<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Trafik Güvenliği Derneği &amp; : Doğa</title>
<link>https://trafikdernegi.com/rss/category/doga</link>
<description>Trafik Güvenliği Derneği &amp; : Doğa</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>TRAFİK GÜVENLİĞİ DERNEĞİ GENEL MERKEZİ   DERNEK KÜTÜK NO : 06&amp;160&amp;108</dc:rights>

<item>
<title>Dünyanın En Derin Doğal Kuyusunun Gizemli Ekosistemi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-derin-dogal-kuyusunun-gizemli-ekosistemi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-derin-dogal-kuyusunun-gizemli-ekosistemi</guid>
<description><![CDATA[ Çin’deki Xiaozhai Tiankang, 662 metre derinliği ve 537 metre genişliğiyle dünyanın en büyük doğal kuyularından biridir. Yeraltı nehri, şelalesi ve 1.300 bitki türüyle benzersiz bir ekosistem sunar. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202411/image_870x580_672da9fbb8ac0.jpg" length="80964" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 08 Nov 2024 09:05:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Xiaozhai Tiankang: Gezegenin En Büyük Doğal Kuyusu</h3>
<p></p>
<p>Çin'in kalbi Penji'de bulunan Xiaozhai Tiankang, gezegendeki en büyük ve en derin doğal kuyulardan biri olarak biliniyor. 662 metre derinliği ve 537 metre genişliği ile etkileyici bir büyüklüğe sahip olan bu kuyu, tamamen doğal süreçlerle oluşmuş bir doğa harikasıdır. Ancak onu özel kılan yalnızca boyutları değil; aynı zamanda barındırdığı zengin biyolojik çeşitliliktir.</p>
<p></p>
<p>Jeologların ilgisini çeken Xiaozhai Tiankang, yüzeydeki suyun etkisiyle milyonlarca yıl içinde aşınarak oluşmuş, benzersiz bir doğal yapıdır. Bu kuyunun derinliklerinde, 8,5 kilometre uzunluğunda bir yeraltı nehri yer almakta ve bu nehir, bir mağaranın tepesinde muazzam bir şelaleye dökülmektedir. Böylesine büyük bir düden oluşumu, dünya genelinde eşine az rastlanır bir jeolojik yapıyı temsil eder.</p>
<p></p>
<p>Xiaozhai Tiankang yalnızca devasa büyüklüğü ile değil, aynı zamanda içindeki bitki ve hayvan çeşitliliği ile de dikkat çekiyor. Yaklaşık 1.300 bitki türüne ev sahipliği yapan bu yeraltı ormanında, pek çok nadir tür barınmaktadır. Bu türlerden en dikkat çekeni, bölge halkının "sisli panter" olarak adlandırdığı, gizemli ve nadir bir büyük kedidir. Yerel efsanelerde de kendine yer bulan sisli panter, Xiaozhai Tiankang'ın derinliklerinde yaşayan en büyüleyici varlıklardan biridir.</p>
<p></p>
<p>Bu doğa harikası, yalnızca bir jeolojik fenomen değil, aynı zamanda biyoçeşitliliğin korunması ve incelenmesi açısından da son derece önemlidir. Xiaozhai Tiankang, hem bilim insanları için bir araştırma sahası hem de doğanın kendi gücüyle oluşturduğu etkileyici bir gösteridir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Büyük ve Küçük Ağrı Dağları&amp;apos;nın Sınırları Aşan Güzelliği</title>
<link>https://trafikdernegi.com/buyuk-ve-kucuk-agri-daglarinin-sinirlari-asan-guzelligi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/buyuk-ve-kucuk-agri-daglarinin-sinirlari-asan-guzelligi</guid>
<description><![CDATA[ Dört Ülkeden Tek Kare: Büyük ve Küçük Ağrı Dağları, Türkiye, İran, Ermenistan ve Nahçıvan’dan görülebilen etkileyici doğal yapılar olup, her ülkeden farklı bir perspektifle izlenebilir. Bu manzara, sınırları aşan bir birlik simgesidir. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_670a7f15931fc.jpg" length="87438" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 12 Oct 2024 16:50:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük ve Küçük Ağrı Dağları, Türkiye'nin doğusunda yükselen, doğal güzellikleri ve tarihi önemiyle öne çıkan iki büyük dağdır. Bu dağlar sadece Türkiye'den değil, aynı zamanda İran, Ermenistan ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nden de görülebilmektedir. Dağların bu dört farklı ülkeden tek karede yakalanabilecek görüntüsü, bölgenin coğrafi yapısının ve sınırların kesişme noktasında yer almasının bir sonucudur.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202410/image_870x_670a7e5e232d4.jpg" alt=""></p>
<h3> Türkiye'den Bakış</h3>
<p>Türkiye'nin doğusunda, Iğdır ve Ağrı illerinden yükselen Büyük ve Küçük Ağrı Dağları, özellikle Iğdır Ovası'ndan muazzam bir görselliğe sahiptir. Türkiye topraklarından bakıldığında, dağların zirveleri sık sık bulutlarla kaplı olabilir ve kış aylarında karla kaplanmış zirveleri büyüleyici bir manzara sunar. Büyük Ağrı, Türkiye'nin en yüksek zirvesi olup 5137 metre yüksekliği ile ihtişamını sergiler.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202410/image_870x_670a7e5a0fb36.jpg" alt=""></p>
<h3> İran'dan Bakış</h3>
<p>Ağrı Dağları, İran'ın kuzeybatısında da görülebilir. İran’ın Maku ve çevresindeki bölgelerinden dağların silueti izlenebilir. Özellikle güneşin batışıyla birlikte dağların güneydoğusundan gelen ışık, muhteşem renk oyunları yaratır ve bu bölgeden manzaraya farklı bir estetik katar. İran’dan bakıldığında, Ağrı Dağları'nın yüceliği aynı şekilde hissedilir, ancak perspektif daha düz bir görüş sunar.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202410/image_870x_670a7e5c898a2.jpg" alt=""></p>
<h3> Ermenistan’dan Bakış</h3>
<p>Ermenistan’ın Ararat bölgesinden bakıldığında ise dağlar, ulusal sembol olmanın ötesinde bir doğa harikası olarak kabul edilir. Büyük ve Küçük Ağrı Dağları, Ermenistan'ın birçok yerinden görülebilir ve Ermenistan halkı için tarihi ve kültürel önemi büyüktür. Bu ülkeden bakıldığında, dağların kuzey yüzü görülebilir ve Erivan’ın tepelerinden bu manzara, genellikle sanat eserlerine ve fotoğraflara konu olur.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202410/image_870x_670a7e557f862.jpg" alt=""></p>
<h3> Nahçıvan’dan Bakış</h3>
<p>Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti, Azerbaycan’a bağlı bir bölge olup, Ağrı Dağları'nın batıya uzanan muazzam manzarasını sunar. Nahçıvan'dan bakıldığında dağlar, genellikle Türkiye ile olan sınır hattına paralel şekilde uzanır ve zirvelerin ihtişamı burada da tüm netliğiyle ortaya çıkar. Güneşin doğuşu ya da batışı sırasında, Nahçıvan'dan dağlara doğru bakıldığında, zirvelerin kızıl ve altın tonları ile bezenmiş halleri görülmeye değerdir.</p>
<p></p>
<h3> Sonuç</h3>
<p>Büyük ve Küçük Ağrı Dağları'nın dört farklı ülkeden aynı anda görülmesi, bölgenin coğrafi ve kültürel çeşitliliğini yansıtan eşsiz bir doğa olayını sunar. Her bir ülkenin bakış açısı, dağların farklı bir yüzünü gösterir ve hepsi, bu heybetli dağların küresel bir miras olduğunun altını çizer. Doğu Anadolu’nun bu devasa doğal anıtı, yalnızca Türkiye’nin değil, komşu ülkelerin de tarihi ve kültürel bağlamında özel bir yere sahiptir. Tek bir karede dört ülkeden yakalanabilecek bu manzara, sınırların ötesinde bir birliktelik ve doğanın birleştirici gücünü simgeler.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğanın Temizleyicileri: Solucanların Rolü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/doganin-temizleyicileri-solucanlarin-rolu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/doganin-temizleyicileri-solucanlarin-rolu</guid>
<description><![CDATA[ Doğa, kendi dengesini korumak için birçok canlıya ihtiyaç duyar. Bu canlılardan biri de solucanlardır. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202410/image_870x580_67027e1e857da.jpg" length="121526" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Oct 2024 15:10:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Solucanlar, ekosistemin temel taşlarından biridir ve doğanın temizleyicileri olarak önemli bir rol üstlenirler. Toprağın derinliklerinde açtıkları tüneller sayesinde su ve hava geçişini sağlarken, aynı zamanda toprakta biriken kuru yaprakları, bitki artıklarını ve ölmüş böcekleri tüketerek organik madde döngüsüne katkıda bulunurlar. Bu süreç, toprağın verimliliğini artırarak bitkilerin sağlıklı bir şekilde büyümesini destekler.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Solucanlar, sadece ekosistem dengesine katkıda bulunmakla kalmaz, aynı zamanda varlıklarıyla Allah’ın yaratıcılığını ve hikmetini de gözler önüne serer. Her bir canlı, cansız varlık ve olay, "Beni yaratan bir varlık var" diyerek, Allah’a şahitlik eder. Bu, evrendeki her şeyin bir anlamı, bir amacı olduğunu ortaya koyar. Hikmetsiz hiçbir varlık veya olay yoktur; çünkü Allah, sonsuz ilim, irade ve güç sahibidir. Evren O’nun mülküdür ve her şeyin idaresi O’nun elindedir.</p>
<p></p>
<p>Bilimler, insanın çıplak gözle göremediği delilleri ortaya koyarak, bu hikmeti daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Solucanlar gibi küçük ama etkili canlılar, doğanın dengesinin korunmasında büyük bir rol oynarken, aynı zamanda Allah’ın yarattığı her şeyin ne denli mükemmel bir sistem içinde işlediğini gösterir. Doğanın temizleyicileri olan solucanlar, yalnızca ekosistem için değil, inanç ve hikmet açısından da önemli bir derinlik taşır. Bu bağlamda, evrendeki her şeyin bir amaca hizmet ettiğini unutmamak gerekir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın En Uzun Ömürlü Ağaçlarından Biri: Sarv&amp;e Abarqu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-uzun-omurlu-agaclarindan-biri-sarv-e-abarqu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-uzun-omurlu-agaclarindan-biri-sarv-e-abarqu</guid>
<description><![CDATA[ İran&#039;ın Yezd eyaletinin Abarkuh şehrinde, doğanın zamana karşı koyan nadir hazinelerinden biri olan Sarv-e Abarqu ya da Zerdüşt Selvisi olarak bilinen tarihi bir selvi ağacı bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f46cd2a053d.jpg" length="143753" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 Sep 2024 23:05:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bölge halkı tarafından adak ve dilek ağacı olarak kabul edilen bu kadim ağaç, sadece bir doğal varlık değil, aynı zamanda İran'ın kültürel mirasının önemli bir parçası olarak büyük bir değer taşıyor.</p>
<p></p>
<p>Selvi ağacı hakkında pek çok efsane mevcut. Kimilerine göre ağacı, Nuh Peygamber'in oğlu Yafes sulamış, kimilerine göreyse Zerdüşt dikmiş. İran mitolojisi ve halk inanışlarında önemli bir yer tutan bu efsaneler, ağacın tarihsel derinliğini daha da zenginleştiriyor.</p>
<p></p>
<p>İran ajansı ISNA'ya göre bu büyüleyici doğa harikası 4.000 ila 4.500 yaşında ve 25 metre uzunluğunda. Yaşı itibarıyla Mısır piramitleri kadar eski olduğu düşünülen bu ağaç, sadece İran'da değil, dünya çapında da saygı duyulan bir doğa anıtı haline gelmiş durumda.</p>
<p></p>
<p>Yüzyıllara meydan okuyan Sarv-e Abarqu, doğanın gücünü ve tarih boyunca insanlığın ona duyduğu saygıyı yansıtan eşsiz bir simge olarak varlığını sürdürüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz&amp;apos;in Keşfedilmeyi Bekleyen Yaylaları</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karadenizin-kesfedilmeyi-bekleyen-yaylalari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karadenizin-kesfedilmeyi-bekleyen-yaylalari</guid>
<description><![CDATA[ Karadeniz, doğanın cömertliğinin en güzel örneklerini barındıran bir bölge.  Karadeniz’in yaylaları, sadece bir doğa kaçamağı değil; aynı zamanda kültürel bir yolculuktur. Her köy, her yayla, kendine has bir hikaye taşır. Doğanın bu eşsiz güzellikleriyle dolu coğrafyayı keşfetmek, her seferinde yeni bir deneyim sunuyor. Karadeniz’i ziyaret ettiğinizde, bu gizli cennetleri keşfetmeyi unutmayın! ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f2d20e6ba15.jpg" length="559263" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 18:01:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karadeniz, yaylalar, doğa, Rize, Petran Yaylası, Ayder, Koçdüzü, doğa yürüyüşü, bulut denizi, Fırtına Vadisi, Samistal, yayla kültürü, gezilecek yerler, doğa turizmi, Türkiye, keşif, doğal güzellikler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İlk kez bu muhteşem coğrafyaya adım atanlar, yeşilin her tonunu görecek, suların şırıldadığı ormanlarda kaybolacaklar. Eğer bir doğa aşığıysanız, Karadeniz’in yaylaları sizi büyüleyecek.</p>
<h2>Yayla Kültürünün İzinde</h2>
<p>Doğu Karadeniz, yayla kültürü ile tanınan bir bölge. Karadeniz'de yayla kültürü, hala canlı bir şekilde yaşatılıyor; bölge halkı, yaz aylarında yaylalara çıkarak bu kültürü devam ettiriyor.</p>
<h1>Karadeniz'in Huzur Dolu Yaylaları</h1>
<p>Deniz, kum ve güneş tatilinden bir süreliğine uzaklaşmak isteyenler, şehir yaşamının gürültüsünden bunalanlar ve serin derelerle dolu, temiz havada doğanın tadını çıkarmak isteyenler buraya! Karadeniz’in eşsiz yaylalarında huzur bulmaya ne dersin?</p>
<p>Ayder, Pokut, Karagöl, Anzer, Gito ve İkizdere gibi birçok muhteşem yayla seni bekliyor. Bol oksijen depolayabileceğin, Karadeniz mutfağının lezzetleri eşliğinde hayran kalacağın manzaralar seni bekliyor. Hadi, bu doğal cennete doğru yola çıkalım!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d1be76923.jpg" alt=""></p>
<h2>1. Ayder Yaylası, Çamlıhemşin – Rize</h2>
<p>Karadeniz’in en gözde yaylalarından biri olan Ayder, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı. Şehir merkezine yaklaşık 1 saat uzaklıkta, 1350 m yükseklikte yer alan bu yayla, hem yerli hem yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Bungalovlar ve pansiyonlar gibi çeşitli konaklama seçenekleri mevcut. Ladin, kayın ve gürgen ağaçları arasında doğanın keyfini çıkarabilir, şifalı kaplıcalarında dinlenebilirsin. Ayder’i keşfederken bu güzelliklere uğramayı sakın unutma!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d1dbd35c6.jpg" alt=""></p>
<h2>2. Pokut Yaylası, Çamlıhemşin – Rize</h2>
<p>2100 m yükseklikteki Pokut Yaylası, bulutlara dokunma hissi uyandıran manzaralarıyla ünlü. Ahşap evleri ve çam ormanlarıyla kaplı bu yayla, doğa yürüyüşü sevenler için mükemmel bir nokta. Sal Yaylası’na 3-4 km, Hazindak Yaylası’na ise 15 km uzaklıkta. Pokut’un serin rüzgarlarıyla dolu yeşil doğasında huzurlu bir tatil için yola çık!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d21057492.jpg" alt=""></p>
<h2>3. Karagöl Yaylası, Borçka – Artvin</h2>
<p>Artvin’in Borçka ilçesinde bulunan Karagöl Yaylası, heyelan sonucu oluşmuş Karagöl ile dikkat çekiyor. 27 km mesafede olan bu yayla, kamp tutkunları ve vahşi hayvan fotoğrafçıları için ideal bir yer. Farklı bir doğa deneyimi için Artvin Otelleri’nden birini seçerek Karagöl’e git!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d20f838a1.jpg" alt=""></p>
<h2>4. Anzer Yaylası, İkizdere – Rize</h2>
<p>Anzer balı ile ünlü Anzer Yaylası, Rize’nin İkizdere ilçesinde bulunuyor. 2105 m yükseklikte, temiz havası ve çeşit çeşit çiçekleriyle huzur dolu bir atmosfer sunuyor. Doğa yürüyüşü yapabilir, yamaç paraşütü deneyimleyebilirsin. Anzer’i ziyaret ederken balını tatmayı unutma!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d28e44cc5.jpg" alt=""></p>
<h2>5. Gito Yaylası, Rize</h2>
<p>2400 m yüksekliğindeki Gito Yaylası, yeşil ve mavinin buluştuğu harika bir manzara sunuyor. Zil Kale’yi ziyaret ederek tarihi bir yolculuğa da çıkabilirsin. Fırtına Deresi’nin üzerindeki bu yayla, doğanın tüm güzelliklerini keşfetmek için mükemmel bir adres.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d2d90f40f.jpg" alt=""></p>
<h2>6. İkizdere Yaylası – Rize</h2>
<p>İkizdere Yaylası, dereleri ve bol oksijeniyle huzur dolu bir tatil imkanı sunuyor. Kaçkar Dağları’nın eteklerinde yer alan bu yayla, doğa ile baş başa kalmak isteyenler için ideal. Ayder Yaylası ile arasında yaklaşık 2 saatlik bir mesafe var.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d335c6d10.jpg" alt=""></p>
<h2>7. Kiraz Yaylası, Maçka – Trabzon</h2>
<p>Maçka’nın Gürgenağaç Köyü’nden 7 km ilerlediğinde Kiraz Yaylası seni bekliyor. 1850 m yükseklikteki bu yaylada konaklama seçenekleri mevcut. Ayrıca, çim kayağı yapabilir veya Ayeser Şenlikleri’ne katılabilirsin.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d20e8686f.jpg" alt=""></p>
<h2>8. Elevit Yaylası, Çamlıhemşin – Rize</h2>
<p>1800 m yükseklikte bulunan Elevit Yaylası, Fırtına Vadisi’ni geçip Çat Vadisi’ne ulaştığında karşına çıkıyor. Dilersen burada kamp yapabilir veya konaklama seçeneklerinden birini tercih edebilirsin. Ağustos ayında ziyaret etmeyi öneririz!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d20d79236.jpg" alt=""></p>
<h2>9. Perşembe Yaylası, Aybastı – Ordu</h2>
<p>1500 m yükseklikteki Perşembe Yaylası, gölü ve doğal menderesleriyle dikkat çekiyor. Safari, kamp ve yamaç paraşütü gibi etkinliklerle dolu bu yaylada keyifli zaman geçirebilirsin. Ordu Otelleri’nden konaklama seçeneklerini incelemeyi unutma!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d455341ef.jpg" alt=""></p>
<h2>10. Kafkasör Yaylası</h2>
<p>Artvin şehir merkezine 20 dakika mesafedeki Kafkasör Yaylası, 1250 m yüksekliği ile etkileyici manzaralar sunuyor. Cıskaro, Acısu ve Yalnızhasan sularının şifalı olduğu söyleniyor. Burada doğanın tadını çıkarabilirsin.</p>
<h2>Mutlaka Yapman Gerekenler</h2>
<p>Karadeniz’in güzelliklerini keşfetmek için doğru adresleri sıraladık. Gittiğin yaylada mutlaka:</p>
<ul>
<li>Güneşin doğuşuna tanıklık et!</li>
<li>Uzun doğa yürüyüşlerine çık!</li>
<li>Bol bol fotoğraf çek, bu huzuru hatırla!</li>
<li>Yıldızlarla dolu gökyüzünün tadını çıkar!</li>
<li>Bu eşsiz manzaralar eşliğinde çayını iç!</li>
</ul>
<p>Karadeniz’in yaylaları, sadece doğal güzellikler sunmakla kalmıyor; aynı zamanda kültürel bir yolculuk da sağlıyor. Her yayla, kendine özgü hikayeler barındırıyor. Bu gizli cennetleri keşfetmek, her ziyaretinde yeni bir deneyim sunuyor. Karadeniz’i ziyaret ettiğinde bu muhteşem yaylaları keşfetmeyi sakın unutma! </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ulubey Kanyonu: Anadolu’nun Gizli Cenneti Uşak’ta Doğa ve Tarihin Buluşma Noktası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ulubey-kanyonu-anadolunun-gizli-cenneti-usakta-doga-ve-tarihin-bulusma-noktasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ulubey-kanyonu-anadolunun-gizli-cenneti-usakta-doga-ve-tarihin-bulusma-noktasi</guid>
<description><![CDATA[ Anadolu, yalnızca kültürel zenginliğiyle değil, aynı zamanda doğanın sunduğu eşsiz manzaralarla da öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f2cc2a56258.jpg" length="164410" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 17:29:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ulubey Kanyonu, Uşak, Anadolu, Doğa Harikası, Ekoturizm, Trekking, Antik Kentler, Doğa Yürüyüşü, Macera Park, Manzara, Tarih, Flora ve Fauna, Cam Teras, Yürüyüş Rotaları, Lavanta Bahçeleri, Kültürel Zenginlikler, Kamp Alanları, Yöresel Lezzetler, Doğa Fotoğrafçılığı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uşak ilinde yer alan Ulubey Kanyonu, bu coğrafyanın en çarpıcı örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Derinliği ve genişliği ile hayranlık uyandıran bu kanyon, keşfedilmeyi bekleyen bir doğa harikasıdır. Yalnızca yerel halkın değil, dünya genelinden gelen gezginlerin de ilgisini çeken Ulubey Kanyonu, Anadolu'nun doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihî zenginlikleriyle de ziyaretçilerini büyülüyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2cc31774b1.jpg" alt=""></p>
<h2>Derinliklerin Sırrı: Ulubey Kanyonu’nun Oluşumu</h2>
<p>Ulubey Kanyonu, Büyük Menderes Grabeni'nin çökmesi sonucunda oluşmuş bir doğa şekli olarak dikkat çekiyor. Kanyonun derinliklerinden akan Ulubey ve Banaz çayları, yıllar içinde bu muazzam yapıyı şekillendirmiştir. Kumtaşı ve granit gibi çeşitli kayaçların bir araya geldiği bu kanyon, yer yer 200 metreyi bulan derinliğiyle ziyaretçilerine gerçeküstü manzaralar sunuyor. Kanyonun oluşturduğu eşsiz ekosistem, flora ve fauna açısından da zengin bir yapıdadır.</p>
<p></p>
<h2>Macera Dolu Aktiviteler</h2>
<p>Ulubey Kanyonu, doğaseverler için birçok aktivite seçeneği sunuyor. Trekking ve doğa yürüyüşleri yaparak bu eşsiz doğal yapıyı keşfedebilir, bölgedeki kamp alanlarında konaklayarak doğanın keyfini çıkarabilirsiniz. Ziyaretçiler için en unutulmaz deneyimlerden biri, kanyonun 150 metre yüksekliğindeki cam terasında manzaranın tadını çıkarmaktır. 135 metrekarelik bu teras, ayaklarınızın altında uzanan derin vadinin büyüleyici görüntüsünü sunuyor.</p>
<p>Yüksek noktalara ulaşmak isteyenler için bayrak dikili tepesi, etkileyici bir manzara sunan bir diğer noktadır. Buraya yapılan tırmanış, ziyaretçileri kanyonun göz alıcı manzarasıyla buluşturuyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2cc2d0fdf3.jpg" alt=""></p>
<h2>Tarihin İzinde</h2>
<p>Ulubey Kanyonu sadece doğal güzellikleri ile değil, aynı zamanda tarihî kalıntılarıyla da zengin bir bölgedir. Sülümenli Köyü'nde bulunan Blaundus Antik Kenti, Hıristiyanlık tarihinin önemli noktalarından biri olarak ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Ayrıca, Pepouza Antik Kenti, Montanizm tarikatının merkezi olarak biliniyor ve bu bölgedeki tarihi dokunun bir parçası.</p>
<p>Kanyon içerisinde yer alan Clandras Su Kemeri, geçmişin izlerini günümüze taşıyan önemli yapılar arasında. Ulubey Kanyonu’nu ziyaret ettiğinizde, hem doğanın hem de tarihin iç içe geçtiği bir deneyim yaşayacaksınız.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2cc29784a1.jpg" alt=""></p>
<h2>Ekoturizm Potansiyeli</h2>
<p>Ulubey Kanyonu, son yıllarda doğa fotoğrafçıları ve macera tutkunları için popüler bir destinasyon haline geldi. Kanyonun sunduğu zengin ekosistem ve muhteşem manzaralar, bölgedeki ekoturizmin gelişmesine katkı sağlıyor. Macera Park gibi alanlar, ekstrem spor meraklıları için cazip seçenekler sunarken, kamp ve karavan alanları da doğaseverleri ağırlıyor.</p>
<p>Uşak’a özgü yöresel halı ve kilim satış noktaları, yöresel lezzetlerin tadına varabileceğiniz kafe ve restoranlar da kanyon ziyaretinin vazgeçilmezleri arasında. Ayrıca, Ulubey Kanyonu, lavanta bahçeleri gibi diğer doğal güzelliklere de oldukça yakın konumda bulunuyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2cc2fdfbdb.jpg" alt=""></p>
<h2>Sonuç</h2>
<p>Uşak ilindeki Ulubey Kanyonu, hem doğal güzellikleri hem de tarihî zenginlikleri ile Anadolu'nun keşfedilmeyi bekleyen bir cenneti olarak öne çıkıyor. Doğayla iç içe bir deneyim yaşamak, heyecan verici aktivitelerde bulunmak ve tarihin derinliklerine yolculuk etmek isteyenler için Ulubey Kanyonu, seyahat listenizde mutlaka yer alması gereken bir destinasyon. Her adımda yeni bir keşif, her köşede bir sürpriz sizleri bekliyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarihin İçinden Bulutlara Doğru: Romanya Karpat Dağları</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tarihin-icinden-bulutlara-dogru-romanya-karpat-daglari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tarihin-icinden-bulutlara-dogru-romanya-karpat-daglari</guid>
<description><![CDATA[ Karpat Dağları, Avrupa’nın ikinci büyük sıradağlarını oluştururken, Romanya’da konumlanan bölümü, doğası, manzaraları ve yerel halklarının kendine has kültürleriyle keşfedilmeyi bekleyen bir hazine sunmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f2c61c57446.jpg" length="224175" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 17:04:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karpat Dağları, Romanya, Doğu Avrupa, doğa, ekosistem, biyoçeşitlilik, tarih, kültürel miras, Drakula, Apuseni Tabiat Parkı, Piatra Craiului, Braşov, yerel kültür, gelenekler, ekoturizm, doğa yürüyüşü, macera, doğal güzellikler, misafirperverlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c6268936b.jpg" alt=""></p>
<p>Doğu Avrupa’nın kalbinde, Çekya’dan Romanya’ya kadar uzanan 1500 kilometrelik bir alanı kapsayan bu dağlar, jeolojik olarak Alpler’den daha eski bir tarihe sahiptir. Bratislava’dan başlayıp Tuna Nehri civarında Demirkapı’da sona eren Karpatlar, biçim olarak içbükey bir yay şeklinde Macaristan’ın sınırlarını belirlerken, ekosistem anlamında da büyük bir zenginliğe ev sahipliği yapar.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c62568ebf.jpg" alt=""></p>
<h2>Ekosistem ve Biyoçeşitlilik</h2>
<p>Karpat Dağları, farklı iklim ve bitki örtüsü ile zengin bir ekosisteme sahiptir. Bu dağların zengin florası ve faunası, Avrupa’nın en geniş tilki, boz ayı, vaşak ve dağ keçisi popülasyonlarını barındırmaktadır. Karpatlar, doğanın heybetini, güzelliklerini ve yerel kültürlerin ilgi uyandıran yaşamlarını keşfetmek isteyen gezginler için bir cennet niteliğindedir. Doğal güzellikleriyle birlikte, Karpat Dağları, birçok aktiviteye de ev sahipliği yapar; trekking, dağ bisikleti ve vahşi yaşam gözlemi gibi doğa aktiviteleri için ideal bir ortam sunar.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c623aaa9a.jpg" alt=""></p>
<h2>Tarih ve Kültürel Zenginlik</h2>
<p>Karpat Dağları, ismini geçmişte Romanya ve Moldova’da yaşayan Dakyalı Carpi halkından almış olabilir. Bu bölgedeki tarihî kalıntılar, el değmemiş ormanlar, mineral açısından zengin su kaynakları ve kaplıcalar, bu coğrafyanın göz alıcı doğasını şekillendirmiştir. Orta Çağ’dan günümüze kadar gelmiş olan otantik kültürler, Sakson kasabaları, kaleler ve özgün mimari ile Karpatlar, tarihin derin izlerini taşımaktadır. Bu açıdan Romanya, Karpatlar’ın en güzel bölgelerinden biridir ve 250 bin hektarlık ormanlık alanı ile doğa tutkunlarını cezbetmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c621689c0.jpg" alt=""></p>
<h2>Drakula’nın İlhamı</h2>
<p>Karpat Dağları, özellikle Bram Stoker’ın “Drakula” eserinin ilham kaynağı olmasıyla da tanınmaktadır. Transilvanya Platosu’nun zirvelerine bakarak yazıldığı rivayet edilen bu eser, bölgenin mistik atmosferini gözler önüne serer. Tarihin etkileyici derinliği ve zirvelerin büyüleyici görkemi, ziyaretçilerin bu coğrafyanın gizemini daha iyi anlamasına yardımcı olur.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c620146ce.jpg" alt=""></p>
<h2>Doğa ve Kültür Etkileşimi</h2>
<p>Romanya Karpatları’nda, doğayı keşfetmenin yanı sıra çeşitli tabiat parkları ve milli parklar da bulunmaktadır. Apuseni Tabiat Parkı, yer altı zenginlikleri ve tarihî kalıntılarıyla dikkat çekerken, Piatra Craiului Millî Parkı da, biyoçeşitliliği ve tırmanış rotalarıyla maceraperestler için cazip bir destinasyondur.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c699729fd.jpg" alt=""></p>
<p>Braşov, Orta Çağ mimarisi ve Sakson tarihini yansıtan yapılarıyla Karpat Dağları’nın kültürel zenginliğini tanımak için harika bir başlangıç noktasıdır. Black Church, Braşov Kalesi ve çeşitli müzeleriyle ziyaretçilerini kendine çeker. Bu küçük kent, hem tarihi hem de doğal güzellikleri ile unutulmaz bir deneyim sunar.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c61b4abd8.jpg" alt=""></p>
<h2>Geleneksel Yaşam ve Misafirperverlik</h2>
<p>Karpatlar’ın eteklerinde yer alan küçük köyler, geçmişten günümüze korudukları gelenekleriyle misafirperverliğin bir simgesi haline gelmiştir. Yerel el sanatları, yöresel giysiler ve somut kültürel zenginlikler, bu köylerin ruhunu oluşturmaktadır. Romanya Karpatları’nda doğanın sunduğu güzelliklerin yanı sıra, bu yerlerdeki insanlar da tarih boyunca geleneklerini sürdürerek ziyaretçilerini ağırlamaktadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c6cbe9fa8.jpg" alt=""></p>
<h2>Sonuç</h2>
<p>Karpat Dağları, yalnızca doğal güzellikleri değil, aynı zamanda tarihi ve kültürel zenginlikleri ile de keşfedilmeyi bekleyen bir bölgedir. Doğa, insan ve tarih, bu dağların arasında iç içe geçmiş bir şekilde hayat bulmaktadır. Romanya’nın bu eşsiz köşesi, doğayla iç içe bir yaşam alanı sunarak ziyaretçilerine unutulmaz anılar vadetmektedir. Bu nedenle, macera dolu bir seyahat için Karpat Dağları’nı keşfetmek, her gezginin ajandasında yer almalıdır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c6cacd0c0.jpg" alt=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rahatlatan Doğa ve Manzara Resimleri</title>
<link>https://trafikdernegi.com/rahatlatan-doga-ve-manzara-resimleri</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/rahatlatan-doga-ve-manzara-resimleri</guid>
<description><![CDATA[ Doğanın sunduğu güzellikler, sadece gözlere hitap etmekle kalmaz, aynı zamanda ruhu da dinlendirir. Doğa manzaralarının sakinliği ve huzuru, günlük hayatın stresi içinde kaybolan zihinler için adeta bir terapi gibidir. Dağların ihtişamı, ormanların yeşilliği, sakin denizler ve güneşin batış anı gibi doğa resimleri, bulunduğunuz ortamı güzelleştirirken, aynı zamanda zihinsel dinginlik sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f1dc9690c44.jpg" length="125343" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 00:38:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğa, Manzara, Çevre, Rahatlama</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zeytin Ağaçlarının Gizli Koruyucusu: Karatavuklar</title>
<link>https://trafikdernegi.com/zeytin-agaclarinin-gizli-koruyucusu-karatavuklar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/zeytin-agaclarinin-gizli-koruyucusu-karatavuklar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66f0f019a8026.jpg" length="79716" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Sep 2024 07:37:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Zeytin Ağaçlarının Gizemli Yolculuğu: Doğada Karatavukların Rolü</h3>
<p></p>
<p>Belki dikkatinizi çekmiştir; yere attığınız zeytin çekirdeklerinden hiçbirinin çimlenmediğini gözlemlemişsinizdir. Peki, zeytin tohumları neden bu şekilde çimlenmiyor? Çevremizdeki zeytin ağaçları nasıl ortaya çıkıyor?</p>
<p></p>
<p>Zeytin, odunsu yapısıyla bilinen sert bir meyvedir. Bu sertlik, zeytinin içindeki çekirdeği de etkiler. Zeytin çekirdekleri oldukça sert bir kabukla çevrilidir ve içerisindeki fideciklerin bu kabuğu kıracak gücü yoktur. Dolayısıyla, yediğimiz zeytinlerin çekirdeklerini toprağa attığımızda, bu çekirdeklerden bir zeytin ağacı yetişmez. Peki, doğada bu süreç nasıl işler?</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f0f01b7ad7e.jpg" alt=""></p>
<p>Doğada zeytin meyvelerinin sadece insanlar tarafından tüketilmediğini söylemekte fayda var. Zeytini çok seven başka bir canlı daha var: Karatavuk (Turdus merula) adı verilen küçük, siyah kuşlar. Karatavuklar, zeytin meyvelerine düşkünlükleriyle tanınır. Yaklaşık 24-25 cm uzunluğunda olan bu kuşlar, simsiyah tüyleri ve sarımsı gagalarıyla dikkat çekerler. Zeytin meyvesini bir çırpıda yutan karatavuklar, meyvenin etli kısmını sindirir, ancak sert çekirdeğini sindiremezler. Sindiremedikleri bu çekirdekleri dışkılarıyla dışarı atarlar.</p>
<p></p>
<p>İlginç bir şekilde, yalnızca karatavukların sindirim sisteminden geçmiş olan zeytin çekirdekleri toprağa düştüğünde çimlenebilir. Bunun nedeni, karatavukların kursaklarında bulunan küçük taşlar ve güçlü mide asitlerinin zeytin çekirdeğinin sert kabuğunu inceltip yumuşatmasıdır. Bu süreç, çekirdeğin toprağa düştüğünde kolayca filizlenmesini sağlar. Böylece karatavukların sayesinde, doğada yeni zeytin ağaçları ortaya çıkar.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f0f01a8ef80.jpg" alt=""></p>
<p>Bu doğal süreç, karatavukları zeytin ağaçları için çok önemli bir hale getirir. Ancak karatavuklar avlanır ve nesilleri tükenirse, bu süreç de kesintiye uğrar. Karatavukların yok olması, yeni zeytin ağaçlarının gelişemeyeceği ve uzun vadede zeytin ağaçlarının da tehlike altına gireceği anlamına gelir.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, zeytin ağaçlarının varlığı büyük ölçüde karatavukların hayatta kalmasına bağlıdır. Zeytin ağaçlarının korunması için doğadaki bu ince dengeyi bozmamak, karatavukların yaşam alanlarını korumak ve onların doğal döngüdeki yerini anlamak büyük önem taşır. Bu kuşlar, zeytinlerin gerçek dostu ve ağaçların geleceği için vazgeçilmez bir role sahiptir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gümeli Porsuğu: Türkiye&amp;apos;nin ve Dünyanın En Yaşlı Ağaçlarından Biri</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gumeli-porsugu-turkiyenin-ve-dunyanin-en-yasli-agaclarindan-biri</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gumeli-porsugu-turkiyenin-ve-dunyanin-en-yasli-agaclarindan-biri</guid>
<description><![CDATA[ Zonguldak&#039;ın Alaplı ilçesindeki Gümeli köyünde bulunan porsuk ağacı, 4112 yaşını aşan ömrüyle hem Türkiye&#039;nin hem de dünyanın en yaşlı ağaçlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu eşsiz ağaç, bilim insanları ve doğa severler için büyük bir ilgi odağı. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66eb1013518fd.jpg" length="242076" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 18 Sep 2024 20:38:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bilimsel çalışmalar, turizm, * #GümeliPorsuğu, #Zonguldak, #Alaplı, #Türkiye, #Doğa, #Ağaç, #TabiatAnıtı, #Seyahat, #Keşfet, #DoğayıKoru Gümeli Porsuğu, porsuk ağacı, Zonguldak, Alaplı, Gümeli köyü, anıt ağaç, tabiat anıtı, 4112 yaşında, dünyanın en yaşlı ağaçlarından, doğa harikası, koruma altında, tarihsel süreçler, endemik türler, yaş halkaları, iklim değişiklikleri, doğal miras, Türkiye&#039;nin doğal zenginlikleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın En Yaşlı Ağaçlarından Biri: Zonguldak Gümeli'deki Porsuk Ağacı</p>
<p>İnsanlık tarihi boyunca doğa, zamanın sessiz tanığı olmuştur. Ancak bazı canlılar, insan yaşamının kısalığını bize hatırlatacak kadar uzun süre hayatta kalmayı başarmıştır. Zonguldak’ın Gümeli Köyü’nde bulunan 4112 yaşındaki Porsuk Ağacı (Taxus Baccata) bunlardan biridir. Yazının icat edildiği dönemlerde genç bir fidan olan bu ağaç, insanlık tarihine ışık tutarcasına zamana meydan okumuştur.</p>
<p></p>
<p>Bu kadim ağaç, sadece Türkiye’nin değil, aynı zamanda dünyanın da en yaşlı ağaçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Henüz para icat edilmemişken, Porsuk Ağacı köklerini derinlere salmış ve insanlığın gelişimine tanıklık etmiştir. Bu yaşlı ağaç, 2016 yılında yapılan bilimsel incelemelerle yaşı tescil edilmiş ve dünya genelinde en yaşlı dördüncü ağaç olarak kayıtlara geçmiştir.</p>
<p></p>
<p>Gümeli Porsuğu'nun Tarihi ve Önemi</p>
<p>Porsuk ağacı, dayanıklılığı ve uzun yaşamı ile bilinen bir ağaç türüdür. Doğal olarak çok uzun süre yaşayabilen bu türün Gümeli’deki örneği, yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın da en eski canlılarından biri olarak dikkat çekmektedir. Türkiye’deki doğal yaşamın korunmasına ve biyoçeşitliliğin önemine işaret eden bu ağaç, çevresindeki ekosistemi destekleyerek orman ekolojisi açısından büyük bir değer taşımaktadır.</p>
<p></p>
<p>Gümeli Tabiat Anıtı olarak ilan edilen bölge, Porsuk Ağacı’nın korunması için özel bir statüye sahiptir. Bu sayede, hem yerel halkın hem de turistlerin ilgisini çeken ağaç, çevresindeki doğal zenginliklerle birlikte bir ekoturizm merkezi haline gelmiştir.</p>
<p></p>
<p>Zamanın Sessiz Tanığı</p>
<p>4112 yaşındaki Porsuk Ağacı, insan yaşamının ne kadar kısa ve geçici olduğunu düşündürür. Tarih boyunca birçok medeniyet yükselip düşerken, bu ağaç sessizce varlığını sürdürmüş ve adeta zamanı aşmıştır. Binlerce yıl önce dikilen bu fidan, günümüzde hala yaşamaya devam ederek insanlara doğanın gücünü ve direncini göstermektedir.</p>
<p></p>
<p>Ağaçlar, yalnızca oksijen üreten canlılar değil, aynı zamanda tarihin derinliklerine kök salan, dünyadaki yaşam döngüsünün birer parçasıdır. Zonguldak’ın Gümeli Köyü'ndeki bu kadim Porsuk Ağacı, tarih boyunca yaşanan her olayı köklerinde biriktirmiş, yaşanan her değişimi dallarıyla göğüslemiştir.</p>
<p></p>
<p>Doğal Mirasın Korunması</p>
<p>Dünyanın en yaşlı dördüncü ağacı olan bu Porsuk Ağacı, yalnızca bir doğal güzellik değil, aynı zamanda korunması gereken bir mirastır. Doğal ve tarihi mirasın gelecek kuşaklara aktarılması, hem çevre bilincinin artması hem de doğanın korunması açısından büyük önem taşır.</p>
<p></p>
<p>Bu yaşlı ağacın ömrü boyunca ayakta kalabilmesi, doğanın sunduğu benzersiz bir armağandır. Doğal yaşamın korunması ve bu tür ağaçların tahrip edilmemesi, sadece Türkiye için değil, tüm dünya için bir sorumluluktur.</p>
<p></p>
<p>Zonguldak’ın Gümeli Köyü'ndeki 4112 yaşındaki Porsuk Ağacı, zamana meydan okuyan ve insanlık tarihine sessizce tanıklık eden bir doğa harikasıdır. Hem Türkiye’nin hem de dünyanın önemli bir doğal mirası olan bu ağaç, yaşamın geçici olduğunu hatırlatan bir sembol olarak ayakta kalmaya devam ediyor. Doğanın gücüne ve direncine saygı duymak, bu tür mirasları koruyarak gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.</p>
<p>Neden Bu Kadar Özel?</p>
<p> * Yaşı: 4112 yıllık ömrüyle insan ömrünün ne kadar kısa olduğunu gözler önüne seriyor.</p>
<p> * Boyutu ve Görünümü: Zamanın izlerini taşıyan gövdesi ve dallarıyla görsel bir şölen sunuyor.</p>
<p> * Bilimsel Değer: Ağacın yaş halkaları incelenerek iklim değişiklikleri ve tarihsel süreçler hakkında önemli bilgiler elde ediliyor.</p>
<p> * Tabiat Anıtı: 2008 yılında tabiat anıtı ilan edilerek koruma altına alındı.</p>
<p>Gümeli Porsuğu Neden Önemli?</p>
<p> * Doğal Miras: Binlerce yıldır ayakta kalmayı başaran bu ağaç, doğal bir miras olarak kabul ediliyor.</p>
<p> * Ekosistem: Çeşitli canlı türlerine ev sahipliği yaparak ekosistemin dengesini sağlıyor.</p>
<p> * Turizm Potansiyeli: Bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekerek turizme katkı sağlıyor.</p>
<p>Gümeli Porsuğu'nu Ziyaret</p>
<p>Gümeli köyüne giderek bu eşsiz ağacı yakından görebilir, doğanın gücüne tanıklık edebilirsiniz. Ancak, ağacın korunması için belirlenen kurallara uymanız ve çevreye zarar vermemeniz önemlidir.</p>
<p>Gümeli Porsuğu Hakkında Daha Fazla Bilgi</p>
<p> * Bilimsel Çalışmalar: Ağacın yaşı ve özellikleri hakkında yapılan bilimsel çalışmalar devam ediyor.</p>
<p> * Koruma Çalışmaları: Ağacın ve çevresinin korunması için çeşitli projeler yürütülüyor.</p>
<p> * Ziyaret Bilgileri: Gümeli köyüne ulaşım ve konaklama seçenekleri hakkında bilgi almak için yerel turizm ofisleriyle iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p>Gümeli porsuğu, Türkiye'nin doğal zenginlikleri arasında önemli bir yere sahiptir. Bu eşsiz ağacı korumak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir.</p>
<p>Eğer Gümeli porsuğu hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, aşağıdaki kaynaklardan faydalanabilirsiniz:</p>
<p> * Zonguldak Valiliği: http://www.zonguldak.gov.tr/dunyanin-en-yasli-porsuk-agaci-gumeli-porsugu</p>
<p> * Kültür Portalı: https://kulturportali.gov.tr/turkiye/zonguldak/gezilecekyer/gumeli-tabiat-alani</p>
<p>#GümeliPorsuğu #Zonguldak #Doğa #Ağaç #TabiatAnıtı #Türkiye</p>
<p>Bu içerik hakkında sorularınız varsa lütfen çekinmeden sorun.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğu Akdeniz&amp;apos;de Tropikalleşme Süreci Hızlanıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogu-akdenizde-tropikallesme-sureci-hizlaniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogu-akdenizde-tropikallesme-sureci-hizlaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Akdeniz&#039;deki tropikalleşme süreci, artan hava sıcaklıkları ve deniz suyu ısınması nedeniyle hız kazanıyor. Bölgedeki sıcak hava dalgaları, deniz yüzeyi sıcaklıklarını artırarak tür değişim sürecini tetikliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e9da5c17a95.jpg" length="357001" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 22:37:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> Özellikle Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla başlayan tropikalleşme, deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesiyle ivme kazanmış durumda.</p>
<p></p>
<p>Mersin Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi İşleme Teknolojisi Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Deniz Ayas, deniz yüzeyi sıcaklıklarının yükselmesinin, 0-25 metre derinliklerde yüksek ısınmalara yol açtığını belirtti. Bu değişikliklerin, Posidonia oceanica gibi deniz çayırları, makro algler, süngerler ve mercanlar gibi habitat oluşturan canlıların ölümlerine veya popülasyon daralmalarına neden olduğunu ifade etti. Bu türlerin, diğer birçok tür için üreme, beslenme ve saklanma alanları sağladığını vurgulayan Ayas, bu canlı gruplarının biyoçeşitlilik için kritik öneme sahip olduğunu söyledi.</p>
<p></p>
<p>Prof. Ayas, Akdeniz'in tropikalleşmesine ve değişmesine dikkat çekti. İndo-Pasifik kökenli türlerin, Süveyş Kanalı aracılığıyla 100 yılı aşkın süredir Akdeniz’e girdiğini belirten Ayas, sıcak hava akımlarının deniz yüzeyi sıcaklıklarını artırarak tür göçlerini hızlandırdığını ifade etti. Deniz suyu sıcaklıklarındaki anormal artışların, yeni egzotik ve tropik türlerin ortaya çıkmasına yol açtığını söyledi.</p>
<p></p>
<p>Ayas, Akdeniz'in değişmeye devam edeceğini ve bu sürecin, deniz çayırları, mercanlar ve diğer habitat oluşturan türlerin azalmasına neden olacağını öngördü. Özellikle kıyı zonunda yer alan bu türlerin sıcaklıktan etkilendiğini ve popülasyonlarının daraldığını vurguladı. Bu durumun, bölgedeki ekosistem dengesi üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabileceği öngörülüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın En Eski ve En Derin Türk Gölü; BAYKAL</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-eski-ve-en-derin-turk-goelu-baykal</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-eski-ve-en-derin-turk-goelu-baykal</guid>
<description><![CDATA[ Baykal Gölü, Türk tarihi, kültürü ve dilinin ilklerinin şekillendiği önemli bir bölge olarak bilinir. Hem doğal güzellikleri hem de tarihsel önemi açısından büyük bir değer taşır. Şimdi bu eşsiz göl hakkında daha kapsamlı ve detaylı bilgiler sunalım; ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e73bd7643ef.jpg" length="125874" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Sep 2024 22:52:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Baykal Gölü, hem derinliği hem de tarihsel önemi ile dünya üzerinde benzersiz bir konumda yer almaktadır. Sibirya'nın kalbinde bulunan bu göl, hem coğrafi hem de kültürel açıdan büyük bir öneme sahiptir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73bd90b3ef.jpg" alt=""></p>
<p>Baykal Gölü, sadece dünya üzerindeki en derin göl değil, aynı zamanda Türk tarihinin ilk izlerinin bulunduğu bir yer olarak da dikkat çeker. Türk kültürü ve dilinin kökenlerinin bu gölde şekillendiği, gölde balıkçılığın yapıldığı ve bölge halkının geçimini buradan sağladığı tarihi kaynaklarda yer almaktadır. Bu tarihi bağlar, Baykal Gölü'nün kültürel ve doğal mirasını daha da zenginleştirmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73bf8d102f.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Geolojik Özellikler ve Oluşum Süreci</strong></h3>
<p></p>
<p>Baykal Gölü, yaklaşık 1.642 metreye kadar derinliği ile dünyanın en derin gölü olarak tanınır. Uzunluğu yaklaşık 636 kilometre, genişliği ise 80 kilometredir. Bu genişlik ve derinlik, gölde bulunan ekosistemlerin çeşitliliği üzerinde büyük bir etki yaratır. Baykal Gölü, Sibirya'nın tektonik hareketleri sonucunda oluşmuş bir çöküntü gölüdür. Gölün tabanı, deniz seviyesinden yaklaşık 1.285 metre aşağıda bulunur ve tabanındaki tortul kayaçların kalınlığı yaklaşık 7 kilometredir. Bu jeolojik yapı, gölün derinliklerinde çeşitli doğal oluşumların meydana gelmesine olanak tanır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73c1ad0795.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Biyolojik Çeşitlilik ve Endemik Türler</strong></h3>
<p></p>
<p>Baykal Gölü, yaklaşık 1.700 bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapmaktadır ve bu türlerin büyük bir kısmı sadece Baykal Gölü'ne özgüdür. Özellikle gölde yaşayan yaklaşık 350 balık türü, gölün ekosisteminin ne kadar zengin olduğunu gösterir. Baykal Gölü'nün suyu, çeşitli endemik türlerin yaşaması için ideal bir ortam sağlar. Bunlardan biri, Baykal Foku (Pusa sibirica) adı verilen nadir bir tatlı su fokudur. Bu fok, gölde yaşayan endemik türlerden sadece biridir ve gölde yaşayan diğer türlerle birlikte ekosistemin çeşitliliğini artırır.</p>
<p></p>
<p>Göl, ayrıca çeşitli zooplankton türleri barındırır. Bu planktonlar, gölün su kalitesinin ve ekosistem sağlığının önemli göstergeleridir. Baykal Gölü'nün biyolojik çeşitliliği, sadece suyun derinliğiyle değil, aynı zamanda ekosistemdeki farklı yaşam formlarıyla da ilişkilidir. Göldeki birçok tür, özel adaptasyonlar geliştirmiştir ve bu türlerin yaşama şekilleri, gölün ekosisteminin karmaşıklığını ve zenginliğini yansıtır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73c3a42675.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Çevresel ve Kültürel Önemi</strong></h3>
<p></p>
<p>Baykal Gölü, 1996 yılında UNESCO Dünya Mirası olarak ilan edilmiştir. Bu unvan, gölün benzersiz ekosisteminin korunmasını ve sürdürülebilir yönetimini uluslararası düzeyde desteklemek amacıyla verilmiştir. Baykal Gölü, Rusya'nın önemli içme suyu kaynaklarından biridir ve çevresindeki doğal alanlar birçok tür için yaşama alanı sağlar. Bunun yanı sıra, göl çevresindeki yerel halk, geleneksel yaşam biçimlerini sürdürmekte ve bu kültürel pratikler bölgenin kültürel zenginliğine katkıda bulunmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Ancak, Baykal Gölü ve çevresindeki ekosistemler çeşitli tehditlerle karşı karşıyadır. Sanayileşme, kirlilik ve iklim değişikliği gibi faktörler, gölün ekosistem sağlığını tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle, gölün korunması ve sürdürülebilir yönetimi için uluslararası ve yerel düzeyde çabalar sürdürülmektedir. Baykal Gölü'nün ekosistem sağlığını korumak için alınacak önlemler, gölün uzun vadeli korunması için kritik öneme sahiptir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73c2240212.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Kültürel Efsaneler ve Anlatılar</strong></h3>
<p></p>
<p>Baykal Gölü hakkında birçok efsane ve kültürel anlatı bulunmaktadır. Bu efsaneler, gölün kültürel önemini ve bölge halkı üzerindeki etkisini ortaya koyar. Örneğin, göldeki buzların eridiğinde büyük dalgaların oluşacağına dair bir inanış bulunmaktadır. Ayrıca, göldeki bir ada üzerindeki taş yapı ve çevredeki nehirlerle ilgili efsaneler, bölgenin kültürel zenginliğine katkıda bulunan anlatılardır. Bu efsaneler, Baykal Gölü'nün sadece doğal değil, aynı zamanda kültürel bir miras olduğunu vurgular.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73aeda84ab.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Ulaşım ve Ziyaret</strong></h3>
<p></p>
<p>Türkiye’den Baykal Gölü’ne doğrudan bir uçuş bulunmamaktadır. Gölü ziyaret etmek isteyenlerin Rusya'nın Moskova kentine uçup, ardından İrkutsk şehrine geçmeleri gerekmektedir. Toplam yolculuk süresi yaklaşık 12 saattir ve hava koşulları göz önünde bulundurularak uygun giysiler ve sağlam ayakkabılar önerilir. Baykal Gölü'nü ziyaret etmek isteyenler, gölün çevresindeki doğal güzelliklerin yanı sıra tarihi ve kültürel zenginlikleri de keşfetme fırsatı bulabilirler.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73c31c09cc.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Sonuç</strong></h3>
<p></p>
<p>Baykal Gölü, dünyanın en derin ve en eski gölü olarak doğal bir mücevher olmanın ötesinde, Türk kültürünün ve tarihinin önemli izlerini taşıyan bir mekândır. Bu göl, etkileyici derinliği, biyolojik çeşitliliği ve çevresindeki ihtişamlı manzaralar ile sadece bir doğal güzellik değil, aynı zamanda bilimsel ve kültürel bir mirastır. Baykal Gölü’nün korunması ve sürdürülebilir yönetimi, hem yerel hem de uluslararası düzeyde öncelikli bir hedef olmalıdır. Bu muazzam göl, gezegenimizin büyüklüğünü ve çeşitliliğini en iyi şekilde temsil eden örneklerden biridir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya’nın Bilinen En Büyük Mağarası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunyanin-bilinen-en-buyuk-magarasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunyanin-bilinen-en-buyuk-magarasi</guid>
<description><![CDATA[ Son Doong Mağarası, büyüklüğü, iç yapısı ve ekosistemi ile doğanın gücünü ve karmaşıklığını sergileyen bir harikadır. Hem bilimsel hem de turistik açıdan büyük bir öneme sahip olan bu mağara, Vietnam’ın doğal mirasının değerli bir parçasıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e7328c91d41.jpg" length="147388" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Sep 2024 22:25:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son Doong Mağarası: Milyon Yıllık Bir Gizem ve Doğa Harikası</strong></p>
<p></p>
<p>Vietnam’ın Quang Binh bölgesinde yer alan Son Doong Mağarası, dünya üzerindeki bilinen en büyük mağara olarak dikkat çekmektedir. 2009 yılında keşfedilen bu muazzam yapının büyüklüğü, iç yapısı ve ekosistemi, doğanın güç ve karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Bu makalede, Son Doong Mağarası’nın tarihçesi, yapısal özellikleri, ekosistemi ve koruma çabaları detaylı bir şekilde ele alınacaktır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7341c35535.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Keşfin Derinlikleri: Tarihçe ve İlk Adımlar</strong></h3>
<p></p>
<p>Son Doong Mağarası’nın keşfi, 1990 yılında Vietnamlı tarım işçisi Ho Khanh’ın ormanda rastladığı büyük bir mağara girişiyle başlamıştır. Ho Khanh, bulduğu mağaranın büyüklüğü karşısında ilk başta çekinmiş ve içeri girmemiştir. Ancak, mağaranın varlığını yerel yetkililere bildirmiştir. Mağaranın keşfi, Vietnam’ın dağlık bölgelerindeki karmaşık yeraltı yapılarının yalnızca bir örneğini temsil etmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7363d78b36.jpg" alt=""></p>
<p>2009 yılında, mağara bilimci Howard Limbert ve ekibi, Ho Khanh’ın bulgusunu tekrar değerlendirmiş ve mağarayı detaylı bir şekilde araştırmak üzere harekete geçmiştir. Bu araştırmalar, mağaranın yalnızca büyük değil, aynı zamanda oldukça karmaşık bir mağara ağı içerdiğini ortaya koymuştur. Mağara içindeki geniş tüneller ve doğal oluşumlar, bilim insanları tarafından büyük bir heyecanla incelenmiştir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7341a75ace.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Büyüklük ve Yapısal Özellikler</strong></h3>
<p></p>
<p>Son Doong Mağarası, 5 kilometreden uzun ana tünel geçişlerine sahip olup, devasa boyutlarıyla dikkat çekmektedir. Mağaranın yüksekliği yaklaşık 200 metreyi bulmakta, genişliği ise 150 metreye kadar ulaşmaktadır. Bu devasa boyutlar, mağaranın içinde oldukça geniş ve açık alanlar sunmakta, ziyaretçilerine adeta bir yeraltı dünyasının büyüsünü yaşatmaktadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7354813250.jpg" alt=""></p>
<p>Mağara içindeki bu geniş alanlar, mağaranın yapısındaki doğal oluşumlarla daha da büyüleyici hale gelmektedir. İçinden geçen nehirler, mağaranın iç yapısına önemli katkılarda bulunmakta ve bu su akıntıları mağara duvarlarını aşındırarak benzersiz şekillerin oluşmasına neden olmaktadır. Mağaranın üzerinde bulunduğu fay hattı da bu devasa boyutların oluşumunda rol oynamıştır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e736af590ea.jpg" alt=""></p>
<p>Mağaranın yaşının yaklaşık 2,3 milyon yıl olduğu tahmin edilmekte, ancak çevresindeki kireç taşının 400 milyon yaşında olduğu düşünülmektedir. Mağara içindeki fosil geçidi, 350 milyon yıllık beyaz fosillerle doludur ve bu fosiller, mağaranın jeolojik geçmişine ışık tutmaktadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7343470a3b.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Doğal Ekosistem ve Biyolojik Çeşitlilik</strong></h3>
<p></p>
<p>Son Doong Mağarası, sadece büyüklüğüyle değil, aynı zamanda içinde barındırdığı zengin ekosistemle de dikkat çekmektedir. Mağara içindeki yağmur ormanı, tropikal bitki örtüsü ve çeşitli hayvan türleri ile adeta bir ekosistem cenneti olarak kabul edilmektedir. Edam Bahçesi olarak bilinen bu bölge, 200 metre derinlikteki bir yağmur ormanıdır ve burada ağaçlar 45 metreye kadar uzanabilir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7363c79fb4.jpg" alt=""></p>
<p>Mağaranın iç kısmında, özellikle karanlık ortama uyum sağlamak zorunda kalan canlılar bulunmaktadır. Bu canlılar arasında beyaz renkte yeni keşfedilen yedi tür vardır. Bu türlerin bazıları gözlerini evrimsel süreçte yitirmiştir ve renklerini kaybetmiştir. Uçan tilkiler, kaplanlar ve langurlar gibi çeşitli hayvan türleri, bu eşsiz ekosistemde yaşamlarını sürdürmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e735468eb16.jpg" alt=""></p>
<p>Yağmur mevsimlerinde, mağaranın içinde 600 metre genişliğinde bir göl oluşmakta, bu göl zamanla kaybolmaktadır. Ayrıca, mağaradaki su altı geçitleri, diğer mağaralarla bağlantılar sağlayabilir. Yapılan son araştırmalar, bu geçitlerin Hang Thung adlı başka bir mağaraya bağlandığını ortaya koymuştur. Bu su altı geçitleri, mağaranın iç ekosisteminin dinamiklerini ve çeşitliliğini etkileyen önemli unsurlardır.</p>
<p></p>
<h3><strong>Koruma ve Turizm Çabaları</strong></h3>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7343077d0f.jpg" alt=""></p>
<p></p>
<p>Son Doong Mağarası, etkileyici büyüklüğü ve egzotik ekosistemi nedeniyle hızla turistik bir cazibe merkezi haline gelmiştir. Ancak, mağaranın korunması büyük önem arz etmektedir. Ziyaretçi akışı ve turlar, mağaranın ekosistemini korumak amacıyla sıkı kurallarla düzenlenmektedir. Rehber eşliğinde yapılan turlar, hem ziyaretçilerin güvenliğini sağlamak hem de mağaranın doğal yapısının bozulmasını önlemek için titizlikle planlanmaktadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e736ad0a315.jpg" alt=""></p>
<p>Turizm faaliyetleri sırasında, ziyaretçilerin çevresel etkileri minimize etmeleri ve ekosistemi korumak için belirli kurallara uymaları sağlanmaktadır. Bu önlemler, mağaranın hem doğal güzelliklerinin hem de ekosisteminin korunmasına yardımcı olmaktadır. Mağaranın içindeki doğal oluşumların zarar görmemesi için ziyaretçi sayısı sınırlı tutulmakta ve turlar belirli rotalar boyunca düzenlenmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7347d1c64d.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Sonuç ve Gelecek Perspektifi</strong></h3>
<p></p>
<p></p>
<p>Son Doong Mağarası, büyüklüğü, iç yapısı ve ekosistemi ile doğanın gücünü ve karmaşıklığını sergileyen bir harikadır. Hem bilimsel hem de turistik açıdan büyük bir öneme sahip olan bu mağara, Vietnam’ın doğal mirasının değerli bir parçasıdır. Ziyaretçilerine eşsiz bir yer altı deneyimi sunarken, aynı zamanda doğal çevrenin korunması için alınan önlemlerle bu olağanüstü yapının gelecek nesillere de ulaşması sağlanmaktadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e735475b114.jpg" alt=""></p>
<p>Son Doong Mağarası, doğal güzelliklerin ve yeraltı dünyasının ne kadar büyüleyici ve çeşitli olabileceğini en iyi şekilde gösteren örneklerden biridir. Bilim insanları ve doğa severler için bu mağara, doğanın mucizelerini ve yeraltı dünyasının derinliklerini keşfetme fırsatı sunmaktadır. Gelecekte yapılacak keşifler ve araştırmalar, bu muazzam yapının daha fazla yönünü gün yüzüne çıkaracak ve doğanın gücünü daha da yakından tanıma imkanı sağlayacaktır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hasta Kargaların Eczanesi Karınca Yuvası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hasta-kargalarin-eczanesi-karinca-yuvasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hasta-kargalarin-eczanesi-karinca-yuvasi</guid>
<description><![CDATA[ Doğa, hayvanların hayatta kalmak için geliştirdiği olağanüstü yeteneklerle doludur. Bunlardan biri de kargaların karınca yuvalarına olan ilginç davranışlarıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e71561672fd.jpg" length="83400" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Sep 2024 22:12:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Kargaların Şifalı Davranışı: Karınca Yuvasındaki Tedavi</h3>
<p></p>
<p>Doğa, hayvanların hayatta kalmak için geliştirdiği olağanüstü yeteneklerle doludur. Bunlardan biri de kargaların karınca yuvalarına olan ilginç davranışlarıdır. Kargalar hastalandıklarında, bilinenin aksine sadece bir yere çekilip iyileşmeyi beklemekle kalmaz, karınca yuvalarına saldırarak bizzat tedavi olmaya çalışırlar. Bu davranış, kargaların hastalıklardan kurtulma stratejilerinden biri olarak kabul edilmektedir.</p>
<p></p>
<p>Kargalar hastalandığında, karınca yuvalarını ayaklarıyla kazar ve daha sonra kanatlarını açarak hareketsizce beklerler. Karıncaların kendilerine saldırmasına ve vücutlarında gezinmesine izin verirler. Bu sıradışı davranışın ardında ise oldukça etkileyici bir biyolojik mekanizma yatar: Karıncaların salgıladığı <strong>formik asit</strong>. Karıncalar, mantar ve mikroplara karşı böcek ilacı etkisi yapan formik asidi ağızlarından salgılarlar. Karga, bu küçük böceklerden gelen formik asit sayesinde hastalığın etkisini azaltır ve vücudundaki zararlı mikroorganizmalardan kurtulmayı başarır.</p>
<p></p>
<h3>Bu Kuşlar Bunu Nasıl Biliyor?</h3>
<p></p>
<p>Doğanın bu zekice ve içgüdüsel davranışı insanları düşündürmektedir: <strong>Kargalar bu bilgiyi nasıl ediniyor?</strong></p>
<p>Cevap, hayvanların uzun yıllar boyunca deneyimlerine dayanan içgüdülerinde saklıdır. Bilim insanları, birçok hayvan türünün içgüdüsel olarak hastalıklara karşı çözüm bulduğunu ve bu tür davranışların evrimsel süreçte nesilden nesile aktarıldığını düşünmektedir.</p>
<p></p>
<p>Bu tür içgüdüsel davranışlar, belki de kargaların milyonlarca yıllık evrimsel süreçlerinde kazandıkları deneyimlerin bir yansımasıdır. Kargalar, yüksek zekâları ve sosyal yapıları ile bilinen kuşlardır. Yiyecek bulma, barınak yapma ve tehlikelerden kaçınma gibi konularda sergiledikleri davranışlar, onların çevresel değişikliklere karşı uyum sağlamalarının bir parçasıdır. Bu bağlamda, karıncaların formik asit salgılayarak hastalıklarla mücadele etmeye yardımcı olması da kargaların hayatta kalma stratejilerinin bir sonucu olabilir.</p>
<p></p>
<h3> Sonuç</h3>
<p></p>
<p>Kargaların bu tedavi yöntemini nasıl öğrendiği halen gizemini koruyor. Ancak, kargalar gibi zeki ve sosyal hayvanların içgüdülerine ve çevresel deneyimlerine dayanarak bu tür çözüm yollarını bulmaları oldukça olağan bir durumdur. Doğa, her zaman hayvanların ihtiyaçlarına cevap veren karmaşık ve etkileyici mekanizmalar sunar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA, Tutulma Sırasında Çekirgeleri Kaydetmenizi İstiyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/nasa-tutulma-sirasinda-cekirgeleri-kaydetmenizi-istiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/nasa-tutulma-sirasinda-cekirgeleri-kaydetmenizi-istiyor</guid>
<description><![CDATA[ İşte Eclipse Soundscapes Projesi için doğayı nasıl kaydedeceğiniz. Amerikalı bilim insanları tam Güneş tutulması sırasında gökyüzüne bakmakla kalmamış, etrafındaki her şeye dikkatini verdiğinden de emin olmuştu. Wheeler ve katkıda bulunan arkadaşları 31 Ağustos 1932’de ABD ve Kanada’nın kuzeydoğu kesimlerine giderek, bu göksel olayın yaban hayatındaki etkilerini belgeleyen, tutulmayla alakalı ilk katılıma açık çalışmalardan birinde yer […]
NASA, Tutulma Sırasında Çekirgeleri Kaydetmenizi İstiyor yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/cricket-nasa1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 20:23:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASA, Tutulma, Sırasında, Çekirgeleri, Kaydetmenizi, İstiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/nasa-tutulma-sirasinda-cekirgeleri-kaydetmenizi-istiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/cricket-nasa1-150x150.jpg" alt="NASA, Tutulma Sırasında Çekirgeleri Kaydetmenizi İstiyor" align="left"></a><p><strong>İşte Eclipse Soundscapes Projesi için doğayı nasıl kaydedeceğiniz.</strong></p>
<p>Amerikalı bilim insanları <a href="https://popsci.com.tr/?s=tam+g%C3%BCne%C5%9F+tutulmas%C4%B1" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tam Güneş tutulması</a> sırasında gökyüzüne bakmakla kalmamış, etrafındaki her şeye dikkatini verdiğinden de emin olmuştu. Wheeler ve katkıda bulunan arkadaşları <a href="https://www.semanticscholar.org/paper/Observations-on-the-Behavior-of-Animals-during-the-Wheeler-MacCoy/6cdbcd7f275d25634c1da6597cbcdbfe0ebc2a00" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">31 Ağustos 1932’de</a> ABD ve Kanada’nın kuzeydoğu kesimlerine giderek, bu göksel olayın yaban hayatındaki etkilerini belgeleyen, tutulmayla alakalı ilk katılıma açık çalışmalardan birinde yer almışlardı. Gönüllüler o gün hayvan ve böceklerin davranışlarına ilişkin neredeyse 500 kayıt yapmışlardı. Neredeyse bir asır sonra NASA, bu katkıları onurlandırmanın yanısıra daha da detaylandırmak istiyor.</p>
<p>Ajans 8 Nisan’da, yaklaşan tam Güneş tutulmasının güzergâhında bulunan gönüllüleri devam eden <a href="https://eclipsesoundscapes.org/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Eclipse Soundscapes Projesi</a>‘ne yardımcı olmaya çağırıyor. Görsel, işitsel ve yazılı kayıtların birleşimi yoluyla NASA, araştırmacıların tutulmanın ülke çapındaki çeşitli ekosistemlere etkisini daha iyi anlamasına yardımcı olmayı hedefliyor.</p>
<p></p>
<p>Ay Güneş’in önünden geçerken ortamdaki ışık kararıyor, sıcaklıklar düşüyor ve hatta bazı yıldızlar belirlemeye başlıyor. Bu ani çevresel değişimlerin, hayvanları şaşırtıp sanki alacakaranlık veya şafak vaktindeymiş gibi davranmaya ittiği biliniyor. NASA’ya göre ajans, çekirgelerin davranışını daha iyi anlamakla özel olarak ilgilenmenin yanında hayvanların gece ve gündüz davranışları bakımından verecekleri tepkiler arasındaki farklılıkları da gözlemlemeyi amaçlıyor.</p>
<p>Eclipse Soundscapes Projesi’nin İletişim Koordinatörü olan Kelsey Perrett, bu ayın başlarında yapılan <a href="https://science.nasa.gov/solar-system/skywatching/sense-the-solar-eclipse-with-nasas-eclipse-soundscapes-project/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir duyuruda</a> şöyle aktarıyor: “Ne kadar çok ses verisi ve gözlemimiz olursa, bu sorulara o kadar iyi yanıt veririz. Katılımcı bilim insanlarının yapacağı katkılar, belli ekosistemleri daha derinlemesine incelememize ve tutulmanın her birini nasıl etkilemiş olabileceğini belirlememize olanak sağlayacak.”</p>
<p>Tutulma güzergâhı içerisindeki yaklaşık 30 milyon insanın her biri, 8 Nisan’da birçok şekilde katkı sunabilir. Tam tutulma güzergâhı üzerindeki veya yakınındaki kişiler, etraftaki sesleri kaydetmek için AudioMoth isimli ve nispeten düşük maliyetli bir ses kaydedicisinin yanında bir mikro-SD kart satın alarak “<a href="https://eclipsesoundscapes.org/roles/#data-collector-role" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Veri Toplayıcısı</a>” olabilir. Bu arada “<a href="https://eclipsesoundscapes.org/roles/#observer-role" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Gözlemciler</a>” gördükleri ve duydukları şeyleri not alıp sonrasında bunları projenin internet sitesi üzerinden teslim edebilirler. “<a href="https://eclipsesoundscapes.org/roles/#apprentice-role" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Çıraklar</a>” ve “Veri Analistleri” de gelen verilerin değerlendirilmesine yardımcı olmak üzere hızlı, ücretsiz çevrim içi kurslara katılabilirler. <a href="https://eclipsesoundscapes.org/accessibility-inclusion/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Duyusal erişilebilirlik durumları</a> bulunan kişiler için de bir sürü seçenek var ve NASA, büyük gönüllü gruplarının işini <a href="https://eclipsesoundscapes.org/roles/#mentor-role" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">kolaylaştıracak</a> kaynakları bölgesel okullar, kütüphaneler, parklar ve topluluk merkezleri yoluyla sunuyor.</p>
<p> </p>
<p><em>Yazar: Andrew Paul/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/nasa-tutulma-sirasinda-cekirgeleri-kaydetmenizi-istiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">NASA, Tutulma Sırasında Çekirgeleri Kaydetmenizi İstiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Terletici Mevsimde En İyi Kumaş Nasıl Seçilir?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/terletici-mevsimde-en-iyi-kumas-nasil-secilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/terletici-mevsimde-en-iyi-kumas-nasil-secilir</guid>
<description><![CDATA[ Keskin vücut kokusunu sınırlandırmak istiyorsanız, sentetik şeyleri atlayın. Yaz mevsiminin bunaltıcı sıcakları, serin ve ferah kalmanın zorluğunu da beraberinde getiriyor. Maalesef vücut kokusunu uzak tutmak söz konusu olduğunda kumaşların hepsi aynı değil. Yakın zaman önce Alberta Üniversitesinde yürütülen bir çalışma, bazı giysilerin neden daha çok koktuğuna ışık tutuyor. Bu rehber ve ipuçları, kokunuzun farkındaysanız daha […]
Terletici Mevsimde En İyi Kumaş Nasıl Seçilir? yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/clothes_that_don_t_retain_odors1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 20:23:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Terletici, Mevsimde, İyi, Kumaş, Nasıl, Seçilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/terletici-mevsimde-en-iyi-kumas-nasil-secilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/clothes_that_don_t_retain_odors1-150x150.jpg" alt="Terletici Mevsimde En İyi Kumaş Nasıl Seçilir?" align="left"></a><p><strong>Keskin vücut kokusunu sınırlandırmak istiyorsanız, sentetik şeyleri atlayın.</strong></p>
<p>Yaz mevsiminin bunaltıcı sıcakları, serin ve ferah kalmanın zorluğunu da beraberinde getiriyor. Maalesef vücut kokusunu uzak tutmak söz konusu olduğunda kumaşların hepsi aynı değil. Yakın zaman önce Alberta Üniversitesinde yürütülen bir çalışma, <a href="https://www.ualberta.ca/folio/2024/07/new-research-offers-fresh-insights-on-why-some-clothes-get-smellier.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bazı giysilerin neden daha çok koktuğuna ışık tutuyor</a>. Bu rehber ve ipuçları, kokunuzun farkındaysanız daha rahat ve daha kokusuz bir yazın keyfini çıkarmanıza yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Kokunun ardındaki bilimi anlamak</strong></p>
<p>Vücut kokusuna temel olarak ter ve ölü cilt hücrelerinde çoğalan bakteriler sebep oluyor. Terlediğimizde, özellikle de sıcak havada, bu bakteriler hızla çoğalıyor ve teri keskin kokulu bileşenlere ayrıştırıyor. Giydiğiniz kumaş türü, terleme miktarınız ve bakterilerin büyüyüp koku üretme hızı üzerinde önemli bir etki meydana getirebilir.</p>
<p>Alberta Üniversitesinde yapılan bir çalışmaya göre yapay kumaşlar, hafif ve dayanıklı oldukları için spor giyimde yaygın şekilde kullanılan ve bazıları nemi dışarı atma özelliğine sahip. Fakat kokuyu doğal liflere göre <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4249026/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">daha fazla</a> tutma eğilimleri var. Bunun sebebi, polyester ve naylon gibi yapay liflerin nemi hapsetmesi ve bakterilerin gelişmesi için ideal bir ortam sağlaması.</p>
<p><strong>Kokudan kaçınmak için en iyi kumaşlar</strong></p>
<ul>
<li><strong>Merinos yünü</strong></li>
</ul>
<p>Merinos yünü, vücut kokusuyla mücadelede en iyi seçeneklerden biri. Merinos yünündeki lifler sıradan yünün aksine ince ve yumuşak olduğundan, sıcak havada rahatça giyilmesini sağlıyor. Merino yünü de tüm yünler gibi <a href="https://www.americanwool.org/wool-101/science-of-wool/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">doğal şekilde nemi dışarı atma</a> özelliklerine sahip ve kendinizi terli hissetmeden önce önemli miktarda nem emebilir. Ek olarak, bakterilerin çoğalmasını önleyen ve bu sayede kokuyu azaltan doğal antimikrobiyal özellikleri var.</p>
<ul>
<li><strong>Pamuk</strong></li>
</ul>
<p>Pamuk, nefes alabilirliği ve rahatlığı sebebiyle sıcak hava için popüler bir kumaş. Nemi emiyor ve böylelikle serin kalmanıza yardımcı olabiliyor. Fakat pamuk, bazı diğer kumaşlara göre daha uzun süre nemli kalabilir ve uygun şekilde kurutulmazsa bakteri büyümesine yol açabilir. Buna rağmen gündelik kıyafetler için iyi bir seçenek olmaya devam ediyor. Ayrıca yapay olanlardan <a href="https://www.ncsf.org/blog/152-cotton-vs-polyester-wear-to-reduce-body-odor" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">daha kokusuz</a> olabiliyor.</p>
<ul>
<li><strong>Keten</strong></li>
</ul>
<p>Sıcak hava için bir diğer harika seçim de keten. Keten bitkisinden yapılan keten lifleri yüksek ölçüde nefes alabilir özellikte olup, havanın dolaşımına imkan tanıyor ve sizi serin tutmaya yardımcı oluyor. Keten aynı zamanda hızla kuruyor ve bakterilerin çoğalma olasılığını azaltıyor. <a href="https://stilwellmemorial.com/sleeping/9-surprising-health-and-wellness-benefits-of-linen/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Doğal özellikleri</a> sayesinde koku tutmaya karşı daha düşük yatkınlık sergiliyor böylelikle yaz giysileri için ideal hale geliyor.</p>
<ul>
<li><strong>Bambu</strong></li>
</ul>
<p>Bambu kumaşı, yumuşaklığı ve ekoloji dostu tabiatı sayesinde giderek ün kazanıyor. Mükemmel nem çekme özellikleri ve doğal şekilde <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC9137583/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">antibakteriyel</a> olmaları, kokunun azalmasına yardımcı oluyor. Bambunun da nefes alabilen özellikte olması, onu sıcak hava için rahat bir seçim haline geliyor.</p>
<p><strong>Kaçınılacak kumaşlar</strong></p>
<ul>
<li><strong>Polyester</strong></li>
</ul>
<p>Polyester, dayanıklılığı ve nemi buharlaştırma özellikleri sayesinde spor giyimde yaygın kullanılan bir malzeme. Fakat <a href="https://www.ualberta.ca/folio/2020/07/research-reveals-why-its-hard-to-get-the-smell-out-of-polyester.html#:~:text=Polyester%20is%20a%20non-polar,a%20certain%20level%20of%20smelliness." data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">ciltteki yağı hapsettiğinden</a> ve bakteriler için bir çoğalma zemini yarattığından kokuları tutma eğilimi gösteriyor. Sıcak havada polyester giyerseniz, doğal liflerden daha hızlı koktuğunu fark edebilirsiniz.</p>
<ul>
<li><strong>Naylon</strong></li>
</ul>
<p>Polyester gibi naylon da dayanıklıdır ve pek çok aktif giyim elbisesinde kullanılır. Maalesef <a href="https://www.beekaylon.com/nylon-vs-polyester-exploring-the-differences-in-synthetic-fibers#:~:text=Nylon%20fibers%20are%20not%20as,enhance%20breathability%20and%20improve%20comfort." data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">ısı ve nemi</a> de hapsedebilmesi, bakterilerin büyümesini ve kokuyu teşvik eder. Sıcak havada ferah kalmak istiyorsanız naylondan kaçınmak en iyisi.</p>
<p><strong>Kokuyu yönetmek için ipuçları</strong></p>
<ul>
<li><strong>Sık yıkamak</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli yıkamak giysilerinizdeki teri, bakterileri ve kokuyu ortadan kaldırır. Antibakteriyel bir deterjan kullanarak bakterilerin düzgün şekilde bertaraf edildiğinden emin olun. Durulama kısmına sirke eklemek de kokuların giderilmesine yardımcı olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Uygun şekilde kurutmak</strong></li>
</ul>
<p>Kıyafetlerinizi yıkandıktan sonra tamamen kurutmak çok önemli. Nemli giysiler bakterilere ev sahipliği yapabilir ve kalıcı kokulara yol açabilirler. Mümkün olduğu zaman kıyafetlerinizi güneşte kurutun çünkü <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7365468/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">morötesi ışınlar</a>, kokuya sebep olan bakterilerin öldürülmesine yardımcı olabilen antibakteriyel özelliklere sahip.</p>
<ul>
<li><strong>Bol kıyafetler seçmek</strong></li>
</ul>
<p>Serin kalmanıza yardımcı olabilen ve terlemeyi azaltabilen bol kıyafetler, hava dolaşımı için her zaman daha iyidir. Sıkı giysiler ısı ve nemi hapsedebilir ve bakteriyel büyümeye olanak sağlayan bir ortam meydana getirebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Antimikrobiyal kumaşlar kullanmak</strong></li>
</ul>
<p>Bazı modern kumaşlar, kokuya sebep olan bakterilerin büyümesini önlemek üzere <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC8275915/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">antimikrobiyal etkin maddelerle</a> işlenir. Bu kumaşlar yoğun faaliyetler sırasında bile kokuları uzak tutmaya yardımcı olduklarından spor giysiler için iyi bir seçim olabilir.</p>
<p><em>Yazar: Debbie Wolfe/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/terletici-mevsimde-en-iyi-kumas-nasil-secilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Terletici Mevsimde En İyi Kumaş Nasıl Seçilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşte Tam Güneş Tutulması Sırasında Yaşanan Bütün Duyusal Deneyimler</title>
<link>https://trafikdernegi.com/iste-tam-gunes-tutulmasi-sirasinda-yasanan-butun-duyusal-deneyimler</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/iste-tam-gunes-tutulmasi-sirasinda-yasanan-butun-duyusal-deneyimler</guid>
<description><![CDATA[   NASA’nın Bilim Görevleri Müdürlüğü Heliofizik Bölümü, Güneş’in tabiatını ve dokunduğu her şeyi inceliyor. Bunlar arasında Dünya, atmosfer ve temelde gezegenin Güneş rüzgarı ile radyasyonuna karşı koruyucu bir güç alanı olan manyetosfer de bulunuyor. Birleşik Devletler dünkü tam Güneş tutulması sebebiyle yoğun bir duygu patlaması yaşarken NASA, bu doğal olayla ilgili en ilginç çalışmaların ve […]
İşte Tam Güneş Tutulması Sırasında Yaşanan Bütün Duyusal Deneyimler yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/04/eclipse_audi1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 20:23:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İşte, Tam, Güneş, Tutulması, Sırasında, Yaşanan, Bütün, Duyusal, Deneyimler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/iste-tam-gunes-tutulmasi-sirasinda-yasanan-butun-duyusal-deneyimler/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/04/eclipse_audi1-150x150.jpg" alt="İşte Tam Güneş Tutulması Sırasında Yaşanan Bütün Duyusal Deneyimler" align="left"></a><p> </p>
<p>NASA’nın Bilim Görevleri Müdürlüğü Heliofizik Bölümü, Güneş’in tabiatını ve dokunduğu her şeyi inceliyor. Bunlar arasında Dünya, atmosfer ve temelde gezegenin Güneş rüzgarı ile radyasyonuna karşı koruyucu bir güç alanı olan manyetosfer de bulunuyor. Birleşik Devletler dünkü tam Güneş tutulması sebebiyle yoğun bir duygu patlaması yaşarken NASA, bu doğal olayla ilgili <a href="https://popsci.com.tr/cep-telefonunuz-nasaya-lazim/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">en ilginç çalışmaların</a> ve tarihin başlangıç noktası konumunda.</p>
<p>En heyecanlı “tutulma partileri”, yol kenarında hatıra tişörtleri satan standlar ve tam tutulma güzergâhı boyunca beliren kartondan Güneş gözlükleri ile yıldızımız, dün her zamankinden daha fazla rock yıldızıydı. Heliofizikçi ve NASA’nın tutulma lideri <a href="https://sma.gsfc.nasa.gov/sac/2023/dr-kelly-korreck" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Dr. Kelly Korreck</a>, bu büyüleyici gökbilim olayının arkaplanını anlattı ve en iyi seyir alanlarıyla ilgili ipuçları sundu.</p>
<p>Gökyüzündeki bulutların gitmesini beklerken, fotoğraf ekibimiz biraz gergindi. Ay büyük gölgesini Dünya’ya düşürürken, tutulmanın belirtilerini gördük ama bulutlar gidecek miydi? Cevabı yakında bulacaktık.</p>
<p></p>
<p><strong>Bir tutulma, çok sayıda bilimsel veri noktasının müjdecisi</strong></p>
<p>Ay’ın gölgesi sizi heyecanlandırmıyorsa, şunu düşünün: Albert Einstein genel görelilik kuramını 1915 yılında yayımlamıştı fakat kuram, Sör Arthur Eddington ve takımının Güneş’in kütleçekiminin yıldız ışığı üzerindeki etkisini ölçtüğü 1919’daki tam Güneş tutulmasına kadar kanıtlanmamıştı.</p>
