunde-dere-yolundan-akan-su-denizi-kirletiyor</guid>
<description><![CDATA[ Beylikdüzü&#039;nün Gürpınar sahilinde dereden denize akan kirli su çevreye zarar veriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/thumbs-b-c-1aa28599f7cc0a0d7b9821d5caafce5a.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beylikdüzünde, dere, yolundan, akan, denizi, kirletiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Dereağzı Mahallesi'nde bulunan dere yolundan akan kirli su nedeniyle oluşan kötü kokudan vatandaşlar rahatsız oluyor.

Denize boşaldığı noktada suyun renginin belirgin şekilde değiştiği görülüyor.



Çevre sakinleri, bu soruna çözüm bulunmasını yetkililerden talep ediyor.

Mahalle sakinlerinden İlhan Zimer, yıllardır yaşadıkları durum nedeniyle bölgeye kötü kokuların yayıldığını söyledi.

Bundan rahatsız olduklarını dile getiren Zimer, "Yukarıdaki mahallenin altyapısı kurtarmadığı için bu görüntü meydana geliyor. Bazen yağmur yağdığı zaman rögar taşıyor. Yağmur suyu kanallarına karışan pis su denize akıyor. Altyapı sorunu da var. Zaman zaman kötü kokular da geliyor. Zaten suyun yüzeyinde pislikleri görüyoruz. Biz, bunu yıllardır çekiyoruz." diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi&amp;apos;nde 2 günde 161 &amp;quot;kirlilikle mücadele&amp;quot; denetimi yapıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-2-gunde-161-kirlilikle-mucadele-denetimi-yapildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizinde-2-gunde-161-kirlilikle-mucadele-denetimi-yapildi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Marmara Denizi&#039;ne kıyısı olan 7 ilde eş zamanlı olarak denetim ve izleme çalışması başlatıldığını, 2 günde 161 denetim yapıldığını bildirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/thumbs-b-c-5e01556e0132865352b8f909f0efd903.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizinde, günde, 161, kirlilikle, mücadele, denetimi, yapıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Marmara Denizi'ne kıyısı olan 7 ilde eş zamanlı denetim ve izleme çalışması başlatıldığı ifade edildi.

Açıklamada, 2 günde 161 denetim gerçekleştirildiği belirtilerek şunlar kaydedildi:

"Kurulu kapasitesi 5 bin metreküp üzerinde olan 146 atık arıtma tesisindeki kirleticileri sürekli izleme merkezlerinden online olarak takip ediyoruz. Bin metreküpün üzerinde atık su deşarjı olan işletmeleri sürekli izleme merkezi kapsamına aldık. Denetim kapsamına alınan tesislerin çıkışlarından, gerekli analizleri yapılmak üzere atık su numuneleri topladık. İzleme ve denetim çalışmalarımızı düzenli olarak sürdüreceğiz."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Gülle: Kış kuraklığı yaşıyoruz</title>
<link>https://trafikdernegi.com/prof-dr-gulle-kis-kurakligi-yasiyoruz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/prof-dr-gulle-kis-kurakligi-yasiyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi&#039;nden Prof. Dr. İskender Gülle, Göller Bölgesi&#039;nin sulak alanlarından Eğirdir, Beyşehir ve Burdur göllerindeki su seviyesinde büyük azalma olduğunu belirterek, &quot;İnanılmaz derecede kış kuraklığı yaşıyoruz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/01/b42d7162-4c60-4a24-a088-b0d8d770653e.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 13:33:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Gülle:, Kış, kuraklığı, yaşıyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Burdur Gölü'nde gazetecilere açıklama yapan Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İskender Gülle, sulak alanlardaki kuraklığa ilişkin bilgi verdi. Prof. Dr. İskender Gülle, "Şu anda kışın ortasındayız. Bölgede en sert geçmesi gereken, en yoğun yağış görmemiz gereken aylardayız. Adeta yazdan kalma bir gün, ilkbahar havası yaşıyoruz. Bu durum belki bazılarımızın hoşuna gidebilir fakat çevre, doğa için manzara güzel değil. Son yıllardaki yağış azalmaları başta sulak alanlar olmak üzere bütün çevreyi etkiliyor. Göller Bölgesi'nin sulak alanları, başta Eğirdir Gölü olmak üzere Beyşehir Gölü ve Burdur Gölü'nde su seviyesinde çok büyük kayıplar var" dedi.

'DOĞADA BİR ŞEYLER YOLUNDA GİTMİYOR'

Prof. Dr. Gülle, "Özellikle Burdur Gölü açısından bakacak olursak, her zaman değindiğimiz gibi yarım asırlık bir dönemde 20 metrenin üzerinde bir seviye kaybı ve hacminin yarısını kaybetmiş durumda. Bu aslında bir gösterge. Çevredeki akarsuların ve göllerin kuruyor olması, su seviyelerinin hızla düşüyor olması bize bir şeyler anlatıyor. Doğada bir şeyler yolunda gitmiyor. Bu yolunda gitmeyen şey de doğanın kan damarları olan hidrolojik yapı gittikçe bozuluyor" diye konuştu.

'DOĞRUDAN İNSAN ETKİSİ ÇOK FAZLA'

Su kaynaklarının azalmasındaki insan etkisine değinen Prof. Dr. Gülle, "Doğrudan insan etkisi çok fazla. Bu bölgede yıllardır akarsular üzerine kurulmuş gereğinden fazla baraj, gölet var. İhtiyaçtan fazla, acımasızca çekilen yer altı suları hidrolojik yapıyı bozmamızdaki başlıca etken oldu. 2000'lerin başında hissetmeye başladığımız yağış rejimindeki değişim, şu anda bulunduğumuz noktada inanılmaz düzeye ulaştı. Bu yıl kış mevsiminin daha yağışlı geçmesini bekliyorduk, şu anda her tarafın kar olması gerekiyordu. İnanılmaz derecede kış kuraklığı yaşıyoruz" dedi.

BURDUR GÖLÜ'NDE SON DURUM

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün yaptığı ölçümlerde su kotu 857,44 metre ile en yüksek düzeyine Mayıs 1974'te ulaşan Burdur Gölü, Aralık 2024'te yapılan ölçümde 836,65 metreye geriledi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre; Burdur'da 2023 yılında metrekareye 556,1 kilogram yağış düşerken, bu rakam 2024 yılında 427,50 kilogram ölçüldü. ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi Acil Eylem Planı İmza Bekliyor: Belediyeden Sessizlik</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezi-acil-eylem-plani-imza-bekliyor-belediyeden-sessizlik</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezi-acil-eylem-plani-imza-bekliyor-belediyeden-sessizlik</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi Acil Eylem Planı, Çevre Bakanlığı tarafından hazırlanırken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay&#039;ın henüz imza atmadığı bildirildi. &quot;Safinaz 1&quot; adlı gemi, kirliliği azaltmak için bölgeye yönlendirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_6706e25eea9da.jpg" length="69597" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Oct 2024 23:07:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İzmir Körfezi için Acil Eylem Planına İmzalar Eksik</strong></p>
<p></p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın öncülüğünde, 35 bilim insanı tarafından hazırlanan İzmir Körfezi Acil Eylem Planı’na, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın henüz imza atmadığı bildirildi. İki gün süren bekleyişin ardından, planın uygulanabilmesi için belediyenin rolü belirsizliğini koruyor.</p>
<p></p>
<p>Bakanlık ekipleri, kirliliği azaltmak amacıyla "Safinaz 1" adlı deniz yüzeyi temizleme aracını bölgeye yönlendirdi. Bu gemi, denizden katı atık, ölü balıklar ve plastik gibi zararlı maddeleri toplayarak geri dönüşüm için ayrıştırma işlemi gerçekleştiriyor.</p>
<p></p>
<p>Bakanlığın hazırladığı eylem planında, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de temizleme çalışmalarında sorumlulukları net bir şekilde tanımlanmış durumda. Ancak, CHP’li belediyeden iki gündür herhangi bir açıklama gelmemesi dikkat çekiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bosna Hersek&amp;apos;te Büyük Sel Felaketi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bosna-hersekte-buyuk-sel-felaketi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bosna-hersekte-buyuk-sel-felaketi</guid>
<description><![CDATA[ Bosna Hersek&#039;te Jablanica, Konjic, Fojnica ve Kreşevo&#039;da şiddetli yağışlar sonucu sel felaketi yaşandı. En az 15 kişi hayatını kaybetti, yollar ve demiryolları kapandı. Gönüllüler arama kurtarma çalışmalarına katılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_6702c926ebb70.jpg" length="77135" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Oct 2024 20:30:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bosna Hersek'in Jablanica, Konjic, Fojnica ve Kreşevo şehirlerinde yaşanan şiddetli yağışlar, büyük bir sel felaketine yol açtı. İlk belirlemelere göre, bu felakette en az 15 kişi hayatını kaybetti. Gece saatlerinde başlayan ve günün ilk ışıklarına kadar devam eden yoğun yağışlar, bölgedeki birçok kasabanın su altında kalmasına neden oldu.</p>
<p></p>
<p>Sel felaketi, acil durum yönetimini zor duruma sokarken, arama kurtarma çalışmalarına katılmak üzere gönüllüler, selden etkilenen bölgelere çağrıldı. Gönüllülerin desteği, felaketin etkilerini azaltmak ve kayıpları önlemek adına büyük bir önem taşıyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202410/image_870x_6702c9281ab1d.jpg" alt=""></p>
<p>Yaşanan can kayıplarının artmasından endişe edilirken, Başkent Saraybosna'yı Mostar ve Adriyatik Denizi’ne bağlayan karayolu ile demiryolu da ulaşıma kapandı. Ulaşımın kesilmesi, bölgedeki yardım çalışmalarını olumsuz etkileyerek, ihtiyaç sahiplerine hızlı bir şekilde ulaşımın sağlanmasını zorlaştırıyor.</p>
<p></p>
<p>Yetkililer, sel felaketinin ardından bölgedeki altyapı hasarını tespit etmek ve acil yardım sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu tür felaketlerin tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerektiği vurgulanıyor. Bosna Hersek halkı, dayanışma ve yardımlaşma ruhuyla bu zor günleri aşmaya çalışıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HASTA ADAM OSMANLI BAKİYESİ TÜRKİYE KOMADA</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hasta-adam-osmanli-bakiyesi-turkiye-komada</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hasta-adam-osmanli-bakiyesi-turkiye-komada</guid>
<description><![CDATA[ Yerli ve yabancı kapital sahipleri tüm parasını yüksek faiz almak için piyasadan çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_66ffe782bc2aa.jpg" length="163272" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 04 Oct 2024 16:03:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Faiz oranlarının çok yüksek olması ne anlama geliyor? Ülkenin net olarak satılması demektir.</p>
<p>Faiz oranlarının yükselmesi ile yerli ve yabancı kapital sahipleri tüm parasını yüksek faiz almak için piyasadan çekti ve bankalara yatırdı. İmkânı olanlar, yurt dışından düşük faizli kredi çekerek Türkiye’de yüksek faiz almanın telaşına girdi. Merkez bankası döviz rezervini yükseltebilmek adına yüksek faiz ekonomisine geçtiği tam bir safsata ve yalandan ibarettir, kandırmacadır, intihardır.</p>
<p>Dış ticaret açığını kapatmak için kurulan bu tuzak, ülkemizin tüm kaynaklarının kısa sürede tüketilerek, milletimizi uçurumdan aşağı atmaktır. AK PARTİ Hükümetinin iktidara geldiği ilk yıllarda düşük faizle ABD’den gelen sıcak paranın etkisi ile ülkemiz geçici olarak yüksek bir refaha kavuşmuştu. O dönem devletimiz başta olmak üzere tüm kamu kurum kuruluşlar, belediyeler, sivil toplum kuruluşları dâhil, şirketler ve şahıslar eline geçen bu imkânı katma değerli üretim yapmak yerine lüks ve konforlu bir hayat yaşamayı tercih etmiş, üstelik uzun soluklu borçlanmayı da ihmal etmemişti.</p>
<p>AK Parti hükümeti ülkeyi zenginleştirmeye çalışırken nerede hata yaptı ve ekonomiyi neden eline yüzüne bulaştırdı? AK Parti hükümeti, adeta iflas etmek üzere olan bir iş adamı zihniyeti ile çıkış yolları ararken, eşit gelir dağılımını sağlayarak tüm vatandaşlarımızın refahını yükseltmek yerine, kendi yandaşlarını ve kitlesini zenginleştirmeye yönelik yaptığı çalışmalar ile farkında olmadan yerli ve milli vahşi kapitalist para baronları, para canavarları yarattı. Bu canavarlar o kadar büyüdü, o kadar büyüdü ki ülkenin siyasetini yönetmeye başladı.</p>
<p>AK Parti hükümetinin ilk zamanlarında pompaladığı sanal ekonomik gelişmeler ile refah ve bereket içinde yaşayacağı hayaline kapılan toplum, Sayın ERDOĞAN’a sonsuz bir güvenle sarıldı ve sahip çıktı. Bu güven tüm olumsuz gelişmelere rağmen hala dimdik ayakta, bu durumun farkında olan yerli ve milli kapitalist aktörler Sayın ERDOĞAN’ı da apaçık kontrolü altına almış görünüyor. Hiçbir şey üretmediği halde, beton demir çimento ekonomisi ile ayakta kalması imkânsız olan bir ülkenin, yüksek faizler ile tamamen duran sanayisi ile kalkınmasını beklemek aptallıktan öte ihanettir.</p>
<p> Aşırı lüks ve konfora alışan milletimizin bir kısmı padişahlar, sultanlar ve şehzadeler gibi hayat sürerken, bir kısmı ise gayrimeşru ve ahlaksızlıklar üzerinden hayatta kalma mücadelesi verenlerle doldu. Orta ve alt sınıf iş adamı ve esnaflar vergiden sigortadan KDV’den, kaliteden, kilodan çalmayı, borç takmayı adeta normalleştirirken, diğer taraftan milyonlarca yardıma muhtaç hale getirilen kadrolu seçmenler!</p>
<p> Anlaşılan o ki, cennet vatanımız, canım ülkemiz, aziz milletimiz büyük bir krizin içine girmiş gözüküyor. Artık uçurumun kenarında değiliz, uçurumun ucunda da değiliz, yamaçtan aşağı paldır küldür yuvarlanıyoruz ve önümüzde dik bir uçurum var, durdurmak neredeyse imkânsız, tek kurtuluş şansımız var, bir an önce uyanıp paraşütleri açmamız gerekiyor!</p>
<p> Sizin için bir tablo yaptım, bu tabloda paranın piyasadan nasıl çekildiğini, kapital sahiplerinin piyasadan parayı nasıl hortumladığını görmenizi istiyorum. Ben bir iş adamıyım ve piyasaya 360 Milyon borcum var, bu borcu piyasaya ödemek yerine 0,065 faizle bankaya yatırıyorum ve bir ay sonra aldığım faizi anaparanın üstüne ilave ederek, bir kısmı ile piyasaya olan borcumu faizsiz olarak ödüyorum. Gün sonuna geldiğinde 15 Milyon aylık ödeme yaptığım halde param hiç eksilmediği gibi sürekli artmakta olduğunu görebilirsiniz. 24 Ay sonra 360 Milyon borcumu ödemiş ve 920 Milyon kazanmış oluyorum. Bu tablo, piyasanın zenginler tarafından nasıl sömürüldüğünün tablosudur.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202410/image_870x_66ffe7814a86c.jpg" alt=""></p>
<p>Tüm bunları görünce, AK Partinin kendi zenginleri tarafından yutulduğunu söylemek mümkün! Peki, kapitalistlerin siyaseti yönetmesinin önüne nasıl geçilecek? Cevap, elbette “GENÇLİĞE HİTABE’NİN” içinde saklı fakat hangi gençlik!?. Düştüğümüz bu ahvalin içinden çıkabilmenin yegâne yol haritası, mevcut hükümetin istifası ile mümkün! Peki, hükümeti dahi yöneten kapitalizm buna müsaade eder mi, etmez. Ülkemizin bir krize, milletimizin bir kaosa sürüklenmesini elbette istemeyiz ama herhangi bir iç karışıklıkta vatana kim sahip çıkacak? Ülkemizin sigortası olan ordumuz dahi siyasetin hegemonyası altında, siyasetin kapitalizmin hegemonyası altında, kapitalizmin de siyonizmin hegemonyası altında olduğunu düşünürsek!</p>
<p></p>
<p><span>Fetö terör örgütünün zengin olanlarının ve siyasette söz sahibi olanlarının arındırılmadığı bir ülkede biz neyi konuşuyoruz Allah aşkına!?. Son vurgun yapılmadan önce acil tedbir alınmalıdır. Devlet memurlarının maşlarının serbest piyasada çalışan işçilerden ve işçi emeklilerinden yüksek olması, devlet eliyle milletin suyunun çıkarılması ve sesinin kesilmesi demektir ve en son devletin te nefesi kesilerek fişi çekecekler. Hoş geldin Kürdistan. Saygı ve Muhabbetlerimle – Ankara</span></p>
<p>Siyasal Sosyal Sistem Mimarı</p>
<p>Gazeteci Yazar Mustafa ERİKLİ</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deprem ve Kentsel Adaletsizlik</title>
<link>https://trafikdernegi.com/deprem-ve-kentsel-adaletsizlik</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/deprem-ve-kentsel-adaletsizlik</guid>
<description><![CDATA[ Deprem, kentsel adaletsizliği derinleştirir; yoksul kesimler dayanıksız binalarda yaşarken, altyapı eksiklikleri felaketi büyütür. Kapitalist kentleşme ve devletin yetersiz müdahaleleri eşitsizlikleri artırır. Çözüm, kentsel adalet ve deprem dayanıklılığı için sosyal politikaların güçlendirilmesidir. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_66fb9633bce31.jpg" length="170529" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Oct 2024 09:27:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Deprem ve Kentsel Adaletsizlik: Risklerin Sınıfsal Yüzü</p>
<p>Depremler, doğal afetler arasında belki de en yıkıcı olanlardan biridir. Ancak depremler, sadece doğal bir felaket olmaktan öte, kentlerdeki sosyal eşitsizliklerin en açık biçimde ortaya çıktığı durumlardır. Türkiye gibi deprem riski yüksek ülkelerde, depremler yalnızca yer sarsıntısı değil, aynı zamanda kentsel adaletsizliğin bir tezahürü olarak karşımıza çıkar. Bu makalede, depremin etkilerini sınıfsal ve mekânsal eşitsizlikler bağlamında ele alarak, kentsel adaletsizliklerin nasıl derinleştiğini ve bu durumun toplumsal yapıyı nasıl etkilediğini inceleyeceğiz.</p>
<p></p>
<p>1. Kentsel Adaletsizlik Nedir?</p>
<p>Kentsel adaletsizlik, kentsel mekanların ve hizmetlerin dağıtımında ortaya çıkan eşitsizlikleri ifade eder. Bu kavram, özellikle büyük şehirlerde bariz bir şekilde kendini gösterir. Gelir düzeyine, sosyal statüye ve siyasi güç dağılımına göre, kent sakinlerinin yaşam koşulları büyük farklılıklar gösterir. Yoksul mahalleler genellikle altyapı hizmetlerinden yoksun, düşük kaliteli binalara sahipken; varlıklı bölgelerde daha güvenli, deprem dayanıklı binalar ve gelişmiş altyapılar bulunur. Bu durum, doğal afetler karşısında eşitsizliklerin daha da görünür olmasına neden olur.</p>
<p></p>
<p>2. Deprem ve Mekânsal Eşitsizlik</p>
<p>Deprem, her ne kadar doğal bir afet olsa da, etkilediği bölgelerdeki zarar seviyesi mekânsal ve sınıfsal eşitsizliklerle doğru orantılıdır. Deprem anında ve sonrasında en çok etkilenen kesimler, yoksul mahallelerde yaşayanlardır. Bu durum, yoksul mahallelerin depreme dayanaksız yapılarla dolu olmasından ve devletin bu bölgelere yeterli altyapı ve denetim sağlamamasından kaynaklanır. Örneğin, kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde, yapı denetimi zayıf kalmakta ve bu binalar depreme karşı büyük risk oluşturmaktadır.</p>
<p></p>
<p>3. Kapitalist Kentleşme ve Konut Sorunu</p>
<p>Kapitalist kentleşme modeli, kentleri sermaye birikiminin aracı olarak görür. Bu süreçte, emekçi sınıfların kentlerdeki yaşam alanları kentsel dönüşüm projeleri ile büyük sermayeye açılırken, yoksul kesimler şehrin çeperlerine itilir. Depreme dayanıklı, güvenli konutlar inşa edilirken, bu yapılar çoğunlukla varlıklı kesimlere sunulur. Yoksullar ise depreme dayanaksız, sağlıksız ve güvenliksiz konutlarda yaşamaya mahkum edilir. Bu durum, deprem gibi felaketler karşısında yoksulların neden en çok zarar gören kesim olduğunu açıklar.</p>
<p></p>
<p>4. Devletin Rolü: Yetersizlik ve Eşitsizlik</p>
<p>Devlet, depreme hazırlık sürecinde ve sonrasında kritik bir rol oynar. Ancak bu rol, çoğu zaman eşitsizlikleri derinleştiren bir yapıya sahiptir. Özellikle neoliberal politikaların etkisiyle, devletin sosyal konut projelerine ayırdığı kaynaklar giderek azalırken, büyük sermaye sahiplerine yönelik teşvikler artar. Deprem sonrası yardım ve kurtarma çalışmaları da genellikle yetersiz kalmakta, yoksul bölgelerde yaşayan insanlar yardım almakta zorlanmaktadır. Deprem gibi kriz anlarında devletin bu yetersizliği, kentsel adaletsizlikleri daha da pekiştirir.</p>
<p></p>
<p>5. Deprem Sonrası Toplumsal Yeniden Yapılanma</p>
<p>Depremler sonrasında toplumlar yeniden yapılanma sürecine girer. Ancak bu süreç, kentsel adaletin sağlanmasında bir fırsat olabilecekken, genellikle sermaye birikiminin hızlandırılması için kullanılır. Özellikle kentsel dönüşüm projeleri, deprem sonrası yeniden inşa sürecinde hız kazanır. Ancak bu projeler, genellikle yoksul kesimlerin yaşadığı bölgelerde uygulanarak bu insanların yerlerinden edilmesine yol açar. Depreme dayanıklı konutlar inşa edilse de bu konutlar genellikle piyasa fiyatlarının çok üzerinde satılır ve yoksul kesimlerin bu konutlara erişimi engellenir.</p>
<p></p>
<p>6. Çözüm: Kentsel Adalet ve Depreme Hazırlık</p>
<p>Kentsel adaletin sağlanabilmesi için öncelikle deprem riski taşıyan bölgelerde yaşayan yoksul kesimlere yönelik politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Yapı denetimlerinin sıkılaştırılması, altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi ve sosyal konut projelerinin desteklenmesi bu adımlar arasında yer almalıdır. Ayrıca, kentsel dönüşüm projeleri rant odaklı değil, toplumsal fayda gözeten bir anlayışla yürütülmelidir. Devletin, depreme hazırlık ve afet yönetimi süreçlerinde tüm kesimlere eşit hizmet sunması, kentsel adaletsizliği azaltacak en önemli unsurlardan biridir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Depremler, sadece doğal afetler olarak ele alınamaz. Toplumsal eşitsizliklerin en net şekilde görüldüğü bu felaketler, kentlerdeki sosyal, mekânsal ve sınıfsal adaletsizliklerin derinleşmesine neden olur. Kapitalist kentleşme modeli, yoksulları depremin en yıkıcı etkilerine karşı savunmasız bırakırken, devletin yetersiz müdahaleleri bu durumu daha da kötüleştirir. Depremle başa çıkmanın ve toplumsal dayanıklılığı artırmanın yolu, kentsel adaleti sağlamak, yoksul kesimlerin güvenli ve sağlıklı yaşam koşullarına erişimini temin etmektir. Kentsel dönüşüm, sosyal konut politikaları ve afet yönetimi bu sürecin temel bileşenleri olmalıdır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Büyükşehir Karmaşası ve Doğaya Dönüş</title>
<link>https://trafikdernegi.com/buyuksehir-karmasasi-ve-dogaya-doenus</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/buyuksehir-karmasasi-ve-dogaya-doenus</guid>
<description><![CDATA[ Modern dünyanın hızlı tempolu yaşamı, özellikle büyükşehirlerde yaşayan insanlar üzerinde derin bir etki bırakmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_66fb8fa3a7833.jpg" length="111957" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Oct 2024 08:57:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek binalar, kalabalık caddeler, trafiğin gürültüsü ve sürekli hareket halinde olan bir toplum, bireyleri hem zihinsel hem de fiziksel olarak yıpratmaktadır. Bu kargaşa içinde, pek çok insan doğal bir yaşamın özlemini duymaktadır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Büyükşehirlerdeki Karmaşa</p>
<p>Büyükşehirlerde yaşam, sayısız avantaja sahip olsa da, karmaşa ve stresin merkezi haline gelmiştir. Metropoller, iş fırsatları, sosyal imkanlar ve eğitim açısından cazip yerler olarak öne çıksa da, bu avantajların bedeli büyüktür. Trafik sıkışıklıkları, hava kirliliği ve yoğun çalışma saatleri, bireylerin kendilerine ayıracakları zamanı azaltmakta ve yaşam kalitesini düşürmektedir. Teknolojinin hayatımızın her alanına bu denli nüfuz etmesi, doğadan uzaklaşmamıza ve yapay bir çevrede yaşamamıza neden olmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Sürekli stres altında olmak, bireylerde kronik yorgunluk, uyku bozuklukları ve hatta kaygı bozuklukları gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu da, pek çok insanın doğaya olan özlemini tetiklemekte ve kaçış arzusunu artırmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Doğaya Dönüş İhtiyacı</p>
<p>Doğa, insanlar üzerinde iyileştirici bir etkiye sahiptir. Yeşil alanlar, temiz hava, suyun sesi ve doğanın sakinliği, bireylere huzur ve dinginlik sunar. Pek çok araştırma, doğa ile iç içe olmanın stres seviyelerini azalttığını, zihinsel sağlığı iyileştirdiğini ve yaratıcılığı artırdığını göstermektedir. Büyükşehirlerde bu özelliklere ulaşmak zor olsa da, doğaya dönme isteği gün geçtikçe artmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Pandemi süreci, bu ihtiyacı daha da belirgin hale getirmiştir. Şehirlerdeki kısıtlamalar, insanları doğal alanlara yönlendirmiş, kırsal bölgelere taşınma eğilimini artırmıştır. Bahçeli evler, tarım ile uğraşmak, doğa yürüyüşleri gibi aktiviteler, modern insanın stresle baş etme yöntemleri haline gelmiştir.</p>
<p></p>
<p>Büyükşehirlerden Doğaya Kaçışın Getirdiği Fırsatlar</p>
<p>Doğaya dönüş sadece bireylerin ruhsal sağlığı üzerinde değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir yaşam biçimi oluşturma açısından da önemlidir. Permakültür, organik tarım ve minimalist yaşam tarzları, doğaya dönüşün bir parçası olarak öne çıkmaktadır. Büyükşehirlerde bir ofiste çalışmaktan bunalan bireyler, doğaya dönerek kendi tarım ürünlerini yetiştirme, enerji tasarrufu sağlama ve sade bir yaşam sürme fırsatını keşfetmektedir.</p>
<p></p>
<p>Bu eğilim, bireylerin yaşam kalitesini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sağlamaktadır. Doğal kaynakların daha bilinçli kullanımı, atıkların azaltılması ve ekosistemle uyum içinde bir yaşam, geleceğe yönelik önemli bir adım olarak görülmektedir.</p>
<p></p>
<p>Büyükşehirlerin sunduğu olanaklar cazip olsa da, getirdiği karmaşa ve stres, doğayla iç içe olma isteğini daha da artırmıştır. Modern insanın doğaya dönme arzusu, sadece bir kaçış değil, aynı zamanda sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam arayışıdır. Bu dönüş, hem bireylerin ruhsal sağlığını iyileştirecek hem de dünya için daha sürdürülebilir bir gelecek yaratacaktır.</p>
<p></p>
<p>Doğa, modern dünyanın kaosuna karşı bir sığınak olmaya devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çetin Ay, EUPIC Vakfı Tarafından Türkiye&amp;apos;nin Onursal Elçisi Olarak Atandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cetin-ay-eupic-vakfi-tarafindan-turkiyenin-onursal-elcisi-olarak-atandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cetin-ay-eupic-vakfi-tarafindan-turkiyenin-onursal-elcisi-olarak-atandi</guid>
<description><![CDATA[ Kırşehir Kaman doğumlu iş insanı Çetin Ay, uluslararası başarılarına bir yenisini ekleyerek, EUPIC (European Union Project Innovation Centre) tarafından Türkiye&#039;nin Onursal Elçisi olarak atandı. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f5295d4def6.jpg" length="58619" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:29:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çetin Ay, EUPIC Vakfı, Onursal Elçi, Türkiye, uluslararası ilişkiler, Avrupa Birliği, ticari ilişkiler, siyasi ilişkiler, iş dünyası, Kırşehir Kaman, ekonomik iş birlikleri, stratejik projeler, sosyal sorumluluk, genç girişimciler, Almanya, Türkiye-Avrupa ilişkileri, uluslararası başarılar, kültürel ilişkiler, dış ticaret politikaları.</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya ve dünya genelinde yürüttüğü projelerle dikkat çeken Ay, Türkiye ile Avrupa Birliği ve diğer ülkeler arasındaki ticari ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Almanya'daki güçlü iş dünyası bağlantıları ve liderlik vizyonu sayesinde, Türkiye’nin uluslararası arenada daha etkin bir şekilde temsil edilmesine katkı sağlamıştır.</p>
<p>Brüksel'de gerçekleştirilen bir törenle kendisine verilen onursal unvan, Çetin Ay’ın uluslararası iş ve siyaset alanındaki başarılarının bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. Bu unvanla birlikte Ay, Türkiye ile sanayi ülkeleri arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkileri derinleştirmek amacıyla çalışmalara devam edecektir. Görevi, Türkiye’nin dış ticaret politikalarına destek sunmak ve yeni iş birlikleri ile stratejik girişimlerin kapısını aralamak olacaktır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f5295bc4314.jpg" alt=""></p>
<p>Çetin Ay, onursal elçi olarak üstlendiği rolün önemini şu sözlerle vurguladı: "Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil etmek benim için büyük bir onur. Ülkemizin çıkarlarını en iyi şekilde savunmak için bu önemli görevi titizlikle yürüteceğim."</p>
<p><strong>BWA Türkiye Başkanı Olarak Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine Stratejik Katkılar</strong></p>
<p>Aynı zamanda<span> </span><em>BWA (Bundesverband für Wirtschaftsförderung und Außenwirtschaft) Türkiye Başkanı</em><span> </span>olarak da uzun yıllardır Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ticari ve siyasi ilişkilerin gelişimine katkı sunan Çetin Ay, iki taraf arasında sürdürülebilir ekonomik iş birlikleri ve karşılıklı yatırımların artırılması yönünde liderlik yapmaktadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticari entegrasyonunu güçlendirme ve Türk iş dünyasının Avrupa’da daha etkin bir konumda olmasını sağlama hedefiyle önemli adımlar atmıştır.</p>
<p>Ay’ın çalışmaları yalnızca iş dünyasıyla sınırlı kalmayıp, siyaset sahnesinde de etkisini göstermektedir. Türkiye’nin Avrupa’daki ekonomik ve siyasi temsilinin güçlendirilmesi adına aktif bir rol üstlenen Ay, milliyetçi duruşuyla Türk iş dünyasının uluslararası platformlarda daha geniş bir etki alanına ulaşmasını sağlamaktadır. Almanya ile Türkiye arasındaki ticari diplomasi için yürüttüğü projeler ve stratejik girişimlerle bu süreci hızlandırmıştır.</p>
<p>Köklerine olan bağlılığı ile bilinen Çetin Ay, memleketi Kırşehir Kaman’a olan sevgisini her fırsatta dile getirmektedir. Uluslararası başarılarıyla hem Türkiye’ye hem de memleketine gurur kaynağı olan Ay, onursal elçi unvanıyla global iş dünyasında Türkiye adına kritik bir rol oynamaya devam etmektedir.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Altın Püskürten Yanardağ&amp;apos;ın Sırları</title>
<link>https://trafikdernegi.com/altin-puskurten-yanardagin-sirlari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/altin-puskurten-yanardagin-sirlari</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın en güneyinde yer alan Erebus Yanardağı, altın püskürtme özelliğiyle hem jeolojik hem de ekonomik anlamda büyük bir ilgi odağı haline geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f327d1bc92b.jpg" length="252702" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 23:58:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erebus Dağı, Antarktika, yanardağ, altın püskürtme, altın tozu, bilim insanları, lav gölü, Antarktika yanardağları, jeoloji, kristalleşme, gaz salınımı, ekonomik değer, açık hava madeni, doğa olayı, Sir James Clark Ross, lav, volkan, bilimsel araştırma, altın kristalleri, Philip Kyle, volkanik faaliyet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın En Güneyindeki Sır: Altın Püskürten Erebus Yanardağı</strong></p>
<p>Antarktika'nın en yüksek yanardağlarından biri olan Erebus Dağı, sadece gaz ve buhar değil, aynı zamanda değerli bir element olan altın püskürtüyor. Bilim insanları, bu olağanüstü doğa olayını incelemek için harekete geçti. Rapora göre, rüzgarla taşınan altın parçacıkları yanardağın zirvesinden kilometrelerce uzakta keşfedildi ve günlük püsküren altın tozunun değerinin 5 bin ila 6 bin dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>Servet Saçan Yanardağ</strong></p>
<p>Erebus Dağı, günde ortalama 80 gram altın tozu püskürterek adeta bir açık hava madeni işlevi görüyor. Bu altın tozu, rüzgarla birlikte yaklaşık 1000 kilometre mesafeye kadar taşınabiliyor. Erebus'un püskürttüğü gazların içinde bulunan mikroskobik altın kristalleri, bilim insanlarının büyük ilgisini çekiyor. Altın tozunun değerinin günlük olarak 6 bin dolar civarında olduğu tahmin ediliyor, bu da yanardağı hem bilim dünyası hem de ekonomik açıdan benzersiz bir hale getiriyor.</p>
<p><strong>Tarihi ve Yeniden Faaliyete Geçişi</strong></p>
<p>Erebus Dağı, ilk olarak 1841 yılında Kaptan Sir James Clark Ross tarafından keşfedildi. 130 yıl boyunca sessiz kalan yanardağ, 1972 yılında yeniden aktif hale geldi. Bu devasa yanardağ, 3 bin 794 metre yüksekliğiyle Antarktika’nın en yüksek dağlarından biri olarak biliniyor. Dağın içinde ise yaklaşık 50 yıldır faaliyette olan kavurucu sıcaklıkta bir lav gölü bulunmakta.</p>
<p><strong>Altın Püskürten Volkanın Sırları</strong></p>
<p>New Mexico Madencilik ve Teknoloji Enstitüsü’nden bilim insanı Philip Kyle, Erebus'un benzersiz yapısının, altın parçacıklarının havada süzülüp kristalleşmesine olanak sağladığını belirtiyor. Diğer volkanların aksine, Erebus ani patlamalarla değil, yavaşça gaz ve buhar salımı yaparak altının kristalleşmesine zaman tanıyor. Altın tozunun 621 mil (yaklaşık 1000 km) uzaklığa kadar taşınabildiği gözlemlenmiş durumda.</p>
<p>Erebus Yanardağı, sadece altın püskürtmesiyle değil, aynı zamanda bilim dünyasına sunduğu sıra dışı bulgularla da merak konusu olmaya devam ediyor. Bilim insanları, yanardağın bu eşsiz yeteneğini anlamak için çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f327eb816d2.jpg" alt=""></p>
<p>Dünyanın en güneyinde yer alan Erebus Yanardağı, altın püskürtme özelliğiyle hem jeolojik hem de ekonomik anlamda büyük bir ilgi odağı haline geldi. Günlük olarak binlerce dolar değerinde altın tozu püskürtmesi, bu yanardağı dünya üzerindeki diğer volkanlardan ayıran en büyük özellik. Bilim insanları bu olağanüstü doğa olayını araştırmaya devam ederken, Erebus'un gizemi de çözülmeyi bekliyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Afyonkarahisar’ın Yeni Turizm Vizyonu: “İkinci Kapadokya” Olma Hedefi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/afyonkarahisarin-yeni-turizm-vizyonu-ikinci-kapadokya-olma-hedefi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/afyonkarahisarin-yeni-turizm-vizyonu-ikinci-kapadokya-olma-hedefi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri olma yolunda hızla ilerleyen Afyonkarahisar, doğal ve kültürel zenginlikleriyle uluslararası turizm arenasında adından daha fazla söz ettirmeye hazırlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f310373ca5a.jpg" length="121396" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 22:18:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Afyonkarahisar’ı özellikle peri bacaları oluşumlarıyla bilinen Frig Vadisi üzerinden “ikinci Kapadokya” haline getirmek için kapsamlı bir proje başlattı. Bölgenin potansiyelini artırmak, turist sayısını çoğaltmak ve ziyaretçilerin konaklama sürelerini uzatmak bu projenin ana hedefleri arasında yer alıyor.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Frig Vadisi: Tarih ve Doğanın Kesişme Noktası</p>
<p></p>
<p>Frig Vadisi, Kapadokya’nın peri bacalarını andıran jeolojik oluşumları, geniş yürüyüş rotaları ve tarihi Frig uygarlığının kalıntılarıyla dikkat çekiyor. Bu bölge, yalnızca doğa ve tarihin birleştiği bir yer değil, aynı zamanda Türkiye’nin turizm çeşitliliğini artıracak yeni bir merkez olarak görülüyor. Vadinin tarihi geçmişi, doğal yapıları ve kültürel mirası ile sadece yerli turistler için değil, uluslararası turistler için de büyük bir çekim noktası olabileceği düşünülüyor.</p>
<p></p>
<p>Yabancı Turist Hedefi ve Tanıtım Stratejileri</p>
<p></p>
<p>Bugüne kadar Afyonkarahisar’ın turizm ziyaretçilerinin %90’ını yerli turistler oluşturuyordu. Ancak, Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu dengenin yabancı turistler lehine değişmesi için kapsamlı bir strateji izlemeye başladı. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) bu kapsamda Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) önemli seyahat acentelerini bölgeye davet ederek Frig Vadisi’nin turistik potansiyelini tanıttı. Bu stratejik adımların, önümüzdeki yıllarda Rusya, Almanya, Güney Kore gibi ülkelerin seyahat acenteleriyle de devam ettirilmesi planlanıyor.</p>
<p></p>
<p>Bölgeye gelen yabancı turist sayısının artması, bölgenin turizm gelirlerini yükseltmenin yanı sıra otellerin doluluk oranlarını da yukarı çekecek. Termal turizmin kalbi olan Afyonkarahisar’da, özellikle kasım-mart ayları arasında %60 doluluk oranıyla hizmet veren otellerin, bu sayede %75 doluluk seviyelerine ulaşması hedefleniyor.</p>
<p></p>
<p>Sıcak Hava Balonu Turları: Frig Vadisi’nin Yeni Cazibesi</p>
<p></p>
<p>Frig Vadisi’nde başlatılan sıcak hava balonu turları, bölge turizminin çekim gücünü artırmaya yönelik önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Bu turlar, vadinin eşsiz doğal güzelliklerini havadan keşfetme imkânı sunarken, bölgeyi turizmde daha cazip kılmayı amaçlıyor. Kapadokya’da büyük ilgi gören balon turlarının benzer şekilde Frig Vadisi’nde de ilgi çekmesi bekleniyor. Bu sayede, yerli ve yabancı turistlerin ilgisi canlı tutulacak ve ziyaretçilerin bölgedeki konaklama süreleri artırılacak.</p>
<p></p>
<p>Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürü Yunus Altın, bölgede turizmin gelişimi için daha fazla aktivitenin planlanması gerektiğini vurguluyor. Turistlerin otelden ayrıldıktan sonra "nereyi gezsek" sorusuna cevap verecek yeni rotalar, kültürel etkinlikler ve gezilecek yerler oluşturulmasının önemine dikkat çeken Altın, bölgeye gelenlerin konaklama sürelerini ortalama iki günden üç güne çıkarma hedefini paylaştı. Konaklama süresindeki bu artışın, turist sayısında %50 oranında bir büyüme sağlayacağı öngörülüyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f3103662bab.jpg" alt=""></p>
<p>Kocatepe ve Tarih Turizmi: Öğrencilere Yönelik Projeler</p>
<p></p>
<p>Afyonkarahisar, yalnızca doğasıyla değil, Türkiye tarihi açısından da önemli bir merkez olma potansiyeline sahip. Bu bağlamda, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün 1922’de Büyük Taarruz’u yönettiği Kocatepe, bölgedeki tarih turizminin ana odağı haline getirilecek. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yaparak, Türkiye genelindeki okullardan öğrencilerin bu önemli tarihi noktaya turlar düzenlemesini sağlayacak bir proje üzerinde çalışıyor. Bu proje, hem genç kuşakların tarih bilincini artırmayı hem de şehre yönelik ziyaretçi profilini çeşitlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p></p>
<p>Termal Turizm: Afyonkarahisar’ın Geleneksel Gücü</p>
<p></p>
<p>Afyonkarahisar, Türkiye’nin termal turizminin önemli merkezlerinden biri olarak biliniyor. Şehirde bulunan 11 beş yıldızlı otel ve toplamda 25 bin yatak kapasitesi, özellikle sağlık ve termal turizmi açısından güçlü bir altyapı sunuyor. Ancak, şehir turizmi ağırlıklı olarak yerli turistlere dayanıyor. Akrones Hotel Genel Müdürü Ünal Özgen, bölgenin termal turizmde kendini kanıtladığını belirtirken, yurtdışından gelen turistlerin sayısının artması gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda yapılan tanıtım çalışmaları ve uluslararası acentelerle kurulan işbirlikleri sayesinde doluluk oranlarının %75’e ulaşması hedefleniyor.</p>
<p></p>
<p>Afyonkarahisar’ın Turizmdeki Geleceği</p>
<p></p>
<p>Afyonkarahisar’ın turizmdeki yeni vizyonu, şehri hem yerel hem de uluslararası alanda daha cazip bir destinasyon haline getirme hedefini taşıyor. Frig Vadisi’nin tarihi ve doğal güzellikleri, balon turları gibi yenilikçi turizm aktiviteleriyle desteklenerek bölgenin turistik çekim gücü artırılmaya çalışılıyor. Aynı zamanda Kocatepe gibi tarihî noktaların da turizme kazandırılması, şehrin turizm profilini çeşitlendiren bir diğer önemli gelişme olarak öne çıkıyor. Tüm bu projeler, sürdürülebilir bir turizm anlayışı çerçevesinde bölgenin gelişimini destekleyecek ve Afyonkarahisar’ın gelecekte Türkiye’nin en önemli turistik merkezlerinden biri olmasına katkı sağlayacak.</p>
<p></p>
<p>Bu kapsamda, Afyonkarahisar’ın “ikinci Kapadokya” olma yolundaki çalışmaları, şehrin turizm potansiyelini üst seviyelere çıkaracak ve bölgeye hem ekonomik hem de kültürel anlamda büyük katkı sağlayacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arnavutluk Vatikan Benzeri Bektaşi İslam Devleti Kuruyor.</title>
<link>https://trafikdernegi.com/vatikan-benzeri-bektasi-islam-devleti-kuruluyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/vatikan-benzeri-bektasi-islam-devleti-kuruluyor</guid>
<description><![CDATA[ Arnavutluk, Bektaşiler İçin Özel Bir Mikro Devlet Kurmayı Planlıyor: Alkol Serbest Olacak, Yaşam Tarzına Müdahale Edilmeyecek ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f144b325ba4.jpg" length="60611" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Sep 2024 13:37:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, başkent Tiran’da “Bektaşi Egemen Devleti” adında Vatikan benzeri bir yapı kurulacağını duyurdu. Devletin başına Arnavut Bektaşi önderi 'Baba Mondi'nin geçeceği açıklanırken, Türkiye'den Alevi-Bektaşi kuruluşlarının temsilcileri ise Bektaşilikle 'din devleti'nin bağdaşmayacağını söylüyor.</p>
<p>Arnavutluk, Bektaşi Tarikatı için bağımsız bir mikro devlet kurma planlarını açıkladı. Başbakan Edi Rama, başkent Tiran'da yapılacak olan bu yeni yapı için, İslami Vatikan modeli gibi egemen bir statüde olacağını belirtti. Bektaşi Tarikatı, 13. yüzyılda Anadolu'da kurulmuş, Şii Sufi bir tarikat olarak biliniyor ve dini hoşgörü ile öne çıkıyor. Kurulacak olan mikro devlet, Bektaşilerin inanç ve yaşam tarzına yönelik özel bir alan oluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f144b4ce375.jpg" alt=""></p>
<p>Bu mikro devletin en dikkat çeken özelliklerinden biri, geleneksel İslami kuralların dışında, alkolün serbest olması ve vatandaşların yaşam tarzlarına müdahale edilmeyecek olması. Kadınların giyimlerine dair herhangi bir kısıtlama olmayacak ve herkesin inançlarını özgürce yaşamasına olanak tanınacak.</p>
<p></p>
<p>Dünyanın En Küçük Devletlerinden Biri Olacak</p>
<p>Planlar gerçekleşirse, bu yeni yapı, Vatikan Şehri'nin dörtte biri büyüklüğünde olacak ve sadece 10 hektarlık bir alana kurulacak. Kendi sınırları, pasaportları ve yönetimi olacak olan bu egemen devlet, dünyanın en küçük devletlerinden biri olarak kabul edilecek. Arnavutluk hükümeti, bu projeyi İslam’ın hoşgörülü bir versiyonunu teşvik etme amacıyla hayata geçirmeyi planlıyor.</p>
<p></p>
<p>Bektaşi Tarikatı'nın Tarihi</p>
<p>Bektaşi Tarikatı’nın kökleri, Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanıyor. Tarikat, özellikle Osmanlı ordusunun elit birliği olan Yeniçeriler arasında yaygın bir inanç sistemi haline gelmişti. Ancak, 1925 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin tekke ve zaviyeleri kapatmasının ardından, tarikatın merkezi Arnavutluk’a taşındı. O zamandan bu yana, Bektaşi Tarikatı Arnavutluk'ta mistik geleneklerini sürdürmeye devam ediyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f144b40524d.jpg" alt=""></p>
<p>Tarikatın şu anki ruhani lideri olan Baba Mondi, kurulacak olan yeni Bektaşi Egemen Devleti'nin başında yer alacak. Baba Mondi, bu yeni devletin kararlarının "sevgi ve nezaketle" alınacağını ve dünyanın diğer İslam toplumlarına hoşgörü temelli bir örnek sunmayı amaçladıklarını belirtti.</p>
<p></p>
<p>Uluslararası Tanınma Beklentisi</p>
<p>Yeni kurulacak olan devletin, Arnavutluk içindeki egemen statüsünün tanımlanması için mevzuat üzerinde çalışmalar sürüyor. Rama’nın iktidardaki Sosyalist Partisi’nin de bu projeyi onaylaması gerekiyor. Ayrıca, Bektaşi lideri Baba Mondi, ABD ve diğer Batılı devletlerin bu yeni yapının egemenliğini tanıyacağını umut ediyor. Baba Mondi, New York Times’a verdiği demeçte, "Biz bir devleti hak ediyoruz" diyerek, Bektaşi Tarikatı'nın İslam’ı siyasetle karıştırmadan, hoşgörü çerçevesinde yorumlayan tek topluluk olduğunu ifade etti.</p>
<p></p>
<p>Bu mikro devlet projesi, İslam dünyasında daha fazla dini çeşitliliğe ve hoşgörüye yönelik bir adım olarak görülüyor. Projenin hayata geçmesi, özellikle Balkanlar’daki Bektaşi toplulukları için büyük bir anlam taşıyor ve uzun süredir korunmaya çalışılan bu mistik tarikatın geleceğini garanti altına almayı amaçlıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuklar Geri Geldi, Petekler Neden Isınmıyor?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/soguklar-geri-geldi-petekler-neden-isinmiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/soguklar-geri-geldi-petekler-neden-isinmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Havaların soğumasıyla birlikte kombiler yeniden devreye giriyor, evlerimizi ısıtmak için petekleri açıyoruz. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66efc914da19d.jpg" length="68115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 Sep 2024 10:37:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Havaların soğumasıyla birlikte kombiler yeniden devreye giriyor, evlerimizi ısıtmak için petekleri açıyoruz. Ancak, bazen karşılaşılan sorunlar can sıkıcı olabiliyor. En sık karşılaşılan sorunlardan biri ise kombi sıcak su verirken peteklerin ısınmaması. Peki, bu durumun sebepleri nelerdir ve nasıl çözülür? Gelin, bu soruna birlikte göz atalım.</p>
<p></p>
<p><strong>1. Kombi Basıncı: Isıtmada En Sık Görülen Problem</strong></p>
<p></p>
<p>Peteklerin ısınmaması durumunda ilk kontrol edilmesi gereken yer, kombi basıncıdır. Kombinin sağlıklı çalışabilmesi için basıncın genellikle 1,5 bar civarında olması gerekir. Basınç seviyesi düşükse, kombi çalışmasına rağmen suyu yeterince peteklere pompalayamaz ve bu nedenle petekler soğuk kalır. Kombinizin basınç göstergesini kontrol edin ve düşükse su ekleyerek 1,5 bar seviyesine getirin. Bu basit ayar çoğu zaman sorunu çözer.</p>
<p></p>
<p><strong>2. Petek Vanaları: Küçük Ama Kritik Bir Detay</strong></p>
<p></p>
<p>Kombi çalışıyor, basınç normal ama petekler hala ısınmıyorsa, petek vanalarına bir göz atın. Bazı peteklerin giriş veya çıkış vanaları kapalı olabilir. Vanaların tamamen açık olduğundan emin olun. Özellikle uzun süre kapalı kalan vanalar, tekrar açıldığında tam olarak açılmayabilir ve bu da peteklerin ısınmasını engelleyebilir.</p>
<p></p>
<p><strong>3. Kombi Modunu Kontrol Edin: Isıtma Modunda mı?</strong></p>
<p></p>
<p>Bir diğer olasılık ise kombinizin yalnızca sıcak su modunda çalışıyor olması. Kombi hem sıcak su hem de ısıtma modunda çalışmalıdır. Bu, bazen kullanıcı hatasıyla veya yanlış ayarlarla olabilir. Kombinizin ısıtma modunda olduğundan emin olun ve ayarları gerektiği şekilde yapın.</p>
<p></p>
<p><strong>4. Peteklerde Hava Birikmesi: Sıcak Su Geçişini Engeller</strong></p>
<p></p>
<p>Eğer peteklerinizin vanaları açık, basınç normal ve kombi doğru modda olmasına rağmen ısınmıyorsa, peteklerde hava birikmiş olabilir. Peteklerde biriken hava, sıcak suyun dolaşmasını engeller ve peteklerin ısınmasını önler. Bu sorunu çözmek için purjör anahtarıyla peteklerin havasını almak gerekir. Hava alındıktan sonra peteklerinizin ısındığını fark edeceksiniz.</p>
<p></p>
<p><strong>5. Kombi Filtresi: Tıkanıklık Sorunu</strong></p>
<p></p>
<p>Kombi filtresinin tıkanmış olması da peteklerin ısınmamasına neden olabilir. Bu filtreler, kombiye giren suyun içinde bulunan tortuları engeller ve kombiyi korur. Ancak uzun süre temizlenmezse tıkanarak suyun dolaşımını engelleyebilir. Kombi filtresi temizlenmediğinde su akışı kesilir ve petekler soğuk kalır. Filtreyi temizleyerek bu sorunu çözebilirsiniz.</p>
<p></p>
<p><em>6. Sirkülasyon Pompası: Su Akışını Sağlayan Kalp</em></p>
<p><em></em></p>
<p></p>
<p>Son olarak, kombinin içinde bulunan sirkülasyon pompası sorunlu olabilir. Bu pompa, suyu peteklere taşıyan ana mekanizmadır. Eğer pompa arızalıysa veya yeterince güçlü çalışmıyorsa su peteklere ulaşamaz ve bu da ısınma sorununa neden olur. Bu durumda, bir servis çağırarak pompanın kontrol edilmesi ve gerekirse değiştirilmesi gerekecektir.</p>
<p></p>
<p><strong>Sonuç: Düzenli Bakım İhmal Edilmemeli</strong></p>
<p></p>
<p>Kış aylarının soğuğunda, peteklerin ısınmaması gerçekten can sıkıcı bir durumdur. Ancak bu gibi sorunlar, çoğunlukla basit kontrollerle ve küçük müdahalelerle çözülebilir. Peteklerin ve kombinin düzenli bakımı, kışın konforlu bir şekilde ısınmanızı sağlar. Eğer tüm bu kontrolleri yaptıktan sonra hala ısınma sorunu yaşıyorsanız, profesyonel bir yardım almanızda fayda var.</p>
<p></p>
<p>Unutmayın, kombi ve kalorifer sistemleri düzenli bakım gerektirir. İki yılda bir petek temizliği yaptırmak, hem enerji tasarrufu sağlar hem de kombinizin ömrünü uzatır. Soğuk kış günlerinde sıcacık bir evde oturmak için bu ufak adımları atmayı ihmal etmeyin.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dijital Ayak İzi: İnternet Çevreyi Nasıl Etkiliyor?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dijital-ayak-izi-internet-cevreyi-nasil-etkiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dijital-ayak-izi-internet-cevreyi-nasil-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Dijital çağın hayatımızın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte, çevrimiçi faaliyetlerimizin gezegen üzerindeki etkileri giderek daha fazla sorgulanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e9d3bde9da9.jpg" length="90070" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 22:08:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital ayak izi, çevrimiçi eylemlerimizin çevre üzerinde bıraktığı izleri temsil ediyor. Bilgisayarlarımızda, telefonlarımızda gerçekleştirdiğimiz her işlem, bir enerji kaynağına dayanıyor ve bu da karbon emisyonlarını artırıyor. İnternetin sağladığı kolaylıklar göz önüne alındığında, bu faaliyetlerin çevresel sonuçları göz ardı ediliyor. Ancak dijital ayak izi, günümüzün en büyük çevre sorunlarından biri haline geliyor.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>İnternetin Çevresel Maliyetleri Nelerdir?</p>
<p>İnternetin çevre üzerindeki etkileri, genellikle doğrudan fark edilmez. Fakat arka planda karmaşık bir ekosistem çalışıyor; veri merkezlerinin enerji tüketimi, cihaz üretim süreçleri, elektronik atıklar ve internetin yaygın kullanımı önemli çevresel maliyetlere yol açıyor. İşte internetin çevresel maliyetlerinin bazı temel noktaları:</p>
<p></p>
<p>Veri Merkezlerinin Enerji Tüketimi: İnternete yüklenen her bir verinin, e-postanın, videonun veya dosyanın bir yerde depolanması gerekiyor. Bu depolama işlemi büyük veri merkezlerinde gerçekleşiyor. Bu merkezler ise büyük miktarda elektrik tüketiyor. Günümüzde veri merkezlerinin küresel enerji tüketimindeki payı %1-2 arasında değişiyor ve bu oran giderek artıyor. Dünya çapında enerji tüketimi arttıkça, bu talebi karşılamak için fosil yakıt tüketimi de yükseliyor.</p>
<p></p>
<p>Elektronik Cihazların Üretim Süreci: Akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, tabletler gibi cihazların üretimi büyük miktarda hammadde ve enerji gerektiriyor. Özellikle bu cihazların üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri çıkarılırken ciddi çevresel tahribat oluşuyor. Maden çıkarımı sırasında toprak ve su kaynakları kirleniyor, ormansızlaşma ve biyolojik çeşitlilik kaybı yaşanıyor. Bu süreç aynı zamanda büyük miktarda karbon salınımına yol açıyor.</p>
<p></p>
<p>E-atık Sorunu: Teknoloji hızla gelişirken eskiyen cihazlar çöp haline geliyor ve bu cihazların büyük bir kısmı geri dönüştürülemiyor. Elektronik atıklar (e-atık), kimyasal içerikleri ve toksik maddeler nedeniyle çevre ve insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Her yıl dünya genelinde milyonlarca ton e-atık oluşuyor ve bu atıkların büyük kısmı geri dönüşüme girmiyor.</p>
<p></p>
<p>Karbon Emisyonları ve Küresel Isınma: Dijital dünyayı sürdürebilmek için büyük miktarda enerji tüketilir ve bu enerjinin çoğu hala fosil yakıtlardan elde ediliyor. İnternet kullanımının artışı, dolaylı olarak karbon emisyonlarının artmasına yol açıyor. Özellikle sürekli açık olan sunucular, 7/24 çalışan veri merkezleri ve internet hizmetleri, karbon ayak izini büyütüyor.</p>
<p></p>
<p>Dijital Karbon Ayak İzi Nasıl Azaltılır?</p>
<p>Dijital ayak izimizi azaltmak aslında karmaşık adımlar gerektirmez. Teknolojiyi daha bilinçli kullanarak çevresel etkilerimizi en aza indirgeyebiliriz. İşte bu konuda atılabilecek bazı basit ama etkili adımlar:</p>
<p></p>
<p>Enerji Tasarruflu Cihazlar Kullanın: Enerji verimliliği yüksek cihazlar tercih ederek hem elektrik faturalarını düşürebilir hem de çevreye daha az zarar verebilirsiniz. Örneğin, enerji tasarruflu bilgisayarlar, LED ekranlar ve düşük güç tüketen modemler, karbon ayak izini azaltmada etkili olabilir.</p>
<p></p>
<p>Gereksiz Verileri Silin: Bulut depolama veya çevrimiçi veriler gereksiz yere büyük miktarda enerji tüketir. Sık sık kullanılmayan dosyalar ve verileri silerek depolama talebini azaltabilirsiniz. E-posta gelen kutunuzu temizlemek, eski fotoğrafları ve videoları silmek, enerji tüketimini azaltan basit ama etkili yöntemlerden biridir.</p>
<p></p>
<p>Çevre Dostu Arama Motorları ve Web Siteleri Kullanın: Bazı arama motorları, yapılan her arama sonucunda bir ağaç dikmeyi taahhüt eder. Ecosia gibi arama motorları, kullanıcıların arama faaliyetlerini çevresel faydaya dönüştürmeye yardımcı olabilir.</p>
<p></p>
<p>Cihazların Ömrünü Uzatın: Yeni bir cihaz almak yerine mevcut cihazınızı mümkün olduğunca uzun süre kullanmak, hem ekonomik hem de çevresel olarak faydalıdır. Cihazların bakımını yapmak, gerektiğinde onarım seçeneklerini değerlendirmek ve donanım yükseltmesi yaparak cihazların kullanım ömrünü artırmak e-atıkların azalmasına katkı sağlar.</p>
<p></p>
<p>Veri Depolama Alışkanlıklarını Gözden Geçirin: İnternet üzerinden depolama alışkanlıklarınızı optimize etmek, enerji tüketimini büyük ölçüde düşürebilir. Sadece gerekli olan dosyaları bulutta saklamak ve gereksiz büyük dosyalardan kaçınmak, veri merkezlerine olan enerji talebini azaltabilir.</p>
<p></p>
<p>Yenilenebilir Enerji Kullanan Hizmetleri Tercih Edin: Dijital hizmetler sağlayan birçok şirket artık yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneliyor. Örneğin, bazı bulut depolama hizmetleri tamamen yenilenebilir enerjiyle çalışıyor. Bu tür hizmetleri tercih ederek, dijital ayak izinizi küçültebilirsiniz.</p>
<p></p>
<p>Sonuç: Sorumlu Bir Dijital Kullanım İçin Adımlar</p>
<p>Dijital dünyada yaşamanın çevresel maliyetlerini anlamak, bu maliyetleri azaltmak için atılacak ilk adımdır. Bilinçli ve sürdürülebilir bir dijital kullanım, bireysel olarak herkesin sorumluluğundadır. İster küçük değişikliklerle başlayarak enerji tasarrufu sağlayın, isterse cihazlarınızı daha verimli kullanarak dijital karbon ayak izini küçültün; her adım, çevre üzerindeki olumsuz etkiyi azaltacaktır.</p>
<p></p>
<p>Dijital dünyada attığınız her adımın bir etkisi olduğunu unutmadan, sürdürülebilir bir gelecek için bilinçli bir teknoloji kullanıcısı olmak mümkündür.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bozuk Düzen ve Sağlam Çark Arayışı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bozuk-duzen-ve-saglam-cark-arayisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bozuk-duzen-ve-saglam-cark-arayisi</guid>
<description><![CDATA[ Türkmen ulu ozanı Pir Sultan Abdal’ın Sözü Işığında Türkiye’nin Güncel Sorunları ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e9c1a2260d1.jpg" length="102848" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 20:45:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Pir Sultan Abdal’ın “bozuk düzende sağlam çark olmaz” sözü, adaletsiz ve çürümüş bir toplumsal yapının sürdürülebilir bir gelişim ya da adil bir yönetim sağlayamayacağını vurgular.</p>
<p>Bu derin ve anlamlı söz, bugünün Türkiye’sinde yaşanan birçok yapısal sorunun kökenine ışık tutuyor. Türkiye, uzun bir süredir ekonomik krizlerden, hukukun üstünlüğünün zedelenmesinden, demokratik değerlerin aşınmasından ve sosyal adaletsizliklerden muzdarip.</p>
<p> Bu durum, Pir Sultan Abdal’ın sözlerinde olduğu gibi, bozuk bir düzenin sağlam bir çark üretemeyeceğini ve toplumsal gelişimin önünün tıkandığını gözler önüne seriyor.</p>
<p></p>
<h3>Ekonomik Eşitsizlik ve Krizler</h3>
<p>Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz, bozuk düzenin en görünür yansımalarından biridir. Artan enflasyon, yüksek işsizlik oranları ve sürekli olarak değişen ekonomi politikaları, toplumun geniş kesimlerinde derin bir güvensizlik yaratmaktadır.</p>
<p> Özellikle gelir adaletsizliği, Türkiye'nin büyük bir sorun olarak karşısında duruyor. Zengin ile fakir arasındaki uçurum her geçen gün büyümekte, halkın önemli bir kısmı yoksulluk sınırında yaşamaktadır.</p>
<p>Pir Sultan Abdal’ın işaret ettiği bozuk düzen tam olarak budur: Bir sistemde adalet ve eşitlik yoksa, ekonomik düzenin de sağlam bir şekilde işlemesi mümkün değildir.</p>
<p></p>
<p>Ekonomideki bu bozulmanın en önemli nedeni ise kurumsal şeffaflığın azalması ve liyakatin yerine keyfi yönetimlerin gelmesidir. Bağımsız kuruluşların siyasi baskılar altında zayıflatılması, özellikle Türkiye’de Merkez Bankası gibi ekonomik düzenin kilit unsurlarının işlevini yerine getirememesine neden olmaktadır. Bu bağlamda, ekonomide sağlam bir çarkın dönmesi, ancak bağımsız kurumlar ve şeffaf bir yönetişim anlayışıyla mümkün olabilir.</p>
<p></p>
<h3> Hukukun Üstünlüğünün Zedelenmesi</h3>
<p>Türkiye’de son yıllarda hukukun üstünlüğü kavramı da ciddi şekilde yara almıştır. Yargının bağımsız olmaması, adalet sistemine olan güveni zedelemiş, toplumda derin bir adaletsizlik algısı oluşturmuştur.</p>
<p>Bir ülkede hukukun işleyişi bozuk olduğunda, toplumsal barışın sağlanması ve adaletin temin edilmesi imkânsız hale gelir. Pir Sultan Abdal’ın söylediği gibi, bozuk bir düzende sağlam çarklar dönemez; adaletin ve hukukun çarkları da ancak sağlam bir düzen içinde işleyebilir.</p>
<p></p>
<p>Demokratik ilkelerin askıya alındığı, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı bir ortamda, vatandaşlar kendilerini savunmasız ve çaresiz hissetmektedir.</p>
<p>Bu, toplumun genel ruh hali üzerinde derin yaralar açmakta ve sosyal bağları zayıflatmaktadır. Adaletin olmadığı bir sistemde, halkın devlete ve kurumlarına olan güveni tamamen sarsılmakta, bu da toplumda ciddi bir huzursuzluk yaratmaktadır.</p>
<p></p>
<h3> Demokratik Değerlerin Aşınması</h3>
<p>Türkiye’deki mevcut düzenin en büyük sorunlarından biri de demokratik değerlerin aşınmasıdır. Demokratik seçimler ve halkın iradesi, güçlü ve sağlıklı bir düzenin en önemli göstergelerinden biridir.</p>
<p>Ancak, seçim süreçlerinin adil ve şeffaf olup olmadığına dair tartışmalar ve medya özgürlüğünün kısıtlanması, demokrasinin temel taşlarını zayıflatmaktadır.</p>
<p>Pir Sultan Abdal’ın sözündeki "bozuk düzen", sadece ekonomik ya da hukuki yapılarla sınırlı kalmaz; aynı zamanda siyasal düzenin de eleştirilmesidir. Bir toplumda katılımcı demokrasi, ifade özgürlüğü ve çoğulculuk olmadığı sürece, o toplumun sağlam bir düzen kurması mümkün değildir.</p>
<p></p>
<h3> Sosyal Adaletsizlik ve Ayrımcılık</h3>
<p>Bozuk düzenin bir diğer önemli boyutu da sosyal adaletsizlikler ve ayrımcılıklardır. Siyasal kutuplara bölünen sistemde vatandaşların karşı karşıya kaldığı yapısal ayrımcılıklar, toplumsal bütünlüğü zedelemektedir. Hükümete muhalefet eden grupların maruz kaldığı hak ihlalleri ve ayrımcı politikalar, Türkiye’deki sosyal yapının da bozulduğunun bir göstergesidiir.</p>
<p></p>
<p>Pir Sultan Abdal’ın sözü, yalnızca bir dönemin toplumsal sorunlarına değil, evrensel bir gerçeğe işaret eder: Eğer toplumda eşitlik, adalet ve hakkaniyet yoksa, hiçbir sistem sağlam bir şekilde işlemez. Bugünün Türkiye’sinde de bu bozuk düzen, sadece ekonomik ya da politik alanlarda değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerde ve sosyal adalet arayışında kendini göstermektedir.</p>
<p></p>
<h3>Çözüm: Sağlam Bir Düzene Dönüş</h3>
<p></p>
<p>Pir Sultan Abdal’ın bu derin sözü, bize sağlam bir düzenin inşa edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bunun yolu ise adaletin, eşitliğin, hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin gerçekten işlemesinden geçmektedir.</p>
<p> Şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim, adaletin herkes için geçerli olduğu bir hukuk sistemi, ekonomik düzenlemelerde adil ve liyakate dayalı politikalar, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu sağlam düzenin temel taşlarıdır.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, Türkiye'deki mevcut sorunlar, bozuk bir düzenin yansımaları olarak karşımıza çıkıyor. Pir Sultan Abdal’ın sözü, bu sorunların kaynağını çok net bir şekilde ifade eder: Bozuk bir düzende sağlam çarklar dönemez. Türkiye’nin, bu bozuk düzenden kurtulup sağlam bir yapıyı inşa edebilmesi için öncelikle adalet, demokrasi ve toplumsal barışın sağlanması gerekmektedir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alsancak Limanı için yeni formül... Yarısını Araplar alacak!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/alsancak-limani-icin-yeni-formul-yarisini-araplar-alacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/alsancak-limani-icin-yeni-formul-yarisini-araplar-alacak</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Liman İşletmecileri Derneği Başkanı Hamdi Erçelik, İzmir Alsancak Limanı&#039;nın yarısının Birleşik Arap Emirlikleri merkezli limancılık firması Abu Dhabi Port&#039;a satışı konusunda anlaşmaya varıldığını dile getirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/alsancak_limani_icin_yeni_formul_yarisini_araplar_alacak_h7827_eb186.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 10:27:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alsancak, Limanı, için, yeni, formül..., Yarısını, Araplar, alacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Varlık Fonu bünyesinde bulunan İzmir Alsancak Limanı'nın Birleşik Arap Emirlikleri merkezli limancılık firması Abu Dhabi Port'a satışında düğümün çözüldüğü bildirildi.<br>
<br>
BAE'li şirketin, Limanı'nın tamamını almak yerine, yüzde 50 ortaklık formülünü kabul ettiği belirtildi.</p>

<p>İZFAŞ tarafından düzenlenen 3. İzmir Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı'nda Başkanlar Oturumu'nda konuşan Türkiye Liman İşletmecileri Derneği Başkanı Hamdi Erçelik, İzmir Alsancak Limanı'nın tamamı yerine yüzde 50 hissesinin özelleştirilmesi için anlaşmaya varıldığını söyledi. Erçelik, bu formüle, limanda devlet otoritesi devam edeceği için sıcak baktıklarını söyledi.</p>

<p>Alsancak Limanı’nın yük limanı mı yolcu limanı mı olması gerektiği tartışmasına değinen Erçelik, "İzmir, ticaret ve liman kenti. Alsancak Limanı yük limanı olarak kalmalı" dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aydın ve İstanbul&amp;apos;da yeşil alanlar satışta</title>
<link>https://trafikdernegi.com/aydin-ve-istanbulda-yesil-alanlar-satista</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/aydin-ve-istanbulda-yesil-alanlar-satista</guid>
<description><![CDATA[ Resmî Gazete&#039;de yayımlanan yönetmelik doğrultusunda, kaçak olarak inşa edilen tesis ve binaların yıkımı için hiçbir kararnameye gerek kalmadan işlem yapılacak ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/aydin_ve_istanbul_da_yesil_alanlar_satista_h7826_a7995.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 10:27:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aydın, İstanbul&amp;039da, yeşil, alanlar, satışta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>AK PARTİ hükümeti, kamu malı olan değerli arazilerin özelleştirilmesi sürecine devam ediyor. Bu kapsamda, Aydın Didim ve İstanbul Kartal'daki yeşil alanlar da dahil olmak üzere birçok arazi son dönemlerde özel sektöre devredildi.</p>
<p data-kiosked-context-name="kskdUIContext_01j7k76wv56f13bcyekhra38rx" kioskedhash_production="12280_61dab307a74143c01884d546f3854422">Geçtiğimiz günlerde, Aydın Didim'de toplamda 16 bin metrekare büyüklüğündeki kamu arazileri satışa sunuldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), hem İstanbul'da hem de Aydın'da bazı taşınmazların özelleştirilmesi için ilanlar yayımladı. Resmî Gazete'de duyurulan ilanlara göre, İstanbul Kartal'daki Soğanlık mahallesinde 13 bin 419 metrekare, Aydın Didim'deki Cumhuriyet mahallesinde ise 13 bin 262 metrekarelik yeşil alanlar özelleştirilecek. İhaleler, pazarlık usulüyle ve kapalı zarfla teklif alınarak yürütülecek.</p>
<p>BirGün'ün aktardığına göre, 7 Eylül'de AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong>'ın onayıyla yayımlanan bir kararla Didim'de bulunan üç farklı kamu arazisi toplamda 16 bin metrekarelik bir alanı kapsayacak şekilde satıldı. Bu arazilerden biri 124 milyon 500 bin TL'ye Premium İnşaat'a, diğeri 136 milyon TL'ye Erz İnşaat'a, üçüncüsü ise 173 milyon TL'ye Hasan Hüseyin Yapı'ya satıldı.</p>
<p>Ayrıca, devlet ormanlarındaki kaçak yapılarla ilgili de yeni düzenlemeler getirildi. Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik doğrultusunda, kaçak olarak inşa edilen tesis ve binaların yıkımı için hiçbir kararnameye gerek kalmadan işlem yapılacak. Orman Genel Müdürlüğü, bu tesislerin yıkım masraflarını ilgili şüphelilerden tahsil edecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölü balıklardan sonra İzmir Körfezi bu kez çöple doldu!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/olu-baliklardan-sonra-izmir-koerfezi-bu-kez-coeple-doldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/olu-baliklardan-sonra-izmir-koerfezi-bu-kez-coeple-doldu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de dün etkili olan sağanağın ardından körfezde oluşan atık kirliliği dikkati çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/olu_baliklardan_sonra_izmir_korfezi_bu_kez_cople_doldu_h7825_d094d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 10:27:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ölü, balıklardan, sonra, İzmir, Körfezi, kez, çöple, doldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kötü koku ve balık ölümleri nedeniyle gündemde yer alan İzmir Körfezi'nde, sabah saatlerinde Karşıyaka sahilinde atıkların kıyıya vurduğu görüldü.</p>

<p>Dün kentte etkili olan sağanağın ardından körfeze dökülen derelerden geldiği tahmin edilen atıklar, sahil boyunda kötü görüntülere neden oldu.</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, denizden ve karadan atıkların toplanması için çalışma yürüttü.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20240912-35625551-35625539-IZMIR_KORFEZINDE_BU_KEZ_DE_ATIK_KIRLILIGI_GOZLENIYOR.jpg"></p>

<p>Toplanan atıkların içinde ölü balıkların bulunmadığı gözlenirken sağanak sonrası kötü kokunun da hissedilir ölçüde azaldığı saptandı.</p>

<p>Temizlik çalışmalarını izleyen vatandaşlardan Yusuf Budak, her yağıştan sonra aynı manzarayla karşılaştıklarını, körfeze boşalan su kaynaklarının temizlenmesi ve vatandaşların daha duyarlı olması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20240912-35625551-35625544-IZMIR_KORFEZINDE_BU_KEZ_DE_ATIK_KIRLILIGI_GOZLENIYOR.jpg"></p>

<p>Kentte 20 Ağustos'ta Bayraklı ilçesi Turan Sahili'ne ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca bilim insanlarının da bulunduğu "İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulu" oluşturulmuştu. (AA)</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/AA-20240912-35625551-35625541-IZMIR_KORFEZINDE_BU_KEZ_DE_ATIK_KIRLILIGI_GOZLENIYOR.jpg"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğru Yol Partisi, Anıtkabir Ziyareti ve Çukurambar Toplantısıyla Yeni Döneme Start Verdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogru-yol-partisi-anitkabir-ziyareti-ve-cukurambar-toplantisiyla-yeni-doeneme-start-verdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogru-yol-partisi-anitkabir-ziyareti-ve-cukurambar-toplantisiyla-yeni-doeneme-start-verdi</guid>
<description><![CDATA[ Doğru Yol Partisi (DYP) Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyesi Harika Hayriye Şavkıncı, DYP Genel Başkanı Cenk Küpeli ve parti yönetimiyle birlikte Ankara&#039;da Anıtkabir&#039;e anlamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ankarasehirgazetesi.com/uploads/images/202409/image_430x256_66e8a24b1f740.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 00:41:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ziyaretin ardından Çukurambar’da geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. Bu etkinlikler, parti yönetiminin Cumhuriyetin ikinci yüzyılına yönelik hedef ve vizyonunu ortaya koyarken, partinin tarihi mirasına sahip çıkma kararlılığını da gösterdi.</p>
<p><img src="https://www.ankarasehirgazetesi.com/uploads/images/202409/image_870x_66e8a25b22e87.jpg" alt=""></p>
<p>Anıtkabir Ziyareti: Atatürk'e Minnet ve Saygı</p>
<p>DYP Genel Başkanı Cenk Küpeli, Anıtkabir ziyaretinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, ziyaretin önemini vurguladı. Küpeli, “Doğru Yol Partisi yönetimi olarak bugün Anıtkabir'de, önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün huzurundaydık. DYP Genel Başkanı olarak Atamızın huzurunda olmak, hem büyük bir gurur hem de sorumluluk. Bu gururu bizlere yaşatan tüm Doğru Yol Partisi teşkilatlarına teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.</p>
<p>Küpeli, açıklamasında ayrıca Cumhuriyetin geleceğine yönelik güçlü bir mesaj vererek, "Cumhuriyetimiz, bugünlere kattığımız değerlerle ikinci yüzyılda da ışığımız ve pusulamız olmaya devam edecektir. Mustafa Kemal Atatürk'e derin bir saygı ve minnetle anıyoruz" ifadelerini kullandı. Parti yönetimi ve üyeler, Anıtkabir ziyareti sırasında Atatürk’ün mozolesine çelenk bırakarak saygı duruşunda bulundular.</p>
<p><img src="https://www.ankarasehirgazetesi.com/uploads/images/202409/image_870x_66e8a252a8364.jpg" alt=""></p>
<p>Çukurambar'daki Toplantı: Gelecek Hedefleri Masaya Yatırıldı</p>
<p>Anıtkabir ziyaretinin ardından parti yönetimi, Çukurambar'da gerçekleştirilen bir toplantıda bir araya geldi. Toplantıya katılan DYP Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyesi Harika Hayriye Şavkıncı, toplantının oldukça verimli geçtiğini belirtti. Şavkıncı, parti içi istişarelerin ardından yaptığı açıklamada, "Bugünkü toplantı partimizin gelecek vizyonunu belirlemek açısından son derece önemliydi. Merkez sağın gerçek sesi olarak Doğru Yol Partisi, kurucumuz rahmetli Süleyman Demirel'in izinde, onun mirasına sahip çıkarak yoluna devam ediyor. Partimizin emanetleri emin ellerde" şeklinde konuştu.</p>
<p><img src="https://www.ankarasehirgazetesi.com/uploads/images/202409/image_870x_66e8a259217c0.jpg" alt=""></p>
<p>Şavkıncı, açıklamasında ayrıca DYP'nin güçlü bir kadro ile hareket ettiğinin altını çizerek, "Genel Başkanımız Sayın Cenk Küpeli, GİK ve MKYK üyelerimizle birlikte Atamızın huzurunda bir araya gelerek yeni döneme güçlü bir başlangıç yaptık. Bugün burada aldığımız kararlar, partimizin Türkiye'nin geleceğine olan katkılarını daha da artıracak" dedi.</p>
<p>DYP'nin Vizyonu ve İkinci Yüzyıla Hazırlık</p>
<p>Toplantıda konuşulan konular arasında, DYP'nin Cumhuriyetin ikinci yüzyılında oynayacağı rol ve Türkiye'nin geleceğine yönelik politikalar geniş bir şekilde ele alındı. Genel Başkan Cenk Küpeli, DYP’nin kurucusu Süleyman Demirel’in mirasına sahip çıkmanın yanı sıra, yenilikçi politikalarla Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretme konusunda kararlı olduklarını belirtti. Toplantıda, özellikle ekonomi, adalet ve demokrasi gibi temel alanlarda yeni reform önerilerinin geliştirilmesi yönünde kararlar alındı.</p>
<p>Sonuç olarak, Anıtkabir ziyareti ve Çukurambar toplantısı, Doğru Yol Partisi'nin yeniden yapılanma sürecinde olduğunu ve Türkiye'nin siyasi sahnesinde etkin bir şekilde yer almayı hedeflediğini gösterdi. Parti, geçmişten aldığı güçle, geleceğe yönelik plan ve projelerini hayata geçirme konusunda kararlılığını ortaya koydu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cumhurbaşkanlığı Kabinesi&amp;apos;nin  Yasal Dayanağı Nedir ?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cumhurbaskanligi-kabinesi-korsan-mi-yasal-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cumhurbaskanligi-kabinesi-korsan-mi-yasal-mi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’de, &quot;Cumhurbaşkanlığı Kabinesi&quot; adı altında toplanan bir kurul olduğu bilinir. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e80cad3cf75.jpg" length="103729" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 Sep 2024 13:39:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve bakanlardan oluşan bu kurul, Cumhurbaşkanı başkanlığında düzenli aralıklarla toplanır ve alınan kararlar kamuoyuna duyurulur. Ancak hukuki açıdan bakıldığında, bu kurula ilişkin herhangi bir anayasal ya da yasal düzenleme bulunmamaktadır. Anayasada ya da ilgili kanunlarda "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi" adında bir organ yer almamakta, dolayısıyla bu terim resmi bir hukuki dayanağa sahip değildir.</p>
<p></p>
<p><strong>Kabine'nin Hukuki Dayanağı Üzerine Tartışmalar</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Türk hukukunda, idarenin işleyişi ve görevleri kanunlar çerçevesinde düzenlenir. Anayasamızın 123. maddesi gereğince idare, kanuniliğe uygun olarak kurulmak zorundadır. Ancak “Cumhurbaşkanlığı Kabinesi”ni düzenleyen ne bir anayasa maddesi ne de bir kanun bulunur. Üstelik, mevzuat tarandığında da bu terime dair herhangi bir kayıt mevcut değildir.</p>
<p></p>
<p>Bu durum, "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi" adında bir kurulun hukuki anlamda var olup olmadığını sorgulatmakta. 2018'de gerçekleşen anayasa değişikliği ile başkanlık sistemine geçilmesinin ardından, eski "Bakanlar Kurulu" kavramı kaldırıldı. Ancak uygulamada, bu yapı halen fiilen varlığını sürdürmekte ve toplanan bu heyete "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi" denmektedir. Bu durum, eski sistemin bir kalıntısı gibi değerlendirilse de, hukuki anlamda bir dayanak eksikliği dikkat çekmektedir.</p>
<p></p>
<p><strong>Kabine'nin Görevleri ve Karar Alması</strong></p>
<p></p>
<p>"Cumhurbaşkanlığı Kabinesi", anayasal dayanağı olmayan bir kurum olmasına rağmen, uygulamada oldukça aktif bir rol oynar. Kabine toplantılarının ardından Cumhurbaşkanı, kamuoyuna açıklamalar yaparak çeşitli kararları duyurur. Bu kararlar, genellikle "kabine toplantısında alınan kararlar" olarak lanse edilir. Oysa hukuken mevcut olmayan bir kurulun karar alma yetkisi de bulunmamaktadır. Ancak, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere, birçok bakanlık ve kamu kurumu, çeşitli genelge ve kararnamelerini bu toplantılarda alınan kararlara dayandırmaktadır. Özellikle pandemi sürecinde sıkça karşılaşılan bu durum, hukuki bir belirsizliğe işaret eder.</p>
<p></p>
<p>Bir kurumun karar alabilmesi, yetki kullanabilmesi için hukuki dayanağının bulunması gerekir. Oysa "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi", böyle bir dayanağa sahip değildir. Bu nedenle, alınan kararlar anayasal ya da yasal açıdan geçersiz sayılabilir. Ancak pratikte, bu kararlar uygulanmakta ve devletin idari işleyişinde yerini almaktadır. Bu durum, hukuki ve pratik arasında bir boşluk oluşturur ve çözülmesi gereken bir sorun olarak karşımıza çıkar.</p>
<p></p>
<p><strong>Kabine'nin Varoluş Sebebi ve Geleneksel Yönleri</strong></p>
<p></p>
<p>"Cumhurbaşkanlığı Kabinesi", hukuken mevcut olmasa da, fiilen uygulanmasının temelinde tarihsel ve geleneksel bir dayanak bulunabilir. Türkiye'nin tarihine bakıldığında, yürütme erkinin hiçbir zaman tek bir kişi tarafından kullanılmadığı görülür. Osmanlı döneminde Padişah’ın yanında "Heyet-i Vükela" gibi danışma kurulları bulunurdu. Cumhuriyet döneminde de bu gelenek "Bakanlar Kurulu" şeklinde devam etti. 2018 yılında anayasa değişikliği ile "Bakanlar Kurulu" kavramı hukuken kaldırılmış olsa da, bu yapının fiilen devam ettiği ve toplumda halen bu yapıya ihtiyaç duyulduğu açıktır.</p>
<p></p>
<p>Cumhurbaşkanının tek başına kararlar alması yerine, bakanlarla birlikte toplanıp önemli konuları müzakere etmesi, geleneksel olarak yerleşmiş bir yöntemdir. Bu bağlamda, "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi" adının verilmiş olması, eski sistemin bir devamı niteliğinde görülmelidir. Ancak bu yapının resmi bir statüye kavuşması, anayasal veya yasal bir düzenlemeyle sağlanmalıdır.</p>
<p></p>
<p><strong>Çözüm Önerileri</strong></p>
<p></p>
<p>Mevcut sistemde "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi"nin anayasal dayanağı bulunmadığı için, bu yapının varlığı ve işleyişi hukuken tartışmalıdır. Bu durumu çözmenin en ideal yolu, anayasal bir düzenleme ile "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi"nin statüsünün netleştirilmesidir. Cumhurbaşkanı ve bakanların bir araya gelerek ülke meselelerini tartışması ve karar alması doğal bir ihtiyaçtır. Ancak bu ihtiyaç, hukuki zemine oturtulmadığı sürece, hukukun üstünlüğü ve idarenin kanuniliği ilkeleriyle çelişir.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, Türkiye'nin yönetim sistemi içerisinde "Cumhurbaşkanlığı Kabinesi" adını taşıyan bir kurulun resmi ve hukuki bir zemine oturtulması gerekmektedir. Aksi takdirde, bu yapının varlığı ve aldığı kararlar, hukuki anlamda tartışmalı olmaya devam edecektir. Bu konuda yapılacak bir anayasa değişikliği, hem sistemin şeffaflığı hem de hukukun üstünlüğü açısından önemlidir.</p>
<p>Nail Türkoğlu </p>
<p>Makalenin hazırlanmasında <a href="https://www.anayasa.gen.tr/cb-kabinesi.htm">Anayasa</a> sitesinden istifade edilmiştir. </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İsrail Askerlerinin Öldürdüğü Türk Aktivist: Ayşenur Ezgi Eygi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/israil-askerlerinin-oldurdugu-turk-aktivist-aysenur-ezgi-eygi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/israil-askerlerinin-oldurdugu-turk-aktivist-aysenur-ezgi-eygi</guid>
<description><![CDATA[ Batı Şeria&#039;da İsrail Askerleri Tarafından Öldürülen Türk Aktivist Ayşenur Ezgi Eygi&#039;nin Ölümü ve Türkiye&#039;nin Uluslararası Tepkisi: Barış İçin Giden Genç Bir Kadının Trajik Sonu ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e49eeef1d41.jpg" length="48783" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 23:22:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İsrail-Filistin Çatışmasında Yeni Bir Trajedi: Ayşenur Ezgi Eygi’nin Ölümü ve Türkiye’nin Tepkisi</strong></p>
<p></p>
<p>13 Eylül 2024 tarihinde, Batı Şeria'da İsrail askerleri tarafından öldürülen Türk aktivist Ayşenur Ezgi Eygi'nin ölümü, İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir trajedi olarak dikkat çekti. Eygi'nin annesi Rabia Birden, kızının barış ve yardım amacıyla bölgeye gittiğini, ancak orada İsrail askerleri tarafından hedef alındığını belirtti. </p>
<p></p>
<p>Rabia Birden, "Ayşe çok neşe dolu, heyecanlı, hareketli, sevgi dolu biriydi ve barış için çalışıyordu. Şehit olduğu haberini almak beni derinden sarstı," şeklinde duygularını ifade etti. Türkiye hükümeti, Eygi'nin ölümüyle ilgili süreci yakından takip ederek, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, olayla ilgili olarak uluslararası düzeyde soruşturma başlatacaklarını ve Eygi'nin haklarını sonuna kadar savunacaklarını belirtti. Tunç, olayın uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınacağını ve gerekli mercilere başvuruda bulunacaklarını vurguladı.</p>
<p></p>
<p>Eygi'nin ölümü, İsrail-Filistin çatışmasının yeniden alevlenmesine neden olurken, Türkiye'nin tepkisi ve talepleri, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Özellikle, Türkiye'nin olayın peşini bırakmayacağı ve uluslararası alanda sorumluların hesap vermesi için çaba göstereceği ifade edildi.</p>
<p></p>
<p>Bu trajik olay, İsrail-Filistin çatışmasında insani kayıpların boyutunu ve bu tür olayların uluslararası diplomasi üzerindeki etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Eygi'nin ölümü, bölgedeki barış umutlarını daha da zorlaştırırken, uluslararası toplumun bu tür olaylara nasıl yaklaşacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çıldıran Dünya: Gündemin Kaosu ve İnsanlığın Kayıp Gerçekliği</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cildiran-dunya-gundemin-kaosu-ve-insanligin-kayip-gercekligi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cildiran-dunya-gundemin-kaosu-ve-insanligin-kayip-gercekligi</guid>
<description><![CDATA[ Gündem her zamankinden daha karmaşık ve çelişkilerle dolu bir hal almış durumda. Bir yandan teknoloji hızla gelişirken, diğer yandan insanoğlunun sosyal ve duygusal boyutları da aynı hızla çözülmeye başlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e55de0a06e6.jpg" length="81271" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2024 12:57:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her şey o kadar hızlı ilerliyor ki, sanki dünya kendi etrafında hızla dönüyor ama insanlar bu hızın farkında olmadan yaşıyor.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Ekonomik dalgalanmalar, siyasi gerilimler, savaşlar, iklim krizi derken, insanların üzerindeki stres yükü adeta patlama noktasına gelmiş durumda. Bir yandan lüks ve tüketim çılgınlığı tüm hızıyla devam ederken, diğer yandan toplumların alt kesimleri giderek daha da fakirleşiyor. Eşitsizlik öylesine görünür hale geldi ki, bu durum adeta çıldırmış bir toplumsal yapının göstergesi. </p>
<p></p>
<p>Güncel olaylara bakıldığında, insanlar sanki tüm bu karmaşık gerçeklerle yüzleşmek yerine, gündelik kaçışlara sığınıyorlar. Sosyal medyada sürekli içerik tüketmek, kısa süreli hazlar peşinde koşmak ya da toplumsal olaylara duyarsız kalmak gibi eğilimler giderek yaygınlaşıyor. İronik olan, bu kadar bilgiye ve teknolojiye erişimimiz varken, hala neden toplumsal olarak çözüm üretmek yerine daha da bölünüyoruz?</p>
<p></p>
<p>Bir de gündemin “çılgın” diyebileceğimiz boyutu var: komplo teorileri, sanal gerçeklik dünyasında kaybolma, yapay zekanın geleceği. Gerçeklik algımız bu kadar sarsılmışken, doğru ile yanlışın birbirine karışması kaçınılmaz hale geliyor. Herkes kendi gerçeğini yaratıyor ve bunun dışındaki her şey yalanmış gibi yaşıyor.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, çıldırmış olan sadece insanlar değil, yaşadığımız dünyanın kendisi. İnsanlar bu karmaşık yapı içinde hayatta kalmaya çalışırken, hızla değişen koşullara adapte olmaya zorlanıyorlar. Belki de çıldırmak, bu duruma verilebilecek en insani tepki. Ancak, çıldırmak yerine bilinçli bir farkındalık geliştirmek, geleceğimiz için en önemli çıkış yolu olabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tavuk Çiftliği Diye Tavuklara Özel Villalar Yaptılar(!)</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tavuklar-kumeste-yasamasin-diye-tavuklara-ozel-villalar-yaptilar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tavuklar-kumeste-yasamasin-diye-tavuklara-ozel-villalar-yaptilar</guid>
<description><![CDATA[ Kemalpaşa&#039;da Tavuk Çiftlikleri Yerine Yapılan Lüks Villaların Ruhsatı İptal Edildi: Soruşturma Başlatıldı ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e2fc45b5ff2.jpg" length="115561" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 17:38:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>
<p>İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde, Kırkpınarlar Süt Ürünleri Gıda Şirketi tarafından tavuk çiftliği arazisi üzerinde yapılan 90 lüks villa projesi hakkında başlatılan soruşturma derinleşiyor. İddialara göre, tavuk çiftliği için verilen "güçlendirme ruhsatı" ile inşa edilen bu villalar, usulsüz bir şekilde ruhsatlandırıldı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Teftiş Kurulu'nun yürüttüğü soruşturmanın ardından mahkeme kararıyla ruhsatlar iptal edildi.</p>
<h4>Soruşturma Nasıl Başladı?</h4>
<p>Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı, Ali Aydın isimli bir vatandaşın 19 Eylül 2023 tarihli dilekçesi üzerine soruşturmayı başlattı. Başsavcılık, Kemalpaşa Belediyesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İzmir İl Müdürlüğü'nün zarara uğradığını belirterek, imar kirliliği ve 4708 sayılı Kanuna muhalefet suçlamalarıyla Kırkpınarlar Süt Ürünleri Gıda ve Hayvancılık Ltd. Şti.'nin müteahhidi Bilal Kırkpınar ve yedi kişinin cezalandırılmasını istedi.</p>
<h4>Usulsüz Ruhsat Verildiği Ortaya Çıktı</h4>
<p>Kemalpaşa Belediyesi tarafından 17 ve 25 Ağustos 2020 tarihlerinde verilen güçlendirme ruhsatlarının, 2021'de belediyeye düzenlenen bir operasyon sırasında usulsüz olduğu tespit edildi. Operasyon kapsamında, izinsiz yapı ve bina inşa eden firmalar ile vatandaşlara, rüşvet karşılığında ruhsat ve yapı kullanma belgeleri verildiği iddia edilmişti. Soruşturma, bölgedeki yapıların tarım alanı ve "Büyük Ova Koruma Alanı" içinde olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Bölge İdare Mahkemesi tarafından atanan bilirkişi heyetinin hazırladığı 16 Nisan 2024 tarihli raporda, ruhsatların tamamen usule aykırı olduğu belirtildi. Raporda, tavuk çiftliklerinin olduğu bölgede lüks villaların yapıldığı ve bu yapıların imar barışına uygun olmayan belgelerle meşrulaştırıldığı vurgulandı.</p>
<h4>Şirket Yetkilileri Suçlamaları Kabul Etmedi</h4>
<p>Kırkpınarlar Süt Ürünleri Gıda ve Hayvancılık Ltd. Şti.’nin yetkilisi Bilal Kırkpınar, soruşturma kapsamında verdiği ifadede, tüm işlemlerin yasalara uygun olduğunu ve suçlamaları kabul etmediğini belirtti. Diğer şüpheliler de benzer savunmalar yaparak, inşaat mühendisleri olarak görevlerini kanunlara uygun bir şekilde yerine getirdiklerini savundu.</p>
<h4>Bilirkişi Raporunda Neler Yer Aldı?</h4>
<p>Bilirkişi raporunda, "3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 1. maddesi uyarınca, yalnızca 31 Aralık 2017 tarihinden önce ruhsatsız ya da ruhsat eklerine aykırı olarak yapılmış yapılar için Yapı Kayıt Belgesi alınabileceği" ifade edildi. Ancak, yapılar için alınan Yapı Kayıt Belgelerinin, gerçeğe aykırı olduğu ortaya çıktı. Fotoğraflarda tavuk çiftliklerinin gösterilmesine rağmen, beyanlarda konut amaçlı dubleks villalar olarak sunulmuştu. Ayrıca, tavuk çiftlikleri yerinde bulunmayan yapılar için gerçeğe aykırı beyanlar düzenlenerek cins değişikliği yapılmıştı.</p>
<h4>Mahkeme Kararı ve Sonuçlar</h4>
<p>İzmir Bölge İdare Mahkemesi, 26 Aralık 2023 tarihinde verdiği kararla, Kırkpınarlar Süt Ürünleri Gıda ve Hayvancılık Ltd. Şti.’nin aldığı güçlendirme ruhsatlarını iptal etti. Kemalpaşa Belediyesi’ne bildirilen bu karar, söz konusu yapılar için başlatılan soruşturmanın seyrini değiştirdi. Yapı denetim firması İztaş ile şirket arasındaki sözleşme de tek taraflı olarak feshedildi.</p>
<p>Sonuç olarak, tavuk çiftlikleri yerine inşa edilen lüks villaların ruhsatlarının iptal edilmesi, bölgedeki imar usulsüzlüklerini gün yüzüne çıkarırken, konuyla ilgili cezai işlemler için hukuki süreç devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.evrensel.net/haber/527980/evrenselin-gundeme-tasidigi-tavuk-kumesleri-yerine-luks-villalara-dava-acildi">Haberin kaynağından</a> esas alınmıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ekolojiye Dair Güncel Haberlerin Yeni Adresi; Türkiye Ekoloji Portalı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ekolojiye-dair-guncel-haberlerin-yeni-adresi-turkeco</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ekolojiye-dair-guncel-haberlerin-yeni-adresi-turkeco</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Ekoloji Portalı turk.eco, ekoloji ve çevreye dair güncel haberler, analizler ve sürdürülebilir yaşam rehberleri sunan bir haber platformudur. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e7594cac8de.jpg" length="133271" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 14:55:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İklim krizi, çevresel yıkım ve sürdürülebilir yaşamın her zamankinden daha fazla önem kazandığı bir dönemde,<span> Türkiye Ekoloji Portalı </span><strong>turk.eco </strong>ekolojiye dair güncel haberler ve analizler sunan, alanında öne çıkan bir haber platformu olarak dikkat çekiyor. Sitenin misyonu, ekoloji ve çevre konularında farkındalık yaratmak, okuyucularını bilgilendirerek gezegenin geleceği için harekete geçmelerini teşvik etmek.</p>
<h3 class="western">Neden turk.eco?</h3>
<ol>
<li>
<p><strong>Güncel ve Doğru Bilgi</strong>: Türkiye Ekoloji Portalı turk.eco, dünyada ve Türkiye’de ekolojiyle ilgili en son gelişmeleri takip ederek, doğru ve güvenilir bilgiler sunmayı hedefliyor. İklim değişikliği, biyoçeşitlilik, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir tarım gibi önemli konularda güncel haberler burada toplu bir şekilde okuyucuyla buluşuyor.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Derinlemesine Analizler</strong>: Ekoloji yalnızca haberlerle sınırlı değil. Türkiye Ekoloji Portalı turk.eco, uzman görüşleri ve derinlemesine analizlerle çevresel olayların arka planını anlamanızı sağlıyor. Sürdürülebilirlik alanında yenilikler ve çevresel politikalar üzerine yapılan değerlendirmeler, ekoloji konularına daha geniş bir perspektifle yaklaşmanıza olanak tanıyor.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Ekolojik Yaşam Rehberi</strong>: Türkiye Ekoloji Portalı turk.eco, bireysel düzeyde neler yapabileceğiniz konusunda da rehberlik sunuyor. Atıksız yaşam, enerji tasarrufu, karbon ayak izini azaltma ve doğayla uyumlu yaşam önerileriyle, sadece haberlere değil, aynı zamanda ekolojik yaşam biçimine de odaklanıyor.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Aktif Toplum ve Katılım</strong>: turk.eco, ekoloji konusunda yalnızca bir haber kaynağı değil, aynı zamanda sürdürülebilir gelecek için toplumsal bilinç oluşturan bir platform olma vizyonunu taşıyor. Çevre koruma ve doğa hakları savunucuları, yerel topluluklar ve aktivistler için bir buluşma noktası olan site, kullanıcılarını da ekoloji hareketine dahil olmaya davet ediyor.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Çeşitlilik ve Kapsayıcılık</strong>: turk.eco, geniş bir ekolojik konu yelpazesinde yayın yaparak herkesi kapsayan bir içerik sunmayı amaçlıyor. Denizlerin korunmasından iklim adaletine, ormansızlaşmadan şehir ekolojisine kadar birçok farklı konu başlığıyla çevreye dair her alanda bilinç oluşturmaya katkı sağlıyor.</p>
</li>
</ol>
<h3 class="western">Ekolojiyle İlgili Her Şey Bir Tık Uzağınızda</h3>
<p><strong> Türkiye Ekoloji Portalı turk.eco</strong>,  çevreye duyarlı bireyler ve kuruluşlar için önemli bir bilgi kaynağı olmayı hedefliyor. İklim değişikliğinden tarıma, yenilenebilir enerjiden doğa korumaya kadar geniş bir yelpazede içerik sunan site, okuyucularına daha sürdürülebilir bir gelecek için bilgi ve ilham kaynağı olmayı amaçlıyor.</p>
<p>Gezegenin geleceğine dair bilinçli adımlar atmak ve ekoloji haberlerinden haberdar olmak için turk.eco’yu takip edin!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mansur Yavaş&amp;apos;a hayvan barınağı ihalesi üzerinden tepki: Rant sağlıyorlar</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mansur-yavasa-hayvan-barinagi-ihalesi-uzerinden-tepki-rant-sagliyorlar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mansur-yavasa-hayvan-barinagi-ihalesi-uzerinden-tepki-rant-sagliyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Hayvan hakları savunucuları, Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş&#039;a tepki göstererek, &quot;Barınak dedikleri ölüm kamplarını ihalelere çıkarak hayvanların kanı üzerinden rant sağlıyorlar&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e1f5cd32b98.jpg" length="117942" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Sep 2024 22:56:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvan, Yaşam, Özgürlük ve Sokaktayım Yanındayım İnisiyatifleri eylemlerinin 111’inci gününde, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Meclisi'nde görüşülecek olan Gökçeyurt Köpek Yaşam Alanı ihalesine karşı ABB önünde "Barınak demek katliam demek" pankartıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, sık sık "Mansur elini hayvanlardan çek", "Toplayamazsın, hapsedemezsin, öldüremezsin" sloganları atıldı.</p>
<p></p>
<p>“ÇEVRESİNİ ZENGİNLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYOR”</p>
<p>Açıklamayı hayvan hakları savunucuları adına okuyan Devrim Aden, hayvanların katledilmesinin önünü açan yasa gündeme gelmeden önce Yavaş'ın "Sokakta köpek diye bir şey olmaz" sözlerini hatırlatarak, "Mansur Yavaş köpek düşmanlığına devam ediyor" dedi.</p>
<p></p>
<p>Aden, Yavaş'ın belediyeye ait Karataş Barınağı'nı "toplama kampına" benzeterek, orada hayvanların katledildiğini ifade etti. Yavaş'ın, aynen hükümet gibi kendi yandaşlarını ve çevresini rant politikasıyla zenginleştirdiğini, muhalefet iddiasının da tamamen boş bir iddia olduğunu ifade eden Aden, daha önce 6 bin hayvan için kamp inşa ettiğini, sonra müteahhitlere para kazandırmak için söz konusu ihaleyi iptal edip tekrar açtığını söyleyerek, "3 bin metrekarelik alana kurulu bu sözde barınağın 6 bin hayvan alacağını da gururla duyurmuştu" ifadelerini kullandı.</p>
<p>“KİMİN TALİMATLARIYLA HAREKET EDİYORSUNUZ?”</p>
<p>Bugün görüşülecek ihalenin de daha önceki barınağın 4'te biri alana, 3 bin hayvanın yerleştirileceğini söyleyen Aden, "Bu kadar hayvanı, bu kadarlık bir alana tıkmak katliamcılıktır" dedi.</p>
<p></p>
<p>“HAYVANLARIN KANI ÜZERİNDEN RANT SAĞLIYORLAR  </p>
<p>Sokaktayım Yanındayım İnisiyatifi adına konuşan Zarife Çamalan ise "Barınak dedikleri ölüm kamplarını ihalelere çıkarak hayvanların kanı üzerinden rant sağlıyorlar. Nasıl ki işten atılan işçiler fabrika önünde direnirken polisiyle, gazıyla, copuyla saldırdığında patrona ait bütün mekanlar eylem alanıysa eğer ki Mansur Yavaş bu yasayı uygulamaktan vazgeçmezse Mansur Yavaş'ın da bulunduğu bütün mülkler bizim eylem alanımızdır" diye konuştu.</p>
<p></p>
<p>Açıklama alkış ve sloganlarla son bulurken hayvan hakları savunucuları ihaleyi izlemek için salonuna gitti. Ancak hayvan hakları savunucuları ihalenin yapıldığı salona alınmadı. (MA)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuk Cinayetleri Feodalizmin Karanlık Yüzünü Gösteriyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cocuk-cinayetleri-feodalizmin-karanlik-yuzunu-goesteriyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cocuk-cinayetleri-feodalizmin-karanlik-yuzunu-goesteriyor</guid>
<description><![CDATA[ Soner Yalçın, Sözcü gazetesindeki son yazısında, Türkiye&#039;deki çocuk cinayetlerini ve feodalizmin toplum üzerindeki etkilerini sert bir dille eleştirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e1f47703fc4.jpg" length="118902" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Sep 2024 22:47:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soner Yalçın: Çocuk Cinayetleri Feodalizmin Karanlık Yüzünü Gösteriyor</strong></p>
<p></p>
<p>Yazısında sekiz yaşındaki Narin Güran’ın trajik ölümüne dikkat çeken Yalçın, çocukların toplumsal ve siyasal bir varlık olarak görülmediğini ve sorunların köklü bir şekilde ele alınmadığını vurguladı.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Yalçın, ülkede cinsel istismara dayalı çocuk cinayetlerinin hızla arttığını ve bu konuda yeterli araştırmaların yapılmadığını belirtti. Geçen yıl adliyeye sevk edilen 66 bin 138 vaka sayısının endişe verici olduğunu ifade eden Yalçın, çocukların yaşadığı dönüşümlerin ve karşılaştıkları sorunların önemsenmediğine dikkat çekti. Özellikle, Narin Güran’ın oyuncak yerine gelinlikle toprağa verilmesini eleştiren Yalçın, çocuğun kimliksizleştirilmesinin ve feodal değerlerin topluma hakim olmasının altında yatan nedenleri sorguladı.</p>
<p></p>
<p><strong>Feodal Yapının Gölgeleri</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Yalçın, Cumhuriyet’in 2024 yılında bile feodalizmi tasfiye edemediğini ve modern eğitim projelerinin yerini feodal yapının aldığını belirtti. Yazısında Cumhuriyet'in çocukları modern bir ulus devletin garantisi olarak gördüğünü ve bunun için birçok kurumu devreye soktuğunu hatırlatan Yalçın, feodalizmin hala güçlü olduğunu ve çocukların bu yapıdan olumsuz etkilendiğini söyledi.</p>
<p></p>
<p>Özellikle son yıllarda feodalizmin şirin gösterilmeye çalışıldığını ve siyasetle yapılan ittifakların halkçılık ilkelerine zarar verdiğini vurgulayan Yalçın, bu yapının özellikle kız çocuklarının eğitim ve kimlik kazanımını engellediğini dile getirdi.</p>
<p></p>
<p><strong>Medyanın Yüzeyselliği ve Toplumsal Sorunlar</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Yalçın, medyanın çocuk cinayetlerini sadece haber boyutunda ele aldığını ve derinlerde yatan toplumsal sorunları yeterince yansıtmadığını savundu. Medyanın suç haberlerini “şok”, “dehşet” ve “vicdansızlık” gibi ifadelerle vermesinin, olayın gerçek nedenlerini göz ardı ettiğini belirtti. Yalçın’a göre, çocuk cinayetleri ile kadın cinayetleri arasında bir paralellik bulunuyor; her ikisi de feodal düzenin sonuçları olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p></p>
<p>Soner Yalçın, yazısını, çocukların ülkemizde sahipsiz ve feodalizmin kölesi olduğunu belirterek bitirdi. "Asıl hesaplaşılması gereken, bu kara düzendir," diyen Yalçın, toplumu feodalizmin gerçekleriyle yüzleşmeye davet etti.</p>
<p></p>
<p>Yalçın’ın bu eleştirileri, toplumsal yapıdaki derin sorunlara işaret ediyor ve çocukların hak ettikleri güvenli, eşit ve modern bir eğitim ve yaşam ortamına kavuşması için köklü değişiklikler yapılması gerektiğini ortaya koyuyor. Yazı, ülkemizde çocukların karşı karşıya olduğu tehlikeleri ve toplumun bu konudaki sorumluluğunu açık bir şekilde gözler önüne seriyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Gaziemir Nükleer Atık Skandalı ve Küresel Çevre Adaletsizliği</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-gaziemir-nukleer-atik-skandali-ve-kuresel-cevre-adaletsizligi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-gaziemir-nukleer-atik-skandali-ve-kuresel-cevre-adaletsizligi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir’in Gaziemir ilçesinde, eski bir kurşun fabrikasının arazisinde gömülü olan nükleer atıklar, Türkiye’de çevre adaletsizliğinin en bariz örneklerinden birini oluşturuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e5534046dcf.jpg" length="93125" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Sep 2024 22:05:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nükleer atık, çevre adaleti, İzmir, Gaziemir, halk sağlığı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gaziemir’deki Nükleer Tehlike ve Adalet Arayışı</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>2007 yılında İzmir’in Gaziemir ilçesinde tesadüfen ortaya çıkan nükleer atıklar, yalnızca İzmir’i değil, Türkiye’nin tamamını ilgilendiren büyük bir çevre felaketine dönüştü. Yasal sınırların binlerce kat üzerinde radyasyon yayan bu atıklar, yıllardır yer altında gizlenmiş durumda. Radyasyonun, halk sağlığı ve çevre üzerinde yarattığı tehlike ise her geçen gün büyüyor. Ne yazık ki, yıllardır süren temizlik çalışmaları bu sorunu çözmeye yetmedi. Peki, neden? Bu sorunun cevabı, sadece Gaziemir’de değil, küresel çapta bir adaletsizliği gözler önüne seriyor.</p>
<p></p>
<p><strong>Bir Çevre Felaketi: İzmir’in Çernobil’i</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>500 bin tondan fazla olduğu tahmin edilen bu nükleer atıkların İzmir gibi bir şehirde bulunması, sadece Türkiye’nin değil, küresel kapitalizmin çevreye ve insan sağlığına olan umursamaz tutumunun bir sonucudur. Türkiye’nin nükleer enerji kullanmadığı bilinirken, bu atıkların büyük ihtimalle yurtdışından getirildiği düşünülüyor. Ancak asıl sorun şu ki, bu tehlikeli maddelerin ne zaman ve nasıl getirildiği, kim tarafından bırakıldığı hâlâ belirsiz. Bu da demek oluyor ki, sorunun çözümü için atılan adımlar, yeterince şeffaf değil ve gerçek sorumlular hesap vermiyor.</p>
<p></p>
<p><strong>Halk Sağlığı Tehlike Altında</strong></p>
<p></p>
<p>Atıkların gömülü olduğu Gaziemir bölgesinde yaşayan halk, yıllardır radyasyona maruz kalıyor. Kanser vakaları, solunum yolu hastalıkları ve daha birçok ciddi sağlık sorunu bu tehlikenin doğrudan sonuçları arasında. Ocak 2023’te başlatılan temizlik çalışmaları umut verici olsa da, bu sorunun çözümü için daha somut ve kalıcı adımlar atılması gerekiyor. Yerel yönetimlerin çabaları takdire şayan, ancak bu, tek başına yeterli mi? Sorunun ulusal boyutta ele alınması ve halk sağlığının korunması için daha geniş kapsamlı politikalar geliştirilmeli.</p>
<p></p>
<p><strong>Kapitalizmin Kirli Yüzü</strong></p>
<p></p>
<p>Bu olay, küresel kapitalizmin çevreye ve insan sağlığına verdiği zararın açık bir örneği. Gelişmiş ülkeler, kendi enerji ihtiyaçlarını karşılamak için az gelişmiş ülkeleri adeta çöplük olarak kullanıyor. Gaziemir’deki nükleer atıklar, bu adaletsizliğin en net örneklerinden biri. Halk sağlığı, sermaye çıkarları uğruna feda ediliyor. Doğa kirletiliyor, insanlar hastalanıyor ama sorunun çözümüne dair somut adımlar atılmıyor.</p>
<p></p>
<p><strong>Katılımcı Demokrasi Neden Önemli?</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Gaziemir’de yaşananlar, Türkiye’de çevre politikalarının halktan ne kadar kopuk olduğunu da gözler önüne seriyor. 2007’den beri temizlik çalışmaları devam ediyor, ancak bu süreçte halkın yeterince bilgilendirilmediği ve karar alma süreçlerine dahil edilmediği ortada. Katılımcı demokrasi olmadan, çevre sorunlarının çözümüne ulaşmak neredeyse imkansız. Halkın, yaşadıkları çevre üzerindeki karar süreçlerine dahil olması, sadece bir hak değil, aynı zamanda sürdürülebilir çevre politikaları için bir zorunluluk.</p>
<p></p>
<p><strong>Çözüm Ne Olmalı?</strong></p>
<p></p>
<p>Gaziemir’deki nükleer atıkların temizlenmesi, artık ertelenemeyecek bir zorunluluktur. Ancak bu süreç şeffaf bir şekilde yürütülmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Halk sağlığını korumak için bölge halkına yönelik sağlık taramaları yapılmalı, kanser vakaları yakından izlenmelidir. Uluslararası boyutta, gelişmiş ülkelerin çevreye zarar veren atıklarını başka ülkelere göndermeleri engellenmeli ve bu konuda daha sıkı denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır.</p>
<p></p>
<p>Gaziemir, sadece yerel bir sorun değil; bu, küresel bir adaletsizliğin ve kapitalizmin çevreye olan ihanetinin simgesidir. Eğer bu felaketin önüne geçemezsek, sadece Gaziemir halkı değil, gelecek nesiller de bu tehlikenin bedelini ödemek zorunda kalacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>“Gaz maskesi dağıtsınlar rahat nefes alalım”</title>
<link>https://trafikdernegi.com/esenyurtta-baca-tepkisi-gaz-maskesi-dagitsinlar-rahat-nefes-alalim</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/esenyurtta-baca-tepkisi-gaz-maskesi-dagitsinlar-rahat-nefes-alalim</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul’un Esenyurt ilçesine bağlı Kıraç’ta faaliyet gösteren 3 tekstil fabrikasının bacasından, özellikle akşam saatlerinde yoğun dumanlar yükseliyor. Dumanın kötü koktuğunu, gözlerini ve boğazlarını yaktığını söyleyen mahalleli duruma tepki gösterdi. Mahalleli, duman nedeniyle fabrikaların yanındaki çocuk parkını da kullanamadıklarını söylerken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı&#039;ndan onayları olduğunu anlatan fabrika yetkilileri, şikayetler üzerine daha önce de ölçümler yapıldığını belirtti.İstanbul’un Esenyurt ilçesindeki Kıraç’ta faaliyet gösteren 3 tekstil fabrikasının, iddiaya göre akşam saatlerinde çevreye saldığı yoğun duman, mahalle sakinlerini isyan ettirdi.
Sağlıklarından endişe eden vatandaşlar havaya salınan yoğun dumanın çok kötü koktuğunu, gözlerini, boğazlarını yaktığını ve göz gözü görmediğini ifade etti.Aileler, fabrika yakınında yer alan çocuk parkını ise kullanmadıklarını anlattı.Birçok yere başvurduklarını ancak bir çözüm bulunamadığını söyleyen Esenyurt Osmangazi Mahallesi Muhtarı Mustafa Aslan, “Vatandaşın dumandan gözleri yaşarıyor, nasıl halk sağlığına zarar vermez. Bu dumana nasıl temiz deniliyor anlamış değilim. Mahallenin üstünü acı bir duman sarıyor.” diye konuştu.Mahalle sakinlerinden Serengül Şener ise zehir soluduklarını savundu. Evlerinde pencerelerini açamadıklarını anlatan Şener, “Ben KOAH hastasıyım, nefes alamıyorum. Yeter artık buna bir çare bulsunlar. Çoluk çocuk zehirleniyor. Dumanın aşırı derecede kötü kokusu var. Zehir evlerimizin içine giriyor.” ifadelerini kullandı.Astım hastası olduğunu ve 30 yıldır fabrikalarla komşu olduğu söyleyen Meryem Aydın da dumandan şikayetçi. Aydın, “Sesimin halini duyuyorsunuz, biraz daha konuşursam sesim tamamen kesiliyor. Duman zehirledi bizi. 30 senedir bu duman problemi var.” diye konuştu.Çocuklarıyla parkta vakit geçiremediğini belirten Elif Tunalı da fabrikalara yakın bir noktada bulunan çocuk parkını kullanamadıklarını anlattı.Her iki tekstil fabrikasının yetkilileri de dumanın kendilerinden değil diğer fabrikalardan salındığını söyleyerek iddiaları kabul etmedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan onayları olduğunu söyleyen fabrika yetkilileri, şikayetler üzerine daha önce de ölçümler yapıldığını belirtti.
Ayrıca vatandaşların iddia ettiği gibi denetim yapıldığında filtrelerin takılıp daha sonra çıkarılmasının teknik olarak mümkün olmadığı ifade edildi.
Bir diğer tekstil fabrikası ise iddialara cevap vermedi.Konuyla ilgili olarak Esenyurt Belediyesi ise yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, fabrikalarda su buharı ağırlıklı emisyon çıkışlarının olduğu belirtildi.
“Ölçüm şartları sağlanmadığında bacaya bağlı hattın durdurulacağı yazılı veya sözlü olarak işletmelere iletilmişti.” denilen açıklamada, “Bu kapsamda daha önce birkaç defa işletme süreçlerinin durdurulması sağlanmıştır.” ifadelerine yer verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K4BUbZ57o0WWNf_I_XNmUQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 20:59:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Esenyurt’ta, baca, tepkisi, “Gaz, maskesi, dağıtsınlar, rahat, nefes, alalım”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K4BUbZ57o0WWNf_I_XNmUQ.jpg?width=1200&amp;mode=crop&amp;scale=both" class="type:primaryImage" alt="Esenyurt’ta baca tepkisi | “Gaz maskesi dağıtsınlar rahat nefes alalım”"></p>
<p>İstanbul’un Esenyurt ilçesine bağlı Kıraç’ta faaliyet gösteren 3 tekstil fabrikasının bacasından, özellikle akşam saatlerinde yoğun dumanlar yükseliyor. Dumanın kötü koktuğunu, gözlerini ve boğazlarını yaktığını söyleyen mahalleli duruma tepki gösterdi. Mahalleli, duman nedeniyle fabrikaların yanındaki çocuk parkını da kullanamadıklarını söylerken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan onayları olduğunu anlatan fabrika yetkilileri, şikayetler üzerine daha önce de ölçümler yapıldığını belirtti.</p>
<section class="type:slideshow">
<figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xf3CORtVK0aWycm2IiXoaQ.jpg?width=1200&amp;mode=crop&amp;scale=both" width="1200">
<figcaption>İstanbul’un Esenyurt ilçesindeki Kıraç’ta faaliyet gösteren 3 tekstil fabrikasının, iddiaya göre akşam saatlerinde çevreye saldığı yoğun duman, mahalle sakinlerini isyan ettirdi. Sağlıklarından endişe eden vatandaşlar havaya salınan yoğun dumanın çok kötü koktuğunu, gözlerini, boğazlarını yaktığını ve göz gözü görmediğini ifade etti.</figcaption>
</figure>
<figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/78iqW7W34EiVgu_-GNQdtQ.jpg?width=1200&amp;mode=crop&amp;scale=both" width="1200">
<figcaption>Aileler, fabrika yakınında yer alan çocuk parkını ise kullanmadıklarını anlattı.</figcaption>
</figure>
<figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s1N-FIHdokSRVe9kwM8LTA.jpg?width=1200&amp;mode=crop&amp;scale=both" width="1200">
<figcaption>Birçok yere başvurduklarını ancak bir çözüm bulunamadığını söyleyen Esenyurt Osmangazi Mahallesi Muhtarı Mustafa Aslan, “Vatandaşın dumandan gözleri yaşarıyor, nasıl halk sağlığına zarar vermez. Bu dumana nasıl temiz deniliyor anlamış değilim. Mahallenin üstünü acı bir duman sarıyor.” diye konuştu.</figcaption>
</figure>
<figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yfJDmGeLa0yU4kwxfKPZTA.jpg?width=1200&amp;mode=crop&amp;scale=both" width="1200">
<figcaption>Mahalle sakinlerinden Serengül Şener ise zehir soluduklarını savundu. Evlerinde pencerelerini açamadıklarını anlatan Şener, “Ben KOAH hastasıyım, nefes alamıyorum. Yeter artık buna bir çare bulsunlar. Çoluk çocuk zehirleniyor. Dumanın aşırı derecede kötü kokusu var. Zehir evlerimizin içine giriyor.” ifadelerini kullandı.</figcaption>
</figure>
<figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1K-kKGNo4UiZGeehPgLnWg.jpg?width=1200&amp;mode=crop&amp;scale=both" width="1200">
<figcaption>Astım hastası olduğunu ve 30 yıldır fabrikalarla komşu olduğu söyleyen Meryem Aydın da dumandan şikayetçi. Aydın, “Sesimin halini duyuyorsunuz, biraz daha konuşursam sesim tamamen kesiliyor. Duman zehirledi bizi. 30 senedir bu duman problemi var.” diye konuştu.</figcaption>
</figure>
<figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_T0lBrvxI0qkDOFY3LSx-Q.jpg?width=1200&amp;mode=crop&amp;scale=both" width="1200">
<figcaption>Çocuklarıyla parkta vakit geçiremediğini belirten Elif Tunalı da fabrikalara yakın bir noktada bulunan çocuk parkını kullanamadıklarını anlattı.</figcaption>
</figure>
<figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F1PjxH1pJEWt3v5SrQEFog.jpg?width=1200&amp;mode=crop&amp;scale=both" width="1200">
<figcaption>Her iki tekstil fabrikasının yetkilileri de dumanın kendilerinden değil diğer fabrikalardan salındığını söyleyerek iddiaları kabul etmedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan onayları olduğunu söyleyen fabrika yetkilileri, şikayetler üzerine daha önce de ölçümler yapıldığını belirtti. Ayrıca vatandaşların iddia ettiği gibi denetim yapıldığında filtrelerin takılıp daha sonra çıkarılmasının teknik olarak mümkün olmadığı ifade edildi. Bir diğer tekstil fabrikası ise iddialara cevap vermedi.</figcaption>
</figure>
<figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Tyl98BVAEKkVxe7WlCTSw.jpg?width=1200&amp;mode=crop&amp;scale=both" width="1200">
<figcaption>Konuyla ilgili olarak Esenyurt Belediyesi ise yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, fabrikalarda su buharı ağırlıklı emisyon çıkışlarının olduğu belirtildi. “Ölçüm şartları sağlanmadığında bacaya bağlı hattın durdurulacağı yazılı veya sözlü olarak işletmelere iletilmişti.” denilen açıklamada, “Bu kapsamda daha önce birkaç defa işletme süreçlerinin durdurulması sağlanmıştır.” ifadelerine yer verildi.</figcaption>
</figure>
</section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağrı Dağı&amp;apos;nın eteklerindeki bazı sulak alanlarda kuraklık yaşanıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/agri-daginin-eteklerindeki-bazi-sulak-alanlarda-kuraklik-yasaniyor-1361</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/agri-daginin-eteklerindeki-bazi-sulak-alanlarda-kuraklik-yasaniyor-1361</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye&#039;nin en az yağış alan bölgesi Iğdır&#039;daki bazı sulak alanlar kurudu. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/09/thumbs-b-c-90ff859cf4c55839699c4c816553bc86.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ağrı, Dağının, eteklerindeki, bazı, sulak, alanlarda, kuraklık, yaşanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Hava sıcaklığının 35 derecenin üstünde seyrettiği ve yaz boyunca neredeyse hiç yağış almayan Iğdır'da kuraklık yaşanıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığınca 2022-2023 yıllarında yayımlanan rapora göre, yağışlarda yüzde 40'ın üzerinde eksilmenin yaşandığı kentte bu yıl da yağışsızlık durumu devam ediyor.