<p>Evrenimizdeki en büyük yıldız (Güneş elbette) Dr. Korreck’i heyecanlandırıyor çünkü kendisi uzun zaman önce bu konuda doktora yapmış. Korreck, bilim insanlarının uzun zamandır Güneş tutulmalarını kullanarak bilimsel keşifler yaptığını belirtiyor. Örneğin tutulmalar, <a href="https://www.wired.com/2009/08/dayintech-0818/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">helyumu ilk defa tespit etmemize yol açmıştı</a>. Dünkü tutulma da bilim insanlarına <a href="https://popsci.com.tr/nasa-gunes-tutulmasina-3-roket-firlatacak/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Güneş’in iyonosferdeki etkilerini inceleme</a> fırsatı sunacak. İyonosferik katmandaki bozulmalar, GPS navigasyon sistemleri ve özellikle radyo dalgaları olmak üzere iletişim sinyallerimizde kısa kesintilere yol açabiliyor.</p>
<p>Tutulmaların Dünya’nın başka yerlerinde yaklaşık 18 ayda bir gerçekleşse de Dr. Korreck, aynı yerde sadece 400 ila 1000 yılda bir yaşandığını söylüyor. Aslında Teksas eyaletinin <a href="https://www.statesman.com/story/news/2023/09/25/last-total-solar-eclipse-austin-texas-didnt-exist-1397-626-years-ago/70910291007/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Austin şehrinde görülen son tam Güneş tutulması</a>, 600 yıldan uzun bir süre önce 1397’de gerçekleşmiş. O zamanlar Austin diye bir yer yokmuş. Sonraki tutulma ise 2343’e kadar gerçekleşmeyecek; yani hepimiz gittikten uzun bir süre sonra.</p>
<p>“Normalde herhangi bir şehir veya kasabada sadece 400 ila 1000 yılda bir tutulma gerçekleşiyor” diyor Dr. Korreck. “Bu yüzden belli bir noktada tutulma görmek son derece nadir yaşanan bir durum olsa da bu özel dans, gezegenlerin bu özel hizalanışı Dünya’nın başka bir yerinde gerçekleşiyor.”</p>
<p>Dünkü tam tutulmanın bu kadar olağan dışı olmasının sebebiyse Güneş’in en faal halini yaşadığı “Solar maksimum” dönemi sırasında meydana gelmiş olması. Hatta NASA’nın Güneş’ten çıkan parlak, pembe renkli bukleler veya ilmekler şeklinde görüneceğini söylediği “flamaları” görme şansı bile var. Güneş’in manyetik alanının bu dönemdeki uzunluğu ve yoğunluğu sebebiyle tutulma, heliofizikçileri (ve bütün bilim camiasını) heyecanlandırdı.</p>
<p>“Tutulmaya dört buçuk dakika kaldı” diyor Dr. Korreck. “2017’de en fazla iki buçuk dakikaydı ama 2045’te altı dakika falan olacak. Bu yüzden 20 yıl sonra iple çekeceğimiz daha çok şey var.”</p>
<p><strong>Görsel bir olaydan daha fazlası</strong></p>
<p>Ay Güneş ve Dünya arasında durduğunda, dış mekandaki sıcaklıklar hızla düşebiliyor (10 dereceye kadar). Bir tutulma sırasında Güneş’i örten gölge, sıcaklığı hızlı bir şekilde ortadan kaldırır. Gökyüzü kararır ve sıcaklıklar düşer. Hatta ölçülebilir bir ses bileşeni dahi vardır.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-47717" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-47717" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/04/eclipse-pink1-560x374.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Fotoğraf: Andi Hedrick/Audi</figcaption></figure>
<p>Harvard Üniversitesinde çalışan gökbilimci Allyson Bieryla, Cuma günü CNN’e “Güneş’in parlak ışığını bir flüt sesiyle eşleştirdik” <a href="https://www.cnn.com/2024/04/06/world/lightsound-device-eclipse-visually-impaired-scn/index.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">diyor</a>. “Sonrasında bir klarnet olan orta frekansa geçti ve tam tutulma sırasında bir nevi düşük bir tıklama sesine indi” diye konuşuyor. “Hatta bu tıklama sesi tam tutulma sırasında yavaşlıyor.”</p>
<p>Olay sırasında gerçekleşen bu tuhaf ışık değişimine şahit olan hayvanlar ve <a href="https://popsci.com.tr/nasa-tutulma-sirasinda-cekirgeleri-kaydetmenizi-istiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">böcekler aleminin çıkardığı seslerden</a> bahsetmiyoruz bile.</p>
<p>“Bence genel olarak bir tutulma, bedenin tümüyle yaşanan bir deneyimdir” diyor Dr. Korreck. “Hava soğur, ışık değişir, gölge biraz daha keskin olur. Görsellikten daha fazlasını içeren bir gök olayını yaşama şeklidir bu. Gerçekten keyif almak ve bu özel hizalanmadan yararlanmak için biraz zaman ayırın.”</p>
<p>Tam tutulma anı yaklaşırken, sanki gerçekten alacakaranlık olmuş gibi yakındaki atlar anırmış ve köpekler havlamıştı. Ve işte oldu: Bulutlar ayrıldı ve gökyüzü karardı, hayvanlar sessizliğe büründü ve manzarayı bir durgunluk kapladı. Taç kürenin ardından beliren Güneş patlamalarını görebiliyorduk ve Venüs Güneş’in altında belirmişti. Birkaç dakikalığına zaman durmuş ve sonrasında gün ışığı yeniden sızmıştı. Bu asla unutmayacağım bir şey.</p>
<p> </p>
<p><em>Yazar: Kristin Shaw/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/iste-tam-gunes-tutulmasi-sirasinda-yasanan-butun-duyusal-deneyimler/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İşte Tam Güneş Tutulması Sırasında Yaşanan Bütün Duyusal Deneyimler</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karıncalar Yaralı Arkadaşlarını Kurtarmak İçin Minik Ameliyatlar Yapıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karincalar-yarali-arkadaslarini-kurtarmak-icin-minik-ameliyatlar-yapiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karincalar-yarali-arkadaslarini-kurtarmak-icin-minik-ameliyatlar-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bazı karıncalar birbiri üzerinde ameliyat yapacak şekilde evrimleşmiş. Popular Science yazarı Rachel Feltman, Bu Hafta Öğrendiğim En Garip Şey podcastinde birkaç hafta önce kendi kendilerini tedavi edebilen primatlarla ilgili konuştuğunu ve hastalıklara yiyeceklerle, merhemlerle tedavi uygulayan başka hayvanlar hakkında daha fazla bilgiyle geri döneceğinin sözünü verdiğini aktarıyor. Fakat çok daha çılgınca bir şeyle alakalı yeni […]
Karıncalar Yaralı Arkadaşlarını Kurtarmak İçin Minik Ameliyatlar Yapıyor yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/bite1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 20:23:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karıncalar, Yaralı, Arkadaşlarını, Kurtarmak, İçin, Minik, Ameliyatlar, Yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/karincalar-yarali-arkadaslarini-kurtarmak-icin-minik-ameliyatlar-yapiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/bite1-150x150.jpg" alt="Karıncalar Yaralı Arkadaşlarını Kurtarmak İçin Minik Ameliyatlar Yapıyor" align="left"></a><p><strong>Bazı karıncalar birbiri üzerinde ameliyat yapacak şekilde evrimleşmiş.</strong></p>
<p>Popular Science yazarı Rachel Feltman, Bu Hafta Öğrendiğim En Garip Şey podcastinde birkaç hafta önce kendi kendilerini tedavi edebilen primatlarla ilgili konuştuğunu ve hastalıklara yiyeceklerle, merhemlerle tedavi uygulayan başka hayvanlar hakkında daha fazla bilgiyle geri döneceğinin sözünü verdiğini aktarıyor. Fakat çok daha çılgınca bir şeyle alakalı yeni bir çalışma yayımlanmış: Birbirlerini ameliyat eden hayvanlarla… Üstelik daha da tuhaf olanı, makalenin yazarlarının insan dışı hayvanlarda kasıtlı, tedavi amaçlı uzuv kesmenin şimdiye kadarki ilk kanıtı olduğunu söylediği bu ameliyatların yakın akrabalarımızda görülmemesi. <em>Karıncalarda</em> görülmüş!</p>
<p>Yani, tamam, ameliyat hazırlığı yapıp mini minnacık neşterler kullanan böceklerden bahsetmiyoruz. Florida oduncu karıncaları (<em>Camponotus floridanus</em>), aynı yuvada kalan arkadaşlarının yaralanmış bacaklarını ısırarak koparıyor. Fakat yöntem biraz ilkel olsa da bilim insanları bu davranışın oldukça karmaşık olduğunu söylüyor.</p>
<p>Karıncaların tedavi uyguladığının görüldüğü ilk örnek bu da değil. Aynı araştırma takımının kısa süre önce yürüttüğü başka bir <a href="https://www.smithsonianmag.com/smart-news/these-ants-can-diagnose-and-treat-their-comrades-infected-wounds-180983526/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">çalışmada</a> sahra altı Afrika’da yaşayan Matabele karıncalarının, sırtlarındaki bezelerden antimikrobiyal veya yara iyileştirici özelliklere sahip 50’den fazla bileşen içeren içerik çıkardıkları keşfedilmiş. Karıncalar enfeksiyona yakalandıklarında (yedikleri termitlerle yaptıkları vahşi çatışmalarda fazlaca gerçekleşiyor), arkadaşları yaralarını yalıyor ve bu iyileştirici maddeyi onlara salgılıyorlar.</p>
<p>Fakat Florida oduncu karıncalarının çok bölgesel oldukları ve diğer karıncalarla olan kavgalardan kaynaklı yaralanmaya yatkınlık taşıdıkları bilinse de bu karıncalar, aynı ilacı yapacak bezelere sahip değiller. <a href="https://www.cnn.com/2024/07/03/science/ant-leg-amputations-scn/index.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Ağaçlarda yaşayan pek çok karınca</a> bu bezeleri evrimlerinin bir noktasında kaybetmiş. Belki de yer altında yaşamıyor olmaları, onları patojenlere karşı daha korunaklı hale getiriyor. Fakat araştırmacılar, savaş yaralarının icabına başka ne şekillerde bakmak üzere adapte olmuş olabileceklerini merak etmiş.</p>
<p>Görünüşe göre bu duruma karşı çözümleri tüm şeyi çiğnemek.</p>
<p><em>Yazar: Popular Science Ekibi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/karincalar-yarali-arkadaslarini-kurtarmak-icin-minik-ameliyatlar-yapiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Karıncalar Yaralı Arkadaşlarını Kurtarmak İçin Minik Ameliyatlar Yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dinozorlar Yok Olmasaydı, Üzümler Olmayabilirdi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dinozorlar-yok-olmasaydi-uzumler-olmayabilirdi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dinozorlar-yok-olmasaydi-uzumler-olmayabilirdi</guid>
<description><![CDATA[ Bu ikilinin ‘orman sıfırlanması’ sayesinde evrimsel bir bağlantısı var. K-T kitlesel yok oluş olayından sonra ortalıkta gezen dinozor kalmaması, üzüm olarak bildiğimiz meyvelerin gelişip yayılmasına olanak sağlamış olabilir. Araştırmacılardan oluşan bir ekip Kolombiya, Panama ve Peru’da 60 ila 19 milyon yıl öncesine kadar uzanan fosilleşmiş üzüm çekirdekleri bulmuşlar. Batı Yarımküre’deki üzüm familyasından bilinen en eski […]
Dinozorlar Yok Olmasaydı, Üzümler Olmayabilirdi yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/grapes1-1024x576.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 20:23:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dinozorlar, Yok, Olmasaydı, Üzümler, Olmayabilirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/dinozorlar-yok-olmasaydi-uzumler-olmayabilirdi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/grapes1-150x150.png" alt="Dinozorlar Yok Olmasaydı, Üzümler Olmayabilirdi" align="left"></a><p><strong>Bu ikilinin ‘orman sıfırlanması’ sayesinde evrimsel bir bağlantısı var.</strong></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/gunumuzdeki-dinozorlar-kiyametten-nasil-sag-kurtuldu/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">K-T kitlesel yok oluş olayından</a> sonra ortalıkta gezen <a href="https://popsci.com.tr/?s=dinozor" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">dinozor</a> kalmaması, üzüm olarak bildiğimiz meyvelerin gelişip yayılmasına olanak sağlamış olabilir. Araştırmacılardan oluşan bir ekip Kolombiya, Panama ve Peru’da 60 ila 19 milyon yıl öncesine kadar uzanan fosilleşmiş üzüm çekirdekleri bulmuşlar. Batı Yarımküre’deki üzüm familyasından bilinen en eski bitki örneğini de içinde barındıran bulgu, üzümün evrimsel tarihinin bazı kısımlarını ilk defa açığa çıkarıyor. Dinozorlar ile üzümlerin bu değiş tokuşu, 1 Temmuz’da <em><a href="https://dx.doi.org/10.1038/s41477-024-01717-9" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Nature Plants</a></em> bülteninde yayımlanan bir çalışmada detaylarıyla anlatılıyor.</p>
<p>Makalenin yazarlarından biri olan ve Field Müzesinin Negaunee Bütüncül Araştırma Merkezinde çalışan yardımcı paleobotani galerisi müdürü Fabiany Herrera, “Bunlar dünyanın bu kısmında bulunan en eski üzümler ve gezegenin diğer tarafında bulunan en eski üzümlerden birkaç milyon yıl daha gençler” <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1049819" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">diyor bir açıklamada</a>. “Bu önemli bir keşif çünkü dinozorların yok oluşundan sonra, üzümlerin gerçekten dünyaya yayılmaya başladığını gösteriyor.”</p>
<p><strong>Ormanın sıfırlanması</strong></p>
<p>Meyveler gibi yumuşak dokular genelde fosil şeklinde korunmuyor. Paleobotanikçiler genellikle antik bitkiler üzerinde tohumlar yoluyla araştırma yapıyor çünkü bunların fosilleşmesi daha muhtemel. Bilinen en eski üzüm tohumları 66 milyon yıllık; yani <a href="https://popsci.com.tr/dinozorlari-olduren-asteroit-kilometrelerce-yukseklige-ulasan-kuresel-bir-tsunamiyi-tetiklemis/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">dev bir asteroit Dünya’ya çarpıp</a> kitlesel yok oluş tetiklediği zamanlardan kalma. O zamanlar sadece dinozorlar ve Dünya üzerindeki türlerin tahmini yüzde 95’i <a href="https://popsci.com.tr/dunya-6nci-degil-7nci-yok-olusu-yasaniyor-olabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yok olmakla</a> kalmamış, ormanlar da sıfırlanmış ve gezegenin bitkilerinin bileşimini değiştirmiş. Araştırma takımının hipotezine göre dinozorların bu ortadan kayboluşu, ormanların değişmesine yardımcı olmuş olabilir.</p>
<p>Çalışmanın eş yazarı ve Michigan Üniversitesi Taşılbilim Müzesinde yardımcı galeri müdürü olan Monica Carvalho, “Dinozorlar gibi büyük hayvanların, etraflarındaki ekosistemleri değiştirdikleri biliniyor” <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1049819" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">diyor bir açıklamada</a>. “Ormanda gezen büyük dinozorlar vardı ise bunların muhtemelen ağaçları devirdiklerini ve ormanları etkili bir şekilde bugün olduğundan daha açık halde tuttuklarını düşünüyoruz.”</p>
<p>Fakat dinozorlar onları budamayınca, günümüz Güney Amerika’sında bulunanlar da dahil bazı tropik ormanlar daha kalabalık hale gelmiş. Ağaç katmanları nihayetinde bir alt bitki örtüsü ve bir gölgelik oluşturmuş. Bu yeni sık ormanlar ise bazı bitkiler için fırsatla doluymuş.</p>
<p>“Fosil kayıtlarında, hemen hemen bu zamanlarda üzümler gibi ağaçlara tırmanmak için sarmaşıklar kullanan daha fazla bitki görmeye başlıyoruz” diyor Herrera.</p>
<p>Takip eden yıllarda çeşitlenen kuş ve <a href="https://popsci.com.tr/memelilerin-atalari-dinozorlar-ile-birlikte-yasamisti/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">memeli türleri</a> de tohumlarını etrafa yayarak üzümlere yardım etmiş olabilir. 2013 yılında yayımlanan <a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24036414/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir çalışmada</a> en eski üzüm fosillerinin Hindistan’da bulunduğu aktarılıyor. O zamanlar üzüm tohumları henüz Güney Amerika’da bulunmuyormuş. Fakat Herrera orada olabileceklerinden şüphelenmiş.</p>
<p>“Üzümler yaklaşık 50 milyon yıl önce başlayan kapsamlı bir fosil kaydına sahip, dolayısıyla ben de Güney Amerika’da bir tane keşfetmek istedim fakat samanlıkta iğne aramak gibiydi” diyor Herrera. “Üniversitede öğrenci olduğum zamandan beri Batı Yarımküre’de en eski üzümü arıyordum.”</p>
<p><strong>Taştan bir tohum</strong></p>
<p>2022 yılında Herrera ve Carvalho <a href="https://dx.doi.org/10.1038/s41477-024-01717-9" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Kolombiya And’larında saha çalışması</a> yürütüyormuş. Bir fosil Carvalho’nun gözüne ilişmiş ve sonradan bunun 60 milyon yıllık bir üzüm tohumunun kalıntıları olduğu ortaya çıkmış. Güney Amerika’da o zamana kadar bulunan ilk üzüm fosili olmasa da dünyadaki fosillerin en eskilerinden biri.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48077" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-48077" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/fossil-grape-colombia1-560x638.png" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Batı Yarımküre’de bulunan en eski üzüm fosili olan Lithouva, yaklaşık 60 milyon yaşında ve Kolombiya’da keşfedilmiş. Üstteki resimde fosillere CT taramasıyla yeniden oluşturulan üzüm eşlik ediyor. Alt kısım ise sanatçının yeniden oluşturduğu üzümü gösteriyor. Fotoğraflar: Fabiany Herrera, Sanat eseri: Pollyanna von Knorring</figcaption></figure>
<p>Araştırma takımı, ufak olmasına rağmen fosili şekline, boyutuna ve diğer fiziksel özelliklerine bakarak tanımlamayı başarmış. Ayrıca laboratuvarda fosilin iç yapısını gösteren <a href="https://dx.doi.org/10.1038/s41477-024-01717-9" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">CT taramaları</a> yürütmüşler. Fosile, Field Müzesindeki Güney Amerika paleobotanisinin bir destekçisi olan Arthur T. Susman’a ithafen <em>Lithouva susmanii</em> adını vermişler.</p>
<p>Çalışmanın eş yazarı olan ve ABD Ulusal Doğa Tarihi Müzesinde çalışan Gregory Stull, “Bu yeni tür, yaygın üzüm sarmaşığı Vitis’in evrimleştiği grubun Güney Amerika’daki bir kökenini desteklediği için de önemli” diyor.</p>
<p>Güney ve Orta Amerika’da yürütülen ek saha çalışmaları; Kolombiya, Panama ve Peru’da dokuz yeni fosil üzüm türünün tanımlanmasına yol açmış. Bu fosiller, Batı Yarımküre’ye özgü üzümlerin <a href="https://plants.usda.gov/home/classification/87548" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">uzak akrabaları</a>. İki Leea türünün de olduğu bazı türler bugün sadece Doğu Yarımküre’de bulunuyor. Üzüm aile ağacındaki konumları, evrimsel yolculuklarının oldukça çalkantılı geçtiğini gösteriyor.</p>
<p>“Fosil kayıtları bize üzümlerin çok dirençli bir sınıf olduğunu söylüyor” diyor Herrera. “Orta ve Güney Amerika bölgesinde bir sürü yok oluşa maruz kalmışlar fakat dünyanın diğer kısımlarında uyum sağlayıp hayatta kalmayı da başarmışlar.”</p>
<p><em>Yazar: Laura Baisas/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/dinozorlar-yok-olmasaydi-uzumler-olmayabilirdi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Dinozorlar Yok Olmasaydı, Üzümler Olmayabilirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muzlar Yok Olma Tehlikesi Altında. Fakat Bilim İnsanlarının Bir Planı Var</title>
<link>https://trafikdernegi.com/muzlar-yok-olma-tehlikesi-altinda-fakat-bilim-insanlarinin-bir-plani-var</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/muzlar-yok-olma-tehlikesi-altinda-fakat-bilim-insanlarinin-bir-plani-var</guid>
<description><![CDATA[ 100’ü aşkın farklı bitkiye bulaşabilen bir mantar, bu popüler meyveyi mahvediyor. Meyve kasenizi süsleyen parlak renkli muzların başı belada. Popüler bir muz tipi, mantar patojeninden kaynaklı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Fusarium muz solgunluğu (FWB) hastalığı, meyveye giden besin akışını tıkıyor ve onun solmasına sebep oluyor. Bu patojen 1950’li yıllarda ticari muz mahsullerini yok etti […]
Muzlar Yok Olma Tehlikesi Altında. Fakat Bilim İnsanlarının Bir Planı Var yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/bananas1-1024x576.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 20:23:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Muzlar, Yok, Olma, Tehlikesi, Altında., Fakat, Bilim, İnsanlarının, Bir, Planı, Var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/muzlar-yok-olma-tehlikesi-altinda-fakat-bilim-insanlarinin-bir-plani-var/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/bananas1-150x150.png" alt="Muzlar Yok Olma Tehlikesi Altında. Fakat Bilim İnsanlarının Bir Planı Var" align="left"></a><p><strong>100’ü aşkın farklı bitkiye bulaşabilen bir mantar, bu popüler meyveyi mahvediyor.</strong></p>
<p>Meyve kasenizi süsleyen parlak renkli <a href="https://popsci.com.tr/mantar-hastaligi-muzlari-5-ila-10-yil-icinde-yok-edebilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">muzların</a> başı belada. Popüler bir muz tipi, mantar patojeninden kaynaklı yok olma <a href="https://evrimagaci.org/muzlar-yok-olusa-dogru-surukleniyor-5113" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">tehlikesiyle</a> karşı karşıya. <a href="https://www.frontiersin.org/journals/plant-science/articles/10.3389/fpls.2019.01395/full" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Fusarium muz solgunluğu (FWB)</a> hastalığı, meyveye giden besin akışını tıkıyor ve onun solmasına sebep oluyor. Bu patojen 1950’li yıllarda ticari muz mahsullerini yok etti ve bir türü (Gros Michel muzlarını) işlevsel yönden yok oluşa sürükledi.</p>
<p>Fakat bu <a href="https://popsci.com.tr/muzlar-bizim-kuzenimiz-mi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">renkli meyve</a> için tüm umutlar tükenmiş değil. Bilim insanlarından oluşan uluslararası bir araştırma takımının yeni çalışmasında, muzları yok eden bu mikrobun ardındaki moleküler işleyişler saptanmış. Araştırma, patojene karşı yeni tedavi ve stratejilerin kapısını aralıyor. Bulgular, 16 Ağustos’ta <em><a href="https://www.nature.com/articles/s41564-024-01779-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Nature Microbiology</a></em> bülteninde yayımlanan yeni bir çalışmada detaylandırılıyor.</p>
<p><strong>Muzlara ne zarar veriyor?</strong></p>
<p>Tarlada kalan ürünlerin sebebi, ismi çok uzun bir <a href="https://www.popsci.com/environment/zombie-fungus-real-life-diseases/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">mantar patojeni</a>: <em>Fusarium oxysporum</em> f.sp. <em>Cubense (Foc)</em> tropikal ırk 4 (TR4). İsmi Foc TR4 şeklinde kısaltılan bu mantar, 1950’lerde çeşitli muz ekinlerini önemli ölçüde azaltmış ve bütün bir türü yok etmiş. Fakat tehlike altında olanlar sadece muzlar değil.</p>
<p>Amherst – Massachusetts Üniversitesinde çalışan ve <em>Popular Science</em>‘a konuşan makale eş yazarı moleküler biyolog <a href="https://umassfusariumlab.wixsite.com/ma-lab/people" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Li-Jun Ma</a>, “<em>Fusarium oxysporum</em>, bir tür kompleksi olarak 100’den fazla bitki konağına bulaşabiliyor” diyor.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48088" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-48088" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/panama-diseasejpg1-560x747.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Fusarium muz solgunluğu, şu an dünyanın ticari olarak mevcut en popüler muzu olan Cavendish muzunu kırıp geçiriyor. Mantar muz tarlasına bir kez girdiğinde yok edilemiyor ve o zamandan sonra Cavendish muzlarının yetiştirilmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. Fotoğraf: A. Viljoen</figcaption></figure>
<p>Bu öldürücülüğün bir kısmı mantarın <a href="https://popsci.com.tr/?s=gen+d%C3%BCzenleme" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">genomuyla</a> ve onun değişebilme şekilleriyle alakalı. Ma’ya göre her bir <em>Fusarium oxysporum</em> genomu, bir çekirdek ve bir de yardımcı genom olmak üzere iki kısma ayrılabiliyor. Çekirdek genom, genomu işler halde tutmaya yarayan tüm temel düzen işlevlerini gerçekleştiriyor. Sonrasında yardımcı bir genom soydan soya değişiklik gösterebiliyor ve özel işlevleri yerine getirebiliyor; belli bir bitkiye bulaşma kabiliyeti de bunlara dahil.</p>
<p>Patojen ve genomunun moleküler bir seviyede nasıl çalıştığını anlamak, onunla mücadele yöntemleri geliştirmenin ve daha fazla muz türünün <a href="https://popsci.com.tr/?s=yok+olma" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yok olmasını</a> önlemenin anahtarı konumunda.</p>
<p><strong>Bunlar babaannenizin muzları (veya mantarı) değil</strong></p>
<p>50 yılı aşkın süre önce, bu mantar savaşının ilk kurbanları <a href="https://popsci.com.tr/mantar-hastaligi-muzlari-5-ila-10-yil-icinde-yok-edebilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Gros Michel muzlarıydı</a>. Büyük ölçüde muz solgunluğuna yanıt olarak, hastalığa dirençli bir yedek şeklinde Cavendish çeşidi yetiştirildi ve bugün ticari bakımdan en popüler muz tipi haline geldi. Bu durum bir süreliğine işe yaradıysa da 1990’lara gelindiğinde Güneydoğu Asya’dan Orta Amerika’ya yayılan başka bir muz solgunluğu <a href="https://www.nature.com/articles/s41564-024-01779-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">patlak verdi</a>.</p>
<p>Ma ve ekibi, Cavendish muzundaki bu yeni muz solgunluğu salgınıyla mücadele etmek için geride bıraktığımız on yılı TR4’ün genomunun nasıl çalıştığını <a href="https://www.nature.com/articles/s41564-024-01779-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">inceleyerek geçirmiş</a>. Şaşırtıcı bir durum gerçekleşmiş ve araştırmacılar TR4’ün aslında 1950’li yıllarda ekinleri yok eden patojenden türemediğini keşfetmişler.</p>
<p>Ma, <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1054467" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">çalışmaya eşlik eden bir basın bülteninde</a> şöyle söylüyor: “Cavendish muzunu yok eden TR4 patojeninin, Gros Michel muzlarını kırıp geçiren ırktan evrimleşmediğini artık biliyoruz. TR4’ün genomu, TR4’ün virülansında anahtar etmen gibi duran nitrik oksit üretimiyle bağlantılı birtakım yardımcı genler içeriyor.”</p>
<p><strong>Zararlı gazlar</strong></p>
<p>Bu <a href="https://www.nature.com/articles/s41564-024-01779-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">yeni çalışmada</a> Ma ve makalenin Birleşik Devletler’de, Çin’de ve Güney Afrika’daki enstitülerde çalışan eş yazarları, dünya çapından 36 farklı Foc soyunu dizileyip karşılaştırmış. Bu soylar arasında Gros Michel muzlarına saldıranlar da bulunuyor. Yapılan dizilimler, günümüzdeki muz solgunluğu salgınından Foc TR4’ün sorumlu olduğunu ortaya çıkarmış. Foc TR4 ayrıca bir konağı işgal ederken bazı yardımcı genleri iki amaçla kullanıyor. Bu genler <a href="https://www.nature.com/articles/s41564-024-01779-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">mantarsal nitrik oksidi hem üretiyor hem de etkisiz hale getiriyor</a>.</p>
<p>“Beklendiği gibi TR4 genomunda patojenin virülansına katkı sağlayan yardımcı dizilimler keşfettik” diyor Ma. “Bunlar arasında, konak işgalini başlatan zararlı gaz nitrik oksit üretimi de var.”</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48089" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-48089" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/cavendish-banana-decay1-560x620.png" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Cavendish muzlarındaki FWB’nin harici belirtileri. Görüntü: Zhang vd.</figcaption></figure>
<p>Araştırma takımı, bu gazın Cavendish muzundaki hastalık istilasına nasıl bir katkı yaptığını hâlâ bilmiyor. Fakat nitrik oksit üretimini kontrol eden bu iki gen bertaraf edildiğinde, Foc TR4’ün virülansının önemli ölçüde azaldığını belirlemeyi başarmışlar.</p>
<p>Çalışmanın eş yazarı ve Amherst – Massachusetts Üniversitesinde doktora sonrası araştırma görevlisi olan Yong Zhang, “Bu yardımcı genetik dizilimlerin belirlenmesi, Foc TR4’ün yayılımını hafifletmek ve hatta kontrol etmek yönünden birçok stratejik kapı aralıyor” <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1054467" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">diyor bir açıklamada</a>.</p>
<p><strong>‘Bir çiftçiye teşekkür etmeyi hiçbir zaman unutmayın’</strong></p>
<p>Araştırma takımı, gelecekteki araştırmalarda mantarın böylesine zararlı bir gazı kendisine hasar vermeden nasıl üretebildiğini <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1054467" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">daha iyi anlamak</a> istiyor. Nitrik oksit üretimini engellemenin çeşitli yollarını test etmek ve bitki hücrelerine hasar vermeden önce gazı uzaklaştırabilecek genleri keşfetmek istiyorlar.</p>
<p>Bir diğer önemli husus da bunun gibi çalışmaların, tek ürün <a href="https://popsci.com.tr/?s=tar%C4%B1m" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tarımının</a> ve tek bir türe bel bağlamanın tehlikeleriyle ilgili farkındalığı artırması.</p>
<p>“Tek ürün tarımı olarak da bilinen herhangi bir ekinde tek bir kültür bitkisi yetiştirme faaliyeti, patojenlerin gelişmesi için fırsat sağlıyor” diyor Ma. “Pazardaki farkıl muzlara dönük talebin artmasına yardımcı olmak için raflardan bilerek farklı muz çeşitleri seçebiliriz. Yerel şekilde alışveriş yaparak yerel üreticileri destekleyebiliriz.”</p>
<p>Bu ayrıca masalarımıza koyduğumuz bütün o yiyecekleri üretenlerin sarf ettiği emek ve çabaya değer vermenin ne kadar önemli olduğunu gösteren de bir ders niteliğinde.</p>
<p>“Biz tüketiciler olarak muzların veya diğer meyve/sebzelerin marketlerde yetişmediğini takdir etmeliyiz” diyor Ma. “Yiyecekleri masalarımıza getirip vücutlarımızı beslemek için muazzam gayretler sarf ediliyor. Bütün vücudu toz toprakla kaplı bir çiftçi gördüğünüzde, ona teşekkür etmeyi hiçbir zaman unutmayın.”</p>
<p><em>Yazar: Laura Baisas/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/muzlar-yok-olma-tehlikesi-altinda-fakat-bilim-insanlarinin-bir-plani-var/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Muzlar Yok Olma Tehlikesi Altında. Fakat Bilim İnsanlarının Bir Planı Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bazı Arıların Su Altında Kış Uykusuna Yatabildiği Nasıl Kazara Keşfedildi?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bazi-arilarin-su-altinda-kis-uykusuna-yatabildigi-nasil-kazara-kesfedildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bazi-arilarin-su-altinda-kis-uykusuna-yatabildigi-nasil-kazara-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ İşte manşet: Görünüşe göre arılar su altında hayatta kalabiliyor. Çılgınca değil mi? Fakat daha da çılgınca olanı, pek çok bilimsel keşifte olduğu gibi bu keşfin de kazara başlamış olması. Bilim insanları bal arılarındaki diyapozun (biyolojik gelişimin durduğu, kış uykusuna benzeyen bir durum) incelendiği bir araştırma üzerinde çalışıyormuş. Diyapoz yapan arıların sessizliğe bürünüp soğuyor ve etrafta […]
Bazı Arıların Su Altında Kış Uykusuna Yatabildiği Nasıl Kazara Keşfedildi? yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/eastern-bumblebee1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 20:23:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bazı, Arıların, Altında, Kış, Uykusuna, Yatabildiği, Nasıl, Kazara, Keşfedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/bazi-arilarin-su-altinda-kis-uykusuna-yatabildigi-nasil-kazara-kesfedildi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/eastern-bumblebee1-150x150.jpg" alt="Bazı Arıların Su Altında Kış Uykusuna Yatabildiği Nasıl Kazara Keşfedildi?" align="left"></a><p>İşte manşet: Görünüşe göre arılar su altında hayatta kalabiliyor. Çılgınca değil mi? Fakat daha da çılgınca olanı, pek çok bilimsel keşifte olduğu gibi bu keşfin de kazara başlamış olması.</p>
<p>Bilim insanları bal arılarındaki diyapozun (biyolojik gelişimin durduğu, kış uykusuna benzeyen bir durum) incelendiği <a href="https://news.uoguelph.ca/2024/04/queen-bumblebees-can-survive-underwater-finds-new-u-of-g-research/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir araştırma üzerinde çalışıyormuş</a>. Diyapoz yapan arıların sessizliğe bürünüp soğuyor ve etrafta uçuşmak, yiyecek yemek ya da daha fazla arı meydana getirmek gibi yaptıkları olağan şeylerin hiçbirini yapmıyorlar. Kulağa güzel, uzun bir şekerleme gibi gelebilir fakat aslında, soğukta yiyecek olmadan aylar boyunca hayatta kalmak onlar için kolay değil.</p>
<p>En azından (miktar hesabınız diğer arılarla değişebilir) yaygın doğu bal arısı için bu süreç aynı zamanda rahatsız edici çünkü bu yalnız başına yürüttükleri bir uğraş. Bu bal arıları, yaz mevsiminin sonunda eşleşmemiş kraliçeler meydana getiriyor. Kraliçeler daha sonra eşleşiyor ve bir miktar besin depolayıp toprakta ufak oyuklar açarak altı ila dokuz ay boyunca diyapoza giriyorlar. <a href="https://ento.psu.edu/news/winter-survival-guide-for-queen-bumble-bees" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Kış geldiğinde tüm işçi ve erkek arılar ölüyor</a> fakat diyapozda olan kraliçe ilkbaharda ortaya çıkıp erkek ve işçi arılardan oluşan yeni bir nesil doğuruyor. Sadece hayatta kalması gerekmiyor, aynı zamanda kuvvetli olup yeni bir kovan yeri bulmaya hazır olması, yumurta bırakmaya başlaması ve bu yeni koloniyi işçiler olgunlaşana kadar besleyip koruması da gerekiyor.</p>
<p>Yani evet, bu hassas bir operasyon. Müstakbel kraliçenin uykuya geçmeden önce ihtiyaç duyduğu tüm besinleri alması için etrafta yeteri kadar çiçeğin bulunması ve arının uyukladığı zaman meydana gelen tüm çevresel stres unsurlarından pasif şekilde sağ çıkması gerekiyor. İklim değişikliği, uç noktadaki hava olaylarında meydana gelen artış göz önüne alındığında belli ki bazı yeni tehditler sergiliyor.</p>
<p><a href="https://www.smithsonianmag.com/smart-news/hibernating-bumblebee-queens-can-survive-underwater-for-up-to-a-week-study-finds-180984175/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Laboratuvardaki büyük bir ‘eyvah’ sayesinde</a> ise artık bu arıların atlatmak üzere evrimleştiği stres unsurlarından birinin de su basması olduğunu biliyoruz.</p>
<p>Kanada’daki Guelph Üniversitesinde çalışan araştırmacılar, <em>Bombus impatiens</em> veya diğer adıyla yaygın doğu bal arısı üzerinde yürüttükleri önceki bir çalışmada yapılan bir “deney hatasının”, “diyapoz yapan kraliçe bal arılarının kaldığı kaplarda kazara su birikmesine” yol açtığını söylüyor. Akademik olmayan makale diliyle araştırmacılar, küçük deneklerinin içinde uyukladığı tüplerde yoğuşma suyu biriktiğini çok geç fark etmişler.</p>
<p>Suyu tahliye (ve muhtemelen bir sürü de küfür) ettiklerinde, sırılsıklam olmuş kraliçelerin bazılarının yaşadığını görünce şaşırmışlar. Doğal olarak, bu şaşırtıcı kabiliyetleri teste tabi tutmaya karar vermişler.</p>
<p><a href="https://www.theguardian.com/environment/2024/apr/17/bumblebee-species-common-eastern-survive-underwater-hibernating?CMP=oth_b-aplnews_d-1" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">143 yaygın doğu bal arısını alıp</a> toprak dolu tüplere yerleştirmişler ve sonrasında onları, diyapozu başlatmak için bir soğutma ünitesine koymuşlar. (Soğuk bir arı uykulu bir arıdır.)</p>
<p>Ardından uykulu kraliçelerin yer aldığı tüpleri iki gruba ayırmışlar: 17 tanesi kontrol amaçlı kullanılmak üzere kuru tutulurken, diğer 126 tanesine soğuk su eklenmiş. Suya batan arıların yarısı doğal olarak su yüzeyinde yüzmeye bırakılırken, diğer yarısı pompa benzeri (!) bir aparat ile hafifçe aşağı doğru ittirilmiş. 8 saat, 24 saat veya 7 gün bu koşullarda bırakılmışlar. Düşük sıcaklık ise onları kış modunda tutmuş. Bilim insanları; toprağı sırılsıklam yapan sağanak yağmurdan, bölgeyi tamamen su altında bırakan bir sele kadar farklı olası su basma senaryolarını canlandırmak istemiş. Pompalı arıların kullanılmasının sebebi, eriyen kar sebebiyle yer altı su seviyelerinin yükselmesi gibi bazı durumlarda suyun oyuğu doldurmadan oyuğa girebilmesi. Tam sel gibi diğer durumlar ise arıları tümüyle su altında bırakıyor.</p>
<p>Bilim insanları daha sonra kraliçeleri sudan çıkarmış, onları normal toprak tüplerine aktarmış ve sekiz hafta daha soğuk depoda tutmuşlar. Böylelikle hepsi, sel dışında eşit bir diyapoz yaşamışlar.</p>
<p>Bir hafta yüzen 21 arıdan 17 tanesi, sekiz hafta sonra hâlâ dayanıyormuş; yani hayatta kalma oranı %81. Ayrıca hiç ıslanmayan arılar çok daha iyi performans göstermiş. 17 kuru arıdan 15’i sekizinci haftaya ulaşmış; bu da %88 demek.</p>
<p><em>Yazar: Rachel Feltman/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/bazi-arilarin-su-altinda-kis-uykusuna-yatabildigi-nasil-kazara-kesfedildi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bazı Arıların Su Altında Kış Uykusuna Yatabildiği Nasıl Kazara Keşfedildi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD’de Her Yıl Bir Milyardan Fazla Kuş Binalara Uçtuğu İçin Ölüyor Olabilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/abdde-her-yil-bir-milyardan-fazla-kus-binalara-uctugu-icin-oluyor-olabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/abdde-her-yil-bir-milyardan-fazla-kus-binalara-uctugu-icin-oluyor-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ ‘Onları görmesek bile kaybediyoruz.” Cam pencereler insan mühendisliğinin bir harikası; doğal ışığı kapalı yapılara getiren, şeffaf, sağlam malzeme katmanlarından oluşan ve neredeyse görünmez yapılar. Fakat bu aydınlık ve havadar binaların duvarlarının ötesinde, pencereler başka bir şeye dönüşüyor: Doğal yaşam için bir tehdide. Kuşlar camı anlamıyor. Köşegen bir çerçeve veya pencere kolu gibi; bir pencere camının […]
ABD’de Her Yıl Bir Milyardan Fazla Kuş Binalara Uçtuğu İçin Ölüyor Olabilir yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/dead-bird-hand1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 20:23:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABD’de, Her, Yıl, Bir, Milyardan, Fazla, Kuş, Binalara, Uçtuğu, İçin, Ölüyor, Olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/abdde-her-yil-bir-milyardan-fazla-kus-binalara-uctugu-icin-oluyor-olabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/dead-bird-hand1-150x150.jpg" alt="ABD’de Her Yıl Bir Milyardan Fazla Kuş Binalara Uçtuğu İçin Ölüyor Olabilir" align="left"></a><p><strong>‘Onları görmesek bile kaybediyoruz.”</strong></p>
<p>Cam pencereler insan mühendisliğinin bir harikası; doğal ışığı kapalı yapılara getiren, şeffaf, sağlam malzeme katmanlarından oluşan ve neredeyse görünmez yapılar. Fakat bu aydınlık ve havadar binaların duvarlarının ötesinde, pencereler başka bir şeye dönüşüyor: Doğal yaşam için bir tehdide.</p>
<p>Kuşlar camı anlamıyor. Köşegen bir çerçeve veya pencere kolu gibi; bir pencere camının mevcut olduğunu gösteren yapısal ipuçlarını tanımak onlara öğretilmemiş. Bunun yerine çoğu kez pencere camlarından uçarak geçmeye çalışıyorlar ve bir pencerenin ardındaki açık alanı daha çok bir yaşam alanı gibi görüyor ya da camdaki yansımayı gerçek olarak yorumluyorlar. Bunun için onları çok eleştirmeyin, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=IXdvjyp-t0k" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">insanlar da camlara çarpıyor</a>. Fakat tüylü, uçan arkadaşlarımız için sonuçlar çok daha ciddi.</p>
<p>Pencereler ve cam binalar, özellikle de yapay ışığın cazibesi ve bozuk yönelimiyle birleştiğinde devasa miktarda bir kuşun ölümüne sebep oluyor. Üstelik sorun düşündüğümüzden çok daha kötü. Yeni araştırmaya göre bu sayılar geçmişte yanlış ve daha düşük tahmin edilmiş. Pencereye çarptıktan sonra afallamış veya yaralanmış halde bulunup doğal yaşam rehabilitasyon yerlerine götürülen kuşların hepsinin tamamen iyileştiğini düşünüyor olabilirsiniz. Ancak 7 Ağustos’ta <em><a href="https://doi.org/10.1371/journal.pone.0306362" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">PLOS One</a></em> bülteninde yayımlanan bir çalışmaya göre, tedavi görüp yırtıcılardan korundukları en iyi olası koşullarda bile yaklaşık yüzde 60’ı ölüyor.</p>
<p>Daha önceki araştırmalarda, binalarla çarpışmadan kaynaklanan tahmini kuş kayıplarıyla ilgili değişken sonuçlara varılmış. 2014 yılında <a href="https://academic.oup.com/condor/article/116/1/8/5153098" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">yayımlanan</a> ve en çok atıf yapılan tahminlerden biri, sadece ABD’de her sene pencerelere çarpmaktan yüzlerce milyon ila bir milyar arasında kuşun öldüğünü söylüyor. Fakat bu önceki analiz ve pencere ölümlerine dair yürütülen neredeyse tüm diğer soruşturmalar, sadece binaların yakınında ölü bulunan kuşların sayılmasına dayanıyor. Yeni çalışmada ise bir adım öteye gidiliyor ve başlangıçtaki çarpışmadan sağ kurtulan kuşlara ne olduğu değerlendiriliyor. Yarısından fazlasının başaramadığının bulunması, can sıkıcı ve talihsiz nitelikteki yeni bir tahmine yol açmış. Çalışmanın yazarları, “Her sene 1 milyar kuşun çok üzerinde kuş binalara çarparak ölüyor” diye yazıyor.</p>
<p><em>Popular Science</em>‘a konuşan ve Fordham Üniversitesinde biyoloji doktora adayı olan makale baş yazarı <a href="https://sites.google.com/site/fordhambiologybgsa/home/roster" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Ar Kornreich</a>, “Bu sayıların şaşırtıcı olduğunu söylemek istiyorum” diyor. “Durumun bu kadar kötü olmadığını düşündüğümü söylemek istiyorum. Fakat maalesef mantıklı görünüyor.”</p>
<p>“Vahşi hayvanlar çetindir. Feci koşullarda yapabildikleri kadar uzun süre hayatta kalmaya çalışırlar… Fakat onları görmesek bile kaybediyoruz” diyor Kornreich.</p>
<p>Pencerelere çarpan çoğu kuş hemen ölmüyor. Yakın zaman önce yürütülen <a href="https://meridian.allenpress.com/wjo/article-abstract/136/1/113/498924/Evidence-consequences-and-angle-of-strike-of-bird" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">gözlemsel bir çalışmada</a>, camla çarpışan kuşların yüzde 80’e kadarının olay yerinden uçup gittiği, yüzde 12 ila 14 arasında bir kısmının geçici süre sersemlediği ve çarpışmaların yüzde 50’sinin görünür hiçbir kanıt bırakmadığı keşfedilmiş. Ancak yeni araştırma, pek çok kuşun halen darbe sonrasında öldüğünü gösteriyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="OHdyUNU4Kd"><p><a href="https://popsci.com.tr/yarali-bir-kusa-nasil-yardim-etmeliyiz/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Yaralı Bir Kuşa Nasıl Yardım Edebiliriz?</a></p></blockquote>
<p></p>
<p>Kornreich ve makalenin eş yazarları, 2016 ve 2021 yılları arasında ABD’nin birkaç kuzeydoğu ve orta-Atlantik eyaletindeki doğal yaşam rehabilitasyoncularından (rehabilitasyoncu ruhsatı gerekliliklerine uygun şekilde) kuş- bina çarpışmalarıyla ilgili derleyebildikleri kadar veri derlemişler. Veri setlerinde çok sayıda boşluk olsa da 152 farklı kuş türünü kapsayan 3.100’den fazla belgelenmiş çarpışmanın izini sürmüşler. Araştırmacılar, pencere çarpışmalarından sonra rehabilitasyonculara getirilen kuşların sadece yüzde 39,5’unun doğaya geri salındığını ve tedavinin ortalama olarak 12 günden fazla sürdüğünü belirlemişler. Aksi şekilde, yüzde 32,1’i de tedavi sırasında ve genelde bulunduklarından sonraki üç gün içerisinde ölmüş. Kuşların yüzde 28,4’lük ilave bir kısmı ise, iyileşemeyecek hayvanlar için bunun en insancıl yol olduğuna karar veren doğal yaşam rehabilitasyoncularınca ötanazi edilmiş.</p>
<p>Los Angeles – California Üniversitesinde (UCLA) çalışan şehir ekoloğu ve kâr amacı gütmeyen <a href="https://www.urbanwildlands.org/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Şehir Yaban Alanları Grubu</a>‘nun bilim direktörü <a href="https://www.ioes.ucla.edu/person/travis-longcore/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Travis Longcore</a>, “Çalışmada, yeterince yararlanılmamış bir bilgi kaynağı kullanılarak ilginç ve önemli bir soru ele alınıyor” diyor. Longcore yeni araştırmada yer almamış ancak ışık kirliliği ve kuş- bina çarpışmaları üzerine yaptığı çalışmalar var. Yeni çalışmaların bulgularına katılarak, “çarpışmalardan kaynaklı kuş ölümlerine dönük tahminlerimiz muhtemelen alt uçta kalıyor” diyor.</p>
<p>Makalenin eş yazarı, koruma biyoloğu ve NYC Kuş Birliğinin koruma ve bilim direktörü olan <a href="https://nycbirdalliance.org/blog/meet-our-new-director-of-conservation-and-science" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Dustin Partridge</a>, “Eğer kuşlar yakalanıp rehabilitasyon birimine götürülecek kadar uzun süre sersemlerse, en iyi koşullarda bile; yani yiyecek olduğunda, su olduğunda, yırtıcılar olmadığında, sokakta onları süpüren çöp süpürücüleri olmadığında ve üzerilerine basan insanlar olmadığında, yüzde 60’ı hâlâ ölüyor” diyor.</p>
<p>Bu istatistikleri, yaralı bulunan ve 2014 yılında kuş ölümleri üzerine yürütülen bir çalışmada hariç tutulmuş kuş sayısıyla birleştiren araştırmacılar, her yıl ABD’de pencereye çarparak ölen 100 milyon kadar ilave kuş olduğunu (ılımlı şekilde) tahmin ediyor. Ancak Partridge ve Kornreich, bu yeni rakamların hâlâ doğru sayının altında kalabileceğini çünkü bulunan kuşların, binalara çarpan ve hemen ölmeyen toplam kuş miktarının sadece ufak bir kısmı olduğunu söylüyor.</p>
<p>“Rehabilitasyon vakalarına bakmak, bu gizli ölümler konusunda cesetlerden elde edemeyeceğiniz fikirler veriyor” diyor Kornreich. Çalışma kuş çarpışmalarının her birini hesaba katmasa da ölümleri doğru tahmin etme kabiliyetimizi destekliyor.</p>
<p>Sersemlemiş görünmeyen veya rehabilitasyonculara nakledilmeyen kuşların birçoğunun hâlâ ölmesi muhtemel. Ayrıca Kornreich rehabilitasyonculara götürülen kuşların, fark edilmeyen veya çarpışma mahallini hemen terk eden kuşlardan daha ciddi yaralanmış bir kuş grubunu temsil edebileceğini de söylüyor. “Pencerelere çarpıp kaçmayı başaranlar hakkında çok şey bilmiyoruz” diyen araştırmacılar, daha uzun vadeli bu sonuçların ortaya çıkarılması için daha çok gözlemsel araştırmanın ve takip araştırmasının yapılması gerektiğini söylüyor. Ayrıca genel olarak, yapılan bu tek çalışmanın yanıt vermediği pek çok bilinmez ve soru da var. Araştırmacıların verileri eksik ve bölgesel. Örneğin Kuzeydoğu’da elde edilen bulguların ülkedeki başka yerlere de uygulanıp uygulanamayacağı ya da bir kuşun bir rehabilitasyoncuya götürülmesine hangi etmenlerin karar verdiği belli değil.</p>
<p>Fakat bildiğimiz bir şey varsa, o da doğada bir kuş olarak hayatta kalmanın zor olması; özellikle de yaralanmış veya sersemlemişse. Ayrıca çalışmadaki sonuçlar, bir pencere çarpışmasıyla yaralanan ama yine de kendine gelmiş gibi görünebilen kuşların yüzdesi bakımından can sıkıcı.</p>
<p>Ek olarak araştırmacılar, kuş- pencere çarpışmalarının sonuçlarını etkileyen değişkenleri de değerlendirmiş. Bilim insanları başka şeylerin dışında daha büyük boyutlu kuşların hayatta kalmasının daha muhtemel olduğunu, ölümlerin ve tedavi süresinin mevsimlere göre değiştiğini ve kafa travması ile beyin sarsıntılarının, en yaygın bildirilen yaralanmalar olduğunu keşfetmiş; bulgular, gelecekteki doğal yaşam tedavileri için bilgi ve öncelik sağlanmasına yardımcı olabilir.</p>
<p>Kornreich, kendilerine getirilen her kuşu kurtaramasalar da “doğal yaşam rehabilitasyoncularının yardıma muhtaç doğal yaşam, kuşlar ve diğerleri için bir hayata tutunma dalı olduğunu” söylüyor. “Çözümün çok önemli bir kısmı onlar. Popülasyonlar üzerinde olduğu kadar kendi başına değerli olan bireysel yaşamlar üzerinde de önemli bir etkileri var.”</p>
<p>Ancak bulgular, rehabilitasyoncuların tek çözüm olamayacağının altını çiziyor. “Önlemenin kilit nokta olduğunu gösteriyorlar” diyor Longcore. Üstelik önlemek mümkün.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="c1yZ5hJM1R"><p><a href="https://popsci.com.tr/isiklarin-kapatilmasi-kuslarin-hayatini-kurtarabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Işıkların Kapatılması, Kuşların Hayatını Kurtarabilir</a></p></blockquote>
<p></p>
<p>Kuşlar, günümüz dünyasında çok büyük sayıda güçlükle karşı karşıya kalıyor ve popülasyonları hızla geriliyor. Kuzey Amerika kuş faunası üzerine yürütülen <a href="https://www.science.org/doi/10.1126/science.aaw1313" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">2019 tarihli bir çalışmaya</a> göre bir zamanlar yaygın olan türler bile kayıp yaşıyor. İklim değişikliği, doğal yaşam alanlarının kaybı ve evet; kediler var. Yabani kediler ve <a href="https://popsci.com.tr/kedinizi-onun-ve-yakin-cevrenin-iyiligi-icin-disari-cikarmayin/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">dış mekan kedileri</a>, 40 kuş türünün tamamen yok olmasına <a href="https://www.pnas.org/doi/10.1073/pnas.1602480113" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">yol açmış</a>. Ayrıca insan sebepli kuş ölümlerine yön veren en büyük etken oldukları düşünülüyor. Yapılan bir analizde, kuşların ABD’de <a href="https://www.nature.com/articles/ncomms2380" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">4 milyara kadar kuşu</a> öldürdüğü tahmin ediliyor. Kuş ölümü listesinde pencereler, onu yakın bir mesafeden ikinci olarak takip ediyor. Ayrıca belki de pencere problemi, ele alınması en kolay tehdit olabilir.</p>
<p>Kuş güvenlik camları ile pencere filmleri, bantları ve doğru şekilde yapıştırılmış etiketler gibi kanıtlanmış stratejilerin hepsi aslında hiçbir olumsuz taraf sergilemeden çarpma tehlikesini en aza indiriyor. Longcore, pek çok kuşun gece vakti göç ettiğini ve insan şehirlerinin yapay ışığına doğru çekildiğini söylüyor. Göç sezonunda yapılan ışık kapatma girişimleri, kuşların ilk başta tehlikeli engellere çekilmesini önleyerek milyonlarcasını kurtarabilir.</p>
<p>Ayrıca ister şehirde, ister kırsal alanda olsun; yardım etme konusunda herkes bir rol oynayabilir. Longcore, kentsel yayılmanın işgal ettiği alan miktarı ve düşük yoğunluklu gelişim miktarı yüzünden çoğu kuş çarpışmasının muhtemelen, yüksekliği düşük binalar ve bakım evleriyle dolu kenar mahalleler ya da kırsal alanlarda gerçekleştiğini söylüyor.</p>
<p>Eğer daha güvenli bir uçuş ortamı oluşturmak istiyorsanız, “ihtiyacınız olan şey camları kuşlara daha görünmez hale getirmek” diyor Partridge. <a href="https://abcbirds.org/wp-content/uploads/2017/04/Save-birds-2017.pdf" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Mevcut pencereleri değiştirmek</a> için en iyi çalışan yöntem, herhangi bir film veya uygulamanın en fazla 5 cm mesafelik bir desenle ayrılması. Teller de harika birer önleyici bariyer. Ayrıca “özellikle göç sırasında ışıkları kapatmak çok önemli” diye ekliyor Longcore. İlkbahar veya sonbaharda kendi evinizdeki ışıkları kapatmak veya dışarıda hava kararır kararmaz perdeleri çekmek de bireysel olarak atabileceğiniz önemli adımlar arasında. İçinde yaşadığınız topluluğu ticari binalar için <a href="https://www.audubon.org/our-work/cities-and-towns/lights-out" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir ışık kapatma programı</a> başlatmaya sevk etmek, daha büyük ölçekte değişim getirebilir.</p>
<p>“Kuşlar, çevremizin devasa önem taşıyan birer parçası” diyor Kornreich. Zararlı böcekleri yiyor, bitkileri tozlaştırıyor, tohumları yayıyor ve leşleri temizliyorlar. Daha başka <a href="https://www.audubon.org/news/6-unexpected-ways-birds-are-important-environment-and-people" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir sürü yararlı faaliyetleri</a> var. Ayrıca birer keyif kaynağılar. “Kuşlar insanlar için binlerce yıldır birer ilham ve neşe kaynağı oldu” diye ekliyor araştırmacılar. Eğer kuşların gelecekte çok ötelere uçtuğunu görmek istiyorsak, pencerelerimize farklı bir çerçeveden bakmamız gerekiyor.</p>
<p><em>Yazar: Lauren Leffer/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/abdde-her-yil-bir-milyardan-fazla-kus-binalara-uctugu-icin-oluyor-olabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">ABD’de Her Yıl Bir Milyardan Fazla Kuş Binalara Uçtuğu İçin Ölüyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bitkilerin Hisleri ve Duyguları Var mı?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bitkilerin-hisleri-ve-duygulari-var-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bitkilerin-hisleri-ve-duygulari-var-mi</guid>
<description><![CDATA[ Bitkilerin acı reseptörleri, sinirleri veya bir beyni olmadığı düşünüldüğünde, biz hayvanlar alemi üyelerinin anladığı şekliyle acı hissetmezler. Bir havucu kökünden sökmek veya bir çalıyı budamak, botanik bir işkence değildir ve o elmayı endişelenmeden ısırabilirsiniz. Bitkilerin histen daha gelişmiş bir özellik olan ve işlenmesi için beyin gereken duyguları da yoktur. Venüs sinekkapan bitkisi gibi bazı bitkiler […]
Bitkilerin Hisleri ve Duyguları Var mı? yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/olena-bohovyk-r0M9HrfJMBM-unsplash.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 20:23:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bitkilerin, Hisleri, Duyguları, Var, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/bitkilerin-hisleri-ve-duygulari-var-mi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/olena-bohovyk-r0M9HrfJMBM-unsplash-150x150.jpg" alt="Bitkilerin Hisleri ve Duyguları Var mı?" align="left"></a><p>Bitkilerin acı reseptörleri, sinirleri veya bir beyni olmadığı düşünüldüğünde, biz hayvanlar alemi üyelerinin anladığı şekliyle acı hissetmezler. Bir havucu kökünden sökmek veya bir çalıyı budamak, botanik bir işkence değildir ve o elmayı endişelenmeden ısırabilirsiniz. Bitkilerin histen daha gelişmiş bir özellik olan ve işlenmesi için beyin gereken duyguları da yoktur.</p>
<p>Venüs sinekkapan bitkisi gibi bazı bitkiler belirgin duyusal kabiliyetlere sahip. Bu bitkinin inanılmaz tuzakları yarım saniye kadar kısa sürede kapanabiliyor. Benzer şekilde, küstüm çiçeği bitkisi yapraklarını dokunmaya tepki olarak hızla kapatıyor (bu adaptasyon, olası otçulları ürkütüp kaçırma görevi görüyor olmalı). Bu bitkiler görünürde açık bir duyu kapasitesi sergilese de yakın zaman önce yürütülen araştırmalar, başka bitkilerin mekanik uyaranları hücresel bir seviyede algılayıp tepki verebildiğini göstermiş. Bilimsel çalışmalarda sıkça kullanılan bir hardal bitkisi olan <em>Arabidopsis</em>, tırtıllar veya yaprak bitleri kendisini yediği zaman yapraktan yaprağa elektrik sinyalleri gönderiyor ve otçulluğa karşı kimyasal savunmalarını artırma sinyali veriyor. Bu dikkat çekici tepki fiziksel hasarla başlasa bile söz konusu elektriksel uyarı sinyali, acı sinyalinin dengi değil ve hasar gören bir bitkiye hayvani özellikler yükleyerek, onu acı çeken bir bitki gibi düşünmememiz gerekir. Bitkiler Güneş ışığına, yer çekimine, rüzgara ve hatta ufak böcek ısırıklarına yanıt verme konusunda sıra dışı kabiliyetlere sahip ama evrimsel başarı ve başarısızlıkları (neyse ki) acıyla değil, sadece yaşam ve ölümle şekillenmiş.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="cJazU4FDd0"><p><a href="https://popsci.com.tr/sinekkapan-bitkisi-yapraklarini-nasil-kapatiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sinekkapan Bitkisi Yapraklarını Nasıl Kapatıyor?</a></p></blockquote>
<p></p>
<p>Pek çok bitkinin fiziksel uyaranları ve hasarları zannedildiğinden daha karmaşık şekillerde algılayıp iletebildiği görülse de burada bahsedilen ‘algılama’ ve ‘iletme’, hayvanlar alemindeki özelliklere yapılan birer benzetme. Gazete haberlerinde gördüğünüz ‘<a href="https://yesilgazete.org/bitkiler-hem-konusuyor-hem-de-birbirlerini-duyuyor/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Bitkiler konuşabiliyor</a>‘, ‘<a href="https://onedio.com/haber/vejetaryenlerin-keyfini-kaciracak-arastirmaya-gore-bitkiler-de-aciyi-hissedebiliyor-775062" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">hissedebiliyor</a>‘, ‘<a href="https://gazeteoksijen.com/botanik/olmek-uzere-olan-bitkiler-sizinle-konusuyor-ciglik-atiyor-174592" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bağırıyor</a>‘ veya ‘<a href="https://biomedya.com/bitkiler-konusabilir-mi#:~:text=G%C3%B6r%C3%BCn%C3%BC%C5%9Fe%20g%C3%B6re%20bitkiler%20hava%20yolu,bitkiler%20kendilerine%20%C3%B6zg%C3%BC%20dili%20kullan%C4%B1rlar." data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">birbirleriyle iletişim kurabiliyor</a>‘ türü başlıklar da bitkilerde görülen, kendiliğinden gerçekleşen kimyasal, fiziksel ve biyolojik etki- tepki mekanizmalarının hayvanlar alemindeki olgulara hatalı şekilde benzetilip yorumlanmasından kaynaklanıyor.</p>
<p>Venüs sinekkapan bitkisinin görecek gözleri, dokunacak sinirleri ve düşünüp karar verecek bir beyni yokken üzerine böcek konduğunu nasıl algılıyor, biliyor ve yapraklarını kapatmaya ‘karar veriyor’? <a href="https://popsci.com.tr/sinekkapan-bitkisi-yapraklarini-nasil-kapatiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">2 yıl önce yapılan bir araştırmaya</a> göre bu bitkinin hassas tetikleyici kıllarına dokunulması, mekanosensif iyon kanallarını harekete geçirerek fiziksel bir mekanizmayı tetikliyor. Hareket ile uyarıldığı zaman açılan bu kanallar, iyon yüklü moleküllerin akın etmesine ve hücrelerin farklı çalışmasına sebep oluyor (aynı yapılar, daha gelişmiş sistemler olan biz hayvanlarda da var, bkz: yakınsak evrim). Ancak bunlar beyin ve sinir sistemi olmadan, tamamen mekanik ve bilinçsiz şekilde gerçekleşen ve dışarıdan bilinçliymiş gibi görünen faaliyetler.</p>
<p>Bitkiler aslında yaptıkları hiçbir şeyi bilinçli yapmıyor çünkü düşünecek sistemleri yok. Sadece canlılığın milyarlarca yıllık evriminde ortaya çıkan sayısız mekanizmadan bazıları işe yaradığı ve yok olmadığı için günümüze kadar ulaşmış. Örneğin bitkiler böcekleri kendine çekmek için çiçek açmıyor, böcekler dikkatlerini çeken çiçeklere gidiyorlar. Bu bitkiler daha çok tozlaştığı için hayatta kalma şansları artıyor ve kullanılan ‘aktif anlatım dili’nde bu durum, bitkiler sanki kendilerini böcekleri çekmek için güzelleştiriyormuş gibi algılanıyor. Evrim bilinçsiz bir süreç. Milyarlarca yılda gerçekleşen, deneme yanılma faaliyetine ‘benzeyen’ sayısız sürecin sonunda ortaya çıkan sistemler doğanın işleyişini meydana getiriyor. Bunun sonucunda çok ufak boyutlu <a href="https://popsci.com.tr/arilarin-zamani-algilayabildigini-nasil-biliyoruz/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">arılar</a> bizim <a href="https://popsci.com.tr/bal-arilari-tipki-insanlar-gibi-top-oynuyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">nasıl yapabildiklerine şaşırdığımız</a> şeyler <a href="https://popsci.com.tr/bal-arilari-parazitlerden-korunmak-icin-sosyal-mesafe-uyguluyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yapıyorlar</a>. Tabii ki onların da bu kadar kapsamlı düşünecek beyinleri yok. <a href="https://popsci.com.tr/arilar-insan-yapimi-kovanlarda-gereksiz-yere-aci-cekiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Arıcıların</a> dumanlarına bir türlü çözüm bulamıyor ya da ballarının neden azaldığını anlayamıyorlar.</p>
<p><em>Yazarlar: Melissa Petruzzello/Brittannica & Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/bitkilerin-hisleri-ve-duygulari-var-mi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bitkilerin Hisleri ve Duyguları Var mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kulak Memelerimiz Neden Var? Evrimsel Açıdan Mantıklı Değiller</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kulak-memelerimiz-neden-var-evrimsel-acidan-mantikli-degiller</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kulak-memelerimiz-neden-var-evrimsel-acidan-mantikli-degiller</guid>
<description><![CDATA[ Ne zaman sevdiğiniz bir melodiye ritim tutsanız veya arkadaşınızla sohbet etseniz, bunu mümkün kılan karmaşık bir sistem iş başında oluyor. Kulaklarınız biyolojinin birer harikası. İçlerinde bir sürü şey oluyor. Popular Science‘a konuşan ve Avusturya’daki Konrad Lorenz Enstitüsünde çalışan evrimsel biyolog, biyolojik antropolog ve doktora sonrası araştırma görevlisi Anne Le Maître, kulak için “Çok karmaşık bir […]
Kulak Memelerimiz Neden Var? Evrimsel Açıdan Mantıklı Değiller yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/iStock-111870039.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 20:23:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kulak, Memelerimiz, Neden, Var, Evrimsel, Açıdan, Mantıklı, Değiller</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/kulak-memelerimiz-neden-var-evrimsel-acidan-mantikli-degiller/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/iStock-111870039-150x150.jpg" alt="Kulak Memelerimiz Neden Var? Evrimsel Açıdan Mantıklı Değiller" align="left"></a><p>Ne zaman sevdiğiniz bir melodiye ritim tutsanız veya arkadaşınızla sohbet etseniz, bunu mümkün kılan karmaşık bir sistem iş başında oluyor. Kulaklarınız biyolojinin birer harikası. İçlerinde <a href="https://www.nidcd.nih.gov/health/how-do-we-hear" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir sürü şey oluyor</a>. <em>Popular Science</em>‘a konuşan ve Avusturya’daki <a href="https://www.kli.ac.at/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Konrad Lorenz Enstitüsünde</a> çalışan evrimsel biyolog, biyolojik antropolog ve doktora sonrası araştırma görevlisi <a href="https://www.kli.ac.at/en/people/current_fellows/view/343" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Anne Le Maître</a>, kulak için “Çok karmaşık bir yapı” diyor.</p>
<p>Bu karmaşıklık, milyonlarca yıl boyunca daha iyi duymaya yönelik yoğun seçilim baskısının bir sonucu. Fakat kulağın bir kısmı hariç: Bu kısım ise kulak memeleri. Tüm ince ayarlı kısımlar arasında, bu parçalar pek akla yatkın durmuyor. İşte bilim insanlarının duyu organlarımızı nasıl anlamlandırdıkları…</p>
<p><strong>Kulaklarımızın hikayesi</strong></p>
<p>Kulaklar, dış dünyadaki sesi kafanızdan dışarı doğru çıkan kıkırdaklı yapılarla yakalar ve bunu bir kanaldan geçirerek zarsı bir davula iletir. Bu ses daha sonra bir dizi ufak orta kulak kemiğine ve kulak salyangozu adı verilen, salyangoz şeklindeki labirente gidiyor. Bu labirent, sinir sinyallerini ta beyninize kadar iletiyor. Le Maître memelilerin, sürüngenlerde ve kuşlarda olduğu gibi sadece bir tane yerine üç tane orta kulak kemiğiyle beraber özellikle karmaşık bir kulakları olduğunu belirtiyor. Üstelik, diğer omurgalılarda bulunmayan geniş dış kulak yapılarımız (kulak kepçesi) var. Peki nasıl böylesine girift kulaklarımız oldu? <a href="https://popsci.com.tr/evet-insanlar-hala-evrimlesiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Evrim</a> yoluyla tabii ki.</p>
<p>Le Maître, binlerce yıl boyunca pek de memeli olmayan atalarımızdaki çene kemiği parçalarının yer değiştirip ayrıldığını ve orta kulak kemiklerinden ikisinin yanısıra kulak zarını destekleyen kemiği de meydana getirdiğini açıklıyor. <a href="https://www.nature.com/articles/s41467-023-42606-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Çin</a> ve <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4718169/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">başka yerlerde</a> bulunan <a href="https://www.nature.com/articles/s41467-023-42606-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">fosiller</a>, bu evrimsel sürecin günümüzdeki memelilerin evrimsel öncülleri olan ve uzun süre önce yok olmuş mammaliaforme’lerde Kretase dönemi boyunca gerçekleşen başlangıç ve bitişlerini gösteriyor. “[Farklı tür ve fosiller arasındaki] farklı ara formları görüyorsunuz… Fakat memeli formuna doğru bir gidişat var” diyor Le Maître. Bu özel, ses ileten kemikler ve benzersiz, ekstra uzun, sarmal halindeki kulak salyangozuyla birlikte memelilerin, diğer çoğu omurgalıdan daha geniş bir frekans aralığını duyabildiğini ekliyor bilim insanı.</p>
<p>Bahamalar’daki Western Atlantic Üniversitesi Tıp Fakültesinde yardımcı anatomik profesörü olarak çalışan <a href="https://wausm.education/md-program/faculty/meet-our-faculty-and-staff/mark-n-coleman/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Mark Coleman</a>, belirgin kıkırdak ve deri kıvrımları olan dış kulaklarımızın da memelilere özgü olduğunu ve sesleri artırıp biz ve akrabalarımızın seslerin yerini bulmamızı sağlayarak ilave bir yardımcı rol oynadığını söylüyor. <a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22282428/#full-view-affiliation-1" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Primat</a> ve memelilerdeki işitsel sistem üzerinde çalışan Coleman, farklı hayvanların kulaklarının akort şeklini ve bunun kulak yapısıyla olan ilgisini karşılaştırıyor.</p>
<blockquote><p>“Evrimleşmiş her özellik uyumsal değil.”</p></blockquote>
<p>Çeşitli türlerin, farklı ses tiplerini yakalamak üzere özelleşmiş kulakları olduğunu söylüyor. Örneğin kanguru farelerinin, boyutları için özellikle düşük frekanslı olan sesleri tespit etmelerini ve <a href="https://doi.org/10.1016/B978-0-12-151808-0.50012-5" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">çıngıraklı yılanlar gibi yırtıcılardan kaçınmalarını</a> sağlayan çok büyük orta kulakları var. İnsan kulakları şempanzelerinkine benziyor fakat aradaki ufak farklılıklar, şempanzelerin işitsel sisteminin yüksek ve düşük frekansları en iyi şekilde yakaladığı anlamına geliyor. Coleman, insanların işitme duyusunun ise orta aralıktaki frekanslara (yaklaşık 1.000 ve 4.000 Hertz arasında) karşı en hassas olduğunu söylüyor.</p>
<p>Ayrıca Le Maître, benzer yaşam alanları olan hayvanların sık sık aynı tür kulaklara sahip olduğunu söylüyor. Yer altında yaşayan türler, sucul memelilerde olduğu gibi ne kadar yakın akraba olurlarsa olsunlar, genelde birbirlerine önemli ölçüde benzer görünen orta kulaklara sahipler. “Memeliler genelinde yakınsak adaptasyon var” diyor bilim insanı.</p>
<p>Kulak kepçemizdeki yükseltiler bile özel olarak evrimleşmiş bir amaca sahip. Kulak topografimizdeki yükseltiler ve çukurlar, sesleri çok daha hassas şekilde filtreleyip saptıyor. Yarasalar ve makiler gibi gece vakti avlanan canlıların, böcekleri karanlıkta yakalamalarını sağlayan ve özellikle engebeli olan dış kulakları olduğunu belirtiyor Coleman. İnsan kulakları nispeten basit olsa da dış kulaklarımız değiştiğinde <a href="http://www.jneurosci.org/content/early/2018/03/05/JNEUROSCI.2530-17.2018" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">beyinlerimizin hâlâ uyum sağlaması</a> ve bir sesin kaynağını nasıl belirleyeceğini yeniden öğrenmesi gerekiyor.</p>
<p>Tüm bunlar bizi gizemli bir şeye götürüyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="X1N9j2Z8hi"><p><a href="https://popsci.com.tr/dogal-secilim-bu-bocegin-tuhaf-boynuzunu-aciklayamiyor-2/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Doğal Seçilim, Bu Böceğin Tuhaf Boynuzunu Açıklayamıyor</a></p></blockquote>
<p></p>
<p><strong>Evrimsel istisna: Kulak memeleri</strong></p>
<p>Bu yumuşak, kıkırdaksız takım taklavat hayvanlar aleminde nispeten yeni ortaya çıkmış; Coleman aslında sadece insanlarda, şempanzelerde ve gorillerde bulunduklarını söylüyor. Biyologlar şimdiye kadar ne amaca hizmet ettiklerini belirleyememiş. “Bence işlevleri, küpe takmak için güvenli bir yer sağlamak” diye espri yapıyor Coleman.</p>
<p>Kulakların içerisinde çok sayıda kan damarı var, dolayısıyla bu kulak memelerinin, fillerin dev kulaklarının <a href="https://www.britannica.com/story/why-are-elephants-ears-so-big" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">serin kalmalarına yardımcı olmasına</a> benzer şekilde sıcaklığın düzenlenmesinde rol oynamaları muhtemel. Fakat hem Coleman hem Le Maître, bu kuramın tahminden fazlası olmadığını belirtiyor. Alternatif olarak hayvanbilimci Desmond Morris gibi bazı bilim insanları ise kulak memelerinin çiftlerin bağ kurmasını kolaylaştırmak üzere <a href="https://www.garysvintagebooks.com/product-page/the-naked-ape-by-desmond-morris" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">erojen bir bölge olarak geliştiği</a> fikrini öne sürmüş ancak bu tür bir cinsel seçilimin kulaklarımızı şekillendirdiğine dair pek doğrudan kanıt yok.</p>
<p>Kulağın diğer çoğu kısmının aksine, kulak memeleri insanlar arasında oldukça fazla değişiklik gösteriyor. Lisedeki fen dersinde yapışık veya ayrık kulak memelerini ebeveynlerinizden geçen tek bir alel dizisinden <a href="https://popsci.com.tr/evet-insanlar-hala-evrimlesiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">miras aldığınızı</a> öğrenmiş olabilirsiniz. Üstelik fazla basite indirgenen bu olgunun <a href="https://www.popsci.com/earlobe-shape-genetics/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">aslında doğru olmadığı</a> ve kulak memelerimizin genetikle belirlendiği şekilde farklı tip ve biçimlerde geldiği de ortaya çıkmış. Le Maître’ya göre bu değişkenlik seviyesi, kulak memelerimizin belli bir şekle ve amaca bürünme noktasında iyi gelişmiş orta kulak kemikleri gibi bir şeye göre çok daha düşük bir baskı altında bulunduğunu akla getiriyor.</p>
<p>Bunun yerine kulak memeleri, evrimin mükemmel bir tasarım süreci olmadığının bir kanıtı olabilir. Harvard Üniversitesinde paleoantropolog olarak çalışan <a href="https://heb.fas.harvard.edu/people/bridget-alex" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Bridget Alex</a>, “Evrimleşen her özellik adaptif değildir” diyor. Hangi özelliklerin ortaya çıkabileceğine dair fiziksel ve biyolojik kısıtlamalar var. Rastgelelik, bir grupta belli bir özellik takımının şans eseri baskın hale geldiği <a href="https://popsci.com.tr/evet-insanlar-hala-evrimlesiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">genetik sürüklenme</a> yoluyla devreye giriyor.</p>
<p>Ayrıca evrimsel “tablalar” adı verilen şeyler de var. Ünlü paleontolog Stephen Jan Gould’un ortaya attığı bu terimde, bir katedralin kemer ve tavan bölümü arasındaki üçgenimsi alanı kastediliyor. Bu üçgenlerin, proje planının kasıtlı bir parçası olması gerekmiyor. Onun yerine, istenen mimari özellik olan kemerin bir yan ürünüler. Benzer şekilde vücudumuzun bazı kısımlarının da diğerlerinin kazara ortaya çıkan yan ürünleri olabileceğini açıklıyor Alex. Belki kulak memeleri, kulaklarımızın başka bir yerinde gerçekleşen ve duyma kabiliyetimizi en yükseğe çıkaran, bunun sonucunda da bazı etleri yanlışlıkla etrafta salınır halde bırakan bir kıkırdak geçişi sebebiyle ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Evrimin bazen pespaye de olsa devam eden çalışmasının tek göstergesi kulak memeleri değil. Kulaklarımızda, kulak kepçelerini kedilerin yaptığı gibi döndürüp yöneltebilen memeli atalarımızdan kalan ve işlevini kaybetmiş kaslarımız da var. Bu hurda kasları bulunmasına rağmen insanların çoğu kulaklarını hiç hareket ettiremiyor (kuyruk sokumu kemiklerimizin artık nasıl kuyruklara bağlanmadığı gibi). Gizemini koruyan başka kullanışsız şeyler de var. “İnsan çenesinin [de] neden evrimleştiği bilinmiyor” diyor Alex. “Adaptif mi, bir yan ürün mü, şans eseri mi, cinsel seçilim mi?” Bu sorunun cevabını çenenizi (veya kulak memelerinizi) sıvazlayarak düşünebilirsiniz ancak bunu yapmak sizi cevaba daha fazla yaklaştırmayacak.</p>
<p><em>Yazar: Lauren Leffer/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/kulak-memelerimiz-neden-var-evrimsel-acidan-mantikli-degiller/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kulak Memelerimiz Neden Var? Evrimsel Açıdan Mantıklı Değiller</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeni Araştırmaya Göre Zebraların Çizgilerinin Kamuflajla Alakası Yok</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yeni-arastirmaya-goere-zebralarin-cizgilerinin-kamuflajla-alakasi-yok</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yeni-arastirmaya-goere-zebralarin-cizgilerinin-kamuflajla-alakasi-yok</guid>
<description><![CDATA[ Zebraların çizgileri, uzun zamandır çeşitli teorilere ilham vermiştir; bunlar arasında en bilinenlerinden biri, bu çizgilerin kamuflaj sağladığı ve avcılardan korunmayı sağladığıdır. Ancak, Calgary Üniversitesi&#039;nden Doç. Dr. Amanda Melin&#039;in başını çektiği yeni bir araştırma, bu hipotezi çürütmüş ve zebraların çizgilerinin kamuflaj sağladığına dair kanıt bulamadıklarını göstermiştir. ]]></description>
<enclosure url="http://trafikdernegi.com/uploads/images/202409/image_870x580_66e1922f4b86a.jpg" length="108395" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Sep 2024 15:51:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırmanın Temel Bulguları</strong></p>
<ol>
<li><strong>Kamuflaj Hipotezinin Çürütülmesi</strong></li>
</ol>
<p>Daha önce zebraların çizgilerinin, avcılardan korunmak için bir tür kamuflaj sağladığı düşünülmüştü. Ancak, Melin ve ekibi, zebraların çizgilerinin avcılar tarafından algılanabilir olduğunu ve bu çizgilerin avcılara karşı bir kamuflaj sağlama işlevi görmediğini belirlemiştir. Araştırma, zebraların çizgilerinin, avcılara karşı arka planla uyum sağlama ya da görünmez olma gibi bir etkisi olmadığını göstermiştir.</p>
<p>Melin, “Daha önce zebra çizgilerinin kamuflaj için olduğu düşünülüyordu. Ancak biz, zebraların çizgilerinin avcılar tarafından algılanıp algılanamayacağını çeşitli koşullarda test ettik ve sonuçlar, bu çizgilerin kamuflaj işlevi görmediğini gösterdi,” şeklinde açıklamada bulunmuştur.</p>
<ol start="2">
<li><strong>Görüş Kapasiteleri ve Mesafe Analizi</strong></li>
</ol>
<p>Araştırmacılar, zebraların çizgilerinin avcılar tarafından ne kadar mesafeden görülebildiğini tahmin etmek için çeşitli hesaplamalar yapmışlardır. Tanzanya’daki bir sahadan elde edilen dijital görüntüler üzerinde, zebraların çizgilerinin aslanlar, benekli sırtlanlar ve diğer zebralar tarafından nasıl algılandığı simüle edilmiştir. Sonuçlara göre, çoğu avcı, zebraların çizgilerini gün ışığında 50 metre, alacakaranlıkta 30 metre ve aysız gecelerde ise 9 metre mesafeden ayırt edebilmiştir. Bu bulgular, zebraların çizgilerinin kamuflaj sağlamadığı görüşünü destekler niteliktedir.</p>
<ol start="3">
<li><strong>Sosyal Amaçlar İçin Çizgilerin Kullanımı</strong></li>
</ol>
<p>Araştırma, zebraların çizgilerinin sosyal amaçlarla kullanıldığına dair bir kanıt da bulmamıştır. Daha önce, çizgilerin zebraların birbirlerini tanımalarını kolaylaştırdığına ve sosyal avantaj sağladığına dair teoriler öne sürülmüştü. Ancak, zebraların yakın akrabaları olan diğer sosyal türler, çizgileri olmadan da birbirlerini tanıyabilmektedir.</p>
<p><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>
<p>Bu yeni çalışma, zebraların çizgilerinin evrimsel bir avantaj sağladığına dair önceki hipotezleri sorgulamaktadır. Çizgilerin kamuflaj sağladığı düşüncesi, şimdiye kadar hem bilimsel hem de popüler literatürde yaygın bir görüş olarak kabul edilmiştir. Ancak Melin ve ekibinin bulguları, zebra çizgilerinin bu rolü oynamadığını ve zebraların doğal çevrelerinde avcılara karşı daha iyi bir koruma sağlamadığını göstermektedir.</p>
<p>Sonuç olarak, zebraların çizgilerinin işlevi hakkında daha fazla araştırma yapılması gerektiği ve bu tür araştırmaların zebraların evrimsel stratejilerini anlamada önemli bir rol oynayacağı vurgulanmaktadır. Bu bulgular, zebra çizgilerinin evrimsel anlamda başka bir işlevi olup olmadığını anlamak için gelecekteki araştırmalara zemin hazırlayabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NTV Ekibi Ruanda&amp;apos;da</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ntv-ekibi-ruandada</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ntv-ekibi-ruandada</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;den 6 bin 500 kilometre uzaktaki Ruanda&#039;ya giden NTV ekibinden Yağız Şenkal ve Bahattin Demir, ülkenin yaşadığı soykırımdan sonra oradaki insanlarının tekrar bir ulus yaratma çabasını, coğrafyasını ve sadece birkaç ülkede yaşayan gümüş sırtlı gorillerle yaptıkları yolculuğu bizlere aktardı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jm9Jk7mzQk6xsQxbwlrKcA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NTV, Ekibi, Ruandada</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jm9Jk7mzQk6xsQxbwlrKcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="NTV Ekibi Ruanda'da"><p>Türkiye'den 6 bin 500 kilometre uzaktaki Ruanda'ya giden NTV ekibinden Yağız Şenkal ve Bahattin Demir, ülkenin yaşadığı soykırımdan sonra oradaki insanlarının tekrar bir ulus yaratma çabasını, coğrafyasını ve sadece birkaç ülkede yaşayan gümüş sırtlı gorillerle yaptıkları yolculuğu bizlere aktardı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması&amp;apos;nın kazananları açıkladı: Vahşi yaşamın hayatta kalma savaşı gözler önünde</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bigpicture-doga-fotografciligi-yarismasinin-kazananlari-acikladi-vahsi-yasamin-hayatta-kalma-savasi-goezler-oenunde</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bigpicture-doga-fotografciligi-yarismasinin-kazananlari-acikladi-vahsi-yasamin-hayatta-kalma-savasi-goezler-oenunde</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de yer alan California Bilimler Akademisi, BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması’nın bu yılki kazananlarını açıkladı. Fotoğraflar, küresel ısınma ve habitat kaybının dünyanın dört bir yanındaki vahşi yaşam üzerindeki etkisini ortaya koydu. İşte 2022 BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması’nın kazananları...Dünyanın biyolojik çeşitliliğini vurgulayan ve gezegenin karşı karşıya olduğu birçok tehdidi gösteren BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması, kazananlarını ve finalistlerini açıkladı. 
Fotoğraf: Mediadrumimages/Jose GrandioYarışma California Bilimler Akademisi tarafından yürütülüyor. Eserler, Suzi Eszterhas, Sophie Stafford ve fotoğraf editörü Jaymi Heimbuch’ın aralarında yer aldığı doğa ve koruma fotoğrafçılığı uzmanlarından oluşan bir panel tarafından değerlendiriliyor.
Fotoğraf: Mediadrumimages/Tom ShlesingerBüyük Ödül’ü  bir çiftleşme ritüelinde birbirleriyle kaynaşan kaktüs arıları yakından gösteren “Bee Balling” adlı fotoğrafıyla Karine Aigner kazandı. Teksas&#039;ta çekilen fotoğraf sıradışı. Çünkü kaktüs arıları yalnız yaşıyorlar, ancak çiftleşme amacıyla birbirlerine çok yakın yuva yapıyorlar.
Fotoğraf: Mediadrumimages/Karine AignerFotoğrafçı Bence Mate, sabah güneşinin ilk ışıklarıyla arkadan aydınlatılan bir Avrasya kunduzunun ağacı kemiren fotoğrafıyla “Karasal Yaşam” kategorisini kazandı. Fotoğraf, , kunduzların barajlar inşa ederek yaşam alanlarını nasıl değiştirdiğini gösteriyor. Bununla birlikte, Avrasya kunduzları bir zamanlar dünyada yaygın olarak bulunuyordu. Ancak büyük kemirgenler, 1800&#039;lerde neredeyse tükenene kadar avlandı. Sayıları 20. yüzyılın başında 1200&#039;e kadar düştü. Koruma çabalarının ardından kunduzların sayısı şimdi bir milyonun üzerinde bulunuyor. 
Fotoğraf: Mediadrumimages/Bence MateDeniz aslanları, ABD’nin California eyaletinde yer alan Montere Körfezi’nin sembollerinden biri. Ancak fotoğrafçı David Slater, deniz tabanının bir bölümünde dalış yaparken üzücü bir manzaraya rastladı. Ölü bir deniz aslanı, vücudunu süsleyen rengarenk yarasa yıldızlarıyla kaplı bir şekilde yatıyordu. Omnivor(et yiyici) olan yarasa yıldızları, okyanus tabanına düşen leşlerle besleniyorlar. 

Fotoğraf: Mediadrumimages/David Slaterİşte yarışmanın diğer finalistleri...
Fotoğraf: Mediadrumimages/Pal HermansenFotoğraf: Mediadrumimages/Fernando ConstanFotoğraf: Mediadrumimages/Tony WuFotoğraf: Mediadrumimages/Tom St GeorgeFotoğraf: Mediadrumimages/Jaime CulebrasFotoğraf: Mediadrumimages/Bence MateFotoğraf: Mediadrumimages/Sitaram May ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ztZ8m63ogkOXKlQwtEBJmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>BigPicture, Doğa, Fotoğrafçılığı, Yarışmasının, kazananları, açıkladı:, Vahşi, yaşamın, hayatta, kalma, savaşı, gözler, önünde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ztZ8m63ogkOXKlQwtEBJmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması'nın kazananları açıkladı: Vahşi yaşamın hayatta kalma savaşı gözler önünde"><p>ABD’de yer alan California Bilimler Akademisi, BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması’nın bu yılki kazananlarını açıkladı. Fotoğraflar, küresel ısınma ve habitat kaybının dünyanın dört bir yanındaki vahşi yaşam üzerindeki etkisini ortaya koydu. İşte 2022 BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması’nın kazananları...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KOiADwmScEWgEsW4bmfBdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyanın biyolojik çeşitliliğini vurgulayan ve gezegenin karşı karşıya olduğu birçok tehdidi gösteren BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması, kazananlarını ve finalistlerini açıkladı. 
Fotoğraf: Mediadrumimages/Jose Grandio</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/59zWUqhb2EOQp37OOQG7eA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yarışma California Bilimler Akademisi tarafından yürütülüyor. Eserler, Suzi Eszterhas, Sophie Stafford ve fotoğraf editörü Jaymi Heimbuch’ın aralarında yer aldığı doğa ve koruma fotoğrafçılığı uzmanlarından oluşan bir panel tarafından değerlendiriliyor.
Fotoğraf: Mediadrumimages/Tom Shlesinger</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SMAjpFP08EynMnrylZ2wRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büyük Ödül’ü  bir çiftleşme ritüelinde birbirleriyle kaynaşan kaktüs arıları yakından gösteren “Bee Balling” adlı fotoğrafıyla Karine Aigner kazandı. Teksas'ta çekilen fotoğraf sıradışı. Çünkü kaktüs arıları yalnız yaşıyorlar, ancak çiftleşme amacıyla birbirlerine çok yakın yuva yapıyorlar.
Fotoğraf: Mediadrumimages/Karine Aigner</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oBtep3tw_ke7wCAh3czO-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğrafçı Bence Mate, sabah güneşinin ilk ışıklarıyla arkadan aydınlatılan bir Avrasya kunduzunun ağacı kemiren fotoğrafıyla “Karasal Yaşam” kategorisini kazandı. Fotoğraf, , kunduzların barajlar inşa ederek yaşam alanlarını nasıl değiştirdiğini gösteriyor. Bununla birlikte, Avrasya kunduzları bir zamanlar dünyada yaygın olarak bulunuyordu. Ancak büyük kemirgenler, 1800'lerde neredeyse tükenene kadar avlandı. Sayıları 20. yüzyılın başında 1200'e kadar düştü. Koruma çabalarının ardından kunduzların sayısı şimdi bir milyonun üzerinde bulunuyor. 
Fotoğraf: Mediadrumimages/Bence Mate</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oMYvbeZm00CRDGhX6e5Eqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz aslanları, ABD’nin California eyaletinde yer alan Montere Körfezi’nin sembollerinden biri. Ancak fotoğrafçı David Slater, deniz tabanının bir bölümünde dalış yaparken üzücü bir manzaraya rastladı. Ölü bir deniz aslanı, vücudunu süsleyen rengarenk yarasa yıldızlarıyla kaplı bir şekilde yatıyordu. Omnivor(et yiyici) olan yarasa yıldızları, okyanus tabanına düşen leşlerle besleniyorlar. 

Fotoğraf: Mediadrumimages/David Slater</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-8umbcgTDkmX6sdF8tGSYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte yarışmanın diğer finalistleri...
Fotoğraf: Mediadrumimages/Pal Hermansen</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OvppL3khKkK2b9djsBkoRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Fernando Constan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DatT34c9rUm7GCQ1utHGpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Tony Wu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xBaOwA_IhEm0V5e5Lot5-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Tom St George</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QiGohcVEaU6HDivoliXVHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Jaime Culebras</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q6gtXX3D50qwW7-s_UD4vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Bence Mate</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cq40-GJ9xEiiq74bqSzcog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Sitaram May</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erzincan&amp;apos;daki Kırk Gözeler doğal güzelliğiyle ziyaretçi akınına uğruyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/erzincandaki-kirk-goezeler-dogal-guzelligiyle-ziyaretci-akinina-ugruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/erzincandaki-kirk-goezeler-dogal-guzelligiyle-ziyaretci-akinina-ugruyor</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan&#039;da Soğuk Sular Mesire Alanı&#039;nda bulunan &#039;Kırk Gözeler&#039; doğaseverlerin uğrak mekanlarından biri oluyor.Erzincan&#039;ın Kemah ilçesindeki Soğuk Sular Mesire Alanı&#039;na gelenler, &#039;Kırk Gözeler&#039;de doğayla iç içe vakit geçiriyor. Munzur Dağları eteklerindeki 40 farklı gözeden çıkan &#039;Kırk Gözeler&#039; kent merkezine 40, ilçeye 11 kilometre uzaklıkta bulunuyor.Şelaleleri, dereleri ve doğasıyla ilgi çeken mesire alanı, yurt içi ve dışından çok sayıda misafiri ağırlıyor. Mesire alanına gelenler, doğayla iç içe vakit geçiriyor. Yaz tatilinde daha çok ziyaretçiye ev sahipliği yapmaya hazırlanan bölgede işletmeci tarafından yürüyüş yolları, dinlenme ve piknik alanları oluşturuldu.Ziyaretçilere nostalji yaşatacak tarım araç gereçlerinin de belirli noktalara bırakıldığı mesire alanına fotoğraf tutkunları da ilgi gösteriyor. Soğuk Sular Mesire Alanı işletmecisi Yüksel Oktay, mesire alanının Kemah&#039;a gelen turistlerin uğrak mekanlarından biri olduğunu belirterek, &quot;Buranın suları haziran ayının 15&#039;inde çıkıyor, ağustos sonunda kesiliyor. Eskiden ismi &#039;Kırk Gözeler&#039; olarak bilinirdi ve böyle anılırdı. Bu su 40 gözeden birleşerek çıkar ve buradan geçtikten sonra Fırat Nehri&#039;ne akar&quot; dedi.Mesire alanına başta İstanbul&#039;dan olmak üzere sezonda yaklaşık 10 bin turist geliyor. Kırk Gözeler&#039;deki sular aynı zamanda içiliyor ve içme suyu olarak da kullanılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Hfpx2wyp0CWb5LR9C-6-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erzincandaki, Kırk, Gözeler, doğal, güzelliğiyle, ziyaretçi, akınına, uğruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Hfpx2wyp0CWb5LR9C-6-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Erzincan'daki Kırk Gözeler doğal güzelliğiyle ziyaretçi akınına uğruyor"><p>Erzincan'da Soğuk Sular Mesire Alanı'nda bulunan 'Kırk Gözeler' doğaseverlerin uğrak mekanlarından biri oluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qKZCPlg0SkGalIFcW8_qOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan'ın Kemah ilçesindeki Soğuk Sular Mesire Alanı'na gelenler, 'Kırk Gözeler'de doğayla iç içe vakit geçiriyor. Munzur Dağları eteklerindeki 40 farklı gözeden çıkan 'Kırk Gözeler' kent merkezine 40, ilçeye 11 kilometre uzaklıkta bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5iej6yKvhUCkne1bjpH6BQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelaleleri, dereleri ve doğasıyla ilgi çeken mesire alanı, yurt içi ve dışından çok sayıda misafiri ağırlıyor. Mesire alanına gelenler, doğayla iç içe vakit geçiriyor. Yaz tatilinde daha çok ziyaretçiye ev sahipliği yapmaya hazırlanan bölgede işletmeci tarafından yürüyüş yolları, dinlenme ve piknik alanları oluşturuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F1Fv4lVvAEWjNd3qP4fNnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ziyaretçilere nostalji yaşatacak tarım araç gereçlerinin de belirli noktalara bırakıldığı mesire alanına fotoğraf tutkunları da ilgi gösteriyor. Soğuk Sular Mesire Alanı işletmecisi Yüksel Oktay, mesire alanının Kemah'a gelen turistlerin uğrak mekanlarından biri olduğunu belirterek, "Buranın suları haziran ayının 15'inde çıkıyor, ağustos sonunda kesiliyor. Eskiden ismi 'Kırk Gözeler' olarak bilinirdi ve böyle anılırdı. Bu su 40 gözeden birleşerek çıkar ve buradan geçtikten sonra Fırat Nehri'ne akar" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZV4UUru_WkGtxUM0qIeuXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesire alanına başta İstanbul'dan olmak üzere sezonda yaklaşık 10 bin turist geliyor. Kırk Gözeler'deki sular aynı zamanda içiliyor ve içme suyu olarak da kullanılıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Almanya ve AB’yi şok eden denetçi raporu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/almanya-ve-abyi-sok-eden-denetci-raporu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/almanya-ve-abyi-sok-eden-denetci-raporu</guid>
<description><![CDATA[ Bir Alman hükümet denetçisi tarafından yeşil tahvillere yönelik hazırlanan ve henüz kamuya açıklanmamış olan rapor, oldukça ses getirecek bazı eleştiriler içeriyor.Bir Alman hükümet denetçisi, Avrupa Birliği&#039;nin, hükümetlerin ve şirketlerin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını finanse etmesine yardımcı olmayı amaçlayan &quot;yeşil tahviller&quot; için kullandığı standartları eleştirdi. Reuters’ın ele geçirdiği iç rapora göre tahviller için belirlenen kriterler, özel ihraççılardan talep edilen kriterlerden &quot;daha az iddialı ve daha az şeffaf&quot;.  Alman Yüksek Denetim Kurumu raporunda, gevşek standartların yeşil yıkama suçlamalarına davetiye çıkarabileceğini ve &quot;yeşil yoldan sermaye yatırımı yapmak isteyen yatırımcıların güvenini kalıcı olarak zedeleyebileceğini&quot; söyledi.  Almanya Maliye Bakanlığı ve AB Komisyonu, rapora ilişkin bir yorumda bulunmamayı tercih etti. AB&#039;nin en büyük küresel yeşil tahvil ihraççılarından olması ve milyarlarca euro’luk koronavirüs kurtarma fonunun bir parçası olarak tahvil satışlarını artırması bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DOH31W5yEG-XlwTJWCmnQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Almanya, AB’yi, şok, eden, denetçi, raporu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DOH31W5yEG-XlwTJWCmnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Almanya ve AB’yi şok eden denetçi raporu"><p>Bir Alman hükümet denetçisi tarafından yeşil tahvillere yönelik hazırlanan ve henüz kamuya açıklanmamış olan rapor, oldukça ses getirecek bazı eleştiriler içeriyor.</p>Bir Alman hükümet denetçisi, Avrupa Birliği'nin, hükümetlerin ve şirketlerin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını finanse etmesine yardımcı olmayı amaçlayan "yeşil tahviller" için kullandığı standartları eleştirdi. Reuters’ın ele geçirdiği iç rapora göre tahviller için belirlenen kriterler, özel ihraççılardan talep edilen kriterlerden "daha az iddialı ve daha az şeffaf".  Alman Yüksek Denetim Kurumu raporunda, gevşek standartların yeşil yıkama suçlamalarına davetiye çıkarabileceğini ve "yeşil yoldan sermaye yatırımı yapmak isteyen yatırımcıların güvenini kalıcı olarak zedeleyebileceğini" söyledi.  Almanya Maliye Bakanlığı ve AB Komisyonu, rapora ilişkin bir yorumda bulunmamayı tercih etti. AB'nin en büyük küresel yeşil tahvil ihraççılarından olması ve milyarlarca euro’luk koronavirüs kurtarma fonunun bir parçası olarak tahvil satışlarını artırması bekleniyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmaris&amp;apos;te orman yangını büyük ölçüde kontrol altına alındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmariste-orman-yangini-buyuk-oelcude-kontrol-altina-alindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmariste-orman-yangini-buyuk-oelcude-kontrol-altina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ NTV Ekibi, Muğla Marmaris&#039;teki orman yangınının olduğu bölgeden son gelişmeleri aktardı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IWGn5_iXjkSRh4DWd4c0Ig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmariste, orman, yangını, büyük, ölçüde, kontrol, altına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IWGn5_iXjkSRh4DWd4c0Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Marmaris'te orman yangını büyük ölçüde kontrol altına alındı"><p>NTV Ekibi, Muğla Marmaris'teki orman yangınının olduğu bölgeden son gelişmeleri aktardı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Emisyon Ticaret Sistemi kabul edildi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/emisyon-ticaret-sistemi-kabul-edildi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/emisyon-ticaret-sistemi-kabul-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Parlamentosu, Emisyon Ticaret Sistemi, Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması ile ilgili teklifleri kabul etti.İklim Değişikliği ile mücadelede kritik bir dönemeci temsil eden ve yeni bir ekonomik sistemin doğuşunun tescili olacak yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Avrupa Parlamentosu’nda 8 Haziran’da yapılan oylamada reddedilmişti ve Çevre Komisyonu’na geri gönderilmişti. Aynı zamanda Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması da geri dönmüştü. Bu hafta başında ise Komisyonda yapılan görüşmeler sonucunda bazı revizelerle beraber yeni ETS üzerinde uzlaşmaya varıldı. Dün de Avrupa Parlamentosu’na sunulan düzenleme bu kez kabul edildi. Avrupa Parlamentosu ayrıca Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması ile ilgili tekliflerini de kabul etti.NELER İÇERİYOR?   Yeni Emisyon Ticaret Sistemi ile Avrupa Komisyonu tarafından teklif edilen yüzde 61 emisyon azaltım hedefi yüzde 63&#039;e yükseltildi. Önemli tartışma başlıklarından ücretsiz karbon tahsisleri 2027&#039;den başlamak üzere 2032&#039;ye kadar kademeli olarak sonlandırılacak. Düşük emisyonlu sistemlere geçen endüstriyel şirketler ödüllendirilirken enerji denetim kuruluşlarının tavsiyelerini dinlemeyenlerin ücretsiz tahsisleri sınırlandırılacak.   2024 yılından itibaren Avrupa içi tüm deniz ulaştırması ETS&#039;nin kapsamına dahil edilecek. Avrupa dışı deniz ulaşımının ise yüzde 50&#039;si ETS tarafından kapsanacak. 2027&#039;den sonra AB dışındaki ülkelerin gemileri de ETS&#039;ye tabi tutulacak. Denizcilik sektörü kapsamında ETS&#039;den elde edilecek gelirlerin yüzde 75&#039;i “Okyanus Fonu”na aktarılacak.   Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) organik kimyasallar, plastikler, hidrojen, amonyak ve dolaylı emisyonları kapsayacak şekilde genişletilecek. SKDM’den elde edilecek gelirler en az gelişmiş ülkelerin yeşil dönüşümünü desteklemek için de kullanılacak.  Komisyon binalar ve karayolu taşımacılığı için ETS-2 olarak adlandırılan yeni bir sistem kurulmasına karar verdi. Başlangıçta sadece ticari bina ve araçları kapsayacak olan sistemde 2029 yılına kadar vatandaşlar muaf tutulacak.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YJeNob1_AUue1T2hVLywqA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Emisyon, Ticaret, Sistemi, kabul, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YJeNob1_AUue1T2hVLywqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Emisyon Ticaret Sistemi kabul edildi"><p>Avrupa Parlamentosu, Emisyon Ticaret Sistemi, Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması ile ilgili teklifleri kabul etti.</p><p>İklim Değişikliği ile mücadelede kritik bir dönemeci temsil eden ve yeni bir ekonomik sistemin doğuşunun tescili olacak yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Avrupa Parlamentosu’nda 8 Haziran’da yapılan oylamada reddedilmişti ve Çevre Komisyonu’na geri gönderilmişti. Aynı zamanda Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması da geri dönmüştü. Bu hafta başında ise Komisyonda yapılan görüşmeler sonucunda bazı revizelerle beraber yeni ETS üzerinde uzlaşmaya varıldı. Dün de Avrupa Parlamentosu’na sunulan düzenleme bu kez kabul edildi. Avrupa Parlamentosu ayrıca Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması ile ilgili tekliflerini de kabul etti.</p><p><strong>NELER İÇERİYOR?</strong>   Yeni Emisyon Ticaret Sistemi ile Avrupa Komisyonu tarafından teklif edilen yüzde 61 emisyon azaltım hedefi yüzde 63'e yükseltildi. Önemli tartışma başlıklarından ücretsiz karbon tahsisleri 2027'den başlamak üzere 2032'ye kadar kademeli olarak sonlandırılacak. Düşük emisyonlu sistemlere geçen endüstriyel şirketler ödüllendirilirken enerji denetim kuruluşlarının tavsiyelerini dinlemeyenlerin ücretsiz tahsisleri sınırlandırılacak.   2024 yılından itibaren Avrupa içi tüm deniz ulaştırması ETS'nin kapsamına dahil edilecek. Avrupa dışı deniz ulaşımının ise yüzde 50'si ETS tarafından kapsanacak. 2027'den sonra AB dışındaki ülkelerin gemileri de ETS'ye tabi tutulacak. Denizcilik sektörü kapsamında ETS'den elde edilecek gelirlerin yüzde 75'i “Okyanus Fonu”na aktarılacak.   Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) organik kimyasallar, plastikler, hidrojen, amonyak ve dolaylı emisyonları kapsayacak şekilde genişletilecek. SKDM’den elde edilecek gelirler en az gelişmiş ülkelerin yeşil dönüşümünü desteklemek için de kullanılacak.  Komisyon binalar ve karayolu taşımacılığı için ETS-2 olarak adlandırılan yeni bir sistem kurulmasına karar verdi. Başlangıçta sadece ticari bina ve araçları kapsayacak olan sistemde 2029 yılına kadar vatandaşlar muaf tutulacak. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hatay&amp;apos;da yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza</title>
<link>https://trafikdernegi.com/hatayda-yaban-kecisi-avlayan-kisiye-254-bin-912-lira-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/hatayda-yaban-kecisi-avlayan-kisiye-254-bin-912-lira-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;ın Arsuz ilçesinde yaban hayatı geliştirme sahasında yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza uygulandı.Hatay&#039;da yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza uygulandı.  Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliği, İskenderun-Arsuz Yaban Hayatı Geliştirme Sahasında avcılık yapıldığı ihbarı üzerine bölgede inceleme başlattı.  Ekipler, yaban keçisi (Capra aegagrus) avladığını tespit ettikleri kişiye, 4 bin 912 lira idari para ve 250 bin lira tazminat cezası uyguladı.  Ayrıca, şüphelinin yanındaki dört sırt çantasında ele geçirilen yaban keçisi eti ile tüfeğe el konuldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X3E8hWyxykWY0Huj3hQneg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hatayda, yaban, keçisi, avlayan, kişiye, 254, bin, 912, lira, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X3E8hWyxykWY0Huj3hQneg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Hatay'da yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza"><p>Hatay'ın Arsuz ilçesinde yaban hayatı geliştirme sahasında yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza uygulandı.</p>Hatay'da yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza uygulandı.  Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliği, İskenderun-Arsuz Yaban Hayatı Geliştirme Sahasında avcılık yapıldığı ihbarı üzerine bölgede inceleme başlattı.  Ekipler, yaban keçisi (Capra aegagrus) avladığını tespit ettikleri kişiye, 4 bin 912 lira idari para ve 250 bin lira tazminat cezası uyguladı.  Ayrıca, şüphelinin yanındaki dört sırt çantasında ele geçirilen yaban keçisi eti ile tüfeğe el konuldu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Döngüsel çelik</title>
<link>https://trafikdernegi.com/doengusel-celik</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/doengusel-celik</guid>
<description><![CDATA[ Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın Türkiye’ye olası yıllık maliyeti 1,8 milyar dolar seviyelerine çıkabilir.Ege Demir-Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği tarafından Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat’ının demir-çelik sektörüne etkilerini ve geleceğe yönelik yol haritasını düzenlediği bir toplantıyla ele aldı. Toplantıda bir konuşma yapan Ege Demir Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, hammadde fiyatlarındaki ani değişiklikler, enerji krizi, Ukrayna-Rusya savaşı; iç piyasada ekonomik değişimlerin yanı sıra Yeşil Mutabakat’a sağlanacak uyum ve sınırda karbon düzenlenmesinin hayata geçirilmesi ile ihracatçıların maliyetlerinde meydana gelecek artışlar sektör için önemli risk oluşturuyor. Ertan “Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında sınırda karbon vergisi gibi yeni uygulamalar ile başta demir-çelik, kimya, otomotiv, tekstil olmak üzere birçok sektörümüzün ihracatının ve rekabet gücünün etkileneceğini biliyoruz. Yapılan çalışmalar bu sürecin olası yıllık maliyetinin 1,8 milyar dolar seviyelerine çıkabileceğini gösteriyor. Türkiye’nin 2053 sıfır emisyon hedefi çerçevesinde de hepimizin bu sürece ayak uydurması gerekiyor” diye konuştu.   EMİSYONDA EN SORUMLU ÜLKELERDEN BİRİ TÜRKİYE  Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. M. Veysel Yayan ise “Yeşil kalkınma için 3 milyar dolarlık finansman oluşturuldu. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki ürünlerin Avrupa Birliği’ne ihracat miktarına göre baktığımızda en sorumlu ülke Rusya, ikinci Çin, üçüncü ise Türkiye. Önümüzdeki dönemde karbon düzenlemesi kapsamında sorunlarla karşı karşıya kalacağımızı öngörüyoruz. 2030 yılı itibarıyla yüzde 21 yani 246 milyon tonluk düşüş yapmamız gerekiyor. Karbon maliyeti 352 milyon euro yani 400 milyon dolar civarında” dedi.    Türk çelik sektörünün Yeşil Mutabakat hedeflerine uyum çalışmalarının devam ettiğini ve bu kapsamda son 15 yıl içinde baca gazlarının kontrol altına alınmasına imkan sağlayan sistemlerin devreye alındığını söyleyen Veysel Yayan, Türkiye’de bir Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) kurulması ve ETS gelirlerinin, yeşil dönüşüme yönelik yatırımlar yapan sektörlere finansman kaynağı oluşturulacak şekilde tahsis edilmesine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. “Karbon kaçağı riski altında olduğu düşünülen enerji yoğun sektörler için ücretsiz tahsisatlar verilmesi gerekiyor. YEKDEM ve Çevre Katkı Payı uygulamaları ile oluşturulan fonlardan ve bütçeden şimdiden destek sağlanarak, sera gazlarının azaltılması için yatırımların yapılması önemli” diye konuştu.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2Gi9Od5G3USz95dok3-HXw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Döngüsel, çelik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2Gi9Od5G3USz95dok3-HXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Döngüsel çelik"><p>Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın Türkiye’ye olası yıllık maliyeti 1,8 milyar dolar seviyelerine çıkabilir.</p><p>Ege Demir-Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği tarafından Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat’ının demir-çelik sektörüne etkilerini ve geleceğe yönelik yol haritasını düzenlediği bir toplantıyla ele aldı.</p><p> Toplantıda bir konuşma yapan Ege Demir Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, hammadde fiyatlarındaki ani değişiklikler, enerji krizi, Ukrayna-Rusya savaşı; iç piyasada ekonomik değişimlerin yanı sıra Yeşil Mutabakat’a sağlanacak uyum ve sınırda karbon düzenlenmesinin hayata geçirilmesi ile ihracatçıların maliyetlerinde meydana gelecek artışlar sektör için önemli risk oluşturuyor. </p><p>Ertan “Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında sınırda karbon vergisi gibi yeni uygulamalar ile başta demir-çelik, kimya, otomotiv, tekstil olmak üzere birçok sektörümüzün ihracatının ve rekabet gücünün etkileneceğini biliyoruz. Yapılan çalışmalar bu sürecin olası yıllık maliyetinin 1,8 milyar dolar seviyelerine çıkabileceğini gösteriyor. Türkiye’nin 2053 sıfır emisyon hedefi çerçevesinde de hepimizin bu sürece ayak uydurması gerekiyor” diye konuştu.   <strong>EMİSYONDA EN SORUMLU ÜLKELERDEN BİRİ TÜRKİYE</strong>  Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. M. Veysel Yayan ise “Yeşil kalkınma için 3 milyar dolarlık finansman oluşturuldu. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki ürünlerin Avrupa Birliği’ne ihracat miktarına göre baktığımızda en sorumlu ülke Rusya, ikinci Çin, üçüncü ise Türkiye. Önümüzdeki dönemde karbon düzenlemesi kapsamında sorunlarla karşı karşıya kalacağımızı öngörüyoruz. 2030 yılı itibarıyla yüzde 21 yani 246 milyon tonluk düşüş yapmamız gerekiyor. Karbon maliyeti 352 milyon euro yani 400 milyon dolar civarında” dedi.    Türk çelik sektörünün Yeşil Mutabakat hedeflerine uyum çalışmalarının devam ettiğini ve bu kapsamda son 15 yıl içinde baca gazlarının kontrol altına alınmasına imkan sağlayan sistemlerin devreye alındığını söyleyen Veysel Yayan, Türkiye’de bir Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) kurulması ve ETS gelirlerinin, yeşil dönüşüme yönelik yatırımlar yapan sektörlere finansman kaynağı oluşturulacak şekilde tahsis edilmesine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. “Karbon kaçağı riski altında olduğu düşünülen enerji yoğun sektörler için ücretsiz tahsisatlar verilmesi gerekiyor. YEKDEM ve Çevre Katkı Payı uygulamaları ile oluşturulan fonlardan ve bütçeden şimdiden destek sağlanarak, sera gazlarının azaltılması için yatırımların yapılması önemli” diye konuştu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğayı restore etme yasası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogayi-restore-etme-yasasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogayi-restore-etme-yasasi</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Komisyonu’na sunulan yeni yasa, kabul edilirse zarar görmüş ekosistemlerin onarılması için 100 milyar euro’luk bir plan hayata geçirilecek.Ormanlar ve doğal hayat, İklim Değişikliği ile mücadelede insanlığın elindeki en büyük güç. Soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu, gıdalarımızı ormanlar sayesinde elde ediyoruz. Yaklaşık 1,6 milyar insan ormanlardan geçiniyor. Diğer taraftan ormanlar, kara canlılarının yüzde 80ʼinin yaşam alanını oluşturuyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıklamasına göre (FAO) ise ormanlar, 2050’ye kadar atmosfere salınması beklenen toplam karbondioksit emisyonunun 10’da birini emme potansiyeline sahip. Ama her yıl 10 milyardan fazla ağaç yok oluyor.   Avrupa Çevre Ajansı’na göre tüm çabalara rağmen Avrupa Birliği topraklarındaki ‘korunan’ habitatların bile yüzde 81’i kötü durumda. Haziran ayının sonunda Avrupa Komisyonu’na sunulan yeni “Doğa Restorasyon Yasası” bu gidişatı tersine çevirmek için 100 milyar dolarlık bir fonu harekete geçirmeyi hedefliyor. Yeni yasa teklifi, Avrupa habitatının restore edilmesini doğrudan amaçlayan ilk düzenleme olma özelliğini taşıyor.  HER 1 EURO, 38 EURO KAZANDIRIYOR  Avrupa Komisyonu verilerine göre doğa için harcanan her 1 euro, 8 ila 8 euro arasında ekonomik değer üretiyor. Bu nedenle yeni yasa ile sulak arazilerin, nehirlerin, ormanların ve deniz ekosisteminin daha sağlıklı hale getirilmesi amaçlanıyor. İlk hedef 2030’a kadar AB topraklarındaki ekosistemlerinin yüzde 20’sini restore etmek… Nehirler üzerindeki engellerin kaldırılarak 2030 yılına kadar 25 bin km uzunluğundaki nehrin serbest akmasının sağlanması ve polen taşıyıcı canlıların nüfusunun azalmasının önlemesi de yasanın hedefleri arasında. Tarla kuşları ve kelebeklerin de nüfusunun artırılması da yasa kapsamına dahil edildi.   KİMYASAL İLAÇ KULLANIMI AZALTILACAK Yasa kapsamında tarımda kimyasal kullanımının azaltılması da planlanıyor. Kimyasal ilaç kullanımı biyoçeşitliliği ve dolayısıyla gıda güvenliğini tehdit eden en önemli faktörlerden. Teklif kabul edilirse tarımda kimyasal ilaçlama 2030 yılına kadar yüzde 50 azaltılacak.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7moSyT6Q_EOQ8JgvqG7VIw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğayı, restore, etme, yasası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7moSyT6Q_EOQ8JgvqG7VIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğayı restore etme yasası"><p>Avrupa Komisyonu’na sunulan yeni yasa, kabul edilirse zarar görmüş ekosistemlerin onarılması için 100 milyar euro’luk bir plan hayata geçirilecek.</p><p>Ormanlar ve doğal hayat, İklim Değişikliği ile mücadelede insanlığın elindeki en büyük güç. Soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu, gıdalarımızı ormanlar sayesinde elde ediyoruz. Yaklaşık 1,6 milyar insan ormanlardan geçiniyor. Diğer taraftan ormanlar, kara canlılarının yüzde 80ʼinin yaşam alanını oluşturuyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıklamasına göre (FAO) ise ormanlar, 2050’ye kadar atmosfere salınması beklenen toplam karbondioksit emisyonunun 10’da birini emme potansiyeline sahip. Ama her yıl 10 milyardan fazla ağaç yok oluyor.   Avrupa Çevre Ajansı’na göre tüm çabalara rağmen Avrupa Birliği topraklarındaki ‘korunan’ habitatların bile yüzde 81’i kötü durumda. Haziran ayının sonunda Avrupa Komisyonu’na sunulan yeni “Doğa Restorasyon Yasası” bu gidişatı tersine çevirmek için 100 milyar dolarlık bir fonu harekete geçirmeyi hedefliyor. Yeni yasa teklifi, Avrupa habitatının restore edilmesini doğrudan amaçlayan ilk düzenleme olma özelliğini taşıyor.  <strong>HER 1 EURO, 38 EURO KAZANDIRIYOR</strong>  Avrupa Komisyonu verilerine göre doğa için harcanan her 1 euro, 8 ila 8 euro arasında ekonomik değer üretiyor. Bu nedenle yeni yasa ile sulak arazilerin, nehirlerin, ormanların ve deniz ekosisteminin daha sağlıklı hale getirilmesi amaçlanıyor. İlk hedef 2030’a kadar AB topraklarındaki ekosistemlerinin yüzde 20’sini restore etmek… Nehirler üzerindeki engellerin kaldırılarak 2030 yılına kadar 25 bin km uzunluğundaki nehrin serbest akmasının sağlanması ve polen taşıyıcı canlıların nüfusunun azalmasının önlemesi de yasanın hedefleri arasında. Tarla kuşları ve kelebeklerin de nüfusunun artırılması da yasa kapsamına dahil edildi.   <strong>KİMYASAL İLAÇ KULLANIMI AZALTILACAK</strong></p><p> Yasa kapsamında tarımda kimyasal kullanımının azaltılması da planlanıyor. Kimyasal ilaç kullanımı biyoçeşitliliği ve dolayısıyla gıda güvenliğini tehdit eden en önemli faktörlerden. Teklif kabul edilirse tarımda kimyasal ilaçlama 2030 yılına kadar yüzde 50 azaltılacak. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaburun habitatı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karaburun-habitati</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karaburun-habitati</guid>
<description><![CDATA[ Karaburun Yarımadası’nda 21 aydır yürütülen çalışmalar sonucunda toplam 1.106 adet flora ve fauna taksonu kayı altına alındı.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından “Özel Çevre Koruma Bölgesi” ilan edilen İzmir-Karaburun yarımadasındaki kıyı bölgelerde insan ve doğa dengesinin sürdürülebilir olması, doğal, kültürel, tarihi, eğitsel ve estetik değerlerin koruma altına alınarak gelecek nesillere aktarılması amacıyla yürütülen ‘Biyoçeşitlilik Araştırma Projesi’nde sona yaklaşıldı.   Eylül 2020’de başlayan proje kapsamında Mordoğan mevkiinde bulunan Küçük-Büyük Ayıbalığı Koyu’ndaki mağaralar, Karaburun merkezinde yer alan Büyük-Küçük Ada, Kalecik Mevkii, Bozköy Barajı, Badembükü, Tuzla Koyu ve İris Gölü bölgelerinde bölgede “biyoçeşitlilik” araştırmaları yapılıyor. Karaburun Yarımadası özellikle yarasalar, küçükbaş hayvanlar, yaban domuzu, sürüngenler ve kuş türleri için yaşam alanı sunuyor.   KAYIT ALTINA ALINDI  Proje kapsamında 21 aydır arazide yürütülen çalışmalar sonucunda teşhisi tamamlanarak kayıt altına alınan toplam 1.106 adet flora ve fauna taksonu bulunuyor. Bunlardan 142’si, ÖÇKB için yeni kayıt niteliği taşıyor.   Önemli kuş alanı olarak tanımlanan Karaburun Yarımadası’nda 258 adet kuş türü belirlenmiş, bunlardan 17’si ÖÇKB için yeni kayıt niteliği taşırken 14’ü de Karaburun’a özel olarak kayda geçilmiş. Ildır Körfezi ÖÇKB iç sularında altı balık taksonu yeni kayıt olarak tespit edilmiş. Bölgede yine omurgasız hayvanlar kategorisinde 46 taksonun 34’ü ÖÇKB için yeni kayıt olarak saptanmış. İncelemelerde bu omurgasız hayvan türlerinden üçünün endemik tür olduğu kayda geçirilmiş.   Diğer taraftan bölgede 18 adet farklı habitat tipi tespit edilmiş. Proje alanında gerçekleştirilen arazi çalışmalarından elde edilen verilere göre alanda; iki adet tohumsuz bitki, 489 adet tohumlu bitki keşfedilmiş. Arazi çalışmalarında 21 adet memeli türüne rastlanmış. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pnpWbl_Yw0SKwxDBFS3pYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaburun, habitatı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pnpWbl_Yw0SKwxDBFS3pYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaburun habitatı"><p>Karaburun Yarımadası’nda 21 aydır yürütülen çalışmalar sonucunda toplam 1.106 adet flora ve fauna taksonu kayı altına alındı.</p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından “Özel Çevre Koruma Bölgesi” ilan edilen İzmir-Karaburun yarımadasındaki kıyı bölgelerde insan ve doğa dengesinin sürdürülebilir olması, doğal, kültürel, tarihi, eğitsel ve estetik değerlerin koruma altına alınarak gelecek nesillere aktarılması amacıyla yürütülen ‘Biyoçeşitlilik Araştırma Projesi’nde sona yaklaşıldı.   Eylül 2020’de başlayan proje kapsamında Mordoğan mevkiinde bulunan Küçük-Büyük Ayıbalığı Koyu’ndaki mağaralar, Karaburun merkezinde yer alan Büyük-Küçük Ada, Kalecik Mevkii, Bozköy Barajı, Badembükü, Tuzla Koyu ve İris Gölü bölgelerinde bölgede “biyoçeşitlilik” araştırmaları yapılıyor. Karaburun Yarımadası özellikle yarasalar, küçükbaş hayvanlar, yaban domuzu, sürüngenler ve kuş türleri için yaşam alanı sunuyor.   <strong>KAYIT ALTINA ALINDI</strong>  Proje kapsamında 21 aydır arazide yürütülen çalışmalar sonucunda teşhisi tamamlanarak kayıt altına alınan toplam 1.106 adet flora ve fauna taksonu bulunuyor. Bunlardan 142’si, ÖÇKB için yeni kayıt niteliği taşıyor.   Önemli kuş alanı olarak tanımlanan Karaburun Yarımadası’nda 258 adet kuş türü belirlenmiş, bunlardan 17’si ÖÇKB için yeni kayıt niteliği taşırken 14’ü de Karaburun’a özel olarak kayda geçilmiş. Ildır Körfezi ÖÇKB iç sularında altı balık taksonu yeni kayıt olarak tespit edilmiş. Bölgede yine omurgasız hayvanlar kategorisinde 46 taksonun 34’ü ÖÇKB için yeni kayıt olarak saptanmış. İncelemelerde bu omurgasız hayvan türlerinden üçünün endemik tür olduğu kayda geçirilmiş.   Diğer taraftan bölgede 18 adet farklı habitat tipi tespit edilmiş. Proje alanında gerçekleştirilen arazi çalışmalarından elde edilen verilere göre alanda; iki adet tohumsuz bitki, 489 adet tohumlu bitki keşfedilmiş. Arazi çalışmalarında 21 adet memeli türüne rastlanmış.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yavru ıstakozlar denize salındı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yavru-istakozlar-denize-salindi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yavru-istakozlar-denize-salindi</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale Üniversitesi tarafından yetiştirilen 300 yavru ıstakoz denizle buluştu.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin yerli ıstakoz popülasyonunu artırmak için başlattığı projeye kapsamında Türkiye sularında yaşayan ve sayıları giderek azalan ıstakozların yumurtalarından yüzlerce yavru yetiştirildi. Türkiye’de ilk defa üretilen ıstakozlar arasından 300 adet yavru, Çanakkale Boğazı’nda düzenlenen “İyilik Yap Denize At” etkinliğiyle doğaya salındı.  Dardanel ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi iş birliğinde gerçekleştirilen proje kapsamında Avrupa ıstakozu olarak bilinen ve ülkemiz sularında da bulunan yerli ıstakoz türü Homarus Gammarus’un popülasyonunu artırmak için bir çalışma yürütüldü. Çalışma için; İngiltere’de bu ıstakoz türünün yetiştiricilik yoluyla üretilip doğal ortamına bırakılarak, doğadaki ıstakoz popülasyonunun sürdürülebilir şekilde desteklendiği başarılı bir model örnek alındı.   ÇOMÜ Dardanos Yerleşkesi’ndeki Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi’ne ait Deniz Canlıları Araştırma-Uygulama Merkezi’nde, Prof. Dr. Umur Önal öncülüğünde bir ekip, özel havuzlarda larval aşamadan itibaren yüzlerce yavru ıstakoz yetiştirdi.   YAPAY RESİFLER OLUŞTURULDU  Türkiye’de ilk kez yetiştirilen ıstakozlar, Gelibolu’daki Dardanel Midye Çiftliği’nin altında oluşturulan özel resiflere salındı. Bu pilot çalışma, Türkiye sularında yaşayan ve geçmişte Çanakkale Boğazı’nda bolca bulunan ıstakozların sayısını artırmayı amaçlayan ilk adım olma niteliği taşıyor. Önümüzdeki yıllarda daha fazla yavru ıstakozun denize salınması ve Dardanel Midye Çiftliği altında oluşturulacak yapay resiflerin katkısıyla ıstakozların doğada hayatta kalma oranlarının yükseltilmesi hedefleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H6OWzAv6WUKE_Fsu1ASaOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yavru, ıstakozlar, denize, salındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H6OWzAv6WUKE_Fsu1ASaOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yavru ıstakozlar denize salındı"><p>Çanakkale Üniversitesi tarafından yetiştirilen 300 yavru ıstakoz denizle buluştu.</p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin yerli ıstakoz popülasyonunu artırmak için başlattığı projeye kapsamında Türkiye sularında yaşayan ve sayıları giderek azalan ıstakozların yumurtalarından yüzlerce yavru yetiştirildi. Türkiye’de ilk defa üretilen ıstakozlar arasından 300 adet yavru, Çanakkale Boğazı’nda düzenlenen “İyilik Yap Denize At” etkinliğiyle doğaya salındı.  Dardanel ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi iş birliğinde gerçekleştirilen proje kapsamında Avrupa ıstakozu olarak bilinen ve ülkemiz sularında da bulunan yerli ıstakoz türü Homarus Gammarus’un popülasyonunu artırmak için bir çalışma yürütüldü. Çalışma için; İngiltere’de bu ıstakoz türünün yetiştiricilik yoluyla üretilip doğal ortamına bırakılarak, doğadaki ıstakoz popülasyonunun sürdürülebilir şekilde desteklendiği başarılı bir model örnek alındı.   ÇOMÜ Dardanos Yerleşkesi’ndeki Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi’ne ait Deniz Canlıları Araştırma-Uygulama Merkezi’nde, Prof. Dr. Umur Önal öncülüğünde bir ekip, özel havuzlarda larval aşamadan itibaren yüzlerce yavru ıstakoz yetiştirdi.   <strong>YAPAY RESİFLER OLUŞTURULDU</strong>  Türkiye’de ilk kez yetiştirilen ıstakozlar, Gelibolu’daki Dardanel Midye Çiftliği’nin altında oluşturulan özel resiflere salındı. Bu pilot çalışma, Türkiye sularında yaşayan ve geçmişte Çanakkale Boğazı’nda bolca bulunan ıstakozların sayısını artırmayı amaçlayan ilk adım olma niteliği taşıyor. Önümüzdeki yıllarda daha fazla yavru ıstakozun denize salınması ve Dardanel Midye Çiftliği altında oluşturulacak yapay resiflerin katkısıyla ıstakozların doğada hayatta kalma oranlarının yükseltilmesi hedefleniyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gıda mili hesabı yanlış çıktı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gida-mili-hesabi-yanlis-cikti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gida-mili-hesabi-yanlis-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Küresel gıda taşımacılığının yarattığı emisyonların tahmin edilenden daha yüksek olabilir.Nature Food&#039;da yayınlanan bir araştırmaya göre küresel gıda tedarik zincirinin yarattığı emisyonların önceden hesaplanandan daha yüksek olduğunu ve toplam gıda sistemi emisyonlarının yaklaşık beşte birini oluşturduğunu gösteriyor.  Nature Food&#039;da yayınlanan ve gıdanın üretildiği yer ile tüketildiği yer arasındaki mesafeyi dikkate alan “gıda mili” terimine odaklanan çalışma, küresel gıda taşıma sisteminin karbon ayak izini tahmin ediyor. Geçmişteki araştırmalar, gıda taşımanın, gıda sisteminin geri kalanına kıyasla küçük bir karbon ayak izine sahip olduğunu gösteriyordu. Ancak çoğu araştırmada, gıda tedarik zincirinin tamamındaki emisyonlar hesaba katılmıyor. Yeni çalışma bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor ve gübre, makine ve hayvan yemi nakliyesinden kaynaklanan emisyonların yanı sıra dünya çapında gıda ürünlerinin gönderilmesinden kaynaklanan daha belirgin nakliye ve araç emisyonlarını içeriyor. Bu bakış açısıyla araştırma küresel gıda taşımacılığının 3 milyar ton CO2 eşdeğeri emisyondan sorumlu olduğunu hesaplıyor. Bu rakam, önceki çalışmalardan 3,5 ila 7,5 kat daha fazla.GELİŞMİŞ ÜLKELER SORUMLU  Araştırmada küresel gıda taşıma sisteminin karbon ayak izinden özellikle gelişmiş ülkelerin sorumlu olduğunu gösteriyor. Çalışmaya göre ‘yüksek gelirli ülkeler’ dünya nüfusunun yalnızca yüzde 12,5&#039;ini temsil ederken, uluslararası gıda taşımacılığının yüzde 52&#039;sinden ve bunun yarattığı emisyonların yüzde 46&#039;sından sorumlu olduklarını hesaplıyor. Tüm uluslararası gıda taşımacılığının sona ermesi durumunda gıda taşımacılığı emisyonları sadece yüzde 9 azalabilecek.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTnkVpJ3TEeCaAhYTNVkUw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gıda, mili, hesabı, yanlış, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTnkVpJ3TEeCaAhYTNVkUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Gıda mili hesabı yanlış çıktı"><p>Küresel gıda taşımacılığının yarattığı emisyonların tahmin edilenden daha yüksek olabilir.</p><p>Nature Food'da yayınlanan bir araştırmaya göre küresel gıda tedarik zincirinin yarattığı emisyonların önceden hesaplanandan daha yüksek olduğunu ve toplam gıda sistemi emisyonlarının yaklaşık beşte birini oluşturduğunu gösteriyor.  Nature Food'da yayınlanan ve gıdanın üretildiği yer ile tüketildiği yer arasındaki mesafeyi dikkate alan “gıda mili” terimine odaklanan çalışma, küresel gıda taşıma sisteminin karbon ayak izini tahmin ediyor. Geçmişteki araştırmalar, gıda taşımanın, gıda sisteminin geri kalanına kıyasla küçük bir karbon ayak izine sahip olduğunu gösteriyordu. Ancak çoğu araştırmada, gıda tedarik zincirinin tamamındaki emisyonlar hesaba katılmıyor. Yeni çalışma bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor ve gübre, makine ve hayvan yemi nakliyesinden kaynaklanan emisyonların yanı sıra dünya çapında gıda ürünlerinin gönderilmesinden kaynaklanan daha belirgin nakliye ve araç emisyonlarını içeriyor. </p><p>Bu bakış açısıyla araştırma küresel gıda taşımacılığının 3 milyar ton CO2 eşdeğeri emisyondan sorumlu olduğunu hesaplıyor. Bu rakam, önceki çalışmalardan 3,5 ila 7,5 kat daha fazla.</p><p><strong>GELİŞMİŞ ÜLKELER SORUMLU</strong>  Araştırmada küresel gıda taşıma sisteminin karbon ayak izinden özellikle gelişmiş ülkelerin sorumlu olduğunu gösteriyor. Çalışmaya göre ‘yüksek gelirli ülkeler’ dünya nüfusunun yalnızca yüzde 12,5'ini temsil ederken, uluslararası gıda taşımacılığının yüzde 52'sinden ve bunun yarattığı emisyonların yüzde 46'sından sorumlu olduklarını hesaplıyor. Tüm uluslararası gıda taşımacılığının sona ermesi durumunda gıda taşımacılığı emisyonları sadece yüzde 9 azalabilecek. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağaçların Göbeklitepesi 2 bin yıldır zamana meydan okuyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/agaclarin-goebeklitepesi-2-bin-yildir-zamana-meydan-okuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/agaclarin-goebeklitepesi-2-bin-yildir-zamana-meydan-okuyor</guid>
<description><![CDATA[ Şanlıurfa’da ağaçların Göbeklitepesi olarak adlandırılan ve yaklaşık 2 bin yıldır ayakta duran zeytin ağacı, zamana meydan okuyor.Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesindeki Altınbaşak kırsal Mahallesine bağlı Zeytinlik mezrasında bulunan zeytin ağacı Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 2017 yılında &#039;Anıt Ağaç&#039; olarak tescillendi. Bölgede ağaçların Göbeklitepesi olarak adlandırılan 2 bin yıllık zeytin ağacı, Eyyübiye ilçesinde yer alan ve ismi de Cudi Dağı olan tepenin üzerinde yer alıyor. Toplam 6 buçuk metre çapında olan zeytin ağacının çevresinde ise antik döneme ait olduğu tahmin edilen yerleşim alanları, mağaralar, mezarlar ve sarnıçlar bulunuyor. Bölge halkı, 2017 yılından itibaren gözlerin üzerine çevrildiği zeytin ağacının turizme kazandırılması için çalışmaların hızlandırılmasını istiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gkJ_uHxmhUuyABWJQV4-hQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ağaçların, Göbeklitepesi, bin, yıldır, zamana, meydan, okuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gkJ_uHxmhUuyABWJQV4-hQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ağaçların Göbeklitepesi 2 bin yıldır zamana meydan okuyor"><p>Şanlıurfa’da ağaçların Göbeklitepesi olarak adlandırılan ve yaklaşık 2 bin yıldır ayakta duran zeytin ağacı, zamana meydan okuyor.</p><p>Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesindeki Altınbaşak kırsal Mahallesine bağlı Zeytinlik mezrasında bulunan<strong> zeytin ağacı</strong> Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 2017 yılında <strong>'Anıt Ağaç'</strong> olarak tescillendi. Bölgede ağaçların Göbeklitepesi olarak adlandırılan 2 bin yıllık zeytin ağacı, Eyyübiye ilçesinde yer alan ve ismi de Cudi Dağı olan tepenin üzerinde yer alıyor. Toplam 6 buçuk metre çapında olan zeytin ağacının çevresinde ise antik döneme ait olduğu tahmin edilen yerleşim alanları, mağaralar, mezarlar ve sarnıçlar bulunuyor. </p><p>Bölge halkı, 2017 yılından itibaren gözlerin üzerine çevrildiği zeytin ağacının turizme kazandırılması için çalışmaların hızlandırılmasını istiyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CC-SAGjTPESOSIBdP4d5bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pandemi vahşi yaşam için bitmedi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/pandemi-vahsi-yasam-icin-bitmedi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/pandemi-vahsi-yasam-icin-bitmedi</guid>
<description><![CDATA[ Yüz maskeleri ve eldivenler gibi kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı corona virüs pandemisi sırasında, dünyada daha önce hiç olmadığı kadar arttı. Kanada’da yapılan yeni bir çalışma, tek kullanımlık plastikteki bu artışın dünyadaki hayvanlar üzerindeki etkisi konusunda uyardı. 23 ülkedeki 100&#039;ü aşkın vakayı değerendiren bilim insanları, bu atıkların doğada başta kuşlar olmak üzere pek çok hayvan türünün ölümüne yol açtığını söyledi. Araştırmacılar, ülkeleri etkili bir atık yönetimi yapmaya çağırdı.Dalhousie Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, yüz maskeleri ve tek kullanımlık eldivenlere dolanan vahşi hayvanların fotoğraflarını toplamak için sosyal medya platformlarını taradı.Ekip, Nisan 2020&#039;den Aralık 2021&#039;e kadar 23 ülkede toplamda 114 olay kaydetti. Bilim insanları tek kullanımlık plastiklerden etkilenen hayvanların çoğunun kuş türlerinden oluştuğunu açıkladı.Çalışmanın yazarları konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, &quot;Gelecekteki kaçınılmaz salgınlar sırasında benzer durumların yaşanmasını önleyebilmemiz için ülkelerin atık yönetiminde dikkat olması oldukça önemli” dedi.Diğer taraftan, hastalığın yayılmasını önlemek için yaygın olarak kullanılan maskeler, tek kullanımlık eldivenler, test kitleri ve hijyenik mendiller ile kişisel koruma ekipmanlarının  pandemi sırasında hayati bir öneme sahip olduğu kanıtlandı.Daha önceki çalışmalar, pandemi sırasında ayda 129 milyar yüz maskesi ve 65 milyar eldiven kullanıldığını gösterdi. Ancak, uygun bir atık yönetim sistemi uygulanmadığında, bunların çoğu çöp olarak kaldı.Araştırmacılar, &quot;Çevrede yaygın olarak bulunan bu tür maddeler, hayvanlar onlarla çeşitli şekillerde  etkileşime girebildiğinden, vahşi yaşam için doğrudan bir tehdit oluşturuyor&quot; diye yazdı. Bununla birlikte, bilim insanları Nisan 2020&#039;den Aralık 2021&#039;e kadar 23 ülkede tek kullanımlık plastiklerden etkilenen etkilenen toplam 114 olay bulduklarını açıkladı. Bunların 9’unun ise öldüğü belirlendi.Çalışmada tek kullanımlık plastiklerden en kötü etkilenen hayvan türlerinin ise sessiz kuğu, ringa martısı, Avustralya beyaz ibis, kırmızı kitlerin aralarında olduğu kuş türleri olduğu aktarıldı. En kötü etkilenen memeliler arasında ise doğu gri sincabı, Avrupa kirpisi ve kızıl tilki yer aldı.Araştırmacılar, bulguların yetkilileri atık yönetim sistemlerini iyileştirmeye teşvik edeceğini umduklarını belirterek, “Dünyanın farklı bölgelerinde maske zorunluluklarının sona ermesine rağmen, Covid-19 sırasında yanlış yönetilen milyarlarca tek kullanımlık pandemi ile ilgili enkaz, on yıllar boyunca karasal ve su ortamlarımızda kalacak” değerlendirmesinde bulundu.Öte yandan, çalışma, 25 bin ondan fazla KKD ve Covid-19 ile ilgili diğer plastik atık türlerinin Dünya okyanuslarına girdiğini tahmin eden bir çalışmadan kısa bir süre sonra geldi.ABD’deki araştırmacılar, pandeminin başlangıcından Ağustos 2021&#039;e kadar 193 ülke tarafından 8,4 milyon ton pandemi ile ilgili plastik atık üretildiğini tahmin etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/30rwq7AZ60uDi23-pzs-gg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pandemi, vahşi, yaşam, için, bitmedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/30rwq7AZ60uDi23-pzs-gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Pandemi vahşi yaşam için bitmedi"><p>Yüz maskeleri ve eldivenler gibi kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı corona virüs pandemisi sırasında, dünyada daha önce hiç olmadığı kadar arttı. Kanada’da yapılan yeni bir çalışma, tek kullanımlık plastikteki bu artışın dünyadaki hayvanlar üzerindeki etkisi konusunda uyardı. 23 ülkedeki 100'ü aşkın vakayı değerendiren bilim insanları, bu atıkların doğada başta kuşlar olmak üzere pek çok hayvan türünün ölümüne yol açtığını söyledi. Araştırmacılar, ülkeleri etkili bir atık yönetimi yapmaya çağırdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_nd7ahd5mkaXAaRcK2eevg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dalhousie Üniversitesi'nden araştırmacılar, yüz maskeleri ve tek kullanımlık eldivenlere dolanan vahşi hayvanların fotoğraflarını toplamak için sosyal medya platformlarını taradı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4-vzvjtbbEeAPlNofui38g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekip, Nisan 2020'den Aralık 2021'e kadar 23 ülkede toplamda 114 olay kaydetti. Bilim insanları tek kullanımlık plastiklerden etkilenen hayvanların çoğunun kuş türlerinden oluştuğunu açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ohf2iuZJvk6B71J2efyauw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın yazarları konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, "Gelecekteki kaçınılmaz salgınlar sırasında benzer durumların yaşanmasını önleyebilmemiz için ülkelerin atık yönetiminde dikkat olması oldukça önemli” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XUjukcjbZkCZzYjmYTwOkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diğer taraftan, hastalığın yayılmasını önlemek için yaygın olarak kullanılan maskeler, tek kullanımlık eldivenler, test kitleri ve hijyenik mendiller ile kişisel koruma ekipmanlarının  pandemi sırasında hayati bir öneme sahip olduğu kanıtlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-UVkzJGmNkOmH79nBmlPRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önceki çalışmalar, pandemi sırasında ayda 129 milyar yüz maskesi ve 65 milyar eldiven kullanıldığını gösterdi. Ancak, uygun bir atık yönetim sistemi uygulanmadığında, bunların çoğu çöp olarak kaldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/moCZQByTZ06v4LeFr8PrVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, "Çevrede yaygın olarak bulunan bu tür maddeler, hayvanlar onlarla çeşitli şekillerde  etkileşime girebildiğinden, vahşi yaşam için doğrudan bir tehdit oluşturuyor" diye yazdı. Bununla birlikte, bilim insanları Nisan 2020'den Aralık 2021'e kadar 23 ülkede tek kullanımlık plastiklerden etkilenen etkilenen toplam 114 olay bulduklarını açıkladı. Bunların 9’unun ise öldüğü belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zt5-SPzZ7Ei3UiBzpP99SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmada tek kullanımlık plastiklerden en kötü etkilenen hayvan türlerinin ise sessiz kuğu, ringa martısı, Avustralya beyaz ibis, kırmızı kitlerin aralarında olduğu kuş türleri olduğu aktarıldı. En kötü etkilenen memeliler arasında ise doğu gri sincabı, Avrupa kirpisi ve kızıl tilki yer aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nkra-FfrnkqpEQKJYlfQjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, bulguların yetkilileri atık yönetim sistemlerini iyileştirmeye teşvik edeceğini umduklarını belirterek, “Dünyanın farklı bölgelerinde maske zorunluluklarının sona ermesine rağmen, Covid-19 sırasında yanlış yönetilen milyarlarca tek kullanımlık pandemi ile ilgili enkaz, on yıllar boyunca karasal ve su ortamlarımızda kalacak” değerlendirmesinde bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQrDnkCEdk-KjhS23t5q4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/51gs-NF48UGgdY2LiakzkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan, çalışma, 25 bin ondan fazla KKD ve Covid-19 ile ilgili diğer plastik atık türlerinin Dünya okyanuslarına girdiğini tahmin eden bir çalışmadan kısa bir süre sonra geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/isTbgSXb8ESP6x4xQrBT9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ThGjwbh1x0SLf9ejLuhYmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’deki araştırmacılar, pandeminin başlangıcından Ağustos 2021'e kadar 193 ülke tarafından 8,4 milyon ton pandemi ile ilgili plastik atık üretildiğini tahmin etti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz’in en gözde 7 antik kenti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/akdenizin-en-goezde-7-antik-kenti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/akdenizin-en-goezde-7-antik-kenti</guid>
<description><![CDATA[ Ülkemizin en önemli turizm bölgelerinden biri olan Akdeniz, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle görülmeye değer birçok yere sahip. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Akdeniz Bölgesi, yalnızca tatil beldeleriyle değil, keşfedebileceğiniz çok sayıda tarihi geçmişe de ev sahipliği yapıyor. Akdeniz’in en gözde noktalarında konumlanan bu antik kentler ziyaretçilerini adeta bir açık hava müzesine götürüyor. Tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle ülkemizin en gözde yerlerinden biri olan Akdeniz’e yolunuz düşerse bu tarihi yerleri görmeden sakın dönmeyin. İşte Akdeniz’de keşfetmeniz gereken 7 antik kent..Fethiye-Kalkan arasında Kaş’a bağlı Gelemiş Köyü’nde yer alan Patara Antik Kenti, Likya’nın en önemli ve en eski şehirlerinden birisi. Helenistik Dönem’de inşa edilen anıtsal yapılar; meclis binası, tiyatro, zafer takları, bulvar, hamam, tahıl ambarı ve tarihin en eski deniz feneri de bu döneme ait.
Burayı ziyarete geldiğinizde caretta caretta&#039;ları ile ünlü, Türkiye&#039;nin en uzun plajı Patara Plajı&#039;nı da görebilirsiniz. Sizi zamanda yolculuğa çıkaracak Patara Antik Kenti’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz.Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde yer alan Termessos Antik Kenti, Türkiye&#039;nin en iyi korunmuş antik kentlerinden birisi. Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan bu antik kent, el değmemiş bir görünüme sahip ve aynı zamanda içerisinde bulunan kaplıcalarıyla da milli park kapsamında yer alıyor.
Yıllar içerisinde çevresini saran doğal bitki örtüsü, sık çam ormanları ile adeta saklı bir kente dönüştü. Pisidia Bölgesi&#039;nin güneybatısında konumlanan, Anadolu’nun en eski halklarından Luviler ve Solymler tarafından kurulan önemli bir antik kent konumunda. Çok sayıda anıtsal mezar ve tapınaklara sahip olan bu saklı kenti görmeniz gereken yerler arasında.Mersin’in Anamur’un ilçesinde yer alan Anemurium Antik Kenti, Anadolu&#039;nun en güney noktasında yer alıyor. Milattan önce 400 yıllarda kurulduğu tahmin edilen ve birçok medeniyetin buluştuğu bu antik şehir, geniş alana yayılan tarihi kalıntıları ve muhteşem deniz manzarasıyla görenleri kendine hayran bırakıyor.
İki bölümden oluşan bu tarihi yapıyı gezerken surlar, hamamlar ve geniş alana sahip bir tiyatro göreceksiniz. Akdeniz’e yolunuz düşerse muhteşem bir yerde konumlanan bu antik kenti görmeden dönmeyin.Mersin’de yer alan bir diğer gizli cennet ise Kanlidivane Antik Kenti. Erdemli’de konumlanan bu tarihi kentin geçmişi MÖ 3. yüzyıla dayanıyor. Kent genel anlamda büyük bir obruk etrafına yerleşmiş anıt mezarlar, evler ve dini merkezlerden oluşuyor.
Hellenistik Kule, Armaronxas Aile Kabartmaları, kiliseler, ev kalıntıları, Çanakçı Nekropolü de önemli yapıları arasındadır. 19. yüzyılda bir Fransız gezginin tesadüfen bulmasıyla ortaya çıkan Kanlıdivane Antik Kenti, bölgenin en önemli antik kentlerinden biri olarak gösteriliyor. Görülmesi gereken yerler listenize burayı da mutlaka ekleyin.Akdeniz’in bir diğer gizli cevheri ise Kremna Antik Kenti. Burdur&#039;un Bucak İlçesi, Çamlık Köyü’nde yer alan bu antik kent Psidia&#039;lılar tarafından kuruldu.
Kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri kentin önemli eserleri arasında yer alıyor ve Burdur Müzesi’nde sergileniyor.
Etrafı surlarla çevrili olan kentin güney ve batıdan olmak üzere iki girişi var. Yapılan kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri Burdur Müzesi Kremna Salonu’nda sergileniyor. Kültürel zenginliklerin ve tarihin buluştuğu bu antik kent görmeniz gereken yerler arasında yer alıyor.Anadolu kültür mirasının en güzel örneklerinden biri olan ve 2 bin yıllık bir geçmişe sahip Kastabala Antik Kenti de Osmaniye&#039;nin Cevdetiye ilçesinde yer alıyor.
Birçok yapısı günümüze kadar sağlam kalan ve Çukurova&#039;nın Efes&#039;i olarak adlandırılan Kastabala Antik Kenti&#039;ndeki en önemli kalıntıların başında sütunlu cadde gelmektedir. Kentin kuzey ve batısında çok sayıda kaya mezarları vardır. Görenlerin ilgisini çeken bu kalıntıların bilimsel kazı çalışmaları da hala devam ediyor.
Osmaniye’nin zamana meydan okuyan bu antik kentini de listenize eklemeyi unutmayın.&quot;Gladyatörler şehri&quot; olarak bilinen Kibyra Antik Kenti, Burdur’da ziyaret edebileceğiniz bir diğer önemli antik kent.
Devasa anıtsal yapıları ile göz dolduran bu tarihi kent görenleri kendisine hayran bırakıyor. Roma ve Bizans mimarisi ile yapılan Kibyra Antik Kenti, 10 bin kişilik stadyumu, orkestra yeri, dünyada bir benzerinin daha olmadığı Medusa mozaiği ile kaplı odeionu (müzik evi), Roma hamamı, 9 bin kişilik tiyatrosu ve yer altı mezarlarına sahip. Kozmopolit bir kent olarak nitelendirilen Kibyra’nın yerleşim alanı da oldukça büyük.
Anıtsal yapıları simetrik bir biçimde düzenlenmiş ve oldukça iyi korunmuş durumda. Yapıların en önemli özelliği ise birbirlerinin manzarasını kesmeyecek şekilde dizayn edilmeleri. 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine alınan bu antik kenti keyifle ziyaret edebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nly81qFjyEOVIFBiwmz5GQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akdeniz’in, gözde, antik, kenti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nly81qFjyEOVIFBiwmz5GQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Akdeniz’in en gözde 7 antik kenti"><p>Ülkemizin en önemli turizm bölgelerinden biri olan Akdeniz, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle görülmeye değer birçok yere sahip. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Akdeniz Bölgesi, yalnızca tatil beldeleriyle değil, keşfedebileceğiniz çok sayıda tarihi geçmişe de ev sahipliği yapıyor. Akdeniz’in en gözde noktalarında konumlanan bu antik kentler ziyaretçilerini adeta bir açık hava müzesine götürüyor. Tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle ülkemizin en gözde yerlerinden biri olan Akdeniz’e yolunuz düşerse bu tarihi yerleri görmeden sakın dönmeyin. İşte Akdeniz’de keşfetmeniz gereken 7 antik kent..</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GTD4GGHZuUeDNfu4P555Jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fethiye-Kalkan arasında Kaş’a bağlı Gelemiş Köyü’nde yer alan Patara Antik Kenti, Likya’nın en önemli ve en eski şehirlerinden birisi. Helenistik Dönem’de inşa edilen anıtsal yapılar; meclis binası, tiyatro, zafer takları, bulvar, hamam, tahıl ambarı ve tarihin en eski deniz feneri de bu döneme ait.
Burayı ziyarete geldiğinizde caretta caretta'ları ile ünlü, Türkiye'nin en uzun plajı Patara Plajı'nı da görebilirsiniz. Sizi zamanda yolculuğa çıkaracak Patara Antik Kenti’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w46ePZHZpkye5eyv-KYI6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde yer alan Termessos Antik Kenti, Türkiye'nin en iyi korunmuş antik kentlerinden birisi. Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan bu antik kent, el değmemiş bir görünüme sahip ve aynı zamanda içerisinde bulunan kaplıcalarıyla da milli park kapsamında yer alıyor.
Yıllar içerisinde çevresini saran doğal bitki örtüsü, sık çam ormanları ile adeta saklı bir kente dönüştü. Pisidia Bölgesi'nin güneybatısında konumlanan, Anadolu’nun en eski halklarından Luviler ve Solymler tarafından kurulan önemli bir antik kent konumunda. Çok sayıda anıtsal mezar ve tapınaklara sahip olan bu saklı kenti görmeniz gereken yerler arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nAF0kfcKA0ufxOaj3uMJZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mersin’in Anamur’un ilçesinde yer alan Anemurium Antik Kenti, Anadolu'nun en güney noktasında yer alıyor. Milattan önce 400 yıllarda kurulduğu tahmin edilen ve birçok medeniyetin buluştuğu bu antik şehir, geniş alana yayılan tarihi kalıntıları ve muhteşem deniz manzarasıyla görenleri kendine hayran bırakıyor.
İki bölümden oluşan bu tarihi yapıyı gezerken surlar, hamamlar ve geniş alana sahip bir tiyatro göreceksiniz. Akdeniz’e yolunuz düşerse muhteşem bir yerde konumlanan bu antik kenti görmeden dönmeyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/94W90Bic50CfO21-j9_D-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mersin’de yer alan bir diğer gizli cennet ise Kanlidivane Antik Kenti. Erdemli’de konumlanan bu tarihi kentin geçmişi MÖ 3. yüzyıla dayanıyor. Kent genel anlamda büyük bir obruk etrafına yerleşmiş anıt mezarlar, evler ve dini merkezlerden oluşuyor.
Hellenistik Kule, Armaronxas Aile Kabartmaları, kiliseler, ev kalıntıları, Çanakçı Nekropolü de önemli yapıları arasındadır. 19. yüzyılda bir Fransız gezginin tesadüfen bulmasıyla ortaya çıkan Kanlıdivane Antik Kenti, bölgenin en önemli antik kentlerinden biri olarak gösteriliyor. Görülmesi gereken yerler listenize burayı da mutlaka ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VPkAliIrOEWdQ1jM3hvHjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akdeniz’in bir diğer gizli cevheri ise Kremna Antik Kenti. Burdur'un Bucak İlçesi, Çamlık Köyü’nde yer alan bu antik kent Psidia'lılar tarafından kuruldu.
Kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri kentin önemli eserleri arasında yer alıyor ve Burdur Müzesi’nde sergileniyor.
Etrafı surlarla çevrili olan kentin güney ve batıdan olmak üzere iki girişi var. Yapılan kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri Burdur Müzesi Kremna Salonu’nda sergileniyor. Kültürel zenginliklerin ve tarihin buluştuğu bu antik kent görmeniz gereken yerler arasında yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YaICLvJupUuII2wDX1bZ4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anadolu kültür mirasının en güzel örneklerinden biri olan ve 2 bin yıllık bir geçmişe sahip Kastabala Antik Kenti de Osmaniye'nin Cevdetiye ilçesinde yer alıyor.
Birçok yapısı günümüze kadar sağlam kalan ve Çukurova'nın Efes'i olarak adlandırılan Kastabala Antik Kenti'ndeki en önemli kalıntıların başında sütunlu cadde gelmektedir. Kentin kuzey ve batısında çok sayıda kaya mezarları vardır. Görenlerin ilgisini çeken bu kalıntıların bilimsel kazı çalışmaları da hala devam ediyor.
Osmaniye’nin zamana meydan okuyan bu antik kentini de listenize eklemeyi unutmayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TosmE_57rUmJCNwTtBQksQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Gladyatörler şehri" olarak bilinen Kibyra Antik Kenti, Burdur’da ziyaret edebileceğiniz bir diğer önemli antik kent.
Devasa anıtsal yapıları ile göz dolduran bu tarihi kent görenleri kendisine hayran bırakıyor. Roma ve Bizans mimarisi ile yapılan Kibyra Antik Kenti, 10 bin kişilik stadyumu, orkestra yeri, dünyada bir benzerinin daha olmadığı Medusa mozaiği ile kaplı odeionu (müzik evi), Roma hamamı, 9 bin kişilik tiyatrosu ve yer altı mezarlarına sahip. Kozmopolit bir kent olarak nitelendirilen Kibyra’nın yerleşim alanı da oldukça büyük.