Yaşanan kuraklık nedeniyle Ağrı Dağı Milli Parkı'nın eteklerinde bulunan bazı sulak alanlarda ciddi oranda kuruma oluştu.

Kuzeydoğu göç rotasında bulunmasından dolayı birçok kuş türünün ziyaret ettiği sulak alanlar, neredeyse tamamen kurudu.



Alanlar kuruyunca, buraları kullanan kuş türlerinin çevredeki başka sulak alanlara göçtüğü belirtildi.

Iğdır Üniversitesi Biyoçeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Belkıs Muca Yiğit, AA muhabirine, Iğdır'ın son 3 yılda en az yağış alan iller arasında yer aldığını söyledi.



Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, Iğdır’ın da içinde yer aldığı birkaç ilde ileri derecede kuraklık görüldüğünü belirten Yiğit, "Yağış oranlarının normalinin yüzde 40'tan daha fazla düştüğü belirtilmiş durumda. 2023 yılı istatistiki verilerine göre Iğdır'ın en az yağış alan il unvanını taşıdığını görüyoruz. 2024 yılında da bu yağışsızlık ve kuraklık durumunun devam edeceğini öngörüyoruz. En doğru bilgileri Bakanlığın 2024 verileriyle yayımlanacak raporda göreceğiz." dedi.



Sulak alanlardaki kuraklığa da değinen Yiğit, "Karasu taşkınlarında özellikle bu sıcaklığın sebep olduğu kuraklığın etkilerini daha net görmekteyiz. Bugünlerde yapılan incelemelerde alandaki suyun çekildiği ve tamamen kuruduğu gözlemlenmekte. Bu durum ağustos ayındaki sıcaklıkların oldukça yüksek seyretmesinden ileri geliyor." ifadelerini kullandı.

"Bu bölgeler yerel ve göçmen kuşların konaklama, barınma alanları"

Kuruyan alanların bölgedeki yerel ve göçmen kuş türleri için son derece önemli olduğunu vurgulayan Yiğit, şunları kaydetti:

"Buralar Iğdır için önemli alanlar. Özellikle Ağrı Dağı Milli Parkı'nın eteklerinde olmasından dolayı milli park için önemli su kaynaklarından olma niteliğinde. Bunun ötesinde bu bölgeler yerel ve göçmen kuşların konaklama, barınma alanları. Bu alanlarda yavrulama dönemleri oluyor, hayvanlar için ciddi bir besin kaynağı da aynı zamanda. Özellikle de kıyı kuşları açısından önemli alanlar."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Konya&amp;apos;daki göçmen kuşların uğrak yeri Uyuz Gölü kurudu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/konyadaki-goecmen-kuslarin-ugrak-yeri-uyuz-goelu-kurudu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/konyadaki-goecmen-kuslarin-ugrak-yeri-uyuz-goelu-kurudu</guid>
<description><![CDATA[ Konya&#039;nın Kulu ilçesinin 30 kilometre kuzeyinde ve Ankara sınırında yer alan, göçmen kuşların uğrak yeri olan Uyuz Göl&#039;ü kurudu. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/09/a-a-20240901-35538085-35538082-k-o-n-y-a-d-a-k-i-g-o-c-m-e-n-k-u-s-l-a-r-i-n-u-g-r-a-k-y-e-r-i-u-y-u-z-g-o-l-u-k-u-r-u-d-u.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Konyadaki, göçmen, kuşların, uğrak, yeri, Uyuz, Gölü, kurudu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Kömüşini Göl'ü olarak da anılan ve yeraltı suları ile beslenen tatlı su göl, derinliği 1 buçuk metre ve 15 kilometrekare alana sahipti.

Konya kapalı havzası ve alt havzası olan Tuz Gölü havzası içinde yer alan göl, 1992'de sit alanı ilan edildi.

Göl kıyılarının sazlıklarla kaplı olması nedeniyle, başta dikkuyruk olmak üzere birçok göçmen kuş tarafından üreme alanı olarak kullanılan göl, bu nedenle alan koruma statüsü kazandı.

Beslendiği su kaynakların mevsimsel kuraklık nedeniyle kesilmesi nedeniyle göl tamamen kurudu.

Binlerce kuşa ev sahipliği yapması gereken gölü, çoğu su kuşları da terk etti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi’ndeki balık ölümlerini &amp;quot;yılların kirlilik birikimi&amp;quot; tetikledi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-balik-oelumlerini-yillarin-kirlilik-birikimi-tetikledi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezindeki-balik-oelumlerini-yillarin-kirlilik-birikimi-tetikledi</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, İzmir Körfezi&#039;ndeki alg patlamaları ve sonrasında görülen balık ölümlerinin, uzun yıllardır süren kirlilik birikiminin üzerine yüksek deniz suyu sıcaklığının eklenmesi sonucu yaşandığını söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/08/thumbs-b-c-008a7da75c1146a4635815255680a35d.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezi’ndeki, balık, ölümlerini, yılların, kirlilik, birikimi, tetikledi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Bayraklı'da geçen hafta çok sayıda ölü balığın kıyıya vurması ve deniz renginde görülen değişimlerin ardından bölgede yoğun araştırma ve inceleme çalışmaları başlatıldı.

Konuyla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Suzer, İzmir Körfezi'nde yaşanan alg patlamasının, toksik maddeler üreterek oksijensiz bir ortam yarattığını kaydetti.

Yoğunlaşarak su yüzeyini kaplayan alglerin ölümlerinin ardından parçalanan organik maddelerin denizdeki oksijen seviyesini azalttığını belirten Suzer, bu sürecin, deniz suyundaki sıcaklık artışıyla birleştiğinde oksijenin daha da azalmasına ve balık ölümlerine neden olduğunu vurguladı.



Suzer, "Burada, sedimentte yani dipteki çamurda yılların birikmiş kirliliği var, bunlar da organik ve inorganik kirleticiler olarak balıklarda birikim yapıyor, besin zincirinden bize kadar ulaşabiliyor." dedi.

İzmir Körfezi'nde daha önce de görülen bu durumun, bu yıl deniz suyu sıcaklıklarındaki artış nedeniyle daha erken görüldüğünü ifade eden Suzer, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz körfezde ilkbahar ve sonbaharda 2 ayrı alg patlaması yaşarız, şu anda yaz döneminde yaşadık ve eğer bu nutrient yani besin tuzları azalmazsa bu patlamaları sonbaharda büyük ihtimalle yine yaşayacağız. Yüksek sıcaklıklar organizmaların üremesini tetikliyor, su sıcaklığı 28-29 derecelerde ve su sirkülasyonu olmadığı için durağan su ısındıkça ısınıyor. Şu anda İzmir iç körfezi göle dönüştü çünkü akıntı çok yavaş."

"Rüzgar doğudan batıya doğru eserse Karşıyaka'da da görülebilir"

Alg patlamalarının, denizde hakim rüzgarlarla hareket ettiğinden yani sürüklendiğinden bahseden Suzer, hakim rüzgarın halihazırda iç körfeze doğru estiğini ve bu nedenle burada bir yoğunlaşma olduğunu, rüzgarın doğudan batıya doğru esmesi halinde aynı durumun Karşıyaka'da da görülebileceğini bildirdi.

Körfezdeki kirlenmenin evsel ve endüstriyel kaynaklı olduğu değerlendirmesinde bulunan Suzer, arıtma sistemlerinin yenilenmesi ve belediyelerin daha iyi arıtma yapması gerektiğinin altını çizdi.

İzmir iç körfezini en fazla Meles Çayı'nın etkilediği tespitini paylaşan Suzer, bazı fabrikaların atıklarını gece derelere bırakma ihtimali olduğunu ve bu fabrikaların çok iyi denetlenmesi gerektiğini dile getirdi.

 

Derelerin taşıdığı atık yükünün sadece Bayraklı ve Karşıyaka bölgelerini değil, Liman, Pasaport gibi bölgeleri de çok ciddi etkilediğini sözlerine ekleyen Suzer, "İç körfezin akıntı sistemi çok etkili değil, sığlık alanlar var ve akıntıyı engelliyorlar, o yüzden su çok aktif olarak değişmiyor, çok az değişiyor. Bu yenilenme olmayınca da oksijensiz su dibe çöküyor, organik parçalanmalar artıyor, hidrojen sülfür oluşumları ve kokular bundan kaynaklanıyor." diye konuştu.

"Hidrojen sülfür gibi zehirli gazlar deniz ortamına salınıyor"

Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Çevre Teknolojileri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Azize Ayol da balık ölümlerinin ana nedeninin atık su deşarjları olduğunu söyledi.

Ayol, "Uzun yıllardır olan deşarjların birikimi neticesinde, özellikle deniz tabanına yakın yerlerde oksijen seviyelerinin çok düşük olması hatta oksijensiz koşulların oluşması, hidrojen sülfür gibi zehirli gazların deniz ortamına salınması nedeniyle balık ölümleriyle karşılaşıyoruz." sözlerini sarf etti.

Balık ölümlerinin özellikle Bayraklı civarında görüldüğünü, bu nedenle Meles Çayı'nın olduğu yerden, Arap Deresi'nden taşınan suların kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Ayol, "Kentsel atık suları toplayan ana kolektörden denize herhangi bir sızıntı var mı, yok mu? Bunların sıkı bir şekilde izlenmesi gerekiyor. Dereler yoluyla atık su deşarjlarının taşındığı gibi aynı zamanda mevcut ana kolektör, 5 pompa istasyonuyla arıtılmak üzere Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi'ne su taşıyor. Ama o kolektörde herhangi bir sızıntı olup, denize karışması söz konusu mu? Bütün bunların takip edilmesi gerekiyor. Ayrıca Körfez'de dip taramanın kapsamlı bir şekilde yapılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Geçmiş yıllarda körfezde deniz marulları, farklı kirleticiler, koku problemi gibi olumsuzluklar yaşandığını hatırlatan Ayol, bu sene ise balık ölümlerinin ortaya çıktığını kaydetti.

İzmir Körfezi'nin çok uzun yıllar kirleticileri aldığını ve sıcaklık artışlarının etkisiyle yaşanan plankton patlamalarının tek başına balık ölümlerine yol açamayacağını anlatan Ayol, şöyle devam etti:

"Planktonun aşırı patlamasındaki nedenlerden biri atık suyun bir şekilde körfeze gidiyor olması, özellikle fosfor ve azot gibi besi elementlerinin su ortamında bulunması nedeniyle bu tür canlılar aşırı derece büyüyebiliyor. Sıcaklık önemli neden ama tek neden değil, atık suyun içindeki kirleticiler, planktonlar için ekstra bir besin kaynağı oluyor. Evsel, endüstriyel atıkların yol açtığı azot kirliliğinin ana kaynağı üre yani kanalizasyonla gelen insan atıkları. İzmir Körfezi 1 yılda bu hale gelmedi, yılların birikimi var."

"En az 10 yıllık birikimin körfezi bu hale getirmesi normal"

İleri biyolojik arıtma yöntemiyle çalışan Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi'nin, 2000'li yıllarda devreye alındığını aktaran Ayol, "Ancak bu tesisin 2010'dan sonra eskimesi, dördüncü devre dediğimiz fazının biraz daha fazla geç devreye alınabilmesi, o tesisteki arıtmanın çok yeterli olmaması, derelerden gelen deşarjların engellenememesi gibi nedenlerden dolayı körfez yaklaşık 15 yıldır bu sorunlarla baş etmeye çalışıyor. Doğal olarak her su ortamı kapasite olarak belli bir kirliliği kaldırabilir ama şimdi sirkülasyonun olmadığı, daha çok kapalı, iç tarafta olan bir körfezden bahsettiğimiz bu noktada en az 10 yıllık birikimin körfezi bu hale getirmesi normal." yorumunu paylaştı.

Belediyeler tarafından yapılan bazı bakım onarım çalışmalarının yeterli düzeyde olmadığını, benzer bütün iç suların daha kapsamlı izlenmesi gerektiğini belirten Ayol, acil olarak yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

"Nasıl ki müsilaj için Marmara Eylem Planı yapıldıysa, İzmir Körfezi için de acil bir eylem planın yapılması, atık su deşarjlarının önlenmesi, mevcut atık su arıtma tesislerinin verimliliğinin kontrol edilmesi lazım. Sağlıklı bir şekilde dip taraması yapılarak körfezdeki kirleticilerin uzaklaştırılması, bir akış sağlanması gerekiyor. Aksi halde birkaç yıl içinde müsilaj benzeri sorunları konuşuyor hale geliriz. Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi ne kadarlık bir performansta çalışıyor, suları arıtıyor, orada üretilen çamurlar nasıl işleniyor? Buranın, İZSU (İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) tarafından yeniden ele alınması gerekiyor. "]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakan Kurum: İzmir Körfezi&amp;apos;nde büyük bir çevre felaketi yaşanıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bakan-kurum-izmir-koerfezinde-buyuk-bir-cevre-felaketi-yasaniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bakan-kurum-izmir-koerfezinde-buyuk-bir-cevre-felaketi-yasaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Bakan Murat Kurum, İzmir Körfezi&#039;nde büyük bir çevre felaketi yaşandığını belirterek, &quot;Denizin bu hale gelmesinin sorumluları seçim meydanlarında &#039;körfezi temizleyip burada yüzeceğiz&#039; diyen ama görevdeyken tek bir adım atmayanlardır.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/09/thumbs-b-c-306f091e6e4fa742b62f27c4e35de055.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bakan, Kurum:, İzmir, Körfezinde, büyük, bir, çevre, felaketi, yaşanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İzmir Körfezi'nde yaşanan toplu balık ölümleri, kötü koku ve kirliliğin sebeplerinin araştırılması ve önlenmesi amacıyla oluşturulan "İzmir Körfezi Bilim Kurulu Heyeti" üyeleriyle körfezde yapılan incelemeye katıldı.

Bilim insanlarıyla TÜBİTAK Marmara Araştırma Gemisi'ne binerek denize açılan Kurum, yaptığı konuşmada dünyanın göz bebeği, tabiat harikası İzmir Körfezi'nin aynı zamanda Kurtuluş Savaşı'nda düşmanın denize döküldüğü Mavi Vatan'ın en anlamlı noktası olduğuna işaret etti.



Körfezin güzel adaları, tuzlaları, dalyanlarıyla, kuş cenneti ve lagünleriyle tam bir cennet parçası olduğunu dile getiren Kurum, "Maalesef bugün, sıraladığım tüm bu güzellikler tehlike altındadır, İzmir Körfezi adeta can çekişmektedir. İzmir Körfezi'miz, karadan gelen kirlilik nedeniyle artık nefes alamamaktadır. Balıklarımız toplu ölümler yaşamaktadır." diye konuştu.

Bakanlık olarak kirliliğin sebeplerini incelemek için harekete geçtiklerini ve körfezin farklı noktalarından deniz suyu numuneleri aldıklarını belirten Kurum, şunları kaydetti:

"Üzülerek söylüyorum; denizdeki atık su kaynaklı amonyak miktarı, olması gerekenden tam 50 kat daha fazladır. Yani bu ne demek? Evsel ve endüstriyel atıklar suya arıtılmadan karıştırılıyor demek. Bu da beraberinde koku problemini getirmekte hem denizdeki canlıları hem de insan sağlığını tehdit etmektedir. Denizdeki oksijene baktığımızda da benzer bir manzarayla karşılaşıyoruz. İzmir Körfezi'ndeki oksijen seviyesi 6 miligram/litre olması gerekirken balıklar, canlılar için olması gereken alt sınır 4-4,5 miligram/litre iken ölçtüğümüz oksijen seviyesi 1,8'e, yer yer sıfıra kadar düşmüştür. Yani denizde oksijen kalmamıştır."

"Körfezimizin bazı bölgelerinde yaşam kalmamıştır"

Kurum, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan inceleme sonuçlarında da kirlilik parametrelerinin özellikle 2020 yılından sonra ciddi miktarda arttığının görüldüğünü söyledi.



Bakan Kurum, körfezdeki su hareketliliği ve sirkülasyonun artık durma noktasına geldiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İç körfezde toplam fosfor, klorofil-a ve amonyum azot gibi zararlı maddeler, sınır değerlerinden tam 2 kat daha fazladır. Maalesef iç körfezimizde denizdeki su hareketliliği ve sirkülasyonu artık durma noktasına gelmiştir. Altını çizerek ifade etmek gerekirse şu anda körfezimizin bazı bölgelerinde yaşam kalmamıştır. Balıklarımız, oksijensiz kaldıkları için ölmüştür. Körfezimize dökülen 7'si aktif 25 derenin durumuna baktığımızda da sonucun içler acısı olduğunu görüyoruz. Bugün derelerdeki su, organik kirlilik açısından tarihin en kötü durumundadır."

Kurum, geçmiş yıllarda İzmir Körfezi'ni temizlemek için Büyük Kanal Projesi yapıldığını hatırlatarak "Bu projenin yağmur suyu ve kanalizasyon şebekesinin birleştirilmiş olması nedeniyle tam 5,5 kat daha fazla kirli ve katı madde denize akmaktadır. Bu denizimiz için hakikaten hayati bir sorundur." dedi.

"Katı atık, orta körfeze arıtılmadan dökülüyor"

Kurum, İzmir Körfezi'ndeki kirliliğin bir nedeninin de Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi'nin verimli işletilememesi olduğunu söyledi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının, İzmir Büyükşehir Belediyesini bu konuda defalarca uyardığını dile getiren Kurum, son 5 yılda belediyeye 6 milyon liradan fazla, 13 ayrı ceza uygulandığını, cezaların sebebinin tesisin düzgün çalıştırılmaması olduğunu bildirdi.

Kurum, 23 Ağustos'ta Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi'nden numune alındığını, yapılan analiz sonucu tesisteki katı madde değerinin olması gereken limitin 4 kat üzerinde çıktığını aktardı.



Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi'nin günlük su arıtma kapasitesinin 605 bin metreküp olduğunu bildiren Kurum, şunları kaydetti:

"Ancak tesise gelen atık su miktarı günlük 700 bin metreküpü aşmaktadır. Tesise gelen fazla atık su tesiste arıtılmıyor, çok yüksek miktarda katı atık, orta körfeze arıtılmadan doğrudan dökülüyor. İzmir Körfezi'nin dibine birikiyor, dip çamurunu arttırıyor, canlı yaşamını derinden etkiliyor.

İzmir Körfez'inde yaşanan, tam anlamıyla büyük bir çevre felaketidir. İzmir Körfezi'nin ekosistemi artık durma noktasına gelmiştir, körfezimiz ölmektedir. Denizin bu hale gelmesinin sorumluları seçim meydanlarında 'körfezi temizleyip burada yüzeceğiz' diyen ama görevdeyken tek bir adım atmayanlardır. Sorumlular şimdi suçlarını gizlemek için 'bu balıklar bize ait değil, bunlar gemilerle getirildi' diyen ve kendilerini gülünç duruma düşürenlerdir. Bu kirliliğin sorumlusu, yağmur suyu ve kanalizasyon kanallarını bile birbirinden ayıramayan, kurulu atık su tesislerini bile çalıştıramayan, derelerini dahi ıslah etmekten aciz olan yerel yönetimlerdir, belediyelerdir."

Yol haritası hazırlanacak

Bakan Kurum, sorumluları izleme ve denetim görevine kararlılıkla devam edeceklerini, bilim kurulunu oluşturduklarını, koordinasyon toplantısında da bilim insanlarıyla, STK temsilcileriyle ve kamu kurumlarıyla neler yapılacağını konuşacaklarını, kurulun bundan böyle yerel yönetimlere yol göstereceğini aktardı.

Bilim insanlarının İzmir'deki yerel yöneticiler için kirlilikle mücadeleye dair yol haritaları çıkaracağını, ev ödevleri vereceğini dile getiren Kurum, "Biz de bakanlık olarak belediyeler ev ödevlerini yapıyor mu yapmıyor mu, anlık olarak takip edeceğiz. Eksiklikleri varsa söyleyeceğiz. Yönetim zafiyeti söz konusuysa uyaracağız. Atılması gereken adımlar atılmıyorsa harekete geçmeleri için zorlayacağız." diye konuştu.

Bakan Kurum, bir gazetecinin sorusu üzerine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın da toplantıya davet edildiğini belirterek, "Ama maalesef yurt dışında olmayı tercih etmiş. Anlaşılan o ki İzmir'den daha önemli meseleleri var." ifadelerini kullandı.

Konuşmanın ardından Kurum ve beraberindekiler kirliliğin yoğunlaştığı Bayraklı açıklarında inceleme yaptı.

İncelemeye İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı ve İzmir Milletvekili Eyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir milletvekilleri Ceyda Bölünmez Çankırı, Yaşar Kırkpınar, Mahmut Atilla Kaya, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Halit Ergin, AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı ve MHP İl Başkanı Veysel Şahin de katıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Havai fişek gösterileri sadece havayı değil toprağı ve suyu da kirletiyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/havai-fisek-goesterileri-sadece-havayi-degil-topragi-ve-suyu-da-kirletiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/havai-fisek-goesterileri-sadece-havayi-degil-topragi-ve-suyu-da-kirletiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar, &quot;Havai fişekler havayı kirletiyor, sebep olduğu gürültü ve gözükmesi açısından da gece yapıldığı için aşırı derecede ışık kirliliğine neden oluyor.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/09/thumbs-b-c-d6d65e094fd6d06f3a44e276094def48.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Havai, fişek, gösterileri, sadece, havayı, değil, toprağı, suyu, kirletiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) geçen yıl 4 Temmuz Bağımsızlık Günü kutlamaları kapsamında Manhattan'daki East River üzerinde yaklaşık 60 bin havai fişek patlatıldı. New York Üniversitesi Langone Tıp Merkezi ve New York Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan ve 6 Ağustos'ta Journal of Exposure Science & Environmental Epidemiology dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bu gösteride ortaya çıkan hava kirleticilerinin seviyesi, kutlamalardan bir ay önce Kanada'da meydana gelen ve dumanları ABD'nin birçok kentine kadar ulaşan büyük orman yangınları sonrasında bölgede yaşanan kirlilik seviyesini geçti.

Ortalama günlük ince parçacık konsantrasyonu metreküp başına 15 mikrogram olan New York'ta bu sayı Kanada'daki orman yangınlarının yol açtığı kirlilik sırasında 460 mikrograma kadar ulaşırken, bilim insanları havai fişek gösterileri sonrasında yaptıkları araştırmada tehlikeli metallere ve organik bileşiklere ait ufak parçacıkların miktarını metreküp başına 3 bin mikrogram olarak tespit etti.

Diğer büyük şehirlerdeki ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) izleme noktalarından gelen verileri de değerlendiren ekip New York dışında Boston, Philadelphia ve Washington DC'deki kirletici düzeylerinde de artış yaşandığını, 3 ile 12 saat arasında yükselen kirletici düzeylerinin sonrasında baz seviyesine döndüğünü saptadı.

Bölgeden aldıkları su örneklerinde havai fişeklere canlı renk vermek için kullanılan kurşun, nikel ve antimon gibi metallerin seviyelerinde iki kat artış yaşandığını belirleyen araştırma ekibi, daha önce fare ve insan dokusu kullanarak yapılan deneyleri hatırlatarak akciğerlerin bu tür emisyonlara maruz bırakılmasının hücrelere zarar verebilen ve hatta onları öldürebilen oksidasyona neden olabileceği uyarısında bulundu.



"Bu kimyasallar toprakta ve suda yıllarca kalabiliyor"

Havai fişeklerin neden olduğu kirliliğe ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Dindar, sevinç ve kutlama için yapılan bu gösterilerin havai fişek yapımında kullanılan çok sayıda kimyasal ve ağır metalin patlaması ve atmosfere zehirli gazların yayılmasıyla sonuçlandığını söyledi.

Ağır metal kirliliğinin insanlar, diğer canlılar hatta toprakta görünmeyen küçük mikroorganizmalar için bile risk oluşturduğunu belirten Dindar, "Havai fişeklerin içinde baryum, stronsiyum, potasyum nitrat ve kükürt gibi kimyasallar bulunur ve bu maddeler toksik olabilir üstelik çevrede birikerek zararlı etkiler yaratabilir. Bu kimyasallar toprakta ve suda yıllarca kalabiliyor örneğin, ağır metaller biyolojik olarak bozunmaz ve ekosistemde birikir. Su veya rüzgar aracılığıyla kimyasallar geniş alanlara yayılabilir ve mesela yağmur suyu kimyasalları nehirlere taşıyabilir, rüzgar ise partikülleri atmosferde uzun mesafelere taşıyabilir. Bu yayılma, daha geniş alanlarda toprak ve su kirliliğine yol açabilir, tarım arazileri ve su kaynakları kirlenebilir, bu da gıda zincirine olumsuz etkiler yaratabilir." dedi.

Havai fişeklerin patlatılması sonrası yere düşen kalıntıların içindeki kimyasalların bozulmadan uzun süre suda ve toprakta kaldığını, tarım faaliyetlerinin yapıldığı alanların yakınında bu işlemin süreklilik arz edecek şekilde gerçekleştirilmesi sonucu toprakta biriken ağır metallerin verimlilik kaybına yol açtığını ifade eden Dindar, toprağın yağışlarla birlikte yıkanmasıyla da ağır metallerin yer altı sularına karıştığını, başka sulara taşındığını ya da direkt bir su kaynağı üzerindeyse orayı kirlettiğini kaydetti.

Havai fişek gösterileri esnasında duman ve is bulutu ortaya çıktığını, tuhaf bir gaz kokusunun etrafa yayıldığını anlatan Dindar, şöyle devam etti:

"Bu aslında bizim hava kirliliği açısından dengeyi bozan bir faaliyet olduğunu anlamamız için bile yeterli. Havai fişekler bir taraftan havayı kirletiyor bir taraftan da sebep olduğu gürültü ve gözükmesi açısından da gece yapıldığı için maalesef aşırı derecede ışık kirliliğine neden oluyor yani bir anda büyük bir gürültü ve ışık kaynağı ortaya çıkıyor. Hayvanlar açısından özellikle kuşları strese sokuyor, maalesef ölümlerine sebep olabiliyor ya da korkan, panikleyen hayvanlar farkında olmadan bir yerlere çarpıyorlar, o şekilde kaçarken de can kaybı söz konusu olabiliyor. Çok uzun süre havai fişek gösterimi devam ederse orada bulunan belki göç yolunda olan hayvanlar bile olumsuz etkilenebiliyor. Aslında ilk önce kuşların ve uçan canlıların ölümle sonuçlanmasına varacak boyutta ekosisteme büyük bir zararı var."

Havai fişekler orman yangınlarına neden olabiliyor

Havai fişeklerin patlatılmasıyla küçük kıvılcımlar halinde aşağıya düşen parçaların ormanlık alanlarda yangınlara sebep olabileceği uyarısında bulunan Dindar, havai fişeklerin düzgün patlatılamadığı, istenilen yüksekliğe çıkamadığı durumlarda da ağaçların, evlerin ve elektrik tellerinin tutuşarak yangınlara neden olabileceğine dikkati çekti.

Havai fişek gösterilerinin görsel olarak insanların hoşuna giden bir eğlence aracı olmasına rağmen çevresel açıdan hoş sonuçlar doğurmayan bir faaliyet olduğunun altını çizen Dindar, "Siz havai fişek patlatılan bir yerin çok yakın bir tarafında duruyorsanız sürekli o patlamadan sonraki tozu dumanı soluduğunuzda solunum yollarınızda da sıkıntılar olmaya başlayabiliyor. Mesela nefes alıp vermekte güçlük çekebiliyorsunuz, boğazınız yanabiliyor, öksürük, tahriş gibi durumlar olabiliyor. Havai fişeklerin neden olduğu kirlilik de astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarını tetikleyebilir. Ayrıca gürültü kirliliği strese, işitme kaybına ve uykusuzluğa neden olabilir. Bir taraftan da havai fişek çok yüksek sıcaklıkta patlıyor. Çok yakınında durduğunuz zaman yanıklara sebep olabiliyor mesela üstünüz başınız yanabilir, saçınız tutuşabilir." diye konuştu.

Havai fişek kullanımının önüne geçmek için çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilinçlendirme çalışmaları yapılabileceğine, havai fişek kullanımının kısıtlanması noktasında da sıkı düzenlemeler ve yasaklamaların hayata geçirilebileceğine değinen Dindar, lazer, ışık ve dron gösterileri ile hem herhangi bir kimyasal ortaya çıkarmadan hem de insan sağlığını tehdit etmeden görsel eğlenceler yapılabileceğini vurguladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Orman yangınlarının artmasında birçok faktör öne çıkıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/orman-yanginlarinin-artmasinda-bircok-faktoer-oene-cikiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/orman-yanginlarinin-artmasinda-bircok-faktoer-oene-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ UNDRR Avrupa Bilim ve Teknoloji Danışma Grubu Üyesi ve orman yangınlarında uzman Jean-Louis Rossi, son yıllarda orman yangınlarındaki artışta, iklim değişikliğinin yanı sıra insan davranışlarının da temel faktörlerden olduğunu bildirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/09/thumbs-b-c-58d38d8193be6daa4cdf12f94053c245.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Orman, yangınlarının, artmasında, birçok, faktör, öne, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Rossi, dünya genelinde artan orman yangınları ve bunun iklim değişikliğiyle ilişkisine dair AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

"Kullanılan yakıt, hava durumu ve insanlar, yangınları etkileyen temel faktörler. 2024 yılındayız ve sanırım herkes orman yangınlarının doğasının değiştiğinin farkına vardı. Araştırmacıların bildirdiğine göre, son yıllardaki orman yangınlarının sadece yüzde 2'si en önemli hasarlara neden oldu." ifadelerini kullanan Rossi, ABD, Yunanistan, Türkiye ve Portekiz gibi ülkelerdeki yangınlara işaret etti.

Rossi, "Bu felaket (orman) yangınlar yeni bir standart haline geldi. Ekstrem yangınlardaki artışı açıklayabilecek birçok neden var. Açıkçası, küresel ısınma bunlardan biri. Ancak kırsal ile kentsel alan etkileşimlerinin yayılması veya kırsal nüfusun azalması da önemli bir rol oynuyor." dedi.

Bilimsel çalışmaların, yakıt ile havanın sinerjik etkisinin büyük ve felaketle sonuçlanan orman yangınlarının yaşanabileceğini gösterdiğini belirten Rossi, çalışmalarda, aşırı mevsimsel ortalama sıcaklıkların son yıllarda önemli ölçüde arttığı ve yangınların sıcaklık dönemleriyle ilişkili olduğunun da yer aldığını söyledi.

Son dönemde kuraklık oranlarında da artış görüldüğünü kaydeden Rossi, küresel ısınma sebebiyle gelecekte daha şiddetli ve yaygın kuraklıkların görülmesinin beklendiğinin altını çizdi.

Rossi, şöyle devam etti:

"Birleşmiş Milletler'in yakın tarihli bir raporuna göre, iklim değişikliği ve arazi kullanımındaki değişikliğin orman yangınlarını daha sık ve yoğun hale getireceği öngörülüyor. 2030'a kadar aşırı (orman) yangınlarda küresel artışın yüzde 14, 2050 sonuna kadar yüzde 30'a ve 2100 sonuna kadar ise yüzde 50'ye ulaşması bekleniyor. İklim değişikliğinin ve son yıllarda Avrupa'da yaşanan sıcak hava dalgaları ile kuraklıklar gibi olağanüstü hava koşullarının orman yangını riski üzerinde önemli bir etkiye sahip olması muhtemel. Avrupa ülkelerinde her yıl 30 hektar alanı etkileyen ortalama 1000 orman yangını tespit ediliyor. Her yıl 300 bin hektardan fazla alan yanıyor. Geçen yıl Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da Lüksemburg'un iki katı büyüklüğünde bir alan olan yarım milyondan fazla hektar orman, yangınları nedeniyle tahrip oldu."

"Bu yüzyılın sonuna kadar felaket niteliğinde orman yangını yaşanması olasılığı 1,4 ila 1,6 kat artabilir"

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi (JRC) tarafından orman yangınlarıyla ilgili yayımlanan son rapora değinen Rossi, buna göre, orman yangınlarının 2023 yazında yoğunlaştığını, özellikle Akdeniz bölgesini etkilediğini ve Yunanistan'ın Avrupa'daki en büyük orman yangınlarını deneyimlediğini ifade etti.

Rossi, "(Orman yangınıyla ilgili) 2024'ün ilk üç ayına ait veriler, bu dönemin ortalamasının neredeyse iki katı kadar yangın olduğunu gösteriyor. Yanmış alanların kapsamı bakımından bu yüzyılın en kötü 3 yılı, yaklaşık 1 milyon hektar ile 2017, 800 bin hektar ile 2022 ve 600 bin hektar ile 2007 oldu." diye konuştu.

Avrupa'da, toplam yanmış arazi alanının yaklaşık yüzde 85'inin Fransa, Yunanistan, İtalya, Portekiz ve İspanya'daki orman yangınlarından kaynakladığını dile getiren Rossi, Portekiz haricinde 1980'den bu yana yangın sayısında ve yanan toplam yüzey alanında belirgin bir azalma olduğunu hatırlattı.

Rossi, "Ağustos 2023 sonu itibarıyla Avrupa'da yanan orman alanı, Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi tarafından 2006-2022 döneminde kaydedilen ortalamadan yüzde 40 daha yüksek. Bilimsel çalışmalar, bu yüzyılın sonuna kadar felaket niteliğinde orman yangını yaşanması olasılığının 1,4 ila 1,6 kat artacağını gösteriyor. Bu çalışmalar, daha önce orman yangınlarından etkilenmemiş kuzey kutbu gibi bölgeler için bile yüksek bir risk ortaya koyuyor." şeklinde konuştu.

"Türkiye'de 2001-2023 yıllarında yangınlar nedeniyle 104 bin hektar ağaçlık alanı kaybetti"

Türkiye'deki orman yangınlarıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Rossi, "Türkiye'de orman yangınlarının yoğun sezonu genellikle haziran başlarında başlar ve yaklaşık 18 hafta sürer. Yalnızca güvenilir uyarılar dikkate alındığında, 21 Ağustos 2023-19 Ağustos 2024 tarihlerinde 1823 yangın uyarısı bildirildi." ifadelerini kullandı.

Bu rakamların 2012 öncesinde normal olduğuna dikkati çeken Rossi, Türkiye'de en fazla yangının kayıtlara geçtiği yılın 2015 olduğunu ve ülkede bu sene içerisinde toplam 3 bin 907 orman yangını görüldüğünü aktardı.

Rossi, "Türkiye 2001-2023 yıllarında yangınlar nedeniyle 104 bin hektar ağaçlık alanını kaybetti. Yunanistan gibi Türkiye de bu yaz çok fazla doğal felaketle karşı karşıya kaldı." dedi.

İklim değişikliği ve insan davranışlarının Avrupa'da daha sık, yoğun ve yıkıcı orman yangınlarına neden olduğuna işaret eden Rossi, yangın riski ile bunun ekonomik, çevresel ve sosyal etkilerini azaltmak için acilen yeni stratejiler gerektiğini bildirdi.

Rossi, bu stratejiler arasında yakıt yönetimi, hava tahminlerine dayalı önlemler, erken uyarı sistemleri, nüfus bilincine daha fazla odaklanma ve kontrollü yangınların kullanımının entegre edilmesi gibi kurumsal değişimi de içeren bir dizi "yangın yönetimi politikasının" yer aldığını anlattı.

BM ve UNDRR'nin orman yangınlarını önlemeyi ve buna ilişkin riskleri azaltmayı amaçlayan çeşitli girişimlerde aktif olarak yer aldığını vurgulayan Rossi, özellikle UNDRR'nin orman yangını riskini ulusal yönetişim ve stratejik planlama desteğine entegre ederek ülkelerin orman yangını risklerine daha etkili bir şekilde hazırlanmalarına ve yönetmelerine yardımcı olduğunu kaydetti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balık ölümlerinde toprağa karışan sanayi ve evsel sıvı atıklar önemli rol oynuyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balik-oelumlerinde-topraga-karisan-sanayi-ve-evsel-sivi-atiklar-oenemli-rol-oynuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balik-oelumlerinde-topraga-karisan-sanayi-ve-evsel-sivi-atiklar-oenemli-rol-oynuyor</guid>
<description><![CDATA[ Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Samsun akarsu ve göllerde oluşan ani balık ölümlerinde toprağa karışan sanayi ve evsel sıvı atıkların önemli rol oynadığını söyledi ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/08/thumbs-b-c-63e21d4943e865052496d9de2769521f.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balık, ölümlerinde, toprağa, karışan, sanayi, evsel, sıvı, atıklar, önemli, rol, oynuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Samsun, AA muhabirine, Türkiye’nin farklı bölgelerinde görülen ani balık ölümlerinin, başlıca sebeplerinin kirlilik ve küresel ısınma olduğunu söyledi.

Sıcaklık değerlerinin artmasıyla sudaki oksijen miktarının azalmasının genel bir kural olduğunu ve bunun da balık ölümlerine neden olabileceğine dikkati çeken Samsun, "Bunu engelleyemiyoruz, küresel ısınma, iklim değişikliği diyoruz. Bu, birinci faktör." dedi.

Samsun, ikinci faktörün ise doğal değil insan kaynaklı kirlilik olduğunun altını çizerek çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik var olan tedbirlerin daha da artırılması gerektiğini dile getirdi.



Özellikle sanayi ve evsel sıvı atıkların akarsulara ulaşmasının sadece balıklar değil, gelecekte insan salığı açısından da önemli sorunlar doğurabileceğine işaret eden Samsun, şöyle devam etti:

"Ülkemizin birçok yerinde katı atık bertaraf etme tesisleri var. Çok güzel bunlar planlanmış ancak bazıları bizim de mahkeme bilirkişisi olarak gidip gördüğümüzde bu sıvı atıkların suya karışmaması için gerekli tedbirlerin yeteri kadar alınmadığını görüyoruz. Toprak, kirletici madde olan parçacık olanlarını süzebiliyor ancak sıvı olanları süzemiyor. Bu sıvılar da topraktan su havzası sistemiyle akarsulara, denizlere kadar intikal edebiliyorlar ve ani balık ölümleri olabiliyor."

Samsun, balık ölümlerinin engellenmesinde devletin alacağı sert tedbirlerin yanında vatandaşların da kişisel olarak çaba sarf etmesi gerektiğini söyledi.

Kırsalda ahır atıkları kirlilik oluşturuyor

Anadolu’nun hemen hemen her noktasında ahırların bulunduğunu, buralardan çıkan gübrelerin oksijen azaltan materyaller olduğunu belirten Samsun, söz konusu gübrelerin birçok yerde direkt derelere atıldığını, mahkeme süreçlerinde bilirkişi olarak bu duruma zaman zaman şahit olduklarını aktardı.

Ani balık ölümlerinde ahırlardan akarsulara atılan gübre atıklarının da çok önemli bir faktör oluşturduğunu bildiren Samsun, "Eğer komşusu bunu şikayet etmişse mahkemeye intikal ediyor. Yüzde 3'ü, 5'i, 10'u belki mahkeme kararıyla denetime tabi oluyor." ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Samsun, akarsulardaki kirliliğin bugün balık ölümlerine yol açarken önlem alınmazsa gelecekte insan sağlığını tehdit edeceğini sözlerine ekledi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dalgıçlar, denizden yarım saatte bir kamyonet çöp çıkardı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dalgiclar-denizden-yarim-saatte-bir-kamyonet-coep-cikardi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dalgiclar-denizden-yarim-saatte-bir-kamyonet-coep-cikardi</guid>
<description><![CDATA[ Balıkesir&#039;in Erdek ilçesinde su altı temizlik farkındalığı oluşturmak için 8&#039;inci Geleneksel Su Altı Temizliği etkinliği yapıldı. Denizde, yaklaşık olarak yarım saat su altında temizlik yapan dalgıçlar, bir kamyonet dolusu çöp çıkardı. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/08/98930.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dalgıçlar, denizden, yarım, saatte, bir, kamyonet, çöp, çıkardı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Erdek ilçesinde belediye ile sivil toplum kuruluşları tarafından su altı temizlik farkındalığı oluşturmak için düzenlenen Geleneksel Su Altı Temizliği etkinliğinin 8’incisi yapıldı. Etkinlikte balıkadam kıyafetleri giyen dalgıçların yarım saatlik dalışında, 200 metrekarelik alanda temizlik yapıldı. Şişe, pet, lastik, kap, kacak gibi atıkları gün yüzüne çıkaran dalgıçlar, buldukları eşyalara karşı şaşkınlıklarını gizleyemedi. Bir kamyonet dolusu çöp çıkarılan etkinlikte, Erdek Belediye Başkanı Burhan Karışık katılım sağlayanlara teşekkür etti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakan Kurum: Flamingo yavrularına gözümüz gibi baktık</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bakan-kurum-flamingo-yavrularina-goezumuz-gibi-baktik</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bakan-kurum-flamingo-yavrularina-goezumuz-gibi-baktik</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü&#039;nün Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi&#039;ndeki kreş ve yuva noktasında toplu yavru ölümüne rastlanmadı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, &quot;Anadolu&#039;nun en nazlı misafirleri bize emanet. Flamingo yavrularına gözümüz gibi baktık. Bu yıl 4 bin 300 misafirimizi uğurluyoruz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/08/ekran-resmi-2024-08-25-140920.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bakan, Kurum:, Flamingo, yavrularına, gözümüz, gibi, baktık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Türkiye'deki flamingo popülasyonunun devamlılığı için Tuz Gölü'ndeki üreme kolonilerinin korunmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde 2022 yılında kuyu açma projesini başlattı. Bu kuyular sayesinde flamingo yavrularının susuzlukla mücadele ettiği dönemlerde 4 kilometrelik boru hattından 'kreş' olarak bilinen yavru alanlarına su takviyesi yapıldı. Motopomplarla yapılan takviye sırasında güneş enerjisinden faydalanıldı. Özellikle sıcaklığın yükseldiği ve susuzluğun arttığı temmuz ayında saha personelleri bölgeyi taradı. 2 yıldır uygulanan proje sayesinde bu yıl susuzluk sıkıntısına bağlı toplu yavru ölümleri yaşanmadı.

Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi Tür ve Habitatların Araştırılması, Korunması ve İzlenmesi Projesi ile de nesli tehdit ve tehlike altında olan türleri yaşatmak, korumak ve gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yapılıyor. Kuluçka süreleri tamamladıktan sonra temmuz ayı içinde, Tuz Gölü'ndeki üreme alanlarından beslenmeye gelen flamingo yavruları, havadan fotoğraflarla sayılıyor. Ayrıca, başta flamingolar olmak üzere toy kuşu ve bozkır kartalı gibi nesli tehlikede olan türler de izleniyor.

'4 BİN 300 MİSAFİRİMİZİ UĞURLUYORUZ'

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bu yıl kreş olarak bilinen bölgede 4 bin 300 yavru flamingo tespit edildiğini açıkladı. Bölgenin görüntülerini sosyal medya hesabından paylaşan Bakan Kurum, "Anadolu'nun en nazlı misafirleri bize emanet. Kuyu açıp, 4 kilometrelik boru hattı çektik, Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi'ne su getirdik. Sonra gün gün izledik. Flamingo yavrularına gözümüz gibi baktık. Bu yıl 4 bin 300 misafirimizi uğurluyoruz" dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Jeotermalciler 2053’te net sıfır iklim hedefindeler</title>
<link>https://trafikdernegi.com/jeotermalciler-2053te-net-sifir-iklim-hedefindeler</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/jeotermalciler-2053te-net-sifir-iklim-hedefindeler</guid>
<description><![CDATA[ Jeotermal Enerji Derneği’nin (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap 2053 net sıfır iklim hedeflerine ulaşılmasında jeotermal kaynak kullanımının ve önümüzdeki dönemde yatırım potansiyelinin hayata geçirilmesinin önemine dikkat çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/08/jed-etkb-ziyaret.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Jeotermalciler, 2053’te, net, sıfır, iklim, hedefindeler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar’ı makamında ziyaret eden JED Yönetim Kurulu üyeleri, toplantıda jeotermal enerji sektöründeki son durum ve yatırımlar hakkında bilgilendirmede bulunurken, sektörün kamu otoritelerinden beklentilerinin olduğunu dile getirdi.

Jeotermal santraller yüksek standartta

Sektörün önümüzdeki döneme ilişkin yatırım projeksiyonunu da Bakan Bayraktarla paylaşan JED Başkanı Ali Kındap; 2053 net sıfır iklim hedeflerine ulaşılmasında jeotermal kaynak kullanımının ve önümüzdeki dönemde yatırım potansiyelinin hayata geçirilmesini hedeflediklerini ifade etti. Türkiye’deki jeotermal enerji santrallerinin, dünyanın kabul ettiği en yüksek çevre ve teknoloji standartlarına sahip olduğuna dikkat çeken Kındap yenilenebilir enerji kaynaklarını desteklemesi sektör yatırımcıları olarak önemsediklerine vurgu yaptı.

Bu kapsamda 1691 MW kurulu gücün yapılan keşiflere göre 3000 MW’a çıkarılmasının, yeni sahalarda yapılacak keşifler sonrasında da 2035 yılında 5000 MW güce çıkarılmasını hedeflediklerini kaydeden Kındap, seracılık ve termal turizmde; şimdiki kapasitenin onlarca kat artırılmasının mümkün olduğunu hatırlattı.

Bölgesel ısıtma alanında ise jeotermal kaynaklarının yeni teknolojik gelişmelerin uygulanması ile ülke genelinde yaygın kullanımına yönelik ciddi bir potansiyelin olduğunu kaydeden Kındap, “Bu kaynak bizim. Jeotermal enerji sektörü olarak ülkemizin sürdürülebilir geleceği için her türlü sorumluluğu almaya hazırız” ifadelerini kullandı.

Enerji Bakanı Bayraktar da jeotermal enerjinin tüm kullanım alanlarında insana, doğaya, çevreye saygılı ve duyarlı yatırımların desteklenmesinin, bakanlık ve hükümetin öncelikleri arasında yer aldığını belirterek, jeotermal santrallerin hem sürdürülebilir bir kaynak olması hem de baz yük üretim yapması nedeniyle bu alanda yatırımların artırılmasının enerji arzı açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yapılan ziyarette; Bakan Bayraktar ile birlikte Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcıları Ahmet Berat Çonkar ve Nevzat Şatıroğlu; Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya, Bakan Danışmanı Hamit Can, Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi Başkanı Dr. Bilal Düzgün ve Yenilenebilir Enerji ve Yeni Teknolojiler Dairesi Başkanı Mustafa Çalışkan yer aldı.

Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap’ın yanı sıra Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Kutlu Çakır, Sanko Enerji CEO’su Evren Güvenç, Sanko Enerji Genel Müdür Yardımcısı Hüsnü Dökmeci, JED Genel Koordinatörü Av. Elif Ferdal Karakaş ve İletişim Koordinatörü Neslihan Seçen katıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölen yunusu bir başka yunus 6 günde karaya sürükledi.</title>
<link>https://trafikdernegi.com/olen-yunusu-bir-baska-yunus-6-gunde-karaya-surukledi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/olen-yunusu-bir-baska-yunus-6-gunde-karaya-surukledi</guid>
<description><![CDATA[ Türk Denizlerinde İlk: Ölü Yunusu Günlerce Yanında Taşıyan Yunus Bilimsel Makaleye Konu Oldu ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/08/94277.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ölen, yunusu, bir, başka, yunus, günde, karaya, sürükledi, bilimsel, makalede, yayımlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Deniz Araştırmaları Vakfı'nın 30 yıldır yayınladığı "Journal of the Black Sea / Mediterranean Environment" dergisinde yer alan bir makale, Türk denizlerinde ilk kez gözlemlenen bir yunus davranışını bilim dünyasına duyurdu. İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi, Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve TÜDAV Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Arda Tonay, yunusların bu tür davranışının dünya genelinde sadece 24 yunus ve balina türünde 96 vakada görüldüğünü belirtti.</p>
<p></p>
<p>Gökçeada’da eğitmenlik ve dalgıçlık yapan Volkan Günel, Zeytinburnu’nda dolaşırken ölü bir yunusun başka bir yunus tarafından kıyıya taşındığını fark etti. Bu anları cep telefonu kamerasıyla kayda alan Günel, görüntüleri sosyal medyada paylaştı. Olay, bilim insanlarının dikkatini çekti ve Türk denizlerinde ilk kez kaydedilen bu davranış bir makaleye konu oldu.</p>
<p></p>
<p>Doç. Dr. Arda Tonay, olayı şu sözlerle anlattı: "Mart ayında Marmara Denizi'nde afalina türü bir yunusun gösterdiği bu ilginç davranış, dört ayrı vatandaşın gözlemiyle kayıt altına alındı. Epimeletik olarak bilinen bu davranış, canlı veya ölü bir bireye başka bir bireyin yardım etmesi, onu korumaya çalışması olarak tanımlanır. Bizim vakamızda, ölmüş olan yunusu koruyan başka bir afalina, onu bottan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Üç ayrı gözlemde de en az 6 gün boyunca ölü yunusun başından ayrılmadı; Zeytinburnu'ndan Yeşilköy'e kadar birlikte aktılar."</p>
<p></p>
<p>Tonay, bu tür davranışların genellikle anne-yavru arasındaki bağın bir göstergesi olduğunu ancak bu vakada iki yetişkin yunus arasında gerçekleştiğini belirtti. Tonay, "Şimdiye kadar 24 yunus ve balina türünde 96 vaka kaydedildi. Bu vakaların çoğu anne ve yavru arasında gerçekleşmişti. Ancak bizim vakamız, iki yetişkin arasında gözlemlenen nadir örneklerden biri oldu" dedi.</p>
<p></p>
<p>Olaydan yaklaşık 6 gün sonra ölü yunus Avcılar'da karaya vurdu ve diğer yunus bir daha görülmedi. Tonay, "Görüntüleri izlediğinizde içiniz parçalanıyor. Elimizden gelen tek şey yetkililere haber vererek teknelerin yaklaşmasını engellemeye çalışmaktı. Olay son bulduktan sonra bilimsel makalesini yayınladık ve dünyayla paylaştık" diye ekledi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ticaret Bakanlığından domatesleri çöpe döken işletmeye para cezası uygulanması talimatı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ticaret-bakanligindan-domatesleri-coepe-doeken-isletmeye-para-cezasi-uygulanmasi-talimati</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ticaret-bakanligindan-domatesleri-coepe-doeken-isletmeye-para-cezasi-uygulanmasi-talimati</guid>
<description><![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, sosyal medyada paylaşılan kasalarca domatesin çöpe döküldüğüne ilişkin görüntülerin incelendiğini, eylemi gerçekleştiren işletmeye 123 bin 213 lira para cezası uygulanması talimatının ilgili belediyeye iletildiğini bildirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/08/thumbs-b-c-cdc0699140dee95881025d5918efcce8.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ticaret, Bakanlığından, domatesleri, çöpe, döken, işletmeye, para, cezası, uygulanması, talimatı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Bakanlık, yazılı, görsel ve sosyal medyada yer alan "sebze ve meyvelerin, fiyatlarını yükseltmek amacıyla çöpe döküldüğü" yönündeki paylaşımlara ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada, kasalarca domatesin çöpe döküldüğüne ilişkin sosyal medyada paylaşılan görüntülerin titizlikle incelendiği belirtildi.

Olayın, Burdur'un Söğüt beldesindeki toptancı halinde çekildiğinin tespit edildiğine, durumun Ticaret İl Müdürlüğünce yerinde incelenerek tutanak altına alındığına dikkat çekilen açıklamada, malların toptan veya perakende ticaretinde piyasada darlık yaratmak, fiyatların yükselmesine sebebiyet vermek veya fiyatların düşmesine engel olmak için malların belirli ellerde toplanması, satışından kaçınılması, stoklanması, yok edilmesi, bu amaçla propaganda yapılması veya benzeri davranışlarda bulunulmasının kanunen yasak olduğu vurgulandı.

Açıklamada, yasağa aykırı hareket edenler için doğrudan veya Bakanlığın talebi üzerine belediyelerce idari para cezası uygulandığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Bu kapsamda domatesleri çöpe döken işletmeye Hal Kanunu kapsamında 123 bin 213 lira para cezası uygulanması talimatı Söğüt Belediyesine iletildi. Ayrıca, Bakanlığımızca en kısa zamanda ilgililer hakkında Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümleri kapsamında suç duyurusunda bulunulacaktır. Bakanlık olarak, fiyatları yükseltmek maksadıyla ürünlerin stoklanması veya yok edilmesi gibi eylemlerin gerçekleştirilmesine asla müsaade edilmeyecek ve bu eylemleri gerçekleştirenler hakkında en ağır yaptırımların uygulanmasına devam edilecektir."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güney ile Kuzey kutupları arasındaki asimetrik erime iklim değişikliğiyle bağlantılı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/guney-ile-kuzey-kutuplari-arasindaki-asimetrik-erime-iklim-degisikligiyle-baglantili</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/guney-ile-kuzey-kutuplari-arasindaki-asimetrik-erime-iklim-degisikligiyle-baglantili</guid>
<description><![CDATA[ Çin Bilim Akademisi Dünya Çevre Enstitüsünce uluslararası araştırmacılarla yürütülen çalışma, Kuzey ile Güney kutupları arasında buzul tabakalarındaki asimetrik erimenin iklim değişikliğiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/08/thumbs-b-c-1fff6dc72394200b0fc9a3136f34fa46.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güney, ile, Kuzey, kutupları, arasındaki, asimetrik, erime, iklim, değişikliğiyle, bağlantılı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Araştırmaya göre, güney yarım kürede bulunan Antarktika'daki buz tabakalarında 1,25 milyon-2 milyon yıl önce önemli bir büyüme yaşandı.

Buz tabakasının büyümesine bağlı olarak Güney Okyanusu'ndaki deniz buzu genişledi, bu da kuzeydeki enlemlerin soğuması ve kuzey yarım küredeki buzların büyümesine neden oldu.

Çin Bilim Akademisinden An Zhisheng, buzul tabakaları arasındaki iki kutuplu asimetrik erimeye iklim değişikliğinin neden olduğunu ifade ederek, araştırmanın bu bağlantının değerlendirilmesi açısından önemli olduğunu vurguladı.

Kuzey yarım küre ile Arktik Okyanusu’ndaki buzulların hızla eridiğine dikkati çeken An, Antarktika'daki buzul kütlelerinin ise nispeten daha yavaş eridiğini kaydetti.

Araştırmanın detayları "Science" isimli akademik dergide yayımlandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye, Son 53 Yılın “En Sıcak ve En Kurak” Haziranını Yaşadı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-son-53-yilin-en-sicak-ve-en-kurak-haziranini-yasadi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-son-53-yilin-en-sicak-ve-en-kurak-haziranini-yasadi</guid>
<description><![CDATA[ Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Aylık Sıcaklık Analizi’ne göre, Türkiye’de 2024’ün Haziran ayı ortalama sıcaklıkları, 3,6 derece artışla 25,4 derece gerçekleşti. Böylelikle “son 53 yılın en sıcak Haziran ayı” yaşandı. Yine MGM’nin Haziran ayı alansal yağış verilerine göre, “son 23 yılın en az yağış alan Haziran ayı” da geride kaldı. AKOM ise İstanbulluları mevsim normallerinin üzerinde seyreden […]
Türkiye, Son 53 Yılın “En Sıcak ve En Kurak” Haziranını Yaşadı yazısı ilk önce Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/07/sicaklar.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 17:52:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, Son, Yılın, “En, Sıcak, Kurak”, Haziranını, Yaşadı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Aylık Sıcaklık Analizi’ne göre, Türkiye’de 2024’ün Haziran ayı ortalama sıcaklıkları, 3,6 derece artışla 25,4 derece gerçekleşti. Böylelikle “son 53 yılın en sıcak Haziran ayı” yaşandı. Yine MGM’nin Haziran ayı alansal yağış verilerine göre, “son 23 yılın en az yağış alan Haziran ayı” da geride kaldı. AKOM ise İstanbulluları mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklara karşı uyardı. </strong></h3>
<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) <a href="https://www.mgm.gov.tr/veridegerlendirme/sicaklik-analizi.aspx" target="_blank" rel="noopener">Aylık Sıcaklık Analizi’ne göre</a>, 1991-2020 normalleri Haziran ayı ortalama sıcaklığı 21,8 derece olan Türkiye’de, 2024 Haziran’da ortalama sıcaklık 25,4 derece gerçekleşti.</p>
<h5><strong>Haziranda ekstrem maksimum sıcaklık ölçülen merkezlerden bazıları şöyle: </strong></h5>
<ul>
<li>Isparta 3,8 derece farkla 40 derece,</li>
<li>Uşak 3,4 derece farkla 40 derece,</li>
<li>Senirkent 2 derece farkla 39,6 derece,</li>
<li>Tefenni 1,9 derece farkla 38,4 derece,</li>
<li>Sivrihisar 1,6 derece farkla 37,4 derece,</li>
<li>Adıyaman 1,5 derece farkla 43 derece,</li>
<li>Eğirdir 2,2 derece farkla 38,2 derece,</li>
<li>Burdur 2,2 derece farkla 40,9 derece,</li>
<li>Viranşehir 1,3 derece farkla 45,3 derece,</li>
<li>Silifke 1 derece farkla 42,3 derece,</li>
<li>Mut 1,5 derece farkla 43,6 derece.</li>
</ul>
<h5><strong>2024 yılı Haziran ayında ortalama sıcaklıklarla ilgili veriler ise şöyle:</strong></h5>
<ul>
<li>1991-2020 normalleri Haziran ayı ortalama sıcaklığı 21,8 °C olup 2024 yılı Haziran ayı sıcaklığı ise 25,4°C ile normallerinin 3,6 °C üzerinde gerçekleşti.</li>
<li>2024 yılı Haziran ayı ortalama sıcaklığı, “son 53 yılın en sıcak Haziran ayı” olarak kayıtlara geçti.</li>
<li>2024 Haziran ortalama sıcaklığı, kendine en yakın olan 2019 yılı Haziran ayından (23,4 °C) 2.0 °C daha fazla oldu.</li>
<li>Bu ay, 65 adet yeni ekstrem maksimum sıcaklık gerçekleşti. En düşük sıcaklık 1,6 °C ile Erzurum’da, en yüksek sıcaklık ise 47,8 °C ile Urfa Ceylanpınar’da tespit edildi.</li>
<li>2024 yılı Haziran ayı ortalama maksimum sıcaklıkları, 1991-2020 dönemi maksimum sıcaklık normallerinin 3,3 °C üzerinde gerçekleşti.</li>
<li>Ortalama minimum sıcaklıklar ise 1991-2020 dönemi minimum sıcaklık normallerinin 2,6 °C üzerinde oldu.</li>
</ul>
<h5><strong>Yağışlar Geçen Yıla Göre %80 Azaldı</strong></h5>
<p>Yine MGM’nin, Haziran ayı alansal yağış verilerine göre, “son 23 yılın en az yağış alan Haziran ayı” geride kaldı. Rapora göre 2024 yılının Haziran ayında boyunca 11,9 mm ile sınırlı kalan yağışlar, 33,6 mm olan Haziran ayı ortalamalarının ve 58,1 mm olan 2023 yılı Haziran ayının altında kaldı.</p>
<p>Bu yıl Haziran ayı ortalamalarının %65 altında kalan yağışlar, geçen yıla göre %80 azaldı. Bölge bazında bakıldığında ise <a href="https://www.ekoiq.com/bati-karadenizdeki-hortumlar-iklim-degisikligi-ile-baglantili/" target="_blank" rel="noopener">Batı ve Orta Karadeniz</a>,  Marmara Bölgesi (Kırklareli hariç), Kıyı Ege, Antalya‘nın doğusu, Mersin, Adana, Osmaniye, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa, Elazığ, Diyarbakır ve Bingöl‘de yağışlar %60 oranında azaldı. Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin‘in sahil kesimleri ise ortalamanın %20 üzerinde yağış aldı.</p>
<p><a href="https://www.iklimhaber.org/baliklarin-gelecegi-iklim-degisikligine-bagli/" target="_blank" rel="noopener">Yağışların en çok azaldığı bölge</a> %92 ile Marmara Bölgesi oldu. Haziran ayı normali 41,5 mm olan bölge, 3,4 mm yağış aldı. Ege ve Akdeniz bölgelerinde son 23 yılın, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde son 21 yılın, İç Anadolu Bölgesi’nde son 12 yılın en düşük yağışı meydana geldi.</p>
<h3><strong>AKOM: İstanbul’da Hava Sıcaklıkları Mevsim Normallerinin Üzerinde Seyrediyor</strong></h3>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri Dairesi Başkanlığı AKOM verilerine göre, İstanbul’da sıcaklıkların yeni hafta boyunca 33-36 dereceler aralığında seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın poyraz (kuzey-doğu) yönünden çoğunlukla orta kuvvette, aralıklarla sert esmesi bekleniyor.</p>
<p>AKOM ayrıca İstanbulluları, özellikle güneşin dik açıyla geldiği 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneş altında çok fazla zaman geçirmeme, bol sıvı tüketmeye ve mevsim koşullarına uygun, ince, pamuklu kıyafet seçimine özen göstermeleri konusunda uyardı.</p>
<p>Yapılan açıklamada aşırı sıcakların etkili olduğu öğle saatlerinde başta yaşlılar, hamileler, çocuklar, astım ve kalp yetmezliği gibi rahatsızlığı bulunan İstanbulluların güneşli ortamda bulunmamalarının sağlıkları açısından faydalı olacağı belirtildi.</p>
<p>İstanbul’da hava sıcaklıklarının 28 Temmuz’a kadar mevsim normallerinin 3-6 derece üzerinde seyretmesi bekleniyor.</p>
<p><a href="https://www.ekoiq.com/turkiye-son-53-yilin-en-sicak-ve-en-kurak-haziranini-yasadi/">Türkiye, Son 53 Yılın “En Sıcak ve En Kurak” Haziranını Yaşadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ekoiq.com/">Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>“Doğal Kaynak Tüketimi Bir Spor Olsa İnsanlık Olimpiyat Rekoru Kırardı!”</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogal-kaynak-tuketimi-bir-spor-olsa-insanlik-olimpiyat-rekoru-kirardi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogal-kaynak-tuketimi-bir-spor-olsa-insanlik-olimpiyat-rekoru-kirardi</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın bize sunduğu bir yıllık doğal kaynakları tükettiğimiz tarih olarak bilinen Küresel Limit Aşım Günü, bu yıl 1 Ağustos olarak belirlendi. Bugünden itibaren gelecekten ödünç almaya başlayacağız. WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) bu yıl Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunlarına denk gelen Limit Aşım Günü’nü “Doğal kaynak tüketimi bir spor olsa insanlık olimpiyat rekoru kırardı” sözleriyle […]
“Doğal Kaynak Tüketimi Bir Spor Olsa İnsanlık Olimpiyat Rekoru Kırardı!” yazısı ilk önce Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/07/climate-change-investing.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 17:52:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>“Doğal, Kaynak, Tüketimi, Bir, Spor, Olsa, İnsanlık, Olimpiyat, Rekoru, Kırardı”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Dünyanın bize sunduğu bir yıllık doğal kaynakları tükettiğimiz tarih olarak bilinen Küresel Limit Aşım Günü, bu yıl 1 Ağustos olarak belirlendi. Bugünden itibaren gelecekten ödünç almaya başlayacağız. WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) bu yıl Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunlarına denk gelen Limit Aşım Günü’nü “Doğal kaynak tüketimi bir spor olsa insanlık olimpiyat rekoru kırardı” sözleriyle değerlendirdi. </strong></h3>
<p>Gezegenimizin insanlığa sunduğu bir yıllık doğal kaynakları tükettiğimiz gün olarak bilinen <strong>Küresel Limit Aşım Günü</strong>, 2024 için 1 Ağustos olarak belirlendi. Dünya üzerindeki yenilenebilir kaynaklar ile insanların bu kaynaklara yönelik talebini karşılaştıran Küresel Ayakizi Ağı’nın (Global Footprint Network) verileri, dünyamızın sunduğu bir yıllık doğal kaynakları, ilk yedi ayda tükettiğimizi gösterdi. Bu tarih, geçen yılki Limit Aşım Günü’nün bir gün öncesi. Bir başka deyişle insanlık olarak bugünden itibaren, dünyanın yıl içinde yeniden üretebileceği biyokapasiteden fazlasını tüketmeye başlayacağız. Yani geleceğimize borçlanacağız.</p>
<h5><strong>“Sanki 1,75 Dünyamız Varmış Gibi Tüketiyoruz”</strong></h5>
<p>WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, “Sürekli daha fazla tüketmeye dayalı düzenin gezegenimize zararı ortada. Tek bir dünyamız olmasına rağmen sanki 1,75 dünyamız varmış gibi tüketiyoruz. Doğal kaynak tüketimi bir spor olsa, insanlık, gezegenin aleyhine olimpiyat rekorları kırardı” dedi.</p>
<p>Gidişatı tamamen tersine çevirmemiz gerektiğini vurgulayan Kula, “Büyüme yarışını bırakıp, kaynak tüketimini tersine çevirme yarışına girmeliyiz. Ülkelerin ekonomik kalkınmayla, büyümeyle övünmeleri, doğal kaynakları tüketmekle övünmeleriyle neredeyse aynı şey. Artık büyümek zorunda değiliz. Durabilmeli ve kaynakların restorasyonuna odaklanmalıyız” şeklinde konuştu.</p>
<p>Gezegende büyüyecek yer kalmadığının altını çizen Kula, şunları söyledi: “Limitimizi çoktan aştık. Bu kazanma hırsını sporculara bırakalım; gezegeni iyileştirmek, yaşamı sürdürmek ve doğal kaynakları restore etmek için hırslanalım.”</p>
<h5><strong>İnsanlığın Ekolojik Ayakizi Her Yıl Artıyor</strong></h5>
<p>İnsanlığın ekolojik ayakizi her yıl artarak dünyanın <a href="https://www.ekoiq.com/dogayi-icinde-bulundugu-coklu-krizden-kurtarabiliriz/" target="_blank" rel="noopener">biyokapasitesi ile arasındaki makası</a> biraz daha açıyor. Bunun sonucunda Limit Aşım Günü gitgide daha erken tarihlere denk geliyor. 1971’de 25 Aralık olarak hesaplanan Limit Aşım Günü, o tarihten bu yana sadece 2020’de, pandemi kısıtlamalarının etkisiyle üç hafta ileri kaydı. Bunun dışında her geçen yıl, yıl ortasına doğru kayarak Temmuz sonu-Ağustos başı tarihlere kadar geriledi. Oysa Limit Aşım Günü’nü, <strong>otomobil kullanımını yarı yarıya azaltarak </strong>13, <strong>fosil yakıt tüketimini terk ederek</strong> 93, binalarda <strong>enerji verimliliği sağlayarak</strong> 21, <strong>gıda israfını yarı yarıya azaltarak</strong> 13 gün ileri kaydırabiliriz.</p>
<p>50 yılı aşkın süredir <strong>dünyanın doğal kaynakları</strong>, insanlığın tüketim hızına yetişemiyor. Bu durum küresel düzeyde biyolojik çeşitliliğin azalmasına, atmosferde seragazının artmasına, gıda ve enerji krizlerinin derinleşmesine neden oluyor. Sıcak hava dalgaları, kuraklık gibi aşırı hava olaylarından kaynaklı büyük orman yangınları, seller gibi tüm canlıların hayatını tehlikeye atan afetlerin görülme sıklığı artıyor. Oysa bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirerek, doğal kaynakları daha verimli kullanarak, atık ve kirliliği azaltarak doğal kaynakların aşırı tüketim eğilimlerini tersine çevirebilir; limit aşımını yavaşlatabiliriz.</p>
<h5><strong>Limit Aşım Günü’nü İleri Kaydırmak için Neler Yapılabilir? </strong></h5>
<ul>
<li><strong>Ulaşım </strong></li>
</ul>
<p>Küresel Ayakizi Ağı’na göre alınabilecek en etkili önlemlerden biri <strong>otomobil kullanımını azaltmak</strong>. Otomobil kullanımı kaynaklı karbon ayakizi %50 azaltılıp, mesafenin 3’te 1’i toplu taşıma, kalanı da yürüyerek veya bisikletle katedilirse Dünya Limit Aşım Günü <strong>13 gün </strong>ötelenebilir</p>
<ul>
<li><strong>Gıda</strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ihtiyacımızı karşılamaya devem edebilmek için <strong>toprak verimliliği</strong>ni, <strong>yeraltı suyu</strong> seviyelerini, <strong>su döngüleri</strong>ni ve çeşitliliği koruyan tarım yöntemlerine yönelmemiz gerekiyor. Onarıcı tarım ve sürdürülebilir ve küçük ölçekli balıkçılık ile gıdamızın geleceğini korumamız mümkün. Bugün yaklaşık 3 milyar insan, özellikle düşük gelirli ülkelerde, birincil protein kaynağı olarak deniz ürünleri tüketiyor. Sürdürülebilir balıkçılık yöntemleri ile denizlerin sağlığını ve bereketini gelecek nesiller için korumamız gerekiyor. Sağlıklı bir deniz ekosistemi aynı zamanda karbon emisyonlarının kontrol altına alınarak asitlenmenin yavaşlatılmasını da sağlıyor. Okyanuslar, karbon emisyonlarımızın %30’unu hapsediyor.</p>
<p>Dünya genelinde gıda israfını yarı yarıya azaltsak, Limit Aşım Günü <strong>13 gün</strong> ileri taşınıyor</p>
<ul>
<li><strong>Dekarbonizasyonu finanse etmek</strong></li>
</ul>
<p>Yatırımlar ekonomiyi şekillendiriyor. Kişisel banka mevduatlarımız dahil olmak üzere yatırımlar elektrik sistemini dünya çapında %50 oranında karbonsuzlaştıracak şekilde kullanılsa Limit Aşım Günü 22 gün ötelenebilir.<img decoding="async" class=" wp-image-696945 alignright" src="https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/07/WWF-Turkiye_-Limit_Asim_Gunu-k.jpg" alt="" width="622" height="311" srcset="https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/07/WWF-Turkiye_-Limit_Asim_Gunu-k.jpg 1059w, https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/07/WWF-Turkiye_-Limit_Asim_Gunu-k-768x384.jpg 768w, https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/07/WWF-Turkiye_-Limit_Asim_Gunu-k-24x12.jpg 24w, https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/07/WWF-Turkiye_-Limit_Asim_Gunu-k-36x18.jpg 36w, https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/07/WWF-Turkiye_-Limit_Asim_Gunu-k-48x24.jpg 48w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px"></p>
<ul>
<li><strong>Enerji</strong></li>
</ul>
<p>Karbon ayakizi insanlığın ekolojik ayak izinin %60’ını oluşturuyor. <strong>Fosil yakıtlar</strong>ı aşamalı olarak azaltarak terk etmek, <strong>yenilenebilir enerji kaynakları</strong>na yönelmek hem gezegen için hem de stratejik ve mali açıdan en iyi rota. Öyle ki insanlığın Ekolojik Ayakizi’nin %50 oranında azaltılması, Dünya Limit Aşım Günü’nü 93 gün yani minimum üç aydan fazla öteleyebilir.</p>
<p>Binalar için tasarlanmış ve mevcut kullanıma hazır enerji verimliliği teknolojileri, endüstriyel süreçler ve elektrik üretimi, üretkenlik ve konforda herhangi bir kayıp olmadan Limit Aşım Günü’nü en az 21 gün ileriye taşıyabilir. Elektriğin %75’inin <strong>düşük karbonlu kaynaklar</strong>dan üretilmesi (mevcut oran %39) Limit Aşım Günü’nü <strong>26 gün</strong> ileriye kaydıracaktır.</p>
<ul>
<li><strong>Ormanları geri kazanma </strong></li>
</ul>
<p><strong>Kaybettiğimiz ormanlar</strong>ı geri kazanarak da bu gidişatı yavaşlatabiliriz. Tüm dünyada 350 milyon hektar <a href="https://www.iklimhaber.org/ormanlarin-karbon-emme-yetenegi-kayboluyor/" target="_blank" rel="noopener">orman alanı</a> geri kazanılırsa bu tarih 8 gün ertelenebilir. Bu da geri kazanılacak her 45 milyon hektar orman alanı ile Limit Aşım tarihinin 1 gün ötelenebileceği anlamına geliyor.</p>
<ul>
<li><strong>Şehirler</strong></li>
</ul>
<p>2050 yılına kadar tüm insanların %70 ila %80’inin kentsel alanlarda yaşaması bekleniyor. Akılcı şehir planlaması ve kentsel gelişim stratejileri ile geniş ölçekte uygulanacak tasarrufun ve verimliliğin önceliklendirildiği <strong>dayanıklı şehirler</strong> ile Limit Aşım Günü 6 gün ileriye atılabilir.</p>
<p><a href="https://www.ekoiq.com/dogal-kaynak-tuketimi-bir-spor-olsa-insanlik-olimpiyat-rekoru-kirardi/">“Doğal Kaynak Tüketimi Bir Spor Olsa İnsanlık Olimpiyat Rekoru Kırardı!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ekoiq.com/">Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıcaklık Rekorları Dünyanın Birçok Yerinde Kalıcı Hale Geliyor!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sicaklik-rekorlari-dunyanin-bircok-yerinde-kalici-hale-geliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sicaklik-rekorlari-dunyanin-bircok-yerinde-kalici-hale-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Haziran 2023 ile Haziran 2024 arasında küresel ortalama sıcaklar art arda rekor kırarak kayıtlara geçti. Geçen yıl her kıtada yaygın, yoğun ve uzun süreli sıcak hava dalgaları yaşandı. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Sözcüsü Nullis, Temmuz ayı boyunca aşırı sıcaklıkların yüz milyonlarca insanı etkilediğini belirtirken iklim uzmanı Alvaro ise sıcaklıkların dünyanın birçok yerinde daha kalıcı hale […]
Sıcaklık Rekorları Dünyanın Birçok Yerinde Kalıcı Hale Geliyor! yazısı ilk önce Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/08/143-yilin-sicaklik-rekoru-kirildi-2jpf.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 17:52:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıcaklık, Rekorları, Dünyanın, Birçok, Yerinde, Kalıcı, Hale, Geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Haziran 2023 ile Haziran 2024 arasında küresel ortalama sıcaklar art arda rekor kırarak kayıtlara geçti. Geçen yıl her kıtada yaygın, yoğun ve uzun süreli sıcak hava dalgaları yaşandı. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Sözcüsü Nullis, Temmuz ayı boyunca aşırı sıcaklıkların yüz milyonlarca insanı etkilediğini belirtirken iklim uzmanı Alvaro ise sıcaklıkların dünyanın birçok yerinde daha kalıcı hale geldiğine dikkat çekti. </strong></h3>
<p>Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Sözcüsü Clare Nullis ve WMO’da iklim uzmanı olarak görevli Jose Alvaro, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>“Temmuz boyunca <strong>aşırı sıcaklık</strong> yüz milyonlarca insanı etkiledi” diyen Nullis, “<strong>dünyanın en sıcak günü</strong>”nün 22 Temmuz olarak kayıtlara geçtiğinin altını çizdi. Nullis, aşırı sıcaklarla ilgili yaşananların, insani faaliyetlerden kaynaklanan seragazlarının <a href="https://www.ekoiq.com/iklim-degisikligiyle-birlikte-yeni-bir-yangin-rejimine-gectik/" target="_blank" rel="noopener"><strong>iklim</strong>i ne ölçüde değiştirdiğinin</a> bir başka istenmeyen göstergesi olduğunu dile getirdi.</p>
<h5><strong>“Geçen Yıl Her Kıtada Sıcak Hava Dalgaları Yaşandı”</strong></h5>
<p>Haziran 2023-Haziran 2024 arasında küresel ortalama sıcakların art arda rekor kırarak kayıtlara geçtiğine dikkat çeken Nullis, geçen yıl her kıtada yaygın, yoğun ve uzun süreli sıcak hava dalgalarının yaşandığını sözlerine ekledi. Nullis, 2023’te en az 10 ülkenin birden fazla yerinde, günlük 50 santigrat derecenin üzerinde sıcaklıkların kayıtlara geçtiğini söyledi.</p>
<h5><strong>“Asya, Afrika ve Avrupa’da Sıcaklık Rekorları Kırıldı”</strong></h5>
<p>Jose Alvaro ise 22 Temmuz’un “<strong>en sıcak gün</strong>” olarak kaydedilmesinin ardından, 23 Temmuz’da da neredeyse aynı sıcakların görüldüğünü anımsattı. Asya, Afrika ve Avrupa’da sıcaklık rekorlarının kırıldığına vurgu yapan Alvaro, “Sıcaklıklar <a href="https://www.iklimhaber.org/afrikadaki-kuraklik-yardiminin-yalnizca-%20sini-toplanabildi/" target="_blank" rel="noopener">dünyanın birçok yerinde</a> daha kalıcı hale geliyor. Örneğin, Las Vegas’ta 40 derecenin üzerinde 40 günden fazla sıcaklık görüldü” diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.ekoiq.com/sicaklik-rekorlari-dunyanin-bircok-yerinde-kalici-hale-geliyor/">Sıcaklık Rekorları Dünyanın Birçok Yerinde Kalıcı Hale Geliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ekoiq.com/">Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye Dahil Birçok Akdeniz Ülkesinde “İklim Tehlikeleri” Artacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-dahil-bircok-akdeniz-ulkesinde-iklim-tehlikeleri-artacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-dahil-bircok-akdeniz-ulkesinde-iklim-tehlikeleri-artacak</guid>
<description><![CDATA[ Akdeniz’de her durumda, yağışın azalmaya devam etmesinin çok olası olduğu uyarısında bulunan WMO İklim Uzmanı Jose Alvaro, bir “ısı eylem planı”nın gerekliliğine işaret ederek “Kuraklık, Türkiye dahil Akdeniz havzasındaki birçok ülkede daha yaygın hale gelecek. Bir diğer husus da deniz seviyesinin yükselmesi, Akdeniz’in önümüzdeki on yıllar ve yüzyıllar boyunca daha da yükselmesi öngörülüyor. Bu durum, […]
Türkiye Dahil Birçok Akdeniz Ülkesinde “İklim Tehlikeleri” Artacak yazısı ilk önce Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/08/kurak-toprak-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 17:52:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, Dahil, Birçok, Akdeniz, Ülkesinde, “İklim, Tehlikeleri”, Artacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Akdeniz’de her durumda, yağışın azalmaya devam etmesinin çok olası olduğu uyarısında bulunan WMO İklim Uzmanı Jose Alvaro, bir “ısı eylem planı”nın gerekliliğine işaret ederek “Kuraklık, Türkiye dahil Akdeniz havzasındaki birçok ülkede daha yaygın hale gelecek. Bir diğer husus da deniz seviyesinin yükselmesi, Akdeniz’in önümüzdeki on yıllar ve yüzyıllar boyunca daha da yükselmesi öngörülüyor. Bu durum, taşkınların geri kalan maliyetini daha artıracak ve iç kesimlerdeki diğer iklim tehlikeleriyle birlikte bölgedeki hasarların ve etkilerin artmasına neden olacaktır” dedi. </strong></h3>
<p>Dünya Meteoroloji Örgütü’nde (WMO) iklim uzmanı olan Jose Alvaro, dünya genelinde hissedilen iklim değişikliğine ve bunun özellikle Avrupa kıtası ile Türkiye’nin de yer aldığı Akdeniz bölgesine yönelik etkilerine işaret etti. AA’nın haberine göre, Alvaro, <strong>küresel sıcaklıklar</strong>da <strong>insan kaynaklı iklim değişikliği</strong>nin etkilerine dair artan kanıtların görüldüğünü belirtti.</p>
<h5><strong>“Yeryüzündeki Isınma Devam Ediyor”</strong></h5>
<p>Haziran 2023-Haziran 2024 döneminde 13 ay boyunca üst üste sıcaklık rekorlarının kırıldığını söyleyen Alvaro, bu istisnai durumun temmuzda da devam edip etmediğinin bir süre sonra doğrulanacağını söyledi. Yeryüzündeki ısınmanın devam ettiğine dikkat çeken Alvaro, “Temmuzda El Nino (sıcaklık artışına neden olan hava olayı) etkisinde olmasak bile <strong>22 Temmuz en yakın tarihin en sıcak günü</strong> olarak kayıtlara geçti. Yüksek sıcaklıkların kısa vadede birçok bölgeyi etkilemeye devam etmesini bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h5><strong>“Akdeniz ve Balkanlar Temmuzda Uzun Süreli Sıcak Hava Dalgalarına Maruz Kaldı”</strong></h5>
<p>Avrupa’nın Kuzey Kutup Bölgesi’ne çok yakın olduğunu anımsatan Alvaro, bunun da etkisiyle bölgenin, son 50 yılda küresel ortalamanın iki katından daha fazla ısındığını söyledi. Alvaro, bu yıl, Avrupa’nın sıcak hava dalgalarından etkilenmeye devam ettiğini belirterek, “Özellikle Akdeniz’in birçok bölgesi ve Balkanlar temmuzda <strong>uzun süreli sıcak hava dalgaları</strong>na maruz kaldı. Bir grup bilim insanının, World Weather Attribution’da yayımlanan çalışması, Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz, Fransa ve Fas gibi ülkelerde de görülen Akdeniz’deki sıcak hava dalgasının insan kaynaklı iklim değişikliği olmadan gerçekleşmeyeceğini ortaya koyuyor” dedi.</p>
<h5><strong>“Aşırı İklim Olayları</strong> <strong>Nedeniyle 4 trilyon dolardan Fazla Ekonomik Kayıp Bildirildi”</strong></h5>
<p>Mevcut beklentilere göre sıcaklıkların artmaya devam etmesi halinde etkilerinin farklı alanlarda görüleceğini dile getiren Alvaro, şunları söyledi: “Bu yüzden bunun etkilerini azaltmak için daha fazla ısınmayı önlemek önemli. Her durumda, artan ekonomik kayıplar gördük. Son yıllarda <strong>aşırı iklim olayları</strong> nedeniyle 4 trilyon dolardan fazla ekonomik kayıp bildirildi. Bu ekonomik kayıpların 3’te 1’i son yılda yaşandı. Yani ekonomik kayıplar katlanarak artıyor.”</p>
<h5><strong>“Adaptasyon Daha Zor ve Hatta İmkansız Hale Gelecek”</strong></h5>
<p>Ekosistem açısından da bozulmaların yaşandığını söyleyen Alvaro, <strong>buzulların erimesi</strong> ve <strong>biyolojik çeşitlilik kaybı</strong>nın artan etkilerinin görüldüğüne işaret etti. Isınma seviyesine bağlı olarak bu duruma adaptasyonun giderek daha zor ve hatta imkansız hale geleceğinin altını çizen iklim uzmanı, “Bu nedenle <strong>seragazı emisyonları</strong>nın azaltılmasına gerçekten odaklanmamız gerekiyor çünkü adaptasyon hâlâ bir çözüm. Ancak gelecekte iklim değişikliğine adaptasyonun zorluğu nedeniyle daha az çözüm olacak” dedi.</p>
<h5><strong>“Sıcak Hava Nedeniyle Kaydedilen Ölüm Oranlarına Kolayca Ulaşılmıyor”</strong></h5>
<p>Avrupa’da 1950’den bu yana görülen en şiddetli 30 sıcak hava dalgasından 23’ünün 2000’den sonra meydana geldiğinin altını çizen Alvaro, “2003, 2010 ve 2022 yıllarındaki yaz aylarında sıcak hava dalgaları nedeniyle 55 bin ila 72 bin ölüm olduğu tahmin edildi. Geçen yıl için henüz bildirilmiş bir sayı yok. <a href="https://www.iklimhaber.org/temmuz-ayinda-yuz-milyonlarca-insan-asiri-sicaklardan-etkilendi/" target="_blank" rel="noopener">Sıcak hava nedeniyle kaydedilen ölüm oranları</a>na kolayca ulaşılmıyor” dedi.</p>
<h5><strong>“Avrupa Alpleri’nin Buzullarında ‘Aşırı Bir Erime Mevsimi’ Yaşanıyor”</strong></h5>
<p>Alvaro, Avrupa Alpleri’nin buzullarında <strong>aşırı bir erime mevsimi </strong>yaşandığına işaret etmekle birlikte İsviçre’de, 2021-2022 ve 2022-2023 yılları arasında üst üste rekor seviyede buzul kütlesi kaybı yaşandığını vurguladı ve “İsviçre’deki buzullarda kalan hacmin %10’u son iki yılda kayboldu” sözleriyle bunun çok büyük bir miktar olduğuna dikkat çekti.</p>
<h5><strong>“Kuraklık, Türkiye Dahil Akdeniz Havzasındaki Birçok Ülkede Daha Yaygın Hale Gelecek”</strong></h5>
<p>Türkiye’nin, sıcaklıkların artması ve yağışların azalmasının büyük etkilerinin görüldüğü Doğu Akdeniz bölgesinin bir parçası olduğunu belirten Alvaro, bu bölgedeki sıcak hava dalgalarının sayısının ve yoğunluğunun arttığını, ısınmanın süreceğini ve muhtemelen bu bölgenin çoğunda yağışların azalmaya devam edeceğini ifade etti.</p>
<p>Yağışların azalma oranlarının, <strong>seragazı emisyonları</strong>na ilişkin uzun vadeli ısınma senaryolarına bağlı olacağını anlatan Alvaro, şunları aktardı: “Akdeniz’de her durumda, yağışın azalmaya devam etmesi çok olası. <a href="https://www.ekoiq.com/istanbulda-su-tuketimi-artiyor-barajlar-bosaliyor/" target="_blank" rel="noopener">Kuraklık, Türkiye dahil Akdeniz havzasındaki birçok ülkede</a> daha yaygın hale gelecek. Bir diğer husus da deniz seviyesinin yükselmesi, Akdeniz’in önümüzdeki on yıllar ve yüzyıllar boyunca daha da yükselmesi öngörülüyor. Bu durum, taşkınların geri kalan maliyetini daha artıracak ve iç kesimlerdeki diğer <strong>iklim tehlikeleri</strong>yle birlikte bölgedeki hasarların ve etkilerin artmasına neden olacaktır.”</p>
<p><strong>İklim değişikliği</strong> ile mücadele için seragazı emisyonlarını azaltmaya devam etmenin, birçok sektörde bu mücadele noktasında adaptasyonu güçlendirme ile hızlandırmanın önemine işaret eden Alvaro, tüm bunların <strong>bir ısı eylem planı</strong> çerçevesinde geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><a href="https://www.ekoiq.com/turkiye-dahil-bircok-akdeniz-ulkesinde-iklim-tehlikeleri-artacak/">Türkiye Dahil Birçok Akdeniz Ülkesinde “İklim Tehlikeleri” Artacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ekoiq.com/">Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İtalya ve Kosova’da Sıcaklıklar Tırmandı, İngiltere’de “Ciddi Sağlık Riski”</title>
<link>https://trafikdernegi.com/italya-ve-kosovada-sicakliklar-tirmandi-ingilterede-ciddi-saglik-riski</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/italya-ve-kosovada-sicakliklar-tirmandi-ingilterede-ciddi-saglik-riski</guid>
<description><![CDATA[ İtalya’da Sağlık Bakanlığı, aralarında başkent Roma’nın da olduğu 19 kenti, yüksek hava sıcaklıkları nedeniyle en yüksek risk seviyesi olan kırmızı kategoriye aldı. Kosova’da hafta boyunca etkili olması beklenen yüksek sıcaklıklar ile ilgili olarak halka uyarı yapıldı. İngiltere’de ise Walsall kanalına zehirli kimyasal madde olan sodyum siyanürün dökülmesinin ardından suyla teması olanlara “ciddi sağlık riski” uyarısında […]
İtalya ve Kosova’da Sıcaklıklar Tırmandı, İngiltere’de “Ciddi Sağlık Riski” yazısı ilk önce Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/08/collosseum-k.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 17:52:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İtalya, Kosova’da, Sıcaklıklar, Tırmandı, İngiltere’de, “Ciddi, Sağlık, Riski”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>İtalya’da Sağlık Bakanlığı, aralarında başkent Roma’nın da olduğu 19 kenti, yüksek hava sıcaklıkları nedeniyle en yüksek risk seviyesi olan kırmızı kategoriye aldı. Kosova’da hafta boyunca etkili olması beklenen yüksek sıcaklıklar ile ilgili olarak halka uyarı yapıldı. İngiltere’de ise Walsall kanalına zehirli kimyasal madde olan sodyum siyanürün dökülmesinin ardından suyla teması olanlara “ciddi sağlık riski” uyarısında bulunuldu.</strong></h3>
<p>İtalya’da hava sıcaklıklarında risk seviyesini dört renk kategorisinde belirleyen Sağlık Bakanlığı, aralarında başkent Roma’nın da olduğu 19 kenti, “<a href="https://www.ekoiq.com/turkiye-dahil-bircok-akdeniz-ulkesinde-iklim-tehlikeleri-artacak/" target="_blank" rel="noopener">en yüksek risk seviyesi</a>” olan <strong>kırmızı kategori</strong>ye aldı. <strong>Yüksek hava sıcaklığı</strong>nın bu hafta boyunca süreceğini ifade eden bakanlık, ülkenin kuzeyinden güneyine 22 kent için “<strong>kırmızı alarm</strong>” vermekle birlikte hasta, yaşlı ve çocuklar başta olmak üzere bu kentlerde yaşayanları sıcak havanın olumsuz etkilerine karşı uyardı.</p>
<h5><strong>Roma 43 Dereceyi Gördü, Turistler Çeşmelerde Serinlemeye Çalıştı</strong></h5>
<p>Kırmızı alarm verilen 19 kentten biri olan Roma’nın farklı noktalarında termometreler öğle saatlerinde 43 dereceyi gördü. Başkentin en önemli tarihi noktalarından olan Colosseum’u ziyarete gelenlerin serinlemeleri için sıraların bulunduğu yerlere büyük vantilatörler ve güneşten korunabilmeleri için portatif çadırlar yerleştirildi. Restoran ve kafeler, açık alandaki oturma yerlerinin üzerine su püskürten serinleme sistemi kurarken turistler çeşmelerde serinlemeye uğraştı. Vatikan’ı ziyaret eden turistlerin ise Aziz Petrus Meydanı’nda şemsiyelerle sıcaktan korunmaya çalıştıkları görüldü.</p>
<h5><strong>Kosova’nın Prizren Şehrinde Sıcaklık 39 Dereceye Ulaştı</strong></h5>
<p>Kosova’da da bu hafta boyunca etkili olması beklenen <a href="https://www.iklimhaber.org/asiri-sicaklar-sessiz-bir-katil-gibi-50-bin-can-kaybi/" target="_blank" rel="noopener">yüksek sıcaklıklarla</a> ilgili olarak halka uyarı yapıldı. Kosova Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, gerekli görülmesi halinde hafta içerisinde çalışma saatlerinin sınırlandırılmasına yönelik tedbirler alınacağı ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, halka yüksek sıcaklıklar nedeniyle Sağlık Bakanlığı ve Kosova Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsü’nün tavsiyelerine uyması önerildi. Hava sıcaklığının 39 dereceye ulaştığı Kosova’nın güneyindeki Prizren şehrinde halk, serinlemek için nehir ve parklarda zaman geçirdi.</p>
<p>Sıcaklıkların artması nedeniyle ülkenin çeşitli bölgelerinde çıkan orman yangınlarıyla mücadele de devam ediyor.</p>
<h5><strong>İngiltere’de “Ciddi Sağlık Riski”</strong></h5>
<p>İngiltere’nin Batı Midlands bölgesindeki Walsall kanalına zehirli kimyasal madde olan sodyum siyanürün dökülmesinin ardından suyla teması olanlara “<strong>ciddi sağlık riski</strong>” uyarısında bulunuldu. Walsall Belediyesi’nden yapılan açıklamada, kanala kimyasal madde dökülmesine yönelik çok yönlü müdahalede bulunulduğu ve Çevre Ajansı’nın suda sodyum siyanür ve diğer kimyasalları test etmek için çalışmalar yürüttüğü belirtildi. Ayrıca açıklamada, sodyum siyanürün suda çözündüğüne de dikkat çekildi.</p>
<p>Halka; kanal ve civarındaki bölgeden kaçınmaları, suyla doğrudan fiziksel temasın sağlık açısından potansiyel ciddi risk teşkil ettiği ve kanaldan balık alanların bu balıkları yememesi gerektiği konusunda uyarılar yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.ekoiq.com/italya-ve-kosovada-sicakliklar-tirmandi-ingilterede-ciddi-saglik-riski/">İtalya ve Kosova’da Sıcaklıklar Tırmandı, İngiltere’de “Ciddi Sağlık Riski”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ekoiq.com/">Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim Dostu Beslenme Seçimleri: Karbon Ayakizimizi Ne Kadar Biliyoruz?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-dostu-beslenme-secimleri-karbon-ayakizimizi-ne-kadar-biliyoruz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-dostu-beslenme-secimleri-karbon-ayakizimizi-ne-kadar-biliyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Gıdaların karbon ayakizleri konusunda bilgi eksikliğimiz, bilinçsizce yüksek karbon ayakizine sahip gıdaları tercih etmemize yol açabiliyor. Örneğin avokado gibi popüler bir gıda, sağlıklı bir seçenek olarak görülebilse de avokadonun üretim ve taşımacılık süreçlerinde yüksek miktarda seragazı salımı ortaya çıkıyor. Ayrıca avokado oldukça fazla su isteyen bir besin.  Prof. M. Levent KURNAZ Boğaziçi Üniv. İklim Değişikliği […]
İklim Dostu Beslenme Seçimleri: Karbon Ayakizimizi Ne Kadar Biliyoruz? yazısı ilk önce Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/08/Avokado_Gorsel-kelly-sikkema-unsplash.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 17:52:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, Dostu, Beslenme, Seçimleri:, Karbon, Ayakizimizi, Kadar, Biliyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Gıdaların karbon ayakizleri konusunda bilgi eksikliğimiz, bilinçsizce yüksek karbon ayakizine sahip gıdaları tercih etmemize yol açabiliyor. Örneğin avokado gibi popüler bir gıda, sağlıklı bir seçenek olarak görülebilse de avokadonun üretim ve taşımacılık süreçlerinde yüksek miktarda seragazı salımı ortaya çıkıyor. Ayrıca avokado oldukça fazla su isteyen bir besin.</strong></h3>
<p><strong> </strong><strong>Prof. M. Levent KURNAZ </strong><strong>Boğaziçi Üniv. İklim Değişikliği ve Politikaları Uyg. ve Araş. Merk</strong></p>
<p>Günümüz dünyasında, iklim değişikliği ile mücadele etmek ve sürdürülebilir yaşam biçimlerini benimsemek giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu bağlamda tüketicilerin beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeleri ve iklim dostu gıda seçimlerine yönelmeleri kritik bir rol oynuyor. Bununla birlikte ne yazık ki tüketiciler olarak gıdaların karbon ayakizleri konusunda yeterince bilinçli değiliz. Dahası karbon ayakizlerini bilsek dahi yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA) perspektifinden baktığımızda gıdaların çevresel etkilerini tam olarak anlamakta oldukça zorlanıyoruz. Peki, bu konuda ne yapabiliriz?</p>
<h5><strong>Bilgi Eksikliği, Bilinçsiz Seçimlere Yol Açıyor </strong></h5>
<p>Karbon ayakizi; bir ürünün üretimi, taşınması, tüketimi ve atık hale gelmesi süreçlerinde ortaya çıkan toplam seragazı salımlarının bir ölçüsüdür. Gıdaların karbon ayakizleri, üretim yöntemlerine, kullanılan tarım tekniklerine ve taşımacılık mesafelerine bağlı olarak büyük farklılıklar gösterebiliyor. Örneğin, yerel olarak yetiştirilen meyve ve sebzeler genellikle daha düşük karbon ayakizine sahipken ithal edilen et ve süt ürünleri daha yüksek karbon ayakizine sahip olabiliyor.</p>
<p>Gıdaların karbon ayakizleri konusunda bilgi eksikliğimiz, bilinçsizce yüksek karbon ayakizine sahip gıdaları tercih etmemize yol açabiliyor. Örneğin avokado gibi popüler bir gıda, sağlıklı bir seçenek olarak görülebilse de avokadonun üretim ve taşımacılık süreçlerinde yüksek miktarda seragazı salımı ortaya çıkıyor. Ayrıca avokado oldukça fazla su isteyen bir besin. Benzer şekilde et ve süt ürünleri gibi hayvansal gıdalar da bitkisel gıdalara kıyasla genellikle daha yüksek karbon ayakizine sahip. Ancak bu bilgilerin çoğu zaman tüketicilere ulaşmaması onların bilinçsiz seçimler yapmaları sonucunu doğuruyor.</p>
<h5><strong>Gıdaların Su ve Kimyasal Ayakizleri </strong></h5>
<p>Gıdaların karbon ayakizlerini bilmek önemli olsa da bu tek başına yeterli değil. Gıdaların çevresel etkilerini tam olarak anlamamız için yaşam döngüsü değerlendirmesi perspektifinden bakmamız gerekiyor. LCA, bir ürünün üretiminden nihai tüketimine kadar geçen tüm süreçlerdeki çevresel etkilerini değerlendiriyor. Bu değerlendirme yalnızca karbon ayakizini değil, aynı zamanda su kullanımı, kimyasal gübre ve pestisit kullanımı gibi diğer çevresel etkileri de kapsıyor. Örneğin, bazı gıdalar düşük karbon ayakizine sahip olmakla birlikte üretimleri sırasında yüksek miktarda su kullanımı veya kimyasal gübre ve pestisit kullanımı gerektirebiliyor. Bu tür gıdalar, su kaynaklarını tüketebiliyor, toprak ve su kirliliğine yol açabiliyor. Dolayısıyla gıdaların çevresel etkilerini tam olarak anlayabilmemiz için yalnızca karbon ayakizine değil, aynı zamanda su ve kimyasal ayakizlerine de dikkat etmemiz gerekiyor.</p>
<p>İklim dostu beslenme seçimleri yapmak için bilinçlenmemiz ve doğru bilgileri edinmemiz büyük önem taşıyor. Detaylara dikkat ederek prensipte uygulamayı isteyebileceğiniz bazı önerileri şöyle sıralamak mümkün:</p>
<p><strong>Yerel ve Mevsimlik Gıdaları Tercih Edin: </strong>Yerel olarak yetiştirilen ve mevsiminde tüketilen gıdalar, genellikle daha düşük karbon ayakizine sahip. Uzun mesafeler katederek taşınmaları gerekmediği için seragazı salımları daha düşük.</p>
<p><strong>Bitkisel Gıdaları Tercih Edin: </strong>Bitkisel gıdalar, hayvansal gıdalara kıyasla genellikle daha düşük karbon ayakizine sahip. Bu nedenle beslenme düzeninizde bitkisel gıdalara daha fazla yer vererek çevresel etkinizi azaltabilirsiniz.</p>
<p><strong>Organik ve Sürdürülebilir Tarım Ürünlerini Destekleyin: </strong>Organik tarım, kimyasal gübre ve pestisit kullanımını azaltarak toprak ve su kirliliğini önlüyor. Sürdürülebilir tarım uygulamaları ise su kaynaklarının korunmasına ve biyoçeşitliliğin artırılmasına katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>Atık Yönetimine Dikkat Edin: </strong>Gıda israfını azaltmak, çevresel etkinizi önemli ölçüde düşürebiliyor. Artan yemekleri değerlendirmek, gıda atıklarını kompost yapmak gibi yöntemlerle gıda israfını en aza indirebilirsiniz.</p>
<h5><strong>Bilgilerimizi Bilimsel Kaynaklardan Almalıyız </strong></h5>
<p>İklim dostu beslenme seçimleri yapabilmemiz için daha fazla bilgiye erişim sağlamanın yanı sıra bu bilgileri günlük hayatımıza uygulamamız da büyük önem taşıyor. Tüketiciler olarak gıdaların etiketlerinde karbon ayakizi, su kullanımı ve kimyasal kullanımı gibi bilgiler arayarak bilinçli seçimler yapabiliriz.</p>
<p>Ayrıca sürdürülebilir gıda üretimi ve tüketimi konusunda eğitimler ve farkındalık kampanyaları düzenlemek de bu konuda önemli adımlar olacaktır. Bu bağlamda yapabileceğiniz en faydalı şey çevrenizden duyduğunuz, sosyal medyada gördüğünüz veya arkadaş sohbetinde öğrendiğiniz şeyleri bir kez daha araştırmaktır. Bu tür bilgiler çoğu zaman bir durum için geçerli olsa da durum, zaman, ülke ve hatta kişiler değiştiğinde geçerliliğini yitirebiliyor.</p>
<p>Özellikle günlük beslenme konusundaki bilgilerimizi bilimsel kaynaklardan almamız son derece önemli. Bilimsel kaynak dediğimiz zaman anlamamız gereken de hakemli bilimsel dergiler. Bir derneğin ya da örgütün hazırladığı rapor son derece bilimsel görünebilir ancak bilimin çalışma yöntemi farklıdır. O nedenle de bu tür raporları her zaman baştan doğru kabul etmemek akıllıca bir yaklaşım olacaktır.</p>
<h5><strong>Gıda İsrafını Önlemeliyiz </strong></h5>
<p>İklim dostu beslenme açısından yapmamız gereken en önemli şey gıda israfını önlemektir. Karbon ayakizi olsun, su olsun, kimyasallar olsun ve en önemlisi insan emeği olsun; gıda üretimine çok çaba harcıyoruz! Bize ulaşana kadar yaptığımız hatalarla bizim yaptıklarımızı eklediğimizde üretilen gıdanın neredeyse yarısı çöpe gidiyor.</p>
<p>Yalnızca bunu azaltmak dahi bilinçli gıda tüketimini ayrı bir seviyeye taşıyacaktır. Yani elbette, Antalya’da üretilen domatesi İstanbul’a taşımanın bir karbon ayakizi var ama belki daha önemlisi o domatesin yolda zarar gören yüzdesi. Bu nedenle mümkün olduğunca yerel beslenmemiz gıda israfını da azaltacaktır.</p>
<p>İklim dostu beslenme seçimleri, iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir rol oynuyor. Ancak tüketiciler olarak ne yazık ki gıdaların karbon ayakizleri ve diğer çevresel etkileri konusunda yeterince bilinçli değiliz. Yaşam döngüsü değerlendirmesi perspektifinden bakarak gıdaların çevresel etkilerini tam olarak anlamamız ve bu bilgiler doğrultusunda bilinçli seçimler yapmamız sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlamamıza yardımcı olacaktır. Yerel ve mevsimlik gıdaları tercih etmek, bitkisel gıdalara yönelmek, organik ve sürdürülebilir tarım ürünlerini desteklemek ve gıda israfını azaltmak gibi adımlarla bireysel olarak çevresel etkinizi azaltabilirsiniz. İklim dostu beslenme, yalnızca bireysel sağlığımızı değil, gezegenimizin sağlığını da korumamız için atılacak önemli bir adım.</p>
<p><em><strong>Bu yazı, ekoIQ’nun 113. sayısında yayımlanmıştır. Dergiye </strong></em><a href="https://www.ekoiq.com/dergi/" target="_blank" rel="noopener"><em><strong>buradan</strong></em></a><em><strong> ulaşabilirsiniz.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.ekoiq.com/iklim-dostu-beslenme-secimleri-karbon-ayakizimizi-ne-kadar-biliyoruz/">İklim Dostu Beslenme Seçimleri: Karbon Ayakizimizi Ne Kadar Biliyoruz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ekoiq.com/">Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antarktika Isındıkça Isınıyor, İklim Dengesi Bozuluyor!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antarktika-isindikca-isiniyor-iklim-dengesi-bozuluyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antarktika-isindikca-isiniyor-iklim-dengesi-bozuluyor</guid>
<description><![CDATA[ Antarktika’da mevsim normallerinin üzerinde olağan dışı sıcaklık artışları yaşandığını belirten bilim insanları, bu durumda buzullarda endişe verici bir erimenin ve daha önce görülmemiş hava olaylarının yaşanabileceğine dikkat çekti. Kış mevsimini yaşayan Antarktika’da Temmuz ayının son günlerinde başlayan ve yaklaşık iki hafta süren sıcak hava dalgası etkili oldu. Kıtada ortalama hava sıcaklığı, mevsim normallerinin 10-15 derece […]
Antarktika Isındıkça Isınıyor, İklim Dengesi Bozuluyor! yazısı ilk önce Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/08/buzullar.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 17:52:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antarktika, Isındıkça, Isınıyor, İklim, Dengesi, Bozuluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Antarktika’da mevsim normallerinin üzerinde olağan dışı sıcaklık artışları yaşandığını belirten bilim insanları, bu durumda buzullarda endişe verici bir erimenin ve daha önce görülmemiş hava olaylarının yaşanabileceğine dikkat çekti. </strong></h3>
<p>Kış mevsimini yaşayan Antarktika’da Temmuz ayının son günlerinde başlayan ve yaklaşık iki hafta süren <strong>sıcak hava dalgası</strong> etkili oldu. Kıtada ortalama hava sıcaklığı, mevsim normallerinin 10-15 derece üzerinde ölçülürken yükselen sıcaklıkların <strong>buzulların erime hızı</strong>nı artırmasından endişe duyuluyor.</p>
<p>AA’nın haberine göre, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, Antarktika üzerindeki genel atmosfer basıncının orta enlemlerdeki gibi alışılagelmiş atmosfer basıncından çok farklı olduğunu, kıta üstünde yıllar önce ozon tabakasının incelmesiyle de ilgisi bulunan ve atmosferin alt stratosfer bölümüne kadar etkili olan, bölgeye özgü bir dolaşım desenine sahip olduğunu söyledi.</p>
<h5><strong>“Antarktika’da Olağan Dışı, Normallerinden Çok Sıcak ve Kuru Hava Koşulları Egemen”</strong></h5>
<p>Antarktika’nın tam üzerinde hem yüzey hem de yüksek atmosferde dinamik kökenli bir yüksek basınç bulunduğunu belirten Türkeş, “Bu hava olayı Antarktika’da yüzeyden yüksek atmosfere kadar yani yeryüzünden 9-10 kilometre yukarıya kadar oldukça kalın, yüksek basınç koşullarının oluşmasına neden olmuş. Bu dinamik kökenli yüksek basınçlar içinde alçalıcı hava akımları var. Alçalan hava da adyabatik olarak ısınır, alçalırken aşağıya doğru sıkışır ve kurur. Bu nedenle Antarktika’da olağan dışı, normallerinden çok sıcak ve kuru hava koşulları egemen. Bazı bölgelerde 5-10 derece, iç ve kuzeydeki okyanusa doğru uzanan bölümde 15 derece daha sıcak ve kurak koşullar var. Bu mevsim için ortalama yüzey sıcaklıkları bölgesel farklılık göstererek -30 ile -65 derece arasında değişiyor, bu sene ise -20 ile -55 arasında” dedi.</p>
<h5><strong>“Bunlar İklim Değişikliğinin Bilinen Olumsuz Etkileri”</strong></h5>
<p><strong>İklim değişikliği</strong> nedeniyle özellikle Antarktika’yı çevreleyen deniz buzullarında ve Batı Antarktika Buzulu’nda uzun zamandır bir erime gözlemlendiğini hatırlatan Prof. Dr. Türkeş, bölgenin 1950’lerden günümüze kadar, normallerine göre ortalama en az 3 derece ısınmış durumda olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: “Bütün bunlar <strong>iklim değişikliği</strong>nin beklenen olumsuz etkileri. Söz konusu etkiler, bölgesel ısınmaya, buzulların erimesine, denizlerin yükselmesine, bölgedeki yüzey ve dip okyanus akıntılarının değişmesine, okyanuslardaki besin zincirinin bozulmasına ve değişen ekosistemler yüzünden biyoçeşitlilikte toplu ölümlerin görülmesine neden olabilecek ciddi değişiklikler.”</p>
<p>Antarktika üzerindeki yüksek basıncın bölgenin ısınmasına neden olarak <strong>kurak</strong> ve <strong>sıcak koşulları</strong> artırabileceğinden söz eden Prof. Dr. Türkeş, bunun da kuzey yarımkürede sonbahar, güney yarımkürede ise ilkbahar geçişlerinde beklenen kar yağışlarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.</p>
<h5><strong>“İklimde Değişikliğin En Canlı Sonuçları Sıcaklık Artışları”</strong></h5>
<p>TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Başkanı Prof. Dr. Burcu Özsoy, iklimde değişikliğinin en canlı sonucunun <strong>sıcaklık artışları</strong> olduğunu ve bunun da en net kutup bölgelerinde gözlemlendiğini belirtti.</p>
<p>Kutup bölgelerindeki buzulların varlığının dünyanın sıcaklık seviyesinin korunması, deniz buzlarının ise denizdeki canlılık yaşamı açısından önem arz ettiğini anlatan Prof. Dr. Özsoy, “<a href="https://www.iklimhaber.org/akdeniz-giderek-tehlikeli-bir-yer-halini-aliyor/" target="_blank" rel="noopener">Normalden yüksek sıcaklıklar</a>, buzullardaki azalmalara sebebiyet vererek hem sıcaklık dengesini değiştiriyor hem de deniz seviyesinin yükselmesine neden oluyor. Deniz buzundaki azalma ise canlı yaşamının olumsuz etkilenmesine sebep oluyor. Yüksek sıcaklıklar nedeniyle azalan buzul miktarları dünyanın ısınma sürecini artırıyor” dedi.</p>
<h5><strong>“Antarktika Giderek Daha da Isınıyor”</strong></h5>
<p>Ulusal Antarktika Bilim Seferleri kapsamında, bilimsel araştırma kamplarının da bulunduğu Horseshoe Adası’na, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonu kurulumunu 2019 yılında gerçekleştirdiklerini aktaran Özsoy, bu sayede düzenli meteorolojik veriler topladıklarından söz etti. Prof. Dr. Özsoy, şunları söyledi: “Hem bizim istasyonumuzun verileri hem de diğer ülkelerin verileri gösteriyor ki Antarktika yıllık ortalama değerler bazında giderek daha da ısınıyor, bu ısınma da <strong>iklim dengesi</strong>ni bozucu yönde etki yaratıyor. 2024 Temmuz ayında Doğu Antarktika’da sıcak hava dalgasıyla karşı karşıya kalındı ve normallerin 10 derece kadar üzerinde bir hava sıcaklığı kış sezonunda yaşanmış oldu. Normalde her 20 yılda bir yaşanan bu sıcak hava dalgaları 2022 ve 2024 yıllarında bir yıl ara ile yaşandı. Bu, <strong>iklim değişikliği</strong>nin bir etkisi olan ekstrem hava olaylarının daha sık yaşanmasına bir örnek olarak görülebilir.”</p>
<h5><strong>“Mevsim Ayrımı Yapmakta Zorlanacağımız Bir Dönem Bizi Bekliyor” </strong></h5>
<p>Prof. Dr. Özsoy, sıcaklıklar arttıkça buzulların erime hızının da arttığına, erime hızı arttıkça beyaz tabakanın kaybolmasıyla güneş ışınlarının dünyada daha fazla bulunduğuna, bu durumun da buzulların daha hızlı erimesine yol açtığına dikkati çekti.</p>
<p>Batı Antarktika’da bulunan ve “Kıyamet Günü Buzulu” olarak da adlandırılan Thwaites Buzulu’nun erimesinin deniz seviyesinin yükselmesi üzerinde yaratacağı <strong>felaket etkisi</strong> nedeniyle son yıllarda bilimsel araştırmaların ana odağı olduğunu işaret eden Prof. Dr. Özsoy, “Sıcak hava dalgasının yaşandığı Doğu Antarktika’daki erime de endişe verici hale geldi. Bilinen dört mevsimin iç içe geçtiği, mevsim ayrımı yapmakta zorlanacağımız bir dönem bizi bekliyor. Bu, ani hava değişiklikleri, daha önce hiç görülmemiş yerlerde hortumların, tsunamilerin gözlemlenmesi anlamına geliyor. Bu aynı zamanda mevsim geçişlerindeki döngülerin hızlanması ve hepimizin bildiği <a href="https://www.ekoiq.com/asiri-sicaklar-depresyon-ve-is-gucu-kaybina-yol-aciyor/#:~:text=A%C5%9F%C4%B1r%C4%B1%20s%C4%B1cakl%C4%B1k%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fan%20sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ve,%2C7'sine%20tekab%C3%BCl%20ediyor."><strong>mevsim normalleri</strong> kalıbının tamamen değişmesi</a> demek olur” şeklinde konuştu.</p>
<p>Antarktika’nın tek başına korunuyor olmasının dünyanın geleceği için tam anlamıyla başarı vadetmediğini ifade eden Prof. Dr. Özsoy, yaşamın yoğun olduğu bölgelerde gerekli önlemler, düzenlemeler hayata geçirilmezse <strong>iklimin dengesi</strong>nde hayati öneme sahip Antarktika’nın hızla deforme olmaya devam edeceği uyarısını yaptı.</p>
<p><a href="https://www.ekoiq.com/antarktika-isindikca-isiniyor-iklim-dengesi-bozuluyor/">Antarktika Isındıkça Isınıyor, İklim Dengesi Bozuluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ekoiq.com/">Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çevresel Sorunlar Eko&amp;Anksiyeteyi Tetikliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cevresel-sorunlar-eko-anksiyeteyi-tetikliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cevresel-sorunlar-eko-anksiyeteyi-tetikliyor</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde çevresel sorunların artmasıyla birlikte “eko-” terimi giderek daha fazla kullanılmaya başlandı. Bireylerin çevresel felaketler, iklim değişikliği ve bu durumların gelecekte yaratabileceği olumsuz etkilerle ilgili duyduğu yoğun kaygı olarak tanımlanan eko-anksiyete ise genellikle gelecekle ilgili belirsizliklerin getirdiği korkularla ortaya çıkıyor. Yangın ve deprem gibi doğal afetler, bireylerin yaşamlarını doğrudan tehdit eden ciddi stresörler olmalarıyla beraber […]
Çevresel Sorunlar Eko-Anksiyeteyi Tetikliyor yazısı ilk önce Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/09/ekoanksiyete-1-k.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 17:52:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çevresel, Sorunlar, Eko-Anksiyeteyi, Tetikliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Günümüzde çevresel sorunların artmasıyla birlikte “eko-” terimi giderek daha fazla kullanılmaya başlandı. Bireylerin çevresel felaketler, iklim değişikliği ve bu durumların gelecekte yaratabileceği olumsuz etkilerle ilgili duyduğu yoğun kaygı olarak tanımlanan eko-anksiyete ise genellikle gelecekle ilgili belirsizliklerin getirdiği korkularla ortaya çıkıyor. Yangın ve deprem gibi doğal afetler, bireylerin yaşamlarını doğrudan tehdit eden ciddi stresörler olmalarıyla beraber eko-anksiyeteyi tetikleyen en önemli unsurların başında geliyor.</strong></h3>
<p>Çevresel sorunların artmasıyla birlikte daha sık karşılaştığımız eko-anksiyete terimi, bireylerin <a href="https://www.ekoiq.com/dogal-afetlere-direncli-kentler-istiyoruz/"><strong>doğal afetler</strong></a> ve <strong>iklim değişikliği</strong> gibi durumların yaratabileceği olumsuz etkilerle ilgili duyduğu yoğun kaygı olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Bireylerde çaresizlik, umutsuzluk, uyku bozuklukları, öfke kontrol sorunu ve depresyon gibi belirtilere yol açabilen eko-anksiyete git gide artan kontrolde olma ihtiyacı ve güvensizlikle beraber bireyin günlük yaşamını etkileyerek, karar alma süreçlerinde zorlanmalara ve sosyal ilişkilerde sorunlara neden olabiliyor.</p>
<h5><strong>Doğal Afetler, Yangınlar Eko-Anksiyeteyi Tetikliyor</strong></h5>
<p>Doğal afetler, yangınlar gibi olaylar bireylerin yaşamlarını doğrudan tehdit eden ciddi stresörler olmalarıyla beraber eko-anksiyeteyi tetikleyen en önemli unsurların başında geliyor. Bu tür olaylar sonrasında, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), akut stres bozukluğu ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar yaygın olarak görülebiliyor.</p>
<p>Yangınların ve diğer afetlerin yıkıcı etkileri, sadece fiziksel kayıplarla sınırlı kalmıyor aynı zamanda toplumsal bağların zedelenmesine, güvenlik duygusunun sarsılmasına ve gelecekle ilgili ciddi kaygılara da yol açabiliyor. Özellikle yaz aylarında <strong>hava sıcaklıklarının artması</strong> ve <strong>kuraklık</strong> nedeniyle yangın riskinin yükselmesi, kişilerin sürekli olarak tetikte olmasına, huzursuz hissetmesine ve hatta <a href="https://www.iklimhaber.org/amazon-yagmur-ormanlarinda-agustosta-cikan-yanginlar-14-yilin-en-yuksek-seviyesine-ulasti/">yangın haberleri</a>ne karşı aşırı duyarlı hale gelmesine neden olabiliyor.</p>
<h5><strong>Bireyler Kendini Sürekli Bir Tehdit Altında Hissedebiliyor</strong></h5>
<p>Bireyler çevresel felaketlerin kaçınılmaz olduğu düşüncesiyle kendini sürekli bir tehdit altında hissedebiliyor ve bu durum genel yaşam kalitesini düşürebiliyor. Hatta öyle ki kişiler gelecekle ilgili planlar yapmaktan kaçınabiliyor ya da çocuk sahibi olmamayı dahi tercih edebiliyor. Diğer bir örnek olarak, bireyler büyük bir depremin ardından sürekli olarak başka depremlerin olacağı korkusuna kapılabiliyor. Örneğin, şiddetli bir deprem yaşamış bir kişi, bu olay sonrasında sürekli olarak yeryüzünün dengesiz hale geldiğine, doğanın intikam aldığına veya <strong>insan faaliyetleri</strong>nin çevreyi yıkıcı bir şekilde etkilediğine inanıyor. Bu kişi, gelecekte daha büyük depremler olacağı endişesiyle sürekli tetikte olabiliyor ya da her an bir deprem olacakmış gibi bir kaygı içinde yaşayabiliyor.</p>
<p>Kişinin evinde ya da iş yerinde güvenlik önlemlerini aşırı derecede artırmasına neden olabilecek bu kaygı, sürekli olarak deprem çantası hazırlamak, kaçış planları oluşturmak veya depremle ilgili haberleri obsesif bir şekilde takip etmek gibi davranışlar doğurabiliyor. Deprem sonrası yaşanan bu tür eko-anksiyete, bireyin günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyerek uyku sorunları, sosyal izolasyon ve sürekli bir güvensizlik hissi yaratıyor.</p>
<h5><strong>Sürdürülebilir Yaşam Pratiklerine Yönelim </strong></h5>
<p>Bu noktada eko-anksiyete ve afet kaynaklı psikolojik sorunlarla başa çıkabilmek için bireysel ve toplumsal düzeyde hem önleyici olabilecek hem de müdahaleyi kolaylaştıracak bazı stratejiler geliştirilmesi önemli. Bireysel düzeyde <strong>çevresel sorunlar</strong> hakkında bilgi edinmek, <strong>sürdürülebilir yaşam pratikleri</strong>ne yönelmek ve <strong>toplumsal çevre hareketleri</strong>ne katılmak, bireylerin bu kaygılarla başa çıkmasına yardımcı olabiliyor.</p>
<p>Aynı zamanda meditasyon, yoga, doğa yürüyüşleri gibi stres yönetimi teknikleri de faydalı olabiliyor. Toplumsal düzeyde afetlere hazırlık noktasında ise erken müdahale ve afet sonrası psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi ile bireylerin bu tür olaylarla başa çıkma kapasitesinin artırılması gerekiyor. Yangın ve afet sonrası bireylere sunulan psikolojik ilk yardım, travmanın etkilerini azaltmada kritik bir rol oynuyor. Ayrıca toplumun afetlere karşı bilinçlendirilmesi ve afet sonrası dayanışma ağlarının oluşturulması, toplumsal iyileşme sürecini de hızlandırıyor.</p>
<h5><strong>“Sahada Eko-Anksiyeteyi Çokça Görüyoruz”</strong></h5>
<p>Maya Vakfı Kıdemli Klinik Koordinasyon Sorumlusu ve Klinik Psikolog Melisa Varol, “Sahada hizmet götürdüğümüz yararlanıcılarımızda eko-anksiyeteyi çokça görüyoruz. Deprem olduktan sonra hem yerel halkta hem de İstanbul gibi farklı şehirlerde yeniden deprem olabileceği konusunda korkunun epey arttığını gözlemliyoruz” dedi.</p>
<p>Özellikle 2021 <strong>Muğla yangınları</strong>ndan sonra yangının hiç uğramadığı köy ve kasabalarda “ya yangın olursa” diye anksiyetenin ve devamında gelen baş ağrısı, sırt ağrıları, uyku ve iştahta bozulmalar gibi fizyolojik semptomların arttığını gözlemlediklerini belirten Varol, yangın olayını hiç yaşamamış ama bu kaygıyı taşıyan çevre köylerdeki kişilerle de psikososyal destek oturumları düzenlediklerini söyledi. Varol yanı sıra doğal afetler ve sonrasında oluşan eko-anksiyete ile ilgili bilgilendirici seminerler ve eğitimler gerçekleştirdiklerini de sözlerine ekledi.</p>
<p><a href="https://www.ekoiq.com/cevresel-sorunlar-eko-anksiyeteyi-tetikliyor/">Çevresel Sorunlar Eko-Anksiyeteyi Tetikliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ekoiq.com/">Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Temiz Hava Yatırımları Milyonlarca Hayat Kurtarabilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/temiz-hava-yatirimlari-milyonlarca-hayat-kurtarabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/temiz-hava-yatirimlari-milyonlarca-hayat-kurtarabilir</guid>
<description><![CDATA[ Yılda 7 milyonu aşkın insan kirli hava nedeniyle erken ölümle karşı karşıya kalıyor. Kötü hava kalitesinin yaşam hakkı, sağlık hakkı, su hakkı, gıda hakkı, barınma hakkı ve yeterli yaşam standardı gibi geniş bir insan hakları yelpazesi üzerinde etkileri bulunuyor. Oysa hava kirliliği ile mücadelede kirliliğin önlenebilir olduğundan yola çıkmak çok önemli. Uluslararası Mavi Gökyüzü için […]
Temiz Hava Yatırımları Milyonlarca Hayat Kurtarabilir yazısı ilk önce Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/09/hava-kirliligi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 17:52:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Temiz, Hava, Yatırımları, Milyonlarca, Hayat, Kurtarabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Yılda 7 milyonu aşkın insan kirli hava nedeniyle erken ölümle karşı karşıya kalıyor. Kötü hava kalitesinin yaşam hakkı, sağlık hakkı, su hakkı, gıda hakkı, barınma hakkı ve yeterli yaşam standardı gibi geniş bir insan hakları yelpazesi üzerinde etkileri bulunuyor. Oysa hava kirliliği ile mücadelede kirliliğin önlenebilir olduğundan yola çıkmak çok önemli. Uluslararası Mavi Gökyüzü için Temiz Hava Günü’nün 2024 teması da yapılacak yatırımlarla tüm gezegenimiz ve insanlık için temiz hava soluma hakkı sağlanabileceğinden yola çıkıyor. </strong></h3>
<p>Hepimizin dünya ile ilk teması nefes alarak gerçekleşiyor. Dakikada otalama 12 kez içimize çektiğimiz havanın kirliliği bizi hem hayatta tutuyor hem de zehirliyor. <strong>Hava kirliliği</strong> çağımızın en büyük <strong>çevresel sağlık riski</strong>ni oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre küresel nüfusun <a href="https://www.who.int/health-topics/air-pollution#tab=tab_1" target="_blank" rel="noopener">%99’u</a> kirli hava soluyor ve yılda <a href="https://www.who.int/news/item/22-09-2021-new-who-global-air-quality-guidelines-aim-to-save-millions-of-lives-from-air-pollution" target="_blank" rel="noopener">7 milyondan fazla</a> insanın erken ölümüne neden oluyor. Dolayısıyla kötü hava kalitesinin yaşam hakkı, sağlık hakkı, su hakkı, gıda hakkı, barınma hakkı ve yeterli yaşam standardı gibi geniş bir insan hakları yelpazesi üzerinde etkileri bulunuyor. Ayrıca hava kirliliği sağlıklı ve <strong>sürdürülebilir bir çevre hakkı</strong>nı açıkça ihlal etmek anlamına da geliyor.</p>
<h5><strong>Hava Kalitesini Artırmak Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın İçinde</strong></h5>
<p>Hava kirliliği sadece insan sağlığı için değil, gezegen sağlığı için de önemli bir tehdit; <strong>iklim</strong>i, <strong>biyolojik çeşitliliği</strong> ve <strong>ekosistemler</strong>i olumsuz yönde etkiliyor. Bu hayati meseleden yola çıkan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 2020 yılında 7 Eylül’ü <a href="https://www.internationaldays.org/september/international-day-of-clean-air-for-blue-skies">“Uluslararası Mavi Gökyüzü için Temiz Hava Günü”</a> olarak kabul etti. Küresel topluluğun hava kirliliği risklerine yönelik farkındalığını artırmak ve bunun için hızla harekete geçme uyarısında bulunan günle, hava kirliliğiyle mücadelede ülkeleri işbirliğine teşvik ederek küresel bir eylem topluluğu oluşturmak hedefleniyor. BM ayrıca <a href="https://www.ekoiq.com/2030a-dogru-daha-hizli-daha-ileri/">Sürdürülebilir Kalkınma 2030</a> hedefleri arasında da sürdürülebilir şehirler ve insan yerleşimleri bağlamında sağlıklı hava kalitesini destekleyen <strong>sürdürülebilir kalkınma politikaları</strong>nı da önemsiyor.</p>
<p>Temiz Hava Günü’nün 2024 teması <a href="https://www.unep.org/events/un-day/international-day-clean-air-blue-skies-2024">“Temiz Hava için Şimdi Yatırım Yap”</a> olarak belirlendi. Tema ile temiz hava yatırımlarının milyonlarca hayat kurtarabileceği, yatırımların <strong>iklim değişikliği</strong>yle mücadelede çok önemli araçlar olduğu vurgulanarak <strong>daha adil</strong> ve <strong>sürdürülebilir toplumlar</strong>ın  inşası ve doğanın korunmasındaki önemi vurgulanıyor.</p>
<h5><strong>İklim Değişikliğiyle Mücadelenin Ayrılmaz Bir Parçası </strong></h5>
<p>Hava kirliliği ve seragazlarının ana kaynakları genellikle aynı. Hava kalitesini iyileştirmek için yapılan çoğu eylem, aynı zamanda <strong>iklim değişikliğiyle mücadele</strong>ye de yardımcı oluyor. İklim değişikliğine neden olan birçok faktör, verimsiz ve kirletici enerji ile ulaşım sistemlerini içerdiği için hem iklim değişikliği hem de hava kirliliği ile mücadele stratejileri birbirini tamamlıyor. Özellikle enerji üretimi, ulaşım ve sanayi için <strong>fosil yakıtlar</strong>ın yakılması, hava kirliliğini artırırken bilim insanları da ısınan bir iklimin hava kalitesini daha da kötüleştireceği konusunda hemfikir.</p>
<p>Hava kirliliği ile mücadelede kirliliğin önlenebilir olduğundan yola çıkmak çok önemli. Çözümlere yönelik yasalar, standartlar, politikalar, programlar, yatırımlar ve teknolojiler biliniyor. Bu çözümlerin uygulanması elbette büyük yatırımlar gerektirirken bir yandan da tüm gezegenimiz ve insanlık için kıyaslanamayacak faydalar sağlıyor.</p>
<p>Hava kirliliğini azaltan birçok başarılı politika örneği bulunmakla birlikte bunlardan öne çıkan bazıları şöyle:</p>
<p><strong>Sanayi: </strong>Endüstriyel bacalardan salınan <strong>emisyonlar</strong>ı azaltan temiz teknolojiler; atık alanlarından metan gazının yakalanmasını da içeren, şehir ve tarım atıklarının yönetiminde iyileştirmeler.</p>
<p><strong>Enerji:</strong> Pişirme, ısıtma ve aydınlatma için <strong>temiz ev enerjisi</strong> çözümlerine erişim sağlanması.</p>
<p><strong>Ulaşım:</strong> <strong>Temiz enerji üretim yöntemleri</strong>ne geçiş; şehirlerde hızlı toplu taşıma, yürüyüş ve bisiklet ağlarına öncelik verilmesi, daha temiz araçlar ve yakıtlar kullanılması.</p>
<p><strong>Şehir planlama: </strong>Binalarda enerji verimliliğinin artırılması ve şehirlerin daha <strong>yeşil</strong> ve kompakt hale getirilmesi, böylece enerji verimliliğinin sağlanması.</p>
<p><strong>Enerji üretimi</strong>: <strong>Düşük emisyonlu yakıtlar</strong>ın ve <strong>yenilenebilir yakıt</strong> kullanımı olmayan enerji kaynaklarının artırılması ve mini şebekeler ve çatıda güneş enerjisi gibi dağıtılmış enerji üretiminin yaygınlaştırılması.</p>
<p><strong>Belediye ve tarımsal atık yönetimi:</strong> <strong>Atık azaltma</strong>, <strong>atık ayırma</strong>, <strong>geridönüşüm </strong>ve yeniden kullanım veya atık yeniden işleme stratejileri ile birlikte, <strong>biyolojik atık yönetimi</strong>nin iyileştirilmiş yöntemlerinin kullanımı.</p>
<p><a href="https://www.ekoiq.com/temiz-hava-yatirimlari-milyonlarca-hayat-kurtarabilir/">Temiz Hava Yatırımları Milyonlarca Hayat Kurtarabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ekoiq.com/">Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gezegenimiz Bize Sesleniyor: “Dünya için Kırmızı Kod”</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gezegenimiz-bize-sesleniyor-dunya-icin-kirmizi-kod</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gezegenimiz-bize-sesleniyor-dunya-icin-kirmizi-kod</guid>
<description><![CDATA[ TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Uluslararası Peyzaj Mimarlığı Federasyonu 60. Dünya Kongresi’nde, kongrenin “Dünya için Kırmızı Kod” (Code Red for Earth) temasına işaret ederek gezegenimizin karşı karşıya olduğu acil ekolojik tehditlere dikkat çekti. Son tespitlere göre sıcak hava dalgası aralığının, 1960’lı yıllara nazaran, yaklaşık 46 gün daha uzun olduğuna dikkat […]
Gezegenimiz Bize Sesleniyor: “Dünya için Kırmızı Kod” yazısı ilk önce Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/09/dixie-fire-california-2600x1361-1.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 17:52:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gezegenimiz, Bize, Sesleniyor:, “Dünya, için, Kırmızı, Kod”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Uluslararası Peyzaj Mimarlığı Federasyonu 60. Dünya Kongresi’nde, kongrenin “Dünya için Kırmızı Kod” (Code Red for Earth) temasına işaret ederek gezegenimizin karşı karşıya olduğu acil ekolojik tehditlere dikkat çekti. </strong><strong>Son tespitlere göre sıcak hava dalgası aralığının, 1960’lı yıllara nazaran, yaklaşık 46 gün daha uzun olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Code Red for Earth, yalnızca bir slogan değil, dünyanın bize seslenişidir. Bizler, dünyada yaşayanlar olarak, bu çağrıya acil cevap vermekle yükümlüyüz. Kentler, iklim krizinin hem en büyük faillerinden hem de en büyük mağdurlarındandır” dedi.  </strong></h3>
<p>Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Uluslararası Peyzaj Mimarlığı Federasyonu (IFLA) 60. Dünya Kongresi’nde konuştu.</p>
<h5><strong>“Sıcak Hava Dalgası 1960’lı Yıllara Göre 46 Gün Daha Uzun”</strong></h5>
<p>Kongrenin, “Code Red for Earth” (Dünya için Kırmızı Kod) teması ile gerçekleştirildiğini belirten İmamoğlu, “Code Red for Earth, yalnızca bir slogan değil, dünyanın bize seslenişidir. Bizler, dünyada yaşayanlar olarak, bu çağrıya acil cevap vermekle yükümlüyüz. Kentler, <strong>iklim krizi</strong>nin hem en büyük faillerinden hem de en büyük mağdurlarındandır. Sadece bir örnek üzerinden olayın ciddiyetine bakacak olursak: 2024 yılında, 50 şehri kapsayan bir çalışmada ortalama sıcak hava dalgası aralığının, 1960’lı yıllara göre, yaklaşık 46 gün daha uzun olduğu tespit edilmiştir. Bu bir örnek bile, önümüzdeki yıllarda kentlerde <strong>iklim değişikliği</strong>nin olumsuzluklarını en aza indirmeye yönelik çok ciddi çalışmalar yapmamız gerektiğini anlatmaya yetmektedir. Tabii ki bir yandan hem ülkesel politikalarda hem de kentsel politikalarda <strong>küresel ısınma</strong>yı yavaşlatmak ve nihayetinde durdurmak için de çok yönlü çalışmalara hep beraber devam etmemiz gerekmektedir” dedi.</p>
<h5><strong>“İstanbul’da İklim Değişikliğinin Etkileri Artacak”</strong></h5>
<p><a href="https://www.iklimhaber.org/ipa-asiri-hava-olaylari-istanbuldaki-dezavantajli-gruplari-daha-fazla-etkileyecek/">İstanbul’un da iklim krizinden etkilendiğini</a> söyleyen İmamoğlu, “Yer aldığı iklim kuşağı ve yüksek nüfusu sebebiyle, İstanbul da iklim krizinin etkilerini yaşamakta ve önümüzdeki yıllarda bu etkilerin hızla artacağı net bir gerçek olarak önümüzde. İstanbul olarak, ‘<strong>Code Red for Earth</strong>’ sloganının son derece yerinde bir çağrı olduğunu farkındayız ve iklim krizinin oluşturacağı mağduriyetlere dair, kapsamlı sosyal ve mekansal politikaların geliştirilmesini en önemli hedeflerimizden biri olarak değerlendirdiğimi belirtmek isterim. C40 üyesi olan İBB, Ekim 2019’da <strong>Deadline 2020 Taahhüdü</strong>‘nü imzalamış ve İstanbul’un 2050 yılına kadar, <strong>karbon nötr</strong> ve <strong>iklim değişikliğine dirençli bir şehir</strong> olma hedefini kabul etmiştir. İstanbul’da <strong>seragazı emisyonları</strong>nın azaltılması, en önemli stratejilerimizden biri olarak çalışılmaktadır. Azaltım alanında kalıcı çözümler üretmek adına, kentsel alanda <strong>düşük emisyon bölgeleri</strong> oluşturmayı hedefliyoruz ve kent içerisinde toplam 20 kilometrekare olacak şekilde, pek çok noktada düşük emisyon bölgelerinin oluşturulması için çalışmalar yürütüyoruz” diye konuştu.</p>
<h5><strong>“İklim Değişikliğini En Önemli Tehditlerden Biri Olarak Ele Almaktayız”</strong></h5>
<h5><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-697312 alignright" src="https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/09/kirmizikod-1-k.jpg" alt="" width="509" height="340" srcset="https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/09/kirmizikod-1-k.jpg 1230w, https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/09/kirmizikod-1-k-768x513.jpg 768w, https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/09/kirmizikod-1-k-900x600.jpg 900w, https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/09/kirmizikod-1-k-24x16.jpg 24w, https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/09/kirmizikod-1-k-36x24.jpg 36w, https://www.ekoiq.com/wp-content/uploads/2024/09/kirmizikod-1-k-48x32.jpg 48w" sizes="(max-width: 509px) 100vw, 509px"></strong></h5>
<p>Peyzaj mimarlığı bilim dalı ile önemli çalışmalar yürüttüklerini dile getiren İmamoğlu, ayrıca kentsel mirasın korunması, doğal ve kültürel peyzajların korunması, bozulmuş peyzajların rehabilitasyonu gibi konularda da peyzaj mimarlarıyla önemli projeler geliştirdiklerini aktardı.</p>
<p>İmamoğlu, “İstanbul 2050 Vizyon Stratejik Planı’mızda; <strong>iklim değişikliği</strong>ni, gezegenin geleceğini etkileyen ve insanların refahına yönelik en önemli tehditlerden biri olarak ele almaktayız. <strong>Çevreyi Koruyan ve Değişen İklimle Uyumlu Kent</strong> teması ile öncelikli olarak mevcut doğal değerlerin korunması, iyileştirilmesi ve onarılması amacı kapsamında; gelecek nesiler için <strong>orman alanları</strong>, <strong>su havzaları</strong>, İstanbul’u çevreleyen <strong>denizler</strong> ve bu alanların ev sahipliği yaptığı <strong>ekosistemler</strong> en yüksek önlemler ile korunması ve parçalanmış ekosistemler birleştirilmesi için kent dokusu ile doğal yaşam arasındaki sınırı belirleyen kuzey yaşam koridorunu tanımlamaktayız” şeklinde konuştu.</p>
<h5><strong>“İklim Risklerine Karşı Kırılganlığın Azaltılması Ana Başlıklarımızdan”</strong></h5>
<p>İmamoğlu şu bilgileri paylaştı: “İstanbul Vizyon 2050 planımızda; <strong>aşırı sıcak dalgaları</strong>, <strong>sel</strong> ve <strong>taşkınlar </strong>gibi afetlere yönelik olarak kent altyapısının uyum kapasitesinin artırılmasını, <strong>iklim riskleri</strong>ne karşı kırılganlığının azaltılması ana başlıklarımızdan biri olarak çalışılmış ve alt eylemler belirlenmiştir. Aynı zamanda kentsel ısı adalarına yönelik çalışmalarımızı yapabilmek için, detaylı <strong>kentsel ısı haritası</strong> çalışmamızı tamamlamak üzereyiz. Ek olarak; İstanbul’da <strong>yeşil çatılar</strong>, <strong>yağmur göletleri</strong> gibi uygulamaların yaygınlaştırılması ve yeni yapılarda <strong>gri su planlaması</strong> da hedeflerimiz arasında. <strong>Kirlilik</strong>le mücadelede ve iklim değişikliği konularında sorumluluğun adil paylaşımı için, <strong>iklim adaleti</strong>nin sağlanması da bizim için en önemli tema başlıklarımızdan biri. Bu doğrultuda, iklim risklerinden etkilenmesi beklenen toplumsal grupların belirlenmesi ve kırılganlıklarının azaltılması, ortaya çıkabilecek ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi de alt çalışma başlıklarımız olarak plan kapsamında çalışılmaktadır.”</p>
<h5><strong>“İstanbul İklim Değişikliği Eylem Planı’nı Hazırladık”</strong></h5>
<p>Gezegenimizin karşı karşıya olduğu acil ekolojik tehditlere dikkat çeken İmamoğlu, “Küresel ölçekte gerçekleşmekte olan iklim krizinin zararlarını azaltmak, kentlerin adaptasyonu güçlendirmek ve etkilerini yönetebilmek için, kentin iklim değişikliğine uyum kapasitesini ve yurttaşların iklim krizi mücadelesine katılımını artırma amacımızı çok sayıda alt proje desteklerken, bu doğrultuda çok daha detaylı bir çalışma olarak, <strong>İstanbul İklim Değişikliği Eylem Planı</strong>’nı hazırladık. Bugün, bu kongrede de ele alınacak olan ‘<strong>Code Red for Earth</strong>’ teması, bizlere gezegenimizin karşı karşıya olduğu acil ekolojik tehditleri hatırlatıyor. İklim kriziyle mücadele etmek, sürdürülebilir bir geleceği inşa etmek için birlikte hareket etmeliyiz” dedi.</p>
<p>Bu noktada yerel yönetimlerin ve merkezi yönetimin <a href="https://www.ekoiq.com/buyuksehir-belediyelerinin-afet-butceleri-yetersiz/">işbirliği içinde çalışması</a>nın önemine vurgu yapan İmamoğlu, işbirliğinin şehirlerimizi daha <strong>dirençli</strong>, daha <strong>yaşanabilir </strong>ve daha <strong>sürdürülebilir</strong> kılmada kritik bir rol üstlendiğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.ekoiq.com/gezegenimiz-bize-sesleniyor-dunya-icin-kirmizi-kod/">Gezegenimiz Bize Sesleniyor: “Dünya için Kırmızı Kod”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ekoiq.com/">Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zehirli atıklarını dereye boşaltmaya devam ediyor: Üçüncü ceza kesildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/zehirli-atiklarini-dereye-bosaltmaya-devam-ediyor-ucuncu-ceza-kesildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/zehirli-atiklarini-dereye-bosaltmaya-devam-ediyor-ucuncu-ceza-kesildi</guid>
<description><![CDATA[ Bolu&#039;da daha iki kez para cezası kesilen beyaz et üretim tesisi zehirli atıklarını dereye boşaltmayı durdurmadığı için tesise üçüncü ceza kesildi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/dere-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zehirli, atıklarını, dereye, boşaltmaya, devam, ediyor:, Üçüncü, ceza, kesildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Bolu'da, daha önce zehirli atıklarını arıtma yapmadan Büyüksu Deresi'ne boşalttığı gerekçesiyle iki kez para cezası kesilen ve hakkında suç duyurusu bulunulan beyaz et üretimi yapan firmaya, çevreyi kirletmeye devam ettiği gerekçesiyle 3 milyon 480 bin lira daha para cezası kesildi.

Bolu'da bulunan Türkiye'nin önde gelen beyaz et üretim tesislerinden biri olan firmaya geçen ay, zehirli atıklarını arıtmadan Büyüksu Deresi'ne boşalttığı ve çevreyi kirlettiği gerekçesiyle Bolu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 1 milyon 160 bin lira ve 2 milyon 220 bin lira olmak üzere iki kez idari para cezası kesildi. Firma hakkında ayrıca Cumhuriyet savcılığına 'Çevrenin kasten kirletilmesi' suçundan suç duyurusunda bulunuldu.

Bolu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan denetimlerde aynı firmanın atıklarını Büyüksu Deresi'ne boşaltarak çevreyi kirletmeye devam ettiği belirlendi. Ekipler tarafından firmaya bu kez 3 milyon 480 bin lira para cezası kesildi. Firma hakkında ayrıca 'Çevreyi kasten kirletmek' suçundan 2'nci kez savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz Sahillerinde Plastik Kirliliğine Karşı Mücadele</title>
<link>https://trafikdernegi.com/akdeniz-sahillerinde-plastik-kirliligine-karsi-mucadele</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/akdeniz-sahillerinde-plastik-kirliligine-karsi-mucadele</guid>
<description><![CDATA[ Hacettepe Üniversitesi&#039;nden Dr. Ali Fuat Canbolat, plastik kirliliğinin tüm dünyada endişe verici boyutlara ulaştığını belirterek, &quot;Plastikler kumsallarda sadece görsel kirlilik yaratmıyor, denizlerde birikiyor. Milyonlarca, tonlarca plastik denizlere karışıyor. Bunlar eninde sonunda bize geliyor&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/atlas-okyanusu-plastik1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Plastik, yüzyılı, Bir, kişi, haftada, bir, kredi, kartı, ağırlığında, plastik, yiyor, Plastik Kirliliği ve İnsan Sağlığı: EKAD’ın &#039;Plastiksiz Kıyılar, Plastiksiz Sular&#039; Projesi, Mikroplastikler ve Sağlık Riskleri: Dr. Ali Fuat Canbolat’ın Uyarıları, Denizlerde Plastik Tehlikesi: EKAD’ın Mücadelesi ve Çözümler, Plastik Yüzyılına Karşı Savaş: EKAD’ın Plastik Atıklarla Mücadele Projesi, Kıyılardan Sağlığa: Türkiye’de Plastik Kirliliği ile Mücadele, Plastik Atıklar ve Mikroplastik Tehlikesi: EK</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>
<p><strong>Antalya</strong> - Akdeniz sahillerinde plastik kirliliğine karşı etkili bir mücadele yürüten Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD), 'Plastiksiz Kıyılar, Plastiksiz Sular' projesini tanıttı. EKAD Başkanı Dr. Ali Fuat Canbolat, mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki ciddi etkilerine dikkat çekti. Canbolat, "Mikroplastikler, mesela bir annenin plasentası aracılığıyla bebeğe geçebiliyor. Bilimsel araştırmalara göre bir kişi, haftada bir kredi kartı ağırlığında mikroplastik yiyor" dedi.</p>
<p>26 yıldır nesli tehlike altında olan caretta caretta deniz kaplumbağalarının korunması için çalışmalar yürüten EKAD, sahillerde ve denizlerde artış gösteren plastik kirliliğine karşı kapsamlı bir mücadele başlattı. Dr. Canbolat, denizlerdeki kirliliğin yüzde 80'inin plastik atıklardan oluştuğunu vurgulayarak, bu atıkların insan sağlığını ve ekosistemi tehdit ettiğini belirtti.</p>
<p><strong>"Plastik Yüzyılı" ve Sağlık Riskleri</strong></p>
<p>Plastik atıkların karaya atılması ve nehirler aracılığıyla denizlere taşınmasının büyük bir sorun oluşturduğunu ifade eden Dr. Canbolat, "Plastik yüzyılını yaşıyoruz. Kullandığımız hemen hemen tüm materyallerde plastik ürün var. Bu plastik atıklar, sadece görsel kirlilik yaratmakla kalmıyor; sağlık problemlerine de yol açıyor" şeklinde konuştu. Mikroplastiklerin sağlık üzerindeki etkilerini açıklayan Canbolat, plastiğin insan sağlığına zararlarını vurguladı: "Denizlerdeki plastikler çürüdüğünde mikroplastiklere dönüşüyor ve bu mikroplastikler besin zincirine giriyor. Sonuç olarak, tükettiğimiz yiyecekler aracılığıyla her hafta bir kredi kartı büyüklüğünde plastik yiyoruz."</p>
<p><strong>Farkındalık ve Temizlik Çalışmaları</strong></p>
<p>EKAD, Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) ve Antalya Büyükşehir Belediyesi ortaklığıyla yürütülen 'Plastiksiz Kıyılar, Plastiksiz Sular' projesi kapsamında, gönüllülerin katılımıyla Konyaaltı, Lara ve Belek sahillerinde temizlik çalışmaları gerçekleştiriliyor. Projede, plastik atıkların toplanması ve tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımının azaltılması için farkındalık oluşturuluyor. Dr. Canbolat, "Tek kullanımlık plastiklerden kaçınmak için alternatifler bulunmalı ve bu konuda toplumsal farkındalık artırılmalıdır" dedi.</p>
<p>EKAD’ın bu projesi, sadece sahillerin temizlenmesini değil, aynı zamanda toplumsal bilinçlenmenin sağlanmasını da hedefliyor. Plastik kirliliği ile mücadele, ekosistemi korumak ve insan sağlığını güvence altına almak adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sel sonrası Karadeniz renk değiştirdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sel-sonrasi-karadeniz-renk-degistirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sel-sonrasi-karadeniz-renk-degistirdi</guid>
<description><![CDATA[ Trabzon’da etkili olan sağanak sonrası derelerden akan çamurlu su nedeniyle denizin rengi değişti. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/t-r-a-b-z-o-n-d-a-s-e-l-s-o-n-r-a-s-i-k-a-r-a-d-e-n-i-z-r-e-n-k-d-e-375367-103936.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sel, sonrası, Karadeniz, renk, değiştirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Trabzon’da üç günden beri etkili olan sağanak sonrası derelerden akan çamurlu su, denizin rengini değiştirdi. Karadeniz kıyı şeridindeki renk değişimi dronla görüntülendi.

Kentte üç günden beri etkili olan sağanak, yaşamı olumsuz etkiledi. Sürmene ilçesinde menfezlerin tıkanması sonucu yağmur suları cadde ve sokakları göle çevirdi. Aşırı yağış, ilçe merkezinde irili ufaklı heyelanlara neden oldu.

Bodrum ve zemin katlar sularla kaplanırken, fındık üreticisi de yağmurdan etkilendi. Hasat edilip kuruması için caddeye serilen fındık, yağmur sularına gömüldü. Üretici, su içinde kalan fındığını kurtarmak için çalışma yaptı.

Trabzon Büyükşehir Belediyesine bağlı Trabzon İçmesuyu ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (TİSKİ) Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı, İtfaiye Dairesi ve Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ekipleri, sahada çalışma başlattı.

Yemişli Mahallesi'ndeki 7 katlı Deniz Apartmanı'nın önünde heyelan nedeniyle mahsur kalan 14 kişi, itfaiye ekipleri tarafından kurtarılıp güvenli alana tahliye edildi.

Heyelan sonrası ekiplerin, bölgede temizlik çalışması sürerken, derelerden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi.

Sürmene ilçesinde Karadeniz'in kıyı şeridinde geniş alanda suyun rengi, Manahoz Deresi'nden akan çamurlu su nedeniyle kahverengiye büründü.

Dere ve ırmak ile denize taşınan atıklar da kıyı bölgelerde kirliliğe neden oldu.

Denizin renginin değişmesi, dronla görüntülendi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AYM, hayvanlarla ilgili düzenlemenin iptal talebini esastan görüşecek</title>
<link>https://trafikdernegi.com/aym-hayvanlarla-ilgili-duzenlemenin-iptal-talebini-esastan-goerusecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/aym-hayvanlarla-ilgili-duzenlemenin-iptal-talebini-esastan-goerusecek</guid>
<description><![CDATA[ AK Parti’nin büyük tartışmalarla TBMM&#039;den geçirdiği sokak hayvanlarıyla ilgili yasa düzenlemesinin iptali için yapılan başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, davanın esastan görüşülmesine karar verdi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/kedi-kopek-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>AYM, hayvanlarla, ilgili, düzenlemenin, iptal, talebini, esastan, görüşecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Yürürlüğe girdikten sonra sokakta köpek katliamına yol açan sokak hayvanlarıyla ilgili AK Parti'nin hazırladığı TBMM Genel Kurulundan geçirdiği yasasının iptali için yapılan başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi (AYM), iptal isteminin esastan görüşülmesine karar verdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 17 maddelik “160 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin 16'sının iptali ve yürürlüğünün durdurulması için 15 Ağustos'ta AYM'ye başvurdu.

AK Parti’nin büyük tartışmalarla TBMM Genel Kurulundan geçirdiği yasa düzenlemesi bugün AYM’nin gündemine geldi. Başvuruya ilişkin eksiklik tespit etmeyen AYM ilk inceleme kararında davanın esastan görüşülmesine karar verdi. Kararda tarih belirtilmedi.

AYM ayrıca, “yürütmeyi durdurma” talebinin de esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına hükmetti.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, AYM'nin önünde yaptığı açıklamada, 17 maddelik yasanın yürütme maddelerinin dışındaki 16 maddesinin iptalini talep ettiklerini belirtmişti.

TIKLAYIN: Yasa yürürlüğe girdi, katliamlar arttı | Sokak hayvanları yasası AYM'de

TIKLAYIN: Köpek katliamı durmuyor: Çöplükte 15 ölü köpek bulundu

TIKLAYIN: İşyerinin yanındaki kulübede baktığı köpekler katledildi

TIKLAYIN: AK Partili Külünk: Hayvanları öldürme lobisi, kanun için AK Parti'yi kullandı

TIKLAYIN: HAKİM’den Fatma Biltekin: Popülasyon fazla diyerek tüm köpekleri öldürecekler

TIKLAYIN: Teklife gerekçe yapıldı | Köpekler nedeniyle kuduz vakalarında artış var mı?

TIKLAYIN: 'Ötanazi' teklifi komisyondan geçti: Şimdi ne olacak?]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balık ölümleri sürüyor; Ankara ile İzBB arasında uzlaşı sağlandı mı?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/balik-oelumleri-suruyor-ankara-ile-izbb-arasinda-uzlasi-saglandi-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/balik-oelumleri-suruyor-ankara-ile-izbb-arasinda-uzlasi-saglandi-mi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi&#039;nde kirliliğe bağlı olarak sudaki oksijen seviyesinin düşmesi nedeniyle balık ölümleri devam ediyor. İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulunun ilk toplantısı sonrası, Ankara ile İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) arasındaki gerilim tırmanırken İzBB Başkanı Cemil Tugay&#039;ın Körfez&#039;in temizlenmesi için yaptığı çağrı yanıt buldu mu? Detaylar haberimizde. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/balik1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balık, ölümleri, sürüyor, Ankara, ile, İzBB, arasında, uzlaşı, sağlandı, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Körfezi'nde kirliliğin etkisiyle çok sayıda ölü balığın kıyıya vurduğu görüldü.

Kentte 20 Ağustos'ta Bayraklı ilçesi Turan Sahili'ne ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için çalışmalar devam ediyor.

Deniz suyu renginin yeşil ve kahverengiye döndüğü körfezde balık ölümleri bugün Karşıyaka ilçesinin Aksoy Mahallesi'nde de yoğun olarak gözlemlendi. Çok sayıda ölü balığın deniz yüzeyine çıktığı ve sahile vurduğu görüldü.

Sahilde yürüyüş yapan vatandaşlar da duruma tepki gösterdi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) ekipleri ise denizdeki ölü balıkları toplamak için çalışma yürütüyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca toplu balık ölümleri ve kirlilikle ilgili araştırma ile çözüm önerilerini sunmak için oluşturulan İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulunun ilk toplantısı, 5 Eylül’de Bakan Murat Kurum'un başkanlığında gerçekleşti.



İzBB, Bakanlıkla ortak çalışma talep ediyor

TÜBİTAK Gemisi’nde açıklama yapan Çevre Bakanı Murat Kurum, Denizdeki, atıksu kaynaklı amonyak miktarı, olması gerekenden tam 50 kat daha fazla olduğuna dikkat çekerek endüstriyel atıkların suya arıtılmadan karıştırıldığını itiraf etti.

İzmir Körfezi’nde yaşananı “büyük bir çevre felaketi” diye tanımlayan Kurum, “Denizdeki oksijene baktığımızda da benzer bir manzarayla karşılaşıyoruz. İzmir Körfezi'ndeki oksijen seviyesi 6 miligram/litre olması gerekirken, bu seviye 1,8’e, yer yer 0’a kadar düşmüştür. Altını çizerek ifade etmek gerekirse; şu anda Körfezimizin bazı bölgelerinde yaşam kalmamıştır. Balıklarımız, oksijensiz kaldıkları için ölmüştür. Körfezimize dökülen yedi derenin durumuna baktığımızda da sonucun içler acısı olduğunu görüyoruz. Bugün derelerdeki su, ‘organik kirlilik’ açısından tarihin en kötü durumundadır” ifadelerini kullandı.

Kurum, yaptığı açıklamada ayrıca İzBB'yi hedef aldı. İzBB Başkanı Cemşl Tugay’a yüklenen Kurum, “İsterdik ki kent için hayati öneme sahip bu toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı katılsın, fikirlerini ve önerilerini paylaşsın. Burada yapılması gerekenlerle ilgili kendi önerilerini bilim kurulundaki arkadaşlarla paylaşsın. Biz kendisini davet ettik. Ancak kendisi yurt dışında olmayı tercih etmiş” dedi.

Tugay ise gelen eleştirilere karşı yurt dışı gezisinin İzBB Meclisi kararıyla Sağlıklı Kentler Birliği toplantısında Türkiye’yi temsilen gerçekleştiğini, gezinin aylar öncesinden belli olduğunu söyledi.

Tugay, “Uluslararası finans kurumlarından aldığımız kredileri onaylamayan iktidarı temsilen icradan sorumlu Çevre ve Şehircilik Bakanı Bakanımız” diye hitap ettiği Kurum'a “Gelin birbirimizi suçlamaktan mağduriyetler üzerinden kutuplaşma siyaseti yapmaktan vazgeçelim. Bu ülke bizden hizmet, bu ülke bizden feraset, bu ülke bizden sonuç bekliyor” çağrısını yaptı.

Ancak önceki gün İzmir Körfezi’ne ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İzmir Körfezi'ndeki içler acısı durumu söyleyemeye gerek duymuyorlar. Talana ve çevre felaketine yol açan yöneticilerin beceriksizlik paçalarından akıyor” ifadelerini kullandı.



Laboratuvar sonuçları bekleniyor

Uzmanlar, İzmir Körfezi'ndeki alg patlamaları ve sonrasında görülen balık ölümlerinin, uzun yıllar boyu süren kirlilik birikiminin üzerine yüksek deniz suyu sıcaklığının eklenmesi sonucu yaşandığını söylüyor.

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tansel Tanrıkul ise özellikle dibe bağlı yaşayan balık türlerinin kirlilikten en çok etkilenen grupta olduğunu belirtiyor.

Özellikle kefal gibi çevre kirliliğine dayanıklı türlerin bile etkilendiğini söyleyen Prof. Dr. Tanrıkul, ölümlerin İzmir Körfezi'nde geniş bir alana yayıldığını ve dibe bağımlı balık türlerinin yanı sıra, su yüzeyinde ve ortasında yaşayan balıkların da bu sorundan etkilendiğini vurguluyor.

Balık ölümlerinin yaşanmasıyla Balçova’nın İnciraltı, Karşıyaka’nın Bostanlı hattının doğusunda kalan iç körfezde belirlenen 11 noktadan numune aldı.

Kamuoyu laboratuvarlardan çıkacak sonuçları beklerken, İzmir Körfezi’nin mevcut durumunun temizlenmesi ve Körfez’e endüstriyel atıklar, evsel atıklar olmak üzere kirlilik akışının durdurulması için merkezi yönetim ile yerel yönetim arasında henüz uzlaşı sağlanamadı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi’nin kirliliği Ankara ile İzBB arasındaki gerilimi tırmandırdı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinin-kirliligi-ankara-ile-izbb-arasindaki-gerilimi-tirmandirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-koerfezinin-kirliligi-ankara-ile-izbb-arasindaki-gerilimi-tirmandirdi</guid>
<description><![CDATA[ Bilim Kurulunun toplantısından sonra Bakan Murat Kurum’un açıklamaları sorunun tespiti açısından öne çıkarken, İzmir Büyükşehir Belediyesini hedef alması ise Ankara ile yerel yönetim arasında gerilime yol açtı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/korfez-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezi’nin, kirliliği, Ankara, ile, İzBB, arasındaki, gerilimi, tırmandırdı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Körfezi’nde yaşanan balık ölümleri kamuoyunda infiale yol açarken Körfez’in nasıl temizleneceği ve Körfez’e kirlilik akışının nasıl durdurulacağı soruları henüz yanıt bulmadı.

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, deniz suyundaki oksijen miktarının çok düşük olduğuna dikkat çekerek “Bu yıl körfeze müthiş bir kirlilik giriyor. Çünkü sular fabrikalardan arıtılmadan bırakılıyor” diyor.  

Körfez’de kirlilik sorunu merkezi idare ile yerel yönetim arasında kriz hâline geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının oluşturduğu Bilim Kurulunun toplantısından sonra Bakan Murat Kurum’un açıklamaları sorunun tespiti açısından öne çıkarken, İzmir Büyükşehir Belediyesini (İzBB) hedef alması Ankara ile yerel yönetim arasında gerilime yol açtı.

Bilim Kurulu toplantısı sonrası açıklama yapan Kurum, denizdeki atıksu kaynaklı amonyak miktarının, olması gerekenden 50 kat daha fazla olduğuna dikkat çekerek “Evsel ve endüstriyel atıklar suya arıtılmadan karıştırılıyor demek. Bu da beraberinde koku problemini getirmekte, insan sağlığını tehdit etmektedir” dedi. 

“Başkan yurt dışında olmayı tercih etmiş”

Körfez’de yaşananı “büyük bir çevre felaketi” diye tanımlayan Kurum, “Denizdeki oksijene baktığımızda da benzer bir manzarayla karşılaşıyoruz. İzmir Körfezi'ndeki oksijen seviyesi 6 miligram/litre olması gerekirken, bu seviye 1,8’e, yer yer 0’a kadar düşmüştür. Altını çizerek ifade etmek gerekirse; şu anda Körfezimizin bazı bölgelerinde yaşam kalmamıştır. Balıklarımız, oksijensiz kaldıkları için ölmüştür. Körfezimize dökülen yedi derenin durumuna baktığımızda da sonucun içler acısı olduğunu görüyoruz. Bugün derelerdeki su, ‘organik kirlilik’ açısından tarihin en kötü durumundadır” ifadelerini kullandı.

Kurum, açıklamasında İzBB Başkanı Cemil Tugay’a “İsterdik ki kent için hayati öneme sahip bu toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı katılsın, fikirlerini ve önerilerini paylaşsın. Burada yapılması gerekenlerle ilgili kendi önerilerini bilim kurulundaki arkadaşlarla paylaşsın. Biz kendisini davet ettik. Ancak kendisi yurt dışında olmayı tercih etmiş” sözlerini sarf etti.

“İktidar aldığımız kredileri onaylamıyor”

Kurum’un muhalefet belediyelerine yönelik sözlerine ise Tugay'dan tepki geldi. Körfez’deki kirliliğin kolektif bir çalışmayla giderilebileceğini söyleyen Tugay, “Ne yapacağımızı ve nasıl yapacağımızı gayet iyi biliyoruz, yol haritamız ve planlarımız hazırdır. Yeter ki Sayın Cumhurbaşkanımız dahil olmak üzere Sayın Bakanımız ve ilgili kurumlar bize gerçekten yürekten destek versinler, yeter ki bu meseleyi yalnızca İzmir’in değil aynı zamanda Türkiye’nin acil meselelerinden birisi olarak görsünler” diye yanıt verdi.

Tugay, “Uluslararası finans kurumlarından aldığımız kredileri onaylamayan iktidarı temsilen icradan sorumlu Çevre ve Şehircilik Bakanı Bakanımız” diye hitap ettiği Kurum'a “Gelin birbirimizi suçlamaktan mağduriyetler üzerinden kutuplaşma siyaseti yapmaktan vazgeçelim. Bu ülke bizden hizmet, bu ülke bizden feraset, bu ülke bizden sonuç bekliyor” çağrısını yaptı.

Fabrikaları denetlemekle görevli ilk kurum Çevre Bakanlığı

Merkezi yönetimin aktörleri ile yerel yöneticiler arasında “Körfez kirliliği” üzerinden gerilim büyürken hâlen fabrikaların atık suları ile Körfez kirlenmeye devam ediyor.

Fabrikaları denetlemekle yükümlü ilk kurum ise çevre mevzuatına göre Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı.

Uzmanlar sadece Körfez’in mevcut hâlinin temizlenmesine değil, Körfez'e kirlilik akışının durdurulması gerektiğine dikkat çekiyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Burdur Gölünde  50 yılda 19 metre su çekildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/burdur-goelunde-50-yilda-19-metre-su-cekildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/burdur-goelunde-50-yilda-19-metre-su-cekildi</guid>
<description><![CDATA[ Kuraklık, buharlaşma ve çevresindeki sondajlar nedeniyle suyun her yıl biraz daha çekildiği Burdur Gölü&#039;ne emekli öğretmen ağıt yaktı. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e032ea9a0d1.jpg" length="132515" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yılda, metre, çekildi, Burdur, Gölüne, ağıt</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Burdur Gölü'nün Kurumasına Dikkat Çeken Emekli Öğretmen, Ağıt Yaktı</strong></p>
<p>Emekli öğretmen Eşraf Yurdasiper, Burdur Gölü’nün hızla kurumasına dikkat çekmek için anlamlı bir eyleme imza attı. 69 yaşındaki Yurdasiper, son yıllarda yaşanan kuraklık ve bilinçsiz sulama uygulamalarının etkisiyle ciddi şekilde azalan göl seviyesini protesto etmek amacıyla Burdur Gölü halk plajında duygusal bir ağıt okudu ve ortaokul öğrencisiyle birlikte halk oyunu sergiledi.</p>
<p>Burdur Gölü'nün yaklaşık 50 yılda su seviyesinin 19 metre kadar azaldığını belirten Yurdasiper, gölün kurumasının bölge halkı için büyük bir kayıp olduğunu ifade etti. Ağıtında, gölün nasıl hızla kuruduğunu ve bu durumun getirdiği üzüntüyü dile getirdi. "Gölümüze baka baka kuruttuk. Kuruttuk da düz ovaya yatırdım, gölümüzü kaybettik, unuttuk" sözleriyle gölün kurumasına karşı derin bir üzüntü duyduğunu vurguladı.</p>
<p>Yurdasiper, gölün korunması ve geleceğe aktarılması gerektiğine dikkat çekerek, "Burdur Gölü'nün kuruması çocuklarımız için büyük bir tehlike oluşturacak. Gölümüzü sulu ve yaşanabilir bir şekilde çocuklarımıza bırakmalıyız. Bu duruma dikkat çekmek için gölde ağıt yaktım" dedi.</p>
<p>İzmir Burdurlular Derneği Başkanı Refik Kaya da göldeki su seviyesindeki azalmaya vurgu yaparak, "Çocukluğumuzda gözlemlediğimiz gölün kurumasını üzüntüyle izliyoruz. Su kaynaklarının düzensiz kullanımı ve bilinçsiz sulama gölümüze zarar verdi. Gölümüzü koruma altına almalıyız" şeklinde konuştu.</p>
<p>Antalya Burdurlular Derneği Başkanı Hüseyin Yamacı, gölü besleyen kaynakların kuruması ve bilinçsiz sulamanın gölün kurumasında etkili olduğunu belirterek, bu durumun önlenmesi için acil önlemler alınması gerektiğini ifade etti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğal afetlerle mücadelede afet bilinci</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogal-afetlerle-mucadelede-afet-bilinci</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogal-afetlerle-mucadelede-afet-bilinci</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle deprem, sel, heyelan ve orman yangınları gibi doğal afetlere sıkça maruz kalan bir ülke. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/afet.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, afetlerle, mücadelede, afet, bilinci</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Bu durum, toplumda afet bilincinin artırılmasını ve farkındalık çalışmalarının hız kazanmasını zorunlu kılıyor. Ancak, bu çalışmalar ne kadar etkin ve Türkiye toplumu afetlere ne kadar hazırlıklı? Türkiye'de doğal afet bilinci nasıl oluşturuluyor ve mevcut farkındalık çalışmalarının önemi nedir?

Afet bilincinin önemi ve Türkiye’nin risk haritası

Türkiye, dünyanın en aktif deprem bölgelerinden biri olan Alp-Himalaya kuşağı üzerinde yer alıyor. Ayrıca, iklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcaklıklar ve düzensiz yağışlar, sel ve yangın gibi afetlerin de riskini artırıyor. Bu yüzden, afetlere karşı hazırlıklı olmak, bireysel ve toplumsal hayatta hayati bir önem taşıyor. Afet bilinci, yalnızca afet sırasında doğru tepki vermekle sınırlı değil; afet öncesi, afet anı ve afet sonrası süreçleri kapsayan geniş bir yaklaşımı gerektiriyor.

Türkiye’de afet bilincini artırmak amacıyla çeşitli devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları ve eğitim kurumları tarafından birçok çalışma yürütülüyor. Bu çalışmaların başında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD)'ın düzenlediği eğitim ve tatbikatlar geliyor. Özellikle okullarda, öğrencilerin afet anında ne yapmaları gerektiğini öğrenmeleri için düzenlenen tatbikatlar, afet bilincini küçük yaşlardan itibaren aşılamayı hedefliyor. Bunun yanı sıra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü gibi yerel yönetim birimleri, risk haritaları ve deprem bilgilendirme seminerleriyle vatandaşları bilgilendiriyor.

AFAD’ın 2021’i "Afet Eğitim Yılı" olarak ilan etmesi, Türkiye genelinde afet bilincinin yaygınlaştırılması adına büyük bir adım oldu. Bu kampanya çerçevesinde milyonlarca vatandaşa eğitim verildi, çeşitli medya kanalları aracılığıyla kamu spotları yayınlandı ve sosyal medya platformlarında farkındalık kampanyaları düzenlendi.

Depreme hazırlık

Özellikle deprem riski yüksek olan Marmara Bölgesi’nde, İstanbul başta olmak üzere birçok kentte deprem farkındalık çalışmaları hız kazanmış durumda. Deprem sonrası toplanma alanlarının belirlenmesi, binaların depreme dayanıklılığı konusunda yapılan denetimler ve halkın bilgilendirilmesi adına düzenlenen seminerler, bu bölgede afet bilincinin artırılmasına yönelik atılan önemli adımlar arasında yer alıyor.

Ancak, afet bilinci konusunda atılan adımların henüz yeterli olmadığına dair eleştiriler de mevcut. Özellikle, büyükşehirlerde yaşayan nüfusun yoğunluğu ve mevcut yapı stoğunun yaşlılığı, olası bir depremde can ve mal kaybı riskini artırıyor. Bu yüzden, uzmanlar daha kapsamlı ve uzun vadeli farkındalık çalışmalarına ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Afet bilincinin toplumsal düzeyde yaygınlaşmasında eğitimin rolü büyük. İlkokuldan itibaren müfredata dahil edilen afet eğitimi, genç nesillerin doğal afetlere karşı bilinçlenmesine yardımcı oluyor. Okullarda verilen temel deprem bilgisi, yangın tahliye tatbikatları ve acil durum müdahale eğitimleri, çocukların ve gençlerin afet anında nasıl davranmaları gerektiğini öğrenmelerini sağlıyor. Bu sayede, toplum genelinde bilinçli bireyler yetiştirilerek, afetlere karşı toplumsal dayanıklılık artırılıyor.

Sivil toplum kuruluşlarının rolü

Türkiye'de afet bilincinin yaygınlaştırılmasında sivil toplum kuruluşları da önemli bir rol oynuyor. Özellikle Kızılay, AKUT (Arama Kurtarma Derneği) ve Mahalle Afet Gönüllüleri (MAG) gibi kuruluşlar, afet sonrasında hızlı ve etkili müdahale sağlarken, aynı zamanda afet öncesinde de toplumu bilinçlendirme çalışmaları yürütüyorlar. AKUT'un düzenlediği arama-kurtarma eğitimleri ve Kızılay'ın deprem çantası hazırlama kampanyaları, bireylerin afetlere daha hazırlıklı olmasını amaçlıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TEMA&amp;apos;dan Bayraklı&amp;apos;daki alanın orman statüsünün değiştirilmesine itiraz</title>
<link>https://trafikdernegi.com/temadan-bayraklidaki-alanin-orman-statusunun-degistirilmesine-itiraz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/temadan-bayraklidaki-alanin-orman-statusunun-degistirilmesine-itiraz</guid>
<description><![CDATA[ Bayraklı&#039;da orman alanının statüsünün değiştirilmesine karşı açıklama yayımlayan TEMA, Anayasa&#039;nın &quot;Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir&#039; hükmü gereği yangından zarar gören alan yeniden orman hâline getirilmelidir&quot; maddesini hatırlatarak karara itiraz etti. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/orman-yangin-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TEMAdan, Bayraklıdaki, alanın, orman, statüsünün, değiştirilmesine, itiraz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Bayraklı ilçesinde 375 hektarlık alanın orman statüsünün kaldırılmasına itirazlar bitmiyor. Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı, orman sınırı dışına çıkarılmak istenen yerin 15 Ağustos 2024 tarihinde başlayan yangında yanan ormanlık alanın yaklaşık 90 hektarını da kapsadığını belirterek kararın Anayasa’ya da aykırı olduğu açıkladı.

İzmir Seferihisar açıklarında 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki depremden sonra Bayraklı’daki ormanlık alanın statüsü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla depremzedelere konut yapılması için değiştirildi.

Ormanlık bölgenin rezerv alan ilan edilmesine karşı yapılan itirazlar sonucunda Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Rezerv alan konutlarının yer aldığı bölge, geçen gün Erdoğan’ın kararı ile yeniden ormanlık alan sınırından çıkarıldı.

31 Ağustos’ta Resmî Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karara göre Bayraklı’da 375 hektarlık alanın orman statüsü kaldırıldı.



Ormanda yanan alanı kapsıyor

Konuyla ilgili açıklama yayımlayan TEMA, orman sınırı dışına çıkarılmak istenen yerin 15 Ağustos 2024 tarihinde başlayan yangında yanan ormanlık alanın yaklaşık 90 hektarını da kapsadığına dikkat çekti. Anayasa’ya aykırı olduğu belirtilen kararın iptali istendi.

“Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı verdiği 3226 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararındaki alan ile birebir çakışıyor” denilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Orman sınırı dışına çıkarılmak istenen yer, 15 Ağustos 2024 tarihinde başlayan yangında yanan ormanlık alanın yaklaşık 90 hektarını kapsıyor. Aşağıdaki video, orman sınırı dışına çıkartılan genç ormanlık alanın 3 Mart 2024 tarihinde, yangın öncesi çekilmiş uydu görüntülerinden oluşmaktadır. Anayasamızın 169. Maddesinde yer alan 'Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir' hükmü gereği yangından zarar gören alan yeniden orman haline getirilmelidir. Yapılan bu uygulama Anayasaya aykırıdır. Orman varlığımızı tehdit eden bu kararın geri çekilmesini ve 6831 Sayılı Orman Kanunu'nun EK-16 maddesinin yürürlükten kaldırılmasını talep ediyoruz.”

İzmir Büyükşehir Belediyesi de Resmî Gazete'de yayımlanan kararı mahkemeye taşıyacaklarını ve kararın iptali için dava açacaklarını duyurmuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir’de balık ölümleri | Çevre Bakanı Kurum’dan endüstriyel atık itirafı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-balik-oelumleri-cevre-bakani-kurumdan-endustriyel-atik-itirafi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-balik-oelumleri-cevre-bakani-kurumdan-endustriyel-atik-itirafi</guid>
<description><![CDATA[ TÜBİTAK Gemisi’nde açıklama yapan Çevre Bakanı Murat Kurum, Denizdeki, atıksu kaynaklı amonyak miktarı, olması gerekenden tam 50 kat daha fazla olduğuna dikkat çekerek endüstriyel atıkların suya arıtılmadan karıştırıldığını söyledi. Atık sular konusunda fabrikaları denetlemekle yetkili kurum ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/a-a-20240905-35570899-35570894-b-a-k-a-n-k-u-r-u-m-b-a-l-i-k-o-l-u-m-l-e-r-i-n-i-n-y-a-s-a-n-d-i-g-i-i-z-m-i-r-k-o-r-f-e-z-i-n-d-e-i-n-c-e-l-e-m-e-y-a-p-t-i.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir’de, balık, ölümleri, Çevre, Bakanı, Kurum’dan, endüstriyel, atık, itirafı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Körfezi’nde balık ölümleri üzerine Dokuz Eylül Üniversitesi’nden bilim insanlarının aldığı deniz suyu numuneleri laboratuvarlarda incelenirken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının oluşturduğu Bilim Kurulunun toplantısı bugün yapıldı.

Denizdeki atıksu kaynaklı amonyak miktarının, olması gerekenden 50 kat daha fazla olduğunu söyleyen Çevre Bakanı Murat Kurum, “Evsel ve endüstriyel atıklar suya arıtılmadan karıştırılıyor demek. Bu da beraberinde koku problemini getirmekte, insan sağlığını tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı.

İzmir’in Bayraklı sahilinde binlerce ölü balığın kıyıya vurması ve artan kötü kokunun yankıları sürüyor. İzmir Körfezi'nde meydana gelen balık ölümlerine ilişkin ilk olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir İl Tarım Müdürlüğünün inceleme başlatmasının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da olguyla ilgili inceleme başlattı.

"Endüstriyel atıklar suya arıtılmadan karıştırılıyor"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde sorunun tespiti için yol haritası çıkarmak üzere oluşturulan İzmir Körfezi Bilim Kurulu ilk toplantısını yaptı. TÜBİTAK Gemisi’nde açıklama yapan Çevre Bakanı Murat Kurum, Körfez'in farklı noktalarında alınan deniz suyu numunelerine yönelik şunları söyledi:

“Bakanlık olarak geçtiğimiz günlerde; bu acı durumun sebeplerini incelemek için harekete geçtik. Körfez'in farklı noktalarında deniz suyu numuneleri aldık. Üzülerek söylüyorum. Denizdeki, atıksu kaynaklı amonyak miktarı, olması gerekenden tam 50 kat daha fazladır. Yani bu ne demek? Evsel ve endüstriyel atıklar suya arıtılmadan karıştırılıyor demek. Bu da beraberinde koku problemini getirmekte, insan sağlığını tehdit etmektedir.”

Körfez’de yaşananı “büyük bir çevre felaketi” diye tanımlayan Kurum, “Denizdeki oksijene baktığımızda da benzer bir manzarayla karşılaşıyoruz. İzmir Körfezi'ndeki oksijen seviyesi 6 miligram/litre olması gerekirken, bu seviye 1,8’e, yer yer 0’a kadar düşmüştür. Altını çizerek ifade etmek gerekirse; şu anda Körfezimizin bazı bölgelerinde yaşam kalmamıştır. Balıklarımız, oksijensiz kaldıkları için ölmüştür. Körfezimize dökülen yedi derenin durumuna baktığımızda da sonucun içler acısı olduğunu görüyoruz. Bugün derelerdeki su, ‘organik kirlilik’ açısından tarihin en kötü durumundadır” dedi.

Kurum, Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi'nin verimli işletilemediğini, Bakanlık olarak Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi düzgün işletilmediği için İzmir Büyükşehir Belediyesini defalarca uyardıklarını, son beş senede 6 milyon liradan fazla ceza uyguladıklarını söyledi.



Atık suları konusunda fabrikaları denetim yetkisi Çevre Bakanlığında

İzmir Körfezi’nde oksijen seviyesinin düşmesine ve kirliliğin nedenlerine ilişkin açıklamada bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Suzer, derelerin taşıdığı atık yükünün sadece Bayraklı ve Karşıyaka bölgelerini değil, Liman, Pasaport gibi bölgeleri de çok ciddi etkilediğini söylemişti.

Sanayi atık sularıyla ilgili Türkiye’de sorumlu kurumların başında ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı geliyor. Fabrikaları denetleme ve yaptırım uygulama yetkisi bakanlığa ait.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Körfez’in temizlenmesinin iki yönüne dikkat çekerek endüstriyel atıkların derelere bırakılmasının önüne geçilmesi gerektiğine vurgu yaparak şu ifadeleri kullanmıştı:

“2000 yılında yapılan kanun ve yönetmelik değişikliğinin ardından deniz ve iç sulardan birinci derecede sorumlu Çevre Şehircilik ve İklim Değişliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığıdır. Belediyeler ve diğer kurumlara kadro ve müdahale yetkisi verilmiş değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU körfez konusunda icracı olamıyor. İç körfezde milyonlarca ton çamur birikmiş durumda. Bu çamuru almak istesek büyükşehir belediyesinin belli bir metreye kadar çalışma yetkisi var. Körfezde su akımını değiştirecek sirkülasyon kanalını yapma yetkisi de bakanlığa ait.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Köpeği döverek öldüren sanığın cezası belli oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/koepegi-doeverek-oelduren-sanigin-cezasi-belli-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/koepegi-doeverek-oelduren-sanigin-cezasi-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Ankara&#039;da 27 Haziran&#039;da &#039;Boncuk&#039; isimliği köpeğini işkenceyle öldüren Ahmet Haco&#039;ya beş ay hapis cezası verildi. Beş ay hapis cezasının uygulanma ihtimali var mı? Avukat Hacer Gizem Karataş yanıtladı. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/boncuk.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Köpeği, döverek, öldüren, sanığın, cezası, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ankara'da Ahmet Haco (36), komşusunun bahçede beslediği 'Golden Retriever' cinsi 'Boncuk' isimliği köpeğini döverek öldürdüğü suçlamasıyla yargılandığı davada beş ay hapis cezasına çarptırıldı.

Köpeği döverek öldürdüğü iddia edilen Ahmet Haco hakkında iddianame düzenlenerek, Ankara 40'ıncı Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Sanık Haco, iddianamedeki ifadesinde köpeği darp etmediğini ileri sürerek, üzerine atılı suçu kabul etmediğini belirtti.

İddianamede, köpeğin yapılan fiziksel muayenesinde arka bacaklarda his kaybı görüldüğü, künt travmaya bağlı bir yaralanmanın meydana geldiği; ancak hayvanın yapılan tedaviye cevap vermeyerek öldüğü belirtildi.

Davanın karar duruşmasına sanık katılmadı. Duruşmada tanık olarak dinlenen Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Haydar Özkan, ‘Boncuk’ isimli köpeğin dövülerek öldürüldüğü ihbarını aldığında olay yerine gittiğini belirterek, “Ben olay yerine gittiğimde hayvan kliniğe kaldırılmıştı, köpeğin dövülerek öldürüldüğüne dair veteriner raporları da mevcut. O bölgede yaşayan diğer komşular da bizimle iletişime geçerek söz konusu şahsın; sokak hayvanlarını taşlayarak, döverek zarar verdiğini söylediler” dedi.

Mahkeme, sanık Ahmet Haco’ya, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında 'Bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme' suçundan beş ay hapis cezası verdi.



Yatarı olmayan bir ceza

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, 2021’de “bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme” hükmü eklenerek alt sınırı altı ay, üst sınırı ise dört yıl olan hapis cezası getirildi. Ancak hukuk mevzuatına ve adli uygulamalara göre hukukçular bu ceza miktarlarını "yatarı olmayan cezalar" olarak değerlendiriyor. 

Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nden (HAKİM) Avukat Hacer Gizem Karataş, “Anayasa hayvanların hissedebilir bireyler olduğu biçiminde düzenlenmeli ve devlete hayvanları korumak için pozitif yükümlülükler getirilmeli. Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki cezalar, Türk Ceza Kanunu (TCK) içinde üst sınırlar artırılarak ve suçun taksirle işlenmesi hâlinde de cezalara bağlanmalı” diyor.

Ne olmuştu?

Ankara'nın Altındağ ilçesinde 27 Haziran'da Ahmet Haco, iddiaya göre alt kat komşusu Hasın Sarılar'ın bahçede beslediği bağlı köpeğini başına ayağıyla basıp, tekmeleyerek şiddet uyguladı.

Saat 01.00 sıralarında yaşanan olayı sesler üzerine fark eden Hasan Sarılar'ın dışarıya çıkması üzerine Ahmet Haco kaçtı.

Sarılar, yaralanan köpeğini veteriner kliniğine götürdü. Ancak 'Boncuk' isimli köpek, veterinerin müdahalesine rağmen öldü.

Veterinerde yapılan muayenede, köpeğin vücudunda ağır travma izlerine rastlanırken, Hasan Sarılar, Ahmet Haco hakkında şikayette bulundu.

TIKLAYIN: Yasa yürürlüğe girdi, katliamlar arttı | Sokak hayvanları yasası AYM'de]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaburunluların hava, su, toprak mücadelesi: ÇED toplantısına protesto</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karaburunlularin-hava-su-toprak-mucadelesi-ced-toplantisina-protesto</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karaburunlularin-hava-su-toprak-mucadelesi-ced-toplantisina-protesto</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in Karaburun ilçesinde yapılmak istenen güneş enerji santralinin ÇED toplantısına halk büyük tepki gösterdi. Köy kahvesi önünde toplanan Karaburun halkı, yaptığı eylemle proje sahiplerine ve devlet yetkililerine bir kez daha itirazlarını dile getirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/karaburun-3.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:51:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaburunluların, hava, su, toprak, mücadelesi:, ÇED, toplantısına, protesto</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Karaburun’da oyuncu Erkan Petakkaya’nın sahibi olduğu şirketin uygulamak istediği güneş enerji santrali (GES) projesine yöre halkı isyan etti.

Uzun yıllardan beri rüzgâr enerji santrallerinin (RES) pençesinde olan İzmir’in Karaburun ilçesinde son yıllarda güneş enerji santrali (GES) projeleri de arttı. Oyuncu Erkan Petakkaya’nın sahibi olduğu Nano Yenilenebilir Enerji Yatırımları Anonim Şirketinin ilçeye bağlı Küçükbahçe Mahallesi’nde uygulamak istediği GES projesi için de Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) için halkın katılımı toplantısı düzenlenmek istendi.

Köy kahvesi önünde toplanan Karaburun halkı eylem yaparak proje sahiplerine ve devlet yetkililerine bir kez daha itirazlarını dile getirdi. Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri ise “toplantının başladığına” dair tutanak tutarak alandan ayrılmak istedi. Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan toplantının başlamadığına dair tutanak tutulmasını istedi. Halk ise bakanlık yetkililerinin aracının önünü kesti. Kısa süreli karışıklıktan sonra alternatif tutanak tutuldu.

GES’in yapılmak istendiği yer Özel Koruma alanı

Karaburun ve Ildırı bölgesi beş yıl önce Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) ilan edildi. Alanda birçok endemik bitki türü tespit edilirken Karaburun Yarımadası'nda Bozdağ kütlesi ve ormanlarla kaplı alanlar, yaban hayatı açısından zengin alanlar olarak değerlendirildi.

Karaburun-Ildırı, koruma alanı ilan edilmesine rağmen bölgede 18 RES ve GES projesinin ÇED süreci başlatıldı. Yarımadada Küçükbahçe Sınırları içinde kurulan Sevtur Turizm ve Ticaret A.Ş’nin Karaburun GES projesi dışında sekiz GES projesinin ÇED süreci ise devam ediyor.

Karaburun kıyı bölgesi ve deniz alanı, nesli tükenmekte olan ve uluslararası düzeyde koruma altına alınan Akdeniz Foklarının üreme ve yaşam alanı olarak biliniyor. Karaburun Yerel Fok Komitesi ve Karaburun Sivil İnisiyatifi’ne göre proje bölgede büyük bir tahribata yol açacak:

“Küçükbahçe sınırları içinde kurulması planlanan ve 03.09.2024 tarihinde halkın görüşüne sunulacak DGES Projesi; Natura 2000 statüsünde Karaburun-Ildırı Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) içindeyken, proje alanına en yakını 100 ve 110 mt olmak üzere, 1 ve 1.6 km uzaklıkta yerleşim yerleri varken, diğer yandan proje alanı ve çevresi tahsisli mera ve tarım alanıyken, bölgede varlığını devam ettirdiği bilinen uluslararası anlaşmalarca (BERN, CITIES, IUCN gibi) korunan türler, flora ve fauna varlığı mevcut iken ÇED Raporu’nda hangi bilgiler halkın görüşlerine sunulacaktır?”



“Plan iptal edildi; DGES projesi geri çekilmelidir”

Karaburun Yerel Fok Komitesi ve Karaburun Sivil İnisiyatifi, Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi’ne ilişkin karasal ve denizel biyoçeşitlilik araştırmalarının yeni tamamlandığına ancak bölgenin yönetim planının henüz hazırlanmadığına dikkat çekiyor. Koruma alanına ilişkin 1/25.000 ölçekli nazım imar planının iptal edildiği hatırlatıyor:

“Bu sebeple Karaburun İlçesi’nde proje ve plan yapılamayacağına ilişkin Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü’nce verilen görüşler de mevcut iken Koruma bölgesinde binlerce yılda oluşan bitki örtüsü ve habitat alanlarının tahribatına izin verilmemeli, DGES projesi geri çekilmelidir.”

Hayvancılığı ve tarımı tehdit ediyor

Küçükbahçe Mahalle Muhtarı Gizem Tezel Dağdelen RES ve GES'lere hayvancılık ve tarımsal faaliyetlerini bitme noktasına getireceği için itiraz ediyor. Dağdelen’e göre bölgede RES ve GES projeleri nedeniyle her geçen yıl hayvancılık ve tarımsal faaliyetler gittikçe azaldı.

DGES projesinin iptalini talep eden muhtar Dağdeviren, şunları söyledi:

“Küçükbahçe Mahallemizin değerli habitatı, meraları, zeytin ve naranciye ağaçları kısaca tarım alanları ve su kaynakları etrafımızı devasa aynalar gibi çevreleyen GES ve RES projeleri ile tehdit altındadır. Küçükbahçe sınırları içinde ÇED aşamasında olan GES ve RES projelerinin sonlandırılmasını ve Karaburun-Ildırı Körfezi Öncelikli Çevre Koruma Bölgesi ilan kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini talep ediyoruz. Küçükbahçeliler olarak DGES projesine razı değiliz. Bu kararımızı topladığımız imzalarla ilgili birimlere ilettik. Sesimizin duyulmasını istiyoruz.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fındıklı’da doğa talanına karşı eylem: &amp;quot;Doğa için mücadele edeceğiz&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/findiklida-doga-talanina-karsi-eylem-doga-icin-mucadele-edecegiz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/findiklida-doga-talanina-karsi-eylem-doga-icin-mucadele-edecegiz</guid>
<description><![CDATA[ Rize Fındıklı’da Reşit Kibar’ın öldürülmesine ve Doğu Karadeniz’de sermaye tarafından yapılan maden talanına karşı Fındıklı halkı eylem yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/findiklida_doga_talanina_karsi_eylem_doga_icin_mucadele_edecegiz_h7823_e3f72.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Fındıklı’da, doğa, talanına, karşı, eylem:, Doğa, için, mücadele, edeceğiz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Artvin'in Cankurtaran bölgesinde ağaçları koruyan köylülere saldırıda öldürülen Reşit Kibar’ın ardından tepkiler sürüyor. Rize Fındıklı’da Reşit Kibar’ın öldürülmesine ve Doğu Karadeniz’de sermaye tarafından yapılan maden talanına karşı Fındıklı halkı eylem yaptı. “Yaşam alanlarımıza sahip çıkıyoruz”, “Doğamız ve irademiz gasp edilemez, madene hayır”, “Ormanların kardeşliği, ağaç kesimine dur de”, “Arhavi maden istemiyor” panlkartları ile Fındıklı meydanında buluşan yurttaşlar, “Maden talanına ve ağaç katliamına hayır1 dedi.</p>

<h3>‘BİR AVUÇ SERMAYEYE TOPRAKLARIMIZI PEŞKEŞ ÇEKTİLER’</h3>

<p>Eylemde söz alan CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, “Ben parlamentoda yaşam Cumhuriyet Halk Partisi grubu ile yaşam alanlarımızın tahrip edilmesini engellemek için ne gerekiyorsa yapacağım. Parlamentoda biz, sokaklarda siz üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Fındıklı halkı olarak böyle bir projeye müsaade etmeyeceğiz” dedi. Ardından söz alan Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu ise, “Daha dün Hopa’da aynı olay yaşandı. Sermayenin temsilcileri yaşam alanlarına sahip çıkan Metin Lokumcu’yu polis şiddetiyle, emniyet güçlerinin orantısız gaz sıkmasıyla aramızdan aldılar. Fındıklı halkı doğmamış çocuklarının hakkı olan yer altı ve yer üstü zenginliklerini yarına taşıması gerektiğini biliyor. Ama sermaye de bu alanları talan etmek iççin saldırıya geçmiş, Fındıklı’ya saldırıyor. Bilmediği bir şey var. Karadeniz insanının yürekli mücadelesi var. Bugün de doğa için mücadele ederiz. Fındıklı’nın üzerinde, Cankurtaran’da mücadele eden Reşit Kibar’ı bizden koparan sermayenin doymayan hırsına kamunun malını peşkeş çekmeye çalışıyorlar. Dedelerimiz yaylalardaki meralardaki ağaçları korurdu. Şimdi bütün arazilere orman kadastro çalışmasıyla tüm alanlara el koydu. Demek ki bir avuç sermayedara bu alanları peşkeş çekmek için el koymuş” şeklinde konuşarak mücadele çağrısı yaptı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakanlıktan suç duyurusu... İZSU&amp;#039;ya kirlilik cezası!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bakanliktan-suc-duyurusu-izsuya-kirlilik-cezasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bakanliktan-suc-duyurusu-izsuya-kirlilik-cezasi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İzmir Körfezi&#039;nde meydana gelen kirlilik ve balık ölümleriyle ilgili İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü&#039;ne 1,8 milyon lira ceza kesti, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/bakanliktan_suc_duyurusu_izsu_ya_kirlilik_cezasi_h7822_a22a8.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bakanlıktan, suç, duyurusu..., İZSU&amp;039ya, kirlilik, cezası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İzmir Körfezi'nde meydana gelen kirlilik ve balık ölümlerinin ardından inceleme başlattı. Bakanlığa bağlı uzman ekipler ile Mobil Su ve Atıksu Laboratuvarı, bölgeye sevk edildi.</p>

<p><strong>Kirli sular İzmir Körfezi'ne deşarj edilmiş</strong><br>
22 ve 23 Ağustos tarihlerinde yaşanan kirliliğin karasal kaynaklı olup olmadığını tespit etmek için ekipler tarafından, Körfez’e dökülen derelerden ve atık su arıtma tesislerinin çıkışlarından numuneler alındı.</p>

<p>Bu analizler sonucunda İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü'ne bağlı Çiğli Kentsel Atıksu Arıtma Tesisi ile Güneybatı Atıksu Arıtma Tesisleri’nin, "çevre mevzuatında belirtilen standartların üzerinde" kirli suları İzmir Körfezi'ne deşarj ettikleri tespit edildi.</p>

<p><strong>Ceza kesildi, suç duyurusunda bulunuldu</strong><br>
İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü'ne 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında 1 milyon 858 bin 610 TL idari ceza uygulandı. Ayrıca, sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunuldu.</p>

<p><strong>Amonyak miktarının 50 kat fazla olduğu belirlenmişti</strong><br>
Balık ölümleri sonrası Bakanlık ekiplerinin ön incelemesinde İzmir Körfezi’nde atık su kaynaklı amonyak miktarının olması gerekenden 50 kat daha fazla olduğu belirlenmişti. Körfez’de 6 miligram/litreye olması gereken oksijen seviyesinin ise 1,8; yer yer 0’a düştüğü tespit edilmişti. Balıkların oksijensizlik yüzünden öldüğü tespit edilmişti.</p>

<p>İzmir Körfezi’nde 9 Eylül’de de deniz suyu renginin yeşil ve kahverengiye döndüğü Karşıyaka ilçesi Aksoy Mahallesi civarında çok sayıda ölü balığın deniz yüzeyine çıktığı görüldü.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;#039;de korkutan orman yangını!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-korkutan-orman-yangini</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-korkutan-orman-yangini</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in Menemen ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangına müdahale başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/izmir_de_korkutan_orman_yangini_h7821_f488e.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir&amp;039de, korkutan, orman, yangını</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yahşelli Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.</p>

<p>İhbar üzerine bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 3 uçak, 3 helikopter, 15 arazöz, 5 su ikmal aracı ve yer ekibi sevk edildi.</p>

<p>Ekipler, havadan ve karadan müdahaleyle yangını kontrol altına almaya çalışıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kuraklık sular altındaki Yunan köyünü ortaya çıkardı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kuraklik-sular-altindaki-yunan-koeyunu-ortaya-cikardi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kuraklik-sular-altindaki-yunan-koeyunu-ortaya-cikardi</guid>
<description><![CDATA[ Yunanistan&#039;da kuraklık nedeniyle Mornos Barajı&#039;ndaki su seviyesinin düşmesi, 40 yıl önce sular altında kalan Kallio köyünün kalıntılarını yeniden gün yüzüne çıkardı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/kuraklik_sular_altindaki_yunan_koyunu_ortaya_cikardi_h7820_53942.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kuraklık, sular, altındaki, Yunan, köyünü, ortaya, çıkardı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>On yıllardır sular altında kalan Yunan köyü Kallio’nun kalıntıları, rekor sıcaklıklar nedeniyle baraj suyunun çekilmesiyle yeniden gün yüzüne çıktı.</p>

<p>Kallio köyünün sakinleri, 40 yıl önce başkent Atina'ya su sağlayan Mornos Barajı’nın inşası için evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Ancak son aylardaki kuraklık, barajdaki su seviyesinin dramatik bir şekilde düşmesine ve köydeki evlerin ve bir okulun kalıntılarının ortaya çıkmasına neden oldu.</p>

<p>Kallio’nun eski sakinlerinden Yorgos Iosifidis, "Babamın iki katlı evinin birinci katını ve hemen yanında kuzenlerimin evinden kalanları görebiliyorsunuz" diyerek AFP'ye duygularını paylaştı.</p>

<p>Köyde yaklaşık 80 ev, bir kilise ve bir okul bulunuyordu.</p>

<h2>Diğer barajlarda da su seviyeleri azaldı</h2>

<p>Yunanistan, bu yıl tarihin en sıcak Haziran ve Temmuz aylarını yaşarken, Mornos Barajı’ndaki su seviyeleri yüzde 30 oranında azaldı.</p>

<p>Atina’yı besleyen diğer barajlarda da önemli düşüşler kaydedildi.</p>

<h2>"Suyu israf etme lüksümüz yok"</h2>

<p>Yunan yetkililer, bölgedeki 3.7 milyon kişiye su tasarrufu çağrısında bulundu.</p>

<p>Başbakan Kyriakos Mitsotakis, su kaynaklarının korunması gerektiğini vurgulayarak, "Daha az suyumuz olacağını bildiğimiz bir dönemde suyu israf etme lüksümüz yok" dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yankee evine dönüyor!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yankee-evine-doenuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yankee-evine-doenuyor</guid>
<description><![CDATA[ İsrail’i korumakla görevli olan ve İzmir Limanı’na demirleyen USS Wasp gemisi İzmir&#039;i terk etti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/yankee_evine_donuyor_h7818_3a44b.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yankee, evine, dönüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Limanı'na demirleyen ve protestolara neden olan Amerikan USS Wasp gemisi geri dönüşe geçti.</p>

<p>USS Wasp gemisi sabah saatlerinde demir aldı ve kenti terk etti.</p>

<p><strong>10 KİŞİ TUTUKLANMIŞTI</strong><br>
Amerikan gemisinin İzmir'e gelişi kentte tansiyonu yükseltmişti. Türkiye Gençlik Birliği (TGB) ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyeleri kent turuna çıkan Amerikan askerlerine saldırılar gerçekleştirmişti.</p>

<p>Bir Amerikan askerinin kafasına çuval geçiren 10 TGB üyesi tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;#039;nın kıyılarında plastikle mücadele sürüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyanin-kiyilarinda-plastikle-mucadele-suruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyanin-kiyilarinda-plastikle-mucadele-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;da, deniz ve kıyılardaki plastik kirliliğini azaltmak ve bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla yürütülen &quot;Plastiksiz Kıyılar, Plastiksiz Sular&quot; Projesi kapsamında kıyılardaki temizlik çalışmaları sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/antalya_nin_kiyilarinda_plastikle_mucadele_suruyor_h7816_513f9.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalya&amp;039nın, kıyılarında, plastikle, mücadele, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Çevre Eğitim Vakfı'ndan (TÜRÇEV) yapılan açıklamaya göre, Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD), TÜRÇEV ve Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin 2023'te başlattığı projeyle plastik kirlilik konusunda farkındalık yaratmak ve bu sorunu önlemek için günlük yaşamda yapabilecek değişikliklere dikkat çekiliyor.</p>

<p>Bu yıl tek kullanımlık plastiklere odaklanan çalışma, İngiliz pop-rock topluluğu Depeche Mode ve İsveçli saat markası Hublot'nun her yıl dünyada sayılı projeye verdiği hibeyi Türkiye'den almaya hak kazanan ilk proje oldu.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı TURAŞ Tesisleri Lara Halk Plajı'nda 5 Eylül'de projenin son etkinliği yapılacak. Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelecek 20-30 yaş arası 35 gönüllü gençle mavi bayrak ödüllü halk plajlarında dört gün boyunca stantlar kurulacak ve çeşitli programlar yürütülecek.</p>

<p>Etkinliğin ilk gününde, Avrupa Çevre Ajansı'nın "Deniz Çöpleri İzleme Programı" kapsamında sahil ve deniz temizliği yapılacak, toplanan tüm atıklar kategorilerine göre ayrılıp sergilenecek.</p>

<p>Tamamı halka açık ve ücretsiz olacak etkinliklerle tek kullanımlık plastikler konusunda farkındalık yaratılmaya çalışılacak. ﻿</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağrı Dağı&amp;#039;nın eteklerindeki bazı sulak alanlarda kuraklık yaşanıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/agri-daginin-eteklerindeki-bazi-sulak-alanlarda-kuraklik-yasaniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/agri-daginin-eteklerindeki-bazi-sulak-alanlarda-kuraklik-yasaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye&#039;nin en az yağış alan bölgesi Iğdır&#039;daki bazı sulak alanlar kurudu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/agri_dagi_nin_eteklerindeki_bazi_sulak_alanlarda_kuraklik_yasaniyor_h7819_aeea4.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ağrı, Dağı&amp;039nın, eteklerindeki, bazı, sulak, alanlarda, kuraklık, yaşanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklığının 35 derecenin üstünde seyrettiği ve yaz boyunca neredeyse hiç yağış almayan Iğdır'da kuraklık yaşanıyor.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığınca 2022-2023 yıllarında yayımlanan rapora göre, yağışlarda yüzde 40'ın üzerinde eksilmenin yaşandığı kentte bu yıl da yağışsızlık durumu devam ediyor.</p>

<p>Yaşanan kuraklık nedeniyle Ağrı Dağı Milli Parkı'nın eteklerinde bulunan bazı sulak alanlarda ciddi oranda kuruma oluştu.</p>

<p>Kuzeydoğu göç rotasında bulunmasından dolayı birçok kuş türünün ziyaret ettiği sulak alanlar, neredeyse tamamen kurudu.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20240906_35577234.jpg"></p>

<p></p>

<p>Alanlar kuruyunca, buraları kullanan kuş türlerinin çevredeki başka sulak alanlara göçtüğü belirtildi.</p>

<p>Iğdır Üniversitesi Biyoçeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Belkıs Muca Yiğit, Iğdır'ın son 3 yılda en az yağış alan iller arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, Iğdır’ın da içinde yer aldığı birkaç ilde ileri derecede kuraklık görüldüğünü belirten Yiğit, "Yağış oranlarının normalinin yüzde 40'tan daha fazla düştüğü belirtilmiş durumda. 2023 yılı istatistiki verilerine göre Iğdır'ın en az yağış alan il unvanını taşıdığını görüyoruz. 2024 yılında da bu yağışsızlık ve kuraklık durumunun devam edeceğini öngörüyoruz. En doğru bilgileri Bakanlığın 2024 verileriyle yayımlanacak raporda göreceğiz." dedi.</p>

<p>Sulak alanlardaki kuraklığa da değinen Yiğit, "Karasu taşkınlarında özellikle bu sıcaklığın sebep olduğu kuraklığın etkilerini daha net görmekteyiz. Bugünlerde yapılan incelemelerde alandaki suyun çekildiği ve tamamen kuruduğu gözlemlenmekte. Bu durum ağustos ayındaki sıcaklıkların oldukça yüksek seyretmesinden ileri geliyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20240906_35577233.jpg"></p>

<p></p>

<h2>"Bu bölgeler yerel ve göçmen kuşların konaklama, barınma alanları"</h2>

<p>Kuruyan alanların bölgedeki yerel ve göçmen kuş türleri için son derece önemli olduğunu vurgulayan Yiğit, şunları kaydetti:</p>

<p>"Buralar Iğdır için önemli alanlar. Özellikle Ağrı Dağı Milli Parkı'nın eteklerinde olmasından dolayı milli park için önemli su kaynaklarından olma niteliğinde. Bunun ötesinde bu bölgeler yerel ve göçmen kuşların konaklama, barınma alanları. Bu alanlarda yavrulama dönemleri oluyor, hayvanlar için ciddi bir besin kaynağı da aynı zamanda. Özellikle de kıyı kuşları açısından önemli alanlar."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bayraklı&amp;#039;da orman alanları yapılaşmaya açıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bayraklida-orman-alanlari-yapilasmaya-acildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bayraklida-orman-alanlari-yapilasmaya-acildi</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Daha önce Danıştay&#039;ın yürütmeyi durdurma kararı verdiği bu alan, şimdi yeniden yapılaşmaya açılıyor&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/bayrakli_da_orman_alanlari_yapilasmaya_acildi_h7813_45d2b.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bayraklı&amp;039da, orman, alanları, yapılaşmaya, açıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong>'ın imzasıyla Resmî Gazete'de yayımlanan bir kararla, İzmir Bayraklı'da yangınların etkilediği 375 hektarlık alan orman sınırları dışına çıkarıldı. Bu karar,<em> "İzmir İli Bayraklı İlçesi'nde bulunan alanların orman sınırları dışına çıkarılmasına"</em> yönelik olup, daha önce de benzeri girişimlerin Danıştay tarafından durdurulduğu bir bölgeyi kapsıyor.</p>