Anıtsal yapıları simetrik bir biçimde düzenlenmiş ve oldukça iyi korunmuş durumda. Yapıların en önemli özelliği ise birbirlerinin manzarasını kesmeyecek şekilde dizayn edilmeleri. 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine alınan bu antik kenti keyifle ziyaret edebilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’nin tarihe tanıklık eden 10 köprüsü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-tarihe-taniklik-eden-10-koeprusu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-tarihe-taniklik-eden-10-koeprusu</guid>
<description><![CDATA[ Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Türkiye, tarihsel ve kültürel zenginlik açısından oldukça önemli bir yere sahip. Yurdun batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine her yeri bu zenginliklerle dolu. Bunlara verilebilecek en güzel örneklerden biri de köprüler... Binlerce yıllık geçmişe sahip, birbirinden ayrı kara parçalarını birleştirme görevi üstlenen bu köprüler; tarihi, mimarisi ve konumuyla gerçek anlamda tarihe tanıklık etmiş eserler arasında yer alıyor.  İşte Türkiye’nin tarihe tanıklık eden 10 köprüsü...Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü İstanbul Büyükçemece’de yer alıyor. Mimar Sinan tarafından 16. yüzyılda inşa edilen köprünün yapımına Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle başlanarak, II.Selim zamanında tamamlandı. Köprü, 4 ayrı bölüm ve 28 kemerden oluşuyor. Dönemi itibariyle de Rumeli&#039;ye uzanan kervan ve sefer yolu üzerine inşa edilen büyük bir su yapısına sahip. Mimar Sinan’ın ustalığını ve hatta dehasını gösteren bu önemli yapı, mimarisi ve çok geniş bir alanda kurulması bakımından Osmanlı dönemi Türk mühendisliğinin başta gelen eserleri arasında. Uzun yıllar önce restore edilen bu köprü aynı zamanda ilçenin de sembolü. İstanbul’un tarihi zenginliklerini keşfederken bu köprüden geçmeyi de unutmayın.Tarihi ve kültürel zenginlikler açısından önemli bir yere sahip olan köprü, Antalya kentimizde yer alıyor. Köprü, 220 metre uzunluğu ve eşsiz mimari yapısı ile de dikkatleri üzerine çekiyor. Serik ilçesinde yer alan köprü bölgedeki köylüler tarafından hala kullanılıyor ve çay ortasındaki dirsekli yapısı ile de farklı bir mimari sunuyor. Pamfilya döneminin de en önemli geçiş güzergahları arasında yer alan Alaeddin Keykubad Köprüsü, Roma döneminde yapıldı ve doğal afetler sonucu yıkılarak Selçuklu döneminde yeniden inşa edildi. Her dönem kullanıldığı için ayakta kalmayı başaran bu tarihi yapıyı Antalya’ya yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edin.Artvin&#039;in Arhavi ilçesinde yer alan ve birbirini tamamlayarak tam daire özelliği taşıyan tarihi &quot;Çifte Köprüler&quot;, asırlara meydan okuyan ihtişamlı görüntüsüyle görülmeye değer yerler arasında. Ziyaretçelerin her mevsim yoğun ilgi gösterdiği bu tarihi köprü, kentin en önemli kültürel yapıları arasında gösteriliyor. İlçeye Bağlı Ortacalar bölgesinde Kamilat ve Soğucak dereleri üzerinde birbirini tamamlayayarak konumlandırılan köprüler, 18. yüzyılda moloz ve kesme taşlarla Osmanlı mimarisi şeklinde inşa edilmiş ve yıllar önce restore edilerek turizme kazandırıldı. Yemyeşil doğası ve göz alıcı mimarisiyle görülmeye değer Çifte Köprüler’i rotanıza eklemeyi unutmayın.Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yer alan Malabadi Köprüsü, bölgenin önemli tarihi miraslarından biri. Artukoğulları Dönemi&#039;nde Timurtaş Bin İlgazi Bin Artuk tarafından inşa ettirilen köprü 12&#039;nci yüzyıl Selçuklu Dönemi anıtsal mühendislik ve mimarlık başyapıtları arasında. Malabadi Köprüsü, aynı zamanda dünyanın bugüne ulaşan en büyük kemer açıklığına sahip taş kemer köprüsü. Kemerin her iki yanından kervan ve yolcular için iki barınak oda bulunuyor. Üzerinde bulunan insan, güneş ve arslan figürlü kabartmalarıyla da özgün ve dikkat çekici yapılar arasında. Diyarbakır’a yolunuz düşerse burayı görmeden dönmeyin.Diyarbakır’ın tarihe tanıklık eden bir diğer köprüsü ise Dicle Köprüsü. Kentin Sur ilçesinde Dicle Nehri üzerinde yer alan tarihi köprü halk tarafından “On Gözlü Köprü” olarak bilinir. Mervaniler zamanında hükümdar Nizamüddevle Nasr tarafından yaptırılan köprünün, zaman içinde birçok kez restore edilerek kısmen değiştiği düşünülüyor. Kentin simgesi haline gelen ve en önemli yapıları arasında yer alan bu köprü Silvan veya Mervani isimleriyle de biliniyor. 178 metre uzunluğunda ve 5.6 metre genişliğindeki bu tarihi köprü savaşlarda da daima en çok korunan yapılardan biri. Tarihin izlerini yakından görmek isterseniz Dicle Köprüsü’nü rotanıza ekleyebilirsiniz.Günümüzde Tunca Köprüsü olarak bilinen Ekmekçizade Ahmetpaşa Köprüsü Edirne’nin Odunpazarı ilçesi Tunca nehri üzerinde yer alıyor. 15. yüzyılda Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından yaptırılan köprünün mimarı Sedefkar Mehmet Ağa‘dır. Köprü toplamda 11 ayak ve 10 kemerden oluşuyor. Köprünün bir bölümü ve günümüzde ortada bulunan yazıtlı köşk kısmı su taşkını sonrasında yıkılarak ve 2008 yılında restore edildi. Dikkat çeken mimarisi ve tarihiyle kentin önemli yapıları arasında olan bu köprüyü Edirne’ye giderseniz mutlaka ziyaret etmelisiniz.Adana’nın Seyhan Nehri üzerinde yer alan Taş Köprü, dördüncü yüzyılda Roma İmparatoru Hadrianus tarafından yaptırıldı. Yüzyıllarca Avrupa ile Asya arasında önemli bir köprü oluşturan bu tarihi yapı 319 metre uzunluğunda ve 13 metre yüksekliğinde. Köprünün 21 kemerinden 14’ü hala ayakta. Ortadaki büyük kemerde iki aslan kabartması oldukça dikkat çekici. Taş köprü dünyanın kullanılan en eski köprüsü ünvanıyla da önemli bir yere sahip. Adana (Seyhan) ve Karşıyaka (Yüreğir) yakalarını birleştiren Taş Köprü Adana’nın en önemli simgelerinden. Bu göz alıcı köprüyü Adana’ya yolunuz düşerse mutlaka görmelisiniz.Justinianus Kö ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GvF5Hfn-102DZn2g3GQNng.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’nin, tarihe, tanıklık, eden, köprüsü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GvF5Hfn-102DZn2g3GQNng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye’nin tarihe tanıklık eden 10 köprüsü"><p>Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Türkiye, tarihsel ve kültürel zenginlik açısından oldukça önemli bir yere sahip. Yurdun batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine her yeri bu zenginliklerle dolu. Bunlara verilebilecek en güzel örneklerden biri de köprüler... Binlerce yıllık geçmişe sahip, birbirinden ayrı kara parçalarını birleştirme görevi üstlenen bu köprüler; tarihi, mimarisi ve konumuyla gerçek anlamda tarihe tanıklık etmiş eserler arasında yer alıyor.  İşte Türkiye’nin tarihe tanıklık eden 10 köprüsü...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HyCtTWc0m0mW1rO0yB_vew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü İstanbul Büyükçemece’de yer alıyor. Mimar Sinan tarafından 16. yüzyılda inşa edilen köprünün yapımına Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle başlanarak, II.Selim zamanında tamamlandı. Köprü, 4 ayrı bölüm ve 28 kemerden oluşuyor. Dönemi itibariyle de Rumeli'ye uzanan kervan ve sefer yolu üzerine inşa edilen büyük bir su yapısına sahip. Mimar Sinan’ın ustalığını ve hatta dehasını gösteren bu önemli yapı, mimarisi ve çok geniş bir alanda kurulması bakımından Osmanlı dönemi Türk mühendisliğinin başta gelen eserleri arasında. Uzun yıllar önce restore edilen bu köprü aynı zamanda ilçenin de sembolü. İstanbul’un tarihi zenginliklerini keşfederken bu köprüden geçmeyi de unutmayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y8taMa-50E62J0Q2nOMWmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarihi ve kültürel zenginlikler açısından önemli bir yere sahip olan köprü, Antalya kentimizde yer alıyor. Köprü, 220 metre uzunluğu ve eşsiz mimari yapısı ile de dikkatleri üzerine çekiyor. Serik ilçesinde yer alan köprü bölgedeki köylüler tarafından hala kullanılıyor ve çay ortasındaki dirsekli yapısı ile de farklı bir mimari sunuyor. Pamfilya döneminin de en önemli geçiş güzergahları arasında yer alan Alaeddin Keykubad Köprüsü, Roma döneminde yapıldı ve doğal afetler sonucu yıkılarak Selçuklu döneminde yeniden inşa edildi. Her dönem kullanıldığı için ayakta kalmayı başaran bu tarihi yapıyı Antalya’ya yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TkRpeujxik6x5UVmGw4Fug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin'in Arhavi ilçesinde yer alan ve birbirini tamamlayarak tam daire özelliği taşıyan tarihi "Çifte Köprüler", asırlara meydan okuyan ihtişamlı görüntüsüyle görülmeye değer yerler arasında. Ziyaretçelerin her mevsim yoğun ilgi gösterdiği bu tarihi köprü, kentin en önemli kültürel yapıları arasında gösteriliyor. İlçeye Bağlı Ortacalar bölgesinde Kamilat ve Soğucak dereleri üzerinde birbirini tamamlayayarak konumlandırılan köprüler, 18. yüzyılda moloz ve kesme taşlarla Osmanlı mimarisi şeklinde inşa edilmiş ve yıllar önce restore edilerek turizme kazandırıldı. Yemyeşil doğası ve göz alıcı mimarisiyle görülmeye değer Çifte Köprüler’i rotanıza eklemeyi unutmayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FsaiGytxMkK23l2k-aW6mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yer alan Malabadi Köprüsü, bölgenin önemli tarihi miraslarından biri. Artukoğulları Dönemi'nde Timurtaş Bin İlgazi Bin Artuk tarafından inşa ettirilen köprü 12'nci yüzyıl Selçuklu Dönemi anıtsal mühendislik ve mimarlık başyapıtları arasında. Malabadi Köprüsü, aynı zamanda dünyanın bugüne ulaşan en büyük kemer açıklığına sahip taş kemer köprüsü. Kemerin her iki yanından kervan ve yolcular için iki barınak oda bulunuyor. Üzerinde bulunan insan, güneş ve arslan figürlü kabartmalarıyla da özgün ve dikkat çekici yapılar arasında. Diyarbakır’a yolunuz düşerse burayı görmeden dönmeyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nj5wiNHhQkWouxgI59ktxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyarbakır’ın tarihe tanıklık eden bir diğer köprüsü ise Dicle Köprüsü. Kentin Sur ilçesinde Dicle Nehri üzerinde yer alan tarihi köprü halk tarafından “On Gözlü Köprü” olarak bilinir. Mervaniler zamanında hükümdar Nizamüddevle Nasr tarafından yaptırılan köprünün, zaman içinde birçok kez restore edilerek kısmen değiştiği düşünülüyor. Kentin simgesi haline gelen ve en önemli yapıları arasında yer alan bu köprü Silvan veya Mervani isimleriyle de biliniyor. 178 metre uzunluğunda ve 5.6 metre genişliğindeki bu tarihi köprü savaşlarda da daima en çok korunan yapılardan biri. Tarihin izlerini yakından görmek isterseniz Dicle Köprüsü’nü rotanıza ekleyebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2CcNhYlH0U6x9_zPbv1zDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzde Tunca Köprüsü olarak bilinen Ekmekçizade Ahmetpaşa Köprüsü Edirne’nin Odunpazarı ilçesi Tunca nehri üzerinde yer alıyor. 15. yüzyılda Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından yaptırılan köprünün mimarı Sedefkar Mehmet Ağa‘dır. Köprü toplamda 11 ayak ve 10 kemerden oluşuyor. Köprünün bir bölümü ve günümüzde ortada bulunan yazıtlı köşk kısmı su taşkını sonrasında yıkılarak ve 2008 yılında restore edildi. Dikkat çeken mimarisi ve tarihiyle kentin önemli yapıları arasında olan bu köprüyü Edirne’ye giderseniz mutlaka ziyaret etmelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5fv4r75KkqZaykvAJAiUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana’nın Seyhan Nehri üzerinde yer alan Taş Köprü, dördüncü yüzyılda Roma İmparatoru Hadrianus tarafından yaptırıldı. Yüzyıllarca Avrupa ile Asya arasında önemli bir köprü oluşturan bu tarihi yapı 319 metre uzunluğunda ve 13 metre yüksekliğinde. Köprünün 21 kemerinden 14’ü hala ayakta. Ortadaki büyük kemerde iki aslan kabartması oldukça dikkat çekici. Taş köprü dünyanın kullanılan en eski köprüsü ünvanıyla da önemli bir yere sahip. Adana (Seyhan) ve Karşıyaka (Yüreğir) yakalarını birleştiren Taş Köprü Adana’nın en önemli simgelerinden. Bu göz alıcı köprüyü Adana’ya yolunuz düşerse mutlaka görmelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JZD7zaOql0ezTbOXJjarUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Justinianus Köprüsü veya Sangarius Köprüsü Sakarya’nın Serdivan ilçesinde yer alıyor. Bizans İmparatoru Justinianus tarafından MS 558-560 yıllarında yaptırılan köprü, 365 metre uzunluğunda ve 9,85 metre genişliğinde. Toplam 12 kemerli olan köprünün batı ucunda tak izi, doğu ucunda apsisli yapı ve köprü ile ilgili tonozlu yapı kalıntıları bulunuyor. Her yıl binlerce turisti ağırlayan Justinianus Köprüsü, erken Bizans Dönemi’nin Anadolu’daki en görkemli anıtsal yapılarından. Justinianus, zamana meydan okuyan mimarisi, önemli geçmişi ve çevresindeki eşsiz doğasıyla seyahat listenize girmeyi hak edecek yerler arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oTVCbtNIlUahVMdqAKvkEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana’nın Karaisalı ilçesinde yer alan Varda Köprüsü, halk arasında Koca Köprü olarak anılıyor. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit ile Alman İmparatoru Kaiser Wilhem tarafından inşa edilen köprü 99 metre yüksekliğinde ve 172 metre uzunluğunda. Aynı zamanda vadiyi de birbirine bağlamakta. Hatta ”James Bond" serisinin "Skyfall" filminin aksiyon sahnelerinin de çekildiği Varda Köprüsü, çeşitli yerli ve yabancı filme ev sahipliği yapmasıyla da dikkatleri üzerine çekmekte. Alışılmışın dışındaki mimarı yapısı ve virajlı yoluyla özgün yapılar arasında yer alıyor. Ülkemizin tarihsel, kültürel ve doğal zenginlikleri açısından oldukça önemli bir yere sahip kentimiz Adana’ya giderseniz, Varda Köprüsü’nü mutlaka ziyaret etmelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zs94vZXjpUmCfLKWVy8sIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarihe tanıklık eden bir başka köprü ise Palu Köprüsü. Türkiye’nin en görkemli köprüleri arasında yer alan köprü, Elazığ'ın Palu ilçesi Murat nehri üzerinde yer alıyor. Köprünün ne zaman yapıldığına dair net bir bilgi bulunmuyor ancak Roma Dönemi’nde inşa edildiği düşünülüyor. Palu Köprüsü, kuruluşu ve kemer şekilleri bakımından Selçuklu dönemi köprülerine de benzetiliyor. Tarihi köprünün Artuklular Dönemi’nde yapıldığı da söylentiler arasında. Köprü, İpek Yolu güzergâhında bulunması nedeniyle eskiden ‘İstanbul'u Bağdat'a bağlayan köprü’ olarak da biliniyor. Turistlerin ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çeken bu köprüyü siz de mutlaka ziyaret etmelisiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Niğde&amp;apos;de görülmesi gereken 6 yer</title>
<link>https://trafikdernegi.com/nigdede-goerulmesi-gereken-6-yer</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/nigdede-goerulmesi-gereken-6-yer</guid>
<description><![CDATA[ Niğde, Bolkar Dağları&#039;ndaki krater gölleri, 3 bin metrenin üzerinde 37 zirvesi bulunan Aladağlar, Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınan &quot;sessiz kurbağalar&quot;, dağcıların adresi Demirkazık ve Anadolu&#039;da tek örnek olduğu bilinen &quot;Gülen Meryem Ana&quot; freski ile ziyaretçilerini bekliyorHititler, Romalılar, Selçuklu, Karamanoğlu Beyliği, Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapan Niğde, kiliseleri, ören yerleri, camileri, dağları, gölleri ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini bekliyor.
TÜRKİYE&#039;DE GEZİLMESİ GEREKEN 50 YERNiğde, Adana, Mersin ve Konya sınırları arasında yer alan Orta Toroslar&#039;daki Bolkar Dağları, buzul gölleri, eşsiz manzarası ve yeşil bitki örtüsüyle bir çok yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.Yaklaşık 2 bin 650 metre yüksekliğindeki krater gölü Karagöl ve Çiniligöl, endemik bitki ve hayvan türleriyle dikkati çekiyor.Dünyada sadece Niğde&#039;de Bolkar Dağları&#039;ndaki Karagöl, Çiniligöl ve Eğrigöl&#039;de yaşayan, &quot;sessiz kurbağa&quot; olarak da bilinen Toros kurbağası, görenlerin ilgisini çekiyor.
Yaklaşık 120 yıl önce bölgede yaşadıkları tespit edilen ve Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınan Toros kurbağası (Rana Holtzi), 3 bin rakımlı buzul göllerinin kenarlarında çayırlık ortamda ve küçük su kaynaklarında yaşamını sürdürüyor.Dağ kurbağaları, gözlerinin etrafından kulak bölgesine doğru uzanan &quot;Zorro maskesi&quot;ne benzeyen görünümleriyle de yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu.Aladağlar, 3 bin metrenin üzerinde 37 zirvesi, vadileri, trekking parkurları, Yedigöller, Hacer Ormanları ve Kapuzbaşı Şelaleleri ile doğa ve spor tutkunları için en gözde güzergahları barındırıyor.
Niğde, Kayseri ve Adana sınırları içinde yer alan Aladağlar, 55 bin hektarlık alanı kaplıyor.Toros sıradağlarının en yüksek zirvelerinin bulunduğu Aladağlar, jeolojik olarak ilginç yapısıyla çok sayıda zirveye, vadiye, göllere ve şelalelere sahip.
Bölgenin zirveleri bitki örtüsünden yoksunken, alt kesimlerde otsu bitkiler, düşük rakımlı kesimlerde ise kızılçam, karaçam ve köknar ormanları bulunuyor.Bölgenin en önemli zirvelerinden Demirkazık, çok sayıda amatör ve profesyonel dağcıya ev sahipliği yapıyor. Kızılkaya, Kaldı ve Emler zirveleri de ayrıca büyük ilgi görüyor.Trekking yapmak isteyenler ise Sokullupınar’dan başlayarak, Soğukpınar’a uzanan parkurda vadilerden ve Yedigöller&#039;den geçerek Hacer Boğazı&#039;nı aşıyor, ardından Kapuzbaşı Şelaleleri&#039;ne ulaşıyor.Merkeze bağlı Gümüşler beldesinde yer alan 8. yüzyıl ile 12. yüzyıl arasındaki dönemde yapıldığı tahmin edilen Gümüşler Manastırı&#039;nda, Kapadokya bölgesinin en iyi duvar resimleri olarak nitelendirilen iç süslemeler, kayadan oyma rahip odaları, mutfak, saklama küpleri, iki katlı yer altı şehri ile acil durumlarda saklanmak üzere yapılmış gizli bölmeler ziyaretçilerini bekliyor.Yaklaşık 1,5 kilometrelik alanda uzanan kayadan oyma yerleşim yerindeki manastır, ören yeri, kilise ve kayadan oyma yerleşim alanlarıyla ön plana çıkan yapı içerisinde en çok, Anadolu&#039;da tek örnek olduğu bilinen &quot;Gülen Meryem Ana&quot; freski ilgi çekiyor.Manastır içindeki Yunan haçı planlı kilisedeki bazı duvar resimleri çökme sonucu bozulsa da &quot;Gülen Meryem Ana&quot; freski gizemini koruyor.Kent merkezindeki Alaaddin Tepesi&#039;nde, 1223&#039;te Zeyneddin Beşare tarafından yaptırılan tarihi Alaaddin Cami&#039;nin doğuya bakan kapısının üst kısmındaki taş işlemeye 09.00-11.00 saatlerinde güneş ışınlarının yansımasıyla oluşan, &quot;taçlı kadın başı&quot; silüeti ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.Camiyi görmeye gelen turistler, kapıdaki kadın silüetine yoğun ilgi gösteriyor. Oldukça sade inşa edilen caminin giriş kapısında ve mihrabındaki süslemeler de ilgi odağı oluyor.Halk arasında, camiyi inşa eden ustalarından birisinin, Niğde Sancak Beyi&#039;nin kızına aşık olduğuna ve bu &quot;imkansız&quot; aşkını ölümsüzleştirmek için caminin kapısına beyin kızını tasvir eden silüeti yaptığına inanılıyor.
Niğde Kalesi ve Sungurbey Cami ile birlikte 2012 yılında UNESCO&#039;nun Dünya Kültür Geçici Miras Listesi&#039;ne alınan Alaaddin Camisi aradan geçen 800 yıla rağmen orijinalliğini koruyor.Niğde Valisi Yılmaz Şimşek, yaklaşık 10 bin yıllık tarihi geçmişe sahip Niğde&#039;nin &quot;Kapadokya&#039;nın giriş kapısı&quot; konumunda olduğunu söyledi.
Kentin, Hititler, Romalılar, Selçuklu, Karamanoğlu Beyliği, Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Şimşek, &quot;Niğde ve çevresinde bu medeniyetlere ait eserleri görmek mümkün. Gümüşler Manastırı, orta çağdan kalma ve Kapadokya&#039;nın en iyi korunmuş, en büyük manastırlardan birisi. Gülen Meryem Ana freskiyle de ön plana çıkıyor&quot; diye konuştu.Vali Şimşek, Aktaş beldesinde bulunan Andaval Kilisesi ile şöyle konuştu:
&quot;Andaval Kilisesi Roma İmparatoru Konstantin&#039;in annesi Helena adına yaptırılmış. Ayasofya ile yaşıt kilise, inanç turizmi açısında son derece önemli&quot;Şimşek, kent merkezine 30 kilometre mesafedeki Göllüdağ&#039;da yer alan geç Hitit dönemi Tabal Krallığı&#039;na ait antik kentin, turizme kazandırılması için çalışmaların devam ettiğini bildirdi.Kent merkezinde Niğde Kalesi, saat kulesi, Hüdavent Hatun Türbesi ve kent müzesine dönüşt ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LMNtczegp02_b77H1aFShw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Niğdede, görülmesi, gereken, yer</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LMNtczegp02_b77H1aFShw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Niğde'de görülmesi gereken 6 yer"><p>Niğde, Bolkar Dağları'ndaki krater gölleri, 3 bin metrenin üzerinde 37 zirvesi bulunan Aladağlar, Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınan "sessiz kurbağalar", dağcıların adresi Demirkazık ve Anadolu'da tek örnek olduğu bilinen "Gülen Meryem Ana" freski ile ziyaretçilerini bekliyor</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TrUYx_JGik-RyK-Sq_L7rQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hititler, Romalılar, Selçuklu, Karamanoğlu Beyliği, Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapan Niğde, kiliseleri, ören yerleri, camileri, dağları, gölleri ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini bekliyor.
TÜRKİYE'DE GEZİLMESİ GEREKEN 50 YER</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0aXXVfqq20eLAPZkxEY_0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Niğde, Adana, Mersin ve Konya sınırları arasında yer alan Orta Toroslar'daki Bolkar Dağları, buzul gölleri, eşsiz manzarası ve yeşil bitki örtüsüyle bir çok yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ljVWQYWfFEObKq3k5tUeaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 2 bin 650 metre yüksekliğindeki krater gölü Karagöl ve Çiniligöl, endemik bitki ve hayvan türleriyle dikkati çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-2Bn-B6b1k-1cP9JnJMliw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyada sadece Niğde'de Bolkar Dağları'ndaki Karagöl, Çiniligöl ve Eğrigöl'de yaşayan, "sessiz kurbağa" olarak da bilinen Toros kurbağası, görenlerin ilgisini çekiyor.
Yaklaşık 120 yıl önce bölgede yaşadıkları tespit edilen ve Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınan Toros kurbağası (Rana Holtzi), 3 bin rakımlı buzul göllerinin kenarlarında çayırlık ortamda ve küçük su kaynaklarında yaşamını sürdürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dZs16rZLgUCCs68ssQqJzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dağ kurbağaları, gözlerinin etrafından kulak bölgesine doğru uzanan "Zorro maskesi"ne benzeyen görünümleriyle de yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cerDaDvjmUqLQEbXCW67BA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aladağlar, 3 bin metrenin üzerinde 37 zirvesi, vadileri, trekking parkurları, Yedigöller, Hacer Ormanları ve Kapuzbaşı Şelaleleri ile doğa ve spor tutkunları için en gözde güzergahları barındırıyor.
Niğde, Kayseri ve Adana sınırları içinde yer alan Aladağlar, 55 bin hektarlık alanı kaplıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YC4ucTSDHUC0p__UzoOodQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toros sıradağlarının en yüksek zirvelerinin bulunduğu Aladağlar, jeolojik olarak ilginç yapısıyla çok sayıda zirveye, vadiye, göllere ve şelalelere sahip.
Bölgenin zirveleri bitki örtüsünden yoksunken, alt kesimlerde otsu bitkiler, düşük rakımlı kesimlerde ise kızılçam, karaçam ve köknar ormanları bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yu5Qk3_AD0ipm4nQVu2yHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgenin en önemli zirvelerinden Demirkazık, çok sayıda amatör ve profesyonel dağcıya ev sahipliği yapıyor. Kızılkaya, Kaldı ve Emler zirveleri de ayrıca büyük ilgi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W8p7tn4ojEOqoAYWrlMXeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Trekking yapmak isteyenler ise Sokullupınar’dan başlayarak, Soğukpınar’a uzanan parkurda vadilerden ve Yedigöller'den geçerek Hacer Boğazı'nı aşıyor, ardından Kapuzbaşı Şelaleleri'ne ulaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rEDAu43aGUy9rQQaMBVePg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merkeze bağlı Gümüşler beldesinde yer alan 8. yüzyıl ile 12. yüzyıl arasındaki dönemde yapıldığı tahmin edilen Gümüşler Manastırı'nda, Kapadokya bölgesinin en iyi duvar resimleri olarak nitelendirilen iç süslemeler, kayadan oyma rahip odaları, mutfak, saklama küpleri, iki katlı yer altı şehri ile acil durumlarda saklanmak üzere yapılmış gizli bölmeler ziyaretçilerini bekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/puqrU-CY9EKcDwNZbp5BTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 1,5 kilometrelik alanda uzanan kayadan oyma yerleşim yerindeki manastır, ören yeri, kilise ve kayadan oyma yerleşim alanlarıyla ön plana çıkan yapı içerisinde en çok, Anadolu'da tek örnek olduğu bilinen "Gülen Meryem Ana" freski ilgi çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YuWl5LNxOUyzuBAF6SCzbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manastır içindeki Yunan haçı planlı kilisedeki bazı duvar resimleri çökme sonucu bozulsa da "Gülen Meryem Ana" freski gizemini koruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/STrujJPhjkervx-SDCm_Yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kent merkezindeki Alaaddin Tepesi'nde, 1223'te Zeyneddin Beşare tarafından yaptırılan tarihi Alaaddin Cami'nin doğuya bakan kapısının üst kısmındaki taş işlemeye 09.00-11.00 saatlerinde güneş ışınlarının yansımasıyla oluşan, "taçlı kadın başı" silüeti ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CeED35cxOkaYd4QWbkwRrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Camiyi görmeye gelen turistler, kapıdaki kadın silüetine yoğun ilgi gösteriyor. Oldukça sade inşa edilen caminin giriş kapısında ve mihrabındaki süslemeler de ilgi odağı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ts0emVUF2kKTiUEgL4_SWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk arasında, camiyi inşa eden ustalarından birisinin, Niğde Sancak Beyi'nin kızına aşık olduğuna ve bu "imkansız" aşkını ölümsüzleştirmek için caminin kapısına beyin kızını tasvir eden silüeti yaptığına inanılıyor.
Niğde Kalesi ve Sungurbey Cami ile birlikte 2012 yılında UNESCO'nun Dünya Kültür Geçici Miras Listesi'ne alınan Alaaddin Camisi aradan geçen 800 yıla rağmen orijinalliğini koruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SNF7RMSSkUO_G9sZLyy79w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Niğde Valisi Yılmaz Şimşek, yaklaşık 10 bin yıllık tarihi geçmişe sahip Niğde'nin "Kapadokya'nın giriş kapısı" konumunda olduğunu söyledi.
Kentin, Hititler, Romalılar, Selçuklu, Karamanoğlu Beyliği, Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Şimşek, "Niğde ve çevresinde bu medeniyetlere ait eserleri görmek mümkün. Gümüşler Manastırı, orta çağdan kalma ve Kapadokya'nın en iyi korunmuş, en büyük manastırlardan birisi. Gülen Meryem Ana freskiyle de ön plana çıkıyor" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8RW4X-cUakqL9Q1g88EuVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vali Şimşek, Aktaş beldesinde bulunan Andaval Kilisesi ile şöyle konuştu:
"Andaval Kilisesi Roma İmparatoru Konstantin'in annesi Helena adına yaptırılmış. Ayasofya ile yaşıt kilise, inanç turizmi açısında son derece önemli"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nw3P-FIiZE-DHWGx4VdC4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimşek, kent merkezine 30 kilometre mesafedeki Göllüdağ'da yer alan geç Hitit dönemi Tabal Krallığı'na ait antik kentin, turizme kazandırılması için çalışmaların devam ettiğini bildirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U4r-kCJtaUOiVALvLDnV3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kent merkezinde Niğde Kalesi, saat kulesi, Hüdavent Hatun Türbesi ve kent müzesine dönüştürülecek bedestenin de önemli eserler arasında yer aldığına işaret eden Şimşek, Bor ilçesinde Roma Havuzu, Tyana Krallığı'na ait antik kenti ve su kemerlerini ziyaret etmenin mümkün olduğunu vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rPi9xICPKEWF62hJFUWfOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kent genelinde 80 civarında tarihi cami, şu anda ayakta duran 30'a yakın kilise, kervansaraylar ve çeşmeler, tarihi yer altı şehirleri bulunduğunu aktaran Şimşek, şunları kaydetti:
"Niğde aslında bir açık hava müzesi. Amacımız da bu açık hava müzemizdeki zenginliklerimizi, gün yüzüne çıkarmak ve daha çok turist çekmek. Niğde doğal güzellikleriyle de ön plana çıkan bir il. Bolkar Dağları'nda iki krater gölümüz var, Çinili ve Karagöl. Bu bölge endemik bitki ve hayvan türleriyle ön plana çıkıyor.
Toros kurbağası (Rana holtzi ) endemik bir hayvan türü ve sadece bu göllerde yaşıyor. Çamardı ilçemizde dünya dağcılarının mabedi olarak bilinen Aladağlar ve Demirkazık var. Bu bölgede 3 bin metrenin üzerinde 30 zirve bulunuyor. Burası dağ ve doğa turizmi açısından önemli bir merkez"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KupoJN76u0G-Zphw9UPKzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimşek, merkeze 15 kilometre uzaklıktaki Ketençimen Yaylası, Çiftehan köyündeki termal kaplıcanın da kentin önemli değerlerinden olduğunu dile getirdi.
Niğde'nin tarih, kültür, dağ, doğa, inanç ve termal turizm açısından önemli bir şehir olduğuna vurgu yapan Vali Şimşek, "Niğde gerek tarihi zenginlikleri açısından gerekse doğal güzellikleri açısından çok önemli bir kent, ancak bir çok insan bunun farkında değil. Niğde'ye gelip bu güzellikleri görenler, 'Biz Niğde'yi böyle bilmiyorduk.' diyerek hayretlerini dile getiriyor. Amacımız bu güzellikleri ve zenginlikleri herkese tanıtmak. Turizm pastasından daha çok pay almak. Bu nedenle herkesi bu güzellikleri gelip görmeye davet ediyorum" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ixnKtkvh-E2SH72In71qbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/08WTCyccyEKTb9WhgZUplQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r0Xvwo9HdEK36WcewOg6Rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aIWWVBkgEUKC7bEnP9s5dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jmRghUq4_06xJbRGe4uAEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zfhenkIF_ki0QJ9y49lLYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZaxX9FKUhUydCslzPV0Nmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lja7U6vQc0u3rWo53RenFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yVVNXGH53kiGTMP3OvWPIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k19wyQLKlkisNd8R5wFdZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8MnETj3Lj0mnBLeDYP89MA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RbQYVl1COEyyZZ5y1_q6XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nx64jdqeHEmsCKUijU4BTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OyUqxJSLlUaUzLnEXWxv-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XR63vrY6oEKkXpIC4HXnVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AgnZbEH1QECoZQihr-ixZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qBLM-kZZPEWxFZk_kvvsLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JSHZqWUCbUKnQ4KBamiY-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oDB7jRkI0EKKj7RxDsY3TQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sTWPqPOeFEeEBn6qxCH5BQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RQFYvFuUSkKl5yPVRHQ7mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g2MKhRPrrUS8I0NF7HXpCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/05y4eWNLXUCk8JLQqwQlpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bebZFMTrrkS5k04B993PEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UMAZ2Zu1LkeSv3juneArVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rrL4Y5qCL0K6Aik2bSvtgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iIpOzx25gUSZ9wYJ4pX69Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FkeqXwns3UGvSPvz-u_mYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aegPPJRtLUm45DJxMwZqFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;apos;Vampir Kelebek&amp;apos;ler İstanbul&amp;apos;da</title>
<link>https://trafikdernegi.com/vampir-kelebekler-istanbulda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/vampir-kelebekler-istanbulda</guid>
<description><![CDATA[ Karadeniz Bölgesi&#039;nde sık görülen vampir kelebekler, İstanbul&#039;da da görülmeye başladı. Özellikle akşam saatlerinde Beykoz&#039;daki evleri istila eden kelebekler, panik yarattı. Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Dikmen, &quot;İnsanların kendileri açısından korkmasına gerek yok ama bitki zararlısı bir tür. O yüzden bahçelerindeki bitkilerin ya da ektikleri ürünlerin bu böcekler tarafından zayıflatılması ya da hasara uğratılması söz konusu olabilir&quot; dedi.Türkiye&#039;ye Gürcistan&#039;dan giriş yapan ve özellikle son yıllarda Karadeniz Bölgesi&#039;nde sıkça bulunan vampir kelebekler, İstanbul&#039;da artmaya başladı. Görünüşüyle kelebeği andıran ancak istilacı bir böcek türü olan kelebekler, Beykoz&#039;un Çukurca Mahallesi&#039;ni de sardı.Gündüz saatlerinde her ağacın üstünde rastlanan kelebekler, akşamları da mahalleliyi balkonlarında rahat bırakmıyor. Durumdan rahatsız olduklarını söyleyen mahalle sakinleri bir önlem alınmadığını ve kendi imkanlarıyla ilaçlama yaptıklarını belirtti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından da, &quot;Hayvanların mevsimsel artışı ve gelen şikayetler üzerine İstanbul&#039;un yeşil alanlarında vampir kelebeklerin fazla olduğu, Beykoz, Sarıyer ve Beşiktaş gibi ilçelerde ilaçlama çalışmalarımız devam etmektedir&quot; açıklaması yapıldı.Vampir kelebekler hakkında açıklamalarda bulunan Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Dikmen, kelebeklerin Türkiye&#039;ye özgü bir canlı olmadığına dikkat çekerek, &quot;Karadeniz Bölgesi&#039;nden İstanbul&#039;a doğru yavaş yavaş yayıldığını biliyoruz. 10 yıl önce kadar ilk görülmeye başlandı vampir kelebekler. Türkiye&#039;ye özgü bir canlı değil. Yurt dışından gelen ve bölgeyi yıllar içerisinde işgal eden istilacı dediğimiz türlerden. İstanbul&#039;un çok her tarafına yayılmıyor ama Karadeniz iklimini andıran bölgelerde özellikle Şile, Beykoz, Sarıyer taraflarında daha fazla görüldüğünü biliyoruz&quot; dedi.Beykoz&#039;da yaşayan Sabri Topal da, &quot;Beykoz&#039;da yaşayıp akşamları balkona çıkmak isteyen herkes mağdurdur. Hava kararmaya başladıktan sonra bir anda saldırıya geçiyorlar. Bir anda tavan, ışıkların etrafı her taraf kelebek. Bir şey yemek içmek pek mümkün olmuyor. Gündüz tek tük görülüyor. 4-5 sene önce bir taneye tanık oldum o zamandan sonra bunlar çoğalmaya başladı. Özellikle yazın bu dönemlerinde bizim sürekli akşam misafirlerimiz&quot; ifadelerini kullandı.Mahalle sakinlerinden Esra Bostancı da, &quot;Rahatsızız. Yapraklara dokunduğumuzda gözümüzü kapatıyoruz. Çarpıp geçiyorlar. Normalde kelebekler yumuşak olur ama bunlar taş gibi. Isırdıkları zaman da bunu rahatça hissedebiliyorsunuz. Kelebek ısırmaz aslında ama bunlar ısırıyor&quot; dedi.22 yıldır Beykoz&#039;da yaşayan Selma Kütükçü, &quot;Balkonda oturamıyoruz eve de doluşuyorlar. Bitkilerimize de çok zarar veriyor. Bütün bitkileri kurutabiliyor. Şikayetçiyiz ama bir önlem de alınmıyor bunun hakkında. Kendi çabamızla alıp ilaçlama yapıyoruz ama belirli bir yere kadar. Biz de kendi bütçemizle bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama nasıl kurtulacağız bilmiyoruz. Bitkilerin aralarında olduğu için gözükmüyor ama akşam saatinde oturduğumuz zaman bütün tavanlar olduğu gibi kelebeklerden dolu&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-j3fMbJDJkyuROm8zplARw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vampir, Kelebekler, İstanbulda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-j3fMbJDJkyuROm8zplARw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="'Vampir Kelebek'ler İstanbul'da"><p>Karadeniz Bölgesi'nde sık görülen vampir kelebekler, İstanbul'da da görülmeye başladı. Özellikle akşam saatlerinde Beykoz'daki evleri istila eden kelebekler, panik yarattı. Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Dikmen, "İnsanların kendileri açısından korkmasına gerek yok ama bitki zararlısı bir tür. O yüzden bahçelerindeki bitkilerin ya da ektikleri ürünlerin bu böcekler tarafından zayıflatılması ya da hasara uğratılması söz konusu olabilir" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mvqMQ2wUzkuDHBypUPnNEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'ye Gürcistan'dan giriş yapan ve özellikle son yıllarda Karadeniz Bölgesi'nde sıkça bulunan vampir kelebekler, İstanbul'da artmaya başladı. Görünüşüyle kelebeği andıran ancak istilacı bir böcek türü olan kelebekler, Beykoz'un Çukurca Mahallesi'ni de sardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7ps6mf2Dp06soyNVl0mwKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gündüz saatlerinde her ağacın üstünde rastlanan kelebekler, akşamları da mahalleliyi balkonlarında rahat bırakmıyor. Durumdan rahatsız olduklarını söyleyen mahalle sakinleri bir önlem alınmadığını ve kendi imkanlarıyla ilaçlama yaptıklarını belirtti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından da, "Hayvanların mevsimsel artışı ve gelen şikayetler üzerine İstanbul'un yeşil alanlarında vampir kelebeklerin fazla olduğu, Beykoz, Sarıyer ve Beşiktaş gibi ilçelerde ilaçlama çalışmalarımız devam etmektedir" açıklaması yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hQHnZGr610atTmPvkXiL9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vampir kelebekler hakkında açıklamalarda bulunan Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Dikmen, kelebeklerin Türkiye'ye özgü bir canlı olmadığına dikkat çekerek, "Karadeniz Bölgesi'nden İstanbul'a doğru yavaş yavaş yayıldığını biliyoruz. 10 yıl önce kadar ilk görülmeye başlandı vampir kelebekler. Türkiye'ye özgü bir canlı değil. Yurt dışından gelen ve bölgeyi yıllar içerisinde işgal eden istilacı dediğimiz türlerden. İstanbul'un çok her tarafına yayılmıyor ama Karadeniz iklimini andıran bölgelerde özellikle Şile, Beykoz, Sarıyer taraflarında daha fazla görüldüğünü biliyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/04RzOtg3Ck232T-UaTwbeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beykoz'da yaşayan Sabri Topal da, "Beykoz'da yaşayıp akşamları balkona çıkmak isteyen herkes mağdurdur. Hava kararmaya başladıktan sonra bir anda saldırıya geçiyorlar. Bir anda tavan, ışıkların etrafı her taraf kelebek. Bir şey yemek içmek pek mümkün olmuyor. Gündüz tek tük görülüyor. 4-5 sene önce bir taneye tanık oldum o zamandan sonra bunlar çoğalmaya başladı. Özellikle yazın bu dönemlerinde bizim sürekli akşam misafirlerimiz" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jnhk7MwFEEOi3pLENZ-CDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahalle sakinlerinden Esra Bostancı da, "Rahatsızız. Yapraklara dokunduğumuzda gözümüzü kapatıyoruz. Çarpıp geçiyorlar. Normalde kelebekler yumuşak olur ama bunlar taş gibi. Isırdıkları zaman da bunu rahatça hissedebiliyorsunuz. Kelebek ısırmaz aslında ama bunlar ısırıyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UuqpvEIur0WmGCeumJorCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>22 yıldır Beykoz'da yaşayan Selma Kütükçü, "Balkonda oturamıyoruz eve de doluşuyorlar. Bitkilerimize de çok zarar veriyor. Bütün bitkileri kurutabiliyor. Şikayetçiyiz ama bir önlem de alınmıyor bunun hakkında. Kendi çabamızla alıp ilaçlama yapıyoruz ama belirli bir yere kadar. Biz de kendi bütçemizle bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama nasıl kurtulacağız bilmiyoruz. Bitkilerin aralarında olduğu için gözükmüyor ama akşam saatinde oturduğumuz zaman bütün tavanlar olduğu gibi kelebeklerden dolu" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MWEM-cXDWk68thS-4dti1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0UPNRAwn4km0qFVbqjoo5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rC3YiEsGaUaYH6I41OsgWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-qsWzGc5kSJxORWiHXe3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fleHzdumaEa_RIHa04mweg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gpv1YEpNP0aMGUAWjcvEHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nO3rLCl1KkWF8Z2oJftEJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elazığ’da dev hortum</title>
<link>https://trafikdernegi.com/elazigda-dev-hortum</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/elazigda-dev-hortum</guid>
<description><![CDATA[ Elazığ’da yolda, araçların arasında oluşan hortum şaşırttı. Vatandaşların cep telefonuyla kaydettiği hortum, yaklaşık bir dakika sonra dağıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JCuKcMjsUUWN5dtOfDQFkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elazığ’da, dev, hortum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JCuKcMjsUUWN5dtOfDQFkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Elazığ’da dev hortum"><p>Elazığ’da yolda, araçların arasında oluşan hortum şaşırttı. Vatandaşların cep telefonuyla kaydettiği hortum, yaklaşık bir dakika sonra dağıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Korku ve heyecanın aynı anda yaşandığı dünyanın en tehlikeli köprüsü: Carrick&amp;A&amp;Rede Rope</title>
<link>https://trafikdernegi.com/korku-ve-heyecanin-ayni-anda-yasandigi-dunyanin-en-tehlikeli-koeprusu-carrick-a-rede-rope</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/korku-ve-heyecanin-ayni-anda-yasandigi-dunyanin-en-tehlikeli-koeprusu-carrick-a-rede-rope</guid>
<description><![CDATA[ Kuzey İrlanda, dünyanın en ilginç ve tehlikeli köprülerinden biri olan Carrick-A-Rede Rope köprüsüne ev sahipliği yapıyor.Kuzey İrlanda, dünyanın en ilginç ve tehlikeli köprülerinden biri olan Carrick-A-Rede Rope köprüsüne ev sahipliği yapıyor.20 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğindeki bu halat köprü eşsiz manzarasıyla görenleri kendisine hayran bırakıyor.Ballintoy kasabasının yakınlarındaki Antrim ilçesinde bulunan köprüyü geçmek göründüğü kadar kolay olmuyor. Ancak her yıl binlerce turist bu deneyimi tatmak için köprüyü ziyaret ediyor.
Köprüyü geçme cesaretinde bulunanlar Rathlin Adası&#039;nın ve hatta İskoçya&#039;nın muhteşem manzarasıyla ödüllendiriliyor.Köprünün 350 yılı aşkın bir tarihe sahip olduğu düşünülüyor. Somon balıkçıları tarafından inşa edildiği öngörülen köprü seneler içinde birçok değişime uğradı. Köprü ilk olarak aslında Carrick Adası&#039;na ulaşmanın bir yolu olarak ihtiyaçtan doğdu.1970’li yıllarda sadece bir tırabzan ve çıtalardan oluşan köprü zamanlar halatlarla desteklendi. 2000 yılında, köprü elden geçirildi ve yeni bir köprü inşa edildi ve 10 tonluk bir yük ile test edildi.Carrick-A-Rede Rope köprüsü, her yıl binlerce turisti kendisine çeken turistik bir merkeze dönüştü.Köprünün bulunduğu alan ve çevresi jeoloji florası ve faunası nedeniyle &#039;Özel Bilimsel İlgi Alanı&#039; olarak belirlendi.Köprüyü birbirine bağlayan dağların alt kısmında ise balıkçıların fırtınalı ve sert havalarda barınak olarak kullandıkları mağaralar bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mRIYQ31rYEqcNbk_w9TxOQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Korku, heyecanın, aynı, anda, yaşandığı, dünyanın, tehlikeli, köprüsü:, Carrick-A-Rede, Rope</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mRIYQ31rYEqcNbk_w9TxOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Korku ve heyecanın aynı anda yaşandığı dünyanın en tehlikeli köprüsü: Carrick-A-Rede Rope"><p>Kuzey İrlanda, dünyanın en ilginç ve tehlikeli köprülerinden biri olan Carrick-A-Rede Rope köprüsüne ev sahipliği yapıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-emmevT7OkaNvKi46oErmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuzey İrlanda, dünyanın en ilginç ve tehlikeli köprülerinden biri olan Carrick-A-Rede Rope köprüsüne ev sahipliği yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1kvbYQL9Rk2kkvEA6-7u7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğindeki bu halat köprü eşsiz manzarasıyla görenleri kendisine hayran bırakıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o4Ytfftnf0aCqOGiShb_cQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ballintoy kasabasının yakınlarındaki Antrim ilçesinde bulunan köprüyü geçmek göründüğü kadar kolay olmuyor. Ancak her yıl binlerce turist bu deneyimi tatmak için köprüyü ziyaret ediyor.
Köprüyü geçme cesaretinde bulunanlar Rathlin Adası'nın ve hatta İskoçya'nın muhteşem manzarasıyla ödüllendiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/85ouedGAbUOQV1ndVuVr-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köprünün 350 yılı aşkın bir tarihe sahip olduğu düşünülüyor. Somon balıkçıları tarafından inşa edildiği öngörülen köprü seneler içinde birçok değişime uğradı. Köprü ilk olarak aslında Carrick Adası'na ulaşmanın bir yolu olarak ihtiyaçtan doğdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8qgyMgb2REm-oUy_fgxRCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1970’li yıllarda sadece bir tırabzan ve çıtalardan oluşan köprü zamanlar halatlarla desteklendi. 2000 yılında, köprü elden geçirildi ve yeni bir köprü inşa edildi ve 10 tonluk bir yük ile test edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bgscsmVkw0C1he8wtoLeUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Carrick-A-Rede Rope köprüsü, her yıl binlerce turisti kendisine çeken turistik bir merkeze dönüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A1VXmqq12kGoOSfE-sPgXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köprünün bulunduğu alan ve çevresi jeoloji florası ve faunası nedeniyle 'Özel Bilimsel İlgi Alanı' olarak belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4fmC3xTD3UG0ejoYL6YnGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köprüyü birbirine bağlayan dağların alt kısmında ise balıkçıların fırtınalı ve sert havalarda barınak olarak kullandıkları mağaralar bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ExaGNEy6AUWVeIGphDY55Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NginDVIejkeZmVdE2GJpQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arin Gölü&amp;apos;nü mesken tutan flamingolar, fotoğrafçıların kadrajında</title>
<link>https://trafikdernegi.com/arin-goelunu-mesken-tutan-flamingolar-fotografcilarin-kadrajinda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/arin-goelunu-mesken-tutan-flamingolar-fotografcilarin-kadrajinda</guid>
<description><![CDATA[ Bitlis&#039;in Adilcevaz ilçesindeki Arin Gölü&#039;nde 3 ay boyunca konaklayan flamingolar, özellikle doğa tutkunu fotoğrafçıların ilgi odağı oluyor.Adilcevaz&#039;a 35 kilometre uzaklıktaki Arin Gölü, her yıl olduğu gibi bu sene de göçmen kuşların uğrak yeri oldu. Fotoğrafçıların kadrajına aldığı flamingolar, özellikle son yıllarda gölde yoğun görülmeye başlandı. İran&#039;daki Urmiye Gölü&#039;nden göç eden flamingolar, her yıl ağustosta Bitlis&#039;e gelerek Arin&#039;de konaklıyor.3 ay burada kalan flamingolar, havaların soğuması ile Afrika ülkelerine doğru yola çıkıyor. Göldeki flamingolar, çevre il ve ilçelerden gelen fotoğrafçıların da ilgi odağı oluyor.Flamingo güzelliğini fotoğraflamaya geldiklerini belirten Adilcevaz Gazeteciler ve Fotoğrafçılar Derneği (AGFODER) Başkan Yardımcısı Cengiz Velioğlu, &quot;Flamingoların muazzam görüntülerini çekip, bunları arşivlerimize kattık. Burada çok güzel görüntülerle karşılaştık. Bizler için inanılmaz heyecan verici ve şaşırtıcı oldu. Buraya gelen flamingolar, havaların soğumaya başlaması ile birlikte sıcak bölgelere göç ediyor. Tüm doğaseverleri ve fotoğraf tutkunlarını bu güzellikleri görmeye davet ediyoruz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ub8svTppFUuqlkt5LREwZw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Arin, Gölünü, mesken, tutan, flamingolar, fotoğrafçıların, kadrajında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ub8svTppFUuqlkt5LREwZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Arin Gölü'nü mesken tutan flamingolar, fotoğrafçıların kadrajında"><p>Bitlis'in Adilcevaz ilçesindeki Arin Gölü'nde 3 ay boyunca konaklayan flamingolar, özellikle doğa tutkunu fotoğrafçıların ilgi odağı oluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SzLVTG4r1kyCM1plCT1yHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adilcevaz'a 35 kilometre uzaklıktaki Arin Gölü, her yıl olduğu gibi bu sene de göçmen kuşların uğrak yeri oldu. Fotoğrafçıların kadrajına aldığı flamingolar, özellikle son yıllarda gölde yoğun görülmeye başlandı. İran'daki Urmiye Gölü'nden göç eden flamingolar, her yıl ağustosta Bitlis'e gelerek Arin'de konaklıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wyqc8717SkCA2vfEy8-8mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3 ay burada kalan flamingolar, havaların soğuması ile Afrika ülkelerine doğru yola çıkıyor. Göldeki flamingolar, çevre il ve ilçelerden gelen fotoğrafçıların da ilgi odağı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Q9EVS6KDE2Y77LoHAqKjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Flamingo güzelliğini fotoğraflamaya geldiklerini belirten Adilcevaz Gazeteciler ve Fotoğrafçılar Derneği (AGFODER) Başkan Yardımcısı Cengiz Velioğlu, "Flamingoların muazzam görüntülerini çekip, bunları arşivlerimize kattık. Burada çok güzel görüntülerle karşılaştık. Bizler için inanılmaz heyecan verici ve şaşırtıcı oldu. Buraya gelen flamingolar, havaların soğumaya başlaması ile birlikte sıcak bölgelere göç ediyor. Tüm doğaseverleri ve fotoğraf tutkunlarını bu güzellikleri görmeye davet ediyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UASvGuL9PkeoZLS8nvpfDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j79-CUkzW0OY9Bjg1pl9PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Bb0lLiN20ueZBxoIsfn7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u8wGTzIUoU-645FUBcgz-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MSu_6KjnwEu_KBDxktKhHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NtFGjIe4pkGony8nVLlvNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anne ayı ile 2 yavrusunun oyunu kamerada</title>
<link>https://trafikdernegi.com/anne-ayi-ile-2-yavrusunun-oyunu-kamerada</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/anne-ayi-ile-2-yavrusunun-oyunu-kamerada</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan ile Tunceli arasındaki Munzur Dağları’nda bir anne ayı ile iki yavrusunun neşeli anlarını doğa fotoğrafçıları kaydetti. Bir grup fotoğrafçı yürüyüş sırasında ayı ailesine denk gelince kamerayla çekim yaptı. İşte belgeselleri aratmayan o görüntüler... ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WLN9h7zWK0efN09nufPyWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Anne, ayı, ile, yavrusunun, oyunu, kamerada</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WLN9h7zWK0efN09nufPyWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Anne ayı ile 2 yavrusunun oyunu kamerada"><p>Erzincan ile Tunceli arasındaki Munzur Dağları’nda bir anne ayı ile iki yavrusunun neşeli anlarını doğa fotoğrafçıları kaydetti. Bir grup fotoğrafçı yürüyüş sırasında ayı ailesine denk gelince kamerayla çekim yaptı. İşte belgeselleri aratmayan o görüntüler...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaban keçisi avına 254 bin lira ceza</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yaban-kecisi-avina-254-bin-lira-ceza</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yaban-kecisi-avina-254-bin-lira-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da koruma altında olan yaban keçisini avlayan kişiye 250 bin lira tazminat ile 4 bin 912 lira idari ceza uygulandı.Hatay&#039;ın İskenderun- Arsuz ilçesindeki Yaban Hayatı Geliştirme Sahası&#039;nda koruma altında bulunan yaban keçisi avı yapıldığı ihbarı üzerine Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Şube Müdürlüğü, Dörtyol DKMP Şefliği ekipleri ve Arsuz İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri harekete geçti.  Keçi avcısı olduğu belirlenen A.V.&#039;nin evi jandarma tarafından arandı. Aramada 21,8 kilogram yaban keçisi eti ve 1 adet AK-47 piyade tüfeği ele geçirildi.  Gözaltına alınan A.V., yaban keçisi avladığını itiraf etti. A.V.&#039;ye 250 bin lira tazminat ve 4 bin 912 lira idari ceza uygulandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/boG2hyJysUybLEmMsBW9oQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yaban, keçisi, avına, 254, bin, lira, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/boG2hyJysUybLEmMsBW9oQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yaban keçisi avına 254 bin lira ceza"><p>Hatay'da koruma altında olan yaban keçisini avlayan kişiye 250 bin lira tazminat ile 4 bin 912 lira idari ceza uygulandı.</p>Hatay'ın İskenderun- Arsuz ilçesindeki Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nda koruma altında bulunan yaban keçisi avı yapıldığı ihbarı üzerine Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Şube Müdürlüğü, Dörtyol DKMP Şefliği ekipleri ve Arsuz İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri harekete geçti.  Keçi avcısı olduğu belirlenen A.V.'nin evi jandarma tarafından arandı. Aramada 21,8 kilogram yaban keçisi eti ve 1 adet AK-47 piyade tüfeği ele geçirildi.  Gözaltına alınan A.V., yaban keçisi avladığını itiraf etti. A.V.'ye 250 bin lira tazminat ve 4 bin 912 lira idari ceza uygulandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da sonbahar rotası önerisi: Atatürk Arboretumu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbulda-sonbahar-rotasi-oenerisi-ataturk-arboretumu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbulda-sonbahar-rotasi-oenerisi-ataturk-arboretumu</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada türünün en büyük örnekleri arasında yer alan ve 1602 egzotik, 403 endemik bitkiye ev sahipliği yapan Atatürk Arboretumu, ziyaretçilerine sonbaharın tüm renklerinin yansıdığı eşsiz bir manzara sunuyor.Dünyada türünün en büyük örnekleri arasında yer alan Atatürk Arboretumu, ziyaretçilerine sonbaharın tüm renklerinin yansıdığı eşsiz bir manzara sunuyor.
Prof. Dr. Hayrettin Kayacık tarafından araştırma ve gözlem amacıyla 1949&#039;da kurulan Atatürk Arboretumu, araştırma kurumlarının, bilim insanlarının ve doğa severlerin incelemelerine, bilimsel araştırmalarına açık bir laboratuvar olarak hizmet vermesinin yanı sıra 2011&#039;den bu yana ziyaretçileri de ağırlıyor.Belgrad Ormanı&#039;nın güneydoğusunda 296 hektarlık orman parçası üzerinde kurulu, 1.602 egzotik, 403 endemik bitkiye ev sahipliği yapan Atatürk Arboretumu, her mevsim olduğu gibi sonbaharda da kentin gürültüsünden uzaklaşmak ve mevsimin güzelliklerini yaşamak isteyenlerden yoğun ilgi görüyor.İçerisinde bulunan 3 suni göleti ve bitki çeşitliğiyle mevsimin güzelliklerini yaşamak isteyenlerin ilgi odağı arboretumda, ziyaretçiler sonbahar renkleri olan sarı, kahverengi ve yeşilin tüm tonlarını keşfederken, fotoğraf çekmeyi de ihmal etmiyor.Atatürk Arboretumu&#039;nu, yıllık ortalama 200 bin kişi ziyaret ediyor.Yiyecek ve içecekle girilmesine izin verilmeyen canlı ağaç parkını, üniversite öğrencileri ve akademisyenler de bilimsel çalışmaları için ziyaret ediyor. Bilimsel araştırma ve gözlem dışında film, katalog ve düğün çekimleri için tercih edilen mekanların başında gelen Atatürk Arboretumu, pazartesi günleri ziyarete kapalı.Sarıyer, Kemerburgaz-Bahçeköy Yolu üzerindeki arboretum için oluşturulan internet sitesi üzerinden online bilet alınabiliyor.
Atatürk Arboretumu&#039;na giriş ücretleri hafta içi ve hafta sonu olduğunda değişiyor.

Hafta içi tam 7.50 TL, öğrenci 2.50 TL.
Hafta sonu tam 20 TL, öğrenci 7.50 TL.

Müze kart burada geçerli değil. Bayram tatillerinde de hafta sonu fiyatları geçerli oluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fo8mJhM790OZ_ueVLxE3ow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, sonbahar, rotası, önerisi:, Atatürk, Arboretumu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fo8mJhM790OZ_ueVLxE3ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul'da sonbahar rotası önerisi: Atatürk Arboretumu"><p>Dünyada türünün en büyük örnekleri arasında yer alan ve 1602 egzotik, 403 endemik bitkiye ev sahipliği yapan Atatürk Arboretumu, ziyaretçilerine sonbaharın tüm renklerinin yansıdığı eşsiz bir manzara sunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B-GnQfdBBE271Jb-UZKO6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyada türünün en büyük örnekleri arasında yer alan Atatürk Arboretumu, ziyaretçilerine sonbaharın tüm renklerinin yansıdığı eşsiz bir manzara sunuyor.
Prof. Dr. Hayrettin Kayacık tarafından araştırma ve gözlem amacıyla 1949'da kurulan Atatürk Arboretumu, araştırma kurumlarının, bilim insanlarının ve doğa severlerin incelemelerine, bilimsel araştırmalarına açık bir laboratuvar olarak hizmet vermesinin yanı sıra 2011'den bu yana ziyaretçileri de ağırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WplwZfkHy06XED_kcxUGuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belgrad Ormanı'nın güneydoğusunda 296 hektarlık orman parçası üzerinde kurulu, 1.602 egzotik, 403 endemik bitkiye ev sahipliği yapan Atatürk Arboretumu, her mevsim olduğu gibi sonbaharda da kentin gürültüsünden uzaklaşmak ve mevsimin güzelliklerini yaşamak isteyenlerden yoğun ilgi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tl7tx1iP5kyBX6xX1WvQ8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İçerisinde bulunan 3 suni göleti ve bitki çeşitliğiyle mevsimin güzelliklerini yaşamak isteyenlerin ilgi odağı arboretumda, ziyaretçiler sonbahar renkleri olan sarı, kahverengi ve yeşilin tüm tonlarını keşfederken, fotoğraf çekmeyi de ihmal etmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pLxNqG085kefbzQGivxV4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Atatürk Arboretumu'nu, yıllık ortalama 200 bin kişi ziyaret ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B-_86fj2H029cmAmx4Rwfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yiyecek ve içecekle girilmesine izin verilmeyen canlı ağaç parkını, üniversite öğrencileri ve akademisyenler de bilimsel çalışmaları için ziyaret ediyor. Bilimsel araştırma ve gözlem dışında film, katalog ve düğün çekimleri için tercih edilen mekanların başında gelen Atatürk Arboretumu, pazartesi günleri ziyarete kapalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aCJXu-7_jUWVKw7HkCYwxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarıyer, Kemerburgaz-Bahçeköy Yolu üzerindeki arboretum için oluşturulan internet sitesi üzerinden online bilet alınabiliyor.
Atatürk Arboretumu'na giriş ücretleri hafta içi ve hafta sonu olduğunda değişiyor.

Hafta içi tam 7.50 TL, öğrenci 2.50 TL.
Hafta sonu tam 20 TL, öğrenci 7.50 TL.

Müze kart burada geçerli değil. Bayram tatillerinde de hafta sonu fiyatları geçerli oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vWVDT6CFsEe9j9oL1NOmiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PVvYjwHNUk-iHAtJtcZong.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h9J672AJ4EKbdDfj0Qi8fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yGPG248Gq0m9z84i68RJsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KsAfiwPQm0-0yU3e3MxHlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5b5CH0wlvkicN9pGaFyIog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pxo2a9g-G0-5k0uPdrCqGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BnGMRZLsWkeB4mETbk6kdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rDX4Th8er0iyzeVV07b3Rg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UkV-Pnne1EaAdst3c05GJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sonbaharda açan çiçekler</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sonbaharda-acan-cicekler</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sonbaharda-acan-cicekler</guid>
<description><![CDATA[ Yaz ile birlikte güneşli günleri geride bırakıyor olsak da doğa kendini yenilemeye devam ediyor. Havaların yavaş yavaş soğumaya başladığı sonbahar mevsiminde çiçek açan bitkiler, renkli görünümleriyle bahar havasını yaşatıyor. İşte sonbaharda açan çiçekler...KardelenZakkumZambakAster (Yıldızpatı)Cadı FındığıDikenli İğdeKamelyaEkinezya ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mX2PXcS60keQnfLbnnUgMw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sonbaharda, açan, çiçekler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mX2PXcS60keQnfLbnnUgMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sonbaharda açan çiçekler"><p>Yaz ile birlikte güneşli günleri geride bırakıyor olsak da doğa kendini yenilemeye devam ediyor. Havaların yavaş yavaş soğumaya başladığı sonbahar mevsiminde çiçek açan bitkiler, renkli görünümleriyle bahar havasını yaşatıyor. İşte sonbaharda açan çiçekler...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gDVF44LuQE2CNAUOBKg5mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardelen</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ai4Y00v-U0eKuKbJLR2IXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zakkum</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HS2rnJmL5kScxGhZW1zgRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zambak</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XieP5jpFNEeYEMbmj7BlEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aster (Yıldızpatı)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rsk1oMwGok2gZALpCKNYkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cadı Fındığı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4fCbQgsg5US4H5ww-tMGkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dikenli İğde</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r85cwszCIUCaR2-1E9MPgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kamelya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iYQiGamyO0emk3KAegKv3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekinezya</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da sonbahar güzelliği yaşayabileceğiniz 5 orman</title>
<link>https://trafikdernegi.com/istanbulda-sonbahar-guzelligi-yasayabileceginiz-5-orman</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/istanbulda-sonbahar-guzelligi-yasayabileceginiz-5-orman</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul çoğu zaman yoğun ve bunaltıcı olabiliyor. Özellikle kış aylarının yaklaştığı bu dönemde şehrin bizi içine çeken karmaşasından biraz olsun uzaklaşmak, doğanın içinde ruhumuzu dinlendirmek ve tertemiz hava solumak için İstanbul’da gidebileceğimiz beş orman bulunuyor. Üstelik İstanbul’un her mevsim görmeye değer bu ormanlarında sonbahar güzelliğini şehirden uzaklaşmadan da yaşayabiliriz.


İşte İstanbul’un o ormanları...Avrupa Yakası’nda yer alan ve akla ilk gelen yerlerden birisi Belgrad Ormanı... İstanbul&#039;un en geniş ormanlık alanı olarak bilinen, uzun yürüyüş parkurlarına sahip bu ormanda aileniz ve arkadaşlarınızla yürüyüş yapabilir, piknik alanlarında vakit geçirebilirsiniz. Belgrad, içinde bulundurduğu birbirinden farklı binlerce ağaç, kuş ve bitki çeşidiyle bu sonbahar da bize görülmeye değer bir tabiat sunuyor.Anadolu Yakası’nda şehrin tam ortasında yer alan, sonbaharda görülmeye değer bir başka yeşil alan ise Aydos Ormanı. Şehrin karmaşasından uzaklaşıp huzur bulabileceğiniz bu ormanda keşfedebileceğiniz birçok yer ve etkinlik var. Aydos Tepesi ve Aydos Gölü mutlaka görmeniz gereken yerler arasında. Etrafı yemyeşil ağaçlarla çevrili gölde deniz bisikletiyle gezebilir, mesire alanında piknik yapabilir, parkurlarda yürüyüş yapabilir ya da koşabilirsiniz. Hatta doğayla iç içe bir noktada kamp yapabilir ve gölde balık tutabilirsiniz.Anadolu Yakası&#039;nda bulunan Ayhan Şahenk Sevgi Ormanı, aynı zamanda Karadeniz kıyılarının çok yakınında yer alıyor. Geniş yürüyüş yollarına sahip bu ormanda kamp yapabilir, piknik alanlarında sevdiklerinizle huzurlu vakit geçirebilirsiniz. Beykoz&#039;da konumlanan sevgi ormanı şu an geçiçi olarak kapalı.Anadolu Yakası’nda sonbahar güzelliğini yaşayabileceğiniz bir başka rota ise Alemdağ Ormanı. İstanbul’un en yüksek ikinci tepesi olan Alemdağ’da yürüyüş, dağ koşusu ve bisiklet gibi birçok spor aktivetesi yapabilir sakin ve huzurlu bir gün geçirebilirsiniz.Avrupa Yakası’nda Belgrad Ormanı&#039;nın devamı niteliğinde olan bu orman özellikle çiftlerin çok geldiği bir yer. Özellikle bu mevsim görülmeye değer bu ormanda uzun yürüyüşler yapabilir temiz havanın tadını çıkarabilirsiniz.Anadolu Yakası’nda temiz hava ve orman kokusu alabileceğiniz Taşdelen Ormanı, doğal su kaynakları, yürüyüş alanları ve piknik yerleriyle sonbaharın tadını çıkarabileceğiniz ormanlardan bir tanesi. Bu yemyeşil alanda kamp yapabilir, keyifli bir hafta sonu geçirebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7l16b6A7B0untRrY0ay1Xg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, sonbahar, güzelliği, yaşayabileceğiniz, orman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7l16b6A7B0untRrY0ay1Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul'da sonbahar güzelliği yaşayabileceğiniz 5 orman"><p>İstanbul çoğu zaman yoğun ve bunaltıcı olabiliyor. Özellikle kış aylarının yaklaştığı bu dönemde şehrin bizi içine çeken karmaşasından biraz olsun uzaklaşmak, doğanın içinde ruhumuzu dinlendirmek ve tertemiz hava solumak için İstanbul’da gidebileceğimiz beş orman bulunuyor. Üstelik İstanbul’un her mevsim görmeye değer bu ormanlarında sonbahar güzelliğini şehirden uzaklaşmadan da yaşayabiliriz.


İşte İstanbul’un o ormanları...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e4GayaPSwUerok0I-T4dSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avrupa Yakası’nda yer alan ve akla ilk gelen yerlerden birisi Belgrad Ormanı... İstanbul'un en geniş ormanlık alanı olarak bilinen, uzun yürüyüş parkurlarına sahip bu ormanda aileniz ve arkadaşlarınızla yürüyüş yapabilir, piknik alanlarında vakit geçirebilirsiniz. Belgrad, içinde bulundurduğu birbirinden farklı binlerce ağaç, kuş ve bitki çeşidiyle bu sonbahar da bize görülmeye değer bir tabiat sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Bxii7ShUk-QgXfHpUfzUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anadolu Yakası’nda şehrin tam ortasında yer alan, sonbaharda görülmeye değer bir başka yeşil alan ise Aydos Ormanı. Şehrin karmaşasından uzaklaşıp huzur bulabileceğiniz bu ormanda keşfedebileceğiniz birçok yer ve etkinlik var. Aydos Tepesi ve Aydos Gölü mutlaka görmeniz gereken yerler arasında. Etrafı yemyeşil ağaçlarla çevrili gölde deniz bisikletiyle gezebilir, mesire alanında piknik yapabilir, parkurlarda yürüyüş yapabilir ya da koşabilirsiniz. Hatta doğayla iç içe bir noktada kamp yapabilir ve gölde balık tutabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TiFPspxCO0WJvu92PZ9LYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anadolu Yakası'nda bulunan Ayhan Şahenk Sevgi Ormanı, aynı zamanda Karadeniz kıyılarının çok yakınında yer alıyor. Geniş yürüyüş yollarına sahip bu ormanda kamp yapabilir, piknik alanlarında sevdiklerinizle huzurlu vakit geçirebilirsiniz. Beykoz'da konumlanan sevgi ormanı şu an geçiçi olarak kapalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/siqMImAWck-2XrklQ9ZWxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anadolu Yakası’nda sonbahar güzelliğini yaşayabileceğiniz bir başka rota ise Alemdağ Ormanı. İstanbul’un en yüksek ikinci tepesi olan Alemdağ’da yürüyüş, dağ koşusu ve bisiklet gibi birçok spor aktivetesi yapabilir sakin ve huzurlu bir gün geçirebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R0d8-ejpq0iIEBxJLlKTLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avrupa Yakası’nda Belgrad Ormanı'nın devamı niteliğinde olan bu orman özellikle çiftlerin çok geldiği bir yer. Özellikle bu mevsim görülmeye değer bu ormanda uzun yürüyüşler yapabilir temiz havanın tadını çıkarabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_L9wc-U9806gZopGAMskEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anadolu Yakası’nda temiz hava ve orman kokusu alabileceğiniz Taşdelen Ormanı, doğal su kaynakları, yürüyüş alanları ve piknik yerleriyle sonbaharın tadını çıkarabileceğiniz ormanlardan bir tanesi. Bu yemyeşil alanda kamp yapabilir, keyifli bir hafta sonu geçirebilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ay tutulması ne zaman? Ay tutulması Türkiye&amp;apos;den izlenecek mi?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ay-tutulmasi-ne-zaman-ay-tutulmasi-turkiyeden-izlenecek-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ay-tutulmasi-ne-zaman-ay-tutulmasi-turkiyeden-izlenecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Ay tutulmasının ne zaman yaşanacağı, gök olaylarını izlemeyi seven birçok kişi tarafından merak edilmeye başladı. Bu yıl ikincisi gerçekleşecek olan tam ay tutulmasının hangi tarihte meydana geleceği araştırılıyor. 2022 yılı gök olayları takvimiyle birlikte ay tutulmasının ne zaman olacağı ve Türkiye&#039;den izlenip izlenemeyeceği belli oldu. İşte ayrıntılar.2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte, bu yıl ikincisi gerçekleşecek tam ay tutulmasının ne zaman olacağı belli oldu. Doğa olaylarını izlemeyi seven kişiler ise ay tutulmasının Türkiye&#039;den izlenebilip izlenemeyeceğini merak ediyor. Peki, ay tutulması ne zaman? Ay tutulması Türkiye&#039;den izlenecek mi?  AY TUTULMASI NE ZAMAN?  2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte ay tutulmasının ne zaman yaşanacağı belli oldu.  Buna göre; Tam ay tutulması 8 Kasım 2022 Salı Günü saat 14.00‘da başlayacak.AY TUTULMASI TÜRKİYE&#039;DEN İZLENEBİLECEK Mİ?  8 Kasım tarihinde gerçekleşecek olan ay tutulması, Avrupa, Afrika ve Asya&#039;dan gözlenebilecek. Ancak tutulma Türkiye&#039;de gündüz saatine denk geldiği ve hava aydınlık olacağı için görülemeyecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iXSOZAh6Nkm0dSSkT2wsnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>tutulması, zaman, tutulması, Türkiyeden, izlenecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iXSOZAh6Nkm0dSSkT2wsnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ay tutulması ne zaman? Ay tutulması Türkiye'den izlenecek mi?"><p>Ay tutulmasının ne zaman yaşanacağı, gök olaylarını izlemeyi seven birçok kişi tarafından merak edilmeye başladı. Bu yıl ikincisi gerçekleşecek olan tam ay tutulmasının hangi tarihte meydana geleceği araştırılıyor. 2022 yılı gök olayları takvimiyle birlikte ay tutulmasının ne zaman olacağı ve Türkiye'den izlenip izlenemeyeceği belli oldu. İşte ayrıntılar.</p><p>2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte, bu yıl ikincisi gerçekleşecek tam ay tutulmasının ne zaman olacağı belli oldu. </p><p>Doğa olaylarını izlemeyi seven kişiler ise ay tutulmasının Türkiye'den izlenebilip izlenemeyeceğini merak ediyor. Peki, ay tutulması ne zaman? Ay tutulması Türkiye'den izlenecek mi?  <strong>AY TUTULMASI NE ZAMAN?</strong>  2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte ay tutulmasının ne zaman yaşanacağı belli oldu.  Buna göre; Tam ay tutulması 8 Kasım 2022 Salı Günü saat 14.00‘da başlayacak.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UNtTv8VkK0C3T6bWGpAXdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>AY TUTULMASI TÜRKİYE'DEN İZLENEBİLECEK Mİ?</strong>  8 Kasım tarihinde gerçekleşecek olan ay tutulması, Avrupa, Afrika ve Asya'dan gözlenebilecek. Ancak tutulma Türkiye'de gündüz saatine denk geldiği ve hava aydınlık olacağı için görülemeyecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye&amp;apos;den izlenecek mi? (2022 yılı gök olayları takvimi)</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gunes-tutulmasi-ne-zaman-gunes-tutulmasi-turkiyeden-izlenecek-mi-2022-yili-goek-olaylari-takvimi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gunes-tutulmasi-ne-zaman-gunes-tutulmasi-turkiyeden-izlenecek-mi-2022-yili-goek-olaylari-takvimi</guid>
<description><![CDATA[ Güneş tutulması ne zaman? sorusunun yanıtı, önemli doğa olaylarını yakından takip eden vatandaşlar tarafından sorgulanmaya devam ediyor. 2022 yılı önemli gök olayları arasında yer alan parçalı güneş tutulmasının gerçekleşeceği tarih belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye&#039;den izlenecek mi?2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte, bu yıl ikincisi gerçekleşecek güneş tutulmasının ne zaman gerçekleşeceği belli oldu. Doğa olaylarını izlemeyi seven kişiler ise güneş tutulmasının Türkiye&#039;den izlenebilip izlenemeyeceğini merak ediyor. Peki, güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye&#039;den izlenecek mi?  GÜNEŞ TUTULMASI NE ZAMAN?  2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte güneş tutulmasının ne zaman yaşanacağı belli oldu.  Buna göre; Parçalı güneş tutulması 25 Ekim 2022 Salı Günü saat 13.00‘da başlayacak ve tutulma ülkemizde kısmen gözlemlenebilecek.GÜNEŞ TUTULMASI NEDİR?  Güneş tutulması, Ay&#039;ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve bunun sonucunda da Ay&#039;ın Güneş&#039;i kısmen ya da tümüyle örtmesi nedeniyle gözlemlenen doğa olayıdır.  Tutulmanın olması için Ay&#039;ın yeni ay evresinde olması ve Dünya&#039;ya göre Güneş ile kavuşum halinde olması, yani yörünge düzleminin Dünya&#039;nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemi ile çakışması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EoU32RK3Ak6VKg22ApuMRg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:28:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güneş, tutulması, zaman, Güneş, tutulması, Türkiyeden, izlenecek, mi, 2022, yılı, gök, olayları, takvimi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EoU32RK3Ak6VKg22ApuMRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye'den izlenecek mi? (2022 yılı gök olayları takvimi)"><p>Güneş tutulması ne zaman? sorusunun yanıtı, önemli doğa olaylarını yakından takip eden vatandaşlar tarafından sorgulanmaya devam ediyor. 2022 yılı önemli gök olayları arasında yer alan parçalı güneş tutulmasının gerçekleşeceği tarih belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye'den izlenecek mi?</p>2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte, bu yıl ikincisi gerçekleşecek güneş tutulmasının ne zaman gerçekleşeceği belli oldu. Doğa olaylarını izlemeyi seven kişiler ise güneş tutulmasının Türkiye'den izlenebilip izlenemeyeceğini merak ediyor. Peki, güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye'den izlenecek mi?  <strong>GÜNEŞ TUTULMASI NE ZAMAN?</strong>  2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte güneş tutulmasının ne zaman yaşanacağı belli oldu.  Buna göre; Parçalı güneş tutulması 25 Ekim 2022 Salı Günü saat 13.00‘da başlayacak ve tutulma ülkemizde kısmen gözlemlenebilecek.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2S8RoIrWqEaqiv4-RT-n_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>GÜNEŞ TUTULMASI NEDİR?</strong>  Güneş tutulması, Ay'ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve bunun sonucunda da Ay'ın Güneş'i kısmen ya da tümüyle örtmesi nedeniyle gözlemlenen doğa olayıdır.  Tutulmanın olması için Ay'ın yeni ay evresinde olması ve Dünya'ya göre Güneş ile kavuşum halinde olması, yani yörünge düzleminin Dünya'nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemi ile çakışması gerekir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğu Anadolu&amp;apos;nun doğasından kış manzaraları</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogu-anadolunun-dogasindan-kis-manzaralari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogu-anadolunun-dogasindan-kis-manzaralari</guid>
<description><![CDATA[ Kars&#039;ta etkili olan soğuk hava ve kar, doğal güzelliklerin bambaşka bir yönünü ortaya çıkardı.Doğu Anadolu&#039;da soğuk havanın etkisiyle kış mevsimi hem gündelik yaşamı hem de doğayı etkiledi.Kars’ın Sarıkamış ilçesinde üzerinde kırağı oluşan bitkiler, alışılmışın dışında görüntülere sahne oldu.Soğuk hava nedeniyle donan bitki ve ağaçlar, doğanın bambaşka bir yüzünü ortaya çıkardı.

İşte Doğu Anadolu&#039;da soğuk havanın etkisiyle ortaya çıkan manzaralar... ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2NCrcvnONEqEDGtnjihnkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğu, Anadolunun, doğasından, kış, manzaraları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2NCrcvnONEqEDGtnjihnkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğu Anadolu'nun doğasından kış manzaraları"><p>Kars'ta etkili olan soğuk hava ve kar, doğal güzelliklerin bambaşka bir yönünü ortaya çıkardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lvsRs7QEskmnyz3tsieo5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğu Anadolu'da soğuk havanın etkisiyle kış mevsimi hem gündelik yaşamı hem de doğayı etkiledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dWx0YegLpUOjQ6hioHgqSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kars’ın Sarıkamış ilçesinde üzerinde kırağı oluşan bitkiler, alışılmışın dışında görüntülere sahne oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NBu7kqY_SE2FhyrR1Ozrxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk hava nedeniyle donan bitki ve ağaçlar, doğanın bambaşka bir yüzünü ortaya çıkardı.

İşte Doğu Anadolu'da soğuk havanın etkisiyle ortaya çıkan manzaralar...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vuem3KaL-Uauug1EaQnCyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6SlbhDIQoUO8fOuPBQSXwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y1JCRARU4EibuIBtnxv4jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pRnq0xl7GESInB9qDC_xyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/occVik5ehUmV60eQ3g3zVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kertenkeleler düşünülenden 35 milyon yıl önceye dayanıyor olabilir</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kertenkeleler-dusunulenden-35-milyon-yil-oenceye-dayaniyor-olabilir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kertenkeleler-dusunulenden-35-milyon-yil-oenceye-dayaniyor-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yapılan bir araştırmaya göre kertenkelelerin varlığı, düşünülenden 35 milyon yıl daha önceye dayanıyor olabilir.BBC&#039;nin haberine göre, İngiltere&#039;deki Bristol Üniversitesinin yaptığı keşifte, Ulusal Tarih Müzesi&#039;nin deposunda 1950&#039;lerden bu yana bulunan bir sürüngenin kalıntıları, bilgisayarlı tomografiyle incelendi ve üç boyutlu hali canlandırıldı.  Yapılan inceleme sonucunda, türü bilinmeyen sürüngenin modern kertenkelelerle yakından bağlantılı olabileceği ve kökeninin düşünülenden 35 milyon yıl daha önceye dayanıyor olabileceği ortaya konuldu.  Araştırmayı yürüten Dr. David Whiteside, &quot;İncelenen fosil, 240 milyon yıl önce &#039;Squamatlar&#039;dan ayrılan Rhynchocephalia grubundaki tek hayatta kalan Yeni Zelanda tuatara&#039;nın yakın bir akrabası olan yaygın bir sürüngendi&quot; dedi.  &quot;Fosili ve üç boyutlu halini incelemeye devam ettikçe günümüzdeki kertenkelelerle daha yakından bağlantılı olduğuna ikna olmaya başladık.&quot; ifadelerini kullanan Whiteside, bu fosilin çok özel olduğunu ve &quot;son yıllarda yapılan en önemli keşif olabileceğini&quot; vurguladı.  Araştırmacılar, fosilin keskin dişlerine atıfta bulunarak yaptıkları keşfe &quot;küçük kasap&quot; anlamına gelen &quot;Cryptovaranoides microlanius&quot; adını verdi.  Kertenkelelerin kökeninin, geç Orta Jura (Jurassic) dönemine uzandığı düşünülürken yeni araştırmayla bu canlıların Geç Triyas (Triassic) döneminde (237-201 milyon yıl önce) yaşamış olabileceği tespit edildi.  İncelenen fosilin, &quot;Squamata&quot; olarak adlandırılan kertenkelelerin ve yılanların kökenine ilişkin tüm tahminleri ve evrim hızları hakkındaki varsayımları etkilediği belirtiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8bg-GLeHr0-6bHSYKA4MgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kertenkeleler, düşünülenden, milyon, yıl, önceye, dayanıyor, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8bg-GLeHr0-6bHSYKA4MgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kertenkeleler düşünülenden 35 milyon yıl önceye dayanıyor olabilir"><p>İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre kertenkelelerin varlığı, düşünülenden 35 milyon yıl daha önceye dayanıyor olabilir.</p>BBC'nin haberine göre, İngiltere'deki Bristol Üniversitesinin yaptığı keşifte, Ulusal Tarih Müzesi'nin deposunda 1950'lerden bu yana bulunan bir sürüngenin kalıntıları, bilgisayarlı tomografiyle incelendi ve üç boyutlu hali canlandırıldı.  Yapılan inceleme sonucunda, türü bilinmeyen sürüngenin modern kertenkelelerle yakından bağlantılı olabileceği ve kökeninin düşünülenden 35 milyon yıl daha önceye dayanıyor olabileceği ortaya konuldu.  Araştırmayı yürüten Dr. David Whiteside, "İncelenen fosil, 240 milyon yıl önce 'Squamatlar'dan ayrılan Rhynchocephalia grubundaki tek hayatta kalan Yeni Zelanda tuatara'nın yakın bir akrabası olan yaygın bir sürüngendi" dedi.  "Fosili ve üç boyutlu halini incelemeye devam ettikçe günümüzdeki kertenkelelerle daha yakından bağlantılı olduğuna ikna olmaya başladık." ifadelerini kullanan Whiteside, bu fosilin çok özel olduğunu ve "son yıllarda yapılan en önemli keşif olabileceğini" vurguladı.  Araştırmacılar, fosilin keskin dişlerine atıfta bulunarak yaptıkları keşfe "küçük kasap" anlamına gelen "Cryptovaranoides microlanius" adını verdi.  Kertenkelelerin kökeninin, geç Orta Jura (Jurassic) dönemine uzandığı düşünülürken yeni araştırmayla bu canlıların Geç Triyas (Triassic) döneminde (237-201 milyon yıl önce) yaşamış olabileceği tespit edildi.  İncelenen fosilin, "Squamata" olarak adlandırılan kertenkelelerin ve yılanların kökenine ilişkin tüm tahminleri ve evrim hızları hakkındaki varsayımları etkilediği belirtiliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güneş tutulması depremi tetikler mi?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gunes-tutulmasi-depremi-tetikler-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gunes-tutulmasi-depremi-tetikler-mi</guid>
<description><![CDATA[ Bugün yaşanan güneş tutulması öncesinde birçok kişi de bir yandan depremle ilişiği olup olmadığını sorgulamaya başladı. 17 Ağustos 1999 depreminden önce de meydana gelen güneş tutulması, yine gerçekleşmesi nedeniyle kafalarda soru işareti bıraktı. Jeoloji Uzmanı ve Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, 8 Ekim&#039;de  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, depremin güneş tutulmasıyla bir ilişkisi olup olmadığına yönelik sorulara yanıt vermişti. İşte ayrıntılar.Güneş tutulması depremi tetikler mi? sorusuna yanıt arayan birçok kişiye, Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Naci Görür&#039;ün açıklamaları yanıt oldu.