<p data-kiosked-context-name="kskdUIContext_01j6rxkaszzqfk4497wp3rx1ze" kioskedhash_production="12280_9c1c2032a8668870e082b61e493c4128">Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri <strong>Aykut Akdemir</strong>, aynı alanların geçmişte de ormanlık statüsü dışına çıkarılmaya çalışıldığını belirtti. Akdemir, <em>"Daha önce Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı verdiği bu alan, şimdi yeniden yapılaşmaya açılıyor. TOKİ, bölgeye 3 bin konut inşa etti ve şimdi bu yapılaşma yasalara uygun hale getirilmeye çalışılıyor"</em> dedi.</p>

<p>Bu karar, Bayraklı Şehir Hastanesi gibi önemli yapıların bulunduğu bölgede, 2020 depremi sonrası mahkeme kararı ile iptal edilen yapılaşmanın, yeniden gündeme gelmesiyle dikkat çekiyor. Ayrıca, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın İstanbul, Ankara, Adana, Muğla ve Mersin'de çeşitli arsaları satışa çıkarması da kamuoyunun tepkisini çekiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilimden balık ölümleri açıklaması: Mikrobiyal denge bozuk!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bilimden-balik-oelumleri-aciklamasi-mikrobiyal-denge-bozuk</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bilimden-balik-oelumleri-aciklamasi-mikrobiyal-denge-bozuk</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi&#039;ndeki kirlilik sorununun çözümü için denize karışan tüm su kaynaklarının sürekli ve sıkı şekilde takibini sağlayacak bir sistemin oluşturulması gerektiğine dikkat çekiliyor. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Ersoy Ömeroğlu,&quot;Sadece koku veya görsellik bizim sorunumuz olmamalı çünkü aslında buradaki balıkların ölümündeki ana faktör mikrobiyal dengenin bozulmuş olması&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/bilimden_balik_olumleri_aciklamasi_mikrobiyal_denge_bozuk_h7817_9f6e8.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilimden, balık, ölümleri, açıklaması:, Mikrobiyal, denge, bozuk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kentte 20 Ağustos'ta Bayraklı ilçesi Turan Sahiline ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için çalışmalar devam ediyor.</p>

<p>Hava sıcaklıklarının düşmesi, rüzgarın etkisiyle su sirkülasyonunun artması ve temizlik çalışmalarıyla son günlerde körfez içinde balık ölümlerinin önemli ölçüde azaldığı, kötü koku probleminin ise Karşıyaka ve Bayraklı sahillerinin belli noktalarında devam ettiği görülüyor.</p>

<p>İzmir Körfezi'nde kirlilik nedenleri ve çözüm önerilerine ilişkin görüşlerini paylaşan uzmanlar sorunun kısa vadede çözümünün mümkün görünmediğine, halkın da çalışmalara destek vermesinin önemli olduğuna işaret ediyor.</p>

<p><strong>"Sinyaller veriyordu"</strong><br>
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Ersoy Ömeroğlu, AA muhabirine yüksek lisans döneminden itibaren İzmir Körfezi ile ilgili çalışmalar yürüttüğünü söyledi.</p>

<p>Çevre mikrobiyolojisi ve bakteriyoloji uzmanı Ömeroğlu, doğanın muhteşem bir dengeye sahip olduğunu ve şimdi olduğu gibi insanlara çeşitli sinyaller verdiğini belirtti.</p>

<p>Doğada her faktörün bir eşik değeri olduğunu ve bu eşik değeri aştığı zaman artık önlenemez bir boyuta geldiğini ifade eden Ömeroğlu, "Körfezde çok öncesinden bu yana deniz suyunda zaten bir kırmızılaşma ve hafif koku başlamıştı. Bu, oksijen miktarının azaldığının göstergesiydi." dedi.</p>

<p>Yaşanan balık ölümlerinin, eşik değer aşılmadan önlem alınmasının önemini bir kez daha gösterdiğini aktaran Ömeroğlu, sorun ortaya çıktıktan sonra temizlemek için verilecek çabanın temiz tutmak için verilecek çabadan katbekat fazla olduğuna işaret etti.</p>

<p><strong>"Sadece koku veya görsellik bizim sorunumuz olmamalı"</strong><br>
Körfezin ciddi anlamda mikrobiyal çeşitliliğe sahip olduğunu, sadece balıklar ve planktonlar açısından düşünülmemesi gerektiğini aktaran Ömeroğlu, şu bilgileri verdi:</p>

<p>"Sadece koku veya görsellik bizim sorunumuz olmamalı çünkü aslında buradaki balıkların ölümündeki ana faktör mikrobiyal dengenin bozulmuş olması. Ana faktör buradaki dengeyi sağlamak. Bizim ne yapmamız gerekiyor bu problemleri önlemek için? Denize giriş yapan özellikle fabrikalar ve insanlardan kaynaklanan atıkların önlenmesi ve çok ciddi kontrol altına alınması gerekiyor.</p>

<p>Buraya akan nehirlerin ciddi anlamda kontrollerinin yapılması gerekiyor. Sadece problemle karşılaştığımızda 'oksijen miktarı ne oldu, organik madde miktarı ne oldu' diye sormamalıyız. Bunlar o zaman değil rutin olarak, düzenli olarak yapılıp çok hafif bir artışta ciddi önlemlerin alınması gerekiyor."</p>

<p>Körfez çevresindeki nüfusun artmasının da kirlilik baskısına neden olduğuna işaret eden Ömeroğlu, denizi temiz tutma konusunda farkındalık eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p><strong>"Halkın ve yönetimin birlikte uzun süreli çabasıyla çözülebilir"</strong><br>
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi ve Akdeniz Koruma Derneği Denetleme Kurulu Üyesi Dr. Esra Öztürk Yiğit de söz konusu sorunların temelinde endüstriyel, tarımsal ve evsel atıkların bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Bunların tek başına oksijendeki azalmayı açıklamaya yetmeyebileceğini vurgulayan Yiğit, şöyle konuştu:</p>

<p>"İzmir Körfezi örneğinde, kirlilik ile birlikte sucul ekosistemdeki siyanobakteri olarak bildiğimiz mavi-yeşil bakteri normalin üzerindeki sıcaklığın etkisiyle hızlı ve çok sayıda arttı. Fotosentez yapan bu organizmalar suda bulunan oksijeni tüketti. Bu da sudaki oksijeni kullanan balıkların oksijensizlikten boğularak ölümüne yol açtı. Bu durumda geçici önlemler almak çok mümkün değildir. Aslında suyun tahliyesi ile oksijence zenginleşmesini sağlamak balıklar açısından kısa süreli çözüm olabilir. Bununla birlikte körfeze boşalan tüm atık kaynakların filtreleme sistemlerinin kontrolü, bu süreci biraz belki hafifletebilir ancak sucul ekosistemler, halkın ve yönetimin birlikte uzun süreli çabası ile çözülebilir."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye Çevre Ajansı&amp;#039;ndan temizlik seferberliği</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-cevre-ajansindan-temizlik-seferberligi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-cevre-ajansindan-temizlik-seferberligi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) İstanbul ve İzmir başta olmak üzere 9 bölgede faaliyete aldığı 14 deniz süpürgesiyle deniz kirliliğini azaltmak için kapsamlı temizlik çalışması başlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/turkiye_cevre_ajansi_ndan_temizlik_seferberligi_h7815_7ccfc.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, Çevre, Ajansı&amp;039ndan, temizlik, seferberliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>TÜÇA'dan yapılan açıklamada, İzmir Körfezi’nde yaşanan balık ölümleri ve şehre yayılan kötü kokunun deniz kirliliğini yeniden gündeme getirdiği hatırlatıldı.</p>

<p>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı TÜÇA'nın denizlerdeki atıkların toplanması için kapsamlı bir çalışma başlattığı, bu doğrultuda İstanbul ve İzmir başta olmak üzere 9 farklı bölgede deniz yüzeyini tarayarak temizlik yapan ve toplanan atıkları bertaraf eden 14 deniz süpürgesinin faaliyete alındığı bildirildi.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen TÜÇA Başkanı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, sanayi atıkları, evsel atıklar, atık yönetimin iyi bir şekilde planlanmaması, deniz trafiğinin etkili bir şekilde denetlenmemesi ve vatandaşların bireysel amaçlı deniz kullanımlarına dikkat etmemesi sonucunda ciddi bir deniz kirliliği riskiyle karşı karşıya kalındığını söyledi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı'ndan temizlik seferberliği" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20240829_35509105.jpg"></p>

<p></p>

<p>TÜÇA tarafından deniz kirliliğine yönelik farklı projelerin hayata geçirildiğini, bunlarda birinin de deniz süpürgeleri olduğunu kaydeden Pirinççi, tüm projelerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte çalıştıklarının altını çizdi.</p>

<h2>"Denizle alakası olmayacak atıklar var"</h2>

<p>Deniz süpürgesi olarak tabir edilen deniz yüzeyini temizleme araçlarının 9 bölgede faaliyette olduğunu aktaran Pirinççi, İstanbul'un yanı sıra İzmir Körfezi, Bursa, Bandırma, Erdek, Muğla, Mersin gibi bölgelerde deniz yüzeyi temizleme araçlarının aktif bir şekilde operasyon yürüttüğü bilgisini paylaştı.</p>

<p>Pirinççi, şöyle devam etti:</p>

<p>"Bu araçlar belli bir mekanizmanın harekete geçmesiyle deniz yüzeyini tarıyor, başta çöpler olmak üzere atıkları biriktirip kendi haznesine alarak deniz suyunu tekrar geri bırakıyor. Buradan toplanan çöpler de yine atık merkezlerine götürülüp bertaraf ediliyor. Dolayısıyla deniz yüzeyindeki çöplerin temizlenmesi noktasında etkili bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor."</p>

<p>Deniz süpürgeleri ile toplanan atıkların görenleri şaşırttığından bahseden Pirinççi, bu atıklar arasında plastiklerin fazlalığına ve bebek bezi ve normal şartlarda denizle alakası olmayacak atıkların bulunmasına dikkati çekti.</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un çevre konusundaki hassasiyetine vurgu yapan Pirinççi, TÜÇA olarak her türlü deniz aracını denetlediklerini, denizi kirletenlere cezai yaptırım uyguladıklarını ve farkındalık eğitimleri verdiklerini anlattı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Türkiye Çevre Ajansı'ndan temizlik seferberliği" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20240829_35509110.jpg"></p>

<p></p>

<p>Pirinççi, şunları söyledi:</p>

<p>"Aslında iki amacımız var. Birincisi, krizin etkilerini hızlı bir şekilde ortadan kaldırmak. Çöpse çöpün etkili bir şekilde toplanması, o çöpe neden olan kaynakların ortadan kaldırılması, gerekirse yaptırım uygulanması. İkinci aşamada ise bir daha o deniz kirliliğine neden olan faktörlerin ortaya çıkmaması için gerekli girişimlerde bulunulması."</p>

<h2>Vatandaşlar temizlik çalışmasından memnun</h2>

<p>Açıklamada İstanbul'da deniz süpürgelerinin çalışmalarını gören vatandaşların görüşleri de yer aldı. Ev hanımı Şevkiye Özbay, uygulamanın genişletilmesini isteyerek, "İnsanların bilgilendirilmesini istiyorum. İnsanlar bilinçlendirilse daha güzel olur. Başka böyle güzel bir vatan var mı?" şeklinde konuştu.</p>

<p>Aşçılık yapan Fırat Baş, cezai işlem uygulanmasının önemine işaret ederken öğrenci Melih Kartal, "İnsanlar sürekli denize çöp atıyor. Özellikle Marmara, denize girilmez halde. Bu araçlarla çöpleri topluyorlarmış. Bence güzel bir uygulama. İnşallah insanlar da örnek alır, denizlere çöp atmazlar" dedi.</p>

<p>Emekli Ayşe Karabulut ise "Devlet temizliyor, insanlar da kirletiyor. Allah razı olsun onları yapandan. İnsan tertemiz suya çöp atar mı? O balıklar orada, onlar da canlı. Onlara da zarar" ifadelerini kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Havai fişek gösterileri toprağı ve suyu da kirletiyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/havai-fisek-goesterileri-topragi-ve-suyu-da-kirletiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/havai-fisek-goesterileri-topragi-ve-suyu-da-kirletiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bursa Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar, havai fişek gösterilerinin neden olduğu ağır metal ve kimyasalların toprakta ve suda uzun süre kalarak hem insan hem de çevre sağlığı açısından risk oluşturduğu değerlendirmesinde bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/havai_fisek_gosterileri_topragi_ve_suyu_da_kirletiyor_h7814_2798d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Havai, fişek, gösterileri, toprağı, suyu, kirletiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) geçen yıl 4 Temmuz Bağımsızlık Günü kutlamaları kapsamında Manhattan'daki East River üzerinde yaklaşık 60 bin havai fişek patlatıldı.</p>

<p>New York Üniversitesi Langone Tıp Merkezi ve New York Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan ve 6 Ağustos'ta Journal of Exposure Science & Environmental Epidemiology dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bu gösteride ortaya çıkan hava kirleticilerinin seviyesi, kutlamalardan bir ay önce Kanada'da meydana gelen ve dumanları ABD'nin birçok kentine kadar ulaşan büyük orman yangınları sonrasında bölgede yaşanan kirlilik seviyesini geçti.</p>

<p>Ortalama günlük ince parçacık konsantrasyonu metreküp başına 15 mikrogram olan New York'ta bu sayı Kanada'daki orman yangınlarının yol açtığı kirlilik sırasında 460 mikrograma kadar ulaşırken, bilim insanları havai fişek gösterileri sonrasında yaptıkları araştırmada tehlikeli metallere ve organik bileşiklere ait ufak parçacıkların miktarını metreküp başına 3 bin mikrogram olarak tespit etti.</p>

<p>Diğer büyük şehirlerdeki ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) izleme noktalarından gelen verileri de değerlendiren ekip New York dışında Boston, Philadelphia ve Washington DC'deki kirletici düzeylerinde de artış yaşandığını, 3 ile 12 saat arasında yükselen kirletici düzeylerinin sonrasında baz seviyesine döndüğünü saptadı.</p>

<p>Bölgeden aldıkları su örneklerinde havai fişeklere canlı renk vermek için kullanılan kurşun, nikel ve antimon gibi metallerin seviyelerinde iki kat artış yaşandığını belirleyen araştırma ekibi, daha önce fare ve insan dokusu kullanarak yapılan deneyleri hatırlatarak akciğerlerin bu tür emisyonlara maruz bırakılmasının hücrelere zarar verebilen ve hatta onları öldürebilen oksidasyona neden olabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p></p>

<p><img alt="Havai fişek gösterileri toprağı ve suyu da kirletiyor" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-35484292.jpg"></p>

<p></p>

<h2>"Bu kimyasallar toprakta ve suda yıllarca kalabiliyor"</h2>

<p>Havai fişeklerin neden olduğu kirliliğe ilişkin soruları yanıtlayan Dindar, sevinç ve kutlama için yapılan bu gösterilerin havai fişek yapımında kullanılan çok sayıda kimyasal ve ağır metalin patlaması ve atmosfere zehirli gazların yayılmasıyla sonuçlandığını söyledi.</p>

<p>Ağır metal kirliliğinin insanlar, diğer canlılar hatta toprakta görünmeyen küçük mikroorganizmalar için bile risk oluşturduğunu belirten Dindar, <em>"Havai fişeklerin içinde baryum, stronsiyum, potasyum nitrat ve kükürt gibi kimyasallar bulunur ve bu maddeler toksik olabilir üstelik çevrede birikerek zararlı etkiler yaratabilir. Bu kimyasallar toprakta ve suda yıllarca kalabiliyor örneğin, ağır metaller biyolojik olarak bozunmaz ve ekosistemde birikir.</em></p>

<p><em>Su veya rüzgar aracılığıyla kimyasallar geniş alanlara yayılabilir ve mesela yağmur suyu kimyasalları nehirlere taşıyabilir, rüzgar ise partikülleri atmosferde uzun mesafelere taşıyabilir. Bu yayılma, daha geniş alanlarda toprak ve su kirliliğine yol açabilir, tarım arazileri ve su kaynakları kirlenebilir, bu da gıda zincirine olumsuz etkiler yaratabilir."</em> dedi.</p>

<p>Havai fişeklerin patlatılması sonrası yere düşen kalıntıların içindeki kimyasalların bozulmadan uzun süre suda ve toprakta kaldığını, tarım faaliyetlerinin yapıldığı alanların yakınında bu işlemin süreklilik arz edecek şekilde gerçekleştirilmesi sonucu toprakta biriken ağır metallerin verimlilik kaybına yol açtığını ifade eden Dindar, toprağın yağışlarla birlikte yıkanmasıyla da ağır metallerin yer altı sularına karıştığını, başka sulara taşındığını ya da direkt bir su kaynağı üzerindeyse orayı kirlettiğini kaydetti.</p>

<p>Havai fişek gösterileri esnasında duman ve is bulutu ortaya çıktığını, tuhaf bir gaz kokusunun etrafa yayıldığını anlatan Dindar, şöyle devam etti:</p>

<p><em>"Bu aslında bizim hava kirliliği açısından dengeyi bozan bir faaliyet olduğunu anlamamız için bile yeterli. Havai fişekler bir taraftan havayı kirletiyor bir taraftan da sebep olduğu gürültü ve gözükmesi açısından da gece yapıldığı için maalesef aşırı derecede ışık kirliliğine neden oluyor yani bir anda büyük bir gürültü ve ışık kaynağı ortaya çıkıyor.</em></p>

<p><em>Hayvanlar açısından özellikle kuşları strese sokuyor, maalesef ölümlerine sebep olabiliyor ya da korkan, panikleyen hayvanlar farkında olmadan bir yerlere çarpıyorlar, o şekilde kaçarken de can kaybı söz konusu olabiliyor. Çok uzun süre havai fişek gösterimi devam ederse orada bulunan belki göç yolunda olan hayvanlar bile olumsuz etkilenebiliyor. Aslında ilk önce kuşların ve uçan canlıların ölümle sonuçlanmasına varacak boyutta ekosisteme büyük bir zararı var."</em></p>

<h2>Havai fişekler orman yangınlarına neden olabiliyor</h2>

<p>Havai fişeklerin patlatılmasıyla küçük kıvılcımlar halinde aşağıya düşen parçaların ormanlık alanlarda yangınlara sebep olabileceği uyarısında bulunan Dindar, havai fişeklerin düzgün patlatılamadığı, istenilen yüksekliğe çıkamadığı durumlarda da ağaçların, evlerin ve elektrik tellerinin tutuşarak yangınlara neden olabileceğine dikkati çekti.</p>

<p>Havai fişek gösterilerinin görsel olarak insanların hoşuna giden bir eğlence aracı olmasına rağmen çevresel açıdan hoş sonuçlar doğurmayan bir faaliyet olduğunun altını çizen Dindar, <em>"Siz havai fişek patlatılan bir yerin çok yakın bir tarafında duruyorsanız sürekli o patlamadan sonraki tozu dumanı soluduğunuzda solunum yollarınızda da sıkıntılar olmaya başlayabiliyor. Mesela nefes alıp vermekte güçlük çekebiliyorsunuz, boğazınız yanabiliyor, öksürük, tahriş gibi durumlar olabiliyor.</em></p>

<p><em>Havai fişeklerin neden olduğu kirlilik de astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarını tetikleyebilir. Ayrıca gürültü kirliliği strese, işitme kaybına ve uykusuzluğa neden olabilir. Bir taraftan da havai fişek çok yüksek sıcaklıkta patlıyor. Çok yakınında durduğunuz zaman yanıklara sebep olabiliyor mesela üstünüz başınız yanabilir, saçınız tutuşabilir."</em> diye konuştu.</p>

<p>Havai fişek kullanımının önüne geçmek için çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilinçlendirme çalışmaları yapılabileceğine, havai fişek kullanımının kısıtlanması noktasında da sıkı düzenlemeler ve yasaklamaların hayata geçirilebileceğine değinen Dindar, lazer, ışık ve dron gösterileri ile hem herhangi bir kimyasal ortaya çıkarmadan hem de insan sağlığını tehdit etmeden görsel eğlenceler yapılabileceğini vurguladı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşte Körfez&amp;#039;de balık tutmanın bedeli!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iste-koerfezde-balik-tutmanin-bedeli</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iste-koerfezde-balik-tutmanin-bedeli</guid>
<description><![CDATA[ Kirliliğiyle gündemden düşmeyen İzmir Körfezi’nde amatör balıkçıların hala olta ile balık tutması endişe yarattı. Körfezde balık tutmanın 2 bin 620 lira, tutulan balığı satmanın ise 26 bin 242 lira cezası bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/iste_korfez_de_balik_tutmanin_bedeli_h7812_1872e.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İşte, Körfez&amp;039de, balık, tutmanın, bedeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Körfezi'ndeki kirlilik ve balık ölümleri sonrası gündeme gelen halk sağlığı sorununa ilişkin bilim insanları ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay uyarıda bulunarak, İzmirlilerin iç körfez balık tutmaması ve tüketmemesi gerektiğini belirtti. Öte yandan bölgede balık tutmanın yasak ve idari para cezasının olduğu da öğrenildi. Bostanlı Sazburnu ile Üçkuyular Vapur İskelesi arasındaki hatta balıkçılık yasak. 14.04.1982 tarihinde İl Hıfzıssıhha Kurulu Kararı ile belirtilen bölgede her türlü deniz ürünlerinin avcılığı yasak. Amatör balıkçılara kolluk kuvvetlerince mevzuata aykırı faaliyetlerine 2 bin 620 lira, ürünleri sattıları tespit edilirse, 26 bin 242 lira idari para cezası uygulandığı belirtildi.</p>

<p><strong>'MİDYE TÜKETMEYİN'</strong><br>
Balık ölümleriyle ilgili yapılan ilk değerlendirmede, deniz suyu sıcaklığının yüksek seyretmesinin alg patlamalarına neden olduğu, deniz suyundaki oksijen seviyesinin düşmesi sonucu balık ölümlerinin gerçekleşmiş olabileceği belirtildi. Tarım il Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre ölü balıkların otopsisinde kimyasal maddeye rastlanmadı. Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Prof. Dr. Esin Suzer, plankton patlamasının kirli denizlerde gerçekleştiğine dikkat çekerek, "İç körfezden toplanan balık, midye tüketilmemesini tavsiye ediyoruz" dedi. İç körfezde denize girilmemesi gerektiğini de aktaran Prof. Dr. Suzer, "Su örneği alınan bölgelerde bakteri türleri ürüyorsa burada denize girilmemesi ve balık avlanmaması gerekiyor" dedi.</p>

<p><strong>CEMİL TUGAY UYARDI: İÇ KÖRFEZDEN TUTULAN BALIKLAR YENMEMELİ</strong><br>
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay yaptığı açıklamada, "Özellikle insan sağlığıyla ilgili bir mikrop türü yok ama bu kirliliği gidermezsek tabii ki ileride bunları da yaşayabiliriz. Onun için bir an önce gerekeni yapmamız gerekiyor. Ama her türlü olasılığı dikkate alarak özellikle iç körfezden tutulan balıkların yenmesini ya da tutulmasını tavsiye etmiyorum" dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gölbaşı Gölü&amp;#039;nde nilüfer istilası: &amp;quot;Ne balık ne kuş kaldı&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/goelbasi-goelunde-nilufer-istilasi-ne-balik-ne-kus-kaldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/goelbasi-goelunde-nilufer-istilasi-ne-balik-ne-kus-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;ın Kırıkhan ilçesindeki Gölbaşı Gölü, yüzeye çıkan nilüferler nedeniyle yeşile büründü. Adalar-Gölbaşı Mahallesi Muhtarı Kemal Kangal, &quot;Gölün neredeyse tamamını nilüferler kaplamış durumda. Göl, nilüfer çiçekleri nedeniyle oksijen üretmiyor hale geldi. Eskiden burada balık avlanıyordu. Şimdi ne balık ne kuş kaldı&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/golbasi_golu_nde_nilufer_istilasi_ne_balik_ne_kus_kaldi_h7811_f944e.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gölbaşı, Gölü&amp;039nde, nilüfer, istilası:, Ne, balık, kuş, kaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Adalar-Gölbaşı Mahallesi sınırında yer alan ve 1960'lı yıllarda kurutulan Amik Gölü'nün kaynağı olarak bilinen Gölbaşı Gölü, manzarası, zengin florası ve faunasıyla dikkati çekiyor.'Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan' olarak tescillenen göl, özellikle yaz aylarında sayıları artan su sümbülleri ve nilüfer çiçekleriyle farklı bir görünüme kavuşuyor.Nilüferler, Asi Nehri’nde görülen ve istilacı bir tür olarak bilinen bitkiler olarak dikkat çekiyor.Gölde nilüferlerin üzerindeki plastik atıklar da çirkin görüntü oluşturuyor.Bazı çocuklar, gölü adeta 'işgal eden' ve yeşile boyayan nilüferlerin arasında serinlemek için yüzüyor.</p>

<p><strong>"GÖLÜN TEMİZLENMESİ LAZIM"</strong></p>

<p>Adalar-Gölbaşı Mahallesi Muhtarı Kemal Kangal, bölgedeki doğal yaşamı ve sulak alanın ekosistemini etkileyebilecek potansiyele sahip nilüferlerin kontrol altına alınması çağrısında bulundu.Muhtar Kangal, "Göl yaklaşık 8 bin dönüme yakın maalesef 7 bin 500 dönümünü nilüferler kaplamış durumda. Nilüfer çiçekleri nedeniyle oksijen üretmiyor hale geldi. Eskiden burada balık avlanıyordu. Şimdi ne balık ne kuş kaldı. Hepsini resmen yok etti. Biz bir an önce buranın temizlemesini istiyoruz. Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Daha önce de geldiler bakanlıktan da bir ekip geldi. Bir an önce çözümünü istiyoruz" dedi.Muhtar Kangal, göldeki kirlilik nedeniyle yoğun sinek ürediğini, bu durumun da ilaçlanmasına rağmen çözülemediğini ve çevreye ciddi rahatsızlık yaşattığını anlattı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz&amp;#039;deki deniz suyu sıcaklığı canlı yaşamını olumsuz etkiliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/akdenizdeki-deniz-suyu-sicakligi-canli-yasamini-olumsuz-etkiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/akdenizdeki-deniz-suyu-sicakligi-canli-yasamini-olumsuz-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, son dönemde Akdeniz&#039;deki yüksek deniz suyu sıcaklığının bazı deniz canlılarını yok ettiğini ve yerli tür popülasyonunun azalarak kıyılarda Kızıldeniz türlerinin hakim olmaya başladığını açıkladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/akdeniz_deki_deniz_suyu_sicakligi_canli_yasamini_olumsuz_etkiliyor_h7810_0f84d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akdeniz&amp;039deki, deniz, suyu, sıcaklığı, canlı, yaşamını, olumsuz, etkiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, küresel ısınmanın etkisiyle Akdeniz'de deniz suyu sıcaklığının giderek yükseldiğini söyledi.</p>

<p>Antalya'da mevcut durumda deniz suyu sıcaklığının 31-32 derece arasında seyrettiğini belirten Gökoğlu, "Geçen yıl 31 derece civarında ölçülmüştü ama bu sene çok erken yükseldi. Temmuz ayında 32 dereceyi bulduğu dönemler oldu. Akdeniz için bu sıcaklık çok yüksek. Deniz suyundaki bu yükselme Akdeniz'in giderek tropikalleştiğini gösteriyor. Kış aylarının sıcak geçmesi, ani yağışlar ve fırtınalarla iklimde değişiklik olduğunu görüyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"Kızıldeniz'in türleri kıyısal alanlarda hakim olmaya başlıyor"</h2>

<p>Gökoğlu, bu sıcaklık artışının deniz içerisindeki tüm canlılar için risk oluşturduğunu ve bazı türlerin yok olabileceğini söyledi.</p>

<p>Bölgedeki balık türlerinde değişim görüldüğüne değinen Gökoğlu, şöyle konuştu:</p>

<p>"Yüksek sıcaklık kıyısal alanlarda, sığ sularda bazı canlıların yok olmasına sebep olabilir. Sıcaklık birçok yerli türümüzün popülasyonunun azalmasına sebep oldu. Örneğin kıyılarımızda forskali barbunu görülmeye başlandı. Kızıldeniz'in türleri kıyısal alanlarda hakim olmaya başlıyor. İsparinin, mırmırın yerini Kızıldeniz'den gelen çizgili gırt gırt balığı almaya başladı. Mercan balıklarının yerini kılkuyruk mercan aldı. Buna benzer değişimler gözlemliyoruz. Eskiden oltamızı attığımızda ispari, mercan yakalardık şimdi aynı alanlarda balon balıkları, kılkuyruk mercan gibi Kızıldeniz türleri yakalıyoruz."</p>

<h2>"Yüksek sıcak Posedonya çayırlarını öldürüyor"</h2>

<p>Gökoğlu ayrıca, Akdeniz Havzası'ndaki deniz çayırı Posedonyaların da ciddi zarar gördüğüne dikkati çekti.</p>

<p>Posedonya çayırlarının Akdeniz'in Amazon ormanları olduğunun vurgulayan Gökoğlu, "Kıyılardaki Posedonya çayırlarının ölmeye başladığını görüyoruz. Yüksek sıcak Posedonya çayırlarını öldürüyor. Tabii bunda kirliliğin de etkisi var ama Posedonya çayırları yok olmaya başladı. Bu çayırlar birçok canlının besinini oluşturduğu gibi balıkların yumurta bırakabileceği, balık yavrularının girip saklandığı, beslenebildiği ortamlardır. Denizlere <a href="https://www.trthaber.com/etiket/oksijen/" target="_blank">oksijen</a> verir. Bu ortamı yok ederseniz diğer canlılar olumsuz etkilenir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gökoğlu, öncelikle küresel ısınmanın önlenmesi, fosil yakıtlardan vazgeçilmesi, ısınmayı önleyen ormanlık alanların kaybının önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Denizlere daha çok su verilmesi gerektiğinin altını çizen Gökoğlu, şunları kaydetti:</p>

<p>"Akarsuları denize ulaştırmamız lazım. Akarsulara barajlar yapıldı, bunlar kaldırılsın demiyoruz ama bunlardan daha fazla faydalanmamız lazım. Nehirlerin çok temiz akması ve denize çok daha fazla su vermemiz gerekiyor. Vahşi sulamadan vazgeçmeli, kirliliği durdurmalıyız. Bu durumda kirlilik de önemli bir etken. Türkiye bu tedbirlerle Akdeniz çanağında öncülük edebilir. Çünkü küresel ısınmadan en çok etkilenen yer Türkiye'nin bulunduğu bölge. Doğu Akdeniz küresel ısınmadan nasibini en çok alan yer. Biyoçeşitlilik de en çok burada değişmeye başladı."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakanlıktan İzmir Körfezi&amp;#039;ndeki balık ölümlerine ilişkin inceleme</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bakanliktan-izmir-koerfezindeki-balik-oelumlerine-iliskin-inceleme</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bakanliktan-izmir-koerfezindeki-balik-oelumlerine-iliskin-inceleme</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri, İzmir Körfezi&#039;nde meydana gelen balık ölümlerine ilişkin inceleme başlattı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, ilk değerlendirmelere göre balık ölümlerinin sudaki kirlilik nedeniyle oksijen seviyesinin yetersiz olmasından kaynaklandığı belirtildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/bakanliktan_izmir_korfezi_ndeki_balik_olumlerine_iliskin_inceleme_h7809_5b76a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bakanlıktan, İzmir, Körfezi&amp;039ndeki, balık, ölümlerine, ilişkin, inceleme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p data-kiosked-context-name="kskdUIContext_01j66nybvjgdyzby6tj9nnpdmn" kioskedhash_production="12280_593f868cccced742065cbb94c4c1d833">Bakanlıktan yapılan açıklamada, balık ölümlerinin gerçekleştiği bölge ve Körfez açıklarından deniz suyu numuneleri alındığı aktarıldı. Numunelerin yetkili laboratuvar tarafından incelendiği bilgisine yer verilen açıklamada, ilk değerlendirmelere göre balık ölümlerinin sudaki kirlilik nedeniyle oksijen seviyesinin yetersiz olmasından kaynaklandığı belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, daha ayrıntılı inceleme için bölgeye Deniz İzleme Gemisi ile Mobil Su ve Atıksu Laboratuvarı gönderildiği, körfeze deşarj olan 7 dereyle atık su kaynaklarında denetimler yapılacağı bildirildi. Yaşanan kirlilikle mücadele için sorumlu yerel yönetimlerin bakanlık tarafından uyarıldığı ifade edilen açıklamada, gelişmelerin yakından ve hassasiyetle takip edildiği vurgulandı.</p>

<p>Öte yandan, Tübitak Marmara Araştırma Gemisi, Denizlerde Bütünleşik İzleme Programı (DEN-İZ) kapsamında İzmir Körfezi'nde araştırmalar yapacak. Körfezde belirlenen noktalardaki çeşitli derinliklerden deniz suyu numuneleri alacak gemideki bilim ekibi, sudaki fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mikrobiyolojik kaliteyi ölçecek.</p>

<h3>"Kurum: Çocuklarımıza berrak bir gelecek bırakmak zorundayız"</h3>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da İzmir Körfezi'ndeki balık ölümleriyle ilgili açıklamada bulundu. Murat Kurum, sosyal medya hesabından (X) yaptığı açıklamada şu ifadelerde bulundu:</p>

<p><em>"Bu memleket bizim. Çocuklarımıza berrak bir gelecek bırakmak zorundayız. Bu konuda herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli." </em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Körfezde tablo ağırlaşıyor: Her yer ölü balık!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/koerfezde-tablo-agirlasiyor-her-yer-oelu-balik</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/koerfezde-tablo-agirlasiyor-her-yer-oelu-balik</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi’nde deniz suyundaki oksijen seviyesinin düşmesi sonucu balık ölümleri hızla artıyor. Gece saatlerinde ölü balıklar körfezin çeşitli noktalarına vurdu. Kötü koku yaşamı olumsuz etkilerken vatandaşlar körfezin temizlenmesi konusunda yetkililere çağrıda bulundu. Ölü balıkların temizlenmesi ile ilgili olarak ise çalışmalar başladı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/korfezde_tablo_agirlasiyor_her_yer_olu_balik_h7808_58042.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Körfezde, tablo, ağırlaşıyor:, Her, yer, ölü, balık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> İzmir Körfezi’nde meydana gelen balık ölümleri vatandaşları tedirgin ediyor.</p>

<p>Büyükşehir Belediyesi ile Çevre, Şehircilik ve İkilim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamalarda meydana gelen ölümlerin alg patlaması ve oksijen yetersizliği sebebiyle meydana geldiği belirtilirken gece saatlerinde körfezin çeşitli noktalarında daha fazla balık ölüsü vurdu.</p>

<p>Özellikle Karşıyaka ve Bayraklı sahilleri durumdan etkileniyor. Sahil bandının çeşitli bölümlerine vuran balıklar halk sağılığı açısından da sorunlar yaratıyor. Oluşan kötü koku sebebiyle vatandaşlar ölü balıkların sahilden temizlenmesi konusunda yetkililere çağrılarda bulundu.</p>

<p>Sabah saatlerinde ise ölü balıkların toplanması ile ilgili çalışmalar başladı.</p>

<p><em><strong>Kaynak: EGEDESONSÖZ</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir ve Attika&amp;#039;da orman yangınları: Çevresel felaketler sınır tanımıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-ve-attikada-orman-yanginlari-cevresel-felaketler-sinir-tanimiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-ve-attikada-orman-yanginlari-cevresel-felaketler-sinir-tanimiyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir ve Attika&#039;da çıkan orman yangınları nedeniyle açıklama yayımlayan “Kazma Bırak Kampanyası” &quot;Çevresel felaketler sınır tanımıyor&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/izmir_ve_attika_da_orman_yanginlari_cevresel_felaketler_sinir_tanimiyor_h7807_70693.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Attika&amp;039da, orman, yangınları:, Çevresel, felaketler, sınır, tanımıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>“Kazma Bırak Kampanyası” İzmir ve Attika'da yaşanan orman yangınlarına ilişkin açıklama yayımladı.</p>

<p>Her yangının büyük bir felakete dönüştüğü vurgulanan açıklamada “Yangınlar yönetilemez hale gelmeden önce kontrol altına almaya yetecek miktarda yangın söndürme kaynaklarının devreye alınması gerekir" denildi.</p>

<p><strong>Açıklamada şu vurgular öne çıktı:</strong></p>

<p>“İzmir’de geniş orman alanları yok oldu, bir başka büyük Akdeniz şehrini daha yüksek sıcaklıklara, kötüleşen hava kalitesine ve bölgede yaşayanları kötüleşen yaşam koşullarına karşı daha da savunmasız bıraktı.</p>

<p>Birkaç gün önce, alevlerin yaklaşık 100.000 hektar ormanı tahrip ettikten sonra şehre ulaştığı Atina'nın dış mahallelerinde de benzer bir süreç yaşandı.</p>

<p>Her iki durumda da Avrupa'nın ve dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi artan sıcaklıklar ve iklim değişikliğiyle ilişkili aşırı hava olayları orman yangınlarının daha hızlı yayılmasına ve bunlarla mücadelenin daha zor hale gelmesine katkıda bulunuyor. Ancak hiçbir yangın büyük bir felakete dönüşmeden önce, erken aşamalarında kontrol edilemez değildir. Yangınlar yönetilemez hale gelmeden önce kontrol altına almaya yetecek miktarda yangın söndürme kaynaklarının devreye alınması gerekir.</p>

<p>Son yıllarda hem Türkiye'de hem de Yunanistan'da, sağlık ve eğitimden orman ve çevre korumaya kadar refah devletinin tüm alanlarında trajik sonuçlar doğuran kesintiler yapıldı. Her iki hükümetin de çevreye karşı duyarsızlığının en bariz kanıtı, hem yangınları önleyen ormancılık hizmetleri hem de yangınlarla mücadele eden itfaiye hizmetleri için ayrılan fonlardaki kesintidir. Bu arada, bu politikaları yürürlüğe koyan hükümetler suçu kendileri hariç. herkese ve her şeye atıyorlar. Zorlu koşulları, rüzgarları, kuraklığı ve yangınları başlatan kayıtsız vatandaşları suçluyorlar, ancak kendi sorumluluklarını asla kabul etmiyorlar.</p>

<p>Türkiye'de yaşanılan felaketler karşısında acı çeken herkese dayanışmamızı iletiyoruz!”</p>

<h3>KAZMA BIRAK KAMPANYASI NEDİR?</h3>

<p>Μας Σκάβουν το Λάκκο - <a href="https://www.kazmabirak.org/imzalar" rel="nofollow" target="_blank">Kazma Bırak kampanyası</a> Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de fosil yakıt arama çalışmalarına karşı, Eylül 2020'de başlatılmıştır. “Barış ve iklim adaleti” vurgusuyla çağrı metni yayımlanmış, kampanya başta Yunanistan, Kıbrıs ve Türkiye olmak üzere 73 imzacı ekoloji ve çevre örgütü tarafından sahiplenilmiştir.<strong> </strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tekirdağ&amp;#039;da geri dönüşüm tesisinde yangın; müdahale devam ediyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tekirdagda-geri-doenusum-tesisinde-yangin-mudahale-devam-ediyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tekirdagda-geri-doenusum-tesisinde-yangin-mudahale-devam-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Alınan bilgiye göre, Veliköy Mahallesi&#039;nde yer alan plastik geri dönüşüm tesisinde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/tekirdag_da_geri_donusum_tesisinde_yangin_mudahale_devam_ediyor_h7806_ecea4.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tekirdağ&amp;039da, geri, dönüşüm, tesisinde, yangın, müdahale, devam, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Haber verilmesi üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Alevlerin çevredeki binalara sıçramaması için önlem alan ekipler, yangının kontrol altına alınabilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye son 53 yılın en sıcak Temmuz’unu yaşadı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-son-53-yilin-en-sicak-temmuzunu-yasadi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-son-53-yilin-en-sicak-temmuzunu-yasadi</guid>
<description><![CDATA[ Bakan Murat Kurum, Meteoroloji Genel Müdürlüğü&#039;nün verilerini paylaşarak Temmuz 2024&#039;ün Türkiye&#039;nin son 53 yılda yaşadığı en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçtiğini duyurdu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/turkiye_son_53_yilin_en_sicak_temmuzunu_yasadi_h7804_994e3.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, son, yılın, sıcak, Temmuz’unu, yaşadı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Meteoroloji Genel Müdürlüğü</strong> (MGM) verilerine göre Türkiye son 53 yılın en sıcak Temmuz ayını yaşadı. En sıcak Temmuz’u, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı <strong>Murat Kurum</strong> duyurdu.</p>

<p>Kurum’un açıkladığı MGM verilerine göre en yüksek sıcaklık 45.9°C ile <strong>Cizre</strong>’de ölçülürken, en düşük sıcaklık 5.2°C ile <strong>Erzurum</strong>’da kayıtlara geçti.</p>

<p>Ek olarak gelecek hafta (19-25 Ağustos) Pazartesi gününden itibaren de hava sıcaklıklarının artmaya devam edeceğini duyuran Kurum, “Bu nedenle vatandaşlarımızdan daha tedbirli olmalarını rica ediyorum” dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 19 Ağustos Pazartesi günüyle ilgili açıklamasındaki uyarı ise şöyle:</p>

<p>“Kronik rahatsızlığı olanlar, yaşlılar ve çocuklar başta olmak üzere vatandaşlar 11.00-16.00 saatleri arasında açık alanda bulunmamalı ve tedbirli olunmalı.”</p>

<h4>Neden sürekli en sıcak ay rekorları kırıyoruz?</h4>

<p>Geçtiğimiz ay (Temmuz 2024) Dünya’nın da kayıtlara geçen en sıcak Temmuz ayı oldu. Temmuz’da da rekor kaydedilmesiyle aylık küresel sıcaklıklar serisi 14. aya ulaştı.</p>

<p>NOAA’nın <strong>Ulusal Çevre Enformasyon Merkezleri’</strong>nden (NCEI) alınan verilere ve bilim insanlarına göre, Temmuz ayında dünyanın deniz yüzeyi sıcaklıkları kayıtlara geçen en sıcak <strong>ikinci ay</strong> oldu ve art arda rekor kıran 15 aylık bir seriye son verdi.</p>

<p><strong>Avrupa Birliği </strong>tarafından finanse edilen<strong> Copernicus İklim Değişikliği Servisi</strong>’nin son verilerine göre de geçen 2024 Mayıs’ı, küresel olarak en sıcak mayıs ayı olmuştu. Peki neden sürekli en sıcak ay rekorlarını kırıyoruz?</p>

<p>Copernicus Direktörü <strong>Carlo Buontempo</strong>‘nun bu soruya iyi bir yanıtı var:</p>

<p>“12 aydır ulaştığımız rekor seviye şok edici ancak şaşırtıcı değil.”</p>

<p>Buontempo, atmosferdeki <strong>sera gazı konsantrasyonu</strong>na yönelik adım atılmazsa bu sıcaklıkları ‘<strong>nispeten soğuk</strong>’ olarak anacağımızı söylüyor. Ancak görünürde rekor sıcaklık değerlerini tersine çevirecek bir iklim planı yok.</p>

<p>Dünya genelinde<strong> fosil yakıtları</strong> tüketmeye devam eden, bu yakıtları finanse etmeyi sürdüren hükümetler, kurumlar ve finansman araçları olduğu sürece iklim krizinin etkileri azaltılmak yerine artırılıyor.</p>

<p>Küresel bir sorun olan iklim krizine karşı çözüm, yine bu fosil yakıtları küresel olarak kullanmayı durdurmak, ormansızlaşmayı azaltmak ve üretilen karbon emisyonunun en aza indirerek birçok hükümetin çeşitli tarihlerde taahhüt ettiği net sıfır hedefine doğru önemli adımlar atmak.</p>

<p>Uzmanlar iklim krizinin etkilerini artıran fosil yakıt kaynaklı enerjinin yerine sürdürülebilir ve yenilenebilir enerjilere <strong>adil</strong> bir şekilde <strong>geçiş</strong>in gerçekleştirilmesi gerektiğini söylüyor. Bunun için dünya çapında iklim eylemleri yapılmaya, yurttaşlar yaşam hakkını savunmaya devam ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ege Bölgesi&amp;#039;nde acı bilanço: Son 10 yılda Yalova büyüklüğünde alan yandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ege-boelgesinde-aci-bilanco-son-10-yilda-yalova-buyuklugunde-alan-yandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ege-boelgesinde-aci-bilanco-son-10-yilda-yalova-buyuklugunde-alan-yandi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Eşen, iklim değişikliği ile kuraklığın daha sık ve şiddetli meydana gelmeye başladığını, buna bağlı olarak da orman yangınlarında büyük bir artış olduğunu belirterek, &quot;Ege Bölgesi&#039;nde, son 10 yılda yaklaşık 6 bin 900 tane orman yangını çıkmış. Son 10 yılda Ege Bölgesi&#039;nde, yüz ölçümü yaklaşık 850 kilometrekare olan Yalova büyüklüğünde alanımız yandı&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/ege_bolgesi_nde_aci_bilanco_son_10_yilda_yalova_buyuklugunde_alan_yandi_h7805_a03aa.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ege, Bölgesi&amp;039nde, acı, bilanço:, Son, yılda, Yalova, büyüklüğünde, alan, yandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliği etkisiyle bölgesel ve küresel çapta çıkan büyük orman yangınlarının günlerce devam etmesi ekolojik, ekonomik ve sosyal açıdan büyük zarara neden oluyor. Böylece orman yangınlarının önlenmesi ve ormanın özelliklerine bağlı olarak yangın riskinin bilinmesi önemli bir hal alıyor. İklim değişikliği ile kuraklığın daha sık ve şiddetli meydana gelmeye başladığını, buna bağlı olarak da orman yangınlarında büyük bir artış olduğunu söyleyen İKÇÜ Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Eşen, "Yüzde 30-40'larda olan bağıl nem, şu anda yüzde 7-8'lere kadar düştü. Bu durum ise aşırı kuraklığa ve ormanlardaki yanıcı maddenin kolaylıkla tutuşmasına sebep oluyor. Buna bağlı olarak yangının çıkma ve yangın çıktığı zaman rüzgar nedeniyle şiddetinin artma riski fazla oluyor. Ormanların küçük bir kısmı yıldırım gibi doğal sebeplerden çıkıyor. Geri kalan kısmı tamamen insan faktörlü. Kasıt düşük bir oran olmak üzere dikkatsizlik, ihmalkarlık ve benzeri gibi etkenler yangına sebep oluyor. Ege Bölgesi'nde, son 10 yılda yaklaşık 6 bin 900 tane orman yangını çıkmış. Bu da Türkiye'de çıkan orman yangınlarının yüzde 25'inden fazlasını oluşturuyor. 6 bin 900 yangında 75 bin hektarlık bir alanımız etkilendi. Diğer bir deyişle son 10 yılda Ege Bölgesi'nde, yüz ölçümü yaklaşık 850 kilometrekare olan Yalova büyüklüğünde alanımız yandı" dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.egepostasi.com/content/news_detail/_96624.jpg"></p>

<p><strong>'ORMAN YANGINLARI ARTIK OLAĞAN HALE GELECEK'</strong></p>

<p>İzmir'de son 10 yılda bin 600 tane yangının yaklaşık 14 bin hektar alanı etkilediğini belirten Prof. Dr. Eşen, "Yaklaşık İzmir'in Çiğli ilçesi yüz ölçümü kadar bir alanın etkilendiğini söyleyebiliriz. Ancak İzmir'de yangın başına düşen yanan alan miktarı diğer illerde çıkan yangın başına düşen alanlardan yüzde 30 daha az. Bu da özellikle Orman Bölge Müdürlüğü'nün oldukça iyi çalıştığını gösteriyor. Orman yangınıyla mücadelenin önleme ve söndürme olmak üzere iki ayağı var. Orman yangınlarını en etkili ve düşük maliyetli şekilde önlemeyi etkin şekilde gerçekleştirmek gerekiyor. Ormanlarda bakım müdahaleleriyle yanıcı maddeyi azaltmak önlemlerden bir tanesi. Ayrıca erken uyarı da yangının önüne geçebilmek için önemli bir etken. Yangına karşı hassas olan alanlardaki orman bölge müdürlükleri uzman, teknik ve yangın söndürme ekiplerini güçlendirebiliriz. Orman Genel Müdürlüğü'nün yanında, tüm kamu kurumları hatta özel kurumlar dahil olmak üzere topyekun bir iş birliğine gitmemiz gerekir. Çünkü bu gidişat önümüzdeki yıllarda orman yangınlarının daha da artacağını gösteriyor. Bu orman yangınları artık olağan dışı değil, olağan hale gelecek. Bunlarla mücadele etmeye giderek daha artan düzeylerde devam edeceğiz" diye konuştu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.egepostasi.com/content/news_detail/_96624%20(4).jpg"></p>

<p><strong>'ORMAN YANGINLARI HAYATIMIZIN BİR PARÇASI OLACAK'</strong></p>

<p>Ege Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi'ndeki gibi yangına hassas bölgelerde tüm kamuoyunun eğitilmesi gerektiğini ve bir yangın okuryazarlığı oluşturulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Eşen, "Önümüzdeki dönemlerde orman yangınları hayatımızın bir parçası olacak. Ayrıca ormanları kuraklığa ve yangına dirençli hale getirilmesi gerekiyor. Örneğin, bizim ormanlarımızda oldukça fazla yer alan kızılçam ağaçları yangına uyum sağlamış, on binlerce yıldır burada olan doğal bir türümüz. Dolayısıyla kızılçamı da bu coğrafyada yangına dirençli bir tür olarak da düşünmemiz doğru olur" dedi.</p>

<p><strong>'ORMAN YANGINLARINDA TEKNOLOJİ KULLANIMI ÖNEMLİ BİR KONU'</strong></p>

<p>Orman yangınları konusunun son dönemde ülkenin büyük bir problemi olduğunu söyleyen İKÇÜ Orman Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Remzi Eker de "Durum gerçekten vahim bir hale geldi. Bu kapsamda orman yangınlarında teknoloji kullanımı önemli bir konu. Ormanlarımızın yangın riski ve yangın tehlikesi açısından durumunun ortaya konması gerekiyor ve bunun için çeşitli teknolojiler kullanılabilir. Coğrafi bilgi sistemleri yöntemleri uzaktan algılama teknolojileriyle entegre ederek yanıcı madde sınıflaması, yanıcı madde miktarı ve yanıcı maddenin nem içeriğinin belirlenmesine yönelik çeşitli çalışmalar yapılıyor. Uzaktan algılama yöntemiyle, temas olmadan uzaktan obje hakkında bilgi çıkarma yöntemini kullanabiliyoruz" dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.egepostasi.com/content/news_detail/_96624%20(3).jpg"></p>

<p><strong>'HARİTALAMA ÇALIŞMALARI YAPIYORUZ'</strong></p>

<p>Yerli uydular kullanarak yangınlarla ilgili bilgi toplayabildiklerini belirten Dr. Remzi Eker, "Bu teknolojilere entegre ederek yangın meydana gelmeden önce orman alanımızdaki yanıcı madde miktarımız nedir? Yanıcı maddenin durumu nedir ve yangın riski açısından durumu nedir? Detaylı bir şekilde ortaya konulması lazım. Son dönemde özellikle İzmir Orman Bölge Müdürlüğü ölçeğinde yangın duyarlılığı için haritalama çalışmaları yapıyoruz. Çalışmalar, İzmir'de Orman Bölge Müdürlüğü içerisindeki ormanların yüzde 80'inin yüksek derecede yangına duyarlı olduğunu ortaya koyuyor. Yaptığımız çalışmalardan bir tanesi ise ülke ölçeğinde ormanlık alanlarda potansiyel yanma şiddetinin haritalanmasına yönelik ve bu çalışma ile ülkemiz ormanlarının yüzde 40'ının yangın meydana geldiği zaman oradaki alanın orta ve yüksek şiddetli şekilde yanma potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Bunların da önemli bir bölümünün de Ege ve Akdeniz bölgesi kırsalından ya da kıyı kesimlerinde ormanlık alanlarında meydana gelebileceğini potansiyel olarak çalışmalarda görebiliyoruz" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>6 gündür yanıyor! Orman yangınlarından ikinci hafta</title>
<link>https://trafikdernegi.com/6-gundur-yaniyor-orman-yanginlarindan-ikinci-hafta</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/6-gundur-yaniyor-orman-yanginlarindan-ikinci-hafta</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin yüreğini dağlayan orman yangınlarında ikinci haftaya girildi. Alevlerle mücadelenin sürdüğü Manisa&#039;daki yangın 6&#039;ncı gününde. Uşak&#039;ta çıkan yangın da belirli bir bölgeye sıkıştırıldı. Muğla Yatağan&#039;da da alevlere müdahalenin devam ettiği öğrenildi ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/6_gundur_yaniyor_orman_yanginlarindan_ikinci_hafta_h7803_063f2.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>gündür, yanıyor, Orman, yangınlarından, ikinci, hafta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa'nın Gördes ilçesi Boyalı Mahallesi’nde başlayan ve komşu ilçe Salihli’ye ulaşan orman yangınlarına müdahale devam ederken, yangınlarda sona gelindi. Olası bir fırtına çıkmaması durumunda yangının kontrol altına alınması an meselesi. Bölgede çalışmalar sürüyor.</p>

<p></p>

<p>Gördes ilçesi Boyalı Mahallesi yakınlarındaki ormanda, 14 Ağustos günü saat 14.30 sıralarında yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı 2 uçak, 3 helikopter, 8 arazöz, 2 su ikmal aracı, 1 dozer ve 1 yer ekibi sevk edildi.Söndürme çalışmaları sürerken, saat 17.30 sıralarında aynı bölgede başka bir noktada daha orman yangını çıktı. Ekiplere takviye yapıldı, uçak sayısı 5’e, helikopter sayısı 13’e çıkarıldı. Alevlere karadan da 45 arazöz, 15 su ikmal, 4 dozer ve 4 yer ekibi ile müdahale edildi. Havanın kararmasıyla yangına gece görüşlü helikopter ile müdahale devam etti.</p>

<p></p>

<p><strong>2 MAHALLEDE DAHA YANGIN ÇIKTI</strong></p>

<p></p>

<p>15 Ağustos sabahı, günün ilk ışıklarıyla yangına havadan ve karadan yeniden başladı. Boyalı Mahallesi’ndeki yangına müdahale sürerken, bu kez de ilçenin Kayacık ve Kaşıkçı mahallelerinde 17.30 sıralarında iki farklı yangın çıktı. İlçenin üç farklı mahallesinde devam eden yangınlara, 11 hava aracı, 83 söndürme ekibi, 36 su tankeri, 18 iş makinesi, sağlık, jandarma ve trafik ekipleriyle birlikte toplam 361 personel ile müdahale edildi.</p>

<p></p>

<p><strong>KARAYAKUP MAHALLESİ YANDI</strong></p>

<p></p>

<p>Kaşıkçı Mahallesi’nde tarım arazilerinde çıkan yangın aynı gün içinde söndürülürken, Boyalı ve Kayacık mahallelerindeki orman yangınları ise sürdü. Öte yandan tedbir amaçlı 20 hanelik Karayakup ve 57 hanelik Yeniköy Mahallesi tahliye edildi. Tahliye edilen 20 hanelik 40 kişinin yaşadığı Karayakup Mahallesi’ndeki cami dahil tüm evler yanarak, kullanılamaz hale geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>YANGIN SALİHLİ İLÇESİNE ULAŞTI</strong></p>

<p></p>

<p>Gece boyunca, gece görüşlü helikopterler ile müdahale edilen alevlere 3’üncü gününde de müdahale sürdü. Alevler rüzgarın etkisiyle büyüyerek Salihli’nin kırsal Kale, Kemer, Kurttutan ve Hacıhıdır Mahallelerine ulaştı. Yangından etkilenen 4 mahalle tedbir amaçlı boşaltıldı. Mahallelerde yaşayan vatandaşlar, eşyalarını ve hayvanlarını güvenli bölgeye taşıdı. Kale Mahallesi’nde ise bazı evler alevlere teslim olarak tamamen yandı.</p>

<p></p>

<p><strong>BAKAN YARDIMCISI BÖLGEDE</strong></p>

<p></p>

<p>Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen, Gördes ilçesi Boyalı Mahallesi'ndeki yangın bölgesinde incelemelerde bulundu. Yangının ulaştığı Salihli ilçesi Kale Mahallesi girişindeki yangın komuta aracında Manisa Valisi Enver Ünlü ve İzmir Orman Bölge Müdür Yardımcısı Adil Koçaslan'dan bilgi alan Prof. Dr. Gümen, "Çalışmalarımız aralıksız devam ediyor, tüm ekiplerimiz sahada. Helikopter ve uçaklarımız günün ilk ışıklarıyla birlikte çalışmalara başladı. Şu anda iki riskli noktamız var. Oraları tutmaya çalışıyoruz. Eğer o noktaları tutarsak bugün itibariyle bitireceğiz. Eğer tutamazsak, Gölmarmara ve Yunuslar tarafına ilerleyecek. Blok ormanlarımız var, o ormanlara sıçratmamak için ekiplerimiz büyük bir özveriyle çalışıyor" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>ALEVLER BÜYÜK BİR ALANDA ETKİSİNİ SÜRDÜRÜYOR</strong></p>

<p></p>

<p>Gördes ilçesi Boyalı Mahallesi'nde çıkan ve Salihli ilçesine de sıçrayan yangın, rüzgarın da etkisiyle büyük bir alanda etkisini sürdürdü. Salihli ilçesindeki Kale Mahallesi’nin alt kısmından rüzgarın da etkisiyle yine aynı ilçenin Kemer ve Hacıhıdır Mahallelerine doğru yönelen yangına 5’inci gününde, 7 helikopter, 66 arazöz, 22 su ikmal aracı, 6 dozer, 7 yer ekibi, 47'si teknik eleman olmak üzere 550 personel ile müdahale sürdü.</p>

<p></p>

<p><strong>AMFİBİK UÇAK GÖREV ALDI</strong></p>

<p></p>

<p>Manisa’nın Gördes ilçesi Boyalı Mahallesi’nde başlayan ve komşu ilçe Salihli’de devam eden orman yangınlarının 5’inci gününde, amfibik uçak görev almaya başladı. Hem karada, hem de suda hareket ve yaşam yeteneğine sahip uçak, diğer helikopter ve uçaklar gibi yere inmeden, baraj ve gölden 6 ton su alarak, yangın alanına boşaltıyor. Yangınla mücadele havadan ve yerden tüm hızıyla sürdü.</p>

<p></p>

<p>Yangında, 6’ncı güne girilirken, bölgedeki alevlerin büyük oranda enerjisi düştü. Yangının kontrol altına alınıp alınmayacağı, bölgedeki olası bir rüzgar ya da fırtınaya bağlı. Yangının bir an evvel kontrol altına alınması için çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.</p>

<p></p>

<p><strong>UŞAK'TA DA ALEVLERLE MÜCADELE SÜRÜYOR</strong></p>

<p></p>

<p>Uşak Valisi Turan Ergün, Eşme ilçesindeki yangının belirli bir bölgeye sıkıştırıldığını, risk altında olan bina, köy ya da mezra bulunmadığını söyledi.</p>

<p></p>

<p> Eşme ilçesine bağlı Dereli köyü yakınlarında dün otluk alanda başlayıp ormanlık alana sıçrayan, rüzgarın da etkisiyle hızla büyüyerek Manisa'nın Sarıgöl ilçesine ulaşan yangına müdahale sürüyor.</p>

<p></p>

<p>Havanın kararmasıyla helikopterlerin müdahalesinin sonladığı yangında, çok sayıda ekip karadan müdahaleye devam ediyor.</p>

<p></p>

<p>Uşak Valisi Turan Ergün, yangın bölgesine gelerek, Denizli Orman Bölge Müdürü Ahmet Üçgül, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Fahri Semiz ve Eşme Kaymakamı Mustafa Görmüş'ten bilgi aldı.</p>

<p></p>

<p>Ergün, yangının etkili olduğu bölgelerde incelemelerde bulundu. Gazetecilere açıklamalarda bulunan Vali Ergün, dün saat 13.10 sıralarında başlayan yangına aralıksız müdahalenin devam ettiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Yangının hala devam ettiğini aktaran Ergün, "Daha kontrol altına alındı diyemeyiz. Ama dünle kıyasladığımızda çok çok daha iyi durumdayız, daha sönümlendi. Şu anda neredeyse belli bir bölgede bir alana biraz daha sıkıştırıldı. Tüm ekiplerimizle birlikte burada sahadayız. Şu an 70 araç ve 242 personelle burada yaklaşık 40 saattir durmadan görev icra ediyoruz. El birliğiyle inşallah hep birlikte üstesinden geleceğiz. Bizim için şu an riskli herhangi bir bina, köy ya da mezra yok. Onları da takip ediyoruz. İnşallah en kısa sürede kontrol altına alındı müjdesini de paylaşırız." dedi.</p>

<p></p>

<p>Ergün, yangın nedeniyle tahliye edilen evlerdeki vatandaşların tehlikenin geçmesinin ardından tekrar geri döndüğünü sözlerine ekledi.</p>

<p></p>

<p>Öte yandan, İl Genel Meclisi Başkanı Kadir Uslu ve AK Parti Uşak İl Başkanı Himmet Yaşar da yangın bölgesine gelerek, yangından etkilenen köylerdeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.</p>

<p></p>

<p>Dereli köyü yakınlarında dün otluk alanda başlayan yangın, rüzgarında etkisiyle meşelik ve ormanlık alana sıçramış, alevler Manisa'nın Sarıgöl ilçesine kadar ulaşmıştı.</p>

<p></p>

<p>Yangın nedeniyle Dereli köyü ve Sarıgöl ilçesine bağlı Demirciler Mahallesi'nde 21 ev tedbir amaçlı tahliye edilmişti. Yangına, gün içerisinde 4 helikopterle müdahale edilmişti.</p>

<p></p>

<p>Muğla'nın Ula ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangına gece görüşlü helikopterlerle müdahale sürüyor. Yatağan'ın Yava Mahallesi ile Ula ilçesindeki ormanlık alanda saat 13.25'de eş zamanlı yangın çıktı. Alevler, rüzgarın etkisiyle kısa sürede yayıldı.</p>

<p></p>

<p>İhbar üzerine bölgeye, Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne ait hava ve kara araçları sevk edildi.</p>

<p></p>

<p>Yangınları kontrol altına alabilmek için 10 helikopter, 10 uçak, 30 arazöz, 14 su tankeri, 5 dozer, iş makineleri ve 294 personelle alevlere müdahale edildi.</p>

<p></p>

<p>Gündüz saatlerinde Azerbaycan'dan gönderilen Beriev Be-200 Amfibik yangın uçağı da söndürme çalışmalarına destek verdi.</p>

<p></p>

<p>Havanın kararmasıyla bölgeye gönderilen 3 gece görüşlü helikopterle Ula'daki yangına müdahale sürüyor. Çok sayıda gönüllü de iki yangının söndürülmesi için çaba sarf ediyor.</p>

<p></p>

<p>Orman ekipleri, yangınları kontrol altına alabilmek için cansiperane mücadele veriyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir açıklaması: Şehir yangına teslim olabilirdi!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-aciklamasi-sehir-yangina-teslim-olabilirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-aciklamasi-sehir-yangina-teslim-olabilirdi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de çıkan orman yangını ile ilgili dikkat çeken bir açıklama geldi. Türkiye Bilimler Akademisi&#039;nden Prof.Dr.Doğan Yaşar, &quot;Kuvvetli rüzgar güneye doğru devam etseydi, İzmir yangına teslim olabilirdi&quot; dedi ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/izmir_aciklamasi_sehir_yangina_teslim_olabilirdi_h7802_4e545.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, açıklaması:, Şehir, yangına, teslim, olabilirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir'deki çarpık kentleşmenin en büyük sonuçlarından birinin Karşıyaka'da çıkan yangında görüldüğüne dikkat çekti.</p>

<p></p>

<p><img alt=" " data-src="https://im.haberturk.com/2024/08/19/3712578_009985d0632b5d873c9b5d39b1131d34_640x640.jpg" src="https://im.haberturk.com/2024/08/19/3712578_009985d0632b5d873c9b5d39b1131d34_640x640.jpg"></p>

<p></p>

<p>"Karşıyaka, Yamanlar'da tehlikenin ucundan döndü. 17 bina yandı ama kuvvetli rüzgar güneye doğru devam etseydi Karşıyaka'nın tutuşması engellenemezdi, şehir yangına teslim olabilirdi. İzmir'de yerleşim yerleri ormanın içine girmiş durumda. Ormanlık alanlarla yerleşim yerlerinin arasındaki mesafe açılmalı" ifadelerini kullandı.Türkiye'nin birçok bölgesinde eş zamanlı çıkan yangınlar binlerce hektarlık ormanı yok ederken, yerleşim yerlerini de tehdit etti. İzmir'in Karşıyaka ilçesindeki Yamanlar Dağı'nda perşembe gecesi başlayan ve rüzgarın etkisiyle yayılıp yerleşim yerlerine kadar ulaşan yangında da 17 ev yandı.</p>

<p></p>

<p><img alt=" " data-src="https://im.haberturk.com/2024/08/19/3712578_a6fd825c9f0ef026e9b715fcf376ac4f_640x640.jpg" src="https://im.haberturk.com/2024/08/19/3712578_a6fd825c9f0ef026e9b715fcf376ac4f_640x640.jpg"></p>

<p></p>

<p>İzmir'deki çarpık kentleşmenin en büyük sonuçlarından birinin Karşıyaka'da çıkan ve 62,5 saat sonra kontrol altına alınan yangında görüldüğünü dile getiren Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, “Karşıyaka, Yamanlar'da tehlike ucundan döndü. 17 bina yandı ama kuvvetli rüzgar güneye doğru devam etseydi Karşıyaka'nın tutuşması engellenemezdi, şehir yangına teslim olabilirdi. İzmir'de yerleşim yerleri ormanın içine girmiş durumda. Ormanlık alanlarla yerleşim yerlerinin arasındaki mesafe açılmalı" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>"YERLEŞİM YERLERİ İLE ORMAN ARASINDA EN AZ 100 METRE OLMALI"</strong></p>

<p></p>

<p>Yangından etkilenme tehlikesi geçiren yerleşim yerlerinin ormanların dibinde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, “Yerleşim yerleri ile ormanlık alanlar arasında en az 100 metre mesafe olmalı. Bu 100 metre mesafe içine de yangın boruları döşenmeli, su vanaları takılmalı. Herhangi bir yangında itfaiyenin gelmesi beklenmeden vanalardan su basılmalı ki yangın yerleşim yerlerine yaklaşmasın. Şehir plancıları tarafından 20 yıl sonra İzmir'in olası yerleşim yerlerinin şimdiden belirlenmesi, şehir planlamasının afet tehlikesi düşünerek yapılması gerekiyor. Şehrin ormanlık alanlardan uzak olması, aradaki mesafeye savunma vanaları konulmalı. Önlem baştan alınmalı" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>"ORMANA GİRİŞ 365 GÜN YASAKLANMALI"</strong></p>

<p></p>

<p>Yangın çıkmaması için yapılması gerekenleri sıralayan Prof. Dr. Yaşar, “Anız yakılması kesinlikle yasaklanmalı. Oluşturulan mangal alanları dışında hiçbir yerde ateş yakılmamalı ve ceza çok ağır olmalı. Yollarda sigara izmariti atanlar da en az mangal yakanlar kadar ağır cezalar almalı. Özellikle tehlikeli günlerde dron ile çok sık kontrol yapılmalı ama en önemlisi ormana giriş 365 gün yasaklanmalı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, devasa panolara 'ormanlara çöp atmayalım' yazdırmış. Ormanlara çöp atmayalım ifadesi yanlış, doğrusu 'ormanlara girmeyelim' olmalı" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt=" " data-src="https://im.haberturk.com/2024/08/19/3712578_be6fe41bc0ceed51ee4aad5068c39a6c_640x640.jpg" src="https://im.haberturk.com/2024/08/19/3712578_be6fe41bc0ceed51ee4aad5068c39a6c_640x640.jpg"></p>

<p></p>

<p><strong>"EKOSİSTEMİ YAKAN İNSANLARIN CEZASI PARA OLMAMALI"</strong></p>

<p></p>

<p>Ormanların ortak miras olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yaşar, “Yangında can kaybımız yok diyorlar, nasıl can kaybımız yok? Canlı deyince insan diye algılanıyor. Binlerce ağacın, hayvanın can kaybı var. Çok can kaybımız var, ekosistemi kaybediyoruz. Büyük bir ekosistem var ve bu ekosistemi yakan insanların cezası para olmamalı" ifadelerini kullandı.Yanan ormanların birkaç yıla yeniden yeşilleneceğini belirten Prof. Dr. Yaşar, “Hep başka bir ağaç türü dikelim diye konuşuluyor. Çam ağaçları bulunduğu alanda yeniden çıkacaktır, çünkü çam kaybolmaz. 2 seneye kalmaz otlar tekrar çıkacaktır. Yamanlar en fazla 10 sene sonra bugünkü haline dönecektir" dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bolu&amp;#039;da atıklarını dereye boşaltan firmaya ceza</title>
<link>https://trafikdernegi.com/boluda-atiklarini-dereye-bosaltan-firmaya-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/boluda-atiklarini-dereye-bosaltan-firmaya-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Bolu’da atıklarını dereye boşalttığı tespit edilen patates firmasına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 1 milyon 160 bin TL ceza kesildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/bolu_da_atiklarini_dereye_bosaltan_firmaya_ceza_h7801_acf97.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bolu&amp;039da, atıklarını, dereye, boşaltan, firmaya, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kentte, atıklarını Büyüksu Deresi’ne boşalttığı tespit edilen beyaz et üretimi yapan tesislere arka arkaya kesilen cezaların ardından bu kez de patates firmasının atıklarını aynı dereye boşalttığı belirlendi.</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan denetimler sırasında atıklarını arıtmadan dereye boşalttığı belirlenen patates firmasına 1 milyon 160 bin TL para cezası uygulandı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Bolu'da atıklarını dereye boşaltan firmaya ceza" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/ATIKLARINI-DEREYE-BOSALTAN-PATATES-FIRMA_94499_media2.jpg"></p>

<p></p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, firma hakkında ayrıca çevreyi kasten kirlettiği gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yozgat&amp;#039;ta ormanlık alandaki yangınla ilgili 2 şüpheli gözaltına alındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yozgatta-ormanlik-alandaki-yanginla-ilgili-2-supheli-goezaltina-alindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yozgatta-ormanlik-alandaki-yanginla-ilgili-2-supheli-goezaltina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ Yozgat&#039;ın Çekerek ilçesinde dünkü orman yangınıyla ilgili 2 çoban gözaltına alındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/yozgat_ta_ormanlik_alandaki_yanginla_ilgili_2_supheli_gozaltina_alindi_h7799_91cb9.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yozgat&amp;039ta, ormanlık, alandaki, yangınla, ilgili, şüpheli, gözaltına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Jandarma ekipleri, İsaklı köyü yakınlarındaki ormanlık alanda çıkan ve söndürülen yangınla ilgili yürüttükleri soruşturmada, ateş yakan 2 çobanın yangına sebebiyet verdiğini belirledi.</p>

<p>Şüpheliler B.Y. (19) ve S.Y. (22) gözaltına alındı.</p>

<p>Şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.</p>

<p>Dünkü yangın, Orman İşletme Müdürlüğü, Çekerek Belediyesi, çevre ilçe ve belde belediyelerinden itfaiye ekipleri ile jandarmanın yangın söndürme helikopterinin müdahalesiyle söndürülmüştü.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cengiz Holding Elazığ&amp;#039;da bakır madeni için harekete geçti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cengiz-holding-elazigda-bakir-madeni-icin-harekete-gecti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cengiz-holding-elazigda-bakir-madeni-icin-harekete-gecti</guid>
<description><![CDATA[ Eti Bakır AŞ, Elazığ’da bakır madeni kurmak için harekete geçti. 409 futbol sahası büyüklüğündeki hazine, orman, tarla ve şahıs arazilerinden oluşan alanda yeraltı bakır madeni kuracak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/cengiz_holding_elazig_da_bakir_madeni_icin_harekete_gecti_h7798_4d351.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cengiz, Holding, Elazığ&amp;039da, bakır, madeni, için, harekete, geçti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aldığı ihaleler, doğa katliamları ve siyasetle olan bağlantıları ile gündemden düşmeyen Mehmet Cengiz'e ait şirketlerden Eti Bakır AŞ. Elazığ'da bakır madeni için harekete geçti.</p>

<p>Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün <a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/cevre/cengiz-holding-hazine-arazisi-orman-ve-tarlalardan-olusan-alana-2236810?utm_campaign=Cumhuriyet&utm_medium=SliderHaber&utm_source=Anasayfa" rel="nofollow" target="_blank">haberine göre</a>, şirketin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yaptığı başvuru değerlendirildi. Bakanlık, proje için 27 Ağustos’ta İnceleme Değerlendirme Komisyonu'nun (İDK) toplanacağını açıkladı. Toplantının ardından proje için nihai karar verilecek.</p>

<h3>409 futbol sahası büyüklüğünde</h3>

<p>Eti Bakır, Elazığ Maden’deki 290.81 hektarlık yani 409 futbol sahası büyüklüğündeki hazine, orman, tarla ve şahıs arazilerinden oluşan alanda yeraltı bakır madeni kuracak.</p>

<p>Çalışmalar kapsamında bölgeye hazır beton tesisleri, gölet ve patlayıcı madde deposu inşa edilecek. Şirket, cevher çıkarma işlemini yeraltı madeninde yapacak. Ancak daha önceden iznini aldığı kalker ocağından da dolgu malzemesini karşılayacak. Alandan çıkarılan cevher, proje kapsamında kurulması planlanan flotasyon tesisinde zenginleştirilerek Eti Bakır’a ait Samsun veya Mazıdağı işletmelerine gönderilecek. Projenin ömrü boyunca çıkarılacak cevher miktarı 32 milyon 855 bin ton olarak belirtildi. Şirket daha önce de bu proje için 350 hektarlık bir alanı belirlemişti. Ancak başka bir maden ruhsatıyla çakışma olduğundan dolayı alan 290.81 hektara küçültüldü.</p>

<h3>Ağaçlar kesilecek </h3>

<p>Şirketin 4 bin 884 sayfalık çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporundaki araştırmasına göre çalışmaların yapılacağı alanın 2.5 hektarı orman arazisinden oluşuyor. Bu kapsamda yapılan çalışmalarda hektar başına 100 ağaç bulunduğu hesaplandı. Projeyle birlikte kesilecek ağaç sayısı da 250 olarak açıklandı. Ancak, kesilecek ağaçların net sayısı orman izin sürecinde orman işletme müdürlüğü tarafından belirlenecek. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;#039;in dehşet günü... Köyler boşaltılıyor!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirin-dehset-gunu-koeyler-bosaltiliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirin-dehset-gunu-koeyler-bosaltiliyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in Karşıyaka ilçesinde ormanlık alandaki yangına müdahale sürüyor. Alevler yeni yapılan rezerv konut alanına ve Doğançay Mahallesi&#039;ne ilerliyor. Yangından dolayı Sancaklı Mahallesi boşaltılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/izmir_in_dehset_gunu_koyler_bosaltiliyor_h7800_78371.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir&amp;039in, dehşet, günü..., Köyler, boşaltılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Karşıyaka ilçesi Yamanlar Dağı Karatepe mevkisindeki ormanda, dün saat 21.00 sıralarında, henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Bölgeden yükselen dumanı görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.<br>
<br>
İhbarla bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğü'ne ait 13 arazöz, 3 su ikmal aracı, 2 dozer ve 3 yer ekibi sevk edildi.</p>

<p>Ekiplerin alevleri kontrol altına almak için çalışmaları devam ediyor. </p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/_94971%20(2).jpg"></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri ise 6 arazöz, 3 tonaj araç,  Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı’ndan 4 su tankeri, Fen İşleri Dairesi Başkanlığı’ndan 1 su tankeri, 1 paletli dozeri, 1 paletli ekskavatör, Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı’ndan 2 su tankeri, İZSU Genel Müdürlüğü’nden 5 su tankeri ile yangına müdahale ediyor.  </p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/AA-20240816-35414001-35413996-IZMIRDEKI_ORMAN_YANGINLARINA_MUDAHALE_SURUYOR.jpg"></p>

<p><strong>ALEVLER KONUTLARA YAKINLAŞTI, ELEKTRİK KESİNTİLERİ BAŞLADI</strong><br>
Diğer yandan alevler deprem sonrası yapılan rezerv alana çok yaklaştı. 6'ncı ve 7'nci etaplar dumanlardan yoğun bir şekilde etkileniyor. Karşıyaka ilçesinin belli noktalarında elektrik kesintileri de başladı. </p>

<p>Doğançay bölgesine de sıçrayan alevlerden dolayı bazı hayvanları damları yandı. Diğer hayvan damları da boşaltılıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/dewdewfwefweffwewfe.png"><br>
 </p>

<p><strong>2 MAHALLE TAHLİYE EDİLDİ, 3 EV ZARAR GÖRDÜ</strong><br>
İzmir'in Karşıyaka ilçesi Yamanlar Dağı Karatepe mevkisindeki ormanda çıkan yangında, alevlerin ilerlediği Doğançay ve Sancaklı mahalleleri tahliye edildi. Doğançay Mahallesi'ndeki alevlerin sıçradığı 3 ev zarar görürken, bölgeye takviye ekipler gönderildi. Alevlere 5 uçak, 6 helikopter, 24 arazöz, 7 su ikmal aracı, 2 dozer ve 4 yer ekibi sevk edildi. Kuvvetli rüzgar nedeniyle zor anlar yaşayan ekiplerin, havadan ve karadan müdahalesi sürüyor.</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/DSWEJDJEDFJ.jpg"><br>
<br>
<strong>TAKVİYE EKİPLER GÖNDERİLDİ</strong><br>
Hızı saatte 60 kilometreyi bulan rüzgar nedeniyle söndürme çalışmalarında güçlük yaşanırken, bölgeye takviye olarak 2 uçak, 1 helikopter, 4 arazöz, 1 su ikmal aracı takviye olarak gönderildi. </p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/AA-20240816-35415280-35415276-IZMIR_VE_MANISADAKI_ORMAN_YANGINLARINA_MUDAHALE_SURUYOR.jpg"></p>

<p><strong>VALİ ELBAN’DAN AÇIKLAMA: YOĞUN ŞEKİLDE GAYRET EDİYORUZ!</strong><br>
Yangına müdahale çalışmaları hakkında bilgilendirme yapan İzmir Valisi Süleyman “Karşıyaka ilçesi Yamanlar Mahallesi’nde 13 Ağustos 2024 Salı günü saat 21.43’de başlayan, 14 Ağustos 2024 Çarşamba günü saat 19.15’de kontrol altına alınan ve soğutma çalışmaları devam eden yangın, ani rüzgârın da etkisiyle yaşanan harlama nedeniyle 15.08.2024 tarihi Perşembe günü saat 21.30’da tekrar başlayıp ve devam eden yangına ekiplerimizin müdahalesi havadan ve karadan devam ediyor, yangından etkilenen vatandaşlarımızın ivedi şekilde tahliyesi devam etmektedir. Bu süreçte;  5 uçak 6 helikopter  67 arazöz  47 su ikmal aracı ve su tankeri  8 dozer  12 TOMA, 112 ekipleri  emniyet ekipleri, jandarma ekipleri, 63 kara aracı  itfaiye ekipleri, 69 yunus timi , 36 trafik ekibi , 94 sivil ekip  1950 personel, 642 personelimiz yangının kontrol altına alınabilmesi için çalışmalarını sürdürmektedir. Tüm kurumlarımızın desteğiyle yangını kontrol altına almak için yoğun şekilde gayret ediyoruz. Yangından etkilenen İzmirli hemşerilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>KARŞIYAKA’DAN CAN DOSTLAR İÇİN ÇAĞRI</strong><br>
Yangının Örnekköy’deki geçici köpek bakım evine yaklaştığını duyuran Karşıyaka Belediyesi barınaktaki can dostlar için “Yangın ne yazık ki tüm müdahalelere rağmen Örnekköy Geçici Köpek Bakım Evi'ne doğru yaklaştı.  Tüm hayvanseverleri bakım evimizdeki can dostlarımızın tahliyesi için yardıma çağırıyoruz.” çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>KEMALPAŞA'DA ZEYTİNLİKLER YANIYOR</strong><br>
İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde zeytinlik alanda da yangın çıktı. Vişneli Mahallesi yakınlarındaki zeytinlik alanda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.</p>

<p>Alevler rüzgarın etkisiyle yayıldı, bölgeye itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Yangın söndürme çalışmaları için bölgeye traktörle su tankeri taşıyan vatandaşların da geldiği görüldü.</p>

<p>Mahalle sakinlerinden Muzaffer Karayel, AA muhabirine, yangın olduğunu duyduktan sonra bölgeye gelerek çalışmalara destek verdiğini söyledi.</p>

<p>Bölgeye civar mahallelerden de yardım için gelenlerin olduğunu ifade eden Karayel, "Köylü olmasa bu yangın Torbalı ilçesine kadar gider. Aşırı rüzgar var. Allah'tan yer ekipleri de burada. Herkese geçmiş olsun."</p>

<p>Ekiplerin yangını kontrol altına alma çalışması sürüyor. </p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/dwedfwefwef.png"></p>

<p><strong>ÇEŞME'DE DE YANGIN</strong><br>
İzmir'in Çeşme ilçesinde orman dışı alanda çıkan yangına havadan ve karadan müdahale ediliyor.</p>

<p>Alınan bilgiye göre, Alaçatı Mahallesi Çakabey mevkisindeki orman dışı alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.</p>

<p>İhbar üzerine bölgeye yönlendirilen İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 6 uçak, 1 helikopter, 5 arazöz ve 1 su ikmal aracıyla yangına müdahale edilmeye başlandı.</p>

<p>Yangını kontrol altına alma çalışmaları sürüyor.</p>

<p><strong>ÇEŞME'DEKİ YANGIN KONTROL ALTINDA</strong><br>
Havadan ve karadan 7 saatlik müdahaleyle saat 12.00 itibarıyla kontrol altına alındı. Bölgede soğutma çalışmaları sürüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Oksijeni azalan Marmara Denizi için &amp;quot;koma&amp;quot; tespiti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/oksijeni-azalan-marmara-denizi-icin-koma-tespiti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/oksijeni-azalan-marmara-denizi-icin-koma-tespiti</guid>
<description><![CDATA[ Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yücel, ilk 30 metresi hariç ciddi oksijen azlığı tespit edilen Marmara Denizi&#039;nin koma halinde olduğunu, sıcaklık, oksijensizleşme ve kirliliğin birbirini besleyen kısır bir döngü oluşturduğunu söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/oksijeni_azalan_marmara_denizi_icin_koma_tespiti_h7797_2d0f3.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Oksijeni, azalan, Marmara, Denizi, için, koma, tespiti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/odtu/" target="_blank">ODTÜ</a> Deniz Bilimleri Enstitüsü, "Bilim 2" gemisi ile 8 bilim insanının katıldığı ve 4 gün süren 2024 <a href="https://www.trthaber.com/etiket/marmara-denizi/" target="_blank">Marmara Denizi</a> seferlerinin ilk bölümünü geçtiğimiz günlerde tamamladı.</p>

<p>Isınma, kirlilik, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/oksijen/" target="_blank">oksijen</a> değerleri, akıntı yönleri gibi birçok parametrenin incelendiği sefer sonrasında gemide soruları yanıtlayan Yücel, Çevre, Şehircilik ve <a href="https://www.trthaber.com/etiket/iklim-degisikligi/" target="_blank">İklim Değişikliği</a> Bakanlığı ile yürüttükleri Marmara Denizi Bütünleşik Modelleme Sistemi (MARMOD) projesi kapsamında özellikle <a href="https://www.trthaber.com/etiket/musilaj/" target="_blank">müsilaj</a> krizinden beri artan sıklıktaki deniz seferleriyle, Marmara Denizi'nin oşinografik durumunu takip ettiklerini belirtti.</p>

<p>Düzenledikleri son seferde özellikle Doğu Marmara'ya odaklandıklarını bildiren Yücel, "İlk bulgularımızda özellikle oksijende durum hiç ama hiç iç açıcı değil, hala Marmara ilk 30 metresi hariç ciddi oksijen azlığı çeken, komada bir yer. Oksijen özellikle ilk 30 metreden sonra 'hipoksi eşiği' dediğimiz, bir balığın giremeyeceği seviyede düşük. Ardından 150-200 metreye eriştiğinizde neredeyse ölçmekte zorlandığımız, çok çok az seviyelerde oksijen var" dedi.</p>

<p>Daha önce, özellikle Doğu Marmara'da 600 ila 800 metre bandındaki Akdeniz suyunun Marmara'ya az da olsa bir nefes verdiğini ve oksijen değerlerini bir nebze de olsa artırdığını belirten Yücel, son seferde buna rastlamadıklarını, denizlerdeki ısınmanın bu sonucu doğurmuş olabileceğini ifade etti.</p>

<h2>"Sıcaklık, oksijensizleşme ve kirlilik kısır bir döngü içinde"</h2>

<p>Önceki yıllara göre Marmara Denizi'nin çok fazla ısınıp yorulduğunu, mayıs sonu itibarıyla da alg patlamalarıyla sistemin hırpalandığını dile getiren Yücel, "Geçen yılki seferimizde eylül ayında ölçtüğümüz yaz sonu değerlerini şimdiden ölçmüşüz ve geçmişiz bile. Yaz süresince bunun artacağını düşünüyoruz. Deniz suyu sıcaklıkları bu yıl rekorlar kırdı. Temmuz, ağustos, eylül aylarında bu rekorların yenilenmesi olası. Şimdiden Doğu Marmara'da deniz suyu sıcaklığını 26, İzmit Körfezi'nde 27 derece ölçtük ki bu bölgelerde son 40 yılın ortalaması 24-25 derecelerdir" diye konuştu.</p>

<p>Deniz suyu sıcaklığındaki artışın daha az oksijen çözülebilmesine ve kirlilik artışına neden olduğunu aktaran Yücel, sıcaklık, oksijensizleşme ve kirliliğin kısır bir döngü içinde birbirini beslediği tespitini paylaştı.</p>

<p>Yücel, kirliliğin boyutu hakkında şunları söyledi:</p>

<p>"Özellikle son yıllarda çok yoğun veri topladığımız için çok net konuşabilirim. Marmara'da azot, fosfor kirliliği artarak devam ediyor, birikim devam ediyor, trendlerde azalmayı bırakın herhangi bir durma gözlemlemedik. Marmara'da çok ciddi bir biyolojik üretim hali sürmekte. Üretim değerleri Karadeniz'in 3-4 katı. Esas 3-4 hafta önceki biyolojik üretim patlamasını geride bıraktık, şimdi sistem nispeten yazla ilgili bir denge durumuna ulaştı. Marmara çok üretken, aşırı azot ve fosfor yüklü."</p>

<h2>Marmara için yeni tehdit: Hidrojen sülfür</h2>

<p>Denizde oksijenin azaldığı noktada hayatın bittiği gibi bir algı bulunsa da tek hücreli yaşamın sürdüğünü, mikrobiyal canlıların solunum yapmaya devam ettiğini anlatan Yücel, söz konusu canlıların bu solunumu nitrat denilen, azotun oksijen bağlı formuyla yaptıkları bilgisini verdi.</p>

<p>Doğu Marmara'da da 200 metreden sonra nitrat seviyelerinin düştüğüne ve oksijen azaldıkça nitratın da azalmaya başladığına değinen Yücel, termodinamik teoriye göre oksijen ve nitrat tükendiğinde mikrobiyal yaşamın sülfat soluyarak hidrojen sülfür gazı ortaya çıkaracağını işaret etti.</p>

<p>MARMOD projesi sayesinde böyle bir trendi Doğu Marmara'da tespit ettiklerini vurgulayan Yücel, şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>"Bu bir felaket anlamına geliyor. Bu bütün besin sisteminin, besin ağının çökmesi demek. Hidrojen sülfürlü sular dipte birikmeye başladığı anda yavaş yavaş kötüleşmeyle beraber önlem alınmazsa yukarı doğru çıkacak. Bu, koku yapması, hidrojen sülfürlü suların kıyıya vurması demek. Üstteki 30 metrelik oksijenli suyla birleştiği zaman yeni müsilajımsı, göze hoş gelmeyen, halk sağlığı açısından müthiş tehdit oluşturan, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/balikcilik/" target="_blank">balıkçılık</a> için bambaşka tehdit oluşturan, turizmi çökertecek bir fenomen olacak. Hidrojen sülfür İzmit Körfezi dışında, Marmara'da henüz yok, henüz oluşuma başlamadı ama son 3 yıldaki gidişat sürerse, önümüzdeki 4 ya da 5 yıl içerisinde Doğu Marmara'daki nitratın tükeneceğini biz MARMOD verileriyle görüyoruz."</p>

<p>Marmara'nın sorununun azot ve fosfor yükü olduğunu hatırlatan Yücel, bu yükün önemli bir kısmının tarımsal girdiler ve şehirlerin arıtılmamış, az arıtılmış veya en ileri seviyede arıtılmamış atık sularının Marmara ile buluşmasından kaynaklandığını, acil olarak harekete geçilmesi gereken konuların başında da bu iki sorunun geldiği değerlendirmesini paylaştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Milyonluk ceza kesilen beyaz et firması, gizli hatla dereyi kirletmeye devam etmiş</title>
<link>https://trafikdernegi.com/milyonluk-ceza-kesilen-beyaz-et-firmasi-gizli-hatla-dereyi-kirletmeye-devam-etmis</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/milyonluk-ceza-kesilen-beyaz-et-firmasi-gizli-hatla-dereyi-kirletmeye-devam-etmis</guid>
<description><![CDATA[ Bolu&#039;da beyaz et üreten 2 firmaya zehirli atıklarını Büyüksu Deresi&#039;ne boşalttıkları gerekçesiyle geçen hafta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından toplamda 4 milyon 640 bin TL para cezası kesildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/milyonluk_ceza_kesilen_beyaz_et_firmasi_gizli_hatla_dereyi_kirletmeye_devam_etmis_h7796_415cd.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Milyonluk, ceza, kesilen, beyaz, firması, gizli, hatla, dereyi, kirletmeye, devam, etmiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Cezaların ardından denetimler sıklaştırılırken, Büyüksu Deresi'ne bir kez daha zehirli atık boşaltıldığı tespit edildi. İncelemede, geçen hafta ceza alan firmalardan 1'inin atıklarını döşediği ayrı bir sistemle baypas edip, gizlice dereye boşalttığı belirlendi.</p>

<p><img alt="" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/08/07/3709565_bb871b70fb43482a4f49ca93303acd42.jpg"></p>

<p>Bu nedenle firmaya 3 milyon 480 bin TL ceza kesilerek bir kez daha hakkında 'Çevreyi kasten kirletmek' suçundan savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.</p>

<p><img alt="" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/08/07/3709565_851e6544b66fb879d63fa7b953db6de8.jpg"></p>

<p>Diğer yandan geçen hafta ceza alan firmalardan 1'ine bu kez numuneler uygun çıkmadığı gerekçesiyle 1 milyon 160 bin TL ceza kesildi. Doğaya ilk kez atık boşaltıldığı belirlenen bir beyaz et üretim firmasına da 1 milyon 160 bin TL ceza uygulandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yine Koza yine talan: Ormanlık alanı altın madeni yapmak istiyorlar</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yine-koza-yine-talan-ormanlik-alani-altin-madeni-yapmak-istiyorlar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yine-koza-yine-talan-ormanlik-alani-altin-madeni-yapmak-istiyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Balıkesir’in Burhaniye ilçesi Avunduk mahallesinde ormanlık alanda kayyım yönetimindeki Koza Altın İşletmeleri tarafından altın madeni projesi yapılmak istendiği ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/yine_koza_yine_talan_ormanlik_alani_altin_madeni_yapmak_istiyorlar_h7795_7aa16.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yine, Koza, yine, talan:, Ormanlık, alanı, altın, madeni, yapmak, istiyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p data-kiosked-context-name="kskdUIContext_01j4pt316bj65p8bstgdrpbdaa" kioskedhash_production="12280_e274e8467bf23a2f5afd702615d1b74b">BirGün'den Aycan Karadağ'ın haberine göre; Balıkesir’in Burhaniye ilçesi Avunduk mahallesinde, Koza Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından 8 bin 167 hektarlık ormanlık alana yeraltı altın madeni işletmesi yapılmak isteniyor.</p>

<p>Şirket projeyi Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sunarak çevresel etki değerlendirme (ÇED) sürecini başlattı. Proje alanının bir bölümü Hazine arazisi olarak kayıtlı. Proje alanının çevresinde ise zeytin ağaçları ve konutlar yer alıyor. En yakın konut, sadece 560 metre mesafede bulunuyor.</p>

<p>Koza Altın İşletmeleri A.Ş., projeyi yeraltı maden işletme yöntemi ile gerçekleştirmeyi planlıyor. Proje kapsamında ayda 18, yılda ise 210 patlama işlemi yapılacak. Bu patlamalarla 280 bin 454 ton cevher üretilmesi hedefleniyor. Çıkarılan cevher, şirketin Bergama’da bulunan Ovacık Altın Madeni’ne sevk edilecek. Projenin ömrü 10 yıl olarak öngörülürken bedeli ise 8 milyon 476 bin 613 TL olarak planlandı.</p>

<p>Çevresel ve toplumsal etkileri göz önüne alındığında, projenin gerçekleştirilmesi ciddi endişelere yol açıyor. Patlamaların ve madencilik faaliyetlerinin bölgedeki zeytin ağaçlarına, doğal yaşama ve yerleşim alanlarına zarar vermesi bekleniyor.</p>

<h3>Ürgüp'teki proje engellendi </h3>

<p>Öte yandan Koza Altın İşletmeleri’nin Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde gerçekleştirmek istediği kompleks maden projesi ise Bakanlık tarafından durduruldu. Bakanlık, şirkete "ÇED hazırlaman gerekiyor" dedi. Bu kararla birlikte Koza, Ürgüp’teki projeyi hayata geçirmek için kapsamlı bir ÇED raporu hazırlamak zorunda kalacak. Raporun sunulmasının ardından süreç halkın katılımı toplantısı ve inceleme değerlendirme komisyonu gibi aşamalarla devam edecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;#039;de orman yangınında 2. gün: Müdahale sürüyor...</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-orman-yangininda-2-gun-mudahale-suruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-orman-yangininda-2-gun-mudahale-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in Bergama ilçesinde, ormanda çıkan yangına müdahale sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/izmir_de_orman_yangininda_2_gun_mudahale_suruyor_h7790_d0cec.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir&amp;039de, orman, yangınında, gün:, Müdahale, sürüyor...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yangın, dün saat 15.00 sıralarında Kapıkayası Mahallesi yakınlarındaki ormanda çıktı.</p>

<p>Bölgeden yükselen dumanları fark edenlerin ihbarıyla bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Yangına İzmir Orman Bölge Müdürlüğü'ne ait 8 uçak, 19 helikopter, 50 arazöz, 10 su ikmal aracı ve 4 dozer ile müdahale devam ediyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GES Projesi gerekçe gösterildi: Karaburun’da yine zeytin katliamı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ges-projesi-gerekce-goesterildi-karaburunda-yine-zeytin-katliami</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ges-projesi-gerekce-goesterildi-karaburunda-yine-zeytin-katliami</guid>
<description><![CDATA[ İzmir’in Karaburun ilçesinde, Lodos Enerji A.Ş.&#039;nin zeytinlik arazilerindeki GES projesi sebebiyle zeytin katliamı sürüyor. Şirketin yaklaşık 2 bin zeytin ağacını hukuksuzca kestiği ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/08/ges_projesi_gerekce_gosterildi_karaburunda_yine_zeytin_katliami_h7794_b390e.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>GES, Projesi, gerekçe, gösterildi:, Karaburun’da, yine, zeytin, katliamı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p data-kiosked-context-name="kskdUIContext_01j4pt0r3tsg58psp512b2dt1n" kioskedhash_production="12280_2d78b10af6901bb07c18a79b6b10ecbb">BirGün'den Aycan Karadağ'ın haberine göre; İzmir’in Karaburun ilçesi Yayla mahallesinde Lodos Enerji A.Ş.’nin zeytin katliamı büyüyor.</p>

<p>Şirketin, güneş enerji santralı (GES) projesi kapsamında yaklaşık 2 bin zeytin ağacını hukuksuzca kestiği ortaya çıktı. Yayla mahallesi sakini Mustafa Şenbahar, "Onlarca yıl emek vererek diktiğimiz zeytin ağaçlarımız gözlerimizin önünde katlediliyor. Açtığımız tüm davaları kazandık. Buna rağmen Lodos, mahkeme kararlarına uymayıp kaçak kesime devam ediyor. Bu gücü nereden alıyorlar… Bu hukuksuzluğa karşı mücadele edeceğiz" diye konuştu.</p>

<p>Şenbahar, İlçe Tarım Müdürlüğü’ne suç duyurusunda bulunduğunu da belirtti.</p>

<p>Bölgedeki zeytinlik araziler, yaklaşık 20 yıl önce Hazine’den zeytin dikme şartıyla 150 yıllığına kiralandı ve köylüler tarafından büyük bir emekle verimli hale getirildi. Ancak, 2023 yılında Lodos Enerji A.Ş. bu arazilere "yardımcı enerji kaynağı" adı altında GES panelleri dikme çalışmalarına başladı.</p>

<p>Bu süreçte, İzmir İl Tarım Müdürlüğü tarafından verilen "marjinal tarım alanı" raporu sayesinde şirkete çevresel etki değerlendirme (ÇED) olumlu kararı çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın denetimleri sonucunda, bu raporun usulsüz olduğu anlaşıldı ve İl Tarım Müdürü Mustafa Özen 15 Eylül 2023 tarihinde görevden alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı, İzmir İl Tarım Müdürlüğü’nün usulsüz hazırladığı rapor nedeniyle disiplin soruşturması başlattı. Usulsüz rapor hazırlayan personel hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na da suç duyurusunda bulunuldu.</p>

<h3>Mahkeme kararın rağmen yaklaşık 2 bin ağaç kesildi </h3>

<p>Mustafa Şenbahar tarafından ÇED kararının iptali için dava açıldı. İzmir 7. İdare Mahkemesi, ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verdi. Mahkeme kararında, GES projesinin alanda uygulanamayacağı belirtilerek, “GES proje alanlarının yarısından fazlasını kaplayan, dikili tarım arazisi niteliğinde bulunan, 2007 yılından bu yana dikilen ve büyük ölçüde başarılı olduğu görülen zeytinliklerde GES projesi yapılmak istenmesi kamu yararı taşımıyor” diye vurgulandı.</p>

<p>Buna rağmen şirket tarafından 2024 Şubat ayında 5 bin zeytin ağacı hukuksuzca kesildi. Kesime karşı Şenbahar, Tarım ve Orman Bakanlığı’na dava açtı. Bu dava ise İzmir 5. İdare Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme kesim işlemi için ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verdi.</p>

<p data-kiosked-context-name="kskdUIContext_01j4pt0r3tsg58psp512b2dt1n" kioskedhash_production="12280_b10b736fef9102416b69b859ac314473">Kararda, "Hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğurabileceğinden Mustafa Şenbahar tarafından zeytin ağaçlandırması amacıyla kiralanan söz konusu parselin kuru marjinal tarım arazisi kapsamında tarımsal amaç dışında kullanılmasının uygun görülmesine ve parsel üzerinde Lodos Enerji’nin GES kurulmasında sakınca bulunmadığına yönelik 14 Şubat 2024 tarihli ve 33 sayılı ‘Olur’ işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar verildi" denildi.Şirket, mahkeme kararlarını hiçe sayarak yaklaşık 2 bin zeytin ağacını daha kesti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erdoğan imzaladı: 8 ilde bazı alanlar orman sınırları dışına çıkartıldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/erdogan-imzaladi-8-ilde-bazi-alanlar-orman-sinirlari-disina-cikartildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/erdogan-imzaladi-8-ilde-bazi-alanlar-orman-sinirlari-disina-cikartildi</guid>
<description><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın imzasıyla Amasya, Balıkesir, Kastamonu, Manisa, Muğla, Samsun, Sinop ve Sivas&#039;taki bazı alanlar orman sınırları dışına çıkartıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/erdogan_imzaladi_8_ilde_bazi_alanlar_orman_sinirlari_disina_cikartildi_h7789_604a8.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erdoğan, imzaladı:, ilde, bazı, alanlar, orman, sınırları, dışına, çıkartıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Amasya, Balıkesir, Kastamonu, Manisa, Muğla, Samsun, Sinop ve Sivas'taki bazı alanlar orman sınırları dışına çıkartıldı.</p>

<p>AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yürürlüğe giren karar, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.</p>

<p>Resmi Gazete'de yayımlanan karar şöyle:</p>

<p><em>"</em>MADDE 1- (1) Amasya, Balıkesir, Kastamonu, Manisa, Muğla, Samsun, Sinop ve Sivas illerinde bulunan ve ekli krokiler ile listelerde sınır ve koordinatları gösterilen alanların orman sınırları dışına çıkartılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>(2) Birinci fikra kapsamında orman sınırları dışına çıkartılan alanların iki katından az olmamak üzere Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) tarafından Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere tahsis yapılır."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Artan sıcaklık barajları buharlaştırıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/artan-sicaklik-barajlari-buharlastiriyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/artan-sicaklik-barajlari-buharlastiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzun süredir hava sıcaklığının yüksek seyrettiği İstanbul’da barajlardaki su seviyesi her geçen gün düşüyor. Bu durumu azalan yağış kadar etkileyen bir diğer faktör de buharlaşma... ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/artan_sicaklik_barajlari_buharlastiriyor_h7793_9a898.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Artan, sıcaklık, barajları, buharlaştırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi sıcak hava dalgasının etkisinde geçiyor. Artan sıcaklıkların en fazla hissedildiği şehirlerden biri de İstanbul. Milyonlarca insanın yaşadığı İstanbul’da hayatı zorlaştıran sıcaklar, aynı zamanda barajlardaki su seviyesini olumsuz etkiliyor. Öyle ki su seviyesi yüzde 60’ın altına indi. Ancak bunun sebeplerinden biri de en az yağışların yetersizliği kadar etkili olan buharlaşma…</p>

<p>Su kaybının önemli ölçüde artmasına neden olan buharlaşma oranı, bazı etkenlerin bir araya gelmesiyle artabiliyor.</p>

<p>Buharlaşmanın tek sebebi sıcaklık mı? Nem ve rüzgarın buharlaşmaya etkisi ne? Merak edilen sorulara <a href="https://www.trthaber.com/etiket/istanbul/" target="_blank">İstanbul</a> Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İklim Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil’le yanıt aradık.</p>

<p></p>

<p>Nem miktarı düşük ve sıcak bir havada buharlaşma daha fazla oluyor. Örneğin rüzgar buharlaşmayı tetikleyerek hızlandırabiliyor. Çünkü su yüzeyinde oluşan buharlaşmayı başka tarafa taşıyarak oradaki buharlaşmanın devam etmesini sağlıyor.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İklim Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil</p>

<p></p>

<h2><strong>"Bir günde tüketilen su kadar buharlaşma olabiliyor"</strong></h2>

<p>Barajlardaki buharlaşma miktarının pek çok faktöre bağlı olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Barbaros Gönençgil, “Barajların özellikle yüzey alanlarına, havanın sıcaklığına; daha geniş anlamda bakarsak bulunulan enlem derecesine göre farklı farklı sebeplere göre durum değişebilir. Atmosferik koşullar içerisinde havanın ne kadar bulutlu olduğu ve ne kadar nem taşıdığı da buharlaşmayı etkiliyor” diyor.</p>

<p>Barajlardaki buharlaşmanın en fazla görüldüğü dönem elbette ki yaz ayları…“Özellikle yağmurun az olduğu veya yağmadığı, havanın açık olduğu ve nispeten havadaki nemin de az olduğu dönemlerde buharlaşma en yüksek seviyesine çıkıyor” diyen Prof. Dr. Gönençgil, buharlaşma seviyesine ilişkin hesaplama yapmadan bir rakam vermenin mümkün olmadığının altını çiziyor:</p>

<p>“Genel olarak söylemek gerekirse buharlaşma miktarı, barajların durumuna ve kullanıcı miktarına bağlı olarak bir günlük tüketime kadar ulaşabilir.”</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-35253363.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2><strong>Buharlaşma nem ve rüzgardan da etkileniyor</strong></h2>

<p>Peki, hangi etkenler buharlaşma miktarını etkiliyor? Soruyu, “Isınma her şeyden önce geliyor” diye yanıtlayan Prof. Dr. Gönençgil diğer etkenlere şöyle değiniyor:</p>

<p>“Buharlaşma havadaki nispi nem ya da bağıl nem miktarının düşük olmasıyla da alakalı. Nem miktarı düşük ve sıcak bir havada buharlaşma daha fazla oluyor. Örneğin rüzgar buharlaşmayı tetikleyerek hızlandırabiliyor. Çünkü su yüzeyinde oluşan buharlaşmayı başka tarafa taşıyarak oradaki buharlaşmanın devam etmesini sağlıyor. Belli bir noktadan sonra nem yükseldikçe buharlaşma miktarı azalmaya veya duraklamaya doğru gidebilir. Ancak rüzgar havadaki var olan nemi başka bölgelere taşıdığı için sürekli bir nem açığı oluyor.”</p>

<p></p>

<p>Isınmayla birlikte buharlaşmanın da artmasıyla atmosferde çok daha fazla su buharı birikiyor. Bu biriken su buharı diğer faktörlerin de etkisiyle yağış düzenini değiştiren, kuvvetli ya da aşırı yağışların oluş sıklığını artıran bir sürece dönüyor.</p>

<p></p>

<h2><strong>Buharlaşmayı önlemek mümkün mü?</strong></h2>

<p>Barajlardaki buharlaşmayı engellemek için dünya üzerinden pek çok yöntem uygulanıyor. Prof. Dr. Gönençgil, “Bu konuda kullanılan üç-dört ayrı yöntemden bahsedebiliriz" ifadesini kullanarak sözlerini şu şekilde sürdürüyor:</p>

<p>"Özellikle fiziksel denilen yöntemler var. Burada yapısal müdahaleler söz konusu olabiliyor ya da barajın işletilmesiyle ilgili önlemler alınabiliyor. Baraja katılan birtakım kimyasallarla buharlaşmanın azalmasına yönelik önlemler de olabiliyor. Bunun Türkiye’de pek bir örneği yok. Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/avustralya/" target="_blank">Avustralya</a> gibi ülkelerde çeşitli uygulamalar var.”</p>

<p></p>

<p><img alt="Fotoğraf: AA" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-32668770.jpg">[Fotoğraf: AA]</p>

<p></p>

<h2><strong>“Küresel ısınma eşittir <a href="https://www.trthaber.com/etiket/kuraklik/" target="_blank">kuraklık</a> demek değil”</strong></h2>

<p>Son yıllarda küresel ısınmanın getirdiği iklim değişikliği sebebiyle buharlaşmanın daha da artacağı öngörülüyor. “Küresel ısınma eşittir kuraklık demek değil” diyen Prof. Dr. Gönençgil, bunu şöyle açıklıyor:</p>

<p>“Çünkü ısınmayla birlikte buharlaşmanın da artmasıyla atmosferde çok daha fazla su buharı birikiyor. Bu biriken su buharı diğer faktörlerin de etkisiyle <a href="https://www.trthaber.com/etiket/yagis/" target="_blank">yağış</a> düzenini değiştiren, kuvvetli ya da aşırı yağışların oluş sıklığını artıran bir sürece dönüyor.”</p>

<p>Bu durum Türkiye’nin her bölgesinde farklı sonuçlara yol açıyor. Bunun bir sebebi de bölgelerin coğrafi koşulları. Prof. Dr. Gönençgil, “Sıcaklıkların artması buharlaşmayı da tetikleyerek özellikle kıyı bölgelerde düzensiz, şiddetli veya etkili yağışların daha fazla gözükür hale gelmesine sebep oldu” diyerek devam ediyor:</p>

<p>“Bazı yerlerde coğrafi özelliklere bağlı olarak yağışların nispeten azaldığını söylemek mümkün. Ancak genelde yağışlarda ortalamalar dışında farklı bir düzene geçiş şekli söz konusu olabiliyor. Zaman zaman çok aşırı ya da şiddetli yağışlarla afet boyutuna ulaşan durumlarla da karşılaşabiliyoruz.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pazartesi, pazarı geçerek tarihin en sıcak günü oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/pazartesi-pazari-gecerek-tarihin-en-sicak-gunu-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/pazartesi-pazari-gecerek-tarihin-en-sicak-gunu-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Birliği&#039;nin iklim izleme kuruluşu Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), 22 Temmuz Pazartesi gününün, dünya genelinde kaydedilen en sıcak gün olduğunu açıkladı. Verilere göre, küresel ortalama sıcaklık 17.15 derece Celsius olarak ölçüldü ve bu, bir gün önceki rekorun önüne geçti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/pazartesi_pazari_gecerek_tarihin_en_sicak_gunu_oldu_h7792_07c99.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pazartesi, pazarı, geçerek, tarihin, sıcak, günü, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>21 Temmuz Pazar günü, ortalama sıcaklık 17.09 derece Celsius olarak kaydedilmişti ve bu, geçen yılın en yüksek sıcaklık rekorunu küçük bir farkla geçmişti.</p>

<p>Imperial College London'dan iklim bilimci Joyce Kimutai, "Bu, iklim biliminin bize <a href="https://www.trthaber.com/etiket/fosil/" target="_blank">fosil</a> yakıtları yakmaya devam edersek ne olacağını söylediği şeydi. Ve fosil yakıtları yakmayı bırakıp net sıfır emisyona ulaşana kadar sıcaklıklar artmaya devam edecek" dedi.</p>

<p>Copernicus, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/uydu/" target="_blank">uydu</a> verilerini kullanarak küresel hava ve deniz sıcaklıklarını gerçek zamanlı olarak güncelliyor.</p>

<p>Kuzey yarımkürede yaz zirve yaparken ve gezegen, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir sıcaklık döneminden geçerken, günlük rekorların kırılmaya devam edebileceği tahmin ediliyor.</p>

<p>Küresel ısınma, daha uzun, daha güçlü ve daha sık aşırı hava olaylarına neden oluyor ve bu yıl dünya genelinde büyük felaketler yaşandı.</p>

<p>Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa'da sıcak hava dalgaları ve <a href="https://www.trthaber.com/etiket/orman/" target="_blank">orman</a> yangınları son haftalarda yıkıma yol açtı.</p>

<p>Ayrıca, Kuzey Kutbu'nda yangınlar çıktı ve bu bölge gezegenin diğer yerlerinden çok daha hızlı ısınıyor. Antarktika'da ise kış sıcaklıkları normalin çok üzerinde seyrediyor.</p>

<h2>Her ay kendi rekorunu kırmaya devam ediyor</h2>

<p>Copernicus, iklim bilimcileri en çok endişelendiren şeyin günlük sıcaklık rekorlarının kırılmasından çok, daha geniş bir ısınma modeli olduğunu belirtti.</p>

<p>Haziran 2023'ten bu yana her ay, önceki yılların aynı ayına kıyasla kendi sıcaklık rekorunu kırdı ve bu daha önce hiç görülmemiş bir durum.</p>

<p>Pazar ve Pazartesi günleri yaşanan sıcaklık, Temmuz 2023 rekorunu sadece biraz geçti, ancak Ağustos 2016'da kaydedilen önceki en yüksek sıcaklık olan 16.8 dereceyi çok geride bıraktı.</p>

<p>Copernicus, 16.8 derece rekorunun, Temmuz 2023'ten bu yana 57 kez kırıldığını belirtti.</p>

<p>Bilim insanları, yaşanılan dönemin, Dünya'nın son 100 bin yıldaki en sıcak dönemi olabileceğini söylüyor. Fosil yakıtların yakılması, iklim değişikliğinin başlıca nedeni olarak gösteriliyor ve ısıyı hapseden <a href="https://www.trthaber.com/etiket/sera-gazi/" target="_blank">sera gazı</a> emisyonları, yükselen sıcaklıkları yavaşlatma çabalarına rağmen artmaya devam ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğal Afetler 2024’ün İlk 6 Ayında Çin’e 13 Milyar Dolara Mâl Oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogal-afetler-2024un-ilk-6-ayinda-cine-13-milyar-dolara-mal-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogal-afetler-2024un-ilk-6-ayinda-cine-13-milyar-dolara-mal-oldu</guid>
<description><![CDATA[ 2023’ün ilk yarısında doğal afetler Çin ekonomisine 13 milyar dolarlık zarar verirken, bu rakam, 2019’dan bu yana bahsi geçen dönem için en derin ekonomik kayıp anlamına geliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/dogal_afetler_2024un_ilk_6_ayinda_cine_13_milyar_dolara_ml_oldu_h7785_b0a74.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, Afetler, 2024’ün, İlk, Ayında, Çin’e, Milyar, Dolara, Mâl, Oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Çin hükümeti, ülkenin bu yılın ilk yarısında doğal afetler nedeniyle 12,83 milyar dolar değerinde doğrudan ekonomik kayıp yaşadığını duyurdu.</h3>

<p>Acil Durum Yönetimi Bakanlığı’nın web sitesinde yer alan verilere göre bu rakam, 2019’dan bu yana bahsi geçen dönem için en derin ekonomik kayıp anlamına geliyor.</p>

<p>Çin’de bu yılın başında soğuklar ve şiddetli kar yağışı, Sincan’ın kuzeybatı bölgesinde 7,1 büyüklüğünde deprem, güneybatı bölgelerde heyelanlar ve Sarı Nehir ile güney eyaletlerinde taşkınlar yaşandı.</p>

<p>Ocak-Haziran döneminde doğal afetlerden en az 32,38 milyon kişi etkilendi; 322 kişi ise kayboldu ya da yaşamını yitirdi.</p>

<p>Yaklaşık 856 bin kişi başka bölgelere yerleştirildi, 23 bin ev yıkıldı, yaklaşık 3,17 milyon hektar mahsul etkilendi.</p>

<p>Ekonomi üzerindeki etki, ülkenin 5,25 milyar dolar değerinde zarar kaydettiği ve 95 kişinin kaybolduğu veya öldüğü önceki yılın dönemine göre daha kötüydü.</p>

<p>Bakanlığın geçen yılki raporuna göre, 2023 yılının tamamında yaklaşık 48,76 milyon kişi doğal afetlerden etkilendi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avlanma süreleri balıkçılığı sürdürülebilirlikten uzaklaştırıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/avlanma-sureleri-balikciligi-surdurulebilirlikten-uzaklastiriyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/avlanma-sureleri-balikciligi-surdurulebilirlikten-uzaklastiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, balıkçıların aynı miktardaki balığı yakalamak için geçmiş yıllara göre daha fazla zaman harcadığını, verimsiz avlanmanın balıkçılık faaliyetlerinde karbon salımını artırdığını söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/avlanma_sureleri_balikciligi_surdurulebilirlikten_uzaklastiriyor_h7791_ca50f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avlanma, süreleri, balıkçılığı, sürdürülebilirlikten, uzaklaştırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İklim krizinin <a href="https://www.trthaber.com/etiket/balikcilik/" target="_blank">balıkçılık</a> sektörü üzerindeki etkilerine yönelik hazırladığı haber dosyasının ikinci bölümünde, avlanma sürelerindeki artışın sürdürülebilir balıkçılığa etkisi ele alındı.</p>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) su ürünleri verilerine göre avcılık yoluyla üretim, 2023'te bir önceki yıla göre yüzde 35,5 artarak 454 bin 59 ton oldu. Av miktarı, 2022'de 335 bin 3 ton, 2021'de ise 328 bin 165 ton olarak gerçekleşmişti.</p>

<p>Akoğlu, Türkiye denizlerinde avcılığı yapılan 70, iç sularda ise 30'un üzerinde balık türü olduğunu, son istatistiklere bakıldığında COVID-19 salgını süresince stokların biraz toparlanmasından dolayı avcılıkta bir artış yaşandığını söyledi.</p>

<p>Avlanan balık miktarının 2000'li yılların başından bu yana inişli çıkışlı bir seyir izlediğine işaret eden Akoğlu, "Stoklar sürekli aynı oranda av verecek durumda olmadığından, bu iniş ve çıkışlar devam ediyor. Avcılığımız sürdürülebilir değil. Şu anda bir artış trendi var, ancak önümüzdeki yıl veya bir sonraki yıl tekrar bir azalma olacağını düşünüyorum." dedi.</p>

<h2>El Nino etkisi önümüzdeki ve bir sonraki sezon daha belirgin hissedilecek</h2>

<p>Denizde yaşanan sıcaklık artışlarının etkisinin hemen görülmediğini ve çevresel değişikliklerin balık stokları üzerindeki etkilerinin 1-2 yıl içinde gerçekleştiğini vurgulayan Akoğlu, El Nino'nun küresel ısınmanın etkilerini güçlendirdiğini, bu yıl ve önümüzdeki yıl avcılık sezonlarında bu etkinin görüleceğini kaydetti.</p>

<p>Balıkçıların denizde kalma sürelerinde artış olduğunu aktaran Akoğlu, şöyle devam etti:</p>

<p>"Balıkçılığın verimini ve balık stoklarının durumunu anlamak için çaba başına düşen av miktarına bakarız. Çaba başına düşen av miktarı, denizde belirli bir süre ve belirli bir motor gücüyle elde edilen av miktarını ifade eder. Bu miktara baktığımızda, kararlı bir çizgi görmüyoruz. Balıkçılar, 1 kilogram balığı yakalamak için önceki yıllara göre daha fazla zaman harcıyor, 1 saat avcılık faaliyeti için av miktarı yarım kilo ile bir kilo arasında, yıldan yıla değişkenlik gösteriyor. Bu durum avcılığın sürdürülebilir olmadığının ve işlerin kötüye gidebileceğinin bir sinyali olabilir."</p>

<p>Türkiye'de 15 bin av teknesi olduğu bilgisini paylaşan Akoğlu, balıkçıların yıllık ortalama 250 bin ila 300 bin saatten, son birkaç yıldır 500 bin saat civarına varan bir avlanma süresine ulaştığına dikkati çekti.</p>

<p>Akoğlu, maksimum sürdürülebilir ürün hesapları veya kota uygulamaları olmadığı için balıkçıların av sezonunda avlanabildikleri kadar avlanmaya çalıştıklarını, bu durumun aşırı avcılığa neden olduğunu dile getirdi.</p>

<h2>"Ulusal planlar yapılmazsa sektör pek çok şeyi kaybeder"</h2>

<p>Akoğlu, "Balıkçılığın biraz daha verimsiz hale geleceğini düşünüyorum. Önümüzdeki sezonun açılışında ve bir sonraki sezonda bunun etkilerini göreceğiz. Maliyetler de artıyor, bir balık elde etmek için harcanan masraflar yükseliyor. Verimsiz avlanırsanız daha fazla karbon salarsınız çünkü daha fazla <a href="https://www.trthaber.com/etiket/yakit/" target="_blank">yakıt</a> ve zaman harcıyorsunuz. Bu durum balıkçılık faaliyetlerinde karbon salımını artırıyor ve küresel iklim değişikliğine katkıda bulunuyor. Özellikle 2000 yılından bu yana ülkemizdeki balıkçılık faaliyetlerinin karbon ayak izi hızlı bir şekilde artıyor." diye konuştu.</p>

<p>Balıkçılık sektörünün bunun farkında olması gerektiğini ifade eden Akoğlu, iklim değişikliğiyle küresel ölçekte mücadele edilse de ulusal olarak da planlar yapılması gerektiği aksi takdirde sektörün pek çok şeyi yavaş yavaş kaybedileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Akoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Karadeniz'de uskumru, 1970'lerden önce vardı ancak 1970'lerden sonra neredeyse yok denecek kadar azaldı, ticari anlamda bir avcılığı kalmadı. Bunun gibi bazı türleri kaybedeceğiz. Bu hemen olmayabilir ancak 2030'lara vardığımızda ticari olarak avcılığı yapılan bazı türleri görmeyeceğiz. Üreme hızı yavaş olanlar ya da besin zincirinin üst kısımlarında olanlar, örneğin <a href="https://www.trthaber.com/etiket/palamut/" target="_blank">palamut</a> tehdit altında. Ayrıca doğrudan besin olarak tüketilmeyen türler de ekosistemin dengesinde önemli bir yer tutuyor. Deniz tabanında yaşayan türlerden kalkan da risk altında. Son yıllarda Akdeniz'e kıyısı olan illerimizde mercan olarak satılan balık aslında gerçek mercan değil, bir Kızıldeniz göçmeni. Geleneksel olarak bölgemize özgü olan Akdeniz mercanı değil. Böyle bir değişim yaşadık."</p>

<h2>Kota uygulamasına geçiş tavsiyesi</h2>

<p>Her balık stokunun kendine özgü dinamiği ve ekosistem içinde yeri olduğundan bahseden Akoğlu, bu nedenle, ekosistem tabanlı balıkçılık yönetimi yapılarak matematiksel modellerle her stok için toplam avlanabilir ürün miktarı belirlenmesi gerektiğine, böylece hem avlanan türün devamının sağlanacağına hem de diğer türlere yeterli besin bırakılacağına işaret etti.</p>

<p>Balıkçılık sektöründe acil olarak kota uygulamalarına ve kontrollü balık avcılığına geçiş gerektiğini belirten Akoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Özellikle Marmara gibi kapalı denizlerde çevresel etkiler çok önemli. Çevresel kirliliğin etkileri <a href="https://www.trthaber.com/etiket/goz/" target="_blank">göz</a> önünde bulundurularak hızla önlemler alınması gerekiyor. Bu uygulamalar, balık stoklarının sürdürülebilirliğini sağlamayı ve ekosistemi korumayı amaçlıyor. Ayrıca balıkçılık yönetimi için katılım ve bilinçlenme önemli. Avcılığın izlenebilmesi için doğru denetimler uygulayarak karaya çıkarma noktalarının belirlenmesi, türlerin doğru rapor edilmesi, kota yönetimine katkı sağlar. Kaçak avcılığı önlemek için cezaların yanı sıra balıkçıların sürece dahil edilip bilinçlenmesi de önemli."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trilyonlarca Doları Yöneten Şirketlerden Hükümetlere Doğa Kaybını Durdurma Çağrısı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/trilyonlarca-dolari-yoeneten-sirketlerden-hukumetlere-doga-kaybini-durdurma-cagrisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/trilyonlarca-dolari-yoeneten-sirketlerden-hukumetlere-doga-kaybini-durdurma-cagrisi</guid>
<description><![CDATA[ Unilever, L’Occitan ve Iberdrola’nın da aralarında bulunduğu 100’den fazla şirket, hükümetleri önümüzdeki on yılın sonuna kadar doğa kaybını durdurmaya yönelik BM hedefine ulaşmak için daha sert politikalar uygulamaya çağırdı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/trilyonlarca_dolari_yoneten_sirketlerden_hukumetlere_doga_kaybini_durdurma_cagrisi_h7788_22965.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trilyonlarca, Doları, Yöneten, Şirketlerden, Hükümetlere, Doğa, Kaybını, Durdurma, Çağrısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>1 milyondan fazla türün neslinin tükenme eşiğinde olduğu dünya, 2022’de biyoçeşitliliği korumaya yönelik, dünyanın doğal ekosistemlerinin %30’unu koruma taahhüdünü de içeren dönüm noktası niteliğinde bir anlaşmayı kabul etti.</p>

<p>Ülkeler, taahhüdün uygulanmasına ilişkin ayrıntıları görüşmek üzere Ekim ayında Kolombiya’da yapılacak COP16 biyoçeşitlilik zirvesinde bir araya gelecek.</p>

<p>Müzakereler öncesinde Reuters ile özel olarak paylaşılan bir mektupta, toplam geliri 1,1 trilyon dolar olan 132 şirket daha güçlü önlemler talep etti.</p>

<p>Sübvansiyon reformundan su kullanımı ve tarım uygulamalarına kadar çeşitli önlemlere ilişkin eylem çağrısını imzalayan diğer şirketler arasında madenci Teck Resources, gıda grubu Danone, enerji şirketi RWE ve çimento üreticisi Holcim yer alıyor.</p>

<p>İnsanlar, yerel ekosistemleri yok ederek, doğayı kirleterek ve iklim değişikliğine yol açarak yaban hayatını yok ediyor. Mektubu destekleyenler, önleyici tedbirlerin maliyeti ne olursa olsun önemli olmadığını çünkü, çok daha büyük bir maliyetin türlerin kaybolmasından kaynaklanacağını söyledi.</p>

<p>Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek malzemeleri tedarikçilerinden biri olan Olam Food Ingredients’ın (OFI) genel müdürü ve grup finans sorumlusu Rishi Kalra, “Doğaya odaklanmazsak, biyoçeşitliliğe odaklanmazsak, şirketimiz önümüzdeki yıllarda var olmayabilir” dedi.</p>

<p>Örneğin Brezilya’daki Amazon Yağmur Ormanları’nın ormansızlaşması, yağış miktarını azalttı ve dünyadaki soya fasulyesi ve sığır etinin büyük bir bölümünü sağlayan kritik tarım alanlarında hava düzenlerini değiştirdi.</p>

<p>Nestle Latin Amerika CEO’su Laurent Freixe, “Doğa olmadan, su olmadan, insanlığın gelişmesini bırakın, var olması bile imkansız” dedi.</p>

<p>Doğa dostu stratejiler kısa vadede maliyetleri artırabileceğinden, bazı şirketler, hükümetler piyasa çapında kurallar koymadıkça veya eylemi zorunlu kılmak için gereken teşvikleri sunmadıkça harekete geçmek konusunda isteksiz davranıyor.</p>

<p>Politika tavsiyeleri hazırlayan Business For Nature savunuculuk grubu tarafından koordine edilen mektupta, gönüllü kurumsal eylemin tek başına yeterli olmayacağı belirtildi.</p>

<p>Mektupta hükümetlerin; işletmelerin ve finansal aktörlerin doğayı korumasını ve restore etmesini sağlaması gerektiği belirtildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Madra Dağı’na zehir kuşatması… Sıra Bergama’da!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/madra-dagina-zehir-kusatmasi-sira-bergamada</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/madra-dagina-zehir-kusatmasi-sira-bergamada</guid>
<description><![CDATA[ Bergama Madra Dağı eteklerindeki 750 futbol sahası büyüklüğündeki maden ihalesini altın şirketi TÜMAD Madencilik kazanırken şirketin Madra Dağı’nın Balıkesir tarafında da hali hazırda altın madeni bulunuyor. Bölgede siyanür kullanılarak altın madeni işletmesi açılması tehlikesi var. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/madra_dagina_zehir_kusatmasi_sira_bergamada_h7784_9d6d1.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Madra, Dağı’na, zehir, kuşatması…, Sıra, Bergama’da</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), geçtiğimiz aylarda ülke genelindeki 316 sahayı daha ihaleye çıkarmıştı. </p>

<p>İhale listesinde Bergama’dan 535 hektarlık bir alan da yer almıştı. Yapılan ihaleler sonuçlandı.  MAPEG ihaleyi TÜMAD Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aldığını duyurdu. TÜMAD bu bölge için 1 milyon 750 bin TL ödeme yapacak.</p>

<p><strong>YENİ ALTIN MADENİ YOLDA</strong><br>
İhale ile birlikte hali hazırda Koza Altın Şirketi tarafından çıkarılan bir altın madeninin bulunduğu alanda yeni bir altın madeninin daha açılmasının önü açıldı.  Söz konusu alanda 4’üncü grup maden aranacak ve bu madenlerin arasında kurşun, altın, gümüş ve kobalt gibi ağır madenler için ocak açılabilir. </p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/WhatsApp%20Image%202024-07-16%20at%2008.53.03.jpg"></p>

<p><strong>SİYANÜR TEHDİDİ</strong><br>
Öte yandan şirketin Çanakkale’nin Lâpseki ve Balıkesir İvrindi ilçelerinde altın ve gümüş madeni bulunuyor. Şirket, 6 bin 606 hektar büyüklüğündeki alanda yılda 75.3 milyon ton cevher çıkarıyor. Bölgede siyanürle altın arayan şirketin maden açma girişimleri halk tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Su kaynaklarının üstünde yer alan maden sahası İvrindi’den Burhaniye’ye, Ayvalık’a, Dikili’ye, Kozak Yaylası'na kadar geniş bir alanı etkiliyor</p>

<p>TÜMAD Madencilik Şirketi ise NUROL Holding Grubu bünyesinde yer alıyor. TÜMAD’ın maden sahası ise Bergama’nın bir dağ köyü olan ise Çobanlar Köyü’nü de içine alıyor. Madra Dağı eteklerinde kalan köyün ana geçim kaynağı ise hayvancılık. Şirketin Balıkesir İvrindeki madeni ise Madra Dağı’nın Balıkesir bölgesinde yer alıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/WhatsApp%20Image%202024-07-16%20at%2008.53.04.jpg"></p>

<p>Şirketin yakın zamanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na başvurarak çevresel etki değerlendirme sürecini başlatması bekleniyor.</p>

<p><strong><em>Kaynak</em>:Metehan UD / EGEDESONSÖZ</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye Son 53 Yılın En Sıcak, 23 Yılın ise En Kurak Haziran Ayını Geride Bıraktı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-son-53-yilin-en-sicak-23-yilin-ise-en-kurak-haziran-ayini-geride-birakti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-son-53-yilin-en-sicak-23-yilin-ise-en-kurak-haziran-ayini-geride-birakti</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’de 2024’ün haziran ayı ortalama sıcaklıkları, 3,6 derece artışla 25,4 derece gerçekleşti. Böylece son 53 yılın en sıcak haziran ayı yaşandı. Benzer bir şekilde son 23 yılın en kurak Haziran ayı günleri de geride kaldı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/turkiye_son_53_yilin_en_sicak_23_yilin_ise_en_kurak_haziran_ayini_geride_birakti_h7787_cf2df.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, Son, Yılın, Sıcak, Yılın, ise, Kurak, Haziran, Ayını, Geride, Bıraktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) aylık değerlendirme raporu’na göre,1991-2020 normalleri haziran ayı ortalama sıcaklığı 21,8 derece olan Türkiye’de, 2024 Haziran’da ortalama sıcaklık 25,4 derece gerçekleşti.</p>

<p>Haziranda ekstrem maksimum sıcaklık ölçülen merkezlerden bazıları şöyle:  Isparta 3,8 derece farkla 40 derece, Uşak 3,4 derece farkla 40 derece, Senirkent 2 derece farkla 39,6 derece, Tefenni 1,9 derece farkla 38,4 derece, Sivrihisar 1,6 derece farkla 37,4 derece, Adıyaman 1,5 derece farkla 43 derece, Eğirdir 2,2 derece farkla 38,2 derece, Burdur 2,2 derece farkla 40,9 derece, Viranşehir 1,3 derece farkla 45,3 derece, Silifke 1 derece farkla 42,3 derece, Mut 1,5 derece farkla 43,6 derece.</p>

<p>2024 yılı Haziran ayında ortalama sıcaklıklarla ilgili veriler şöyle:</p>

<p>– 1991-2020 normalleri haziran ayı ortalama sıcaklığı 21.8 °C olup 2024 yılı haziran ayı sıcaklığı ise 25.4°C ile normallerinin 3.6 °C üzerinde gerçekleşti.</p>

<p>– 2024 yılı haziran ayı ortalama sıcaklığı, son 53 yılın en sıcak haziran ayı olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>– 2024 haziran ortalama sıcaklığı, kendisine en yakın olan 2019 yılı haziran ayından (23.4 °C) 2.0 °C daha fazla oldu.</p>

<p>– Bu ay, 65 adet yeni ekstrem maksimum sıcaklık gerçekleşmiştir. En düşük sıcaklık 1.6 ºC ile Erzurum’da, en yüksek sıcaklık ise 47.8 °C ile Urfa Ceylanpınar’da tespit edildi.</p>

<p>– 2024 yılı haziran ayı ortalama maksimum sıcaklıkları, 1991-2020 dönemi maksimum sıcaklık normallerinin 3.3 °C üzerinde gerçekleşti.</p>

<p>– Ortalama minimum sıcaklıklar ise  1991-2020 dönemi minimum sıcaklık normallerinin 2.6 °C üzerinde oldu.</p>

<h3><strong>Yağışlar Rekor Oranda Azaldı</strong></h3>

<p>Yine MGM’nin, haziran ayı alansal yağış verilerine göre, son 23 yılın en az yağış alan haziran ayı geride kaldı.</p>

<p>Rapora göre 2024 yılının haziran ayında boyunca 11,9 mm ile sınırlı kalan yağışlar, 33,6 mm olan haziran ayı ortalamalarının ve 58,1 mm olan 2023 yılı haziran ayının altında kaldı.</p>

<p>Bu yıl haziran ayı ortalamalarının %65 altında kalan yağışlar, geçen yıla göre %80 azaldı.</p>

<p>Bölge bazında bakıldığında ise Batı ve Orta Karadeniz,  Marmara Bölgesi (Kırklareli hariç), Kıyı Ege, Antalya‘nın doğusu, Mersin, Adana, Osmaniye, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa, Elazığ, Diyarbakır ve Bingöl‘de yağışlar %60 oranında azaldı.</p>

<p>Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin‘in sahil kesimleri ise ortalanın %20 üzerinde yağış aldı.</p>

<p>Yağışların en çok azaldığı bölge %92 ile Marmara Bölgesi oldu. Haziran ayı normali 41,5 mm olan bölge, 3,4 mm yağış aldı.</p>

<p>Ege ve Akdeniz bölgelerinde son 23 yılın, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde son 21 yılın, İç Anadolu Bölgesi’nde son 12 yılın en düşük yağışı meydana geldi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman isimden İzmir’e korkutan deprem uyarısı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/uzman-isimden-izmire-korkutan-deprem-uyarisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/uzman-isimden-izmire-korkutan-deprem-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ Jeoloji Mühendisler Odası İzmir Şubesi Başkanı Koray Çetin Önalan, İzmir’de yaşanacak olası bir depremde denizin kentin içerisine gireceğini belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/uzman_isimden_izmire_korkutan_deprem_uyarisi_h7783_83a7d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, isimden, İzmir’e, korkutan, deprem, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mevcut yapı stokunun eski olduğunun altını çizen ve “bunlar uzun vadede çözülmesi gereken şeylerdi ancak ne yazık ki yapılmadı” diyen Önalan ayrıca İzmir’de yaşanacak bir depremde zemin sıvılaşması yaşanacak ilçeleri de teker teker sıraladı.<br>
<br>
Koray Çetin Önalan, kentte olası bir depremde Konak, Alsancak, Bayraklı, Mavişehir ve Bostanlı’da sıvılaşma yaşanacağını, denizin kentin içine doğru yürüyeceğini belirterek, “Bunlar uzun vadede çözülmesi gereken şeylerdi ancak ne yazık ki yapılmadı” dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Balıkların Geleceği İklim Değişikliğine Bağlı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/baliklarin-gelecegi-iklim-degisikligine-bagli</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/baliklarin-gelecegi-iklim-degisikligine-bagli</guid>
<description><![CDATA[ FAO’nun yeni raporu farklı iklim değişikliği senaryolarının dünya deniz sistemindeki balık biyokütlesini nasıl etkileyeceğini ortaya koyuyor. Rapora göre 1.5-2 derece altındaki bir ısınma balık stoklarını %10 civarında azaltırken, 3-4 derecelik bir ısınma yüzyıl sonunda stokların %30 ve üzerinde azalmasına neden olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/baliklarin_gelecegi_iklim_degisikligine_bagli_h7786_7705c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Balıkların, Geleceği, İklim, Değişikliğine, Bağlı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) yeni raporuna göre, önde gelen üretici ülkelerden, gıda anlamında su ürünlerine bağımlılığı yüksek seviyelerde olan ülkelere kadar, Dünya denizlerinin neredeyse tüm bölgelerinde ticari balık avı miktarını etkileyebilecek potansiyel iklim riskleri gözler önüne serildi.</h3>

<p>“Deniz Ekosistemlerine ve Balıkçılığa Yönelik İklim Değişikliği Riskleri” başlıklı rapora göre, ticari balık miktarı, yüksek emisyon senaryosunda, bu yüzyıl ortasında çoğu bölgede %10’luk bir düşüş yaşayabilir. Emisyon oranlarının yüksek ve küresel ısınmanın 3-4 derece arasında olduğu senaryoda yüzyılın sonuna gelindiğinde 48 ülke ve bölgede balık stoklarında %30 ve üzerinde büyük bir azalma bekleniyor.</p>

<p>Bu koşulların tam tersine küresel ısınmanın 1,5-2 derece arasında olduğu senaryoda, yüzyıl sonuna kadar 178 ülke ve farklı bölgelerde %10 ve %10’dan daha düşük bir azalma ile stabil bir durum yaşanacağı öngörülüyor. Kayda değer düşüşler ise, örneğin yüksek emisyon senaryosu altında yüzyılın sonuna doğru, en büyük balık üretici ülkeler arasında olan Peru’da %37,3 ve Çin’de %30,9 ile yaşanabilir.</p>

<h3><strong>“Balıkları Düşük Emisyon Kurtarır”</strong></h3>

<p>Karşılaştırmalı Ekosistem Modeli Projesi (FishMIP) yardımıyla, FAO ile işbirliği içinde çalışan uluslararası bir araştırmacılar ağının yazdığı rapor, iklim değişikliğinin deniz ekosistemlerine ve balıkçılığa uzun dönemli etkisini bir dizi son teknoloji sayısal model kullanarak ölçtü.</p>

<p>Çalışma, dünya genelinde balıkçılık ve su ürünleri üretiminin 2022’de 223,2 milyon ton ile rekor seviyeye çıktığını gösteren Dünya Balıkçılık ve Su Ürünleri Durumu (SOFIA) raporunun en son baskısının ardından geldi.</p>

<p>Rapor hakkında konuşan FAO Balıkçılık ve Su Ürünleri Bölümü Direktörü Manuel Barange, “İklim değişikliğinin deniz ekosistemleri ve balıkçılık üzerindeki potansiyel etkilerini belirlemek ve bu etkilerle bağlantılı belirsizlikleri ortaya koymak, uygun ölçülerde uyum programları tasarlamak açısından son derece önemli” dedi. Barange şunları ekledi:</p>

<p>“Çalışma, düşük emisyonların, yüksek emisyon senaryosuna kıyasla neredeyse tüm ülkeler ve bölgeler için yüzyıl sonu biyokütle kayıplarını önemli ölçüde azalttığını ortaya koyuyor. Bu durum, iklim değişikliğine karşı alınacak önlemlerin balıkçılık ve su ürünleri için faydalarını gösteriyor.”</p>

<p>Yüzyıl sonunda her iki senaryo altında öngörülen kayıpların karşılaştırılması yapıldığında, emisyonların düşürülmesinin neredeyse tüm ülkeler ve bölgeler için önemli faydalar sağladığı ortaya çıkıyor. Bu duruma gıda ve geçim için balıkçılığa yüksek düzeyde bağımlı olan ve iklim değişikliğinin ekolojik ve sosyo-ekonomik risklerinden en çok etkilenen Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri de dahil.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>36 bin ağaca kıyılacak... Ege dağlarına hançer!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/36-bin-agaca-kiyilacak-ege-daglarina-hancer</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/36-bin-agaca-kiyilacak-ege-daglarina-hancer</guid>
<description><![CDATA[ Alman enerji şirketinin Ege’nin dağlarında inşaa edeceği 4 RES projesine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı onay verdi. Ormanlık alanlara dikilecek RES türbinleri için 36 bin ağaç kesilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/36_bin_agaca_kiyilacak_ege_daglarina_hancer_h7782_1dab2.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bin, ağaca, kıyılacak..., Ege, dağlarına, hançer</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong>Almanya'nın en büyük rüzgar enerji santrali üreticisi olan ve Türkiye’deki pek çok santralde ürettiği türbinler kullanılan Enercon, kendi rüzgar enerji santrallerini kurmak için harekete geçti.</p>

<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yeni rüzgar enerji santralleri bölgelerinin kurulması için yaptığı YEKA-2 ihalesinde en düşük teklifi veren Enercon Rüzgar Enerji Santrali Şirketi, rüzgar enerji santrallari kurmak için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan onay aldı.</p>

<p>Bakanlık, şirketin Artuna RES, Gaia RES, Falp RES ve Artuna II RES projeleri için ‘ÇED olumlu’ kararı verdiğini duyurdu.</p>

<p>Muğla’nın Milas, Köyceğiz, Ula ve Bodrum ilçelerinde yükselecek 84 türbinin tamamı ise Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı’na göre orman alanda yer alıyor. RES türbinleri, şalt merkezleri ve yollar için 36 bin 214 ağaç kesilecek.</p>

<p><strong>ENDEMİK BİTKİLER TEHLİKEDE</strong><br>
Yine ÇED sahalarında yer alan onlarca endemik bitki türü de zarar görme tehlikesi ile karşı karşıya. Ayrıca, Köyceğiz ve Ula ilçelerine dikilecek türbinler Sandras Dağı Önemli Doğa Alanı içerisinde yer alacak. Bodrum’a dikilecek olan türbinler ise Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi / Turizm Merkezi üzerinde yükselecek.</p>

<p><strong>Kaynak: Metehan UD / EGEDESONSÖZ </strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>12 Temmuz&amp;#039;dan beri söndürülemedi... Yangına 23 ilden takviye!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/12-temmuzdan-beri-soendurulemedi-yangina-23-ilden-takviye</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/12-temmuzdan-beri-soendurulemedi-yangina-23-ilden-takviye</guid>
<description><![CDATA[ Aydın&#039;ın Söke ilçesindeki kağıt fabrikasında çıkan yangına 3 gündür, karadan ve havadan müdahaleyle kontrol altına alınmaya çalışılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/12_temmuz_dan_beri_sondurulemedi_yangina_23_ilden_takviye_h7781_c7466.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Temmuz&amp;039dan, beri, söndürülemedi..., Yangına, ilden, takviye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Söke Organize Sanayi Bölgesi'ndeki bir kağıt fabrikasının sıkıştırılmış kağıt depolama alanında 12 Temmuz akşamı çıkan yangında 3 gündür sürüyor.</p>

<p>Gece sadece karadan müdahale edilen yangına, sabah saatlerinde havanın aydınlanmasıyla uçak ve helikopterler de destek sağladı.</p>

<p>Çevre il ve ilçelerdeki itfaiye ve orman ekiplerinin de sevk edildiği yangın, fabrikanın ikinci bölümüne de sıçradı.</p>

<p>Öte yandan dumandan etkilenen fabrika işçisi ve itfaiye erlerinden oluşan 10 kişi, ambulanslardaki ilk müdahalenin ardından hastanelere sevk edildi.</p>

<p>İşçi ve itfaiye erlerinin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.</p>

<p>Vali Yakup Canbolat, Söke Kaymakamı Ali Akça ve AFAD Başkanlığı Afetlere Müdahale Genel Müdürü Sadi Ergin, bölgeye gelerek incelemede bulundu, yetkililerden bilgi aldı.</p>

<p><strong>23 ilden takviye geldi</strong><br>
Canbolat, gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının başlangıcından itibaren AFAD, Aydın Büyükşehir Belediyesi, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ve ilçe belediye ekipleriyle ciddi bir mücadele verildiğini söyledi.</p>

<p>Jandarma ve emniyetin de trafik ve güvenliğin sağlanması için görev başında olduğunu belirten Canbolat, şöyle devam etti:</p>

<p>"Ayrıca çevre 23 ilden de takviye istedik bölgeye. O illerimizden de arazöz, iş makinesi ve itfaiye cinsi araçlar bölgemize intikal etti. Ayrıca 2 uçak ve 4 helikopterle de baştan beri müdahale ediyoruz. Bölgede 54 iş makinesi, 80 itfaiye ve arazöz ve toplamda 290 personelle müdahaleye devam ediyoruz. Tespitlere göre 240 dönüm alan içinde ilk gün 85 bin ton işlenecek atık kağıt yandı. Bugün itibarıyla da 55 bin ton atık kağıt yanıyor. İlk gün hatırlarsanız cuma gecesi çıkan bir hortum, bugün de 12.00 gibi çıkan hortum yangının etrafa yayılmasını ve büyümesini sağladı. Ekiplerimiz durmaksızın 24 saat müdahaleye devam ediyor. Riskli alanlar, sirayet edebileceği alanlarla ilgili de her türlü tedbiri birlikte alıyoruz. İçişleri Bakanlığı'mız konuyu bizzat takip ediyor."</p>

<p><strong>30 kişi dumandan etkilendi</strong><br>
Yanan malzemenin kağıt olmasının rüzgarla birlikte riski artırdığını dile getiren Canbolat, kısa zamanda sonuç almayı temenni ettiklerini söyledi.</p>

<p>Bölgede seyyar bir hastane kurduklarını belirten Canbolat, "Sağlık Müdürlüğü'müzün UMKE ekipleri bölgede hizmete devam etmekte. Dumandan etkilenen 30 vatandaşımız var. Herhangi bir can kaybımız yok şükürler olsun." dedi.</p>

<p>Söke Organize Sanayi Bölgesi'nde 12 Temmuz'da saat 17.00 civarında kağıt fabrikasında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıkmıştı. Yangın havadan ve karadan müdahaleye rağmen kontrol altına alınamamıştı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağaçlar devrildi, trafik felç oldu!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/agaclar-devrildi-trafik-felc-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/agaclar-devrildi-trafik-felc-oldu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de gün boyu aralıklarla etkili olan gök gürültülü sağanak yağış, cadde ve sokaklarda su birikintilerine neden oldu. Alsancak, Bornova ve Konak gibi bölgelerde devrilen ağaçlar yolları kapattı, trafik kilitlendi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/agaclar_devrildi_trafik_felc_oldu_h7780_19ce9.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ağaçlar, devrildi, trafik, felç, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'de akşam saatlerinde etkili olan gök gürültülü sağanak yağış, şehrin çeşitli bölgelerinde hayatı olumsuz etkiledi. Yoğun yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda büyük su birikintileri oluştu, bazı yollar geçici olarak trafiğe kapandı.</p>

<p><img src="https://www.gazetemizmir.com/images/haberler/88950b12016202c8798ffe8d0bb46eea1720806709.jpg"></p>

<p>Özellikle Alsancak, Bornova ve Konak gibi merkezi bölgelerde yaşanan ağaç devrilmeleri, trafiğin tamamen durmasına yol açtı. Bu bölgelerde birçok yol, devrilen ağaçlar ve su birikintileri nedeniyle araç geçişine kapandı. Belediye ekipleri, devrilen ağaçları kaldırmak ve su birikintilerini tahliye etmek için yoğun bir çalışma yürüttü.</p>

<p><img src="https://www.gazetemizmir.com/images/haberler/a36abd601b784b2ece294786ee83e8341720806719.jpg"></p>

<p>Vatandaşlar, ani yağışın neden olduğu su birikintileri ve kapanan yollar nedeniyle büyük zorluklar yaşadı. Özellikle iş çıkış saatine denk gelen yoğun yağış, trafik akışını olumsuz etkiledi ve şehir genelinde uzun araç kuyrukları oluştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;#039;de büyük deprem beklentisi: 4 bölgeye deniz taşması uyarısı!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirde-buyuk-deprem-beklentisi-4-boelgeye-deniz-tasmasi-uyarisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirde-buyuk-deprem-beklentisi-4-boelgeye-deniz-tasmasi-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de mevcut yapı stokunun eski olması ve yerleşim yerlerinin yanlış bölgelere konumlandırılması gibi nedenlerle olası bir depremde yıkımlar yaşanacağından endişe ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/izmir_de_buyuk_deprem_beklentisi_4_bolgeye_deniz_tasmasi_uyarisi_h7779_66292.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir&amp;039de, büyük, deprem, beklentisi:, bölgeye, deniz, taşması, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de deprem tehdidi en yüksek kentlerden olan İzmir'de deprem üretebilecek birçok fay hattı bulunuyor. Mevcut yapı stokunun eski olması, yerleşim yerlerinin yanlış bölgelere konumlandırılması gibi nedenlerle olası depremde kentin birçok bölgesinde yıkımlar yaşanacağından endişe ediliyor.</p>

<p>i yaşanıyor. İzmir'in yerleşim alanlarında sıkıntılar olduğunu dile getiren Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Koray Çetin Önalan, "Doğa bize sorunlu alanları gösteriyor. Bunlardan biri olan Bayraklı, Meles Deltası'nın üzerine kurulmuş. Meles, 'porsuk' demek. Porsuk da suyu seven bir hayvan. Dolayısıyla biz hiç yerleşilmemesi gereken bir yere kent inşa etmişiz. Aynı şey İzmir'in diğer yerlerinde de var. Alsancak sonradan dolgu ile oluşturmuş. Kent planlamasını bilmiyoruz. Yanlış kent planlamalarıyla afetlere davetiye çıkarıyoruz" diye konuştu.</p>

<p><strong>'İZMİR'DE HIZLI ŞEKİLDE KENTSEL DÖNÜŞÜM YAPILMALI'</strong><br>
İzmir'i etkileyebilecek onlarca fay olduğuna dikkati çeken Önalan, "Bu faylardan herhangi birinin kırılması halinde İzmir'le ilgili çok büyük kaygılarımız var. İzmir'de afet anıyla ilgili kaos planının da gözden geçirilmesi gerekiyor" dedi.</p>

<p>Olası depremde İzmir'e ulaşımda sıkıntılar yaşanabileceğini aktaran Önalan, "İzmir'in körfezi ve uzun kıyı şeridinin avantaj olduğuna inanıyoruz. Kıyı şeridi, vapurlar modifiye edilerek hem hastane hem arama kurtarma olarak kullanılabilir. Bu deprem anıyla ilgili kaos planı. Deprem öncesinde de İzmir'de hızlı şekilde kentsel dönüşüm yapılması lazım. Bilhassa Alsancak'ta bulunan binaların birçoğu çok eski, temellerinde ciddi deformasyonlar ve korozyonlar var. Deniz suyu, kentin içine doğru girmiş durumda. Herhangi bir depremi beklemeden şu anda bile bu binaların birçoğunda deformasyonlar yaşanıyor. Dolayısıyla kentsel dönüşüm konusunda çok çabuk hareket etmek zorundayız" dedi.</p>

<p><strong>'AFET PLANI ÇEVRE İLLERLE BİRLİKTE HAZIRLANMALI'</strong><br>
"İzmir'de olası bir depremde her semtin kendine göre yaşayacağı sıkıntılar var" diyen Önalan, "Konak, Alsancak, Bayraklı, Mavişehir ve Bostanlı'da sıvılaşma ve denizin kentin içine doğru yürüdüğünü göreceğiz. Kentin içerisinde mahallelerin arasında kum fışkırmaları, su çıkışlarını göreceğiz. Bunlar uzun vadede çözülmesi gereken şeylerdi ancak ne yazık ki yapılmadı" ifadelerini kullandı.</p>

<p>İzmir'de afet planlarının güncellenmesi ve test edilmesi gerektiğini dile getiren Önalan, "İzmir afete uğradığı zaman afette görev alacak insanların da zarar göreceğini düşünüyorum. O nedenle afet planı çevre illerle birlikte hazırlanmalı. Olabilecek afette, afetten zarar görmemiş çevre illerden insanların ulaşımı, arama kurtarma çalışmalarındaki rolünün gözden geçirilmesi gerekiyor. Bunların test edilmesi, gözden geçirilmesi ve insanların hazırlanması lazım" diye konuştu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saatlerdir söndürülemedi: Kağıt fabrikası alev alev!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/saatlerdir-soendurulemedi-kagit-fabrikasi-alev-alev</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/saatlerdir-soendurulemedi-kagit-fabrikasi-alev-alev</guid>
<description><![CDATA[ Aydın&#039;ın Söke ilçesinde kağıt fabrikasında dün başlayan yangına müdahale sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/saatlerdir_sondurulemedi_kagit_fabrikasi_alev_alev_h7778_fa506.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Saatlerdir, söndürülemedi:, Kağıt, fabrikası, alev, alev</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Alınan bilgiye göre, Söke Organize Sanayi Bölgesindeki bir kağıt fabrikasının açık alandaki kağıt toplama bölümünde, dün henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.</p>

<p>Haber verilmesiyle bölgeye itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşırı Sıcaklar Nedeniyle Japonya’da En Az 19 Kişi Yaşamını Yitirdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/asiri-sicaklar-nedeniyle-japonyada-en-az-19-kisi-yasamini-yitirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/asiri-sicaklar-nedeniyle-japonyada-en-az-19-kisi-yasamini-yitirdi</guid>
<description><![CDATA[ Rekor kıran sıcaklar nedeniyle Japonya’da en az 19 kişi yaşamını yitirirken, yaklaşık 9 bin kişi ise hastaneye kaldırıldı.  ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/asiri_sicaklar_nedeniyle_japonyada_en_az_19_kisi_yasamini_yitirdi_h7775_27108.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aşırı, Sıcaklar, Nedeniyle, Japonya’da, Kişi, Yaşamını, Yitirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>Japonya’nın farklı kesimlerinde bu ayın başından beri etkili olan aşırı sıcakların bilançosu netleşmeye başladı. İçişleri ve Haberleşme Bakanlığı Yangın ve Afet Yönetimi Dairesi’nden yapılan açıklamada, 1-7 Temmuz tarihleri arasında ülke genelindeki 14 eyalette yaşayan en az 19 kişinin sıcak çarpması sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Aynı süre zarfında 9 bin 105 kişinin sıcak çarpmasına bağlı semptomlar nedeniyle hastaneye kaldırıldığı belirtilirken, vakaların 5 bin 378’ini 65 yaş ve üzeri kişilerin oluşturduğu kaydedildi. Mecbur kalmadıkça dışarıya çıkmama ve evde klima kullanma uyarısında bulunan yetkililer, ayrıca bol su tüketme çağrısı yaptı.</p>

<p>Japonya’nın farklı kesimleri bu ayın başından beri aşırı sıcakların etkisine girmiş, ülkenin birçok eyaletinde 35 dereceyi aşan sıcaklıklar gözlenmişti. Bu yazın sıcaklık rekoru geçtiğimiz Pazar günü ülkenin Shizuoka şehrinde kaydedilirken, termometreler 40 dereceyi göstermişti. Bunun 1940 yılından bu yana kentte kaydedilen en yüksek sıcaklık olduğu açıklanmıştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Azerbaycan Fosil Yakıt Üreticilerine Vergi Getirilmesi Fikrinden “Vazgeçirildi”</title>
<link>https://trafikdernegi.com/azerbaycan-fosil-yakit-ureticilerine-vergi-getirilmesi-fikrinden-vazgecirildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/azerbaycan-fosil-yakit-ureticilerine-vergi-getirilmesi-fikrinden-vazgecirildi</guid>
<description><![CDATA[ Azerbaycan, bazı ülkelerin itirazı üzerine fosil yakıt üreticilerine vergi getirilmesi fikrini rafa kaldırırken, yeni plan yoksul ülkelerdeki yeşil yatırımları destekleyecek bir fon kurmak.

Bu yılki BM COP29 iklim zirvesine ev sahipliği yapacak Azerbaycan, iklim değişikliği finansmanını artırmak için fosil yakıt üreticilerine vergi getirilmesini teklif etme planlarını iptal etti. Bunun yerine zirvede daha yoksul ülkelerdeki yeşil yatırımlar için yeni bir fon başlatmayı hedefliyor.

İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan COP29’un üst düzey bir yetkilisi, Azerbaycan’ın başlangıçta iklim değişikliğiyle mücadele için fon toplamak amacıyla fosil yakıt üretimine vergi getirilmesi fikrini ortaya attığını, ancak bazı ülkelerin bu fikre karşı çıktığını söyledi.

Yetkili, “İlgili taraflarla birkaç tur görüşme yaptık ve fon fikrini potansiyel katkıda bulunanlar için de çekici hale getirecek şekilde ayarlamamız gerekiyordu” dedi.

Tartışmalara aşina olan diğer kaynaklar, Reuters’e petrol ve gaz üreten Körfez ülkelerinin başlangıçtaki vergi fikrine karşı çıktıklarını aktardı.

COP29 kaynağı, revize edilen teklifin Kasım ayındaki COP29 zirvesi sırasında yatırımların risklerini azaltmak adına kamu-özel sektör ortaklığı ile bir fon oluşturulmasını hedeflediğini söylerken, bu fon ile gelişmekte olan ülkelerin emisyonlarını azaltmalarına ve kötüleşen iklim değişikliğiyle başa çıkmalarına yardımcı olunacağını ifade etti.

Yoksul ülkeler, yüksek faiz oranları ve iç borç yükleri gibi sorunlar nedeniyle temiz enerjiye yatırım çekmekte zorlanıyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’na göre Afrika, son 20 yılda yenilenebilir enerjiye yapılan küresel yatırımların yalnızca %2’sini aldı.

Finansman konusu, Kasım ayında Bakü’de gerçekleştirilecek COP29 iklim müzakerelerinde ele alınacak ve ülkeler, zengin ulusların 2025’ten itibaren her yıl daha yoksul ülkelere aktaracağı iklim finansmanı için yeni bir küresel hedef üzerinde anlaşmaya varmayı deneyecek. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/azerbaycan_fosil_yakit_ureticilerine_vergi_getirilmesi_fikrinden_vazgecirildi_h7777_0b4f8.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Azerbaycan, Fosil, Yakıt, Üreticilerine, Vergi, Getirilmesi, Fikrinden, “Vazgeçirildi”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Azerbaycan, bazı ülkelerin itirazı üzerine fosil yakıt üreticilerine vergi getirilmesi fikrini rafa kaldırırken, yeni plan yoksul ülkelerdeki yeşil yatırımları destekleyecek bir fon kurmak.</strong></h3>

<p>Bu yılki BM COP29 iklim zirvesine ev sahipliği yapacak Azerbaycan, iklim değişikliği finansmanını artırmak için fosil yakıt üreticilerine vergi getirilmesini teklif etme planlarını iptal etti. Bunun yerine zirvede daha yoksul ülkelerdeki yeşil yatırımlar için yeni bir fon başlatmayı hedefliyor.</p>

<p>İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan COP29’un üst düzey bir yetkilisi, Azerbaycan’ın başlangıçta iklim değişikliğiyle mücadele için fon toplamak amacıyla fosil yakıt üretimine vergi getirilmesi fikrini ortaya attığını, ancak bazı ülkelerin bu fikre karşı çıktığını söyledi.</p>

<p>Yetkili, “İlgili taraflarla birkaç tur görüşme yaptık ve fon fikrini potansiyel katkıda bulunanlar için de çekici hale getirecek şekilde ayarlamamız gerekiyordu” dedi.</p>

<p>Tartışmalara aşina olan diğer kaynaklar, Reuters’e petrol ve gaz üreten Körfez ülkelerinin başlangıçtaki vergi fikrine karşı çıktıklarını aktardı.</p>

<p>COP29 kaynağı, revize edilen teklifin Kasım ayındaki COP29 zirvesi sırasında yatırımların risklerini azaltmak adına kamu-özel sektör ortaklığı ile bir fon oluşturulmasını hedeflediğini söylerken, bu fon ile gelişmekte olan ülkelerin emisyonlarını azaltmalarına ve kötüleşen iklim değişikliğiyle başa çıkmalarına yardımcı olunacağını ifade etti.</p>

<p>Yoksul ülkeler, yüksek faiz oranları ve iç borç yükleri gibi sorunlar nedeniyle temiz enerjiye yatırım çekmekte zorlanıyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’na göre Afrika, son 20 yılda yenilenebilir enerjiye yapılan küresel yatırımların yalnızca %2’sini aldı.</p>

<p>Finansman konusu, Kasım ayında Bakü’de gerçekleştirilecek COP29 iklim müzakerelerinde ele alınacak ve ülkeler, zengin ulusların 2025’ten itibaren her yıl daha yoksul ülkelere aktaracağı iklim finansmanı için yeni bir küresel hedef üzerinde anlaşmaya varmayı deneyecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cilo Buzullarının Yarısı Son 30 Yılda Kayboldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cilo-buzullarinin-yarisi-son-30-yilda-kayboldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cilo-buzullarinin-yarisi-son-30-yilda-kayboldu</guid>
<description><![CDATA[ Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Cilo Buzullarının yıllar önce 200 metrelik dikey tabakanın 50 metrelere kadar düştüğünü söylerken, önlem alınmazsa kısa sürede yok olacağını aktardı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/cilo_buzullarinin_yarisi_son_30_yilda_kayboldu_h7776_827b3.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cilo, Buzullarının, Yarısı, Son, Yılda, Kayboldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>Hakkari’deki 4 bin 135 rakımlı Cilo Dağları’nda buzulların küresel ısınma nedeniyle eriyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, yıllar önce 200 metrelik dikey tabakanın 50 metrelere kadar düştüğünü söyledi.</p>

<p>DHA’ya konuşan Prof. Dr. Alaeddinoğlu, buzulların korunması için İtalya’daki gibi örtüyle kaplanması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyada olduğu gibi Türkiye’de de benzer bir manzara var. Bunun en güzel örneği de Cilo’daki buzullar. Cilo, Türkiye’nin ikinci en yüksek dağı. Tabii orayı özel yapan Türkiye’nin ikinci büyük dağı olması değil üzerinde yer alan buzullar. Orada on binlerce yıllık buzullar var. Buzul kütlesi o bölgeyi, ya da o dağı özel yapıyor, ekolojik anlamda bir doğa harikası haline getiriyor. Ancak buzullar son 30 yılda çok ciddi bir erime süresine girdi. Son 10 yıldaki erime süreci giderek hızlanıyor. Bu erime son 5 yılda daha da hızlandı. Yani dünyanın ısınmaya bağlı olarak yaşadığı toplam sıcaklıktaki artış, Cilo’da da kendini gösteriyor ve o buzullar her geçen gün biraz daha alan kaybediyor.”</p>

<p>Cilo Buzullarının son 30 yılda %50’den fazla alan kaybettiğini aktaran bilim insanı şöyle devam etti: “Mevcut şu anki alan 500 hektarın altına düşmüş. Bu alan kaybeden yerler bir şekilde güneşle temas eden yerler. Bu bölgelerdeki erime çok daha hızlı. Nispeten kuzey yamaçlarda kalan, yani güneş ışınlarından doğrudan maruz kalmayan bölgelerde ise, buzullar nispeten tutunabiliyor. Ama bu tutunma öyle çok dirençli bir şekilde değil çünkü buzullarda sadece alan küçülmüyor. Aynı zamanda buzulların içinde de erimeler baş göstermiş. Çok ciddi çatlaklar, yarıklar var. Yüzeyde sağlam gibi görünen o katmanların altında boşluklar var. Bu çatlak ve boşlukların aslında bir şekilde zaman içerisinde açığa çıkmasıyla beraber, bu kez o erimenin şiddeti de artıyor.”</p>

<p>Buzul erimelerinin bir diğer nedeninin insan kaynaklı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Alaeddinoğlu, insanların buzulların yüzeyinde yürümek istemesinin oraya zarar verdiklerini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Alaeddinoğlu sözlerine şöyle devam etti: “O alanın tamamının gerçekten korunması gerekiyor. Buzullar bu coğrafyanın, bu Anadolu’nun en eski tanıkları. Onlar sadece birer doğa parçası, birer buzul değil, onlar bizim geçmişimiz. Bizim onlara sahip çıkmamız lazım. 2020 yılında öncelikli korunanlar listesine alındı ve milli park ilan edildi. Bu önemli bir gelişme. Ancak bununla beraber o alanın korunması noktasında farklı adımların da atılması gerek. Bunlardan bir tanesi, o bölgedeki buzulları korumak. 20-30 yıl sonraki insanlarımızın da bu buzulları görme hakkı var. Yüzey örtüleriyle o buzulları koruyabilir, gelecek nesiller için birer doğa harikası olarak kalmalarını sağlayabiliriz. Oraya belirli sınırlamalar, belirli kontrol edici mekanizmalar geliştirilerek insanların o bölgeyi etkin kullanılması sağlanmalı. Buzulları değil, çevresinde bunu gözlemleyerek bunu sağlayabiliriz.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;#039;in köyleri korunarak kalkınacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmirin-koeyleri-korunarak-kalkinacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmirin-koeyleri-korunarak-kalkinacak</guid>
<description><![CDATA[ İzmir’de kırsal alanın korunması ve kalkınması için kurulan Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, yerel paydaşlarla sahaya inmeye başladı. Ekipler, hem köylerin kendi dokusuna uygun şekilde korunup kalkınması için eylem planı oluşturacak, hem saha turlarında öncelikli sorunları çözüme kavuşturacak, hem de yapılaşma baskısı ve rant gibi tehditlere karşı önlem alınmasını sağlayacak. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/izmir_in_koyleri_korunarak_kalkinacak_h7774_4de9f.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir&amp;039in, köyleri, korunarak, kalkınacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelir gelmez kırsalın topyekûn kalkınması ve korunması için kurduğu Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, planlama sürecinin ardından sahada çalışmalara başladı. Kent merkezinin dışında kalan 19 ilçede çalışma başlatan Kırsal Hizmetler Dairesi, ilçe belediyelerle ve yerel paydaşlarla koordineli şekilde köy köy gezip tespit çalışmalarını sürdürüyor.  Saha çalışmaları kapsamında bu kez de Kiraz’da Kaleköy, Karaburç, Çayağzı ve İğdeli’ye giden ekipler, köylerin sorunlarını, ihtiyaçlarını, doğal ve kültürel yapısını yerinde tespit etti. <br>
<br>
<strong>Nasıl bir çalışma yürütecek?</strong><br>
Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, tarımsal hizmetlerden farklı olarak, her kırsal bölgeyi kendi kültürel, ekonomik, mimari ve coğrafi dinamikleri ile birlikte bir bütün olarak ele alacak. Öncelikle köylerin dokularına uygun bir şekilde korunması için çalışma yürütecek. Doğru kalkınma hamlelerinin uygulanabilmesi için köyler; coğrafi yapısı, geçim kaynakları, tarihi birikimleri, tarımsal ürünleri gibi kriterlere göre sınıflandırılacak. Elde edilen veriler ışığında kalkınma yatırımları için planlama yapılacak. <br>
Aynı zamanda saha çalışmaları sayesinde köylerin bekleyen sorunları ilgili birimlere aktarılarak hızla çözüm üretilmesi sağlanacak. Yenilenebilir enerji kaynaklarının yer seçiminden verimli tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına, iklim değişikliği ile mücadeleden kentin kır üzerindeki baskısını önlemeye dönük çalışmalara kadar pek çok konu başlığı gündemde olacak.</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/aaaa11072024_84546_2.jpg"><br>
<br>
<strong>'Kırsalın planlanması ve sorunların çözümü için kurulduk'</strong><br>
İlçe belediyesi yetkilileri, muhtarlar ve birim görevlileriyle sahada çalışma yürüten Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Nehir Yüksel, bu birimin kurulmasıyla İzmir’in öncülük yaptığını belirterek “Genellikle Türkiye çapındaki Kırsal Hizmetler, daha çok tarım ve diğer altyapı hizmetlerinde çalışma sürdürüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde zaten bir Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı var. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı da kırsalın planlamasına yönelik, kırsalın yaşadığı sorunları çözmeye yönelik kuruldu. Bunun bir boyutunda, kırsaldaki mekânsal düzenlemelere yönelik ihtiyaçları tespit etmek, kırsalın kendine özgü yerel mimarisinin, dokusunun, doğal alanlarının, eko-sistem açısından hassas alanlarının korunmasına yönelik strateji ve politikalar üretmek var. Kısmen de kırsalın kalkınmasına yönelik strateji ve eylem planlarının hazırlanmasında koordinasyonu sağlamak, kırsal ekonominin güçlendirilmesi ile ilgili bilgi, belgeleri üretmek ile ilgili çalışacak” diye konuştu. <br>
<br>
<strong>'Hangi bölge hangi sorunu yaşıyor'</strong><br>
İzmir’in merkez ilçeleri dışında kalan 19 ilçesinde çalışmalara başladıklarını söyleyen Nehir Yüksel, “Belediyelerimiz ile bilgi alışverişi ve verilerin toplanmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Öncelikli amacımız 19 ilçede yaşanan sorunları, yaklaşımları, tehditleri bütün olarak değerlendirmek. Sonra bunları tek tek yerele özgü ayrıştırmak ve yerele özgü stratejileri belirlemek” diye konuştu.</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/11072024_8451_1.jpg"><br>
<br>
<strong>'Bu süreci yerelle iş birliği olmadan yürütemeyiz'</strong><br>
İşleyiş hakkında da bilgi veren Nehir Yüksel, “İlk etapta ilçe belediyeleriyle iletişime geçiyoruz. Sonrasında tek tek bütün ilçelerimizi ziyaret ediyoruz. İlçe belediyeleriyle kırsal mahalle ve köylere gidip, hem sorunları tespit ediyoruz hem envanter çalışmalarımızı yapıyoruz.  Sürecin her aşamasını muhtarlarla, kooperatiflerle ve ilçe belediyelerinin katkılarıyla yürütmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. <br>
<br>
<strong>'Her köyün, her ilçenin ayrı bir hikayesi var'</strong><br>
Her köyün, her ilçenin ayrı bir hikâyesi olduğunu söyleyen Yüksel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Urla’da çok farklı bir yapılaşma baskısı görürken, Kiraz’da kırsalın korunduğu ve göç almadığını görüyoruz. Mesela Kiraz’ın 44 bin nüfusu var. 50 bin bariyerini aşamadığı için İller Bankası’ndan aldığı pay artmıyor. Her köyün ayrı bir ihtiyacı, ayrı bir dokusu var. O yüzden de her yerleşmeye özel tasarım rehberlerini oluşturmayı amaçlıyoruz. Ama bu yerleşmeleri öncelikli olarak daha kısa vadede bütüncül yaklaşımla ele almak istiyoruz. En önemli sorunumuz, tüm kırsalın kendine özgü sorunlarının saptandığı bütüncül bir strateji ve eylem planı çıkarmak. Kısa vadede hem Büyükşehir Belediyesi’nin hem de ilçe belediyelerin elinde bir rehber oluşturmak.” <br>
<br>
<strong>'Referans veri oluşturacağız'</strong><br>
Nehir Yüksel, konuşmasına bazı örneklerle devam etti: “Urla’nın Barbaros Köyü’nün dokusu yığma taş yapı. Ancak gidip baktığımızda özgün dokuya aykırı bambaşka cephe ve malzemeleri görüyoruz. Bizim amacımız yerelin çok hızlıca ulaşabileceği kriterleri belirlemek. Pencerenin boyutu gibi. Cephenin açıklık, boşluk, doluluk oranı ve malzemesi gibi. Bir referans veri oluşturacağız ve bu bilgileri gelecek kuşaklara aktaracağız.” <br>
Aslında tüm çalışmaların hedefinde İzmir’in kırsalıyla bir bütün olarak korunması ama korunurken de geliştirilmesi olduğunu söyleyen Nehir Yüksel, kırsaldaki yapılaşma ve rant sorunuyla da mücadele edilmesi gerektiğini belirtti. Yüksel, “Özellikle pandemi ve sonrasında kırsalda çok fazla yapılaşma eğiliminin arttığını görüyoruz. Bu da tarım toprağı üzerinde parçalanmayı getiriyor. İzmir’in özellikle kıyı turizminin olduğu köylerinde durum böyle. Artık kontrol edilemez boyuta gelmiş bir yapılaşma baskısı var. Bunun gerçekten kontrol edilebilir bir düzleme çekilmesi lazım” dedi. <br>
<br>
<strong>İlçe belediyelerden tam destek </strong><br>
Çalışmalara eşlik eden Kiraz Belediyesi İmar Müdürlüğü’nde görevli Taşkın Güren, “Köylerimizin kalkınmasına yönelik bir çalışma var. Bunun çok büyük bir katkısı olacağından, hizmetin daha da artacağından eminim. Kiraz Belediyesi olarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden gelen ekiplerimize destek oluyoruz. Köylerimizi gezdiriyoruz, sorunlarını anlatıyoruz” dedi. <br>
<br>
<strong>'Buraya gelmeleri çok güzel'</strong><br>
Kiraz Kaleköy Mahalle Muhtarı Murat Seçkin ise, “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tarım uygulamalarından memnunuz ama çözülmeyi bekleyen sorunlarımız vardı. Sit alanı, içme suyu gibi sorunlarımız vardı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir hamle yapması çok güzel bir şey. Buraya gelmeleri, bizimle birebir görüşmeleri, dinlemeleri çok güzel. Talep etmek ayrı bir şey, konuşmak ayrı bir şey. Sorunları canlı canlı burada görmeleri önemli” ifadelerini kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>UKOME’de onaylandı… ‘90 dakika’ geri geldi!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ukomede-onaylandi-90-dakika-geri-geldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ukomede-onaylandi-90-dakika-geri-geldi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir ulaşımında ’90 dakika’ olarak anılan ve 90 dakika boyunca ücretsiz aktarma imkanı veren sistem UKOME tarafından onaylandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/ukomede_onaylandi_90_dakika_geri_geldi_h7773_1b325.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>UKOME’de, onaylandı…, ‘90, dakika’, geri, geldi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in ulaşımında önemli bir konu haline gelen 90 dakika ücretsiz ulaşım hakkı, Ulaşım Koordinasyon Merkezi tarafından onaylandı.</p>

<p>İlk binişten itibaren 90 dakika ücretsiz aktarma yapan yapılmasına olanak sağlayan sisteme ilişkin teklifler, UKOME tarafından iki kez reddedilmişti. Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın seçim vaatleri arasında yer almıştı.</p>

<p><strong>TCDD'DEN ŞARTLI ONAY</strong><br>
Ulaşım düzenlemesinde gecikme sebeplerinin başında gözüken ‘İZBAN’da TCDD zararı’ konusunda da kritik bir gelişme yaşandı. Hükümet kanadının TCDD’nin İZBAN’daki zararının İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanması ve bunun hangi kaynaktan karşılanacağının açıklanması şartı ile ‘evet’ oyu kullandığı öğrenildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2024’ün En Sıcak Yıl Olma İhtimali Yüzde 95!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/2024un-en-sicak-yil-olma-ihtimali-yuzde-95</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/2024un-en-sicak-yil-olma-ihtimali-yuzde-95</guid>
<description><![CDATA[ Geçtiğimiz Haziran ayı en sıcak Haziran olarak kayıtlara geçerken, bazı bilim insanları 2024’ün kayıtlara geçen en sıcak yıl olma ihtimalinin %95 olduğunu söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/2024un_en_sicak_yil_olma_ihtimali_yuzde_95_h7772_48f87.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2024’ün, Sıcak, Yıl, Olma, İhtimali, Yüzde, 95</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) aylık bülteninde, Haziran 2023’ten bu yana her ayın – üst üste 13 ay – kayıtların başlamasından bu yana gezegenin en sıcak ayları arasında yer aldığını söyledi.</h3>

<p>Bazı bilim insanları, insan kaynaklı iklim değişikliği ve El Nino doğal hava fenomeninin her ikisinin de yıl içinde sıcaklıkları rekor seviyelere çıkarmasının ardından, son verilerin 2024’ün kayıtların tutulduğu tarihten bu yana en sıcak yıl olarak 2023’ü geride bırakabileceğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Berkeley Earth’te araştırmacı bilim insanı olan Zeke Hausfather, “Şu anda 2024’ün 2023’ü geçerek küresel yüzey sıcaklığı kayıtlarının 1800’lerin ortalarında başlamasından bu yana en sıcak yıl olma şansının yaklaşık %95 olduğunu tahmin ediyorum” dedi.</p>

<p>Değişen iklim, 2024 yılında dünya çapında feci sonuçları şimdiden ortaya çıkardı. Geçen ay hac ziyareti sırasında 1.000’den fazla insan şiddetli sıcaklarda hayatını kaybetti. Daha önce görülmemiş derecede uzun bir sıcak hava dalgasına maruz kalan Yeni Dehli’de ve Yunan turistler arasında sıcaktan ölümler kaydedildi.</p>

<h3><strong>“El Nino’yu Durduramayız Ama Fosil Yakıtları Yakmayı Durdurabiliriz” </strong></h3>

<p>Imperial College London Grantham Enstitüsü’nde iklim bilimci olan Friederike Otto, 2024’ün kayıtlara geçen en sıcak yıl olma ihtimalinin “yüksek” olduğunu söyleyerek, “El Nino doğal olarak meydana gelen ve her zaman gelip geçecek bir olgudur. El Nino’yu durduramayız ama petrol, gaz ve kömür yakmayı durdurabiliriz” dedi.</p>

<p>Bu etki geçtiğimiz aylarda azaldı ve bu yılın ilerleyen dönemlerinde daha soğuk La Nina koşullarının oluşması beklenmeden önce dünya şu anda nötr koşullarda bulunuyor.</p>

<p>Fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan seragazı emisyonları iklim değişikliğinin ana nedeni olarak biliniyor. Küresel ısınmayı engelleme vaatlerine rağmen, ülkeler şimdiye kadar bu emisyonları toplu olarak azaltmakta başarısız oldular ve sıcaklıkları on yıllardır istikrarlı bir şekilde yükselttiler.</p>

<p>C3S, Haziran ayında sona eren 12 ayda, dünyanın ortalama sıcaklığının, 1850-1900 sanayi öncesi dönemdeki ortalamanın 1.64 derece üzerinde, böyle bir dönem için kaydedilen en yüksek sıcaklık olduğunu söyledi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ege&amp;#039;de korkutan deprem!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/egede-korkutan-deprem</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/egede-korkutan-deprem</guid>
<description><![CDATA[ Muğla’nın Marmaris ilçesinde, 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depreme ilişkin Bilim Akademisi üyesi, yer bilimci ve deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür’den açıklama geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/ege_de_korkutan_deprem_h7769_975d5.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ege&amp;039de, korkutan, deprem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi verilerine göre, saat 12.11'de merkez üssü Muğla'nın Marmaris ilçesi olan 4.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Yerin 6,89 kilometre derinliğindeki deprem Muğla'nın yanı sıra İzmir ve Aydın'da hissedildi. Kısa süreli paniğe neden olan depremde, ilk belirlemelere göre can ve mal kaybı yaşanmadı.<br>
<br>
<strong>YERLİKAYA: OLUMSUZ BİR DURUM YOK</strong><br>
Depremle ilgili açıklama yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya "Muğla ili Marmaris ilçesinde 4,4 büyüklüğünde meydana gelen depremle ilgili olarak AFAD ve kurumlarımızın tüm ekipleri saha taramalarına başlamıştır. An itibari ile olumsuz bir durum yoktur. Gelişmeleri takip ediyoruz. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi afetlerden korusun." ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Prof. Dr. Naci Görür Muğla depremi sonrası uyardı Fay uzun süredir hareketli" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/869x477/668d0a4dc5232d302f46ebdb.jpg"><br>
<br>
<strong>“FAY UZUN SÜREDİR HAREKETLİ”</strong><br>
Bilim Akademisi üyesi, yer bilimci ve deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür meydana gelen depreme ilişkin açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Görür, “Marmaris-Orhaniye/Muğla’da 4,4 Mw deprem oldu. Deprem Marmaris ve Orhaniye’nin güneyindeki fay zonu içerisinde. Güney Ege Helen- Kıbrıs yayı ve Plini-Strabo transform fayı nedeniyle uzun süredir hareketli” ifadelerine yer verdi</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mahkeme Kemerköy Termik Santralı Lehine Karar Verdi: Hukuksuzca Çalışmaya Devam Edecek!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mahkeme-kemerkoey-termik-santrali-lehine-karar-verdi-hukuksuzca-calismaya-devam-edecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mahkeme-kemerkoey-termik-santrali-lehine-karar-verdi-hukuksuzca-calismaya-devam-edecek</guid>
<description><![CDATA[ İkizköylülerin Muğla Milas’ta bulunan Kemerköy Termik Santralı’nın çevre mevzuatına uyumlu olmadığı gerekçesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na karşı açtıkları davada karar açıklandı. Dava Muğla 2. İdare Mahkemesi tarafından reddedildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/mahkeme_kemerkoy_termik_santrali_lehine_karar_verdi_hukuksuzca_calismaya_devam_edecek_h7771_afc2c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mahkeme, Kemerköy, Termik, Santralı, Lehine, Karar, Verdi:, Hukuksuzca, Çalışmaya, Devam, Edecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı santrala 2 Ağustos 2023 tarihinde santralın çalıştırılması için ön koşul olan çevre izni ve lisansı vermişti. İkizköylülerin doğa koruma derneği KARDOK tarafından açılan davada ise bahsi geçen iznin ve lisansın hukuka uygun olmaması nedeniyle iptali talep ediliyordu.</p>

<p>Geçen yıl İkizköy Akbelen Ormanı, Kemerköy Termik Santralı ve 16 km mesafedeki Yeniköy Termik Santralı’nın kömür ihtiyacını karşılamak üzere linyit sahasının genişletilmesi amacıyla yok edilmişti. 2023 yılı Temmuz ayında başlayan, jandarma ve polis eşliğinde gerçekleştirilen ağaç kesimleri, büyük protestolara neden olmuş, çok sayıda gözaltı yaşanmıştı. Yoğun kamuoyu tepkisi üzerine İkizköylülerin Akbelen Ormanı’nı ve köylerini koruma mücadelesi TBMM’de de gündeme gelmişti.</p>

<p>Kemerköy Termik Santralı’nın çevre izninin iptali için açılan dava ile ilgili İkizköy KARDOK Derneği adına yapılan açıklamada, santralın baca gazı arıtma, atıksu deşarj ve atık depolama tesisleri çevre yasa ve yönetmeliklerine uyumlu olmadığı halde çevre izninin verilmesinin ve bu izinle santralın çalıştırılmasının hukuka aykırı olduğu, santralın çevreyi kirleterek çalışmasına göz yumulduğu iddia edildi.</p>

<h3><strong>Çevre İzin ve Lisansı Hukuka Aykırı: Mevzuatın Gereği Yapılmalı</strong></h3>

<p>Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği gereğince kömür yakıtlı termik santralların faaliyetlerine devam edebilmeleri için çevre mevzuatına uygun çalıştıklarını kanıtlamaları ve bu kapsamda düzenlenen çevre izin ve lisansı ile faaliyetlerine devam etmeleri gerekiyor. Çevre izin ve lisansı olmaksızın faaliyetlerine devam etmeleri kanunen mümkün değil. Davada santralın mevzuat gerekliliklerini sağlayıp sağlamadığının incelenmesi; gerekliliklerin sağlanmadığının tespiti üzerine çevre izninin iptal edilmesi ve santralın işletmesinin durdurulması bekleniyordu.</p>

<p>İkizköylülerin avukatlarından Pınar Gayretli davada gelinen aşamayı şöyle özetledi: “YK Enerji yetkilileri yaptıkları açıklamalarla çevre yatırımlarını henüz bitirmediklerini <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji/yk-enerji-rehabilitasyona-280-milyon-euro-harcayacak-16968/" rel="noopener" target="_blank">beyan etmişlerdir</a>. Oysa termik santralların bu yatırımları en geç 31.12.2019 tarihine kadar tamamlamaları gerekiyordu. Üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen, şirket hâlâ çevreyi kirleterek üretime devam etmektedir. Dava kararı tümüyle hukuka, bilimsel ve teknik gerekliliklere aykırı olup hukuk Kemerköy Termik Santralı için bir kez daha göz ardı edilmiştir. Mahkeme teknik hususların incelenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına dahi gerek duymamıştır. Zira bilirkişi incelemesi yapılsaydı, santralın çevre izin ve lisans belgesinin hukuka aykırı olduğu uzman bilirkişilerce de tespit edilecekti. Mahkeme bu incelemeyi yaptırmaktan kaçınmıştır.” Avukat Gayretli, bu hukuksuzluğun peşini bırakmayacaklarını ve istinaf başvurusunun yapıldığını, hukuka aykırı kararın İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından düzeltilmesini beklediklerini dile getirdi.</p>

<p>Davanın 3 Haziran’da yapılan duruşmasında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yanında müdahil olarak katılan santral işletmecisi YK Enerji avukatları, Kemerköy Santralı’nın Türkiye’de elektrik arzı güvenliği için vazgeçilmez olduğunu iddia etmişti. Oysa Elektrik Mühendisleri Odası ve Makine Mühendisleri Odası hazırladıkları ortak raporda, çevreyi kirleterek çalıştırılan YK Enerji’ye ait Kemerköy Santralı’nın ve Yeniköy Termik Santralı’nın kapatılmasının Muğla, Ege Bölgesi veya Türkiye genelinde enerji açığına yol açmayacağını resmi verilerle <a href="https://ikizkoydireniyor.net/yenikoy-kemerkoy-ve-yatagan-termik-santrallerinin-urettigi-elektrige-muhtac-degiliz/">ortaya koymuştu</a>.</p>

<p>Kemerköy Termik Santralı’na verilen çevre izin ve lisansının hukuka aykırılığına dair KARDOK’un iddiaları şu şekilde:</p>

<h3><strong>Hava Emisyon Konulu Çevre İzni Hukuka Aykırı</strong></h3>

<p>Bakanlık tarafından Hava Emisyon Konulu Çevre İznine dayanak olarak dosyaya sunulan raporda 3. üniteye dair ölçüm verisi bulunmamaktadır. Üstelik santralın 1 ünitesi 30.01.2023 tarihinden bu yana faaliyette değildir. Bu durumda iki seçenek bulunmaktadır: Dava konusu santralın bir ünitesi için emisyon ölçümü yapılamadığından hava emisyon konulu çevre izni düzenlenmemiştir ve çevre izni yalnızca diğer 2 ünite için düzenlenmiştir ya da emisyon ölçümü yapılamadığı halde tüm üniteler için hava emisyon konulu çevre izni düzenlenmiştir. İki durumda da Hava Emisyon Konulu çevre izni hukuka aykırıdır.</p>

<h3><strong>Derin Deniz Deşarj İzni Olmaksızın Faaliyetine Devam Ediyor</strong></h3>

<p>Aynı şekilde santralın Derin Deniz Deşarj İzni olmaksızın faaliyetine devam etmesine imkan bulunmadığı Davalı Bakanlıkça dosyaya sunulan verilerle ortaya çıkmış, husus duruşma sırasında müdahil şirket tarafından da açıkça kabul edilmiş olmasına rağmen bu hususa kararda yer dahi verilmeksizin dava reddedilmiştir.</p>

<h3><strong>Mahkeme Düzenli Depolama Konulu Çevre Lisansı Hükümlerini Yok Saydı</strong></h3>

<p>Santralın Düzenli Depolama konusunda çevre lisansı alabilmesi ise ancak kurumsal akademik raporu Bakanlığa sunulması, raporda belirtilen iyileştirme ve çevresel önlemler alınması ve atık depolama sahalarının yönetmeliğin 6’ncı bölümünde belirtilen hükümlere uygun şekilde depolama işlemine devam edilmesi halinde mümkündür. Dava dilekçemizde santralın atık depolama sahalarının yarattığı kirliliğe dair bilimsel veriler sunulmuş olmasına rağmen mahkeme mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapmaksızın, dosyaya davalı idare tarafından sunulan raporların mevzuata uygun olup olmadığını incelemeksizin yalnızca lisansın düzenlenmesi için gereken belgelerin mevcut olduğu gerekçesine dayalı olarak davayı reddetmiştir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>4 yılda 46 bin nokta... Yangın kent İzmir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/4-yilda-46-bin-nokta-yangin-kent-izmir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/4-yilda-46-bin-nokta-yangin-kent-izmir</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB) İtfaiye Binası’nın temel atma töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Son 4 yılda gerek insan eliyle gerek doğal sebeplerden İzmir’de 46 binin üzerinde yangın çıkmış. Yaz aylarında daha da yükseliyor. Büyükşehir Belediyesi olarak gereken önlemleri almak için özeni ve hassasiyeti gösteriyoruz. Büyükşehir Belediyemizin kritik noktalarda 62 itfaiye hizmet binası mevcut. Kent genelinde yaşanabilecek olumsuzluklara karşı bu noktalarda arkadaşlarımız hazır durumda” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/4_yilda_46_bin_nokta_yangin_kent_izmir_h7770_b641a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yılda, bin, nokta..., Yangın, kent, İzmir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> Çiğli’de yer alan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB) İtfaiye Binası’nın temel atma töreni gerçekleştirildi. Törene İzmir Büyükşehir belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay katıldı. Katılımcılar arasında Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, Bergama Belediye Başkanı Tanju Çelik, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karaca, İAOSB yüksek İstişare Kurulu Başkanı Mustafa Karabağlı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ata yer aldı.</p>

<p><strong>KRİTİK NOKTALARDA 62 İTFAİYE HİZMET BİNASI MEVCUT</strong><br>
75 milyon TL’lik yatırımla gerçekleştirilen binanın açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Son 4 yılda gerek insan eliyle gerek doğal sebeplerden İzmir’de 46 binin üzerinde yangın çıkmış. Yaz aylarında daha da yükseliyor. Büyükşehir Belediyesi olarak gereken önlemleri almak için özeni ve hassasiyeti gösteriyoruz. Büyükşehir Belediyemizin kritik noktalarda 62 itfaiye hizmet binası mevcut. Kent genelinde yaşanabilecek olumsuzluklara karşı bu noktalarda arkadaşlarımız hazır durumda. İtfaiye erlerimiz ciddi eğitimlerden ve sınavlardan geçerek hazırlanıyor. Ülkemizin seçkin kurumlarından bir tanesi İzmir İtfaiyesi’dir. Huzurlarınızda itfaiyemizde görev yapan son zamanlardaki yangınlarda cansiperane mücadele eden arkadaşlarımıza, itfaiye erlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. Akıllı ihbar sistemimiz var. Güncel sorunlarımızdan biri olan orman yangınlarımızın tespiti ve hızlı müdahalesi için çalışıyorlar. 4 yüksek çözünürlüklü sabit kamera ve görüntü işleminde takip yapmaktalar. Yangınla mücadele amacında orman köylerinde erken müdahale için 387 adet faal su tankeri bulunuyor. Köy halkına bu ideallerle ilgili bilinç artırıcı eğitimler veriyoruz.  Arama ve kurtarma dernekleriyle de iş birliği halindeyiz 29 dernekle işbirliğimiz mevcut” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/4ffdfg.jpg"></p>

<p>Tugay sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>“İtfaiye hizmet binalarımızın sayısını artırmaya çalışıyoruz. Dikili’de bir projemiz var. Tire’de proje tamamlandı, final aşamasında. Kınık’ta proje devam ediyor. Kemalpaşa, Karaburun, Kemalpaşa, Beydağ ve Balçova itfaiye hizmet binalarımızın sayısını artırmak için çalışmalar yaptığımız bölgelerden bazıları. Daha dirençli İzmir için önlemler alırken projeler üretmek çok önemli. Birlikte yaşadığımız şehir için sizler için adım atmaktan mutluluk duyuyoruz. Atatürk Organize Sanayi bölgeleri ile Büyükşehir arasındaki protokollerde bu 7’inci. 6 bin 240 metrekare, 600 firma, 50 bin çalışanla şehrimizin, ülkemizin gururu olan sanayi bölgelerinden birisidir. Eğitim birimleriyle, personelinin yer alacağı özel tesislerle gurur duyulacak bir hizmet binası olacak. İlk etapta 32 personelimizi alacağız”</p>

<p><strong>YILDIZ: HER FABRİKA BİR KALEDİR</strong><br>
Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız yaptığı konuşmada belediye başkanlığına seçildikten sonra ilk açılışını yaptığını söyleyerek,” Kurucu liderimizin de dediği gibi her fabrika bir kaledir. Bu kaleleri yaşatmak Büyükşehir başta olmak üzere ilçe başkanlıkları olarak alt- üst yapı olarak ne yapmamız gerekiyorsa yapmaya talibiz. Atatürk Organize Sanayi Bölgesi,  ülkenin dış ticaret açığını kapatmakta çok büyük önem taşıyor. Olası yangınlara karşı çok güzel bir tesis kazanıyoruz. Çiğlili tüm hemşehrilerim adına teşekkür ediyorum” dedi.</p>

<p><strong><em>Kaynak: </em>Büşra ÇETİNKAYA / EGEDESONSÖZ </strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meteoroloji saat verdi! 5 bölgede sağanak!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/meteoroloji-saat-verdi-5-boelgede-saganak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/meteoroloji-saat-verdi-5-boelgede-saganak</guid>
<description><![CDATA[ Meteoroloji&#039;den alınan son bilgilere göre bugün 5 bölgemizde sağanak yağış bekleniyor. Yağışın özellikle öğle saatlerinden itibaren etkili olacağı bildirildi. Hava sıcaklığının Ege ve Batı Akdeniz&#039;de 2 ila 4 derece artacağı belirtildi. İşte illerimizde hava durumu ve sıcaklıklar... ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/meteoroloji_saat_verdi_5_bolgede_saganak_h7768_6e357.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meteoroloji, saat, verdi, bölgede, sağanak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son tahminlere göre ülkemizin kuzey, iç ve doğu kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu, İç Anadolu (Eskişehir hariç), Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzeyi, Kocaeli, Sakarya, Osmaniye çevreleri, İstanbul'un kuzey kıyıları, Hatay’ın kıyı kesimleri ile Van ve Hakkari’nin doğu kesimlerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.</p>

<p></p>

<h2>KARADENİZ'DE KUVVETLİ SAĞANAK</h2>

<p><img alt="" data-src="https://im.haberturk.com/2024/07/06/3700758_a727c22ae660e3953fb79abc08f79f47.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/06/3700758_a727c22ae660e3953fb79abc08f79f47.jpg"></p>

<p></p>

<p>Yağışların; Samsun, Ordu ve Giresun çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Güneydoğu Anadolu’da toz taşınımı bekleniyor.</p>

<p></p>

<h2>SICAKLIK EGE VE AKDENİZ'DE ARTIYOR</h2>

<p></p>

<p>Hava sıcaklığının Ege ve Batı Akdeniz'de 2 ila 4 derece artacağı, İç Anadolu'nun doğusu ile Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde 3 ila 5 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor.</p>

<p></p>

<h2>DOĞU ANADOLU'DA KUVVETLİ RÜZGAR</h2>

<p>Rüzgarın genellikle kuzey yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara’nın güneyi, Kuzey ve kıyı Ege, İç Anadolu’nun güney ve doğusu, Doğu Akdeniz’in iç kesimleri, Orta Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun batısında kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.</p>

<p></p>

<h2>İLLERİMİZDE HAVA DURUMU</h2>

<p></p>

<p></p>

<p>Son tahminlere göre illerimizde beklenen sıcaklıklar ve hava durumu ise şöyle olacak:</p>

<p></p>

<p>ANKARA: 29, Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>İSTANBUL: 30, Parçalı ve çok bulutlu, kuzey kıyıları öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>İZMİR: 35, Az bulutlu</p>

<p></p>

<p>KOCAELİ: 30, Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>BURSA: 31, Az bulutlu açık</p>

<p></p>

<p>EDİRNE: 32, Parçalı bulutlu</p>

<p></p>

<p>KIRKLARELİ: 30, Parçalı bulutlu</p>

<p></p>

<p>A.KARAHİSAR: 29, Parçalı ve az bulutlu</p>

<p></p>

<p><img alt="" data-src="https://im.haberturk.com/2024/07/06/3700758_810490f08034535f2e59ef9592a0a6b8.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/06/3700758_810490f08034535f2e59ef9592a0a6b8.jpg"></p>

<p></p>

<p>DENİZLİ: 37, Parçalı ve az bulutlu</p>

<p></p>

<p>MUĞLA: 35, Az bulutlu</p>

<p></p>

<p>ADANA: 35, Parçalı ve az bulutlu</p>

<p></p>

<p>ANTALYA: 39, Parçalı ve az bulutlu</p>

<p></p>

<p>HATAY: 31, Parçalı ve çok bulutlu, kıyı kesimleri sabah ve öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>ISPARTA: 30, Parçalı ve az bulutlu</p>

<p></p>

<p>ESKİŞEHİR: 30, Parçalı bulutlu</p>

<p></p>

<p>KONYA: 29, Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>SİVAS: 25, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p></p>

<p>BOLU: 26, Parçalı ve çok bulutlu, öğle ve akşam saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>DÜZCE: 29, Parçalı ve çok bulutlu, öğle ve akşam saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p><img alt="" data-src="https://im.haberturk.com/2024/07/06/3700758_563d0449de019a2666f836a6192fa842.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/06/3700758_563d0449de019a2666f836a6192fa842.jpg"></p>

<p></p>

<p>ZONGULDAK: 26, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>SİNOP: 27, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>AMASYA: 28, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>SAMSUN: 27, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, sabah ve öğle saatlerinde doğu kesimleri ile akşam saatlerinde genelinde yerkuvvetlması bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>TRABZON: 27, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>ARTVİN: 28, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>ERZURUM: 28, Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>KARS: 28, Parçalı ve çok bulutlu, öğle ve akşam saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>MALATYA: 35, Parçalı bulutlu</p>

<p></p>

<p>VAN: 30, Parçalı ve çok bulutlu, doğu kesimleri öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>

<p></p>

<p>DİYARBAKIR: 41, Az bulutlu ve açık</p>

<p></p>

<p>GAZİANTEP: 35, Az bulutlu ve açık</p>

<p></p>

<p>SİİRT: 39, Az bulutlu ve açık</p>

<p></p>

<p>ŞANLIURFA: 39, Az bulutlu ve açık</p>

<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İkizköy Çevre Komitesi: “Akbelen Ormanı Bir Kez Daha Katlediliyor”</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ikizkoey-cevre-komitesi-akbelen-ormani-bir-kez-daha-katlediliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ikizkoey-cevre-komitesi-akbelen-ormani-bir-kez-daha-katlediliyor</guid>
<description><![CDATA[ İkizköy Çevre Komitesi, 5 yıldır korumak için mücadele verdikleri Akbelen Ormanı’nda YK Enerji’nin yeni bir katliama giriştiğini duyurdu. Konuya dair dilekçe verdiklerini aktaran İkizköylüler, mücadeleye devam edeceklerini söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/ikizkoy_cevre_komitesi_akbelen_ormani_bir_kez_daha_katlediliyor_h7767_e4d0e.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İkizköy, Çevre, Komitesi:, “Akbelen, Ormanı, Bir, Kez, Daha, Katlediliyor”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Akbelen Ormanı’nı maden sahası için yok etmek isteyen YK Enerji’ye karşı 5 yıldır mücadele veren İkizköylüler şirketin ormanın çeperinde kalan bölümlerinde yeni bir yıkım başlattığını duyurdu.</h3>

<p>İkizköy Çevre Komitesi’nden Esra Işık, yaptığı açıklamada gündüz, Milas Karacahisar yöresinde çıkan yangına iş makinesi gönderen ve yangına destek verdiği ile ilgili haber yaptıran YK Enerji’nin, yangına araç gönderdiği günün gecesinde ormanlık bir alanı kepçe ile kürüyerek yok ettiğini söyledi.</p>

<p>Işık, “Gece yarısından sonra, köylülerin el ayak çekip uyumasını bekledikten sonra ormanlık alana girerek ağaçları sökerek toprak altında bıraktı. Ertesi gün durumu fark eden İkizköylüler dilekçe ile ilgili yerlere başvuruda bulundu” dedi.</p>

<p>Bunun şirketin ilk vukuatı olmadığını söyleyen Esra Işık, 2021’deki yangın döneminde YK Enerji’nin eylemlerini hatırlattı: “8 Ağustos 2021’de de Muğla’da çıkan büyük yangınlar sırasında fırsatçılık yaparak Akbelen’de orman kesimine girişmiş, İkizköylülerin müdahalesi sonucu durdurulmuştu. YK Enerji şirketinin ikiyüzlülüğünü çok yakından tanıyoruz. Madene, şirkete, fırsatçılıklarına ve ikiyüzlülüklerine karşı bunların tümüyle sonuna kadar mücadele edeceğiz!”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>CHP’li Kasap: “Termik Santral İşçileri Alıkonuldu, Zorla Çalıştırılıyor”</title>
<link>https://trafikdernegi.com/chpli-kasap-termik-santral-iscileri-alikonuldu-zorla-calistiriliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/chpli-kasap-termik-santral-iscileri-alikonuldu-zorla-calistiriliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kütahya Seyitömer Termik Santralı’nda yaklaşık 800 çalışan, iş bırakma eylemi başlattı. CHP milletvekili Ali Fazıl Kasap, iş bırakma eylemi nedeniyle içeride kalan işçilerin 20 saat süreyle zorla çalıştırıldığını söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/chpli_kasap_termik_santral_iscileri_alikonuldu_zorla_calistiriliyor_h7766_92701.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>CHP’li, Kasap:, “Termik, Santral, İşçileri, Alıkonuldu, Zorla, Çalıştırılıyor”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>TES-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Eşref Erden, iş yeri önündeki eylem alanında yaptığı açıklamada, işverenin söz verdiği ücret artışını gerçekleştirmediğini söyledi</h3>

<p>AA’nın haberine göre, müzakerelere rağmen işverenle ücret artışı konusunda anlaşmaya varılamadığını, bunun için eylem kararı almak zorunda kaldıklarını belirten Erden, “Bu eylemin yapılmasına çalışanlar karar verdi. Hakkımız verilinceye, işveren buraya gelip bizi muhatap alıncaya kadar üretim gerçekleştirmeyeceğiz. İşçilerimizin eylemi nedeniyle santralda elektrik üretimi durdu” diye konuştu.</p>

<h3><strong>“Santraldaki İşçiler Zorla Çalıştırılıyor”</strong></h3>

<p>Sosyal medya hesabından videolu açıklama yapan CHP Milletvekili Ali Fazıl Kasap ise, iş bırakma eylemi nedeniyle içeride kalan işçilerin 20 saat süreyle zorla çalıştırıldığını iddia etti. Kasap, “Kütahya Seyitömer Termik Santralinde şu an işletmede olan 300-400’e yakın işçi 2 Temmuz Salı günü saat 23.00 vardiyasına geldiler ve saat 18.00 olmak üzere, 20 saate yakın zamandır zorla çalıştırılıyorlar. Vardiya değişimi olması gereken sabah, diğer işçiler çalışmama haklarını kullandıkları için içerideki işçi kardeşlerimiz zorla çalıştırılıyorlar ve işletmeden çıkma hakları gasp edilmiş, hürriyetleri kısıtlanmış durumda. İçeridekilerin can güvenliği de yok; ağır ve tehlikeli iş kolunda 20 saat mesai devam ettiriyorlar. Bu durum şuç teşkil etmektedir. Bu vahim uygulamadan derhal geri adım atılmalı ve işçiler serbest bırakılmalıdır” dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir, Balıkesir, Kahramanmaraş ve Kastamonu&amp;#039;da orman yangını: Söndürme çalışmalarında son durum</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmir-balikesir-kahramanmaras-ve-kastamonuda-orman-yangini-soendurme-calismalarinda-son-durum</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmir-balikesir-kahramanmaras-ve-kastamonuda-orman-yangini-soendurme-calismalarinda-son-durum</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in Bornova, Balıkesir&#039;in Kepsut, Kahramanmaraş&#039;ın Pazarcık ve Kastamonu&#039;nun İhsangazi ilçelerinde dün çıkan orman yangınlarını söndürme çalışmaları 2. gününde devam ediyor. Günün ilk ışıklarıyla havadan müdahaleye yeniden başlanırken, Balıkesir&#039;deki orman yangın kontrol altına alındı. Ulaşıma kapanan İzmir-Manisa kara yolu ve Sabuncubeli Tüneli de tekrar ulaşıma açıldı. İşte orman yangınlarını sönrüme çalışmalarında son durum... ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/07/izmir_balikesir_kahramanmaras_ve_kastamonu_da_orman_yangini_sondurme_calismalarinda_son_durum_h7765_6ab13.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Balıkesir, Kahramanmaraş, Kastamonu&amp;039da, orman, yangını:, Söndürme, çalışmalarında, son, durum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadelesi aralıksız sürüyor.</p>

<p>2</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_30f0261223c562dd405d44d5896b07cf_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_30f0261223c562dd405d44d5896b07cf_640x640.jpg"></p>

<p><strong>İZMİR BORNOVA</strong></p>

<p>Bornova'nın Beşyol Mahallesi yakınlarındaki ormanda, dün saat 13.30 sıralarında belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı.</p>

<p>3</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_a2e4bca772b7625782a7ca92146fcc7f_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_a2e4bca772b7625782a7ca92146fcc7f_640x640.jpg"></p>

<p>Bölgeden yükselen dumanları fark edenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.</p>

<aside>
<section data-type="authors">
<p></p>
</section>
</aside>

<p>İhbar üzerine bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 6 uçak, 9 helikopter, 25 arazöz, 8 su ikmal aracı, 4 dozer ve 4 yer ekibi sevk edildi.</p>

<p>5</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_18733223bf4d73c7e2d8613e7ee0b150_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_18733223bf4d73c7e2d8613e7ee0b150_640x640.jpg"></p>

<p>Yangın nedeniyle İzmir-Manisa kara yolu ve Sabuncubeli tüneli tedbir amacıyla trafiğe kapatıldı.</p>

<p>6</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_7793a1f260245678a06254c137098f81_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_7793a1f260245678a06254c137098f81_640x640.jpg"></p>

<p>Alevler, rüzgarın da etkisiyle geniş bir alana yayıldı. Alevlerin ulaştığı kırsal Beşyol ile Sarnıç mahalleleri boşaltıldı.</p>

<aside>
<section data-type="authors">
<p></p>
</section>
</aside>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_87c217c2b6d76b3e9126afda8515574c_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_87c217c2b6d76b3e9126afda8515574c_640x640.jpg"></p>

<p>Beşyol'da 3, Sarnıç'ta ise 4 ev zarar gördü.</p>

<p>8</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_f74d148382cad157981b44047516c9af_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_f74d148382cad157981b44047516c9af_640x640.jpg"></p>

<p>Bornova Belediyesi, orman yangınında evleri etkilenen vatandaşları öğrenci yurtlarına yerleştirirken, yaralı kurtarılan hayvanları ise Veteriner İşleri Müdürlüğü'nde tedaviye aldı.</p>

<p>9</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_0fc0e2f6045fbe948cf1b3e2ef8ba4c6_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_0fc0e2f6045fbe948cf1b3e2ef8ba4c6_640x640.jpg"></p>

<p>Ulaşıma kapanan İzmir-Manisa kara yolu ve Sabuncubeli Tüneli, saat 18.30 sıralarında tekrar ulaşıma açıldı.</p>

<aside>
<p></p>

<section data-type="authors">
<p></p>
</section>
</aside>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_bcd738eac35082ec9ac6644035240a35_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_bcd738eac35082ec9ac6644035240a35_640x640.jpg"></p>

<p>İzmir Valisi Süleyman Elban, 15 hava aracıyla alevlere müdahale edildiğini, alanın dar olması nedeniyle daha fazla hava unsurunun kullanılamadığını söyledi. Havanın kararmasıyla alevlere hava müdahalesi sonlandırılırken, gece boyunca karadan müdahale devam etti.</p>

<p>11</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_2e078ad9a51500e237bf7cd4146e5fae_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_2e078ad9a51500e237bf7cd4146e5fae_640x640.jpg"></p>

<p><strong>HAVADAN MÜDAHALE YENİDEN BAŞLADI</strong></p>

<p>İkinci gününde yangına müdahale günün ilk ışıklarıyla yeniden başladı.</p>

<p>12</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_af5a5c496d65cc36f9ec7b0d9526b13e_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_af5a5c496d65cc36f9ec7b0d9526b13e_640x640.jpg"></p>

<p>Öte yandan, yanan alanlar dron ile havadan görüntülendi.</p>

<aside>
<section data-type="authors">
<p></p>
</section>
</aside>

<p><strong>KAHRAMANMARAŞ</strong></p>

<p>Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesindeki orman yangını ekiplerin havadan ve karadan 14 saatlik müdahalesiyle kontrol altına alınırken, Pazarcık ilçesindeki orman yangınına ekiplerin müdahalesi ise sürüyor.</p>

<p>14</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_747f166450b0de8b682a27786f5e123f_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_747f166450b0de8b682a27786f5e123f_640x640.jpg"></p>

<p>Pazarcık ilçesinin Narlı Mahallesi'nde dün saat 12.00 sıralarında anız yangınında alevlerin ormana sıçraması sonucu başlayan yangını söndürmek için bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi.</p>

<p>15</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_d372d113d65ec471746530b5292594f8_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_d372d113d65ec471746530b5292594f8_640x640.jpg"></p>

<p>Ekipler, alevleri kontrol altına almaya çalışırken Türkoğlu ilçesinin Cennnetpınarı mevkisinde ikinci bir orman yangını çıktı. Yine aynı nedenle çıkan yangına vakit kaybetmeden ekipler müdahale etti.</p>

<aside>
<p></p>

<section data-type="authors">
<p></p>
</section>
</aside>

<p>16</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_2346ee34c97e47ba0bd3f50ea3ce6d1c_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_2346ee34c97e47ba0bd3f50ea3ce6d1c_640x640.jpg"></p>

<p>Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü’nden 195 personel, 2 helikopter, 20 arazöz, 7 su tankı, 1 dozer, 10 ilk müdahale aracı, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’ndan ise 33 personel ve 10 araç olmak üzere toplam 228 personelin 50 araç ile havadan ve karadan müdahalesi sonucunda Türkoğlu’ndaki orman yangını, saat 01.00 sıralarında kontrol altına alındı.</p>

<p>75 hektar ormanın yandığı yangının ardından soğutma çalışması başlatılırken, Pazarcık’taki yangına ekiplerin müdahalesi ise devam ediyor.</p>

<p>17</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_aa05439b25e867dcb4aa55c4c9e1c88f_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_aa05439b25e867dcb4aa55c4c9e1c88f_640x640.jpg"></p>

<p><strong>KASTAMONU</strong></p>

<p>Kastamonu'da da dün akşam saatlerinde ilçeye bağlı Koçcağız ve Cambaz köyleri arasındaki ormanlık alanda yıldırım isabet etmesi sonucu çıkan yangına da müdahale ediliyor.</p>

<p>18</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_16f6528b6edab156f8ddb18c7c29679a_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_16f6528b6edab156f8ddb18c7c29679a_640x640.jpg"></p>

<p>Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı ekipler, 4 ayrı noktadan yangını söndürmek için çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<aside>
<section data-type="authors">
<p></p>
</section>
</aside>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_d704d2710f439e90a9f87240321e8cef_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_d704d2710f439e90a9f87240321e8cef_640x640.jpg"></p>

<p>Yangına helikopterle de havadan müdahale ediliyor.</p>

<p>20</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_a18d30614c3fe6dfc3f8139d5590c480_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_a18d30614c3fe6dfc3f8139d5590c480_640x640.jpg"></p>

<p><strong>BALIKESİR'DEKİ ORMAN YANGINI KONTROL ALTINDA</strong></p>

<p>Balıkesir'in Kepsut ilçesine bağlı Kırsal Karahaliller Mahallesi'ndeki bir arazide dün çıkan ve ormanlık alana sirayet eden yangına 23 arazöz, 8 su ikmal aracı, 10 ilk müdahale aracı, 13 hizmet aracı, 4 uçak, 5 helikopter, 5 dozer, greyder ve diğer kurumlardan gelen araçlarla toplam 98 araç ve 230 personel müdahale edildi.</p>

<p>21</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_0e570c9ebc40071a18a228d3ec5c2023_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_0e570c9ebc40071a18a228d3ec5c2023_640x640.jpg"></p>

<p>Bugün sabah saatlerinde ilerlemesi durdurulan yangın, kontrol altına alındı. Ekipler, hasar tespit ve soğutma çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<aside>
<section data-type="authors">
<p></p>
</section>
</aside>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_86f8a4472c9ca19d601434f611ab532c_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_86f8a4472c9ca19d601434f611ab532c_640x640.jpg"></p>

<p>Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yangında fedakarca görev yapan tüm ekiplere teşekkür etti.</p>

<p>23</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>

<p><img alt=" " data-big-src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_c2b80f731a99cae64d451d478b4628e1_1366x1366.jpg" data-zoomable="" src="https://im.haberturk.com/2024/07/04/3700247_c2b80f731a99cae64d451d478b4628e1_640x640.jpg"></p>

<p>24</p>

<p><button aria-label="Paylaş"></button></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Düzce’de çöpler 70 noktada kaynağında ayrıştırılıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/duzcede-coepler-70-noktada-kaynaginda-ayristiriliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/duzcede-coepler-70-noktada-kaynaginda-ayristiriliyor</guid>
<description><![CDATA[ Düzce Belediyesi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Sıfır Atık Yönetmeliğinde ön görülen eylem planlarını uygulamaya devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/duzcede_copler_70_noktada_kaynaginda_ayristiriliyor_h7764_8c8b5.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Düzce’de, çöpler, noktada, kaynağında, ayrıştırılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çöplerin ayrıştırılması ve ekonomiye kazandırılması konusunda faaliyetlerine başlayan Katı Atık Tesisi’nin ardından atıkların kaynağında ayrıştırılması için toplu konutlara yerleştirilen tematik atık konteynerlerinin sayısı 70’e yükseldi.<br>
<br>
Düzce Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, geçen yıl başlayan “İkili Toplama Sistemi” ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Sıfır Atık Yönetmeliği’ne uygun olarak yapılan çalışmalarına devam ediyor. İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile iş birliği halinde yapılan çalışma kapsamında 300 haneden az toplu konutlara yerleştirilen tematik atık konteynerleri bir yılda 70 adete ulaştı. Kaynağında ayrıştırma 70 noktada İlgili bakanlık yönetmeliği gereğince ilk etapta 29 siteye yerleştirilen konteynerlere ek olarak 41 adet konteyner daha şartları karşılayan sitelere yerleştirildi.<br>
<br>
3 bin Litre kapasiteli Mavi Renkli Kumbaralara kağıt, karton, metal, cam, plastik vb. geri dönüşümü mümkün olan atıklar atılacak. Aynı noktaya yerleştirilen yine 3 bin Litre kapasiteli Gri Renkli Kumbaralara ise mutfak atıkları ile geri dönüşümü mümkün olmayan atıklar atılacak. Böylece hem atık ayrıştırma tesisinde çalışma verimi artacak hem de maddesel geri kazanım geliştirilecek. Temizlik İşleri Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre; hizmet sınırları içinde yer alan 300 haneden az toplu konut alanlarının tamamında ikili toplama sistemine geçiş yapıldığı belirtilerek 300 hane üzeri toplu konutlarda site yönetimi aracılığı ile konteyner yerleştirilmesinin sağlanabileceği ifade edildi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Başkentleri Kavruluyor: Sıcak Gün Sayısı Hızla Artıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunya-baskentleri-kavruluyor-sicak-gun-sayisi-hizla-artiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunya-baskentleri-kavruluyor-sicak-gun-sayisi-hizla-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yeni yayımlanan bir analize göre, Delhi’den Jakarta ve Buenos Aires’e kadar dünyanın en büyük 20 başkentinde 35 dereceye ulaşan gün sayısı son 30 yılda %52 arttı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/dunya_baskentleri_kavruluyor_sicak_gun_sayisi_hizla_artiyor_h7763_3d38c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Başkentleri, Kavruluyor:, Sıcak, Gün, Sayısı, Hızla, Artıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>300 milyondan fazla insan dünyanın en kalabalık 20 başkentinde yaşıyor. Bahsi geçen kentlerde asfalt ve binalar ısıyı emip muhafaza ediyor. Bu, insanların iklim değişikliğinin tetiklediği artan sıcaklıklara karşı benzersiz bir şekilde savunmasız durumda olduğu anlamına geliyor.</p>

<p>Delhi, Dhaka ve Manila gibi başkentler bu yıl sıcaktan kaynaklanan ölümlere ve okulların kapanmasına neden olan tehlikeli sıcak hava dalgalarıyla halihazırda boğuşuyor.</p>

<p>Meteoroloji istasyonu verilerine göre, 14 Mayıs’tan 21 Haziran’a kadar 40 derece veya üzerinde maksimum sıcaklıklarla art arda 39 gün kaydeden Delhi, 74 yılın en uzun ve en şiddetli sıcak hava dalgasını da yaşadı.</p>

<p>Londra merkezli Uluslararası Çevre ve Kalkınma Enstitüsü (IIED) tarafından yapılan bir analiz, dünyanın en büyük kent merkezlerinden bazılarında artan aşırı sıcaklık tehdidini ölçtü.</p>

<p>Havaalanlarının meteoroloji istasyonlarından alınan yüzey sıcaklığı verilerini kullanan araştırma, sıcaklıkların 35 derece veya daha yüksek olduğu gün sayısının 2014 ila 2023 yılları arasında 6.500 olduğunu ortaya koydu. 1994 ila 2003 yılları arasında ise bu rakam 4,755’di.</p>