8 Ekim 2022 tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden güneş tutulması ve deprem ilişiği hakkında açıklamalar yapan uzman isim, merak edilen soruya yanıt vermişti.Prof. Dr. Naci Görür, güneş tutulmalarının depremlere olası etkisine dair, 8 Ekim tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapmıştı.Güneş tutulmasıyla ilgili takipçilerinden gelen soruları yanıtlayan Görür, şu ifadelerini kullanmıştı:
&quot;Kimi takipcilerim soruyor. Bu ay güneş tutulması olacak. 17 Ağustos 1999 depreminden önce de olmuştu. Endişeliyiz hocam ya tekrar olursa diyorlar. Ay Dünya ile Güneş arasına girdiğinde bu olay gerçekleşir.Bu olay sırasında üç gezegen de aynı sırada olduğu için Dünya üzerine daha fazla çekim uygularlar. Bu çekim hem hidrosferde hem de litosferde kabarmalara neden olur. Kimi zaman litosferdeki kabarma 25-30 cm varabilir. Normalde bu çekim kuvveti büyük depremlere neden olmaz.Ancak kimi yerlerdeki faylar aşırı stres biriktirmiş ve deprem üretmeye zaten hazır hale gelmiş ise o faylar üzerinde depreme neden olabilir. Yani bardağı taşıran son damla rolü oynayabilir. Sevgiyle.&quot;Bugün gerçekleşmeye başlayan güneş tutulması Türkiye&#039;den görülmeye başlandı. 
TÜBİTAK verilerine göre; en yüksek tutulma oranı Doğu illerinde gerçekleşecek.İstanbul&#039;da ise maksimum örtünme saat 13.47&#039;de yaşanacak.Güneş tutulması, Ay&#039;ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve dolayısıyla Ay&#039;ın Güneş&#039;i kısmen ya da tümüyle örtmesi sonucunda gözlemlenen doğa olayıdır.Tutulmanın olması için Ay&#039;ın yeni ay evresinde olması ve Dünya&#039;ya göre Güneş ile kavuşum halinde olması, yani yörünge düzleminin Dünya&#039;nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemi ile çakışması gerekir.
Bir yıl içinde Ay, Dünya çevresinde yaklaşık on iki kez dönmesine karşın, Ay&#039;ın yörünge düzlemi ile Dünya&#039;nın yörünge düzlemi arasında beş derece kadar bir açı olması sonucu, Ay her defasında Güneş&#039;in tam önünden geçmez ve dolayısıyla bu çakışma seyrek olarak oluşur.Bu yüzden, yılda iki ile beş arasında Güneş tutulması gözlemlenir. Bunlardan en çok ikisi tam tutulma olabilir.
Güneş tutulması Dünya üzerinde dar bir koridor izler. Bu yüzden herhangi bir bölge için Güneş tutulması çok ender bir olaydır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0yHmhwdSuUmBhXaoQae6mg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güneş, tutulması, depremi, tetikler, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0yHmhwdSuUmBhXaoQae6mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Güneş tutulması depremi tetikler mi?"><p>Bugün yaşanan güneş tutulması öncesinde birçok kişi de bir yandan depremle ilişiği olup olmadığını sorgulamaya başladı. 17 Ağustos 1999 depreminden önce de meydana gelen güneş tutulması, yine gerçekleşmesi nedeniyle kafalarda soru işareti bıraktı. Jeoloji Uzmanı ve Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, 8 Ekim'de  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, depremin güneş tutulmasıyla bir ilişkisi olup olmadığına yönelik sorulara yanıt vermişti. İşte ayrıntılar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AVXwgAVXFE6mxcGk-555wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş tutulması depremi tetikler mi? sorusuna yanıt arayan birçok kişiye, Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Naci Görür'ün açıklamaları yanıt oldu.
8 Ekim 2022 tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden güneş tutulması ve deprem ilişiği hakkında açıklamalar yapan uzman isim, merak edilen soruya yanıt vermişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-bPu0NrTQUON_nn4GYkdtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Naci Görür, güneş tutulmalarının depremlere olası etkisine dair, 8 Ekim tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapmıştı.Güneş tutulmasıyla ilgili takipçilerinden gelen soruları yanıtlayan Görür, şu ifadelerini kullanmıştı:
"Kimi takipcilerim soruyor. Bu ay güneş tutulması olacak. 17 Ağustos 1999 depreminden önce de olmuştu. Endişeliyiz hocam ya tekrar olursa diyorlar. Ay Dünya ile Güneş arasına girdiğinde bu olay gerçekleşir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XMU1EaoX4ECgBsWY6nDtWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu olay sırasında üç gezegen de aynı sırada olduğu için Dünya üzerine daha fazla çekim uygularlar. Bu çekim hem hidrosferde hem de litosferde kabarmalara neden olur. Kimi zaman litosferdeki kabarma 25-30 cm varabilir. Normalde bu çekim kuvveti büyük depremlere neden olmaz.Ancak kimi yerlerdeki faylar aşırı stres biriktirmiş ve deprem üretmeye zaten hazır hale gelmiş ise o faylar üzerinde depreme neden olabilir. Yani bardağı taşıran son damla rolü oynayabilir. Sevgiyle."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Os6hEZ4okkGaZ037UtNFvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bugün gerçekleşmeye başlayan güneş tutulması Türkiye'den görülmeye başlandı. 
TÜBİTAK verilerine göre; en yüksek tutulma oranı Doğu illerinde gerçekleşecek.İstanbul'da ise maksimum örtünme saat 13.47'de yaşanacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eEK2avfxzkCGZ_V26dqLjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş tutulması, Ay'ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve dolayısıyla Ay'ın Güneş'i kısmen ya da tümüyle örtmesi sonucunda gözlemlenen doğa olayıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8QQGMbryHk6AWeHjQzy6lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tutulmanın olması için Ay'ın yeni ay evresinde olması ve Dünya'ya göre Güneş ile kavuşum halinde olması, yani yörünge düzleminin Dünya'nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemi ile çakışması gerekir.
Bir yıl içinde Ay, Dünya çevresinde yaklaşık on iki kez dönmesine karşın, Ay'ın yörünge düzlemi ile Dünya'nın yörünge düzlemi arasında beş derece kadar bir açı olması sonucu, Ay her defasında Güneş'in tam önünden geçmez ve dolayısıyla bu çakışma seyrek olarak oluşur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JzmKB5kUsEukJG8LzrJgAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yüzden, yılda iki ile beş arasında Güneş tutulması gözlemlenir. Bunlardan en çok ikisi tam tutulma olabilir.
Güneş tutulması Dünya üzerinde dar bir koridor izler. Bu yüzden herhangi bir bölge için Güneş tutulması çok ender bir olaydır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şelaleye giren ailenin üzerine ağaç düştü: 1 ölü, 4 yaralı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/selaleye-giren-ailenin-uzerine-agac-dustu-1-oelu-4-yarali</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/selaleye-giren-ailenin-uzerine-agac-dustu-1-oelu-4-yarali</guid>
<description><![CDATA[ Endonezya&#039;nın Java eyaletinde doğa gezisi sırasında şelaleye giren ailenin üzerine toprak kayması nedeniyle ağaç düştü. Bir kişinin öldüğü 4 kişinin yaralandığı kazanın ardından şelale ziyarete kapatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/141Xrbf0HUi-kdrRdPsUOw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Şelaleye, giren, ailenin, üzerine, ağaç, düştü:, ölü, yaralı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/141Xrbf0HUi-kdrRdPsUOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both&v=20230223071444885" class="type:primaryImage" alt="Şelaleye giren ailenin üzerine ağaç düştü: 1 ölü, 4 yaralı"><p>Endonezya'nın Java eyaletinde doğa gezisi sırasında şelaleye giren ailenin üzerine toprak kayması nedeniyle ağaç düştü. Bir kişinin öldüğü 4 kişinin yaralandığı kazanın ardından şelale ziyarete kapatıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mercek bulutu nedir? Mercek bulutu neden ve nasıl oluşur?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mercek-bulutu-nedir-mercek-bulutu-neden-ve-nasil-olusur</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mercek-bulutu-nedir-mercek-bulutu-neden-ve-nasil-olusur</guid>
<description><![CDATA[ Mercek bulutu, Bursa&#039;da görülmesiyle birlikte merak edilen gök olayları arasında yer almaya başladı. UFO&#039;ya benzeyen şekliyle ilginç bir görüntü oluşturan mercek bulutunun neden ve nasıl oluştuğu sorgulanıyor. Peki, mercek bulutu nedir? Mercek bulutu neden ve nasıl oluşur?Bursa&#039;da sabah saatlerinden itibaren beliren mercek bulutu, gökyüzüne bakanlarda şaşkınlık yarattı. Aynı noktada dairesel şekil değiştirerek görülen mercek bulutu ilginç görüntü oluşturdu. Peki, mercek bulutu nedir, neden oluşur?  MERCEK BULUTU NEDİR VE NEDEN OLUŞUR?  Meteoroloji Genel Müdürlüğünün internet sitesinde mercek bulutu hakkında şunlardan bahsedilmiştir;   &quot;Mercek bulutları engebelerden kaynaklanan rüzgar dalgalanmalarının bir sonucu olarak oluşur ve engebenin kuytu tarafında aşağı doğru hareketli türbülansın olduğunu gösterir.   Orografik bir olayın sonucudur. Mercek terimi daha çok cirrocumulus, altocumulus ve stratocumulus tipi bulutlarla beraber kullanılır. Fön rüzgarlarının görüldüğü her türlü coğrafi alanda bu tür bulutları görmek olasıdır.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5iknN2v9x06tqK3gLCq__g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mercek, bulutu, nedir, Mercek, bulutu, neden, nasıl, oluşur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5iknN2v9x06tqK3gLCq__g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Mercek bulutu nedir? Mercek bulutu neden ve nasıl oluşur?"><p>Mercek bulutu, Bursa'da görülmesiyle birlikte merak edilen gök olayları arasında yer almaya başladı. UFO'ya benzeyen şekliyle ilginç bir görüntü oluşturan mercek bulutunun neden ve nasıl oluştuğu sorgulanıyor. Peki, mercek bulutu nedir? Mercek bulutu neden ve nasıl oluşur?</p>Bursa'da sabah saatlerinden itibaren beliren mercek bulutu, gökyüzüne bakanlarda şaşkınlık yarattı. Aynı noktada dairesel şekil değiştirerek görülen mercek bulutu ilginç görüntü oluşturdu. Peki, mercek bulutu nedir, neden oluşur?  <strong>MERCEK BULUTU NEDİR VE NEDEN OLUŞUR?</strong>  Meteoroloji Genel Müdürlüğünün internet sitesinde mercek bulutu hakkında şunlardan bahsedilmiştir;   "Mercek bulutları engebelerden kaynaklanan rüzgar dalgalanmalarının bir sonucu olarak oluşur ve engebenin kuytu tarafında aşağı doğru hareketli türbülansın olduğunu gösterir.   Orografik bir olayın sonucudur. Mercek terimi daha çok cirrocumulus, altocumulus ve stratocumulus tipi bulutlarla beraber kullanılır. Fön rüzgarlarının görüldüğü her türlü coğrafi alanda bu tür bulutları görmek olasıdır."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğa ile bağınızı güçlendirmenin 8 yolu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/doga-ile-baginizi-guclendirmenin-8-yolu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/doga-ile-baginizi-guclendirmenin-8-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Beton bloklarla çevrili manzara, yoğun çalışma rutini ve şehir hayatı... Bütün bu karmaşaya ara vermek için doğayla yeniden bağ kurmak ve iç huzura ulaşmak belki de en güzel çözüm olabilir.  İşte doğayla ilişkinizi kuvvetlendirmek için yapabilecekleriniz...ANI ÖZÜMSEYİN
Doğayla bütünleşmek için ormana gidebilir veya bir göl kenarında manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Ancak elinizde hala telefon varsa ve modern hayatın sorumlulukları peşinizi bırakmıyorsa doğanın güzelliklerini takdir etmeniz mümkün değil. Her şeyi bırakın. Aklınızı kurcalayan şeyleri bir süreliğine uzaklaştırmayı deneyin. Kuş seslerine kulak verin ve ağaçların kokusunu içinize çekin.
 
KEŞFE ÇIKIN
Huzur bulmak için kaçtığınız pek çok farklı mekan olduğuna eminiz. Bu sefer bir değişiklik yapın ve daha önce hiç gitmediğiniz bir yeri keşfe çıkın. Farklı yeşil alanlar zihninizi ve bedeninizi arındırmaya yardımcı olacaktır.YARATICILIK VE DOĞA BİR ARADA
Doğayla birden fazla yolla bütünleşmeniz mümkün. Bu yollardan biri de doğayla iç içeyken yaratıcılığınızı ortaya çıkarmak. Fotoğraf çekmeyi, resim çizmeyi veya kara kalem çalışması yapmayı deneyin.
KİTAP OKUYUN
Doğayla bağlarınızı kuvvetlendirmek için şehir hayatından uzaklaşmanız mümkün olmayabilir. Evinizin konforunda doğa hakkında kitaplar okumayı deneyin. Bitkileri ele alan bir kitap veya ormanda maceraya çıkmış bir grup gencin hikayesi sizi bir nebze olsa da doğaya yakınlaştırabilir.GÜN DOĞUMUNU KAÇIRMAYIN
Doğanın mucizelerini derinlemesine hissetmek için bazı anlara tanıklık etmeyi deneyin. Elinize bir bardak kahve alın ve gün batımını izleyemeye gidin. Eğer sabah insanıysanız gün doğumunu da izleyebilirsiniz.
BİTKİLERİ, ÇİÇEKLERİ ÖĞRENİN
Doğadan koptuğunuzu hissediyorsanız şehir hayatından fırsat buldukça doğal yaşama dair bilgiler edinmeye çalışın. Günlük hayatınızda karşınıza çıkan bitkilerin, ağaçların ve çiçeklerin adlarını öğrenerek başlayabilirsiniz.DOĞA ARKADAŞI BULUN
Doğada çıktığınız küçük keşiflerde yanınızda bir arkadaş olması sizi daha güvende ve huzurlu hissettirebilir. Beraber yapabileceğiniz aktiviteler seçin, rotalar belirleyin ve doğanın güzelliklerini beraber takdir edin.
ÖZGÜRCE GEZİN
Her gün aynı ulaşım araçlarıyla bir yerlere varmaya çalışıyoruz. Yeni bir yere giderken bile navigasyona bağımlı hareket ediyoruz. Her gün gittiğiniz yolu alternatif rotalarla yenileyin. Karşınıza daha yeşil ve huzur verici bir yol çıkabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfTCU-a7PEqN5dM4N0dzpg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğa, ile, bağınızı, güçlendirmenin, yolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfTCU-a7PEqN5dM4N0dzpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğa ile bağınızı güçlendirmenin 8 yolu"><p>Beton bloklarla çevrili manzara, yoğun çalışma rutini ve şehir hayatı... Bütün bu karmaşaya ara vermek için doğayla yeniden bağ kurmak ve iç huzura ulaşmak belki de en güzel çözüm olabilir.  İşte doğayla ilişkinizi kuvvetlendirmek için yapabilecekleriniz...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aMPNF_fs3EyY6CwOQwBaYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ANI ÖZÜMSEYİN
Doğayla bütünleşmek için ormana gidebilir veya bir göl kenarında manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Ancak elinizde hala telefon varsa ve modern hayatın sorumlulukları peşinizi bırakmıyorsa doğanın güzelliklerini takdir etmeniz mümkün değil. Her şeyi bırakın. Aklınızı kurcalayan şeyleri bir süreliğine uzaklaştırmayı deneyin. Kuş seslerine kulak verin ve ağaçların kokusunu içinize çekin.
 
KEŞFE ÇIKIN
Huzur bulmak için kaçtığınız pek çok farklı mekan olduğuna eminiz. Bu sefer bir değişiklik yapın ve daha önce hiç gitmediğiniz bir yeri keşfe çıkın. Farklı yeşil alanlar zihninizi ve bedeninizi arındırmaya yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k2YNAvXmuk6jH8na455ZSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>YARATICILIK VE DOĞA BİR ARADA
Doğayla birden fazla yolla bütünleşmeniz mümkün. Bu yollardan biri de doğayla iç içeyken yaratıcılığınızı ortaya çıkarmak. Fotoğraf çekmeyi, resim çizmeyi veya kara kalem çalışması yapmayı deneyin.
KİTAP OKUYUN
Doğayla bağlarınızı kuvvetlendirmek için şehir hayatından uzaklaşmanız mümkün olmayabilir. Evinizin konforunda doğa hakkında kitaplar okumayı deneyin. Bitkileri ele alan bir kitap veya ormanda maceraya çıkmış bir grup gencin hikayesi sizi bir nebze olsa da doğaya yakınlaştırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vdfth7uAwUav-CP6ZsZgXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GÜN DOĞUMUNU KAÇIRMAYIN
Doğanın mucizelerini derinlemesine hissetmek için bazı anlara tanıklık etmeyi deneyin. Elinize bir bardak kahve alın ve gün batımını izleyemeye gidin. Eğer sabah insanıysanız gün doğumunu da izleyebilirsiniz.
BİTKİLERİ, ÇİÇEKLERİ ÖĞRENİN
Doğadan koptuğunuzu hissediyorsanız şehir hayatından fırsat buldukça doğal yaşama dair bilgiler edinmeye çalışın. Günlük hayatınızda karşınıza çıkan bitkilerin, ağaçların ve çiçeklerin adlarını öğrenerek başlayabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vM_FF5rQYE-q2BgXwPS8mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DOĞA ARKADAŞI BULUN
Doğada çıktığınız küçük keşiflerde yanınızda bir arkadaş olması sizi daha güvende ve huzurlu hissettirebilir. Beraber yapabileceğiniz aktiviteler seçin, rotalar belirleyin ve doğanın güzelliklerini beraber takdir edin.
ÖZGÜRCE GEZİN
Her gün aynı ulaşım araçlarıyla bir yerlere varmaya çalışıyoruz. Yeni bir yere giderken bile navigasyona bağımlı hareket ediyoruz. Her gün gittiğiniz yolu alternatif rotalarla yenileyin. Karşınıza daha yeşil ve huzur verici bir yol çıkabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşba (çiy noktası) nedir?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/isba-ciy-noktasi-nedir</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/isba-ciy-noktasi-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Çiy noktasının yükselmesi havadaki nem miktarının da arttığı anlamına gelir. Oransal nem artıyorsa çiy sıcaklığı ve nem de artıyor demektir. Peki, işba (çiy noktası) nedir?İşbâ ya da çiy noktası, bir gaz içinde bulunan serbest nemin içinde bulunduğu veya etrafında bulunduğu cisimlerin yüzeyinde yoğunlaşarak su durumuna geçmeye başladığı sıcaklık derecesidir. Çiy noktası havanın içerdiği nemi belirtmek için de kullanılır.Havanın sıcaklığı düştükçe, su buharından yeterli miktarda enerji serbest bırakılır ve bu da yoğunlaşmaya yani sıvılaşmaya neden olur. Bu işlem buharlaşma sürecinin tersidir. Başka bir deyişle, havanın sıcaklığı düştükçe içinde bulunan oransal nem artarak %100&#039;e ulaştığında yoğunlaşma başlar. Oransal nemin %100&#039;e ulaştığı sıcaklık değeri çiy noktası indeksini gösterir. Çiy noktasının yükselmesi havadaki nem miktarının da arttığı anlamına gelir. Oransal nem artıyorsa çiy sıcaklığı ve nem de artıyor demektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SrccmhszwEOlMC3qlnaIlQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İşba, çiy, noktası, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SrccmhszwEOlMC3qlnaIlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İşba (çiy noktası) nedir?"><p>Çiy noktasının yükselmesi havadaki nem miktarının da arttığı anlamına gelir. Oransal nem artıyorsa çiy sıcaklığı ve nem de artıyor demektir. Peki, işba (çiy noktası) nedir?</p><p>İşbâ ya da çiy noktası, bir gaz içinde bulunan serbest nemin içinde bulunduğu veya etrafında bulunduğu cisimlerin yüzeyinde yoğunlaşarak su durumuna geçmeye başladığı sıcaklık derecesidir. Çiy noktası havanın içerdiği nemi belirtmek için de kullanılır.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1n9eg5ClzkqoLB4WIVpDKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Havanın sıcaklığı düştükçe, su buharından yeterli miktarda enerji serbest bırakılır ve bu da yoğunlaşmaya yani sıvılaşmaya neden olur. Bu işlem buharlaşma sürecinin tersidir. Başka bir deyişle, havanın sıcaklığı düştükçe içinde bulunan oransal nem artarak %100'e ulaştığında yoğunlaşma başlar. Oransal nemin %100'e ulaştığı sıcaklık değeri çiy noktası indeksini gösterir. Çiy noktasının yükselmesi havadaki nem miktarının da arttığı anlamına gelir. Oransal nem artıyorsa çiy sıcaklığı ve nem de artıyor demektir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Manisa&amp;apos;da kurtlar fotokapanla ilk kez görüntülendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/manisada-kurtlar-fotokapanla-ilk-kez-goeruntulendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/manisada-kurtlar-fotokapanla-ilk-kez-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Manisa, İzmir, Muğla ve Aydın&#039;daki ormanlık alanlara yerleştirilen 348 fotokapan ile yaban hayatı gözlemlenirken, Manisa&#039;da ilk kez bir kurt sürüsü fotokapanla görüntülendi.Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar 4&#039;üncü Bölge Müdürlüğü Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürlüğü&#039;nün Manisa, İzmir, Muğla ve Aydın&#039;daki farklı ormanlık alanlara yerleştirdiği foto kapanlar ile avcılıkla mücadele edilirken, aynı zamanda yaban hayvanlarının doğal yaşamı da görüntüleniyor.Gündüz ve gece kayıtta olan 348 foto kapandan Manisa&#039;daki 43 fotokapan tarafından kurt, domuz, tilki, çakal, geyik, karaca gibi birçok hayvan görüntülendi.Özellikle Manisa&#039;da kurt sürüsü ilk kez görüntülenirken, Doğa Koruma ve Milli Parklar 4’üncü Bölge Müdürlüğü Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürü Hasan Paşalı, son dönemlerde kentte kurt popülasyonunun arttığını söyledi.Bölgenin Kızıl geyik, kurt, karaca, ala geyik, boz ayı, tilki, çakal, tavşan, yaban domuzu gibi popülasyonlar nedeniyle şanslı olduğunu söyleyen Paşalı, foto kapanlar ile türlerin yayılış ve hakimiyet alanlarının, türler arası ve tür içi etkileşimlerin belirlendiğini, popülasyondaki özel bireylerin tespiti, tür çeşitliliği, türün mevsimsel ve günlük aktivitelerini izlenip popülasyon büyüklüğünün tespit edildiğini söyledi.Doğada görülen yaban hayvanlarının alınmaması gerektiğini söyleyen Paşalı, vatandaşların yaralı yaban hayvanlarını kendilerine iletebileceklerini hatırlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CzZGSpvvYkS5Q0CO5Hi88Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Manisada, kurtlar, fotokapanla, ilk, kez, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CzZGSpvvYkS5Q0CO5Hi88Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Manisa'da kurtlar fotokapanla ilk kez görüntülendi"><p>Manisa, İzmir, Muğla ve Aydın'daki ormanlık alanlara yerleştirilen 348 fotokapan ile yaban hayatı gözlemlenirken, Manisa'da ilk kez bir kurt sürüsü fotokapanla görüntülendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NBu6VQlPaE-86UQbNTgwsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar 4'üncü Bölge Müdürlüğü Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürlüğü'nün Manisa, İzmir, Muğla ve Aydın'daki farklı ormanlık alanlara yerleştirdiği foto kapanlar ile avcılıkla mücadele edilirken, aynı zamanda yaban hayvanlarının doğal yaşamı da görüntüleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O512OfsgTkmCErVdQpSdfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gündüz ve gece kayıtta olan 348 foto kapandan Manisa'daki 43 fotokapan tarafından kurt, domuz, tilki, çakal, geyik, karaca gibi birçok hayvan görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-7Hu6jfwW0OeRuvy95g_xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle Manisa'da kurt sürüsü ilk kez görüntülenirken, Doğa Koruma ve Milli Parklar 4’üncü Bölge Müdürlüğü Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürü Hasan Paşalı, son dönemlerde kentte kurt popülasyonunun arttığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0qFXyDeWakGhvMlaUd9X3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgenin Kızıl geyik, kurt, karaca, ala geyik, boz ayı, tilki, çakal, tavşan, yaban domuzu gibi popülasyonlar nedeniyle şanslı olduğunu söyleyen Paşalı, foto kapanlar ile türlerin yayılış ve hakimiyet alanlarının, türler arası ve tür içi etkileşimlerin belirlendiğini, popülasyondaki özel bireylerin tespiti, tür çeşitliliği, türün mevsimsel ve günlük aktivitelerini izlenip popülasyon büyüklüğünün tespit edildiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wvCXfTN3J0engNswQlwVBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğada görülen yaban hayvanlarının alınmaması gerektiğini söyleyen Paşalı, vatandaşların yaralı yaban hayvanlarını kendilerine iletebileceklerini hatırlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/woyh96A9oUejUmVNOh9l-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MZN-7PiFUEW8FBJw0_WUfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qiaLb4Z2z0C1XoUmEC5dyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Rn1TsxQeUa_ED9urKD8OQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nvhiuFuDBUaKXwC3lxA73w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gXhP3iwjIEK3TWs4VVMjFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4-j4H_NcPUeIeDCWjZ1ZQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2pgTZwmRA0iCpg7wls6zzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULU3O9kxUE-6vbPVSpaLSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güneş tutulması ne zaman, hangi tarihlerde gerçekleşecek? (2023 güneş tutulması tarihleri)</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gunes-tutulmasi-ne-zaman-hangi-tarihlerde-gerceklesecek-2023-gunes-tutulmasi-tarihleri</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gunes-tutulmasi-ne-zaman-hangi-tarihlerde-gerceklesecek-2023-gunes-tutulmasi-tarihleri</guid>
<description><![CDATA[ Güneş tutulmasının, 2023 yılında ne zaman gerçekleşeceği birçok kişi tarafından araştırılıyor. Gök olaylarını yakından takip etmeyi seven vatandaşlar, 2023 yılı güneş tutulması tarihlerini sorguluyor. 2023 yılı gök olayları takvimine göre, güneş tutulmasının bu yıl hangi tarihlerde meydana geleceği belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman?Yılın en heyecanlı gök olayları arasında yer alan güneş tutulmasının, 2023 yılında hangi tarihlerde yaşanacağı merak ediliyor. Her yıl iki kez meydana gelen güneş tutulmalarının bu yıl ne zaman yaşanacağı belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman, hangi tarihlerde gerçekleşecek?  2023 GÜNEŞ TUTULMASI TARİHLERİ  2022&#039;nin ilk güneş tutulması 30 Nisan&#039;da, ikinci ve son güneş tutulması ise 25 Ekim günü yaşanmıştı. 2023 yılı gök olayları takvimine göre bu yılın güneş tutulması tarihleri belli oldu.  Buna göre; 2023 yılı güneş tutulması 20 Nisan 2023&#039;te ve 14 Ekim 2023&#039;te gerçekleşecek.GÜNEŞ TUTULMASI NASIL OLACAK?  Ay, güneşin önünden geçerek parçalı bir güneş tutulması meydana getirecek. Güneş, gözlemcilerin dünyanın neresinde bulunduklarına bağlı olarak hilal bir ay gibi görünecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GUs9CzudsUeUX_fr2yZMOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güneş, tutulması, zaman, hangi, tarihlerde, gerçekleşecek, 2023, güneş, tutulması, tarihleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GUs9CzudsUeUX_fr2yZMOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Güneş tutulması ne zaman, hangi tarihlerde gerçekleşecek? (2023 güneş tutulması tarihleri)"><p>Güneş tutulmasının, 2023 yılında ne zaman gerçekleşeceği birçok kişi tarafından araştırılıyor. Gök olaylarını yakından takip etmeyi seven vatandaşlar, 2023 yılı güneş tutulması tarihlerini sorguluyor. 2023 yılı gök olayları takvimine göre, güneş tutulmasının bu yıl hangi tarihlerde meydana geleceği belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman?</p>Yılın en heyecanlı gök olayları arasında yer alan güneş tutulmasının, 2023 yılında hangi tarihlerde yaşanacağı merak ediliyor. Her yıl iki kez meydana gelen güneş tutulmalarının bu yıl ne zaman yaşanacağı belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman, hangi tarihlerde gerçekleşecek?  <strong>2023 GÜNEŞ TUTULMASI TARİHLERİ</strong>  2022'nin ilk güneş tutulması 30 Nisan'da, ikinci ve son güneş tutulması ise 25 Ekim günü yaşanmıştı. 2023 yılı gök olayları takvimine göre bu yılın güneş tutulması tarihleri belli oldu.  Buna göre; 2023 yılı güneş tutulması 20 Nisan 2023'te ve 14 Ekim 2023'te gerçekleşecek.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EkOavU6ykk2egVcQNxirlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>GÜNEŞ TUTULMASI NASIL OLACAK?</strong>  Ay, güneşin önünden geçerek parçalı bir güneş tutulması meydana getirecek. Güneş, gözlemcilerin dünyanın neresinde bulunduklarına bağlı olarak hilal bir ay gibi görünecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivas&amp;apos;ta ilginç doğa olayı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sivasta-ilginc-doga-olayi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sivasta-ilginc-doga-olayi</guid>
<description><![CDATA[ Sivas’ın Zara ilçesinde iki bulut arasında beliren hortum görenleri hayrete düşürdü.Zara ilçesinde uzaklığı 17 kilometre olan Tepeköy’de dün öğle saatlerinde sağanak yağmur etkili oldu. Yağmur ile birlikte nadir olarak görülen hortum meydana geldi. İki bulut arasında beliren hortum görenleri hayrete düşürürken, hortumda herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığı öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HKKjUt2tUkasvuTkle6tIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sivasta, ilginç, doğa, olayı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HKKjUt2tUkasvuTkle6tIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sivas'ta ilginç doğa olayı"><p>Sivas’ın Zara ilçesinde iki bulut arasında beliren hortum görenleri hayrete düşürdü.</p><p>Zara ilçesinde uzaklığı 17 kilometre olan Tepeköy’de dün öğle saatlerinde sağanak yağmur etkili oldu. Yağmur ile birlikte nadir olarak görülen hortum meydana geldi. </p><p>İki bulut arasında beliren hortum görenleri hayrete düşürürken, hortumda herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığı öğrenildi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UCscM7zbw0irsV6UQFlbVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Himalaya dağları &amp;quot;devasa bir çöp yığınına&amp;quot; dönüştü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/himalaya-daglari-devasa-bir-coep-yiginina-doenustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/himalaya-daglari-devasa-bir-coep-yiginina-doenustu</guid>
<description><![CDATA[ Dağları temizleme görevindeki bir çevreci, dağcıların Himalaya dağlarını “devasa bir çöp yığınına” dönüştürdüklerini belirtti. Yüzde 45’i plastik olan atıkların, her bir kayanın arkasında görülebilecek kadar fazla olduğu belirtildi.Himalaya dağları, arkasında birçok atık bırakan dağcılar yüzünden çöp yığınına döndü. 
Dağcıların, buzulların 200 yıl sonra yeniden ortaya çıkacağı yerlere de atıklar attığı ifade edildi.Makalu açıklarında 3,7 ton atığı temizleyen keşif gezisinin parçası olan bir dağcı, Everest&#039;ten bir ton atığı uzaklaştırmak için Himalaya kirliliği hakkında farkındalık yaratma misyonlu bir temizleme kampanyası olan Himalayan Clean-Up&#039;ı kurdu.Keşif gezisinden alınan görüntüler, dağcı Luc Boisnard ve ekibinin plastik şişeler, hijyenik pedler ve terk edilmiş çadırlar da dahil olmak üzere atık yığınları arasında güçlükle ilerlediğini gösteriyor.Boisnard, çöpü toplamak için on şerpa (Himalaya halkının üyesi), iki Nepalli yüksek irtifa uzmanı ve beş aşçı ile Makalu&#039;ya tırmanıyordu, ancak bir akciğer enfeksiyonu geliştirdikten sonra pes etmek zorunda kaldı.Nepalli yetkililer, 2014 yılında dağcıların çıkışlarından önce bir “çöp depozitosu” bırakmalarını zorunlu kılan bir yasa çıkardı.
Dağcılar ürettikleri 8 kg atığı aşağı indirmesi halinde, 3238 euroluk (yaklaşık 70.847 Türk lirası) ücretin iadesi yapılıyor.
Ancak eleştirmenler, bu yasanın etkisiz olduğunu savundu.Nepalli dağcı Nirmal Purja, insanları Himalayalar&#039;daki çevre kirliliği sorununa karşı uyarıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nITvo92D9EGgXbq73OQ4pA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Himalaya, dağları, devasa, bir, çöp, yığınına, dönüştü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nITvo92D9EGgXbq73OQ4pA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Himalaya dağları " devasa bir y d><p>Dağları temizleme görevindeki bir çevreci, dağcıların Himalaya dağlarını “devasa bir çöp yığınına” dönüştürdüklerini belirtti. Yüzde 45’i plastik olan atıkların, her bir kayanın arkasında görülebilecek kadar fazla olduğu belirtildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQPizToOKE6ZMwJ-BO-zpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Himalaya dağları, arkasında birçok atık bırakan dağcılar yüzünden çöp yığınına döndü. 
Dağcıların, buzulların 200 yıl sonra yeniden ortaya çıkacağı yerlere de atıklar attığı ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sq__YVaUKE-DeZ730dBeHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Makalu açıklarında 3,7 ton atığı temizleyen keşif gezisinin parçası olan bir dağcı, Everest'ten bir ton atığı uzaklaştırmak için Himalaya kirliliği hakkında farkındalık yaratma misyonlu bir temizleme kampanyası olan Himalayan Clean-Up'ı kurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KmlvQjCkIkuhSv_fkIpj7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Keşif gezisinden alınan görüntüler, dağcı Luc Boisnard ve ekibinin plastik şişeler, hijyenik pedler ve terk edilmiş çadırlar da dahil olmak üzere atık yığınları arasında güçlükle ilerlediğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2QW1sa8gk0mN59c1GBCcCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boisnard, çöpü toplamak için on şerpa (Himalaya halkının üyesi), iki Nepalli yüksek irtifa uzmanı ve beş aşçı ile Makalu'ya tırmanıyordu, ancak bir akciğer enfeksiyonu geliştirdikten sonra pes etmek zorunda kaldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ip7zkj9tgUi6yRB_FYcZsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nepalli yetkililer, 2014 yılında dağcıların çıkışlarından önce bir “çöp depozitosu” bırakmalarını zorunlu kılan bir yasa çıkardı.
Dağcılar ürettikleri 8 kg atığı aşağı indirmesi halinde, 3238 euroluk (yaklaşık 70.847 Türk lirası) ücretin iadesi yapılıyor.
Ancak eleştirmenler, bu yasanın etkisiz olduğunu savundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PlqbLATo60uhyYaemFU18w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nepalli dağcı Nirmal Purja, insanları Himalayalar'daki çevre kirliliği sorununa karşı uyarıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyada birçok ülke doğa olaylarıyla mücadele ediyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunyada-bircok-ulke-doga-olaylariyla-mucadele-ediyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunyada-bircok-ulke-doga-olaylariyla-mucadele-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada bazı ülkeler sıcak hava dalgasıyla bazıları ise sellerle mücadele ediyor. Tunus&#039;ta termometreler 49 dereceyi gösterdi. Hindistan ve Pakistan&#039;da şiddetli yağış sele neden oldu. İsviçre&#039;de ise şiddetli fırtına hasara yol açtı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Gi9_PN2aEi8ArM_GvvYTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, birçok, ülke, doğa, olaylarıyla, mücadele, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Gi9_PN2aEi8ArM_GvvYTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyada birçok ülke doğa olaylarıyla mücadele ediyor"><p>Dünyada bazı ülkeler sıcak hava dalgasıyla bazıları ise sellerle mücadele ediyor. Tunus'ta termometreler 49 dereceyi gösterdi. Hindistan ve Pakistan'da şiddetli yağış sele neden oldu. İsviçre'de ise şiddetli fırtına hasara yol açtı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meteor yağmuru ne zaman ve saat kaçta? Meteor yağmuru nereden izlenir? Perseid meteor yağmuru hakkında tüm ayrıntılar</title>
<link>https://trafikdernegi.com/meteor-yagmuru-ne-zaman-ve-saat-kacta-meteor-yagmuru-nereden-izlenir-perseid-meteor-yagmuru-hakkinda-tum-ayrintilar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/meteor-yagmuru-ne-zaman-ve-saat-kacta-meteor-yagmuru-nereden-izlenir-perseid-meteor-yagmuru-hakkinda-tum-ayrintilar</guid>
<description><![CDATA[ Astronomi meraklıları, Türkiye semalarını aydınlatacak yoğun meteor yağmurunun ne zaman başlayacağını merak ediyor. Öte yandan meteor yağmurunun kaç saatleri arasında olacağı ve ülkemizde nerelerden görülebileceği de sorgulanıyor. Peki, meteor yağmuru ne zaman ve saat kaçta?  Meteor yağmuru Türkiye&#039;de nerelerden görülecek?Türkiye semaları meteor yağmuru ile aydınlanacak. Perseid meteor yağmuru, hafta sonu en yoğun dönemine ulaşacak ve saatte 60- 100 adet arasında oluşacak ateş topları saniyede 59 kilometre hızla Dünya atmosferine girecek. İşte, meteor yağmurunun detayları...Halk arasında “yıldız kayması” olarak bilinen ve yılda 8 kez gerçekleşen meteor yağmurlarının en görkemlisi Perseid meteor yağmuru, 12-13 Ağustos gecesi en yoğun dönemine ulaşacak. Bu tarihlerde saatte 60 ile 100 yıldız kayması görülebilecek. Dünya atmosferine giriş hızları saniyede 59 kilometreyi bulacak meteorlar, ateş toplarını andıran görüntü verecek.Perseid meteor yağmuru kuzey yarım küreden görülebilir olacak. Bilim insanları Perseid meteor yağmurunun Türkiye&#039;den de çıplak gözle gözlemlenebileceğini ifade ediyor. Perseidleri gözlemek için Türkiye saati ile 00.00 ile 04.00’te, yapay ışıklardan uzak bir bölgede, gözlerimizi gök kubbeye çevirerek sahneye odaklanmak yeterli olacak.TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi&#039;nin (TUG) hazırladığı 2023 Gök Olayları Yıllığı&#039;na göre; bazıları binlerce yıl öncesine tarihlenen kuyruklu yıldızların geçişleri sonrası bıraktığı artıklardan oluşan gök taşı yağmuru olayları, her yıl dünyada 8 kez yaşanıyor.Bunlar Quadrantid (Dörtlük), Lyrid (Çalgı), Eta Aquarid (Eta Kova), Delta Aquarid (Delta Kova), Perseid (Kahraman-Perce), Orionid (Avcı), Leonid (Aslan) ve Geminid (İkizler) olarak adlandırılıyor.Gök taşlarının son derece yüksek hızlarla dünya atmosferine girip, sürtünme sonucu yanması ile oluşan meteor yağmurlarının en dikkat çekicisi ise 14 Temmuz’da başlayıp 1 Eylül’e kadar sürecek Perseid (Perse) gök taşı yağmuru.Perseid&#039;in en yoğun görüldüğü gün ise bu yıl 12-13 Ağustos gecesi olacak.TUG&#039;un 2022 Gök Olayları Yıllığı’nı hazırlayan Prof. Dr. Faruk Soydugan ve Başuzman Dr. Tuncay Özışık, bu yılki sayıya özel, meteorları ilk kez tarihçelendirdi. Yıllıkta Perseid gök taşı yağmuru şöyle anlatıldı:“Perseid yağmuru kuzey kürede gözlenen en yoğun ve etkileyici doğal ışık gösterilerinden biridir. Meteor yağmuru, çekirdeği 26 kilometre çapa sahip 109P/Swift-Tuttle Kuyruklu Yıldızı’ndan ayrılan çok sayıda irili ufaklı kayaç ve toz parçasının Yer&#039;in çekim etkisiyle atmosfere girmesi sonucu meydana geliyor. Swift-Tuttle Kuyruklu Yıldızı, güneş çevresindeki turunu 133 yılda tamamlıyor. 14 Temmuz’da başlayan ve 1 Eylül’e kadar gözlenebilecek meteorların gökyüzündeki çıkış noktası Perse (Kahraman) Takımyıldızı bölgesine düşüyor. Çıkış noktası koordinatları sağ açıklık eşittir 48 derece ve dik açıklık eşittir artı 58 derece.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-A31eXFwf0yamWujAGAJig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meteor, yağmuru, zaman, saat, kaçta, Meteor, yağmuru, nereden, izlenir, Perseid, meteor, yağmuru, hakkında, tüm, ayrıntılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-A31eXFwf0yamWujAGAJig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Meteor yağmuru ne zaman ve saat kaçta? Meteor yağmuru nereden izlenir? Perseid meteor yağmuru hakkında tüm ayrıntılar"><p>Astronomi meraklıları, Türkiye semalarını aydınlatacak yoğun meteor yağmurunun ne zaman başlayacağını merak ediyor. Öte yandan meteor yağmurunun kaç saatleri arasında olacağı ve ülkemizde nerelerden görülebileceği de sorgulanıyor. Peki, meteor yağmuru ne zaman ve saat kaçta?  Meteor yağmuru Türkiye'de nerelerden görülecek?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yJnTikzL-EGEbguFna1KGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye semaları meteor yağmuru ile aydınlanacak. Perseid meteor yağmuru, hafta sonu en yoğun dönemine ulaşacak ve saatte 60- 100 adet arasında oluşacak ateş topları saniyede 59 kilometre hızla Dünya atmosferine girecek. İşte, meteor yağmurunun detayları...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uxP-J_M7AkK1apWIu80B1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk arasında “yıldız kayması” olarak bilinen ve yılda 8 kez gerçekleşen meteor yağmurlarının en görkemlisi Perseid meteor yağmuru, 12-13 Ağustos gecesi en yoğun dönemine ulaşacak. Bu tarihlerde saatte 60 ile 100 yıldız kayması görülebilecek. Dünya atmosferine giriş hızları saniyede 59 kilometreyi bulacak meteorlar, ateş toplarını andıran görüntü verecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G8fv4Mcuk0Gl3pqwQTHQ4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Perseid meteor yağmuru kuzey yarım küreden görülebilir olacak. Bilim insanları Perseid meteor yağmurunun Türkiye'den de çıplak gözle gözlemlenebileceğini ifade ediyor. Perseidleri gözlemek için Türkiye saati ile 00.00 ile 04.00’te, yapay ışıklardan uzak bir bölgede, gözlerimizi gök kubbeye çevirerek sahneye odaklanmak yeterli olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wVcBrl3ZSUiGESS3SxSAJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi'nin (TUG) hazırladığı 2023 Gök Olayları Yıllığı'na göre; bazıları binlerce yıl öncesine tarihlenen kuyruklu yıldızların geçişleri sonrası bıraktığı artıklardan oluşan gök taşı yağmuru olayları, her yıl dünyada 8 kez yaşanıyor.Bunlar Quadrantid (Dörtlük), Lyrid (Çalgı), Eta Aquarid (Eta Kova), Delta Aquarid (Delta Kova), Perseid (Kahraman-Perce), Orionid (Avcı), Leonid (Aslan) ve Geminid (İkizler) olarak adlandırılıyor.Gök taşlarının son derece yüksek hızlarla dünya atmosferine girip, sürtünme sonucu yanması ile oluşan meteor yağmurlarının en dikkat çekicisi ise 14 Temmuz’da başlayıp 1 Eylül’e kadar sürecek Perseid (Perse) gök taşı yağmuru.Perseid'in en yoğun görüldüğü gün ise bu yıl 12-13 Ağustos gecesi olacak.TUG'un 2022 Gök Olayları Yıllığı’nı hazırlayan Prof. Dr. Faruk Soydugan ve Başuzman Dr. Tuncay Özışık, bu yılki sayıya özel, meteorları ilk kez tarihçelendirdi. Yıllıkta Perseid gök taşı yağmuru şöyle anlatıldı:“Perseid yağmuru kuzey kürede gözlenen en yoğun ve etkileyici doğal ışık gösterilerinden biridir. Meteor yağmuru, çekirdeği 26 kilometre çapa sahip 109P/Swift-Tuttle Kuyruklu Yıldızı’ndan ayrılan çok sayıda irili ufaklı kayaç ve toz parçasının Yer'in çekim etkisiyle atmosfere girmesi sonucu meydana geliyor. Swift-Tuttle Kuyruklu Yıldızı, güneş çevresindeki turunu 133 yılda tamamlıyor. 14 Temmuz’da başlayan ve 1 Eylül’e kadar gözlenebilecek meteorların gökyüzündeki çıkış noktası Perse (Kahraman) Takımyıldızı bölgesine düşüyor. Çıkış noktası koordinatları sağ açıklık eşittir 48 derece ve dik açıklık eşittir artı 58 derece.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yavru flamingoların yaşamı takip altında</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yavru-flamingolarin-yasami-takip-altinda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yavru-flamingolarin-yasami-takip-altinda</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Kuş Cenneti&#039;nde yapay üreme adasındaki 262 yavru flamingo, göç yollarının, barındıkları alanların ve yaşam sürelerinin takip edilmesi amacıyla uzman ve gönüllülerce halkalandı.Flamingoların Türkiye&#039;deki iki üreme sahasından biri olan Gediz deltasındaki İzmir Kuş Cenneti&#039;nde 2012&#039;de oluşturulan 6,5 dönümlük yapay kuluçka adasında bu yıl 10 bin civarında yavru yumurtadan çıktı.
Doğa Koruma ve Milli Parklar 4. Bölge Müdürlüğü İzmir Şubesi ekiplerinin yakından takip ettiği yavru flamingolar, kanat çırpıp uçma denemeleri yapmaya başladı.Yumurtadan çıktıktan sonra siyah ve füme renklerdeki tüylere sahip yavru flamingolar, tuz karidesi olarak da bilinen bir tür eklem bacaklı &quot;artemia salina&quot; ile besleniyor.
Yeni doğan yavrular, suda toplu bulundukları &quot;kreş&quot; adı verilen yerde vakitlerini geçiriyor. Kuşlar zaman zaman dünyaya gözlerini açtıkları adaya çıkıyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Ege ve Ankara üniversiteleri ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) işbirliğiyle flamingo adasında yavru kuşlar için halkalama çalışması gerçekleştirildi.Uzmanlarca eğitime tabi tutulan 90 kişilik ekip, İzmir Kuş Cenneti&#039;nde bir araya geldi. Araçlarla yapay üreme alanına gelen görevliler, gece 03.00&#039;de suya inerek yavru flamingoları belirlenen alana topladı.
Yoğun çalışmanın ardından minik flamingolardan bir bölümünü belirlenen alana toplamayı başaran gruptakiler, havanın aydınlanmasıyla halkalama işlemine başladı.Flamingoların sağ bacağına PVC plastik halka, sol bacağına da metal halka takan yetkililer, yavruların göç yolları, barındıkları alanlar ve yaşam sürelerini daha kolay takip edilebilecek.
Ayrıca kuşlardan tüy örnekleri alınarak genetik ve sağlık durumları ortaya konacak.Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Yaban Hayatı Daire Başkanı Erdem Karaağaç, AA muhabirine, alandaki yapay adada bu yıl yaklaşık 10 bin yavrunun dünyaya geldiğini aktardı.
Dünya üzerinde kuşların beslenme yerlerini, göç rotalarını ve üredikleri yerleri bilmek için çeşitli kuş halkalama faaliyetleri yürütüldüğünü ifade eden Karaağaç, şunları kaydetti:
&quot;Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü olarak yaban hayatının hem korunması hem yaşam alanlarının devamı ve aynı şekilde sürdürülebilirliğinin sağlanması için çalışmalarımız her alanda devam ediyor. Bu halkalama sayesinde de türün takibi, popülasyonun durumu, üreme ve yaşam koşullarıyla beslenme ve habitat durumu konusunda bilgi edinmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda çalışmalarımız pandemi nedeniyle biraz aksama gösterdi ama bu yıldan itibaren her sene yapmayı planlıyoruz. Burada doğan bireylerin nerelere göç ettiğini, nasıl beslendiğini ve başka ülkelerde görülüp görülmediğini takip edeceğiz.&quot;Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ortaç Onmuş da gönüllülerin bu çalışma için 2 gün eğitim aldığını ve karanlıkta suya girerek çalışmalara başladıklarını ifade etti.Toplam 300-350 flamingo yavrusunu çite aldıklarını belirten Onmuş, &quot;Bunların ölçümlerini yapıp her flamingoya üzerlerinde ayrı bir kod içeren bir plastik halka takıyoruz. Biz bu halkaları kullanarak o flamingoların nerelere gittiklerini, ne kadar yaşadıklarını, ölürlerse neden öldüklerini detaylı olarak anlayabiliyoruz. Bilgileri aldığımız zaman bu hayvanları korumak için elimizde çok ciddi bilimsel veriler oluyor.&quot; dedi.FAO yetkilisi Erdoğan Özevren ise flamingoların ekosistem açısından önemine değinerek, çalışmanın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ycsuMg_93EGhU3LjM-MhRA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yavru, flamingoların, yaşamı, takip, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ycsuMg_93EGhU3LjM-MhRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yavru flamingoların yaşamı takip altında"><p>İzmir Kuş Cenneti'nde yapay üreme adasındaki 262 yavru flamingo, göç yollarının, barındıkları alanların ve yaşam sürelerinin takip edilmesi amacıyla uzman ve gönüllülerce halkalandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WEl7diMILEC3SzolV6zOEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Flamingoların Türkiye'deki iki üreme sahasından biri olan Gediz deltasındaki İzmir Kuş Cenneti'nde 2012'de oluşturulan 6,5 dönümlük yapay kuluçka adasında bu yıl 10 bin civarında yavru yumurtadan çıktı.
Doğa Koruma ve Milli Parklar 4. Bölge Müdürlüğü İzmir Şubesi ekiplerinin yakından takip ettiği yavru flamingolar, kanat çırpıp uçma denemeleri yapmaya başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_T3zFDN1iEicqFIMWhJjvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtadan çıktıktan sonra siyah ve füme renklerdeki tüylere sahip yavru flamingolar, tuz karidesi olarak da bilinen bir tür eklem bacaklı "artemia salina" ile besleniyor.
Yeni doğan yavrular, suda toplu bulundukları "kreş" adı verilen yerde vakitlerini geçiriyor. Kuşlar zaman zaman dünyaya gözlerini açtıkları adaya çıkıyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Ege ve Ankara üniversiteleri ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) işbirliğiyle flamingo adasında yavru kuşlar için halkalama çalışması gerçekleştirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XM-DmydHrUug4wnnaYmsDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlarca eğitime tabi tutulan 90 kişilik ekip, İzmir Kuş Cenneti'nde bir araya geldi. Araçlarla yapay üreme alanına gelen görevliler, gece 03.00'de suya inerek yavru flamingoları belirlenen alana topladı.
Yoğun çalışmanın ardından minik flamingolardan bir bölümünü belirlenen alana toplamayı başaran gruptakiler, havanın aydınlanmasıyla halkalama işlemine başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OSYGDZlaQEeM1QGOwC1r2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Flamingoların sağ bacağına PVC plastik halka, sol bacağına da metal halka takan yetkililer, yavruların göç yolları, barındıkları alanlar ve yaşam sürelerini daha kolay takip edilebilecek.
Ayrıca kuşlardan tüy örnekleri alınarak genetik ve sağlık durumları ortaya konacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/94QgEcWBmEObDvWUhQQXUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Yaban Hayatı Daire Başkanı Erdem Karaağaç, AA muhabirine, alandaki yapay adada bu yıl yaklaşık 10 bin yavrunun dünyaya geldiğini aktardı.
Dünya üzerinde kuşların beslenme yerlerini, göç rotalarını ve üredikleri yerleri bilmek için çeşitli kuş halkalama faaliyetleri yürütüldüğünü ifade eden Karaağaç, şunları kaydetti:
"Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü olarak yaban hayatının hem korunması hem yaşam alanlarının devamı ve aynı şekilde sürdürülebilirliğinin sağlanması için çalışmalarımız her alanda devam ediyor. Bu halkalama sayesinde de türün takibi, popülasyonun durumu, üreme ve yaşam koşullarıyla beslenme ve habitat durumu konusunda bilgi edinmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda çalışmalarımız pandemi nedeniyle biraz aksama gösterdi ama bu yıldan itibaren her sene yapmayı planlıyoruz. Burada doğan bireylerin nerelere göç ettiğini, nasıl beslendiğini ve başka ülkelerde görülüp görülmediğini takip edeceğiz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WnToVZwcMEyzYAMUKh2oyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ortaç Onmuş da gönüllülerin bu çalışma için 2 gün eğitim aldığını ve karanlıkta suya girerek çalışmalara başladıklarını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WLW1Up5Lck2HUAnf1ey2VA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toplam 300-350 flamingo yavrusunu çite aldıklarını belirten Onmuş, "Bunların ölçümlerini yapıp her flamingoya üzerlerinde ayrı bir kod içeren bir plastik halka takıyoruz. Biz bu halkaları kullanarak o flamingoların nerelere gittiklerini, ne kadar yaşadıklarını, ölürlerse neden öldüklerini detaylı olarak anlayabiliyoruz. Bilgileri aldığımız zaman bu hayvanları korumak için elimizde çok ciddi bilimsel veriler oluyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_6CQ0Q5pLEaNsl7m9iD9hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>FAO yetkilisi Erdoğan Özevren ise flamingoların ekosistem açısından önemine değinerek, çalışmanın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dağda mahsur kalan iki turisti AKUT kurtardı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dagda-mahsur-kalan-iki-turisti-akut-kurtardi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dagda-mahsur-kalan-iki-turisti-akut-kurtardi</guid>
<description><![CDATA[ Muğla’nın Marmaris ilçesine tatile gelen iki turist, gezi için çıktıkları İçmeler Mahallesi’ndeki dağlık alanda mahsur kaldı. Turistler, AKUT ekipleri tarafından kurtarıldı.Marmaris’e tatil için gelen yabancı uyruklu iki turist, sabah saatlerinde doğa yürüyüşü için ormanlık alana çıktı.  Sarp araziler arasında ormanlık alana gelen iki turist geri dönmek için yollarını bulamadı.  Yakınları tarafından dağlık alana yürüyüşe gidenlerin geri dönmemesi üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istendi.  Marmaris AKUT ekipleri dağda mahsur kalan iki turisti bulundukları bölgeden kurtardı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwIj1X8qZEK7bjBRA8gyDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dağda, mahsur, kalan, iki, turisti, AKUT, kurtardı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwIj1X8qZEK7bjBRA8gyDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dağda mahsur kalan iki turisti AKUT kurtardı"><p>Muğla’nın Marmaris ilçesine tatile gelen iki turist, gezi için çıktıkları İçmeler Mahallesi’ndeki dağlık alanda mahsur kaldı. Turistler, AKUT ekipleri tarafından kurtarıldı.</p>Marmaris’e tatil için gelen yabancı uyruklu iki turist, sabah saatlerinde doğa yürüyüşü için ormanlık alana çıktı.  Sarp araziler arasında ormanlık alana gelen iki turist geri dönmek için yollarını bulamadı.  Yakınları tarafından dağlık alana yürüyüşe gidenlerin geri dönmemesi üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istendi.  Marmaris AKUT ekipleri dağda mahsur kalan iki turisti bulundukları bölgeden kurtardı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırmızı listedeki porsuk Muğla’da görüntülendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kirmizi-listedeki-porsuk-muglada-goeruntulendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kirmizi-listedeki-porsuk-muglada-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından kırmızı listeye alınan porsuk, Muğla’nın Kavaklıdere ilçesinde görüldü. Tarlada yem ararken görüntülenen koruma altındaki porsuk, bir süre sonra gözden kayboldu.Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından yayımlanan soyu tehdit altındaki türlerin kırmızı listesinde yer alan porsuk, Muğla’nın Kavaklıdere ilçesine bağlı Çayboyu Mahallesi’nde yem ararken görüntülendi.Tarlada yem ararken görüntülenen koruma altındaki porsuk, görüntülenmesinden kısa bir süre sonra gözden kayboldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Litw7H9EUqEbWNS-c99aw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kırmızı, listedeki, porsuk, Muğla’da, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Litw7H9EUqEbWNS-c99aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kırmızı listedeki porsuk Muğla’da görüntülendi"><p>Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından kırmızı listeye alınan porsuk, Muğla’nın Kavaklıdere ilçesinde görüldü. Tarlada yem ararken görüntülenen koruma altındaki porsuk, bir süre sonra gözden kayboldu.</p>Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından yayımlanan soyu tehdit altındaki türlerin kırmızı listesinde yer alan porsuk, Muğla’nın Kavaklıdere ilçesine bağlı Çayboyu Mahallesi’nde yem ararken görüntülendi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KxEIGk9zQUaiuxIQTCzn0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Tarlada yem ararken görüntülenen koruma altındaki porsuk, görüntülenmesinden kısa bir süre sonra gözden kayboldu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı fotokapanla görüntülendi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/anadolunun-gizemli-efsanesi-anadolu-parsi-fotokapanla-goeruntulendi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/anadolunun-gizemli-efsanesi-anadolu-parsi-fotokapanla-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından doğaya yerleştirilen fotokapanlarla, Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı görüntülendi. DKMP’den yapılan açıklamada, “Bu kadim topraklar ilelebet onun yurdu olsun diye izlerini sürüyor, işaretlerini takip ediyor ve onu koruyoruz.” denildi.Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü’nün Türkiye’nin çeşitli noktalarına yerleştirdiği fotokapanlardan birine Anadolu Parsı takıldı.  Türkiye&#039;de nesli tükendiği düşünülen Anadolu Parsı’nı, doğada görüntülemek çok zor olsa da çalışmalara yılmadan devam edildiği belirtilen açıklamada, ülkenin biyolojik çeşitliliğinin ve doğal güzelliklerinin korunması konusunda gerçekleştirilen titiz çalışmalar neticesinde, 1974 yılından sonra ilk kez 2019’da fotokapanlar ile görüntülendiği hatırlatıldı.  Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı’nı, görüntülemenin büyük heyecan uyandırdığı ve sevinç kaynağı olduğu vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:  “Bu eşsiz hazineyi korumak ve neslinin devamlılığını sağlamak amacıyla Genel Müdürlüğümüzce dört koldan hummalı bir çalışma başlatıldı. Bir taraftan ‘Göçmen Türler Sözleşmesi Orta Asya Memeliler Girişimi’ uzmanlarınca leopar türü için hazırlanan bölgesel eylem planı ülkemize uyarlanırken, diğer yandan ‘Anadolu Parsının Eylem Planı’ kapsamında hızla veriler toplanmaya başlandı.  Farklı üniversitelerden uzmanların görev aldığı TÜBİTAK projesi ile şimdiden geniş alanlara fotokapanlar yerleştirildi. Fotokapanlardan elde edilen veriler Pars eylem planında ve yaban hayatı geliştirme sahalarının yönetim planlarında altlık veri olarak kullanılacak. Bu kadim topraklar ilelebet onun yurdu olsun diye izlerini sürüyor, işaretlerini takip ediyor ve onu koruyoruz.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ASfTdFHva0G6dQ_Ppg2m5A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Anadolu’nun, gizemli, efsanesi, Anadolu, Parsı, fotokapanla, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ASfTdFHva0G6dQ_Ppg2m5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı fotokapanla görüntülendi"><p>Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından doğaya yerleştirilen fotokapanlarla, Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı görüntülendi. DKMP’den yapılan açıklamada, “Bu kadim topraklar ilelebet onun yurdu olsun diye izlerini sürüyor, işaretlerini takip ediyor ve onu koruyoruz.” denildi.</p>Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü’nün Türkiye’nin çeşitli noktalarına yerleştirdiği fotokapanlardan birine Anadolu Parsı takıldı.  Türkiye'de nesli tükendiği düşünülen Anadolu Parsı’nı, doğada görüntülemek çok zor olsa da çalışmalara yılmadan devam edildiği belirtilen açıklamada, ülkenin biyolojik çeşitliliğinin ve doğal güzelliklerinin korunması konusunda gerçekleştirilen titiz çalışmalar neticesinde, 1974 yılından sonra ilk kez 2019’da fotokapanlar ile görüntülendiği hatırlatıldı.  Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı’nı, görüntülemenin büyük heyecan uyandırdığı ve sevinç kaynağı olduğu vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:  “Bu eşsiz hazineyi korumak ve neslinin devamlılığını sağlamak amacıyla Genel Müdürlüğümüzce dört koldan hummalı bir çalışma başlatıldı. Bir taraftan ‘Göçmen Türler Sözleşmesi Orta Asya Memeliler Girişimi’ uzmanlarınca leopar türü için hazırlanan bölgesel eylem planı ülkemize uyarlanırken, diğer yandan ‘Anadolu Parsının Eylem Planı’ kapsamında hızla veriler toplanmaya başlandı.  Farklı üniversitelerden uzmanların görev aldığı TÜBİTAK projesi ile şimdiden geniş alanlara fotokapanlar yerleştirildi. Fotokapanlardan elde edilen veriler Pars eylem planında ve yaban hayatı geliştirme sahalarının yönetim planlarında altlık veri olarak kullanılacak. Bu kadim topraklar ilelebet onun yurdu olsun diye izlerini sürüyor, işaretlerini takip ediyor ve onu koruyoruz.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>El Nino nedir, ne demek? El Nino sıcakları nasıl olur?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/el-nino-nedir-ne-demek-el-nino-sicaklari-nasil-olur</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/el-nino-nedir-ne-demek-el-nino-sicaklari-nasil-olur</guid>
<description><![CDATA[ El Nino, sosyal medya kullanıcılarının merak edip araştırdığı atmosfer olayları arasında yer almaktadır. El Nino sırasında bulunan ılık suyun doğuya, Amerika&#039;nın batı kıyısına doğru itilmesi El Nino sıcaklıkları meydana gelmektedir. Peki, El Nino nedir, ne demek? El Nino etkisi nasıl olur?El Nino, küresel bir okyanus-atmosfer olayıdır. El Nino ve La Nina, Doğu Büyük Okyanus yüzey sularının sıcaklığındaki büyük salınımlar ve bunların yol açtığı atmosferik olayların genel adı olarak kullanılmaktadır.   El Nino ve La Nina&#039;nın güney yarımküredeki etkileri çok büyüktür. Bu etkiler ilk olarak 1923&#039;te Sir Gilbert Thomas Walker tarafından tanımlanmıştır.El Nino&#039;nun atmosferik imzası olan Güney Salınımları, Tahiti ve Darwin bölgelerindeki aylık veya mevsimsel hava basıncı değişimleridir. Mayıs 2023 itibarıyla El Nino aktif durumdadır. EL NİNO NE DEMEK?  El Nino, İspanyolca&#039;da &quot;Küçük Oğlan&quot; anlamına gelir. Güney Amerikalı balıkçılar ilk olarak 1600&#039;lerde Pasifik Okyanusu&#039;nda olağandışı ılık su dönemlerini fark ettiler. Bu olaya El Nino adı verdiler.  El Nino havamızı önemli ölçüde etkileyebilir. Daha sıcak sular, Pasifik jet akımının nötr pozisyonunun güneyine doğru hareket etmesine neden olur. Bu değişimle birlikte, kuzey ABD ve Kanada&#039;daki bölgeler normalden daha kuru ve daha sıcak olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8_Xp1vhIsUiz2wa5aUN1tA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nino, nedir, demek, Nino, sıcakları, nasıl, olur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8_Xp1vhIsUiz2wa5aUN1tA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="El Nino nedir, ne demek? El Nino sıcakları nasıl olur?"><p>El Nino, sosyal medya kullanıcılarının merak edip araştırdığı atmosfer olayları arasında yer almaktadır. El Nino sırasında bulunan ılık suyun doğuya, Amerika'nın batı kıyısına doğru itilmesi El Nino sıcaklıkları meydana gelmektedir. Peki, El Nino nedir, ne demek? El Nino etkisi nasıl olur?</p><p>El Nino, küresel bir okyanus-atmosfer olayıdır. El Nino ve La Nina, Doğu Büyük Okyanus yüzey sularının sıcaklığındaki büyük salınımlar ve bunların yol açtığı atmosferik olayların genel adı olarak kullanılmaktadır.   El Nino ve La Nina'nın güney yarımküredeki etkileri çok büyüktür. Bu etkiler ilk olarak 1923'te Sir Gilbert Thomas Walker tarafından tanımlanmıştır.</p><p>El Nino'nun atmosferik imzası olan Güney Salınımları, Tahiti ve Darwin bölgelerindeki aylık veya mevsimsel hava basıncı değişimleridir. Mayıs 2023 itibarıyla El Nino aktif durumdadır. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RI7niTv5MkexdVhZoP9SDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>EL NİNO NE DEMEK?</strong>  El Nino, İspanyolca'da "Küçük Oğlan" anlamına gelir. Güney Amerikalı balıkçılar ilk olarak 1600'lerde Pasifik Okyanusu'nda olağandışı ılık su dönemlerini fark ettiler. Bu olaya El Nino adı verdiler.  El Nino havamızı önemli ölçüde etkileyebilir. Daha sıcak sular, Pasifik jet akımının nötr pozisyonunun güneyine doğru hareket etmesine neden olur. Bu değişimle birlikte, kuzey ABD ve Kanada'daki bölgeler normalden daha kuru ve daha sıcak olur.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye&amp;apos;den izlenecek mi?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/kanli-ay-tutulmasi-ne-zaman-saat-kacta-gerceklesecek-turkiyeden-izlenecek-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/kanli-ay-tutulmasi-ne-zaman-saat-kacta-gerceklesecek-turkiyeden-izlenecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Kanlı Ay tutulması, gök olaylarını izlemeyi ve takip etmeyi seven kişiler tarafından sorgulanıyor. Ay&#039;ın kızıl bir görünüme bürünmesiyle ortaya çıkacak gök olayı, gökbilimciler tarafından Kanlı Ay olarak adlandırılıyor. Peki, Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye&#039;den izlenecek mi?Kanlı Ay tutulması için geri sayım başladı. Yaşanacak olan Kanlı Ay tutulmasında, Ay&#039;ın yüzde 12&#039;si dünyanın gölgesinde kalacak ve bu bölgede bir kızarıklık meydana gelecek. Peki, Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye&#039;den izlenecek mi?Kanlı Ay tutulması 28 Ekim 2023 tarihinde gerçekleşecek. Türkiye saatiyle 21.00&#039;de başlayacak bu tutulma, saat 01.26&#039;da sona erecek.Bu tutulmada ayın sadece yüzde 12&#039;si dünyanın gölgesi içinde kalacağından bu bölgedeki kızarıklığın fark edilmesi zor olacak. Tutulmanın maksimum evresi 23.15&#039;te gerçekleşecek.Asya&#039;nın en doğusu ve Avustralya’da tutulma devam ederken Ay batacak. Asya, Avrupa Afrika’da tamamı izlenecek. Afrika&#039;nın en batı ucu, Atlas Okyanusu ve Amerika kıtasının doğusunda tutulma devam ederken Ay doğacak.Kanlı Ay tutulması Türkiye&#039;den de izlenebilecek.Tam Ay Tutulması Dünya&#039;nın Güneş ile Ay arasında girerek Ay&#039;ın tamamıyla Dünya&#039;nın gölgesi altında kaldığı yörünge konumunda ortaya çıkıyor.Bu konumda Güneş ışınlarının Ay&#039;a ulaşması engellendiğinden Ay yalnızca Dünya&#039;nın atmosferinden mavi bir filtreyle yansıyan ışıkla aydınlanıyor ve bu yüzden kızıl bir görünüme bürünüyor.Gökbilimciler Ay&#039;ın bu durumuna &quot;Kanlı Ay&quot; adını veriyorlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9d7cyEZhuEOLzRIBw5ZzSw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kanlı, tutulması, zaman, saat, kaçta, gerçekleşecek, Türkiyeden, izlenecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9d7cyEZhuEOLzRIBw5ZzSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye'den izlenecek mi?"><p>Kanlı Ay tutulması, gök olaylarını izlemeyi ve takip etmeyi seven kişiler tarafından sorgulanıyor. Ay'ın kızıl bir görünüme bürünmesiyle ortaya çıkacak gök olayı, gökbilimciler tarafından Kanlı Ay olarak adlandırılıyor. Peki, Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye'den izlenecek mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V3EPdspth0q1rUIXajKB-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanlı Ay tutulması için geri sayım başladı. Yaşanacak olan Kanlı Ay tutulmasında, Ay'ın yüzde 12'si dünyanın gölgesinde kalacak ve bu bölgede bir kızarıklık meydana gelecek. Peki, Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye'den izlenecek mi?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iRGwQb_sK0qbew461pe1Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanlı Ay tutulması 28 Ekim 2023 tarihinde gerçekleşecek. Türkiye saatiyle 21.00'de başlayacak bu tutulma, saat 01.26'da sona erecek.Bu tutulmada ayın sadece yüzde 12'si dünyanın gölgesi içinde kalacağından bu bölgedeki kızarıklığın fark edilmesi zor olacak. Tutulmanın maksimum evresi 23.15'te gerçekleşecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YBdzqEPXa0ugtC7jvKbJKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Asya'nın en doğusu ve Avustralya’da tutulma devam ederken Ay batacak. Asya, Avrupa Afrika’da tamamı izlenecek. Afrika'nın en batı ucu, Atlas Okyanusu ve Amerika kıtasının doğusunda tutulma devam ederken Ay doğacak.Kanlı Ay tutulması Türkiye'den de izlenebilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OA3RWbWknUiiiWroD2jZDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam Ay Tutulması Dünya'nın Güneş ile Ay arasında girerek Ay'ın tamamıyla Dünya'nın gölgesi altında kaldığı yörünge konumunda ortaya çıkıyor.Bu konumda Güneş ışınlarının Ay'a ulaşması engellendiğinden Ay yalnızca Dünya'nın atmosferinden mavi bir filtreyle yansıyan ışıkla aydınlanıyor ve bu yüzden kızıl bir görünüme bürünüyor.Gökbilimciler Ay'ın bu durumuna "Kanlı Ay" adını veriyorlar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Halkalı Güneş tutulması ne zaman? Halkalı Güneş tutulması Türkiye&amp;apos;den görülecek mi?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/halkali-gunes-tutulmasi-ne-zaman-halkali-gunes-tutulmasi-turkiyeden-goerulecek-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/halkali-gunes-tutulmasi-ne-zaman-halkali-gunes-tutulmasi-turkiyeden-goerulecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Halkalı Güneş tutulmasının ne zaman gerçekleşeceği, gök olaylarına ilgi duyan binlerce kişi tarafından sorgulanmaya başladı. Ay&#039;ın, Güneş&#039;in önünden tam kavuşumlu geçişinde Güneş&#039;i tam örtmediği zaman gözlemlenen Halkalı Güneş tutulmasının Türkiye&#039;den görülüp görülmeyeceği merak ediliyor. Peki, Halkalı Güneş tutulması ne zaman, Türkiye&#039;den görülecek mi?Halkalı Güneş tutulması, Ay&#039;ın, Güneş&#039;in önünden tam kavuşumlu geçişinde Güneş&#039;i tam örtmediği zaman gözlemlenir. Ay&#039;ın çapı, Güneş&#039;in ışık yuvarının çapının yaklaşık 400&#039;de biridir. Ay&#039;ın Dünya&#039;ya uzaklığı, Güneş&#039;in uzaklığının yaklaşık 400&#039;de biridir. Bu yüzden Ay&#039;ın Dünya&#039;dan görünür büyüklüğü Güneş ile yaklaşık olarak aynıdır.
Ancak gerek Dünya&#039;nın Güneş çevresindeki, gerekse Ay&#039;ın Dünya çevresindeki yörüngeleri tam daire olmadığından, Ay her tam kavuşumlu geçişte Güneş&#039;i tam olarak örtmez. Bu durumda, Güneş diskinin Ay tarafından örtülmeyen kısmı, Dünya&#039;dan halka şeklinde gözlemlenir.Halkalı güneş tutulması 14 Ekim&#039;de Kuzey, Orta ve Güney Amerika göklerinde görünecek ve yoluna çıkanlar için eşsiz bir manzara, bilim insanları için ise ender bir fırsat yaratacak.NASA&#039;ya göre, hava koşulları izin verdiği sürece, Güneş&#039;in yalnızca bir kısmının ay tarafından kaplandığı hilal şeklindeki kısmi güneş tutulması, Alaska da dahil olmak üzere ABD&#039;nin 49 kıta eyaletinin tamamında görülebilecek .ABD’de, Pasifik zaman dilimiyle saat 09.13&#039;te başlayacak tutulma Oregon, Nevada, Utah, New Mexico ve Texas eyaletlerinden izlenebilecek. Tutulma, California, Idaho, Colorado ve Arizona&#039;nın belirli bölgelerinden de görülebilecek.NASA yetkilisi Kelly Korreck, CNN&#039;e yaptığı açıklamada, NASA&#039;nın, tutulma günü yerel saatle 11.30&#039;dan itibaren Albuquerque, New Mexico, Kirbyville, Texas ve White Sands, New Mexico&#039;dan görüntüleri canlı paylaşacağını belirtti.Güneş tutulması Türkiye&#039;den gözlemlenemeyecek.
ABD&#039;de gözlemlendikten sonra tutulma, Meksika, Belize, Honduras, Panama ve Kolombiya&#039;dan da izlenecek ve son olarak Brezilya’nın Atlantik kıyısındaki Natal kentinde sona erecek.Halkalı Güneş tutulması çeşitli aşamalarla gerçekleşirken, ilk olarak Ay, Güneş&#039;in önünden geçmeye başladığında hilal şeklinde bir parçalı tutulma yaşanacağı aktarıldı.
Kısmi tutulmanın başlamasından 1 saat 20 dakika sonra Ay, doğrudan Güneş&#039;in önüne geçerek &quot;ateş çemberi&quot;ni oluşturacak.
Ay, Güneş&#039;in karşısındaki yolculuğunu sona erdirip, gözden kaybolmadan önce bir diğer kısmi tutulmanın meydana geleceği belirtildi.Korreck, ülkenin söz konusu eyaletlerinde görülecek bir sonraki halkalı Güneş tutulmasının 2046&#039;da olacağını belirtti.&quot;Bu fenomeni tekrar görmemiz uzun zaman alacak.&quot; diyen Korreck, ABD vatandaşlarını Güneş tutulmasının tam olarak görülebileceği yerlere gitmeye çağırdı.NASA Heliofizik Dairesi Direktörü Peg Luce, göz kamaştırıcı gök olayının milyonlarca kişi tarafından izlenebileceğini söyledi.Ay&#039;ın yörüngesi içinde Dünya’dan en uzak noktada bulunduğu esnada gerçekleşecek tutulmanın &quot;ateş çemberi&quot; olarak isimlendirilmesi, Güneş&#039;i tamamıyla kapatamamasıyla oluşan halkalı görünümden geliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BOyiam1vpE-wPgpuMb08pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Halkalı, Güneş, tutulması, zaman, Halkalı, Güneş, tutulması, Türkiyeden, görülecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BOyiam1vpE-wPgpuMb08pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Halkalı Güneş tutulması ne zaman? Halkalı Güneş tutulması Türkiye'den görülecek mi?"><p>Halkalı Güneş tutulmasının ne zaman gerçekleşeceği, gök olaylarına ilgi duyan binlerce kişi tarafından sorgulanmaya başladı. Ay'ın, Güneş'in önünden tam kavuşumlu geçişinde Güneş'i tam örtmediği zaman gözlemlenen Halkalı Güneş tutulmasının Türkiye'den görülüp görülmeyeceği merak ediliyor. Peki, Halkalı Güneş tutulması ne zaman, Türkiye'den görülecek mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N9Vp1_nkYkyxf6kgUExH7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halkalı Güneş tutulması, Ay'ın, Güneş'in önünden tam kavuşumlu geçişinde Güneş'i tam örtmediği zaman gözlemlenir. Ay'ın çapı, Güneş'in ışık yuvarının çapının yaklaşık 400'de biridir. Ay'ın Dünya'ya uzaklığı, Güneş'in uzaklığının yaklaşık 400'de biridir. Bu yüzden Ay'ın Dünya'dan görünür büyüklüğü Güneş ile yaklaşık olarak aynıdır.
Ancak gerek Dünya'nın Güneş çevresindeki, gerekse Ay'ın Dünya çevresindeki yörüngeleri tam daire olmadığından, Ay her tam kavuşumlu geçişte Güneş'i tam olarak örtmez. Bu durumda, Güneş diskinin Ay tarafından örtülmeyen kısmı, Dünya'dan halka şeklinde gözlemlenir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QmOY7HfpwU6zcOCn-5nWTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halkalı güneş tutulması 14 Ekim'de Kuzey, Orta ve Güney Amerika göklerinde görünecek ve yoluna çıkanlar için eşsiz bir manzara, bilim insanları için ise ender bir fırsat yaratacak.NASA'ya göre, hava koşulları izin verdiği sürece, Güneş'in yalnızca bir kısmının ay tarafından kaplandığı hilal şeklindeki kısmi güneş tutulması, Alaska da dahil olmak üzere ABD'nin 49 kıta eyaletinin tamamında görülebilecek .</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rncljC52qEaD5uAczPd00A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’de, Pasifik zaman dilimiyle saat 09.13'te başlayacak tutulma Oregon, Nevada, Utah, New Mexico ve Texas eyaletlerinden izlenebilecek. Tutulma, California, Idaho, Colorado ve Arizona'nın belirli bölgelerinden de görülebilecek.NASA yetkilisi Kelly Korreck, CNN'e yaptığı açıklamada, NASA'nın, tutulma günü yerel saatle 11.30'dan itibaren Albuquerque, New Mexico, Kirbyville, Texas ve White Sands, New Mexico'dan görüntüleri canlı paylaşacağını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P1aGf6CT1kqzfIFUnqx8ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş tutulması Türkiye'den gözlemlenemeyecek.
ABD'de gözlemlendikten sonra tutulma, Meksika, Belize, Honduras, Panama ve Kolombiya'dan da izlenecek ve son olarak Brezilya’nın Atlantik kıyısındaki Natal kentinde sona erecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UZ1aBKmzNEi0KWQYR0hIiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halkalı Güneş tutulması çeşitli aşamalarla gerçekleşirken, ilk olarak Ay, Güneş'in önünden geçmeye başladığında hilal şeklinde bir parçalı tutulma yaşanacağı aktarıldı.
Kısmi tutulmanın başlamasından 1 saat 20 dakika sonra Ay, doğrudan Güneş'in önüne geçerek "ateş çemberi"ni oluşturacak.
Ay, Güneş'in karşısındaki yolculuğunu sona erdirip, gözden kaybolmadan önce bir diğer kısmi tutulmanın meydana geleceği belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1XTfXRVXG0S7hI_sg_Om3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Korreck, ülkenin söz konusu eyaletlerinde görülecek bir sonraki halkalı Güneş tutulmasının 2046'da olacağını belirtti."Bu fenomeni tekrar görmemiz uzun zaman alacak." diyen Korreck, ABD vatandaşlarını Güneş tutulmasının tam olarak görülebileceği yerlere gitmeye çağırdı.NASA Heliofizik Dairesi Direktörü Peg Luce, göz kamaştırıcı gök olayının milyonlarca kişi tarafından izlenebileceğini söyledi.Ay'ın yörüngesi içinde Dünya’dan en uzak noktada bulunduğu esnada gerçekleşecek tutulmanın "ateş çemberi" olarak isimlendirilmesi, Güneş'i tamamıyla kapatamamasıyla oluşan halkalı görünümden geliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Mirası Listesi’ndeki dünyanın en büyük mercan resifi beyazlıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunya-mirasi-listesindeki-dunyanin-en-buyuk-mercan-resifi-beyazliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunya-mirasi-listesindeki-dunyanin-en-buyuk-mercan-resifi-beyazliyor</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya açıklarında bulunan dünyanın en büyük mercan sistemi olan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Büyük Set Resifi’nde yeni bir büyük beyazlama tespit edildi. Deniz yüzeyi sıcaklığının yükselmesiyle bağlantılı olduğu ifade edilen beyazlama olayının, son 8 yıldaki 5. olay olduğunun altı çizildi.Avustralya Büyük Set Resifi Deniz Parkı Otoritesi, Avustralya açıklarında 344 bin 400 kilometre karelik alana yayılmış olan dünyanın en büyük mercan sisteminin tehlike altında olduğunu belirterek en son yapılan havadan gözlem çalışmasında, resifte büyük bir beyazlama olduğunu ortaya koydu.Resif Otoritesi Şef Bilim İnsanı Dr. Roger Beeden, beyazlamanın uzun bir süre boyunca ortalamanın üzerinde deniz yüzeyi sıcaklıkları sonucunda görüldüğünün altını çizerek “İklim değişikliği, Büyük Set Resifi ve dünya çapındaki mercan resifleri için en büyük tehdittir” dedi.
Bilim insanları, havadan yapılan gözlemin okyanus altı çalışmalarla destekleneceğini vurgulayarak ‘uzun süreli veya yoğun ısının&#039; mercanların ölümüne yol açabileceğini belirtti.İtalya’nın yüzölçümü büyüklüğünde olan Büyük Set Resifi, milyonlarca deniz canlısının yaşam alanı ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor. Beyazlama, mercan sistemindeki alg simbiyotlarının ortadan kalkması sonucu meydana geliyor ve mercanlar zarar görüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tRWA9YiXMU6u3VuOCHRqNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Mirası, Listesi’ndeki, dünyanın, büyük, mercan, resifi, beyazlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tRWA9YiXMU6u3VuOCHRqNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya Mirası Listesi’ndeki dünyanın en büyük mercan resifi beyazlıyor"><p>Avustralya açıklarında bulunan dünyanın en büyük mercan sistemi olan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Büyük Set Resifi’nde yeni bir büyük beyazlama tespit edildi. Deniz yüzeyi sıcaklığının yükselmesiyle bağlantılı olduğu ifade edilen beyazlama olayının, son 8 yıldaki 5. olay olduğunun altı çizildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SHgseQE5OEC-fsq-nJbZbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avustralya Büyük Set Resifi Deniz Parkı Otoritesi, Avustralya açıklarında 344 bin 400 kilometre karelik alana yayılmış olan dünyanın en büyük mercan sisteminin tehlike altında olduğunu belirterek en son yapılan havadan gözlem çalışmasında, resifte büyük bir beyazlama olduğunu ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KJExhhV3aEuyiixv-m0WBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Resif Otoritesi Şef Bilim İnsanı Dr. Roger Beeden, beyazlamanın uzun bir süre boyunca ortalamanın üzerinde deniz yüzeyi sıcaklıkları sonucunda görüldüğünün altını çizerek “İklim değişikliği, Büyük Set Resifi ve dünya çapındaki mercan resifleri için en büyük tehdittir” dedi.
Bilim insanları, havadan yapılan gözlemin okyanus altı çalışmalarla destekleneceğini vurgulayarak ‘uzun süreli veya yoğun ısının' mercanların ölümüne yol açabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_f9pcwdOykqwmme0sM8MSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İtalya’nın yüzölçümü büyüklüğünde olan Büyük Set Resifi, milyonlarca deniz canlısının yaşam alanı ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor. Beyazlama, mercan sistemindeki alg simbiyotlarının ortadan kalkması sonucu meydana geliyor ve mercanlar zarar görüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bitkisel bazlı plastikler aktivistlerin iddia ettiğinin aksine doğada çözülmüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bitkisel-bazli-plastikler-aktivistlerin-iddia-ettiginin-aksine-dogada-coezulmuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bitkisel-bazli-plastikler-aktivistlerin-iddia-ettiginin-aksine-dogada-coezulmuyor</guid>
<description><![CDATA[ Biyoplastiklerden yapılan şişelerin ve çatal bıçak takımlarının iddia edildiği gibi doğada biyolojik olarak çözülebilir olması gerekiyor. Ancak yeni bir araştırmaya göre bu çözülme sadece belli koşullar altında gerçekleşiyor.Bitki bazlı plastikler, tipik petrol bazlı ürünlere kıyasla çevreye duyarlı bir alternatif olarak gösteriliyor. Ancak yeni bir çalışma, &quot;biyoplastik&quot; olarak adlandırılan ürünlerin çoğunun okyanusta veya karada bir yıldan uzun süre kaldıktan sonra bile ayrışmadığını gösteriyor.  Önceki araştırmalar, kağıt pipetlerin doğada uzun yıllar kaldıkları için &quot;sonsuza kadar var olan kimyasallar&quot; olarak bilinen ve kansere neden olan PFAS içerdiğini göstermişti.  Yeni araştırma, bu biyoplastiklerin toksik olmasalar bile tıpkı petrol bazlı ürünler gibi doğada çözülmediği kanıtladı.  Biyoplastiklerin artan popülaritesi ile 5 Gyres Enstitüsü&#039;ndeki araştırmacılar şişeler, pipetler ve poşetler gibi ürünlerin okyanusa atıldığında veya yol kenarına bırakıldığında nasıl sonuç vereceğini görmek istediler.   Karşılaştırma için ahşap veya kağıttan yapılmış geleneksel plastiklerle beraber biyoplastikleri de karada ve denizde birçok yere bıraktılar.1 YIL SONRA BİLE DOĞADA ÇÖZÜLMEDİLER  Bu ürünlerin neredeyse hiçbiri 64 hafta sonra bile eskimedi ve bazıları neredeyse hiç değişmedi. Yıprananlar ayrışmak yerine daha küçük parçalara bölünme eğilimindeydi.  Biyoplastik endüstrisi dünya çapında yaklaşık 11,6 milyar dolar değerinde ve yılda yaklaşık yüzde 19 oranında büyümesi bekleniyor.  Karada bırakılan ürünler suda bırakılanlara göre daha yavaş parçalandı ancak 64 hafta sonra bile biyoplastik öğelerin yüzde 78&#039;i bütün halinde kaldı. KİMYASAL YAPISI PETROL BAZLI PLASTİKLERLE AYNIÜrünler mısır gibi doğal içeriklerden üretilse de kimyasal ayarlamalar sonucunda petrol ürünlerinden yapılan normal plastiklerle hemen hemen aynı kimyasal yapıya sahip oluyor.Daha önceki araştırmalar, biyoplastiklerin nadiren düzgün bir şekilde atıldığını ve bu durumun onları küresel ısınma açısından geleneksel plastiklere göre daha tehlikeli hale getirdiğini göstermişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K5wGm89llECT8AZOadG1IA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bitkisel, bazlı, plastikler, aktivistlerin, iddia, ettiğinin, aksine, doğada, çözülmüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K5wGm89llECT8AZOadG1IA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bitkisel bazlı plastikler aktivistlerin iddia ettiğinin aksine doğada çözülmüyor"><p>Biyoplastiklerden yapılan şişelerin ve çatal bıçak takımlarının iddia edildiği gibi doğada biyolojik olarak çözülebilir olması gerekiyor. Ancak yeni bir araştırmaya göre bu çözülme sadece belli koşullar altında gerçekleşiyor.</p><p>Bitki bazlı plastikler, tipik petrol bazlı ürünlere kıyasla çevreye duyarlı bir alternatif olarak gösteriliyor. Ancak yeni bir çalışma, "biyoplastik" olarak adlandırılan ürünlerin çoğunun okyanusta veya karada bir yıldan uzun süre kaldıktan sonra bile ayrışmadığını gösteriyor.  Önceki araştırmalar, kağıt pipetlerin doğada uzun yıllar kaldıkları için "sonsuza kadar var olan kimyasallar" olarak bilinen ve kansere neden olan PFAS içerdiğini göstermişti.  Yeni araştırma, bu biyoplastiklerin toksik olmasalar bile tıpkı petrol bazlı ürünler gibi doğada çözülmediği kanıtladı.  Biyoplastiklerin artan popülaritesi ile 5 Gyres Enstitüsü'ndeki araştırmacılar şişeler, pipetler ve poşetler gibi ürünlerin okyanusa atıldığında veya yol kenarına bırakıldığında nasıl sonuç vereceğini görmek istediler.   Karşılaştırma için ahşap veya kağıttan yapılmış geleneksel plastiklerle beraber biyoplastikleri de karada ve denizde birçok yere bıraktılar.</p><p><strong>1 YIL SONRA BİLE DOĞADA ÇÖZÜLMEDİLER</strong>  Bu ürünlerin neredeyse hiçbiri 64 hafta sonra bile eskimedi ve bazıları neredeyse hiç değişmedi. Yıprananlar ayrışmak yerine daha küçük parçalara bölünme eğilimindeydi.  Biyoplastik endüstrisi dünya çapında yaklaşık 11,6 milyar dolar değerinde ve yılda yaklaşık yüzde 19 oranında büyümesi bekleniyor.  Karada bırakılan ürünler suda bırakılanlara göre daha yavaş parçalandı ancak 64 hafta sonra bile biyoplastik öğelerin yüzde 78'i bütün halinde kaldı. </p><p><strong>KİMYASAL YAPISI PETROL BAZLI PLASTİKLERLE AYNI</strong></p><p>Ürünler mısır gibi doğal içeriklerden üretilse de kimyasal ayarlamalar sonucunda petrol ürünlerinden yapılan normal plastiklerle hemen hemen aynı kimyasal yapıya sahip oluyor.</p><p>Daha önceki araştırmalar, biyoplastiklerin nadiren düzgün bir şekilde atıldığını ve bu durumun onları küresel ısınma açısından geleneksel plastiklere göre daha tehlikeli hale getirdiğini göstermişti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sisler altındaki Aras Vadisi doğa tutkunlarının rotasında</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sisler-altindaki-aras-vadisi-doga-tutkunlarinin-rotasinda</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sisler-altindaki-aras-vadisi-doga-tutkunlarinin-rotasinda</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye-Ermenistan sınırı boyunca ilerleyen Aras Vadisi ve sisler altındaki dağlar, sunduğu birbirinden güzel doğal zenginliklerle doğa tutkunlarını ağırlıyor.Türkiye&#039;nin en doğusunda yer alan Aras Vadisi&#039;ne dört mevsim doğa yürüyüşleri düzenleniyor. Gruplar halinde bölgeye gelen doğa tutkunları, vadinin doğal güzellikleri arasında gezinti yapıyor. Kış mevsiminin etkisiyle sisle kaplanan vadinin güzelliklerini görmek için foto safari yapan doğa fotoğrafçıları, Kızıldağ zirvesine tırmanıyor. Iğdır Fotoğraf Gezi Kültür ve Doğa Kulübü Başkanı Muhammed Akkuş, Türkiye-Ermenistan sınır hattı boyunca yol alan Aras Vadisi&#039;nin doğaseverlerin ilgisini çektiğini söylediVadiyi ve dağları saran sis bulutları arasında çok güzel manzaraların oluştuğunu dile getiren Akkuş, &quot;Fotoğraf tutkunu arkadaşlarımızla buraya gelerek bu güzel manzaraları hem kayıt altına alıyoruz hem de buranın tanıtımı için etkinlik yapıyoruz. Bütün doğaseverleri ve fotoğraf tutkunlarını buraya gelip fotoğraf çekmeye ve bu eşsiz manzaraları izlemeye davet ediyoruz.&quot; dedi.  FOTOĞRAFÇILARA DAVETDoğa fotoğrafçısı Harun Cengiz de yılın bu zamanında sisler altındaki manzaraların fotoğraflarını çekmek için etkinlik düzenlediklerini anlatarak, &quot;Sağ tarafımızda Ermenistan sınırı boyunca uzanan Aras Nehri, sol tarafımızda Tekelti Dağı sisler altındaki görüntüsüyle çok güzel manzara oluşturmuş. Buranın manzarası çok güzel, tüm doğa fotoğrafçılarını buraya bekliyoruz.&quot; ifadelerini kullandı.  Fotoğrafçı Ali Uçum da Aras Vadisi&#039;ndeki çalışmalarda güzel görseller elde ettiklerini anlattı.  Foto safari için bölgeye geldiklerini dile getiren Uçum, &quot;Doğa fotoğrafları için geldik çok güzel manzaralarla karşılaştık. Görüldüğü gibi burada dağlar ve vadi sislere bürünmüş, güzelliğiyle insanlarda merak uyandırıyor.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mGdCqPoaxUOCY5PSIi96zg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sisler, altındaki, Aras, Vadisi, doğa, tutkunlarının, rotasında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mGdCqPoaxUOCY5PSIi96zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sisler altındaki Aras Vadisi doğa tutkunlarının rotasında"><p>Türkiye-Ermenistan sınırı boyunca ilerleyen Aras Vadisi ve sisler altındaki dağlar, sunduğu birbirinden güzel doğal zenginliklerle doğa tutkunlarını ağırlıyor.</p>Türkiye'nin en doğusunda yer alan<strong> Aras Vadisi</strong>'ne dört mevsim doğa yürüyüşleri düzenleniyor. Gruplar halinde bölgeye gelen doğa tutkunları, vadinin doğal güzellikleri arasında gezinti yapıyor. Kış mevsiminin etkisiyle sisle kaplanan vadinin güzelliklerini görmek için foto safari yapan doğa fotoğrafçıları, Kızıldağ zirvesine tırmanıyor. Iğdır Fotoğraf Gezi Kültür ve Doğa Kulübü Başkanı Muhammed Akkuş, Türkiye-Ermenistan sınır hattı boyunca yol alan Aras Vadisi'nin doğaseverlerin ilgisini çektiğini söyledi<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RKAbEKq9DEuaU1C1pEjnpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Vadiyi ve dağları saran sis bulutları arasında çok güzel manzaraların oluştuğunu dile getiren Akkuş, "Fotoğraf tutkunu arkadaşlarımızla buraya gelerek bu güzel manzaraları hem kayıt altına alıyoruz hem de buranın tanıtımı için etkinlik yapıyoruz. Bütün doğaseverleri ve fotoğraf tutkunlarını buraya gelip fotoğraf çekmeye ve bu eşsiz manzaraları izlemeye davet ediyoruz." dedi.  <strong>FOTOĞRAFÇILARA DAVET</strong></p><p>Doğa fotoğrafçısı Harun Cengiz de yılın bu zamanında sisler altındaki manzaraların fotoğraflarını çekmek için etkinlik düzenlediklerini anlatarak, "Sağ tarafımızda Ermenistan sınırı boyunca uzanan Aras Nehri, sol tarafımızda Tekelti Dağı sisler altındaki görüntüsüyle çok güzel manzara oluşturmuş. Buranın manzarası çok güzel, tüm doğa fotoğrafçılarını buraya bekliyoruz." ifadelerini kullandı.  Fotoğrafçı Ali Uçum da Aras Vadisi'ndeki çalışmalarda güzel görseller elde ettiklerini anlattı.  Foto safari için bölgeye geldiklerini dile getiren Uçum, "Doğa fotoğrafları için geldik çok güzel manzaralarla karşılaştık. Görüldüğü gibi burada dağlar ve vadi sislere bürünmüş, güzelliğiyle insanlarda merak uyandırıyor." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>35 bin yavru caretta caretta denizle buluştu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/35-bin-yavru-caretta-caretta-denizle-bulustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/35-bin-yavru-caretta-caretta-denizle-bulustu</guid>
<description><![CDATA[ Nesli tehlike altındaki caretta carettalar her yıl bu dönemlerde yuvalarından çıkarak denizle buluşuyor. Muğla&#039;nın Ortaca ilçesinde bulunan İztuzu Plajı&#039;nda 35 bin yavru deniz kaplumbağası engelleri aşarak denize ulaştı.Muğla&#039;nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Plajı&#039;nda mayıs ve haziranda başlayan döngü sonrası yumurtadan çıkan yaklaşık 35 bin yavru carettalar denizle buluştu.Avrupa&#039;nın en iyi caretta caretta koruma ve yuvalama alanlarından biri olan İztuzu sahili yakınında yer alan DEKAMER, 2008&#039;den bu yana sahilde koruma çalışması yaparken Türkiye&#039;nin çeşitli yerlerinde yaralı bulunan deniz kaplumbağalarının da tedavisini yürütüyor.Hastane ortamının sağlandığı merkezde kaplumbağalar, özenle tedavi ediliyor.DEKAMER görevlilerince İztuzu&#039;nda çeşitli önlemler alınıyor. Yumurtlama ve yavru çıkışlarının yaşandığı dönemde sahilde gece boyu tutulan nöbetle koruma çalışması yürütülüyor.Caretta carettaların en önemli yumurtlama alanları arasında yer alan plajda, Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezince (DEKAMER) çeşitli önlemler alınırken görevliler de sahili gözetim altında tuttu.DEKAMER Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Yakup Kaska, AA muhabirine, bu yıl İztuzu sahilinde yavru çıkışında büyük artış gerçekleştiğini söyledi.Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının destekleriyle İztuzu sahilindeki popülasyonda iki katına çıkan bir koruma çalışması sağlandığını belirten Kaska, &quot;Bu yıl sahilde 745 yuvamız oldu. Bu yuvalardan çıkan 35 bin civarındaki yavruyu da denize göndermiş olduk.&quot; dedi.Kaska, İztuzu Plajı&#039;nda &quot;koruma kullanma dengesi&quot; kapsamında yapılan çalışmalarla kumsaldaki caretta carettaların çiftleşme ve yuvalama alanlarında önemli seviyede artış yaşandığını dile getirdi.Yuva sayısının bölgede uzun yıllar önce 200, 300 civarında olduğunu hatırlatan Kaska, &quot;Şimdi ise neredeyse üç katına ulaştı. Bu da devletimizin o yıllardan bu yıla kadar koruma çalışmalarını devamlı bir şekilde yapıldığının ve koruma önlemlerinin de alındığının göstergesi. Bu yıl adeta bir hasat mevsimi yaşandığı bir dönem. Dolayısıyla Türkiye hem değerlerine hem de canlılarını en iyi şekilde koruduğunu bütün dünyaya bu şekilde gösteriyor.&quot; diye konuştu.DEKAMER&#039;e dünyadan birçok ziyaretçi geldiğini aktaran Kaska, ziyaretçilere Türkiye&#039;deki koruma çalışmalarını gösterirken ülke tanıtımını yaptıklarını kaydetti.Yakup Kaska, şu ana kadar 350 civarında deniz kaplumbağasını tedavi ederek doğaya gönderdiklerini, 7 kaplumbağanın ise merkezde tedavisinin devam ettiğini sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M4yn2d5MfU2sn_Xr-Ad20A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bin, yavru, caretta, caretta, denizle, buluştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M4yn2d5MfU2sn_Xr-Ad20A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="35 bin yavru caretta caretta denizle buluştu"><p>Nesli tehlike altındaki caretta carettalar her yıl bu dönemlerde yuvalarından çıkarak denizle buluşuyor. Muğla'nın Ortaca ilçesinde bulunan İztuzu Plajı'nda 35 bin yavru deniz kaplumbağası engelleri aşarak denize ulaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MU35e0hgBEqBvNNqGEFaqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muğla'nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Plajı'nda mayıs ve haziranda başlayan döngü sonrası yumurtadan çıkan yaklaşık 35 bin yavru carettalar denizle buluştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IK0CGeYJM0KFF2YGhN2NlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avrupa'nın en iyi caretta caretta koruma ve yuvalama alanlarından biri olan İztuzu sahili yakınında yer alan DEKAMER, 2008'den bu yana sahilde koruma çalışması yaparken Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yaralı bulunan deniz kaplumbağalarının da tedavisini yürütüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LyeSQ6l-LEu5dT_nl8TkKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastane ortamının sağlandığı merkezde kaplumbağalar, özenle tedavi ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TvXDdzLN8kW0LLH3SntbGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DEKAMER görevlilerince İztuzu'nda çeşitli önlemler alınıyor. Yumurtlama ve yavru çıkışlarının yaşandığı dönemde sahilde gece boyu tutulan nöbetle koruma çalışması yürütülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0yfSwD_eVUCueY7ZnYqGaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Caretta carettaların en önemli yumurtlama alanları arasında yer alan plajda, Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezince (DEKAMER) çeşitli önlemler alınırken görevliler de sahili gözetim altında tuttu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2F9zMGEMTE-pXCDdBPfwUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DEKAMER Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Yakup Kaska, AA muhabirine, bu yıl İztuzu sahilinde yavru çıkışında büyük artış gerçekleştiğini söyledi.Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının destekleriyle İztuzu sahilindeki popülasyonda iki katına çıkan bir koruma çalışması sağlandığını belirten Kaska, "Bu yıl sahilde 745 yuvamız oldu. Bu yuvalardan çıkan 35 bin civarındaki yavruyu da denize göndermiş olduk." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zJ0XFvLHOkKWC5zrru_tgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaska, İztuzu Plajı'nda "koruma kullanma dengesi" kapsamında yapılan çalışmalarla kumsaldaki caretta carettaların çiftleşme ve yuvalama alanlarında önemli seviyede artış yaşandığını dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UAW_8vnQEUebIcBO9TdfTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yuva sayısının bölgede uzun yıllar önce 200, 300 civarında olduğunu hatırlatan Kaska, "Şimdi ise neredeyse üç katına ulaştı. Bu da devletimizin o yıllardan bu yıla kadar koruma çalışmalarını devamlı bir şekilde yapıldığının ve koruma önlemlerinin de alındığının göstergesi. Bu yıl adeta bir hasat mevsimi yaşandığı bir dönem. Dolayısıyla Türkiye hem değerlerine hem de canlılarını en iyi şekilde koruduğunu bütün dünyaya bu şekilde gösteriyor." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDBooL7UwE6tdzewk8-ZaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DEKAMER'e dünyadan birçok ziyaretçi geldiğini aktaran Kaska, ziyaretçilere Türkiye'deki koruma çalışmalarını gösterirken ülke tanıtımını yaptıklarını kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Up9Lme79ke1XJy2H5ft9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yakup Kaska, şu ana kadar 350 civarında deniz kaplumbağasını tedavi ederek doğaya gönderdiklerini, 7 kaplumbağanın ise merkezde tedavisinin devam ettiğini sözlerine ekledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kars&amp;apos;ta kızıl tilkiler av mesaisinde</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karsta-kizil-tilkiler-av-mesaisinde</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karsta-kizil-tilkiler-av-mesaisinde</guid>
<description><![CDATA[ Avlanma becerileri dolayısıyla &quot;kurnaz&quot; olarak nitelendirilen kızıl tilkiler, Kars&#039;ta zorlu doğa koşullarında hayatta kalmak için tüm yeteneklerini sergiliyor. Kızıl tilkilerin yaşam alanı doğaseverler tarafından kayıt altına alındı. Hızlı hareket eden ve iyi koku alan bu tilkiler, güçlü işitme duyusu sayesinde kar altındaki canlıları duyarak tespit ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/euO3cxi3KEuvS9nC0iv9Og.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karsta, kızıl, tilkiler, mesaisinde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/euO3cxi3KEuvS9nC0iv9Og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kars'ta kızıl tilkiler av mesaisinde"><p>Avlanma becerileri dolayısıyla "kurnaz" olarak nitelendirilen kızıl tilkiler, Kars'ta zorlu doğa koşullarında hayatta kalmak için tüm yeteneklerini sergiliyor. Kızıl tilkilerin yaşam alanı doğaseverler tarafından kayıt altına alındı. Hızlı hareket eden ve iyi koku alan bu tilkiler, güçlü işitme duyusu sayesinde kar altındaki canlıları duyarak tespit ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğada en son yaklaşık 50 yıl önce görüldü: Java kaplanına ait kıl bulundu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogada-en-son-yaklasik-50-yil-oence-goeruldu-java-kaplanina-ait-kil-bulundu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogada-en-son-yaklasik-50-yil-oence-goeruldu-java-kaplanina-ait-kil-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Endonezya&#039;da doğada en son yaklaşık 50 yıl önce gözlemlenen endemik tür Java kaplanına ait olduğu düşünülen kıl örneği, Endonezya Hayvanbilim Müzesi&#039;ndeki doldurulmuş bir Java kaplanı kürküyle eşleşti.The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre, Endonezya&#039;da yaban hayatı koruma çalışmaları yürüten araştırmacı Kalih Raksasewu, 5 yıl önce Java adasındaki görgü tanıklarının ifadelerinden yola çıkarak Java kaplanına ait olduğu düşünülen bir kıl örneği buldu.  Numune, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından 2008&#039;de neslinin tükendiği ilan edilen ve doğada en son 1976 yılında gözlemlenen Java kaplanının yaşıyor olma ihtimalini gündeme getirdi.  Bilim insanları yaptıkları araştırmada, türe ait olduğu düşünülen kıl örneğini inceledi.  Araştırmada, genetik yakınlığı olan türlerle karşılaştırılan kıl örneğindeki DNA diziliminin, Endonezya Hayvanbilim Müzesi&#039;nde bulunan 1930 yılında doldurulmuş bir Java kaplanının kürkündeki kıllarla en yakın eşleşmeyi sağladığı tespit edildi.  Araştırma yazarları, Java kaplanı hakkındaki bulguların saha çalışmaları ve ileri genetik taramalarla test edilmesi gerektiğini belirtti. Endonezya Çevre Bakanlığı da Java kaplanı olma olasılığını doğada gözlemlemek için kamera tuzakları ve genetik incelemeler yapılacağını kaydetti.  Söz konusu araştırmanın sonuçları, 21 Mart&#039;ta Cambridge University Press tarafından yayımlanan Oryx dergisinde paylaşıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9PkdTSp0F0OTJ6t6QUls6Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğada, son, yaklaşık, yıl, önce, görüldü:, Java, kaplanına, ait, kıl, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9PkdTSp0F0OTJ6t6QUls6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğada en son yaklaşık 50 yıl önce görüldü: Java kaplanına ait kıl bulundu"><p>Endonezya'da doğada en son yaklaşık 50 yıl önce gözlemlenen endemik tür Java kaplanına ait olduğu düşünülen kıl örneği, Endonezya Hayvanbilim Müzesi'ndeki doldurulmuş bir Java kaplanı kürküyle eşleşti.</p>The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre, Endonezya'da yaban hayatı koruma çalışmaları yürüten araştırmacı Kalih Raksasewu, 5 yıl önce Java adasındaki görgü tanıklarının ifadelerinden yola çıkarak Java kaplanına ait olduğu düşünülen bir kıl örneği buldu.  Numune, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından 2008'de neslinin tükendiği ilan edilen ve doğada en son 1976 yılında gözlemlenen Java kaplanının yaşıyor olma ihtimalini gündeme getirdi.  Bilim insanları yaptıkları araştırmada, türe ait olduğu düşünülen kıl örneğini inceledi.  Araştırmada, genetik yakınlığı olan türlerle karşılaştırılan kıl örneğindeki DNA diziliminin, Endonezya Hayvanbilim Müzesi'nde bulunan 1930 yılında doldurulmuş bir Java kaplanının kürkündeki kıllarla en yakın eşleşmeyi sağladığı tespit edildi.  Araştırma yazarları, Java kaplanı hakkındaki bulguların saha çalışmaları ve ileri genetik taramalarla test edilmesi gerektiğini belirtti. Endonezya Çevre Bakanlığı da Java kaplanı olma olasılığını doğada gözlemlemek için kamera tuzakları ve genetik incelemeler yapılacağını kaydetti.  Söz konusu araştırmanın sonuçları, 21 Mart'ta Cambridge University Press tarafından yayımlanan Oryx dergisinde paylaşıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kars&amp;apos;ta baharın müjdecisi çiçekler açmaya başladıa</title>
<link>https://trafikdernegi.com/karsta-baharin-mujdecisi-cicekler-acmaya-basladia</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/karsta-baharin-mujdecisi-cicekler-acmaya-basladia</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsiminin uzun ve çetin geçtiği Kars&#039;ın Sarıkamış ilçesinde, &quot;baharın müjdecisi&quot; olarak bilinen kardelen ve çiğdem çiçekleri açmaya başladı.Türkiye&#039;nin en yüksek yerleşim yerlerinden 2 bin 200 rakımlı Sarıkamış ilçesinde son günlerde hava sıcaklığının artmasıyla karlar erimeye başladı. Eriyen kar suları çayırlarda göletler oluşturdu.  Hançerli düzü ve Keklik Vadisi&#039;nde baharı müjdeleyen mor kardelen, çiğdem ve sarıçiçekler açtı. Keklik Şelalesi&#039;nin debisi de kar sularıyla yükseldi. Her mevsim farklı güzelliğe bürünen ilçede, ormanlık ve çayırlık alanlarda açan rengarenk çiçekler, doğasever ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.Amatör fotoğrafçı Şenay Vanlı, karların erimeye başlamasıyla çok güzel manzara oluştuğunu belirterek, &quot;Arkadaşlarla geldik çekim yapıyoruz, kardelenler, çiğdem ve sarıçiçekleri çekiyoruz. İlkbahar kendini gösterdi.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4X3DEi-pnEWHbn_EDkEmbQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karsta, baharın, müjdecisi, çiçekler, açmaya, başladıa</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4X3DEi-pnEWHbn_EDkEmbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kars'ta baharın müjdecisi çiçekler açmaya başladıa"><p>Kış mevsiminin uzun ve çetin geçtiği Kars'ın Sarıkamış ilçesinde, "baharın müjdecisi" olarak bilinen kardelen ve çiğdem çiçekleri açmaya başladı.</p>Türkiye'nin en yüksek yerleşim yerlerinden 2 bin 200 rakımlı Sarıkamış ilçesinde son günlerde hava sıcaklığının artmasıyla karlar erimeye başladı. Eriyen kar suları çayırlarda göletler oluşturdu.  Hançerli düzü ve Keklik Vadisi'nde baharı müjdeleyen mor kardelen, çiğdem ve sarıçiçekler açtı. Keklik Şelalesi'nin debisi de kar sularıyla yükseldi. Her mevsim farklı güzelliğe bürünen ilçede, ormanlık ve çayırlık alanlarda açan rengarenk çiçekler, doğasever ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Q90_AoQSE20SAe7oCacbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Amatör fotoğrafçı Şenay Vanlı, karların erimeye başlamasıyla çok güzel manzara oluştuğunu belirterek, "Arkadaşlarla geldik çekim yapıyoruz, kardelenler, çiğdem ve sarıçiçekleri çekiyoruz. İlkbahar kendini gösterdi." ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çizgili sırtlan ailesi fotokapana yansıdı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cizgili-sirtlan-ailesi-fotokapana-yansidi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cizgili-sirtlan-ailesi-fotokapana-yansidi</guid>
<description><![CDATA[ Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, fotokapana yansıyan çizgili sırtlan ailesinin görüntüsünü paylaştı.Doğada yaban hayatın izlenmesi amacıyla yerleştirilen fotokapana, çizgili sırtlan ailesi yansıdı. Şanlıurfa&#039;da kaydedilen görüntü, DKMP Genel Müdürlüğü tarafından sosyal medyada, &#039;Çizgili sırtlan (Hyaena hyaena) ailesinin tamamını kayda aldık galiba&#039; notuyla paylaşıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/reWvsu4Z3U6V3pZU_F6r-A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çizgili, sırtlan, ailesi, fotokapana, yansıdı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/reWvsu4Z3U6V3pZU_F6r-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çizgili sırtlan ailesi fotokapana yansıdı"><p>Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, fotokapana yansıyan çizgili sırtlan ailesinin görüntüsünü paylaştı.</p><p>Doğada yaban hayatın izlenmesi amacıyla yerleştirilen fotokapana, çizgili sırtlan ailesi yansıdı.</p><p> Şanlıurfa'da kaydedilen görüntü, DKMP Genel Müdürlüğü tarafından sosyal medyada, 'Çizgili sırtlan (Hyaena hyaena) ailesinin tamamını kayda aldık galiba' notuyla paylaşıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor: Sarı kanola tarlalarına yoğun ilgi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/fotograf-cektirmek-isteyenleri-agirliyor-sari-kanola-tarlalarina-yogun-ilgi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/fotograf-cektirmek-isteyenleri-agirliyor-sari-kanola-tarlalarina-yogun-ilgi</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan Bayramı tatili sürüyor. Tekirdağ’da bulunan sarı kanola tarlaları, fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor. İstanbul’dan yola çıkan vatandaşlar, fotoğraf çektirmek için kentteki tarlaları ziyaret ediyor.Tekirdağ’da çiçek açan kanola bitkisiyle boydan boya sarıya bürünen tarlalar, eşsiz manzarada fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor.Ramazan Bayramı’nı fırsat bilen tatilciler, sarı kanola tarlalarını görüntülemek, hatıra fotoğrafı çektirmek ve doğayla iç içe vakit geçirmek istiyor.Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, kentin birçok turizm çeşidini içinde barındırdığını belirtti.Tekirdağ’ın renkli tarlalarının turizm için alternatif olduğunu aktaran Hacıoğlu, kanola tarlalarının vatandaşları kendine hayran bıraktığını söyledi.İstanbul’dan kenti gezmeye gelen Cansu Yörükoğlu, bayram tatilini Tekirdağ’da geçireceklerini söyledi.Kanola tarlasında güzel bir fotoğraf karesi ile anı ölümsüzleştirdiklerini dile getiren Yörükoğlu, bu sarı görüntünün benzersiz bir güzelliğe sahip olduğunu kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rzH_qHtSJUyWwXK-DEBhJw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Fotoğraf, çektirmek, isteyenleri, ağırlıyor:, Sarı, kanola, tarlalarına, yoğun, ilgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rzH_qHtSJUyWwXK-DEBhJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor: Sarı kanola tarlalarına yoğun ilgi"><p>Ramazan Bayramı tatili sürüyor. Tekirdağ’da bulunan sarı kanola tarlaları, fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor. İstanbul’dan yola çıkan vatandaşlar, fotoğraf çektirmek için kentteki tarlaları ziyaret ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dbi5X1VPckaU-eECDIphcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekirdağ’da çiçek açan kanola bitkisiyle boydan boya sarıya bürünen tarlalar, eşsiz manzarada fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QK8THR7LGEKZ67QFrzACOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı’nı fırsat bilen tatilciler, sarı kanola tarlalarını görüntülemek, hatıra fotoğrafı çektirmek ve doğayla iç içe vakit geçirmek istiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K22P1CwYvkWKTrMJg0LHLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, kentin birçok turizm çeşidini içinde barındırdığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MtPrwfNxy0SQl-rfD6HPLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekirdağ’ın renkli tarlalarının turizm için alternatif olduğunu aktaran Hacıoğlu, kanola tarlalarının vatandaşları kendine hayran bıraktığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LrE1JcDXn0mVzZ3iWK4bhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul’dan kenti gezmeye gelen Cansu Yörükoğlu, bayram tatilini Tekirdağ’da geçireceklerini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UIw_Ah3yn0GzxTH4qt4ecA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanola tarlasında güzel bir fotoğraf karesi ile anı ölümsüzleştirdiklerini dile getiren Yörükoğlu, bu sarı görüntünün benzersiz bir güzelliğe sahip olduğunu kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwJKuogmGE-3ba_b2RyKkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zZjwxdURjEuvlwgKrhZOAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2023&amp;apos;te 190 türden 23 binden fazla kuş halkalandı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/2023te-190-turden-23-binden-fazla-kus-halkalandi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/2023te-190-turden-23-binden-fazla-kus-halkalandi</guid>
<description><![CDATA[ Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce (DKMP) kuşların göçleri, üremeleri, hayatta kalma başarıları gibi verilerin elde edilmesine yönelik yürütülen halkalama çalışmaları kapsamında, 2023 yılında 190 türden 23 bin 794 kuş halkalandı.Tarım ve Orman Bakanlığı&#039;ndan yapılan yazılı açıklamaya göre; kuşların önemli göç yolları üzerinde bulunan Türkiye&#039;de yürütülen halkalama çalışmaları ile kuşların göçleri ve popülasyon dinamikleri araştırılıyor. Ayrıca kuşların tanınmasını, gerektiğinde morfometrik ve diğer ölçümlerin yapılması da bu işlemle sağlanıyor. Halkalama işlemi, yakalanan kuşun tür, yaş ve cinsiyet gibi bilgileri kayıt edildikten sonra bacağına halka takılmasıyla yapılıyor. 2002&#039;de DKMP Genel Müdürlüğü, ODTÜ Biyoloji Bölümü ve Kuş Araştırmaları Derneği arasında imzalanan iş birliği protokolü ile başlatılan Ulusal Halkalama Programının (UHP) kapsamı yıllar içinde genişletilerek, birçok üniversite ve sivil toplum kuruluşunu katılımıyla yapıldı.  KELAYNAKLARIN SOYUNUN TÜKENMESİ ÖNLENDİ  Yürütülen çalışmalarla ülkedeki kelaynakların soyunun tükenmesinin önüne geçildi. Göç dönemi öncesinde istasyona alınan kelaynaklar, sadece üreme dönemlerinde serbest bırakılırken yarı vahşi bir yaşam sürdüren tür olarak kabul edildi. Bu kapsamda, kelaynakların halkalanması işlemleri &#039;özel halkacı&#039; lisansına sahip DKMP Genel Müdürlüğü görevlisi veterinerler tarafından yapıldı. Bu kapsamda, 2023 yılı üreme sezonunda yeni doğan toplam 57 yavru halkalandı. Bu yavruların biyometrik ölçüleri alınarak kaydedildi, ayrıca, cinsiyet ve genetik çalışmalar için örnekler de alındı. Ayrıca İzmir Gediz Deltasında, DKMP Genel Müdürlüğü, Ankara Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Uluslararası Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle 2023 yılı flamingo halkalama çalışmaları gerçekleştirildi. 3-6 Ağustos 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen çalışmalarla 262 yavru flamingoya hem metal hem de PVC halka takıldı, tüy ve parazit örnekleri alındı.  NESLİ TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRLER İÇİN EYLEM PLANI  DKMP Genel Müdürlüğünce ayrıca ülkede nesli tehlike altında olan türler için eylem planı hazırlanarak uygulamaya konuldu. Bu kapsamda, 2013 yılında hazırlanan &#039;Ulusal Turna Eylem Planı&#039;nın birinci 5 yıllık (2014-2019) uygulama planı tamamlandı. 2020-2024 yıllarını kapsayan ikinci uygulama dönemi ise devam ediyor. Eylem planı kapsamında, turnaların üreme, beslenme ve kışlama alanlarının tespit edilmesi amacıyla halkalama ve uydu vericilerle takip çalışması yürütülüyor. Bu proje ile sayıları oldukça azalmış olan turnaların ülkedeki popülasyonunun ve yaşam alanlarının korunması maksadıyla yönetim araçlarının, koşullarının geliştirilmesi hedefleniyor. Bu maksatla ilk adım olarak, türün 31 yaşam alanının bilimsel olarak ortaya konabilmesi için teknolojik imkanlar da kullanılarak izleme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Elde edilen bilimsel veriler ışığında turnalar için önemli olan üreme, yazlama, kışlama ve göç sırasında konaklama alanları belirlenmeye başlandı. Bu çalışmalar kapsamında 27&#039;si 2023 yılında olmak üzere toplam 152 turna halkalandı. Halkalama çalışmalarının ardından halkalı olarak görülen ve geri bildirimi yapılan turnalar kayıt altına alınmaya başlandı.  2023 YILINDA 23 BİNDEN FAZLA KUŞ HALKALANDI  2023 yılında ülke genelinde DKMP Genel Müdürlüğünce koordine edilen tüm halkalama çalışmaları sonucunda, 190 türden 23 bin 794 kuş halkalandı. Söz konusu halkalama çalışmalarının 22 bin 756&#039;sı ise halkalama istasyonlarında gerçekleştirildi. Halkalama istasyonlarında en fazla halkalanan 10 kuş türü karabaşlı ötleğen, kızılgerdan, çıvgın, söğütbülbülü, küçük akgerdanlı ötleğen, boz ötleğen, saz kamışçını, kızılkuyruk, akgerdanlı ötleğen ve mavigerdan olarak sıralandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CT6OBzJtTEGB2JyX0bCakA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2023te, 190, türden, binden, fazla, kuş, halkalandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CT6OBzJtTEGB2JyX0bCakA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="2023'te 190 türden 23 binden fazla kuş halkalandı"><p>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce (DKMP) kuşların göçleri, üremeleri, hayatta kalma başarıları gibi verilerin elde edilmesine yönelik yürütülen halkalama çalışmaları kapsamında, 2023 yılında 190 türden 23 bin 794 kuş halkalandı.</p>Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre; kuşların önemli göç yolları üzerinde bulunan Türkiye'de yürütülen halkalama çalışmaları ile kuşların göçleri ve popülasyon dinamikleri araştırılıyor. Ayrıca kuşların tanınmasını, gerektiğinde morfometrik ve diğer ölçümlerin yapılması da bu işlemle sağlanıyor. Halkalama işlemi, yakalanan kuşun tür, yaş ve cinsiyet gibi bilgileri kayıt edildikten sonra bacağına halka takılmasıyla yapılıyor. 2002'de DKMP Genel Müdürlüğü, ODTÜ Biyoloji Bölümü ve Kuş Araştırmaları Derneği arasında imzalanan iş birliği protokolü ile başlatılan Ulusal Halkalama Programının (UHP) kapsamı yıllar içinde genişletilerek, birçok üniversite ve sivil toplum kuruluşunu katılımıyla yapıldı.  KELAYNAKLARIN SOYUNUN TÜKENMESİ ÖNLENDİ  Yürütülen çalışmalarla ülkedeki kelaynakların soyunun tükenmesinin önüne geçildi. Göç dönemi öncesinde istasyona alınan kelaynaklar, sadece üreme dönemlerinde serbest bırakılırken yarı vahşi bir yaşam sürdüren tür olarak kabul edildi. Bu kapsamda, kelaynakların halkalanması işlemleri 'özel halkacı' lisansına sahip DKMP Genel Müdürlüğü görevlisi veterinerler tarafından yapıldı. Bu kapsamda, 2023 yılı üreme sezonunda yeni doğan toplam 57 yavru halkalandı. Bu yavruların biyometrik ölçüleri alınarak kaydedildi, ayrıca, cinsiyet ve genetik çalışmalar için örnekler de alındı. Ayrıca İzmir Gediz Deltasında, DKMP Genel Müdürlüğü, Ankara Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Uluslararası Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle 2023 yılı flamingo halkalama çalışmaları gerçekleştirildi. 3-6 Ağustos 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen çalışmalarla 262 yavru flamingoya hem metal hem de PVC halka takıldı, tüy ve parazit örnekleri alındı.  NESLİ TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRLER İÇİN EYLEM PLANI  DKMP Genel Müdürlüğünce ayrıca ülkede nesli tehlike altında olan türler için eylem planı hazırlanarak uygulamaya konuldu. Bu kapsamda, 2013 yılında hazırlanan 'Ulusal Turna Eylem Planı'nın birinci 5 yıllık (2014-2019) uygulama planı tamamlandı. 2020-2024 yıllarını kapsayan ikinci uygulama dönemi ise devam ediyor. Eylem planı kapsamında, turnaların üreme, beslenme ve kışlama alanlarının tespit edilmesi amacıyla halkalama ve uydu vericilerle takip çalışması yürütülüyor. Bu proje ile sayıları oldukça azalmış olan turnaların ülkedeki popülasyonunun ve yaşam alanlarının korunması maksadıyla yönetim araçlarının, koşullarının geliştirilmesi hedefleniyor. Bu maksatla ilk adım olarak, türün 31 yaşam alanının bilimsel olarak ortaya konabilmesi için teknolojik imkanlar da kullanılarak izleme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Elde edilen bilimsel veriler ışığında turnalar için önemli olan üreme, yazlama, kışlama ve göç sırasında konaklama alanları belirlenmeye başlandı. Bu çalışmalar kapsamında 27'si 2023 yılında olmak üzere toplam 152 turna halkalandı. Halkalama çalışmalarının ardından halkalı olarak görülen ve geri bildirimi yapılan turnalar kayıt altına alınmaya başlandı.  2023 YILINDA 23 BİNDEN FAZLA KUŞ HALKALANDI  2023 yılında ülke genelinde DKMP Genel Müdürlüğünce koordine edilen tüm halkalama çalışmaları sonucunda, 190 türden 23 bin 794 kuş halkalandı. Söz konusu halkalama çalışmalarının 22 bin 756'sı ise halkalama istasyonlarında gerçekleştirildi. Halkalama istasyonlarında en fazla halkalanan 10 kuş türü karabaşlı ötleğen, kızılgerdan, çıvgın, söğütbülbülü, küçük akgerdanlı ötleğen, boz ötleğen, saz kamışçını, kızılkuyruk, akgerdanlı ötleğen ve mavigerdan olarak sıralandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi’ne ekilen mercanlar iki kat gelişim sağladı, bölgede biyoçeşitlilik artıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/marmara-denizine-ekilen-mercanlar-iki-kat-gelisim-sagladi-boelgede-biyocesitlilik-artiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/marmara-denizine-ekilen-mercanlar-iki-kat-gelisim-sagladi-boelgede-biyocesitlilik-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ DP World Yarımca ve Deniz Yaşamı Koruma Derneği iş birliğiyle, mercan resiflerinin korunması ve deniz ekosisteminin sürdürülebilirliği adına başlatılan &quot;Sarı Mercanların Korunması Projesi” titizlikle yürütülüyor. Proje kapsamında, deniz altına 400&#039;den fazla mercan dikildi ve bu mercanların yüzde 75&#039;inin yeni habitatlarına başarılı bir şekilde uyum sağladığı belirlendi. Ekim işleminin ardından yaklaşık 2 kat büyüyen mercanların üremeye başlayarak koloniler oluşturduğu gözlemlenirken, ekim yapılan alanda biyoçeşitliliğin belirgin bir şekilde arttığı görüldü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wxrZxUGZBkSbGqn1nddYmg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizi’ne, ekilen, mercanlar, iki, kat, gelişim, sağladı, bölgede, biyoçeşitlilik, artıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wxrZxUGZBkSbGqn1nddYmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Marmara Denizi’ne ekilen mercanlar iki kat gelişim sağladı, bölgede biyoçeşitlilik artıyor"><p>DP World Yarımca ve Deniz Yaşamı Koruma Derneği iş birliğiyle, mercan resiflerinin korunması ve deniz ekosisteminin sürdürülebilirliği adına başlatılan "Sarı Mercanların Korunması Projesi” titizlikle yürütülüyor. Proje kapsamında, deniz altına 400'den fazla mercan dikildi ve bu mercanların yüzde 75'inin yeni habitatlarına başarılı bir şekilde uyum sağladığı belirlendi. Ekim işleminin ardından yaklaşık 2 kat büyüyen mercanların üremeye başlayarak koloniler oluşturduğu gözlemlenirken, ekim yapılan alanda biyoçeşitliliğin belirgin bir şekilde arttığı görüldü.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Masal diyarlarından farkı yok! Görüntüsüyle büyülüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/masal-diyarlarindan-farki-yok-goeruntusuyle-buyuluyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/masal-diyarlarindan-farki-yok-goeruntusuyle-buyuluyor</guid>
<description><![CDATA[ Artvin&#039;in &quot;Sakin Şehir&quot; ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, muhteşem görüntüsüyle herkesi büyülüyor. Kalp şeklini andıran görünümü, muhteşem doğası masal diyarlarını andırıyor.Artvin&#039;in &quot;Sakin Şehir&quot; ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, ziyaretçi akınına uğruyor.Artvin&#039;in &quot;Sakin Şehir&quot; ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, havaların ısınmasıyla ziyaretçi akınına uğradı. Kalp şeklini andıran görünümü, muhteşem doğası masal diyarlarını andırıyor.Karagöl-Sahara Milli Parkı her mevsim yeril ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor.Karadeniz&#039;in gözde turizm rotalarından biri olan bölgenin ilkbahar renklerini görmek isteyenler soluğu Karagöl&#039;de alıyor.İlçe merkezine 25 kilometre uzaklıkta bulunan ve kuş bakışı görüntüsü kalbi andıran Karagöl, şehirden uzak doğayla iç içe zaman geçirmek isteyen turistlerin ilgisini çekiyor.Sahara Milli Park içerisinde bulunan, Ladin ve çam ağaçları arasında kalp şeklindeki görüntüsü ile dikkat çeken Karagöl, görenleri adeta büyülüyor. Günlük hayatın stresinden uzaklaşmak için arkadaşları ve ailesiyle Karagöl&#039;e günübirlik gelen doğa severler muhteşem doğanın tadını çıkartıyor.Karagöl&#039;de bulunan tesisin işletmeciliğini yapan Göksu Özgen (34), “Şavşat Karagöl&#039;ün kalp şeklinde olması dünyada ilgi görüyor. Ülkemizdeki yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerde ev sahipliği yapmaktayız. Gölümüzde tekne, turları, mesire alanları, kamp alanları farklı ekinlikler yapmaya müsait. Aynı zamanda fotoğraf tutkunlarının oldukça fazla ziyaret ettiği bir yer. Şavşat Karagöl&#039;de en önem verdiğimiz temizlik ve doğayı korumak” ifadelerine yer verdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GFc8fmEIek2JBcmeRfwQ0g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Masal, diyarlarından, farkı, yok, Görüntüsüyle, büyülüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GFc8fmEIek2JBcmeRfwQ0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Masal diyarlarından farkı yok! Görüntüsüyle büyülüyor"><p>Artvin'in "Sakin Şehir" ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, muhteşem görüntüsüyle herkesi büyülüyor. Kalp şeklini andıran görünümü, muhteşem doğası masal diyarlarını andırıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZO8CdFSq-kug5JE8eXX6CA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin'in "Sakin Şehir" ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, ziyaretçi akınına uğruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OW1mdtA7vU66uNCN-9Ljng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin'in "Sakin Şehir" ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, havaların ısınmasıyla ziyaretçi akınına uğradı. Kalp şeklini andıran görünümü, muhteşem doğası masal diyarlarını andırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bakZOiulU0G1kF6OkOzoVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karagöl-Sahara Milli Parkı her mevsim yeril ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Je5ar2mtUkC6rDLiEObfuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karadeniz'in gözde turizm rotalarından biri olan bölgenin ilkbahar renklerini görmek isteyenler soluğu Karagöl'de alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fF3Z9cOydE-HvaBfqPdk_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçe merkezine 25 kilometre uzaklıkta bulunan ve kuş bakışı görüntüsü kalbi andıran Karagöl, şehirden uzak doğayla iç içe zaman geçirmek isteyen turistlerin ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4ptVZSKKoUq84HRk5SGvfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sahara Milli Park içerisinde bulunan, Ladin ve çam ağaçları arasında kalp şeklindeki görüntüsü ile dikkat çeken Karagöl, görenleri adeta büyülüyor. Günlük hayatın stresinden uzaklaşmak için arkadaşları ve ailesiyle Karagöl'e günübirlik gelen doğa severler muhteşem doğanın tadını çıkartıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PB52IfMCV0ygSUqf0Hd92g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karagöl'de bulunan tesisin işletmeciliğini yapan Göksu Özgen (34), “Şavşat Karagöl'ün kalp şeklinde olması dünyada ilgi görüyor. Ülkemizdeki yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerde ev sahipliği yapmaktayız. Gölümüzde tekne, turları, mesire alanları, kamp alanları farklı ekinlikler yapmaya müsait. Aynı zamanda fotoğraf tutkunlarının oldukça fazla ziyaret ettiği bir yer. Şavşat Karagöl'de en önem verdiğimiz temizlik ve doğayı korumak” ifadelerine yer verdi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Görenleri büyüleyen manzara!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/goerenleri-buyuleyen-manzara</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/goerenleri-buyuleyen-manzara</guid>
<description><![CDATA[ Ağrı&#039;nın Patnos ilçesinde bulunan, manzarasıyla ilgi uyandıran Patnos Baraj Gölü doğaseverlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. İlçe merkezine 4 kilometre uzaklıkta bulunan baraj göleti adeta görsel şölen oluşturuyor. Doğadaki birçok rengi içinde barındıran baraj göleti ve çevresindeki manzara, vatandaşların ilgisini çekiyor.Gevi Çayı üzerinde, sulama amacıyla 1985-1992 yılları arasında inşa edilen Patnos Barajı yeşilin ve mavinin bir araya geldiği muhteşem görünümü ile her geçen gün doğaseverlerin ve vatandaşların ilgi odağı haline gelmeye devam ediyor.  Havaların ısınmasıyla birlikte mevsimin tadını çıkaran vatandaşlar, güzergahlarının üzerinde bulunan baraj gölünde karşılaştıkları manzarada hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmiyor.  Patnos Baraj Gölü&#039;ndeki su seviyesinin geçen yıla göre çok fazla olduğunu ve bunun da hem çiftçiler için hem de doğal bir ortamda vakit geçirmek isteyen vatandaşlar için çok güzel bir gelişme olduğunu vurgulayan Patnos Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Faruk Yavuz, &quot;Geçen yıl yağışların az oranda olması baraj gölü ve çevresinin kurak bir mevsim geçirdi. Bu yıl ise yağışların çok olması çiftçilerimiz için çok iyi oldu. Patnos&#039;ta vatandaşların Patnos Baraj Gölü&#039;nün dışında başka gidecek bir yerlerinin olmamasından dolayı bu alanlara piknik yapmak için geliyorlar&quot; dedi.  Patnos&#039;ta bulunan baraj gölünün daha kullanışlı hale getirilmesi gerektiğini, özellikle göl sahilinin olması daha çok vatandaşlar ziyaretine neden olacağını belirten Murat Ülker, &quot;Patnos Baraj Gölü son zamanların en çok doluluk oranına ulaştı. Bu doluluk oranı hem çiftçilerin hem de gezmek için ziyaret eden vatandaşları sevindirdi. Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte mevsimin tadını çıkaran vatandaşlar, baraj gölünde karşılaştıkları manzarada hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmiyor. Baraj gölünün daha da kullanışlı bir hale gelmesi gerekiyor. Yol ve çevre düzenlemesi yapılırsa Patnos&#039;taki vatandaşlar için hafta sonu vazgeçilmez bir yer olur. Yetkililerin bu konuyu dikkate alması gerekiyor&quot; dedi.  Vatandaşlardan Sedat Zirek ise, &quot;Patnos Baraj Gölü&#039;nün manzarası gerçekten de çok güzel. Patnos&#039;ta takılabileceğimiz tek yerdir. İnşallah buraya daha farklı şeyler yapılır&quot; sözlerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JJfw8Z_k6UiDwCauvw_Jxg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Görenleri, büyüleyen, manzara</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JJfw8Z_k6UiDwCauvw_Jxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Görenleri büyüleyen manzara!"><p>Ağrı'nın Patnos ilçesinde bulunan, manzarasıyla ilgi uyandıran Patnos Baraj Gölü doğaseverlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. İlçe merkezine 4 kilometre uzaklıkta bulunan baraj göleti adeta görsel şölen oluşturuyor. Doğadaki birçok rengi içinde barındıran baraj göleti ve çevresindeki manzara, vatandaşların ilgisini çekiyor.</p>Gevi Çayı üzerinde, sulama amacıyla 1985-1992 yılları arasında inşa edilen Patnos Barajı yeşilin ve mavinin bir araya geldiği muhteşem görünümü ile her geçen gün doğaseverlerin ve vatandaşların ilgi odağı haline gelmeye devam ediyor.  Havaların ısınmasıyla birlikte mevsimin tadını çıkaran vatandaşlar, güzergahlarının üzerinde bulunan baraj gölünde karşılaştıkları manzarada hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmiyor.  Patnos Baraj Gölü'ndeki su seviyesinin geçen yıla göre çok fazla olduğunu ve bunun da hem çiftçiler için hem de doğal bir ortamda vakit geçirmek isteyen vatandaşlar için çok güzel bir gelişme olduğunu vurgulayan Patnos Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Faruk Yavuz, "Geçen yıl yağışların az oranda olması baraj gölü ve çevresinin kurak bir mevsim geçirdi. Bu yıl ise yağışların çok olması çiftçilerimiz için çok iyi oldu. Patnos'ta vatandaşların Patnos Baraj Gölü'nün dışında başka gidecek bir yerlerinin olmamasından dolayı bu alanlara piknik yapmak için geliyorlar" dedi.  Patnos'ta bulunan baraj gölünün daha kullanışlı hale getirilmesi gerektiğini, özellikle göl sahilinin olması daha çok vatandaşlar ziyaretine neden olacağını belirten Murat Ülker, "Patnos Baraj Gölü son zamanların en çok doluluk oranına ulaştı. Bu doluluk oranı hem çiftçilerin hem de gezmek için ziyaret eden vatandaşları sevindirdi. Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte mevsimin tadını çıkaran vatandaşlar, baraj gölünde karşılaştıkları manzarada hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmiyor. Baraj gölünün daha da kullanışlı bir hale gelmesi gerekiyor. Yol ve çevre düzenlemesi yapılırsa Patnos'taki vatandaşlar için hafta sonu vazgeçilmez bir yer olur. Yetkililerin bu konuyu dikkate alması gerekiyor" dedi.  Vatandaşlardan Sedat Zirek ise, "Patnos Baraj Gölü'nün manzarası gerçekten de çok güzel. Patnos'ta takılabileceğimiz tek yerdir. İnşallah buraya daha farklı şeyler yapılır" sözlerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Bana deli olduğumu bile söylediler ama çok emek verdim&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/bana-deli-oldugumu-bile-soeylediler-ama-cok-emek-verdim</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/bana-deli-oldugumu-bile-soeylediler-ama-cok-emek-verdim</guid>
<description><![CDATA[ Aksaray&#039;da 11 yıl önce emekli olup köyüne dönen Hüseyin Duru (60) ile eşi Şenay Duru (59), babaannesinden miras kalan çoğunluğu taşlık 10 dekar alanı, 1500 meyve ağacı ve 400 gül dikip bahçeye dönüştürdü. Duru, &quot;Burada ağaç olmayacağını, boşa uğraştığımı ve hatta deli olduğumu bile söyleyenler oldu. Çok emek verdim. 1500&#039;e yakın ağaç dikip, ağaçlar tutunca barajın yakınındaki alandan 160 traktör toprak çektirerek yeşillendirdim&quot; dedi.Kent merkezinde oturan inşaat işçisi Hüseyin Duru, 11 yıl önce emekli oldu.Duru, ardından da eşi Şenay Duru ile merkeze 35 kilometre uzaklıktaki 298 nüfuslu Çatalsu köyüne yerleşti.Burada babaannesinden miras kalan çoğunluğu taşlık olan atıl vaziyetteki 10 dekar alana ağaç ve çiçek dikip, araziyi bahçeye çevirdi.Şehirde yaşamaktan yorduğunu belirten 2 çocuk babası Hüseyin Duru, şunları söyledi:&#039;&#039;Şehirde yaşamı terk ederek köyüme döndüm. Şehir usandırdı ve yordu beni. Babaannemden kalma 10 dekar taşlık ve atıl alanda ne yaparız diye eşimle düşündük.2013 yılında emekli oldum. Gelip araziye baktığımda kendi köylülerim, burada ağaç olmayacağını, buranın taş olduğunu, boşa uğraştığımı ve hatta deli olduğumu bile söyleyenler oldu.Fakat kaya yapısı çok sert değildi, yumuşak bir kayaydı. Çok emek verdim. Kazmayla kazdım. 1500&#039;e yakın ağaç dikip, ağaçlar tutunca barajın yakınındaki alandan 160 traktör toprak çektirerek yeşillendirdim. Buranın eski hali, yandaki arazi gibiydi hatta daha fazla taşlıktı.&#039;&#039;Bahçede yetişen ürünlerden kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra satış da yaptığını belirten Duru, &#039;&#039;Emek, çaba ve sabır lazım. Ağaçlardaki meyveleri toplayıp kendi meyve ihtiyacımızı karşılıyoruz. Geri kalan kısmını da yaş veya kuru olarak satıyoruz.Yine gülleri de toplayıp reçel yapıyoruz. Onu da kendi ihtiyacımız sonrasını satıyoruz. Bahçede aralara fasulye ve nohut gibi bakliyatlar ektik ve onları da kendimiz üretiyoruz. Fermente edilmiş ürünleri tüketmiyoruz. Bizim bahçemizi örnek alıp ağaç dikenler de oldu&#039;&#039; dedi.Şenay Duru ise &quot;Eşim mutluysa ben de mutluyum. Bahçemizde günümüz, gül ve sebze, meyve toplamakla geçiyor. Mutluluğumu ise eşime borçluyum. Şehirde sabah dışarı çıkınca her şey parayla. Köyde ise böyle değil. Doğada kendi yiyeceğini doğal ve organik olarak üretiyorsun. Bu şekilde hem ruhen, hem de bedenen sağlığına kavuşmuş oluyorsun. Köye geldiğim için çok memnunum. Artık şehre gidince başımız ağrıyor. Emekliler için köy bence birebir yaşam alanı. 36 yıllık evliyiz ve birbirimizi severek evlendik&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wkO4a4J0O0eOkVFhPVDlPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bana, deli, olduğumu, bile, söylediler, ama, çok, emek, verdim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wkO4a4J0O0eOkVFhPVDlPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" bana deli oldu bile s ama emek verdim><p>Aksaray'da 11 yıl önce emekli olup köyüne dönen Hüseyin Duru (60) ile eşi Şenay Duru (59), babaannesinden miras kalan çoğunluğu taşlık 10 dekar alanı, 1500 meyve ağacı ve 400 gül dikip bahçeye dönüştürdü. Duru, "Burada ağaç olmayacağını, boşa uğraştığımı ve hatta deli olduğumu bile söyleyenler oldu. Çok emek verdim. 1500'e yakın ağaç dikip, ağaçlar tutunca barajın yakınındaki alandan 160 traktör toprak çektirerek yeşillendirdim" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EhgLV-5U8EayWLSgGU2j5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kent merkezinde oturan inşaat işçisi Hüseyin Duru, 11 yıl önce emekli oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vmNN6sQ5f0CFA7YdfAVjdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duru, ardından da eşi Şenay Duru ile merkeze 35 kilometre uzaklıktaki 298 nüfuslu Çatalsu köyüne yerleşti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aogDmx90XkK41CnAr2_f4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burada babaannesinden miras kalan çoğunluğu taşlık olan atıl vaziyetteki 10 dekar alana ağaç ve çiçek dikip, araziyi bahçeye çevirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KHmPPY2R7EenSwpVT8y22Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şehirde yaşamaktan yorduğunu belirten 2 çocuk babası Hüseyin Duru, şunları söyledi:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/veAAINubJ0yRcPNpEi2gyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>''Şehirde yaşamı terk ederek köyüme döndüm. Şehir usandırdı ve yordu beni. Babaannemden kalma 10 dekar taşlık ve atıl alanda ne yaparız diye eşimle düşündük.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HmGYLNeHC0GKaFTArXYf7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2013 yılında emekli oldum. Gelip araziye baktığımda kendi köylülerim, burada ağaç olmayacağını, buranın taş olduğunu, boşa uğraştığımı ve hatta deli olduğumu bile söyleyenler oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yjk-ByYdqUiZsMpDShnZYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fakat kaya yapısı çok sert değildi, yumuşak bir kayaydı. Çok emek verdim. Kazmayla kazdım. 1500'e yakın ağaç dikip, ağaçlar tutunca barajın yakınındaki alandan 160 traktör toprak çektirerek yeşillendirdim. Buranın eski hali, yandaki arazi gibiydi hatta daha fazla taşlıktı.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwDX9xfbaE-7cLV9NqQnTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahçede yetişen ürünlerden kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra satış da yaptığını belirten Duru, ''Emek, çaba ve sabır lazım. Ağaçlardaki meyveleri toplayıp kendi meyve ihtiyacımızı karşılıyoruz. Geri kalan kısmını da yaş veya kuru olarak satıyoruz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H5uPPxEaVEKtzzaXviajwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yine gülleri de toplayıp reçel yapıyoruz. Onu da kendi ihtiyacımız sonrasını satıyoruz. Bahçede aralara fasulye ve nohut gibi bakliyatlar ektik ve onları da kendimiz üretiyoruz. Fermente edilmiş ürünleri tüketmiyoruz. Bizim bahçemizi örnek alıp ağaç dikenler de oldu'' dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x9zlA3MMw0W7HyRQA3HQxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şenay Duru ise "Eşim mutluysa ben de mutluyum. Bahçemizde günümüz, gül ve sebze, meyve toplamakla geçiyor. Mutluluğumu ise eşime borçluyum. Şehirde sabah dışarı çıkınca her şey parayla. Köyde ise böyle değil. Doğada kendi yiyeceğini doğal ve organik olarak üretiyorsun. Bu şekilde hem ruhen, hem de bedenen sağlığına kavuşmuş oluyorsun. Köye geldiğim için çok memnunum. Artık şehre gidince başımız ağrıyor. Emekliler için köy bence birebir yaşam alanı. 36 yıllık evliyiz ve birbirimizi severek evlendik" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarım ve Orman Bakanlığı&amp;apos;ndan nesli tükenme tehdidi altında olan turnalara sıkı takip</title>
<link>https://trafikdernegi.com/tarim-ve-orman-bakanligindan-nesli-tukenme-tehdidi-altinda-olan-turnalara-siki-takip</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/tarim-ve-orman-bakanligindan-nesli-tukenme-tehdidi-altinda-olan-turnalara-siki-takip</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığınca nesli tehlike altında olan türlerle ilgili yürütülen çalışmalar kapsamında son 10 yılda 154 turna halkalandı, 54 bireye verici takıldı.Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre Türkiye, farklı iklim ve doğal ekosistemlere sahip olması nedeniyle turnanın kuluçkaya yattığı, kışladığı ve göç sırasında konaklama alanı olarak kullandığı dünyadaki nadir ülkelerden biri konumunda bulunuyor.  Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce (DKMP) kuşların göçleri, üremeleri, hayatta kalma başarıları gibi verilerin elde edilmesine yönelik halkalama ve verici takma çalışmaları yürütülüyor.  DKMP, 2013&#039;te hazırladığı &quot;Turna Eylem Planı&quot; ile nesli tehlike altında olan türlerden olan turna popülasyonlarını düzenli olarak takip ediyor. Bu kapsamda, Türkiye&#039;de ilk turna halkalama çalışması 2014&#039;te DKMP&#039;nin Almanya&#039;dan bir sivil toplum kuruluşu ile yaptığı işbirliğiyle başladı. 3 yıl süren ortak çalışmanın ardından eğitilen ve halkacı sertifikası alan kişiler, Covid-19 salgını dönemi hariç, 10 yıldır düzenli olarak halkalama ve verici takma çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.  Bu çerçevede, Bolu, Samsun, Tokat, Giresun, Sivas, Erzincan, Erzurum, Muş, Ağrı, Iğdır, Kars ve Ardahan&#039;da toplam 154 turna halkalandı, 54 bireye de verici takıldı. Bu sayede turnaların hangi alanlarda üredikleri ve kışladıkları gibi bilgilere ulaşıldı.  Sivas başta olmak üzere Ardahan, Erzurum, Erzincan, Van, Muş gibi illerde üreyen turnalarının kışlama için Kayseri&#039;deki Sultan Sazlığı Milli Parkı ile Adana&#039;daki Yumurtalık Lagünü Milli Parkı ve Akyatan-Tuzla Yaban Hayatı Geliştirme Sahası&#039;nı tercih ettikleri görüldü. Bu alanlar &quot;Ramsar Sulak Alanı&quot; statüsüyle de korunan alanlar arasında yer alıyor.  Gözlemlerin sonuçlarına göre Türkiye&#039;de Avrasya turnası (Grus grus) ve telli turna (Anthropoides virgo) olmak üzere 2 türe rastlandı. Avrupa&#039;da kuluçkaya yatan turnalar kışı Fransa, İber Yarımadası, Türkiye, Kuzey ve Doğu Afrika&#039;da geçiriyor.  Afrika&#039;da kışlayan turnaların önemli bir kısmı kışlama alanlarına Anadolu üzerinden geçiş yapıyor. Turnaların Batı ve Orta Anadolu üzerinden geçişleri ile ilgili 1982 yılında yürütülen detaylı bilimsel çalışmada toplam 12 bin 960 birey tespit edilmişti.  &quot;ONLARIN KORUNMASI BU CANLILARA HEPİMİZİN ORTAK BORCU&quot;  Açıklamada görüşlerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin bir ülkenin serveti olduğunu belirterek, bu çeşitliliği korumak için gayret gösterdiklerini bildirdi.  Nesli tükenme tehlikesi altında olan turnaların korunmasına dönük tedbirler aldıklarına dikkati çeken Yumaklı, ilgili kurumların bu konuda çalıştıklarını kaydetti.  Bakan Yumaklı, alınan tedbirlerle turna popülasyonunun düzenli olarak takip edildiğine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:  &quot;Biyolojik çeşitliliğimize sahip çıkıyoruz. Sorumluluğumuzun bilinciyle çalışmalarımız, tedbirlerimiz ve yeni projelerimizle, nesli tükenme tehlikesi altında olan türlere umut olmaya ve onları korumaya devam edeceğiz. Bilim insanlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve vatandaşlarımızın işbirliği ile güzel sonuçlar alıyoruz. Onların korunması bu canlılara hepimizin ortak borcudur.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yCVAUJDDfkyC1lkboiCK9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tarım, Orman, Bakanlığından, nesli, tükenme, tehdidi, altında, olan, turnalara, sıkı, takip</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yCVAUJDDfkyC1lkboiCK9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan nesli tükenme tehdidi altında olan turnalara sıkı takip"><p>Tarım ve Orman Bakanlığınca nesli tehlike altında olan türlerle ilgili yürütülen çalışmalar kapsamında son 10 yılda 154 turna halkalandı, 54 bireye verici takıldı.</p><p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre Türkiye, farklı iklim ve doğal ekosistemlere sahip olması nedeniyle turnanın kuluçkaya yattığı, kışladığı ve göç sırasında konaklama alanı olarak kullandığı dünyadaki nadir ülkelerden biri konumunda bulunuyor.  Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce (DKMP) kuşların göçleri, üremeleri, hayatta kalma başarıları gibi verilerin elde edilmesine yönelik halkalama ve verici takma çalışmaları yürütülüyor.  DKMP, 2013'te hazırladığı "Turna Eylem Planı" ile nesli tehlike altında olan türlerden olan turna popülasyonlarını düzenli olarak takip ediyor. Bu kapsamda, Türkiye'de ilk turna halkalama çalışması 2014'te DKMP'nin Almanya'dan bir sivil toplum kuruluşu ile yaptığı işbirliğiyle başladı. </p><p>3 yıl süren ortak çalışmanın ardından eğitilen ve halkacı sertifikası alan kişiler, Covid-19 salgını dönemi hariç, 10 yıldır düzenli olarak halkalama ve verici takma çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.  Bu çerçevede, Bolu, Samsun, Tokat, Giresun, Sivas, Erzincan, Erzurum, Muş, Ağrı, Iğdır, Kars ve Ardahan'da toplam 154 turna halkalandı, 54 bireye de verici takıldı. Bu sayede turnaların hangi alanlarda üredikleri ve kışladıkları gibi bilgilere ulaşıldı.  Sivas başta olmak üzere Ardahan, Erzurum, Erzincan, Van, Muş gibi illerde üreyen turnalarının kışlama için Kayseri'deki Sultan Sazlığı Milli Parkı ile Adana'daki Yumurtalık Lagünü Milli Parkı ve Akyatan-Tuzla Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nı tercih ettikleri görüldü. Bu alanlar "Ramsar Sulak Alanı" statüsüyle de korunan alanlar arasında yer alıyor.  Gözlemlerin sonuçlarına göre Türkiye'de Avrasya turnası (Grus grus) ve telli turna (Anthropoides virgo) olmak üzere 2 türe rastlandı. Avrupa'da kuluçkaya yatan turnalar kışı Fransa, İber Yarımadası, Türkiye, Kuzey ve Doğu Afrika'da geçiriyor.  Afrika'da kışlayan turnaların önemli bir kısmı kışlama alanlarına Anadolu üzerinden geçiş yapıyor. Turnaların Batı ve Orta Anadolu üzerinden geçişleri ile ilgili 1982 yılında yürütülen detaylı bilimsel çalışmada toplam 12 bin 960 birey tespit edilmişti.  <strong>"ONLARIN KORUNMASI BU CANLILARA HEPİMİZİN ORTAK BORCU"</strong>  Açıklamada görüşlerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin bir ülkenin serveti olduğunu belirterek, bu çeşitliliği korumak için gayret gösterdiklerini bildirdi.  Nesli tükenme tehlikesi altında olan turnaların korunmasına dönük tedbirler aldıklarına dikkati çeken Yumaklı, ilgili kurumların bu konuda çalıştıklarını kaydetti.  Bakan Yumaklı, alınan tedbirlerle turna popülasyonunun düzenli olarak takip edildiğine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:  "Biyolojik çeşitliliğimize sahip çıkıyoruz. Sorumluluğumuzun bilinciyle çalışmalarımız, tedbirlerimiz ve yeni projelerimizle, nesli tükenme tehlikesi altında olan türlere umut olmaya ve onları korumaya devam edeceğiz. Bilim insanlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve vatandaşlarımızın işbirliği ile güzel sonuçlar alıyoruz. Onların korunması bu canlılara hepimizin ortak borcudur."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğal manzara gören herkesi hayran bıraktı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogal-manzara-goeren-herkesi-hayran-birakti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogal-manzara-goeren-herkesi-hayran-birakti</guid>
<description><![CDATA[ Yozgat&#039;ta ilkbahar mevsimiyle birlikte doğada açan, ince dallı narin yapraklarıyla dikkat çeken gelincik çiçekleri, görsel şölen sunuyor.Bozok yaylasında ilkbahar mevsimi ile beraber açan gelincik çiçekleri, güzel manzaralar oluşturuyor.Kentte doğayı kırmızı renge boyayan çiçekleri gören vatandaşlar cep telefonlarına sarılıyor.Anı ölümsüzleştirmek isteyen vatandaşlar ise bol bol hatıra fotoğrafı çektiriyor. Fotoğraf sanatçıları da en güzel kareyi yakalamak için çalışıyor.Kırmızının her tonunu sergileyen bu çiçekler, yeşilin arasında adeta bir renk cümbüşü ortaya çıkarıyor.Yozgat&#039;ın Sorgun ilçesine bağlı Bahadın beldesinde gelincik çiçekleri arasında eşi ile birlikte fotoğraf çektiren Emel Yiğit, “Böyle doğal güzellikleri her zaman bulma fırsatımız olmuyor, biz de yolun kenarında bulunan gelincik çiçeklerini fotoğraflayıp bir anı bırakmak istedik. Diğer sarı ve mor çiçeklerle de birlikte olunca renk cümbüşü oluyor. Ben de bu güzellikleri gördükçe fotoğraflıyorum, sosyal medyamda da paylaşıyorum, yakınlarımın görmesi için. Hatta telefon ekranıma da koymayı düşünüyorum, çok güzel iç açıcı manzaralar bunlar” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/utG3cLvm7kOflRD_DwZRbQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, manzara, gören, herkesi, hayran, bıraktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/utG3cLvm7kOflRD_DwZRbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğal manzara gören herkesi hayran bıraktı"><p>Yozgat'ta ilkbahar mevsimiyle birlikte doğada açan, ince dallı narin yapraklarıyla dikkat çeken gelincik çiçekleri, görsel şölen sunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tEH-ifq8SEGUhdX1oZgRPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bozok yaylasında ilkbahar mevsimi ile beraber açan gelincik çiçekleri, güzel manzaralar oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aGRJ7bVsjE2gOVEdOacFIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentte doğayı kırmızı renge boyayan çiçekleri gören vatandaşlar cep telefonlarına sarılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nM3cbLdnz0ik_ROc_KkTTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anı ölümsüzleştirmek isteyen vatandaşlar ise bol bol hatıra fotoğrafı çektiriyor. Fotoğraf sanatçıları da en güzel kareyi yakalamak için çalışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VsK-M78z3ESXr2xt72rA9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırmızının her tonunu sergileyen bu çiçekler, yeşilin arasında adeta bir renk cümbüşü ortaya çıkarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pxJVIVS71EyuDJZDzKczag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı Bahadın beldesinde gelincik çiçekleri arasında eşi ile birlikte fotoğraf çektiren Emel Yiğit, “Böyle doğal güzellikleri her zaman bulma fırsatımız olmuyor, biz de yolun kenarında bulunan gelincik çiçeklerini fotoğraflayıp bir anı bırakmak istedik. Diğer sarı ve mor çiçeklerle de birlikte olunca renk cümbüşü oluyor. Ben de bu güzellikleri gördükçe fotoğraflıyorum, sosyal medyamda da paylaşıyorum, yakınlarımın görmesi için. Hatta telefon ekranıma da koymayı düşünüyorum, çok güzel iç açıcı manzaralar bunlar” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürülerini flüt eşliğinde otlatıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/surulerini-flut-esliginde-otlatiyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/surulerini-flut-esliginde-otlatiyor</guid>
<description><![CDATA[ Malatya&#039;nın Arguvan ilçesinde bin 400 metre rakımdaki sürüler, flüt eşliğinde otlatılıyor.Malatya&#039;nın Arguvan ilçesi Çobandere Mahallesi&#039;nde bin 400 metre rakımdaki sürüler, flüt eşliğinde otlatılıyor.Arguvan ilçesi Çobandere Mahallesi Kınık mezrasında yaşayan 50 yaşındaki Zeki Çıplak, küçük yaşlarda başladığı çobanlık mesleğini severek sürdürüyor.Uzun yıllardır bölgede çobanlık yapan Çıplak, sürülerini ise flüt eşliğinde otlatıyor.Ağırlıklı olarak büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan Çıplak, flüt çalmadığı zamanlarda hayvanların otlamadığını kaydederek, bazen flütle birlikte türkü de seslendirdiğini kaydetti. Çıplak, müzik eşliğinde otlayan hayvanlarda yüksek verim aldığını da belirtti.Mesleğini severek yaptığını ifade Zeki Çıplak, doğa ve hayvanlarla bir arada olmasının kendini mutlu ettiğini söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r7TsHfHFAEefZuZJ30OISw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sürülerini, flüt, eşliğinde, otlatıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r7TsHfHFAEefZuZJ30OISw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürülerini flüt eşliğinde otlatıyor"><p>Malatya'nın Arguvan ilçesinde bin 400 metre rakımdaki sürüler, flüt eşliğinde otlatılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ePncZIA40205F4r1JqopA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Malatya'nın Arguvan ilçesi Çobandere Mahallesi'nde bin 400 metre rakımdaki sürüler, flüt eşliğinde otlatılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jt0esMIvy0-4cMYp1_MzEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arguvan ilçesi Çobandere Mahallesi Kınık mezrasında yaşayan 50 yaşındaki Zeki Çıplak, küçük yaşlarda başladığı çobanlık mesleğini severek sürdürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/880OCzGxJEWWdyRPM1_T6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun yıllardır bölgede çobanlık yapan Çıplak, sürülerini ise flüt eşliğinde otlatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I_6orMBYR0-M-wftP3LSfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağırlıklı olarak büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan Çıplak, flüt çalmadığı zamanlarda hayvanların otlamadığını kaydederek, bazen flütle birlikte türkü de seslendirdiğini kaydetti. Çıplak, müzik eşliğinde otlayan hayvanlarda yüksek verim aldığını da belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kiknh4HOpkSQ4OA63MUZ1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesleğini severek yaptığını ifade Zeki Çıplak, doğa ve hayvanlarla bir arada olmasının kendini mutlu ettiğini söyledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin gizli hazinesi! Gören hayran kalıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-gizli-hazinesi-goeren-hayran-kaliyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-gizli-hazinesi-goeren-hayran-kaliyor</guid>