<p>IIED araştırmacılarından Tucker Landesman, “Sıcak hava şehirlerde farklı düzeylerde hissediliyor. Bazı mahallelerde ve bölgelerde aşırı sıcaklıklar daha fazla etkiye sahip. Bu durum şehir içindeki eşitsizliklere, bina tasarımlarına ve altyapıya bağlı” diye konuştu.</p>

<p>Endonezya’nın başkenti Jakarta’da 35 derecenin üzerindeki gün sayısı 1994-2003 yıllarında 28 günken bu sayı son 10 yılda 167’ye yükseldi. Bu artış Jakarta’yı sıcak gün sayısının en çok arttığı başkent haline getirdi.</p>

<p>Güney Kore-Seul’de sıcak gün sayısı 9’dan 58’e, Buenos Aires’te ise 7’den 35’e yükseldi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;#039;e sarı uyarı!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/izmire-sari-uyari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/izmire-sari-uyari</guid>
<description><![CDATA[ Meteoroloji Genel Müdürlüğü, İzmir&#039;de beklenen fırtına nedeniyle &quot;sarı&quot; kodlu uyarıda bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/izmir_e_sari_uyari_h7762_70d96.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir&amp;039e, sarı, uyarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Ege'nin batısı ile Marmara'nın güneyinde rüzgarın, kuzey ve kuzeydoğudan kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor.</p>

<p>Ulaşımda aksamalar, çatı uçması gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.</p>

<p><br>
Öte yandan fırtına beklenen Aydın, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, İzmir ve Manisa için "sarı" kodlu uyarıda bulunuldu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kontrol Edilemeyen Yangınlarda Artışın Sorumlusu İklim Değişikliği</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kontrol-edilemeyen-yanginlarda-artisin-sorumlusu-iklim-degisikligi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kontrol-edilemeyen-yanginlarda-artisin-sorumlusu-iklim-degisikligi</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları iklim değişikliği nedeniyle kontrol edilemeyen büyük yangınların daha önce bunun yaşanmadığı bölgelerde giderek artan sayılarda görülmeye başlandığı uyarısında bulunarak, yaşananların “korkutucu” bir geri besleme döngüsüne neden olduğuna ve bu türden büyük yangınların dünya çapında daha fazla sayıda tekrar ettiğine dikkat çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/kontrol_edilemeyen_yanginlarda_artisin_sorumlusu_iklim_degisikligi_h7760_45d0e.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kontrol, Edilemeyen, Yangınlarda, Artışın, Sorumlusu, İklim, Değişikliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırmaya göre iklim krizi, dünyanın önemli alanlarında kontrol edilemeyen yangınların katlanarak artışına neden oluyor. Kontrol edilemeyen yangınlar vahşi hayatın yok oluşuna, can kaybına ve milyarlarca dolarlık zarara neden olurken, bilim insanları da iklim değişikliğinin, “artık gözümüzün önünde cereyan ettiği” uyarısında bulundu.</p>

<p>Uydu verilerine dayanılarak yapılan analizler, geçen 20 yıl içinde ABD’nin Batı’sı ile Akdeniz gibi bölgelerdeki ılıman iğne yapraklı ormanlardaki büyük yangınların 10 kat daha fazla çıkmaya başladığını ortaya koydu. Bu durum Kuzey Avrupa ve Kanada’daki devasa büyüklükte olan kuzey ormanlarında ise 7 kat daha fazla olmaya başladı. Bu bölgelerin dışında Avustralya da büyük yangınlar açısından sıcak noktalardan birini oluşturdu.</p>

<p>Bilim insanları ayrıca kontrol edilemeyen en kötü yangınların yoğunluğunun da 2003 yılından bu yana iki katına çıktığını ve bu yangınların sıklığının 2017’den bu yana arttığına dikkat çekti. Küresel anlamda ortalamalara bakıldığında ise kontrol edilemeyen çok büyük yangınların sıklığı ve yoğunluğu, geçen 20 yıl içinde iki katına çıktı.</p>

<h3><strong>“Atmosfere Yaptıklarımızın Sonucu”</strong></h3>

<p>Araştırmacılar büyük yangınlardaki artışın “korkutucu” bir geri besleme döngüsü taşıdığını, bu döngü nedeniyle çok büyük miktarlarda karbon emisyonunun ortaya çıktığını ve bunun da daha fazla küresel ısınmaya ve yeniden daha fazla yangına neden olduğu uyarısında bulundu.</p>

<p>Yeni araştırma küresel ısınmanın tartışmasız bir şekilde sıcak, kuru yangın havasına neden olduğunu ve bir yandan kontrol edilemeyen yangınların yok olan alanlara neden olduğu görünür bir paradoksun çözümlenmesine de yardımcı oldu.</p>

<p>Avustralya’nın Tasmania Üniversitesi akademisyenlerinden ve de yeni araştırmanın yöneticisi konumunda bulunan Dr Calum Cunningham, “İklim değişikliğinin parmak izleri her anlamıyla bu türden bir yükseliş içinde,” dedi. Cunningham sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>“Uzun süredir yangın havasının iklim değişikliğiyle beraber nasıl artışa geçtiğine yönelik projeksiyonlara sahibiz. Ancak geldiğimiz noktada kontrol edilemeyen yangınlar artık gözümüzün önünde cereyan ederek iklim değişikliğin çok açık tezahürü konumunu almış durumda. İşte bu durum tam da bizim atmosfere yaptığımız şeyin sonucu, dolayısıyla acil eylem şart.”</p>

<p>Cunningham Batı Amerika’da ılıman ormanlardaki kontrol edilemeyen büyük yangınlarda gözle görülür bir artış olduğuna dikkat çekerek, “Bu durum kaygı verici çünkü çok kolay yanabilecek bitki türlerinin bulunduğu bu alanlara yakın bölgelerde çok sayıda insan yaşıyor ve bu yüzden birçok felaketin ortaya çıktığını görüyoruz” dedi. Dr. Cunningham ayrıca gerçekten karbon zengini bir ekosisteme sahip olan kuzey ormanlarının da sıklıkla yandığını ve bunun da geri besleme etkisi tehdidi ortaya çıkardığına da özellikle dikkat çekti.</p>

<h3><strong>Kuzey Enlemlerde Görülme Sıklığı Arttı</strong></h3>

<p>Dünyanın çevresini günde dört kez dolaşan NASA uydularından elde edilen verilerin analizine dayanan söz konusu yeni araştırma, geçen günlerde Nature Ecology & Evolution adlı dergide yayımlandı. Araştırma bulgularında son dönemlerdeki en kontrol edilemeyen yıkıcı yangınların Batı ABD, Kanada, Avustralya, Portekiz, Endonezya, Sibirya, Şili ve Amazonlar’da görüldüğünü ortaya koydu. Çok yoğun ormanlık alanlara sahip olmasına rağmen ABD’nin doğusunda ise orantısız bir şekilde kontrol edilemeyen yangın sayısının çok az olduğuna dikkat çekilirken, Cunningham bu durumun bölgedeki farklı ağaç türlerinin kurumaya daha az meyilli olmaları nedeniyle ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>AB Kopernik İklim Değişikliği Dairesi’nden Dr Mark Parrington ise yeni araştırmanın kontrol edilemeyen yangınların, tropiklerin dışında daha önce bu türden yangınları geçmişte pek yaşamamış bölgelerde sıklıkla çıkmaya başlamasının müsebbibinin iklim değişikliği olduğunu belirtti. Parrington, “Kuzeyli yüksek enlemler küresel ortalamanın iki katı ısınıyor ve bu da söz konusu bölgelerde kontrol edilemeyen büyük yangınların sayısında artışın en yüksek seviyelerde gerçekleşmesine neden oluyor” dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>“Ormansızlaşmadaki Artıştan Hükümet Politikaları Sorumlu”</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ormansizlasmadaki-artistan-hukumet-politikalari-sorumlu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ormansizlasmadaki-artistan-hukumet-politikalari-sorumlu</guid>
<description><![CDATA[ CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer, her fırsatta orman alanlarının ranta ve talana açılmasının, artan maden arama alanları ile sürekli orman alanlarını daraltan imara açılmaların ve bitmeyen orman yangınlarının sorunları artırdığını söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/ormansizlasmadaki_artistan_hukumet_politikalari_sorumlu_h7761_ccf98.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>“Ormansızlaşmadaki, Artıştan, Hükümet, Politikaları, Sorumlu”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, iklim değişikliği ile mücadele de ülkemizin ilerleme değil gerileme içinde olduğunu söyledi.</p>

<p>Gürer, Climate Change Performance Index’in raporunda Türkiye’nin enerji açısından halen büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı olduğu, fosil yakıtları aşamalı olarak kaldırma politikasının bulunmadığı, tarım ve ormancılık sektörlerinde koruyucu mevzuat eksikliklerinin olduğu ve mevcut ormancılık politikasının ormanları korunması gereken doğal varlıklar olarak değil, üretim alanları olarak ele aldığı gibi çarpıcı değerlendirmelerde bulunulduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Gürer, 67 ülkenin bulunduğu bu indekslerde ülkemizin 2022 yılında 47. sırada bulunmasına karşın, 2023 yılında 9 sıra gerileyerek 56. sıraya düştüğünü söyledi. Ayrıca, iklim değişikliklerinin olumsuz etkilerinin her yıl arttığını ve bu durumun özellikle tarımsal üretim sürecinde çeşitli sorunlara yol açtığını ifade etti.</p>

<h3><strong>“67 Ülke Arasında 56. Sıradayız”</strong></h3>

<p>Ülkelerin iklim performansına yönelik yıllık değerlendirme yapan Climate Change Performance Index’in (CCPI) raporunu dikkat çeken Gürer, “Ülkemiz, endeks puanlama değerinde 100 tam puan üzerinden 43,82 puan alarak 67 ülke arasında 47. sıradayken 56. sıraya gerilemesi dikkat çekicidir. Bakanlık bu konuda yapılan çalışmaların varlığından söz ediyor. Veriler ise bu bağlamda yetersiz kalındığına işaret ediyor. Araştırmada ülkelerin performansları çok düşük, düşük, orta, yüksek ve çok yüksek olmak üzere sınıflandırılırken, ülkemiz en düşük seviyeyi belirten ‘çok düşük’ sınıfında yer alması yapılması konuyla ilgili yapıldığı ifade edilen çalışmalarında yetersizliğini gösteriyor. Avrupa ülkeleri içinde bizim dışımızda sadece Polonya ‘çok düşük’ seviyesinde sınıflandırılıyor” dedi.</p>

<h3><strong>Fosil Yakıt Bağımlılığı </strong></h3>

<p>Ülkemizin CCPI’de iklim değişikliği ile mücadele performansının dokuz sıra düşerek 56. sıraya gerilemesi ve bu durumun ülkemizi çok düşük performans gösteren bir ülke haline getirmesini çok boyutlu irdelenmesi gerektiğini belirten Gürer, “Ülkemizin sıralamada gerileme sebeplerine bakıldığında, 2053 yılında net sıfır hedefine ulaşacağının açıklanması, 2038 yılına kadar seragazı emisyonlarını artıracağını belirtmesi, enerji açısından fosil yakıtlara büyük ölçüde bağımlı olmamız ve ormansızlaşma konusundaki büyük artışın yaşanması, sıralamada aşağılara doğru düşmemizin nedenleri arasında gösteriliyor” dedi.</p>

<p>Gürer, “Her fırsatta orman alanlarımızın ranta ve talana açılması, artan maden arama alanları ile sürekli orman alanlarını daraltan imara açılmalar ve bitmeyen orman yangınları sorunları artırıyor. Orman varlığımız, verilerle oynanarak artırılıyor gibi gösterilse de ;saptanamamış kayıp ormanların günümüz teknolojisi ile belirlenip kayıt altına alınarak orman alanları artmış olmuyor. 50-100 yaş aralığındaki ağaçlar günümüz teknolojisiyle tespit edilerek orman alanları içinde gösteriliyor. Çeşitli rumuz değişiklikleri ile ormanlık alan olmayan yerler orman alanı içine alınıyor ve orman varlığımız artıyor gibi açıklanıyor. CCPI’ın raporunda ise ormansızlaşmada artış olduğu belirtiliyor. Raporda; ‘Tarım ve ormancılık sektörleri koruyucu mevzuat eksikliğinden muzdariptir. Uzmanlar, mevcut ormancılık politikasının ormanları korunması gereken doğal varlıklar olarak değil, üretim alanları olarak ele aldığını belirtiyor. Büyüyen kereste endüstrisi, milli parklar gibi korunan alanlarda bile ormansızlaşmada büyük bir artışa yol açıyor. Bu da karbon yutakları için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle uzmanlar, Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’ne uygun olarak korunan kara ve deniz alanlarının oranının 2030 yılına kadar en az yüzde 30’a çıkarılması çağrısında bulunuyor.’ ifadelerine yer veriliyor” şeklinde konuştu.</p>

<h3><strong>“Tarımsal Üretim Açısından Büyük Risk Var” </strong></h3>

<p>Gürer, iklim değişikliğinin tarımsal üretim açısından risk oluşturduğunu ve her yıl iklim değişikliğine bağlı olumsuzlukların daha da belirginleştiğini belirterek, “İklim değişikliğine bağlı olumsuzluklar tarımsal üretimi tehdit etmekte ve her yıl iklim değişikliğine bağlı sorunlar çiftçilerimizin ürün kaybı yaşamasına neden olmaktadır. Kuraklıktan kaynaklanan verim düşmesi, aşırı hava olayları sonucu sel, fırtına ve dolu yağışından dolayı tarım alanları ve ürünlerin zarar görmesi, sıcaklık ve yağıştaki değişmeler sonucu bitki hastalıkları ve zararlıların çoğalması gibi iklim değişikliğine bağlı olumsuzluklar artmaya başlamıştır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından bu konuda gerekli önlemler alınmalıdır” şeklinde konuştu.</p>

<p>İklim değişikliğinin tarımsal üretimde verim kayıplarına yol açan çok sayıda olumsuzluğu beraberinde getirdiğini belirten Gürer, “Hava olayları sonucu ürünlerde verim düşüşü ve zararlılarla mücadele konusunda tarımsal ilaçlama bağımlılığının artması gibi birçok etken çiftçilerin üretim maliyetlerinin artmasına ve daha pahalı üretim yapmalarına neden olmaktadır. Bu durum, gıda arzında dalgalanmalara ve gıda fiyatlarında artışların yaşanmasına yol açacaktır. Süreç içinde gerekli önlemler alınmaması durumunda, iklim değişikliğinin etkileri kırsal kalkınmayı zorlaştırırken, çiftçinin gelirinin düşmesine ve tüketicinin ise pahalı ürün almasına yol açacaktır. Doğru politikalar oluşturulmazsa, gıda güvenliğini tehdit eden bir süreçle karşı karşıya kalınması olasıdır” dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıcaklıklar düşüyor: Kuzey kesimlerde yağış etkili olacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sicakliklar-dusuyor-kuzey-kesimlerde-yagis-etkili-olacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sicakliklar-dusuyor-kuzey-kesimlerde-yagis-etkili-olacak</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;de hava sıcaklıklarının bugün itibarıyla kuzey ve iç kesimlerde birkaç derece düşmesi, Rize ile Artvin&#039;in kıyı kesimlerinin çok kuvvetli, Ordu, Giresun ve Trabzon&#039;un iç kesimlerinin ise kuvvetli yağış alması bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/sicakliklar_dusuyor_kuzey_kesimlerde_yagis_etkili_olacak_h7759_555e1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıcaklıklar, düşüyor:, Kuzey, kesimlerde, yağış, etkili, olacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Mehmet Özdemirci, haftanın hava tahminine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Yurtta mevsim normalleri üzerinde seyreden sıcaklıkların bugün itibarıyla kuzey ve iç kesimlerde birkaç derece düşerek mevsim normalleri civarına geleceğini belirten Özdemirci, "Hafta içi yurdun güney ve batı kesimlerde mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye devam edecek sıcaklıklar, hafta sonu itibarıyla tüm yurtta yeniden mevsim normallerinin üzerine çıkacak." dedi.</p>

<p>Özdemirci, yurdun bazı bölgelerinde görülecek yağışlara ilişkin de şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>"Bugün yurdun kuzeydoğu kesimlerinde sabah saatlerinden itibaren kısa süreli kuvvetli yağışlar görülecek. Orta Karadeniz kıyıları, Sinop çevreleri, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusu ve Hakkari çevrelerinde gök gürültülü sağanak var. Bu yağışlarda Rize ile Artvin'in kıyı kesimlerinde çok kuvvetli, Ordu, Giresun ve Trabzon'un iç kesimlerinde kuvvetli yağış beklentimiz var. Bu yağışlarda sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu görüleceğini tahmin ediyoruz."</p>

<p>Yağışların bugün gün boyu devam edeceğini anlatan Özdemirci, yurdun diğer bölgelerinde ise havanın parçalı ve az bulutlu olacağını söyledi.</p>

<h2>Marmara ve Doğu Anadolu için kuvvetli rüzgar uyarısı</h2>

<p>Özdemirci, bugün için Marmara Bölgesi'nde kuzeydoğulu yönlerden, Doğu Anadolu'nun batısında ise kuzeyli yönlerden kuvvetli rüzgar beklendiğini dile getirdi.</p>

<p>Perşembe günü Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde, daha çok dağlık bölgelerde yağış beklendiği bilgisini paylaşan Özdemirci, şöyle devam etti.</p>

<p>"Cuma Göller yöresi, Afyonkarahisar, Denizli çevrelerinde kısa süreli sağanak bekleniyor. Cumartesi günü de ülkemizin kuzeydoğusunda, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları, Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusunda ve Artvin'in ilçelerinde yağışlar var. Akdeniz'de de Toroslar mevkisinde sağanak geçişleri olacak. Pazar günü ülkenin kuzeydoğusunda, Orta ve Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusunda aralıklarla sağanaklar görülecek."</p>

<h2>Üç büyük ilin hava tahmini</h2>

<p></p>

<p>Özdemirci, Ankara, İstanbul ve İzmir'de hafta içinde yağış beklentisi olmadığını dile getirerek, sıcaklıkların İstanbul'da 29-30, Ankara'da 31-34, İzmir'de 33-37 arasında değişeceği bilgisini verdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;#039;da iki ayrı noktada orman yangını</title>
<link>https://trafikdernegi.com/antalyada-iki-ayri-noktada-orman-yangini</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/antalyada-iki-ayri-noktada-orman-yangini</guid>
<description><![CDATA[ ANTALYA&#039;nın Konyaaltı ve Aksu ilçelerinde iki ayrı noktada başlayan orman yangınına müdahale ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/antalya_da_iki_ayri_noktada_orman_yangini_h7756_468dc.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalya&amp;039da, iki, ayrı, noktada, orman, yangını</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yangınlar saat 13.00 sıralarında başladı. Kuşkavağı Mahallesi'nde Konyaaltı Belediyesi karşısındaki ormanlık alanda başlayan yangına hızla müdahale edildi. İtfaiye ekipleri ve vatandaşların müdahale ettiği yangın, kısa sürede kontrol altına alındı.</p>

<p>İkinci yangın ise Aksu ilçesi Çamköy mevkiindeki otluk alanda başladı ve ormana sıçradı. Buradaki yangına karadan ve havadan müdahale sürüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Çevre Günü: İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Bilinci Ön Planda</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunya-cevre-gunu-iklim-degisikligi-ve-surdurulebilirlik-bilinci-on-planda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunya-cevre-gunu-iklim-degisikligi-ve-surdurulebilirlik-bilinci-on-planda</guid>
<description><![CDATA[ Bugün, dünya genelinde çevre bilincini artırmak ve doğal kaynakları korumak için kutlanan Dünya Çevre Günü. Her yıl 5 Haziran&#039;da gerçekleştirilen bu etkinlik, insanları çevre sorunlarına dikkat çekmeye ve çözüm yolları bulmaya teşvik ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/dunya_cevre_gunu_iklim_degisikligi_ve_surdurulebilirlik_bilinci_on_planda_h7753_76099.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Çevre, Günü:, İklim, Değişikliği, Sürdürülebilirlik, Bilinci, Ön, Planda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yılın teması, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik üzerine odaklanıyor. İklim krizinin etkileri giderek daha fazla hissediliyor ve bu, acil eylem gerektiren bir durum haline geliyor. Kuraklık, seller, orman yangınları ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi etkiler, çevre bilincinin ve önlemlerin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Dünya Çevre Günü, bireylerin ve kurumların sürdürülebilir yaşam tarzlarına geçiş yapmalarını teşvik ediyor. Geri dönüşüm, enerji tasarrufu, temiz enerji kullanımı ve doğal yaşam alanlarının korunması gibi adımlar, çevreye karşı sorumluluklarımızı yerine getirmemize yardımcı oluyor.</p>

<p>Bugün, dünya çapında çeşitli etkinlikler ve kampanyalar düzenleniyor. Temizlik kampanyaları, fidan dikme etkinlikleri, çevre konulu seminerler ve farkındalık arttırıcı etkinlikler, insanları harekete geçirmeyi amaçlıyor.</p>

<p>Dünya Çevre Günü, küresel bir sorun olan çevre kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadelede bir dönüm noktası olabilir. Her bireyin katkısı önemli; küçük adımlar, büyük farklar yaratabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanından 6&amp;apos;nın üzerinde Deprem Uyarısı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/uzmanindan-6lik-uyari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/uzmanindan-6lik-uyari</guid>
<description><![CDATA[ Afyon Kocatepe Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Çağlar Özkaymak, Manisa&#039;nın Soma ilçesinde meydana gelen 4.8 büyüklüğündeki depremin ardından bölgede büyüklükleri 3.3&#039;e varan yaklaşık 30 artçı sarsıntının meydana geldiğini belirterek &quot;Bu bölgede Havran-Balıkesir Fay Zonu, Dikili Fayı, Bergama Fayı, Soma Kırkağaç Fay Zonu ve Gelenbe Fayı gibi büyüklüğü 6&#039;nın üzerinde deprem üretme potansiyeli olan faylar yer alıyor&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/uzmanindan_6_lik_uyari_h7758_4f4dc.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanından, 6&amp;039lık, uyarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi Başkanlığı'nın verilerine göre, dün saat 01.36'da Manisa'nın Soma ilçesinde 4.8 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Yerin 10,24 kilometre derinliğinde olan deprem, Manisa kent merkezi ve ilçelerinin yanı sıra başta İzmir olmak üzere çevre illerden de hissedildi.</p>
<p>Depremin meydana geldiği bölgedeki diri fay hatları üzerinde çalışmalar yürüten Afyon Kocatepe Üniversitesi DAUM Müdürü Prof. Dr. Çağlar Özkaymak, açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Özkaymak, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi verilerine göre Manisa'nın Soma ilçe merkezinin yakın kuzeyindeki Büyük Işıklar'da meydana gelen deprem sonrası büyüklükleri 3.3'e varan yaklaşık 30 daha artçı sarsıntı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Özkaymak, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) koordinasyonunda AFAD ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) destekleri ile Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme (KAMAG) Projeleri Destekleme Programı kapsamında çalışma yürüttüklerini belirtti.</p>
<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/_72580%20(4).jpg"></p>
<p><strong>'KABUKSAL YIRTILMANIN BİR DEVAMI NİTELİĞİNDE'</strong><br>Prof. Dr. Özkaymak, "Afyon Kocatepe Üniversitesi tarafından yürütülen 'Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi' başlıklı proje kapsamında, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Volkan Karabacak ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ökmen Sümer ile birlikte bölgedeki diri faylar üzerinde, fayların deprem üretme potansiyelleri üzerine çalışmalar yürütüyoruz. 2012 yılında güncellenen Türkiye Diri Fay Haritası'na göre bölgede deprem üretebilecek çok sayıda diri fay tanımlanmıştır. Bölgede, son yüzyıl içerisinde meydana gelen, 18 Kasım 1919 Soma depremi 6.7 ve 22 Eylül 1939 Dikili gibi yıkıcı depremler 6.4 bölgenin depremsellik bakımından oldukça aktif olduğuna işaret ediyor. 1919 Soma depremi, Soma merkez ilçe kuzeyinde yer alan Beyce, Göçbeyli, Naldöken, Vakıflı, Menteşe, Karacahisar yerleşim alanlarında yıkımlara sebep olmuş idi. Bugün meydana gelen deprem, olasılıkla 1919 yılında Soma kuzeyinde başlayan kabuksal yırtılmanın bir devamı niteliğinde" ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>'6'NIN ÜZERİNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ'</strong><br>Prof. Dr. Özkaymak, bölgede bu büyüklüklerde depremlerin meydana gelmesinin normal olduğunu belirtip, "Örneğin Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi verilerine göre, İzmir ve çevresinde son yüzyıl içerisinde büyüklükleri 4.1 ile 5 arasında 442 adet deprem meydana geldi. Bu alanda gelecek yıllarda da benzer büyüklüklerdeki depremlerin meydana gelmesi muhtemel. Bununla beraber, bu bölgede Havran-Balıkesir Fay Zonu, Dikili Fayı, Bergama Fayı, Soma Kırkağaç Fay Zonu ve Gelenbe Fayı gibi büyüklüğü 6'nın üzerinde deprem üretme potansiyeli olan faylar yer alıyor" dedi.</p>
<p><img alt="" src="https://m.egedesonsoz.com/images/image/_72580%20(3).jpg"></p>
<p><strong>'ÖNCELİKLİ EYLEM PLANLARININ İVEDİLİKLE TAMAMLANMASI GEREKİYOR'</strong><br>Prof. Dr. Özkaymak, İzmir, Manisa ve Balıkesir illerinde 2021 yılında tamamlanan İl Afet Risk Azaltma Planları (İRAP) kapsamında belirlenen öncelikli eylem planlarının ivedilikle tamamlanması gerektiğine dikkati çekerek, "Bölgede geçmiş yıllarda yaptığımız çalışmalara göre, özellikle Havran Balıkesir Fay Zonu uzun yıllardır suskunluğunu koruyan, her an yıkıcı deprem üretme potansiyeline sahip önemli bir deprem kaynağıdır. Bununla beraber batısı 1939 Dikili depremi ile doğusu ise 1919 Soma depremi ile kırılan Bergama Grabeni boyunca henüz kırılmamış Bergama Fayı gibi diri faylar yer alıyor. Bu bölgelerdeki gelecekte meydana gelebilecek olası yıkıcı depremlerin verebileceği zararları minimuma indirebilmek ve afete dirençli yerleşim alanları oluşturabilmek için özellikle İzmir, Manisa ve Balıkesir illerinde 2021 yılında tamamlanan İl İRAP kapsamında belirlenen öncelikli eylem planlarının ivedilikle tamamlanması gerekiyor" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyarbakır ve Mardin’deki Yangının Nedeni Belli Oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/diyarbakir-ve-mardindeki-yanginin-nedeni-belli-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/diyarbakir-ve-mardindeki-yanginin-nedeni-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasındaki alanda çıkan yangın kısa sürede büyüdü. Resmi rakamlara göre hayatını kaybedenlerin sayısı 15’e çıkarken, yangının nedeni olarak elektrik direkleri işaret edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/diyarbakir_ve_mardindeki_yanginin_nedeni_belli_oldu_h7757_ba457.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyarbakır, Mardin’deki, Yangının, Nedeni, Belli, Oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>Diyarbakır’ın Çınar İlçesi ile Mardin’in Mazıdağı İlçesi arasındaki bölgede çıkan büyük yangında 15 kişi yaşamını yitirdi. Resmi rakamlara göre yaralıların sayısı ise 80’e yakın. Yüzlerce hayvan yanarak can verirken hektarlarca alan küle döndü. Yangına geç müdahale edilmesine tepkiler yoğun oldu.</p>

<p>Yangının ardından yüzlerce hayvan can verdi, binlercesi yaralandı. Yaralı hayvanlara hala tam anlamıyla müdahale edilemediği belirtildi. Yangından etkilenen köylüler ve yaşam savunucuları çağrı yaparak hayvanların zaman kaybetmeden tedavi edilmesini istedi.</p>

<h3><strong>Çevre İl ve İlçedelerken Destek</strong></h3>

<p>Çıkan yangına müdahale etmek için Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetiminde ki belediyeler seferber oldu. Kurulan koordinasyon kapsamında Van, Diyarbakır ve Mardin Büyükşehir Belediyeleri bölgeye çok sayıda iş makinası ve yaşam malzemesi gönderdi.</p>

<p>Diyarbakır Valiliği yangının çıkış nedeni örtü ve anız yangınlarına bağladı. Ancak yangınla ilgili bilirkişi raporunun tamamlanmasının ardından yangının sebebinin elektrik direği kaynaklı olduğu ortaya çıktı.</p>

<p>Hazırlanan raporda; Köksalan Mahallesi’nden başlayan yangının, sigortalı ayırıcı elektrik direğinde, sigorta yerine iletken tel sarılmış olduğu, iletken telin koparak, yerdeki otları tutuşturduğu, şiddetli rüzgarın etkisi ile de geniş bir alana yayıldığı belirtildi.</p>

<p>Cumhuriyet Başsavcılığı, raporu yetersiz bularak, detaylı ve delillendirilmiş şekilde hazırlanmasını istedi. Soruşturma, hazırlanan rapora göre şekillenecek.</p>

<h3><strong>DEDAŞ İddiaları Reddetmişti</strong></h3>

<p>Farklı medya kuruluşlarına konuşan köylüler, yangının çıkış nedeni olarak Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’ni (DEDAŞ) suçlamıştıı. Sosyal medya hesaplarında tepki gösteren birçok siyasetçi ve STK temsilcisinin hedefinde de DEDAŞ vardı. Tüm bu eleştirilere cevap veren DEDAŞ, iddiaları şu şekilde reddetmişti: “Olayın meydana geldiği ilk andan itibaren Dicle Elektrik olarak ekiplerimizle sahada incelemelere başladık. Bazı medya kanallarında yangının elektrik kaynaklı olduğu belirtilmiş olsa da yaptığımız incelemelerde yangının elektrik iletim hatlarından kaynaklanmadığını belirledik. Hatta yangının meydana çıktığı bölge olarak belirtilen bazı alanlardan elektrik iletim hatlarının dahi geçmediğini gördük. Tespit çalışmalarımıza ilgili kamu birimleriyle devam ediyoruz. Elimizde bulunan her türlü bilgi ve bulguyu yetkili birimlerle paylaşacağız.”</p>

<h3><strong>EMO: “Hatların Geçtiği Güzergahta Önlem Alınmamış”</strong></h3>

<p>Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Diyarbakır Şubesi de yayımladığı inceleme sonucunda, yangın bölgesinde anız olmadığını ve hatların geçtiği güzergahlarda yangına karşı bir önlem alınmadığını açıkladı:</p>

<p>– Yangının çıktığı yerin ekili olduğu, anızın olmadığı görülmüştür.</p>

<p>– İletim hatlarında birçok noktada eklerin ve liflenmelerin olduğu tespit edilmiştir.</p>

<p>– Direkteki OG (yüksek gerilim hatlarının, transformatörlerin kondansatörlerin ve anahtarlama cihazlarının aşırı akımlardan korunması için kullanılırlar) sigortalarının yerinde olmadığı, bunun yerine iletkenlerle bypass edildiği ve bu bağlantıların gevşeklikten dolayı arka sebebiyet verebileceği tespiti yapılmıştır.</p>

<p>– Birçok direkte kırık izolatörlerin olduğu bu durumun atlamalara sebebiyet verebileceği teknik açıdan bir veridir.</p>

<p>– OG (Orta Gerilim) hatlarda ekili tarım alanlarında ağaç direkleri mevcudiyeti görüldü. Bu ağaç direklerin kullanılması uygun görülmemektedir.</p>

<p>– Hatların geçtiği güzergahlarda direklerin etrafında yangına karşı bir önlem alınmadığı gözlemlenmiştir. (Direk diplerindeki otların mevcudiyeti vs.) Direk diplerinde süs betonu olmadığı, otların direk dibinde biçilmediği tespiti yapılmıştır.</p>

<p>– OG hatlarının dibindeki ağaçların atlamaya sebebiyet verebileceği gözlemlenmiştir.</p>

<p>– İzolatörlerdeki gevşek ve sıkı bağların tekniğine uygun yapılmadığı gözlemlenmiştir.</p>

<p>– Şebekelerin bakım onarımı yapılmadığı teknik işletme sorumluluğu hizmetlerden yararlanılmadığı gözlemlenmiştir.</p>

<p>– Parafudr olmayışı aşırı gerilimlerin oluşmasına dolayısıyla ark oluşumuna sebebiyet vermektedir. (Hat başlarında hat sonlarında ve Trafo girişlerinde mutlaka parafudr kullanılmalıdır)</p>

<h3><strong>“Yangının Çıktığı Bölgede Bir Anız Yangını Başlaması İhtimali Çok Düşük”</strong></h3>

<p>Konuyla ilgili görüşünü aldığımız EMO Diyarbakır Şube Eş Başkanı Ufuk Bulut, yangın çıktığı söylenen bölgenin ekili alan olduğunu ve anız yakma işleminin ekili alanda olmayacağını belirtti.</p>

<p>Bulut, şunları söyledi:</p>

<p>“Yangın pek çok nedenden çıkmış olabilir. Ama yangının çıktığı söylenen bölgede bir anız yangını başlaması ihtimali çok düşük. Çünkü alan ekili. Ekili alanda anız yakma işlemi uygulanmaz. Ciddi iddialar var konuyla ilgili. DEDAŞ da bu ciddi iddiaların içinde. Biz EMO olarak bir yargı merci değiliz. Bu nedenle doğrudan ‘Şundan dolayı olmuştur’ gibi bir şey diyemeyiz. Bilimsel birtakım verileri ortaya koyup kamuoyunu aydınlatırız.”</p>

<h3><strong>Diyarbakır Barosu’ndan Suç Duyurusu: Geç Müdahale Edildi</strong></h3>

<p>Diyarbakır Barosu, 15 kişinin ölümüne neden olan yangının sorumlularına ilişkin suç duyurusunda bulundu. Çınar Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunda yangının çıkış sebebi ve müdahalede geç kalındığı iddialarına ilişkin etkin bir soruşturma faaliyeti yürütülmesi istendi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Okyanuslar Üçlü Tehdit ile Karşı Karşıya!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/okyanuslar-uclu-tehdit-ile-karsi-karsiya</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/okyanuslar-uclu-tehdit-ile-karsi-karsiya</guid>
<description><![CDATA[ Gezegenimizin ekosisteminin en büyük alanını oluşturan okyanuslar, yeni bir araştırmaya göre, aşırı ısınma, oksijen kaybı ve asitlenme gibi “üçlü bir tehdit”i aynı anda yaşıyor. İklim bilimciler şartların yaklaşık 252 milyon yıl önce Permiyan döneminin sonlarındaki “büyük yok oluş”a benzer şekilde ilerlediği uyarısında bulunuyor… ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/okyanuslar_uclu_tehdit_ile_karsi_karsiya_h7755_90bf1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Okyanuslar, Üçlü, Tehdit, ile, Karşı, Karşıya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Yeni bir araştırmaya göre, dünya okyanus yüzeyinin üçte biri bilhassa fosil yakıt tüketimi ve ormansızlaştırma kaynaklı tehditlere karşı kırılgan durumda. Söz konusu araştırma, dünya okyanuslarının aşırı ısınma, oksijen kaybı ve asitlenme olmak üzere “üçlü bir tehdit” altında olduğunu kaydediyor. Üstelik son birkaç on yıl içinde yoğunluğunu çok daha fazla artıran aşırıya varan koşullar, gezegenin deniz yaşamının koruyucu zırhı üzerinde muazzam bir baskı yüklüyor.</h3>

<p>Çalışma ayrıca fosil yakıt tüketimi ve ormansızlaştırma kaynaklı olarak dünya okyanus yüzeyinin yaklaşık beşte birinin de özellikle bu üçlü tehdidi aynı anda yaşadığını ortaya koyuyor. Tehditlerden etkilenen okyanusun yüzeydeki 300 metresindeki yeni bulgular, mevcut durumun1960’lara kıyasla 3 katı daha uzun süreli ve 6 kat daha yoğun gerçekleştiğini de gösteriyor.</p>

<h3><strong>Tekrarlanacak ve Ekosistemi Bozacak</strong></h3>

<p>İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nde araştırmacı olarak görev yapan ve Pasifik Okyanusu’ndaki deniz yaşamının ölümüne neden olan “deniz ısı dalgası” kavramını da ortaya koyan Joel Wong, araştırmanın sonuçları hakkında, “Buna benzer aşırı hava olayları gelecekte muhtemelen tekrarlanacak ve dünya çapındaki deniz ekosistemi ile su ürünlerini bozacak” yorumunda bulundu.</p>

<p>Dünya ve uzay bilimleriyle ilgili makalelere yer veren açık kaynaklı bir dergi olan Agu Advances’ta yayımlanan araştırma, aşırı hava olayları, oksijen kaybı ve asitleşme vakalarını analiz etti ve bu tür aşırı olayların 30 güne kadar uzayabildiğini, tropiklerle Kuzey Pasifik’in ise tüm bu tehditlerden aynı anda etkilendiğini ortaya koydu. Nitekim geçen aylarda sıra dışı bir şekilde artan okyanus sıcaklığının aralıksız ilerleyişi konusunda iklim bilimciler alarma geçmişlerdi. Son araştırmada yer almayan ama Wisconsin-Madison Üniversitesi’nde jeolog ve iklim bilimci olarak görev yapan Andrea Dutton, “Atlantik’te gözlemlediğimiz sıcaklıkları tam olarak açıklayamıyoruz. Örneğin kasırga mevsiminin bu yıl neden kaygı verici olduğunun sebeplerinden biri de bu. Açıkçası durum biraz korkutucu” dedi.</p>

<h3><strong>Fosil Yakıt Kaynaklı Emisyonların Bedelini Okyanuslar Ödüyor</strong></h3>

<p>Ancak balıklarla diğer canlı türlerini şayet becerebilirlerse daha uygun bölgelere göç etmeye zorlayan ısıdan daha önemli bir durum mevcut. Okyanuslar, fosil yakıt emisyonlarından çok büyük miktarda ısı ve karbondioksiti soğurarak karada yaşayan insanların daha da sıcak bir atmosferde yaşamalarına engel olduğu için bunun bedelini ağır ödüyor. Fazladan karbondioksit deniz suyunu daha asidik bir hale sokarken bir yandan da deniz canlılarının kabuklarını eritip okyanusun oksijen açlığı çekmesine de neden oluyor.</p>

<p>Yaşanan durumun deniz yaşamını zorladığını vurgulayan Dutton yeni araştırma hakkında da şunları söyledi:</p>

<p>“Bu araştırma bu çoklu tehdit unsurlarının hâlihazırda etkide bulunduklarını ve canlı organizmaları geri dönülemez bir aşamaya taşıyacaklarını açıkça ortaya koyuyor. Okyanusların karada insan olarak hissettiğimiz sıcaklığın artışına karşı bir tampon görevi gördüğünün fark etmek zorundayız. Elbette bunun da bir bedeli oluyor.”</p>

<p>Dutton ayrıca düşen oksijen seviyesinin, artan asitlenmenin ve artan okyanus sıcaklığının en son yaklaşık 252 milyon yıl önce Permiyan döneminin sonlarında da görüldüğünü ve söz konusu dönemde Dünya’nın bilinen en büyük yok oluşu yaşadığını hatırlattı. Fosil kayıtları incelendiğinde Permiyan dönemin sonlarında benzer bir örüntünün ortaya çıktığını ve deniz yaşamının üçte ikisinin yok olduğunu belirten Dutton, “Özdeş koşullara sahip değiliz ancak yine de çevresel değişiklerin benzer bir yönde ilerlediğine dikkat çekmeye değer. Okyanuslar yalnızca yaz aylarında çektiğiniz selfie’lere arka plan olacak yerler değil. Yaşamlarımız için okyanuslara bağımlı olduğumuzun farkında olmalıyız” dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>“İklim Cehennemi”ne Giden Otobandayız!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-cehennemine-giden-otobandayiz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-cehennemine-giden-otobandayiz</guid>
<description><![CDATA[ BM Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) raporu, önümüzdeki 5 yılın en az birinde, ortalama küresel sıcaklığın sanayi çağı öncesine göre 1.5 dereceyi aşma olasılığının %80 olduğunu açıkladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise “iklim cehennemi” benzetmesi yaparak, “1.5 dereceye karşı savaş 2020’lerde ya kazanılacak ya da kaybedilecek” diyerek acil eylem çağrısında bulundu… ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/iklim_cehennemine_giden_otobandayiz_h7754_526aa.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>“İklim, Cehennemi”ne, Giden, Otobandayız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>AB’ye bağlı çalışan Copernicus İklim Değişikliği Servisi, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, geçtiğimiz 12 ayın her birinin yıllık karşılaştırmalarda kaydedilen en sıcak aylar olarak sıralandığını duyururken, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de “iklim cehennemi”nin önüne geçmek için acil eylem çağrısında bulundu.</h3>

<p>Copernicus’un açıklamasına göre, Mayıs ayının sonu itibarıyla son 12 aylık ortalama küresel hava sıcaklığı 1.63 dereceye çıktı. Bu derece, kayıt tutulmaya başlanan 1940’tan bu yana en sıcak dönem oldu. Son 12 aylık ortalama elbette dünyanın henüz 1.5 derecelik ısınmayı aştığı anlamına gelmese de önümüzdeki on yıllar içinde bu değerin aşılabileceğini de ortaya koyuyor.</p>

<p>BM Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) raporuna göre de, önümüzdeki 5 yılın en az birinde, ortalama küresel sıcaklığın sanayi çağı öncesine kıyasla 1.5 derece üzerine çıkma olasılığı %80. Bu olasılık geçen yıl ise %66 olarak hesaplanmıştı. WMO’nun bulgularını değerlendiren BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, dünyanın nasıl bir hızla yanlış yolda ilerlediğini ve iklim sistemini düzeltmekten uzaklaştığına vurgu yaptı. Guterres, “2015 yılında 1,5 derecenin üzerine çıkma olasılığı sıfıra yakındı. İklim cehennemine giden otobandan kurtulmak için bir kaçış rampasına ihtiyacımız var. 1.5 dereceye karşı savaş 2020’lerde ya kazanılacak ya da kaybedilecek” dedi.</p>

<h3><strong>Önümüzdeki 5 Yıldan En Az Biri 2023’ten Sıcak Olacak</strong></h3>

<p>Öte yandan tüm önlemlere ve küresel anlaşmalardaki taahhütlere rağmen, dünya enerjisinin dörtte üçü hâlâ kömür, gaz ve petrol gibi fosil yakıtlardan sağlanıyor. Son bulguları değerlendiren WMO Genel Sekreteri Ko Barrett, son verilerin 2015 Paris İklim Anlaşması’nın ana hedefinden sapma anlamına geldiğini kaydederek, “Seragazı emisyonlarına son vermek için acilen daha fazlasını yapmalıyız. Aksi taktirde ekonomik anlamda trilyonlarca dolarlık bir maliyet, daha çok aşırı hava olaylarından etkilenen milyonlarca yaşam ve çevre ile biyoçeşitliliğe muazzam bir zararın ceremesini çekeceğiz” dedi.</p>

<h3><strong>Guterres: “Fosil Yakıt Reklamları Yasaklanmalı”</strong></h3>

<p>WMO verilerine göre 2023 kayıtlara 1,45 derece ortalama ile en sıcak yıl olarak geçerken önümüzdeki 5 yıldan en az biri 2023’ten bile daha sıcak geçecek. Copernicus’ta görevli bilim insanları da geçen aylar için Antarktika deniz buzunda haddinden çok fazla kayıp yaşandığını ve tüm iklim verisinin, artan seragazı emisyonlarının gezegeni nasıl ısıtacağına dair projeksiyonlarla paralel gittiğini açıkladı. Nitekim Copernicus Direktörü Carlo Buontempo, “Son birkaç bin yıldır böyle bir şey gözlemlenmedi” yorumunda bulundu.</p>

<p>BM Genel Sekreteri Guterres ise fosil yakıt şirketlerini hedef aldı. Gutteres, “İklim kaosunun ‘babaları’ yanı fosil yakıt sanayi, rekor kârlara ulaşıyorlar ve vergi ödeyenlerin finanse ettiği trilyonluk sübvansiyonlarının tadını çıkarıyorlar. Her ülkeyi fosil yakıt reklamlarını yasaklamaya davet ediyorum. Medya ve teknoloji şirketleri fosil yakıt reklamı almamalı” dedi.</p>

<p><img alt="linkedin sharing button" src="https://platform-cdn.sharethis.com/img/linkedin.svg"></p>

<p><img alt="twitter sharing button" src="https://platform-cdn.sharethis.com/img/twitter.svg"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>El Nino ne zaman sona erecek?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/el-nino-ne-zaman-sona-erecek</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/el-nino-ne-zaman-sona-erecek</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), küresel sıcaklıkların artmasına neden olan &quot;El Nino&quot; hava olayının sona erme belirtileri gösterdiğini ve yıl sonuna doğru gezegeni serin tutan &quot;La Nina&quot; hava koşullarına geri dönüşün muhtemel olduğunu belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/el_nino_ne_zaman_sona_erecek_h7752_6e2bc.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nino, zaman, sona, erecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>WMO, El Nino'ya ilişkin rapor yayımladı. <em>"Küresel sıcaklıkların ve dünya genelinde aşırı hava koşullarının artmasına neden olan ve geçen yıldan bu yana etkili olan El Nino artık sona erme belirtileri gösteriyor."</em> ifadesinin yer aldığı raporda, bu yılın temmuz-eylül döneminde La Nina'nın görülme olasılığının yüzde 60 olarak tahmin edildiği aktarıldı.</p>

<p>Son 9 yılın kayıtlara geçen en sıcak dönem olduğu belirtilen raporda, 2020'den 2023'ün sonuna kadar etkili olan La Nina'nın soğutucu etkisinin de bunun önüne geçemediği aktarıldı.</p>

<h2>Gezegen ısınmayı sürdürecek</h2>

<p>Raporda görüşlerine yer verilen WMO Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett, "Haziran 2023'ten bu yana her ay yeni bir sıcaklık rekoru kırıldı ve 2023, şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yıl oldu." ifadesini kullandı.</p>

<p>El Nino etkisinin sona ermesinin, "uzun vadeli iklim değişikliğinde bir duraklama" anlamına gelmediğine dikkati çeken Barrett, gezegenin ısıyı hapseden sera gazları nedeniyle ısınmayı sürdüreceğini kaydetti.</p>

<p>Barrett, "Olağanüstü yüksek deniz yüzeyi sıcaklıkları önümüzdeki aylarda önemli bir rol oynamaya devam edecek. Atmosferimizdeki ekstra ısı ve nem nedeniyle hava koşullarımız daha da zorlu olmayı sürdürecek. Bu nedenle 'herkes için erken uyarılar', WMO'nun birinci önceliği olmaya devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de sera gazı emisyonu azaldı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyede-sera-gazi-emisyonu-azaldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyede-sera-gazi-emisyonu-azaldi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;de toplam sera gazı emisyonu 2022&#039;de önceki yıla göre yüzde 2,4 azalarak 558,3 milyon ton karbondioksit (CO2) eşdeğeri oldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/06/turkiye_de_sera_gazi_emisyonu_azaldi_h7750_78e6b.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye&amp;039de, sera, gazı, emisyonu, azaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılına ilişkin sera gazı emisyonu verilerini açıkladı.</p>
<p>Bu dönemde toplam emisyonlarda karbondioksit eşdeğeri olarak en büyük payı yüzde 71,8 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken, bunu sırasıyla yüzde 12,8 ile tarım, yüzde 12,5 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, yüzde 2,9 ile atık sektörü takip etti.</p>
<p>Kişi başı toplam sera gazı emisyonu 1990'da 4,1 ton karbondioksit eşdeğeri iken, 2021'de 6,8 ton ve 2022'de 6,6 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplandı.</p>
<p>Böylece, 2022'de toplam sera gazı emisyonu önceki yıla göre yüzde 2,4 azalarak 558,3 milyon ton karbondioksit eşdeğeri oldu.</p>
<h2>Enerji sektörü emisyonları azaldı</h2>
<p>Enerji sektörü emisyonları söz konusu dönemde yüzde 1,4 azalışla 400,6 milyon ton karbondioksit eşdeğerine düştü.</p>
<p>Endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı emisyonları 2022'de önceki yıla göre yüzde 6,4 azalarak 69,9 milyon ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplandı.</p>
<p>Bu dönemde tarım sektörü emisyonları yüzde 5,1 azalarak 71,5 milyon ton karbondioksit eşdeğeri oldu. Atık sektörü emisyonları ise yüzde 5,5 artarak 16,3 milyon ton karbondioksit eşdeğerine yükseldi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İliç faciasından sorumlu bir kişi daha tutuklandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ilic-faciasindan-sorumlu-bir-kisi-daha-tutuklandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ilic-faciasindan-sorumlu-bir-kisi-daha-tutuklandi</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan&#039;ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan heyelanla ilgili soruşturmada, şirketin yatırım projelerinde müdürlük yapan Shaun Schwartz&#039;ın da tutuklanmasıyla tutuklu sayısı on üçe yükseldi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/ilic_faciasindan_sorumlu_bir_kisi_daha_tutuklandi_h7748_4991d.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İliç, faciasından, sorumlu, bir, kişi, daha, tutuklandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Erzincan</strong>‘ın <strong>İliç</strong> ilçesindeki altın madeni sahasında 13 Şubat’ta meydana gelen toprak kaymasıyla ilgili soruşturmada bir kişi daha tutuklandı. Olay sonrasında başlatılan soruşturma kapsamında şirketin yatırım projelerinde müdürlük görevini yürüten Güney Afrikalı <strong>Shaun Schwartz</strong> da tutuklananlar arasında yer aldı.</p>

<p><ins data-ad-client="ca-pub-2354606136557950" data-ad-format="auto" data-ad-status="unfilled" data-adsbygoogle-status="done"></ins></p>

<p>İliç’teki maden faciası nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Shaun Schwartz, <strong>Ankara</strong>‘da mahkemeye çıkarılarak cezaevine gönderildi. Böylece soruşturma çerçevesinde tutuklu sayısı on üçe yükseldi. Toprak altında kalan beş işçiyi arama kurtarma çalışmaları ise kesintisiz olarak devam ediyor.</p>

<p><ins data-ad-client="ca-pub-2354606136557950" data-ad-format="auto" data-ad-slot="6874125371" data-ad-status="unfilled" data-adsbygoogle-status="done" data-full-width-responsive="true"></ins></p>

<p>Faciayla ilgili hazırlanan 260 sayfalık bilirkişi raporu, soruşturma dosyasına sunuldu. Raporda, 32 kişinin kusurlu olduğu tespit edilirken, bu kişilerden yirmi üçü tali, dokuzu ise asli kusurlu olarak belirlendi. Kusurlular arasında şirkette üst düzey yönetici konumunda bulunan yabancı uyruklu yedi kişi de bulunuyor.</p>

<p>Raporda, proje yönetim mekanizmasının doğru ve işler şekilde sürdürülmediği, maden alanındaki uyarı sisteminin yetersiz olduğu ifade edildi. 13 Şubat’ta yaşanan toprak kaymasında kaybolan dokuz işçiden dört işçinin cenazesine ulaşılmıştı.</p>

<p><img alt="facebook sharing button" src="https://platform-cdn.sharethis.com/img/facebook.svg"></p>

<p><img alt="twitter sharing button" src="https://platform-cdn.sharethis.com/img/twitter.svg"></p>

<p><img alt="whatsapp sharing button" src="https://platform-cdn.sharethis.com/img/whatsapp.svg"></p>

<p><img alt="linkedin sharing button" src="https://platform-cdn.sharethis.com/img/linkedin.svg"></p>

<p><img alt="messenger sharing button" src="https://platform-cdn.sharethis.com/img/messenger.svg"></p>

<p><img alt="email sharing button" src="https://platform-cdn.sharethis.com/img/email.svg"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz suyu sıcaklığında rekor seviye</title>
<link>https://trafikdernegi.com/deniz-suyu-sicakliginda-rekor-seviye</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/deniz-suyu-sicakliginda-rekor-seviye</guid>
<description><![CDATA[ Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, son yaşanan El Nino hava olayının iklim değişikliğiyle birleşerek çarpan etkisi yaptığını ve deniz suyu sıcaklıklarını rekor seviyelere ulaştırdığını duyurdu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/deniz_suyu_sicakliginda_rekor_seviye_h7749_e2859.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, suyu, sıcaklığında, rekor, seviye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>AB’ye bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre küresel deniz yüzey suyu sıcaklığının, 1991-2020 ortalamasının üzerinde olduğu ilk 10 aydan 9’u son El Nino, 1'i de 2016 yılındaki El Nino döneminde yaşandı.</p>

<p>ODTÜ Deniz Bilimleri Ensititüsünün analizlerine göre, geçen yılın haziran ayında başlayıp bu yılın nisan ayında sona eren El Nino döneminde Akdeniz’de deniz suyu sıcaklığı ortalaması 23,06 santigrat derece oldu. Bu rakam bir önceki El Nino dönemi olan 2014-2016 yıllarında 21,04; 1997-1998’de 20,98; 1982-1983 yıllarında ise 20,25 santigrat derece ölçüldü.</p>

<p>Ege Denizi’nde son El Nino döneminde 19,97 derece olarak kaydedilen deniz suyu sıcaklığı 2014-2016 arasında 18,11; 1997-1998 yıllarında 18,03; 1982-1983 döneminde ise 17,51 derece oldu.</p>

<p>Marmara'da bu rakamlar son El Nino'dan geriye doğru, 17,21 derece, 14,72 derece, 15,18 derece ve 15,10 santigrat derece şeklinde kaydedildi.</p>

<p>Marmara Denizi ile benzer bir seyir izleyen Karadeniz’de ise son El Nino döneminde deniz suyu sıcaklığı 17,36 derece olurken, geçmişteki El Nino dönemlerinde, sırasıyla 14,47 derece, 15,10 derece ve 14,67 santigrat derece şeklinde ölçüldü.</p>

<h2><strong>"Denizlerimiz alarm veriyor"</strong></h2>

<p>Salihoğlu, El Nino döneminin geride kaldığını ancak etkilerinin sürdüğünü, bu hava olayının iklim değişikliğiyle birleşmesiyle de aşırı sıcakların görülmeye başlandığını belirtti.</p>

<p>Bu durumun denizin sadece sıcaklığını değil, ekosistem yapısını ve sağladığı servisleri de baştan sona etkilediğini vurgulayan Salihoğlu, "Bu El Nino’yu daha önceki çok güçlü olanlarıyla karşılaştırdığımızda ulaştığımız deniz suyu sıcaklıkları hepsinin ötesinde, rekor sıcaklıklar. Bu iklim değişikliği ile birleşince topyekun etkisi çok güçlü oldu. Çarpan etkisi yaptı ve sıcaklıkları hiç görmediğimiz rakamlara çıkardı." dedi.</p>

<p>Akdeniz’deki deniz yüzey suyu sıcaklıklarının önceki El Nino dönemlerinde en fazla 21 derecelere çıkmışken bu kez 23 dereceye ulaştığına dikkati çeken Salihoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>"En son gördüğümüz El Nino 2014-2016’daydı, aradan geçen zaman 10 yıl bile değil ve Akdeniz'de 2 derecelik bir artış görüyoruz. Ege benzer durumda, 2 dereceye yakın bir artış var. Marmara ve Karadeniz'de artışlar 2 derecenin üzerinde. Burada gerçekten 'Denizlerimiz alarm veriyor.' dedirten bir durum var. İklim değişiyor ve üzerine El Nino eklenince hiç görmediğimiz sıcaklıklar gördük. Bunların ekosistem üzerinde etkileri çok büyük olacak, bunları da göreceğiz."</p>

<p><strong>"Ekosistemin adapte olması mümkün değil"</strong></p>

<p>Denizlerde sıcaklık artışından en fazla etkilenen bölgelerin Doğu Akdeniz ve Doğu Karadeniz olduğu bilgisini paylaşan Salihoğlu, ısınmanın derin denizleri farklı şekillerde etkilediğini dile getirdi.</p>

<p>Salihoğlu, "Karadeniz’de artık soğuk ara tabakayı göremez olduk, Akdeniz’de de benzer bir durum var, ısınma derin denize yansımış durumda. Ama bunu Karadeniz’deki kadar net görebilmiş değiliz. Marmara Denizi'nde ise çok net çünkü derin denizdeki sular Akdeniz’den geliyor ve burada derindeki değişim çok daha hızlı gerçekleşiyor yani Marmara’da derinde ciddi bir sıcaklık artışı görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Halihazırda denizler üzerinde kirlilik, istilacı türler, avcılık gibi birçok baskı bulunduğunu anlatan Salihoğlu, ekosistemin bu denli ani sıcaklık değişimlerine adapte olabilmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.</p>

<p>Prof. Dr. Salihoğlu, denizlerdeki türler ve biyoçeşitlilik konuşulduğu zaman sadece balıkların düşünülmemesi, fotosentez yapan fitoplanktondan başlayarak bütün ekosistemin ele alınması gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Sıcaklık artışlarında fitoplankton gibi mikroskobik bitkilerde ciddi değişimler olabildiğine değinen Salihoğlu, şöyle devam etti:</p>

<p><em>"Zararlı alg patlamaları olabiliyor ya da müsilaj döneminde gördüğümüz gibi buna yol açan türlerin çoğalması gerçekleşebiliyor. Karadeniz ve Akdeniz’de dönem dönem zehirli alg türlerinin patlama yaptığını görüyoruz. Denizanalarında artışlar görüyoruz. Balık türlerinde ise değişim muazzam, Akdeniz kıyılarında şu anda bulunan balık türlerinin yarısı istilacı türler. Bunlar zaten sıcak sulara adapte olmuş türler olduğu için hemen buraya da adapte oldular. Zaten aşınmış bir habitat, ekosistem var. Yerli ve ekonomik türlerin ise artan sıcaklıklardan dolayı yumurtlama ve doğal <a href="https://www.trthaber.com/etiket/goc/" target="_blank">göç</a> dönemlerinde değişiklikler yaşanacak."</em></p>

<p><strong>Deniz canlılarının göçü "ekosistemi topyekun değiştiriyor"</strong></p>

<p>Ekosistemi en fazla aşındıran faaliyetin balıkçılık olduğunun altını çizen Barış Salihoğlu, fitoplanktonların, zooplanktonların, balıkların, hatta memelilerin dahi bundan etkilendiğine değindi.</p>

<p>Sıcaklık artışıyla beraber deniz canlılarının kuzeye göç ettiklerini aktaran Salihoğlu, "Bizim gibi kapalı denizlerde türler için kuzeye göçlerin çözüm olduğunu düşünmüyorum. Okyanuslarda daha net gözlemleniyor ama bu da çözüm değil. Çünkü göç eden türler gittikleri bölgeler için yeni türler oluyor ve ekosistem topyekun değişiyor. Bizimki gibi Akdeniz, Karadeniz gibi denizlerde göçler muhakkak olacaktır ama bunlar ekosistemin değişmesi demek ve olumlu bir sonucu olmayacak." diye konuştu.</p>

<p>Doğal bir olay olan El Nino’nun önüne geçilemeyeceğini ve iklim değişikliği konusunda önlem alınması gerektiğini ifade eden Salihoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p><em>"İklim değişikliğinden dolayı artan sıcaklıklar insanların eseri, bunun önüne geçmemiz gerekiyor. Karbon salımını düşürmemiz lazım. Sıcaklık artışını 1,5 derece tutamadık ama en azından 2 derecede tutmamız lazım. İklim değişikliği bir gerçek ve geri çevirmek kolay değil. Denizler için çözüm, diğer baskıları azaltmaktır. Deniz ve kara ekosistemlerini iklime dirençli hale getirmek için avcılık ve kirlilik baskısını azaltmalıyız. Kirlilik, sadece Marmara'nın değil, tüm denizlerimizin sorunu. Balıkçılıkta trol gibi zararlı araçların kullanımına son vermemiz, iklim baskısıyla mücadele eden ekosistemleri desteklememiz gerekiyor. Bu baskıları ortadan kaldırmalıyız ki ekosistemler iklim değişikliklerine direnebilsin, çözüm yolu bu." </em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arsuz’da krom madeni protestosu: Köylülerden şirkete izin yok</title>
<link>https://trafikdernegi.com/arsuzda-krom-madeni-protestosu-koeylulerden-sirkete-izin-yok</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/arsuzda-krom-madeni-protestosu-koeylulerden-sirkete-izin-yok</guid>
<description><![CDATA[ Hatay’ın Arsuz ilçesindeki Höyük Mahallesi sakinleri, Krommer Madencilik Şirketi&#039;nin gerçekleştirmek istediği ÇED toplantısına karşı çıktı. Köylüler, şirketin doğaya ve yerel yaşama zarar vereceğini belirterek, protestolarıyla toplantının yapılmasını engelledi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/arsuzda_krom_madeni_protestosu_koylulerden_sirkete_izin_yok_h7747_f5aab.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Arsuz’da, krom, madeni, protestosu:, Köylülerden, şirkete, izin, yok</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün (28 Mayıs’ta) saat 9.00’da <strong>Höyük Mahallesi</strong> meydanında toplanan köylüler, <strong>Krommer Madencilik Şirketi</strong> yetkililerinin saat 10.00’da gelmesiyle birlikte protestolarına başladı. Toplantının yapılmasına izin vermeyen köylüler, şirket yetkililerinin alandan ayrılmasına neden oldu.</p>

<p><img alt="arsuz" decoding="async" height="1200" loading="lazy" src="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/05/whatsapp-image-2024-05-28-at-151620.jpeg" width="1600"></p>

<p><strong>Hatay</strong>’ın <strong>Arsuz</strong> ilçesine bağlı Höyük Mahallesi’nde 2019 yılından bu yana Krommer Madencilik Şirketi’nin krom ocağı projesine karşı süren mücadele devam ediyor.</p>

<p><img alt="arsuz" decoding="async" height="1200" loading="lazy" src="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/05/whatsapp-image-2024-05-28-at-151622.jpeg" width="1600"></p>

<p>Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecine karşı çıkan köylüler, daha önce de projeyi engellemek için toplantının açılmadığına dair tutanak tutturmuş ve proje ruhsatının iptali için iki ayrı dava açmıştı. Şu anda Danıştay 8. Daire önünde incelemede olan davaların hukuki süreci devam ediyor.</p>

<p><ins data-ad-client="ca-pub-2354606136557950" data-ad-format="auto" data-ad-status="unfilled" data-adsbygoogle-status="done"></ins></p>

<p><img alt="arsuz" decoding="async" height="1200" loading="lazy" src="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/05/whatsapp-image-2024-05-28-at-151618-1.jpeg" width="1600"></p>

<p>Köylüler, 6 Şubat’ta Maraş merkezli depremin ardından bölgede yaşanan yıkım ve zorlukların üstesinden gelmeye çalışırken, şirketin yeniden köye gelerek ekolojik yıkım gerçekleştirme çabalarını kınadı. <strong>Höyük Kültür Sanat Doğa ve Dayanışma Derneği</strong> (HÖKSAD) tarafından yapılan basın açıklamasında, “Depremin izlerini hala derinden yaşadığımız kadim şehrimizde, halk çadırlarda, konteynerlerde sağlıksız ve insani olmayan koşullarda hayatlarını sürdürmeye çalışırken, yeni sorunlar üretmeye yönelik adımlar atılmaktadır” denildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye, 2023 yılında 47 gün aşırı sıcak yaşadı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiye-2023-yilinda-47-gun-asiri-sicak-yasadi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiye-2023-yilinda-47-gun-asiri-sicak-yasadi</guid>
<description><![CDATA[ Üç iklim örgütünün bölgeler özelinde yaşayan insanların maruziyeti ve tüm nüfusun ortalaması alınarak yaptığı analize göre, Türkiye&#039;de iklim değişikliğinin etkisi olmasaydı aşırı sıcak gün sayısı 18,8 gün olacaktı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/turkiye_2023_yilinda_47_gun_asiri_sicak_yasadi_h7746_ba853.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, 2023, yılında, gün, aşırı, sıcak, yaşadı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Climate Central, World Weather Attribution</strong> (WWA) ve <strong>Kızılhaç Kızılay İklim Merkezi</strong>, bugün sıcak hava dalgaları ve dünya genelinde aşırı sıcaklara maruz kalan insan sayısına ilişkin yeni bir rapor yayımladı.</p>

<p dir="ltr">Rapor, dünyanın kayıtlara geçen en sıcak yılı olan 2023 ve küresel sıcaklıkların rekor kırdığı art arda 11 ay (Haziran 2023 – Nisan 2024) boyunca aşırı sıcak olaylarını inceliyor ve insan kaynaklı iklim değişikliğinin milyarlarca insan için tehlikeli aşırı sıcakları artırdığını ve sıcak hava olaylarını daha uzun ve daha olası hale getirdiğini ortaya koyuyor.</p>

<p dir="ltr">1991-2020 döneminde, yerel bölgeler özelinde gözlemlenen sıcaklıkların %90’ından daha sıcak gerçekleşen gün sayısı, aşırı sıcak gün sayısı olarak ifade edilen raporda öne çıkan bulgular şöyle:</p>

<ul>
	<li dir="ltr" role="presentation">12 aylık dönemde, 6,3 milyar insan (küresel nüfusun yaklaşık %78’i), insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle en az iki kat daha olası hale gelen en az 31 gün aşırı sıcak yaşadı.</li>
	<li dir="ltr" role="presentation">Son 12 ayda, dünya genelinde, insan kaynaklı iklim değişikliği, iklim değişikliğinin olmadığı bir dünyada yaşanacak olan aşırı sıcaklara ortalama 26 gün daha ekledi.</li>
	<li dir="ltr" role="presentation">World Weather Attribution kriterlerini kullanan çalışma, 90 farklı ülkede 76 aşırı sıcak dalgası tespit etti. Bu olaylar milyarlarca insanı risk altında bıraktı.</li>
</ul>

<p><img alt="" aria-describedby="caption-attachment-337061" decoding="async" height="478" loading="lazy" src="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/05/sicak2.png" width="874"></p>

<p>15 Mayıs 2023’ten 15 Mayıs ayına kadar mevcut iklimde fosil yakıtların yakılmasıyla sıcaklıkların yüzde 90’ın üzerinde olduğu ek günler. </p>

<h4>Türkiye’de aşırı sıcak gün sayısı 2.5 kat arttıRaporda Türkiye’den de veriler alıyor. İklim değişikliğinin etkisiyle, bölgeler özelinde yaşayan insanların maruziyetini referans alarak ve tüm nüfusun ortalaması alınarak yapılan hesaplamada Türkiye’nin 2023 yılında 47,6 gün aşırı sıcak yaşadığı belirtiliyor. İklim değişikliğinin etkisi olmasaydı bu sayının 18,8 gün olacaktı.</h4>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim Krizi Afganistan’da Bir Yandan Ölümcül Selleri Bir Yandan Açlığı Körüklüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-krizi-afganistanda-bir-yandan-olumcul-selleri-bir-yandan-acligi-koerukluyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-krizi-afganistanda-bir-yandan-olumcul-selleri-bir-yandan-acligi-koerukluyor</guid>
<description><![CDATA[ BM acil gıda yardım kuruluşu, Afganistan’ı son zamanlarda vuran yıkıcı sellerin muhtemelen önümüzdeki aylarda yoğunlaşarak etkilenen bölgelerde halihazırda kritik olan gıda güvensizliğini daha da kötüleştireceği konusunda uyardı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/iklim_krizi_afganistanda_bir_yandan_olumcul_selleri_bir_yandan_acligi_korukluyor_h7745_41ac4.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, Krizi, Afganistan’da, Bir, Yandan, Ölümcül, Selleri, Bir, Yandan, Açlığı, Körüklüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>BM Dünya Gıda Programı (WFP), kötüleşen iklim krizi nedeniyle istikrarsız hava koşullarının “normal hale gelmesiyle” halihazırdaki durumun daha da kötüleşeceğini söyledi.</p>

<p>Bu ayki alışılmadık derecede yüksek yağışlar, kuru bir kışın ardından geldi ve zemini suyu ememeyecek kadar sert hale getirerek büyük sellere yol açtı. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar, dağlardaki karların erimesine, nehirlerin taşmasına ve köylerin çamurla dolmasına neden olarak durumu daha da karmaşık hale getirdi.</p>

<p>WFP Afganistan Ülke Direktörü Hsiao-Wei Lee, “Bu topluluklar birbiri ardına gelen felaketlerle yeniden yoksulluğa itiliyor. Afganistan’da gıda güvenliğindeki son gelişmeler artık kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya” derken şöyle devam etti:</p>

<p>“Bu aileler hayatta kalabilmek için acil yardıma ihtiyaç duyuyorlar. Uzun vadede evlerini, topraklarını ve geçim kaynaklarını korumaya yardımcı olacak toplumsal altyapı yatırımları hızlı bir şekilde hayata geçmeli”</p>

<p>Geçtiğimiz haftalarda şiddetli yağışlar nedeniyle meydana gelen sel, Afganistan’ın kuzeybatısındaki Ghor ve Faryab vilayetlerinde ciddi yıkıma neden oldu. 130’dan fazla kişinin öldüğü, yüzlercesinin kaybolduğu, binlerce ev ve işyerinin yıkıldığı veya hasar gördüğü bildirildi. Hafta sonu Faryab’da ve komşu Sari Pul vilayetinde şiddetli yağış ve sel nedeniyle 17 kişi hayatını kaybetti, 11 kişi de yaralandı.</p>

<p>Birçok köyün bağlantısının kesilmesi ve insani yardım kuruluşlarının etkilenen bölgelere ulaşmakta zorlanması nedeniyle erişim de büyük bir zorluk teşkil ediyor. Arama ve kurtarma operasyonları devam ederken, Afganistan’da büyüyen insani krize çözüm bulmak için daha fazla uluslararası destek ve müdahaleye olan acil ihtiyaç da artıyor.</p>

<p>Sellere anında müdahale eden WFP, çocuklara güçlendirilmiş bisküviler ve besin takviyeleri sağladı ve en çok etkilenen topluluklara ekmek dağıtmak için yerel fırınlarla birlikte çalıştı. Geçen haftanın sonuna doğru kurum, işlevsel pazar alanlarında gıda tayınları ve nakit yardımı dağıtmaya başladı.</p>

<p>WFP, acil gıda ve beslenme yardımı ve dayanıklılık oluşturma projelerini karşılamak üzere ek 14,5 milyon dolara ihtiyaç duyuyor. Gelecekteki felaketleri azaltmak için koruyucu duvarlar, barajlar ve sulama kanallarının inşası da dahil olmak üzere iklime uyum projelerine yatırım yapılıyor.</p>

<p>Bu arada siyasi cephede, BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, 18-21 Mayıs tarihleri ​​arasında Afganistan’ı ziyaret etti ve burada Taliban yetkilileri, Kabil’deki diplomatik topluluk üyeleri ve sivil toplum temsilcileriyle görüştü.</p>

<p>BM Sözcüsü Stéphane Dujarric’e göre, görüşmeler BM’nin 30 Haziran ve 1 Temmuz tarihlerinde Katar’ın başkenti Doha’da düzenleyeceği Afganistan Özel Temsilcileri toplantısı üzerinde yoğunlaştı. Toplantı, Afganistan’la uluslararası etkileşimin daha tutarlı, koordineli ve yapılandırılmış bir şekilde artırılmasını amaçlıyor.</p>

<p>Dujarric, New York’taki olağan basın toplantısında gazetecilere verdiği demeçte, “Fiili Dışişleri Bakanı Amir Khan Muttaqi’ye, yaklaşan Özel Elçiler toplantısına katılması için Genel Sekreter tarafından önceden bir davette bulunuldu” dedi. Taliban liderleri Şubat ayında yapılan toplantının son turuna katılmamıştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kazdağları’nda yeni maden tehdidi: Halk kuvars ocağı projesine karşı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kazdaglarinda-yeni-maden-tehdidi-halk-kuvars-ocagi-projesine-karsi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kazdaglarinda-yeni-maden-tehdidi-halk-kuvars-ocagi-projesine-karsi</guid>
<description><![CDATA[ Alamos Gold&#039;un 350 bin ağaç kesimiyle gündeme gelen Kazdağları, yeni bir madencilik tehdidiyle karşı karşıya. Bahar Madencilik, Balıkesir/Çanakkale sınırındaki Armutçuk Köyü&#039;nde kuvars ocağı adı altında altın madeni işletmeyi planlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/kazdaglarinda_yeni_maden_tehdidi_halk_kuvars_ocagi_projesine_karsi_h7744_84339.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kazdağları’nda, yeni, maden, tehdidi:, Halk, kuvars, ocağı, projesine, karşı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Altın madenleri tehdidine karşı yıllardır savunulan <strong>Kazdağları</strong>’nda <strong>Bahar Madencilik</strong>’in gerçekleştirmeyi planladığı kuvars ocağı projesi, halkın ve doğa savunucularının tepkisiyle karşılaştı.</p>

<p>Bahar Madencilik, <strong>Balıkesir/Çanakkale</strong> sınırında bulunan <strong>Armutçuk Köyü</strong> yakınlarındaki 1323 hektarlık ruhsat alanının 10,77 hektarında kuvars ocağı işletmek üzere <strong>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</strong>’na başvurdu. Şirket, bu proje için 12 milyon 649 bin TL yatırım yapmayı planlıyor. Ancak şirketin proje başvurusunda, kuvars ocağı kurulması planlanan ormanlık alanda altın cevherinin de bulunduğu görülüyor​​.</p>

<p>Maden şirketlerinin yaygın bir taktiği olan “ÇED gerekli değildir” kararını alabilmek için küçük alanlarda başvuruda bulunma stratejisi, bu projede de kendini gösteriyor. Bahar Madencilik, 1323 hektarlık büyük bir ruhsat alanına sahip olmasına rağmen, sadece 10,77 hektarlık bir alan için ÇED başvurusunda bulundu. Bu şekilde, ÇED sürecinin etrafından dolanarak alana yerleşmek ve ardından altın madeni işletmek istedikleri açıkça görülüyor.</p>

<p>Bahar Madencilik tarafından 29 Mayıs Çarşamba günü saat 12:00’de Armutçuk Köyü’nde “Halkın Katılım Toplantısı” düzenlenecek. Bu toplantıda, bölge halkının ve çevre savunucularının projeye dair endişelerini dile getirmesi bekleniyor. Kazdağları’nın korunması için mücadele eden aktivistler, tüm doğa savunucularını bu toplantıya katılmaya ve seslerini yükseltmeye çağırıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sokakta yaşayan hayvanları ölüme terk eden planda geri adım hazırlığı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sokakta-yasayan-hayvanlari-oelume-terk-eden-planda-geri-adim-hazirligi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sokakta-yasayan-hayvanlari-oelume-terk-eden-planda-geri-adim-hazirligi</guid>
<description><![CDATA[ Hükümet gelen tepkilerin ardından sokakta yaşayan hayvanlar konusunda Hayvanları Koruma Kanunu‘nda yapılması planlanan katliama yönelik değişikliklerde geri adıma hazırlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/sokakta_yasayan_hayvanlari_olume_terk_eden_planda_geri_adim_hazirligi_h7743_578fe.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sokakta, yaşayan, hayvanları, ölüme, terk, eden, planda, geri, adım, hazırlığı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AKP</strong> hükümetinin sokakta yaşayan hayvanların toplanıp barınaklara götürülmesini ve belirli bir süre içinde sahiplenilmemeleri durumunda ‘uyutulmaları’ adı altında <strong>öldürülmeleri</strong>ni öngören yasa tasarısına gelen tepkiler sonrası planlanan değişikliklerin yenilenmesi gündemde.</p>

<p>DW Türkçe’den Kıvanç El’in aktardığına göre; taslağın kamuoyuna açıklanması sonrası tartışmalar hayvan hakları örgütleri ve siyasilerin de katılımı ile büyüdü. Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong>‘ın eşi <strong>Emine Erdoğan</strong>‘ın da uyutma tartışmalarından rahatsız olup devreye girdiği kaydedildi. Bu nedenle çalışmaların sürmesi ve daha fazla görüş alınmasına karar verildi. AKP’de yasada <strong>“geri adım”</strong> olarak yorumlanabilecek çalışmaları yapması için Grup Başkanvekili <strong>Bahadır Yenişehirlioğlu</strong> görevlendirildi.</p>

<p>Yenişehirlioğlu hayvan hakları örgütleri, barınak temsilcileri ve belediyeler ile görüşmeler yapmaya başladı. Ayrıca konu hakkında değerlendirmeler yapan sanatçı, sporcu ve gazeteciler ile de temasa geçildi.</p>

<p>AKP Grup Başkanvekili Yenişehirlioğlu, geçen hafta AKP kurmaylarınca duyurulan taslağı sahiplenmedi ve henüz ortada bir taslak bulunmadığını söyledi.</p>

<h4>‘Şu an bir düzenleme yok’</h4>

<p>Yenişehirlioğlu, “Görüşmelerim, çalışmalarım sürüyor. Herkes ile görüşmelerim sürüyor ve devam edecek. Ortada şu an için bir taslak yok, kesin bir durum yok. <strong>CHP</strong> ile de görüşüp görüşlerini alacağım, süreç daha devam ediyor. Kesinleşmiş hiçbir durum yok” dedi.</p>

<p>“Uyutma düzenlemesinden vazgeçildi denebilir mi?” sorusuna da Yenişehirlioğlu, “Şu an bir düzenleme yok, görüşmeler ve süreç işliyor” yanıtını verdi.</p>

<p>Yenişehirlioğlu, rapor çalışmalarının 1-2 hafta kadar daha süreceğini ve tespitlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AKP Meclis Grubu’na sunacağını söyledi.</p>

<p>Tartışmaya katılan Tarım ve Orman Bakanı <strong>İbrahim Yumaklı</strong> da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada sokak hayvanları sorununun temelinde hayvanların sorumluluklarını alan kimsenin olmamasının yattığını savundu.</p>

<p>Yumaklı, “Başıboş köpek sayısının dört milyona yakın olduğu tahmin edilmektedir. Yıl içinde 1-2 defa doğum yapabilmeleri, her seferinde ortalama 6-8 yavru doğurmaları ve sürekli yer değiştirmeleri sebebiyle yerel yönetimlerce sağlıklı kayıt tutulamamakta ve net sayı belirlenememektedir” dedi.</p>

<p>Bilimsel verilere göre başıboş köpeklerin çoğalmalarının kontrol altına alınabilmesi için bir senede yüzde 70’inin, yani yaklaşık üç milyonunun kısırlaştırılması gerektiğini söyleyen Yumaklı, ancak son beş yılda ortalama yılda 260 bin, bir yılda en fazla 350 bin köpeğin kısırlaştırılabildiğini aktardı.</p>

<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü</strong> tarafından Türkiye’nin <strong>kuduz</strong> riski açısından “yüksek risk” kategorisinde tanımlandığını belirten Yumaklı, 2018-2022 yılları arasında kuduz riskli temas sayısının ortalama 267 bin, 2023 yılında ise bu sayının iki katına yakın artarak 438 bine ulaştığını kaydetti. Yumaklı, doğru bir çözüme ulaşmak için gelen önerilerin değerli olduğunu da kaydetti.</p>

<p>AKP Grup Başkanı <strong>Abdullah</strong> <strong>Güler</strong> de hafta sonu<strong> Kanal 7</strong> ‘de katıldığı bir programda yeni açıklamalar yaptı.</p>

<p>İlk hedeflerinin sokaklarda oynayan çocuklara ve sabah namazında camilere gidenlere yönelik köpek saldırılarını engellemek olduğunu ifade eden Güler, “Bunun için barınaklarda yaşam alanları kurmak ve sahiplendirmeyi özendirmek önceliğimiz. En sonunda da saldırgan ve bunu düzeltemeyecek durumda olan; sağlık veya kuduz tehlikesi problem yaşayan hayvanların uyutulması gündemde olacak” diye konuştu.</p>

<p>Güler, hayvan satışının sıkı denetlenmesi ve kısırlaştırmanın artırılması için de çalışmaların sürdüğünü belirtti.</p>

<p><img alt="" decoding="async" loading="lazy" src="https://yesilgazete.org/wp-content/uploads/2024/01/sokak-kopegi-1610191-e1669724618216.jpg"></p>

<h4>Dini açından da tartışma yarattı</h4>

<p>“Hayvanları uyutma” dini açıdan da tartışma konusu oldu. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı <strong>Fatih Erbakan</strong>‘ın “Allah’ın verdiği bir canı ancak Allah alabilir. O bir insan da olsa, hayvan da olsa böyledir. Biz sokak hayvanlarının uyutulmasına karşıyız” sözleri muhafazakâr tabanın da plana tepkili olduğunu gösterdi.</p>

<p>AKP içinde de düzenlemeye itirazlar geldi. Oda TV’nin haberine göre, Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Avrupa’nın yapmış olduğu, uyguladığı kötü örnekler bizim merhametli Türk halkının örf ve adetlerine uygun değildir. Köpeklerin yok edilmesine gönlüm razım değil” çıkışı dikkat çekti. Eski Bakan <strong>Mustafa Varank</strong> ise hayvanları uyutmaya tam destek verdi.</p>

<p>AKP içerisinde her iki görüşe yakın isimler de bulunuluyor. Ancak İslam’ın köpekleri öldürmeye engel olduğuna dair görüşü seslendirenler çoğunlukta.</p>

<p>AKP kurmayları, Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 2017 yılında aldığı bir karara da atıfta bulunuyor. Bu karar AKP Grup Başkanı Abdullah Güler’in son açıklamaları ile de paralel. Söz konusu kararda bazı sure ve hadisler hatırlatılarak “Ölümcül bir hastalığa yakalanmış, tedavi ederek iyileşme imkânı olmayan hayvanların uyutulmasında sakınca olmadığı” belirtiliyor.</p>

<p></p>

<p>Teklifin önümüzdeki iki hafta içerisinde netleştirilip Meclis kapanmadan gündeme alınması hedefleniyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıcaklık Arttıkça Deniz Kaplumbağalarının Dişi Popülasyonu da Artıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sicaklik-arttikca-deniz-kaplumbagalarinin-disi-populasyonu-da-artiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sicaklik-arttikca-deniz-kaplumbagalarinin-disi-populasyonu-da-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ Deniz kaplumbağalarının sıcaklıktan doğrudan etkilenen türler arasında olduğundan bahseden Dr. Sözbilen, sıcaklığın en büyük etkisinin ise yavruların cinsiyetinin belirlenmesinde görüldüğünü aktardı. Kumsallardaki yuva sıcaklıklarının yükseldiğini vurgulayan bilim insanı, bunun da deniz kaplumbağalarında dişi popülasyonun artmasına neden olduğunu söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/sicaklik_arttikca_deniz_kaplumbagalarinin_disi_populasyonu_da_artiyor_h7742_4bfb3.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıcaklık, Arttıkça, Deniz, Kaplumbağalarının, Dişi, Popülasyonu, Artıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) Yönetim Kurulu Üyesi ve Pamukkale Üniversitesi Acıpayam Meslek Yüksek Okulu Veterinerlik Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Doğan Sözbilen, küresel ısınmayla kumsallardaki yuva sıcaklıklarının yükseldiğini, bunun da deniz kaplumbağalarında dişi popülasyonun artmasına neden olduğunu söyledi.</p>

<p>İklim değişikliği ve küresel ısınmanın deniz kaplumbağalarına etkilerine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Sözbilen, bu türün doğduktan 20-25 yıl sonra erginliğe ulaştığını, dişilerin yumurtlamak için doğdukları kumsala geri döndüğünü belirtti.</p>

<p>Sözbilen, dünyada sıcak ve tropik bölgelerde yaşayan 7 tür deniz kaplumbağası olduğu, Türkiye’de ise Akdeniz sahillerinde caretta caretta (iribaşlı deniz kaplumbağası) ve chelonia mydas (yeşil deniz kaplumbağası) türlerinin yuva yaptığı bilgisini paylaştı.</p>

<p>Türkiye’nin söz konusu iki tür için önemli bir bölge olduğunu vurgulayan Sözbilen, “Caretta carettanın Akdeniz’de en fazla yuva yaptığı ülkeler Türkiye ve Yunanistan. Yeşil deniz kaplumbağası yuvalamasının ise %80’e yakını Türkiye’de. Sahillerimizde caretta carettanın 5 binin üzerinde, yeşil deniz kaplumbağasının ise 2 binin üzerinde yuvası bulunuyor. Akdeniz’in tamamında 7 ila 8 bin ergin dişi caretta caretta, 2 bin de ergin dişi yeşil deniz kaplumbağası bulunduğu tahmin ediliyor. Bazı bölgelerde son 10 yıl içinde yuva sayılarının yüzde 50 kadar arttığını görüyoruz” dedi.</p>

<p>Sözbilen, Akdeniz’de popülasyonlarındaki artışlar sayesinde caretta carettaların Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) kırmızı listesindeki “tehdit altındaki tür” statüsünden 2015’te çıktığını, yeşil deniz kaplumbağalarının ise geçen yıl yapılan son değerlendirmede, “tehlike altında” kategorisinden, “tehlike altına girebilir” statüsüne alındığını aktardı.</p>

<h3>Deniz Anası Popülasyonunu Dengeliyor</h3>

<p>Deniz kaplumbağalarının, hem denizlerin hem de kıyı ekosisteminin sağlığı için önemli ekolojik rolleri olduğunu ifade eden Sözbilen, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:</p>

<p>“Kıyı ekosisteminin önemli bir parçası olan kumsallar besin açısından fakir alanlar. Deniz kaplumbağaları buralara yumurtlayarak kumsalı paylaşan bitki ve hayvan türleri için besin kaynağı oluşturuyor. Otçul olan yeşil deniz kaplumbağası deniz çayırlarıyla besleniyor ve bir bahçıvan gibi denizdeki bitkilerin çok fazla uzamasını engelleyerek bakımını sağlıyor. Böylece yeni sürgünler oluşturarak karbon tutulumuna dolaylı katkı sağlıyorlar. Caretta caretta denizdeki kabuklular, sünger ve mercanlar üzerinde beslenirken zemine yapışık yaşayan canlıların denizde yayılmasına yardımcı oluyor.”</p>

<p>Deniz kaplumbağalarının deniz analarını yiyerek beslendiklerini anlatan Sözbilen, böylece deniz anası popülasyonunu dengeleme görevi gördüklerini belirtti.</p>

<p>Kirliliğin Akdeniz için büyük bir problem olduğunu işaret eden Sözbilen, “Akdeniz’de 2017-2022 arasında ölü ya da yaralı olarak kıyıya vurmuş deniz kaplumbağalarının sindirim sistemlerinde %80’lerin üzerinde hatta bazı bölgelerde %100 diyebileceğimiz bir kirlilik ölçtük. Türkiye’de bu oran %35 civarında ancak bizim çalışma yaptığımız bölgeler nispeten temiz alanlar. Doğu Akdeniz’de bu oranların arttığını görüyoruz. Plastikler, deniz kaplumbağalarının sindirim sistemlerinin bloke olmasına, uzun ve acılı bir ölümle karşılaşmalarına yol açabiliyor. Büyük parçalar yüzgeçlerine dolanıyor ve besinsiz, takatsiz kalmalarına neden oluyor” diye konuştu.</p>

<h3><strong>“Cinsiyet Belirlenmesi Çevresel Etkilerle Belli Oluyor”</strong></h3>

<p>Deniz kaplumbağalarının sıcaklıktan doğrudan etkilenen türler arasında olduğundan bahseden Sözbilen, sıcaklığın en büyük etkisinin ise yavruların cinsiyetinin belirlenmesinde görüldüğünü bildirerek şunları söyledi:</p>

<p>“Yumurtalarını kuma bıraktıklarında yavrunun cinsiyeti belli olmuyor, cinsiyet belirlenmesi genetik değil, çevresel etkilerle belli oluyor. Kumsaldaki yuva sıcaklığı 29 derece olduğu zaman yuvadaki yavruların yarısı dişi, yarısı erkek oluyor. Bunun üzerindeki sıcaklıkta dişi sayısı, altındaki sıcaklıkta ise erkek sayısı artıyor. Sıcaklıklar arttığı ve artış trendi devam ettiğinde dişi popülasyonun artması problemiyle karşı karşıya kalıyoruz. Ayrıca 33-34 derece sıcaklıklara gelindiğinde embriyo ölümleri başlıyor.”</p>

<p>Sözbilen, sıcaklık artışları nedeniyle deniz kaplumbağalarının yaşam alanı olarak daha serin yerler arayacaklarını ve daha serin zamanlarda üreyeceklerini belirtti.</p>

<h3><strong>Üreme Stratejisi Değişiyor</strong></h3>

<p>Deniz kaplumbağalarının yuvalamalarının bölgeleri dışında artmaya başladığına dikkati çeken Sözbilen, caretta carettaların, Türkiye’deki en kuzey resmi yuvalama alanları Dalyan-Ekincik bölgesi olmasına karşın son 10 yılda Çanakkale sahillerinde, Doğu Akdeniz’de yuvalayan yeşil deniz kaplumbağalarının ise Fethiye ve Dalyan gibi yeni alanlarda yuvalamalarının görülmeye başlandığını dile getirdi.</p>

<p>İklim değişikliğinin deniz kaplumbağalarını çok ciddi şekilde etkileyeceği öngörüsünde bulunan Sözbilen, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Yaptığımız çalışmalarda ve çeşitli projeksiyonlarda 2100 yılına kadar deniz kaplumbağalarının mevcut üreme stratejisinde iklim değişikliğiyle baş edemeyeceğini gördük. Üreme zamanlarını daha serin dönemlere çekmelerinin de bir etkisi olamayacak. Normalde tür Türkiye’de mayısın ortasında yumurtlamaya başlar ve temmuz sonu, ağustos başına kadar devam eder. Bu dönem, hava sıcaklıklarındaki artışla birlikte şu anda Türkiye’de bazı bölgelerde 3 hafta öne gelmiş durumda. Uluslararası bir ekiple 2023 yılında yayımlanan çalışmamızda dünyada yuvalama zamanı kaymasının uzun vadede 180 güne kadar çıkabileceğini ancak bu değişikliklerin tek başına yeterli olmayacağını tespit ettik.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küçük Ada Devletleri İklim Zirvesi’nden Önce Güçlerini Birleştiriyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kucuk-ada-devletleri-iklim-zirvesinden-once-guclerini-birlestiriyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kucuk-ada-devletleri-iklim-zirvesinden-once-guclerini-birlestiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Küçük ada devletleri, bu yılki COP29 iklim zirvesi öncesinde, ülkelerinin yok olmasını önlemeye yönelik 10 yıllık strateji kapsamında, borç hafifletme ve daha fazla iklim yatırımı için güçlerini birleştirmeyi planlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/kucuk_ada_devletleri_iklim_zirvesinden_once_guclerini_birlestiriyor_h7741_2b9d5.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Küçük, Ada, Devletleri, İklim, Zirvesi’nden, Önce, Güçlerini, Birleştiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>39 eyalet ve 18 ortak üyeden oluşan bir grup olan Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri (SIDS), Birleşmiş Milletler tarafından artan deniz seviyelerine ve dünya ısınırken daha şiddetli aşırı hava koşullarına karşı özellikle savunmasız olarak kabul ediliyor. Ancak bu devletlerin birçoğu, ağır bir borç yükü altında eziliyor. Bahsi geçen borç yükü aynı zamanda iklim krizine yanıt verme yeteneğini de engelliyor.</p>

<p>Reuters’in haberine göre, daha zengin ülkelerle iklim finansmanı konusunda yıllardır yaşanan gerilimin ardından ada ülkeleri, bu hafta Antigua ve Barbuda’da her 10 yılda bir düzenlenen dördüncü toplantıda daha dirençli hale gelmek için ortak adımlar atmaya hazırlanıyor.</p>

<p>Bugüne kadar sunulan parça parça desteğe yanıt olarak ada ülkelerinin yeni planı, alacaklılarla borç hafifletme müzakerelerinden yeni yatırımlar çekmeye ve hukuki destek vermeye kadar her şeyi kapsayacak ortak bir sürecin oluşturulmasını öngörüyor.</p>

<p>Küresel SIDS Borç Sürdürülebilirlik Destek Hizmeti olarak adlandırılan bu hizmet, bağımsız, politika odaklı Uluslararası Çevre ve Kalkınma Enstitüsü (IIED) ile Samoa, Antigua & Barbuda, Trinidad & Tobago, Tonga ve Tuvalu dahil SIDS üyelerinin temsilcileri tarafından ortaklaşa tasarlandı.</p>

<p>Stratejik danışma grubundaki diğer aktörler arasında Dünya Bankası, sigorta danışmanı Willis Towers Watson ve Britanya İmparatorluğu’ndan doğmuş 56 ülkeden oluşan gönüllü bir dernek olan Commonwealth Sekreterliği yer alıyor.</p>

<p>Grantham Enstitüsü’nün yakın tarihli bir raporu, gelişmekte olan tüm ülkeleri iklim değişikliğinin etkilerine uyarlamanın yıllık maliyetini yılda 2,4 trilyon dolara kadar çıkarırken, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yeni yayımlanacak bir rapor ise SIDS’in toplu maliyetinin yılda 10 milyar dolardan az olacağını belirtiyor.</p>

<p>UNDP, ihtiyaç duyulan nispeten az miktarda para göz önüne alındığında, SIDS’in dünyadaki finans kurumlarının iklim hassasiyetini “hızlı ve geniş ölçekte” ele almaları için “bir test olacağını” söyledi.</p>

<h3><strong>Borç Sıkıntısına Yeni Çözümler</strong></h3>

<p>SIDS’in yeni dört adımlı planı, hükümetlerin daha iyi altyapıya ve diğer iklim direnci biçimlerine yatırım yapmasına olanak tanıyan koşullu borç maddeleri gibi borç hafifletme önlemlerinin “stratejik katmanlanmasını” içeriyor.</p>

<p>Gelecekteki hasarlara karşı korunmak için, ülkeler sigorta ve diğer araçlara erişim konusunda yardım alacak ve aynı zamanda çevreyi korumaya yönelik tahviller gibi sermaye piyasaları aracılığıyla daha çeşitli finansman biçimleri arayacak.</p>

<p>Birçok küçük adada tüm borç sürecinin yürütülmesi yalnızca bir veya iki kişiye bağımlı. Bu nedenle Destek Hizmeti aynı zamanda yasal ve ticari müzakere yardımı da sağlayarak, bu sınırlamaların aşılmasına yardımcı olacak.</p>

<p>Maldivler Çevre ve Enerji Bakanı Thoriq İbrahim Reuters’e verdiği demeçte, “Küçük bir ülke olmamız nedeniyle gerçekten ihtiyaç duyduğumuz ölçekte yatırımları çekmemiz kolay değil” dedi.</p>

<p>IIED analizi, SIDS’in %40’ından fazlasının borç sıkıntısı içinde veya buna yaklaştığını, gelirin çoğunun borç ödemelerine gittiğini ve %70’inin sürdürülebilir olarak görülen seviyeyi aşan borçlara sahip olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu durum, bir felaket meydana geldiğinde ada ülkelerini özellikle savunmasız bırakabiliyor Örneğin, Maria Kasırgası Karayip adası Dominika’yı vurduğunda, iki yıldan fazla ekonomik üretime eşdeğer hasara neden olmuştu.</p>

<p>Bu, bir ülkenin sadece kredilerini ödeyememesi değil, aynı zamanda yeniden inşa için daha fazla borç alması gerektiği anlamına da gelebilir ki genellikle piyasa faiz oranları veya paranın bir kısmının daha zengin ülkelere geri akmasına neden olacak koşullar nedeniyle kırılması zor bir döngüye hapsedebilir.</p>

<p>Commonwealth Genel Sekreteri Patricia Scotland, “Borçlanma artık ucuz değil” dedi ve küresel yüksek faiz oranlarına ve yüksek borç yükleriyle bağlantılı risklere, “sık iklim şoklarına” ve COVID-19 salgınından ekonomik toparlanmaya atıfta bulundu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adalılar oturma eylemi başlattı: Minibüsünü al da git</title>
<link>https://trafikdernegi.com/adalilar-oturma-eylemi-baslatti-minibusunu-al-da-git</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/adalilar-oturma-eylemi-baslatti-minibusunu-al-da-git</guid>
<description><![CDATA[ Büyükada halkı, adaya önceki gece toplu taşıma için getirilen minibüslere karşı itirazlarının dikkate alınmaması üzerine oturma eylemi başlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/adalilar_oturma_eylemi_baslatti_minibusunu_al_da_git_h7740_d5c02.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Adalılar, oturma, eylemi, başlattı:, Minibüsünü, git</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye</strong>’nin tek yaya bölgesi ve Sit alanı olan İ<strong>stanbul’</strong>un <strong>Prens Adaları</strong>‘nda dün minibüs seferlerinin başlatılmasına Adalılar büyük tepki gösterdi. Oturma eylemi başlatan ada halkı, minibüslerin geri çekilmesini istiyor.Büyükadalılar, hali hazırda akülü araçların işgali altındaki adada, bir de minibüs seferlerinin başlatılacağının duyurulması üzerine imza kampanyası başlatmış, topladıkları 3 bin imzayı <strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi</strong>‘ne ulaştırmıştı. Ancak halkın talebi karşılık görmedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hem İnsan Hem de Hayvan Testisinde Mikroplastik Bulundu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hem-insan-hem-de-hayvan-testisinde-mikroplastik-bulundu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hem-insan-hem-de-hayvan-testisinde-mikroplastik-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, keşfin, erkeklerde sperm sayısında on yıllardır süren düşüşle bağlantılı olabileceğini söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/hem_insan_hem_de_hayvan_testisinde_mikroplastik_bulundu_h7738_6eed9.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hem, İnsan, Hem, Hayvan, Testisinde, Mikroplastik, Bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan testislerinde mikroplastik bulundu ve araştırmacılar bu keşfin erkeklerde sperm sayısının azalmasıyla bağlantılı olabileceğini söylüyor. Bilim insanları 23 insan testisinin yanı sıra 47 evcil köpeğin testisini test etti. Her numunede mikroplastiğe rastlandı.</p>

<p>Toxicological Sciences dergisinde yayımlanan çalışma kapsamında analiz edilen testisler 2016 yılındaki otopsilerden elde edilirken, yaş aralığı ise 16 ile 88 idi. Köpeklerin testisleri kısırlaştırma işlemleri yapan veteriner uygulamalarından elde edilirken, çalışma, doku örneklerinin çözülmesini ve ardından kalan plastiğin analiz edilmesini içeriyordu.</p>

<p>İnsan testislerinde, köpek testislerinde bulunandan neredeyse üç kat daha yüksek bir plastik konsantrasyonu vardı: 123 mikrograma kıyasla gram doku başına 330 mikrogram. Plastik poşet ve şişelerde kullanılan polietilen en yaygın mikroplastik olurken, onu PVC (Polivinil klorür) izledi.</p>

<p>İnsan testislerinin korunması nedeniyle sperm sayıları ölçülemedi ancak köpeklerin testislerindeki sperm sayısı değerlendirilebildi ve PVC ile kontaminasyonun yüksek olduğu örneklerde daha düşüktü. Çalışma bir korelasyon olduğunu gösteriyor ancak mikroplastiklerin sperm sayısının düşmesine neden olduğunu kanıtlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.</p>

<p>Erkeklerde sperm sayısı, pestisitler gibi kimyasal kirlilik nedeniyle onlarca yıldır düşüyor ve birçok çalışma bunu gösteriyor. Son zamanlarda insan kanında, plasentada ve anne sütünde de mikroplastiklerin keşfedilmesi, insan vücudunun yaygın şekilde kirlendiğini gösteriyor. Sağlık üzerindeki etkisi henüz tam olarak bilinmese de laboratuvardaki çalışmalarda mikroplastiklerin insan hücrelerine zarar verdiği kanıtlandı.</p>

<p>Çevreye büyük miktarda plastik atık atılıyor ve mikroplastikler Everest Dağı’nın zirvesinden okyanusların en derinlerine kadar tüm gezegeni kirletiyor. İnsanların bu küçük parçacıkları yiyecek ve su yoluyla tükettikleri ve bunları soludukları biliniyor.</p>

<p>Parçacıklar dokuya yerleşip hava kirliliği parçacıkları gibi iltihaba neden olabilir veya plastiklerdeki kimyasallar zarar verebilir. Halk sağlığı uzmanları da kan damarları mikroskobik plastiklerle kirlenmiş kişilerde felç, kalp krizi ve erken ölüm riskinin önemli ölçüde arttığını aktarırken, mikroplastiklerin potansiyel olarak yaşamı tehdit eden etkileri konusunda uyarıda bulunuyorlar.</p>

<p>ABD’deki New Mexico Üniversitesi’nden Prof Xiaozhong Yu, “Başlangıçta mikroplastiklerin üreme sistemine nüfuz edip edemeyeceğinden şüphe ediyordum. Köpeklere ilişkin sonuçları ilk aldığımda şaşırdım. İnsanlara dair sonuçları aldığımda daha da şaşırdım” dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Emisyon Ticaret Sistemi’nin Etkinliğine İnanç Arttıkça Destek de Yükseliyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/emisyon-ticaret-sisteminin-etkinligine-inanc-arttikca-destek-de-yukseliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/emisyon-ticaret-sisteminin-etkinligine-inanc-arttikca-destek-de-yukseliyor</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi çalışmalarına hız vermişken, yeni yapılan bir çalışmaya göre şirketler, sistemin mümkün olduğunca net olmasını ve belirsizliklerin asgaride tutulmasını önemsiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/emisyon_ticaret_sisteminin_etkinligine_inanc_arttikca_destek_de_yukseliyor_h7733_b4d79.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Emisyon, Ticaret, Sistemi’nin, Etkinliğine, İnanç, Arttıkça, Destek, Yükseliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p align="center">Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) devreye girmesine iki seneden az zaman kalmışken Türkiye de Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) çalışmalarına hız verdi.</p>

<p>SKDM’nin 2026 yılı başında devreye girmesiyle birlikte, kendi karbon fiyatlandırma politikaları bulunmayan ülkelerden getirilen yüksek emisyonlu ürünlerdeki gömülü emisyonlar, AB sınırında vergilendirilecek. Böylelikle yapılan ödemeler, üretici ülkenin değil, AB’nin kasasına girmiş olacak. Bu nedenle Türkiye, SKDM devreye girmeden kendi ETS’sini kurarak bu geliri ülke sınırlarında tutmak istiyor.</p>

<p>Ancak kurulması planlanan ETS’nin etkin bir şekilde işleyebilmesini sağlayacak önemli bir unsur, gördüğü toplumsal destek olacak. Bu konuda TÜBİTAK desteğiyle tamamlanan ve 13 sanayi şehrinden 404 firma ile yapılan görüşmelere dayanan bir çalışmaya göre firmaların ETS’den en önemli beklentisi netlik.</p>

<p>Araştırmanın bulgularına göre, firmaların ETS’ye verdiği desteği artırmak için belirsizlikleri asgaride tutmak önem taşıyor. Çalışma ayrıca ‘yeşil’ uygulamaları bulunan ve karbon ayak izini hesaplatan firmaların, ETS’ye daha fazla destek verdiğini gösteriyor. ETS’nin etkinliğine duyulan inancın artması, sisteme verilen desteğin de artmasını sağlıyor.</p>

<p>Çalışmanın yazarları arasında bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Uyduranoğlu’nun çalışmaya dair İklim Masası’na şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“Türkiye’de 2015 yılından bu yana kurulması beklenen ETS’ye yönelik hazırlıklar, AB’nin SKDM’sinin 2026 yılı başında devreye girecek olması nedeniyle hız kazandı. SKDM’nin devreye girmesiyle birlikte, AB’ye yüksek emisyonlu ürünler ihraç eden ülkelerin kendi karbon fiyatlandırma politikaları yoksa, gömülü emisyonlar AB sınırında fiyatlandırılacak. Böylelikle bu ödemeler, ihraç eden ülkenin değil, AB’nin kasasına girmiş olacak. Bu nedenle, Türkiye de SKDM devreye girmeden önce kendi ETS’sini kurmak ve buradan elde edilecek geliri kendi sınırları içinde tutmak istiyor.</p>

<p>Öte yandan, vergilere kıyasla yeni bir fiyatlandırma aracı olan ETS’nin başarısı, biraz da toplum tarafından ne ölçüde desteklendiğine bağlı. Bu nedenle regüle edilecek firmaların görüş ve tercihlerini öğrenmek, ETS’yi en etkin uygulanabileceği şekilde tasarlamak, önem taşıyor. Bu konuda yapılan bir çalışmaya göre şirketler, sistemin mümkün olduğunca net olmasını ve belirsizliklerin asgaride tutulmasını önemsiyor. Sistemin etkinliğine olan inanç arttıkça, ETS’yi destekleme oranı da yükseliyor. Halihazırda ‘yeşil’ uygulamaları bulunan şirketlerin ise ETS’ye desteği daha yüksek.</p>

<h3><strong>“Yeşil” Uygulamaları olan Şirketlerin ETS’ye Desteği Daha Fazla </strong></h3>

<p>Firmaların ETS hakkındaki görüşlerini öğrenmek ve ne gibi niteliklere sahip bir ETS’yi tercih ettiklerini araştırmak için yapılan bir saha araştırmasında; yeşil uygulamaları bulunan ve bu uygulamaların rekabet gücünü artırdığına inanan firmaların ETS’ye verdikleri desteği de daha yüksek olduğu tespit edildi.</p>

<p>Yazarları arasında bulunduğum ve <a href="https://ces.bilgi.edu.tr/statics/docs/tubitak-proje-final-raporu1.pdf">Tübitak 1001 programı tarafından desteklenen çalışma</a>, aralarında İstanbul, Kocaeli, Bursa ve Gaziantep’in de bulunduğu 13 sanayi ilinde faaliyet gösteren 404 firmanın üst düzey yöneticileriyle yüz yüze görüşmelere dayanıyor. Firmalar; cam, çimento, demir-çelik, enerji, kağıt ve karton, metal ve seramik gibi enerji-yoğun ve dolayısıyla emisyonu yüksek sektörlerden rastgele örneklendi. Başka bir ifadeyle, görüşülen firmalar, AB ETS’sinde yer alan sektör yapısıyla da uyumlu.</p>

<p>Çalışmanın ilk aşamasında, firmaların ETS’ye verdikleri desteği etkileyen faktörler incelendi. Bu inceleme, karbon ayakizini hesaplayan veya hesaplatan firmaların ETS’ye verdiği desteğin de daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca ETS’nin etkin bir politika aracı olduğuna duyulan inanç arttıkça, şirketlerin sisteme desteği de yükseliyor.</p>

<p>İşletmelerin ‘yeşil uygulama pratikleri endeksi’ de, ETS’ye verilen desteği artıran faktörler arasında yer alıyor. Firmaların anket sorularına verdikleri yanıtlara dayanılarak oluşturulan bu endeks, firma bünyesinde gerçekleştirilen, atık yönetimi, yeşil etiket, yeşil ofis, enerji tasarrufu gibi uygulamaları dikkate alıyor. Birçok firma, bu gibi uygulamaların, toplumdaki itibarlarını veya sektördeki rekabet güçlerini olumlu etkilediğine inanıyor.</p>

<h3><strong>Firmalar ETS’de Belirsizlik İstemiyor</strong></h3>

<p>ETS’yi farklı şekillerde tasarlamak mümkün. Bu çalışmada ayrıca şirketlere, ne tür bir ETS’yi tercih edilecekleri de soruldu. Elde edilen bulgular, firmaların bu yeni sisteme temkinli yaklaştıklarını ve belirsizliklerin mümkün olduğunca asgariye indirilmesini istediklerini gösteriyor.</p>

<p>Kirletici firmalara belirli bir seviyeye kadar kirletim kotası veya izni veren ETS’nin tasarlanmasındaki önemli unsurlardan biri, bu kirletim kotasının belirlenmesi. Kotalar, işletmelerin geçmiş emisyon hacmi baz alınarak belirlenebildiği gibi, tüm işletmeler için eşit bir değer de belirlenebiliyor. Hükümet tarafından işletmelere yıllık olarak verilen bu kotalar, bu çalışma özelinde bir yıl veya üç yıl içerisinde kullanılma seçeneği ile firmalara sunuldu. Gerçekte bu süre daha uzun da tutulabilse de, süre ne kadar uzarsa sistemin etkinliği de o kadar azalabilir.</p>

<p>Sistem, ayrıca, kotasını aşan işletmelere kota satın alma hakkı veriyor. Kota alım miktarının serbest bırakıldığı bir ETS tasarımı mümkün olduğu gibi, bu satın alma hakkını kotanın yarısı veya dörtte biri ile sınırlandırmak da mümkün. Kotaların alınıp satıldığı fiyat ise serbest piyasada belirlenebildiği gibi, devletin tavan ve taban fiyat koyma imkanı da var.</p>