<description><![CDATA[ Artvin&#039;in gölleriyle meşhur ‘Sakin Şehir&#039; ünvanlı Şavşat ilçesinde bir göl daha keşfedilmeyi bekliyor. İlçenin gizli hazinesi olarak bilinen Peribacalarını görüntülemek isteyenler, hemen üst bölümde yer alan gölü görünce hayran kalıyor.Artvin&#039;in Şavşat ilçesine bağlı Meşeli köyünde yer alan Şavşat Peribacaları, doğal güzellikleri ve benzersiz atmosferi ile doğaseverlerin ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.Yıllar önce ormanlık alanda meydana gelen bir heyelan sonucu oluşmuş doğal kayalar, peri bacalarını andıran görüntüsüyle uçurumun kenarında etkileyici bir manzara sunuyor.Şavşat ilçe merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta bulunan doğa harikası, Karagöl Tabiat Parkı&#039;na ise 15 dakikalık bir yürüyüş mesafesinde yer alıyor.Yemyeşil bir doğanın ortasında görkemli bir şekilde yükselen kayalar, ziyaretçilerine adeta büyüleyici bir deneyim yaşatıyor.Bölge, sessizliği ve doğal güzellikleriyle huzur arayanların ve macera peşinde koşanların uğrak noktası haline geliyor.Şavşat Peribacaları&#039;nın hemen üstünde yer alan Cil&#039;i gölü, henüz keşfedilmemiş doğa harikalarından biri olarak biliniyor.Şavşat Peribacaları&#039;nı keşfettikten sonra yürüyüşle ulaşılabilen Cil&#039;i gölü, doğa severler için rota oluşturuyor.Gülfidan Erdem, Şavşat Peribacaları&#039;na ilk kez geldiğini belirterek, &quot;Artvin&#039;de yaşıyorum, Şavşat&#039;ta peri bacalarına ilk kez geliyorum. Yolları zor olsa da görülmeye değer. Çok güzel, kendiliğinden oluşmuş bu kayalar kesinlikle görülmeli&quot; dedi.Amatör doğa fotoğrafçısı Yasin Tatar ise, &quot;Şavşat Peribacaları&#039;ndayız. Bir Kapadokya olmasa da elimizde böyle imkanlar var, güzel bir manzaramız var.Daha önce gelmemiştim, ilk defa geldim ve çok memnun kaldım. Ulaşım biraz sıkıntılı ama yine de gelinebilir. Arazili araçlarla geldik ve biraz yürüyerek buraya ulaştık&quot; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ck6NxfGHS0yuje5TXUMK2w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, gizli, hazinesi, Gören, hayran, kalıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ck6NxfGHS0yuje5TXUMK2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'nin gizli hazinesi! Gören hayran kalıyor"><p>Artvin'in gölleriyle meşhur ‘Sakin Şehir' ünvanlı Şavşat ilçesinde bir göl daha keşfedilmeyi bekliyor. İlçenin gizli hazinesi olarak bilinen Peribacalarını görüntülemek isteyenler, hemen üst bölümde yer alan gölü görünce hayran kalıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SjQDvQKT0EOgfHc_q5UUog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin'in Şavşat ilçesine bağlı Meşeli köyünde yer alan Şavşat Peribacaları, doğal güzellikleri ve benzersiz atmosferi ile doğaseverlerin ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vff14oNNW0uEMMAjpxr0dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yıllar önce ormanlık alanda meydana gelen bir heyelan sonucu oluşmuş doğal kayalar, peri bacalarını andıran görüntüsüyle uçurumun kenarında etkileyici bir manzara sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4hc_HAd3kkqtn-jy-UHUjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şavşat ilçe merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta bulunan doğa harikası, Karagöl Tabiat Parkı'na ise 15 dakikalık bir yürüyüş mesafesinde yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ESb6WPGFU0GQcYUKhLvqJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemyeşil bir doğanın ortasında görkemli bir şekilde yükselen kayalar, ziyaretçilerine adeta büyüleyici bir deneyim yaşatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s72x46agQkaBT0D9ouUvkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölge, sessizliği ve doğal güzellikleriyle huzur arayanların ve macera peşinde koşanların uğrak noktası haline geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b5gYCVpdP02K8ZMXR9dZug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şavşat Peribacaları'nın hemen üstünde yer alan Cil'i gölü, henüz keşfedilmemiş doğa harikalarından biri olarak biliniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wkyESgu6Q06PMsqAISFZPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şavşat Peribacaları'nı keşfettikten sonra yürüyüşle ulaşılabilen Cil'i gölü, doğa severler için rota oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cEcRGk1rqEeErCi4mkbN4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülfidan Erdem, Şavşat Peribacaları'na ilk kez geldiğini belirterek, "Artvin'de yaşıyorum, Şavşat'ta peri bacalarına ilk kez geliyorum. Yolları zor olsa da görülmeye değer. Çok güzel, kendiliğinden oluşmuş bu kayalar kesinlikle görülmeli" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iWjdvHh2DkK6HL0YiAtHtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amatör doğa fotoğrafçısı Yasin Tatar ise, "Şavşat Peribacaları'ndayız. Bir Kapadokya olmasa da elimizde böyle imkanlar var, güzel bir manzaramız var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V-ZLcuHDX0iH6hMlNxyM1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce gelmemiştim, ilk defa geldim ve çok memnun kaldım. Ulaşım biraz sıkıntılı ama yine de gelinebilir. Arazili araçlarla geldik ve biraz yürüyerek buraya ulaştık" şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin 23. doğa harikası!</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-23-doga-harikasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyenin-23-doga-harikasi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin 23. doğa harikası Güney Şelalesi, doğan güzellikleri ve Cindere Baraj Gölünde yapılan tekne turlarıyla yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanlarından birisi haline geldi.Doğasıyla her yıl binlerce turisti ağırlayan Denizli, saklı kalan güzellikleriyle de dikkat çekiyor. Kentin doğan zenginliklerinden olan ve birinci derece doğal sit alanı içinde yer alan Güney Şelalesi, her geçen gün ziyaretçi sayısını arttırıyor.Milli Parklar Genel Müdürlüğü&#039;nün tabiat anıtı olarak tescil ettiği şelale, Denizli&#039;nin önemli bir gezi rotası olarak da doğa tutkunlarının ilk tercihleri arasında yer alıyor. Gizli kalmış bir güzellik olarak her geçen yıl ziyaretçi sayısını arttıran Güney Şelalesi, Denizli&#039;ye 50, Güney ilçesine ise yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Şelalenin güneyinden Menderes Nehri geçiyor.Doğal güzelliği bakımından görülmeye değer mekanlar arasında bulunan Güney Şelalesinde, suyunun kireçli olması sebebiyle şelale yatağında kalker basamaklar ve çeşitli oluşumlar meydana geliyor. Gün doğumundan akşam saatlerine kadar fotoğraf tutkunlarının ziyaret ettiği şelale, zümrüt yeşili kadife görünümlü yosunlar üzerinde süzülen su damlalarının oluşturduğu görüntüyle parmak ısırtıyor.Güney&#039;e gelen yerli ve yabancı turistler, Türkiye&#039;nin 23. Doğa harikası Güney Şelalesini ziyaret ederek bir tekne turuna da çıkabiliyor. 40 kişi taşıma kapasitesine sahip tekneye binen yerli ve yabancı turistler, Cindere Baraj Gölü çevresindeki eşsiz doğal güzelliğe sahip ormanları, göçmen kuşları ve doğal güzellikleri görebiliyor.Sezonun gelmesiyle birlikte yurt içi ve yurt dışından ziyaretçileri ağırlamaya başladıklarını belirten işletmeci Muzaffer Çelik, “12 senedir, Güney Şelalesinde vatandaşlarımıza hizmet veriyoruz. Ekibimizle birlikte gelen misafirlerimize buradaki doğan güzelliği tanıtmak için çaba harcıyoruz. Buraya gelen misafirlerimiz hem şelaleyi görüp hem de ailesiyle birlikte mangal yakarak farklı bir gün geçirebiliyor. Şelalenin suyu bu sene güzel.Bu aylarda artık okul turları ve grup turları oluyor. Su yükselince, teknemizle gezinti yapabiliyoruz. Teknemiz belediyeye aittir. Herkesin gelip bu doğa harikasını görmesini istiyoruz. Burası Denizli&#039;ye 55 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Tripolis Antik Kenti üzerinden buraya ulaşılabiliyor. Uşak tarafından Güney içerisinden levhalarımızı takip ederek gelebilirsiniz. Şelalenin suyu, dağdaki kaynaktan geliyor. Taşıma değildir, doğal sudur. Suyumuz sürekli akmaktadır. Şelalenin yüksekliği tahmini 40 metredir. Ortada mağaramız var. Mağaraya girebilir, yüzebilirsiniz. Şelalenin suyu Cindere Barajına dökülüyor” dedi.Ünü duyduğu Güney Şelalesini görmek için Eskişehir&#039;den gelen Suat Ünlü, “Şelalenin ününü duyup geldik. Çok beğendik, herkese tavsiye ediyoruz. Her gelip gidişte buraya uğrayacağız. Herkese de mutlaka buraya uğramalarını tavsiye ediyoruz” derken, eşi İrem Ünlü ise “Şelale doğallığı ve alabalığıyla hem görsel hem lezzetli bir yer. Herkese tavsiye ederiz” ifadelerini kullandı.Merak ettiği Güney Şelalesini görmek için eşiyle birlikte Aydın&#039;dan gelen Uğur Güney ise “Yolumuzun üzeriydi. İsmini çok duymuştuk, gelmek bugüne nasipmiş. Tatları ve lezzetleri çok güzel bir yer. Herkesin gelip görmesini isteriz. Her yer su sesleriyle dolu, görsel şölenler var. Herkesin uğrayabileceği, ailecek ve çocuklarla birlikte güzel bir vakit geçirilecek ender yerlerden birisi” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lP_4bTSTk0mS-0jAskFZAg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, 23., doğa, harikası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lP_4bTSTk0mS-0jAskFZAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'nin 23. doğa harikası!"><p>Türkiye'nin 23. doğa harikası Güney Şelalesi, doğan güzellikleri ve Cindere Baraj Gölünde yapılan tekne turlarıyla yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanlarından birisi haline geldi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ry8c7crdRkCZoFQeJdEKow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğasıyla her yıl binlerce turisti ağırlayan Denizli, saklı kalan güzellikleriyle de dikkat çekiyor. Kentin doğan zenginliklerinden olan ve birinci derece doğal sit alanı içinde yer alan Güney Şelalesi, her geçen gün ziyaretçi sayısını arttırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MKMao8VSY0GRJylM3xje-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün tabiat anıtı olarak tescil ettiği şelale, Denizli'nin önemli bir gezi rotası olarak da doğa tutkunlarının ilk tercihleri arasında yer alıyor. Gizli kalmış bir güzellik olarak her geçen yıl ziyaretçi sayısını arttıran Güney Şelalesi, Denizli'ye 50, Güney ilçesine ise yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Şelalenin güneyinden Menderes Nehri geçiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eEZo0cSR0UCvffPEJDtwOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal güzelliği bakımından görülmeye değer mekanlar arasında bulunan Güney Şelalesinde, suyunun kireçli olması sebebiyle şelale yatağında kalker basamaklar ve çeşitli oluşumlar meydana geliyor. Gün doğumundan akşam saatlerine kadar fotoğraf tutkunlarının ziyaret ettiği şelale, zümrüt yeşili kadife görünümlü yosunlar üzerinde süzülen su damlalarının oluşturduğu görüntüyle parmak ısırtıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fpbCxWl6ME-kVbwJOzsCMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güney'e gelen yerli ve yabancı turistler, Türkiye'nin 23. Doğa harikası Güney Şelalesini ziyaret ederek bir tekne turuna da çıkabiliyor. 40 kişi taşıma kapasitesine sahip tekneye binen yerli ve yabancı turistler, Cindere Baraj Gölü çevresindeki eşsiz doğal güzelliğe sahip ormanları, göçmen kuşları ve doğal güzellikleri görebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oU9uWt9kZUaSscNP-BR3Hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sezonun gelmesiyle birlikte yurt içi ve yurt dışından ziyaretçileri ağırlamaya başladıklarını belirten işletmeci Muzaffer Çelik, “12 senedir, Güney Şelalesinde vatandaşlarımıza hizmet veriyoruz. Ekibimizle birlikte gelen misafirlerimize buradaki doğan güzelliği tanıtmak için çaba harcıyoruz. Buraya gelen misafirlerimiz hem şelaleyi görüp hem de ailesiyle birlikte mangal yakarak farklı bir gün geçirebiliyor. Şelalenin suyu bu sene güzel.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JQmcOe6GX02xJTnxLfJ2sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu aylarda artık okul turları ve grup turları oluyor. Su yükselince, teknemizle gezinti yapabiliyoruz. Teknemiz belediyeye aittir. Herkesin gelip bu doğa harikasını görmesini istiyoruz. Burası Denizli'ye 55 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Tripolis Antik Kenti üzerinden buraya ulaşılabiliyor. Uşak tarafından Güney içerisinden levhalarımızı takip ederek gelebilirsiniz. Şelalenin suyu, dağdaki kaynaktan geliyor. Taşıma değildir, doğal sudur. Suyumuz sürekli akmaktadır. Şelalenin yüksekliği tahmini 40 metredir. Ortada mağaramız var. Mağaraya girebilir, yüzebilirsiniz. Şelalenin suyu Cindere Barajına dökülüyor” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O91PRGwfP0SmYFxl1GSSWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünü duyduğu Güney Şelalesini görmek için Eskişehir'den gelen Suat Ünlü, “Şelalenin ününü duyup geldik. Çok beğendik, herkese tavsiye ediyoruz. Her gelip gidişte buraya uğrayacağız. Herkese de mutlaka buraya uğramalarını tavsiye ediyoruz” derken, eşi İrem Ünlü ise “Şelale doğallığı ve alabalığıyla hem görsel hem lezzetli bir yer. Herkese tavsiye ederiz” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iBoHJyyUsEuEV8IaCvl26Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merak ettiği Güney Şelalesini görmek için eşiyle birlikte Aydın'dan gelen Uğur Güney ise “Yolumuzun üzeriydi. İsmini çok duymuştuk, gelmek bugüne nasipmiş. Tatları ve lezzetleri çok güzel bir yer. Herkesin gelip görmesini isteriz. Her yer su sesleriyle dolu, görsel şölenler var. Herkesin uğrayabileceği, ailecek ve çocuklarla birlikte güzel bir vakit geçirilecek ender yerlerden birisi” diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağrı&amp;apos;nın volkanik platolarındaki menderesler görsel şölen oluşturuyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/agrinin-volkanik-platolarindaki-menderesler-goersel-soelen-olusturuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/agrinin-volkanik-platolarindaki-menderesler-goersel-soelen-olusturuyor</guid>
<description><![CDATA[ Ağrı Taşlıçay ilçesine bağlı Sinek Yaylası&#039;nda volkanik platolar üzerindeki menderesler, otlanan küçükbaş hayvanlar ve yemyeşil doğasıyla muhteşem manzaralar sunuyor.2 bin 400 rakımda bulunan ve Taşlıçay ilçe merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Sinek Yaylası, zengin kaynak suları ve bitki örtüsüyle her yıl çok sayıda hayvanı ve göçeri ağırlıyor.Bu yıl yağan yağmurlarla su seviyesinin arttığı yaylalarda da, menderesler doldu taştı.Yüksek dağların arasındaki vadilerden kıvrılarak akan kilometrelerce uzunluktaki menderesler; baharda yeşilin, sonbaharda sarı ve kırmızının tonlarıyla adeta ziyaretçilerini mest ediyor.Zengin bitki örtüsüne sahip Ağrı’nın Sinek Yaylası’nda yılın 6 ayı küçük ve büyükbaş binlerce hayvan sürüsüne ev sahipliği yapıyor.Yemyeşil doğası ve yüksek dağlarında otlayan hayvanlar ve menderesler havadan görüntülendi.İlçenin doğal güzellikleri arasında yer alan mendereslerin muhteşem görüntüleri, görenleri kendine hayran bırakıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/233011MGWkeD6gWOSyalZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ağrının, volkanik, platolarındaki, menderesler, görsel, şölen, oluşturuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/233011MGWkeD6gWOSyalZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ağrı'nın volkanik platolarındaki menderesler görsel şölen oluşturuyor"><p>Ağrı Taşlıçay ilçesine bağlı Sinek Yaylası'nda volkanik platolar üzerindeki menderesler, otlanan küçükbaş hayvanlar ve yemyeşil doğasıyla muhteşem manzaralar sunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5XJZdbPuM0-BoZsWdjY7Zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2 bin 400 rakımda bulunan ve Taşlıçay ilçe merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Sinek Yaylası, zengin kaynak suları ve bitki örtüsüyle her yıl çok sayıda hayvanı ve göçeri ağırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/28dFzkduzkG6_CAlD6SAxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yıl yağan yağmurlarla su seviyesinin arttığı yaylalarda da, menderesler doldu taştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/baoaKcle9U27y_zEF_nAkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek dağların arasındaki vadilerden kıvrılarak akan kilometrelerce uzunluktaki menderesler; baharda yeşilin, sonbaharda sarı ve kırmızının tonlarıyla adeta ziyaretçilerini mest ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2g5Oy-P86EebLtKrPeg3bQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zengin bitki örtüsüne sahip Ağrı’nın Sinek Yaylası’nda yılın 6 ayı küçük ve büyükbaş binlerce hayvan sürüsüne ev sahipliği yapıyor.Yemyeşil doğası ve yüksek dağlarında otlayan hayvanlar ve menderesler havadan görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ANJwcQXw_U-01JWR-3NozQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçenin doğal güzellikleri arasında yer alan mendereslerin muhteşem görüntüleri, görenleri kendine hayran bırakıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mersin&amp;apos;in saklı cenneti hayran bırakıyor: Yerköprü Şelalesi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/mersinin-sakli-cenneti-hayran-birakiyor-yerkoepru-selalesi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/mersinin-sakli-cenneti-hayran-birakiyor-yerkoepru-selalesi</guid>
<description><![CDATA[ Mersin&#039;in Mut ilçesindeki Yerköprü Şelalesi, kendine özgü ekosistemi, derin vadi içerisindeki doğal yapısı ve manzarasıyla ziyaretçileri kendine hayran bırakıyor.Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü&#039;nce Türkiye&#039;deki 110 ‘tabiat Anıtı&#039;ndan biri olarak tescillenen ve Mut ilçe merkezine 35 kilometre mesafedeki Yerköprü Şelalesi&#039;nin bulunduğu alan, tabiat parkı olarak koruma altında tutuluyor.Gezende Kanyonu&#039;ndan ve derin vadilerden geçen Ermenek Çayı üzerindeki şelalenin, yaklaşık 110 milyon yıl önce Kretase (Tebeşir) Dönemi&#039;nde oluştuğu belirlendi.Şelalenin, 30 metre yükseklikten aktığı noktadaki su tünelinde doğallığı bozulmamış sarkıt ve zengin bitki örtüsü yer alıyor.Parkın içerisindeki yürüyüş parkuru, köprüler, merdivenler, dinlenme alanları ve seyir terasları, ziyaretçilere farklı bir gezi deneyimi sunuyor.Yeşilliklere bürünmüş vadideki şelale, özellikle sıcak havalarda yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanlarından biri olarak öne çıkıyor.Mut Belediye Başkanı Murat Orhan, Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından sahanın büyük bir bölümünün 1. derece sit alanı olarak tescillendiğini belirterek, şelalenin incirden, nar ağacına kadar çok zengin bir tabiat örtüsünün içerisinde olduğunu ifade etti.Orhan, “Yer köprü Mut için, Mersin için ve Türkiye için en önemli kaynaklardan biri. İnsan doğayla alakalı güzel bir ortam görmek istiyorsa mutlaka yer köprüyü gezmesi gerekir. İnsanların çok rahat gezip dolaşıp ve doğayla iç içe harika bir şelale, gezip görebileceği bir yer. Bunun için Mut&#039;un şanslı olduğunu düşünüyorum ve sadece Mersin değil bütün Türkiye&#039;yi burayı gezmeyi davet ediyoruz” dedi.Şelaleye ailesiyle birlikte gezmeye geldiğini belirten İbat Özcan, “İnanın Şelaleyi muhteşem bulduk. Türkiye&#039;nin birçok yerine gittim, gezdim. Ailem ile birlikte buraya geldik. Burası gerçekten muhteşem bir yer. Yerköprü şelalesine gelen insanların pişman olmayacağı, harika bir yer. Ülkemizde turizm ve doğal güzellik açısından kaçırılmaması gereken yerlerden biri” şeklide konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G4Tvmju3YE6miUzPbjE7Zw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mersinin, saklı, cenneti, hayran, bırakıyor:, Yerköprü, Şelalesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G4Tvmju3YE6miUzPbjE7Zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Mersin'in saklı cenneti hayran bırakıyor: Yerköprü Şelalesi"><p>Mersin'in Mut ilçesindeki Yerköprü Şelalesi, kendine özgü ekosistemi, derin vadi içerisindeki doğal yapısı ve manzarasıyla ziyaretçileri kendine hayran bırakıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ShmJsflpEk6XIY3TEs56aQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nce Türkiye'deki 110 ‘tabiat Anıtı'ndan biri olarak tescillenen ve Mut ilçe merkezine 35 kilometre mesafedeki Yerköprü Şelalesi'nin bulunduğu alan, tabiat parkı olarak koruma altında tutuluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6wj4XtITskab3inBsbM98g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gezende Kanyonu'ndan ve derin vadilerden geçen Ermenek Çayı üzerindeki şelalenin, yaklaşık 110 milyon yıl önce Kretase (Tebeşir) Dönemi'nde oluştuğu belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6GDfjIVuPEyF5D8B0EYs_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelalenin, 30 metre yükseklikten aktığı noktadaki su tünelinde doğallığı bozulmamış sarkıt ve zengin bitki örtüsü yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3CcriPeSOUaZ-d04HpqdTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parkın içerisindeki yürüyüş parkuru, köprüler, merdivenler, dinlenme alanları ve seyir terasları, ziyaretçilere farklı bir gezi deneyimi sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qYWEjuO-7kqPkCvI8Np3Og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşilliklere bürünmüş vadideki şelale, özellikle sıcak havalarda yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanlarından biri olarak öne çıkıyor.Mut Belediye Başkanı Murat Orhan, Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından sahanın büyük bir bölümünün 1. derece sit alanı olarak tescillendiğini belirterek, şelalenin incirden, nar ağacına kadar çok zengin bir tabiat örtüsünün içerisinde olduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mqw5ksKgakC_PFgfjCm6VA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orhan, “Yer köprü Mut için, Mersin için ve Türkiye için en önemli kaynaklardan biri. İnsan doğayla alakalı güzel bir ortam görmek istiyorsa mutlaka yer köprüyü gezmesi gerekir. İnsanların çok rahat gezip dolaşıp ve doğayla iç içe harika bir şelale, gezip görebileceği bir yer. Bunun için Mut'un şanslı olduğunu düşünüyorum ve sadece Mersin değil bütün Türkiye'yi burayı gezmeyi davet ediyoruz” dedi.Şelaleye ailesiyle birlikte gezmeye geldiğini belirten İbat Özcan, “İnanın Şelaleyi muhteşem bulduk. Türkiye'nin birçok yerine gittim, gezdim. Ailem ile birlikte buraya geldik. Burası gerçekten muhteşem bir yer. Yerköprü şelalesine gelen insanların pişman olmayacağı, harika bir yer. Ülkemizde turizm ve doğal güzellik açısından kaçırılmaması gereken yerlerden biri” şeklide konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adıyaman&amp;apos;da &amp;quot;altın yumurta böceği&amp;quot; görüntülendi! Örümceğe benziyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/adiyamanda-altin-yumurta-boecegi-goeruntulendi-orumcege-benziyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/adiyamanda-altin-yumurta-boecegi-goeruntulendi-orumcege-benziyor</guid>
<description><![CDATA[ Adiyaman&#039; ın Kahta ilçesinde halk arasında &#039;dikenli dantel böceği&#039; olarak bilinen (Phyllomorpha laciniata) görüntülendi.İlçeye bağlı Aydınpınar Mahallesi yakınlarında dağda halk arasında &#039;dikenli dantel böceği&#039; veya &#039;altın yumurta böceği&#039; olarak bilinen (Phyllomorpha laciniata) görüntülendi.Yumurtalarını sırtlarında taşıyan, dikenli kanatları ve nohut büyüklüğündeki örümceğe benzer yapısı olan nadir görülen böcek türü, bölgedeki çoban tarafından cep telefonu kamerası ile görüntülendi.Diyarbakır Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Satar, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, bu türün kanatlarının kurumuş yapraklara benzediği için fark edilmesinin oldukça zor olduğunu ifade ederek, &quot;Altın yumurta böceği normalde kurumuş yapraklara benzediği için düşmanları tarafından çok fark edilemeyen bir böcek. Fakat bu dişileri çiftleştikten sonra yumurtalarını ya üzerlerine yapıştırıyorlar ya da erkeklerine yapıştırıyorlar. Dolayısıyla fark edilme oranı artıyor. Bunlara altın yumurta böceği denilmesinin sebebi ise bunların yumurtaları önce beyazımsıdır daha sonra sarıya döner ve daha sonra altın rengini alır&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kL1ceXZjzk6PwrzsF_YTPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Adıyamanda, altın, yumurta, böceği, görüntülendi, Örümceğe, benziyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kL1ceXZjzk6PwrzsF_YTPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Adıyaman'da " yumurta b g benziyor><p>Adiyaman' ın Kahta ilçesinde halk arasında 'dikenli dantel böceği' olarak bilinen (Phyllomorpha laciniata) görüntülendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GQ1J9Z5cH0-w6p9xicKvCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçeye bağlı Aydınpınar Mahallesi yakınlarında dağda halk arasında 'dikenli dantel böceği' veya 'altın yumurta böceği' olarak bilinen (Phyllomorpha laciniata) görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xTtAdnL9ek6cSH7OliaWBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalarını sırtlarında taşıyan, dikenli kanatları ve nohut büyüklüğündeki örümceğe benzer yapısı olan nadir görülen böcek türü, bölgedeki çoban tarafından cep telefonu kamerası ile görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TiqtmWBBDk-ldG8WeWsoxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyarbakır Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Satar, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, bu türün kanatlarının kurumuş yapraklara benzediği için fark edilmesinin oldukça zor olduğunu ifade ederek, "Altın yumurta böceği normalde kurumuş yapraklara benzediği için düşmanları tarafından çok fark edilemeyen bir böcek. Fakat bu dişileri çiftleştikten sonra yumurtalarını ya üzerlerine yapıştırıyorlar ya da erkeklerine yapıştırıyorlar. Dolayısıyla fark edilme oranı artıyor. Bunlara altın yumurta böceği denilmesinin sebebi ise bunların yumurtaları önce beyazımsıdır daha sonra sarıya döner ve daha sonra altın rengini alır" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/11h0UK5RwEG5ETtPnaz5KA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZKNF0xM-nkG4siwMcAEdiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/idsY5ys3xUCJjHsdH5vlRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VfaBKUG3_E-tXPGyG6Waag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JiF-UUXP8UGuL8jnkYU14A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tpVj76W5Ck-owqi0eyy8fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yer: Erzincan! Türkiye&amp;apos;nin gizli kalmış cenneti, doğaseverlerin yeni gözdesi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yer-erzincan-turkiyenin-gizli-kalmis-cenneti-dogaseverlerin-yeni-goezdesi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yer-erzincan-turkiyenin-gizli-kalmis-cenneti-dogaseverlerin-yeni-goezdesi</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan’ın Kemah ilçesinde Munzur Dağları eteklerinde 2500 rakımda bulunan ve göçerlerin koyun sürülerini besledikleri, ulaşımı zor olduğu için adeta ‘saklı cennet’ diye nitelendirilen Sohmarik Yaylası, doğaseverlerin yeni gözdesi haline geldi.Sohmarik Yaylası, doğal güzellikleriyle doğaseverleri cezbediyor.Yayla, ulaşım zorluğuna rağmen doğal güzelliğiyle doğaseverlerin yanı sıra fotoğrafçıların ve belgesel çekimi yapan görüntü yönetmenlerinin de ilgisini çekiyor.Yaylanın müdavimleri ise besicilik ve Erzincan Tulum Peyniri üretimi yapan Şavak Aşireti mensupları.Özellikle yaz aylarında rengarenk açan çiçekler, Munzur’un yüksek kesimlerinde erimeyen karlar, şırıl şırıl akan dereler, yayılan koyun sürüleri, kilometrelerce yol kat edip Sohmarik Yaylasına çıkan doğaseverleri mest ediyor.Munzur Dağları eteklerinde bulunan Sohmarik Yaylası, bu günlerde sosyal medya üzerinden görüp gelen yerli ve yabancı doğaseverlere ev sahipliği yapıyor.Bin bir çeşit çiçek ve endemik bitki örtüsüne sahip olan yayla, koruma altındaki çengel boynuzlu dağ keçileri, yaban keçileri, boz ayı, vaşak, ur kekliği, kurt, tilki ve kınalı keklik gibi zengin hayvan popülasyonuna da ev sahipliği yapıyor. Doğaseverler için bulunmaz bir doğa ve kamp alanı sağlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uzpuVxCKFEGGhRG5qm0uIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yer:, Erzincan, Türkiyenin, gizli, kalmış, cenneti, doğaseverlerin, yeni, gözdesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uzpuVxCKFEGGhRG5qm0uIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yer: Erzincan! Türkiye'nin gizli kalmış cenneti, doğaseverlerin yeni gözdesi"><p>Erzincan’ın Kemah ilçesinde Munzur Dağları eteklerinde 2500 rakımda bulunan ve göçerlerin koyun sürülerini besledikleri, ulaşımı zor olduğu için adeta ‘saklı cennet’ diye nitelendirilen Sohmarik Yaylası, doğaseverlerin yeni gözdesi haline geldi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NWkEuyUz6kS3_W-6aEz3YQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sohmarik Yaylası, doğal güzellikleriyle doğaseverleri cezbediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-gHCBS178keDsidCa4b5uQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yayla, ulaşım zorluğuna rağmen doğal güzelliğiyle doğaseverlerin yanı sıra fotoğrafçıların ve belgesel çekimi yapan görüntü yönetmenlerinin de ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C9xwsVPGWE6YXx-xJVZKEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaylanın müdavimleri ise besicilik ve Erzincan Tulum Peyniri üretimi yapan Şavak Aşireti mensupları.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kQRvCYqsHUGaUhjbF4Rzow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle yaz aylarında rengarenk açan çiçekler, Munzur’un yüksek kesimlerinde erimeyen karlar, şırıl şırıl akan dereler, yayılan koyun sürüleri, kilometrelerce yol kat edip Sohmarik Yaylasına çıkan doğaseverleri mest ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ljhq6pk-bES84xk_XJ96JQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Munzur Dağları eteklerinde bulunan Sohmarik Yaylası, bu günlerde sosyal medya üzerinden görüp gelen yerli ve yabancı doğaseverlere ev sahipliği yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EK_xYw5T3kWo6J8OUfT1HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bin bir çeşit çiçek ve endemik bitki örtüsüne sahip olan yayla, koruma altındaki çengel boynuzlu dağ keçileri, yaban keçileri, boz ayı, vaşak, ur kekliği, kurt, tilki ve kınalı keklik gibi zengin hayvan popülasyonuna da ev sahipliği yapıyor. Doğaseverler için bulunmaz bir doğa ve kamp alanı sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q6hrLdOEAUKpvdiirE-Odg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/plCP-oVuPU-GqBB-orfnXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nadir görülen kuş, Hatay&amp;apos;da bir işyerinin önüne geldi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/nadir-goerulen-kus-hatayda-bir-isyerinin-oenune-geldi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/nadir-goerulen-kus-hatayda-bir-isyerinin-oenune-geldi</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da antikacı Mehmet Serkan Sincan, iş yerinin önünde uçamaz halde bulduğu ebabil kuşunu iş yerinde misafir ediyor. Sincan, ebabil kuşunu tekrar uçabilecek hale geldiğinde doğaya bırakacak.Asrın felaketi sonrası memleketini terk etmeyerek mesleğini devam ettiren antikacı Mehmet Serkan Sincan, geçtiğimiz günlerde iş yerinin önünde uçamaz halde ebabil kuşu buldu. Kedilerin saldırısından koruyarak ebabil kuşunu iş yerinde misafir etmeye başlayan Sincan, kuşun yeniden uçar hale gelmesini bekliyor.&quot;BEREKET GETİRDİĞİNE İNANIYORUZ&quot;  Gökyüzünde günlerce yol alan ve göç yolunda yorgun düşen ebabil kuşu, depremzede antikacının iş yerinde misafir olarak yaşıyor. Antikacı Mehmet Serkan Sincan, ebabil kuşunun özelliklerinden ve kültürümüzdeki yerinden bahsederek, &quot;Dükkanımızın önünde bulduk, ebabil kuşu olduğunu düşünüyoruz. Peygamberimizi savaşta kurtaran bir hayvandır, dolayısıyla kuyruk şekli V şeklindedir. Evlere bereket getirdiğine inanıyoruz. Şu anda besliyoruz, birkaç güne salarız doğasına inşallah. Hem kendimiz serinliyoruz, hem de kuşumuzu serinletiyoruz. İnşallah iyileştirip doğaya salacağız. Şu anda muz ve kiraz verdik, ben de birazdan böcek alıp besleyeceğim&quot; dedi.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8iKWGh_Uf0inLmKh1CStLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nadir, görülen, kuş, Hatayda, bir, işyerinin, önüne, geldi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8iKWGh_Uf0inLmKh1CStLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Nadir görülen kuş, Hatay'da bir işyerinin önüne geldi"><p>Hatay'da antikacı Mehmet Serkan Sincan, iş yerinin önünde uçamaz halde bulduğu ebabil kuşunu iş yerinde misafir ediyor. Sincan, ebabil kuşunu tekrar uçabilecek hale geldiğinde doğaya bırakacak.</p><p>Asrın felaketi sonrası memleketini terk etmeyerek mesleğini devam ettiren antikacı Mehmet Serkan Sincan, geçtiğimiz günlerde iş yerinin önünde uçamaz halde ebabil kuşu buldu. </p><p>Kedilerin saldırısından koruyarak ebabil kuşunu iş yerinde misafir etmeye başlayan Sincan, kuşun yeniden uçar hale gelmesini bekliyor.</p><p><strong>"BEREKET GETİRDİĞİNE İNANIYORUZ"</strong>  Gökyüzünde günlerce yol alan ve göç yolunda yorgun düşen ebabil kuşu, depremzede antikacının iş yerinde misafir olarak yaşıyor. Antikacı Mehmet Serkan Sincan, ebabil kuşunun özelliklerinden ve kültürümüzdeki yerinden bahsederek, "Dükkanımızın önünde bulduk, ebabil kuşu olduğunu düşünüyoruz. Peygamberimizi savaşta kurtaran bir hayvandır, dolayısıyla kuyruk şekli V şeklindedir. Evlere bereket getirdiğine inanıyoruz. Şu anda besliyoruz, birkaç güne salarız doğasına inşallah. Hem kendimiz serinliyoruz, hem de kuşumuzu serinletiyoruz. İnşallah iyileştirip doğaya salacağız. Şu anda muz ve kiraz verdik, ben de birazdan böcek alıp besleyeceğim" dedi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cennet ve Cehennem Vadisi&amp;apos;nde üzücü görüntüler! Doğa harikası yer çöplüğe döndü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/cennet-ve-cehennem-vadisinde-uzucu-goeruntuler-doga-harikasi-yer-coepluge-doendu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/cennet-ve-cehennem-vadisinde-uzucu-goeruntuler-doga-harikasi-yer-coepluge-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Hakkari il merkezi ile Yüksekova ilçesi arasında yer alan ve bünyesinde 20 bin yıllık buzulları barındıran doğa harikası Cennet ve Cehennem Vadisi, ziyaretçilerden geriye kalan çöplerden dolayı adeta çöplüğe döndü.Bölgenin el değmemiş ve yüzyıllardır erimeden kalan buzullarıyla ünlü Cennet ve Cehennem Vadisi, doğaseverlerin uğrak mekanı olmaya devam ediyor. İsmiyle nam salan ve her yıl binlerce doğaseveri ağırlayan Cennet ve Cehennem Vadisi’nin son görüntüleri büyük tepki topladı.Bölgeye giden kişi ve kişilerce gelişi güzel çöplerin atılmasına tepki gösteren Cilo Doğa Severler Spor Kulübü Başkanı Çetin Yorgun, ekibiyle mıntıka temizliği yaptığını ve bu tür olayların takipçisi olacaklarını belirtti.Çetin Yorgun, “Bilindiği üzere burası 20 bin yıllık buzulları barındıran yerdir. Cennet ve Cehennem Vadisi, el değmemiş bir yer ama bazı kişi ve kişilerce gelişi güzel çöplerin atılması bizleri üzmüştür. Biz de doğanın önemine dikkat çekerek temizlik yaptık” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nTLcR2BhoUWUrhAh6Lfv-Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cennet, Cehennem, Vadisinde, üzücü, görüntüler, Doğa, harikası, yer, çöplüğe, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nTLcR2BhoUWUrhAh6Lfv-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Cennet ve Cehennem Vadisi'nde üzücü görüntüler! Doğa harikası yer çöplüğe döndü"><p>Hakkari il merkezi ile Yüksekova ilçesi arasında yer alan ve bünyesinde 20 bin yıllık buzulları barındıran doğa harikası Cennet ve Cehennem Vadisi, ziyaretçilerden geriye kalan çöplerden dolayı adeta çöplüğe döndü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SrT8eAi-9Ey03pps1PNThw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgenin el değmemiş ve yüzyıllardır erimeden kalan buzullarıyla ünlü Cennet ve Cehennem Vadisi, doğaseverlerin uğrak mekanı olmaya devam ediyor</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/38qEjfIY1UK5n5Q8RgDiJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>. İsmiyle nam salan ve her yıl binlerce doğaseveri ağırlayan Cennet ve Cehennem Vadisi’nin son görüntüleri büyük tepki topladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sWTQGmOpEUGh1odp5rtwBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgeye giden kişi ve kişilerce gelişi güzel çöplerin atılmasına tepki gösteren Cilo Doğa Severler Spor Kulübü Başkanı Çetin Yorgun, ekibiyle mıntıka temizliği yaptığını ve bu tür olayların takipçisi olacaklarını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wFyGSrz12kGU7TCdMO_fxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çetin Yorgun, “Bilindiği üzere burası 20 bin yıllık buzulları barındıran yerdir. Cennet ve Cehennem Vadisi, el değmemiş bir yer ama bazı kişi ve kişilerce gelişi güzel çöplerin atılması bizleri üzmüştür. Biz de doğanın önemine dikkat çekerek temizlik yaptık” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDABuVbYaEOuwNHh9QNNNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın ikinci büyük krater gölü! Türkiye&amp;apos;nin göz bebeği, her mevsim akın akın geliyorlar</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunyanin-ikinci-buyuk-krater-goelu-turkiyenin-goez-bebegi-her-mevsim-akin-akin-geliyorlar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunyanin-ikinci-buyuk-krater-goelu-turkiyenin-goez-bebegi-her-mevsim-akin-akin-geliyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Havaların ısınmasıyla birlikte dünyanın ikinci büyük krater gölü olma özelliğine sahip Nemrut Dağı ile Nemrut Krater Gölü’nde turizm sezonu açıldı.Doğal güzelliğiyle yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olan Nemrut Dağı ile Nemrut Krater Gölü, her mevsim büründüğü farklı güzellikleriyle misafirlerini ağırlıyor.Avrupalı Seçkin Destinasyonlar (EDEN) projesi çerçevesinde ‘Mükemmeliyet ödülü’ alan Nemrut Krater Gölü; buhar bacası, küçük ve büyük gölleri ile her mevsim ziyaretçilerine ayrı ayrı güzellikler sunuyor.Bitlis’in Tatvan ilçesine 20 kilometre uzaklıkta bulunan bin 250 rakımlı Nemrut Krater Gölü aynı zamanda bölgede yaşayan ayılarıyla da son yıllarda sık sık gündeme geldi.İstanbul’dan gelen misafirlerini Nemrut Krater Gölü’ne getiren İlhami Orhan, “Nemrut doğa harikası bir yer. Tam anlamıyla doğa ile iç içe olduğu için gezilecek bir yerdir” dedi.Nemrut Krater Gölü’nü ilk defa gördüğünü söyleyen Ahmet Orhan, “Nemrut’tan çok bahsediliyordu bugün görmek nasip oldu. Doğa ile iç içe olan Nemrut’u ziyaret ettik. Gerçekten de anlatılanlardan çok daha güzel bir yer. Gelmişken de piknik yapalım dedik” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GDK8vIUbekeRKFIPh1bdLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, ikinci, büyük, krater, gölü, Türkiyenin, göz, bebeği, her, mevsim, akın, akın, geliyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GDK8vIUbekeRKFIPh1bdLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın ikinci büyük krater gölü! Türkiye'nin göz bebeği, her mevsim akın akın geliyorlar"><p>Havaların ısınmasıyla birlikte dünyanın ikinci büyük krater gölü olma özelliğine sahip Nemrut Dağı ile Nemrut Krater Gölü’nde turizm sezonu açıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UlE70XqA2kugxjGURae22Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal güzelliğiyle yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olan Nemrut Dağı ile Nemrut Krater Gölü, her mevsim büründüğü farklı güzellikleriyle misafirlerini ağırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KXCD_7gVAkiAr-nzHsP2pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avrupalı Seçkin Destinasyonlar (EDEN) projesi çerçevesinde ‘Mükemmeliyet ödülü’ alan Nemrut Krater Gölü; buhar bacası, küçük ve büyük gölleri ile her mevsim ziyaretçilerine ayrı ayrı güzellikler sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LhNjm_dZvkSfEn19oZ-Xzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitlis’in Tatvan ilçesine 20 kilometre uzaklıkta bulunan bin 250 rakımlı Nemrut Krater Gölü aynı zamanda bölgede yaşayan ayılarıyla da son yıllarda sık sık gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/calGHEAeGUqTJ1fQIqNgwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul’dan gelen misafirlerini Nemrut Krater Gölü’ne getiren İlhami Orhan, “Nemrut doğa harikası bir yer. Tam anlamıyla doğa ile iç içe olduğu için gezilecek bir yerdir” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u2P9OTnES0aXJdtJhqMvzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nemrut Krater Gölü’nü ilk defa gördüğünü söyleyen Ahmet Orhan, “Nemrut’tan çok bahsediliyordu bugün görmek nasip oldu. Doğa ile iç içe olan Nemrut’u ziyaret ettik. Gerçekten de anlatılanlardan çok daha güzel bir yer. Gelmişken de piknik yapalım dedik” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C2vJaU1I50G3uDSZtyWFoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>259 yıllık doğal klima! Kavurucu sıcaklarda herkes oraya koşuyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/259-yillik-dogal-klima-kavurucu-sicaklarda-herkes-oraya-kosuyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/259-yillik-dogal-klima-kavurucu-sicaklarda-herkes-oraya-kosuyor</guid>
<description><![CDATA[ Osmaniye&#039;de 259 yıllık olduğu tahmin edilen ve mahallenin sembolü haline gelen anıt çınar ağacı, bunaltıcı yaz günlerinde doğal klima etkisi oluşturuyor.Osmaniye&#039;nin en eski mahallelerinden olan Gebeli Mahallesinde bulunan çınar ağacı mahallenin sembolü konumunda.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce 2020 yılında tescillenerek anıt ağaç olarak koruma altına alınan 259 yaşındaki çınar ağacı, mahalle sakinlerinin oturup çay içip sohbet ettiği 259 yıllık çınar ağacı bunaltıcı yaz günlerinde doğal klima etkisi görüyor.Hava sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıktığı bu günlerde vatandaşlar, asırlık çınar ağacının gölgesinde serinliyor.Çınara ağacını zamanında dedelerinin diktiğini söyleyen Hasan Kaytan(59), “Mahallemiz Osmaniye&#039;nin en eski mahallesinden biri, çınarı dedemin babası dikmiş. Burası köy meydanı olduğu için hayvan bağlamak için 2 tane kazıp dikiyorlar, bir tanesi ışkınlanıyor, çınar oluyor. Kök kısmı 500 metre ileride 2 tane çınar ağacı çıktı, dar geliyor, taşları kırıyor. Şimdi Osmaniye 50 derece, buraya çıkıyorsun 25 derece serin o yüzden şanslıyız mahalleli olarak’’ diye konuştu.Sıcak yaz aylarında ağacın altında rahat rahat oturduklarını söyleyen Hasan Dincel,“ Mahallenin, köyün kurucularından dedelerimizin diktiği çınarın altında her gün serinliyoruz.Şehir merkezine göre bulunduğumuz nokta hava sıcaklığı yüzde 50 farklıdır. Bu konuda rahatız, ben 68 yaşındayım. Aşağı yukarı 53 yıldır bu çınarın altında rahatça serinliyoruz’’ ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wj3_hnzFVUK00uV1RotThQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>259, yıllık, doğal, klima, Kavurucu, sıcaklarda, herkes, oraya, koşuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wj3_hnzFVUK00uV1RotThQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="259 yıllık doğal klima! Kavurucu sıcaklarda herkes oraya koşuyor"><p>Osmaniye'de 259 yıllık olduğu tahmin edilen ve mahallenin sembolü haline gelen anıt çınar ağacı, bunaltıcı yaz günlerinde doğal klima etkisi oluşturuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xeP8ZPZNSUq1JxEPBk3Gaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Osmaniye'nin en eski mahallelerinden olan Gebeli Mahallesinde bulunan çınar ağacı mahallenin sembolü konumunda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6O5v7E8_o0OdmgORLR5PDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce 2020 yılında tescillenerek anıt ağaç olarak koruma altına alınan 259 yaşındaki çınar ağacı, mahalle sakinlerinin oturup çay içip sohbet ettiği 259 yıllık çınar ağacı bunaltıcı yaz günlerinde doğal klima etkisi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iAj6mNF0nki8NCdUxKbreg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hava sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıktığı bu günlerde vatandaşlar, asırlık çınar ağacının gölgesinde serinliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hbnmr8w_G0uBu4xpTzGE3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çınara ağacını zamanında dedelerinin diktiğini söyleyen Hasan Kaytan(59), “Mahallemiz Osmaniye'nin en eski mahallesinden biri, çınarı dedemin babası dikmiş. Burası köy meydanı olduğu için hayvan bağlamak için 2 tane kazıp dikiyorlar, bir tanesi ışkınlanıyor, çınar oluyor. Kök kısmı 500 metre ileride 2 tane çınar ağacı çıktı, dar geliyor, taşları kırıyor. Şimdi Osmaniye 50 derece, buraya çıkıyorsun 25 derece serin o yüzden şanslıyız mahalleli olarak’’ diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Cq77L-DG0e29H3ShqvzMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sıcak yaz aylarında ağacın altında rahat rahat oturduklarını söyleyen Hasan Dincel,“ Mahallenin, köyün kurucularından dedelerimizin diktiği çınarın altında her gün serinliyoruz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gu6SWPqSQEyb6zrJbvvL1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şehir merkezine göre bulunduğumuz nokta hava sıcaklığı yüzde 50 farklıdır. Bu konuda rahatız, ben 68 yaşındayım. Aşağı yukarı 53 yıldır bu çınarın altında rahatça serinliyoruz’’</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AT1Fa4aimUWbrvszHIIptg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğadaki en güçlü mikrop öldürücüymüş! Toprakta kendiliğinden yetişiyor, doğal antibiyotik etkisi</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogadaki-en-guclu-mikrop-oeldurucuymus-toprakta-kendiliginden-yetisiyor-dogal-antibiyotik-etkisi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogadaki-en-guclu-mikrop-oeldurucuymus-toprakta-kendiliginden-yetisiyor-dogal-antibiyotik-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Vücudu korumak, bağışıklığı güçlendirmek ve hastalıklara karşı daha dirençli hale gelebilmek için düzenli beslenmeye çok dikkat etmeniz gerekiyor. Beslenme şekliniz kadar tükettiğiniz her besin vücut sağlığınız için büyük önem taşıyor. Doğada bulunan sağlıklı pek çok besin organlarınızı ve bağışıklığınızı güçlendirebiliyor. Yüzyıllardır doğada kendiliğinden yetişen ve güçlü bir mikrop öldürücü olan kuzukulağı da en faydalı besinlerden biri.Hastalıklara karşı güç kalkanı oluşturmak ve güçlü bir bağışıklık için sağlıklı beslenmek gerekiyor.Beslenme listenizi sağlıklı besinlerden oluşturduğunuzda hastalıklara karşı vücudunuzda bir güç kalkanı oluşturabilirsiniz. Kuzukulağı da vücut için çok faydalı ve adeta binbir derde deva olan besinlerden biri.Doğada kendiliğinden yetişen ve şifa deposu olan kuzukulağını doğru tükettiğinizde vücudunuza sayısız fayda sağlıyor. Yapılan son araştırmalar kuzukulağının enfeksiyonlara karşı çok iyi geldiğini ve vücudu adete yenilediğini ortaya çıkardı.Bilim literatüründe Rumex acetosella olarak adlandırılan kuzukulağı, kırmızı gövdeli bir bitki türüdür.
Yapraklarında yüksek miktarda potasyum barındıran kuzukulağı, ayrıca okzalat, oksalik asit, tanen, antrakinon, reçine ve şeker içerir.
Bunun dışında A, B ve C vitaminleri bakımından zengindir. Tüysüz uzun yaprakları nedeniyle kuzuların kulaklarına benziyor.Halk arasında ekşimlik, oğlak kulağı ve ebemekşisi olarak da isimleri vardır. Türkiye&#039;de en fazla yetiştiriciliği Tokat&#039;ta yapılırken Dünya da ise Avrupa ülkelerinde sera yöntemiyle yetiştirilir.Ancak kuzukulağı kendiliğinden sulak alanlarda yetişen bir bitkidir. Sonbaharda tam olgunlaşan bu bitki kış ayları boyunca pazar tezgahlarında bulunabilir.Eski çağlardan beridir cilt hastalıklarında sıklıkla kullanılan kuzukulağı özellikle sedef hastalığı, egzama ve çıbanlara birebir fayda sağlar.
İçerdiği asidik özellikle cilt yüzeyindeki deforme olmuş hücreleri yeniler. Güçlü bir mikrop öldürücü etkisi vardır.
Yapılan son araştırmalarda bitkinin anne sütünü artırıcı etkisinin olduğu saptanmıştır. Karabuğday ailesine ait kuzukulağı nemli topraklarda kolayca yetişir. Çiğ olarak tüketilebilir.Alternatif tıpta kuzukulağı suyu özellikle cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Bir demet kuzukulağı iyice yıkandıktan sonra bir litre su eklenerek kaynatılır. Yarım saate kadar kaynayan su süzülür.Yumuşamış olan lapa kuzukulağını kurumuş topuk ya da dirseğe koyup üzerini streçleyip yarım saat beklerseniz.
Bu bölgenin yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca bu su egzama gibi rahatsızlıklara sürüldüğünde deforme olan bölgeyi yeniler. kuzukulağı kurutulup kaynatılıp çay elde edilir.
Bu çay güçlü bir idrar söktürücüdür. Sindirimi düzenler ve safranın fonksiyonlarını yeniler.Kadınların ergenlikten itibaren yaşadığı adet döngüsünde yaşanan sancı ve ağrıları dindirir. Ayrıca düzensiz adet döngüsünde de fayda sağlar.Çiğ olarak tüketildiğinde dil üzerindeki enfeksiyonlu hücreleri ve diş aralarındaki besin atıklarını temizler. Diş etlerini güçlendirir. Diş kaybını azaltır.C vitamini eksikliğinden kaynaklı ortaya çıkan ciddi hastalıkların riskini düşürür. Vücuttaki sağlıklı hücre sayısını artırır.Taze olan kuzukulağı ezilip cilt yüzeyine sürüldüğünde burada olan egzama, sedef, güneş yanığı gibi cilt problemlerin riskini azaltır. Tüm cilt hücrelerini güçlendirerek yaşlanma ve kırışıklık gibi etkileri ortadan kaldırır.Çeşitli sebeplerden ötürü yavaşlayan bağırsaklar kabızlığa neden olur. Ancak kuzukulağı bağırsakların işlevselliğini artırarak sindirim sorunlarının önünde geçer. Adeta müshil gibi etki sağlar.İçeriğinde sıvı oranı yüksek olduğunda böbrek bezlerini çalıştırır. Ancak yüksek potasyum içerdiğinden vücutta sıvı dengesizliğine yol açabilir.
Kandaki toksinleri ve yağları temizleyerek idrar yolu ile atar. Bu işlemi sırasında idrar yollarını ve mesaneyi temizler. Taş ve kum oluşumunu önler.Yapılan araştırmalarda kuzukulağı tohumunun anne sütünü artırdığını ve besleyici özelliğini çoğalttığı görülmüştür.Üst solunum yolları hastalıkları sırasında tüketildiğinde boğazı enfeksiyondan arındırır. Bağışıklığın neden olduğu yüksek ateşi düşürür.Genellikle çiğ olarak salatalarda kullanılır. Ancak çorba ve böbreklerde de iç malzeme niyetine de tüketilebilir. 20 gram kurutulmuş kuzukulağını kaynamış bir bardak sıcak suyun içine ekleyin 5 dakika sonra süzüp tüketin. Bu çay ateşi düşürmeye ve idrar sökmeye yardımcı olur.Bir demet kuzukulağını iyice yıkayın. Bir saat boyunca sirkeli suda bekletin. Daha sonra doğrayıp bir tabağa alın içine bir salatalık doğrayıp zeytin yağı limon ve pul biber ekleyip tüketin. Bu salatayı ara öğün olarak tükettiğinizde kilo vermenize de yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DbVNL3g5JEKLsuTUNag7wQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğadaki, güçlü, mikrop, öldürücüymüş, Toprakta, kendiliğinden, yetişiyor, doğal, antibiyotik, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DbVNL3g5JEKLsuTUNag7wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğadaki en güçlü mikrop öldürücüymüş! Toprakta kendiliğinden yetişiyor, doğal antibiyotik etkisi"><p>Vücudu korumak, bağışıklığı güçlendirmek ve hastalıklara karşı daha dirençli hale gelebilmek için düzenli beslenmeye çok dikkat etmeniz gerekiyor. Beslenme şekliniz kadar tükettiğiniz her besin vücut sağlığınız için büyük önem taşıyor. Doğada bulunan sağlıklı pek çok besin organlarınızı ve bağışıklığınızı güçlendirebiliyor. Yüzyıllardır doğada kendiliğinden yetişen ve güçlü bir mikrop öldürücü olan kuzukulağı da en faydalı besinlerden biri.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S4dWMjG9xkG-nq4xmjqhqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalıklara karşı güç kalkanı oluşturmak ve güçlü bir bağışıklık için sağlıklı beslenmek gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v9X2dh2dJkmDNFYcENxBmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme listenizi sağlıklı besinlerden oluşturduğunuzda hastalıklara karşı vücudunuzda bir güç kalkanı oluşturabilirsiniz. Kuzukulağı da vücut için çok faydalı ve adeta binbir derde deva olan besinlerden biri.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c-O_u7eWOkmQo3JguvnN1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğada kendiliğinden yetişen ve şifa deposu olan kuzukulağını doğru tükettiğinizde vücudunuza sayısız fayda sağlıyor. Yapılan son araştırmalar kuzukulağının enfeksiyonlara karşı çok iyi geldiğini ve vücudu adete yenilediğini ortaya çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OfACP9FIpUSWtxdFAoitag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim literatüründe Rumex acetosella olarak adlandırılan kuzukulağı, kırmızı gövdeli bir bitki türüdür.
Yapraklarında yüksek miktarda potasyum barındıran kuzukulağı, ayrıca okzalat, oksalik asit, tanen, antrakinon, reçine ve şeker içerir.
Bunun dışında A, B ve C vitaminleri bakımından zengindir. Tüysüz uzun yaprakları nedeniyle kuzuların kulaklarına benziyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wIc_aPfx5Uyh67VDeB0m-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk arasında ekşimlik, oğlak kulağı ve ebemekşisi olarak da isimleri vardır. Türkiye'de en fazla yetiştiriciliği Tokat'ta yapılırken Dünya da ise Avrupa ülkelerinde sera yöntemiyle yetiştirilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7gE6ntPznUONz2sMr4toBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak kuzukulağı kendiliğinden sulak alanlarda yetişen bir bitkidir. Sonbaharda tam olgunlaşan bu bitki kış ayları boyunca pazar tezgahlarında bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iek4f3D3q0-gStSLeObctA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eski çağlardan beridir cilt hastalıklarında sıklıkla kullanılan kuzukulağı özellikle sedef hastalığı, egzama ve çıbanlara birebir fayda sağlar.
İçerdiği asidik özellikle cilt yüzeyindeki deforme olmuş hücreleri yeniler. Güçlü bir mikrop öldürücü etkisi vardır.
Yapılan son araştırmalarda bitkinin anne sütünü artırıcı etkisinin olduğu saptanmıştır. Karabuğday ailesine ait kuzukulağı nemli topraklarda kolayca yetişir. Çiğ olarak tüketilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K6jyiLxb402UFuAkB7wIqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alternatif tıpta kuzukulağı suyu özellikle cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Bir demet kuzukulağı iyice yıkandıktan sonra bir litre su eklenerek kaynatılır. Yarım saate kadar kaynayan su süzülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SpHlT_rNK0Wb8Qtpoc1jHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumuşamış olan lapa kuzukulağını kurumuş topuk ya da dirseğe koyup üzerini streçleyip yarım saat beklerseniz.
Bu bölgenin yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca bu su egzama gibi rahatsızlıklara sürüldüğünde deforme olan bölgeyi yeniler. kuzukulağı kurutulup kaynatılıp çay elde edilir.
Bu çay güçlü bir idrar söktürücüdür. Sindirimi düzenler ve safranın fonksiyonlarını yeniler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZXIE1TyGuUqKEeQeOLmtFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınların ergenlikten itibaren yaşadığı adet döngüsünde yaşanan sancı ve ağrıları dindirir. Ayrıca düzensiz adet döngüsünde de fayda sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d-peKMROyUGR2-uOxprr_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çiğ olarak tüketildiğinde dil üzerindeki enfeksiyonlu hücreleri ve diş aralarındaki besin atıklarını temizler. Diş etlerini güçlendirir. Diş kaybını azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CPtoCmzgzU-QhupnX6pAVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C vitamini eksikliğinden kaynaklı ortaya çıkan ciddi hastalıkların riskini düşürür. Vücuttaki sağlıklı hücre sayısını artırır.Taze olan kuzukulağı ezilip cilt yüzeyine sürüldüğünde burada olan egzama, sedef, güneş yanığı gibi cilt problemlerin riskini azaltır. Tüm cilt hücrelerini güçlendirerek yaşlanma ve kırışıklık gibi etkileri ortadan kaldırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iMSZL8NAkk6whBk2v3t8_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çeşitli sebeplerden ötürü yavaşlayan bağırsaklar kabızlığa neden olur. Ancak kuzukulağı bağırsakların işlevselliğini artırarak sindirim sorunlarının önünde geçer. Adeta müshil gibi etki sağlar.İçeriğinde sıvı oranı yüksek olduğunda böbrek bezlerini çalıştırır. Ancak yüksek potasyum içerdiğinden vücutta sıvı dengesizliğine yol açabilir.
Kandaki toksinleri ve yağları temizleyerek idrar yolu ile atar. Bu işlemi sırasında idrar yollarını ve mesaneyi temizler. Taş ve kum oluşumunu önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pIp836znEEO4XjW4tdxCRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalarda kuzukulağı tohumunun anne sütünü artırdığını ve besleyici özelliğini çoğalttığı görülmüştür.Üst solunum yolları hastalıkları sırasında tüketildiğinde boğazı enfeksiyondan arındırır. Bağışıklığın neden olduğu yüksek ateşi düşürür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3YlbPdsIxEOeP2aMw0hi1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle çiğ olarak salatalarda kullanılır. Ancak çorba ve böbreklerde de iç malzeme niyetine de tüketilebilir. 20 gram kurutulmuş kuzukulağını kaynamış bir bardak sıcak suyun içine ekleyin 5 dakika sonra süzüp tüketin. Bu çay ateşi düşürmeye ve idrar sökmeye yardımcı olur.Bir demet kuzukulağını iyice yıkayın. Bir saat boyunca sirkeli suda bekletin. Daha sonra doğrayıp bir tabağa alın içine bir salatalık doğrayıp zeytin yağı limon ve pul biber ekleyip tüketin. Bu salatayı ara öğün olarak tükettiğinizde kilo vermenize de yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Yılancı Kemal&amp;quot; Elleriyle yakaladığı yılanı doğaya bıraktı! &amp;quot;İnsanlar senden daha tehlikeli&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yilanci-kemal-elleriyle-yakaladigi-yilani-dogaya-birakti-insanlar-senden-daha-tehlikeli</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yilanci-kemal-elleriyle-yakaladigi-yilani-dogaya-birakti-insanlar-senden-daha-tehlikeli</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da ‘Yılancı Kemal&#039; olarak bilinen Kemal Başer&#039;in insanların yaşam alanında yakaladığı yılanı, nasihat vererek doğaya bıraktığı anlar gülümsetti.Yaz aylarının gelmesi ve havaların aşırı ısınmasından dolayı yeraltı canlıları, gün yüzüne çıkmaya başladı. Yer altı canlılarından özellikle yılanlar; doğada, yollarda, bahçelerde ve evlerde görülmeye başladı. Hatay&#039;ın Payas ilçesinde yaşayan ve haşere ilaçlama işi yapan Kemal Başer de insanların yaşam alanına giren karayılanı yakaladı.  Bölgede &#039;Yılancı Kemal&#039; olarak bilinen Başer&#039;in karayılan hakkında bilgi verdiği anlar ve doğaya saldığı anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Yılancı Kemal&#039;in karayılanı doğaya bıraktığı esnada, &quot;Karayılan sen zararlı değilsin ama insanlar senden daha tehlikeli&quot; demesi tebessüm ettirdi. Doğaya bırakılan karayılan doğaya bırakıldığı anda bir süre sonra gözden kayboldu.  BİNAYA GİREN YILAN KORKUTTU  Mardin’in Nusaybin ilçesinde bir binaya giren yılan, korku dolu anlar yaşatırken itfaiye ekipleri tarafından yakalanarak doğaya bırakıldı.  Edinilen bilgiye göre, gece saatlerinde Nusaybin ilçesi, Çatalözü Mahallesinde bulunan bir binaya 1,5 metre uzunluğunda bir yılan girdi. Korkuya kapılan bina sakinleri durum ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cxHODmqumk2SKbsfe1axiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yılancı, Kemal, Elleriyle, yakaladığı, yılanı, doğaya, bıraktı, İnsanlar, senden, daha, tehlikeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cxHODmqumk2SKbsfe1axiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" y kemal elleriyle yakalad do b senden daha tehlikeli><p>Hatay'da ‘Yılancı Kemal' olarak bilinen Kemal Başer'in insanların yaşam alanında yakaladığı yılanı, nasihat vererek doğaya bıraktığı anlar gülümsetti.</p>Yaz aylarının gelmesi ve havaların aşırı ısınmasından dolayı yeraltı canlıları, gün yüzüne çıkmaya başladı. Yer altı canlılarından özellikle yılanlar; doğada, yollarda, bahçelerde ve evlerde görülmeye başladı. Hatay'ın Payas ilçesinde yaşayan ve haşere ilaçlama işi yapan Kemal Başer de insanların yaşam alanına giren karayılanı yakaladı.  Bölgede 'Yılancı Kemal' olarak bilinen Başer'in karayılan hakkında bilgi verdiği anlar ve doğaya saldığı anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Yılancı Kemal'in karayılanı doğaya bıraktığı esnada, "Karayılan sen zararlı değilsin ama insanlar senden daha tehlikeli" demesi tebessüm ettirdi. Doğaya bırakılan karayılan doğaya bırakıldığı anda bir süre sonra gözden kayboldu.  <strong>BİNAYA GİREN YILAN KORKUTTU</strong>  Mardin’in Nusaybin ilçesinde bir binaya giren yılan, korku dolu anlar yaşatırken itfaiye ekipleri tarafından yakalanarak doğaya bırakıldı.  Edinilen bilgiye göre, gece saatlerinde Nusaybin ilçesi, Çatalözü Mahallesinde bulunan bir binaya 1,5 metre uzunluğunda bir yılan girdi. Korkuya kapılan bina sakinleri durum]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Sakin Şehir&amp;quot; doğal güzelliğiyle göz kamaştırıyor! Bazgiret Şelalesi ilgi odağı oldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sakin-sehir-dogal-guzelligiyle-goez-kamastiriyor-bazgiret-selalesi-ilgi-odagi-oldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sakin-sehir-dogal-guzelligiyle-goez-kamastiriyor-bazgiret-selalesi-ilgi-odagi-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Artvin´in Şavşat ilçesinde bulunan Bazgiret Şelalesi, karların erimesiyle coşkulu bir şekilde akıyor. Şelale, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekerken, görsel bir şölen sunuyor.Artvin´in &quot;sakin şehir&quot; ünvanlı Şavşat ilçesinde Bazgiret Şelalesi en coşkulu dönemini yaşıyor. Karçal Dağları´nda karların erimeye başlamasıyla coşkulu akan şelale göz kamaştırıyor.Bozulmamış doğasıyla ahşap mimarisi ve kültürüyle yıllara meydan okuyan Maden köyü ziyaretçilerine, şehir gürültüsünden ve stresinden uzak bir ortam sunuyor.Bin 800 rakımlı Maden köyü, aynı zamanda muhteşem bir şelaleyi de içinde barındırıyor. Ahşap evleri ve doğal yaşamı görmeye gelen yerli ve yabancı turistleri, Maden köyü şelalesini görünce hayran kalıyor.Şelaleyi görmek isteyenler, yeşillikler arasında dar patika yollardan geçerek yaklaşık 40 dakikalık doğa yürüyüşü sonrası sarp kayalıkların arasından dökülen suyun eşsiz manzarası ile buluşuyor.
TURİSTLERİN İLGİSİNİ ÇEKİYOR
2 bin rakımda kayaların arasından 3 kademede dereye dökülen şelale ve yol üzerinde bulunan göl yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5omr7ecCL0e3dfOP17-SCw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sakin, Şehir, doğal, güzelliğiyle, göz, kamaştırıyor, Bazgiret, Şelalesi, ilgi, odağı, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5omr7ecCL0e3dfOP17-SCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" sakin do g kama bazgiret ilgi oda oldu><p>Artvin´in Şavşat ilçesinde bulunan Bazgiret Şelalesi, karların erimesiyle coşkulu bir şekilde akıyor. Şelale, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekerken, görsel bir şölen sunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lmw5hVVuUU6DmOql0w-_3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin´in "sakin şehir" ünvanlı Şavşat ilçesinde Bazgiret Şelalesi en coşkulu dönemini yaşıyor. Karçal Dağları´nda karların erimeye başlamasıyla coşkulu akan şelale göz kamaştırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fz02ck9PuUiVk3kCX6gDVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bozulmamış doğasıyla ahşap mimarisi ve kültürüyle yıllara meydan okuyan Maden köyü ziyaretçilerine, şehir gürültüsünden ve stresinden uzak bir ortam sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QGine1Tbn02nDXTnj8Nwyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bin 800 rakımlı Maden köyü, aynı zamanda muhteşem bir şelaleyi de içinde barındırıyor. Ahşap evleri ve doğal yaşamı görmeye gelen yerli ve yabancı turistleri, Maden köyü şelalesini görünce hayran kalıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y2Sk_7OLlkC1YOCDokrRWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelaleyi görmek isteyenler, yeşillikler arasında dar patika yollardan geçerek yaklaşık 40 dakikalık doğa yürüyüşü sonrası sarp kayalıkların arasından dökülen suyun eşsiz manzarası ile buluşuyor.
TURİSTLERİN İLGİSİNİ ÇEKİYOR
2 bin rakımda kayaların arasından 3 kademede dereye dökülen şelale ve yol üzerinde bulunan göl yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eşsiz güzelliğiyle göz kamaştırıyor! Her mevsim ilgi görüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/essiz-guzelligiyle-goez-kamastiriyor-her-mevsim-ilgi-goeruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/essiz-guzelligiyle-goez-kamastiriyor-her-mevsim-ilgi-goeruyor</guid>
<description><![CDATA[ Ağrı&#039;nın merkeze bağlı Başçavuş köyünde yükselen baraj suları altında kalan caminin minaresi, eşsiz güzelliğiyle göz kamaştırıyor.Ağrı kent merkezine 18 kilometre uzaklıkta bulunaBaşçavuş köyü, baraj suları altında kalan minaresiyle her mevsim yerli ve yabancı ziyaretçileri tarafından ilgi görüyor.Yazıcı Barajı&#039;nın devreye girmesiyle köy sakinlerinin büyük bölümünün göç ettiği köyde, sular altında kalan cami minaresi her mevsim ayrı bir güzellik sunuyor.Her mevsim ayrı bir güzelliğe büründüğünü söyleyen fotoğraf tutkunu İlknur Karaoğlan, “Burası aslında baraj suları altında kalmış bir köy. Şu an su seviyesi çok yüksek olduğu için evlerin hepsi sular altında kalmış ama su seviye düştüğü zaman evler ortaya çıkmaya başlıyor.Manzaramız mükemmel, hem burada doğa, yeşillik, hayvanlarla iç içe olduğumuz bir manzaradayız. Ve buranın gün batımı çok mükemmel, izlemek isteyen herkesi buraya bekliyoruz” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4IRS2VbKtUubIG_wMJD_ag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eşsiz, güzelliğiyle, göz, kamaştırıyor, Her, mevsim, ilgi, görüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4IRS2VbKtUubIG_wMJD_ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Eşsiz güzelliğiyle göz kamaştırıyor! Her mevsim ilgi görüyor"><p>Ağrı'nın merkeze bağlı Başçavuş köyünde yükselen baraj suları altında kalan caminin minaresi, eşsiz güzelliğiyle göz kamaştırıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UQyxpGWvCUeTzfFdUTQA2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağrı kent merkezine 18 kilometre uzaklıkta buluna</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BLC5-jv-Y0iX4gSp5ZeM-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başçavuş köyü, baraj suları altında kalan minaresiyle her mevsim yerli ve yabancı ziyaretçileri tarafından ilgi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QiLTIUGR30eBx1Mr5dEPZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yazıcı Barajı'nın devreye girmesiyle köy sakinlerinin büyük bölümünün göç ettiği köyde, sular altında kalan cami minaresi her mevsim ayrı bir güzellik sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IU8xmvsHKkWB9KqQ_wjcGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her mevsim ayrı bir güzelliğe büründüğünü söyleyen fotoğraf tutkunu İlknur Karaoğlan, “Burası aslında baraj suları altında kalmış bir köy. Şu an su seviyesi çok yüksek olduğu için evlerin hepsi sular altında kalmış ama su seviye düştüğü zaman evler ortaya çıkmaya başlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CyElxP2HeEuLzaGUrs8pcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manzaramız mükemmel, hem burada doğa, yeşillik, hayvanlarla iç içe olduğumuz bir manzaradayız. Ve buranın gün batımı çok mükemmel, izlemek isteyen herkesi buraya bekliyoruz” şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zV5nyoZ4OkGlw3Gtq2J6Gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0IyWBUci3EKNcyGSBEoaow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jT54iLTqf0S1StDKsXLplA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de 150 türde var! Yetkililer harekete geçti, &amp;quot;Doğal denge 2022&amp;apos;den sonra bozuldu&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyede-150-turde-var-yetkililer-harekete-gecti-dogal-denge-2022den-sonra-bozuldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyede-150-turde-var-yetkililer-harekete-gecti-dogal-denge-2022den-sonra-bozuldu</guid>
<description><![CDATA[ Artvin&#039;in Şavşat ilçesinde bulunan Karagöl-Sahara Milli Parkı ve çevresinde ladin ormanlarına zarar veren 8 ve 12 dişli kabuk böceğine karşı başlatılan mücadele devam ediyor.Artvin Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmayla kurumalara iklim değişikliğine bağlı nedenlerle popülasyonu artan 8 ve 12 dişli kabuk böceğinin neden olduğu tespit edildi.Şavşat Sahara Karagöl Milli Parkı bölümünde 320 hektar alanda yaklaşık 14 bin ağacın böceklerin etkisiyle zarar gördüğü kayıt altına alındı. 8 dişli kabuk böceğiyle mücadelede kurumanın önüne geçebilmek için biyolojik mücadelenin yanı sıra mekanik mücadeleyle de böcekli ağaçların alandan çıkartılması işlemine başlandı.Bölgede yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi veren Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk, Türkiye&#039;de 150, Artvin&#039;de de 30 farklı türde kabuk böceğinin olduğunun tespit edildiğini söyledi.Bu 30 farklı kabuk böceğinin geçmişten bugüne kadar Artvin ormanlarında yayılış gösterip belli yıllarda salgınlar oluşturarak ağaçların kurumasına neden olduğunu belirten Göktürk, son yıllarda ise 8 dişli kabuk böceğinin Şavşat&#039;ta yoğun bir popülasyon artışı sonrası ladin ormanlarına zarar vermeye başladığını kaydetti.Orman Bölge Müdürlüğünün başarılı bir çalışmayla böceğin salgın oluşturacağını önceden tespit ettiğini kaydeden Göktürk, “Orman Bölge Müdürlüğünün Sahara Milli Parkı&#039;nda ağaç kesim yetkisi bulunmamaktadır. Özel bir izinle buradaki böcekli ağaçların kesilerek alan dışına çıkartılması zorunlu hale gelmiştir. Eğer gerekli çalışma yapılmazsa zarar bir sonraki yıl 5 katına 10 katına çıkabilir ve alanda daha fazla kurumalara neden olmaktadır. Bunun örneklerini geçmişte Hatila Milli Parkı&#039;nda görmüştük. Geç kalınan bir müdahale sonrası kabuk böceğinin zararı üst düzeylere çıkaraktan oradaki binlerce ağacın kurmasına neden olmuştur. Sahara Milli Parkı&#039;nda içerisinde kabuk böceği bulunan yarı kuru ağaçların kesilerek alandan çıkartılması zorunlu hale gelmiştir” dedi.Artvin Orman Bölge Müdürlüğünün biyolojik, biyoteknik ve mekanik mücadeleyi koordineli ve başarılı bir şekilde yürüttüğünü kaydeden Göktürk, “Bölgede bu yıl 800 feromen tuzak asıldı. Her birine 10 binlerce böcek yakalandı ve imha edildi. Siz alandan 1 böcekli ağacı çıkardığınızda 10 feromon tuzağının yaptığı işi yapmış oluyorsunuz. Bölgeye yırtıcı böceklerde bırakılıyor. Artvin Orman Bölge Müdürlüğünün yapmış olduğu çalışmayı olumlu olarak görüyorum” diye konuştu.Bölgedeki doğal dengenin 2022&#039;den sonra bozulduğunu anlatan Göktürk, “Böcek ekonomik zarar eşiğini aşarak zararlı konuma gelmiştir. Orman Bölge Müdürlüğü&#039;nün uyguladığı mücadele yöntemi dünyanın her yerinde başarıya ulaşmıştır&quot; ifadelerini kullandı.Öte yandan Artvin Orman Bölge Müdürlüğü tarafından zararlı böceklerle mücadele kapsamında Sahara Karagöl Milli Park alanında 2023 yılında 150 adet feromon tuzağı ilse 239 bin 400 adet böcek topladı. 2024 yılında ise böceğin biyolojisi ve mevsim şartları dikkate alınarak uçma zamanı gelmeden sahalara 800 adet feromon tuzağı ise bu yılın ilk 6 ayında 8 milyon 634 bin 380 adet zararlı böcek toplanarak imha edildi.
Biyolojik mücadele kapsamında 2023 yılında söz konusu sahalara 405 adet Thanasimus formicarius, 525 adet Temnochila caerulea ve 473 adet Clerus mutillarius olmak üzere toplam 1.403 adet yırtıcı böcek salımı yapıldığı kaydedildi.2024 yılında ise Şavşat Biyolojik Mücadele Laboratuvarımızda Ips typographus (Sekiz Dişli Büyük Ladin Kabuk Böceği) zararlısının yırtıcısı olan Thanasimus formicarius, Temnochila caerulea ve Clerus mutillarius adlı böceklerden 6 bin adet Temmuz ayı sonuna doğru üretimi tamamlanarak bu sahalara salınacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U-WQEUa7w0i_MFWpZVtDFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, 150, türde, var, Yetkililer, harekete, geçti, Doğal, denge, 2022den, sonra, bozuldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U-WQEUa7w0i_MFWpZVtDFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'de 150 türde var! Yetkililer harekete geçti, " do denge sonra bozuldu><p>Artvin'in Şavşat ilçesinde bulunan Karagöl-Sahara Milli Parkı ve çevresinde ladin ormanlarına zarar veren 8 ve 12 dişli kabuk böceğine karşı başlatılan mücadele devam ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aZN6gMyyNUusp3Q53xBbQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmayla kurumalara iklim değişikliğine bağlı nedenlerle popülasyonu artan 8 ve 12 dişli kabuk böceğinin neden olduğu tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dx5sSJQvzkGKGkQqXHShFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şavşat Sahara Karagöl Milli Parkı bölümünde 320 hektar alanda yaklaşık 14 bin ağacın böceklerin etkisiyle zarar gördüğü kayıt altına alındı. 8 dişli kabuk böceğiyle mücadelede kurumanın önüne geçebilmek için biyolojik mücadelenin yanı sıra mekanik mücadeleyle de böcekli ağaçların alandan çıkartılması işlemine başlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tbcLwFpdLU6uZZqCXDCVyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgede yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi veren Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk, Türkiye'de 150, Artvin'de de 30 farklı türde kabuk böceğinin olduğunun tespit edildiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L9_F78eaSkOczY0ss-ONdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu 30 farklı kabuk böceğinin geçmişten bugüne kadar Artvin ormanlarında yayılış gösterip belli yıllarda salgınlar oluşturarak ağaçların kurumasına neden olduğunu belirten Göktürk, son yıllarda ise 8 dişli kabuk böceğinin Şavşat'ta yoğun bir popülasyon artışı sonrası ladin ormanlarına zarar vermeye başladığını kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q0aUpUYKlUefXqaq3R6bpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orman Bölge Müdürlüğünün başarılı bir çalışmayla böceğin salgın oluşturacağını önceden tespit ettiğini kaydeden Göktürk, “Orman Bölge Müdürlüğünün Sahara Milli Parkı'nda ağaç kesim yetkisi bulunmamaktadır. Özel bir izinle buradaki böcekli ağaçların kesilerek alan dışına çıkartılması zorunlu hale gelmiştir. Eğer gerekli çalışma yapılmazsa zarar bir sonraki yıl 5 katına 10 katına çıkabilir ve alanda daha fazla kurumalara neden olmaktadır. Bunun örneklerini geçmişte Hatila Milli Parkı'nda görmüştük. Geç kalınan bir müdahale sonrası kabuk böceğinin zararı üst düzeylere çıkaraktan oradaki binlerce ağacın kurmasına neden olmuştur. Sahara Milli Parkı'nda içerisinde kabuk böceği bulunan yarı kuru ağaçların kesilerek alandan çıkartılması zorunlu hale gelmiştir” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9yD0E92YjkuZxwMLqlWpkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin Orman Bölge Müdürlüğünün biyolojik, biyoteknik ve mekanik mücadeleyi koordineli ve başarılı bir şekilde yürüttüğünü kaydeden Göktürk, “Bölgede bu yıl 800 feromen tuzak asıldı. Her birine 10 binlerce böcek yakalandı ve imha edildi. Siz alandan 1 böcekli ağacı çıkardığınızda 10 feromon tuzağının yaptığı işi yapmış oluyorsunuz. Bölgeye yırtıcı böceklerde bırakılıyor. Artvin Orman Bölge Müdürlüğünün yapmış olduğu çalışmayı olumlu olarak görüyorum” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m6_PzT9WT0OHGmwftztrrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgedeki doğal dengenin 2022'den sonra bozulduğunu anlatan Göktürk, “Böcek ekonomik zarar eşiğini aşarak zararlı konuma gelmiştir. Orman Bölge Müdürlüğü'nün uyguladığı mücadele yöntemi dünyanın her yerinde başarıya ulaşmıştır" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CRS_p4C6HEmLSGFlAQ_8pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan Artvin Orman Bölge Müdürlüğü tarafından zararlı böceklerle mücadele kapsamında Sahara Karagöl Milli Park alanında 2023 yılında 150 adet feromon tuzağı ilse 239 bin 400 adet böcek topladı. 2024 yılında ise böceğin biyolojisi ve mevsim şartları dikkate alınarak uçma zamanı gelmeden sahalara 800 adet feromon tuzağı ise bu yılın ilk 6 ayında 8 milyon 634 bin 380 adet zararlı böcek toplanarak imha edildi.
Biyolojik mücadele kapsamında 2023 yılında söz konusu sahalara 405 adet Thanasimus formicarius, 525 adet Temnochila caerulea ve 473 adet Clerus mutillarius olmak üzere toplam 1.403 adet yırtıcı böcek salımı yapıldığı kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wwlij65Bi0SqmhU76zoQ0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2024 yılında ise Şavşat Biyolojik Mücadele Laboratuvarımızda Ips typographus (Sekiz Dişli Büyük Ladin Kabuk Böceği) zararlısının yırtıcısı olan Thanasimus formicarius, Temnochila caerulea ve Clerus mutillarius adlı böceklerden 6 bin adet Temmuz ayı sonuna doğru üretimi tamamlanarak bu sahalara salınacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arjantin&amp;apos;de deniz dondu, dalgalar buza dönüştü</title>
<link>https://trafikdernegi.com/arjantinde-deniz-dondu-dalgalar-buza-doenustu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/arjantinde-deniz-dondu-dalgalar-buza-doenustu</guid>
<description><![CDATA[ Arjantin&#039;in Patagonya bölgesinde nadir görülen bir doğa olayı yaşandı. Kıyıya vuran dalgalar dondu. Patagonya&#039;da bu doğa olayı nadir görülse de 2020&#039;de kutuplardan gelen soğuk hava dalgasının etkisiyle hissedilen sıcaklık 20 dereceye düşmüş ve yine deniz, otomobiller ve boru hatları donmuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6hs4cyJkNE2eV7lOC-Q56A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Arjantinde, deniz, dondu, dalgalar, buza, dönüştü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6hs4cyJkNE2eV7lOC-Q56A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Arjantin'de deniz dondu, dalgalar buza dönüştü"><p>Arjantin'in Patagonya bölgesinde nadir görülen bir doğa olayı yaşandı. Kıyıya vuran dalgalar dondu. Patagonya'da bu doğa olayı nadir görülse de 2020'de kutuplardan gelen soğuk hava dalgasının etkisiyle hissedilen sıcaklık 20 dereceye düşmüş ve yine deniz, otomobiller ve boru hatları donmuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yılın sadece 10 günü görülebilen manzara! Görmek için dünyanın her yerinden geliyorlar</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yilin-sadece-10-gunu-goerulebilen-manzara-goermek-icin-dunyanin-her-yerinden-geliyorlar</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yilin-sadece-10-gunu-goerulebilen-manzara-goermek-icin-dunyanin-her-yerinden-geliyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Yılın sadece 10 gününe münhasır Karanlık Kanyondaki gün batımını görmek için dünyanın birçok ülkesinden turist Erzincan’ın Kemaliye ilçesine geliyor.Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde bulunan Karanlık Kanyonda bugünlerde kanyonun tam ortasından batan güneş manzarası görenleri hayran bırakıyor.Munzur Dağları üzerinde Karasu Nehri&#039;nin oluşturduğu kanyonda bu manzara sadece 10 gün izleniliyor.Manzarayı izleyebilmek için turistler tekneyle belirli bir alana gidiyor. Karanlık Kanyonun tam ortasından batan gün batımının temmuz ayının başlarında başlayıp 10 gün bu manzarayı izleyebilmenin mümkün olduğunu kaydeden yöre insanlarından turizmci Güven Güldal, “Dünyanın birçok ülkesinden turist bu anı görebilmek için buraya geliyorlar. Gelen turistleri teknelerimizle alan derinliğinin olduğu kısma götürüyoruz. Gün batımı saatinde güneş tam Karanlık Kanyonun ortasından batıyor ve muhteşem bir manzara ortaya çıkıyor.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4OwZoAlwcUW6B33GizV0Sg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yılın, sadece, günü, görülebilen, manzara, Görmek, için, dünyanın, her, yerinden, geliyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4OwZoAlwcUW6B33GizV0Sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yılın sadece 10 günü görülebilen manzara! Görmek için dünyanın her yerinden geliyorlar"><p>Yılın sadece 10 gününe münhasır Karanlık Kanyondaki gün batımını görmek için dünyanın birçok ülkesinden turist Erzincan’ın Kemaliye ilçesine geliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZjjF2O2GjUK969T1Ir4zKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde bulunan Karanlık Kanyonda bugünlerde kanyonun tam ortasından batan güneş manzarası görenleri hayran bırakıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4ui49C-juUuHg20UEEULgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Munzur Dağları üzerinde Karasu Nehri'nin oluşturduğu kanyonda bu manzara sadece 10 gün izleniliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sd4V2dJmgk6HRAKvXOMqXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manzarayı izleyebilmek için turistler tekneyle belirli bir alana gidiyor. Karanlık Kanyonun tam ortasından batan gün batımının temmuz ayının başlarında başlayıp 10 gün bu manzarayı izleyebilmenin mümkün olduğunu kaydeden yöre insanlarından turizmci Güven Güldal, “Dünyanın birçok ülkesinden turist bu anı görebilmek için buraya geliyorlar. Gelen turistleri teknelerimizle alan derinliğinin olduğu kısma götürüyoruz. Gün batımı saatinde güneş tam Karanlık Kanyonun ortasından batıyor ve muhteşem bir manzara ortaya çıkıyor.” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğaseverlerin yeni gözdesi: Kızılağaç Kanyonu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dogaseverlerin-yeni-goezdesi-kizilagac-kanyonu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dogaseverlerin-yeni-goezdesi-kizilagac-kanyonu</guid>
<description><![CDATA[ Muş&#039;un doğal güzellikleri arasında yer alan Kızılağaç Kanyonu, son dönemde doğaseverlerin ve macera tutkunlarının uğradığı yerlerin başında geliyor.Kızılağaç Kanyonu, etkileyici kaya oluşumları ve yeşilin bin bir tonunu barındıran bitki örtüsüyle görenleri kendine hayran bıraktırıyor.
Kanyon boyunca uzanan patika yollar, doğa tutkunlarına görsel bir şölen sunuyor. Akarsuyun serin suları ise yaz aylarında serinlemek isteyenler için ideal bir seçenek oluşturuyor.Merkeze 20 kilometre uzaklıktaki Kızılağaç Kanyonu, dik kayalıkların arasından süzülerek 2 kilometre akan dere ve doğal güzellikleriyle beğeni topluyor.Muş ve çevre illerden gelen ziyaretçiler, suyun içine koydukları sandalyelerde serinliyor. Kızılağaç Belde Belediyesi sorumluluk sahasında yer alan kanyonun turizme kazandırılması amacıyla bölgeye ahşap kamelya yapılması, mesire alanlarının oluşturulması, su sporu, yürüyüş yolu ve cam teras yapılması planlanıyor.Hafta sonunu arkadaşları ile birlikte Kızılağaç Kanyonu’nda geçiren vatandaşlardan Ramazan Öğüt, “Huzur ve güvenin sağlanmasıyla son zamanlarda birçok bölgemizin güzelliklerinin ortaya çıkması, aynı zamanda malumunuz Kızılağaç Kanyonumuzun da ortaya çıkmasına vesile oldu.Hafta sonları binlerce kişinin buraya akın ettiği Kızılağaç Kanyonumuzun turizme açılmasını bekliyoruz. Bölgenin en uğrak yerleri haline gelen Kızılağaç Kanyonumuz tabii spora da elverişli kanyondur.Su sporları olsun, dağ sporları olsun bu konuda ciddi anlamda önem arz eden kanyonumuz, devlet büyüklerimizin desteğiyle turizme açılmayı bekliyor. Bizler şehrin kalabalığından uzaklaşıp günün stresini atmak için arkadaşlarımızla beraber hafta sonu kimi zamanda hafta içi buraya geliyoruz. Kimi zaman közde çay, sohbet ve muhabbetle günün stresini atmaya çalışıyoruz” dedi.Eşi ve çocukları ile birlikte kanyona gelen Ahmet Nur Köse ise “Çok güzel bir doğası var, çok beğendim. Sosyal medyada gördük buranın fotoğraflarını ve çok beğendik. Kanyon suyu normalde serindir ama buranın suyu çok ılık, çok güzel ve çocuklar yüzüyor” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MzLz5hQbkk2D2dcuotAuFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğaseverlerin, yeni, gözdesi:, Kızılağaç, Kanyonu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MzLz5hQbkk2D2dcuotAuFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğaseverlerin yeni gözdesi: Kızılağaç Kanyonu"><p>Muş'un doğal güzellikleri arasında yer alan Kızılağaç Kanyonu, son dönemde doğaseverlerin ve macera tutkunlarının uğradığı yerlerin başında geliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BUrHVn7ubUuEVnrkoJxYcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızılağaç Kanyonu, etkileyici kaya oluşumları ve yeşilin bin bir tonunu barındıran bitki örtüsüyle görenleri kendine hayran bıraktırıyor.
Kanyon boyunca uzanan patika yollar, doğa tutkunlarına görsel bir şölen sunuyor. Akarsuyun serin suları ise yaz aylarında serinlemek isteyenler için ideal bir seçenek oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3DCNd5Yx706yJscOP-X2Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merkeze 20 kilometre uzaklıktaki Kızılağaç Kanyonu, dik kayalıkların arasından süzülerek 2 kilometre akan dere ve doğal güzellikleriyle beğeni topluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P0uOjUwJNUCO0d_MRgM1Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muş ve çevre illerden gelen ziyaretçiler, suyun içine koydukları sandalyelerde serinliyor. Kızılağaç Belde Belediyesi sorumluluk sahasında yer alan kanyonun turizme kazandırılması amacıyla bölgeye ahşap kamelya yapılması, mesire alanlarının oluşturulması, su sporu, yürüyüş yolu ve cam teras yapılması planlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qmInFBa8gkeTESgq4CPZ0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hafta sonunu arkadaşları ile birlikte Kızılağaç Kanyonu’nda geçiren vatandaşlardan Ramazan Öğüt, “Huzur ve güvenin sağlanmasıyla son zamanlarda birçok bölgemizin güzelliklerinin ortaya çıkması, aynı zamanda malumunuz Kızılağaç Kanyonumuzun da ortaya çıkmasına vesile oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IR01abddWkiJBV_e9_cu2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hafta sonları binlerce kişinin buraya akın ettiği Kızılağaç Kanyonumuzun turizme açılmasını bekliyoruz. Bölgenin en uğrak yerleri haline gelen Kızılağaç Kanyonumuz tabii spora da elverişli kanyondur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UqLXL5zDLUKNZHJ9Ie2PTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su sporları olsun, dağ sporları olsun bu konuda ciddi anlamda önem arz eden kanyonumuz, devlet büyüklerimizin desteğiyle turizme açılmayı bekliyor. Bizler şehrin kalabalığından uzaklaşıp günün stresini atmak için arkadaşlarımızla beraber hafta sonu kimi zamanda hafta içi buraya geliyoruz. Kimi zaman közde çay, sohbet ve muhabbetle günün stresini atmaya çalışıyoruz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fqD89nD7fUKXc4dQB9nM6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eşi ve çocukları ile birlikte kanyona gelen Ahmet Nur Köse ise “Çok güzel bir doğası var, çok beğendim. Sosyal medyada gördük buranın fotoğraflarını ve çok beğendik. Kanyon suyu normalde serindir ama buranın suyu çok ılık, çok güzel ve çocuklar yüzüyor” şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yer: Diyarbakır! Önce ağaçta görüldü, sonra kayboldu</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yer-diyarbakir-once-agacta-goeruldu-sonra-kayboldu</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yer-diyarbakir-once-agacta-goeruldu-sonra-kayboldu</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde dut ağacında dev etçil çekirge görüntülendi. Daha sonrası ise ağaç dalları arasında gözden kayboldu.Kulp ilçesi Taşköprü mevkisinde vatandaş, dut ağacında dev etçil çekirge fark etti. Çekirge, cep telefonu ile görüntülendiği sırada ağaç dalları arasında gözden kayboldu.  Boyları 20 santimetreye kadar ulaşabilen bu tür, özellikle geceleri avlanan etçil çekirge olarak biliniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0icoSIZppE-nNhDmKYmaSA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yer:, Diyarbakır, Önce, ağaçta, görüldü, sonra, kayboldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0icoSIZppE-nNhDmKYmaSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yer: Diyarbakır! Önce ağaçta görüldü, sonra kayboldu"><p>Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde dut ağacında dev etçil çekirge görüntülendi. Daha sonrası ise ağaç dalları arasında gözden kayboldu.</p>Kulp ilçesi Taşköprü mevkisinde vatandaş, dut ağacında dev etçil çekirge fark etti. Çekirge, cep telefonu ile görüntülendiği sırada ağaç dalları arasında gözden kayboldu.  Boyları 20 santimetreye kadar ulaşabilen bu tür, özellikle geceleri avlanan etçil çekirge olarak biliniyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deliklikaya Şelalesi&amp;apos;ni gören büyüleniyor! Nefes kesen manzara</title>
<link>https://trafikdernegi.com/deliklikaya-selalesini-goeren-buyuleniyor-nefes-kesen-manzara</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/deliklikaya-selalesini-goeren-buyuleniyor-nefes-kesen-manzara</guid>
<description><![CDATA[ Artvin&#039;in doğal güzelliklerinden biri olan Delikli kaya Şelalesi, bu kez sıra dışı bir drone gösterisine ev sahipliği yaptı. Drone pilotunun şelalenin önce içinden sonra da altından geçerek çektiği görüntüler büyük ilgi topladı.Artvin’in Murgul ilçesine bağlı Başköy’de yüksekten akan suyun kayayı zamanla aşındırmasıyla ’yüzük’ şeklindeki delikli bir kaya içinden akmaya başlaması ile şelaleye bölge halkı tarafından ’Delikli Kaya’ ismi verilirken, şelale yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekiyor.Kentin doğal güzellikleri kayıt altına alan, Yerel Rehber ve Turizm Gönüllüsü Osman Demir, Delikli Kaya Şelalesinde drone uçuşu yaptı. Pilotun ustalıkla kontrol ettiği drone, şelalenin delikli yapısının içinden geçerek nefes kesen anlara imza attı.
Ardından drone, şelalenin altından geçerek etkileyici su manzarasını gözler önüne serdi. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla birlikte büyük yankı uyandıran bu cesur uçuş, doğaseverler ve teknoloji meraklıları tarafından beğeniyle izlendi. Kullanıcılar, pilotun yeteneklerini ve Delikli Şelale&#039;nin doğal güzelliklerini övgü dolu yorumlarla dile getirdi.Osman Demir, yaklaşık 10 yıldır Artvin’de bulunan doğal ve tarihi güzellikleri çekip tanıtmaya çalıştığını ifade ederek şunları söyledi:&quot;İlimizde oldukça fazla turistlik destinasyon var. Göller, şalaleler, mağaralar, kanyonlar, Zirveler, bunların yanında tarihi yapılarda var. Mümkün olduğu kadar bunları tanıtmaya çalışıyorum. Bugünde Murgul ilçemizi ziyaret ettik. Burada bulunan delikli kaya şelalesini çekimler yaptık çekimler büyük ilgi gördü. Fırsat buldukça Artvin’imizi tanıtmaya devam edeceğiz çünkü Artvin’i seviyoruz gereken önemi görmesini istiyoruz.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vr7Gnf7JGUy9qo6GvKGlLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Deliklikaya, Şelalesini, gören, büyüleniyor, Nefes, kesen, manzara</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vr7Gnf7JGUy9qo6GvKGlLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Deliklikaya Şelalesi'ni gören büyüleniyor! Nefes kesen manzara"><p>Artvin'in doğal güzelliklerinden biri olan Delikli kaya Şelalesi, bu kez sıra dışı bir drone gösterisine ev sahipliği yaptı. Drone pilotunun şelalenin önce içinden sonra da altından geçerek çektiği görüntüler büyük ilgi topladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F5oseKiIsEeh4nU-piDNNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin’in Murgul ilçesine bağlı Başköy’de yüksekten akan suyun kayayı zamanla aşındırmasıyla ’yüzük’ şeklindeki delikli bir kaya içinden akmaya başlaması ile şelaleye bölge halkı tarafından ’Delikli Kaya’ ismi verilirken, şelale yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A4bJu0Z-AkOGSYyG8hLmWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentin doğal güzellikleri kayıt altına alan, Yerel Rehber ve Turizm Gönüllüsü Osman Demir, Delikli Kaya Şelalesinde drone uçuşu yaptı. Pilotun ustalıkla kontrol ettiği drone, şelalenin delikli yapısının içinden geçerek nefes kesen anlara imza attı.
Ardından drone, şelalenin altından geçerek etkileyici su manzarasını gözler önüne serdi. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla birlikte büyük yankı uyandıran bu cesur uçuş, doğaseverler ve teknoloji meraklıları tarafından beğeniyle izlendi. Kullanıcılar, pilotun yeteneklerini ve Delikli Şelale'nin doğal güzelliklerini övgü dolu yorumlarla dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9ALXSv_cmECHqk8DTq6xoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Osman Demir, yaklaşık 10 yıldır Artvin’de bulunan doğal ve tarihi güzellikleri çekip tanıtmaya çalıştığını ifade ederek şunları söyledi:"İlimizde oldukça fazla turistlik destinasyon var. Göller, şalaleler, mağaralar, kanyonlar, Zirveler, bunların yanında tarihi yapılarda var. Mümkün olduğu kadar bunları tanıtmaya çalışıyorum. Bugünde Murgul ilçemizi ziyaret ettik. Burada bulunan delikli kaya şelalesini çekimler yaptık çekimler büyük ilgi gördü. Fırsat buldukça Artvin’imizi tanıtmaya devam edeceğiz çünkü Artvin’i seviyoruz gereken önemi görmesini istiyoruz.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Burası Kapadokya değil! Kars&amp;apos;ın &amp;quot;peri bacaları&amp;quot;</title>
<link>https://trafikdernegi.com/burasi-kapadokya-degil-karsin-peri-bacalari</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/burasi-kapadokya-degil-karsin-peri-bacalari</guid>
<description><![CDATA[ Kars&#039;ın Sarıkamış ilçesi Komdere Vadisi&#039;nde bulunan doğa harikası peri bacaları, Kapadokya&#039;yı andırıyor. Bölgeyi ziyaret edenlerinde dikkatini çeken peri bacalarının turizme kazandırılması bekleniyor.Türkiye&#039;nin en önemli kış turizmi merkezlerinden birisi olan ve boz ayılarıyla, sarıçam ağaçlarıyla yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Sarıkamış&#039;ta bulunan ve peri bacalarına benzeyen delikli kayalar, vatandaşların dikkatini çekiyor.Karakurt bölgesine gezi amaçlı geldiğini belirten Vedat Demiral, &quot;Her ne kadar peri bacalarının Nevşehir&#039;de olduğu bilinse de Sarıkamış&#039;ta da peri bacaları var.Herkesi buraya davet ediyoruz. Gelin görün, baraj kenarında baraj gölünde, piknik yapın, balığını tutun ve peri bacalarında istifade edin&quot; dedi.Öte yandan Sarıkamış ilçesine 28 kilometre uzaklıkta Karakurt bölgesi Komdere Vadisi&#039;nde bulunan peri bacaları ve delikli kayaların turizm gezi alanları içine alınması bekleniyor. Kars-Erzurum kara yolu güzergahında olan peri bacaları kara yolunu kullanan vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Peri bacalarının önünde fotoğraf çekilen vatandaşlar daha sonra yollarına devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R_v2hxjyYU-wS6AGmrT1yA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Burası, Kapadokya, değil, Karsın, peri, bacaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R_v2hxjyYU-wS6AGmrT1yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Burası Kapadokya değil! Kars'ın " peri bacalar><p>Kars'ın Sarıkamış ilçesi Komdere Vadisi'nde bulunan doğa harikası peri bacaları, Kapadokya'yı andırıyor. Bölgeyi ziyaret edenlerinde dikkatini çeken peri bacalarının turizme kazandırılması bekleniyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zDqSuBLWZU-3NpEtVVtV6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'nin en önemli kış turizmi merkezlerinden birisi olan ve boz ayılarıyla, sarıçam ağaçlarıyla yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Sarıkamış'ta bulunan ve peri bacalarına benzeyen delikli kayalar, vatandaşların dikkatini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UotzAXeXS0WlriwG5HX8XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karakurt bölgesine gezi amaçlı geldiğini belirten Vedat Demiral, "Her ne kadar peri bacalarının Nevşehir'de olduğu bilinse de Sarıkamış'ta da peri bacaları var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a7l-3uQDOUea_en64lQ-hQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herkesi buraya davet ediyoruz. Gelin görün, baraj kenarında baraj gölünde, piknik yapın, balığını tutun ve peri bacalarında istifade edin" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GEe9F2DpUkSFw4oe9mNiHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan Sarıkamış ilçesine 28 kilometre uzaklıkta Karakurt bölgesi Komdere Vadisi'nde bulunan peri bacaları ve delikli kayaların turizm gezi alanları içine alınması bekleniyor. Kars-Erzurum kara yolu güzergahında olan peri bacaları kara yolunu kullanan vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Peri bacalarının önünde fotoğraf çekilen vatandaşlar daha sonra yollarına devam ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Simav’da kestane dal kanseri ile biyolojik mücadele</title>
<link>https://trafikdernegi.com/simavda-kestane-dal-kanseri-ile-biyolojik-mucadele</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/simavda-kestane-dal-kanseri-ile-biyolojik-mucadele</guid>
<description><![CDATA[ Simav Orman İşletme Müdürlüğünce kestane ağaçlarına zarar veren kestane dal kanseri ile biyolojik mücadelenin sürdüğü bildirildi.Simav Orman İşletme Müdürlüğü Aksaz Orman İşletme Şefliğinde bulunan kestane ağaçlarına zarar veren kestane dal kanseri ile biyolojik mücadele çerçevesinde, kestane ağaçlarından alınan kanserli doku numuneleri Bolu Orman Bölge Müdürlüğü Orman Zararlıları ile Mücadele Laboratuvarına gönderilerek bu kanserli hücrelere uygun Hipovirulent (faydalı virüs) macunlar üretildi.Daha sonra kanserli dokulardaki hastalık ilerlemesini yavaşlatan ve iyileşme sağlayan hipovirulent macunlar numune alınan ağaçlardaki kanserli dokulara tatbik edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KyDYhqk6L0Ctg5ce2YUfCQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Simav’da, kestane, dal, kanseri, ile, biyolojik, mücadele</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KyDYhqk6L0Ctg5ce2YUfCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Simav’da kestane dal kanseri ile biyolojik mücadele"><p>Simav Orman İşletme Müdürlüğünce kestane ağaçlarına zarar veren kestane dal kanseri ile biyolojik mücadelenin sürdüğü bildirildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDjFd-pFFUy1yqkHflw5vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Simav Orman İşletme Müdürlüğü Aksaz Orman İşletme Şefliğinde bulunan kestane ağaçlarına zarar veren kestane dal kanseri ile biyolojik mücadele çerçevesinde, kestane ağaçlarından alınan kanserli doku numuneleri Bolu Orman Bölge Müdürlüğü Orman Zararlıları ile Mücadele Laboratuvarına gönderilerek bu kanserli hücrelere uygun Hipovirulent (faydalı virüs) macunlar üretildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/746voVmq6EKToSFhEJXm1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha sonra kanserli dokulardaki hastalık ilerlemesini yavaşlatan ve iyileşme sağlayan hipovirulent macunlar numune alınan ağaçlardaki kanserli dokulara tatbik edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R4bNXndtwUCCKEWevqZt3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9rQOPyBrlUCyju_ah6n1XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NVuoSHPMa0OAlU-PozqwcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Uçan su&amp;quot; olarak anlıyor! Doğa tutkunları için çekim alanı</title>
<link>https://trafikdernegi.com/ucan-su-olarak-anliyor-doga-tutkunlari-icin-cekim-alani</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/ucan-su-olarak-anliyor-doga-tutkunlari-icin-cekim-alani</guid>
<description><![CDATA[ Kars&#039;taki, kış ve yaz mevsiminde etkili olan yağışlarla gür akan Susuz Şelalesi, doğa tutkunları için çekim alanı.Kars-Ardahan kara yolunda yer alan ve 75 metre yükseklikten aktığı için &quot;uçan su&quot; olarak da adlandırılan Susuz Şelalesi, her dönem ziyaretçi alıyor.Susuz Kaymakamlığı tarafından hazırlanan projeyle kazandırılan &quot;Susuz Şelalesi Mesire Alanı&quot;na gelen vatandaşlar, burada hem piknik yapıp hem de seyir terasından şelaleyi izleme fırsatı yakalıyor.Kışın da büyük kısmı buzla kaplanan şelaleye gelen ziyaretçiler, zaman zaman suyun aktığı yere inerek fotoğraf çektiriyor.Kış ve yaz mevsiminde etkili olan yağışlarla gür akan şelale, çevresini kaplayan yeşil örtüyle turistler için cazibe merkezi olmuş durumda.Ziyaretçilerden Nazılcan Ecem Beşli, doğa harikası Susuz Şelalesi&#039;ni çok beğendiğini belirterek, yerli ve yabancı turistleri bölgeye davet etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4oqtFTedM06C74bowrihMg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uçan, su, olarak, anlıyor, Doğa, tutkunları, için, çekim, alanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4oqtFTedM06C74bowrihMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" u su olarak anl do tutkunlar i alan><p>Kars'taki, kış ve yaz mevsiminde etkili olan yağışlarla gür akan Susuz Şelalesi, doğa tutkunları için çekim alanı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-aGk_jpnVEONfrsX9Rwg5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kars-Ardahan kara yolunda yer alan ve 75 metre yükseklikten aktığı için "uçan su" olarak da adlandırılan Susuz Şelalesi, her dönem ziyaretçi alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FoQ0NEKV10KsppSkARUYZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Susuz Kaymakamlığı tarafından hazırlanan projeyle kazandırılan "Susuz Şelalesi Mesire Alanı"na gelen vatandaşlar, burada hem piknik yapıp hem de seyir terasından şelaleyi izleme fırsatı yakalıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8vFw4YPYWUm_vbIQXBTITA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kışın da büyük kısmı buzla kaplanan şelaleye gelen ziyaretçiler, zaman zaman suyun aktığı yere inerek fotoğraf çektiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v2VGDU_Tp0OFirIVIFkYwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış ve yaz mevsiminde etkili olan yağışlarla gür akan şelale, çevresini kaplayan yeşil örtüyle turistler için cazibe merkezi olmuş durumda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BP5ynvJHAEaWYX1RNTJWJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ziyaretçilerden Nazılcan Ecem Beşli, doğa harikası Susuz Şelalesi'ni çok beğendiğini belirterek, yerli ve yabancı turistleri bölgeye davet etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AoxkgwJoc0WaPp6nkr5bhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yiN5019SNUGW-PiUJGPDVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-MHBkzOBiESxThWp5o3gpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XCkW9jGQeU-oHUEGqhfcVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lxXgKkW_JEqRDfvGf4Ke4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de görülmesi gereken 10 şelaleden biri! Dağın ortasında 40 ayrı kaynaktan dökülüyor, gören büyüleniyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/turkiyede-goerulmesi-gereken-10-selaleden-biri-dagin-ortasinda-40-ayri-kaynaktan-doekuluyor-goeren-buyuleniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/turkiyede-goerulmesi-gereken-10-selaleden-biri-dagin-ortasinda-40-ayri-kaynaktan-doekuluyor-goeren-buyuleniyor</guid>
<description><![CDATA[ Gümüşhane&#039;nin Şiran ilçesinde yer alan ve dağın ortasındaki 40 ayrı kaynaktan dökülen Tomara Şelalesi, doğaseverlerin gözde mekanlarından biri haline geldi. Bölgenin en etkileyici doğal güzelliklerinden biri olan şelale, sadece manzarasıyla değil, serin sularıyla ve yemyeşil doğasıyla da ziyaretçilerini büyülüyor.Şiran ilçesi sınırlarındaki Tomara Şelalesi, dağın ortasındaki 40 ayrı noktadan yaklaşık 15 metre yükseklikten dökülen berrak suyu ile yazın serinlemek isteyenlerin adresi oldu. Havaların ısınmasıyla birlikte ziyaretçi sayısında artış yaşanan Tomara Şelalesi, Türkiye&#039;de turizm otoriteleri tarafından ziyaret edilmesi tavsiye edilen 10 şelaleden birisi olarak gösteriliyor.
Doğu Karadeniz Bölgesi&#039;nin en gözde turistik noktalarından olan Tomara Şelalesi Tabiat Parkı&#039;nda piknik alanları, cam seyir terası, çocuklar için oyun parkı ve lokanta da bulunuyor.Şelalenin en dikkat çekici özelliği ise sularının dağın ortasındaki 40 ayrı kaynaktan beslenmesi. Bu gözelerden çıkan sular, birleşerek görkemli bir şelaleye dönüşüyor ve her mevsim farklı bir güzellik sunuyor.
Şelalenin yanında yürüyenler, suyun serinliğiyle adeta mevsim değişimini hissediyor.
Son yıllarda yaban keçilerinin şelale kenarına kadar indiği ve insanlara birkaç metre yaklaştığı alanda bulunan yürüyüş parkurları ve piknik alanları ile de tesis ziyaretçilere birçok aktivite imkanı sunuyor.İstanbul&#039;da yaşayan ve 14 yıl sonra memleketi Gümüşhane&#039;ye gelen Büşra Mutlu, “14 yıldır Gümüşhane&#039;yi görmüyorum. Çok merak ettiğim için öyle bir yolculuk yaptım uzun vakit sonra. Çok güzel bir memleket. Fakat Tomara Şelalesi&#039;ni görmek harikaydı. O kadar güzel ki verdiği ferahlık, verdiği huzur gerçekten çok güzel. Doyamadım diyebilirim. Harikaydı. Tomara Şelalesi&#039;ni İstanbul&#039;da iken çok merak ediyordum. Gelmek nasip oldu, çok güzel. Tomara Şelalesi beni gerçekten çok etkiledi” dedi.Samsun&#039;dan gelen Beytullah Genç de, “Samsun&#039;dan geliyorum buraya. Daha önce bir defa tesadüfen gelme şansı buldum. Muazzam çok hoşuma gitti. Buraya mutlaka bir daha gelmek istiyordum. O zaman pandemi zamanıydı. Çok bir şey anlamamıştık. Bugün yine nasip oldu. Ailemle yine geldim. Mükemmel bir yer. Ben buraya ilk geldiğimde bir şelale bekliyordum ama kaynağından çıkan bir şelale ile karşılaştım. O yüzden yani saklı bir cennet, mükemmel bir yer. Bu taraflara yolum düştüğünde mutlaka yine geleceğim. Şu an yine buraya yolum düşerek gelmedim, ekstra 250 kilometre yol yaparak geldim bu sıcakta. Çok memnun kaldım. Ailecek güzel vakit geçirmek için geldik buraya” diye konuştu.Tomara&#039;da yaşadığı mevsim değişikliğini anlatan Genç, “Şu an belki hava 40 derece olabilir ama şu suya ayağımızı soktuğumuzda inanın 30 saniyeden fazla ayağımızı tutamıyoruz. Bu mükemmel bir şey. Ve kaynağından da burada su içebiliyoruz. Suyun tadına da baktık. Gerçekten lezzetli bir su. O yüzden çok memnun kaldık burada” ifadelerini kullandı.Bu yıl sezona bayram yoğunluğuyla başladıklarını kaydeden işletmeci Zeynep Kara ise, “Okulların tatil olması ve bayramın denk gelmesiyle beraber yoğun bir gurbetçi sayısına hitap ettik. Her sene artan misafir sayımız bu yıl da artarak devam ediyor. Hedefimiz bu yıl 250 bin misafir ağırlamak.Şehrin kalabalığından, sıcağından bunalan misafirlerimize doğada eşsiz yürüyüşle, Tomara Şelalesi&#039;nin serinliğiyle merhaba diyoruz.Aynı şekilde sezonumuza başladığımızdan beri sabah kahvaltısından akşam yemeğine, çocuk oyun parkından hediyelik ürün satışları olan bir yere sahibiz. Misafirlerimizi bekliyoruz, gurbetçimizi bekliyoruz” dedi.Tomara&#039;nın bir diğer adının da “Kırk Gözeler” olduğunu ve bu şekilde dağdan çıkan suların oluşturduğu birkaç şelaleden birinin Tomara Şelalesi olduğunu hatırlatan Kara, “Tomara &#039;Kırk Gözeler&#039; olarak da geçiyor ve Türkiye&#039;de iki tane var. Bir tanesi de bizde. Dağın arasından doğal şekilde çıktığı için görülmeye değer bir nokta. Türkiye&#039;de eşsiz olan bir yer olduğu için bütün misafirlerimiz gezi rotalarının arasına eklemeli. Şu an yaşadığımız aşırı sıcaklar nedeniyle nem oranı da artıyor.Ama şelale yoluna yaklaştığımızda o yürüyüş yolundaki serinlik resmen mevsim değişikliğine sebep oluyor. Yaklaştıkça o suyun serinliğinin verdiği esintiyle beraber direkt mevsim değişikliği yaşanıyor. Sıcaktan şikayeti olan, şehrin kalabalığından, trafiğinden kaçıp bir nefes almak isteyen herkesi Tomara Şelalesi&#039;ne bekliyoruz” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m1Q6HTGzSU2YPSmIafCi7w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, görülmesi, gereken, şelaleden, biri, Dağın, ortasında, ayrı, kaynaktan, dökülüyor, gören, büyüleniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m1Q6HTGzSU2YPSmIafCi7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'de görülmesi gereken 10 şelaleden biri! Dağın ortasında 40 ayrı kaynaktan dökülüyor, gören büyüleniyor"><p>Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde yer alan ve dağın ortasındaki 40 ayrı kaynaktan dökülen Tomara Şelalesi, doğaseverlerin gözde mekanlarından biri haline geldi. Bölgenin en etkileyici doğal güzelliklerinden biri olan şelale, sadece manzarasıyla değil, serin sularıyla ve yemyeşil doğasıyla da ziyaretçilerini büyülüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AhA9fUG2gkiBlTc6fj1RhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şiran ilçesi sınırlarındaki Tomara Şelalesi, dağın ortasındaki 40 ayrı noktadan yaklaşık 15 metre yükseklikten dökülen berrak suyu ile yazın serinlemek isteyenlerin adresi oldu. Havaların ısınmasıyla birlikte ziyaretçi sayısında artış yaşanan Tomara Şelalesi, Türkiye'de turizm otoriteleri tarafından ziyaret edilmesi tavsiye edilen 10 şelaleden birisi olarak gösteriliyor.
Doğu Karadeniz Bölgesi'nin en gözde turistik noktalarından olan Tomara Şelalesi Tabiat Parkı'nda piknik alanları, cam seyir terası, çocuklar için oyun parkı ve lokanta da bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o4MUVHLiDE-MJ_gK5c0vUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelalenin en dikkat çekici özelliği ise sularının dağın ortasındaki 40 ayrı kaynaktan beslenmesi. Bu gözelerden çıkan sular, birleşerek görkemli bir şelaleye dönüşüyor ve her mevsim farklı bir güzellik sunuyor.
Şelalenin yanında yürüyenler, suyun serinliğiyle adeta mevsim değişimini hissediyor.
Son yıllarda yaban keçilerinin şelale kenarına kadar indiği ve insanlara birkaç metre yaklaştığı alanda bulunan yürüyüş parkurları ve piknik alanları ile de tesis ziyaretçilere birçok aktivite imkanı sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UlaE0ZqCfke2h1TX2Mq_7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul'da yaşayan ve 14 yıl sonra memleketi Gümüşhane'ye gelen Büşra Mutlu, “14 yıldır Gümüşhane'yi görmüyorum. Çok merak ettiğim için öyle bir yolculuk yaptım uzun vakit sonra. Çok güzel bir memleket. Fakat Tomara Şelalesi'ni görmek harikaydı. O kadar güzel ki verdiği ferahlık, verdiği huzur gerçekten çok güzel. Doyamadım diyebilirim. Harikaydı. Tomara Şelalesi'ni İstanbul'da iken çok merak ediyordum. Gelmek nasip oldu, çok güzel. Tomara Şelalesi beni gerçekten çok etkiledi” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jdVpfNR-OESu4KoIv9arzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Samsun'dan gelen Beytullah Genç de, “Samsun'dan geliyorum buraya. Daha önce bir defa tesadüfen gelme şansı buldum. Muazzam çok hoşuma gitti. Buraya mutlaka bir daha gelmek istiyordum. O zaman pandemi zamanıydı. Çok bir şey anlamamıştık. Bugün yine nasip oldu. Ailemle yine geldim. Mükemmel bir yer. Ben buraya ilk geldiğimde bir şelale bekliyordum ama kaynağından çıkan bir şelale ile karşılaştım. O yüzden yani saklı bir cennet, mükemmel bir yer. Bu taraflara yolum düştüğünde mutlaka yine geleceğim. Şu an yine buraya yolum düşerek gelmedim, ekstra 250 kilometre yol yaparak geldim bu sıcakta. Çok memnun kaldım. Ailecek güzel vakit geçirmek için geldik buraya” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/op57DUu2HUK7aenIxEJ4Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tomara'da yaşadığı mevsim değişikliğini anlatan Genç, “Şu an belki hava 40 derece olabilir ama şu suya ayağımızı soktuğumuzda inanın 30 saniyeden fazla ayağımızı tutamıyoruz. Bu mükemmel bir şey. Ve kaynağından da burada su içebiliyoruz. Suyun tadına da baktık. Gerçekten lezzetli bir su. O yüzden çok memnun kaldık burada” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nku1cnS3v0-6c0m7a4uCfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yıl sezona bayram yoğunluğuyla başladıklarını kaydeden işletmeci Zeynep Kara ise, “Okulların tatil olması ve bayramın denk gelmesiyle beraber yoğun bir gurbetçi sayısına hitap ettik. Her sene artan misafir sayımız bu yıl da artarak devam ediyor. Hedefimiz bu yıl 250 bin misafir ağırlamak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DAkzWmNTQ0GnDlt8ZMbjzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şehrin kalabalığından, sıcağından bunalan misafirlerimize doğada eşsiz yürüyüşle, Tomara Şelalesi'nin serinliğiyle merhaba diyoruz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Lh5ZNYPzE-Ssppncs0QXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aynı şekilde sezonumuza başladığımızdan beri sabah kahvaltısından akşam yemeğine, çocuk oyun parkından hediyelik ürün satışları olan bir yere sahibiz. Misafirlerimizi bekliyoruz, gurbetçimizi bekliyoruz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1mO9cd-q1Uq20VRQ7M7B3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tomara'nın bir diğer adının da “Kırk Gözeler” olduğunu ve bu şekilde dağdan çıkan suların oluşturduğu birkaç şelaleden birinin Tomara Şelalesi olduğunu hatırlatan Kara, “Tomara 'Kırk Gözeler' olarak da geçiyor ve Türkiye'de iki tane var. Bir tanesi de bizde. Dağın arasından doğal şekilde çıktığı için görülmeye değer bir nokta. Türkiye'de eşsiz olan bir yer olduğu için bütün misafirlerimiz gezi rotalarının arasına eklemeli. Şu an yaşadığımız aşırı sıcaklar nedeniyle nem oranı da artıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tjrzgdh61k-mXk6AdpsPww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ama şelale yoluna yaklaştığımızda o yürüyüş yolundaki serinlik resmen mevsim değişikliğine sebep oluyor. Yaklaştıkça o suyun serinliğinin verdiği esintiyle beraber direkt mevsim değişikliği yaşanıyor. Sıcaktan şikayeti olan, şehrin kalabalığından, trafiğinden kaçıp bir nefes almak isteyen herkesi Tomara Şelalesi'ne bekliyoruz” diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Yeşil Cennet&amp;quot; olarak anılıyor! Doğal güzelliğiyle büyülüyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/yesil-cennet-olarak-aniliyor-dogal-guzelligiyle-buyuluyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/yesil-cennet-olarak-aniliyor-dogal-guzelligiyle-buyuluyor</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan&#039;ın Refahiye ilçesinde doğal güzelliğiyle göz dolduran Dumanlı Yaylası, aşırı sıcaklarda şehirden uzaklaşıp doğada vakit geçirmek isteyenlerin gözde mekanları arasında yer alıyor.2017 yılında Türkiye&#039;nin 219&#039;uncu tabiat parkı ilan edilen Dumanlı Yaylası, 8 bin 964 hektarlık alanıyla Türkiye’deki ender Sarı Çam Ormanlarından birisi. Yaylada oluşturulan sosyal tesisler, yürüyüş yolları ve piknik alanlarının yanı sıra vatandaşlar karavan veya çadırları ile gelerek doğayla iç içe kamp yapma imkanı bulabiliyor.  Refahiye Dumanlı Ormanları Tabiat Parkında; giriş nizamiyesi, beraberinde bilet gişesi ve güvenlik binası oluşturuldu. Alanda; idari bina, konferans salonu, sıhhi tesis binasının içerisinde çadırlı kamp alanı, tuvalet, duş yerleri ve çamaşır yıkama ünitesi ile mutfak inşa edilmiştir.   Ayrıca iki kattan oluşan kır lokantası da bulunan tabiat parkında insanların ateş yakıp piknik yapabilmeleri için mangal üniteleri, bulaşık yıkama üniteleri, sulama üniteleri bulunuyor. Parkın içinde misafirlerin anlık ihtiyaçlarına yönelik büfe de yer alırken, misafirlerin rahatlıkla ibadetlerini yapabilmeleri için 200 kişilik cami ve şadırvan da yer alıyor. 10 kilometrelik küp taştan oluşan yürüyüş yolu kenarlarında yağmurlu havalarda insanların sığınabilecekleri yağmur barınakları bulunuyor. İdare ve konuk evinin de bulunduğu Dumanlı Tabiat Parkında her biri 80 metrekareden oluşan bir ailenin doğa ile iç içe rahatlıkla kalabileceği iki kattan oluşan 15 adet bungalov ev inşa edildi.  Dumanlı Tabiat Parkı; doğal güzelliği, temiz havası, bol soğuksu kaynakları, kamp imkanları ile yaz ve kış turizmine açık. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gknwflFzlEWjAG--1e-zbg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeşil, Cennet, olarak, anılıyor, Doğal, güzelliğiyle, büyülüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gknwflFzlEWjAG--1e-zbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" ye cennet olarak an do g b><p>Erzincan'ın Refahiye ilçesinde doğal güzelliğiyle göz dolduran Dumanlı Yaylası, aşırı sıcaklarda şehirden uzaklaşıp doğada vakit geçirmek isteyenlerin gözde mekanları arasında yer alıyor.</p>2017 yılında Türkiye'nin 219'uncu tabiat parkı ilan edilen Dumanlı Yaylası, 8 bin 964 hektarlık alanıyla Türkiye’deki ender Sarı Çam Ormanlarından birisi. Yaylada oluşturulan sosyal tesisler, yürüyüş yolları ve piknik alanlarının yanı sıra vatandaşlar karavan veya çadırları ile gelerek doğayla iç içe kamp yapma imkanı bulabiliyor.  Refahiye Dumanlı Ormanları Tabiat Parkında; giriş nizamiyesi, beraberinde bilet gişesi ve güvenlik binası oluşturuldu. Alanda; idari bina, konferans salonu, sıhhi tesis binasının içerisinde çadırlı kamp alanı, tuvalet, duş yerleri ve çamaşır yıkama ünitesi ile mutfak inşa edilmiştir.   Ayrıca iki kattan oluşan kır lokantası da bulunan tabiat parkında insanların ateş yakıp piknik yapabilmeleri için mangal üniteleri, bulaşık yıkama üniteleri, sulama üniteleri bulunuyor. Parkın içinde misafirlerin anlık ihtiyaçlarına yönelik büfe de yer alırken, misafirlerin rahatlıkla ibadetlerini yapabilmeleri için 200 kişilik cami ve şadırvan da yer alıyor. 10 kilometrelik küp taştan oluşan yürüyüş yolu kenarlarında yağmurlu havalarda insanların sığınabilecekleri yağmur barınakları bulunuyor. İdare ve konuk evinin de bulunduğu Dumanlı Tabiat Parkında her biri 80 metrekareden oluşan bir ailenin doğa ile iç içe rahatlıkla kalabileceği iki kattan oluşan 15 adet bungalov ev inşa edildi.  Dumanlı Tabiat Parkı; doğal güzelliği, temiz havası, bol soğuksu kaynakları, kamp imkanları ile yaz ve kış turizmine açık.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>43 derece sıcaklığa rağmen ziyaretçi akınına uğruyor! Milyonlarca yıl önce oluşan doğa harikası</title>
<link>https://trafikdernegi.com/43-derece-sicakliga-ragmen-ziyaretci-akinina-ugruyor-milyonlarca-yil-oence-olusan-doga-harikasi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/43-derece-sicakliga-ragmen-ziyaretci-akinina-ugruyor-milyonlarca-yil-oence-olusan-doga-harikasi</guid>
<description><![CDATA[ Mersin&#039;in Mut ilçesinde bulunan milyonlarca yıl önce oluşan doğa harikası Yerköprü Şelalesi Tabiat Anıtı 42-43 sıcaklığın olduğu bölgede yerli ve yabancı birçok misafiri ağırlıyor.Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından &#039;tabiat anıtı&#039; olarak tescillenen Mersin&#039;in Mut ilçesine 35 kilometre mesafedeki Yerköprü Şelalesi her yıl olduğu gibi bu sene de ilgi çekiyor.Turkuaz gölüyle, kuraklıktan etkilenmeyen yaklaşık 30 metre yükseklikten akan şelalesi ve tabiat parkıyla her dönem güzelliği ile dikkat çeken şelale, sıcaklıkların 42-43 derecelere ulaştığı bugünlerde daha fazla ziyaret ediliyor.Yaklaşık 2 kilometrelik yürüyüş yolunu kullanan yerli ve yabancı birçok ziyaretçi seyir terasından muhteşem bir şekilde akmaya devam eden şelaleyi uzun süre izleyerek serinlemeye çalışıyor.Yasak olmasına rağmen sıcağında etkisi ile bazı kişiler serinlemek için şelaleye girerken bazıları da turkuaz suda yüzüyor.Şelaleye gelenlerden İhsan Aydar, &quot;Serinlemek için geldik. Biraz yürüyüş yaptık ama değdi. Şelalenin güzelliği muhteşem. Yasak bölgeye de girdik ama yapacak bir şey yok. Bir kez denedik&quot; dedi.Şelalenin anlatılanlardan daha güzel olduğunu belirten vatandaşlardan Aykut Şahin de, bu manzaranın güzelliğine paha biçilemeyeceğini ifade etti.Şelalenin çok güzel olduğunu, merak edenin gelmesini tavsiye eden Kevser Şahin ise, yolun meşakkatli olduğunu söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDLaCBcEk0OPxuHVnB1dYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>derece, sıcaklığa, rağmen, ziyaretçi, akınına, uğruyor, Milyonlarca, yıl, önce, oluşan, doğa, harikası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDLaCBcEk0OPxuHVnB1dYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="43 derece sıcaklığa rağmen ziyaretçi akınına uğruyor! Milyonlarca yıl önce oluşan doğa harikası"><p>Mersin'in Mut ilçesinde bulunan milyonlarca yıl önce oluşan doğa harikası Yerköprü Şelalesi Tabiat Anıtı 42-43 sıcaklığın olduğu bölgede yerli ve yabancı birçok misafiri ağırlıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b9Ngm9JP4UGuMjF8lE9eSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından 'tabiat anıtı' olarak tescillenen Mersin'in Mut ilçesine 35 kilometre mesafedeki Yerköprü Şelalesi her yıl olduğu gibi bu sene de ilgi çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XEnn2aXrH0iHQkR0h0Fgzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turkuaz gölüyle, kuraklıktan etkilenmeyen yaklaşık 30 metre yükseklikten akan şelalesi ve tabiat parkıyla her dönem güzelliği ile dikkat çeken şelale, sıcaklıkların 42-43 derecelere ulaştığı bugünlerde daha fazla ziyaret ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PHaRSnWSyU-94dsfS1fFKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 2 kilometrelik yürüyüş yolunu kullanan yerli ve yabancı birçok ziyaretçi seyir terasından muhteşem bir şekilde akmaya devam eden şelaleyi uzun süre izleyerek serinlemeye çalışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XV1xBRA6xU6o9Jv8KY3-Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yasak olmasına rağmen sıcağında etkisi ile bazı kişiler serinlemek için şelaleye girerken bazıları da turkuaz suda yüzüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1XbXc3qv-U6QcarwOmQTsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelaleye gelenlerden İhsan Aydar, "Serinlemek için geldik. Biraz yürüyüş yaptık ama değdi. Şelalenin güzelliği muhteşem. Yasak bölgeye de girdik ama yapacak bir şey yok. Bir kez denedik" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9NPkp57_NkGYA1DMwIUNaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelalenin anlatılanlardan daha güzel olduğunu belirten vatandaşlardan Aykut Şahin de, bu manzaranın güzelliğine paha biçilemeyeceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fxyjf1JNqkOp4Ue3BX5soA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelalenin çok güzel olduğunu, merak edenin gelmesini tavsiye eden Kevser Şahin ise, yolun meşakkatli olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G6_L5YE2aUKxAA5w08B1sA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MF-6zyORKE2wgFMI2VF50w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıcaklıklar ekosistemi etkiledi: Caretta carettaların cinsiyeti değişti</title>
<link>https://trafikdernegi.com/sicakliklar-ekosistemi-etkiledi-caretta-carettalarin-cinsiyeti-degisti</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/sicakliklar-ekosistemi-etkiledi-caretta-carettalarin-cinsiyeti-degisti</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde artan sıcaklıklar tüm canlıları etkilemeye devam ediyor. Deniz kaplumbağaları caretta carettaların mayıs ve haziranda başlayan yumurtlama döneminin ardından yumurtalarından çıkan yavrularının kürsel ısınma sebebiyle cinsiyetlerinin değişti açıklandı.Muğla&#039;nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Plajı&#039;nda yumurtadan çıkan caretta caretta yavrularının denizle buluşma süreci başladı.Nesli tükenme riskiyle karşı karşıya bulunan canlılar arasında yer alan deniz kaplumbağaları caretta carettaların mayıs ve haziranda başlayan yumurtlama döneminin ardından yumurtalarından çıkan yavruları suyla buluşuyor.Küresel ısınmayla birlikte yavruların cinsiyetlerinde yaşanan değişim de devam ediyor.Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) görevlileri de yavru kaplumbağaların hayata tutunması için çalışma yapıyor.DEKAMER Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Yakup Kaska, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün destekleriyle İztuzu&#039;nda 30 yılı aşkın süredir koruma çalışmalarının yürütüldüğünü söyledi.Kaska, ağustos ortasına kadar yumurtlamaların devam etmesini beklediklerini belirterek, &quot;Deniz kaplumbağalarının deniz suyunun ısınmasıyla çiftleşmelerinin erken başladığını biliyoruz. Ancak yavruların esas sıcaklıktan nasıl etkilendiğini araştırıyoruz.&quot; dedi.Yavruların insanlardaki gibi kromozoma sahip olmadığına işaret eden Kaska, &quot;Yavru gelişirken içinde bulunduğu ortamın sıcaklığına göre cinsiyetini değiştirir. Ortam sıcak olursa dişi, serin olursa erkek yavru çıkıyor. Şu ana kadar yaptığımız sıcaklık ölçümlerinde yavruların neredeyse yüzde 90&#039;ı dişi çıktı. Dolayısıyla geriye kalan yüzde 10&#039;luk erkek, popülasyonun devamı için yeterli olacak mı, bilmiyoruz.&quot; diye konuştu.Kaska, İztuzu Plajı&#039;nda şu ana kadar 730&#039;u aşan yuva sayısına ulaştıklarını, burada 250 civarında annenin yuva yaptığını vurgulayarak, ekiplerin şu ana kadar 4-5 bin civarında yavruyu denize gönderdiğini söyledi.Sezon sonunda yaklaşık 40 bin civarında yavrunun denize ulaşmasını beklediklerini anlatan Kaska, çalışmaların bu yönde sürdüğünü dile getirdi.Kaska, 2050 yılında dünyanın 1 derece daha ısınması durumunda yavruların hepsinin dişi çıkacağını, bunun için ne gibi önlemler almaları gerektiği konusunda farklı çalışmalara şimdiden başladıklarını dile getirdi.İztuzu Kumsalı&#039;nda da küresel ısınmanın etkisiyle deniz kaplumbağalarının bu yıl biraz daha erken yuva yapmaya başladığını bildiren Kaska, bunun ilk örneğinin Dalyan Kumsalı&#039;nda görüldüğünü, normalde 15 Mayıs gibi başlayan yuva yapımının bu yıl 22 Nisan&#039;da oluştuğunu kaydetti.Kaska, caretta carettaların doğduğu kumsala 25-30 yıl sonra tekrar döndüğünü aktararak, bu nedenle yavru çıkışlarının güvenli bir alanda yapılmasının şart olduğunu sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-mxRyu1HUCD8q_Z8lq4hA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıcaklıklar, ekosistemi, etkiledi:, Caretta, carettaların, cinsiyeti, değişti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-mxRyu1HUCD8q_Z8lq4hA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sıcaklıklar ekosistemi etkiledi: Caretta carettaların cinsiyeti değişti"><p>Dünya genelinde artan sıcaklıklar tüm canlıları etkilemeye devam ediyor. Deniz kaplumbağaları caretta carettaların mayıs ve haziranda başlayan yumurtlama döneminin ardından yumurtalarından çıkan yavrularının kürsel ısınma sebebiyle cinsiyetlerinin değişti açıklandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6JQDV3vHqU-v4nV35XM12A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muğla'nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Plajı'nda yumurtadan çıkan caretta caretta yavrularının denizle buluşma süreci başladı.Nesli tükenme riskiyle karşı karşıya bulunan canlılar arasında yer alan deniz kaplumbağaları caretta carettaların mayıs ve haziranda başlayan yumurtlama döneminin ardından yumurtalarından çıkan yavruları suyla buluşuyor.Küresel ısınmayla birlikte yavruların cinsiyetlerinde yaşanan değişim de devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GD-C2cHS7E6t7co0Uap0vQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) görevlileri de yavru kaplumbağaların hayata tutunması için çalışma yapıyor.DEKAMER Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Yakup Kaska, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün destekleriyle İztuzu'nda 30 yılı aşkın süredir koruma çalışmalarının yürütüldüğünü söyledi.Kaska, ağustos ortasına kadar yumurtlamaların devam etmesini beklediklerini belirterek, "Deniz kaplumbağalarının deniz suyunun ısınmasıyla çiftleşmelerinin erken başladığını biliyoruz. Ancak yavruların esas sıcaklıktan nasıl etkilendiğini araştırıyoruz." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PiakxkTQNUyhH1JQB0q2Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yavruların insanlardaki gibi kromozoma sahip olmadığına işaret eden Kaska, "Yavru gelişirken içinde bulunduğu ortamın sıcaklığına göre cinsiyetini değiştirir. Ortam sıcak olursa dişi, serin olursa erkek yavru çıkıyor. Şu ana kadar yaptığımız sıcaklık ölçümlerinde yavruların neredeyse yüzde 90'ı dişi çıktı. Dolayısıyla geriye kalan yüzde 10'luk erkek, popülasyonun devamı için yeterli olacak mı, bilmiyoruz." diye konuştu.Kaska, İztuzu Plajı'nda şu ana kadar 730'u aşan yuva sayısına ulaştıklarını, burada 250 civarında annenin yuva yaptığını vurgulayarak, ekiplerin şu ana kadar 4-5 bin civarında yavruyu denize gönderdiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3nS_h9TgUqsVI9FYBvKZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sezon sonunda yaklaşık 40 bin civarında yavrunun denize ulaşmasını beklediklerini anlatan Kaska, çalışmaların bu yönde sürdüğünü dile getirdi.Kaska, 2050 yılında dünyanın 1 derece daha ısınması durumunda yavruların hepsinin dişi çıkacağını, bunun için ne gibi önlemler almaları gerektiği konusunda farklı çalışmalara şimdiden başladıklarını dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y-4A_7BoUEiVI7oZEtkutg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İztuzu Kumsalı'nda da küresel ısınmanın etkisiyle deniz kaplumbağalarının bu yıl biraz daha erken yuva yapmaya başladığını bildiren Kaska, bunun ilk örneğinin Dalyan Kumsalı'nda görüldüğünü, normalde 15 Mayıs gibi başlayan yuva yapımının bu yıl 22 Nisan'da oluştuğunu kaydetti.Kaska, caretta carettaların doğduğu kumsala 25-30 yıl sonra tekrar döndüğünü aktararak, bu nedenle yavru çıkışlarının güvenli bir alanda yapılmasının şart olduğunu sözlerine ekledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günpınar Şelalesi&amp;apos;ne ziyaretçi akını</title>
<link>https://trafikdernegi.com/gunpinar-selalesine-ziyaretci-akini</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/gunpinar-selalesine-ziyaretci-akini</guid>
<description><![CDATA[ Malatya&#039;nın Darende ilçesinde bulunan doğa harikası Günpınar Şelalesi ziyaretçi akına uğruyor.Darende ilçesinde önemli turizm destinasyonlarından biri olan Günpınar Şelalesi ihtişamlı görüntüsü ve çevresindeki zengin bitki örtüsüyle ziyaretçi akınına uğruyor.   Darende ilçe merkezine yaklaşık 7 kilometre uzaklıkta olan suyu kaynağından üç kademe halinde yaklaşık 40 metre yükseklikten dökülen şelale doğal yapısı ve manzarasıyla doğa ve fotoğraf tutkunlarından yoğun ilgi görüyor.  Doğal güzellikleri ile doğaseverlerin ve yerli yabancı turistlerin de uğrak mekanı haline gelen şelale her mevsimde olduğu gibi yaz mevsiminde de ziyaretçilerin akınına uğruyor. Doğa harikası şelaleyi yıl sonuna kadar 20 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3kY-t6Y80Wbt3INXwdHSg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günpınar, Şelalesine, ziyaretçi, akını</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3kY-t6Y80Wbt3INXwdHSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Günpınar Şelalesi'ne ziyaretçi akını"><p>Malatya'nın Darende ilçesinde bulunan doğa harikası Günpınar Şelalesi ziyaretçi akına uğruyor.</p>Darende ilçesinde önemli turizm destinasyonlarından biri olan Günpınar Şelalesi ihtişamlı görüntüsü ve çevresindeki zengin bitki örtüsüyle ziyaretçi akınına uğruyor.   Darende ilçe merkezine yaklaşık 7 kilometre uzaklıkta olan suyu kaynağından üç kademe halinde yaklaşık 40 metre yükseklikten dökülen şelale doğal yapısı ve manzarasıyla doğa ve fotoğraf tutkunlarından yoğun ilgi görüyor.  Doğal güzellikleri ile doğaseverlerin ve yerli yabancı turistlerin de uğrak mekanı haline gelen şelale her mevsimde olduğu gibi yaz mevsiminde de ziyaretçilerin akınına uğruyor. Doğa harikası şelaleyi yıl sonuna kadar 20 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayçiçeği tarlaları göz kamaştırıyor! Sarının her tonuyla güneşi kıskandırıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/aycicegi-tarlalari-goez-kamastiriyor-sarinin-her-tonuyla-gunesi-kiskandiriyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/aycicegi-tarlalari-goez-kamastiriyor-sarinin-her-tonuyla-gunesi-kiskandiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde sarının her tonu ile güneşi kıskandıran ayçiçeği tarlaları göz kamaştırıyor.İlçenin hemen hemen her yerinde bulunan ayçiçeği tarlaları arasında yapılan yolculuklar ise daha keyifli hale geldi.Kahramankazan Ankara yolunun sağında ve solunda bulunan ayçiçeği tarlaları yoldan geçen sürücüler için sarının her tonuyla göz kamaştıran görseller oluşturuyor.Kahramankazan&#039;da belediyenin de teşvikiyle bir kaç yıldır ayçiçeği ekimi yapılıyor.Yaklaşık 10 bin dönüm araziye ekilen ayçiçekleri ilçe ekonomisine büyük katkı sağlarken ayrıca görsel yönden de muhteşem bir güzellik ortaya koyuyor.Dron ile görüntülenen ayçiçeği tarlaları adeta kartpostalı andırırken görsel bir şölen sunmakta. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ugQGEgNBEee94AQLacD_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ayçiçeği, tarlaları, göz, kamaştırıyor, Sarının, her, tonuyla, güneşi, kıskandırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ugQGEgNBEee94AQLacD_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ayçiçeği tarlaları göz kamaştırıyor! Sarının her tonuyla güneşi kıskandırıyor"><p>Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde sarının her tonu ile güneşi kıskandıran ayçiçeği tarlaları göz kamaştırıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AN2kMqAdY0G4pwU0ISxIgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçenin hemen hemen her yerinde bulunan ayçiçeği tarlaları arasında yapılan yolculuklar ise daha keyifli hale geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ktYlCtvH90-3bOIVATAKiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahramankazan Ankara yolunun sağında ve solunda bulunan ayçiçeği tarlaları yoldan geçen sürücüler için sarının her tonuyla göz kamaştıran görseller oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fGflI0Ca-U2TIwF0v6-KPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahramankazan'da belediyenin de teşvikiyle bir kaç yıldır ayçiçeği ekimi yapılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fWckxr4I-kqTAxOQAhI0qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 10 bin dönüm araziye ekilen ayçiçekleri ilçe ekonomisine büyük katkı sağlarken ayrıca görsel yönden de muhteşem bir güzellik ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ib1CONQMAkC_LpkHkFQxSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dron ile görüntülenen ayçiçeği tarlaları adeta kartpostalı andırırken görsel bir şölen sunmakta.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tTfm35Z5EkGkIYLuc1Fyvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j0JeKJKpBkqmXgOIJC3zgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en yalnız ağacı yapay zeka ile eş arıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-yalniz-agaci-yapay-zeka-ile-es-ariyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/dunyanin-en-yalniz-agaci-yapay-zeka-ile-es-ariyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, dünyada bilinen tek Sikad ağacının erkek örneği için dişi bir eş bulmayı hedefliyor. Bu proje yapay zeka ve drone teknolojileri kullanılarak Güney Afrika&#039;nın Ngoye Ormanı&#039;nda yürütülüyor.Dünyanın en yalnız ağacı, yapay zeka sayesinde yakında bir eş bulabilir.Sikad ağacının (Encephalartos woodii) şimdiye kadar vahşi doğada sadece tek bir erkek örneği keşfedildi.1895 YILINDA KEŞFEDİLDİBotanikçi John Medley Wood, 1895 yılında bu tek bitkiyi Güney Afrika&#039;nın KwaZulu-Natal eyaletindeki Ngoye Orman Rezervi&#039;nde bulmuştu.İlkel bir tohumlu bitki türü olan sikadlar ilk olarak dinozorlar Dünya&#039;da dolaşmaya başlamadan önce ortaya çıktı.Şimdi ise bilim insanları bu ağaç türüne yapay zeka yardımıyla bir eş arıyor.&quot;SİKADLARIN TANIMLANMASINA ODAKLANIYOR&quot;İngiltere&#039;deki Southampton Üniversitesi&#039;nde araştırma görevlisi olan Laura Cinti, &quot;Projemizin yapay zeka kullanma yaklaşımı, yukarıdan bakıldığında palmiye ağaçlarına benzeyen sikadların görsel olarak tanımlanmasına odaklanıyor&quot; dedi.&quot;GÖRÜNTÜ TANIMA ALGORİTMALARIMIZI EĞİTTİK&quot;Cinti, &quot;Başlangıçta, palmiye ağaçlarını saymak için palmiye yağı endüstrisinde rutin olarak kullanılan algılama modellerini benimsedik, ancak bunu özel bakış açımıza ve sikadların benzersiz şekline göre optimize etmek için kendi görüntü tanıma algoritmalarımızı eğittik&quot; dedi.2 YILDA 4 BİN HEKTAR GÖRÜNTÜ ELDE EDİLDİ2022 ve 2024 yıllarında yapılan araştırmalarda 10.000 dönümlük (4.000 hektar) Ngoye Ormanı&#039;nın 195 dönümünden (79 hektar) binlerce görüntü elde edildi.Drone kameralar, sikadların benzersiz spektral imzasını tanımlamak umuduyla beş dalga boyunda görüntüler yakaladı ve böylece onları çevredeki ağaçlardan ayırt etmeyi kolaylaştırdı.Cinti, yapay zeka sisteminin sikadları tanıma yeteneğini geliştirmek için çeşitli ortamlarda sentetik haritalar oluşturulduğunu aktardı.ÖNCEKİ ARAŞTIRMALAR SONUÇSUZ KALDIAyrıca Cinti diğer bilim insanları tarafından yürütülen önceki araştırmaların sonuçsuz kaldığını söyledi.Araştırmacılar binlerce görüntüyü, görüntü tanıma görevlerinde kullanılan bir bilgisayar görme modeli olan YOLOv8&#039;de çalıştırdı.Modeli çeşitli sikad türlerinin fotoğraflarını kullanarak eğittiler ve hedeflerinin yukarıdan nasıl görünebileceğini programa öğretmek için bunları dijital olarak oluşturulmuş kanopilere yerleştirdiler.Engebeli arazi ve bulut örtüsü görüntülerin analizini daha da zorlaştırsa da araştırmacıların yapay zeka modelini iyileştirmeye devam etmeyi planladığı aktarıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ps2CjJX4t0WzasE7EkpXlw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, yalnız, ağacı, yapay, zeka, ile, eş, arıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ps2CjJX4t0WzasE7EkpXlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın en yalnız ağacı yapay zeka ile eş arıyor"><p>Bilim insanları, dünyada bilinen tek Sikad ağacının erkek örneği için dişi bir eş bulmayı hedefliyor. Bu proje yapay zeka ve drone teknolojileri kullanılarak Güney Afrika'nın Ngoye Ormanı'nda yürütülüyor.</p><p>Dünyanın en yalnız ağacı, yapay zeka sayesinde yakında bir eş bulabilir.</p><p>Sikad ağacının (Encephalartos woodii) şimdiye kadar vahşi doğada sadece tek bir erkek örneği keşfedildi.</p><p><strong>1895 YILINDA KEŞFEDİLDİ</strong></p><p>Botanikçi John Medley Wood, 1895 yılında bu tek bitkiyi Güney Afrika'nın KwaZulu-Natal eyaletindeki Ngoye Orman Rezervi'nde bulmuştu.</p><p>İlkel bir tohumlu bitki türü olan sikadlar ilk olarak dinozorlar Dünya'da dolaşmaya başlamadan önce ortaya çıktı.</p><p>Şimdi ise bilim insanları bu ağaç türüne yapay zeka yardımıyla bir eş arıyor.</p><p><strong>"SİKADLARIN TANIMLANMASINA ODAKLANIYOR"</strong></p><p>İngiltere'deki Southampton Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olan Laura Cinti, "Projemizin yapay zeka kullanma yaklaşımı, yukarıdan bakıldığında palmiye ağaçlarına benzeyen sikadların görsel olarak tanımlanmasına odaklanıyor" dedi.</p><p><strong>"GÖRÜNTÜ TANIMA ALGORİTMALARIMIZI EĞİTTİK"</strong></p><p>Cinti, "Başlangıçta, palmiye ağaçlarını saymak için palmiye yağı endüstrisinde rutin olarak kullanılan algılama modellerini benimsedik, ancak bunu özel bakış açımıza ve sikadların benzersiz şekline göre optimize etmek için kendi görüntü tanıma algoritmalarımızı eğittik" dedi.</p><p><strong>2 YILDA 4 BİN HEKTAR GÖRÜNTÜ ELDE EDİLDİ</strong></p><p>2022 ve 2024 yıllarında yapılan araştırmalarda 10.000 dönümlük (4.000 hektar) Ngoye Ormanı'nın 195 dönümünden (79 hektar) binlerce görüntü elde edildi.</p><p>Drone kameralar, sikadların benzersiz spektral imzasını tanımlamak umuduyla beş dalga boyunda görüntüler yakaladı ve böylece onları çevredeki ağaçlardan ayırt etmeyi kolaylaştırdı.</p><p>Cinti, yapay zeka sisteminin sikadları tanıma yeteneğini geliştirmek için çeşitli ortamlarda sentetik haritalar oluşturulduğunu aktardı.</p><p><strong>ÖNCEKİ ARAŞTIRMALAR SONUÇSUZ KALDI</strong></p><p>Ayrıca Cinti diğer bilim insanları tarafından yürütülen önceki araştırmaların sonuçsuz kaldığını söyledi.</p><p>Araştırmacılar binlerce görüntüyü, görüntü tanıma görevlerinde kullanılan bir bilgisayar görme modeli olan YOLOv8'de çalıştırdı.</p><p>Modeli çeşitli sikad türlerinin fotoğraflarını kullanarak eğittiler ve hedeflerinin yukarıdan nasıl görünebileceğini programa öğretmek için bunları dijital olarak oluşturulmuş kanopilere yerleştirdiler.</p><p>Engebeli arazi ve bulut örtüsü görüntülerin analizini daha da zorlaştırsa da araştırmacıların yapay zeka modelini iyileştirmeye devam etmeyi planladığı aktarıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Urema Yaylası doğal güzelliğini koruyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/urema-yaylasi-dogal-guzelligini-koruyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/urema-yaylasi-dogal-guzelligini-koruyor</guid>
<description><![CDATA[ Ardahan’ın serhat ilçesi Posof muhteşem doğasıyla adeta büyülüyor.Yüzlerce çeşit endemik bitkilerle kaplı ola Urema Yaylası mevsim değişikliğine rağmen canlılığını koruyor.Yoğun yağmurla birlikte yüksek kesimlerdeki karların tamamen eridiği yaylada görsel şölen yaşanıyor.Yaz aylarında yaylaya çıkan köylüler ve araziye yayılan hayvanlar bölgeye ayrı bir canlılık ve güzellik katıyorlar.Menderesler ise bin bir çeşit bitkiyle görenlere eşsiz bir doğa sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUA-lzw2wUWPQwki-bpYDg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Urema, Yaylası, doğal, güzelliğini, koruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUA-lzw2wUWPQwki-bpYDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Urema Yaylası doğal güzelliğini koruyor"><p>Ardahan’ın serhat ilçesi Posof muhteşem doğasıyla adeta büyülüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AQyB2pXm2kKqEUsmxnoVSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzlerce çeşit endemik bitkilerle kaplı ola Urema Yaylası mevsim değişikliğine rağmen canlılığını koruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EEB1tJ-X8UyE4U9q9lcGFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğun yağmurla birlikte yüksek kesimlerdeki karların tamamen eridiği yaylada görsel şölen yaşanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0E7-jV_oVUWDZYvhYVKejg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaz aylarında yaylaya çıkan köylüler ve araziye yayılan hayvanlar bölgeye ayrı bir canlılık ve güzellik katıyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/frZ8nLeU70qX0WWlSQ1CuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Menderesler ise bin bir çeşit bitkiyle görenlere eşsiz bir doğa sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Oc6PGcn61UmX27Hisg0bEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muğla&amp;apos;da doğa yürüyüşünde kaybolan Rus turist aranıyor</title>
<link>https://trafikdernegi.com/muglada-doga-yuruyusunde-kaybolan-rus-turist-araniyor</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/muglada-doga-yuruyusunde-kaybolan-rus-turist-araniyor</guid>
<description><![CDATA[ Muğla&#039;nın Marmaris ilçesinde bir hafta önce tek başına doğa yürüyüşüne çıktıktan sonra bir daha haber alınamayan Rus turist Natalya Somova (48) için arama çalışması başlatıldı.Rusya&#039;nın başkenti Moskova’dan Marmaris&#039;e tatil için gelen Rusya vatandaşı Natalya Somova, 17 Ağustos sabah saatlerinde Karia Yolu parkuru için tek başına çıktığı yürüyüşten dönmedi.Yakınları 19 Ağustos&#039;ta Rusya&#039;ya dönüş bileti bulunan Somova&#039;ya ulaşamayınca, durumu Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü asayiş ekiplerine bildirdi. Ekipler, Somova&#039;nın bulunması için çalışma başlattı.Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen ekipler, Somova&#039;nın Karia Yolu parkuruna giriş yaptığını tespit etti.Marmaris Asayiş Büro ekipleri ve AFAD merkezi ile koordineli olarak Marmaris Belediyesi Arama Kurtarma (MABKE), Datça Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği (MAG-AME-DER), Datça ve Marmaris Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği (MAG/AMESAR), komando ekipleri, Sahil Güvenlik ekipleri ile jandarma iz takip köpekleri, 8 dron, 1 termal dron ve İHA ile arama çalışması başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sg-wwr8h_0iZGbVShW_kdQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Muğlada, doğa, yürüyüşünde, kaybolan, Rus, turist, aranıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sg-wwr8h_0iZGbVShW_kdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Muğla'da doğa yürüyüşünde kaybolan Rus turist aranıyor"><p>Muğla'nın Marmaris ilçesinde bir hafta önce tek başına doğa yürüyüşüne çıktıktan sonra bir daha haber alınamayan Rus turist Natalya Somova (48) için arama çalışması başlatıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cWy3_0I-PE6Cl4-VBiuf6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rusya'nın başkenti Moskova’dan Marmaris'e tatil için gelen Rusya vatandaşı Natalya Somova, 17 Ağustos sabah saatlerinde Karia Yolu parkuru için tek başına çıktığı yürüyüşten dönmedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c1iQm5xw6UaxXX1ZgWpEaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yakınları 19 Ağustos'ta Rusya'ya dönüş bileti bulunan Somova'ya ulaşamayınca, durumu Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü asayiş ekiplerine bildirdi. Ekipler, Somova'nın bulunması için çalışma başlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bjaTGJ-X3EKEiZwK-cw44w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen ekipler, Somova'nın Karia Yolu parkuruna giriş yaptığını tespit etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qcrAhLRs4UuGugcMRsKCzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmaris Asayiş Büro ekipleri ve AFAD merkezi ile koordineli olarak Marmaris Belediyesi Arama Kurtarma (MABKE), Datça Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği (MAG-AME-DER), Datça ve Marmaris Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği (MAG/AMESAR), komando ekipleri, Sahil Güvenlik ekipleri ile jandarma iz takip köpekleri, 8 dron, 1 termal dron ve İHA ile arama çalışması başlatıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A5e2vmEUZUKyK3xOP6tkxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OTSTBcKw0G1alpFfKOB8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I0zjn98Qh0We6zexOpaIDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meteor yağmuru ne zaman, saat kaçta? Meteor yağmuru Türkiye&amp;apos;den izlenecek mi?</title>
<link>https://trafikdernegi.com/meteor-yagmuru-ne-zaman-saat-kacta-meteor-yagmuru-turkiyeden-izlenecek-mi</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/meteor-yagmuru-ne-zaman-saat-kacta-meteor-yagmuru-turkiyeden-izlenecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Her yıl Ağustos ayında Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının bıraktığı partiküllerin dünya atmosferine girmesiyle oluşan perseid meteor yağmuru, bu yıl da geceyi aydınlattı. Meteor yağmuru yine devam edecek. Peki, meteor yağmuru ne zaman, saat kaçta? Meteor yağmuru Türkiye&#039;den izlenecek mi?Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının bıraktığı partiküllerin her yıl ağustos ayında dünya atmosferine girmesiyle oluşan perseid meteor yağmuru bu adı gökyüzünde görünür saçılma noktası Perseus Takımyıldızı&#039;na denk geldiği için alıyor.Halk arasında “yıldız kayması” olarak bilinen ve yılda 8 kez gerçekleşen meteor yağmurlarının en görkemlisi Perseid meteor yağmuru, 12-13 Ağustos gecesi en yoğun dönemine ulaşacak.Bu tarihlerde saatte 60 ile 100 yıldız kayması görülebilecek. Dünya atmosferine giriş hızları saniyede 59 kilometreyi bulacak meteorlar, ateş toplarını andıran görüntü verecek.Perseid meteor yağmuru kuzey yarım küreden görülebilir olacak. Bilim insanları Perseid meteor yağmurunun Türkiye&#039;den de çıplak gözle gözlemlenebileceğini ifade ediyor.Perseidleri gözlemek için Türkiye saati ile 00.00 ile 04.00’te, yapay ışıklardan uzak bir bölgede, gözlerimizi gök kubbeye çevirerek sahneye odaklanmak yeterli olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k03UuZDUZ0m2drxrwh2kiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meteor, yağmuru, zaman, saat, kaçta, Meteor, yağmuru, Türkiyeden, izlenecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k03UuZDUZ0m2drxrwh2kiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Meteor yağmuru ne zaman, saat kaçta? Meteor yağmuru Türkiye'den izlenecek mi?"><p>Her yıl Ağustos ayında Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının bıraktığı partiküllerin dünya atmosferine girmesiyle oluşan perseid meteor yağmuru, bu yıl da geceyi aydınlattı. Meteor yağmuru yine devam edecek. Peki, meteor yağmuru ne zaman, saat kaçta? Meteor yağmuru Türkiye'den izlenecek mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kyAuFdiwQE2eVmexFiuv4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının bıraktığı partiküllerin her yıl ağustos ayında dünya atmosferine girmesiyle oluşan perseid meteor yağmuru bu adı gökyüzünde görünür saçılma noktası Perseus Takımyıldızı'na denk geldiği için alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PmRkN51pRkKoewC87kVdBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk arasında “yıldız kayması” olarak bilinen ve yılda 8 kez gerçekleşen meteor yağmurlarının en görkemlisi Perseid meteor yağmuru, 12-13 Ağustos gecesi en yoğun dönemine ulaşacak.Bu tarihlerde saatte 60 ile 100 yıldız kayması görülebilecek. Dünya atmosferine giriş hızları saniyede 59 kilometreyi bulacak meteorlar, ateş toplarını andıran görüntü verecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V8Di9iz29Uml1pqqx-p1KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Perseid meteor yağmuru kuzey yarım küreden görülebilir olacak. Bilim insanları Perseid meteor yağmurunun Türkiye'den de çıplak gözle gözlemlenebileceğini ifade ediyor.Perseidleri gözlemek için Türkiye saati ile 00.00 ile 04.00’te, yapay ışıklardan uzak bir bölgede, gözlerimizi gök kubbeye çevirerek sahneye odaklanmak yeterli olacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Burası tropikal ada değil Konya: “Bu ağacı görmek için Afrika’ya gitmenize gerek yok”</title>
<link>https://trafikdernegi.com/burasi-tropikal-ada-degil-konya-bu-agaci-goermek-icin-afrikaya-gitmenize-gerek-yok</link>
<guid>https://trafikdernegi.com/burasi-tropikal-ada-degil-konya-bu-agaci-goermek-icin-afrikaya-gitmenize-gerek-yok</guid>
<description><![CDATA[ Yağmur ormanlarından getirilen onlarca türde binlerce kelebek ile özel bitki türleri Konya’daki Tropikal Kelebek Bahçesi’nde sergileniyor. Bahçenin yetkilisi Hakan Babaoğul, “Bahçemizi değerli kılan unsurlardan birisi de her botanik bahçede bulamayacağınız türlerin olmasıdır. 2015&#039;ten günümüze kadar uzun araştırmalar ve çalışmaların bir sonucu olarak sadece bahçemizde görebileceğiniz 70 türe sahibiz.” diye konuştu.Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, 70’i Türkiye’de sadece burada görülebilecek 200 tür bitki ve binlerce kelebekle etkileyici bir görsellik sunuyor.Yağmur ormanlarından bozkıra getirilen onlarca türde binlerce kelebeğin yeni yuvası olan bahçe, aralarında Calliandra surinamensis, Ixora sunkist ve Wrightia antidysenterica gibi özel bitkilerin bulunduğu büyük bir botanik alan özelliği de taşıyor.Bahçe uzmanlarınca yapılan araştırmalar ve saha çalışmaları sonucunda, 200 bitki türü bulunan bahçedeki 70 türün Türkiye’de sadece burada görülebildiği bildirildi.Tropikal Kelebekler Bahçesi’nde bitkiler bölümü sorumlusu ve tropik bitki uzmanı Hakan Babaoğul, ziyaretçilerin kelebeklerin dışında, yaşadıkları yerlerde göremeyecekleri bitki türlerini de inceleme imkanına sahip olduklarını söyledi.Kelebeklerin doğal ortamlarının oluşması için çalıştıklarını vurgulayan Babaoğul, “Bazı türler nektarla, bazı türler ise meyveyle besleniyor. Biz kelebeklerin doğal yaşam ortamlarında beslenme şekilleri nasılsa burada da aynı ortamı sağlamaya çalışıyoruz. Aynı zamanda ziyaretçilerimizin de kelebeklerin doğal ortamında geziyorlarmış gibi hissetmelerini istiyoruz. Burası, kelebek bahçesi olmasının yanında Uluslararası Botanik Bahçeleri Birliğine de üye bir botanik bahçesi özelliğine sahip.” ifadesini kullandı.Bitkiler arasında Türkiye’nin iki endemik palmiye türünden biri olan Datça hurmasının da yer aldığına dikkati çeken Babaoğul, ziyaretçilerin bu bitkiyi de inceleme fırsatı bulduğunu dile getirdi.Ziyaretçilerin kelebeklerin güzelliklerini izlerken aynı zamanda tropikal bitkiler hakkında da bilgi aldığını anlatan Babaoğul, şöyle konuştu:
“Bitkilerimizin 70 türü Türkiye&#039;de sadece Konya Tropikal Kelebek Bahçesi&#039;nde görülebilir. Bir botanik bahçe için özel türler gereklidir. Bahçemizi değerli kılan unsurlardan birisi de her botanik bahçede bulamayacağınız türlerin olmasıdır. Biz de 2015 yılından günümüze kadar uzun araştırmalar ve çalışmaların bir sonucu olarak sadece bahçemizde görebileceğiniz 70 türe sahibiz. Bu türlerin arasında bulunan baobab ağacı sadece burada görülebilecek türlerden birisidir. Bünyesinde 120 tona kadar su barındırabilir ve 25 metreye kadar büyüyebilir. Bu ağacı görmek için Afrika&#039;ya gitmek gerekir ya da Konya Tropikal Kelebek Bahçesine gelerek görülebilir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rd3U85ercEmRSBhQ6GGfkg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 13:27:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Burası, tropikal, ada, değil, Konya:, “Bu, ağacı, görmek, için, Afrika’ya, gitmenize, gerek, yok”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rd3U85ercEmRSBhQ6GGfkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Burası tropikal ada değil Konya: “Bu ağacı görmek için Afrika’ya gitmenize gerek yok”"><p>Yağmur ormanlarından getirilen onlarca türde binlerce kelebek ile özel bitki türleri Konya’daki Tropikal Kelebek Bahçesi’nde sergileniyor. Bahçenin yetkilisi Hakan Babaoğul, “Bahçemizi değerli kılan unsurlardan birisi de her botanik bahçede bulamayacağınız türlerin olmasıdır. 2015'ten günümüze kadar uzun araştırmalar ve çalışmaların bir sonucu olarak sadece bahçemizde görebileceğiniz 70 türe sahibiz.” diye konuştu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F2lsAh7wzk2wOx4scOq_ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, 70’i Türkiye’de sadece burada görülebilecek 200 tür bitki ve binlerce kelebekle etkileyici bir görsellik sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jlBE9FEl9EWCiCPMP5FPAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağmur ormanlarından bozkıra getirilen onlarca türde binlerce kelebeğin yeni yuvası olan bahçe, aralarında Calliandra surinamensis, Ixora sunkist ve Wrightia antidysenterica gibi özel bitkilerin bulunduğu büyük bir botanik alan özelliği de taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IRtn82bqkkuyCt4zsdsLgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahçe uzmanlarınca yapılan araştırmalar ve saha çalışmaları sonucunda, 200 bitki türü bulunan bahçedeki 70 türün Türkiye’de sadece burada görülebildiği bildirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tmz6ZylP3kuS6cc_wp-LPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tropikal Kelebekler Bahçesi’nde bitkiler bölümü sorumlusu ve tropik bitki uzmanı Hakan Babaoğul, ziyaretçilerin kelebeklerin dışında, yaşadıkları yerlerde göremeyecekleri bitki türlerini de inceleme imkanına sahip olduklarını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vCDJ-U_wV0-Zqit5VfoIAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kelebeklerin doğal ortamlarının oluşması için çalıştıklarını vurgulayan Babaoğul, “Bazı türler nektarla, bazı türler ise meyveyle besleniyor. Biz kelebeklerin doğal yaşam ortamlarında beslenme şekilleri nasılsa burada da aynı ortamı sağlamaya çalışıyoruz. Aynı zamanda ziyaretçilerimizin de kelebeklerin doğal ortamında geziyorlarmış gibi hissetmelerini istiyoruz. Burası, kelebek bahçesi olmasının yanında Uluslararası Botanik Bahçeleri Birliğine de üye bir botanik bahçesi özelliğine sahip.” ifadesini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gH9lPP4CAEu5X5VH2PzguA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitkiler arasında Türkiye’nin iki endemik palmiye türünden biri olan Datça hurmasının da yer aldığına dikkati çeken Babaoğul, ziyaretçilerin bu bitkiyi de inceleme fırsatı bulduğunu dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x6hv5ppO1kSj9nzD-V8--Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ziyaretçilerin kelebeklerin güzelliklerini izlerken aynı zamanda tropikal bitkiler hakkında da bilgi aldığını anlatan Babaoğul, şöyle konuştu:
“Bitkilerimizin 70 türü Türkiye'de sadece Konya Tropikal Kelebek Bahçesi'nde görülebilir. Bir botanik bahçe için özel türler gereklidir. Bahçemizi değerli kılan unsurlardan birisi de her botanik bahçede bulamayacağınız türlerin olmasıdır. Biz de 2015 yılından günümüze kadar uzun araştırmalar ve çalışmaların bir sonucu olarak sadece bahçemizde görebileceğiniz 70 türe sahibiz. Bu türlerin arasında bulunan baobab ağacı sadece burada görülebilecek türlerden birisidir. Bünyesinde 120 tona kadar su barındırabilir ve 25 metreye kadar büyüyebilir. Bu ağacı görmek için Afrika'ya gitmek gerekir ya da Konya Tropikal Kelebek Bahçesine gelerek görülebilir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rK8U7ZwJoUebhwF97uc7ZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BkS2dkGYbEK_RAqhq4Ox6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L4BFdjmd40qYqYLilzpUgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Jm0eEeOAUK4OspDTtZX-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sfp5wvEPdEG9EC2iwgdzfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cPM1MdajUmBcwy1ODK8Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XN1FC8qpb0uX4gksAGvdKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Gvn4CIrk06gVfxl2q-9CA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EiPN_VNnikCJxk3duCIVMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>