<p>Nasıl bir ETS tasarımı tercih edecekleri sorulan firma yöneticilerinin temel kaygısının, sistemdeki belirsizlikleri asgariye indirmek olduğu görülüyor. Firmalar ayrıca kendilerine tahsis edilen emisyon kotaları belirlenirken geçmiş yıllardaki emisyon miktarlarının esas alınmasını, kullanmadıkları kotanın kullanım süresinin üç yıl olmasını ve kota alım miktarının serbest bırakılmasını tercih ediyorlar. Kota fiyatının serbest piyasada belirlenmesi istenirken, aşırı fiyat dalgalanmalarını önlemek için devlet tarafından taban ve tavan fiyatlarının belirlenmesi de olumlu karşılanıyor.</p>

<h3><strong>ETS’yi Etkin Bulan Firmaların Desteği de Artıyor</strong></h3>

<p>ETS’nin etkin olduğunu düşünen firmaların sisteme olan desteğinin artması, oldukça önemli bir bulgu olarak dikkat çekiyor. Bu nedenle pilot dönemde ETS tarafından regüle edilecek firmaları, başka ülkelerde uygulanan ve başarılı sonuçlar veren ETS uygulamaları konusunda sürekli bilgilendirmek, ETS’ye verilen desteği artıracaktır.</p>

<p>ETS’nin pilot döneminde, firmaların desteğini kazanacak şekilde tasarlanması da önem taşıyor. İklim değişikliği ile mücadelede zamana karşı verilen yarış çok önemli olmakla birlikte, firmaların ETS’yi benimseyerek regüle edilmeleri de sistemin etkinliği açısından belirleyici olabilecek önemde. Bu nedenle, firmalar ETS’yi tamamen özümseyene kadar emisyon azaltımı için karbon vergisi uygulamak; pilot dönemde ise ETS’nin zayıf yanlarını ve aksaklıklarını tespit ederek sistemi geliştirmek, uzun vadede daha faydalı olabilir.</p>

<p>Örneğin, firmalara tahsis edilecek emisyon kotalarını belirlerken geçmişteki emisyon kotalarını esas almak, küresel ısınmayı 1,5 derecee ile sınırlandırma hedefi için çok yetersiz kalabilir. Benzer şekilde, kota kullanım süresini bir yılla sınırlandırmak yerine üç seneye yaymak, firmaların emisyon azaltımı için gereken teknolojilere yatırım yapmasını geciktirebilir. Buna karşın, parçası oldukları bu yeni sistemi anlamaları ve ona göre hareket etmeleri, sonraki yıllarda ETS’nin etkinliğini artırabilir.</p>

<p>Neticede etkin bir şekilde işleyen ETS, hem AB’nin 2050’ye kadar iklim-nötr olabilmesi için gerekli düzenlemeleri içeren Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sağlamak hem de Paris Anlaşması’nın 6. maddesinin teşvik ettiği küresel karbon piyasalarının bir parçası olabilmek için çok önemli bir araç. Paris Anlaşması’nın 6. Maddesi ülkeleri, ulusal katkı beyanlarını maliyet etkin bir şekilde hayata geçirebilmeleri için küresel karbon ticaretine teşvik ediyor. Ayrıca bu ticareti yalnızca ülkeler ile sınırlamak yerine şirketler ve bireyler bazında da uygulanmasına izin veriyor. Tüm bu gelişmeler, ileride çok daha fazla konuşulacak karbon piyasaları açısından iyi tasarlanmış bir ETS’nin önemini ortaya koyuyor. Bu çerçevede, karayolu ulaşımı gibi bazı kirletici sektörleri kapsamakta zorlanan ETS’ye ilave olarak karbon vergisinin de uygulamada kalması doğru olur.</p>

<h3><strong>Ortak Kaynakların Mülkiyet Hakkını Tanımlamak Gerekiyor</strong></h3>

<p>ETS, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin iklim değişikliği ile etkin bir şekilde mücadele edebilmek için dikkat çektiği ekonomik araçlardan biri. İklim krizine neden olan seragazlarının azaltımında kullanılabilecek ekonomik araçlar arasından belki de en etkin olanı. Kirletici firmalara belirli bir seviyeye kadar kirletim kotası veren bu sistem, kotasını aşan ve kotasının altında kalan firmalar arasında kota alım-satımını sağlayan bir piyasa oluşturuyor.</p>

<p>1960 yılında çevre kirliliğinin çözümü hakkında bugün çok ünlenmiş bir makale yazan Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Ronald H. Coase; atmosfer, nehirler ve denizler gibi ortak kaynakların mülkiyet hakkının iyi tanımlanması ile bir piyasa oluşacağını ve bu piyasada maliyet-fayda prensiplerine göre hareket eden ekonomik aktörlerin de maliyetlerini asgariye indireceğini savunmuştu. Çeşitli ülkelerde çevre sorunları ile mücadele için alınıp satılabilen kirlilik izinleri tasarlanmasına ilham olan bu öneri, Coase Teoremi olarak biliniyor. İlk olarak ABD’de farklı gazlar için uygulanan kirlilik izinleri, daha sonra Kyoto Protokolü ile uluslararası karbon ticaretine zemin oluşturdu.</p>

<h3><strong>İlk ETS AB’de 2005’ten Bu Yana Devrede</strong></h3>

<p>Firmaların karbon emisyonlarını regüle eden ilk ETS, AB’de 2005 yılında kuruldu ve 2005-2007 yılları arasındaki birinci fazda pilot dönem olarak uygulandı; 2008’den bu yana ise fazlar halinde uygulanmaya devam ediyor.</p>

<p>Kyoto Protokolü’nün aksine Paris Anlaşması ise sadece gelişmiş ülkelerin değil, tüm ülkelerin kendi kapasiteleri doğrultusunda azaltım politikaları benimsemesini öngörüyor ve sıcaklık artışının ancak bu sayede 1,5 derece-2 derece ile sınırlandırılabileceğini belirtiyor. Ülkeler de bu doğrultuda kendi azaltım hedeflerini içeren Ulusal Katkı Beyanları’nı hazırlıyorlar. Her ülkenin beyanını beş yılda bir revize etmesi ve bir önceki döneme kıyasla daha yüksek azaltım hedefi belirlemesi gerekiyor. Bu hedeflere ulaşmak ise ancak seragazı azaltım politikalarını etkin bir şekilde uygulayarak mümkün. Bu nedenle dünya genelinde ETS ve karbon vergisinden meydana gelen karbon fiyatlandırma politikalarını uygulayan ülkelerin sayısı da yıldan yıla artıyor.</p>

<p>Dünya Bankası’nın her yıl yayımladığı ‘State and Trend of Carbon Pricing‘ başlıklı rapora göre, 2023 yılında karbon vergisi (38) ve ETS’yi (37) içeren 75 karbon fiyatlandırma politikası, çeşitli ülkelerde uygulanmaktaydı. Bu fiyatlandırma politikalarından elde edilen gelir ise 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 95 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Türkiye’nin yanı sıra Şili, Malezya, Vietnam ve Taylan gibi ülkelerde de ETS’nin kurulması ve uygulanması için hazırlıklar devam ediyor.</p>

<h3><strong>ETS Hazırlıkları SKDM Nedeniyle Hız Kazandı</strong></h3>

<p>Türkiye aslında ETS kurma hazırlıklarına hem Paris Anlaşması’ndan hem de Avrupa Yeşil Mutabakatı’ndan önce başlamıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2011’de yayımladığı ve 2011-2023 yıllarını kapsayan İklim Değişikliği Eylem Planı, seragazı emisyonlarını kontrol altına almak için öncelikli hedefleri ve alanları belirliyordu. ETS’nin kurulması ve bu sistemin küresel ve bölgesel ETS’lere bağlanmasına da önemli bir uygulama olarak vurgu yapılıyordu.</p>

<p>Ne var ki 2015 yılına kadar kurulması beklenen ETS, ilk olarak 2018 yılına ertelendi ancak bu tarihte de kurulamadı. AB’nin Yeşil Mutabakat gereğince hazırladığı SKDM AB ile dış ticaret ilişkisi içindeki ülkelere 2026 yılından itibaren uygulanacağının duyurulması ise ETS çalışmalarına yeniden hız kazandırdı.</p>

<p>SKDM’ye göre eğer AB’ye yüksek emisyonlu ürünler ihraç eden ülkelerin kendi karbon fiyatlandırma politikaları yoksa, bu gömülü emisyonlar AB sınırlarında SKDM vasıtasıyla fiyatlandırılacak. AB böylelikle hem karbon kaçaklarını önlemeyi hem de kendi rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Özellikle karbon kaçaklarının önlenmesi ile bu politikanın Paris Anlaşması hedeflerine de katkıda bulunacağı aşikar. Nitekim üretimin AB’den karbon fiyatlandırmasının olmadığı ülkelere kayması, emisyon azaltım hedeflerinin de tutturulamaması anlamına gelir. Emisyonların azalmak yerine yer değiştirmesi ile atmosferdeki seragazı stoklarında bir değişiklik olmaz ve iklim değişikliği sorunu aynen devam eder. Bu nedenle AB, aksiyon almayan ülkelere de SKDM aracılığıyla uyarıda bulunmuş oluyor.</p>

<p>Diğer yandan, iklim değişikliği dahil çevre sorunları ile mücadelede başvurulan fiyatlandırma politikaları eğer toplum tarafından desteklenmiyorsa, uygulamaları zor olabiliyor. Bu nedenle politika yapıcılar tarafından önerilen ancak toplum desteği bulunmadığı için uygulanamayan fiyatlandırma politikaları da bulunuyor. Bunlardan belki de en dikkat çekeni, ‘Sarı Yelekliler’ olarak bilinen ve Fransa’da akaryakıt vergilerinin artırılması önerisini protesto eden gösterilerdi. Fransız politika yapıcılar, iklim değişikliği ile mücadeleyi hızlandırmak için akaryakıt vergilerinin artırılmasını önermiş, ancak toplumdan gelen şiddetli tepki nedeniyle bu öneriyi rafa kaldırmak durumunda kalmışlardı.</p>

<p>ETS, vergilere kıyasla çok yeni ve tecrübe isteyen bir fiyatlandırma aracı olduğu için, regüle edilecek firmaların görüşlerini ve tercihlerini öğrenmek, sistemin daha kolay benimsenmesini ve etkin bir şekilde uygulanmasını sağlayabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Veteriner Hekimleri Birliği’nden ‘katliam yasası’ kararı: Öldürmeyecek, yaşatacağız</title>
<link>https://trafikdernegi.com/veteriner-hekimleri-birliginden-katliam-yasasi-karari-oldurmeyecek-yasatacagiz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/veteriner-hekimleri-birliginden-katliam-yasasi-karari-oldurmeyecek-yasatacagiz</guid>
<description><![CDATA[ Türk Veteriner Hekimleri Birliği, sokakta yaşayan hayvanlarla ilgili iktidarın hazırladığı yasa taslağında önerilen ötenazinin sadece ölümle karşı karşıya kalınması halinde ve acının hafifletilmesi için uygulanan bir yöntem olduğunu vurguladı; bunun sağlıklı hayvanlar için katliam anlamına geleceği belirtildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/veteriner_hekimleri_birliginden_katliam_yasasi_karari_oldurmeyecek_yasatacagiz_h7739_8dc0d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Veteriner, Hekimleri, Birliği’nden, ‘katliam, yasası’, kararı:, Öldürmeyecek, yaşatacağız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Veteriner Hekimleri Birliği</strong> (TVHB), sokakta yaşayan hayvanların toplanarak katledilmesine yönelik ‘katliam yasası’ kararına karşı bir açıklama yayımlayarak, “Sağlıklı hayvanların ötenazisi veteriner hekimler açısından da etik, insani ve vicdani değildir” dedi.</p>

<p>Teklifin kendilerinin görüşü alınmadan hazırlandını belirten Birlik, yasa çıksa bile, bunu uygulamayacaklarını duyurdu.</p>

<p><ins data-ad-client="ca-pub-2354606136557950" data-ad-format="auto" data-ad-slot="6874125371" data-ad-status="unfilled" data-adsbygoogle-status="done" data-full-width-responsive="true"></ins></p>

<p>Sahipsiz hayvanların sayısının artmasında, yerel yönetimlerin gerekli adımları atmaması ve ve cezasızlık politikalarının etkili olduğunun vurgulandığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:</p>

<blockquote>
<p>“Sahipsiz hayvan popülasyonunun artmasının en büyük nedenlerinden biri yerel yönetimlere Hayvanları Koruma Kanununun herhangi bir cezai yaptırım getirmemesi olmuştur. Kanunun 2021 yılındaki revizyonu da cezasızlığı devam ettirmiş, yerel yönetimlerce gereken adım atılmamıştır. Özet olarak; kanun çıkarılmış, sorumluluk verilmiş ama denetim yapılmamış, bütçe ayrılmamış, kanununun gereğini yapmayanlara yaptırım uygulanmamıştır.”</p>
</blockquote>

<h4>‘Sağlıklı hayvanlara ötenazi, katliamdır’</h4>

<p>Ötenazinin sadece ölümle karşı karşıya kalınması halinde, acının hafifletilmesi için uygulanan bir yöntem olduğunu belirtilen açıklamada, sağlık hayvanlara uygulanacak ötanazinin ‘katliam’ olacağı belirtildi:</p>

<p><ins data-ad-client="ca-pub-2354606136557950" data-ad-format="auto" data-ad-status="unfilled" data-adsbygoogle-status="done"></ins></p>

<p>“Hipokrat’tan günümüze evrensel hekimliğin en önemli değerlerinden biri ‘önce zarar verme’ ilkesidir. Ülkemiz veteriner hekimleri veteriner fakültelerinden insanlara, hayvanlara ve içinde yaşadığı doğaya duyarlı, toplumsal refah için çaba harcayan, meslek ahlakına sahip kişiler olarak yemin ederek mezun olurlar. Tasarıda olduğu söylenen ötanazi işlemi, hayvanların tıbbi yöntemler yoluyla, hızlı, ağrısız ve acısız bir şekilde yaşamının sonlandırılması anlamına gelmektedir. Ötanazi, ölümle karşı karşıya kalınması halinde, acının ve ağrının kalıcı olduğu veya hafifletilemediği durumlarda tıbbi gerekçeler ile uygulanan bir yöntemdir.</p>

<p>Ötanazi sadece veteriner hekimler tarafından uygulanabilir ve sağlıklı bir hayvana uygulandığında katliamdan başka bir anlam taşımaz. Sağlıklı hayvanların ötanazisi ve itlafı veteriner hekimler açısından da etik, insani ve vicdani değildir, evrensel hekimlik değerleri ile de bağdaşmamaktadır. Veteriner hekimler olarak bizler bu yasa çıksa da ötanazi yapmayacağız.</p>

<p><ins data-ad-client="ca-pub-2354606136557950" data-ad-format="auto" data-ad-status="unfilled" data-adsbygoogle-status="done"></ins></p>

<p>Önerilen bu yöntem sanıldığının aksine maliyet açısından da avantajlı değildir. Hayvana ötanazi yapılmadan önce uygulanacak prosedürler ile birlikte kısırlaştırmadan daha maliyetli ve zorludur, sahipsiz hayvan popülasyonun kontrolüne yönelik aktif bir yöntem olarak da değerlendirilemez. Ayrıca iletişim çağında Türkiye Yüzyılında ülkemizin uluslararası kamuoyunda algısını olumsuz olarak etkileyecektir.”</p>

<p>Türk Veteriner Hekimleri Birliği, soruna ilişkin çözüm önerilerini de şöyle sıraladı:</p>

<ul>
	<li>Büyükşehir Belediyelerinde <strong>Veteriner Halk Sağlığı Daire Başkanlığı</strong> ve diğer belediyelerde <strong>Veteriner İşleri Müdürlüğü</strong> kurulmalıdır.</li>
	<li>Veteriner Halk Sağlığı Daire Başkanlığı ve Veteriner İşleri Müdürlükler’inde nitelikli ve yeterli sayıda personel istihdamı sağlanmalıdır.</li>
	<li>Geçici bakımevi kapasitesini karşılar sayıda veteriner hekim, hayvan sağlığı yardımcı personeli ve işçi personel bulunmalıdır.</li>
	<li>Bu konuda standartlar oluşturulmalıdır. Geçici hayvan bakımevinde çalışan yardımcı personeller hijyen, hayvan davranışları, hayvan refahı ve bakımı, hayvanların tutulması ve yakalanması konusunda eğitim almalıdır.</li>
	<li>İhtiyaç duyulan bölgelerde veteriner fakülteleri ve serbest veteriner hekimlerden kısırlaştırma çalışmalarında destek alınmalıdır.</li>
	<li>Sahipli hayvanlar da dahil olmak üzere kontrolsüz üreme ve denetimsiz ticari satışların önüne geçilmeli, üretim yapılacaksa ilgili bakanlığın denetimi ve mutlaka veteriner hekimlerin denetimi ve onayıyla yapılmalıdır.</li>
	<li>Sahipsiz kedi ve köpeklerin sokaktan sahiplenilmesi özendirilmeli, sahiplenilmesi halinde kimliklendirilmesi ile ilgili zorluklar ortadan kaldırılmalı, her yaştaki hayvan kimliklendirilebilmelidir.</li>
</ul>

<p></p>

<ul>
	<li>Çevreye uyum gösteremeyen, yaşlı, zayıf, engelli vb. köpekler ve kediler sahiplendirilinceye kadar veya hayatları boyunca bakımevlerinde kalmalıdır.</li>
	<li>Hayvan sahiplenme şartları yeniden düzenlenmelidir.</li>
	<li>Sokağa terkedilen hayvanlara ilişkin hayvan sahiplerine ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır.</li>
	<li>Önemli bir sokak hayvanı kaynağı olan kırsal yerleşim alanları ile tarım işletmelerindeki hayvanlar denetim altına alınmalıdır.</li>
	<li>Sahiplendirmenin özendirilmesi, devletin bu konuda destek vermesi, bireysel sahiplenmenin yanı sıra, ülkemizde bulunan çok sayıda şirketin ve kamu kurumlarının hayvanları sahiplenmesi sağlanmalıdır.</li>
	<li>Çözüm için başta meslek örgütleri olmak üzere sivil toplum örgütleri ve diğer gönüllülerden yardım alınmalı, destekleri istismar eden kişi ve kurumlar denetlenmelidir.</li>
</ul>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nisan yağmurları Türkiye’de neden azaldı?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/nisan-yagmurlari-turkiyede-neden-azaldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/nisan-yagmurlari-turkiyede-neden-azaldi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye genelindeki nisan ayı yağışlarında, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 50 azalma görüldü. Akıllara ilk olarak küresel ısınma kaynaklı iklim değişikliği gelse de aslında bu yılki nisan yağmurlarında görülen azalmanın perde arkasında “yağış değişkenliği” var. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/nisan_yagmurlari_turkiyede_neden_azaldi_h7736_97673.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nisan, yağmurları, Türkiye’de, neden, azaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün “Nisan 2024 Alansal Yağış Değerlendirmesi” verileri nisan yağmurları oranının bu yıl Türkiye genelinde normaline göre yüzde 50, geçen yıla göre yüzde 67 gerilediğini ortaya koydu.</p>

<p>Verilere göre 1991-2020 dönemini kapsayan uzun yıllar nisan yağış ortalaması, metrekareye 57,5 kilogram olarak hesaplandı. Geçen yıl nisanda metrekareye 86,8 kilogram yağış düştü. Bu sene aynı dönemdeki yağış miktarı ise 28,5 kilogram oldu.</p>

<p>Bu veriler “Endişe verici bir tablo bizi mi bekliyor?” sorusunu akıllara getirdi. Küresel ısınma kaynaklı iklim değişiklikleri ile görülen aşırı meteorolojik olaylar bu sorunun kaynağını oluşturdu.</p>

<p></p>

<p><img alt="Nisan yağmurları Türkiye’de neden azaldı?" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/GettyImages-609001837.jpg"></p>

<p></p>

<p>Nisan yağmurlarındaki azalmanın ardında hangi sebepler yatıyor? Bu kuraklık anlamına mı geliyor? Önümüzdeki dönemlerde bizi ne bekliyor? Merak edilen bu sorulara İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İklim Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil ile yanıt aradık.</p>

<p></p>

<p>ALINTI Bu Türkiye'nin değişkenliğinden kaynaklanan bir durum. Nisan ayındaki bu duruma bir kuraklık diyemiyoruz. Bu tarz değişkenlikler kuraklık tanımına da uyumuyor.</p>

<p>Prof. Dr. Barbaros Gönençgil</p>

<p></p>

<h2><strong>“Türkiye’deki yağışların değişkenliği yüksek”</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Barbaros Gönençgil, Türkiye’deki yağışların değişken olduğunu belirterek sözlerine başlıyor. “Geçen sene yağışlı bir yıl oldu. Ama ondan önceki yıl daha düşük yağışlar vardı. Hatta yağış noksanlığı vardı. Yani bazı yıllarda görülen yüksek yağışları, bazı yıllarda da yağış noksanlığı izleyebiliyor” diyor. Gönençgil, bu yıl görülen nisan yağmurlarındaki azalmanın kuraklık anlamına gelmediğinin altını çiziyor.</p>

<p>Peki bu yıl Türkiye nisan ayında neden az yağış aldı? Prof. Dr. Gönençgil bu soruya şöyle yanıt veriyor:</p>

<p>“Bu sene görülen durum daha çok Avrupa üzerinde etkili olan yüksek basınç koşullarının, Türkiye'ye yağış getiren gezici alçak basınçlar ve buna bağlı cephe sistemlerinin etkilerini bir ölçüde azaltmasıyla gerçekleşiyor. Bu gezegensel sistemin Türkiye'ye yansıması aslında.”</p>

<p></p>

<p>Toz taşınımı ile görülen yağışlı sistemler mineral bakımından zengin çöl tozu zerrecikleri taşır. Bunlar toprağı besler, gübre görevi görür.</p>

<p></p>

<h2><strong>Nisan yağmurlarının yağış özellikleri değişiyor mu?</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Gönençgil’e bu yıl azalan nisan ayı yağışlarının önümüzdeki senelerde nasıl seyredeceği konusunu da soruyoruz. Gönençgil durumu şöyle açıklıyor:</p>

<p>“Gelecek yıllarda düşüş olacaktır diye bugünden bir yargıya varmak zor. Çünkü birkaç yıllık süreçler söz konusu. Geçmiş verilere baktığımız zaman Anadolu'da yağış noksanlıkları 2-3 yıl sürmüş maksimum. Ondan sonra tekrar normale dönmüş. Yıldan yıla değişkenlikler kuvvetli olduğu için gelecek yıllara ilişkin bir yargıda bulunmak çok doğru değil.”</p>

<p>Bu yıl görülen yağış azlığının iklim değişikliğinden kaynaklanmadığını vurguluyor Gönençgil. Bu durumu “İklim değişikliği kelimesini çok fazla kullanıyoruz ve bu kullanım insan algısında zaman zaman farklı şeyler oluşturuyor. Her görülen olaya değişiklik demek doğru değil. Özellikle yağışta çok ciddi değişkenlikler vardır” diyerek açıklıyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="Nisan yağmurları Türkiye’de neden azaldı?" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/GettyImages-1654731532.jpg"></p>

<p></p>

<h2><strong>Nisan yağmurları neden önemli?</strong></h2>

<p>İlkbaharın can suyu gibi görülen nisan yağmurları, tabiat için büyük önem taşıyor. Büyüme döneminde tüm bitkilerin nisan yağışlarına ihtiyaçları var. “Nisan yağmurlarının olağandan az düşmesini bir eksiklik olarak değerlendirmek gerekir” diye konuşan Gönençgil, tarımda sulamayla bu eksikliğin giderilmeye çalışıldığını hatırlatıyor.</p>

<p>Toz taşınımı ile görülen yağışlı sistemlerin mineral bakımından zengin çöl tozu zerreciklerini taşıdığını belirten Gönençgil, bunların toprağı besleyebildiğini, gübre görevi gördüğünü vurguluyor. Bu taşınımın nisan yağmurlarında her zaman gerçekleşen bir olay olmadığının da altını çiziyor.</p>

<p>“Öte yandan çöl tozlarının bir takım rahatsızlıklara sebep olabilecek, kronik hastalıklara tetikleyebilecek birleşenler olduğu ile ilgili yayınlar var” diyen Gönençgil, insan sağlığı açısından riskleri olduğunu da vurguluyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim Değişikliği Avrupa’daki Aşırı Hava Olaylarını Yüzde 20 Daha Yoğun Hale Getirdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-avrupadaki-asiri-hava-olaylarini-yuzde-20-daha-yogun-hale-getirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-avrupadaki-asiri-hava-olaylarini-yuzde-20-daha-yogun-hale-getirdi</guid>
<description><![CDATA[ İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliği, Ekim 2023-Mart 2024 döneminde İngiltere ve İrlanda’da görülen fırtına ve fırtınadan kaynaklanan yağışları yaklaşık %20 daha yoğun hale getirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/iklim_degisikligi_avrupadaki_asiri_hava_olaylarini_yuzde_20_daha_yogun_hale_getirdi_h7734_51798.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, Değişikliği, Avrupa’daki, Aşırı, Hava, Olaylarını, Yüzde, Daha, Yoğun, Hale, Getirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası bilim insanlarının oluşturduğu World Weather Attribution (WWA) grubunun parçası olan ve İrlanda, İngiltere ve Hollanda’nın meteoroloji kurumlarından 22 araştırmacı iklim değişikliği üzerinde çalıştı.</p>

<p>Araştırmacılar, İngiltere ve İrlanda’da Ekim 2023-Mart 2024 döneminde görülen kuvvetli rüzgarlı ve fırtınalı hava üzerinde insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliğinin etkisini inceledi.</p>

<p>Bilim insanları, iklim değişikliğinin kuvvetli rüzgar ve şiddetli yağışlar üzerindeki etkisini anlamak için hava durumu verilerini ve iklim modellerini dikkate alarak küresel sıcaklık artışının 1,2 derece arttığı bu dönem ile daha soğuk olan sanayi öncesi dönemdeki iklim koşullarının nasıl değiştiği analiz edildi.</p>

<p>Buna göre, söz konusu dönemde ülkeler 14 şiddetli fırtınadan etkilendi. Babet, Ciaran, Henk ve Isha fırtınaları, İrlanda ve İngiltere’de şiddetli sellere, en az 13 kişinin ölümüne, evlerde ve altyapıda ciddi hasara yol açarken, elektrik kesintileri, seyahat iptalleri, mahsul ve hayvan kaybına da neden oldu.</p>

<p>İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliği, Ekim 2023-Mart 2024 döneminde İngiltere ve İrlanda’da görülen fırtına ve fırtınadan kaynaklanan yağışları yaklaşık %20 daha yoğun hale getirdi.</p>

<h3><strong>“Daha Dirençli Hale Gelmeliyiz”</strong></h3>

<p>Bilim insanları, sanayi öncesi dönemde 50 yılda bir görülebilecek fırtına kaynaklı yağışların her 50 yılda bir olduğunu ancak küresel ısınmanın etkisiyle bu tür hava olaylarının her 5 yılda bir görülebileceğini tespit etti.</p>

<p>İngiltere Meteoroloji Kurumu Met Office Ulusal İklim Bilgi Merkezi Bilim Müdürü Mark McCarthy, bulgulara ilişkin değerlendirmesinde, bu sonbahar ve kış döneminde İngiltere ve İrlanda’da “hiç bitmeyecek” gibi görünen yağış gerçekleştiğini belirtti.</p>

<p>McCarthy, “Gelecekte yağışlı sonbahar ve kışlarda artış bekleyebiliriz. Bu yüzden değişen iklime uyum sağlamamız, yağışlardaki artışlara karşı daha dirençli hale gelmemiz için önemli” diye konuştu.</p>

<p>Hollanda Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü Araştırmacısı Sarah Kew de iklim değişikliği nedeniyle İngiltere ve İrlanda’nın daha rutubetli, nemli ve yağışlı bir iklimle karşı karşıya kalacağını ifade etti.</p>

<p>İklim değişikliğinin güçlü fırtına üzerindeki etkisi kısmen daha az olsa da sonbahar ve kış yağışlarının çok daha ağır hale geleceğini dile getiren Kew, “Bu durum, kentsel ve tarımsal alanlara daha zarar verici ve bazen ölümcül seller getirecektir. Dünya, emisyonl</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakan Özhaseki: Yaz itibarıyla &amp;#039;Denizler Halkındır&amp;#039; sloganıyla yeni bir projeye başlanacak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bakan-ozhaseki-yaz-itibariyla-denizler-halkindir-sloganiyla-yeni-bir-projeye-baslanacak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bakan-ozhaseki-yaz-itibariyla-denizler-halkindir-sloganiyla-yeni-bir-projeye-baslanacak</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, bu yaz itibarıyla &quot;Denizler Halkındır&quot; sloganıyla yeni bir projeye başlanacağını belirterek, &quot;Ne kadar kaçak, işgal varsa, vatandaşın denize ulaşımını engelleyecek ne varsa temizliğe başlıyoruz. Halkın denize rahat ya da ücretsiz ulaşımını engelleyen ne varsa yok edeceğiz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/bakan_ozhaseki_yaz_itibariyla_denizler_halkindir_sloganiyla_yeni_bir_projeye_baslanacak_h7732_aa22a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bakan, Özhaseki:, Yaz, itibarıyla, &amp;039Denizler, Halkındır&amp;039, sloganıyla, yeni, bir, projeye, başlanacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Özhaseki, katıldığı CNN Türk canlı yayınında soruları yanıtladı.</p>

<p>"Denizler Halkındır" sloganıyla bu yaz itibarıyla yeni bir proje hayata geçirileceğini açıklayan Özhaseki, Hatay'dan başlayarak Artvin'e kadar uzanacak <a href="https://www.trthaber.com/etiket/sahil/" target="_blank">sahil</a> şeridinde bir tarama yaptıklarını söyledi.</p>

<p>Sahillerin halkın kullanımına açılacağını dile getiren Özhaseki, "Ne kadar kaçak, işgal varsa, vatandaşın denize ulaşımını engelleyecek ne varsa temizliğe başlıyoruz. Halkın denize rahat ya da ücretsiz ulaşımını engelleyen ne varsa yok edeceğiz. Oralara yeni bir birim kurarak kendi içimizde halka açık yerler oluşturmaya çalışacağız." diye konuştu.</p>

<h2>"Yatını 'Mapa-Şamandıra'ya bağlayanlar sistemimize düşecek"</h2>

<p>Bakan Özhaseki, yatların ağaçlara, kayalara bağlanması sonucu ortaya çıkan çevresel soruna da bir proje geliştirerek çözüm getireceklerine dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>

<p>"Şu anda koylarımızda binlerce yat var. Bunlar bulabildikleri yerlerde yatlarını ağaçlara bağlıyorlar. Şimdi 'Mapa-Şamandıra' denilen bir sistem getiriyoruz. Antalya'dan başlayarak İzmir'e kadar uzanacak bir bölümde başlayacağız. Pilot bölge olarak Göcek'i seçtik. Ayrıca bir kirlilik de oluşuyor. Bunların kirlilikleri denizin açıklarına gidiyor. Bunları da tespit edeceğiz. 'Mapa-Şamandıra'ya bağlayanlar bizim sisteme düşecek. Takip edeceğiz. Bunu da 15-20 güne açıklayacağız. Böylece hem bu yatları kayıt altına alacak hem de de işgalleri engelleyeceğiz."</p>

<p>Portekiz'in Braga kentinde katıldığı toplantıya ilişkin de konuşan Özhaseki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde başlatılan Sıfır Atık Projesi'nin ödüllendirildiğini kaydetti.</p>

<h2>Geri dönüşümde depozito dönemi</h2>

<p>Depozito Yönetim Sistemi ile ilgili çalışma yaptıklarına değinen Özhaseki, "Onay aldıktan sonra geri dönüşüm işine başlayacağız. 400 metrekareden büyük okullar gibi alanlarda geri dönüşüm kutuları koyacağız. İlk başta bedelsiz olacak ama sonra vatandaş, attığı ürünün belirlenen bedeli neyse parasını alacak." ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Deprem bölgesi ve İstanbul'daki kentsel dönüşüm çalışmaları</h2>

<p>Deprem bölgesindeki çalışmalar hakkında da bilgi veren Özhaseki, "Deprem bölgesinde dünyanın en büyük şantiyesi var. 1240 şantiyemiz, 110 bin çalışanımız var. Şu anda 76 bin konutu teslim ettik. Sene sonunda 200 bin evi teslim etmeyi planlıyoruz." şeklinde konuştu.</p>

<p>İstanbul'daki kentsel dönüşüm çalışmalarını da değerlendiren Özhaseki, vatandaşın kooperatif gibi yöntemlerle kentsel dönüşüm yapabilmesinin yolunu açacak yeni bir çalışma üzerinde çalıştıklarını bildirdi.</p>

<p>Özhaseki, "Biz şu anda arsaları hazırlıyoruz. Bir araya gelen, kooperatif kuran vatandaşlar, ilk evlerini yapmak için bizim bu açtığımız yerlerdeki yerlere müracaat ettiklerinde biz bedelsiz olarak kendilerine arsayı teslim edeceğiz. Bunun ayrıntılarını da yakında açıklayacağız." diye konuştu.</p>

<p>Belediyelere kentsel dönüşüm çağrısını yineleyen Özhaseki, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Kentsel dönüşümün başarılı olması için üç ayak var. Bakanlık, belediyeler ve vatandaş. Hangi mahallenin ne sorunu varsa en iyi belediyeler bilir. Ancak belediyelerle birlikte hareket ederek başarılı oluruz. Hangi partili olursa olsun, gelsinler sonuna kadar kapımız açık. Ama ne yazık ki bazıları sadece algı siyasetiyle uğraşıyor, kentsel dönüşüm alanına bakmıyorlar bile."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim değişikliği şiddetli türbülansların sayısını artırıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-siddetli-turbulanslarin-sayisini-artiriyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-siddetli-turbulanslarin-sayisini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Küresel Isınma nedeniyle ortalama sıcaklıklar 2023&#039;te rekor kırarken bu durum deniz yüzey suyu sıcaklıklarına da yansıdı. ABD&#039;deki Maine Üniversitesi&#039;ne ait Climate Reanalyzer sitesinin verilerine göre, 14 Mart 2023&#039;ten bugüne deniz yüzey suyu sıcaklıkları her gün, o güne ait tarihsel verilerle kıyaslandığında rekor kırdı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/iklim_degisikligi_siddetli_turbulanslarin_sayisini_artiriyor_h7731_450f7.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, değişikliği, şiddetli, türbülansların, sayısını, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Institut Français Türkiye'nin düzenlediği, "İklimin Jeopolitiği: Sorunların Kalbinde Akdeniz" başlıklı söyleşiye katılmak üzere İstanbul’a gelen Boeuf, sıcaklıklarda yaşanan bu değişimin okyanuslara ve Akdeniz'e etkilerini değerlendirdi.</p>

<p>Okyanus sularının dünyanın her yerinde ısındığını ve bu durumun canlıların yaşamı üzerinde büyük etkileri olduğunu belirten Boeuf, bu etkilerden en önemlilerinden birinin <a href="https://www.trthaber.com/etiket/goc/" target="_blank">göç</a> olduğunu söyledi.</p>

<p>Küresel ısınma nedeniyle sıcaklık artışının deniz canlılarını göçe zorladığını ifade eden College de France Sürdürülebilir Kalkınma, Çevre, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/enerji/" target="_blank">Enerji</a> ve Toplum Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gilles Boeuf, "Hareket edebilen tüm canlılar gidiyor ama hareket edemeyenler için durum felaket. Göç edemeyen canlılar, sudaki oksijen seviyesindeki düşüşe bağlı olarak ölüyor. Örneğin birkaç sene önce, Türkiye ve Yunanistan’ın olduğu bölgeler de dahil Akdeniz’de yüksek seviyede omurgasız deniz canlısı ölümü gerçekleşti." dedi.</p>

<p>Kuzey yarım kürede daha serin sular arayan deniz canlılarının Kuzey Kutbu'na, güney yarım küredekilerin de Güney Kutbu'na doğru hareket ettiğini aktaran Boeuf, her canlının aynı hızda hareket edemediğini hatırlattı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Küresel Isınma okyanus canlılarını kutuplara doğru göçe zorluyor" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/thumbs_b_c_454093c6572cdc845db7049f1749a769.jpg"></p>

<p></p>

<p>Gilles Boeuf, "Planktonlar yılda 45 kilometrelik bir hızla hareket ediyor, balıklar 27 kilometre. Karalarda aynı hızda hareket edemezsiniz, yer kurtçukları için bu mesafe yılda 6 kilometredir." bilgisini paylaştı.</p>

<p>Durumun, hareket edebilen canlılar için dahi tehlikeli olduğunu dile getiren Boeuf, Avrupa kıtasında yaşanacak 1 derecelik sıcaklık artışı sonucu bölgedeki canlıların daha uyumlu bir iklimde yaşayabilmek için ortalama 250 kilometre kuzeye göç etmek zorunda kalacaklarını bildirdi.</p>

<p>Önlerinde bir engel bulunmaması dolayısıyla deniz canlılarının göç edebilmelerinin daha kolay olduğuna ve bu durumun özellikle balıkçılar için önem taşıdığına dikkati çeken Boeuf, avlanılan bölgedeki balık türlerinin birkaç yıl içinde değişebileceğini ve <a href="https://www.trthaber.com/etiket/balikcilik/" target="_blank">balıkçılık</a> sektörünün bu durumdan olumsuz etkilenmemesi için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>"Yığılma sonucu balık ölümleri olabilir"</h2>

<p>Hayvan göçü veren birçok bölgenin aynı zamanda hayvan göçü aldığını işaret eden Prof. Dr. Boeuf, şu değerlendirmeleri paylaştı:</p>

<p>"Fransa’daki balıklar kuzeye göç ederken, Afrika’daki balıklar da buraya geliyor. Akdeniz'e şu an Afrika’dan balık girişi var. Bunlar Süveyş Kanalı üzerinden, Kızıldeniz'den Akdeniz'e geliyor. Bu Türkiye için önemli bir problem. Akdeniz’e gelen balıklar da okyanuslarda olduğu gibi daha kuzeye göç edecekler ama Akdeniz'de balıklara çıkışı gösterecek bir tabela yok. Çıkışın nerede olduğunu bilmiyorlar. Çıkışı bulamayan balıkların neden olduğu yığılma sonucu balık ölümleri olabilir. Bu çok önemli bir sorun."</p>

<p>Hem Akdeniz'de hem de dünyanın geri kalanında iklim değişikliği kaynaklı ekosistem değişimleriyle mücadelede iklim krizinin etkilerini yavaşlatmanın ve uyum çalışmalarının kritik rol oynadığına değinen Boeuf, "Tarım, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/hayvancilik/" target="_blank">hayvancılık</a> gibi aktiviteleri, değişen iklime uyum sağlar hale getirmeliyiz. Gelecekte üretime uygun bitkilerin yetiştirilmesi konusunda istişareler önem taşıyor. Aynı durum balıkçılık için de geçerli. Alışkanlıkların değişmemesi halinde kuzeye giden balıklarınızın peşine düşmeniz gerekecek." ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"Akdeniz'de daha fazla işbirliğine ihtiyaç var"</h2>

<p>Akdeniz’e kıyısı bulunan ülkelerin sıcaklıklar ve diğer çevresel problemler karşısında aynı derecede hassas olmadığı görüşünü paylaşan Boeuf, bu ülkeler arasındaki işbirliğinin artırılması önerisini yaptı.</p>

<p>Prof. Dr. Boeuf, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Örneğin Yunanistan'daki deniz kirliliğinin azaltılması için bir proje yaptığımızı düşünelim, bölgedeki tüm ülkelere ihtiyacımız var. Eğer belirli bir ülke kirletmeye devam ederse bu tüm ülkeler için problem. Akdeniz, ülkelerinin birbirine oldukça yakın olduğu bir bölge. Burada bir işbirliği sistemi bulmalıyız. Her sene 200 milyon ziyaretçinin geldiği, denize girdiği, güneşlendiği bir Akdeniz'de yaşıyoruz. <a href="https://www.trthaber.com/etiket/yunanistan/" target="_blank">Yunanistan</a> da Türkiye de bu alandan gelir elde ediyor. Bölgede çok fazla işbirliğine ihtiyaç var."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BM: Dünyadaki Meraların Yarısı Aşırı Kullanım ve İklim Krizi Nedeniyle Zarar Gördü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bm-dunyadaki-meralarin-yarisi-asiri-kullanim-ve-iklim-krizi-nedeniyle-zarar-goerdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bm-dunyadaki-meralarin-yarisi-asiri-kullanim-ve-iklim-krizi-nedeniyle-zarar-goerdu</guid>
<description><![CDATA[ BM’nin çölleşmeyle mücadeleden sorumlu organı, dünyadaki doğal mera alanlarının yarısının aşırı kullanım ve iklim değişikliğinin etkisiyle zarar gördüğünü, bunun da gıda ve geçim kaynaklarını tehlikeye attığını duyurdu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/bm_dunyadaki_meralarin_yarisi_asiri_kullanim_ve_iklim_krizi_nedeniyle_zarar_gordu_h7727_12fa1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>BM:, Dünyadaki, Meraların, Yarısı, Aşırı, Kullanım, İklim, Krizi, Nedeniyle, Zarar, Gördü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD), dünyadaki gıda kaynaklarının altıda birinin dünyadaki meraların zarar görmesi nedeniyle risk altında olduğu konusunda uyardı.</p>

<p>Nüfus artışı, kentleşme ve artan gıda talebinin insanları toprağın destekleyebileceğinden daha fazla hayvan yetiştirmeye teşvik ettiği ve aynı zamanda doğal meraların yoğun ekim alanlarına dönüşmesine yol açarak toprak verimliliğinin azalmasına ve kuraklığın kötüleşmesine yol açtığı belirtildi.</p>

<p>UNCCD’nin baş bilim insanı Barron Joseph Orr, durumun iç karartıcı olmasına rağmen, meraların dünyanın karbon rezervuar kapasitesinin üçte birini oluşturması sayesinde, arazi restorasyonunun iklim değişikliğine çözümün bir parçası olduğuna dair artan bir farkındalık olduğunu söyledi.</p>

<p>Orr, “Emisyonlar büyük bir sorun, ancak karbonu nereye koymak istiyoruz, doğal olarak nereye ait? Topraklarımızda ve bitki örtümüzde. Eğer bunları baltalamaya devam ederseniz, çözümünüzü de baltalamış olursunuz” dedi.</p>

<p>UNCCD raporuna göre meralar dünyadaki toplam arazinin yaklaşık %54’ünü oluşturuyor ve iki milyar çiftçiyi, çobanı ve çiftlik sahibini destekliyor.</p>

<p>Önceki bozulma tahmini %25’ti, ancak UNCCD, 40’tan fazla ülkedeki uzmanların anketlerine dayanan yeni rakamıyla, verilen hasarın ciddi şekilde eksik hesaplandığını söyledi.</p>

<p>Raporda Orta Asya, Çin ve Moğolistan’ın, tarımsal sanayileşmenin geleneksel hayvancılıkla uğraşan toplulukların yerini alması ve kaynaklar üzerinde daha fazla baskı oluşturmasıyla en kötü etkilenen ülkeler olduğu belirtildi. Afrika, Orta Doğu ve Güney Amerika’da da yaygın bir bozulma yaşandığı aktarıldı.</p>

<p>Orr, hükümetlerin tekil restorasyon projelerine odaklanmak yerine arazinin korunmasına yönelik daha ortak bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini söyledi. Ayrıca geleneksel hayvancılık uygulamalarının meraların toparlanmasına yardımcı olabileceğini ifade etti: “Genel olarak, geçmişte işlerin yapılma şekli, bugün elde etmeye çalıştığımız çözümlere doğru uzun bir yol kat edebilir. Çok uzun bir süre çalıştılar ve uygun koşullar sağlandığında tekrar bu koşulları hayata geçirebilirler.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>G7: 2030&amp;#039;ların ortalarına kadar kömürden elektrik üretimi aşamalı olarak duracak</title>
<link>https://trafikdernegi.com/g7-2030larin-ortalarina-kadar-koemurden-elektrik-uretimi-asamali-olarak-duracak</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/g7-2030larin-ortalarina-kadar-koemurden-elektrik-uretimi-asamali-olarak-duracak</guid>
<description><![CDATA[ G7 ülkeleri, İtalya&#039;da yapılan Çevre, Enerji ve İklim zirvesinde 2030&#039;ların ilk yarısında kömür enerjisini sona erdirmeyi kabul etti.

Önde gelen sanayileşmiş yedi ülkenin (G7) enerji ve çevre bakanları, ilk kez açık bir şekilde kömürden elektrik üretimini aşamalı olarak durdurma taahhüdünde bulundu. 

Çevre, Enerji ve İklim Zirvesi, Torino&#039;daki Venaria Sarayı&#039;nda sona erdi.

Zirvede yeşil dönüşüm ve iklim değişikliği, kirlilik, enerji krizi ve biyoçeşitlilik değerlendirildi. 

İki günlük konferansın sonuç bildirisinde, G7 ülkeleri, “enerji sistemlerimizdeki mevcut azalmamış kömür enerjisi üretimini 2030&#039;ların ilk yarısında veya 1,5° C sıcaklık artışı sınırının ulaşılabileceği bir zaman çizelgesinde aşamalı olarak kaldırmayı” kabul ettiklerini duyurdu. 

Bildiri, geçen yıl Dubai&#039;de düzenlenen COP 28 konferansında ülkelerin verdiği taahhütlere bir zaman çizelgesi koydu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/g7_2030_larin_ortalarina_kadar_komurden_elektrik_uretimi_asamali_olarak_duracak_h7723_4ba8d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>G7:, 2030&amp;039ların, ortalarına, kadar, kömürden, elektrik, üretimi, aşamalı, olarak, duracak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Önde gelen sanayileşmiş yedi ülkenin (G7) enerji ve çevre bakanları, ilk kez açık bir şekilde kömürden elektrik üretimini aşamalı olarak durdurma taahhüdünde bulundu. </p>

<p>Çevre, Enerji ve İklim Zirvesi, Torino'daki Venaria Sarayı'nda sona erdi.</p>

<p>Zirvede yeşil dönüşüm ve iklim değişikliği, kirlilik, enerji krizi ve biyoçeşitlilik değerlendirildi. </p>

<p>İki günlük konferansın sonuç bildirisinde, G7 ülkeleri, “enerji sistemlerimizdeki mevcut azalmamış kömür enerjisi üretimini 2030'ların ilk yarısında veya 1,5° C sıcaklık artışı sınırının ulaşılabileceği bir zaman çizelgesinde aşamalı olarak kaldırmayı” kabul ettiklerini duyurdu. </p>

<p>Bildiri, geçen yıl Dubai'de düzenlenen COP 28 konferansında ülkelerin verdiği taahhütlere bir zaman çizelgesi koydu.</p>

<p>İtalya'nın çevre ve enerji güvenliği bakanı Gilberto Picchetto Fratin, “en fazla emisyonun kaynağı” olan kömürün hedef alınmasının önemini vurguladı. Picchetto Fratin, “İlk kez bir yol ve bir hedef belirtiliyor” dedi.</p>

<h2>"Japonya'nın kömürden çıkışı için yapıldı"</h2>

<p>Çevreci kampanyacılar bu taahhüdün, Uluslararası Enerji Ajansı tarafından önerilen 2035 yılına kadar G7 ülkelerinin enerji sektörlerini karbonsuzlaştırma hedefinin gerisinde kaldığını bildirdi. </p>

<p>Fosil Yakıtların Ötesinde (Beyond Fossils Fuel) zirvede verilen taahhüdü muğlak olarak nitelendirdi; bunun Japonya'dan kömürden çıkış taahhüdünü almak için” yapıldığını kaydetti. </p>

<p>Japonya, kömürden çıkış tarihi olmayan tek G7 ülkesi. </p>

<p>Japonya Ekonomi Bakanı Ken Saito, “Temiz enerjiye geçiş düzenli olmalı. Bu açıdan dengeli bir anlaşmaya vardık.” dedi. </p>

<p>E3G'nin Kömürden Temizliğe program lideri Pieter de Pous, İngiltere, Fransa, İtalya ve Kanada'nın kömürü en geç 2030'da aşamalı olarak terk etmeyi taahhüt ettiklerini, ABD ve Almanya'nın ise bu tarihe doğru önemli adımlar attıklarını belirtti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ormanların &amp;#039;Covid&amp;19&amp;#039;una karşı mücadele çağrısı: Yangından daha tehlikeli!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ormanlarin-covid-19una-karsi-mucadele-cagrisi-yangindan-daha-tehlikeli</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ormanlarin-covid-19una-karsi-mucadele-cagrisi-yangindan-daha-tehlikeli</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de çam ağaçlarıyla kaplı ormanların, çam kese böcekleri nedeniyle kuruma tehlikesi altında olduğu belirtildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/ormanlarin_covid_19_una_karsi_mucadele_cagrisi_yangindan_daha_tehlikeli_h7722_b760f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ormanların, &amp;039Covid-19&amp;039una, karşı, mücadele, çağrısı:, Yangından, daha, tehlikeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'de çam ağaçlarıyla kaplı ormanların, çam kese böcekleri nedeniyle kuruma tehlikesi altında olduğu belirtildi. Kızılçam ağaçlarında kayıplara yol açan çam kese böceklerinin bir orman yangınının neden olduğu tahribattan çok daha fazlasına neden olduğunu belirten Torbalı Ticaret Odası Başkanı Abdulvahap Olgun, Torbalı, Kemalpaşa ve Bayındır'da orman varlıklarının çok önemli olduğunu belirtip, "Geçmiş yıllarda insan sağlığını tehdit eden 'koronavirüs' hastalığı çıkmıştı. Ormanların da koronası çam kese böceğidir. Mücadele etmenin tam zamanı. Biz de bu konuda çağrıda bulunuyoruz" dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/IZMIRDE-CAM-KESE-BOCEKLERI-TEHDIDI-ALTI_47616.jpg"></p>

<p>Torbalı, Kemalpaşa ve Bayındır ilçelerinde ormanlık alanda ortaya çıkan çam kese böcekleri, kızılçam ağaçlarında tahribata yol açtı. Böceklerin neden olduğu tahribatın orman yangınlarından daha ciddi sonuçlar ortaya çıkardığı belirtildi. Nisan ve mayıs aylarında ortaya çıkan çam kese böceklerinin ağaçların gelişimini durdurup, yapraklarını sarartıp, kurutuyor. İklim değişikliğinin hayatın her alanında kendisini gösterdiğini ifade eden Torbalı Ticaret Odası Başkanı Abdulvahap Olgun, ormanların da bu değişiklikten etkilendiğini belirterek özellikle Torbalı, Bayındır ve Kemalpaşa'daki bütün kızılçam ormanlarının çam kese böceği tehdidiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Nisan ayında yaygınlaşan çam kese böceği için acilen bir önlem alınmasını isteyen Olgun, "Tam da çamların filiz atacağı, sürgün vereceği ve gelişeceği dönemlerde tırtıl şeklindeki çam kese böcekleri bu gelişimi durduruyor. Yeşilliğin tepesinde nisan ve mayıs aylarında bir grilik oluşuyor" dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://m.gercekizmir.com/images/image/IZMIRDE-CAM-KESE-BOCEKLERI-TEHDIDI-ALTI_47616%20(3).jpg"></p>

<p><strong>'ORMANA VERDİĞİ ZARAR, YANGINDAN 4-5 KAT FAZLA'</strong></p>

<p>Ülke olarak orman yangınları konusunun üzerinde hassasiyetle durulduğunu söyleyen Olgun, çam kese böceklerinin neden olduğu tahribatın daha fazla olduğunu öne sürdü. Torbalı'nın önemli bir sanayi ve tarım kenti olduğunu hatırlatan Olgun, orman varlıklarının oldukça kıymetli olduğunu belirtip, "Çam kese böceği orman yangınlarının ormana verdiği zararın 4-5 katı daha çok zarar veriyor. Bununla mücadelenin tek yolu, biyolojik önlemler almaktır. Zaman zaman Orman Müdürlüğü bu konuyla ilgili çalışıyor. Fakat alan çok geniş. Kendi içinde bu mücadelenin sürmesi gerekiyor. Biz burada bir hassasiyeti iletmek adına yetkililere çağrıda bulunuyoruz. Torbalı'nın ormanları çok kıymetli. Bayındır ve Kemalpaşa'da da şu anda bu böceklerin tam zamanı. Çünkü ormanların bir kısmında çam kese böceği yuva yapmaya başladı, bir kısmında ise hala oluşmamış durumda. Onlar birbirlerinden etkilenerek bir konvoy şeklinde tüm ormanın etrafını sarıyorlar. Geçmiş yıllarda insan sağlığını tehdit eden 'koronavirüs' hastalığı çıkmıştı. Ormanların da koronası çam kese böceğidir. Mücadele etmenin tam zamanı. 3-4 yıl önce de bu çağrıyı yapmıştık. Bizim çağrımızdan sonra Orman Bakanlığı yetkilileri, yine bu böceğin düşmanı olan başka bir böceği bu bölgeye salarak azalma sağladı. Son yıllarda azalmıştı. Ama bu yıl tekrar hortladı" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'ORMANLIK ALANDA UZUN BİR KONVOY OLUŞTURURLAR'</strong></p>

<p>Torbalı Belediye Başkan Yardımcısı ve ziraat teknikeri Kadir Gözütok ise "Çam kese böceği tırtıllarının salgıladıkları bir hormon var. Bu hormon sayesinde iz bırakarak uzun bir konvoy oluştururlar. Bu konvoy sayesinde besin kaynaklarına birlikte ulaşır ve kaybolmadan da yuvalarına dönerek hayatta kalma şanslarını arttırırlar. Bu da ağaç ibrelerine ciddi şekilde zarar veriyor. Ağaçların büyümesine engel teşkil eden bir durum oluşturuyor. Torbalı Belediyesi olarak hem ormanlarımızdaki çam kese böceği hem de yangınlar konusunda tüm hassasiyeti gösteriyor ve orman idaresine destek oluyoruz. Geçmişte belediyemize ait kızılçam ormanlık alanında bakteriyle mücadele etmiştik. Bu sezonun başlamasıyla birlikte tüm makine ekipmanla yine katkılarımıza devam edeceğiz" diye konuştu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’nin Zehirli Tozu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-zehirli-tozu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-zehirli-tozu</guid>
<description><![CDATA[   Çeviri: Nazlıcan Demir Modern zamanların en ölümcül depremleri bir nesil için sağlık felaketine yol açmış olabilir. Asbest, silika, cıva ve kurşun, Şubat ayında Türkiye ve Suriye’de 54.000’den fazla insanın ölümüne neden olan büyük depremler sonucunda açığa çıkan binlerce toksin arasında yer alıyor. Reuters’in görüştüğü bir düzine çevre sağlığı uzmanı, yıkılan binalardan yayılan devasa toz [...]
The post Türkiye’nin Zehirli Tozu appeared first on polenekoloji.org. ]]></description>
<enclosure url="http://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/PFpHXEofXUmYubajM1evWQ.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 19:05:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’nin, Zehirli, Tozu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><em><strong>Çeviri: Nazlıcan Demir</strong></em></p>
<p>Modern zamanların en ölümcül depremleri bir nesil için sağlık felaketine yol açmış olabilir.</p>
<p>Asbest, silika, cıva ve kurşun, Şubat ayında Türkiye ve Suriye’de 54.000’den fazla insanın ölümüne neden olan büyük depremler sonucunda açığa çıkan binlerce toksin arasında yer alıyor.</p>
<p>Reuters’in görüştüğü bir düzine çevre sağlığı uzmanı, yıkılan binalardan yayılan devasa toz bulutlarının zehirleri nehirlere, bitkilere, akciğerlere ve organlara taşıdığını ve gelecek yıllarda ciddi sağlık sorunlarına yol açma riski taşıdığını söyledi.</p>
<p>Depremin geride bıraktığı enkazın hacmi, diğer büyük felaketlerle karşılaştırıldığında bile muazzamdır. Birleşmiş Milletler bu felaketin 1999’da Türkiye’de meydana gelen son büyük depremin en az 10 katı kadar enkaz bıraktığını tahmin ediyor.</p>
<p>Çok sayıda görgü tanığı raporuna ve televizyon görüntülerine göre, birçok yerde insanlar enkaz dağlarını temizlemek için koşuşturmuş ve binaların içindekileri gelişigüzel atmışlardır.</p>
<p>Bazı uzmanlar toksik kirlenmeden kaynaklanan ‘ikincil bir felaketin’ depremlerden bile daha şiddetli olabileceğini söyledi.</p>
<p>İnşaat mühendisi ve Türkiye Asbest Söküm Uzmanları Derneği Başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari, “İyimser bir tahminle 3 milyon kişinin hasta olacağını söyleyebilirim” dedi.</p>
<p>Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Afet Yönetimi Başkanlığı (AFAD) bu haber için yapılan açıklama taleplerine yanıt vermedi.</p>
<p>Türkiye’nin depremden en kötü etkilenen bölgelerinden olan Hatay ili, ortaya çıkan sağlık tehlikelerinin boyutunu göstermektedir.</p>
<p>Bereketli Hilal olarak bilinen bölgenin bir parçası olan 1,7 milyon nüfuslu il, tarımsal üretim ve gıda endüstrisi için kritik öneme sahiptir ve BM Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre Türkiye’nin tarımsal Gayri Safi Yurtiçi Hasılasının (GSYH) %14,5’ini oluşturmaktadır.</p>
<p>Atıkları bertaraf etme çabaları o kadar gelişigüzel ki, bazı yerel halk daha iyi koruma için her hafta protesto gösterileri düzenliyor. Nisan ayında bir grup sağlık görevlisi, çevre mühendisi ve avukat evlerin, hastanelerin, ibadethanelerin, zeytinliklerin ve kıyı sulak alanlarının yakınına çöp dökülmesini durdurmak için dava açtı.</p>
<p>Davacılar, 85,000 toksik madde içeren inşaat molozlarının en az 15 alana döküldüğünü söyledi. Reuters bu bilgiyi bağımsız olarak teyit edemedi.</p>
<p>Yerel mahkeme henüz temyiz başvurusu hakkında karar vermedi.</p>
<p>Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, deprem bölgesinde hükümetinin ilk müdahalesinin hızına yönelik yaygın öfkenin ortasında pazar günü yapılacak seçimlerde yirmi yıllık iktidarının en zorlu yeniden seçilme mücadelesiyle karşı karşıya. Erdoğan kampanyasının büyük bir bölümünü yıkılan bölgeleri hızla yeniden inşa etme vaatlerine odakladı.</p>
<p>Yerel yönetimin internet sitesinde 2 Mayıs’ta yapılan bir açıklamada, enkazın %70’inden fazlasının taşındığı ve yetkililerin halen ildeki yaklaşık 500 ilçeden 82’sini aktif olarak temizlediği belirtildi.</p>
<p>Asbest uzmanları derneği başkanı Ensari, Reuters’a yaptığı açıklamada, gönüllü olarak binaların yıkımını denetlemek ve enkazın taşınması için yetkililere “birçok başvuru” yaptıklarını söyledi, “ancak başvurularımız cevapsız kaldı.”</p>
<p>Çevre bakanlığı başvurularla ilgili açıklama talebine yanıt vermedi.</p>
<p>Uzmanlar, zararların on yıllar boyunca ortaya çıkacağını söyledi. Başta çocuklar olmak üzere çok daha fazla sayıda insan kanser, böbrek hastalıkları ve sinir bozukluklarına maruz kalacaktır.</p>
<p>Depremin vurduğu bölgelerde bulunan Türk Tabipler Birliği heyetinin başkanı Ali Kanatlı, “Solunum yolu hastalıkları, göz hastalıkları, astım atakları, alerjik reaksiyonlar ve akciğer hastalıkları artacak” dedi. “Önümüzdeki yıllarda bu sorunlarla karşılaşacağız.”</p>
<p> </p>
<blockquote class="td_quote_box td_box_center">
<p><strong>“O bölgede bir nesil kaybedeceğiz!”</strong></p>
<p>Mehmet Şeyhmus Ensari, Asbest Söküm Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, İnşaat Mühendisi</p>
</blockquote>
<p> </p>
<p><strong>Depremden Sonra</strong></p>
<p>Normal yıkımlarda, binalar yıkılmadan önce tehlikeli maddeler binalardan uzaklaştırılır.</p>
<p>Depremler bunu imkansız hale getirir.</p>
<p>Birçok şehirde kurtarma ekiplerinin yerini depremden sonraki haftalarda beton dağlarını tırmalayan binlerce kamyon ve ekskavatör aldı. Afet yönetim ajansı AFAD’a göre 13.000’den fazla araç etkilenen bölgelerde çalışmak üzere görevlendirildi.</p>
<p>Çevre Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar 25 Şubat’ta attığı bir tweet’te yetkililerin tehlikeli ya da geri dönüştürülebilir malzemeleri enkazdan ayıracağını söyledi.</p>
<p>Birpınar, asbest gibi zararlı maddelerin dolaşmasını önlemek için toz bastırma sistemlerinin kullanıldığını söyledi. Daha fazla ayrıntı taleplerine yanıt vermedi.</p>
<p>Türkiye’nin afet yönetmeliklerine göre, koruyucu giysiler giyen işçiler önce ölülerin kaldırıldığından emin olmalı, ardından özellikle beyaz eşyalar götürülmeli ve enkaz kirliliğe yol açmadan geri dönüştürülmeli ya da bertaraf edilmelidir.</p>
<p> </p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-4889" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.13.59.jpeg" alt="asbest ve enkaz kaldırma" width="627" height="725" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.13.59.jpeg 1044w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.13.59-259x300.jpeg 259w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.13.59-885x1024.jpeg 885w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.13.59-768x889.jpeg 768w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.13.59-696x805.jpeg 696w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.13.59-363x420.jpeg 363w" sizes="(max-width: 627px) 100vw, 627px"></p>
<p> </p>
<p>Reuters muhabirleri Antakya ve Osmaniye gibi şehirlerde bazı su kamyonlarının enkazı kamyonlara taşırken hortumla yıkadığını gözlemledi, ancak diğer birçok durumda böyle bir önlem yoktu.</p>
<p>Aralarında çocukların ve kurtarma görevlilerinin de bulunduğu korumasız insanların tozlu moloz yığınları arasında ilerlediği sahneler, 6 Şubat’ta meydana gelen ilk depremin ardından haftalarca televizyon ekranlarına yansıdı.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-4890" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-4890" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.21.06.jpeg" alt="deprem ve asbest" width="628" height="426" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.21.06.jpeg 886w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.21.06-300x203.jpeg 300w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.21.06-768x521.jpeg 768w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.21.06-696x472.jpeg 696w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.21.06-619x420.jpeg 619w" sizes="(max-width: 628px) 100vw, 628px">
<figcaption class="wp-caption-text">Kahramanmaraş, Türkiye’de meydana gelen depremlerin ardından bir çocuk enkazda oturuyor. 18 Şubat 2023. REUTERS/Clodagh Kilcoyne</figcaption>
</figure>
<p> </p>
<p><strong>Devasa çöplükler</strong></p>
<p>Hükümete göre depremler Ankara’ya 103 milyar dolardan fazla, yani Türkiye’nin 2021 GSYH’sinin sekizde birine mal olabilecek bir yıkım izi bıraktı.</p>
<p>Depremler 11 ilde birçok şehri harap ederek evleri, hastaneleri, camileri ve anıtları yerle bir etti.</p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Mart ayında yaptığı açıklamaya göre, etkilenen bölgelerde 300.000’den fazla bina yıkıldı, yıkılması gerekti veya orta derecede hasar gördü.</p>
<p>Buradaki binaları temsilen bulunan bloklarla oluşturulmuş görselleştirme için kaynak ziyaret edilmelidir. <a href="https://www.reuters.com/graphics/TURKEYQUAKE/TOXINS/znvnbmyrzvl/index.html?s=35">https://www.reuters.com/graphics/TURKEYQUAKE/TOXINS/znvnbmyrzvl/index.html?s=35</a></p>
<p>BM Kalkınma Programı (UNDP), yıkım sonucu ortaya çıkan moloz hacminin 100 milyon metreküpü (130 milyon metre küp) aşacağını, bunun da 2010 yılında Haiti’yi vuran büyük depremin bıraktığı hacmin yaklaşık 10 katı olduğunu söylüyor.</p>
<p>Eğer üst üste yığılırsa, her biri Mısır Giza’daki Büyük Piramit büyüklüğünde 38 devasa yığına eşdeğer olacaktır.</p>
<p>Hatay ilinin başkenti gibi görülen ilçesi Antakya’dır. Tüm bölge paramparça olmuş beton ve çelik yığınlarına dönüşmüştür.</p>
<p>Deprem öncesi ve sonrasına ait uydu görüntüleri, Asi nehrinin batı kıyıları ve şehir merkezi boyunca uzanan yıkım izlerini göstermektedir. ( Antakya’nın 27 Eylül 2021 tarihli uydu görüntüsü: Google, ©2023 Maxar Technologies. Depremden sonra, 15 Şubat 2023: Google, ©2023 Airbus)</p>
<p>Birpinar’ın tweetlerine göre aşağıdaki resim moloz depolama sahalarının nasıl yönetilmesi gerektiğini gösteriyor.</p>
<p>Birpınar, depolama sahalarının güvenli bir şekilde yönetildiğini ve gelen atıkların bir envantere kaydedildiğini söyledi. Sahaların yerleri ulaşım kolaylığı açısından seçildi ancak sulak alanlara veya koruma altındaki bölgelere, tarıma ve yerleşim alanlarına uzaklık gibi ekolojik faktörler de göz önünde bulunduruldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-4891" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.24.50.jpeg" alt="moloz depolama" width="627" height="626" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.24.50.jpeg 921w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.24.50-300x300.jpeg 300w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.24.50-150x150.jpeg 150w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.24.50-768x767.jpeg 768w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.24.50-696x695.jpeg 696w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.24.50-420x420.jpeg 420w" sizes="(max-width: 627px) 100vw, 627px"></p>
<p> </p>
<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eski Müsteşarı Profesör Mustafa Öztürk, atıkların uygun şekilde kullanıldığında tekrar hammaddeye dönüştürülerek değerli bir ürün haline getirilebileceğini söyledi.</p>
<p>Öztürk ve diğerleri, Antakya’dan çıkarılan molozların çoğunun yakındaki geçici çöplüklerde depolandığını ve bunun da kirlenme endişelerini artırdığını söyledi.</p>
<p>Reuters tarafından ziyaret edilen veya incelenen dört yer tarım veya yerleşim yerlerine yakındı.</p>
<p>Çukurova Üniversitesi’nden deniz biyoloğu Sedat Gündoğdu, Nisan ayı sonunda Science dergisinde yayınlanan mektubunda, toprak, hava ve su kirliliğinin yanı sıra hastalıkların yayılmasını önlemek için Türkiye’nin deprem atıklarını düzgün bir şekilde yönetmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>“Risklere rağmen Türkiye, binaların yıkımı, inşaat ve yıkım atıklarının taşınması ve yönetimi sırasında önemli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini uygulamamıştır” diye yazdı.</p>
<p> </p>
<blockquote class="td_quote_box td_box_center">
<p><strong>“Bu atıkları vahşi ve kontrolsüz bir şekilde yönetiyoruz”</strong></p>
<p>Mustafa Öztürk, Eski Müsteşar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı</p>
</blockquote>
<p> </p>
<p>Gündoğdu Reuters’a verdiği demeçte plastik, asbest, ağır metaller ve diğer kirleticilerin sonsuza kadar besin zincirinde kaldığını söyledi.</p>
<p>Çevre Bakanlığı, Gündogdu’nun mektubuyla ilgili açıklama talebine yanıt vermedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Toksinler serbest bırakıldı</strong><strong> </strong></p>
<p>Tehlikeli maddeler, boyadan borulara kadar bir binanın birçok alanında bulunabilir. İşte bunlardan başlıcaları ve potansiyel olarak bulunabilecekleri yerlere ilişkin örnekler.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-4892" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.29.39.jpeg" alt="enkazlarda zehirli kimyasallar" width="627" height="719" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.29.39.jpeg 953w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.29.39-261x300.jpeg 261w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.29.39-892x1024.jpeg 892w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.29.39-768x882.jpeg 768w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.29.39-696x799.jpeg 696w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.29.39-366x420.jpeg 366w" sizes="(max-width: 627px) 100vw, 627px"></p>
<p> </p>
<p><strong>Çöp boşaltma alanları</strong></p>
<p>Birpınar’ın attığı bir tweet, Hatay’da yaklaşık 1,3 milyon metrekare ya da yaklaşık 200 futbol sahasına eşdeğer 19 geçici moloz depolama alanını özetledi.</p>
<p>Reuters, bu alanların depremden önceki ve molozların dökülmesinden sonraki uydu görüntülerini inceledi. Antakya’nın batısındaki bir alan, apartmanlara sadece 50 metre mesafede ve zeytinliklerle çevrili.</p>
<p>Büyük moloz yığınının açıkta olduğu ve bir tarlaya döküldüğü görülüyor.</p>
<p>Antakya’nın batısındaki alan</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-4893" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.33.46.jpeg" alt="kontrolsüz moloz döküm" width="624" height="457" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.33.46.jpeg 1006w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.33.46-300x219.jpeg 300w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.33.46-768x562.jpeg 768w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.33.46-80x60.jpeg 80w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.33.46-696x509.jpeg 696w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.33.46-574x420.jpeg 574w" sizes="(max-width: 624px) 100vw, 624px"></p>
<p>Antakya’nın doğusundaki tepelerde yer alan bir başka yerde, bir vadiye dökülen ve bir zeytin bahçesini işgal eden moloz yığını görülebiliyor.</p>
<p>Çöplüğün bulunduğu yerde kaldırım tuğlası ve çimento blok fabrikası bulunan 51 yaşındaki Altan Arslan, araziyi depremden sonra moloz depolamak için kullanılmak üzere devlete bağışladığını söyledi.</p>
<p>Her gün binlerce kamyonun geldiğini ve molozların devasa bir tepeye dönüştüğünü söyledi. Daha sonra buldozerler atıkları düzleştirip uçurumun kenarına doğru iterek bazı molozların vadiye yuvarlanmasına ve büyük toz bulutları oluşmasına neden oldu.</p>
<p>Antakya’nın doğusundaki alan</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-4894" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.43.13.jpeg" alt="moloz döküm sahaları" width="659" height="469" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.43.13.jpeg 938w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.43.13-300x213.jpeg 300w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.43.13-768x546.jpeg 768w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.43.13-100x70.jpeg 100w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.43.13-696x495.jpeg 696w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.43.13-591x420.jpeg 591w" sizes="(max-width: 659px) 100vw, 659px"></p>
<p> </p>
<p><strong>Görünmez katil</strong></p>
<p>Mimar Sinan Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğretim üyesi Aslı Odman, tehlikeli maddeler arasında asbestin Türkiye’de mevzuat açısından en iyi düzenlenmiş madde olduğunu söyledi.</p>
<p>“Mevzuat açısından bir sorun yok” diyen Odman, “ancak mevzuat şu anda askıya alınmış durumda” dedi. Türkiye, felaketin boyutları nedeniyle bu yılın başlarında asbest maruziyetini düzenleyen yasaları askıya almıştı. Hükümet, mevzuatın ne zaman yeniden yürürlüğe girebileceğine ilişkin sorulara yanıt vermedi.</p>
<p>Odman ve diğerleri, yıkım müteahhitlerinin aldıkları ihalelere dayanarak kendi planlarını uyguladıklarını söyledi.</p>
<p>“Bu durum halk sağlığına uygun değil” dedi.</p>
<p>ABD merkezli Asbest Hastalığı Farkındalık Örgütü’nün kurucularından Linda Reinstein’a göre, enkaz arasında ne kadar zehirli madde olduğunu belirlemek imkansız bir görev olabilir.</p>
<p> </p>
<blockquote class="td_quote_box td_box_center">
<p><strong>“Neredeyse görünmez, göremezsiniz, tadına bakamaz ya da havadaki liflere dokunamazsınız.”</strong></p>
<p>Linda Reinstein, Asbest Hastalığı Farkındalık Örgütü</p>
</blockquote>
<p> </p>
<p>Türk Toraks Derneği, asbestle ilişkili hastalıkların ortaya çıkmasının genellikle uzun yıllar aldığını söylüyor – maruziyetten sonra 10 yıl ila 50 yıl arasında bir zaman dilimi. Asbestle ilişkili hastalık riskinin, yaşam boyu solunan asbest liflerinin sayısıyla birlikte arttığını belirtiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-4895" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.50.03.jpeg" alt="asbest maruziyeti" width="603" height="828" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.50.03.jpeg 984w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.50.03-219x300.jpeg 219w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.50.03-746x1024.jpeg 746w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.50.03-768x1054.jpeg 768w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.50.03-696x956.jpeg 696w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Image-2023-05-15-at-12.50.03-306x420.jpeg 306w" sizes="(max-width: 603px) 100vw, 603px"></p>
<p> </p>
<p>Türk Toraks Derneği web sitesinde “Asbestle ilişkili hastalıklar için iyileştirici bir tedavi yaklaşımı yoktur” dedi.</p>
<p>Asbest Hastalığı Farkındalık Örgütü’nden Reinstein, “evde maruz kalmanın” da büyük bir risk olduğunu söyledi. Tehlikeli toz, sahada maruz kalanların giysilerine ve saçlarına bulaşabilir.</p>
<p>Bu da evdeki diğer kişilerin hastalığa maruz kalmasına yol açabilir, dedi.</p>
<p>Antakya’daki işçiler, bir binanın enkazını temizlemenin birkaç gün sürebileceğini söyledi.</p>
<p>Mimar Sinan Üniversitesi öğretim görevlisi Odman, temizlik çalışmalarına katılan işçilerin ileride toksinlere maruz kalmaları sonucunda hastalığa yakalanmaları halinde tazminat talep etme şanslarının çok az olduğunu söyledi.</p>
<p>Belirli bir toksin veya kanserojene maruz kaldıklarında nerede olduklarını belgeleyemeyeceklerini, çünkü bu zamana kadar birçok şantiye ve işyeri değiştirmiş olacaklarını söyledi.</p>
<p>Sadece işçilerin değil, güvenlik güçleri ve askerlerin de tehlike altında olduğunu söyledi.</p>
<p>“Onların hiçbir şekilde korunduğunu görmüyoruz” dedi.</p>
<p>İçişleri Bakanlığı güvenlik güçlerinin korunmasına ilişkin açıklama talebine yanıt vermedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><em><strong>Kaynak: Reuters, Turkey’s Toxic Dust</strong></em></p>
<p><a href="https://www.reuters.com/graphics/TURKEYQUAKE/TOXINS/znvnbmyrzvl/index.html?s=35"><strong><em>https://www.reuters.com/graphics/TURKEYQUAKE/TOXINS/znvnbmyrzvl/index.html?s=35  </em></strong></a><em>Ece Toksabay, Adolfo Arranz, Jitesh Chowdhury, Sudev Kiyada ve Simon Scarr tarafından 11 Mayıs 2023’te yayınlandı.</em></p>
<p><em><strong>Ek çalışma ve geliştirme</strong></em></p>
<p>Prasanta Kumar Dutta</p>
<p><em><strong>Kaynaklar</strong></em></p>
<p><em>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı; Centers for Disease Control and Prevention; Asbestos.com, The Mesothelioma Center; Maine Department of Environmental Protection; Health and Safety Executive, UK; United States Department of Labor; Centre for Radiation, Chemical and Environmental Hazards; Planet Labs PBC; NYC Department of Buildings.</em></p>
<p><em><strong>Düzenleyen</strong></em></p>
<p><em>Sara Ledwith ve Daniel Flynn</em></p>
<p>The post <a href="https://www.polenekoloji.org/turkiyenin-zehirli-tozu/">Türkiye’nin Zehirli Tozu</a> appeared first on <a href="https://www.polenekoloji.org/">polenekoloji.org</a>.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kontrolsüz Yıkımlarda, Yıkıntıların Zararlarını Azaltacak Kaldırma ve Ayrıştırma Önlemleri Alınmalıdır!!!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kontrolsuz-yikimlarda-yikintilarin-zararlarini-azaltacak-kaldirma-ve-ayristirma-onlemleri-alinmalidir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kontrolsuz-yikimlarda-yikintilarin-zararlarini-azaltacak-kaldirma-ve-ayristirma-onlemleri-alinmalidir</guid>
<description><![CDATA[ Yerleşim yerlerinde ortaya çıkan kontrol dışı yıkımlarda, yıkıntıların kaldırılmasında, can ve mal kayıpları dışında büyük ekolojik sorunlar oluşabilir. Birde bu yıkıntıların bilinçsizce kaldırılması taşınması ve dökülmesi depolanması koşulları çok kapsamlı ekolojik sorunlar yaratabilir. Bunun için yıkıntıların harman gibi yüklenip kaldırılmaması gerekir. Kesinlikle yerinde; ayrıştırılarak kaldırılması ve özenle taşınıp, özenle depolanıp, yeniden kullanılabilecek geri kazanımlar projelendirilmelidir. [...]
The post Kontrolsüz Yıkımlarda, Yıkıntıların Zararlarını Azaltacak Kaldırma ve Ayrıştırma Önlemleri Alınmalıdır!!! appeared first on polenekoloji.org. ]]></description>
<enclosure url="http://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/03/asbest-birgun.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 19:05:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kontrolsüz, Yıkımlarda, Yıkıntıların, Zararlarını, Azaltacak, Kaldırma, Ayrıştırma, Önlemleri, Alınmalıdır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yerleşim yerlerinde ortaya çıkan kontrol dışı yıkımlarda, yıkıntıların kaldırılmasında, can ve mal kayıpları dışında büyük ekolojik sorunlar oluşabilir. Birde bu yıkıntıların bilinçsizce kaldırılması taşınması ve dökülmesi depolanması koşulları çok kapsamlı ekolojik sorunlar yaratabilir. Bunun için yıkıntıların harman gibi yüklenip kaldırılmaması gerekir. Kesinlikle yerinde; ayrıştırılarak kaldırılması ve özenle taşınıp, özenle depolanıp, yeniden kullanılabilecek geri kazanımlar projelendirilmelidir. Çok çeşitli kimyasalları barındıran altyapı, işyeri, üretim tesisleri ve barınma yapıları özellikle yıkım etkisi olan depremlerden sonra dikkatlice ele alınıp tehlikeli girişimlerden uzak olunması gerekir. Yapıların barındıracağı hem yapı hem depolama hem de kullanım nedeniyle çok sayıda tehlikeli madde ile karşı karşıya olduğumuz gerçekliliği söz konudur. Bu maddeler</p>
<p><strong>1.Yapılarda kullanılan kimyasalları,</strong></p>
<p>Yapım aşamasında yapıyı oluşturan özellikle betonarme binalar temel olarak betondan kaynaklı olarak kum ve çakıl, çimento esaslı üretim nedeniyle silis esaslı mineralleri içermektedir. Başta silis tozları olmak üzere, yıkım sonrası oluşan tozlar havayoluyla yayılarak insan yerleşimleri ve diğer canlıların olduğu alanlarda yayılarak, solunum yoluyla ciğerler girebilir. Başta silikozis hastalığı olmak üzere çeşitli hastalıklara neden olur. Bu nedenle yıkımda ortaya çıkan tozların atmosfere yayılmadan kontrol edilmesi önemlidir. Ayrıca yoğun olarak oluşan tozlar tarımsal alanlarda da sorunlara neden olmakla birlikte, temas ettiği çeşitli kimyasalları da adsorbe yada absorbe ederek taşıyabilir.</p>
<p>Bina da izolasyon amaçlı kullanılan çatı ve döşeme amaçlı kullanılan malzemelerin bir kısmında Asbest söz konusudur. Asbest yine silis gibi yapı malzemelerinde toz olarak atmosfere yayılması yoğun sağlık sorunları ve çevre kirliliğine neden olur. Yayıldığı ortamlardan toparlanması zor olmakla birlikte yaratacağı sorunların hem soluma hem de hava hareketleri ile etrafa yayılması çok ağır kirliliğe sebebiyet vermesi kaçınılmazdır. Bu nedenle asbest kaynağı olarak yıkılan yapılarda yerinde tespit edilerek önlemler ile kontrol altına alınarak güvenlikli olarak depolanmalıdır.</p>
<p>Dekorasyon için kullanılan çeşitli boyaların yıkılan binalarda toz haline gelmesi ve değişik nedenlerle çözülmesi çok çeşitli kimyasalların oluşumuna sebebiyet verebilir. Toz olarak yayılması her türlü yeni sorunu yaratabilir olarak tedbiren kontrol altına alınmalıdır. Özellikle renklendirici kimyasallar Cr ve Pb önemli ağır metallerdir. Diğer yandan bazı dekoratif metallerin yüzey kaplamalarında Cd (kadmiyum) kullanılmıştır. Kontrolü şekilde toplanmalıdır.</p>
<p><strong>2. Yapılarda kullanılmak üzere depolanmış kimyasallar</strong>.</p>
<p>Yapı kimyasallarının kullanılan kısımlardan çeşitli sorunların ortaya çıkması açık olarak bilinmektedir. Birde bunlara depolanmış yapı kimyasallarına dikkat çekmek gerekir. Yapıların imalatında dekorasyonunda korunmasında kullanılacak olan birçok kimyasal satış ve kullanma depolarında yapı işyerlerinde bulunduğu bilinmektedir. Bunlar kullanılmamış, solventler, boyalar, boya tozları, ağır metalli renklendiriciler, yağlar vs onlarca çeşidi yıkıntılarla birlikte beton ve diğer yıkıntılar içerisinde karışmıştır. Bunların tespiti ve ayrıştırılması, eğer bulaşmış olma durumu varsa bu malzemelerin kontrol altına alınarak doğru yerlerde bekletilmesi ve arındırma yapılması önemlidir. Bu yıkıntı maddelerinin asla doğada hava toprak su ile teması olmamalıdır.</p>
<p>Bu kimyasallara ek olarak çeşitli petrol bileşikleri yağlar ve yakıtların olması (mazot benzin gazyağı fuoloil) kaçınılmazdır. Bu konuda dikkatle hasar görmemiş ambalajların kontrolü olarak alınması gerekir. Hasarlı ambalajların tespiti ve yayılmasını engelleyecek şekilde kontrol altına alınacak tedbirler uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>3. Enerji sistemlerinin içerdiği kimyasallar</strong></p>
<p>Yıkıma uğrayan kentlerde çeşitli yerlerde açık ya da kapalı alanlarda trafolar, jenaratörler ve değişik makine ekipmanları söz konusu olabilir. Bütün bu sistemlerin her birinin soğutma ya da aşınma yağları söz konusudur.  Bunlar yine toparlanarak kontrol altına alınmalıdır. Asla yıkıntılar ile kaldırılmamalı ve kontrolsüz sahalara dökülmemelidir.</p>
<p>Bu sistemlerin devreye girmesi yada bağımsız olarak çeşitli kesintisiz sistemler için kullanılan akümülatörler söz konudur. Bunlar kurşun başta olmak üzere asit ve elektrot olarak kullanılmış sıvı jel konumunda kimyasallar söz konusudur. Yine akümülatörler içerisinde anot ve katot olarak kullanılan kurşun, nikel kadmiyum gibi ağır metaller bulunmaktadır. Bu malzemelerin çıkarılması taşınması hiç bir şekilde kontrolsüz işleme tabi tutulmamalıdır. Yine güneş enerjisi sistemlerinin akümülatörleri ve panelleri aynı şekilde içinde gerekli tedbirler alınmalıdır.</p>
<p>Aydınlatma için kullanılan birçok ampul çeşidi civa gibi ağır metaller içermektedir. Aydınlatma sistemlerinde çeşitli elektronik kartların olması da söz konusudur. Aydınlatma sistem ve malzemeleri özenle sökülmeli, kırık olarak etrafa yayılan yıkıntılara bulaşmış olduğu belirlenen kısımlar özel alanlara alınmalıdır.</p>
<p><strong>4. Elektronik sistemler ve kullanılan malzemeler</strong>.</p>
<p>Nerdeyse her işyeri ve evimizde bulunan elektronik malzemelerin kartları reçine ve çeşitli kaplama metalleri içermekte olup, sistemin enerji kesintisinin önlenmesi için küçük akümülatör olarak bilinen pil çeşitlerinin içeriğinde bulunan ağır metaller ve çeşitli jellerin kimyasal içermektedir. Bu parçaların kontrollü bir şekilde yıkıntılardan çıkartılarak ayrıştırma alanına alınması gerekir.</p>
<p><strong>5. Doğrama zemin kaplama malzemeleri</strong></p>
<p>Plastik malzemeden yapılan pencere kapı bölme gibi kısımları, eski tiplerinde kurşun söz konusu olup, değişik kimyasalları da içermesi nedeniyle kontrolü şekilde ayrıştırılmalıdır. Yine zemin malzemeleri çeşitli kaplamalı parkeler, pvc ve diğer plastik kaplamaların kimyasal içerikleri yaratacağı sorunlar nedeniyle kontrollü olarak yıkıntılardan ayrıştırılmalıdır. Özellikle marley olarak bilinen pvc esaslı yer kaplamaların asbest içermekte ve yapıştırılmasında petrol ve kimyasal esaslı solisyonlar kullanılmıştır.</p>
<p>Doğrama ve dekoratif esaslı metallerin kaplamalarında, boyalarında çeşitli ağır metallerin olduğu söz konusudur.</p>
<p>Mobilya, dekorasyon ve doğrama amaçlı kullanılan kaplamalı ahşapların kaplamalarında boya ve renklendiricilerin kimyasal bileşimleri çok değişik içeriklere sahiptir.</p>
<p><strong>6. İç döşeme tekstil ürünleri ve hammaddeleri</strong></p>
<p>Her konut ve iş yerinde çeşitli tekstil ürünleri ve döşeme malzemeleri değişik kimyasallar içermektedir. Başta boya olmak üzere bu malzemelerin boyalarının çözünmesini ve açık alanlara atılmasına engel olunmalıdır. Ayrıştırılarak hem geri kazanımda kullanılabilir hem de kirliliği önleyici tedbirler alınmalıdır. Üretim tesislerinde bulunan kimyasalların tespiti, ambalajlı çıkarılması, hasar görenler bulaşması yayılmadan toparlanmalı, bulaştığı malzemeler özel alanlara alınmalıdır.</p>
<p><strong>7. İzolasyon amaçlı malzemeler.</strong></p>
<p>Çok çeşitlilik gösteren izolasyon ve yapıştırma malzemeleri çeşitli kimyasal içerikleri nedeniyle, kaldırılması taşınması ve terk edilmesi koşullarda ağır kimyasal çözünmelere neden olabilir. Doğal ve açık ortamlara terk edildiğinde hayvanlar tarafından da yem gibi yenilebileceğinden ayrıca önlem alınmalıdır.</p>
<p>Bütün bu belirlemeler yapıların yıkıntılarının yapı ve depolama sistemleri nedeniyle kimyasal bir karışımdır. Fiziksel olarak ayrıştırmanın bir miktar yapılabilecek koşulları sağlayarak, öğütülmeden ve karışmamasına özen gösterilerek çalışma yürütülmesi kaçınılmaz olmalıdır.</p>
<p><strong>8. Beyaz eşya soğutma sistemleri</strong></p>
<p>Nerdeyse her hane ve işyerinde kullanılan beyaz eşyalardan buzdolaplarının hem gaz hem de yağ barındırdığı bilinmektedir. Diğer yandan iklimlendirme sistemlerinin yağ ve gaz içeriği de önemli boyutlardadır. Bu gibi hasarlı akıntı ve kaçak olmuş malzemelerin bulaştığı parçalar tespit edilerek kontrol altına alınmalıdır.</p>
<p><strong>9. Radyoaktif Paratonerler tıbbı cihazlar</strong></p>
<p>Çok önem arz eden geç dönemde özensizlikleri nedeniyle sorun olan ve üzerinde bir çalışma yapılmayan, radyoaktif izotop içeren paratonerler yıkımlarda tek tek tespit edilip sorumlu olan atom enerjisi kurumlarınca kontrol altına alınmalı, uygun alanlarda depolanmalı. Ölçümleri yapılmalı, hasar görenleri varsa, yaylımına engel olunarak özel ekiplerce kontrol altına alınmalıdır. İçeriğinde Radyum izotopu ve Amerisyum izotopu bulunduğu bilinen çok sayıda paratonerler geçmiş yıllarda satılmış ve montaj edilmiş olduğu bilinmektedir. Bu kayıtların ilgili kurumlarca tespiti yapılıp tek tek toplanması asla yıkıntılarla birlikte kaldırılmaması atılmaması, hasar verilmemesi gerekmektedir.</p>
<p>Hastahane ve sağlık merkezlerinde hem nükleer tedavi hem görüntüleme amaçlı izotop içeren cihazlar bulunma olasılığı vardır. Bunlar faal olmayıp depolara da kaldırılmış olabilir. Geçmişe yönelik kayıtları tespit edilerek kontrol altına alınması gerekir.</p>
<p><strong>10. Tarım ilaçları ve kimyasalları</strong></p>
<p>Tarım faaliyeti yürütülen bölgelerimizde çok sayıda tarımsal ilaç ve kimyasallar satı yapan ticarethane, depo olması söz konudur. Bütün bu yapılar belirlenerek bu ilaç ve kimyasallar kontrolü şekilde ambalajı bozulmadan çıkarılmalı, ambalajı bozulanlar ve yıkıntılara karışanlar bulaştığı malzemeler ile özel alanlara alınmalıdır.</p>
<p><strong>11.Eczane, hastahane ve sağlık kimyasalları depoları</strong></p>
<p>Yıkımlar içinde eczane ve ilaç depoları bulunabilir. Ayrıca ilaç hammaddesi kimyasallar da olabilir. Yine hastahanelerin yıkıntılarında birçok ilaç ve ilaç içeriği kimyasallar olması söz konusudur. Her bir ilacın bir kimyasal olduğunu bilerek bütün yıkıntılarda çok dikkatlice ayrıştırma uygulayıp, ambalajlı şekilde alınmaları sağlanmalıdır. Yine dağılan ve akan ambalaj hasarlılar bulaştığı kısımla kontrol altına alınmalıdır.</p>
<p><strong>12. Evsel temizlik maddeleri ve kimyasalları</strong></p>
<p>Her türlü işyeri ve evimizde temizlik ve hijyen için kullanılan ürünlerin ve hammaddelerinin bir çoğu kimyasaldır. İçerikleri açısından kontrol altına alınmalıdır. Bu ürünlerin ve hammaddelerinin hem evlerimizde, satışı yapılan market ve işyerlerinde, depolarda yıkıntılar altında kalması, hasar görmesi akması gibi sorunlar kaçınılmazdır. Bütün bu madde ve ürünler kontrol altına alınmalı, hiçbir şekilde doğaya yayılmasına izin verilmemelidir. Diğer yandan kozmetik ürünlerin satış ve depolanması da bu şekilde ele alınmalıdır.</p>
<p><strong>13.Çeşitli petrol ürünleri ve yakıt depoları</strong></p>
<p>Yıkımın olduğu bölgelerde bunan yapılarda yakıt amaçlı, bakım amaçlı çeşitli petrol ürünleri yağlar vs olması söz konusudur. Bu tip ürünlerin olabileceği yerlerde kimyasallar gibi işlem yapıp konrtollü bir şekilde ürünleri ve hasarlı malzemeleri toparlamak gerekir.</p>
<p>Genel olarak her insanın düşündüğünde basitçe aklına getirebileceği yüzlerce kimyasal yıkıntılarda depolarda, ambalajı, hasarlı, akmış durumlarda olması söz konusudur. Yıkıntılarda tozlaşma, taşıma ve kaldırma ile başka yerlere nakledilmesi tehlike arz eder. Yayılıma sebep verir. Bu nedenle hiçbir yıkıntı makinelerle karıştırılarak aralara yüklenerek nakledilmemelidir.</p>
<p><strong>HER YIKINTI KENDİ BULUNDUĞU ALANDA AYRIŞTIRILMALI, SÖZ KONUSU İÇERKLERİNE GÖRE DETAYLI VE ÖZENLİ ÇALIŞMA İLE GERİ KAZANILACAK ŞEKİLDE BELİRLENMİŞ DEPOLARA KALDIRILMALIDIR.</strong></p>
<p><strong>DEPOLAMA ALANLARINA GİDERKEN BİLE ÇOĞU SINIFLANDIRILMIŞ OLARAK GİDECEĞİNDEN; KONTROLU DAHA GÜVENLİ VE KOLAY OLACAKTIR. </strong></p>
<p><strong> TOPRAK, SU HAVA TEMASI OLMAMALI.</strong></p>
<p><strong>ŞU AN YAPILAN UYGULAMALAR GİBİ AÇIK ALANLARA ÖZELLİĞİ NE OLURSA OLSUN YIĞILMAMALI, ATILMAMALIDIR. </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Her yıkıntıya toz olmasın diye su sıkılmamalıdır. Hm kimyasal yayılmasına hem değişik yeni kimyasalların oluşmasına ve bulaşmasına neden olabilir.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Acele olarak depolanan bu malzemelerde ileride kaçınılmaz olarak ortaya çıkabilecek yangınlar nedeniyle çok çeşitli ve kayıtlarda isimlendirilmemiş zehirli gazların yayılması hem hava su toprak kirliliğine, kısa sürede canlıların ölümüne bile neden olabilecektir.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Hasarlı ve yıkılması gereken yapılar için bütün bu işlemlerden sonra yeniden aynı işlemler uygulanmalıdır. </strong></p>
<p>ÖZETLE ANLATMAYA ÇALIŞTIĞIM BU BİLGİLERE DAHA NİCELERİ EKLENEBİLECEĞİNİ BİLEREK; ÇEŞİTLİ PLANLAR DOĞRULTURUNDA, ANALİZ EDİLEREK İŞLEM YAPMAK ÖNEM İÇERMEKTEDİR.  YOKSA GELECEĞİMİZ YOK EDİLMEKTEDİR.</p>
<p><strong>Cemalettin KÜÇÜK</strong></p>
<p><strong>Metalürji Yüksek Mühendisi</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.polenekoloji.org/kontrolsuz-yikimlarda-yikintilarin-zararlarini-azaltacak-kaldirma-ve-ayristirma-onlemleri-alinmalidir/">Kontrolsüz Yıkımlarda, Yıkıntıların Zararlarını Azaltacak Kaldırma ve Ayrıştırma Önlemleri Alınmalıdır!!!</a> appeared first on <a href="https://www.polenekoloji.org/">polenekoloji.org</a>.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kentsel Dönüşüm ve Kapitalist Yapı Üzerine Bir Analiz</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marxin-kapitalinden-bir-deprem-analizi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marxin-kapitalinden-bir-deprem-analizi</guid>
<description><![CDATA[ Marx’ın &quot;Kapital&quot;i, kapitalist sistemin kök sorunlarına dair ipuçları sunar. Konut sorununu, işçi sınıfının mülksüzleşmesi ve kapitalist birikimle ilişkilendirir. Depremde olduğu gibi, emekçilerin kötü yaşam koşulları sermaye birikiminin doğal sonucudur. ]]></description>
<enclosure url="http://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/03/getty.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 19:05:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marx’ın, Kapital’inden, bir, deprem, analizi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kapitalist sistemin yapısal sorunları, sadece üretim süreçlerinde değil, yaşam alanlarında da kendini göstermektedir. Karl Marx’ın Kapital adlı eserinde ele aldığı kapitalist üretim tarzı, yalnızca ekonomik eşitsizliklere değil, aynı zamanda şehirleşme ve konut politikalarındaki derin sosyal adaletsizliklere de ışık tutar. Özellikle kentsel dönüşüm projeleri, kapitalizmin konut sorunuyla nasıl iç içe olduğunu açıkça ortaya koyar.</p>
<p></p>
<p>Konut Sorunu: İşçi Sınıfının Barınma Krizi</p>
<p>Marx, işçi sınıfının konut sorununu, kapitalist sistemin ayrılmaz bir parçası olarak ele alır. İşçilerin, sermaye birikiminin en yoğun olduğu sanayi şehirlerine göç ettirilmesiyle başlayan bu süreç, düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarıyla birleşerek işçileri sağlıksız ve güvensiz yaşam alanlarına mahkûm eder. Sanayi kentlerinde sermaye birikimi arttıkça, işçilerin barındığı konutların durumu da giderek kötüleşir. Bu bağlamda Marx, konut sorununu, sermaye birikiminin kaçınılmaz bir sonucu olarak değerlendirir. Kentleşme ile işçi sınıfının konut sorunları arasındaki ilişki, günümüzde de kendini kentsel dönüşüm projeleri ile gösterir.</p>
<p></p>
<p>Kentsel Dönüşüm ve Sermaye Birikimi</p>
<p>Kapitalist ekonomideki sermaye birikimi, kentsel dönüşüm projeleriyle hız kazanır. Şehirlerin merkezlerinde yer alan işçi sınıfı konutları, rant projeleriyle dönüştürülür ve bu alanlar daha fazla kâr getirecek şekilde yeniden yapılandırılır. İşçiler, yüksek kira bedelleri nedeniyle şehir merkezlerinden uzaklaştırılır ve şehrin çeperlerinde daha güvencesiz alanlara itilir. Bu durum, Marx’ın kapitalist birikimin yasaları çerçevesinde işçi sınıfının yaşam koşullarının giderek kötüleştiği tezini doğrular niteliktedir.</p>
<p></p>
<p>Deprem ve Kentsel Adaletsizlik</p>
<p>2023 yılının başında Türkiye'de yaşanan deprem felaketi, kapitalist yapılaşmanın ve rant projelerinin işçi sınıfı üzerindeki yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Depremde en fazla kaybın yaşandığı yerler, işçilerin kalabalık nüfuslarla yaşadığı, sağlam olmayan ve düşük kaliteli malzemelerle inşa edilen binalardı. Özellikle düşük gelirli ailelerin bu binalarda yaşamaya zorlanması, kapitalist sistemin sadece ekonomik değil, aynı zamanda can güvenliği açısından da nasıl bir tehlike yarattığını gösterdi.</p>
<p></p>
<p>Çifte Sömürü: Konut ve Çalışma Koşulları</p>
<p>Kapitalist sistemde, işçilerin sadece üretim süreçlerinde değil, konut politikaları üzerinden de sömürüldüğü bir gerçektir. Bir yandan düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalan işçiler, diğer yandan yüksek kira bedelleri ve kalitesiz konutlarda yaşamaya mahkûm edilirler. Marx, bu durumu, sermaye birikiminin iki yönlü bir sömürü mekanizması olarak ele alır: Hem işçi sınıfı emeğiyle sermaye birikimine katkı sağlar, hem de yaşadığı konutlar üzerinden rant sistemine dahil edilerek sömürülür.</p>
<p></p>
<p>Kapitalist Yapılaşmanın Sonuçları</p>
<p>Kapitalist sistemde inşaat sektörü, sermaye birikiminin en önemli araçlarından biri haline gelmiştir. Kâr oranlarını maksimize etmek için inşaat işçileri üzerinde yoğun bir baskı kurulur; işçiler en sağlıksız koşullarda, en düşük maliyetlerle çalıştırılır. Aynı zamanda, yapı malzemelerinin kalitesinden ödün verilerek binaların dayanıklılığı azaltılır. Bu durum, büyük bir sermaye birikimi sağlarken, işçi sınıfının can güvenliğini hiçe sayan bir yapılaşma anlayışını doğurur.</p>
<p></p>
<p>Marx’ın Kapital’inde ele aldığı sermaye birikimi yasaları, günümüz şehirleşme politikaları ve kentsel dönüşüm projelerinde de etkisini göstermektedir. İşçi sınıfı, hem çalışma hayatında hem de barınma koşullarında sermayenin acımasız sömürü mekanizmalarının hedefi haline gelir. Özellikle deprem gibi doğal afetler, kapitalist sistemin bu adaletsizliklerini daha belirgin hale getirir. Bu nedenle, kentsel dönüşüm ve konut politikalarının, işçi sınıfı için adil ve güvenli bir yaşam alanı sunma hedefine odaklanması elzemdir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ekoloji örgütlerinden ortak çağrı: 126. Kararname’ye karşı topyekün mücadele</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ekoloji-oergutlerinden-ortak-cagri-126-kararnameye-karsi-topyekun-mucadele</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ekoloji-oergutlerinden-ortak-cagri-126-kararnameye-karsi-topyekun-mucadele</guid>
<description><![CDATA[ Deprem bölgelerinin “kentsel dönüşüm” projeleri ile ilgili Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan 126. Kararname’nin yeni emek, kültür ve ekolojik kırıma neden olacağını belirten ekoloji örgütleri, muhalefete çağrı yaparak Kararnamenin iptali için mücadele çağrısı yaptı. Deprem bölgelerinin yeniden inşası konusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’na olağanüstü yetkiler veren ve her türlü kamusal denetimi, itirazdan men eden Cumhurbaşkanlığı’nın 126. [...]
The post Ekoloji örgütlerinden ortak çağrı: 126. Kararname’ye karşı topyekün mücadele appeared first on polenekoloji.org. ]]></description>
<enclosure url="http://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/03/WhatsApp-Image-2023-03-06-at-15.39.49.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 19:05:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ekoloji, örgütlerinden, ortak, çağrı:, 126., Kararname’ye, karşı, topyekün, mücadele</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Deprem bölgelerinin “kentsel dönüşüm” projeleri ile ilgili Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan 126. Kararname’nin yeni emek, kültür ve ekolojik kırıma neden olacağını belirten ekoloji örgütleri, muhalefete çağrı yaparak Kararnamenin iptali için mücadele çağrısı yaptı.</p>
<p>Deprem bölgelerinin yeniden inşası konusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’na olağanüstü yetkiler veren ve her türlü kamusal denetimi, itirazdan men eden Cumhurbaşkanlığı’nın 126. Kararnamesine karşı ekoloji örgütleri ortak bildiri yayınladı. Ekoloji örgütleri yayınladıkları ortak bildiride AKP iktidarının “kentsel dönüşüm”ü sermayenin çıkarına rantsal dönüşüme çevirdiğine dikkat çekerek, ormanları, tarım arazilerini, sulak alanları yapılaşmaya açacak, kentlerin kültürel değerlerini yok edecek tarzda yeniden inşasının felaketin daha da derinleşmesine neden olacağına dikkat çektiler. Ekoloji örgütleri, muhalefet partilerine çağrıda bulunarak, Kararname’nin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesini isterken, topluma da birleşik mücadele çağrısı yaptılar.</p>
<p>Ekoloji örgütlerinin açıklaması şöyle:</p>
<p><strong>ASRIN İHMALİNİN NEDEN OLDUĞU FELAKET 126 SAYILI KARARNAME İLE DEVAM EDİYOR</strong></p>
<p>6 Şubat depremleri 10 ilimizde büyük bir felakete dönüştü. Resmi açıklamalara göre, bugün itibariyle 45.089 kişi hayatını kaybetti. Enkaz altında kalan, erişilemeyen binlerce yurttaş olduğu biliniyor. Depremde ölen hayvanlara dair ise hala net bilgiye sahip değiliz.</p>
<p>Bir doğa olayının toplumsal felaketle sonuçlanmasının nedeni “kader planı” değil, rant planıdır. Ülkemizin bir deprem bölgesinde yer aldığını biliyoruz. Ülkemizin her il ve ilçe merkezinin imar planlarının olduğunu ve bu imar planları yapılmadan önce planlanacak alanların yer bilimsel etüt raporlarının hazırlanması gerektiğini biliyoruz. Ülkemizde inşaat ruhsatı alınarak yapılan her bir binanın oturduğu alanda inşaat öncesinde zemin ve temel etüdü yapılması gerektiğini biliyoruz.</p>
<p>Tüm bu bildiklerimize rağmen doğa olaylarının afete, felakete dönüşmesi bilimsel, ekolojik ilkelere, toplumsal yarara göre değil, kâr ve ranta göre davranılmasının sonucudur. Yaşam alanlarımızın bir sınıfa, birkaç şirkete sermaye birikim alanı haline getirilmesinın sonucudur.</p>
<p>Şimdi bir kez daha aynı mantıkla hazırlanan 126 sayılı Kararname ile depremde yıkılan kentler yeniden inşa edilmek isteniyor.</p>
<p><strong>126 sayılı Kararname ile:</strong></p>
<p>1- Kentlerin inşası ile ilgili yetkiler tek bir elde merkezileştirilerek Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na veriliyor.</p>
<p>2- Yürütülen işlemlere itiraz edilemeyecek, sürece halk katılımı hiçbir şekilde sağlanmayacak, yargısal denetim engellenecek, yargı devre dışı bırakılacak.</p>
<p>3- Kurum görüşleri, detaylı analizler gibi planlama çalışmasına altlık olacak veriler olmaksızın yapılan yer seçimleriyle yeni afetlere, felaketlere zemin hazırlanacak.</p>
<p>4- Kararnamede, geçici veya kesin iskân alanlarının fay hattına mesafesi, zemin elverişliliği ve yerleşim merkezine yakınlığı gibi kriterler gözetilerek belirleneceği belirtiliyor. Bu tek başına yeterli değildir. Kentleşmeyi ve kentsel yaşamı sadece yer bilimsel verilere bağlı kurgulamamak; kentsel aidiyet, kent kimliği, kültürel olguları da yok saymadan, ele alınacak kriterlerin içinde değerlendirmek gerektir. Bu anlamda kararnamede belirtilen kriterlere ek olarak orman, sulak alan, mera, tarihi ve kültürel alanların korunması gibi ekolojik kriterlerin ve kır-kent ilişkisi, sosyal yaşam, kent kültürü, kent ekonomisi, yöre halkının tüm gereksinimleri gibi sosyolojik kriterleri de önemseyecek bütüncül bir planlama süreci ele alınması gerek ve şarttır.</p>
<p>5- Deprem bölgesindeki tüm illerde orman ve mera alanları herhangi bir engelle karşılaşılmadan yapılaşmaya açılabilecek. Çoğunlukla tarım faaliyetiyle geçinen yurttaşların geçim kaynağı olan doğal alanlar da betona boğulacak. Su havzalarında, korunan alanlarda, tarım alanlarında iskân olmayacağı gibi kriterleri ve taşlık, kayalık, verimsiz ormanlar gibi biyolojik çeşitlilik için son derece önemli habitatları top yekûn yok sayıyor.</p>
<p>6- Halkın dahil olmadığı, üstten, merkezi bir karar alma süreciyle üretilen tip proje bina yığınları üretilip bir kez daha yıkıma uğrayacak.</p>
<p>7- Planlamayı devre dışı bırakan, mülkiyet hakkına sınırlamalar getiren, alelacele kararlarla yaşam alanları, doğal ve kültürel varlıklar telafisi mümkün olamayacak derecede tahribata uğratacak.</p>
<p>İktidarın depremi bahane ederek başlattığı sermaye birikim hamlesi yeni bir emek, ekoloji ve kültürel kırım hamlesidir. İktidarın, besleyip büyüttüğü inşaat sermayesi ile birlikte aceleci bir enkaz kaldırma çalışmaları asbest başta olmak üzere çok sayıda kimyasal yaşamı tümden tehdit ederek ekolojik kırımı büyütmektedir. Kararname ile yıllardır kentlerimizin, vadilerin, meraların, sulak alanların, parkların, koruların, deprem toplanma noktalarının sermayenin talanı için “kentsel dönüşüm projeleri”ne peşkeş çekilmemesi amacıyla mücadele verenlerin hedef gösterilmeye başlanması bu nedenle çok manidardır.</p>
<ol start="126">
<li>Kararname’nin talancı ve rantçı anlayışı, başka şehirlerde de görmeye devam ettiğimiz, kentleşme ve konut sorunumuzu yeniden üretmekten, başka afetleri ve aıları yeniden yaşatmaktan başka bir işe yaramayacaktır.</li>
</ol>
<p>Çağrımızdır</p>
<p>Mecliste grubu bulunan muhalefet partilerine, Anayasa’ya ve kanunlara açık aykırılıklar içeren bu kararnamenin iptal edilmesi için hızla Anayasa Mahkemesi’ne taşıma çağrısında bulunuyoruz.</p>
<p>Bu kadar hukuksuzluk, pervasızlık ve umursamazlığa karşı emek, ekoloji ve kent hakları için mücadele eden tüm demokratik örgütler, partiler birleşik mücadeleyi büyütmelidir.</p>
<p>Herkesi birleşik mücadeleye çağırıyoruz!</p>
<p> </p>
<p>Adana Ekoloji Platformu</p>
<p>Artur Çevre Platformu</p>
<p>Bakırtepe Çevre Platformu</p>
<p>Büyük Menderes İnisiyatifi</p>
<p>Çekerek Irmağı Özgür Akacak Platformu</p>
<p>Çevre Mühendisleri Odası</p>
<p>Disk/Dev Yapı-İş</p>
<p>Divriği Yaşam ve Doğa Platformu</p>
<p>Ekoloji Birliği</p>
<p>Ekoloji Politik</p>
<p>Gaia Dergi</p>
<p>İklim Adaleti Koalisyonu</p>
<p>Kuşadası Çevre Platformu</p>
<p>Mezopotamya Ekoloji Hareketi</p>
<p>Muğla Çevre Platformu</p>
<p>Munzur Çevre Derneği</p>
<p>Polen Ekoloji Kolektifi</p>
<p>Samandağ RES Karşıtı Mücadele</p>
<p>Turgutlu İşçi Hakları Derneği Ekoloji Komisyonu</p>
<p>Umut-Sen</p>
<p>Validebağ Gönüllüleri</p>
<p>Van Çevre Tarihi Eserleri Koruma Araştırma Ve Geliştirme Derneği</p>
<p>Yeryüzü Ekoloji Kolektifi</p>
<p>Yeşil Sol İklim Krizi Çalışma Grubu</p>
<p>Yeşilırmak Çevre Platformu</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>The post <a href="https://www.polenekoloji.org/ekoloji-orgutlerinden-ortak-cagri-126-kararnameye-karsi-topyekun-mucadele/">Ekoloji örgütlerinden ortak çağrı: 126. Kararname’ye karşı topyekün mücadele</a> appeared first on <a href="https://www.polenekoloji.org/">polenekoloji.org</a>.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ömerli Barajı Havzası Ve Yapılması Planlanan Tuzla BİOSB’e Dair Toplantı Notları</title>
<link>https://trafikdernegi.com/omerli-baraji-havzasi-ve-yapilmasi-planlanan-tuzla-biosbe-dair-toplanti-notlari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/omerli-baraji-havzasi-ve-yapilmasi-planlanan-tuzla-biosbe-dair-toplanti-notlari</guid>
<description><![CDATA[ Bu metin, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen Ömerli Barajı Havzası Ve Yapılması Planlanan Tuzla Biyoteknoloji Organize Sanayi Bölgesi’ne dair gerçekleştirilen toplantıda hazırlanan notlar ile oluşturulmuştur.  1. Ömerli Barajı Havzası İstanbul’un en önemli su varlıklarından olan ve koruma altında olması gereken Ömerli Barajı Havzası, son dönemde gündeme gelen projelerle birlikte gittikçe artan yapılaşma [...]
The post Ömerli Barajı Havzası Ve Yapılması Planlanan Tuzla BİOSB’e Dair Toplantı Notları appeared first on polenekoloji.org. ]]></description>
<enclosure url="http://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2024/07/omeri-foto.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 19:05:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ömerli, Barajı, Havzası, Yapılması, Planlanan, Tuzla, BİOSB’e, Dair, Toplantı, Notları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bu metin, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen Ömerli Barajı Havzası Ve Yapılması Planlanan Tuzla Biyoteknoloji Organize Sanayi Bölgesi’ne dair gerçekleştirilen toplantıda hazırlanan notlar ile oluşturulmuştur. </em></p>
<h3><strong>1. Ömerli Barajı Havzası</strong></h3>
<p>İstanbul’un en önemli su varlıklarından olan ve koruma altında olması gereken Ömerli Barajı Havzası, son dönemde gündeme gelen projelerle birlikte gittikçe artan yapılaşma tehdidi ve kirlilik tehlikesiyle karşı karşıyadır.</p>
<p>Doğal havza niteliğinden ötürü dereleri ve yeraltı akiferleri ile birlikte mutlak korunması gereken Ömerli Barajı Havzası mega projeler ve kentleşme baskısı ile büyük zarar görmektedir.</p>
<p>Ömerli Havzası İstanbul’un su temin sistemi açısından da kritik öneme sahiptir.  Kendi havzasından toplanan suya ilave olarak, Melen ve Yeşilçay regülatörleri ile Darlık Barajı’ndan iletilen su da Ömerli Barajı üzerinden içme suyu arıtma tesislerine aktarılarak şehre verilmektedir. <strong><em>Halihazırda İstanbul’a verilen suyun yaklaşık yarısı, Ömerli Barajından sağlanmaktadır. </em></strong></p>
<p>Bu koşullar altında gerek havzanın doğal niteliğini korumak gerekse de su temini bakımından kendi kendine yetemez hale gelmiş İstanbul’u ve İstanbul halkını daha fazla riske atmamak için <em><strong>Ömerli Barajı Havzası sınırları içinde yapılaşma kısıtlanmalı ve havzanın kirlilikten korunması için gereken tüm önlemler alınmalıdır.</strong>  </em></p>
<p>İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik uyarınca, İçme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan yerüstü ve yeraltı suyu kaynaklarının korunması amacıyla; her bir içme-kullanma suyu havzasının özellikleri dikkate alınarak bilimsel bir çalışma ile içme-kullanma suyu havzası koruma planı hazırlanmalıdır.</p>
<p>Ömerli Barajı Havzası Taslak Koruma Planı İSKİ tarafından hazırlanarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na sunulmuş, 26.04.2023 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından askıya çıkarılmış ancak üzerinden bir yıl üç aya yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen henüz onaylanmamıştır. Ömerli Barajı Taslak Havza Koruma Planı onay beklerken havza sınırları içinde yer alan çeşitli projelerle ilgili çalışmalar devam etmektedir.</p>
<h3><strong>2. Tuzla Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) / Biyoteknoloji Vadisi Projesi</strong></h3>
<p><strong>Proje Alanı</strong>: Tuzla İlçesi, Tepeören Mahallesi 9135-9136 adalarda kurulması planlanan Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (BİOSB), Ömerli Barajı uzun mesafeli koruma alanı içinde yer almaktadır.</p>
<p>Halihazırda tarım arazisi ve mera vasfında olan 262.5 hektarlık bu alan, 2009 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “<em>Çevresel Sürdürülebilirlik Açısından Kritik Öneme Sahip Alan</em>”, <em>Doğal ve Kırsal Karakteri Korunacak Alan</em>” lejantında kalmaktadır.</p>
<p><strong> </strong>1/5000 ve1/1000 Ölçekli İmar Planında da <em>“Düşük Yoğunluklu Konut Alanları (25 kişi/ha(E=0.11)”</em>, “<em>Mera Alanları, Yeşil Alanlar, Sosyal Donatı Alanları</em>” lejantında kalmaktadır.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-6779" src="http://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2024/07/cmo.png" alt="" width="1504" height="800" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2024/07/cmo.png 1504w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2024/07/cmo-300x160.png 300w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2024/07/cmo-1024x545.png 1024w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2024/07/cmo-768x409.png 768w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2024/07/cmo-150x80.png 150w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2024/07/cmo-450x239.png 450w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2024/07/cmo-1200x638.png 1200w" sizes="(max-width: 1504px) 100vw, 1504px"></p>
<p><strong>Proje Kapsamı: </strong>Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporunda belirtildiği üzere, kurulması planlanan ihtisas organize sanayi bölgesinde 160 sanayi kuruluşu, 200 KOBİ, 250 start-up’ın yer alması ve 20.000 insanın çalışması öngörülmüştür. Belirtilen alanda, biyoteknolojik ilaç, aşı, biyomedikal tıbbi ürün, biyoteknolojik tarım ilaçları, nitelikli ve tıbbı bitki ve tohum, biyoteknolojik kanser ilacı, biyolojik ham madde, antibiyotik, fonksiyonel gıda katkı maddesi, DNA izolasyon kiti, moloküler genetik kit, kemik tozu ve kemik grefti, biyosensör ürünler, biyoaktif ortez protez, spinal implant, embriyo, antikor, pigment, insülin, hemofilin, terapötik protein, enzim, bakteri, hormon, plazminojen aktivatörü gibi ürünlerin üretilmesi ve otomasyon, metal son işlemler vb. akıllandırılmış sistemleri destekleyen üretimler planlanmaktadır.</p>
<p><strong>Projenin Durumu: </strong></p>
<ul>
<li><strong>Yer seçimi:</strong><strong> </strong>Proje ile ilgili yer seçimi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü’nün 23.06.2020 tarih ve 1672269 sayılı yazısı ile Yer Seçim Komisyonu 23.07.2020 tarihinde toplanmış, ilgili komisyon üyeleri tarafından yapılan değerlendirmelerin ardından oy birliği ile yer seçimi yapılmıştır.</li>
<li><strong>Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED):</strong>Proje alanının İstanbul’un en önemli içme suyu kaynaklarından olan Ömerli Barajı Uzun Mesafeli Koruma Alanında kalmasına rağmen 20.01.2022 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca ÇED Olumlu kararı verilmiştir.</li>
<li><strong>OSB Tescili: </strong>C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 28 Aralık 2022 tarihli E-29966012-453.02-4349654/34 sayılı kararı ile Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi onaylanarak 387 sicil numarası ile ilan edilmiştir.</li>
<li><strong>İmar Planı Değişikliği: </strong>İstanbul İli, Tuzla İlçesi, Tepeören Mahallesi 9135-9136 no’lu Adalara İlişkin 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişiklik teklifi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanmış, İBB Meclisinin 15.02.2024 tarih ve 237 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Plan değişikliği, 29.04.2024 tarihinde askıya çıkarılmıştır.</li>
<li><strong>Tuzla Biyoteknoloji İhtisas OSB, kamulaştırma aşamasındadır.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Projenin Çevresel Etkileri:</strong> ÇED raporunda sayılan üretim prosesleri sonucunda atıksu, katı atık, tehlikeli ve özel atıklar ile baca gazı emisyonları ortaya çıkacaktır. ÇED Raporunda öngörülen atıksu arıtma tesisi ve atık yönetimine ilişkin önlemler alınsa dahi, bahse konu üretim süreçleri kompleks, ekosistem için kalıcı ve toksik kirleticileri üreteceği için <em><strong>ileri ve nitelikli arıtma prosesleri gerektirmektedir</strong>.</em></p>
<p>Kaldı ki, yeterli arıtma işleminin yapıldığı varsayılsa bile gerek atıksu altyapısında oluşabilecek kaçak ve sızıntılar ile yağışla birlikte yüzey akışına geçebilecek baca gazı emisyonları gerekse de hammadde ve ürün depolaması ile yükleme-boşaltma, depolama esnasında oluşabilecek dökülme-saçılma durumunda kullanılan ve/veya üretilen <em><strong>kimyasalların, biyolojik hammadde ve ürünlerin Ömerli Barajı’na, yani İstanbul’un su sistemine ulaşarak geri dönüşsüz zararlara yol açabileceği açıktır, kompleks ve kalıcı biyokimyasalların yaratacağı geri alınamaz etkiler göz ardı edilemez.</strong> </em></p>
<p>Son yıllarda daha sık yaşadığımız ani ve şiddetli yağışlar veya olası bir deprem durumunda, OSB’lerde yaşanan kaçak deşarjların gerçekliğinde bu risklerin katlanacağı unutulmamalıdır.</p>
<p>Öte yandan, üretim, depolama, nakliye faaliyeti yapılmasa dahi, havza sınırları içinde bu yoğunluktaki bir yapılaşmanın havzanın su toplama kapasitesini azaltacağı, kısa sürede havzanın ekosistemine zarar vereceği ve bu zararın onarılamayacağı aşikardır.</p>
<p><em><strong>Planlanan OSB projesinin hayata geçmesi halinde, su ihtiyacının büyük kısmı yaklaşık 180 km uzaklıktaki Melen Çayı’ndan sağlanan İstanbul’un kendi su varlıklarından biri daha yara alacak, bu proje emsal gösterilerek başka benzer projelerin ve geri dönüşsüz bir yıkımın önü açılacaktır.</strong></em></p>
<p><strong> </strong>Nitekim, Ömerli Havzası sınırları içinde başka OSB alanları için de girişimlerin başladığı bilinmektedir.</p>
<p><strong> 1. </strong><strong>Taleplerimiz</strong></p>
<p>İstanbul’un su varlıklarının yapılaşma ve kirlilik baskısından korunması için:</p>
<ul>
<li>Tüm havza koruma planları en kısa sürede tamamlanmalı, başta Ömerli Havzası olmak üzere hazırlanan planlar Tarım ve Orman Bakanlığı’nda vakit geçirilmeden onaylanmalı, istisnasız olarak ve ivedilikle uygulamaya geçirilmelidir.</li>
<li>Ömerli Havzası uzun mesafeli koruma alanı içinde, yapılaşma yoğunluğunu, trafiği ve kirlilik yükünü artıracak hiçbir faaliyete izin verilmemelidir. Havza, mutlak olarak korunmalıdır.</li>
<li>Çalışmaları devam eden Tuzla Biyoteknoloji İhtisas OSB ve benzeri projelere derhal son verilmelidir.</li>
</ul>
<p><strong> 2. </strong><strong>Basın Açıklaması</strong></p>
<p>Ömerli Havzasının korunmasına ve planlanan organize sanayi bölgesi projelerinin durdurulmasına yönelik taleplerimizi 16.07.2024 Salı günü saat 12.00’da TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde düzenleyeceğimiz basın toplantısı ile kamuoyuna duyuracağız.</p>
<p>Tüm meslek odalarını, emek, ekoloji ve kent hakkı mücadelesi veren örgütleri, siyasi partileri bizimle birlikte tutum almaya ve basın toplantısına katılarak mücadelemize destek vermeye davet ediyoruz.</p>
<p><strong>TMMOB Çevre Mühendisleri Odası</strong></p>
<p><strong>İstanbul Şubesi</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.polenekoloji.org/omerli-baraji-havzasi-ve-yapilmasi-planlanan-tuzla-biyoteknoloji-organize-sanayi-bolgesine-dair-toplanti-notlari/">Ömerli Barajı Havzası Ve Yapılması Planlanan Tuzla BİOSB’e Dair Toplantı Notları</a> appeared first on <a href="https://www.polenekoloji.org/">polenekoloji.org</a>.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hatay’da Hava Kalitesi Endişe Verici Düzeyde</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hatayda-hava-kalitesi-endise-verici-duzeyde</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hatayda-hava-kalitesi-endise-verici-duzeyde</guid>
<description><![CDATA[ Basın Bülteni, 29.08,2023. Temiz Hava Hakkı Platformu ve Türk Tabipleri Birliği’nin Hatay Tabip Odası’nın Hatay Antakya şehir merkezindeki ofisinde yaptığı ölçümlere göre, Hatay’daki hava kirliliği limit değerlerin çok üzerinde. Resmi hava kalitesi izleme istasyonlarında hiçbir ölçüm yapılmayan Hatay’da Türk Tabipleri Birliği ve Temiz Hava Hakkı Platformu’nun kendi çabasıyla gerçekleştirdiği ölçümler gerçek tabloyu ortaya koyuyor. Türk [...]
The post Hatay’da Hava Kalitesi Endişe Verici Düzeyde appeared first on polenekoloji.org. ]]></description>
<enclosure url="http://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/hatay.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 19:05:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hatay’da, Hava, Kalitesi, Endişe, Verici, Düzeyde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Basın Bülteni, 29.08,2023.</em></p>
<p><strong><em>Temiz Hava Hakkı Platformu ve Türk Tabipleri Birliği’nin Hatay Tabip Odası’nın Hatay Antakya şehir merkezindeki ofisinde yaptığı ölçümlere göre, Hatay’daki hava kirliliği limit değerlerin çok üzerinde. </em></strong></p>
<p><strong><em>Resmi hava kalitesi izleme istasyonlarında hiçbir ölçüm yapılmayan Hatay’da Türk Tabipleri Birliği ve Temiz Hava Hakkı Platformu’nun kendi çabasıyla gerçekleştirdiği ölçümler gerçek tabloyu ortaya koyuyor.</em></strong></p>
<p>Türk Tabipleri Birliği ve Temiz Hava Hakkı Platformu’nun açıklamasına göre, Antakya kent merkezinde bulunan ve depremin ilk günü olan 6 Şubat’tan itibaren devre dışı kalan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın resmi hava kalitesi izleme istasyonunda altı aydır hiçbir hava kalitesi ölçümü yapılmıyor. Bölgedeki hava kirliliğinin halk sağlığını yaşamsal düzeyde tehdit ettiğini belirten kuruluşlar, <em>AirBeam<sup>1</sup></em> adlı sensörlü portatif hava kalitesi ölçüm cihazı ile, 7 Haziran – 23 Ağustos 2023 tarihleri arasında ince partikül madde (PM2.5)<sup>2</sup> ölçümü yaptı.</p>
<p>Deprem bölgesindeki yoğun toz kirliliğine kamuoyunun dikkatini çekmek ve yetkilileri önlem almaya çağırmak amacıyla Hatay Tabip Odası Antakya ofisinde (konteyner) PM2.5 ölçümleri yapıldı. Bu ölçümlere göre;</p>
<ul>
<li>
<ul>
<li>10-11 Haziran günleri yapılan ve 22 saat 13 dakikalık kesintisiz ölçümde, <strong>5 ortalaması 48 µg/m<sup>3</sup> olarak tespit edilmiştir. Bu değer DSÖ’nün 24 saatlik kılavuz değerinin 3 katından fazladır.</strong> Aynı gün ölçülen en yüksek <strong>PM2.5 değeri 185 µg/m<sup>3</sup></strong>’tür.</li>
<li>16-17 Haziran günleri yapılan ve 23 saat 16 dakikalık kesintisiz ölçümde, <strong>5 ortalaması 16 µg/m<sup>3</sup>’tür ve kılavuz değerin üstündedir. </strong></li>
<li>10-11 Temmuz günleri yapılan ve 21 saat 10 dakika süren kesintisiz ölçümde, <strong>5 ortalaması 17 µg/m<sup>3</sup> olarak tespit edilmiştir. Bu değer DSÖ’nün 24 saatlik kılavuz değerinin üstündedir.</strong> Aynı gün ölçülen en yüksek <strong>PM2.5 değeri 121 µg/m<sup>3</sup></strong> olarak kayda geçmiştir.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p>Yapılan açıklamada, sadece 24 saatlik ölçüme en yakın süre boyunca yapılan ölçümler bile dikkate alındığında, DSÖ’nün yılda 3-4 günden fazla aşılmaması gerektiğini belirttiği PM2.5 kirliliğinin yukarıda bahsi geçen <strong>3 günde de aşıldığı</strong> belirtildi.</p>
<p>Değerlendirmede, sadece 24 saate en yakın yapılan ölçümlerin konu edildiğinin altı çizildi. Ancak, Haziran ayında farklı sürelerde ölçüm yapılabilen 16 günün tamamında, Temmuz ayında ise ölçüm yapılabilen 7 gün boyunca DSÖ limitlerinin sürekli aşıldığı vurgulandı. Açıklamada ayrıca, ölçüm yapılan 3 aylık süre içinde Antakya merkezde sıkça yaşanan elektrik ve internet kesintileri nedeniyle düzenli ölçüm yapılamadığı, ancak elde edilen kısıtlı verilerle bile kentteki hava kalitesine dair bir ön değerlendirme yapılabileceği belirtildi.</p>
<p>Ölçümlerin kesintisiz yapılması durumunda limit değer aşımının da çok daha fazla tekrarlanma riski olduğunu belirten <strong>Türk Tabipler Birliği Halk Sağlığı Kolu Başkanı ve THHP temsilcisi Prof. Dr. Gamze Varol </strong><em>“Bölgedeki yoğun yıkım çalışmaları sonucu ortaya çıkan partikül madde kirliliği başta akut ve kronik solunum yolu hastalıkları olmak üzere pek çok sağlık sorununa yol açıyor. Bölgede yıkım çalışmalarında görev alan işçiler başta olmak üzere, sürekli yıkım tozuna maruz kalan halkın kanser riskine maruz kaldığı bilimsel bir gerçekliktir”</em> dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Varol</strong> şöyle devam etti: <em>“Partikül madde kirliliğini önlemek için alınacak önlemler TTB ve ilgili meslek örgütleri tarafından daha önce de birçok kez kamuoyu ve yetkililerle paylaşılmış olmasına </em><em>rağmen, hızlı, plansız ve önlemsiz yıkım çalışmaları devam ediyor, bölge halkı sistematik bir sağlık hakkı ihlaline maruz bırakılıyor”.</em></p>
<p>Temiz Hava Hakkı Platformu ve Türk Tabipler Birliği, Hatay başta olmak üzere deprem bölgesinde alınması gereken önlemleri sıraladı:</p>
<ul>
<li>
<ul>
<li>Tüm deprem bölgesindeki hava kalitesi izleme istasyonları bir an önce devreye alınmalıdır.</li>
<li>Bölgedeki tüm istasyonlarda PM2.5 parametresinin ölçümüne zaman kaybetmeksizin başlanmalıdır.</li>
<li>İstasyonlardan elde edilen verileri içeren hava kalitesi durumu ve raporlar www.havaizleme.gov.tr ve valilik web sitelerinden eksiksiz ve sürekli olarak yayınlanmalıdır.</li>
<li>Meteorolojik gelişmeleri de dahil eden bir modelleme çalışması ile enkazlardan kaynaklı tozun yerleşim alanları üzerinde dağılımı tespit edilmeli, enkaz depolama alanları ve yerleşim alanları bu modelleme sonuçlarından yararlanarak konumlandırılmalıdır.</li>
<li>Yıkımlar bir plan dahilinde ve çalışanlar dışında insanlar yıkım alanından uzaklaştırılarak yapılmalıdır.</li>
<li>Yıkım, enkaz transferi ve enkaz depolama alanlarında boşaltılması esnasında sulama yapılmalı, taşıyıcı kamyonların üstü seyir halinde tozumayı önlemek için kapatılmalıdır.</li>
<li>Çalışanlar mutlaka koruyucu ekipman ile donatılmalı ve bu ekipmanların kullanımı zorunlu hale getirilmelidir.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p><em>Türk Tabipleri Birliği ve Temiz Hava Hakkı Platformu</em></p>
<p><em><strong>İletişim: </strong>Deniz Gümüşel, Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü; tel: 0533 6205838</em></p>
<p> </p>
<p><strong><u>NOTLAR:</u></strong></p>
<ol>
<li><strong><em>AirBeam Cihazı Nedir? </em></strong>Habitatmap isimli sivil toplum kurumu tarafında hazırlanan AirBeam cihazı <strong>5 (partikül madde 2.5) hava kirleticisi, sıcaklık ve nem </strong>ölçen bir cihazdır. Ölçümler saniyelik yani saniyede bir yapılır. Cihaz küçük olması sebebiyle ölçümleri filtre ile değil “ışık saçımı” (<em>light scattering</em>) metoduyla yapar.</li>
<li> PM2.5, asbestten farklıdır. Asbest de yine gözle görünemeyecek küçüklükte mineral lifleridir ve tozla (partikül maddelerle) birlikte havada taşınabiliriler. Bu nedenle öncelikle yıkımlar başlamadan önce bina enkazlarında ve enkaz depolama alanlarında <strong><u>düzenli olarak asbest varlığı için analiz yapılmalı</u></strong>, bulunması durumunda <strong>Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliğe </strong>ve<strong> Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmeliğe </strong>uygun olarak asbestli malzemeler yerinde ayrıştırıldıktan sonra enkaz kaldırma işlemi gerçekleştirilmelidir.</li>
<li>Türkiye Cumhuriyeti çevre mevzuatında PM10 için limit değerler olmasına rağmen, PM2.5 için belirlenmiş bir limit değer yoktur. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, özellikle PM2.5 kirliliğinin insan da kanser yapan etmenler arasında bulunduğunu 2013 yılında ilan etmiş, 2021 yılında ise PM2.5 için tavsiye niteliğindeki kılavuz değerleri düşürerek yeniden belirlemiştir. DSÖ’ye göre dış ortam havasında yıllık ortalama PM2.5 konsantrasyonu 5 µg/m<sup>3</sup>’ü aşmamalıdır. Günlük (24 saatlik) ortalama PM2.5 konsantrasyonu için belirlenen kılavuz değer ise 15 µg/m<sup>3</sup>’tür. DSÖ, 24 saatlik değerin yıl boyunca 3-4 günden fazla aşılmaması gerektiğini belirtmektedir. Avrupa Birliği hava kalitesi mevzuatında ise PM2.5 için belirlenen yıllık ortalama limit değer 20 µg/m<sup>3</sup>’tür. Bu değerin 10 µg/m<sup>3</sup>’e düşürülmesi için Avrupa Komisyonu üye ülkeler ile çalışmalarına devam etmektedir. AB 24 saatlik ortalama için bir limit değer tanımlamamıştır.</li>
<li>Türkiye’de de 2020 yılında taslağı kamuoyu ile paylaşılan Dış Ortam Hava Kalitesinin Yönetimi Yönetmeliği hazırlanmış, ancak yönetmelik hala yürürlüğe girmemiştir. Ayrıca taslakta öngörülen PM2.5 ulusal limit değeri 20 µg/m<sup>3 </sup>(DSÖ kılavuz değerinin 4 katı) olarak tanımlanmış ve ancak 2029 yılında yürürlüğe girmesi planlanmıştır.</li>
<li>İnsan sağlığı açısından DSÖ’nün kılavuz değerleri dikkate alınarak yapılacak bir değerlendirmede, Hatay Tabip Odası tarafından gerçekleştirilen ölçümler son 3 aya ait olduğundan, anlamlı bir kıyaslama için DSÖ’nün 24 saatlik kılavuz değeri dikkate alınmalıdır. Bu kılavuz değerle karşılaştırmaya yeterli olmasa da kısa süreli ölçümler kılavuz değerlerin aşılma olasılığının yüksek olduğunu göstermektedir.</li>
</ol>
<p>-SON-</p>
<p>The post <a href="https://www.polenekoloji.org/hatayda-hava-kalitesi-endise-verici-duzeyde/">Hatay’da Hava Kalitesi Endişe Verici Düzeyde</a> appeared first on <a href="https://www.polenekoloji.org/">polenekoloji.org</a>.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sistem&amp;içi Çözümlere Karşı Radikal Çabaların Gerekliliği Üzerine: 6 Şubat Depremi ve Sonrası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sistem-ici-coezumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sistem-ici-coezumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi</guid>
<description><![CDATA[ 6 Şubat depremi ve sonrası süreçlerde yaşadığımız kentleşme, kültürel değerlerin korunması, barınma, hukuk, göç vb. sorunsallar karşısında gitgide inandığım şey[1]; sistem-içi onarıcı çözümler yerine sistemsel sorunları merkeze alan dönüştürücü radikal çabalara ağırlık vermek.[2] Sistem-içi onarıcı çözümler olarak; -mevcut işleyiş sisteminin sorunlarını açıkça irdelemeden, – özneleri/kurumları/üretimleri aksayan yönleriyle (öz)eleştirel bir şekilde ele almadan, – “normal koşullarda” [...]
The post Sistem-içi Çözümlere Karşı Radikal Çabaların Gerekliliği Üzerine: 6 Şubat Depremi ve Sonrası appeared first on polenekoloji.org. ]]></description>
<enclosure url="http://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/hatay-antakya-deprem-havadan-goruntu-dha-1997490.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 19:05:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sistem-içi, Çözümlere, Karşı, Radikal, Çabaların, Gerekliliği, Üzerine:, Şubat, Depremi, Sonrası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat depremi ve sonrası süreçlerde yaşadığımız kentleşme, kültürel değerlerin korunması, barınma, hukuk, göç vb. sorunsallar karşısında gitgide inandığım şey<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a>; sistem-içi onarıcı çözümler yerine sistemsel sorunları merkeze alan dönüştürücü radikal çabalara ağırlık vermek.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> Sistem-içi onarıcı çözümler olarak;</p>
<p>-mevcut işleyiş sisteminin sorunlarını açıkça irdelemeden,</p>
<p>– özneleri/kurumları/üretimleri aksayan yönleriyle (öz)eleştirel bir şekilde ele almadan,</p>
<p>– “normal koşullarda” sorun yokmuş gibi salt akut durumlara eğilen,</p>
<p>– kök sorunları görmezden gelen ve/veya görünmez kılan-üstünü örten,</p>
<p> – iktidardan/karar vericilerden talep siyasetine indirgenmiş vb</p>
<p>yaklaşımları işaret ediyorum. Bu yaklaşımın tam aksine yol alan, dönüştürücü, kurucu iradeleri, özneleri/kurumsal çabaları ise radikal tutumlar olarak okuyorum. Türkiye gibi demokratik süreçlerin tıkandığı ve uluslararası ilişkilerin ekonomi-göç vb. konularda sorunları daha da çözümsüz kıldığı ülkelerde köklü bir dönüşüm isteniyorsa radikal çabalara ihtiyaç olduğu açık. Diğer yandan sistem-içi onarım yerine radikal çabalarda bulunanlara da baskılar artıyor. İşte kısırdöngü de burada başlıyor. Bu çabalar susturuldukça da sistem sorunlarıyla sürüp gidiyor….</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-5086" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-5086" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulkoksl..png" alt="" width="217" height="214">
<figcaption class="wp-caption-text">İTÜ’deki akademisyen açıklamasına müdahale karşısında yapılan açıklama.</figcaption>
</figure>
<p>Yine deprem sahasına dönelim. Seçim sonuçlarının da gösterdiği üzere mevcut demokratik araçların dahi yıllardır işlemediği Türkiye’de depremle baş edebilmek ancak sahici bir dönüşümle mümkün olabilir. Aksi takdirde aynı şeyleri yeniden üretmek olası gözüküyor. Bu yazıda sistem-içi çözümlere karşı radikal yaklaşımlar ikiliğini bazı somut başlıklar üzerinden ele alıyorum. Editörlüğünü üstlendiğim ve ağırlığı Mimar.ist yayın kurulu üyelerinin önerileriyle oluşan bu dosyada yer alan makaleleri okurken de hissettiğim şey, meslektaşlarım tarafından geliştirilen önerilerin de mevcut sistemsel işleyiş içinde gerçekleşme olasılığının mümkün olmadığı yönünde. Tam da bu nedenle aşağıdaki başlıkları ve içerikleri daha da geliştirmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Yaşadıklarımızın Adını Koyan Sistem-İçi Çözümlere Karşı Radikal Yaklaşımlar</strong></p>
<p>Adımızdan başlayarak çok şey isimlendiriliyor. Diğer bir deyişle şeylerin adını koyuyoruz ve bu bizim sorunsalı nasıl ele aldığımız, ne şekilde kavramsallaştırdığımız, üzerine ne tür bilgileri, kim için, nereden kurduğumuzu da belirliyor. Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük’e göre “afet”, “çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım” anlamına geliyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) ise adında da geçen “afet”i “doğal afetler ve insan kaynaklı afetler” olarak açıklıyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> Bu isimler-açıklamalar yıkımın sorumluluğunu doğaya veya insana havale ediyor. Anaakım bu şekilde ifade ederken örneğin Neil Smith, “doğal afet diye bir şey yoktur” diyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> 2005 yılında New Orleans’ı etkileyen Katrina kasırgasının toplumsal etkilerini yorumlarken kasırganın sadece etki ettiği zaman değil, sonrasındaki hak kayıplarının sınıfsal, etnik, cinsiyet vb. kökenlerine eğiliyor. İsimlendirme derken özellikle güçlü kasırgalara kadın ismi verilmesinin kendisi de ayrı bir tartışma konusu.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a> Smith’in makalesi 6 Şubat tarihli deprem  ve sonrasında yaşananların dünyanın farklı yerlerindeki halklar için ne kadar da ortaklıklar taşıdığını gösteriyor. Eray Çaylı da doğal olaylar peşine paket olarak sunulan “risk” ve “dirençlilik” ifadelerini sorguluyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a> Anaakım yaklaşımlarda yer bulduğu halleriyle bu ifadelerin “kapitalizmi küreselleştiren Kolomb sömürgeciliğinden bu yana güçlünün güvencesizliğini ve mesuliyetini güçsüze aktarmasına yaradığı”na işaret ediyor. Dayanıklılık-dirençlilik söylemi deprem sonrası yeni kentleşme önerileri arasında çokça ifade edilir oldu. Sistemsel krizleri normalleştiren, kök sorunları sorunsallaştırmayan, eşitsizliği yeniden üreten, hatta sistem-içi onarımdan da öte, sistemsel sorunlara karşı Darwinci doğal seçilim gibi dayanıklı kentleri, sadece fiziksel çevre üretimi üzerinden okuyan bu söyleme dikkat etmeli. Tıpkı pandemide toplumsal sınıfsallığı görünmez kılan, hayatları eve sığar gibi gösteren “sosyal mesafe” söylemi gibi. Oysaki gereken şey, virüse “fiziksel mesafe” koymaktı. Ya da binlerce insanı beton altında ölüme yollayan “imar affı, imar barışı” ifadeleri gibi. Bu ifadelerle imar konusunda ne affedildi, kiminle barış yapıldı sorularına şu cevabı verebilirim; imar faaliyetlerini denetlemek ve adil bir kentleşme kurmak yerine imar suçlarını topluma yayan, herkesi suçun parçası yaparak radikal çözümleri marjinal kılan bir kentleşme yaklaşımı ülkenin her yerine yayıldı.</p>
<p><strong>Bilgi Üretim Süreçlerinde Sistem-İçi Çözümlere Karşı Radikal Yaklaşımlar</strong></p>
<p>Yaşadığımız şeyin adını nasıl koyduğumuz, ona karşı nasıl bilgi ürettiğimiz, ürettiğimiz bilgiyi ne şekilde toplumsallaştırdığımız, bilginin neyi dönüştürdüğü veya kimin işine yaradığı da birbiriyle ilişkili sorunsallar. Toplumsal algıda bilginin üretildiği varsayılan üniversitelere bakalım; özellikle de Türkiye’deki üniversitelere. Fikret Başkaya, “üniversitelerin misyonu ve varlık nedenini, sömürü düzenini gizlemek, dayatmak, meşrulaştırmak ve yeniden üretmek” olarak yorumluyor ve buna karşı üretim yapmanın zorluklarına değiniyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a> İlhan Tekeli de üniversiteleri “hizaya” sokan YÖK yasasından söz ederken 12 Eylül dönemindeki “temizlik yapma” operasyonundan söz ediyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a> Yine deprem sahasına dönelim. Depremin peşine hızla başlayan hukuki ve inşai faaliyetlere karşı, özellikle de 126 No’lu Cumhurbaşkanlığı kararnamesine<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a> yönelik İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir Bölge Planlama Bölümünden bir grup akademisyen eleştirilerini yayımladılar.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a> Diğer yandan hükümet tarafından görevlendirilen aynı bölümden hocalar hızlı proje üretim süreçlerine dahil oldular veya danışmanlık yapıyorlar. Bu ikili durum demokratik bir ülkede sağlıklı bir tartışma konusu olabilir. Ancak Türkiye’de öyle olmuyor. Sistemi eleştiren hocaların önce açıklamalarına erişim engeli geliyor, peşine açıklama kaldırılıyor, ardından da bölüm başkanı görevden alınıyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn12" name="_ftnref12">[12] </a>Öte yandan hükümetin çeşitli bakanlıklarına danışmanlık yapan, katkı veren akademisyenlerin kamuoyu ile paylaştıkları bir rapor, bilgi veya belge yok. Oralarda neler oluyor bilmiyoruz. Kendilerinin isimlerine güçlükle erişmek, bağlantılarınız varsa sunumları dinlemek mümkün, ancak kamu yararına bilgi ürettikleri halde bu çalışmalara erişebileceğimiz resmi bir mecra yok.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn13" name="_ftnref13">[13] </a></p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-5087" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-5087 size-full" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gk..png" alt="" width="399" height="292" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gk..png 399w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gk.-300x220.png 300w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gk.-80x60.png 80w" sizes="(max-width: 399px) 100vw, 399px">
<figcaption class="wp-caption-text">İTÜ Taşkışla’da yapılan eylem, 6 Nisan 2023, İstanbul.</figcaption>
</figure>
<p>Eva Datta soruyor; “kendinize sorun, üretiminiz diktatörler için mi?”.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn14" name="_ftnref14">[14]</a> Şöyle de sorabiliriz, üretilen bilgiler kimin yararına, nasıl hayat buluyor, neyi dönüştürüyor, süreç ve sonuçlar adalet adına tatmin edici mi? Toplum yararına üretilen bir bilgiye neden açık erişim yok? Üniversiteler neden bu tür bir üretim biçimini teşvik ediyor? Öyleyse başka türlü mimarlık ve planlama pratiklerini denemek için bundan daha uygun bir zaman mı var?<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn15" name="_ftnref15">[15]</a></p>
<p> </p>
<p><strong>Toplumsal Sorunların Çözümünde Teori ve Sahada Sistem-İçi Çözümlere Karşı Radikal Yaklaşımlar</strong></p>
<p>Adını tarif ettiğimiz, üzerine bilgi-belge-plan-proje ürettiğimiz teorik verileri sahada nasıl uyguladığımız ve sahadan aldığımız geri bildirimin teoriyi ne şekilde dönüştürdüğü bizi başka bir geleceğe taşımada yönlendirici olacak şeyler. Eğer konfor alanları içinden üretilen sistem-içi çözümler bizi arzu ettiğimiz yere taşımıyorsa o zaman üretimleri dönüştürmek akılcı bir yol. Şöyle örnekleyeyim; yukarıda sözü geçen İTÜ’den akademisyenlerin karşı çıktığı kararnameye dayalı uygulamalar deprem sahasında hak gasplarıyla ilerliyor. Sözgelimi depremin ağır etkilediği Hatay Defne’ye bağlı Ballıözü ve Orhanlı’da, içinde tarım arazilerinin de olduğu bölgeler, toprak değerinin altında fiyat verilerek TOKİ için acele kamulaştırıldı. Karar OHAL kapsamında alındığı için depremzedelerin dava açma hakkı da yok.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn16" name="_ftnref16">[16]</a> Sadece yeni yapılaşmaya ilişkin değil, kültür varlıklarından, enkazın kaldırılma yöntemine veya geçici yapılaşmaya, sağlıklı bir yaşam alanı kurmaya, doğal çevreye verilen zararlara dek kaygı verici durumlar süregidiyor. Bunlara karşı çıkanlara, direnenlere kolluk kuvvetleri müdahale ediyor. Yakın dönemde Van’da, Sur’da, İzmir’de yaşanan yıkımlar sonrasındaki yeniden inşa ve koruma faaliyetleri bize hükümetin yapma pratiklerini gösteriyorsa, bir talep siyaseti veya “-meli”, “-malı” ile biten yapılması gerekenler listesinin somut bir karşılık bulacağı beklenebilir mi?</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-5088" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-5088 size-full" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gul.png" alt="" width="372" height="254" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gul.png 372w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gul-300x205.png 300w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gul-218x150.png 218w" sizes="(max-width: 372px) 100vw, 372px">
<figcaption class="wp-caption-text">Deprem illerinde Çevre Şehircilik ve<br>İklim Değişikliği Bakanlığı, TOKİ ve<br>GYODER işbirliğinde inşaat tasarım rehberi kapağı, ANKA Haber.</figcaption>
</figure>
<p>AFAD’ın ve valiliklerin raporlarında deprem olasılığının kentleri nasıl etkileyeceği açıkça geçiyor. Buna ilişkin nasıl önlemler alınması gerektiği de yazılmış, ama yerine getirilmemiş. Yani her şey kâğıt üstünde var. Bugüne dek uygulanan kentsel dönüşüm projeleri ise, ülkedeki ne konut sorununa ne de yaşam kalitesinin artırılmasına karşılık geldi. Aksine sorunların yerini değiştirdi, etkisini artırdı; yoksulu daha yoksul yaptı, insanları kiraları ödeyemez hale getirdi, müşterek alanlarımızı imara açtı, ekosistemi de tahrip etti. Deprem gerçeği karşısında 6306 sayılı kısaca Afet Yasasının amacı riskli alanların iyileştirilmesi ve/veya yenilenmesi iken, toprak değeri yüksek yerlerdeki yapıların yıkılıp yeniden yapıldığı, imara açmak için mezarlıkların bile riskli alan olarak tespit edildiği, buna karşılık iyileştirilmeye ihtiyacı olan ancak sermaye birikimine yaramayacak yerlerde hiçbir şeyin yapılmadığı süreçler oldu.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-5089" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-5089" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulk..png" alt="" width="198" height="239" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulk..png 395w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulk.-249x300.png 249w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulk.-349x420.png 349w" sizes="(max-width: 198px) 100vw, 198px">
<figcaption class="wp-caption-text">Hatay, İskenderun’da TOKİ inşaatları tabelası, 5 Mayıs 2023.</figcaption>
</figure>
<p>Diğer yandan üst üste çıkarılan imar afları ile plan dışı kontrolsüz alanların-yapıların yasallaştırılmasının önü açıldı. 2018’de imar affı, imar barışı adını alarak şu an depremden etkilenen illerin çoğunda rastladığımız hasarların, yıkımların gerçekleşmesine neden olacak şekilde niteliksiz yapılar denetimsizce kayda geçirildi. Tüm bunlar depremin ağır etkilerinin, bilhassa da AFAD raporlarında geçtiği illerdeki yıkımın, kaybın daha yüksek olmasına neden oldu. İtirazların susturulmaya çalışıldığı 126 No’lu kararnameye dayalı faaliyetler ise, bugüne dek uygulanan kentsel dönüşüm projelerinden çok daha ağır ve çok daha büyük ölçekte sorunlar doğurma ihtimali taşıyor.</p>
<p>Bu koşullarda Türkiye gerçeğinde kanımca önümüze ikili bir seçenek düşüyor; ya sistem-içi onarımla, sistem içinde –türlü kırımlara göz yumma pahasına– olabilenin en iyisini yapmaya çalışacağız ya da başka bir kamusalı kurmak için kolları sıvayacağız. Sistem-içi onarımın ne kadar titizlikle yapılırsa yapılsın, suçları topluma yayma riski taşıdığını da eklemek isterim. Bunu bir örnekle, halihazırda Ortak Akıl Antakya (OAA) adı altında bir örgütlenmenin başını çeken Emre Arolat’ın projeleri üzerinden açayım.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn17" name="_ftnref17">[17]</a> Depremin ilk günlerinde yıkılan yapıların altında kalan canlar içimizi dağlarken, ayakta kalan yapıların sosyal medyada çokça paylaşıldığına tanık olduk. Bunlardan bir tanesi olan Antakya’daki “The Museum Hotel” yapısının mimarı Arolat ile de bir söyleşi yapıldı.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn18" name="_ftnref18">[18]</a> Mimarın şu ifadesi söyleşinin başlığına da taşınmıştı: “Toplumsal Suç Ortaklığı, Acı ve Fena Bir Gerçekliktir”. Mimar, imar afları vb. yollarla suçun topluma yayıldığını işaret ediyor ve bu kabulle inşai üretim pratiğinden dem vuruyordu. Ancak söyleşide The Museum Hotel’in inşası sırasında yaşanan hukuki sorunlar yer almadığı gibi, yine kendisinin mimarlarından biri olduğu İstanbul’daki Zorlu PSM de gündeme gelmemişti.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn19" name="_ftnref19">[19]</a> Zorlu PSM İstanbul’un acil toplanma alanlarından birisiydi. Çok da sorunlu bir imar süreci vardı. TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesinin hazırladığı Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu söz konusu süreci özetliyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn20" name="_ftnref20">[20]</a> Arolat, Zorlu PSM ile ilgili bir başka söyleşide<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn21" name="_ftnref21">[21]</a>, “Zorlu Center için yıllardır daha iyi ne yapılabilirdi diye düşünüyorum, bulamıyorum” diyor. Ve ekliyor: “…Bu arazi kamu arazisiyken oraya kimse giremiyordu. Burası bir kamu alanıydı ama kamusal bir alan değildi. Türkiye’nin en pahalı arazisi, 800 milyon dolar gibi bir satış bedeli vardı.” İlgili söyleşide kendisi dışında çokça meslektaşın, bilim insanının, akademisyenin de adı geçiyor. Mimarın kendisine yönelttiği “daha iyi ne yapılabilirdi” sorusuna sistem içinde düşündüğünden bulamadığı yanıta verilecek radikal yollar elbette var. Her şeyden önce toplumsal suçu yaymak yerine toplumu suça ortak olmaktan korumanın yolunun, öncelikle suç ve süreçleriyle açıktan yüzleşmeyi gerektirdiğine inanıyorum. Nitelikli ve adil bir kentleşmeye dair bir kamuoyu oluşturma niyeti varsa da bugüne kadarki kentleşmedeki rolümüze ilişkin özeleştirel bir tutum sergilemek bizi ileriye taşıyabilir.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-5092" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-5092" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulkksll.png" alt="" width="387" height="291" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulkksll.png 387w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulkksll-300x226.png 300w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulkksll-80x60.png 80w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulkksll-265x198.png 265w" sizes="(max-width: 387px) 100vw, 387px">
<figcaption class="wp-caption-text">Hatay, şehir hastanesi inşaatı, 8 Mayıs 2023.</figcaption>
</figure>
<p>OAA’nın mimarlarından birisi de Murat Tabanlıoğlu. Parçası olduğum Haliç Dayanışması’nın yıllardır mücadele ettiği bir kent suçu projesi olan Haliçport’un mimarı.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn22" name="_ftnref22">[22]</a> Ülkenin kıyı alanlarına, arkeolojik kalıntılarına zarar veren, sonra imar afları ile yasal hale getirilen Rixos otelleri zincirinin sahibi Fettah Tamince<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn23" name="_ftnref23">[23]</a> gibi sermayedarlara hizmet eden bu proje bir deprem kenti İstanbul için ciddi riskler taşıyor. Alandaki kültürel değerlere, komşuluğundaki mahallelerde yaşayanların yerinden edilmesine vb. sorunlara burada girmiyorum, ancak merak edenler için bu hususlarda çokça paylaşım mevcut.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn24" name="_ftnref24">[24]</a> Tabanlıoğlu sadece Haliçport ile değil, AKM gibi sembol yapılardaki mesleki sorumluluğu nedeniyle de sık sık gündeme gelen bir mimar.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn25" name="_ftnref25">[25]</a></p>
<p>Arolat ve Tabanlıoğlu gibi meslek insanlarının toplumsal suçlar kadar, bu tür “sosyal sorumluluk” projelerinin de bir parçası olmaları bize yine bir ikili durumu işaret ediyor. Bir yanda toplumsal dayanışma, diğer yanda sermaye birikimine hizmet eden; birinde toplumsal adaleti tesis etmeye niyetlenen, diğerinde adaletsizliği görmezden gelen, hatta eşitsizliği tasarım yoluyla meşrulaştıran, üstüne örten ve suçu Zorlu, Haliçport gibi daha büyük ölçeklerde yeniden üreten birbirine taban tabana zıt paradigmalar içinde gezinen bu durum, okuduğunuz yazının da mesele ettiği çatışmalı şeylerin arasında yer alıyor. Eray Çaylı bu sorunsalı; “travma sonrası tasarım” olarak kategorize edilen, örneğin deprem sonrasındaki geçici yapılaşmalar konusunda çabaları takdir toplayan, Pritzker gibi ödüller alan Shigeru Ban’ın mimarlığı üzerinden irdeliyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn26" name="_ftnref26">[26]</a> Ban gibi meslek insanlarının, bir yandan doğal olaylar nedeniyle “evsizler” için tasarım yaparken, diğer yandan “süperzenginler” olarak tariflenebilecek iki hedef kitleye hitap eden mimarlar olduklarını işaret ediyor. Çaylı; Ban’ın “Japonya gibi ülkeler için ürettiği deprem sonrası geçici barınma çözümlerinin Filipinler gibi düşük maliyetli konut eksiğinin yoğun olduğu ülkelerde bu sorunun kalıcı çözümü olarak sunma girişimlerinden” de söz ediyor. Bu örneği, mimarlığın üretim sahasının ağırlıklı olarak iktidar ve sermaye tarafından yönlendirildiği ülkelerde sosyal sorumluluk adı altında üretilen projelerin kök sorunu çözmek yerine, yerini değiştirdiğine bir örnek olarak da okuyabiliriz. Engels’in 1872’de dediği gibi, “Burjuvazi, barınma sorununu kendi usulüne göre çözme yöntemine sahiptir. Yani onu öyle bir şekilde çözer ki, çözüm sürekli olarak sorunu yeniden üretir”.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn27" name="_ftnref27">[27]</a> Bu vesileyle Ban’ın bu yazıya konu olan 6 Şubat depremi sonrasında Türkiye’ye gelerek, ODTÜ Mimarlık Fakültesiyle kâğıt masura yapı tasarladığını ve yapıyı Hatay’ın Bohşin İlçesine “Akıl Oyunları Dersliği” adıyla kurduklarını da belirteyim.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn28" name="_ftnref28">[28]</a>Uygulama hakkında Ban ile yapılan bir söyleşide kendisi “bu yapının kalıcı olabileceğini, yapıda gerektiği kadar yaşanabileceğini” belirtiyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn29" name="_ftnref29">[29]</a> Bu örnekle ilgili hiçbir paylaşımda deprem illerindeki geçici-kalıcı yapılaşma sorunlarından söz edilmiyor. Tasarıma ilişkin bir deneysel çalışma olarak bu yapının değdiği kişilere yaptığı katkının ötesinde barınma sorununa yönelik nitelikli bir açılım izlenmiyor.</p>
<p> </p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-5093" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-5093 size-full" src="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulkksllll.png" alt="" width="398" height="299" srcset="https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulkksllll.png 398w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulkksllll-300x225.png 300w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulkksllll-80x60.png 80w, https://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/08/gulkksllll-265x198.png 265w" sizes="(max-width: 398px) 100vw, 398px">
<figcaption class="wp-caption-text">Hatay, İskenderun hasar görmüş çok sayıda tescilli eserden biri, acil koruma önlemleri henüz alınmamış, 6 Mayıs 2023.</figcaption>
</figure>
<p>OAA ve ağırlıklı olarak Hatay, Antakya merkezli yerel örgütlenmelerin dert ettiği konuların başında bölgenin kültürel değerleri geliyor. Yakında bu konuda da ikili bir durumla karşılaşabileceğimizi gözlemliyorum. Şöyle ki, Kültür ve Turizm Bakanlığı 12 Mayıs 2023 tarihinde depremden etkilenen illerde yer alan taşınmaz kültür varlıklarına hibe yapacağını duyurdu.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn30" name="_ftnref30">[30]</a> Ancak başvuru için son süre 15 Haziran 2023.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn31" name="_ftnref31">[31]</a>Depremin hemen peşine daha geçici barınma alanları çözülmemişken, zemin etütleri yapılmadan, bölge planları oluşturulmadan, mevcut durum haritalara işlenmeden, hızla inşa edilen kalıcı konutlar, şehir hastaneleri gibi bu konuda da acele ediliyor. Henüz yeterli bir tespit-belgeleme çalışması yapılmadan, enkazlar tasniflenmeden, yollar dahi açılmadan bu kez kültürel varlıklar için hızla projelendirme süreçleri başlayacak gibi gözüküyor. Bakanlıklar durmuyor, eski usul hızla yola devam ederken bunu eleştirip bir karşı hareket etmemek, sürece uyum sağlamayı, sistem-içi olabilen en iyiyi yapmayı zorunlu kılıyor… Tüm bu manzara içinde bir deprem bölgesinde tespit çalışması yapan, önceki çalışmalarla yeni tespitleri karşılaştıran ve bu çalışmalarını önce kamuoyuna sunan, ardından açık kaynak olarak paylaşan ODTÜ Tarihsel Çevre Değerlerini Araştırma ve Uygulama Merkezi TAÇDAM’ın emeğini vurgulamak isterim.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn32" name="_ftnref32">[32]</a> Hızla inşaatların başladığı, yakında restorasyon işlerinin de başlayacağını öngördüğümüz bu süreçte detaylı tespit çalışmalarının üretilmesi ve açık paylaşımı önemli. Takip edemediğim bu tür açık paylaşım başka çalışmalar da varsa, sevindirici. Akademik kurumların da kendi içlerine sıkışmış kalmış ve açık bilgi-belge paylaşmamayı tercih eden çalışma pratiklerini dönüştürmeleri için örnek alınabilir.</p>
<p>Diğer yandan depremin etkilerinin en yoğun görüldüğü il olan Hatay’ın sadece Antakya merkezi için bu kadar örgütlenme ve çabanın olması, meslek insanlarının diğer il ve ilçelere bu düzeyde ilgi göstermemelerini de ayrı bir tartışma konusu olarak işaret etmek isterim. Bir istisna olarak Gaziantep için oluşturulan bilim heyetinin açıklamalarına bakınca da kentin koruma alanında şu ana kadar yaşanan sorunlarına değinmeyen bir olumla okumak, gelecek süreç için hayli düşündürücü oluyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn33" name="_ftnref33">[33]</a></p>
<p><strong>Değerlendirme ve Sonuç: Başka Bir Kentleşme Şu An Mümkün Değilse Ne Zaman?<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn34" name="_ftnref34">[34]</a></strong></p>
<p>Bu kısa metinde şunu işaret etmeye çalıştım; bir yanda doğa olayları ve insan faaliyetlerini yıkımlara bir sebep olarak gören bakış açısına karşı, diğer yanda nedenselliği doğa ve insana yıkmak yerine sorunu politik-ekonomik sistemle ilişkilendiren bir tutum var. Politik olarak iki yaklaşım yan yana gelemiyor. İlki çoğunlukla çözümü sistem-içi onarımdan yana görüp, toplumsal suçları toplumun geneli üzerinden okurken, ikincisi sorunun kökenine inerek radikal bir dönüşümü işaret ediyor. Biri depremin sınıfsallığa etkisini görmeyen, “veren el”/sadaka şiarına dayalı bir yardımlaşmaya yönelirken, diğeri toplumsal dayanışmaya, örgütlenmeye, güçlenmeye, yapabilir kılmaya eğiliyor.</p>
<p>Burada kısaca değindiğim ve geliştirilmesi gereken sorunsallara karşı meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, sivil toplum örgütleri ve ilgili herkesin topyekûn bir arada mücadele vermesi gerektiğini söylüyoruz. Ancak şunu da eklemek istiyorum. Sadece deprem illerinde değil, ülkenin birçok yerinde karşımıza çıkabilecek bu tür hukuki ve fiili müdahaleler karşısında, bugüne kadar verdiğimiz mücadeleden daha farklı yöntemler düşünmemiz gerekiyor. Zira çok daha büyük bir sorunla karşı karşıyayız ve bu da bizim mevcut pratiklerimizi, yöntemlerimizi de güncellememizi, hatta dönüştürmemizi zorunlu kılıyor. Karşı-hegemonya üretimlerimizi ve ağlarımızı güçlendirecek yolları artık başka şekillerde örmemiz gerektiğini düşünüyorum. Yazının başındaki isimlendirme mevzusuna yeniden dönelim. Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük’e göre Fransızcadan geçen “radikal” kelimesi, kökten-köktenci anlamına geliyor.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn35" name="_ftnref35">[35]</a> Sorunların köküne inerek çözümü oradan kurmak için radikal yolları inşa etmek de bu nedenle anlamlı. Radikal çabaların hayli netameli olduğunu bilsek de.<a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftn36" name="_ftnref36">[36]</a> Hepimizin yolu açık olsun…</p>
<p> </p>
<p><strong>Notlar:</strong></p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> . Yazıdaki bütün Web kaynaklarına erişim tarihi 5 Haziran 2023.</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> T. Gül Köksal, “İnsanı, Ürettiği Kültürel Değerlerle Birlikte Yok Eden Kırımın Bize Söyledikleri…”, Kültür Meclisi, 22 Şubat 2023, https://kulturmeclisi.com/insani-urettigi-kulturel-degerlerle-birlikte-yok-eden-kirimin-bize-soyledikleri/; T. Gül Köksal, “Toplumsal kırıma karşı başka bir kolektif inşa olasılığı”, Yapı Dergisi, sayı: 464, Mart-Nisan 2023, https://yapidergisi.com/toplumsal-kirima-karsi-baska-bir-kolektif-insa-olasiligi/; Vecih Cüzdan, Bianet, 6 Nisan 2023, https://m.bianet.org/bianet/toplum/276913-doc-dr-koksal-sur-daki-gibi-yeni-insa-sureci-icin-zemin-hazirlandi; T. Gül Köksal, “Toplumsal belleği yaşatarak hayatı yeniden inşa etmek; sistem içi onarımla mı, başka bir kamusalı kurarak mı?”, Dosya: “Asrın Kapitalizmi” Felaketin Sürekliliği içinde, Yeni E Dergisi, sayı: 73, Nisan-Mayıs 2023, https://www.ginkokitap.com/yeni-edergisi-sayi-73-nisan-2023-mayis-2023.</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> TDK, afet, https://sozluk.gov.tr</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> AFAD, https://www.afad.gov.tr/afet-turleri</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Neil Smith, “There’s no such thing as a natural disaster”, Items: Insights from the Social Sciences, 11 Haziran 2006, https://items.ssrc.org/understandingkatrina/theres-nosuch-thing-as-a-natural-disaster</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Hüseyin Koyuncu, “Dorian, İrma, Katrina… Kasırgalara nasıl isim veriliyor? Kadın isimli kasırgalar daha mı kuvvetli?”, Euronews, 5 Eylül 2019, https://tr.euronews. com/2019/09/05/dorian-irma-katrina-kasirgalara-nasil-isim-veriliyor-kadin-isimliler-daha-mi-kuvvetli</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Eray Çaylı, “Depremin Politikliği: Adaletsizlik, Risk, Dirençlilik”, Mekânda Adalet ve Deprem, 12.2022, sayı editörü Eray Çaylı, dergi editörü Bahar Bayhan, İstanbul, s.4-9.</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Fikret Başkaya, “Paradigma iflas etti diyoruz, ölüm saatini soruyorlar”, Gazete Duvar, 1 Mayıs 2018, https://www. gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/01/05/fikret-baskaya-paradigma-iflas-etti-diyoruz-olum-saatini-soruyorlar</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> İlhan Tekeli, Tarihsel bağlamı içinde Türkiye’de yükseköğretimin ve YÖK’ün tarihi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 2010.</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> OHAL Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin 126 No’lu Cumhurbaşkanlığı kararnamesi OHAL ilan edilen deprem illerinde her türlü yapılaşmayı mevcut yasaların üstünde olacak bir şekilde mümkün kılıyor; https:// www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/02/20230224-9. pdf</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> “İTÜ’lü akademisyenlerden kararname tepkisi: Şehir planlamasına dair birikim göz ardı ediliyor”, Evrensel, 29 Mart 2023, https://www.evrensel.net/haber/486099/ itulu-akademisyenlerden-kararname-tepkisi-sehir-planlamasina-dair-bilimsel-birikim-goz-ardi-ediliyor</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> Politeknik, “İTÜ Rektörlüğü deprem kararnamesine itiraz eden akademisyenleri hedef aldı”, 4 Nisan 2023, https://politeknik.org.tr/itu-rektorlugu-deprem-kararnamesine-itiraz-eden-akademisyenleri-hedef-aldi/</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> Örneğin “Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli” isimli projenin çalışma gruplarının isimleri şurada var, ancak çalışmaları Web’de yok. https://webdosya.csb.gov.tr/db/ turkce/faaliyetler/turk-ye-ulusal-r-sk-kalkani-model–calisma-kurullari-20230311133047.pdf Kültür ve Turizm Bakanlığı danışmanlarını şurada anıyor, ancak bu ekibin çalışmalarına da açık erişim yok; Habertürk TV, “Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy soruları yanıtlıyor”, 21 Mart 2023, https://www.youtube.com/ watch?v=Bw0iwcDT7RM Hatay’ın deprem sonrası planlama işini üstlenen mimar Bünyamin Derman Hataylı yerel örgütlenmeler davetiyle 28 Nisan 2023 tarihinde İstanbul’da yaptığı sunumda çalışmayı ve ekibi aktardı, ancak yine açık bir kaynak erişimi yok.</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref14" name="_ftn14">[14]</a> Eva Datta, “Ask yourself this: is your practice working for dictators?”, Architects’ Journal, 28 Şubat 2023, https:// www.architectsjournal.co.uk/news/opinion/ask-yourself-this-is-your-practice-working-for-dictators</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref15" name="_ftn15">[15]</a> Başka Bir Dünya+Başka Bir Mimarlık” dosyasında bunları tartışırken bu ve benzeri sorunsallara yanıtlar vermeye çalıştık; Dosya 51, Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Kasım 2022, http://www.mimarlarodasiankara.org/dosya/ dosya51.pdf</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref16" name="_ftn16">[16]</a> Eda Narin, “Hatay’da TOKİ için acele kamulaştırma”, Artık Gerçek, 11 Mayıs 2023, https://artigercek.com/ guncel/hatayda-toki-icin-acele-kamulastirma-depremzedelerin-dava-hakki-da-yok-249326h</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref17" name="_ftn17">[17]</a> Ortak Akıl-Antakya niyet beyanı ve ekibi için bkz; http://www.ortakakilantakya.com; Emre Arolat’ın açıklamalarından birisi; Serbestiyet, “Depremde yıkılan Antakya’yı ayağa kaldırmak için Ortak Akıl Antakya”, 26 Mart 2023, https://serbestiyet.com/haberler/depremde-yikilan-antakyayi-ayaga-kaldirmak-icin-ortak-akil-antakya-122990/ Bu örneğe suç-iyilik üzerinden Kültür Meclisi ve Yeni E dergisi yazılarında türlü biçimlerde değinmiştim, bkz. Dipnot 2.</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref18" name="_ftn18">[18]</a> “Toplumsal Suç Ortaklığı, Acı ve Fena Bir Gerçekliktir”, söyleşi Ayşegül Sönmez, Sanatatax, 16 Şubat, 2023, https://www.sanatatak.com/view/toplumsal-suc-ortakligi-aci-ve-fena-bir-gercekliktir</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref19" name="_ftn19">[19]</a> Takip ettiğim kadarıyla sonraki hiçbir yazısında/söyleşisinde mimarın özeleştirel bir tutumuna rastlamadım. https://www.ekonomim.com/hafta/mimar-emre-arolat-antakya-hak-ettigi-ciddiyet-ve-titizlikle-ele-alinmali-haberi-684991</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref20" name="_ftn20">[20]</a> National Turk, “İşte Zorlu Center Projesi Hakkındaki ÇED Raporu”, Tarih yok, https://www.nationalturk. com/tr/zorlu-center-insaati-2380213/</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref21" name="_ftn21">[21]</a> Arzu Eralp, “Zorlu Center İçin Yıllardır Daha İyi Ne Yapılabilirdi Diye Düşünüyorum, Bulamıyorum”, Arkitera, 10 Ekim 2013, https://www.arkitera.com/haber/zorlu-center-icin-yillardir-daha-iyi-ne-yapilabilirdi-diye-dusunuyorum-bulamiyorum/</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref22" name="_ftn22">[22]</a> Tabanlıoğlu, http://www.tabanlioglu.com/project/ halic-shipyards-urban-transformation-project/</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref23" name="_ftn23">[23]</a> Turizm Ajansı, “Tamince yeni ortağını açıkladı”, 6 Kasım 2021, https://www.turizmajansi.com/haber/ tamince-yeni-ortagini-acikladi-h48773</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref24" name="_ftn24">[24]</a> T. Gül Köksal, “Haliç Tersaneleri’nde neler oluyor? Altı asırlık mirasın yağması”, 1+1 Express, 11 Haziran 2019, https://birartibir.org/alti-asirlik-mirasin-yagmasi/</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref25" name="_ftn25">[25]</a> Emre Arolat gibi Murat Tabanlıoğlu’nun da bir kent suçu olan ve karşı davaları süren Haliçport’a (Tersane İstanbul) yönelik bir özeleştirel yaklaşımına rastlamadım.</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref26" name="_ftn26">[26]</a> Eray Çaylı, “Felaket öncesi ve sonrası tasarım”, İklimin Estetiği, Antroposen Sanatı ve Mimarlığı Üzerine Denemeler, ed. Merve Ünal, İstanbul: Everest Yayınları, 2020, s.136-143.</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref27" name="_ftn27">[27]</a> K. Marx- F. Engels, “Konut Sorunu”, Marx-Engels: Seçme Yapıtlar, Cilt: 2, Sol Yayınları, Ankara, 1977.</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref28" name="_ftn28">[28]</a> ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, “Acil Tasarım Stüdyosu: Shigeru Ban konferansı ve “Kağıt Masura Ev” Açılışı, 30 Nisan 2023, https://crp.metu.edu.tr/tr/duyuru/acil-tasarim-studyosu-shigeru-ban-konferansi-ve-kagit-masura-ev-acilisi; Umut Erdem, “ODTÜ’den Japonlarla deprem bölgesinin acil ihtiyacı için işbirliği… Depremzedeye kağıt masura ev”, Hürriyet, 8 Mayıs 2023, https:// www.hurriyet.com.tr/ekonomi/odtuden-japonlarla-deprem-bolgesinin-acil-ihtiyaci-icin-isbirligi-depremzedeye-kagit-masura-ev-42263624</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref29" name="_ftn29">[29]</a> Selma Kasap, “Japon mimarın deprem bölgesine özel tasarımı kâğıt masura evi Hatay’a gönderildi”, AA, 4 Mayıs 2023, https://www.aa.com.tr/tr/gundem/japon-mimarin-deprem-bolgesine-ozel-tasarimi-kagit-masura-evi-hataya-gonderildi/2888783</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref30" name="_ftn30">[30]</a> Kültür ve Turizm Bakanlığı, https://kvmgm.ktb.gov. tr/Eklenti/113885,duyuruafetbolgesi16523pdf.pdf?0</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref31" name="_ftn31">[31]</a> Kültür ve Turizm Bakanlığı, https://kvmgm.ktb.gov. tr/Eklenti/113885,duyuruafetbolgesi16523pdf.pdf?0</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref32" name="_ftn32">[32]</a> ODTÜ TAÇDAM, “Antakya’nın çok katmanlı kültürel mirasının deprem sonrası belgelenmesi, hasar tespiti ve değerlendirmesi”, 5 Haziran 2023, yayımlanmamış rapor, ODTÜ, Ankara, https://tacdam.metu.edu.tr/en/announcement/antakyanin-cok-katmanli-kulturel-mirasinin-deprem-sonrasi-belgelenmesi-hasar-tespiti-ve</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref33" name="_ftn33">[33]</a> Gaziantep Belediyesi, “Gaziantep’te hasar alan binalar için bilim kurulu toplandı”, 10 Mart 2023, https://www. gaziantep.bel.tr/tr/haberler/gaziantepte-hasar-alan-tarihi-binalar-icin-bilim-kurulu-toplandi</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref34" name="_ftn34">[34]</a> Dipnot 15 ve başka bir kentleşme önerisini sağlık sistemi üzerinden ele alan bir yazı için bkz. Mihriban Yıldırım, “Deprem bölgesinde toplumsal sağlık mücadelesi: Başka bir sağlık sistemi mümkün”, Sendika.org, 21 Mayıs 2023, https://sendika.org/2023/05/deprem-bolgesinde-toplumsal-saglik-mucadelesi-baska-bir-saglik-sistemi-mumkun-685336/ Ayrıca Başka Bir Atölye; https://www.baskabiratolye.com</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref35" name="_ftn35">[35]</a> TDK, radikal, https://sozluk.gov.tr</p>
<p><a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/#_ftnref36" name="_ftn36">[36]</a> Nick Montgomery ve carla bergman, Neşeli Militanlık, Toksik Zamanlarda Direnişi Örmek, çeviren: Gülnur Elçik, İletişim Yayınları, İstanbul, 2022.</p>
<p>The post <a href="https://www.polenekoloji.org/sistem-ici-cozumlere-karsi-radikal-cabalarin-gerekliligi-uzerine-6-subat-depremi-ve-sonrasi/">Sistem-içi Çözümlere Karşı Radikal Çabaların Gerekliliği Üzerine: 6 Şubat Depremi ve Sonrası</a> appeared first on <a href="https://www.polenekoloji.org/">polenekoloji.org</a>.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Politik Ekoloji ile Peyzaj Mimarlığı İlişkisi Üzerine Bir Değerlendirme</title>
<link>https://trafikdernegi.com/politik-ekoloji-ile-peyzaj-mimarligi-iliskisi-uzerine-bir-degerlendirme</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/politik-ekoloji-ile-peyzaj-mimarligi-iliskisi-uzerine-bir-degerlendirme</guid>
<description><![CDATA[ “…Kurduğumuz medeniyetin doğa üzerinde neden ve nasıl bir tahakküm kurduğunu ve doğayı neden ve nasıl sömürdüğünü anlamamız sadece ekolojik ve toplumsal sorunları bir arada değerlendiren bir yaklaşımla mümkün olacaktır.”                                                     [...]
The post Politik Ekoloji ile Peyzaj Mimarlığı İlişkisi Üzerine Bir Değerlendirme appeared first on polenekoloji.org. ]]></description>
<enclosure url="http://www.polenekoloji.org/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-22-at-13.35.32.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 19:05:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Politik, Ekoloji, ile, Peyzaj, Mimarlığı, İlişkisi, Üzerine, Bir, Değerlendirme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<blockquote class="td_quote_box td_box_center">
<p><em>“…Kurduğumuz medeniyetin doğa üzerinde neden ve nasıl bir tahakküm</em><br><em>kurduğunu ve doğayı neden ve nasıl sömürdüğünü anlamamız sadece ekolojik ve</em><br><em>toplumsal sorunları bir arada değerlendiren bir yaklaşımla mümkün olacaktır.”</em><br><em>                                                                (Roussopoulos, 2017:87-88)</em></p>
</blockquote>
<p>Çevre yıkımlarının sebeplerini ekoloji, ekonomi ve siyasetin ilişkilendiği noktalarda<br>aramak, gündelik hayatımızda ve küresel ölçekte yaşadığımız ekolojik ve toplumsal krizleri daha temelden anlayabilmemizi sağlamaktadır. Yeni bir düşünsel ve pratik bir alan olmakla birlikte politik ekoloji, bir bilim olarak ekolojinin siyasetten ayrı düşünülemeyeceğini savunurken; görünürlüğü her geçen gün artması sebebiyle de cevaplarını daha geniş alanlara bakarak sorguladığımız konular hakkında disiplinler arası bir birikim oluşturmaktadır.</p>
<p>Bookchin’e göre insanın insana tahakkümünün sınırları kendisiyle sınırlı kalmayıp, yaşadığı çevreye, doğaya da sıçramış ve hiyerarşik bir üstlük – astlık ilişkisi kurulmuştur (Bookchin, 2013, 2017). Bu tahakkümdür ki, günümüzde yaşadığımız toplumsal sorunları derinleştirirken, çevresel krizlerin de temelini oluşturmaktadır. 1970’ler ve 1980’lerden başlayarak, politik ekoloji, bu temel eşitsizlikleri kırsal peyzajlardan sanayileşmiş kentsel çevrelere ve çevre politikalarına, sosyo-ekonomik ve sosyo-ekolojik ilişkiler bağlamında, birçok araştırma alanını (coğrafya, antropoloji, siyaset bilimi, sosyoloji, ormancılık, çevre tarihi gibi) dahil ederek büyümeye devam etmiştir. (Tetreault, 2017; Roberts, 2020)</p>
<p>Politik ekoloji, sistematik bir tanımı yapılmadan önce ilk defa 1935 yılında Frank Thone tarafından ve daha sonra antropolog Eric Wolf tarafından 1972 yılında yayınladığı bir makalesinin (Ownership and Political Ecology) başlığında kullanılmıştır. İlk tanımlarından birinde, “Politik ekoloji ifadesi, ekoloji endişelerini ve geniş bir tanıma sahip ekonomipolitiği birleştirir. İkisi birlikte, sürekli yer değiştiren toplum ve yer ile ilişkili kaynakların arasındaki diyalektiği ve ayrıca toplumdaki sınıfları ve grupları kapsar.” denmektedir (Blaikie and Brookfield,1987:17).</p>
<p>1970’lerden beri toplumsal çevre ve doğal çevre arasındaki ilişkiyi inceleyen politik ekoloji, iki farklı epistemolojik yaklaşımda şekillenmiştir. Marksist ekonomi-politikle ilişkilendirilen materyalist yaklaşım ve söylem analizine ve çevresel sorunların sosyal inşasına odaklanan postyapısalcı yaklaşım (Tetreault, 2017). Son yıllarda ise; doğa, insan ve toplum üçgeninde yoğun bir araştırma pratiği oluşturan politik ekoloji, peyzaj mimarlığı alanının çalışma konularına da, mekânsal ve toplumsal kaygıların ortaklığı sebebiyle önemli katkılar sunma potansiyeli taşımaktadır.</p>
<p>Bu bağlamda, öncelikle doğanın kapitalizm tarafından tahribatı ve yapılaşmış çevrede büyüme odaklı ve kentsel rantlar baskısı ile kullanım değeri yerine değişim değerinin asıl itici güç olduğu kapitalist kentleşme modeline karşı, politik ekoloji, kısa tarihi ile de olsa büyük bir eleştirel bakış açısı sunmaktadır.</p>
<p>Diğer yandan, peyzaj mimarlığının tanımını meslek insanları üzerinden açıklayan IFLA (International Federation of Landscape Architects)’ya göre; “Peyzaj Mimarları, ekolojik sürdürülebilirliği, peyzajların kalitesini ve sağlığını, kolektif hafızayı, mirası ve kültürü ve bölgesel adaleti ele almak için estetik ve bilimsel ilkeleri uygulayarak doğal ve yapılı çevreleri planlar, tasarlar ve yönetir. Peyzaj mimarları, diğer disiplinlere öncülük ederek ve koordine ederek, sosyal ve ekonomik refahı öngören alanlar yaratmak için, iklim değişikliği ile ilgili uyum ve hafifletme ve ekosistemlerin stabilitesi, sosyo-ekonomik iyileştirmeler ve toplum sağlığı ve refahı gibi doğal ve kültürel ekosistemler arasındaki etkileşimlerle ilgilenir.” (https://www.iflaworld.com/the-profession) Buna göre, konu edindiği eşitsizlikler, adalet, haklar, doğal ve yapılı çevreyi ve onun oluşturduğu toplumsal hafızayı koruma çalışmaları göz önüne alındığında, politik ekolojinin eleştirel bakışını bir katkı olarak alacak peyzaj mimarlığı alanı aynı zamanda yeni bir perspektif kazanacaktır.</p>
<p>Peyzaj mimarlığı alanının doğası gereği ekolojiyi konu edinmesi kaçınılmazdır. Ancak ekoloji, kendinden menkul bir konu olarak değil de toplum, siyaset ve ekonomi ile ilişkisi içerisinde ele alınmalıdır. “Ekolojiye dair projelerin (ve fikirlerin) tamamı aynı zamanda ekonomiye dair projelerdir (ve fikirlerdir) ve bunun tersi de geçerlidir. Topluma ve ekonomiye dair görüşler ne kadar ekolojikse, ekolojiye dair görüşler de ancak o kadar toplumsal olarak tarafsız olabilir. Dolayısıyla çevre sorunlarını daha iyi kavramak istiyorsak ekolojinin ve siyasetin nasıl ilişkilendiğine yakından bakmak bir zorunluluk olur” (Harvey, 1993).</p>
<p>Bir diğer boyut olarak, Birleşmiş Milletler Dünya Kentleşme Beklentileri Raporu (2018)’na göre, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 57’si kentlerde yaşıyorken, 2050’ye kadar yaklaşık yüzde 70’inin kentsel alanda yaşayacağı öngörülmektedir. Ekoloji savunucu hareketler, tahrip edilen alan ölçeğinin genişliği sebebiyle, gücünü çoğunlukla kırdan alıyor olsa da nüfusun çok büyük bir çoğunluğunun yaşadığı kentsel mekanlardaki mücadele alanları gündelik pratikler içerisinde yok olmamalıdır. Kırdan kente doğru uzanan yaşam hakkını savunma kültürü, potansiyelini geliştirerek ve genişleterek anayasal tabana oturmalıdır. Bunu sağlamak için de peyzaj mimarları hem kentsel hem kırsal alanlarda “doğal ve yapılı çevreyi planlamak, tasarlamak, yönetmek” ten önce korumaya başlamalı ve korumayı anayasal düzlemle birleştirebilmek için karar alma ve uygulama süreçlerine aktif olarak katılım sağlamalıdır.</p>
<p>Peyzaj mimarlığı meslek alanının kentteki nesnesi olarak, 19. Yüzyılda doğanın bir temsili olduğu belirtilen park alanlarından, günümüzde çok eleştirilen imar mevzuatı yoluyla dahi korunamayan yeşil alanlara dönüşmesi sürecinde, politik ekolojinin kullandığı araçlar ile yeniden ele alınıp, yeniden üretilmesine ihtiyaç duyduğu düşünülmektedir.</p>
<p>Roussopoulos’ a göre, “Bookchin, Aristo’dan yola çıkarak siyasetin insan doğasına içkin olduğunu ve bu içkinliğin yaşadığımız toplumun gündelik meselelerine aktif katılımla kendisini en somut şekilde gösterdiğini belirtmektedir.” (Roussopoulos, 2017: 90) Böylelikle, bozunup yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyan hareketlerin başında “özgürlükçü yerel yönetimcilik”(Roussopoulos, 2017: 91) anlayışıyla etkileşimli ve eş güdümlü ilerleyecek, demokratik siyasetin temeli olarak belirlenecek mahalleler, kasabalar ve kentler kurgusunda peyzaj mimarlığının rolünü belirlemek gelmektedir. Bunu belirlemek için meslek tanımına tekrar geri dönüp peyzaj mimarlığı özneleri olarak bizlerin ‘koruma’yı (önlem alarak korumayı) en baş ve mutlak eylem olarak görmemiz ve anlatmamız gerekmektedir.</p>
<p>Peyzaj mimarlığı alanının peyzaj hakkı (right to landscape) gibi, bir boyut olarak, haklar meselesi ile ilişkilendirilmesine yönelik olarak Stecker (2011): “Avrupa Peyzaj Sözleşmesi’nin (ELC) 2004 yılında yürürlüğe girmesinden bu yana, peyzaj ve insan hakları arasındaki kavramsal bağlantı yeni bir yankı uyandırmaktadır. Bunun nedeni, sözleşmenin odağını ‘peyzajlar’dan (landscapes) ‘peyzaj’a (landscape); ‘muhafaza ederek koruma’dan (conservation) ‘önlem alarak koruma’ya (protection), ‘yönetmek’ten (management) ‘iyileştirme’ye (rehabilitation); ve ‘üstün evrensel değere sahip’ (outstanding universal value) peyzajlardan ‘günlük’ (everyday) ve ‘bozulmuş peyzajlara’ (degraded landscapes) çevirmiş olmasındandır.” şeklinde belirtmektedir. Tanımları takip edecek olursak, büyük ve herkesçe erişilmesi güç olan mekanlardan, daha mütevazı, gündelik ve bozulan mekanlara atıfta bulunulduğunu görmekteyiz. Zaman içinde doğal veyapılı çevrenin tahribatını metinler ve kavramlar üzerinden de okuyabiliyor ve korumanın öneminin vurgulandığını anlayabiliyoruz.</p>
<p>Bununla birlikte, yine Avrupa Peyzaj Sözleşmesi’nde, “…Peyzajın bireysel ve sosyal refahın anahtar bir ögesi olduğuna ve korunmasının, yönetiminin ve planlamasının toplumdaki herkese haklar ve sorumluluklar getirdiğine inanarak…” sözleşme metnindeki hususlarda anlaşma yapıldığı belirtilmektedir.</p>
<p>Son durumda, yazı boyunca bahsi geçen hak mücadelesi sadece ekolojik mücadeleyi değil, doğa haklarını, kadın ve çocuk haklarını, tüm azınlıkların haklarını da gözeten bir temelden yükselir; çünkü bu konuların her biri birbiriyle etkileşim içinde olan sorunları barındırır. Tüm bu meselenin kendisi, aslında bir haklar mücadelesidir ve işte o hakların tamamının bütünlüğü söz konusudur. Ekolojik mücadele aynı zamanda insan haklarını, doğa haklarını, hayvan haklarını, biyoçeşitliliği, yerel halkların ekonomik durumlarını da birlikte yürütür.(https://acikradyo.com.tr/podcast/237665)</p>
<p>Yaşadığımız depremler, seller, yangınlar, tarım krizi, gıda krizi, toplumsal kriz, iklim krizi, doğal ve yapılı çevrenin korun(a)maması gibi sorunların temelinin sadece doğal ve doğa kaynaklı olmadığını; ayrıca insan eliyle üretilen maden ocaklarının, enerji projelerinin, moloz yığıntılarından oluşan dolgu alanlarının, otoyolların, havalimanlarının, işgal altındaki koyların, yitip giden kent parklarının, ranta konu edilen dönüşüm alanlarının, yok edilen biyoçeşitliliğin yaratılan hiyerarşik tahakküme dayalı toplum düzenin kendisinden menkul olarak ve ‘kaçınılmaz’ olarak oluştuğu fikri, politik ekolojinin de bir özne olarak alternatif bir toplumsal sistem arayışı için önemli ve aydınlatıcı bir perspektif sunacağını anlatmaktadır. “Dolayısıyla, toplumdaki somut toplumsal sorunları kararlı bir biçimde ele almadan yaşadığımız çevre sorunları tam anlamıyla anlaşılamayacak ve nihai bir çözüme kavuşamayacaktır.” (Roussopoulos, 2017:86)</p>
<p>Bu sebeple peyzaj mimarlığı meslek alanı ile ayrılmaz bir ilişki içerisinde bulunan, kentsel toplumsal sorunlar meselesi çözümlenmeden ve onlara ilişkin politika üretilmeden; ihtiyaçların ve dayanışmanın gözetilmediği bir ekonomiye dayalı mesleğin toplumsal icrası, içinde bulunduğumuz sisteme, ana akım teori ve yaklaşımlara katkı sunmanın ötesine geçemeyecektir.</p>
<p> </p>
<p><strong>KAYNAKLAR:</strong></p>
<p>Blaikie, P., Brookfield H. (1987). Land Degradation and Society. London: Methuen.</p>
<p>Bookchin, M. (2013). Toplumu Yeniden Kurmak. İstanbul: Sümer Yayıncılık.</p>
<p>Bookchin, M. (2017). Ekolojik Bir Topluma Doğru. İstanbul: Sümer Yayıncılık.</p>
<p>Bookchin, M. (2017). Toplumsal Ekoloji ve Komünalizm. İstanbul: Sümer Yayıncılık.</p>
<p>Bookchin, M. (2019). Özgürlüğün Ekolojisi Hiyerarşinin Ortaya Çıkışı ve Çözülüşü. İstanbul: Sümer Yayıncılık.</p>
<p>Harvey, D. (1993) The Nature of Environment: Dialectics of Social and Environmental Change. SocialistRegister: 29, 1-51. Erişim adresi: https://socialistregister.com/index.php/srv/article/view/5621/2519.</p>
<p>Roberts, J. (2020). Political Ecology. The Open Encyclopedia of Anthropology. Erişim adresi:<br>http://doi.org/10.29164/20polieco</p>
<p>Roussopoulos, D. (2017). Politik Ekoloji İklim Krizi ve Yeni Toplumsal Gündem. İstanbul: Sümer Yayıncılık.</p>
<p>Strecker, A. (2011) The ‘Right to Landscape’ in International Law, the right to Landscape içinde.London: Routledge. Erişim adresi:</p>
<p>Tetreault, D. (2017). Three Forms of Political Ecology. Ethics and the Environment, 22(2), 1-23. Erişim adresi:https://www.jstor.org/stable/10.2979/ethicsenviro.22.2.01?seq=1</p>
<p>Üstün, B. (2021). Doğayı, Emeği, Yaşamı Korumak Ekoloji Politik Yazılar. İstanbul: İletişim Yayıncılık.</p>
<p>https://acikradyo.com.tr/podcast/237665 Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p>https://www.iflaworld.com/the-profession Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p>https://www.taylorfrancis.com/chapters/edit/10.4324/9781315237350-14/right-landscape-internationallaw-amy-strecker. Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p>https://hyd.org.tr/attachments/article/510/saha5.pdf. Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p>https://www.sciencedirect.com/topics/earth-and-planetary-sciences/political-ecology. Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p>https://www.jstor.org/stable/10.2979/ethicsenviro.22.2.01?seq=1. Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p>https://en.wikipedia.org/wiki/Political_ecology#cite_ref-Walker-2005-74_10-0 Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p>http://environment-ecology.com/political-ecology/407-political-ecology.html Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p>https://www.researchgate.net/publication/262005864_James_B_Greenberg_1994_Political_Ecology_Editors_Pr<br>eface_with_Thomas_K_Park_Journal_of_Political_Ecology_Vol_11-12. Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p>https://www.anthroencyclopedia.com/entry/politica++l-ecology. Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p>https://population.un.org/wup/Download/. Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p>https://www5.tbmm.gov.tr/kanunlar/k4881.html. Erişim tarihi: 14.03.2023.</p>
<p> </p>
<p>The post <a href="https://www.polenekoloji.org/politik-ekoloji-ile-peyzaj-mimarligi-iliskisi-uzerine-bir-degerlendirme/">Politik Ekoloji ile Peyzaj Mimarlığı İlişkisi Üzerine Bir Değerlendirme</a> appeared first on <a href="https://www.polenekoloji.org/">polenekoloji.org</a>.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bergama&amp;apos;nın Direnişi: &amp;quot;Ölüler Altın Takmaz&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bergamanin-direnisi-oluler-altin-takmaz</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bergamanin-direnisi-oluler-altin-takmaz</guid>
<description><![CDATA[ 1990&#039;ların başında Bergama&#039;da başlayan altın madenciliğine karşı direniş, Türkiye&#039;nin ekolojik mücadele tarihinde önemli bir dönemeçtir. Bu direnişi konu alan ilk belgesel örneklerinden biri, Engin Ayça&#039;nın 1999 yılında çektiği &quot;Ölüler Altın Takmaz&quot; adlı yapımdır. Ayça&#039;nın belgeseli, Bergama halkının altın madenciliği karşısındaki direnişini ve bu mücadelenin toplumsal boyutlarını ortaya koymaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e0e39c80d6b.jpg" length="109805" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 19:04:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bergama, Der, ki:, Ölüler, Altın, Takmaz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>1990'ların başında Bergama'da başlayan altın madenciliğine karşı direniş, bölgenin ekolojik ve toplumsal yapısında derin etkiler bırakmıştır. Bu direnişin belgesel sinemasındaki ilk örneklerinden biri, Engin Ayça'nın 1999 yılında çektiği "Ölüler Altın Takmaz" adlı yapımdır. Belgesel, Bergama halkının altın madenciliğine karşı verdikleri mücadeleyi ve gündelik yaşamlarını kısa bir süre içinde ele alırken, özellikle kadınların direnişindeki rolünü vurgular.</p>
<p>Belgeselin anlaşılabilmesi için, Bergama'daki direnişin tarihsel arka planına kısa bir bakış atmak önemlidir. 1989 yılında, Eczacıbaşı şirketine verilen altın madeni işletme ruhsatı, kısa süre sonra Almanya ve Avustralya menşeli Eurogold şirketine devredilmiştir. 1991 yılında madenin inşaatına başlanmış ve 1992 yılında halkın tepkisiyle direniş eylemleri başlamıştır. Bu eylemler, özellikle 1996'dan itibaren kitleselleşmiş ve Bergama'nın gündemine oturmuştur. Bergamalılar, çeşitli eylemlerle, siyanürlü atıkların çevreye vereceği zararları protesto etmiş, köyleri ve doğal yaşam alanları için mücadele etmişlerdir.</p>
<p>Bu süreçte, dönemin Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın’ın öncülüğünde yapılan etkinlikler ve toplantılar, halk arasında farkındalık oluşturmaya yönelik önemli adımları içeriyordu. Ancak, şirketlerin karşı eylemleri ve kamuoyunu yanıltma çabaları da göz ardı edilemez. Örneğin, maden patronları bir basın toplantısında siyanürün zararsız olduğunu kanıtlamak amacıyla, kandırdıkları işçileri siyanür havuzlarında yüzdürmüşlerdir. Bu uygulamalar, madenin çevresel ve sağlık üzerindeki risklerini görmezden gelen bir yaklaşımın örneklerindendir.</p>
<p>Belgesel, Bergama halkının yaşamlarını ve mücadelelerini anlatırken, özellikle kadınların direnişindeki önemi öne çıkarır. Engin Ayça, belgeselin odak noktasını kadınlara vermeyi tercih etmiş ve bu seçim, filmi güçlendirmiştir. Yönetmen, köylü kadınların yaşadıkları zorlukları ve mücadelelerini detaylandırarak, direnişin toplumsal boyutunu vurgular. Bu noktada, Bergamalı şairlerin şiirleriyle metinlerin desteklenmesi, belgeselin anlatımına kültürel bir derinlik kazandırmıştır.</p>
<p>Belgeselin önemli bir özelliği, dış sesin kullanımının da dikkat çekici olmasıdır. Bu ses, belgeselin başından sonuna kadar yer almakta ve zaman zaman şiirsel bir anlatımla Bergama halkının yaşadıklarını aktarmaktadır. Yönetmen Engin Ayça, bu yaklaşımın belgeselin etkisini artırdığını ifade ederken, belgeselin amacına uygun olarak Bergama'nın kültürel mirasını da yansıtmaktadır.</p>
<p>Bergama direnişinin ve "Ölüler Altın Takmaz" belgeselinin, Türkiye'deki altın madenciliği konusundaki mücadelenin önemli bir parçası olduğunu belirtmek gerekir. Bu belgesel, sadece Bergama'daki olayları değil, tüm Türkiye'deki madencilik faaliyetlerinin ekolojik ve sosyal etkilerini gözler önüne seriyor. Altın madenciliğinin doğaya ve insan sağlığına verdiği zararlar, bu belgesel aracılığıyla bir kez daha ortaya konmuş ve bu alandaki mücadelenin devam etmesi gerektiği vurgulanmıştır.</p>
<p>Sonuç olarak, "Ölüler Altın Takmaz" belgeseli, ekolojik direnişin ve toplumsal mücadelenin önemini anlatan, tarihsel ve kültürel bir belge olarak değerlendirilmektedir. Bu belgesel, doğaya ve emekçilere büyük zararlar getiren madencilik faaliyetlerinin sona erdirilmesi gerektiğini, ekolojik ve toplumsal mücadelenin ise sürekliliğinin önemini gözler önüne sermektedir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Blue Panda, Mavi Ormanlar için Türkiye&amp;apos;de</title>
<link>https://trafikdernegi.com/blue-panda-mavi-ormanlar-icin-turkiyede</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/blue-panda-mavi-ormanlar-icin-turkiyede</guid>
<description><![CDATA[ Akdeniz&#039;in Doğal Zenginliklerini Koruma Çabaları: Blue Panda Yelkenlisi ve WWF Akdeniz Girişimi ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/08/ekran-resmi-2024-08-12-114332.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 15 Aug 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Blue, Panda, Mavi, Ormanlar, için, Türkiyede</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz’in benzersiz ekosistemine dikkat çekmek ve koruma çalışmalarını desteklemek amacıyla Nisan ayında Fransa’dan yola çıkan WWF Akdeniz Girişimi'nin (MMI) Blue Panda yelkenlisi, Yunanistan’dan sonra 8 Ağustos’ta Datça’ya ulaştı. 2019’dan bu yana Akdeniz’in doğal zenginliklerine ve karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekmek için bölgede seyir halinde olan Blue Panda, Türkiye ziyaretinde Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde gerçekleştirilecek denizel çalışmalara katkı sağlayacak. 18 Ağustos’a kadar Türkiye’de kalacak olan yelkenli, Ekim ayına kadar İtalya, Hırvatistan ve Arnavutluk gibi diğer Akdeniz ülkelerini de ziyaret edecek. </p>
<p></p>
<p>Blue Panda, her yıl yaklaşık beş ay süren seyri boyunca karar vericiler, bilim insanları, kıyı toplulukları, kamu kuruluşları, yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör gibi paydaşları bir araya getirerek Akdeniz’in karşı karşıya olduğu çevresel tehditlere dikkat çekiyor. WWF-Türkiye, Blue Panda’nın Datça durağında, 9 Ağustos’ta düzenlenen özel bir seyirle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ve yerel yönetim temsilcileriyle buluştu. </p>
<p></p>
<p>WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, Akdeniz’in karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerin başında iklim krizinin geldiğini belirtti. Kula, “Akdeniz, sıcaklıkların küresel ortalamadan %20 daha hızlı arttığı, dünyanın en hızlı ısınan ve en tuzlu denizlerinden biri haline geliyor. Artan sıcaklıklar, yoğun insan etkisiyle birlikte denizel kaynakları tükenme noktasına getirerek, ekosistemlerin çökmesine ve bölge halkının geçim kaynaklarının yok olmasına yol açıyor. Akdeniz’i korumak ve bu gidişatı tersine çevirmek için güçlü eylemler gerekiyor” diyerek tüm paydaşları, deniz ekosistemlerini korumak için ortak hareket etmeye çağırdı.</p>
<p></p>
<p>WWF-Türkiye Doğa Koruma Direktörü Güner Ergün, deniz çayırı ekosistemlerinin sağlığını iyileştirmek ve bu kaynaklara bağlı kıyı topluluklarının geçim kaynaklarını sürdürmek amacıyla hayata geçirilen çalışmalardan bahsetti. Ergün, Akdeniz’e özgü deniz çayırlarının (Posidonia oceanica) iklim krizine karşı önemli müttefikler olduğunu belirtti. Deniz çayırlarının, karadaki ormanlara eşdeğer ekosistem hizmetleri sağladığını ifade eden Ergün, deniz çayırlarının karbon tutumu, kıyı erozyonunun önlenmesi ve birçok tür için yaşam alanı gibi kritik rolleri olduğunu vurguladı. Ergün, deniz çayırları üzerindeki en büyük baskının demirleme faaliyetleri olduğunu belirterek, bu baskıyı azaltmak için ulusal düzeyde demirleme yönetmeliği hazırlanması, demirlemeye kapalı alanlar oluşturulması ve eko şamandıra sistemlerinin kurulması gibi çözüm önerilerinde bulundu.</p>
<p></p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdür Yardımcısı Dr. Beyhan Oktar, Datça - Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin, büyük karbon yutak alanlarından olan deniz çayırları ve çok çeşitli türlere ev sahipliği yapan bir ekosistem barındırdığını ifade etti. Oktar, bölgenin tanıtılması ve farkındalık oluşturulması amacıyla düzenlenecek dalış etkinlikleriyle, önemli bulgular elde edilmesinin amaçlandığını belirtti. Oktar, Akdeniz havzasının deniz çayırı örtüsünün %50’sinden fazlasına ev sahipliği yapan Türkiye’nin, bu doğal mirası gelecek nesillere aktarmayı hedeflediğini söyledi.</p>
<p></p>
<p>Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt, denizlerin korunması gerektiğini vurgulayarak, denizlerin yerel halk, turistler, yatırımcılar, balıkçılar ve yerel yönetimler tarafından nasıl korunacağını ve kullanılacağını tanımlayan bir deniz kullanım yasasına ihtiyaç olduğunu belirtti.</p>
<p></p>
<p>WWF-Türkiye’nin bu girişimi, Akdeniz’in korunmasına yönelik farkındalığı artırmayı ve tüm paydaşları bu doğrultuda harekete geçmeye teşvik etmeyi amaçlıyor. Blue Panda yelkenlisi, Akdeniz’in benzersiz ekosistemini koruma çabalarında önemli bir sembol olmaya devam ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Meteoroloji Örgütü: Temmuz boyunca aşırı sıcaklar yüz milyonlarca insanı etkiledi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunya-meteoroloji-orgutu-temmuz-boyunca-asiri-sicaklar-yuz-milyonlarca-insani-etkiledi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunya-meteoroloji-orgutu-temmuz-boyunca-asiri-sicaklar-yuz-milyonlarca-insani-etkiledi</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Sözcüsü Clare Nullis, temmuz ayı boyunca aşırı sıcakların yüz milyonlarca insanı etkilediğini kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/08/thumbs-b-c-47bc27ba000f80feb0805caa9fad20c9.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 10 Aug 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Meteoroloji, Örgütü:, Temmuz, boyunca, aşırı, sıcaklar, yüz, milyonlarca, insanı, etkiledi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Nullis ve WMO'da iklim uzmanı olarak görev yapan Jose Alvaro, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. "Temmuz boyunca aşırı sıcaklık yüz milyonlarca insanı etkiledi." ifadelerini kullanan Nullis, dünyanın en sıcak gününün 22 Temmuz olarak kayıtlara geçtiğini anımsattı. Nullis, aşırı sıcaklarla ilgili yaşananların, insani faaliyetlerden kaynaklanan sera gazlarının iklimi ne ölçüde değiştirdiğinin bir başka istenmeyen göstergesi olduğuna işaret etti. Haziran 2023 ile Haziran 2024 arasında küresel ortalama sıcakların art arda rekor kırarak kayıtlara geçtiğini kaydeden Nullis, geçen yıl her kıtada yaygın, yoğun ve uzun süreli sıcak hava dalgalarının yaşandığını belirtti. Nullis, 2023'te en az 10 ülkenin birden fazla yerinde günlük 50 santigrat derecenin üzerinde sıcaklıkların kayıtlara geçtiğini söyledi. Alvaro da 22 Temmuz'un en sıcak gün olarak kaydedilmesinin ardından, 23 Temmuz'da da neredeyse aynı sıcakların görüldüğünü hatırlattı. Asya, Afrika ve Avrupa'da sıcaklık rekorlarının kırıldığını vurgulayan Alvaro, "Sıcaklıklar dünyanın birçok yerinde daha kalıcı hale geliyor. Örneğin, Las Vegas'ta 40 derecenin üzerinde 40 günden fazla sıcaklık görüldü." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim değişikliği, 2023&amp;apos;te orman yangını olasılığını ve şiddetini büyük ölçüde artırdı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-2023te-orman-yangini-olasiligini-ve-siddetini-buyuk-oelcude-artirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iklim-degisikligi-2023te-orman-yangini-olasiligini-ve-siddetini-buyuk-oelcude-artirdi</guid>
<description><![CDATA[ İklim değişikliğinin, geçen yıl Kanada, Amazon&#039;un bazı bölgeleri ile Yunanistan&#039;ı tahrip eden rekor düzeydeki orman yangınlarının olasılığını ve şiddetini önemli ölçüde artırdığı bildirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/08/thumbs-b-c-9e93aa2a904a25cbd3995724742fa08c.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Jul 2024 18:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İklim, değişikliği, 2023te, orman, yangını, olasılığını, şiddetini, büyük, ölçüde, artırdı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de yayın yapan Axios'un haberine göre, 14 Ağustos'ta Earth System Science Data dergisinde yayımlanan "Orman Yangınlarının Durumu" raporunda araştırmacılar, iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava koşullarının yangın olasılığını Kanada'da en az üç kat, Amazon'un bazı bölgelerinde 20 kat ve Yunanistan'da iki kat artırdığı sonucuna ulaştı. Rapor, Mart 2023'ten Şubat 2024'e kadar orman yangını kaynaklı küresel karbon emisyonlarının ortalamanın yüzde 16 üzerinde olduğunu ve 8,6 milyar metrik ton karbondioksit salımına ulaştığını ortaya koydu. İki yıllık kapsamlı çalışmanın eseri olan raporda araştırmacılar, insan kaynaklı iklim değişikliğinin "orman yangını mevsimlerini" nasıl değiştirdiğinin yanı sıra öngörülebilirlik ve önleme konularına odaklandı. Raporda en çok dikkati çeken nokta, insanlık tarihi boyunca devasa karbon emici görevi gören, uzun vadeli ortalamanın 9 katından fazla karbon emisyonu ve küresel emisyonların yaklaşık dörtte birini oluşturan boreal (kutupaltı) ormanlarıyla Kanada'daki yangın sezonu oldu. Rapora göre uzun süreli kuraklık, sıcak hava dalgaları ve diğer faktörlerin etkisiyle Kanada'da kıyıdan kıyıya orman yangınları artarken duman, ABD sınırını aşarak Kuzeydoğu ve Orta Atlantik'teki büyük şehirlere ulaştı. Öte yandan geçen yıl Brezilya'nın Amazonas eyaletinin yanı sıra Bolivya, Peru ve Venezuela'nın bazı bölgelerinde de alışılmadık derecede çok yangın görüldü. Rapor, ayrıca Şili, Hawaii ve Yunanistan'daki yoğun, hızlı ve ölümcül yangınların nedenlerini ve sonuçlarını belgeliyor. Bununla birlikte araştırmacılar, Afrika savanlarında nispeten sakin geçen yangın sezonunun, 2023-2024 sezonunda küresel orman yangınlarına bağlı karbondioksit emisyonlarında yeni rekor kırılmasını engellediğini tespit etti. Raporun başyazarlarından, Tyndall İklim Değişikliği Araştırma Merkezi'nde Araştırma Görevlisi Matthew Jones, yaptığı açıklamada, "İklim ısındıkça orman yangınları daha sık ve yoğun hale geliyor, bunun sonuçlarından hem toplum hem de çevre zarar görüyor." ifadesini kullandı. Kanada'da tek bir yangın sezonunda neredeyse 10 yıllık karbon emisyonunun ölçüldüğüne dikkati çeken Jones, bunun atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunu arttırdığı ve küresel ısınmayı şiddetlendirdiği uyarısında bulundu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vali Elban&amp;apos;dan sağanak raporu: İzmir&amp;apos;de kaç ev/araba zarar gördü?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/vali-elbandan-saganak-raporu-izmirde-kac-evaraba-zarar-goerdu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/vali-elbandan-saganak-raporu-izmirde-kac-evaraba-zarar-goerdu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Valisi Süleyman Elban, kentte dün etkili olan sağanaktan 231 ev, 47 iş yeri ve 45 aracın etkilendiğini belirterek, &quot;Bu akşam itibarıyla biz hasar tespitlerinin tamamını bitirmeyi planlıyoruz. İlk elden hasar gören vatandaşlarımıza süratlice bir miktar maddi yardımla başlayacağız.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/09/vali_elban_dan_saganak_raporu_izmir_de_kac_evaraba_zarar_gordu_h7824_19aa2.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 17 Jul 2024 10:27:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vali, Elban&amp;039dan, sağanak, raporu:, İzmir&amp;039de, kaç, evaraba, zarar, gördü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Elban, bazı ev ve iş yerlerini su bastığı Menderes ilçesinde incelemelerde bulundu, vatandaşlarla görüştü.</span></p>
<p><span>Bir istinat duvarının çöktüğü Çukuraltı Mahallesi 2189 Sokak'ta gazetecilere açıklama yapan Vali Elban, dün sabah saat 04.00 civarında kent geneline yoğun bir yağışın düştüğünü anlattı.</span></p>
<p><span>Elban, Menderes ilçesinin sahil bölümlerinin yağmurdan çok fazla etkilendiğini aktararak, "Metrekareye 133 kilogram yağış aldı burası ve yaklaşık 4-5 saatlik bir zaman dilimi içerisinde aldı. Buradaki arazi yapısını, yerleşim durumunu da görüyorsunuz. Dolayısıyla bu süre zarfında maalesef bir kısım iş yerleri, evlerimizi ve otoparklarımızı sular bastı." diye konuştu.</span></p>
<p><span>Tire, Buca, Konak'ın da aralarında bulunduğu başka ilçelerde de su baskını yaşandığını, büyük hasarın Menderes ilçesinde oluştuğunu ifade eden Elban, şunları kaydetti:</span></p>
<p><span>"İlimiz genelinde toplam 231 evimiz ve 47 iş yerimiz su baskınından etkilendi. 45 aracımız da ya sel önünde sürüklendi ya da kapalı otoparkta hasar aldı. Dün öğleye doğru yağışın azalmasıyla birlikte AFAD, Çevre ve Şehircilik, Defterdarlık, Mal Müdürlüğü ekiplerimiz çok süratli bir şekilde hasar tespitlerine başladı. Diğer taraftan da Kaymakamlığımız, Belediye ekiplerimiz, AFAD'ımız ve diğer birimlerindeki arkadaşlarımız da buradaki vatandaşlarımızın eksikliklerinin giderilmesi ve diğer su boşaltımı, temizlikle ilgili çalışmalara başladılar. Bu akşam itibarıyla biz hasar tespitlerinin tamamını bitirmeyi planlıyoruz. İlk elden hasar gören vatandaşlarımıza süratlice bir miktar maddi yardımla başlayacağız. Daha sonra da kısa bir süre içerisinde, hasar durumlarına göre AFAD'ımızdan gelecek parayla da onların hasarlarını belli oranda gidermeyi hedefliyoruz."</span></p>
<p><span>Elban, istinat duvarının çökmesi sonucu hasar gören araçların yeni bir hasar almadan çıkarıldığını dile getirerek, "Bu bölgeye zarar vermeden bu istinat duvarının kaldırılması gerekiyor. Şimdi arkadaşlarımız onunla ilgili teknik çalışma yapıyorlar. Birkaç kurum işbirliğiyle onu da kaldıracaklar. Daha sonra daha sağlam, yıkılmayacak, daha uygun bir istinat duvarıyla tekrar bu yol faaliyete ge.ecek." ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><span>Kentte dün gece saatlerinde başlayan gök gürültülü sağanak, sabah saatlerinde de etkisini sürdürmüş, bazı ilçelerde su baskınları yaşanmıştı. Menderes ilçesinde de şiddetli sağanak nedeniyle bazı ev ve iş yerlerini su basmış, derenin taşması sonucu yol çökmüş, bazı araçlar denize sürüklenmişti. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kütahya’daki Linyit Madeninde Heyelan Yolu Kapattı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kutahyadaki-linyit-madeninde-heyelan-yolu-kapatti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kutahyadaki-linyit-madeninde-heyelan-yolu-kapatti</guid>
<description><![CDATA[ Seyitömer beldesindeki Çeliker Holding’e ait maden sahasının döküm yapılan alanında heyelan meydana geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.cevrehaber.com.tr/images/haberler/2024/05/kutahyadaki_linyit_madeninde_heyelan_yolu_kapatti_h7726_9b6dd.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 20 Feb 2024 13:36:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kütahya’daki, Linyit, Madeninde, Heyelan, Yolu, Kapattı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Heyelan nedeniyle bölgeye yakın alandaki atık su göletinde oluşan taşkın, belde ile kent merkezini bağlayan karayolunu su altında bıraktı. Döküm alanındaki heyelan sırasında akan toprakta zehirli kimyasallar bulunup bulunmadığı konusunda bir açıklama yapılmadı. Seyitömer- Kütahya karayolu 3’üncü kilometresindeki taşkın sebebiyle Karayolu Bölge Müdürlüğü ekiplerince yol ulaşıma kapatıldı. Beldeye ulaşım Seyitömer’e 2,5 kilometre uzaklıktaki Elmacık köyü üzerinden sağlanıyor. Suyun tahliye edilerek, yolun yeniden ulaşıma açılması için başlatılan çalışmalar sürdürülüyor.</p>
<p>Seyitömer Belde Belediye Başkanı Mahmut Yol, termik santraldaki maden sahasında kül dökümü yapılan alanın zeminindeki kayma nedeniyle gölette taşkın oluştuğunu söyledi. Karayolunun ulaşıma kapanır kapanmaz gerekli mercilerle iletişime geçtiklerini ifade eden Yol, bölge halkının yaşadığı mağduriyetin bir an önce giderilmesi için çalışma yürüttüklerini de sözlerine ekledi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yoğun bakımdan çıkan eşinin geçtiği koridora gül yaprakları döktü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yogun-bakimdan-cikan-esinin-gectigi-koridora-gul-yapraklari-doektu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yogun-bakimdan-cikan-esinin-gectigi-koridora-gul-yapraklari-doektu</guid>
<description><![CDATA[ Gaziantep&#039;te, 3 çocuk annesi Miyese Kahraman, rahatsızlanınca Gaziantep Üniversitesi Hastanesi&#039;ne kaldırıldı. Kahraman’ın burada yapılan Covid-19 testi pozitif çıkınca tedaviye alındı. Yoğun bakım ünitesinde tutulan Kahraman, 26 gün boyunca solunum cihazına bağlı olarak tedavi gördü. Yaşama şansı yüzde 10 olarak değerlendirilen Miyese Kahraman, sağlık görevlilerinin çabasıyla hayata tutunmayı başardı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mm1Ce4LeuESi4sRv_ekPpQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Sep 2020 12:36:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yoğun, bakımdan, çıkan, eşinin, geçtiği, koridora, gül, yaprakları, döktü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mm1Ce4LeuESi4sRv_ekPpQ.jpg?width=1200&amp;mode=crop&amp;scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yoğun bakımdan çıkan eşinin geçtiği koridora gül yaprakları döktü"></p>
<p>Gaziantep'te, 3 çocuk annesi Miyese Kahraman, rahatsızlanınca Gaziantep Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Kahraman’ın burada yapılan Covid-19 testi pozitif çıkınca tedaviye alındı. Yoğun bakım ünitesinde tutulan Kahraman, 26 gün boyunca solunum cihazına bağlı olarak tedavi gördü. Yaşama şansı yüzde 10 olarak değerlendirilen Miyese Kahraman, sağlık görevlilerinin çabasıyla hayata tutunmayı başardı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>